Yıkım, hastalık ve ölüm: Panama Kanalı'nın inşası - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
679 kelime 138 kel/dk

Video özeti: Bu video, Panama Kanalı’na neden ihtiyaç duyulduğunu, Fransızların deniz seviyesinde kanal açma girişiminin neden başarısız olduğunu ve ABD’nin büyük can kayıplarına rağmen deniz taşımacılığını değiştiren bir havuzlu kanal ve baraj sistemi kurmayı nasıl başardığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. narrowest portion of the continent, the 48-km Isthmus of Panama. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Kıstağın ne olduğunu ve bu açıklayıcı eşleme yapısının Panama’nın dar coğrafyasını nasıl tanımladığını anlayacak; böylece buradaki bir kanalın deniz rotalarını neden büyük ölçüde kısaltabileceğini açıklayabileceksiniz. 2. lowering the water level in the next chamber while raising the ship — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: while sözcüğünün aynı anda gerçekleşen fakat zıt yönlü iki süreci nasıl bağladığını fark edecek ve paralel -ing biçimleriyle bir makinenin ya da çok aşamalı sistemin işleyişini açık ve öz biçimde anlatabileceksiniz. 3. Construction was only half the battle. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İnşaatın tamamlanmasının sorunun yalnızca bir kısmını çözdüğünü; sağlık koşulları, hastalıklar ve kazaların hâlâ ele alınması gerektiğini anlayacak ve ilk ilerlemeden sonra önemli zorluklar kaldığında only half the battle ifadesini kullanabileceksiniz.

Bu derste

In the middle of the 19th century, Kalıp ifadeler

0:06

19. yüzyılın ortalarında,

Kalıp ifadeler

In the middle of the 19th century: geniş bir tarihsel dönem belirtmek

In the middle of the 19th century, bir olayı o yüzyılın ortasındaki geniş bir döneme, çoğunlukla 1850'ler civarına yerleştirir. Kesin bir günü ya da yılı belirtmez. in the middle of the + sıra sayısı + century kalıbı, zaman çerçevesi kuran bir ifade olarak kullanılır. Tarihî bir anlatının başında ana olaydan önce dönemin arka planını verir.

Alıştırma

Cümleyi in the middle of ... kalıbının tamamını kullanarak tamamlayın: ____, television became common in many homes.

Cevabı göster

In the middle of the 20th century

the California Gold Rush brought thousands of settlers to America's west coast. Kültür

0:08

Kaliforniya Altına Hücumu, Amerika'nın batı kıyısına binlerce yerleşimci getirdi.

Kültür

California Gold Rush: tarihî bir olayın adı

California Gold Rush, 1848'de Kaliforniya'da altın bulunmasının ardından başlayan tarihî altına hücum olayının adıdır. Altın ve yeni fırsatlar arayan çok sayıda insanı Kaliforniya'ya çekmiştir. Bu cümlede söz konusu olay, binlerce yerleşimcinin neden ABD'nin batı kıyısına taşındığını açıklar. Buradaki Rush, tek bir kişinin acele etmesini değil, çok sayıda insanın bir yere aniden yönelmesini anlatır.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede California Gold Rush neyi ifade ediyor?

  1. Birçok insanı altın aramak için Kaliforniya'ya çeken tarihî bir olay.
  2. İnsanların altın taşıyarak Kaliforniya'yı geçtiği bir yarış.
  3. Tek bir yolcunun batı kıyısına yaptığı acele yolculuk.
Cevabı göster

Birçok insanı altın aramak için Kaliforniya'ya çeken tarihî bir olay.

But finding gold may have been easier than transporting it back east. Notlar

0:13

Ancak altın bulmak, onu doğuya geri taşımaktan daha kolay olmuş olabilir.

Dilbilgisi

may have been easier than: geçmişe ilişkin temkinli bir karşılaştırma

may have been easier than yapısında may olasılığı belirtir, have been değerlendirmeyi geçmişe yerleştirir ve easier than geçmişteki iki etkinliği karşılaştırır. Bu cümlede finding gold ile transporting it back east karşılaştırılır. Konuşmacı bu değerlendirmeyi kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. Geçmişe bakarken özne + may have been + karşılaştırma sıfatı + than + isim veya -ing grubu yapısı, geçmişteki bir seçeneğin ya da durumun belirli bir niteliğe diğerinden daha fazla veya daha az sahip olmuş olabileceğini temkinli biçimde ifade eder.

Alıştırma

Geçmişe ilişkin bu temkinli karşılaştırmayı tamamlamak için may have been ve fast sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: Taking the highway ____ driving through town.

Cevabı göster

may have been faster than

Kelime

back east: ABD’nin doğusuna doğru

Amerikan İngilizcesinde back east, genellikle daha batıdaki bir bakış açısından ABD’nin doğu kesimine veya o yöne gitmek anlamına gelen bir yön zarfıdır. Burada edat kullanılmadan doğrudan transporting it ifadesinden sonra gelir ve altının ABD’nin doğusuna taşınmasını anlatır. Back bir geri dönüşü veya tanıdık bir coğrafi yönelim biçimini çağrıştırabilir; ancak her zaman belirli bir başlangıç noktasına ya da birinin doğduğu yere dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede back east en doğal olarak ne anlama gelir? After five years in Nevada, Lena moved back east to be closer to her parents in Maryland.

  1. Doğuya bakarken geriye doğru hareket etti.
  2. ABD’nin doğusuna doğru taşındı.
  3. ABD’nin batısında kaldı.
Cevabı göster

ABD’nin doğusuna doğru taşındı.

The only hope for avoiding a grueling six-month wagon journey was to travel the narrowest portion of the continent, Notlar

0:18

Altı aylık yorucu bir at arabası yolculuğundan kaçınmanın tek umudu, kıtanın en dar bölümünde seyahat etmekti,

Dilbilgisi

The only hope for avoiding ... was to ...: geriye kalan tek çözüm

the only hope for + isim ya da -ing biçimi + was to + fiilin yalın hâli kalıbı, zor bir sorun karşısında geriye kalan tek çözümü sunar. Burada for avoiding ... kaçınılmak istenen sorunu, was to travel ... ise bu sorunu çözebilecek eylemi belirtir. Buradaki hope yalnızca kişisel bir dilek değil, gerçek bir başarı olasılığıdır. the only way ifadesiyle karşılaştırıldığında bu kullanım, durumun daha belirsiz ve seçeneklerin daha sınırlı olduğunu hissettirebilir.

Alıştırma

Geriye kalan tek çözümü sunan kalıbın iki bölümünü tamamlayın: With the bridge closed, ____ reaching the village before dark ____ take the mountain path.

Cevabı göster

the only hope for · was to

Kelime

grueling six-month wagon journey: zorluk derecesi ve süre

Grueling, fiziksel ya da zihinsel açıdan son derece yorucu ve zorlayıcı anlamına gelir. Yalnızca bir deneyimin ne kadar sürdüğünü değil, ne kadar ağır geçtiğini anlatır. Bu ifadede at arabası yolculuğunu eziyetli ve tüketici gösterir. Six-month, journey sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir niteleyicidir. Zaman birimi tekil kalır ve kısa çizgiyle bağlanır: a six-month journey. Fiilden sonra süre belirtilirken ise çoğul kullanılır: the journey lasted six months. Wagon, yolculuğun türünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle son derece yorucu olan üç günlük bir yürüyüşü doğal biçimde anlatır?

  1. They completed a relaxing three-day hike across the desert.
  2. They completed a grueling three-day hike across the desert.
  3. They completed a grueling three-days hike across the desert.
Cevabı göster

They completed a grueling three-day hike across the desert.

the 48-km Isthmus of Panama.

0:26

48 km'lik Panama Kıstağı.

Kültür

narrowest portion ... the 48-km Isthmus of Panama: coğrafi anlam ve açıklayıcı eşleme

İngilizce isthmus sözcüğü, iki daha büyük kara parçasını birbirine bağlayan ve iki yanında su bulunan dar bir kara şeridini anlatır. The Isthmus of Panama, Kuzey Amerika ile Güney Amerika’yı birbirine bağlar; bu dar kara bağlantısı, bölgenin Atlantik ve Pasifik tarafları arasında bir kanal rotasına neden uygun olduğunu açıklar. Virgülden sonra gelen the 48-km Isthmus of Panama, açıklayıcı eş değer bir ögedir: the narrowest portion of the continent ifadesinin hangi yeri anlattığını belirtir.

Alıştırma

isthmus hangi coğrafi şekli anlatır?

  1. İki daha büyük kara parçasını birbirine bağlayan dar bir kara şeridi.
  2. Gemilerin yük alıp boşalttığı bir liman.
  3. Tamamen suyla çevrili bir ada.
Cevabı göster

İki daha büyük kara parçasını birbirine bağlayan dar bir kara şeridi.

By 1855,

0:30

1855 yılına gelindiğinde,

a railroad spanning the region significantly shortened the trip, Notlar

0:31

bölgeyi kapsayan bir demiryolu yolculuğu önemli ölçüde kısalttı,

Kelime

spanning the region: span fiilinin mekânsal anlamı ve ortaçla niteleme

Burada span, bir alanın bir tarafından diğer tarafına uzanmak veya alanı boydan boya geçmek anlamında kullanılan bir fiildir. A railroad spanning the region, demiryolunun yalnızca bölgenin içinde bir yerde bulunduğunu değil, bölgeyi geçtiğini anlatır. Spanning the region, a railroad ifadesini niteleyen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. İlgi cümleciği olarak a railroad that spanned the region şeklinde açılabilir.

Alıştırma

Köprünün nehrin bir tarafından diğerine uzandığını göstermek için cümleyi span fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: A bridge ____ the river connects the two towns.

Cevabı göster

spanning

Kalıp ifadeler

significantly shortened the trip: yolculuk süresinde büyük bir azalma

Bu cümlede significantly shortened the trip, demiryolunun yolculuğun çok daha kısa sürmesini sağladığını anlatır. Shorten burada fiziksel olarak bir nesneyi kesip kısaltmak değil, yolculuğun mesafesini veya süresini azaltmak anlamındadır. Tekrar kullanılabilen yapı özne + shorten + trip/journey/commute şeklindedir. Significantly, shortened fiilini niteler ve azalmanın büyük ve belirgin olduğunu vurgular; shortened tek başına azalmanın ne kadar büyük olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Yolculuk süresindeki büyük azalmayı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new bypass ____ between the two towns.

Cevabı göster

significantly shortened the trip

but unloading and reloading ships at each port cost time and money. Kalıp ifadeler

0:36

ancak her limanda gemileri boşaltmak ve yeniden yüklemek zaman ve paraya mal oluyordu.

Kalıp ifadeler

cost time and money: iki tür maliyeti ifade etmek

Bu cümlede cost time and money, boşaltma ve yeniden yükleme işlemlerinin fazladan zaman ve mali kaynak gerektirdiğini anlatır. Cost, soyut bir kayıp veya yükü doğrudan alabilir; bu nedenle yalnızca bir şeyin fiyatını belirtmez. Burada unloading and reloading ships at each port etkinliğinin tamamı cost fiilinin öznesidir. Tekrar kullanılabilen yapılar activity + cost + time and money ve activity + cost + someone + time and money şeklindedir.

Alıştırma

Tekrarlanan kontrollerin hem fazladan zaman hem de mali kaynak gerektirdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The repeated checks spent time and money.
  2. The repeated checks cost time and money.
  3. The repeated checks paid time and money.
Cevabı göster

The repeated checks cost time and money.

To truly connect these two bodies of water,

0:42

Bu iki su kütlesini gerçekten birbirine bağlamak için,

shipping interests needed a canal, Kelime

0:45

denizcilik şirketlerinin bir kanala ihtiyacı vardı,

Kelime

shipping interests: deniz taşımacılığında ekonomik çıkarı olan taraflar

Bu cümlede shipping interests, ekonomik çıkarları deniz taşımacılığına bağlı şirketleri, yatırımcıları veya diğer grupları ifade eder. İfadenin tamamı needed fiilinin öznesidir ve kanal isteyen tarafları adlandırır. Burada çoğul interests sözcüğü, bir konuda ortak çıkarı bulunan kişi veya kuruluşları topluca belirten resmî bir terimdir. Kişisel hobiler veya birinin ilginç bulduğu konular anlamına gelmez.

Alıştırma

Tarihsel bir raporda shipping interests büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. deniz taşımacılığını ilginç gösteren konular
  2. deniz taşımacılığında ekonomik çıkarı olan şirketler ve gruplar
  3. hobisi gemiler hakkında bilgi edinmek olan insanlar
Cevabı göster

deniz taşımacılığında ekonomik çıkarı olan şirketler ve gruplar

a continuous maritime passage through the Isthmus. Kelime

0:47

Kıstak boyunca kesintisiz bir deniz geçidi.

Kelime

continuous maritime passage: kesintisiz bir deniz yolu

Maritime passage, gemilerin kullanabildiği bir su yoludur. Burada passage, bir yazı bölümü değil, içinden geçilen bir yol anlamına gelir. Continuous, su yolunun kıstak boyunca bağlantısının kesilmediğini belirtir. Gemiler yükü boşaltıp kara yoluyla taşıdıktan sonra başka bir gemiye yeniden yüklemek yerine su üzerinden ilerlemeye devam edebilir.

Alıştırma

Hangi açıklama continuous maritime passage ifadesine en uygundur?

  1. gemilerin kara yoluyla aktarma yapmasını gerektirmeyen kesintisiz bir deniz yolu
  2. bir limandan iç kesimdeki bir şehre uzanan kara yolu
  3. okyanus yolculuğu hakkında birkaç paragraf
Cevabı göster

gemilerin kara yoluyla aktarma yapmasını gerektirmeyen kesintisiz bir deniz yolu

The first attempt at this colossal construction project

0:52

Bu devasa inşaat projesindeki ilk girişim

was taken up in 1881 Öbek fiiller

0:55

1881'de başlatıldı

by French diplomat Ferdinand de Lesseps.

0:58

Fransız diplomat Ferdinand de Lesseps tarafından.

Öbek fiiller

was taken up: bir projeyi üstlenmek

Bu cümlede was taken up, take up fiilinin edilgen biçimidir. Nesne attempt veya project olduğunda take up, işi üstlenmek ve ilerletmeye başlamak anlamına gelir. by ile başlayan bölüm, bu işi kimin üstlendiğini belirtir. Bu ifade, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. Genel anlamlı start fiiline kıyasla, birinin işin sorumluluğunu üstlenmesini daha çok vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede was taken up, birinin bir projeyi üstlenip üzerinde çalışmaya başladığını ifade eder?

  1. After years of delay, the restoration project was taken up by a local charity.
  2. Most of the meeting was taken up by small talk.
  3. The old boxes were taken up to the attic.
Cevabı göster

After years of delay, the restoration project was taken up by a local charity.

De Lesseps had supervised construction of Egypt's Suez Canal, Kültür

1:01

De Lesseps, Mısır'daki Süveyş Kanalı'nın inşasını denetlemişti,

Kültür

Egypt's Suez Canal: de Lesseps'in önceki deneyiminin kanıtı

Egypt's Suez Canal, Mısır'da bulunan ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı'nı ifade eder. Bundan söz edilmesi, de Lesseps'in ilgili bir deneyime sahip olduğunu gösterir: daha önce ünlü ve büyük ölçekli bir kanal projesini denetlemişti. Bu da başka bir kanal projesi için neden uygun göründüğünü açıklar. Süveyş Kanalı ile Panama Kanalı farklı su yollarıdır.

Alıştırma

Hangi ifade Süveyş Kanalı ile Panama Kanalı arasındaki farkı doğru biçimde açıklar?

  1. Süveyş Kanalı Mısır'dadır, Panama Kanalı ise Orta Amerika'dadır.
  2. Süveyş Kanalı Panama Kıstağı'nı geçer.
  3. Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı aynı su yolunun iki farklı adıdır.
Cevabı göster

Süveyş Kanalı Mısır'dadır, Panama Kanalı ise Orta Amerika'dadır.

but his success made him overconfident. Kalıp ifadeler

1:06

ancak başarısı onu aşırı özgüvenli yapmıştı.

Kalıp ifadeler

success made him overconfident: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, bir şeyin bir kişiyi ya da nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. Burada his success neden, him etkilenen kişi, overconfident ise ortaya çıkan durumdur. Made burada “yarattı” anlamına gelmez. Cümle, başarıyı onun muhakemesinde olumsuz bir değişikliğe yol açan neden olarak değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geçmiş hâli, nesne zamiri me ve karşılaştırma sıfatı more confident ile tamamlayın: Positive feedback ____ about speaking in public.

Cevabı göster

made me more confident

He insisted on digging the canal at sea level, Notlar

1:09

Kanalı deniz seviyesinde kazmakta ısrar etti,

Kalıp ifadeler

insisted on digging: insist on + -ing biçimi

insist on + isim veya -ing biçimi, bir eylemi kararlılıkla talep etmek ya da o eylemi seçmekte ısrar etmek anlamına gelir. insisted on digging ifadesinde on bir edattır; bu nedenle dig fiili digging olur. Bu yapıyı, ısrar edilen eylemi adlandırmak için kullanın. Yapıyı insist + to mastarıyla değiştirmeyin: insisted to dig standart İngilizce değildir.

Alıştırma

check fiilini insist on sonrasında gereken biçime dönüştürün: The editor insisted on ____ every figure before publication.

Cevabı göster

checking

Kelime

at sea level: yükselti referansı olarak deniz seviyesi

Bu cümlede at sea level, “deniz yüzeyinin ortalama yüksekliğinde” demektir. Deniz seviyesi, yükseltiyi ölçmek için kullanılan referans noktasıdır; ifade kanalın planlanan yüksekliğini anlatır, denizin üzerinde bir konumu değil. Deniz seviyesindeki bir kanal, gemileri daha yüksek araziden geçirmek için kanal havuzlarıyla yükseltmek yerine su yolunu bu yüksekliğe yakın tutar. Bu da planın neden sıradağların içinden kazı yapılmasını gerektirdiğini açıklar.

Alıştırma

“Okyanus yüzeyinin yüksekliğinde” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The research station is built ____.

Cevabı göster

at sea level

even though it required boring directly through the Continental Divide mountain range. Notlar

1:13

doğrudan Kıta Bölünmesi dağ sırasını delmeyi gerektirmesine rağmen.

Dilbilgisi

even though: bir olguyla güçlü ödünleme

Even though, normalde önceki eylemi engellemesi veya değiştirmesi beklenen bir olguyu tanıtır. Burada sıradağları delme zorunluluğu, onun planda ısrar etmesini değiştirmedi. Even though’dan sonra öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir: even though it required.... Even, yalnızca though kullanılmasına göre ödünleme karşıtlığını daha güçlü vurgular; anlam “bu bilinen olguya rağmen”dir, “bu olgu yüzünden” değil.

Alıştırma

Konuşan kişi yolun buzlu olduğunu biliyor. Hangi cümle bu gerçek olgunun onları durdurmadığını anlatır?

  1. Even if the road was icy, they would continue driving slowly.
  2. Because the road was icy, they continued driving slowly.
  3. Even though the road was icy, they continued driving slowly.
Cevabı göster

Even though the road was icy, they continued driving slowly.

Kelime

boring directly through: bir engeli doğrudan delip geçmek

Buradaki boring, bore fiilinin -ing biçimidir ve katı bir malzemeyi delmek, kazmak ya da içinden bir geçit açmak anlamına gelir. required boring yapısında -ing biçimi, gerekli olan mühendislik işini adlandırır. directly through, güzergâhın dağ engelinin çevresinden ya da üstünden geçmek yerine onu doğrudan delip geçmesi gerektiğini gösterir. Burada boring, sıkıcı demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede boring bir mühendislik eylemini adlandırıyor?

  1. The boring lecture lasted all afternoon.
  2. The crew is boring through the hillside to make room for a new tunnel.
  3. The crew finds the safety lecture boring.
Cevabı göster

The crew is boring through the hillside to make room for a new tunnel.

Kültür

Continental Divide: akarsu sistemlerini ayıran yüksek arazi sınırı

Continental Divide büyük bir su bölümü çizgisidir: farklı büyük akarsu sistemlerine, çoğu zaman farklı okyanuslara akan suları ayıran yüksek arazi hattı. Burada Divide coğrafi bir isimdir; divide fiili değildir. Bu cümlede terim, güzergâhın aşmak zorunda olduğu yüksek dağ engelini belirtir. Bu coğrafi bilgi, orayı doğrudan delip geçmenin neden büyük çaplı kazı gerektirdiğini açıklar.

Alıştırma

Bu coğrafi bağlamda Continental Divide ne anlama geliyor?

  1. bir kıta ile okyanus arasındaki kıyı şeridi
  2. iki ülkeyi ayıran siyasi sınır
  3. büyük akarsu sistemlerini ayıran yüksek arazi hattı
Cevabı göster

büyük akarsu sistemlerini ayıran yüksek arazi hattı

Futile excavation efforts were buried under constant landslides, Kalıp ifadeler

1:19

Boşuna kazı çabaları sürekli toprak kaymalarının altında gömüldü,

Kalıp ifadeler

were buried under: büyük bir miktarın altında kalmak

Buradaki were buried under edilgen bir yapıdır. Tekrarlanan toprak kaymaları kazı çalışmalarını ve sonuçlarını toprak ve molozla kaplayarak ilerlemeyi sürekli yok etmiştir; işçilerin gömüldüğü anlamına gelmez. Daha genel olarak be buried under + isim yapısı, bir şeyin çok miktarda başka bir şeyle kaplandığını veya bunun altında ezildiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bury under ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After the blizzard, the parked cars ____ nearly a meter of snow.

Cevabı göster

were buried under

and since the diplomat had only visited the site briefly during Panama's dry season, Dilbilgisi

1:23

ve diplomat bölgeyi yalnızca Panama'nın kurak mevsiminde kısaca ziyaret ettiği için,

his workers were unprepared for torrential storms, Kalıp ifadeler

1:28

işçileri şiddetli fırtınalara karşı hazırlıksızdı,

Dilbilgisi

since ... had only visited: daha önceki bir durumu neden olarak vermek

Burada since, because anlamına gelir ve ana sonucun nedenini açıklar: işçiler hazırlıksızdı. since yan cümlesi, sonucu vermeden önce bu nedeni arka plan bilgisi olarak sunar. Had only visited past perfect yapısındadır. Diplomatın kısa ziyaretini daha sonraki hazırlıksız olma durumundan önceye yerleştirir; only, briefly ve during the dry season ise deneyiminin ne kadar sınırlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

since the diplomat had only visited the site briefly during Panama's dry season bölümünü en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Kurak mevsimi daha sonra da devam eden bir eylemin başlangıç noktası olarak belirtir.
  2. Diplomatın, işçiler fırtınalarla karşılaştıktan sonra bölgeyi tekrar tekrar ziyaret ettiğini söyler.
  3. İşçilerin hazırlıksız olmasının nedenini verir ve sınırlı ziyareti daha önceye yerleştirir.
Cevabı göster

İşçilerin hazırlıksız olmasının nedenini verir ve sınırlı ziyareti daha önceye yerleştirir.

Kalıp ifadeler

unprepared for torrential storms: sağanak yağışlı fırtınalara hazırlıksız olmak

Be unprepared for + isim veya isim öbeği, bir olayla, koşulla ya da gereklilikle başa çıkmaya hazır olmamak anlamına gelir. Burada for, işçilerin karşılaşmaya hazır olmadığı tehlikeyi belirtir. Torrential, aşırı şiddetli yağışı anlatır. Bu nedenle torrential storms çok yoğun yağış getiren fırtınalar demektir; ifade, sıradan yağmura şaşırmayı değil, kötü hava koşullarına karşı ciddi bir hazırlık eksikliğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The organizers had no severe-weather plan and were ____ the torrential downpour.

Cevabı göster

unprepared for

venomous jungle fauna, Kelime

1:32

zehirli orman faunası

Kelime

venomous jungle fauna: zehrini aktarabilen orman faunası

Fauna, belirli bir bölgenin, yaşam alanının veya dönemin hayvanlarını topluca ifade eden bir isimdir. Burada jungle fauna, ormanda yaşayan hayvanlar anlamına gelir. Venomous, bu grubu genellikle ısırarak veya sokarak zehir aktarabilen hayvanlarla sınırlar. İfade, tek bir hayvanı değil, ormandaki bir tehlike kategorisini kısa ve resmî bir dille adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede venomous ve fauna doğru kullanılmıştır?

  1. Some rainforest snakes are venomous because they inject venom when they bite.
  2. Every poisonous mushroom is venomous.
  3. The biologist recorded one fauna near the river.
Cevabı göster

Some rainforest snakes are venomous because they inject venom when they bite.

and tropical diseases.

1:34

ve tropikal hastalıklara.

After spending $287 million and losing a staggering 22,000 lives, Notlar

1:36

287 milyon dolar harcayıp şaşırtıcı bir şekilde 22.000 can kaybettikten sonra,

Dilbilgisi

After spending ... and losing ...: paralel -ing biçimleri için tek bir After

After, spending ... ve losing ... olmak üzere paralel iki -ing biçimini başlatır. Her iki eylem de aynı after sözcüğüne bağlıdır. Baştaki ifadenin tamamı, daha önce ödenmiş bedelleri ana cümledeki olayın arka planı olarak sunar. Her iki -ing eyleminin örtük öznesi normalde ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Daha önce gerçekleşen eylemleri kısa biçimde özetlemek için After doing X and doing Y, someone did Z kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

After ile paralel -ing biçimlerini doğru kullanan ve ana cümle öznesi bu eylemlerin öznesiyle eşleşen cümleyi seçin.

  1. After reviewed the costs and consulted the team, the company canceled the plan.
  2. After reviewing the costs and consulting the team, the company canceled the plan.
  3. After reviewing the costs and consulting the team, the deadline was extended.
Cevabı göster

After reviewing the costs and consulting the team, the company canceled the plan.

Kelime

a staggering 22,000 lives: şaşırtıcı bir sayıyı vurgulamak

Burada staggering, 'şaşırtıcı veya inanması zor olacak kadar büyük' anlamına gelir. 22,000 sayısını niteler ve can kaybının duygusal etkisini artırır; fiziksel olarak sendelemek anlamında kullanılmamıştır. Tekrar kullanılabilen a staggering + sayı veya miktar kalıbı, rakamın beklenenin çok ötesinde olduğuna dair konuşmacı değerlendirmesini ekler.

Alıştırma

'Şaşırtıcı derecede yüksek' anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The repair bill reached ____ $2 million.

Cevabı göster

a staggering

the French abandoned the project. Kalıp ifadeler

1:43

Fransızlar projeden vazgeçti.

Kalıp ifadeler

abandoned the project: projeyi kalıcı olarak sona erdirmek

abandoned the project ifadesi, birinin proje üzerinde çalışmayı bırakmaya ve projeyi sürdürmemeye kesin olarak karar verdiğini anlatır. Abandoned, abandon fiilinin basit geçmiş biçimidir; the project ise doğrudan nesnesidir. Nötr ile resmî arası bu kalıp mühendislik, araştırma, politika ve iş dünyası haberlerinde yaygındır. Bu cümlede kanal çalışmasının yalnızca duraklatılması değil, sona erdirilmesi anlatılır.

Alıştırma

Bir şehir, demiryolu projesini kalıcı olarak durdurmaya karar verdi. Bu kararı en iyi hangi cümle aktarır?

  1. The city abandoned the rail project after the final cost review.
  2. The city suspended the rail project until the review is complete.
  3. The city postponed the rail project until next year.
Cevabı göster

The city abandoned the rail project after the final cost review.

The United States had been considering building a canal through Nicaragua, Dilbilgisi

1:46

ABD, Nikaragua üzerinden bir kanal inşa etmeyi düşünüyordu,

Dilbilgisi

had been considering building: geçmişteki bir noktadan önce süren düşünce

Had been considering building, bir plan üzerine düşünme sürecinin geçmişteki başka bir noktadan önce bir süre devam ettiğini gösterir. Had been considering, past perfect progressive yapısıdır; building ise değerlendirilen eylemi belirtir. Bu cümlede Nikaragua rotası, daha sonraki bir karardan önce zaten görüşülen bir seçenek olarak sunulur. Consider fiilinden sonra -ing biçimi kullanılır: consider building doğrudur, consider to build değildir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp özne + had been considering + fiil-ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi consider fiilinin past perfect progressive biçimi ve build fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before the budget vote, the city ____ a new bridge for several months.

Cevabı göster

had been considering building

but at this point the chance to succeed where France failed was tempting. Notlar

1:51

ancak bu noktada Fransa'nın başarısız olduğu yerde başarılı olma şansı cezbediciydi.

Kalıp ifadeler

at this point: zaman çizelgesinin ulaştığı aşama

At this point, anlatının ulaştığı aşamayı, yani önceki başarısızlıktan sonrasını ve bir sonraki karardan öncesini işaretler. Point burada fiziksel bir yeri değil, olaylar dizisindeki bir noktayı anlatır. Konuşan veya yazan kişi bu ifadeyi zaman çizelgesinde durup o aşamada neyin doğru, mümkün ya da kararlaştırılmış olduğunu anlatmak için kullanır. Geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede bile “hikâyenin bu aşamasında” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede at this point, “bir sürecin bu aşamasında” anlamına gelir?

  1. We have reviewed all the evidence; at this point, we can make a decision.
  2. Place the compass at this point on the map.
  3. The pencil breaks at this point every time.
Cevabı göster

We have reviewed all the evidence; at this point, we can make a decision.

Dilbilgisi

the chance to succeed where France failed: soyut bir durumu anlatan where

The chance to succeed, “başarılı olma fırsatı” anlamına gelir; to succeed mastarı bu fırsatın ne için olduğunu açıklar. Where France failed, Fransa'nın başarılı olamadığı aynı projeyi, görevi veya durumu belirtir. Burada where fiziksel bir yer yerine soyut bir alanı anlatabilir. Succeed where someone failed kalıbı, önceki başarısızlık ile daha sonra gelebilecek başarı arasındaki karşıtlığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede where, “başka birinin başarısız olduğu aynı görev veya durumda” anlamına gelir?

  1. The new team hopes to succeed because its new method is safer.
  2. The new team hopes to succeed where earlier researchers failed.
  3. The new team hopes to succeed when the next trial begins.
Cevabı göster

The new team hopes to succeed where earlier researchers failed.

Panamanian leaders were also eager to complete a canal, Kalıp ifadeler

1:56

Panamalı liderler de bir kanalı tamamlamaya istekliydi,

which would bring their country business and prestige. Kalıp ifadeler

1:59

bu da ülkelerine ticaret ve prestij getirecekti.

Kalıp ifadeler

eager to complete: harekete geçmeye yönelik güçlü ve olumlu istek

be eager to + fiilin yalın hâli yapısında eager, birinin eylemi güçlü ve olumlu bir istekle yapmak istediğini belirtir. Bu nedenle eager to complete, yalnızca kabul etmeyi değil, tamamlamaya yönelik etkin bir isteği gösterir. to ile kurulan mastar, istenen eylemi belirtir: eager to complete, eager to begin, eager to learn. Bu duygu genellikle kaygı değil, beklenti veya coşkudur.

Alıştırma

İnsanların başlamayı güçlü ve olumlu bir biçimde istediğini en açık şekilde hangi cümle ifade eder?

  1. The volunteers were eager to begin the rescue work.
  2. The volunteers were willing to help if no one else was available.
  3. The volunteers were anxious about the dangerous conditions.
Cevabı göster

The volunteers were eager to begin the rescue work.

Kalıp ifadeler

would bring their country business and prestige: bring + alıcı + sonuç

Bring yalnızca fiziksel olarak taşımak değil, “birinin veya bir şeyin bir sonuç elde etmesini sağlamak” anlamına da gelebilir. would bring their country business and prestige ifadesinde kanalın bu yararları sağlaması beklenir. Yapı bring + alıcı + şey veya sonuç şeklindedir: their country alıcıdır, business and prestige ise sonuçlardır. Aynı fikir bring business and prestige to their country biçiminde de yazılabilir.

Alıştırma

Alıcının bring sözcüğünden hemen sonra geldiği bring + alıcı + yarar yapısını hangi cümle kullanır?

  1. The new rail line could bring the region to jobs and investment.
  2. The new rail line could bring jobs and investment to the region.
  3. The new rail line could bring the region jobs and investment.
Cevabı göster

The new rail line could bring the region jobs and investment.

However,

2:03

Ancak,

Panama was still a part of Colombia at the time,

2:04

Panama o sırada hâlâ Kolombiya'nın bir parçasıydı,

and the country was stalling negotiations with the US. Kelime

2:07

ve ülke ABD ile müzakereleri yavaştan alıyordu.

Kelime

was stalling negotiations: müzakerelerin ilerlemesini geciktirmek

was stalling negotiations ifadesinde stall, görüşmelerin ilerlemesini geciktirmek veya engellemek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Geçmişte devam eden was stalling yapısı, bunun o sırada sürmekte olan bir eylem olduğunu gösterir. Müzakereler hâlâ devam etmektedir; bu ifade tek başına onların iptal edildiği veya sona erdiği anlamına gelmez. Siyasi ve ticari bağlamlarda genellikle gecikmeye bir tarafın yol açtığını, bazen de bunu kasıtlı yaptığını düşündürür.

Alıştırma

Görüşmeler hâlâ açık, ancak alıcı sürekli gecikmeler yaratıyor. Durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The buyer kept demanding irrelevant documents to stall negotiations.
  2. The buyer postponed negotiations until next Tuesday.
  3. The buyer broke off negotiations and ended all contact.
Cevabı göster

The buyer kept demanding irrelevant documents to stall negotiations.

Sensing an opportunity, Dilbilgisi

2:11

Bir fırsat sezen

President Teddy Roosevelt went straight to the Panamanians Kalıp ifadeler

2:13

Başkan Teddy Roosevelt, doğrudan Panamalılarla iletişime geçti

Kalıp ifadeler

went straight to the Panamanians: Panama tarafıyla doğrudan temas kurdu

go straight to someone kalıbında straight, “önce başka bir kişiden ya da aşamadan geçmeden, doğrudan” demektir. Burada Roosevelt, yalnızca Kolombiya ile görüşmeyi sürdürmek yerine Panama tarafıyla doğrudan temasa geçmiştir. Bu kalıp müzakere, talep, şikâyet veya bir konuyu üst makama taşıma sırasında doğrudan teması anlatabilir. Nesne bir kişi, karar verici veya grup olabilir; buradaki the Panamanians, her Panamalıyı değil Panama tarafını ya da temsilcilerini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede go straight to someone, daha üst düzey bir yetkiliyle doğrudan iletişime geçmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Lena walked straight ahead until she reached the manager's office.
  2. Lena sent the problem back to the help desk and waited.
  3. When the help desk could not solve the problem, Lena went straight to the department manager.
Cevabı göster

When the help desk could not solve the problem, Lena went straight to the department manager.

with encouragement and military support from the US,

2:17

ABD'den gelen cesaret ve askeri destekle,

Panama launched a coup in 1903. Kültür

2:20

Panama 1903'te bir darbe başlattı.

Dilbilgisi

Sensing an opportunity: motivasyonu gösteren giriş ortaç yan cümlesi

Sensing an opportunity, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. Ana cümledeki eylemin arkasındaki algıyı veya motivasyonu açıklar; yaklaşık olarak «bir fırsat sezdiği için» ya da «bir fırsat fark ettikten sonra» anlamına gelir. sensing eyleminin örtük öznesi, hemen ardından gelen ana cümlenin öznesi olmalıdır. Burada fırsatı sezip ardından harekete geçen kişi President Teddy Roosevelt’tir; Panama değildir.

Alıştırma

Bu cümlede girişteki ortaç yan cümlesi doğru özneye bağlanmış mı? Sensing a problem, the schedule was changed by Maya.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Kültür

launched a coup: siyasi iktidarı ele geçirme girişimi başlattı

Coup, çoğu zaman askerî veya siyasi çevrelerden kişilerin yer aldığı küçük bir grubun hükümetin kontrolünü ele geçirmek için yaptığı ani ve yasa dışı girişimdir. Launch a coup, iktidarı ele geçirmeye yönelik bu örgütlü girişimi başlatmak veya gerçekleştirmek demektir. Bu tarihî cümlede ifade, Panama'nın Kolombiya egemenliğinden kopuşunu siyasi kontrolü ele geçirmeye yönelik bir eylem olarak sunar. Sıradan bir iş birliği, yasal seçim zaferi veya yalnızca bir kampanya başlatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede launch a coup doğru kullanılmıştır?

  1. The candidate launched a coup by winning a scheduled election.
  2. The company launched a coup when it released a new phone.
  3. The generals attempted to launch a coup and seize control of the government.
Cevabı göster

The generals attempted to launch a coup and seize control of the government.

Within days, Kalıp ifadeler

2:24

Birkaç gün içinde,

they became an independent nation and signed a treaty to begin construction of the canal. Kalıp ifadeler

2:25

bağımsız bir ülke oldular ve kanalın inşasına başlamak için bir anlaşma imzaladılar.

Kalıp ifadeler

Within days: birkaç günden fazla süre geçmeden

Within days, olayların ilgili başlangıç noktasından itibaren birkaç günden fazla süre geçmeden gerçekleştiğini belirtir. Kesin bir gün vermeden değişimin ne kadar hızlı olduğunu vurgular. within + zaman dilimi yapısı, within an hour, within three days veya within two weeks örneklerinde olduğu gibi bir üst zaman sınırı koyar. Bir şeyin ne zaman gerçekleştiğini ya da tamamlandığını anlatır; ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Sonucun birkaç günden fazla süre geçmeden geldiğini göstermek için cümleyi within + days ile tamamlayın: ____, the rescue team restored power to every neighborhood.

Cevabı göster

Within days

Kalıp ifadeler

signed a treaty: resmî imza aşamasını tamamlamak

signed a treaty ifadesindeki sign, yetkili imzaların bir antlaşmaya resmî olarak atılması eylemini anlatır. Bu ifade, tarafların tartışma veya müzakere aşamasını geçip imza aşamasını tamamladığını gösterir; ancak antlaşmanın hukuken ne zaman yürürlüğe girdiğini tek başına belirtmez. Treaty, genellikle ülkeler, hükümetler veya uluslararası hukukun diğer özneleri arasında yapılan resmî bir anlaşmadır. Bu nedenle treaty, genel agreement sözcüğünden daha dar kapsamlı ve daha diplomatik ve hukukidir.

Alıştırma

Hangi cümlede signed a treaty doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The two governments signed a treaty establishing their new border.
  2. The two neighbors signed a treaty about sharing a lawn mower.
  3. The new employee signed a treaty for a six-month office job.
Cevabı göster

The two governments signed a treaty establishing their new border.

Just over a decade after the French left, Kalıp ifadeler

2:32

Fransızların ayrılmasından on yılı biraz aşkın bir süre sonra,

Kalıp ifadeler

Just over a decade after: on yılı biraz aşkın bir süre sonra

just over a decade after ifadesinde just over, «biraz daha fazla» anlamına gelir ve a decade on yıl demektir. Bu ifade, mevcut olayın bir referans olaydan on yılı biraz aşkın bir süre sonra gerçekleştiğini belirtir. Buradaki just, «tam olarak» veya «yakın zamanda» anlamına gelmez. On yıl eşiğinin biraz aşıldığını gösterir; süre yaklaşık olsa da on yılı geçtiği kesindir.

Alıştırma

Kütüphanenin selden on yılı biraz aşkın bir süre sonra yeniden açıldığı anlamına gelen cümleyi seçin.

  1. The library reopened about a decade before the flood.
  2. The library reopened just over a decade after the flood.
  3. The library reopened just under a decade after the flood.
Cevabı göster

The library reopened just over a decade after the flood.

the Americans were ready to dig in, Deyimler

2:34

Amerikalılar kazmaya hazırdı,

Deyimler

Ready to dig in: işe koyulmaya hazır olmak ve kazma çift anlamı

Burada ready to dig in, ciddi ve kesintisiz bir işe başlamaya hazır olmak anlamına gelir. Söz konusu olan bir mühendislik projesi olduğu için ifade, Amerikalıların işe bağlanıp çalışmaya başlama niyetini anlatır. Bu ifade aynı zamanda bir çift anlam oluşturur: Proje gerçekten kazmayı gerektirir, dig in ise mecazen işe koyulmak demektir. Her iki yorum da sahneye uyduğu için anlatım daha canlı olur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. Dig sözcüğünden sonra ayrı bir in gelip gelmediğine dikkat edin.

  1. The gardeners are ready to dig and finish planting the garden.
  2. The gardeners are ready to begin and finish planting the garden.
  3. The gardeners are ready to dig in and finish planting the garden.
Cevabı göster

The gardeners are ready to dig in and finish planting the garden.

and they were determined to avoid their predecessor's mistakes. Kalıp ifadeler

2:36

ve seleflerinin hatalarından kaçınmaya kararlıydılar.

Kalıp ifadeler

determined to avoid their predecessor's mistakes: önceki ekibin hatalarından kaçınmaya kararlı olmak

Be determined to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermiş olmayı anlatır. Buradaki determined to avoid, aynı hataları tekrarlamamak için güçlü bir kararlılık gösterir. Predecessor, aynı görevi daha önce üstlenen kişi ya da aynı projeyi daha önce yürüten ekiptir. Bu cümlede, daha önce kanal inşa etmeyi deneyen ekibi belirtir; aileden bir atayı belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni ekibin önceki ekibin hatalarını tekrarlamamaya kesin olarak niyetlendiğini anlatır?

  1. The new team was determined to avoid its predecessor's mistakes.
  2. The new team was determined to preserve its ancestors' traditions.
  3. The new team was expected to repeat its predecessor's mistakes.
Cevabı göster

The new team was determined to avoid its predecessor's mistakes.

Instead of cutting the mountain down to sea level, Dilbilgisi

2:41

Dağı deniz seviyesine indirmek yerine,

they would raise the sea up the mountain. Anlatım akışı

2:44

denizi dağa çıkaracaklardı.

Dilbilgisi

Instead of + isim veya V-ing: bir seçeneğin yerine başka birini koymak

Instead of, seçilmeyen seçeneği tanıtır. Ardından ana cümle onun yerine seçilen çözümü verir: dağı alçaltmak yerine su seviyesini yükseltmeyi planlıyorlardı. Instead of bir edat gibi işlev görür; bu nedenle ardından gelen bölüm isim görevi taşımalıdır. Bir isim, zamir veya instead of cutting örneğindeki gibi V-ing biçimi kullanılabilir. Özne ve çekimli fiil içeren tam bir cümlecik doğrudan arkasından getirilemez.

Alıştırma

Cümleyi instead of ve buy fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ a new phone, Kai repaired the old one.

Cevabı göster

Instead of buying

Anlatım akışı

raise the sea up the mountain: bir mühendislik sürecini canlı bir imgeyle özetleme

Bu cümlede raise the sea up the mountain, bütün denizin gerçekten yokuş yukarı taşınacağını söyleyen gerçek anlamlı bir ifade değil, bilinçli olarak kullanılan canlı bir özettir. Gemilerin daha yüksek bir seviyeye çıkarılması için havuzlu kanal geçitlerinin kullanılmasını ve su seviyesinin aşamalar hâlinde değiştirilmesini anlatır. Bu şaşırtıcı imge, düzenek açıklanmadan önce ana fikri sunar. Bilim ve mühendislik anlatımında böyle somut bir imge karmaşık bir süreci düzenleyebilir; ardından gelen ayrıntılar ise sistemin gerçekte nasıl çalıştığını açıklar.

Alıştırma

Bu açıklamada raise the sea up the mountain ne anlama geliyor?

  1. Bütün okyanus fiziksel olarak dağın üzerinden taşınacaktı.
  2. Havuzlu bir geçit sistemi su seviyesini aşamalar hâlinde yükseltip gemileri daha yukarı çıkaracaktı.
  3. Dağ doğal olarak alçalıp deniz seviyesine inecekti.
Cevabı göster

Havuzlu bir geçit sistemi su seviyesini aşamalar hâlinde yükseltip gemileri daha yukarı çıkaracaktı.

The plan was to build massive steel gates Dilbilgisi

2:46

Plan, devasa çelik kapılar inşa etmekti

Dilbilgisi

The plan was to build ...: geçmişteki bir planın içeriğini belirtme

The plan was to build ... geçmişteki bir planın içeriğini tanıtır. The plan ad öbeğinden sonra was ve to ile kurulan mastar yapısı gelir; to build, planın neyi içerdiğini belirtir. Geçmiş zaman biçimi was, planı geçmiş bir bağlama yerleştirir. Bu yapı tek başına planlanan inşaatın tamamlandığını göstermez.

Alıştırma

Geçmişteki planın neyi içerdiğini belirtmek için vurgulanan yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ a new pedestrian bridge.

Cevabı göster

The plan was to build

separating the canal into multiple chambers with different water levels. Kalıp ifadeler

2:49

kanalı farklı su seviyelerine sahip birden fazla odaya ayıracak.

Kalıp ifadeler

separating the canal into multiple chambers: kanalı birden fazla bölmeye ayırmak

separate A into B kalıbı, bir bütün olan A’yı birkaç B parçası oluşturacak şekilde bölmek anlamına gelir. Burada the canal bütündür, multiple chambers ise bölme sonucunda oluşan kısımlardır. Bu mühendislik bağlamında chambers, bir kanal havuzunun farklı su seviyelerini koruyabilen kapalı bölmeleridir; yatak odaları veya yasama meclisleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bütünün parçalara bölündüğünü gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The partitions separate the room ____ three work areas.

Cevabı göster

into

As a ship passed through, Dilbilgisi

2:54

Bir gemi geçerken,

Dilbilgisi

As a ship passed through: zaman bildiren as

Burada As a ship passed through, “bir gemi geçerken” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. Sonraki bölümde anlatılan sürecin zaman arka planını verir: geminin geçişi ile kanal havuzundaki değişiklikler aynı zaman diliminde gerçekleşir. As bir neden de bildirebilir, ancak bu yorum süreç açıklamasına uymaz. Nedensel bir yorum, geminin geçişinin sonraki olayın neden gerçekleştiğini açıkladığı anlamına gelir; olayın ne zaman gerçekleştiğini değil.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki olayın aynı anda gerçekleştiğini göstermek için kullanılmıştır?

  1. As the elevator rose, the floor numbers changed.
  2. As no tickets remained, we went home.
  3. As a nurse, Priya works night shifts.
Cevabı göster

As the elevator rose, the floor numbers changed.

each successive gate would open,

2:56

birbirini izleyen her kapı açılacak,

lowering the water level in the next chamber Dilbilgisi

2:58

bir sonraki odadaki su seviyesini düşürecek

while raising the ship and allowing it to move on. Dilbilgisi

3:01

aynı zamanda gemiyi yükseltecek ve yoluna devam etmesini sağlayacaktı.

Dilbilgisi

lowering ... while raising ...: eş zamanlı karşıt süreçler

Bu ifadede while, “... ile aynı anda” anlamına gelir. lowering the water level in the next chamber ile raising the ship ifadelerini birbirine bağlar; böylece iki süreç art arda değil, zaman bakımından örtüşecek şekilde sunulur. lowering ve raising sözcüklerindeki paralel -ing biçimleri mekanizmayı açıkça düzenler. Zıt yönleri de yararlı bir karşıtlık oluşturur: su seviyesi düşerken gemi yükselir. Burada while zaman bildirir; “her ne kadar” anlamındaki bir karşıtlık bağlacı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnekteki gibi aynı anda gerçekleşen iki süreci anlatır?

  1. The system cools the chamber after the heater switches off.
  2. While the system is expensive, it is reliable.
  3. The system cools one chamber while heating another.
Cevabı göster

The system cools one chamber while heating another.

Dilbilgisi

allowing it to move on: önceki bir olayın mümkün kıldığı sonuç

allowing it to move on biçimindeki -ing öbeği, önceki işlemin sonucunu bildirir. Burada it, the ship sözcüğüne karşılık gelir ve allow “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Aktarılabilir kalıp, bir olay veya durumun ardından allowing + nesne + to-infinitive yapısının gelmesidir. Bu yapı, gerekli koşulu oluşturan nedeni sonuçta mümkün hâle gelen eyleme bağlar ve ayrı bir çekimli yan cümle gerektirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede allowing + nesne + to-infinitive yapısı, önceki olayın yol açtığı sonucu gösterir?

  1. The new ramp was low, but wheelchair users entered through another door.
  2. The new ramp reduced the slope, allowing wheelchair users to enter safely.
  3. The manager was allowing wheelchair users to enter after checking their passes.
Cevabı göster

The new ramp reduced the slope, allowing wheelchair users to enter safely.

The design called for five of these so-called canal locks, Notlar

3:05

Tasarım, bu sözde kanal kilitlerinden beş tane gerektiriyordu,

Öbek fiiller

called for: bir tasarımın ne gerektirdiğini belirtmek

Burada called for, “gerektiriyordu” veya “gerekli olarak belirtiyordu” anlamındadır. Özne The design olduğundan, ifade beş kanal havuzunun tasarım gereksinimlerinin bir parçası olduğunu anlatır. Bu kullanımda call for kalıp bir fiil olarak ele alınmalıdır. Tasarımın telefon ettiği veya havuzları bağırarak çağırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi call for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The job description ____ at least three years of experience.

Cevabı göster

calls for

Kelime

so-called canal locks: bu bağlamda tarafsız bir adlandırma

So-called, canal locks ifadesini niteler ve burada “bu adla bilinen” anlamına gelir. Bu açıklayıcı bağlamda canal locks mühendislik terimini tanıtır; terimle açıkça alay etmez veya bu yapıların sahte olduğunu ileri sürmez. Kanal havuzu, su seviyesi değiştirilerek teknelerin yükseltilip alçaltıldığı, kapaklı bir bölmedir. Bu kısa bilgi, adın neyi ifade ettiğini açıklar.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: The report exposed the so-called expert as a fraud cümlesinde so-called, kişinin gerçekten uzman olduğundan kuşku duyulduğunu belirtir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

three on the Atlantic side and two on the Pacific,

3:09

Atlantik tarafında üç ve Pasifik'te iki tane,

raising traversing ships 26 m above sea level.

3:13

geçen gemileri deniz seviyesinden 26 m yukarı kaldırıyordu.

Operating this lock system would require a massive reservoir of water. Notlar

3:18

Bu kilit sistemini çalıştırmak muazzam bir su rezervuarı gerektirecekti.

Dilbilgisi

Operating this lock system would require: özne görevinde bir -ing yan cümlesi

Operating this lock system bir -ing yan cümlesidir ve çoğu zaman adlaşmış fiil öbeği olarak öğretilir. Bir faaliyeti adlandırır ve cümlenin öznesi olarak görev yapar. Burada Operating, önünde herhangi bir be biçimi bulunmadığı için sürekli zaman yapısının parçası değildir. Would require temel fiil öbeğidir. Bu bağlamda büyük miktardaki su kaynağını önerilen sistem için gerekli bir koşul olarak sunar; geçmişte ortaya çıkmış bir gereksinimi aktarmamaktadır.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı yapı, yani özne olarak bir -ing yan cümlesi ve önerilen düzenleme için would require kullanılmıştır?

  1. The new pump would be operating near the backup generator.
  2. Operating the new pump would require a backup generator.
  3. The technicians are operating the new pump with a backup generator.
Cevabı göster

Operating the new pump would require a backup generator.

Kelime

a massive reservoir of water: büyük ölçekli su depolama

Reservoir, suyu daha sonra kullanmak üzere tutan büyük bir göl, havza veya tesistir. Buradaki a massive reservoir of water, kanal kilidi sisteminin bir şişeye ya da başka küçük bir kaba değil, son derece büyük miktarda depolanmış suya ihtiyaç duyacağı anlamına gelir. Massive, mühendislik gereksiniminin çok büyük ölçekli olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede reservoir büyük ölçekli bir su depolama yeri anlamında kullanılmıştır?

  1. She filled a glass from the kitchen tap.
  2. He packed a small water bottle for the walk.
  3. The dry region depends on a reservoir that supplies water to several towns.
Cevabı göster

The dry region depends on a reservoir that supplies water to several towns.

And fortunately,

3:23

Ve neyse ki,

the low-lying Chagres River Valley provided a natural solution. Notlar

3:24

alçak rakımlı Chagres Nehir Vadisi doğal bir çözüm sundu.

Kültür

low-lying Chagres River Valley: alçak rakımlı Chagres Nehri Vadisi

Low-lying, özellikle yakındaki araziyle karşılaştırıldığında düşük rakımda bulunan anlamına gelir. Burada Chagres Nehri Vadisi'nin arazi yapısını anlatır; vadinin fiziksel olarak yere uzandığı anlamına gelmez. Bu bağlamda alçak vadiye baraj kurulup su doldurularak bir rezervuar oluşturulabilirdi. Bu coğrafi özellik, arazinin kendisinin mühendislik planını nasıl destekleyebildiğini açıklar.

Alıştırma

Örnekte low-lying ne anlama geliyor?

  1. Düşük bir rakımda
  2. Yerde düz bir şekilde uzanmış
  3. Saklanmış ve dikkat çekmekten kaçınan
Cevabı göster

Düşük bir rakımda

Kalıp ifadeler

provided a natural solution: mevcut coğrafyanın sağladığı çözüm

Provided a solution, bir şeyin bir problemi çözme yolunu kullanıma sunduğunu anlatan yaygın bir fiil ve isim birleşimidir. Özne yalnızca bir kişi değil; bir yer, özellik veya koşul da olabilir. Burada a natural solution, vadinin mevcut coğrafyasının proje için gereken rezervuara uygun koşullar sağladığı anlamına gelir. Natural, çözümün kaynağının arazi olduğunu belirtir; sağlıklı bir ürün anlamına gelmez ve hiçbir mühendislik çalışmasının gerekmediğini söylemez.

Alıştırma

Örnekte provided a natural solution ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Vadi satış için organik bir ürün üretti.
  2. Vadi tüm insan yapımı mühendislik çalışmalarına olan ihtiyacı ortadan kaldırdı.
  3. Vadinin mevcut coğrafyası sorunu çözmenin bir yolunu sağladı.
Cevabı göster

Vadinin mevcut coğrafyası sorunu çözmenin bir yolunu sağladı.

By building a dam across the gap where the river flowed out to sea, Notlar

3:29

Nehrin denize döküldüğü boşluğa bir baraj inşa ederek,

Kalıp ifadeler

flowed out to sea: bir nehrin denize uzanan yolunu anlatmak

where the river flowed out to sea ifadesinde flowed, nehir suyunun iç kesimlerden dışarı doğru hareket edip denize girmesini anlatır. Out, iç kesimdeki kanaldan veya vadiden uzaklaşmayı; to sea ise yönü ve varış noktasını belirtir. Özne river veya water olduğunda flow out to sea, akan suyun izlediği yolu anlatır. Bir teknenin veya kişinin deniz yolculuğuna çıkmasını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle nehir suyunun iç kesimlerden denize doğru hareketini doğal biçimde anlatır?

  1. Before sunrise, the fishing boat went out to sea through a narrow channel.
  2. At noon, the hikers looked out to sea from the cliff.
  3. After the storm, the river flowed out to sea through a narrow channel.
Cevabı göster

After the storm, the river flowed out to sea through a narrow channel.

the entire valley could be flooded. Dilbilgisi

3:33

tüm vadi sular altında kalabilirdi.

Dilbilgisi

By building a dam: yöntemi göstermek için by + -ing

By building a dam ifadesindeki by + -ing yapısı, ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi belirtir. Burada building a dam araç, flooding the valley ise olası sonuçtur. Bu yapı çoğu zaman yöntemi sonuçtan önce verir: By doing X, someone or something can achieve Y. by sonrasındaki eylem, sonucu gerçekten ortaya çıkarabilecek bir araç olmalıdır.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için install fiilinin by + -ing biçimini kullanın: ____ a filter, we can improve the water quality.

Cevabı göster

By installing

Dilbilgisi

could be flooded: could yardımcı fiiliyle edilgen yapı

Could be flooded, modal could + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Özne olan the entire valley eylemden etkilenir; could ise vadinin sular altında kalmasını kesin bir olay olarak değil, planın mümkün veya uygulanabilir bir sonucu olarak sunar. Buradaki flooded, bir rezervuar oluşturmak için vadinin bilinçli olarak suyla kaplanmasını anlatır. Aynı sözcük başka bir bağlamda afeti de anlatabilir; bu nedenle su baskınının planlı mı yoksa kontrolsüz mü olduğunu bağlamdan çıkarmak gerekir.

Alıştırma

Cümleyi could ve flood fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: With the new barrier in place, the empty basin ____ to store water.

Cevabı göster

could be flooded

At 32 m high and over 800 m wide, Dilbilgisi

3:36

32 m yüksekliği ve 800 m'yi aşan genişliğiyle,

the Gatun Dam would be larger than any built before. Dilbilgisi

3:40

Gatun Barajı daha önce inşa edilenlerden daha büyük olacaktı.

Dilbilgisi

At 32 m high and over 800 m wide: ölçüleri cümle başında verme

Cümle başındaki ifade At + ölçü + boyut sıfatı yapısını kullanır: At 32 m high and over 800 m wide. Burada at bir konumu değil, barajın ölçülen boyutunu belirtir. Boyutların önce verilmesi, ardından gelen bilgiler için bir çerçeve oluşturur. Ana cümle daha sonra bu ölçeğin neden önemli olduğunu açıklar: baraj, daha önce inşa edilen tüm barajlardan daha büyük olacaktı.

Alıştırma

Cümleyi At ve two meters tall sözcükleriyle tamamlayın: ____, the sculpture can be seen from across the hall.

Cevabı göster

At two meters tall

Dilbilgisi

would be larger than any built before: karşılaştırmada isim eksiltmesi

Burada would be larger than, planlanan Gatún Barajı'nı daha önceki tüm barajlarla karşılaştırır. İfade, daha önce inşa edilen hiçbir barajın onun kadar büyük olmadığını belirtir. any built before yapısında, karşılaştırılan sınıf zaten açık olduğu için dam ismi eksiltilmiştir. Built before, that had been built before anlamına gelen, geçmiş zaman ortacıyla kısaltılmış bir yan cümledir. Yeniden kullanılabilir kalıp comparative + than any + past participle şeklindedir; eksiltilen isim bağlamdan tamamlanır.

Alıştırma

Yeni bir teleskobun önceki tüm teleskopları aştığını aynı isim eksiltmesiyle doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new telescope was more powerful than any was built before.
  2. The new telescope was more powerful than any built before.
  3. The new telescope was more powerful than anything built before.
Cevabı göster

The new telescope was more powerful than any built before.

With this innovative plan, Anlatım akışı

3:45

Bu yenilikçi planla,

Anlatım akışı

With this innovative plan: plandan sonuca geçiş

With this innovative plan, cümlenin başına getirilen ve az önce açıklanan çözüme gönderme yapan bir edat öbeğidir. Burada with, yalnızca «birlikte» değil, «kullanarak» veya «bu plan yürürlükte olduğu için» anlamına gelir. Önceki ayrıntıları this innovative plan ifadesi altında toplar ve sonraki ana cümlenin planın etkisini açıklamasına zemin hazırlar. Böylece plandan sonuca doğru açık bir bilgi akışı oluşur.

Alıştırma

Hangi cümle With this ... yapısını kullanarak daha önce belirlenmiş bir çözüme gönderme yapar ve onun etkisini açıklar?

  1. Before this new system, the factory purchased more water.
  2. Along with the new system, the factory purchased two pumps.
  3. With this new system, the factory can reuse most of its water.
Cevabı göster

With this new system, the factory can reuse most of its water.

the Americans didn't need to excavate the entire mountain, Dilbilgisi

3:46

Amerikalıların tüm dağı kazması gerekmiyordu,

but rather just the pathway for the canal itself.

3:50

sadece kanalın kendisi için bir geçit açmaları yeterliydi.

Dilbilgisi

didn't need to ... but rather just ...: düzeltme yapıp kapsamı daraltmak

Bu cümle önce gereksiz ölçüde geniş bir eylemi reddeder: dağın tamamını kazmak. But rather düzeltilmiş seçeneği getirir, just ise bu seçeneği yalnızca kanal güzergâhıyla sınırlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp didn't need to + daha büyük eylem veya kapsam, but rather just + daha küçük eylem veya kapsam biçimindedir. Aynı fiil iki bölüm için de geçerliyse but rather just sonrasında örtük bırakılabilir; burada örtük bırakılan fiil excavate fiilidir.

Alıştırma

Cümleyi didn't need to ... but rather just ... kalıbıyla tamamlayın: The technician ____ replace the whole machine, ____ the worn belt.

Cevabı göster

didn't need to · but rather just

Still,

3:54

Yine de,

the work was staggering, Kelime

3:54

Fransızların kaydettiği ilerlemeye rağmen

Kelime

work was staggering: işin boyutu şaşırtıcı derecede büyüktü

Burada staggering, miktar veya ölçek bakımından şaşkınlık yaratacak kadar büyük anlamına gelen bir sıfattır. The work, yapılması gereken inşaat işinin miktarını ifade eder; dolayısıyla bu ifade iş yükünün devasa ve hayal edilmesi zor olduğunu söyler. Bu anlam; maliyetleri, sayıları, iş yüklerini, başarıları ve bir şeyin ölçeğini anlatırken doğal biçimde kullanılır. Aşırı bir dereceyi belirtir; sendeleyerek yürümek anlamındaki stagger fiili değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede staggering, miktar veya derece bakımından şaşırtıcı ölçüde büyük anlamındadır?

  1. The cleanup cost was staggering.
  2. The manager was staggered by the result.
  3. The tired hikers were staggering along the trail.
Cevabı göster

The cleanup cost was staggering.

even after progress made by the French. Dilbilgisi

3:56

iş şaşırtıcıydı.

Dilbilgisi

even after progress made by the French: karşıt beklenti arka planı ve kısaltılmış edilgen niteleyici

Even after + bir isim öbeği, beklentinin tersine işleyen bir arka plan kurar. Önceden sağlanan ilerlemenin sonraki işi kolaylaştırması beklenir; ancak even, bu avantaja rağmen ana sonucun geçerli kaldığını belirtir. after ise ilerlemeyi zaman bakımından daha önceye yerleştirir. progress made by the French ifadesinde made by the French, progress sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı yapısıdır. progress that was made by the French şeklinde genişletilebilir. Bu parçada made yeni bir ana fiil değildir.

Alıştırma

even after progress made by the French ifadesini hangi çözümleme doğru açıklar?

  1. progress tarafından yapılan bir eylemi anlatır ve the French ifadesini eylemin varış noktası olarak gösterir.
  2. İlerlemenin Fransızlar ayrıldıktan sonra gerçekleştiğini ve made sözcüğünün parçanın ana fiili olduğunu söyler.
  3. Fransızların önceki ilerlemesini beklentinin tersine işleyen bir arka plan olarak sunar ve made by the French, progress sözcüğünü niteler.
Cevabı göster

Fransızların önceki ilerlemesini beklentinin tersine işleyen bir arka plan olarak sunar ve made by the French, progress sözcüğünü niteler.

It took over nine years for 24,000 workers to blow up, Notlar

3:59

24.000 işçinin patlatması,

Öbek fiiller

blow up: kayayı patlayıcıyla parçalamak

Bu inşaat bağlamında blow up, kayayı parçalamak veya açmak için patlayıcı kullanmak demektir. Bir şeyi havayla şişirmeyi değil, kazı sırasında bilinçli olarak yapılan patlatmayı anlatır. Blow up birden fazla anlama gelir; bu nedenle doğru anlamı çevredeki ipuçlarından seçmek gerekir. İşçiler, kazı ve kaya kesme işlemleri burada patlama anlamını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede blow up “patlayıcıyla yok etmek veya açmak” anlamındadır?

  1. The crew used explosives to blow up the rock blocking the tunnel.
  2. The child used a pump to blow up the beach ball.
  3. The editor clicked the image to blow it up on the screen.
Cevabı göster

The crew used explosives to blow up the rock blocking the tunnel.

shovel,

4:04

kürekle kazması

and drill out the Culebra Cut, Notlar

4:05

ve Culebra Kesimi'ni delmesi dokuz yıldan fazla sürdü,

Dilbilgisi

It took over nine years for 24,000 workers to ...: süre belirtme

It took + süre + for + kişi veya grup + to + fiil kalıbı, bir kişinin ya da grubun bir işi yapması için gereken süreyi belirtir. Over nine years süreyi verirken for 24,000 workers eylemleri gerçekleştiren kişileri belirtir. Buradaki It biçimsel öznedir; belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Asıl görev daha sonra gelen for 24,000 workers to blow up, shovel, and drill out the Culebra Cut bölümündedir. to sözcüğünü, eş görevli yalın fiiller blow up, shovel ve drill out izler.

Alıştırma

It took + süre + for someone + to do something kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ two weeks ____ the technicians to recover the files.

Cevabı göster

took · for

Öbek fiiller

drill out: malzemeyi veya bir parçayı matkapla çıkarmak

Drill out, bir malzemeyi veya sıkışmış bir parçayı matkapla çıkarma ya da bu çıkarma işlemiyle açık bir alan oluşturma anlamına gelir. out parçacığı sonucu vurgular: malzeme kaldırılır ve geride boşluk kalır. Burada matkabı yalnızca yüzeye değdirmeyi değil, Culebra Geçidi’nin kazılması sırasında yapılan delme işlemini anlatır.

Alıştırma

“Matkapla çıkarmak” anlamındaki öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: The mechanic had to ____ the broken bolt before fitting the new part.

Cevabı göster

drill out

Kültür

Culebra Cut: Panama Kanalı'nın kazılmış bir kesimi

Culebra Cut, Kıtasal Su Bölümü'nü aşmak üzere Panama Kanalı'nda yapay olarak kazılmış bir geçidin özel adıdır. Kanal projesinde kazılması en zor kesimlerden biriydi. Buradaki Cut, adın içinde yer alan bir mühendislik ismidir. Arazi yarılarak açılan bir kanal veya kesimi ifade eder; “kesmek” eylemini anlatan cut fiili değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda Culebra Cut neyi ifade eder?

  1. Panama Kanalı'nın yapay olarak kazılmış bir kesimi
  2. metal kesmek için kullanılan bir alet
  3. Atlas Okyanusu'na dökülen doğal bir nehir
Cevabı göster

Panama Kanalı'nın yapay olarak kazılmış bir kesimi

a roughly 14-km passageway through the Continental Divide. Kelime

4:08

Kıta Bölünmesi boyunca yaklaşık 14 km'lik bir geçit.

Kelime

roughly 14-km passageway through ...: yaklaşık uzunluk ve güzergâh

Burada roughly “yaklaşık” anlamındadır; dolayısıyla 14 km kesin bir ölçüm değil, yuvarlanmış bir değerdir. Ölçüyü niteler ve “kaba bir şekilde” anlamına gelmez. 14-km passageway ifadesinde 14-km, isimden önce gelen ve kısa çizgiyle yazılan bileşik bir niteleyicidir; bu nedenle km birim simgesi değişmez. passageway through the Continental Divide ifadesi, bu coğrafi engelin yanından veya üzerinden değil, içinden geçen bir güzergâhı anlatır.

Alıştırma

roughly ve kısa çizgili bir mesafe niteleyicisi kullanarak tünelin yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda olduğu anlamını verecek şekilde cümleyi tamamlayın: It is a ____ tunnel through the mountains.

Cevabı göster

roughly 20-km

The railway,

4:13

Demiryolu,

now upgraded and rerouted to follow the canal, Dilbilgisi

4:14

artık iyileştirilmiş ve kanalı takip edecek şekilde yeniden yönlendirilmişti,

carted away over 76 million cubic meters of excavated rock Öbek fiiller

4:17

kazılmış kayanın 76 milyon metreküpünden fazlasını taşıdı

Dilbilgisi

now upgraded and rerouted to follow the canal: araya yerleştirilen geçmiş zaman ortaç öbeği

now upgraded and rerouted to follow the canal, The railway ögesini niteleyen ve araya yerleştirilen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Demiryolunu değişiklikleri tamamlanmış durumda gösterir: demiryolu iyileştirilmiş, güzergâhı da kanalı izleyecek şekilde değiştirilmiştir. Öbek iki virgül arasında yer alır ve ana yüklem değildir. Çıkarıldığında ana yapı The railway carted away ... olarak kalır. Bu sıkıştırılmış yapı, açıklayıcı metinlerde arka plan durumunu ayrı bir cümle kurmadan ekler.

Alıştırma

The bridge, recently repaired and reinforced, reopened on Monday, cümlesinde yan tümcenin ana fiili hangi sözcüktür?

  1. reopened
  2. repaired
  3. reinforced
Cevabı göster

reopened

Öbek fiiller

carted away: araçla taşıyıp uzaklaştırdı

Cart away, bir şeyi çoğunlukla el arabası, kamyon, tren veya başka bir araçla taşıyarak bulunduğu yerden uzaklaştırmak demektir. Özellikle ağır nesneler veya büyük miktarda malzeme için doğal bir kullanımdır. Burada carted away, demiryolunun kazılan kayayı çalışma alanından taşıdığını anlatır. Cart burada tekerlekli bir aracı belirten isim değil, fiildir. Away, nesnenin ilk bulunduğu yerden kaldırılması sonucunu ekler.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz seçeneği belirleyin. Carted sözcüğünde ek /ɪd/ hecesinin bulunup bulunmadığına odaklanın.

  1. The trucks carried away the debris.
  2. The trucks carted away the debris.
  3. The trucks cart away the debris.
Cevabı göster

The trucks carted away the debris.

to be used at the Gatun Dam site. Dilbilgisi

4:23

Gatun Barajı sahasında kullanılmak üzere.

Dilbilgisi

to be used at ...: amacı belirten edilgen mastar

to be used at the Gatun Dam site ifadesi edilgen bir mastardır. excavated rock, use eyleminin uygulandığı öğedir; bu nedenle etkin mastar to use yerine to be + geçmiş zaman ortacı yapısı kullanılır. Bu ifade burada excavated rock öbeğini niteler ve kayanın taşındıktan sonraki kullanım amacını belirtir. İsim + to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı; malzeme, para veya verilerin nasıl değerlendirilmesinin planlandığını resmî biçimde anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi use fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The donated computers were repaired ____ in local schools.

Cevabı göster

to be used

Construction was only half the battle. Deyimler

4:26

İnşaat, savaşın sadece yarısıydı.

Deyimler

only half the battle: önemli bir adım yeterli değildir

only half the battle ifadesi, zor bir işin önemli bir bölümünün tamamlandığını ancak başka büyük işler veya sorunların hâlâ kaldığını anlatan bir deyimdir. Half burada tam olarak yüzde 50 anlamına gelmez. Battle sözcüğü gerçek bir savaşı değil, mecazi bir mücadeleyi anlatır. Bu cümlede ifade, dikkati inşaattan hâlâ çözülmesi gereken eşit derecede önemli diğer zorluklara yöneltir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki deyimle tamamlayın: Getting the permit is only ____; we still need to fund the project.

Cevabı göster

half the battle

Leading army officials struggled to maintain infrastructure and sanitation, Notlar

4:28

Önde gelen ordu yetkilileri altyapıyı ve sanitasyonu sürdürmekte zorlandı,

Kelime

Leading army officials: sıfat olarak leading

Leading army officials ifadesinde leading, army officials ad öbeğinin önünde yer alan bir sıfattır. “Üst düzey, önemli veya etkili” anlamındadır; dolayısıyla tüm ifade ordudaki üst düzey ya da önemli yetkilileri belirtir. Buradaki leading, orduyu yönetme eylemini anlatmaz. Bu eylem officials leading the army şeklinde ifade edilebilir; burada leading sözcüğünün nesnesi the army olur.

Alıştırma

Hangi cümlede leading, “önde gelen” veya “alanının en iyilerinden” anlamında bir sıfattır?

  1. Leading the team requires patience.
  2. Leading scientists met to discuss the discovery.
  3. The officers were leading the soldiers across the bridge.
Cevabı göster

Leading scientists met to discuss the discovery.

Kalıp ifadeler

struggled to maintain infrastructure and sanitation: altyapı ve sanitasyonu sürdürmekte zorlanmak

Struggled to maintain, bir şeyi çalışır durumda veya kabul edilebilir bir düzeyde tutmaya büyük zorluklarla çalışmak anlamına gelir. Struggled ciddi engeller olduğu anlamını katar, ancak çabanın tamamen başarısız olduğunu tek başına göstermez. Burada infrastructure temel kamu sistemleri ve tesislerini; sanitation ise atık ve kanalizasyon hizmetleri gibi bir yeri temiz tutan ve halk sağlığını koruyan sistem ve koşulları ifade eder. Bu ikili, resmî kamu yönetimi diline özgü bir tona sahiptir.

Alıştırma

Cümleyi “büyük zorluklarla çalışır durumda tutmaya uğraştı” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: During the power shortage, the hospital ____ essential services.

Cevabı göster

struggled to maintain

but accidents and diseases took the lives of 5,000 workers, Kalıp ifadeler

4:33

ancak kazalar ve hastalıklar 5.000 işçinin hayatını aldı,

Kalıp ifadeler

took the lives of: ölüme neden olmayı anlatan resmî bir ifade

Bu cümlede took the lives of, ölümlerine neden oldu anlamına gelir. Özne olan accidents and diseases nedenleri, of sonrasındaki isim öbeği ise ölen kişileri belirtir. Bu ifade gerçek anlamıyla kullanılmaz. Ölümleri dolaylı ve ağırbaşlı bir biçimde bildiren, haberlerde ve tarih anlatılarında yaygın bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi take the lives of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The epidemic ____ more than 200 villagers.

Cevabı göster

took the lives of

mostly black Caribbean migrants. Kültür

4:38

çoğunlukla Karayipli siyah göçmenler.

Kültür

black Caribbean migrants: ırksal, bölgesel ve göçmen kimliği

Burada black Caribbean migrants, Karayipler bölgesinden gelen Siyah göçmenler demektir. Caribbean bölgesel kökeni, migrants başka bir yere taşınmış kişileri, black ise bir nesnenin rengini değil ırksal veya etnik kimliği belirtir. Bu tarihsel anlatımda ifade, ölen işçilerin çoğunu oluşturan grubu tanımlar. Birçok Karayipli göçmen kanal projesi sırasında tehlikeli beden işlerinde çalıştığı için bu tanım, ölüm sayısına sosyal tarih ve emek tarihi boyutu ekler.

Alıştırma

Bu cümlede black Caribbean migrants ne anlama gelir?

  1. Karayipler'de siyah kıyafet giyen turistler
  2. Adı belirtilen bir Karayip ülkesinden olup hiç göç etmemiş kişiler
  3. Karayipler bölgesinden gelen Siyah göçmenler
Cevabı göster

Karayipler bölgesinden gelen Siyah göçmenler

Then in the fall of 1913, Kelime

4:40

Sonra 1913 sonbaharında,

Kelime

in the fall of 1913: fall sözcüğünün sonbahar anlamı

Amerikan İngilizcesinde fall, autumn yani “sonbahar” anlamına gelen bir isim olabilir. Burada in the fall of 1913, “1913 sonbaharında” demektir; bir şeyin düşmesini anlatmaz. Belirli bir yıldaki mevsimi belirtmek için İngilizcede in + the + mevsim + of + yıl yapısı sık kullanılır. in the fall of 1913 bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Hangi cümlede fall, autumn yani “sonbahar” mevsimi anlamındadır?

  1. The temperature fell suddenly during the night.
  2. She had a painful fall on the stairs.
  3. The town opened its new library in the fall of 2018.
Cevabı göster

The town opened its new library in the fall of 2018.

the moment finally came. Anlatım akışı

4:43

o an nihayet geldi.

Anlatım akışı

the moment finally came: beklenen dönüm noktasını haber vermek

The moment, önceki anlatımın dinleyiciyi beklemeye hazırladığı önemli zaman noktasını ifade eder. Finally ise bu anın uzun bir bekleyişin veya birçok hazırlığın ardından geldiği duygusunu katar. Cümlenin tamamı bir anlatı köprüsü olarak önceki hazırlık bölümünü bitirir ve hikâyeyi önemli olaya taşır. Sıradan bir andan söz etmek yerine, belirleyici eylemin başlamak üzere olduğunu dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Bu anlatıda the moment finally came ne işe yarar?

  1. Önemli hiçbir olayın gerçekleşmeyeceğini söyler.
  2. Uzun süren hazırlık bölümünü bitirir ve beklenen önemli olayın başladığını bildirir.
  3. Hikâyeyi durdurup moment sözcüğünün tanımını yapar.
Cevabı göster

Uzun süren hazırlık bölümünü bitirir ve beklenen önemli olayın başladığını bildirir.

A telegraph signal from President Woodrow Wilson triggered a dike explosion, Kelime

4:45

Başkan Woodrow Wilson'dan gelen bir telgraf sinyali bir hendek patlamasını tetikledi,

flooding the Culebra Cut and joining the Atlantic and Pacific oceans. Dilbilgisi

4:50

Culebra Kesimi'ni sular altında bıraktı ve Atlantik ile Pasifik okyanuslarını birleştirdi.

Kelime

triggered a dike explosion: planlanmış bir patlamayı başlatmak

Bu cümlede triggered, “başlamasına neden oldu” veya “tetikledi” anlamına gelir. Telgraf sinyali planlanmış bir patlamayı başlatmıştır; burada bir silahın tetiğini çekmekten söz edilmez. Dike, suyu tutmak veya akışını kontrol etmek için yapılan bir settir. Bu nedenle a dike explosion, bu setin patlatılması anlamına gelir. X triggered Y kalıbı, X’i Y’yi başlatan olay, sinyal veya koşul olarak gösterir.

Alıştırma

Asıl cümlede triggered a dike explosion ne anlama gelir?

  1. Sinyal, setin patlatılmasını başlattı.
  2. Sinyal, patlama bittikten sonra olayı bildirdi.
  3. Sinyal, setin patlatılmasını engelledi.
Cevabı göster

Sinyal, setin patlatılmasını başlattı.

Dilbilgisi

flooding ... and joining ...: eş görevli -ing yapılarıyla sonuçlar

Flooding ve joining, and ile bağlanan eş görevli iki present participle yan cümleciğidir. Kendi zamanları yoktur ve ayrı ana olaylar anlatmazlar; önceki ana cümleye bağlanarak ek bilgi verirler. Burada set patlamasının birbiriyle bağlantılı iki sonucunu gösterirler: su Culebra Geçidi'ne girmiş ve bu da iki okyanusu birleştirmiştir. Yeniden kullanılabilen ana olay, V-ing ... and V-ing ... kalıbı, birden fazla sonucu tek cümlenin sonunda yoğunlaştırır.

Alıştırma

Önceki tek bir olayın sonuçlarını eş görevli iki -ing ifadesiyle doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. Workers repaired the pipe after flooding damaged the basement and the equipment.
  2. The pipe burst, flooding the basement and damaging the equipment.
  3. The pipe burst, so the basement flooded and the equipment was damaged.
Cevabı göster

The pipe burst, flooding the basement and damaging the equipment.

Today,

4:56

Bugün,

nearly 14,000 vessels travel through the Isthmus annually, Kalıp ifadeler

4:56

her yıl yaklaşık 14.000 gemi Kıstak'tan geçiyor,

Kalıp ifadeler

travel through the Isthmus annually: her yıl kıstaktan geçmek

Travel through + yer, bir güzergâha veya alana girip içinden geçerek ilerlemeye devam etmek demektir. Özne vessels olduğunda travel, tatile çıkmak değil, hareket etmek veya seyretmek anlamındadır. Annually, “her yıl” anlamındaki bir zarftır. Geçiş olayının tamamını niteler; bu nedenle sayı, uzun yıllar boyunca birikmiş toplamı değil, yıllık trafik sayısını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle her yıl 50.000'den fazla trenin tünelden geçtiğini söylüyor?

  1. More than 50,000 trains travel around the tunnel annually.
  2. More than 50,000 trains travel through the tunnel annually.
  3. More than 50,000 trains travel through the tunnel monthly.
Cevabı göster

More than 50,000 trains travel through the tunnel annually.

each in under 12 hours. Kalıp ifadeler

5:01

her biri 12 saatin altında.

Kalıp ifadeler

in under 12 hours: 12 saatten kısa sürede

In + süre, bir eylemi tamamlamanın ne kadar sürdüğünü belirtir. Under, sürenin verilen sınırdan kesin olarak daha kısa olduğunu gösterir; bu nedenle in under 12 hours, tamamlanmanın 12 saatten kısa sürdüğü anlamına gelir. Burada under zamanı ölçer; bir şeyin altında olma konumunu anlatmaz. in under + süre kalıbı hız veya verimliliği vurgulamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Görevin bir saatten kısa sürdüğünü anlatan iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The lab completed the test ____ an hour.

Cevabı göster

in under

The canal remains Panama's chief source of revenue, Kalıp ifadeler

5:03

Kanal, Panama'nın başlıca gelir kaynağı olmaya devam ediyor,

Kalıp ifadeler

remains ... chief source of revenue: devam eden bir ekonomik rol

Remain, bir kişi ya da şeyin aynı kimliği, durumu veya işlevi sürdürdüğünü göstermek için doğrudan bir isim öbeği alabilir. Buradaki remains, kanalın bu ekonomik role önceden de sahip olduğunu ve hâlâ bu rolü sürdürdüğünü belirtir; yeni bir değişimi anlatmaz. chief source of revenue ifadesinde chief, bir lideri belirten isim değil, “başlıca” veya “en önemli” anlamına gelen bir sıfattır. Revenue, bir hükümetin, kuruluşun veya şirketin elde ettiği gelir anlamına gelir.

Alıştırma

Turizm daha önce de adanın başlıca gelir kaynağıydı ve hâlâ öyle. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Tourism remains the island's chief source of revenue.
  2. Tourism became the island's chief source of revenue last year.
  3. Tourism may become the island's chief source of revenue.
Cevabı göster

Tourism remains the island's chief source of revenue.

and since the country gained ownership of the passage in 1999, Kalıp ifadeler

5:07

ve ülkenin geçişin mülkiyetini kazandığı 1999 yılından bu yana,

Kalıp ifadeler

gained ownership of the passage: geçidin yasal sahibi olmak

Gain ownership of + varlık, genellikle devir, satın alma veya anlaşma yoluyla o varlığın yasal ya da resmî sahibi olmak anlamına gelir. Gained, bir şeye sahip olmama durumundan sahip olma durumuna geçişi gösterir. Buradaki passage, gemilerin geçebildiği bir güzergâhı veya su yolunu, yani kanal geçidini ifade eder. Yazılı bir metindeki bölüm anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle şehrin binanın yasal sahibi olduğunu açıkça belirtir?

  1. After the purchase, the city gained access to the building.
  2. After the purchase, the city gained control of the building.
  3. After the purchase, the city gained ownership of the building.
Cevabı göster

After the purchase, the city gained ownership of the building.

it has also become a source of national pride. Kalıp ifadeler

5:11

aynı zamanda bir milli gurur kaynağı haline geldi.

Kalıp ifadeler

become a source of national pride: ulusal bir gurur kaynağı hâline gelmek

Become a source of + isim, belirli bir sonucu veya duyguyu ortaya çıkaran bir şey hâline gelmek demektir. Burada source soyut anlamdadır: kanal insanlara ulusal gurur duymaları için bir neden verir; fiziksel bir başlangıç noktasını anlatmaz. Tam cümledeki has become, değişimin şimdiye kadar gerçekleştiğini ve sonucunun bugün hâlâ önemli olduğunu gösterir. Bu kalıp gurur, umut, kaygı veya çatışma yaratan başarıları, yerleri ya da simgeleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, “tüm şehre gurur duyması için bir neden vermeye başladı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The youth orchestra has ____ for the whole city.

Cevabı göster

become a source of pride

While the French began building the Panama Canal, Dilbilgisi

5:14

Fransızlar Panama Kanalı'nı inşa etmeye başlarken,

construction was wrapping up on the Brooklyn Bridge, Öbek fiiller

5:17

Brooklyn Köprüsü'nün inşaatı tamamlanıyordu,

Dilbilgisi

While ... began building ..., ... was wrapping up: örtüşen geçmiş zaman çizgileri

Burada while, “aynı dönem içinde” anlamına gelir. İki tarihsel zaman çizgisini yan yana getirir; bu cümlede “ancak” anlamında değildir. began building bir projenin başlangıcını, was wrapping up ise başka bir projenin devam eden son aşamasını gösterir. Dönemlerin yalnızca bir süre örtüşmesi yeterlidir; iki projenin aynı anda başlaması veya bitmesi gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede while, bir sürecin başlangıcını başka bir sürecin son aşamasıyla örtüşen geçmiş zaman çizgilerine yerleştirir?

  1. While the museum began planning a new wing, workers were wrapping up repairs to the old hall.
  2. While the museum is popular, it lacks enough storage space.
  3. After the museum began planning a new wing, workers finished the repairs.
Cevabı göster

While the museum began planning a new wing, workers were wrapping up repairs to the old hall.

Öbek fiiller

was wrapping up: sona yaklaşıyordu

Was wrapping up, wrap up adlı deyimsel fiilin geçmişte devam eden biçimidir. Burada inşaatın tamamlanmaya yaklaştığını ve son aşamaya girdiğini anlatır; birinin köprüyü kapladığı anlamına gelmez. Geçmişte devam eden zaman, bu sona erme sürecini geçmişteki belirli bir anda devam eden bir süreç olarak gösterir. Aynı geçişsiz yapı toplantılar, projeler, çekimler ve başka etkinliklerle de kullanılabilir: The meeting was wrapping up.

Alıştırma

Was wrapping up ifadesinin bir etkinliğin sona yaklaştığını anlattığı cümleyi seç.

  1. The meeting was wrapping up, so everyone said goodbye.
  2. The assistant was wrapping the package up for shipping.
  3. The meeting was being canceled, so everyone left.
Cevabı göster

The meeting was wrapping up, so everyone said goodbye.

one of the most complicated engineering projects ever attempted. Dilbilgisi

5:20

şimdiye kadar denenmiş en karmaşık mühendislik projelerinden biri.

Dilbilgisi

one of the most complicated engineering projects ever attempted: en karmaşık mühendislik projelerinden biri

one of the most + sıfat + çoğul isim + ever attempted yapısı, bu projenin tarihte en karmaşık kabul edilen projeler grubuna ait olduğu anlamına gelir. One, o gruptaki tek bir projeyi belirtir; dünyada en karmaşık yalnızca bir proje olduğu anlamına gelmez. one of the most yapısından sonra kategori adı çoğul olur: projects. Ever attempted, insanların şimdiye kadar denediği anlamındaki kısaltılmış bir edilgen ilgi cümlesidir ve karşılaştırmayı bugüne kadarki tüm bu girişimlere genişletir.

Alıştırma

Daha büyük bir grubun tek bir üyesini anlatmak için one of the most ... ever attempted yapısını doğru kullanan cümleyi seç.

  1. It was one of the most challenging rescue mission ever attempted.
  2. It was one of the most challenging rescue missions ever attempted.
  3. It was one of the more challenging rescue missions ever attempted.
Cevabı göster

It was one of the most challenging rescue missions ever attempted.

Find out how engineers did the seemingly impossible with this video Deyimler

5:24

Mühendislerin bu video ile imkansız gibi görüneni nasıl başardıklarını öğrenin

Deyimler

the seemingly impossible: imkânsız görünen şeyi ifade etmek

did the seemingly impossible ifadesinde the + sıfat öbeği bir isim öbeği gibi çalışır: the seemingly impossible, “imkânsız görünen şey veya başarı” anlamına gelir. Seemingly, impossible sözcüğünü niteler; yani imkânsızlık doğrulanmış bir gerçek değil, yalnızca bir izlenimdir. Bu ifade dramatik bir etki yaratır. Bir zorluğu olağanüstü gösterirken insanların onu çözdüğünün daha sonra açıklanmasına da alan bırakır. Aynı yapı do, achieve veya accomplish gibi fiillerle kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “imkânsız görünmüş olan bir şey” anlamındaki isim benzeri öbekle tamamlayın: With only two hours left, the repair crew achieved ____.

Cevabı göster

the seemingly impossible

or explore what it would take to build a mile-high skyscraper. Dilbilgisi

5:29

veya bir mil yüksekliğinde bir gökdelen inşa etmek için ne gerektiğini keşfedin.

Dilbilgisi

what it would take to build: gerekli koşulları sormak

What it would take to build ... bir şeyi inşa etmek için gerekli olacak koşulları, kaynakları, zamanı, çabayı veya beceriyi ifade eder. Burada take, “taşımak” veya “uzaklaştırmak” değil, “gerektirmek” anlamındadır. Would, projeyi varsayımsal ya da henüz gerçekleşmemiş olarak sunar. What ile başlayan yan cümlenin tamamı explore fiilinin nesnesidir. Bu, başka bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için what would it take değil, düz cümle sırasıyla what it would take kullanılır. Yeniden kullanılabilir kalıp fiil + what it would take to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Understand sonrasında doğru sözcük sırasını kullanan cümleyi seçin.

  1. We need to understand what it would take reopening the library.
  2. We need to understand what it would take to reopen the library.
  3. We need to understand what would it take to reopen the library.
Cevabı göster

We need to understand what it would take to reopen the library.