Eyvah, yangın var! - Peppa yangını söndürmek için itfaiye aracına biniyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Anne Pig itfaiye aracı tatbikatına katılırken Baba Pig ve diğer babalar barbekü yapar. Barbekü alev alınca ekip yangını suyla söndürür; bunun sonucunda bahçe su altında kalır ve herkesin zıplayabileceği çamurlu su birikintileri oluşur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. for climbing, / for squirting water, / to ring. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: for + -ing ve to + fiil yapılarının bir nesnenin ne işe yaradığını anlatabildiğini kavrayın. Bu iki yapıyı kullanarak araçların, ekipmanların ve bunların ayrı parçalarının kullanım amaçlarını açıkça ifade edebilirsiniz. 2. put out, — Phrasal Verbs: Yangın bağlamında put out ifadesinin put ve out sözcüklerinin bire bir anlamlarından farklı olarak “söndürmek” demek olduğunu ayırt edin. Yangınların, mumların veya başka alevlerin söndürülmesini doğal biçimde anlatabilirsiniz. 3. now that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: now that yapısının artık gerçek olan yeni bir durumu tanıtıp onu bir eyleme, olasılığa veya sonuca nasıl bağladığını öğrenin. Örneğin bahçenin su altında kalması, herkesin çamurlu su birikintilerinde oynamasını mümkün kılar.
Bu derste
fire engine: itfaiye aracı
Fire engine, itfaiyecilerin kullandığı bir aracı belirten birleşik bir addır. Bu başlıkta aracın tamamını adlandırır; engine yalnızca aracın içindeki motor anlamına gelmez. Fire engine bir araç adı olarak kullanıldığında iki kelimeyi tek bir kelime birimi olarak anlayın.
Alıştırma
Britanyalı çocuklara yönelik bir hikâyede The fire engine is here ne anlama gelir?
- Aracın motoru yanıyor.
- Bir lokomotif burada.
- İtfaiye aracı burada.
Cevabı göster
İtfaiye aracı burada.
be dressed as + rol: bir rolün kostümünü giymek
Be dressed as + bir rol, o role ait kıyafeti veya kostümü giymek anlamına gelir. Bu cümlede Anne Domuz, giydikleri nedeniyle bir itfaiyeciye benzer; cümle itfaiyeciliğin onun gerçek işi olduğunu söylemez. Yapı be + dressed as + rol şeklindedir. Kostümlerden, tiyatro oyunlarından ve hayalî rol oyunlarından söz ederken yaygındır.
Alıştırma
Kostümlü bir rolü göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: For the parade, Mia is ____ a dragon.
Cevabı göster
dressed as
I'm going to the Mummy's fire engine practice. Dilbilgisi
0:26Annelerin itfaiye aracı tatbikatına gidiyorum.
'I'm going to' + etkinlik: hareket fiili go
Bu cümlede going, hareket bildiren asıl fiildir. To, etkinliği konuşanın gideceği yer olarak tanıtır; dolayısıyla I'm going to the Mummy's fire engine practice, konuşanın oraya gidip etkinliğe katılacağı anlamına gelir. to sözcüğünden sonra ne geldiğine bakın. go to + isim yapısında isim öbeği genellikle bir varış yerini veya etkinliği belirtir. be going to + fiilin yalın hâli ise gelecek planını ya da tahmini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede going to yapısından sonra fiilin yalın hâli değil, varış yeri olan bir etkinlik gelir?
- She is going to prepare for the meeting.
- She is going to the meeting.
- She is going to cancel the meeting.
Cevabı göster
She is going to the meeting.
It's just a good excuse for a cup of tea and a chat. Ton ve niyet
0:31Sadece bir fincan çay ve sohbet için iyi bir bahane.
'a good excuse for ...': hafif bir dille söylenen hoş neden
Burada a good excuse for ..., bir şeyin tadını çıkarmak için memnuniyet verici bir neden veya fırsat anlamına gelir. Bu kullanımda excuse, özür dileme ya da sorumluluktan kaçmak için uydurulan dürüst olmayan bir bahane anlamı taşımaz. Just ile birlikte cümlenin tamamı resmî etkinliğin önemini şakacı biçimde azaltır ve onu esas olarak çay içip sohbet etme fırsatı gibi gösterir. Daha genel olarak X is a good excuse for Y, bir durumu başka bir şey için hoş bir neden olarak sunabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a good excuse for a cup of tea and a chat ne anlama gelir?
- Hiç kimseyle konuşmamak için bir nedendir.
- Çayı döktüğü için özür dilemektir.
- Çay içip sohbet etmek için hoş bir neden sağlar.
Cevabı göster
Çay içip sohbet etmek için hoş bir neden sağlar.
I've got a very important meeting with the Daddy's football team. Kalıp ifadeler
0:37Babalar futbol takımıyla çok önemli bir toplantım var.
I've got a meeting with... ile planlanmış bir toplantıyı belirtmek
I've got a meeting with... ifadesi, “… ile planlanmış bir toplantım var” demektir. Burada have got mevcut bir programı bildirir; “teslim almış olmak” anlamına gelmez. with ifadesinden sonra gelen kişi veya grup, toplantının kiminle olduğunu gösterir. Futbol maçına a very important meeting demek, sıradan bir boş zaman etkinliğini resmî ve ciddi gösterir. Bu abartılı anlatım şakayı oluşturur.
Alıştırma
Program cümlesini have got yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ a meeting with the designer at three.
Cevabı göster
I've got
That's just a lot of grown-up boys kicking a football around. Notlar
0:42Bu sadece bir futbol topuna vuran bir sürü koca adam.
grown-up boys: yetişkin erkekler için takılmalı bir adlandırma
Grown-up burada sıfattır; bu nedenle grown-up boys ifadesi yetişkinlik fikrini boys sözcüğüyle birleştirir. Bu bağlamda yetişkin erkekleri şakacı bir biçimde “koca çocuklar” olarak gösterir; resmî bir yaş kategorisi değildir. men yerine boys seçilmesi, onların hâlâ oyuncu veya çocuksu olduğunu düşündürür. Bu takılma ifadesi, sözde önemli toplantının ciddiyetini azaltır.
Alıştırma
Bu cümlede grown-up boys neyi ima ediyor?
- Çocukların birdenbire boylarının uzadığı anlamına gelir.
- Bir grup ergen öğrenciyi resmî olarak tanımlar.
- Yetişkin erkekleri şakayla oyuncu çocuklar gibi gösterir.
Cevabı göster
Yetişkin erkekleri şakayla oyuncu çocuklar gibi gösterir.
kicking a football around: gelişigüzel top oynamak
Kick a football around, etkinliği düzenli bir maç gibi görmeden eğlenmek için topa rahatça vurmak veya paslaşmak demektir. Buradaki around, topun rahat bir şekilde ileri geri ya da farklı yönlere hareket ettirilmesi anlamını katar. Topun bir çember çizdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede kick ... around rahatça top oynamayı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- We kicked the ball into the goal to win the final.
- We kicked a ball around in the park after lunch.
- We carried a ball around the park after lunch.
Cevabı göster
We kicked a ball around in the park after lunch.
Here are Mr. Bull, Mr. Rabbit, Mr. Pony, and Mr. Zebra.
0:49İşte Bay Boğa, Bay Tavşan, Bay Midilli ve Bay Zebra.
come out to play: dışarı çıkıp oyuna katılmak
Come out to play, bir evden veya başka bir kapalı yerden çıkıp diğer insanların oyununa katılmak demektir. Out içeriden dışarıya doğru hareketi, to play ise dışarı çıkma amacını gösterir. Is Daddy Pig coming out to play? cümlesinde şimdiki zaman, beklenen veya yakın gelecekteki bir planı sorar. Burada come out sıradan fiziksel hareket anlamındadır.
Alıştırma
Mia içeride, arkadaşları ise bahçede onu bekliyor. 'Evden çıkıp oyuna katılmak' anlamındaki ifadeyle soruyu tamamlayın: Is Mia ____?
Cevabı göster
coming out to play
come on: birini acele edip katılmaya teşvik etmek
Come on burada konuşma dilinde kullanılan bir teşvik ifadesidir. ‘Acele et’ ya da ‘bize katıl’ anlamına gelir; konuşan kişi karşısındakini beklemeyi bırakıp katılmaya teşvik eder. Bu ifade bir bütün olarak kullanılır; on bir yer veya yön bildirmez. Ton, tutumu belirler: neşeli bir ton cesaret verici, sert bir ton ise sabırsız gelebilir.
Alıştırma
Arkadaşınız hâlâ kapının yanında dururken grup ayrılıyor. Hangi cümle ona dostça acele edip gruba katılmasını söyler?
- The cartoon comes on at six.
- Come on, we're leaving now!
- Please switch the light on.
Cevabı göster
Come on, we're leaving now!
can we see...?: izin istemek
Can we + fiilin yalın hâli...? konuşan kişi ve bir ya da daha fazla kişi için izin istemenin günlük bir yoludur. Burada can we see...? yalnızca ‘görme yeteneğimiz var mı?’ değil, ‘gidip bakmamıza izin var mı?’ anlamına gelir. can we sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: can we see, can we go, can we play. Soru biçimi, isteği doğrudan emir vermekten daha doğal yapar.
Alıştırma
Bir ebeveyne yöneltilen isteği Can we...? ile tamamlayın: Mum, ____ stay up for ten more minutes?
Cevabı göster
can we
Come and see ... ile samimi bir davet
Come and see + isim, birini yaklaşmaya ve bir şeye bakmaya davet eder. İki fiil doğal bir sıra oluşturur: önce gelmek, sonra görmek. Yapı biçim olarak emir cümlesidir; ancak dostça bir tonla söylendiğinde katı bir emir değil, davet veya heyecanlı bir çağrı işlevi görür.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak samimi daveti tamamlayın: ____ the model I built.
Cevabı göster
Come and see
There's a ladder for climbing, a hose for squirting water, and a big bell to ring. Dilbilgisi
1:23Tırmanmak için bir merdiven, su püskürtmek için bir hortum ve çalmak için büyük bir çan var.
for climbing ... for squirting water ... to ring: kullanım amacını anlatma
Bir isimden sonra gelen for + fiil-ing, bir nesnenin amaçlanan veya normal kullanımını belirtir: a ladder for climbing ve a hose for squirting water. Buradaki -ing biçimleri, şu anda birinin tırmandığı veya su püskürttüğü anlamına gelmez. İsim + to + fiilin yalın hâli, nesneyi belirli bir eylem için kullanılabilir bir şey olarak sunabilir: a bell to ring, birinin çalabileceği bir çan demektir. Bu amaç açıklamalarında for sonrasında -ing biçimi, mastar to sonrasında ise fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
İlk boşlukta store, ikinci boşlukta pull kullanın. Amaç açıklamalarını tamamlayın: This shelf is for ____ books, and this is a cord to ____ in an emergency.
Cevabı göster
storing · pull
Now, let's go up the tower and look for fires. Notlar
1:35Şimdi, kuleye çıkalım ve yangın olup olmadığına bakalım.
Let's go up the tower: birlikte bir eylem önerme
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Burada let's go, “birlikte gidelim” demektir; “sen tek başına git” anlamında bir emir değildir. go up the tower ifadesinde up hareketin yönünü gösterir: grup kulenin içinde daha yüksek bir yere doğru çıkar. Başka ortak eylemler önermek için de Let's + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Let's + fiilin yalın hâli ve go up kullanarak ortak öneriyi tamamla: ____ the stairs together and check the top floor.
Cevabı göster
Let's go up
Look for fires: bir şeyi aramak
Look for + isim, yeri henüz bilinmeyen veya varlığı doğrulanmamış bir kişiyi, şeyi ya da işareti bulmaya çalışmak demektir. Bu cümlede look for fires, çevreyi tarayıp yangın olup olmadığına bakmak anlamına gelir. Bu yapıda for gereklidir; look fires dil bilgisine uygun değildir. Eylem yalnızca gözünü bir şeye çevirmek değil de aramak olduğunda look for + aranan hedef yapısını kullan.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyi bulmaya çalışmak anlamındaki look for yapısının uygun biçimiyle tamamla: I can't find my keys, so I'm ____ them.
Cevabı göster
looking for
Ah, who's for a nice cup of tea and a chat? Ton ve niyet
1:44Ah, kim güzel bir fincan çay ve sohbet ister?
Who's for ...?: Britanya İngilizcesinde samimi grup daveti
Who's for + bir nesne veya etkinliği adlandıran isim öbeği? kalıbı, bir gruba kimin bir şey istediğini veya kimin katılmak istediğini samimi biçimde sormanın bir yoludur. Bu cümlede konuşan kişi herkesi çay içip sohbet etmeye davet ediyor. Burada for, bir öneriye istekli olmayı gösterir. “Bir amaç uğruna” anlamına gelmez ve bu soru kalıbındaki who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır.
Alıştırma
Who's for...? kalıbını kullanarak bir gruba yönelik bu samimi Britanya İngilizcesi davetini tamamlayın: ____ a walk after lunch?
Cevabı göster
Who's for
the fire phone: yangın acil durum telefonu
İtfaiye istasyonundaki bu sahnede the fire phone, yangınlarla ilgili çağrıları almak veya işleme koymak için ayrılmış bir telefondur. Fire, telefonu niteleyen bir isimdir ve telefonun amacını gösterir. Telefon yanıyor değildir. Onu acil durum ekipmanı olarak anlamak, neden yalnızca yangın olduğunda kullanılması gerektiğini açıklar.
Alıştırma
Bu sahnede the fire phone ne anlama geliyor?
- Alev almış bir telefon.
- Yangınla ilgili acil durumlar için kullanılan özel bir telefon.
- Alev biçiminde bir oyuncak telefon.
Cevabı göster
Yangınla ilgili acil durumlar için kullanılan özel bir telefon.
only to be used when... ile resmî kullanım kısıtlaması
Örnekte is to be used, bir nesnenin nasıl kullanılabileceğini bir kuralın belirlediğini anlatır. Dil bilgisi açısından bu, edilgen bir mastar içeren be + to-infinitive yapısıdır. To be used burada kullanmak için anlamına gelmez. Only ve when yan cümlesi koşulu belirler: kullanıma yalnızca yangın varsa izin verilir. Bu kalıp, eylemi yapan kişiden çok kurala odaklanan resmî talimat ve uyarılarda yaygındır.
Alıştırma
Güvenlik levhasını dersteki resmî edilgen kısıtlama kalıbıyla tamamlayın: This exit is ____ in an emergency.
Cevabı göster
only to be used
Can I speak to..., please? ile telefonda nazikçe birini istemek
Can I speak to + kişi, please? telefonda birini istemenin standart bir yoludur. Buradaki speak to, o kişiyle konuşmak veya telefonda görüşmek anlamına gelir; konuşma yapmak anlamına gelmez. Can I fiziksel bir beceriyi sormak yerine bir ricada bulunur, please ise nezaket katar. Telefonu başka biri açtıysa bu cümle, aramayı aktarmasını veya adı söylenen kişiyi çağırmasını da ister.
Alıştırma
Nazik telefon ricasını dersteki ifadeyle aynen tamamlayın: Hello. ____ Ms Lee, please?
Cevabı göster
Can I speak to
Daddy Pig, you're not supposed to ring on this phone. Notlar
2:10Baba Domuz, bu telefonu aramaman gerekiyor.
not supposed to: kurala veya beklentiye aykırı olmak
be + not supposed to + fiilin yalın hâli, bir davranışın kurala, düzenlemeye, göreve veya kabul edilen bir beklentiye aykırı olduğunu anlatır. Burada you're not supposed to ring, arama yapmak için bu telefonu kullanmanın yasak ya da uygunsuz olduğu anlamına gelir. Bu yapı genellikle konuşanın kişisel tercihinden çok dışarıdan gelen bir kurala veya doğru davranışla ilgili ortak bir anlayışa işaret eder. Bu yapıda supposed to, “varsayılmak” değil, “beklenmek veya gerekli olmak” anlamındadır.
Alıştırma
Kural hatırlatmasını hedef ifadeyle tamamlayın: Visitors are ____ enter the staff-only room.
Cevabı göster
not supposed to
ring on this phone: Britanya İngilizcesinde telefon etmek
Günlük Britanya İngilizcesinde ring, telefonla aramak anlamına gelebilir. ring on this phone ifadesinde ring arama yapma eylemini, on this phone ise kullanılan telefonu belirtir. Bu kullanım, The phone is ringing veya ring a bell örneklerindeki sesle ilgili anlamlardan farklıdır. Çevresindeki dil bilgisi yapısı, hangi anlamın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde “Ofisi aramak için bu telefonu kullanabilirsin” anlamını doğal biçimde veren cümle hangisidir?
- You can ring on the office with this phone.
- You can ring the office on this phone.
- You can ring to the office on this phone.
Cevabı göster
You can ring the office on this phone.
This is an emergency. — Gerçek tehlike mi, komik abartı mı
Acil durum, hemen müdahale gerektiren ciddi ve beklenmedik bir durumdur. This is an emergency. gerçek anlamıyla kullanıldığında böyle bir tehlikeyi veya acil ihtiyacı bildirir. Buradaki tek sorun domates ketçabının bulunamamasıdır. Konuşan kişi küçücük bir sorun için ciddi bir cümle kullanarak bilerek abartır. Bu uyumsuzluk şakayı oluşturur. Cümlenin gerçek bir uyarı mı yoksa şakacı bir abartı mı olduğunu bağlamdan anlayabilirsin.
Alıştırma
Hangi durumda This is an emergency. gerçek bir uyarı değil, komik bir abartı olarak kullanılmıştır?
- En sevdiğim kupayı bulamıyorum ve dramatik bir şekilde bunun acil durum olduğunu söylüyorum.
- Biri yere yığılmış ve acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyuyor.
- Mutfaktaki yangın evin içine yayılıyor.
Cevabı göster
En sevdiğim kupayı bulamıyorum ve dramatik bir şekilde bunun acil durum olduğunu söylüyorum.
I can't find the tomato ketchup anywhere. Dilbilgisi
2:18Domates ketçabını hiçbir yerde bulamıyorum.
can't find ... anywhere: hiçbir yerde bulamamak
Olumsuz bir cümlede can't find + nesne + anywhere, aramanın hiçbir yerde sonuç vermediği anlamına gelir. Anywhere aramanın kapsamını olası tüm yerlere genişletir ve hiçbir şey bulunamadığını vurgular. Burada anywhere, herhangi bir yerin uygun olduğu anlamına gelmez. Can't olumsuzluğu ona “hiçbir yerde” anlamını kazandırır. Nesneyi değiştirerek kalıbı yeniden kullanabilirsin: I can't find + kişi veya nesne + anywhere.
Alıştırma
can't find ... anywhere kalıbını tamamla: I can't find my glasses ____.
Cevabı göster
anywhere
Shall I...?: bir şeyi yapmayı teklif etmek
Shall I + fiilin yalın hâli...? bir şeyi yapmayı teklif etmek veya karşınızdaki kişinin sizin harekete geçmenizi isteyip istemediğini sormak için kullanılır. Burada shall I light, onay isterken aynı zamanda mangalı şimdi yakmayı teklif eder. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde doğaldır. Soru, gelecekle ilgili bir tahmine değil, konuşanın önerdiği eyleme odaklanır.
Alıştırma
Birinin kutusunu taşımayı teklif etmek istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- Should I carry this box for you?
- Must I carry this box for you?
- Shall I carry this box for you?
Cevabı göster
Shall I carry this box for you?
Light the barbecue: light fiilinin “yakmak” anlamı
Light the barbecue ifadesinde light, “yakıtın yanmaya başlamasını sağlamak” veya “ateşi yakmak” anlamında bir fiildir. Yakılan şey barbecue'dur; burada light, “ışık” anlamındaki isim veya “hafif” anlamındaki sıfat değildir. Aynı fiil kalıbı light a candle ve light a fire ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
“Yakıtın yanmaya başlamasını sağlamak” anlamındaki ders fiiliyle cümleyi tamamlayın: Before we cook on the charcoal barbecue, please ____ it.
Cevabı göster
light
Do be careful: emir cümlesinde vurgulayıcı do
Do be careful, vurgulayıcı do kullanılan olumlu bir emir cümlesidir. Yardımcı fiil do, be fiilinden önce gelir ve uyarıyı güçlendirir. Bu nedenle ifade yalnızca “yapmak” anlamını eklemez; “mutlaka dikkatli ol” demektir. Burada konuşan kişi güvenlik konusunda endişelidir, ancak yine de nispeten nazik bir uyarı biçimi kullanır. Aynı yapı içten bir rica veya daveti de güçlendirebilir; ifadenin tam gücü duruma ve tonlamaya bağlıdır.
Alıştırma
Do be careful ifadesindeki do ne işe yarar?
- Do konuşanın bir şeyi dikkatlice yaptığı anlamına gelir
- Do uyarıya vurgu katar
- Do dinleyenin dikkatli olup olmadığını sorar
Cevabı göster
Do uyarıya vurgu katar
Trust me, ...: birinden kararınıza güvenmesini istemek
Trust me, güvence vermek veya karşıdakini rahatlatmak için kullanılan bir emir cümlesidir. Burada Anne Pig’den Baba Pig’in kararına ya da becerisine güvenip endişelenmeyi bırakmasını ister; esas olarak uzun süreli bir güven ilişkisinden söz etmez. Bir güvenlik uyarısına cevap olduğu için kendinden emin duyulur. Konuşanın tonuna ve eldeki kanıtlara bağlı olarak aynı ifade güven verici de gelebilir, karşıdakinin kaygısını önemsemiyormuş gibi de duyulabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Trust me ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyenin geçmişte konuşana güvendiğini bildirmek
- Dinleyenin konuşana güvenip güvenmediğini sormak
- Dinleyenden konuşanın kararına güvenmesini istemek
Cevabı göster
Dinleyenden konuşanın kararına güvenmesini istemek
We Daddies know all about barbecues. Kalıp ifadeler
2:30Biz babalar mangal hakkında her şeyi biliriz.
know all about barbecues: barbekü konusunda çok bilgili olduğunu iddia etmek
know all about + konu, o konuyu çok iyi bilmek demektir. all, know ifadesini güçlendirir; günlük konuşmada çoğu zaman her ayrıntıyı bildiğine dair gerçek bir iddiadan çok abartı olarak kullanılır. Burada We Daddies, babaları barbekü uzmanları gibi gösterir. Kendinden emin ve biraz övüngen olan bu iddia, daha sonra barbekü işi ters gidince komik hâle gelir.
Alıştırma
Leo'nun bisikletler konusunda çok bilgili olduğunu güçlü bir özgüvenle doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- Leo knows all about bicycles.
- Leo knows how to ride a bicycle.
- Leo knows about all the bicycles in the shop.
Cevabı göster
Leo knows all about bicycles.
Give it a bit of a blow: give + nesne + eylem adı
Give + nesne + eylem adı yapısı, bir eylemi kısa ve tek bir hareket olarak sunabilir. Give it a bit of a blow cümlesinde blow, fiilin yalın hâli değil, bir kez üfleme anlamındaki sayılabilir bir addır. A bit of a, istenen eylemi sınırlar: biraz veya kısa bir süre üflemek anlamını verir. Aynı yapı give it a push ve give it a try ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi ‘dene’ anlamındaki give + nesne + eylem adı ifadesiyle tamamlayın: Even if the puzzle looks hard, ____.
Cevabı göster
give it a try
Put a few more firelighters on: on ile bağlamdan anlaşılan hedef yer
Burada put + nesne + on, nesneyi durumdan zaten anlaşılan bir yere koymak veya eklemek anlamına gelir. “A few more firelighters” ifadesi nesnedir; on ise ateşi veya barbeküyü gösterir. Bu nedenle hedef yeri yeniden söylemek gerekmez. Put ... on her zaman kıyafet giymek anlamına gelmez. Anlamı nesne ve durum belirler. Nesne yakıt veya ateş yakmaya yarayan bir malzemeyse ateşe eklemek anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bu ateş yakma sahnesinde “Put a few more firelighters on” ne anlama gelir?
- Her tutuşturucuyu düğmesinden açmak.
- Birkaç tutuşturucu daha giymek.
- Ateşe veya barbeküye birkaç tutuşturucu daha eklemek.
Cevabı göster
Ateşe veya barbeküye birkaç tutuşturucu daha eklemek.
How long do we have to wait?: gerekli süreyi sormak
How long süreyi sorar. Bu soruda have to, beklemenin durum nedeniyle gerekli olduğunu belirtir; sahiplik anlamına gelmez. Have to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: wait. Kullanılabilir kalıp How long + do/does + özne + have to + fiilin yalın hâli? şeklindedir. How long sonrasında soru söz dizimini kullan: How long do we...? veya How long does she...?
Alıştırma
Dışarıda kalınması gereken süreyi hangi soru doğru biçimde sorar?
- How long do we have to stay outside?
- How long do we have to staying outside?
- How long we have to stay outside?
Cevabı göster
How long do we have to stay outside?
could be a long time: kesin olmayan bir olasılık
could be a long time ifadesinde could, şimdi veya gelecekle ilgili kesin olmayan bir olasılığı belirtir: bekleyiş uzun sürebilir, ancak konuşan kişi bundan emin değildir. Burada could geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. Could kullanıldığında tahmin, will ile yapılan tahminden daha az kesin duyulur. Yapı özne + could + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle could sonrasında be yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Bir onarımın ne kadar süreceğinden emin değilsiniz. Hangi cümle kesin olmayan bir tahmin yapar?
- It took a long time yesterday.
- It will definitely take a long time.
- It could take a long time.
Cevabı göster
It could take a long time.
I've been waiting: şimdiye kadar devam eden bir eylem
I've, I have ifadesinin kısaltılmış hâlidir. I've been waiting, have + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamanı kullanır. Beklemenin daha önce başladığını ve konuşma anında hâlâ sürdüğünü gösterir. Bu yapı yalnızca geçmişte tamamlanan bir olayı değil, sürenin uzunluğunu ve konuşan kişinin şimdiki deneyimini vurgular. Süre for ile, başlangıç noktası ise since ile belirtilebilir.
Alıştırma
Cümleyi wait fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ for twenty minutes, and the bus still hasn't arrived.
Cevabı göster
have been waiting
ages: gayriresmî dilde “çok uzun süre”
Gayriresmî Britanya İngilizcesinde ages, “çok uzun süre” anlamına gelebilir. Burada bekleme süresini çok uzun gösterir ve biraz sabırsızlık katabilir. Konuşan kişinin gerçekten birçok tarihsel çağ boyunca beklediği anlamına gelmez. Ages, wait ages örneğindeki gibi doğrudan bazı fiillerden sonra veya for ages içinde kullanılabilir. Kesin bir süre değil, uzun zaman hissi verir.
Alıştırma
I've been waiting ages cümlesinde ages ne anlama gelir?
- Konuşan kişi birkaç tarihsel çağ boyunca beklemiş.
- Konuşan kişi bekleyişin çok uzun sürdüğünü düşünüyor.
- Konuşan kişi insanların yaşlarını soruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bekleyişin çok uzun sürdüğünü düşünüyor.
How many fires have you actually put out, Miss Rabbit? Öbek fiiller
2:52Gerçekte kaç yangın söndürdünüz Bayan Tavşan?
put out: ateşin yanmasını durdurmak
Burada put out, “bir ateşin yanmasını durdurmak”, yani “söndürmek” anlamına gelir. Put ve out birlikte bir öbek fiil oluşturur; bu yüzden anlam, iki sözcüğü ayrı ayrı çevirmekle bulunmaz. Soruda how many fires başa taşınmıştır, ancak fires yine de put out fiilinin nesnesidir. Put out ayrılabilir. Nesne bir isim olduğunda hem put out the fire hem de put the fire out doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda zamir ortaya gelmelidir: put it out denir, put out it denmez.
Alıştırma
Put out ifadesini doğru sözcük sırasıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The fire is still burning, so please ____ it ____.
Cevabı göster
put · out
Not one + tekil isim: sıfırı güçlü biçimde vurgulama
Not one + tekil ve sayılabilen bir isim, o şeyin sayısının sıfır olduğu anlamına gelir. Mümkün olan en küçük sayı olan one bile reddedildiği için hiçbir tane olmadığını güçlü biçimde vurgular. Burada Not one fire., sorudan anlaşılan eylemin atıldığı kısa bir cevaptır. Tam anlamı I have not put out even one fire. cümlesine eşittir. Birden fazla yangın olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sayının sıfır olduğunu vurgulamak için not one kullanın: ____ guest complained.
Cevabı göster
Not one
you've got to be ready: güçlü gereklilik
You've got to, you have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. have got to + fiilin yalın hâli yapısının tamamı, have to gibi güçlü bir gereklilik anlatır. Bu nedenle you've got to be ready, hazır olmanın gerekli olduğu anlamına gelir. Burada got, alındı anlamına gelmez. to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır. be ready ifadesindeki be, gerekli olan hazır olma durumunu belirtir.
Alıştırma
Doğrudan bir gereklilik anlatmak için you've got to kullanın: Before the doors open, ____ be ready.
Cevabı göster
you've got to
It'll probably be... ile yüksek olasılıklı tahmin
It'll probably be... yapısında will, bilinmeyen bir durum hakkında tahmin bildirir; bir vaat değildir. Probably, konuşanın bunu en olası sonuç olarak gördüğünü ancak tamamen emin olmadığını gösterir. Be ile kullanıldığında doğal sıra özne + will + probably + be + kimliği belirlenen kişi veya nesnedir. It'll, it will ifadesinin kısaltılmış hâlidir.
Alıştırma
Bu yüksek olasılıklı tahmini will + probably ile tamamlayın: “Someone is at the door. ____ Maya.”
Cevabı göster
It'll probably be
You're very naughty içindeki naughty: çocuklara yönelik hafif bir azarlama
Bu çocuk ve aile bağlamında naughty, yaramazca veya itaatsizce davranmak anlamına gelir. You're very naughty, birinin davranışına yönelik doğrudan ama genellikle hafif bir azarlamadır; karakteri hakkında ciddi bir yargı değildir. Burada bir çocuk, babasını yetişkinlere özgü bir ifadeyle azarlar. Bu rol değişimi cümleyi hem eleştirel hem de eğlenceli kılar.
Alıştırma
Resmî bir toplantıda, iyi tanımadığınız yetişkin bir iş arkadaşınıza hafif bir profesyonel düzeltme olarak “You're very naughty” demek uygun mudur?
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
Can you put Miss Rabbit on, please? Öbek fiiller
3:21Bayan Tavşan'ı telefona verebilir misin lütfen?
put Miss Rabbit on: birinin telefonu almasını istemek
Bir telefon konuşmasında put Miss Rabbit on, Miss Rabbit'ın telefonu alıp görüşmeye katılmasını istemek demektir. Buradaki on, fiziksel bir konumu değil, görüşmeye bağlı olmayı ifade eder. Kalıp put + kişi + on şeklindedir. Kişi put ile on arasına gelir: put her on denir; bu anlamda put on her denmez. Can you ... please? içinde bu kalıp, telefonu açmış olan kişiye yöneltilen nazik bir rica oluşturur.
Alıştırma
Telefon ricasını put ... on kullanarak tamamlayın: Could you ____, please?
Cevabı göster
put Alex on
There's a good girl: iş birliği yapan bir kız çocuğunu övmek
There's a good girl, bir yetişkinin veya bakım veren kişinin, bir kız çocuğu isteneni yaptıktan sonra ya da onu nazikçe iş birliğine teşvik ederken söyleyebileceği kalıplaşmış bir ifadedir. Bu kullanımda, kelime anlamıyla orada bir kız bulunduğunu bildirmek yerine yaklaşık olarak “Aferin, uslu kız” demektir. İfade sıcak olsa da değerlendirme içerir: Konuşan kişi, dinleyeni davranışlarını yönlendirebileceği ve övebileceği bir çocuk olarak görür.
Alıştırma
Durumu değerlendirin: Yetişkin bir iş arkadaşı raporu bitiriyor ve onunla eşit konumdaki bir iş arkadaşı “There's a good girl.” diyor. Bu normalde uygun mudur?
- Hayır. Yetişkin iş arkadaşına çocuk gibi davranır ve küçümseyici duyulabilir.
- Evet. Tarafsız ve profesyonel bir övgüdür.
Cevabı göster
Hayır. Yetişkin iş arkadaşına çocuk gibi davranır ve küçümseyici duyulabilir.
This phone is only to be used when there's a fire.
3:28Bu telefon sadece yangın olduğunda kullanılmalıdır.
Oh dear. Daddy Pig's barbecue is on fire. Kalıp ifadeler
3:33Oh, vah vah. Baba Domuz'un mangalı yanıyor.
on fire: yanıyor durumda olmak
Bu cümlede on fire, “yanıyor” veya “alevler içinde” demektir. Kalıp be + on fire şeklindedir; yani Baba Pig'in mangalının yandığı anlatılır. Burada on fire kalıplaşmış bir ifadedir. On sözcüğü normalde taşıdığı konum anlamında değildir; bu yüzden cümle, mangalın bir ateşin üstünde durduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu dersteki “yanıyor olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanarak tamamlayın: Flames are coming from the shed. The shed is ____.
Cevabı göster
on fire
to the rescue: yardıma gelişi dramatik biçimde duyurmak
To the rescue, “birini kurtarmak veya bir sorunu çözmek için yetişmek” demektir. Mummy to the rescue! ifadesinde, yardım edecek kişinin geldiğini duyurmak için adın arkasına bu kalıp getirilir. Bu, fiili bilerek atılmış kısa bir ifadedir. Başlık, slogan veya bir kahramanın giriş repliği gibi çarpıcı bir hava taşır. Tam bir anlatım cümlesi Mummy came to the rescue. olurdu.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyi kullanarak dramatik duyuruyu tamamlayın: The cat is stuck behind the cupboard, but Luis can reach it. Luis ____!
Cevabı göster
to the rescue
Hold tight: sıkıca tutunma veya vücudu sabitleme güvenlik komutu
Hold tight bir emir cümlesidir; özne olan you söylenmez. Hareket veya güvenlik söz konusu olduğunda, kişiye dengesini kaybetmemesi için bir desteği sıkıca tutmasını ya da vücudunu sabitlemesini söyler. Bu ifade bağlama göre başka şekillerde de kullanılabilir; ancak burada eldeki bir nesneyi yalnızca daha sıkı tutma isteği değil, fiziksel güvenlik uyarısıdır.
Alıştırma
Güvenlik talimatını dersteki iki kelimelik komutla tamamlayın: ____ to the handrail as the train starts moving.
Cevabı göster
Hold tight
Stand back: uzaklaşıp güvenli mesafede durma komutu
Stand back, geriye doğru hareket etmek veya uzaklaşıp güvenli bir mesafede kalmak anlamına gelen bir emir cümlesidir. Buradaki back, vücudun arka kısmını ifade eden isim değil, yön bildiren bir zarftır. Tehlikenin veya etkinliğin kaynağı from ile eklenebilir: stand back from the door. Altyazıdaki komut, gruptan yakındaki alanı boşaltmasını ister.
Alıştırma
Uyarıyı dersteki iki kelimelik komutla tamamlayın: ____ from the platform edge until the train stops.
Cevabı göster
Stand back
turn on the water: suyu açmak
Bu cümlede turn on the water, suyun akmaya başlaması için su kaynağını açmak demektir. Turn on, “akışı ya da çalışmayı başlatmak” anlamına gelir; suyu fiziksel olarak döndürmek anlamına gelmez. Turn on ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem turn on the water hem de turn the water on kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: turn it on denir, turn on it denmez.
Alıştırma
Oda karanlık. Hangi cümle birinden ışıkları açmasını ister?
- Please turn off the lights.
- Please turn on the lights.
Cevabı göster
Please turn on the lights.
Aye, aye: emri alıp yerine getireceğini bildirmek
Aye, aye bir emre verilen geleneksel denizcilik yanıtıdır. Konuşanın emri duyup anladığını ve yerine getireceğini belirtir; basit bir yes yanıtından daha özel bir anlam taşır. Burada acil durum müdahalesini gemideki resmî bir operasyon ya da askerî tarzda bir görev gibi gösterir. Abartılı ifade, eğlenceli bir rol yapma havası da katar.
Alıştırma
Bir kaptan mürettebata yelkeni kaldırmalarını emrediyor. Denizcilik rolünde emri en iyi kabul eden yanıt hangisidir?
- Maybe the sail is old.
- Aye, aye, Captain. We'll raise it now.
- Yes, blue is my favorite color.
Cevabı göster
Aye, aye, Captain. We'll raise it now.
The fire is out: out sözcüğünün “artık yanmıyor” anlamı
The fire is out cümlesindeki out, ateşin söndüğü ve artık yanmadığı anlamına gelir. Ateşin mevcut durumunu anlatır; ateşin “dışarıda” olduğu anlamına gelmez. be + out, ateşin, alevin, mumun veya benzer bir ışık ya da ısı kaynağının söndükten sonraki durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “artık yanmıyor” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: After we poured water on the campfire, the fire was ____.
Cevabı göster
out
Thank you for saving us, Miss Rabbit. Ton ve niyet
4:16Bizi kurtardığınız için teşekkürler Bayan Tavşan.
Thank you for saving us: Thank you for + -ing kalıbı
Thank you for + -ing, teşekkür etmenize neden olan eylemi belirtir. Bu cümlede saving us, konuşanın Miss Rabbit’e teşekkür etme nedenidir. Burada for bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: save veya saved değil, saving kullanılır. Bu kalıp teşekkür nedenini açık ve belirli biçimde söylemenizi sağlar.
Alıştırma
help fiilini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Thank you for ____ me carry these boxes.
Cevabı göster
helping
all part of the service: yardımı işin bir parçası olarak göstermek
'It's all part of the service', teşekkür edildiğinde verilen alçakgönüllü bir yanıttır. Konuşan kişi yaptığı şeyi işinin veya sunduğu hizmetin olağan bir parçası olarak gösterir; yani özel olarak teşekkür edilmesine gerek olmadığını anlatır. Buradaki service, belirli bir ücretli paket değil, birinin sunduğu yardım veya yerine getirdiği görevler anlamına gelir. Bir kişi sıra dışı bir iyiliği rutin işiymiş gibi sunduğunda ifade hafifçe mizahi de gelebilir.
Alıştırma
Bir otel çalışanı konuğun bavullarını taşır ve konuk teşekkür eder. Hangi yanıt bu yardımı doğal biçimde işin bir parçası olarak gösterir?
- You owe me one.
- The service has every part.
- It's all part of the service.
Cevabı göster
It's all part of the service.
And now that Miss Rabbit has kindly flooded our garden, Notlar
4:25Ve şimdi Bayan Tavşan nazikçe bahçemizi sular altında bıraktığına göre,
kindly flooded our garden: nazik bir sözcüğün alaycı kullanımı
Bu cümlede kindly içten bir övgü değildir. Bir bahçenin su altında kalması genellikle istenmeyen bir sonuçtur; bu yüzden olumlu kindly zarfı yaşananlarla çelişir ve hafif bir alay oluşturur. Bu kalıp, bir sıkıntıyı sanki biri iyilik yapmış gibi şakayla anlatmaya yarar. Bağlama ve ses tonuna bakın: olumlu sözcük ile sonuç arasındaki uyumsuzluk ne kadar açıksa ironik yorum o kadar olasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede kindly en açık biçimde hafif alayla kullanılmıştır?
- My aunt kindly made soup when I was ill.
- The storm kindly knocked out the power during dinner.
- The guide kindly showed us the shortest path.
Cevabı göster
The storm kindly knocked out the power during dinner.
we can all jump up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:30hepimiz çamurlu su birikintilerinde zıplayabiliriz.
now that: yeni bir durumu neden olarak kullanmak
Now that, zaten gerçek olan veya yeni gerçekleşmiş bir durumu tanıtır ve bunu devamında söylenen şeyin nedeni ya da koşulu olarak kullanır. Çoğu zaman durumun artık farklı olduğunu ve bu yüzden yeni bir sonucun ya da eylemin mümkün hâle geldiğini anlatır. Yapı now that + yan cümledir; bunun önünde veya arkasında sonucu, kararı ya da sonraki eylemi belirten bir ana cümle bulunur. Bu cümlede bahçe ıslanmıştır, bu nedenle artık çamurlu su birikintilerinde zıplamak mümkündür.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: ____ the rain has stopped, we can play outside.
Cevabı göster
Now that
jump up and down in muddy puddles: tekrar tekrar yukarı aşağı zıplamak
Jump up and down, yukarı doğru sıçrayıp tekrar yere inmeyi defalarca tekrarlamak demektir. Up and down tek bir tekrarlanan hareket kalıbı oluşturur; iki ayrı hedefi göstermez. In muddy puddles, hareketin nerede yapıldığını belirtir. jump up and down + yer ifadesi kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz. Yer belirtilmese bile aynı hareket heyecanı gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi jump up and down kalıbının basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: When their team scored, the fans ____ with excitement.
Cevabı göster
jumped up and down
especially when they make muddy puddles. Notlar
4:38özellikle çamurlu su birikintileri yaptıklarında.
especially when: belirli bir durumu öne çıkarma
Especially when + yan cümle genel bir ifadenin ardından gelir ve o ifadenin özellikle geçerli olduğu durumu öne çıkarır. Burada I love fire engines genel duyguyu verir; when yan cümlesi ise odağı itfaiye araçlarının çamurlu su birikintileri oluşturduğu anlara daraltır. Bu yan cümle, duygunun o durumda neden daha güçlü olduğunu göstermeye de yardımcı olabilir. Ancak asıl görevi yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu söylemek değil, o durumu öne çıkarmaktır.
Alıştırma
Hangi cümle genel bir tercihi daha belirgin hâle getirmek için especially when ifadesini doğru kullanıyor?
- I enjoy walking, special when the weather is cool.
- I enjoy walking, especially the weather is cool.
- I enjoy walking, especially when the weather is cool.
Cevabı göster
I enjoy walking, especially when the weather is cool.
make muddy puddles: make fiilinin «oluşmasına neden olmak» anlamı
make muddy puddles ifadesinde make, «bir şeyin oluşmasına ya da ortaya çıkmasına neden olmak» demektir. İtfaiye aracından gelen su, çamurlu su birikintileri sonucunu doğurur; kimse onları eliyle üretmez. Bu sonuç anlamı make a mess ve make a hole gibi benzer ifadelerde de görülür: make fiilinden sonra gelen isim, eylemin neden olduğu şeyi ya da sonucu adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede made, make muddy puddles ifadesindeki gibi «oluşmasına neden olmak» anlamında kullanılmıştır?
- The carpenter made a table for the kitchen.
- The heavy rain made huge puddles on the road.
- The coach made the players run faster.
Cevabı göster
The heavy rain made huge puddles on the road.