Baba Domuz bir Şampiyon - Peppa, Baba Domuz'u Seviyor ve Baba Domuz da Peppa'yı Seviyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Baba Domuz çamurlu su birikintisine atlama dünya rekorunu kaybeder ve unvanını geri almaya hazırlanır. Uğurlu çizmelerini yeniden bulduktan sonra dev bir sıçramayla yeni rekor kırar; Peppa da bu antrenmandan günlük hayata uygun bir ders çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. new world record. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Dünya çapında resmen tanınan en iyi sonucu anlatan bu yerleşik spor terimini anlayabilirsiniz. Böylece rekoru elinde tutmak, başka biri daha iyi sonuç alınca rekoru kaybetmek ve yeniden şampiyon olmak arasındaki farkı görerek hikâyenin temel gelişimini izleyebilirsiniz. 2. be at one with the puddle. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: be at one with ifadesinin yalnızca fiziksel temas değil, bir şeyle bütünüyle birleşmiş veya uyum içinde olma hissini anlattığını fark edebilirsiniz. Baba Domuz’un su birikintisine atlamayı ciddi ve felsefi bir dille anlatması mizah yaratır; ayrıca sonunda sıçrayan suyun herkesi kapladığı espriyi hazırlar. 3. if you jump in muddy puddles, you must wear your boots. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if ile koşul belirtip must ile o koşulda geçerli olan kuralı ifade edebilirsiniz. Bu aktarılabilir kalıp güvenlik tavsiyelerini, gündelik kuralları ve pratik gereklilikleri açık biçimde kurmaya yarar; burada Peppa’nın bütün antrenmandan çıkardığı somut sonucu da aktarır.
Bu derste
Peppa and her family are watching sport on television. Kalıp ifadeler
0:20Peppa ve ailesi televizyonda spor izliyorlar.
watch sport on television: televizyonda spor izlemek
Britanya İngilizcesinde watch sport, “spor karşılaşmaları veya spor programları izlemek” demektir. Burada sport, belirli bir spor dalının adı değil, spor içeriğini genel olarak anlatan sayılamayan bir kavramdır. On television izleme aracını belirtir: program televizyon yoluyla izlenir. İngilizcede bu anlamda in değil on kullanılır.
Alıştırma
Ailenin spor programlarını televizyon aracılığıyla izlediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The family looks sport on television.
- The family watches sport in television.
- The family watches sport on television.
Cevabı göster
The family watches sport on television.
atletizm dalı olarak long jump
Long jump, sporcuların koşup mümkün olduğunca uzağa atladığı atletizm dalı olan “uzun atlama”nın sabit adıdır. Televizyonda spor karşılaşması izlenen bu bağlamda a long jump, uzun atlama dalını veya bu daldaki bir denemeyi belirtir; yalnızca uzun mesafeli herhangi bir sıçramayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede long jump bir atletizm dalının adı olarak kullanılmıştır?
- Maya went on a long journey.
- Maya made a long jump over the puddle.
- Maya won a medal in the long jump.
Cevabı göster
Maya won a medal in the long jump.
new world record: yeni kırılmış dünya çapındaki en iyi derece
World record, belirli bir etkinlikte dünyanın herhangi bir yerinde bugüne kadar elde edilmiş ve kabul edilmiş en iyi sonuçtur. Burada record, önemli bir başarı veya derece anlamına gelir; ses ya da video kaydı anlamına gelmez. New, birinin bu rekoru az önce kırdığını, genellikle önceki dünya rekorunu geçtiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede world record ne anlama geliyor?
- Dünyadaki bütün ülkelerin listesi
- Birçok ülkede çalınan bir ses kaydı
- Dünyanın herhangi bir yerinde elde edilmiş ve resmen kabul edilmiş en iyi sonuç
Cevabı göster
Dünyanın herhangi bir yerinde elde edilmiş ve resmen kabul edilmiş en iyi sonuç
It means you're best in the world at something. Dilbilgisi
0:35Bir konuda dünyadaki en iyi kişi olduğun anlamına gelir.
best in the world at something: beceriyi at ile belirtmek
Best, good sözcüğünün en güçlü biçimidir; dilbilgisinde buna üstünlük derecesi denir. In the world karşılaştırma grubunu belirler: o etkinlikte dünyanın hiçbir yerinde daha iyi biri yoktur. At, beceriyi veya etkinliği tanıtır: be (the) best at chess ya da at solving puzzles. At sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu konuşma cümlesinde the kullanılmamıştır; en üst sırayı belirtirken the best in the world tam biçimi daha yaygındır.
Alıştırma
Beceriyi tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: Lena is the best in her class ____ solving puzzles.
Cevabı göster
at
Then you are a champion, and your name goes in a book. Kalıp ifadeler
0:38O zaman şampiyon olursun ve adın bir kitaba girer.
your name goes in a book: go in ifadesinin “kayda geçirilmek” anlamı
your name goes in a book cümlesinde go in, adın kitaba kaydedildiği veya dahil edildiği anlamına gelir. Ad gerçekten bir yere hareket etmez. Buradaki book, dünya rekorlarının yer aldığı bir kayıt kitabıdır. Daha genel olarak go in; bir adın, fotoğrafın, yazının ya da sonucun bir kayıt veya yayının parçası hâline gelmesini anlatabilir.
Alıştırma
“Dahil edilmek” anlamını vermek için cümleyi go in ile tamamlayın: Your winning photo will ____ the school magazine.
Cevabı göster
go in
There are champions for ...: şampiyonları kategorilerle ilişkilendirmek
There are birden fazla şampiyonun bulunduğunu belirtir. There are + çoğul isim + for + etkinlik/kategori kalıbı, farklı etkinlik veya kategorilere karşılık gelen kişilerin, ödüllerin ya da başka şeylerin bulunduğunu anlatır. for running ifadesinde for, champion sözcüğünü koşu etkinliği veya kategorisiyle ilişkilendirir. “Koşmak için” şeklinde bir amaç bildirmez. Burada running, jumping ve swimming etkinlik adlarıdır.
Alıştırma
Cümleyi There are ... for ... kalıbıyla tamamlayın: ____ medals ____ cycling, rowing, and sailing.
Cevabı göster
There are · for
I wish you were: şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek
I wish you were ... konuşanın şu anki gerçeğe aykırı olduğunu düşündüğü bir dileği ifade eder. Burada konuşan kişi, babasının kitapta yer almasını istiyor ancak gerçekte yer almadığını düşünüyor. İngilizcede wish sözcüğünden sonra, şimdiki gerçeklikle aradaki mesafeyi göstermek için sık sık geçmiş zaman biçimi kullanılır. Buradaki were geçmiş zamanı anlatmaz; standart İngilizcede bu kalıpta were her özneyle kullanılabilir: I wish I were, I wish she were, I wish you were.
Alıştırma
Arkadaşın bugün uzakta. Cümleyi I wish ve be fiilinin standart geçmiş biçimiyle tamamla: ____ here with us.
Cevabı göster
I wish you were
Daddy Pig is champion puddle jumper. Kelime
0:53Baba Domuz çamurlu su birikintisi atlama şampiyonudur.
champion puddle jumper: eğlenceli ve uydurma bir unvan
Champion puddle jumper bu durum için oluşturulmuş eğlenceli bir unvandır. Burada puddle jumper, su birikintilerinde zıplayan kişi olarak yorumlanır; champion ise bu kişiyi etkinliğin en iyisi veya kazananı olarak göstermek için başa gelir. Bu ifade, sıradan bir çocuk oyununu resmî bir spor dalı gibi gösterir. Mizah bu karşıtlıktan doğar; champion puddle jumper standart bir meslek veya yaygın olarak kabul edilen bir spor unvanı değildir.
Alıştırma
Kullanımı değerlendir: Arkadaşlar arasında düzenlenen bir pankek çevirme yarışmasında kazanana the champion pancake flipper demek, eğlenceli ve geçici bir unvan olabilir.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun
No one has beaten me yet: present perfect ile yet kullanımı
No one has beaten me yet cümlesi, geçmişten bugüne kadar olan dönemin tamamına bakmak için present perfect yapıdaki has beaten ifadesini kullanır. Şu andaki sonuç, konuşanı bugüne dek kimsenin yenmemiş olmasıdır. Bu olumsuz cümlenin sonundaki yet, “şimdiye kadar” anlamına gelir. Geleceği de açık bırakır: ileride biri konuşanı yenebilir.
Alıştırma
Cümleyi “şimdiye kadar” anlamındaki sözcükle tamamlayın: No one has finished the course ____.
Cevabı göster
yet
they ever will: tekrarlanan fiil öbeğini düşürme
they ever will ifadesinde will, will beat me yapısından kalan yardımcı fiildir. Ana fiil öbeği beat me, anlamı önceki cümleden açık olduğu için söylenmez. Ever, “gelecekte herhangi bir zamanda” anlamını ekler. I don't think ifadesinin olumsuz kapsamı içinde tüm cümle olumsuz bir anlam kazanır: konuşan kişi onların bunu hiçbir zaman yapmayacağına inanır.
Alıştırma
Cümleyi solve the puzzle ifadesinin yerini alan gelecek yardımcı fiiliyle tamamlayın: No one has solved the puzzle, and I don't think anyone ever ____.
Cevabı göster
will
The next event is ...: programda sıradaki bölüme geçiş
The next event is ... bir duyuru geçiş ifadesidir. Dinleyicileri planlanmış bir sıra içinde ileri taşır ve mevcut bölümün hemen ardından ne geleceğini söyler. is sözcüğünden sonraki bölüm, sıradaki öğenin adını verir. Burada event, spor programındaki tek bir yarışma dalı anlamındadır. Kullanışlı kalıp The next + sırayı belirten sözcük + is ... şeklindedir; bu nedenle başka bir ortamda event yerine activity, topic veya speaker kullanılabilir.
Alıştırma
Bir spor günü sunucusu sıradaki bayrak yarışını duyuruyor. Bu dersteki ifadeyle İngilizce duyuruyu tamamlayın: ____ the relay race.
Cevabı göster
The next event is
In fact,: bir düşünceyi düzeltmek veya güçlendirmek
In fact, dinleyiciye sıradaki bilginin önceki noktayı anlama biçimini değiştirdiğini gösterir. Bir beklentiyi düzeltebilir, önceki bir ifadeyi daha kesin hâle getirebilir veya daha güçlü bir sonuç ekleyebilir. Burada konuşan kişi ilk tepkisinden daha güçlü bir iddiaya geçer: sonuç yeni bir dünya rekoru olabilir. In fact, akıl yürütmedeki bu adımı düzenler; boş bir dolgu ifadesi değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek toplantının kısa olacağı beklentisini In fact kullanarak düzeltiyor?
- I expected a short meeting. Next, we opened the agenda.
- I expected a short meeting. In fact, it lasted two hours.
- I expected a short meeting. For example, we booked the room for thirty minutes.
Cevabı göster
I expected a short meeting. In fact, it lasted two hours.
not ... anymore: önceki bir durumun sona ermesi
Not ... anymore, bir şeyin önceden doğru olduğunu ama artık doğru olmadığını belirtir. Burada baba önceden şampiyondu, fakat bu konumu artık sona erdi. Anymore genellikle olumsuz bir cümlenin sonlarına gelir: özne + olumsuz fiil + ... + anymore. Bu kalıbı kimlik, durum, alışkanlık veya ilişki değişiklikleri için kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın eskiden tenis oynadığını ancak artık oynamadığını belirtir?
- Mia didn't play tennis before.
- Mia doesn't play tennis anymore.
- Mia still plays tennis.
Cevabı göster
Mia doesn't play tennis anymore.
I'm sure they've got more important things to worry about, Peppa. Notlar
1:25Eminim endişelenecek daha önemli şeyleri vardır, Peppa.
I'm sure: rahatlatıcı bir giriş
Burada I'm sure, güven veren bir görüşü başlatır: konuşan kişi, başkalarının daha büyük dertleri olduğunu ima ederek Peppa'ya bu kadar kaygılanmaması gerektiğini söyler. İşlevi sakinleştirmek ve konuyu hafifletmektir; resmî bir kesinlik garantisi vermek değildir. Günlük konuşmada I'm sure + yan cümle, olumlu veya rahatlatıcı bir beklentiyi sunabilir. Kesinlik derecesi bağlama ve tona bağlıdır; “bunu kanıtlayabilirim”den çok “buna inanıyorum” veya “bunu bekliyorum” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Destekleyici bir konuşmada “I'm sure everything will be fine,” cümlesindeki I'm sure büyük olasılıkla ne yapar?
- Endişelendiği için dinleyiciyi suçlamak
- Kendinden emin, olumlu bir görüşle dinleyiciyi rahatlatmak
- Kanıta dayalı resmî bir garanti vermek
Cevabı göster
Kendinden emin, olumlu bir görüşle dinleyiciyi rahatlatmak
more important things to worry about: endişelenecek daha önemli şeyler
more important things to worry about ifadesinde more important, başka kaygıları konuşulan konunun önüne koyar. İfade, “dikkat gerektiren daha ciddi meseleler” anlamına gelir. To worry about, things sözcüğünü niteleyen bir mastar yan cümleciğidir: bu things, birinin kaygılandığı şeylerdir. Fiil kalıbı worry about something olduğu için about yan cümleciğin sonunda kalır.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Let's not spend all day on this tiny typo; we have ____.
Cevabı göster
more important things to worry about
lost the world ... record: dünya rekorunu artık elinde tutmamak
Cümlenin tamamında lost the world, record ile birleşerek lost the world record ifadesini oluşturur. Başka biri daha iyi bir sonuç elde ettiği için Baba Pig’in artık rekoru elinde tutmadığı anlamına gelir. Burada lost, “bir unvanı veya statüyü artık taşımamak” anlamındadır. Fiziksel bir nesneyi nereye koyduğunu bilmemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Leo dünya rekorunu elinde tutuyordu, ancak Ava az önce daha hızlı koştu. Hangi cümle Leo’yu doğru anlatır?
- Leo broke the world record.
- Leo lost the world record.
- Leo still holds the world record.
Cevabı göster
Leo lost the world record.
Everyone wants you to be champion again. Dilbilgisi
1:33Herkes senin tekrar şampiyon olmanı istiyor.
want + nesne + to be yapısı: wants you to be champion again
want + nesne + to be + tümleç yapısı, birinin başka bir kişinin belirli bir kimliğe, özelliğe veya duruma sahip olmasını istediğini anlatır. Burada you, wants fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda to be champion bölümünün anlamca öznesidir. Again, kişinin daha önce şampiyon olduğunu ve yeniden bu konumda olmasının istendiğini gösterir. Champion burada bir yarışma unvanı gibi kullanıldığı için önünde tanımlık yoktur.
Alıştırma
Cümleyi want + nesne + to be yapısıyla tamamlayın: Our teacher wants us ____ quiet during the test.
Cevabı göster
to be
Okay, I'll do it: kabul edip o anda karar vermek
Okay kabul ettiğinizi gösterir. I'll do it bir isteği veya öneriyi kabul ederek o anda karar vermeyi ya da söz vermeyi anlatır; buradaki will yalnızca gelecekle ilgili tarafsız bir ifade değildir. Do it daha önce sözü edilen eylemin yerine geçer. Bu nedenle yalnızca iki taraf da it sözcüğünün neyi anlattığını biliyorsa doğal olur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız pencereyi kapatmanızı istiyor. Hangi cevap kabul ettiğinizi ve bunu şimdi yapmaya karar verdiğinizi gösterir?
- Okay, I do it every day.
- Okay, I did it yesterday.
- Okay, I'll do it.
Cevabı göster
Okay, I'll do it.
But I'll have to train myself to jump in muddy puddles again. Notlar
1:44Ama çamurlu su birikintilerinde zıplamak için tekrar antrenman yapmalıyım.
have to train myself to + fiil: bir şeyi yapmak için kendimi eğitmem gerekmesi
Have to + fiilin yalın biçimi gereklilik bildirir. Train myself to + fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapabilene veya bir alışkanlık edinene kadar bilinçli olarak pratik yaptığımı anlatır. Yapının tamamı, bu öz eğitimin gerekli olduğunu belirtir. Myself, train fiilinin dönüşlü nesnesidir; çünkü I hem eğiten hem de eğitilen kişidir. İlk to, have to yapısının parçasıdır; ikinci to ise eğitimin hedefini getirir: train myself to jump.
Alıştırma
Pratik yaparak öğrenmem gerektiği anlamındaki ders yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: To improve my presentations, I'll ____ speak more slowly.
Cevabı göster
have to train myself to
jump in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinin içinde atlamak
Jump in muddy puddles, çamurlu su birikintilerinin içinde atlamayı, genellikle oyun amaçlı veya tekrarlanan bir etkinlik olarak anlatır. In, atlamanın gerçekleştiği yere odaklanır; ana bağlı olarak kuru zeminden su birikintisinin içine doğru hareketi de içerebilir. Puddle, yerdeki küçük ve sığ bir su birikintisidir. Muddy, içinde ya da çevresinde çamur olduğunu belirtir; dolayısıyla muddy puddles yüzme havuzu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle çocukların su birikintilerinin içinde tekrar tekrar atlayarak oynadığını anlatır?
- The children are jumping over the muddy puddles after the rain.
- The children are jumping in muddy puddles after the rain.
- The children are jumping into one muddy puddle after the rain.
Cevabı göster
The children are jumping in muddy puddles after the rain.
Everyone knows how to jump in muddy puddles, Daddy. Dilbilgisi
1:47Çamurlu su birikintilerinde nasıl zıplanacağını herkes bilir, Baba.
knows how to jump: bir şeyi nasıl yapacağını bilmek
Know how to + fiilin yalın hâli, bir şeyi nasıl yapacağını bilmeyi veya o işi yapabilme becerisine sahip olmayı anlatır. Bu cümlede knows how to jump, herkesin nasıl zıplayacağını bildiğini söyler; herkesin şu anda zıpladığı anlamına gelmez. everyone tekil kabul edildiği için know, knows olur. how to sonrasında fiilin yalın hâli olan jump gelir; how jumping denmez.
Alıştırma
Know how to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Nora ____ fix a broken chain.
Cevabı göster
knows how to
not everyone is a champion: kısmi olumsuzluk
Not everyone is ... kısmi olumsuzluk bildirir: is sonrasındaki tanımın herkes için geçerli olmadığını söyler. Bu cümlede not everyone is a champion, şampiyon olmanın herkes için geçerli olmadığını anlatır. Bu, hiç kimsenin şampiyon olmadığı anlamına gelmez. not everyone “herkes” iddiasını sınırlar; no one veya nobody ise tanıma uyan hiç kimse olmadığını belirtir.
Alıştırma
Not everyone is ready ne anlama gelir?
- Bazı kişiler hazır olabilir, ama herkes hazır değildir.
- Herkes hazırdır.
- Hiç kimse hazır değildir.
Cevabı göster
Bazı kişiler hazır olabilir, ama herkes hazır değildir.
the master: bir uzmana verilen şakacı unvan
Burada the master, konuşulan etkinlikte olağanüstü derecede iyi olan kişiyi ifade eder. Okuldaki bir öğretmen anlamına gelmez. the sözcüğü, master ifadesini en çok öne çıkan kişiye verilen özel bir unvan gibi gösterir. Sıradan bir beceriye böylesine görkemli bir unvan vermek, şakacı bir abartı yaratır. Başka bir bağlamda aynı kalıp, birini herkesçe kabul edilen uzman olarak övebilir.
Alıştırma
Arkadaşlar kart numaralarında kimin en iyi olduğu hakkında şakalaşıyor. Hangi cümle Ben’e şakacı biçimde uzman unvanı verir?
- Ben teaches card tricks.
- Ben owns a deck of cards.
- Ben is the master of card tricks.
Cevabı göster
Ben is the master of card tricks.
Daddy, are you going to practice jumping up and down? Notlar
1:59Baba, aşağı yukarı zıplayarak pratik yapacak mısın?
are you going to practice jumping: alıştırma planını sormak
Are you going to ...? karşınızdaki kişinin planını veya niyetini sorar. going to’dan sonra fiilin yalın hâli olan practice kullanılır. Bir eylemi çalışmaktan söz ederken practice sonrasında -ing biçimi gelir: practice jumping. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Are you going to practice + -ing ...? şeklindedir; practice to + fiil değildir.
Alıştırma
Soruyu going to ve practice fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Are you ____ serving before the match?
Cevabı göster
going to practice
up and down: tekrarlanan dikey hareket
Up and down ifadesi, birbirine zıt iki dikey yöndeki tekrarlanan hareketi anlatır. Burada jumping eylemini açıklar ve babanın sürekli yukarı ve aşağı hareket edeceğini gösterir. Up and down tek bir yön ifadesi olarak çalışır: and, iki ilgisiz eylem saymak yerine iki yönü tekrarlanan bir hareket düzeninde birleştirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve tam olarak duyduğunuz seçeneği seçin. up ile down arasındaki kısa sözcüğe dikkat edin.
- The children jumped up, then sat down when the music stopped.
- The children jumped up or down when the teacher gave a signal.
- The children jumped up and down when the music started.
Cevabı göster
The children jumped up and down when the music started.
be at one with ...: tamamen uyum içinde hissetmek
Be at one with ... ifadesi, bir şeyle ya da biriyle tamamen uyum içinde hissetmek ve sanki tek bir bütün oluşturmak anlamına gelir. Buradaki one, 1 sayısını değil, birlik olmayı anlatır. Felsefi ve meditasyon havası taşıyan bu anlatım, sıradan bir su birikintisini ciddi bir ruhsal eğitimin konusu gibi gösterir. Bu uyumsuzluk mizahı yaratır. İfade genellikle mecazidir; fiziksel olarak birleşmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: After a quiet hour in the garden, Maya felt at one with nature. Buradaki at one with nature ne anlama geliyor?
- Kendisini doğaya derinden bağlı ve doğayla uyum içinde hissetti.
- Doğal dünyadaki bir nesneyi saydı.
- Dışarıdaki bir şeyin fiziksel olarak yanında durdu.
Cevabı göster
Kendisini doğaya derinden bağlı ve doğayla uyum içinde hissetti.
To jump in a puddle, I must think like a puddle. Notlar
2:08Bir su birikintisine atlamak için, bir su birikintisi gibi düşünmeliyim.
To jump in a puddle, ...: amacı belirten cümle başı mastar yapısı
To jump in a puddle, ana cümleden önce gelen bir to-infinitive öbeğidir. Burada amacı, yani bir su birikintisine atlamayı belirtir. Cümlenin temel yüklemi değildir; eksiksiz ana cümle I must think like a puddle bölümüdür. Kullanılabilir kalıp To + fiilin yalın hâli, ana cümle şeklindedir. Önce amaç belirtilir, ardından bu amaca ulaşmak için gereken eylem veya koşul söylenir.
Alıştırma
Baştaki amaç öbeğini arrive fiiliyle tamamlayın: To ____ before noon, we need to leave now.
Cevabı göster
arrive
think like a puddle: eğlenceli kişileştirme
Think like X normalde X'in düşünme biçimini veya bakış açısını kullanmak demektir. Bir su birikintisinin zihni yoktur; bu yüzden think like a puddle ifadesi, sanki düşünebiliyormuş gibi ona eğlenceli biçimde insan özelliği verir. Bu bir kişileştirmedir, gerçek anlamlı bir talimat değildir. Ciddi I must ifadesi, su birikintisine atlamak gibi sıradan bir etkinliği derin bir eğitimmiş gibi gösterir. Bu uyumsuzluk mizah yaratır. Benzer sahnelerde cansız bir şey gibi düşünmeye yönelik imkânsız bir talimat, konuşanın eğlenmek için abarttığını gösteren bir ipucudur.
Alıştırma
Bu cümlede I must think like a puddle ifadesinin temel etkisi nedir?
- Bir su birikintisinin düşünebildiğini eğlenceli biçimde hayal eder.
- Su birikintilerinin nasıl karar verdiğini bilimsel olarak açıklar.
- Konuşanın nasıl düşünüleceğini unuttuğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Bir su birikintisinin düşünebildiğini eğlenceli biçimde hayal eder.
do press-ups: şınav çekmenin Britanya İngilizcesindeki karşılığı
Bu soruda do press-ups, eller ve ayak uçları yerdeyken vücudu aşağı indirip tekrar kaldırdığınız egzersizi, yani şınav çekmeyi ifade eder. Press-up, egzersizin tamamının adıdır; buradaki press bir düğmeye basmak anlamına gelmez. Press-up standart bir Britanya İngilizcesi sözcüğüdür. Amerikan İngilizcesinde push-up daha sık kullanılır. Tekrar sayısı belirtirken çoğul biçim kullanılır: do ten press-ups.
Alıştırma
Sorudaki press-ups ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- Bir düğmeye basarken yapılan sıçramalardır.
- Çok hızlı yapılan mekik hareketleridir.
- Amerikan İngilizcesinde genellikle push-ups denilen egzersizdir.
Cevabı göster
Amerikan İngilizcesinde genellikle push-ups denilen egzersizdir.
the day of the big puddle jump: etkinlik gününün geldiğini duyurmak
the day of + event kalıbı, söz konusu etkinliğin gerçekleştiği gün anlamına gelir. Burada the big puddle jump etkinliğin adı olarak ele alınır. Of, günü etkinliğe bağlar; sahiplik bildirmez. Bir hikâyede veya duyuruda It is the day of ... zamanı belirler ve önemli ya da uzun süredir beklenen bir etkinliğin gününün geldiğini bildirir.
Alıştırma
Cümleyi the day of + event kalıbıyla tamamlayın: Today is ____ the science fair.
Cevabı göster
the day of
Daddy Pig is wearing his puddle jumping costume.
2:27Baba Domuz su birikintisi atlama kostümünü giyiyor.
I gave those old boots to Grandpa for his gardening. Dilbilgisi
2:33O eski çizmeleri bahçe işleri için Büyükbaba'ya verdim.
give X to Y for Z: alıcı ve amaçlanan kullanım
give X to Y for Z yapısında X verilen nesnedir, to Y nesneyi alan kişiyi, for Z ise amaçlanan kullanımı belirtir. Burada those old boots X, Grandpa Y ve his gardening Z bölümüdür. For his gardening, çizmelerin Büyükbaba tarafından bahçe işleri sırasında kullanılacağını anlatır. Bu bölüm yalnızca “bahçe işleri yaptığı için” gibi bir nedeni değil, çizmelerin kullanım amacını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi alıcıyı ve amaçlanan kullanımı belirten sözcüklerle tamamlayın: I gave the spare apron ____ Leo ____ his cooking class.
Cevabı göster
to · for
to be used as gardening boots: edilgen mastar ve yeni işlev
To be used edilgen bir mastardır: çizmeler kullanma eylemini gerçekleştirmez, bu eyleme maruz kalır. As gardening boots onların üstleneceği rolü veya işlevi belirtir; bu nedenle ifade “bahçe çizmesi olarak kullanılmak” anlamına gelir. Bu sözler kısaltılmış bir yankı sorusudur. Konuşan kişi önerilen planı tam bir çekimli fiil kullanmadan tekrarlayarak şaşkınlık veya inanamama duygusu gösterir: “My lucky golden boots are to be used as gardening boots?”
Alıştırma
Cümleyi “olarak kullanılacak” anlamındaki edilgen mastar yapısıyla tamamlayın: The empty room is ____ a studio.
Cevabı göster
to be used as
You've got other ones: sahiplik ve çoğul adın yerine ones kullanımı
Günlük konuşmada You've got, You have anlamına gelir. Dinleyenin bir şeye sahip olduğunu belirtir. Burada ones, konuşmada ne olduğu zaten belli olan çoğul ve sayılabilen boots adının yerini tutar. Other ones, other boots demektir; ones bir adın yerine kullanılır, one sayısını belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle cups sözcüğünü doğal biçimde tekrarlamadan temiz fincanların bulunduğunu söyler?
- The red cups are dirty, but we've got clean one.
- The red cups are dirty, but we've got clean ones.
- The red cups are dirty, but we've got clean it.
Cevabı göster
The red cups are dirty, but we've got clean ones.
It's not the same: bir alternatifin eşdeğer olmadığını söylemek
It's not the same, iki şeyin, seçeneğin veya deneyimin önemli olan açıdan eşit olmadığını söyler. Burada önerilen alternatif, özel eşyanın yerini tutamaz veya aynı duyguyu ya da değeri veremez. Kalıplaşmış ifade the same biçimindedir. Bu kısa cümle, bir alternatifin yeterince iyi olduğu düşüncesine çoğu zaman karşı çıkar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız dijital bir kopyanın en sevdiğiniz basılı kitabın yerini tutabileceğini söylüyor. Hangi yanıt, deneyimin eşdeğer olmadığını doğal biçimde anlatır?
- It's exactly the same.
- It's not the same.
- It's not available.
Cevabı göster
It's not the same.
Grandpa, remember those old boots I gave you? Dilbilgisi
2:48Büyükbaba, sana verdiğim o eski çizmeleri hatırlıyor musun?
those old boots I gave you: nesne görevindeki ilgi zamirinin atılması
remember those old boots I gave you? cümlesinde those old boots I gave you ad öbeğinin tamamı remember fiilinin nesnesidir. I gave you, hangi çizmelerin kastedildiğini belirtir; remember ile sıralanmış ikinci bir eylem değildir. Tam biçim those old boots that/which I gave you şeklindedir. İlgi cümleciğinde the boots, I gave you içindeki eksik nesne konumunu doldurur. İlgi zamiri nesne olduğu için that veya which genellikle, özellikle konuşmada, atılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede that çıkarıldığında cümle dil bilgisi açısından doğru kalır?
- The jacket that was on sale is waterproof.
- That jacket belongs to Lena.
- The jacket that Lena bought is waterproof.
Cevabı göster
The jacket that Lena bought is waterproof.
needs them back urgently: need + nesne + back
Daddy needs them back urgently cümlesinde them, çizmeleri ifade eder. Need + nesne + back, nesnenin geri verilmesi veya yeniden kullanılabilir hâle gelmesi gerektiğini anlatır; back, nesnenin daha önce bulunduğu kişiye veya yere dönmesini belirtir. Urgently, needs fiilini niteler ve geri vermenin bekleyemeyeceğini söyler. Bu yapı, babanın çizmeleri bizzat gidip alacağını söylemez; gerekli olan geri dönüş sonucuna odaklanır.
Alıştırma
need, it, back ve urgently sözcüklerini doğal sıraya koyarak son cümleyi tamamlayın: I lent Sam my only key, but I have to leave now. I ____.
Cevabı göster
need it back urgently
You have been looking after them. Um, they have been watered. Notlar
2:55Onlara iyi baktın. Hımm, sulanmışlar.
have been looking after them ifadesindeki look after
Look after, birine veya bir şeye bakmak ya da onu başkası için güvende tutmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Tek bir birim olarak çalışır; bu yüzden look ve after ayrı ayrı yorumlanmamalıdır. Have been looking after them ifadesinde have been looking, ilgilenme işinin daha önce başladığını ve şimdiye uzanan bir dönem boyunca devam ettiğini gösterir. Buradaki them, muhafaza edilen çizmeleri anlatır; konuşanın arkasındaki bir şeye gerçekten bakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bakmak” anlamını vermek için look sözcüğünü doğru parçacıkla tamamlayın: While I am away, could you ____ my rabbit?
Cevabı göster
look after
have been watered: edilgen present perfect
Have been watered, present perfect'in edilgen biçimidir: have + been + geçmiş zaman ortacı. Özne eylemden etkilenir ve yapı sulama işini tamamlanmış, sonucu da şu an önemli olarak sunar; sulayan kişinin belirtilmesi gerekmez. Buradaki they, çizmeleri anlatır. Watered genellikle bitkiler veya toprak için kullanılır. Bu sözcüğün çizmeler için kullanılması, çizmelerin bitki kabı olarak kullanıldığını düşündürür. Beklenmedik nesne espriyi oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi clean fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: The windows ____, so the room looks brighter now.
Cevabı göster
have been cleaned
Grandpa Pig is growing tomatoes in Daddy's lucky boots.
3:00Büyükbaba Domuz, Baba'nın şanslı çizmelerinde domates yetiştiriyor.
We need them for the puddle jump today.
3:06Bugünkü su birikintisi atlaması için onlara ihtiyacımız var.
Right-o: Britanya İngilizcesinde “tamam” demenin samimi bir yolu
Right-o, “tamam” veya “peki” anlamına gelen rahat ve samimi bir Britanya İngilizcesi yanıtıdır. Bu cümlede konuşanın planı kabul ettiğini ve buna göre davranmaya hazır olduğunu gösterir. Tek başına tam bir yanıt olarak kullanılabilir. Buradaki right, “doğru” anlamındaki sıradan sıfat değildir ve “sağ” yönünü de belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki Right-o ne işe yarıyor?
- Bir cevabın doğru olduğunu resmî olarak ilan ediyor.
- Samimi biçimde “Tamam, planı kabul ediyorum” anlamına geliyor.
- Birine sağa dönmesini söylüyor.
Cevabı göster
Samimi biçimde “Tamam, planı kabul ediyorum” anlamına geliyor.
I'll meet you there: kararlaştırılan yerde buluşmak
I'll, I will ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada I'll meet you there gelecekteki bir düzenlemeyi doğrular: konuşan kişi o yere gidecek ve diğer kişiyle buluşacaktır. There, konuşmada önceden belirlenmiş bir yeri ifade eder. Bu kullanımda meet you, “seninle buluşmak” anlamındadır; “seninle ilk kez tanışmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Arkadaşınız “I'll wait by the station entrance.” diyor. Öğlen, bilinen bu yerde buluşacağınızı doğrulayan yanıt hangisidir?
- Great, I'll call you from home at noon.
- Great, I'll meet you there at noon.
- Great, I met you there yesterday.
Cevabı göster
Great, I'll meet you there at noon.
Everyone has come to watch Daddy Pig's puddle jump. Dilbilgisi
3:12Herkes Baba Domuz'un su birikintisi atlayışını izlemeye geldi.
has come to watch: şimdiki sonuç ve amaç
Has come, present perfect yapısındadır. Gelme eylemini tamamlanmış ve şu anda sonucu bulunan bir eylem olarak gösterir: herkes artık buradadır. Everyone dil bilgisi bakımından tekildir; bu yüzden have değil has kullanılır. To watch amaç bildiren mastardır ve herkesin neden geldiğini açıklar. Yapı has come + to watch şeklindedir; “izlemek amacıyla gelmiş olmak” anlamına gelir, “zamanla izlemeye başlamak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi present perfect has come ve watch fiilinin amaç bildiren mastarıyla tamamlayın: Everyone ____ the school play.
Cevabı göster
has come to watch
Please welcome your friend and mine, Mr. Potato. Anlatım akışı
3:21Lütfen sizin ve benim arkadaşım Bay Patates'e merhaba deyin.
Please welcome your friend and mine: bir konuğu tanıtma
Please welcome..., bir konuğun sahneye çıkmasından veya konuşmaya başlamasından hemen önce sunucunun kullandığı bir ifadedir. Dinleyicilerin dikkatini o kişiye yöneltir ve çoğu zaman alkışla sıcak bir karşılama yapılmasını nazikçe ister. your friend and mine ifadesindeki mine, my friend öbeğinin yerini tutar. İki iyelik öbeği de virgülden sonra adı verilen tek kişiyi gösterir: konuk hem dinleyicilerin hem de konuşanın arkadaşıdır; iki farklı arkadaştan söz edilmez.
Alıştırma
"Please welcome your friend and mine, Mr. Patel" hangi durumda en doğal olur?
- Bir konuk konuşmadan sonra dinleyicilere teşekkür ediyor.
- İki kişi özel olarak telefon numaralarını paylaşıyor.
- Bir sunucu, dinleyicilere tanıdıkları bir konuğu tanıtıyor.
Cevabı göster
Bir sunucu, dinleyicilere tanıdıkları bir konuğu tanıtıyor.
Good luck: birine başarı dilemek
Good luck; sınav, yarış, gösteri veya sonucu belli olmayan başka bir görevden önce birine başarı dilemek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi, Baba Domuz'u görevine başlamadan hemen önce destekliyor. Bu ifade, luck sözcüğünün kendisinin “iyi” olduğu anlamına gelmez. Tek başına ya da ardından bir hitapla kullanılabilir; belirli işi söylemek için Good luck with + isim kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Dersteki kalıplaşmış ifadeyi kullanarak dileği tamamlayın: Mia's race starts in one minute. ____, Mia!
Cevabı göster
Good luck
Here they are: birden fazla şeyi sunmak veya göstermek
Here they are, konuşan kişinin birinin aradığı birden fazla kişiyi ya da şeyi bulduğu, gösterdiği veya uzattığı zaman kullanılır. Here, dinleyenin dikkatini artık önünde olan kişilere ya da nesnelere çeker. They çoğul bir ismin yerini tuttuğu için are ile kullanılır. Kalıp Here + zamir + be şeklindedir; zamir ve fiil sayıya göre değişir.
Alıştırma
Arkadaşınızın aradığı iki bileti bulup ona uzatıyorsunuz. Ne söylersiniz?
- Here it is.
- Here they are.
Cevabı göster
Here they are.
And now for Daddy Pig's puddle jump. Anlatım akışı
3:41Ve şimdi Baba Domuz'un su birikintisi atlayışı.
And now for ...: sıradaki öğeyi tanıtmak
And now for ..., dinleyicinin dikkatini bir programın ya da etkinliğin bir bölümünden sonrakine taşıyan sunucu tarzı bir geçiş ifadesidir. for'dan sonra gelen isim veya isim öbeği, sırada ne olduğunu belirtir. Buradaki for, geçiş ifadesinin bir parçasıdır; «amacıyla» anlamında bir amaç bildirmez. Yapının tamamı, «Sırada ... var» anlamına gelen kısa bir duyuru gibi çalışır.
Alıştırma
Sunucunun geçiş cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: And ____ the final award.
Cevabı göster
now for
Ready, steady, go!: Britanya İngilizcesindeki başlama komutu
Ready, steady, go!, bir yarışı, oyunu veya süreli etkinliği başlatmak için kullanılan sabit bir Britanya İngilizcesi geri sayım ifadesidir. Ready hazırlanmayı, steady hazır konumda kalıp beklemeyi söyler; go ise başlama sinyalidir. Bu üç kelimeyi tek bir sabit başlama komutu olarak düşünün. Buradaki steady komutun bir parçasıdır; yalnızca «sabit» anlamındaki bir sıfat değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz sürümü seçin. steady ile set arasındaki farka odaklanın.
- The coach shouted, 'Ready, set, go!'
- The coach shouted, 'Ready, steady, go!'
Cevabı göster
The coach shouted, 'Ready, steady, go!'
become one with the puddle: mizahi bir bütünleşme mecazı
Become one with... bir şeyle tam uyum, bütünlük ya da derin bir bağ içinde olma durumuna geçmek demektir. Become bu duruma doğru gerçekleşen değişimi vurgular; ifade çoğunlukla fiziksel değil, mecazidir. Burada konuşan kişi çamurlu bir su birikintisinde zıplamayı ruhsal bir uygulamaymış gibi görkemli bir dille anlatır. Gerçekten su birikintisine dönüşeceğini söylemez; ciddi ve abartılı anlatım mizah yaratır.
Alıştırma
“Tam bir uyum durumuna girmek” anlamındaki hedef ifadeyi tamamla: As she danced, she seemed to become ____ the music.
Cevabı göster
one with
Everyone has become one with the puddle. Anlatım akışı
4:12Herkes su birikintisiyle bir bütün oldu.
Everyone has become one with the puddle: önceki söze komik bir gönderme
Bu cümle daha önceki become one with the puddle ifadesini tekrarlar, fakat özneyi I yerine Everyone yapar. Bu tekrar, konuşanın daha önce ciddi bir tonda söylediği hedefe gönderme yapar ve izleyicinin iki an arasında bağlantı kurmasını sağlar. Has become, bu durumu tamamlanmış bir sonuç olarak sunar. Aslında herkes çamurlu suyla ıslanmıştır; bu yüzden görkemli mecaz artık dağınık bir sonucu özetler. Aynı sözlerin yeniden kullanılması ciddi bir felsefi iddia değil, önceki söze komik bir göndermedir.
Alıştırma
Everyone has become one with the puddle? cümlesinin hikâyedeki temel işlevi nedir?
- Önceki cümleyle ilgisiz yeni bir felsefi ders sunar.
- Herkesin gerçek anlamda bir su birikintisine dönüştüğünü söyler.
- Daha önce ciddi tonda söylenen bir ifadeyi komik bir sonucu anlatmak için tekrarlar.
Cevabı göster
Daha önce ciddi tonda söylenen bir ifadeyi komik bir sonucu anlatmak için tekrarlar.
One day, I will be the champion puddle jumper. Dilbilgisi
4:26Bir gün, ben çamurlu su birikintisi atlama şampiyonu olacağım.
One day, I will be ...: gelecekteki bir hayali veya hedefi anlatmak
Burada One day, belirli bir tarih vermeden “gelecekte bir gün” anlamına gelir. Gelecek anlamı, will ile birlikte kullanılmasından doğar. One day, I will be ... bir hayali, amacı veya uzun vadeli güçlü bir umudu ifade etmek için kullanışlı bir kalıptır. will sözcüğünden sonra be fiilinin yalın hâli, ardından da gelecekte sahip olunması istenen rol veya kimlik gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, tarihi belli olmayan uzun vadeli bir hayali doğal biçimde ifade eder?
- I opened my own restaurant last Tuesday.
- My restaurant opens at six every day.
- One day, I will open my own restaurant.
Cevabı göster
One day, I will open my own restaurant.
I've been training her: şimdiye kadar süren bir süreç
I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. I've been training, have/has been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamanı kullanır. Bu yapı, eğitimi geçmişte başlayan ve şimdiye ya da yakın zamana kadar bir süre devam eden bir etkinlik olarak sunar. Vurgu, devam eden veya tekrarlanan süreçte ve bu sürecin şu anla ilişkisindedir; eğitimin her an kesintisiz yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Geçmişte başlayıp yakın zamana kadar devam eden tekrarlı bir etkinliği vurgulamak istiyorsunuz. En uygun cümle hangisidir?
- I've been training for the race every morning.
- I trained for the race every morning last summer.
- I will train for the race every morning next month.
Cevabı göster
I've been training for the race every morning.
to be trained by the master: edilgen mastar
To be trained, to + be + past participle yapısındaki edilgen mastardır. Bağlamdan anlaşılan kişi, başkasını eğitmek yerine eğitimi alan kişidir. By the master, eğitimi kimin verdiğini belirtir. Burada Ah, to be... ünlem işlevli eksiltili bir ifadedir. Usta tarafından eğitilme düşüncesine karşı mutlu veya dramatik bir beklentiyi anlatır. Bu sahnede the master, Daddy Pig'i ifade eder.
Alıştırma
Train fiilinin edilgen mastarını ve ardından by kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia hopes ____ an experienced coach.
Cevabı göster
to be trained by
if you..., you must...: kural belirtmek
If yan cümlesi olan if you jump in muddy puddles, kuralın hangi durumda geçerli olduğunu belirtir. Ana cümle olan you must wear your boots ise yapılması gereken eylemi belirtir. Gerçek bir kuralı ifade ederken eylem daha sonra gerçekleşebilecek olsa bile if + geniş zaman kullanılır. Zorunluluk için must + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada must, bir şeyin gerekli olduğunu anlatır; muhtemelen gerçekleşeceğini tahmin etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, laboratuvara her girişte koruyucu gözlük takmayı zorunlu kılar?
- If you enter the lab, you should wear safety glasses.
- If you enter the lab, you must wear safety glasses.
- If you enter the lab, you can wear safety glasses.
Cevabı göster
If you enter the lab, you must wear safety glasses.