Bebekler nasıl iletişim kurar? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
922 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, yeni doğan bebeklerin henüz konuşamadan bakıma ihtiyaç duyduklarını nasıl ilettiklerini açıklıyor. Ebeveynlerin ilgisini çekmeye yönelik amaçlı beden hareketlerini inceliyor ve duygusal bağın hemen kurulması gerektiği beklentisini sorgulayarak sevginin zaman içinde gelişebileceğini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Without someone caring for them, babies wouldn't survive. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: without sözcüğünden sonra -ing yapısı getirerek varsayımsal bir koşulu ve sonucunu kısa biçimde ifade etmeyi öğrenin; bu yapı, bir kişinin ya da sonucun sürekli desteğe neden bağlı olduğunu anlatırken kullanışlıdır. 2. intentional, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu sıfatın tesadüfi değil, planlanmış veya belirli bir amaçla yapılmış eylemleri anlattığını kavrayın ve davranış, hareket, tasarım ya da iletişimden söz ederken kullanın. 3. love at first sight. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Birini ilk gördüğünüz anda sevmeye başlama fikrini tanıyın; ayrıca ifadenin romantik ilişkiler dışında da anında yakınlık kurulacağına dair idealize edilmiş bir beklentiyi anlatabileceğini anlayın.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, ben BBC Learning English'ten 6 Minute English.

And I'm Beth.

0:11

Ve ben Beth.

As an adult,

0:13

Bir yetişkin olarak,

when I need to tell somebody something,

0:14

birine bir şey söylemem gerektiğinde,

I just open my mouth and speak.

0:16

sadece ağzımı açıp konuşuyorum.

Neil, I'm hungry.

0:19

Neil, açım.

Ah, you'd better get something to eat then. Dilbilgisi

0:20

Ah, o zaman gidip yiyecek bir şeyler alsan iyi olur.

Dilbilgisi

Güçlü tavsiye için you'd better + fiilin yalın hâli

You'd better, you had better ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bu cümlede şimdi bir şeyler yeme konusunda güçlü bir tavsiye verir. Should ifadesinden daha güçlüdür ve çoğu zaman aciliyet ya da tavsiyeye uyulmazsa kötü bir sonuç olabileceğini anlatır. Kalıp had better + fiilin yalın hâli şeklindedir: you'd better get. Buradaki better, sabit kalıbın bir parçasıdır; sıradan bir karşılaştırma değildir.

Alıştırma

Tavsiyeyi you had better ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: The roads are icy, so ____ drive slowly.

Cevabı göster

you'd better

And when I want something,

0:23

Ve bir şey istediğimde,

it's the same.

0:25

yine aynı şey geçerli.

I just ask.

0:26

Sadece istiyorum.

Um can you pass me that pen, please, Beth? Ton ve niyet

0:27

Eee şu kalemi bana uzatır mısın lütfen, Beth?

Ton ve niyet

Kibar rica olarak Can you pass me ..., please?

Can you pass me that pen, please? bir ricadır; Beth'in bunu yapabilme yeteneği hakkında gerçek bir soru değildir. Can you + fiilin yalın hâli, birinden bir şey yapmasını istemek için sık kullanılır; please ricayı daha kibar yapar. Pass me that pen, pass that pen to me ile aynı anlama gelir: birinden kalemi size uzatmasını istemek. Soru biçimi, doğrudan emir olan Pass me that pen ifadesine göre ricayı yumuşatır.

Alıştırma

Bir restoranda hangi cümle arkadaşınızdan menüyü size vermesini kibarca ister?

  1. Can you pass the menu me, please?
  2. Can you passing me the menu, please?
  3. Can you pass me the menu, please?
Cevabı göster

Can you pass me the menu, please?

Uh yeah, there you go. Kalıp ifadeler

0:30

Ih evet, buyur.

Kalıp ifadeler

there you go: bir şey uzatırken “buyur” demek

“There you go”, karşıdaki kişinin beklediği bir şeyi ona verirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede “buyur” anlamına gelir; kişinin bir yere gittiğini anlatmaz. Aynı ifade, bir şeyi ayarlamak veya bitmiş sonucu göstermek gibi küçük bir yardım tamamlandığında da kullanılabilir. Karşıdaki kişiye “Artık hazır” mesajını verir.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza istediği şarj aletini veriyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?

  1. Go over there.
  2. Where are you going?
  3. There you go.
Cevabı göster

There you go.

So, that's now, but as babies, Dilbilgisi

0:32

İşte bu şimdiki zaman, ama bebekken,

we're not able to speak. Dilbilgisi

0:35

konuşamıyoruz.

Dilbilgisi

as babies: gerçek bir yaşam evresi

“As babies”, “bebek olduğumuz dönemde” anlamına gelir. Burada as, özne için gerçekten geçerli olan bir yaşam evresini belirtir. as + rol veya yaşam evresi kalıbında bu ifade, ana cümlenin hangi durumda doğru olduğunu gösterir. Özne we olduğu için çoğul isim babies kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, kendileri çocukken her yazı deniz kenarında geçirdikleri anlamına gelir?

  1. Like children, the adults ran excitedly toward the ice-cream truck.
  2. As children, they spent every summer by the sea.
  3. With their children, they spent every summer by the sea.
Cevabı göster

As children, they spent every summer by the sea.

Dilbilgisi

not able to + fiilin yalın hâli: birinin bir şeyi yapamadığını söylemek

Be + not able to + fiilin yalın hâli, birinin bir eylemi yapamadığını belirtir. Bu cümlede we're not able to speak, grubun konuşamadığını anlatır. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştir, ancak eylem fiilinden önceki to sözcüğünü koru: am not able to, is not able to ve were not able to.

Alıştırma

Not able to yapısının kısaltılmış geçmiş biçimini kullanarak cümleyi tamamla: Yesterday, Leo was ill, so he ____ come to school.

Cevabı göster

wasn't able to

We can only communicate with our bodies or by crying. Dilbilgisi

0:36

Sadece bedenimizle veya ağlayarak iletişim kurabiliyoruz.

Dilbilgisi

or by crying: yöntemi göstermek için by + fiil-ing kullanımı

Buradaki by, “yanında” değil, “... yöntemiyle” anlamındadır. By crying, grubun nasıl iletişim kurabildiğini anlatır. Bir yöntemi belirtmek için by + fiil-ing yapısını kullan: by crying, by asking veya by drawing. Or sözcüğü, by crying ifadesini diğer yöntem olan with our bodies ile bağlar.

Alıştırma

Walk it every day ifadesini by + -ing ile yöntem belirten bir ifadeye dönüştürerek cümleyi tamamla: Kai learned the route ____.

Cevabı göster

by walking it every day

We can't clothe, feed, or wash ourselves.

0:40

Kendi kendimize giyinemez, beslenemez veya yıkanamayız.

We rely on others totally for our survival. Kalıp ifadeler

0:43

Hayatta kalmak için tamamen başkalarına muhtacız.

Kalıp ifadeler

rely on others ... for our survival: kime bağımlı olduğumuz ve neye ihtiyaç duyduğumuz

Rely on someone for something, önemli veya yararlı bir şeyi elde etmek için o kişiye ya da gruba ihtiyaç duymak anlamına gelir. Bu cümlede others, bağımlı olunan kişileri; for our survival ise onların karşılanmasına yardımcı olduğu ihtiyacı, yani hayatta kalmayı belirtir. Totally, bağımlılığın tam olduğunu anlatır. Bağımlı olunan kişi ile for ile başlayan bölümün arasına gelebilir, ancak tekrar kullanılabilen temel kalıp rely on someone for something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi rely on ... for ... kullanarak tamamlayın: Many families ____ local farms ____ fresh food.

Cevabı göster

rely on · for

We've all been one, Dilbilgisi

0:46

Hepimiz bir zamanlar bebektik,

Dilbilgisi

been one: one daha önce sözü edilen bir ismin yerine geçer

been one ifadesinde one, hemen önce sözü edilen baby isminin yerine geçer. We've all been one, baby sözcüğünü tekrar etmeden herkesin bir zamanlar bebek olduğu anlamına gelir. Burada one, o türün bir üyesini belirtir; 1 sayısı anlamına gelmez. Tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçebilir: a teacher ifadesinden sonra one, a red cup ifadesinden sonra ise a red one denebilir.

Alıştırma

“Mina is a doctor, and her brother is one too,” cümlesinde one ne anlama gelir?

  1. Kardeşinin aynı doktorla tanıştığı anlamına gelir.
  2. Kardeşinin bir numara olduğu anlamına gelir.
  3. Kardeşinin de doktor olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Kardeşinin de doktor olduğu anlamına gelir.

but how do newborn babies tell mum and dad what's going on before they can speak? Öbek fiiller

0:48

peki yeni doğan bebekler konuşabilmeye başlamadan önce annelerine ve babalarına neler olduğunu nasıl anlatırlar?

Öbek fiiller

What's going on: durumu sormak

What's going on, “ne oluyor?” veya “durum nedir?” anlamına gelir. Bu cümlede yeni doğmuş bir bebeğin ihtiyaçlarını, hislerini veya durumunu, yani bebeğin konuşmaya başlamadan önce iletmesi gereken bilgileri genel olarak anlatır. Burada go on fiziksel bir hareketi anlatmaz. İki sözcük birlikte “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. what's going on grubunun tamamı, bebeğin anne ve babasına ilettiği bilgidir.

Alıştırma

Durumu sormak için örnekteki üç sözcüklü kısaltılmış ifadeyle soruyu tamamlayın: Everyone suddenly became quiet. ____?

Cevabı göster

What's going on

That's what we'll be investigating in this episode, Anlatım akışı

0:53

Bu bölümde inceleyeceğimiz konu da bu,

Anlatım akışı

That's what we'll be investigating: önceki soruyu konu yapmak

That's what we'll be investigating mesajın akışını düzenler. Az önce sorulan soruya geri döner ve bu soruyu bir sonraki bölümün konusu yapar. That's önceki meseleyi gösterir; what we'll be investigating ise “inceleyeceğimiz şey” anlamına gelir. Bu, doğrudan bir soru değildir. what we'll be investigating içinde düz cümle sırası kullanılır: we, will sözcüğünden önce gelir. Böylece cümle, dinleyicinin az önce duyduğu bilgiyle sırada ne olduğuna dair ön bilgiyi birbirine bağlar.

Alıştırma

Bir sunucu az önce “Why are the town's bees disappearing?” diye sordu. Hangi cümle bu soruyu doğal biçimde sunumun konusu yapar?

  1. That's why we'll be investigating it today.
  2. What will we be investigating today?
  3. That's what we'll be investigating today.
Cevabı göster

That's what we'll be investigating today.

along with some useful new vocabulary, Kalıp ifadeler

0:55

bazı yararlı yeni kelimelerle birlikte,

Kalıp ifadeler

along with: ikincil bir öge eklemek

Along with, birlikte veya yanı sıra anlamına gelir. Tanıtılan ana içeriğe başka bir kişi ya da şey ekler. Bu bölümde some useful new vocabulary ifadesini ekliyor. along with ifadesinden sonra gelen öge çoğu zaman ek bilgi olarak sunulur ve önceki ana ögeden daha az vurgulanabilir. Burada along, kalıplaşmış along with ifadesinin bir parçasıdır; bir yol boyunca hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yardımcıları ana özneye eklenen bilgi olarak doğru biçimde gösteriyor?

  1. The teacher, along with two helpers, are joining the trip.
  2. The teacher, along with two helpers, is joining the trip.
  3. The teacher along two helpers is joining the trip.
Cevabı göster

The teacher, along with two helpers, is joining the trip.

all of which you can find on our website, bbclearningenglish.com.

0:58

hepsini web sitemiz bbclearningenglish.com'da bulabilirsiniz.

Baby communication is a topic child psychotherapist Marie de Rome writes about in her new book, Kelime

1:02

Bebek iletişimi, çocuk psikoterapisti Marie de Rome'un yeni kitabı

Kelime

child psychotherapist: çocuklarla çalışan bir uzman

Child psychotherapist, çocuklarla çalışan psikoterapist anlamına gelen birleşik bir meslek unvanıdır. Cümlede bu unvan Marie de Rome'un adından önce gelir ve onun uzmanlık alanını belirtir. İngilizcedeki birleşik isimlerde, bir meslek adından önce gelen isim hizmet verilen kişileri veya çalışma alanını belirtebilir. Burada child, psychotherapist sözcüğünü niteler; psikoterapistin çocuk olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede child psychotherapist ne anlama gelir?

  1. çocuklarla çalışan bir psikoterapist
  2. psikoterapist olmak için eğitim alan bir çocuk
  3. yalnızca ebeveynlerle çalışan bir psikoterapist
Cevabı göster

çocuklarla çalışan bir psikoterapist

What Your Baby Wants You to Know.

1:09

What Your Baby Wants You to Know'da yazdığı bir konu.

So, what do newborn babies want us to know? Dilbilgisi

1:12

Peki, yeni doğan bebekler ne bilmemizi istiyor?

Dilbilgisi

want us to know: want + nesne + to-infinitive

want us to know ifadesinde want'tan sonra nesne us ve to-infinitive to know gelir. Nesne, ikinci eylemi kimin yaptığını gösterir: bilmesi beklenen kişiler biziz. Bir kişi başka birinin bir şeyi yapmasını veya anlamasını istediğinde want + someone + to + verb yapısını kullanın.

Alıştırma

us ve listen sözcüklerini doğru yapıda kullanın: The teacher wants ____ quietly.

Cevabı göster

us to listen

Well, here's Marie's answer. Anlatım akışı

1:16

İşte Marie'nin cevabı.

Anlatım akışı

Here's Marie's answer: sıradaki içeriği sunmak

Here's Marie's answer, sırada gelecek cevabı sunar. Bu geçişte here's, cevabın fiziksel bir yerde bulunduğunu değil, here is ifadesinin "şimdi gelecek olan budur" anlamını taşır. Konuşmacılar, dinleyicileri bir soru veya girişten sonraki cevaba, örneğe, görüntüye ya da öğeye akıcı biçimde geçirmek için Here's + isim öbeği yapısını kullanır.

Alıştırma

Bir sunucu Maya'nın cevabını sunmak üzere. En akıcı geçişi hangi cümle sağlar?

  1. Maya's answer is under the table.
  2. Where's Maya's answer?
  3. Here's Maya's answer.
Cevabı göster

Here's Maya's answer.

I think they want us to know that

1:18

Sanırım bilmemizi istedikleri şey

they need us 100% Kelime

1:21

bize %100 ihtiyaçları olduğu,

Kelime

need us 100% ifadesindeki 100%: tamamen

Buradaki 100%, tamamen veya en üst düzeyde anlamı veren vurgulu bir zarf ifadesidir. need us 100% içinde, ölçülmüş bir oran bildirmek yerine bebeklerin yetişkinlere tamamen bağlı olduğunu vurgular. Aynı kullanım günlük konuşmada anlaşmayı, desteği veya kesinliği güçlendirebilir: I agree 100% tamamen katılıyorum demektir. 100%'ün gerçek bir veri mi yoksa güçlü bir vurgu mu olduğunu önceki fiile ve bağlama göre belirleyin.

Alıştırma

100% ifadesinin anlaşmayı günlük ve resmî olmayan bir şekilde güçlendirdiği cümleyi seçin.

  1. The answer is 100% correct.
  2. The bottle is 100% full.
  3. I 100% agree with your plan.
Cevabı göster

I 100% agree with your plan.

um because without us,

1:23

ııı çünkü biz olmadan,

they won't survive.

1:25

hayatta kalamazlar.

Without someone caring for them, Dilbilgisi

1:27

Onlara bakacak biri olmadan,

babies wouldn't survive.

1:28

bebekler hayatta kalamazdı.

Dilbilgisi

Without someone caring for them ... wouldn't survive: without + -ing ile koşul

Without someone caring for them, eksik olan şeyi, yani onlarla ilgilenen bir kişinin bulunmamasını söyleyerek bir koşul başlatır. Without'tan sonra gelen -ing cümleciği, if no one cared for them ifadesine yakın, kısa bir koşul anlatımıdır. Babies wouldn't survive bu varsayımsal koşuldaki sonucu verir. Buradaki wouldn't, bu koşul altında would not anlamına gelir; geçmişteki bir alışkanlığı veya geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz. Bu yapı, gerekli destek olmazsa ne olacağını belirtmeye yarar.

Alıştırma

Eksik bir koşulu belirtmek için without + kişi + -ing yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Without anyone helping us, we wouldn't finish on time.
  2. Without anyone help us, we wouldn't finish on time.
  3. Without anyone to helping us, we wouldn't finish on time.
Cevabı göster

Without anyone helping us, we wouldn't finish on time.

So, on a basic level, Kalıp ifadeler

1:30

Yani, temel düzeyde,

Kalıp ifadeler

on a basic level: en basit bakış açısını sunmak

On a basic level, “yalnızca en basit ve en önemli kısmına bakarsak” demektir. Burada, daha fazla ayrıntıdan önce kısa bir özet geleceğini dinleyiciye bildirir. Level burada fiziksel yüksekliği değil, bir şeyi analiz etme veya anlama düzeyini anlatır. Karmaşık bir fikri önce basitçe açıklamak için bu ifadeyi kullanabilirsin.

Alıştırma

Burada "on a basic level" dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı, ayrıntıları eklemeden önce en basit ana fikri veriyor.
  2. Konuşmacı, bir şeyin fiziksel olarak ne kadar yüksekte olduğunu anlatıyor.
  3. Konuşmacı, bütün teknik ayrıntıları aynı anda veriyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, ayrıntıları eklemeden önce en basit ana fikri veriyor.

every baby is saying,

1:31

her bebek şöyle diyor:

"Take care of me." Kalıp ifadeler

1:33

"Bana bak."

Kalıp ifadeler

Take care of me: take care of + nesne kullanımı

Take care of me, “benimle ilgilen ve ihtiyaçlarımı karşıla” demektir. Burada bu sözler, bir bebeğin bakım veren kişiden neye ihtiyaç duyduğunu özetler; bebeğin gerçekten söylediği sözler olmak zorunda değildir. Fiil kalıbı take care of + kişi, hayvan veya nesnedir. of sonrasındaki nesne, bakım gören kişi veya şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take care of kullanarak tamamla: Please ____ your little brother until I get home.

Cevabı göster

take care of

Marie says babies need us 100%.

1:34

Marie bebeklerin bize %100 ihtiyacı olduğunu söylüyor.

She uses the phrase 100% to emphasize that

1:37

Söylediklerinin tamamen doğru olduğunu

what she said is completely true.

1:40

vurgulamak için %100 ifadesini kullanıyor.

And we'll hear more soon, Anlatım akışı

1:42

Ve birazdan daha fazlasını duyacağız,

but first I have a question for you, Neil.

1:44

ama önce sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

we'll hear more soon, but first ...: sonrasını haber verip odağı geçici olarak değiştirmek

We'll hear more soon, mevcut konunun daha sonra devam edeceğini önceden bildirir. but first ise konuya dönmeden önce yapılması gereken bir şeye, bu cümlede bir soruya, geçer. “Daha sonra A, but first B” kalıbı sırayı açıkça gösterir. Buradaki but, A'yı iptal etmez; odağın geçici olarak değiştiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “duyurulan konuya dönmeden önce bunu yap” anlamındaki iki kelimelik hedef geçiş ifadesiyle tamamla: We'll hear more about the results soon, ____ I have a question for you.

Cevabı göster

but first

Although they look small and helpless, Dilbilgisi

1:47

Küçük ve çaresiz görünseler de,

babies are born with some amazing abilities.

1:49

bebekler bazı şaşırtıcı yeteneklerle doğarlar.

Dilbilgisi

Although ..., babies are born ...: önce ödünleme sunmak

Although they look small and helpless yan cümlesi önce doğru bir izlenimi kabul eder. Buna ödünleme yan cümlesi denir. Ardından babies are born ... ana cümlesi, konuşanın vurgulamak istediği karşıt noktayı verir. Kalıp even though X, Y anlamına gelir: X arka planı veya görünürdeki bir engeli verirken Y ana mesajı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle bir gerçeği kabul edip ardından daha önemli ve karşıt bir gerçeği sunmak için although ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Although the bag looks small, but it holds a lot.
  2. Although the bag looking small, it holds a lot.
  3. Although the bag looks small, it holds a lot.
Cevabı göster

Although the bag looks small, it holds a lot.

So, which of the following statements about newborn babies is true? Anlatım akışı

1:53

Peki, yeni doğan bebeklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Anlatım akışı

which of the following statements: bir listeden seçim yapma

which of the following statements, “verilen listedeki ifadelerden hangisi?” anlamına gelir. which of + sınırları belli bir grup yapısı, seçimi sunulan seçeneklerle sınırlar. Burada following, “sırada listelenen” veya “aşağıda verilen” anlamında bir sıfattır; “birinin arkasından giden” demek değildir. Bir bilgi yarışmasında bu ifade, dinleyiciyi listelenen ifadeleri karşılaştırıp birini seçmeye yönlendirir.

Alıştırma

“Listelenen ifadelerden hangisi” anlamındaki ders ifadesiyle bilgi yarışması sorusunu tamamlayın: ____ is true?

Cevabı göster

Which of the following statements

A, babies are born with a full set of teeth. Kalıp ifadeler

1:58

A, bebekler tam bir diş setiyle doğarlar.

Kalıp ifadeler

a full set of teeth: eksiksiz bir takım

a full set of teeth, eksiksiz bir grupta bulunması beklenen bütün dişler anlamına gelir. Burada set, “birbirine ait şeylerden oluşan grup” anlamında sayılabilen bir isimdir; full ise beklenen parçalardan hiçbirinin eksik olmadığını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp a full set of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir; örneğin a full set of tools. of'tan sonraki isim, gruptaki nesnelerin ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi a full set of kullanarak tamamlayın: The game box contains ____ cards.

Cevabı göster

a full set of

B, babies' eyes change color.

2:02

B, bebeklerin göz rengi değişir.

Or C, babies have the same number of bones as an adult. Dilbilgisi

2:05

Veya C, bebekler bir yetişkinle aynı sayıda kemiğe sahiptir.

Dilbilgisi

the same number of bones as: eşit sayıları karşılaştırma

Bu seçenekte the same number of bones as, bebeklerin kemik sayısıyla bir yetişkinin kemik sayısını eşit gösterir. Kalıp the same number of + çoğul sayılabilen isim + as + karşılaştırılan kişi veya şey şeklindedir. Buradaki as an adult, as an adult has ifadesinin kısaltılmış hâlidir; tekrar eden fiil söylenmez. same sözcüğünden sonra than değil as kullanılır. Than genellikle more veya fewer gibi karşılaştırma sözcükleriyle kullanılır; bones sayılabilen bir isim olduğu için burada number kullanılır.

Alıştırma

İki takımın oyuncu sayısının eşit olduğunu göstermek için cümleyi öğrendiğiniz karşılaştırma sözcükleriyle tamamlayın: This team has ____ number of players ____ that one.

Cevabı göster

the same · as

Oh, that's an interesting question.

2:10

Oh, bu ilginç bir soru.

I think I know the answer, though.

2:12

Yine de cevabı bildiğimi düşünüyorum.

I'm going to go with B. Öbek fiiller

2:14

Ben B diyorum.

Öbek fiiller

go with B: bir seçenek seçmek

Bu çoktan seçmeli soru bağlamında go with B, B seçeneğini seçmek anlamına gelir. B’yi konuşanın kararı olarak gösterir; B adlı biriyle fiziksel olarak bir yere gitmek anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp go with + seçenek veya seçilen şey biçimindedir. Genellikle mevcut alternatifleri düşündükten sonra verilen bir kararı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi seçmek anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After checking the menu, I'll ____ the vegetable soup.

Cevabı göster

go with

Babies' eyes change color.

2:16

Bebeklerin göz rengi değişir.

Okay.

2:17

Tamam.

Well, we'll find out if that's right at the end of the program. Öbek fiiller

2:18

Pekala, programın sonunda bunun doğru olup olmadığını öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out if that's right: bilinmeyen bir cevabın doğru olup olmadığını öğrenmek

Find out if that's right, bir şeyin doğru olup olmadığını gösteren bilgiyi edinmek demektir. Burada find out, bir nesneyi fiziksel olarak bulmak anlamına gelmez; kontrol ederek veya sonucu bekleyerek bilmemekten bilmeye geçmeyi anlatır. if yan cümlesi, cevaplanması gereken evet-hayır sorusunu verir: bu doğru mu? Bu cümlede we'll find out ... at the end, cevabın hâlâ bilinmediğini ve daha sonra ortaya çıkacağını gösterir.

Alıştırma

Test sonucu henüz belli değil. Tahmininizin doğru olup olmadığını daha sonra öğreneceğinizi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We'll guess whether the result is right.
  2. We already know that our guess was right.
  3. We'll find out if our guess was right when the result arrives.
Cevabı göster

We'll find out if our guess was right when the result arrives.

Now, if you've spent time with a baby, Kalıp ifadeler

2:21

Eğer bir bebekle zaman geçirdiyseniz,

Kalıp ifadeler

you've spent time with a ...: biriyle zaman geçirme deneyimini anlatmak

Spend time with someone, belirli bir süre o kişiyle birlikte olmak; çoğu zaman konuşmak, onunla ilgilenmek veya birlikte bir şeyler yapmak demektir. Spend yalnızca para ile değil, time nesnesiyle de kullanılabilir; with ise birlikte olunan kişiyi getirir. You've spent, spend fiilinin present perfect biçimidir. if yan cümlesinde, şu ana kadar bu deneyimi yaşadıysanız anlamına gelir. a artikeli a baby ifadesine aittir; bu nedenle yeniden kullanılabilen yapı have spent time with + kişi şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, birisiyle birlikte olmak anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: I like to ____ my grandparents on Sundays.

Cevabı göster

spend time with

you've probably noticed how much they move their little arms and legs. Dilbilgisi

2:24

küçük kollarını ve bacaklarını ne kadar çok hareket ettirdiklerini muhtemelen fark etmişsinizdir.

Dilbilgisi

how much they move: gömülü soruda düz cümle dizilişi

Bu cümlede how much they move, noticed sözcüğünden sonra gelen gömülü bir sorudur. Muhtemelen neyi fark ettiğinizi, yani onların hareketinin miktarını veya derecesini belirtir. Bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için how much + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır. how much do they move değil, how much they move denir.

Alıştırma

noticed sonrasında doğru sözcük dizilişine sahip cümleyi seçin.

  1. Have you noticed how much the puppy moves?
  2. Have you noticed how much moves the puppy?
  3. Have you noticed how much does the puppy move?
Cevabı göster

Have you noticed how much the puppy moves?

Here, Marie de Rome explains the meaning of these movements to BBC Radio 4 program Woman's Hour. Kültür

2:28

Burada Marie de Rome, bu hareketlerin anlamını BBC Radio 4 programı Woman's Hour'a açıklıyor.

Kültür

BBC Radio 4 program Woman's Hour: medya kaynağının adı

BBC Radio 4, Birleşik Krallık'ta bir radyo istasyonudur ve Woman's Hour bu istasyonun programlarından birinin adıdır. Bu ifade, Marie de Rome'un açıklamasının nerede yapıldığını veya aktarıldığını belirtir: bir yer ya da sıradan bir zaman dilimi değil, bir radyo programı. Woman's Hour burada özel bir program adı olduğu için sözcüğü sözcüğüne çevrilmek yerine bir ad olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Cümlede Woman's Hour neyi ifade ediyor?

  1. Bir BBC Radio 4 programının adı
  2. Kadınlara ayrılmış sıradan bir saatlik süre
  3. BBC Radio 4'un sahip olduğu bir bina
Cevabı göster

Bir BBC Radio 4 programının adı

75% of their movement are intentional,

2:35

Hareketlerinin %75'i kasıtlı,

synchronized. Kelime

2:40

senkronizedir.

Kelime

synchronized: zamanlama bakımından uyumlu

Burada synchronized, zamanlaması veya ritmi birbirine uyan ve koordineli biçimde gerçekleşen hareketleri anlatır. Yalnızca bilinçli ya da kasıtlı demek değildir; hareketlerin zaman içinde birlikte uyumla gerçekleştiğini de belirtir. Bu sözcük vücut hareketlerinin yanı sıra saatleri, cihazları, kayıtları veya grup hareketlerini de tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi zamanlama bakımından uyumlu anlamındaki hedef sözcükle tamamlayın: The dancers practiced until their movements were ____.

Cevabı göster

synchronized

They're not jerky.

2:41

Sarsıntılı değillerdir.

We know to the naked eye, Deyimler

2:43

Çıplak gözle,

they pull they appear very jerky. Dilbilgisi

2:45

çok sarsıntılı göründüklerini biliyoruz.

Deyimler

to the naked eye: araç kullanmadan çıplak gözle görmek

To the naked eye, bir aletin veya büyütülmüş görüntünün yardımı olmadan normal görüşle bakıldığında anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada appear very jerky ifadesinin, hareketlerin ilk bakışta nasıl göründüğünü anlattığını gösterir. Naked, gözün bir araçtan yardım almadığını belirtir; kişinin kıyafetsiz olmasıyla ilgili değildir. Bu ifade çoğu zaman daha dikkatli bir ölçümün farklı bir sonuç gösterebileceğine işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi alet kullanmadan bakıldığında anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____, the tiny scratch is almost invisible.

Cevabı göster

To the naked eye

Dilbilgisi

appear very jerky: appear + sıfat

Appear very jerky yapısında appear bağlayıcı fiildir ve doğrudan very jerky sıfat öbeğiyle devam eder. Burada hareketlerin çıplak gözle bakıldığında ani ve düzensiz göründüğü anlamına gelir. Appear, bunun doğrudan belirtilen bir gerçek yerine gözleme dayalı bir izlenim olduğunu gösterir. Bir sıfattan önce like eklemeyin: appear very jerky denir, appear like very jerky denmez.

Alıştırma

Cümleyi appear + very jerky yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: “From a distance, the robot's movement ____.”

Cevabı göster

appears very jerky

Yes.

2:47

Evet.

But they're not.

2:47

Ama öyle değiller.

They're there to bring us in, Öbek fiiller

2:48

Bizi, yani anne babaları,

the parents.

2:51

içine çekmek için oradalar.

Öbek fiiller

bring us in: birini etkileşime dahil etmek

Bring us in ifadesindeki bring ... in mecaz anlamda kullanılır. Bebeklerin hareketleri ebeveynleri etkileşime çeker ve karşılık vermeye teşvik eder; hiç kimse fiziksel olarak bir yere götürülmez. Başka durumlarda da kullanılabilen bring + kişi + in yapısı, o kişiyi bir tartışmaya, etkinliğe, karara veya etkileşime dahil etmek anlamına gelir. Burada the parents, us ile kimlerin kastedildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede bring Maya in ne anlama gelir? “Before we decide, let's bring Maya in.”

  1. Maya'dan ayrılmasını istemek.
  2. Maya'yı tartışmaya dahil etmek.
  3. Maya'yı odanın içine götürmek.
Cevabı göster

Maya'yı tartışmaya dahil etmek.

You know, they need us, all those movement are there to say,

2:52

Biliyorsunuz, bize ihtiyaçları var, tüm bu hareketler şunu söylemek için orada:

"Look, come look at me.

2:58

"Bak, gel bana bak.

I need you.

2:59

Sana ihtiyacım var.

I want you, you know, to play with you."

3:00

Seni istiyorum, biliyorsun, seninle oynamak istiyorum."

Babies move their arms and legs to create a bond with their parents. Kalıp ifadeler

3:02

Bebekler ebeveynleriyle bağ kurmak için kollarını ve bacaklarını hareket ettirirler.

Kalıp ifadeler

create a bond with someone: biriyle bağ kurmak

Create a bond with someone, o kişiyle yakın bir duygusal ilişki, güven veya bağ hissi oluşturmaya başlamak demektir. Buradaki bond, insanlar arasındaki bağı ifade eder; finansal bir tahvil anlamına gelmez. Kalıp create a bond with + kişi veya grup şeklindedir. Create, bağın oluşmaya başlamasına odaklanır; cümlede bu kalıp bebeklerin hareketlerinin amacını açıklar.

Alıştırma

Create a bond with ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: By playing together every day, Mia ____ her new classmate.

Cevabı göster

created a bond with

To the naked eye,

3:06

Çıplak gözle,

these movements look jerky,

3:07

bu hareketler sarsıntılı (jerky) görünür,

an adjective meaning sudden and quick,

3:09

ani ve hızlı,

not smooth-flowing.

3:12

akıcı olmayan anlamına gelen bir sıfat.

The phrase to the naked eye means in a way that can be seen without special instruments like a microscope

3:13

Çıplak gözle (to the naked eye) ifadesi, mikroskop gibi özel araçlar olmadan görülebilen

or is seen in the way an ordinary person would.

3:19

veya sıradan bir insanın görebileceği şekilde görülen anlamına gelir.

In reality, these jerky movements are intentional, Notlar

3:22

Gerçekte, bu sarsıntılı hareketler kasıtlıdır (intentional),

Anlatım akışı

In reality: ilk izlenimi düzeltmek

In reality, dinleyiciye bir sonraki ifadenin gerçek durumu verdiğini gösteren bir söylem işaretleyicisidir. Özellikle gerçek durum ilk görünüşten veya yaygın bir inanıştan farklı olduğunda kullanılır. Bu cümlenin başında, açıklamayı hareketlerin ani ve düzensiz görünmesinden onların bilinçli olduğu gerçeğine yöneltir. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

İlk izlenimi düzeltmek için dersteki işaretleyiciyi kullanın: The box looks heavy. ____, it is empty.

Cevabı göster

In reality

meaning that they're planned and done for a particular purpose.

3:26

yani planlanmış ve belirli bir amaç için yapılmışlardır.

Kelime

intentional: planlanmış ve bilerek yapılmış

Bu cümlede intentional, “planlanmış ve bilerek yapılmış” demektir. Hareketlerin rastgele ya da kazara olmadığını gösterir. Bu sıfat, arkasında bir amaç bulunan bir eylemi, seçimi, duraklamayı veya tasarımı anlatabilir. Burada hareketlerin amacı ebeveynlerin dikkatini çekmektir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Son kelimenin intentional mı yoksa intense mi olduğuna odaklanın.

  1. The movement was intentional.
  2. The movement was intense.
Cevabı göster

The movement was intentional.

This, to catch their parents' attention, Kalıp ifadeler

3:29

Bu, ebeveynlerinin dikkatini çekmek içindir,

Kalıp ifadeler

catch their parents' attention: ebeveynlerinin dikkatini çekmek

catch someone's attention, o kişinin birini ya da bir şeyi fark etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede hareketler ebeveynlerin bebeği fark etmesini sağlar; catch burada bir şeyi elle yakalamak anlamına gelmez. Kalıp catch + iyelik ifadesi + attention şeklindedir: catch my attention, catch her attention, catch the teacher's attention. catch their parents' attention ifadesindeki their parents', dikkatin kime ait olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi catch someone's attention kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The bright sign ____. It made the customers notice it.

Cevabı göster

caught the customers' attention

so they will be noticed and cared for. Dilbilgisi

3:31

böylece fark edilirler ve onlara bakılır.

Dilbilgisi

will be noticed and cared for: will be bölümünü paylaşan iki edilgen yapı

Onların başına iki şey gelecek: biri onları fark edecek ve biri onlarla ilgilenecek. İngilizcede iki eylem de edilgen yapılır ve will be ortak kullanılır: will be noticed and cared for. Care for, “bakmak, ilgilenmek” anlamına gelir. Edilgen yapıya geçtiğinde for kalmalıdır: someone will care for them ifadesi they will be cared for biçimine dönüşür. Bu anlamda be cared doğru değildir.

Alıştırma

Cümleyi care for ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: At the shelter, every puppy will be noticed and ____.

Cevabı göster

cared for

Marie's book is aimed at new parents who are learning to understand their baby's body language. Notlar

3:33

Marie'nin kitabı, bebeklerinin beden dilini anlamayı öğrenen yeni ebeveynleri hedefliyor.

Kalıp ifadeler

is aimed at new parents: hedef kitleyi belirtmek

Is aimed at new parents, “yeni ebeveynler için hazırlanmış veya yazılmıştır” anlamına gelir. Buradaki aimed at, kitabın hedeflenen okurlarını belirtir; bir şeyi fiziksel olarak onlara doğrultmayı anlatmaz. Bir kitabın, kursun, ürünün, etkinliğin veya hizmetin kimler için tasarlandığını söylemek için be aimed at + hedef kitle yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi be aimed at ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This science club ____ children aged eight to ten.

Cevabı göster

is aimed at

Kelime

body language: hareketler ve ifadeler yoluyla iletişim

Body language; duruş, hareket, jest, yüz ifadesi ve görülebilen diğer fiziksel davranışlarla, sözcük kullanmadan aktarılan bilgiyi ifade eder. Burada ebeveynler, bebeğin hareketlerini ve ifadelerini ihtiyaç ya da duygularına ilişkin ipuçları olarak okumayı öğreniyor. Bu kalıplaşmış bir terimdir; bedenin gerçek anlamda bir dil konuşması demek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede body language ne anlama geliyor?

  1. Duruş, hareket ve yüz ifadeleriyle aktarılan mesajlar.
  2. Vücut bölümlerini adlandırmak için kullanılan sözcükler.
  3. Yalnızca bebeklerin konuşabildiği bir dil.
Cevabı göster

Duruş, hareket ve yüz ifadeleriyle aktarılan mesajlar.

But she also has advice for parents who are finding it difficult to bond with their newborn, Dilbilgisi

3:38

Ancak BBC Radio 4 programı Woman's Hour'a burada açıkladığı gibi,

Dilbilgisi

finding it difficult to bond with: find it + sıfat + to do yapısı

find it + adjective + to do yapısında it, geçici bir nesne görevi görür. Asıl değerlendirilen eylemi to ile kurulan mastar belirtir. Burada finding it difficult to bond with their newborn, ebeveynlerin bebekle yakın bir duygusal bağ kurmayı zor bulduğu anlamına gelir. Finding, are sözcüğünden sonra kullanılan find fiilinin -ing biçimidir. Sıfat değişebilir: find it easy to ask veya find it important to listen. Sıfatı it sözcüğünden sonra ve to ile kurulan mastardan önce kullanın.

Alıştırma

Cümleyi find it + adjective + to do yapısıyla tamamlayın. difficult ve concentrate sözcüklerini kullanın: I ____ in a noisy room.

Cevabı göster

find it difficult to concentrate

as she explains here to BBC Radio 4 program Woman's Hour.

3:43

yeni doğan bebekleriyle bağ kurmakta zorlanan ebeveynler için de tavsiyeleri var.

Parenting is really hard.

3:47

Ebeveynlik gerçekten zordur.

Falling in love with this little baby is not,

3:48

Bu küçük bebeğe aşık olmak,

you know, this idea that love at first sight. Deyimler

3:51

biliyorsunuz, bu ilk görüşte aşk fikri gibi değil.

Deyimler

love at first sight: ilk karşılaşmada doğan ani sevgi

Love at first sight, birini ilk kez gördüğünüzde veya onunla tanıştığınızda hemen sevgi hissetmek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Sözcükleri ayrı ayrı değil, ifadenin tamamını birlikte anlamak gerekir; sight burada ilk karşılaşmayı belirtir. Bu cümlede genellikle romantik ilişkiler için kullanılan deyim, bir ebeveynin bebeğiyle ilk kez buluşmasına uygulanıyor. Konuşmacı, ebeveyn sevgisinin anında ortaya çıkması gerektiği yönündeki ideal beklentiyi reddediyor; ebeveynlerin bebeklerini sevebileceğini inkâr etmiyor.

Alıştırma

"İlk karşılaşmada anında başlayan sevgi" anlamındaki dört sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: They felt an instant connection when they met. It was ____.

Cevabı göster

love at first sight

I think it's such a um unhelpful cliche. Kelime

3:54

Bence bu çok ııı yararsız bir klişe.

Kelime

unhelpful cliche: yardımcı olmayan bayat bir fikir

Cliche, çok sık tekrarlandığı için bayat veya özgünlükten yoksun görünen bir ifade ya da fikirdir. Buna unhelpful cliche demek ikinci bir değerlendirme ekler: yararlı destek veya yönlendirme sağlamaz, hatta baskı yaratabilir. Dolayısıyla konuşmacı hem fikrin aşırı kullanılmasını hem de etkisini eleştiriyor. Cliche yalnızca herhangi bir yaygın ifade anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacı bir fikre unhelpful cliche diyerek ne anlatıyor?

  1. Yararlı destek sağlamayan, aşırı kullanılmış bir fikirdir.
  2. Özellikle açık talimatlar içeren yaygın bir ifadedir.
  3. Açıklanması zor olan yeni bir fikirdir.
Cevabı göster

Yararlı destek sağlamayan, aşırı kullanılmış bir fikirdir.

It will take time to love that baby, Kalıp ifadeler

3:58

O bebeği sevmek,

Kalıp ifadeler

will take time to love: gelecekte yavaş yavaş gelişen bir süreç

it will take time to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin veya duygunun hemen ortaya çıkmak yerine yavaş yavaş gelişeceğini anlatır. Will bu süreci geleceğe yerleştirir; love ise to’dan sonra yalın hâlde kalır. Buradaki take, ‘eline almak’ veya ‘alıp götürmek’ değil, ‘gerektirmek’ anlamındadır. Aynı kalıp öğrenme, alışma veya güven oluşturma gibi hemen gerçekleşemeyen süreçlerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Take time to ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: It will ____ feel comfortable in a new school.

Cevabı göster

take time to

to get to know that baby. Kalıp ifadeler

4:01

o bebeği tanımak zaman alacak.

Kalıp ifadeler

get to know that baby: zaman içinde tanımak

Get to know + kişi, o kişiyi zaman içinde yavaş yavaş tanımak demektir. Birisi hakkında pek bir şey bilmeme durumundan onu daha iyi anlama durumuna geçişe odaklanır. Bu kalıpta get, ‘almak’ değil, ‘hâle gelmek’ anlamındadır. Know genellikle ulaşılan durumu, get to know ise o duruma ulaşma sürecini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle birini zaman içinde tanıma sürecini en açık şekilde gösterir?

  1. Over the next few weeks, I got to know my new neighbour.
  2. I met my new neighbour yesterday.
  3. I know my new neighbour well.
Cevabı göster

Over the next few weeks, I got to know my new neighbour.

Many new parents dream about falling in love with their baby at first sight. Kalıp ifadeler

4:03

Pek çok yeni ebeveyn, bebeklerine ilk görüşte aşık olmanın hayalini kurar.

Kalıp ifadeler

dream about falling in love with: dream about + -ing yapısı

dream about falling in love with, dream about + -ing yapısını kullanır. Burada about bir edattır; bu yüzden fall, falling biçimine girer ve fall olarak kalamaz. Bu cümlede dream about, mutlaka uykuda görülen bir rüyayı değil, bir deneyimi hayal etmeyi veya onu çok istemeyi anlatır. -ing öbeğinin tamamı umut edilen deneyimi, yani bebeği sevmeye başlamayı adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi about ve fly fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Noah dreams ____ around the world one day.

Cevabı göster

about flying

The idiom love first sight means being in love with someone as soon as you see them for the first time.

4:08

İlk görüşte aşk (love at first sight) deyimi, birini ilk gördüğünüz anda ona aşık olmak anlamına gelir.

But Marie thinks this ideal dream can cause problems.

4:15

Ancak Marie bu ideal rüyanın sorunlara neden olabileceğini düşünüyor.

She calls it an unhelpful cliche.

4:18

Buna yararsız bir klişe diyor.

A cliche is an overused phrase or comment that has been said so much that it's become unoriginal and uninteresting

4:21

Klişe (cliche), o kadar çok söylenmiş ki artık orijinalliğini yitirmiş ve ilginç olmayan

and in some cases unhelpful.

4:28

ve bazı durumlarda yararsız hale gelmiş, aşırı kullanılmış bir ifade veya yorumdur.

For example, by creating unrealistic expectations Dilbilgisi

4:30

Örneğin, gerçekçi olmayan beklentiler yaratarak

or by making parents feel guilty they're not doing enough.

4:33

veya ebeveynlerin yeterince yapmadıkları için kendilerini suçlu hissetmelerine neden olarak.

Dilbilgisi

by creating unrealistic ... or by making parents feel guilty: paralel by + -ing öbekleri

by creating unrealistic expectations ve by making parents feel guilty, by + -ing yapısıyla kurulan iki paralel öbektir. Her biri, bir şeyin zararlı bir etkiyi hangi yolla oluşturabileceğini açıklar. or bu iki yolu zaman içindeki adımlar olarak değil, alternatif olasılıklar olarak sunar. İkinci -ing öbeğinden önce by sözcüğünü tekrarlamak, özellikle öbekler uzun olduğunda paralel yapıyı belirginleştirir.

Alıştırma

Cümleyi explain ve give kullanarak iki paralel by + -ing öbeğiyle tamamlayın: The guide can reduce mistakes ____ common problems or ____ clear examples.

Cevabı göster

by explaining · by giving

Marie says it takes time to get to know a newborn baby and to fall in love.

4:37

Marie, yeni doğan bir bebeği tanımanın ve ona aşık olmanın zaman aldığını söylüyor.

But for most parents,

4:42

Ancak çoğu ebeveyn için,

all the misunderstandings, sleepless nights, and dirty nappies are worth it for their amazing baby. Kalıp ifadeler

4:44

tüm yanlış anlamalar, uykusuz geceler ve kirli bezler inanılmaz bebekleri için buna değer.

Kalıp ifadeler

are worth it: sonuç çekilen sıkıntıya değer

Are worth it, iyi sonucun bütün sıkıntıları kabul edilebilir hâle getirdiğini anlatır. Buradaki it; yanlış anlaşılmaları, uykusuz geceleri ve kirli bezleri tek bir toplam bedel olarak karşılar. Worth burada are'dan sonra gelen bir sıfattır, fiil değildir. Yeniden kullanılabilen yapı be worth it kalıbıdır; be'nin biçimi özneye ve zamana göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak are worth it ifadesiyle tamamlayın: All the early mornings ____ when I see how much my garden has grown.

Cevabı göster

are worth it

And speaking of amazing babies, Anlatım akışı

4:50

Ve inanılmaz bebeklerden bahsetmişken,

what was the correct answer to your question, Beth?

4:52

sorunun doğru cevabı neydi, Beth?

Anlatım akışı

speaking of amazing babies: ilgili bir konuya geçiş

Speaking of + konu, konuşmayı bağlayan bir yapıdır. Biraz önce sözü edilen bir şeyi alır ve onunla bağlantılı bir düşünce veya soruyu ortaya getirir. Burada amazing babies önceki yorumla ardından gelen soruyu birbirine bağlar. Konuşan bebekler değildir; of sonrasındaki isim öbeği konuşulan konuyu belirtir.

Alıştırma

Konuşmada biraz önce hafta sonu etkinliklerinden söz edildi. Hangi cümle ilgili bir soruya doğal biçimde geçer?

  1. Because we need a place to stay, have you booked the campsite?
  2. Although it may rain, have you booked the campsite?
  3. Speaking of weekend plans, have you booked the campsite?
Cevabı göster

Speaking of weekend plans, have you booked the campsite?

Well, the correct statement was that babies' eyes change color.

4:55

Doğru ifade bebeklerin göz renginin değiştiğiydi.

I think you got that right, Neil. Kalıp ifadeler

4:59

Sanırım doğru bildin, Neil.

Kalıp ifadeler

got that right: doğru bir cevabı veya yargıyı onaylamak

Get something right, bir şeyi doğru cevaplamak, anlamak veya değerlendirmek demektir. got that right ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; that ise az önce verilen cevap ya da yargıya gönderme yapar. Burada ifade olumlu geri bildirim verir. Got, “aldı” ya da “elde etti” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle birine cevabının doğru olduğunu doğal biçimde söyler?

  1. You got the answer right.
  2. You received the correct answer.
  3. You wrote the answer on the right.
Cevabı göster

You got the answer right.

I did.

5:00

Evet, bildim.

It's an amazing fact,

5:01

Bu inanılmaz bir gerçek,

but apparently true. Kelime

5:02

ama görünüşe göre doğru.

Kelime

apparently true: mevcut bilgilere göre doğru

Apparently true, haberlerin, kanıtların veya görülen durumun bir şeyin doğru olduğunu düşündürdüğünü, ancak konuşanın bunu bizzat doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadığını belirtir. Bu cümlede but, gerçeğin şaşırtıcı oluşuyla yine de doğru görünmesi sonucunu karşı karşıya getirir. Apparently belli bir mesafe bırakır; completely ya da certainly anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir iddiayı destekleyen bir haber okudunuz ancak kendiniz kontrol etmediniz. Hangi cümle bu mesafeyi en iyi korur?

  1. The claim is certainly false.
  2. The claim is apparently true.
  3. The claim is definitely true.
Cevabı göster

The claim is apparently true.

Yes, indeed.

5:03

Evet, gerçekten.

Okay, so let's recap the vocabulary we've learned in this episode, Anlatım akışı

5:05

Tamam, o zaman bu bölümde öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: kısa bir tekrara başlamak

Let's recap the vocabulary, “daha önce öğrendiğimiz kelimeleri kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Recap yalnızca ana noktaları özetler; her şeyi baştan ayrıntılı biçimde öğretmek anlamına gelmez. Bu ifade konuşmayı düzenleme görevi de görür. Dersin ana bölümünün sona yaklaştığını ve kısa bir özetin başlayacağını gösterir. Let's, gözden geçirme eylemini konuşmacı ile dinleyicinin birlikte yapacağı bir şey olarak sunar.

Alıştırma

“Kelimeleri kısaca gözden geçirelim” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we finish, ____ from today's lesson.

Cevabı göster

let's recap the vocabulary

starting with the phrase 100%,

5:09

%100 ifadesiyle başlayalım,

which can be used to emphasize that you completely agree with something

5:12

bu ifade, bir şeye tamamen katıldığınızı

or that you consider something to be completely right or wrong. Dilbilgisi

5:16

veya bir şeyin tamamen doğru veya yanlış olduğunu düşündüğünüzü vurgulamak için kullanılabilir.

Dilbilgisi

consider something to be completely right or wrong: bir yargıda bulunmak

consider + nesne + to be + tümleç yapısı, “bir kişinin veya şeyin belirli bir niteliğe sahip olduğuna hükmetmek ya da inanmak” anlamına gelir. Bu cümlede something değerlendirilen nesnedir; completely right or wrong ise bu değerlendirmeyi açıklayan tümleçtir. Bir sıfattan önce to be çoğu zaman çıkarılabilir: consider something completely wrong. To be ifadesini kullanmak yapıyı özellikle açık hâle getirir ve daha resmî duyulabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yargı bildirmek için consider + nesne + to be + tümleç yapısını kullanıyor?

  1. The committee is considering revising the proposal.
  2. The committee considers the proposal to be practical.
  3. The committee will consider the proposal tomorrow.
Cevabı göster

The committee considers the proposal to be practical.

If you describe a movement as jerky, Kalıp ifadeler

5:20

Bir hareketi sarsıntılı (jerky) olarak tanımlıyorsanız,

Kalıp ifadeler

describe a movement as jerky: describe A as B kalıbı

Describe A as B, “A’yı B niteliğine veya sınıfına sahip olarak tanımlamak” demektir. Bu cümlede a movement A’dır; jerky ise B görevindeki sıfattır. As, A’ya verilen tanımı başlatır. Burada A’nın yalnızca başka bir şeye “benzediği” anlamına gelmez.

Alıştırma

Describe A as B kalıbını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The guide ____ the path ____ dangerous.

Cevabı göster

described · as

you mean it moves suddenly and stops and starts

5:22

pürüzsüz bir şekilde akmak yerine

rather than flowing smoothly. Dilbilgisi

5:25

aniden hareket ettiğini, durup başladığını kastediyorsunuzdur.

Dilbilgisi

rather than flowing smoothly: alternatif bir eylemle karşıtlık

Rather than flowing smoothly, “pürüzsüz ve kesintisiz biçimde hareket etmek yerine” demektir. Gerçekte olan sarsıntılı hareketi, olmayan düzgün hareketle karşılaştırır. Rather than ifadesinden sonra gelen -ing biçimi, alternatif eylemi veya yapma şeklini belirtebilir. İki eylemi karşılaştırırken walking rather than running örneğindeki gibi biçimleri doğal şekilde eşleştirin.

Alıştırma

Hangi cümlede rather than doğal bir paralel yapıyla kullanılmıştır?

  1. Ava exercised by walking rather than running.
  2. Ava exercised by walking rather than ran.
  3. Ava exercised by walked rather than running.
Cevabı göster

Ava exercised by walking rather than running.

The adjective intentional means planned and purposeful.

5:27

Kasıtlı (intentional) sıfatı planlı ve amaca yönelik anlamına gelir.

The phrase to the naked eye means in a way that can be seen without special instruments

5:30

Çıplak gözle (to the naked eye) ifadesi, özel aletler olmadan görülebilen

or to someone without special knowledge.

5:35

veya özel bir bilgisi olmayan biri için görülebilen bir şekilde anlamına gelir.

The idiom love first sight describes the experience of starting to love someone as soon as you see them for the first time.

5:37

İlk görüşte aşk (love at first sight) deyimi, birini ilk gördüğünüz andan itibaren onu sevmeye başlama deneyimini tanımlar.

And finally, an unhelpful cliche is an overused phrase or comment,

5:45

Ve son olarak, yararsız bir klişe (cliche), yararsız veya gerçekçi olmayan tutumlar yaratma etkisine sahip,

a cliche, which has the effect of creating unhelpful or unrealistic attitudes. Kalıp ifadeler

5:50

aşırı kullanılan bir ifade veya yorumdur.

Kalıp ifadeler

has the effect of creating: bir sonucu açıklama

Have/has the effect of + -ing, bir şeyin belirli bir sonuç doğurduğunu anlatır. Burada has the effect of creating, klişenin yararsız veya gerçekçi olmayan tutumların gelişmesine yol açtığını söyler. Effect burada “etki” ya da “sonuç” anlamındadır; “özel efekt” anlamında değildir. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: of creating. Bu yapı, sonuç olarak gerçekten ne olduğuna odaklanır; sonucun amaçlanmış olduğunu zorunlu olarak belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi reduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new rule had the effect of ____ waste.

Cevabı göster

reducing

Once again, our 6 minutes are up, Kalıp ifadeler

5:55

Bir kez daha 6 dakikamız doldu,

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre doldu

Bir zaman dilimi için be up kullanıldığında, ayrılan sürenin tamamının kullanıldığı ve etkinliğin bitmesi gerektiği anlatılır. Our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikalık bölümün bittiği anlamına gelir; up burada “daha yüksek” demek değildir. Çoğul özne minutes ile are kullanılır. Tekil isim time ile is kullanılır: Our time is up. Daha kısa olan Time's up biçimi de yaygındır.

Alıştırma

Duyuruyu time is up ile tamamlayın: Please put down your pencils—____.

Cevabı göster

time is up

but remember you can find many more episodes plus a quiz and worksheet for this one on our website, bbclearningenglish.com.

5:57

ancak web sitemiz bbclearningenglish.com'da daha birçok bölümün yanı sıra bunun için bir sınav ve çalışma sayfası bulabileceğinizi unutmayın.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.