Gömülü hazine bilmecesini çözebilir misin? - Daniel Griller: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Beş korsan, aynı ıssız adada farklı sayıda ağaç gördüğünü söyler. Görüş çizgileri üzerinden yürütülen akıl, altı ağacın paralel olmayan ve kesişen iki çizgi oluşturduğu adayı belirler; Yeşilsakal’ın hazinesinin de bu çizgilerin kesişiminde bulunduğu sonucuna varır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It might seem like / but that's not what's going on. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: İlk bakışta makul görünen bir yorumu önce kabul edip kanıtlar açıklamayı başka yöne çevirdiğinde onu düzeltmeyi öğrenin. Bu yapı, çıkarımları adım adım sunmak ve başlangıçtaki bir varsayımı açıkça geçersiz kılmak için kullanışlıdır. 2. aren't parallel and they intersect over land, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Birbirinden ayrı kalan çizgiler ile kesişen çizgiler arasındaki geometrik farkı anlayın; uzamsal ilişkilerin bir problemin çözümünü belirlediği durumlarda parallel ve intersect sözcüklerini doğru kullanın. 3. a matter of perspective. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadenin bir değerlendirmenin bakış açısına bağlı olduğunu anlattığını fark edin. Ayrıca hazine gerçekten farklı gözlem konumları karşılaştırılarak bulunduğu için, sözün bu bilmecede nasıl tematik bir çift anlam kazandığını anlayın.
Bu derste
After a massive storm tears through the Hex Archipelago, Öbek fiiller
0:06Devasa bir fırtına Hex Takımadaları'nı kasıp kavurduktan sonra,
tears through: hızlı ve yıkıcı biçimde ilerlemek
tear through + yer yapısında tear, bir yerden çok hızlı ve güçlü biçimde geçmek ve genellikle hasara yol açmak anlamına gelir. Burada fırtına takımadaları şiddetle kasıp kavurur; bu, yalnızca pass through demekten daha güçlüdür. Bu ifade mecazidir: Fırtına adaları gerçekten yırtmaz. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir; fırtına, yangın veya başka bir yıkıcı gücün bir bölgeden hızla ve şiddetle geçmesidir.
Alıştırma
Cümleyi tear through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tornado ____ the coastal town in minutes.
Cevabı göster
tore through
you find five grizzled survivors in the water. Kelime
0:10suda saçları ağarmış beş kazazede bulursunuz.
grizzled survivors: yıpranmış ve deneyimli bir görüntü
Grizzled, survivors sözcüğünü niteler ve onlara yıpranmış, sert ve deneyimli bir görünüm kazandırır. Ağarmış saç veya sakal çağrıştırabilir; ancak bu macera tarzı betimlemedeki temel etkisi, onları yalnızca yaşlı değil, zorlu deneyimlerle sertleşmiş kişiler gibi göstermektir. İsimden ve ortamdan gelen ipuçlarını kullanın: Denizci, asker, rehber veya kazazede gibi kişilerle birlikte grizzled çoğu zaman sert ve tecrübeli bir karakter görüntüsü oluşturur.
Alıştırma
Bu macera tarzı cümlede grizzled survivors ifadesine en uygun betimleme hangisidir?
- Yıpranmış, sert ve deneyimli görünüyorlar.
- Düzenli gri üniformalar giyiyorlar.
- Tehlikeyle ilk kez karşılaşan genç insanlar.
Cevabı göster
Yıpranmış, sert ve deneyimli görünüyorlar.
Shivering their timbers: korsan tarzında bir uyarlama
Shivering their timbers, kalıplaşmış korsan ünlemi Shiver me timbers! ifadesinin eğlenceli bir dil bilgisel uyarlamasıdır. Timbers, bir geminin büyük ahşap parçalarını belirtir; ancak bu ifade ahşabın gerçekten titrediğini anlatmaz. Söz, korsan ağzındaki me yerine their kullanır ve shiver fiilini shivering biçimine dönüştürerek göndermeyi çevresindeki anlatıma uyarlar. Böylece korsan temasını gösterir ve cümleye komik, eski moda bir hava verir.
Alıştırma
Burada "Shivering their timbers," ifadesinin başlıca etkisi nedir?
- Hayatta kalanları tanıtmanın tarafsız ve resmî bir yoludur.
- Kalıplaşmış korsan konuşmasını eğlenceli biçimde taklit eder.
- Hasarlı gemi kerestesi hakkında gerçek anlamlı bilgi verir.
Cevabı göster
Kalıplaşmış korsan konuşmasını eğlenceli biçimde taklit eder.
they explain that they're the former crew of the great pirate Greenbeard,
0:16büyük korsan Yeşil Sakal'ın eski mürettebatı olduklarını,
who marooned them after they tried to mutiny. Kelime
0:20isyan etmeye kalkıştıktan sonra onları adaya terk ettiğini açıklarlar.
marooned them: onları ıssız bir yerde mahsur bıraktı
marooned them ifadesinde maroon, geçmiş zamanlı bir fiildir. Birinin onları kaçmanın pratikte mümkün olmadığı ıssız bir yerde bıraktığı anlamına gelir. Özellikle adalarla ve deniz ya da macera öykülerinde yaygın olarak kullanılır. Nesne olan them, orada mahsur bırakılan kişileri belirtir. Buradaki maroon, koyu kızılımsı kahverengiyi belirten isim veya sıfat değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede maroon fiil olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- The chef marooned the soup in a warm bowl.
- The pirates marooned the prisoner on a tiny island with no boat.
- The teacher marooned the books neatly on a shelf.
Cevabı göster
The pirates marooned the prisoner on a tiny island with no boat.
tried to mutiny: komutana karşı ayaklanmaya kalkışmak
tried to mutiny ifadesindeki mutiny, bir komutanın emrindeki bir grubun — özellikle denizcilerin veya askerlerin — o komutana karşı ayaklanması ya da yönetimi ele geçirmeye çalışması anlamına gelen bir fiildir. Sıradan bir anlaşmazlığı değil, otoriteye karşı örgütlü bir başkaldırıyı anlatır. try to + fiilin yalın hâli yapısı bir girişimi belirtir. Tried to mutiny, ayaklanmaya çalıştıklarını söyler; bunu başarıp başaramadıklarını tek başına belirtmez.
Alıştırma
Hangi durum en iyi mutiny olarak tanımlanır?
- Bir yolcu kaptana nazikçe bir soru sorar.
- İki arkadaş hangi oyunu oynayacakları konusunda anlaşamaz.
- Gemi mürettebatı kaptanı görevden uzaklaştırıp yönetimi ele geçirmek için birlikte hareket eder.
Cevabı göster
Gemi mürettebatı kaptanı görevden uzaklaştırıp yönetimi ele geçirmek için birlikte hareket eder.
Each was bound up in a different spot on a small island Öbek fiiller
0:24Fırtına onları denize sürükleyene kadar,
bound up: fiziksel olarak bağlanmış ve özgürce hareket edemeyen
was bound up ifadesinde bound, bind fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır ve was + bound edilgen bir yapı oluşturur. Burada her kişinin bedeninin bağlandığı veya sabitlendiği ve bu nedenle özgürce hareket edemediği anlamına gelir. up parçacığı bağlama eylemini tamamlanmış olarak sunar. Kişiler ve yer, fiziksel anlamı açık hâle getirir; burada bind fiilinin kitap ciltlemek anlamı ya da “yakından bağlantılı olmak” şeklindeki soyut anlamı kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi bind fiilinin “fiziksel olarak bağlanmış” anlamındaki vurgulanan biçimiyle tamamlayın: The rescuers found the guard ____ with rope.
Cevabı göster
bound up
until the storm washed them out to sea. Öbek fiiller
0:27her biri küçük bir adada farklı bir noktaya bağlanmıştı.
washed them out to sea: karadan açığa sürükledi
Bu cümlede washed them out to sea, fırtınanın getirdiği suyun onları karadan uzaklaştırıp açık denize sürüklediği anlamına gelir. Buradaki wash, yıkamayı değil, suyun neden olduğu hareketi anlatır. wash + nesne + yön veya sonuç yapısı, suyun neyi hareket ettirdiğini ve onu sonunda nereye götürdüğünü gösterir. Out to sea, kıyıdan uzaklaşan yönü belirtir.
Alıştırma
"The storm washed them out to sea" cümlesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Denizdeyken kendilerini yıkadılar.
- Fırtına onları denizden kıyıya itti.
- Fırtınanın suyu onları karadan uzaklaştırıp açık denize sürükledi.
Cevabı göster
Fırtınanın suyu onları karadan uzaklaştırıp açık denize sürükledi.
In gratitude for + minnettarlık nedeni
In gratitude for, bir kişinin bir şey için minnet duyduğu için hareket ettiğini belirtir ve ana eylemi harekete geçiren yardım ya da nedeni tanıtır. Burada saving them, minnet duydukları eylemdir. in gratitude for + isim veya -ing biçimi kullanılır. İfadenin tamamı çoğunlukla cümlenin başına gelir ve öznenin sonraki eylemi neden yaptığını açıklar.
Alıştırma
Resmî teşekkür ifadesini bir edatla tamamlayın: In gratitude ____ her help, they sent her flowers.
Cevabı göster
for
The island they were on is also where Greenbeard has buried his treasure hoard. Kalıp ifadeler
0:34Bulundukları ada aynı zamanda Yeşil Sakal'ın hazinesini gömdüğü yerdir.
buried his treasure hoard: değerli eşyalardan oluşan bir koleksiyonu saklamak
Treasure hoard, birinin toplayıp sakladığı değerli eşyalardan oluşan bir yığındır. Burada his, bu yığının Greenbeard'e ait olduğunu; treasure ise hoard'un ne tür şeylerden oluştuğunu gösterir. Buried his treasure hoard, sakladığı bu değerli eşya yığınını toprağın altına koyduğu anlamına gelir. Hoard tek bir hazineden değil, birlikte saklanan birçok değerli eşyadan söz ettiği için bu ifade macera hikâyelerine uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede hoard burada açıklanan anlamıyla kullanılmıştır?
- Archaeologists uncovered a hoard of silver coins hidden beneath the floor.
- A jeweler displayed one silver ring in the window.
- A tourist bought a map and folded it into a pocket.
Cevabı göster
Archaeologists uncovered a hoard of silver coins hidden beneath the floor.
But when the sailors try to describe the island,
0:39Ancak denizciler adayı tarif etmeye çalıştıklarında,
something seems off: henüz net olmayan bir sorun sezmek
Something seems off, bir şeyin tam olarak doğru gelmediği anlamına gelir. Konuşan kişi olası bir sorun veya garip ayrıntı fark eder, ancak bunun tam olarak ne olduğunu henüz söyleyemez. Burada off, “alışılmadık” veya “beklendiği gibi olmayan” anlamında bir sıfattır; “uzakta” ya da “kapatılmış” demek değildir. Seems yargıyı ihtiyatlı hâle getirir; something is wrong daha kesin duyulur.
Alıştırma
Bu cümlede something seems off ne anlama gelir?
- Konuşan kişi bir makinenin kapatıldığını söyler.
- Konuşan kişi sorunun tam olarak ne olduğunu bilir ve açıkça anlatır.
- Konuşan kişi olası bir sorun sezer, ancak henüz ne olduğunu belirleyemez.
Cevabı göster
Konuşan kişi olası bir sorun sezer, ancak henüz ne olduğunu belirleyemez.
All agree it was flat and barren with no prominent features except for some trees. Kelime
0:44Hepsi adanın düz ve çorak olduğu, birkaç ağaç dışında hiçbir belirgin özelliği olmadığı konusunda hemfikirdir.
flat and barren: düz ve çorak bir arazi
Bu manzara betimlemesinde flat, zeminin çok az yükselip alçalan düz bir yapıda olduğunu; barren ise arazide çok az bitki bulunduğunu veya hiç bulunmadığını ve fazla yaşamı destekleyemediğini anlatır. and ile bağlanan iki sıfat iki ayrı özellik verir: düz arazi ve bitki gelişiminin yokluğu. Barren yalnızca boş veya üzeri açık anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi sahne flat and barren ifadesiyle en iyi anlatılır?
- The hikers climbed a steep mountain covered in thick forest.
- The travelers crossed a level plain where almost nothing grew.
- The family picnicked in a level field full of green crops.
Cevabı göster
The travelers crossed a level plain where almost nothing grew.
no prominent features: göze çarpan işaret noktaları yok
Bu manzara betimlemesinde no prominent features, çevresinden ayrılıp göze çarpan ve yeri tanımaya yardımcı olan belirgin şekillerin veya işaret noktalarının bulunmadığı anlamına gelir. Burada features; tepeler, uçurumlar veya büyük kayalar gibi görülebilir özellikleri anlatır. Buradaki feature, bir ürünün işlevi anlamına gelmez. except for some trees ifadesi, göze çarpan tek istisnanın ağaçlar olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu manzara betimlemesinde no prominent features ne anlama gelir?
- Arazinin yararlı işlevleri yoktur.
- Bölgede önemli kişiler yoktur.
- Göze çarpan işaret noktaları veya yeri tanımayı sağlayan şekiller yoktur.
Cevabı göster
Göze çarpan işaret noktaları veya yeri tanımayı sağlayan şekiller yoktur.
Yet each pirate claims they saw a different number of trees,
0:51Yine de her korsan farklı sayıda ağaç gördüğünü iddia etmektedir,
ranging from two to six: ikiden altıya kadar bir aralık belirtmek
Bu cümlede ranging from two to six, korsanların gördüklerini söyledikleri farklı ağaç sayılarını açıklar. Two alt sınırı, six ise üst sınırı verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp range from A to B'dir. Burada ranging, a different number of trees ifadesine aralık bilgisi ekleyen bir -ing yapısıdır. Bu tür günlük bildirimlerde A ve B genellikle aralığa dahil kabul edilir.
Alıştırma
Cümleyi ranging from A to B aralık kalıbıyla tamamlayın: The camp serves children ____ nine ____ fourteen years old.
Cevabı göster
ranging from · to
The pirate who saw two trees says the treasure was buried right at his feet. Deyimler
0:57İki ağaç gören korsan, hazinenin tam ayaklarının dibine gömüldüğünü söyler.
right at his feet: pekiştirici olarak right
Right at his feet, tam olarak ayaklarının yanındaki veya ayaklarının hemen çevresindeki noktayı ifade eder. Right, at his feet ifadesini güçlendirerek konumu kesin ve çok yakın gösterir. Burada right, left sözcüğünün karşıtı olan yön değil, pekiştirme işlevli bir zarftır. Başka durumlarda da kullanılabilen right + yer ifadesi kalıbı, right by the door veya right in front of me örneklerindeki gibi kesin konumu vurgulayabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede right bir yönü değil, kesin ve yakın bir konumu vurgulamak için kullanılmıştır?
- The missing key was right at my feet.
- I turned right after the bridge.
- The missing key was to the right of my chair.
Cevabı göster
The missing key was right at my feet.
When you fly your hot air balloon over the area to investigate,
1:02Araştırmak için sıcak hava balonunuzla bölgenin üzerinde uçtuğunuzda,
so you'll have to hurry and narrow your search. Kalıp ifadeler
1:13bu yüzden acele etmeli ve aramanızı daraltmalısınız.
narrow your search: arama alanını daraltmak
narrow your search ifadesinde narrow, kontrol edilmesi gereken yerlerin, sonuçların veya olasılıkların sayısını azaltmak anlamına gelen bir fiildir. Burada, zaman kısıtlıyken aramayı daha yönetilebilir hâle getirir. Yaygın bir kalıp narrow your search to + daha küçük bir grup veya alandır. Koşullar ekleyerek ya da olası görünmeyen seçenekleri eleyerek aramayı daraltabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: These clues will help us ____ to the east side of town.
Cevabı göster
narrow our search
What does the island with Greenbeard's treasure look like from the sky?
1:16Yeşil Sakal'ın hazinesinin olduğu ada gökyüzünden nasıl görünüyor?
It might seem like the pirates are delirious from dehydration, Notlar
1:35Korsanlar susuzluktan dolayı sayıklıyor gibi görünebilir,
delirious from dehydration: su kaybının yol açtığı ciddi bilinç bulanıklığı
Bu cümlede are delirious, kişinin açıkça düşünemeyecek veya çevresinde olanları doğru anlayamayacak kadar ciddi bir zihinsel karmaşa yaşaması demektir. confused ifadesinden daha güçlüdür ve burada yalnızca heyecanlı olmak anlamına gelmez. from dehydration nedeni belirtir: vücudun su kaybetmesi bu duruma yol açıyor olabilir. It might seem, bunu doğrulanmış bir teşhis olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar.
Alıştırma
Cümledeki are delirious from dehydration ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Vücutları çok fazla su kaybettiği için bilinçleri ciddi biçimde bulanıktır.
- Hangi içeceği seçeceklerinden emin değildirler.
- Su buldukları için son derece mutludurlar.
Cevabı göster
Vücutları çok fazla su kaybettiği için bilinçleri ciddi biçimde bulanıktır.
It might seem like ... but that's not what's going on: ilk izlenimi düzeltmek
It might seem like X, X'i konuşanın nihai sonucu olarak değil, makul bir ilk izlenim olarak sunar. Might, iddiayı kesin olmaktan çıkarır. Ardından But that's not what's going on bu yüzeydeki açıklamayı reddeder. Bu kalıp dinleyiciyi beklenen bir tahminden farklı bir açıklamaya yönlendirir; bu nedenle asıl düzeltme but sonrasında gelir.
Alıştırma
İki bölümlü düzeltme kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın. Kafe açık, ancak müşterilerin arka kapıyı kullanması gerekiyor: ____ the cafe is closed, ____.
Cevabı göster
It might seem like · but that's not what's going on
Remember, each was confined to a separate point on the island, Kelime
1:41Unutmayın, her biri adada ayrı bir noktaya hapsedilmişti,
confined to a separate point: farklı bir sabit konumla sınırlandırılmış
be confined to + bir yer veya alan, o sınırın içinde kalmaya zorlanmak ya da mecbur olmak anlamına gelir. Edilgen biçim olan was confined to, her kişinin kendisine ayrılan konumun dışına serbestçe çıkamadığını gösterir. a separate point, her kişi için farklı bir sabit konum demektir. Buradaki point, görüş veya puan değil, uzamsal ya da geometrik bir konumdur.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir yerden ayrılmasına izin verilmemek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Because the laboratory was unsafe, visitors were ____ the waiting area.
Cevabı göster
confined to
and no two of them could see the same number of trees. Dilbilgisi
1:45ve onlardan hiçbir ikisi aynı sayıda ağacı göremezdi.
no two ... the same: sonucu aynı olan her ikiliyi dışlamak
no two + çoğul grup + fiil ... the same ... kalıbı, grupta sonucu aynı olan hiçbir ikilinin bulunmadığını anlatır. Burada hangi iki kişi seçilirse seçilsin, gördükleri ağaç sayıları farklı olmalıdır. No two, “yalnızca iki kişi göremedi” anlamına gelmez. Two sözcüğünden sonraki ifadenin doğru olduğu hiçbir ikilinin bulunmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi ifade “No two runners recorded the same finishing time” ile aynı anlama gelir?
- Only two runners recorded different finishing times.
- Not every runner recorded the same finishing time.
- Every runner recorded a different finishing time.
Cevabı göster
Every runner recorded a different finishing time.
something was blocking their view. Kalıp ifadeler
1:51görüşlerini bir şeyin engellediği anlamına gelir.
for all but one: biri hariç herkes
for all but one pirate ifadesindeki all but one, “biri hariç herkes” anlamına gelir. For, sonraki durumun geçerli olduğu kişileri belirtir; dolayısıyla görüşün engellenmesi biri hariç tüm korsanlar için geçerlidir. Burada but, karşıtlık bildiren “ama” değil, “hariç” anlamındadır. Beş korsan varsa all but one bunların dördünü ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle tam olarak bir öğrencinin formu teslim etmediği anlamına gelir?
- Not one student submitted the form.
- Only one student submitted the form.
- All but one student submitted the form.
Cevabı göster
All but one student submitted the form.
something was blocking their view: block someone's view ile görüşün engellendiğini anlatmak
Something was blocking their view, bir nesnenin araya girdiğini ve bu yüzden bulundukları yerden her şeyi göremediklerini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp something/someone + block + someone's view şeklindedir. Buradaki view, bir görüş veya fikir değil, kişinin görebildiği alan anlamındadır. Was blocking geçmişte devam eden zamanı kullanır ve engelin o anda sürmekte olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir okul oyununda önünüzde duran kamera sehpası yüzünden sahneyi göremiyorsunuz. Bu sorunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- The camera stand is blocking my view of the stage.
- The camera stand is expressing my view of the stage.
- The camera stand is viewing my opinion of the stage.
Cevabı göster
The camera stand is blocking my view of the stage.
And since there are no other features on the island,
1:53Ve adada başka hiçbir özellik olmadığına göre,
that something could only have been other trees. Dilbilgisi
1:56bu şey sadece diğer ağaçlar olabilirdi.
could only have been: geçmişe ilişkin tek olası açıklama
Could only have been, kanıtların diğer bütün olasılıkları elemesinden sonra geçmişteki bir durumla ilgili tek bir sonuç sunar. Bu cümlede korsanların görüşünü engellemiş olabilecek tek şey diğer ağaçlardı. Kalıp could + only + have + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Burada could yeteneği değil mantıksal olasılığı belirtir; only diğer seçenekleri eler, have been ise sonucu geçmişe yerleştirir.
Alıştırma
Kameralar geçmişte çalan bir alarmın diğer bütün nedenlerini eliyor. Geriye kalan tek açıklamayı hangi cümle ifade eder?
- The alarm could only have been triggered by the cat.
- The alarm could have been triggered by the cat.
- The alarm can only be triggered by the cat.
Cevabı göster
The alarm could only have been triggered by the cat.
A pirate would see fewer trees when two or more fell along a straight line from their vantage point. Kelime
2:01İki veya daha fazla ağaç bir korsanın bakış açısından düz bir hizada kaldığında daha az ağaç görecektir.
fell along a straight line: fall fiilinin konum bildiren kullanımı
Bu cümlede fell along a straight line, “aynı düz çizgi üzerinde konumlanmışlardı” anlamına gelir. Fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak burada fall, ağaçların gözlemciye göre konumunu anlatır. Ağaçların düştüğü ya da devrildiği anlamına gelmez. Bu kullanım, konum ile gözlemcinin görebildiği şey arasında bağlantı kurar. Birkaç nesne tek bir bakış noktasından aynı hizada görünürse, yakındaki bir nesne daha uzaktakini gizleyebilir.
Alıştırma
“On the map, the three markers fell along a straight line,” cümlesinde fell along a straight line ne anlama gelir?
- Düşerken düz bir çizgi çizdiler.
- Düz bir çizginin yanındaki yere düştüler.
- Aynı düz çizgi üzerinde konumlanmışlardı.
Cevabı göster
Aynı düz çizgi üzerinde konumlanmışlardı.
vantage point: gözlem yaptığınız fiziksel yer
Burada vantage point, bir korsanın ağaçlara baktığı fiziksel yerdir. Gözlemcinin konumu değiştiğinde hangi ağaçların aynı hizada göründüğü ve hangilerinin gizlendiği de değişir. Vantage point, bir durumu değerlendirme perspektifi anlamına da gelebilir; ancak burada öncelikli anlam fizikseldir. Bu ifade, bakış konumunu veya açısını görülebilen şeylerle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bir fotoğrafçının geçit töreninin tamamını görebileceği fiziksel bir yere ihtiyacı var. Hangi ifade en uygundur?
- point of view
- personal opinion
- vantage point
Cevabı göster
vantage point
So we need to find the island where five different pirates standing in different spots Anlatım akışı
2:07Bu yüzden farklı noktalarda duran beş farklı korsanın,
would each see a different number of trees.
2:12her birinin farklı sayıda ağaç göreceği adayı bulmamız gerekiyor.
Bir arama koşulu olarak where ... would each see ...
where yan cümlesi the island ifadesini niteler ve birkaç ayrıntıyı tek bir koşulda toplar: ada, tarif edilen yerleşim ve sonuca olanak vermelidir. Bu, bir hikâyeyi veya kurguyu bulunması gereken şeyin karşılaması gereken bir koşula dönüştürmenin yaygın bir yoludur. Burada would gelecek zamanı değil, hayal edilen bir durumdaki sonucu belirtir. Each bu sonucu beş korsanın her birine ayrı ayrı dağıtır: her korsan diğerlerinden farklı sayıda ağaç görür.
Alıştırma
Hangi cümle hayal edilen yerleşimi, bulmamız gereken yerin bir koşuluna dönüştürüyor?
- We need a room where four people would each have a separate desk.
- We need a room when four people each had a separate desk.
- We need a room which four people would each be a separate desk.
Cevabı göster
We need a room where four people would each have a separate desk.
Virtually every island has a position from which you can see six trees. Dilbilgisi
2:16Hemen hemen her adanın altı ağacı görebileceğiniz bir konumu vardır.
from which you can see: edatı öne alınmış ilgi yan cümlesi
From which you can see ... ifadesi position sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Which, position sözcüğüne gönderme yaptığı için from which “o konumdan” anlamına gelir; island sözcüğüne gönderme yapmaz. From edatı which sözcüğünden önce gelir. Bu yapı genellikle edatın öne alındığı ilgi yan cümlesi olarak adlandırılır. Bakış noktasını kesin ve resmî biçimde belirtir; konuşma dilinde where you can see ... veya which you can see ... from şeklinde yeniden kurulabilir.
Alıştırma
Cümleyi “o platformdan” anlamına gelen resmî ilgi ifadesiyle tamamlayın: The tower has a platform ____ you can see the coast.
Cevabı göster
from which
there's a position where five trees can be seen by standing in line with two of them. Kalıp ifadeler
2:22onlardan ikisiyle aynı hizaya geçerek beş ağacın görülebileceği bir konum bulunur.
standing in line with two of them: iki nesneyle aynı hizada durmak
Burada standing in line with two of them, sizin ve ağaçlardan ikisinin aynı düz çizgi üzerinde olduğu bir konum seçmek demektir. Two of them, daha önce sözü edilen ağaçlardan ikisini belirtir. Bu, in line with ifadesinin uzamsal hizalanma anlamındaki kullanımıdır. Bu bakış noktasından bir ağaç, aynı görüş çizgisindeki başka bir ağacı kapatabilir; ifade sırada beklemek ya da bir fikre katılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi yönerge, bir kişiye kendisiyle iki direk tek bir düz çizgi oluşturana kadar hareket etmesini söyler?
- Stand in line to buy a ticket.
- Check that the plan is in line with the rules.
- Move until you are standing in line with the two posts.
Cevabı göster
Move until you are standing in line with the two posts.
It turns out that The hardest locations to find are those with fewer visible trees, Notlar
2:28Daha az görünür ağacın olduğu yerlerin bulunması en zor yerler olduğu ortaya çıkar,
It turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtmak
It turns out that; gözlem, araştırma veya akıl yürütme sonrasında keşfedilen bir sonucu tanıtır. Yaklaşık olarak “sonuç şu ki” ya da “şunu görüyoruz ki” anlamına gelir; yalnızca “şu olay gerçekleşiyor” demek değildir. Burada anlatımı bulmacanın analizinden, daha az ağacın göründüğü konumların bulunmasının daha zor olduğu sonucuna taşır. Bu ifade çoğu zaman dinleyiciyi daha önce belirsiz veya beklenmedik olan bir bilgiye hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak It turns out that başlangıcıyla tamamlayın: ____ the museum is closed on Mondays.
Cevabı göster
It turns out that
those with fewer visible trees: locations yerine kullanılan those
Bu cümlede those, çoğul isim olan locations yerine kullanılır. Tam anlamı “the locations with fewer visible trees” şeklindedir; ancak those, locations sözcüğünün tekrarlanmasını önler. with fewer visible trees ifadesi, hangi yerlerden söz edildiğini belirli bir grupla sınırlar. those sözcüğünün neyi gösterdiğini bulmak için yalnızca en yakın isme değil, daha önce karşılaştırılan veya sınıflandırılan çoğul isme bakın.
Alıştırma
“The hardest locations to find are those with fewer visible trees,” cümlesinde those neyin yerine kullanılmıştır?
- bulma eylemi
- görünür ağaçlar
- yerler
Cevabı göster
yerler
precisely because they require more trees to line up with the viewer's position. Notlar
2:33çünkü bu durum tam olarak gözlemcinin konumuyla hizalanması için daha fazla ağaç gerektirir.
precisely because: belirleyici nedeni vurgulamak
Precisely because, “tam olarak bu nedenle” anlamına gelir. because ile başlayan neden bölümüne güçlü bir vurgu yapar ve bu nedenin sonucu anlamanın anahtarı olduğunu gösterir. Burada şaşırtıcı bir sonucu açıklamasına bağlar: daha az görünür ağaç olması, daha fazla ağacın aynı hizaya gelmesi gerektiği için yerleri bulmayı zorlaştırır. Bu ifadede precisely, fiziksel bir konumun tamlığını anlatmaz; neden-sonuç bağını güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, köprünün güvenli olmamasını yolun kapanmasının temel nedeni olarak precisely because ile sunuyor?
- The path is closed precisely because the bridge is unsafe.
- The path is closed although the bridge is unsafe.
- The path is closed, and the bridge is unsafe.
Cevabı göster
The path is closed precisely because the bridge is unsafe.
line up with: bir referans noktasıyla hizalanmak
Burada line up with, “bir referans noktasıyla aynı düz çizgi üzerinde bulunmak” anlamına gelir. Ağaçlar izleyicinin konumuyla aynı hizaya gelmelidir; böylece o bakış açısından bazı ağaçlar diğerlerinin arkasında kalabilir. Kalıp line up with + referans noktası şeklindedir. Tarihler veya kanıtlar gibi şeylerin birbiriyle uyuşmasını da anlatabilir, ancak bu cümlede fiziksel ve mekânsal anlam kullanılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi line up with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Rotate the dial until the arrow ____ the red mark.
Cevabı göster
lines up with
One way would be if all the trees were lined up in single file, Notlar
2:42Bir yolu, tüm ağaçların tek sıra halinde dizilmiş olmasıdır,
One way would be if ...: hayalî bir çözüm önermek
One way would be if + cümle, bir sorunu çözebilecek olası bir durumu tanıtır. If cümleciği hayal edilen düzeni verir: bütün ağaçların tek sıra olması. Would burada geçmiş zamanı değil, varsayımı bildirir. If sonrasında kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümle kullanılır. Were veya used gibi geçmiş biçimler, durumun şu anda gerçek değil, hayalî olduğunu belirtmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi, hayal edilen bir düzeni tanıtan ders ifadesiyle tamamlayın: ____ each table had its own number.
Cevabı göster
One way would be if
lined up in single file: tek sıra hâlinde dizilmiş
Be lined up in single file ifadesi, her kişi veya nesne öndekinin arkasında olacak şekilde tek bir sıra hâlinde dizilmiş olmak demektir. Burada ağaçların yan yana birkaç sıra değil, tek bir düz çizgi oluşturmasını anlatır. Bu kalıplaşmış ifadede file, insanlardan veya nesnelerden oluşan bir sıra anlamındadır; bilgisayar dosyası değildir. Were lined up edilgen yapıdadır ve ağaçların içinde bulunduğu diziliş durumunu anlatır.
Alıştırma
“Tek sıra oluşturdular” anlamındaki hedef ifadenin tamamıyla cümleyi tamamlayın: Before the doors opened, the visitors ____ outside.
Cevabı göster
lined up in single file
Then you could stand at the end of the line and see one,
2:47O zaman sıranın sonunda durup bir tane,
or stand anywhere else and see all six.
2:52veya başka bir yerde durup altısını birden görebilirsiniz.
But there's no place from which you can see only three, four, or five.
2:56Ancak sadece üç, dört veya beşini görebileceğiniz bir yer yoktur.
is out: bir seçenek artık mümkün değil
Bir seçenek, plan veya olasılık için is out denildiğinde, bunun reddedildiği ya da işe yaramadığının anlaşıldığı belirtilir. Burada one straight line of trees önerilen bir dizilişi adlandırır; is out ise bu dizilişin artık değerlendirilemeyeceği anlamına gelir. Out sözcüğünün buradaki kullanımı fiziksel konumla ilgili değildir. Seçim veya akıl yürütme sürecinde bir olasılığın elendiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede is out bir seçeneğin artık mümkün olmadığını belirtir?
- The dog is out in the yard.
- The kitchen light is out.
- With only ten dollars left, the expensive restaurant is out.
Cevabı göster
With only ten dollars left, the expensive restaurant is out.
So long as the lines aren't parallel and they intersect over land, Notlar
3:06Çizgiler paralel olmadığı ve karada kesiştiği sürece,
So long as: bir koşul belirtmek
So long as + yan cümle, ana cümlenin geçerli olduğu bir koşulu bildirir. Burada çizgilerle ilgili iki bilgi, daha sonra gelen sonucun gerçekleşmesi için gereken koşullardır. So long as ifadesini uzunlukla ilgili ayrı sözcükler olarak değil, yeter ki veya şu koşulla anlamına gelen tek bir bağlaç olarak düşünün.
Alıştırma
Hangi cümle, sanat odasını kullanmanın koşulunun sonrasında temizlik yapmak olduğunu belirtir?
- You may use the art room so long as you clean up afterward.
- You may use the art room while the teacher is cleaning it.
- You may use the art room because someone cleaned it yesterday.
Cevabı göster
You may use the art room so long as you clean up afterward.
aren't parallel ... intersect over land: geometrik koşullar
Parallel, aynı yönde uzanan, aralarındaki mesafeyi koruyan ve buluşmayan doğruları tanımlar. Intersect, doğruların bir noktada kesişmesi veya buluşması demektir. Aren't parallel and they intersect ifadesinde and, gerekli iki geometrik gerçeği birbirine bağlar. Over land, bu kesişimin su üzerinde değil kara alanı içinde olduğunu belirtir. Kesişme noktasının nerede olması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
İki yol bir noktada buluşuyor, ancak dik açı olduğu belirtilmiyor. En doğru tanım hangisidir?
- The paths intersect.
- The paths are perpendicular.
- The paths are parallel.
Cevabı göster
The paths intersect.
there will always be a position where the two lines converge from which you could see exactly two trees. Notlar
3:10iki çizginin birleştiği ve tam olarak iki ağacı görebileceğiniz bir konum her zaman olacaktır.
there will always be a position where: varlığın garanti olması
there will always be a position where ... kalıbı, belirtilen koşullar geçerli olduğunda tarif edilen özelliğe sahip bir konumun var olmasının garanti olduğunu anlatır. There varlığı bildirir, will sonucu gösterir ve where ile başlayan yan cümle o konumda neyin geçerli olduğunu açıklar. Buradaki always, “sık sık” değil, “bu koşullar altında her durumda” anlamındadır. Tekrarlanan bir alışkanlığı değil, mantıksal zorunluluğu ifade eder.
Alıştırma
there will always be a position where ... ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bu koşullar altında, belirtilen özelliğe sahip bir konumun var olması garantidir.
- Birisi sık sık aynı konuma geri döner.
- Konum yalnızca bir kez var olur ve sonra kaybolur.
Cevabı göster
Bu koşullar altında, belirtilen özelliğe sahip bir konumun var olması garantidir.
two lines converge: iki çizginin bir noktada birleşmesi
two lines converge ifadesinde converge fiildir: iki çizgi aynı noktaya doğru yaklaşır. Bu cümlede, çizgilerin belirli bir konumdan görülen uzamsal veya görsel hizalanmasını anlatır; çizgilerin fiziksel olarak hareket etmesi gerekmez. Başlangıçta ayrı olan çizgiler, yollar veya yönler tek bir ortak noktaya doğru daraldığında converge bu anlamıyla kullanılır.
Alıştırma
İki yol farklı yönlerden yaklaşıp kapıda tek bir yol hâlinde birleşiyor. Bir araya gelmelerini en iyi vurgulayan cümle hangisidir?
- The two roads converge at the gate.
- The two roads remain parallel at the gate.
- The two roads intersect at the gate.
Cevabı göster
The two roads converge at the gate.
And if they're grouped two and four, or three and three, Kalıp ifadeler
3:17Ve eğer iki ve dört veya üç ve üç olarak gruplandırılırlarsa,
there are many arrangements in which you could also see three, four, five, and six trees.
3:20üç, dört, beş ve altı ağacı da görebileceğiniz birçok düzenleme vardır.
grouped two and four, or three and three: grup büyüklüklerini belirtmek
Bu kısa kalıpta they're grouped two and four, altı ağacın iki gruba ayrıldığını anlatır: bir grupta iki, diğerinde dört ağaç vardır. three and three ise üçer ağaçlık iki grup demektir. Yan yana verilen sayılar konumları veya sıralamayı değil, her grubun büyüklüğünü belirtir. Daha açık biçimde they're divided into one group of two and one group of four denebilir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The six volunteers were grouped two and four.
- Her birinde dört gönüllü olan iki grup vardı.
- Gönüllüler yalnızca ikinci ve dördüncü konumlarda duruyordu.
- Bir grupta iki, diğer grupta dört gönüllü vardı.
Cevabı göster
Bir grupta iki, diğer grupta dört gönüllü vardı.
there's only one island in the archipelago with two non-parallel lines of trees.
3:30takımadalarda paralel olmayan iki ağaç sırasına sahip sadece bir ada var.
Fortunately for us: yararlı bir bilgiyi işaretlemek
Fortunately for us değerlendirme bildiren bir geçiş ifadesidir: konuşan kişi bir gerçeği vermeden önce bunun us kapsamındaki herkes için iyi haber olduğunu belirtir. Burada koşula uyan yalnızca bir ada olması aramayı kolaylaştırır. Bu ifade dil bilgisi açısından zorunlu değildir; dinleyicinin sonraki gerçeği nasıl yorumlayacağını düzenler. for us, özel bir karakter grubunu değil, problemi çözen anlatıcı ile izleyicileri kapsar.
Alıştırma
Cümleyi ‘grubumuz için şanslı bir durumdu’ anlamındaki başlangıçla tamamlayın: ____, the rain stopped before the game.
Cevabı göster
Fortunately for us
And it'll be buried at the intersection of the two lines. Kelime
3:37Ve hazine iki çizginin kesiştiği noktada gömülü olacaktır.
at the intersection of the two lines: çizgilerin tam kesişme noktası
At the intersection of the two lines, “iki çizginin kesiştiği tam noktada” demektir. Intersection; geometrik çizgilerin, patikaların, yolların veya başka güzergâhların kesişme noktasını belirtebilir, yani yalnızca cadde kavşakları için kullanılmaz. Kalıp at the intersection of A and B şeklindedir. Bu cümlede the two lines iki çizgiyi birlikte ifade ederken at belirli bir konumu gösterir.
Alıştırma
at the intersection of the two lines ne anlama gelir?
- İki çizginin kesiştiği tam noktada
- İki çizgiden herhangi biri üzerindeki herhangi bir yerde
- İki paralel çizgi arasındaki alanda
Cevabı göster
İki çizginin kesiştiği tam noktada
You land on this island and dig up a chest containing a massive pile of tree seeds, Öbek fiiller
3:41Bu adaya iniyorsunuz ve ekime hazır olan,
dig up: bir şeyi topraktan kazıp çıkarmak
Dig up, kazarak bir şeyi topraktan çıkarmak demektir. Bu cümlede sandık başlangıçta gömülüdür ve sonunda toprağın dışına çıkarılır. Up, bunu sonuca odaklanan bir öbek fiil yapar: önemli olan yalnızca birinin çukur kazması değil, nesnenin ortaya çıkarılıp topraktan alınmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki öbek fiille tamamlayın: The volunteers used shovels to ____ the box buried under the garden.
Cevabı göster
dig up
ready for planting. Dilbilgisi
3:47devasa bir ağaç tohumu yığını içeren bir sandığı kazıp çıkarıyorsunuz.
ready for planting: bir işlemden geçmeye hazır nesne
ready for planting ifadesi cümlenin sonunda yer alan bir sıfat öbeğidir. Tree seeds hakkında ek bilgi verir: tohumlar artık ekilmeye uygun durumdadır. Ready, ekim yapmaya hazırlanan bir kişiyi değil, tohumları niteler. Yeniden kullanılabilir kalıp be ready for + isim veya -ing biçimidir. Bir nesneyi nitelediğinde, adı geçen işlemin artık o nesneye uygulanabileceğini gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir belgenin artık yazdırılabileceğini açıkça belirtir?
- The assistant is ready to print the document.
- The document is ready for printing.
- The printer is ready beside the document.
Cevabı göster
The document is ready for printing.
Was this treasure really worth all that trouble? Kalıp ifadeler
3:48Bu hazine bunca zahmete gerçekten değdi mi?
really worth all that trouble?: değeri çabayla karşılaştırmak
Be worth all that trouble, sonucun onu elde etmek için harcanan zaman, çaba veya yaşanan zorluğu haklı çıkaracak kadar değerli olması demektir. Buradaki trouble, makine arızası değil, zahmet ve uğraş anlamındadır. Really konuşanın şüphesini güçlendirir, all that ise yaşanan zahmetin büyüklüğünü vurgular. Soru biçiminde kullanıldığında cümle, ödülün ödenen bedele değecek kadar iyi olup olmadığını sorar.
Alıştırma
Bir kişi eski bir bisikleti onarmak için bütün hafta sonunu harcadı. Hangi soru sonucun gösterilen çabaya değip değmediğini sorar?
- Was the result really troubled by the work?
- Did the result really avoid all that trouble?
- Was the result really worth all that trouble?
Cevabı göster
Was the result really worth all that trouble?
a matter of perspective: bakış açısına bağlı olma
“A matter of perspective”, bir cevabın veya değerlendirmenin kişinin durumu nasıl gördüğüne ya da düşündüğüne bağlı olduğu anlamına gelir. Bu cümlede “That’s”, konuşulan konuya gönderme yapar ve sonucun bakış açısına bağlı olduğunu söyler. Burada “perspective” iki anlam düzeyinde kullanılır: bir görüşü ifade edebilir, ayrıca fiziksel bakış açısı anlamına da gelebilir. İkinci anlam, gözlemcinin konumuna göre görünen ağaç sayısının değiştiği bilmeceyle bağlantı kurar.
Alıştırma
İki arkadaş aynı soyut tablonun güzel olup olmadığı konusunda anlaşamıyor. Her iki tepkinin de makul olabileceğini en iyi hangi cevap açıklar?
- That's a matter of measurement.
- That's a matter of permission.
- That's a matter of perspective.
Cevabı göster
That's a matter of perspective.
Do you subscribe to the TED-Ed riddle series? Kalıp ifadeler
3:54TED-Ed bilmece serisine abone misiniz?
subscribe to + kanal, seri veya hizmet
“Subscribe to”, bir içeriği veya hizmeti düzenli olarak almak ya da takip etmek için abone olmak anlamına gelir. “To”, abone olunan şeyi belirtir; bu nedenle yapı subscribe to + isim şeklindedir: subscribe to a series, channel, newsletter veya service. Bu soruda konuşmacı, dinleyicinin TED-Ed bilmece serisini düzenli olarak takip edip etmediğini sorar. Abonelik hedefi zaten belli olduğunda, örneğin bir düğmede, fiil tek başına “Subscribe” olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “kaydolarak düzenli biçimde takip etmek” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: I ____ a weekly science newsletter.
Cevabı göster
subscribe to
If so, then two months ago you narrowly escaped the eccentric wizard. Kalıp ifadeler
3:57Eğer öyleyse, iki ay önce eksantrik büyücünün elinden kıl payı kurtuldunuz.
narrowly escaped: kıl payı kaçmayı başarmak
Bu cümlede narrowly escaped, büyücüden gerçekten kaçtığın ancak bunu çok küçük bir farkla başardığın anlamına gelir. Tehlike neredeyse sana yetişti; yine de sonuç başarılı bir kaçıştı. Burada narrowly, kötü sonuca ne kadar yaklaşıldığını anlatır; fiziksel olarak dar bir alanı ifade etmez. Bu yapı narrowly escape danger, narrowly escape injury ve narrowly escape being caught ifadelerinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Kayalar neredeyse onlara çarpacakken yürüyüşçülerin güvenli bir şekilde kurtulduğunu anlatan cümle hangisidir?
- The hikers escaped a narrow rockslide.
- The hikers nearly escaped the rockslide.
- The hikers narrowly escaped the rockslide.
Cevabı göster
The hikers narrowly escaped the rockslide.
Last month, you locked up the elusive space rebels. Notlar
4:02Geçen ay, yakalanması zor uzay isyancılarını hapsettiniz.
locked up: birini alıkoymak veya hapse atmak
Bu cümlede locked up, uzay isyancılarını hapishane veya hücre gibi çıkamayacakları bir yere koyduğun anlamına gelir. Nesne insanlar olduğu için bu öbek fiil yalnızca anahtar çevirmeyi değil, alıkoymayı ifade eder. Nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur: lock up a suspect bir şüpheliyi alıkoymak anlamına gelirken lock up a building genellikle bir binayı kilitleyerek güvenli hâle getirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Polis bir şüpheliyi yakalayıp hücreye koydu. Hangi cümlede lock up bu anlamda kullanılmıştır?
- The police locked up the station for the night.
- The police locked the suspect up in a cell.
- The police looked up the suspect's address.
Cevabı göster
The police locked the suspect up in a cell.
elusive space rebels: bulunması veya yakalanması zor
Bu cümlede elusive, bulunması veya yakalanması zor demektir. Uzay asilerini, yakalanmaktan sürekli kaçınmış hedefler olarak anlatır. Daha genel olarak elusive; ulaşılması, elde edilmesi veya açıkça anlaşılması zor olan bir kişiyi, şeyi, hedefi ya da cevabı anlatabilir.
Alıştırma
Vahşi bir kedi bütün kameralardan ve tuzaklardan kaçtı. Onu en iyi hangi cümle anlatır?
- The wild cat is elusive.
- The wild cat is exclusive.
- The wild cat is easy to find.
Cevabı göster
The wild cat is elusive.
snagged: elde etmek anlamında günlük bir ifade
Burada snagged, bir şeyi çoğu zaman hızlıca, şans eseri veya başkasından önce elde etmeyi başarmak demektir. Tohumları elde etmeyi, iyi bir fırsatı yakalamış gibi canlı ve eğlenceli gösterir. Bu, snag fiilinin gerçek olmayan anlamıdır. Nesneye ve bağlama göre snag, bir şeyi sivri bir yere takmak veya takılıp yırtılmasına neden olmak anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi snag fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: I ____ the last ticket just before the show sold out.
Cevabı göster
snagged
We want you to be able to solve any riddle you encounter,
4:10Karşılaştığınız herhangi bir bilmeceyi çözebilmenizi istiyoruz,
and we have the perfect place for you to hone your problem-solving skills. Kalıp ifadeler
4:14ve problem çözme becerilerinizi geliştirmeniz için mükemmel bir yerimiz var.
Problem çözme becerilerini geliştirmek
Bu cümlede hone your problem-solving skills, odaklı alıştırmalarla problem çözme becerilerini daha keskin ve etkili hâle getirmek anlamına gelir. Hone bir fiildir ve hone + beceri veya yetenek kalıbında kullanılır. Hone, kısa bir ilk tanışmadan ziyade zaman içinde gelişip incelmeyi ifade eder. Yazma, konuşma veya eleştirel düşünme gibi alıştırmayla gelişen becerilerle doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, odaklı alıştırmayla geliştirmek anlamına gelen dersteki fiille tamamlayın: Daily drills help musicians ____ their listening skills.
Cevabı göster
hone
Brilliant offers an amazing library of puzzles to help you master all kinds of problem-solving techniques. Kalıp ifadeler
4:18Brilliant, her türlü problem çözme tekniğinde ustalaşmanıza yardımcı olmak için inanılmaz bir bulmaca kütüphanesi sunuyor.
Her türlü problem çözme tekniğinde ustalaşmak
Burada master, bir şeyi ustalıkla ve özgüvenle kullanabilecek kadar iyi öğrenmek anlamına gelen bir fiildir. master + nesne yapısında nesne bir beceri, konu, yöntem veya teknik olabilir; master fiilinden sonra edat kullanılmaz. All kinds of çeşitliliği vurgular. Bu nedenle ifadenin tamamı, problem çözmeye yönelik birçok farklı yaklaşım üzerinde güçlü bir hâkimiyet kazanmayı hedef olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, kişinin çeşitli teknikleri kullanmada çok becerikli hâle geldiğini açıkça belirtir?
- Lina wrote down the names of several problem-solving techniques.
- During the workshop, Lina learned about several problem-solving techniques.
- After months of practice, Lina mastered several problem-solving techniques.
Cevabı göster
After months of practice, Lina mastered several problem-solving techniques.
break them up into bite-sized concepts, Deyimler
4:28onları kolayca anlaşılabilecek kavramlara bölerler,
break ... up into bite-sized concepts: kolay anlaşılır küçük kavramlara ayırmak
break them up into bite-sized concepts ifadesinde them, tough problems sözünü belirtir. Ayrılabilir break A up into B kalıbı, bir bütünü daha küçük parçalara ayırmak demektir. A bir zamir olduğunda break ile up arasına gelir: break them up denir, break up them denmez. Bite-sized sözcüğü gerçek anlamıyla tek lokmada yenebilecek kadar küçük bir şeyi anlatır. Burada mecazdır: Her kavram, tek tek anlaşılıp ele alınabilecek kadar küçüktür. İfade, zor bir problemin parçalara ayrıldığında yönetilebilir hâle geldiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi break it up into kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The guide made the hard topic easier to study. She ____ bite-sized lessons.
Cevabı göster
broke it up into
and help you build them back up into stunning solutions. Öbek fiiller
4:31ve onları yeniden çarpıcı çözümlere dönüştürmenize yardımcı olurlar.
build ... back up into stunning solutions: yeniden birleştirip etkileyici çözümler oluşturmak
build them back up into stunning solutions ifadesinde them, daha küçük kavramlara ayrılmış zor problemlerin malzemesine gönderme yapar. build A back up into B kalıbı, bu parçaları tam bir sonuç oluşturana kadar yavaş yavaş yeniden bir araya getirmek demektir. Back, bölünmüş bir durumdan yeniden bütün hâle dönüşü gösterir; burada back up fiilinin veri yedekleme anlamı yoktur. İfade break them up ile karşılıklı bir düzen kurar: Önce malzeme bölünür, sonra çözüm olarak düzenlenir. Stunning, “çok etkileyici” anlamında güçlü ve tanıtım amaçlı bir övgü katar.
Alıştırma
Hangi cümle, ayrı fikirlerin yavaş yavaş yeniden birleştirilerek tam bir plan oluşturduğunu anlatır?
- The team broke the complete plan up into separate ideas.
- The team backed the complete plan up to a cloud drive.
- The team built the separate ideas back up into a complete plan.
Cevabı göster
The team built the separate ideas back up into a complete plan.
Using Brilliant will help you apply new tools to novel situations, Kalıp ifadeler
4:35Brilliant'ı kullanmak, yeni araçları yeni durumlara uygulamanıza yardımcı olacak
apply new tools to novel situations: yeni yöntemleri bilinmeyen durumlara uygulamak
Apply A to B, “A'yı B'ye uygulamak” demektir. Buradaki new tools, fiziksel araçları değil, yeni öğrenilen yöntemleri veya düşünme biçimlerini anlatır. Novel burada “yeni ya da daha önce karşılaşılmamış” anlamında bir sıfattır; “roman” anlamındaki isim değildir. Bu ifade öğrenilen bilgiyi aktarmayı anlatır: İlk örneği yalnızca kopyalamak yerine, öğrendiğiniz şeyi farklı bir problemde veya bağlamda kullanırsınız.
Alıştırma
Cümleyi apply A to B yapısıyla tamamlayın: The workshop taught us to ____ the safety checklist ____ real emergencies.
Cevabı göster
apply · to
and help you solve future TED-Ed riddles.
4:39ve gelecekteki TED-Ed bilmecelerini çözmenize yardımcı olacaktır.
Visit brilliant.org/teded or click the link below to get started on your problem-solving journey.
4:42Problem çözme yolculuğunuza başlamak için brilliant.org/ted-ed adresini ziyaret edin veya aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
but if you decide to create a premium account,
4:52ancak premium hesap oluşturmaya karar verirseniz,
the first 833 of you to do so through this link Dilbilgisi
4:54bunu bu bağlantı üzerinden yapan ilk 833 kişi
do so: daha önce belirtilen bir eyleme gönderme yapmak
Do so, daha önce belirtilmiş bir eylemin yerini alarak fiil öbeğinin tamamını tekrar etmeyi önler. Burada to do so, “premium hesap oluşturmak” demektir; so bu eyleme gönderme yapar ve “bu nedenle” anlamına gelmez. do, dil bilgisine uyacak şekilde did so veya doing so biçimine dönüşebilir; so ise önceki eyleme gönderme yapmayı sürdürür.
Alıştırma
“Please submit the form today. You can do so online,” cümlesinde do so ne anlama gelir?
- farklı bir iş yapmak
- çevrim içi olmak
- formu göndermek
Cevabı göster
formu göndermek
will receive 20% off the annual subscription fee. Kelime
4:58yıllık abonelik ücretinde %20 indirim kazanacaktır.
20% off the annual subscription fee: yıllık abonelik ücretinde %20 indirim
20% off the annual subscription fee ifadesinde off bir indirimi belirtir: normal yıllık abonelik ücretinden %20 düşülür. Bu nedenle müşteri asıl ücretin %20’sini değil, %80’ini öder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp «yüzde + off + fiyat, ücret, ürün veya hizmet» şeklindedir. Receive ya da get ile kullanılan receive 20% off, kişinin bu indirimi aldığı anlamına gelir.
Alıştırma
Bir müzik uygulaması yıllık ücretini %20 azaltıyor. Hangi cümle kampanyayı doğal biçimde ifade eder?
- New users get 20% of the annual subscription fee.
- New users get the annual subscription fee off 20%.
- New users get 20% off the annual subscription fee.
Cevabı göster
New users get 20% off the annual subscription fee.