Phrasal verb'ler nasıl akılda tutulur - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bir seyahat hikâyesi, her önemli olayı bir phrasal verb ile eşleştirmenin birden fazla anlam taşıyan ifadeleri hatırlamayı nasıl kolaylaştırdığını gösteriyor; ardından aynı yöntemle kendi hikâyenizi nasıl kurabileceğinizi açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. touched down — Phrasal Verbs: Bunun bir uçağın iniş yaptığını söylemenin doğal bir yolu olduğunu anlayacak ve hikâyedeki geçmiş zaman biçiminde olduğu gibi, fiil bölümünün zamana göre değiştiğini fark edeceksiniz. Böylece ifadeyi touch ve down sözcüklerinin düz anlamlarını birleştirerek çözmeye çalışmak yerine tek bir anlam birimi olarak öğrenebilirsiniz. 2. this phrasal verb is separable. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Ayrılabilen bir phrasal verbü tanıyacak ve nesnenin neden fiil ile parçacık arasına yerleşmesi gerekebildiğini anlayacaksınız. Bu sayede took me aback dizilişini doğru kullanabilir, me sözcüğünü yanlışlıkla tüm ifadenin sonuna koymaktan kaçınabilirsiniz. 3. come up with — Phrasal Verbs: Birinin fikir, yanıt, plan, çözüm veya metin düşündüğü, geliştirdiği ya da ürettiği durumlarda bu çok yaygın ifadeyi kullanabilirsiniz. Özellikle seçilen phrasal verblerden bir hikâye oluşturmak gibi somut bir sonuç üretmenin vurgulandığı bağlamlarda yararlıdır.
Bu derste
Görüntüyle doğrudan açılış: And the mountain towered over us.
Bu açılış, yeri veya konuyu açıklamadan önce dinleyiciye canlı bir görüntü verir. Çarpıcı bir sahneyle başlamak merak uyandırır ve dinleyiciyi hikâyenin içine çeker. Cümlenin başındaki And, konuşma havasındaki bir hikâye anlatımı seçimidir. Hikâye zaten sürüyormuş hissi verebilir; önceki bir cümlenin eksik olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümle bir hikâyeyi açtığında ne yapar?
- Dinleyiciyi hikâyeye çekmek için önce canlı bir görüntü verir.
- Mountain sözcüğünün resmî bir tanımını verir.
- Daha önceki bir altyazının eksik olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Dinleyiciyi hikâyeye çekmek için önce canlı bir görüntü verir.
towered over: birinin veya bir şeyin çok üzerinde yükselmek
Burada tower bir fiildir. Tower over, birinden veya bir şeyden çok daha yüksekte durmak ya da yükselmek demektir; bu nedenle dağ, aşağıdaki konuşmacıların bakış açısından devasa görünür. Bu ifade yalnızca dağın yüksek olduğu gerçeğini anlatmaz. Büyük yükseklik farkını vurgular ve hayranlık, küçüklük veya baskı hissi yaratabilir.
Alıştırma
Kayalıkların köyün çok üzerinde yükseldiğini ve köyü küçük gösterdiğini en iyi hangi cümle anlatır?
- The cliffs stood beside the tiny village.
- The cliffs towered over the tiny village.
- The cliffs were tall near the tiny village.
Cevabı göster
The cliffs towered over the tiny village.
Phrasal verbs: fiil + parçacığın oluşturduğu tek bir ifade
Bir phrasal verb, bir fiili up, down, off veya out gibi kısa bir parçacıkla birleştirir. Bu sözcükler birlikte belirli bir anlama sahip tek bir ifade olarak çalışır. İçinde fiil bulunan her sözcük grubu phrasal verb değildir. Örneğin turn off, “bir cihazın çalışmasını durdurmak” anlamına gelebilir. Bu yüzden sözcükleri ayrı ayrı çevirmek yerine bütün birleşimi öğrenmek gerekir.
Alıştırma
Hangi seçenek bir phrasal verb örneğidir?
- the red bag
- turn off
- very slowly
Cevabı göster
turn off
but the problem is that: ana engeli çerçevelemek
But sözcüğü, dinleyicinin dikkatini önceki olumlu noktadan başka bir yöne çevirir. Ardından the problem is that + yan cümle, sonraki bilgiyi ana zorluk olarak gösterir. Bu yapı bir açıklamayı düzenler: önce bir yarardan söz eder, ardından karşıtlık kurar ve sonraki bölümde ele alınabilecek engeli açıkça çerçeveler. Buradaki problem, sorunu belirler; mutlaka kişisel bir yakınma anlamına gelmez.
Alıştırma
Önce karşıtlık kuran, ardından ana engeli tanıtan dersteki beş sözcüklük kalıbı tamamlayın: The app is easy to use, ____ it needs an internet connection.
Cevabı göster
but the problem is that
I've got a technique: yararlı bir yöntem sunmak
Bu cümlede I've got a technique, “bir yöntemim var” demektir. Have got burada şu anda sahip olmayı anlatır; konuşanın tekniği az önce edindiğini söylemez. Konuşan kişi önce bir tekniği olduğunu belirterek dinleyeni sonraki açıklamaya hazırlar. I've got a ... kalıbı bir fikir, araç, plan veya başka bir yararlı kaynağı tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
I've got a technique that may help cümlesinde I've got ne anlama gelir?
- Şu anda bir tekniğim var.
- Az önce bir teknik edindim.
- Birinin bana bir teknik vermesine ihtiyacım var.
Cevabı göster
Şu anda bir tekniğim var.
One phrasal verb for each key event: bire bir eşleştirme
One X for each Y, her bir Y ile bir X'in eşleştirildiği anlamına gelir. Burada her önemli olayın kendine ait bir öbek fiili vardır; for each genel bir amacı değil, tekrarlanan bire bir ilişkiyi gösterir. Örnek, fiili açıkça belirtilmeyen kısa bir yönerge ifadesidir. Tam biçimi There is one phrasal verb for each key event olabilir. Bu kısa biçim listelerde, planlarda ve sözlü açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
One map for each team ne anlama gelir?
- Yalnızca bir takım harita alır.
- Her takıma bir harita verilir.
- Tüm takımlar bir haritayı paylaşır.
Cevabı göster
Her takıma bir harita verilir.
As you listen, see if you can hear them. Ton ve niyet
0:35Dinlerken, onları duyup duyamadığınıza bir bakın.
As you listen, see if you can hear them: yönlendirmeli bir dinleme görevi
As you listen, “dinlerken” anlamına gelir; yani dinleme ve görevi yapma aynı anda gerçekleşir. See if you can hear them, “onları duyup duyamadığını anlamaya çalış” demektir. Buradaki see if, gözlerle bakmak değil, sonucu kontrol etmektir. Cümlenin tamamı, sert bir emir vermek yerine nazikçe bir dinleme görevi verir. Them, daha önce sözü edilen dört phrasal verb'ü gösterir. Genel olarak bu kalıp kullanıldığında, aranacak hedef bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Öğretmenin talimatını dersteki yönlendirme ifadesiyle tamamla: As you watch, ____ spot the hidden star.
Cevabı göster
see if you can
Let's go: etkinliği başlatma işareti
Burada Let's go, “Başlayalım” anlamına gelir. Konuşan kişi hazırlığı bitirmiştir ve bu kısa ifadeyle herkesi bir sonraki etkinliğe geçirir; kimsenin yer değiştirmesi gerekmez. Aynı sözler bir ayrılma bağlamında “Hadi gidelim” anlamına da gelebilir. Konuşanın bir etkinliği mi başlattığını yoksa bir yere mi gittiğini anlamak için sonrasında ne olduğuna bak.
Alıştırma
Bir antrenör ısınma hareketlerini açıkladıktan sonra “Let's go!” diyor. Antrenör ne yapıyor?
- Herkesten başka bir yere gitmesini istiyor.
- Isınmayı başlatıyor.
- Daha önce gerçekleşmiş bir yolculuktan söz ediyor.
Cevabı göster
Isınmayı başlatıyor.
touched down: bir hava aracı yere indi
Touched down öbek fiili, bir hava veya uzay aracının yere indiği anlamına gelir. Burada touched geçmiş zamandadır; dolayısıyla cümle, uçağın öğle vakti indiğini söyler. Bu anlamda touch down ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. İniş olayının tamamını anlatır; uçağın yere özellikle yumuşak biçimde dokunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “yere indi” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The rescue helicopter ____ safely in the field.
Cevabı göster
touched down
As soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olayın olması
As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır. A olayı gerçekleştiğinde B olayının hemen ya da neredeyse hemen gerçekleştiğini anlatır: As soon as + A olayı, B olayı. Bu cümlede uçaktan inmek A olayı, sıcağı hissetmek ise B olayıdır. As soon as ifadesini bir bütün olarak kullanın; bu bir zaman bağlacıdır, as ... as karşılaştırma yapısı değildir.
Alıştırma
Zil çaldıktan hemen sonra herkesin sessizleştiğini anlatan üç sözcüklü zaman bağlacıyla cümleyi tamamlayın: ____ the bell rang, everyone became quiet.
Cevabı göster
As soon as
the heat hit us: Ani ve güçlü bir his için mecazi hit
the heat hit us ifadesinde hit mecazidir. Sıcak, onlara bir anda çarpıyormuş gibi anlatılır; bu nedenle ifade, sıcağı ansızın ve çok güçlü biçimde hissettikleri anlamına gelir. Kimse onlara gerçekten vurmaz. something + hit + someone yapısı, bir deneyimi yavaş bir değişim yerine ani ve güçlü bir etki olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede hit fiziksel bir vuruşu değil, ansızın gelen güçlü bir hissi anlatır?
- Ben hit the ball with a bat.
- The falling branch hit the roof.
- The cold air hit me when I opened the door.
Cevabı göster
The cold air hit me when I opened the door.
pushed through: Zor bir alandan çaba göstererek geçmek
Burada pushed through, kalabalık veya geçilmesi zor bir alandan çaba göstererek geçmek anlamına gelir. Havaalanı hareket etmeyi zorlaştıran bir ortam olarak sunulur; bu yüzden pushed, yalnızca went through denildiğinde görülmeyecek bir zorluk anlamı ekler. Belirli bir kişiyi veya nesneyi gerçekten itmek gerekmez. Yeniden kullanılabilen push through + kalabalık, yer veya engel yapısı, dirence rağmen bir taraftan diğer tarafa ilerlemeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve kalabalığa rağmen ilerlemek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The station was packed, so we had to ____ the crowd to reach our platform.
Cevabı göster
push through
wandered off: belirli bir plan olmadan uzaklaşmak
Burada wandered off, başlangıçtaki yerden veya gruptan belirli bir hedef olmadan gelişigüzel uzaklaşmak demektir. Wander sabit bir yön olmadan hareket etme hissi verirken off, kişinin kalması beklenen yerden ayrılmasını belirtir. Bu ifade yalnızca arkadaşın ayrıldığını söylemez. Açıkça haber vermeden veya plan yapmadan uzaklaştığını da ima eder; bu yüzden konuşan kişi onu aramak zorunda kalmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle çocuğun belirli bir plan olmadan gelişigüzel uzaklaştığını en iyi gösterir?
- The child wandered off while the adults were talking.
- The child set off while the adults were talking.
- The child left while the adults were talking.
Cevabı göster
The child wandered off while the adults were talking.
looked everywhere for: mümkün olan her yerde aramak
Looked everywhere for, look everywhere for + kişi veya nesne yapısının geçmiş zaman biçimidir. Temel ifade olan look for, bulmaya çalışmak demektir; for aranan hedefi belirtirken everywhere aramayı mümkün olan tüm yerlere genişletir. Burada look yalnızca gözleri bir şeye çevirmek anlamına gelmez. Konuşan kişi birçok yerde etkin biçimde arama yapmıştır ve him, aranan kişidir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: We ____ the missing library book, but we could not find it.
Cevabı göster
looked everywhere for
get some fresh air: kısa süreliğine dışarı çıkıp hava almak
Get some fresh air, dışarı çıkıp ya da havası daha temiz bir yere gidip temiz hava solumak demektir. Bu ifadede get, “satın almak” veya “teslim almak” değil, “bir şeyden yararlanma fırsatı bulmak” anlamındadır. İfade çoğu zaman havasız, kalabalık ya da stresli bir yerden kısa süreliğine uzaklaşmayı da anlatır. Bu nedenle zihni dinlendirme veya daha iyi hissetme anlamı taşıyabilir.
Alıştırma
Daha temiz hava solumak için dışarı çıkmayı anlatan günlük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The room feels stuffy, so I'm going outside to ____.
Cevabı göster
get some fresh air
What happened next?: hikâyede geçiş sorusu
Bir hikâyede What happened next? dikkati az önce anlatılan olaydan sonraki olaya yöneltir. Böylece olayların zaman sırasına göre ilerlemesine yardımcı olur. Hikâyeyi anlatan kişi bu soruyu sorup ardından kendisi cevaplayabilir. Bu kullanımda soru, kısa bir merak duygusu oluşturan bir geçiştir; dinleyiciden eksik bilgiyi vermesini istemek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir anlatıcı “What happened next?” diye soruyor ve hemen hikâyeye devam ediyor. Bu soru hangi işlevi görüyor?
- Hikâyeyi bitirir ve daha fazla bilgi vermeyi reddeder.
- Hikâyeyi başlangıçtaki arka plana döndürür.
- Sonraki olayı tanıtır ve merak oluşturur.
Cevabı göster
Sonraki olayı tanıtır ve merak oluşturur.
right in front of: tam önünde, sağında değil
Right in front of, “bir şeyin tam önünde” demektir. Bu ifadede right, konumu güçlendiren bir zarftır; yerin kesin ve doğrudan önde olduğunu vurgular. Buradaki right, “sağ tarafında” anlamına gelmez. İfade ön–arka ilişkisini anlatır; konuşanın bakış açısından dağ havaalanının tam önündeydi.
Alıştırma
Hangi cümle otobüsün okulun sağında değil, tam önünde durduğunu söylüyor?
- The bus stopped to the right of the school.
- The bus stopped right in front of the school.
- The bus stopped behind the school.
Cevabı göster
The bus stopped right in front of the school.
there was a huge mountain: yeni bir şeyi tanıtmak
There was + tekil bir isim grubu, geçmişte geçen bir sahneye bir kişiyi veya nesneyi yeni bilgi olarak getirir. Burada there was a huge mountain önce dağı hikâyeye sokar; ardından it bu dağa gönderme yapabilir. Bu there, varlık bildiren yapının giriş öğesidir; belirli bir yeri gösteren bir kelime değildir. Yer bilgisi önceki Right in front of the airport ifadesinden gelir.
Alıştırma
Geçmişte geçen bir hikâyede bir tilkiyi ilk kez en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?
- There were a fox beside the tree.
- The fox was there beside the tree.
- There was a fox beside the tree.
Cevabı göster
There was a fox beside the tree.
And there was my friend stood just gazing. Dilbilgisi
1:07Ve arkadaşım da orada durmuş sadece bakakalıyordu.
there was my friend stood just gazing: sözlü anlatıda birden keşfetme sahnesi
there was my friend, arkadaşı sahnede birden görünür hâle getirir ve “onu işte orada buldum” anlamını verir. Burada stood just gazing, arkadaşın görüldüğü andaki durumunu anlatır: ayakta hareketsiz duruyor ve dikkatle bakıyordur. stood daha sonra gerçekleşen ayrı bir olay değildir. there was + kişi + geçmiş ortaç biçiminde betimleme kalıbı, there was my friend stood... örneğindeki gibi, resmî olmayan ve bölgesel özellik taşıyan Britanya anlatılarında görülür. Daha yaygın standart İngilizcede There was my friend, just standing and gazing ya da I found my friend standing there, just gazing kullanılır.
Alıştırma
Bu hikâyede “there was my friend stood just gazing” neyi gösteriyor?
- Arkadaş birden sahnede görünür; o sırada zaten ayakta durup bakıyordur.
- Arkadaş önce ayağa kalkar, sonra yeni bir ana eyleme başlar.
- Arkadaş bir yerden geçerken anlatıcı onu izler.
Cevabı göster
Arkadaş birden sahnede görünür; o sırada zaten ayakta durup bakıyordur.
go through: maddeleri sırayla incelemek veya açıklamak
Bu cümlede go through, bir grup şeyi düzenli bir biçimde incelemek, açıklamak veya tekrar etmek anlamına gelir. them daha önce sözü edilen maddeleri gösterir; one by one ise bunların adım adım ve tek tek ele alınacağını açıklar. Buradaki go through, bir yerin içinden geçme anlamında değil, bilgileri ele alma anlamındadır. Derslerde, toplantılarda ve planlama sırasında listeler, kurallar, adımlar, sorular ve belgelerle sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede go through, her maddeyi sırayla incelemek anlamında kullanılmıştır?
- Let's go through the park on our way home.
- Let's go through the tunnel one car at a time.
- Let's go through the checklist one item at a time.
Cevabı göster
Let's go through the checklist one item at a time.
one by one: tek tek ve sırayla
One by one ifadesini “ayrı ayrı ve belirli bir sırayla” anlamına gelen bir bütün olarak düşünün. Bu cümlede konuşan kişinin bütün maddeleri aynı anda değil, sırayla tek tek ele alacağını gösterir. İnsanlar ya da nesneler birbiri ardına ele alındığında, kontrol edildiğinde, çağrıldığında veya taşındığında kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “ayrı ayrı ve sırayla” anlamına gelen üç kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: The teacher checked the cards ____.
Cevabı göster
one by one
the past simple: anlamı ve fiil biçimindeki değişiklikler
The past simple, burada geçmişte gerçekleşip tamamlanmış bir eylem veya olay için kullanılan zamandır. Past simple, Britanya İngilizcesinde yaygın bir terimdir; simple past aynı zamanın başka bir adıdır. Bir phrasal verb yapısında fiil bölümü zamana göre değişmeye devam ederken parçacık aynı kalır. Örneğin touch down, past simple zamanda touched down olur.
Alıştırma
Cümleyi touch down ifadesinin past simple biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the plane ____ safely.
Cevabı göster
touched down
So, we couldn't walk through the airport like this.
1:31Yani, havaalanından öylece yürüyüp geçemezdik.
We had to push through the airport. Dilbilgisi
1:37Havaalanından kalabalığı yararak geçmek zorundaydık.
had to: geçmişteki gereklilik
Had to, have to'nun geçmiş zaman biçimidir. Geçmişteki bir durumun, kuralın veya gerçek bir ihtiyacın bir eylemi gerekli kıldığını, yani eylemin tamamen özgür bir seçim olmadığını anlatır. Buradaki had, tek başına sahiplik bildiren fiil değildir. Yapı had to + fiilin yalın hâlidir. Özne kim olursa olsun had to değişmez; push, push through öbek fiilinin parçası olsa da yalın hâlde kalır.
Alıştırma
have to'nun geçmiş zaman biçimini kullanın: Because the road was closed, we ____ take another route.
Cevabı göster
had to
in the context of parents and children. Kalıp ifadeler
1:51ebeveynler ve çocuklar bağlamında kullanırız.
in the context of: konuyu çerçeveleme
In the context of + isim veya isim grubu, “bu konu, durum ya da arka plan dikkate alındığında” anlamına gelir. Bir ifadenin hangi çerçevede anlaşılması gerektiğini gösterir. Burada parents and children, öbeksi fiilin sık kullanıldığı ilişki veya durum türünü belirtir. Context fiziksel bir yer değildir ve ifade tek başına “yalnızca bu durumda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuyu çerçevelemek için dersteki ifadeyi kullanın: ____ online safety, this rule is important.
Cevabı göster
In the context of
The child is supposed to stay with their parent, Dilbilgisi
1:54Çocuğun ebeveyniyle kalması gerekir,
is supposed to: bir kural veya beklentiye göre olması gereken şey
Bu cümlede is supposed to, bir kuralın veya normal beklentinin çocuğun ebeveyniyle kalmasını öngördüğü anlamına gelir. Çocuğun muhtemelen nerede olduğuna dair bir tahmini değil, ne olması gerektiğini anlatır. Yapı be supposed to + fiilin yalın hâlidir. be, özneye ve zamana göre değişir: is supposed to stay, are supposed to wait, was supposed to call. Beklenen eylem gerçekte gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de.
Alıştırma
Bir rehber, müze kuralına göre ziyaretçilerden ne yapmalarının beklendiğini açıklıyor. Bu beklentiyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- Visitors want to leave their large bags at the desk.
- Visitors might leave their large bags at the desk.
- Visitors are supposed to leave their large bags at the desk.
Cevabı göster
Visitors are supposed to leave their large bags at the desk.
"No, no. I want to go and do something different."
1:59"Hayır, hayır. Gidip başka bir şey yapmak istiyorum."
took me aback: beni aniden şaşırttı
Took me aback, take someone aback ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyin birini aniden şaşırttığını ve onu kısa bir süre hazırlıksız bıraktığını anlatır. Buradaki me, şaşıran kişidir. Take someone aback ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. Kişi take ile aback arasına gelir: took me aback, took her aback, took everyone aback. Buradaki aback fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Beklenmedik bir sorunun konuşanı aniden şaşırttığını hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- The unexpected question took aback me.
- The unexpected question took me aback.
- The unexpected question took me back.
Cevabı göster
The unexpected question took me aback.
hang on: yeni bir gözlem veya düzeltmeden önce duraklamak
Bu cümlede hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi bir şeyi yeni fark ettiği için kendi düşünce akışını keser ve bir nokta eklemeye ya da düzeltmeye hazırlanır. Burada hang on bir söylem belirleyicisidir; bir şeye gerçekten tutunma talimatı değildir. But, hang on ifadesinden sonra bir itiraz, yeni bir gözlem veya düzeltme gelmesi beklenir.
Alıştırma
“But hang on—I think we have missed something,” cümlesinde hang on ne işe yarar?
- Konuşmanın bittiğini duyurur.
- Birine bir nesneyi sıkıca tutmasını söyler.
- Yeni bir düşünce veya düzeltmeden önce konuşmayı duraklatır.
Cevabı göster
Yeni bir düşünce veya düzeltmeden önce konuşmayı duraklatır.
different structure to the others: Britanya İngilizcesine özgü bir karşılaştırma kalıbı
a different structure to the others ifadesinde different, bu öbeksi fiilin yapısını grubun geri kalanındaki öbeksi fiillerin yapılarıyla karşılaştırır. to the others sözleri karşılaştırılan tarafı gösterir; buradaki to hareket veya yön bildirmez. Different to Britanya İngilizcesinde yaygındır. Buradaki the others, konuşulan diğer öbeksi fiilleri ifade eder. Aynı karşılaştırma daha fazla İngilizce türünde a different structure from the others şeklinde anlatılabilir.
Alıştırma
Farklı İngilizce konuşulan bölgelerdeki okurlar için en güvenli cümle hangisidir?
- The new design is different than the old one.
- The new design is different from the old one.
- The new design is different to the old one.
Cevabı göster
The new design is different from the old one.
this phrasal verb is separable: nesnenin yeri
Bu açıklamadaki nesne, took me aback içindeki me sözcüğüdür. Me, took ile aback arasında bulunur. this phrasal verb is separable ifadesi, nesnenin fiil ile parçacığı birbirinden ayırabildiği anlamına gelir. Burada aback için edat yerine parçacık veya zarf işlevli öge demek daha doğrudur. Ayrılabilen geçişli öbek fiillerde isimden oluşan nesne çoğu zaman araya veya parçacıktan sonraya gelebilir; ancak kısa bir zamir nesnesi normalde araya gelmelidir: turn it off denir, turn off it denmez. Ayrılabilirlik her öbek fiilin kendi özelliğidir; bu nedenle bütün öbek fiillerin bu sırayı izlediğini düşünmeyin.
Alıştırma
Cümleyi take ... aback ifadesinin geçmiş biçimi ve me zamiriyle tamamlayın: The sudden question ____.
Cevabı göster
took me aback
made us feel small: make + nesne + feel + sıfat
make + nesne + feel + sıfat yapısı, bir şeyin kişide belirli bir duygu oluşturduğu anlamına gelir. made us feel small ifadesinde made, make fiilinin geçmiş biçimidir; us etkilenen kişileri belirtir, feel önünde to olmadan yalın biçimde kalır ve small ortaya çıkan duyguyu anlatır. Buradaki small psikolojik bir karşılaştırmadır: devasa şey, konuşanların kendilerini çok küçük veya önemsiz hissetmesine neden olmuştur. Vücutları gerçekten küçülmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi make + us + feel yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: The quiet room ____ calm.
Cevabı göster
made us feel
Over to you: sırayı karşı tarafa vermek
Kalıplaşmış Over to you ifadesi konuşma sırasını, sorumluluğu veya sonraki eylemi dinleyiciye verir. Burada konuşan kişi açıklamasını bitirmiş ve izleyiciyi görevi yapmaya davet etmiştir. “Benim bölümüm bitti; şimdi sıra sende” anlamında bir geçiş ifadesidir. Bu ifadede over, birinin başka birinin üstünde bulunduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen standart sıra verme ifadesiyle tamamlayın: I've finished my update. ____, Lena.
Cevabı göster
Over to you
Choose four phrasal verbs that you want to learn.
2:35Öğrenmek istediğiniz dört phrasal verb seçin.
opening line: bir eseri başlatan cümle
Opening line; bir hikâyenin, makalenin, konuşmanın, senaryonun veya başka bir eserin ilk cümlesi ya da ilk sözüdür. Bilgi akışını başlatır ve ortamı, anlatım sesini, konuyu veya dinleyicinin devamını merak etmesini sağlayan bir soruyu ortaya koyabilir. Write your opening line cümlesinde opening sözcüğü line sözcüğünü niteler. Burada line bir cümle veya replik anlamındadır; yönerge, sonraki bölümleri eklemeden önce başlangıcı oluşturmanızı ister.
Alıştırma
Hangi ifade bir opening line işlevini doğru açıklar?
- Bir opening line, eserin üzerinde basılı olan başlıktır.
- Bir opening line, eseri bitiren son cümledir.
- Bir opening line, eseri başlatan ilk cümle veya sözdür.
Cevabı göster
Bir opening line, eseri başlatan ilk cümle veya sözdür.
“everything else follows”: geri kalanı ilk adımdan gelişir
Burada everything else follows, önemli ilk adım yerli yerine oturduğunda kalan bölümlerin mantıklı bir sırayla doğal olarak gelişmesi demektir. Follows, “sonra gelir” veya “o adımdan doğar” anlamındadır; “birinin arkasından yürür” anlamında değildir. Bu ifade, başlangıç noktası açık olduğunda sonraki seçimlerin kolaylaşacağını anlatır. Sürecin akıcı ilerleyeceğini söyler, ancak geri kalan her şeyin çaba göstermeden olacağını garanti etmez.
Alıştırma
“Choose the main idea first, and everything else follows” ne anlama gelir?
- Ana fikir seçildikten sonra kalan bölümler ondan yola çıkarak gelişebilir.
- Herkes ana fikri bulan kişinin arkasından fiziksel olarak yürümelidir.
- Ana fikir seçildikten sonra kalan bölümler kaybolur.
Cevabı göster
Ana fikir seçildikten sonra kalan bölümler ondan yola çıkarak gelişebilir.
“come up with”: bir fikir veya sonuç üretmek
Come up with, düşünüp bir fikir, plan, cevap, isim veya başka bir sonuç üretmek demektir. Örnekte what you come up with, izleyicilerin oluşturup sonra paylaştığı şeyi anlatır. Yaygın kalıp come up with + bir şey şeklindedir. İfadedeki with korunur. Buradaki anlam bir fikir veya sonuç üretmekle ilgilidir; yukarı doğru hareket etmekle ilgili değildir.
Alıştırma
“Bir çözüm üretmek” anlamını vermek için vurgulanan ifadeyi kullanın: We need to ____ a solution before Friday.
Cevabı göster
come up with
Happy storytelling: samimi bir kapanış dileği
Happy storytelling, “Umarım hikâye anlatmaktan keyif alırsın” anlamına gelen kısa ve samimi bir dilektir. Buradaki Happy, storytelling etkinliğinin kendisini mutlu olarak tanımlamaz; konuşan kişinin dinleyicinin bu etkinlik sırasında keyif almasını istediğini gösterir. Happy + etkinlik adı kalıbı, Happy reading veya Happy writing örneklerinde olduğu gibi rahat bir kapanış sözü olarak tek başına kullanılabilir. Buradaki -ing biçimi etkinliğin adı olarak görev yapar.
Alıştırma
Happy + etkinlik kalıbını kullanarak İngilizce dileği tamamlayın. Arkadaşınız yeni bir kitap açıyor: “____!”
Cevabı göster
Happy reading