Kültür hüznü nasıl etkiler? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
917 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Program, üzüntüyle ilgili sözcüklerin anlam farklarından Britanya’daki duygusal kontrollülüğün tarihsel kökenlerine uzanarak kültürlerin üzüntünün ifade edilişini nasıl biçimlendirdiğini inceliyor ve duyguları saklamak yerine konuşmanın daha sağlıklı olabileceği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the longer she lived abroad, the more she wondered — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir düşüncenin, duygunun ya da durumun başka bir gelişmeyle birlikte giderek değiştiğini gösteren “ne kadar…, o kadar…” bağlantılı karşılaştırma yapısını tanıyıp kullanmayı öğrenirsiniz. Bu yapı, kişisel deneyimleri anlatırken ve birbiriyle bağlantılı eğilimleri açıklarken özellikle kullanışlıdır. 2. is grief, a strong sadness, often caused by the death of someone you love. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: grief sözcüğünün her türlü üzüntünün genel karşılığı olmadığını, çoğunlukla bir ölümün veya başka büyük bir kaybın doğurduğu derin acıyı anlattığını kavrarsınız. Böylece yas ve yoğun duygusal deneyimlerden söz ederken kelimeyi doğru anlam sınırları içinde seçebilirsiniz. 3. a stiff upper lip, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu Britanya deyimini dudaklara ilişkin gerçek anlamlı bir betimleme olarak değil, sıkıntıyı belli etmeden özdenetimi korumak olarak yorumlarsınız. Zor koşullarda insanların dışarıdan sakin görünmesini bekleyen kültürel normları konuşurken deyimi tanıyabilir veya uygun biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Sam.

0:11

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:11

Ve ben Neil.

When Helen Russell was three years old, Dilbilgisi

0:13

Helen Russell üç yaşındayken,

her newborn baby sister died suddenly.

0:15

yeni doğan kız kardeşi aniden öldü.

Dilbilgisi

When Helen Russell was three years old: yaşla zaman çerçevesi kurmak

When + kişi + was + yaş kalıbı, geçmişteki bir olayın o kişi belirtilen yaştayken gerçekleştiğini anlatır. Çocukluk anısına veya bir yaşam öyküsündeki bölüme başlamak için doğal bir yoldur. When ile başlayan yan cümle zaman arka planını verir ve ana cümleye bağlıdır. Burada ana olay virgülden sonra gelir: Helen’ın yeni doğan kız kardeşi aniden öldü.

Alıştırma

Cümleyi When + kişi + was + yaş kalıbıyla tamamlayın: ____ Ava ____ nine years old, she joined the school band.

Cevabı göster

When · was

Looking back at that sad time, Öbek fiiller

0:18

O üzücü zamana dönüp baktığında,

Helen remembers making a big decision. Kalıp ifadeler

0:20

Helen büyük bir karar verdiğini hatırlıyor.

Öbek fiiller

Looking back at that sad time: geçmiş üzerine düşünmek

Look back at + bir dönem veya olay, daha sonra onu hatırlamak ya da üzerinde düşünmek demektir. At sonrasındaki sözler, gözden geçirilen dönemi veya olayı belirtir. Back geçmişe işaret eder; fiziksel olarak arkaya bakmak anlamına gelmez. Looking back at that sad time, cümle başında kullanılan -ing’li bir yan cümledir. Helen’ın daha sonraki, geçmişe dönük bakış açısını kurar; ana cümle ise onun neyi hatırladığını söyler. Looking ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Helen’dır.

Alıştırma

Geçmiş bir deneyim üzerinde düşünmek anlamına gelen ifadeyi tamamlayın: Looking ____ at my first summer job, I can see how much I learned.

Cevabı göster

back

Kalıp ifadeler

making a big decision: önemli bir karar vermek

Make a decision, seçenekleri düşündükten sonra seçim yapmak için kullanılan yaygın İngilizce kelime birleşimidir. Decision bu anlamda do ile değil, make ile kullanılır. Big, kararın fiziksel büyüklüğünü değil, önemini veya olası etkisini anlatır. Bu nedenle making a big decision, önemli sonuçları olabilecek bir karar vermek demektir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi to sonrasında gereken biçime getirerek cümleyi tamamla: After weeks of careful thought, Lena was ready to ____ about moving abroad.

Cevabı göster

make a big decision

She wanted to be happy.

0:23

Mutlu olmak istiyordu.

She became a best-selling author Kalıp ifadeler

0:25

Çok satan bir yazar oldu

Kalıp ifadeler

a best-selling author: kitapları çok satan bir yazar

Best-selling, bir şeyin çok yüksek sayıda satıldığını belirtir ve author önünde tek bir sıfat gibi çalışır. a best-selling author ifadesinde iyi satan şey yazarın kendisi değil, kitaplarıdır; ifade yazarı eserlerinin ticari başarısı üzerinden tanımlar.

Alıştırma

She became a best-selling author cümlesinin en doğal anlamı nedir?

  1. İnsanlar yazarı başka birine sattı.
  2. Kitap satan bir dükkânda çalışmaya başladı.
  3. Kitapları çok yüksek sayıda satıldı.
Cevabı göster

Kitapları çok yüksek sayıda satıldı.

and wrote a book called The Atlas of Happiness.

0:27

ve The Atlas of Happiness (Mutluluğun Atlası) adlı bir kitap yazdı.

She got married

0:30

Evlendi

and even moved to the famously happy city of Copenhagen in Denmark. Kültür

0:31

ve hatta Danimarka'nın mutlu olmasıyla ünlü Kopenhag şehrine taşındı.

Kültür

famously happy city of Copenhagen in Denmark: Kopenhag'ın mutlu şehir ünü

Kopenhag, Danimarka'nın başkentidir. Danimarka, kamuoyundaki tartışmalarda yüksek refah ve yaşam kalitesiyle sık sık ilişkilendirilir; bu nedenle famously happy, Kopenhag'ı bu olumlu ün üzerinden tanıtır. Burada happy, insanların iyi yaşadığı düşünülen bir şehri anlatır. Şehrin kendisinin duyguları olduğu ya da her sakinin her zaman mutlu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: “a famously happy city” içinde happy, her sakinin her zaman mutlu olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

But the sadness Helen felt didn't disappear

0:35

Ancak Helen'in hissettiği üzüntü kaybolmadı

and the longer she lived abroad, Dilbilgisi

0:38

ve yurtdışında ne kadar uzun yaşarsa,

the more she wondered whether her feelings were somehow connected to being born in England Kalıp ifadeler

0:40

duygularının İngiltere'de doğmuş olmakla bir şekilde bağlantılı olup olmadığını o kadar merak etmeye başladı,

Dilbilgisi

the longer..., the more...: bağlantılı değişimler

the + comparative..., the + comparative... kalıbı, bir şey değiştikçe başka bir şeyin de onunla birlikte değiştiğini gösterir. Bu cümlede yurt dışında yaşanan sürenin uzaması, daha fazla merak etmeyle bağlantılıdır. İlk bölüm değişen bir koşulu sunar, ikinci bölüm ise onunla bağlantılı değişimi verir. Longer ve more karşılaştırma biçimleridir; her iki the da bu ikili kalıbın parçasıdır ve isimden önce kullanılan sıradan tanımlık değildir.

Alıştırma

İkili kalıbı tamamlamak için cold ve much sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: ____ the weather gets, ____ energy we use.

Cevabı göster

The colder · the more

into a culture where traditionally expressing your emotions was discouraged. Dilbilgisi

0:45

geleneksel olarak duygularınızı ifade etmenin hoş karşılanmadığı bir kültürde.

Kalıp ifadeler

connected to being born in England: duyguları geçmişteki bir deneyimle ilişkilendirmek

Be connected to, bir şeyle ilgili veya bağlantılı olmak anlamına gelir. Burada onun duyguları, İngiltere’de doğmuş olma şeklindeki geçmiş deneyimle ilişkilendiriliyor. Fiziksel bir bağlantı anlatmaz ve tek başına doğrudan bir neden olduğunu kanıtlamaz. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing öbeği gelebilir. Being born edilgen bir -ing öbeğidir ve kişinin doğma eylemini yaşayan taraf olduğunu gösterir. Somehow, bağlantının mümkün göründüğünü ancak tam olarak açıklanmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be connected to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Her tiredness may ____ staying up late.

Cevabı göster

be connected to

Dilbilgisi

traditionally expressing your emotions was discouraged: -ing özne ve edilgen yapı

Expressing your emotions, özne olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. Tek bir etkinliği adlandırdığı için geçmiş zaman fiili tekil biçimdedir: was. Was discouraged edilgen bir yapıdır. Kültürün bu davranışı teşvik etmediğini ve belki de onaylamadığını anlatır; etkinliğin kendisinin hayal kırıklığı hissettiği anlamına gelmez. Traditionally, duyguları geleneksel bir şekilde ifade etmeyi değil, zaman içinde süren kültürel bir normu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir davranışın teşvik edilmediğini söylüyor?

  1. Speaking loudly discourages people in this study room.
  2. Speaking loudly is discouraged in this study room.
  3. People feel discouraged when they speak loudly in this study room.
Cevabı göster

Speaking loudly is discouraged in this study room.

In this program,

0:51

Bu programda,

we'll be investigating how the way people express sadness is influenced by their culture Dilbilgisi

0:52

insanların üzüntüyü ifade etme şekillerinin kültürlerinden nasıl etkilendiğini araştıracağız

Dilbilgisi

dolaylı soruda how the way ... is influenced by ... yapısı

how the way people express sadness is influenced by their culture yan tümcesinin tamamı, we'll be investigating fiil grubunun nesnesidir ve incelenecek konuyu belirtir. How, evet ya da hayır cevabı istemek yerine etkinin hangi biçimde veya süreçte gerçekleştiğini sorar. Yan tümcenin tam öznesi the way people express sadness ifadesidir. people express sadness, hangi way ifadesinden söz edildiğini açıklar; yüklem ise edilgen is influenced by their culture yapısıdır. Bu kalıpla bir araştırma konusu how X is influenced by Y şeklinde sunulabilir.

Alıştırma

We are investigating ifadesinden sonra bir araştırma konusunu doğru yapıyla sunan cümle hangisidir?

  1. We are investigating how eating habits influence by family traditions.
  2. We are investigating how are eating habits influenced by family traditions.
  3. We are investigating how eating habits are influenced by family traditions.
Cevabı göster

We are investigating how eating habits are influenced by family traditions.

and as usual,

0:58

ve her zamanki gibi,

we'll be learning some new useful vocabulary as well.

0:59

bazı yeni faydalı kelimeler de öğreneceğiz.

But first, I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

1:02

Ama önce sana bir sorum var Neil.

Anlatım akışı

But first, I have a question: önceki bir adım için kısa ara

But first, az önce tanıtılan konuyu kısa süreliğine durduran ve daha önce yapılacak bir adım ekleyen bir akış işaretidir. Burada I have a question, konuşma devam etmeden önce ne olacağını dinleyiciye bildirir. But karşı çıkmayı değil, yön değişikliğini; first ise sırayı belirtir. But first, + yan tümce kalıbı, sunucunun, konuşmacının veya yazarın dinleyiciyi sonraki adıma yönlendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunucu şöyle diyor: "We'll look at the results in a moment. But first, I have a question for you." But first neyi belirtir?

  1. Sunucu, konuşmanın bittiğini duyuruyor.
  2. Sunucu, sonuçlardan önce yapılacak bir şeye kısa süreliğine geçiyor.
  3. Sunucu, az önce söylenenlere şiddetle karşı çıkıyor.
Cevabı göster

Sunucu, sonuçlardan önce yapılacak bir şeye kısa süreliğine geçiyor.

In English,

1:05

İngilizcede,

there are many idioms which describe being sad,

1:06

üzgün olmayı anlatan birçok deyim vardır,

including down in the dumps, Deyimler

1:09

down in the dumps dahil,

Deyimler

down in the dumps: morali bozuk hissetmek

Down in the dumps, üzgün, yılgın veya morali bozuk olmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede üzüntüyü anlatan birkaç ifadeden biri olarak verilir. İfadenin tamamını tek bir birim olarak öğrenin. Yaygın kalıplar be down in the dumps ve feel down in the dumps şeklindedir; burada dumps gerçek bir yeri belirtmez.

Alıştırma

'Üzgün ve yılgın' anlamındaki dört sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: After his best friend moved away, Leo felt ____ for a few days.

Cevabı göster

down in the dumps

meaning that you feel miserable and depressed.

1:11

kendini sefil ve depresif hissettiğin anlamına gelir.

Also, emotions are often associated with colors. Kalıp ifadeler

1:15

Ayrıca duygular genellikle renklerle ilişkilendirilir.

Kalıp ifadeler

be associated with: neden değil, ilişki

emotions are often associated with colors cümlesinde edilgen be associated with yapısı, insanların düşünce, kültür veya gözlem düzeyinde duygularla renkleri yaygın olarak ilişkilendirdiğini belirtir. Bu yapı bir bağlantı ifade eder, neden belirtmez. X is associated with Y, tek başına X'in Y'ye veya Y'nin X'e neden olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rapor, gece geç saatlerde ekran kullanımı ile yetersiz uyku arasında bağlantı buldu ancak nedenselliği kanıtlamadı. Hangi cümle en doğrudur?

  1. The report found that late-night screen use was the same as poor sleep.
  2. The report found that late-night screen use was associated with poor sleep.
  3. The report found that late-night screen use was caused by poor sleep.
Cevabı göster

The report found that late-night screen use was associated with poor sleep.

For example, you might go red with anger Kalıp ifadeler

1:18

Örneğin, öfkeden kızarabilirsin (go red with anger)

Kalıp ifadeler

go red with: duygudan kaynaklanan renk değişimi

go red ifadesindeki go, “gitmek” değil, “bir hâle gelmek” anlamındadır. go + renk yapısı görünüşteki bir renk değişimini anlatır; with + duygu ise bu değişime yol açan hissi belirtir. Burada go red with anger, öfkenin birinin yüzünü kızartması anlamına gelir. Aynı yapı, go red with embarrassment örneğinde olduğu gibi doğal biçimde eşleşen başka bir duyguyla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi go red with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Max saw that someone had smashed his model, he ____ anger.

Cevabı göster

went red with

or turn green with envy. Deyimler

1:21

veya kıskançlıktan yeşerebilirsin (turn green with envy).

Deyimler

turn green with envy: kıskançlığı anlatan canlı bir deyim

Turn green with envy, “aşırı derecede kıskanır hâle gelmek” anlamına gelen canlı bir deyimdir. Turn bir durum değişikliğini belirtirken İngilizcede yeşil renk geleneksel olarak kıskançlıkla ilişkilendirilir. Bu ifade genellikle mecazidir; kişinin teninin gerçekten yeşile döndüğü anlamına gelmez. Bu cümlede kıskançlık güçlü ve dışarıdan fark edilir bir duygu gibi sunulur.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? Maya turned green with envy when she saw her friend's new bike.

  1. Maya çok kıskandı.
  2. Maya kendini yeşile boyadı.
  3. Bisiklet yeşil olduğu için Maya kendini hasta hissetti.
Cevabı göster

Maya çok kıskandı.

But which color is associated with sadness?

1:23

Peki üzüntü ile ilişkilendirilen renk hangisidir?

Is it A, yellow?

1:27

A, sarı mı?

B, blue?

1:29

B, mavi mi?

Or C, brown?

1:30

Yoksa C, kahverengi mi?

I think the answer is blue.

1:32

Sanırım cevap mavi.

Okay, Neil.

1:34

Tamam Neil.

We'll find out later in the program. Kalıp ifadeler

1:34

Programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

find out later in the program: cevabı programın ilerleyen kısmında öğrenmek

Bu cümlede find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Cevap şimdilik saklanır ve daha sonra öğrenilir. later in the program, bu öğrenme anının aynı programın daha ileriki bir kısmında olacağını belirtir. Birlikte kullanıldığında We'll find out... daha sonra bir cevap verileceğini haber verir ve izleyicinin ilgisini canlı tutar.

Alıştırma

Hangi cümle, izleyicilerin sonucu aynı programın ilerleyen kısmında öğreneceğini doğal biçimde anlatır?

  1. We'll find who won later in the program.
  2. We'll find the trophy later in the program.
  3. We'll find out who won later in the program.
Cevabı göster

We'll find out who won later in the program.

Around the world,

1:37

Dünya çapında,

cultures express emotions very differently. Anlatım akışı

1:38

kültürler duygularını çok farklı şekilde ifade ederler.

Anlatım akışı

cultures express emotions very differently: örneklerden önce gelen genel düşünce

Bu cümle paragrafın genel düşüncesini verir: farklı kültürlerdeki insanlar duygularını çok farklı biçimlerde ifade edebilir. Okuyucuyu veya dinleyiciyi ardından gelecek belirli kültürel örneklere hazırlar. Bir açıklamada bunun gibi geniş bir ifade çoğunlukla örneklerden, karşılaştırmalardan veya kanıtlardan önce gelir. Burada cultures, kültürlerin içindeki insanları ve toplumsal kuralları kısaca ifade eder; her bireyi değil, genel bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

"Cultures express emotions very differently" ifadesi, farklı ülkelerden örneklerden önce nasıl bir düzenleme görevi görür?

  1. Ardından gelen örneklerin açıkladığı genel bir düşünceyi belirtir.
  2. Daha önce sunulmuş örnekleri özetler.
  3. Bir kişinin ayrıntılı deneyimini tanıtır.
Cevabı göster

Ardından gelen örneklerin açıkladığı genel bir düşünceyi belirtir.

In Spain,

1:41

İspanya'da,

flamenco performers express their emotions with colorful displays of song and dance. Kültür

1:42

flamenko sanatçıları duygularını renkli şarkı ve dans gösterileriyle ifade ederler.

Kültür

flamenco performers: İspanyol sahne sanatı geleneğinin sanatçıları

Flamenko, İspanya’nın güneyindeki Endülüs bölgesiyle bağlantılı bir sahne sanatı geleneğidir. Şarkı söylemeyi, dansı, gitar müziğini, el çırpmayı ve güçlü ritmi bir araya getirir. flamenco performers ifadesindeki performers, dansçılar, şarkıcılar veya müzisyenler gibi bu sanata katılan kişileri anlatır. Bu ifade bir kişinin adı değildir ve her türden gösteri sanatçısını da kapsamaz. Burada duyguların sanat yoluyla açıkça sergilenmesini gösterir.

Alıştırma

Cümledeki “flamenco performers” ifadesini hangi seçenek doğru açıklar?

  1. İspanyol flamenko sanatını icra eden kişiler
  2. Dünyanın herhangi bir yerindeki bütün dansçılar veya şarkıcılar
  3. Soyadı Flamenco olan kişiler
Cevabı göster

İspanyol flamenko sanatını icra eden kişiler

Whereas in Japan, Anlatım akışı

1:48

Japonya'da ise,

crying is considered weak and shameful.

1:49

ağlamak zayıflık ve utanç verici kabul edilir.

Anlatım akışı

Whereas in Japan...: bir karşıtlık sunmak

Burada whereas, “buna karşılık” anlamına gelir ve Japonya örneğinin, İspanya’da duyguların açıkça ifade edilmesiyle ilgili önceki örnekten farklı olduğunu gösterir. İki bilgiyi karşıtlık ilişkisi içinde düzenler; “bir şey olduğu sırada” anlamına gelmez. Whereas normalde bir karşılaştırmanın bir tarafını tanıtır: X..., whereas Y.... Bu konuşma metninde ilk taraf önceki cümlede yer aldığı için bu altyazı satırı daha geniş bir karşıtlığın ikinci yarısı olarak işlev görür.

Alıştırma

Hangi cümle whereas kullanarak açık bir karşıtlık kuruyor?

  1. Ravi prefers quiet mornings, whereas he woke up at seven.
  2. Whereas Ravi prefers because his sister enjoys busy evenings.
  3. Ravi prefers quiet mornings, whereas his sister enjoys busy evenings.
Cevabı göster

Ravi prefers quiet mornings, whereas his sister enjoys busy evenings.

To discover more about how British people express their feelings, Dilbilgisi

1:52

İngilizlerin duygularını nasıl ifade ettikleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için,

Dilbilgisi

To discover more about ...: eylemden önce amacı belirtmek

To discover more about ..., amaç bildiren bir to-infinitive öbeğidir. Burada “... hakkında daha fazla bilgi edinmek için” anlamına gelir ve ana cümledeki eylemin neden yapıldığını açıklar. Ana fiil değildir; bu yüzden tamamlanmış bir cümlede ayrıca özne ve ana fiil bulunmalıdır. Cümle başında bu kalıp amacı eylemden önce verir: To + fiilin yalın hâli ..., özne + ana fiil .... discover eylemini yapan kişi ya da grup normalde ana cümlenin öznesi olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemin amacını belirtmek için To discover more about ... yapısını kullanır?

  1. After discovering more about local history, we visited the museum.
  2. To discover more about local history, we visited the museum.
  3. We discovered more about local history before we visited the museum.
Cevabı göster

To discover more about local history, we visited the museum.

Helen Russell interviewed Thomas Dixon,

1:56

Helen Russell, Thomas Dixon ile röportaj yaptı,

a professor at the Centre for the History of Emotion

1:58

Duygu Tarihi Merkezi'nde bir profesör,

for BBC World Service program,

2:01

BBC World Service programı için,

The Documentary.

2:03

The Documentary.

The word sad,

2:05

Sad kelimesi,

as you will know, Helen, Ton ve niyet

2:05

bildiğin gibi Helen,

um literally means sated or full. Kelime

2:07

hımm tam anlamıyla doymuş veya tok demektir.

Ton ve niyet

as you will know, Helen: ortak bilgiyi kendinden emin biçimde varsaymak

As you will know, parantez işlevi gören bir ara yorumdur: konuşan kişi, ardından gelen bilgiyi Helen’ın zaten bildiği ya da bilmesinin beklendiği bir şey olarak güvenle sunar. Bu bir soru değildir; buradaki will gelecek zaman anlatmaz, güçlü bir varsayımı belirtir. Helen, ara yorumun içinde dinleyiciye doğrudan hitap eden seslenme sözüdür. İfadenin tamamı açıklamayı ortak bilgi gibi çerçeveler; bu da uzmanlar arasındaki konuşmayı tamamen yeni bir duyuru yerine iş birliğine dayalı gösterebilir.

Alıştırma

Bu seçimi değerlendirin: Programla ilgili hiçbir bilgi almamış yeni bir ziyaretçiye “As you will know, tomorrow's tour starts at nine.” diyorsunuz.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Kelime

literally means sated or full: sad sözcüğünün eski anlamı

Burada literally means, sad sözcüğünün tarihsel olarak sahip olduğu eski bir anlamı tanıtıyor. Sated, yeterince yemiş olmayı veya bir isteğin tamamen karşılanmış olmasını belirtir; full da burada benzer bir düşünceyi ifade eder. Bu, güncel kullanımı değil, anlam değişimini açıklıyor. Modern İngilizcede sad genellikle «üzgün» demektir. Bu nedenle etimoloji veya sözcük tarihi okurken eski kelime anlamını günümüzdeki yaygın anlamdan ayırmak gerekir.

Alıştırma

Bu açıklamada "sated or full", sad hakkında bize ne anlatıyor?

  1. Sad ile sated sözcüklerinin günümüzde birbirinin yerine kullanılabildiğini gösterir.
  2. Modern İngilizcede sad sözcüğünün yaygın anlamıdır.
  3. Sad sözcüğünün eski bir anlamıdır, günümüzdeki yaygın anlamı değildir.
Cevabı göster

Sad sözcüğünün eski bir anlamıdır, günümüzdeki yaygın anlamı değildir.

So its earliest uses in English,

2:10

Yani İngilizcedeki en eski kullanımlarında,

it means being literally fed up,

2:11

kelimenin tam anlamıyla bıkmış (fed up) olmak,

being full of something.

2:13

bir şeye doymuş olmak anlamına gelir.

Sad or sated means heavy and full.

2:15

Sad veya sated, ağır ve tok anlamına gelir.

Then of course,

2:17

Ondan sonra elbette,

we have this huge vocabulary of melancholy, Kelime

2:18

melancholy (melankoli) gibi muazzam bir kelime dağarcığımız var,

sorrow, grief, depression,

2:21

sorrow (acı), grief (keder), depression (depresyon),

Kelime

a huge vocabulary of melancholy, sorrow, grief, depression

a huge vocabulary of ... ifadesinde vocabulary, bir kişinin bildiği sözcük sayısını değil, belirli bir alan hakkında konuşmak için kullanılabilecek sözcükler bütününü anlatır. Liste, İngilizcede geniş üzüntü anlam alanı içinde birçok farklı adlandırma olduğunu gösteriyor. Melancholy, sorrow, grief ve depression anlam bakımından örtüşür, ancak birbirinin yerine kullanılamaz. Her biri duygunun farklı bir niteliğine, nedenine, süresine veya ciddiyetine işaret edebilir; hepsini sad olarak basitleştirmek bu bilgileri kaybettirir.

Alıştırma

Bir kişi yakın bir akrabasının ölümünden sonra yoğun biçimde acı çekiyor. En doğru sözcük hangisidir?

  1. depression
  2. melancholy
  3. grief
  4. sorrow
Cevabı göster

grief

uh and many many other terms

2:24

ııı ve daha birçok başka terim

and they all mean slightly different things.

2:26

ve hepsi birbirinden biraz farklı şeyler anlamına geliyor.

Professor Dixon explains that the original meaning of the word sad was full or fed up,

2:28

Profesör Dixon, sad kelimesinin orijinal anlamının tok veya fed up olduğunu açıklıyor,

a phrase which today means being unhappy,

2:33

bugün mutsuz,

bored, or tired of something

2:36

sıkılmış veya bir şeyden bıkmış olmak anlamına gelen bir tabir,

which has been going on for a long time. Öbek fiiller

2:38

özellikle de uzun süredir devam eden bir şeyden.

Öbek fiiller

been going on for a long time: geçmişten şimdiye kadar devam etmek

which has been going on yan cümlesinde go on, “devam etmek veya sürmek” anlamına gelir. Bir olayı, sorunu, etkinliği ya da durumu anlatabilir; burada fiziksel olarak ileri gitmek anlamında değildir. Has been going on, present perfect continuous yapısıdır. Durumun geçmişte başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü belirtir; for a long time ise süresini gösterir. Başka durumlara uygulanabilen kalıp has/have been going on for + süre şeklindedir.

Alıştırma

Durumun geçmişte başlayıp hâlâ devam ettiğini gösteren go on biçimiyle cümleyi tamamlayın: The roadwork ____ for three weeks, and it is not finished yet.

Cevabı göster

has been going on

For example,

2:41

Örneğin,

everyone is fed up of COVID. Deyimler

2:41

herkes COVID'den bıktı (fed up).

Deyimler

fed up of COVID: devam eden bir şeye karşı güçlü bıkkınlık

Be fed up of something, bir şey çok uzun sürdüğü veya çok sık tekrarlandığı için ondan çok yorulmuş, rahatsız olmuş ya da bunalmış olmak demektir. Burada herkesin COVID’den ve devam eden etkilerinden bıktığı anlatılıyor. Kalıp be fed up of + isim veya -ing biçimidir; fed up of delays ve fed up of waiting örneklerinde olduğu gibi kullanılır. Buradaki fed, yemekle ilgili gerçek anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Konuşanın aynı bahaneyi tekrar tekrar duymaktan bıktığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. I'm full of hearing the same excuse every day.
  2. I'm fed up of hearing the same excuse every day.
  3. I'm fed by hearing the same excuse every day.
Cevabı göster

I'm fed up of hearing the same excuse every day.

But fed up is just one of many words to describe feelings of sadness,

2:43

Ancak fed up, üzüntü duygularını tanımlamak için kullanılan birçok kelimeden sadece biridir,

each with a slightly different meaning.

2:49

her birinin anlamı biraz farklıdır.

One of them is melancholy, Kelime

2:51

Bunlardan biri melancholy,

a kind of intense and thoughtful sadness.

2:53

bir tür yoğun ve düşünceli üzüntü.

Kelime

melancholy: derin ve düşünceli hüzün

Burada melancholy, düşünmeyle iç içe geçmiş derin ve sessiz bir hüznü anlatan isimdir. a kind of intense and thoughtful sadness ifadesindeki thoughtful, “başkalarına karşı düşünceli veya nazik” değil, “derin düşüncelere dalmış” anlamındadır. Gündelik sadness ile karşılaştırıldığında melancholy çoğu zaman daha uzun süren ve belirli bir atmosfer yaratan bir duygu gibi gelir. Anılar, müzik, sanat veya kayıp hissiyle bağlantılı bir duyguyu ya da ruh hâlini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede melancholy en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. He felt melancholy because his pencil rolled off the desk for a moment.
  2. The old song filled her with a quiet, thoughtful melancholy.
  3. Melancholy means a sudden burst of cheerful excitement.
Cevabı göster

The old song filled her with a quiet, thoughtful melancholy.

Another is grief, Kelime

2:56

Bir diğeri grief,

a strong sadness,

2:58

güçlü bir üzüntü,

often caused by the death of someone you love.

2:59

genellikle sevdiğiniz birinin ölümüyle ortaya çıkar.

Kelime

grief: büyük bir kayıptan sonraki yoğun keder

Burada grief, ölümün veya başka büyük bir kaybın yol açtığı çok güçlü üzüntüyü anlatan sayılamayan bir isimdir. often caused by the death of someone you love ifadesi en tipik nedeni verir; bunun tek olası neden olduğunu söylemez. Grief, sıradan sadness duygusundan daha ağır ve daha belirli bir anlam taşır. Ayrıca ciddi bir kayıpla yaşamayı öğrenirken geçirilen ve uzun sürebilen duygusal süreci de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “büyük bir kayıptan sonra yaşanan yoğun üzüntü” anlamındaki sözcükle tamamlayın: She struggled with ____ after her brother died.

Cevabı göster

grief

In Irish culture,

3:02

İrlanda kültüründe,

melancholy is expressed artistically in poems or songs Kültür

3:03

melankoli şiirlerde veya şarkılarda sanatsal olarak ifade edilir

Kültür

Şiirlerde veya şarkılarda sanatsal ifade

Bu kültürel örnekte melankoli sanat yoluyla aktarılır. Şiirler ve şarkılar, duyguyu gündelik konuşmada yalnızca adlandırmak yerine ona biçim verilmiş ve paylaşılabilir bir hâl kazandırır. İfade, be expressed + adverb + in + medium edilgen kalıbını kullanır. Artistically duygunun nasıl ifade edildiğini, in poems or songs ise onu taşıyan sanat biçimlerini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede expressed artistically ne anlama gelir?

  1. Duygu, şiir veya şarkı gibi sanat biçimleriyle aktarılır.
  2. Duygu tamamen gizli tutulur ve hiç paylaşılmaz.
  3. Duygu yalnızca doğrudan bir gündelik konuşmada söylenir.
Cevabı göster

Duygu, şiir veya şarkı gibi sanat biçimleriyle aktarılır.

and in other cultures,

3:07

ve diğer kültürlerde,

India for example,

3:08

örneğin Hindistan'da,

grief can be expressed by professional mourners Kültür

3:09

keder (grief), profesyonel ağıtçılar tarafından ifade edilebilir,

who are paid to cry by the family of the person who has died.

3:13

ölen kişinin ailesi tarafından ağlamak için para ödenen kişiler.

Kültür

Ağlamaları için para verilen profesyonel ağıtçılar

Professional mourners, cenaze veya yas töreninde üzüntüyü ifade etmeleri için tutulan kişilerdir. Bu cümlede who are paid to cry, bu yas tutan kişileri neyin profesyonel yaptığını açıklayan bir ilgi cümleciğidir: ölen kişinin ailesi, toplum önünde ağlamaları için onlara para verir. Çevredeki konuşma, bu tür kamusal ve düzenli yasın bir örneği olarak Hindistan'ı kullanır. Terim, üzüntünün toplumca tanınan bir rol aracılığıyla ifade edilmesini anlatmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Professional mourner ifadesine en uygun tanım hangisidir?

  1. cenaze veya yas töreninde üzüntüyü ifade etmesi için tutulan kişi
  2. ağlayan insanları tedavi eden bir sağlık çalışanı
  3. bir hizmetten şikâyet etmesi için para verilen kişi
Cevabı göster

cenaze veya yas töreninde üzüntüyü ifade etmesi için tutulan kişi

In England, however,

3:16

Ancak İngiltere'de,

big public displays of emotion are uncommon. Kalıp ifadeler

3:17

büyük halka açık duygu gösterileri nadirdir.

Kalıp ifadeler

big public displays of emotion: güçlü duyguları açıkça göstermek

Big public displays of emotion, açıkça ağlamak, sevinçle bağırmak veya öfkeyi göstermek gibi, başkalarının görebildiği güçlü ve dikkat çekici duygu ifadelerini anlatır. Big burada fiziksel boyutu değil, ifadenin şiddetini veya kapsamını vurgular. Display burada mağaza sergisi değil, gözlemlenebilen bir dışa vurum anlamındadır. Bu ifade kültürel beklentiler, görgü kuralları veya ortak alanlardaki davranışlar hakkında konuşurken kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede big public displays of emotion görünür duygu ifadesi anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Writing in his locked diary was a big public display of emotion.
  2. She avoids big public displays of emotion, even when she feels deeply upset.
  3. The museum opened a big public display of local history.
Cevabı göster

She avoids big public displays of emotion, even when she feels deeply upset.

But according to Professor Dixon,

3:20

Fakat Profesör Dixon'a göre,

that wasn't always the case. Kalıp ifadeler

3:22

durum her zaman böyle değildi.

Kalıp ifadeler

that wasn't always the case: durum her zaman böyle değildi

That wasn't always the case, az önce anlatılan durumun geçmişteki ilgili dönem boyunca kesintisiz olarak geçerli olmadığını ifade eder. That önceki cümlenin tamamına gönderme yapar; case ise burada hukuki bir dava değil, gerçek durum anlamındadır. Bu ifade, bugün doğru olan bir şeyin geçmişte de her zaman doğru olduğu varsayımını düzeltir. Ardından tarihsel bir değişiklik veya istisna geleceğini sık sık haber verir.

Alıştırma

Bugünkü durumun geçmişte farklı olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Digital tickets are standard now, but ____.

Cevabı göster

that wasn't always the case

Here he explains to BBC World Service program,

3:24

Burada BBC World Service programına açıklıyor,

The Documentary,

3:27

The Documentary,

how it was only quite recently, Dilbilgisi

3:28

bunun sadece yakın zamanda,

during the time of Queen Victoria and the British Empire,

3:31

Kraliçe Victoria ve Britanya İmparatorluğu döneminde olduğunu,

that the English got a reputation for being repressed, Kalıp ifadeler

3:34

İngilizlerin duygularını bastırmış (repressed) bir üne kavuştuğunu,

Dilbilgisi

It was only quite recently ... that ...: zamanı öne çıkaran it-cleft yapısı

Bu cümlede It was + odaklanan öge + that + cümlenin geri kalanı biçimindeki it-cleft yapısı kullanılır. Odaklanan öge only quite recently ifadesidir; during the time of Queen Victoria and the British Empire ise bu zamanı daha ayrıntılı belirtir. That, zamanı vurgulanan olayı başlatır; buradaki it ise belirli bir şeyi göstermez. Odak yapısı kaldırıldığında temel cümle The English got a reputation for being repressed only quite recently. olur. Cleft yapısı zamanı bir düzeltme olarak sunar: Bu ünün eskiden beri var olduğu değil, nispeten yakın zamanda oluştuğu anlatılır.

Alıştırma

Kulübün geçen yıldan daha önce toplanmaya başlamadığını vurgulamak için it-cleft yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. The club started meeting last year.
  2. It was the club that started meeting last year.
  3. It was only last year that the club started meeting.
Cevabı göster

It was only last year that the club started meeting.

Kalıp ifadeler

got a reputation for being repressed: zamanla oluşan bir ün

got a reputation for being ... bir kişinin veya grubun zamanla belirli bir özelliğe sahip olarak tanınmaya ya da görülmeye başlaması demektir. got, toplumdaki bir imajın oluşma sürecini vurgular; yalnızca bir şeyi teslim almak anlamına gelmez. for being repressed ünün içeriğini belirtir. Burada repressed, duygularını bastırdığı veya açıkça ifade etmediği düşünülen kişileri anlatır. reputation olumlu da olumsuz da olabilir; değerlendirmeyi sonraki açıklama ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi get a reputation for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The small town ____ being friendly to cyclists.

Cevabı göster

got a reputation for

unable to show their true feelings and emotions.

3:38

gerçek hislerini ve duygularını gösteremediklerini anlatıyor.

By and large, Kalıp ifadeler

3:41

Genel olarak,

it's a Victorian and then Edwardian and 20th century characterization.

3:41

bu Viktorya dönemi ve ardından Edward dönemi ile 20. yüzyıl karakterizasyonudur.

Kalıp ifadeler

By and large: genel bir değerlendirme yapmak

By and large, ‘genel olarak’ veya ‘durumun tamamı dikkate alındığında’ anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada, ardından gelen tarihsel dönem adlarını geniş bir özet olarak sunar; her örneğin kusursuz biçimde uyduğunu ileri sürmez. Bu ifadeyi tek bir bütün olarak anlamak gerekir. by ve large sözcüklerinin ayrı ayrı yaygın anlamları, buradaki anlamı açıklamaz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve ‘genel olarak, ancak bazı istisnalar mümkün’ anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____, the new system works well, though a few problems remain.

Cevabı göster

By and large

As you can imagine, Ton ve niyet

3:46

Tahmin edebileceğin gibi,

you know, it fits with the era of empire, Kalıp ifadeler

3:47

bilirsin, imparatorluk çağına uyuyor,

Ton ve niyet

As you can imagine: beklenen bir sonucu sunmak

As you can imagine, sıradaki sonucun, duygunun veya bağlantının dinleyici tarafından kolayca tahmin edilebileceğini belirtir. Bu cümlede, söz konusu tasvirin imparatorluk çağına uyduğu iddiasına dinleyiciyi hazırlar ve bağlantının daha az ani gelmesini sağlar. Genellikle zihinde gerçek bir görüntü oluşturma isteği değil, söylemi düzenleyen bir işaret olarak kullanılır. Konuşmacı, dinleyiciyi akıl yürütmesini takip etmeye davet eder.

Alıştırma

Kullanımın doğal olup olmadığına karar verin: The bus was two hours late. As you can imagine, the passengers were frustrated.

  1. Doğal değil
  2. Doğal
Cevabı göster

Doğal

Kalıp ifadeler

fits with the era of empire: tarihsel bir bağlamla uyuşma

Bu cümlede fits with, “tutarlı veya uyumlu olmak” anlamına gelir. Söz konusu görüntü veya düşünce, imparatorluk çağı olarak tanımlanan tarihsel bağlamla birlikte düşünüldüğünde anlamlıdır. With, karşılaştırmada kullanılan arka planı belirtir. Fit fiilinin bu soyut kullanımı düşüncelerin, tarzların, kanıtların veya bağlamların birbiriyle uyuşmasını anlatır; bir nesnenin doğru boyutta olmasıyla ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi fit with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new evidence ____ the witness's account.

Cevabı göster

fits with

of white British men going around the world and conquering it

3:50

dünyayı dolaşıp onu fetheden beyaz İngiliz adamların çağına,

and having a stiff upper lip

3:53

ve üst dudaklarını sıkı tuttukları (stiff upper lip),

and ruling over the people Öbek fiiller

3:55

ve insanları yönettikleri,

Öbek fiiller

ruling over the people: siyasi güç kullanmak

Rule over people or a place, insanlar ya da bir yer üzerinde siyasi yetki ve denetim sahibi olmak anlamına gelir. Örnekte ruling, imparatorluk gücünün bir halk üzerinde uygulanmasını ifade eder. Buradaki over fiziksel bir konumu değil, bir güç ilişkisini belirtir. İfade, yönetenlerle yönetilenler arasındaki hiyerarşiye odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi rule over ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The dynasty ____ the region for nearly two centuries.

Cevabı göster

ruled over

um in other parts of the world

3:58

ııı dünyanın diğer yerlerindeki,

and believing themselves, Dilbilgisi

4:00

ve kendilerinin,

the white Europeans, to be superior.

4:03

beyaz Avrupalıların üstün olduğuna inandıkları.

Dilbilgisi

believing themselves ... to be superior: resmî believe oneself to be X yapısı

believe oneself to be + sıfat veya ad öbeği yapısında dönüşlülük zamiri believe fiilinin nesnesidir; to'lu mastar ise bu nesnenin nasıl değerlendirildiğini açıklar. Burada themselves, the white Europeans ifadesine gönderme yapar; araya giren the white Europeans ad öbeği, themselves ile kimlerin kastedildiğini belirtir. Bu yapı, believe that they are superior gibi bir that yan cümlesine göre daha resmî bir alternatiftir. Bu cümlede sömürgecilerin kendi üstünlüklerine dair inancı aktarılır; bu inanç bir gerçek olarak sunulmaz.

Alıştırma

Geçmiş zamanlı resmî cümleyi believe oneself to be yapısıyla tamamlayın: Daniel ____ qualified for the role.

Cevabı göster

believed himself to be

And one sign of that superiority, Anlatım akışı

4:05

Ve bu üstünlüğün bir işareti,

and Darwin writes,

4:07

Darwin'in yazdığı gibi,

"Englishmen rarely cry

4:07

‘İngilizler nadiren ağlar,

except under the pressure of the acutest grief." Kalıp ifadeler

4:09

en keskin kederin baskısı altında olmak dışında.’

Anlatım akışı

one sign of that superiority: bir iddiayı kanıta bağlamak

One sign of that superiority, söylemin yönünü gösteren bir çerçevedir. That superiority önceki düşünceye geri gönderme yaparken one sign of, dinleyiciye sırada gözlemlenebilir bir belirtinin geleceğini bildirir. Burada bu belirtiyi, hemen ardından gelen Darwin alıntısı sağlar. Bu çerçeve bilgiyi bir iddiadan destekleyici malzemeye doğru düzenler: sign, fiziksel bir tabela değil, belirti ya da kanıt parçası demektir; one ise bunun yalnızca tek bir destek unsuru olduğunu gösterir.

Alıştırma

one sign of that superiority ifadesi cümlede bilgiyi düzenleme açısından ne yapar?

  1. Önceki iddiayı, onu destekleyen tek bir kanıt olarak sonraki alıntıya bağlar.
  2. Fiziksel bir levhaya nasıl gidileceğini tarif eder.
  3. Sonraki alıntının tek başına bütün iddiayı kanıtladığını söyler.
Cevabı göster

Önceki iddiayı, onu destekleyen tek bir kanıt olarak sonraki alıntıya bağlar.

Kalıp ifadeler

under the pressure of the acutest grief: güçlü bir duygusal etki

under the pressure of + isim yapısı, bir şeyi kişinin tepkisini güçlü biçimde etkileyen bir kuvvet olarak sunar. Bu cümlede bu kuvvet the acutest grief, yani en şiddetli kederdir: yalnızca en yoğun üzüntü, duyguları kontrol altında tutma çabasını aşacak kadar güçlüdür. Acutest, acute sıfatının en üstünlük derecesidir. Eski ve resmî nitelikteki bu kullanımda acute, son derece keskin veya yoğun anlamına gelir. Dolayısıyla ifade fiziksel değil, duygusal bir baskıdan söz eder.

Alıştırma

Özgün ifadede under the pressure of the acutest grief ne anlama gelir?

  1. küçük ve geçici bir hayal kırıklığı hissedildiğinde
  2. keder adlı fiziksel bir ağırlık taşındığında
  3. en yoğun kederin etkisiyle hareket edildiğinde
Cevabı göster

en yoğun kederin etkisiyle hareket edildiğinde

Professor Dixon says that the Victorians who ran the British Empire

4:12

Profesör Dixon, Britanya İmparatorluğu'nu yöneten Viktorya dönemi insanlarının

had a stiff upper lip.

4:16

a stiff upper lip (sıkı bir üst dudak) sahibi olduklarını söylüyor.

These men believed they were better than everyone else

4:18

Bu adamlar herkesten daha iyi olduklarına

and that to cry was a sign of weakness.

4:21

ve ağlamanın bir zayıflık işareti olduğuna inanıyorlardı.

When we cry,

4:24

Ağladığımızda,

our top lip starts to wobble

4:25

üst dudağımız titremeye başlar

and so this gave rise to the idiom a stiff upper lip, Notlar

4:27

ve bu da a stiff upper lip deyimini ortaya çıkardı,

Kalıp ifadeler

this gave rise to: bir sonucu ortaya koymak

Give rise to, bir şeyin başlamasına veya ortaya çıkmasına neden olmak demektir. Yapı A + give/gives/gave rise to + B şeklindedir; A neden, B ise sonuçtur. Burada this, daha önce anlatılan duruma gönderme yapar ve sonuç a stiff upper lip deyimidir. To burada bir edattır; bu nedenle ardından isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Rise kalıp ifadenin bir parçasıdır ve bir şeyin gerçekten yukarı çıkması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi give rise to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The discovery ____ a new field of research.

Cevabı göster

gave rise to

meaning to not show your feelings when you're upset,

4:31

üzgün olduğunda duygularını göstermemek anlamına gelir,

even though it's difficult not to. Dilbilgisi

4:34

bunu yapmamak zor olsa bile.

Deyimler

a stiff upper lip: üzüntüyü belli etmemek

A stiff upper lip, üzüntü, korku veya sıkıntıyı belli etmeden dışarıdan sakin görünmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, zor olsa bile üzüntü veren duyguları gizlemek anlamındadır. Bu imge, bir insan ağlamadan önce üst dudağının titremesinden gelir. Tıbbi bir açıklama değil, toplumsal ve kültürel bir benzetmedir. Özellikle duyguları kontrol altında tutmaya önem veren geleneksel Britanya anlayışıyla ilişkilendirilir, ancak herhangi biri için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi 'hayal kırıklığını göstermedi' anlamındaki deyimle tamamlayın: Although Leo had lost the final, he kept ____ while congratulating the winner.

Cevabı göster

a stiff upper lip

Dilbilgisi

even though it's difficult not to: karşıtlık ve eylem eksiltmesi

Even though bir ödünleme ve karşıtlık bildirir: ana düşünceyi geçersiz kılmadan ona ters düşen bir gerçeği ekler. Burada kişi duygularını göstermez, ancak konuşan kişi onları gizlemenin gerçekten zor olduğunu kabul eder. not to içinde, to sonrasındaki eylem hemen önce söylendiği için tekrar edilmez. Tam anlam even though it's difficult not to show your feelings şeklindedir. Açıkça anlaşılan eylemi çıkarmak tekrarı önler.

Alıştırma

Hangi cümle, gülmemek gerçekten zor olsa da onun gülmemeyi başardığını anlatır?

  1. She laughed because it was difficult not to.
  2. She did not laugh, even though it was difficult not to.
  3. She will not laugh, even if it is difficult not to.
Cevabı göster

She did not laugh, even though it was difficult not to.

Fortunately,

4:36

Neyse ki,

most Brits are less repressed nowadays, Kelime

4:37

günümüzde çoğu İngiliz daha az bastırılmış durumdadır,

Kelime

less repressed nowadays: günümüzde duyguları daha az bastırmak

Bu cümlede repressed, duygularını, ihtiyaçlarını veya dürtülerini bastıran ve bunları özgürce ifade etmeyen kişileri anlatır. Less repressed, bu duygusal kısıtlamanın azaldığını belirtir; tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Burada sözcük, bir grubun siyasi olarak bastırılmasını değil, duyguların ifade edilmesini anlatır. Nowadays, şimdiki zaman ile açıkça söylenmeyen daha eski bir dönem arasında karşılaştırma kurar. Dolayısıyla ifade, geçmişteki geleneksel imgeye kıyasla bugün Britanyalıların çoğunun kendini daha açık ifade ettiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin içsel veya toplumsal baskı nedeniyle duygularını içinde tuttuğunu anlatır?

  1. Although he wants to speak openly, he still feels emotionally repressed.
  2. The quiet room helped him feel relaxed.
  3. After the team lost, he felt depressed for the rest of the evening.
Cevabı göster

Although he wants to speak openly, he still feels emotionally repressed.

but it's still hard for some people, Dilbilgisi

4:40

ancak bazı insanlar için,

especially men,

4:42

özellikle erkekler için,

to express their feelings.

4:43

duygularını ifade etmek hala zordur.

Dilbilgisi

It's still hard for ... to express their feelings: duyguları ifade etmek hâlâ zor

It is hard for someone to do something kalıbı, bir eylemin belirli bir kişi için zor olduğunu anlatır. It biçimsel öznedir; gerçekten zor olarak değerlendirilen eylem, ardından gelen to mastarıdır. Burada bu eylem to express their feelings ifadesidir. For some people, bu zorluğu yaşayan kişilerin kim olduğunu belirtir; especially men ise bu kişiler arasından özellikle erkekleri öne çıkarır. Still, zorluğun günümüze kadar devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi It's hard for ... to kalıbıyla tamamlayın: ____ Leo ____ admit a mistake.

Cevabı göster

It's hard for · to

Sometimes drinking alcohol gives people the courage to say what they're feeling, Kalıp ifadeler

4:45

Bazen alkol içmek insanlara ne hissettiklerini söyleme cesareti verir,

Kalıp ifadeler

give someone the courage to do something: birine bir şey yapma cesareti vermek

give someone the courage to do something yapısında someone, harekete geçecek kadar cesaret kazanan kişiyi; to-infinitive ise o kişinin yapabileceğini hissettiği eylemi gösterir. Bu cümlede drinking alcohol neden olarak sunulur, people etkilenen kişilerdir ve to say what they're feeling söz konusu eylemdir. Bu yapı, psikolojik güvenin kaynağını anlatır; give burada gerçek anlamda bir şeyi vermek değildir. What they're feeling, yaşadıkları duygu veya düşünceler anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi give someone the courage to do something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her coach's support ____ sing on stage.

Cevabı göster

gave her the courage to

but this is not so healthy and can even increase feelings of depression.

4:49

ancak bu pek sağlıklı değildir ve depresyon hissini bile artırabilir.

It's talking to someone about your feelings that can really help Dilbilgisi

4:54

Hisleriniz hakkında biriyle konuşmak gerçekten yardımcı olabilir

Dilbilgisi

It's ... that ...: gerçekten yardımcı olan eylemi vurgulamak

Cümlede It is + odak + that + cümlenin geri kalanı şeklindeki vurgu kalıbı kullanılır. Talking to someone about your feelings odak konumuna yerleştirildiği için konuşan kişi gerçekten yardımcı olabilecek şeyin bu olduğunu vurgular. Vurgu çerçevesi kaldırıldığında temel cümle Talking to someone about your feelings can really help olur. Vurgu cümlesindeki it, bir kişiye veya nesneye gönderme yapmaz; dil bilgisi kalıbının bir parçasıdır.

Alıştırma

En çok yardımcı olabilecek eylemi vurgulamak için It is ... that ... yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. It is asking for help that can make the biggest difference.
  2. That asking for help it can make the biggest difference.
  3. It is asking for help can make the biggest difference.
Cevabı göster

It is asking for help that can make the biggest difference.

and keep away the blues. Deyimler

4:57

ve üzüntüyü uzak tutabilir (keep away the blues).

Deyimler

keep away the blues: keyifsizliği uzak tutmak

The blues, üzüntü veya keyifsiz bir ruh hâlini anlatan kalıplaşmış ve gündelik bir isim grubudur. Bu cümlede mavi renkle ilgisi yoktur. Burada keep away the blues, bu olumsuz duyguların başlamasını veya sürmesini engellemek; kısaca kişinin kendini kötü hissetmeye devam etmesini önlemek demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta ‘keyifsiz bir ruh hâli’ anlamında kullanılan iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: A call from an old friend can help keep ____ away.

Cevabı göster

the blues

And in saying that, Anlatım akışı

4:59

Ve bunu söyleyerek,

I think I've answered your question, Sam.

5:00

sanırım sorunu cevapladım Sam.

Anlatım akışı

And in saying that: önceki sözleri sonuca bağlamak

In saying that, konuşanın az önce söylediği sözlere geri gönderme yapar. Buradaki in, by anlamındadır: Konuşan, önceki ifadeyi söyleyerek yanıtı zaten vermiş olduğunu fark eder. Bu ifade önceki bilgiyi ardından açıklanan sonuca bağlar ve konuşmayı yeniden soruya döndürür. Yalnızca bir şeyin konuşmayla aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte And in saying that ne işe yarıyor?

  1. Konuşan, önceki sözlerle ilgisiz yeni bir konuya geçiyor.
  2. Konuşan, önceki sözlerin soruyu zaten kendi başına yanıtladığını söylüyor.
  3. Konuşan, yanıtın yalnızca bir sözcük telaffuz edilirken gerçekleştiğini söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan, önceki sözlerin soruyu zaten kendi başına yanıtladığını söylüyor.

I asked Neil which color is often associated with feeling sad.

5:03

Neil'a hangi rengin genellikle üzgün hissetmekle ilişkilendirildiğini sormuştum.

And I said it was blue.

5:07

Ve ben mavi olduğunu söylemiştim.

Which was, of course,

5:09

Ki bu da elbette,

the correct answer.

5:10

doğru cevaptı.

And it gives us another idiom about sadness,

5:11

Ve bu bize üzüntü ile ilgili başka bir deyim veriyor,

feeling blue. Deyimler

5:14

feeling blue (mavi / üzgün hissetmek).

Deyimler

Feeling blue: üzgün veya keyifsiz hissetmek

Feeling blue, üzgün veya keyifsiz hissetmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada blue bir rengi değil, ruh hâlini anlatır. Feel fiilinin biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: I feel blue, she felt blue veya they are feeling blue. İfade genellikle düşük bir ruh hâlini anlatır; bunun ne kadar yoğun olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

“Üzgün veya keyifsiz” anlamındaki renk deyimini tamamlayın: Since her best friend moved away, Maya has been feeling ____.

Cevabı göster

blue

Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program Anlatım akışı

5:15

Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrarı bildirmek

Let's recap ... konuşmacının ana içerikten kısa bir tekrara geçtiğini gösteren bir işarettir. Let's, konuşmacıyı ve dinleyicileri bir sonraki eyleme dâhil eder; recap ise önemli noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. Nesne, neyin gözden geçirileceğini belirtir: the vocabulary we've learned. Bu işareti duyduğunuzda yeni bir konu veya dersin baştan sona yeniden anlatılmasını değil, daha önce ele alınan bilgilerin toparlanmasını ya da tekrarlanmasını bekleyin.

Alıştırma

Hangi cümle kısa bir tekrarın başlamak üzere olduğunu doğal biçimde bildirir?

  1. Let's teach the whole course again from the first lesson.
  2. Let's recap the three main points before we finish.
  3. Let's introduce a completely new topic before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the three main points before we finish.

about the emotion of sadness

5:19

üzüntü duygusu hakkında

or, in other words, Anlatım akışı

5:21

veya başka bir deyişle,

feeling down in the dumps.

5:22

down in the dumps hissetmek.

Anlatım akışı

or, in other words ile aynı düşünceyi yeniden ifade etmek

In other words, konuşanın aynı düşünceyi daha açık ya da farklı bir biçimde ifade etmek üzere olduğunu gösterir. Dinleyicinin bilgiyi düzenlemesine yardım eder: ardından gelen bölüm yeni bir nokta değil, aynı düşüncenin yeniden ifade edilmesidir. Burada or alternatif bir ifade sunar ve feeling down in the dumps, sadness anlamını başka sözlerle ifade eder. Az önce söylediğinizi daha basit biçimde açıklamadan veya daha anlaşılır şekilde yeniden ifade etmeden önce or, in other words, kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede in other words aynı düşünceyi yeniden ifade etmek için doğru kullanılmıştır?

  1. The library is closed today; in other words, it is not open today.
  2. We visited several places; in other words, the zoo was one of them.
  3. The library is quiet; in other words, my brother likes football.
Cevabı göster

The library is closed today; in other words, it is not open today.

If you are fed up of something,

5:24

Eğer bir şeyden fed up isen,

you're unhappy, bored, or tired of it,

5:26

ondan mutsuz, sıkılmış veya bıkmışsındır,

especially if it's been happening a long time.

5:28

özellikle de uzun süredir devam ediyorsa.

Melancholy is a type of intense and thoughtful sadness,

5:31

Melancholy, bir tür yoğun ve düşünceli üzüntüdür,

while grief is a strong sadness,

5:35

grief ise güçlü bir üzüntüdür,

usually caused by someone's death.

5:37

genellikle birinin ölümü nedeniyle ortaya çıkar.

The adjective repressed means unable to show your true feelings and emotions.

5:40

Repressed sıfatı, gerçek hislerini ve duygularını gösteremeyen anlamına gelir.

And finally,

5:45

Ve son olarak,

the uniquely British idiom

5:46

eşsiz İngiliz deyimi

to keep a stiff upper lip

5:48

to keep a stiff upper lip

means not to show your feelings when you're upset,

5:50

üzgün olduğunda duygularını göstermemek anlamına gelir,

even though it is difficult not to.

5:53

kendini tutmak zor olsa bile.

Hiding your feelings definitely won't make you happy, Dilbilgisi

5:55

Duygularınızı saklamak kesinlikle sizi mutlu etmeyecektir,

but making friends and learning something new might.

5:59

ancak arkadaş edinmek ve yeni bir şeyler öğrenmek edebilir.

Dilbilgisi

Hiding your feelings ... making friends and learning something: özne olan gerund öbekleri

Hiding your feelings, özne görevi gören bir gerund öbeğidir: duyguları saklama eylemini hakkında konuşulan şey olarak adlandırır. Burada Hiding, önünde be fiili bulunmadığı için sürekli zaman yapısının bir parçası değildir. but sonrasındaki making friends ve learning something new, birlikte başka bir özne oluşturan iki bağlı gerund öbeğidir. Sondaki might, might make you happy ifadesinin yerini tutar; dinleyen kişi bu sözleri ilk cümlecikten tamamlayabildiği için tekrarlanan bölüm atılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing öbeği tüm cümlenin öznesi olarak kullanılmıştır?

  1. They enjoy learning a new skill.
  2. Maya is learning a new skill.
  3. Learning a new skill takes time.
Cevabı göster

Learning a new skill takes time.

So remember to join us again soon

6:02

Öyleyse yakında tekrar bize katılmayı unutmayın

here at 6 Minute English.

6:04

burada 6 Minute English'te.

Bye for now.

6:06

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:06

Görüşmek üzere.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.