Bir Köy Hindistan'ın El Yapımı Raketle Topu Sektörünü Nasıl Ayakta Tutuyor? | Still Standing: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Bu haber, Jadurberia'da badminton topunun üretimini, tüylerin yıkanmasından yapıştırma ve paketlemeye kadar izliyor. Sentetik ürünlerle yeni kuralların köy zanaatı üzerindeki baskısını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. used to be, Dil bilgisi ve cümle kalıpları kapsamındadır; geçmişteki bir durumu bugünle karşılaştırır ve köy fabrikalarındaki gerilemeyi açıklar. 2. skirt, Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi kapsamındadır; burada giysi değil, topun tüylerden oluşan bölümüdür ve teknik anlatımın yanlış çevrilmesini önler. 3. But that's changing. Söylem, hikâye anlatımı ve retorik kapsamında bir dönüştür; önceki beklentiyi düzeltip federasyon politikasını tanıtır.
Bu derste
Perfect feathers are key to a good badminton shuttlecock. Kalıp ifadeler
0:02İyi bir badminton topunun anahtarı kusursuz tüylerdir.
key to: temel bir etkeni belirtmek
be key to, “bir şey için vazgeçilmez olmak” veya “bir şeyin başarılı olmasını sağlayan başlıca etken olmak” demektir. Bu cümlede kusursuz tüyler, iyi bir badminton topu üretmek için gerekli bir etken olarak sunulur. Bu kalıptaki to bir edattır. Ardından bu cümledeki gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir: be key to improving quality.
Alıştırma
Cümleyi “bir şey için vazgeçilmez” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Clear communication is ____ avoiding mistakes.
Cevabı göster
key to
to be exact: kesin bir ayrıntı vermek
to be exact, daha genel bir bilgiden sonra daha kesin bir sayı veya açıklama ekleyen bir ara sözdür. Burada tüylerin tam sayısının 16 olduğunu belirtir. Bu ifade, konuşmacının verdiği bilginin kesinliği hakkında yorum yapar; tüylerin kendilerinin “kesin” olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi kesin rakamı belirten üç kelimelik ara sözle tamamlayın: We invited about thirty people—twenty-eight, ____.
Cevabı göster
to be exact
Craftspeople in India's Jadurberia village have been making these birdies by hand for generations. Notlar
0:10Hindistan'ın Jadurberia köyündeki zanaatkârlar, nesillerdir bu badminton toplarını elle yapıyor.
have been making ... for generations: hâlâ süren bir gelenek
have been making ifadesinde have + been + fiilin -ing biçimi present perfect continuous yapısını oluşturur. Eylemin başlangıcını geçmişe yerleştirirken yapma sürecinin konuşma anında hâlâ sürdüğünü gösterir. for generations birkaç nesli kapsayan bir süre belirtir. Vurgulanan iki bölüm birlikte, tamamlanmış tek bir olaydan değil, uzun süredir devam eden bir gelenekten söz eder. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp özne + have/has been + -ing + for + süre şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The Ortiz family ____ violins for generations, and they still make them today.
Cevabı göster
has been making
by hand: elle yapılan bir yöntemi anlatmak
By hand, yöntemi belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada zanaatkârların badminton toplarını bir makineye veya otomatik üretime dayanmak yerine elle yaptığını anlatır. Bu ifade bir eylemi niteler ve işin nasıl yapıldığını belirtir. İş fiziksel olarak iki elle yapılsa bile bu kalıpta İngilizce tekil hand kullanır.
Alıştırma
Cümleyi makineyle değil, elle anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The invitations were written ____, not printed.
Cevabı göster
by hand
The area used to be filled with over 500 small factories like Dodo Shuttles. Dilbilgisi
0:17Eskiden bölgede Dodo Shuttles gibi 500'den fazla küçük fabrika vardı.
Değişmiş bir geçmiş durumu anlatan used to be
Burada used to be, “500'den fazla küçük fabrikayla dolu olma” durumunu geçmişte devam eden bir durum olarak sunar ve bugünle karşılaştırır. Bölgenin artık bu durumda olmadığını ima eder. Yapı özne + used to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Yalın fiil be olduğunda, geçmişteki bir durumu anlatmak için used to be + isim, sıfat veya başka bir tümleç kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi geçmişteki bir durumu belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This riverside district ____ full of warehouses, but most have become apartments.
Cevabı göster
used to be
But foreign competition and growing demand for synthetic shuttlecocks have forced many to close, Notlar
0:23Ancak yabancı rekabet ve sentetik badminton toplarına yönelik artan talep, bu fabrikaların çoğunu kapanmaya zorladı,
Piyasa dilinde growing demand for + isim
Growing demand for synthetic shuttlecocks bir isim öbeğidir. Demand öbeğin ana ismidir, growing istenen miktarın arttığını belirtir ve for insanların istediği ürünü gösterir. Cümlede bu öbek, foreign competition ile bağlanan ve fabrikaların kapanmasına yol açan bir piyasa baskısını adlandırır. Başka durumlarda da kullanılabilen growing demand for + isim kalıbı, piyasadaki yükseliş eğilimini anlatmak için yaygındır.
Alıştırma
Piyasa raporunu “... için piyasa ihtiyacı” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: As more people install solar panels, there is growing ____ trained electricians.
Cevabı göster
demand for
have forced many to close: force + nesne + to'lu mastar
force + nesne + to'lu mastar yapısında force, baskı veya koşulların nesneye pratikte çok az seçenek bıraktığını ya da hiç seçenek bırakmadığını belirtir. Burada nedenler yabancı rekabet ve sentetik badminton toplarına olan taleptir; many, çok sayıda insanı değil, daha önce sözü edilen küçük fabrikaları ifade eder; to close ise ortaya çıkan eylemdir. Yapı force + isim veya zamir + to + fiilin yalın hâlidir. Dış baskıyı istenmeyen veya kaçınılmaz bir eylemin nedeni olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin geçmiş zamanı ve us nesnesiyle tamamlayın: The storm ____ a different route.
Cevabı göster
forced us to take
and scores of workers have left to find higher-paying jobs. Kelime
0:28onlarca işçi de daha yüksek ücretli işler bulmak için ayrıldı.
scores of workers: çok sayıda fakat kesin olmayan
Scores of + çoğul sayılabilen isim, çok sayıda ancak kesin olmayan insan veya şey anlamına gelir. Bu cümlede çok sayıda işçinin ayrıldığını vurgular; kesin bir sayı vermez. Tekil a score ifadesi geleneksel olarak yirmi anlamına gelebilse de çoğul scores of genellikle yaklaşık miktar bildiren bir ifadedir. Dil bilgisi bakımından scores of, workers sözcüğünü niteler; işçilerin aldığı puanlar anlamına gelmez.
Alıştırma
Scores of volunteers arrived before noon cümlesinde scores of volunteers en doğal olarak ne anlama gelir?
- Tam olarak yirmi gönüllü
- Çok sayıda fakat kesin sayısı belirtilmeyen gönüllü
- Gönüllülerin kazandığı puanlar
Cevabı göster
Çok sayıda fakat kesin sayısı belirtilmeyen gönüllü
We visited West Bengal to see how India's shuttlecock capital is still standing. Deyimler
0:33Hindistan'ın badminton topu başkentinin nasıl hâlâ ayakta kaldığını görmek için Batı Bengal'e gittik.
Still standing: zorluklardan sonra ayakta kalmak
Bu cümlede still standing mecazi anlamdadır. Hindistan'ın badminton topu üretim merkezinin baskıyı veya gerilemeyi atlatarak varlığını ya da faaliyetini sürdürdüğünü anlatır; ayakta duran bir kişiyi veya yıkılmamış bir binayı betimlemez. be still standing kalıbı, ciddi zorluklardan sonra varlığını koruyan bir işletme, kurum, gelenek, sistem veya rakip için kullanılabilir. Still, bu hayatta kalışın şaşırtıcı olabileceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “hayatta kaldı ve faaliyetini sürdürüyor” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After years of financial trouble, the small newspaper is ____.
Cevabı göster
still standing
All of Dodo's shuttlecocks are made with white duck feathers.
0:43Dodo'nun tüm badminton topları beyaz ördek tüylerinden yapılıyor.
Workers like Israel Mallick wash them in small bunches in soapy water.
0:47Israel Mallick gibi işçiler, tüyleri küçük demetler hâlinde sabunlu suda yıkıyor.
Usually he works in the final stages of production,
1:03Israel normalde üretimin son aşamalarında çalışıyor,
Be on washing duty: atanmış bir sorumluluk
Burada he's on washing duty, onun bugün yıkama işini yapmakla görevlendirildiği anlamına gelir. On edatı, şu anda bir görev rolünü yerine getirdiğini gösterirken washing belirli işi tanımlar. Yeniden kullanılabilir kalıp be on + görev adıdır: be on night duty, be on reception duty veya be on cleanup duty. Genellikle kişinin olağan işinden veya ahlaki bir yükümlülükten ziyade bir vardiyayı, nöbet sırasını ya da geçici görevlendirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “yıkama işini yapmakla görevlendirilmiş” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce görev ifadesiyle tamamlayın: Lena usually serves customers, but today she's ____.
Cevabı göster
on washing duty
He and his coworkers scrub by the handful for several seconds. Kalıp ifadeler
1:08O ve iş arkadaşları, tüyleri avuç avuç birkaç saniye boyunca ovalıyor.
by the handful: ele sığacak miktarların tekrarlanması
Bu cümlede by the handful, işçilerin her seferinde ne kadar malzemeyi ovaladığını belirtir: her küçük grup yaklaşık olarak bir ele sığacak miktardadır. Bu ifade, işlemin bir kerede tamamlanmadığını, avuç avuç tekrarlandığını gösterir. by the + birim kalıbı, bir miktarı bir eylemin tekrar eden birimi olarak sunabilir. A handful kesin bir sayı değil, yaklaşık bir miktardır.
Alıştırma
Nora her seferinde bir ele sığacak miktarda pirinç aldı ve bunu tekrarladı. Cümleyi by the + miktar biçimindeki hedef ifadeyle tamamlayın: She added the rice ____.
Cevabı göster
by the handful
It can take workers up to an hour to get through a batch this size. Notlar
1:13İşçilerin bu büyüklükte bir partiyi bitirmesi bir saate kadar sürebiliyor.
It can take someone up to ... to do something: bir kişinin işi tamamlaması için gereken azami süre
It can take + kişi + up to + süre + to + fiil kalıbı, bir işin ne kadar sürebileceğini tahmin etmek için kullanılır. Burada workers işi yapan kişilerdir; get through a batch ise bir partinin tamamını işleyip bitirmek anlamına gelir. Up to an hour olası en uzun süreyi belirtir: iş daha kısa sürebilir, ancak bazı durumlarda bir saate ulaşabilir. Her partinin her zaman tam olarak bir saat sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Denetim en fazla üç saat gerektirebilir. Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ the crew ____ to inspect every cable.
Cevabı göster
It can take · up to three hours
Get through a batch: bir iş yükünü tamamlamak
Get through ifadesinden sonra belirli bir iş miktarı geldiğinde, bunun tamamıyla ilgilenip bitirmek anlamına gelir. Bu cümlede a batch this size nesnesi iş yükü anlamını açıkça gösterir: işçiler bir yerden geçmek yerine tüm partinin işlenmesini tamamlar. Aynı kalıp, nesne olarak emails, a checklist, a chapter, applications veya baştan sona ele alınması gereken başka bir öğe grubu geldiğinde de kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “bir iş yükünün tamamıyla ilgilenip bitirmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: We need to ____ all these applications before Friday.
Cevabı göster
get through
Local duck meat farmers sell these feathers in bulk to the factory. Kalıp ifadeler
1:18Yerel etlik ördek yetiştiricileri bu tüyleri fabrikaya toptan satıyor.
In bulk: büyük miktarlarda satın almak veya satmak
In bulk, ayrı küçük perakende miktarları yerine bir araya getirilmiş büyük bir miktarda anlamına gelen ve zarf görevi gören bir edat öbeğidir. Burada sell fiilini niteler ve üreticilerin tüyleri fabrikaya nasıl sağladığını anlatır. Buy, sell, order, ship ve store gibi fiillerden sonra yaygın olarak kullanılır. Vurgu malların ağır olup olmadığına değil, miktara veya paketleme düzenine yapılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “ayrı küçük paketler yerine bir araya getirilmiş büyük bir miktarda” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The restaurant buys coffee beans ____ to reduce packaging.
Cevabı göster
in bulk
Next, they rinse the bunches in water and set them aside to drip off. Öbek fiiller
1:23Ardından demetleri suda durulayıp sularının süzülmesi için bir kenara koyuyorlar.
set them aside: geçici olarak kenara koyma ve zamirin yeri
Bu cümlede set them aside, “onları kısa bir süre için ayrı bir yere koymak” demektir. Demetler bir sonraki adımdan önce suları süzülürken orada bekler; burada para veya zaman ayırmak anlamına gelmez. Set aside ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne isim olduğunda hem set the bunches aside hem de set aside the bunches kullanılabilir. Nesne zamir olduğunda zamir ortaya gelmelidir: set them aside denir, set aside them denmez.
Alıştırma
set aside ifadesini them zamiriyle kullanarak yönergeyi tamamlayın: These screws are for the last step, so ____ for now.
Cevabı göster
set them aside
Israel fills his buckets with fresh water for a second rinse.
1:30Israel ikinci durulama için kovalarını temiz suyla dolduruyor.
and dilutes a small amount of natural indigo dye in the other.
1:37diğerindeyse az miktarda doğal indigo boyasını seyreltiyor.
one ... the other: tam olarak iki öğe için kullanım
Bu cümlede one ve the other, daha önce sözü edilen iki kovanın yerine kullanılır. One ilk kovayı, the other ise geriye kalan belirli tek kovayı ifade eder. Bu yapı, buckets ismini tekrar etmeden her birine ne yapıldığını karşılaştırır. Bir kümede tam olarak iki öğe olduğunda one ... the other kullanılır. The sözcüğü, kalan öğenin zaten belirlenebilir ve tek olduğunu gösterir.
Alıştırma
Tam olarak iki öğe için kullanılan iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: I packed two lunches; ____ is for Maya, and ____ is for Leo.
Cevabı göster
one · the other
This gives the feathers a very subtle tint that keeps them from yellowing. Dilbilgisi
1:47Bu işlem, tüylere sararmalarını önleyen belli belirsiz bir renk veriyor.
keeps them from yellowing: keep + nesne + from + -ing
Bu cümlede keeps them from yellowing, renk tonunun tüylerin sararmasını engellediği anlamına gelir. Them nesnedir ve tüyleri ifade eder; yellowing ise “sararmak” anlamındaki yellow fiilinin -ing biçimidir. keep + nesne + from + -ing kalıbı, bir şeyi bir eylemin veya değişimin önündeki engel olarak gösterir. Sonuç ister amaçlanmış ister yalnızca doğal bir etki olsun, koruma, önleme ve bakım durumlarını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi keep + nesne + from + -ing yapısıyla tamamlayın: These covers ____ the outdoor taps ____ freezing in winter.
Cevabı göster
keep · from
in tandem: koordineli hareket
In tandem, iki veya daha fazla kişinin, grubun, sürecin ya da makinenin koordineli ve bağlantılı bir şekilde çalıştığı anlamına gelir. Burada işçiler durulama, boyama ve sıkma adımları boyunca iş birliği yapar. Eylemler birbiriyle örtüşebilse de bu ifade her hareketin tam olarak aynı anda gerçekleşmesini gerektirmez. Başka durumlara aktarılabilen temel fikir, tek bir süreç veya sonuç için birbirine bağlı çabadır.
Alıştırma
“The two systems operate in tandem” cümlesinde in tandem en güçlü biçimde neyi ifade eder?
- Sistemler tam olarak aynı anda ancak birbirinden bağımsız çalışır.
- Sistemler fiziksel olarak yan yanadır.
- Sistemler koordineli ve bağlantılı bir şekilde çalışır.
Cevabı göster
Sistemler koordineli ve bağlantılı bir şekilde çalışır.
wring out: büküp sıkarak sıvıyı çıkarmak
Burada wring out, ıslak bir şeyi büküp sıkarak içindeki suyu veya başka bir sıvıyı çıkarmak anlamına gelir. Sıkılan şey birer avuç ıslak tüydür; out, tüylerin atılmasını değil sıvının dışarı çıkarılmasını anlatır. Wring out tek bir anlam taşıyan bir öbek fiil olarak işlev görür, ancak nesnesi wring ile out arasına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “bükerek suyunu çıkarmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After washing the cloth, ____ over the sink.
Cevabı göster
wring it out
Then they spread them out to dry in the sun for 3 to 4 hours.
2:11Sonra tüyleri güneşe serip 3 ila 4 saat kurumaya bırakıyorlar.
The clean and dry feathers go inside to be sorted and trimmed. Dilbilgisi
2:20Temizlenip kuruyan tüyler, seçilip kırpılmak üzere içeri alınıyor.
to be sorted and trimmed: ortak kullanılan edilgen mastar
To be sorted and trimmed ifadesinde to be + geçmiş zaman ortacı edilgen mastar yapısını oluşturur. Tüyler iki eylemden de etkilenir: birisi onları ayıklayıp kırpacaktır, ancak işi yapan kişi belirtilmez. Sorted ve trimmed tek bir to be yapısını paylaşır. Go inside ifadesinden sonra gelen bu ortak edilgen mastar, iki eylemi tüylerin bir sonraki planlanmış işleme aşamaları olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi check ve label fiillerinin edilgen mastar biçimleriyle tamamlayın: The package was sent upstairs ____.
Cevabı göster
to be checked and labeled
This is co-owner Subodh Niyogi's favorite part of the whole process.
2:24Bu, ortaklardan Subodh Niyogi'nin tüm süreçte en sevdiği bölüm.
A worker inspects each feather looking for strength and uniformity.
2:45Bir işçi her tüyün sağlam ve düzgün olup olmadığını tek tek kontrol ediyor.
Be up to standard: gerekli standarda ulaşmak
Be up to standard, gerekli veya beklenen kalite düzeyine ulaşmak demektir. Burada isn't up to standard, tüyün kalite kontrolünü geçemediğini söyler; up to burada “ulaşmak” anlamındadır, “en fazla” ya da “birinin sorumluluğunda” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp be + up to standard şeklindedir. Bir şey be up to standard veya not be up to standard olabilir ya da be brought up to standard ile gerekli düzeye getirilebilir.
Alıştırma
Cümleyi “gerekli kalite düzeyine ulaşmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The final report isn't ____, so the editor returned it for revision.
Cevabı göster
up to standard
gets discarded ifadesindeki get-passive
Gets discarded bir get-passive yapısıdır: get + geçmiş zaman ortacı. Nesnenin atılma eylemine maruz kaldığını belirtir; burada get “elde etmek” anlamına gelmez. Bu genel koşulda gets, standardı karşılamayan herhangi bir nesneye ne olduğuna odaklanır. be-passive ile karşılaştırıldığında get-passive, özellikle konuşmada ve süreç açıklamalarında olayı veya ortaya çıkan değişimi genellikle daha dinamik hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi reject fiilinin get-passive biçimiyle tamamlayın: When an application lacks a signature, it ____.
Cevabı göster
gets rejected
His shears are bolted together to ensure there's no variation in length.
3:02Kullandığı makas, uzunluk farkı oluşmaması için cıvatalarla sabitlenmiş.
Next, a team of workers start to shape them.
3:08Sonra bir işçi ekibi tüylere şekil vermeye başlıyor.
They take just a few seconds to cut out a curved edge on one side
3:12Bir tarafına kavisli bir kenar kesmek
and a straight edge on the other.
3:16ve diğer tarafına düz bir kenar kesmek yalnızca birkaç saniye sürüyor.
hundreds of identically trimmed feathers a day.
3:23günde yüzlerce tüyü birebir aynı biçimde kesebiliyorlar.
so practiced that ...: derece ve sonuç
Burada so, practiced sıfatını niteler. practiced, tekrarlanan deneyim sayesinde çok becerikli olmak anlamına gelir. so + adjective + that kalıbı, bir niteliğin yüksek derecesini onun sonucuna bağlar: işçilerin becerisi, kılavuza ihtiyaç duymayacak kadar yüksektir. that ile başlayan yan cümle bir sonuç cümlesidir, nesne cümlesi değildir. Bu yapı, bir niteliği ve onun doğrudan sonucunu tek bir mantıklı ifade olarak sunar.
Alıştırma
Bu İngilizce cümledeki sonuç yapısını tamamlayın: Maya was ____ familiar with the route ____ she did not need a map.
Cevabı göster
so · that
churn through: büyük miktarları hızla işlemek
Bu cümlede churn through, büyük miktarda bir şeyi hızlı ve kesintisiz biçimde işlemek anlamına gelir. İşçiler yüzlerce tüyü tekrar tekrar düzelttiği için ifade, kelimenin gerçek anlamıyla çalkalamayı değil hızı, miktarı ve düzenli işlem kapasitesini vurgular. Nesne genellikle işlenen, tüketilen, harcanan veya tamamlanan şeyi belirtir. İfade çoğu zaman etkinliği verimli ve durmaksızın sürüyormuş gibi gösterir; bazı bağlamlarda yeterince özen gösterilmediğini de düşündürebilir.
Alıştırma
Büyük miktarda bir şeyi hızlı ve kesintisiz biçimde işlemek anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: During the holiday sale, the warehouse team had to ____ hundreds of orders before noon.
Cevabı göster
churn through
Even though the Niyogis are proud to use only Indian feathers, Dilbilgisi
3:38Niyogi ailesi yalnızca Hindistan'dan gelen tüyleri kullanmaktan gurur duysa da
they do import these cork bases from China. Dilbilgisi
3:41bu mantar tabanları Çin'den ithal ediyor.
Even though: beklentiye ters düşen gerçek bir olguyla ödünleme
Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: ardından gelen yan cümle gerçek bir olgu olarak kabul edilirken ana cümle, bu olgunun yarattığı beklentiye ters düşen bir olgu veya sonuç sunar. Burada yalnızca Hint tüylerinin kullanılması, bütün malzemelerin Hindistan'dan geldiğini düşündürebilir; ancak ana cümle bu beklentiyi düzeltir: mantar tabanlar Çin'den gelir. Even though ifadesinden sonra özne ve fiil içeren bir cümlecik gelmelidir.
Alıştırma
Sonuçla karşıtlık oluşturan bilinen bir olgu için en uygun bağlacı seçin: "_____ the shop was about to close, the staff helped us finish our order."
- Because
- Even if
- Even though
Cevabı göster
Even though
do import: olumlu cümlede vurgu yapan do
Bu olumlu cümlede do, import fiiline vurgu katar. İthalatın gerçek bir olgu olduğunu doğrular ve bütün malzemelerin Hindistan'dan gelmesi gerektiği beklentisine karşı çıkar. Çoğul özne they ile yapı do + fiilin yalın hâlidir: do import denir, do imports denmez. Bu bir soru değildir ve do ayrı bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi enjoy fiilinin vurgulu geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Some people think I dislike hiking, but I ____ it on weekends.
Cevabı göster
do enjoy
Someone still has to guide it into place with a steady hand and a good eye. Kalıp ifadeler
3:54Yine de birinin sabit bir el ve keskin bir gözle tabanı doğru konuma yönlendirmesi gerekiyor.
Sabit bir el ve keskin bir göz
Burada a steady hand, istenmeyen titremeler olmadan küçük ve kontrollü hareketler yapabilme becerisini ifade eder. A good eye ise yalnızca sağlıklı görme değil; konum, şekil, mesafe veya ince ayrıntıları değerlendirme becerisidir. İki isim öbeği and ile bağlanarak birbirini tamamlayan iki yeteneği sunar: fiziksel kontrol ve görsel değerlendirme. Bu kalıp, hassas uygulamalı işler için gereken becerileri anlatabilir.
Alıştırma
Hareket kontrolünü ve görsel değerlendirmeyi anlatan iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamlayın: Restoring the tiny painting requires ____.
Cevabı göster
a steady hand and a good eye
Precision like this is also key when it comes to gluing the feathers into the base. Kalıp ifadeler
4:00Tüyleri tabana yapıştırırken de böyle bir hassasiyet büyük önem taşıyor.
When it comes to + isim veya -ing biçimi
When it comes to, geniş bir tartışmayı belirli bir konuya veya faaliyete indirger. Bu cümlede odağı yapıştırma aşamasına kaydırır ve yaklaşık olarak konusunda ya da söz konusu olduğunda anlamına gelir. Kalıp when it comes to + isim veya -ing biçimidir. To bir edattır; bu nedenle bir eylem normalde gerund ile ifade edilir: when it comes to gluing doğrudur, when it comes to glue değildir.
Alıştırma
When it comes to sonrasında manage fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: When it comes to ____ a small team, clear communication matters.
Cevabı göster
managing
a worker aligns each feather so it overlaps with the next,
4:06her tüyü bir sonrakinin üzerine binecek şekilde hizalıyor
occasionally checking that they're all even. Kelime
4:10ve ara sıra hepsinin aynı hizada olup olmadığını kontrol ediyor.
All even: hepsi aynı seviyede hizalanmış
all even ifadesinde even, aynı seviyede, düzenli veya düzgün biçimde hizalanmış anlamına gelen bir sıfattır. İşçi tüylerin fiziksel dizilişini kontrol etmektedir; sayılarının ikiye bölünüp bölünmediğini değil. All, bu tanımın gruptaki her tüye uygulanmasını sağlar. Başka kontrol durumlarında da aynı ifade, düzenli biçimde hizalanan kenarları, sıraları veya aralıkları anlatabilir.
Alıştırma
“they're all even” ifadesinde işçi neyi kontrol ediyor?
- Son tüy bile eklenmiştir.
- Tüylerin sayısı çifttir.
- Her tüy düzenli biçimde hizalanmıştır.
Cevabı göster
Her tüy düzenli biçimde hizalanmıştır.
And then another binds them together with thread.
4:15Ardından başka bir işçi onları iple birbirine bağlıyor.
This forms what's called the skirt of a shuttlecock. Kelime
4:20Böylece badminton topunun “etek” denen bölümü oluşuyor.
Skirt: badminton topunun konik tüy bölümü
Burada skirt, badminton topunun tüylerinden oluşan konik bölümün teknik adıdır. Bir giysi anlamına gelmez; bu parça, vücudun çevresine doğru açılan bir eteğe benzediği için böyle adlandırılmıştır. What's called ifadesi, parçanın kabul görmüş adını tanıtır. Üretim veya spor ekipmanı açıklamalarında gündelik sözcükler sık sık bu tür özel anlamlar kazanır.
Alıştırma
Bu cümlede skirt hangi parçanın adıdır?
- Herhangi bir nesnenin dekoratif dış kenarı.
- İşçinin giydiği bir giysi.
- Badminton topunun konik biçimli tüy bölümü.
Cevabı göster
Badminton topunun konik biçimli tüy bölümü.
a worker also applies a thin coat of epoxy to the base Kalıp ifadeler
4:41bir işçi tabana ince bir kat epoksi de sürüyor
apply a thin coat of epoxy: ince ve eşit bir kat sürmek
Bu cümlede applies a thin coat of epoxy, bir yüzeye ince ve eşit bir epoksi tabakası yaymak anlamına gelir. Buradaki coat giysi değil, bir malzeme katmanıdır; apply ise başvuru yapmak değil, bir maddeyi koymak veya yaymaktır. Yeniden kullanılabilir kalıp apply a thin coat of + material + to + surface şeklindedir. Eylemi, miktarı, malzemeyi ve uygulanacak yüzeyi açıkça belirtir.
Alıştırma
Talimatı dersteki apply a thin coat of + material + to + surface kalıbıyla tamamlayın: Use a clean brush to ____ the wooden panel.
Cevabı göster
apply a thin coat of varnish to
finishing touches: küçük son iyileştirmeler
Finishing touches, asıl iş tamamlandıktan sonra eklenen küçük son ayrıntılar anlamına gelir. Burada nesnenin kendisini üretme aşamasından, onu tamamlanmış ve hazır gösteren son ayrıntılara geçildiğini belirtir. Daha genel olarak bu ifade, projenin yeni bir büyük üretim aşamasını değil, son iyileştirme aşamasını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve küçük son iyileştirmeler anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The design is nearly complete; we're just adding the ____ before launch.
Cevabı göster
finishing touches
like a label that indicates the speed of the shuttlecock,
4:49örneğin badminton topunun hızını gösteren bir etiket
One important aspect of Israel's job is to weigh each one before packaging.
4:58Israel'in işinin önemli bir parçası, paketlemeden önce her birini tartmak.
he stacks 10 of them in a tube and prepares them for sale across India.
5:1610 tanesini bir tüpe diziyor ve Hindistan genelinde satışa hazırlıyor.
Depending on the quality: sonucu değiştiren bir koşul
Baştaki Depending on the quality ifadesi, kalite değiştiğinde satış fiyatının da değiştiğini anlatır. 200 ila 300 rupilik fiyat aralığını belirleyen koşulu gösterir; Dodo’nun kaliteye etkin biçimde “bağımlı” olduğu anlamına gelmez. Cümlenin başında Depending on + isim öbeği, ana cümlenin tamamı için değişken bir etken belirler. Aynı yapı fiyat, süre, seçim veya sonuç farklılıklarını düzenleyerek anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi depend sözcüğünün -ing biçimi ve on ile tamamlayın: ____ the weather, the game will be indoors or outdoors.
Cevabı göster
Depending on
Production here is often done in stages,
5:28Buradaki üretim çoğu zaman aşamalar hâlinde yapılıyor,
a single shuttlecock takes just 30 minutes to make.
5:31tek bir badminton topunun yapımı yalnızca 30 dakika sürüyor.
From start to finish: sürecin tamamı
From start to finish, bir sürecin ilk adımından tamamlanmasına kadar olan bütün zaman aralığını anlatır. Burada tüm üretim aşamalarını tek bir toplamda birleştirir: bir badminton topunun yapımı toplam 30 dakika sürer. Bu ifade “Bütün süreç ne kadar sürüyor?” sorusunu yanıtlar; her aşamanın nasıl planlandığını veya bölündüğünü açıklamaz.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın filmin tamamını izlediğini söylüyor?
- Maya skipped the beginning of the movie.
- Maya watched only the end of the movie.
- Maya watched the movie from start to finish.
Cevabı göster
Maya watched the movie from start to finish.
However, this handmade approach means small places like this can't make as much product Dilbilgisi
5:50Ancak bu el yapımı yöntem yüzünden bunun gibi küçük işletmeler, makine kullanan büyük küresel markalar kadar çok ürün üretemiyor
or as much profit as major global brands that use machines.
5:55ya da onlar kadar yüksek kâr elde edemiyor.
as much product or as much profit as ile eşit miktar karşılaştırması
as much + sayılamayan isim + as kalıbı eşit miktarları karşılaştırır. Burada product toplam üretimi, profit ise kazanılan para miktarını ifade eder; bu nedenle ikisi de sayılamayan kavramlar olarak değerlendirilir ve many değil, much alır. as much product or as much profit as major global brands sıralı yapısında her ismin kendi as much ifadesi vardır; sondaki as ise iki unsurun ortak karşılaştırma hedefini getirir. can't ile kullanıldığında küçük işletmelerin bu markalarla ne aynı üretim miktarına ne de aynı kâr düzeyine ulaşabildiğini anlatır.
Alıştırma
Her sayılamayan isimle as much kullanarak cümleyi tamamlayın: A small bakery cannot make ____ bread or ____ profit as a large factory.
Cevabı göster
as much · as much
This has forced many of the workers in Jadurberia
6:00Bu durum, son birkaç yılda Jadurberia'daki birçok işçiyi
out of the village's traditional industry over the past few years.
6:03köyün geleneksel sektöründen ayrılmak zorunda bıraktı.
Hamare is finish department amader tak to do janke.
6:10Eskiden son işlem bölümümüzde 10 kişi çalışırdı.
The rise in synthetic shuttlecocks is another threat.
6:22Sentetik badminton toplarının yükselişi de başka bir tehdit.
Plastic and nylon alternatives have become more popular
6:25Plastik ve naylon alternatifler giderek daha popüler hâle geldi,
But that's changing. ile güncel gelişmeye geçiş
That, belirli bir nesneye değil, az önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Is changing şimdiki zamanın ilerleyen biçimini kullanarak değişimin tamamen bitmediğini, başlamış ve hâlen sürmekte olduğunu gösterir. Tam bir geçiş cümlesi olarak But that's changing. eski durum ile yeni gelişme arasında karşıtlık kurar ve dinleyiciyi bir sonraki cümlede gelecek kanıt ya da ayrıntılara hazırlar. Bu kısa kalıp, bir anlatımı yerleşik durumdan güncel gelişmeye taşıyabilir.
Alıştırma
Bu parçada But that's changing. ne işe yarıyor?
- Daha önce anlatılan durumun aynı kalacağını doğrular.
- Daha önce anlatılan durumun değişmeye başladığını ve ardından ayrıntıların geleceğini belirtir.
- Birinin fiziksel olarak değiştirdiği belirli bir nesneyi gösterir.
Cevabı göster
Daha önce anlatılan durumun değişmeye başladığını ve ardından ayrıntıların geleceğini belirtir.
at all levels of competition starting in 2021.
6:51bu izin 2021'den itibaren tüm müsabaka seviyelerinde geçerli olacaktı.
the Badminton World Federation: sporun dünya yönetim kuruluşu
the Badminton World Federation, badminton sporunun uluslararası yönetim kuruluşudur. Uluslararası müsabakaların kurallarını ve standartlarını belirler ya da denetler; buradaki Federation bir takımı, markayı veya tek bir turnuvayı değil, sporu yöneten bir federasyonu ifade eder. Duyuru bu yönetim kuruluşundan geldiği için alınan karar, resmî müsabakalarda hangi ekipmanların kabul edildiğini değiştirebilirdi.
Alıştırma
Bu cümlede the Badminton World Federation tarafından yapılan duyuru neden önemlidir?
- Profesyonel oyuncuların kullandığı bütün badminton toplarını ürettiği için
- 2021'de düzenlenen tek bir turnuvanın adı olduğu için
- Sporun uluslararası yönetim kuruluşu olduğu ve müsabaka standartlarını belirleyebildiği için
Cevabı göster
Sporun uluslararası yönetim kuruluşu olduğu ve müsabaka standartlarını belirleyebildiği için
announced it would allow: geçmişteki bir duyurudan bakılan gelecek
Geçmiş zamandaki bildirme fiili announced, bakış noktasını 2020 yılına yerleştirir. İlk duyuruda politika will allow ile ifade edilmiş olabilir; geçmişe dönük bir aktarımda will genellikle would biçimine dönüşür. Bu nedenle would allow, duyuru anına göre gelecekte olan ancak geçmiş zamanlı bir anlatının içine yerleştirilen bir durumu anlatır. Buradaki would varsayımsal bir koşulu veya nazik bir ricayı belirtmez. starting in 2021, uygulamanın 2020'deki duyurudan sonra başlayacağını gösterir.
Alıştırma
Tarihsel aktarımı allow fiilinin geçmişten bakılan gelecek biçimiyle tamamlayın: In 2020, the organization announced that it ____ synthetic equipment the following year.
Cevabı göster
would allow
But the coronavirus pandemic has delayed widespread development and approval of them.
6:55Ancak koronavirüs pandemisi, bu topların geniş çapta geliştirilmesini ve onaylanmasını geciktirdi.
And opinions among professional players are still mixed on how it could impact the sport. Kalıp ifadeler
7:01Profesyonel oyuncular da bunun sporu nasıl etkileyebileceği konusunda hâlâ farklı görüşlere sahip.
opinions among professional players are still mixed on: profesyonel oyuncuların görüşleri hâlâ farklı
opinions among professional players are still mixed on ifadesindeki mixed, grup genelindeki görüşlerin dağılımını anlatır: bazı oyuncular fikri desteklerken diğerleri karşı çıkabilir veya kararsız kalabilir. Bu, her oyuncunun kendi içinde çelişki yaşadığı ya da kafasının karışık olduğu anlamına gelmez. opinions are mixed on/about + issue kalıbı, ortak bir tutum oluşmadığında görüş ayrılığını tarafsız biçimde özetler. among professional players, görüşleri özetlenen grubu belirtir; still ise uzlaşma eksikliğinin sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
opinions among professional players are still mixed on burada ne anlama geliyor?
- Tüm profesyonel oyuncular aynı fikirde, ancak bunu henüz açıklamadılar.
- Her profesyonel oyuncunun kişisel olarak kafası karışık ve hiçbiri bir görüş oluşturamıyor.
- Profesyonel oyuncular grup olarak bu konuda henüz ortak bir görüşe ulaşmadı.
Cevabı göster
Profesyonel oyuncular grup olarak bu konuda henüz ortak bir görüşe ulaşmadı.
But for the workers who rely on feathered shuttlecocks,
7:06Ancak geçimini tüylü badminton toplarından sağlayan işçiler için
there's no substitute for the real thing. Notlar
7:09gerçek tüyden yapılanların yerini hiçbir şey tutamaz.
there's no substitute for + isim: hiçbir şey onun yerini gerçekten tutamaz
there's no substitute for the real thing ifadesindeki no substitute for + isim, hiçbir alternatifin belirtilen şeyin yerini tamamen tutamayacağı veya ona denk olamayacağı anlamına gelir. Alternatifler bulunabilir, ancak konuşan kişi bunların önemli nitelikler bakımından asıl olanla boy ölçüşemeyeceğine inanır. for edatı, yeterince ikame edilemeyen şeyi belirtir: a substitute for X, X yerine kullanılan bir şeydir. There is/There's no substitute for X kalıbı bu değerlendirmeyi güçlü bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Başka hiçbir şeyin bir şeyin yerini gerçekten tutamayacağını belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Online tutorials help, but for learning to swim safely, there's ____ hands-on instruction.
Cevabı göster
no substitute for
the real thing: özgün ve hakiki sürüm
Bu cümlede the real thing, bir kopya, alternatif veya taklit değil; özgün ve hakiki sürüm anlamına gelir. Burada konuşan kişi geleneksel tüylü badminton topunu bu hakiki sürüm olarak görüyor. Bu ifade bir değer yargısı taşır: sentetik badminton toplarının hayal ürünü veya var olmayan şeyler olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişinin, alternatiflerin hakiki sürümün sunduklarını bütünüyle karşılayamadığını düşündüğü anlamına gelir.
Alıştırma
“The replica looks convincing, but collectors still want the real thing,” cümlesinde “the real thing” ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak var olan herhangi bir nesne
- Daha ucuz alternatif
- Kopya yerine hakiki orijinal
Cevabı göster
Kopya yerine hakiki orijinal