Pamuk neden her şeyin içinde var? - Michael R. Stiff: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, pamuğun bir tohumun yüzeyindeki tek hücreden başlayıp birincil ve ikincil hücre duvarlarının zamanlı gelişimiyle olgunlaşmasını izliyor. Lif uzunluğu ile selüloz yoğunluğunun yumuşaklık ve dayanıklılığı nasıl belirlediğini; böylece pamuğun zırh, giysi, banknot ve çok sayıda gündelik üründe kullanılabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the Inca — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bu ifadenin tek bir kişinin adı değil, esnek pamuk zırhı videonun girişinde anlatılan eski And uygarlığı olduğunu anlamak; ayrıca tarihsel bir örneğin bir malzemenin pratik özelliklerini tanıtmak için nasıl kullanıldığını fark etmek. 2. make up 34% — Phrasal Verbs: Yüzdeyle kullanılan make up ifadesinin “uydurmak” ya da “makyaj yapmak” değil, “oluşturmak” veya “payına düşmek” anlamına geldiğini ayırt etmek ve bilimsel ya da istatistiksel açıklamalarda bir madde, grup veya bileşenin oranını belirtmek için kullanmak. 3. garment's capacity to withstand years of washing and wear — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: capacity to withstand birleşiminin tekrarlanan zorlanmalara direnme becerisini anlattığını anlamak ve giysi, malzeme ya da yapıların uzun süre boyunca yıkama, kullanım, basınç veya hasara ne ölçüde dayanabildiğini açıklamak için kullanmak.
Bu derste
Centuries ago, the Inca developed ingenious suits of armor that could flex with the blows of sharp spears and maces, Notlar
0:06Yüzyıllar önce İnkalar, keskin mızrakların ve gürzlerin darbeleriyle esneyebilen zekice tasarlanmış zırhlar geliştirdiler.
the Inca: eski bir uygarlık ve halkı
Bu cümlede the Inca, Güney Amerika'nın And Dağları bölgesinde merkezlenen eski İnka uygarlığını ve halkını ifade eder. Tek bir kişinin adı ya da modern bir ülke değildir. Bu ifade, zırhı kimin geliştirdiğini belirtir ve örneği tarihsel bir bağlama yerleştirir.
Alıştırma
Bu cümlede the Inca neyi ifade ediyor?
- Modern bir Güney Amerika ülkesi
- Eski bir And uygarlığı ve halkı
- Inca adlı bir zırh yapımcısı
Cevabı göster
Eski bir And uygarlığı ve halkı
suits of armor: eksiksiz takımları saymak
A suit of armor, bir kişinin giydiği eksiksiz bir koruyucu zırh takımını ifade eder. Çoğulu suits of armor biçimindedir. Burada suit, iş takım elbisesi değil, birbiriyle uyumlu eksiksiz bir takım anlamına gelir. Armor, genel olarak ekipmanı adlandırdığında normalde sayılamaz. Eksiksiz takımları saymak için sayı ve çoğul işareti suit üzerinde kullanılır: one suit of armor, three suits of armor.
Alıştırma
Üç eksiksiz zırh takımını belirten standart ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum displays three ____.
Cevabı göster
suits of armor
could flex with the blows: darbeye tepki olarak esnemek
Could flex with the blows ifadesinde could zırhın yeteneğini anlatır; flex ise tamamen sert kalmak yerine biraz bükülmek veya esnemek demektir. Bu ifade, zırhın darbe altında hareket ederek kuvvetin bir bölümünü emebildiğini ya da dağıtabildiğini anlatır. Burada with, darbeleri “kullanarak” değil, “darbelere tepki olarak” veya “darbelerle birlikte” anlamındadır. Blows, mızrak ve topuzların güçlü vuruşlarını belirten çoğul bir isimdir.
Alıştırma
Bir zırhın can flex with the blows olması ne anlama gelir?
- Silaha aynı kuvvetle karşılık verir.
- Her darbeye tepki olarak biraz bükülür.
- Kendisini bükmek için silahı araç olarak kullanır.
Cevabı göster
Her darbeye tepki olarak biraz bükülür.
protecting warriors from even the fiercest physical attacks. Kalıp ifadeler
0:16Bu zırhlar savaşçıları en şiddetli fiziksel saldırılardan bile koruyordu.
protecting warriors from: protect A from B kalıbı
Kalıp protect + kişi veya nesne + from + tehlike veya zarar şeklindedir. Bu cümlede warriors korunan kişileri, physical attacks ise engellenen tehlikeyi belirtir. Protecting, protect fiilinin -ing biçimidir ve zırh tasarımının sonucunu anlatır. Tehlikenin ne olduğunu belirttiğinizde önüne from getirin.
Alıştırma
Protect A from B kalıbında eksik olan edatla cümleyi tamamlayın: This cover protects the screen ____ scratches.
Cevabı göster
from
These hardy structures were made not from iron or steel, Dilbilgisi
0:20Bu sağlam yapılar demir veya çelikten değil,
not from X, but rather Y: X’ten değil, Y’den
not from X, but rather Y kalıbı önce beklenen bir malzemeyi reddeder, ardından onun yerine gerçek malzemeyi koyar. Bu cümlede iron or steel reddedilir ve beklenmedik derecede yumuşak olan cotton cevap olarak sunulur. Rather düzeltmeyi güçlendirir; burada “oldukça” anlamına gelmez. İki tarafın dil bilgisel görevleri paralel olmalıdır. from edatı X’ten önce açıkça kullanılır ve Y’den önce de anlamca var kabul edilir: not from iron or steel, but rather (from) cotton. Bu kalıp, bir varsayımı düzeltip daha doğru bir seçenek sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi not ... but rather ... kalıbıyla tamamlayın: The sculpture was built not from stone, ____ recycled glass.
Cevabı göster
but rather from
These thickly woven layered quilts of cotton could distribute the energy from a blow across a large surface area, Notlar
0:28Pamuğun kalın bir şekilde dokunmuş katmanlı bu örtüleri, bir darbenin enerjisini geniş bir yüzey alanına dağıtabiliyor,
thickly woven layered quilts of cotton ifadesinin niteleyici yapısı
Temel isim, yani bu öbeğin ana ismi quilts sözcüğüdür. Woven ve layered fiillerden gelir ancak burada sıfat gibi görev yapar: woven yapıların nasıl üretildiğini, layered ise nasıl düzenlendiğini anlatır. Thickly, woven sözcüğünü niteleyen bir zarftır; of cotton ise malzemeyi belirtir. Buradaki quilts, sıradan yatak örtülerini değil, kalın, dolgulu ve yorganı andıran katmanları anlatır. Bilgi açısından yoğun bir isim öbeğini çözmek için önce temel ismi bulun; ardından her niteleyicinin üretim biçimini, şekli mi yoksa malzemeyi mi anlattığını belirleyin.
Alıştırma
“thickly woven layered quilts of cotton” isim öbeğinde temel isim hangi sözcüktür?
- woven
- cotton
- quilts
Cevabı göster
quilts
distribute A across B: darbeyi bir alana yaymak
Bu cümlede distribute the energy from a blow across a large surface area, darbe enerjisini tek bir noktada yoğunlaştırmak yerine malzemenin geniş bir bölümüne yaymak anlamına gelir. Böylece her küçük nokta darbenin daha azını alır. Tekrar kullanılabilen kalıp distribute A across B şeklindedir: A yayılan şeydir, B ise onu alan bölge veya gruptur. Burada across, dağılımın kapsadığı alanı gösterir; yalnızca yüzeyin içinden geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kaskın darbe kuvvetini daha geniş bir alana yaydığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The helmet moves across a wider area after the impact.
- The helmet distributes the impact force across a wider area.
- The helmet concentrates the impact force on one small spot.
Cevabı göster
The helmet distributes the impact force across a wider area.
shielding warriors without restricting their mobility. Dilbilgisi
0:36savaşçıları hareket kabiliyetlerini kısıtlamadan koruyabiliyordu.
without restricting their mobility: without + -ing ile bir dezavantajdan kaçınmak
Without restricting their mobility, korumanın savaşçıların hareket etme becerisini sınırlamadığı anlamına gelir. Bir yararı belirtirken olası bir dezavantajın bulunmadığını da gösterir. without edatından sonra -ing biçimi kullanılır: without restricting. Restricting burada isim görevindeki bir -ing biçimidir; ilerleyen zaman yapısının ana fiili değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp do A without doing B şeklindedir: B'den kaçınırken A'yı gerçekleştirmek.
Alıştırma
Cümleyi without ve restrict fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The jacket keeps you warm ____ your movement.
Cevabı göster
without restricting
These seemingly contradictory features, Anlatım akışı
0:40Görünen o ki çelişkili olan bu özelliklerin,
strength and flexibility, softness and durability, Anlatım akışı
0:43gücün ve esnekliğin, yumuşaklığın ve dayanıklılığın
have their roots in the intricate biology of the nearly invisible cotton fiber. Deyimler
0:46kökleri neredeyse görünmez olan pamuk lifinin karmaşık biyolojisine dayanır.
These seemingly contradictory features: görünürdeki bir bilmeceyi çerçevelemek
Bu ifade, az önce sözü edilen özellikleri tek bir grup hâlinde toplar. These sözcüğü geriye dönüp bu özellikleri gösterir; seemingly ise çelişkinin yalnızca görünüşte olduğunu, özelliklerin birlikte var olabileceğini anlatır. Konuşmacı grubu bu şekilde adlandırarak önceki bilgiyi açıklanması gereken bir bilmeceye dönüştürür. Bu çerçeve, dinleyiciyi ardından gelecek neden açıklamasına hazırlar.
Alıştırma
These seemingly contradictory features bu açıklamada temel olarak ne yapar?
- Önceki açıklamanın tamamen yanlış olduğunu söyler.
- Görünüşte çatışan özellikleri gruplar ve dinleyiciyi bir açıklamaya hazırlar.
- Konuyla ilgisiz tarihî olaylardan oluşan bir liste sunar.
Cevabı göster
Görünüşte çatışan özellikleri gruplar ve dinleyiciyi bir açıklamaya hazırlar.
strength and flexibility ... softness and durability: ikili gruplar hâlinde sıralama
Dört isim gelişigüzel tek bir liste değil, iki paralel çift oluşturur: strength and flexibility; softness and durability. Her çiftte and iki özelliği bağlarken virgül çiftleri birbirinden ayırır. Bu eşli düzen, görünürdeki iki gerilimi takip etmeyi kolaylaştırır: bir şey hem güçlü hem esnek, ayrıca hem yumuşak hem dayanıklı olabilir. Böylece dinleyici karmaşık bilginin yapısını açıkça görebilir.
Alıştırma
Vurgulanan liste nasıl gruplandırılmalıdır?
- İki çift: strength and softness; flexibility and durability
- İki çift: strength and flexibility; softness and durability
- Eşleştirilmemiş ve birbiriyle ilgisiz dört özellik
Cevabı göster
İki çift: strength and flexibility; softness and durability
have their roots in: derindeki bir kökeni belirtmek
Have their roots in mecazi bir ifadedir: sıralanan özellikler pamuk lifinin karmaşık biyolojisinden gelir veya ona dayanır. Kök imgesi, bitkinin gerçek köklerini değil, gizli bir kaynağı düşündürür. Kalıp özne + have/has + its/their roots in + kaynak şeklindedir. Bir özelliğin, fikrin, geleneğin veya sorunun kaynağını daha derindeki köken olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi have their roots in ifadesinin doğru tekil biçimiyle tamamlayın: This custom ____ ancient harvest celebrations.
Cevabı göster
has its roots in
begin life deep within ...: oluşumu ve başlangıç konumunu anlatmak
Begin life, liflerin oluşumunu bir yaşam döngüsü imgesiyle anlatır. Burada ilk kez oluşmak veya var olmaya başlamak anlamındadır; bir lifin hayvan gibi yaşadığını ileri sürmez. Deep within a cotton flower, bu başlangıcın çiçeğin çok iç kısmında gerçekleştiğini belirtir. İlk konum begin life in/within/on ile, ilk biçim ise begin life as ile anlatılabilir.
Alıştırma
Cümleyi begin life deep within ile tamamlayarak nehrin nerede başladığını gösterin: This river ____ the mountains.
Cevabı göster
begins life deep within
As many as 16,000 fibers will festoon a single seed, Notlar
0:58Tek bir tohumda 16.000 kadar lif bulunur,
As many as 16,000: sayının çokluğunu vurgulama
Bu cümlede as many as 16,000, lif sayısının dikkat çekici derecede yüksek olan 16.000’e ulaşabileceği anlamına gelir. Sayının ne kadar büyük olduğuna dikkat çeker; as many ... as yapısındaki sıradan eşitlik karşılaştırması değildir. as many as ifadesini bir sayıdan ve çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanın: as many as + sayı + çoğul sayılabilen isim.
Alıştırma
Cümleyi, sayılabilen insan sayısının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgulayan as ... as ifadesiyle tamamlayın: ____ 500 people attended the festival.
Cevabı göster
As many as
will festoon a single seed: süslercesine kaplamak
Burada will festoon a single seed, çok sayıdaki lifin bir tohumu zengin biçimde süslenmiş gibi görünecek şekilde kaplayacağı veya çevreleyeceği anlamına gelir. Festoon geçişli bir fiildir; bu nedenle a single seed fiilin doğrudan nesnesidir. Bu fiil, bir şeyin üzerine yayılmış bol miktarda malzemenin canlı bir görüntüsünü oluşturur. Yalnızca büyümek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede festoon doğal biçimde kullanılmıştır?
- One plain paper clip festooned the empty desk.
- Strings of colorful lights festooned the town square.
- The mechanic festooned the engine by changing its oil.
Cevabı göster
Strings of colorful lights festooned the town square.
bulging from the seed's surface like miniature water balloons. Deyimler
1:03bunlar tohumun yüzeyinden minyatür su balonları gibi şişer.
bulging ... like miniature water balloons: kabarık şekli anlatan bir benzetme
Bulging from the seed's surface, genç liflerin tohumun yüzeyinden dışarı doğru şişmesini anlatır. Bulging hem yuvarlak ve kabarık şekli hem de dışa doğru yönü gösterir. Like miniature water balloons bir benzetmedir. Yuvarlak ve şişkin görünümü gözde canlandırmaya yardım eder; gerçekten su balonları bulunduğu ya da liflerin bunlardan yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede like miniature water balloons ne işe yarar?
- Liflerin şişkin şeklini küçük su balonlarına benzetir.
- Liflerin su balonlarından yapıldığını söyler.
- Tohuma gerçek su balonları bağlı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Liflerin şişkin şeklini küçük su balonlarına benzetir.
no matter how large it grows: derece değişir, sonuç değişmez
No matter how large it grows, “ne kadar büyürse büyüsün” anlamına gelir. Lifin büyüklüğü değişebilir, ancak her lifin tek bir hücreden oluştuğunu söyleyen ana ifade doğru kalır. Bu tür ilişkiye ödünleme denir. Kalıp no matter how + sıfat veya zarf + özne + fiil şeklindedir. Burada how, how large biçiminde bir dereceyi gösterir; soru sormaz.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, değişen bir dereceyi belirten üç sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ noisy the room gets, Leo can still focus.
Cevabı göster
No matter how
is made of: malzeme veya bileşim belirtmek
Is made of, bir şeyin nelerden oluştuğunu belirtir. Bu cümlede just one cell, her pamuk lifini oluşturan tek bileşendir; onu yapan kişi değildir. Yapı be made of + malzeme veya bileşen şeklindedir. be, özneye ve zamana göre is made of, are made of veya was made of biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi be made of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This puzzle ____ twelve wooden pieces.
Cevabı göster
is made of
That cell has multiple layers of cell wall.
1:13Bu hücrenin birden fazla hücre duvarı katmanı vardır.
pushing cell growth in one direction and causing the fiber to elongate. Dilbilgisi
1:23hücre büyümesini tek bir yöne doğru iter ve lifin uzamasına neden olur.
called the primary cell wall: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Called the primary cell wall, ilk katmana bir ad ekler. which is called the primary cell wall biçiminde açılabilir; dolayısıyla called edilgendir: katman bu adı alır. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. which is ifadesinin çıkarılması cümleyi daha kısa ve yoğun hâle getirir; bu yapı bilgilendirici metinlerde tanım veya ad eklemek için sık kullanılır. Virgüller, ifadenin ilk katman hakkında ek bilgi verdiğini gösterir.
Alıştırma
The first layer, called the primary cell wall, stiffens? cümlesindeki kısaltılmış yan cümleyi doğru biçimde açan seçenek hangisidir?
- The primary cell wall, which calls the first layer, stiffens.
- The first layer, which calls the primary cell wall, stiffens.
- The first layer, which is called the primary cell wall, stiffens.
Cevabı göster
The first layer, which is called the primary cell wall, stiffens.
pushing ... ve causing ... ile paralel sonuç yan cümleleri
pushing ... ve causing ..., stiffen fiiline bağlanan paralel iki -ing yan cümlesidir. Hücre duvarının yanlarının sertleşmesinden doğan iki sonucu anlatırlar: büyüme tek bir yöne yönelir ve lif uzar. Bunlar yeni ana cümle fiilleri değildir. Ana fiil stiffen’dır; iki ortaç yan cümlesi, bir olayı ve sonuçlarını tek bir cümlede kısa ve yoğun biçimde aktarmayı sağlar.
Alıştırma
Özgün cümlede pushing ... ve causing ... ne işe yarar?
- Yanlar sertleşmeden önce tamamlanan eylemleri anlatırlar.
- Yanların sertleşmesinin iki sonucunu belirtirler.
- İki yeni ana cümle başlatırlar.
Cevabı göster
Yanların sertleşmesinin iki sonucunu belirtirler.
then it begins the next stage ile süreçte ilerlemeyi belirtme
Then, sürecin önceki aşamadan ileriye doğru ilerlediğini belirtirken the next stage sıralamadaki yeni noktayı gösterir. Birlikte, yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu söylemekle kalmaz, dinleyicinin açıklamanın sırasını takip etmesini sağlarlar. first, then ve in the next stage gibi işaretleyiciler, bilimsel açıklamaları ve süreç anlatımlarını düzenleyerek her adımın sıralamadaki yerini açık hâle getirir.
Alıştırma
Bu açıklamada then it begins the next stage ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Sürecin bir sonraki aşamasına geçildiğini belirtir.
- Bu süreci farklı bir süreçle karşılaştırır.
- İki aşamanın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Sürecin bir sonraki aşamasına geçildiğini belirtir.
It does this by making more of the carbohydrate cellulose. Dilbilgisi
1:36Bunu daha fazla karbonhidrat olan selüloz üreterek yapar.
It does this by making: yöntemi by + -ing ile açıklamak
It does this by making... ifadesinde this, daha önce belirtilen eylemin, yani hücre duvarını güçlendirmenin yerini tutar. by making... bölümü bu sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. “Nasıl?” sorusunu yanıtlamak için do or achieve X by doing Y kalıbını kullanabilirsiniz. Buradaki by, “şu yöntemle” anlamına gelir; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by making denir, by make denmez.
Alıştırma
Cümleyi by ve use fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The app protects your account ____ two-step verification.
Cevabı göster
by using
Cellulose will make up 34% of the cell wall at this stage Öbek fiiller
1:40Selüloz bu aşamada hücre duvarının %34'ünü oluşturur
make up 34%: bir parçanın oluşturduğu oranı belirtmek
make up 34% of the cell wall ifadesinde make up, “oluşturmak” veya “bir oranını meydana getirmek” anlamına gelir. Selüloz parçadır, hücre duvarı ise bütündür. Yeniden kullanılabilen kalıp part + make up + percentage + of + whole şeklindedir. make up ifadesinden sonra yüzde gelmesi, “uydurmak” veya “makyaj yapmak” anlamlarını değil, bu bileşim oranı anlamını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi make up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Reusable materials ____ 65% of the package.
Cevabı göster
make up
This new growth also reinforces the cell wall
1:47Bu yeni büyüme aynı zamanda hücre duvarını güçlendirir
by going against the grain of the existing wall. Deyimler
1:50çünkü mevcut duvarın damarlarına zıt yönde ilerler.
going against the grain: fiziksel yön ve deyimsel anlam
Bu cümlede grain, duvardaki liflerin veya katmanların diziliş yönünü ifade eder. Going against the grain, yeni büyümenin mevcut duvarın yönelimini çaprazlaması ya da onun tersine ilerlemesi demektir. Burada ifade gerçek bir fiziksel yönü anlatır; by + -ing yapısı ise duvarın nasıl güçlendirildiğini açıklar. Malzemelerle ilgili olmayan bağlamlarda against the grain, bir geleneğe, beklentiye veya kişinin doğal eğilimine ters davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek anlamı seçmeden önce wood, fibers, cutting veya sanding gibi malzemeyle ilgili kelimeler olup olmadığına bakın.
Alıştırma
“Her bold design goes against the grain at this traditional school,” cümlesinde “against the grain” ne anlama gelir?
- Ahşap liflerinin yönünü izler.
- Okulun alışılmış tarzını izlemez.
- Okul binasına fiziksel zarar verir.
Cevabı göster
Okulun alışılmış tarzını izlemez.
That means if the fiber remodels its walls too early, Dilbilgisi
1:58Bu da şu anlama gelir: Eğer lif duvarlarını çok erken yeniden şekillendirirse,
it will be short and ultimately make rough weak fabrics.
2:01kısa olur ve sonuçta pürüzlü, zayıf kumaşlar oluşturur.
if ... remodels ..., it will be ...: gerçek ve mümkün bir gelecek koşulu
Vurgulanan sözler birinci koşul yapısını kullanır: if + geniş zaman, ardından will + fiilin yalın hâli. Duvarların çok erken yeniden şekillendirilmesini gerçek ve mümkün bir koşul, lifin kısa kalmasını ise bu koşulun beklenen gelecekteki sonucu olarak sunar. If yan cümlesindeki eylem gelecekte gerçekleşebilecek olsa da remodels geniş zamanda kalır. Sonuç cümlesindeki will be gelecek anlamını taşır. Bu yaygın yapıda if yan cümlesine will eklemeyin.
Alıştırma
Parantez içindeki kelimelerle birinci koşul cümlesini tamamlayın: If it ____ tomorrow, we ____ indoors. (rain, stay)
Cevabı göster
rains · will stay
But if cell wall strengthening begins too late,
2:05Ancak hücre duvarının güçlenmesi çok geç başlarsa,
won't be sturdy enough: sıfat + enough
won't be sturdy enough ifadesinde enough, sturdy sıfatından sonra gelir. Kalıp be + sıfat + enough şeklindedir; bu yüzden doğru sıra sturdy enough olur, enough sturdy olmaz. Olumsuz yapıda sıfat + enough, özelliğin gereken düzeye ulaşmadığını anlatır. Won't be sturdy enough, duvarın işlevi için gereken sağlamlığa ulaşamayacağını belirtir.
Alıştırma
sturdy ve enough sözcüklerini doğal sıraya koyun: This table won't be ____ to support the aquarium.
Cevabı göster
sturdy enough
producing fibers that are too weak to hold fabrics together well. Dilbilgisi
2:10kumaşları bir arada tutamayacak kadar zayıf lifler üretir.
too weak to hold ... together: too + sıfat + to
Too + sıfat + to + fiil kalıbı, sıfatın anlattığı derecenin sonraki eylemi engellediğini belirtir. too weak to hold ... ifadesinde lifler, bu işi yapamayacak kadar zayıftır. Hold something together, bir şeyin parçalarını bir bütün olarak bağlı tutmak demektir. Burada hold taşımak ya da kavramak anlamında değildir; kumaşın dağılmasını önlemek anlamındadır.
Alıştırma
too, weak ve to hold ifadelerini doğal sıraya koyun: The glue is ____ the pieces together.
Cevabı göster
too weak to hold
In ideal growing conditions: sonucun koşullarını belirlemek
“In ideal growing conditions”, ortamın büyüme için olabildiğince elverişli olduğu anlamına gelir. Cümlenin başında, sonraki sonucun hangi koşullarda gerçekleşebileceğini belirtir; bu koşulların her zaman var olduğunu söylemez. Buradaki “conditions”, sıcaklık, su, gübre, zararlı kontrolü ve ışık gibi büyümeyi etkileyen çevresel etkenler bütününü ifade eder. Bir kişinin sağlık durumunu ifade etmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: In ideal growing conditions, basil can grow quickly. Baştaki ifade ne işe yarar?
- Fesleğenin her zaman hızlı büyüyeceğini garanti eder.
- Fesleğenin sağlık durumunun mükemmel olduğunu söyler.
- Sonuç için elverişli çevresel koşulları belirtir.
Cevabı göster
Sonuç için elverişli çevresel koşulları belirtir.
a cotton fiber can grow up to 3.6 centimeters long Dilbilgisi
2:24bir pamuk lifi 3,6 santimetre uzunluğa
can grow up to 3.6 centimeters long: en fazla uzunluğu belirtmek
“Can grow up to 3.6 centimeters long”, anlatılan mümkün olan en büyük uzunluğun 3,6 santimetre olduğunu belirtir. Tek tek lifler daha kısa olabilir; up to, “tam olarak” veya “ortalama olarak” anlamına gelmez. can + fiil + up to + sayı kalıbı, mümkün olan bir üst sınırı ifade eder. Sondaki long sıfatı ölçülen şeyin uzunluk olduğunu gösterir; five centimeters long buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “en fazla, muhtemelen daha az” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The battery can last ____ 12 hours on one charge.
Cevabı göster
up to
Long fine fibers can wrap around one another better Öbek fiiller
2:32Uzun, ince lifler birbirlerine,
wrap around one another: birbirinin etrafına dolanmak
Wrap around one another, iki ya da daha fazla ayrı şeyin bükülerek birbirinin etrafına dolanması demektir. Bu cümlede lifler bu hareketi karşılıklı olarak yapar; one another, her lifin diğer liflerle aynı karşılıklı ilişki içinde olduğunu gösterir. Around, bir şeyin etrafına dolanmayı anlatan yapının parçasıdır. Bu sözcük çıkarılırsa wrap farklı bir geçişli yapıya dönüşür ve etrafına dolanmak yerine bir kişiyi ya da nesneyi kaplamak veya sarmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Birden fazla sarmaşığın büyürken birbirinin etrafına dolandığını doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.
- The vines wrap one another around as they grow.
- The vines wrap around one another as they grow.
- The vines wrap to one another as they grow.
Cevabı göster
The vines wrap around one another as they grow.
which means those long fine fibers make stronger threads Anlatım akışı
2:37bu da bu uzun ve ince liflerin daha güçlü iplikler oluşturduğu
that hang together better as fabric. Öbek fiiller
2:41ve kumaş olarak daha iyi bir arada durduğu anlamına gelir.
which means: bir olgudan sonuca geçmek
Which means, önceki olguya dönüp onun anlamını, sonucunu veya pratik etkisini açıklar. Buradaki which, tek bir isme değil, uzun ve ince liflerin birbirlerinin etrafına daha iyi dolanabildiği düşüncesinin tamamına gönderme yapar. Ardından gelen yan cümle bu olgunun sonucunu verir: Lifler, kumaşa dönüştüklerinde daha iyi bir arada duran daha sağlam iplikler oluşturur. Bu kalıp bilgiyi bir olgu ya da gözlemden onun anlamına veya sonucuna taşır; dolayısıyla ikinci bölüm ayrı ve paralel bir olgu değil, ilk bölümün açıklamasıdır.
Alıştırma
İlk olguyu bir sonuca bağlamak için which means kullanan cümleyi seçin.
- The battery is empty, which means the camera will not turn on.
- The battery is empty, while the camera is on the shelf.
- The battery is empty; meanwhile, the lens cap is in the bag.
Cevabı göster
The battery is empty, which means the camera will not turn on.
hang together better as fabric: kumaş hâlindeyken daha iyi bir arada durmak
Bu cümlede hang together, parçaların bağlı kalıp tek bir bütün oluşturması demektir. Uzun ve ince liflerden yapılan iplikler kumaşı oluştururken birbirine daha güçlü biçimde tutunur; bir şeyden kelimenin gerçek anlamıyla sarkmaları kastedilmez. Aynı deyimsel fiil, malzemelerin yanı sıra fikirleri de anlatabilir. Bir hikâye, açıklama veya plan hangs together diye tanımlanıyorsa parçaları birbiriyle uyumludur ve bütünü anlamlıdır. Better, bu bütünün sağlamlığını veya tutarlılığını karşılaştırır.
Alıştırma
Şu yeni cümleyi okuyun: After weaving, the fibers hang together as one strong sheet. Burada hang together ne anlama geliyor?
- Islak oldukları için yumuşarlar.
- Bir kancaya asılı dururlar.
- Bağlı kalıp bir bütün oluştururlar.
Cevabı göster
Bağlı kalıp bir bütün oluştururlar.
Cotton with these qualities has diverse uses, Dilbilgisi
2:44Bu niteliklere sahip pamuğun çok çeşitli kullanım alanları vardır,
has diverse uses, from ... to ...: geniş bir aralığı göstermek
Has diverse uses, bir şeyin birçok farklı biçimde kullanılabileceği anlamına gelir. From X to Y, kullanım alanının ne kadar geniş olduğunu göstermek için birbirinden çok farklı iki örnek—soft textiles ve the US dollar bill—verir. Burada from ... to ..., bilgiyi bir yolculuk olarak değil, bir aralık olarak düzenler. İki örnek, aralığın uçları gibi davranır ve bütün kullanımları tek tek sıralamaz. From ve to sonrasındaki yapıları from repairing watches to building furniture örneğindeki gibi paralel tutun.
Alıştırma
Aralığı from ... to ... ile tamamlayın: The museum has diverse exhibits, ____ ancient coins ____ modern robots.
Cevabı göster
from · to
the US dollar bill, which is 75% cotton: bill sözcüğünün anlamı ve banknotun malzemesi
the US dollar bill ifadesinde bill, ödenecek bir fatura değil, ABD'ye ait bir kâğıt para anlamına gelir. which is 75% cotton, banknotun hangi malzemeden yapıldığına dair ek bilgi verir. ABD banknotlarının kâğıdı %75 pamuk ve %25 keten karışımından oluşur. Bu bilgi, pamuk lifinin yalnızca tekstilde değil, dayanıklı banknotlarda da kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
the US dollar bill ifadesinde bill ne anlama gelir?
- Bir yasa tasarısı
- Bir ABD banknotu
- Ödenmesi gereken bir tutar
Cevabı göster
Bir ABD banknotu
The next crucial stage of the cotton fiber's growth begins Anlatım akışı
2:53Pamuk lifinin büyümesindeki bir sonraki kritik aşama,
by depositing large quantities of cellulose into the secondary layer. Kalıp ifadeler
2:59Bu işlem, ikincil katmana büyük miktarda selüloz depolanmasıyla olur.
The next crucial stage ... begins as ...: süreçte yeni aşamayı gösteren ifade
The next crucial stage ... begins, bir süreç açıklamasında yeni aşamayı gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye açıklamanın önceki adımdan ayrılıp yeni ve önemli bir aşamaya geçtiğini bildirir. Burada as, aşamanın başlamasıyla aynı anda gerçekleşen değişimi tanıtır: lif, ikincil hücre duvarını kalınlaştırır. Bu kullanımdaki as, when veya while anlamına yakındır; esas olarak because anlamını taşımaz.
Alıştırma
The next crucial stage ... begins as ... ifadesinde as ne işe yarar?
- Aşamanın başlamasıyla aynı anda gerçekleşen bir süreci tanıtır.
- Yeni aşamayı beklenmeyen bir sonuçla karşılaştırır.
- Aşamanın neden önemli olduğuna ilişkin ana nedeni verir.
Cevabı göster
Aşamanın başlamasıyla aynı anda gerçekleşen bir süreci tanıtır.
by depositing large quantities of ... into ...: madde birikimi mekanizmasını anlatma
By depositing ... duvarın nasıl kalınlaştığını açıklar. by edatından sonra yöntem veya mekanizmayı belirtmek için -ing biçimindeki depositing gelir. Burada deposit A into B, fiziksel bir süreçte A maddesini B'nin içine bırakmak veya orada biriktirmek anlamına gelir. Large quantities of, sayılamayan bir madde adı olan cellulose ile kullanılabilir ve çok büyük bir miktarı ifade eder. Buradaki deposit, bankaya para yatırmak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir maddenin birikme sürecini doğal biçimde anlatır?
- The coating thickens by depositing large quantities of minerals into the outer layer.
- The coating thickens by depositing large quantities minerals in the outer layer.
- The coating thickens by deposit large quantities of minerals into the outer layer.
Cevabı göster
The coating thickens by depositing large quantities of minerals into the outer layer.
Cellulose goes on to make up over 90% of the fiber's weight. Kalıp ifadeler
3:04Selüloz daha sonra lifin ağırlığının %90'ından fazlasını oluşturur.
goes on to make up over 90%: daha sonraki bir sonuca ulaşmak
Go on to do, bir aşamadan sonra farklı bir eylemin veya yeni bir sonucun geldiğini belirtir. Burada selüloz daha sonra yeni bir sonuca ulaşır: lifin ağırlığının %90'ından fazlasını oluşturur. Make up X% of Y, Y'nin yüzde X'ini oluşturmak anlamına gelir. Bu cümlede goes on fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Yeni bir eyleme geçişi göstermek için cümleyi go on fiilinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: After presenting the evidence, the speaker ____ explain the conclusion.
Cevabı göster
went on to
The more ..., the denser ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişim
the + karşılaştırma biçimi ..., the + karşılaştırma biçimi ... kalıbı, birlikte değişen iki miktarı veya özelliği birbirine bağlar. Burada biriken selüloz miktarındaki artışa ikincil katmanın daha yoğun hâle gelmesi eşlik eder. Bu kalıptaki iki the, sıradan tanımlıklar değil, yapısal işaretlerdir. More, cellulose sözcüğünü niteler; denser ise dense sözcüğünün karşılaştırma biçimidir.
Alıştırma
Bağlantılı değişim kalıbını tamamlamak için heavy ve hard sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: The ____ the backpack is, the ____ it is to carry.
Cevabı göster
heavier · harder
This stage is essential for developing long-lasting material Kalıp ifadeler
3:16Bu aşama, örneğin bir tişört gibi
for the likes of, say, a T-shirt. Ton ve niyet
3:20uzun ömürlü malzemeler geliştirmek için çok önemlidir.
is essential for developing ...: essential for + -ing
Be essential for, bir şeyin bir sonuç veya etkinlik için gerekli olması anlamına gelir. Bu cümlede söz konusu aşama, dayanıklı malzeme geliştirmenin gerekli bir parçasıdır. For bir ilgeçtir; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: essential for developing. Long-lasting sıfatı, malzemenin uzun süre kullanılabilir kalması anlamına gelir.
Alıştırma
Protect sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Strong passwords are essential for ____ your account.
Cevabı göster
protecting
for the likes of, say, a T-shirt: gündelik bir şekilde örnek verme
The likes of, daha geniş bir gruptan temsilî bir kişi ya da şeyi örnek olarak sunar; burada a T-shirt, bu malzemeyi kullanabilecek ürün türlerini temsil eder. Bu kalıpta for the likes of ... yaklaşık olarak “… gibi şeyler için” anlamına gelir. Say, parantez içi bir örnek verme ifadesidir ve “örneğin” ya da “bir örnek seçersek” anlamına gelir. Birinin konuştuğu anlamına gelmez. Bu iki ifade birlikte teknik açıklamaya daha konuşma diline yakın bir hava verir.
Alıştırma
“This room is ideal for the likes of, say, a book club,” cümlesinde for the likes of, say, a book club ne anlama gelir?
- Kitap kulübünü, odanın hizmet verebileceği olası grup türlerinden biri olarak sunar.
- Odanın ideal olduğunu çünkü bir kitap kulübünün böyle söylediğini belirtir.
- Odayı yalnızca kitap kulüpleriyle sınırlar ve diğer tüm grupları dışlar.
Cevabı göster
Kitap kulübünü, odanın hizmet verebileceği olası grup türlerinden biri olarak sunar.
The garment's capacity to withstand years of washing and wear Kalıp ifadeler
3:22Giysinin yıllarca süren yıkamaya ve aşınmaya dayanma kapasitesi,
is largely determined by the density of that secondary cell wall. Kalıp ifadeler
3:26büyük ölçüde o ikincil hücre duvarının yoğunluğu tarafından belirlenir.
the garment's capacity to withstand years of washing and wear: giysinin uzun süreli yıkama ve yıpranmaya dayanma kapasitesi
The garment's capacity to withstand ... ifadesi, “giysinin belirtilen zorluklara çabucak bozulmadan direnebilme yeteneği” anlamına gelir. Yapı iyeliktir: kapasite giysiye aittir. Farklı durumlarda kullanılabilen X's capacity to withstand Y kalıbı, X’in Y’ye ne kadar iyi dayanabildiğini anlatır. Years of washing and wear, iki uzun vadeli etkiyi ifade eder: tekrarlanan yıkama ve normal kullanımın yol açtığı hasar. Buradaki wear, “zamanla oluşan yıpranma” anlamında bir isimdir; “üzerinde giysi bulunmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Engineers measured the flood barrier's ____ months of heavy rain.
Cevabı göster
capacity to withstand
is largely determined by the density: ana belirleyici etkeni belirtmek
Bu cümlede is largely determined by the density, yoğunluğun giysinin dayanıklılığını şekillendiren ana etken olduğu anlamına gelir. Edilgen result + be largely determined by + factor kalıbı önce sonucu verir ve ana nedeni by sonrasında belirtir. Largely, “boyut olarak büyük” değil, “büyük ölçüde” demektir. Başka etkenlere de pay bıraktığı için ifade güçlüdür ama mutlak değildir.
Alıştırma
Yağışın ana belirleyici etken olduğunu göstermek için cümleyi öğrendiğiniz edilgen ifadeyle tamamlayın: The size of the harvest ____ the amount of rainfall.
Cevabı göster
is largely determined by
its softness is strongly influenced by the length of the fiber, Kalıp ifadeler
3:31yumuşaklığı büyük ölçüde lifin uzunluğundan etkilenir,
established with the remodeling of the primary wall layer.
3:35bu da birincil duvar katmanının yeniden şekillendirilmesiyle belirlenir.
On the other hand: karşılaştırmanın diğer yönüne geçmek
On the other hand, dinleyiciye sıradaki noktayı daha önce ele alınan farklı bir yönle karşılaştırmasını söyleyen bir söylem bağlacıdır. Burada dayanıklılığı etkileyen unsurlardan yumuşaklığı etkileyen unsurlara geçiş yapar. Genellikle yan tümcenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. İfade tek bir bütün olarak işlev görür; hand sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmaz.
Alıştırma
Karşıt bir yönü açıkça tanıtan bağlacı seçin: The bus is inexpensive. ____ it takes twice as long as the train.
- On the other hand,
- As a result,
- For example,
Cevabı göster
On the other hand,
is strongly influenced by: güçlü ama tek olmayan bir etki
“X is strongly influenced by Y” edilgen yapısında X etkilenendir, Y ise etkinin kaynağını belirtir. Burada lifin uzunluğu, yumuşaklık üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Strongly, etkinin derecesini artırır. İfade Y'nin çok önemli olduğunu söyler, ancak tek başına Y'nin tek etken olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi “büyük ölçüde etkilenmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Local weather is ____ nearby mountains.
Cevabı göster
strongly influenced by
Finally, after about 50 days: geçen süreyle bir süreci sonlandırma
Finally, dinleyiciye bunun bir sıralamadaki son aşama olduğunu bildirir. Karşıtlık veya aynı anda gerçekleşen bir eylem sunmak yerine süreci tamamlar. After about 50 days, sürecin başlangıcından bu son aşamaya kadar geçen yaklaşık süreyi verir. Burada finally, “son adımda” anlamında bilgiyi düzenleyen bir sözcüktür; duygusal bir “nihayet” değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sürecin son aşamasını en iyi şekilde sunar ve geçen yaklaşık süreyi belirtir?
- Meanwhile, after about three weeks, the seedlings are ready to move outdoors.
- However, after about three weeks, the seedlings are ready to move outdoors.
- Finally, after about three weeks, the seedlings are ready to move outdoors.
Cevabı göster
Finally, after about three weeks, the seedlings are ready to move outdoors.
dies off: canlı maddenin aşamalı kaybı
Die off öbek fiili; canlıların, dokuların veya etkin parçaların yavaş yavaş ya da birbiri ardına ölmesini anlatır. Bu cümlede canlı madde zaman içinde canlılığını kaybedip yok olur; tek ve ani bir ölüm vurgulanmaz. off parçacığı, bir şeyin azalması veya sona ermesi anlamını ekler. Bir grup, canlı madde kütlesi veya çok sayıda parça bir süreç içinde yavaşça ortadan kalktığında die off kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede die off, bütün bir türün yok olduğunu söylemeden çok sayıda canlı parçanın yavaş yavaş ölmesini anlatır?
- Some ancient plant species died out completely.
- The plant died suddenly after the freeze.
- Many leaves die off during a long drought.
Cevabı göster
Many leaves die off during a long drought.
leaving behind only ...: geriye kalan tek sonucu belirtme
leaving behind only the cellulose şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki sürecin sonucunu sunar: canlı madde ölürken geriye kalan tek madde selülozdur. Burada leave behind, bir şeyi arka tarafa yerleştirmek değil, “geri kalan her şey gittikten sonra bir şeyin kalmasını sağlamak” anlamındadır. Only, geriye kalanı selülozla sınırlar. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı ana olay, leaving behind only + isim öbeği biçimindedir ve bir değişimden sonra kalan tek sonucu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “başka hiçbir şey kalmadan” anlamına gelen üç sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: The campfire burned out, ____ a circle of ash.
Cevabı göster
leaving behind only
cotton seed pod or boll: açıklayıcı or teknik bir terim tanıtır
Bu isim öbeğinde cotton seed pod ve boll aynı bitki yapısını adlandırır. Or, daha özel bir terim olan boll sözcüğünü tanıtır; iki şey arasında seçim sunmaz. Bilgilendirici metinler, cümleyi kesmeden bir terimi açıklamak için sık sık “tanıdık açıklama + or + teknik ad” yapısını kullanır.
Alıştırma
Hangi cümlede or aynı şeyin başka bir adını eklemek için kullanılmıştır?
- You can add milk or lemon to the tea.
- Either Lena or Omar will lead the group.
- The animal's hard outer covering, or carapace, protects its body.
Cevabı göster
The animal's hard outer covering, or carapace, protects its body.
unveiling a burst of several thousand fiber cells in a fluffy mass. Anlatım akışı
3:55birkaç bin lif hücresinin kabarık bir kütle halinde patlamasını gözler önüne serer.
cracks open: çatlayıp açılır
Burada cracks bir fiildir: kurumuş kapsül çatlar ve open bu eylemin sonucunu gösterir. Bu nedenle cracks open, kapsülün içindekileri gösterecek kadar çatlayıp açılması demektir. Bu yapı, buradaki the shell cracks open örneğinde olduğu gibi nesnesiz kullanılabilir. Eylemi bir kişi yaptığında ise nesne iki sözcüğün arasına gelir: she cracks the shell open.
Alıştırma
Cümleyi crack open ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the oven, the chestnut shell ____, revealing the nut inside.
Cevabı göster
cracked open
unveiling a burst of ... ile canlı bir sonuç gösterme
unveiling ile başlayan ifade virgülden sonra gelir ve cracks open eyleminin görsel sonucunu ekler: çevreleyen katman açılınca lif hücreleri görünür olur. Dil bilgisi bakımından bu, ek bilgi veren bir -ing yan cümlesidir. Burada unveiling, gizli olan bir şeyi ortaya çıkarmak anlamına gelir; ayrı bir eylemi anlatmaz. A burst of, ortaya çıkışı ani ve bol gösterirken in a fluffy mass hücrelerin birlikte nasıl göründüğünü anlatır. Bu yapı, bilimsel bir neden-sonuç açıklamasını tek ve net bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
Vurgulanan -ing ifadesinin işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Yarılmanın sonucunda neyin görünür olduğunu gösterir.
- Lif hücrelerinin bir törende resmen tanıtıldığını söyler.
- Lif hücrelerini dış katmanı yaran şey olarak tanımlar.
Cevabı göster
Yarılmanın sonucunda neyin görünür olduğunu gösterir.
are the remains of those dense dried-out walls of cellulose. Kalıp ifadeler
4:05ve bu yoğun, kurumuş selüloz duvarların kalıntılarıdır.
thread-like fibers: isim + -like
Thread-like, “ipliğe benzer” anlamına gelir: lifler uzun ve ince görünür. Dil bilgisi bakımından thread-like, fibers sözcüğünden önce gelen ve thread ismiyle -like ekinin birleşmesinden oluşan bir bileşik sıfattır. Buradaki like benzerlik gösterir; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. İsim + -like yapısıyla needle-like veya tube-like gibi açık betimleyici sıfatlar oluşturulabilir. Kısa çizgi, okurun iki parçayı bir ismin önündeki tek bir niteleyici olarak anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için thread ve -like ögelerini tek bir sıfatta birleştirin: Under the lens, we saw ____ fibers.
Cevabı göster
thread-like
thinner than a human hair: tanıdık bir ölçütle karşılaştırma
Thinner than a human hair, karşılaştırma derecesindeki sıfat + than + karşılaştırma ölçütü kalıbını izler. Thinner, thin sıfatının karşılaştırma biçimidir; dolayısıyla bu ifade liflerin insan saçından daha ince olduğunu söyler. İnsan saçı tanıdık bir nesnedir. Bu nedenle karşılaştırma, son derece küçük bir ölçüyü gözde canlandırması kolay bir görüntüye dönüştürür. Bu cümlede virgüller arasındaki ifade, liflerin inceliğini ayrıca açıklar.
Alıştırma
Thin sıfatının karşılaştırma biçimini ve than sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The glass fiber is ____ a human hair.
Cevabı göster
thinner than
are the remains of: geriye kalanı belirtme
Özne + are the remains of + isim kalıbı, öznenin daha önce var olan bir nesne ya da yapıdan geriye kalan parçalar olduğunu belirtir. Burada of those dense dried-out walls of cellulose, görünür malzemenin geldiği asıl yapıyı adlandırır. Remains burada çoğul bir isimdir; çünkü önünde the vardır ve bağ fiili are'dan sonra gelir. Remain fiilindeki “aynı durumda kalmaya devam eder” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede remains, bir şeyden geriye kalan parçalar anlamında çoğul isim olarak kullanılmıştır?
- One stone remains near the gate.
- The stone wall remains strong after the storm.
- These stones are the remains of an ancient wall.
Cevabı göster
These stones are the remains of an ancient wall.
Tens of thousands of these fibers spun into yarn Dilbilgisi
4:09İplik haline getirilmiş on binlerce bu lif,
to coffee filters, diapers, and fishing nets.
4:15kahve filtrelerine, bebek bezlerine ve balık ağlarına kadar her şeyi yapmak için kullanılacaktır.
Tens of thousands of: on binler düzeyinde yaklaşık bir miktar
Tens of thousands of, bir sayının on binler düzeyinde olduğunu belirtir. Kesin bir toplam değil, genel büyüklük hakkında bilgi verir. Bu cümlede işleme giren liflerin çok fazla olduğunu vurgular. Kalıp tens of thousands of + çoğul sayılabilen isim veya isim öbeği şeklindedir. Tens of thousands of fibers ve tens of thousands of these fibers buna örnektir.
Alıştırma
“Sayısı on binler düzeyinde” anlamına gelen ve bu notta öğretilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ trees were planted across the region.
Cevabı göster
Tens of thousands of
spun into yarn: kısaltılmış edilgen niteleyici
Spun into yarn, bu liflere ne olduğunu anlatır: lifler eğrilir ve ipliğe dönüşür. Dil bilgisi bakımından, these fibers isim öbeğini niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Uzun biçimi these fibers that are spun into yarn şeklindedir. Spun bu cümlenin ana fiili değildir. Ana fiil öbeği will go on to make ifadesidir; edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılması süreç anlatımını daha özlü hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir isim, geçmiş ortaç öbeğiyle doğru biçimde nitelenmiştir?
- The bottles collected from the beach will be recycled.
- The bottles collecting from the beach will be recycled.
- The bottles were collected from the beach will be recycled.
Cevabı göster
The bottles collected from the beach will be recycled.
go on to make ... everything from ... to ...: yeni bir aşamaya geçmek ve geniş bir yelpaze göstermek
Go on to make, önceki bir aşamadan sonra malzemenin başka şeyler üretmek için sonraki aşamada kullanıldığını anlatır. go on to + fiilin yalın hâli yapısı, aynı eylemin devam etmesinden çok yeni bir eyleme veya sonuca geçildiğini gösterir. Everything from A to B, temsilî örneklerle geniş bir yelpazeyi anlatır. Kumaş, kahve filtreleri, bebek bezleri ve balık ağları çeşitliliği gösterir; bunlar eksiksiz bir liste değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir aşamanın ardından çok çeşitli ürünler üreten yeni bir kullanıma geçildiğini anlatır?
- After sorting the plastic, the factory makes only park benches.
- After sorting the plastic, the factory goes on to make everything from park benches to backpacks and flowerpots.
- After sorting the plastic, the factory goes on sorting it for another hour.
Cevabı göster
After sorting the plastic, the factory goes on to make everything from park benches to backpacks and flowerpots.
cotton might soon be softer, stronger, and more resilient than ever, Dilbilgisi
4:21araştırmacıların besin maddeleri, hava koşulları ve genetiğe dayanarak
with the help of modern science: destek sağlayan kaynakları belirtmek
With the help of modern science, bilimsel bilgi, araştırma veya teknolojinin destek sağlayarak olası değişimi kolaylaştırdığını ya da daha muhtemel hâle getirdiğini anlatır. Buradaki help soyut bir yardımdır; yardım eden tek bir kişiyi belirtmez. Baştaki with öbeği, ana sonuçtan önce onu destekleyen kaynağı tanıtır. Cümle başındaki And bu olasılığı önceki düşünceye bağlar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade with the help of ile tamamlayın: ____ a translation app, Mia understood the sign.
Cevabı göster
With the help of
might soon be ... than ever: gelişmeye ilişkin temkinli bir tahmin
Might soon be yakın gelecek hakkında temkinli bir tahmin yapar: değişim mümkündür, ancak kesin değildir. Buradaki might olasılık bildirir; yalnızca may'in geçmiş zaman biçimi değildir. Softer, stronger ve more resilient, be fiilinden sonra paralel olarak kullanılan karşılaştırma biçimleridir. Than ever, “önceki tüm zamanlardan daha” anlamına gelir ve üç özelliğin tamamı için geçerlidir.
Alıştırma
Hangi cümle yakın geleceğe ilişkin temkinli bir tahmini önceki tüm zamanlarla yapılan bir karşılaştırmayla doğal biçimde birleştirir?
- The new battery might soon be safer and more efficient than ever.
- The new battery will definitely be safer and more efficient than last year's model.
- The new battery is already safer and more efficient than the old model.
Cevabı göster
The new battery might soon be safer and more efficient than ever.
as researchers investigate how to optimize its growth Dilbilgisi
4:26pamuğun büyümesini nasıl optimize edeceklerini araştırmasıyla,
based on nutrients, weather conditions, and genetics. Kalıp ifadeler
4:29pamuk yakında her zamankinden daha yumuşak, daha güçlü ve daha esnek olabilir.
as researchers investigate how to optimize ...: gelişen bir arka plan ve iç içe soru yapısı
Buradaki as, önceki tahminle birlikte gelişen bir süreci arka plan olarak sunar: olası iyileşmeler gelişirken araştırma da devam eder. Anlamı while veya as the research progresses ifadelerine yakındır; yalnızca bir neden belirtmez. How to optimize its growth, soru sözcüğü + to-infinitive kalıbında iç içe bir sorudur. Araştırmacıların neyi bulmaya çalıştığını, yani büyümeyi iyileştirmenin en iyi yolunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle gelişen bir arka planı as ile verir ve investigate how to + fiil yapısını doğru kullanır?
- The crop may improve because scientists have already proved what caused the problem.
- The crop may improve as scientists investigate how to reduce water use.
- The crop may improve as scientists investigate whether lower water use affects growth.
Cevabı göster
The crop may improve as scientists investigate how to reduce water use.
based on nutrients, weather conditions, and genetics: dayanağı belirtmek
Based on, bir eylemin, yargının veya planın dayandığı bilgileri ya da etkenleri belirtir. Burada besin maddeleri, hava koşulları ve genetik, araştırmacıların büyümeyi nasıl iyileştireceklerine karar verirken dikkate aldığı etkenlerdir. Yaygın yapılar A is based on B ve base A on B şeklindedir. Bu cümlede based on, optimize its growth ifadesinden sonra gelerek optimizasyona neyin yön verdiğini gösterir; on ifadenin zorunlu bir parçasıdır.
Alıştırma
“Raporu dayanak olarak kullanmak” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The safety plan was ____ the latest inspection report.
Cevabı göster
based on
likely began its life in America, China, or India. Kalıp ifadeler
4:36büyük ihtimalle hayatına Amerika'da, Çin'de veya Hindistan'da başladı.
likely began its life: bir köken hakkında dikkatli tahminde bulunmak
Likely burada “muhtemelen” anlamına gelen bir zarftır. began fiilini niteler; bu nedenle cümle pamuğun kökenini doğrulanmış bir gerçek olarak değil, olası bir durum olarak sunar. Buradaki likely, “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Begin its life, bir kökeni veya ilk aşamayı anlatmanın hafif mecazlı bir yoludur. Pamuk için began its life in America, pamuğun ilk olarak Amerika’da yetiştiği anlamına gelir. Aynı yapı bir ürünün, fikrin veya projenin nerede başladığını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle likely began its life kullanarak bir nesnenin kökeni hakkında doğal ve dikkatli bir tahminde bulunur?
- This glass bottle likely began its life as sand.
- This glass bottle certainly began its life as sand.
- This glass bottle likes beginning its life as sand.
Cevabı göster
This glass bottle likely began its life as sand.
How did it get from there to your back?: fikirleri bağlayan bir yol sorusu
Burada soru, açıklamadaki iki noktayı birbirine bağlar. There, hemen önce sözü edilen pamuk üreticisi ülkeye gönderme yaparken your back, bitmiş tişörtün giyildiği yeri anlatır. How did ... get from A to B? kalıbı, bilinen bir başlangıç noktasıyla varış noktası arasındaki süreci sorar. Bir geçiş olarak, kökenle ilgili önceki bilgiyi yeni bir yolculuk sorusuna dönüştürür. Böylece merak uyandırır ve izleyiciyi tişörtün üretilmesi ve taşınması gibi ara aşamalara hazırlar. Burada back bir vücut bölümüdür; “yeniden” veya “geri” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sunucu, bir kazağın yününün Yeni Zelanda’dan geldiğini az önce söyledi. Sonraki bölüm, bu yünün birinin giydiği kazağa nasıl dönüştüğünü açıklayacak. Bu geçişi en iyi hangi soru sağlar?
- What color is the sweater?
- Why is New Zealand so far away?
- How did it get from there to your back?
Cevabı göster
How did it get from there to your back?