İdam Mahkumlarının Son Saati Neye Benziyor (Dakika Dakika): İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Anlatım, idam mahkûmunun son saatini vedalardan öldürücü iğneye ve ölümün doğrulanmasına kadar izler. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “no turning back” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel olarak dönememeyi değil, geri döndürülemez bir aşamayı anlatır. 2. “If he could do it all over again, he would have never committed his crimes.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: hayalî bir yeniden başlangıcı değiştirilemeyen geçmiş sonuçla birleştirerek pişmanlık anlatır. 3. “render the prisoner unconscious” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: render + nesne + sıfat yapısı, birini belirli duruma sokan nedeni teknik ve hukuki dilde resmî biçimde anlatır.
Bu derste
death row: infazı bekleme durumu
Bu cümlede death row, idam cezasına çarptırılan kişilerin infazı beklerken tutulduğu cezaevi bölümünü ifade eder. Daha geniş anlamda, infazı bekleme şeklindeki hukuki durumu da belirtebilir. Burada row, insanların veya nesnelerin sıradan bir sırası anlamına gelmez. Death row cezaevine ve hukuki statüye ilişkin bir terimdir; cezanın kendisinin adı veya ölen kişilerin listesi değildir.
Alıştırma
Bir haberde şu cümle ne anlama gelir: The prisoner is on death row?
- Mahkûm herhangi bir tür hapis cezasını çekmektedir.
- Mahkûm, idam cezası altında infazı beklemektedir.
- Mahkûmun adı ölen kişilerin bulunduğu bir listede yer almaktadır.
Cevabı göster
Mahkûm, idam cezası altında infazı beklemektedir.
Everyone knows that in the next 60 minutes, one of their fellow prisoners will no longer be alive. Kelime
0:02Herkes önümüzdeki 60 dakika içinde mahkûm arkadaşlarından birinin artık hayatta olmayacağını biliyor.
no longer be alive: ölümden ölçülü biçimde söz etmek
No longer, daha önce geçerli olan bir durumun veya eylemin sona erip devam etmediğini belirtir. will no longer be alive yapısında will sözcüğünden sonra ve be sözcüğünden önce gelir; be alive durumunu niteler ve kişinin o andan itibaren ölü olacağı anlamını verir. Burada konuşmacı die veya be dead demek yerine dolaylı ve ölçülü bir anlatım seçer. Bu ciddi bağlamda ifade, ölümü doğrudan adlandırmak yerine bir durumun sona ermesine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “artık değil” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Starting next month, this service will ____ be available.
Cevabı göster
no longer
The echoing of a guard's boots is heard coming down the cell block.
0:06Bir gardiyanın bot sesleri hücre bloğunda yankılanarak yaklaşıyor.
They stop in front of the unlucky prisoner's cell.
0:10Ayak sesleri talihsiz mahkûmun hücresinin önünde duruyor.
He has only one hour left before a deadly cocktail is shot into his body. Deyimler
0:12Ölümcül bir ilaç karışımının vücuduna enjekte edilmesine yalnızca bir saat kaldı.
deadly cocktail: ölümcül bir madde birleşimi
Burada cocktail, karışık bir içeceği değil, ilaçların veya kimyasal maddelerin birleşimini anlatan mecazi bir kullanımdır. Deadly, bu birleşimin ölüme yol açabileceğini belirtir. Bu ifade, ölümcül enjeksiyonda kullanılan ilaçların genel bir tasvirini verir. Bütün ilaçların önceden tek bir kapta karıştırıldığı veya aynı anda enjekte edildiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Örnekte deadly cocktail ne anlama geliyor?
- Ölümcül bir ilaç birleşimi
- Tehlikeli bir alkollü içecek
- Tatlı aromalı tek bir ilaç
Cevabı göster
Ölümcül bir ilaç birleşimi
There's a quiet sob as this terrible reality sets in. Öbek fiiller
0:16Bu korkunç gerçeği idrak ederken sessizce hıçkırıyor.
sets in: bir durum yavaş yavaş yerleşir
Set in, bir durumun yavaş yavaş başlayıp yerleşmesi anlamına gelir. Bu cümlede korkunç gerçeklik artık yalnızca bir düşünce değildir; duygusal ağırlığı etkisini göstermeye başlamaktadır. Bu öbek fiil burada geçişsizdir: reality sets in örneğinde olduğu gibi durum özne olur. Genellikle giderek gelişen ve sürmesi muhtemel koşulları veya duyguları anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede set in, bir durumun yavaş yavaş yerleşmesini anlatmak için kullanılmıştır?
- After hours without sleep, exhaustion began to set in.
- After reading the message twice, its meaning finally sank in.
- The new pain medicine kicked in within twenty minutes.
Cevabı göster
After hours without sleep, exhaustion began to set in.
The prisoner takes a deep breath and looks out the bars at the two men standing with their backs to him.
0:21Mahkûm derin bir nefes alıp parmaklıkların ardından kendisine sırtı dönük duran iki adama bakıyor.
They've been placed there to ensure that he doesn't do anything to harm himself before his final sentence can be carried out. Notlar
0:26Bu adamlar, cezası infaz edilmeden önce kendisine zarar verecek bir şey yapmamasını sağlamak için oraya yerleştirildi.
Hukuki ceza anlamındaki final sentence
Bu hukuki bağlamda sentence, bir kişi suçlu bulunduktan sonra mahkemenin verdiği ceza anlamına gelen bir isimdir. Ceza infaz edileceği ve mahkûmun o zamana kadar hayatta tutulması gerektiği için his final sentence burada infaz edilmeyi bekleyen ölüm cezasını ifade eder. Final, hukuki cezayı niteler; bir metindeki son dil bilgisel cümleyi ifade etmez. Final sentence her durumda otomatik olarak death sentence ile eş anlamlı değildir; burada bu anlamı infaz bağlamı oluşturur.
Alıştırma
Bu replikte final sentence neyi ifade ediyor?
- Mahkûmun suçlu olup olmadığına ilişkin hâkim kararı
- Bir metindeki son dil bilgisel cümle
- Mahkemenin verdiği ve burada ölüm cezası olduğu anlaşılan ceza
Cevabı göster
Mahkemenin verdiği ve burada ölüm cezası olduğu anlaşılan ceza
Yürütmek veya uygulamak anlamındaki carried out
Carry out, bir şeyi gerçekleştirmek, uygulamak veya yürürlüğe koymak anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi genellikle plan, emir, prosedür, soruşturma, görev veya hukuki ceza olur; bu şeyi fiziksel olarak dışarı taşımayı anlatmaz. Burada edilgen yapıdadır: his final sentence can be carried out, yetkili bir kişinin cezayı infaz edebileceği anlamına gelir. Etken yapıda kalıp carry out + object, edilgen yapıda ise object + be carried out şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, derste geçen ve “gerçekleştirmek veya yürütmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The research team will ____ the experiment next week.
Cevabı göster
carry out
beg for mercy: bağışlanmak için çaresizce yalvarmak
Beg for mercy, cezadan, zarardan veya ölümden kurtulmak için çaresizce yalvarmak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Buradaki mercy yalnızca acınmak değil, bağışlanmak veya esirgenmek anlamındadır. Yapı beg for + isim şeklindedir. İstekte bulunan kişiyi güçsüz veya çaresiz bir konuma yerleştirir; bu nedenle will not beg, böyle boyun eğen bir yalvarışı reddettiğini gösterir.
Alıştırma
Beg ile başlayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The prisoner was terrified, but he refused to ____.
Cevabı göster
beg for mercy
accepted his fate: kaçınılmaz sonucu kabullenmek
Accept one's fate, kaçınılmaz görünen bir sonuca direnmekten vazgeçmek anlamına gelir. Bu cümlede his fate, onu bekleyen ölümü anlatır; accepted, sonucu adil veya iyi bulduğu anlamına gelmez. İyelik belirleyicisi özneye göre değişir: accept my, your, his, her, our veya their fate. Sonuç artık değiştirilemediğinde ifade çoğu zaman sakin ya da gönülsüz bir kabulleniş aktarır.
Alıştırma
Cümleyi accept one's fate ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve doğru iyelik belirleyicisiyle tamamlayın: After every appeal failed, Maria stopped fighting the decision and ____.
Cevabı göster
accepted her fate
The prisoner walks back to his cot and picks up the freshly washed jumpsuit,
0:41Mahkûm yatağına dönüp yeni yıkanmış tulumu eline alıyor.
the guards brought him a new uniform to put on before the execution.
0:47gardiyanlar infazdan önce giymesi için ona yeni bir üniforma getirdi.
He feels a calmness wash over his body. Deyimler
0:54Tüm bedenini bir sakinliğin kapladığını hissediyor.
a calmness wash over his body: sakinliğin bedenini kaplaması
Bu cümlede wash over mecazdır: sakinlik hissi, suyun bir şeyin üzerinden akması gibi, tüm bedenine yayılıp onu kaplıyor görünür. Gerçek bir sudan veya yıkama eyleminden söz edilmez. feel + isim + fiilin yalın hâli yapısı, değişimi doğrudan hissettiği bir olay olarak sunar: he feels [a calmness] [wash over his body]. Aynı imge, güçlü biçimde gelen ve bir insana yayılan duygu ya da fiziksel hisleri de anlatabilir.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü mecaz fiille İngilizce cümleyi tamamlayın: As the rescue boat came into view, she felt a wave of relief ____ her.
Cevabı göster
wash over
infaz bağlamında last meal
Bir infaz bağlamında last meal, idam mahkûmuna ceza uygulanmadan önce verilen son yemek için kullanılan yerleşik terimdir. Buradaki ifadeyi anlamak için gereken arka plan yalnızca budur. Burada last, yalnızca en yakın zamanda yeneni değil, kişinin hayatındaki son yemeği belirtir. Bu bağlamın dışında last meal bazen en yakın zamanda yenmiş öğün anlamına gelebilir; bu nedenle yorumu çevredeki durum belirler.
Alıştırma
Çevredeki hikâye bir mahkûmun infazını beklediğini söylüyor. He was eating his last meal cümlesinde last meal ne anlama gelir?
- Günün en büyük öğünü.
- İnfazından önceki son yemeği.
- Bu öğünden önce en yakın zamanda yediği yemek.
Cevabı göster
İnfazından önceki son yemeği.
Sade ve mütevazı bir anlatım için nothing fancy
Bu cümlede nothing fancy, yemeğin sade olduğunu ve özellikle özenli, lüks ya da pahalı olmadığını belirtir. nothing + sıfat yapısı, sıfatın adlandırdığı özelliğin bulunmadığını ifade eder. Konuşanlar beklentileri düşürmek veya bir şeyi alçakgönüllü biçimde sunmak için sık sık nothing fancy der. Bu ifade, kelimenin tam anlamıyla yiyecek hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle bu mütevazı açıklamayı tamamlayın: We had sandwiches in the park—____, but everyone enjoyed it.
Cevabı göster
nothing fancy
There's a budget for how much can be spent on a final meal,
1:02Son yemek için harcanabilecek miktarın bir sınırı var,
He thinks about what'll be waiting for him on the other side. Deyimler
1:14Öteki tarafta kendisini neyin beklediğini düşünüyor.
Öteki dünya için bir örtmece olarak on the other side
Burada on the other side, ölümden sonraki varoluşu örtmeceli biçimde anlatan bir metafordur. Yakındaki Tanrı ve cennet göndermeleri, fiziksel bir yerden söz edilmediğini açıkça gösterir. Bu ifade ölümü bir sınırı aşmak gibi tasvir eder ve konuşanın ölüm sözcüğünü doğrudan kullanmadan öteki dünyaya değinmesini sağlar. Başka bağlamlarda aynı sözler gerçek bir yeri anlatabilir; bu yüzden yorumu çevredeki konu belirler.
Alıştırma
Büyükbabasının cenazesinden sonra Maya, "I believe we'll meet again on the other side." dedi. "on the other side" büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Daha sonraki bir aile toplantısında
- Cenaze salonunun uzak tarafında
- Ölümden sonra, hayal edilen bir öteki dünyada
Cevabı göster
Ölümden sonra, hayal edilen bir öteki dünyada
for the last decade ... has been repenting: şimdiye kadar süren eylem
for the last decade, on yıl önce başlayıp şu ana kadar uzanan bir dönemi belirtir. has been repenting ile kullanıldığında “ne kadar zamandır?” sorusunu yanıtlar ve eylemi şimdiki zamana bağlar. has been repenting, present perfect continuous yapısındadır: has + been + -ing. Burada tövbe, geçmişte bir defada tamamlanmış bir eylem değil, devam eden bir süreç olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için repent fiilinin present perfect continuous biçimini kullanın: He began ten years ago and is still doing it now. For the last decade, he ____ of his mistakes.
Cevabı göster
has been repenting
He wonders if it'll be enough or if an unforgiving God waits for him in the afterlife. Dilbilgisi
1:22Bunun yeterli olup olmayacağını ya da öteki dünyada kendisini affetmeyen bir Tanrı'nın bekleyip beklemediğini merak ediyor.
if it'll be enough or if ... waits for him: paralel dolaylı sorular
wonders sözcüğünden sonra gelen iki if yan cümlesi, cümle içine yerleştirilmiş evet-hayır sorularıdır: if it'll be enough ve if an unforgiving God waits for him in the afterlife. Or bu iki yapıyı bağlayarak belirsiz iki olasılık sunar. Burada if, whether anlamındadır; bir koşul belirtmez. Yeniden kullanılabilen wonder if A or if B kalıbı, konuşanın iki olası yanıtı da doğru kabul etmeden düşünmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi wonder if A or if B kalıbıyla tamamlayın: I wonder ____ the shop is closed ____ it has moved.
Cevabı göster
if · or if
Either way ile iki olasılığın ortak sonucunu belirtmek
Either way, önceki bölümde iki olası durumun sunulduğunu ve ardından gelen sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada dinleyiciye bir seçim sunmaz. İki olasılık arasındaki tartışmayı kapatıp ortak bir sonuca geçer: hangi olasılığın doğru olduğu sonucu değiştirmez.
Alıştırma
Her iki olasılıkta da aynı eylemin gerçekleşeceğini belirten, vurgulanan iki sözcüklü sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The meeting may finish early, or it may run late. ____, I will call you afterward.
Cevabı göster
Either way
All he can do is pray that there's a way to change his fate once he leaves the mortal realm. Dilbilgisi
1:29Yapabileceği tek şey, ölümlülerin dünyasından ayrıldıktan sonra kaderini değiştirebileceği bir yol olması için dua etmek.
All he can do is pray: geriye kalan tek eylem
All + subject + can do + is + base verb yapısı, kısıtlı veya çaresiz bir durumda bir eylemi yapılabilecek tek eylem olarak sunar. Bu cümlede pray, onun elinde kalan tek seçenektir. Bu kısa yapıda is sözcüğünden sonra normalde to almayan yalın fiil kullanılır: All he can do is pray. pray öncesinde to gerekli değildir. Özne değişebilir ve sondaki fiil yapılabilecek tek eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi wait fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The storm has closed every road, so all we can do is ____.
Cevabı göster
wait
The prisoner stands up again and goes back over to the cold metal bars that separate him from the guards.
1:35Mahkûm tekrar ayağa kalkıp kendisini gardiyanlardan ayıran soğuk metal parmaklıkların yanına dönüyor.
"Thank you for treating me like a human and keeping everyone in this facility safe," Ton ve niyet
1:40“Bana insan gibi davrandığınız ve bu tesisteki herkesi güvende tuttuğunuz için teşekkür ederim,”
Thank you for treating me like a human: minnettarlığın belirli nedenini söylemek
Thank you for treating me like a human ifadesinde Thank you for + -ing yapısı, minnettarlığa yol açan belirli eylemi gösterir. Treating me, for edatının nesnesidir; like a human ise davranış biçimini, yani temel onur ve saygıyla muamele edilmeyi açıklar. Burada konuşan kişi, gardiyanların davranışındaki insani bir yönü ölçülü biçimde takdir eder. Bu, arkadaşlık olduğu veya eşitsiz durumun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Minnettarlığın nedenini netleştirmek için kullanılabilen kalıp Thank you for + isim/-ing biçimidir.
Alıştırma
Belirli bir eylem için teşekkür eden ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ staying late to help us.
Cevabı göster
Thank you for
They remain silent but give the prisoner a nod. Kalıp ifadeler
1:46Sessiz kalıyor ama mahkûma başlarıyla selam veriyorlar.
give the prisoner a nod: sessiz bir karşılık
Give someone a nod, birine doğru başı hafifçe aşağı yukarı hareket ettirmek anlamına gelir. Çift nesneli yapı give + kişi + a nod biçimindedir ve bu hareketi sözsüz bir karşılık olarak sunar. Bu cümlede gardiyanlar sessiz kalırken baş hareketiyle mahkûmun sözlerini en alt düzeyde kabul ettiklerini gösterirler. Başla verilen bu işaret bağlama göre fark ettiğini belirtme, selamlama veya sınırlı bir katılma anlamına gelebilir; tek başına tam onay demek değildir.
Alıştırma
Bir resepsiyon görevlisi sizi görür, sessiz kalır ve yalnızca küçük bir baş hareketiyle varlığınızı fark ettiğini gösterir. Hangi cümle en uygundur?
- He gives you the nod.
- He gives you a nod.
Cevabı göster
He gives you a nod.
but his acknowledgement is appreciated.
1:51ancak emeklerinin takdir edilmesinden memnun oluyorlar.
A door creaks open at the end of the hallway.
1:55Koridorun sonundaki bir kapı gıcırdayarak açılıyor.
warden ve chaplain: cezaevindeki iki görev
warden, cezaevini yöneten veya cezaevi üzerinde genel yetkiye sahip olan görevlidir. chaplain ise bir kurum tarafından istihdam edilen ya da atanan ve kurum üyelerine dinî ve manevi destek sağlayan din görevlisidir. Bu sahnede iki unvan farklı resmî görevleri gösterir: warden cezaevi idaresini temsil ederken chaplain dinî destek sağlar. Bu nedenle chaplain burada yalnızca ziyarete gelmiş sıradan bir din görevlisi değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki iki görevi doğru açıklayan yorum hangisidir?
- warden dinî destek sağlar, chaplain ise cezaevi idaresini yönetir.
- Her ikisi de cezaeviyle resmî bağı olmayan dışarıdan ziyaretçilerdir.
- warden cezaevini yönetir, chaplain ise kurum içinde dinî veya manevi destek sağlar.
Cevabı göster
warden cezaevini yönetir, chaplain ise kurum içinde dinî veya manevi destek sağlar.
Both the warden and the chaplain enter the small room.
2:02Hem müdür hem de din görevlisi küçük odaya giriyor.
and the prisoner along with his two guests sit down for a final conversation.
2:05ve mahkûm iki misafiriyle birlikte son kez konuşmak için oturuyor.
get down to business: asıl işe başlamak
Burada get down to business, ön hazırlıkları bırakıp asıl meseleyle ciddi biçimde ilgilenmeye başlamak anlamına gelir. Konuşmanın giriş niteliğindeki bir etkinlikten ele alınması gereken göreve geçtiğini gösterir. Bu deyimde business, ticaret veya ticari faaliyet değil, ele alınması gereken konu anlamındadır. Yeniden kullanılabilir kalıp get down to business şeklindedir ve bir grup odaklanıp işe başlamaya hazır olduğunda sıkça kullanılır.
Alıştırma
Ön hazırlıklardan asıl göreve geçişi anlatan dört kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: The introductions are over, so let's ____ and review the budget.
Cevabı göster
get down to business
The warden explains exactly what's about to happen, Dilbilgisi
2:14Müdür birazdan tam olarak ne olacağını açıklıyor,
what's about to happen: explain fiilinin içeriği olan çok yakın olay
Burada what's about to happen, explains fiilinin içeriğini oluşturan bir isim yan cümlesidir. Yan cümlenin içindeki be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir: what is about to happen, sırada gerçekleşecek şey demektir. Bu yapıda about, yaklaşık anlamına gelmez. Bir eylemin ya da olayın çok yakın olduğunu veya başlamak üzere bulunduğunu vurgulamak için be about to do kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, hemen ardından gerçekleşecek olayı vurgulayan be about to biçimiyle tamamlayın: The lights are dimming, so the show ____ begin.
Cevabı göster
is about to
He'll be led to the execution chamber where he'll be allowed to make a last statement. Dilbilgisi
2:18İnfaz odasına götürülecek ve orada son bir açıklama yapmasına izin verilecek.
be led to ... be allowed to: iki gelecek zaman edilgen yapısı
Vurgulanan iki ifade de will + be + geçmiş zaman ortacıyla kurulan gelecek zaman edilgen biçimleridir. He, eylemleri yapan değil her iki eylemden etkilenen kişidir; bu da resmî bir işlem anlatımına uygundur. be led to the execution chamber içinde led, lead fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve to hedef yeri belirtir. be allowed to make a last statement içinde allowed izin ifade eder ve to, yalın fiille başlayan make a last statement grubunu başlatır.
Alıştırma
Hedef bildiren edilgen bir yapının ardından izin bildiren edilgen bir yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The visitors will lead to the studio, where they'll be allowed taking photos.
- The visitors will be led to the studio, where they'll be allowed to take photos.
- The visitors will be allowed to the studio, where they'll be led to take photos.
Cevabı göster
The visitors will be led to the studio, where they'll be allowed to take photos.
The prisoner already had something in mind, Kalıp ifadeler
2:22Mahkûmun aklında söyleyecekleri zaten var,
have something in mind: aklında belirli bir fikir olması
“Had something in mind” ifadesindeki have something in mind, kişinin zihninde bir fikir, seçenek, plan veya belirli bir içerik zaten bulunduğu anlamına gelir. Buradaki something, mahkûmun söylemeyi planladığı şeyi belirtir; ifade onun bir şeyi hatırladığı anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı have + someone/something + in mind biçimindedir. Nesne, düşünülen kişiyi, şeyi veya fikri belirtir ve fiil normal şekilde zamana göre değişir: had, fikrin geçmişteki o anda zaten var olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, aklınızda belirli bir restoran olup olmadığını soruyor. Bu anlamı en iyi hangi yanıt ifade eder?
- Yes, I have something in mind.
- Yes, I've made up my mind.
- Yes, I'll keep that in mind.
Cevabı göster
Yes, I have something in mind.
but now he's going over it in his head to make sure his last words come out just right. Öbek fiiller
2:24ama son sözlerinin tam istediği gibi çıkacağından emin olmak için şimdi bunları zihninde tekrarlıyor.
going over it in his head: zihninde tekrar gözden geçirmek
“Going over it in his head” ifadesinde go over something, bir şeyi çoğunlukla tekrarlayarak veya ayrıntılarını kontrol ederek dikkatlice gözden geçirmek anlamına gelir. In his head, gözden geçirmenin sözlü veya yazılı değil, zihinsel olduğunu gösterir; burada önceden hazırlanmış sözlerin doğru biçimde çıkması için onları sessizce prova etmektedir. Aktarılabilir yapı go over + content + in your head biçimindedir. Genellikle sözler, adımlar, talimatlar veya bir plan gibi zaten var olan içeriği belirtir; yalnızca yeni bir fikir oluşturmayı ifade etmez.
Alıştırma
Maya sunumunu zaten yazmıştır. Konuşmadan önce tam olarak kullanacağı sözleri sessizce gözden geçirir. Bu durumu en iyi hangi cümle açıklar?
- She goes over it in her head.
- She thinks it over before deciding.
- She gets over it in her head.
Cevabı göster
She goes over it in her head.
come out just right: son sözlerin tam istenen şekilde duyulmasını sağlamak
Burada come out, bir yerden dışarı çıkmak değil, ifade edilmek veya söylenmek anlamına gelir. Özne his last words olduğu için ifade, bu sözleri sonunda söylediğinde sözlerin kulağa nasıl geleceğini anlatır. Just right, tam amaçlandığı gibi veya duruma tam uygun demektir. Son ifadenin doğru anlamı ve etkiyi vermesi için kullanacağı sözcükleri zihninde kontrol etmektedir.
Alıştırma
“After one last edit, the thank-you note came out just right” cümlesinde come out just right ne anlama gelir?
- Not, amaçlanan mesajı ve tonu tam olarak aktardı.
- Not, kimse kontrol etmeden önce gönderildi.
- Not fiziksel olarak bir odadan çıktı.
Cevabı göster
Not, amaçlanan mesajı ve tonu tam olarak aktardı.
The warden leaves to oversee the final preparations for the execution. Kalıp ifadeler
2:30Müdür, infazın son hazırlıklarını denetlemek için ayrılıyor.
oversee the final preparations: son hazırlıkları denetlemek
Oversee, bir sürecin nasıl yürütüldüğünü denetlemek ve bunun sorumluluğunu üstlenmek demektir. oversee the final preparations ifadesinde cezaevi müdürü, farklı görevlerin düzenlenip düzgün biçimde tamamlanmasını kontrol eder; ifade, her görevi bizzat kendisinin yaptığını söylemez. to oversee mastarı, cezaevi müdürünün ayrılma amacını açıklar. İfade resmîdir ve resmî ya da kurumsal bir role uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede oversee, bir kişinin bir süreci denetlemekten sorumlu olduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- The project manager will perform every safety check herself.
- The project manager overlooked a missing safety label during the inspection.
- The project manager will oversee the final safety checks before the factory opens.
Cevabı göster
The project manager will oversee the final safety checks before the factory opens.
The chaplain stays to recite prayers and answer questions the prisoner might have.
2:33Din görevlisi dua okumak ve mahkûmun olası sorularını yanıtlamak için kalıyor.
God works in mysterious ways ifadesinin anlamı ve kullanımı
God works in mysterious ways, insanların Tanrı'nın amaçlarını veya olayların bu amaçlarla nasıl bağlantılı olduğunu bütünüyle anlayamayacağı anlamına gelir. Bu bağlamda ifade, somut bir cevap ya da vaat vermek yerine belirsizliği dini bir çerçevede kabullenir. Dinleyiciyi teselli edebilir; ancak konuşanın bilmediği bir şeyi biliyormuş gibi davranmaktan nazikçe kaçınmasını da sağlayabilir.
Alıştırma
Alıntıda konuşan kişi “God works in mysterious ways” diyerek ne yapıyor?
- Açıklanamayan her olayın bilimsel bir nedeni olduğunu iddia etmek
- Tanrı'nın amaçlarının insan kavrayışını aşabileceğini kabullenmek
- Ölümden sonra ne olduğunu ayrıntılı biçimde açıklamak
- Dinleyicinin tam olarak umduğu şeyi elde edeceğine söz vermek
Cevabı göster
Tanrı'nın amaçlarının insan kavrayışını aşabileceğini kabullenmek
Put your faith in God: Tanrı'ya iman edip güvenmek
Put your faith in someone or something, güvenini, inancını ya da dayanma ihtiyacını bir kişiye, kuruma, fikre veya güce bağlamak demektir. Kalıp put + iyelik belirleyicisi + faith + in + nesne şeklindedir: put your faith in God, put our faith in the process. Burada faith hem güven hem de dini inanç anlamı taşır: konuşan kişi, dinleyiciyi yalnızca Tanrı'nın varlığını kabul etmeye değil, ruhsal olarak Tanrı'ya dayanmaya çağırır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için put one's faith in kalıbını doğru iyelik sözcüğüyle kullanın: After reviewing the safeguards, Maya decided to ____ the process.
Cevabı göster
put her faith in
as he ordains: Tanrı'nın hükmettiği şekilde
Burada ordains, “ilahi otoriteyle hükmetmek ya da belirlemek” anlamındadır. he zamiri Tanrı'ya gönderme yapar; dolayısıyla all will be as he ordains, olayların Tanrı'nın iradesine göre gerçekleşeceğini anlatır. as + özne + fiil yapısında as, “……dığı şekilde” veya “……dığına göre” anlamına gelir; “çünkü” ya da “……iken” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede as he ordains ne anlama gelir?
- Her şey her kişinin kendi denetiminde kalacak.
- Her şey Tanrı'nın hükmettiği şekilde gerçekleşecek.
- Tanrı herkesi resmen din görevlisi olarak atayacak.
Cevabı göster
Her şey Tanrı'nın hükmettiği şekilde gerçekleşecek.
no longer in his hands: kontrolün kaybı
In someone's hands, “o kişinin kontrolü, yetkisi veya sorumluluğu altında” anlamına gelen bir deyimdir. Burada his life is no longer in his hands, başına ne geleceğine artık kendisinin karar veremediğini veya bunu değiştiremediğini anlatır; bir hayatı kelimenin gerçek anlamıyla elde tutmak değildir. No longer, önceki bir durumdan değişimi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen X is no longer in Y's hands kalıbı, kontrolün daha önce Y'de olduğunu fakat artık olmadığını söyler.
Alıştırma
Mia'nın kontrolü kaybettiğini göstermek için cümleyi in + possessive adjective + hands ile tamamlayın: After the case went to court, the final decision was no longer ____.
Cevabı göster
in her hands
the execution chamber is being prepared for his arrival.
2:58infaz odası da onun gelişi için hazırlanıyor.
The executioner takes out a series of vials from cold storage and lines them up on a tray. Öbek fiiller
3:01İnfaz görevlisi soğuk depodan bir dizi ilaç şişesi çıkarıp tepsinin üzerine diziyor.
line them up: ayrılabilen line ... up
lines them up ifadesinde line up, birkaç nesneyi düz ve düzenli bir sıra hâlinde dizmek anlamına gelir. Them şişeleri belirtir; on a tray ise bunların dizildiği yüzeyi gösterir. Line up nesne aldığında ayrılabilir. İsim nesneyle hem line the vials up hem de line up the vials kullanılabilir. Zamir nesne fiil ile parçacık arasına gelmelidir; bu nedenle line them up denir, line up them denmez.
Alıştırma
line ... up kullanarak ve zamiri doğru konuma yerleştirerek talimatı tamamlayın: “The labels are ready. Please ____ along the edge of the table.”
Cevabı göster
line them up
They check the needles and tubes to make sure the lethal injection goes according to plan. Kalıp ifadeler
3:05Ölümcül enjeksiyonun planlandığı gibi yapılmasını sağlamak için iğneleri ve tüpleri kontrol ediyorlar.
go according to plan: planlandığı gibi ilerlemek
Go according to plan, bir şeyin önemli bir sorun olmadan amaçlandığı şekilde gerçekleşmesi veya ilerlemesi demektir. Burada goes ana fiildir; according to plan ise ölümcül enjeksiyon prosedürünün nasıl ilerlemesinin beklendiğini açıklar. Bu kalıplaşmış ifadede according to, planla “uyumlu olarak” anlamına gelir. according to the report örneğinde olduğu gibi bilgi kaynağı olan bir kişiyi veya belgeyi belirtmez.
Alıştırma
“Amaçlandığı gibi” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle durum bilgisini tamamlayın: “Despite the rain, the outdoor rehearsal went ____.”
Cevabı göster
according to plan
The heart monitor gets turned on to make sure it's working properly.
3:09Düzgün çalıştığından emin olmak için kalp monitörü açılıyor.
Satisfied that the execution will go smoothly, Dilbilgisi
3:12İnfazın sorunsuz ilerleyeceğinden emin olduktan sonra,
Cümle başında sıfat-fiil yapısı olarak Satisfied that ...
Cümlenin başında Satisfied that ..., ana cümlenin öznesini, ardından gelen önermenin doğru ya da kabul edilebilir olduğuna önceden kanaat getirmiş durumda gösterir. Bu önceki durum, öznenin sonraki eyleminin gerekçesini veya dayanağını verir. satisfied sözcüğünün öznesi tekrar edilmez, örtük olarak anlaşılır; bu nedenle ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı kişi ya da grup olmalıdır. Açık bir yan cümleyle bu ilişki çoğu zaman Because/After the subject was satisfied that ... biçiminde ifade edilebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede Satisfied that ... yapısı cümle başı niteleyicisi olarak doğru kullanılmıştır?
- Satisfied that the files were secure, the computer suddenly lost power.
- Satisfied that the files were secure, Lena shut down the computer.
- Satisfying that the files were secure, Lena shut down the computer.
Cevabı göster
Satisfied that the files were secure, Lena shut down the computer.
they leave the room to inform the warden everything is set.
3:14odadan çıkıp müdüre her şeyin hazır olduğunu bildiriyorlar.
Then the executioner goes back into his office to prepare himself mentally and change into their scrubs. Kültür
3:17Ardından infaz görevlisi zihinsel olarak hazırlanmak ve ameliyat kıyafetlerini giymek için ofisine dönüyor.
Tıbbi iş kıyafeti anlamındaki scrubs
Burada scrubs, tıbbi veya klinik ortamlarda yaygın olarak giyilen, genellikle bol bir üst ve pantolondan oluşan sade ve kolay yıkanabilir iş kıyafetlerini ifade eden çoğul bir isimdir. Bu nedenle change into their scrubs, bu iş kıyafetlerini giymek anlamına gelir. Bu sahnede sözcük, prosedür sırasında kullanılan tıbbi tarzda iş kıyafetini belirtir; kıyafeti giyen kişinin tıbbi tedavi sunduğu anlamına gelmez. İsim olarak kullanılan scrubs, temizleme veya ovalama eylemi de değildir.
Alıştırma
"The nurses changed into clean scrubs," cümlesinde scrubs ne anlama gelir?
- Tıbbi ortamlarda giyilen bol iş kıyafetleri
- Bir ilaç türü
- Zemin ovmak için kullanılan araçlar
Cevabı göster
Tıbbi ortamlarda giyilen bol iş kıyafetleri
The warden returns to the cell where the chaplain and the prisoner are praying.
3:24Müdür, din görevlisiyle mahkûmun dua ettiği hücreye dönüyor.
Başlama işareti olarak kısa “It's time” ifadesi
Tek başına bir bildirim olarak kullanılan “It's time” ifadesindeki time, saatin kaç olduğunu belirtmez. Konuşan kişi, önceden beklenen anın geldiğini ve bu nedenle bağlamdan anlaşılan sonraki eylemin başlaması gerektiğini söyler. Eylem söylenmediği için cümle ortak bağlama dayanır. Bir bildirim, kesin bir yönlendirme veya ciddi bir dönüm noktası işlevi görebilir; buradaki kısalık, kararı nihai ve acil hissettirir.
Alıştırma
Ameliyat ekibi hazırlıkları bitirmiştir ve başhekim “It's time.” der. Doktor ne demek istemektedir?
- Operasyon süresiz olarak ertelendi.
- Birisi saatin kaç olduğunu söylemeli.
- Operasyon şimdi başlamalı.
Cevabı göster
Operasyon şimdi başlamalı.
The chaplain puts his hand on the prisoner's shoulder and then stands up.
3:29Din görevlisi elini mahkûmun omzuna koyup ayağa kalkıyor.
The guards step to the door and wait for the prisoner.
3:33Gardiyanlar kapıya gelip mahkûmu bekliyor.
He takes a deep breath and rises from his chair.
3:35Mahkûm derin bir nefes alıp sandalyesinden kalkıyor.
They place him in handcuffs and escort him out of the cell and down the hall. Kelime
3:37Ona kelepçe takıp hücreden çıkarıyor ve koridor boyunca götürüyorlar.
“Escort him out of the cell”: resmî ve denetimli hareket
“escort him out of the cell” ifadesinde escort, kişinin hareketini yönlendirip denetlerken onunla birlikte gitmek anlamına gelir. Gardiyanlar ondan sorumlu olduğu için bu, kontrollü ve resmî bir refakattir; yalnızca arkadaşça eşlik etmek değildir. Kalıp escort + kişi + yön veya varış noktası biçimindedir: “escort him out of the cell” ve “escort her to the gate”. Fiil yönlendirme, koruma, tören veya gözetim altında tutma anlamı taşıyabilir; hangi rolün geçerli olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Resmî gözetim altında birine eşlik etmek anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: The guards will ____ the prisoner from the courtroom.
Cevabı göster
escort
They stop at a series of doors that buzz as they unlock.
3:41Kilitleri açılırken ses çıkaran bir dizi kapının önünde duruyorlar.
the doors automatically swing shut and lock behind them.
3:44kapılar arkalarından otomatik olarak kapanıp kilitleniyor.
No turning back: geri döndürülemez bir nokta
There's no turning back now cümlesinde no turning back, sürecin artık durdurulamayacağı, terk edilemeyeceği veya önceki durumuna döndürülemeyeceği bir noktayı geçtiği anlamına gelir. Bedensel olarak arkasını dönememek anlamında değildir. there is no + ulaç yapısı, bir eylemi artık mümkün değilmiş gibi sunar. Konuşan kişi; bir karar, son tarih veya çoktan başlamış olaylar nedeniyle bağlılığın kesinleştiğini ya da sürecin geri döndürülemez biçimde ilerlediğini belirtmek için There's no turning back ifadesini kullanır.
Alıştırma
Cümleyi, turning içeren ve geri döndürülemez bir bağlılığı belirten tam ifadeyle tamamlayın: We've signed the final agreement, so there's ____ now.
Cevabı göster
no turning back
The curtain is drawn back from the window separating the viewing room from the execution chamber.
3:50Gözlem odasıyla infaz odasını ayıran pencerenin perdesi açılıyor.
a lawyer and a state witness enter the room. Kültür
3:59bir avukat ve eyalet adına bir tanıkla odaya giriyor.
İnfaz bağlamında state witness
a lawyer and a state witness enter the room cümlesinde state witness, birleşik bir hukuki görev adıdır. Bu infaz bağlamında, infazın gerekli usule göre gerçekleştirildiğine tanıklık etmek için bulunan, eyaletle bağlantılı ve resmen görevlendirilmiş bir gözlemciyi ifade eder. Buradaki witness, kişinin mahkemede tanık kürsüsüne çıkıp suç hakkında delil sunduğu anlamına gelmez. Bu görevin kesin nitelikleri ve sorumlulukları yargı alanına göre değişir.
Alıştırma
İnfaz odasına giren kişilerle ilgili bu cümlede state witness ne anlama gelir?
- Asıl suçu tesadüfen gören bir izleyici
- İnfaz sırasında eyaleti temsil eden resmî bir gözlemci
- Bir ceza davasında savcılık için delil sunan kişi
Cevabı göster
İnfaz sırasında eyaleti temsil eden resmî bir gözlemci
They sit in the metal folding chairs in front of the viewing window.
4:01Gözlem penceresinin önündeki metal katlanır sandalyelere oturuyorlar.
The mother of the man being executed holds a wad of crumpled tissue paper in her hand.
4:04İdam edilecek adamın annesi elinde buruşturulmuş bir tomar kâğıt mendil tutuyor.
but he is still her own flesh and blood. Deyimler
4:10ama o yine de kendi canından, kendi kanından.
her own flesh and blood: kendi öz kanından biri
Her own flesh and blood, “kişinin kan bağı olan öz ailesinden biri” anlamına gelen bir deyimdir. Burada kadının oğlunu anlatır ve doğumdan gelen aile bağını vurgular. Own sözcüğü duygusal vurgu katar: Kadın onun yaptığını reddedebilir, ancak onu ailesinden biri olarak görmekten vazgeçemez. İfade, vücut dokularını gerçek anlamıyla anlatmaz.
Alıştırma
“Onun kan bağı olan öz ailesi” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Although she condemned her son's crime, he was still ____.
Cevabı göster
her own flesh and blood
She will see this through even though it'll be incredibly difficult for her. Öbek fiiller
4:12Kendisi için inanılmaz derecede zor olsa da sonuna kadar izleyecek.
see this through: bir şeyi sonuna kadar götürmek
See this through, zor bir eylemi veya süreci tamamlanana kadar sürdürmek anlamına gelir. Through, süreci bitiş noktası olan bir yol gibi gösterir. Nesne see ile through arasına gelir: see this through, see the job through veya see it through. Altyazıda bu ifade, duygusal zorluğa rağmen kararlılığı gösterir.
Alıştırma
see ... through yapısını ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The training will be tough, but I've decided to ____.
Cevabı göster
see it through
The buzzer on the door leading to the execution chamber sounds.
4:17İnfaz odasına açılan kapının zili çalıyor.
He still wears handcuffs as he's brought to the window.
4:24Pencerenin önüne getirildiğinde hâlâ kelepçeli.
He raises his head and looks his mother in the eyes for the last time. Kalıp ifadeler
4:26Başını kaldırıp son kez annesinin gözlerinin içine bakıyor.
Look someone in the eyes: birinin gözlerinin içine bakmak
look + someone + in the eyes kalıbı, o kişiyle doğrudan göz teması kurmak anlamına gelir. Kişi, look fiilinin hemen ardından gelir: looks his mother in the eyes. Bu cümlede doğrudan bakış, vedayı samimi, cesur ve duygu bakımından yoğun hâle getirir. Daha genel olarak bu kalıp, bağlama göre samimiyet, cesaret, meydan okuma veya güçlü duygu ifade edebilir.
Alıştırma
Hangi cümle doğrudan göz teması kurma kalıbını kullanıyor?
- She watched me leave without saying anything.
- She looked at my glasses before answering.
- She looked me in the eyes and told me the truth.
Cevabı göster
She looked me in the eyes and told me the truth.
He nods to his lawyer and then closes his eyes.
4:29Avukatına başıyla selam verdikten sonra gözlerini kapatıyor.
From memory: notlara bakmadan yapmak
From memory, okumak, notlara bakmak veya bir ipucunu takip etmek yerine hatırladıklarını kullanmak anlamına gelir. recites his last statement from memory ifadesinde, beyanı nasıl okuduğunu açıklar. Genellikle recite, speak, play, draw veya write gibi fiillerden sonra gelir. Sabit edat from sözcüğüdür; ifade belirli bir anının kaynağını değil, belleğe dayalı bir performansı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “notlara bakmadan” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Without opening the book, Leo recited the poem ____.
Cevabı göster
from memory
It's mostly composed of words asking for forgiveness for what he's done. Kalıp ifadeler
4:34Söylediklerinin çoğu yaptıkları için af dileyen sözlerden oluşuyor.
be composed of: bir bütünün parçalarını göstermek
“is mostly composed of” ifadesinde be composed of, bir bütünü oluşturan parçaları belirtir. Burada “words asking for forgiveness”, “it” ile gösterilen bütünün büyük kısmını oluşturan içeriktir. Aktarılabilir kalıp bütün + be composed of + parçalar şeklindedir. Compose etken kullanımda “yaratmak” veya “yazmak” anlamına gelebilse de buradaki edilgen biçim “-den oluşmak” anlamındadır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “şu üyelerden oluşur” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The committee is ____ five independent experts.
Cevabı göster
composed of
asking for forgiveness: bağışlanmayı istemek
“Asking for forgiveness”, işlediğiniz bir yanlış nedeniyle başka bir kişiden sizi bağışlamasını istemek anlamına gelir. Bu cümlede sözler böyle bir istekte bulunur; “for what he’s done” ise onun hangi davranışı nedeniyle bağışlanmak istediğini belirtir. Aktarılabilir kalıplar ask someone for forgiveness ve ask for forgiveness for something şeklindedir. İkinci kalıpta ilk for, ask for yapısına aittir ve istenen şeyi belirtir; ikinci for ise yapılan yanlışı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca pişmanlık bildirmek yerine açıkça bağışlanmayı istiyor?
- I apologize for betraying your trust.
- I am asking for forgiveness for betraying your trust.
Cevabı göster
I am asking for forgiveness for betraying your trust.
but wants the people present to know that he feels remorse. Kelime
4:38ama orada bulunanların pişmanlık duyduğunu bilmesini istiyor.
feels remorse: yanlış davranıştan duyulan derin ahlaki pişmanlık
feels remorse ifadesindeki remorse, kişinin ahlaken yanlış bir şey yaptığının veya birine zarar verdiğinin farkına vararak duyduğu derin ve acı verici pişmanlıktır. İfade, kötü bir sonuçtan duyulan basit bir hayal kırıklığını değil, samimi bir ahlaki pişmanlığı anlatır. Feel + duygu adı yapısı, o duyguyu yaşamayı belirtir: feel remorse, feel guilt, feel relief. Burada feels, üçüncü tekil kişi öznesi he ile uyumludur.
Alıştırma
Bir yönetici, daha sonra birinin yaralanmasına yol açan güvenlik sorununu bilerek gizledi. Bu yanlış davranışa yönelik derin ahlaki pişmanlığı en iyi hangi sözcük anlatır?
- remorse
- relief
- regret
Cevabı göster
remorse
If ... could do it all over again, ... would have ...: masa lalu yang tidak nyata
Bu cümle geçmişi tekrarlamak için gerçekte imkânsız olan bir fırsatı hayal eder. Do it all over again, aynı deneyimi baştan yaşamak ve seçimleri yeniden yapmak demektir. if yan cümlesi, bu gerçek dışı fırsatı kurmak için could + fiilin yalın hâlini kullanır. Ana cümledeki would have + geçmiş zaman ortacı, gerçekleşmemiş farklı bir geçmiş sonucu anlatır. Gerçekte ise o suçları işlemiştir. Düzenlenmiş İngilizcede never daha yaygın olarak have sözcüğünden önce gelir: he would never have committed his crimes. Tamamen geçmişe odaklanan if yan cümlesi if he could have done it all over again şeklinde de kurulabilir; could do ise geçmişi yeniden yapma fırsatını şimdiki bakış açısından gerçek dışı bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Hangi seçenek cümlenin geçmişteki gerçek dışı ve farklı bir sonucu ifade etmesini sağlar? If Leo could do the presentation all over again, ...
- he would have checked the figures more carefully.
- he will check the figures more carefully.
- he checks the figures more carefully.
Cevabı göster
he would have checked the figures more carefully.
plead for second chances: bir şans daha istemek için yalvarmak
Burada plead for, “bir şeyi büyük bir aciliyet veya yoğun duyguyla istemek” anlamına gelir. for edatı istenen şeyi tanıtır: plead for + isim. A second chance, bir başarısızlık veya yanlış davranıştan sonra yeniden deneme fırsatıdır. Cümle, onun başka bir fırsat için yalvarmadığını söyler; plead burada plead guilty veya plead not guilty ifadelerindeki hukuki anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
“Bir fırsat daha elde etmek için yoğun biçimde yalvarmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Faced with expulsion, he decided to ____.
Cevabı göster
plead for a second chance
The prisoner's brought over to the metal table in the middle of the room and lays down.
4:48Mahkûm odanın ortasındaki metal masaya götürülüp üzerine uzanıyor.
They're pulled tight so his arms and legs cannot move from the table.
4:55Kollarını ve bacaklarını masadan oynatamaması için kayışlar iyice sıkılıyor.
The guards check the restraints one final time before stepping to the side.
4:58Gardiyanlar kenara çekilmeden önce kayışları son kez kontrol ediyor.
The executioner sterilizes the needles and swabs iodine onto the prisoner's arms.
5:03İnfaz görevlisi iğneleri sterilize edip mahkûmun kollarına iyot sürüyor.
These procedures seem unnecessary since preventing infection is a moot point at this stage, Deyimler
5:07Bu aşamada enfeksiyonu önlemenin hiçbir anlamı kalmadığı için bu işlemler gereksiz görünüyor,
a moot point: pratik sonucu kalmayan bir konu
Bu cümlede a moot point, koşullar nedeniyle çözüme kavuşturulması artık hiçbir şeyi değiştiremeyecek ve pratik önemini yitirmiş bir konudur. Sonuç zaten kesinleştiği için enfeksiyonu önlemeyi tartışmanın yararlı bir amacı kalmamıştır. İfade bazı resmî veya bölgesel kullanımlarda “tartışmaya açık bir soru” anlamına da gelebilir. Anlamı bağlam belirler; burada at this stage, “artık sonucu etkilemeyen” anlamına işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: After the application deadline passed, debating which form to submit became a moot point. Burada a moot point ne anlama gelir?
- Soru henüz çözülmemiştir ve hâlâ karar verilmesi gerekir.
- Formu anlamak zordur.
- Tartışma artık olacakları etkileyemez.
Cevabı göster
Tartışma artık olacakları etkileyemez.
They insert an IV in each of the prisoner's arms.
5:13Mahkûmun iki koluna da birer damar yolu açıyorlar.
One will be used as the main delivery method for the drugs that will kill him.
5:15Bunlardan biri, onu öldürecek ilaçların verilmesinde ana yol olarak kullanılacak.
The other is a backup in case something goes wrong. Dilbilgisi
5:19Diğeri ise bir sorun çıkması ihtimaline karşı yedek olacak.
in case something goes wrong: bir riske karşı önceden hazırlık
In case, konuşanın gelecekte ortaya çıkabilecek bir soruna karşı hazırlık yaptığını belirtir. Sorunun gerçekleşmiş olması gerekmez; ifade, sorunu hazırlığa zaten neden olmuş gerçek bir olay gibi sunmaz. Something goes wrong, belirtilmemiş bir sorun, arıza veya hatanın ortaya çıkması demektir. İfade bir bütün olarak yedek çözümün hangi riske karşı hazırlandığını gösterir.
Alıştırma
Yağmuru hazırlık yapılan olası bir sorun olarak sunan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Take an umbrella ____ it rains later.
Cevabı göster
in case
He looks at the prisoner on the table and grabs his hand briefly.
5:25Masadaki mahkûma bakıp kısa süreliğine elini tutuyor.
The chaplain lets go and moves to the corner of the room.
5:30Din görevlisi elini bırakıp odanın köşesine geçiyor.
otherwise he would have been required to be in the observation room with everyone else. Dilbilgisi
5:34aksi takdirde diğer herkesle birlikte gözlem odasında bulunması gerekirdi.
otherwise ... would have been required to be: geçmişteki karşı-olgusal bir sonuç
Otherwise önceki gerçeğe gönderme yapar ve “bu doğru olmasaydı” anlamına gelir. Açıkça söylenmeyen olumsuz bir if yan cümlesini kısaltır; bu nedenle sonuç ek bir gerçek değil, gerçek dışı bir karşı-olgusal sonuçtur. Would have been required to be, koşullu tamamlanmış zamanda edilgen bir yapıdır. Gerçek olmayan bu alternatif durumda kurallar, geçmişte onun bir yerde bulunma yükümlülüğünü getirmiş olacaktı. Edilgen yapı, zorunluluğu getiren kurum veya kuralı arka planda tutar.
Alıştırma
Karşı-olgusal sonucu otherwise ve require fiilinin geçmişe yönelik edilgen biçimiyle tamamlayın: Lena had a staff pass; ____, she ____ outside.
Cevabı göster
otherwise · would have been required to wait
The executioner moves to the side of the table and checks the needles in each arm.
5:40İnfaz görevlisi masanın yanına geçip iki koldaki iğneleri kontrol ediyor.
look on: katılmadan izlemek
Burada look on, bir olaya katılmadan veya müdahale etmeden gözlemci olarak olup biteni izlemek demektir. İnsanlar izleme odasından gerçekleşen olayı seyretmektedir. Buradaki look on geçişsiz bir öbek fiildir: on, bir yeri tanıtan edat değil, fiilin parçacığıdır. İzlenen şey normalde doğrudan nesne olarak gelmez; olay bağlamdan anlaşılır veya as ya da while yan cümlesiyle belirtilir.
Alıştırma
“Katılmadan izledi” anlamını verecek şekilde cümleyi look on öbek fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The spectators ____ as the rescue team crossed the river.
Cevabı göster
looked on
The first shot is composed of sodium thiopental or pentobarbital.
5:50İlk doz, sodyum tiyopental veya pentobarbitalden oluşuyor.
Both of these drugs are fast-working anesthetics that render the prisoner unconscious in less than 30 seconds. Kelime
5:53Bu ilaçların ikisi de hızlı etki eden anesteziklerdir ve mahkûmu 30 saniyeden kısa sürede bilincini kaybetmiş hâle getirir.
render the prisoner unconscious: render + nesne + sıfat
Bu cümlede render, “bir duruma gelmesine neden olmak” anlamındadır. Yapı render + nesne + sıfat şeklindedir: the prisoner nesnedir; unconscious ise ortaya çıkan durumu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Sonuca odaklanan bu yapı resmî, teknik, hukuki ve haber metinlerinde yaygındır. Burada render, “görüntü oluşturmak” veya “tercüme etmek” anlamına gelmez; nesne + sıfat yapısı, bir durum değişikliğine neden olma anlamını gösterir.
Alıştırma
Neden olunan bir sonucu anlatmak için render + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The chemical spill rendered the water unsafe.
- The chemical spill rendered the water unsafely.
- The chemical spill rendered to the water unsafe.
- The chemical spill rendered that the water unsafe.
Cevabı göster
The chemical spill rendered the water unsafe.
As time goes by: zamanla gelişen değişimi belirtmek
Burada As time goes by, “zaman geçtikçe” anlamına gelir. Ardından gelen durumun yavaş yavaş değiştiği bir zaman çerçevesi açar; bir neden belirtmez. Ana cümleden önce yer alan bu giriş niteliğindeki as yan cümlesi, anlatımı zamanda ileri taşır ve dinleyiciyi gelişmekte olan bir sonuca hazırlar.
Alıştırma
“As time goes by, the lights appear dimmer,” İngilizce cümlesinde girişteki yan cümlenin işlevi nedir?
- Aşamalı bir değişimin geliştiği zaman çerçevesini kurar.
- Time adlı birinin geçip gittiğini belirtir.
- Bir sonraki olayın gerçekleşme nedenini belirtir.
Cevabı göster
Aşamalı bir değişimin geliştiği zaman çerçevesini kurar.
in and out of consciousness: bilinci tekrar tekrar kaybedip geri kazanmak
In and out of consciousness, kişinin bilinçli ve bilinçsiz olma durumları arasında tekrar tekrar geçiş yapması anlamına gelir; kişi çoğu zaman kısa süreliğine uyanır, ardından yeniden tepki vermez hâle gelir. Buradaki in and out of + durum kalıbı mecazidir: consciousness fiziksel bir yer değil, kişinin girip çıktığı bir durum gibi ele alınır.
Alıştırma
Tekrar tekrar bilincini kaybedip geri kazanmayı anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the head injury, he kept slipping ____, waking briefly and then becoming unresponsive again.
Cevabı göster
in and out of consciousness
in and out of consciousness, and he's in a dream-like state.
6:03bilinci gidip geliyor ve rüyayı andıran bir hâle giriyor.
It's then that the next part of the procedure can begin. Dilbilgisi
6:06İşte o zaman işlemin bir sonraki aşaması başlayabiliyor.
Bir sonraki prosedür aşaması işte o zaman başlayabilir
It's then that... zaman noktasını öne çıkaran vurgulu bir yapıdır. then, It's ifadesinden sonra gelerek bu zamanı vurgular. Burada then, bir sonraki aşamanın başlayabileceği anı gösterir; vurgu yalnızca ne olduğunda değil, ne zaman olduğundadır. Buradaki that, o anda ne olabileceğini açıklayan yan cümleyi başlatır; şu veya şey anlamındaki işaret zamiri değildir. Bu bağlamdaki anlamı Bir sonraki kısım ancak o zaman başlayabilir ifadesine yakındır, ancak only açıkça söylenmez.
Alıştırma
Hangi cümle, daha sonraki bir adımın başlayabileceği zamanı vurgulamak için It's then that... yapısını kullanır?
- It's then that the next step can begin.
- It's the next step that can begin then.
- It is then when the next step can begin.
- Then the next step can begin.
Cevabı göster
It's then that the next step can begin.
The executioner inserts another needle into the IV and pushes the plunger.
6:10İnfaz görevlisi damar yoluna başka bir şırınga bağlayıp pistonu itiyor.
Pancuronium bromide enters the unconscious prisoner's system,
6:14Pankuronyum bromür bilinci kapalı mahkûmun vücuduna giriyor,
causing their muscles to relax and leading to the paralysis of the entire body. Dilbilgisi
6:18kaslarının gevşemesine ve tüm bedeninin felç olmasına yol açıyor.
Kaslarını gevşeterek tüm vücudun felce uğramasına yol açar
causing their muscles to relax ve leading to the paralysis of the entire body, önceki cümleye sonuç ekleyen, birbiriyle bağlantılı iki -ing yapısıdır. Bağlantılı bir etki zinciri sunarlar: kaslar gevşer ve bunun ilerleyen sonucu tüm vücudun felç olmasıdır. Her iki yapının da örtük öznesi daha önce anılan ilaçtır; their muscles değildir. Bu sonlu olmayan yapı, neden ve sonuç açıklamasını sıkıştırır. Bağlam bir kişiyi açıkça gösterdiğinde their, cinsiyeti belirtmeyen tekil bir zamir olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Aynı nedenden doğan iki sonucu göstermek için koordineli -ing yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The faulty sensor overheated, causing the warning system to fail and it led to an emergency shutdown.
- The faulty sensor overheated, caused the warning system to fail and led to an emergency shutdown.
- The faulty sensor overheated, which causing the warning system to fail and leading to an emergency shutdown.
- The faulty sensor overheated, causing the warning system to fail and leading to an emergency shutdown.
Cevabı göster
The faulty sensor overheated, causing the warning system to fail and leading to an emergency shutdown.
This includes the diaphragm and respiratory muscles.
6:21Buna diyafram ve solunum kasları da dâhil.
the prisoner would eventually die from asphyxiation. Kalıp ifadeler
6:26mahkûm eninde sonunda boğularak ölecektir.
die from asphyxiation: ölüm nedenini ifade etmek
Bu cümlede die from, ölüme neden olan durumu belirtir. Asphyxiation, solunumun engellenmesi veya bozulması nedeniyle vücudun yeterli oksijen alamadığı durumdur; dolayısıyla ifade, oksijen yetersizliğinin sonunda ölümcül olacağını anlatır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp die from + neden biçimindedir. Bir olayın, yaralanmanın, sürecin veya durumun ölüme yol açtığını anlatan olgusal ya da tıbbi tarzdaki açıklamalarda yaygındır. From yer veya zaman değil, neden-sonuç ilişkisi bildirir.
Alıştırma
Die from asphyxiation ifadesinde from nasıl bir ilişki kurar?
- Ölüm sürecinin ne kadar sürdüğünü belirtir.
- Kişinin nerede öldüğünü belirtir.
- Asphyxiation durumunu ölümün nedeni olarak belirtir.
Cevabı göster
Asphyxiation durumunu ölümün nedeni olarak belirtir.
But there is one more drug added to the cocktail inside their body to ensure death is swift. Dilbilgisi
6:29Ancak ölümün hızlı olmasını sağlamak için vücudundaki karışıma bir ilaç daha ekleniyor.
to ensure death is swift: amaç ifade etmek
Bu cümlede to ensure death is swift mastar yan cümlesi, bir ilaç daha eklemenin amacını belirtir: hedeflenen sonuç ölümün hızlı gerçekleşmesidir. Ensure sözcüğünü death is swift yan cümlesi izler; burada swift, hızlı veya çabuk anlamına gelen bir sıfattır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp eylem + to ensure + yan cümle biçimindedir. Bir eylemi, istenen sonucu kesinleştirmek veya güvenilir biçimde elde etmek için bilinçli olarak alınan bir önlem şeklinde sunar; yalnızca sonucun daha sonra gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The lab repeated the test ____ the results were reliable.
Cevabı göster
to ensure
The executioner inserts the final drug into the IV.
6:36İnfaz görevlisi son ilacı damar yoluna enjekte ediyor.
Potassium chloride is injected into the prisoner's body.
6:39Mahkûmun vücuduna potasyum klorür veriliyor.
This increase in potassium salt in the system causes the heart to beat irregularly and eventually leads to cardiac arrest. Kalıp ifadeler
6:42Vücuttaki potasyum tuzunun bu şekilde artması kalbin düzensiz atmasına ve sonunda durmasına yol açıyor.
lead to + sonuç: leads to cardiac arrest
lead to + isim öbeği yapısında lead to, bir şeye neden olmak veya bir sonuç doğurmak anlamına gelir. Burada artış bir etki zinciri oluşturur ve belirtilen nihai sonuç cardiac arrest olur; eventually bunun daha sonra ortaya çıkan son nokta olduğunu açıkça gösterir. Cardiac arrest, kalbin kanı etkili biçimde pompalamayı bırakması demektir. Kalp kasına giden kan akışının tıkanması olan heart attack için kullanılan genel bir ad değildir; ancak bir heart attack, cardiac arrest durumuna neden olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir durumun kalbin etkili biçimde kan pompalamayı bırakmasına neden olabileceğini doğru şekilde ifade eder?
- It can lead to cardiac arrest.
- It can lead cardiac arrest.
- It can lead to a heart attack.
Cevabı göster
It can lead to cardiac arrest.
The lethal cocktail circulating through the unconscious prisoner's body does exactly what it's intended to do. Dilbilgisi
6:50Bilinci kapalı mahkûmun vücudunda dolaşan ölümcül karışım, tam olarak amaçlanan şeyi yapıyor.
does exactly what it's intended to do: tam olarak amaçlanan işi yapar
do what something is intended to do kalıbı, bir şeyin tasarımcıları veya kullanıcıları tarafından planlanan işlevi yerine getirmesi ya da sonucu üretmesi anlamına gelir. Burada it's, it is ifadesinin kısaltmasıdır; exactly ise sonuç ile amaçlanan hedefin tamamen örtüştüğünü vurgular. Özne cansız olduğunda intended, nesnenin kendi niyetleri olduğu anlamına gelmez; edilgen yapı, amacı belirleyen kişiyi örtük bırakır. Bu cümlede düz anlatım, ölümcül sonucu tasarlanmış bir işlemin uygulanması olarak sunar ve soğuk, klinik bir ton oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sistemin tasarım amacını tamamen yerine getirdiğini en açık biçimde ifade eder?
- The backup system does something it was never designed to do.
- The backup system does exactly what it's intended to do.
- The backup system nearly performs its intended function.
Cevabı göster
The backup system does exactly what it's intended to do.
has stopped beating ... have stopped taking in oxygen: sona ermiş eylemler
Stop fiilinden sonra -ing biçiminin gelmesi, devam etmekte olan veya alışkanlık hâline gelmiş bir eylem ya da sürecin artık gerçekleşmediğini gösterir. Burada beating ve taking in oxygen, kalbin ve akciğerlerin sürekli işlevlerini adlandırır; stopped ise her işlevin sona erdiğini belirtir. Her iki yan cümlede de zaten gerçekleşmiş ve şu anki durum açısından önemli olan değişiklikleri anlatmak için present perfect olan has/have stopped kullanılır. Özne + has/have stopped + -ing kalıbının tekrarı, sonuçları paralel biçimde sıralar.
Alıştırma
Hangi cümle daha önce devam eden bir eylemin artık gerçekleşmediğini ifade eder?
- The technician has started checking the machine.
- The machine has stopped making that noise.
- The technician has stopped to check the machine.
Cevabı göster
The machine has stopped making that noise.
is shutting down: giderek işlevini yitiriyor
Shut down, “çalışmayı veya işlev görmeyi durdurmak” anlamına gelir. is shutting down ifadesindeki sürekli zaman, birinin yalnızca bir şeyi bilinçli olarak kapatmasını değil, işlev kaybının devam eden bir süreç olduğunu gösterir. Bu öbek fiil, çalışan sistemler olarak düşünüldüklerinde makinelerden ve sistemlerden organlara, bedenlere ve kuruluşlara kadar genişletilebilir. Burada beynin giderek işlevini yitirmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi shut down ifadesinin şimdiki zamanın sürekli biçimiyle tamamlayın: The overheated computer ____, so save your work now.
Cevabı göster
is shutting down
The EKG hooked up to his chest does not pulse any longer, Öbek fiiller
7:00Göğsüne bağlı EKG cihazında artık nabız görünmüyor,
Hook something up to something: bir şeyi başka bir şeye bağlamak
“hooked up to his chest” ifadesindeki hooked up to, “bağlı” anlamına gelir. EKG'nin sensörleri veya elektrotları kişinin göğsüne takılmıştır; böylece cihaz kalp faaliyetini izleyebilir. Burada hook up ifadesinin gündelik dildeki sosyal veya cinsel anlamı yoktur. Aktarılabilir kalıp hook + nesne + up to + kişi, vücut bölümü, güç kaynağı, ağ veya başka bir cihaz şeklindedir. Edilgen yapıda bağlanan şey önce gelir: The monitor is hooked up to the patient.
Alıştırma
Cümleyi hook something up to kalıbının geçmiş zamanını kullanarak tamamlayın: The technician ____ the monitor ____ the backup battery.
Cevabı göster
hooked up · to
The executioner manually checks his pulse and the body.
7:06İnfaz görevlisi elle nabzını ve bedenini kontrol ediyor.
They confirm that the prisoner has passed away and turn off the machines in the room. Deyimler
7:09Mahkûmun hayatını kaybettiğini doğrulayıp odadaki cihazları kapatıyorlar.
Saygılı bir örtmece olarak Passed away
Passed away, died ifadesinin yaygın bir örtmecesidir. Burada mahkûmun ölümü resmen doğrulandıktan sonra daha yumuşak ve saygılı bir dille bildirilir; onun bir şeyin yanından geçtiği veya bir yerden ayrıldığı anlamına gelmez. Bu ifade geçişsizdir: a person passes away denir; pass someone away denmez. Özellikle bir ölüm haberini duyururken veya yas tutan kişilerle hassas biçimde konuşurken kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu kullanımın bir taziye mesajında uygun olup olmadığına karar verin: “I was sorry to hear that your grandfather passed away.”
- Uygun: passed away burada yumuşak ve saygılı bir seçimdir.
- Uygun değil: passed away, onun yürüyerek geçip gittiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Uygun: passed away burada yumuşak ve saygılı bir seçimdir.
The chaplain bows his head and says a final prayer.
7:14Din görevlisi başını eğip son bir dua okuyor.
The people in the viewing room stand up and are ushered out of the room by the warden. Kelime
7:16Gözlem odasındaki insanlar ayağa kalkıyor ve müdür tarafından dışarı çıkarılıyor.
are ushered out of the room: düzenli yönlendirmenin edilgen biçimi
Burada are ushered out of the room, usher someone out of a place yapısının edilgen biçimidir. Cezaevi müdürünün insanları odanın içinden dışarıya düzenli bir şekilde yönlendirdiğini anlatır. Edilgen yapı, cezaevi müdürünün eyleminden çok dışarı yönlendirilen kişilere ve işleyişe odaklanır. Usher out yönlendirilmiş bir hareketi ifade eder; tek başına birinin sürüklendiği veya şiddetle kovulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi usher fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve salonun içinden dışına hareketi belirten iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the ceremony, staff ____ the guests ____ the hall.
Cevabı göster
ushered · out of
The executioner drapes a white sheet over the deceased prisoner. Kelime
7:20İnfaz görevlisi ölen mahkûmun üzerine beyaz bir çarşaf örtüyor.
deceased prisoner: ölmüş bir kişiye yönelik resmî ifade
Deceased prisoner ifadesinde deceased, mahkûmun öldüğü anlamına gelen bir sıfattır. Ölümü sert bir şekilde ilan etmek yerine doğrulanmış bir durum olarak sunar. Bu ölçülü sözcük resmî veya hassas bağlamlarda yaygındır. The deceased içinde isim olarak da kullanılabilir, ancak bu cümlede prisoner sözcüğünü doğrudan niteler.
Alıştırma
Hangi cümle, ölmüş bir kişi için en resmî ve ölçülü sıfatı kullanır?
- The report identified the dead passenger.
- The report identified the broken passenger.
- The report identified the deceased passenger.
Cevabı göster
The report identified the deceased passenger.
Önümüzdeki günlerde
In the coming days, şimdiki andan itibaren önümüzdeki birkaç gün içinde demektir. Ardından gelen olayı kesin bir tarih vermeden yakın geleceğe yerleştirir. Cümle başındaki bir zaman ifadesi olarak, sonraki bilgiyi yaklaşan bir gelişme veya plan şeklinde sunar. Buradaki coming, günlerin zaman açısından yaklaştığını belirtir; günlerin gerçek anlamda hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Önümüzdeki birkaç gün içindeki bir zaman anlamına gelen, bu dersteki dört kelimelik hedef ifadeyle resmî güncellemeyi tamamlayın: ____, the agency will publish more information.
Cevabı göster
In the coming days
his body will be cremated and returned to his family.
7:27bedeni yakılacak ve ailesine teslim edilecek.
Now watch what happens when death row execution fails,
7:30Şimdi idam infazı başarısız olduğunda neler yaşandığını izleyin,
Here's what you actually get when you're released.
7:35İşte serbest bırakıldığınızda gerçekte size verilenler.