Dünyadaki en büyük nehir aslında gökyüzünde - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
810 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Video, Amazon’dan yükselen nem akımlarının suyu Güney Amerika boyunca nasıl taşıdığını, ormansızlaşmanın bu döngüyü nasıl bozduğunu ve Wampís Ulusu’nun yerli yönetimi, bilimsel izleme ve maden çıkarma sektörlerine karşı direniş yoluyla yağmur ormanlarını nasıl koruduğunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. flying rivers — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bu çarpıcı iklim teriminin, gökyüzünde gerçekten uçan nehirleri değil, ormanların saldığı ve atmosferin taşıdığı devasa, neredeyse görünmez su buharı akımlarını ifade ettiğini anlayacaksınız. Böylece Amazon neminin kıtanın farklı bölgelerinde nasıl yağmura dönüştüğünü izleyebilirsiniz. 2. the policies that sanction — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sanction sözcüğünün burada yaptırım uygulamak değil, resmî olarak izin vermek veya onaylamak anlamına geldiğini ayırt edeceksiniz. Devlet politikaları, şirketlerin kaynak çıkarma faaliyetleri ve yerli halkların toprak haklarıyla ilgili resmî tartışmalarda zıt anlamlı bir yorum hatasından kaçınabilirsiniz. 3. weave together — Phrasal verb’ler: Bu fiili, süreçlerin, etkilerin veya ilişkilerin sıkı biçimde iç içe geçmesini anlatmak için mecazi olarak kullanabilirsiniz. Videoda suyun, havanın, toprağın ve hem yıkıcı hem koruyucu insan faaliyetlerinin tek bir karmaşık ekolojik sistem oluşturmasını ifade eder.

Bu derste

The largest rainforest in the world,

0:07

Dünyanın en büyük yağmur ormanı

the Amazon, exists between two rivers,

0:09

Amazon, iki nehir arasında varlığını sürdürür,

but not in the way you might think. Anlatım akışı

0:12

ancak bu düşündüğünüz şekilde değildir.

Anlatım akışı

but not in the way you might think: beklentiyi yeniden ayarlamak

Burada but not in the way you might think, but'tan önceki ifadenin doğru olduğunu, ancak gerçek biçiminin veya açıklamasının dinleyicinin aklına ilk gelen tahminden farklı olduğunu belirtir. Bu, dinleyicinin düşünme becerisi hakkında bir yorum değildir. Bu ifade beklentiyi yeniden ayarlar. Kısa bir merak anı yaratır ve sonraki bilginin sezgisel görüntünün yerine daha az belirgin bir açıklama koyacağını bildirir.

Alıştırma

Örnekte but not in the way you might think neyin işaretini verir?

  1. Önceki ifade doğrudur, ancak gerçek açıklaması en belirgin tahminden farklıdır.
  2. Önceki ifade yanlıştır ve görmezden gelinmelidir.
  3. Konuşmacı dinleyicinin düşünmeyi bırakmasını istiyor.
Cevabı göster

Önceki ifade doğrudur, ancak gerçek açıklaması en belirgin tahminden farklıdır.

At ground level, the Amazon River and its tributaries weave their path, Anlatım akışı

0:13

Zemin seviyesinde, Amazon Nehri ve kolları kendi yolunu çizerken,

but above the canopy, bigger waterways are on the move. Deyimler

0:18

gölgeliğin üzerinde çok daha büyük su yolları hareket halindedir.

Anlatım akışı

At ground level ... above the canopy: alt ve üst konumlar arasında mekânsal karşıtlık kurmak

At ground level ve above the canopy, her yan cümle ana bilgisini vermeden önce iki farklı gözlem konumu belirler. Dinleyici önce yere yakın olanları gözünde canlandırır, ardından ağaç tepelerinden daha yüksekte gerçekleşenlere yönelir. Yan cümlelerin başına yerleştirilen ve but ile bağlanan iki konum ifadesi, açıklamayı alt ve üst düzeyler arasında bir karşıtlık olarak düzenler. Bu çerçeve, her olguyu bulunduğu konumla eşleştirmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle bilgiyi düzenlemek için aynı alt ve üst konum karşıtlığını en açık biçimde kullanır?

  1. First, check the map, and then choose a route.
  2. Traffic moves slowly because the road is crowded.
  3. At street level, traffic moves slowly, but above the streets, trains speed along the elevated tracks.
Cevabı göster

At street level, traffic moves slowly, but above the streets, trains speed along the elevated tracks.

Deyimler

are on the move: hareket hâlinde olmak

Be on the move, bir kişinin, hayvanın veya nesnenin bir yerden başka bir yere hareket ettiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada are, çoğul özne bigger waterways ile uyumludur ve ifade, büyük su buharı akışlarının atmosferde ilerlediğini belirtir. Özneye ve bağlama göre on the move, etkin olma veya değişim hâlinde bulunma anlamı da taşıyabilir. Bu cümlede fiziksel hareketi anlatır; on, “hareket eden bir nesnenin üstünde” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir yerden başka bir yere hareket etmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The herd is ____ across the plain.

Cevabı göster

on the move

These flying rivers are almost invisible, Kültür

0:21

Bu uçan nehirler neredeyse görünmezdir,

but are essential to life on Earth.

0:23

ancak Dünya'daki yaşam için temel bir gerekliliktir.

Kültür

flying rivers: havadaki su buharı akışları

flying rivers ifadesi, atmosferde çoğu zaman uzun mesafeler boyunca taşınan büyük su buharı akışlarını anlatan canlı bir bilim terimidir. Yerdeki nehirler gibi suyu bölgeler arasında taşırlar, ancak gökyüzünde yüzen sıvı nehirler değildirler. Bu cümlede These, söz konusu atmosferik akışlara gönderme yapar. Almost invisible, su buharının görülmesinin zor olmasına uygundur; essential to life ise bu akışların yağışları ve ekosistemleri destekleyen nemi taşıdığını vurgular.

Alıştırma

Bu bağlamda flying rivers ifadesini doğru açıklayan cümle hangisidir?

  1. flying rivers terimi, gökyüzüne yükseltilmiş sıradan nehirleri ifade eder.
  2. flying rivers terimi, uçakların ormanlar üzerinde izlediği rotaları ifade eder.
  3. flying rivers terimi, atmosferde hareket eden büyük su buharı akışlarını ifade eder.
Cevabı göster

flying rivers terimi, atmosferde hareket eden büyük su buharı akışlarını ifade eder.

As rain seeps into the soil, Dilbilgisi

0:26

Yağmur toprağa sızdıkça,

trees draw water back up through their roots Kalıp ifadeler

0:27

ağaçlar suyu kökleri aracılığıyla yukarı çeker

and pump it through their trunks for nourishment.

0:30

ve beslenmek için gövdelerinden pompalar.

Dilbilgisi

As rain seeps into the soil: as ile eş zamanlı süreçleri bağlamak

As rain seeps into the soil ifadesinde as, zaman arka planını veren bir yan cümle başlatır. “... olurken” veya “... oldukça” anlamına gelir ve yağmurun toprağa sızmasını, ağaçların suyu çekmesiyle birlikte gelişen bir süreç olarak sunar. As sözcüğünün bu kullanımı, bilimsel bir açıklamada bağlantılı süreçleri birbirine bağlar. Aralarında doğal bir ilişki olduğunu düşündürebilir; ancak nedeni because kadar doğrudan, olay sırasını da after kadar açık biçimde belirtmez.

Alıştırma

Dolma ve büyümenin birlikte gerçekleştiğini en iyi vurgulayan cümle hangisidir?

  1. As the balloon fills, it grows larger.
  2. Because the balloon fills, it grows larger.
  3. After the balloon fills, it grows larger.
Cevabı göster

As the balloon fills, it grows larger.

Kalıp ifadeler

draw water back up through their roots: eylem, yön ve yol

draw water back up through their roots ifadesinde draw, “resim çizmek” değil, bir sıvıyı “çekmek” veya “içine almak” anlamına gelir. Water, draw fiilinin nesnesidir. Back up, yağmur toprağın içine doğru indikten sonra suyun yeniden yukarı hareket ettiğini gösterir. back geri dönüş veya yönün tersine çevrilmesi anlamını ekler, up ise yukarı yönü belirtir. Through their roots izlenen yolu gösterir. İfade bir bütün olarak eylemi, yönü ve yolu anlatır.

Alıştırma

Bir sıvının belirli bir yol boyunca yeniden yukarı hareket ettiğini anlatmak için draw ... back up through ... yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. After the coolant drains into the lower tank, the pump draws a picture of it through a hose.
  2. After the coolant drains into the lower tank, the pump draws it back up through a hose.
  3. After the coolant drains into the lower tank, the pump draws the hose back up through the coolant.
Cevabı göster

After the coolant drains into the lower tank, the pump draws it back up through a hose.

The leaves and stems transpire, Kelime

0:32

Yapraklar ve gövdeler terleme yapar

or release excess water in the form of vapor. Kalıp ifadeler

0:35

veya fazla suyu buhar şeklinde dışarı salar.

Kelime

transpire: bitkilerin su buharı salması

Burada transpire, botanikte kullanılan ve özellikle bitkinin yaprakları ile gövdeleri üzerinden “suyu buhar olarak dışarı vermek” anlamına gelen bir fiildir. or sözcüğünden sonraki ifade, bu bilimsel terimi daha basit sözlerle yeniden açıklar. Anlamı bağlam belirler: bir bitki veya bitkinin bölümleri transpire edebilir; ancak resmî It transpired that ... yapısında transpire, “sonradan öğrenildi” veya “doğru olduğu ortaya çıktı” anlamına gelir. Bu cümlede bir olayın gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede transpire ne anlama gelir? “On sunny days, the leaves transpire more rapidly.”

  1. Başlarına beklenmedik bir olay gelir.
  2. Topraktan mineral emerler.
  3. Su buharı salarlar.
Cevabı göster

Su buharı salarlar.

Kalıp ifadeler

in the form of vapor: in the form of + isim

in the form of + isim yapısı, bir şeyin hangi biçimde, durumda veya formatta bulunduğunu, sunulduğunu ya da sağlandığını belirtir. Burada in the form of vapor, fazla suyun sıvı damlalar olarak değil, su buharı olarak dışarı verildiği anlamına gelir. of sözcüğünden sonraki isim biçimi belirtir: in the form of a chart, in the form of a powder veya in the form of an email.

Alıştırma

Cümleyi “... biçiminde sunulmak” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: The survey results are shown ____ a bar chart.

Cevabı göster

in the form of

In the Amazon, a fully grown tree transpires

0:38

Amazon'da tamamen büyümüş bir ağaç

between 200 and 1,000 liters of water a day. Kalıp ifadeler

0:41

günde 200 ila 1.000 litre su terler.

Kalıp ifadeler

between 200 and 1,000 ... a day: günlük miktar aralığı

Between 200 and 1,000 liters of water bir aralık verir: between alt sınırı, and ise üst sınırı tanıtır. A day bu miktarın ait olduğu zaman dilimini gösterir; dolayısıyla ifadenin tamamı günlük miktarın 200 ile 1.000 litre arasında olduğunu anlatır. Özellikle ölçüm ve istatistiklerde günlük bir aralığı bildirmek için between A and B + birim + a day kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Günlük aralığı between ... and ile tamamlayın: The clinic sees ____ 40 ____ 60 patients a day.

Cevabı göster

between · and

This collective release creates a startling phenomenon, Anlatım akışı

0:45

Bu toplu salınım şaşırtıcı bir fenomen yaratır;

huge jets of rapid, humid air Kalıp ifadeler

0:48

devasa, hızlı ve nemli hava jetleri

that constantly flow above the canopy.

0:50

gölgeliğin üzerinde sürekli olarak akar.

Anlatım akışı

This collective release: önceki bilgileri özetleyip sonucu sunmak

This collective release ifadesinde this, daha önce anlatılan ve birçok ağacın saldığı suya gönderme yapar; collective ise bu ayrı salımları tek bir birleşik süreçte toplar. İfade, önceki bilgileri tekrarlamak yerine tek bir isim öbeğine dönüştürür. Ardından creates fiili bu özeti özne olarak kullanır ve bir sonuç sunar. Açıklayıcı metinlerde this + özetleyici bir isim çoğu zaman köprü görevi görür: önceki bilgileri sıradaki sonuç veya etkiye bağlar.

Alıştırma

Okuyun: Many homes installed solar panels and batteries. This combined investment lowered demand on the grid. "This combined investment" ne işe yarar?

  1. İlgisiz bir konuya geçer.
  2. Önceki eylemleri özetler ve sonuçlarını sunar.
  3. Yalnızca bataryalara gönderme yapar.
Cevabı göster

Önceki eylemleri özetler ve sonuçlarını sunar.

Kalıp ifadeler

huge jets of rapid, humid air: isim öbeğini katman katman kurmak

İsim öbeğinin ana ismi jets'tir. Burada jets, jet uçaklarını değil, güçlü ve yoğunlaşmış akışları anlatır. Huge bu akışların büyüklüğünü belirtirken of rapid, humid air onların neden oluştuğunu söyler. Rapid ve humid sözcüklerinin ikisi de air sözcüğünü niteler: Hava hızlı hareket eder ve çok miktarda nem içerir. Uzun bir isim öbeğini çözmek için önce ana ismi bul, sonra bilgileri katman katman ekle: nasıl ya da ne kadar büyük olduğu ve neden oluştuğu. Öbeğin tamamı, hızlı hareket eden nemli havanın devasa ve güçlü akımlarını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede huge jets of rapid, humid air ne anlama geliyor?

  1. Orman örtüsünün üzerinde hareketsiz duran bulutlar.
  2. Hızlı hareket eden nemli havanın büyük ve güçlü akımları.
  3. Su taşıyan büyük jet uçakları.
Cevabı göster

Hızlı hareket eden nemli havanın büyük ve güçlü akımları.

Dubbed flying rivers by a Brazilian climatologist, Dilbilgisi

0:53

Brezilyalı bir klimatolog tarafından "uçan nehirler" olarak adlandırılan

Dilbilgisi

Dubbed flying rivers: kısaltılmış edilgen adlandırma ifadesi

Dubbed flying rivers, 'flying rivers adı verilmiş' anlamına gelir. Etken kalıp someone dubs A B, edilgen kalıp ise A is dubbed B şeklindedir. Buradaki by a Brazilian climatologist, bu adı veren kişiyi belirtir. Cümlenin başında kullanılan Dubbed flying rivers by a Brazilian climatologist, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir: Öznesi ve be fiilinin bir biçimi çıkarılmıştır. Anlaşılan özne, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Dub fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak cümle başındaki edilgen adlandırma ifadesini tamamlayın: ____ the Blue Planet by local viewers, the documentary quickly gained attention.

Cevabı göster

Dubbed

these aerial waterways carry about 20 billion tons

0:56

bu hava su yolları havadan günde yaklaşık 20 milyar ton

of water through the air per day.

0:59

su taşır.

This is more than the Amazon River's

1:01

Bu miktar, Amazon Nehri'nin

daily output into the ocean. Kelime

1:03

okyanusa günlük boşaltımından daha fazladır.

Kelime

daily output into the ocean: bir nehrin okyanusa boşalttığı ölçülebilir su miktarı

Burada output, Amazon Nehri'nin okyanusa gönderdiği su miktarı anlamına gelir. Daily ölçüm süresini belirler, into the ocean ise suyun varış yerini belirtir. Bilimsel açıklamalarda output, bir sistemin ürettiği, saldığı veya ilettiği ölçülebilir bir miktarı ifade edebilir. Her zaman üretilmiş bir ürün ya da bir kişinin yaptığı iş anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the Amazon River's daily output into the ocean ne anlama gelir?

  1. Nehrin her gün okyanusa gönderdiği su miktarı
  2. İnsanların her gün nehirde tamamladığı işler
  3. Nehir yakınındaki fabrikaların her gün ürettiği mallar
Cevabı göster

Nehrin her gün okyanusa gönderdiği su miktarı

Along the equator, the trade winds blow from east to west. Kültür

1:05

Ekvator boyunca alize rüzgarları doğudan batıya eser.

Kültür

trade winds: düzenli tropik rüzgârlar

Trade winds, tropik bölgelerde sürekli esen ve ekvator yakınında genellikle doğudan batıya ilerleyen rüzgârların sabit meteoroloji adıdır. Bu cümlede, havayı ve nemi batıya taşıyabilen düzenli hava akımını oluştururlar. Trade, terimin adının bir parçasıdır; alışveriş faaliyetlerinin rüzgâr oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede trade winds nedir?

  1. Mal alıp satma faaliyetlerinin oluşturduğu rüzgârlar
  2. Yalnızca şehirlerin üzerinde görülen kısa süreli rüzgârlar
  3. Ekvator yakınında genellikle doğudan batıya esen, nispeten düzenli tropik rüzgârlar
Cevabı göster

Ekvator yakınında genellikle doğudan batıya esen, nispeten düzenli tropik rüzgârlar

Caught in these winds, flying rivers flow Dilbilgisi

1:09

Bu rüzgarlara yakalanan uçan nehirler

in the same direction before encountering the Andes.

1:11

And Dağları ile karşılaşmadan önce aynı yönde akar.

Dilbilgisi

Caught in these winds: cümle başında edilgen ortaç yapısı

“Caught in these winds” cümle başında kullanılan edilgen bir geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Anlaşılan öznesi “flying rivers”dır: uçan nehirler rüzgârlara kapılır ve onlar tarafından taşınır. Bu yapı, “Because they are caught in these winds, ...” gibi daha uzun bir yan cümleyi kısaltır. Cümlenin başında, uçan nehirlerin neden aynı yönde hareket ettiğini açıklayan durumu veya nedeni verir.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki edilgen ortaç ifadesi ana cümlenin öznesini doğru biçimde tanımlar?

  1. Blown across the yard, the leaves gathered by the fence.
  2. Blowing across the yard, the fence stopped the leaves.
  3. Blown across the yard, Mia watched the leaves.
Cevabı göster

Blown across the yard, the leaves gathered by the fence.

The mountains act like a giant barrier, Deyimler

1:14

Dağlar devasa bir bariyer görevi görerek

causing the winds and rivers to redirect southwards. Dilbilgisi

1:16

rüzgarların ve nehirlerin güneye doğru yön değiştirmesine neden olur.

Deyimler

act like a giant barrier: işlevleri karşılaştırmak

“Act like a giant barrier”, dev bir bariyere benzer şekilde işlev görmek demektir. Dağlar inşa edilmiş bir duvar değildir, ancak engelleme etkileri bu benzetmeyi anlamlı kılar. act like + isim kalıbı, bir kişinin veya şeyin nasıl davrandığını ya da nasıl bir etki yarattığını açıklayabilir. Burada dağların rolünü gözde canlandırmayı kolaylaştırır ve rüzgârlarla uçan nehirlerin neden güneye döndüğünü açıklar.

Alıştırma

Cümleyi act like ile tamamlayın: Thick curtains can ____ a sound barrier by reducing noise.

Cevabı göster

act like

Dilbilgisi

causing the winds and rivers to redirect: bir sonucu gösterme

Virgülden sonraki causing yan cümlesi, önceki düşüncenin tamamının doğrudan sonucunu gösterir: dağlar bir engel görevi görür ve bunun sonucunda rüzgârlar ile uçan nehirler yön değiştirir. Bu yan cümlede causing, cause + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Nesne the winds and rivers ifadesidir; to redirect ise onların başına gelen değişimi belirtir. Bu kalıp, tamamlanmış bir cümleye bir olayın sonucunu eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cause fiilinin -ing biçimini ve gerekli to mastar parçacığını kullanarak cümleyi tamamlayın: The power cut shut down the signals, ____ trains ____ stop.

Cevabı göster

causing · to

When flying rivers meet the masses of cold air, Dilbilgisi

1:20

Uçan nehirler soğuk hava kütleleriyle karşılaştığında,

they grow heavier and release torrents of water. Kalıp ifadeler

1:22

ağırlaşırlar ve suyu sel gibi boşaltırlar.

Dilbilgisi

When flying rivers meet the masses of cold air: tekrarlanan bir tetikleyiciyi belirtme

Baştaki when yan cümlesi, ana sonucu tetikleyen durumu belirtir: uçan nehirler büyük soğuk hava kütleleriyle temas eder, ardından ağırlaşıp su bırakır. Cümle genel bir süreci açıkladığı için iki yan cümlede de geniş zaman kullanılır. Burada when yaklaşık olarak “bu durum her gerçekleştiğinde” anlamına gelir; önce tekrarlanan tetikleyici, ardından olağan sonuç gelir.

Alıştırma

Hangi cümle düzenli bir süreci anlatmak için when yan cümlesini ve geniş zamanı kullanır?

  1. When metal got hot, it will expand.
  2. When metal gets hot, it expands.
  3. When metal will get hot, it expanded.
Cevabı göster

When metal gets hot, it expands.

Kalıp ifadeler

release torrents of water: çok büyük ve güçlü bir su boşalması

Burada torrents, büyük miktarda suyun güçlü biçimde akmasını veya dökülmesini anlatır. Bu nedenle release torrents of water, yalnızca bir miktar suyun çıkmasını değil, çok yoğun bir su boşalmasını ifade eder. release fiili temel eylemi verir; torrents of water ise miktar, hız ve güç anlamlarını ekler. Bu cümlede ifade, çok şiddetli yağmuru canlı bir şekilde göz önüne getirir.

Alıştırma

Çok büyük miktarda suyu güçlü biçimde dışarı vermeyi anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: When storm clouds grow heavy, they ____ over the valley.

Cevabı göster

release torrents of water

In this way, they bring rain, cooler temperatures, Anlatım akışı

1:25

Bu şekilde, Güney Amerika'nın büyük bir kısmına yağmur, serin hava,

and humidity to much of South America.

1:28

ve nem getirirler.

Anlatım akışı

In this way: bir süreci sonucuna bağlamak

In this way, “az önce açıklanan yöntem veya süreç aracılığıyla” anlamına gelir. Burada önceki mekanizmaya gönderme yapar ve bu mekanizmayı ardından gelen etkilerin nedeni veya aracı olarak gösterir. Bilgiyi düzenleyen bir bağlayıcı olarak süreç açıklamasını tamamlar ve yağmur, daha serin sıcaklıklar ve nem gibi sonuçlara geçiş yapar. Konu dışı bir yorum veya yeni bir konu başlatmaz.

Alıştırma

Yöntemi sonucuna bağlayan ifadeyi seçin: The library switched to LED lights and added motion sensors. ____, it uses less electricity.

  1. On the way
  2. By the way
  3. In this way
Cevabı göster

In this way

But these waterways are under threat. Kalıp ifadeler

1:31

Ancak bu su yolları tehdit altında.

Kalıp ifadeler

are under threat: tehdit altında olmak

Bu cümlede are under threat, su yollarının zarar görme veya yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade eder. Under threat, are fiilinden sonra gelen ve su yollarının durumunu açıklayan bir edat öbeğidir. Bu ifade ciddi bir riske işaret eder; zararın mutlaka gerçekleşmiş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve ‘tehlikede’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The coral reef is ____ from warming seas.

Cevabı göster

under threat

Clearing the Amazon for agriculture and industry Dilbilgisi

1:33

Amazon'un tarım ve endüstri için temizlenmesi

is already causing flying rivers to dry up, Öbek fiiller

1:36

uçan nehirlerin kurumasına şimdiden yol açıyor

Dilbilgisi

Clearing ... for ...: özne olarak gerund öbeği

Clearing the Amazon for agriculture and industry bir gerund öbeğidir. -ing biçimindeki Clearing öbeğin merkezidir; öbeğin tamamı bir faaliyeti adlandırır ve is already causing yapısının öznesi olur. Tek bir faaliyeti adlandıran gerund öbeği normalde tekil kabul edilir; bu nedenle are değil is kullanılır. Bu yapı bir eylemin etkisi, maliyeti, yararı veya riski hakkında konuşmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir gerund öbeği özne olarak doğru biçimde kullanılmış ve tekil fiille eşleştirilmiştir?

  1. Protecting coastal wetlands take long-term planning.
  2. Protect coastal wetlands takes long-term planning.
  3. Protecting coastal wetlands takes long-term planning.
Cevabı göster

Protecting coastal wetlands takes long-term planning.

leading to drought and hotter temperatures Dilbilgisi

1:39

ve bu durum Güney Amerika genelinde

Öbek fiiller

to dry up: giderek kurumak veya tükenmek

cause flying rivers to dry up ifadesinde dry up, suyun giderek azalması ve sonunda çok az ya da hiç kalmaması anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Yapı cause + object + to + base verb şeklindedir: cause flying rivers to dry up. Aynı öbek fiil; fon, sipariş veya fırsat gibi bir kaynağın ya da arzın giderek ortadan kalkmasını da anlatabilir. Burada odak, ıslak bir nesnenin yalnızca kuruması değil, kaynağın tükenmesidir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimeli öbek fiille tamamlayın: After months without rain, the small reservoir began to ____.

Cevabı göster

dry up

across South America.

1:41

kuraklığa ve daha yüksek sıcaklıklara neden oluyor.

Dilbilgisi

leading to drought and hotter temperatures: sonucu göstermek

Leading to drought and hotter temperatures, hemen önce anlatılan durumun sonucunu bildiren bir -ing sıfat-fiil öbeğidir. Buradaki anlamı, “bunun sonucunda kuraklık ve daha yüksek sıcaklıkların meydana gelmesi”dir. Virgül + leading to + isim veya -ing biçimi kalıbı, neden-sonuç bağlantısını tek bir cümlede yoğunlaştırır. Bu örnekte lead to ifadesinden sonra drought ve hotter temperatures adlı iki isim öbeği gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki -ing sonuç öbeğiyle tamamlayın: A power failure stopped the trains, ____ major delays across the city.

Cevabı göster

leading to

If this pattern continues, Dilbilgisi

1:42

Bu gidişat devam ederse,

swaths of the continent may be reduced to desert Dilbilgisi

1:44

kıtanın büyük bölümleri sadece birkaç on yıl içinde

in a matter of decades. Kalıp ifadeler

1:47

çöle dönüşebilir.

Dilbilgisi

If this pattern continues: Gelecekteki bir sonucu öngörmek

If this pattern continues, zaten gözlemlenmekte olan bir eğilimin sürmesi şeklindeki olası gelecek koşulunu ortaya koyar. Burada pattern görsel bir desen değil, tekrarlanan veya devam eden bir eğilim anlamındadır; this ise daha önce verilen bilgiye gönderme yapar. Gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşulunda İngilizce, if yan cümlesinde normalde will continue yerine geniş zaman biçimi continues kullanır. Ana cümledeki may ise sonucu kesin değil, olası olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle mevcut bir eğilimi gelecekteki olası bir sonuca bağlamak için if yan cümlesini doğru kullanır?

  1. If this pattern continues, the river may dried up.
  2. If this pattern will continue, the river may dry up.
  3. If this pattern continues, the river may dry up.
Cevabı göster

If this pattern continues, the river may dry up.

Dilbilgisi

may be reduced to desert: kiplik bildiren edilgen yapı ve sonuç durumu

may be reduced to desert, may kiplik yardımcı fiili ile edilgen be reduced yapısını birleştirir. May olasılık bildirir; edilgen yapı ise değişimin nedeninden çok değişime uğrayan toprağı öne çıkarır. reduce something to + sonuç durumu yapısında to, bir şeyin sonunda neye dönüştüğünü gösterir. Buradaki reduced to desert, toprağın bozulup çöle dönüşebileceği anlamına gelir; bir çölün yüzölçümünün küçülmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bakımsız bir binanın sonunda enkaza dönüşebileceği anlamına gelir?

  1. Without repairs, the building may be reduced to rubble.
  2. Without repairs, the building may be reduced by rubble.
  3. Without repairs, the building may reduce to rubble.
Cevabı göster

Without repairs, the building may be reduced to rubble.

Kalıp ifadeler

in a matter of decades: değişimin hızını vurgulamak

in a matter of decades, bir şeyin yalnızca birkaç on yıl içinde gerçekleşebileceğini anlatır. in a matter of + zaman dilimi kalıbı, bir sonucun normalde beklenenden daha erken ortaya çıkabileceğini vurgular. Birkaç on yıl günlük yaşamda uzun görünebilir, ancak bütün bir kıtayı etkileyen bir değişim için çok kısa bir süredir. Bu nedenle ifade, olası değişimin hızlı ve acil görünmesini sağlar.

Alıştırma

in a matter of + zaman dilimi kalıbını ve months sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The neighborhood became unrecognizable ____.

Cevabı göster

in a matter of months

In response, a radical movement is working intensely Anlatım akışı

1:49

Buna karşılık, yağmur ormanlarını ve uçan nehirleri canlı tutmak için

to keep the rainforest and the flying rivers alive. Kalıp ifadeler

1:52

köklü bir hareket yoğun bir şekilde çalışıyor.

Anlatım akışı

In response: bir sorunu bir eyleme bağlamak

Cümlenin başındaki In response, okuyucuya ardından gelen eylemin biraz önce sözü edilen sorun ya da tehdit nedeniyle yapıldığını gösterir. Metni “durum → yanıt” düzeninde kurar ve anlatımı tehlikeden insanların bu konuda ne yaptığına taşır. Yanıtın neye verildiği önceki cümleden zaten açıksa In response tek başına kullanılabilir ve ardından virgül gelir. Yanıt verilen şeyi doğrudan belirtmek için in response to + isim öbeği kullanılır.

Alıştırma

Kasabanın sorunla başa çıkmak için harekete geçtiğini en iyi gösteren bağlayıcı hangisidir? The playground kept flooding after heavy rain. ____ the town improved its drainage.

  1. For example,
  2. Meanwhile,
  3. In response,
Cevabı göster

In response,

Kalıp ifadeler

keep ... alive: bir şeyin varlığını sürdürmesini sağlamak

keep + nesne + alive kalıbı, birinin ya da bir şeyin yaşamaya, var olmaya veya işlevini sürdürmeye devam etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede alive, nesne tamamlayıcısıdır; hareketin yağmur ormanını ve uçan nehirleri hangi durumda tutmak istediğini anlatır. Buradaki doğal sistemler için alive, hem ekolojik olarak sağlıklı olmayı hem de işlevini sürdürmeyi kapsar. Aynı kalıp bir geleneğin, projenin, kuruluşun, tartışmanın ya da umudun yok olmasını veya sona ermesini önlemek anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi keep + nesne + alive kalıbıyla tamamlayın: Weekly classes help ____ the traditional dance ____.

Cevabı göster

keep · alive

The northwest of the Peruvian Amazon

1:56

Peru Amazonu'nun kuzeybatısı,

is the territory of the Wampís Nation, Kültür

1:58

130.000 kilometrekareden fazla toprağı yöneten

a community of over 15,000 people

2:00

15.000'den fazla kişiden oluşan bir topluluk olan

who manage over 130,000 square kilometers of land.

2:02

Wampís Ulusu'nun bölgesidir.

Kültür

the territory of the Wampís Nation: Yerli halkın toprakları ve yönetimi

Bu cümlede the territory of the Wampís Nation, Wampís halkıyla bağlantılı olan ve topluluğun yaşayıp işlerini birlikte yönettiği toprakları ifade eder. Burada territory yalnızca herhangi bir yer değildir; toprak hakları ve yönetim düşüncelerini de içerir. Nation burada bir Yerli halkı ve siyasi topluluğu adlandırır. Bu sözcük tek başına Wampís Ulusu’nun uluslararası alanda tanınan ayrı ve bağımsız bir egemen devlet olduğu anlamına gelmez. Cümle bu toprakların Peru Amazonu içinde bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede the territory of the Wampís Nation neyi ifade eder?

  1. Yalnızca ziyaretçilerin kullandığı geçici bir kamp alanı.
  2. Peru’dan ayrı ve uluslararası alanda tanınan egemen bir devlet.
  3. Wampís halkının topluluğu, toprak hakları ve ortak yönetimiyle bağlantılı topraklar.
Cevabı göster

Wampís halkının topluluğu, toprak hakları ve ortak yönetimiyle bağlantılı topraklar.

These indigenous people have lived in the rainforest

2:06

Bu yerli halklar binlerce yıldır

for thousands of years, practicing sustainable hunting, Dilbilgisi

2:09

yağmur ormanlarında yaşıyor, sürdürülebilir avcılık,

fishing, and agriculture.

2:12

balıkçılık ve tarım yapıyor.

Dilbilgisi

practicing ...: -ing öbeğiyle arka plan eklemek

practicing sustainable hunting, fishing, and agriculture bir present participle öbeğidir. Bu yerli halkların yağmur ormanlarındaki uzun yaşamlarının parçası olarak yaptıkları faaliyetleri ekler; öbeğin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan these indigenous people ile aynıdır. Virgülden sonra gelen bir -ing öbeği, yeni ve tam bir yan cümle kurmadan eş zamanlı bir faaliyeti, yöntemi veya arka plan bilgisini ekleyebilir. Okuyucu genellikle -ing eylemini ana özneyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede ana öznenin gerçekleştirdiği bir faaliyet, sondaki -ing öbeğiyle doğru biçimde eklenmiştir?

  1. The family lived near the coast, practiced traditional fishing methods.
  2. The family lived near the coast, the sea practicing traditional fishing methods.
  3. The family lived near the coast, practicing traditional fishing methods.
Cevabı göster

The family lived near the coast, practicing traditional fishing methods.

For the Wampís, protecting the rainforest

2:14

Wampísler için yağmur ormanını korumak

has long meant fighting invaders. Dilbilgisi

2:16

uzun zamandır işgalcilerle savaşmak anlamına geliyor.

Dilbilgisi

has long meant + -ing: geçmişten beri süren pratik anlam

Has long meant, present perfect yapıdaki has meant ile long sözcüğünü birleştirerek aynı ilişkinin geçmişte başladığını ve şimdi de geçerli olduğunu gösterir. Mean + -ing, bir eylemin başka bir eylemi içerdiğini, gerektirdiğini veya pratik sonuç olarak doğurduğunu belirtir. Burada yağmur ormanını korumak tarih boyunca istilacılarla savaşmayı içermiştir; savaşma niyetini anlatmaz.

Alıştırma

Present perfect cümleyi tamamlamak için mean fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: For this museum, staying open has long ____ relying on volunteers.

Cevabı göster

meant

Between the 15th and 17th centuries,

2:18

15. ve 17. yüzyıllar arasında

Wampís people resisted and expelled the Incas

2:20

Wampís halkı İnkalara direndi ve onları kovdu,

and later the Spanish colonists

2:23

daha sonra da yağmur ormanlarını sömüren

who exploited the rainforest. Kelime

2:25

İspanyol sömürgecilere aynısını yaptı.

Kelime

exploited the rainforest: kazanç için yağmur ormanını zararlı biçimde kullanmak

Burada exploited, bir şeyi kişinin kendi çıkarı için zararlı veya adaletsiz biçimde kullanması anlamına gelir. İfade, sömürgecilerin yağmur ormanlarına yönelik davranışını eleştirir; tarafsız used fiili bu eleştirel yargıyı zayıflatırdı. Who exploited the rainforest, the Spanish colonists ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Zararlı kullanımı kimin gerçekleştirdiğini belirtir.

Alıştırma

Burada exploited the rainforest ne anlama geliyor?

  1. Kaynaklarını kullanmadan yalnızca yağmur ormanından geçtiler.
  2. Yağmur ormanını bütün insan faaliyetlerinden korudular.
  3. Yağmur ormanını zararlı veya adaletsiz biçimde kullanarak kazanç sağladılar.
Cevabı göster

Yağmur ormanını zararlı veya adaletsiz biçimde kullanarak kazanç sağladılar.

Today, the Wampís Nation are still battling Kelime

2:27

Bugün, Wampís Ulusu hala

extractive industries and the policies that sanction them. Kelime

2:29

madencilik ve sondaj endüstrileriyle ve onlara onay veren politikalarla savaşıyor.

Kelime

battling extractive industries: doğal kaynak çıkarma sektörlerine karşı mücadele

Extractive industries, ham maddeleri doğrudan doğal çevreden çıkaran işletmeler veya sektörlerdir; özellikle madencilik ile petrol ya da gaz çıkarma faaliyetlerini kapsar. Bu terim genel olarak sanayiyi değil, belirli bir ekonomik sektörü adlandırır. Battling burada mecazidir: Wampís Ulusu bu sektörlere ve etkilerine karşı siyasi, hukuki veya toplumsal eylemlerle mücadele etmeyi sürdürmektedir. Bu ifade mutlaka silahlı çatışma anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi grup en açık biçimde extractive industries kapsamındadır?

  1. Madencilik ve petrol sondajı
  2. Kitap yayıncılığı ve giysi tasarımı
  3. Okullar ve halk kütüphaneleri
Cevabı göster

Madencilik ve petrol sondajı

Kelime

the policies that sanction: resmî izin anlamındaki sanction

the policies that sanction them ifadesinde sanction, “resmî olarak onaylamak veya izin vermek” anlamında bir fiildir. that sanction them ilgi cümleciği the policies ifadesini açıklar: Bu politikalar, maden çıkarma sektörlerinin veya faaliyetlerinin yürütülmesine izin verir. Sanction cezalandırmayla ilgili bir anlam da taşıyabilir; bu nedenle bağlam ve dil bilgisi önemlidir. Sanction an activity çoğunlukla bir faaliyeti onaylamak, impose sanctions on a country or organization ise bir ülkeye veya kuruluşa ceza ya da kısıtlama uygulamak demektir.

Alıştırma

The rules sanction overnight deliveries cümlesinde sanction ne anlama gelir?

  1. Kurallar gece teslimatlarına resmî olarak izin veriyor.
  2. Kurallar gece teslimat yapan sürücüleri cezalandırıyor.
  3. Kurallar gece teslimatlarını gizlice araştırıyor.
Cevabı göster

Kurallar gece teslimatlarına resmî olarak izin veriyor.

For instance, since the 1960s,

2:33

Örneğin, Peru hükümeti 1960'lardan beri

the Peruvian government has been licensing Dilbilgisi

2:35

altın madenciliği ve petrol çıkarma işlemleri için

the Wampís' territory to corporations

2:37

şirketlere Wampís bölgesi üzerinde

for gold mining and oil extraction.

2:40

lisans veriyor.

Dilbilgisi

has been licensing ... to ...: süren yetkilendirme

Has been licensing, has been + fiil-ing yapısıyla kurulan present perfect progressive biçimidir. Since the 1960s ile birlikte, ruhsatlandırmanın geçmişte başlayıp bugüne kadar devam eden veya tekrarlanan bir faaliyet olduğunu gösterir. License something to someone for a purpose, bir kişiye veya kuruluşa bir şeyi belirli bir amaçla kullanma hakkını resmî olarak vermek demektir. Burada ruhsatlandırılan şey toprak, hakları alan taraf şirketler, amaçlar ise madencilik ve petrol çıkarımıdır. Yalnızca ödünç vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

License fiilini present perfect progressive biçiminde kullanın ve license ... to ... yapısını tamamlayın: Since 2021, the city ____ sidewalk space ____ local vendors.

Cevabı göster

has been licensing · to

These activities poison the rivers,

2:42

Bu faaliyetler nehirleri zehirliyor,

clear thousands of trees,

2:44

binlerce ağacı yok ediyor

and threaten the Wampís way of life. Kalıp ifadeler

2:46

ve Wampís'in yaşam tarzını tehdit ediyor.

Kalıp ifadeler

Wampís way of life: bir topluluğun bütün yaşam biçimi

Way of life, bir kişinin veya grubun uzun süredir devam eden genel yaşama biçimini anlatır. Bir topluluk için yiyeceğin nasıl elde edildiğini, toprağın nasıl kullanıldığını, aile ve topluluk yaşamının nasıl düzenlendiğini, geleneklerin nasıl sürdürüldüğünü ve ortak değerleri kapsayabilir; tek bir alışkanlıktan daha geniştir. Bu cümlede the Wampís way of life, Wampís halkının sosyal yaşamını, kültürünü ve geçim düzenini bir bütün olarak ifade eder. threaten fiili, bu faaliyetlerin yalnızca birkaç kişiyi rahatsız etmekle kalmayıp birbirine bağlı bu sistemin tamamına zarar verebileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede way of life, bir topluluğun geniş kapsamlı ve yerleşmiş yaşam düzeni anlamında kullanılmıştır?

  1. Leah changed one habit by drinking more water.
  2. This guide shows the quickest way to open the gate.
  3. Moving with the seasons is part of the community's way of life.
Cevabı göster

Moving with the seasons is part of the community's way of life.

In 2015, after years of protests and negotiations,

2:49

2015 yılında, yıllarca süren protestolar ve müzakerelerden sonra,

the community formed the Autonomous Territorial Government Kültür

2:52

topluluk Wampís Ulusu'nun

of the Wampís Nation.

2:55

Özerk Bölgesel Hükümetini kurdu.

Kültür

formed the Autonomous Territorial Government of the Wampís Nation: özerk bölgesel yönetim organının kurulması

Formed burada bir örgütün kurulduğu anlamına gelir. The Autonomous Territorial Government of the Wampís Nation, Wampís topluluğunun oluşturduğu bir yönetim organının resmî adıdır; büyük harfler bunun resmî bir özel ad olduğunu gösterir. Autonomous öz yönetimi, Territorial ise bu yönetimin belirli bir yurt veya bölgeyle bağlantılı olduğunu belirtir. Bu ad, toprakları ve iç işleri yönetme iddiasını ifade eder; ancak autonomous sözcüğü tek başına Wampís Ulusu'nun ayrı ve egemen bir ülke olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yargılayın: Bu addaki Autonomous, Wampís Ulusu'nun mutlaka bağımsız ve egemen bir devlet olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

While the Wampís people remain Peruvian citizens, Dilbilgisi

2:57

Wampís halkı hala Peru vatandaşı olmaya devam etse de,

they seek recognition as a government Kalıp ifadeler

3:00

kendi topraklarından, ormanlarından

responsible for their own lands, forests,

3:01

ve içişlerinden sorumlu bir hükümet olarak

and internal affairs. Kelime

3:04

tanınmayı talep ediyorlar.

Dilbilgisi

While ... remain ...: ödünleme anlamındaki while

Buradaki while, “bir şey olurken” biçimindeki zaman anlamında değil, although gibi “... olsa da” anlamındadır. Önce hâlâ geçerli olan bir gerçeği, Wampís halkının Peru vatandaşı olduğunu belirtir. Ana cümle ise farklı bir yöne işaret ediyor gibi görünen bir talebi ekler: hükûmet olarak tanınmak istemeleri. While + yan cümle, ana cümle yapısını, ikisi de doğru olan iki gerçeği karşılaştırmak için kullanabilirsiniz. Bu yapı, bir gerçeğin diğerini geçersiz kılmadığını gösterir; bu cümlede vatandaşlık ile özerk yönetim talebi birlikte var olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnektekiyle aynı ödünleme anlamında kullanılmıştır?

  1. While the apartment is small, it feels comfortable.
  2. She read while the baby slept.
  3. Please wait here for a while.
Cevabı göster

While the apartment is small, it feels comfortable.

Kalıp ifadeler

seek recognition as a government: hükûmet olarak resmen tanınmayı talep etmek

Seek recognition as + statü, bir kişinin, grubun veya kurumun belirli bir statüye sahip olduğunun başkaları ya da kurumlar tarafından resmen kabul edilmesini sağlamaya çalışmak demektir. Bu cümlede Wampís halkı yalnızca dikkat veya övgü görmek değil, yetkilerinin hükûmet yetkisi olarak kabul edilmesini istiyor. Seek, want fiilinden daha resmîdir. Buradaki recognition, kabul edilmiş siyasi veya kurumsal konumu belirtir. As ile başlayan bölüm, talep edilen statüyü adlandırır: a government.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kuruluşun kasabanın resmî temsilcisi statüsünü kazanmaya çalıştığını doğru şekilde anlatır?

  1. The organization seeks recognition as the town's official representative.
  2. The organization seeks recognition for the town's official representative.
  3. The organization seeks to recognize as the town's official representative.
Cevabı göster

The organization seeks recognition as the town's official representative.

Kelime

internal affairs: bir topluluğun iç yönetimi

Bu cümlede internal affairs, kurallar, idare ve kararlar gibi bir siyasi topluluğun kendi içinde ele aldığı yönetim konularını ifade eder. Tek tek kişilerin özel hayatı anlamına gelmez. and internal affairs ifadesi, lands ve forests unsurlarına iç yönetimi de ekler. Bu, Wampís halkının yalnızca toprak ve kaynaklardan değil, topluluklarının nasıl yönetildiğinden de sorumlu olmak istediğini gösterir.

Alıştırma

Şu cümlede internal affairs ne anlama gelir: "The regional council manages its own internal affairs."?

  1. Konsey üyelerinin kişisel ilişkileri.
  2. Konseyin diğer ülkelerle diplomatik ilişkileri.
  3. Konseyin kendi yönetim ve idare konuları.
Cevabı göster

Konseyin kendi yönetim ve idare konuları.

In its policies, the Wampís Nation

3:05

Wampís Ulusu politikalarında

prioritizes collective land ownership, cultural preservation, Kültür

3:07

kolektif toprak mülkiyetine, kültürel mirasa,

and conservation of animals, plants,

3:11

ayrıca hayvanların, bitkilerin

and natural cycles that protect the rainforest.

3:13

ve yağmur ormanlarını koruyan doğal döngülerin korunmasına öncelik verir.

Kültür

collective land ownership: topluluğun sahip olduğu arazi hakları

Collective land ownership, arazi haklarının ayrı ayrı özel mülkiyet parsellerine bölünmesi yerine bir topluluk ya da grup tarafından bir bütün olarak elde tutulması demektir. Kesin hukuki kurallar değişebilir, ancak temel nokta mülkiyet hakkını kimin elinde tuttuğudur: kolektifin. Bu cümlede politika, paylaşılan bu arazi hakkını kültürel koruma ve yağmur ormanlarının korunmasıyla birlikte ele alır. Bu, arazi yönetiminin topluluğun yaşam biçimini ve çevresini korumanın bir parçası olarak görüldüğünü gösterir.

Alıştırma

Bir orman yasal olarak topluluğun bütününe aittir ve kullanımıyla ilgili kararlar topluluk kurallarına göre alınır. Hangi ifade en uygundur?

  1. temporary land rental
  2. private land ownership
  3. collective land ownership
Cevabı göster

collective land ownership

This is the foundation of their philosophy of Tarimat Pujut, Kültür

3:17

Bu, onların Tarimat Pujut felsefesinin,

or living in harmony with nature Kalıp ifadeler

3:20

yani gıda, dostluk ve yaşam kalitesini güvence altına almak için

to ensure food, friendships, and quality of life. Dilbilgisi

3:22

doğayla uyum içinde yaşama anlayışının temelidir.

Kültür

Tarimat Pujut: İngilizce açıklanan bir Wampís felsefesi

Tarimat Pujut, Wampís halkıyla bağlantılı bir felsefenin adıdır; kelime kelime çevrilecek sıradan bir İngilizce ifade değildir. Bu cümlede temel düşüncesi, yiyecek, dostluklar ve yaşam kalitesi gibi hayatın önemli yönlerini sürdürmek için doğayla uyum içinde yaşamak olarak açıklanır. Virgül ve İngilizce or sözcüğü, pek bilinmeyen bu adı başka sözlerle yeniden açıklar. Burada or, “başka bir deyişle” anlamındadır; “iki seçenekten birini seçmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Tarimat Pujut nasıl anlaşılmalıdır?

  1. Temel düşüncesi daha sonra İngilizce açıklanan bir felsefenin adı olarak.
  2. Bir yiyecek türü anlamına gelen sıradan bir İngilizce ifade olarak.
  3. or ile bağlanan, birbiriyle ilgisiz iki seçenekten biri olarak.
Cevabı göster

Temel düşüncesi daha sonra İngilizce açıklanan bir felsefenin adı olarak.

Kalıp ifadeler

living in harmony with nature: doğayla dengeli bir arada yaşam

living in harmony with nature, insanların ve doğal sistemlerin dengeli ve saygılı biçimde bir arada var olduğu bir yaşam biçimini sürdürmek demektir. Burada uyum, tek bir davranış değil, sürekli bir yaşam biçimi ve değer olarak sunulur. Burada living, or sözcüğünden sonra isim öbeği olarak kullanılan bir -ing biçimidir. Öbeğin tamamı felsefenin içeriğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The community wants to live ____ nature while meeting its needs responsibly.

Cevabı göster

in harmony with

Dilbilgisi

to ensure ...: amaç ifade etme

Bu ifadede to ensure ..., amaç bildiren bir mastar yapısıdır: bir eylemin veya yaşam biçiminin hedefini açıklar. “Bu şeylerin mevcut veya koruma altında olmasını sağlamak için” anlamına gelir. Burada ensure sözcüğünden sonra amaçlanan sonuçları belirten food, friendships ve quality of life isim öbekleri gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp eylem + to ensure + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz amaç ifadesiyle tamamlayın: We review the plan twice ____ a smooth launch.

Cevabı göster

to ensure

The high humid forest of the Wampís Nation

3:25

Wampís Ulusu'nun yüksek nemli ormanları,

is crucial to the flying river cycle, Kalıp ifadeler

3:28

uçan nehir döngüsü için çok önemlidir;

transpiring over 34 million liters of water a day

3:30

günde Peru, Ekvador ve Kolombiya'ya akan

that flow to Peru, Ecuador, and Colombia.

3:34

34 milyon litreden fazla suyu terleme yoluyla atmosfere bırakır.

Kalıp ifadeler

is crucial to ...: vazgeçilmez bir rolü belirtme

be crucial to kalıbı, “... için son derece önemli olmak” anlamına gelir. Yalnızca be helpful demekten daha güçlüdür; vurgulanan ifade, ormanın uçan nehir döngüsünde gerekli veya belirleyici bir rol oynadığını söyler. Burada to bir edattır, mastarın bir parçası değildir. crucial to the cycle veya crucial to keeping the system working örneklerinde olduğu gibi be crucial to + isim ya da -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Reliable internet is ____ running the clinic.

Cevabı göster

crucial to

To track this output, Wampís scientists Dilbilgisi

3:37

Bu verimi takip etmek için Wampís bilim insanları

measure rainfall, monitor the wind, Kalıp ifadeler

3:39

yağışları ölçüyor, rüzgarı izliyor

and weigh water levels in leaves and soil.

3:41

ve yapraklardaki ile topraktaki su seviyelerini ölçüyor.

Dilbilgisi

To track this output: Cümle başında amaç bildiren mastar

To track this output, amaç bildiren bir mastar ifadesidir. Cümlenin başında yer alarak bilim insanlarının ana cümledeki eylemleri neden yaptığını açıklar. Burada track, değişimleri anlayabilmek için bir şeyi takip etmek ve kaydetmek anlamına gelir. Track eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Wampís scientists ifadesidir. Kullanılabilir kalıp To + fiilin yalın hâli ..., özne + fiil .... şeklindedir. Baştaki amaç ifadesi genellikle ana cümleden virgülle ayrılır.

Alıştırma

Cümleyi track kullanan iki sözcüklü bir amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ monthly sales, the store records every purchase.

Cevabı göster

To track

Kalıp ifadeler

measure rainfall, monitor the wind, and weigh ...: Araştırma fiillerini nesnelerle eşleştirme

Measure, monitor ve weigh fiilleri aynı yalın biçimde sıralanır ve Wampís scientists öznesini paylaşır. Her biri kendi nesnesini alarak araştırma görevlerinden oluşan kısa ve paralel bir liste meydana getirir. Measure bir değer elde etmek, monitor bir durumu veya zaman içindeki değişimi gözlemlemek, weigh ise kütleyi belirlemek anlamına gelir. Weigh water levels kullanımı alışılmadıktır: Bilimsel İngilizcede normalde measure water levels veya weigh leaves and soil samples to estimate their water content denir. Bu cümlede son eylemi ikinci kullanımdaki amaçla anlayın.

Alıştırma

Hangi cümle measure, monitor ve weigh fiillerini en doğal bilimsel nesneleriyle kullanıyor?

  1. Scientists weigh rainfall, monitor one soil sample on a scale, and measure changes in wind speed for months.
  2. Scientists measure rainfall, monitor changes in wind speed, and weigh soil samples.
  3. Scientists monitor a rainfall total once, weigh the wind, and measure each sample's mass on a scale.
Cevabı göster

Scientists measure rainfall, monitor changes in wind speed, and weigh soil samples.

One of their climate goals is to defend this

3:44

Onların iklim hedeflerinden biri, bunu

and other natural systems, including native soil,

3:46

ve karbon yutağı görevi gören yerel toprak,

that acts as a carbon sink, Kültür

3:49

ateş bariyeri olan ormanın kendisi gibi

and the forest itself as a fire barrier. Kelime

3:51

diğer doğal sistemleri korumaktır.

Kültür

acts as a carbon sink: saldığından daha fazla karbon emmek

Burada carbon sink, yani karbon yutağı, belirli bir süre içinde saldığından daha fazla karbon emip depolayan doğal veya insan yapımı bir sistemdir. Toprak, aksi hâlde atmosferde kalacak karbonu tuttuğunda bir karbon yutağı olabilir. acts as a carbon sink ifadesinde acts as, “... işlevi görür” anlamına gelir. Buradaki sink, evdeki lavabo ya da evye değil, iklim alanına ait teknik bir terimdir.

Alıştırma

Saldığından daha fazla karbon emen bir sistemi belirten iklim terimiyle cümleyi tamamlayın: Healthy peatlands can act as ____.

Cevabı göster

a carbon sink

Kelime

the forest itself as a fire barrier: ormanın koruyucu işlevi

Fire barrier, yangının yayılmasını engelleyen veya yavaşlatan bir şeydir. Bu cümlede konuşmacı, ormanın bu koruyucu işleve sahip olduğunu belirtir; barrier mutlaka inşa edilmiş bir duvar anlamına gelmez. İfade, the forest itself acting as a fire barrier şeklinde tamamlanarak anlaşılabilir. Itself, ormanın kendi başına bu role sahip olduğunu vurgular; as ise rolü veya işlevi tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümlede fire barrier, yangının yayılmasını engelleyen veya yavaşlatan bir şey anlamında kullanılmıştır?

  1. The cleared strip acts as a fire barrier by slowing the flames before they reach the homes.
  2. The smoke acts as a fire barrier because it shows that a fire has started.
  3. The dry leaves act as a fire barrier because they help the flames spread faster.
Cevabı göster

The cleared strip acts as a fire barrier by slowing the flames before they reach the homes.

The Wampís Nation constantly battles

3:54

Wampís Ulusu, bu sistemleri tehdit eden şirketlerle

corporations that threaten these systems.

3:55

sürekli olarak mücadele ediyor.

Between 2016 and 2018,

3:58

2016 ile 2018 yılları arasında

the community fought illegal gold mining Kelime

4:01

topluluk Santiago Nehri boyunca

along the Santiago River.

4:03

yasa dışı altın madenciliğine karşı savaştı.

Kelime

fought illegal gold mining: bir faaliyetle mücadele etmek

Burada fought, mutlaka “fiziksel olarak kavga etti” değil, “aktif biçimde karşı çıktı ve durdurmaya çalıştı” anlamına gelir. Nesnesi bir faaliyettir: illegal gold mining, yani yasa dışı altın madenciliği. fight + zararlı sorun veya faaliyet yapısı; protesto, gözetim ya da hukuki işlem gibi yollarla o soruna karşı örgütlü çabalar gösterildiğini anlatır. Illegal gold mining, yasayı ihlal ederek altın çıkarmak demektir.

Alıştırma

Burada “The community fought illegal gold mining” ne anlama geliyor?

  1. Topluluk altın adlı bir maddeyle fiziksel olarak kavga etti.
  2. Topluluk yasal olarak bir altın madeni işletti.
  3. Topluluk yasa dışı altın madenciliğine aktif biçimde karşı çıktı ve onu durdurmaya çalıştı.
Cevabı göster

Topluluk yasa dışı altın madenciliğine aktif biçimde karşı çıktı ve onu durdurmaya çalıştı.

They organized protests, uncovered mercury pollution, Kalıp ifadeler

4:05

Protestolar düzenlediler, cıva kirliliğini ortaya çıkardılar,

guarded the area, and attacked illegal machinery

4:08

bölgeyi korudular ve yasa dışı makinelere saldırarak

for months, eventually expelling the miners. Dilbilgisi

4:10

aylar süren mücadelenin sonunda madencileri kovdular.

Kalıp ifadeler

uncovered mercury pollution: araştırmayla ortaya çıkarma

uncovered mercury pollution ifadesinde uncovered, “araştırma veya kanıt yoluyla buldu ve kamuoyunun bilgisine sundu” anlamına gelir. Bu mecazlı bir kullanımdır; fiziksel bir örtü kaldırılmaz. Mercury pollution, zehirli bir metal olan cıvanın yol açtığı kirliliktir. İfade, kanıtlar ortaya çıkarana kadar kirliliğin gizli, bilinmeyen veya doğrulanmamış olduğunu belirtir; tek başına birinin onu kasıtlı olarak sakladığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi uncover fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The audit ____ several hidden fees in the contract.

Cevabı göster

uncovered

Dilbilgisi

eventually expelling the miners: nihai sonucu bildiren bir -ing öbeği

Virgülden sonra gelen eventually expelling the miners, sonucu bildiren bir -ing öbeğidir. Önceki uzun eylemler dizisinin ortaya çıkardığı sonucu ekler: bu eylemler sonunda madencileri ayrılmaya zorlamıştır. Ana cümle, eventually + -ing yapısında, -ing eylemini yapan kişi ya da grup normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Burada önceki eylemleri yapan ve madencileri çıkaran aynı they grubudur.

Alıştırma

Önceki eylemlerin nihai sonucunu belirtmek için eventually + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The town repaired its water system for years, eventually reduced leaks by 40 percent.
  2. The town repaired its water system for years, eventually to reducing leaks by 40 percent.
  3. The town repaired its water system for years, eventually reducing leaks by 40 percent.
Cevabı göster

The town repaired its water system for years, eventually reducing leaks by 40 percent.

And in 2017, the Wampís Nation

4:13

Ve 2017'de Wampís Ulusu,

successfully petitioned a court Kalıp ifadeler

4:15

özel bir petrol şirketini topraklarından men etmek için

to bar a private oil company from their land. Kelime

4:17

bir mahkemeye başarıyla dilekçe verdi.

Kalıp ifadeler

successfully petitioned a court: hukuki başvuru fiili olarak petition

Burada petition, yetkili bir makama resmî talepte bulunmak anlamında kullanılan bir fiildir. The Wampís Nation petitioned a court to bar the company ifadesi, Wampís Ulusu'nun şirketi topraklarından uzak tutacak bir karar vermesi için mahkemeden talepte bulunduğunu anlatır. Kullanılabilir kalıp petition + yetkili makam + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Yetkili makam doğrudan nesnedir; bu nedenle a court öncesinde to kullanılmaz. Successfully, talebin amaçlanan sonuca ulaştığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi petition fiilinin geçmiş zamanı ve a court sözleriyle tamamlayın: The residents ____ to stop the demolition.

Cevabı göster

petitioned a court

Kelime

bar ... from ...: resmî yasaklama

Burada bar, resmî olarak engellemek veya yasaklamak anlamına gelen resmî bir fiildir. to bar... mastar yapısı, Wampís Ulusu'nun mahkemeden ne yapmasını istediğini, yani özel petrol şirketini yasal olarak topraklarından uzak tutmasını anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıplar bar + kişi veya kuruluş + from + yer ve bar + kişi veya kuruluş + from + -ing biçimidir. bar a company from the site ve bar a company from drilling buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi bar ... from ... kullanarak tamamlayın: The court order will ____ the factory ____ dumping waste into the river.

Cevabı göster

bar · from

While these are significant victories, Dilbilgisi

4:21

Bunlar önemli zaferler olsa da,

the Wampís Nation and other indigenous groups

4:23

Wampís Ulusu ve diğer yerli gruplar

need more recognition and support. Kalıp ifadeler

4:25

daha fazla tanınmaya ve desteğe ihtiyaç duyuyor.

Dilbilgisi

While these are significant victories: ana noktadan önce ödünleme

Burada while, although yani ‘-se de, -sa da’ anlamına gelir; ‘bir şey olurken’ biçiminde zaman bildirmez. Başlangıçtaki yan cümle önceki sonuçların önemli zaferler olduğunu kabul eder, ana cümle ise daha fazla tanınma ve desteğe hâlâ ihtiyaç duyulduğunu vurgular. Bu ödünleme kalıbı, While A, B, dengeli bir sav kurmaya yardımcı olur: A doğru kabul edilir, ardından B daha önemli sınırlama, kaygı veya sonraki nokta olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede while, bir noktayı kabul ettikten sonra bir sınırlamayı vurgulamak için kullanılmıştır?

  1. While the meeting lasted, the doors remained locked.
  2. While the plan has made progress, more work is still needed.
  3. While I was reading, the phone rang.
Cevabı göster

While the plan has made progress, more work is still needed.

Kalıp ifadeler

need more recognition and support: daha fazla tanınmaya ve desteğe ihtiyaç duymak

Bu hak savunuculuğu bağlamında need more recognition and support, grupların hem daha fazla tanınmaya hem de daha çok somut yardıma ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Recognition burada yalnızca bir yüzü tanımak değil; grubun kimliğinin, haklarının, statüsünün veya taleplerinin kabul edilmesidir. Support ise kaynak, finansman, koruyucu politikalar veya hukuki yardım içerebilir. and ile bağlanan iki isim, ayrı ancak birbiriyle ilişkili iki ihtiyacı sunar: recognition kabul edilme veya saygı görmeyle, support ise eyleme geçilmesiyle ilgilidir. need more + isim öbeği kalıbı, şu anda var olanın yeterli olmadığını da belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir topluluğun hem haklarının tanınmasına hem de somut yardıma ihtiyaç duyduğunu en iyi ifade eder?

  1. The community needs to recognize its supporters.
  2. The community needs public attention but no practical help.
  3. The community needs more recognition and support.
Cevabı göster

The community needs more recognition and support.

Indigenous people and local communities live in Kalıp ifadeler

4:27

Yerli halklar ve yerel topluluklar dünyadaki karaların

and manage more than a quarter of the world's land, Kalıp ifadeler

4:30

dörtte birinden fazlasında yaşıyor ve onları yönetiyor,

but only have legal ownership to a small percentage of it. Kelime

4:33

ancak bunların sadece küçük bir yüzdesinin yasal mülkiyetine sahipler.

Kalıp ifadeler

live in and manage: bir yerde yaşamak ve orayı yönetmek

Live in and manage, ardından gelen tek bir yer öbeğini paylaşan iki fiili bağlar. Live fiili in edatını gerektirirken manage bu yeri doğrudan nesne olarak alır: communities live in the land and manage the land. Bu kısa yapı, toplulukların orada yaşamaktan fazlasını yaptığını söyler: toprağın bakımı, kullanımı veya yönetiminde de etkin rol alırlar. Toprağı yönetmek tek başına ona yasal olarak sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı yerde hem yaşamak hem de o yeri yönetmek anlamına gelen dört sözcüklük ders yapısıyla cümleyi tamamlayın: Many forest communities ____ the protected land.

Cevabı göster

live in and manage

Kalıp ifadeler

more than a quarter of the world's land: dünya karalarının dörtte birinden fazlası

More than a quarter of the world's land, dünyadaki tüm karaların %25'inden daha büyük bir miktar demektir. A quarter, dört eşit parçadan biridir; more than ise gerçek oranın tam %25 değil, %25'in üzerinde olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp more than + kesir + of + bütün grup veya miktar şeklindedir. Buradaki bütün miktar the world's land ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi more than a quarter of ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: The survey found that ____ residents use the public library each month.

Cevabı göster

more than a quarter of

Kelime

legal ownership to ... ile ownership of ... arasındaki fark

Bu cümlede legal ownership, yasalarca tanınan mülkiyet hakkını; a small percentage of ise arazinin yalnızca küçük bir bölümünü ifade eder. Cümle, toplulukların yaşadığı ve yönettiği geniş alan ile yasal olarak sahip oldukları çok daha küçük alanı karşılaştırır. Legal ownership to a small percentage of it ifadesinin anlatmak istediği anlam anlaşılır, ancak sahip olunan şeyi belirtirken ownership normalde to değil, of alır: legal ownership of a small percentage of it. Kendi İngilizce cümlelerinizde anlamı koruyun ama ownership of kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle, amaçlanan anlamı korurken ownership ile doğal edatı kullanıyor?

  1. The community has legal ownership of only a small part of the land.
  2. The community has legal ownership to only a small part of the land.
  3. The community has legal title of only a small part of the land.
Cevabı göster

The community has legal ownership of only a small part of the land.

And less than 1% of international climate

4:36

Ve uluslararası iklim ile

and forest funds go to their crucial conservation efforts. Kalıp ifadeler

4:39

orman fonlarının %1'inden azı onların bu hayati koruma çabalarına gidiyor.

Kalıp ifadeler

funds go to ...: paranın alıcısını veya kullanım amacını belirtmek

funds go to + alıcı veya amaç yapısı, paranın o kişiye, gruba, projeye ya da kullanım alanına tahsis edildiğini belirtir. Buradaki go, fiziksel bir hareketi değil, fonun nereye yönlendirildiğini anlatır. Bu cümlede özne, uluslararası iklim ve orman fonlarının %1'inden azıdır; fonun yönlendirildiği yer ise onların hayati önem taşıyan koruma çalışmalarıdır. Bu ifade, toplam fonun ne kadar küçük bir kısmının bu çalışmaları desteklediğini vurgular.

Alıştırma

Paranın nereye tahsis edildiğini göstermek için cümleyi go to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Most of the emergency fund ____ local shelters.

Cevabı göster

goes to

This is despite the fact that forests Dilbilgisi

4:42

Bu durum, yerli halklar tarafından yönetilen

managed by indigenous people

4:44

ormanların hayatta kalma oranlarının

have better survival rates. Kalıp ifadeler

4:46

daha iyi olduğu gerçeğine rağmen böyledir.

Dilbilgisi

This is despite the fact that: karşıt bir gerçeği sunmak

This, daha önce belirtilen duruma gönderme yapar. Despite the fact that, normalde farklı bir sonuç beklenmesine yol açacak bir gerçeği bildiren tam bir yan cümle getirir. Burada daha yüksek orman hayatta kalma oranları, düşük fon düzeyiyle karşıtlık oluşturur. Bu ifade karşıtlığı görece resmî ve vurgulu bir biçimde düzenler: önce durum belirtilir, ardından despite the fact that ile duruma ters düşen ve beklenmedik bir gerçek sunulur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: The program received little funding, ____ it has produced good results.

  1. despite
  2. despite the fact that
  3. because of
  4. although the fact that
Cevabı göster

despite the fact that

Dilbilgisi

forests managed by indigenous people: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

forests managed by indigenous people ifadesinde managed by indigenous people, forests sözcüğünden sonra gelir ve hangi ormanların kastedildiğini belirtir. Tam biçimi forests that are managed by indigenous people şeklindedir. Ormanlar yönetme eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraf olduğu için geçmiş ortaç managed kullanılır. that are çıkarılınca kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşur: ifade kısalır, ancak edilgen anlam değişmez.

Alıştırma

Köprülerin yerel mühendisler tarafından tasarlandığını göstermek için design fiilinin geçmiş ortaç öbeğini kullanın: The bridges ____ local engineers survived the storm.

Cevabı göster

designed by

Kalıp ifadeler

have better survival rates: koruma sonuçlarını karşılaştırma

Survival rate, bir grubun belirli bir süre sonra veya belirli koşullar altında hayatta kalan ya da varlığını sürdüren kısmının oranıdır. Burada ormanların yok olmak veya ciddi şekilde zarar görmek yerine sağlam kalma oranını ifade eder. Have better survival rates, koruma sonucunun daha iyi olduğu anlamına gelir. Survival rates ile kullanılan better genellikle oranın daha yüksek olduğunu belirtir; ormanların daha hızlı hayatta kaldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yıl sonra 100 fidanın 90'ı hâlâ hayattadır. Sonucu en doğru şekilde hangi cümle bildirir?

  1. The seedlings had a 90% survival rate.
  2. The seedlings had an average survival time of 90 days.
  3. The seedlings grew 90% taller.
Cevabı göster

The seedlings had a 90% survival rate.

The Amazon is often described with the language evocative of a giant organism, Notlar

4:48

Amazon genellikle dev bir organizmayı andıran bir dille tanımlanır;

Deyimler

a giant organism: canlı sistem metaforu

a giant organism bir metafordur. Amazon'u, birçok parçası birlikte çalışan dev bir canlı sistemmiş gibi sunar; ormanı sözcüğü sözcüğüne tek bir organizma olarak sınıflandırmaz. Bu imge, daha sonra gelen grows, dies, breathes ve exhales fiillerine ortak bir mantık kazandırır. Her fiil aynı canlı sistem metaforunu sürdürür.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede a giant organism, Amazon'un biyolojik olarak tek bir organizma olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış — birbirine bağlı bir canlı sistem metaforudur.
  2. Doğru — sözcüğü sözcüğüne bir biyolojik sınıflandırmadır.
Cevabı göster

Yanlış — birbirine bağlı bir canlı sistem metaforudur.

one that grows, dies,

4:52

büyüyen, ölen,

breathes in carbon dioxide, and exhales oxygen. Deyimler

4:54

karbondioksit soluyan ve oksijen veren dev bir organizma.

Anlatım akışı

is often described with the language evocative of a giant...: bir çerçeve kurmak

Edilgen yapı is often described, Amazon'u cümlenin konusu olarak tutar; often ise bunun başkalarının tekrar tekrar kullandığı bir betimleme biçimi olduğunu gösterir. with the language evocative of a giant organism, kullanılan dil türünü, yani dev bir organizma imgesini çağrıştıran sözleri belirtir. Bu ifade, ayrıntılardan önce tek bir metafor çerçevesi kurar. Okura grows, dies, breathes ve exhales fiillerini birbiriyle ilgisiz betimlemeler olarak değil, aynı organizma metaforunun parçaları olarak anlaması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan bölümün bu cümledeki temel işlevi nedir?

  1. Ardından gelen ayrıntılar için tekrar kullanılan bir metafor çerçevesi sunar.
  2. Konuyu Amazon'dan dil öğrenmeye çevirir.
  3. Amazon'a resmî bir biyolojik sınıflandırma verir.
  4. Her eylemin diğerlerinden bağımsız bir gerçek olduğunu söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen ayrıntılar için tekrar kullanılan bir metafor çerçevesi sunar.

Deyimler

breathes in carbon dioxide ... exhales oxygen: solunum yoluyla ekolojik kişileştirme

Burada breathes in, bir şeyi içine almak veya solumak; exhales ise dışarı vermek anlamındadır. Fiiller, karbondioksit ve oksijenin hareketini tanıdık nefes alma düzeniyle anlatır. Bu bir kişileştirmedir: ekolojik sistem, yaşayan bir canlıymış gibi sunulur. Bu imge karmaşık bir süreci zihinde canlandırmayı kolaylaştırır; ancak sistemin gerçekten akciğerleri olduğu veya bir hayvan gibi soluduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede breathes in ve exhales nasıl bir işlev görüyor?

  1. Okura bir nefes egzersizi için talimat veriyorlar.
  2. Ekolojik bir süreci, yaşayan bir canlı nefes alıyormuş gibi sunuyorlar.
  3. Ekolojik sistemin gerçek akciğerleri olduğunu iddia ediyorlar.
Cevabı göster

Ekolojik bir süreci, yaşayan bir canlı nefes alıyormuş gibi sunuyorlar.

The processes that sustain it weave together Öbek fiiller

4:57

Onu sürdüren süreçler, hem yıkıcı hem de koruyucu olan

in a complex and often invisible web of water, Deyimler

5:00

su, hava, toprak ve insan faaliyetlerinin karmaşık

air, soil, and human activity,

5:03

ve genellikle görünmez bir ağında

both destructive and protective. Anlatım akışı

5:06

birbirine örülmüştür.

Öbek fiiller

weave together: birbirine bağlı parçaların daha büyük bir bütün oluşturması

Weave together, iplikler birbirine geçirildiğinde gerçek anlamdadır. Burada ise mecazidir: sistemi ayakta tutan süreçler birbiriyle yakından bağlantılıdır ve birbirlerini etkiler. İfade, birkaç şeyin yalnızca aynı anda gerçekleşmesinden daha fazlasını anlatır. Farklı parçalar, ipliklerin kumaş oluşturması gibi birleşerek daha büyük ve karmaşık bir bütün oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi weave together ile tamamlayın: In the final chapter, the three storylines ____.

Cevabı göster

weave together

Deyimler

a complex and often invisible web of...: birbirine bağlı bir sistem benzetmesi

Burada a web of water, air, soil, and human activity, parçaları birbirine bağlı bir sistemi anlatan benzetmedir. Gerçek bir örümcek ağı değildir: her parça diğerleriyle etkileşir, bu yüzden birindeki değişiklik geri kalanını etkileyebilir. Complex, ilişkilerin basit olmadığını; often invisible ise birçok bağlantının doğrudan görülemediğini belirtir. Ağ imgesi, soyut bir süreçler sistemini gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The region depends on a web of roads, rail lines, and bus routes. Burada a web of ... ne anlama gelir?

  1. Birbirini etkilemeyen birkaç ayrı unsur
  2. Bir şeyleri yakalamak için kullanılan fiziksel bir ağ
  3. Birbiriyle ilişkili birkaç parçadan oluşan bağlantılı bir sistem
  4. Yalnızca tek bir nedeni olan basit bir zincir
Cevabı göster

Birbiriyle ilişkili birkaç parçadan oluşan bağlantılı bir sistem

Anlatım akışı

both destructive and protective: iki yönü dengeli biçimde sunmak

Both destructive and protective, karşıt iki tanımlamayı dengeli both A and B yapısında bir araya getirir. İki sıfat da human activity ifadesini tanımlar: insan faaliyeti zarar verebilir ve aynı zamanda söz konusu şeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu ikiliyi cümlenin sonuna koymak, iki yönlü bir düşünceyi kısa bir ifadede özetler. Böylece cümle, insan faaliyetini yalnızca tek tür etkisi varmış gibi göstermez.

Alıştırma

Dengeli ikiliyi both ... and ile tamamlayın: The change was ____ exciting ____ scary.

Cevabı göster

both · and

We are far from understanding it in its entirety. Kalıp ifadeler

5:08

Onu tam anlamıyla anlamaktan hala çok uzağız.

Kalıp ifadeler

far from understanding ... in its entirety: bütünüyle anlamaktan çok uzak olmak

be far from + -ing biçimi, bir eylemin ya da durumun gerçekleşmesine daha çok uzak olunduğunu anlatır. Burada far, fiziksel mesafeyi değil anlama derecesini belirtir. in its entirety, “eksiksiz bir bütün olarak” anlamına gelen resmî bir ifadedir. Vurgulanan bölümün tamamı, şu anki anlayışımızın hâlâ çok eksik olduğunu söyler.

Alıştırma

Tam anlamaya ulaşmanın hâlâ çok uzakta olduğunu belirtmek için cümleyi far from ... in its entirety ile tamamlayın: We are ____ understanding the deep ocean ____.

Cevabı göster

far from · in its entirety

But some are closer than others. Anlatım akışı

5:13

Ancak bazıları diğerlerinden daha yakın.

Anlatım akışı

But some are closer than others: eksilti yoluyla karşıtlık

But, önceki “kimse onu bütünüyle anlamıyor” genel ifadesinden bir dönüş yapar. Ardından Some are closer than others, anlama düzeylerinin farklı olduğunu göstererek bu ifadeyi sınırlar. Cümle, daha önce verilen bilgileri eksiltir: some, some people or groups anlamına gelir; closer ise closer to understanding it in its entirety anlamını taşır. Bu eksilti tekrarı önler ve some ile others arasındaki yeni karşıtlığı vurgulanması için cümlenin sonuna yerleştirir.

Alıştırma

Hangi seçenek, cümlenin karşıtlığını koruyarak eksiltilen bilgiyi en doğru biçimde tamamlar?

  1. Some people are standing nearer to it than other people are.
  2. Everyone is equally far from understanding it.
  3. Some people understand it completely, and everyone else understands nothing.
  4. Some people are closer to understanding it fully than other people are.
Cevabı göster

Some people are closer to understanding it fully than other people are.

If you want to learn more about indigenous land management,

5:16

Yerli toprak yönetimi hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız,

check out Nia Terra, an organization Öbek fiiller

5:19

yerli halkları desteklemeye,

dedicated to supporting indigenous peoples, Kalıp ifadeler

5:22

onların anavatanlarını korumaya

protecting their homelands,

5:24

ve bakım yöntemlerini dünyayla paylaşmaya adanmış bir organizasyon olan

and sharing their methods of care with the world. Kalıp ifadeler

5:26

Nia Terra'ya göz atın.

Öbek fiiller

check out: daha fazlasını keşfetmeye yönelik samimi bir davet

Bu cümlede check out, göz atmak veya hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Öznesi you olarak anlaşılan bir emir cümlesidir ve izleyicileri keşfetmeye değer bir kuruluş ya da kaynak olarak Nia Terra'ya yönlendirir. Bu anlamda check out ifadesinin ardından bir kaynak, kuruluş, video veya etkinlik geldiğinde samimi bir eylem çağrısı oluşur. Kastedilen anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede check out bir kaynağı keşfetmeye yönelik samimi bir davet olarak kullanılıyor?

  1. Check out of the hotel before noon.
  2. Check out the museum's website to learn about the new exhibit.
  3. Check the museum's totals to make sure they are correct.
Cevabı göster

Check out the museum's website to learn about the new exhibit.

Kalıp ifadeler

dedicated to supporting ... protecting ...: paralel -ing hedefleri

Dedicated to, zaman içinde bir amaca bağlı olmak anlamına gelir. Burada dedicated to ... ifadesi organization sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve an organization that is dedicated to ... ile aynı anlama gelir. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Supporting, protecting ve daha sonra gelen sharing, kuruluşun hedeflerini sıralayan paralel bir yapı oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi provide fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The clinic is dedicated to ____ affordable care for local families.

Cevabı göster

providing

Kalıp ifadeler

sharing their methods of care with the world: bakım ve koruma uygulamalarını geniş kitlelere tanıtmak

methods of care ifadesi, bir grubun toprak, doğa veya bir topluluk gibi önemli bir şeyi gözetip koruma biçimlerini anlatır. Buradaki care yalnızca tıbbi bakım veya hemşirelik değildir; sürekli koruma, sürdürme ve özen gösterme anlamındadır. share something with the world kalıbı, bir şeyi çok geniş bir kitlenin öğrenebileceği veya erişebileceği hâle getirmek demektir. İfade bir bütün olarak, başkalarının da öğrenebilmesi için bu uygulamaların geniş ölçüde tanıtıldığını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede “sharing their methods of care with the world” ne anlama gelir?

  1. Bilgi ve uygulamalarını gizli tutmak
  2. Koruma ve bakım yöntemlerini geniş kitlelere tanıtmak
  3. Herkesten yalnızca tek bir kuruluşu desteklemesini istemek
  4. Her ülkede tıbbi tedavi sunmak
Cevabı göster

Koruma ve bakım yöntemlerini geniş kitlelere tanıtmak

Click here to learn more and get involved. Kalıp ifadeler

5:29

Daha fazlasını öğrenmek ve dahil olmak için buraya tıklayın.

Kalıp ifadeler

get involved: katılmaya başlamak

Get involved, yalnızca izlemek veya bilgi edinmek yerine katılmaya ve katkıda bulunmaya başlamak demektir. Etkinliğin adı söylendiğinde get involved in + bir ad veya -ing biçimi kullanılır: get involved in a project ya da get involved in organizing the event. Altyazıda etkinlik zaten açık olduğundan get involved tek başına bir eylem çağrısı olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “katılmaya başlamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Join us this Saturday and ____ in the neighborhood clean-up.

Cevabı göster

get involved