Harika bir kütüphane nasıl olmalıdır? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
867 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, küçük bir kişisel koleksiyondan Büyük İskenderiye Kütüphanesi’ne kadar bir kitap topluluğunu neyin kütüphane yaptığını inceliyor. Bilgiyi korumanın ve farklı kültürleri buluşturmanın, kütüphaneyi askerî güce dayanmayan bir otorite ve etki kaynağına nasıl dönüştürebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has written the book on it, literally? — Deyimler ve mecazi ifadeler: written the book on it ifadesinin önce bir kişiyi konunun önde gelen uzmanı olarak göstermesi, ardından literally ile kişinin gerçekten o konuda kitap yazdığının anlaşılması sayesinde oluşan mizahı fark edin; böylece nükteli tanıtımları yorumlayabilirsiniz. 2. may have been painfully collected — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: may have been ile geçmiş zaman ortacının, geçmişe ilişkin belirsiz bir çıkarımı edilgen yapıyla nasıl birleştirdiğini anlayın; eylemi yapan kişi veya kanıt kesin değilken temkinli tarihsel çıkarımlar kurmak için bu yapıyı kullanın. 3. a form of soft power. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: soft power kavramını askerî güç yerine bilgi, kültür veya siyaset yoluyla sağlanan etki olarak anlayın ve Büyük Kütüphane’nin İskenderiye’yi önemli bir düşünce merkezine dönüştürmesine nasıl katkıda bulunduğunu açıklayın.

Bu derste

6 Minute English

0:01

6 Minute English

from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Shh. Ton ve niyet

0:13

Şşş.

Ton ve niyet

Shh.: sessizlik isteyen sesli bir işaret

Shh, birine sessiz olmasını veya sesini alçaltmasını söylemek için çıkarılan bir sestir. Özne ya da fiil içermese de tek başına eksiksiz bir mesaj görevi görür. Burada Shh herhangi bir şeyin adı değildir. Bu sesi çıkarmak isteğin kendisini gerçekleştirir; bu yüzden onu sıradan bir kelime değil, bir eylem olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Bir bebek uyuyor ve biri yüksek sesle konuşmaya başlıyor. Hangi cümle hemen sessiz olunması gerektiğini bildirir?

  1. Shh. The baby is sleeping.
  2. Thanks. The baby is sleeping.
  3. Hello. The baby is sleeping.
Cevabı göster

Shh. The baby is sleeping.

Quiet, please. Ton ve niyet

0:14

Sessiz olun, lütfen.

Ton ve niyet

Quiet, please.: kısa ve doğrudan bir sessizlik isteği

Bu ifade, Be quiet, please anlamına gelen kısa bir emirdir. Dinleyenler eksik olan be fiilini anladığı için quiet sıfatı burada tek başına kullanılabilir. Please emri daha nazik yapar, ancak konuşan kişi yine de hemen harekete geçilmesini ister. Bu ifade ortamın sessiz olduğunu bildirmez ve evet-hayır sorusu değildir.

Alıştırma

Bir kayıt başlamak üzere. Hangi cümle herkesin konuşmayı bırakması için doğal ve doğrudan bir istektir?

  1. Quiet, please. The recording is starting.
  2. Quietly, please. The recording is starting.
  3. You quiet, please. The recording is starting.
Cevabı göster

Quiet, please. The recording is starting.

I'm trying to read here, Beth. Ton ve niyet

0:15

Burada kitap okumaya çalışıyorum, Beth.

Ton ve niyet

I'm trying to ... here ile hafif bir şikâyet belirtmek

Bu cümlede I'm trying to read, bir şey okumayı zorlaştırırken konuşanın okumaya devam etmeye çalıştığını anlatır. Yalnızca yapılan etkinliği tarafsız biçimde bildirmez. Sondaki here yalnızca fiziksel bir yeri değil, konuşanın içinde bulunduğu durumu vurgular. I'm trying to + fiil + here kalıbı hafif bir şikâyet ve diğer kişinin rahatsız etmeyi bırakması için dolaylı bir rica olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Siz ders çalışırken biri yüksek sesle müzik açıyor. Hangi cümle en doğal şekilde hafif bir şikâyette bulunur ve kişinin durması gerektiğini ima eder?

  1. I'm going to study later.
  2. I usually study here.
  3. I'm trying to study here.
Cevabı göster

I'm trying to study here.

Oh, excuse me.

0:17

Ah, affedersin.

I didn't know this was a library. Ton ve niyet

0:18

Buranın bir kütüphane olduğunu bilmiyordum.

Ton ve niyet

I didn't know this was a library ile şakacı bir karşılık vermek

Kelime anlamıyla I didn't know this was a library, konuşanın buranın nasıl bir yer olduğunu yeni öğrendiğini söyler. Ancak burada cümle sessiz olma isteğinden sonra geldiği için, konuşan muhtemelen gerçek bir keşiften söz etmiyordur. Bu söz, kütüphanelerin sessiz olduğu düşüncesini kullanarak diğer kişiye takılır: sessizlik isteğini sanki kütüphane kuralları uygulanıyormuş gibi gösterir. Ses tonuna bağlı olarak şakacı, alaycı veya biraz rahatsız olmuş gibi duyulabilir.

Alıştırma

İki arkadaş evde sohbet ediyor. Biri Can you be quiet? I'm reading. diyor. Diğeri I didn't know this was a library. diye cevap veriyor. Bu cevabın en olası amacı nedir?

  1. En yakın kütüphanenin nerede olduğunu sormak
  2. Sessizlik isteğinin fazla katı olduğu konusunda şaka yapmak
  3. Konuşanın binanın ne olduğunu yeni öğrendiğini söylemek
Cevabı göster

Sessizlik isteğinin fazla katı olduğu konusunda şaka yapmak

Well, what exactly is a library?

0:20

Peki, kütüphane tam olarak nedir?

Have you ever thought about that?

0:24

Bunu hiç düşündün mü?

Well, somewhere with lots of books,

0:25

Şey, bir sürü kitabın olduğu,

I suppose, Ton ve niyet

0:27

sanırım,

Ton ve niyet

I suppose: bir yargıyı yumuşatmak

Burada I suppose, “sanırım” veya “herhâlde” anlamına gelir. Ardından gelen düşünceyi kesin bir gerçek olarak değil, konuşanın kişisel ve tam olarak emin olmadığı bir yargısı olarak sunar. İfadenin başında kullanıldığında cevabı yumuşatır ve başka görüşlere yer bırakır. Bu parçada virgül, konuşanın düşüncesinin devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir plan hakkındaki temkinli görüşü doğal biçimde ifade eder?

  1. I am certain the later train is the only option.
  2. I suppose the later train could work.
  3. I support the plan to take the later train.
Cevabı göster

I suppose the later train could work.

where you go to read or study.

0:28

okumak veya çalışmak için gittiğin bir yer.

A symbol of knowledge and learning, Kültür

0:30

Bir bilgi ve öğrenme sembolü,

Kültür

a symbol of knowledge and learning: soyut fikirleri temsil etmek

Burada kütüphane yalnızca bir bina veya kitap koleksiyonu olarak değil, bilgi ve öğrenmeyi temsil eden bir şey olarak sunulur. a symbol of + isim kalıbı; bir kişinin, yerin, nesnenin veya olayın temsil ettiği fikir ya da değeri belirtir. Somut bir şeyi daha geniş kültürel anlamıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi symbol of ile tamamlayın: For many people, a school is a ____ opportunity.

Cevabı göster

symbol of

a place to keep warm in the winter,

0:31

kışın ısınmak için bir yer,

or somewhere to murder victims in a crime novel. Kültür

0:33

ya da bir suç romanında kurbanları öldürecek bir yer.

Kültür

a crime novel: suç ve soruşturmaya odaklanan kurgu

A crime novel, bir suçun, çoğu zaman da bir cinayetin etrafında kurulan kurgusal bir hikâyedir. Soruşturmaya, şüphelilere ve olayın çözülmesine odaklanabilir. Bu cümlede türle ilgili bu arka plan, kütüphanenin kurbanların öldürüldüğü bir yer olarak anlatılmasına kara mizah katar. Kütüphaneler gibi kapalı mekânlar suç kurgusunda sık görülen ortamlardır; cümle gerçek kütüphanelerin genellikle tehlikeli olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi kitap en doğal biçimde crime novel olarak adlandırılır?

  1. Bitki bakımını anlatan bir rehber
  2. Genç aşçılar için bir yemek kitabı
  3. Bir cinayeti araştıran dedektifin hikâyesi
Cevabı göster

Bir cinayeti araştıran dedektifin hikâyesi

Libraries can be all of these things and more. Kalıp ifadeler

0:37

Kütüphaneler tüm bunlar ve daha fazlası olabilir.

Kalıp ifadeler

all of these things and more: bir listeyi özetleyip genişletmek

All of these things, daha önce sözü edilen her rolü, işlevi veya özelliği bir araya getirir. And more ise listenin tamamlanmadığını belirtir. All of these things and more, bir liste ya da açıklamadan sonra kullanıldığında özet görevi görür: önceki örneklere dönüp bakar ve fikri onların ötesine taşır.

Alıştırma

Özeti bu dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: A park can be a playground, a picnic spot, and a place to exercise—____.

Cevabı göster

all of these things and more

In this program,

0:40

Bu programda,

we'll be looking into the hidden life of the library, Notlar

0:41

kütüphanenin gizli yaşamını inceleyeceğiz,

Öbek fiiller

looking into: bir konuyu araştırmak

Look into + bir konu, sorun veya olay, daha fazla bilgi edinmek için onu araştırmak ya da incelemek demektir. Bir şeyin içine gerçekten bakmak anlamına gelmez. Burada we'll be looking into, programın ele alacağı konuyu tanıtır. Gelecekte devam eden zaman yapısı, bu araştırmayı program boyunca ilerleyecek bir etkinlik olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve araştırmak anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The manager promised to ____ the cause of the repeated alarms.

Cevabı göster

look into

Deyimler

hidden life of the library: kütüphanenin bilinmeyen yönü

The hidden life of something, çoğu insanın normalde görmediği faaliyetleri, sistemleri, insanları veya hikâyeleri anlatan bir mecazdır. Kütüphane gerçekten canlı değildir; ifade onun az bilinen, perde arkasında kalan yönünü anlatır. Bir programın girişinde veya başlığında the hidden life of... merak uyandırır. Tanıdık bir yerin veya konunun beklenmedik ve genellikle görünmeyen bir açıdan gösterileceğini vadeder.

Alıştırma

The Hidden Life of a Theatre başlığındaki ifade büyük olasılıkla neyi göstermeyi vadediyor?

  1. Görünmez hâle gelmiş bir tiyatro binası
  2. Çoğu ziyaretçinin hiç görmediği perde arkası çalışmaları ve hikâyeleri
  3. Bir tiyatroyu canlı tutma talimatları
Cevabı göster

Çoğu ziyaretçinin hiç görmediği perde arkası çalışmaları ve hikâyeleri

including one of the most famous, Dilbilgisi

0:45

en ünlüleri de dahil olmak üzere,

the Great Library of Alexandria,

0:47

İskenderiye Büyük Kütüphanesi,

Dilbilgisi

one of the most famous: one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim

Tam kalıp one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim şeklindedir. Bir üyenin en üst düzeydeki bir gruba ait olduğunu belirtir: one of the most famous libraries, “en ünlü kütüphanelerden biri” demektir; “en ünlü tek kütüphane” demek değildir. Burada çoğul isim söylenmemiştir çünkü bağlamdan anlaşılır. Ardından gelen The Great Library of Alexandria, söz konusu üyenin hangisi olduğunu açıklar.

Alıştırma

Louvre’un çok ünlü müzeler grubuna ait olduğunu belirtmek için cümleyi one of + the + üstünlük derecesi kalıbıyla tamamlayın: The Louvre is ____ museums in the world.

Cevabı göster

one of the most famous

founded in ancient Egypt in around 285 BCE. Dilbilgisi

0:49

yaklaşık olarak MÖ 285'te Antik Mısır'da kuruldu.

Dilbilgisi

founded in ...: arka plan bilgisi veren geçmiş zaman sıfat-fiil öbeği

Founded in ancient Egypt in around 285 BCE, Büyük İskenderiye Kütüphanesi hakkında ek bilgi veren bir geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. which was founded in ancient Egypt in around 285 BCE şeklinde genişletilebilir. Founded edilgen anlam taşır: kütüphane kurulma eylemine maruz kalır. Kısaltılmış öbeğin kendi öznesi yoktur ve tek başına tam bir cümle oluşturamaz; bu nedenle hemen önceki isme bağlanır.

Alıştırma

Hangi cümle, okulun kuruluş yılını eklemek için geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğini doğru kullanıyor?

  1. The school, found in 1902, is still open.
  2. The school, founding in 1902, is still open.
  3. The school, founded in 1902, is still open.
Cevabı göster

The school, founded in 1902, is still open.

And as usual,

0:54

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary

0:55

bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz

and doing it all in a whisper, Kalıp ifadeler

0:58

ve hepsini fısıldayarak yapacağız,

Kalıp ifadeler

in a whisper: çok alçak sesle konuşmak

「in a whisper」, eylemin nasıl yapıldığını gösteren bir edat öbeğidir. “Çok alçak ve nefesli bir sesle” anlamına gelir. Bu cümlede, etkinliğin konuşma içeren bölümlerinin böyle bir sesle yapılacağını belirtir. 「quietly」az gürültü çıkaran her tür eylemi anlatabilirken 「in a whisper」özellikle konuşurken kullanılan sesi anlatır. Yaygın kalıplar arasında 「speak in a whisper」, 「say something in a whisper」 ve 「answer in a whisper」 bulunur.

Alıştırma

“Çok alçak sesle” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya shared the secret ____.

Cevabı göster

in a whisper

so as not to disturb anyone. Dilbilgisi

1:00

kimseyi rahatsız etmemek için.

Dilbilgisi

so as not to + fiil: olumsuz amaç bildirmek

「so as not to + fiilin yalın hâli」olumsuz bir amacı ifade eder: kişi, başka bir şeyin olmasını önlemek için bir eylem yapar. Burada fısıldayarak konuşmanın amacının insanları rahatsız etmemek olduğunu belirtir; birinin zaten rahatsız edildiği anlamına gelmez. Genel sözcük sırası 「so as not to disturb」 biçimindedir: not, 「to + fiilin yalın hâli」 yapısından önce gelir. Amaç eyleminin örtük öznesi normalde ana eylemin öznesiyle aynıdır.

Alıştırma

Cümleyi olumsuz amaç yapısıyla tamamlayın: We left early ____ miss the last train.

Cevabı göster

so as not to

Glad to hear it. Ton ve niyet

1:01

Bunu duyduğuma sevindim.

Ton ve niyet

Glad to hear it. ile olumlu karşılık verme

“Glad to hear it.” iyi ya da iç rahatlatan bir habere, ayrıca birinin iş birliği yapacağını onaylamasına verilen kısa ve sıcak bir karşılıktır. “Az önce söylediğini duyduğuma sevindim” anlamına gelir. Tam biçimi “I'm glad to hear it.” şeklindedir. Günlük konuşmada özne ve be fiili atılabilir. Buradaki “it” fiziksel bir nesneyi değil, diğer kişinin söylediği mesajın tamamını belirtir.

Alıştırma

Bir takım arkadaşı “I fixed the error, and everything works now.” diyor. Hangi karşılık sıcak ve doğaldır?

  1. Glad to hear it.
  2. That sounds worrying.
  3. Sorry to hear that.
Cevabı göster

Glad to hear it.

But before we get out our library cards, Anlatım akışı

1:03

Ama kütüphane kartlarımızı çıkarmadan önce,

Anlatım akışı

before we get out our library cards ile esprili bir geçiş

“before we get out our library cards” yan cümlesi, kütüphane temasıyla ilgili yapılması beklenen bir eylemden söz eder ve bu eylemi geçici olarak erteler. before + özne + geniş zaman fiili kalıbı daha sonra yapılması beklenen eylemi kurarken, ardından gelen ana cümle önce ne yapılacağını söyler. Burada kütüphane kartlarını çıkarma görüntüsü, konuşmacı asıl soruya veya sonraki bölüme geçerken geçişi hafif ve esprili kılar. Bu, konuşmayı düzenler ve birinin gerçekten kart çıkaracağı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir sunucu yürüyüş tanıtımından güvenlik kontrolüne geçmek istiyor. Hangi cümle aynı tür geçişi kullanıyor?

  1. Before we put on our hiking boots, let's check the weather.
  2. Hiking boots come in many different colors.
  3. Yesterday's weather was sunny.
Cevabı göster

Before we put on our hiking boots, let's check the weather.

I have a question for you, Beth.

1:06

sana bir sorum var Beth.

Founded in 1973 in Central London,

1:08

1973'te Merkez Londra'da kurulan

the British Library is one of the largest libraries in the world, Dilbilgisi

1:11

British Library, dünyanın en büyük kütüphanelerinden biridir,

Dilbilgisi

one of the largest libraries in the world: en büyükler grubundan biri olma

One of the largest libraries in the world, Britanya Kütüphanesi'nin boyut bakımından en büyük kütüphaneler grubuna ait olduğunu belirtir. Yapı one of + the + sıfatın en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim + karşılaştırma alanı şeklindedir. Libraries çoğuldur çünkü bir grubun içinden tek bir üye seçilir. In the world karşılaştırma alanını belirler. Bu ifade, kütüphanenin tek başına dünyanın en büyüğü olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi one of, large sıfatının en üstünlük derecesi ve çoğul animals ismini kullanarak tamamlayın: The blue whale is ____ on Earth.

Cevabı göster

one of the largest animals

containing around 200 million books. Dilbilgisi

1:15

içinde yaklaşık 200 milyon kitap barındırır.

Dilbilgisi

containing around 200 million books: miktar ekleyen -ing grubu

Containing around 200 million books, önceki yan cümlede geçen Britanya Kütüphanesi hakkında bilgi ekleyen bir -ing ortaç grubudur. Which contains around 200 million books biçiminde genişletilebilir. Containing yeni bir ana fiil değildir ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Around, 200 million sayısının kesin toplam değil yaklaşık bir değer olduğunu gösterir.

Alıştırma

Arşivin barındırdığı yaklaşık miktarı eklemek için containing grubunu doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The archive is huge, containing around two million photographs.
  2. The archive huge, containing around two million photographs.
  3. The archive is huge, contain around two million photographs.
Cevabı göster

The archive is huge, containing around two million photographs.

But which of the following can be found on its shelves? Notlar

1:18

Peki raflarında aşağıdakilerden hangisi bulunabilir?

Anlatım akışı

which of the following: belirli bir listeden seçim yapma

Which of the following, “sonra sıralanan ya da önceden gösterilen seçeneklerden hangisi” anlamına gelir. Cevabın sınırlı bir seçenek grubundan seçilmesi gerektiğini belirtir. İfadenin tamamı, cümlenin geri kalanından önce gelen soru ögesi olarak görev yapar: Which of the following is true? Bir seçenek listesine işaret ederek sorudaki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Cümleyi which of the following test kalıbıyla tamamlayın: ____ is the largest planet?

Cevabı göster

Which of the following

Dilbilgisi

can be found on its shelves: konumu anlatan edilgen yapı

Can be found, bir şeyin belirli bir yerde bulunduğunu veya orada erişilebilir olduğunu belirtir. can + be + found geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir edilgen yapıdır. Böylece odak, onu bulan kişide değil, nesne ve nesnenin konumunda olur. Burada its, daha önce sözü edilen British Library'yi belirtir. Bu nedenle on its shelves, bir kişinin raflarında değil, “kütüphanenin raflarında” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi can ve find fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: A first-aid kit ____ behind the front desk.

Cevabı göster

can be found

Is it A,

1:22

Acaba A,

the earliest known printing of the Bible?

1:23

İncil'in bilinen en eski baskısı mı?

B,

1:26

B,

the first edition of The Times newspaper from 1788? Kelime

1:26

The Times gazetesinin 1788 tarihli ilk baskısı mı?

Kelime

first edition of: yayımlanan en eski sürüm

first edition of + yayın yapısı; bir kitabın, gazetenin veya başka bir eserin resmî olarak yayımlanan en eski baskısını belirtir. Bu soruda The Times'ın 1788 tarihli baskısı, gazetenin ilk yayımlanan baskısı olarak sunulur. Edition, yayımlanmış bir baskı veya sürümdür; yalnızca tek bir fiziksel nüsha değildir. Aynı first edition içinde birçok fiziksel nüsha bulunabilir.

Alıştırma

Cümleyi “yayımlanan en eski sürüm” anlamındaki yayıncılık ifadesiyle tamamlayın: The library owns a ____ the novel.

Cevabı göster

first edition of

C,

1:31

C,

the original manuscripts of the Harry Potter books? Kelime

1:32

Harry Potter kitaplarının orijinal el yazmaları mı?

Kelime

the original manuscripts of: yayımdan önceki özgün kaynak belgeler

the original manuscripts of + eserler yapısı, bu eserler kitap olarak yayımlanmadan önce onlar için oluşturulan özgün kaynak belgeleri belirtir. Bir manuscript elle yazılmış veya daktiloyla hazırlanmış olabilir; sözcük tek başına yalnızca el yazısı anlamına gelmez. Original, yaratım aşamasındaki gerçek belgeleri kopyalardan, tıpkıbasımlardan ve basılı baskılardan ayırır. Çoğul manuscripts, bir kitap dizisi veya birden fazla kaynak belge söz konusu olduğu için uygundur.

Alıştırma

Cümleyi “yayımdan önceki özgün belgeler” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The archive preserves ____ the three novels.

Cevabı göster

the original manuscripts of

I'll guess it's the first edition of the famous British newspaper, Ton ve niyet

1:35

Ünlü İngiliz gazetesinin ilk baskısı olduğunu tahmin ediyorum,

The Times.

1:39

The Times.

Ton ve niyet

I'll guess it's... ile o anda tahminde bulunmak

I'll guess it's... konuşanın kesin olmamakla birlikte bir şeyi cevap olarak seçtiğini anlatır. I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır; buradaki will, tahmini o anda alınan bir karar olarak sunar. Bu kullanım, etkileşimli soru-cevap durumlarına uygundur: konuşan kendi sırasında bir tahmin sunar, kesin bir iddiada bulunmaz.

Alıştırma

Bilgi yarışması cevabını, derste geçen ve o anda tahminde bulunmayı anlatan tam ifadeyle tamamlayın: ____ the red door.

Cevabı göster

I'll guess it's

Okay, Beth.

1:40

Tamam, Beth.

I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:41

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak

Reveal the answer, daha önce gizlenmiş veya açıklanması ertelenmiş bir cevabı duyurmak anlamına gelir. At the end of the program, bu eylemin programın son bölümünde gerçekleşeceğini belirtir. Bu ifade bir bütün olarak sunucunun cevabı ertelemesine, merak uyandırmasına ve izleyicilere cevabı daha sonra öğreneceklerini vaat etmesine yarar.

Alıştırma

Sunucunun vaadini, gizli cevabı açıklamak anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The host will ____ at the end of the program.

Cevabı göster

reveal the answer

Libraries mean different things to different people. Kalıp ifadeler

1:44

Kütüphaneler farklı insanlar için farklı anlamlar ifade eder.

Kalıp ifadeler

mean different things to different people: anlam kişiden kişiye değişir

Bu cümlede mean different things to different people, aynı şeyin farklı kişiler için farklı anlamlar, değerler veya duygular taşıyabileceğini belirtir. Buradaki mean, “belirli bir anlam veya önem taşımak” demektir; “niyet etmek” anlamına gelmez. X means different things to different people kalıbı kullanılır; özne çoğulsa mean kullanılır. Deneyim, görüş veya kişisel değer farklılıklarını anlatmaya başlamak için yararlı bir ifadedir.

Alıştırma

İnsanların başarıyı farklı şekillerde anladığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Success means different things to different people.
  2. Success intends different people in different ways.
  3. Success says different things to different people.
Cevabı göster

Success means different things to different people.

So,

1:47

Yani,

who better to ask than someone who has written the book on it, Notlar

1:47

bu konuda kitabı yazmış birinden daha iyi kime sorulabilir,

literally?

1:51

kelimenin tam anlamıyla?

Anlatım akışı

who better to ask than...: en uygun kişiyi retorik bir soruyla tanıtmak

Who better to ask than X?, “Sorulacak en uygun veya en bariz kişi X’tir” anlamına gelen retorik bir sorudur. Genellikle dinleyicilerden başka kişiler önermelerini istemez. who + better + to ask + than + person yapısı önce bir soru oluşturur, ardından than sözcüğünden sonra seçilen uzmanı veya bilgi kaynağını açıklar. Böylece konu, bilgisi ya da deneyimi önemli olan kişiye doğal biçimde geçer.

Alıştırma

Bir veterineri evcil hayvan sağlığıyla ilgili bir soruyu yanıtlayacak en uygun kişi olarak tanıtmak istiyorsunuz. Hangi cümle bunu doğal biçimde yapar?

  1. Who did the vet ask?
  2. Who would like to ask the vet?
  3. Who better to ask than a vet?
Cevabı göster

Who better to ask than a vet?

Deyimler

has written the book on it, literally: deyimsel otorite ve gerçek anlam

Bir konu için kullanılan to have written the book on a subject ifadesi deyimsel olabilir: kişinin konuyu o kadar iyi bildiğini, o alanda bir otorite olduğunu anlatır. who better to ask bölümünde bu okuma, o kişinin neden yanıt vermek için özellikle uygun olduğunu açıklar. Burada literally, write fiilinin düz anlamını yeniden öne çıkarır: Andrew Pettegree kütüphanelerin tarihi hakkında gerçekten bir kitap yazmıştır. Uzmanlık anlamı ile olgusal anlam aynı anda doğrudur ve hafif bir söz oyunu yaratır.

Alıştırma

“She wrote the book on marine biology—literally” en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Deniz biyolojisi konusunda bir otoritedir ve gerçekten bu konuda bir kitap yazmıştır.
  2. Deniz biyolojisi hakkında az şey bilir ama okumayı sever.
  3. Deniz biyolojisi hakkındaki tek kitabı ödünç almıştır.
Cevabı göster

Deniz biyolojisi konusunda bir otoritedir ve gerçekten bu konuda bir kitap yazmıştır.

Professor Andrew Pettegree is the author of a new book,

1:52

Profesör Andrew Pettegree yeni bir kitabın yazarıdır,

A Fragile History of the Library.

1:56

A Fragile History of the Library.

Here he explains what a library means to him

1:58

Burada bir kütüphanenin kendisi için ne anlama geldiğini açıklıyor

on BBC Radio 3 program Art and Ideas.

2:01

BBC Radio 3 programı Art and Ideas'da.

Well, in my view, Ton ve niyet

2:05

Şey, benim görüşüme göre,

Ton ve niyet

in my view: kişisel bir yargıyı belirtmek

“In my view”, “as I see it” veya “in my opinion” gibi ‘bana göre’ anlamına gelir. Ardından gelen kısmı tartışmasız bir gerçek yerine konuşanın kendi yargısı olarak gösterir; böylece bir değerlendirme veya tanım daha az kesin duyulur. Burada ana ifadeden önce gelen ve virgülle ayrılan bir yorum söz öbeğidir. Cümlenin sonunda da kullanılabilir: “The first option is clearer, in my view.”

Alıştırma

Cümleyi üç kelimelik in my view ifadesiyle tamamlayın: ____, the simpler design will be easier to use.

Cevabı göster

In my view

a library is any collection of books, Dilbilgisi

2:07

bir kütüphane, sahibinin ya da destekçisinin kasıtlı olarak bir araya getirdiği

Dilbilgisi

any collection of books: tanımda geniş kapsam bildiren any

any collection of books ifadesindeki any, kategoriyi sonraki koşulların izin verdiği ölçüde geniş tutar. Tanımın geri kalan koşullarını karşılayan her koleksiyon, türü ya da büyüklüğü ne olursa olsun bu kapsama girebilir. Buradaki any, rastgele bir koleksiyon seçmek anlamına gelmez. Tanımlarda any + tekil sayılabilen isim yapısı, çoğu zaman bir sınıfın kısıtlanmamış herhangi bir üyesini gösterir.

Alıştırma

“For this activity, a team is any group of three people.” tanımında any ne işe yarar?

  1. Konuşanların zaten bildiği belirli bir grubu gösterir.
  2. Konuşanın team sözcüğünün anlamına henüz karar vermediğini belirtir.
  3. Belirtilen koşulu karşılayan bütün grupları kapsar.
Cevabı göster

Belirtilen koşulu karşılayan bütün grupları kapsar.

which is deliberately put together by its owner or patron. Notlar

2:09

herhangi bir kitap koleksiyonudur.

Öbek fiiller

deliberately put together: bilinçli olarak bir bütün oluşturmak

Burada put together, tek tek kitapları seçip düzenli bir koleksiyon oluşturacak şekilde birleştirmek anlamına gelir; yalnızca kitapları yan yana koymak demek değildir. Deliberately, sürecin tesadüfen değil bilinçli olarak gerçekleştiğini gösterir. Edilgen is deliberately put together yapısı, dikkati oluşturulan koleksiyona yöneltir; by its owner or patron ise sorumlu kişiyi belirtir.

Alıştırma

“Bilinçli olarak bir araya getirdi” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For the exhibition, the curator ____ a collection of photographs.

Cevabı göster

deliberately put together

Kelime

its owner or patron: sahiplik ile kültürel destek

Owner, koleksiyonun sahibi olan kişi veya kuruluşu ifade eder. Bu tarihî ve kültürel bağlamda patron, bir kütüphanenin ya da koleksiyonun oluşturulmasına para, koruma veya başka türde destek sağlayan kişi ya da kuruluş anlamına gelir. Owner or patron ifadesi iki olası role açık kapı bırakır: koleksiyonu mümkün kılan kişi onun sahibi olabilir ya da esas olarak gerekli desteği sağlamış olabilir. Burada patron sıradan bir müşteri anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sanat tarihi anlatısında hangi kişinin patron olarak adlandırılması daha olasıdır?

  1. Bir sanatçıya maddi destek veren ve onu destekleyen kişi
  2. Yalnızca bir tabloya bakan ziyaretçi
  3. Kartpostal satın alan müşteri
Cevabı göster

Bir sanatçıya maddi destek veren ve onu destekleyen kişi

So, in the 15th century,

2:15

Yani, 15. yüzyılda,

a library can be 30 manuscripts Kelime

2:17

bir kütüphane, bir ömür boyunca zahmetle bir araya getirilmiş

painfully put together during the course of a lifetime, Notlar

2:20

30 el yazması olabilir,

Kelime

30 manuscripts: tarihî el yazması metinler

Manuscripts, manuscript kelimesinin çoğuludur. Bu tarihî kütüphane bağlamında, özellikle basılı kitaplar yaygınlaşmadan önce elle kopyalanmış veya korunmuş yazılı metin ya da belgeleri ifade eder. Modern yayıncılıkta manuscript, elle yazılmış olmasa bile yazarın henüz yayımlanmamış özgün metni anlamına da gelebilir. Buradaki 30 manuscripts, sıradan 30 modern basılı kitap değil, 30 ayrı el yazması belgeyi ifade eder.

Alıştırma

The archive contains thirty medieval manuscripts. cümlesinde manuscripts büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kitap saklamak için kullanılan raflar
  2. Modern basılı ciltsiz kitaplar
  3. Elle yazılmış tarihî metinler
Cevabı göster

Elle yazılmış tarihî metinler

Kelime

painfully put together: büyük zorluklarla bir araya getirilmiş

painfully put together ifadesinde painfully, “fiziksel acıya neden olacak biçimde” değil, “büyük zorluk ve emekle” anlamına gelir. Put together, parçaları bir bütün oluşturacak şekilde bir araya getirmek veya toplamak demektir. Bu ifade, işin ne kadar yavaş ve zahmetli olduğunu vurgular. Painfully sözcüğünün bu kullanımı zor, bıktırıcı veya çok zahmetli bir süreci anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede painfully put together, “büyük zorluklarla bir araya getirilmiş” anlamında kullanılmıştır?

  1. The historical archive was painfully put together after years of searching for lost documents.
  2. The hiker felt a sharp pain in his ankle.
  3. The flat-pack desk was quickly put together with no trouble.
Cevabı göster

The historical archive was painfully put together after years of searching for lost documents.

Kalıp ifadeler

during the course of a lifetime: bir ömür boyunca

During the course of a lifetime, “bir insanın yaşamındaki bütün yıllar boyunca” anlamına gelir. Buradaki course, bir ders veya kurs değil, zamanın ilerleyişi demektir. Bu ifade, bir şeyin tek bir anda değil, uzun yıllar boyunca yavaş yavaş gerçekleştiğini, değiştiğini veya biriktiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir insanın yaşamındaki bütün yıllar boyunca” anlamına gelen altı sözcüklü ifadeyle tamamlayın: People can discover new interests ____.

Cevabı göster

during the course of a lifetime

or it can be two shelves of paperbacks in your home. Kelime

2:24

veya evinizdeki iki raflık ciltsiz kitaplardan oluşabilir.

Kelime

two shelves of paperbacks: iki raf dolusu karton kapaklı kitap

Paperback, sert bir kapak yerine esnek kâğıt veya karton kapağı olan bir kitaptır. Paperbacks bunun çoğul biçimidir. Two shelves of paperbacks bir miktarı anlatır: iki rafı dolduracak veya kaplayacak kadar karton kapaklı kitap. Bu ifade, kitap koleksiyonunun büyüklüğünü göstermek için raf alanını kullanır.

Alıştırma

Esnek kâğıt veya karton kapağı olan kitapları en iyi hangi kelime adlandırır?

  1. paperbacks
  2. hardbacks
  3. manuscripts
Cevabı göster

paperbacks

Andrew defines a library as any collection of books someone has intentionally built up. Notlar

2:27

Andrew bir kütüphaneyi, birinin bilinçli olarak oluşturduğu herhangi bir kitap koleksiyonu olarak tanımlar.

Kalıp ifadeler

defines a library as any...: define A as B yapısı

Define A as B, A'nın B'de verilen anlama sahip olduğunu veya ölçütü karşıladığını söylemek demektir. Bu cümlede A, a library; B ise any collection of books ile başlar. As, tanımı başlatır. Bu yapı resmî bir tanım verebilir veya belirli bir kişinin bir kelimeyi nasıl kullandığını gösterebilir. Burada özne Andrew olduğu için cümle, Andrew'nun seçtiği tanımı aktarır.

Alıştırma

Cümleyi define A as B yapısıyla tamamlayın: The guide ____ a snack ____ food eaten between meals.

Cevabı göster

defines · as

Öbek fiiller

intentionally built up: bilinçli ve aşamalı birikim

Burada built up, “zaman içinde aşamalı olarak geliştirdi veya biriktirdi” anlamına gelir. Koleksiyon bir anda ortaya çıkmamış; biri kitapları azar azar eklemiştir. Intentionally, bu aşamalı sürecin tesadüfi değil bilinçli olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen build up + nesne yapısı, zamanla gelişen bir koleksiyonu, beceriyi, işletmeyi, güveni veya gücü anlatabilir.

Alıştırma

Koleksiyonu bilinçli ve aşamalı biçimde geliştirdiğini anlatmak için cümleyi tamamlayın. intentionally + build up fiilinin geçmiş zamanını kullanın: Over many years, she ____ a collection of maps.

Cevabı göster

intentionally built up

This could be as simple as a few paperbacks,

2:34

Bu birkaç ciltsiz kitap kadar basit olabilir,

cheap books with a cover made of thick paper. Dilbilgisi

2:37

kalın kağıttan yapılmış kapağı olan ucuz kitaplar.

Dilbilgisi

with a cover made of thick paper: bir parçayı ve malzemesini anlatma

With, kitapların bir özelliğini tanıtır: kitapların bir kapağı vardır. Made of thick paper, cover sözcüğünü niteler ve “that is made of thick paper” anlamındaki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Yeniden kullanılabilen with + parça + made of + malzeme yapısı, hem bir nesnenin parçasını hem de o parçanın neyden oluştuğunu anlatır. Burada made of, kalın kâğıdın kapağın malzemesi olduğunu belirtir.

Alıştırma

Kavanozun metal bir kapağı olduğunu söylemek için cümleyi tamamlayın. with + parça + made of + malzeme yapısını kullanın: The jar is a glass container ____.

Cevabı göster

with a lid made of metal

Today,

2:40

Bugün,

books are available everywhere Kalıp ifadeler

2:41

kitaplar her yerde bulunabilir

from supermarkets to train stations,

2:42

süpermarketlerden tren istasyonlarına kadar,

Kalıp ifadeler

available everywhere from supermarkets to train stations: birçok yerde bulunabilme

Available, bir şeyin bulunabildiğini, satın alınabildiğini veya kullanılabildiğini belirtir. Available everywhere, kitapların birçok yerde bulunabildiğini söyler. From supermarkets to train stations, geniş bir yelpazeye örnek olarak birbirinden çok farklı iki yer türü verir. Kitapların yalnızca bu iki yerde bulunduğu anlamına gelmez; yaygın olarak bulunabildiklerini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi available everywhere from X to Y yapısıyla tamamlayın: Free Wi-Fi is ____ the lobby ____ the rooftop café.

Cevabı göster

available everywhere from · to

but back in history,

2:45

ama geçmişe döndüğümüzde,

that wasn't the case. Kalıp ifadeler

2:46

durum böyle değildi.

Kalıp ifadeler

that wasn't the case: durum böyle değildi

That wasn't the case, durumun öyle olmadığı anlamına gelir. That, az önce söylenen düşünceye döner; burada kitapların her yerde bulunabilmesine gönderme yapar. Case ise gerçek durumu ifade eder. Bu ifade, önceki düşüncenin tamamını tekrarlamayı önler. Şimdi ve geçmiş gibi iki zaman veya durum arasında açık bir karşıtlık kurmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi durumun öyle olmadığını anlatan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The library is busy today, but ten years ago, ____.

Cevabı göster

that wasn't the case

In earlier centuries,

2:48

Önceki yüzyıllarda,

printed books or manuscripts were rare

2:49

basılı kitaplar veya el yazmaları nadirdi

and may have been painfully collected over many years. Dilbilgisi

2:52

ve uzun yıllar boyunca büyük bir zahmetle toplanmış olabilir.

Dilbilgisi

may have been painfully collected: Geçmişteki edilgen bir eylem hakkında tahmin

may + have been + geçmiş zaman ortacı yapısı, geçmişteki edilgen bir olay hakkında kesin olmayan bir olasılık bildirir. May belirsizliği gösterir; have been collected tamamlanmış edilgen yapıyı oluşturur, yani kitaplar veya el yazmaları toplama eylemine maruz kalan şeylerdir. Buradaki painfully, sürecin zor veya zahmetli olduğunu ekler. Konuşmacı, toplamanın kesinlikle bu şekilde gerçekleştiğini iddia etmez. Bu yapı, geçmişe dair bir olasılığı destekleyen belirtiler bulunduğunda ancak kesin kanıt olmadığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Geçmişteki edilgen bir olasılığı ifade etmek için cümleyi may have + collect yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The rare maps ____ by travelers centuries ago.

Cevabı göster

may have been collected

Andrew uses the adverb painfully or painstakingly Kelime

2:56

Andrew, painfully yani painstakingly (zahmetle/büyük bir özenle) zarfını,

to describe something

2:59

yapılması büyük dikkat ve çaba gerektiren

which took a lot of care and effort to do. Kalıp ifadeler

3:00

bir şeyi tanımlamak için kullanır.

Kelime

painfully veya painstakingly: Zorluk ile özenli çaba arasındaki fark

Bu açıklamada painfully, birinin fiziksel acı duyduğunu değil, işin zor, yavaş veya zahmetli olduğunu belirtmek için mecaz anlamda kullanılır. Painstakingly ise bir işin büyük özen, sabır ve çabayla yapıldığını daha doğrudan anlatır. Zor bir iş çok çaba gerektirdiğinde iki kelimenin anlamı kısmen örtüşebilir, ancak normalde aynı noktayı vurgulamazlar. Painfully zorluğu veya hoş olmayan deneyimi, painstakingly ise dikkatli ve sistemli çalışmayı öne çıkarır.

Alıştırma

Bu cümlede dikkatli ve sabırlı çabayı en iyi hangi zarf ifade eder? The conservator ___ restored the damaged painting.

  1. painfully
  2. painstakingly
  3. quickly
Cevabı göster

painstakingly

Kalıp ifadeler

took a lot of care and effort: çok özen ve çaba gerektirdi

Burada took, “taşıdı” değil, “gerektirdi” anlamındadır. Yapılan iş cümlenin öznesidir: bir görev took a lot of care and effort. Care dikkatli ve özenli davranmayı, effort ise gereken enerji ve emeği anlatır. Birlikte kullanıldıklarında işin hem hassas hem de zahmetli olduğunu belirtirler.

Alıştırma

Görevin dikkat ve emek gerektirdiğini anlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Restoring the damaged frame ____.

Cevabı göster

took a lot of care and effort

But paperback books and private collections

3:03

Ama ciltsiz kitaplar ve özel koleksiyonlar

are only part of the story. Deyimler

3:06

hikayenin sadece bir kısmı.

Deyimler

only part of the story: meselenin tamamı değil

Only part of the story, az önce belirtilen gerçeğin açıklamanın tamamı olmadığı anlamına gelir. Burada story, kurmaca bir hikâye değil, bir durumun arkasındaki tüm gerçeklerdir. Bu ifade konuşmayı da düzenler: dinleyiciye sırada başka bir etken, daha derin bir neden veya daha fazla kanıt olduğunu bildirir.

Alıştırma

“The price is only part of the story” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi kurmaca bir hikâyenin bir bölümünden söz etmektedir.
  2. Fiyat önemlidir, ancak başka önemli gerçekler de dikkate alınmalıdır.
  3. Fiyat, açıklamanın tamamını verir.
Cevabı göster

Fiyat önemlidir, ancak başka önemli gerçekler de dikkate alınmalıdır.

You may not believe it, Anlatım akışı

3:08

İnanmayabilirsiniz,

but libraries are places of power. Deyimler

3:09

ama kütüphaneler güç merkezleridir.

Anlatım akışı

You may not believe it, but...: şaşırtıcı bir iddiayı tanıtma

“You may not believe it, but...” dinleyiciye sıradaki düşüncenin şaşırtıcı veya inanması güç gelebileceğini bildirir. Ana iddia but sözcüğünden sonra gelir; böylece giriş, karşıtlık yaratır ve dikkati sonraki bilgiye yöneltir. Buradaki it belirli bir nesneyi değil, ardından gelen “libraries are places of power” iddiasının tamamını önceden işaret eder. Yapı bilgiyi şöyle düzenler: dinleyicinin olası tepkisi + but + şaşırtıcı iddia.

Alıştırma

“You may not believe it, but...” girişi cümlede ne yapar?

  1. Dinleyiciyi şaşırtıcı bir iddiaya hazırlar.
  2. Konuşanın ana noktayı unuttuğunu gösterir.
  3. Dinleyiciden iddianın yanlış olduğunu kanıtlamasını ister.
Cevabı göster

Dinleyiciyi şaşırtıcı bir iddiaya hazırlar.

Deyimler

libraries are places of power: toplumsal etki anlamındaki power

“Libraries are places of power” bir metafordur. Kütüphaneler elektrik üretmez veya fiziksel güç uygulamaz; bilgi insanların neyi anladığını, seçtiğini ve yaptığını etkileyebildiği için power sahibidirler. “a place of power” ifadesindeki power, toplumsal, kültürel veya kurumsal etki anlamına gelir. Bu yapı, orada gerçekleşenlerin insanları veya toplumu etkileyebilmesi nedeniyle bir yeri önemli olarak tanımlar.

Alıştırma

Burada “Libraries are places of power” ne anlama geliyor?

  1. Kütüphaneler ziyaretçileri kontrol etmek için fiziksel güç kullanır.
  2. Kütüphaneler bilgi yoluyla insanları ve toplumu etkileyebilir.
  3. Kütüphaneler bölge için elektrik üretir.
Cevabı göster

Kütüphaneler bilgi yoluyla insanları ve toplumu etkileyebilir.

To find out why,

3:12

Nedenini öğrenmek için,

we have to go back in time Deyimler

3:14

zamanda geriye gitmemiz gerekiyor

to the ancient Egyptian port of Alexandria Kültür

3:15

Antik Mısır'ın limanı İskenderiye'ye

in the 3rd century BCE. Kültür

3:19

MÖ 3. yüzyılda.

Deyimler

to go back in time: anlatıyı geçmişe götürmek

Burada to go back in time, açıklamayı daha eski bir tarih dönemine götürmek demektir. Bu mecazi bir ifadedir; gerçekten zamanda yolculuk yapıldığını anlatmaz. Tarih veya arka plan bilgisi verilmeden önce bir geçiş işareti olarak kullanılır. go back in time to + tarih, dönem veya olay kalıbı, geçmişteki anlatının nerede başladığını dinleyiciye gösterir.

Alıştırma

‘Açıklamayı daha eski bir tarih dönemine götürmek’ anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: To understand how the town began, we need ____ to 1850.

Cevabı göster

to go back in time

Kültür

ancient Egyptian port of Alexandria: yer ve tarihsel rol

ancient Egyptian port of Alexandria ifadesi, İskenderiye'yi antik Mısır'daki bir liman kenti olarak tanımlar. Port, buranın gemilerin, insanların ve malların gelip gidebildiği bir yer olduğunu gösterir. Bu ayrıntı, İskenderiye'nin antik Akdeniz dünyasında ticaretin, kültürlerin ve bilginin buluştuğu önemli bir nokta hâline gelmesini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

ancient Egyptian port of Alexandria ifadesi en doğrudan ne anlatır?

  1. İskenderiye, antik bir geminin adıydı.
  2. İskenderiye, antik Mısır'da bir liman kentiydi.
  3. İskenderiye, deniz bağlantısı olmayan izole bir kentti.
Cevabı göster

İskenderiye, antik Mısır'da bir liman kentiydi.

Kültür

3rd century BCE: MÖ 3. yüzyıl tarih gösterimi

“3rd century BCE”, “Ortak Çağ’dan önce 3. yüzyıl” anlamına gelir ve Türkçede genellikle “MÖ 3. yüzyıl” denir. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve Ortak Çağ’ın 1. yılından önceki tarihleri belirtir. MÖ 3. yüzyıl, MÖ 300 ile MÖ 201 arasını kapsar. Tarihler 1. yıla yaklaştıkça MÖ yıl sayıları küçülür; bu nedenle MÖ 250, MÖ 300’den daha sonradır.

Alıştırma

3rd century BCE hangi dönemi ifade eder?

  1. MS 201 ile MS 300 arası
  2. Günümüzden önceki üç yüzyıl
  3. MÖ 300 ile MÖ 201 arası
Cevabı göster

MÖ 300 ile MÖ 201 arası

The Great Library of Alexandria

3:21

İskenderiye Büyük Kütüphanesi

held the largest collection of books Kelime

3:23

antik dünyadaki en büyük kitap koleksiyonunu

in the ancient world.

3:25

barındırıyordu.

Kelime

held the largest collection of: bir yerin en büyük koleksiyonu barındırması

Burada held, hold fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Özne bir kütüphane olduğu için held, “elleriyle tuttu” değil, “barındırdı” veya “koleksiyonunda bulundurdu” anlamına gelir. “Held the largest collection of books”, kütüphanenin kitap koleksiyonunun antik dünyadaki diğer tüm kitap koleksiyonlarından daha büyük olduğunu belirtir. Hold fiilinin bu anlamı; kütüphane, müze, arşiv, veri tabanı veya nesneleri içeren başka bir yer ya da sistem özne olduğunda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede held, “bir koleksiyonun parçası olarak barındırdı” anlamındadır?

  1. Maya held the box tightly with both hands.
  2. The archive held thousands of letters from the 1800s.
  3. The school held a concert on Friday.
Cevabı göster

The archive held thousands of letters from the 1800s.

Founded in the city built by Alexander the Great, Kültür

3:26

Büyük İskender tarafından kurulan şehirde inşa edilen,

Kültür

Alexander the Great: İskenderiye adının kaynağı

Alexander the Great, antik bir kral olan Makedonyalı III. Aleksandros'un İngilizcedeki yerleşik adıdır. Buradaki the Great, anlatıcının o anda söylediği yeni bir övgü değil, sabit bir tarihsel unvandır. İskenderiye şehrini o kurmuştur ve şehrin adı Alexander isminden gelir. Bu arka plan, şehir belirtilirken neden onun adının geçtiğini açıklar.

Alıştırma

Alexander the Great ifadesinde the Great nasıl bir görev görür?

  1. Alexander'ın Great adlı bir yerden geldiğini söyler.
  2. Anlatıcının dinleyiciye doğrudan söylediği bir iltifattır.
  3. Alexander adına eklenen sabit bir tarihsel unvandır.
Cevabı göster

Alexander adına eklenen sabit bir tarihsel unvandır.

the library's mission was to bring together Kalıp ifadeler

3:29

kütüphanenin misyonu bir araya getirmekti

a copy of every book then in existence. Kalıp ifadeler

3:32

o zamanlar var olan her kitabın bir kopyasını.

Kalıp ifadeler

library's mission was to bring together: bir kurumun amacını belirtmek

İyelik yapısı olan the library's mission, kütüphanenin temel amacını belirtir. Was, bu amacı to bring together mastar yapısına bağlar; bu yapı da misyonun ne olduğunu açıklar. Bring together, ayrı olan insanları veya nesneleri bir araya toplamak demektir. X's mission is/was to + fiilin yalın hâli kalıbı kuruluşların, projelerin veya kurumların amaçlarını anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “ayrı insanları tek bir grupta toplamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The science club's mission is to ____ young inventors from across the town.

Cevabı göster

bring together

Kalıp ifadeler

then in existence: o dönemde var olan

Burada then “o dönemde” anlamına gelir ve daha önce söz edilen tarihsel döneme gönderme yapar. In existence “var olan” demektir; dolayısıyla then in existence, “o dönemde var olan” anlamına gelir. İfade every book öbeğinden sonra gelir ve bu grubun kapsamını sınırlar. Amaç, bütün dönemlerdeki kitaplar değil, o tarihsel anda var olan bütün kitaplardır.

Alıştırma

Hangi cümle, yasanın geçmişteki o anda var olan her şirketi kapsadığını söyler?

  1. The law applied to every company then in existence.
  2. The law applies to every company now in existence.
  3. The law was created before any company existed.
Cevabı göster

The law applied to every company then in existence.

According to history professor Islam Issa,

3:35

Tarih profesörü Islam Issa'ya göre,

there were two reasons why Anlatım akışı

3:38

Büyük Kütüphane'nin İskenderiye'yi bu kadar güçlü yapmasının

the Great Library made Alexandria so powerful. Dilbilgisi

3:39

iki nedeni vardı.

Anlatım akışı

there were two reasons why: iki nedeni önceden belirtmek

There were two reasons why... başlangıcı, açıklama başlamadan önce dinleyiciye iki şey söyler: konu bir şeyin nedenleridir ve bunlardan iki tane vardır. Bir harita gibi çalışarak dinleyicinin iki ayrı noktayı beklemesine ve takip etmesine yardım eder. There are/were + sayı + reasons why + yan cümle yapısını kullanın. Şimdiki bir durum için are, geçmişteki bir durum için were kullanın. Burada tarih anlatıldığı için were uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle, ardından üç neden geleceğini en açık biçimde haber verir?

  1. This plan worked for three years.
  2. Three people think this plan could work.
  3. There are three reasons why this plan could work.
Cevabı göster

There are three reasons why this plan could work.

Dilbilgisi

made Alexandria so powerful: make + nesne + sıfat

Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. made Alexandria so powerful ifadesinde Alexandria nesnedir; powerful ise ortaya çıkan durumu anlatır: Büyük Kütüphane, şehrin güçlü hâle gelmesine neden olmuştur. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; so da powerful sıfatının derecesini güçlendirir. Nesne ile sıfat arasına to be getirilmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu anlatmak için make + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanır?

  1. The joke made everyone to be happy.
  2. The joke made everyone happy.
  3. The joke made everyone happily.
Cevabı göster

The joke made everyone happy.

As he explained to BBC Radio 3 program Art and Ideas.

3:42

BBC Radio 3 programı Art and Ideas'ta açıkladığı gibi.

The first is being in the location at the intersection of the continents Kültür

3:47

Birincisi, kıtaların kesiştiği noktada bulunmak

Kültür

at the intersection of the continents: coğrafi bir kavşak

at the intersection of the continents ifadesinde intersection sözcüğü geniş bir coğrafi anlamda kullanılır. Büyük bölgelerin ve onları birbirine bağlayan güzergâhların buluştuğu bir noktada olmayı anlatır; gerçek anlamda bir yol kavşağını ya da kıta sınırlarının fiziksel olarak kesiştiği bir yeri değil. Bu cümlede ifade, İskenderiye’nin konumunu farklı kıtalardan insanların, malların ve fikirlerin buluşabildiği bir merkez olarak sunar. Bu da konumun neden önemli olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede at the intersection of the continents ne anlama gelir?

  1. Farklı kıtalardaki güzergâhları ve bölgeleri bağlayan bir merkezde
  2. Şehrin içindeki sıradan bir yol kavşağında
  3. Kıtalar arası ulaşımdan kopuk bir yerde
Cevabı göster

Farklı kıtalardaki güzergâhları ve bölgeleri bağlayan bir merkezde

and bringing a diverse set of people together Kalıp ifadeler

3:52

ve çeşitli insanları bir araya getirerek

Kalıp ifadeler

a diverse set of people: farklı geçmişlere sahip çeşitli insanlardan oluşan bir grup

Bu cümlede a diverse set of people, üyelerinin geçmişleri, kültürleri, deneyimleri veya başka özellikleri farklı olan bir grup anlamına gelir. Diverse, grubun içindeki çeşitliliği vurgular; herkesin tamamen farklı olduğu anlamına gelmez. Burada set, matematikteki “küme” değil, “grup” veya “topluluk” anlamındadır. a diverse set of + çoğul isim kalıbı; çeşitli fikirleri, becerileri veya seçenekleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi set kullanılan hedef ifadeyle tamamlayın: The conference welcomed guests from many countries and professions—a ____.

Cevabı göster

diverse set of people

to live in harmony or relative harmony Kalıp ifadeler

3:55

uyum içinde veya nispeten uyum içinde yaşamalarını sağlamak

Kalıp ifadeler

live in harmony or relative harmony: uyum içinde veya nispeten uyum içinde yaşamak

To live in harmony, insanların veya grupların barışçıl ve iş birliği içinde birlikte yaşaması demektir. Relative harmony daha zayıf ve temkinli bir tanımdır: yaşam genel olarak barışçıldır ya da başka bir duruma göre daha barışçıldır, ancak yine de biraz gerginlik veya anlaşmazlık olabilir. live in harmony or relative harmony ifadesinde konuşan kişi önce daha güçlü tanımı verir, ardından relative ile bu tanımı sınırlar. relative harmony öncesinde tekrarlanan live in sözleri anlaşılır ancak söylenmez; dolayısıyla tam fikir live in harmony or live in relative harmony şeklindedir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: If two communities live in relative harmony, they never have any disagreements.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

can bring about economic prosperity. Öbek fiiller

3:58

ekonomik refah getirebilir.

Öbek fiiller

bring about economic prosperity: bir sonuca yol açmak

Bring about, “bir şeyin gerçekleşmesini veya gelişmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada daha önce belirtilen bir nedeni economic prosperity sonucuna, yani başarılı ve büyüyen bir ekonomiye bağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp bring about + sonuç biçimindedir. Sonuç genellikle bir değişiklik, olay veya durumdur; bring about reform ve bring about peace buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “neden olmak” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Careful planning can ____ lasting improvement.

Cevabı göster

bring about

And the second is quite simply that

4:00

Ve ikincisi çok basittir ki

knowledge equals power. Deyimler

4:03

bilgi güçtür.

Deyimler

knowledge equals power: equals sözcüğünün söz sanatı olarak kullanımı

Burada equals sözcüğü gerçek anlamda matematiksel eşitliği anlatmaz. İki soyut düşünce arasında kısa ve güçlü bir bağ kurar: Bu söz, bilginin insana beceri, etki gücü veya kararları üzerinde daha fazla kontrol sağlayabileceğini ileri sürer. Soyut düşünce + equals + soyut düşünce kalıbı bir özdeyiş veya slogan gibi duyulur. Her durumda doğru olan bir gerçeği değil, genel bir iddiayı güçlü biçimde sunar.

Alıştırma

“Knowledge equals power.” sözü burada en makul biçimde ne anlama gelir?

  1. Fiziksel kuvvet tek güç türüdür.
  2. Bilgi ile güç matematiksel olarak tamamen aynı değere sahiptir.
  3. Bilgi insanlara beceri ve etki gücü kazandırabilir.
Cevabı göster

Bilgi insanlara beceri ve etki gücü kazandırabilir.

And so the library is a form of soft power. Kültür

4:06

Ve bu yüzden kütüphane bir tür yumuşak güçtür (soft power).

Kültür

a form of soft power: yumuşak gücün bir biçimi

Bu cümlede soft power, insanları güç veya tehditle zorlamak yerine onların hayranlık duyduğu ya da güvendiği şeyler yoluyla etkilemek demektir. Kültür, bilgi, değerler ve itibar bu tür bir etki yaratabilir. Kütüphaneye a form of soft power denmesi, onun bu etkinin nasıl işleyebileceğine dair bir örnek olarak sunulmasıdır. A form of, “bir türü veya örneği” anlamına gelir. Burada soft, “zayıf” demek değildir.

Alıştırma

Cümledeki soft power ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Esas olarak askerî güç veya tehditlerle sağlanan kontrol.
  2. Bir kamu binasını çalıştırmak için kullanılan elektrik.
  3. Zorlama yerine kültür, bilgi, değerler veya itibar yoluyla yaratılan etki gücü.
Cevabı göster

Zorlama yerine kültür, bilgi, değerler veya itibar yoluyla yaratılan etki gücü.

It's a way of saying that Alexandria Kalıp ifadeler

4:09

Bu, İskenderiye'nin

Kalıp ifadeler

It's a way of saying that: bir açıklama başlatmak

Bu ifade, daha önce geçen bir sözcüğün, imgenin, hareketin veya sözün gerçekte ne anlama geldiğini daha açık biçimde anlatan bir açıklamayı başlatır. Buradaki way, bir yol değil, “bir şeyi ifade etme biçimi” demektir. That'ten sonra öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik eklenir: It's a way of saying that + özne + fiil. Bu kalıp, dolaylı veya soyut bir mesajı doğrudan bir açıklamaya dönüştürür.

Alıştırma

Açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: The crossed-out flame is a symbol. ____ fires are not allowed here.

Cevabı göster

It's a way of saying that

is an important center of knowledge,

4:12

bilginin önemli bir merkezi,

a regional capital, Kelime

4:14

bilginin koruyucuları olarak bölgesel bir başkent

by being the guardians of knowledge. Deyimler

4:16

olduğunu söylemenin bir yoludur.

Kelime

regional capital: bir bölgenin merkezi

Bu cümlede a regional capital, belirli bir bölge içindeki önemli bir merkez demektir. Cümle bilgiyi korumaktan söz ettiği için capital burada kültürel veya düşünsel önemi anlatır; mutlaka bir yönetimin resmî merkezi olmak zorunda değildir. Regional ölçeği sınırlar: bu yer çevresindeki bölgenin merkezidir, ancak bu onun otomatik olarak bütün ülkenin başkenti olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilgiyi korumayla ilgili bir cümlede a regional capital büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. bölgesel bir yönetimin sahip olduğu para
  2. kendi bölgesi içindeki önemli bir merkez
  3. büyük harflerle yazılmış bir kelime
Cevabı göster

kendi bölgesi içindeki önemli bir merkez

Deyimler

being the guardians of knowledge: koruma mecazı

Guardians of knowledge bir mecazdır. Değerli bir şeyi koruyan guardian gibi, bilgiyi koruyan, düzenleyen ve sonraki insanlara aktaran kişileri veya kurumları anlatır. Bilgiyi başkalarından uzak tutan silahlı muhafızları değil; özen, güven ve sorumluluğu çağrıştırır. by being the guardians of knowledge ifadesinde being, sonuca yol açan rolü belirtir: bu koruyucu görevi yerine getirerek önemli hâle gelirler.

Alıştırma

guardians of knowledge mecazı bir kurum hakkında ne anlatır?

  1. Bilgiyi korur ve aktarır.
  2. Bir binayı silahlarla korur.
  3. Bütün bilgileri herkesten gizler.
Cevabı göster

Bilgiyi korur ve aktarır.

Alexandria was the meeting point Kalıp ifadeler

4:18

İskenderiye buluşma noktasıydı

of different cultures,

4:21

farklı kültürlerin,

Kalıp ifadeler

meeting point of different cultures: farklı kültürlerin buluşma noktası

Burada meeting point mecaz anlamda kullanılır. İskenderiye, farklı kültürlerden insanların temas kurduğu ve birbirini etkilediği bir yer olarak sunulur. Bu nedenle ifade, farklı kültürlerin bir araya geldiği yer anlamındadır. Yalnızca insanların buluşmak için kararlaştırdığı belirli bir noktayı anlatmaz. a meeting point of/for + groups, cultures, or ideas kalıbı; grupları, kültürleri ya da fikirleri birbirine bağlayan bir şehri, okulu, etkinliği veya topluluğu anlatabilir.

Alıştırma

Farklı kültürlerin bir araya geldiği yer anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The international food fair became a ____.

Cevabı göster

meeting point of different cultures

where different ideas and philosophies were exchanged. Dilbilgisi

4:22

farklı fikirlerin ve felsefelerin değiş tokuş edildiği yer.

Dilbilgisi

different ideas and philosophies were exchanged: farklı fikirler ve felsefeler paylaşıldı

Different ideas and philosophies ad öbeği dil bilgisel öznedir; were exchanged ise were + exchanged yapısındaki simple past edilgenidir. Burada exchanged, fikirlerin karşılıklı olarak paylaşılıp tartışıldığı anlamına gelir. Bunu yapan kişiler belirtilmez. Bu edilgen yapı, fikirleri ve fikir alışverişini öne çıkarır. Eylemi yapan kişilerden çok olayın veya içeriğin önemli olduğu tarihî ve kültürel anlatımlarda sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi exchange fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: At the science fair, useful ideas ____ between the two teams.

Cevabı göster

were exchanged

This atmosphere encouraged people to live in harmony, Dilbilgisi

4:25

Bu atmosfer insanları uyum içinde yaşamaya teşvik etti,

Dilbilgisi

encouraged people to live in harmony: encourage + nesne + to'lu mastar

Encouraged people to live in harmony ifadesi encourage + nesne + to'lu mastar yapısını kullanır. People nesnedir; to live ise teşvik edilen eylemi belirtir. Burada özne bir kişi değil, atmosphere sözcüğüdür. Yani koşullar uyum içinde yaşamayı desteklemiş veya daha olası hâle getirmiştir; birinin mutlaka sözlü olarak teşvik etmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi slow fiilinin to'lu mastar biçimiyle tamamlayın: The safety signs encouraged drivers ____ down near the school.

Cevabı göster

to slow

peacefully and cooperatively with each other.

4:29

birbirleriyle huzurlu ve işbirliği içinde.

But the main reason for the Great Library's importance

4:32

Ancak Büyük Kütüphane'nin öneminin ana nedeni

is that knowledge equals power.

4:35

bilginin güç olmasıdır.

A saying meaning

4:37

Şu anlama gelen bir deyiş,

that the more someone knows, Dilbilgisi

4:38

birisi ne kadar çok şey bilirse,

the more they will be able to control events.

4:40

olayları o kadar çok kontrol edebilir.

Dilbilgisi

the more someone knows, the more...: the more..., the more... yapısı

The more..., the more... değişen iki miktarı veya dereceyi birbirine bağlar. İlk yan cümle ilişkideki ilk değişimi, ikinci yan cümle ise ona eşlik eden değişimi verir. Biri arttıkça diğerinin de arttığını anlatır. Bu cümlede daha fazla bilgi, olayları kontrol etme becerisinin artmasıyla ilişkilendirilir. Her iki bölümde de the + karşılaştırma ifadesi gerekir; her yan cümle knows ve will be able to örneklerinde olduğu gibi kendi anlamına uygun zamanı veya kipi kullanabilir.

Alıştırma

Pratik arttıkça öz güvenin de arttığı anlamını veren ikili yapıyı tamamlayın: ____ you practise, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Alexandria became the capital of soft power, Deyimler

4:43

İskenderiye, yumuşak gücün (soft power) başkenti oldu,

Deyimler

became the capital of soft power: mecaz olarak capital

Bu cümlede the capital of soft power bir mecazdır. Capital, bir hükümetin resmî merkezi değil, bir etkinlik ya da etki türünün önde gelen ve en çok temsil edilen merkezi anlamına gelir. İskenderiye, kültür ve bilgi yoluyla etki yaratan önemli bir merkez olarak sunulur. Became, bu konumu zaman içinde kazandığını gösterir. Aktarılabilir become the capital of + alan kalıbı, bir yerin o alanın önde gelen merkezi hâline gelmesini anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede became the capital of soft power ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bir ülkenin hükûmetinin resmî merkezi hâline geldi.
  2. Ağırlıklı olarak askerî güç yoluyla etkili hâle geldi.
  3. Kültürel etkinin önde gelen bir merkezi hâline geldi.
Cevabı göster

Kültürel etkinin önde gelen bir merkezi hâline geldi.

the use of political and cultural knowledge rather than military power Kalıp ifadeler

4:46

olayları etkilemek için askeri güç yerine

to influence events.

4:51

siyasi ve kültürel bilginin kullanılması.

Kalıp ifadeler

rather than military power: A'yı seçip B'yi dışlamak

Rather than, seçilmeyen veya kullanılmayan seçeneği belirtir. A rather than B yapısında A kullanılan ya da vurgulanan seçenektir; B ise alternatif olarak dışarıda bırakılır. Burada political and cultural knowledge kullanılır, military power kullanılmaz. İki taraf genellikle paralel biçimlerde kurulur. Bu cümlede her iki taraf da isim öbeğidir.

Alıştırma

Ekibin güç kullanmayı değil, tartışmayı seçtiğini göstermek için A rather than B kalıbını tamamlayın: The team chose discussion ____ force.

Cevabı göster

rather than

Now, maybe it's time to reveal the answer to your question, Neil. Kalıp ifadeler

4:53

Şimdi belki de sorunun cevabını açıklama zamanıdır Neil.

Kalıp ifadeler

it's time to reveal the answer: cevabı açıklama aşamasına geçmek

it's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıradaki eylemi yapmak için uygun zamanın geldiğini belirtir. Burada reveal, daha önce gizli tutulan bir şeyi açıklamak anlamına gelir; bu nedenle reveal the answer yalnızca bir cevap söylemekten daha güçlü biçimde “cevabı açıklamak” demektir. Bu cümlede ifade, konuşmayı tahmin veya tartışma aşamasından cevabın duyurulması aşamasına taşır. Bir sunucunun ya da öğretmenin sıradaki aşamayı belirtmesi için kullanışlıdır.

Alıştırma

Sunucunun cümlesini dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Everyone has made a guess. Now ____ the answer.

Cevabı göster

it's time to reveal

Sure.

4:56

Elbette.

I asked you which famous text could be found in The British Library.

4:57

Sana The British Library'de hangi ünlü metnin bulunabileceğini sordum.

I guessed it was the first edition of The Times newspaper.

5:02

The Times gazetesinin ilk baskısı olduğunu tahmin ettim.

So, was I right? Ton ve niyet

5:05

Peki, haklı mıydım?

Ton ve niyet

So, was I right?: önceki bir tahmini doğrulatmak

Was I right?, konuşanın daha önce söylediği, tahmin ettiği veya öngördüğü bir şeyin doğru olup olmadığını sorar. Was, önceki o söze veya düşünceye dönüp bakar; right burada solun karşıtı olan yönü değil, “doğru” anlamını taşır. So, soruyu az önce verilen sonuca ya da açıklamaya bağlar. So, was I right? bir arada doğrudan ve doğal bir doğrulama isteğidir.

Alıştırma

Bu durumda konuşan So, was I right? ile neyi soruyor? Daha önce bir tahminde bulundu ve sonucu az önce duydu.

  1. Diğer kişinin sağa doğru hareket edip etmediğini
  2. Daha önceki tahmininin doğru olup olmadığını
  3. Yeniden tahmin yapmasına izin verilip verilmediğini
Cevabı göster

Daha önceki tahmininin doğru olup olmadığını

That was the correct answer.

5:06

Bu doğru cevaptı.

In The British Library,

5:09

The British Library'de,

you'll find the first copy of The Times

5:10

birçok ünlü kitabın ilk baskılarıyla birlikte

along with the first editions of many famous books. Kalıp ifadeler

5:13

The Times'ın ilk kopyasını bulacaksınız.

Kalıp ifadeler

along with: ek bir öğe eklemek

Along with, “birlikte” veya “yanı sıra” anlamına gelir. Bu cümlede ana öğe olan the first copy of The Times ifadesinden sonra the first editions of many famous books eklenir. A along with B yapısı, B’yi A’ya bağlı ek bilgi olarak sunar. A and B yapısıyla karşılaştırıldığında genellikle A’yı daha belirgin biçimde odakta tutar.

Alıştırma

Hangi cümle, nadir haritaları eski madeni paralardan oluşan ana sergiye eklenen bir öğe olarak en iyi şekilde sunar?

  1. The museum displays several rare maps along with ancient coins.
  2. The museum displays ancient coins instead of several rare maps.
  3. The museum displays ancient coins along with several rare maps.
Cevabı göster

The museum displays ancient coins along with several rare maps.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı

5:16

Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Okay, let's recap: gözden geçirmeye geçişi belirtmek

Okay, let's recap bir geçiş işaretidir: ana anlatımın sona erdiğini ve kısa bir gözden geçirmenin başlayacağını bildirir. Let's + fiilin yalın hâli yapısı, konuşan kişiyi ve dinleyicileri bir şeyi birlikte yapmaya davet eder. Recap, her ayrıntıyı tekrarlamak değil, önemli noktaları kısaca özetlemek anlamına gelir; bu nedenle ifade dinleyicileri gözden geçirme bölümüne yönlendirir.

Alıştırma

“Kısaca gözden geçirelim” anlamına gelen ders ifadesiyle geçiş cümlesini tamamlayın: Okay, ____ the three main points before we finish.

Cevabı göster

let's recap

starting with shh,

5:20

shh (şşş) ile başlayarak,

an exclamation used to ask someone to be quiet. Dilbilgisi

5:22

birinden sessiz olmasını istemek için kullanılan bir nida.

Dilbilgisi

exclamation used to ask someone to be quiet: amacı belirten kısaltılmış edilgen niteleyici

Bu tanımda used to ask someone to be quiet, exclamation sözcüğünü açıklar. Dilbilgisel olarak geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir yan cümledir ve that is used to ask someone to be quiet biçiminde açılabilir. Bu yan cümle ünlemin amacını belirtir: konuşan kişi başka birinin sessiz olmasını istediğinde bu tür bir ünlem kullanır. Buradaki ask someone to be quiet, “birinden sessiz olmasını istemek” demektir; “birine soru sormak” değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede used, bir aracın şu anki amacını açıklamak için kullanılmıştır?

  1. My grandfather used to measure temperature every morning.
  2. A thermometer is a tool used to measure temperature.
  3. The nurse is used to measuring temperature.
Cevabı göster

A thermometer is a tool used to measure temperature.

A paperback is a type of book Kalıp ifadeler

5:26

Paperback (ciltsiz), kalın kağıttan yapılmış bir kapağı olan

with a cover made of thick paper

5:28

ve nispeten ucuza satılan

Kalıp ifadeler

a type of book: bir şeyi daha geniş bir kategori içinde sınıflandırmak

A is a type of B kalıbı, A’yı daha geniş B kategorisinin bir üyesi veya alt türü olarak sınıflandırır. Burada paperback belirli tür, book ise daha geniş kategoridir. Kategoriyi belirttikten sonra türü tanımaya yardımcı olan bir özellik eklenebilir. Bu cümlede with a cover made of thick paper bu özelliği ekler.

Alıştırma

Sınıflandırmayı tam olarak a type of kalıbını kullanarak tamamlayın: A violin is ____ instrument.

Cevabı göster

a type of

and sold relatively cheaply.

5:30

bir tür kitaptır.

Doing something painstakingly or painfully Dilbilgisi

5:33

Bir şeyi painstakingly veya painfully (büyük bir özenle veya zahmetle) yapmak

means doing it in a way showing

5:36

büyük bir özen ve çaba gösterildiğini yansıtan

that lots of care and effort has been taken. Kalıp ifadeler

5:38

bir şekilde yapmak anlamına gelir.

Dilbilgisi

Doing something ... means doing it: bir eylemi tanımlamak

Doing something painstakingly or painfully sözleri, bir eylemin adını veren ve özne görevi gören bir -ing öbeği oluşturur. Buna gerund öbeği de denir. Tekil means fiili tanımı başlatır; doing it içindeki it ise aynı eylemi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp Doing X means doing Y şeklindedir. Bir eylemin, alışkanlığın veya kuralın neleri içerdiğini açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir eylemi tanımlamak için Doing X means doing Y kalıbını doğru kullanır?

  1. Checking your work carefully means looking for possible mistakes.
  2. Check your work carefully means looking for possible mistakes.
  3. Checking your work carefully mean look for possible mistakes.
Cevabı göster

Checking your work carefully means looking for possible mistakes.

Kalıp ifadeler

lots of care and effort has been taken: amaçlanan anlam ve doğal seçenekler

Bu cümlede lots of care and effort has been taken, birinin çok dikkatli çalıştığını ve büyük çaba harcadığını anlatmak için kullanılmıştır. Odak, işi kimin yaptığı değil, sonucun arkasındaki özen ve emektir. Ancak bu tam ifade, kopyalanacak doğal bir örnek değildir. İngilizcede normalde care is taken denir, fakat effort is made kullanılır. İki düşünceyi bir arada anlatmak için A lot of care and effort went into it denir.

Alıştırma

Hangi cümle dikkatli çalışmanın ve çabanın bir sonuç ortaya çıkardığını en doğal biçimde anlatır?

  1. A lot of care and effort made into the school play.
  2. Lots of care and effort were taken into the school play.
  3. A lot of care and effort went into the school play.
Cevabı göster

A lot of care and effort went into the school play.

Harmony is a situation Dilbilgisi

5:41

Harmony (uyum), insanların

where people cooperate peacefully with each other. Kalıp ifadeler

5:42

birbirleriyle barışçıl bir şekilde işbirliği yaptığı bir durumdur.

Dilbilgisi

Harmony is a situation where...: soyut bir durumu tanımlamak

X is a situation where... kalıbı, X'i tanımlamak için kullanılır. Örnekte harmony bir situation türü olarak sunulur; where ile başlayan yan cümle de insanların bu durumda ne yaptığını açıklar. Burada where, ‘o durumda’ anlamına gelir; ‘o yerde’ anlamına gelmez. Aynı where yan cümlesi kalıbı case veya circumstance gibi başka soyut isimlerden sonra da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle soyut bir durumu tanımlamak için a situation where kalıbını doğru kullanıyor?

  1. A tie is a situation where do both teams have the same score.
  2. A tie is a situation who both teams have the same score.
  3. A tie is a situation where both teams have the same score.
Cevabı göster

A tie is a situation where both teams have the same score.

Kalıp ifadeler

cooperate peacefully with each other: birbiriyle barış içinde iş birliği yapmak

Cooperate with someone, ortak bir sonuca ulaşmak için biriyle birlikte çalışmak anlamına gelir. Peacefully, iş birliğinin kavga veya çatışma olmadan gerçekleştiğini belirten bir zarftır; with each other ise eylemin kişiler veya gruplar arasında karşılıklı olduğunu gösterir. Bir bütün olarak cooperate peacefully with each other, etkin ve sakin bir ekip çalışmasını anlatır. Yalnızca yan yana bulunmaktan veya tartışmamaktan daha güçlü bir anlam taşır.

Alıştırma

Hangi cümle iki topluluğun çatışma olmadan birlikte çalıştığını doğru biçimde ifade ediyor?

  1. The two communities cooperate peacefully with each other.
  2. The two communities peaceful cooperate with each other.
  3. The two communities cooperate peacefully each other.
Cevabı göster

The two communities cooperate peacefully with each other.

According to the expression knowledge equals power, Kalıp ifadeler

5:46

Knowledge equals power (bilgi güçtür) ifadesine göre,

the more you know, Dilbilgisi

5:48

ne kadar çok şey bilirsen,

the more you're able to control events.

5:50

olayları o kadar çok kontrol edebilirsin.

Kalıp ifadeler

According to the expression ...: bir sözü kaynak olarak aktarmak

According to the expression knowledge equals power ifadesinde expression, yerleşik bir sözü belirtir. Bu başlangıç, düşünceyi açıklamadan önce knowledge equals power, yani “bilgi güçtür” sözüne dayandırır. According to + kaynak, bir bilginin veya görüşün nereden geldiğini belirtir. Ardından gelen düşünceyi yalnızca konuşanın kişisel görüşü olarak değil, o kaynağa dayanan bir düşünce olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, ardından gelen düşünceye kaynak olarak yaygın bir sözü kullanıyor?

  1. Because of the saying "practice makes perfect", regular practice leads to improvement.
  2. According the saying "practice makes perfect", regular practice leads to improvement.
  3. According to the saying "practice makes perfect", regular practice leads to improvement.
Cevabı göster

According to the saying "practice makes perfect", regular practice leads to improvement.

Dilbilgisi

the more you know, the more ...: birbiriyle bağlantılı değişimler

the more ..., the more ... iki değişimi birbirine bağlar: ilki arttıkça veya değiştikçe ikincisi de onunla birlikte değişir. Burada daha çok bilgi edinmek, olayları kontrol edebilme gücünün artmasıyla ilişkilendirilir. Bu kalıptaki iki the de normal tanımlığın değil, karşılaştırma yapısının parçasıdır. Her bölüm, the more you know ve the more you're able to control events örneklerinde olduğu gibi özne ve fiil içerebilir. you kullanımı genel bir ilkeyi dinleyiciye doğrudan yapılan bir açıklamaya dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi the more ..., the more ... kalıbıyla tamamlayın: ____ you practise, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

And finally,

5:53

Ve son olarak,

soft power involves using political or cultural means Kültür

5:54

soft power (yumuşak güç), istediğini elde etmek için

rather than military power

5:58

askeri güç yerine

to get what you want.

5:59

siyasi veya kültürel yolları kullanmayı içerir.

Kültür

soft power: siyasi veya kültürel araçların kullanımı

Soft power, askerî güç yerine çoğunlukla kültür, değerler veya diplomasi kullanarak başka ülkelerin ya da insanların tercihlerini çekicilik ve ikna yoluyla etkilemek demektir. Cümle, bu uluslararası ilişkiler teriminin basit bir tanımını verir. X involves using Y yapısı, Y'yi kullanmanın X'in bir parçası olduğunu açıklar. Burada involves sözcüğünden sonra -ing biçimindeki using gelir.

Alıştırma

Hangi durum soft power için en açık örnektir?

  1. Bir ülke, filmlerini ve müziğini paylaşarak uluslararası ilgi çeker.
  2. Bir ülke, yoğun kar nedeniyle bir yolu kapatır.
  3. Bir ülke, başka bir hükûmeti kabul etmeye zorlamak için asker gönderir.
Cevabı göster

Bir ülke, filmlerini ve müziğini paylaşarak uluslararası ilgi çeker.

Once again,

6:01

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Öbek fiiller

6:02

6 dakikamız doldu.

Öbek fiiller

our 6 minutes are up: altı dakikamız doldu

our 6 minutes are up ifadesinde be up, ayrılan sürenin bittiğini ve bu nedenle etkinliğin sona ermesi gerektiğini belirtir. Burada up, “yukarı” anlamına gelmez. Özne olarak bir süre ifadesi ve ardından be fiilinin doğru biçimi kullanılır: six minutes are up, ancak time is up. Bu yapı, süre sınırına ulaşıldığını vurgular.

Alıştırma

Süreli bir kısa sınav şimdi bitmek zorunda. Cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kal.

Goodbye.

6:05

Hoşça kal.

6 Minute English

6:07

6 Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan.