Antarktika'da Hayatta Kalanların Olduğu Tek Uçak Kazası: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: ABD Donanmasının gizli görevi Antarktika'da kazayla biter. Yaralı altı kişi kurtarılmadan önce on üç gün yaşar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “little did they know” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gizli tehlikeyi açıklayıp dönüş yaratan devrik yapıyı tanıyın; sonradan anlaşılan sonuçlarda kullanın. 2. “wait out” — Öbek fiiller: dışarıda beklemek değil, fırtına bitene dek sığınakta kalmaktır; hava, gecikme veya krizde kullanın. 3. “a thick bank of fog rolled in,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: sisi görüşü yok eden yoğun bir kütle gibi düşünün; gerilimi izleyip koşullardaki ani değişimi anlatın.
Bu derste
This is a US Navy seaplane flying into a snowstorm
0:00Bu, kar fırtınasına doğru uçan bir ABD Donanması deniz uçağı,
taking part in: bir etkinliğe katılmak
Taking part in, “katılmak” anlamına gelir. Tam fiil kalıbı take part in şeklindedir; taking ise burada mürettebatın ne yaptığını anlatan -ing biçimidir. In edatı, katılınan etkinliği, olayı veya görevi belirtir: take part in a competition, a project ya da a mission. Bu ifadede part, fiziksel bir parça anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “katılmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: Nora wants to ____ the science competition.
Cevabı göster
take part in
the storm gets even worse and the crew lose all visibility until suddenly,
0:13fırtına daha da kötüleşir ve mürettebat tüm görüşünü kaybeder, ta ki aniden,
The plane hits a mountain and comes crashing down into the snow.
0:20Uçak bir dağa çarpar ve karlara çakılır.
and it left the crew stranded and badly injured in the world's toughest environment. Dilbilgisi
0:29ve mürettebatı dünyanın en zorlu ortamında mahsur kalmış ve ağır yaralanmış bir halde bıraktı.
left the crew stranded: leave + nesne + sıfat
left the crew stranded ifadesinde left, “mürettebatın yanından ayrıldı” değil, “mürettebatın mahsur kalmasına ve bu durumda kalmaya devam etmesine neden oldu” anlamındadır. The crew nesnedir; stranded ise ortaya çıkan durumu anlatan, geçmiş zaman ortacından türemiş bir sıfattır. Aktarılabilir kalıp leave + nesne + sıfat veya geçmiş zaman ortacıdır. Örneğin The delay left us exhausted ve The storm left the roads blocked. Bu kalıp, bir olaydan sonra ortaya çıkan duruma odaklanır.
Alıştırma
Sonuç durumunu anlatan kalıbı leave fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The flood ____ several families homeless.
Cevabı göster
left
But despite the incredibly harsh conditions, Dilbilgisi
0:34Ancak inanılmaz derecede zorlu koşullara rağmen,
six of the crew members managed to survive for 13 days until they were finally rescued. Dilbilgisi
0:37mürettebattan altı kişi nihayet kurtarılana kadar 13 gün hayatta kalmayı başardı.
Despite the incredibly harsh conditions: despite + isim öbeği
Despite, ana cümlenin sonucunu engellemeyen bir zorluğu belirtir. Burada koşullar son derece ağırdı, ancak altı mürettebat üyesi yine de hayatta kaldı. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından the incredibly harsh conditions isim öbeği gelir. Ardından doğrudan tam bir yan cümle gelecekse although/even though ya da despite the fact that + yan cümle kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?
- Although the heavy rain, the game continued.
- Despite it was raining heavily, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
Managed to survive: zorluktan sonra başarı
Managed to survive, mürettebat üyelerinin gerçekten hayatta kaldığını ve bunu başarmanın zor olduğunu ifade eder. Managed to + fiilin yalın hâli, eylemi engellere rağmen elde edilmiş başarılı bir sonuç olarak sunar. Yalnızca hayatta kalmayı denediklerini ya da genel olarak bunu yapabilecek durumda olduklarını anlatmaz. Geçmiş zamandaki managed to, sonucun başarıyla gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Zorluktan sonra başarıyı gösteren geçmiş zamandaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After several failed attempts, Lina ____ open the stuck window.
Cevabı göster
managed to
to show you how this incredibly brave group of humans
0:45size inanılmaz derecede cesur olan bu insan grubunun
and the rescue mission that eventually saved them.
0:50ve onları nihayetinde kurtaran kurtarma görevini göstermek için.
would be fought over who owned it. Kalıp ifadeler
1:06buraya kimin sahip olacağı üzerine yapılacaktı.
would be fought over: tartışılan konuyu belirten edilgen yapı
fight over something yapısında over, tarafların uğruna mücadele ettiği nesneyi, konuyu veya kontrol hakkını belirtir. Burada “üstünde” ya da “bitmiş” anlamına gelmez. Bu cümlede who owned it tartışılan konudur. Would be fought, geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği anlatan edilgen bir yapıdır. would geçmişten sonraki bir zamanı gösterirken be fought tarafları adlandırmadan savaşın konusunu öne çıkarır. Bu nedenle would be fought over, gelecekteki savaşın mülkiyet mücadelesi etrafında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi fight over ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Because both firms claim the design, the legal battle will ____ who owns it.
Cevabı göster
be fought over
33 planes and 5,000 men to Antarctica
1:1433 uçak ve 5.000 kişiden oluşan devasa bir keşif birliği gönderdi
setting up bases and claiming Antarctica as their own.
1:21üsler kurmak ve Antarktika'yı kendi toprakları ilan etmek için.
One of the first flights to head out was the crew of George 1,
1:25Yola çıkan ilk uçuşlardan biri George 1'in mürettebatıydı,
made up of: bileşim ve kısaltılmış niteleme yapısı
Be made up of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Bütün, bu ifadenin önüne; üyeleri veya parçaları ise of sözcüğünden sonra gelir: a crew is made up of nine young men. Burada ifade bileşimi anlatır; “uydurulmuş” anlamına gelmez. made up of nine young men ifadesindeki made up of, which was made up of yapısının kısaltılmış geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Önceki bağlamdaki bir ismin bileşimi hakkında ek bilgi verir. Kısaltılmış niteleyici olarak ismin hemen ardından geldiğinde be eklemeyin: a crew made up of nine men.
Alıştırma
Cümleyi “-den oluşmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The safety committee is ____ local volunteers.
Cevabı göster
made up of
stopped the plane from getting above 300 m. Dilbilgisi
1:40uçağın 300 metrenin üzerine çıkmasını engelledi.
stop + nesne + from + -ing
stop + nesne + from + -ing yapısı bir engeli ve bu engelin önlediği eylemi belirtir. Bu cümlede aşırı soğuk hava engeldir, the plane etkilenen nesnedir ve getting above 300 m gerçekleşemeyen eylemdir. from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: stopped the plane from getting doğrudur; stopped the plane from get değildir. Bu yapı insanlar ve nesneler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi stop + us + from yapısının basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: The locked gate ____ entering the park.
Cevabı göster
stopped us from
and showed that the crew were still 300 m above the ground.
1:55ve mürettebatın hala yerden 300 m yüksekte olduğunu gösteriyordu.
Little did they know: olumsuz devrik yapı
Burada little, 'neredeyse hiç' anlamına gelir. Cümlenin başına getirilmesi yan cümleye olumsuz bir anlam kazandırır; bu nedenle İngilizcede özne ile yardımcı fiil devrik kullanılır: little + did + özne + fiilin yalın hâli. Bu yüzden they did know değil did they know denir ve know, did sonrasında yalın hâlde kalır. Hikâye anlatımında Little did they know, kişilerin izleyiciye birazdan açıklanacak önemli bir gerçeği neredeyse hiç bilmediğini belirtir. Genellikle gerilim, ironi veya ani bir sürpriz yaratır.
Alıştırma
We knew very little düşüncesini Little ile başlayan devrik yapıya dönüştürerek cümleyi tamamlayın: ____ that the map was upside down.
Cevabı göster
Little did we know
made the call to abandon the mission and turn back. Deyimler
2:06görevi iptal edip geri dönme kararını verdi.
made the call: belirleyici kararı vermek
Burada made the call, “önemli kararı verdi” anlamındadır. Frenchy'nin görevi bırakmaya karar verme yetkisi ve sorumluluğu vardı; telefon görüşmesi söz konusu değildir. make the call kalıbı, özellikle bir kişinin sorumluluk üstlenmesi gerektiğinde, bir kararı zor veya belirsiz bir durumdaki nihai seçim olarak sunar.
Alıştırma
“Nihai kararı vermek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After checking the storm warning, the captain had to ____ and return to port.
Cevabı göster
make the call
was about to do this: gerçekleşmesine anlar kalan bir eylem
Was about to, geçmişteki bir bakış açısından neredeyse hemen gerçekleşmesi beklenen bir eylemi belirtir. Do this daha önce söz edilen eyleme gönderme yapar; böylece konuşan kişi eylemi tekrar etmez. Önünde just as bulunduğunda cümle yaygın bir anlatı yapısı kurar: bir eylem gerçekleşmek üzereyken başka bir olay onu kesintiye uğratır veya ondan önce gerçekleşir.
Alıştırma
Eylemin gerçekleşmesine yalnızca birkaç an kaldığını gösteren yapıyla cümleyi tamamlayın: Lena had picked up her keys and ____ leave when the fire alarm rang.
Cevabı göster
was about to
scattering debris and its crew all over the ice.
2:24enkazı ve mürettebatını buzun üzerine saçarak.
after being thrown through the plane's propellers.
2:33uçağın pervanelerinden fırlatıldıktan sonra.
but Frenchy was badly burned and could barely move.
2:38ancak Frenchy ağır yanıklar içindeydi ve zar zor hareket edebiliyordu.
with a broken back and several injuries to his face.
2:43kırık bir sırtı ve yüzünde çeşitli yaraları vardı.
Instincts kicked in: kick in “çalışmaya başlamak” demektir
Bu cümlede kicked in, içgüdülerin “çalışmaya veya davranışları etkilemeye başladığı” anlamına gelir. Instincts soyut bir kavramdır; dolayısıyla gerçek bir tekme atma hareketi yoktur. Mürettebat durup plan yapmadan, otomatik olarak harekete geçmiştir. Bir etki, sistem, kural veya doğal tepki, genellikle bir süre sonra ya da ihtiyaç duyulduğunda çalışmaya başladığında kick in kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “çalışmaya başladı” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: As soon as smoke reached the sensor, the alarm system ____.
Cevabı göster
kicked in
which had been ripped apart from the rest of the aircraft.
2:55bu bölüm uçağın geri kalanından kopmuştu.
They found a parachute and attached it to the end of the tunnel
2:57Bir paraşüt buldular ve rüzgarla karın içeri girmesini engellemek için
mainly consisting of canned meat and soup.
3:08bunlar çoğunlukla konserve et ve çorbadan oluşuyordu.
Not knowing when or if...: cümle başında bir -ing yan cümlesi
Not knowing ..., cümle başında kullanılan bir -ing ortaç yan cümlesidir. Anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesi olan the crew ile aynıdır; bu nedenle burada because the crew did not know anlamına gelir ve mürettebatın neden geri çekildiğini açıklar. When or if iki belirsizliği birleştirir: Birinin onları ne zaman bulacağını, hatta birinin onları bulup bulmayacağını bilmiyorlardı. Bu yapı, nedeni tam bir because yan cümlesinden daha kısa biçimde başa getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki Not knowing... yan cümlesinin anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesiyle doğru biçimde eşleşir?
- Not knowing the address, Maya called her friend.
- Not knowing the address, a phone call was made to Maya.
- Not knowing the address, the map was useless.
Cevabı göster
Not knowing the address, Maya called her friend.
wait out: bir zorluk sona erene kadar beklemek
Burada wait out the storm, sığınakta kalıp fırtına tamamen sona erene kadar beklemek demektir. out parçacığı sonuna kadar devam etme anlamı katar; «dışarıda» anlamına gelmez. Wait out geçişli bir öbek fiildir. Nesnesi, wait out a storm, wait out a delay veya wait out the night örneklerinde olduğu gibi geçici zorluğu ya da dönemi belirtir.
Alıştırma
Öne çıkarılan öbek fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The rain should stop soon, so let's stay here and ____.
Cevabı göster
wait it out
Williams was too injured to be moved Dilbilgisi
3:18Williams hareket ettirilemeyecek kadar yaralıydı
too injured to be moved: edilgen mastarla too ... to
too injured to be moved ifadesinde too + sıfat + to-mastar yapısı, yaralanmanın eylemin mümkün ya da güvenli olduğu düzeyi aştığını anlatır. Too yalnızca «çok» anlamına gelmez; sınırlayıcı bir sonuç ortaya koyar. To be moved edilgen bir mastardır. Eyleme maruz kalan kişi Williams'tır; dolayısıyla anlam, onun kendi başına hareket edememesi değil, diğer kişilerin onu güvenli biçimde taşıyamamasıdır.
Alıştırma
too + heavy ve lift fiilinin edilgen mastarını kullanarak cümleyi tamamlayın: The box was ____ safely.
Cevabı göster
too heavy to be lifted
and so the crew built a shelter around him
3:20bu yüzden mürettebat onun etrafında bir sığınak inşa etti
using a sleeping bag and large pieces of debris.
3:22bir uyku tulumu ve büyük enkaz parçaları kullanarak.
“drifted off to sleep”: yavaşça uykuya dalma ve örtmeceli önsezdirme
“Drifted off to sleep”, uyanık durumdan yavaş yavaş ve çoğu zaman farkında olmadan uykuya geçmek demektir. “Drift off”, ani veya bilinçli bir eylemden çok yumuşak bir süreci anlatır. Daha sonra soğuğun Williams’ın ölümüne yol açtığının anlaşılması, bu cümlenin yorumunu değiştirir: anlatıcı önce sıradan bir uyku ifadesi kullanarak onun ölümünü yumuşatır ve önceden sezdirir. İfadenin kendisi “ölmek” anlamına gelmez; bu anlam hikâyenin bağlamından doğar.
Alıştırma
Videodaki cümlede “drifted off to sleep” nasıl bir işlev görüyor?
- Williams’ın kısa süre uyuyormuş gibi yaptığını ve sonra uyandığını söyler.
- Williams’ın yavaşça uykuya daldığını söylerken bağlam, onun öldüğünü nazikçe anlamamıza hazırlık yapar.
- Williams’ın başka bir yerde uyumak için kamptan bilinçli olarak ayrıldığını söyler.
Cevabı göster
Williams’ın yavaşça uykuya daldığını söylerken bağlam, onun öldüğünü nazikçe anlamamıza hazırlık yapar.
“relied completely upon being found”: rely upon + edilgen ulaç
“Rely upon”, “bağlı olmak” veya “dayanmak” anlamına gelir. İngilizcede upon edatından sonra bir isim ya da -ing biçimi kullanılır; bu nedenle being found, upon edatının dil bilgisel tamamlayıcısıdır. “Being found” edilgen bir ulaçtır: mürettebat üyeleri, kurtarma ekiplerinin bulması gereken kişilerdir. Dolayısıyla cümle, hayatta kalmalarının onların birini bulmasına değil, başka birinin onları keşfetmesine tamamen bağlı olduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi cümle başarının, sanatçıyı başka insanların fark etmesine bağlı olduğu anlamına gelir?
- The artist's chance of success relies upon noticing other people.
- The artist's chance of success relies upon being noticed.
- The artist's chance of success relies upon having noticed the audience.
Cevabı göster
The artist's chance of success relies upon being noticed.
and finding their wreckage would be extremely difficult.
3:44ve enkazlarını bulmak son derece zor olacaktı.
the crew of Pine Island began planning a rescue mission.
3:49Pine Island mürettebatı bir kurtarma operasyonu planlamaya başladı.
The last bit of data they had placed the crew around here,
3:53Ellerindeki son veriler mürettebatı bu civarda gösteriyordu,
went down: uçak kazası veya geminin batması anlamı
Burada went down, go down phrasal verbünün kaza bağlamındaki anlamıdır: uçak düştü. Bir gemi için aynı ifade battı demektir. Olağan bir alçalmayı anlatmaz. Bu ifade kazayı tamamlanmış bir olay olarak gösterir; bu yüzden kazanın ne zaman olduğunu bilmemek, mürettebatın daha sonra nerede olabileceğine dair tahmini etkiler. Ana fikir yalnızca aşağı doğru hareket değil, bir kaza olmasıdır.
Alıştırma
“The ferry went down during the storm” cümlesinde went down ne anlama gelir?
- feribot bir kazada battı
- feribot limana güvenle ulaştı
- feribot normal koşullarda daha alçak bir güverteye indi
Cevabı göster
feribot bir kazada battı
could have been anywhere: geçmişteki belirsiz bir konum
Burada could have been anywhere, kullanılmamış bir yeteneği değil, geçmişteki olası bir konumu ifade eder. Could, daha önceki bir zamandaki olası konumları değerlendirmek için perfect yapıdaki have been ile birleşir. Anywhere, olası yerlerin kapsamını durumla ilgili her yere genişletir. Birlikte bu ifade, eldeki kanıtların uçak düştükten sonra mürettebatın nerede bulunmuş olabileceğini belirlemeye yetmediğini söyler.
Alıştırma
“By the time we arrived, the hikers could have been anywhere along the trail” cümlesinde could have been neyi ifade eder?
- yürüyüşçülerin kullanmadığı bir beceri
- yürüyüşçülerin şu anki konumu hakkında kesin bir gerçek
- birçok olası geçmiş konumdan biri
Cevabı göster
birçok olası geçmiş konumdan biri
can easily fall into the wrong hands? Deyimler
4:08kolayca yanlış ellere geçebileceğini biliyor muydunuz?
“Fall into the wrong hands” deyimi
To fall into the wrong hands, bir şeyin onu bulundurma yetkisi olmayan veya zararlı biçimde kullanabilecek kişilerin kontrolüne geçmesi anlamına gelen bir deyimdir. Bu ifade fiziksel olarak düşmekten veya birinin ellerinde bir sorun olmasından söz etmez. “Hands” sahipliği ya da kontrolü temsil eder; “can easily” ise kontrol kaybını gerçekçi bir risk olarak gösterir.
Alıştırma
“Yetkisiz veya tehlikeli kişilerin kontrolüne geçmek” anlamına gelen ve fall ile başlayan beş kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: Encrypt the file so it doesn't ____.
Cevabı göster
fall into the wrong hands
İletişimi başlatmak için “reach out to”
Reach out to, genellikle yardım istemek, bilgi paylaşmak veya iş birliği başlatmak gibi bir amaçla bir kişi ya da kuruluşla iletişime geçme girişiminde bulunmak anlamına gelir. to edatı, iletişim kurulan kişi veya kuruluşu belirtir: reach out to someone. Burada hizmet, kullanıcı adına veri komisyoncularıyla iletişime geçer; fiziksel olarak uzanma anlamı yoktur.
Alıştırma
“İletişim kurma girişiminde bulunmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the refund does not arrive, I will ____ the support team.
Cevabı göster
reach out to
on your behalf: birinin temsilcisi olarak hareket etmek
On your behalf, “temsilciniz olarak” veya “çıkarlarınızı gözeterek sizin yerinize” anlamına gelir. Bu cümlede başka bir taraf veri simsarlarıyla iletişime geçtiği için bunu sizin yapmanız gerekmez. Bu edat öbeği, eylemin kimin yerine yapıldığını veya kimin çıkarlarını temsil ettiğini açıklar. Temsil edilen kişiye göre your yerine my, his, her, our ya da their kullanılabilir.
Alıştırma
“Temsilciniz olarak” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you cannot attend, I can speak ____ at the meeting.
Cevabı göster
on your behalf
and my spam emails have almost completely dropped off. Öbek fiiller
4:42ve spam e-postalarım neredeyse tamamen kesildi.
dropped off: belirgin biçimde azalmak
Buradaki dropped off, miktar veya sıklık bakımından “belirgin biçimde azalmak” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Konuşan kişi spam e-postaların sayısının çok daha düşük hâle geldiğini söylüyor. Azalan şey özne olur: my spam emails have dropped off. Bağlam, bu anlamı birini bir yere bırakmak veya bir şeyi teslim etmek anlamındaki drop someone or something off yapısından ayırır.
Alıştırma
“Website traffic has dropped off since May,” cümlesinde dropped off ne anlama gelir?
- Uykuya daldı.
- Belirgin biçimde azaldı.
- Başka bir yere teslim edildi.
Cevabı göster
Belirgin biçimde azaldı.
The weather around the ship remained terrible
5:15Gemi etrafındaki hava koşulları berbat kalmaya devam etti
and so no rescue missions could be launched.
5:19ve bu yüzden hiçbir kurtarma görevi başlatılamadı.
in a really bad way: çok kötü durumda olmak
Bu cümlede in a really bad way, Frenchy'nin fiziksel durumunun çok ağır olduğunu belirtir. Her yaralanmayı veya belirtiyi tek tek saymak yerine genel bir değerlendirme yapar. Yapı be + in a bad way şeklindedir. really, bad sözcüğünün derecesini güçlendirir. Burada way, «yol» veya «yöntem» anlamına gelmez; ifadenin tamamı ciddi derecede kötü bir durumu anlatan gayriresmî bir kalıptır.
Alıştırma
Özgün cümlede in a really bad way ne anlatıyor?
- Fiziksel durumu çok ağırdı.
- Biraz sinirli hissediyordu.
- Etkisiz bir yöntem kullanıyordu.
- Tehlikeli bir yolda ilerliyordu.
Cevabı göster
Fiziksel durumu çok ağırdı.
and his burns meant that he could barely open his mouth.
5:32ve yanıkları zar zor ağzını açabilmesine neden oluyordu.
infections, which would have killed him by now, Dilbilgisi
5:41şimdiye kadar onu öldürecek olan enfeksiyonlar,
would have killed him by now: gerçek olmayan geçmiş bir sonuç
would have killed, would + have + killed geçmiş zaman ortacı yapısından oluşur. Bu bağlamda gerçek olmayan bir geçmiş koşulun sonucunu verir: enfeksiyonlar normal şekilde yayılsaydı ölüm şimdiye kadar gerçekleşmiş olurdu, ancak gerçekleşmedi. by now, «şimdiye kadar» veya «şu ana dek» anlamına gelir. Soğuk ve kuru koşullar ile enfeksiyonların yayılmamış olması gerçekle karşıtlığı açıkça gösterdiği için if yan cümlesi söylenmeden bırakılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle ölümü gerçek olmayan geçmiş bir koşulun sonucu olarak sunarken ölümün gerçekte gerçekleşmediğini ima eder?
- The infection could have killed him by now.
- The infection would have killed him by now.
- The infection should have killed him by now.
- The infection killed him yesterday.
Cevabı göster
The infection would have killed him by now.
crack a joke: espri yapmak
Burada crack a joke, komik bir şey söylemek veya esprili bir yorum yapmak anlamına gelir. Bu ifadede crack, bir şeyi kırmak ya da ona zarar vermek anlamında değildir. Bu kalıp çoğu zaman birinin ortamı yumuşatmak için mizah kullandığını gösterir. Joke tam bir fıkra olabilir, ancak bu kalıpta kısa ve komik bir söz de olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin gergin bir anı kolaylaştırmak için sözlü mizah kullandığını anlatır?
- Rosa played a practical joke on her brother.
- Rosa cracked a joke before the meeting began.
- Rosa cracked a cup while washing it.
Cevabı göster
Rosa cracked a joke before the meeting began.
After some more searching around the debris,
5:52Enkazın etrafında biraz daha arama yaptıktan sonra,
de facto chef: unvanı olmadan işi fiilen yapmak
De facto, fiilen veya uygulamada anlamına gelir. Birine de facto chef denmesi, o kişi resmen atanmamış ya da bu unvanı almamış olsa bile gerçekte aşçının görevini yaptığını anlatır. De facto, bir isimden önce kullanıldığında gerçekte var olan bir rolü veya durumu tanımlar. İşlerin uygulamada nasıl yürüdüğüyle resmî kuralların ya da unvanların söyledikleri arasındaki farkı sık sık vurgular.
Alıştırma
Bir kulübün atanmış bir saymanı yoktur, ancak hesapları Leo tutar ve tüm ödemeleri o yönetir. En doğru cümle hangisidir?
- Leo is the de facto treasurer.
- Leo occasionally helps an appointed treasurer.
- Leo is the officially appointed treasurer.
Cevabı göster
Leo is the de facto treasurer.
spinach soup followed by peanut butter on bread.
6:05ıspanak çorbası ve ardından ekmek üzerine fıstık ezmesi.
a break in the weather: kötü havada geçici bir ara
Bu cümlede a break in the weather, kötü veya değişken havanın kısa süreliğine durduğu ya da hafiflediği bir dönemi anlatır. Buradaki break, havanın zarar görmesi değil, bir kesinti veya ara demektir. Yaygın kalıp a break in the weather şeklindedir. Kötü havanın geri dönebileceğini ima ederken insanların bu geçici fırsatta dışarıda bir şey yapmasını anlatır.
Alıştırma
Kötü havadaki geçici arayı anlatan sabit ifadeyi tamamlayın: We waited for ____ before crossing the ridge.
Cevabı göster
a break in the weather
to properly bury their dead crew members
6:22ölen mürettebat üyelerini düzgün bir şekilde gömmek için
the crew of the crash site were running out of fresh food
6:35kaza mahallindeki mürettebatın taze yiyecekleri tükeniyordu
and would soon be down to just cans of dry meat. Kalıp ifadeler
6:38ve yakında sadece kuru et konserveleri kalacaktı.
be down to: azalıp yalnızca belirli bir miktar kalmak
Burada be down to, bir stokun, sayının veya grubun azalarak yalnızca belirtilen miktar ya da türün kalması demektir. Cümlede taze yiyecekler neredeyse bitmiştir ve geriye sadece konserve kuru et kalacaktır. Yapı be + down to + kalan miktar, sayı, ürün veya seçenek şeklindedir. İfade, daha önce daha büyük bir stok ya da grup bulunduğunu düşündürür ve şu anki azalmış duruma odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle, stok kullanıldıktan sonra yalnızca bir şişe su kaldığını anlatır?
- We're down to one bottle of water.
- Our water supply is down by one bottle.
- We've put one bottle of water down.
Cevabı göster
We're down to one bottle of water.
Robbins went out to look for more equipment
6:42Robbins daha fazla ekipman aramak için dışarı çıktı
and a rescue plane left Pine Island in search of the crew.
6:57ve mürettebatı aramak için Pine Island'dan bir kurtarma uçağı ayrıldı.
back and forth in a ladder search pattern. Kültür
7:06ileri geri merdiven şeklinde bir arama düzeninde.
ladder search pattern: sistemli bir ileri geri arama rotası
Burada ladder search pattern, bir arama alanını sistemli biçimde taramak için kullanılan rotanın adıdır. Arama uçağı yaklaşık olarak paralel bir dizi hat boyunca gider ve bir hattan diğerine dönerek yeri ileri geri tarar; haritada birleşen geçişler merdivene benzer bir şekil oluşturur. Bu ifade, arama rotasının düzenini anlatır; yerde gerçek bir merdiven arandığı anlamına gelmez. Son teyit edilen konum, ekibin bu sistemli taramaya nereden başlayacağını belirlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede ladder search pattern neyi anlatıyor?
- Bilinen son konumdan uzaklaşan tek bir düz uçuş
- Arama alanını sistemli biçimde taramak için tasarlanmış ileri geri bir rota
- Yerde gerçek bir merdiven aramak
Cevabı göster
Arama alanını sistemli biçimde taramak için tasarlanmış ileri geri bir rota
a sea of fog: uçsuz bucaksız bir alanı anlatan mecaz
Bu cümlede a sea of fog bir mecazdır: sis, görüş alanını dolduruyormuş gibi duran geniş ve kesintisiz bir kütle oluşturduğu için denize benzetilir. Ortada gerçek bir deniz yoktur. Aktarılabilir a sea of + isim kalıbı, çok miktardaki bir şeyi, bunaltıcı ya da kesintisiz bir genişlik olarak sunar; a sea of faces ve a sea of lights örneklerinde olduğu gibi. Burada bu imge, mürettebatın neden artık görülemediğini de anlatır.
Alıştırma
Altyazıdaki a sea of fog nasıl bir görüntü anlatıyor?
- Sisin altında saklı gerçek bir okyanus
- Görüş alanını dolduran geniş ve kesintisiz bir sis kütlesi
- Küçük ve ayrı bir pus parçası
Cevabı göster
Görüş alanını dolduran geniş ve kesintisiz bir sis kütlesi
as it turned out: sonradan öğrenilen bir gerçeği anlatmak
As it turned out, sonradan netleşen bir gerçeği anlatıya sokar. Sonucun önceki izlenimden farklı veya beklenenden daha şaşırtıcı olduğunu dinleyiciye gösterir. Burada turned out, fiziksel olarak dönmek değil, bir şeyin doğru olduğunun ortaya çıkması anlamına gelir. İfadenin tamamı, anlatıyı önceki beklentiden sonradan öğrenilen gerçeğe taşır.
Alıştırma
But as it turned out ifadesinde as it turned out ne işe yarar?
- Birinden ışığı kapatmasını ister.
- Sonradan öğrenilen ve önceki bir beklentiyi düzeltebilen gerçeği tanıtır.
- Birine fiziksel olarak arkasını dönmesini söyler.
Cevabı göster
Sonradan öğrenilen ve önceki bir beklentiyi düzeltebilen gerçeği tanıtır.
and spirits were at an all-time low. Deyimler
7:37ve moraller tüm zamanların en düşük seviyesindeydi.
spirits were at an all-time low: moralin en düşük noktada olması
Burada spirits, grubun ruh hâli, özgüveni veya morali anlamına gelir. Çoğul biçimdedir ve hayaletleri ya da sert alkollü içkileri anlatmaz. At an all-time low, söz konusu dönem içindeki önceki bütün noktalardan daha düşük olmayı anlatır. Spirits were at an all-time low bir bütün olarak moralin son derece düşük bir noktaya ulaştığını söyler; all-time kesin kayıtlara dayanan bir iddiadan çok vurgu amacıyla da kullanılabilir.
Alıştırma
Takımın moralinin en düşük noktaya ulaştığını anlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: After six straight losses, the team's ____.
Cevabı göster
spirits were at an all-time low
to catch the attention of any nearby plane.
7:45yakındaki herhangi bir uçağın dikkatini çekmek için.
be running out of time: zamanı tükenmek üzere olmak
Burada were running out of time, ekibin kullanabileceği sürenin giderek azaldığını ve işe yarar hiç zaman kalmayacağı noktaya yaklaştığını belirtir. Zamanın zaten tamamen bittiğini değil, aciliyetin arttığını anlatır. Yapı be + running out of + isim şeklindedir. Run out of, eldeki miktarın hiç kalmayana kadar kullanılması veya azalması demektir; devam eden zaman biçimi, süreç hâlâ sürerken ona odaklanır.
Alıştırma
Neredeyse hiç zaman kalmadığını belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to submit the form now because we're ____.
Cevabı göster
running out of time
which at this point was just a few slices of apricots.
8:04ki o noktada sadece birkaç dilim kayısıydı.
All of a sudden: beklenmedik bir dönüşü belirtmek
All of a sudden, aniden ve hiçbir uyarı olmadan anlamına gelir. Cümlenin başında bir geçiş görevi görür ve dinleyiciye sıradaki olayın önceki akışı beklenmedik biçimde bozacağını bildirir. Bu kalıplaşmış ifade, anlatımın hızını artırıp dikkati yeni olaya yönelterek hikâyeyi düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Beklenmedik bir olayı tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____, the lights went out.
Cevabı göster
All of a sudden
The survivors ran out waving their arms in the air.
8:19Kurtulanlar kollarını havada sallayarak dışarı koştular.
But without landing gear or a safe place to touch down, Öbek fiiller
8:24Ancak iniş takımları veya güvenli bir inme yeri olmadan,
touch down: bir hava aracı iniş yapar
Burada touch down, “iniş yapmak” anlamına gelir: Uçak, uçuşun sonunda bir yüzeye ulaşır ve onunla temas eder. a safe place to touch down ifadesinde to touch down, yerin hangi eylem için güvenli olması gerektiğini açıklayan bir mastardır. Bu öbek fiil, ifadeye havacılık havası katar ve çoğu zaman uçağın yüzeye temas ettiği anı öne çıkarır. Yere elle dokunmak anlamına gelmez; spordaki touchdown ismi de farklı bir kullanımdır.
Alıştırma
Havacılık haberini touch down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After circling the airport, the plane finally ____ safely.
Cevabı göster
touched down
"If you can walk to the lake 10 mi north, Dilbilgisi
8:33"Kuzeydeki 10 mil uzaklıktaki göle yürüyebilirseniz,
If you can ... If you cannot: eşli koşul talimatları
İki if yan cümlesi, dinleyenleri belirli bir eylemi yapabilme durumlarına göre ayırır ve her gruba farklı bir komut verir. If you can burada “10 mil kuzeydeki göle yürüyebiliyorsanız”, If you cannot ise “oraya yürüyemiyorsanız” anlamına gelir. İkinci yan cümlede tekrarlanan walk to the lake 10 mi north sözleri çıkarılmıştır. Bu bir eksiltidir: Eksik eylem ilk koşuldan anlaşılır. If you can ... If you cannot ... biçimindeki eşli yapı, iki alternatif talimatın kolayca izlenmesini sağlar ve insanların davranışları hangi koşulun geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
“If you can use the stairs, take Exit A. If you cannot, wait for help,” talimatında “If you cannot” ne anlama gelir?
- Merdivenleri kullanamamak
- Hiçbir şey yapamamak
- Yardım bekleyememek
Cevabı göster
Merdivenleri kullanamamak
before setting out on their toughest journey yet. Öbek fiiller
8:45şimdiye kadarki en zorlu yolculuklarına çıkmadan önce.
setting out on: bir yolculuğa veya girişime başlamak
Burada setting out on, bir yolculuğa ya da önemli bir işe başlamak demektir. Genel starting fiiline göre yola çıkış anını ve ilerideki süreci daha fazla öne çıkarır. Kalıp, set out on + yolculuğu veya girişimi adlandıran isim öbeği şeklindedir. Bu kullanım, set out the equipment içindeki ekipmanı düzenlemek veya sergilemek anlamına gelen geçişli kullanımdan farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi, dağcıların bir varış yerine doğru gitmekten çok yolculuğun kendisine başladığını anlatacak şekilde tamamlayın: At dawn, the climbers set out ____ their journey to the summit.
Cevabı göster
on
Looking back: geriye bakış ile düşünmeyi birleştirmek
Looking back önce sahneyi grubun bakış açısından çerçeveler: geride bıraktıkları yere dönerler ve uçak uzakta küçücük bir nokta gibi görünür. Aynı zamanda ifade, anlatıyı görmekten anlamaya taşır. Uzaktaki görüntü onların tehlike üzerine düşünmelerini ve ne kadar şanslı olduklarını fark etmelerini sağlar. Bu cümlede gerçek anlamda geriye bakma ile geçmişi değerlendirme anlamı birlikte çalışır.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Looking back at the village from the boat, Amir understood why leaving felt so difficult. Looking back ifadeye ne katar?
- Amir'in tekneyi geri geri kullandığı anlamına gelir.
- Fiziksel olarak geriye bakmayı, geride bıraktığı şey üzerine düşünmeyle birleştirir.
- Yalnızca Amir'in köyü unuttuğunu söyler.
Cevabı göster
Fiziksel olarak geriye bakmayı, geride bıraktığı şey üzerine düşünmeyle birleştirir.
just how lucky ... to have been found at all yapısında vurgu ve tamamlanmış edilgenlik
Just how + sıfat, derecenin çok büyük veya şaşırtıcı olduğunu vurgular. Just how lucky, ne kadar son derece şanslı oldukları anlamına gelir. Realized sözcüğünden sonra, ancak geriye baktıklarında tamamen anladıkları durumu belirtir. To have been found, tamamlanmış edilgen mastar yapısıdır. Have been, bulunma olayını fark etme anından önceye yerleştirir; edilgen biçim ise they sözcüğünün bulanları değil, bulunan kişileri gösterdiğini belirtir. At all, bu sonucun hiç de garanti olmadığını ekler. Böylece bütün ifade, gerçekleşmesi çok düşük ihtimal olan geçmişteki bir kurtuluş karşısındaki rahatlamayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, Ava'nın birisi tarafından daha önce seçilmiş olmasının ne kadar büyük bir şans olduğunu sonradan anladığı anlamına gelir?
- Months later, Ava realized just how lucky she was to have selected the judges at all.
- Months later, Ava realized just how lucky she was to have been selected at all.
- Months later, Ava realized just how lucky she was to be selected next year.
Cevabı göster
Months later, Ava realized just how lucky she was to have been selected at all.
Pulling Frenchy through the chest-high snow took them almost 12 hours. Kelime
8:59Frenchy'yi göğüs hizasındaki karda çekmek yaklaşık 12 saat sürdü.
chest-high snow ifadesindeki vücut bölümü + high birleşik sıfatı
Chest-high snow ifadesinde chest-high, bir insanın göğüs hizasına kadar ulaşan anlamındaki birleşik sıfattır. Birinin göğsünün yüksekliğini değil, karın derinliğini veya seviyesini anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp vücut bölümü + high biçimindedir: knee-high, waist-high ve shoulder-high. Bir isimden önce kullanıldığında parçalar genellikle waist-high water örneğindeki gibi kısa çizgiyle birleştirilir.
Alıştırma
Suyun yürüyüşçülerin bellerine kadar ulaştığını anlatan vücut bölümü + high biçiminde bir birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The hikers crossed ____ water.
Cevabı göster
waist-high
and two men went out to look for the survivors.
9:14ve hayatta kalanları bulmak için iki adam dışarı çıktı.
a thick bank of fog rolled in: yoğun sisin bir bölgeye girmesi
a bank of fog ifadesinde bank, geniş ve yoğun bir kütle anlamına gelir. Bu ifade sisi görüşü engelleyebilen kalın bir cisim gibi gösterir; burada bank ne finans kuruluşu ne de nehir kıyısıdır. Rolled in, sisin genellikle yayılırken bölgeye girdiğini anlatır. Buradaki suddenly, değişikliğin hızla fark edildiğini gösterir; rolled in gerçek anlamda yuvarlanmayı değil, hareketi canlı biçimde anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede a thick bank of fog rolled in ne anlama gelir?
- Birisi sisi bir bankanın içine taşıdı.
- Yoğun bir sis kütlesi bölgeye girdi.
- Bir nehir kıyısı sisin içinde hareket etmeye başladı.
Cevabı göster
Yoğun bir sis kütlesi bölgeye girdi.
as they could hear the distant sound of a plane.
9:26çünkü uzaktaki uçağın sesini duyabiliyorlardı.
made it: bir hedefe ulaşmak veya zorluğu güvenle atlatmak
Made it, “hedefe başarıyla ulaşmak” veya “zorluğu atlatmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede bir nesne ürettiklerini değil, güvenli bir yere ulaştıklarını düşünüyorlar. Kesin hedef bağlamdan anlaşılır. Aynı ifade zamanında varmak, başarılı olmak veya zor bir durumdan sağ çıkmak anlamına gelebilir: I made it.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü deyimle tamamlayın: The doors were about to close, but I ____!
Cevabı göster
made it
they came across a 20-m high cliff, Öbek fiiller
9:3120 metre yüksekliğindeki bir uçurumla karşılaştılar,
came across: bir şeyle beklenmedik biçimde karşılaşmak
Bu cümlede came across, “beklenmedik biçimde karşılaştılar” veya “tesadüfen buldular” anlamına gelir. Grup yolculuk sırasında uçuruma ulaştı; ifade, uçurumu planlanmış bir hedef olarak değil, yol üzerinde karşılarına çıkan bir şey olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp come across + kişi, nesne veya bilgi şeklindedir. Genellikle planlanmamış bir buluşmayı ya da keşfi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede came across, “tesadüfen bulmak” anlamında kullanılmıştır?
- While hiking, we came across an old stone bridge.
- While hiking, we came across as experienced guides.
- While hiking, we crossed an old stone bridge.
Cevabı göster
While hiking, we came across an old stone bridge.
an almost perfect path just to the left led the way,
9:37hemen sol taraftaki neredeyse mükemmel bir yol onlara rehberlik etti,
almost as if it had been placed there: temkinli bir varsayımsal açıklama
Almost as if temkinli bir karşılaştırma sunar: patika o kadar uygun bir konumda görünür ki birisi onu oraya yerleştirmiş izlenimi doğar, ancak anlatıcı bunun gerçekten olduğunu iddia etmez. Almost, karşılaştırmayı daha da belirsiz hâle getirir. as if it had been placed there ifadesindeki had been placed, past perfect edilgen yapıdır. Betimlenen sahneden daha önce patikayı etkileyen bir eylem olduğunu hayal eder; edilgen yapı ise dikkati patikayı yerleştirmiş olabilecek bilinmeyen kişiden çok patikanın üzerinde tutar.
Alıştırma
Hangi cümle düzenlemeyi doğrulanmış bir gerçek yerine çarpıcı bir görünüm olarak sunar?
- The chairs looked almost as if they had been placed there for a ceremony.
- The chairs were there because they had been placed there for a ceremony.
- The chairs had definitely been placed there for a ceremony.
Cevabı göster
The chairs looked almost as if they had been placed there for a ceremony.
out of the mist came two men ifadesinde yer bildiren devrik yapı
Burada out of the mist başa alınır ve came fiili two men öznesinden önce gelir. Normal sıra Two men came out of the mist şeklindedir. Bu, yer bildiren bir devrik yapıdır; soru cümlesi değildir. Önce sisli ortamı gösterir, ardından adamları ortaya çıkararak dramatik ve öyküsel bir giriş yaratır.
Alıştırma
Önce ortamı gösterip ardından kişiyi ortaya çıkarmak için yer bildiren devrik yapıyı kullanan cümle hangisidir?
- Out of the doorway stepped a police officer.
- Did a police officer step out of the doorway?
- A police officer stepped out of the doorway.
Cevabı göster
Out of the doorway stepped a police officer.
and all six men safely made it back to the ship.
9:58ve altı adam da güvenli bir şekilde gemiye döndü.
and all six men went on to tell the tale. Öbek fiiller
10:06ve altı adam da bu hikayeyi anlatmaya devam etti.
Daha sonraki bir eylem için went on to + fiil
went on to tell ifadesindeki went on to + fiilin yalın hâli, hayatta kalma olayları bittikten sonra altı adamın daha sonra ne yaptığını gösterir. Anlatıyı yeni bir eyleme veya aşamaya taşır. Kalıp go veya went on to do something şeklindedir. Aynı eylemi yapmayı sürdürdükleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Daha sonra farklı bir eylem yapıldığını göstermek için cümleyi go on to kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After winning the local competition, Nina ____ compete nationally.
Cevabı göster
went on to
As for: bağlantılı bir konuya geçmek
Bu cümlede As for the three lost men, anlatımı az önce ele alınan gruptan farklı fakat onunla bağlantılı başka bir gruba geçirir. Anlatıcının şimdi bu konu hakkında bir şey söyleyeceğini gösterir. As for + isim öbeği yapısını, o konu hakkında bir açıklama izler. Konuyu başa alan bu yapı, bir hikâye veya tartışmadaki farklı kolları düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekte As for ne işe yarıyor?
- Anlatımı bağlantılı başka bir gruba geçirir.
- Grubun bir sonraki olaya neden olduğunu gösterir.
- Grubun ne zaman kaybolduğunu söyler.
Cevabı göster
Anlatımı bağlantılı başka bir gruba geçirir.
80 years worth of: zaman içinde biriken miktar
Burada 80 years worth of ice and snow, seksen yıl boyunca biriken buz ve kar miktarı anlamına gelir. Zaman ifadesi, bu dönemle bağlantılı bir miktarı ölçer; yalnızca buz ve karın yaşını belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp miktar ifadesi + worth of + isim şeklindedir: £20 worth of fuel, a day's worth of food veya two weeks' worth of work. Dikkatle düzenlenmiş standart yazıda çoğul biçim, kesme işareti years sözcüğünden sonra gelecek şekilde 80 years' worth of olarak yazılır.
Alıştırma
Cümleyi ten years ve standart worth of yapısıyla tamamlayın: The archive contains ____ records.
Cevabı göster
ten years' worth of
The camera that Robbins found never made it out of the crash site.
10:20Robbins'in bulduğu kamera kaza mahallinden asla çıkarılamadı.
worth a thousand words: bin kelimeye bedel olmak
Buradaki worth a thousand words, “A picture is worth a thousand words.” atasözüne gönderme yapar. Bir görüntünün uzun bir sözlü açıklamadan daha hızlı veya daha güçlü biçimde çok şey anlatabileceği anlamına gelir. Bin sayısı kesin bir miktar değil, bilinçli bir abartıdır. Bu cümlede ifade, henüz keşfedilmemiş fotoğraflara özel bir duygusal ve bilgi değeri katar; fotoğrafların fiyatını anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede worth a thousand words ne anlama geliyor?
- Fotoğraflar sabit bir fiyata satılabilir.
- Fotoğraflarda tam olarak bin yazılı kelime bulunur.
- Fotoğraflar çok fazla bilgi aktarabilir.
Cevabı göster
Fotoğraflar çok fazla bilgi aktarabilir.
we'll be giving away this Primal Space designed
10:51Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
All you need to do is + fiilin yalın hâli
All you need to do is, dikkati gerekli veya yeterli olan tek bir eyleme yöneltir. Buradaki all, “herkes” değil, “gereken tek şey” anlamına gelir; bu nedenle yapı, sonraki adımın sınırlı ve kolay yönetilebilir görünmesini sağlar. İlk bölümde do bulunduğu için sonraki eylem fiili normalde to olmadan yalın biçimde kullanılır: All you need to do is sign up. Bu yapı kısa bir talimat vermek veya basit bir çözüm sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Dersin odak yapısıyla talimatı tamamlayın: ____ enter your email address.
Cevabı göster
All you need to do is
Thank you very much for watching
11:03this empty string line is to trick the length, no wait, exact length matters. I won't use fake lines.