Çernobil'deki Felaket Boyutundaki Nükleer Kazaya Ne Sebep Oldu?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Anlatı reaktör testi ve güç yükselişinden patlamalara, radyoaktif salıma, acil müdahaleye ve kesin olay sırası tartışmasına uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is thought to be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kaynağı adlandırmadan tahmin sunan edilgeni tanıyın; aktarılan bilgiyi kesinlikten ayırın. 2. kicked in. — Phrasal verb'ler: jeneratörde “otomatik çalışmaya başladı” anlamını kavrayın; sistem, kural, etki veya içgüdülere uygulayın. 3. We'll be lucky if we're still alive in the morning." — Konuşma edimbilimi ve tutum: şans biçiminin tehlikede karanlık öngörüye dönüştüğünü duyun; kara mizahı iyimserlik sanmayın.
Bu derste
located about 56 mi northeast of the capital Kiev.
0:02başkent Kiev'in yaklaşık 56 mil kuzeydoğusunda bulunur.
it was home to around 14,000 people. Kalıp ifadeler
0:08yaklaşık 14.000 kişiye ev sahipliği yapıyordu.
Daha erken bir zamanı belirtmek için Prior to + isim öbeği
Prior to, “önce” anlamına gelir ve daha erken bir zaman çerçevesi kurar. Bu cümlede to’nun nesneleri the disaster and a subsequent evacuation ifadesidir; dolayısıyla bu öbek, yaklaşık 14.000 kişinin orada hangi dönemde yaşadığını belirtir. Bir edat olarak kullanılır: yapı prior to + isim öbeği veya prior to + -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü resmî edatla tamamlayın: ____ the inspection, the staff removed all personal items.
Cevabı göster
Prior to
Was home to: Bir yerde yaşayan veya bulunan şeyi anlatma
Was home to, bir yerin belirli insanların yaşadığı veya belirli şeylerin bulunduğu yer olduğu anlamına gelir. Yer özne olur; onunla bağlantılı insanlar veya şeyler to’dan sonra gelir. Burada, daha önceki o dönemde yaklaşık 14.000 kişinin orada yaşadığını belirtir. Yapı be home to + kişi, grup, hayvan, bitki, kuruluş, özellik veya kaynak şeklindedir. be fiilini zamana ve özne uyumuna göre değiştirin: is home to, was home to veya are home to.
Alıştırma
Cümleyi be home to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This protected wetland ____ hundreds of bird species.
Cevabı göster
is home to
At that time, it was still part of the Soviet Union.
0:11O zamanlar, hala Sovyetler Birliği'nin bir parçasıydı.
The city was the location of the first ever nuclear power station to be built in the Ukraine, Dilbilgisi
0:14Şehir, Ukrayna'da inşa edilen ilk nükleer enerji santralinin bulunduğu yerdi,
the first ever ... to be built: tarihte inşa edilen ilk …
the first ... to be built dizisi, bir ismi first ile ilk sıraya koyar ve onu edilgen mastar to be built ile açıklar. Burada nuclear power station, build eylemine maruz kalır: belirtilen tarihsel ve coğrafi kapsam içinde diğer tüm nükleer enerji santrallerinden önce tamamlanmıştır. Ever, karşılaştırmayı o ana kadarki tüm zamana yayarak first sözcüğünü güçlendirir: first ever. Buradaki ever, soru cümlelerindeki “herhangi bir zamanda” anlamında değildir.
Alıştırma
Bu köprünün diğerlerinin hepsinden önce inşa edildiğini anlatmak için tarihsel cümleyi edilgen first ... to be built kalıbıyla tamamlayın: In 1890, this steel bridge became ____ across the bay.
Cevabı göster
the first to be built
disaster struck when reactor number four exploded. Kalıp ifadeler
0:21dört numaralı reaktör patladığında felaket vurdu.
disaster struck: felaket aniden yaşandı
Disaster struck, ciddi ve zarar verici bir olayın aniden meydana geldiğini anlatan kısa bir öyküleme kalıbıdır. Burada strike geçişsizdir: disaster öznedir ve hiçbir şeye gerçek anlamda vurulmaz. Bu ifade aniliği öne çıkarır ve özellikle ayrıntıları veren bir when yan cümlesinden önce, hikâyenin değiştiği anı tanıtmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Haber tarzındaki cümleyi “bir felaket aniden meydana geldi” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Just before dawn, ____, and the town lost power.
Cevabı göster
disaster struck
The town is still home to around 690 people,
0:25Kasaba hala yaklaşık 690 kişiye ev sahipliği yapıyor,
although it's now somewhat of a ghost town Kalıp ifadeler
0:28her ne kadar şimdi daha çok bir hayalet kasaba gibi olsa da
somewhat of a/an + tekil sayılabilen isim
“somewhat of a ghost town” ifadesinde somewhat of a, kasabayı sonraki isim öbeğinin belirttiği kategoriye tamamen değil, kabaca yerleştirir. Konuşan kişi kasabanın bir hayalet kasabanın bazı özelliklerini taşıdığını söyler; kasabanın mutlaka tamamen boş olduğunu iddia etmez. Aktarılabilir kalıp somewhat of a/an + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Bir sınıflandırmayı veya değerlendirmeyi yumuşatır ve ifadeyi doğrudan “It is a ghost town” demekten daha temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Sonucu temkinli biçimde bir sürpriz olarak sınıflandıran, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final result was ____ surprise to everyone.
Cevabı göster
somewhat of a
with animals occupying many abandoned buildings.
0:30ve terk edilmiş binaların çoğunu hayvanlar işgal etmiş olsa da.
Most of the residents live about 19 mi from the disaster site
0:33Sakinlerin çoğu felaket bölgesinden yaklaşık 19 mil uzakta
and surprisingly, international tourists flock to the area all the time. Kalıp ifadeler
0:38ve şaşırtıcı bir şekilde, dünyanın dört bir yanından turistler her zaman bölgeye akın ediyor.
flock to + varış noktası
“Flock to”, çok sayıda insanın çoğu zaman yaklaşık aynı anda aynı yere gitmesi anlamına gelir. Bu cümlede flock to kalabalık hareketi görüntüsü oluştururken, all the time bunun tekrar tekrar gerçekleştiği fikrini ekler. Aktarılabilir kalıp çoğul veya topluluk belirten özne + flock to + varış noktası şeklindedir. Popüler ya da çekici bir şeye yönelik yoğun hareketi ifade eder; nötr go to bunu tek başına anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “oraya çok sayıda gitmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the festival begins, visitors ____ the riverfront from across the region.
Cevabı göster
flock to
That's what we'll find out today: soruyu bir içerik yol haritasına dönüştürmek
That's what we'll find out today cümlesindeki That's, Çernobil'de tam olarak ne olduğu hakkındaki önceki soruya gönderme yapar. what we'll find out yan cümlesi, bu sorunun cevabını izleyicinin birazdan öğreneceği bilgi olarak sunar. Bir geçiş ifadesi olarak That's what we'll find out today, soruyu açık bir içerik yol haritasına dönüştürür: videonun devamında konunun araştırılacağını ve cevabın ortaya çıkarılacağını vadeder. Buradaki find out, yalnızca bir şeyi fiziksel olarak “bulmak” değil, “öğrenmek veya keşfetmek” anlamındadır.
Alıştırma
Podcast geçişini, içerik yol haritası oluşturan hedef ifadeyle tamamlayın: “Why do some songs get stuck in our heads? ____ in today's episode.”
Cevabı göster
That's what we'll find out
what caused the catastrophic nuclear accident in Chernobyl.
0:48Çernobil'deki feci nükleer kazaya ne sebep oldu.
you'll be taken on a strict guided tour
0:56bir zamanların meşgul ve o kadar da küçük olmayan şehrinde
of what was once a busy, if not small, city.
0:58sıkı kuralları olan bir rehberli tura çıkarılacaksınız.
Photographs show a place that has been frozen and overgrown,
1:02Fotoğraflar donmuş ve bitki örtüsüyle kaplanmış bir yeri,
and where kids played on the now unused Ferris Wheel.
1:08bir kasabanın biraz ürkütücü bir kalıntısını gösteriyor.
far and wide: birçok yere ulaşmak
Far and wide, “çok geniş bir alanda” veya “birçok farklı yerde” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf deyimidir. Bu cümlede radyoaktif tozun ne kadar geniş bir alana yayıldığını anlatır; wide, tozun fiziksel genişliğini belirtmez. Bu ifade hareket, arama, seyahat, haber veya etkinin çok geniş bir alana ulaştığı anlamını katmak için sık kullanılır. Ardından gelen as far as Sweden ifadesi de bu geniş erişime somut bir örnek verir.
Alıştırma
Cümleyi “çok geniş bir alan boyunca” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: “Volunteers searched ____ for the missing dog, checking towns across the region.”
Cevabı göster
far and wide
The number of deaths directly related to the initial explosion
1:22İlk patlamayla doğrudan ilişkili ölüm sayısının
Bir tahmini aktarmak için is thought to be
Bu cümlede is thought to be, about 31 ifadesini anlatıcının doğrudan doğruladığı bir gerçek olarak değil, aktarılan veya genel kabul gören bir tahmin olarak sunar. Edilgen yapı, değerlendirmeyi yapan kişileri ya da kaynakları belirtmez. Kalıp özne + be + thought + to be + tümleç şeklindedir. Özne The number olduğu için tekil is kullanılır; thought, sayının kendisinin düşünebildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi think fiilinden oluşturulan aktarım edilgeniyle tamamlayın: The missing painting ____ in a private collection.
Cevabı göster
is thought to be
that a further 50 deaths happened later
1:29o gün radyasyona yoğun bir şekilde maruz kalmanın bir sonucu olarak
as a result of massive exposure to radiation on the day.
1:31daha sonra 50 ölümün daha gerçekleştiğini bildiriyor.
These deaths were mostly workers and rescue workers.
1:34Bu ölümlerin çoğu işçiler ve kurtarma görevlileriydi.
can be attributed to radiation exposure Kalıp ifadeler
1:45radyasyona maruz kalmaya atfedilebilecek
Bir nedeni ihtiyatla belirtmek için can be attributed to
Can be attributed to, sonuç olan around 4,000 deaths ifadesini kalıptan önce, öne sürülen neden olan radiation exposure ifadesini ise to'dan sonra getirir. Sonucun makul biçimde bu nedenden kaynaklanmış olarak açıklanabileceği anlamına gelir. Buradaki can yetenek değil, ihtiyat veya kanıta dayalı olasılık bildirir. Edilgen yapı sonuç + can be attributed to + neden şeklindedir ve mutlak kesinlik iddia etmeden analiz aktarırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, ihtiyatlı bir nedensel iddia bildiren attribute fiilinin dört sözcüklü edilgen biçimiyle tamamlayın: According to the audit, most of the losses ____ poor record-keeping.
Cevabı göster
can be attributed to
thousands of people were exposed to high levels of radiation,
1:51binlerce kişi yüksek seviyelerde radyasyona maruz kaldı,
with the WHO saying these people are at high risk Kalıp ifadeler
1:54DSÖ bu insanların hayatları boyunca
at high risk of + isim veya -ing biçimi
At high risk of, istenmeyen bir sonucun gerçekleşme olasılığının oldukça yüksek olduğunu belirtir. Sonucun kesin olduğunu ya da zaten gerçekleştiğini söylemez. of'tan sonra bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Burada having cancer olası sonucu belirtir; bu yapıda risk genellikle sayılamayan bir isimdir.
Alıştırma
Hedef yapıyı, olası fakat kesin olmayan bir sonucu anlatmak için doğru kullanan cümle hangisidir?
- The workers are at high risk of developed hearing loss.
- The workers are at high risk of developing hearing loss.
- The workers are at high risk to develop hearing loss.
Cevabı göster
The workers are at high risk of developing hearing loss.
Even the millions of people that lived miles away from the site
1:59Hatta olay yerinden kilometrelerce uzakta
in other parts of the Soviet Union
2:02Sovyetler Birliği'nin diğer bölgelerinde yaşayan milyonlarca insan bile
or atoms that contain excess nuclear energy,
2:07veya fazla nükleer enerji içeren atomlara maruz kaldı
and they too are more at risk regarding cancer.
2:09ve onlar da kanser konusunda daha fazla risk altındalar.
many of those displaced suffered financially and psychologically,
2:14yerinden edilenlerin birçoğu mali ve psikolojik sıkıntılar çekti,
Daha kötü bir noktayı eklemek için On top of that,
On top of that, daha önce verilmiş bilgiye başka bir nokta ekler. Bu cümlede anlatım, zararlı bir sonuçtan ek maddi ve psikolojik zararlara ilerler. Bu ifade çoğu zaman nötr bir also sözcüğünden daha fazlasını anlatır: yeni nokta öncekinin üzerine eklenir ve genel durumu daha kötü gösterir. İfadeyi gerçek bir konumu belirten söz öbeği olarak değil, söylem bağlacı olarak anlayın.
Alıştırma
Önceki bir sorunu daha da kötüleştiren yeni bir sorun eklemek için on top of that ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Our flight was canceled, and on top of that, the airline lost our luggage.
- The book is on top of that cabinet.
- First, sign your name. On top of that, turn to page two.
Cevabı göster
Our flight was canceled, and on top of that, the airline lost our luggage.
regarding the danger they had been exposed to.
2:21maruz kaldıkları tehlike hakkında asla yeterli bilgi verilmediği için.
areas at least 19 mi away from the accident site
2:25kaza alanından en az 19 mil uzaktaki alanların
no-go areas: halkın girmemesi gereken yerler
Burada no-go areas, halkın girmesine izin verilmeyen veya girmemesinin kuvvetle tavsiye edildiği yerler anlamına gelir. No-go, areas sözcüğünden önce birleşik bir niteleyici olarak kullanılır; kısa çizgi iki sözcüğün tek bir birim oluşturduğunu gösterir. Ardından gelen or at least restricted to the public ifadesi iddiayı yumuşatır: bazı göller ve ormanlık alanlar tamamen kapalı olabilirken bazı yerlere sınırlı olarak veya yalnızca yetkili kişilerin girmesine izin verilebilir.
Alıştırma
İnsanların girmemesi gereken bir alan anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because the roof may collapse, the building is a ____ until further notice.
Cevabı göster
no-go area
said Dr. Mikhail Balanov,
2:40dedi bir radyasyon uzmanı ve Çernobil Forumu'nun bilimsel sekreteri olan
So yes, this is now a tourist spot
2:46Yani evet, burası artık bir hayalet kasabanın neye benzediğini
for those who want to see what a ghost town looks like.
2:48görmek isteyenler için turistik bir yer.
that visiting such a place was too dangerous.
2:59böyle bir yeri ziyaret etmenin çok tehlikeli olduğunu düşünüyordu.
the area has once again become home to wandering bears,
3:03bölgenin bir kez daha dolaşan ayıların,
in the absence of: biri veya bir şey mevcut olmadığında
In the absence of, mevcut olmayan kişi veya şeyi tanıtır ve bu eksikliği daha sonra olanların arka plan koşulu olarak sunar. Burada insanlar artık bölgede değildir ve yaban hayatı geri dönmüştür. Yapı in the absence of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Raporlarda ve analizlerde sık görülür; without veya when there is no ile de ifade edilebilecek bir koşulu daha resmî biçimde çerçeveler.
Alıştırma
Açık talimatların mevcut olmadığı durum anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ clear instructions, the team followed the standard procedure.
Cevabı göster
In the absence of
wild horse, deer, foxes, wolves, and dogs,
3:07vahşi atların, geyiklerin, tilkilerin, kurtların ve köpeklerin,
the radiation levels are checked by your guide throughout the visit.
3:16ziyaret boyunca radyasyon seviyeleri rehberiniz tarafından kontrol ediliyor.
I felt like I was walking through a horror themed park, Dilbilgisi
3:20Korku temalı bir parkta yürüyormuşum gibi hissettim,
felt like I was walking: feel like + yan cümle
Bu cümlede felt like konuşanın öznel izlenimini sunar; I was walking ise kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir. Konuşan, deneyimin korku temalı bir parkta yürümeye benzediğini söylüyor; yürümek istediğini söylemiyor. feel like + yan cümle, bir deneyim size bir durum gerçekmiş ya da başka bir duruma benziyormuş izlenimi verdiğinde kullanılır. Örneğin: It feels like we're lost. Buradaki geçmiş zaman biçimleri felt ve was walking, bu öznel deneyimi geçmişe yerleştirir.
Alıştırma
Bir izlenim ifade etmek için cümleyi feel like ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The fog was so thick that I ____ I was walking inside a cloud.
Cevabı göster
felt like
you get the picture: ayrıntı listesini sonlandırmak
You get the picture, dinleyicinin verilen ayrıntılardan genel durumu artık anladığını belirten bir deyimdir. Picture burada fiziksel bir fotoğrafı değil, zihindeki genel resmi ifade eder. Konuşan kişi bu ifadeyi örnekleri sıralamayı bırakıp devam etmek için kullanır. Dinleyici gerisini çıkarabildiğinden daha fazla ayrıntıya gerek olmadığını bildirir.
Alıştırma
Bir projenin başarısız olduğu üç yolu anlattıktan sonra konuşan kişi "Anyway, you get the picture." diyor. Burada ne yapıyor?
- Dinleyiciden bir fotoğraf bulmasını istiyor.
- Dinleyicinin genel durumu anladığını, bu yüzden daha fazla örneğe gerek olmadığını söylüyor.
- Devam etmeden önce dinleyicinin her ayrıntıyı hatırlaması gerektiğini söylüyor.
Cevabı göster
Dinleyicinin genel durumu anladığını, bu yüzden daha fazla örneğe gerek olmadığını söylüyor.
Now let's talk about what happened on that fateful day.
3:29Şimdi o kader gününde ne olduğu hakkında konuşalım.
How It Went Down: olayın nasıl gerçekleştiği
Bu cümlede how it went down, “olayın gerçekleşme biçimi” veya “olayın adım adım nasıl geliştiği” anlamına gelir. Buradaki went down, go down öbek fiilinin gayriresmî bir kullanımıdır; fiziksel olarak aşağıya hareket etmeyi anlatmaz. This is how it went down kalıbı, olayların anlatımına geçileceğini gösterir. Özellikle bir kaza, dramatik bir olay veya tartışmalı bir durum yeniden anlatılırken yaygındır.
Alıştırma
“This is how it went down” cümlesinde “went down” ne anlama gelir?
- Birisi ayrıntıları yazdı.
- Olay gerçekleşti veya gelişti.
- Bir şey daha aşağıdaki bir konuma hareket etti.
Cevabı göster
Olay gerçekleşti veya gelişti.
We will try and explain it as clearly as we can Notlar
3:35Bunu elimizden geldiğince açık bir şekilde açıklamaya çalışacağız
Try and Explain: konuşma dilinde açıklamaya çalışmak
Try and explain, try to explain ile aynı anlama gelen, yani “açıklamaya çalışmak” veya “açıklamak için çaba göstermek” anlamındaki yaygın bir konuşma kalıbıdır. Buradaki and normalde iki ayrı eylemi bağlamaz; explain, yapılmaya çalışılan eylemdir. Yapı try and + fiilin yalın hâlidir ve özellikle olumlu cümlelerde ve emirlerde kullanılır. Bu cümlede as clearly as we can hedeflenen dereceyi belirtir: konuşmacılar açıklamayı mümkün olduğunca anlaşılır yapacaklarına söz verir.
Alıştırma
Cümleyi, and kullanan ve “açıklamak için çaba göstermek” anlamına gelen gayriresmî konuşma kalıbıyla tamamlayın: I'll ____ the problem in plain English.
Cevabı göster
try and explain
as clearly as we can: yapabildiğimiz kadar açık bir biçimde
as + zarf + as + özne + can kalıbı, öznenin ulaşabildiği en yüksek dereceyi anlatır. Burada clearly, açıklama eyleminin nasıl yapıldığını belirtir. Can sonrasında explain tekrar edilmeden anlaşılır; bu nedenle as clearly as we can, “yapabildiğimiz kadar açık bir biçimde” demektir. İki as de korunmalıdır. Kalıp bir eylemin nasıl yapıldığını anlatıyorsa clearly, quickly veya accurately gibi bir zarf kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi as ... as you can kalıbı ve clearly zarfıyla tamamlayın: Please describe the problem ____ so the technician can help.
Cevabı göster
as clearly as you can
because it's not all that simple Kalıp ifadeler
3:37çünkü nükleer enerji mühendisi olarak çalışmıyorsanız
not all that simple: o kadar da basit değil
Olumsuz bir ifadede all that, “o kadar” veya “o derece” anlamına gelen bir derece ifadesi olabilir. Simple sözcüğünü niteler; bu nedenle not all that simple, “göründüğü kadar basit değil” veya “pek basit değil” demektir. Bu ifade genellikle yargıyı yumuşatır. Konuşan kişi bir şeyin son derece zor olduğunu doğrudan söylemek yerine, beklenenden daha karmaşık olduğu konusunda nazikçe uyarır.
Alıştırma
Örnekteki not all that simple ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Anlaşılması tamamen imkânsızdır.
- Basit olan bütün bölümleri kaybolmuştur.
- Birinin bekleyebileceğinden daha az basittir.
Cevabı göster
Birinin bekleyebileceğinden daha az basittir.
if the turbines could provide enough energy
3:45türbinlerin soğutma pompalarını çalıştırmaya devam edecek kadar
keep the coolant pumps running: keep + nesne + -ing
Keep the coolant pumps running, “soğutma sıvısı pompalarının çalışmaya devam etmesini sağlamak” anlamına gelir. Buradaki running, yürüyerek ya da koşarak ilerlemeyi değil, bir makinenin devam eden çalışmasını belirtir. keep + nesne + -ing kalıbı, nesnenin bir etkinliğe devam ettiğini veya bir süreç içinde kalmayı sürdürdüğünü göstermek için -ing tümleci kullanır. Bu cümlede enerji, etkinliği sürdüren araçtır. Bu anlam için nesneden sonra to run kullanılmaz.
Alıştırma
keep + nesne yapısından sonra run fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: During the outage, the backup battery kept the ventilation fans ____.
Cevabı göster
running
to see if: bilinmeyen bir sonucu kontrol etmek
to see if the turbines could provide enough energy ifadesinde to see if, testin amacını, yani türbinlerin bu kapasiteye sahip olup olmadığını öğrenmeyi belirtir. Buradaki see, “gözle bakmak” değil, “öğrenmek” veya “belirlemek” anlamındadır. Kalıp, eylem + to see if + yan cümle şeklindedir. if yan cümlesi, cevabı henüz bilinmeyen bir evet-hayır sorusu sunar; bu, başka bir şey olursa ne olacağını bildiren bir koşul değil, cümle içine yerleşmiş bir sorudur.
Alıştırma
Ekip, sensörün çalışıp çalışmadığını henüz bilmiyor. Hangi cümle testin amacını doğal biçimde ifade eder?
- They tested the sensor because it worked.
- They tested the sensor to see if it worked.
- They tested the sensor even if it worked.
Cevabı göster
They tested the sensor to see if it worked.
until the emergency diesel generator kicked in. Öbek fiiller
3:52görmek için bir test gerçekleştiriyorlardı.
kicked in: çalışmaya veya etkisini göstermeye başladı
Bu cümlede kicked in, “gerektiğinde çalışmaya başladı” anlamındadır. Acil durum dizel jeneratörü baştan beri güç sağlamıyordu; elektrik kesintisinden sonra çalışacak ve soğutma sıvısı pompalarının çalışmasını sürdürecekti. Bu anlamda kick in geçişsiz bir öbek fiildir. Bir makine, kural, etki, ilaç veya içgüdü çalışmaya ya da etkisini göstermeye başladığında kick in kullanılabilir; burada gerçek anlamda tekmelemekten söz edilmez.
Alıştırma
Cümleyi kick in fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the power failed, the emergency lights ____ immediately.
Cevabı göster
kicked in
They turned down the reactor to 25% of its capacity, Öbek fiiller
3:58Reaktörü kapasitesinin %25'ine düşürdüler,
but a problem arose when the power plummeted to 1%.
4:01ancak güç %1'e düştüğünde bir sorun ortaya çıktı.
turned down: ayarlanabilir bir seviyeyi azalttı
Burada turned down, “reaktörün gücünü azalttılar” anlamındadır. to 25% of its capacity ifadesi yeni ve daha düşük seviyenin kapasitenin %25’i olduğunu gösterir; reaktörün reddedildiğini ya da tamamen durdurulduğunu belirtmez. Bu anlamda turn down, ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir: turn down the power ve turn the power down biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamir olduğunda turn it down denmelidir; turn down it denmez.
Alıştırma
Cümleyi turn down öbek fiilinin geçmiş zamanındaki iki parçasıyla tamamlayın: The music was too loud, so Maya ____ it ____.
Cevabı göster
turned · down
but what ensued was a massive power surge. Anlatım akışı
4:07ancak ardından gelen şey devasa bir güç dalgalanmasıydı.
What ensued was ...: sonraki sonucu öne çıkarma
“What ensued was a massive power surge” cümlesinde “what ensued”, “ardından gerçekleşen olay” anlamına gelir ve “was” fiilinin öznesi olarak görev yapar. “What”, ad işlevli bir kaynaşmış ilgi cümleciği başlatır; burada soru sormaz. Bu kalıp temel sonucu “was” sonrasına kadar geciktirerek onu odağa alır ve olay zincirine ölçülü, rapor benzeri bir anlatım kazandırır. “Ensue” geçişsizdir; bu nedenle sonuç “was” sonrasında adlandırılır ve “ensued” fiilinin doğrudan nesnesi olarak kullanılmaz.
Alıştırma
Ensue fiilinin ad cümleciği biçimini kullanarak sonucu odağa alan resmî kalıbı tamamlayın: They ignored the evacuation warning, and ____ was complete confusion.
Cevabı göster
what ensued
but was told by a senior to carry on. Öbek fiiller
4:15ancak bir üstü tarafından devam etmesi söylendi.
Carry on: bağlamdan anlaşılan bir etkinliği sürdürmek
Bu cümlede “carry on”, “devam etmek” anlamına gelir. Üst düzey kişi mühendise testi iptal etmek yerine sürdürmesini söyler. Yapılan etkinlik bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa “carry on” nesnesiz kullanılabilir. Etkinliği belirtmek için “carry on with the test” veya “carry on testing” kullanılır; bu anlamda “carry on the test” denmez.
Alıştırma
“Devam etmek” anlamını vermek için talimatı carry + parçacık ile tamamlayın: The alarm was a false warning, so the supervisor said, “____ with the drill.”
Cevabı göster
carry on
and according to one step-by-step report one engineer witnessed,
4:21ve bir mühendisin tanık olduğu adım adım rapora göre,
the 1 and 1/2 ton blocks atop the fuel channels
4:25üst biyolojik kalkanın yakıt kanallarının üstündeki
and you could feel the shock waves through the building structure.
4:32ve şok dalgalarını bina yapısından hissedebiliyordunuz.
ran for it: acil bir kaçış
“Ran for it”, “run for it” deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Burada tehlikeden hızla uzaklaştığını veya güvenli bir yere doğru koştuğunu anlatır. “It” belirli bir nesneyi ya da varış yerini göstermez. Bu deyimi, belirtilmiş bir hedefe doğru sıradan koşma olarak değil, ani ve acil bir kaçış olarak anlayın.
Alıştırma
“Smoke filled the hallway, so Maya ran for it.” cümlesinde “ran for it” ne anlama gelir?
- Tehlike nedeniyle hızla kaçtı.
- Trene yetişmek için acele etti.
- Bir göreve aday olmak için koştu.
Cevabı göster
Tehlike nedeniyle hızla kaçtı.
As another website tells us about the sudden increase in power,
4:45Başka bir web sitesinin ani güç artışı hakkında bize söylediği gibi,
a peculiarity of the design of the control rods
4:48kontrol çubuklarının tasarımındaki bir özellik,
caused a dramatic power surge as they were inserted into the reactor.
4:51reaktöre yerleştirildiklerinde dramatik bir güç dalgalanmasına neden oldu.
Hot fuel combined with cool water created a massive steam
4:54Sıcak yakıt soğuk suyla birleştiğinde,
that couldn't escape and caused lots of pressure.
4:58kaçamayan devasa bir buhar yarattı ve çok fazla basınca neden oldu.
and here we have the start of the radiation leak.
5:02ve işte radyasyon sızıntısının başlangıcındayız.
Air got into the reactor and caused a graphite fire.
5:05Hava reaktöre girdi ve grafit yangınına neden oldu.
A second explosion happened when hydrogen was formed
5:08Sıcak su buharının zirkonyumla temas etmesiyle hidrojen oluştuğunda
went out: elektrik kesintisi
Özne “power” olduğunda “went out”, elektrik tedarikinin kesildiği anlamına gelir. Bu cümlede pille çalışan ışıklar istisnadır, çünkü o elektrik kaynağına bağlı değildir. “Go out” ifadesinin anlamını özne belirler: power, lights ve flames çalışmayı, ışık vermeyi veya yanmayı bırakır; insanlar “go out” yaptığında ise evden çıkar ya da sosyalleşmeye gider.
Alıştırma
“The power went out at midnight.” cümlesinde ne oldu?
- Bina daha fazla elektrik kullanmaya başladı.
- Herkes sosyal bir etkinlik için binadan çıktı.
- Elektrik tedariki kesildi.
Cevabı göster
Elektrik tedariki kesildi.
fled from the scene: olay yerinden acil kaçış
Bu cümlede fled from the scene, olayın meydana geldiği yerden hızla kaçmak anlamına gelir. Fled, flee fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir; scene ise burada tiyatro sahnesini değil, bir kaza veya acil durumun gerçekleştiği yeri ifade eder. Bu ifade, ayrılışı tehlike veya korkudan kaynaklanan acil bir kaçış olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp flee from + yer biçimindedir; olay haberlerinde bu yere genellikle the scene denir.
Alıştırma
Haberi flee fiilinin geçmiş zaman biçimi ve from edatıyla tamamlayın: When the gas alarm sounded, the technicians ____ the laboratory.
Cevabı göster
fled from
apparently unaware of the danger they were in Kalıp ifadeler
5:37görünüşe göre radyasyon sızıntısı nedeniyle
unaware of the danger they were in: sıfat ve ilgi cümleciği
Bu cümlede unaware of, bir şeyi bilmemek veya fark etmemek anlamına gelir. İtfaiyeciler, kendilerinin tehlikede olduğunu anlamaları için gerekli bilgilere sahip değildi. The danger they were in, ardından bir ilgi cümleciği gelen bir isim öbeğidir: they were in, danger sözcüğünü niteler. in edatı be in danger ifadesini tamamlar ve doğal olarak sonda kalır. Bu kalıp, içinde bulunan kişinin henüz fark etmediği ciddi bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi unaware ve doğru edatla tamamlayın: The hikers did not realize how unstable the ice was. They were ____ the danger they were in.
Cevabı göster
unaware of
"There must be an incredible amount of radiation here. Dilbilgisi
5:42"Burada inanılmaz miktarda radyasyon olmalı.
Güçlü çıkarım bildiren must be
Bu cümlede must be, şimdiki durumla ilgili güçlü bir çıkarım ifade eder: konuşmacı, çok büyük miktarda radyasyon bulunduğunu neredeyse kesin kılan işaretler görmektedir. Anlamı “kanıtlar burada bulunduğunu güçlü biçimde gösteriyor”dur; “bir kural burada bulunmasını gerektiriyor” değildir. must be + isim öbeği, sıfat veya -ing biçimi, doğrudan ölçüm ya da eksiksiz kanıt olmasa bile mevcut verilere dayanarak yüksek güvenli bir sonuca varmayı sağlar.
Alıştırma
Bir dedektör hızla tıklamaya başlıyor. Burada “There must be radiation nearby” ne anlama gelir?
- Bir kural, yakında radyasyon bulunmasını gerektiriyor.
- Konuşmacı birine yakına radyasyon koymasını emrediyor.
- Kanıtlar, konuşmacının yakında radyasyon bulunduğundan son derece emin olmasını sağlıyor.
Cevabı göster
Kanıtlar, konuşmacının yakında radyasyon bulunduğundan son derece emin olmasını sağlıyor.
We'll be lucky if we're still alive in the morning." Ton ve niyet
5:44Sabaha kadar hala hayatta kalırsak şanslıyız."
Karamsar hafifletme olarak We'll be lucky if...
Buradaki We'll be lucky if... neşeli bir beklenti ifade etmez. Hayatta kalmayı “şans” olarak nitelemek, bu sonucu belirsiz ve elde edilmesi zor gösterir; dolayısıyla cümle, tehlikenin ölümcül olabileceğini dolaylı biçimde öngörür. Cümle, hafifletme ve kara mizah işlevi görür: konuşmacı korkutucu bir olasılığı ölçülü ve şakacı bir biçimde dile getirir. Daha genel olarak, We'll be lucky if + olumlu sonuç yapısı, olumlu sonucun gerçekleşmeyebileceğini sıklıkla ima eder.
Alıştırma
Şiddetli bir fırtına tüm uçuşları geciktirdikten sonra Maya, “We'll be lucky if we get home tonight.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Herkesi eve vardıkları için kutluyor.
- Herkesin eve erken varacağından emin.
- Bu gece eve varmak mümkün, ancak muhtemelen zor olacak.
Cevabı göster
Bu gece eve varmak mümkün, ancak muhtemelen zor olacak.
wasn't far off: gerçeğe yakın
Burada wasn't far off, şaka yollu yaptığı tahminin gerçeğe oldukça yakın olduğu anlamına gelir. Off, hata payını ölçer: sözleri şaka olarak söylense de yargısı gerçekten çok uzak değildi. not far off ifadesi bir tahminin, kestirimin, öngörünün veya yorumun doğruluğunu değerlendirebilir. Konu bir konum olduğunda fiziksel olarak yakın anlamına da gelebilir; dolayısıyla hangi anlamın kastedildiğini çevredeki konu belirler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki “doğru rakama oldukça yakındı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Her estimate was 10,000, and the actual total was 10,200, so she ____.
Cevabı göster
wasn't far off
milled around: belirli bir amaç olmadan dolaşmak
Bu cümlede milled around, insan gruplarının belirli bir varış noktası veya acil bir amacı olmadan sokakta dolaştığını ya da oyalanıp kaldığını anlatır. Belirli bir yere yapılan amaçlı bir yolculuğu değil, dağınık ve acele etmeyen bir kalabalık hareketini canlandırır. Mill around geçişsiz bir öbek fiildir: people mill around şeklinde kullanılır ve ardından sık sık in the lobby veya outside the station gibi bir yer ifadesi gelir. Geçmiş zaman biçimi milled around şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, bir grubun açık bir amaç olmadan dolaşmasını veya beklemesini anlatan dersteki öbek fiille tamamlayın: While the doors were still locked, dozens of fans ____ outside the theater.
Cevabı göster
milled around
She added that she wasn't told about the danger of radiation,
6:04Radyasyon tehlikesi hakkında bilgilendirilmediğini ekleyerek,
"About radiation, that radioactivity was escaping,
6:07"Radyasyon hakkında, radyoaktivitenin dışarı sızdığı hakkında,
There was not a word: hiçbir bilgi verilmemesi
Bu cümlede there was not a word, bölge sakinlerinin sızan radyoaktivite hakkında hiçbir açıklama, uyarı veya bilgi almadığı anlamına gelir. Word burada tek bir sözlü ya da yazılı kelimeyi değil, genel anlamda iletişimi ifade eder. There was not a word varlık yapısı, iletişimin tamamen yokluğunu vurgulu biçimde sunar. They said nothing gibi tarafsız bir ifadeden daha güçlü ve daha serttir.
Alıştırma
Cümleyi, hiçbir bilgi verilmediği anlamına gelen dersteki vurgulu ifadeyle tamamlayın: We asked about the safety risk, but ____.
Cevabı göster
there was not a word
but also to try and prevent the spread of radiation. Kalıp ifadeler
6:24önlemeye çalışmak için helikopterle yanan reaktöre atıldı.
To quell the fire: yangını bastırmak
Quell, bir şeyi durdurmak veya şiddetini azaltmak üzere bastırmak ya da yatıştırmak anlamına gelen resmî bir geçişli fiildir. To quell the fire ifadesinde reaktör yangınını kontrol altına almaya çalışmayı anlatır. Yapı quell + isim şeklindedir. Haberlerde yangın, kargaşa, şiddet, korku veya panikle birlikte sıkça kullanılır. Aktif bir tehdit ya da karışıklığın üstesinden gelmeyi vurgular; yangın söz konusu olduğunda tamamen söndürüldüğünü mutlaka ifade etmez.
Alıştırma
Cümle için en uygun fiili seçin: The emergency crews tried to ___ the flames before they reached the fuel tanks. Amaçlanan anlam “bastırmak ve şiddetini azaltmak”tır; mutlaka “tamamen söndürmek” veya “yayılmasını önlemek” değildir.
- extinguish
- contain
- quell
Cevabı göster
quell
prevent the spread of radiation: yayılmayı önleyen isim temelli kalıp
prevent the spread of radiation ifadesinde spread, bir şeyin daha geniş bir alana yayılmasını anlatan isimdir. Kalıp prevent + the spread of + isim şeklindedir: prevent durdurulmak istenen durumu sunar, of ise yayılabilecek şeyi belirtir. Burada to try and prevent the spread of radiation, amaç bildiren ve to quell the fire ile eş görevli olan bir ifadedir. Fiil kullanan alternatif yapı prevent radiation from spreading olur; prevent radiation to spread denmez.
Alıştırma
Enfeksiyonun daha fazla insana ulaşmasını engelleme anlamındaki hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: Good ventilation helps ____ infection.
Cevabı göster
prevent the spread of
a larger amount of radioactive substances pervaded the air,
6:28daha büyük miktarda radyoaktif madde havaya yayıldı,
most of it falling as dust into nearby areas, Dilbilgisi
6:31bunun çoğu toz olarak yakın bölgelere düştü,
but smaller particles spread far and wide, carried by the wind.
6:34ancak daha küçük parçacıklar rüzgar tarafından taşınarak çok uzaklara yayıldı.
most of it falling ... / carried by the wind: etken -ing ve edilgen geçmiş ortaç ekleri
most of it falling as dust into nearby areas biçimindeki ek bilginin kendi öznesi vardır: most of it. Radyoaktif madde düşme eylemini gerçekleştirdiği için falling adlı -ing ortacı kullanılır; bu ifade yeni bir çekimli yan cümle kurmadan maddenin çoğuna ne olduğunu ekler. Carried by the wind, smaller particles ifadesine bağlanan geçmiş ortaçlı bir ek bilgidir. the particles were carried by the wind anlamına gelir; özne ve were yakındaki cümleden anlaşılır. Bu iki biçim, etken ve edilgen bilgiyi tek cümlede sıkıştırır.
Alıştırma
Cümleyi block fiilinin etken -ing biçimi ve carry fiilinin edilgen geçmiş ortacıyla tamamlayın: Debris covered the road, some of it ____ drains, ____ there by floodwater.
Cevabı göster
blocking · carried
We should add that there are numerous scientific theories Anlatım akışı
6:39Eklemeliyiz ki, o gün tam olarak ne olduğuna dair
We should add that: önemli bir çekince eklemek
“We should add that”, konuşmacıların önceki bir anlatımdan sonra önemli bir çekince eklediğini gösteren bir söylem düzenleme kalıbıdır. Ardından gelen that yan cümlesi, dinleyicinin önceki bilgiyi ne kadar kesin kabul etmesi gerektiğini sınırlar. Buradaki should, bu bilgiyi belirtmenin sorumlu veya gerekli olduğuna dair konuşmacıların değerlendirmesini ifade eder. Başkasından gelen bir emir değildir. Bir rapor ya da sunumda çekinceyi, istisnayı veya eksik bir bağlam bilgisini açıkça belirtmek gerektiğinde bu kalıp başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Konuşmacıların kendi sesini kullanarak önemli bir çekinceyi doğal biçimde sunan cümle hangisidir?
- We should add that the figures are preliminary.
- The figures should add that they are preliminary.
- You should add that the figures are preliminary.
Cevabı göster
We should add that the figures are preliminary.
the most widely held belief: en yüksek kabul düzeyini bildirmek
“The most widely held belief”, birbiriyle yarışan görüşler arasında diğerlerinden daha fazla kişi tarafından kabul edilen görüş anlamına gelir. held belief içindeki held, fiziksel olarak elde tutulmayı değil, “bir görüş olarak benimsenmeyi veya sürdürülmeyi” ifade eder; widely geniş kabulü, most ise en üstünlük karşılaştırmasını gösterir. Bu ifade kesinliği veya kanıtlanmış olmayı değil, uzlaşma düzeyini bildirir. Buradaki belief, din dışı bir açıklama veya yorum anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “rakip görüşlerin hepsinden daha fazla kişi tarafından kabul edilen görüş” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This is currently ____ among the three explanations.
Cevabı göster
the most widely held belief
Hopefully, something like this never happens again.
6:47Umarım, böyle bir şey bir daha asla yaşanmaz.
So, would you ever consider visiting Chernobyl?
6:50Peki, Çernobil'i ziyaret etmeyi hiç düşünür müsünüz?
Tell us why or why not in the comments.
6:53Yorumlarda neden evet veya neden hayır olduğunu bize söyleyin.