1200 Saatte Bir Kurzgesagt Videosu Nasıl Yapılır?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Kurzgesagt bir videoyu araştırma ve senaryodan çizim, anlatım, animasyon, müzik ve düzeltmelere kadar izliyor; finansmanın üretimi nasıl sürdürdüğünü gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “To make sure” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bu amaç girişini sorunu önleyen bir kontrolü veya tedbiri sunmak için kullanın. 2. “visual Easter eggs.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: medyadaki gizli şaka, gönderme veya ayrıntıları tanıyın; bunları gerçek bayram nesneleri sanmayın. 3. “stay afloat.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: mali veya operasyonel hayatta kalma anlamını öğrenin ve geliştiğini ima etmeden süren işletme ya da projeleri anlatın.
Bu derste
For years, people have asked how we make our videos.
0:02Yıllardır insanlar videolarımızı nasıl yaptığımızı soruyor.
Konuya geçiş olarak let's finally talk about it
Let's talk about it, izleyiciyi it sözcüğünün işaret ettiği ve bağlamdan zaten belli olan konuyu konuşmaya davet eder. Bir videonun girişinde let's, konuşmacı ile izleyicileri birlikte bir sonraki bölüme taşır; herkesten ayrı bir görev yapmasını isteyen gerçek anlamlı bir komut değildir. Finally, konunun beklendiğini veya şimdiye kadar ertelendiğini gösterir. İfade bir bütün olarak hazırlık kısmını bitirir ve uzun zamandır beklenen konunun artık ana odak olduğunu duyurur.
Alıştırma
Konuşmacı bu girişte “let's finally talk about it” ile ne yapıyor?
- Hazırlık kısmını bitirip uzun zamandır beklenen konuyu tanıtır
- Konuşmacı katılmadan izleyiciden bir görev yapmasını ister
- Konudan daha sonraya kadar kaçınacağına söz verir
Cevabı göster
Hazırlık kısmını bitirip uzun zamandır beklenen konuyu tanıtır
How to make a Kurzgesagt video in 1,200 hours or more.
0:091.200 saatte veya daha uzun sürede bir Kurzgesagt videosu nasıl yapılır.
Önceliği belirtmek için first things first
First things first, “devam etmeden önce en önemli veya gerekli konuyla ilgilen” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Tek bir bütün olarak kullanılır; şeyler hakkında gerçek anlamlı bir açıklama değildir. Konuşmacılar bu ifadeyi çoğunlukla ilk önceliği belirtmeden önce kullanır. Burada daha geniş tartışmayı kısa süreliğine durdurur ve izleyiciyi önce yapılması gereken temel adıma hazırlar.
Alıştırma
Güvenlik kontrolünün her şeyden önce yapılması gerektiğini belirten kalıplaşmış geçiş ifadesini tamamlayın: '____, we need to make sure the door is locked.'
Cevabı göster
First things first
So, we just work on whatever we find exciting at the time. Dilbilgisi
0:29Bu yüzden, o anda neyi heyecan verici buluyorsak onun üzerinde çalışıyoruz.
whatever we find exciting: whatever’ın “... olan her şey” anlamı
Whatever we find exciting, kaynaşmış bir ilgi yapısıdır. Burada whatever “... olan her şey” anlamına gelir; bu yüzden ifadenin tamamı work on fiil öbeğinin nesnesidir: heyecan verici buldukları her konu üzerinde çalışırlar. İfadenin içinde find exciting, find + nesne + sıfat yapısını izler ve “bir şeyi heyecan verici bulmak” demektir. Whatever hem eksik nesnenin yerini tutar hem de yan cümleyi başlatır. Burada soru sözcüğü değildir ve umursamazca söylenen “her neyse” anlamına da gelmez.
Alıştırma
Cümlede whatever we find exciting ne anlama geliyor?
- Heyecan verici bulduğumuz her şey
- Ne olduğu umurumuzda olmadığı için herhangi bir şey
- Yalnızca daha önce seçilmiş olan heyecan verici şey
Cevabı göster
Heyecan verici bulduğumuz her şey
half the fun: keyfin büyük bir kaynağı
Half the fun, “bir deneyimi keyifli yapan şeyin büyük bir kısmı” demektir. Buradaki half söylemsel bir yaklaşıklıktır; genellikle tam olarak yüzde 50 olduğu iddia edilmez. X is half the fun kalıbı, bir etkinliğin özelliğinin veya aşamasının —bu cümlede çeşitliliğin— yalnızca sonuca götüren bir araç olmadığını, kendi başına da keyif verdiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi half the fun ile tamamlayın: Planning the surprise is ____.
Cevabı göster
half the fun
We want to explain complicated things in an easily graspable way Kalıp ifadeler
0:41Karmaşık şeyleri kolayca anlaşılabilecek bir şekilde açıklamak
in an easily graspable way: bir şeyin nasıl açıklandığını belirtmek
in an easily graspable way edat öbeği, konuşmacıların karmaşık şeyleri nasıl açıklamak istediğini gösterir. in a/an + adjective + way kalıbı, bir eylemin yapılma biçimini belirtir. Burada graspable mecaz anlamdadır: Bir fikir “kavrandığında” anlaşılmış olur. Easily, graspable sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade “insanların kolayca anlayabileceği bir şekilde” demektir, “az çaba harcayarak açıklamak” demek değildir.
Alıştırma
Bilginin insanların kolayca anlayabileceği şekilde sunulduğu anlamına gelen cümle hangisidir?
- The guide explains the rules with very little effort.
- The guide explains the rules in an easily graspable way.
- The guide finds the rules easy to understand.
Cevabı göster
The guide explains the rules in an easily graspable way.
and make science-y topics fascinating and beautiful.
0:45ve bilimsel konuları büyüleyici ve güzel hale getirmek istiyoruz.
and express how we feel about the universe from time to time. Kalıp ifadeler
0:50ve zaman zaman evren hakkında ne hissettiğimizi ifade etmek istiyoruz.
from time to time: ara sıra tekrarlanma
From time to time, “zaman zaman” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Bir şeyin birden fazla kez gerçekleştiğini, ancak sık veya düzenli bir programa göre olmadığını anlatır. Burada express fiilini niteler ve bu etkinliğin ne sıklıkta yapıldığını sınırlar. Örnekteki gibi yan cümlenin sonunda veya ardından virgül gelecek şekilde başında kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “zaman zaman” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya visits the old library ____.
Cevabı göster
from time to time
Laying the foundation: sonraki çalışmalar için temel oluşturmak
Laying the foundation ifadesinde foundation mecazidir. Bu ifade, sonraki çalışmaların dayanacağı gerekli temeli oluşturmak anlamına gelir; burada gerçek bir inşaatı değil, araştırma ve senaryo planlama aşamasını adlandırır. Kalıp lay the foundation for + isim şeklindedir. Tamamlanmış sonuçtan çok gerekli hazırlığa odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, sonraki çalışmalar için gerekli temeli oluşturmak anlamındaki ifadenin tam -ing biçimiyle tamamlayın: Our first week of research is ____ for the final report.
Cevabı göster
laying the foundation
Our research begins by reading books or scientific papers
0:59Araştırmamız kitaplar veya bilimsel makaleler okuyarak
and by talking to different experts who point us in the right direction. Deyimler
1:02ve bize doğru yönü gösteren farklı uzmanlarla konuşarak başlıyor.
point us in the right direction: yararlı yönlendirme yapmak
Burada point us in the right direction mecazi anlamdadır. İşi kendi başımıza sürdürebilmemiz için bize yararlı bir yönlendirme, ipucu veya başlangıç noktası vermek anlamına gelir. Kalıp point + someone + in the right direction şeklindedir. Yararlı bir yönlendirme sunar; eksiksiz bir cevap vermek veya görevi o kişinin yerine yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, yararlı bir yönlendirme sağlamak fakat tam çözümü vermemek anlamındaki bu notta yer alan tam ifadeyle tamamlayın: I was stuck on the coding task, but my cousin ____.
Cevabı göster
pointed me in the right direction
We want to have a fact-based worldview Kelime
1:06Gerçeklere dayalı bir dünya görüşüne sahip olmak istiyoruz
a fact-based worldview: gerçeklere dayalı bir dünya görüşü
a fact-based worldview ifadesinde fact-based, doğrulanabilen gerçeklerin rehber alınması; worldview ise dünyanın nasıl işlediğini anlamak için kullanılan genel çerçeve demektir. İfade bir bütün olarak, doğrulanabilir bilgilere merkezi bir rol veren genel bir düşünme biçimini anlatır. Bu ifade, her sonucun sonsuza kadar doğru olduğunu iddia etmez. Gerçeklere dayalı bir yaklaşım, daha güçlü kanıtlar ortaya çıktığında sonuçlarını gözden geçirmeye açıktır.
Alıştırma
a fact-based worldview ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Doğrulanabilir bilgilere dayanan ve gözden geçirilebilen bir dünyayı anlama biçimi
- Mevcut her sonucun sonsuza kadar doğru kalması gerektiği inancı
- Kanıtları kontrol etmeden kişisel duygulara güvenme alışkanlığı
Cevabı göster
Doğrulanabilir bilgilere dayanan ve gözden geçirilebilen bir dünyayı anlama biçimi
So, we often have to change our view on an issue Kalıp ifadeler
1:10Bu yüzden sık sık bir konu hakkındaki görüşümüzü değiştirmek zorunda kalıyoruz
change our view on an issue: bir konu hakkındaki görüşümüzü değiştirmek
Change our view, düşündüğümüz veya inandığımız şeyi gözden geçirip değiştirmek demektir. On an issue, bu görüşün ilgili olduğu konuyu belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı change one's view on + topic biçimindedir; one's yerine kişiye göre my, your, her, our veya their gelir. Burada view, görme yetisi veya izleme eylemi değil, “görüş” anlamındadır. Cümle ayrıca araştırma sırasında yeni bilgiler ortaya çıktığında bir görüşün değişebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi change one's view on + topic yapısıyla tamamlayın: After reading the new report, Maya began to ____ the issue.
Cevabı göster
change her view on
A script begins with a rough first draft Kalıp ifadeler
1:19Bir senaryo kaba bir ilk taslakla başlar
"a rough first draft": henüz işlenmemiş ilk sürüm
Bu cümlede "a rough first draft", dikkatli yeniden yazma ve düzenleme yapılmadan önceki en erken senaryo sürümünü ifade eder. Burada rough, tamamlanmamış veya henüz işlenmemiş demektir; kaba davranışlı ya da fiziksel olarak pürüzlü anlamına gelmez. İfade, yapılacak daha çok iş olduğunu vurgulayan rough ile ilk yazılı sürüm anlamındaki first draft sözlerini birleştirir. Aynı yapı denemelerin, planların, tasarımların veya sunumların erken sürümlerini anlatabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda "a rough first draft" ne anlama gelir?
- Yazarının bilerek kaba davrandığı bir taslak.
- Hâlâ tamamlanmamış ve gözden geçirilmesi gereken ilk sürüm.
- Dikkatle işlenip tamamlanmış son sürüm.
Cevabı göster
Hâlâ tamamlanmamış ve gözden geçirilmesi gereken ilk sürüm.
that's then rewritten and edited over and over again. Kalıp ifadeler
1:21ki bu taslak daha sonra defalarca yeniden yazılır ve düzenlenir.
"over and over again": defalarca tekrarlanarak
"Over and over again", aynı eylemin birçok kez tekrarlandığını belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada yeniden yazma ve düzenlemenin bilinen veya sabit bir sayıda değil, defalarca yapıldığını anlatır. İfade güçlü bir vurgu katar. Bağlama göre ısrarı, çabayı, rahatsızlığı veya sürüp giden bir döngüyü düşündürebilir; bu ifadenin içinde over, bitmiş anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, aynı eylemin birçok kez gerçekleştiğini vurgulamak için hedef ifadeyi kullanıyor?
- The alarm stopped ringing when I woke up.
- The alarm rang one time before I woke up.
- The alarm rang over and over again until I woke up.
Cevabı göster
The alarm rang over and over again until I woke up.
To make sure we don't misrepresent something, Dilbilgisi
1:25Bir şeyi yanlış yansıtmadığımızdan emin olmak için,
we asked experts to fact-check and correct us. Kelime
1:28uzmanlardan gerçekleri kontrol etmelerini ve bizi düzeltmelerini istiyoruz.
To make sure + cümlecik: önleyici amaç belirtmek
To make sure, ana cümledeki eylemin amacını belirtir. Konuşanlar, bir şeyi yanlış aktarma riskini önlemek için uzmanlardan içeriği kontrol etmelerini istedi. Kalıp To make sure + özne + fiil şeklindedir; alınan önlem bu bölümden önce ya da sonra gelebilir. Burada we don't misrepresent something, konuşanların güvence altına almak istediği sonucu belirtir. To make sure, birine kontrol etmesini söyleyen bir talimat değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ no one missed the update, Leo sent two reminders.
Cevabı göster
To make sure
fact-check: olgusal iddiaları doğrulamak
To fact-check something, bir içerikteki olgusal iddiaları güvenilir kanıt veya kaynaklarla karşılaştırmak demektir. Cümlede uzmanlar içeriğin doğru olup olmadığını kontrol eder ve olgusal hataları belirtir. Bu, belirli bir kontrol türüdür: yalnızca yazım, dil bilgisi veya sayfa düzenini düzeltmek değildir ve bir görüşün kabul edilebilir olup olmadığına karar vermek anlamına gelmez. asked experts to ifadesinden sonra fact-check yalın fiil biçimindedir.
Alıştırma
Bir editör, makaledeki tarihleri ve istatistikleri resmî kaynaklarla karşılaştırıyor. Editör ne yapmalıdır?
- proofread the article
- summarize the article
- fact-check the article
Cevabı göster
fact-check the article
videolarımızın darboğazı
Bu cümlede the bottleneck, bir sürecin tamamının ne kadar hızlı ilerleyebileceğini sınırlayan kısmıdır. Yazım daha uzun sürer ve hızlandırılması zordur; bu yüzden videoların üretim hızını belirler. Bu, bir şişenin dar boynundan gelen bir benzetmedir: diğer aşamaların kapasitesi daha yüksek olsa bile iş, darboğazın izin verdiğinden daha hızlı akamaz. Herhangi bir sorun değil, temel kısıt anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi bottleneck olarak tanımlanır?
- Bir çalışan yeni yazılımı biraz kafa karıştırıcı buluyor.
- Son onay ekibi günde yalnızca iki talebi inceleyebildiği için tamamlanan tüm işler orada bekliyor.
- Toplantı odası sevilmeyen bir renge boyanmış.
Cevabı göster
Son onay ekibi günde yalnızca iki talebi inceleyebildiği için tamamlanan tüm işler orada bekliyor.
speed up: hızlandırmak
Speed up, “bir şeyi daha hızlı hareket ettirmek veya gerçekleşmesini sağlamak” demektir. Tam cümlede hızlandırılması zor olan şey writing'dir; It is hard to speed writing up. ile karşılaştırın. Nesne, özne olan Writing'den anlaşılır. Speed up nesne olmadan da kullanılabilir: The car sped up, arabanın hızlandığı anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “süreci daha hızlı hâle getirmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: We need to ____ the approval process.
Cevabı göster
speed up
takes between a few weeks and literally years to complete.
1:37tamamlanması kelimenin tam anlamıyla birkaç hafta ile yıllar arasında sürebilir.
Sketching out: kaba bir genel plan oluşturmak
Sketch out, ayrıntılar eklenmeden önce kaba bir ilk taslak veya ana hat oluşturmak anlamına gelen İngilizce bir öbek fiildir. Burada hem ilk storyboard karelerini çizme hem de videonun genel yapısını planlama anlamını taşır. out, ana bölümlerin bir bütün olarak ortaya konduğu hissini güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi sketch out öbek fiiliyle tamamlayın: Before writing the full report, Maya decided to ____ its main sections.
Cevabı göster
sketch out
and decide which scenes need the most attention.
1:52ve hangi sahnelerin en çok dikkate ihtiyacı olduğuna karar veriyoruz.
200 panels need to be illustrated in Adobe Illustrator.
1:56Adobe Illustrator'da 200 karenin çizilmesi gerekiyor.
On average: her seferinde kesin sonuç değil, ortalama
On average, birden fazla durumdan hesaplanan ortalamayı veya tipik düzeyi belirtir. Her bir durumun tam olarak aynı değere sahip olduğunu söylemez. Burada 200 panel, videolar arasındaki ortalama iş yüküdür; bu nedenle tek bir video daha fazla veya daha az panel gerektirebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: A café serves 120 customers on average each day. Bu ne anlama gelir?
- Kafe bütün günlerin toplamında 120 müşteriye hizmet verir.
- Kafe her gün tam olarak 120 müşteriye hizmet verir.
- Günlük müşteri sayıları değişebilir, ancak ortalama 120'dir.
Cevabı göster
Günlük müşteri sayıları değişebilir, ancak ortalama 120'dir.
Although we have built up an illustration library, Öbek fiiller
2:00Her ne kadar bir illüstrasyon kütüphanesi oluşturmuş olsak da,
built up: zaman içinde aşamalı birikim
Built up, build up öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. Burada, yeniden kullanılabilen çizimler eklendikçe illüstrasyon kütüphanesinin zaman içinde yavaş yavaş büyüdüğünü anlatır; tek seferde oluşturulduğu anlamına gelmez. have built up yapısındaki present perfect, geçmişteki bu süreci şu anda var olan kullanışlı koleksiyona bağlar. Build up; deneyim, birikim, güç, güven veya koleksiyon için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Zaman içinde biriktirdi” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Over ten years, the museum has ____ a large collection of local photographs.
Cevabı göster
built up
we still do most illustrations from scratch to give our videos a more unique look. Deyimler
2:03videolarımıza daha özgün bir görünüm kazandırmak için çizimlerin çoğunu sıfırdan yapıyoruz.
from scratch: hazır bir temel olmadan başlamak
From scratch, tamamlanmış bir sürümü, şablonu veya hazır bir temeli kullanmadan en baştaki aşamadan başlamak demektir. Burada illüstrasyonların çoğu mevcut kütüphaneden alınmak yerine yeniden oluşturuluyor. Bu ifade normalde bilgiden, araçlardan veya herhangi bir malzemeden yoksun çalışmak anlamına gelmez. Vurgu, önceden hazırlanmış bir çalışmaya dayanmamaktadır.
Alıştırma
“Hazır bir temel kullanmadan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya did not use a cake mix; she made the cake ____.
Cevabı göster
from scratch
to the words in the script to explain as clearly as possible
2:11olabilidiğince net bir şekilde açıklama getirecek doğru görüntüleri bulmak
while also having interesting things to look at.
2:14ve aynı zamanda bakması ilginç şeyler sunmaktır.
Also, here we include all the visual Easter eggs. Kültür
2:18Ayrıca, tüm görsel sürpriz yumurtaları (easter egg) da buraya dahil ediyoruz.
Medyadaki görsel Easter egg'ler
Film ve oyun gibi medya ürünlerinde Easter egg, yaratıcıların izleyicinin bulması için bilerek sakladığı ayrıntı veya göndermedir. Bunlar genellikle dikkatli izleyiciler için ek bir ödüldür; ana hikâyeyi takip etmek için gerekli bilgi değildir. Burada visual, ifadeyi diyalogda, müzikte ya da başka seslerde değil, ekranda görülebilen gizli ayrıntılarla sınırlar.
Alıştırma
“The game is full of visual Easter eggs” cümlesinde visual Easter eggs ne anlama gelir?
- Paskalya kutlamalarında kullanılan süslü yumurtalar
- Her oyuncunun uyması gereken ana hikâye talimatları
- Yaratıcıların insanların bulması için görüntülere sakladığı ayrıntılar
Cevabı göster
Yaratıcıların insanların bulması için görüntülere sakladığı ayrıntılar
2 to 3 illustrators spend 8 to 12 weeks illustrating the video.
2:232 ila 3 çizer, videoyu çizmek için 8 ila 12 hafta harcıyor.
It's my turn: sıra bende
It's my turn, sırayla ilerleyen bir durumda sıradaki hareket etme hakkının veya sorumluluğunun konuşana ait olduğunu belirtir. Burada turn, yön değiştirme eylemi değil, “bir kişinin sırası” anlamındaki bir isimdir. Kullanılabilir kalıp It's + iyelik sıfatı + turn şeklindedir. Sıranın kimde olduğunu göstermek için my yerine your, his, her, our veya their kullanın. Yapılacak eylemi belirtmek gerektiğinde It's my turn to speak örneğindeki gibi to + fiilin yalın hâlini ekleyin.
Alıştırma
Sıradaki oyuncunun siz olduğunu söylemek için turn içeren kalıbı tamamlayın: “____.”
Cevabı göster
It's my turn
on a Neumann TLM 103 microphone and Pro Tools.
2:36bir Neumann TLM 103 mikrofonu ve Pro Tools ile kaydedilir.
get one version done: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında, geçmiş zaman ortacı nesnenin ulaştığı sonucu anlatır. Burada get one version done, tam bir versiyonu bitmiş duruma getirmek demektir; get, almak anlamında kullanılmaz. Bu yapı, bir sonucun gerçekleşmesini sağlamaya odaklanır. Bağlama göre özne işi kendisi yapabilir veya yapılmasını sağlayabilir.
Alıştırma
Bir görevin tamamlanmasına odaklanmak için get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- I'll get the poster finish before class.
- I'll get finished the poster before class.
- I'll get the poster finished before class.
Cevabı göster
I'll get the poster finished before class.
go back through: önceki materyale dönüp yeniden incelemek
Go back through, daha önce üzerinde çalışılan bir materyale dönüp onu genellikle sırayla veya bölüm bölüm yeniden incelemek anlamına gelir. Bu cümlede kaydedilmiş versiyonu gözden geçirmek demektir; fiziksel olarak bir yerin içinden geçmek anlamına gelmez. Önceki materyal bağlamdan açıkça anlaşıldığı için through sonrasındaki nesne söylenmemiştir. Tek başına kullanılan bir cümlede nesneyi belirtin: go back through the recording.
Alıştırma
Bir taslağa dönüp onu bölüm bölüm yeniden incelemek anlamını açıkça veren ifade hangisidir?
- go through the draft
- go back through the draft
- go back to the draft
Cevabı göster
go back through the draft
“until they feel right”: öznel olarak uygun gelene kadar
Until, süren veya tekrarlanan bir eylemin bitiş noktasını belirtir: paragraflar ve cümleler istenen sonuca ulaşana kadar yeniden kayıt yapılmaya devam edilir ve ancak o zaman durulur. Burada they, paragraphs and sentences ifadesine gönderme yapar. Feel right, “konuşan kişiye uygun gelmek veya kulağa doğru gelmek” demektir; dokunarak hissetmek ya da bir şeyin nesnel olarak tamamen doğru olduğunun kanıtlanması anlamına gelmez. Bu kalıp, memnun kalana kadar bir şeyi düzenlemek, çalışmak veya ayarlamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, düzeltmenin sonuç tatmin edici gelene kadar sürdüğünü ve ancak o zaman durduğunu anlatır?
- I revise the paragraph because it feels right.
- I revise the paragraph until it feels right.
- I revise the paragraph after it feels right.
Cevabı göster
I revise the paragraph until it feels right.
We make things move in Adobe After Effects,
2:58Adobe After Effects'te nesneleri hareket ettiriyoruz,
and recently, we've begun experimenting with Cinema 4D. Kalıp ifadeler
3:00ve son zamanlarda Cinema 4D ile denemeler yapmaya başladık.
“begun experimenting with”: devam eden bir deneme için
Have begun experimenting with, begin fiilinin present perfect biçimi olan have begun ile experimenting with + isim yapısını birleştirir. Denemenin yakın zamanda başladığını ve şimdi de geçerli olduğunu anlatır. Experiment with, nasıl çalıştığını görmek için bir aracı, yöntemi veya fikri denemek demektir. Tamamlanmış bir geçişi ya da kesin bir benimseme kararını değil, keşif aşamasını ifade eder.
Alıştırma
Yakın zamanda başlayan ve şimdi de geçerli olan bir denemeyi anlatacak şekilde cümleyi begin experimenting with yapısının uygun biçimiyle tamamlayın: We've ____ a new scheduling method.
Cevabı göster
begun experimenting with
The first thing to do is take the illustrated scenes apart Öbek fiiller
3:04Yapılacak ilk şey, çizilen sahneleri parçalara ayırmak
Ayrılabilen bir öbek fiil olarak take ... apart
take the illustrated scenes apart ifadesinde take ... apart, sahneleri ayrı ayrı işlenebilecek katmanlara veya parçalara ayırmak anlamına gelir. İsim nesnesi olan the illustrated scenes, take ile apart arasında bulunur; bu nedenle vurgulanan iki sözcük birlikte ayrılabilen bir öbek fiil oluşturur. İsim nesnesi öbek fiilin tamamından sonra da gelebilir: take apart the illustrated scenes. Zamir ise ortada olmalıdır: take them apart denir, take apart them denmez.
Alıştırma
Ayrılabilen take ... apart öbek fiiliyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ the old clock ____ carefully.
Cevabı göster
take · apart
Karakter animasyonunda rigged
Burada is rigged edilgen yapıdadır ve her dijital karaktere animatörlerin poz vermek ve hareket ettirmek için kullanabileceği bir iskelet, eklemler veya kontrol araçları eklendiği anlamına gelir. Sonuç bildiren so we can move them more naturally bölümü, bu yapım anlamını doğrular. Başka bağlamlarda rigged, dürüst olmayan biçimde ayarlanmış veya sonucu önceden belirlenmiş anlamına gelebilir; ancak bu olumsuz anlam burada uygun değildir. Doğru anlamı seçmek için yakınındaki konuya ve amaca bakın.
Alıştırma
Bir animasyon yapımı konuşmasında "The dragon is rigged" cümlesi ne anlama gelir?
- Onun yer aldığı bir yarışmanın sonucu gizlice ayarlanmıştır.
- Animatörlerin hareket ettirebileceği dijital bir iskeleti veya kontrolleri vardır.
- Her sahnedeki son hareketleri zaten tamamlanmıştır.
Cevabı göster
Animatörlerin hareket ettirebileceği dijital bir iskeleti veya kontrolleri vardır.
Aside from a few plug-ins that help us save time, Kalıp ifadeler
3:19Zaman kazanmamıza yardımcı olan birkaç eklenti dışında,
Aside from: sınırlı bir istisna belirtmek
Burada Aside from küçük bir istisna sunar: konuşmacı, ekrandaki tüm hareketlerin elle yapıldığını söylemeden önce zaman kazandıran birkaç eklentiyi ana genellemenin dışında tutar. Aside from + isim öbeği yapısı, genel bir ifadeyi mutlak olmaktan çıkaracak şekilde sınırlayabilir. Başka bağlamlarda “buna ek olarak” anlamına da gelebilir; bu nedenle anlamı çevresindeki ifade belirler.
Alıştırma
Örnekte “Aside from a few plug-ins” ne işe yarar?
- Ekranda görünür şekilde neyin hareket ettiğini belirtir.
- Ana ifadeyi destekleyen başka bir neden ekler.
- Genel bir ifadeden önce küçük bir istisnayı dışarıda tutar.
Cevabı göster
Genel bir ifadeden önce küçük bir istisnayı dışarıda tutar.
has been moved manually: present perfect edilgen yapı
Has been moved, present perfect edilgen yapıdır: has + been + fiilin üçüncü hâli. Every single thing öznesi eylemden etkilenir; onu hareket ettiren kişi belirtilmez. Bu yapı, elle yapılan işin şu ana kadar tamamlandığını ve sonucunun şu anda görülenlerle ilgili olduğunu gösterir. Manually, nesnelerin şu anda nasıl hareket ettiğini değil, hareketin nasıl oluşturulduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi verify fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Each label ____ manually before shipping.
Cevabı göster
has been verified
So, 2 to 3 animators animate scene after scene Kalıp ifadeler
3:26Bu nedenle, 2 ila 3 animatör sahne sahne animasyon yapar
scene after scene: art arda tekrar
İsim + after + aynı isim kalıbında scene after scene, birçok sahnenin art arda geldiğini anlatır. İşi, yalnızca belirli bir sahnenin başka bir sahneden sonra gelmesi olarak değil, tekrarlanan bir dizi olarak sunar. Burada kalıp, animatörlerin büyük miktardaki işi durmadan sürdürdüğünü vurgular. Aynı yapı day after day veya question after question gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümle, birçok tekrarlı görevi vurgulamak için isim + after + aynı isim kalıbını kullanıyor?
- The editor checked page after page before lunch.
- The editor checked the pages one by one before lunch.
- The editor checked one page after lunch.
Cevabı göster
The editor checked page after page before lunch.
Ending on a high note: deyim ve müzikle ilgili kelime oyunu
End on a high note, olumlu, başarılı veya tatmin edici bir şekilde bitirmek ve son bölümün iyi bir izlenim bırakmasını sağlamak anlamına gelen bir deyimdir. Burada note sözcüğü, sonraki başlık müzik ve ses tasarımını tanıttığı için gerçek anlamıyla müzik notası anlamına da gelir. Başlık iki anlamı bilinçli olarak bir araya getirir: olumlu bir son ve müziğe geçiş.
Alıştırma
Ending on a high note neden Music and sound design başlığına etkili bir geçiş sağlar?
- Animasyonun müzik eklenmeden önce sona erdiğini söyler.
- Olumlu bir şekilde bitirmek anlamına gelir ve aynı zamanda bir müzik notasını çağrıştırır.
- Son sesin diğer bütün seslerden daha yüksek olması gerektiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Olumlu bir şekilde bitirmek anlamına gelir ve aynı zamanda bir müzik notasını çağrıştırır.
Every song is original music composed to the finished video
3:40Her şarkı, bitmiş video için bestelenen orijinal müziktir
The icing on the cake: ek bir avantaj
The icing on the cake, zaten iyi olan bir şeyi daha da iyi yapan ek bir avantajı anlatan bir deyimdir. Burada gerçek bir pastadan söz edilmez. Bu cümlede ses efektleri son bir bonus gibidir: zaten iyi işleyen bir şeye ek bir incelik katarlar, ancak onun temelini oluşturmazlar.
Alıştırma
icing sözcüğünü içeren ve ek bir avantaj anlamına gelen beş kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: The hotel was already wonderful, and the free breakfast was ____.
Cevabı göster
the icing on the cake
Many of you might not even really notice them,
3:56Birçoğunuz onları gerçekten fark etmeyebilirsiniz bile,
which is a shame because they really add an additional layer. Anlatım akışı
3:59ki bu yazık, çünkü gerçekten ekstra bir katman katıyorlar.
which is a shame because: değerlendirme ve ardından neden
Which is a shame, önceki düşüncenin tamamı hakkında yorum yapar: birçok izleyici ses efektlerini fark etmeyebilir. Burada a shame, kişisel utanç ya da suçlama değil, “üzücü bir durum” demektir. Ardından because bu değerlendirmenin nedenini açıklar: efektler ek bir katman sağlar. Durum + which is a shame because + neden yapısı, konuşanın bir durumu aktarmasını, değerlendirmesini ve bu değerlendirmeyi hemen bir nedenle desteklemesini sağlar.
Alıştırma
shame ve because sözcüklerini içeren beş kelimelik bağlantı kalıbıyla cümleyi tamamlayın; bu kalıp önceki durumu değerlendirir ve ardından bir neden verir: The museum closes before sunset, ____ the rooftop view is best in the evening.
Cevabı göster
which is a shame because
with headphones if you want to get the full depth of it.
4:04eğer videonun tam derinliğini hissetmek istiyorsanız.
All of these steps happen in parallel Kalıp ifadeler
4:07Tüm bu adımlar birbirine paralel gerçekleşiyor
in parallel: zamanları çakışan çalışma
Bu cümlede in parallel, iş akışının birkaç bölümünün aynı zaman diliminde ilerlemesi anlamına gelir. Ekip, diğer işlerin hepsine başlamadan önce bir görevin veya videonun bitmesini beklemez. İfade, geometrideki paralel çizgileri değil, eş zamanlı bir çalışma düzenini anlatır. Görevler farklı zamanlarda başlayıp bitebilir ve farklı hızlarda ilerleyebilir; önemli olan, kesin bir sırayla arka arkaya yapılmak yerine zamanlarının çakışmasıdır.
Alıştırma
Tasarım incelemesi ile güvenlik kontrolü aynı zaman diliminde yapılacak. Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: They will run ____.
- in return
- in private
- in parallel
Cevabı göster
in parallel
What we haven't mentioned...: atlanan bir noktayı belirtmek
What we haven't mentioned, 'bahsetmediğimiz şey veya şeyler' anlamına gelen ve isim gibi çalışan bir what yan cümleciğidir. Cümlenin öznesi olduğu için bu yapı soru sormak yerine bilgi verir. Bu yan cümleciği başa koymak, yeni noktayı önceki açıklamaya bağlar. are sonrasındaki ifade gözden kaçan içeriği —burada sayısız düzeltme ve düzenlemeyi— belirtir ve odağa taşır. Belirtilen unsurlar çoğul olduğu için çoğul fiil are doğal bir seçimdir.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki bir açıklamada atlanan önemli bir noktayı bildiren düz cümledir?
- What we haven't mentioned is the extra setup time.
- Have we mentioned the extra setup time?
- What haven't we mentioned about the extra setup time?
Cevabı göster
What we haven't mentioned is the extra setup time.
and tweak it until it feels just right.
4:21ve tam olarak doğru hissettirene kadar ince ayarlar yapıyoruz.
Kapanış işareti olarak And that's it.
“And that's it.” kendisinden önce gelen bilgi bölümünü kapatır. Konuşan kişi listenin, talimatların veya açıklamanın tamamlandığını ve bu aşamada eklenecek başka bir şey olmadığını belirtir. Burada şikâyet veya ret değil, tarafsız bir sonuçlandırma işlevindedir. Baştaki And, kapanış sözünü henüz tamamlanan sürece bağlar.
Alıştırma
Bütün adımları açıklamayı yeni bitirdiniz. Talimatları hangi cümle doğal biçimde kapatır?
- And that's enough.
- And that's it.
- And that's why.
Cevabı göster
And that's it.
as a big team and then putting them on the internet for free
4:33ve sonra bunları internete ücretsiz olarak koymak
Kolayca çıkarılan bir sonuçtan önce As you can imagine,
“As you can imagine,” cümlenin başında kullanılan ve sonraki ifadeyi daha önce verilen bilgilere bağlayan bir çerçevedir. Gelecek sonucu, dinleyicinin kolayca çıkarabileceği bir şey olarak sunar. Dinleyiciyi akıl yürütmeyi izlemeye davet eder; kelimenin tam anlamıyla bir sahneyi gözünde canlandırmasını istemez. Böylece ortak ve konuşma diline yakın bir geçiş oluşturur, ancak sonuç yine de bağlam tarafından makul biçimde desteklenmelidir.
Alıştırma
Bir ekip okul bahçesini onarmak için bütün gece çalıştı. Dinleyicinin bu bilgiden çıkarabileceği açık sonucu en iyi hangi cümle sunar?
- As you know, everyone was tired the next morning.
- As you can imagine, everyone was tired the next morning.
- Imagine everyone was tired the next morning.
Cevabı göster
As you can imagine, everyone was tired the next morning.
we've relied on a number of different things to stay afloat. Notlar
4:39ayakta kalmak için bir dizi farklı şeye güvendik.
rely on: desteğe güvenmek
Bu cümlede relied on, birini veya bir şeyi gerekli bir destek olarak kullanıp ona güvenmek anlamına gelir. Sabit yapı rely on + kişi, kaynak veya yöntem şeklindedir. Dayanak belirtilirken on edatını koruyun: rely on something. rely in demeyin ve edatı atmayın.
Alıştırma
Cümleyi rely on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the blackout, the hospital ____ its backup generator.
Cevabı göster
relied on
stay afloat: zorluk karşısında ayakta kalmak
Stay afloat ifadesinin gerçek anlamı suyun yüzeyinde kalmaktır. Burada ise mali veya pratik zorluklara rağmen çalışmaya devam etmek anlamında kullanılan bir benzetmedir. İfade, çoğu zaman çok az hareket alanı varken başarısızlığı veya kapanmayı önlemeye odaklanır. Başarılı olmak ya da yüksek kâr elde etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Küçük bir kitabevi kapanmaktan kaçınacak kadar kazanıyor, ancak fazla kâr etmiyor. Durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- Online orders have made the bookstore break even every month.
- Online orders are helping the bookstore thrive.
- Online orders are helping the bookstore stay afloat.
Cevabı göster
Online orders are helping the bookstore stay afloat.
and grants by companies or organizations.
4:46ve şirketler veya kuruluşlar tarafından verilen hibeler.
We struck a deal with Funk from German public broadcasting Notlar
4:49Alman devlet yayın kuruluşu Funk ile anlaşma yaptık
Funk from German public broadcasting: bir medya markası
Funk burada özel bir addır. Konuşanların anlaşma yaptığı medya markasını belirtir; from German public broadcasting ifadesi de markayı Almanya’nın kamu yayıncılığı sektörüyle bağlantılı olarak tanıtır. F harfinin büyük yazılması ve bağlantıyı belirten ifade, Funk sözcüğünün bir müzik türü ya da üzgün veya korkulu bir ruh hâli gibi sıradan sözlük anlamlarında kullanılmadığını gösterir. Cümleyi anlamak için kuruluşun daha ayrıntılı yapısını bilmek gerekmez.
Alıştırma
Bu cümlede Funk neyi ifade ediyor?
- Bir müzik tarzı
- Alman kamu yayıncılığıyla bağlantılı bir medya markası
- Üzüntü veya korku duygusu
Cevabı göster
Alman kamu yayıncılığıyla bağlantılı bir medya markası
struck a deal with: biriyle anlaşmaya varmak
Strike a deal with someone, o kişi veya kuruluşla anlaşmaya varıp anlaşmayı kesinleştirmek demektir. Burada strike, “vurmak” anlamına gelmez; struck ise fiilin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Kalıp strike/struck a deal with + diğer taraf şeklindedir. Ardından gelen to mastarı, anlaşmanın neyi mümkün kıldığını veya gerektirdiğini belirtebilir: struck a deal with Funk to revive the channel.
Alıştırma
Cümleyi strike a deal with kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of talks, the museum ____ a local sponsor to fund the new exhibit.
Cevabı göster
struck a deal with
Düzeltici bir geçiş olarak But the reality is,
But, önceki açıklamadan farklı ve daha önemli bir noktaya geçiş yapar. the reality is kalıbı, sonraki cümlenin yalnızca başka bir ayrıntı değil, belirleyici gerçeği vereceğini bildirir. But the reality is bir bütün olarak dinleyiciyi eksik veya yüzeysel bir bakıştan, konuşanın en önemli saydığı noktaya taşır. Tarafsız bir geçiş ifadesinden daha güçlü bir düzeltme etkisi vardır.
Alıştırma
Örnekte But the reality is, ne işe yarıyor?
- Konuşanın bir sonraki ifadenin doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
- Bir listeye eşit derecede önemli başka bir madde ekler.
- Önceki bilgilerden daha önemli ve düzeltici bir gerçeğe geçer.
Cevabı göster
Önceki bilgilerden daha önemli ve düzeltici bir gerçeğe geçer.
Üstünlük yapısıyla by far
By far, most important üstünlük yapısını güçlendirir. “Büyük farkla” veya “açık ara” anlamına gelir: Bu kaynaklar diğerlerinin yalnızca biraz değil, açıkça önünde yer alır. Bu cümlede by far, come from ile değil, most important ile bağlantılıdır. Genellikle by far the fastest örneğindeki gibi üstünlük yapısından önce veya the best choice by far örneğindeki gibi vurguladığı ifadeden sonra gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede by far, sıralamadaki büyük bir farkı göstermek için doğru kullanılmıştır?
- The blue route is far from the shortest of the four.
- The blue route is so far the shortest of the four.
- The blue route is by far the shortest of the four.
Cevabı göster
The blue route is by far the shortest of the four.
by getting something beautiful from our store
5:15veya bir Patreon destekçisi olup kuş ordusuna katılarak
or by becoming a Patreon and joining the bird army. Kültür
5:17doğrudan Kurzgesagt'ı destekleyebilirsiniz.
İçerik üreticisine özgü bir topluluk adı olarak “the bird army”
Bu cümlede “the bird army”, içerik üreticisinin kanalın kuş temasına bağlı destekçi topluluğuna verdiği eğlenceli addır. Patreon destekçisi olmak, bu özel adı taşıyan gruba katılmak demektir. Burada “army” mecazidir. İfadeye mizah ve ortak kimlik duygusu katar; gerçek bir askerî güç anlamına gelmez. Bunun gibi içerik üreticilerinin koyduğu grup adları topluluğa özgü etiketlerdir, bu nedenle anlamları ilgili kanal veya topluluktan gelir.
Alıştırma
Bu cümlede “joining the bird army” ne anlama geliyor?
- İçerik üreticisinin kuş temalı destekçi topluluğuna katılmak
- Tüm Patreon kullanıcılarının genel topluluğuna katılmak
- Gerçek bir askerî gruba yazılmak
Cevabı göster
İçerik üreticisinin kuş temalı destekçi topluluğuna katılmak
Baskıyı azaltan bir ek olarak “Don’t feel obligated, though.”
“Don’t feel obligated”, dinleyiciye kabul etmek veya destek vermek zorunda olmadığını söyler. Bir rica ya da davetin ardından kullanıldığında, samimi tonu korurken baskıyı azaltır. Cümle sonundaki “though” küçük bir karşıtlık ekler: Konuşan kişi az önce bir istekte bulunmuştur, ancak şimdi seçimin gönüllü olduğunu açıkça belirtir. Bu, desteğin istenmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız etkinliğinize katılmak zorunda hissedebilir. Hangi ek cümle davetin isteğe bağlı olduğunu en iyi şekilde belirtir?
- You are expected to come, though.
- Don't bother coming, though.
- Don't feel obligated, though.
Cevabı göster
Don't feel obligated, though.
“Watching, engaging, or sharing our videos” ifadesinin tek bir özne olması
Watching, engaging ve sharing, eylemleri ad gibi kullanan -ing biçimleridir; bunlara gerund denir. Üç öbek birlikte cümlenin öznesini oluşturur. Or farklı seçenekleri sunar ve her seçenek tekil bir gerund öbeğidir; bu nedenle fiil tekildir: is. Bu söz diziminde our videos doğrudan sharing'in nesnesidir. Watching eyleminin nesnesi ile engaging'in neyle ilgili olduğu bağlamdan anlaşılır. Bu kalıp, birkaç eylemi ad işlevli tek bir özne olarak düzenlemenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, alternatif -ing eylemlerinden oluşan bir listeyi özne olarak doğru kullanıyor?
- Walking, cycling, or taking the bus is a good way to get there.
- Walking, cycling, or taking the bus are a good way to get there.
- Walk, cycling, or taking the bus is a good way to get there.
Cevabı göster
Walking, cycling, or taking the bus is a good way to get there.
enabling us to practice ifadesinde enable + nesne + to'lu mastar
Enable, enable + nesne + to'lu mastar kalıbını kullanır. Enabling us to practice ifadesinde us nesnedir; to practice ise mümkün hâle getirilen eylemi belirtir. Bu kalıpta to atılamaz. Burada enabling, birine harekete geçmesi için gereken yeteneği, kaynakları veya koşulları sağlamak demektir. Birini zorlamak anlamına gelmez; destek, pratik yapmayı ve gelişmeyi mümkün kılar.
Alıştırma
Cümleyi share fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This feature enables users ____ files securely.
Cevabı göster
to share
that would be too scary or too big otherwise.
5:40iddialı projeler üzerinde çalışmamızı sağlıyorsunuz.
Kurzgesagt did not start with an end goal in mind. Kalıp ifadeler
5:43Kurzgesagt, aklında bir nihai hedefle başlamadı.
with an end goal in mind: aklında nihai bir hedefle
start with an end goal in mind ifadesi, ulaşılmak istenen nihai sonucu önceden düşünmüş olarak başlamak demektir. Bu cümledeki olumsuz yapı, başlangıçta belirli bir nihai sonucun planlanmadığını anlatır. in mind fiziksel bir yeri değil, düşünülen bir planı veya fikri anlatan mecazi bir ifadedir. an end goal, bir şeyi bitirme hedefi değil, sonunda ulaşılmak istenen sonuçtur.
Alıştırma
“Önceden düşünülmüş nihai bir sonuç” anlamındaki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We started the campaign without ____.
Cevabı göster
an end goal in mind
began as a personal project: başlangıçtaki kimlik
Begin as + isim öbeği, bir şeyin başlangıçtaki biçimini, rolünü veya kimliğini belirtir. began as a personal project ifadesinde as, bu başlangıç kimliğini tanıtır. Bu yapı çoğu zaman dinleyiciyi sonraki bir değişime hazırlar: bir şey begin as X biçiminde başlayıp become Y olabilir. Aynı şekilde kalmaya devam ettiğini söylemez ve buradaki as “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Begin fiilinin geçmiş zamanını ve başlangıç kimliğini belirten edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The café ____ a small food truck before opening three locations.
Cevabı göster
began as
It felt good to make something: bir şey yapmak iyi hissettirdi
Bu cümlede it biçimsel bir öznedir; belirli bir nesneyi göstermez. Asıl değerlendirilen eylem, ardından gelen to make something mastar grubunda yer alır. It felt good to make something, bir şey yapmanın konuşmacıya olumlu ve tatmin edici bir duygu verdiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp it feels/felt + sıfat + to + fiil şeklindedir: It feels good to help.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için it, felt ve good sözcüklerini doğru sıraya koyun: ____ to help my neighbors.
Cevabı göster
It felt good
Sticking with us: bizi desteklemeyi sürdürmek
Burada sticking with us, içerik üreticilerini zaman içinde desteklemeyi sürdürmek ve onlara bağlı kalmak demektir. Birinin fiziksel olarak başka birine yapışmasını anlatmaz. stick with + kişi/grup kalıbı, özellikle uzun veya zor bir dönemde o kişiyi ya da grubu terk etmemek anlamına gelir. for 7 years bu desteğin ne kadar sürdüğünü belirtir.
Alıştırma
Hedef ifade stick with ifadesini -ing biçiminde kullanın: Thank you for ____ us through all these changes.
Cevabı göster
sticking with
from our first subscriber to the 10 millionth: ilk aboneden on milyonuncuya kadar
from A to B kalıbı iki uç nokta sunar ve dinleyicinin bu noktalar arasındaki bütün aralığı anlamasını sağlar. Burada kanalın büyümesini net bir yolculuk olarak özetler: ilk aboneyle başlayıp on milyonuncu aboneye ulaşmak. İkinci uç noktada, zaten anlaşılır olduğu için 10 millionth ifadesinden sonra subscriber sözcüğü kullanılmaz. Bu nedenle cümle yalnızca ilk ve on milyonuncu kişiyi değil, bu büyüme boyunca yer alan bütün izleyicileri kapsar.
Alıştırma
Cümleyi iki uç noktayı gösteren sözcüklerle tamamlayın: The newsletter grew ____ 100 readers ____ 50,000 readers.
Cevabı göster
from · to
can't wait to share: paylaşmak için sabırsızlanmak
can't wait to + fiilin yalın hâli, yakında bir şey yapacak olmaktan çok heyecan duyulduğunu veya bunun sabırsızlıkla beklendiğini anlatan kalıplaşmış ve günlük bir ifadedir. Genellikle beklemenin kelimenin gerçek anlamıyla imkânsız olduğu söylenmez. can't wait to share ifadesinde share, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir. Konuşan kişi, ekibin şu anda hazırladığı çalışmaları izleyicilerin ileride göreceğini coşkuyla vaat eder.
Alıştırma
'Yapmak için çok heyecanlı olmak' anlamındaki kısaltmalı kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ announce the winner tomorrow.
Cevabı göster
can't wait to
do so: daha önce belirtilen bir eylemin yerine kullanmak
Bu cümlede do so, ask us questions that you want us to answer eyleminin tamamının yerine geçer. Daha önce belirtilen eylemi gerçekleştirmek anlamına gelir ve konuşanın fiil öbeğinin tamamını tekrarlamasını önler. Do eylem anlamını taşırken so önceki eyleme gönderme yapar. Bu yüzden do so ancak hangi eylemden söz edildiği cümleden veya bağlamdan zaten açık olduğunda anlaşılır.
Alıştırma
Daha önce belirtilen eylemin yerini nötr ve biraz resmî bir biçimde alan, cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: If you need to reset your password, you can ___ from the account page.
- do so
- doing so
- so do
Cevabı göster
do so