Noktalı virgül nasıl kullanılır? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Noktalı virgülün virgüllerle dolu listeleri nasıl düzenlediğini ve anlamca ilişkili bağımsız cümlecikleri nasıl bağladığını açıklayan video, bu işaretin eş görevli bağlaçlardan önce neden genellikle kullanılmadığını da ortaya koyuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. toss these punctuation marks around — Öbek fiiller: toss ... around ifadesinin yalnızca “kullanmak” değil, bir şeyi düşünmeden ve gelişigüzel kullanmak anlamına geldiğini fark edin. Bu nüans, dikkatsiz dil seçimlerinden söz edilirken konuşanın hafif eleştirel veya mizahi tavrını anlamanızı sağlar. 2. link together independent clauses. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Noktalı virgülün tek başına cümle olabilen, ancak anlam bakımından yakından ilişkili bağımsız cümlecikleri birleştirdiğini anlatan doğal bir dil bilgisi eşdizimini öğrenin. Bunu cümle yapısını açıklarken ve noktalama tercihini gerekçelendirirken kullanabilirsiniz. 3. as beneficial as they are, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Önce bir yararı kabul edip ardından sınırlama getiren resmî bir ödünleme yapısını anlayın. Böylece bir yöntemin işe yaradığını teslim ettikten sonra hangi durumlarda uygulanmaması gerektiğini belirten dengeli açıklamalar kurabilirsiniz.
Bu derste
It may seem like the semicolon is struggling with an identity crisis. Notlar
0:07Noktalı virgül bir kimlik kriziyle mücadele ediyormuş gibi görünebilir.
may seem like: kesin olmayan bir ilk izlenim sunmak
May seem like, “ilk bakışta ... gibi görünebilir” anlamına gelir. May ifadeyi kesinlikten uzaklaştırır; seem like ise doğrulanmış bir gerçeği değil, gözlemcinin edindiği izlenimi gösterir. Bu cümlede noktalı virgülle ilgili eğlenceli bir ilk izlenim sunulur. Bu yapı, bir şeyin ilk başta nasıl göründüğünü söyleyip ardından durumun tamamının farklı olabileceğini açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyi doğrulanmış gerçek olarak sunmadan yalnızca ilk izlenimi anlatır?
- The new rule caused extra work because it saved time later.
- The new rule is definitely extra work, and nothing will change that.
- The new rule may seem like extra work, but it will save time later.
Cevabı göster
The new rule may seem like extra work, but it will save time later.
struggling with an identity crisis: noktalı virgülü kişileştirmek
Struggle with, bir şeyle başa çıkmakta zorlanmak anlamına gelir. Identity crisis ise kişinin kim olduğu veya nasıl bir role sahip olduğu konusunda derin bir belirsizlik yaşamasıdır. Noktalı virgülün gerçekten böyle bir sorun yaşaması mümkün değildir. Cümle, onu virgüle mi yoksa noktaya mı daha çok benzediğinden emin olmayan bir insan gibi göstererek kişileştirir. Böylece iki işaret arasındaki özellikleri mizahi bir görüntüye dönüştürür. Daha genel olarak bu benzetme, rolü veya kategorisi belirsiz görünen bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
“This smartwatch is struggling with an identity crisis,” cümlesindeki ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Saatin tıbbi bir teşhis aldığını söyler.
- Birinin saati taşımakta zorlandığı anlamına gelir.
- Saatin rolünün veya kategorisinin belirsiz olduğunu mizahi biçimde düşündürür.
Cevabı göster
Saatin rolünün veya kategorisinin belirsiz olduğunu mizahi biçimde düşündürür.
It looks like a comma crossed with a period. Kalıp ifadeler
0:12Virgül ile noktanın melezi gibidir.
a comma crossed with a period: X crossed with Y kalıbı
X crossed with Y kalıbında bir şey, hem X'in hem de Y'nin belirgin özelliklerini taşıyan bir birleşim olarak anlatılır. Burada a comma crossed with a period, kısmen virgüle, kısmen de noktaya benzeyen bir şekil demektir. İlk kaynağı crossed with ifadesinden önce, ikinciyi ise sonra yerleştirin. Bu kullanımda crossed with bir karışımı veya benzerliği anlatır; iki şeyin yollarının kesiştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir sırt çantasını kaplumbağa kabuğuyla bavulun birleşimi olarak anlatıyor?
- The backpack looks like a turtle shell crossed with a suitcase.
- The backpack is sitting between a turtle shell and a suitcase.
- The backpack comes with a turtle shell and a suitcase.
Cevabı göster
The backpack looks like a turtle shell crossed with a suitcase.
that's why: nedenden sonuca geçmek
That's why, daha önce belirtilmiş bir nedene geri gönderme yapar ve sonucu getirir: önce neden gelir, ardından that's why + sonuç kullanılır. Burada why bir sorunun değil, bildirim cümlesinin parçasıdır. maybe, that's why ifadesinden önce geldiğinde konuşan kişi neden-sonuç bağlantısını kesin bir gerçek değil, olası bir açıklama olarak sunar.
Alıştırma
Hangi seçenek önce nedeni verir ve sonucu getirmek için that's why kullanır?
- We moved the picnic indoors. That's because it started to rain.
- We moved the picnic indoors because it started to rain.
- It started to rain. That's why we moved the picnic indoors.
Cevabı göster
It started to rain. That's why we moved the picnic indoors.
toss these punctuation marks around: noktalama işaretlerini dikkatsizce kullanmak
Bu cümlede toss these punctuation marks around, “bu noktalama işaretlerini pek düşünmeden, gelişigüzel kullanmak” anlamına gelir. Toss ... around, tarafsız use fiilinde olmayan özensiz ve etrafa saçılmışlık hissi verir. Burada toss ... around ayrılabilen bir öbek fiildir: isimden oluşan nesne toss ile around arasına gelir. Zamir mutlaka ortada olmalıdır: toss them around denir, toss around them denmez.
Alıştırma
Dikkatsiz kullanımı anlatmak için toss ... around ifadesini kullanın. Cümleyi tamamlayın: Some speakers ____ without explaining them.
Cevabı göster
toss technical words around
grammatical confetti: noktalama işaretleriyle ilgili eğlenceli bir mecaz
Konfeti, kutlamalarda etrafa saçılan küçük renkli kâğıt parçalarıdır. Burada grammatical confetti, o anda yaratılmış bir mecazdır: noktalama işaretleri cümlenin her yanına atılmış konfeti parçaları gibi gösterilir. Bu görüntü, işaretlerin çok olduğunu ve dikkatsizce kullanıldığını düşündürür. Eleştiriyi resmî bir dil bilgisi terimi gibi değil, eğlenceli ve mizahi biçimde sunar.
Alıştırma
Bu cümlede grammatical confetti neyi düşündürüyor?
- Konfeti resmî bir noktalama işaretidir.
- Noktalama işaretleri, parti konfetileri kadar gelişigüzel biçimde etrafa saçılmıştır.
- Dil bilgisi derslerinde gerçek süslemeler bulunmalıdır.
Cevabı göster
Noktalama işaretleri, parti konfetileri kadar gelişigüzel biçimde etrafa saçılmıştır.
We're confused about how to use them properly.
0:20Onları nasıl doğru kullanacağımız konusunda kafamız karışık.
In fact, it's the semicolon's half-half status that makes it useful. Notlar
0:23Aslında, noktalı virgülü faydalı kılan şey yarı yarıya olan bu durumudur.
It's ... that ...: asıl nedeni vurgulama
It is/was + odak + that + kalan bölüm kalıbı, bir ögeyi öne çıkaran vurgu yapısıdır. Burada odak the semicolon's half-half status ifadesidir ve noktalı virgülün kullanışlı olmasının asıl nedeni olarak sunulur. Vurgu çerçevesi çıkarıldığında temel cümle The semicolon's half-half status makes it useful. olur. Gerçek değişmez, ancak vurgu yapısı nedeni odak noktasına taşır. Bu cümlede that, vurgu yapısının kalan kısmını başlatır; yalnızca status sözcüğünü niteleyen sıradan bir ilgi cümleciği değildir.
Alıştırma
Açık hava oyununun iptal edilmesinin kesin nedenini vurgulamak için It was ... that ... yapısını kullanan cümle hangisidir?
- The outdoor game that was canceled had been planned for Saturday.
- It was the heavy rain that caused the outdoor game to be canceled.
- The heavy rain caused the outdoor game to be canceled.
Cevabı göster
It was the heavy rain that caused the outdoor game to be canceled.
semicolon's half-half status: arada olma durumunu anlatan gündelik bir ifade
Bu açıklamada semicolon's half-half status, noktalı virgülün virgülün bazı özellikleriyle noktanın bazı özelliklerini birlikte taşıması demektir. Burada status toplumsal statü değil, durum veya işlevsel konum anlamındadır. half-half, bu açıklama için o anda oluşturulmuş gündelik bir etikettir. İki şeyin arasında olma gibi soyut bir düşünceyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır, ancak resmî bir noktalama terimi değildir.
Alıştırma
Örnekte semicolon's half-half status ne anlama gelir?
- Hem virgülün hem de noktanın bazı özelliklerini taşır.
- Diğer noktalama işaretlerinden daha yüksek toplumsal statüye sahiptir.
- Normal boyutunun yalnızca yarısı kadardır.
Cevabı göster
Hem virgülün hem de noktanın bazı özelliklerini taşır.
stronger than ... and less final than ...: iki ölçüt arasında bir dereceyi belirtmek
Bu cümle, söz konusu noktalama işaretini iki referans noktasıyla karşılaştırır. Stronger than a comma, virgülden daha belirgin bir ayrım oluşturduğunu anlatır. Less final than a period ise düşünceyi nokta kadar kesin biçimde bitirmediğini belirtir. Buradaki final, zaman bakımından 'son' değil, 'bitmişlik hissi veren' demektir. X is more/stronger ... than A and less ... than B kalıbı, X'i iki yönden karşılaştırarak iki seçenek arasında konumlandırır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir seçeneği iki referans noktası arasına yerleştirmek için iki karşılaştırma kullanıyor?
- This jacket is warmer than a shirt and less bulky than a winter coat.
- This jacket is as warm and bulky as a winter coat.
- This jacket hangs between a shirt and a winter coat.
Cevabı göster
This jacket is warmer than a shirt and less bulky than a winter coat.
fills the spaces in between: soyut bir ara boşluğu doldurmak
Burada fills the spaces in between bir benzetmedir. Noktalama işaretinin virgül ile noktanın görevleri arasındaki yararlı bir orta alanı karşıladığını anlatır. Spaces, sayfaya yazılan gerçek boşlukları değil, işlev bakımından kalan boşlukları ifade eder. İki uç bağlamdan zaten belliyse in between kullanılırken bu uçları yeniden adlandırmak gerekmez. Daha genel olarak fill the space veya fill the gap between two things, ortada eksik olan bir şeyi sağlamak demektir.
Alıştırma
Hangi cümle fill the space between ifadesini mecazi olarak, 'eksik olan bir orta seçeneği sağlamak' anlamında kullanıyor?
- This shelf fills the empty space between the desks.
- This keyboard adds a space between two words.
- This course fills the space between beginner and advanced classes.
Cevabı göster
This course fills the space between beginner and advanced classes.
for that reason: nedeni sonuca bağlamak
For that reason, daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve bu nedenden doğan sonucu sunar. Burada önceki açıklama nedeni verir; it has some specific and important tasks ise sonucu belirten yeni ifadedir. Bu ifade, yan cümleler veya cümleler arasındaki fikirleri bağlar. reason sözcüğünden sonraki bölüm bir neden yan cümlesi değildir: it has ... bağımsız bir yan cümledir.
Alıştırma
Hangi seçenek, belirtilen bir nedeni sonucuna bağlamak için for that reason ifadesini doğru kullanıyor?
- The path was icy. For that reason, we walked slowly.
- We walked slowly. For that reason, the path was icy.
- The path was icy because we walked slowly.
Cevabı göster
The path was icy. For that reason, we walked slowly.
For one, it can clarify ideas in a sentence Notlar
0:40İlk olarak, bir cümledeki fikirleri netleştirebilir
For one: destekleyici bir neden sunmak
For one, daha geniş bir olası neden, örnek veya özellik grubundan birini sunar. Bu cümlede ilk belirli görevi anlatmaya başlar ve başka noktaların da gelebileceğini bildirir. Anlamı “bir noktayı belirtmek gerekirse”dir; “bir sayısı için” değildir. Kesin biçimde numaralanmış bir listenin aksine, sonraki bağlantı ifadesinin For two olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Bir kişi bir kütüphaneyi neden sevdiğini açıklıyor. Hangi cümle destekleyici bir nedeni doğal biçimde sunar?
- For once, it stayed open late.
- For one, it is quiet enough to read.
- First, return the books at the front desk.
Cevabı göster
For one, it is quiet enough to read.
clarify ideas: fikirleri daha kolay anlaşılır hâle getirmek
Clarify, “karışıklığı gidererek bir şeyi daha kolay anlaşılır hâle getirmek” demektir. clarify ideas yapısında ideas, fiilin nesnesi olarak hemen ardından gelir: clarify ideas denir, clarify about ideas denmez. Bu yapı genellikle an idea, a point, meaning veya instruction gibi soyut bir nesne alır. Cümlede, bir şeyin okurların fikirleri ve aralarındaki ilişkiyi daha kolay anlamasına nasıl yardımcı olabileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede clarify, idea sözcüğünü doğrudan nesne olarak doğal biçimde alır?
- Could you clarify your main idea?
- Could your main idea clarify you?
- Could you clarify about your main idea?
Cevabı göster
Could you clarify your main idea?
that's already festooned with commas. Kelime
0:43özellikle de zaten virgüllerle süslenmiş bir cümlede.
festooned with commas: virgüllerle kaplı olmayı canlı biçimde anlatmak
Festooned with genellikle çelenk, ışık veya kurdele gibi asılı süslerle donatılmış olmak anlamına gelir. festooned with commas ifadesinde virgüller, cümlenin her yanına yayılmış süsler gibi hayal edilir. Bu nedenle ifade, cümlede zaten çok sayıda göze çarpan virgül bulunduğunu anlatır. full of commas ifadesine göre daha canlı ve edebîdir; ayrıca eğlenceli bir abartı içerir.
Alıştırma
“The draft is festooned with commas” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Taslakta göze çarpan çok sayıda virgül vardır ve bu durum eğlenceli biçimde abartılmıştır.
- Taslakta hiç virgül yoktur.
- Birisi odayı virgül biçimli süslerle dekore etmiştir.
Cevabı göster
Taslakta göze çarpan çok sayıda virgül vardır ve bu durum eğlenceli biçimde abartılmıştır.
Semicolons, at first they may seem frightening. Anlatım akışı
0:46“Noktalı virgüller başta korkutucu görünebilir;
Finally, you'll find yourself falling for these delightful punctuation marks. Öbek fiiller
0:52son olarak, kendinizi bu hoş noktalama işaretlerine aşık olurken bulursunuz.”
at first ... Then ... Finally: bir değişim sürecini gösterme
At first, Then ve Finally, üç cümleyi tek bir değişim süreci olarak düzenler: önce korku gelir, ardından anlama ve en sonunda hoşlanma. Bu ifadeler yalnızca zamanı belirtmez; konuşanın tutumundaki aşamaları da gösterir. Daha sonra değişen başlangıç durumunu belirtmek için at first, sonraki aşamaya geçmek için then, son aşamayı veya sonucu belirtmek için finally kullanılır.
Alıştırma
Vurgulanan üç geçiş ifadesini sırayla yazın: ____, Mia was afraid to swim. ____, she learned to float. ____, she crossed the pool by herself.
Cevabı göster
At first · Then · Finally
falling for: bir şeyi zamanla sevmeye başlamak
Falling for burada bir şeye ilgi duymaya veya onu sevmeye başlamak anlamına gelir. Fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. Bu ifade genellikle bir kişiye duyulan hisler için kullanıldığından, noktalama işaretleri için kullanılması eğlenceli bir etki yaratır. find yourself falling for yapısındaki find yourself doing, planlamadan bir şeyi yaptığınızı veya hissettiğinizi fark etmek anlamına gelir. Birlikte, sevginin yavaş yavaş ve neredeyse beklenmedik biçimde geliştiğini anlatırlar.
Alıştırma
Hangi cümlede fall for, bir şeyi zamanla sevmeye başlamak anlamında kullanılmıştır?
- Nora fell for the fake message and shared her password.
- After a few visits, Nora found herself falling for the quiet seaside town.
- Nora fell off the bench near the seaside town.
Cevabı göster
After a few visits, Nora found herself falling for the quiet seaside town.
Even though the commas separate different parts of the sentence, Dilbilgisi
0:57Virgüller cümlenin farklı bölümlerini ayırsa bile,
it's easy to lose track of what belongs where. Deyimler
1:00neyin nereye ait olduğunu takip etmek kolayca zorlaşabilir.
Even though: Bir gerçeğin ardından gelen beklenmedik sonuç
Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce bir gerçeği kabul eder, ardından ana cümle bu gerçeğe rağmen yine de gerçekleşen sonucu verir. Burada virgüller bölümleri ayırır, ancak okuyucu yine de aralarındaki ilişkiyi gözden kaçırabilir. Yapı even though + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. “Bu gerçek olsa da diğer sonuç yine gerçekleşir” anlamına gelir; neden bildirmez.
Alıştırma
Mia'nın zorluğa rağmen devam ettiğini göstermek için cümleyi even though ile tamamlayın: ____ the puzzle was hard, Mia kept trying.
Cevabı göster
Even though
lose track of: Bilgiyi artık takip edememek
Lose track of, bilgiyi takip edemez, hatırlayamaz veya düzenli tutamaz hâle gelmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede okuyucu, cümlenin her bölümüne neyin ait olduğunu artık ayırt edemez. Ardından lose track of time örneğindeki gibi bir isim veya lose track of what belongs where örneğindeki gibi bir yan cümle gelebilir. Buradaki track, demir yolu anlamında değildir.
Alıştırma
“Bilgiyi takip edemez hâle gelmek” anlamını vermek için cümleyi lose track of ile tamamlayın: During the long list of instructions, I began to ____ which step came next.
Cevabı göster
lose track of
But then the semicolon edges in to the rescue. Notlar
1:04Ancak o zaman noktalı virgül imdada yetişir.
edges in: yavaş yavaş içeri girmek
Burada edges in, “yavaş yavaş içeri girer” anlamındadır. Edge fiili küçük ve dikkatli bir hareket görüntüsü oluşturur; bu yüzden yalnızca enters demekten daha aşamalı bir his verir. Noktalı virgül, yardım etmek için sahneye giren bir insan gibi gösterilir. Burada edge bir fiildir; “kenar” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede edge in, bir yere yavaş ve dikkatli biçimde girmeyi anlatır?
- The cat burst into the room with a loud crash.
- With almost no room, the cat edged in through the small opening.
- The cat sat on the edge of the rug.
Cevabı göster
With almost no room, the cat edged in through the small opening.
to the rescue: yardım etmek için zamanında yetişmek
To the rescue, “yardım etmek veya bir sorunu çözmek için yetişmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle come veya rush gibi hareket bildiren bir fiilden sonra gelir. Burada edges in, noktalı virgüle eğlenceli biçimde yardımcı rolü verir. Gerçek bir acil durum yoktur. Noktalama işareti, cümleyi daha anlaşılır hâle getirmek için gelen bir insan gibi anlatılır. To ifadenin bir parçasıdır ve atılmamalıdır.
Alıştırma
“Yardım etmek için zamanında yetişti” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: When the projector stopped working, a spare cable came ____.
Cevabı göster
to the rescue
list-like sentences: -like ile sıfat oluşturma
Burada list-like, bölümleri bir listenin maddeleri gibi sıralanan veya okunduğunda liste hissi veren cümleleri tanımlar. Bunlar yine normal cümleler olabilir; madde işaretleriyle gösterilmeleri gerekmez. İsim + -like kalıbı, “isme benzeyen” veya “onun özelliklerini taşıyan” anlamına gelir. Bu kalıpla a cloud-like shape ya da a list-like structure gibi açık tanımlamalar oluşturabilirsiniz.
Alıştırma
Bu bağlamda list-like sentences ne anlama gelir?
- Bölümleri bir listenin maddeleri gibi düzenlenmiş cümleler
- Liste yapmaktan söz eden cümleler
- Yalnızca madde işaretli listeler
Cevabı göster
Bölümleri bir listenin maddeleri gibi düzenlenmiş cümleler
it can exert more force than commas do, Kalıp ifadeler
1:09virgüllerin yaptığından daha fazla güç uygulayabilir,
exert more force: etki yaratmayı anlatan resmî kalıp
Exert more force, “daha fazla kuvvet uygulamak” veya “daha güçlü bir etki yaratmak” anlamına gelir. Bu cümlede force mecazidir: fiziksel bir itme değil, noktalama işaretinin cümlenin bölümlerini ayırma ve düzenleme gücüdür. Exert genellikle force, pressure, influence ve control gibi isimlerle birlikte kullanılır. Bir şeyin etkin biçimde etki yarattığını vurgular ve yalnızca it is stronger demekten daha resmî ve analitik duyulur.
Alıştırma
Dersinizdeki resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: A semicolon can ____ than a comma.
Cevabı göster
exert more force
cutting ... and grouping ...: paralel -ing öbekleri
cutting ... ve grouping ..., and ile bağlanan iki paralel -ing öbeğidir. Bu bağlamda, noktalı virgülün görevini nasıl yaptığının iki yönünü göstererek önceki yan cümleye ek bilgi verirler. Bunlar iki yeni ve tam yan cümle değildir: iki öbeğin de kendine ait açık bir öznesi veya çekimli fiili yoktur. İkisi de önceki yan cümleye bağlıdır, aynı örtük yapanı paylaşır ve önceki eylemin yapılış biçimini ya da sonucunu ifade edebilir.
Alıştırma
Cümlenin bütününde cutting ... and grouping ... ne işe yarar?
- Birbirinden bağımsız iki emir verirler.
- Hangi ögelerin birlikte olması gerektiğini sorarlar.
- Önceki yan cümledeki eylemin nasıl işlediğini açıklarlar.
Cevabı göster
Önceki yan cümledeki eylemin nasıl işlediğini açıklarlar.
breaks things up: bir bütünü parçalara ayırmak
break things up, “bir bütünü daha küçük parçalara veya bölümlere ayırmak” anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada noktalı virgül, yapının daha kolay görülmesi için cümlenin içindeki içeriği böler. up parçacığı öbek fiilin bir parçasıdır; burada “daha yüksek bir yere doğru” anlamına gelmez.
Alıştırma
Zamiri doğru konuma yerleştirerek break ... up ile cümleyi tamamlayın: The report is long, so headings help ____.
Cevabı göster
break it up
but it also ...: karşıt bir noktayı eklemek
but it also builds connections cümlesinde but, önceki düşünceden farklı ya da görünüşte zıt bir etkiye geçiş yapar; also ise bu etkinin ek bir etki olduğunu gösterir. Bu yapı önceki düşünceyi geçersiz kılmaz. Dengeli bir açıklama oluşturmak için A, but it also B yapısını kullanabilirsin: önce bir etkiden söz et, ardından onunla karşıtlık oluşturan veya dinleyiciyi şaşırtabilecek başka bir etki ekle.
Alıştırma
Dersin karşıtlıkla birlikte ekleme yapan üç kelimelik kalıbını kullanarak cümleyi tamamla: The app separates work into folders, ____ keeps related files connected.
Cevabı göster
but it also
Another of its tasks is to link together independent clauses. Kalıp ifadeler
1:22Görevlerinden bir diğeri bağımsız yan tümceleri birbirine bağlamaktır.
link together independent clauses: bağımsız cümlecikleri birbirine bağlamak
link together independent clauses ifadesinde link together, ayrı şeyleri bir ilişki ya da bütün oluşturacak şekilde bağlamak demektir. Independent clauses ise bağlanan öğelerdir. Bağımsız bir cümlecik tam bir düşünce ifade eder ve tek başına cümle olabilir. Bu nedenle ifade, genellikle anlamları yakından ilişkili iki tam cümleciği bağlamayı anlatır; eksik cümle parçalarını bağlamayı değil.
Alıştırma
Dersin dört kelimelik ifadesini kullanarak dil bilgisi açıklamasını tamamla: A semicolon can ____ when the two ideas are closely related.
Cevabı göster
link together independent clauses
These are sentences that can stand on their own, Deyimler
1:26Bunlar tek başlarına ayakta durabilen cümlelerdir,
stand on their own: başka bir şeye bağlı olmadan yeterli olmak
Bu cümlede stand on their own, başka bir bölüme bağlı olmadan eksiksiz ve anlaşılır olmak demektir. Bu mecazlı bir kullanımdır; cümleler gerçekten ayakta durmuyor. Dil bilgisinde bağımsız bir cümlecik, tam bir düşünce anlattığı ve tek başına bir cümle olabildiği için stand on its own denebilir. Aynı kalıp, bağımsız olarak yeterli olan bir paragraf, sav veya eser için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, raporun ek malzeme olmadan anlaşılabilecek kadar eksiksiz olduğunu söyler?
- The report can stand next to the appendix.
- The report has to depend on the appendix.
- The report can stand on its own without the appendix.
Cevabı göster
The report can stand on its own without the appendix.
Semicolons were once a great mystery to me.
1:35“Noktalı virgüller bir zamanlar benim için büyük bir gizemdi;
I had no idea where to put them. Dilbilgisi
1:39onları nereye koyacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.”
had no idea where to put them: have no idea + soru sözcüğü + to-infinitive
Had no idea, hiç bilmiyordum anlamına gelir; had, have fiilinin geçmiş biçimidir. Where to put them, eksik bilginin ne olduğunu, yani onlar için doğru yeri belirterek no idea ifadesini tamamlayan soru sözcüğü + to-infinitive yapısıdır. Bu doğrudan bir soru değildir. Have no idea sonrasında cümlenin içine doğrudan soru dizilişi getirilmez; where to put them sırası kullanılır. Yeniden kullanılabilir kalıp have no idea + what/how/where/when + to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi put, them zamiri ve where + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The new posters arrived, but I had no idea ____.
Cevabı göster
where to put them
Technically: bir yargıyı katı kurallar veya olgularla sınırlamak
Cümlenin başındaki Technically, ardından gelen yargıyı sınırlar: yargı, katı bir kurala, tanıma veya olgulara göre doğrudur. Burada seçimin aslında yanlış olmadığını belirtir. Bu giriş, dar anlamda doğru olanla uygulamada en iyi işleyen şeyi sık sık karşılaştırır. Bu nedenle sınırlı bir onay gibi duyulabilir ve sonradan bir çekince ya da daha iyi bir öneri eklenmesine yer bırakır.
Alıştırma
“Technically, the form is complete, but the signature is hard to read,” cümlesinde Technically neyi belirtir?
- Form bilgisayar teknolojisiyle dolduruldu.
- Form açıkça mümkün olan en iyi sürümdür.
- Form katı gerekliliği karşılıyor, ancak pratik bir sorun var.
Cevabı göster
Form katı gerekliliği karşılıyor, ancak pratik bir sorun var.
There's nothing wrong with that: kabul edilebilir, ancak mutlaka en iyisi değil
There's nothing wrong with that, that ile belirtilen eylemin veya seçimin kabul edilebilir ve yanlış olmadığı anlamına gelir. İfade, olumsuz bir yargıyı kaldırarak ılımlı bir onay verir. Seçimin mükemmel veya en iyi seçenek olduğunu söylemez. Konuşan kişi bir seçeneği kabul ederken yine de daha açık, kolay ya da etkili bir alternatif önerebilir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: There's nothing wrong with that her zaman konuşan kişinin bu seçimi güçlü biçimde önerdiği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
but imagine they appeared in a long list of other sentences, Anlatım akışı
1:46ama uzun bir başka cümleler listesinde yer aldıklarını hayal edin,
imagine they appeared: varsayımsal bir sahne kurmak
Imagine burada emir kipindedir; örtük özne you'dur. Dinleyiciyi, ardından gelen yan tümcenin anlattığı sahneyi zihninde canlandırmaya çağırır. Bu cümledeki sahne, onların uzun bir listede yer almasıdır. Bu sahne varsayımsaldır ve ardından gelen açıklamayı hazırlar; onların gerçekten ortaya çıktığını söylemez. Bu anlatım, soyut bir fikri üzerinde düşünülebilecek somut bir duruma dönüştürür.
Alıştırma
Konuşmacı imagine they appeared ifadesiyle ne yapıyor?
- Olayın kesinlikle gerçekleştiğini bildirmek
- Dinleyicinin gerçek bir olayı hatırlayıp hatırlamadığını sormak
- Dinleyiciyi varsayımsal bir sahne hayal etmeye çağırmak
Cevabı göster
Dinleyiciyi varsayımsal bir sahne hayal etmeye çağırmak
each separated by periods: each + geçmiş zaman ortacı yapısı
Each, daha önce sözü edilen her bir cümleyi belirtir. Separated, her cümlenin nokta işaretleriyle diğerlerinden ayrılmış durumunu anlatan geçmiş zaman ortacıdır. Bu grup, önceki cümleye bağlanan kısa bir ek açıklamadır; yeni ve tam bir yan tümce değildir. Tam bir yan tümceyle yazılırsa anlam each sentence was separated from the next by a period olur; kısa biçimde was gibi tam çekimli bir fiil yoktur.
Alıştırma
Hangi cümle each separated by periods ile aynı kısa each + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanıyor?
- The photographers stood in a row, each labeling a photo.
- The photos were arranged in a row, and each was labeled with a date.
- The photos were arranged in a row, each labeled with a date.
Cevabı göster
The photos were arranged in a row, each labeled with a date.
would get monotonous very fast: varsayımsal bir sonuç
Bu cümlede would get, hayal edilen bir durumun sonucunu belirtir: o koşul altında her şey çok hızlı biçimde tekdüze hâle gelirdi. Buradaki would geçmiş zamanı göstermez; sonucu daha önce kurulmuş bir varsayıma bağlar. would + fiilin yalın hâli kalıbı varsayımsal bir sonucu ifade eder. Get + sıfat, “bir duruma gelmek” anlamına gelir; bu yüzden get monotonous, “tekrarlı ve sıkıcı hâle gelmek” demektir. Very fast ise değişimin ne kadar çabuk gerçekleşeceğini belirtir.
Alıştırma
Varsayımsal sonucu ifade etmek için would get kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: If every page used the same design, the book ____ monotonous very fast.
Cevabı göster
would get
In that situation: önceki bir koşula gönderme yapmak
Cümle başındaki In that situation, daha önce açıklanmış veya hayal edilmiş belirli bir duruma gönderme yapar. Burada that situation, daha önce kurulmuş varsayımsal durumu belirtir; yeni bir durum ortaya koymaz. Bu ifade bir yön levhası gibi çalışır ve sonraki yargıyı o koşulla sınırlar. Böylece dinleyen kişi, sonucun genel bir ifade değil, koşula bağlı olduğunu anlar.
Alıştırma
Okuyun: The museum may lose power. In that situation, the staff will guide visitors outside. That situation neye gönderme yapıyor?
- müzenin elektriğinin kesilmesi
- daha önce belirtilmemiş yeni bir olay
- personelin ziyaretçileri dışarı yönlendirmesi
Cevabı göster
müzenin elektriğinin kesilmesi
Semicolons bring fluidity and variation to writing Kalıp ifadeler
1:59Noktalı virgüller yazarlığa akıcılık ve çeşitlilik getirir
bring fluidity and variation to: özellik veya etki katmak
bring fluidity and variation to writing ifadesinde bring, bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, bir şeyin belirli bir özellik veya etki kazanmasını sağlamak anlamındadır. Kalıp bring + etki veya özellik + to + etkiyi alan öge şeklindedir. Fluidity, fikirler arasındaki akıcı geçişi; variation ise cümle biçimi veya ritmindeki değişiklikleri anlatır. Bu iki sözcük birlikte, noktalı virgüllerin yazıya katabileceği belirli yararları ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede bring + etki veya özellik + to + etkiyi alan öge kalıbı doğal biçimde kullanılmıştır?
- Different sentence lengths carry rhythm and variety the paragraph.
- Different sentence lengths bring rhythm and variety to the paragraph.
- Different sentence lengths bring the paragraph to rhythm and variety.
Cevabı göster
Different sentence lengths bring rhythm and variety to the paragraph.
by connecting related clauses: yöntemi anlatan by + fiil-ing
Burada by connecting related clauses, noktalı virgüllerin daha önce belirtilen sonucu nasıl oluşturduğunu açıklar. by + fiil-ing kalıbı, bir sonucu elde etmek için kullanılan yöntemi belirtir. Bu yapıda by bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by connecting denir, by connect veya by connected denmez. Yöntemi belirten ifade, açıkladığı sonuçtan sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi by + organize fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The app saves time ____ related files automatically.
Cevabı göster
by organizing
as beneficial as they are: as ... as ile kurulan ödünleme yan cümlesi
as beneficial as they are ifadesindeki as ... as yan cümlesi ödünleme bildirir: 'yararlı olsalar da' veya 'ne kadar yararlı olurlarsa olsunlar' anlamına gelir. Ana cümle bir sınır belirtmeden önce gerçek bir avantajı kabul eder. Kalıp as + sıfat + as + özne + be şeklindedir. Cümlenin başında yer alıp ardından karşıtlık bildiren bir ana cümle geldiğinde, başka bir şeyle eşitlik karşılaştırması yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümle as ... as yapısını eşitlik karşılaştırması yerine ödünleme bildirmek için kullanıyor?
- This map is as useful as the printed guide.
- As useful as the map is, it does not show every trail.
- The map is useful because it shows every trail.
Cevabı göster
As useful as the map is, it does not show every trail.
don't belong just anywhere: yalnızca bazı yerlerde uygun
don't belong just anywhere ifadesinde belong, 'bir yere veya bağlama doğal biçimde uymak ya da uygun olmak' anlamına gelir. Burada anlatılan sahiplik veya kabul görme hissi değil, uygunluktur. Just anywhere, hiçbir kısıtlama olmadan seçilen herhangi bir yer demektir. Olumsuzluk 'hiçbir yerde' anlamına gelmez; uygun yerlerin bulunduğunu, ancak her yerin uygun olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir tarzın bazı ortamlarda uygun olduğunu, ancak her ortamda uygun olmadığını söylüyor?
- Bright neon colors belong everywhere.
- Bright neon colors don't belong just anywhere; they work best in playful designs.
- Bright neon colors don't belong anywhere.
Cevabı göster
Bright neon colors don't belong just anywhere; they work best in playful designs.
There are two main rules that govern their use. Kelime
2:09Kullanımlarını yöneten iki temel kural vardır.
govern their use: kullanımı düzenleyen kurallar
Burada govern, “kontrol etmek veya bir şeyin kurallarını belirlemek” anlamına gelir. İki kural, noktalı virgüllerin nasıl kullanılabileceğini belirler; govern burada bir hükümetin işin içinde olduğunu anlatmaz. rules that govern + isim kalıbı, kuralların bir şeyin nasıl çalıştığını veya kullanıldığını kontrol ettiğini söylemenin resmî bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümlede govern, “kurallarını belirlemek” anlamında doğru kullanılmıştır?
- The game rules are govern how each player moves.
- The game rules govern about how each player moves.
- The game rules govern how each player moves.
Cevabı göster
The game rules govern how each player moves.
Firstly, unless they're being used in lists, Dilbilgisi
2:12Birincisi, listelerde kullanılmadıkları sürece,
unless they're being used in lists: bir istisna belirtme
Unless bir istisna belirtir. Unless they're being used in lists, “listelerde kullanılmıyorlarsa” anlamına gelir. Sonraki kural, bunlar listelerde kullanılmadığında geçerlidir; listelerde kullanım istisnadır. They're being used şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: they, kullanma eylemine maruz kalan taraftır. Bu yapı, bunları kimin kullandığına değil, kullanıldıkları duruma odaklanır.
Alıştırma
Kuralı Unless ve use fiilinin şimdiki zaman edilgen yapısıyla tamamlayın: ____ the form ____ online, sign it by hand.
Cevabı göster
Unless · is being used
semicolons should only connect clauses Dilbilgisi
2:15noktalı virgüller yalnızca şu yan tümceleri birbirine bağlamalıdır:
should only connect: bir kuralın izin verdiği alanı sınırlamak
should only + fiilin yalın hâli yapısında should bir kural ya da öneri verir, only ise eylemi sınırlar. Burada noktalı virgüller, cümlecikleri yalnızca bir şekilde ilişkili olduklarında bağlamalıdır. that are related in some way sözleri clauses sözcüğünü niteler ve koşulu belirtir. only sözcüğünü koruyun: o olmadan cümle bir yönlendirme verir ama diğer durumların dışlandığını artık açıkça söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle kapının yalnızca acil bir durumda açılmasının önerildiği anlamına gelir?
- Only you should open this door in an emergency.
- You should only open this door in an emergency.
- You should open this door in an emergency.
Cevabı göster
You should only open this door in an emergency.
for instance: belirli bir örneği gösterme
For instance, “örneğin” anlamına gelir. Belirli bir durumu daha genel bir kuralın, düşüncenin veya iddianın somut bir örneği olarak gösterir. Burada cümlenin sonunda yer alır. Dinleyiciye bu durumun önceki kuralı örneklediğini bildirir; yeni bir kural ortaya koymaz.
Alıştırma
Bu cümlede baykuşları bir örnek olarak gösteren ifadeyi seçin: Some animals are active at night. Owls, ___, often hunt after dark.
- therefore
- for instance
- instead
Cevabı göster
for instance
Semicolons were once a great mystery to me.
2:23“Noktalı virgüller bir zamanlar benim için büyük bir gizemdi;
work best here: en uygun seçim
work best here ifadesindeki work, “çalışmak” değil, “işe yaramak veya uygun olmak” anlamına gelir. Best, kullanılabilecek noktalama seçeneklerini karşılaştırır; here ise cümleler arasındaki bu özel ilişkiyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen X works best here kalıbı, X’in mevcut durum için en uygun seçim olduğunu söyler. Bir araç, yöntem, biçim veya kural için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede work, “işe yaramak veya uygun olmak” anlamındadır?
- Color-coded labels work best here because the boxes look alike.
- Of all the employees here, Mia works the hardest.
- Two mechanics work here every Saturday.
Cevabı göster
Color-coded labels work best here because the boxes look alike.
A semicolon's job is to reunite two independent clauses Deyimler
2:33Noktalı virgülün görevi iki bağımsız yan tümceyi yeniden birleştirmektir
reunite two independent clauses: canlı bir kişileştirme
Reunite genellikle “ayrıldıktan sonra yeniden bir araya getirmek” anlamına gelir. Burada kişileştirme yapılır: cümlecikler yeniden bir araya getirilebilecek nesneler veya insanlar gibi gösterilir. Bağımsız bir cümlecik tek başına tam bir cümle olabilir. Bu ifade, iki cümleciği kendi başlarına eksiksiz ancak birbiriyle yakından ilişkili olarak sunar; noktalı virgül de onları tek bir cümlede birleştirir. Reunite canlı bir anlatımdır, teknik bir dil bilgisi terimi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede reunite neyi anlatıyor?
- Cümlecikler, uzun bir ayrılıktan sonra yeniden buluşan insanlardır.
- Noktalı virgül, eksiksiz ama ilişkili iki cümleciği tek bir cümlede birleştirir.
- Cümleciklerin hiçbiri tek başına tam bir cümle olamaz.
Cevabı göster
Noktalı virgül, eksiksiz ama ilişkili iki cümleciği tek bir cümlede birleştirir.
that will benefit from one another's company Deyimler
2:37ki birbirlerinin şirketinden fayda sağlayacaklardır
benefit from one another's company: company ile karşılıklı arkadaşlık
Benefit from, “bir şey sayesinde yarar sağlamak veya daha iyi hâle gelmek” demektir. One another’s company, “birbirine eşlik etme ve birlikte olma” anlamına gelir; burada company bir şirket değildir. Cümle, iki yan cümleyi birlikte olduklarında birbirlerine yardım eden insanlar gibi göstererek kişileştirir. Daha genel olarak bu ifade, birlikte yer alan insanların veya şeylerin daha yararlı, açık ya da etkili olmasını anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede one another's company ne anlama gelir?
- birbirlerine sağladıkları arkadaşlık ve beraberlik
- birlikte sahip oldukları bir şirketten gelen para
- bir işverenin verdiği tavsiye
Cevabı göster
birbirlerine sağladıkları arkadaşlık ve beraberlik
refer to the same thing: aynı anlamı veya nesneyi belirtmek
Refer to, “işaret etmek, temsil etmek veya hakkında olmak” demektir. İki sözcük, etiket ya da yan cümle refer to the same thing ise aynı kişiye, nesneye, düşünceye veya konuya bağlanır. Burada bu ifade, iki yan cümlenin neden birbirine uygun olduğunu açıklar: ikisi de aynı şey hakkındadır. Aynı kaynağa başvurdukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In this manual, 'main page' and 'home page' ____ the same thing.
Cevabı göster
refer to
Secondly, you'll almost never find a semicolon willingly stationed Deyimler
2:42İkincisi, bir noktalı virgülü neredeyse hiçbir zaman isteyerek konumlandırılmış bulamazsınız
almost never find a semicolon willingly stationed: esprili kişileştirme
Bu cümlede almost never, kesin bir never değil, “neredeyse hiç” anlamındadır. Noktalı virgülün anlatılan konuma normalde yerleştirilmediğini güçlü biçimde vurgular, ancak sıra dışı istisnalara da yer bırakır. Willingly stationed, noktalı virgülü bir yerde durmayı kabul edebilen bir insanmış gibi anlatır. Bu kişileştirme, noktalama kuralını eğlenceli ve akılda kalıcı yapar; noktalı virgülün gerçekten seçim yapabildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade burada ne anlama geliyor?
- Noktalı virgüllerin nerede duracaklarını gerçekten seçtiklerini söyler.
- Noktalı virgülün o konuma çok seyrek yerleştirildiğini esprili biçimde söyler.
- Noktalı virgülün hiçbir cümlede asla bulunamayacağını söyler.
Cevabı göster
Noktalı virgülün o konuma çok seyrek yerleştirildiğini esprili biçimde söyler.
coordinating conjunctions: and, but, for, nor, or, so ve yet
Coordinating conjunctions, yani eş görevli bağlaçlar, dil bilgisi bakımından eşit konumdaki sözcükleri, söz öbeklerini veya cümlecikleri bağlar. Burada sıralanan yedi sözcük and, but, for, nor, or, so ve yet’tir. “coordinating conjunctions, the words ...” ifadesindeki liste, terimin hangi sözcükleri anlattığını gösterir. Burada for, “çünkü” anlamında bir bağlaç olabilir; for my friend gibi bir ifadede kullanılan edat for değildir.
Alıştırma
Hangi sözcük eş görevli bir bağlaçtır?
- although
- but
- however
Cevabı göster
but
That's a comma's place: place ile uygun konum veya görev
That's a comma's place ifadesinde place, virgüle uygun olan konum veya görev anlamına gelir. Virgülün sahip olduğu fiziksel bir yeri anlatmaz. Bu kalıp, bir durumda neyin uygun olduğunu anlatabilir: X's place, X'in ait olduğu yeri veya üstlenmesi gereken görevi ifade edebilir. Burada konuşan kişi, o noktada başka bir noktalama işareti değil virgül kullanılması gerektiğini söylüyor.
Alıştırma
Burada That's a comma's place ne anlama geliyor?
- Her cümle virgülle bitmelidir.
- Virgül fiziksel bir yere sahiptir.
- Virgülün kullanılması gereken nokta orasıdır.
Cevabı göster
Virgülün kullanılması gereken nokta orasıdır.
But a semicolon can replace a conjunction Kelime
2:57Ancak noktalı virgül bir bağlacın yerini alabilir
can replace a conjunction: noktalı virgülün bağlama görevini üstlenebildiği durumlar
can replace a conjunction, noktalı virgülün bazen and, but veya so gibi bir sözcüğün bağlama görevini üstlenebileceği anlamına gelir. Kalıp independent clause; independent clause biçimindedir: iki taraf da tek başına tam bir cümle olabilir ve fikirler birbiriyle yakından ilişkilidir. Can, her cümlede serbestçe değiştirilebileceğini değil, doğru koşullarda bunun mümkün olduğunu belirtir. Bağlaç olmadığında okuyucu, tümceler arasındaki kesin ilişkiyi anlamdan ve bağlamdan çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümlede bağlacın yerine noktalı virgül doğal biçimde kullanılmıştır?
- The store was closed; we went home.
- I bought bread; and milk.
- Because the store was closed; we went home.
Cevabı göster
The store was closed; we went home.
to shorten ... or to give ...: paralel iki amaç
Bu ifade, or ile iki olası amacı bağlar: to shorten a sentence ve to give it some variety. Her bölüm to + fiilin yalın biçimini kullanır; bu yüzden iki bölüm açık bir paralel yapı oluşturur. İkinci to bazen yazılmayabilir ve yapı to shorten a sentence or give it some variety olur. Örnekteki gibi to sözcüğünü tekrarlamak, uzun iki amaç ifadesinin daha kolay fark edilmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, iki olası amacı anlatmak için birbiriyle uyumlu to + fiil biçimleri kullanır?
- We changed the layout to save space or making the page easier to read.
- We changed the layout for save space or to make the page easier to read.
- We changed the layout to save space or to make the page easier to read.
Cevabı göster
We changed the layout to save space or to make the page easier to read.
Ultimately, this underappreciated punctuation mark Notlar
3:04Sonuç olarak, bu değeri bilinmeyen noktalama işareti
underappreciated punctuation mark: hak ettiğinden az değer gören noktalama işareti
underappreciated punctuation mark ifadesinde underappreciated, punctuation mark sözünü niteler ve bu işaretin hak ettiği kadar ilgi ya da takdir görmediğini anlatır. Bu, hiç kimsenin onu takdir etmediği anlamına gelmez. Konuşmacı noktalı virgülü underappreciated diye niteleyerek onu çoğu zaman gözden kaçan bir şey olarak sunar ve neden yararlı olduğunu açıklamaya zemin hazırlar. underappreciated, değeri tam olarak fark edilmeyen kişiler, yerler, beceriler veya eserler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Az bilinen bir park biraz övgü alıyor, ancak çok daha fazla ilgiyi hak ediyor. Bu düşünceyi doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The park is underappreciated.
- The park is overappreciated.
- The park is unappreciative.
Cevabı göster
The park is underappreciated.
can give writing clarity, force, and style, Kalıp ifadeler
3:08yazara netlik, güç ve stil kazandırabilir,
Ultimately: genel bir sonucu tanıtma
Cümlenin başında Ultimately, önceki ayrıntılardan yazarın nihai genel yargısına geçildiğini gösterir. Burada 'önemli olan her şey göz önünde bulundurulduğunda' veya 'sonuçta' anlamına gelir. Bu sözcük düşünce akışını düzenler; bir olayın zaman bakımından en son gerçekleştiği anlamına gelmek zorunda değildir. Ultimately sonrasında bir sonuç veya temel değerlendirme beklenir.
Alıştırma
Hangi cümlede Ultimately genel bir sonucu tanıtmak için kullanılmıştır?
- Ultimately, the plan's success depends on public support.
- Meanwhile, the team is checking the results.
- Finally, press the green button to save the file.
Cevabı göster
Ultimately, the plan's success depends on public support.
give writing clarity, force, and style: give ile nitelik kazandırmak
give writing clarity, force, and style ifadesinde give, bir şeyi fiziksel olarak birine vermek değil, “kazandırmak” veya “sağlamak” anlamındadır. Yapı give + etkilenen şey + nitelik şeklindedir: writing etkilenen şeydir; clarity, force ve style ise eklenen niteliklerdir. Bu üç nitelik sözcüğü aynı listede yer alan isimlerdir. clarity açıklık, force güç veya etki, style ise fikirleri kendine özgü ve etkili biçimde ifade etme tarzıdır. Bu kısa yapı, bir yazım tercihinin ne kattığını yorumlarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak iki sözcüklü give + writing yapısıyla tamamlayın: Careful editing can ____ clarity and force.
Cevabı göster
give writing
all encompassed in one tiny dot and squiggle Dilbilgisi
3:11hepsi de küçücük bir nokta ve kıvrımın içine hapsedilmiş
all encompassed in ...: önceki bir listeyi sıfat-fiille kısaca özetlemek
Burada all, bu ifadeden hemen önce sıralanan özelliklere gönderme yapar. encompassed in one tiny dot and squiggle, bu özelliklerin tamamının noktalı virgülün küçük görünümünde, yani bir nokta ile kıvrımlı bir çizgide toplandığını veya yoğunlaştığını anlatır. Dil bilgisi açısından all encompassed in ... edilgen anlam taşıyan, kısaltılmış bir sıfat-fiil yapısıdır. with all of them encompassed in ... veya all of them being encompassed in ... şeklinde açılabilir. encompassed burada etkin çatılı ana fiil değildir; bu yapı önceki listeyi tek ve kısa bir özete dönüştürür.
Alıştırma
all encompassed in one tiny dot and squiggle cümlede ne işe yarar?
- Küçük noktanın önceki bütün eylemleri etkin biçimde yaptığını söyler.
- Önceki bölümle ilgisiz yeni bir liste başlatır.
- Daha önce sıralanan özellikleri edilgen anlamlı tek bir özette toplar.
Cevabı göster
Daha önce sıralanan özellikleri edilgen anlamlı tek bir özette toplar.
that's just waiting to be put in the right place. Deyimler
3:15sadece doğru yere konulmayı bekleyen.
waiting to be put in the right place: kişileştirme ve edilgen mastar
Bu ifade, noktalama işaretini bir yazarı bekleyebiliyormuş gibi anlatarak kişileştirir. Asıl anlam, işaretin kullanılmaya hazır olduğu, ancak dil bilgisine ve fikirler arasındaki ilişkiye uygun bir konuma yerleştirilmesi gerektiğidir. waiting to be put ifadesindeki to be put edilgen bir mastardır: yazar işareti bir yere koyar ve işaret bu eylemden etkilenir. Buradaki right, sağ taraftaki değil, doğru veya uygun anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi put fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The last puzzle piece is waiting ____ in its place.
Cevabı göster
to be put