Noktalı virgül nasıl kullanılır? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
427 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Noktalı virgülün virgüllerle dolu listeleri nasıl düzenlediğini ve anlamca ilişkili bağımsız cümlecikleri nasıl bağladığını açıklayan video, bu işaretin eş görevli bağlaçlardan önce neden genellikle kullanılmadığını da ortaya koyuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. toss these punctuation marks around — Öbek fiiller: toss ... around ifadesinin yalnızca “kullanmak” değil, bir şeyi düşünmeden ve gelişigüzel kullanmak anlamına geldiğini fark edin. Bu nüans, dikkatsiz dil seçimlerinden söz edilirken konuşanın hafif eleştirel veya mizahi tavrını anlamanızı sağlar. 2. link together independent clauses. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Noktalı virgülün tek başına cümle olabilen, ancak anlam bakımından yakından ilişkili bağımsız cümlecikleri birleştirdiğini anlatan doğal bir dil bilgisi eşdizimini öğrenin. Bunu cümle yapısını açıklarken ve noktalama tercihini gerekçelendirirken kullanabilirsiniz. 3. as beneficial as they are, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Önce bir yararı kabul edip ardından sınırlama getiren resmî bir ödünleme yapısını anlayın. Böylece bir yöntemin işe yaradığını teslim ettikten sonra hangi durumlarda uygulanmaması gerektiğini belirten dengeli açıklamalar kurabilirsiniz.

Bu derste

It may seem like the semicolon is struggling with an identity crisis. Notlar

0:07

Noktalı virgül bir kimlik kriziyle mücadele ediyormuş gibi görünebilir.

Dilbilgisi

may seem like: kesin olmayan bir ilk izlenim sunmak

May seem like, “ilk bakışta ... gibi görünebilir” anlamına gelir. May ifadeyi kesinlikten uzaklaştırır; seem like ise doğrulanmış bir gerçeği değil, gözlemcinin edindiği izlenimi gösterir. Bu cümlede noktalı virgülle ilgili eğlenceli bir ilk izlenim sunulur. Bu yapı, bir şeyin ilk başta nasıl göründüğünü söyleyip ardından durumun tamamının farklı olabileceğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyi doğrulanmış gerçek olarak sunmadan yalnızca ilk izlenimi anlatır?

  1. The new rule caused extra work because it saved time later.
  2. The new rule is definitely extra work, and nothing will change that.
  3. The new rule may seem like extra work, but it will save time later.
Cevabı göster

The new rule may seem like extra work, but it will save time later.

Deyimler

struggling with an identity crisis: noktalı virgülü kişileştirmek

Struggle with, bir şeyle başa çıkmakta zorlanmak anlamına gelir. Identity crisis ise kişinin kim olduğu veya nasıl bir role sahip olduğu konusunda derin bir belirsizlik yaşamasıdır. Noktalı virgülün gerçekten böyle bir sorun yaşaması mümkün değildir. Cümle, onu virgüle mi yoksa noktaya mı daha çok benzediğinden emin olmayan bir insan gibi göstererek kişileştirir. Böylece iki işaret arasındaki özellikleri mizahi bir görüntüye dönüştürür. Daha genel olarak bu benzetme, rolü veya kategorisi belirsiz görünen bir şeyi anlatabilir.

Alıştırma

“This smartwatch is struggling with an identity crisis,” cümlesindeki ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Saatin tıbbi bir teşhis aldığını söyler.
  2. Birinin saati taşımakta zorlandığı anlamına gelir.
  3. Saatin rolünün veya kategorisinin belirsiz olduğunu mizahi biçimde düşündürür.
Cevabı göster

Saatin rolünün veya kategorisinin belirsiz olduğunu mizahi biçimde düşündürür.

It looks like a comma crossed with a period. Kalıp ifadeler

0:12

Virgül ile noktanın melezi gibidir.

Kalıp ifadeler

a comma crossed with a period: X crossed with Y kalıbı

X crossed with Y kalıbında bir şey, hem X'in hem de Y'nin belirgin özelliklerini taşıyan bir birleşim olarak anlatılır. Burada a comma crossed with a period, kısmen virgüle, kısmen de noktaya benzeyen bir şekil demektir. İlk kaynağı crossed with ifadesinden önce, ikinciyi ise sonra yerleştirin. Bu kullanımda crossed with bir karışımı veya benzerliği anlatır; iki şeyin yollarının kesiştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir sırt çantasını kaplumbağa kabuğuyla bavulun birleşimi olarak anlatıyor?

  1. The backpack looks like a turtle shell crossed with a suitcase.
  2. The backpack is sitting between a turtle shell and a suitcase.
  3. The backpack comes with a turtle shell and a suitcase.
Cevabı göster

The backpack looks like a turtle shell crossed with a suitcase.

Maybe that's why we toss these punctuation marks around Notlar

0:14

Belki de bu yüzden bu noktalama işaretlerini

like grammatical confetti. Deyimler

0:18

dilbilgisi konfetileri gibi etrafa saçıyoruz.

Anlatım akışı

that's why: nedenden sonuca geçmek

That's why, daha önce belirtilmiş bir nedene geri gönderme yapar ve sonucu getirir: önce neden gelir, ardından that's why + sonuç kullanılır. Burada why bir sorunun değil, bildirim cümlesinin parçasıdır. maybe, that's why ifadesinden önce geldiğinde konuşan kişi neden-sonuç bağlantısını kesin bir gerçek değil, olası bir açıklama olarak sunar.

Alıştırma

Hangi seçenek önce nedeni verir ve sonucu getirmek için that's why kullanır?

  1. We moved the picnic indoors. That's because it started to rain.
  2. We moved the picnic indoors because it started to rain.
  3. It started to rain. That's why we moved the picnic indoors.
Cevabı göster

It started to rain. That's why we moved the picnic indoors.

Öbek fiiller

toss these punctuation marks around: noktalama işaretlerini dikkatsizce kullanmak

Bu cümlede toss these punctuation marks around, “bu noktalama işaretlerini pek düşünmeden, gelişigüzel kullanmak” anlamına gelir. Toss ... around, tarafsız use fiilinde olmayan özensiz ve etrafa saçılmışlık hissi verir. Burada toss ... around ayrılabilen bir öbek fiildir: isimden oluşan nesne toss ile around arasına gelir. Zamir mutlaka ortada olmalıdır: toss them around denir, toss around them denmez.

Alıştırma

Dikkatsiz kullanımı anlatmak için toss ... around ifadesini kullanın. Cümleyi tamamlayın: Some speakers ____ without explaining them.

Cevabı göster

toss technical words around

Deyimler

grammatical confetti: noktalama işaretleriyle ilgili eğlenceli bir mecaz

Konfeti, kutlamalarda etrafa saçılan küçük renkli kâğıt parçalarıdır. Burada grammatical confetti, o anda yaratılmış bir mecazdır: noktalama işaretleri cümlenin her yanına atılmış konfeti parçaları gibi gösterilir. Bu görüntü, işaretlerin çok olduğunu ve dikkatsizce kullanıldığını düşündürür. Eleştiriyi resmî bir dil bilgisi terimi gibi değil, eğlenceli ve mizahi biçimde sunar.

Alıştırma

Bu cümlede grammatical confetti neyi düşündürüyor?

  1. Konfeti resmî bir noktalama işaretidir.
  2. Noktalama işaretleri, parti konfetileri kadar gelişigüzel biçimde etrafa saçılmıştır.
  3. Dil bilgisi derslerinde gerçek süslemeler bulunmalıdır.
Cevabı göster

Noktalama işaretleri, parti konfetileri kadar gelişigüzel biçimde etrafa saçılmıştır.

We're confused about how to use them properly.

0:20

Onları nasıl doğru kullanacağımız konusunda kafamız karışık.

In fact, it's the semicolon's half-half status that makes it useful. Notlar

0:23

Aslında, noktalı virgülü faydalı kılan şey yarı yarıya olan bu durumudur.

Dilbilgisi

It's ... that ...: asıl nedeni vurgulama

It is/was + odak + that + kalan bölüm kalıbı, bir ögeyi öne çıkaran vurgu yapısıdır. Burada odak the semicolon's half-half status ifadesidir ve noktalı virgülün kullanışlı olmasının asıl nedeni olarak sunulur. Vurgu çerçevesi çıkarıldığında temel cümle The semicolon's half-half status makes it useful. olur. Gerçek değişmez, ancak vurgu yapısı nedeni odak noktasına taşır. Bu cümlede that, vurgu yapısının kalan kısmını başlatır; yalnızca status sözcüğünü niteleyen sıradan bir ilgi cümleciği değildir.

Alıştırma

Açık hava oyununun iptal edilmesinin kesin nedenini vurgulamak için It was ... that ... yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. The outdoor game that was canceled had been planned for Saturday.
  2. It was the heavy rain that caused the outdoor game to be canceled.
  3. The heavy rain caused the outdoor game to be canceled.
Cevabı göster

It was the heavy rain that caused the outdoor game to be canceled.

Kelime

semicolon's half-half status: arada olma durumunu anlatan gündelik bir ifade

Bu açıklamada semicolon's half-half status, noktalı virgülün virgülün bazı özellikleriyle noktanın bazı özelliklerini birlikte taşıması demektir. Burada status toplumsal statü değil, durum veya işlevsel konum anlamındadır. half-half, bu açıklama için o anda oluşturulmuş gündelik bir etikettir. İki şeyin arasında olma gibi soyut bir düşünceyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır, ancak resmî bir noktalama terimi değildir.

Alıştırma

Örnekte semicolon's half-half status ne anlama gelir?

  1. Hem virgülün hem de noktanın bazı özelliklerini taşır.
  2. Diğer noktalama işaretlerinden daha yüksek toplumsal statüye sahiptir.
  3. Normal boyutunun yalnızca yarısı kadardır.
Cevabı göster

Hem virgülün hem de noktanın bazı özelliklerini taşır.

It's stronger than a comma Dilbilgisi

0:29

Virgülden daha güçlü

and less final than a period.

0:31

ve noktadan daha az kesin.

Dilbilgisi

stronger than ... and less final than ...: iki ölçüt arasında bir dereceyi belirtmek

Bu cümle, söz konusu noktalama işaretini iki referans noktasıyla karşılaştırır. Stronger than a comma, virgülden daha belirgin bir ayrım oluşturduğunu anlatır. Less final than a period ise düşünceyi nokta kadar kesin biçimde bitirmediğini belirtir. Buradaki final, zaman bakımından 'son' değil, 'bitmişlik hissi veren' demektir. X is more/stronger ... than A and less ... than B kalıbı, X'i iki yönden karşılaştırarak iki seçenek arasında konumlandırır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir seçeneği iki referans noktası arasına yerleştirmek için iki karşılaştırma kullanıyor?

  1. This jacket is warmer than a shirt and less bulky than a winter coat.
  2. This jacket is as warm and bulky as a winter coat.
  3. This jacket hangs between a shirt and a winter coat.
Cevabı göster

This jacket is warmer than a shirt and less bulky than a winter coat.

It fills the spaces in between Deyimler

0:33

Aradaki boşlukları doldurur

Deyimler

fills the spaces in between: soyut bir ara boşluğu doldurmak

Burada fills the spaces in between bir benzetmedir. Noktalama işaretinin virgül ile noktanın görevleri arasındaki yararlı bir orta alanı karşıladığını anlatır. Spaces, sayfaya yazılan gerçek boşlukları değil, işlev bakımından kalan boşlukları ifade eder. İki uç bağlamdan zaten belliyse in between kullanılırken bu uçları yeniden adlandırmak gerekmez. Daha genel olarak fill the space veya fill the gap between two things, ortada eksik olan bir şeyi sağlamak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle fill the space between ifadesini mecazi olarak, 'eksik olan bir orta seçeneği sağlamak' anlamında kullanıyor?

  1. This shelf fills the empty space between the desks.
  2. This keyboard adds a space between two words.
  3. This course fills the space between beginner and advanced classes.
Cevabı göster

This course fills the space between beginner and advanced classes.

and for that reason Anlatım akışı

0:35

ve bu nedenle

it has some specific and important tasks.

0:36

bazı belirli ve önemli görevleri vardır.

Anlatım akışı

for that reason: nedeni sonuca bağlamak

For that reason, daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve bu nedenden doğan sonucu sunar. Burada önceki açıklama nedeni verir; it has some specific and important tasks ise sonucu belirten yeni ifadedir. Bu ifade, yan cümleler veya cümleler arasındaki fikirleri bağlar. reason sözcüğünden sonraki bölüm bir neden yan cümlesi değildir: it has ... bağımsız bir yan cümledir.

Alıştırma

Hangi seçenek, belirtilen bir nedeni sonucuna bağlamak için for that reason ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The path was icy. For that reason, we walked slowly.
  2. We walked slowly. For that reason, the path was icy.
  3. The path was icy because we walked slowly.
Cevabı göster

The path was icy. For that reason, we walked slowly.

For one, it can clarify ideas in a sentence Notlar

0:40

İlk olarak, bir cümledeki fikirleri netleştirebilir

Anlatım akışı

For one: destekleyici bir neden sunmak

For one, daha geniş bir olası neden, örnek veya özellik grubundan birini sunar. Bu cümlede ilk belirli görevi anlatmaya başlar ve başka noktaların da gelebileceğini bildirir. Anlamı “bir noktayı belirtmek gerekirse”dir; “bir sayısı için” değildir. Kesin biçimde numaralanmış bir listenin aksine, sonraki bağlantı ifadesinin For two olacağını garanti etmez.

Alıştırma

Bir kişi bir kütüphaneyi neden sevdiğini açıklıyor. Hangi cümle destekleyici bir nedeni doğal biçimde sunar?

  1. For once, it stayed open late.
  2. For one, it is quiet enough to read.
  3. First, return the books at the front desk.
Cevabı göster

For one, it is quiet enough to read.

Kalıp ifadeler

clarify ideas: fikirleri daha kolay anlaşılır hâle getirmek

Clarify, “karışıklığı gidererek bir şeyi daha kolay anlaşılır hâle getirmek” demektir. clarify ideas yapısında ideas, fiilin nesnesi olarak hemen ardından gelir: clarify ideas denir, clarify about ideas denmez. Bu yapı genellikle an idea, a point, meaning veya instruction gibi soyut bir nesne alır. Cümlede, bir şeyin okurların fikirleri ve aralarındaki ilişkiyi daha kolay anlamasına nasıl yardımcı olabileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede clarify, idea sözcüğünü doğrudan nesne olarak doğal biçimde alır?

  1. Could you clarify your main idea?
  2. Could your main idea clarify you?
  3. Could you clarify about your main idea?
Cevabı göster

Could you clarify your main idea?

that's already festooned with commas. Kelime

0:43

özellikle de zaten virgüllerle süslenmiş bir cümlede.

Kelime

festooned with commas: virgüllerle kaplı olmayı canlı biçimde anlatmak

Festooned with genellikle çelenk, ışık veya kurdele gibi asılı süslerle donatılmış olmak anlamına gelir. festooned with commas ifadesinde virgüller, cümlenin her yanına yayılmış süsler gibi hayal edilir. Bu nedenle ifade, cümlede zaten çok sayıda göze çarpan virgül bulunduğunu anlatır. full of commas ifadesine göre daha canlı ve edebîdir; ayrıca eğlenceli bir abartı içerir.

Alıştırma

“The draft is festooned with commas” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Taslakta göze çarpan çok sayıda virgül vardır ve bu durum eğlenceli biçimde abartılmıştır.
  2. Taslakta hiç virgül yoktur.
  3. Birisi odayı virgül biçimli süslerle dekore etmiştir.
Cevabı göster

Taslakta göze çarpan çok sayıda virgül vardır ve bu durum eğlenceli biçimde abartılmıştır.

Semicolons, at first they may seem frightening. Anlatım akışı

0:46

“Noktalı virgüller başta korkutucu görünebilir;

Then they become enlightening.

0:50

sonra aydınlatıcı hale gelirler;

Finally, you'll find yourself falling for these delightful punctuation marks. Öbek fiiller

0:52

son olarak, kendinizi bu hoş noktalama işaretlerine aşık olurken bulursunuz.”

Anlatım akışı

at first ... Then ... Finally: bir değişim sürecini gösterme

At first, Then ve Finally, üç cümleyi tek bir değişim süreci olarak düzenler: önce korku gelir, ardından anlama ve en sonunda hoşlanma. Bu ifadeler yalnızca zamanı belirtmez; konuşanın tutumundaki aşamaları da gösterir. Daha sonra değişen başlangıç durumunu belirtmek için at first, sonraki aşamaya geçmek için then, son aşamayı veya sonucu belirtmek için finally kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan üç geçiş ifadesini sırayla yazın: ____, Mia was afraid to swim. ____, she learned to float. ____, she crossed the pool by herself.

Cevabı göster

At first · Then · Finally

Öbek fiiller

falling for: bir şeyi zamanla sevmeye başlamak

Falling for burada bir şeye ilgi duymaya veya onu sevmeye başlamak anlamına gelir. Fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. Bu ifade genellikle bir kişiye duyulan hisler için kullanıldığından, noktalama işaretleri için kullanılması eğlenceli bir etki yaratır. find yourself falling for yapısındaki find yourself doing, planlamadan bir şeyi yaptığınızı veya hissettiğinizi fark etmek anlamına gelir. Birlikte, sevginin yavaş yavaş ve neredeyse beklenmedik biçimde geliştiğini anlatırlar.

Alıştırma

Hangi cümlede fall for, bir şeyi zamanla sevmeye başlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. Nora fell for the fake message and shared her password.
  2. After a few visits, Nora found herself falling for the quiet seaside town.
  3. Nora fell off the bench near the seaside town.
Cevabı göster

After a few visits, Nora found herself falling for the quiet seaside town.

Even though the commas separate different parts of the sentence, Dilbilgisi

0:57

Virgüller cümlenin farklı bölümlerini ayırsa bile,

it's easy to lose track of what belongs where. Deyimler

1:00

neyin nereye ait olduğunu takip etmek kolayca zorlaşabilir.

Dilbilgisi

Even though: Bir gerçeğin ardından gelen beklenmedik sonuç

Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce bir gerçeği kabul eder, ardından ana cümle bu gerçeğe rağmen yine de gerçekleşen sonucu verir. Burada virgüller bölümleri ayırır, ancak okuyucu yine de aralarındaki ilişkiyi gözden kaçırabilir. Yapı even though + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. “Bu gerçek olsa da diğer sonuç yine gerçekleşir” anlamına gelir; neden bildirmez.

Alıştırma

Mia'nın zorluğa rağmen devam ettiğini göstermek için cümleyi even though ile tamamlayın: ____ the puzzle was hard, Mia kept trying.

Cevabı göster

Even though

Deyimler

lose track of: Bilgiyi artık takip edememek

Lose track of, bilgiyi takip edemez, hatırlayamaz veya düzenli tutamaz hâle gelmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede okuyucu, cümlenin her bölümüne neyin ait olduğunu artık ayırt edemez. Ardından lose track of time örneğindeki gibi bir isim veya lose track of what belongs where örneğindeki gibi bir yan cümle gelebilir. Buradaki track, demir yolu anlamında değildir.

Alıştırma

“Bilgiyi takip edemez hâle gelmek” anlamını vermek için cümleyi lose track of ile tamamlayın: During the long list of instructions, I began to ____ which step came next.

Cevabı göster

lose track of

But then the semicolon edges in to the rescue. Notlar

1:04

Ancak o zaman noktalı virgül imdada yetişir.

Öbek fiiller

edges in: yavaş yavaş içeri girmek

Burada edges in, “yavaş yavaş içeri girer” anlamındadır. Edge fiili küçük ve dikkatli bir hareket görüntüsü oluşturur; bu yüzden yalnızca enters demekten daha aşamalı bir his verir. Noktalı virgül, yardım etmek için sahneye giren bir insan gibi gösterilir. Burada edge bir fiildir; “kenar” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede edge in, bir yere yavaş ve dikkatli biçimde girmeyi anlatır?

  1. The cat burst into the room with a loud crash.
  2. With almost no room, the cat edged in through the small opening.
  3. The cat sat on the edge of the rug.
Cevabı göster

With almost no room, the cat edged in through the small opening.

Deyimler

to the rescue: yardım etmek için zamanında yetişmek

To the rescue, “yardım etmek veya bir sorunu çözmek için yetişmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle come veya rush gibi hareket bildiren bir fiilden sonra gelir. Burada edges in, noktalı virgüle eğlenceli biçimde yardımcı rolü verir. Gerçek bir acil durum yoktur. Noktalama işareti, cümleyi daha anlaşılır hâle getirmek için gelen bir insan gibi anlatılır. To ifadenin bir parçasıdır ve atılmamalıdır.

Alıştırma

“Yardım etmek için zamanında yetişti” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: When the projector stopped working, a spare cable came ____.

Cevabı göster

to the rescue

In list-like sentences, Kelime

1:07

Liste benzeri cümlelerde,

Kelime

list-like sentences: -like ile sıfat oluşturma

Burada list-like, bölümleri bir listenin maddeleri gibi sıralanan veya okunduğunda liste hissi veren cümleleri tanımlar. Bunlar yine normal cümleler olabilir; madde işaretleriyle gösterilmeleri gerekmez. İsim + -like kalıbı, “isme benzeyen” veya “onun özelliklerini taşıyan” anlamına gelir. Bu kalıpla a cloud-like shape ya da a list-like structure gibi açık tanımlamalar oluşturabilirsiniz.

Alıştırma

Bu bağlamda list-like sentences ne anlama gelir?

  1. Bölümleri bir listenin maddeleri gibi düzenlenmiş cümleler
  2. Liste yapmaktan söz eden cümleler
  3. Yalnızca madde işaretli listeler
Cevabı göster

Bölümleri bir listenin maddeleri gibi düzenlenmiş cümleler

it can exert more force than commas do, Kalıp ifadeler

1:09

virgüllerin yaptığından daha fazla güç uygulayabilir,

Kalıp ifadeler

exert more force: etki yaratmayı anlatan resmî kalıp

Exert more force, “daha fazla kuvvet uygulamak” veya “daha güçlü bir etki yaratmak” anlamına gelir. Bu cümlede force mecazidir: fiziksel bir itme değil, noktalama işaretinin cümlenin bölümlerini ayırma ve düzenleme gücüdür. Exert genellikle force, pressure, influence ve control gibi isimlerle birlikte kullanılır. Bir şeyin etkin biçimde etki yarattığını vurgular ve yalnızca it is stronger demekten daha resmî ve analitik duyulur.

Alıştırma

Dersinizdeki resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: A semicolon can ____ than a comma.

Cevabı göster

exert more force

cutting sentences into compartments Dilbilgisi

1:12

cümleleri bölmelere ayırarak

and grouping items that belong together.

1:14

ve birbirine ait olan öğeleri gruplandırarak.

Dilbilgisi

cutting ... and grouping ...: paralel -ing öbekleri

cutting ... ve grouping ..., and ile bağlanan iki paralel -ing öbeğidir. Bu bağlamda, noktalı virgülün görevini nasıl yaptığının iki yönünü göstererek önceki yan cümleye ek bilgi verirler. Bunlar iki yeni ve tam yan cümle değildir: iki öbeğin de kendine ait açık bir öznesi veya çekimli fiili yoktur. İkisi de önceki yan cümleye bağlıdır, aynı örtük yapanı paylaşır ve önceki eylemin yapılış biçimini ya da sonucunu ifade edebilir.

Alıştırma

Cümlenin bütününde cutting ... and grouping ... ne işe yarar?

  1. Birbirinden bağımsız iki emir verirler.
  2. Hangi ögelerin birlikte olması gerektiğini sorarlar.
  3. Önceki yan cümledeki eylemin nasıl işlediğini açıklarlar.
Cevabı göster

Önceki yan cümledeki eylemin nasıl işlediğini açıklarlar.

The semicolon breaks things up, Öbek fiiller

1:17

Noktalı virgül bir şeyleri ayırır,

Öbek fiiller

breaks things up: bir bütünü parçalara ayırmak

break things up, “bir bütünü daha küçük parçalara veya bölümlere ayırmak” anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada noktalı virgül, yapının daha kolay görülmesi için cümlenin içindeki içeriği böler. up parçacığı öbek fiilin bir parçasıdır; burada “daha yüksek bir yere doğru” anlamına gelmez.

Alıştırma

Zamiri doğru konuma yerleştirerek break ... up ile cümleyi tamamlayın: The report is long, so headings help ____.

Cevabı göster

break it up

but it also builds connections. Anlatım akışı

1:19

ama aynı zamanda bağlantılar da kurar.

Anlatım akışı

but it also ...: karşıt bir noktayı eklemek

but it also builds connections cümlesinde but, önceki düşünceden farklı ya da görünüşte zıt bir etkiye geçiş yapar; also ise bu etkinin ek bir etki olduğunu gösterir. Bu yapı önceki düşünceyi geçersiz kılmaz. Dengeli bir açıklama oluşturmak için A, but it also B yapısını kullanabilirsin: önce bir etkiden söz et, ardından onunla karşıtlık oluşturan veya dinleyiciyi şaşırtabilecek başka bir etki ekle.

Alıştırma

Dersin karşıtlıkla birlikte ekleme yapan üç kelimelik kalıbını kullanarak cümleyi tamamla: The app separates work into folders, ____ keeps related files connected.

Cevabı göster

but it also

Another of its tasks is to link together independent clauses. Kalıp ifadeler

1:22

Görevlerinden bir diğeri bağımsız yan tümceleri birbirine bağlamaktır.

Kalıp ifadeler

link together independent clauses: bağımsız cümlecikleri birbirine bağlamak

link together independent clauses ifadesinde link together, ayrı şeyleri bir ilişki ya da bütün oluşturacak şekilde bağlamak demektir. Independent clauses ise bağlanan öğelerdir. Bağımsız bir cümlecik tam bir düşünce ifade eder ve tek başına cümle olabilir. Bu nedenle ifade, genellikle anlamları yakından ilişkili iki tam cümleciği bağlamayı anlatır; eksik cümle parçalarını bağlamayı değil.

Alıştırma

Dersin dört kelimelik ifadesini kullanarak dil bilgisi açıklamasını tamamla: A semicolon can ____ when the two ideas are closely related.

Cevabı göster

link together independent clauses

These are sentences that can stand on their own, Deyimler

1:26

Bunlar tek başlarına ayakta durabilen cümlelerdir,

Deyimler

stand on their own: başka bir şeye bağlı olmadan yeterli olmak

Bu cümlede stand on their own, başka bir bölüme bağlı olmadan eksiksiz ve anlaşılır olmak demektir. Bu mecazlı bir kullanımdır; cümleler gerçekten ayakta durmuyor. Dil bilgisinde bağımsız bir cümlecik, tam bir düşünce anlattığı ve tek başına bir cümle olabildiği için stand on its own denebilir. Aynı kalıp, bağımsız olarak yeterli olan bir paragraf, sav veya eser için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, raporun ek malzeme olmadan anlaşılabilecek kadar eksiksiz olduğunu söyler?

  1. The report can stand next to the appendix.
  2. The report has to depend on the appendix.
  3. The report can stand on its own without the appendix.
Cevabı göster

The report can stand on its own without the appendix.

but when connected by semicolons,

1:29

ancak noktalı virgüllerle bağlandıklarında,

look and sound better

1:31

daha iyi görünür ve daha iyi duyulurlar

because they're related in some way.

1:33

çünkü bir şekilde birbirleriyle ilişkilidirler.

Semicolons were once a great mystery to me.

1:35

“Noktalı virgüller bir zamanlar benim için büyük bir gizemdi;

I had no idea where to put them. Dilbilgisi

1:39

onları nereye koyacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.”

Dilbilgisi

had no idea where to put them: have no idea + soru sözcüğü + to-infinitive

Had no idea, hiç bilmiyordum anlamına gelir; had, have fiilinin geçmiş biçimidir. Where to put them, eksik bilginin ne olduğunu, yani onlar için doğru yeri belirterek no idea ifadesini tamamlayan soru sözcüğü + to-infinitive yapısıdır. Bu doğrudan bir soru değildir. Have no idea sonrasında cümlenin içine doğrudan soru dizilişi getirilmez; where to put them sırası kullanılır. Yeniden kullanılabilir kalıp have no idea + what/how/where/when + to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi put, them zamiri ve where + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The new posters arrived, but I had no idea ____.

Cevabı göster

where to put them

Technically, Anlatım akışı

1:41

Teknik olarak,

there's nothing wrong with that. Ton ve niyet

1:42

bunda yanlış bir şey yoktur.

Anlatım akışı

Technically: bir yargıyı katı kurallar veya olgularla sınırlamak

Cümlenin başındaki Technically, ardından gelen yargıyı sınırlar: yargı, katı bir kurala, tanıma veya olgulara göre doğrudur. Burada seçimin aslında yanlış olmadığını belirtir. Bu giriş, dar anlamda doğru olanla uygulamada en iyi işleyen şeyi sık sık karşılaştırır. Bu nedenle sınırlı bir onay gibi duyulabilir ve sonradan bir çekince ya da daha iyi bir öneri eklenmesine yer bırakır.

Alıştırma

“Technically, the form is complete, but the signature is hard to read,” cümlesinde Technically neyi belirtir?

  1. Form bilgisayar teknolojisiyle dolduruldu.
  2. Form açıkça mümkün olan en iyi sürümdür.
  3. Form katı gerekliliği karşılıyor, ancak pratik bir sorun var.
Cevabı göster

Form katı gerekliliği karşılıyor, ancak pratik bir sorun var.

Ton ve niyet

There's nothing wrong with that: kabul edilebilir, ancak mutlaka en iyisi değil

There's nothing wrong with that, that ile belirtilen eylemin veya seçimin kabul edilebilir ve yanlış olmadığı anlamına gelir. İfade, olumsuz bir yargıyı kaldırarak ılımlı bir onay verir. Seçimin mükemmel veya en iyi seçenek olduğunu söylemez. Konuşan kişi bir seçeneği kabul ederken yine de daha açık, kolay ya da etkili bir alternatif önerebilir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: There's nothing wrong with that her zaman konuşan kişinin bu seçimi güçlü biçimde önerdiği anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

These two sentences can stand alone,

1:43

Bu iki cümle kendi başına durabilir,

but imagine they appeared in a long list of other sentences, Anlatım akışı

1:46

ama uzun bir başka cümleler listesinde yer aldıklarını hayal edin,

Anlatım akışı

imagine they appeared: varsayımsal bir sahne kurmak

Imagine burada emir kipindedir; örtük özne you'dur. Dinleyiciyi, ardından gelen yan tümcenin anlattığı sahneyi zihninde canlandırmaya çağırır. Bu cümledeki sahne, onların uzun bir listede yer almasıdır. Bu sahne varsayımsaldır ve ardından gelen açıklamayı hazırlar; onların gerçekten ortaya çıktığını söylemez. Bu anlatım, soyut bir fikri üzerinde düşünülebilecek somut bir duruma dönüştürür.

Alıştırma

Konuşmacı imagine they appeared ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Olayın kesinlikle gerçekleştiğini bildirmek
  2. Dinleyicinin gerçek bir olayı hatırlayıp hatırlamadığını sormak
  3. Dinleyiciyi varsayımsal bir sahne hayal etmeye çağırmak
Cevabı göster

Dinleyiciyi varsayımsal bir sahne hayal etmeye çağırmak

all of the same length,

1:50

hepsi aynı uzunlukta,

each separated by periods. Dilbilgisi

1:51

her biri noktalarla ayrılmış.

Dilbilgisi

each separated by periods: each + geçmiş zaman ortacı yapısı

Each, daha önce sözü edilen her bir cümleyi belirtir. Separated, her cümlenin nokta işaretleriyle diğerlerinden ayrılmış durumunu anlatan geçmiş zaman ortacıdır. Bu grup, önceki cümleye bağlanan kısa bir ek açıklamadır; yeni ve tam bir yan tümce değildir. Tam bir yan tümceyle yazılırsa anlam each sentence was separated from the next by a period olur; kısa biçimde was gibi tam çekimli bir fiil yoktur.

Alıştırma

Hangi cümle each separated by periods ile aynı kısa each + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanıyor?

  1. The photographers stood in a row, each labeling a photo.
  2. The photos were arranged in a row, and each was labeled with a date.
  3. The photos were arranged in a row, each labeled with a date.
Cevabı göster

The photos were arranged in a row, each labeled with a date.

Things would get monotonous very fast. Dilbilgisi

1:54

Her şey çok çabuk monotonlaşırdı.

Dilbilgisi

would get monotonous very fast: varsayımsal bir sonuç

Bu cümlede would get, hayal edilen bir durumun sonucunu belirtir: o koşul altında her şey çok hızlı biçimde tekdüze hâle gelirdi. Buradaki would geçmiş zamanı göstermez; sonucu daha önce kurulmuş bir varsayıma bağlar. would + fiilin yalın hâli kalıbı varsayımsal bir sonucu ifade eder. Get + sıfat, “bir duruma gelmek” anlamına gelir; bu yüzden get monotonous, “tekrarlı ve sıkıcı hâle gelmek” demektir. Very fast ise değişimin ne kadar çabuk gerçekleşeceğini belirtir.

Alıştırma

Varsayımsal sonucu ifade etmek için would get kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: If every page used the same design, the book ____ monotonous very fast.

Cevabı göster

would get

In that situation, Anlatım akışı

1:57

Bu durumda,

Anlatım akışı

In that situation: önceki bir koşula gönderme yapmak

Cümle başındaki In that situation, daha önce açıklanmış veya hayal edilmiş belirli bir duruma gönderme yapar. Burada that situation, daha önce kurulmuş varsayımsal durumu belirtir; yeni bir durum ortaya koymaz. Bu ifade bir yön levhası gibi çalışır ve sonraki yargıyı o koşulla sınırlar. Böylece dinleyen kişi, sonucun genel bir ifade değil, koşula bağlı olduğunu anlar.

Alıştırma

Okuyun: The museum may lose power. In that situation, the staff will guide visitors outside. That situation neye gönderme yapıyor?

  1. müzenin elektriğinin kesilmesi
  2. daha önce belirtilmemiş yeni bir olay
  3. personelin ziyaretçileri dışarı yönlendirmesi
Cevabı göster

müzenin elektriğinin kesilmesi

Semicolons bring fluidity and variation to writing Kalıp ifadeler

1:59

Noktalı virgüller yazarlığa akıcılık ve çeşitlilik getirir

Kalıp ifadeler

bring fluidity and variation to: özellik veya etki katmak

bring fluidity and variation to writing ifadesinde bring, bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, bir şeyin belirli bir özellik veya etki kazanmasını sağlamak anlamındadır. Kalıp bring + etki veya özellik + to + etkiyi alan öge şeklindedir. Fluidity, fikirler arasındaki akıcı geçişi; variation ise cümle biçimi veya ritmindeki değişiklikleri anlatır. Bu iki sözcük birlikte, noktalı virgüllerin yazıya katabileceği belirli yararları ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede bring + etki veya özellik + to + etkiyi alan öge kalıbı doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Different sentence lengths carry rhythm and variety the paragraph.
  2. Different sentence lengths bring rhythm and variety to the paragraph.
  3. Different sentence lengths bring the paragraph to rhythm and variety.
Cevabı göster

Different sentence lengths bring rhythm and variety to the paragraph.

by connecting related clauses. Dilbilgisi

2:02

birbiriyle ilişkili yan tümceleri bağlayarak.

Dilbilgisi

by connecting related clauses: yöntemi anlatan by + fiil-ing

Burada by connecting related clauses, noktalı virgüllerin daha önce belirtilen sonucu nasıl oluşturduğunu açıklar. by + fiil-ing kalıbı, bir sonucu elde etmek için kullanılan yöntemi belirtir. Bu yapıda by bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by connecting denir, by connect veya by connected denmez. Yöntemi belirten ifade, açıkladığı sonuçtan sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi by + organize fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The app saves time ____ related files automatically.

Cevabı göster

by organizing

But as beneficial as they are, Dilbilgisi

2:04

Ancak ne kadar faydalı olsalar da,

semicolons don't belong just anywhere. Kalıp ifadeler

2:06

noktalı virgüller her yere ait değildir.

Dilbilgisi

as beneficial as they are: as ... as ile kurulan ödünleme yan cümlesi

as beneficial as they are ifadesindeki as ... as yan cümlesi ödünleme bildirir: 'yararlı olsalar da' veya 'ne kadar yararlı olurlarsa olsunlar' anlamına gelir. Ana cümle bir sınır belirtmeden önce gerçek bir avantajı kabul eder. Kalıp as + sıfat + as + özne + be şeklindedir. Cümlenin başında yer alıp ardından karşıtlık bildiren bir ana cümle geldiğinde, başka bir şeyle eşitlik karşılaştırması yapmaz.

Alıştırma

Hangi cümle as ... as yapısını eşitlik karşılaştırması yerine ödünleme bildirmek için kullanıyor?

  1. This map is as useful as the printed guide.
  2. As useful as the map is, it does not show every trail.
  3. The map is useful because it shows every trail.
Cevabı göster

As useful as the map is, it does not show every trail.

Kalıp ifadeler

don't belong just anywhere: yalnızca bazı yerlerde uygun

don't belong just anywhere ifadesinde belong, 'bir yere veya bağlama doğal biçimde uymak ya da uygun olmak' anlamına gelir. Burada anlatılan sahiplik veya kabul görme hissi değil, uygunluktur. Just anywhere, hiçbir kısıtlama olmadan seçilen herhangi bir yer demektir. Olumsuzluk 'hiçbir yerde' anlamına gelmez; uygun yerlerin bulunduğunu, ancak her yerin uygun olmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir tarzın bazı ortamlarda uygun olduğunu, ancak her ortamda uygun olmadığını söylüyor?

  1. Bright neon colors belong everywhere.
  2. Bright neon colors don't belong just anywhere; they work best in playful designs.
  3. Bright neon colors don't belong anywhere.
Cevabı göster

Bright neon colors don't belong just anywhere; they work best in playful designs.

There are two main rules that govern their use. Kelime

2:09

Kullanımlarını yöneten iki temel kural vardır.

Kelime

govern their use: kullanımı düzenleyen kurallar

Burada govern, “kontrol etmek veya bir şeyin kurallarını belirlemek” anlamına gelir. İki kural, noktalı virgüllerin nasıl kullanılabileceğini belirler; govern burada bir hükümetin işin içinde olduğunu anlatmaz. rules that govern + isim kalıbı, kuralların bir şeyin nasıl çalıştığını veya kullanıldığını kontrol ettiğini söylemenin resmî bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümlede govern, “kurallarını belirlemek” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The game rules are govern how each player moves.
  2. The game rules govern about how each player moves.
  3. The game rules govern how each player moves.
Cevabı göster

The game rules govern how each player moves.

Firstly, unless they're being used in lists, Dilbilgisi

2:12

Birincisi, listelerde kullanılmadıkları sürece,

Dilbilgisi

unless they're being used in lists: bir istisna belirtme

Unless bir istisna belirtir. Unless they're being used in lists, “listelerde kullanılmıyorlarsa” anlamına gelir. Sonraki kural, bunlar listelerde kullanılmadığında geçerlidir; listelerde kullanım istisnadır. They're being used şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: they, kullanma eylemine maruz kalan taraftır. Bu yapı, bunları kimin kullandığına değil, kullanıldıkları duruma odaklanır.

Alıştırma

Kuralı Unless ve use fiilinin şimdiki zaman edilgen yapısıyla tamamlayın: ____ the form ____ online, sign it by hand.

Cevabı göster

Unless · is being used

semicolons should only connect clauses Dilbilgisi

2:15

noktalı virgüller yalnızca şu yan tümceleri birbirine bağlamalıdır:

that are related in some way.

2:18

bir şekilde birbiriyle ilişkili olan.

Dilbilgisi

should only connect: bir kuralın izin verdiği alanı sınırlamak

should only + fiilin yalın hâli yapısında should bir kural ya da öneri verir, only ise eylemi sınırlar. Burada noktalı virgüller, cümlecikleri yalnızca bir şekilde ilişkili olduklarında bağlamalıdır. that are related in some way sözleri clauses sözcüğünü niteler ve koşulu belirtir. only sözcüğünü koruyun: o olmadan cümle bir yönlendirme verir ama diğer durumların dışlandığını artık açıkça söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle kapının yalnızca acil bir durumda açılmasının önerildiği anlamına gelir?

  1. Only you should open this door in an emergency.
  2. You should only open this door in an emergency.
  3. You should open this door in an emergency.
Cevabı göster

You should only open this door in an emergency.

You wouldn't use one here, for instance. Anlatım akışı

2:20

Örneğin, burada kullanmazsınız.

Anlatım akışı

for instance: belirli bir örneği gösterme

For instance, “örneğin” anlamına gelir. Belirli bir durumu daha genel bir kuralın, düşüncenin veya iddianın somut bir örneği olarak gösterir. Burada cümlenin sonunda yer alır. Dinleyiciye bu durumun önceki kuralı örneklediğini bildirir; yeni bir kural ortaya koymaz.

Alıştırma

Bu cümlede baykuşları bir örnek olarak gösteren ifadeyi seçin: Some animals are active at night. Owls, ___, often hunt after dark.

  1. therefore
  2. for instance
  3. instead
Cevabı göster

for instance

Semicolons were once a great mystery to me.

2:23

“Noktalı virgüller bir zamanlar benim için büyük bir gizemdi;

I'd really like a sandwich.

2:26

gerçekten bir sandviç isterdim.”

Periods work best here Kelime

2:28

Noktalar burada en iyisidir

Kelime

work best here: en uygun seçim

work best here ifadesindeki work, “çalışmak” değil, “işe yaramak veya uygun olmak” anlamına gelir. Best, kullanılabilecek noktalama seçeneklerini karşılaştırır; here ise cümleler arasındaki bu özel ilişkiyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen X works best here kalıbı, X’in mevcut durum için en uygun seçim olduğunu söyler. Bir araç, yöntem, biçim veya kural için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede work, “işe yaramak veya uygun olmak” anlamındadır?

  1. Color-coded labels work best here because the boxes look alike.
  2. Of all the employees here, Mia works the hardest.
  3. Two mechanics work here every Saturday.
Cevabı göster

Color-coded labels work best here because the boxes look alike.

because these are two totally different ideas.

2:30

çünkü bunlar tamamen farklı iki fikirdir.

A semicolon's job is to reunite two independent clauses Deyimler

2:33

Noktalı virgülün görevi iki bağımsız yan tümceyi yeniden birleştirmektir

Deyimler

reunite two independent clauses: canlı bir kişileştirme

Reunite genellikle “ayrıldıktan sonra yeniden bir araya getirmek” anlamına gelir. Burada kişileştirme yapılır: cümlecikler yeniden bir araya getirilebilecek nesneler veya insanlar gibi gösterilir. Bağımsız bir cümlecik tek başına tam bir cümle olabilir. Bu ifade, iki cümleciği kendi başlarına eksiksiz ancak birbiriyle yakından ilişkili olarak sunar; noktalı virgül de onları tek bir cümlede birleştirir. Reunite canlı bir anlatımdır, teknik bir dil bilgisi terimi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede reunite neyi anlatıyor?

  1. Cümlecikler, uzun bir ayrılıktan sonra yeniden buluşan insanlardır.
  2. Noktalı virgül, eksiksiz ama ilişkili iki cümleciği tek bir cümlede birleştirir.
  3. Cümleciklerin hiçbiri tek başına tam bir cümle olamaz.
Cevabı göster

Noktalı virgül, eksiksiz ama ilişkili iki cümleciği tek bir cümlede birleştirir.

that will benefit from one another's company Deyimler

2:37

ki birbirlerinin şirketinden fayda sağlayacaklardır

Deyimler

benefit from one another's company: company ile karşılıklı arkadaşlık

Benefit from, “bir şey sayesinde yarar sağlamak veya daha iyi hâle gelmek” demektir. One another’s company, “birbirine eşlik etme ve birlikte olma” anlamına gelir; burada company bir şirket değildir. Cümle, iki yan cümleyi birlikte olduklarında birbirlerine yardım eden insanlar gibi göstererek kişileştirir. Daha genel olarak bu ifade, birlikte yer alan insanların veya şeylerin daha yararlı, açık ya da etkili olmasını anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede one another's company ne anlama gelir?

  1. birbirlerine sağladıkları arkadaşlık ve beraberlik
  2. birlikte sahip oldukları bir şirketten gelen para
  3. bir işverenin verdiği tavsiye
Cevabı göster

birbirlerine sağladıkları arkadaşlık ve beraberlik

because they refer to the same thing. Kalıp ifadeler

2:40

çünkü aynı şeye atıfta bulunurlar.

Kalıp ifadeler

refer to the same thing: aynı anlamı veya nesneyi belirtmek

Refer to, “işaret etmek, temsil etmek veya hakkında olmak” demektir. İki sözcük, etiket ya da yan cümle refer to the same thing ise aynı kişiye, nesneye, düşünceye veya konuya bağlanır. Burada bu ifade, iki yan cümlenin neden birbirine uygun olduğunu açıklar: ikisi de aynı şey hakkındadır. Aynı kaynağa başvurdukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In this manual, 'main page' and 'home page' ____ the same thing.

Cevabı göster

refer to

Secondly, you'll almost never find a semicolon willingly stationed Deyimler

2:42

İkincisi, bir noktalı virgülü neredeyse hiçbir zaman isteyerek konumlandırılmış bulamazsınız

Deyimler

almost never find a semicolon willingly stationed: esprili kişileştirme

Bu cümlede almost never, kesin bir never değil, “neredeyse hiç” anlamındadır. Noktalı virgülün anlatılan konuma normalde yerleştirilmediğini güçlü biçimde vurgular, ancak sıra dışı istisnalara da yer bırakır. Willingly stationed, noktalı virgülü bir yerde durmayı kabul edebilen bir insanmış gibi anlatır. Bu kişileştirme, noktalama kuralını eğlenceli ve akılda kalıcı yapar; noktalı virgülün gerçekten seçim yapabildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifade burada ne anlama geliyor?

  1. Noktalı virgüllerin nerede duracaklarını gerçekten seçtiklerini söyler.
  2. Noktalı virgülün o konuma çok seyrek yerleştirildiğini esprili biçimde söyler.
  3. Noktalı virgülün hiçbir cümlede asla bulunamayacağını söyler.
Cevabı göster

Noktalı virgülün o konuma çok seyrek yerleştirildiğini esprili biçimde söyler.

before coordinating conjunctions, Kelime

2:46

bağlama bağlaçlarının önünde,

the words and, but, for, nor,

2:49

yani and, but, for, nor,

or, so, and yet.

2:53

or, so ve yet kelimelerinin.

Kelime

coordinating conjunctions: and, but, for, nor, or, so ve yet

Coordinating conjunctions, yani eş görevli bağlaçlar, dil bilgisi bakımından eşit konumdaki sözcükleri, söz öbeklerini veya cümlecikleri bağlar. Burada sıralanan yedi sözcük and, but, for, nor, or, so ve yet’tir. “coordinating conjunctions, the words ...” ifadesindeki liste, terimin hangi sözcükleri anlattığını gösterir. Burada for, “çünkü” anlamında bir bağlaç olabilir; for my friend gibi bir ifadede kullanılan edat for değildir.

Alıştırma

Hangi sözcük eş görevli bir bağlaçtır?

  1. although
  2. but
  3. however
Cevabı göster

but

That's a comma's place, in fact. Kelime

2:55

Aslında burası virgülün yeridir.

Kelime

That's a comma's place: place ile uygun konum veya görev

That's a comma's place ifadesinde place, virgüle uygun olan konum veya görev anlamına gelir. Virgülün sahip olduğu fiziksel bir yeri anlatmaz. Bu kalıp, bir durumda neyin uygun olduğunu anlatabilir: X's place, X'in ait olduğu yeri veya üstlenmesi gereken görevi ifade edebilir. Burada konuşan kişi, o noktada başka bir noktalama işareti değil virgül kullanılması gerektiğini söylüyor.

Alıştırma

Burada That's a comma's place ne anlama geliyor?

  1. Her cümle virgülle bitmelidir.
  2. Virgül fiziksel bir yere sahiptir.
  3. Virgülün kullanılması gereken nokta orasıdır.
Cevabı göster

Virgülün kullanılması gereken nokta orasıdır.

But a semicolon can replace a conjunction Kelime

2:57

Ancak noktalı virgül bir bağlacın yerini alabilir

Kelime

can replace a conjunction: noktalı virgülün bağlama görevini üstlenebildiği durumlar

can replace a conjunction, noktalı virgülün bazen and, but veya so gibi bir sözcüğün bağlama görevini üstlenebileceği anlamına gelir. Kalıp independent clause; independent clause biçimindedir: iki taraf da tek başına tam bir cümle olabilir ve fikirler birbiriyle yakından ilişkilidir. Can, her cümlede serbestçe değiştirilebileceğini değil, doğru koşullarda bunun mümkün olduğunu belirtir. Bağlaç olmadığında okuyucu, tümceler arasındaki kesin ilişkiyi anlamdan ve bağlamdan çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümlede bağlacın yerine noktalı virgül doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The store was closed; we went home.
  2. I bought bread; and milk.
  3. Because the store was closed; we went home.
Cevabı göster

The store was closed; we went home.

to shorten a sentence Dilbilgisi

3:00

bir cümleyi kısaltmak

or to give it some variety.

3:02

veya ona biraz çeşitlilik katmak için.

Dilbilgisi

to shorten ... or to give ...: paralel iki amaç

Bu ifade, or ile iki olası amacı bağlar: to shorten a sentence ve to give it some variety. Her bölüm to + fiilin yalın biçimini kullanır; bu yüzden iki bölüm açık bir paralel yapı oluşturur. İkinci to bazen yazılmayabilir ve yapı to shorten a sentence or give it some variety olur. Örnekteki gibi to sözcüğünü tekrarlamak, uzun iki amaç ifadesinin daha kolay fark edilmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, iki olası amacı anlatmak için birbiriyle uyumlu to + fiil biçimleri kullanır?

  1. We changed the layout to save space or making the page easier to read.
  2. We changed the layout for save space or to make the page easier to read.
  3. We changed the layout to save space or to make the page easier to read.
Cevabı göster

We changed the layout to save space or to make the page easier to read.

Ultimately, this underappreciated punctuation mark Notlar

3:04

Sonuç olarak, bu değeri bilinmeyen noktalama işareti

Kelime

underappreciated punctuation mark: hak ettiğinden az değer gören noktalama işareti

underappreciated punctuation mark ifadesinde underappreciated, punctuation mark sözünü niteler ve bu işaretin hak ettiği kadar ilgi ya da takdir görmediğini anlatır. Bu, hiç kimsenin onu takdir etmediği anlamına gelmez. Konuşmacı noktalı virgülü underappreciated diye niteleyerek onu çoğu zaman gözden kaçan bir şey olarak sunar ve neden yararlı olduğunu açıklamaya zemin hazırlar. underappreciated, değeri tam olarak fark edilmeyen kişiler, yerler, beceriler veya eserler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Az bilinen bir park biraz övgü alıyor, ancak çok daha fazla ilgiyi hak ediyor. Bu düşünceyi doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. The park is underappreciated.
  2. The park is overappreciated.
  3. The park is unappreciative.
Cevabı göster

The park is underappreciated.

can give writing clarity, force, and style, Kalıp ifadeler

3:08

yazara netlik, güç ve stil kazandırabilir,

Anlatım akışı

Ultimately: genel bir sonucu tanıtma

Cümlenin başında Ultimately, önceki ayrıntılardan yazarın nihai genel yargısına geçildiğini gösterir. Burada 'önemli olan her şey göz önünde bulundurulduğunda' veya 'sonuçta' anlamına gelir. Bu sözcük düşünce akışını düzenler; bir olayın zaman bakımından en son gerçekleştiği anlamına gelmek zorunda değildir. Ultimately sonrasında bir sonuç veya temel değerlendirme beklenir.

Alıştırma

Hangi cümlede Ultimately genel bir sonucu tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. Ultimately, the plan's success depends on public support.
  2. Meanwhile, the team is checking the results.
  3. Finally, press the green button to save the file.
Cevabı göster

Ultimately, the plan's success depends on public support.

Kalıp ifadeler

give writing clarity, force, and style: give ile nitelik kazandırmak

give writing clarity, force, and style ifadesinde give, bir şeyi fiziksel olarak birine vermek değil, “kazandırmak” veya “sağlamak” anlamındadır. Yapı give + etkilenen şey + nitelik şeklindedir: writing etkilenen şeydir; clarity, force ve style ise eklenen niteliklerdir. Bu üç nitelik sözcüğü aynı listede yer alan isimlerdir. clarity açıklık, force güç veya etki, style ise fikirleri kendine özgü ve etkili biçimde ifade etme tarzıdır. Bu kısa yapı, bir yazım tercihinin ne kattığını yorumlarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak iki sözcüklü give + writing yapısıyla tamamlayın: Careful editing can ____ clarity and force.

Cevabı göster

give writing

all encompassed in one tiny dot and squiggle Dilbilgisi

3:11

hepsi de küçücük bir nokta ve kıvrımın içine hapsedilmiş

Dilbilgisi

all encompassed in ...: önceki bir listeyi sıfat-fiille kısaca özetlemek

Burada all, bu ifadeden hemen önce sıralanan özelliklere gönderme yapar. encompassed in one tiny dot and squiggle, bu özelliklerin tamamının noktalı virgülün küçük görünümünde, yani bir nokta ile kıvrımlı bir çizgide toplandığını veya yoğunlaştığını anlatır. Dil bilgisi açısından all encompassed in ... edilgen anlam taşıyan, kısaltılmış bir sıfat-fiil yapısıdır. with all of them encompassed in ... veya all of them being encompassed in ... şeklinde açılabilir. encompassed burada etkin çatılı ana fiil değildir; bu yapı önceki listeyi tek ve kısa bir özete dönüştürür.

Alıştırma

all encompassed in one tiny dot and squiggle cümlede ne işe yarar?

  1. Küçük noktanın önceki bütün eylemleri etkin biçimde yaptığını söyler.
  2. Önceki bölümle ilgisiz yeni bir liste başlatır.
  3. Daha önce sıralanan özellikleri edilgen anlamlı tek bir özette toplar.
Cevabı göster

Daha önce sıralanan özellikleri edilgen anlamlı tek bir özette toplar.

that's just waiting to be put in the right place. Deyimler

3:15

sadece doğru yere konulmayı bekleyen.

Deyimler

waiting to be put in the right place: kişileştirme ve edilgen mastar

Bu ifade, noktalama işaretini bir yazarı bekleyebiliyormuş gibi anlatarak kişileştirir. Asıl anlam, işaretin kullanılmaya hazır olduğu, ancak dil bilgisine ve fikirler arasındaki ilişkiye uygun bir konuma yerleştirilmesi gerektiğidir. waiting to be put ifadesindeki to be put edilgen bir mastardır: yazar işareti bir yere koyar ve işaret bu eylemden etkilenir. Buradaki right, sağ taraftaki değil, doğru veya uygun anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi put fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The last puzzle piece is waiting ____ in its place.

Cevabı göster

to be put