Bir Köy Hindistan'ın El Yapımı Raketle Topu Sektörünü Nasıl Ayakta Tutuyor? | Still Standing: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
702 kelime 191 kel/dk

Video özeti: Bu haber, Jadurberia'da badminton topunun üretimini, tüylerin yıkanmasından yapıştırma ve paketlemeye kadar izliyor. Sentetik ürünlerle yeni kuralların köy zanaatı üzerindeki baskısını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. used to be, Dil bilgisi ve cümle kalıpları kapsamındadır; geçmişteki bir durumu bugünle karşılaştırır ve köy fabrikalarındaki gerilemeyi açıklar. 2. skirt, Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi kapsamındadır; burada giysi değil, topun tüylerden oluşan bölümüdür ve teknik anlatımın yanlış çevrilmesini önler. 3. But that's changing. Söylem, hikâye anlatımı ve retorik kapsamında bir dönüştür; önceki beklentiyi düzeltip federasyon politikasını tanıtır.

Bu derste

Perfect feathers are key to a good badminton shuttlecock. Kalıp ifadeler

0:02

İyi bir badminton topunun anahtarı kusursuz tüylerdir.

Kalıp ifadeler

key to: temel bir etkeni belirtmek

be key to, “bir şey için vazgeçilmez olmak” veya “bir şeyin başarılı olmasını sağlayan başlıca etken olmak” demektir. Bu cümlede kusursuz tüyler, iyi bir badminton topu üretmek için gerekli bir etken olarak sunulur. Bu kalıptaki to bir edattır. Ardından bu cümledeki gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir: be key to improving quality.

Alıştırma

Cümleyi “bir şey için vazgeçilmez” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Clear communication is ____ avoiding mistakes.

Cevabı göster

key to

16 of them to be exact. Kalıp ifadeler

0:07

Tam olarak 16 tane.

Kalıp ifadeler

to be exact: kesin bir ayrıntı vermek

to be exact, daha genel bir bilgiden sonra daha kesin bir sayı veya açıklama ekleyen bir ara sözdür. Burada tüylerin tam sayısının 16 olduğunu belirtir. Bu ifade, konuşmacının verdiği bilginin kesinliği hakkında yorum yapar; tüylerin kendilerinin “kesin” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi kesin rakamı belirten üç kelimelik ara sözle tamamlayın: We invited about thirty people—twenty-eight, ____.

Cevabı göster

to be exact

Craftspeople in India's Jadurberia village have been making these birdies by hand for generations. Notlar

0:10

Hindistan'ın Jadurberia köyündeki zanaatkârlar, nesillerdir bu badminton toplarını elle yapıyor.

Dilbilgisi

have been making ... for generations: hâlâ süren bir gelenek

have been making ifadesinde have + been + fiilin -ing biçimi present perfect continuous yapısını oluşturur. Eylemin başlangıcını geçmişe yerleştirirken yapma sürecinin konuşma anında hâlâ sürdüğünü gösterir. for generations birkaç nesli kapsayan bir süre belirtir. Vurgulanan iki bölüm birlikte, tamamlanmış tek bir olaydan değil, uzun süredir devam eden bir gelenekten söz eder. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp özne + have/has been + -ing + for + süre şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The Ortiz family ____ violins for generations, and they still make them today.

Cevabı göster

has been making

Kalıp ifadeler

by hand: elle yapılan bir yöntemi anlatmak

By hand, yöntemi belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada zanaatkârların badminton toplarını bir makineye veya otomatik üretime dayanmak yerine elle yaptığını anlatır. Bu ifade bir eylemi niteler ve işin nasıl yapıldığını belirtir. İş fiziksel olarak iki elle yapılsa bile bu kalıpta İngilizce tekil hand kullanır.

Alıştırma

Cümleyi makineyle değil, elle anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The invitations were written ____, not printed.

Cevabı göster

by hand

The area used to be filled with over 500 small factories like Dodo Shuttles. Dilbilgisi

0:17

Eskiden bölgede Dodo Shuttles gibi 500'den fazla küçük fabrika vardı.

Dilbilgisi

Değişmiş bir geçmiş durumu anlatan used to be

Burada used to be, “500'den fazla küçük fabrikayla dolu olma” durumunu geçmişte devam eden bir durum olarak sunar ve bugünle karşılaştırır. Bölgenin artık bu durumda olmadığını ima eder. Yapı özne + used to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Yalın fiil be olduğunda, geçmişteki bir durumu anlatmak için used to be + isim, sıfat veya başka bir tümleç kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi geçmişteki bir durumu belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This riverside district ____ full of warehouses, but most have become apartments.

Cevabı göster

used to be

But foreign competition and growing demand for synthetic shuttlecocks have forced many to close, Notlar

0:23

Ancak yabancı rekabet ve sentetik badminton toplarına yönelik artan talep, bu fabrikaların çoğunu kapanmaya zorladı,

Kalıp ifadeler

Piyasa dilinde growing demand for + isim

Growing demand for synthetic shuttlecocks bir isim öbeğidir. Demand öbeğin ana ismidir, growing istenen miktarın arttığını belirtir ve for insanların istediği ürünü gösterir. Cümlede bu öbek, foreign competition ile bağlanan ve fabrikaların kapanmasına yol açan bir piyasa baskısını adlandırır. Başka durumlarda da kullanılabilen growing demand for + isim kalıbı, piyasadaki yükseliş eğilimini anlatmak için yaygındır.

Alıştırma

Piyasa raporunu “... için piyasa ihtiyacı” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: As more people install solar panels, there is growing ____ trained electricians.

Cevabı göster

demand for

Dilbilgisi

have forced many to close: force + nesne + to'lu mastar

force + nesne + to'lu mastar yapısında force, baskı veya koşulların nesneye pratikte çok az seçenek bıraktığını ya da hiç seçenek bırakmadığını belirtir. Burada nedenler yabancı rekabet ve sentetik badminton toplarına olan taleptir; many, çok sayıda insanı değil, daha önce sözü edilen küçük fabrikaları ifade eder; to close ise ortaya çıkan eylemdir. Yapı force + isim veya zamir + to + fiilin yalın hâlidir. Dış baskıyı istenmeyen veya kaçınılmaz bir eylemin nedeni olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi force fiilinin geçmiş zamanı ve us nesnesiyle tamamlayın: The storm ____ a different route.

Cevabı göster

forced us to take

and scores of workers have left to find higher-paying jobs. Kelime

0:28

onlarca işçi de daha yüksek ücretli işler bulmak için ayrıldı.

Kelime

scores of workers: çok sayıda fakat kesin olmayan

Scores of + çoğul sayılabilen isim, çok sayıda ancak kesin olmayan insan veya şey anlamına gelir. Bu cümlede çok sayıda işçinin ayrıldığını vurgular; kesin bir sayı vermez. Tekil a score ifadesi geleneksel olarak yirmi anlamına gelebilse de çoğul scores of genellikle yaklaşık miktar bildiren bir ifadedir. Dil bilgisi bakımından scores of, workers sözcüğünü niteler; işçilerin aldığı puanlar anlamına gelmez.

Alıştırma

Scores of volunteers arrived before noon cümlesinde scores of volunteers en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Tam olarak yirmi gönüllü
  2. Çok sayıda fakat kesin sayısı belirtilmeyen gönüllü
  3. Gönüllülerin kazandığı puanlar
Cevabı göster

Çok sayıda fakat kesin sayısı belirtilmeyen gönüllü

We visited West Bengal to see how India's shuttlecock capital is still standing. Deyimler

0:33

Hindistan'ın badminton topu başkentinin nasıl hâlâ ayakta kaldığını görmek için Batı Bengal'e gittik.

Deyimler

Still standing: zorluklardan sonra ayakta kalmak

Bu cümlede still standing mecazi anlamdadır. Hindistan'ın badminton topu üretim merkezinin baskıyı veya gerilemeyi atlatarak varlığını ya da faaliyetini sürdürdüğünü anlatır; ayakta duran bir kişiyi veya yıkılmamış bir binayı betimlemez. be still standing kalıbı, ciddi zorluklardan sonra varlığını koruyan bir işletme, kurum, gelenek, sistem veya rakip için kullanılabilir. Still, bu hayatta kalışın şaşırtıcı olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “hayatta kaldı ve faaliyetini sürdürüyor” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After years of financial trouble, the small newspaper is ____.

Cevabı göster

still standing

All of Dodo's shuttlecocks are made with white duck feathers.

0:43

Dodo'nun tüm badminton topları beyaz ördek tüylerinden yapılıyor.

Workers like Israel Mallick wash them in small bunches in soapy water.

0:47

Israel Mallick gibi işçiler, tüyleri küçük demetler hâlinde sabunlu suda yıkıyor.

Usually he works in the final stages of production,

1:03

Israel normalde üretimin son aşamalarında çalışıyor,

but today he's on washing duty. Kalıp ifadeler

1:05

ama bugün yıkama görevinde.

Kalıp ifadeler

Be on washing duty: atanmış bir sorumluluk

Burada he's on washing duty, onun bugün yıkama işini yapmakla görevlendirildiği anlamına gelir. On edatı, şu anda bir görev rolünü yerine getirdiğini gösterirken washing belirli işi tanımlar. Yeniden kullanılabilir kalıp be on + görev adıdır: be on night duty, be on reception duty veya be on cleanup duty. Genellikle kişinin olağan işinden veya ahlaki bir yükümlülükten ziyade bir vardiyayı, nöbet sırasını ya da geçici görevlendirmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “yıkama işini yapmakla görevlendirilmiş” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce görev ifadesiyle tamamlayın: Lena usually serves customers, but today she's ____.

Cevabı göster

on washing duty

He and his coworkers scrub by the handful for several seconds. Kalıp ifadeler

1:08

O ve iş arkadaşları, tüyleri avuç avuç birkaç saniye boyunca ovalıyor.

Kalıp ifadeler

by the handful: ele sığacak miktarların tekrarlanması

Bu cümlede by the handful, işçilerin her seferinde ne kadar malzemeyi ovaladığını belirtir: her küçük grup yaklaşık olarak bir ele sığacak miktardadır. Bu ifade, işlemin bir kerede tamamlanmadığını, avuç avuç tekrarlandığını gösterir. by the + birim kalıbı, bir miktarı bir eylemin tekrar eden birimi olarak sunabilir. A handful kesin bir sayı değil, yaklaşık bir miktardır.

Alıştırma

Nora her seferinde bir ele sığacak miktarda pirinç aldı ve bunu tekrarladı. Cümleyi by the + miktar biçimindeki hedef ifadeyle tamamlayın: She added the rice ____.

Cevabı göster

by the handful

It can take workers up to an hour to get through a batch this size. Notlar

1:13

İşçilerin bu büyüklükte bir partiyi bitirmesi bir saate kadar sürebiliyor.

Dilbilgisi

It can take someone up to ... to do something: bir kişinin işi tamamlaması için gereken azami süre

It can take + kişi + up to + süre + to + fiil kalıbı, bir işin ne kadar sürebileceğini tahmin etmek için kullanılır. Burada workers işi yapan kişilerdir; get through a batch ise bir partinin tamamını işleyip bitirmek anlamına gelir. Up to an hour olası en uzun süreyi belirtir: iş daha kısa sürebilir, ancak bazı durumlarda bir saate ulaşabilir. Her partinin her zaman tam olarak bir saat sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Denetim en fazla üç saat gerektirebilir. Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ the crew ____ to inspect every cable.

Cevabı göster

It can take · up to three hours

Öbek fiiller

Get through a batch: bir iş yükünü tamamlamak

Get through ifadesinden sonra belirli bir iş miktarı geldiğinde, bunun tamamıyla ilgilenip bitirmek anlamına gelir. Bu cümlede a batch this size nesnesi iş yükü anlamını açıkça gösterir: işçiler bir yerden geçmek yerine tüm partinin işlenmesini tamamlar. Aynı kalıp, nesne olarak emails, a checklist, a chapter, applications veya baştan sona ele alınması gereken başka bir öğe grubu geldiğinde de kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “bir iş yükünün tamamıyla ilgilenip bitirmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: We need to ____ all these applications before Friday.

Cevabı göster

get through

Local duck meat farmers sell these feathers in bulk to the factory. Kalıp ifadeler

1:18

Yerel etlik ördek yetiştiricileri bu tüyleri fabrikaya toptan satıyor.

Kalıp ifadeler

In bulk: büyük miktarlarda satın almak veya satmak

In bulk, ayrı küçük perakende miktarları yerine bir araya getirilmiş büyük bir miktarda anlamına gelen ve zarf görevi gören bir edat öbeğidir. Burada sell fiilini niteler ve üreticilerin tüyleri fabrikaya nasıl sağladığını anlatır. Buy, sell, order, ship ve store gibi fiillerden sonra yaygın olarak kullanılır. Vurgu malların ağır olup olmadığına değil, miktara veya paketleme düzenine yapılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “ayrı küçük paketler yerine bir araya getirilmiş büyük bir miktarda” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The restaurant buys coffee beans ____ to reduce packaging.

Cevabı göster

in bulk

Next, they rinse the bunches in water and set them aside to drip off. Öbek fiiller

1:23

Ardından demetleri suda durulayıp sularının süzülmesi için bir kenara koyuyorlar.

Öbek fiiller

set them aside: geçici olarak kenara koyma ve zamirin yeri

Bu cümlede set them aside, “onları kısa bir süre için ayrı bir yere koymak” demektir. Demetler bir sonraki adımdan önce suları süzülürken orada bekler; burada para veya zaman ayırmak anlamına gelmez. Set aside ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne isim olduğunda hem set the bunches aside hem de set aside the bunches kullanılabilir. Nesne zamir olduğunda zamir ortaya gelmelidir: set them aside denir, set aside them denmez.

Alıştırma

set aside ifadesini them zamiriyle kullanarak yönergeyi tamamlayın: These screws are for the last step, so ____ for now.

Cevabı göster

set them aside

Israel fills his buckets with fresh water for a second rinse.

1:30

Israel ikinci durulama için kovalarını temiz suyla dolduruyor.

He keeps one clean Dilbilgisi

1:36

Birindeki suyu temiz bırakıyor,

and dilutes a small amount of natural indigo dye in the other.

1:37

diğerindeyse az miktarda doğal indigo boyasını seyreltiyor.

Dilbilgisi

one ... the other: tam olarak iki öğe için kullanım

Bu cümlede one ve the other, daha önce sözü edilen iki kovanın yerine kullanılır. One ilk kovayı, the other ise geriye kalan belirli tek kovayı ifade eder. Bu yapı, buckets ismini tekrar etmeden her birine ne yapıldığını karşılaştırır. Bir kümede tam olarak iki öğe olduğunda one ... the other kullanılır. The sözcüğü, kalan öğenin zaten belirlenebilir ve tek olduğunu gösterir.

Alıştırma

Tam olarak iki öğe için kullanılan iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: I packed two lunches; ____ is for Maya, and ____ is for Leo.

Cevabı göster

one · the other

This gives the feathers a very subtle tint that keeps them from yellowing. Dilbilgisi

1:47

Bu işlem, tüylere sararmalarını önleyen belli belirsiz bir renk veriyor.

Dilbilgisi

keeps them from yellowing: keep + nesne + from + -ing

Bu cümlede keeps them from yellowing, renk tonunun tüylerin sararmasını engellediği anlamına gelir. Them nesnedir ve tüyleri ifade eder; yellowing ise “sararmak” anlamındaki yellow fiilinin -ing biçimidir. keep + nesne + from + -ing kalıbı, bir şeyi bir eylemin veya değişimin önündeki engel olarak gösterir. Sonuç ister amaçlanmış ister yalnızca doğal bir etki olsun, koruma, önleme ve bakım durumlarını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi keep + nesne + from + -ing yapısıyla tamamlayın: These covers ____ the outdoor taps ____ freezing in winter.

Cevabı göster

keep · from

Working swiftly in tandem, Kalıp ifadeler

1:53

Hızla ve uyum içinde çalışarak,

they rinse,

1:54

tüyleri duruluyor,

dye,

1:57

boyuyor

and wring out handfuls at a time. Öbek fiiller

2:03

ve avuç avuç sıkıyorlar.

Kalıp ifadeler

in tandem: koordineli hareket

In tandem, iki veya daha fazla kişinin, grubun, sürecin ya da makinenin koordineli ve bağlantılı bir şekilde çalıştığı anlamına gelir. Burada işçiler durulama, boyama ve sıkma adımları boyunca iş birliği yapar. Eylemler birbiriyle örtüşebilse de bu ifade her hareketin tam olarak aynı anda gerçekleşmesini gerektirmez. Başka durumlara aktarılabilen temel fikir, tek bir süreç veya sonuç için birbirine bağlı çabadır.

Alıştırma

“The two systems operate in tandem” cümlesinde in tandem en güçlü biçimde neyi ifade eder?

  1. Sistemler tam olarak aynı anda ancak birbirinden bağımsız çalışır.
  2. Sistemler fiziksel olarak yan yanadır.
  3. Sistemler koordineli ve bağlantılı bir şekilde çalışır.
Cevabı göster

Sistemler koordineli ve bağlantılı bir şekilde çalışır.

Öbek fiiller

wring out: büküp sıkarak sıvıyı çıkarmak

Burada wring out, ıslak bir şeyi büküp sıkarak içindeki suyu veya başka bir sıvıyı çıkarmak anlamına gelir. Sıkılan şey birer avuç ıslak tüydür; out, tüylerin atılmasını değil sıvının dışarı çıkarılmasını anlatır. Wring out tek bir anlam taşıyan bir öbek fiil olarak işlev görür, ancak nesnesi wring ile out arasına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “bükerek suyunu çıkarmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After washing the cloth, ____ over the sink.

Cevabı göster

wring it out

Then they spread them out to dry in the sun for 3 to 4 hours.

2:11

Sonra tüyleri güneşe serip 3 ila 4 saat kurumaya bırakıyorlar.

The clean and dry feathers go inside to be sorted and trimmed. Dilbilgisi

2:20

Temizlenip kuruyan tüyler, seçilip kırpılmak üzere içeri alınıyor.

Dilbilgisi

to be sorted and trimmed: ortak kullanılan edilgen mastar

To be sorted and trimmed ifadesinde to be + geçmiş zaman ortacı edilgen mastar yapısını oluşturur. Tüyler iki eylemden de etkilenir: birisi onları ayıklayıp kırpacaktır, ancak işi yapan kişi belirtilmez. Sorted ve trimmed tek bir to be yapısını paylaşır. Go inside ifadesinden sonra gelen bu ortak edilgen mastar, iki eylemi tüylerin bir sonraki planlanmış işleme aşamaları olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi check ve label fiillerinin edilgen mastar biçimleriyle tamamlayın: The package was sent upstairs ____.

Cevabı göster

to be checked and labeled

This is co-owner Subodh Niyogi's favorite part of the whole process.

2:24

Bu, ortaklardan Subodh Niyogi'nin tüm süreçte en sevdiği bölüm.

A worker inspects each feather looking for strength and uniformity.

2:45

Bir işçi her tüyün sağlam ve düzgün olup olmadığını tek tek kontrol ediyor.

If one isn't up to standard, Kalıp ifadeler

2:52

Bir tüy standarda uygun değilse

it gets discarded. Dilbilgisi

2:54

atılıyor.

Kalıp ifadeler

Be up to standard: gerekli standarda ulaşmak

Be up to standard, gerekli veya beklenen kalite düzeyine ulaşmak demektir. Burada isn't up to standard, tüyün kalite kontrolünü geçemediğini söyler; up to burada “ulaşmak” anlamındadır, “en fazla” ya da “birinin sorumluluğunda” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp be + up to standard şeklindedir. Bir şey be up to standard veya not be up to standard olabilir ya da be brought up to standard ile gerekli düzeye getirilebilir.

Alıştırma

Cümleyi “gerekli kalite düzeyine ulaşmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The final report isn't ____, so the editor returned it for revision.

Cevabı göster

up to standard

Dilbilgisi

gets discarded ifadesindeki get-passive

Gets discarded bir get-passive yapısıdır: get + geçmiş zaman ortacı. Nesnenin atılma eylemine maruz kaldığını belirtir; burada get “elde etmek” anlamına gelmez. Bu genel koşulda gets, standardı karşılamayan herhangi bir nesneye ne olduğuna odaklanır. be-passive ile karşılaştırıldığında get-passive, özellikle konuşmada ve süreç açıklamalarında olayı veya ortaya çıkan değişimi genellikle daha dinamik hissettirir.

Alıştırma

Cümleyi reject fiilinin get-passive biçimiyle tamamlayın: When an application lacks a signature, it ____.

Cevabı göster

gets rejected

Then he trims them to exactly 3 inches long.

2:57

Ardından tüyleri tam 3 inç uzunluğunda kesiyor.

His shears are bolted together to ensure there's no variation in length.

3:02

Kullandığı makas, uzunluk farkı oluşmaması için cıvatalarla sabitlenmiş.

Next, a team of workers start to shape them.

3:08

Sonra bir işçi ekibi tüylere şekil vermeye başlıyor.

They take just a few seconds to cut out a curved edge on one side

3:12

Bir tarafına kavisli bir kenar kesmek

and a straight edge on the other.

3:16

ve diğer tarafına düz bir kenar kesmek yalnızca birkaç saniye sürüyor.

The cutters are so practiced that they don't even require a guide to churn through Notlar

3:19

Kesim işçileri o kadar deneyimli ki herhangi bir şablona ihtiyaç duymadan

hundreds of identically trimmed feathers a day.

3:23

günde yüzlerce tüyü birebir aynı biçimde kesebiliyorlar.

Dilbilgisi

so practiced that ...: derece ve sonuç

Burada so, practiced sıfatını niteler. practiced, tekrarlanan deneyim sayesinde çok becerikli olmak anlamına gelir. so + adjective + that kalıbı, bir niteliğin yüksek derecesini onun sonucuna bağlar: işçilerin becerisi, kılavuza ihtiyaç duymayacak kadar yüksektir. that ile başlayan yan cümle bir sonuç cümlesidir, nesne cümlesi değildir. Bu yapı, bir niteliği ve onun doğrudan sonucunu tek bir mantıklı ifade olarak sunar.

Alıştırma

Bu İngilizce cümledeki sonuç yapısını tamamlayın: Maya was ____ familiar with the route ____ she did not need a map.

Cevabı göster

so · that

Öbek fiiller

churn through: büyük miktarları hızla işlemek

Bu cümlede churn through, büyük miktarda bir şeyi hızlı ve kesintisiz biçimde işlemek anlamına gelir. İşçiler yüzlerce tüyü tekrar tekrar düzelttiği için ifade, kelimenin gerçek anlamıyla çalkalamayı değil hızı, miktarı ve düzenli işlem kapasitesini vurgular. Nesne genellikle işlenen, tüketilen, harcanan veya tamamlanan şeyi belirtir. İfade çoğu zaman etkinliği verimli ve durmaksızın sürüyormuş gibi gösterir; bazı bağlamlarda yeterince özen gösterilmediğini de düşündürebilir.

Alıştırma

Büyük miktarda bir şeyi hızlı ve kesintisiz biçimde işlemek anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: During the holiday sale, the warehouse team had to ____ hundreds of orders before noon.

Cevabı göster

churn through

Even though the Niyogis are proud to use only Indian feathers, Dilbilgisi

3:38

Niyogi ailesi yalnızca Hindistan'dan gelen tüyleri kullanmaktan gurur duysa da

they do import these cork bases from China. Dilbilgisi

3:41

bu mantar tabanları Çin'den ithal ediyor.

Dilbilgisi

Even though: beklentiye ters düşen gerçek bir olguyla ödünleme

Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: ardından gelen yan cümle gerçek bir olgu olarak kabul edilirken ana cümle, bu olgunun yarattığı beklentiye ters düşen bir olgu veya sonuç sunar. Burada yalnızca Hint tüylerinin kullanılması, bütün malzemelerin Hindistan'dan geldiğini düşündürebilir; ancak ana cümle bu beklentiyi düzeltir: mantar tabanlar Çin'den gelir. Even though ifadesinden sonra özne ve fiil içeren bir cümlecik gelmelidir.

Alıştırma

Sonuçla karşıtlık oluşturan bilinen bir olgu için en uygun bağlacı seçin: "_____ the shop was about to close, the staff helped us finish our order."

  1. Because
  2. Even if
  3. Even though
Cevabı göster

Even though

Dilbilgisi

do import: olumlu cümlede vurgu yapan do

Bu olumlu cümlede do, import fiiline vurgu katar. İthalatın gerçek bir olgu olduğunu doğrular ve bütün malzemelerin Hindistan'dan gelmesi gerektiği beklentisine karşı çıkar. Çoğul özne they ile yapı do + fiilin yalın hâlidir: do import denir, do imports denmez. Bu bir soru değildir ve do ayrı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi enjoy fiilinin vurgulu geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Some people think I dislike hiking, but I ____ it on weekends.

Cevabı göster

do enjoy

A worker drills 16 holes into each base

3:45

Bir işçi her tabana 16 delik açıyor

with the only machine used at the factory.

3:48

ve bunun için fabrikadaki tek makineyi kullanıyor.

But it isn't fully automated.

3:53

Ancak makine tamamen otomatik değil.

Someone still has to guide it into place with a steady hand and a good eye. Kalıp ifadeler

3:54

Yine de birinin sabit bir el ve keskin bir gözle tabanı doğru konuma yönlendirmesi gerekiyor.

Kalıp ifadeler

Sabit bir el ve keskin bir göz

Burada a steady hand, istenmeyen titremeler olmadan küçük ve kontrollü hareketler yapabilme becerisini ifade eder. A good eye ise yalnızca sağlıklı görme değil; konum, şekil, mesafe veya ince ayrıntıları değerlendirme becerisidir. İki isim öbeği and ile bağlanarak birbirini tamamlayan iki yeteneği sunar: fiziksel kontrol ve görsel değerlendirme. Bu kalıp, hassas uygulamalı işler için gereken becerileri anlatabilir.

Alıştırma

Hareket kontrolünü ve görsel değerlendirmeyi anlatan iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamlayın: Restoring the tiny painting requires ____.

Cevabı göster

a steady hand and a good eye

Precision like this is also key when it comes to gluing the feathers into the base. Kalıp ifadeler

4:00

Tüyleri tabana yapıştırırken de böyle bir hassasiyet büyük önem taşıyor.

Kalıp ifadeler

When it comes to + isim veya -ing biçimi

When it comes to, geniş bir tartışmayı belirli bir konuya veya faaliyete indirger. Bu cümlede odağı yapıştırma aşamasına kaydırır ve yaklaşık olarak konusunda ya da söz konusu olduğunda anlamına gelir. Kalıp when it comes to + isim veya -ing biçimidir. To bir edattır; bu nedenle bir eylem normalde gerund ile ifade edilir: when it comes to gluing doğrudur, when it comes to glue değildir.

Alıştırma

When it comes to sonrasında manage fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: When it comes to ____ a small team, clear communication matters.

Cevabı göster

managing

With just a quick dab of glue,

4:05

Hızlıca bir damla tutkal sürüp

a worker aligns each feather so it overlaps with the next,

4:06

her tüyü bir sonrakinin üzerine binecek şekilde hizalıyor

occasionally checking that they're all even. Kelime

4:10

ve ara sıra hepsinin aynı hizada olup olmadığını kontrol ediyor.

Kelime

All even: hepsi aynı seviyede hizalanmış

all even ifadesinde even, aynı seviyede, düzenli veya düzgün biçimde hizalanmış anlamına gelen bir sıfattır. İşçi tüylerin fiziksel dizilişini kontrol etmektedir; sayılarının ikiye bölünüp bölünmediğini değil. All, bu tanımın gruptaki her tüye uygulanmasını sağlar. Başka kontrol durumlarında da aynı ifade, düzenli biçimde hizalanan kenarları, sıraları veya aralıkları anlatabilir.

Alıştırma

“they're all even” ifadesinde işçi neyi kontrol ediyor?

  1. Son tüy bile eklenmiştir.
  2. Tüylerin sayısı çifttir.
  3. Her tüy düzenli biçimde hizalanmıştır.
Cevabı göster

Her tüy düzenli biçimde hizalanmıştır.

And then another binds them together with thread.

4:15

Ardından başka bir işçi onları iple birbirine bağlıyor.

This forms what's called the skirt of a shuttlecock. Kelime

4:20

Böylece badminton topunun “etek” denen bölümü oluşuyor.

Kelime

Skirt: badminton topunun konik tüy bölümü

Burada skirt, badminton topunun tüylerinden oluşan konik bölümün teknik adıdır. Bir giysi anlamına gelmez; bu parça, vücudun çevresine doğru açılan bir eteğe benzediği için böyle adlandırılmıştır. What's called ifadesi, parçanın kabul görmüş adını tanıtır. Üretim veya spor ekipmanı açıklamalarında gündelik sözcükler sık sık bu tür özel anlamlar kazanır.

Alıştırma

Bu cümlede skirt hangi parçanın adıdır?

  1. Herhangi bir nesnenin dekoratif dış kenarı.
  2. İşçinin giydiği bir giysi.
  3. Badminton topunun konik biçimli tüy bölümü.
Cevabı göster

Badminton topunun konik biçimli tüy bölümü.

He knots around each feather's shaft,

4:33

İşçi, her tüyün sapının çevresine düğüm atarak

making two separate rings of thread.

4:35

iki ayrı ip halkası oluşturuyor.

But for an added bit of security,

4:39

Ancak biraz daha sağlam olması için

a worker also applies a thin coat of epoxy to the base Kalıp ifadeler

4:41

bir işçi tabana ince bir kat epoksi de sürüyor

and threads with a paintbrush.

4:44

ve bunu bir fırçayla iplere de uyguluyor.

Kalıp ifadeler

apply a thin coat of epoxy: ince ve eşit bir kat sürmek

Bu cümlede applies a thin coat of epoxy, bir yüzeye ince ve eşit bir epoksi tabakası yaymak anlamına gelir. Buradaki coat giysi değil, bir malzeme katmanıdır; apply ise başvuru yapmak değil, bir maddeyi koymak veya yaymaktır. Yeniden kullanılabilir kalıp apply a thin coat of + material + to + surface şeklindedir. Eylemi, miktarı, malzemeyi ve uygulanacak yüzeyi açıkça belirtir.

Alıştırma

Talimatı dersteki apply a thin coat of + material + to + surface kalıbıyla tamamlayın: Use a clean brush to ____ the wooden panel.

Cevabı göster

apply a thin coat of varnish to

Then it's time for the finishing touches, Deyimler

4:47

Ardından son dokunuşlara geçiliyor;

Deyimler

finishing touches: küçük son iyileştirmeler

Finishing touches, asıl iş tamamlandıktan sonra eklenen küçük son ayrıntılar anlamına gelir. Burada nesnenin kendisini üretme aşamasından, onu tamamlanmış ve hazır gösteren son ayrıntılara geçildiğini belirtir. Daha genel olarak bu ifade, projenin yeni bir büyük üretim aşamasını değil, son iyileştirme aşamasını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve küçük son iyileştirmeler anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The design is nearly complete; we're just adding the ____ before launch.

Cevabı göster

finishing touches

like a label that indicates the speed of the shuttlecock,

4:49

örneğin badminton topunun hızını gösteren bir etiket

and of course, the Dodo brand.

4:53

ve elbette Dodo markası ekleniyor.

One important aspect of Israel's job is to weigh each one before packaging.

4:58

Israel'in işinin önemli bir parçası, paketlemeden önce her birini tartmak.

Once they're at 70 g,

5:14

Ağırlıkları 70 grama ulaştığında

he stacks 10 of them in a tube and prepares them for sale across India.

5:16

10 tanesini bir tüpe diziyor ve Hindistan genelinde satışa hazırlıyor.

Depending on the quality, Dilbilgisi

5:21

Kalitesine bağlı olarak

Dodo sells each tube for 200 to 300 rupees,

5:22

Dodo her tüpü 200 ila 300 rupiye,

or about $3 to $4.

5:25

yani yaklaşık 3 ila 4 dolara satıyor.

Dilbilgisi

Depending on the quality: sonucu değiştiren bir koşul

Baştaki Depending on the quality ifadesi, kalite değiştiğinde satış fiyatının da değiştiğini anlatır. 200 ila 300 rupilik fiyat aralığını belirleyen koşulu gösterir; Dodo’nun kaliteye etkin biçimde “bağımlı” olduğu anlamına gelmez. Cümlenin başında Depending on + isim öbeği, ana cümlenin tamamı için değişken bir etken belirler. Aynı yapı fiyat, süre, seçim veya sonuç farklılıklarını düzenleyerek anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi depend sözcüğünün -ing biçimi ve on ile tamamlayın: ____ the weather, the game will be indoors or outdoors.

Cevabı göster

Depending on

Production here is often done in stages,

5:28

Buradaki üretim çoğu zaman aşamalar hâlinde yapılıyor,

but from start to finish, Kalıp ifadeler

5:30

ancak baştan sona

a single shuttlecock takes just 30 minutes to make.

5:31

tek bir badminton topunun yapımı yalnızca 30 dakika sürüyor.

Kalıp ifadeler

From start to finish: sürecin tamamı

From start to finish, bir sürecin ilk adımından tamamlanmasına kadar olan bütün zaman aralığını anlatır. Burada tüm üretim aşamalarını tek bir toplamda birleştirir: bir badminton topunun yapımı toplam 30 dakika sürer. Bu ifade “Bütün süreç ne kadar sürüyor?” sorusunu yanıtlar; her aşamanın nasıl planlandığını veya bölündüğünü açıklamaz.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın filmin tamamını izlediğini söylüyor?

  1. Maya skipped the beginning of the movie.
  2. Maya watched only the end of the movie.
  3. Maya watched the movie from start to finish.
Cevabı göster

Maya watched the movie from start to finish.

However, this handmade approach means small places like this can't make as much product Dilbilgisi

5:50

Ancak bu el yapımı yöntem yüzünden bunun gibi küçük işletmeler, makine kullanan büyük küresel markalar kadar çok ürün üretemiyor

or as much profit as major global brands that use machines.

5:55

ya da onlar kadar yüksek kâr elde edemiyor.

Dilbilgisi

as much product or as much profit as ile eşit miktar karşılaştırması

as much + sayılamayan isim + as kalıbı eşit miktarları karşılaştırır. Burada product toplam üretimi, profit ise kazanılan para miktarını ifade eder; bu nedenle ikisi de sayılamayan kavramlar olarak değerlendirilir ve many değil, much alır. as much product or as much profit as major global brands sıralı yapısında her ismin kendi as much ifadesi vardır; sondaki as ise iki unsurun ortak karşılaştırma hedefini getirir. can't ile kullanıldığında küçük işletmelerin bu markalarla ne aynı üretim miktarına ne de aynı kâr düzeyine ulaşabildiğini anlatır.

Alıştırma

Her sayılamayan isimle as much kullanarak cümleyi tamamlayın: A small bakery cannot make ____ bread or ____ profit as a large factory.

Cevabı göster

as much · as much

This has forced many of the workers in Jadurberia

6:00

Bu durum, son birkaç yılda Jadurberia'daki birçok işçiyi

out of the village's traditional industry over the past few years.

6:03

köyün geleneksel sektöründen ayrılmak zorunda bıraktı.

Hamare is finish department amader tak to do janke.

6:10

Eskiden son işlem bölümümüzde 10 kişi çalışırdı.

The rise in synthetic shuttlecocks is another threat.

6:22

Sentetik badminton toplarının yükselişi de başka bir tehdit.

Plastic and nylon alternatives have become more popular

6:25

Plastik ve naylon alternatifler giderek daha popüler hâle geldi,

as they're often cheaper and last longer.

6:28

çünkü genellikle daha ucuz ve daha uzun ömürlüler.

But that's changing. Anlatım akışı

6:44

Ancak bu durum değişiyor.

Anlatım akışı

But that's changing. ile güncel gelişmeye geçiş

That, belirli bir nesneye değil, az önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Is changing şimdiki zamanın ilerleyen biçimini kullanarak değişimin tamamen bitmediğini, başlamış ve hâlen sürmekte olduğunu gösterir. Tam bir geçiş cümlesi olarak But that's changing. eski durum ile yeni gelişme arasında karşıtlık kurar ve dinleyiciyi bir sonraki cümlede gelecek kanıt ya da ayrıntılara hazırlar. Bu kısa kalıp, bir anlatımı yerleşik durumdan güncel gelişmeye taşıyabilir.

Alıştırma

Bu parçada But that's changing. ne işe yarıyor?

  1. Daha önce anlatılan durumun aynı kalacağını doğrular.
  2. Daha önce anlatılan durumun değişmeye başladığını ve ardından ayrıntıların geleceğini belirtir.
  3. Birinin fiziksel olarak değiştirdiği belirli bir nesneyi gösterir.
Cevabı göster

Daha önce anlatılan durumun değişmeye başladığını ve ardından ayrıntıların geleceğini belirtir.

In January 2020, the Badminton World Federation announced it would allow approved synthetic shuttlecocks Notlar

6:45

Ocak 2020'de Dünya Badminton Federasyonu, onaylı sentetik badminton toplarının kullanımına izin vereceğini açıkladı;

at all levels of competition starting in 2021.

6:51

bu izin 2021'den itibaren tüm müsabaka seviyelerinde geçerli olacaktı.

Kültür

the Badminton World Federation: sporun dünya yönetim kuruluşu

the Badminton World Federation, badminton sporunun uluslararası yönetim kuruluşudur. Uluslararası müsabakaların kurallarını ve standartlarını belirler ya da denetler; buradaki Federation bir takımı, markayı veya tek bir turnuvayı değil, sporu yöneten bir federasyonu ifade eder. Duyuru bu yönetim kuruluşundan geldiği için alınan karar, resmî müsabakalarda hangi ekipmanların kabul edildiğini değiştirebilirdi.

Alıştırma

Bu cümlede the Badminton World Federation tarafından yapılan duyuru neden önemlidir?

  1. Profesyonel oyuncuların kullandığı bütün badminton toplarını ürettiği için
  2. 2021'de düzenlenen tek bir turnuvanın adı olduğu için
  3. Sporun uluslararası yönetim kuruluşu olduğu ve müsabaka standartlarını belirleyebildiği için
Cevabı göster

Sporun uluslararası yönetim kuruluşu olduğu ve müsabaka standartlarını belirleyebildiği için

Dilbilgisi

announced it would allow: geçmişteki bir duyurudan bakılan gelecek

Geçmiş zamandaki bildirme fiili announced, bakış noktasını 2020 yılına yerleştirir. İlk duyuruda politika will allow ile ifade edilmiş olabilir; geçmişe dönük bir aktarımda will genellikle would biçimine dönüşür. Bu nedenle would allow, duyuru anına göre gelecekte olan ancak geçmiş zamanlı bir anlatının içine yerleştirilen bir durumu anlatır. Buradaki would varsayımsal bir koşulu veya nazik bir ricayı belirtmez. starting in 2021, uygulamanın 2020'deki duyurudan sonra başlayacağını gösterir.

Alıştırma

Tarihsel aktarımı allow fiilinin geçmişten bakılan gelecek biçimiyle tamamlayın: In 2020, the organization announced that it ____ synthetic equipment the following year.

Cevabı göster

would allow

But the coronavirus pandemic has delayed widespread development and approval of them.

6:55

Ancak koronavirüs pandemisi, bu topların geniş çapta geliştirilmesini ve onaylanmasını geciktirdi.

And opinions among professional players are still mixed on how it could impact the sport. Kalıp ifadeler

7:01

Profesyonel oyuncular da bunun sporu nasıl etkileyebileceği konusunda hâlâ farklı görüşlere sahip.

Kalıp ifadeler

opinions among professional players are still mixed on: profesyonel oyuncuların görüşleri hâlâ farklı

opinions among professional players are still mixed on ifadesindeki mixed, grup genelindeki görüşlerin dağılımını anlatır: bazı oyuncular fikri desteklerken diğerleri karşı çıkabilir veya kararsız kalabilir. Bu, her oyuncunun kendi içinde çelişki yaşadığı ya da kafasının karışık olduğu anlamına gelmez. opinions are mixed on/about + issue kalıbı, ortak bir tutum oluşmadığında görüş ayrılığını tarafsız biçimde özetler. among professional players, görüşleri özetlenen grubu belirtir; still ise uzlaşma eksikliğinin sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

opinions among professional players are still mixed on burada ne anlama geliyor?

  1. Tüm profesyonel oyuncular aynı fikirde, ancak bunu henüz açıklamadılar.
  2. Her profesyonel oyuncunun kişisel olarak kafası karışık ve hiçbiri bir görüş oluşturamıyor.
  3. Profesyonel oyuncular grup olarak bu konuda henüz ortak bir görüşe ulaşmadı.
Cevabı göster

Profesyonel oyuncular grup olarak bu konuda henüz ortak bir görüşe ulaşmadı.

But for the workers who rely on feathered shuttlecocks,

7:06

Ancak geçimini tüylü badminton toplarından sağlayan işçiler için

there's no substitute for the real thing. Notlar

7:09

gerçek tüyden yapılanların yerini hiçbir şey tutamaz.

Kalıp ifadeler

there's no substitute for + isim: hiçbir şey onun yerini gerçekten tutamaz

there's no substitute for the real thing ifadesindeki no substitute for + isim, hiçbir alternatifin belirtilen şeyin yerini tamamen tutamayacağı veya ona denk olamayacağı anlamına gelir. Alternatifler bulunabilir, ancak konuşan kişi bunların önemli nitelikler bakımından asıl olanla boy ölçüşemeyeceğine inanır. for edatı, yeterince ikame edilemeyen şeyi belirtir: a substitute for X, X yerine kullanılan bir şeydir. There is/There's no substitute for X kalıbı bu değerlendirmeyi güçlü bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Başka hiçbir şeyin bir şeyin yerini gerçekten tutamayacağını belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Online tutorials help, but for learning to swim safely, there's ____ hands-on instruction.

Cevabı göster

no substitute for

Deyimler

the real thing: özgün ve hakiki sürüm

Bu cümlede the real thing, bir kopya, alternatif veya taklit değil; özgün ve hakiki sürüm anlamına gelir. Burada konuşan kişi geleneksel tüylü badminton topunu bu hakiki sürüm olarak görüyor. Bu ifade bir değer yargısı taşır: sentetik badminton toplarının hayal ürünü veya var olmayan şeyler olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişinin, alternatiflerin hakiki sürümün sunduklarını bütünüyle karşılayamadığını düşündüğü anlamına gelir.

Alıştırma

“The replica looks convincing, but collectors still want the real thing,” cümlesinde “the real thing” ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak var olan herhangi bir nesne
  2. Daha ucuz alternatif
  3. Kopya yerine hakiki orijinal
Cevabı göster

Kopya yerine hakiki orijinal