Tam Bluey Mini Bölümleri - 2. Kısım 💙 | Muffin Kutu Açılımı, Burger Köpek, Mektup | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Üç komik aile sahnesinde önce bir çocuk istemediği damperli kamyonu gönülsüzce kutudan çıkarır; ardından baba, bir şarkıyı açmamak için telefonunun şarjının bittiğini söyler. Son olarak, yazım yanlışlarıyla dolu eski bir okul mektubunda büyükannenin lazanyasına getirilen ağır eleştiri ortaya çıkar ve garip bir final yaşanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. unboxing video. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu ifadenin yalnızca bir kutuyu açma eylemini değil, bir ürünün açılıp tanıtıldığı internet videosu formatını adlandırdığını anlayın. Alışveriş ve inceleme içeriklerinde bu türü tanıyabilir, çocuğun neden bir içerik üreticisinin girişini taklit ettiğini kavrayabilirsiniz. 2. Just 'cause / doesn't mean — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu iki parçanın, tek bir olgunun başka bir iddiayı kanıtlamaya yetmediğini belirterek dayanaksız bir sonucu nasıl reddettiğini öğrenin. Günlük anlaşmazlıklarda uzun açıklamalar yapmadan varsayımlara açıkça karşı çıkmak için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 3. Oh, great. — Konuşma edimi ve tutum: Babanın çocukken büyükannenin lazanyasını iğrenç bulduğunun ortaya çıkmasından sonra, görünüşte olumlu olan bu yanıtın rahatsızlık ya da alay ifade edebildiğini fark edin. Böylece kısa tepkileri yalnızca sözlük anlamına göre değil; bağlam, söyleyiş biçimi ve konuşanın tutumuyla değerlendirebilirsiniz.
Bu derste
unboxing video: bir ürünün açılıp gösterildiği video formatı
unboxing video, birinin ürün ambalajını açıp içindekileri gösterdiği ve çoğu zaman kısa bir ilk izlenim de paylaştığı çevrim içi video türüdür. Burada unboxing videonun türünü belirtir; yalnızca bir kutuyu bir kez açma eylemini anlatmaz. my unboxing video denmesi, konuşanı bu tanıdık formatın sunucusu olarak konumlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede unboxing video ne anlama geliyor?
- İzleyicilere karton kutu yapmayı öğreten video.
- Bir paketi yalnızca teslimat boyunca takip eden video.
- Birinin ürün ambalajını açıp içindekileri tanıttığını gösteren video.
Cevabı göster
Birinin ürün ambalajını açıp içindekileri tanıttığını gösteren video.
Today, we're going to ...: video içeriğini önceden tanıtan açılış kalıbı
Bir video ya da sunumun başında Today o oturumun kapsamını belirler; we're going to + fiilin yalın hâli ana eylemi veya konuyu tanıtır. Bu kalıp, ayrıntılara geçmeden önce izleyiciye sırada ne göreceğini bildirir. Buradaki asıl işlevi yalnızca gelecek zamanı anlatmak değil, açılıştaki bilgiyi düzenlemektir.
Alıştırma
Today + we're going to tanıtım kalıbıyla öğreticinin açılışını tamamlayın: ____ make a paper airplane.
Cevabı göster
Today we're going to
Muffin, this is the one they sent us, okay? Dilbilgisi
0:27Muffin, bize gönderdikleri bu, tamam mı?
the one they sent us: one + tanımlayıcı ilgi cümleciği
Bu cümlede one, konuşmadan zaten anlaşılan toy veya dump truck gibi tekil ve sayılabilen bir ismin yerini tutar. Böylece isim tekrarlanmaz; burada one, 1 sayısı anlamına gelmez. The belirli bir nesneyi gösterir, they sent us ise hangisi olduğunu belirten bir ilgi cümleciğidir. Tam biçim the one that they sent us olabilir; that, sent fiilinin nesnesi olduğu için atılabilir.
Alıştırma
Dün iki telefondan birini sipariş ettiniz. Cümleyi the one + özne + fiil yapısıyla tamamlayın: Of these two phones, this is ____.
Cevabı göster
the one you ordered
the line: çekim veya gösteride söylenen senaryo repliği
Burada the line, bir kişinin çekim veya gösteri sırasında senaryoya göre söylemesi gereken sözleri ifade eder. The tanımlığı, iki konuşmacının da hangi belirli repliğin kastedildiğini bildiğini gösterir. Say fiiliyle birlikte kullanıldığında ifade, senaryodaki bu sözleri seslendirmek anlamına gelir. Çekim veya gösteri bağlamı, çizilmiş bir işaret ya da bekleyen insanlar gibi anlamları eler.
Alıştırma
Bir film çekimi sırasında yönetmen "Just say the line." diyor. Burada the line ne anlama gelir?
- Bekleyen insan sırası
- Uzun ve dar bir işaret
- Kişinin söylemesi gereken senaryo sözleri
Cevabı göster
Kişinin söylemesi gereken senaryo sözleri
this bit: “bu küçük kısım” demenin gündelik yolu
Bu cümlede this bit, “nesnenin bu küçük kısmı” anlamına gelir. Konuşan kişi açacağı belirli parçayı gösterir; bit bir miktarı değil, görülebilen veya iki kişinin de bildiği bir kısmı adlandırır. Bit sözcüğünün bu kullanımı gündelik Britanya İngilizcesinde yaygındır. Parçanın tam adı önemli olmadığında veya bilinmediğinde kullanılabilecek genel bir addır; burada ikili sistemdeki bir basamak anlamına gelmez.
Alıştırma
“I'll open this bit” cümlesinde this bit ne anlama gelir?
- Kısa bir süre
- İkili sistemde bir basamak
- Nesnenin bu küçük kısmı
Cevabı göster
Nesnenin bu küçük kısmı
Come on: konuşana doğru gelme değil, sabırsız bir teşvik
Burada Come on., takılıp kalan hareketin sürmesini istemek için söylenir: “Çabuk ol” veya “Hadi, çalış.” Kısa ifade sabırsızlık ya da hayal kırıklığı gösterir; birine konuşan kişiye doğru gelmesini söylemez. Come on ifadesinin işlevi bağlama ve ses tonuna göre değişir. Birini cesaretlendirebilir, harekete geçmeye zorlayabilir, söylenen bir şeye itiraz edebilir veya inanmazlık gösterebilir. Bir şey hareket etmiyor ya da çalışmıyorsa doğal anlam sabırsızca teşvik etmektir.
Alıştırma
Bir makine işin ortasında durdu. Birisi “Come on.” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Makineyi yeniden çalışmaya teşvik ediyor
- Birini yanına yaklaşmaya davet ediyor
- Resmî olarak izin istiyor
Cevabı göster
Makineyi yeniden çalışmaya teşvik ediyor
I told you. — önceki bir uyarının doğru çıkması
Burada I told you., konuşanın daha önce bilgi verdiğini belirten tarafsız bir cümleden fazlasını ifade eder. Sonraki olayların doğru çıkardığı eski bir uyarıya veya tahmine gönderme yapar; yaklaşık olarak “Seni uyarmıştım, artık haklı olduğumu görebilirsin” demektir. Bir şey ters gittikten sonra tek başına söylendiğinde suçlama, sabırsızlık veya haklı çıkmış olmanın verdiği memnuniyeti de aktarabilir. Bu tavır, sonuç zaten açıkken önceki uyarının vurgulanmasından doğar.
Alıştırma
Yargı: Bir arkadaşınız uyarınızı dinlemediği için şimdi üzgün. I told you. ifadesini zafer kazanmış gibi bir tonla söylemek suçlayıcı veya kendini beğenmiş gelebilir. Bu doğru mu?
- Yanlış — bu durumda tamamen tarafsızdır.
- Doğru — suçlayıcı veya kendini beğenmiş gelebilir.
Cevabı göster
Doğru — suçlayıcı veya kendini beğenmiş gelebilir.
do a number on something: ciddi hasar veya zarar vermek
Do a number on + bir kişi veya şey, o hedefe zarar vermek, onu incitmek ya da ciddi biçimde etkilemek anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Bu cümlede this thing, dinleyicinin yaptığı şey yüzünden artık çok kötü durumdadır; number burada saymayla ilgili gerçek anlamını taşımaz. You've done present perfect yapısındadır; önceki eylemi şu anda görülen hasara bağlar. Really ise konuşanın şaşkınlığını veya eleştirisini güçlendirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp do a number on + etkilenen hedeftir.
Alıştırma
Cümleyi “ciddi biçimde zarar verdi” anlamındaki gayriresmî deyimle tamamlayın: The hailstorm has ____ our car.
Cevabı göster
done a number on
You have to remember to put batteries in it first. Notlar
1:06Önce içine pil takmayı unutmamalısın.
have to remember to: unutulmaması gereken zorunlu bir eylem
Have to, eylemin gerekli olduğunu belirtir. Remember to + fiilin yalın hâli, henüz yapılmamış bir eylemi yapmayı unutmamak anlamına gelir. Birlikte kullanılan have to remember to, gerekli bir eylem için güçlü bir hatırlatma oluşturur. Yapı have to + remember + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada oyuncağın çalışabilmesi için önce tamamlanması gereken bir adımı tanıtır.
Alıştırma
Hatırlatmayı have to remember to ile tamamlayın: Before the trip, you ____ bring your passport.
Cevabı göster
have to remember to
put batteries in it: bir cihaza pil koymak
Put batteries in it, pilleri bir oyuncağın veya cihazın pil bölmesine yerleştirmek anlamına gelir. Bir cihaza ihtiyaç duyduğu pilleri koymayı anlatmanın doğal ve günlük yoludur. Yapı put + batteries + in + cihaz şeklindedir. Cümlede it, daha önce sözü edilen cihazın yerini alır; in ise pillerin nereye konduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle birine uzaktan kumandaya iki pil koymasını doğal biçimde söyler?
- Put two batteries in the remote.
- Put two batteries on the remote.
- Install two batteries to the remote.
Cevabı göster
Put two batteries in the remote.
Temkinli bir öz öneri için Maybe I should ...
Maybe I should + fiilin yalın hâli, bir eylemi konuşanın değerlendirdiği bir olasılık olarak sunar. Maybe kesinliği azaltır ve düşünceyi daha temkinli hâle getirir. Burada should, başka birinin koyduğu kuralı veya yükümlülüğü değil, konuşanın bundan sonra ne yapmasının iyi olabileceğine dair kendi fikrini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle yardım istemeyi konuşanın yeni düşündüğü temkinli bir fikir olarak sunar?
- I will definitely ask Leo for help.
- Maybe I should ask Leo for help.
- I have to ask Leo for help.
Cevabı göster
Maybe I should ask Leo for help.
Vurgulu bir üstünlük derecesi olarak the worst ... ever
the worst + isim + ever kalıbı son derece olumsuz bir değerlendirme yapar. Ever, örtük karşılaştırmanın kapsamını ilgili tüm deneyimlere genişletir; bu nedenle the worst toy ever yaklaşık olarak “şimdiye kadar karşılaştığım en kötü oyuncak” ya da daha iddialı biçimde “gelmiş geçmiş en kötü oyuncak” demektir. Gündelik konuşmada bu ifade çoğu zaman ölçülmüş, nesnel bir sıralamadan çok güçlü duyguyu ve bilinçli abartıyı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir oyun hakkında en güçlü ve abartılı şikâyeti dile getirir?
- This game is quite bad.
- This game is worse than the last one.
- This is the worst game ever.
Cevabı göster
This is the worst game ever.
Can I have it?: bir şey istemek
Can I have it?, birinden belirli bir şeyi size vermesini, uzatmasını ya da onu almanıza izin vermesini istemenin doğal bir yoludur. Buradaki have, kullanmak üzere almak ya da edinmek demektir; mutlaka kalıcı olarak sahip olmak anlamına gelmez. Can I...?, yalnızca yeteneği sormaz; bir rica işlevi görür. Soru biçimi karşı tarafa kabul etme veya reddetme alanı bıraktığı için Give it to me. emrinden daha yumuşaktır.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın mavi kalemi size uzatmasını istiyorsunuz. Hangi rica doğal ve naziktir?
- Can I own the blue pencil, please?
- Give me the blue pencil now.
- Can I have the blue pencil, please?
Cevabı göster
Can I have the blue pencil, please?
Chilling on the couch: kanepede rahatlamak
Chilling on the couch, kanepede rahatlamak veya sakin ve keyifli biçimde vakit geçirmek demektir. Bu gündelik kullanımda chill, rahatlamak anlamındadır; soğumak anlamında değildir. Chilling, bir etkinliği anlatan -ing yapısıdır. Gündelik konuşmada veya bir görsel altyazısında, özne ve be fiilinin bir biçimi bağlamdan anlaşıldığı için kısaltılmış bir cevap ya da betimleme olarak tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede chilling, rahatlamak ve sakin biçimde vakit geçirmek anlamında kullanılmıştır?
- I'm just chilling at home after work.
- The lemonade is chilling in the fridge.
- The movie ended with a chilling warning.
Cevabı göster
I'm just chilling at home after work.
What's he done now?: yine sorun çıkardığı beklentisi
Bu soruda cümle sonundaki now yalnızca “şu anda” anlamına gelmez. What has he done? ile birlikte kullanıldığında çoğu zaman “bu sefer” veya “yine” anlamını da ekler; dolayısıyla doğal anlamı “Bu sefer ne yaptı?” olur. Konuşan kişi, o kişinin yine bir soruna yol açmış veya dikkat çeken bir şey yapmış olabileceğini zaten beklemektedir. Ses tonuna göre soru tarafsız olmaktan çok şakacı, kuşkucu veya kızgın gelebilir.
Alıştırma
“What's he done now?” en büyük olasılıkla neyi ima eder?
- Konuşan kişi onun hemen bir şey yapmasını istiyor.
- Konuşan kişi onun yine sorun çıkarmış olabileceğinden kuşkulanıyor.
- Konuşan kişi tarafsız biçimde onun şu anki işini soruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi onun yine sorun çıkarmış olabileceğinden kuşkulanıyor.
Dad, can you play a song on your phone for us? Ton ve niyet
1:47Baba, telefonundan bizim için bir şarkı çalar mısın?
Can you ... for us?: günlük bir ricada bulunmak
Can you + fiilin yalın hâli...? çoğu zaman birinin yeteneğini gerçekten sınamak için değil, ricada bulunmak için kullanılır. Burada babadan bir şarkı çalması isteniyor. On your phone eylem için kullanılan cihazı belirtir. For us ise eylemden kimin yararlanacağını, yani konuşan kişiyi ve grubu gösterir; bir yer değil, “bizim için” anlamındadır.
Alıştırma
Ricayı Can you + fiilin yalın hâli + for us kalıbıyla tamamlayın: ____ take a photo ____, please?
Cevabı göster
Can you · for us
As long as ile koşul koymak
As long as, konuşanın bir şeyi hangi koşulla kabul ettiğini gösterir. Burada konuşanın kabulü bağlamdan anlaşılır: Şarkı fazla sinir bozucu değilse uygundur. Temel kalıp ana cümle + as long as + koşul cümleciği biçimindedir; koşul başa da gelebilir. Genellikle provided that anlamına gelir ve karşılanması gereken koşulu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as bir koşul koymak için kullanılmıştır?
- The hallway is as long as the garden.
- You can join us as long as you arrive on time.
- We waited for as long as the rain lasted.
Cevabı göster
You can join us as long as you arrive on time.
What's it called? ile ad sormak
What's it called?, bağlamdan hangi şeyden söz edildiği zaten belliyken onun adını, başlığını veya ne olarak adlandırıldığını sorar. Burada called, named anlamındadır; telefonla aranmış olmak anlamına gelmez. Kalıp What + be + özne + called? biçimindedir. What's that song called? veya What are these tools called? örneklerinde olduğu gibi özneyi değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
call fiilinin doğru biçimini kullanarak ad sormaya yarayan standart soruyu tamamlayın: What's this game ____?
Cevabı göster
called
Bir şeyi verirken veya bir işi bitirirken There you go.
Burada There you go., konuşan kişi yardım etmeyi bitirdiğinde veya bir şeyi hazır hâle getirdiğinde kullanılan doğal bir kapanış ifadesidir. Karşı tarafa “İş tamam; artık alabilir ya da kullanabilirsin” mesajını verir. Bu etkileşimsel anlamda there bir yeri göstermez, go da hareket bildirmez. Bir nesneyi verirken çoğu zaman “Buyurun” anlamına, bir ayar ya da işlem tamamlandıktan sonra ise “Tamamdır” anlamına gelir.
Alıştırma
Bir müşteriye istediği makbuzu uzatıyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- There you go.
- There it goes.
- Go over there.
Cevabı göster
There you go.
run out of battery: şarjın kalmaması
My phone's run out of battery cümlesinde phone's, phone has demektir. Has run out, present perfect yapısındadır: pil gücü kalmamıştır ve şu anki sonuç önemlidir — telefon normal şekilde çalışamaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp özne + run out of + sınırlı kaynak şeklindedir: We've run out of time/milk. Özne, artık bu kaynağa sahip olmayan kişi ya da şeydir; kaynak of sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi run out of kalıbıyla tamamlayın: We need to stop now because we've ____ time.
Cevabı göster
run out of
Just 'cause the screen is black, doesn't mean it's out of battery. Dilbilgisi
2:32Ekranın siyah olması şarjının bittiği anlamına gelmez.
Just 'cause X doesn't mean Y: aceleci bir sonucu reddetmek
Just 'cause X doesn't mean Y kalıbı, X'in Y için yeterli kanıt olduğu fikrine karşı çıkar. Bu cümlede ekranın siyah olması tek başına pilin şarjının bittiğini kanıtlamaz. Konuşan kişi Y'nin imkânsız olduğunu değil, yalnızca X'in Y'yi kanıtlamadığını söyler. Burada 'cause, because sözcüğünün konuşma dilindeki kısalmış biçimidir; just ise “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Daha eksiksiz olan Just because X doesn't mean Y kalıbı, yetersiz kanıta dayanan bir sonuca itiraz etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Sessiz olmanın mutsuzluğu kanıtladığı sonucunu doğal biçimde reddeden cümle hangisidir?
- Just 'cause Mia is quiet doesn't mean she is unhappy.
- Just 'cause Mia is quiet, she is unhappy.
- Because Mia is quiet, she must be unhappy.
Cevabı göster
Just 'cause Mia is quiet doesn't mean she is unhappy.
Look, I really want to listen to Hamburger Dog too.
2:37Bakın, ben de Hamburger Dog'u gerçekten dinlemek istiyorum.
hauntingly beautiful song: güzelliği akılda kalan bir şarkı
hauntingly beautiful ifadesinde hauntingly zarfı, beautiful sözcüğünü güçlendirir ve uzun süren duygusal etki anlamını ekler. Şarkı o kadar dokunaklı veya çarpıcıdır ki güzelliği dinleyenin aklında kalır. Sözcük burada mecazidir; hayaletlerle ilgili gerçek bir iddia değildir. Övgü son derece olumludur, ancak bu güzellik aynı zamanda hüzünlü, gizemli veya biraz ürpertici de gelebilir.
Alıştırma
İngilizce 'The violin melody was hauntingly beautiful,' cümlesinde hauntingly beautiful ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Hayaletler çaldığı için güzeldir.
- Biraz hoştur ama unutulması kolaydır.
- İnsanın aklında kalacak biçimde güzeldir.
Cevabı göster
İnsanın aklında kalacak biçimde güzeldir.
but you know these new phones when they update the software, Ton ve niyet
2:43ama bilirsiniz işte bu yeni telefonlar yazılım güncellemesi yapınca,
Açıklamaya giriş yapan konuşma belirteci you know
Buradaki you know, dinleyicinin ne bildiğini gerçekten soran bir soru değil, bir söylem belirtecidir. Yeni telefonlarla ilgili yorumu tanıdık veya kolayca kabul edilebilir bir şey gibi sunar ve dinleyiciyi ardından gelecek açıklamaya hazırlar. Ana mesajı taşımaktan çok konuşmayı düzenlediği için çoğu zaman ayrıca çevrilmesi gerekmez. Ses tonuna göre “bildiğin gibi”, “hani” şeklinde anlaşılabilir veya yalnızca kısa bir konuşma köprüsü olabilir.
Alıştırma
“You know, old devices can be unpredictable,” cümlesinde you know ne işe yarıyor?
- Yorumu gerçek bir soru sormadan tanıdık bir fikir olarak sunar.
- Dinleyicinin eski cihazların nasıl çalıştığını bilip bilmediğini doğrudan sorar.
- Dinleyicinin hangi eski cihaza sahip olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Yorumu gerçek bir soru sormadan tanıdık bir fikir olarak sunar.
it stuffs your battery: zarar verme anlamındaki gündelik stuff
it stuffs your battery ifadesinde stuffs, “zarar verir”, “mahveder” veya “kötü çalışmasına neden olur” anlamına gelen gündelik bir fiildir. Konuşmacı, bir yazılım güncellemesinin bataryaya veya bataryanın performansına zarar verdiğini söylüyor. Bu, stuff fiilinin “bir şeyin içine malzeme tıkmak” şeklindeki yaygın gerçek anlamı değildir. İfade özellikle belirsiz bırakılmıştır: kötü bir etkiyi bildirir ancak sorunun kalıcı hasar mı, hızlı şarj kaybı mı yoksa başka bir performans sorunu mu olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Gündelik konuşmada “The update stuffs your battery” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Güncelleme bataryanın içine fazladan nesneler koyar.
- Güncelleme bataryaya zarar verir veya kötü çalışmasına neden olur.
- Güncelleme bataryayı tamamen şarj eder.
Cevabı göster
Güncelleme bataryaya zarar verir veya kötü çalışmasına neden olur.
You know, they're trying to make you get the flash new one, Notlar
2:47Biliyorsunuz, size o havalı yeni modeli aldırmaya çalışıyorlar,
make you get: make + nesne + to almayan yalın fiil
make you get ifadesinde make, bir kişinin başka birine bir eylem yaptırdığını veya onu güçlü biçimde etkilediğini gösterir. Burada bir şeyi alman için sana baskı yapmaya ya da seni yönlendirmeye çalışıyorlar. You, make fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda get eylemini yapan kişi olarak anlaşılır; bu bağlamda get, yeni telefonu satın almak veya edinmek anlamındadır. Etken yapı make + nesne + yalın fiildir; bu yüzden get önünde to kullanılmaz. Bu yapı baskı, etki veya yalnızca ortaya çıkarılan bir sonuç anlatabilir; anlamın gücü bağlama bağlıdır.
Alıştırma
made sonrasında buy fiilinin doğru biçimini kullanın: The advert made me ____ a phone I did not need.
Cevabı göster
buy
the flash new one: İngiliz ve Avustralya İngilizcesinde gündelik flash ve isim yerine kullanılan one
Burada flash, İngiliz ve Avustralya İngilizcesinde kullanılan; şık, pahalı görünümlü veya gösterişli anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Yeni telefonu etkileyici ve modaya uygun bir model olarak sunar; ses tonuna bağlı olarak gösterişe veya gereksiz lükse yönelik hafif bir eleştiri de taşıyabilir. Flash sıfatı new one ifadesini niteler. One, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir phone isminin yerine geçer; dolayısıyla the flash new one, the flash new phone anlamındadır. Buradaki flash, fotoğraf makinesi flaşını belirten isim veya kısa süreliğine görünmek ya da parlamak anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the flash new one ne anlama geliyor?
- kamera flaşı bulunan yeni bir telefon
- şık ve pahalı görünen yeni bir telefon
- çok hızlı ortaya çıkan yeni bir telefon
Cevabı göster
şık ve pahalı görünen yeni bir telefon
I'm not having it: bunu kabul etmeyi reddetmek
Bu cümlede I'm not having it, “bunu kabul etmeyi veya buna göz yummayı reddediyorum” anlamına gelir. Bir bahaneyi, iddiayı, planı ya da davranışı reddetmek için kullanılabilir. Buradaki have, sahip olmakla ilgili değildir. it zamiri konuşulan duruma gönderme yapar; bu nedenle konuşanın tam olarak neyi reddettiği bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Birisi yine zayıf bir bahane sunuyor ve bunu kabul etmediğinizi kesin biçimde söylemek istiyorsunuz. Ne demelisiniz?
- I don't have it.
- I'm not having it.
- I'm not getting it.
Cevabı göster
I'm not having it.
Trust me: birinden size inanmasını istemek
Trust me, dinleyenden konuşanın yargısına, sözüne veya güvence veren sözlerine inanmasını doğrudan isteyen bir ifadedir. Şüpheyi azaltabilir ya da bir öneriyi daha güçlü hâle getirebilir. Bu ifade kanıt değil, ikna etme girişimidir. Konuşanın güvenilirliğine ve bağlama göre samimi, aşırı özgüvenli, şüpheli veya ironik duyulabilir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bir kişi Trust me dediğinde, bu ifade tek başına o kişinin iddiasının doğru olduğunu kanıtlar.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
would never lie to: ilkelere dayanan güçlü bir güvence
“I would never lie to you” cümlesinde would never + fiilin yalın hâli, yalan söylememeyi kesin bir ilke olarak sunar. Konuşan kişi, farklı koşullar hayal edilse bile yalan söylemeyi seçmesinin düşünülemez olduğunu belirtir. Bu nedenle cümle güçlü bir güvence gibi duyulur. Burada would, geçmişten bakılan bir geleceği göstermez. Tekrar kullanılabilen would never + fiilin yalın hâli kalıbı, bir davranışın düşünülemez veya kişinin karakterine aykırı olduğunu güçlü biçimde ifade eder.
Alıştırma
“I would never lie to you” cümlesinde would neyi ifade etmeye yardımcı olur?
- Geçmişteki bir zamandan görülen gelecek eylemi
- Konuşanın ilkelerine dayanan güçlü bir güvence
- Olası bir durumda yalan söyleme izni
Cevabı göster
Konuşanın ilkelerine dayanan güçlü bir güvence
It was written by your daddy for school when he was just a little boy. Dilbilgisi
3:18Babanız daha küçük bir çocukken okul için yazmıştı.
was written by: yazarı belirten geçmiş zaman edilgen yapı
Was written, geçmiş zaman edilgen yapıdır: was + geçmiş zaman ortacı written. Özne olan it, eyleme maruz kalan şeydir; bu yüzden cümle, yazan kişi yerine yazılan şeyle başlar. By your daddy, eylemi gerçekleştiren kişiyi, yani yazarı belirtir. Sonuç veya nesne zaten konuyken eylemi yapan kişinin de belirtilmesi gerektiğinde be + geçmiş zaman ortacı + by + eylemi yapan kişi yapısı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi write fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve yazarı tanıtan edatla tamamlayın: This book ____ Maya in 2012.
Cevabı göster
was written by
I've saved it all these years: geçmişten gelen ve bugün süren bir sonuç
I've saved, I have saved ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, geçmişteki saklama eylemini şimdiki sonucuna bağlar: konuşan kişi nesneyi hâlâ elinde tutmaktadır. All these years, o zamandan bugüne kadar uzanan uzun ve kesintisiz dönemi anlatır. Belirli yılların listesini değil, bütün bu süreyi vurgular.
Alıştırma
Eski bir fotoğraf buldunuz ve fotoğraf hâlâ sizde. Onu bütün bu yıllar boyunca sakladığınızı hangi cümle vurgular?
- I found this photo last Tuesday.
- I've kept this photo all these years.
- I kept this photo for ten years, but I no longer have it.
Cevabı göster
I've kept this photo all these years.
Would you like me to read it?: bir şeyi yapmayı nazikçe teklif etmek
Would you like me to + fiilin yalın hâli? kalıbı, dinleyicinin konuşan kişiden bir şey yapmasını isteyip istemediğini nazikçe sormak için kullanılır. Bu cümlede read eylemini yapacak kişi me ile gösterilir; yani konuşan kişi metni dinleyiciler için okumayı teklif eder. Soru, önerilen eylemin istenip istenmediğiyle ilgilidir; dinleyicilerin konuşan kişiyi sevip sevmediğini sormaz.
Alıştırma
Pencereyi açmayı teklif etmek için nazik teklif kalıbını kullanın: ____ the window?
Cevabı göster
Would you like me to open
Başlama işareti olarak Here we go.
Here we go. bir eylemin, hikâyenin veya sürecin başlamak üzere olduğunu bildiren gündelik bir ifadedir. Bu cümlede dinleyenin dikkatini konuşanın birazdan yapacağı şeye yöneltir. Buradaki here bir yeri göstermez. İfadeyi bir bütün olarak “şimdi başlıyoruz” anlamıyla öğrenin; tam çeviri duruma göre değişir.
Alıştırma
Bir öğretmen hikâye okumaya başlamak üzere. En doğal başlangıç ifadesi hangisidir?
- Here you go.
- There you go.
- Here we go.
Cevabı göster
Here we go.
spelled Heeler wrong: spell X wrong yapısı
spell X wrong yapısında X, harf sırası yanlış verilen kelime veya addır. Burada wrong zarf işlevi görür ve hecelemenin sonucunun yanlış olduğunu belirtir. Bu cümlede he spelled Heeler wrong, onun adı yanlış harflerle yazdığı anlamına gelir. Spelled, spell fiilinin geçmiş zaman biçimlerinden biridir. Aynı yapı spell a word wrong ve spell my name wrong örneklerinde olduğu gibi başka nesnelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
spell X wrong yapısını tamamlayın. Geçmiş zaman biçimi spelled kullanın: The correct spelling is Patel, but I ____ the surname ____ in the email.
Cevabı göster
spelled · wrong
I think he means ... ile nazikçe açıklama yapmak
“I think he means ...”, başka birinin aslında ne söylemek istediğine dair yorumunuzu sunar. Bu cümlede yanlış veya eksik yazılmış bir ifade “five years” olarak açıklanır; sayı hakkında rastgele bir tahminde bulunulmaz. “I think” düzeltmeyi daha yumuşak hâle getirirken “he means” kişinin vermek istediği mesajı tanıtır. Başkasının sözlerini açıklarken he yerine uygun zamiri kullanın: “I think she means ...” veya “I think they mean ...”.
Alıştırma
Nora yanlışlıkla “Thursday” diyor ve aslında “Tuesday” demek istediğini biliyorsunuz. Hangi cümle onun vermek istediği anlamı nazikçe açıklar?
- I think she means Tuesday, not Thursday.
- She will move the meeting from Tuesday to Thursday.
- I think Tuesday is better than Thursday.
Cevabı göster
I think she means Tuesday, not Thursday.
Your daddy wasn't a very good speller, was he? Dilbilgisi
3:41Babanızın imlası pek iyi değilmiş, değil mi?
wasn't ..., was he? ile olumsuz ifadeden sonra soru eki
“wasn't ..., was he?”, olumsuz ifade ve olumlu soru eki düzenini kullanır. Soru bölümü yardımcı fiili olumlu biçimde tekrarlar ve özneye uygun zamiri kullanır: “wasn't”, “was he” olur; “your daddy” ise “he” zamirine dönüşür. Burada konuşan kişi, onun heceleme konusunda pek iyi olmadığı değerlendirmesini zaten ortaya koyar. Soru bölümü dinleyenleri bu görüşe katılmaya davet eder ve esprili yorumu etkileşimli hâle getirir; asıl amaç tarafsız biçimde yeni bilgi istemek değildir.
Alıştırma
Standart soru ekini tamamlayın: Mia wasn't at school yesterday, ____?
Cevabı göster
was she
I think he means the color of his skateboard was green.
3:56Sanırım kaykayının renginin yeşil demek istiyor.
That's not even close to how you spell school. Kalıp ifadeler
4:07Bu okul kelimesinin yazılışına yakın bile değil.
That's not even close to ...: hedeften çok uzak olmak
Not even close to, bir şeyin hedeften, cevaptan veya ölçütten çok uzak olduğunu belirtir. Even olumsuzluğu güçlendirir: sonucun hedefe hiç yaklaşmadığını söyler. Asıl cümlede that, yapılan yazım denemesini gösterir; to ise karşılaştırma ölçütünü, yani kelimenin nasıl doğru yazıldığını belirtir. Buradaki close, derece veya benzerlik bakımından “yakın” demektir; “kapatmak” anlamında değildir.
Alıştırma
“Gerçek tutardan çok uzak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Your estimate is ____ the actual cost.
Cevabı göster
not even close to
What's he on about?: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde gündelik bir soru
What's he on about? özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılan gündelik bir sorudur. “What is he talking about?” anlamına gelir ve çoğu zaman konuşanın söylenenler karşısında kafasının karıştığını, şüphe duyduğunu veya biraz rahatsız olduğunu gösterir. Be on about ifadesini “bir şey hakkında konuşmak” anlamına gelen tek bir kalıp olarak ele alın. Soru yapısı What + be + subject + on about? şeklindedir; buradaki on fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Bu bağlamda What's he on about? ne anlama gelir?
- What has he turned on?
- What is he standing on?
- What is he talking about?
Cevabı göster
What is he talking about?
I think his wings are green and blue and his beak is yellow. Kelime
4:33Sanırım kanatları yeşil ve mavi, gagası ise sarı.
wings ve beak: bir kuşun vücut bölümlerini anlatma
wings, bir kuşun esas olarak uçmak için kullandığı iki vücut bölümünü belirtir. Kuşların normalde iki kanadı olduğu için çoğul wings sık kullanılır. Cümlede wings çoğuldur; bu yüzden are ile kullanılır. beak, kuşun sert ve öne doğru çıkan gaga kısmıdır. Cümlede beak tekildir; bu yüzden is ile kullanılır. Kuşun bu belirli vücut bölümünü kastediyorsanız genel mouth yerine beak daha doğrudur.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz kuş vücut bölümleriyle tamamlayın: A bird flies with its ____ and picks up food with its ____.
Cevabı göster
wings · beak
is called Rad: ad belirtmek için be called kullanımı
Be called + bir ad, öznenin o ada sahip olduğu veya o adla bilindiği anlamına gelir. My brother is called Rad cümlesinde is, tekil özne my brother ile uyumludur ve Rad onun adını belirtir. Buradaki called, birine telefon edildiği anlamına gelmez. Aynı yapı insanların, hayvanların, yerlerin ve nesnelerin adlarını tanıtabilir: özne + be + called + ad.
Alıştırma
Yerin adını belirtmek için be called kullanın: This village ____ Green Hill.
Cevabı göster
is called
and so is Rad: so + be + özne yapısı
Bu cümlede and so is Rad, önceki Strip is good tanımının Rad için de geçerli olduğunu belirtir. So önceki tanıma gönderme yaptığı için good sözcüğünü tekrar etmeye gerek kalmaz. Aynı olumlu tanımın başka biri için de geçerli olduğunu söylemek için so + önceki bölüme uygun be biçimi veya yardımcı fiil + özne yapısını kullanın. İlk bölümde is bulunduğu için so Rad is değil, so is Rad denir.
Alıştırma
Leo'nun da hazır olduğunu söylemek için cümleyi so + be + özne yapısıyla tamamlayın: Maya is ready, and ____.
Cevabı göster
so is Leo
My dad is good, but he shorts at Rad when Rad plays footy.
4:54Babam iyidir ama Rad futbol oynarken ona bağrır.
Oh, he shouts at Rad when Rad plays footy. Notlar
5:00Ah, Rad futbol oynarken ona bağırır demek istiyor.
shouts at Rad: shout at someone kullanımı
Shout at someone, genellikle öfke, suçlama veya sabırsızlıkla yüksek sesi doğrudan birine yöneltmek demektir. shouts at Rad ifadesinde at, Rad'i bağırmanın hedefi olarak gösterir; bu nedenle ifade yalnızca onun duyması için yüksek sesle seslenmekten daha fazlasını anlatır.
Alıştırma
Öfkeli eleştiriyi gösteren edatla cümleyi tamamlayın: The coach shouted ____ the referee after the disputed call.
Cevabı göster
at
play footy: Avustralya İngilizcesinde gündelik bir spor terimi
when Rad plays footy ifadesindeki footy, football ailesindeki bir spor dalı için kullanılan, Avustralya İngilizcesine özgü gündelik bir addır. Play footy o sporu yapmak anlamına gelir ve play football gibi, normalde footy sözcüğünden önce tanımlık kullanılmaz. Tam olarak hangi sporu anlattığı bölgeye ve bağlama bağlıdır; Avustralya futbolu, ragbi ligi veya başka bir yerel football türünü ifade edebilir. Her zaman soccer anlamına geldiğini varsaymayın.
Alıştırma
Avustralyalı bir ailenin konuşmasında Rad plays footy büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Rad top kullanılan herhangi bir oyun oynuyor
- Rad resmî adı Footy olan uluslararası bir sporda yarışıyor
- Rad football türü bir spor yapıyor ve tam spor dalını bağlam belirliyor
Cevabı göster
Rad football türü bir spor yapıyor ve tam spor dalını bağlam belirliyor
the best mum in the whole world: sevgi dolu ve abartılı övgü
The best + noun + in the whole world kalıbı, bir kişi veya şey için mümkün olan en güçlü övgüyü ifade eder. Whole, in the world ifadesinin geniş kapsamını vurgular ve iltifatı daha sıcak ve güçlü hâle getirir. Gündelik aile konuşmalarında bu genellikle sevgi dolu bir abartmadır. Konuşan kişi nesnel bir dünya sıralaması yapmaz; ‘benim için en iyisi’ veya ‘bence harikasın’ demek ister.
Alıştırma
Bu nottaki kalıpla coşkulu iltifatı tamamlayın: Mia is the ____ coach in the ____ world.
Cevabı göster
best · whole
food she cooks: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
She cooks, konuşanın hangi yemekten söz ettiğini belirtmek için food sözcüğünün hemen ardından gelir. food she cooks bir bütün olarak the food that she cooks, yani “onun pişirdiği yemek” anlamına gelir. Tam biçimde that, cooks fiilinin nesnesidir ve bu yüzden düşürülebilir. she cooks the food ile the food (that) she cooks yapılarını karşılaştırın. that olmasa da she cooks, food sözcüğünü nitelemeye devam eder; yeni ve bağımsız bir cümle değildir.
Alıştırma
Hangi cümle nesne görevindeki ilgi zamirini doğal biçimde düşürerek onun önerdiği kitabı beğendiğimi ifade eder?
- I enjoyed the book she recommended.
- I enjoyed the book that recommended her.
- I enjoyed the book she recommended it.
Cevabı göster
I enjoyed the book she recommended.
tastes disgusting: taste + sıfat
tastes disgusting yapısında taste bir bağ fiilidir. disgusting sıfatı, yiyeceğin tadına bakıldığında nasıl geldiğini anlatır: tadı son derece rahatsız edicidir. The soup tastes salty. örneğinde olduğu gibi, tadın bir özelliğini anlatmak için özne + taste + sıfat yapısını kullanın. Tamamlayıcı özneyi tanımladığı için burada disgustingly gibi bir zarf değil, sıfat kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle sütün ekşi bir tadı olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The milk tastes sourly.
- The milk tastes like sour.
- The milk tastes sour.
Cevabı göster
The milk tastes sour.
It is like eating ...: abartılı bir benzetme
“It is like + -ing” yapısında like “benzer” anlamına gelir; -ing biçimi de karşılaştırmada kullanılan hayalî eylemi adlandırır. Burada “food vomit” denen şeyi yemenin iğrenç görüntüsü, yemeğin ne kadar kötü göründüğünü abartılı biçimde anlatır; gerçek bir olay aktarılmaz. “Food vomit” herhangi bir nesnenin standart adı değildir. Duygusal etki yaratmak için kasıtlı olarak kaba ve çocuksu biçimde birleştirilmiş sözcüklerdir.
Alıştırma
Bu cümle bu bağlamda ne yapıyor?
- Güçlü hoşnutsuzluğu göstermek için iğrenç ve abartılı bir benzetme kullanmak
- Yemeğin malzemelerini tarafsız biçimde adlandırmak
- Birinin gerçekten kusmuk yediğini kelimesi kelimesine bildirmek
Cevabı göster
Güçlü hoşnutsuzluğu göstermek için iğrenç ve abartılı bir benzetme kullanmak
The end.: hikâyenin bittiğini bildiren işaret
“The end.” bir hikâye veya kompozisyondan sonra tek başına yer aldığında kapanış işaretidir: Okura ya da dinleyiciye anlatının tamamlandığını bildirir. Burada end, bir yolun, nesnenin veya yerin fiziksel bitiş noktasını adlandırmak yerine metni düzenler.
Alıştırma
“The end.” bir hikâyeden sonra tek başına yer aldığında ne işe yarar?
- Bir karakterin yolun sonuna ulaştığını söyler.
- Dinleyiciden son bölümü tekrarlamasını ister.
- Hikâyenin bittiğini bildirir.
Cevabı göster
Hikâyenin bittiğini bildirir.
You staying for dinner?: Are sözcüğünün düşürüldüğü günlük soru
“You staying for dinner?” cümlesinde konuşan kişi baştaki Are sözcüğünü düşürür. Tam soru “Are you staying for dinner?” şeklindedir. -ing biçimi, dinleyenin o anki planını, yani yemek için kalmayı düşünüp düşünmediğini sorar. Bu yine bir sorudur, düz cümle değildir. Günlük konuşmada baştaki be fiili düşürülse bile bağlam ve soru tonlaması cümlenin soru olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Bu günlük soruyu standart biçimine tamamlayın: ____ you joining us for lunch?
Cevabı göster
Are
Oh, great. ifadesinin ironik bir tepki olarak kullanımı
Burada “Oh, great.” samimi değil, ironiktir. Bu bağlamda lazanya haberi hoş karşılanan bir haber değildir; bu nedenle olumlu great sözcüğü can sıkıntısı, rahatsızlık veya isteksiz bir kabulleniş ifade eder. Yaklaşık olarak “Tam da istemediğim şey” anlamındadır. Kısa ve olumlu bir tepki, açıkça istenmeyen bir durumla çeliştiğinde gerçek anlamının tersine dönebilir. great sözcüğünün övgü mü yoksa ironi mi olduğunu anlamak için olaya, ses tonuna ve yüz ifadesine bakın.
Alıştırma
Treniniz iki saat gecikti ve “Oh, great.” dediniz. Bu tepki büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Gecikme beni gerçekten mutlu etti.
- Gecikme hakkında hiçbir fikrim yok.
- Canım sıkkın veya hayal kırıklığına uğradım; great ironik kullanılıyor.
Cevabı göster
Canım sıkkın veya hayal kırıklığına uğradım; great ironik kullanılıyor.