ABD ve Çin Neden Tayvan'la Bu Kadar İlgileniyor?: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video özeti: TSMC'nin yükselişini, ileri çip üretiminin zorluğunu ve Tayvan'a bağımlılığın ABD-Çin rekabetindeki etkisini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “The smaller the transistor, the more that can be crammed together.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki değişimi eşleşen karşılaştırmayla bağlayın; the burada sıradan tanımlık değildir. 2. “paid off big time.” — Phrasal verbler: pay off başarıyı, big time samimi vurguyu anlatır; borç ödeme anlamı yoktur. 3. “caught in the middle of a tug of war” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: güçlü rakipler arasında sıkışan üçüncü taraf mecazını siyasi, iş veya kişisel çatışmalarda kullanın.
Bu derste
Did you know that the world is ruled by one company?
0:00Dünyanın tek bir şirket tarafından yönetildiğini biliyor muydunuz?
Taiwan Semiconductor Manufacturing Company may not be a household name, Deyimler
0:03Taiwan Semiconductor Manufacturing Company'nin adı pek bilinmeyebilir,
household name: genel halkın tanıdığı bir isim
Bu cümlede a household name, sıradan insanların çoğunun tanıdığı bir kişi, şirket veya marka demektir. Bu bir deyimdir; household sözcüğü ismin tek bir aileye ait olduğu anlamına gelmez. be/become a household name kalıbı, kamuoyundaki tanınırlığın çok yüksek olduğunu anlatır. Buradaki may not be a household name, şirketin önemli olabileceğini ancak adının genel halk tarafından bilinmeyebileceğini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘genel halkın tanıdığı bir kişi veya marka’ anlamına gelen iki sözcüklük deyimle tamamlayın: After winning the championship, the young athlete became a ____.
Cevabı göster
household name
and even NASA's Perseverance rover that landed on Mars.
0:17ve hatta NASA'nın Mars'a inen Perseverance uzay aracında bile.
The reason automakers haven't been making enough cars Dilbilgisi
0:21Otomobil üreticilerinin yeterince araç üretememesinin nedeni
The reason ... is because ...: konuşma dilinde neden bildiren kalıp
The reason ... is because ... kalıbı, açıklanması gereken durumu The reason ifadesinden sonra, nedeni ise is because ifadesinden sonra verir. Örnekte automakers haven't been making enough cars açıklanacak durum, a shortage of sophisticated chips ise nedendir. because sözcüğünden sonra because parts arrived late örneğindeki gibi bir yan cümle kullanılır. İsim öbeğinden önce because of a shortage örneğindeki gibi because of kullanılır; asıl örnekte de bu biçim vardır.
Alıştırma
Konuşma dilindeki neden kalıbını tamamlayın: ____ the library closes early ____ it has too few evening staff.
Cevabı göster
The reason · is because
Semiconductor chips are the new oil in terms of our dependence on them. Notlar
0:29Bağımlılığımız göz önüne alındığında, yarı iletken çipler yeni petroldür.
Stratejik bağımlılık metaforu olarak the new oil
Bu cümlede the new oil bir metafordur: modern ekonomiler yarı iletken çiplere büyük ölçüde bağımlı olduğu ve onları stratejik açıdan önemli gördüğü için çipler petrole benzetilir. Bu, çiplerin kelimenin gerçek anlamıyla petrol olduğu veya petrolle aynı fiziksel özellikleri taşıdığı anlamına gelmez. X is the new Y kalıbı, X'i daha önce Y ile güçlü biçimde ilişkilendirilen bir rolü üstlenmiş olarak sunar. İş ve politika yorumlarında kısa ve etkili bir benzetme oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle X is the new Y kalıbını gerçek bir betimleme olarak değil, stratejik öneme ilişkin bir metafor olarak kullanıyor?
- Data is the new oil of the digital economy.
- The refinery produces a new oil for engines.
- Oil is stored in large tanks.
Cevabı göster
Data is the new oil of the digital economy.
Karşılaştırma ölçütünü belirtmek için in terms of
In terms of, bir ifadenin dayandığı belirli yönü veya ölçütü belirtir. Burada petrolle yapılan karşılaştırma tek bir boyutla sınırlandırılır: yarı iletken çiplere ne kadar bağımlı olduğumuz. Bir değerlendirme, karşılaştırma veya açıklamanın temelini göstermek için in terms of + isim öbeği ya da -ing biçimini kullanın. Bu yapı, bir iddianın amaçlanandan daha geniş görünmesini önler.
Alıştırma
Hangi cümle enerji kullanımını iki tasarımı karşılaştırma boyutu olarak açıkça kullanıyor?
- We chose the second design because of its energy use.
- The two designs are very different in terms of energy use.
- We talked about the two designs and their energy use.
Cevabı göster
The two designs are very different in terms of energy use.
And one company pretty much has a monopoly. Kalıp ifadeler
0:33Ve tek bir şirket neredeyse tekel konumunda.
Pretty much: güçlü bir iddiayı yumuşatmak
Pretty much burada “neredeyse” veya “temelde” anlamına gelir. İddiayı, konuşanın amacı açısından doğruya yeterince yakın gösterirken küçük istisnalara yer bırakır. Has a monopoly düşüncesinin tamamını niteler. Pretty burada “güzel” anlamına gelmez; pretty much konuşma dilinde kullanılan kalıplaşmış bir zarf ifadesidir.
Alıştırma
"The new policy pretty much solves the problem," cümlesinde pretty much neyi ifade eder?
- Politika sorunun her bölümünü hiçbir istisna olmadan kesin olarak çözüyor.
- Politika sorunu neredeyse tamamen çözüyor, ancak küçük istisnalar kalabilir.
- Politika sorunu güzel bir şekilde çözüyor.
Cevabı göster
Politika sorunu neredeyse tamamen çözüyor, ancak küçük istisnalar kalabilir.
Has a monopoly: bir pazar veya kaynak üzerinde münhasır kontrol
Has a monopoly, bir şirketin ya da grubun bir pazar, ürün, hizmet veya kaynak üzerinde münhasır kontrole sahip olması demektir. Burada pretty much bu katı anlamı yumuşatır: kontrol uygulamada neredeyse münhasır olabilir ve bu, hukuken doğrulanmış bir tekel olmak zorunda değildir. Neyin kontrol edildiğini belirtirken has a monopoly on ifadesinden sonra bir isim kullanılır: "The company has a monopoly on the supply of this material."
Alıştırma
Bir şirketin münhasır kontrole sahip olduğunu belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: One firm ____ the supply of clean water in the region.
Cevabı göster
has a monopoly on
TSMC produces 92% of the most advanced chips in the world.
0:39TSMC, dünyadaki en gelişmiş çiplerin %92'sini üretiyor.
It's one of only two companies that mass produces chips below 10 nanometers, Dilbilgisi
0:4410 nanometrenin altındaki çipleri seri üreten iki şirketten biri olup,
one of only two companies: çok küçük bir grubun üyesi olma
one of only two companies ifadesinde one of, özneyi bir grubun içine yerleştirir; only two ise grubun tamamında yalnızca iki üye bulunduğunu belirtir. Burada yapı, şirketin bu yeteneğe sahip olmasının ne kadar nadir olduğunu vurgular. one of ifadesinden sonra çoğul sayılabilen isim kullanılır: one of only two companies doğrudur, one of only two company değildir. İsim öbeğinin tamamı tek bir üyeyi belirttiği için onunla uyumlu ana fiil It is one of... örneğindeki gibi tekil olur.
Alıştırma
Cümleyi one of only + sayı + çoğul isim yapısıyla tamamlayın: The observatory is ____ in the country that can track this comet.
Cevabı göster
one of only two facilities
the other being Samsung: kısaltılmış ek bilgi yapısı
The other being Samsung, kısaltılmış bir ek bilgi yan cümlesidir. The other, daha önce belirlenmiş iki üyeden ikincisini gösterir; being ise bu üyenin kimliğini açıklar. Yapı “and the other company is Samsung” şeklinde tam bir yan cümleye dönüştürülebilir. Bu biçim, çekimli fiil içeren yeni bir tam yan cümle kurmadan bilgi ekler. Virgül, yapıyı ek bilgi olarak ayırır; being bir ortaçtır, bu nedenle ifade tek başına cümle olmak yerine ana cümleye bağlıdır.
Alıştırma
Kısa cümleyi the other being + isim yapısıyla tamamlayın: Two agencies lead the project, one being Northstar and ____.
Cevabı göster
the other being Bluewave
Nanometer refers to the length of a transistor, Kalıp ifadeler
0:50Nanometre, elektrik akımlarını kontrol eden
refers to: bir terimi ifade ettiği şeyle ilişkilendirmek
Burada refers to, Nanometer terimini bu teknik bağlamda ifade ettiği ölçü ya da kavramla ilişkilendirir. Bir şeyden söz etme eylemini değil, terimin burada hangi anlamda kullanıldığını açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X refers to Y şeklindedir: X bir terim, etiket, işaret veya ifadedir; Y ise X’in işaret ettiği ya da temsil ettiği şeydir.
Alıştırma
“The label ‘eco mode’ refers to a setting that uses less power.” İngilizce cümlesinde refers to ne işe yarar?
- Ayarın tekrar tekrar gerçekleştiğini söyler.
- Birinin etiketten kısaca söz ettiğini söyler.
- Etiketi, ifade ettiği şeyle ilişkilendirir.
Cevabı göster
Etiketi, ifade ettiği şeyle ilişkilendirir.
tiny switches 10,000 times thinner than a human hair Dilbilgisi
0:53insan saçından 10.000 kat daha ince küçük anahtarlar olan
10,000 times thinner than: kat sayısıyla yapılan karşılaştırma
number + times + comparative adjective + than kalıbı, kat sayısıyla karşılaştırma yapar. Burada 10,000 times farkın ölçeğini verir, thinner ilk şeyin kalınlığının daha az olduğunu gösterir ve than karşılaştırma ölçütü olan a human hair ifadesini getirir. Amaçlanan anlam, anahtarların bu boyutta son derece küçük, yani yaklaşık olarak bir insan saçının on binde biri kalınlığında olduğudur. Buradaki times bir oranı ölçer; inceltme eyleminin ayrı ayrı 10.000 kez gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir tel “100 times thinner than a human hair.” şeklinde tanımlanıyor. Amaçlanan anlam nedir?
- İnsan saçıyla tamamen aynı kalınlıktadır.
- Yüz ayrı adımda daha ince hâle getirilmiştir.
- Kalınlığı, bir insan saçının kalınlığının yaklaşık yüzde biridir.
Cevabı göster
Kalınlığı, bir insan saçının kalınlığının yaklaşık yüzde biridir.
1 nanometer is equal to 1 billionth of a meter.
0:591 nanometre bir metrenin milyarda birine eşittir.
The smaller ..., the more ...: iki değişimi bağlamak
the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar. İlk unsur değiştikçe ikincisinin de onunla birlikte değiştiğini anlatır. Burada her bir transistör küçüldükçe bir araya sıkıştırılabilen transistör sayısı artar. İkinci bölüm, “bir araya sıkıştırılabilecek transistör sayısının artması” anlamındadır; neyin sayıldığı bağlamdan anlaşılır. Bu kalıpta yapıyı işaretleyen iki the, sıradan belirli tanımlık değildir. İlk bölüm değişen koşulu ortaya koyar, ikinci bölüm ise buna bağlı sonucu verir. Bu ilişki bir eğilimi, neden-sonuç bağını veya bir ödünleşimi anlatabilir; ancak ilk değişimin tek neden olduğunu mutlaka iddia etmez.
Alıştırma
İki yapı sözcüğünü ekleyerek eşleşen karşılaştırmayı tamamlayın: ____ more carefully you plan, ____ fewer problems you face.
Cevabı göster
The · the
When House Speaker Nancy Pelosi visited Taiwan in August 2022,
1:12Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Ağustos 2022'de Tayvan'ı ziyaret ettiğinde,
she made it a point to meet with TSMC Chairman Mark Liu, Kalıp ifadeler
1:16şirketin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi olarak
made it a point to: bir eyleme bilinçli olarak öncelik vermek
Make it a point to do something, bir işi önemli gördüğünüz için onu mutlaka yapmayı bilinçli olarak sağlamak demektir. Cümlede kadın Mark Liu ile tesadüfen karşılaşmadı; görüşmeyi bilinçli biçimde öncelik hâline getirdi. Bu sabit yapıda it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel nesnedir. Yeniden kullanılabilen kalıp make it a point to + fiilin yalın hâli şeklindedir; zaman, made it a point to meet örneğinde olduğu gibi make üzerinde değişir.
Alıştırma
“Bilinçli olarak mutlaka yapmayı sağladı” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: Maya ____ call every new client personally.
Cevabı göster
made it a point to
a sign of just how important the company is. Dilbilgisi
1:19TSMC Başkanı Mark Liu ile görüşmeye özel önem verdi.
just how important ... is: vurgu ve düz cümle söz dizimi
Just how important, önem derecesini güçlendirir. Buradaki just “yalnızca” değil, “dikkat çekici derecede” anlamı verir; böylece şirketin çok önemli olduğu vurgulanır. Bu, daha büyük bir ifadenin içine yerleşmiş bir yan cümledir ve bu nedenle the company is biçimindeki düz cümle söz dizimini kullanır. Aktarılabilir kalıp just how + sıfat/zarf + özne + fiil şeklindedir; doğrudan soru söz dizimi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? “The number of customers shows ___.”
- just how important is the service
- just how important the service is
- just how the service is important
Cevabı göster
just how important the service is
Beijing spent weeks telling Pelosi not to go to Taiwan,
1:22Pekin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in ayrılıkçı bir eyalet olduğuna inandığı
an island that Chinese President Xi Jinping believes is a breakaway province
1:26ve işgal etmekle tehdit ettiği bir ada olan
In light of: ilgili bir gerçeği dayanak olarak sunmak
In light of, bir karar, değerlendirme veya eylemi açıklarken “ilgili bir gerçeği ya da değişen durumu dikkate alarak” anlamına gelir. Bu cümlede Pelosi’nin ziyareti, eylemle ilgili arka plan olarak sunulur; light sözcüğünün burada parlaklıkla gerçek anlamda bir ilgisi yoktur. Kalıp in light of + isim öbeği şeklindedir; ardından ortaya çıkan tepki veya sonuç gelir. Okuyucuya, konuşanın devamındaki açıklamayı hangi bilgiye dayandırdığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bu yeni gerçeği dikkate alarak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: ____ the revised safety report, the team delayed the launch.
Cevabı göster
In light of
sanctioned Taiwan: onaylamak değil, yaptırım uygulamak
Burada sanctioned Taiwan, Pekin'in Tayvan'a resmî bir ceza veya kısıtlama uyguladığı anlamına gelir. Meyve ve balık ithalatının askıya alınması, yaptırımın somut biçimini gösterir. Politika ve haber dilinde sanction + kişi, ülke veya kuruluş yapısı çoğu zaman o hedefe karşı bir işlem yapılmasını anlatır. Bu anlamı belirlemek için bağlamda belirtilen önlemlere bakın.
Alıştırma
'The government sanctioned the company by freezing its assets,' cümlesinde sanctioned ne anlama gelir?
- Resmen onayladı
- Tavsiye istedi
- Resmî bir ceza uyguladı
Cevabı göster
Resmî bir ceza uyguladı
Semiconductors have become a key part of the tech rivalry between the US and China.
1:45Yarı iletkenler ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetinin kilit bir parçası haline geldi.
There are concerns that an invasion of Taiwan by China Kalıp ifadeler
1:50Çin'in Tayvan'ı işgal etmesinin,
could choke off the supply of these cutting-edge chips Notlar
1:53bu son teknoloji çiplerin dünyanın geri kalanına tedarikini boğabileceği
There are concerns that ... ile riski kişisiz biçimde bildirmek
There are concerns that, bir endişenin içeriğini resmî ve kişisiz bir biçimde sunar. that yan cümlesi olası sorunun tam olarak ne olduğunu açıklar. Bu yapı, bir haberin veya resmî tartışmanın kimin endişelendiğini belirtmeden risk sunmasını sağlar. Ardından gelen ifadenin doğrulanmış bir sonuç değil, bir endişe olduğunu gösterir.
Alıştırma
Resmî ve kişisiz aktarım cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the bridge may be unsafe after the storm.
Cevabı göster
There are concerns that
choke off the supply: tedariki kesmek
Choke off the supply, bir şeyin akışını veya erişilebilirliğini engellemek ya da ciddi biçimde kısıtlamak ve böylece ihtiyacı olanlara ulaşmasını durdurmak veya neredeyse durdurmak demektir. Mecazi bir kullanımdır: tedarik, sıkıştırılabilen veya önü kesilebilen bir akış gibi sunulur. Bu cümlede could, gerçekleşmiş bir olayı değil, olası bir sonucu gösterir. Buradaki endişe, çip tedarikinin kesilebilecek olmasıdır.
Alıştırma
“The sanctions could choke off the flow of funds to the group” cümlesinde choke off ne anlama gelir?
- fonların daha hızlı ulaşmasını sağlamak
- akışı ciddi biçimde engellemek veya durdurmak
- fonları fiziksel olarak keskin diye tanımlamak
Cevabı göster
akışı ciddi biçimde engellemek veya durdurmak
cutting-edge chips: son teknoloji çipler
Cutting-edge, chips sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Çiplerin mevcut en yeni ve ileri teknolojilerden bazılarına dayandığını veya bu teknolojileri temsil ettiğini anlatır; fiziksel olarak keskin bir kenarı ifade etmez. Kısa çizgi, cutting ve edge sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Aynı sıfat teknoloji, araştırma, ekipman, yöntem veya fikirler için de kullanılabilir.
Alıştırma
“The company unveiled cutting-edge medical equipment” cümlesinde cutting-edge ne anlama gelir?
- keskin bir kenarla kesebilen
- eski ama güvenilir
- en yeni ve en ileri olanlar arasında
Cevabı göster
en yeni ve en ileri olanlar arasında
how did Taiwan Semiconductor become so dominant? Anlatım akışı
2:01Taiwan Semiconductor nasıl bu kadar baskın hale geldi?
Bölüm açan bir geçiş olarak How did Taiwan Semiconductor become so dominant?
Burada how, Taiwan Semiconductor'ın baskın konumunu ortaya çıkaran süreç ve nedenler hakkında bir soru başlatır. Kısa bir bilgi istemez; tarihsel bir açıklamaya zemin hazırlar. Açıklayıcı anlatımda böyle bir soru bilgileri düzenleyebilir: Konuyu mevcut durumdan, anlatıcının soruyu yanıtlayacağı bir sonraki bölüme taşır.
Alıştırma
Açıklayıcı bir videoda anlatıcı“How did Taiwan Semiconductor become so dominant?” der ve hemen şirketin geçmişini açıklamaya başlar. Bu soru ne işe yarar?
- Nedenleri açıklayacak yeni bir bölüm açar.
- Anlatıcının şirketin baskın olduğundan şüphe ettiğini gösterir.
- Video devam etmeden önce izleyicilerden yüksek sesle yanıt vermelerini ister.
Cevabı göster
Nedenleri açıklayacak yeni bir bölüm açar.
The fundamental technology was actually invented in America
2:05Temel teknoloji aslında Amerika'da icat edildi
Silicon Valley'ye adını verdi
give + something + its name kalıbı, “bir şeyin adının kaynağı veya nedeni olmak” anlamına gelir. Bu cümlede silikon tabanlı çip teknolojisi, bölgenin Silicon Valley olarak adlandırılmasının nedeni şeklinde sunulur. Burada bir adın kelimenin tam anlamıyla aktarılması söz konusu değildir. Özne; bir adın nereden geldiğini açıklayan bir kişi, yer, malzeme, olay veya özellik olabilir.
Alıştırma
Bir rehber, bir gölün adının kökenini açıklıyor. Cümleyi give ... its name kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The red rocks nearby ____.
Cevabı göster
gave the lake its name
the US manufactured a third of the world's chips.
2:14ABD dünyadaki çiplerin üçte birini üretiyordu.
Companies like Intel used to build and design chips in-house. Notlar
2:21Intel gibi şirketler eskiden çipleri kendi bünyelerinde oluşturur ve tasarlardı.
used to + fiilin yalın hâli: artık değişmiş geçmiş bir durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan ancak artık geçerli olmayan bir durumu, alışkanlığı veya tekrarlanan uygulamayı anlatır. Burada used to build and design, çipleri şirket içinde üretip tasarlamanın eskiden Intel'in normal uygulaması olduğunu gösterir. Böylece daha sonra dış kaynak kullanımına geçilmesiyle karşıtlık kurulur.
Alıştırma
Artık devam etmeyen geçmiş bir alışkanlığı anlatan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ print every report, but now everything is digital.
Cevabı göster
used to
in-house: bir kuruluşun kendi bünyesinde yapılan iş
In-house, bir kuruluşun işi dışarıdaki bir sağlayıcıya vermek yerine kendi çalışanlarını, ekiplerini veya tesislerini kullanarak yapması demektir. Bu cümlede ifade build ve design fiillerinin ikisini de niteler: Her iki faaliyet de başka bir şirkete verilmek yerine şirket bünyesinde yapılıyordu.
Alıştırma
Cümleyi ‘kuruluşun kendi personeli tarafından’ anlamındaki kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: The museum's designers create all the exhibition graphics ____ instead of hiring an outside agency.
Cevabı göster
in-house
İşlerinin bazı bölümlerini dışarıya verdiler
Burada outsourced, şirketlerin bazı faaliyetleri tamamen şirket içinde yürütmek yerine dış şirketlere yaptırdığını anlatır. Outsource fiilinden sonraki nesne, devredilen işlevi belirtir. Yaygın bir kalıp outsource something to a provider şeklindedir. Bu nedenle outsource customer support to a specialist, yalnızca hazır bir ürün satın almak değil, müşteri desteği işinin sorumluluğunu bir uzmana vermek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi hedef fiil outsource sözcüğünün yalın hâliyle tamamlayın: To lower operating costs, the company decided to ____ customer support to a specialist.
Cevabı göster
outsource
Morris Chang noticed this trend and took advantage of it. Deyimler
2:38Morris Chang bu eğilimi fark etti ve bundan yararlandı.
Bundan yararlandı
Bu cümlede took advantage of, yararlı bir fırsatı fark edip ondan yararlanmak için harekete geçmek anlamındadır. It bir kişiyi değil, hemen önce söz edilen eğilimi belirtir. Kalıp take advantage of + fırsat, kaynak veya durum şeklindedir. Bu nesnelerle kullanıldığında anlamı genellikle tarafsız veya olumludur; nesne bir kişi ya da birinin zayıflığı olduğunda aynı ifade olumsuz bir anlam kazanabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede take advantage of, örnektekiyle aynı tarafsız veya olumlu anlamda kullanılmıştır?
- He took advantage of her trust and lied to her.
- We took advantage of the quiet morning to finish the report.
- The scammer took advantage of an elderly customer.
Cevabı göster
We took advantage of the quiet morning to finish the report.
where he eventually earned a PhD in electrical engineering from Stanford.
2:45orada sonunda Stanford'dan elektrik mühendisliği alanında doktora derecesi aldı.
He spent 25 years rising through the ranks of Texas Instruments Deyimler
2:49Tayvan hükümeti kendisine yarı iletken endüstrisini geliştirme şansı sunmadan önce
rising through the ranks: kurum içinde adım adım yükselmek
Rising through the ranks, bir kuruluşta alt düzey görevlerden daha kıdemli pozisyonlara adım adım ilerlemek demektir. Burada 25 yıllık terfi geçmişini tek bir ifadeyle özetler. rise through the ranks of + organization kalıbı kuruluşun adını belirtir. Kuruluş zaten belliyse rise through the ranks tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
Şirket içinde kademeli terfiyi anlatan cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Leo started in the mailroom and spent 15 years ___ before becoming an executive.
- entering at the top
- rising in the rankings
- rising through the ranks
Cevabı göster
rising through the ranks
before the Taiwanese government offered him a chance to develop its semiconductor industry.
2:53Texas Instruments saflarında yükselerek 25 yıl geçirdi.
priced the chips at a loss: çipleri zararına fiyatlandırmak
priced the chips at a loss ifadesinde price, satış fiyatını belirlemek anlamında kullanılan bir fiildir. At a loss, maliyetin altında olması beklenen bir fiyatı, yani her satışta para kaybettirecek bir düzeyi anlatır. Yapı price + product + at a loss şeklindedir. Bu, fiyatlandırma kararını anlatır; buradaki pazar payı kazanma nedeni, cümlenin geri kalanında verilen bir stratejidir ve ifadenin kendi anlamının parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, şirketin ürün fiyatını maliyetin altında belirlediğini, ancak bir satışın kesin olarak gerçekleştiğini söylemediğini ifade eder?
- They priced the product at a loss.
- They were at a loss about the product.
- They sold the product at a loss.
Cevabı göster
They priced the product at a loss.
daha büyük bir pazar payı elde etmek
Burada capture, fiziksel olarak 'yakalamak' değil, 'kazanmak veya elde etmek' anlamındadır. Market share, bir pazardaki toplam satışların tek bir şirkete ait yüzdesidir; dolayısıyla capture a larger market share, bu satışların daha büyük bir bölümünü kazanmak demektir. Karşılaştırma bildiren larger, amacın şirketin mevcut payına veya rakiplerine göre pazardaki konumunu geliştirmek olduğunu gösterir. İfade, hisse senedi sahipliğini değil, rekabet sonucunu anlatır.
Alıştırma
Bir dijital yayın hizmeti, pazarındaki tüm aboneliklerin daha büyük bir yüzdesini kazanmak için fiyatını düşürüyor. Hedefini en iyi hangi ifade anlatır?
- capture a larger shipment
- buy more company shares
- capture a larger market share
Cevabı göster
capture a larger market share
in the hopes that costs would eventually be reduced enough Kalıp ifadeler
3:14daha büyük bir pazar payı elde etmek için
in the hopes that + yan cümle
In the hopes that, bir kişinin önceki bir eylemle elde etmek istediği sonucu anlatan yan cümleyi başlatır. Ardından bir yan cümle gelir; burada bu cümle costs would eventually be reduced enough to generate a profit şeklindedir. İfade, bu sonucu gerçekleşmiş bir olgu olarak değil, bir beklenti veya eylemin gerekçesi olarak sunar. Yararlı kalıp şudur: eylem + in the hopes that + umulan sonucu anlatan yan cümle.
Alıştırma
Hangi cümle, müşteri ilgisinin artmasını fiyat indiriminin umulan ancak belirsiz bir sonucu olarak sunuyor?
- They lowered prices because more customers tried the product.
- They lowered prices in the hopes that more customers would try the product.
- They lowered prices after more customers tried the product.
Cevabı göster
They lowered prices in the hopes that more customers would try the product.
paid off big time: çok başarılı bir sonuç vermek
Bu cümlede paid off, “başarılı bir sonuç verdi” anlamına gelir. Strateji işe yarayıp büyük bir fayda sağlamıştır; burada bir borcun tamamen ödenmesi kastedilmez. Big time, “çok büyük ölçüde” anlamına gelen samimi bir pekiştiricidir. Paid off big time birlikte kullanıldığında stratejinin az değil, çok büyük bir başarı sağladığını anlatır.
Alıştırma
“The team's careful preparation paid off big time” cümlesindeki paid off big time ne anlama gelir?
- Takım bir borcu tamamen ödedi.
- Hazırlık çok başarılı bir sonuç verdi.
- Hazırlığın tamamlanması uzun sürdü.
Cevabı göster
Hazırlık çok başarılı bir sonuç verdi.
The world's largest companies all rely on TSMC.
3:20Dünyanın en büyük şirketlerinin hepsi TSMC'ye güveniyor.
Manufacturing semiconductor chips that are the size of a fingernail
3:31Bir tırnak büyüklüğündeki yarı iletken çipleri üretmek
Each chip is packed with as many as 50 billion transistors. Notlar
3:36Her çipte 50 milyar kadar transistör bulunuyor.
is packed with: sınırlı bir alanda çok miktarda şey içermek
Is packed with, “sınırlı bir alanda çok büyük miktarda bir şey içerir” anlamına gelir. Bu ifade, transistörleri her çipin içine yoğun biçimde yerleştirilmiş olarak gösterir; böylece yalnızca çipin bunları içerdiğini söylemek yerine miktarın yoğunluğunu vurgular. Yapı be + packed with + isim şeklindedir. Fiziksel içerikleri, kalabalık yerleri veya özellik ve bilgi bakımından zengin içerikleri anlatabilir.
Alıştırma
“Sınırlı bir alanda çok miktarda şey içerir” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The small device ____ advanced sensors.
Cevabı göster
is packed with
as many as 50 billion transistors: çarpıcı derecede büyük bir sayı
as many as + sayı + çoğul sayılabilen isim kalıbı, sayının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgular. Bu cümlede 50 milyar, tarafsız bir istatistik olarak değil, bir çipin içerebildiği etkileyici büyüklükte bir transistör sayısı olarak sunulur. Buradaki yapı, iki şeyi karşılaştıran normal as ... as eşitlik karşılaştırması değildir. Bağlama göre as many as dikkat çekici gerçek bir sayıyı veya mümkün olan en yüksek sayıyı belirtebilir; temel işlevi miktarı vurgulamaktır.
Alıştırma
“The archive contains as many as 10 million photographs” cümlesinde as many as ne işe yarar?
- 10 milyonun şaşırtıcı derecede büyük bir sayı olduğunu vurgular.
- Sayılabilen bir adet yerine sayılamayan bir miktarı anlatır.
- Arşiv ile fotoğrafların aynı büyüklükte olduğunu söyler.
Cevabı göster
10 milyonun şaşırtıcı derecede büyük bir sayı olduğunu vurgular.
Employees must wear protective gear when handling them.
3:50Çalışanlar onlarla ilgilenirken koruyucu giysiler giymek zorundadır.
risk being ruined: mahvolma riski taşımak
Risk + -ing biçimi, istenmeyen bir olayın gerçekleşme olasılığını anlatır. Burada risks sözcüğünden sonra to be ruined değil, being ruined gelir. Being ruined edilgen bir ulaçtır: parti zarara neden olan değil, zararı görebilecek taraftır. Aynı yapı, herhangi bir kişi veya nesne olası bir zararlı eyleme maruz kaldığında kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi lose fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: “Without a backup, the files risk ____ during the update.”
Cevabı göster
being lost
The chips are made by etching tiny patterns across the wafer
3:59Çipler, gofret üzerine küçük desenlerin
layer upon layer: tekrarlanan birikim
“İsim + upon + aynı isim” kalıbında ismin tekrarlanması, çok sayıda birimin büyük ve sürekli bir birikim oluşturduğunu gösterir. Burada layer upon layer, yalnızca iki katman değil, art arda yığılmış çok sayıda katman demektir. Bu kalıp vurgu katar ve tekrarlanan birikimi zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Çok sayıda biriken veya devam eden başka birimler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi row sözcüğünün upon ile kurulan tekrarlı biçimiyle tamamlayın: From the hill, we could see ____ of grapevines.
Cevabı göster
row upon row
the wafer is coated with a light-sensitive chemical.
4:05gofret ışığa duyarlı bir kimyasal ile kaplanır.
kind of like ..., except in this case ...
Kind of like, anlaşılması kolay bir karşılaştırma sunarken bunun yalnızca yaklaşık bir benzerlik olduğunu da belirtir. Konuşmacı, tekrarlanan katmanları gözde canlandırmak için üretim sürecini katlı bir pasta yapmaya benzetir; burada kind of, “bir tür” anlamına gelmez. Ardından except in this case, karşılaştırmanın tam olarak geçerli olmadığı noktayı gösterir. Bu iki parçalı yapı açıklamayı düzenler: önce tanıdık bir model sunulur, sonra gerçek durumdaki önemli fark belirtilir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı nottaki iki parçalı yapıyla tamamlayın: A map app is ____ a paper map, ____ it can update the route while you travel.
Cevabı göster
kind of like · except in this case
has the undisputed edge: tartışmasız bir avantaja sahip olmak
Bu cümlede has the edge, TSMC'nin rekabet üstünlüğüne sahip olduğu anlamına gelir. Edge burada mecazidir: TSMC fiziksel bir kenarda değil, rakiplerinden daha avantajlı bir konumdadır. Undisputed bu iddiayı güçlendirir. Avantajın yaygın biçimde kabul edildiğini ve ona itiraz etmenin zor olduğunu belirtir; bu nedenle ifade, yalnızca has an edge demekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi, neredeyse kimsenin itiraz etmediği bir rekabet üstünlüğüne sahip olmak anlamındaki bu dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After extensive testing, this battery ____ in cold-weather performance.
Cevabı göster
has the undisputed edge
caught in the middle of a tug of war: iki taraf arasındaki çekişmenin ortasında kalmak
Be caught in the middle, kişinin veya kurumun istemeden karşıt tarafların arasına yerleşmesi ve onların çatışmasından etkilenmesi demektir. A tug of war sözcük anlamıyla halat çekme yarışıdır; ancak burada Amerika Birleşik Devletleri ile Çin'in nüfuz ve kontrol için rekabetini anlatan bir mecazdır. İfadenin bütünü TSMC'yi zıt yönlere çekilen üçüncü bir taraf olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, rekabet eden iki tarafın baskısı altındaki üçüncü tarafı anlatan dersteki dokuz kelimelik mecazla tamamlayın: The local clinic was ____ between two agencies fighting over its funding.
Cevabı göster
caught in the middle of a tug of war
President Biden signed the CHIPS Act into law, Kalıp ifadeler
4:31Başkan Biden CHIPS Yasası'nı imzalayarak yasalaştırdı,
signed the CHIPS Act into law: CHIPS Yasası'nı imzalayarak yürürlüğe sokmak
Sign a bill or act into law, bir yasa tasarısını ya da yasayı imzalayarak hukuki geçerlilik kazandırmak demektir. Bu cümlede Başkan Biden'ın imzası CHIPS Yasası'na yasal geçerlilik kazandırdı. Into law bir yeri değil, hukuki statü değişikliğini anlatır. Kalıp sign + bill/act/measure + into law şeklindedir. Hükûmet haberlerinde, bir tasarıyı sunma veya meclisten geçirme aşamasından farklı olan yürütme organının imza aşamasını belirtir.
Alıştırma
İmzalayarak yasaya dönüştürmek anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the legislature approved the bill, the governor ____.
Cevabı göster
signed it into law
which bans companies that receive American subsidies Dilbilgisi
4:34bu yasa Amerikan sübvansiyonu alan şirketlerin
from manufacturing sophisticated chips for China,
4:37Çin için 28 nanometrenin altındaki gelişmiş çipleri
bans companies ... from manufacturing: ban someone from doing kalıbı
Ana kalıp ban + kişi veya kuruluş + from + -ing şeklindedir. Kişinin ya da grubun söz konusu eylemi yapmasına izin verilmediğini belirtir. Bu cümlede companies kısıtlanan grubu, manufacturing ise yasaklanan eylemi gösterir. that receive American subsidies ilgi cümleciği yalnızca hangi şirketlerin kısıtlandığını belirtir. Bu bölüm çıkarıldığında kalıp daha kolay görülür: bans companies from manufacturing sophisticated chips for China. from sonrasında manufacturing gibi bir ulaç kullanılır; bu kalıpta to manufacture gibi bir mastar kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi ban someone from doing kalıbının gerektirdiği sell biçimiyle tamamlayın: The policy bans companies that receive public grants ____ customer data.
Cevabı göster
from selling
But it will still represent only a small sliver of global chip production. Deyimler
4:57Ancak bu yine de küresel çip üretiminin sadece küçük bir kısmını temsil edecek.
a small sliver of: çok küçük bir payı vurgulamak
Bu cümlede a small sliver of, dünya genelindeki çip üretiminin çok küçük bir kısmı anlamına gelir. Sliver sözcüğü gerçek anlamıyla uzun ve ince bir parçayı belirtir; burada ise bütünün dilimlere ayrıldığı bir görüntü oluşturur ve söz konusu üretimin yalnızca ince bir dilim olduğunu anlatır. a sliver of; bir pazarın, bütçenin, nüfusun ya da sürenin son derece sınırlı bir payını vurgulamak için mecazi olarak kullanılabilir. Nötr a small part of ifadesinden daha canlı ve daha vurguludur.
Alıştırma
Cümleyi çok küçük bir bölüm anlamındaki canlı ifadeyle tamamlayın: Even after the expansion, the company controls ____ the market.
Cevabı göster
a small sliver of
Chinese chip innovation is growing by leaps and bounds. Deyimler
5:03Çin'in çip inovasyonu sıçramalarla büyüyor.
growing by leaps and bounds: hızlı ve belirgin biçimde gelişmek
By leaps and bounds, çok hızlı ve büyük, fark edilir aşamalarla ilerlemek anlamına gelen bir deyimdir. Growing by leaps and bounds, Çin'in çip inovasyonunun gerçek anlamda sıçramadığını, çarpıcı biçimde ilerlediğini anlatır. İfade genellikle grow, improve, advance veya progress gibi fiillerden sonra gelir. Yalnızca quickly demekten daha enerjik ve vurguludur.
Alıştırma
Cümleyi çok hızlı ve fark edilir biçimde anlamındaki deyimle tamamlayın: Nora's confidence has grown ____ since she joined the debate club.
Cevabı göster
by leaps and bounds
Chinese firms were still struggling to get below 40 nanometers.
5:08Çinli firmalar hala 40 nanometrenin altına inmekte zorlanıyordu.
is said to have successfully made a 7-nanometer chip. Dilbilgisi
5:15başarılı bir şekilde 7 nanometre çip ürettiği söyleniyor.
is said to have + geçmiş zaman ortacı
Edilgen aktarım yapısı is said to have + geçmiş zaman ortacı, bilgiyi başka kişilerin veya kaynakların aktardığı bir şey olarak sunar. Bu cümlede konuşanı doğrudan kaynak olarak göstermeden SMIC'in çipi başarıyla ürettiğini bildirir. Tamamlanmış mastar to have made, üretme eylemini şu anki aktarım noktasından önceye yerleştirir. Şu anda devam eden bir eylemi değil, tamamlandığı kabul edilen bir eylemi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, kaynağı dolaylı tutarken tek bir ürün lansmanının mevcut aktarımdan önce tamamlandığını bildirir?
- The company is said to launch a new product every May.
- The company is said to be launching the product now.
- The company is said to have launched the product in May.
Cevabı göster
The company is said to have launched the product in May.
China has made it a strategic priority Kalıp ifadeler
5:23Çin, yerli yarı iletken endüstrisini güçlendirmeyi
made it a strategic priority to + fiil
made it a strategic priority to kalıbı make + it + isim öbeği + to'lu mastar yapısını izler. Buradaki it, asıl içerik olan to boost its domestic semiconductor industry bölümünü hazırlayan biçimsel nesnedir; China veya industry sözcüklerine gönderme yapmaz. Bir eylemi strategic priority hâline getirmek, onu uzun vadeli bir plandaki en önemli adımlar arasında resmen sıralamak demektir. Bu ifade, yalnızca bir şeyi istemekten veya yapmayı ummaktan daha güçlü bir bağlılık ve daha net bir öncelik anlatır.
Alıştırma
Cümleyi made it a strategic priority to ifadesiyle tamamlayın. The university has ____ reduce its carbon emissions.
Cevabı göster
made it a strategic priority to
showering ... with incentives: teşviklere boğmak
shower someone with something kalıbı, bir kişiye veya gruba bir şeyi büyük miktarda vermeyi ya da yöneltmeyi anlatan bir benzetmedir. Burada şirketler çok sayıda teşvik alıyor; üzerlerine gerçekten su püskürtülmüyor. Bu imge bolluğu ve yoğunluğu vurguladığı için yalnızca give veya offer demekten daha güçlüdür. Verilen şey övgü, hediye veya avantaj gibi olumlu olabileceği gibi soru veya eleştiri gibi istenmeyen bir şey de olabilir.
Alıştırma
“Bilim insanına çok büyük övgü verdi” anlamındaki sabit kalıbın iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: After the discovery, reporters ____ the scientist ____ praise.
Cevabı göster
showered · with
including exempting them from paying corporate income tax Dilbilgisi
5:3110 yıla kadar kurumlar vergisi ödemekten muaf tutulması
exempting ... from paying corporate income tax: kurumlar vergisi ödemekten muaf tutmak
Resmî exempt someone from something kalıbı, normalde geçerli olacak bir kuralı, ödemeyi veya yükümlülüğü resmî olarak kaldırmak anlamına gelir. Burada them, gerekli koşulları karşılayan ve belirtilen süre boyunca kurumlar vergisi ödemek zorunda olmayan Çinli çip şirketlerini belirtir. from sözcüğünden sonra isim veya -ing biçimi kullanılır: exempt companies from tax; exempt companies from paying tax. Muafiyet, kapsanan durum veya dönem için yükümlülüğü kaldırır; onu yalnızca ertelemez.
Alıştırma
exempt sözcüğünü doğru biçime getirip kalıbı tamamlayın: The policy ____ volunteers ____ paying the registration fee.
Cevabı göster
exempts · from
It's producing chips that are 2 nanometers smaller than China
5:44Çin'den 2 nanometre daha küçük çipler üretiyor
China needs TSMC just as much as the United States does. Dilbilgisi
5:57Çin'in ABD kadar TSMC'ye ihtiyacı var.
just as much as: eşit derece
Just as much as iki taraf arasındaki derecenin eşit olduğunu gösterir; just ise bu eşitliği vurgular. Burada Çin'in TSMC'ye duyduğu ihtiyacın ABD'nin ihtiyacı kadar güçlü olduğu anlatılır. Buradaki just, “az önce” ya da “yalnızca” anlamına gelmez. Yapı A + fiil + nesne + just as much as + B + yardımcı fiil şeklindedir. Örnekte does, needs TSMC ifadesinin yerini aldığı için fiil öbeğinin tamamını tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki vurgulu eşitlik ifadesiyle tamamlayın: Maya values quiet time ____ her brother does.
Cevabı göster
just as much as
Taiwan Semiconductor's importance on the world stage Deyimler
6:04Taiwan Semiconductor'ın dünya sahnesindeki önemi
on the world stage: uluslararası etki
On the world stage uluslararası kamusal alanı, özellikle küresel siyaset, ekonomi ve önemli kamu meselelerini anlatan bir sahne metaforudur. Burada Taiwan Semiconductor'ın öneminin uluslararası ilişkileri ve kararları etkilediği anlatılır; gerçek bir sahneye çıkmasından söz edilmez. Bu ifade, bir kişinin veya kuruluşun küresel rolünü, dünya çapında bir izleyici kitlesinin önünde görünür ve etkili olan bir oyuncu imgesine dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi “uluslararası meselelerde” anlamına gelen kalıplaşmış metaforla tamamlayın: The new agreement gave the country a stronger voice ____.
Cevabı göster
on the world stage