YETİŞKİNLER İÇİN SABUN ... LÜT #16: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Bu LÜT bölümü ilginç ürünler tanıtıyor, ardından Londra'daki buluşmayı ve yeni Vsauce2 bölümünü duyuruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "tired of" — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: tekrarlanan bir durumdan bıkmayı anlatmak, bunu fiziksel yorgunluktan ayırmak ve isim ya da -ing biçiminden önce kullanmak. 2. "All you have to do is send" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir yönergenin tek eylemi yegâne koşul olarak sunduğunu görmek ve kalıbı başka bir yalın fiille kullanmak. 3. "make it," — Deyimler ve mecazlı ifadeler: davette bunun bir şey üretmek değil, katılmayı ya da varmayı başarmak olduğunu kavramak ve planlardan doğal biçimde söz etmek.
Bu derste
Go to sleep in a chocolate bar or a can of sardines
0:00Bir tablet çikolatanın ya da sardalya konservesinin içinde uykuya dalın.
and an infectious disease stress ball that you can squish.
0:03Bir de sıkıp durabileceğiniz bulaşıcı hastalık biçimli stres topu var.
Are you tired of wimpy straws that make you look like a loser? Notlar
0:13Sizi ezik gibi gösteren dayanıksız pipetlerden bıktınız mı?
tired of + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede Are you tired of ...? “……seni artık rahatsız mı ediyor veya ……dan bıktın mı?” anlamına gelir. Tekrarlanan bir deneyimin yarattığı bıkkınlığı anlatır; fiziksel yorgunluğu değil. be tired of yapısından sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelir: tired of the noise, tired of it, tired of waiting. Are you tired of ...? soru biçimi, çoğu zaman dinleyiciyi bir sorunun artık sinir bozucu olduğuna katılmaya yöneltir.
Alıştırma
“……dan bıkmış olmak” anlamına gelen ifadeyle şikâyeti tamamlayın: I'm ____ hearing the same excuse every morning.
Cevabı göster
tired of
wimpy: gündelik ve küçümseyici
Wimpy; zayıf, çekingen veya yeterince dayanıklı görülmeyen bir kişi ya da şey için kullanılan, gündelik ve küçümseyici bir sıfattır. Burada sıradan pipetlerin dayanıksızlığını abartarak onların güçsüz ve etkileyici olmaktan uzak olduğunu ima eder. Sözcük yalnızca sağlamlığı tarif etmek yerine alay da kattığı için konuşmacının alaycı satış üslubunu ortaya çıkarır. Başka bağlamlarda hem zayıflık anlamını hem de konuşmacının olumsuz tutumunu fark etmek gerekir.
Alıştırma
Bir öğrenci resmî bir laboratuvar raporu yazıyor. Çok kolay bükülen bir desteği tarafsız biçimde tanımlamak için wimpy uygun bir sıfat mıdır?
- Evet. Kesin ve resmî bir tanımdır.
- Hayır. Gündelik ve alaycıdır; bu nedenle flimsy gibi kesin bir terim daha iyidir.
Cevabı göster
Hayır. Gündelik ve alaycıdır; bu nedenle flimsy gibi kesin bir terim daha iyidir.
make you look like + isim öbeği
make you look like a loser ifadesinde make ettirgen işlevdedir: make + nesne + fiilin yalın hâli, bir şeyin kişinin belirli bir şekilde görünmesine veya algılanmasına yol açtığını belirtir. Kullanılan fiil to look değil, look'tur. Look like ortaya çıkan görünümü veya izlenimi tanıtır ve burada ardından a loser isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp make + kişi + look like + isim öbeği şeklindedir.
Alıştırma
“Birine benzer görünmenize neden olmak” anlamındaki dört kelimelik ettirgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Those round glasses ____ a cartoon detective.
Cevabı göster
make you look like
Well, grab ThinkGeek's food grade titanium straw. Kelime
0:17Öyleyse ThinkGeek'in gıdaya uygun titanyum pipetini kapın.
food grade / food-grade: gıdayla temasa uygun
Burada food grade, titanium straw ifadesini niteler ve malzemenin amaçlanan kullanımına ilişkin güvenlik gereklilikleri kapsamında yiyecek veya içecekle temasa uygun olduğunu belirtir. Grade, okul notunu veya kalite puanını değil, bir kategori ya da standardı ifade eder. Bir isimden önce geldiğinde, editoryal İngilizcede bu birleşik sıfat genellikle kısa çizgiyle yazılır: a food-grade titanium straw. Altyazılar ve gündelik ürün metinleri, buradaki gibi kısa çizgiyi bazen kullanmaz.
Alıştırma
Ürün talimatını “gıdayla temasa uygun” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: Use only ____ silicone for this baking mold.
Cevabı göster
food-grade
tears into: güçlü ve sert bir hareket
Bu cümlede tears into, meyvenin içine kuvvetle girip onu kesmek veya delmek anlamına gelir. Metal pipet saldırgan bir eylemciymiş gibi anlatıldığı için hareket canlı ve abartılı görünür. Tear into, anlamı nesnesine göre değişen bir öbek fiildir: bir malzemenin içine zorla girmeyi, bir şeyi büyük bir iştahla yemeyi veya bir kişiyi ya da fikri sert biçimde eleştirmeyi anlatabilir. Ortak fikir, yalnızca gerçek anlamda yırtmak değil, enerjik ve saldırgan bir etkidir.
Alıştırma
Bu cümlede tore into ne anlama geliyor: “The reporter tore into the proposal for ignoring basic safety rules.”?
- Öneriyi sert biçimde eleştirdi
- Öneriyi okurken duygulandı
- Öneriyi fiziksel olarak parçalara ayırdı
Cevabı göster
Öneriyi sert biçimde eleştirdi
that makes you look like the star of a press conference.
0:26çünkü sizi bir basın toplantısının yıldızı gibi gösteriyor.
Or these decals you can use to let guests accessorize themselves Dilbilgisi
0:28Ya da misafirlerinizin kendilerini aksesuarlarla süslemesini sağlayan bu çıkartmaları kullanın
let guests accessorize: let + nesne + fiilin yalın hâli
Let guests accessorize, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler. Guests, let fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda accessorize eylemini yaptığı anlaşılan kişidir; bu yapıda accessorize öncesinde to kullanılmaz. Buradaki let, mümkün kılmak veya izin vermek anlamındadır. Çıkartmalar, konukların doğru yerde durarak kendilerine aksesuar eklemiş gibi görünmesini sağlar. Aynı yapı, let visitors choose örneğindeki gibi yeni bir nesne ve eylemle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için choose fiilinin doğru biçimini kullanın: This menu lets diners ____ their preferred spice level.
Cevabı göster
choose
Keep a stash of temporary stache-tous handy Kalıp ifadeler
0:35Geçici bıyık dövmelerinden bolca alıp elinizin altında tutun
to quickly turn your finger into what you must stache.
0:38böylece parmağınızı anında olmazsa olmaz bir bıyığa çevirebilirsiniz.
Keep a stash of ... handy: persediaan menyimpan dan mudah dijangkau
Keep a stash of X handy, “bir miktar X’i yedek olarak saklamak ve hızlıca alınabilecek bir yerde tutmak” demektir. Keep bu düzenin sürdürüldüğünü, a stash of X saklanan yedek miktarı, handy ise bu miktara kolayca ulaşılabildiğini anlatır. Burada handy, “eli becerikli” değil, “el altında veya kullanıma hazır” anlamındadır. Bu tekrar kullanılabilir kalıp iki düşünceyi birleştirir: fazladan bulundurmak ve ona kolayca erişmek.
Alıştırma
“Fazladan bir miktarı kolayca ulaşılabilecek yerde saklamak” anlamındaki kalıbın tamamıyla cümleyi tamamlayın: For small emergencies, ____ bandages ____.
Cevabı göster
keep a stash of · handy
Then lay back on your hamburger bean bag. Dilbilgisi
0:42Sonra hamburger şeklindeki pufunuza uzanın.
lay back ile lie back arasındaki fark
Then lay back... ifadesinde lay back, “geriye doğru uzan” anlamında bir emir olarak kullanılıyor. Kişi kendi konumunu değiştirdiği ve doğrudan nesne bulunmadığı için standart İngilizce lie back kullanır: Then lie back on your hamburger bean bag. Lay normalde “bir şeyi koymak veya yerleştirmek” anlamına gelir ve nesne alır. Samimi konuşmada lie ile lay sık sık karıştırıldığı için altyazı anlaşılırdır; ancak özenli konuşma ve yazıda lie back daha güvenli biçimdir.
Alıştırma
Standart İngilizcede lie veya lay fiilinin doğru yalın biçimiyle cümleyi tamamlayın: After you adjust the pillow, please ____ back and relax.
Cevabı göster
lie
Bir değerlendirmeyi kabul ettiren çağrı olarak come on
Bu cümlede come on, birini yaklaşmaya çağırmıyor. Dinleyiciden konuşanın değerlendirmesini kabul etmesini isteyen bir söylem belirtecidir: alışılmadık elmas şekli, pufu yüksek fiyatını göz ardı ettirecek kadar çekici kılar. Bu ifade ikna, sabırsızlık, teşvik veya inanamama anlatabilir. Burada ürünün eğlenceli biçimde sunulması ve but sonrasındaki karşıtlık, ifadeyi öfkeli bir emirden ziyade hafif ve hevesli bir ikna girişimi hâline getiriyor.
Alıştırma
Bu cümlede konuşan kişi come on ile ne yapıyor?
- Dinleyicinin çok yavaş olduğundan öfkeyle yakınmak
- Alışılmadık şeklin ürünü değerlendirmeye değer kıldığı düşüncesini dinleyiciye kabul ettirmek
- Dinleyiciye yürüyerek yaklaşmasını emretmek
- Ürünün satın alınamayacak kadar pahalı olduğunu kabul etmek
Cevabı göster
Alışılmadık şeklin ürünü değerlendirmeye değer kıldığı düşüncesini dinleyiciye kabul ettirmek
That's almost as classy as liquor-scented soaps. Dilbilgisi
0:48Neredeyse içki kokulu sabunlar kadar şık.
almost as classy as: eşitliğe yakın karşılaştırma
almost as + sıfat + as kalıbı iki şeyi karşılaştırır ve birincisinin söz konusu nitelikte ikincisine yaklaştığını, ancak onun düzeyine tam olarak ulaşmadığını belirtir. Burada elmas şeklindeki puf, şıklık bakımından likör kokulu sabunlara neredeyse eşit gösteriliyor. Almost, as classy as eşitlik karşılaştırmasının tamamını niteler. Classy burada ironik olsa da dil bilgisel anlam hâlâ “neredeyse eşit”tir; çevredeki ton ise iki ürünün de gerçekte sofistike olmadığını düşündürür.
Alıştırma
Kafenin şıklık bakımından otele yakın ancak biraz daha düşük düzeyde olduğunu gösterecek şekilde karşılaştırmayı tamamlayın: The café is ____ the hotel.
Cevabı göster
almost as elegant as
Your butt is not clean until it smells like a whiskey sour. Dilbilgisi
0:51Poponuz Whiskey Sour kokmadıkça temiz sayılmaz.
Eşik koşulu bildiren not ... until ...
not clean until X yapısında not, until yan cümlesindeki koşula ulaşılmadan önce clean durumunun geçerli olmadığını gösterir. Buradaki şaka, whiskey sour gibi kokmayı poponun temiz sayılması için saçma bir eşik olarak sunar. Aktarılabilir not + durum veya eylem + until + olay veya koşul kalıbı, durumun ya da eylemin ancak o sınıra ulaşıldığında geçerli olduğunu anlatır. Bu kullanımda until, zaten geçerli olan bir durumun bitişini değil, olumlu sonucun başlamasını belirleyen sınırı gösterir.
Alıştırma
Hedef eşik yapısını tamamlayın: The package is not ready ____ the shipping label has been attached.
Cevabı göster
until
Also on Etsy are these adorable punk kitties Hank emailed me about. Notlar
0:55Etsy'de ayrıca Hank'in e-postasında bahsettiği şu sevimli punk kedicikler var.
Also on Etsy are ...: yeri öne alan devrik yapı
Also on Etsy cümlenin başına alınmış yer çerçevesidir. Çoğul fiil are, tam isim öznesi these adorable punk kitties ifadesinden önce gelir. Bu, soru sırası değil, bir bildirme cümlesindeki yer bildiren devrik yapıdır; are kendisinden sonra gelen çoğul özneyle uyumludur. Bilinen yeri önce vermek cümleyi devam eden Etsy listesine bağlar; yeni ürün ise İngilizcede yeni bilginin sıkça yer aldığı cümle sonunda belirir. Normal sıra olan These adorable punk kitties are also on Etsy aynı temel bilgiyi verir, ancak ürünleri yer üzerinden tanıtmak yerine kedicikleri başta öne çıkarır.
Alıştırma
Konumlarını belirttikten sonra yeni danışma masalarını tanıtmak için yer bildiren devrik yapıyı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Also in the lobby are two information desks.
- Are two information desks also in the lobby?
- Also in the lobby two information desks are.
- Two information desks are also in the lobby.
Cevabı göster
Also in the lobby are two information desks.
Bağımsız Üreticiler İçin Bir Pazar Yeri Olarak Etsy
Etsy, el yapımı veya türünün tek örneği ürünler de dahil olmak üzere bağımsız üreticilerin sattığı ürünlerle bilinen çevrim içi bir pazar yerinin özel adıdır. Burada on Etsy, punk kedi ürünlerinin bu pazar yerinde listelendiği ya da satışa sunulduğu anlamına gelir. Platformla ilgili bu temel bilgi, ürünlerin daha sonra handmade ve unique diye tanımlanmasını satışa sunulma biçimleriyle ilişkilendirir. Etsy kedilerin tarzını anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede Etsy neyi belirtir?
- Bağımsız üreticilerin ürün satabildiği çevrim içi bir pazar yeri.
- Kedilerin e-postayla gönderilmiş olması.
- Kedilerin punk tarzı.
Cevabı göster
Bağımsız üreticilerin ürün satabildiği çevrim içi bir pazar yeri.
and he says each one is handmade and completely unique.
1:00ve her birinin el yapımı, tamamen benzersiz olduğunu söylüyor.
Speaking of email, these air swimmers also wound up in my inbox. Notlar
1:05E-postadan söz açılmışken, bu Air Swimmers balonları da gelen kutuma düştü.
Konu Geçişi Olarak Speaking of email
Speaking of + isim veya konu ifadesi bir söylem geçişidir. Henüz bahsedilmiş bir konuyu—burada email—alıp ilgili yeni bir konuyu tanıtmak için köprü olarak kullanır. Bu ifade yalnızca birinin e-postadan bahsettiğini bildirmez. Bir sonraki unsurun neden ilgili olduğunu dinleyiciye gösterir ve konu değişikliğinin ani değil, bağlantılı hissedilmesini sağlar.
Alıştırma
Henüz anılmış bir konuyu ilgili bir düşünceye bağlayan, dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “We were just discussing travel. ____ travel, have you booked your train?”
Cevabı göster
Speaking of
wound up: beklenmedik bir son sonuç
Bu cümlede wound up, wind up fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir ve “sonunda bir yere varmak” anlamına gelir. Balonlar beklenmedik bir şekilde konuşmacının e-posta gelen kutusunda belirmiştir. Bir dizi olayın ardından ortaya çıkan, özellikle de plansız veya şaşırtıcı bir sonucu anlatmak için wind up + yer bildiren ifade ya da wind up + -ing biçimi kullanılır. Burada up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket etmeyi veya bir şeyi sarmayı anlatmaz.
Alıştırma
Beklenmedik bir sonucu anlatmak için wind up fiilinin geçmiş zamanını kullanın: After taking the wrong bus, we ____ on the other side of town.
Cevabı göster
wound up
Remote controlled floating balloons you can scare cats with. Dilbilgisi
1:09Kedileri korkutabileceğiniz uzaktan kumandalı uçan balonlar.
balloons you can scare cats with: atılmış bir ilgi zamiri
you can scare cats with bölümü balloons sözcüğünü niteler ve balonların ne amaçla kullanılabileceğini anlatır. Tam anlamı balloons that/which you can scare cats with biçiminde düşünün. with edatının nesne konumunda balloons sözcüğüne gönderme yapan bir boşluk vardır. that/which burada edatın nesnesi olacağı için konuşma dilindeki bu ilgi cümleciğinde atılabilir ve with sonda kalır. Altyazının tamamı ürün açıklaması tarzında bir isim öbeğidir; tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Fırçanın araç olduğunu gösteren edatla samimi ilgi cümleciğini tamamlayın: This is the brush you can paint the fence ____.
Cevabı göster
with
you're going to love: tahmin yang penuh keyakinan
Burada you're going to love, dinleyicinin gelecekteki tepkisine ilişkin kendinden emin bir tahmindir. Konuşmacı, ücretsiz önerinin e-postadan bıkmış birine çok uygun olduğunu ileri sürer. Be going to + fiilin yalın hâli, mevcut kanıtlara veya bilgilere dayalı beklenen bir sonucu anlatabilir. Bu kullanımda dinleyici bir şeyi sevmeyi planlamaz; love, konuşmacının beklediği tepkiyi belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşın basit bir bütçe uygulaması istedi. İstediği bütün özelliklere sahip bir uygulama buldun. Hangi cümle arkadaşının tepkisini kendinden emin biçimde tahmin eder?
- You might like this app.
- You're going to love this app.
- You're planning to download this app.
Cevabı göster
You're going to love this app.
Snail Mail My Email is a project started by Ivan Cash. Kültür
1:18Snail Mail My Email, Ivan Cash'in başlattığı bir proje.
Snail Mail My Email: kelime oyunuyla oluşturulmuş bir proje adı
Snail Mail My Email ifadesinin tamamı projenin özel adıdır. Snail mail, özellikle email ile karşılaştırılırken posta hizmetiyle gönderilen fiziksel yazışmalar için kullanılan gündelik ve hafif mizahi bir addır. Başlık, projenin fikrini bir kelime oyunuyla özetler: e-postayla alınan içerik el yazısıyla yazılmış bir mektuba dönüştürülüp postayla gönderilir. “E-postamı yavaşça gönder” anlamına gelmez.
Alıştırma
Projenin adındaki snail mail ne anlama gelir?
- Posta hizmetiyle teslim edilen fiziksel yazışmalar
- Olağan dışı derecede yavaş bir internet bağlantısıyla gönderilen e-posta
- Salyangoz resimleri içeren dijital mesajlar
Cevabı göster
Posta hizmetiyle teslim edilen fiziksel yazışmalar
All you have to do is send an email with the recipient's address Dilbilgisi
1:22Tek yapmanız gereken, alıcının adresini içeren bir e-postayı
to [email protected] by August 15th. Kelime
1:2615 Ağustos'a kadar [email protected] adresine göndermek.
All you have to do is send: basit bir eylemi tek gereklilik olarak sunmak
All you have to do is send ifadesinde all, “istenen şeyin tamamı” anlamına gelir ve yapı, e-postayı göndermeyi gerekli olan tek adım olarak sunar. Bu kullanım, bir talimatın basit veya rahatlatıcı görünmesini sağlar. Aktarılabilir kalıp All you have to do is + fiilin yalın hâlidir. is sonrasında send, click veya wait gibi to almayan yalın fiili kullanmak en doğal ve kısa biçimdir; bu nedenle ikinci bir to gerekmez.
Alıştırma
Bir eylemi tek gereklilik olarak sunan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: “____ click the confirmation link.”
Cevabı göster
All you have to do is
by August 15th: kabul edilen en geç son tarihi belirtmek
by August 15th ifadesindeki by bir son tarih belirtir: e-posta en geç 15 Ağustos'ta gönderilmelidir. O gün veya daha önceki herhangi bir zamanda gönderilebilir. Aktarılabilir kalıp, bir eylemi tamamlamak + by + saat veya tarih şeklindedir. Eylemin gerçekleştiği kesin güne değil, tamamlanmasının kabul edildiği en geç noktaya odaklanır.
Alıştırma
Formu daha erken gönderebilirsiniz, ancak 15 Ağustos'tan sonra ulaşmamalıdır. Talimatı hangi ifade doğru tamamlar? “Please submit the form ___.”
- by August 15th
- on August 15th
- until August 15th
Cevabı göster
by August 15th
A team of volunteers will then handwrite your message
1:31Ardından gönüllülerden oluşan bir ekip mesajınızı elle yazacak
Write your own awesome messages in this notebook where instead of blank paper, Dilbilgisi
1:36Bu deftere kendi harika mesajlarınızı yazın; boş kâğıt yerine
you're given blank New York City walls and trucks
1:40karşınıza üzerinde hiçbir şey olmayan New York duvarları ve kamyonları çıkıyor,
that your notes and doodles can deface. Kelime
1:43notlarınız ve karalamalarınızla bunların yüzünü bozabiliyorsunuz.
instead of blank paper: boş kâğıt yerine
Bu cümlede instead of + isim bir değiştirme ilişkisi kurar: defterde sıradan boş kâğıt yerine New York duvarlarının ve kamyonlarının görselleri bulunur. instead of ifadesini bir isim öbeğinin veya -ing biçiminin önünde kullanarak bir seçimin, eylemin ya da tasarımın diğerinin yerini aldığını gösterebilirsin. Bu ifade ekleme değil, yerine koyma anlamı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, trene binmenin araba kullanmanın yerini aldığını göstermek için instead of ifadesini doğru kullanır?
- We took the train instead of driving.
- We took the train instead driving.
- We took the train in addition to driving.
Cevabı göster
We took the train instead of driving.
deface: görünür yüzeyi tahrif etmek
Deface, bir şeyin üzerine yazı yazarak, onu çizerek veya başka izler bırakarak görünür yüzeyini ya da görünüşünü bozmak anlamına gelen resmî ve güçlü biçimde olumsuz bir fiildir. Burada kelime bilerek abartılı kullanılır: notlar ve karalamalar defterdeki basılı şehir görsellerine yapılır, ancak cümle bunu gerçek duvarlara ve kamyonlara zarar veriliyormuş gibi esprili biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede deface doğal biçimde kullanılmıştır?
- Someone used permanent marker to deface the memorial.
- The mechanic defaced the engine by changing its oil.
- Fresh flowers defaced the table for the party.
Cevabı göster
Someone used permanent marker to deface the memorial.
As a final escape from modern technology, Anlatım akışı
1:46Modern teknolojiden son bir kaçış olarak,
transform your iPhone 4 into an old leather book, Kalıp ifadeler
1:48iPhone 4'ünüzü eski bir deri kitaba dönüştürün,
transform A into B: iPhone 4'ü eski bir deri kitaba dönüştürmek
transform A into B yapısında A değişen şeydir, B ise değişim sonucunda oluşan biçim, görünüş, durum veya roldür. Burada telefon gerçekten bir kitaba dönüşmüyor; ürün onun eski bir deri kitap gibi görünmesini sağlıyor. Dönüşümün sonucunu belirtmek için into kullanılır: transform your iPhone 4 into an old leather book.
Alıştırma
Dönüşümün sonucunu belirten edatla cümleyi tamamla: The renovation will transform the empty warehouse ____ a community theater.
Cevabı göster
into
and then enter the future with this amazing levitron I found on vat19.
1:52sonra da Vat19'da bulduğum bu harika Levitron'la geleceğe adım atın.
Modern teknolojiden son bir kaçış... geleceğe adım atmak
Cümle, sunumu düzenlemek için birbirine paralel iki hareket imgesi kullanıyor: an escape from modern technology, retro görünümlü telefon kılıfını tanıtırken enter the future, geleceğe aitmiş gibi görünen havada duran cihaza geçiş yapıyor. Escape ve enter burada gerçek anlamda kullanılmıyor; tarz ve atmosfer bakımından zıt yönleri gösteriyor. Bu önce-sonra karşıtlığı geçişe hızlı bir ritim kazandırıyor. Aynı kalıbı, bir fikirden özellikle onun karşıtı olan başka bir fikre açıkça geçmek için kullanabilirsin.
Alıştırma
“an escape from modern technology” ifadesinden “enter the future” ifadesine geçiş bu cümlede ne yapıyor?
- Konuşmacının fiziksel olarak bir yerden ayrılıp başka bir yere girdiğini anlatır.
- Hızlı bir karşıtlık yaratır ve sunumu retro bir üründen geleceğe ait bir ürüne taşır.
- Her iki ürünün de modern teknolojiyi tamamen reddettiğini iddia eder.
Cevabı göster
Hızlı bir karşıtlık yaratır ve sunumu retro bir üründen geleceğe ait bir ürüne taşır.
up to 12 oz: üst sınır belirtme
Up to 12 oz üst sınırı belirtir: cihaz, ağırlığı 12 ons veya daha az olan nesneleri taşıyabilir. oz, ounce veya ounces sözcüğünün kısaltmasıdır. Burada up to miktarı niteler. Tam olarak 12 oz anlamına gelmez ve bir şeyin 12 oz'a doğru arttığını anlatmaz. Genel olarak up to + miktar, izin verilen veya mümkün olan en yüksek miktarı belirtir.
Alıştırma
Teknik açıklamayı, örnekteki iki sözcüklü üst sınır ifadesiyle tamamlayın: This shelf can hold ____ 20 kilograms.
Cevabı göster
up to
and automatically adjusts when they move or change weight.
1:59ve nesneler hareket ettiğinde ya da ağırlıkları değiştiğinde kendini otomatik ayarlıyor.
Here's a wine stopper that makes the bottle look like a message in a bottle,
2:02İşte şişeyi, içinde mesaj olan bir şişe gibi gösteren bir şarap tıpası,
but if you prefer your potent potables quantifiable, Anlatım akışı
2:05ama alkollü içeceklerinizi tam ölçerek içmeyi tercih ediyorsanız,
prefer your potent potables quantifiable: aliterasyon ve prefer + nesne + sıfat yapısı
if ile kurulan tam yan cümlede prefer your potent potables quantifiable, prefer + nesne + sıfat yapısını kullanır: alkollü içeceklerin kesin miktarlarda ölçülebilir olmasını istemek anlamına gelir. Bu tercih koşulu, dereceli bardağı kullanma önerisine zemin hazırlayarak bilgiyi düzenler. İfade bilerek gösterişli kurulmuştur. Prefer, potent ve potables ilk /p/ sesini tekrar ederken potent potables ve quantifiable alışılmadık derecede resmî ve teknik duyulur. Aliterasyon ile dil düzeyi karşıtlığı geçişi akılda kalıcı ve komik hâle getirir.
Alıştırma
prefer your potent potables quantifiable bu cümlede ne yapıyor?
- Bardağın içecekleri ölçerken onları daha güçlü hâle getirdiğini söyler.
- Ölçülebilir porsiyonlarda alkollü içecek tercih edildiğini eğlenceli bir aliterasyonla anlatır.
- Güçlü içeceklerin işaretsiz bir bardağa zarar verebileceği konusunda uyarır.
Cevabı göster
Ölçülebilir porsiyonlarda alkollü içecek tercih edildiğini eğlenceli bir aliterasyonla anlatır.
Damıtılmış içki anlamındaki spirits
Bu cümlede spirits; viski, votka, rom ve cin gibi damıtılmış alkollü içkiler anlamına gelir. Çoğul isim beer ve wine ile karşılaştırıldığı için burada “hayaletler” veya “ruhlar” anlamında değildir. Daha genel olarak menülerde, etiketlerde veya porsiyon kılavuzlarında spirits, tüm alkollü içecekleri değil damıtılmış içkiler kategorisini belirtir.
Alıştırma
Cin, votka ve viski gibi damıtılmış alkollü içkileri özellikle belirten seçenek hangisidir?
- spirits
- wine
- beer
Cevabı göster
spirits
Şık veya havalı anlamındaki fresh
Burada fresh, “şık”, “etkileyici” veya “havalı” anlamına gelen samimi bir övgüdür. USB belleği olumlu biçimde tanımlar; cihazın yeni üretildiği veya kısa süre önce edinildiği anlamına gelmez. a flash drive that's fresh ifadesi de cümleye eğlenceli ve vurucu bir son verir; ses düzeni övgüyü küçük bir kelime oyununa dönüştürür.
Alıştırma
Bir arkadaşınız size iddialı bir poster tasarımı gösteriyor ve siz "That design looks fresh." diyorsunuz. Burada fresh sözcüğünü “şık ve havalı” anlamında kullanmak doğal mı?
- Hayır—fresh yalnızca yiyecekleri veya havayı tanımlayabilir.
- Evet—bu uygun bir samimi övgüdür.
Cevabı göster
Evet—bu uygun bir samimi övgüdür.
Beans can be fun when they come in a can. Kalıp ifadeler
2:26Fasulyeler konserve kutusunda gelince eğlenceli olabiliyor.
come in a can: ürün ambalajı ve mevcut biçimler
Bu cümlede come in a can, fasulyelerin “teneke kutuda sunulduğu veya satıldığı” anlamına gelir. Fasulyelerin hareket ederek kutunun içine girdiğini anlatmaz. Aktarılabilir kalıp ürün + come/comes in + kap, boyut, renk veya biçim şeklindedir. Bir ürünün hangi ambalaj ya da sürümle bulunduğunu belirtir.
Alıştırma
Ürünün hangi biçimde mevcut olduğunu anlatan öğrendiğiniz ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: At the art store, this paint ____ one-liter cans.
Cevabı göster
comes in
a message written on it: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
a message written on it ifadesinde written on it, message sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Hangi mesajın kastedildiğini, yani sözleri filizin üzerinde görünen mesajı belirtir. Bu yapı, a message that is written on it ile eş değer, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Message eylemi yapan değil, write eyleminden etkilenen ögedir; bu nedenle written edilgen anlam taşır.
Alıştırma
İlk İngilizce cümledeki ilgi cümleciğini kısaltarak ikinci cümleyi tamamlayın: “Please read the instructions that are printed on the label.” Please read the instructions ____ on the label.
Cevabı göster
printed
I'm going to be there this weekend at Summer in the City.
2:35bu hafta sonu Summer in the City için orada olacağım.
It's an awesome get-together for cool people and cool YouTubers, Kelime
2:38Bu, havalı insanlarla havalı YouTuber'ların buluştuğu harika bir etkinlik,
get-together: rahat bir etkinliği ifade eden isim
Burada get-together, insanların buluşup birlikte zaman geçirdiği sosyal bir etkinliği ifade eden sayılabilen bir isimdir. Genellikle çok resmî veya sıkı biçimde yapılandırılmış bir etkinlikten ziyade samimi ve rahat bir buluşmayı çağrıştırır. Kısa çizgiler, üç sözcüğün tek bir isim oluşturduğunu gösterir. Örnekteki an awesome get-together yapısında bulunan tanımlık ve sıfat da isim işlevini doğrular; bunu kısa çizgisiz fiil öbeği We should get together soon. ile karşılaştırabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi rahat bir sosyal etkinliği ifade eden kısa çizgili isimle tamamlayın: We're having a small ____ for the new neighbors on Friday.
Cevabı göster
get-together
make it: katılabilmek
Bu davet bağlamında make it, gelmeyi başarabilmek veya katılabilmek anlamına gelir. It zamiri planlanan etkinliğe gönderme yapar; dolayısıyla if you can make it, kişinin koşullarının orada bulunmasına elverip vermediğini sorar. İfadenin anlamı bağlama göre değişir: make it ayrıca zamanında varmak veya başarılı olmak anlamına gelebilir. Kastedilen anlamı belirlemek için adı geçen etkinliğe, güne, yere veya son tarihe bakın.
Alıştırma
Yanıtı katılabilmek anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Thanks for the invitation. I can't ____ on Saturday, but I hope the event goes well.
Cevabı göster
make it
If not, you're missing out on knowledge. Öbek fiiller
2:48Olmadıysanız, bir sürü bilgiyi kaçırıyorsunuz.
miss out on: bir fırsatı veya faydayı kaçırmak
you’re missing out on knowledge cümlesindeki miss out on, katılmadığınız veya fırsatı değerlendirmediğiniz için bir faydayı elde edememek ya da bundan yararlanamamak anlamına gelir. Burada knowledge, izleyicinin kaybettiği fayda olarak sunulur. Kaybedilen şeyi belirtmek için miss out on + isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu ifade bir bütün olarak işlev görür; on, kaçırılan faydayı tanıtır.
Alıştırma
“Bir faydayı elde edememek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: If you leave before the final session, you'll ____ the most useful advice.
Cevabı göster
miss out on
There's a brand new episode of Mind Blow over there right now,
2:50Şu anda orada yepyeni bir Mind Blow bölümü var,
What are you waiting for?: Neyi bekliyorsun?
Burada What are you waiting for? birinin neden beklediğini gerçekten soran bir soru değil, harekete geçmeye yönelten retorik bir ifadedir. Hemen yapılabilecek bir şey olduğu için dinleyiciyi şimdi harekete geçmeye iter. Başka durumlara aktarılabilecek edimsel anlamı “Haydi, şimdi yap”tır. Teşvik ile baskıyı bir araya getirir; bunların dengesi ses tonuna ve ilişkiye bağlıdır.
Alıştırma
Yargı: Yakın bir arkadaşınız başvurusunu tamamladı ancak hâlâ tereddüt ediyor. Gülümseyerek “What are you waiting for?” diyorsunuz. Bu, ifadenin doğal bir kullanımı mıdır?
- Evet—burada harekete geçmeye yönelik hafif ve samimi bir teşviktir.
- Hayır—yalnızca gecikmeye neyin neden olduğunu sormak için kullanılabilir.
Cevabı göster
Evet—burada harekete geçmeye yönelik hafif ve samimi bir teşviktir.
“go watch it” içinde go + fiilin yalın hâli
go watch it ifadesinde go fiilinin hemen ardından watch fiilinin yalın hâli gelir. Birlikte “gidip onu izlemek” veya fiziksel bir hareket söz konusu değilse “onu izlemeye geçmek” anlamını verir ve go and watch it ile aynı işleve sahiptir. Tam ifade olan to go watch it içinde to, go fiilini mastar yapar: yapı to [go watch it] biçimindedir; go [to watch it] değildir. Bu gündelik go + fiilin yalın hâli kalıbı go see, go ask ve go get ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi go + watch fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: We have twenty minutes before dinner, so let's ____ the sunset.
Cevabı göster
go watch