Çok Fazla Su İçmek Mümkün mü?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Tanıtım: Bu açıklama, kısa sürede aşırı su içmenin elektrolit dengesini bozup beyin hücrelerini şişirdiğini ve dayanıklılık sporcularındaki yüksek riski gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the honest truth is that — Söylem, anlatı ve retorik: araştırmasız sekiz bardak kuralını sorgulayıp kanıta dayalı düzeltmeyi açan açık sözlü çerçevedir. 2. comes down to — Öbek fiiller: aşağı hareket değil, “sonuçta bununla açıklanır” demektir ve hücresel mekanizmaya geçişi bildirir. 3. drink to your thirst. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yalnızca daha az içmek değil, susuzluğun ne zaman ve ne kadar içileceğini yönlendirmesi demektir; bedensel sinyal eyleme yön verdiğinde kullanılır.
Bu derste
necessary for life to exist: for + isim + to mastarı kalıbı
necessary for + isim + to mastarı kalıbında, for’dan sonraki isim to mastarındaki eylemin mantıksal öznesidir. Burada exist durumunu yaşayan şey life olduğundan, for life yalnızca “yaşamak amacıyla” anlamına gelmez. Bu cümlede it, daha önce söz edilen şeyi gösterir: yaşamın var olabilmesi için o şey gereklidir. Daha genel olarak bu kalıp, bir kişinin veya şeyin bir eylemi gerçekleştirebilmesi için başka bir şeyin gerekli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi for ve to ile tamamlayın: It is necessary ____ young plants ____ get enough sunlight.
Cevabı göster
for · to
water intoxication: zehirli su değil, aşırı su tüketimi
Water intoxication, kısa sürede vücudun işleyebileceğinden daha fazla su içilmesiyle oluşan tehlikeli bir durumun tıbbi adıdır. Fazla su, kandaki sodyumu ve diğer elektrolitleri seyreltebilir ve hücrelerin şişmesine neden olabilir. Burada intoxication sıradan sarhoşluk anlamına gelmez; water da suyun zehirli veya kirlenmiş olduğunu belirtmez. Risk, ne kadar su içildiğinden ve suyun ne kadar hızlı içildiğinden kaynaklanır.
Alıştırma
Bir maraton koşucusu çok kısa sürede aşırı miktarda saf su içiyor. Testler kandaki sodyumun tehlikeli ölçüde seyreldiğini, ancak suda hiçbir kirletici olmadığını gösteriyor. Bu durumu en iyi hangi terim açıklar?
- Poisoning from contaminated water
- Alcohol intoxication
- Water intoxication
Cevabı göster
Water intoxication
Bir olgunun gerçekten var olup olmadığını sormak için Is ... a real thing?
Is water intoxication a real thing? cümlesinde thing somut bir nesne anlamına gelmez. Is X a real thing? kalıbı, X'in gerçekten var olan veya kabul gören bir olgu ya da kavram olup olmadığını sorar; yaklaşık olarak “Bu gerçekten var mı veya oluyor mu?” demektir. Bu, bilinmeyen bir iddiayı konuşma dilinde kontrol etmenin bir yoludur. Konuşan kişi meraklı veya biraz kuşkucu gelebilir, ancak bu ifade tek başına cevabın hayır olduğunu göstermez.
Alıştırma
“Gerçekten var olan veya kabul gören bir olgu” anlamındaki konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I keep hearing about sleep debt. Is it ____?
Cevabı göster
a real thing
Aşırı miktarlar için too much + sayılamayan isim
too much water ifadesinde water sayılamayan bir isimdir; bu yüzden miktarını belirtmek için many değil much kullanılır. Too much yalnızca büyük bir miktar değil, uygun, istenen veya güvenli olandan daha fazla miktar anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp too much + sayılamayan isim şeklindedir: too much time, too much sugar, too much work. Bu soruda, su içmenin zararlı bir sınırı aşıp aşamayacağı sorulur.
Alıştırma
Sayılamayan salt isminin aşırı miktarını anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The soup is too salty because I added ____.
Cevabı göster
too much salt
We're often told to drink around eight glasses of water a day Dilbilgisi
0:15Bize sık sık günde yaklaşık sekiz bardak su içmemiz gerektiği söylenir,
We're often told to ile yaygın tavsiyeleri aktarmak
We're often told to ifadesi be told to + fiilin yalın hâli edilgen yapısını kullanır. We mesajı alan taraftır; often ise tavsiye veya talimatın tekrar tekrar duyulduğunu gösterir. Edilgen yapı kaynağı belirtmez. Kimin söylediğini açıklamadan yaygın tavsiyeleri, kuralları veya sık tekrarlanan iddiaları aktarmak için kullanışlıdır; burada günde sekiz bardak ifadesini konuşmacının kendiliğinden onayladığı bir gerçek olarak değil, bilinen bir tavsiye olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi tell fiilinin edilgen biçimi ve often kelimesiyle tamamlayın: We ____ save a copy before updating the software.
Cevabı göster
are often told to
But the honest truth is that this specific number is somewhat arbitrary Notlar
0:19Ama işin doğrusu, bu kesin sayı biraz keyfîdir
the honest truth is that ile açık sözlü bir düzeltme sunmak
the honest truth is that, tam bir yan cümlenin önüne gelen bir söylem çerçevesidir. Sonraki ifadenin konuşmacının temel ve açık sözlü değerlendirmesi olduğunu gösterir; çoğu zaman daha yumuşak bir girişin veya yaygın kabul gören bir düşüncenin ardından gelir. Honest konuşmacının tutumunu güçlendirir; birinin yalan söylediğini ima etmez. Burada bu çerçeve, bilinen sekiz bardak tavsiyesinden tam olarak bu sayıyla ilgili bir düzeltmeye geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi açık sözlü bir düzeltme sunan tam kalıpla tamamlayın: ____ the cheaper plan will cost more in the long run.
Cevabı göster
The honest truth is that
somewhat arbitrary: ölçülü bir değerlendirme
Burada arbitrary, “güçlü ve nesnel bir gerekçe ya da yeterli destekleyici kanıt olmadan seçilmiş” demektir. Belirli sayının nasıl belirlendiğini anlatır; sayının şans eseri üretildiği anlamına gelmez. Somewhat, yargıyı “bir ölçüde” anlamıyla yumuşatır. Somewhat arbitrary birlikte ölçülü bir eleştiri sunar: sayının dayanağı zayıftır, ancak konuşan kişi onun tamamen temelsiz ya da bütünüyle rastgele olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
“The limit seems somewhat arbitrary,” cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Sınır kesinlikle rastgele bir süreçle oluşturuldu.
- Sınırın zararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.
- Sınırın güçlü bir gerekçesi yok gibi görünüyor, ancak eleştiri ölçülü.
Cevabı göster
Sınırın güçlü bir gerekçesi yok gibi görünüyor, ancak eleştiri ölçülü.
and no scientific research exists to support it. Anlatım akışı
0:22ve bunu destekleyen hiçbir bilimsel araştırma yoktur.
no scientific research exists to support it: destekleyici kanıtın bulunmadığını belirtmek
Bu cümle mevcut kanıt durumunu belirterek önceki değerlendirmeye dayanak ekler: belirli sayıyı destekleyen hiçbir bilimsel araştırma yoktur. no + isim öbeği + exists to support + iddia yapısı, destekleyici kanıt bulunmadığını ifade eder. Böylece argüman önce bir yargı, ardından onun gerekçesi gelecek şekilde düzenlenir. Araştırmaların sayıyı çürüttüğünü, sayının zararlı olduğunu veya daha geniş konunun önemsiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
“No scientific research exists to support it” hangi sonuca varmayı haklı kılar?
- Çalışmalar iddianın yanlış olduğunu kanıtladı.
- Çalışmalar iddianın zararlı olduğunu kanıtladı.
- İddiayı destekleyen çalışmalar bulunmuyor.
Cevabı göster
İddiayı destekleyen çalışmalar bulunmuyor.
Regardless, we know water is incredibly important.
0:25Yine de suyun inanılmaz derecede önemli olduğunu biliyoruz.
In fact, every organism we know of requires water to survive. Dilbilgisi
0:27Aslında bildiğimiz her organizma hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyar.
every organism we know of: bilinen kümeyi sınırlamak
we know of, organism sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümlesidir. every organism that we know of anlamına gelir ve ifadeyi mümkün olan tüm organizmalara değil, varlığından haberdar olduğumuz organizmalara sınırlar. Bu ifadeyi organism sözcüğünden sonra kullanmak, daha uzun bir isim grubunun kapsamını dikkatlice sınırlar. Cümle, her organizmayı kişisel olarak tanıdığımızı değil, bildiğimiz kümedeki her organizmayı anlatır.
Alıştırma
Organizmaları kişisel olarak tanıdığımızı ima etmeden, varlığından haberdar olduğumuz her organizmayı anlatan ifadeyi seçin.
- every organism we know personally
- every organism we have met
- every organism we know of
Cevabı göster
every organism we know of
regulate body temperatures, and aid metabolism,
0:34vücut sıcaklığının düzenlenmesine ve metabolizmaya yardımcı olmakla kalmaz,
Not only does it ... but it: başa alınmış vurgu ve devrik yapı
Cümlenin başındaki Not only ilk yararı vurgular ve özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesini gerektirir: yardımcı fiil does, özne it'ten önce gelir; asıl fiil ise yalın biçim olan help olarak kalır. Bu yapı cümleyi soru hâline getirmez. Buna karşılık gelen but it bölümü normal özne-fiil sırasını kullanır ve başka bir yarar ekler. Buradaki it water anlamına gelir; bu nedenle iki parçalı yapı suyun çeşitli işlevlerini açıkça düzenler.
Alıştırma
İki yararı vurgulamak için cümle başındaki Not only yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Not only does it help the human body, but it flushes waste out of the body.
- Not only it helps the human body, but it flushes waste out of the body.
- Not only does it help the human body, but flushes waste out of the body.
Cevabı göster
Not only does it help the human body, but it flushes waste out of the body.
Sweat out too much during a sporting event Dilbilgisi
0:39Bir spor müsabakası sırasında terleyerek çok fazla su kaybederseniz
Sweat out too much ... and you'll start to feel: koşul ve sonuç
“Yalın fiilli yan cümle + and + sonuç cümlesi” kalıbı bir koşulu ve onun sonucunu ifade edebilir. Burada Sweat out too much, “terleyerek çok fazla sıvı kaybedersen” anlamına gelir; and you'll start to feel ise olası sonucu sunar. İlk cümlecikte genel anlamlı özne you söylenmemiştir. Bir emir gibi görünse de konuşan kişi kimseye daha fazla terlemesini söylemez; bu kısa biçim, o koşulda ne olacağını anlatır.
Alıştırma
Bu cümle hangi ilişkiyi ifade ediyor?: Sweat out too much during a sporting event and you'll start to feel a bit woozy.
- Terlemek ve sersem hissetmek birbiriyle ilgisiz iki olaydır.
- Olabildiğince çok terlemen ve ayrıca sersem hissetmen isteniyor.
- Terleyerek çok fazla sıvı kaybedersen sersemlemen ve dengesiz hissetmen olasıdır.
Cevabı göster
Terleyerek çok fazla sıvı kaybedersen sersemlemen ve dengesiz hissetmen olasıdır.
a bit woozy: hafif baş dönmesi veya dengesizlik
Bu cümlede woozy; başı dönmüş, bayılacak gibi veya fiziksel olarak dengesiz hissetmeyi anlatan gündelik bir sıfattır. Bir hissi betimler; mutlaka düşmek veya bilincini kaybetmek anlamına gelmez. A bit yoğunluğu azaltır: kişi ağır biçimde rahatsız olmak yerine biraz woozy hisseder. Bu yumuşatma anlamın bir parçasıdır ve göz ardı edilmemelidir.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz gündelik sıfatla cümleyi tamamlayın: After standing up too quickly, I felt a bit ____ and held the railing.
Cevabı göster
woozy
3 days without water and you likely won't survive.
0:423 gün susuz kalırsanız muhtemelen hayatta kalamazsınız.
So, how could such an essential substance hurt us? Anlatım akışı
0:45Öyleyse böylesine hayati bir madde bize nasıl zarar verebilir?
how could such an essential substance hurt us?: beklenmedik bir olasılığı açan retorik soru
Buradaki could, öncelikle geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. Şaşırtıcı bir olasılık ortaya koyar: gerekli olduğu söylenen bir madde yine de bize zarar verebilir. Soru, çelişkili görünen iki düşünceyi yan yana getirir. Bu bir retorik sorudur. Asıl amacı hemen kısa bir cevap almak değildir. Anlatımı maddenin gerekliliğinden, nasıl zarar verebileceğinin açıklamasına taşır ve dinleyiciyi sonraki mekanizmaya yönlendirir.
Alıştırma
“How could such an essential substance hurt us?” sorusunda could sözcüğünün temel işlevi nedir?
- geçmişteki bir yeteneği göstermek
- kesin bir emir vermek
- şaşırtıcı bir olasılık ortaya koymak
Cevabı göster
şaşırtıcı bir olasılık ortaya koymak
comes down to ... the cellular level: meseleyi temel düzeye indirgemek
Comes down to, karmaşık bir meselenin sonunda tek bir temel etkenle açıklanması, ona indirgenmesi veya ona bağlı olması anlamına gelen deyimsel bir ifadedir. Bir şeyin gerçekten aşağı doğru hareket ettiğini anlatmaz. It all comes down to the cellular level cümlesinde all, sorunun önceki bölümlerini tek bir sonuçta toplar. Bu ifade de açıklamanın bulunacağı düzeyi gösterir. Cümle, geniş bir sorudan belirli bir mekanizmaya geçer.
Alıştırma
Karmaşık bir meseleyi temel etkene indiren ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After reviewing all the evidence, the whole problem ____ one small error.
Cevabı göster
comes down to
especially compared to your cells.
0:54özellikle de hücrelerinizdeki miktarla karşılaştırıldığında.
The electrolytes in your cells allow your muscles and nerves to work properly Dilbilgisi
0:56Hücrelerinizdeki elektrolitler, kaslarınızın ve sinirlerinizin düzgün çalışmasını sağlar
allow your muscles and nerves to work properly: allow + nesne + to-infinitive
allow + nesne + to-infinitive yapısında nesne, mastardaki eylemi gerçekleştiren kişi veya şeyi belirtir. Burada your muscles and nerves ifadesi allow fiilinin nesnesi ve work fiilinin anlamca öznesidir. Özne the electrolytes gibi insan olmayan bir şey olduğunda allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamına gelir. Bu yapı bir koşulun, kaynağın veya kuralın bir eylemi nasıl mümkün kıldığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi allow + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: This policy will ____ work from home.
Cevabı göster
allow employees to
and help to control blood pressure and blood volume.
0:59ve kan basıncıyla kan hacmini kontrol etmeye yardımcı olur.
Now, normally, the difference in electrolyte concentration
1:03Normalde elektrolit yoğunluğundaki farkın
because your kidneys flush out any excess water. Öbek fiiller
1:08çünkü böbrekleriniz fazla suyu vücuttan atar.
wouldn't pose a problem: olası bir güçlük oluşturmak
Pose a problem, “dikkate alınması gereken bir güçlük veya risk oluşturmak” anlamına gelen nötr ile resmî arası bir eşdizimdir. Bu cümlede wouldn't pose a problem, normal koşullarda beklenen sonucu belirtir: Böbrekler fazla suyu attığı için yoğunluk farkının sorun yaratması beklenmez. Burada pose, “fotoğraf için poz vermek” anlamına gelmez. Bu kullanım, bir koşulun, değişikliğin veya kısıtlamanın engel hâline gelip gelmeyeceği değerlendirilirken sık görülür.
Alıştırma
Cümleyi “olası bir güçlük oluşturmak” anlamına gelen nötr-resmî eşdizimle tamamlayın: The narrow entrance may ____ for wheelchair users.
Cevabı göster
pose a problem
flush out: fazla suyu bir sistemden uzaklaştırmak
Burada flush out, “bir sıvıyı vücuttan veya başka bir sistemden geçirerek istenmeyen ya da fazla bir maddeyi uzaklaştırmak” anlamına gelir. Böbrekler fazla suyu boşaltım yoluyla uzaklaştırır; burada kastedilen, tuvaletin sifonunu çekmek gibi sözcüğü sözcüğüne bir eylem değildir. Bu cümlede nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelir: flush out any excess water. Başka bağlamlarda flush out, nesne olarak bir insanı veya hayvanı alıp “saklandığı yerden çıkmaya zorlamak” anlamına da gelebilir; ancak buradaki anlam bu değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir sistemi sıvıyla temizleyerek bir şeyi uzaklaştırmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: “Running clean water through the pipe will ____ the loose dirt.”
Cevabı göster
flush out
However, the kidneys can only excrete fluid at a certain rate. Kalıp ifadeler
1:11Ancak böbrekleriniz sıvıyı yalnızca belirli bir hızda dışarı atabilir.
at a certain rate: belirtilmemiş bir işlem hızı
Burada at a certain rate, excrete fiilini niteler. Kesin değer belirtilmemiş olsa da sürecin birim zaman başına belirli bir hızda veya kapasitede gerçekleştiğini anlatır. Cümle, böbreklerin sıvıyı ne kadar hızlı uzaklaştırabileceğini sınırlar; toplamda ne kadar sıvı uzaklaştırabileceklerini değil. Bu ifadede certain, “belirli ama açıklanmamış” anlamındadır; “kesin” veya “şüphesiz” anlamında değildir. Rate burada fiyat, vergi oranı ya da değerlendirme değil, bir sürecin zamana göre hızını ifade eder.
Alıştırma
Belirli ancak açıklanmamış bir işlem hızını anlatmak için dersteki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: “The printer can produce pages only ____.”
Cevabı göster
at a certain rate
Consuming ... creates: tekil özne olarak isim-fiil öbeği
consuming a lot of water in a short period of time creates a large concentration difference yan cümlesinde, -ing ile kurulan öbeğin tamamı dil bilgisel öznedir. Bu öbek, kısa sürede çok fazla su tüketmeyi tek bir eylem olarak adlandırır. Bu eylem tek bir fikir olarak ele alındığı için fiil create değil, tekil biçim olan creates olur. Yakındaki water ve time isimleri fiilin biçimini belirlemez. Bu yapı, bir eylemin neye yol açtığını açıklamak için isim-fiil öbeği ve tekil fiil birleşimi olarak başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi create fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Drinking too much water too quickly ____ an unhealthy imbalance.
Cevabı göster
creates
As a result, water is drawn into the cells Notlar
1:19Bunun sonucunda su, hücrelerin içine çekilir;
As a result: bir sonucu sunmak
As a result, neden-sonuç ilişkisi kuran bir bağlayıcıdır. Dinleyiciye sonraki ifade olan water is drawn into the cells cümlesinin az önce açıklanan konsantrasyon farkının sonucu olduğunu bildirir. Bilgiyi, önceki nedene gönderme yapıp ardından onun sonucunu göstererek düzenler. Yalnızca bir şeyin daha sonra olduğunu anlatmaz ve önceki fikri başka sözlerle tekrarlamaz.
Alıştırma
Parçayı en iyi tamamlayan bağlayıcıyı seçin: The roads were covered with ice. ____, the school closed for the day.
- As a result
- After that
- In other words
Cevabı göster
As a result
is drawn into the cells: kuvvet kaynaklı içeri yönlü hareket
Bilimsel ve teknik İngilizcede draw, “bir kuvvetle çekmek veya hareket ettirmek” anlamına gelebilir. Burada is drawn into edilgen yapıdadır: hareket ettirilen şey water, hücrelerin dışından içine doğru hareketi gösteren sözcük ise into’dur. Edilgen yapı, etkin bir fail belirtmek yerine dikkati suya ve suyun gittiği yere yöneltir. Bağlama göre neden yoğunluk farkıdır; dolayısıyla ifade “çizilmek” anlamına gelmez ve hücrelerin bilinçli olarak hareket ettiğini düşündürmez.
Alıştırma
Hangi cümlede draw, örnektekiyle aynı bilimsel anlamda kullanılmıştır?
- Air is drawn into the filter by the pressure difference.
- The engineer draws the filter on a sheet of paper.
- The new exhibit draws large crowds every weekend.
Cevabı göster
Air is drawn into the filter by the pressure difference.
in an attempt to dilute the concentration Kalıp ifadeler
1:21böylece elektrolit yoğunluğunun azaltılması
and even out the proportion of electrolytes, Öbek fiiller
1:23ve elektrolit oranlarının eşitlenmesi amaçlanır,
in an attempt to: başarısı garanti edilmeyen amaç
In an attempt to, bir eylemin veya sürecin amacını belirtirken bunu garanti edilmiş bir sonuç değil, bir çaba olarak sunar. Ardından fiilin yalın biçimi gelir: in an attempt to dilute. Burada ifade, suyun hareketine amaç benzeri bir açıklama kazandırır: süreç, yoğunluk farkını azaltma ve elektrolit oranlarını dengeleme yönünde işler. Hücrelerin bilinçli bir plan yaptığı anlamına gelmez ve amacın tamamen gerçekleşip gerçekleşmediğini de bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi, attempt ile kurulan ve eylemi başarısı belirsiz bir çaba olarak sunan dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The engineers rebooted the system ____ restore the connection, but it remained offline.
Cevabı göster
in an attempt to
even out: farkları azaltıp daha dengeli hâle getirmek
Burada even out, “farkları azaltarak bir şeyi daha dengeli veya eşit hâle getirmek” anlamına gelir. Elektrolit oranlarının birbirine daha yakın bir düzeye gelmesini anlatır; buradaki even, “hatta” veya “şaşırtıcı biçimde” anlamında değildir. Bu öbek fiil, even out the workload örneğindeki gibi geçişli veya the results will even out örneğindeki gibi geçişsiz kullanılabilir. Genellikle dengesizliğin bir anda değil, bir süreç içinde azaldığını belirtir.
Alıştırma
“İş yükünü daha dengeli hâle getirmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We moved two tasks to another team to ____ the workload.
Cevabı göster
even out
this causes the cells to swell: cause + nesne + to-infinitive
Bu cümlede this, suyun hücrelere girdiği önceki süreci gösterir. cause + nesne + to-infinitive yapısı, bu süreci bir sonucun nedeni olarak sunar: causes [the cells] [to swell]. Şişen şey hücrelerdir. Bir mekanizmayı veya sonucu açıklamak için X causes Y to do something yapısını kullanabilirsiniz. Bu yapıda etkilenen nesne cause fiilinden sonra gelir ve sonuç fiilinin önünde to bulunur.
Alıştırma
Freeze fiilinin gereken biçimini kullanarak cause + nesne + to-infinitive yapısını tamamlayın: The cold weather caused the pipes ____.
Cevabı göster
to freeze
The problem is unlike other parts of your body, Dilbilgisi
1:28Sorun şu ki vücudunuzun diğer bölümlerinin aksine,
the brain literally has no room inside the skull Kelime
1:30beynin kafatası içinde kelimenin tam anlamıyla hiç yeri yoktur
Araya giren bir karşıtlık olarak unlike other parts of your body
Unlike + isim öbeği, karşılaştırma noktası olarak kullanılan öğeyi tanıtır. Burada unlike other parts of your body, parantez işlevli bir karşıtlık öbeğidir; ana cümle the brain literally has no room inside the skull şeklindedir. Örtük karşılaştırma beyin ile vücudun diğer bölümleri arasındadır; problem ile bu bölümler arasında değildir. Uzun konuşma cümlelerinde virgüller veya duraklamalar bu tür araya giren karşıtlıkları sıkça belirtir.
Alıştırma
Karşıtlığı tamamlamak için unlike ve the nearby cafes ifadelerini kullanın: "____, the library stays open until midnight."
Cevabı göster
Unlike the nearby cafes
Gerçek ve mecazi olmayan bir iddia olarak literally has no room
Bu cümlede literally, dinleyiciye has no room ifadesini bir mecaz veya gevşek bir abartı olarak değil, fiziksel bir gerçek olarak anlaması gerektiğini bildirir. Sert kafatası, şişmiş beyin dokusunun genişleyebileceği yedek alan bırakmaz. No room, beynin normalde hiç yer kaplamadığı veya kafatasının içinin boş olduğu anlamına gelmez. Genişleme için kullanılabilecek ek alan olmadığı anlamına gelir; literally, anlatılmak istenen bu iddianın gerçekten doğru olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu durumda literally doğru kullanılmış mı? "The theater has 200 seats, all are occupied, and standing is not allowed, so it literally has no room for another guest."
- Hayır, literally yalnızca duygusal vurgu ekler.
- Evet, iddia fiziksel olarak doğrudur.
Cevabı göster
Evet, iddia fiziksel olarak doğrudur.
This results in extreme headaches and confusion, Kalıp ifadeler
1:34Bu durum şiddetli baş ağrılarına ve kafa karışıklığına neden olur;
results in + bir sonuç
Results in, neden olur veya ortaya çıkarır anlamına gelir. Özne nedeni, in edatından sonraki isim öbeği ise sonucu belirtir. Bu cümlede This daha önce anlatılan duruma, extreme headaches and confusion ise bu durumun etkilerine karşılık gelir. Neden-sonuç ilişkisinin yönünü göstermek için cause + result(s) in + outcome kalıbını kullanın.
Alıştırma
Az uyumanın dikkat dağınıklığına neden olduğunu söylemek için cümleyi result in veya result from ile tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.
Cevabı göster
result in
leading to + sonraki bir sonuç
Leading to, önceki yan cümleye bir sonuç ekleyen -ing yapılı bir yan cümledir. Yeni ve açıkça belirtilmiş bir özne ya da zaman eki taşıyan bir fiil getirmez; çünkü örtük nedeni az önce anlatılan durumun tamamıdır. Burada ifade, neden-sonuç zincirini nöbetlere, komaya, solunum durmasına ve ölüme kadar uzatır. Lead to burada neden olmak anlamındadır; birini bir yere götürmek anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu belirten çekimsiz bir öbeği doğru kullanıyor?
- Heavy rain flooded the station, led to long delays.
- Heavy rain flooded the station, leads to long delays.
- Heavy rain flooded the station, leading to long delays.
Cevabı göster
Heavy rain flooded the station, leading to long delays.
respiratory arrest: solunumun durması
Respiratory arrest, solunumun durmuş olduğu anlamına gelir. Burada arrest, polis tarafından tutuklanmayı değil, hayati bir vücut işlevinin durmasını belirten tıbbi bir isimdir. Diğer ciddi sonuçlarla birlikte sıralandığı için bu ifade yalnızca nefes darlığını veya nefes alma güçlüğünü değil, yaşamı tehdit eden acil bir durumu anlatır.
Alıştırma
Bir tıbbi raporda respiratory arrest ne anlama gelir?
- Solunum zordur ancak devam etmektedir.
- Bir hasta polis tarafından gözaltına alınmıştır.
- Kalp atmayı bırakmıştır.
- Solunum tamamen durmuştur.
Cevabı göster
Solunum tamamen durmuştur.
Not likely.: kesin olmayan olumsuz yanıt
Not likely., “Bu muhtemelen olmayacak” ya da burada “Muhtemelen endişelenmenize gerek yok” anlamına gelen eksiltili bir yanıttır. Atlanan özne ve fiil önceki sorudan anlaşılır. Yanıt, küçük bir olasılığı açık bırakırken karşıdaki kişiyi rahatlatır. Kesin bir No yanıtından farklı olarak mutlak garanti vermek yerine olasılık hakkında yorum yapar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Is this side effect common?” diye soruyor. Siz “Not likely.” diye yanıtlıyorsunuz. Ne ifade ediyorsunuz?
- Bu yan etkiden hoşlanmıyorsunuz.
- Muhtemelen yaygın değildir, ancak imkânsız olduğunu iddia etmiyorsunuz.
- Soruyu duymadınız.
- Bu kesinlikle imkânsızdır.
Cevabı göster
Muhtemelen yaygın değildir, ancak imkânsız olduğunu iddia etmiyorsunuz.
though they do happen in extreme circumstances. Dilbilgisi
1:45ama aşırı koşullarda yine de görülebilir.
do happen ifadesindeki vurgulu do
Olumlu bir cümlede temel fiilden önce gelen do, soru ya da olumsuzluk kurmak yerine ifadeye vurgu katar. Burada do happen, “gerçekten meydana gelir” veya “fiilen meydana gelir” anlamındadır. Bu vurgu very rare ifadesini dengeler: olaylar seyrektir, ancak gerçekten meydana geldikleri kesindir. Daha genel olarak bir iddiayı doğrularken veya açık ya da örtük bir şüpheye karşı çıkarken do/does/did + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Nadir olayın gerçekten gerçekleştiğini doğrulayan vurgulu yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Storms are rare here, but they ____ happen.
Cevabı göster
do
Yaklaşık bir oran için Close to 1/6 of
Close to 1/6 of yaklaşık bir oran sunar. Close to, 1/6 kesrini niteler; of ise bu kesri sayılan grup olan marathon runners ifadesine bağlar. Burada close to fiziksel mesafe açısından yakınlığı değil, sayısal değer bakımından yakınlığı ifade eder. Dolayısıyla cümle, oranın tam olarak altıda bir olduğunu ileri sürmeden altıda bire yakın olduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi cümle sayıyı bir grubun yaklaşık oranı olarak sunuyor?
- Close to one sixth of the applicants withdrew.
- Exactly one sixth of the applicants withdrew.
- The applicants withdrew close to the office.
Cevabı göster
Close to one sixth of the applicants withdrew.
with all endurance athletes at a higher risk. Dilbilgisi
1:51üstelik tüm dayanıklılık sporcuları daha yüksek risk altındadır.
all endurance athletes at a higher risk ile with tamamlayıcı yapısı
with all endurance athletes at a higher risk, tamamlayıcı bir with yapısıdır. Ana ifade geçerliyken geçerli olan durumu ekler: tüm dayanıklılık sporcuları karşılaştırma grubuna göre daha yüksek risk taşır. Bu, ikinci bir tam cümle değildir; bu yüzden buradaki with, birinin sporcularla fiziksel olarak birlikte olduğu anlamına gelmez. Kalıp with + isim öbeği + tümleç biçimindedir: with + all endurance athletes + at a higher risk. Burada at a higher risk, with'den sonraki isim öbeğinin durumunu açıklar. Raporlarda ve açıklayıcı metinlerde yeni bir cümle başlatmadan koşul ya da eşlik eden bir olgu eklemek için bu kısa yapı sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi with + isim + tümleç biçimindeki tamamlayıcı yapıyla tamamlayan ifadeyi seçin: The report noted a higher overall risk, ___。
- with all endurance athletes at risk higher
- with all endurance athletes at a higher risk
- and all endurance athletes are at a higher risk
- with all endurance athletes to a higher risk
Cevabı göster
with all endurance athletes at a higher risk
This is because under the extremes of athletic stress,
1:53Bunun nedeni, spor sırasında aşırı zorlanma yaşandığında
conserve water ile suyu korumak
Conserve water, vücuttaki suyu mevcut tutmak ve su kaybını ya da gereksiz kullanımı azaltmak anlamına gelir. Bu cümlede vücut, aşırı atletik stres sırasında sahip olduğu suyu otomatik olarak tutmaya çalışır; daha fazla su üretmez ve çevreyi korumak için bilinçli bir seçim yapmaz. Daha genel olarak conserve, daha az kullanarak, kaybı azaltarak veya israfı önleyerek sınırlı bir kaynağı korumak demektir. Aynı temel fikir su, enerji, yakıt ve diğer kaynaklar için de geçerlidir; ancak neden biyolojik, pratik veya çevresel olabilir.
Alıştırma
Tam bir İngilizce cümle dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Conserve kelimesinin ikinci hecesindeki vurguya dikkat edin.
- The body tries to preserve water during intense exercise.
- The body tries to conserve water during intense exercise.
- The body tries to conserve energy during intense exercise.
Cevabı göster
The body tries to conserve water during intense exercise.
So, not only are you taking more water in, Anlatım akışı
1:58Yani yalnızca daha fazla su içmekle kalmazsınız,
more ... in ile less ... out arasındaki paralel karşıtlık
Bu iki ifade kısa ve paralel bir karşıtlık oluşturur: taking more water in, alınan su miktarının arttığını; peeing less out ise idrar yoluyla kaybedilen su miktarının azaldığını anlatır. More ile less, in ile out karşıtlık kurar. Miktar ve yön belirten bu iki çifti yan yana koymak birleşik etkiyi izlemeyi kolaylaştırır: her iki değişiklik de vücutta daha fazla su kalmasına yol açar. Bu kalıp, zıt yöndeki iki akışın veya eğilimin aynı sonucu güçlendirdiği başka açıklamaları da düzenleyebilir.
Alıştırma
Bir tank, içeri akış arttığı ve dışarı akış azaldığı için daha hızlı doluyor. Bu iki değişikliği açık bir paralel karşıtlıkla sunan cümle hangisidir?
- Less water is coming in, and more water is going out.
- More water is coming in, and less water is going out.
- More water is coming in, and more water is going out.
Cevabı göster
More water is coming in, and less water is going out.
though you're not likely to suffer from water intoxication, Notlar
2:02su zehirlenmesi yaşamanız pek olası olmasa da,
suffer from water intoxication ifadesinin anlamı ve yapısı
suffer from water intoxication ifadesindeki suffer from, “bir şeyin zararlı etkilerini yaşamak” veya “bir rahatsızlıktan muzdarip olmak” anlamına gelir. from sözcüğünden sonraki ad öbeği hastalığı ya da zararlı durumu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı suffer from + condition biçimindedir: suffer from asthma, headaches, or dehydration. Buradaki not likely yalnızca olasılığı değiştirir. Kalıbı değiştirmez; from da bir yer veya kaynak belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: “Some people suffer ____ severe allergies in spring.”
Cevabı göster
from
Ödünleme yan cümlesi olarak Though you're not likely ...
Though bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Konuşmacı önce su zehirlenmesinin düşük olasılıklı olduğunu kabul eder, ardından ana öneriyi geçerli tutar: susama hissine göre su içilmelidir. Buradaki mantık, bu rahatlatıcı gerçeğe rağmen önerinin hâlâ geçerli olmasıdır. Not likely düşük olasılığı anlatır, imkânsızlığı değil; bu yüzden ardından gelen öneriyi geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Düşük bir olasılığa rağmen bir önerinin hâlâ geçerli olduğunu göstermek için though sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Though a delay is unlikely, we should keep a backup plan.
- Despite a delay is unlikely, we should keep a backup plan.
- Because a delay is unlikely, we should keep a backup plan.
Cevabı göster
Though a delay is unlikely, we should keep a backup plan.
drink to your thirst: susuzluğu ölçü alarak içmek
Drink to your thirst, hem ne zaman hem de ne kadar içeceğinizi susuzluk hissinin yönlendirmesi anlamına gelir. Buradaki to, “uyarınca” veya “tepki olarak” anlamındadır; dolayısıyla zamanı ve miktarı susuzluk belirler. Bu ifade, susayana kadar içmek anlamına gelmez. Sonraki cümle susuzluğu the best indicator olarak adlandırır, çünkü eylemi yönlendirmek için vücudun susuzluk sinyali kullanılır.
Alıştırma
Susuzluğun hem ne zaman hem de ne kadar içileceğini yönlendirmesi gerektiği anlamına gelen tavsiyeyi seçin.
- Drink until you feel thirsty.
- Drink to your thirst.
- Drink without regard to your thirst.
Cevabı göster
Drink to your thirst.
Don't forget we have a new video out every day
2:09Her gün yeni bir video yayımladığımızı unutmayın,
head to cbc.ca/olympics/ScienceSays for more.
2:12daha fazlası için cbc.ca/olympics/ScienceSays adresine gidin.
Keep asking those burning questions with the hashtag #ScienceSays Deyimler
2:16Aklınızı kurcalayan o soruları #ScienceSays etiketiyle sormaya devam edin
burning questions: insanların cevabını çok merak ettiği sorular
Bu cümlede burning questions, insanların cevabını çok merak ettiği ya da cevabını sabırsızlıkla öğrenmek istediği sorular demektir. Burning burada mecazdır; sorular kelimenin tam anlamıyla sıcak veya yanıyor değildir. Bu ifade, insanları en çok bilmek istedikleri şeyleri paylaşmaya davet eder. Burada kapanış sözünü canlı ve samimi kılar, izleyicilerin katılımını teşvik eder.
Alıştırma
Bir bilim podcast'inde sunucu “Send us your burning questions.” diyor. Bu cümlede burning questions ne anlama geliyor?
- Cevabını insanların çok merak ettiği sorular
- Gizli tutulması gereken sorular
- Yemek yapmayla ilgili sorular
- Yanan sorular
Cevabı göster
Cevabını insanların çok merak ettiği sorular
and subscribe for more awesome science videos.
2:19ve daha fazla harika bilim videosu için abone olun.