Cadılar Bayramı kostümleri çok mu korkutucu? 🎃👻👹🧟♀️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Sam ve Neil, Cadılar Bayramı’nın eski bir festivalden dünya çapında kutlanan bir etkinliğe dönüşmesini inceliyor ve giderek daha vahşi, ticari amaçlı kostümlerin bu günü zararsız bir eğlence olmaktan çıkarıp çıkarmadığını tartışıyor. Küçük çocukların korkmasıyla ilgili kaygıları, bayramın zaten korkutucu olması gerektiği görüşüyle karşılaştırıp insanların eskiden neden maske taktığını açıklıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. trick or treat. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu kalıplaşmış sözü, kostümlü çocukların evleri ziyaret ederek şeker istediği Cadılar Bayramı geleneğinin bir parçası olarak anlamak; iki seçenek sunan sıradan bir soru sanmamak. 2. over the top, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir kostümü, tepkiyi veya davranışı aşırı ve uygunsuz bulurken kullanılan bu gündelik ifadeyi tanımak ve kabul edilebilir eğlencenin hangi noktada sınırı aştığını tartışırken kullanabilmek. 3. would mistake them for other spirits. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: mistake A for B kalıbını öğrenmek ve would sözcüğünün geçmişteki bir inanç içinde beklenen sonucu anlattığını kavramak; maskelerin hayaletlerin insanları başka ruhlar sanmasını sağlayacağı düşünülüyordu.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
trick or treat: Cadılar Bayramı'nda kapıda söylenen söz
“Trick or treat!”, çocukların Cadılar Bayramı'nda evleri dolaşıp şeker isterken söylediği kalıplaşmış bir sözdür. Sözcükler “bize şeker verin, yoksa bir şaka yapabiliriz” anlamını çağrıştırır; ancak bu gelenekte eğlenceli ve beklenen bir sözdür, gerçek bir tehdit değildir. Tüm ifadeyi tek bir Cadılar Bayramı sözü olarak anlamak gerekir. Birinden gerçekten bir şaka ile ikram arasında seçim yapmasını isteyen sıradan bir soru değildir.
Alıştırma
“Trick or treat!” ifadesinin olağan işlevi nedir?
- Birinden şaka ile atıştırmalık arasında seçim yapmasını isteyen sıradan bir sorudur.
- Cadılar Bayramı'nda şeker istemek için kullanılan bir sözdür.
- Ziyaretçilerin ne zaman bir şey isteseler kullandığı bir uyarıdır.
Cevabı göster
Cadılar Bayramı'nda şeker istemek için kullanılan bir sözdür.
For listeners at home, Neil is dressed up as a ghost. Öbek fiiller
0:16Evdeki dinleyicilerimiz için söyleyelim, Neil hayalet kılığına girmiş.
dressed up as a ghost: kostümle canlandırılan rolü belirtmek
Be dressed up as + bir kişi, karakter, hayvan veya yaratık, “o role benzemek için kostüm giymiş olmak” anlamına gelir. Burada as a ghost, Neil'in taklit ettiği görünümü belirtir; bir giysinin adını vermez. “is dressed up” biçimi onun şu anda kostümünü giymiş durumunu anlatır. Eylemi anlatmak için He dressed up as a ghost. örneğindeki gibi dress up as kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. dress up ifadesini geçmiş zamanda ve bir rolü tanıtan edatla kullanın: For World Book Day, Sam ____ Sherlock Holmes.
Cevabı göster
dressed up as
with two holes cut out: with + isim + geçmiş zaman ortacı
Burada with, beyaz çarşaf hakkında ek bir betimleme getirir. with two holes cut out içinde isim öbeği two holes, cut out ise sonucu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır: delikler kesilerek önceden açılmıştır. Bir şeyin edilgen veya tamamlanmış bir durumda olduğunu kısa biçimde eklemek için with + isim + geçmiş zaman ortacı kullanılabilir. for his eyes deliklerin amacını belirtir. Burada cut out for, “bir şeye uygun olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi with + isim + geçmiş zaman ortacı kullanarak tamamlayın: The package arrived ____. Kullanılacak sözcükler one corner ve crush.
Cevabı göster
with one corner crushed
which must mean: ipuçlarından güçlü bir çıkarım
Which, hemen önce sözü edilen ipucunun veya durumun tamamına gönderme yapar. must mean, konuşanın bu ipucundan çıkardığı sonucu sunar ve “bu, güçlü biçimde şunu gösteriyor...” anlamına gelir. Burada must bir zorunluluğu değil, yüksek güvenle yapılan bir çıkarımı ifade eder. Sonuç doğrudan gözlemlenmiş bir gerçek olarak sunulmaz; ancak konuşan, kanıtların bu sonucu çok olası kıldığını düşünür.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucu görülebilen ipuçlarına dayanan güçlü bir çıkarım olarak sunar?
- The lights are off and the door is locked, which means the shop is closed.
- The lights are off and the door is locked, which must mean the shop is closed.
- The lights are off and the door is locked, which may mean the shop is closed.
Cevabı göster
The lights are off and the door is locked, which must mean the shop is closed.
and leaves fall from the trees marks Halloween, Kelime
0:30ve ağaçlardan yaprakların düşmesi Cadılar Bayramı'nı işaret eder,
marks Halloween: mark fiilinin bir olayı haber vermesi
Burada marks, “önemli bir zamanı veya olayı haber verir ya da gösterir” anlamındadır. Mevsim değişikliği, Cadılar Bayramı döneminin bir işareti olarak sunulur; marks burada “yazılı bir işaret koymak” veya “ödeve not vermek” anlamına gelmez. Cümlenin temel yapısı The start of autumn marks Halloween şeklindedir. Öznenin ana ismi olan start tekildir, bu yüzden fiil marks biçimindedir. Genel olarak X marks Y yapısı bir tarihi, olayı veya değişimi önemli bir gün, aşama, başlangıç ya da sonla ilişkilendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede marks, marks Halloween ile aynı anlamda kullanılmıştır?
- Nina marks the date with a red pen.
- The final bell marks the end of the school day.
- The teacher marks the homework after class.
Cevabı göster
The final bell marks the end of the school day.
In Britain, people carve scary faces into pumpkins Kalıp ifadeler
0:38İngiltere'de insanlar balkabaklarına korkutucu yüzler oyar
carve scary faces into pumpkins: bir deseni malzemenin içine oymak
people carve scary faces into pumpkins ifadesinde carve, bir yüzeyi keserek desen oluşturmak anlamına gelir. Scary faces oyulan desenleri, pumpkins ise kesilen malzemeyi veya nesneleri belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı carve + design/words + into + material/object şeklindedir. Into, kesimin yüzeyin içine girdiğini gösterir. Bu yapıda into sözcüğünü atmayın; ancak carve fiilinin başka yapılarda da kullanılabildiğini unutmayın.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için carve fiilinin geçmiş zamanını, a star sözcüklerini ve doğru edatı kullanın: Yesterday, the artist ____ the wooden sign.
Cevabı göster
carved a star into
shouting trick or treat for sweets and candy.
0:47tatlı ve şekerleme için 'şaka mı şeker mi' diye bağırırlar.
children go trick-or-treating: go ve etkinlik adı
Go trick-or-treating, Cadılar Bayramı’nda şeker istemek için ev ev dolaşma etkinliğine katılmak demektir. Burada go, -ing takılı bir etkinlik adıyla kullanılır; belirli bir yere gitmekten çok etkinliğin tamamına katılmayı anlatır. Ardından gelen dressing up, visiting homes ve “trick or treat” diye bağırma ifadeleri etkinliğin neleri içerdiğini açıklar ve ilerideki trick-or-treaters ifadesini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cadılar Bayramı’nda ev ev dolaşıp şeker isteme etkinliği için go trick-or-treating ifadesini doğal kullanan cümle hangisidir?
- The children go trick-or-treating around their neighbourhood every Halloween.
- The children make trick-or-treating around their neighbourhood every Halloween.
- The children go to trick or treat around their neighbourhood every Halloween.
Cevabı göster
The children go trick-or-treating around their neighbourhood every Halloween.
dressing up in fancy dress costumes: Britanya İngilizcesinde kostüm ifadesi
Britanya İngilizcesinde fancy dress, bir karaktere benzemek veya temalı bir etkinliğe katılmak için giyilen kıyafet demektir. fancy dress costumes ifadesinde fancy dress, costumes sözcüğünü niteleyen bir isim tamlayıcısıdır; yani pahalı veya şık elbiseleri değil, kostüm olarak giyilen kıyafetleri anlatır. Dressing up in + bir giysi adı, kişinin ne giydiğini belirtir. Burada costumes, çocukların etkinliğin bir parçası olarak giydiği kıyafetleri adlandırır.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde bu bağlamda fancy dress ne anlama gelir?
- Parlak renkli günlük kıyafetler
- Belirli karakterlere benzemek için giyilen kostümler
- Resmî yemeklerde giyilen şık elbiseler
Cevabı göster
Belirli karakterlere benzemek için giyilen kostümler
Halloween comes from an ancient festival called Samhain, Kültür
0:50Cadılar Bayramı, Samhain adı verilen eski bir festivalden gelir,
Samhain: Cadılar Bayramı'nın kökenleriyle bağlantılı eski bir festival
Samhain, Cadılar Bayramı'nın tarihsel kökenleriyle bağlantılı eski bir festivalin özel adıdır. Cümle, bu bağlantıyı kutlamayı anlamaya yardımcı olan bir arka plan bilgisi olarak verir. an ancient festival called Samhain ifadesindeki called Samhain, festivalin adının Samhain olduğunu belirtir. Samhain bir addır; çevrilecek sıradan bir İngilizce sözcük değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Samhain nedir?
- Cadılar Bayramı'nın kökenleriyle bağlantılı eski bir festivalin adıdır.
- Balkabağı anlamına gelen başka bir İngilizce sözcüktür.
- Modern bir Cadılar Bayramı kostümünün adıdır.
Cevabı göster
Cadılar Bayramı'nın kökenleriyle bağlantılı eski bir festivalin adıdır.
a time when it was believed the dead could make contact with the living, Notlar
0:57ölülerin yaşayanlarla iletişim kurabileceğine inanıldığı bir zamandı,
it was believed: geçmişteki inanışları aktaran kişisiz edilgen yapı
it was believed + yan cümle yapısında it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir. Ardından gelen yan cümle inanılan şeyi açıklar; burada bu şey, ölülerin yaşayanlarla iletişim kurabildiği düşüncesidir. Edilgen yapı, bu inanca kimin sahip olduğunu belirtmez. Bu nedenle ifade yaklaşık olarak o dönemde insanlar buna inanıyordu anlamına gelir. Anlatıcı böylece tarihsel veya geleneksel bir inancı doğru olduğunu ileri sürmeden aktarabilir.
Alıştırma
Cümleyi believe fiilinin üç sözcüklü geçmiş zaman kişisiz edilgen yapısıyla tamamlayın: Long ago, ____ that comets were warnings.
Cevabı göster
it was believed
the dead ... the living: gruplar için the + sıfat
Bu cümlede the dead “ölüler”, the living ise “yaşayan insanlar” demektir. the + sıfat yapısında sıfat, bir insan grubunun tamamını ad gibi gösterebilir. Bu ifadeler anlamca çoğuldur: The dead could make contact with the living. dead veya living sözcüğünden sonra people gibi bir isim eklemek gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede insan gruplarını belirtmek için the + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?
- The memorial honours a dead and comforts a living.
- The memorial honours the deads and comforts the livings.
- The memorial honours the dead and comforts the living.
Cevabı göster
The memorial honours the dead and comforts the living.
which is why children dress up as ghosts, witches, and other scary monsters. Anlatım akışı
1:01işte bu yüzden çocuklar hayalet, cadı ve diğer korkunç canavarların kılığına girerler.
which is why: nedeni sonucuna bağlamak
Which is why, kendinden önceki tek bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Bu düşünceyi neden olarak ele alır ve ardından gelen sonucu tanıtır; “ve bunun nedeni budur” anlamını verir. Bu yapı bilgiyi neden + which is why + sonuç sırasıyla düzenler. Burada daha önce anlatılan inanç, çocukların bu geleneğinin açıklaması olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi “ve bunun nedeni budur” anlamındaki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The road was flooded, ____ the bus was late.
Cevabı göster
which is why
including creepy clown masks and real-life serial killer costumes, Kelime
1:11bunlar arasında ürpertici palyaço maskeleri ve gerçek hayattaki seri katil kostümleri var,
real-life serial killer costumes: real-life gerçek bir kişiyi vurgular
Real-life, bir şeyin bir hikâye için uydurulmadığını, gerçek dünyada var olduğunu veya var olmuş olduğunu belirtir. real-life serial killer costumes ifadesinde bu söz serial killer'ı niteler: kostümler gerçek kişilerden esinlenmiştir, hayalî katillerden değil. Bu ifade esas olarak kostümün ne kadar inandırıcı göründüğünü anlatmaz. Bir kostüm gerçek bir kişiye dayanmadan da realistic olabilir. Bir ismin önünde kullanıldığında real-life genellikle tireyle yazılır.
Alıştırma
Kişinin uydurulmadığını, gerçek dünyada var olduğunu belirten cümle hangisidir?
- The film invents a fictional doctor for the story.
- The film features a realistic detective costume.
- The film is based on a real-life doctor who treated patients during the flood.
Cevabı göster
The film is based on a real-life doctor who treated patients during the flood.
after parents complained they were too frightening.
1:16ebeveynlerin bunların çok korkutucu olduğundan şikayet etmesi üzerine.
have removed several Halloween costumes: remove ürünleri satıştan kaldırmak demektir
Bu cümlede have removed, çevrim içi mağazaların kostümleri ürün listelerinden kaldırdığı veya satışa sunmayı bıraktığı anlamına gelir. Müşterilerin kostümleri alıp götürdüğü anlamına gelmez. have removed yapısındaki present perfect, yakın zamanda gerçekleşen kaldırma eylemini şu anki durumla ilişkilendirir: kostümler artık bu mağazalarda bulunmamaktadır.
Alıştırma
remove hangi cümlede bir şeyi satıştan veya herkese açık gösterimden kaldırmak anlamında kullanılmıştır?
- The product sold out after many customers bought it.
- The shop moved the costumes to a back room.
- The platform removed the misleading listing after users complained.
Cevabı göster
The platform removed the misleading listing after users complained.
In this programme, we'll be discussing whether Halloween is no longer harmless fun, Notlar
1:18Bu programda, Cadılar Bayramı'nın artık zararsız bir eğlence olmaktan çıkıp çıkmadığını tartışacağız,
whether Halloween is no longer harmless fun: henüz yanıtlanmamış bir konuyu ortaya koymak
Burada whether, programın tartışacağı ve henüz yanıtlanmamış olan evet-hayır konusunu başlatır. whether Halloween is no longer harmless fun yan cümlesinin tamamı discussing fiilinin içeriğidir; bu nedenle dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine programın konusunu belirler. Bu, cümle içine yerleşmiş dolaylı bir soru olduğu için Halloween is şeklindeki düz cümle sırasını kullanır; is Halloween denmez. No longer zaman bakımından bir karşıtlık ekler: Cadılar Bayramı geçmişte zararsız bir eğlence olarak görülmüş olabilir, ancak bu görüş artık sorgulanmaktadır.
Alıştırma
Tartışılan konuyu başlatmak için whether sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The class discussed whether the rule was still necessary.
- The class discussed whether was the rule still necessary.
- The class discussed was whether the rule still necessary.
Cevabı göster
The class discussed whether the rule was still necessary.
no longer harmless fun: zaman içindeki değişimi belirtmek
no longer harmless fun ifadesi, daha önce hafif ve zararsız bir eğlence olarak görülen bir şeyin artık zarar verici veya sorunlu olabilecek bir şey olarak görüldüğünü anlatır. Bu zaman karşıtlığını belirten unsur no longer ifadesidir. Harmless fun, insanların ciddi bir zarar verme ihtimalinin düşük olduğunu düşündüğü oyun veya eğlence için kullanılan yaygın bir ifadedir; hiçbir sonuç doğmayacağının kesin garantisi değildir. Ancak cümlenin tamamında whether, bu değişimin kesinlikle gerçekleştiğini ileri sürmek yerine onu tartışılacak bir konu olarak sunar.
Alıştırma
Geçmişte zararsız olan bir şeyin şimdi artık zararsız olmadığını gösteren vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After someone got hurt, the prank was ____.
Cevabı göster
no longer harmless fun
and as usual, we'll be learning some new vocabulary as well.
1:23ve her zamanki gibi yeni kelimeler de öğreneceğiz.
But before that, and since you're all dressed up as a ghost, Anlatım akışı
1:27Ama ondan önce, sen de tamamen hayalet kılığına girmişken,
But before that ile geçiş yapmak
“But before that”, az önce duyurulan etkinliği veya konuyu geçici olarak durdurur ve önce gerçekleşecek daha kısa bir adımı tanıtır. Buradaki “that”, birazdan başlayacak tartışmaya gönderme yapar. Bu ifade yalnızca zamanı belirtmez; dinleyicinin dikkatini de düzenler ve “Ona geleceğiz ama önce bunu yapalım” mesajını verir.
Alıştırma
Hangi cümle duyurulan bir adımı doğal biçimde durdurup önce başka bir adım ekliyor?
- We'll announce the winner soon. But after that, let's hear the final song.
- We'll announce the winner soon. Because of that, let's hear the final song.
- We'll announce the winner soon. But before that, let's hear the final song.
Cevabı göster
We'll announce the winner soon. But before that, let's hear the final song.
Why did people traditionally dress up in costumes on Halloween?
1:32İnsanlar geleneksel olarak Cadılar Bayramı'nda neden kostüm giyerlerdi?
Was it A, to scare their neighbours as a joke?
1:36A şıkkı, şaka olsun diye komşularını korkutmak için mi?
B, to use up their old clothes? Öbek fiiller
1:40B şıkkı, eski kıyafetlerini değerlendirmek için mi?
to use up their old clothes: hiçbirini kullanılmadan bırakmamak
“Use up”, mevcut bir miktarın veya stoğun tamamını kullanarak geriye hiçbir şey ya da neredeyse hiçbir şey bırakmamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu test seçeneğinde “to use up their old clothes”, sahip oldukları bütün eski kıyafetleri kullanıp hiçbirini kullanılmadan bırakmama şeklinde olası bir amaç sunar. “Up” parçacığı tamamlanma veya tükenme sonucunu ekler. Yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “use up” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ all the paper, so we need to buy more.
Cevabı göster
used up
OK, Neil, we'll find out the answer later in the programme. Öbek fiiller
1:47Tamam, Neil, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out the answer later: cevabı daha sonra öğrenmek
Find out the answer, daha fazla bilgi edinerek cevabı öğrenmek veya ortaya çıkarmak demektir. Bu cümlede cevap şimdi verilmiyor; later in the programme cevabın ne zaman açıklanacağını gösteriyor. Find out, bilmemekten bilmeye geçişe odaklanır. Nesnesi bir cevap, bir neden veya ne olduğu gibi bilgiler olabilir.
Alıştırma
Find ile kurulan ve “kontrol ederek öğrenmek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: I'll look online to ____ what time the pool opens.
Cevabı göster
find out
In recent years, Halloween has become more influenced by American horror movies Notlar
1:51Son yıllarda Cadılar Bayramı, Amerikan korku filmlerinden daha fazla etkilenir oldu
In recent years: birkaç yıllık yakın dönem eğilimini çerçevelemek
In recent years, son birkaç yıldan bugüne veya bugüne yakın bir zamana kadar olan dönemi ifade eder. Cümlenin başında kullanıldığında kesin bir tarih vermek yerine tüm ifadeyi yakın dönemdeki bir eğilim olarak çerçeveler. Burada present perfect biçimi has become ile doğal biçimde kullanılır ve bu dönem boyunca gelişen, günümüzde de geçerli olan bir değişimi gösterir.
Alıştırma
In ile başlayan ve “son birkaç yıldan bugüne kadar” anlamına gelen üç kelimelik zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, many schools have added more outdoor classes.
Cevabı göster
In recent years
has become more influenced by: geçmişten bugüne değişim
Has become, become fiilinin present perfect biçimidir. Daha önce gelişmeye başlayan ve sonucu şu anki durumda görülen bir değişimi anlatır. Burada Cadılar Bayramı'nın Amerikan korku filmlerinden geçmişe göre artık daha güçlü biçimde etkilendiği söylenir. More influenced by hem etkinin arttığını hem de etkinin kaynağını belirtir. Cümle, tek seferlik bir etkilenme olayını değil, bir değişim eğilimini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, dış etkinin geçmişten bugüne daha güçlü hâle gelmesini en açık biçimde anlatır?
- Local fashion has become more influenced by global music trends.
- Local fashion has been influenced by global music trends.
- Local fashion is influenced by global music trends.
Cevabı göster
Local fashion has become more influenced by global music trends.
Friday the 13th veya Scream: Amerikan korku filmi göndermeleri
Friday the 13th ve Scream, özellikle slasher türüyle ilişkilendirilen tanınmış Amerikan korku filmlerinin ve film serilerinin adlarıdır. Like sözcüğü bunları American horror movies için örnek olarak sunar. Cümleyi anlamak için filmlerin konularını bilmek gerekmez. Bu adlar yalnızca korkutucu bir korku filmi tarzını çağrıştırır ve söz konusu etkinin türünü açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede Friday the 13th ve Scream neyi ifade ediyor?
- Amerikan korku filmlerinin örnekleridir.
- İki geleneksel Cadılar Bayramı yemeğidir.
- Cadılar Bayramı'nın kutlandığı tarihlerdir.
Cevabı göster
Amerikan korku filmlerinin örnekleridir.
a phrase meaning too extreme and unsuitable.
2:03bu, çok aşırı ve uygunsuz anlamına gelen bir ifadedir.
over the top: fazlasıyla aşırı veya uygunsuz
Burada over the top, bir şeyin uygunsuz görünecek kadar aşırı veya abartılı olması demektir. Ebeveynler kostümlerin yalnızca dikkat çekici olduğunu söylemiyor, onları eleştiriyor. Bu bir deyimdir: fiziksel bir konumu anlatmak yerine dereceyi, davranışı ya da tarzı değerlendirir. Aynı fikir, makul görünen sınırı aşan süslemeler, tepkiler, gösteriler veya harcamalar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “fazlasıyla aşırı” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The fireworks lasted an hour and felt ____.
Cevabı göster
over the top
Mother of two, Joanne O'Connell, was shocked Kalıp ifadeler
2:06İki çocuk annesi Joanne O'Connell, şok oldu
when she took her 10-year-old daughters shopping for Halloween costumes. Kalıp ifadeler
2:0910 yaşındaki kızlarını Cadılar Bayramı kostümü alışverişine götürdüğünde.
Mother of two: haber tarzında kısa bir kişi tanıtımı
Mother of two, “iki çocuğu olan bir kadın” anlamına gelen bir isim grubudur. Joanne O'Connell'ın adından önce yer alır ve açıklayıcı eş görevli bir ifade olarak kullanılır: iki grup da aynı kişiyi belirtir. Haberler, fotoğraf altı yazıları ve röportaj girişleri, who has two children gibi tam bir yan cümle yerine sık sık parent of + number veya mother/father of + number biçimindeki kısaltılmış kalıbı kullanır. Bu kalıp kısa bir arka plan bilgisi verir; resmî bir unvan değildir.
Alıştırma
Şunu okuyun: "Mother of two, Priya volunteers at the library." Baştaki ifade ne işe yarıyor?
- Priya'ya resmî bir mesleki unvan verir.
- Priya'yı iki çocuğu olan bir kadın olarak kısaca tanıtır.
- Priya'nın annesinin iki çocuğu olduğunu söyler.
Cevabı göster
Priya'yı iki çocuğu olan bir kadın olarak kısaca tanıtır.
take someone shopping for something: birini bir şey almaya götürmek
take + someone + shopping kalıbı, birini alışverişe götürmek veya alışveriş sırasında ona eşlik etmek anlamına gelir. Bu cümlede took geçmiş zamandadır ve her 10-year-old daughters alışverişe götürülen kişilerdir. shopping for + ürün, aranması veya satın alınması amaçlanan şeyi belirtir: Halloween costumes. Alışveriş yapılan yer genellikle for ile değil, at veya in ile ayrıca belirtilir.
Alıştırma
take someone shopping for something kalıbını geçmiş zamanda kullanın. Nina oğlunu sıcak tutacak botlar almaya götürdü. İngilizce cümleyi tamamlayın: Before the camping trip, Nina ____ warm boots.
Cevabı göster
took her son shopping for
Here she explains what she saw to BBC Radio 4 programme You and Yours. Anlatım akışı
2:12Burada BBC Radio 4 programı You and Yours'a gördüklerini anlatıyor.
Here she explains...: sıradaki kaydı tanıtmak
Program anlatımında Here, esas olarak fiziksel bir yeri değil, dinleyicinin birazdan duyacağı bölümü gösterir. Here she explains... dinleyiciye bir sonraki bölümde onun gördüklerini kendi sözleriyle açıklayacağını bildirir. what she saw neyi açıklayacağını, to BBC Radio 4 programme You and Yours ise konuştuğu programı belirtir. Cümlenin tamamı dinleyiciyi anlatıcının girişinden röportaj yapılan kişinin sesine taşır.
Alıştırma
"Here she explains what she saw..." cümlesinde Here sözcüğünün temel görevi nedir?
- Programın sona erdiği anlamına gelir.
- Konuşan kişinin nerede durduğunu söyler.
- Ardından gelecek açıklamayı tanıtır.
Cevabı göster
Ardından gelecek açıklamayı tanıtır.
They've seen decorations of small children holding a teddy bear covered in blood.
2:17Kanla kaplı bir oyuncak ayı tutan küçük çocuk figürlü süslemeler gördüler.
They've seen what's described as a standing animated decoration, Kalıp ifadeler
2:23Ayakta duran hareketli bir dekorasyon olarak tanımlanan bir şey gördüler,
what's described as...: başka bir kaynağın etiketini aktarmak
Burada what's, what is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. What, “... olan şey” anlamını taşıyabilir; bu nedenle what's described as a standing animated decoration, “ayakta duran hareketli bir süs olarak tanımlanan şey” demektir. Described as ifadesi, “a standing animated decoration” sözlerinin bir ürün açıklamasından, etiketten veya başka bir kaynaktan geldiğini gösterir. Konuşan kişi bu sözleri aktarır; onları mutlaka kendi değerlendirmesi olarak sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi “... olarak tanımlanan şey” anlamındaki kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: The shop is selling ____ a waterproof backpack.
Cevabı göster
what's described as
which looks like a dead girl carrying a knife, Kalıp ifadeler
2:27elinde bıçak taşıyan ölü bir kıza benziyor,
which looks like...: görsel bir karşılaştırma eklemek
Which, daha önce sözü edilen süsü belirtir ve o süsün görünüşü hakkında ek bilgi verir. Farklı bir nesne tanıtmaz. look like + isim öbeği yapısı, “görünüş olarak benzemek” anlamına gelir. Burada looks like a dead girl, süsün görünüşünü bir kızla karşılaştırır; like benzerlik gösteren bir edattır, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi look like ifadesinin doğru üçüncü tekil kişi biçimiyle tamamlayın: In the fog, the boat ____ a dark castle.
Cevabı göster
looks like
and various Grim Reapers, creepy clowns, and stuff Kültür
2:31ve çeşitli Azrailler, ürkütücü palyaçolar ve benzeri şeyler
Grim Reapers: ölümü temsil eden figürler
The Grim Reaper, Batı kültüründe ölümü kişileştiren geleneksel bir figürdür. Genellikle siyah kapüşonlu bir cübbe giyen ve uzun saplı bir tırpan taşıyan iskelet olarak tasvir edilir. Buradaki çoğul Grim Reapers, bu figüre dayanan çeşitli kostümleri, modelleri veya süsleri ifade eder. Ölümü temsil ettiği için ürkütücü palyaçolarla birlikte korkutucu bir süslemede yer alması doğaldır.
Alıştırma
Örnekteki Grim Reapers büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- Çocuk partisindeki arkadaş canlısı palyaçolar
- Ölümün geleneksel kişileştirilmiş hâlini temsil eden figürler veya süsler
- Hasadı kutlayan tarım işçileri
Cevabı göster
Ölümün geleneksel kişileştirilmiş hâlini temsil eden figürler veya süsler
and even to an adult they look pretty vile, actually. Kelime
2:38ve hatta bir yetişkin için bile oldukça iğrenç görünen şeyler aslında.
look pretty vile, actually: güçlü ve gündelik bir olumsuz yargı
look pretty vile ifadesinde look bağlayıcı fiildir ve pretty, vile sıfatını niteler. Burada pretty, oldukça veya epey anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır; güzel anlamına gelmez. Vile ise son derece nahoş veya iğrenç anlamına gelen güçlü bir sıfattır. Cümle sonundaki actually, yorumu samimi bir ekleme veya beklenebilecek bir düşünceye hafif bir düzeltme olarak sunar. Konuşan kişi, süslerin yalnızca çocukları korkutmadığını, bir yetişkinin bile onları iğrenç bulabileceğini söylüyor.
Alıştırma
Hangi cümlede pretty, oldukça anlamına gelen bir derece zarfı ve vile güçlü bir olumsuz yargı olarak kullanılmıştır?
- The morning sky looks pretty from here.
- She chose a pretty costume for the parade.
- The spoiled food smells pretty vile, actually.
Cevabı göster
The spoiled food smells pretty vile, actually.
for the grimmest, most vile, sickening outfit
2:46en acımasız, en iğrenç, mide bulandırıcı kıyafeti bulmak için
it feels like + yan cümle ile yargıyı yumuşatma
Burada it feels like, konuşanın izlenimine dayanan bir yargıyı başlatır: perakendeciler zararlı bir biçimde rekabet ediyor gibi görünür. Feel fiziksel dokunma duyusunu anlatmaz. Arkasından bir yan cümle geldiğinde it feels like, iddiayı kesin bir gerçek yerine öznel bir izlenim olarak sunar. I think ile birlikte kullanılması, eleştirinin kendisi güçlü kalsa da söylenişini daha az doğrudan yapar.
Alıştırma
Hangi cümle öznel bir yargı sunmak için it feels like ifadesini doğru kullanır?
- It feels like the discussion is becoming less friendly.
- It feels like to end the discussion early.
- It feels the discussion is becoming less friendly.
Cevabı göster
It feels like the discussion is becoming less friendly.
in some kind of race to the bottom: standartları düşüren rekabet
In some kind of race to the bottom mecazlı bir ifadedir. A race to the bottom, rakiplerin üstünlük sağlamak için kaliteyi, güvenliği, ücretleri, etik standartları veya başka korumaları sürekli düşürmesi ve bunun sonucunda genel durumun kötüleşmesi anlamına gelir. Burada perakendeciler, giderek daha iğrenç kostümlerle birbirlerini geçmeye çalıştıkları için eleştiriliyor. In, bu rekabet durumunun içinde olduklarını gösterirken some kind of, konuşanın durumu yaklaşık olarak bu tür bir rekabet diye tanımladığını gösterir. Gerçek ve düzenlenmiş bir yarış değildir.
Alıştırma
Zararlı rekabeti anlatmak için burada öğretilen tam ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The firms seemed to be ____ as each cut wages and safety checks.
Cevabı göster
in some kind of race to the bottom
so that ... can ... / make money out of: amaç ve kazanç bildirme
Bu cümlede so that + özne + can + fiilin yalın hâli bir amaç bildirir: Bu yan cümleden önce anlatılan eylem, “onların” para kazanmasını mümkün kılmak için yapılır. Buradaki so that, tek başına sonuç bildiren so ile aynı değildir. Just, para kazanmayı basit, hatta tek amaç olarak gösterir. Make money out of something, genellikle bir etkinlikten, fırsattan veya üründen yararlanarak “bir şeyden para kazanmak” demektir. Burada out of sonrasındaki nesne söylenmemiştir; konuşmadan bunun kostümler veya akım olduğu anlaşılır. Bağımsız ve tam bir cümlede make money out of it, the costumes veya the trend denmelidir.
Alıştırma
Amaç bildiren iki kelimelik bağlacı yazın: Lena posts craft tutorials ____ she can make money out of her hobby.
Cevabı göster
so that
Joanne was horrified by Halloween costumes of the Grim Reaper, Kalıp ifadeler
2:52Joanne, Azrail'in (Grim Reaper) Cadılar Bayramı kostümlerinden dehşete düştü,
was horrified by: tepkiyi yaşayan kişi ve neden
Be horrified by + isim öbeği, bir kişinin bir şey yüzünden yoğun şok, korku veya tiksinti hissettiğini belirtir. Tepkiyi yaşayan kişi Joanne’dır; by sonrasındaki Cadılar Bayramı kostümleri ise bu tepkinin nedenidir. Horrified, surprised sözcüğünden çok daha güçlüdür ve genellikle shocked sözcüğüne göre daha fazla korku veya tiksinti çağrıştırır. Duyguların tam karışımı bağlama bağlıdır, ancak her zaman son derece olumsuz bir tepkiyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi horrified ve doğru edatla tamamlayın: The children were ____ the frightening image.
Cevabı göster
horrified by
carries a sharp cutting tool, and represents death.
3:00keskin bir kesici alet taşıyan ve ölümü temsil eden hayali bir iskelet.
She's worried that costumes like this are too frightening for little children.
3:03Bu tür kostümlerin küçük çocuklar için çok korkutucu olmasından endişe duyuyor.
Nowadays, Halloween is big business: günümüzde Cadılar Bayramı büyük bir sektör
Bu cümlede big business, büyük ve kârlı bir ticari alan demektir. Cadılar Bayramı çok fazla satış yaratmış ve önemli bir pazara dönüşmüştür; bu, Cadılar Bayramı'nın tek bir büyük şirket olduğu anlamına gelmez. X is big business kalıbında business, sayılamayan genel bir ticari faaliyet kavramıdır; bu yüzden önüne a gelmez. Nowadays, açıklamayı günümüze yerleştirir ve bu durumun zaman içinde geliştiğini düşündürür.
Alıştırma
Büyük ve kârlı bir sektör anlamındaki bu derste geçen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Online education is ____ around the world.
Cevabı göster
big business
and Joanne thinks that the focus on money encourages shops in a race to the bottom, Kalıp ifadeler
3:09ve Joanne paraya odaklanmanın mağazaları dibe doğru yarışa teşvik ettiğini düşünüyor,
the focus on money: focus on + konu isim kalıbı
The focus on money, paranın veya kârın temel kaygı olarak görülmesi demektir. Burada Joanne'in neyi eleştirdiğini gösterir: ticari öncelikler mağazaları etkilemektedir. Bu ifadede focus bir isimdir ve on, dikkatin yöneltildiği şeyi tanıtır: the focus on + isim veya -ing biçimi. Aynı kalıp the focus on safety ve the focus on reducing waste gibi ifadelerde de kullanılır.
Alıştırma
Bu derste öğretilen isim kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The campaign's focus ____ road safety helped reduce accidents.
Cevabı göster
on
a phrase which describes a situation where companies compete with each other
3:15şirketlerin birbirleriyle rekabet ettiği bir durumu anlatan bir ifadedir
to sell as many products as cheaply as possible. Dilbilgisi
3:19mümkün olan en ucuz şekilde olabildiğince çok ürün satmak için.
as many products as cheaply as possible: miktarı artırırken fiyatı veya maliyeti azaltmak
Bu kısa ve yoğun ifade, iki “mümkün olduğunca” hedefini aynı anda anlatır. as many products ... as possible ürün sayısını mümkün olan en yüksek düzeye çıkarırken, as cheaply as possible satış fiyatını veya satış maliyetini mümkün olan en düşük düzeye indirir. Birlikte, fiyatı ya da maliyeti olabildiğince düşük tutarken satılan ürün sayısını en üst düzeye çıkarmak anlamına gelir. Cheaply, sell eylemini niteler. Tek başına ürünlerin kötü yapılmış veya düşük kaliteli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle mümkün olan en fazla sayıda hastaya yardım etme ve bunu mümkün olduğunca hızlı yapma hedeflerini doğru biçimde birleştirir?
- The clinic wants to help as much patients as quickly as possible.
- The clinic wants to help as many patients as quickly as possible.
- The clinic wants to help as many patients as quick as possible.
Cevabı göster
The clinic wants to help as many patients as quickly as possible.
The phrase is connected to the idea of standards getting worse and worse. Kalıp ifadeler
3:22Bu ifade, standartların giderek daha da kötüleşmesi fikriyle bağlantılıdır.
getting worse and worse: sürekli kötüleşen bir eğilim
Getting worse and worse, giderek daha kötü hâle gelmek demektir. Get bir durum değişikliğini belirtir; comparative + and + comparative ise değişimin aynı yönde devam ettiğini gösterir. Burada standartlar yalnızca bir kez kötü değildir, sürekli düşmektedir. Worse, bad sözcüğünün düzensiz comparative biçimidir. Bu yapı getting colder and colder veya becoming more and more difficult gibi başka comparative biçimlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bad sözcüğünün tekrarlanan comparative biçimiyle tamamlayın: The weather is getting ____.
Cevabı göster
worse and worse
But come on, Sam, isn't this going too far? Notlar
3:26Ama hadi ama Sam, bu çok ileri gitmek olmuyor mu?
But come on, Sam, ...: gayriresmî itiraz
“But come on, Sam” ifadesinde konuşan kişi Sam’den yaklaşmasını istemiyor. Come on burada gayriresmî biçimde karşı çıkmak veya hoşnutsuzluk göstermek için kullanılır; “hadi ama” ya da “ciddi olamazsın” anlamlarına yaklaşır. Cümlenin başındaki But, Sam’in görüşüne karşı çıkıldığını gösterir; ismin söylenmesi de itirazı doğrudan Sam’e yöneltir. Ses tonuna ve aralarındaki ilişkiye göre bu giriş şakacı, sabırsız veya meydan okuyan bir tonda duyulabilir. Burada konuşanın Sam’in endişesine katılmadığını belirtmeye yarar.
Alıştırma
“But come on, Sam” ifadesinde konuşan ne yapıyor?
- Sam’i bir toplantıya kibarca davet eder.
- Sam’den yaklaşmasını ister.
- Sam’in görüşüne gayriresmî biçimde karşı çıkar.
Cevabı göster
Sam’in görüşüne gayriresmî biçimde karşı çıkar.
isn't this going too far?: aşırı bir tepkiyi sorgulamak
“Go too far” makul veya kabul edilebilir bir sınırı aşmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. “Isn’t this going too far?” cümlesinde going, sürmekte olan bir davranışın, tepkinin veya planın aşırı hâle geldiğini anlatır; far fiziksel bir mesafeyi değil, bir sınırı ifade eder. Olumsuz soru tarafsız bir bilgi istemez. Konuşan, durumun zaten aşırı olduğundan şüphelendiğini belirtir ve Sam’i bu yargıyı düşünmeye ya da paylaşmaya davet eder.
Alıştırma
Hangi cümle bir tepkinin aşırı olup olmadığını sorgulamak için “go too far” ifadesini kullanıyor?
- Isn't banning all phones at school going too far?
- The hikers are going too far off the trail.
- How far is the museum from here?
Cevabı göster
Isn't banning all phones at school going too far?
I mean, Halloween is supposed to be scary. Notlar
3:29Yani, Cadılar Bayramı'nın korkutucu olması gerekmez mi.
I mean, sözlü açıklama belirleyicisi olarak
Bu cümlede I mean, konuşmada kullanılan bir söylem belirleyicisidir. Konuşanın görüşünü destekleyen nedeni sunar: Cadılar Bayramı'nın normalde korkutucu olması beklenir. Bir tanım veya düzeltme bildirmek zorunda değildir. Bağlama göre bir açıklama, netleştirme ya da konuşanın az önce söylediği şeye küçük bir düzeltme getirebilir.
Alıştırma
“I don't mind waiting. I mean, the bus comes every ten minutes.” konuşmasında I mean ne işe yarar?
- İlk cümleyi tamamen geri alır.
- Konuşanın görüşünü destekleyen bir neden sunar.
- bus kelimesinin anlamını sorar.
Cevabı göster
Konuşanın görüşünü destekleyen bir neden sunar.
is supposed to be scary: beklenen bir özellik
is supposed to be scary ifadesindeki be supposed to, Cadılar Bayramı'ndan normalde ne beklendiğini anlatır: korkutucu olmak, onun amaçlanan veya tipik özelliklerinden biri sayılır. Bu, Cadılar Bayramı'na verilmiş bir emir değildir. Yapı özne + be + supposed to + fiilin yalın hâlidir. Burada is, Halloween ile uyumludur; yalın fiil be, be sonrasındaki scary ise bir sıfattır. Aynı yapı başka bağlamlarda beklenen bir işlevi, kuralı veya planı ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi be supposed to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: According to the schedule, the science show ____ start at two.
Cevabı göster
is supposed to
Parents don't want to stop people having fun, Dilbilgisi
3:32Ebeveynler insanların eğlenmesini engellemek istemiyor,
stop people having fun: stop + nesne + -ing
stop people having fun ifadesinde people, stop fiilinin nesnesi ve aynı zamanda having fun eyleminin örtük öznesidir. stop + kişi + -ing kalıbı, o kişinin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. Britanya İngilizcesinde bu kalıptaki from edatı kullanılmayabilir. Burada stop people from having fun ifadesinin temel anlamı aynıdır.
Alıştırma
Hangi cümle yağmurun dışarıda oynamamızı engellemediği anlamına gelir ve from olmadan stop + nesne + -ing yapısını kullanır?
- The rain didn't stop us from playing outside.
- The rain didn't stop us playing outside.
- We didn't stop playing outside when it rained.
Cevabı göster
The rain didn't stop us playing outside.
but over-the-top costumes are too scary for younger children,
3:35ancak abartılı kostümler küçük çocuklar için çok korkutucu,
and some mums say they will no longer open the door to trick-or-treaters Dilbilgisi
3:39ve bazı anneler artık şeker toplayan çocuklara kapıyı açmayacaklarını söylüyor
because the costumes are giving children nightmares. Kalıp ifadeler
3:43çünkü kostümler çocuklara kabus gördürüyor.
will no longer open: bundan sonrası için bir değişiklik
will no longer + fiilin yalın hâli, bir eylemin veya durumun gelecekteki bir noktadan itibaren artık gerçekleşmeyeceğini ya da geçerli olmayacağını belirtir. Burada bazı anneler davranışlarını değiştiriyor: gelecekte şeker toplamaya gelenlere kapıyı açmayacaklar. No longer, will sözcüğünden sonra ve yalın hâldeki open fiilinden önce gelir. Yalnızca will sözcüğünü değil, open the door to trick-or-treaters eyleminin tamamını kapsar.
Alıştırma
Cümleyi will no longer ve open fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: From next month, the museum ____ on Mondays.
Cevabı göster
will no longer open
are giving children nightmares: çocukların kâbus görmesine neden olmak
Burada give, “birine bir şey uzatmak” anlamına gelmez. Give someone nightmares, “o kişinin korkutucu rüyalar görmesine neden olmak” demektir. Neden olan şey öznedir ve etkilenen kişi nightmares sözcüğünden önce gelir. Şimdiki zaman yapısı are giving, kostümlerin bu etkiye şimdi veya içinde bulunulan dönemde neden olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi give me nightmares ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: For a week after the film, the monster ____.
Cevabı göster
gave me nightmares
Siobhan Freegard, founder of the parenting website Channel Mum,
3:46Ebeveynlik web sitesi Channel Mum'ın kurucusu Siobhan Freegard,
Here she is talking to BBC Radio 4's You and Yours.
3:52İşte BBC Radio 4'ten You and Yours ile konuşuyor.
There's a sort of a halfway house: olası bir orta yol
Burada There's, konuşmacının var olduğuna inandığı bir seçeneği ortaya koyar. Bu konuşmada a halfway house mecazdır: korkutucu eğlenceyi korumakla çocukları fazla korkutmamak arasında bir orta çözüm anlamına gelir, bina anlamına gelmez. A sort of a, öneriyi daha az kesin ve daha yumuşak yapar. Konuşmacı kabaca “Bir çeşit uzlaşma yolu olabilir” demektedir.
Alıştırma
Bu cümlede a halfway house ne anlama geliyor?
- Topluma yeniden katılan kişiler için geçici bir konut
- Bir yolculuğun ortasında bulunan bir bina
- İki uç nokta arasında bir uzlaşma
Cevabı göster
İki uç nokta arasında bir uzlaşma
Onay istemek için kullanılan isn't there? eklentisi
isn't there?, olumlu There's... (There is...) ifadesinin sonuna eklenen olumsuz bir soru eklentisidir. Yardımcı fiil ve eklentinin öznesi ana ifadeyle eşleşir: is, isn't biçimine dönüşür; varlık bildiren there ise korunur. Burada konuşan kişi, karşısındakinin bir orta yol bulunduğu düşüncesine katılabileceğini bekliyor. Bu eklenti, düşünceyi kesin bir yargı gibi sunmak yerine karşıdaki kişiyi nazikçe onaylamaya davet eder.
Alıştırma
Cümleyi There is yapısına uyan olumsuz soru eklentisiyle tamamlayın: There's a quieter table by the window, ____?
Cevabı göster
isn't there
I mean, I know everyone refers to the... you know, the new generation as the snowflake generation, Notlar
3:57Yani, herkesin... bilirsiniz, yeni nesilden kar tanesi nesli diye bahsettiğini biliyorum,
refer to A as B: A'yı B adıyla anmak veya etiketlemek
refer to A as B, A'yı B adıyla veya etiketiyle anmak ya da tanımlamak anlamına gelir. A, to sözcüğünden; B ise as sözcüğünden sonra gelir. as bir nedeni değil, seçilen adı veya etiketi tanıtır. Bu cümlede A, the new generation; B ise the snowflake generation ifadesidir. Duraklama ve you know konuşma akışını böler, ancak temel yapı everyone refers to A as B olarak kalır.
Alıştırma
Cümleyi refer to A as B yapısıyla tamamlayın: In our office, we ____ the small meeting room ____ the library.
Cevabı göster
refer to · as
the snowflake generation: tartışmalı ve küçümseyici olabilen bir kuşak etiketi
the snowflake generation, bazı insanların özellikle hassas, kolay incinen veya kolayca gücenen olarak gördüğü genç bir kuşağı tanımlamak için kullandığı tartışmalı bir toplumsal etikettir. Buradaki snowflake kelimesi gerçek anlamda kar tanesi değildir. Bu cümlede konuşmacı, başkalarının yeni kuşağa taktığı adı aktarıyor. Bu nedenle ifade tarafsız bir kuşak adı değil, bir değerlendirme içerir; konuşmacının bu etiketi aktarıp aktarmadığına, benimsediğine ya da eleştirdiğine dikkat etmek gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede the snowflake generation ifadesi neyi anlatıyor?
- Bir kuşağın fazla hassas veya kolayca gücenen olduğunu ima eden tartışmalı bir etikettir.
- Bir kuşağın resmî ve tarafsız adıdır.
- Karlı bir iklimde doğmuş bir kuşağı ifade eder.
Cevabı göster
Bir kuşağın fazla hassas veya kolayca gücenen olduğunu ima eden tartışmalı bir etikettir.
and we shouldn't be so worried about our little darlings. Kelime
4:03ve minik yavrularımız için o kadar endişelenmemeliyiz.
our little darlings: olası hafif ironili sevecen bir ifade
So worried about birisi için çok endişelenmek demektir; shouldn't be so worried ise bu endişenin aşırı olduğunu ima eder. Our little darlings, sevilen çocuklardan sevecen bir şekilde söz etmenin yoludur. Ancak burada bu aşırı sevecen ifade, çocukları fazla koruyan bir yetişkinin söyleyişini taklit ediyor ve hafif ironik duyulabiliyor. Bu ironi darling kelimesinin değişmez bir parçası değildir. Fazla endişelenmeye yönelik eleştiriden ve cümlenin genel tonundan doğar; dolayısıyla sıcak bir aile ortamında aynı ifade içten de olabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda our little darlings hangi tutumu yansıtabilir?
- Çocukların özellikle değerli ve narin varlıklar gibi görüldüğünü hafif ironik biçimde anlatır.
- Çocukların kelimenin tam anlamıyla çok küçük olduğunu belirtir.
- Her çocuk için yalnızca resmî bir iltifattır.
Cevabı göster
Çocukların özellikle değerli ve narin varlıklar gibi görüldüğünü hafif ironik biçimde anlatır.
But there's... there's a point beyond which it becomes tasteful or appropriate. Dilbilgisi
4:06Ama... öyle bir nokta var ki, o noktadan sonra bu bir zevk veya uygunluk meselesi haline geliyor.
there's a point beyond which ...: bir eşik belirtmek
There's a point beyond which ... bir sınır veya eşik bulunduğunu anlatır. Which, önceki point sözcüğüne gönderme yapar; beyond which ise “o sınır aşıldıktan sonra” demektir. Yalnızca bir yeri değil, düzey, miktar, zaman veya başka bir sınırı da anlatabilir. beyond which sonrasındaki yan cümle, sınırın ötesinde neyin geçerli olduğunu söyler. Bu cümlede o bölüm it becomes tasteful or appropriate ifadesidir; yapının kendisi değişimin iyi mi kötü mü olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Sınırdan sonra ne olduğunu beyond which ile gösterin: There is a noise level ____ clear conversation becomes difficult.
Cevabı göster
beyond which
Siobhan thinks that scary costumes are okay for teenagers,
4:11Siobhan, korkutucu kostümlerin gençler için uygun olduğunu düşünüyor,
children. She thinks we need to find a halfway house, Kalıp ifadeler
4:16çocukları da korumak istiyor. Orta yolu (halfway house) bulmamız gerektiğini düşünüyor,
need to find a halfway house: bir uzlaşma aramak
Need to find a halfway house, “bir uzlaşma veya ara çözüm bulmak gerekiyor” demektir. Burada find, bir çözüme ulaşmak ya da çözüm üretmek anlamındadır; halfway house ise mecazdır ve bir bina arandığını anlatmaz. Yaygın a halfway house between A and B kalıbı, iki uç arasındaki bir seçeneği adlandırır. Her iki taraftan bazı unsurlar alan pratik, geçici veya kusurlu bir çözüm olabilir.
Alıştırma
Ara çözüm anlamındaki hedef Britanya İngilizcesi ifadesini kullanın: Our group wants neither a total ban nor complete freedom. We need to ____ between the two.
Cevabı göster
find a halfway house
a compromise or arrangement which includes features of two opposing ideas.
4:20iki karşıt fikrin özelliklerini içeren bir uzlaşma veya düzenleme.
She also uses the expression the snowflake generation,
4:25Ayrıca 'kar tanesi nesli' (snowflake generation) ifadesini kullanıyor,
a phrase which is sometimes used to describe the generation of young people Dilbilgisi
4:29bu bazen gençlerin neslini tanımlamak için kullanılan bir ifadedir,
and who are considered by some to be easily upset and offended. Ton ve niyet
4:36ve bazıları tarafından kolayca üzülen ve kırılan kişiler olarak görülenler.
is sometimes used to describe: kullanım bildiren edilgen yapı
Burada is sometimes used to describe, insanların bir grubu belirtmek veya nitelemek için bu ifadeyi bazen kullandığı anlamına gelir. İfade eyleme maruz kaldığı için konuşan kişi onu kimlerin kullandığını söylemek zorunda değildir. Sometimes iddiayı sınırlar: bu, olası kullanımlardan biridir ve tek kullanım olmak zorunda değildir. Yapı be + used + to + fiilin yalın hâlidir. Bu yapıda used, use fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; to describe ise amacı belirtir. “Geçmişte düzenli olarak bir şey yapardı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be ve use fiillerinin geniş zaman edilgen biçimleriyle tamamlayın: The term ____ sometimes ____ to describe a sudden drop in prices.
Cevabı göster
is · used
are considered by some to: tartışmalı bir görüşü bazı kişilere atfetmek
Are considered by some to be ... yapısında özne, değerlendirilen kişi veya gruptur; to be ise değerlendirmeyi başlatır. Buradaki değerlendirme easily upset and offended ifadesidir. By some, bu görüşü kim olduğu belirtilmeyen bir grup insana atfeder. Görüşün herkesçe kabul edilen bir gerçek değil, sınırlı veya tartışmalı bir fikir olduğunu gösterir. Böylece konuşan kişi etiketi tamamen desteklemeden aktarabilir.
Alıştırma
Hangi cümle tartışmalı bir görüşü açıkça yalnızca bazı kişilerin düşüncesi olarak aktarır?
- The new rule is considered by some to be unfair.
- The new rule is unfair.
- The new rule is considered to be unfair.
Cevabı göster
The new rule is considered by some to be unfair.
Now, I can see how some costumes are over-the-top, Ton ve niyet
4:40Şimdi, bazı kostümlerin nasıl abartılı olabildiğini anlayabiliyorum,
Now, I can see how ...: bir noktayı kabul edip ardından kendi görüşünü sınırlamak
Burada I can see how ... ifadesi, konuşanın bir şeyi gerçekten görebildiğini değil, “neden ya da nasıl böyle olabileceğini anlıyorum” anlamını taşır. Başka bir bakış açısının anlaşılır olduğunu kabul eder, ancak o görüşe tamamen katılmayı gerektirmez. Now yalnızca şimdiki zamanı belirtmez; konuşmada yeni bir yöne geçildiğini gösterir. Now, I can see how ... birlikte kullanıldığında bir uzlaşmaya veya farklı bir görüşe geçiş daha yumuşak olur.
Alıştırma
Hangi cümle başka birinin endişesini tamamen katılmadan kabul eder?
- I can see how the new rule could feel unfair.
- I can see the new rule on the noticeboard.
- I agree that the new rule is completely unfair.
Cevabı göster
I can see how the new rule could feel unfair.
and I don't want to spoil Halloween for anyone, Kalıp ifadeler
4:43ve kimsenin Cadılar Bayramı'nı mahvetmek istemem,
spoil Halloween for anyone: birinin etkinlikten aldığı keyfi bozmak
Burada spoil, “bir etkinliği daha az keyifli hâle getirmek veya birinin o etkinimden aldığı keyfi bozmak” anlamındadır. Konuşan, Cadılar Bayramı'nın fiziksel olarak zarar görmesini veya yiyeceklerin bozulmasını kastetmez. Kullanılabilir kalıp spoil + etkinlik, deneyim veya sürpriz + for + kişi biçimindedir: spoil the game for us, spoil the surprise for Mia. Olumsuz cümlede anyone, “herhangi biri” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi spoil + the surprise + for kullanarak tamamlayın: Don't ____ your brother.
Cevabı göster
spoil the surprise for
so I'll stick with my bedsheet ghost. Öbek fiiller
4:46bu yüzden yatak çarşafımdan hayaletimle idare edeceğim.
I'll stick with ...: aynı seçimi sürdürmek
Örnekte stick with, başka bir seçeneğe geçmek yerine aynı seçimde kalmak anlamına gelir. Konuşan kişi diğer olasılıkları düşündükten sonra çarşaftan yapılmış hayalet kostümünü kullanmaya karar verir. stick with + isim veya zamir yapısı; seçmeye, kullanmaya ya da desteklemeye devam ettiğiniz bir seçeneği, planı, yöntemi veya kişiyi anlatabilir. Buradaki stick, bir şeyi yapıştırıcıyla tutturmak şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede stick with aynı seçimi sürdürmek anlamında kullanılmıştır?
- Please stick to the two-minute limit.
- The wet label will stick to the bottle.
- We compared several suppliers, but we'll stick with our current one.
Cevabı göster
We compared several suppliers, but we'll stick with our current one.
Anyway, isn't it time for you to reveal the answer to your question, Sam? Ton ve niyet
4:49Her neyse, sorduğun sorunun cevabını açıklama vaktin gelmedi mi, Sam?
Isn't it time for you to ...?: harekete geçmeye dolaylı bir çağrı
Bu cümlede Isn't it time ...? zaman planını tarafsız biçimde soran bir soru değildir. Bu olumsuz evet-hayır sorusu, konuşanın doğru zamanın geldiğine inandığını ve Sam'i harekete geçmeye yönelttiğini gösterir. Tekrar kullanılabilecek yapı Isn't it time for + kişi + to + fiilin yalın hâli? şeklindedir. Ses tonuna ve ilişkiye bağlı olarak öneri, hatırlatma veya hafif eleştiri işlevi görebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız hâlâ sohbet ediyor ve ona artık gitmesi gerektiğini nazik ama açık biçimde hatırlatmak istiyorsunuz. Bunu en iyi hangi cümle yapar?
- Did you leave on time?
- Isn't it time for you to leave?
- Is it your usual time to leave?
Cevabı göster
Isn't it time for you to leave?
I asked why people started dressing up at Halloween in the first place, Kalıp ifadeler
4:53İnsanların Cadılar Bayramı'nda en başta neden kostüm giymeye başladığını sormuştum,
in the first place: ilk nedeni sormak
Why ile kurulan bir soruda in the first place, “en başta” veya “ilk olarak” anlamına gelir. Dinleyiciyi, bir eylemin ya da durumun bugün neden sürdüğüne değil, başlangıçta neden ortaya çıktığına yönlendirir. Burada Cadılar Bayramı’nda kostüm giyme geleneğinin neden başladığı soruluyor. Bu ifadede place, bir yarışmadaki dereceyi anlatmaz.
Alıştırma
Soruyu ilk nedeni soran ifadeyle tamamlayın: Why did your family move to this town ____?
Cevabı göster
in the first place
and you said it was to hide from ghosts,
4:57ve sen hayaletlerden saklanmak için olduğunu söylemiştin,
Hundreds of years ago, people thought that ghosts would try to return to their old homes at Halloween. Dilbilgisi
5:02Yüzlerce yıl önce insanlar, Cadılar Bayramı'nda hayaletlerin eski evlerine dönmeye çalışacaklarını düşünürdü.
thought that ... would try: geçmişten görülen gelecek
Thought, bakış açısını geçmişe yerleştirir. O geçmiş noktadan bakıldığında hayaletlerin dönüşünün daha sonra gerçekleşmesi bekleniyordu; bu nedenle would try, “geçmişten görülen gelecek” anlamını taşır. Şimdiki zamandaki bir düşünce Ghosts will try to return şeklinde olabilir. Bu düşünce people thought that sonrasında geçmişten aktarılırken will genellikle would olur. Buradaki would, kibar bir rica veya geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık değildir.
Alıştırma
1900 yılından bakıldığında gelecekte olan bir olayı göstermek için cümleyi will fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: In 1900, people believed that the comet ____ return in 1910.
Cevabı göster
would
People wore masks so that the ghosts would mistake them for other spirits. Notlar
5:07İnsanlar hayaletlerin onları başka ruhlarla karıştırması için maskeler takarlardı.
so that ... would ile geçmişteki bir amacı belirtmek
Burada so that, maske takmanın amacını açıklar: insanlar hayaletlerin kendilerini başka ruhlar sanmasını istiyordu. Bu yapı, tesadüfen ortaya çıkan bir sonucu değil, amaçlanan bir etkiyi belirtir. Ana eylem geçmişteyse geçmişteki eylem + so that + özne + would/could + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin o sırada olmasını beklediği veya istediği şeyi anlatabilir. Bu cümlede would mistake, geçmişteki bakış açısından hayaletlerden beklenen tepkiyi gösterir.
Alıştırma
Amaç cümleciğini so that, his sister ve would see it kullanarak tamamlayın: Leo left a note on the fridge ____.
Cevabı göster
so that his sister would see it
mistake A for B: A'yı yanlışlıkla B sanmak
mistake A for B, A'nın yanlışlıkla B olduğunu düşünmek demektir. Bu cümlede A, them yani maske takan insanlardır; B ise other spirits ifadesidir. Önce gerçekte görülen kişi ya da nesne olan A'yı, sonra for edatının ardından yanlış kimlik olan B'yi getirin. would sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi mistake kullanılır. would olmadan geçmişte tamamlanmış bir yanılgıyı anlatmak için düzensiz geçmiş zaman biçimi mistook kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için mistake A for B yapısının geçmiş zamanını ve a hanging coat ile a person ifadelerini kullanın: In the dark, I ____.
Cevabı göster
mistook a hanging coat for a person
Let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı
5:12Öğrendiğimiz kelimeleri tekrar gözden geçirelim,
Let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrara geçiş yapmak
Let's recap ... dinleyicilere ana anlatımın durduğunu ve kısa bir tekrarın başlamak üzere olduğunu bildirir. Anlatımdan özete geçerek konuşmanın akışını düzenler. Burada recap, her şeyi yeniden öğretmek değil, önemli noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. Let's geçişe birlikte hareket etme havası katar; the vocabulary we've learned ise tekrarın kapsamını belirler.
Alıştırma
Hangi cümle bir dersin sonunda kısa bir tekrara geçileceğini doğal biçimde bildirir?
- Let's repeat every word from the lesson before we finish.
- Let's introduce a completely new topic before we finish.
- Let's recap the three main ideas before we finish.
Cevabı göster
Let's recap the three main ideas before we finish.
the Halloween tradition of dressing up in creepy costumes
5:16ürpertici kostümler giyme Cadılar Bayramı geleneği
and knocking on neighbours' doors shouting trick or treat for sweets and candy.
5:20ve tatlı ile şekerleme için komşuların kapılarını çalıp 'şaka mı şeker mi' diye bağırmak.
Over-the-top describes something which is too extreme unsuitable or unacceptable.
5:25Over-the-top, çok aşırı, uygunsuz veya kabul edilemez olan bir şeyi tanımlar.
The Grim Reaper is an imagined representation of death
5:30Grim Reaper (Azrail), ölümün hayali bir temsilidir
A race to the bottom happens when companies compete with each other
5:37Dibe doğru yarış (a race to the bottom), şirketlerin birbirleriyle rekabet etmesiyle gerçekleşir
in order to sell as many products as cheaply as possible.
5:41mümkün olduğunca çok ürünü en ucuza satmak amacıyla.
A halfway house is a compromise which includes features of two contrasting ideas.
5:44Orta yol (halfway house), iki zıt fikrin özelliklerini içeren bir uzlaşmadır.
And finally, the snowflake generation is used by some people to refer to the present generation of young people
5:50Ve son olarak, kar tanesi nesli (the snowflake generation), bazı insanlar tarafından günümüz genç neslini kastetmek için kullanılır
who they think lack resilience and are easily upset. Kalıp ifadeler
5:56onların dayanıklılıktan yoksun ve kolayca üzülen kişiler olduklarını düşünenlerce.
lack resilience: toparlanma yeteneğinin sınırlı olduğunu anlatmak
lack resilience ifadesinde lack bir fiildir ve doğrudan resilience ismiyle devam eder. İfade, baskıyla başa çıkma, zorluk sonrasında uyum sağlama ve aksiliklerden sonra toparlanma yeteneğinin yeterli olmaması anlamına gelir. Bu cümlede resilience, bir malzemenin fiziksel esnekliğini değil, psikolojik veya duygusal gücü anlatır. İfade olumsuz bir değerlendirme yapar. some people ... they think sözleri, bu değerlendirmeyi kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bazı kişilerin görüşü olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle may sonrasında lack resilience fiil öbeğini doğru kullanır?
- The team may a lack of resilience after several setbacks.
- The team may lack resilience after several setbacks.
- The team may lacks resilience after several setbacks.
Cevabı göster
The team may lack resilience after several setbacks.
Enjoy Halloween, and don't get too scared.
6:00Cadılar Bayramı'nın tadını çıkarın ve çok fazla korkmayın.