Phrasal verb'ler nasıl akılda tutulur - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
403 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Bir seyahat hikâyesi, her önemli olayı bir phrasal verb ile eşleştirmenin birden fazla anlam taşıyan ifadeleri hatırlamayı nasıl kolaylaştırdığını gösteriyor; ardından aynı yöntemle kendi hikâyenizi nasıl kurabileceğinizi açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. touched down — Phrasal Verbs: Bunun bir uçağın iniş yaptığını söylemenin doğal bir yolu olduğunu anlayacak ve hikâyedeki geçmiş zaman biçiminde olduğu gibi, fiil bölümünün zamana göre değiştiğini fark edeceksiniz. Böylece ifadeyi touch ve down sözcüklerinin düz anlamlarını birleştirerek çözmeye çalışmak yerine tek bir anlam birimi olarak öğrenebilirsiniz. 2. this phrasal verb is separable. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Ayrılabilen bir phrasal verbü tanıyacak ve nesnenin neden fiil ile parçacık arasına yerleşmesi gerekebildiğini anlayacaksınız. Bu sayede took me aback dizilişini doğru kullanabilir, me sözcüğünü yanlışlıkla tüm ifadenin sonuna koymaktan kaçınabilirsiniz. 3. come up with — Phrasal Verbs: Birinin fikir, yanıt, plan, çözüm veya metin düşündüğü, geliştirdiği ya da ürettiği durumlarda bu çok yaygın ifadeyi kullanabilirsiniz. Özellikle seçilen phrasal verblerden bir hikâye oluşturmak gibi somut bir sonuç üretmenin vurgulandığı bağlamlarda yararlıdır.

Bu derste

And the mountain towered over us. Notlar

0:00

Ve dağ üzerimizde yükseliyordu.

Anlatım akışı

Görüntüyle doğrudan açılış: And the mountain towered over us.

Bu açılış, yeri veya konuyu açıklamadan önce dinleyiciye canlı bir görüntü verir. Çarpıcı bir sahneyle başlamak merak uyandırır ve dinleyiciyi hikâyenin içine çeker. Cümlenin başındaki And, konuşma havasındaki bir hikâye anlatımı seçimidir. Hikâye zaten sürüyormuş hissi verebilir; önceki bir cümlenin eksik olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle bir hikâyeyi açtığında ne yapar?

  1. Dinleyiciyi hikâyeye çekmek için önce canlı bir görüntü verir.
  2. Mountain sözcüğünün resmî bir tanımını verir.
  3. Daha önceki bir altyazının eksik olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Dinleyiciyi hikâyeye çekmek için önce canlı bir görüntü verir.

Öbek fiiller

towered over: birinin veya bir şeyin çok üzerinde yükselmek

Burada tower bir fiildir. Tower over, birinden veya bir şeyden çok daha yüksekte durmak ya da yükselmek demektir; bu nedenle dağ, aşağıdaki konuşmacıların bakış açısından devasa görünür. Bu ifade yalnızca dağın yüksek olduğu gerçeğini anlatmaz. Büyük yükseklik farkını vurgular ve hayranlık, küçüklük veya baskı hissi yaratabilir.

Alıştırma

Kayalıkların köyün çok üzerinde yükseldiğini ve köyü küçük gösterdiğini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The cliffs stood beside the tiny village.
  2. The cliffs towered over the tiny village.
  3. The cliffs were tall near the tiny village.
Cevabı göster

The cliffs towered over the tiny village.

Phrasal verbs. Kelime

0:02

Phrasal verb'ler (Deyimsel fiiller).

Kelime

Phrasal verbs: fiil + parçacığın oluşturduğu tek bir ifade

Bir phrasal verb, bir fiili up, down, off veya out gibi kısa bir parçacıkla birleştirir. Bu sözcükler birlikte belirli bir anlama sahip tek bir ifade olarak çalışır. İçinde fiil bulunan her sözcük grubu phrasal verb değildir. Örneğin turn off, “bir cihazın çalışmasını durdurmak” anlamına gelebilir. Bu yüzden sözcükleri ayrı ayrı çevirmek yerine bütün birleşimi öğrenmek gerekir.

Alıştırma

Hangi seçenek bir phrasal verb örneğidir?

  1. the red bag
  2. turn off
  3. very slowly
Cevabı göster

turn off

Today, we're talking about phrasal verbs.

0:08

Bugün phrasal verb'ler hakkında konuşacağız.

They have so many uses,

0:10

O kadar çok kullanımları var ki,

but the problem is that one phrasal verb Anlatım akışı

0:13

ama sorun şu ki tek bir phrasal verb

can have about six different meanings.

0:16

yaklaşık altı farklı anlama gelebilir.

Anlatım akışı

but the problem is that: ana engeli çerçevelemek

But sözcüğü, dinleyicinin dikkatini önceki olumlu noktadan başka bir yöne çevirir. Ardından the problem is that + yan cümle, sonraki bilgiyi ana zorluk olarak gösterir. Bu yapı bir açıklamayı düzenler: önce bir yarardan söz eder, ardından karşıtlık kurar ve sonraki bölümde ele alınabilecek engeli açıkça çerçeveler. Buradaki problem, sorunu belirler; mutlaka kişisel bir yakınma anlamına gelmez.

Alıştırma

Önce karşıtlık kuran, ardından ana engeli tanıtan dersteki beş sözcüklük kalıbı tamamlayın: The app is easy to use, ____ it needs an internet connection.

Cevabı göster

but the problem is that

How do you remember all of that?

0:19

Tüm bunları nasıl aklınızda tutarsınız?

I've got a technique that will help you. Kalıp ifadeler

0:22

Size yardımcı olacak bir tekniğim var.

Kalıp ifadeler

I've got a technique: yararlı bir yöntem sunmak

Bu cümlede I've got a technique, “bir yöntemim var” demektir. Have got burada şu anda sahip olmayı anlatır; konuşanın tekniği az önce edindiğini söylemez. Konuşan kişi önce bir tekniği olduğunu belirterek dinleyeni sonraki açıklamaya hazırlar. I've got a ... kalıbı bir fikir, araç, plan veya başka bir yararlı kaynağı tanıtmak için kullanılabilir.

Alıştırma

I've got a technique that may help cümlesinde I've got ne anlama gelir?

  1. Şu anda bir tekniğim var.
  2. Az önce bir teknik edindim.
  3. Birinin bana bir teknik vermesine ihtiyacım var.
Cevabı göster

Şu anda bir tekniğim var.

Tell a story using the phrasal verbs.

0:25

Phrasal verb'leri kullanarak bir hikaye anlatın.

One phrasal verb for each key event. Dilbilgisi

0:27

Her kilit olay için bir phrasal verb.

Dilbilgisi

One phrasal verb for each key event: bire bir eşleştirme

One X for each Y, her bir Y ile bir X'in eşleştirildiği anlamına gelir. Burada her önemli olayın kendine ait bir öbek fiili vardır; for each genel bir amacı değil, tekrarlanan bire bir ilişkiyi gösterir. Örnek, fiili açıkça belirtilmeyen kısa bir yönerge ifadesidir. Tam biçimi There is one phrasal verb for each key event olabilir. Bu kısa biçim listelerde, planlarda ve sözlü açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

One map for each team ne anlama gelir?

  1. Yalnızca bir takım harita alır.
  2. Her takıma bir harita verilir.
  3. Tüm takımlar bir haritayı paylaşır.
Cevabı göster

Her takıma bir harita verilir.

We're going to listen to a story

0:31

Şimdi bir hikaye dinleyeceğiz

that has four phrasal verbs.

0:33

ve içinde dört tane phrasal verb var.

As you listen, see if you can hear them. Ton ve niyet

0:35

Dinlerken, onları duyup duyamadığınıza bir bakın.

Ton ve niyet

As you listen, see if you can hear them: yönlendirmeli bir dinleme görevi

As you listen, “dinlerken” anlamına gelir; yani dinleme ve görevi yapma aynı anda gerçekleşir. See if you can hear them, “onları duyup duyamadığını anlamaya çalış” demektir. Buradaki see if, gözlerle bakmak değil, sonucu kontrol etmektir. Cümlenin tamamı, sert bir emir vermek yerine nazikçe bir dinleme görevi verir. Them, daha önce sözü edilen dört phrasal verb'ü gösterir. Genel olarak bu kalıp kullanıldığında, aranacak hedef bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Öğretmenin talimatını dersteki yönlendirme ifadesiyle tamamla: As you watch, ____ spot the hidden star.

Cevabı göster

see if you can

Let's go. Ton ve niyet

0:38

Hadi başlayalım.

Ton ve niyet

Let's go: etkinliği başlatma işareti

Burada Let's go, “Başlayalım” anlamına gelir. Konuşan kişi hazırlığı bitirmiştir ve bu kısa ifadeyle herkesi bir sonraki etkinliğe geçirir; kimsenin yer değiştirmesi gerekmez. Aynı sözler bir ayrılma bağlamında “Hadi gidelim” anlamına da gelebilir. Konuşanın bir etkinliği mi başlattığını yoksa bir yere mi gittiğini anlamak için sonrasında ne olduğuna bak.

Alıştırma

Bir antrenör ısınma hareketlerini açıkladıktan sonra “Let's go!” diyor. Antrenör ne yapıyor?

  1. Herkesten başka bir yere gitmesini istiyor.
  2. Isınmayı başlatıyor.
  3. Daha önce gerçekleşmiş bir yolculuktan söz ediyor.
Cevabı göster

Isınmayı başlatıyor.

The plane touched down at midday. Öbek fiiller

0:39

Uçak öğle vakti iniş yaptı.

Öbek fiiller

touched down: bir hava aracı yere indi

Touched down öbek fiili, bir hava veya uzay aracının yere indiği anlamına gelir. Burada touched geçmiş zamandadır; dolayısıyla cümle, uçağın öğle vakti indiğini söyler. Bu anlamda touch down ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. İniş olayının tamamını anlatır; uçağın yere özellikle yumuşak biçimde dokunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “yere indi” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The rescue helicopter ____ safely in the field.

Cevabı göster

touched down

As soon as we left the plane, Dilbilgisi

0:41

Uçaktan ayrılır ayrılmaz,

the heat hit us. Deyimler

0:42

sıcaklık yüzümüze vurdu.

Dilbilgisi

As soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olayın olması

As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır. A olayı gerçekleştiğinde B olayının hemen ya da neredeyse hemen gerçekleştiğini anlatır: As soon as + A olayı, B olayı. Bu cümlede uçaktan inmek A olayı, sıcağı hissetmek ise B olayıdır. As soon as ifadesini bir bütün olarak kullanın; bu bir zaman bağlacıdır, as ... as karşılaştırma yapısı değildir.

Alıştırma

Zil çaldıktan hemen sonra herkesin sessizleştiğini anlatan üç sözcüklü zaman bağlacıyla cümleyi tamamlayın: ____ the bell rang, everyone became quiet.

Cevabı göster

As soon as

Deyimler

the heat hit us: Ani ve güçlü bir his için mecazi hit

the heat hit us ifadesinde hit mecazidir. Sıcak, onlara bir anda çarpıyormuş gibi anlatılır; bu nedenle ifade, sıcağı ansızın ve çok güçlü biçimde hissettikleri anlamına gelir. Kimse onlara gerçekten vurmaz. something + hit + someone yapısı, bir deneyimi yavaş bir değişim yerine ani ve güçlü bir etki olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede hit fiziksel bir vuruşu değil, ansızın gelen güçlü bir hissi anlatır?

  1. Ben hit the ball with a bat.
  2. The falling branch hit the roof.
  3. The cold air hit me when I opened the door.
Cevabı göster

The cold air hit me when I opened the door.

We pushed through the airport Öbek fiiller

0:44

Havaalanında kalabalığı yararak ilerledik

and we were sweating and exhausted.

0:46

ve ter içinde kalmış, tükenmiştik.

Öbek fiiller

pushed through: Zor bir alandan çaba göstererek geçmek

Burada pushed through, kalabalık veya geçilmesi zor bir alandan çaba göstererek geçmek anlamına gelir. Havaalanı hareket etmeyi zorlaştıran bir ortam olarak sunulur; bu yüzden pushed, yalnızca went through denildiğinde görülmeyecek bir zorluk anlamı ekler. Belirli bir kişiyi veya nesneyi gerçekten itmek gerekmez. Yeniden kullanılabilen push through + kalabalık, yer veya engel yapısı, dirence rağmen bir taraftan diğer tarafa ilerlemeye odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve kalabalığa rağmen ilerlemek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The station was packed, so we had to ____ the crowd to reach our platform.

Cevabı göster

push through

And then my friend wandered off Öbek fiiller

0:49

Ve sonra arkadaşım ortadan kayboldu

and I looked everywhere for him. Kalıp ifadeler

0:51

ve onu her yerde aradım.

Öbek fiiller

wandered off: belirli bir plan olmadan uzaklaşmak

Burada wandered off, başlangıçtaki yerden veya gruptan belirli bir hedef olmadan gelişigüzel uzaklaşmak demektir. Wander sabit bir yön olmadan hareket etme hissi verirken off, kişinin kalması beklenen yerden ayrılmasını belirtir. Bu ifade yalnızca arkadaşın ayrıldığını söylemez. Açıkça haber vermeden veya plan yapmadan uzaklaştığını da ima eder; bu yüzden konuşan kişi onu aramak zorunda kalmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle çocuğun belirli bir plan olmadan gelişigüzel uzaklaştığını en iyi gösterir?

  1. The child wandered off while the adults were talking.
  2. The child set off while the adults were talking.
  3. The child left while the adults were talking.
Cevabı göster

The child wandered off while the adults were talking.

but I couldn't find him.

0:54

ama onu bulamadım.

Kalıp ifadeler

looked everywhere for: mümkün olan her yerde aramak

Looked everywhere for, look everywhere for + kişi veya nesne yapısının geçmiş zaman biçimidir. Temel ifade olan look for, bulmaya çalışmak demektir; for aranan hedefi belirtirken everywhere aramayı mümkün olan tüm yerlere genişletir. Burada look yalnızca gözleri bir şeye çevirmek anlamına gelmez. Konuşan kişi birçok yerde etkin biçimde arama yapmıştır ve him, aranan kişidir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: We ____ the missing library book, but we could not find it.

Cevabı göster

looked everywhere for

I decided to get some fresh air. Kalıp ifadeler

0:55

Biraz temiz hava almaya karar verdim.

Kalıp ifadeler

get some fresh air: kısa süreliğine dışarı çıkıp hava almak

Get some fresh air, dışarı çıkıp ya da havası daha temiz bir yere gidip temiz hava solumak demektir. Bu ifadede get, “satın almak” veya “teslim almak” değil, “bir şeyden yararlanma fırsatı bulmak” anlamındadır. İfade çoğu zaman havasız, kalabalık ya da stresli bir yerden kısa süreliğine uzaklaşmayı da anlatır. Bu nedenle zihni dinlendirme veya daha iyi hissetme anlamı taşıyabilir.

Alıştırma

Daha temiz hava solumak için dışarı çıkmayı anlatan günlük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The room feels stuffy, so I'm going outside to ____.

Cevabı göster

get some fresh air

What happened next? took me aback. Anlatım akışı

0:58

Sonra ne mi oldu? Beni çok şaşırttı.

Anlatım akışı

What happened next?: hikâyede geçiş sorusu

Bir hikâyede What happened next? dikkati az önce anlatılan olaydan sonraki olaya yöneltir. Böylece olayların zaman sırasına göre ilerlemesine yardımcı olur. Hikâyeyi anlatan kişi bu soruyu sorup ardından kendisi cevaplayabilir. Bu kullanımda soru, kısa bir merak duygusu oluşturan bir geçiştir; dinleyiciden eksik bilgiyi vermesini istemek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir anlatıcı “What happened next?” diye soruyor ve hemen hikâyeye devam ediyor. Bu soru hangi işlevi görüyor?

  1. Hikâyeyi bitirir ve daha fazla bilgi vermeyi reddeder.
  2. Hikâyeyi başlangıçtaki arka plana döndürür.
  3. Sonraki olayı tanıtır ve merak oluşturur.
Cevabı göster

Sonraki olayı tanıtır ve merak oluşturur.

Right in front of the airport, Kalıp ifadeler

1:01

Havaalanının tam önünde,

there was a huge mountain Dilbilgisi

1:02

devasa bir dağ vardı

Kalıp ifadeler

right in front of: tam önünde, sağında değil

Right in front of, “bir şeyin tam önünde” demektir. Bu ifadede right, konumu güçlendiren bir zarftır; yerin kesin ve doğrudan önde olduğunu vurgular. Buradaki right, “sağ tarafında” anlamına gelmez. İfade ön–arka ilişkisini anlatır; konuşanın bakış açısından dağ havaalanının tam önündeydi.

Alıştırma

Hangi cümle otobüsün okulun sağında değil, tam önünde durduğunu söylüyor?

  1. The bus stopped to the right of the school.
  2. The bus stopped right in front of the school.
  3. The bus stopped behind the school.
Cevabı göster

The bus stopped right in front of the school.

and it towered over us.

1:05

ve üzerimizde yükseliyordu.

Dilbilgisi

there was a huge mountain: yeni bir şeyi tanıtmak

There was + tekil bir isim grubu, geçmişte geçen bir sahneye bir kişiyi veya nesneyi yeni bilgi olarak getirir. Burada there was a huge mountain önce dağı hikâyeye sokar; ardından it bu dağa gönderme yapabilir. Bu there, varlık bildiren yapının giriş öğesidir; belirli bir yeri gösteren bir kelime değildir. Yer bilgisi önceki Right in front of the airport ifadesinden gelir.

Alıştırma

Geçmişte geçen bir hikâyede bir tilkiyi ilk kez en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?

  1. There were a fox beside the tree.
  2. The fox was there beside the tree.
  3. There was a fox beside the tree.
Cevabı göster

There was a fox beside the tree.

And there was my friend stood just gazing. Dilbilgisi

1:07

Ve arkadaşım da orada durmuş sadece bakakalıyordu.

Dilbilgisi

there was my friend stood just gazing: sözlü anlatıda birden keşfetme sahnesi

there was my friend, arkadaşı sahnede birden görünür hâle getirir ve “onu işte orada buldum” anlamını verir. Burada stood just gazing, arkadaşın görüldüğü andaki durumunu anlatır: ayakta hareketsiz duruyor ve dikkatle bakıyordur. stood daha sonra gerçekleşen ayrı bir olay değildir. there was + kişi + geçmiş ortaç biçiminde betimleme kalıbı, there was my friend stood... örneğindeki gibi, resmî olmayan ve bölgesel özellik taşıyan Britanya anlatılarında görülür. Daha yaygın standart İngilizcede There was my friend, just standing and gazing ya da I found my friend standing there, just gazing kullanılır.

Alıştırma

Bu hikâyede “there was my friend stood just gazing” neyi gösteriyor?

  1. Arkadaş birden sahnede görünür; o sırada zaten ayakta durup bakıyordur.
  2. Arkadaş önce ayağa kalkar, sonra yeni bir ana eyleme başlar.
  3. Arkadaş bir yerden geçerken anlatıcı onu izler.
Cevabı göster

Arkadaş birden sahnede görünür; o sırada zaten ayakta durup bakıyordur.

So, did you hear the phrasal verbs?

1:11

Peki, phrasal verb'leri duydunuz mu?

Let's go through them one by one. Notlar

1:13

Hadi onların üzerinden tek tek geçelim.

Öbek fiiller

go through: maddeleri sırayla incelemek veya açıklamak

Bu cümlede go through, bir grup şeyi düzenli bir biçimde incelemek, açıklamak veya tekrar etmek anlamına gelir. them daha önce sözü edilen maddeleri gösterir; one by one ise bunların adım adım ve tek tek ele alınacağını açıklar. Buradaki go through, bir yerin içinden geçme anlamında değil, bilgileri ele alma anlamındadır. Derslerde, toplantılarda ve planlama sırasında listeler, kurallar, adımlar, sorular ve belgelerle sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede go through, her maddeyi sırayla incelemek anlamında kullanılmıştır?

  1. Let's go through the park on our way home.
  2. Let's go through the tunnel one car at a time.
  3. Let's go through the checklist one item at a time.
Cevabı göster

Let's go through the checklist one item at a time.

Kalıp ifadeler

one by one: tek tek ve sırayla

One by one ifadesini “ayrı ayrı ve belirli bir sırayla” anlamına gelen bir bütün olarak düşünün. Bu cümlede konuşan kişinin bütün maddeleri aynı anda değil, sırayla tek tek ele alacağını gösterir. İnsanlar ya da nesneler birbiri ardına ele alındığında, kontrol edildiğinde, çağrıldığında veya taşındığında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “ayrı ayrı ve sırayla” anlamına gelen üç kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: The teacher checked the cards ____.

Cevabı göster

one by one

First, the plane touched down.

1:16

İlk olarak, uçak iniş yaptı.

It landed.

1:18

Yere indi.

Notice that the verb is in the past simple. Kelime

1:20

Fiilin geçmiş zamanda (past simple) olduğuna dikkat edin.

It changes its form.

1:22

Formunu değiştiriyor.

Kelime

the past simple: anlamı ve fiil biçimindeki değişiklikler

The past simple, burada geçmişte gerçekleşip tamamlanmış bir eylem veya olay için kullanılan zamandır. Past simple, Britanya İngilizcesinde yaygın bir terimdir; simple past aynı zamanın başka bir adıdır. Bir phrasal verb yapısında fiil bölümü zamana göre değişmeye devam ederken parçacık aynı kalır. Örneğin touch down, past simple zamanda touched down olur.

Alıştırma

Cümleyi touch down ifadesinin past simple biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the plane ____ safely.

Cevabı göster

touched down

What happened next?

1:24

Sonra ne oldu?

We went into the airport.

1:25

Havaalanının içine girdik.

Was it crowded or was it empty?

1:27

Kalabalık mıydı yoksa boş muydu?

It was crowded.

1:30

Kalabalıktı.

So, we couldn't walk through the airport like this.

1:31

Yani, havaalanından öylece yürüyüp geçemezdik.

No, no, no.

1:36

Hayır, hayır, hayır.

We had to push through the airport. Dilbilgisi

1:37

Havaalanından kalabalığı yararak geçmek zorundaydık.

Dilbilgisi

had to: geçmişteki gereklilik

Had to, have to'nun geçmiş zaman biçimidir. Geçmişteki bir durumun, kuralın veya gerçek bir ihtiyacın bir eylemi gerekli kıldığını, yani eylemin tamamen özgür bir seçim olmadığını anlatır. Buradaki had, tek başına sahiplik bildiren fiil değildir. Yapı had to + fiilin yalın hâlidir. Özne kim olursa olsun had to değişmez; push, push through öbek fiilinin parçası olsa da yalın hâlde kalır.

Alıştırma

have to'nun geçmiş zaman biçimini kullanın: Because the road was closed, we ____ take another route.

Cevabı göster

had to

And then, did my friend stay with me

1:41

Ve sonra, arkadaşım benimle mi kaldı

or did he leave?

1:45

yoksa gitti mi?

He left.

1:46

Gitti.

He wandered off.

1:47

Ortadan kayboldu.

We often use this phrasal verb

1:49

Biz genellikle bu phrasal verb'ü

in the context of parents and children. Kalıp ifadeler

1:51

ebeveynler ve çocuklar bağlamında kullanırız.

Kalıp ifadeler

in the context of: konuyu çerçeveleme

In the context of + isim veya isim grubu, “bu konu, durum ya da arka plan dikkate alındığında” anlamına gelir. Bir ifadenin hangi çerçevede anlaşılması gerektiğini gösterir. Burada parents and children, öbeksi fiilin sık kullanıldığı ilişki veya durum türünü belirtir. Context fiziksel bir yer değildir ve ifade tek başına “yalnızca bu durumda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuyu çerçevelemek için dersteki ifadeyi kullanın: ____ online safety, this rule is important.

Cevabı göster

In the context of

The child is supposed to stay with their parent, Dilbilgisi

1:54

Çocuğun ebeveyniyle kalması gerekir,

Dilbilgisi

is supposed to: bir kural veya beklentiye göre olması gereken şey

Bu cümlede is supposed to, bir kuralın veya normal beklentinin çocuğun ebeveyniyle kalmasını öngördüğü anlamına gelir. Çocuğun muhtemelen nerede olduğuna dair bir tahmini değil, ne olması gerektiğini anlatır. Yapı be supposed to + fiilin yalın hâlidir. be, özneye ve zamana göre değişir: is supposed to stay, are supposed to wait, was supposed to call. Beklenen eylem gerçekte gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de.

Alıştırma

Bir rehber, müze kuralına göre ziyaretçilerden ne yapmalarının beklendiğini açıklıyor. Bu beklentiyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Visitors want to leave their large bags at the desk.
  2. Visitors might leave their large bags at the desk.
  3. Visitors are supposed to leave their large bags at the desk.
Cevabı göster

Visitors are supposed to leave their large bags at the desk.

but they decide

1:57

ama onlar karar verirler

"No, no. I want to go and do something different."

1:59

"Hayır, hayır. Gidip başka bir şey yapmak istiyorum."

What happened after that?

2:02

Bundan sonra ne oldu?

Something surprised me.

2:04

Bir şey beni şaşırttı.

Something shocked me.

2:06

Bir şey beni şoke etti.

It took me aback. Öbek fiiller

2:07

Beni çok şaşırttı.

Öbek fiiller

took me aback: beni aniden şaşırttı

Took me aback, take someone aback ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyin birini aniden şaşırttığını ve onu kısa bir süre hazırlıksız bıraktığını anlatır. Buradaki me, şaşıran kişidir. Take someone aback ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. Kişi take ile aback arasına gelir: took me aback, took her aback, took everyone aback. Buradaki aback fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Beklenmedik bir sorunun konuşanı aniden şaşırttığını hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. The unexpected question took aback me.
  2. The unexpected question took me aback.
  3. The unexpected question took me back.
Cevabı göster

The unexpected question took me aback.

But, hm, hang on. Ton ve niyet

2:09

Ama, hm, biraz bekleyin.

Ton ve niyet

hang on: yeni bir gözlem veya düzeltmeden önce duraklamak

Bu cümlede hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi bir şeyi yeni fark ettiği için kendi düşünce akışını keser ve bir nokta eklemeye ya da düzeltmeye hazırlanır. Burada hang on bir söylem belirleyicisidir; bir şeye gerçekten tutunma talimatı değildir. But, hang on ifadesinden sonra bir itiraz, yeni bir gözlem veya düzeltme gelmesi beklenir.

Alıştırma

“But hang on—I think we have missed something,” cümlesinde hang on ne işe yarar?

  1. Konuşmanın bittiğini duyurur.
  2. Birine bir nesneyi sıkıca tutmasını söyler.
  3. Yeni bir düşünce veya düzeltmeden önce konuşmayı duraklatır.
Cevabı göster

Yeni bir düşünce veya düzeltmeden önce konuşmayı duraklatır.

This phrasal verb has a different structure Kelime

2:10

Bu phrasal verb'ün diğerlerinden

to the others.

2:13

farklı bir yapısı var.

Kelime

different structure to the others: Britanya İngilizcesine özgü bir karşılaştırma kalıbı

a different structure to the others ifadesinde different, bu öbeksi fiilin yapısını grubun geri kalanındaki öbeksi fiillerin yapılarıyla karşılaştırır. to the others sözleri karşılaştırılan tarafı gösterir; buradaki to hareket veya yön bildirmez. Different to Britanya İngilizcesinde yaygındır. Buradaki the others, konuşulan diğer öbeksi fiilleri ifade eder. Aynı karşılaştırma daha fazla İngilizce türünde a different structure from the others şeklinde anlatılabilir.

Alıştırma

Farklı İngilizce konuşulan bölgelerdeki okurlar için en güvenli cümle hangisidir?

  1. The new design is different than the old one.
  2. The new design is different from the old one.
  3. The new design is different to the old one.
Cevabı göster

The new design is different from the old one.

What do you notice about the object?

2:14

Nesne (object) hakkında ne fark ettiniz?

It's between the verb and the preposition.

2:18

Fiil ile edatın (preposition) arasında yer alıyor.

Because this phrasal verb is separable. Dilbilgisi

2:20

Çünkü bu phrasal verb ayrılabilir.

Dilbilgisi

this phrasal verb is separable: nesnenin yeri

Bu açıklamadaki nesne, took me aback içindeki me sözcüğüdür. Me, took ile aback arasında bulunur. this phrasal verb is separable ifadesi, nesnenin fiil ile parçacığı birbirinden ayırabildiği anlamına gelir. Burada aback için edat yerine parçacık veya zarf işlevli öge demek daha doğrudur. Ayrılabilen geçişli öbek fiillerde isimden oluşan nesne çoğu zaman araya veya parçacıktan sonraya gelebilir; ancak kısa bir zamir nesnesi normalde araya gelmelidir: turn it off denir, turn off it denmez. Ayrılabilirlik her öbek fiilin kendi özelliğidir; bu nedenle bütün öbek fiillerin bu sırayı izlediğini düşünmeyin.

Alıştırma

Cümleyi take ... aback ifadesinin geçmiş biçimi ve me zamiriyle tamamlayın: The sudden question ____.

Cevabı göster

took me aback

Finally, the mountain.

2:24

Son olarak, dağ.

It towered over us.

2:25

Üzerimizde yükseliyordu.

It was huge.

2:28

Çok büyüktü.

It made us feel small. Dilbilgisi

2:29

Bize kendimizi küçük hissettirdi.

Dilbilgisi

made us feel small: make + nesne + feel + sıfat

make + nesne + feel + sıfat yapısı, bir şeyin kişide belirli bir duygu oluşturduğu anlamına gelir. made us feel small ifadesinde made, make fiilinin geçmiş biçimidir; us etkilenen kişileri belirtir, feel önünde to olmadan yalın biçimde kalır ve small ortaya çıkan duyguyu anlatır. Buradaki small psikolojik bir karşılaştırmadır: devasa şey, konuşanların kendilerini çok küçük veya önemsiz hissetmesine neden olmuştur. Vücutları gerçekten küçülmemiştir.

Alıştırma

Cümleyi make + us + feel yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: The quiet room ____ calm.

Cevabı göster

made us feel

So, the mountain towered over us.

2:32

Yani, dağ üzerimizde yükseliyordu.

Over to you. Ton ve niyet

2:34

Şimdi sıra sizde.

Ton ve niyet

Over to you: sırayı karşı tarafa vermek

Kalıplaşmış Over to you ifadesi konuşma sırasını, sorumluluğu veya sonraki eylemi dinleyiciye verir. Burada konuşan kişi açıklamasını bitirmiş ve izleyiciyi görevi yapmaya davet etmiştir. “Benim bölümüm bitti; şimdi sıra sende” anlamında bir geçiş ifadesidir. Bu ifadede over, birinin başka birinin üstünde bulunduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen standart sıra verme ifadesiyle tamamlayın: I've finished my update. ____, Lena.

Cevabı göster

Over to you

Choose four phrasal verbs that you want to learn.

2:35

Öğrenmek istediğiniz dört phrasal verb seçin.

And take one.

2:38

Ve bir tanesini alın.

Write your opening line. Anlatım akışı

2:40

Açılış cümlenizi yazın.

Anlatım akışı

opening line: bir eseri başlatan cümle

Opening line; bir hikâyenin, makalenin, konuşmanın, senaryonun veya başka bir eserin ilk cümlesi ya da ilk sözüdür. Bilgi akışını başlatır ve ortamı, anlatım sesini, konuyu veya dinleyicinin devamını merak etmesini sağlayan bir soruyu ortaya koyabilir. Write your opening line cümlesinde opening sözcüğü line sözcüğünü niteler. Burada line bir cümle veya replik anlamındadır; yönerge, sonraki bölümleri eklemeden önce başlangıcı oluşturmanızı ister.

Alıştırma

Hangi ifade bir opening line işlevini doğru açıklar?

  1. Bir opening line, eserin üzerinde basılı olan başlıktır.
  2. Bir opening line, eseri bitiren son cümledir.
  3. Bir opening line, eseri başlatan ilk cümle veya sözdür.
Cevabı göster

Bir opening line, eseri başlatan ilk cümle veya sözdür.

Make it exciting.

2:41

Heyecan verici olmasını sağlayın.

And then, everything else follows. Deyimler

2:42

Ve sonra, gerisi kendiliğinden gelecektir.

Deyimler

“everything else follows”: geri kalanı ilk adımdan gelişir

Burada everything else follows, önemli ilk adım yerli yerine oturduğunda kalan bölümlerin mantıklı bir sırayla doğal olarak gelişmesi demektir. Follows, “sonra gelir” veya “o adımdan doğar” anlamındadır; “birinin arkasından yürür” anlamında değildir. Bu ifade, başlangıç noktası açık olduğunda sonraki seçimlerin kolaylaşacağını anlatır. Sürecin akıcı ilerleyeceğini söyler, ancak geri kalan her şeyin çaba göstermeden olacağını garanti etmez.

Alıştırma

“Choose the main idea first, and everything else follows” ne anlama gelir?

  1. Ana fikir seçildikten sonra kalan bölümler ondan yola çıkarak gelişebilir.
  2. Herkes ana fikri bulan kişinin arkasından fiziksel olarak yürümelidir.
  3. Ana fikir seçildikten sonra kalan bölümler kaybolur.
Cevabı göster

Ana fikir seçildikten sonra kalan bölümler ondan yola çıkarak gelişebilir.

One phrasal verb for each key event.

2:45

Her kilit olay için bir phrasal verb.

And please, please share

2:49

Ve lütfen, lütfen paylaşın

what you come up with in the comments. Öbek fiiller

2:51

yorumlarda neler bulduğunuzu.

Öbek fiiller

“come up with”: bir fikir veya sonuç üretmek

Come up with, düşünüp bir fikir, plan, cevap, isim veya başka bir sonuç üretmek demektir. Örnekte what you come up with, izleyicilerin oluşturup sonra paylaştığı şeyi anlatır. Yaygın kalıp come up with + bir şey şeklindedir. İfadedeki with korunur. Buradaki anlam bir fikir veya sonuç üretmekle ilgilidir; yukarı doğru hareket etmekle ilgili değildir.

Alıştırma

“Bir çözüm üretmek” anlamını vermek için vurgulanan ifadeyi kullanın: We need to ____ a solution before Friday.

Cevabı göster

come up with

We really want to see.

2:53

Gerçekten görmek istiyoruz.

Happy storytelling. Kalıp ifadeler

2:55

İyi hikaye anlatımları.

Kalıp ifadeler

Happy storytelling: samimi bir kapanış dileği

Happy storytelling, “Umarım hikâye anlatmaktan keyif alırsın” anlamına gelen kısa ve samimi bir dilektir. Buradaki Happy, storytelling etkinliğinin kendisini mutlu olarak tanımlamaz; konuşan kişinin dinleyicinin bu etkinlik sırasında keyif almasını istediğini gösterir. Happy + etkinlik adı kalıbı, Happy reading veya Happy writing örneklerinde olduğu gibi rahat bir kapanış sözü olarak tek başına kullanılabilir. Buradaki -ing biçimi etkinliğin adı olarak görev yapar.

Alıştırma

Happy + etkinlik kalıbını kullanarak İngilizce dileği tamamlayın. Arkadaşınız yeni bir kitap açıyor: “____!”

Cevabı göster

Happy reading