Vücudunuz ilaçları nasıl işler? - Céline Valéry: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
618 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Video, ibuprofenin mide ve ince bağırsaktan kan dolaşımına geçişini, ağrı sinyallerini engellemesini ve ardından karaciğer ile böbrekler tarafından aşamalı olarak atılmasını izliyor. Ayrıca güvenli dozun neden kişiden kişiye değiştiğini ve kişiselleştirilmiş dozlama geleceğe ait bir olasılıkken mevcut etiket ve uzman talimatlarının neden önemli olduğunu açıklıyor. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. Have you ever wondered what happens — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu ilgi uyandıran soruyu bilimsel açıklamalarda sık kullanılan bir giriş olarak tanıyın; konuyu birden bildirmek yerine, adım adım yanıtlayacağınız bir süreci doğal biçimde tanıtmak için bu kalıbı kullanın. 2. with the blood dose decreasing by half every 2 hours on average. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: with + isim + -ing yapısının ana süreçle eş zamanlı bir değişimi nasıl eklediğini anlayın; eğilim, ölçüm veya eşlik eden etkiyi ayrı bir tam cümle kurmadan özlü biçimde aktarmak için kullanın. 3. But in the meantime, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Gelecekteki bir olasılıktan günümüzde uygulanabilecek bir adıma dönmek için bu geçişi kullanın; ileride mümkün olabilecek şeyle şimdi yapılması gerekeni açıkça ayırın.

Bu derste

Have you ever wondered what happens to a painkiller, Anlatım akışı

0:06

Bir ağrı kesiciye ne olduğunu hiç merak ettiniz mi,

like ibuprofen,

0:09

ibuprofen gibi,

after you swallow it?

0:10

onu yuttuktan sonra?

Anlatım akışı

Have you ever wondered what happens: açıklamaya soruyla başlamak

Have you ever wondered...? dinleyiciyi konuya çeken bir açılıştır. Geçmişte belirli bir anda gerçekten merak edip etmediğini sorgulamaz; dinleyiciyi soruyu şimdi düşünmeye çağırır ve ardından bir açıklama geleceğini gösterir. Kalıp, Have you ever wondered + gömülü wh-sorusu şeklindedir. Gömülü sorularda where it goes örneğindeki gibi düz cümle söz dizimi kullanılır; where does it go kullanılmaz. Bu cümlede what, happens fiilinin öznesidir; bu yüzden yardımcı does eklenmez.

Alıştırma

Bilimsel açıklama girişini hedef kalıpla tamamlayın: ____ to rainwater after it reaches the ground?

Cevabı göster

Have you ever wondered what happens

Medicine that slides down your throat Kalıp ifadeler

0:11

Boğazınızdan aşağı kayan ilaç

can help treat a headache, Kalıp ifadeler

0:13

bir baş ağrısını,

a sore back,

0:14

bir sırt ağrısını,

or a throbbing sprained ankle. Kelime

0:15

veya zonklayan burkulu bir ayak bileğini tedavi etmeye yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

slides down your throat: yutulduktan sonraki aşağı yönlü yolu anlatmak

slides down your throat, ilacın yutulduktan sonra boğazdan düzgün biçimde aşağı doğru hareket ettiğini anlatır. İlaç kendi isteğiyle kaymaz; ifade onun hareket biçimini ve izlediği yolu betimler. slide down + yol yapısında down yönü, vücut bölümü ise izlenen güzergâhı belirtir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: down my throat, down her throat veya down their throat.

Alıştırma

slide down + vücuttaki yol kalıbını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After Mia took a sip of water, the small tablet ____.

Cevabı göster

slid down her throat

Kalıp ifadeler

help treat: tıbbi tedaviye katkıda bulunmak

help treat ifadesinde help, “tedavinin işe yaramasını kolaylaştırmak veya işe yarama olasılığını artırmak”; treat ise tıbbi anlamda bir hastalığı, yaralanmayı ya da belirtiyi tedavi etmek demektir. Bu ifade, ilacın tedaviye katkı sağladığını söyler; tamamen iyileşme garantisi vermez. Yapı help + fiilin yalın hâlidir: help treat. Help to treat de dilbilgisel olarak doğrudur; ancak to olmadan kullanılan biçim özellikle Amerikan İngilizcesinde daha yaygın ve özlüdür.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ilacın olası faydasını anlatmak için help + fiilin yalın hâli yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. This medicine may help treating mild headaches.
  2. This medicine may help treat mild headaches.
  3. This medicine may help treats mild headaches.
Cevabı göster

This medicine may help treat mild headaches.

Kelime

a throbbing sprained ankle: tek ifadede ağrı ve yaralanma

İfadenin temel ismi ankle sözcüğüdür. Sprained, ayak bileğinin burkulma nedeniyle yaralandığını; throbbing ise ağrının tekrar tekrar attığını veya zonkladığını anlatır. İngilizcede iki tanımlama da isimden önce gelebilir: throbbing + sprained + ankle. Bu isim öbeği, ağrı hissini ve yaralanma durumunu tek bir yapıda toplar; throbbing, yalnızca painful demekten daha belirgindir.

Alıştırma

Bir koşucu ayak bileğini çevirdi. Ayak bileği burkuldu ve ağrı her atışta zonkluyor. Hangi isim öbeği durumu en doğru biçimde anlatır?

  1. an itchy sprained ankle
  2. a throbbing broken ankle
  3. a throbbing sprained ankle
Cevabı göster

a throbbing sprained ankle

But how does it get where it needs to go in the first place? Notlar

0:17

Peki ama en başta gitmesi gereken yere nasıl ulaşıyor?

Kalıp ifadeler

get where it needs to go: ulaşması gereken yere varmak

Burada get, “ulaşmak” veya “bir hedefe varmak” anlamındadır. get where it needs to go, bir şeyin amacını yerine getirebilmesi için gerekli yere ulaşması demektir. where it needs to go, get fiilinden sonra hedefi bildiren bir yer yan cümlesidir. Yan cümlede soru dizilişi does it need to go değil, düz cümle dizilişi it needs to go kullanılır. Tekrar kullanılabilecek kalıp get + where + özne + need(s) to go şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede where it needed to go, paketin amaçlanan hedefine ulaştığını anlatır?

  1. The package finally got where it needed to go.
  2. The package finally left where it needed to go.
  3. The package finally learned where it needed to go.
Cevabı göster

The package finally got where it needed to go.

Anlatım akışı

in the first place: temel soruya geri dönmek

Bu sorunun sonunda in the first place, dikkati sürecin başlangıcına geri çeker. Konuşan kişi, sonraki ayrıntılara geçmeden önce, o şeyin hedefine en başta nasıl ulaşabildiğini sorar. Burada ifade, en temel başlangıç sorusunu yeniden açarak bilgiyi düzenler. Sözcüğü sözcüğüne “ilk yerde” anlamına gelmez ve bir listedeki ilk adımı belirtmekle sınırlı değildir.

Alıştırma

“En başta” anlamını veren ve asıl nedeni sorgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The alarm does not work. Why was it installed ____?

Cevabı göster

in the first place

The answer is that it hitches a ride in your circulatory bloodstream, Deyimler

0:20

Cevap, dolaşım sisteminizdeki kan akışına otostop çekerek katılmasıdır,

cycling through your body in a race to do its job Deyimler

0:24

işini yapmak için bir yarış içinde vücudunuzda dolaşır

before it's snared by organs and molecules designed to neutralize and expel foreign substances. Kelime

0:27

yabancı maddeleri etkisiz hale getirmek ve atmak için tasarlanmış organlar ve moleküller tarafından tuzağa düşürülmeden önce.

Deyimler

it hitches a ride: taşıma anlatan bir mecaz

Bu cümlede it, ağrı kesiciyi ifade eder. It hitches a ride, ilacın başka birinin ulaşım aracını kullanan bir yolcu gibi kan dolaşımıyla vücudun her yerine taşındığı anlamına gelir. Bu görüntü gerçek anlamlı değildir. Hitch a ride normalde başka birinin aracına binip yolculuk etmek demektir; bilimsel açıklamalarda ise mevcut bir taşıma veya akış sistemini kullanarak hareket eden bir şeyi anlatan mecaz olabilir.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada “the medicine hitches a ride in the bloodstream” ne anlama gelir?

  1. İlaç vücudun içinde bir araç kullanır.
  2. İlaç kan dolaşımının hareketini durdurur.
  3. İlaç, kan dolaşımıyla vücudun içinde taşınır.
Cevabı göster

İlaç, kan dolaşımıyla vücudun içinde taşınır.

Deyimler

in a race to do its job: vücuttan atılmadan önce zamana karşı yarış

Burada in a race to do its job, ağrı kesicinin etkisini zamana karşı bir yarış gibi sunar. Its job, ilacın amaçlanan etkisini göstermesidir; bu sırada vücut da ilacı etkisiz hâle getirip dışarı atmaya çalışır. Be in a race to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi son tarih, tehlike veya rakip bir süreçten önce tamamlamaya çalışmak demektir. Gerçek bir yarışmayı anlatabilir, ancak burada race aciliyeti gösteren bir mecazdır.

Alıştırma

“The rescue team is in a race to reach the hikers before dark” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kurtarmaya başlamak için uygun herhangi bir zamanı bekleyebilirler.
  2. Bir koşu yarışında yürüyüşçülerle yarışıyorlar.
  3. Karanlık kurtarmayı zorlaştırmadan önce yürüyüşçülere hızla ulaşmaları gerekiyor.
Cevabı göster

Karanlık kurtarmayı zorlaştırmadan önce yürüyüşçülere hızla ulaşmaları gerekiyor.

Kelime

neutralize and expel foreign substances: yabancı maddeleri etkisiz hâle getirip dışarı atmak

Burada neutralize, bir maddeyi zararsız hâle getirmek veya etkisini durdurmak anlamına gelir. Expel ise o maddeyi vücudun dışına atmak demektir. Bu iki fiil, vücudun tepkisindeki farklı aşamaları adlandırır. Foreign substances ifadesindeki foreign, “başka bir ülkeden gelen” değil, vücudun dışından gelen veya normalde vücuda ait olmayan anlamındadır. İfadenin tamamı, vücudun dışarıdan gelen maddelerle nasıl başa çıktığını resmî bir bilim diliyle anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede neutralize and expel foreign substances ne anlama geliyor?

  1. Dışarıdan gelen maddeleri etkisiz hâle getirip vücuttan çıkarmak.
  2. Maddeleri değiştirmeden bir organdan başka bir organa taşımak.
  3. Maddeleri belirlemek ama vücudun içinde etkin bırakmak.
Cevabı göster

Dışarıdan gelen maddeleri etkisiz hâle getirip vücuttan çıkarmak.

This process starts in your digestive system.

0:33

Bu süreç sindirim sisteminizde başlar.

Say you swallow an ibuprofen tablet for a sore ankle. Anlatım akışı

0:37

Diyelim ki ağrıyan bir ayak bileği için bir ibuprofen tableti yuttunuz.

Anlatım akışı

Say you...: varsayımsal bir örnek sunmak

Bir cümlenin başında Say + tam bir cümlecik, “varsayalım” veya “hayal et” anlamına gelebilir. Buradaki Say you swallow... dinleyiciden olası bir durumu gözünde canlandırmasını ister; kimseye konuşmasını söylemez. Bu kısa kalıp, önce bir örnek oluşturarak açıklamayı düzenler. Konuşmacı daha sonra bu durumda ne olacağını anlatabilir.

Alıştırma

"Say your train is delayed by an hour," cümlesinde Say ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciye cümlenin geri kalanını yüksek sesle söylemesini emreder.
  2. Dinleyiciden olası bir durumu hayal etmesini ister.
  3. Tren şirketinin bir söz verdiğini bildirir.
Cevabı göster

Dinleyiciden olası bir durumu hayal etmesini ister.

Within minutes, Kalıp ifadeler

0:40

Dakikalar içinde,

the tablet starts disintegrating in the acidic fluids of your stomach. Kelime

0:41

tablet midenizin asidik sıvılarında parçalanmaya başlar.

Kalıp ifadeler

Within minutes: kısa bir zaman sınırı içinde

Within minutes, bir olayın birkaç dakikalık süre dolmadan gerçekleştiğini anlatır. Kesin bir dakikayı değil, bir üst zaman sınırını verir ve çoğu zaman olayın hızlı gerçekleştiğini vurgular. Cümlenin başında zaman işareti görevi görür ve süreçteki bir sonraki adımın ne zaman başladığını gösterir.

Alıştırma

Bir ilaç, birkaç dakika geçmeden etkisini göstermeye başlıyor. Bunu anlatan cümle hangisidir?

  1. The medicine began to work within minutes.
  2. The medicine began to work after a few minutes.
  3. The medicine worked for a few minutes.
Cevabı göster

The medicine began to work within minutes.

Kelime

starts disintegrating: parçalanmaya başlar

Starts disintegrating, tabletin katı yapısını kaybedip daha küçük parçalara ayrılmaya başladığını anlatır. Bir sürecin başlangıcını belirtmek için start fiilinden sonra -ing biçimi kullanılabilir. Disintegrating, ortadan kaybolmak anlamına gelmez. Yapının parçalanmasını anlatır; küçük parçalar veya bunların maddesi hâlâ varlığını sürdürür ve daha sonra çözünebilir.

Alıştırma

Bir tablet suda daha küçük parçalara ayrılıyor ancak henüz çözünmüyor. Bunu en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The tablet starts evaporating.
  2. The tablet starts dissolving.
  3. The tablet starts disintegrating.
Cevabı göster

The tablet starts disintegrating.

The dissolved ibuprofen travels into the small intestine Kalıp ifadeler

0:45

Çözünen ibuprofen ince bağırsağa doğru yol alır

and then across the intestinal wall into a network of blood vessels.

0:48

ve ardından bağırsak duvarını geçerek bir kan damarı ağına girer.

Kalıp ifadeler

travels into ... across ... into ...: çok aşamalı bir rotayı anlatma

travels into ... across ... into ... dizisi tek bir rotanın üç aşamasını gösterir. Çözünmüş ilaç önce ince bağırsağa girer, sonra bağırsak duvarının bir tarafından diğer tarafına geçer ve son olarak bir kan damarı ağına girer. Bir alanın dışından içine doğru hareket için into, bir bölgenin ya da engelin bir tarafından diğer tarafına hareket için across kullanılır. Bu yol ifadelerini and then ile bağlamak, çok aşamalı bir süreci izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Şu rotayı açıkça anlatan cümle hangisidir: tünele gir, köprüyü geç ve ardından laboratuvara gir?

  1. The robot moved across the tunnel, into the bridge, and then across the lab.
  2. The robot moved into the tunnel, across the bridge, and then into the lab.
  3. The robot moved into the tunnel, across the lab, and then into the bridge.
Cevabı göster

The robot moved into the tunnel, across the bridge, and then into the lab.

These blood vessels feed into a vein, Öbek fiiller

0:53

Bu kan damarları bir toplardamara beslenir,

Öbek fiiller

feed into a vein: başka bir kanala bağlanıp akma

feed into a vein ifadesindeki feed into, “bir şeye bağlanıp akışı onun içine taşımak” anlamına gelir. Daha küçük kan damarları bir toplardamara bağlanır ve kan onun içine doğru akmaya devam eder. Buradaki feed, yiyecek vermek anlamında değildir. Aynı ifade, daha küçük rotaların veya kaynakların daha büyük bir kanala ya da sisteme bağlanmasını da anlatabilir. Örneğin dereler bir nehre, yollar bir otoyola bağlanabilir veya bilgiler bir rapora katkıda bulunabilir.

Alıştırma

'Several side roads feed into the highway' ne anlama gelir?

  1. Birileri yan yollardaki yolculara yiyecek verir.
  2. Otoyol, trafiğin yan yollardan çıkmasını engeller.
  3. Yan yollar otoyola bağlanır ve trafiği oraya yönlendirir.
Cevabı göster

Yan yollar otoyola bağlanır ve trafiği oraya yönlendirir.

which carries the blood and anything in it to the liver. Dilbilgisi

0:55

bu da kanı ve içindeki her şeyi karaciğere taşır.

Dilbilgisi

which carries the blood ...: damarın işlevini eklemek

Bu cümlede which, daha önce sözü edilen a vein ifadesinin işlevini ek bilgi olarak veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, tekil olan bu damara gönderme yaptığı için fiil üçüncü tekil kişi biçimi olan carries olur. Cümlecik damarın ne yaptığını açıklar: kanı ve kanın içindeki her şeyi karaciğere taşır. Bu, birkaç damar arasından birini seçmek için kullanılan bilgi değil, ek bilgidir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceden belirlenmiş bir nesnenin işlevini sınırlayıcı olmayan bir which cümleciğiyle ekler?

  1. The pump, which moves water upstairs, is in the basement.
  2. The pump, who moves water upstairs, is in the basement.
  3. The pump that moves water upstairs is in the basement.
Cevabı göster

The pump, which moves water upstairs, is in the basement.

The next step is to make it through the liver. Öbek fiiller

0:59

Bir sonraki adım karaciğerden geçmektir.

Öbek fiiller

make it through: zorlu bir aşamayı başarıyla geçmek

Make it through, bir yeri veya süreci başarıyla geçmek ya da zor bir dönemi atlatmak anlamına gelen bütün bir ifadedir. Burada make, “üretmek” anlamına gelmez; it zamiri make it through ifadesinin bir parçasıdır. Bu cümlede karaciğer, süreç içindeki bir kontrol noktası veya engel gibi sunulur. İfade, olası bir süzme işlemi ya da zorluğa rağmen başarılı sonucu vurgular.

Alıştırma

Zorluktan sonra elde edilen başarıyı vurgulamak için cümleyi make it through ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After hours in heavy snow, the rescue team finally ____ the mountain pass.

Cevabı göster

made it through

As the blood and the drug molecules in it travel through liver blood vessels, Dilbilgisi

1:02

Kan ve içindeki ilaç molekülleri karaciğer kan damarlarından geçerken,

enzymes attempt to react with the ibuprofen molecules Kalıp ifadeler

1:07

enzimler ibuprofen molekülleriyle reaksiyona girmeye çalışır

Kalıp ifadeler

Bilimsel açıklamalarda attempt to react with ...

attempt to + fiilin yalın biçimi, başarıya ulaşıldığını söylemeden bir şeyi yapmaya çalışmak anlamına gelir. Bilimsel yazıda enzim gibi cansız bir özne de bu şekilde betimlenebilir; attempt, sonucu belirsiz bir süreci özetler ve bilinçli bir niyet belirtmez. react with + madde, kimyasal tepkimedeki diğer katılımcıyı belirtir. Burada ibuprofen molekülleri, enzimlerin tepkimeye girebileceği maddedir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ‘bir maddeyle kimyasal tepkimeye girmeye çalışmak’ anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Under these conditions, the enzyme may ____ the new compound.

Cevabı göster

attempt to react with

to neutralize them. Dilbilgisi

1:11

onları etkisiz hale getirmek için.

Dilbilgisi

As ... travel through ...: örtüşen süreçleri gösterme

Bu cümlede As, zaman bildiren bir yan cümle başlatır. Kan ve ilaç molekülleri karaciğer damarlarından geçerken enzimler ibuprofen molekülleriyle tepkimeye girmeye çalışır. As + yan cümle yapısını, gelişmekte olan bir süreci başka bir sürecin zaman çerçevesine yerleştirmek için kullanın. Burada As, ‘... sırasında’ veya ‘bu olurken’ anlamındadır; ‘çünkü’ anlamına gelmez.

Alıştırma

İki eylem aynı anda gerçekleşiyor. En uygun bağlacı seçin: ___ Mia organizes the books, Leo labels the boxes.

  1. As
  2. Because
  3. After
Cevabı göster

As

Dilbilgisi

to neutralize them: to + fiil ile amaç anlatma

to neutralize them, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Enzimlerin ibuprofen molekülleriyle neden tepkimeye girmeye çalıştığını açıklar: amaçlanan etki bu molekülleri etkisiz hâle getirmektir. them, ibuprofen molecules ifadesine gönderme yapar. Bir eylemden sonra gelen to + fiilin yalın hâli, “hangi amaçla?” sorusunu yanıtlayabilir. Amaçlanan hedefi belirtir; hedefin gerçekten gerçekleştiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede amaç bildirmek için to + fiilin yalın hâli doğru kullanılmıştır?

  1. The technician cooled the sample to slowing the reaction.
  2. The technician cooled the sample for slow the reaction.
  3. The technician cooled the sample to slow the reaction.
Cevabı göster

The technician cooled the sample to slow the reaction.

The damaged ibuprofen molecules,

1:12

Hasar görmüş ibuprofen molekülleri,

called metabolites, Kelime

1:15

metabolitler olarak adlandırılır,

may no longer be effective as painkillers. Dilbilgisi

1:16

artık ağrı kesici olarak etkili olmayabilirler.

Kelime

called metabolites: kısaltılmış edilgen yapıyla adlandırma

called metabolites, önceki moleküllere teknik bir ad veren kısaltılmış edilgen bir yan cümleciktir. which are called metabolites biçiminde açılabilir. Burada called, “adlandırılan” anlamına gelir; “telefon edilen” anlamına gelmez. Virgüller, bu öbeğin hasar görmüş ibuprofen moleküllerinden yalnızca bazılarını seçmek yerine onlar hakkında ek bilgi verdiğini gösterir. İsim + called + ad yapısı bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede bilimsel bir terim eklemek için called + ad yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. Tiny air sacs, call alveoli, help the lungs exchange gases.
  2. Tiny air sacs, calling alveoli, help the lungs exchange gases.
  3. Tiny air sacs, called alveoli, help the lungs exchange gases.
Cevabı göster

Tiny air sacs, called alveoli, help the lungs exchange gases.

Dilbilgisi

may no longer be effective as ...: önceki bir işlevin kaybolma olasılığı

May olasılık bildirir; no longer ise daha önce var olan bir durumun sona erdiğini anlatır. Yapının tamamı, bu değişikliği kesin değil, olası olarak sunar. Be effective as + isim, bir şeyin belirli bir rol veya işlevde etkili olup olmadığını anlatır. Burada as painkillers, kaybedilmiş olabilecek işlevin ağrıyı azaltmak olduğunu belirtir; bu yapı yalnızca may not work demekten daha belirgindir.

Alıştırma

Filtrenin önceki işlevini kaybetmiş olabileceğini anlatmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The old filter ____ a protective barrier.

Cevabı göster

may no longer be effective as

At this stage, Anlatım akışı

1:19

Bu aşamada,

most of the ibuprofen makes it through the liver unscathed. Kalıp ifadeler

1:20

ibuprofenin çoğu karaciğerden yara almadan geçer.

Anlatım akışı

At this stage: bir süreçteki mevcut noktayı belirtme

At this stage, bir süreç veya gelişimin şu anki noktasını belirten bir süreç işaretleyicisidir. Cümlenin başında kullanıldığında sonraki bilginin hangi aşamaya ait olduğunu gösterir ve açıklamanın nereye ulaştığını belirtir. Buradaki stage, bir adım veya evre anlamındadır; fiziksel bir gösteri sahnesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen süreç işaretleyicisinin aynısıyla tamamlayın: ____, the team is testing the first prototype.

Cevabı göster

At this stage

Kalıp ifadeler

makes it through ... unscathed: zarar görmeden atlatmak

Make it through, bir yerden, aşamadan veya zorlu süreçten başarıyla geçmek demektir. Burada ibuprofenin büyük kısmı, karaciğer enzimleri tarafından parçalanmadan karaciğerden geçer. Unscathed, bu geçişten sonra ibuprofenin durumunu anlatan bir sıfattır: süreç ona zarar vermemiştir. Bu sözcük yalnızca insanlar için kullanılmaz; nesneler, sistemler veya moleküller için de mecazlı olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için make it through ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve unscathed sözcüğünü kullanın: The package ____ the storm ____.

Cevabı göster

made it through · unscathed

It continues its journey out of the liver, Anlatım akışı

1:24

Karaciğerden çıkış yolculuğuna devam eder,

through veins,

1:26

toplardamarlar aracılığıyla,

into the body's circulatory system.

1:27

vücudun dolaşım sistemine girer.

Anlatım akışı

continues its journey: süreç için yolculuk mecazı

Continues its journey, ibuprofenin vücut içindeki hareketini bir yolculuk gibi anlatır. Bu mecaz, açıklama bir aşamadan diğerine geçerken aynı nesneyi odakta tutar. out of the liver, through veins ve into the body's circulatory system yol ifadeleri bilgiyi ayrılış, geçiş ve varış şeklinde açık bir sıraya koyar. Buradaki journey gerçek bir gezi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, cansız bir şeyin bir süreç boyunca ilerlemesini anlatmak için journey sözcüğünü mecazlı kullanır?

  1. The engineer continues her journey across Europe.
  2. The data packet remains stored on one server.
  3. The data packet continues its journey through the network.
Cevabı göster

The data packet continues its journey through the network.

Half an hour after you swallowed the pill, Dilbilgisi

1:30

Hapı yuttuktan yarım saat sonra,

some of the dose has already made it into the circulatory bloodstream. Öbek fiiller

1:32

dozun bir kısmı dolaşım kan akışına çoktan ulaşmıştır.

Dilbilgisi

Half an hour after you swallowed the pill: zaman çerçevesi belirlemek

Half an hour after you swallowed the pill, cümlenin başında yer alan bir zaman çerçevesidir. Yapısı süre + after + özne + fiil şeklindedir. Ana durumun, hapın yutulmasından yarım saat sonra geçerli olduğunu belirtir. after ile başlayan yan cümle, referans alınacak olayı verir; ana mesaj bu değildir. Virgülden sonraki ana cümle, o zamana kadar ne olduğunu söyler. Bu yapı, bir sonucu net bir zaman noktası etrafında düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, deney başladıktan otuz dakika sonra sıcaklığın yükselmeye başladığını açıkça ifade eder?

  1. After thirty minutes, the experiment began, and then the temperature started to rise.
  2. Thirty minutes before the experiment began, the temperature started to rise.
  3. Thirty minutes after the experiment began, the temperature started to rise.
Cevabı göster

Thirty minutes after the experiment began, the temperature started to rise.

Öbek fiiller

has already made it into the circulatory bloodstream: tamamlanmış bir varış

Burada has already made it into, şu ana kadar ulaşıp içine girmiş olmak anlamına gelir. Make it into + yer, grup veya aşama bir bütün olarak kullanılan ifadedir. Hedefe ulaşan şey özne, yani some of the dose ifadesidir; bu cümlede made it into, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek anlamına gelmez. Has made, present perfect yapıdadır; bu nedenle girişi şu an için önemli olan tamamlanmış bir sonuç olarak sunar. Already, bu sonucun o zamana kadar gerçekleşmiş olduğunu ve çoğu zaman beklenenden daha erken gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan present perfect ifadeyle tamamlayın: The doors opened only a minute ago, but the first visitor ____ the exhibit hall.

Cevabı göster

has already made it into

This blood loop travels through every limb and organ, Anlatım akışı

1:36

Bu kan döngüsü her bir uzuv ve organdan geçer,

including the heart,

1:39

kalp,

brain,

1:40

beyin,

kidneys,

1:41

böbrekler dahil olmak üzere,

and back through the liver.

1:42

ve karaciğerden geri döner.

Anlatım akışı

This blood loop travels through...: bir rotayı özetleme

“This blood loop”, daha önce anlatılan rotaya gönderme yapar ve rotanın birçok aşamasını tekrarlanan tek bir yol olarak özetler. “Travels through every limb and organ” önce genel kapsamı verir; ardından “including” belirli örnekleri tanıtır. Burada “loop”, bir ip halkası değil, döngü hâlinde devam eden bir rota demektir. Genelden özele giden bu düzen, karmaşık bir rotayı takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

“This blood loop travels through every limb and organ” bilgileri düzenlerken nasıl bir işlev görür?

  1. Rotada yalnızca bir organ bulunduğunu söyler.
  2. Belirli örnekler vermeden önce rotanın birçok aşamasını tek bir döngü olarak özetler.
  3. Organların etrafına bağlanmış gerçek bir ip halkasını anlatır.
Cevabı göster

Belirli örnekler vermeden önce rotanın birçok aşamasını tek bir döngü olarak özetler.

When ibuprofen molecules encounter a location where the body's pain response is in full swing, Deyimler

1:44

İbuprofen molekülleri, vücudun ağrı tepkisinin tüm hızıyla devam ettiği bir yerle karşılaştığında,

they bind to specific target molecules that are part of that reaction. Kelime

1:49

o reaksiyonun bir parçası olan belirli hedef moleküllere bağlanırlar.

Deyimler

in full swing: tüm hızıyla sürüyor

“In full swing”, bir etkinliğin veya sürecin tamamen başlamış ve etkin biçimde ilerliyor olduğunu anlatan bir deyimdir. Burada ibuprofen molekülleri ulaştığında vücudun ağrı tepkisi zaten çok güçlü biçimde aktiftir. İfadenin tamamını tek bir bütün olarak anlayın. Buradaki “swing” gerçek anlamda ileri geri sallanmayı anlatmaz. Ayrıca deyim, sürecin kesin olarak en yüksek düzeye ulaştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen başlamış ve etkin biçimde sürüyor” anlamındaki kalıplaşmış deyimle tamamlayın: With every group rehearsing, preparations for the school play were ____.

Cevabı göster

in full swing

Kelime

bind to specific target molecules: belirli bir hedefe moleküler bağlanma

Bu farmakoloji cümlesinde bind to, “moleküler düzeyde bağ kurmak” anlamına gelir. They, ibuprofen moleküllerini ifade eder; specific target molecules ise ağrı tepkisinde yer alan ve ilaç moleküllerinin etkileşime girdiği belirli hedef moleküllerdir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp A binds to B şeklindedir: A bağlanan molekül, B ise onun hedefidir. Burada bind, nesneleri iple bağlamak veya bir kitabı ciltlemek değil, moleküler bir etkileşimi anlatır.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi bind to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Antibodies can ____ proteins on the surface of a virus.

Cevabı göster

bind to

Painkillers like ibuprofen block the production of compounds that help the body transmit pain signals. Notlar

1:54

İbuprofen gibi ağrı kesiciler, vücudun ağrı sinyallerini iletmesine yardımcı olan bileşiklerin üretimini engeller.

Kelime

block the production of compounds: bileşiklerin oluşumunu engellemek

Bu cümlede block the production of compounds, vücudun belirli kimyasal maddeleri üretmesini önlemek veya güçlü biçimde baskılamak anlamına gelir. Block, fiziksel olarak bir yolu kapatmayı değil, biyolojik bir süreci durdurmayı anlatır. Burada production, maddelerin vücutta oluşması veya sentezlenmesi anlamındadır. Compounds ise üretilen kimyasal maddelerdir.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi block the production of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This medicine ____ compounds that cause swelling.

Cevabı göster

blocks the production of

Kalıp ifadeler

help the body transmit pain signals: vücudun ağrı sinyallerini iletmesine yardımcı olmak

Help + nesne + fiilin yalın hâli, “nesnenin bir şeyi yapmasını kolaylaştırmak veya mümkün kılmak” anlamına gelir. Burada help the body transmit, bileşiklerin vücudun bilgi göndermesine yardımcı olduğunu belirtir. Transmit signals, sinyalleri bir yerden ya da vücut bölümünden başka bir yere göndermek demektir. Pain signals trafik işaretleri değil, sinir sistemindeki ağrı mesajlarıdır. Aynı ifade biyolojik, elektronik ve iletişim sinyalleri için de kullanılabilir.

Alıştırma

İletimi anlatmak için help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Routers store device settings for later use.
  2. Routers help devices transmit data across a network.
  3. Routers allow devices to transmit data across a network.
Cevabı göster

Routers help devices transmit data across a network.

As more drug molecules accumulate, Dilbilgisi

2:00

Daha fazla ilaç molekülü biriktikçe,

the pain-canceling effect increases,

2:02

ağrı kesici etki artar,

reaching a maximum within about 1 or 2 hours. Kalıp ifadeler

2:05

yaklaşık 1 veya 2 saat içinde maksimuma ulaşır.

Dilbilgisi

As more ... accumulate: birlikte ilerleyen iki değişimi bağlamak

Burada As, “bu değişim geliştikçe” ya da “bu değişimle birlikte” anlamındadır. As more drug molecules accumulate yan cümlesi kademeli bir artış sunar; ana cümle ise ağrı giderici etkinin aynı anda arttığını söyler. İki gelişmenin birlikte ilerlediğini göstermek için As + değişen durum yapısını, ilişkili değişimi anlatan bir ana cümleyle kullanın. Bu kullanımda As, “rolünde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yan cümleye As more ile başlayın ve ice ile accumulate fiilinin doğru biçimini kullanın: ____, the road becomes more dangerous.

Cevabı göster

As more ice accumulates

Kalıp ifadeler

reaching a maximum within...: belirli bir süre içinde en yüksek düzeye ulaşmak

Reach a maximum, bir değerin, seviyenin veya etkinin en yüksek noktasına ulaşması demektir. Burada maximum, ağrı kesici etkinin en güçlü seviyesini belirtir. -ing yapısındaki reaching a maximum, increases fiilinin sonucunu ekler: etki artar ve zirveye ulaşır. Within about 1 or 2 hours yaklaşık bir zaman aralığı verir; yani zirveye bu sürenin sonuna kadar ulaşılır, yalnızca süre geçtikten sonra değil.

Alıştırma

Cümleyi reach a maximum ifadesinin -ing biçimi ve within two hours zaman ifadesiyle tamamlayın: The medicine's effect keeps increasing, ____.

Cevabı göster

reaching a maximum within two hours

Then the body starts efficiently eliminating ibuprofen, Kelime

2:08

Daha sonra vücut ibuprofeni etkili bir şekilde yok etmeye başlar,

with the blood dose decreasing by half every 2 hours on average. Dilbilgisi

2:11

kandaki doz ortalama olarak her 2 saatte bir yarı yarıya azalır.

Kelime

starts efficiently eliminating ibuprofen: bir ilacı vücuttan etkili biçimde temizlemek

Start eliminating, ilacı vücuttan çıkarma sürecinin başlaması demektir. Efficiently, eliminating fiilini niteler ve vücudun bu süreci etkili biçimde yürüttüğünü belirtir. Tıp ve farmakolojide eliminate a drug, genellikle metabolizma ve boşaltım yoluyla ilacı vücuttan temizlemek anlamına gelir. İlacı öldürmek anlamına gelmez ve her izin hemen kaybolduğunu da zorunlu olarak belirtmez.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada the body is eliminating a drug ne anlama gelir?

  1. Vücut ilacı daha güçlü hâle getirmektedir.
  2. Vücut ilacı kalıcı olarak depolamaktadır.
  3. Vücut ilacı metabolizma ve boşaltım yoluyla dışarı atmaktadır.
Cevabı göster

Vücut ilacı metabolizma ve boşaltım yoluyla dışarı atmaktadır.

Dilbilgisi

with the blood dose decreasing...: with + isim + -ing

Burada with, yalnızca “birlikte” anlamına gelmez; ana sürece eşlik eden bir değişikliği tanıtır. with + isim öbeği + -ing kalıbı, ana olayla aynı anda gerçekleşen bir durumu ekler. the blood dose, decreasing fiilinin mantıksal öznesidir. decreasing by half, miktarın %50 azalarak önceki miktarın yarısına inmesi demektir. every 2 hours on average bunun ortalama bir hız olduğunu, her aralığın tamamen aynı olmadığını belirtir.

Alıştırma

with öbeğinin eş zamanlı bir değişiklik eklemesi için cümleyi decrease fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The storm moved north, with the wind speed ____ steadily.

Cevabı göster

decreasing

When the ibuprofen molecules detach from their targets, Kalıp ifadeler

2:16

İbuprofen molekülleri hedeflerinden ayrıldığında,

Kalıp ifadeler

detach from their targets: detach from + isim

detach from + isim, bağlı veya tutunmuş olduğu bir şeyden ayrılmak demektir. Cümlede ibuprofen molekülleri, moleküler hedeflerine bağlı olmayı bırakır. İlaç biliminde targets, bir ilacın etkilediği molekülleri ya da bölgeleri belirtir; atış hedefleri anlamına gelmez. Geçişsiz kalıp A detaches from B şeklindedir: A ayrılan şeydir, from ise A'nın ayrıldığı şeyi tanıtır.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: If the connector is loose, the sensor may ____ the cable.

Cevabı göster

detach from

the systemic bloodstream carries them away again. Öbek fiiller

2:19

sistemik kan akışı onları tekrar alıp götürür.

Öbek fiiller

carries them away: zamirle anlatılan gerçek hareket

Burada carries them away, “onları o yerden uzaklaştırır” anlamına gelir. Özne olan the systemic bloodstream hareketi sağlar; them ise hedeflerinden ayrılmış ibuprofen moleküllerini ifade eder. Yapı carry + nesne + away şeklindedir. Bu cümlede gerçek bir fiziksel hareket anlatılır; “aşırı heyecanlanmak veya kendini kaybetmek” anlamındaki get carried away deyimi kullanılmamıştır.

Alıştırma

carry away yapısını kullanın ve them zamrini doğru yere koyun: The worksheets are beside the open window, and the wind might ____.

Cevabı göster

carry them away

Back in the liver,

2:22

Karaciğere döndüğünde,

another small fraction of the total amount of the drug gets transformed into metabolites, Dilbilgisi

2:23

ilacın toplam miktarının başka bir küçük kısmı daha metabolitlere dönüşür,

Dilbilgisi

gets transformed into metabolites: get edilgeni

gets transformed, get + geçmiş zaman ortacı yapısındaki get edilgenidir. Özne olan ilacın başka küçük bir bölümü eylemi yapmak yerine bu dönüşüme uğrar. Nötr bir be edilgeniyle karşılaştırıldığında get, dönüşümü gerçekleşen bir olay olarak öne çıkarır. transform A into B yapısında A başlangıçtaki madde, B ise sonuçtur. Edilgen yapı A gets transformed into B şeklindedir; burada ortaya çıkan maddeler metabolites, yani metabolitlerdir.

Alıştırma

Cümleyi transform fiilinin üçüncü tekil kişi get edilgeni ve into ile tamamlayın: In the treatment process, dirty water ____ clean water.

Cevabı göster

gets transformed into

which are eventually filtered out by the kidneys in the urine. Öbek fiiller

2:29

bunlar da sonunda böbrekler tarafından idrarla filtrelenir.

Öbek fiiller

be filtered out by ... in the urine: ... tarafından süzülüp idrarla atılmak

Bu cümlede are eventually filtered out, “sonunda süzülerek sistemden çıkarılır” anlamına gelir. Out sonuç bildiren bir parçacıktır: metabolitlerin yalnızca bir filtreden geçmediğini, kandan veya vücut sisteminden uzaklaştırıldığını gösterir. Which, daha önce sözü edilen metabolites kelimesine gönderme yapar. Edilgen yapı kullanılır çünkü odak, metabolitlere ne olduğu üzerindedir. By the kidneys işlemi yapanın böbrekler olduğunu, in the urine ise uzaklaştırılan maddelerin vücuttan nasıl çıktığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir cihazın tozu süzerek havadan uzaklaştırdığını söyler?

  1. Sunlight filters through the curtains.
  2. The purifier filters out dust from the air.
  3. The fan blows dust across the room.
Cevabı göster

The purifier filters out dust from the air.

The loop from liver to body to kidneys continues at a rate of about 1 blood cycle per minute, Kalıp ifadeler

2:32

Karaciğerden vücuda ve böbreklere uzanan döngü, dakikada yaklaşık 1 kan döngüsü hızında devam eder,

Kalıp ifadeler

at a rate of about ... per minute: dakikadaki yaklaşık hızı belirtmek

At a rate of + miktar + per + birim yapısı, bir sürecin ne kadar hızlı veya ne sıklıkta gerçekleştiğini ölçer. Burada about 1 blood cycle per minute, döngünün yaklaşık olarak her dakika bir kez tamamlandığı anlamına gelir. About sayının yaklaşık olduğunu belirtir. Per minute, “her dakika için” demektir; “belirli bir dakikanın içinde” anlamına gelmez. Bu yapı üretimi, hareketi, değişimi veya tekrarlanan olayları anlatabilir.

Alıştırma

at a rate of + quantity + per + time unit yapısını tamamlayın. 20 labels ve minute kullanın: The printer operates ____.

Cevabı göster

at a rate of 20 labels per minute

with a little more of the drug neutralized and filtered out in each cycle. Dilbilgisi

2:37

ve her döngüde ilacın biraz daha fazlası nötralize edilip filtrelenir.

Dilbilgisi

with + isim öbeği + geçmiş zaman ortaçları: eşlik eden sonuç

with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısı, ana cümleye eşlik eden bir durum veya sonuç ekler. Burada a little more of the drug, işlemden etkilenen isim öbeğidir; neutralized ve filtered out ise birbirine bağlanmış iki geçmiş zaman ortacıdır. Bu ortaçlar edilgen bir sonuç anlatır: her döngüde ilacın küçük bir miktarı daha iki işlemden de geçer. Bunlar with öbeği içindeki ortaç tümlecini oluşturur; cümlenin ana fiilleri değildir.

Alıştırma

Bu cümlede with öbeğinin işlevi nedir: “The purifier keeps running, with more pollutants removed in each cycle.”?

  1. Ana sürece eşlik eden edilgen bir sonuç ekler.
  2. Kirleticilerin arıtıcıyı çalıştırdığını söyler.
  3. Kirleticileri uzaklaştırma emri verir.
Cevabı göster

Ana sürece eşlik eden edilgen bir sonuç ekler.

These basic steps are the same for any drug that you take orally, Kalıp ifadeler

2:42

Bu temel adımlar, ağızdan aldığınız herhangi bir ilaç için aynıdır,

Kalıp ifadeler

any drug that you take orally: ağız yoluyla alınan herhangi bir ilaç

any drug that you take orally, ağız yoluyla alınan herhangi bir ilaç demektir. Temel isim drug sözcüğüdür; that you take orally ise hangi ilaçlardan söz edildiğini sınırlayan bir ilgi yan cümlesidir. Bu tıbbi bağlamda orally, take fiilini niteler ve uygulama yolunu belirtir. orally başka bağlamlarda bu anlama gelebilse de burada “konuşarak” demek değildir.

Alıştırma

“Ağız yoluyla” anlamına gelen tıbbi zarfı kullanarak cümleyi tamamlayın: The label says to take this medicine ____.

Cevabı göster

orally

but the speed of the process and the amount of medicine that makes it into your bloodstream Öbek fiiller

2:45

ancak sürecin hızı ve kan dolaşımınıza giren ilaç miktarı

varies based on drug, Kalıp ifadeler

2:49

ilaca,

person,

2:51

kişiye,

and how it gets into the body.

2:52

ve vücuda nasıl girdiğine bağlı olarak değişir.

Öbek fiiller

makes it into your bloodstream: kan dolaşımına ulaşır

Bu cümlede kan dolaşımına ulaşan şey medicine, yani ilaçtır. makes it into your bloodstream, ilacın vücuttaki süreçten geçtikten sonra kana girdiğini veya ulaştığını anlatır. Başarı anlamı yalnızca bu sonucun gerçekleştiğini vurgular; ilacın bir amacı olduğunu göstermez. Buradaki make de “üretmek” anlamına gelmez. Özne bir süreçten veya zorluktan sonra bir yere, gruba, aşamaya ya da sisteme ulaştığında make it into + hedef yapısını kullanabilirsiniz. it, make it into kalıbının bir parçasıdır ve ayrı bir nesne gibi çevrilmez. Fiil özneye göre değiştiği için medicine ile makes kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi make it into ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two auditions, Ben ____ the final round.

Cevabı göster

made it into

Kalıp ifadeler

varies based on + etken: koşullara göre değişir

varies based on, belirli etkenler bir şeyi etkilediği için sonucun her durumda aynı olmadığını anlatır. Bu cümledeki etkenler ilaç, kişi ve ilacın vücuda giriş yoludur. Bir farkı açıklayan koşulları belirtmek için vary based on + etken yapısını kullanın. vary fiilinin biçimi özneye göre değişir: it varies, ancak they vary.

Alıştırma

Hangi cümle, boyut ile malzemeyi nihai fiyatı değiştiren etkenler olarak doğru biçimde belirtir?

  1. The final cost varies between the size and material.
  2. The final cost varies from the size and material.
  3. The final cost varies based on the size and material.
Cevabı göster

The final cost varies based on the size and material.

The dosing instructions on medicine labels can help, Kelime

2:54

İlaç etiketlerindeki dozaj talimatları yardımcı olabilir,

but they're averages based on a sample population that doesn't represent every consumer. Kelime

2:57

ancak bunlar her tüketiciyi temsil etmeyen bir örneklem popülasyonuna dayanan ortalamalardır.

Kelime

İlaç etiketlerindeki dozaj talimatları

İfadenin ana ismi instructions sözcüğüdür. Dosing, anlamı bir dozun verilmesi veya alınmasıyla ilgili talimatlarla sınırlar; özellikle ne kadar ilaç kullanılacağını ve çoğu zaman ilacın ne zaman ya da ne sıklıkta kullanılacağını belirtir. On medicine labels, talimatların nerede bulunduğunu gösterir. Bu cümlede isim grubunun tamamı can help ifadesinin öznesidir.

Alıştırma

Ne kadar ilacın ne sıklıkta alınacağını belirten talimatlar için özellikle hangi ifade kullanılır?

  1. dosing instructions
  2. storage warnings
  3. an ingredient list
Cevabı göster

dosing instructions

Kelime

Bir örneklem grubuna dayalı ortalama değerlerdir

They, daha önce sözü edilen dosing instructions ifadesine gönderme yapar; they're ise they are ifadesinin kısaltmasıdır. Talimatların averages olarak tanımlanması, kişiye özel kesin bir doz yerine genelleştirilmiş değerler verdikleri anlamına gelir. Based on a sample population bu değerlerin kaynağını, yani incelenen bir gruptan alınan verileri belirtir. Bu grup her tüketiciyi temsil etmiyorsa ortalaması da her bireyi tam olarak açıklayamaz. Burada population, bir ülkenin tüm nüfusu değil, araştırmada kullanılan grup anlamındadır.

Alıştırma

Yargılayın: an average based on a sample population olarak tanımlanan bir yönlendirmenin her bireye tam olarak uyacağı garantidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

And getting the dose right is important. Kalıp ifadeler

3:02

Ve dozu doğru ayarlamak önemlidir.

Kalıp ifadeler

getting the dose right: get + nesne + right yapısı

Getting the dose right, dozun doğru ve uygun olmasını sağlamak demektir. get + nesne + right kalıbı, bir şeyi doğru sonuca ulaştırmayı anlatır; buradaki right, “doğru” demektir, “sağ yön” anlamında değildir. Getting the dose right ifadesinin tamamı bir isim-fiil öbeğidir ve is important yapısının öznesi görevindedir.

Alıştırma

get + nesne + right kalıbını ve timing adını kullanarak cümleyi tamamlayın: We practiced the dance until we could ____.

Cevabı göster

get the timing right

If it's too low, Dilbilgisi

3:04

Eğer çok düşükse,

the medicine won't do its job. Deyimler

3:05

ilaç işini yapmayacaktır.

Deyimler

won't do its job: beklendiği gibi çalışmamak

Bu cümlede won't do its job, “amaçlanan tedavi etkisini oluşturmayacak” anlamına gelir. Its job, ilacın yapması beklenen şeyi ifade eder; gerçek anlamda bir meslekten söz edilmez. İngilizcede do its job, bir nesne, araç, sistem veya yöntemin beklendiği gibi çalıştığını anlatmak için sıkça kullanılır. Bu benzetme açıklamayı doğrudan ve konuşma diline yakın hâle getirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. won't içindeki ünlüye ve sondaki /nt/ sesine odaklanın.

  1. The medicine doesn't do its job.
  2. The medicine won't do its job.
  3. The medicine will do its job.
Cevabı göster

The medicine won't do its job.

If it's too high,

3:07

Eğer çok yüksekse,

the drug and its metabolites can be toxic. Kelime

3:08

ilaç ve metabolitleri toksik olabilir.

Dilbilgisi

If it's too low ... If it's too high: eşleşen koşullar

İki yan cümle, karşıt koşullar sunmak için aynı If it's too + sıfat kalıbını kullanır. Her iki cümlede de it, ilacın kalitesini değil dose, yani dozu belirtir. Too, uygun sınırın aşıldığını ve bir sorun bulunduğunu gösterir: çok düşük bir doz bir risk, çok yüksek bir doz ise başka bir risk oluşturur. Paralel yapının tekrarı iki sonucu açıkça karşılaştırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Eşleşen koşulları too low ve too high ile tamamlayın: If the volume is ____, I can't hear it. If it's ____, it may hurt my ears.

Cevabı göster

too low · too high

Kelime

can be toxic: olası toksisiteyi ifade etmek

Can be toxic, “toksik zarara yol açabilir” veya “toksik etkileri olabilir” anlamına gelir. Buradaki can, öğrenilmiş bir yeteneği değil belirli koşullar altındaki olasılığı ifade eder ve zararın her durumda gerçekleşeceğini ileri sürmez. Bu tıbbi bağlamda toxic, ilacın veya metabolitlerinin yol açtığı biyolojik ya da kimyasal zararı anlatır. Günlük dildeki “son derece sağlıksız veya rahatsız edici” biçimindeki mecaz anlamda kullanılmamıştır.

Alıştırma

Tıbbi bir bağlamda, metabolitlerin toksik etkileri olabileceğini en kesin biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The metabolites can be poisonous.
  2. The metabolites can be toxic.
  3. The metabolites are always toxic.
Cevabı göster

The metabolites can be toxic.

That's true of any drug. Anlatım akışı

3:11

Bu herhangi bir ilaç için geçerlidir.

Anlatım akışı

That's true of any drug: önceki bir düşünceyi genişletmek

That's true of any drug cümlesinde that, az önce söylenen düşüncenin yerini tutar. be true of, aynı ifadenin ya da durumun ardından gelen kişi veya şey için de geçerli olduğunu belirtir; “ait olmak” anlamına gelmez. Bu cümle ilaçlarla ilgili ayrı bir bilgi sunmaz. Önceki düşünceye bağlanıp onun kapsamını any drug ifadesine genişletir; böylece konuşan kişi düşüncenin tamamını tekrarlamadan genelleme yapabilir.

Alıştırma

Önceki bir ifade tüm elektrikli bisikletler için de geçerlidir. Hangi cümle bu ifadeyi doğal biçimde genişletir?

  1. That's true from electric bikes as well.
  2. That's true of electric bikes as well.
  3. That belongs to electric bikes as well.
Cevabı göster

That's true of electric bikes as well.

One of the hardest groups of patients to get the right dosage for are children. Dilbilgisi

3:13

Doğru dozajın ayarlanmasının en zor olduğu hasta gruplarından biri de çocuklardır.

Dilbilgisi

One of the hardest groups ... to get the right dosage for: sondaki for sözcüğünün görevi

Bu uzun ad öbeğinin merkezinde One vardır. of the hardest groups of patients, bir kümeden bir grubu seçer; to get the right dosage for ise neyin zor olduğunu açıklar: o grup için doğru dozu bulmak. Sondaki for sözcüğünün açıkça belirtilmeyen ama anlaşılan bir nesnesi vardır: daha önce sözü edilen hasta grubu. İngilizcede bu tür mastar öbeklerinde edat sonda bırakılabilir: a group that it is hard to get the right dosage for. Burada for, get the right dosage for yapısına aittir; are children ile birleşmez.

Alıştırma

Son kısmın bu eski fotoğraf makinesi modeline gönderme yapması için eksik edatı doldurun: This old camera is one of the hardest models to find replacement batteries ____.

Cevabı göster

for

That's because how they process medicine changes quickly, Notlar

3:18

Bunun nedeni ilacı işleme biçimlerinin hızla değişmesidir,

Anlatım akışı

That's because …: bir sonucu nedeni ile ilişkilendirmek

That's because daha önce söylenmiş bir sonucu, yargıyı veya durumu gösterip onun nedenini açıklayan bir söylem bağlayıcısıdır. That's, that is ifadesinin kısaltmasıdır; because ise nedeni tanıtır. Bilgiyi açık bir sırayla düzenler: önce ne olduğunu, sonra neden olduğunu söyler. Bu cümlede dinleyiciye sonraki yan tümcenin yeni bir soru değil, bir açıklama olduğunu bildirir.

Alıştırma

The hallway is dark. ____ the lights are off.

Cevabı göster

That's because

Dilbilgisi

how they process medicine: iç içe geçmiş how yan tümcesi

how they process medicine, soru sormak yerine ilaçları işleme biçimlerini adlandıran iç içe geçmiş bir wh yan tümcesidir. Yan tümcenin tamamı changes quickly fiilinin öznesi olarak görev yapar. because'den sonra daha büyük bir cümlenin içinde bulunduğu için bildirme cümlesi söz dizimini korur: how + özne + fiil. Burada doğrudan soru düzeni olan how do they process medicine kullanılmaz.

Alıştırma

İç içe geçmiş how yan tümcesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Researchers study how sleep affects memory.
  2. Researchers study how does sleep affect memory.
  3. Researchers study how sleep affect memory.
Cevabı göster

Researchers study how sleep affects memory.

as do their bodies. Dilbilgisi

3:21

tıpkı bedenlerinin olduğu gibi.

Dilbilgisi

as do their bodies: “o da” anlamındaki devrik as yapısı

as do their bodies, bedenlerinin de hemen önce anlatılan değişimi yaşadığı anlamına gelir. Burada do, daha önce geçen change quickly fiil öbeğinin yerini tutar ve tüm öbeğin tekrarlanmasını önler. Kalıp as + yardımcı fiil + özne şeklindedir. Yardımcı fiil özneden önce gelir: as do their bodies. Bu kullanımda as, aynı durumu paylaşan başka bir özne ekler ve and their bodies do too ifadesine yakın bir anlam verir.

Alıştırma

Cümleyi resmî as devrik yapısıyla tamamlayın: Adults need enough sleep, ____ children.

Cevabı göster

as do

For instance,

3:22

Örneğin,

the level of liver enzymes that neutralize medication highly fluctuates during infancy and childhood. Notlar

3:23

ilaçları nötralize eden karaciğer enzimlerinin seviyesi bebeklik ve çocukluk döneminde oldukça fazla dalgalanır.

Kelime

the level of liver enzymes: ölçülebilir bir tıbbi gösterge

the level of liver enzymes, karaciğerle ilişkili enzimlerin ölçülen miktarının veya etkinliğinin ne kadar yüksek ya da düşük olduğunu ifade eder. Sağlık ve bilim bağlamlarında level, ölçülebilir bir göstergeyi anlatır; bir binanın katı anlamına gelmez. Bu öbeğin temel ismi tekil olan level sözcüğüdür. Bu nedenle enzymes çoğul olsa da örnekteki ana fiil tekildir: the level ... fluctuates.

Alıştırma

the level of liver enzymes ifadesinde level ne anlama gelir?

  1. Ölçülebilir bir miktar, konsantrasyon veya etkinlik derecesi
  2. Bir hastane binasının katı
  3. Bir enzim adındaki harflerin sayısı
Cevabı göster

Ölçülebilir bir miktar, konsantrasyon veya etkinlik derecesi

Dilbilgisi

that neutralize medication: karaciğer enzimlerini açıklayan bir ilgi cümleciği

that neutralize medication, liver enzymes ifadesinden sonra gelen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Enzimlerin işleviyle ilgili bilgi ekler ve hangi enzimlerden söz edildiğini belirtir; that, level sözcüğünü değil liver enzymes ifadesini karşılar. Bu cümlecikte that öznedir. İşaret ettiği enzymes çoğul olduğu için fiil neutralizes değil neutralize olur. Burada neutralize, bir anlaşmazlığı çözmek değil, ilacın etkisini azaltmak veya ortadan kaldırmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi that ve detect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The lab uses sensors ____ harmful gases.

Cevabı göster

that detect

Kelime

highly fluctuates during infancy and childhood: büyük değişimleri doğal biçimde anlatmak

fluctuates during infancy and childhood, düzeyin yaşamın bu evrelerinde tekrar tekrar yükselip düştüğü anlamına gelir. Fluctuate, sürekli bir artış veya düşüşü değil, birden fazla yöndeki düzensiz değişimi anlatır. Altyazıda highly, değişimlerin büyük olduğunu göstermek için kullanılmıştır; düzeyin sürekli yüksek kaldığı anlamına gelmez. Ancak highly fluctuates anlaşılabilir olsa da standart İngilizcedeki en doğal ifade değildir. fluctuates greatly, fluctuates widely veya is highly variable tercih edilmelidir.

Alıştırma

Bir ölçümün zaman içinde büyük ölçüde yükselip düştüğünü en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The room temperature remains stable throughout the day.
  2. The room temperature increases steadily throughout the day.
  3. The room temperature fluctuates greatly throughout the day.
Cevabı göster

The room temperature fluctuates greatly throughout the day.

And that's just one of many complicating factors. Anlatım akışı

3:29

Ve bu sadece birçok karmaşık faktörden biridir.

Anlatım akışı

Bu, birçok karmaşıklaştırıcı etkenden yalnızca biri

Burada that, daha önce sözü edilen karaciğer enzimi düzeylerindeki dalgalanmayı gösterir. Complicating factor, bir konuyu anlamayı, öngörmeyi veya yönetmeyi zorlaştıran etkendir. Just one of many kalıbı, dinleyiciye bu örneği eksiksiz bir açıklama olarak görmemesi gerektiğini anlatır. Mevcut örneği kapatırken tartışmayı başka etkenlere açar.

Alıştırma

Bu cümle dinleyiciye ne anlatır?

  1. Az önce belirtilen etken önemli olan tek etkendir.
  2. Konuşmacı hiçbir etkenin önemli olmadığını söylüyor.
  3. Az önce belirtilen etken, konuyu daha karmaşık hâle getiren birçok etkenden biridir.
Cevabı göster

Az önce belirtilen etken, konuyu daha karmaşık hâle getiren birçok etkenden biridir.

Genetics,

3:32

Genetik,

age,

3:33

yaş,

diet,

3:34

diyet,

disease,

3:34

hastalık,

and even pregnancy influence the body's efficiency of processing medicine. Notlar

3:35

ve hatta hamilelik bile vücudun ilacı işleme verimliliğini etkiler.

Anlatım akışı

and even pregnancy: listedeki beklenmedik bir öğeyi vurgulamak

and even pregnancy ifadesinde and listeye son öğeyi eklerken even pregnancy sözcüğünü özellikle vurgular. Bu, hamileliğin de kapsama girdiği anlamına gelir; ancak dinleyici bu öğeyi daha az beklenen veya kolayca gözden kaçabilecek bir etken olarak görebilir. Yeniden kullanılabilen and even + isim öbeği kalıbı, dikkat çekici veya şaşırtıcı bir son öğeyi ekleyerek listenin kapsamını genişletir. Vurgu even sözcüğünden sonra gelen bölümün üzerindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede even, listedeki şaşırtıcı bir öğeyi vurgulamak için kullanılmıştır?

  1. The club welcomes parents, teachers, and even young children.
  2. The club welcomes only young children.
  3. The club welcomes parents, teachers, and young children.
Cevabı göster

The club welcomes parents, teachers, and even young children.

Kalıp ifadeler

influence the body's efficiency of processing medicine: vücudun ilaç işleme verimliliğini etkilemek

Bu fiil öbeği, sıralanan etkenlerin vücudun ilaçları ne kadar verimli işlediğini değiştirebileceğini anlatır. Influence değişimin yönünü tek başına belirtmez: Bir etken verimliliği artırabilir veya azaltabilir. Bu tıbbi bağlamda processing medicine, vücudun bir ilacı işlemesini, özellikle metabolize edip vücuttan uzaklaştırmasını ifade eder. İlaç üretmek anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen X influences the efficiency of doing Y kalıbı, bir neden veya koşulu sistemin bir görevi ne kadar verimli yaptığıyla resmî bir biçimde ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede influence, aynı resmî neden-performans kalıbında fiil olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Background noise can have influence the brain's efficiency of processing speech.
  2. Background noise can influence the brain's efficiency of processing speech.
  3. Background noise can influence on the brain's efficiency of processing speech.
Cevabı göster

Background noise can influence the brain's efficiency of processing speech.

Some day,

3:40

Günün birinde,

routine DNA tests may be able to dial in the precise dose of medicine personalized to your liver efficiency and other factors. Notlar

3:41

rutin DNA testleri, karaciğerinizin verimliliğine ve diğer faktörlere göre kişiselleştirilmiş kesin ilaç dozunu ayarlayabilir.

Dilbilgisi

may be able to: belirsiz bir gelecek yeteneği

May olasılığı, be able to ise yeteneği ifade eder. Birlikte may be able to, öznenin bir şeyi yapma yeteneğine sahip olmasının mümkün olduğunu anlatır; iki bölüm aynı anlamı tekrar etmez. Some day ile kullanıldığında henüz var olmayan veya gerçekleşeceği kesin olmayan bir yetenek hakkında temkinli bir tahmin yapılır. Rutin DNA testlerinin bunu şu anda yapabildiği iddia edilmez.

Alıştırma

Bir teknoloji henüz mevcut değil ve tahmin belirsiz. Hangi cümle bu anlamı en iyi ifade eder?

  1. Future phones may be able to detect dangerous air pollution.
  2. Future phones can detect dangerous air pollution.
  3. Future phones will be able to detect dangerous air pollution.
Cevabı göster

Future phones may be able to detect dangerous air pollution.

Deyimler

dial in the precise dose: kesin dozu hassas biçimde ayarlamak

Burada dial in mecaz anlamda kullanılır: Bir şeyi istenen kesin ayara ulaşıncaya kadar ayarlamak veya hesaplamak demektir. Bu anlatım, bir kadranı seçilen değere kadar çevirme görüntüsünden gelir; ancak gerçek bir kadranın bulunması gerekmez. Nesne the precise dose ifadesidir. Bu nedenle cümle, test verilerinin bir kişi için ilaç miktarını çok hassas biçimde belirlemeye yardımcı olabileceğini anlatır. Yaklaşık bir doz seçmekten ya da telefon etmekten söz edilmez.

Alıştırma

Hangi cümlede dial in bir değeri hassas biçimde ayarlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The technician estimated a rough temperature without testing it.
  2. The technician dialed in the exact temperature after several test runs.
  3. The technician dialed the clinic's phone number to ask about the temperature.
Cevabı göster

The technician dialed in the exact temperature after several test runs.

Kelime

personalized to your liver efficiency and other factors: dozu bireye uyarlamak

Personalized to X, bir şeyin X'e uyacak biçimde düzenlenmesi anlamına gelir. Burada personalized, daha büyük olan the precise dose of medicine isim öbeğini sonradan niteler; anlam açısından doz, karaciğerin ilacı ne kadar verimli işlediğine ve diğer bireysel etkenlere göre uyarlanır. Bu ifadede personalized bir geçmiş zaman ortacıdır. Yapı ayrıca bir kişinin ihtiyaçlarına, yeteneklerine, tercihlerine veya verilerine uyarlanmış hizmetleri, planları ya da içerikleri anlatabilir. Yalnızca kişinin adının eklenmesini değil, bir şeyin kişiye uyması için gerçekten değiştirilmesini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: The learning app changes its lessons for each child, so the content is ____ each child's reading level.

Cevabı göster

personalized to

But in the meantime, Anlatım akışı

3:49

Ancak o zamana kadar,

Anlatım akışı

But in the meantime: şimdi yapılabilecek olana dönmek

But önceki düşünceden bir dönüşü belirtir; in the meantime ise “beklenen bir olay veya değişiklik gerçekleşmeden önceki süre boyunca” anlamına gelir. Bir yeri değil, zamanı ifade eder. Birlikte But in the meantime, anlatımı gelecekteki bir olasılıktan şu anda uygulanabilecek pratik bir adıma döndürür. Cümle başındaki bu geçiş, dinleyiciyi bekleme süresinde ne yapılacağına ilişkin bir öneriye hazırlar.

Alıştırma

Şu kısa bağlamı okuyun: “A simpler test may be available in the future. But in the meantime, follow the current safety advice.” But in the meantime burada hangi işlevi görüyor?

  1. Gelecekteki bir olasılıktan insanların şimdi yapabileceklerine geçiş yapar.
  2. Daha basit testin zaten kullanılabildiğini söyler.
  3. Testin yapılacağı yeri belirtir.
Cevabı göster

Gelecekteki bir olasılıktan insanların şimdi yapabileceklerine geçiş yapar.

your best bet is reading the label or consulting your doctor or pharmacist and taking the recommended amounts with the recommended timing. Kalıp ifadeler

3:50

en iyi seçeneğiniz etiketi okumak veya doktorunuza ya da eczacınıza danışmak ve önerilen miktarları önerilen zamanlarda almaktır.

Kalıp ifadeler

your best bet is: en güvenilir seçeneği önermek

Your best bet is... “sizin için en güvenilir veya başarı ihtimali en yüksek seçenek ...dır” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki bet mecazidir; kumardan söz etmez ve verilen öneri sonucu garanti etmez. is ifadesinden sonra önerilen eylem, is reading örneğindeki gibi -ing biçimiyle ya da is to read örneğindeki gibi to alan mastarla ifade edilebilir. Bu cümlede ifade, etiketi kontrol etmeyi veya bir sağlık uzmanına danışıp talimatları izlemeyi en güvenli pratik yol olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “sizin için en güvenilir seçenek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: If the trail map is unclear, ____ is to ask a park ranger.

Cevabı göster

your best bet

Kalıp ifadeler

taking the recommended amounts with the recommended timing: önerilen miktarları önerilen zamanlamaya göre almak

İlaç veya takviye talimatlarında taking, ürünü almak ya da tüketmek anlamına gelir. “the recommended amounts” ifadesi “ne kadar?” sorusunu, “the recommended timing” ise “ne zaman?” veya “hangi programa göre?” sorusunu yanıtlar. Recommended sözcüğü iki kez kullanılır ve iki ismi ayrı ayrı niteler; dolayısıyla her iki unsurda da önerilere uyulmalıdır. With iki gerekliliği birbirine bağlar: hem miktara hem de programa uyulmalıdır. Bu nedenle ifade, yalnızca ne kadar alınacağına odaklanıp zamanlamayı göz ardı etmemek gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle hem önerilen miktarı hem de önerilen programı korur?

  1. Take any amount at the recommended times.
  2. Take the recommended dose at the recommended times.
  3. Take the recommended dose whenever you choose.
Cevabı göster

Take the recommended dose at the recommended times.