İngilizce'de gelecek hakkında konuşmanın beş yolu - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
556 kelime 191 kel/dk

Video özeti: Tatil planlamayla ilgili kısa bir hikâye, İngilizcede gelecekten söz ederken neden yalnızca will kullanılmadığını gösteriyor. Ders; kesin görülen kişisel düzenlemeler, gündelik niyetler, daha belirsiz seçimler ve takvime bağlı sabit olaylar için kullanılan biçimleri karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what are you doing this weekend? — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present continuous yapısının yalnızca şu anda süren bir eylemi değil, geleceğe yönelik bir düzenlemeyi sormak için de kullanılabildiğini fark edin. Karşınızdaki kişinin büyük ölçüde belirlenmiş bir planı olması beklendiğinde, hafta sonu planları hakkındaki günlük sohbetlerde bu doğal soruyu kullanın. 2. gonna go. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: gonna ifadesinin, yalın fiilden önce gelen going to yapısının konuşma diline özgü ve gayriresmî biçimi olduğunu anlayın. Hızlı, rahat konuşmalarda bunu tanıyıp arkadaşlarınızla uygun biçimde kullanın; resmî yazılarda, iş görüşmelerinde ve mesleki ortamlarda ise going to biçimini seçin. 3. the train leaves at 6:00. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir tarife veya takvimle belirlenen gelecekteki olaylar için simple present kullanın. Böylece tren kalkışlarını, okul döneminin başlangıcını, dersleri ve benzeri sabit olayları sırf gelecekte gerçekleşecekleri için otomatik olarak will eklemeden anlatabilirsiniz.

Bu derste

What form do we use to talk about the future in English?

0:00

İngilizcede gelecek hakkında konuşmak için hangi yapıyı kullanırız?

Will?

0:03

Will mi?

That's not always correct. Ton ve niyet

0:04

Bu her zaman doğru değildir.

Ton ve niyet

not always correct: istisnaları nazikçe belirtmek

not always correct, bir şeyin bazı durumlarda doğru, ancak her durumda doğru olmadığı anlamına gelir. Burada not, always sözcüğünün kapsamını sınırlar; ifade, her seferinde yanlış anlamına gelmez. Bu ifade, fikrin tamamına yanlış demek yerine aşırı genellemeyi reddederek düzeltmeyi yumuşatır. not always + sıfat veya fiil kalıbı, istisnaları belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlenin en doğru anlamını seçin: The shortcut is not always correct.

  1. Kısayol her durumda doğru sonuç verir.
  2. Kısayol bazı durumlarda doğru sonuç verir, ancak her durumda değil.
  3. Kısayol her durumda yanlıştır.
Cevabı göster

Kısayol bazı durumlarda doğru sonuç verir, ancak her durumda değil.

Today's mini English lesson is about future forms. Kelime

0:10

Bugünkü mini İngilizce dersimiz gelecek zaman yapıları hakkında.

Kelime

Bir dil bilgisi terimi olarak future forms

Dil bilgisinde future forms ifadesi, İngilizcenin gelecek zamandan söz etmek için kullandığı farklı fiil biçimlerini ve yapıları anlatır. Buradaki forms, fiziksel şekiller değil, dil bilgisi kalıpları anlamına gelir. Çoğul olması önemlidir: İngilizce geleceği will, be going to, planlanmış düzenlemeler için present continuous ve takvimler için present simple gibi çeşitli yapılarla ifade edebilir. Hangi biçimin seçileceği anlama ve duruma bağlıdır.

Alıştırma

Bir dil bilgisi dersinde future forms neyi ifade eder?

  1. Yalnızca will sözcüğü.
  2. Gelecek zamandan söz etmek için kullanılan farklı dil bilgisi yapıları.
  3. Nesnelerin gelecekte sahip olabileceği fiziksel şekiller.
Cevabı göster

Gelecek zamandan söz etmek için kullanılan farklı dil bilgisi yapıları.

You've probably learned that we use will to talk about the future, Anlatım akışı

0:13

Büyük ihtimalle gelecekten bahsederken will kullandığımızı öğrenmişsinizdir,

Anlatım akışı

You've probably learned that...: daha kesin bir açıklamaya zemin hazırlamak

You've probably learned that... sonraki fikri, dinleyicinin zaten biliyor olabileceği bir bilgi olarak sunar. You've learned geçmişteki öğrenmeyi şu anki açıklamaya bağlarken probably bu varsayımı daha az kesin kılar. Öğretmenler ve açıklama yapan kişiler, bir sınır, istisna veya daha kesin bir kural eklemeden önce ortak bir temel kurmak için bu girişi sıkça kullanır. Burada will ve gelecek hakkındaki bilinen kuralın daha ayrıntılı açıklanacağına hazırlık yapar.

Alıştırma

You've probably learned that... bir açıklamanın başında genellikle ne yapar?

  1. Her dinleyicinin konunun tamamını zaten bildiğini kanıtlar.
  2. Bir fikri, ayrıntılandırmadan önce muhtemel eski bilgi olarak sunar.
  3. Dinleyiciye, konuşanın kuralı unuttuğunu söyler.
Cevabı göster

Bir fikri, ayrıntılandırmadan önce muhtemel eski bilgi olarak sunar.

and that's sometimes correct.

0:16

ve bu bazen doğrudur.

But we also use many other forms.

0:17

Ancak bunun yanında birçok başka yapı da kullanırız.

I'm going to tell you a short story

0:19

Size kısa bir hikaye anlatacağım

and I'll use five different forms to talk about the future.

0:21

ve gelecek hakkında konuşmak için beş farklı yapı kullanacağım.

See if you can spot them all. Ton ve niyet

0:24

Bakalım hepsini bulabilecek misiniz.

Ton ve niyet

See if you can spot them all: dostça bir meydan okuma

See if you can... dinleyiciyi bir görevi denemeye davet eder. Yine bir yönergedir, ancak görevi sert bir emir yerine dostça bir meydan okuma olarak sunar. Burada spot, “fark etmek” veya “tespit etmek” anlamında bir fiildir; them all ise daha önce sözü edilen öğelerin her birini anlatır. Cümlenin tamamı dinleyiciden bütün öğeleri bulmasını ister.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak bu dostça gözlem görevini tamamla: See if you can ____.

Cevabı göster

spot them all

I need to decide what I'm doing for my holiday this year. Dilbilgisi

0:26

Bu yılki tatilim için ne yapacağıma (I'm doing) karar vermem gerekiyor.

Dilbilgisi

what I'm doing: gelecek planı için present continuous

what I'm doing ifadesindeki present continuous, şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatmaz. Tatil bağlamı ve this year, ifadenin gelecekte “ne yapacağım” anlamına geldiğini gösterir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı decide fiiliyle verilecek kararın içeriğidir. Gelecek bağlamı açıksa present continuous, planlanmış veya düzenlenmekte olan gelecekteki bir etkinliği gösterebilir; burada kesin plan hâlâ seçilmektedir.

Alıştırma

Hangi cümlede present continuous gelecekteki bir planı anlatır?

  1. We're visiting Grandma right now.
  2. We visit Grandma every Sunday.
  3. We're visiting Grandma next Sunday.
Cevabı göster

We're visiting Grandma next Sunday.

I get two whole months off work. Kalıp ifadeler

0:29

İşten tam iki ay izinliyim.

Kalıp ifadeler

get two whole months off work: işten uzun süre izinli olmak

get + süre + off work kalıbı, o süre boyunca çalışmak zorunda olmamak anlamına gelir. Burada get “sahip olmak” veya “verilmek”, off work ise işten geçici olarak uzak olunan zamanı anlatır. Whole vurgu ekler. Two whole months iki tam ay demektir ve konuşan kişinin bu arayı özellikle uzun bulduğunu gösterir.

Alıştırma

Öğrenilen kalıbı oluşturan sözcükle cümleyi tamamlayın: Next month, Lena gets a week ____ work.

Cevabı göster

off

So, I'm definitely going to go somewhere. Dilbilgisi

0:33

Bu yüzden, kesinlikle bir yerlere gideceğim (going to go).

Dilbilgisi

I'm definitely going to go: kesin bir gelecek planı

I'm definitely going to go ifadesinde am going to + fiilin yalın hâli olan go, geleceğe yönelik bir niyeti veya planı anlatır. İlk going to gelecek yapısının parçasıdır; go ise eylemi belirtir. Bu yüzden tekrar doğrudur. Definitely, konuşanın gideceğinden çok emin olduğunu gösterir. Somewhere gidilecek yeri açık bırakır; dolayısıyla planın bir kısmı kesin olsa da bir ayrıntı hâlâ kararlaştırılmamış olabilir.

Alıştırma

Kesin planı am + definitely + going to kalıbıyla tamamlayın: I ____ visit the science museum on Saturday.

Cevabı göster

am definitely going to

Maybe I'll take a train to somewhere sunny. Notlar

0:34

Belki güneşli bir yere giden bir trene binerim (I'll take).

Dilbilgisi

Maybe I'll take...: henüz karar verilmemiş bir gelecek seçeneği

Maybe I'll take... ifadesi maybe ile I will ifadesinin kısaltması olan I'll biçimini birleştirir. Burada will geleceğe yönelik olası bir seçeneği sunar ve take, will sonrasında yalın hâlde kalır. Maybe henüz bir karar verilmediğini gösterir. Bu kalıp yüksek sesle düşünürken veya bir seçenek sunarken doğaldır; önceden ayarlanmış bir yolculuğu bildirirken kullanılmaz.

Alıştırma

Eve nasıl gideceğinize hâlâ karar veriyorsunuz. Hangi cümle otobüsü yalnızca olası seçeneklerden biri olarak sunar?

  1. I'm going to take the bus.
  2. I'm taking the bus at four; my ticket is booked.
  3. Maybe I'll take the bus.
Cevabı göster

Maybe I'll take the bus.

Kalıp ifadeler

take a train: trenle seyahat etmek

“Take a train”, bir trende yolcu olarak seyahat etmek demektir. Buradaki take, “alıp götürmek” değil, “ulaşım için kullanmak” anlamındadır. Bir ulaşım aracı seçerken take + a/an + araç adı kalıbı yaygın olarak kullanılır: take a bus, take a taxi veya take a plane.

Alıştırma

Hangi cümle “Kıyıya trenle gidebiliriz” anlamını doğal biçimde verir?

  1. We can take by train to the coast.
  2. We can take a train to the coast.
  3. We can take train to the coast.
Cevabı göster

We can take a train to the coast.

But I probably won't fly because I don't like airports. Dilbilgisi

0:37

Ancak havalimanlarını sevmediğim için muhtemelen uçmam (won't fly).

Dilbilgisi

probably won't fly: olası bir olumsuz tahmin

“Probably won't fly”, konuşan kişinin uçakla seyahat etmeme olasılığını daha yüksek gördüğü anlamına gelir. Won't, will not ifadesinin kısaltmasıdır ve gelecek tahminini olumsuz yapar; probably ise bunun olası ancak kesin olmadığını gösterir. Bu seyahat bağlamında fly, “uçakla seyahat etmek” anlamındadır. Doğal sözcük sırası probably + won't + fiilin yalın hâlidir: I probably won't fly.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. won't ile want to arasındaki farka odaklanın.

  1. I probably will fly tomorrow.
  2. I probably want to fly tomorrow.
  3. I probably won't fly tomorrow.
Cevabı göster

I probably won't fly tomorrow.

Whatever I do, I have to make sure that I'm back by September Notlar

0:41

Ne yaparsam yapayım, eylül ayına kadar döndüğümden emin olmalıyım

Dilbilgisi

Whatever I do: şart değişmez

Whatever I do, ‘ne yaparsam yapayım’ anlamına gelir. Whatever, olası seçimlerin hepsini kapsayan bir ödünleme yan cümlesi başlatır: yapılan iş değişebilir, ancak virgülden sonraki ifade doğru kalır. Burada konuşan kişi farklı etkinlikler seçebilir, fakat bir şart değişmez: eylüle kadar geri dönmüş olmak. Soru cümlesi dizilişi değil, whatever + özne + fiil biçimindeki normal düz cümle dizilişi kullanılır.

Alıştırma

Konuşan kişinin ne yapmaya karar verirse versin saat altıya kadar evde olması gerektiğini anlatan cümle hangisidir?

  1. Whatever I decide to do, I must be home by six.
  2. Whatever do I decide to do, I must be home by six.
  3. What I decide to do, I must be home by six.
Cevabı göster

Whatever I decide to do, I must be home by six.

Kalıp ifadeler

make sure ... by September: son tarihe uyulmasını sağlamak

Make sure that I'm back, geri dönmüş durumda olmak için gerekli adımları atmak anlamına gelir. Burada make sure ifadesini bir that yan cümlesi izler ve I'm back geri dönüşten sonraki durumu anlatır. Günlük konuşmada that sözcüğü atılabilir. By September bir son tarih belirler: eylül geldiğinde konuşan kişi çoktan dönmüş olmalıdır. Daha erken dönmek de şartı karşılar; ifade yalnızca eylül ayının herhangi bir zamanı anlamına gelmez.

Alıştırma

Paketin cuma günü veya daha önce ulaşmasını istiyorsunuz. En uygun cümle hangisidir?

  1. Please make sure that the package arrives on Friday.
  2. Please make sure that the package arrives by Friday.
  3. Please make sure that the package arrives after Friday.
Cevabı göster

Please make sure that the package arrives by Friday.

because that's when school starts again.

0:44

çünkü okul o zaman yeniden açılıyor (starts).

So, did you spot the five ways

0:46

Peki, hikayemde gelecekten bahsetmenin

of talking about the future in my story?

0:48

beş yolunu fark ettiniz mi?

The first one was I'm doing.

0:51

İlki I'm doing (yapıyorum) yapısıydı.

I need to decide what I'm doing.

0:53

I need to decide what I'm doing (Ne yapacağıma karar vermeliyim).

This is the present continuous, Kelime

0:54

Bu şimdiki zamandır (present continuous),

Kelime

the present continuous: be + -ing ile biten fiil

Present continuous, be fiilinin uygun bir biçimiyle -ing ile biten bir fiilden kurulan yapının dil bilgisi adıdır: I am doing, she is reading veya they are leaving. Burada bu terim, daha önce geçen I'm doing biçimini adlandırır. Adında present bulunmasına rağmen bu yapı hem devam eden bir olayı hem de önceden ayarlanmış gelecekteki bir olayı anlatabilir; zamanı bağlam belirler.

Alıştırma

Standart yapıyı tamamlayın: The present continuous uses a form of ____ plus a verb ending in -____.

Cevabı göster

be · ing

but we use it to talk about the future.

0:56

ama onu gelecekten bahsetmek için kullanırız.

It's very common for plans that you feel confident will happen. Dilbilgisi

0:59

Gerçekleşeceğinden emin olduğunuz planlar için oldukça yaygındır.

Dilbilgisi

plans that you feel confident will happen: kesinleşmiş gelecek planları

Plans that you feel confident will happen, “gerçekleşmesini beklediğiniz planlar” anlamına gelir. That you feel confident will happen ilgi cümleciği hangi planlardan söz edildiğini belirtir; will happen bu açıklamanın bir parçasıdır. Bu derste bu fikir, present continuous yapısının yaygın bir gelecek kullanımını açıklar. Bir plan önceden ayarlanmışsa ve konuşanın gerçekleşmesini beklemek için iyi bir nedeni varsa kullanılır; gelecekle ilgili her olası fikir için kullanılmaz. Güven ifade eder, ancak garanti vermez.

Alıştırma

Maya ile bir saat kararlaştırdınız ve biletler alındı. Hangi cümle bunu kesinleşmiş bir gelecek planı olarak en iyi biçimde anlatır?

  1. I meet Maya at the station every Saturday.
  2. Maybe I'll meet Maya one day.
  3. I'm meeting Maya at the station on Saturday.
Cevabı göster

I'm meeting Maya at the station on Saturday.

Something that you're sure about.

1:02

Emin olduğunuz bir şey için.

So, we use it a lot for questions as well.

1:04

Bu yüzden onu sorularda da çok kullanırız.

For example, what are you doing this weekend? Dilbilgisi

1:06

Örneğin, what are you doing this weekend? (bu hafta sonu ne yapıyorsun?)

Dilbilgisi

What are you doing this weekend? ile gelecek planlarını sormak

Bu soruda şimdiki zaman yapısı are ... doing, şu anda gerçekleşen bir eylemi değil, gelecekteki bir planı anlatır. Gelecek zamanı belirten this weekend ifadesi doing'e gelecek anlamı verir. Birinin planladığı veya ayarladığı şeyi sormak için What are you doing + gelecek zaman ifadesi? kalıbını kullanın. Bu soru, kişinin kesinlikle bir planı olduğunu varsaymaz.

Alıştırma

Gelecekteki bir planı sormak için soruyu do fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: What ____ this Friday evening?

Cevabı göster

are you doing

The next one was I'm definitely going to go.

1:08

Sıradaki I'm definitely going to go (Kesinlikle gideceğim) yapısıydı.

This is the verb be, I am, Dilbilgisi

1:11

Bu be fiili, I am,

plus going to,

1:14

artı going to,

plus the infinitive.

1:16

artı mastar (infinitive) halidir.

Dilbilgisi

be + going to + mastar yapısı

Vurgulanan açıklama bir cümle kurma formülü verir: be fiilinin uygun biçimi + going to + fiilin yalın biçimi. be özneye göre değişir: I am, he/she/it is ve you/we/they are. going to sonrasında fiilin yalın biçimini kullanın: I am going to travel. Bu konumda travels veya travelling kullanmayın ve ikinci bir to eklemeyin.

Alıştırma

Planı tamamlamak için be going to ve visit fiilini kullanın: She ____ her grandmother tomorrow.

Cevabı göster

is going to visit

In informal English,

1:17

Gündelik İngilizcede,

we can change going to to gonna.

1:19

going to'yu gonna olarak değiştirebiliriz.

So, you would say

1:22

Yani şöyle diyebilirsiniz:

I'm definitely gonna go. Kelime

1:23

I'm definitely gonna go.

Kelime

gonna go: yalın fiilden önce kullanılan gayriresmî going to biçimi

gonna go ifadesinde gonna, going to'nun konuşma dilindeki ve yazımdaki gayriresmî biçimidir. Geleceğe yönelik bir planı veya niyeti belirtirken go eylemi anlatan fiilin yalın hâlidir. Bu nedenle gonna go yanlışlıkla yapılmış bir tekrar değildir; going to go anlamına gelir. Kalıp be + gonna + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada I'm, be biçimini sağlar ve go yalın hâlde kalır.

Alıştırma

gonna ifadesini doğru kullanan doğal ve gündelik cümleyi seçin.

  1. I'm gonna call you after dinner.
  2. I gonna call you after dinner.
  3. I'm gonna calling you after dinner.
Cevabı göster

I'm gonna call you after dinner.

Remember, this is very informal.

1:24

Unutmayın, bu çok gayriresmidir.

Don't use it in a job interview.

1:26

Bir iş görüşmesinde kullanmayın.

So, we use this a bit like the present continuous Kalıp ifadeler

1:28

Bunu da tıpkı şimdiki zaman (present continuous) gibi,

when we feel very confident about our plans.

1:31

planlarımızdan çok emin hissettiğimizde kullanırız.

Kalıp ifadeler

a bit like the present continuous: benzer, ancak aynı değil

a bit like the present continuous ifadesindeki a bit like, “benzer ama tamamen aynı değil” anlamına gelir. A bit karşılaştırmayı yumuşatır; böylece konuşan kişi yararlı bir bağlantıya işaret ederken farklılıklara da yer bırakır. Buradaki this, be going to yapısını ifade eder. Cümle, be going to yapısının bir kullanımını present continuous ile karşılaştırır; iki yapının her zaman aynı şekilde kullanıldığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle iki şeyin benzer, ancak tamamen aynı olmadığını söyler?

  1. This game is exactly the same as chess.
  2. This game is a bit like chess, but the pieces move differently.
  3. This game is less popular than chess.
Cevabı göster

This game is a bit like chess, but the pieces move differently.

You'll notice in my story,

1:33

Hikayemde fark etmişsinizdir,

I said I'm definitely going to go.

1:35

I'm definitely going to go demiştim.

So, that means I'm really sure.

1:37

Yani bu gerçekten emin olduğum anlamına geliyor.

In the next sentence,

1:39

Bir sonraki cümlede,

I said maybe I'll take a train

1:40

maybe I'll take a train (belki bir trene binerim)

and I probably won't fly.

1:42

ve I probably won't fly (ve muhtemelen uçmam) dedim.

So, I'm cheating a little bit Ton ve niyet

1:44

Yani aslında biraz hile yapıyorum

Ton ve niyet

I'm cheating a little bit: küçük bir kestirme yolu şakacı biçimde kabul etmek

Burada I'm cheating a little bit, kişinin kendi sözünü şakacı biçimde düzeltmesidir. Konuşan kişi, sayma veya sınıflandırma yönteminin tamamen katı olmadığını kabul eder; cheating, gizlice bir sınavda kopya çekmek veya ciddi dolandırıcılık yapmak değil, kolaylık için yöntemi biraz esnetmek anlamına gelir. A little bit bu kabulün etkisini yumuşatır. Bu kalıp, konuşanın küçük bir kestirme yolu açıkça belirtirken açıklamayı nasıl hafif tuttuğunu anlamanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Gündelik bir açıklamada I'm cheating a little bit burada ne anlama gelir?

  1. Bir sınavda kopya çektiğimi itiraf ediyorum.
  2. Yöntemimin tamamen katı olmadığını şakacı biçimde kabul ediyorum.
  3. Yöntemimin her kurala tamamen uyduğunu söylüyorum.
Cevabı göster

Yöntemimin tamamen katı olmadığını şakacı biçimde kabul ediyorum.

because I said this was two forms,

1:46

çünkü bunun iki yapı olduğunu söyledim,

but it's kind of one Ton ve niyet

1:48

ama aslında tek bir yapı sayılır

Ton ve niyet

it's kind of one: bir sınıflandırmayı yumuşatmak

it's kind of one ifadesinde kind of, bir dereceye kadar veya kabaca anlamına gelir. Sınıflandırmayı yumuşatır: Bir şey tek bir öğe olarak sayılabilir, ancak kategoriye tam uymaz ya da konuşan kişi kesin konuşmak istemez. One, bağlamdan zaten anlaşılan tekil sayılabilen bir ismin veya kategorinin yerine geçer. Bu cümlede one ifadesinin neyi anlattığını bilmek için önceki konuşmaya bakmak gerekir.

Alıştırma

Birisi çok kısa bir görüşmenin toplantı sayılıp sayılmayacağını soruyor. Tam olarak olmasa da sayılabileceğini düşünüyorsunuz. En uygun yanıt hangisidir?

  1. It's kind of one.
  2. It's not one at all.
  3. It's exactly one.
Cevabı göster

It's kind of one.

because won't is just the negative of will. Dilbilgisi

1:49

çünkü won't sadece will'in olumsuz halidir.

Dilbilgisi

won't: will'in olumsuz biçimi

Bu cümlede “the negative of will”, bir şeyin olmayacağını veya birinin bir şeyi yapmayacağını söylemek için kullanılan biçimdir. Won't bu olumsuz biçimdir: will go, won't go olur. Won't bir kip yardımcı fiilidir ve ardından fiilin yalın biçimi gelir. “İstemek” anlamındaki want fiili değildir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve will not anlamındaki won't sözcüğünü içeren cümleyi seçin.

  1. I won't wait outside.
  2. I want to wait outside.
Cevabı göster

I won't wait outside.

You could say won't or you could say will not. Dilbilgisi

1:52

Won't diyebilirsiniz veya will not diyebilirsiniz.

Dilbilgisi

won't ve will not: kısaltılmış ve tam biçimler

Won't ve will not aynı temel olumsuz anlama ve aynı dil bilgisi görevine sahiptir. Won't kısaltılmış biçim, will not ise tam biçimdir. Her ikisinin ardından da fiilin yalın biçimi gelir: won't go ve will not go. Bu düzensiz bir kısaltmadır. Standart yazım willn't değil, won't biçimindedir.

Alıştırma

will not ifadesini standart kısaltmasıyla yeniden yazın: I ____ forget your birthday.

Cevabı göster

won't

We use will and won't Dilbilgisi

1:55

Will ve won't yapılarını

for things that we are quite sure about,

1:57

oldukça emin olduğumuz durumlar için kullanırız,

Dilbilgisi

Oldukça emin olunan tahminlerde will ve won't

Burada will ve won't, gelecekteki bir sonuç hakkında tahmin yapmak için kullanılır. will içeren bir cümle bir şeyin olacağını, won't içeren bir cümle ise olmayacağını tahmin eder. quite sure, konuşanın çok emin olduğunu fakat yine de yanılabileceğini gösterir. Bu, bu yapıların kullanım yollarından yalnızca biridir; gelecekteki her olayda will kullanılacağı anlamına gelmez. İngilizcede gelecek zaman anlatımı yalnızca eminlik derecesine göre değil, tahmin, zaman çizelgesi, niyet veya yapılmış plan gibi anlamlara göre seçilir.

Alıştırma

Hangi cümlede will, bir zaman çizelgesi veya önceden yapılmış plan yerine konuşanın tahminini anlatır?

  1. I think our team will win tomorrow.
  2. The train leaves at nine tomorrow.
  3. We're meeting Maya at nine tomorrow.
Cevabı göster

I think our team will win tomorrow.

but not as sure as when we use the present continuous and going to.

2:00

ancak şimdiki zamanı ve going to'yu kullandığımızdaki kadar emin değilizdir.

Will often comes with words like I think, Kalıp ifadeler

2:04

Will genellikle I think (bence),

maybe, probably.

2:07

maybe (belki), probably (muhtemelen) gibi kelimelerle birlikte gelir.

Kalıp ifadeler

will ile kullanılan eminlik işaretleri: I think, maybe, probably

Vurgulanan ifadeler, tahminin kesinleşmiş bir gerçek olmadığını gösterir. I think bunu konuşanın kişisel görüşü olarak sunar, maybe mümkün olduğunu belirtir, probably ise olma ihtimalinin olmama ihtimalinden daha yüksek olduğunu anlatır. Bu ifadeler sık sık will ile kullanılır, ancak will için zorunlu değildir. Cümledeki normal yerleri farklıdır: I think tam bir yan cümleden önce gelir; Maybe çoğu zaman cümlenin başında bulunur; probably ise genellikle will ile ana fiil arasına gelir: I think it will work. Maybe it will work. It will probably work.

Alıştırma

Hangi cümlede probably, yağmurun muhtemel fakat kesin olmadığını doğal biçimde anlatır?

  1. It will probably rain after lunch.
  2. Maybe it will rain after lunch.
  3. It will definitely rain after lunch.
Cevabı göster

It will probably rain after lunch.

For more information about will,

2:09

Will hakkında daha fazla bilgi için,

watch Natasha's mini English lesson.

2:11

Natasha'nın mini İngilizce dersini izleyin.

Did you spot the final future form that I used?

2:14

Kullandığım son gelecek zaman yapısını buldunuz mu?

You might not have noticed it Dilbilgisi

2:17

Fark etmemiş olabilirsiniz

Dilbilgisi

might not have noticed: geçmiş hakkında kesin olmayan bir tahmin

might not have noticed, geçmişteki bir durum hakkında kesin olmayan bir tahmin belirtir: dinleyen kişi onu fark etmemiş olabilir, ancak konuşan kişi bundan emin değildir. Yapı might + not + have + geçmiş zaman ortacı biçimindedir. Noticed, notice fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. have noticed bölümü olası olayı şimdiki andan önceye yerleştirir; gelecekte bir şeyi fark etme olasılığından söz etmez.

Alıştırma

might not have ve see fiilinin geçmiş zaman ortacıyla cümleyi tamamlayın: Leo ____ the note on the door before he left.

Cevabı göster

might not have seen

because it looks like a different tense. Kelime

2:19

çünkü farklı bir zaman (tense) gibi görünüyor.

Kelime

looks like a different tense: görünüş ile dil bilgisel işlev arasındaki fark

looks like a different tense ifadesinde look like + isim öbeği, biçime bakarak “... gibi görünmek” anlamına gelir. A different tense, biçimin aitmiş gibi göründüğü dil bilgisel kategoridir. Looks like doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi belirtir. Dil bilgisinde bir fiil biçiminin adı ile gönderme yaptığı zaman farklı olabilir; bu nedenle şimdiki zaman gibi görünen bir biçim, uygun bağlamda geleceği anlatabilir.

Alıştırma

“It looks like a different tense” burada ne anlama geliyor?

  1. Farklı bir dil bilgisel zaman olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır.
  2. Biçimi bu izlenimi veriyor, ancak işlevi yine de bağlam içinde kontrol edilmelidir.
  3. Başka bir dil bilgisel zamana bakıyor.
Cevabı göster

Biçimi bu izlenimi veriyor, ancak işlevi yine de bağlam içinde kontrol edilmelidir.

It was I have to be back in September Kalıp ifadeler

2:21

I have to be back in September (Eylül ayında dönmüş olmalıyım)

Kalıp ifadeler

have to be back in September: eylülde geri dönmüş olmak zorunda olmak

Have to, bir kural, program veya durumdan kaynaklanan zorunluluğu ifade eder. I have to be back ifadesinde have to sonrasında fiilin yalın hâli olan be kullanılır. Back, geri dönme anlamı eklediği için be back yalnızca bir yerde bulunmak değil, önceki yere dönüp yeniden orada olmak demektir. In September, gerekli dönüşün eylül ayı içinde olacağını gösterir. Burada zorunluluğu okul takvimi oluşturur; aynı yapı başka dış koşullar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Have to ve be back kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ at the campsite before dark.

Cevabı göster

have to be back

because that's when school starts. Dilbilgisi

2:24

because that's when school starts (çünkü okul o zaman başlıyor) idi.

Dilbilgisi

that's when school starts: programlanmış gelecek için geniş zaman

School starts geniş zaman biçimindedir, ancak burada okul takvimiyle belirlenmiş gelecekteki bir olayı anlatır. İngilizcede okul dönemleri, trenler veya gösteriler gibi programa bağlı olaylar için geniş zaman sıkça kullanılır. That's when, “işte … olduğu zaman” anlamındadır. Daha önce belirtilen zamanı okulun başlamasıyla bağlar; starts, okulun tam şu anda başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Yayımlanmış programa göre open fiilinin doğru biçimini kullanın: The museum ____ at ten tomorrow.

Cevabı göster

opens

It's actually the present simple,

2:26

Aslında bu geniş zamandır (present simple),

but we use it to talk about scheduled events in the future. Kelime

2:28

ama onu gelecekteki planlanmış olaylardan bahsetmek için kullanırız.

Kelime

scheduled events in the future: tarifeler için geniş zaman

“Scheduled events in the future”, henüz gerçekleşmemiş ancak bir tarifede veya resmî programda saati önceden belirlenmiş olaylardır. Olay daha sonra gerçekleşecek olsa da program şimdi vardır. Bu koşul, İngilizcede geniş zamanın geleceğe gönderme yapmasını sağlar. Olayı yeni verilmiş kişisel bir karar olarak değil, belirlenmiş bir programın parçası olarak gösterir; gelecekteki bir zamanı belirten ifade veya bağlam, gelecek anlamını açık hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, programlanmış bir gelecek olayı için geniş zamanı en açık biçimde kullanır?

  1. I might start a new book tonight.
  2. The school term starts next Monday.
  3. I'm meeting my aunt after school.
Cevabı göster

The school term starts next Monday.

Something that you can't control,

2:31

Sizin kontrol edemediğiniz,

but you're sure it's going to happen.

2:33

ancak gerçekleşeceğinden emin olduğunuz şeyler.

A lot of languages do this,

2:35

Birçok dil bunu yapar,

so your own language might do it as well.

2:36

dolayısıyla kendi dilinizde de bu kullanım olabilir.

For example, you might say the train leaves at 6:00. Dilbilgisi

2:39

Örneğin, the train leaves at 6:00 (tren saat 6'da kalkıyor) diyebilirsiniz.

Dilbilgisi

the train leaves at 6:00: tarifelerde geniş zaman

“The train leaves at 6:00” cümlesinde leaves geniş zamandadır, ancak trenin gelecekteki programlanmış kalkışına gönderme yapar. Tarife bağlamı ve at 6:00 ifadesi, cümlenin trenin şu anda hareket ettiği anlamına gelmek zorunda olmadığını gösterir. The train öznesi üçüncü tekil kişidir; bu nedenle leave fiili -s alarak leaves olur. Sabit ulaşım tarifeleri, geniş zamanın geleceğe gönderme yaptığı standart bağlamlardan biridir.

Alıştırma

Programlanmış bu kalkış için leave fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: The train ____ at 6:00 tomorrow.

Cevabı göster

leaves

Sometimes when a train leaves on time, Kalıp ifadeler

2:43

Bazen bir trenin zamanında kalkması,

Kalıp ifadeler

on time: Planlanan Zamanda

On time, planlanan veya kararlaştırılan zamanda, geç kalmadan demektir. Burada tren, tarifede belirtilen saatte hareket eder. Tren, ders, toplantı veya gösteri gibi planlanmış bir zaman ile gerçekleşen zamanı karşılaştırırken on time kullanılır.

Alıştırma

Bir ders 10.00 için planlanmıştı ve 10.00'da başladı. Cümleyi tamamlayın: The lesson began ____.

Cevabı göster

on time

that could actually be really inconvenient.

2:45

aslında gerçekten çok rahatsız edici olabilir.

Watch my English for Life video about telling anecdotes

2:47

Ne demek istediğimi anlamak için

to see what I mean. Kalıp ifadeler

2:50

anekdotlar anlatmak hakkındaki English for Life videomu izleyin.

Kalıp ifadeler

to see what I mean: bir örnek üzerinden ne demek istediğimi anlamak

to see what I mean mastar öbeği, konuşanın videoyu neden izlemenizi söylediğini açıklar: videodaki örnek, anlatmak istediği noktayı anlamanıza yardımcı olacaktır. Burada see “anlamak”, mean ise “demek istemek” anlamındadır. Kullanışlı kalıp, bir eylemin ardından to see what I mean getirmektir.

Alıştırma

“Anlatmak istediğim noktayı anlaman için” anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Read this example ____.

Cevabı göster

to see what I mean

So, we use the present simple to talk about the future

2:51

Yani, bir şeyin gerçekleşeceğinden %100 emin olduğumuzda,

when we are 100% certain that it's going to happen,

2:54

gelecek ne kadar kesin olabilirse tabii,

as much as the future ever can be certain. Anlatım akışı

2:58

gelecekten bahsetmek için geniş zaman (present simple) kullanırız.

Anlatım akışı

as much as the future ever can be certain: kesinliğe sınır koymak

Bu sondaki ifade, 100% certain gibi önceki mutlak bir iddiaya sınır koyar. Tahminin, gelecekle ilgili herhangi bir iddianın gerçekçi olarak olabileceği kadar güvenilir olduğunu, ancak geleceğin hiçbir zaman bütünüyle garanti edilemeyeceğini anlatır. Buradaki ever, geçmişteki bir deneyimi değil, mümkün olan en yüksek dereceyi belirtir. Mesajı, güçlü iddiayı iptal ederek değil, sınırlandırarak düzenler. Konuşan kişi ana yargısını—çok yüksek güveni—korur, ama temkinli bir çekince ekler.

Alıştırma

Konuşan kişi gelecekteki bir olayın 100% certain olduğunu söyledikten sonra “as much as the future ever can be certain” ifadesini ekliyor. Bu ifade ne yapıyor?

  1. Konuyu gelecekten geçmişteki bir olaya geçirir.
  2. Hiçbir gelecek olayının bütünüyle garanti edilemeyeceğini kabul ederek önceki iddiayı sınırlar.
  3. Önceki iddiayı iptal eder ve olayın gerçekleşmeyeceğini söyler.
Cevabı göster

Hiçbir gelecek olayının bütünüyle garanti edilemeyeceğini kabul ederek önceki iddiayı sınırlar.

At the beginning of this video,

3:00

Bu videonun başında,

I told you a story about my holidays

3:02

size tatillerimle ilgili bir hikaye anlattım

and yes, you heard correctly, Ton ve niyet

3:04

ve evet, doğru duydunuz,

Ton ve niyet

yes, you heard correctly: şaşırtıcı bir bilgiyi doğrulamak

Yes, you heard correctly, şaşırtıcı bir ifadenin doğru olduğunu, yani “Gerçekten de bunu söyledim” anlamını doğrular. Yes, dinleyicinin muhtemel şüphesine karşılık verir; you heard correctly ise bilginin içeriğini onaylar. Dinleyicinin işitme yeteneğini övmez. Dinleyiciye doğrudan yöneltilen bir vurgudur ve ardından şaşırtıcı ayrıntı çoğu zaman tekrarlanır ya da açıklanır.

Alıştırma

Dinleyicilerin yanlış duymadığını doğrulayan üç kelimelik kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Yes, ____—our tiny café just won a national award.”

Cevabı göster

you heard correctly

I have two months off.

3:05

iki ay iznim var.

So, I'm going to go now

3:07

Öyleyse ben artık gideyim

and start planning what I'm going to do. Kalıp ifadeler

3:08

ve ne yapacağımı planlamaya başlayayım.

Kalıp ifadeler

start planning: planlamaya başlamak

Start planning, plan yapmaya başlamak anlamına gelir. Burada start fiilinden sonra plan fiilinin -ing biçimi olan planning gelir. Böylece başlayan etkinliğin plan yapma olduğu anlatılır. Planning kelimesinden sonra, start planning the trip örneğindeki gibi planlanan şey gelebilir. Ayrıca start planning what I'm going to do örneğindeki gibi, planın içeriğini veren bir what yan cümlesi de gelebilir. Bu ifade planlama sürecinin başladığını söyler; planın tamamlandığını söylemez.

Alıştırma

Bu dersteki iki kelimelik hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We need to ____ the class play today.

Cevabı göster

start planning

Bye.

3:11

Hoşça kalın.