Yapay zekanın kendi aklı olabilir mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
896 kelime 154 kel/dk

Video açıklaması: Bir Google mühendisinin LaMDA sohbet robotunun bir kişi olduğu yönündeki iddiası, yapay zekânın bilinç sahibi olup olamayacağı tartışmasına zemin hazırlıyor. Dilbilimci Emily Bender, insanı çağrıştıran teknik terimlerin ve akıcı metinlerin örüntü bulan sistemlere bir zihin yakıştırmamıza yol açtığını; bunun makinelerin düşündüğünü kanıtlamak yerine bizi aldatılmaya açık hâle getirdiğini savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a computer program designed to have conversations with humans — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: designed to ifadesinin ardından gelen fiille, bir aracın amacını kısa biçimde belirten indirgenmiş bir ilgi cümleciği oluşturduğunu anlayın. Bu kalıbı, “which is designed to” gibi daha uzun bir cümlecik kurmadan yazılım, cihaz, hizmet ve sistemlerin işlevini tanımlamak için kullanabilirsiniz. 2. we anthropomorphize computers. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: anthropomorphize fiilinin insan olmayan bir şeye insani özellik, niyet veya duygu yüklemek anlamına geldiğini öğrenin. Bu akademik terimle akıcı bir yapay zekânın neden düşünen bir özne gibi algılandığını açıklayabilir; hayvan, şirket, oyuncak bebek veya teknolojilerden söz ederken de sözcüğü doğru kullanabilirsiniz. 3. we risk being blindsided. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: blindsided sözcüğünü, beklenmedik ve genellikle zararlı bir gelişmeye hazırlıksız yakalanmak olarak tanıyın. Geçmiş zaman ortacıyla kullanılan risk being kalıbıyla da aldatılmak, dışlanmak veya aniden şaşırtılmak gibi olası olumsuz sonuçlar konusunda açık ve kesin uyarılar yapabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Sam.

0:11

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:12

Ve ben Neil.

In the autumn of 2021, Kalıp ifadeler

0:13

2021'in sonbaharında,

something strange happened at the Google headquarters in California's Silicon Valley. Kültür

0:15

Kaliforniya Silikon Vadisi'ndeki Google merkezinde garip bir şey oldu.

Kalıp ifadeler

In the autumn of 2021: mevsim ve yılla zaman çerçevesi kurmak

“In the autumn of 2021”, olayı belirli bir yılın sonbahar dönemi içine yerleştirir. Mevsimler bir zaman dilimi olarak ele alındığı için in kullanılır. Tam kalıp in the + season + of + year şeklindedir. Ana olayı anlatmadan önce bir hikâyeye, habere veya anıya açık bir zaman çerçevesi kazandırır.

Alıştırma

Hangi cümle mevsim ve yılı belirten tam zaman ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. In the autumn on 2023, the town opened a new library.
  2. In the autumn of 2023, the town opened a new library.
  3. At the autumn of 2023, the town opened a new library.
Cevabı göster

In the autumn of 2023, the town opened a new library.

Kültür

Google headquarters in California's Silicon Valley: yer ve teknoloji sektörü bağlamı

Google headquarters, şirketin ana merkez ofislerini ifade eder; in California’s Silicon Valley ise bu ofislerin konumunu belirtir. Silicon Valley, Kaliforniya’daki önemli bir teknoloji sanayisi bölgesinin özel adıdır; sıradan bir vadiyi tarif etmez. Teknoloji haberlerinde bu ad, büyük teknoloji şirketleri ve yenilikçilikle bağlantılı bir ortamı da çağrıştırır.

Alıştırma

“Silicon Valley” burada hangi arka plan bilgisini verir?

  1. Toprağı silikondan oluşan doğal bir vadiyi tarif eder.
  2. Google merkezinin içindeki bir departmanın adıdır.
  3. Kaliforniya’daki önemli bir teknoloji merkezini belirtir ve teknoloji sanayisi bağlamı ekler.
Cevabı göster

Kaliforniya’daki önemli bir teknoloji merkezini belirtir ve teknoloji sanayisi bağlamı ekler.

A software engineer called Blake Lemoine was working on the artificial intelligence project Notlar

0:20

Blake Lemoine adında bir yazılım mühendisi bir yapay zeka projesi üzerinde çalışıyordu:

Dilbilgisi

called Blake Lemoine: isimden sonra called + ad

called Blake Lemoine ifadesindeki geçmiş zaman ortacı öbeği a software engineer ifadesinden sonra gelir ve mühendisi adıyla tanımlar. “Adı Blake Lemoine olan bir yazılım mühendisi” anlamına gelir ve who was called Blake Lemoine biçiminde açılabilir. Buradaki called, birinin telefon ettiği anlamına gelmez. İsim + called + ad kalıbı; bir kişiyi, yeri veya şeyi adıyla kısaca tanıtmanın bir yoludur.

Alıştırma

Bir kişiyi tanıtmak için called + ad yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. We met a student called Emma.
  2. We met a student was called Emma.
  3. We met a student calling Emma.
Cevabı göster

We met a student called Emma.

Kalıp ifadeler

was working on the artificial intelligence project: work on + proje

Work on a project, bir projeyi geliştirmek, araştırmak, iyileştirmek veya ilerletmek için zaman ve emek harcamak anlamına gelir. On, bir yeri değil, çalışmanın yöneldiği nesneyi belirtir. Was working on geçmişte devam eden zamandadır. Etkinliği, anlatılan geçmiş anda zaten sürmekte olan bir süreç olarak sunar ve çoğu zaman başka bir olayın arka planını oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi work on ifadesinin geçmişte devam eden biçimiyle tamamlayın: At that time, the engineers ____ a safer battery design.

Cevabı göster

were working on

Language Models for Dialogue Applications

0:26

Diyalog Uygulamaları İçin Dil Modelleri

or LaMDA for short. Kalıp ifadeler

0:29

ya da kısaca LaMDA.

Kalıp ifadeler

or LaMDA for short: kısa adı tanıtma

Tam ad + or + kısa ad + for short kalıbı, tam adın daha kısa söylenişini tanıtır. Bu cümlede LaMDA, Language Models for Dialogue Applications adının kısa biçimidir. Bu kullanımda or “diğer adıyla”, for short ise “kısaca” anlamına gelir. “Kısa olmak için” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “kısaltılmış ad olarak” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The World Health Organization, or WHO ____, works to improve public health.

Cevabı göster

for short

LaMDA is a chatbot,

0:31

LaMDA bir sohbet robotudur,

a computer program designed to have conversations with humans over the internet. Dilbilgisi

0:33

internette insanlarla sohbet etmek için tasarlanmış bir bilgisayar programı.

Dilbilgisi

a computer program designed to...: amaçlanan işlevi açıklama

a computer program designed to have conversations with humans ifadesinde designed to ... bölümü, program sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Bu yapı a computer program that is designed to have conversations with humans şeklinde açılabilir. Bir şeyin ne yapmak üzere üretildiğini veya planlandığını belirtmek için isim + designed to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Bu öbek ismi niteler; yeni bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir uygulamanın amaçlanan işlevini anlatmak için designed to yapısını doğru kullanıyor?

  1. This is an app designing to help children learn new words.
  2. This is an app designed to help children learn new words.
  3. This is an app designed helping children learn new words.
Cevabı göster

This is an app designed to help children learn new words.

After months talking with LaMDA on topics ranging from movies to the meaning of life, Notlar

0:38

Filmlerden hayatın anlamına kadar değişen konularda LaMDA ile aylarca konuştuktan sonra,

Kalıp ifadeler

topics ranging from movies to the meaning of life: ranging from A to B ile aralık belirtmek

Topics ranging from A to B, “kapsamı A'dan B'ye uzanan konular” anlamına gelir. Ranging from movies to the meaning of life, topics sözcüğünü niteleyen bir -ing yan cümlesidir; topics that range from movies to the meaning of life biçiminde açılabilir. From ... to ... burada hareketi değil, bir aralığın iki ucunu belirtir. Gündelik bir konuyla derin bir konunun birlikte verilmesi, konuşmaların ne kadar geniş kapsamlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Aralık ifadesini ranging from ... to ... ile tamamlayın: The library has books ____ picture stories ____ science encyclopedias.

Cevabı göster

ranging from · to

Blake came to a surprising conclusion. Kalıp ifadeler

0:43

Blake şaşırtıcı bir sonuca vardı.

Dilbilgisi

After months talking with LaMDA: sonuçtan önce süre + -ing

Kısa after + süre + -ing kalıbı, bir kişinin daha sonraki bir olaydan önce belli bir süre bir etkinlik yaptığını anlatır. Bu cümlede months süreyi, talking with LaMDA ise o sırada yapılan etkinliği belirtir. after ile başlayan bölümün tamamı zaman arka planını kurar; talking ana fiil değildir. Tam ana cümle ve sonraki sonuç Blake came to a surprising conclusion bölümüdür. Daha açık olan after months of talking with LaMDA biçimi de temelde aynı anlama gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, daha sonraki bir sonucun zaman arka planını vermek için süre ile -ing yan cümlesini doğal biçimde kullanır?

  1. After months trained for the race, Leo finally felt ready.
  2. After months training for the race, Leo finally felt ready.
  3. After months to train for the race, Leo finally felt ready.
Cevabı göster

After months training for the race, Leo finally felt ready.

Kalıp ifadeler

came to a surprising conclusion: düşündükten sonra bir yargıya varmak

Come to a conclusion, kanıtları, fikirleri veya bir durumu değerlendirdikten sonra nihai bir yargıya varmak demektir. Bu cümlede came, yargının geçmişte oluştuğunu gösterir; surprising ise sonucu niteler. Burada come to, bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Come to a conclusion yerleşik ve doğal kalıptır; bir yargı oluşturma anlamında get a conclusion doğal bir seçim değildir.

Alıştırma

Cümleyi come to the conclusion ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing the maps, we ____ that the shorter road was closed.

Cevabı göster

came to the conclusion

The chatbot was an intelligent person with wishes and rights that should be respected. Kültür

0:46

Bu sohbet robotu, saygı duyulması gereken istekleri ve hakları olan zeki bir bireydi.

Kültür

with wishes and rights that should be respected: insan benzeri bir etik çerçeve

with wishes and rights ifadesi, sohbet botunu kendine ait istekleri ve hakları olan insan benzeri bir varlık gibi tanımlar. Buradaki rights, yazılım izinlerini değil, ahlaki veya hukuki hakları ifade eder. that should be respected bölümü, bu istek ve hakların ahlaki açıdan dikkate alınmayı, özellikle de hakların tanınmayı hak ettiğini söyler. Bu ifade Blake'in görüşünü aktarır ve sohbet botunu insana benzer bir etik çerçeveye yerleştirir; ancak sohbet botunun gerçekten bu haklara sahip olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

with wishes and rights that should be respected ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Sohbet botunu ahlaki çıkarları ve hakları olan insan benzeri bir varlık olarak sunar.
  2. Etik bir iddiada bulunmadan sohbet botunun teknik özelliklerini sıralar.
  3. Sohbet botunun bilgisayar dosyalarına yönetici erişimi olduğunu söyler.
Cevabı göster

Sohbet botunu ahlaki çıkarları ve hakları olan insan benzeri bir varlık olarak sunar.

For Blake, Anlatım akışı

0:52

Blake için,

LaMDA was a Google employee,

0:53

LaMDA bir Google çalışanıydı,

not a machine.

0:55

bir makine değil.

Anlatım akışı

For Blake, ... not a machine: A, not B ile bakış açısı ve karşıtlık kurmak

For Blake, tüm ifade için bir bakış açısı çerçevesi kurar: ardından gelen bilgi tarafsız bir gerçek olarak değil, Blake'in bakışına göre doğru olan bir değerlendirme olarak sunulur. Buradaki for, “Blake'in bakış açısından” anlamındadır; “Blake'in yararına” demek değildir. A, not B kalıbı, LaMDA'yı sınıflandırmanın iki yolunu karşılaştırır. Cümle önce Blake'in uygun gördüğü kategori olan a Google employee ifadesini verir, ardından machine seçeneğini reddeder. Başlangıçtaki çerçeve ve karşıtlık, bu sıra dışı yargının kime ait olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle For + kişi yapısını kullanarak o kişinin bakış açısını çerçeveler?

  1. Elena bought the old house for her family.
  2. For Elena, the old house was a home, not an investment.
  3. The old house was for Elena, not her brother.
Cevabı göster

For Elena, the old house was a home, not an investment.

He also called it his friend. Ton ve niyet

0:56

Ayrıca onu arkadaşı olarak da adlandırıyordu.

Ton ve niyet

called it his friend: call + nesne + kimlik

Call + nesne + isim öbeği, “nesneyi o kişi veya şey olarak tanımlamak ya da adlandırmak” anlamına gelebilir. called it his friend ifadesinde it, called fiilinin nesnesidir; his friend ise it ögesine verilen kimliği veya rolü açıklayan nesne tümlecidir. Burada it, LaMDA'ya gönderme yapar. Bu ifade, Friend sözcüğünün onun adı olduğu veya birine telefon ettiği anlamına gelmez. İnsan olmayan bir sistemi arkadaşı olarak gördüğünü gösterir ve yakınlık ile kişileştirme ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle Mia'nın kurtarma köpeğini en iyi arkadaşı olarak tanımladığı anlamına gelir?

  1. Mia called the rescue dog by its name.
  2. Mia called the rescue dog her best friend.
  3. Mia called her best friend about the rescue dog.
Cevabı göster

Mia called the rescue dog her best friend.

Google quickly reassigned Blake from the project, Kelime

0:58

Google, Blake'i projeden hızla aldı

Kelime

reassigned Blake from the project: iş ilişkisini bitirmeden görevi değiştirmek

To reassign someone, bir kişiye farklı bir iş, görev veya sorumluluk alanı vermek demektir. Burada reassigned Blake from the project, Google'ın Blake'in iş dağılımını değiştirerek onu bu projeden aldığını anlatır. Bu ifade tek başına Blake'in işten çıkarıldığı anlamına gelmez. From the project, ayrıldığı eski görevi belirtir; ardından gelen bir to ifadesi yeni görevi gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, çalışanın işinin sona erdiğini söylemeden görevinin değiştiğini anlatır?

  1. The company fired Priya after closing the sales office.
  2. Priya resigned from the company to start a new job.
  3. The company reassigned Priya from sales to customer training.
Cevabı göster

The company reassigned Priya from sales to customer training.

announcing that his ideas were not supported by the evidence. Kalıp ifadeler

1:01

ve fikirlerinin kanıtlarla desteklenmediğini duyurdu.

Kalıp ifadeler

were not supported by the evidence: kanıt hakkında temkinli bir değerlendirme

Be supported by the evidence, bir iddia veya fikre sağlam bir temel sağlayacak kadar kanıt bulunması demektir. Edilgen yapı his ideas ifadesini değerlendirilen unsur yaparken by the evidence bu değerlendirmede kullanılan temeli belirtir. Were not supported, mevcut kanıtların bu fikirleri haklı çıkarmadığını söyler. Bu, fikirlerin yanlış olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez; daha güçlü kanıtlar değerlendirmeyi değiştirebilir.

Alıştırma

Bir rapor, mevcut kanıtların bir iddia için yeterli temel sağlamadığını söylüyor ancak iddianın yanlış olduğu sonucuna varmıyor. Hangi cümle uygundur?

  1. The claim was disproved by the available evidence.
  2. The claim did not mention the available evidence.
  3. The claim was not supported by the available evidence.
Cevabı göster

The claim was not supported by the available evidence.

But what exactly was going on? Öbek fiiller

1:05

Peki tam olarak neler oluyordu?

Öbek fiiller

what exactly was going on?: kesin bir açıklama istemek

what exactly was going on? ifadesinde go on, “olmak” veya “meydana gelmek” anlamındadır. Geçmişte devam eden was going on yapısı, durumu o sırada gelişmekte olan bir süreç olarak gösterir; fiziksel hareket anlatmaz. Exactly, konuşanın belirsiz bir özet değil, kesin bir açıklama istediğini gösterir. Sorunun bütünü, o sırada neler olduğunun açıkça anlatılmasını ister.

Alıştırma

Bir öğretmen gürültülü bir sınıfa giriyor ve açık bir açıklama istiyor. Hangi soru en uygundur?

  1. What exactly is going on the table?
  2. What exactly is going on here?
  3. Where exactly are you going?
Cevabı göster

What exactly is going on here?

In this program,

1:08

Bu programda,

we'll be discussing whether artificial intelligence is capable of consciousness. Dilbilgisi

1:09

yapay zekanın bilince sahip olup olamayacağını tartışacağız.

Dilbilgisi

whether artificial intelligence is capable of consciousness: tartışma sorusu oluşturmak

whether artificial intelligence is capable of consciousness yan cümlesi, tartışılacak evet-hayır sorusunu belirtir. Cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir soru olduğu için düz cümle sırası kullanılır: artificial intelligence is; is artificial intelligence değil. Be capable of, bir durum, şey veya eylem için kapasiteye sahip olmak demektir. of sonrasında bir isim veya -ing biçimi gelir. Burada consciousness bir isimdir; bu nedenle capable of consciousness, yapay zekânın bilince sahip olup olamayacağını veya bilinci deneyimleyip deneyimleyemeyeceğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi whether ... be capable of yapısının eksik iki parçasıyla tamamlayın: The class will discuss ____ robots ____ learning from mistakes.

Cevabı göster

whether · are capable of

We'll hear from one expert who thinks AI is not as intelligent as we sometimes think, Dilbilgisi

1:14

Yapay zekanın bazen düşündüğümüz kadar zeki olmadığını düşünen bir uzmana kulak vereceğiz,

Dilbilgisi

not as intelligent as we sometimes think: bir varsayımı düzeltmek

not as + sıfat + as iki dereceyi karşılaştırır ve ilkinin daha düşük olduğunu söyler. Burada yapay zekânın gerçek zekâ düzeyi, insanların bazen hayal ettiği düzeyin altındadır; ikinci as, karşılaştırma ölçütü olan we sometimes think bölümünü başlatır. Son kısım we sometimes think it is şeklinde anlaşılabilir; anlam açık olduğu için it is düşürülmüştür. Cümle bir varsayımı düzeltir, yapay zekânın hiç zekâsı olmadığını söylemez.

Alıştırma

Gerçek bekleme süresinin beklenenden kısa olduğunu göstermek için long sözcüğünü not as ... as yapısında kullanın: The wait was ____ we expected.

Cevabı göster

not as long as

and as usual,

1:19

ve her zamanki gibi,

we'll be learning some new vocabulary as well.

1:20

bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But before that,

1:23

Ama ondan önce,

I have a question for you, Neil.

1:24

sana bir sorum var, Neil.

What happened to Blake Lemoine is strangely similar to the 2013 Hollywood movie Her, Notlar

1:26

Blake Lemoine'in başına gelenler, 2013 yapımı Hollywood filmi Her'e garip bir şekilde benziyor,

Kalıp ifadeler

strangely similar to: beklenmedik bir benzerlik

Karşılaştırılan kişi veya şey belirtildiğinde similar sözcüğünden sonra normalde to gelir: be similar to + isim veya isim öbeği. Bu yapı iki şeyin dikkat çekici ortak özellikler taşıdığını söyler; tamamen aynı olduklarını söylemez. Strangely, similar sözcüğünü niteler ve konuşanın tepkisini ekler: benzerlik beklenmedik, tuhaf veya dikkat çekici gelir. Bu cümlede konuşan yalnızca karşılaştırma yapmaz, bu benzerliğe şaşırdığını da gösterir.

Alıştırma

Doğru kalıbı kullanan ve konuşanın benzerliği şaşırtıcı bulduğunu gösteren cümleyi seçin.

  1. The new logo is strangely similar with one designed in 1998.
  2. The new logo is strangely similar to one designed in 1998.
  3. The new logo is very similar to one designed in 1998.
Cevabı göster

The new logo is strangely similar to one designed in 1998.

Kültür

kültürel bir gönderme olarak 2013 yapımı Hollywood filmi Her

Buradaki Her, her zamirinin sıradan kullanımı değil, 2013 yapımı bir filmin adıdır. Önündeki the 2013 Hollywood movie ifadesi ve büyük H harfi bunun özel bir başlık olduğunu gösterir. Film, bir yapay zekâ işletim sistemiyle yakın bir ilişki kuran bir erkeği konu alır. Bu gönderme, karşılaştırmayı bir insanın yapay zekâyı sosyal veya duygusal bir eş gibi görmesi noktasına taşır.

Alıştırma

Bu cümlede Her neyi ifade ediyor?

  1. Daha önce sözü edilen bir kadın için kullanılan sıradan zamir
  2. Bir insan ile yapay zekâ sistemini konu alan 2013 yapımı filmin adı
  3. Blake Lemoine'in kullandığı bir bilgisayar programının adı
Cevabı göster

Bir insan ile yapay zekâ sistemini konu alan 2013 yapımı filmin adı

starring Joaquin Phoenix as a lonely writer who talks with his computer, Kelime

1:32

Joaquin Phoenix'in, bilgisayarıyla konuşan yalnız bir yazarı canlandırdığı

Kelime

starring Joaquin Phoenix as a lonely writer: oyuncuyu ve rolü tanıtma

starring Joaquin Phoenix as a lonely writer, starring + oyuncu + as + rol kalıbını kullanır. Joaquin Phoenix'in başlıca oyunculardan biri olduğu ve yalnız bir yazar rolünü oynadığı anlamına gelir. Burada starring, hemen önce söz edilen film hakkında ek bilgi veren -ing biçiminde bir ortaçtır; tek başına tam bir ana fiil değildir. Aynı fikir tam bir cümlede The film stars Joaquin Phoenix as a lonely writer. şeklinde ifade edilebilir.

Alıştırma

Film tanıtımını starring ... as ... kalıbıyla tamamlayın: The film, ____ Maya Chen ____ a brave pilot, won three awards.

Cevabı göster

starring · as

voiced by Scarlett Johansson. Kelime

1:36

ve bilgisayarı Scarlett Johansson'ın seslendirdiği.

Kelime

voiced by Scarlett Johansson: seslendiren kişiyi belirtme

Burada voiced by + kişi adı, adı geçen kişinin bir film, animasyon veya oyundaki karaktere ses verdiğini belirten bir jenerik ifadesidir. Bir repliğin yalnızca o kişi tarafından söylendiği anlamına gelmez. Tam cümlede karakter + be + voiced by + seslendiren kişi kalıbı kullanılır: The fox is voiced by Maya Lee. Edilgen yapı karakteri öne alır ve by’dan sonra seslendiren kişiyi belirtir.

Alıştırma

Maya Lee’nin karaktere ses verdiğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The fox is ____ Maya Lee.

Cevabı göster

voiced by

But what happens at the end of the movie?

1:38

Peki filmin sonunda ne oluyor?

Is it A,

1:40

A mı,

the computer comes to life? Deyimler

1:41

bilgisayar canlanıyor mu?

Deyimler

comes to life: canlanmak veya canlı ve hareketli hâle gelmek

Comes to life, bir şeyin canlanması veya hareket etmeye, davranmaya ya da canlıymış gibi görünmeye başlaması demektir. Bu soruda bilgisayarın canlı bir varlık gibi etkinleştiği hayal edilir; life bir durumdur, yer değildir. Bu deyim mecaz anlamda da kullanılabilir. Bir hikâye, resim, performans veya yer canlı, heyecan verici ya da hareketli hâle geldiğinde comes to life denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede comes to life, bir şeyin etkinleşip canlıymış gibi görünmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The model village has a life of ten years.
  2. The model village comes to life when its tiny lights switch on.
  3. The model village comes to the station before noon.
Cevabı göster

The model village comes to life when its tiny lights switch on.

B,

1:43

B mi,

the computer dreams about the writer?

1:44

bilgisayar yazar hakkında rüya mı görüyor?

Or C,

1:46

Yoksa C mi,

the writer falls in love with the computer? Kalıp ifadeler

1:46

yazar bilgisayara aşık mı oluyor?

Kalıp ifadeler

falls in love with the ...: fall in love with + nesne

Fall in love with, “birine ya da bir şeye âşık olmaya başlamak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. With'ten sonra bu duygunun yöneldiği kişi ya da şey gelir. falls in love with the computer ifadesinde falls, fall fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. The, nesne görevindeki the computer ad öbeğinin başlangıcıdır; kalıbın parçası değildir.

Alıştırma

“Âşık olmaya başlamak” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: During the summer, Leo started to ____ the quiet seaside town.

Cevabı göster

fall in love with

C,

1:49

C,

the writer falls in love with the computer.

1:49

yazar bilgisayara aşık oluyor.

Okay, Neil.

1:52

Tamam, Neil.

I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:53

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak

Reveal the answer, gizlenmiş, saklı tutulmuş ya da henüz bilinmeyen bir cevabı bilinir hâle getirmek demektir. Reveal, yalnızca sözcükleri söylemekten çok, bilmeme durumundan bilme durumuna geçişi vurgular. At the end of the program bir zaman ifadesidir. Cevabın hemen değil, program son bölümüne ulaştığında açıklanacağını belirtir.

Alıştırma

Cevap gizli tutuldu. Onu bilinir hâle getirmeyi anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The host will ____ after the final round.

Cevabı göster

reveal the answer

Although Hollywood is full of movies about robots coming to life, Dilbilgisi

1:56

Hollywood canlanan robotlarla ilgili filmlerle dolu olsa da,

Emily Bender,

2:00

Emily Bender,

a professor of linguistics and computing at the University of Washington,

2:01

Washington Üniversitesi'nde dilbilim ve bilgisayar profesörü,

thinks AI isn't that smart. Kelime

2:05

yapay zekanın o kadar da zeki olmadığını düşünüyor.

Dilbilgisi

Although ...: ödünleyici bir karşıtlık kurmak

Although bir ödünleme ilişkisi başlatır: önce belirli bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir gerçeği veya yaygın düşünceyi sunar. Ardından ana cümle bu beklentiyle çelişen bir sonuç verir. Burada canlı robotlara ilişkin film görüntüsü, uzmanın gerçek yapay zekâ hakkındaki daha ölçülü görüşüne arka plan oluşturur. Baştaki although yan cümlesi yalnızca karşıtlığı hazırladığı için asıl mesaj, ardından gelen bağımsız ana cümlede bulunur.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık kurmak için although sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Although the icy road, we arrived safely.
  2. Although the road was icy, but we arrived safely.
  3. Although the road was icy, we arrived safely.
Cevabı göster

Although the road was icy, we arrived safely.

Kelime

isn't that smart: derece zarfı olarak that

isn't that smart ifadesinde that, smart sıfatını niteler ve o derece anlamına gelir. Olumsuz yapı, yapay zekânın birinin bekleyebileceği zekâ seviyesine ulaşmadığını söyler. Bu, sınırlı veya yumuşatılmış bir değerlendirmedir; yapay zekânın hiç zekâsı ya da yeteneği olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Buradaki that, that machine gibi ifadelerde belirli bir nesneyi gösteren işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

Hangi cümle sınavın birinin beklediğinden daha az zor olduğu anlamını en iyi verir?

  1. The test wasn't that difficult.
  2. The test wasn't difficult at all.
  3. That test wasn't difficult.
Cevabı göster

The test wasn't that difficult.

She thinks the words we use to talk about technology, Dilbilgisi

2:08

Teknoloji hakkında konuşurken kullandığımız kelimelerin,

Dilbilgisi

the words we use...: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

the words we use to talk about technology isim öbeğinde we use to talk about technology, the words ifadesini niteleyen bir sınırlayıcı ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the words that we use to talk about technology şeklinde yazılabilir. Burada that, use fiilinin nesnesi olur; bu nedenle düşürülebilir. Tüm parçayı tek bir isim öbeği olarak okuyun; the words ifadesinden sonra we use ile başlayan bağımsız bir cümle geldiğini düşünmeyin.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. The tools we use them at school are kept here.
  2. The tools use at school are kept here.
  3. The tools we use at school are kept here.
Cevabı göster

The tools we use at school are kept here.

phrases like machine learning, Kelime

2:11

makine öğrenimi gibi ifadelerin,

Kelime

machine learning: learning sözcüğünün teknik anlamı

Machine learning, bilgisayar sistemlerinin verilerden örüntüler bulduğu ve tahmin ya da sınıflandırma gibi görevlerde performansını artırdığı yöntemler için kullanılan standart teknik terimdir. Buradaki learning, teknik bir süreci adlandırır; insanın bilinçli ve deneyime dayalı öğrenmesiyle aynı anlama gelmek zorunda değildir. Konuşmacının savında, insan etkinliğini çağrıştıran bu sözcük, insanların teknolojide gerçekte olduğundan daha fazla anlayış veya özerklik bulunduğunu düşünmesine yol açabilir. Terim bir yöntem türünü belirtir, ancak tek başına insan benzeri bir anlayışı kanıtlamaz.

Alıştırma

Burada machine learning ifadesini en doğru yorumlayan açıklama hangisidir?

  1. Machine learning, bir makinenin insanla aynı bilinçli deneyime sahip olduğu anlamına gelir.
  2. Machine learning teknik bir yöntemdir ve tek başına insan benzeri bir anlayışı kanıtlamaz.
  3. Machine learning yalnızca bir makineye sınıfta ders verildiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Machine learning teknik bir yöntemdir ve tek başına insan benzeri bir anlayışı kanıtlamaz.

give a false impression about what computers can and can't do. Notlar

2:13

bilgisayarların ne yapıp ne yapamayacakları hakkında yanlış bir izlenim verdiğini düşünüyor.

Kalıp ifadeler

give a false impression: yanlış bir fikir oluşturmak

Give a false impression, birinin doğru olmayan bir fikir edinmesine yol açmak demektir. Buradaki give, bir şeyi fiziksel olarak birine vermek değil, kişinin anlayışı üzerinde bir etki yaratmak anlamındadır. Kullanılan ifade, görünüş veya bilgi yanıltıcı etkinin kaynağıdır. Konuyu belirtmek için give a false impression of/about something kalıbını kullanın. Kişiyi give fiilinden sonra da ekleyebilirsiniz: give someone a false impression of/about something.

Alıştırma

Cümleyi ‘insanların yanlış bir fikir edinmesine yol açmak’ anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The small sample may ____ of how reliable the result is.

Cevabı göster

give a false impression

Dilbilgisi

what computers can and can't do: gömülü wh yan cümlesinde sözcük sırası

What computers can and can't do, gömülü bir wh yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı about edatının nesnesidir ve konuyu, yani bilgisayarların yapabildiği ve yapamadığı şeyleri belirtir. Buradaki what, the things that anlamındadır. Bu doğrudan bir soru olmadığı için düz cümle sırası kullanılır: what + özne + kip fiili + fiil. computers, can ve can't ifadelerinden önce kalır; yapı doğrudan soru sırası olan what can computers do biçimine çevrilmez.

Alıştırma

Gömülü wh yan cümlesini tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: We need to understand ____. Kullanılacak sözcükler: what / this tool / can / do.

Cevabı göster

what this tool can do

Here is Professor Bender discussing another misleading phrase, Kelime

2:18

İşte Profesör Bender'ın başka bir yanıltıcı ifadeyi,

speech recognition,

2:21

konuşma tanıma ifadesini,

with BBC World Service program The Inquiry.

2:23

BBC World Service programı The Inquiry'de tartışması.

Kelime

misleading phrase, speech recognition: terimin neden yanıltıcı olabileceği

Burada misleading phrase, speech recognition ifadesini dinleyeni yanlış bir düşünceye yöneltebilecek bir terim olarak nitelendirir. Virgüller arasındaki speech recognition, hangi belirli ifadenin tartışıldığını açıklayan eş görevli bir isim öbeğidir. Bu ifadeye misleading denmesi, adın doğurabileceği bir çağrışımı eleştirir; teknolojinin veya terimin gerçek olmadığı anlamına gelmez. Sorun, recognition sözcüğünün insan benzeri biliş veya anlama çağrışımı yapabilmesidir; oysa sistem yalnızca konuşma sinyallerini işliyor veya metin üretiyor olabilir.

Alıştırma

Speech recognition burada neden yanıltıcı olabilecek bir ifade olarak adlandırılıyor?

  1. Çünkü recognition sözcüğü insan benzeri bilişsel bir anlayış çağrıştırabilir.
  2. Çünkü speech recognition yerleşik bir teknik terim değildir.
  3. Çünkü teknoloji yalnızca müziği tanıyabilir.
Cevabı göster

Çünkü recognition sözcüğü insan benzeri bilişsel bir anlayış çağrıştırabilir.

If you talk about automatic speech recognition,

2:27

Otomatik konuşma tanımadan bahsediyorsanız,

the term recognition suggests that there's something cognitive going on, Kelime

2:30

tanıma terimi bilişsel bir şeylerin olup bittiğini ima eder,

where I think a better term would be automatic transcription. Anlatım akışı

2:35

oysa bence daha iyi bir terim otomatik yazıya dökme olurdu.

Kelime

the term recognition suggests that...: bir terimin sonucu “ima etmesi”

Burada suggests, “ima eder” veya “insanların öyle düşünmesine yol açar” anlamındadır; “önerir” anlamında değildir. Özne the term recognition olduğundan, bilişsel bir sürecin gerçekleştiği izlenimini yaratan şey sözcük seçiminin kendisidir. Terim, gerçek veya işaret + suggests that + yan cümle kalıbı bir çıkarımı belirtir. That ile başlayan yan cümle, sözcüklerin veya kanıtın işaret ettiği düşünceyi verir.

Alıştırma

Vurgulanan bölümde suggests ne anlama geliyor?

  1. Birinden tavsiye ister.
  2. Bir düşünceyi ima eder veya gösterir.
  3. Bir eylem önerir.
Cevabı göster

Bir düşünceyi ima eder veya gösterir.

Anlatım akışı

A better term would be...: nazikçe alternatif bir terim önermek

a better term would be X kalıbı, X’i daha önce kullanılan bir sözcük veya etiketin daha doğru bir karşılığı olarak sunar. Önerilen terimi cümlenin sonuna yerleştirerek onu temel yeni bilgi hâline getirir. Would be, düzeltmenin kesin bir hükümden çok ihtiyatlı ve düşünülmüş bir öneri gibi duyulmasını sağlar. Bu cümlede I think tonu daha da yumuşatır: konuşmacı resmî bir ad ilan etmiyor, profesyonel bir değerlendirme sunuyor.

Alıştırma

a better term would be hedef kalıbını tamamlayın: This label is too broad. A better term ____ 'local deliveries'.

Cevabı göster

would be

That just describes the input-output relation and not any theory or wishful thinking about what the computer is doing to be able to achieve that. Kelime

2:38

Bu sadece girdi-çıktı ilişkisini açıklar, bilgisayarın bunu başarmak için ne yaptığına dair herhangi bir teoriyi veya hüsnükuruntuyu değil.

Kelime

The input-output relation: kısa çizgili bir bileşik niteleyici

the input-output relation ifadesinde input-output, kısa çizgiyle bağlanmış bir bileşik niteleyicidir: iki sözcük birlikte relation sözcüğünü niteler. Bu ifade, bir sisteme giren şey ile sistemin ürettiği şey arasındaki ilişkiyi belirtir. Bu ifade, gözlemlenebilir bir eşleşmeyi veya düzeni anlatır. Tek başına sistemin iç yöntemi, anlayışı veya niyetleri hakkında hiçbir şey söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede input-output, relation sözcüğünün tek bir bileşik niteleyicisi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The graph shows the input and outputs relation for the sensor.
  2. The graph shows the input-output relation for the sensor.
  3. The graph shows the relation input outputs for the sensor.
Cevabı göster

The graph shows the input-output relation for the sensor.

Kelime

wishful thinking: kanıt yerine arzunun şekillendirdiği inanç

Wishful thinking, bir şeyin doğru olduğuna veya gerçekleşeceğine, kanıtlar desteklediği için değil, kişi öyle olmasını istediği için inanmaktır. Bu cümlede ifade, bilgisayarın ne yaptığına ilişkin dayanaksız fikirleri adlandırır ve bunları girdi-çıktı ilişkisinin olgusal açıklamasından ayırır. Genellikle eleştirel bir anlam taşır; umut veya iyimserlik için olumlu bir ad değildir.

Alıştırma

Cümleyi kanıttan çok arzuya dayalı bir inancı anlatan ifadeyle tamamlayın: Assuming sales will double without any new plan is ____.

Cevabı göster

wishful thinking

Using words like recognition in relation to computers gives the idea that something cognitive is happening, Kalıp ifadeler

2:47

Bilgisayarlarla ilgili olarak tanıma gibi kelimeleri kullanmak, bilişsel bir şeyin olduğu fikrini verir,

Kalıp ifadeler

in relation to computers: konuyu veya kapsamı belirtmek

In relation to computers, “bilgisayarlardan söz ederken” veya “bilgisayarlarla ilgili olarak” anlamına gelir. Bu edat öbeği, recognition gibi sözcüklerin kullanıldığı konuyu veya kapsamı belirler. Buradaki relation, konular ya da nesneler arasındaki bağlantıyı anlatır; aile ilişkisi anlamına gelmez. in relation to + isim yapısı, bir yorumun, sorunun veya kuralın neyle ilgili olduğunu belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede in relation to tartışılan konuyu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The report is lying next to the safety manual.
  2. The report raises two questions in relation to online safety.
  3. The report was delayed because of online safety concerns.
Cevabı göster

The report raises two questions in relation to online safety.

Kalıp ifadeler

gives the idea that ...: bir izlenim yaratmak

Bu cümlede gives the idea that, bir şeyin öyle olduğu izlenimini yaratmak anlamındadır. Bilgisayarlar hakkında kullanılan sözcükler, insanları bilişsel bir olayın gerçekleştiğini düşünmeye yöneltir; idea burada uygulanabilir bir öneri değil, izlenim ya da yorumdur. Özne, izlenimi oluşturan ipucudur; that yan cümlesi ise insanların çıkarabileceği sonucu belirtir. Yapı, bir şeyin nasıl göründüğünü veya anlaşıldığını anlatır; bu nedenle sonucun doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Kanıtlanmış bir olguyu değil, bir izlenimi göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The dramatic headline ____ the situation is out of control.

Cevabı göster

gives the idea that

something related to the mental processes of thinking, Kelime

2:54

düşünmenin zihinsel süreçleriyle ilgili bir şey,

knowing,

2:58

bilme,

learning,

2:59

öğrenme,

and understanding.

2:59

ve anlama.

Kelime

mental processes of ...: zihinsel etkinlikleri adlandırmak

Mental processes; düşünme, bilme, öğrenme ve anlama gibi zihnin gerçekleştirdiği etkinliklerdir. Burada processes, iş veya üretim prosedürlerini değil, devam eden bilişsel işlemleri ifade eder. mental processes of + -ing biçiminde of, adı verilen belirli etkinlikleri tanıtır. Çoğul processes, birkaç farklı zihinsel etkinlik türünün sıralandığı bir listeye uygundur.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The lesson examines the ____ remembering, focusing, and making decisions.

Cevabı göster

mental processes of

But thinking and knowing are human, Anlatım akışı

3:00

Ancak düşünmek ve bilmek insana özgüdür,

not machine activities.

3:03

makine eylemleri değildir.

Anlatım akışı

human, not machine activities: ortak isimden önce A, not B karşıtlığı

human, not machine activities ifadesinde hem human hem de machine, activities sözcüğünü niteler. Açık ve uzun biçim human activities, not machine activities şeklindedir; kısa biçim activities sözcüğünü tekrar etmeyi önler. But, önceki düşünceyle bir karşıtlık kurar. Daha genel olarak, ortak bir isimden önce A, not B kullanmak önce amaçlanan kategoriyi belirtir, sonra diğer olası kategoriyi reddeder.

Alıştırma

Kuralların yerel olduğunu söylemek ve ulusal kategorisini reddetmek istiyorsunuz. Hangi cümle kısaltılmış karşıtlığı doğal biçimde kullanır?

  1. These are local and national rules.
  2. These are local, not national rules.
  3. These are not local but national rules.
Cevabı göster

These are local, not national rules.

Professor Bender says that talking about them in connection with computers is wishful thinking,

3:05

Profesör Bender, bilgisayarlarla bağlantılı olarak bunlardan bahsetmenin hüsnükuruntu olduğunu söylüyor,

something which is unlikely to happen. Kalıp ifadeler

3:11

gerçekleşmesi pek olası olmayan bir şey.

Kalıp ifadeler

is unlikely to happen: be unlikely to + fiilin yalın hâli

Be unlikely to + fiilin yalın hâli, öznenin bir şey yapma veya bir olayın gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu belirtir. Be, özneye ve zamana göre değişerek is/are/was unlikely to biçimlerini alır. Burada is unlikely to happen, olayın gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu, ancak imkânsız olmadığını ifade eder. Unlikely sözcüğünden hemen sonra fiil getirilemez. To ve fiilin yalın hâli kullanılır: unlikely to happen; unlikely happen denmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü olasılık ifadesiyle tamamlayın: Because of the heavy snow, the bus is ____ arrive on time.

Cevabı göster

unlikely to

The problem with using words in this way is that it reinforces what Professor Bender calls technical bias, Notlar

3:14

Kelimeleri bu şekilde kullanmanın sorunu, Profesör Bender'ın teknik ön yargı dediği şeyi,

Anlatım akışı

The problem with ... is that ...: bir eylemi sonucuna bağlamak

The problem with X is that Y, bir savı açık biçimde düzenleyen bir kalıptır. Önce incelenecek eylem ya da durumu belirtir, ardından that yan cümlesiyle belirli sorunu veya sonucu açıklar. Bu cümlede X, using words in this way; Y ise it reinforces ile başlayan bölümdür. with sözcüğünden sonra bir isim veya -ing’li ifade gelir. Using words in this way konu görevindedir; that yan cümlesindeki it ise bu eyleme gönderme yapar. Bu kalıp, yalnızca bir şeyin kötü olduğunu söylemekten daha kesin bir eleştiri kurar.

Alıştırma

The problem with ... is that ... kalıbındaki iki bağlayıcı bölümü kullanarak sorun-sonuç yapısını tamamlayın: The problem ____ skipping breakfast ____ you may feel tired before lunch.

Cevabı göster

with · is that

the assumption that the computer is always right. Dilbilgisi

3:21

yani bilgisayarın her zaman haklı olduğu varsayımını pekiştirmesidir.

Kelime

technical bias: bilgisayarın her zaman haklı olduğuna inanmak

Bu bölümde technical bias, bilgisayarın her zaman haklı olduğu varsayımı anlamına gelir. Virgülden sonra gelen the assumption that the computer is always right ifadesi açıklayıcı bir eşlemedir; terimi doğrudan tanımlar. Yanlılık kişinin yargısındadır: Birisi, yalnızca teknolojiden geldiği için bilgisayar çıktısına gereğinden fazla otorite verir. Bu ifade sıradan bir donanım arızası anlamına gelmez ve technical sözcüğü tek başına yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede technical bias ne anlama geliyor?

  1. Bir algoritmanın ürettiği adaletsiz bir örüntü.
  2. Yalnızca bilgisayar olduğu için bilgisayarın doğru olduğunu varsaymak.
  3. Hasarlı bilgisayar donanımının yol açtığı bir arıza.
Cevabı göster

Yalnızca bilgisayar olduğu için bilgisayarın doğru olduğunu varsaymak.

Dilbilgisi

the assumption that...: bir varsayımın içeriğini belirtme

Bu ifade, varsayımın tam olarak ne olduğunu belirtmek için that ile başlayan bir yan cümle kullanır: bilgisayar her zaman haklıdır. Burada that içeriği tanıtır; “bu yüzden” anlamına gelmez ve yan cümledeki bir ismin yerini tutmaz. Yapı, soyut isim + that + tam cümle şeklindedir. belief, idea ve claim gibi isimlerle de kullanılabilir: the belief that everyone deserves respect.

Alıştırma

Hangi cümlede that ile başlayan yan cümle bir varsayımın içeriğini belirtir?

  1. That assumption caused several problems.
  2. The plan rests on the assumption that demand will grow.
  3. The assumption that surprised us came from an old report.
Cevabı göster

The plan rests on the assumption that demand will grow.

When we encounter language that sounds natural but is coming from a computer, Dilbilgisi

3:24

Kulağa doğal gelen ama bir bilgisayardan çıkan bir dille karşılaştığımızda,

humans can't help but imagine a mind behind the language, Notlar

3:29

insanlar ister istemez bu dilin arkasında bir zihin hayal ederler,

Kalıp ifadeler

can't help but imagine: engellenmesi zor bir tepki

can't help but + fiilin yalın hâli, bir eylem ya da düşüncenin durdurulması çok zor olacak kadar doğal biçimde ortaya çıktığını anlatır. Burada insanlar, dili üreten düşünen bir varlığı kendiliğinden hayal eder; bu, dikkatle düşünüp seçtikleri bir davranış değildir. Bu yapıda help, “yardım etmek” değil, “bir şeyi yapmaktan kaçınmak veya kendini alıkoymak” anlamındadır. but sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: can't help but imagine.

Alıştırma

Cümleyi can't help but yapısıyla tamamlayın: Whenever Leo sees a puppy, he ____ smile.

Cevabı göster

can't help but

Deyimler

a mind behind the language: hayal edilen düşünen bir kaynak

“A mind behind the language”, sözcükleri üretiyor gibi görünen, düşünen ve niyetleri olan bir kaynağı anlatan mecazdır. Behind fiziksel bir konumu tarif etmez; dili, hayal edilen kökeni veya öznesiyle ilişkilendirir. Cümlede insanların bu zihni hayal ettiği söylendiği için ifade, böyle bir zihnin gerçekten var olduğunun kanıtını değil, insanların yorumunu anlatır. Yalnızca dilden yola çıkarak onun arkasında düşünen bir varlık olduğu sonucuna varma eğilimimizi vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede a mind behind the language ne anlama geliyor?

  1. Yazılı sözcüklerin fiziksel olarak arkasında duran bir kişi.
  2. İnsanların dili ürettiğini hayal ettiği düşünen bir kaynak.
  3. Dilin gizli sözlük tanımı.
Cevabı göster

İnsanların dili ürettiğini hayal ettiği düşünen bir kaynak.

even when there isn't one. Dilbilgisi

3:32

öyle bir şey olmasa bile.

Dilbilgisi

When... sounds natural but is coming from...: izlenim ile kaynağı karşılaştırma

When, tepkinin gerçekleştiği durumu tanıtır: insanlar belirli bir dil türüyle karşılaşır. that ile başlayan ilgi cümleciği language sözcüğünü niteler. Bu cümlecikte sounds natural ve is coming from a computer aynı özneyi paylaşır ve but ile bağlanır. İlk bölüm oluşan izlenimi, ikinci bölüm ise bununla çelişen gerçek kaynağı belirtir. Bu kalıp, bir şeyin nasıl göründüğü ile gerçekte nereden geldiği arasındaki uyumsuzluğun neden olduğu tepkiyi açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin kulağa nasıl geldiğini gerçek kaynağıyla karşılaştırmak için aynı yapıyı kullanır?

  1. When a machine speaks, its voice may sound surprisingly human.
  2. When a voice sounds human but is coming from a machine, listeners may trust it too quickly.
  3. Listeners may quickly trust a human voice coming through the radio.
Cevabı göster

When a voice sounds human but is coming from a machine, listeners may trust it too quickly.

Dilbilgisi

even when there isn't one: ödünleme ve ismin yerine kullanılan one

Even when, önceki ifadeyi şaşırtıcı hâle getiren bir koşul sunar: koşulun gerçekleştiği durumlarda bile önceki ifade geçerliliğini korur. Burada there isn't one, “böyle bir zihin yok” anlamına gelir. One, daha önce geçen tekil ve sayılabilir a mind adının yerine kullanılır; 1 sayısı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede even when ve one doğru kullanılmıştır?

  1. The app may report an error even when there aren't one.
  2. The app may report an error even because there isn't one.
  3. The app may report an error even when there isn't one.
Cevabı göster

The app may report an error even when there isn't one.

In other words, Anlatım akışı

3:34

Başka bir deyişle,

Anlatım akışı

In other words: yeniden ifade etmeyi gösterme

In other words, yeniden ifade etme belirtecidir. Dinleyiciye veya okuyucuya, ardından gelen kısmın aynı ana fikri daha açık, kısa ya da doğrudan biçimde anlattığını bildirir. Aynı noktanın iki farklı anlatımını birbirine bağlar; bu nedenle normalde yeni bir örnek veya karşıt bir düşünce sunmaz. Cümle başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen üç sözcüklü yeniden ifade belirteciyle tam olarak tamamlayın: The two routes take the same amount of time. ____, neither route is faster.

Cevabı göster

In other words

we anthropomorphize computers. Kelime

3:35

bilgisayarları insanlaştırıyoruz.

Kelime

Anthropomorphize computers: makinelere insani özellikler yüklemek

Anthropomorphize, insan olmayan bir şeyi insana ait duygulara, düşüncelere, niyetlere veya davranışlara sahipmiş gibi düşünmek ya da betimlemek anlamına gelen bir fiildir. Bu cümlede bilgisayarlar, insan zihnine veya amaçlarına sahipmiş gibi anlaşılıyor. Fiil nesnesini doğrudan alır: anthropomorphize computers, animals, a company veya AI. İlgili isim anthropomorphism sözcüğüdür.

Alıştırma

Bir robot için anthropomorphize anlamını örnekleyen durum hangisidir?

  1. Robotun pilini değiştirmek.
  2. Robotun kendini yalnız hissettiğini söylemek.
  3. Robotun boyunu ölçmek.
Cevabı göster

Robotun kendini yalnız hissettiğini söylemek.

We treat them as if they were human. Dilbilgisi

3:37

Onlara insanmış gibi davranıyoruz.

Dilbilgisi

Treat X as if X were...: gerçek dışı bir karşılaştırma

Treat X as if + yan cümle yapısı, yan cümledeki durum doğru olsaydı X'e nasıl davranacaksanız o şekilde davranmak anlamına gelir. Buradaki them, computers sözcüğüne gönderme yapar: insanlar bilgisayarların insan olmadığını bildikleri hâlde onlara insanmış gibi davranır. as if they were human ifadesindeki were, gerçek olmayan ve olgulara aykırı bir karşılaştırma sunar. Davranma eylemini geçmiş zamana taşımaz; zamanı ana fiil ve bağlam belirler.

Alıştırma

treat X as if + gerçek dışı bir yan cümle kalıbını kullanın. Sanal evcil hayvanın canlı olmadığını herkes biliyor: Mina treats her virtual pet ____ alive.

Cevabı göster

as if it were

Here's Professor Bender again discussing this idea with Charmaine Cozier,

3:40

İşte Profesör Bender'ın bu fikri Charmaine Cozier ile tekrar tartışması,

the presenter of BBC World Service's The Inquiry.

3:44

BBC World Service'ten The Inquiry'nin sunucusuyla.

So, -ism means system, Kelime

3:48

Yani, -izm sistem demektir,

anthropo means human,

3:50

anthropo insan demektir,

and morph means shape.

3:53

ve morph şekil demektir.

Kelime

anthropomorphism sözcüğündeki -ism, anthropo ve morph

Konuşmacı anthropomorphism sözcüğünü biçimbirimlerine ayırıyor: anthropo- insanlarla, morph şekil veya biçimle ilişkilidir; -ism ise bir sistemi, uygulamayı, durumu veya olguyu adlandıran bir isim oluşturur. Buradaki system, hatırlamayı kolaylaştıran bir ipucudur; -ism için her zaman geçerli bir tanım değildir. Bunlar sözcük parçalarıdır; hepsi günlük İngilizcede tek başına kullanılabilen sıradan sözcükler değildir. Biçimbirim ipuçları uzun bir sözcüğün anlamı hakkında gerekçeli bir tahmin yapmanı sağlar, ancak kesin anlamı yine sözcüğün tamamı ve bağlam belirler.

Alıştırma

anthropomorphism sözcüğündeki biçimbirimleri en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Her parça tek bir anlamı olan, bağımsız ve sıradan bir sözcüktür.
  2. anthropo makinelerle, morph hızla ilişkilidir; -ism ise fiil oluşturur.
  3. anthropo insanlarla, morph biçimle ilişkilidir; -ism ise bir uygulamayı, durumu veya olguyu belirten isim oluşturur.
Cevabı göster

anthropo insanlarla, morph biçimle ilişkilidir; -ism ise bir uygulamayı, durumu veya olguyu belirten isim oluşturur.

And so this is a system that puts the shape of a human on something. Deyimler

3:55

Dolayısıyla bu, bir şeyin üzerine insanın şeklini koyan bir sistemdir.

Deyimler

Mecazlı bir açıklama olarak puts the shape of a human on something

Bu ifade, insanbiçimciliği mecaz yoluyla açıklar. İnsan olmayan bir şeye insan biçimi veya insana benzer özellikler vermek anlamına gelir; bir şekli fiziksel olarak bir nesnenin üzerine koymayı anlatmaz. put A on B yapısında A, B'ye eklenen soyut bir nitelik olabilir. Burada shape, biçim düşüncesinden yola çıkar; ancak amaçlanan anlam, bir şeyi insana benzeten özellikleri, davranışları, duyguları veya niyetleri de kapsayabilir.

Alıştırma

Cümlede puts the shape of a human on something ne anlama geliyor?

  1. İnsan olmayan bir şeye insan biçimi veya özellikleri verir.
  2. İnsan şeklindeki bir nesneyi başka bir nesneye fiziksel olarak iliştirir.
  3. Bir şeyin bir insanla aynı boyutta olup olmadığını ölçer.
Cevabı göster

İnsan olmayan bir şeye insan biçimi veya özellikleri verir.

And in this case,

4:00

Ve bu durumda,

the something is a computer.

4:00

o bir şey bilgisayardır.

We anthropomorphize animals all the time, Kalıp ifadeler

4:01

Hayvanları her zaman insanlaştırıyoruz,

Kalıp ifadeler

all the time: çok sık, her saniye değil

Bu cümlede all the time, “çok sık” anlamına gelir. İnsanlar hayvanlara tekrar tekrar insani özellikler yükler; konuşmacı bunun her saniye gerçekleştiğini iddia etmez. Tekrarlanan eylemlerle kullanıldığında all the time genellikle çok yüksek bir sıklık belirtir. Süren bir durumla kullanıldığında The light stays on all the time. örneğindeki gibi “kesintisiz olarak” anlamına gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

“Maya checks her phone all the time,” cümlesinde all the time ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Maya telefonunu tam olarak saniyede bir kez kontrol eder.
  2. Maya telefonunu yalnızca özel durumlarda kontrol eder.
  3. Maya telefonunu çok sık kontrol eder.
Cevabı göster

Maya telefonunu çok sık kontrol eder.

but we also anthropomorphize action figures or dolls or companies when we talk about companies having intentions and so on. Notlar

4:04

ancak aksiyon figürlerini, oyuncak bebekleri ya da şirketlerin niyetleri olduğundan falan bahsederken şirketleri de insanlaştırıyoruz.

Kültür

action figures: poz verilebilen karakter oyuncakları

Action figures; çoğunlukla film, çizgi roman, televizyon veya oyun karakterlerini temsil eden oyuncak modellerdir. Genellikle farklı pozlara getirilebilmeleri için hareketli eklemleri vardır ve koleksiyon ürünü olarak da satılabilirler. Bu ifadede figures, sayı veya şema değil, insan ya da karakter biçimindeki modeller anlamına gelir. Konuşmacı bu oyuncakları, insanların düşünceleri veya niyetleri varmış gibi anlatabildiği insan dışı şeyler arasında sayar.

Alıştırma

Bir mağaza ilanında “This superhero toy has movable joints and can be posed.” yazıyor. En uygun ürün adı hangisidir?

  1. a sales figure
  2. an action figure
  3. a geometric figure
Cevabı göster

an action figure

Deyimler

companies having intentions: bir kuruluşu niyet sahibi bir özne olarak anlatmak

Companies having intentions, bir şirketi düşünüp seçim yapabilen tek bir özneymiş gibi sunar. Gerçekte niyet oluşturan ve karar verenler şirketin içindeki insanlardır; şirketin adı bu insanları ve onların kurumsal kararlarını temsil eder. İngilizcede The company wants to expand gibi cümlelerde kuruluşları eylemde bulunan özneler olarak göstermek yaygındır. Bu, kullanışlı bir kişileştirme ve kısa anlatım biçimidir; kuruluşun gerçekten insan zihnine sahip olduğu iddiası değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda companies having intentions en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Şirketin karar vericilerinin planları veya hedefleri vardır.
  2. Her çalışanın kişisel niyeti tamamen aynıdır.
  3. Şirket binası bir insan gibi düşünebilir.
Cevabı göster

Şirketin karar vericilerinin planları veya hedefleri vardır.

Kalıp ifadeler

and so on: aynı türden başka ögeleri söylemeden bırakmak

And so on, bir veya daha fazla örnekten sonra gelir ve listenin benzer başka ögelerle devam ettiğini belirtir. Burada having intentions ifadesinin, insanların şirketlere yüklediği insana özgü niteliklerden yalnızca biri olduğunu gösterir. Bu ifade bir listeyi bitirir; ana bilgiyi sağlamaz. Dinleyicinin hangi tür ögelerin atlandığını anlayabilmesi için yeterli örnek veya bağlam gerekir.

Alıştırma

Listeyi and so on ile tamamlayın: The science kit contains magnets, wires, batteries, ____.

Cevabı göster

and so on

We very much are in the habit of seeing ourselves in the world around us. Kalıp ifadeler

4:12

Etrafımızdaki dünyada kendimizi görme alışkanlığımız oldukça fazla.

Kalıp ifadeler

be in the habit of seeing: yerleşmiş bir düzen

Be in the habit of + -ing, bir şeyi yerleşmiş bir düzen olarak devamlı yapmak demektir. Buradaki are in the habit of seeing, tek bir eylemi değil, tekrarlanan bir düşünme biçimini anlatır; of'tan sonra see veya to see değil, seeing gelmelidir. Very much, iddiayı güçlendirir. We very much are... biçiminde are'dan önce kullanılması özel bir vurgu ekler; daha nötr diziliş We are very much.... şeklindedir. Seeing ourselves in the world, kendi bedenimize kelimenin gerçek anlamıyla bakmak değil, çevremizdeki şeylerde insana ait özellikler görmek veya bu özellikleri onlara yansıtmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi be in the habit of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Nina ____ checking the weather before she leaves.

Cevabı göster

is in the habit of

And while we're busy seeing ourselves by assigning human traits to things that are not, Kalıp ifadeler

4:17

Ve insan olmayan şeylere insani özellikler atfederek kendimizi görmekle meşgulken,

we risk being blindsided. Kelime

4:22

gafil avlanma riski taşıyoruz.

Kalıp ifadeler

assign human traits to things that are not: human sözcüğü anlaşılır

Assign A to B yapısında A verilen özellik veya roldür, B ise bunu alan taraftır. Bu nedenle assigning human traits to things, insan olmayan şeyleri insani özellikleri varmış gibi ele almak demektir. Things that are not ilgi cümleciğinde human sözcüğü, human traits ifadesinden kolayca çıkarılabildiği için söylenmemiştir. İfade things that are not human olarak anlaşılmalıdır. Bu eksiltme tekrarı önler; are not, söz konusu şeylerin var olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Yazarların insan olmayan nesnelere insani özellikler verdiği düşüncesini hangi cümle doğru ifade eder?

  1. Writers assign to human traits objects that are not.
  2. Writers assign human traits to objects that are not human.
  3. Writers assign objects to human traits that are not human.
Cevabı göster

Writers assign human traits to objects that are not human.

Kelime

risk being blindsided: beklenmedik bir aksilik karşısında hazırlıksız yakalanma riski

Risk + -ing, bir eylem ya da durumun istenmeyen bir sonuç doğurma ihtimali yarattığını belirtir. Buradaki being blindsided edilgen bir -ing biçimidir: özne beklenmedik etkiyi yaratmak yerine bu etkiye maruz kalabilir. Blindsided burada mecaz anlamdadır. Kelimenin gerçek anlamıyla görme yetisini kaybetmek değil, öngörülmeyen bir şey yüzünden aniden şaşırmak ve zarar görmek ya da dezavantajlı duruma düşmek demektir. Bu ifade, insan olmayan şeyleri insan gibi görmenin bizi sonuçlara hazırlıksız bırakabileceği konusunda uyarır.

Alıştırma

Cümleyi, beklenmedik bir sorun karşısında hazırlıksız yakalanmak anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Without regular security checks, we risk ____ by a new threat.

Cevabı göster

being blindsided

The more fluent that text is, Dilbilgisi

4:24

Metin ne kadar akıcıysa,

the more different topics it can converse on,

4:25

ne kadar farklı konu üzerinde konuşabiliyorsa,

the more chances there are to get taken in. Öbek fiiller

4:28

kandırılma ihtimalimiz de o kadar artar.

Dilbilgisi

The more..., the more..., the more...: üç değişimi birbirine bağlamak

The more..., the more... bağıntılı bir karşılaştırma yapısıdır: biri değiştikçe diğerinin de değiştiğini belirterek değişimleri birbirine bağlar. Yapının üç kez tekrarlanması, yalnızca iki şeyi karşılaştırmak yerine bağlantılı üç değişimden oluşan bir zincir kurar. İlk yan cümlede more + sıfat (more fluent), sonraki iki yan cümlede ise more + çoğul isim öbeği (more different topics, more chances) kullanılır. Zincir, get taken in ifadesinin aldatılmak anlamına geldiği more chances to get taken in bölümüyle biter. Her the sıradan bir tanımlık değil, yapının sabit bir parçasıdır.

Alıştırma

Üç parçalı bağlantılı değişim yapısını tamamlayın: ____ carefully we listen, ____ details we notice, and ____ accurate our notes become.

Cevabı göster

The more · the more · the more

Öbek fiiller

get taken in: kandırılmak

get taken in ifadesinde take in, “kandırmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Kandırılan kişi özne olur; bu yüzden get taken in, “bir yalana ya da hileye inanıp kandırılmak” demektir. Get + geçmiş zaman ortacı, konuşma dilinde yaygın bir edilgen yapıdır ve çoğu zaman olayı ya da sonucu öne çıkarır. get taken in by a fake website örneğindeki gibi, kandıran kaynak by ile eklenebilir. Buradaki in öbek fiilin parçasıdır; bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede get taken in “kandırılmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo got taken in by a fake prize message.
  2. Leo took in the boxes before the rain.
  3. Leo got taken into the office for a meeting.
Cevabı göster

Leo got taken in by a fake prize message.

If we treat computers as if they could think, Dilbilgisi

4:32

Eğer bilgisayarlara düşünebiliyorlarmış gibi davranırsak,

Dilbilgisi

treat computers as if they could think: varsayılan bir yetenek

treat + nesne + as if + yan cümle yapısı, birine ya da bir şeye hayal edilen bir durum gerçekmiş gibi davranmak anlamına gelir. Burada computers, treat fiilinin nesnesidir; they ise computers sözcüğüne gönderme yapar. as if they could think içindeki could varsayımsal bir yeteneği gösterir. Bilgisayarların geçmişte bu yeteneğe sahip olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişi, “computers can think” ifadesini doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadan insanların davranışını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle Max'in oyuncak robota, onun acı hissedebildiğini varsayarak davrandığını anlatır?

  1. Max treated the toy robot after it felt pain.
  2. Max treats the toy robot as if it could feel pain.
  3. Max treats the toy robot because it can feel pain.
Cevabı göster

Max treats the toy robot as if it could feel pain.

we might get blindsided or unpleasantly surprised.

4:34

gafil avlanabiliriz veya tatsız bir şekilde şaşırabiliriz.

Artificial intelligence works by finding patterns in massive amounts of data. Kalıp ifadeler

4:39

Yapay zeka, devasa miktardaki verilerde örüntüler bularak çalışır.

Kalıp ifadeler

work by + -ing: works by finding patterns ile çalışma biçimini anlatmak

work by + -ing kalıbı bir sistemin, aracın veya yöntemin nasıl çalıştığını açıklar. Burada works by finding patterns, yapay zekânın çalışma yönteminin örüntüler bulmak olduğu anlamına gelir. Bu kalıpta by, yöntemi gösteren bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır. Edilgen bir cümlede eylemi yapan kişi ya da şeyi tanıtan by ile aynı görevde değildir.

Alıştırma

Cümleyi work by + -ing yapısını ve compare fiilini kullanarak tamamlayın: This shopping app ____ prices from several stores.

Cevabı göster

works by comparing

Kalıp ifadeler

massive amounts of data: çok büyük bir veri hacmini anlatmak

Massive amounts of data, son derece büyük miktarda veri anlamına gelir. Burada data, sayılamayan bir bilgi bütünü olarak ele alınır; bu nedenle amount, ayrı öğeleri saymak yerine toplam miktarı ölçer. Yeniden kullanılabilen kalıp sıfat + amount(s) of + sayılamayan isim biçimindedir. Hem a massive amount of data hem de massive amounts of data dilbilgisi açısından doğrudur; örnekteki çoğul biçim çok büyük ölçeği genel ve güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle toplamda çok büyük bir veri miktarını en doğal biçimde ifade eder?

  1. The system processes massive amount data every day.
  2. The system processes massive amounts of data every day.
  3. The system processes a massive number of data every day.
Cevabı göster

The system processes massive amounts of data every day.

So it can seem like we're talking with a human instead of a machine doing data analysis. Dilbilgisi

4:43

Bu yüzden veri analizi yapan bir makine yerine bir insanla konuşuyormuşuz gibi görünebilir.

Dilbilgisi

it can seem like + tam bir yan cümle

it can seem like + tam bir yan cümle, bir şeyin belirli bir izlenim yaratabileceğini ancak bu izlenimin gerçeğin tamamı olmayabileceğini anlatır. Burada we're talking with a human, anlatılan izlenimdir. Can bu izlenimin mümkün olduğunu gösterirken seem görünüş ile gerçek arasında mesafe bırakır. Like sonrasında we're talking with a human gibi özne ve fiil içeren bir yan cümle kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede it can seem like sonrasında tam bir yan cümle doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. It can seem like the app understands every question.
  2. It can seem the app like understands every question.
  3. It can seem like understanding every question the app.
Cevabı göster

It can seem like the app understands every question.

Dilbilgisi

instead of + isim + -ing niteleyicisi

Instead of, a human ile karşıtlık oluşturan diğer seçeneği tanıtır. Burada instead of ifadesinin nesnesi yalnızca a machine değil, a machine doing data analysis isim öbeğinin tamamıdır. Doing data analysis, machine sözcüğünden sonra gelerek onu tanımlayan bir -ing yan cümlesidir. a machine that is doing data analysis biçiminde açılabilir; doing yeni bir ana cümle fiili değildir.

Alıştırma

Metni okuyan kişinin değil robotun olduğunu anlatmak için instead of + isim + -ing niteleyicisini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I spoke to a person instead of a robot read a script.
  2. I spoke to a person instead a robot reading a script.
  3. I spoke to a person instead of a robot reading a script.
Cevabı göster

I spoke to a person instead of a robot reading a script.

As a result, Anlatım akışı

4:49

Bunun sonucunda,

we get taken in.

4:50

kandırılıyoruz.

Anlatım akışı

As a result: bir sonucu belirtmek

As a result, ardından gelen ifadenin daha önce verilen bilgilerin bir sonucu olduğunu gösterir. Bu cümlede we get taken in, yalnızca zaman bakımından sonraki olay olarak değil, önceki durumun sonucu olarak sunulur. Cümle başında bir bağlayıcı ifade görevi görür ve genellikle ardından virgül gelir: As a result, + sonuç cümleciği. Neden-sonuç zincirini açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “bu nedenle” anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: Heavy snow blocked the roads. ____, the game was postponed.

Cevabı göster

As a result

We're tricked or deceived into thinking we're dealing with a human or with something intelligent. Kalıp ifadeler

4:52

Bir insanla ya da zeki bir şeyle muhatap olduğumuzu düşünerek aldatılıyoruz veya oyuna getiriliyoruz.

Kalıp ifadeler

deceived into thinking: yanlış bir inanca yönlendirilmek

Etken yapı deceive someone into + -ing, birini aldatarak bir şey yapmasına veya bir düşünceyi benimsemesine neden olmak anlamına gelir. Edilgen biçimi someone is deceived into + -ing şeklindedir. Burada We're ... deceived into thinking, aldatmanın bizi yanlış bir şeye inanmaya yönelttiği anlamına gelir. or sözcüğü deceived ile önceki tricked sözcüğünü bağlar. thinking sonrasındaki we're dealing with a human or with something intelligent cümleciği ise yanlış inancın içeriğini verir. Buradaki into, ortaya çıkan eylemi veya zihinsel durumu belirtir; bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi deceive + me + into thinking yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The fake email ____ the link was safe.

Cevabı göster

deceived me into thinking

Kalıp ifadeler

dealing with a human: bir insanla etkileşim kurmak

Bu cümlede dealing with a human, bir insanla etkileşim kurmak veya iletişim kurmak anlamına gelir. Human sözcüğü with'ten sonra gelir ve etkileşimin kiminle olduğunu belirtir; bir insanı ortadan kaldırmak veya bir nesne gibi “işlemek” anlamına gelmez. Deal with ifadesinin anlamı, nesnesine ve bağlama bağlıdır. Nesne bir kişi ya da kuruluşsa genellikle onunla temas kurmak, iletişim kurmak veya muhatap olmak; bir problemse genellikle onu ele almak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi deal with ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ customers calmly is an important part of this job.

Cevabı göster

Dealing with

Powerful AI can make machines appear conscious, Dilbilgisi

4:57

Güçlü yapay zeka, makinelerin bilinçli görünmesini sağlayabilir,

Dilbilgisi

can make machines appear conscious: make + nesne + appear + sıfat

Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli + tamamlayıcı şeklindedir. Burada machines nesnedir, appear to almayan yalın fiil biçimidir ve conscious makinelerin nasıl göründüğünü açıklayan bir sıfattır. Can make machines appear conscious, makinelerin bilinçli görünmesini sağlayabilmek anlamına gelir. Cümle yalnızca bir görünüşü anlatır; makinelerin gerçekten bilinçli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, aydınlatmanın odada gerçek bir değişiklik yapmadığını, yalnızca odayı daha büyük gösterdiğini söyler?

  1. Soft lighting can make the small room larger.
  2. Soft lighting can make the small room appear larger.
  3. Soft lighting can make appear the small room larger.
Cevabı göster

Soft lighting can make the small room appear larger.

but even tech giants like Google are years away from building computers that can dream or fall in love. Notlar

5:01

ancak Google gibi teknoloji devleri bile hayal kurabilen veya aşık olabilen bilgisayarlar yapmaktan yıllarca uzakta.

Kelime

tech giants like Google: Google gibi teknoloji devleri

Tech giants, çok büyük ve güçlü teknoloji şirketleridir. Giants burada mecaz anlamda kullanılır: fiziksel olarak dev insanları değil, şirketlerin büyüklüğünü ve etkisini anlatır. Like Google ifadesindeki like, Google'ı bir örnek olarak sunar. Bu nedenle tech giants like Google, “Google gibi büyük ve etkili teknoloji şirketleri” demektir.

Alıştırma

Teknoloji haberlerinde tech giants genellikle ne anlama gelir?

  1. Çok büyük ve etkili teknoloji şirketleri
  2. Telefon tamir eden herhangi bir küçük dükkân
  3. Olağanüstü uzun insanlar için bilgisayar üreten şirketler
Cevabı göster

Çok büyük ve etkili teknoloji şirketleri

Kalıp ifadeler

are years away from building: inşa etmeye daha yıllar var

Be + bir zaman süresi + away from + isim veya -ing biçimi, bir hedefe ulaşmadan önce kalan zamanı ya da ilerleme mesafesini anlatır. Burada are years away from building, bu tür bilgisayarların yapılmasına daha uzun yıllar olduğu anlamına gelir; away fiziksel mesafeyi anlatmaz. From bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: from building. Zaman ifadesi months away from launching örneğindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi is years away from ve reach fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The project ____ the market.

Cevabı göster

is years away from reaching

Speaking of which, Anlatım akışı

5:08

Bundan bahsetmişken,

Anlatım akışı

Speaking of which: önceki konuya yeniden bağlanmak

Speaking of which, az önce sözü edilen bir düşünceyi yeniden ele alır ve onu bağlantılı bir noktaya geçiş için köprü olarak kullanır. Buradaki which, daha sonra gelecek bir kişi veya nesneyi değil, önceki konuyu gösterir. Bu ifade, konu biraz değişse de sonraki yorumun az önce söylenenlerle hâlâ açık bir bağlantısı olduğunu dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle doğrudan bağlantılı bir noktayı tanıtmak için Speaking of which ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Your trip starts tomorrow. Speaking of which, have you packed your passport?
  2. Your trip starts tomorrow. As a result, have you packed your passport?
  3. The train leaves at six. Speaking of which, my favorite color is green.
Cevabı göster

Your trip starts tomorrow. Speaking of which, have you packed your passport?

Sam,

5:09

Sam,

what was the answer to your question?

5:09

sorunun cevabı neydi?

I asked what happened in the 2013 movie Her.

5:11

2013 yapımı Her filminde ne olduğunu sormuştum.

Neil thought that the main character falls in love with his computer,

5:15

Neil ana karakterin bilgisayarına aşık olduğunu düşünmüştü,

which was the correct answer.

5:18

ki bu doğru cevaptı.

Ah, okay.

5:20

Ah, tamam.

Right,

5:21

Pekala,

it's time to recap the vocabulary we've learned from this program about AI, Anlatım akışı

5:21

bu programda yapay zeka hakkında öğrendiğimiz kelimeleri özetleme zamanı,

Anlatım akışı

it's time to recap: gözden geçirme aşamasına geçmek

It's time to + fiilin yalın hâli, bir eyleme başlamak için uygun zamanın geldiğini bildirir. Burada recap, daha önce ele alınan ana noktaları kısaca gözden geçirmek anlamındadır; dolayısıyla ifade programı özet aşamasına geçirir. to sözcüğünden sonra yalın biçim recap kullanılır. Recap önceki içeriğe dönüp bakar; yeni içeriğin başlayacağını bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi it's time to recap ile tamamlayın: We've finished all three sections. Now ____ the main ideas.

Cevabı göster

it's time to recap

including chatbots,

5:26

buna sohbet robotları da dahil,

computer programs designed to interact with humans over the internet.

5:27

internette insanlarla etkileşime girmek için tasarlanmış bilgisayar programları.

The adjective cognitive describes anything connected with the mental processes of knowing,

5:32

Bilişsel sıfatı, bilmenin,

learning,

5:37

öğrenmenin,

and understanding.

5:38

ve anlamanın zihinsel süreçleriyle bağlantılı her şeyi tanımlar.

Wishful thinking means thinking that something which is very unlikely to happen might happen one day in the future. Kalıp ifadeler

5:39

Hüsnükuruntu, gerçekleşmesi çok düşük ihtimal olan bir şeyin gelecekte bir gün gerçekleşebileceğini düşünmek anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

one day in the future: gelecekte belirsiz bir zaman

One day in the future, “gelecekte kesin olarak belirtilmemiş bir zamanda” demektir. Belirli bir tarih vermez ve olayın gerçekleşeceğini garanti etmez. Bu cümlede olası olayı uzak ve belirsiz bir geleceğe yerleştirir. might ile birlikte, tarihi belirlenmiş bir plandan çok bir umut veya tahmin sunar.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir toplantı gelecek salı günü için zaten planlandı. Ne zaman gerçekleşeceğini söylemenin en açık yolu one day in the future mıdır?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Hayır

To anthropomorphize an object means to treat it as if it were human,

5:46

Bir nesneyi insanlaştırmak, ona bir insanmış gibi davranmak anlamına gelir,

even though it's not. Dilbilgisi

5:50

öyle olmasa bile.

Dilbilgisi

even though it's not: gerçek, karşıtlık ve atılan sözcükler

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: Konuşan, ardından gelen yan cümleyi doğru kabul eder; ancak bu gerçeğin daha önce belirtilen karşıt düşünceyi geçersiz kılmadığını söyler. Burada it, kişileştirilmiş nesneyi gösterir; it's not ise nesnenin az önce belirtilen kimliğe veya özelliğe sahip olmadığını anlatır. It's, it is ifadesinin kısaltmasıdır. not sonrasındaki tamamlayıcı, dinleyen kişi onu önceki sözlerden çıkarabildiği için atılmıştır; yan cümlede özne it ve fiil is yine de bulunur.

Alıştırma

Hangi cümle gerçekten yağmur yağdığını, ancak maçın devam ettiğini anlatır?

  1. Even though it was raining, the match continued.
  2. Because it was raining, the match continued.
  3. Even if it rains, the match will continue.
Cevabı göster

Even though it was raining, the match continued.

When you're blindsided,

5:51

Gafil avlandığınızda,

you're surprised in a negative way.

5:53

olumsuz anlamda şaşırırsınız.

And finally,

5:55

Ve son olarak,

to get taken in by someone means to be deceived or tricked by them.

5:56

biri tarafından kandırılmak, onun tarafından aldatılmak veya oyuna getirilmek demektir.

My computer tells me that our six minutes are up. Kalıp ifadeler

6:00

Bilgisayarım bana altı dakikamızın dolduğunu söylüyor.

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan altı dakikanın dolması

Bir süre + be up kalıbı, ayrılan sürenin bittiğini ve hiç zaman kalmadığını belirtir. our six minutes are up cümlesinde six minutes çoğul olduğu için are kullanılır; özne time olduğunda Time is up denir. Buradaki up, “yukarı doğru” anlamına gelmez. Bu kullanım süreli bir konuşmanın, sınavın, toplantı zamanının veya program bölümünün sona ermesi gerektiğinde yaygındır.

Alıştırma

Ayrılan sürenin bittiğini gösteren be up ifadesiyle cümleyi tamamlayın: You must stop writing now because your time ____.

Cevabı göster

is up

Join us again soon.

6:03

Yakında bize tekrar katılın.

For now, Ton ve niyet

6:04

Şimdilik,

it's goodbye from us.

6:04

bizden hoşça kalın.

Ton ve niyet

For now, it's goodbye from us: sunucunun programı kapatan vedası

For now, “şimdilik” anlamına gelir ve mevcut durumun kalıcı olmayabileceğini belirtir. It's goodbye from us, sunucuların kendileri veya bir ekip adına veda etmek için kullandıkları sunucu tarzı bir ifadedir. Burada from us, vedayı kimin sunduğunu belirtir; bir çıkış veya kaynak yeri göstermez. Cümle bütünüyle mevcut programı nazikçe kapatırken gelecekte geri dönme ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, sunucular adına bir programı en doğal şekilde kapatır?

  1. That's all for today's programme. For now, it's goodbye from us.
  2. From now on, it's goodbye from us.
  3. Welcome to today's programme. For now, it's goodbye from us.
Cevabı göster

That's all for today's programme. For now, it's goodbye from us.

Bye.

6:06

Güle güle.

Six Minute English from the BBC.

6:08

BBC'den Six Minute English.