Bilmeceyi çözüp Hades'ten kaçabilir misin? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Yunan mitolojisi çerçevesindeki bu olasılık bulmacası, yüzüncü ruhun Kerberos’un sırasına hangi noktadan girmesi gerektiğini soruyor. Ortalamaların özelliğine dayanan kısa bir yöntem, kaçış şansının en yüksek olduğu yerin üçüncü sıra olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. However it happened, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Kesin nedenin açıklanması gerekmediğinde bu geçişle nedeni geride bırakıp dinleyicinin dikkatini doğrudan ortaya çıkan duruma yöneltmeyi öğrenin. Bir hikâyeyi ilerletmek, bir problemin koşullarını kurmak veya sonucu etkilemeyen birkaç olası nedeni gereksiz yere açıklamamak için kullanışlıdır. 2. can never be higher than the highest value or lower than the lowest. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir değerin hem üst hem de alt sınırını belirtmek için kullanılan paralel higher than... or lower than... karşılaştırma yapısını tanıyıp kullanın. Videodaki akıl yürütmede bu yapı, bir ortalamanın hesaplandığı değerlerin aralığı dışına çıkamayacağı ilkesini açık ve dengeli biçimde ifade eder. 3. That averages out to one person staying for each one who gets freed. — Phrasal verb’ler. average out to ifadesini, sonuçları değişken olan olayların uzun vadeli ortalama sonucunu anlatan bir yapı olarak anlayın. Her tekil turun tamamen aynı bittiğini ileri sürmeden istatistiksel dengeleri, beklenen oranları, paylaşılan maliyetleri veya tekrarlanan süreçleri açıklamak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
the Fates: Kaderi Yöneten Üç Tanrıça
Yunan mitolojisinde the Fates, yaşamların akışını ve kaderi yöneten üç tanrıçadır. Fates sözcüğündeki büyük F, bunun bu grubun özel adı olduğunu gösterir. Burada onların sakarlık ettiğini söylemek, garip bir olayın bu güçlü varlıkların hata yapması yüzünden gerçekleştiğini eğlenceli bir biçimde hayal eder. the Fates ifadesini birkaç sonucu belirten sıradan bir çoğul ad olarak değil, mitolojik karakterler olarak anlayın.
Alıştırma
Yunan mitolojisiyle ilgili bir öyküde the Fates ne anlama gelir?
- Şanssız bir gezgin grubu
- Kaderi yöneten tanrıçalar
- Gelecekteki birkaç olası sonuç
Cevabı göster
Kaderi yöneten tanrıçalar
Maybe Poseidon had one of his angry days. Kalıp ifadeler
0:09Belki de Poseidon'un öfkeli günlerinden biriydi.
one of his angry days: Tekrarlanan Bir Gün Türü
one of his angry days, o günü tekrarlanan bir gün türünün örneği olarak gösterir: onun özellikle öfkeli olduğu günlerden biri. Kalıp one of + iyelik belirleyicisi + sıfat + çoğul isim şeklindedir. Had, onun o güne sahip olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, birinin o anki davranışını alışılmış ruh hâllerinden veya davranış kalıplarından biri olarak açıklamanın hafif ve günlük bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi one of + her + busy + days kullanarak tamamlayın: It's ____, so let's call Maya tomorrow.
Cevabı göster
one of her busy days
However it happened: belirsiz nedeni geride bırakmak
Burada However it happened, “nasıl gerçekleşmiş olursa olsun” anlamına gelir. Önceki neden veya süreç tahminlerinden birini seçmek yerine bu tartışmayı kapatır. Cümlenin başındaki bu yan cümle, dinleyiciye sıradaki odağın kesin açıklama olmadığını bildirir. Ardından gelen ana cümle, anlatıyı sonuca veya mevcut duruma taşır.
Alıştırma
However it happened, bir hikâyede ne işe yarar?
- Kesin nedeni açık bırakır ve dikkati sonraki kısma yöneltir.
- Önceki ifadeyi kesin bir biçimde reddeder.
- Olayın neden gerçekleştiğini kesin olarak kanıtlar.
- Olayın hiç gerçekleşmediğini söyler.
Cevabı göster
Kesin nedeni açık bırakır ve dikkati sonraki kısma yöneltir.
the underworld: ölüler diyarı
Bu Yunan mitolojisi bağlamında the underworld, ruhların gittiği ölüler diyarıdır. Mitolojik dünyanın bir parçasıdır; yalnızca yerin altındaki sıradan bir alan değildir. Başka bağlamlarda the underworld, örgütlü suç dünyası anlamına gelebilir. Buradaki Hades, ruhlar ve ölüler göndermeleri mitolojik anlamı gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the underworld ne anlama geliyor?
- Bir binanın en alt katı
- Örgütlü suç dünyası
- Yerin altındaki sıradan bir yer
- Ölüler diyarı
Cevabı göster
Ölüler diyarı
ordered Hades to let: order someone to do something yapısı
ordered Hades to let some spirits out ifadesinde ordered fiilinden sonra emri alan kişi Hades, ardından da istenen eylemi bildiren to'lu mastar to let some spirits out gelir. Kalıp order + someone + to + fiilin yalın hâlidir ve “birine bir şey yapmasını emretmek” anlamına gelir. Buradaki to let, “dışarı salmak için” anlamında amaç bildiren bir ifade değildir. Hades'e ne yapmasının emredildiğini belirterek ordered fiilinin anlamını tamamlar. Aynı yapıda farklı kişiler ve eylemler kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için order fiilinin basit geçmiş biçimini ve parantezdeki diğer sözcükleri kullanın: During the fire drill, the principal ____ the building immediately. (order / the students / leave)
Cevabı göster
ordered the students to leave
Cerberus: yeraltı dünyasını koruyan üç başlı köpek
Cerberus, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının girişini koruyan üç başlı köpektir. Bu cümlede before Cerberus, ruhların bu koruyucunun önünde sıraya dizildiği anlamına gelir. Cerberus'un üç başı olduğunu bilmek, daha sonra ayrı ayrı başlardan ve ısırma eyleminden söz edilen bölümleri anlamak için gereken temel bilgidir. Cerberus mitolojik bir özel addır; sıradan bir evcil köpeğe verilmiş herhangi bir isim değildir.
Alıştırma
Yunan mitolojisinde Cerberus neyi ifade eder?
- yeraltı dünyasını koruyan üç başlı bir köpek
- deniz tanrısı
- yeraltı dünyasının çevresinde akan bir nehir
- sırada bekleyen bir ruh grubu
Cevabı göster
yeraltı dünyasını koruyan üç başlı bir köpek
bite down on: bir şeyi dişlerin arasında sıkıca ısırmak
Bite down on something, dişleri bir şeyin çevresinde sıkıca kapatıp baskı uygulamak anlamına gelir. Tek başına bite fiiline göre daha güçlü, bilinçli ve devam eden bir tutuş ifade eder. Kalıp bite down on + isim veya zamir şeklindedir. Bu cümlede özne olan one of his three heads tekil olduğu için bites kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bite down on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The dog grabbed the tug toy, ____ it, and refused to let go.
Cevabı göster
bit down on
they'll get returned: get ile kurulan konuşma dili edilgeni
They'll get returned, will + get + geçmiş zaman ortacı yapısını izleyen ve get ile kurulan bir edilgen yapıdır. Özne olan they eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir: biri veya bir şey onları geri gönderir. Bu ifade “bir dönüş elde etmek” anlamına gelmez. Get ile kurulan edilgen yapılar konuşmada ve canlı anlatımlarda yaygındır. Burada get, olayın gerçekleşmesini ve ortaya çıkan değişimi vurgular; be returned ise daha tarafsız bir edilgen ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümle, paketin eylemden etkilendiğini göstermek için get + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır?
- The sender will return the damaged package.
- The damaged package will get back to the sender.
- The damaged package will get returned to the sender.
- The damaged package will return to the sender.
Cevabı göster
The damaged package will get returned to the sender.
the land of the living: yaşayanların dünyası
The land of the living, edebî bir tona sahip kalıplaşmış bir ifadedir. Hayatta olan insanların dünyasını, yani ölüler diyarının karşısındaki insan dünyasını anlatır. Bu cümlede oraya geri gönderilmek, Hades'ten veya yeraltı dünyasından geri dönmek demektir. The living ifadesindeki living, hayatta olan insanları bir grup olarak adlandırır. Land sıradan bir toprak parçasını, living ise bir yaşam tarzını anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede the land of the living ne anlama geliyor?
- hayatta olan insanların dünyası
- tarım için kullanılan bir toprak parçası
- insanların yaşamayı öğrendiği bir yer
- çok sayıda sakini olan bir ülke
Cevabı göster
hayatta olan insanların dünyası
get out of line: sıradan çıkmak
Bu sıraya girme sahnesinde get out of line, “sıradan çıkmak” demektir. Get bir durum değişikliğini belirtir: kişi önce sıradadır, sonra sıranın dışına çıkar. Anlamı bağlam belirler. Cümle soldaki insanlardan söz edip sırayla ilgili bir kural verdiği için burada gerçek bir sıradan çıkma anlamı vardır; birinin kötü davrandığı söylenmiyor.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “sıradan çıkmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you are not ready, please ____.
Cevabı göster
get out of line
at which point: bir olayı ardından olacaklara bağlamak
At which point ifadesi “bu gerçekleştiğinde” veya “o aşamada” anlamına gelir. Hemen önce sözü edilen olayı bir zaman referansına dönüştürür ve ardından ne olduğunu açıklar. Burada önceki aşamaya gelindikten sonra Cerberus yeniden beslenir. Bu ifadede point bir görüşü değil, sıralamadaki bir anı veya aşamayı belirtir. Bu yapı süreçleri, kuralları ve anlatıları düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Süreci, “bu gerçekleştiğinde” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The light will turn green, ____ you may open the door.
Cevabı göster
at which point
Each of the dog's heads has an equal chance Kalıp ifadeler
0:41Köpeğin her bir başının eşit şansı vardır
has an equal chance of being the one to bite: ısırmak için seçilme olasılığının eşit olması
Bu ifade, her turda her başın ısıracak baş olarak seçilme olasılığının aynı olduğunu söyler. Burada chance olasılık demektir; being the one to bite ise eylemi gerçekleştirecek taraf olarak seçilmek anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp have an equal chance of being the one to + fiilin yalın hâli biçimindedir. each head gibi tekil bir öznede have, has olur. chance of sonrasında bir isim ya da -ing biçimi kullanılır; bu cümlede -ing grubunu being başlatır.
Alıştırma
Hangi cümle her finalistin ilk konuşacak kişi olarak seçilme olasılığının eşit olduğunu doğal biçimde anlatır?
- Each finalist has an equal chance of being the one to speak first.
- Each finalist is an equal chance of being the one to speak first.
- Each finalist has an equal chance being the one to speak first.
- Each finalist has an equal chance of be the one to speak first.
Cevabı göster
Each finalist has an equal chance of being the one to speak first.
No two ever ... simultaneously: iki olayın aynı anda olmasını dışlamak
Bu cümlede no two, “onlardan herhangi iki tanesi bile yapmaz” anlamına gelir. Bağlamdan, söylenmeyen ismin heads olduğu anlaşılır; bu nedenle tekrar edilmez. Cümle, iki başın aynı anda ısırmasını dışlar ancak her zaman bir başın ısırdığı anlamına gelmez. Ever, kuralı “hiçbir zaman veya durumda” anlamıyla güçlendirir; simultaneously ise “aynı anda” demektir. no two + çoğul isim + ever + fiil + simultaneously kalıbı, asla çakışmayan olayları anlatır.
Alıştırma
Kuralı players ve no two kalıbıyla tamamlayın: Under this rule, ____ ever compete simultaneously.
Cevabı göster
no two players
Hades' minions forgot to tell you what was happening,
0:52Hades'in minyonları ne olduğunu sana söylemeyi unuttu,
By the time you show up: daha sonraki bir zaman sınırı belirlemek
by the time + yan cümle bir zaman sınırı belirler. Bu sınıra ulaşıldığında ana cümledeki durumun zaten doğru olduğunu veya çoktan değiştiğini anlatır. Burada you show up daha sonra gerçekleşen olaydır ve cümlenin geri kalanı buna göre değerlendirilir. Show up, “gelmek” veya “ortaya çıkmak” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada “göstermek” anlamına gelmez. Tam bir cümlede ana cümle sık sık already, bitmiş zaman yapısı veya geliş zamanından önce oluşmuş başka bir sonuç kullanır.
Alıştırma
Hangi cümle toplantının dinleyici gelmeden önce başlayacağını açıkça ifade eder?
- After you show up, the meeting will start.
- By the time you show up, the meeting will already have started.
- Before you show up, everyone will wait outside.
- When you show up, the meeting will start.
Cevabı göster
By the time you show up, the meeting will already have started.
and drawing attention to yourself won't end well. Ton ve niyet
1:01ve dikkatleri üzerine çekmek iyi bitmeyecek.
drawing attention to yourself won't end well: ciddi bir uyarı
draw attention to yourself, başkalarının seni fark etmesine yol açacak bir şey yapmak demektir. Buradaki draw, resim çizmek anlamına gelmez. won't end well, bu davranışın büyük olasılıkla sorun çıkaracağı anlamına gelir. Konuşan kişi kötü sonucun ne olduğunu söylemediği için cümle, dikkat çekmeme konusunda ciddi bir uyarı işlevi görür ve dolaylı bir tehdit gibi duyulabilir.
Alıştırma
"drawing attention to yourself won't end well." ifadesinin anlamını seç.
- Kendini herkese tanıtmalısın.
- Fark edilmek övgü getirecektir.
- İnsanlar yakında dikkat etmeyi bırakacaktır.
- Fark edilmek büyük olasılıkla sorun çıkaracaktır.
Cevabı göster
Fark edilmek büyük olasılıkla sorun çıkaracaktır.
steps out of the shadows: dramatik bir giriş
steps out of the shadows, Hermes'in karanlık veya gizli bir yerden görülür bir konuma çıkması demektir. Hikâye anlatımında bu ifade, birinin ortaya çıkışını ani, gizemli veya dramatik gösterir. Bu cümlede birinin hayatında ya da toplum önündeki konumunda mecazi bir değişimi değil, gerçek bir hareketi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için step out of the shadows ifadesini geçmiş zamanda kullan: When the museum went quiet, a guard ____.
Cevabı göster
stepped out of the shadows
He tells you he can instantly put you into the line,
1:09Sana seni anında sıraya koyabileceğini söyler,
grant his grace: mitolojik bir tonla lütuf bahşetmek
Bu cümlede grant his grace, “birine lütfunu, kutsamasını ya da özel yardımını bahşetmek” anlamındadır. Grant, verilen şeyin bilinçli biçimde bahşedildiğini hissettirir; grace burada hareket veya görünüşteki zarafet değil, ilahi lütuf demektir. Bu sözcükler birlikte yüce ve mitolojik bir ton oluşturur. Konuşan kişi Hermes’in yardımını sıradan bir yardım değil, bir tanrıdan gelen ender bir ihsan gibi sunar.
Alıştırma
Grant his grace burada ne anlatıyor?
- Bir iyilik bahşedeceğini resmî ve mitolojik bir dille söylemek.
- Ne kadar zarif hareket ettiğini anlatmak.
- Bir arkadaşının yardımına ihtiyacı olduğunu günlük bir dille söylemek.
Cevabı göster
Bir iyilik bahşedeceğini resmî ve mitolojik bir dille söylemek.
to someone clever enough to take full advantage of it. Kalıp ifadeler
1:17bundan tam olarak faydalanabilecek kadar zeki birine bahşedecek.
clever enough to take full advantage of it: ondan tam yararlanacak kadar zeki
Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin ya da şeyin sonraki eylemi gerçekleştirmek için gerekli nitelik derecesine sahip olduğunu anlatır. Clever enough to take ifadesinde enough, clever sözcüğünden sonra gelir ve take, to’dan sonra yalın hâlde kalır. Take full advantage of it, “ondan mümkün olduğunca tam yararlanmak” demektir. Burada it, yararlı bir fırsatı veya faydayı gösterir; bu nedenle advantage nötr ya da olumlu anlamdadır ve ifade haksız bir üstünlük kazanmak demek değildir.
Alıştırma
Enough to ve take full advantage of kullanarak cümleyi tamamlayın: Priya is experienced ____ the internship.
Cevabı göster
enough to take full advantage of
Choose ..., and he'll ...: koşul bildiren bir emir cümlesi
Emir cümlesi + and + sonuç kalıbı, bir koşulu ve onun sonucunu ifade edebilir. Choose the best place in line koşulu belirtir; he'll give you the spot ise sonucu söyler. Tam bir if cümlesiyle bu, If you choose the best place in line, he'll give you the spot şeklindedir. Buradaki and yalnızca iki eylemi birbirine bağlamaz. Yaklaşık olarak “bunu yaparsan sonuç olarak bu olur” anlamı verir ve koşulu kısa, doğrudan bir biçimde sunar.
Alıştırma
Emir cümlesi + sonuç kalıbında kullanılan bağlama sözcüğünü yazın: Keep your receipt, ____ you'll be able to return the jacket.
Cevabı göster
and
Choose wrong, and he'll ...: olumsuz bir koşul sonucu
Burada da aynı emir cümlesi + and + sonuç kalıbı bir koşulu ve sonucunu ifade eder. Choose wrong, “yanlış seçersen” anlamına gelir; he'll leave you to rot ise kötü sonucu belirtir. İlk bölüm, yanlış bir seçim yapmayı öğütlemez; sonucu tetikleyecek eylemi kısa bir şekilde adlandırır. choose wrong ifadesindeki wrong, “yanlış biçimde” anlamına gelen ve sıfatla aynı biçimde kullanılan yaygın bir zarftır. Leave someone to rot, “birini korkunç bir durumda terk edip acı çekmesine izin vermek” anlamında çok sert ve çoğu zaman dramatik bir ifadedir.
Alıştırma
İlk eylemi kötü sonucun koşulu yapan bağlama sözcüğüyle uyarıyı tamamlayın: Touch that wire, ____ you'll get a shock.
Cevabı göster
and
leave you to rot: seni zalimce acı çekmeye terk etmek
Leave someone to rot ifadesinde leave, birini yardım etmeden terk etmek anlamına gelir. To rot sözcük anlamıyla “çürümek” demektir, ancak burada kişinin sıkışıp kalmaya ve acı çekmeye devam etmesini abartılı bir görüntüyle anlatır. Bu ifade zalimce ve cezalandırıcı bir tavır taşır. Yalnızca leave you there demekten çok daha güçlüdür, çünkü yardım etmek için geri dönme niyetinin olmadığını düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümle “He'll leave you to rot” ifadesinin anlamına en uygundur?
- He'll return soon to rescue you.
- He'll abandon you and let you keep suffering.
- He'll ask you to wait there briefly.
Cevabı göster
He'll abandon you and let you keep suffering.
It's possible to calculate the exact probability of going free Kelime
1:37Özgür kalma ihtimalini tam olarak hesaplamak mümkündür
exact probability of going free: serbest kalmanın kesin olasılığı
Probability of + isim veya -ing biçimi yapısında, of sonrasındaki sözcükler olasılığı ölçülen olayı belirtir. Burada bu olay going free olduğundan, exact probability of going free serbest bırakılmanın veya kapalı kalınan bir durumdan kurtulmanın kesin olarak hesaplanan olasılığı demektir. Go free özgür hâle gelmek veya serbest bırakılmak demektir. Burada free, sıfır fiyatı değil, özgür olma durumunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle serbest bırakılmanın kesin olasılığının hesaplandığını söylüyor?
- We guessed when the gate would open.
- We calculated the exact probability of going free.
- We calculated the exact cost of a free meal.
Cevabı göster
We calculated the exact probability of going free.
but there's a much simpler path to the solution Kalıp ifadeler
1:43ama çözüme giden çok daha basit bir yol var
that requires surprisingly little calculation. Kalıp ifadeler
1:46ki şaşırtıcı derecede az hesaplama gerektirir.
much simpler path to the solution: çözüme giden çok daha basit bir yol
Bu cümlede a path to the solution, “cevaba ulaştıran bir yöntem veya düşünce çizgisi” demenin mecazi bir yoludur. Path gerçek bir fiziksel yol anlamına gelmez. Much, karşılaştırma biçimindeki simpler sıfatını güçlendirir; bu yüzden much simpler, “çok daha kolay veya daha az karmaşık” demektir. İfadenin tamamı, daha önce düşünülen yöntemden daha basit bir yaklaşım sunar.
Alıştırma
“Cevaba ulaşmanın çok daha kolay bir yolu” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This diagram shows us a ____.
Cevabı göster
much simpler path to the solution
requires surprisingly little calculation: şaşırtıcı derecede az hesaplama gerektirir
Requires + isim yapısı, bir yöntemin hangi kaynağa veya ne kadar çalışmaya ihtiyaç duyduğunu belirtir. Burada calculation sayılamayan bir isimdir ve hesaplama etkinliğini ya da toplam hesaplama miktarını anlatır; bu nedenle little calculation, az miktarda hesaplama işi demektir. Surprisingly, konuşanın beklentisini bildirir: gereken miktar beklenenden daha azdır. Bu, yönteme ilişkin bir değerlendirmedir; çözümü geçerli kılan bir koşul değildir.
Alıştırma
“Beklenmedik ölçüde az hesaplama işi gerektirir” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This shortcut ____.
Cevabı göster
requires surprisingly little calculation
Imagine being anywhere in line: varsayımsal bir duruma girmek
Burada Imagine, dinleyeni kendisini zihninde varsayımsal bir duruma yerleştirmeye davet eden bir emir kipidir. Being anywhere in line, kuyruğun herhangi bir yerinde bulunmak anlamına gelir. Bu cümle açıklamadaki akıl yürütmeyi düzenler: önce zihinsel bir model kurar, sonra o konumdan mümkün sonuçları karşılaştırmayı sağlar. Analizden kopuk bir sohbet değildir.
Alıştırma
Konuşmacı Imagine being anywhere in line ifadesiyle ne yapıyor?
- Dinleyicileri kuyruktaki varsayımsal bir konuma girmeye davet ediyor.
- Dinleyicilere hemen gerçek bir kuyruğa girmelerini emrediyor.
- Açıklamayı son bir cevapla bitiriyor.
Cevabı göster
Dinleyicileri kuyruktaki varsayımsal bir konuma girmeye davet ediyor.
Way up at the front: konumu güçlü biçimde vurgulamak
Burada way, up at the front ifadesini güçlendiren bir derece zarfıdır. Bu ifade bir kuyruğun veya sıralamanın çok ön tarafında, yani ön kısma çok yakın bir konum anlamına gelir; way burada “yol” demek değildir. Bir konum belirten ifade olarak Way up at the front, kişi veya nesneyi özellikle vurgulayarak en ön tarafa yerleştirir. Virgül, önce konumu belirtip ardından orada olanları veya sıradaki içeriği anlatmaya izin verir.
Alıştırma
Koltukların ön tarafa çok yakın olduğunu güçlü biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- Our seats are near the middle of the theater.
- Our seats are way up at the front.
- Our seats are at the back of the theater.
Cevabı göster
Our seats are way up at the front.
one of the three heads will pick someone at random, Kalıp ifadeler
1:53üç baştan biri rastgele birini seçecek
pick someone at random: birini rastgele seçmek
pick someone at random ifadesinde pick “seçmek” demektir; at random ise seçimin nasıl yapıldığını anlatan bir zarf öbeğidir: kimin seçileceğine önceden karar vermeden, şansa bağlı olarak. Kalıp pick + kişi veya şey + at random şeklindedir. Çekilişlerde, örneklem seçiminde, takım oluşturmada, deneylerde ve oyun kurallarında kullanılabilir.
Alıştırma
at ile başlayan ifadeyi kullanarak hedef kalıbı tamamlayın: The program will pick one name ____ from the full list.
Cevabı göster
at random
move forward one, two, or three spaces: bir, iki veya üç kare ilerlemek
move forward + sayı + spaces kalıbı, oyuncuya oyun taşını hedefe doğru belirli sayıda konum ilerletmesini söyler. Forward yönü, one, two, or three ise olası ilerleme mesafelerini belirtir. Burada space, oyun tahtası veya parkur üzerindeki işaretli bir konum, yani bir kare demektir. Açık fiziksel alan anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi talimat oyuncuya taşını hedefe doğru üç konum ilerletmesini söyler?
- Go ahead and take your turn.
- Move your token to space three.
- Move forward three spaces.
Cevabı göster
Move forward three spaces.
Since each is equally likely: nedeni önce vermek
Burada since, because veya given that anlamındadır. Ardından gelen sonucu destekleyen nedeni sunar; geçmişteki bir başlangıç zamanını belirtmez. Each, olası sonuçların her birini ifade eder; equally likely ise hepsinin aynı olasılığa sahip olduğunu gösterir. Nedeni başa koymak, açıklamayı önce öncül sonra sonuç gelecek biçimde düzenler. Virgül, baştaki neden yan cümlesinin tek başına tamamlanmadığını ve ana sonucun henüz gelmediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede since, ardından gelen sonucun nedenini sunar?
- We have been waiting since the doors closed.
- Since both paths are equally safe, either choice is reasonable.
- She has lived here since 2021.
Cevabı göster
Since both paths are equally safe, either choice is reasonable.
your chance of survival from wherever you started Dilbilgisi
2:02başladığınız yerden hayatta kalma şansınız
wherever you started: başlangıç yeri neresi olursa olsun
wherever you started ifadesinde wherever, no matter where yani “neresi olursa olsun” anlamındadır. Dinleyiciden tek bir yeri belirtmesini istemek yerine olası tüm başlangıç konumlarını kapsar. from wherever you started içinde yan cümlenin tamamı değişebilen bir başlangıç yerini belirtir. Verilen mesaj, başlangıç noktası değişse bile analiz veya sonucun geçerli olduğudur.
Alıştırma
Hangi cümle aynı kuralın olası her başlangıç yerinde geçerli olduğunu söyler?
- We returned to where you started.
- Wherever you start, the same safety rule applies.
- Tell me where you started.
Cevabı göster
Wherever you start, the same safety rule applies.
is the average of ... from each ...: olasılıkların kaynak durumlara göre ortalaması
X is the average of Y, ilgili Y değerlerinin toplanıp değer sayısına bölünmesiyle X’in bulunduğunu anlatır. Burada ortalaması alınan değerler üç olasılıktır: mevcut konumun önündeki üç karenin her biri için bir olasılık. From each of the three spaces, her olasılığın ait olduğu durumu ya da başlangıç konumunu belirtir. Karelerin birine etkin biçimde “şans verdiği” anlamına gelmez. Bu kalıp, birden fazla kaynağa bağlı değerlerden tek bir sonucun nasıl hesaplandığını anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir olasılığın her biri bir başlangıç karesine ait üç olasılığın ortalaması alınarak hesaplandığını söyler?
- The survival chance is the average of the chances from the three starting spaces.
- The survival chance is the total of the chances from the three starting spaces.
- The survival chance is the greatest chance among the three starting spaces.
Cevabı göster
The survival chance is the average of the chances from the three starting spaces.
And this is where you can find a huge shortcut. Anlatım akışı
2:10Ve işte burada devasa bir kısayol bulabilirsiniz.
This is where ... a huge shortcut: akıl yürütmede kilit bir adımı işaret etmek
This is where... yapısındaki where, fiziksel bir yeri göstermez. Açıklamanın o anda ulaştığı adımı, yani az önce yapılan gözlem sayesinde varılan noktayı gösterir. Find a huge shortcut, büyük miktarda işi ortadan kaldıran bir yöntem bulmak demektir. Cümle bir bütün olarak, önemli bir basitleştirme fikrinin birazdan geleceğini haber verir. Aynı This is where... kalıbı; bir sonucun, sorunun veya çözümün netleştiği adımı belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir açıklamada This is where you can find a huge shortcut cümlesi neyin işaretidir?
- Açıklama fiziksel bir yere nasıl gidileceğini tarif ediyor.
- Artık olası her durum ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
- Önemli bir basitleştirme fikri birazdan ortaya çıkacak.
Cevabı göster
Önemli bir basitleştirme fikri birazdan ortaya çıkacak.
on or between the extremes: iki uç noktayı da kapsamak
Bu matematiksel aralık ifadesinde the extremes, kümedeki en düşük ve en yüksek değer olan iki sınır değerini belirtir. Burada on an extreme, bu sınır değerlerinden birine eşit olmak; between the extremes ise aralığın içinde olmak demektir. on or between kalıbı, uç noktaları da içeren bir aralık oluşturur. Ortalama, iki uç noktadan birine eşit olabilir veya aralığın içinde herhangi bir yerde bulunabilir. En küçük değer ile en büyük değer arasındaki aralığın dışına çıkamaz.
Alıştırma
Bu cümlede on or between the extremes ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Ortalama aralığın içinde kalmalı ve iki sınırdan hiçbirine eşit olmamalıdır.
- Ortalama, bir sınır değerine eşit olabilir veya aralığın içinde bulunabilir.
- Ortalama en büyük değerin üzerinde veya en küçük değerin altında olabilir.
Cevabı göster
Ortalama, bir sınır değerine eşit olabilir veya aralığın içinde bulunabilir.
can never be higher than ... or lower than ...: kesin alt ve üst sınır belirtmek
can never be higher than X or lower than Y kalıbı, tek bir paralel yapıda bir üst sınır ve bir alt sınır verir. İki karşılaştırma da never kapsamına girdiği için X'in üzerindeki ve Y'nin altındaki değerleri dışlar. Never çok önemlidir: iki sınırı yalnızca genel bir durum değil, kesin bir kural hâline getirir. Son bölümde the lowest ifadesinden sonra value adı kullanılmaz; çünkü bu sözcük önceki the highest value ifadesinden anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi can never be higher than ... or lower than ... kalıbıyla tamamlayın: A valid score ____ 100 ____ 0.
Cevabı göster
can never be higher than · or lower than
So whatever your chances of survival are where you start, Dilbilgisi
2:25Yani başladığınız yerdeki hayatta kalma şansınız ne olursa olsun,
whatever your chances of survival are: şans ne olursa olsun
Whatever your chances of survival are, “hayatta kalma şansınız ne olursa olsun” anlamına gelir. Whatever, mümkün olan bütün değerleri kapsayan bir yan cümle başlatır; bu nedenle dinleyiciden belirli bir olasılık söylemesini istemez. Söz dizimi özne + fiildir: your chances ... are. Where you start, bu şansların geçerli olduğu yeri veya başlangıç durumunu belirtir. Yan cümlenin bütünü, başlangıçtaki şans ne olursa olsun sonucun geçerli kaldığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, başarı oranı ne olursa olsun kuralın geçerli olduğunu söyler?
- Whatever the success rate is, the rule stays the same.
- The rule stays the same only when the success rate is high.
- What is the success rate for this rule?
Cevabı göster
Whatever the success rate is, the rule stays the same.
is at least as good and probably better. Dilbilgisi
2:32en az onun kadar iyidir ve muhtemelen daha iyidir.
at least as good and probably better: asgari düzey ve olası iyileşme
At least as good, “en az onun kadar iyi”, yani “daha kötü değil” anlamına gelir: eşit derecede iyi veya daha iyi olabilir. Bu ifade tek başına seçeneğin kesinlikle daha iyi olduğunu ileri sürmez. Tam kalıp as good as + karşılaştırma ölçütüdür; ancak ölçüt bağlamdan belliyse söylenmeyebilir. Probably better daha güçlü bir tahmin ekler: konuşan kişi “daha iyi” olmasının muhtemel olduğunu, fakat kesin olmadığını düşünür. İfade bütünü önce asgari düzeyi belirtir, ardından olası bir iyileşme ekler.
Alıştırma
Bir yedek plan mevcut plandan daha kötü performans göstermiyor ve büyük olasılıkla onu aşacağını düşünüyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- The backup plan is exactly as good as the current plan.
- The backup plan is definitely better than the current plan.
- The backup plan is at least as good as the current plan and probably better.
Cevabı göster
The backup plan is at least as good as the current plan and probably better.
This observation is incredibly powerful. ile önemli bir içgörüyü vurgulamak
Bu cümlede this, hemen önce ortaya konan sonuca işaret eder. Observation, fark edilen bir örüntü veya sonuç anlamına gelir; burada yalnızca gözle görülen bir şey değil, matematiksel bir içgörüdür. Powerful, bu içgörünün akıl yürütme üzerindeki etkisini anlatır: önemli bir sonuca götürebilir veya sonraki adımları çok daha kolay hâle getirebilir. Cümlenin tamamı, dinleyicilere birazdan kullanılacak sonuca özellikle dikkat etmelerini söyleyen bir işarettir.
Alıştırma
Bu cümle matematiksel bir açıklamada neyin işaretini verir?
- Az önce sunulan içgörü, bundan sonraki akıl yürütme için çok yararlı olacaktır.
- Önceki hesaplama yanlış olduğu için atılmalıdır.
- Konuşmacı büyük bir fiziksel güç kullanarak bir şey gördü.
Cevabı göster
Az önce sunulan içgörü, bundan sonraki akıl yürütme için çok yararlı olacaktır.
wherever you are in line: tavsiyeyi her konuma genişletmek
Wherever you are in line, “sırada hangi konumda olursanız olun” anlamına gelir. Wherever, belirli bir yeri sormak yerine olası her konumu kapsayan, sınırlandırılmamış bir yer yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle ana cümleden önce geldiğinde, sonraki tavsiyenin sıranın her konumuna uygulanmasını sağlar. Konuşmacı böylece konumlarla ilgili bir sonuçtan genel bir stratejiye geçer.
Alıştırma
Hangi cümle aynı tavsiyenin sıradaki her konum için geçerli olduğunu söyler?
- Tell me where you are in line, and then I will decide whether the advice applies.
- The advice applies only after you reach the front of the line.
- Wherever you are in line, the same advice applies.
Cevabı göster
Wherever you are in line, the same advice applies.
It'd be wise to ... trade A for B: mantıklı bir değişim önermek
It'd be wise to ... ifadesi It would be wise to ... yapısının kısaltılmış biçimidir. Gerekçeli bir öneri sunar: konuşan kişi doğrudan emir vermek yerine bir eylemi mantıklı seçim olarak gösterir. Trade A for B, B'yi elde etmek için A'dan vazgeçmek veya A'yı değiştirmek demektir. Bu cümlede your place mevcut konum, one of the three spots in front of you ise yeni konumdur. Bu nedenle trade ticari bir işlemden çok konum değiştirmeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle eski bir pili yenisiyle değiştirmeyi doğal ve gerekçeli bir şekilde önerir?
- It'd be wise to trade the old battery for a new one.
- It'd be wise trading the old battery with a new one.
- It'd wise to trade the old battery for a new one.
Cevabı göster
It'd be wise to trade the old battery for a new one.
Let's ignore which for now: bir ayrıntıyı geçici olarak kenara bırakmak
Let's ... dinleyiciyi ortak bir sonraki adımı izlemeye davet eder. Burada which, which one of the three spots ifadesinin yerini tutar; çünkü olası seçenekler bağlamdan zaten bellidir. For now, mevcut aşamada geçici olarak anlamına gelir. Cümle, tartışmanın o anki adımda önemli olan noktaya odaklanabilmesi için bir ayrıntıyı kenara bırakır ve bu ayrıntıya daha sonra dönme olasılığını açık tutar.
Alıştırma
Let's ignore which for now nasıl bir tartışma planı ifade eder?
- Hangi seçeneğin en iyi olduğuna zaten kesin olarak karar verdik.
- Seçimi geçici olarak bir kenara bırakacağız ve daha sonra ona dönebiliriz.
- Seçeneklerin hiçbirini bir daha asla değerlendirmeyeceğiz.
Cevabı göster
Seçimi geçici olarak bir kenara bırakacağız ve daha sonra ona dönebiliriz.
think of them as a trio: think of A as B ile gruplama
Think of A as B, “o anki amaç doğrultusunda A’yı B olarak görmek veya ele almak” demektir. Burada them üç konumu belirtir; a trio ise bunları analiz için tek bir birim hâlinde toplar. Bu ifade bilgiyi düzenler; üç şeyin fiziksel olarak değiştiğini söylemez. Trio yalnızca üç öğeden oluşan bir grup demektir ve mutlaka bir müzik grubunu belirtmez.
Alıştırma
Think of A as B yapısındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: Think of these three numbers ____ one set.
Cevabı göster
as
This trio's maximum value is better than this trio's, Kalıp ifadeler
2:50Bu üçlünün maksimum değeri bu üçlününkinden daha iyidir,
This trio's maximum value ... this trio's: karşılaştırmalarda iyelik yoluyla eksiltme
This trio's maximum value, ilk grubun ölçütünü, yani üç öğesi arasındaki en büyük değeri belirtir. Bu bağlamda değer bir olasılıktır; bu nedenle better “daha avantajlı” demektir. Burada daha yüksek bir maksimum olasılığı belirtir, daha yüksek bir fiyatı değil. Than sözcüğünden sonra this trio's, this trio's maximum value yerine kullanılır. Eksik olan bölüm tam olarak anlaşılabiliyorsa İngilizcede iyelik biçimi tekrarlanan ad öbeğinin atılmasına izin verir.
Alıştırma
Karşılaştırılan ölçütü tekrarlamadan doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The first team's score is higher than the second team is.
- The first team's score is higher than the second team.
- The first team's score is higher than the second team's.
Cevabı göster
The first team's score is higher than the second team's.
Keep going, and you'll reach the front: sonuç bildiren emir cümlesi + and
Emir cümlesi + and + sonuç cümleciği yapısı, ilk eylem yapılınca belirtilen sonucun gerçekleşeceğini anlatır. Keep going emir bölümüdür; you'll reach the front ise beklenen sonucu belirtir. Burada and yalnızca eş değer iki düşünceyi birbirine bağlamaz. Cümleye If you keep going, you'll reach the front ifadesine benzer bir koşul anlamı kazandırır. Keep going yalnızca fiziksel olarak ileri gitmeyi değil, aynı işlemi tekrarlamayı da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, pratik yapmaya devam etmenin sonucunda gelişme olacağını anlatır?
- If you improve, keep practicing.
- Keep practicing, or you'll lose your progress.
- Keep practicing, and you'll improve.
Cevabı göster
Keep practicing, and you'll improve.
the best and worst probabilities for the entire line.
3:01tüm sıra için en iyi ve en kötü olasılıklar.
must contain the extreme values, the best and worst probabilities: maksimum ve minimum uç değerler
Burada must contain bir emir değil, mantıksal olarak zorunlu bir sonucu ifade eder. Akıl yürütme, ilgili değerlerin bu üç konumda kesinlikle bulunduğunu söyler. Matematikte ve veri analizinde extreme values, bir aralığın iki ucundaki değerlerdir. Açıklayıcı ifade the best and worst probabilities, burada hangi uç değerlerin önemli olduğunu belirtir: tüm sıradaki en avantajlı ve en dezavantajlı olasılıklar.
Alıştırma
Cümleyi, maksimum ve minimumu birlikte belirten iki kelimelik hedef matematik terimiyle tamamlayın: In a sorted list, the first and last entries must contain the ____.
Cevabı göster
extreme values
In other words: aynı fikri yeniden ifade etme
In other words bir yeniden ifade etme işareti verir: ardından gelen bölüm aynı temel fikri daha açık, basit veya doğrudan sözlerle anlatır. Burada sonraki cümlenin yeni bir neden eklemek yerine önceki akıl yürütmeyi özetlediğini gösterir. Bir cümlenin veya yan cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Burada In other words neyi gösteriyor? The route is closed. In other words, we need to take another road.
- Bir rota örneği verir.
- İlgisiz bir neden ekler.
- Önceki cümlenin pratik anlamını daha doğrudan yeniden ifade eder.
Cevabı göster
Önceki cümlenin pratik anlamını daha doğrudan yeniden ifade eder.
They're all we need to consider: all + ilgi cümleciği
they're all we need to consider ifadesinde they're, they are ifadesinin kısaltmasıdır. Buradaki all, “olası her şey” değil, “gerekenlerin tamamı” anlamına gelir. we need to consider yan cümlesi bu bütünün kapsamını belirtir. Daha uzun biçimi all that we need to consider şeklindedir; burada ilgi zamiri that atılmıştır. X is/are all we need to + fiil kalıbı kapsamı sınırlar: X görev için yeterlidir, bu nedenle diğer şeyler dışarıda bırakılabilir.
Alıştırma
Cümleyi all + we need to check ilgi cümleciğiyle tamamlayın ve that kullanmayın: These three files are ____.
Cevabı göster
all we need to check
Head one would save you and the other two doom you forever. Dilbilgisi
3:11Birinci baş sizi kurtarır, diğer ikisi ise sizi sonsuza dek mahkûm eder.
would save ... doom: varsayımsal sonuçları karşılaştırma
Would + fiilin yalın hâli, hayal edilen bir durumun ya da seçimin sonucunu anlatır; gerçekleşmiş bir sonucu anlatmaz. Burada bir numaralı başın varsayımsal sonucu seni kurtarmak, diğer ikisinin varsayımsal sonucu ise seni felakete sürüklemektir. İkinci yan cümlede tekrarlanan would düşürülmüştür; tam yapı the other two would doom you forever şeklindedir. Doom someone, bir kişinin yıkıcı bir başarısızlıkla veya ağır acıyla karşılaşmasına yol açmak demektir; bu yüzden doom you forever, blame you ifadesinden çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Sonraki yan cümleyle eşleşen ve varsayımsal sonucu gösteren yardımcı fiili yazın: In this game, the silver key ____ open the gate, while the other keys would trigger an alarm.
Cevabı göster
would
That's just a one in three chance to escape. Kalıp ifadeler
3:14Bu sadece üçte bir kaçma şansı demektir.
a one in three chance: üçte bir olasılığı ifade etme
A one in three chance, gerçekleşme olasılığı eşit üç seçenekten birinin olumlu sonuç vermesi, yani üçte bir olasılık demektir. Buradaki in bir yeri değil, oranı belirtir. Chance to escape, ölçülen sonucun kaçmak olduğunu belirtir. Just burada “yalnızca” anlamına gelir ve konuşanın bu olasılığı düşük gördüğünü gösterir. Özenli yazıda chance sözcüğünden önceki birleşik niteleyici genellikle kısa çizgilerle yazılır: a one-in-three chance.
Alıştırma
Üçte bir olasılığı ifade etmek için cümleyi sözcüklerle yazılmış one-in-N kalıbıyla tamamlayın: There is ____ chance of success.
Cevabı göster
a one-in-three
in that it gives you another chance: bir değerlendirmenin kesin dayanağını belirtme
Burada in that, head one is okay değerlendirmesini doğru kılan belirli gerçeği açıklar: sana bir şans daha verir. “... olduğu için” veya “... yönüyle” anlamına gelir; yer bildirmez. Değerlendirme + in that + yan cümle kalıbı önce bir yargı sunar, ardından açıklamayı bu yargının geçerli olduğu belirli yönle sınırlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir değerlendirmenin belirli dayanağını açıklamak için in that kullanıyor?
- The map is useful that it shows every bus stop.
- The map is useful in that drawer.
- The map is useful in that it shows every bus stop.
Cevabı göster
The map is useful in that it shows every bus stop.
while heads one and two both give you extra chances.
3:31birinci ve ikinci başlar ise size ekstra şans tanır.
because ... while ...: neden belirtme ve sonuçları karşılaştırma
Because, üçüncü yerin neden en iyi olduğunu açıklar: üçüncü kafa seni kurtarır. Bu gerekçenin içinde while farklı bir sonucu yanına koyarak karşılaştırır: birinci ve ikinci kafalar ek şanslar verir. Burada while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır; “... olduğu sırada” biçiminde bir zaman anlamı taşımaz. İddia + because + neden, while + karşıt gerçek kalıbı, bir seçimi tek cümlede gerekçelendirip seçenekleri karşılaştırmanızı sağlar. Both, birinci ve ikinci kafanın aynı sonucu paylaştığını gösterir.
Alıştırma
Neden için because, karşıtlık için while kullanarak cümleyi tamamlayın: The library is the best choice ____ it stays open late, ____ the café closes at six.
Cevabı göster
because · while
If you did want to consider the exact probabilities, Dilbilgisi
3:36Eğer kesin olasılıkları dikkate almak isteseydiniz,
If you did want to ...: koşul cümlesinde vurgu yapan did
did want yapısında did, want fiilini güçlendiren vurgulu bir yardımcı fiildir; anlamı “gerçekten isteseydiniz” veya “aslında isteseydiniz” ifadesine yakındır. Yapı did + fiilin yalın hâlidir; bu yüzden want yalın kalır. Bu if yan cümlesinde konuşmacı, kesin olasılıkları değerlendirmeyi gerçek ancak isteğe bağlı bir seçenek olarak sunar. did biçim olarak geçmiş zamandadır; fakat buradaki temel görevi eylemi yalnızca geçmişe yerleştirmek değil, olasılığı vurgulayıp nazikçe kabul etmektir.
Alıştırma
“If you did want to consider the exact probabilities” ifadesindeki did sözcüğünün temel görevi nedir?
- Olasılıkların geçmişte zaten hesaplandığını gösterir.
- consider fiilini bir emre dönüştürür.
- Bunu yapma isteğinin gerçek ancak isteğe bağlı bir olasılık olduğunu vurgular ve nazikçe kabul eder.
Cevabı göster
Bunu yapma isteğinin gerçek ancak isteğe bağlı bir olasılık olduğunu vurgular ve nazikçe kabul eder.
the odds of surviving in place three are 16 out of 27, Kelime
3:39üçüncü sırada hayatta kalma ihtimali 27'de 16'dır,
odds ... are 16 out of 27: out of ile olasılık ifade etmek
Burada odds, günlük dildeki geniş “şans” veya “olasılık” anlamında kullanılır. odds of surviving, ölçülen olayın hayatta kalmak olduğunu belirtir; 16 out of 27 ise eşit olasılıklı 27 sonucun 16'sında hayatta kalındığı anlamına gelir. Bu kesir 16/27, yani yaklaşık %59 olasılıktır. Katı matematik ve istatistik kullanımında odds daha dar bir anlama sahiptir: olumlu sonuçları olumsuz sonuçlarla karşılaştırır. 16 olumlu ve 11 olumsuz sonuç varsa lehteki resmi odds 16'ya 11'dir.
Alıştırma
Resmi bir istatistik raporunda, eşit olasılıklı 27 sonucun 16'sı başarılıdır. Hangi cümle olasılığı en kesin biçimde belirtir?
- The probability of success is 16 out of 27.
- The probability of success is 16 to 11.
- The odds in favor of success are 16 out of 27.
Cevabı göster
The probability of success is 16 out of 27.
close to 60%: yaklaşık bir değer ifade etme
Burada close to 60%, bir şeyin fiziksel olarak yakında olduğunu değil, değerin %60'a yakın olduğunu belirtir. Daha kesin bir sonucu, anlaşılması kolay yaklaşık bir değere dönüştürür. Close to, tam olarak eşit anlamına gelmez. Hedef sayının biraz altındaki veya biraz üstündeki bir değeri anlatabilir.
Alıştırma
Bir ölçüm %60.8'dir. Bunun %60'a yakın olduğunu, ancak %60'ın altında olduğunu ima etmeden anlatan ifade hangisidir?
- almost 60%
- exactly 60%
- close to 60%
Cevabı göster
close to 60%
The spots later in line tend to be very close to having a 50% chance of survival. Kalıp ifadeler
3:46Sırada daha gerideki yerler hayatta kalma şansının %50 olmasına çok yakındır.
tend to be very close to having a 50% chance of survival: eğilim ve yaklaşık olasılık ifade etme
Tend to, bunun sonraki her yer için garanti edilen bir sonuç değil, olağan bir eğilim olduğunu belirtir. Very close to having a 50% chance ise olasılığın yarıya yakın olduğunu, ancak tam olarak yarı olmayabileceğini gösterir. Bu ifadeler birlikte kullanıldığında iddia iki yönden temkinli olur: eğilimin istisnaları olabilir ve olasılıklar %50'den küçük ölçüde farklılık gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle hem istisnalara hem de %50'den küçük farklılıklara izin vererek genel bir eğilimi anlatır?
- Applicants in this group tend to have exactly a 50% chance of admission.
- Applicants in this group tend to be very close to having a 50% chance of admission.
- Applicants in this group are very close to having a 50% chance of admission.
Cevabı göster
Applicants in this group tend to be very close to having a 50% chance of admission.
Because every time Cerberus sends one soul up to be reborn, Dilbilgisi
3:53Çünkü Cerberus her yeniden doğmak üzere bir ruhu yukarı gönderdiğinde,
every time ...: tekrarlanan bir koşulu belirtmek
Every time + yan cümle, “bu her gerçekleştiğinde” anlamına gelir. Bir olayı tekrarlanan koşul olarak sunar: olay her gerçekleştiğinde aynı türden bir sonuç ortaya çıkar. Burada Cerberus bir ruhu yeniden doğması için “yukarıya”, üst dünyaya gönderir. Because gerekçeyi başlatır; bu nedenle bu altyazı sonraki sonuca bağlanır ve tek başına tamamlanmış bir cümle değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, koşul her gerçekleştiğinde aynı sonucun ortaya çıktığını anlatır?
- When the motion sensor detected movement yesterday, the light turned on once.
- Sometimes the motion sensor detects movement, but the light does not turn on.
- Every time the motion sensor detects movement, the light turns on.
Cevabı göster
Every time the motion sensor detects movement, the light turns on.
he leaves zero, one, or two souls in the underworld.
3:57yeraltında sıfır, bir veya iki ruh bırakır.
That averages out to one person staying for each one who gets freed. Öbek fiiller
4:01Bu da serbest bırakılan her bir kişi için kalan bir kişiye denk gelir.
average out to ... for each ...: ortalama bir oranı belirtmek
Average out to + sonuç, birden fazla sayı veya değişen durum birlikte değerlendirildikten sonra ortaya çıkan son ortalamayı anlatır. Hesaplama eylemine değil, hesaplamanın sonucuna odaklanır. Burada one person staying, for each one who gets freed ile belirtilen her kişi için ortaya çıkan ortalama sonuçtur; dolayısıyla oran bire birdir. Gets freed edilgen yapıdadır: o kişiyi başka biri özgür bırakır.
Alıştırma
Altı aylık onarım faturası toplam 300 dolardır. Hangi cümle aylık ortalama maliyeti doğru biçimde ifade eder?
- The repair cost fell by fifty dollars each month.
- The repair cost averages out to fifty dollars a month.
- The repair cost adds up to fifty dollars a month.
Cevabı göster
The repair cost averages out to fifty dollars a month.
But you can beat those odds handily with what you now know. Kalıp ifadeler
4:07Ancak şimdi bildiklerinizle bu olasılıkları kolayca alt edebilirsiniz.
can beat those odds handily: olumsuz ihtimalleri kolayca yenmek
Beat the odds, başarı ihtimali düşük veya koşullar elverişsiz olsa bile başarılı olmak demektir. Those odds, daha önce konuşulan olasılığa gönderme yapar. Handily, kolayca veya açık bir farkla anlamına gelir. Olumsuz ihtimallerin nasıl aşıldığını anlatır; “ellerini kullanarak” demek değildir. With what you now know, konuşanın neden çok daha iyi bir sonuç beklediğini açıklar.
Alıştırma
Beat the odds handily ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Before the contest, extra practice beat the odds handily from 20 percent to 60 percent.
- Despite having only a 20 percent chance, the team beat the odds handily and won every round.
- The team beat the odds handily because the result was guaranteed from the start.
Cevabı göster
Despite having only a 20 percent chance, the team beat the odds handily and won every round.
has places to be ... so do you: gidilecek yerlerin var... senin de
Have places to be, birinin gitmesi gereken yerleri, randevuları veya ayrılmasını ya da yoluna devam etmesini gerektiren başka işleri olduğunu söylemenin samimi bir yoludur. Kişinin bazı yerlere sahip olduğu anlamına gelmez. Burada o anı bitirip harekete geçmeye yönelik hafif ve esprili bir dürtü oluşturur. So do you, “you have places to be too” anlamına gelir. so + yardımcı fiil + özne kalıbı, olumlu bir ifadeyi tekrarlamadan aynı durumun geçerli olduğunu belirtir. Burada has, geniş zamandaki ana fiil olduğu için cevapta do kullanılır: so do you.
Alıştırma
“you have places to be too” anlamını vermek için cümleyi so + yardımcı fiil + özne ile tamamlayın: Nina has places to be, and ____.
Cevabı göster
so do you
He rewards your insight by sneaking you into the third spot. Kalıp ifadeler
4:14Seni gizlice üçüncü sıraya sokarak sezgini ödüllendirir.
by sneaking you into the third spot: yöntem ve içeri alınan kişi
By + fiilin -ing biçimi, önceki eylemin hangi yöntemle yapıldığını açıklar. Burada seni üçüncü sıraya gizlice yerleştirerek ödüllendiriyor. Sneak someone into a place or position, bir kişinin bir yere girmesine veya bir konuma alınmasına gizlice yardım etmek demektir. Sneaking you into ifadesinde eylemi ayarlayan kişi he, içeri alınan kişi ise you'dur; senin kendi başına gizlice girdiğin anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın Leo'nun arşive gizlice girmesine yardım ettiğini anlatır?
- Leo sneaked Maya into the archive.
- Maya sneaked Leo into the archive.
- Maya sneaked into the archive after Leo.
Cevabı göster
Maya sneaked Leo into the archive.
it'll be just a short wait to learn your ultimate fate. Kalıp ifadeler
4:18nihai kaderini öğrenmek için kısa bir bekleme olacak.
learn your ultimate fate: nihai sonucunu öğrenmek
Bu ifadede learn, bir beceriyi çalışmak veya edinmek değil, öğrenip haberdar olmak anlamındadır. Your ultimate fate, seni bekleyen nihai ve belirleyici sonuçtur. Bu söyleyiş sonucu büyük bir açıklama gibi sunar ve merak yaratır. Find out what happens ifadesinden daha resmî ve dramatiktir; bu yüzden bir hikâye veya ciddi karar sona yaklaşırken özellikle uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede learn one's ultimate fate, bilinçli bir mizahi abartı olmadan doğal biçimde kullanılmıştır?
- I opened the pencil case to learn my ultimate fate.
- The finalists waited to learn their ultimate fate after the last vote.
- We checked the weather app to learn our ultimate fate before lunch.
Cevabı göster
The finalists waited to learn their ultimate fate after the last vote.
Looking for something to challenge your mind while you wait? Anlatım akışı
4:23Beklerken zihninize meydan okuyacak bir şeyler mi arıyorsunuz?
Looking for ... while you wait?:öneriye geçiş yapan soru biçimli giriş
Buradaki Looking for...? soru biçiminde bir giriş kancasıdır. İzleyicinin sahip olabileceği bir ihtiyacı dile getirerek öneriye doğal bir geçiş sağlar; izleyicinin mutlaka cevaplaması gereken bir bilgi sorusu değildir. Looking for...? ifadesi Are you looking for...? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Sondaki while you wait, bekleme durumuyla bağlantı kurar; ancak soru, mesajı hikâyeden önerilen bir etkinliğe taşır. Bu kalıp bilgiyi durum veya ihtiyaç → öneri veya eylem çağrısı sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Hangi seçenek, bekleme durumundan bir öneriye geçmek için soru biçimli girişi en iyi kullanıyor?
- Looking for a quick puzzle while you wait for the bus? Try today's brain teaser.
- The bus usually arrives at eight, and today's puzzle has twelve pieces.
- Are you still waiting for the bus?
Cevabı göster
Looking for a quick puzzle while you wait for the bus? Try today's brain teaser.
science, and computer science courses to help you keep learning year-round.
4:29bilim ve bilgisayar bilimi kursuna sahiptir, yıl boyu öğrenmeye devam etmenize yardımcı olur.
And while you're at it: ilgili bir eylem daha eklemek
While you're at it, zaten bir işi yapmakta olduğun için aynı fırsattan yararlanıp onunla ilgili bir işi daha yapmak anlamına gelir. it zamiri bir yere değil, daha önce sözü edilen eyleme veya göreve gönderme yapar. Baştaki And, önceki eylemi eklenen öneriye bağlar. İfade çoğunlukla ek eylemi ilk eylemle birlikte yapmanın pratik olduğunu ima eder.
Alıştırma
‘Zaten bunu yapıyorken ilgili bu işi de yap’ anlamına gelen ifadeyle ricayı tamamlayın: You're printing the class poster. ____, could you print one extra copy?
Cevabı göster
While you're at it
you'll find plenty of interactive code-writing challenges and problems to solve.
4:34çözülecek pek çok etkileşimli kod yazma zorluğu ve problemi bulacaksınız.
See for yourself at brilliant.org/teded. Ton ve niyet
4:40Kendiniz brilliant.org/teded adresinden görün.
See for yourself: bizzat kontrol edin
See for yourself, “bir şeyi bizzat kontrol et veya deneyimle ve kendi kararını ver” anlamına gelen bir emir cümlesidir. For yourself, yalnızca başkasının söylediklerine güvenmemeyi vurgular; kişinin kendi görüntüsünü görmesi anlamına gelmez. Bu eylem çağrısında at brilliant.org/teded, kontrolün nerede yapılacağını gösterir. Yalnızca Visit the website demekle karşılaştırıldığında See for yourself, iddiayı bizzat doğrulama daveti de içerir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişiyi bir şeyi bizzat kontrol etmeye davet ediyor?
- Read the reviews and believe every word.
- Look in the mirror and see yourself.
- Try the free sample and see for yourself whether it works.
Cevabı göster
Try the free sample and see for yourself whether it works.
the first 833 of you to use that link will receive 20% off the annual premium subscription fee. Notlar
4:43bu bağlantıyı kullanan ilk 833 kişi, yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanacak.
the first 833 of you to use that link: ilk hak kazananları belirlemek
The first 833 of you, doğrudan you diye hitap edilen grubun içinde en erken davranan 833 kişi anlamına gelir. Bu ad öbeğinin tamamı will receive ifadesinin öznesidir. To use that link, the first 833 of you öbeğini niteler ve kimin ilk sayılacağını belirleyen eylemi gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp the first + sayı + of you + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Buradaki mastar, koşulu karşılayan kişileri belirler; onların amacını anlatmaz.
Alıştırma
Teklifi “Bu dinleyici grubunda kayıt yaptıran ilk beş kişi ücretsiz bir çalışma kitabı alacak” anlamına gelecek şekilde, the first + sayı + of you + to + fiil kalıbını kullanarak tamamlayın: ____ will receive a free workbook.
Cevabı göster
The first five of you to register
Yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim
20% off the annual premium subscription fee, premium aboneliğin normal yıllık fiyatından %20 düşüldüğü anlamına gelir. Bu nedenle müşteri ücretin %80’ini öder. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı percentage + off + ürün, hizmet, ücret veya fiyat şeklindedir. receive 20% off ifadesinde receive indirim kazanmak, off ise fiyattan çıkarılan miktarı belirtmek anlamına gelir; uzağa anlamına gelmez.
Alıştırma
Yıllık ücrette %25 indirim olduğunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: Members receive 25% ____ the annual fee.
Cevabı göster
off