Sinsi Tren Kılığı! 🥸 🚂 | 2. Sezondan Öne Çıkanlar - Trenler | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
241 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Geciken tren, Glenda’nın yolculuğunu tekrar tekrar aksatır. Glenda sorun çıkaran bir kediyle karşılaşır, huysuzlaşan bir kutup ayısıyla ilgilenmesi için çağrılır, ardından ayı kaçar. Sonunda yaralı kediyi veterinere yetiştirmek için treni ekspres sefere dönüştürür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I'm sorry I'm late. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Geç kaldığınızda sorumluluk alarak doğrudan özür dilemenin doğal bir yolunu öğrenin. sorry sonrasındaki tam cümle sorunu açıkça belirtir; bu yüzden kalmayı, kaçırılan bir randevuyu veya verdiğiniz başka bir rahatsızlığı kabul ederken kullanılabilir. 2. I wouldn't touch him if I were you. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Hem tavsiye hem de uyarı işlevi gören koşullu yapıyı tanıyın. Karşınızdaki kişinin henüz fark etmediği bir riski bildiğinizde, onu bir eylemden nazikçe vazgeçirmek için I wouldn’t…if I were you kalıbını kullanabilirsiniz. 3. on the loose — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin yalnızca fiziksel olarak gevşek olmayı değil, kaçmış ve kontrolsüz biçimde dolaşan bir insanı ya da hayvanı anlattığını kavrayın. Henüz yakalanmamış tehlikeli veya sorun çıkaran bir varlıktan söz ederken hikâyelerde, haberlerde ve mizahi konuşmalarda kullanabilirsiniz.

Bu derste

Train stopping.

0:00

Tren duruyor.

I'm sorry I'm late. Ton ve niyet

0:03

Geciktiğim için üzgünüm.

Ton ve niyet

I'm sorry I'm late: geç kalındığında doğrudan özür dilemek

Burada I'm sorry doğrudan bir özürdür; I'm late ise özrün nedenini belirtir. Sorry, “özür diliyorum” anlamına gelir, “üzgün hissediyorum” anlamına değil. Yeniden kullanılabilen yapı I'm sorry + tam bir yan cümledir. Günlük İngilizcede that genellikle söylenmez: I'm sorry (that) I'm late.

Oh, Poppy, you just missed story time. Notlar

0:04

Ah, Poppy, masal saatini yeni kaçırdın.

Kelime

just missed: çok az farkla yetişememek

Burada just, missed fiilini niteler ve hikâye saatinin kişinin varmasından çok kısa bir süre önce bittiğini gösterir. Kişi zamanında yetişememiştir. Bir kişi bir ulaşım aracına ya da etkinliğe küçük bir zaman farkıyla yetişemediğinde just missed kullanılır. Genellikle araç az önce ayrılmış veya etkinlik az önce bitmiştir. Buradaki just, “yalnızca” değil, yakın zamanı anlatır.

Alıştırma

Otobüs, Maya durağa varmadan bir dakika önce ayrıldı. Hangi cümle olanları en iyi açıklar?

  1. Maya almost missed the bus.
  2. Maya just caught the bus.
  3. Maya just missed the bus.
Cevabı göster

Maya just missed the bus.

Kültür

story time: programlanmış bir çocuk etkinliği

Story time, bir yetişkinin çocuklara kitap okuduğu veya hikâye anlattığı, önceden planlanmış bir etkinliktir. Kreşlerin, okulların, kütüphanelerin ve evlerin programlarında sık kullanılan bir addır. Bu cümlede missed story time, planlanan etkinliğin çoktan bittiği anlamına gelir. İnsanların tesadüfen bir hikâyeden söz ettiği herhangi bir zamanı ifade etmez.

Alıştırma

Bir kreşin programında şu yazıyor: Story time at 10:00. story time büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Birinin tesadüfen bir hikâyeden söz ettiği herhangi bir an.
  2. Bir yetişkinin çocuklara kitap okuduğu veya hikâye anlattığı, planlanmış bir etkinlik.
  3. Birinin hikâyenin ne zaman gerçekleştiğini öğrendiği zaman.
Cevabı göster

Bir yetişkinin çocuklara kitap okuduğu veya hikâye anlattığı, planlanmış bir etkinlik.

I'll pick you up after work. Öbek fiiller

0:09

Seni işten sonra alırım.

Öbek fiiller

pick you up: birini almaya gitmek

Burada pick someone up, birinin bulunduğu yere gidip onunla buluşmak ve çoğunlukla arabayla onu oradan almak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, işini bitirdikten sonra dinleyeni almaya gelecektir; ifade kişiyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. Bu phrasal verb ayrılabilir. Nesne bir zamirse onu pick ile up arasına koyun: pick you up, pick me up veya pick them up. pick up you denmez.

Alıştırma

Gelip beni almak anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: My train arrives at six. Can you ____ at the station?

Cevabı göster

pick me up

Mum loves you.

0:10

Annen seni seviyor.

I hope that train's on time. Kalıp ifadeler

0:13

Umarım o tren vaktinde gelir.

Kalıp ifadeler

on time: planlanan zamanda

“On time”, bir şeyin planlanan veya belirlenen zamanda, gecikmeden gerçekleştiğini anlatır. Burada konuşan kişi trenin tarifeye göre işlemesini ya da varmasını umuyor. Referans noktası kararlaştırılmış bir zamansa bu ifade kullanılır: bir kişi zamanında gelebilir, bir etkinlik zamanında başlayabilir ve bir iş zamanında tamamlanabilir.

Alıştırma

Boşluğu on time veya in time ile tamamlayın: The lesson was scheduled to begin at ten, and it began at exactly ten. It started ____.

Cevabı göster

on time

Train stopping.

0:15

Tren duruyor.

Oh, you again. Ton ve niyet

0:17

Ah, yine sen.

Ton ve niyet

you again: birini hoşnutsuzlukla yeniden tanıma

“you again”, “It’s you again” veya “I’ve run into you again” anlamına gelen kısaltılmış bir tepkidir. you ile again’in birlikte kullanılması, aynı kişinin geri döndüğünü ya da yeniden ortaya çıktığını belirtir. Bu replikte Oh ve aniden biten çok kısa ifade, bu karşılaşmanın hoş karşılanmadığını gösterir: konuşan kişi şaşırmış, rahatsız veya temkinlidir; tarafsız bir selam vermiyordur. Başka bir durumda tonlama etkiyi değiştirebilir, ancak burada bağlam tutumu olumsuz kılar.

Alıştırma

Aynı kişi daha önce sorun çıkardı.“Oh, you again.” büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Konuşan kişi, o kişinin adını kibarca soruyordur.
  2. Konuşan kişi, o kişiyle ilk kez karşılaşıyordur.
  3. Konuşan kişi, o kişiyi yeniden görmekten rahatsız olmuş veya ona karşı temkinlidir.
Cevabı göster

Konuşan kişi, o kişiyi yeniden görmekten rahatsız olmuş veya ona karşı temkinlidir.

I hope you've got a real ticket this time. Notlar

0:18

Umarım bu sefer gerçek bir biletin vardır.

Dilbilgisi

you've got a real ticket: have got ile şu anki sahipliği anlatmak

Burada you've got, you have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Have got şu anki sahipliği anlatır; bu nedenle you've got a real ticket, şu anda gerçek bir biletin olduğu anlamına gelir. İfadede got bulunsa da cümle, bileti daha önce edinme eylemine odaklanmaz. Önemli olan bilete şu anda sahip olup olmadığındır. Have got ifadesinin bu kullanımı özellikle günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

Örnekte you've got a real ticket ne anlama geliyor?

  1. Şu anda gerçek bir biletin olduğunu söyler.
  2. Daha sonra gerçek bir bilet alacağını söyler.
  3. Daha önce gerçek bir bilet edinme olayına odaklanır.
Cevabı göster

Şu anda gerçek bir biletin olduğunu söyler.

Anlatım akışı

this time: şu anki durumu öncekilerle karşılaştırmak

Burada this time, şu anki durumu önceki bir durumla karşılaştırır. Cümlenin sonunda yer alarak yeni bilgiyi önceki bilet sorununa bağlar; yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu belirtmez. Ayrıca konuşanın tutumunu da gösterir: kişi, önceki sorunun yeniden yaşanmamasını umar. Ses tonuna bağlı olarak this time şüphe, uyarı veya hafif rahatsızlık ifade edebilir.

Alıştırma

Check the address carefully this time. cümlesindeki this time en çok neyi düşündürür?

  1. Konuşan kişi daha önce hiçbir adresin kontrol edilmediğini söylüyor.
  2. Konuşan kişi adresin belirli bir saatte kontrol edilmesini istiyor.
  3. Adres muhtemelen daha önceki bir seferde dikkatlice kontrol edilmedi.
Cevabı göster

Adres muhtemelen daha önceki bir seferde dikkatlice kontrol edilmedi.

Oh, yes.

0:20

Ah, evet.

Sorry about the mix-up. Ton ve niyet

0:21

Karışıklık için özür dilerim.

Ton ve niyet

Sorry about the mix-up: belirli bir sorun için özür dilemek

Sorry about + isim veya isim öbeği, belirli bir sorun için özür dilemenin yaygın bir yoludur. Buradaki the mix-up, özellikle bilgi veya düzenlemelerle ilgili olarak karışıklığa yol açan bir hata ya da yanlış anlaşılma anlamına gelir. Bu ifade özrün nedenini açıkça belirtir; bu yüzden yalnızca Sorry demekten daha belirgindir. Aynı kalıp the delay, the mistake veya the confusion gibi sorunlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Geciken bir tren için özrü Sorry about + isim öbeği yapısıyla tamamlayın: Sorry ____ the delay.

Cevabı göster

about

Boop. See?

0:22

Bip. Gördün mü?

Yeah, good.

0:23

Evet, güzel.

I'm putting this cat on your lap.

0:27

Bu kediyi kucağına koyuyorum.

Uh, I wouldn't touch him if I were you. Dilbilgisi

0:29

Şey, yerinde olsam ona dokunmazdım.

Dilbilgisi

I wouldn't ... if I were you: öğüt veya uyarı vermek

I wouldn't + fiilin yalın hâli + if I were you, birine bir şeyi yapmamasını öğütlemek veya bu konuda onu uyarmak için kullanılan yaygın bir yapıdır. Konuşan kişi kendisini dinleyenin yerinde hayal eder: I dilbilgisel öznedir, ancak öğüdü alan kişi you'dur. Bu cümlede wouldn't touch yalnızca konuşanın kendi seçimini anlatmaz. Dinleyeni ona dokunmaması konusunda uyarır; çünkü dokunmanın istenmeyen bir sonucu olabilir. Bu varsayımsal ifadede standart İngilizce, if I were you yapısında were kullanır.

Alıştırma

Uyarıyı bu dersteki yapıyla tamamlayın: I ____ share that password ____.

Cevabı göster

wouldn't · if I were you

Ah, don't be...

0:31

Ah, yapma...

Get it off! Öbek fiiller

0:32

Çıkar şunu!

Öbek fiiller

Get it off: kaldırma yapısında zamirin yeri

Get ... off, bir şeyi bir kişiden, nesneden veya yüzeyden çıkarmak ya da uzaklaştırmak demektir. Get it off! cümlesinde it, çıkarılması gereken şeyi gösterir; off burada otobüsten veya trenden inmek anlamına gelmez. Yapı get + nesne + off şeklindedir. Nesne it gibi bir zamirse zamiri get ile off arasına koyun: get it off.

Alıştırma

Get ... off yapısını kullanarak ve zamiri doğru yere koyarak ricayı tamamlayın: There's paint on my sleeve. Please ____.

Cevabı göster

get it off

Ring ring.

0:38

Zır zır.

Hello?

0:39

Alo?

Glenda, where are you?

0:40

Glenda, neredesin?

This polar bear is getting really cranky. Dilbilgisi

0:41

Bu kutup ayısı gerçekten çok huysuzlaşmaya başladı.

Dilbilgisi

is getting really cranky: değişmekte olan bir durum

Be getting + sıfat, şimdiki zaman çevresinde değişmekte olan bir durumu anlatır. Burada is getting, bir şeyi almak değil, bir duruma dönüşmek anlamına gelir; yani ayının ruh hâli giderek daha sinirli oluyor. Cranky, sinirli olan ve şikâyet etmeye ya da sabrını kaybetmeye yatkın kişileri anlatan gündelik bir sıfattır. Really, sıfatın derecesini güçlendirir. Cümle, kötü ruh hâlini kalıcı bir özellik olarak değil, gelişmekte olan bir değişim olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle kedinin şu anda giderek sinirli olduğunu anlatır?

  1. The cat got cranky yesterday.
  2. The cat is getting cranky.
  3. The cat gets cranky every evening.
Cevabı göster

The cat is getting cranky.

The train's running late. Kalıp ifadeler

0:45

Tren gecikiyor.

Kalıp ifadeler

running late: programın gerisinde kalmak

Örnekte train's, train is ifadesinin kısaltmasıdır. Running late, trenin tarifeye göre gecikmeli çalıştığını anlatır; running burada fiziksel olarak koşmayı değil, hizmetin işleyişini belirtir. be running late kalıbı planlanandan daha geç kalan bir kişiyi, toplantıyı veya yolculuğu da anlatabilir. Gecikmeyi şu anda devam eden bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Dersin iki kelimelik ifadesiyle duyuruyu tamamlayın: The bus was due ten minutes ago, so it's ____.

Cevabı göster

running late

You're gonna have to tickle him yourself. Dilbilgisi

0:47

Onu kendin gıdıklamak zorunda kalacaksın.

Dilbilgisi

gonna have to: gündelik dilde gelecekteki zorunluluk

Örnekte gonna, going to ifadesinin gündelik konuşmadaki biçimidir. be gonna have to + fiilin yalın hâli kalıbı, mevcut koşulların gelecekteki bir eylemi zorunlu kıldığını anlatır. You're gerekli be biçimini sağlar, tickle ise fiilin yalın hâlidir. Bu, yalnızca bir plandan daha fazlasıdır. Konuşan kişi, mevcut durum nedeniyle dinleyicinin bunu yapması gerekeceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi gelecekte bir şey yapmanın gerekli olacağını anlatan üç kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: Because the last bus has left, you're ____ walk home.

Cevabı göster

gonna have to

Dilbilgisi

yourself: eylemi bizzat sizin yaptığınızı vurgulamak

Bu cümlede yourself, you sözcüğünü vurgular: Dinleyici, işi başkasına yaptırmadan gıdıklama eylemini bizzat yapmalıdır. Tickle fiilinin nesnesi him olduğundan, yourself eylemden etkilenen kişi değildir. Bu, dönüşlülük zamirinin vurgu amaçlı kullanımıdır. Yourself çıkarıldığında cümle dil bilgisi açısından hâlâ doğrudur; ancak eylemi başka biri değil, özellikle bu kişinin yapması gerektiği karşıtlığı kaybolur.

Alıştırma

Hangi cümlede dönüşlülük zamiri yalnızca eylemi kimin yaptığını vurgular?

  1. The chef introduced herself to the guests.
  2. The chef made the cake herself.
  3. The chef cut herself while cooking.
Cevabı göster

The chef made the cake herself.

Um, okay.

0:49

Hım, tamam.

I'll give it a go. Deyimler

0:50

Bir deneyeceğim.

Deyimler

give it a go: denemeye istekli olmak

Give it a go, “denemek” ya da “bir girişimde bulunmak” anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Burada it, daha önce konuşulan görevi belirtir; I'll ise başarının kesin olmamasına rağmen konuşanın denemeye istekli olduğunu gösterir. Give it a go ifadesini bir bütün olarak anlayın: Buradaki go, hareket etmek veya gitme izni değil, “bir deneme” anlamındadır. Give the puzzle a go örneğinde olduğu gibi it yerine belirli bir şey de getirilebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade give it a go ile tamamlayın: This puzzle looks difficult, but I'll ____.

Cevabı göster

give it a go

I'll be there soon.

0:51

Yakında orada olacağım.

Good luck.

0:52

İyi şanslar.

Ah, I'm so sorry we're late.

0:54

Ah, geciktiğimiz için çok özür dilerim.

Hurry, the polar bear is getting cranky.

0:56

Acele et, kutup ayısı huysuzlaşıyor.

Train leaving.

0:59

Tren kalkıyor.

Train stopping.

1:02

Tren duruyor.

Thank you.

1:03

Teşekkür ederim.

What happened?

1:04

Ne oldu?

The polar bear escaped.

1:05

Kutup ayısı kaçtı.

He didn't like how I tickled him. Dilbilgisi

1:07

Onu gıdıklama şeklimden hoşlanmadı.

Dilbilgisi

like how I tickled him: bir eylemin yapılma biçimine odaklanmak

Like how + yan cümle, 'bir şeyin yapılma biçimini beğenmek' anlamına gelir. Bu cümlede how I tickled him, gıdıklama eyleminin nasıl yapıldığını belirtir; how yan cümlesinin tamamı da onun neyi beğenmediğini söyleyerek like fiilini tamamlar. Buradaki how bir soru sormaz. O, konuşan kişinin kendisini gıdıklama biçiminden hoşlanmamıştır; bu cümle her türlü gıdıklamadan hoşlanmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Dosyaların nasıl düzenlendiğine odaklanan kelimeyle cümleyi tamamlayın: I like ____ you organised the files.

Cevabı göster

how

He's on the loose and he's cranky. Deyimler

1:08

Serbest kaldı ve çok huysuz.

Deyimler

on the loose: kaçmış ve kontrol altında değil

On the loose, kapatıldığı yerden kaçmış veya kontrol edilmeden dolaşan bir kişi ya da hayvan için kullanılan bir deyimdir. Bu cümlede o serbest kalmıştır ve yakalanması zor olabilir. Burada loose, bir şeyin fiziksel olarak gevşek olduğunu anlatmaz. İfade genellikle başkalarının bu kişi veya hayvanı araması ya da yakınında dikkatli olması gerektiğini düşündürür.

Alıştırma

Uyarıyı ‘kaçmış ve kontrol altında değil’ anlamındaki deyimle tamamlayın: A dangerous dog is ____ in the neighbourhood.

Cevabı göster

on the loose

Oh, no.

1:11

Ah, hayır.

Train arriving.

1:12

Tren geliyor.

Oh, look, the train is here.

1:14

Ah, bak, tren geldi.

Ah, I'm so sorry we're late.

1:16

Ah, geciktiğimiz için çok özür dilerim.

Hang on. Öbek fiiller

1:18

Bekle biraz.

Öbek fiiller

Hang on: kısa bir süre beklemeyi istemek

Bu cümlede Hang on, “bir dakika bekle” veya “kısa bir süre dur” anlamına gelir. Konuşan kişi, dikkat etmesi gereken yeni bir düşünce ortaya çıktığı için konuşmayı kısa süreliğine durdurur. Bu, kalıplaşmış bir konuşma kullanımıdır; bir yerden sarkmak veya bir şeyi asmak şeklindeki gerçek anlam değildir.

Alıştırma

Siz düşünürken veya bir şeyi kontrol ederken karşıdaki kişiden kısa süre durmasını isteyen ifade hangisidir?

  1. Move on.
  2. Carry on.
  3. Hang on.
Cevabı göster

Hang on.

Have I seen you before? Dilbilgisi

1:19

Seni daha önce gördüm mü?

Dilbilgisi

Have I seen you before? — şu ana kadarki deneyimi sormak

Have I seen you before? cümlesi present perfect kullanır: have + özne + geçmiş zaman ortacı (seen). Konuşan kişinin bu kişiyi şu andan önce, belirtilmeyen herhangi bir zamanda görüp görmediğini sorar. Geçmişteki kesin zaman odak noktası değildir. Kişi tanıdık göründüğü için önceki olası karşılaşma şu anda önem taşır.

Alıştırma

Birini tanıyor gibisiniz ancak belirli bir zaman veya yer hatırlamıyorsunuz. En doğal soru hangisidir?

  1. Am I seeing you now?
  2. Have I seen you before?
  3. Did I see you at the station yesterday?
Cevabı göster

Have I seen you before?

Oh, no.

1:21

Ah, hayır.

We just moved here from, uh, Egypt. Kalıp ifadeler

1:22

Buraya yeni taşındık, şey, Mısır'dan.

Kalıp ifadeler

move here from + yer: bir yerden buraya taşınmak

Move here from + yer, kişinin evini o yerden konuşanın şu anda bulunduğu yere taşıması anlamına gelir. Bu cümlede from Egypt ailenin daha önce yaşadığı yeri, here ise taşınmanın hedefini gösterir. Here, konuşma durumuna göre farklı bir yeri gösteren bağlama bağlı bir sözcüktür. Hedef konuşanın bulunduğu yer değilse move from Cairo to London örneğindeki gibi yerin adı açıkça söylenir.

Alıştırma

Konuşanın başka bir yerden buraya taşındığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ Canada last year.

Cevabı göster

moved here from

Oh, good,

1:26

Ah, iyi,

'cause I do not like being attacked by animals. Notlar

1:26

çünkü hayvanlar tarafından saldırıya uğramaktan hiç hoşlanmam.

Kelime

'cause: because sözcüğünün günlük ve kısaltılmış biçimi

'Cause, because sözcüğünün günlük dilde kullanılan kısaltılmış biçimidir. Yine bir neden sunar; bu nedenle ardından gelen içerik bir şeyin neden doğru olduğunu ya da birinin neden belirli bir duygu veya davranış gösterdiğini açıklar. Baştaki kesme işareti be- bölümünün çıkarıldığını gösterir. Bu yazım rahat konuşma tarzını yansıtır ve cümlenin başında ya da başka bir ifadeden sonra kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve günlük kısaltma 'cause ile başlayan seçeneği belirleyin. /kəz/ sesinden önce /bɪ/ duyup duymadığınıza odaklanın.

  1. 'Cause I missed the bus, I was late.
  2. Since I missed the bus, I was late.
  3. Because I missed the bus, I was late.
Cevabı göster

'Cause I missed the bus, I was late.

Dilbilgisi

being attacked by animals: like sonrasında edilgen -ing yapısı

Vurgulanan bölüm, like fiilinin nesnesi olan edilgen bir -ing yan cümlesidir. Yapı being + geçmiş zaman ortacı şeklindedir: being attacked. by ile başlayan bölüm eylemi yapanı gösterir; yani hayvanlar konuşana saldırır, tersi değil. Bu yapı like, dislike veya hate fiillerinden sonra genel bir edilgen deneyimi anlatabilir. Burada konuşan kişi, hayvanların saldırısına uğrama olasılığından veya deneyiminden hoşlanmadığını söyler; saldırının şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi being + interrupt fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: I hate ____ while I am speaking.

Cevabı göster

being interrupted

Ah!

1:29

Ah!

Oh, Mr. Cottonsocks, you're hurt.

1:33

Ah, Mr. Cottonsocks, yaralanmışsın.

It is you. Ton ve niyet

1:36

Senmişsin.

Ton ve niyet

It is you: Birinin kimliğini doğrulamak

Bu sahnede It is you. bir kişinin kimliğini doğrular. Konuşanın karşısındaki kişinin, daha önce kimliğini belirlemeye çalıştığı veya şüphelendiği kişi olduğu anlamına gelir; bu yüzden Demek sendin veya Gerçekten sensin anlamı taşıyabilir. Buradaki it bir nesneye gönderme yapmaz. Henüz bilinmeyen kimliği geçici olarak temsil eder, you ise cevabı verir. Tam biçim olan It is, yaygın kısaltma It's ile karşılaştırıldığında daha bilinçli veya dramatik duyulabilir.

Alıştırma

Bu kullanımda It is you. ne anlama gelir?

  1. Bir oyun için seçildin.
  2. Kimliği belirlenen kişi sensin.
  3. Bir nesne sana ait.
Cevabı göster

Kimliği belirlenen kişi sensin.

I knew it. Ton ve niyet

1:37

Biliyordum.

Ton ve niyet

I knew it: bir tahmin doğrulandığında verilen tepki

I knew it ifadesi, yeni bir kanıtın daha önceki bir şüpheyi veya tahmini doğruladığı anda verilen kısa bir tepkidir. Burada yalnızca “Bu bilgiyi geçmişte biliyordum” demek yerine “Tahminim doğru çıktı” veya “Beklediğim gibi oldu” anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi knew, gerçek ortaya çıkmadan önce var olan düşünceye işaret eder. Söyleyişe ve bağlama göre memnuniyet, kızgınlık, endişe veya kabullenme ifade edebilir.

Alıştırma

Arkadaşın anahtarlarını sakladığını itiraf ederek şüpheni doğruladı. Hangi cevap “Tahminim doğru çıktı” anlamını en iyi verir?

  1. I know it.
  2. I knew them.
  3. I knew it.
Cevabı göster

I knew it.

My cat is hurt.

1:38

Kedim yaralandı.

He needs a vet. Kelime

1:39

Bir veterinere ihtiyacı var.

Kelime

needs a vet: hayvan doktoru anlamındaki vet

He needs a vet. cümlesindeki vet, hayvanları tedavi eden doktor anlamındaki veterinarian sözcüğünün yaygın kısaltmasıdır. needs a vet, hayvanın profesyonel muayene veya tedaviye ihtiyacı olduğunu belirtir; birçok bağlamda doğal anlamı “veterinere gitmesi gerekiyor” şeklindedir. Vet, askerî veya kişisel geçmişle ilgili bağlamlarda veteran sözcüğünün kısaltması da olabilir. Burada bir hayvanın bakıma ihtiyaç duyması, anlamın veterinarian olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

“The injured rabbit needs a vet.” cümlesindeki a vet ne anlama gelir?

  1. eski bir silahlı kuvvetler mensubu
  2. bir hayvan doktoru
  3. tren kullanan bir kişi
Cevabı göster

bir hayvan doktoru

Quick, hop on the train. Öbek fiiller

1:40

Çabuk, trene atlayın.

Öbek fiiller

hop on the train: “trene binmek” için samimi bir ifade

Bu cümlede hop on the train, “trene binmek” anlamına gelir. Hop ifadeye canlı, hızlı ve samimi bir hava katar; kişiye gerçekten zıplamasını söylemez. Aktarılabilir kalıp, hop on + binilen ulaşım aracıdır. Örneğin hop on the bus veya hop on a bike denebilir.

Alıştırma

Hop ile başlayan ve “otobüse hızlıca binmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bus is here—let's ____ before it leaves.

Cevabı göster

hop on

All aboard! Kültür

1:42

Herkes binsin!

Kültür

All aboard!: hareketten önce binme çağrısı

All aboard!, bir tren ya da gemi hareket etmeden hemen önce yapılan geleneksel bir çağrıdır. Henüz binmemiş olan bütün yolculara artık binmeleri gerektiğini söyler. Burada aboard, bir trenin, geminin veya başka bir aracın üzerinde ya da içine binmiş olmak anlamına gelir. İfadenin tamamı bir kondüktörün veya mürettebat üyesinin çağrısını taklit eder; genel bir selamlaşma değildir.

Alıştırma

Bir tren hareket etmek üzere ve kondüktör henüz binmemiş bütün yolcuların binmesini istiyor. En uygun çağrı hangisidir?

  1. Next stop, Bristol!
  2. All aboard!
  3. Mind the gap!
Cevabı göster

All aboard!

Express train! Kelime

1:43

Ekspres tren!

Kelime

Express train: daha az duraklı ve hızlı bir tren hizmeti

Express train ifadesinde express, demir yolu hizmetinin türünü belirten bir sıfattır. Genellikle trenin yerel bir hatta göre daha az istasyonda durduğunu belirtir; bu nedenle yolculuk çoğu zaman daha kısa sürer. Burada express, bir düşünceyi ifade etmek anlamına gelmez. Train gibi bir ulaşım sözcüğünden önce daha hızlı veya daha az duraklı bir hizmeti anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü demir yolu terimiyle tamamlayın: To reach the city sooner, take the ____; it stops at fewer stations than the local train.

Cevabı göster

express train

Faster!

1:46

Daha hızlı!

Oh, I hope the train will be here soon, Rita.

1:48

Ah, umarım tren yakında gelir, Rita.

Me too, Madge. Ton ve niyet

1:53

Ben de, Madge.

Ton ve niyet

Me too: aynı olumlu duygu veya deneyimi paylaşmak

Me too, aynı olumlu ifadenin konuşan kişi için de geçerli olduğunu belirten kısa bir yanıttır. Birinin az önce sözünü ettiği duygu, istek, tercih veya deneyimin kendiniz için de aynı olduğunu anlatabilir. Düşüncenin geri kalanı önceki konuşmadan anlaşıldığı için söylenmez. Bu nedenle Me too, tek başına bütünüyle yeni bir bilgi sunmak yerine önceki bilgiye yanıt verir.

Alıştırma

B'nin yanıtını burada öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. A: I'm excited about the school trip. B: ____! I can't wait.

Cevabı göster

Me too

We'll be late for mahjong. Kalıp ifadeler

1:54

Mahjong'a geç kalacağız.

Kalıp ifadeler

be late for + bir etkinlik: geç kalmak

Be late for + bir etkinlik, ders veya randevu, planlanan başlangıç saatinden sonra varmak demektir. Burada mahjong, önceden planlanmış bir mahjong oyununu veya buluşmasını ifade eder. for'dan sonraki isim öbeği gecikmenin nedenini değil, gecikmeden etkilenen etkinliği veya planı belirtir. Aynı kalıp be late for school, be late for work ve be late for a meeting ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be late for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The appointment starts at ten, so we must leave now or we'll ____ it.

Cevabı göster

be late for

Stand back from the platform. Kalıp ifadeler

1:57

Platformdan geride durun.

Kalıp ifadeler

Stand back from + bir yer veya tehlike: güvenli mesafe bırakmak

Stand back from + bir yer veya nesne, birine geri çekilmesini ya da güvenli bir mesafe bırakmasını söyleyen doğrudan bir güvenlik talimatıdır. Back yönü veya mesafeyi belirtirken from uzaklaşılması gereken yer ya da nesneyi tanıtır. Bir istasyonda from the platform ifadesi yakın çevreye göre anlaşılır ve genellikle perona veya peron kenarına fazla yaklaşmama uyarısıdır. Bu talimat ‘hareketsiz durmak’ anlamına gelmez ve back bir kişinin sırtını ifade etmez.

Alıştırma

Güvenlik talimatını bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Please ____ the moving doors.

Cevabı göster

stand back from

Oh, here it is. Kalıp ifadeler

2:00

Ah, işte geldi.

Kalıp ifadeler

Here it is: bir şeyin göründüğünü veya bulunduğunu belirtmek

Here it is, bir şeyi göz önüne sunan bir ifadedir. Bu cümlede it, beklenen treni gösterir; here ise tren görünmeye başladığı anda dinleyenin dikkatini ona çeker. Önemli olan yalnızca yakında bir yerde bulunması değil, beklenen şeyin artık ortaya çıkmış olmasıdır. Bağlamdan hangi tekil şeyin kastedildiği belliyse ve bu şey bulunmuş, gelmiş ya da gösterilmek üzere çıkarılmışsa Here it is kullanılır. Birden fazla şey için Here they are; bir kişi içinse Here she is örneğindeki gibi uygun zamir kullanılır.

Alıştırma

Çantanda belirli bir bileti arıyorsun. Sonunda çıkarıp arkadaşına gösteriyorsun. Bulduğun anı en iyi hangi tepki belirtir?

  1. Here I am!
  2. Here it is!
  3. It is usually here.
Cevabı göster

Here it is!

Sorry, ladies.

2:01

Afedersiniz, hanımlar.