Dünya neden kakayla kaplı değil? - Eleanor Slade ve Paul Manning: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
667 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Video, yuvarlayıcı, tünel kazıcı ve dışkının içinde yaşayan bok böceklerinin hayvan dışkısını üremek için nasıl kullandığını açıklıyor. Ardından davranışlarının tohumları yaydığını, besinleri toprağa taşıdığını, çiftçilere destek olduğunu ve metan salımını azalttığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. So why isn't the planet covered in the stuff? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu retorik soru, başlangıçta verilen şaşırtıcı büyüklükteki dışkı miktarını açıklamanın tamamını düzenleyen temel soruya dönüştürüyor. Beklenmedik bir bilgiden sonra So why…? kalıbını kullanarak dinleyiciyi doğal biçimde bir nedenin ya da çözümün araştırılmasına yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz. 2. preventing the microbes from producing methane. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir eylem veya koşulun belirli bir sonucu engellediğini anlatan prevent X from doing yapısını öğrenin. Burada böcekler dışkıyı oksijenlendirerek mikropların metan üretmesini önlüyor; aynı yapı bilimsel anlatımlarda müdahale, neden ve sonucu açık biçimde ilişkilendirmek için de kullanılabilir. 3. by doing its business. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Son cümledeki mizahi çift anlamı kavrayın: doing its business, dışkılamayı nazikçe ima ederken böceğin yalnızca doğal görevini yaptığını da düşündürüyor. Bağlam, business sözcüğünü gerçek anlamda ticaret olarak yorumlamanızı önler ve kelime oyununu fark etmenizi sağlar.

Bu derste

Somewhere near you, an animal is defecating. Notlar

0:07

Yakınlarınızda bir yerde, bir hayvan dışkılıyor.

Anlatım akışı

Dikkat çekici bir giriş olarak Somewhere near you,

Somewhere belirtilmemiş bir yeri ifade eder; near you ise bu bilinmeyen yeri dinleyiciye yakın konumlandırır. Kesin bir adres belirtmez. İfade cümlenin başında dikkat çekici bir giriş görevi görür: genel bir bilimsel gerçeği yakın ve o anda oluyormuş gibi hissettirir. Bu yapı, yabancı bir konuyu önce dinleyicinin dünyasıyla ilişkilendirerek tanıtabilir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Somewhere near you ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacının nerede olduğunu bilmediğini gösterir.
  2. Kesin bir yer belirtmeden konuyu yakın ve o anda oluyormuş gibi hissettirir.
  3. Hayvanın kesin konumunu verir.
Cevabı göster

Kesin bir yer belirtmeden konuyu yakın ve o anda oluyormuş gibi hissettirir.

Kelime

defecating: Bedensel Süreci Anlatan Resmî ve Doğrudan Bir Terim

Defecating, defecate fiilinin -ing biçimidir. is ile birlikte is defecating şimdiki zaman yapısını oluşturur ve hayvanın o anda dışkıladığını anlatır. Defecate, bu bedensel süreç için kullanılan resmî ve doğrudan bir fiildir. Tıp, biyoloji, veterinerlik ve ciddi bilimsel anlatımlarda yaygındır; resmî olması, dolaylı veya örtmeceli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir yaban hayatı gözlem raporunda "The animal is defecating." cümlesi doğal mıdır?

  1. Doğal değil
  2. Doğal
Cevabı göster

Doğal

In fact, each day the animal kingdom produces roughly enough dung Notlar

0:11

Aslında her gün hayvanlar alemi,

Anlatım akışı

In fact: önceki düşünceyi destekleyen bir gerçeği sunmak

Cümlenin başındaki In fact, konuşmacının önceki bir iddia ya da dikkat çekici fikirden, onu destekleyip güçlendiren somut bir gerçeğe geçtiğini belirtir. Bu ifade her zaman bir düzeltme başlatmaz. Burada ardından gelen miktarı kanıt olarak sunar ve yeni bilginin önceki sözlerle bağlantısını gösterir.

Alıştırma

In fact burada bilgiyi düzenleme açısından hangi işlevi görüyor?

  1. Sonraki iddianın yalnızca doğrulanmamış bir tahmin olduğunu gösterir.
  2. Önceki noktayı destekleyip güçlendiren bir gerçeği sunar.
  3. Mevcut konunun sona erdiğini belirtir.
Cevabı göster

Önceki noktayı destekleyip güçlendiren bir gerçeği sunar.

Kelime

the animal kingdom: bir bütün olarak hayvanlar

The animal kingdom, bir bütün olarak ele alınan tüm hayvanları ifade eder. Bilimsel sınıflandırmada âlem çok geniş bir gruptur ve hayvanlar Animalia âlemine aittir. Burada bu ifade produces fiilinin öznesidir ve genel olarak hayvanların faaliyetini tek bir toplam hâlinde birleştirir. Hayvanların yönettiği bir ülke anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the animal kingdom ne anlama geliyor?

  1. Hayvanların yönettiği bir ülke.
  2. Belirli bir hayvanat bahçesindeki bütün hayvanlar.
  3. Bir bütün olarak ele alınan tüm hayvanlar.
Cevabı göster

Bir bütün olarak ele alınan tüm hayvanlar.

to match the volume of water pouring over the Victoria Falls. Kültür

0:15

Victoria Şelalesi'nden dökülen su hacmine eşit miktarda dışkı üretiyor.

Dilbilgisi

roughly enough dung to match the volume: karşılaştırma ölçütüne yetecek miktar

enough + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir miktarın bir sonuca ya da ölçüte ulaşmaya yeterli olduğunu anlatır. Burada enough dung miktarı belirtir; to match the volume ise bu miktarın neye yettiğini, yani suyun hacmine eşit olmaya yettiğini açıklar. Roughly, karşılaştırmanın kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. roughly enough dung to match ... ifadesini tek ve tamamlanmış bir miktar fikri olarak okuyun; enough dung kısmında durup sonraki ölçütü gözden kaçırmayın.

Alıştırma

Cümleyi enough ... to kullanarak tamamlayın: The tank holds ____ water ____ supply the village for a day.

Cevabı göster

enough · to

Kültür

Ölçek referansı olarak Victoria Falls

Victoria Falls, Zambiya ile Zimbabve sınırındaki devasa bir şelaledir. Çok büyük su akışı, son derece büyük bir hacmi gerçek dünyadan somut bir görüntüyle anlamayı sağlar. Bu cümlede bu ad, bir ölçek referansı olarak kullanılır: miktar, şelaleden dökülen suyun hacmiyle karşılaştırılır. Buradaki amaç hacmin büyüklüğünü anlatmaktır; seyahatten ya da dışkının bulunduğu yerden söz etmek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Victoria Falls adının temel işlevi nedir?

  1. Son derece büyük bir hacmi somut biçimde hissettirmek
  2. Dışkının nerede bulunduğunu söylemek
  3. Gezilecek bir yer önermek
Cevabı göster

Son derece büyük bir hacmi somut biçimde hissettirmek

So why isn't the planet covered in the stuff? Notlar

0:21

Peki ama gezegen neden bu maddeyle kaplı değil?

Anlatım akışı

So why isn't ...?:açıklamayı yönlendiren soru

Burada So, soruyu az önce verilen bilgiye bağlar: Bu kadar çok dışkı üretiliyorsa her yerde olması beklenir. Why isn't ...? ilk bakışta şaşırtıcı olan bu durumu açıklanması gereken ana soruya dönüştürür. Bu, yalnızca hemen yanıt istemek için sorulan bir soru değil, açıklamayı yönlendiren bir sorudur. Merak uyandırır ve sonraki bölümün nedeni açıklayacağını gösterir. Bu kalıp, açıklamayı bilinen bir gerçekten o gerçeğin doğurduğu soruya taşır.

Alıştırma

Konuşmacı az önce ne kadar dışkı üretildiğini anlattı. "So why isn't the planet covered in the stuff?" açıklamada hangi görevi görür?

  1. Önceki bilginin yanlış olduğunu söyler.
  2. Önceki gerçekten yararlanarak ana soruyu ortaya koyar ve açıklamaya geçiş yapar.
  3. Bağlantısız biçimde başka bir konuya geçer.
Cevabı göster

Önceki gerçekten yararlanarak ana soruyu ortaya koyar ve açıklamaya geçiş yapar.

Kelime

the stuff:daha önce sözü edilen şeye belirsiz gönderme

Bu cümlede the stuff, daha önce konuşulan dışkıya, yani dung ya da feces sözcükleriyle belirtilen şeye geri gönderme yapar. the sözcüğü, dinleyicinin gönderimi bağlamdan belirleyebildiğini gösterirken stuff daha özel adın yerine genel bir sözcük kullanır. Yeni bir madde türü tanıtmaz. Bu ifade, doğrudan bir terimi tekrarlamaktan kaçınır ve cümleye daha konuşma diline yakın bir ton verir.

Alıştırma

Konuşmacı az önce dung, yani dışkı hakkında konuşuyordu. "So why isn't the planet covered in the stuff?" cümlesindeki "the stuff" neyi belirtir?

  1. Daha önce söz edilen dung veya feces, yani dışkı
  2. İlk kez tanıtılan yeni bir madde
  3. Gezegenin yüzeyindeki toprak
Cevabı göster

Daha önce söz edilen dung veya feces, yani dışkı

You can thank the humble dung beetle for eating up the excess. Notlar

0:24

Fazlalığı yediği için mütevazı bok böceğine teşekkür edebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

You can thank X for Y: bir sonucun payesini X'e vermek

You can thank X for Y kalıbını, Y konusunda takdirin X'e ait olduğunu veya yararlı bir sonuca X'in yol açtığını söylemek için kullanın. Burada fazla dışkının ortadan kalkmasının nedeni olarak bok böceği gösterilir; dinleyiciden gerçekten böceğe teşekkür etmesi istenmez. Kalıp thank + kişi ya da şey + for + isim ya da -ing biçimidir. for'dan sonraki bölüm katkıyı belirtir: eating up the excess eyleminin payesi bok böceğine verilir.

Alıştırma

You can thank X for Y sabit kalıbını tamamlayın: You can ____ the thick curtains ____ blocking the sunlight.

Cevabı göster

thank · for

Öbek fiiller

eating up: bir şeyin tamamını veya çoğunu tüketmek

Eat up, bir şeyi tamamen tüketmek veya neredeyse hiç kalmayacak kadar kullanmak demektir. eating up the excess ifadesinde up, tamamlanmışlık hissi katar: böcek yalnızca yeme eylemini yapmakla kalmaz, fazla malzemeyi yiyerek ortadan kaldırır. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne bir isimse hem eat up the food hem de eat the food up mümkündür; nesne bir zamirse ortaya getirilir: eat it up. Zaman, para, enerji veya alanın büyük bir bölümünü kullanmak anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede ate up, “bir kaynağın büyük miktarını kullandı” anlamında kullanılmıştır?

  1. Please heat up the soup.
  2. The video call ate up most of my data.
  3. We ate lunch beside the lake.
Cevabı göster

The video call ate up most of my data.

Capable of burying 250 times their body weight in a single night, Notlar

0:29

Kendi vücut ağırlığının 250 katını tek bir gecede gömebilen

Dilbilgisi

Capable of burying: cümle başında kullanılan yetenek ifadesi

Capable of + -ing, “bir şeyi yapabilecek yeteneğe veya kapasiteye sahip olmak” anlamına gelir. of bir edattır; bu nedenle burada mastar değil, -ing biçimindeki burying kullanılır. Capable of burying ... ana cümleden önce yer aldığında önce yeteneği öne çıkarır, ardından bu yeteneğe sahip olan varlığı anlatır. Bu başlangıç ifadesinin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi başta kullanılan capable yapısıyla tamamlayın: ____ handling rough roads, the new rover can deliver medicine to remote towns.

Cevabı göster

Capable of

Kalıp ifadeler

250 times their body weight: bir çarpanı ifade etme

250 times their body weight bir miktarı belirtir: ağırlığı, kendi vücut ağırlıklarının 250 katı olan bir miktar. “Sayı + times + iyelik + ölçü adı” kalıbında times bir çarpanı gösterir. Burada times, birbirinden ayrı 250 gömme eylemini saymaz. İsim öbeğinin tamamı gömülebilen miktarı ifade eder. Benzer betimlemelerde karşılaştırma noktasını netleştirmek için sık sık own eklenir: ten times its own weight.

Alıştırma

Cümleyi “sayı + times + iyelik + weight” kalıbıyla tamamlayın: The small robot can lift ____. İstenen anlam “robotun kendi ağırlığının on katına eşit bir miktar”dır.

Cevabı göster

ten times its own weight

these valiant insects make quick work of an endless stream of feces. Deyimler

0:34

bu cesur böcekler, sonsuz dışkı akışını hızla temizler.

Deyimler

make quick work of: bir şeyi hızla bitirmek veya halletmek

Make quick work of, bir şeyi çok hızlı biçimde bitirmek, halletmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Burada böceklerin sürekli gelen dışkıyı hızla işlediğini anlatır; kelimesi kelimesine hızlı bir iş yapmak anlamına gelmez. Kalıp make quick work of + isim biçimindedir. made quick work of örneğinde olduğu gibi, zamana veya özneye göre yalnızca make değişir; quick work of birlikte kalır.

Alıştırma

Cümleyi make quick work of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cleanup crew ____ the fallen branches before noon.

Cevabı göster

made quick work of

Deyimler

an endless stream of: büyük ve sürekli bir akış

An endless stream of, bir şeyin büyük miktarda ve sürekli gelişini bir derede akan suya benzetir. Bu cümlede dışkının gerçekten bir nehir oluşturduğunu değil, büyük miktarlarda sürekli ortaya çıktığını vurgular. Endless genellikle bilinçli bir abartıdır: akış sonunda bitebilse bile hiç durmayacakmış gibi hissedilir. Bu yapı calls gibi tekrarlanan sayılabilir şeyleri veya traffic gibi sayılamayan bir ismi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle çok sayıda sorunun birbiri ardına gelmeye devam ettiğini anlatır?

  1. After the update, the support desk received an endless stream of questions.
  2. After the update, no questions reached the support desk.
  3. After the update, the support desk received one final question.
Cevabı göster

After the update, the support desk received an endless stream of questions.

Over 7,000 known species of dung beetle run cleanup duty across six continents, Kalıp ifadeler

0:40

Bilinen 7.000'den fazla bok böceği türü altı kıtada temizlik görevi yürütüyor,

Kalıp ifadeler

run cleanup duty: temizlik görevini üstlenmek

run cleanup duty ifadesinde run, “yürütmek” veya “sorumluluğunu üstlenmek” anlamındadır; “ayakla hızlı hareket etmek” anlamına gelmez. Cleanup duty, atıkları veya dağınıklığı ortadan kaldırma işidir. Bu ifade, bok böceklerine insanlara özgü bir görev verir. Ekolojik rollerini bir temizlik ekibinin işi gibi canlı biçimde sunar; gerçek bir askerî görev adını belirtmez.

Alıştırma

Bok böcekleriyle ilgili bu cümlede run cleanup duty ne anlama gelir?

  1. Temizlik yaparken hızlı hareket ederler.
  2. Askerî bir mevziyi yönetirler.
  3. Temizlik işinin sorumluluğunu üstlenirler.
Cevabı göster

Temizlik işinin sorumluluğunu üstlenirler.

everywhere except Antarctica.

0:46

Antarktika hariç her yerdeler.

A dung beetle's first task is to locate dung.

0:48

Bir bok böceğinin ilk görevi dışkının yerini tespit etmektir.

Some live on the anal regions of larger animals, Kelime

0:51

Bazıları daha büyük hayvanların anüs bölgelerinde yaşar,

Kelime

the anal regions: resmî bir anatomi ifadesi

Anal, “anüsle ilgili” anlamına gelen bir sıfattır. Burada the anal regions, daha büyük hayvanların anüs çevresindeki bölgeleri belirtir; vücutlarının arka yarısının tamamını belirtmez. Bu ifade, resmî ve tarafsız bir anatomik tanımdır. Anal, regions sözcüğünü niteler; vücuttaki açıklığın kendisini belirten isim anus sözcüğüdür.

Alıştırma

Bu cümlede the anal regions ne anlama gelir?

  1. Daha büyük hayvanların anüs çevresindeki bölgeler.
  2. Daha büyük hayvanların vücutlarının arka yarısının tamamı.
  3. Daha büyük hayvanların ağız çevresindeki bölgeler.
Cevabı göster

Daha büyük hayvanların anüs çevresindeki bölgeler.

ready to leap off when they defecate. Öbek fiiller

0:55

hayvanlar dışkıladığında atlamaya hazırdır.

Öbek fiiller

leap off: bir yüzeyden sıçrayarak ayrılmak

Leap off, sıçrayan kişinin ya da canlının üzerinde bulunduğu bir yüzeyden, nesneden veya hayvandan sıçrayarak ayrılması demektir. Leap sıçrama hareketini, off ise temas noktasından uzaklaşma yönünü gösterir. Başlangıç yüzeyi leap off the rock örneğindeki gibi söylenebilir veya bağlam açıksa belirtilmeyebilir. Bu cümlede neyden sıçrayıp ayrıldıkları tekrarlanmaz; bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Kurbağanın kayanın yüzeyinden sıçrayarak ayrıldığını hangi cümle anlatır?

  1. The frog leaped onto the rock and stayed there.
  2. The frog leaped beside the rock and landed in the pond.
  3. The frog leaped off the rock and landed in the pond.
Cevabı göster

The frog leaped off the rock and landed in the pond.

Others sniff out feces that animals leave behind. Öbek fiiller

0:57

Diğerleri hayvanların arkalarında bıraktıkları dışkının kokusunu alır.

Öbek fiiller

sniff out: bir şeyi kokusundan bulmak

Sniff out, koku alma duyusunu kullanarak bir şeyi bulmak veya yerini belirlemek demektir. Sniff koklama hareketini adlandırır; out ise aramanın başarılı olduğu anlamını ekler. Burada ifade, dışkıyı yalnızca koklamayı değil, kokusundan bularak yerini belirlemeyi anlatır. Dikkatli bir araştırmayla gizli bilgileri keşfetmek anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir hedefin kokuyla başarıyla bulunduğunu gösterir?

  1. The dog sniffed the air but did not find the treats.
  2. The dog sniffed out the treats hidden under the sofa.
  3. The dog carried the treats away from the sofa.
Cevabı göster

The dog sniffed out the treats hidden under the sofa.

Öbek fiiller

leave behind: ayrıldıktan sonra bir şeyi geride bırakmak

Burada leave behind, bir yerden ayrıldıktan sonra bir şeyin orada kalması anlamına gelir. Hayvanlar uzaklaşır, ancak dışkı diğer böceklerin bulabilmesi için orada kalır. Leave behind ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isimse hem leave feces behind hem de leave behind feces kullanılabilir. Nesne zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: leave it behind.

Alıştırma

Nesne bir zamir olduğunda leave behind ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Nina left it behind in the classroom.
  2. Nina left it in behind the classroom.
  3. Nina left behind it in the classroom.
Cevabı göster

Nina left it behind in the classroom.

A pile of elephant dung can attract 4,000 beetles in 15 minutes.

1:01

Bir fil dışkısı yığını, 15 dakikada 4.000 böceği çekebilir.

So once a beetle finds dung, Dilbilgisi

1:07

Yani bir böcek dışkıyı bulduğunda,

it must work quickly to secure some of the bounty for itself. Kelime

1:08

ganimetin bir kısmını kendine ayırmak için hızlı çalışmalıdır.

Dilbilgisi

once ... must ...: tetikleyicinin ardından gelen zorunlu eylem

Burada once, “o andan itibaren” veya “olur olmaz” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. once a beetle finds dung yan cümlesi tetikleyici olayı belirler. Ana cümle olan it must work quickly ise ardından yapılması gereken eylemi verir. Yeniden kullanılabilen yapı once + tetikleyici yan cümle, ardından must içeren ana cümledir. Zamana bağlı bir koşulu zorunluluğa bağlar.

Alıştırma

Kuralı once ... must ile tamamlayın: ____ the alarm sounds, everyone ____ leave the building.

Cevabı göster

Once · must

Kelime

secure some of the bounty for itself: kendisi için bir pay elde etmek

Burada secure, “güvenli hâle getirmek” değil, “başarıyla elde etmek ya da denetimine almak” anlamına gelir. Gübre böceği, rakiplerinden önce payını alabilmek için hızlı davranmalıdır. Bounty, dışkıyı uğruna rekabet etmeye değer, kıymetli bir kaynak ya da ödül gibi sunar. For itself, bundan kimin yararlanacağını gösterir: alınan pay böceğin kendi kullanımı içindir.

Alıştırma

Bu cümlede secure some of the bounty for itself ne anlama gelir?

  1. Kaynak payını bir rakibe vermek.
  2. Kaynağın tamamını bütün gübre böcekleri için güvenli hâle getirmek.
  3. Kendi kullanımı için değerli kaynağın bir kısmını elde etmek.
Cevabı göster

Kendi kullanımı için değerli kaynağın bir kısmını elde etmek.

Most dung beetle species fall into one of three main groups, Kalıp ifadeler

1:13

Çoğu bok böceği türü üç ana gruptan birine girer:

Kalıp ifadeler

fall into one of three main groups: bir sınıflandırma kalıbı

Sınıflandırma bağlamında fall into, “ait olmak” veya “bir sınıfa girmek” anlamına gelir; fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. Özne bir kategoriye yerleştirilir. X + fall/falls into + one of ... groups kalıbı, her X’in belirtilen kümedeki tek bir gruba ait olduğunu söyler. One of ifadesinden sonra sayılabilen çoğul bir isim kullanılır: one of three main groups.

Alıştırma

Örnekte “bir sınıfa girmek” anlamında kullanılan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Most library books ____ one of five main categories.

Cevabı göster

fall into

rollers, tunnelers, and dwellers. Kelime

1:17

yuvarlayıcılar, tünel kazıcılar ve ikamet edenler.

Kelime

rollers, tunnelers, and dwellers: davranışa dayalı -er kategori adları

Rollers, tunnelers ve dwellers, tipik davranışlara dayanan çoğul kategori adlarıdır: rollers bir şeyleri yuvarlar, tunnelers tünel kazar, dwellers ise belirli bir yerde yaşar. Her adda -er, eylemi veya yaşam biçimini o işi yapan hayvanı belirten bir isme dönüştürür; ardından -s adı çoğul yapar. Bu yapı, bir grubun davranışını adından çıkarmayı sağlar.

Alıştırma

Bir yaban hayatı rehberinde hayvanlar "diggers, climbers, and swimmers" olarak gruplandırılıyor. Bu -er kategori adları neyi anlatır?

  1. Tek bir eylemin üç aşamasını gösterirler.
  2. Hayvanların bulunduğu yerleri belirtirler.
  3. Hayvanları genellikle yaptıkları eylemlere göre gruplandırırlar.
Cevabı göster

Hayvanları genellikle yaptıkları eylemlere göre gruplandırırlar.

Dung rollers sculpt a ball of dung, Kalıp ifadeler

1:21

Dışkı yuvarlayıcıları, dışkıdan bir top yontar

Kalıp ifadeler

sculpt a ball of dung: şekil verme eylemini kesin anlatmak

Bu cümlede sculpt a ball of dung, gübreyi işleyerek yuvarlak bir top hâline getirmek demektir. Sculpt, eylemi bilinçli ve dikkatli bir şekil verme işi olarak gösterir; bu yüzden genel make fiilinden daha kesin ve canlıdır. A ball of dung ad öbeği hem sonucu hem malzemeyi belirtir: gübreden yapılmış bir top. Burada sanat alanındaki sculpt fiilinin anlamı, böceğin şekil verme hareketini anlatacak biçimde genişletilir; böceğin sanat yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede "sculpt a ball of dung" neyi vurgular?

  1. Gübreyi küçük ve şekilsiz parçalara ayırmak.
  2. Gübreye dikkatle belirli bir şekil vermek.
  3. Gübrenin içinde önceden yapılmış bir top bulmak.
Cevabı göster

Gübreye dikkatle belirli bir şekil vermek.

and using their back legs, quickly roll it away from competitors. Kalıp ifadeler

1:23

ve arka bacaklarını kullanarak onu rakiplerinden hızla uzağa yuvarlar.

Kalıp ifadeler

roll it away from competitors: mesafeyi artırmak için away from

roll it away from competitors ifadesinde roll nesnenin nasıl hareket ettiğini, it nesneyi, away from competitors ise yönü gösterir. Yuvarlama hareketi nesne ile rakipler arasındaki mesafeyi artırır. Yeniden kullanılabilen kalıp fiil + nesne + away from + kişi, yer veya tehdit biçimindedir. Bir eylemin bir şeyi bu referans noktasından daha uzağa götürdüğünü anlatır.

Alıştırma

away sözcüğüne doğru edatı ekleyerek cümleyi tamamlayın: The child rolled the ball ____ the busy road.

Cevabı göster

away from

Potential partners jump on the ball,

1:28

Potansiyel eşler topun üzerine atlar

and once the ball maker has selected their mate,

1:30

ve topu yapan böcek eşini seçtiğinde,

the pair dig their dung ball into the soil. Kalıp ifadeler

1:33

çift, dışkı topunu toprağa kazar.

Kalıp ifadeler

dig their dung ball into the soil: dig + nesne + into

Burada dig fiilinin nesnesi their dung ball, into the soil ise eylemin sonucunda oluşan hareket yolunu belirtir. Çift yalnızca toprakta kazı yapmaz; kazma eylemi topun yüzeyden toprağın içine girmesini sağlar. Aktarılabilir kalıp dig + nesne + into + yer biçimindedir ve hareketin yöntemini yeni konumla birleştirir. Bir nesneyi bir maddenin ya da alanın içine sokan eylem kazmak olduğunda en doğal kullanımdır.

Alıştırma

Dışarıdan içeriye hareketi belirten edatla cümleyi tamamlayın: The gardeners dig the compost ____ the soil.

Cevabı göster

into

Once it's been buried, the female lays a single egg within the dung ball. Notlar

1:36

Gömüldükten sonra dişi, dışkı topunun içine tek bir yumurta bırakır.

Dilbilgisi

Once it's been buried: tamamlanmış edilgen bir koşul

Once, bir sonraki olay gerçekleşmeden önce tamamlanması gereken bir koşulu belirtir. Burada it's, it is değil it has anlamına gelir: has been buried, edilgen present perfect yapısıdır; yani söz konusu şey eyleme maruz kalmış ve eylemin tamamlandığı duruma gelmiştir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Once + özne + has/have been + geçmiş zaman ortacıdır. Önce tamamlanmış edilgen adımı verir, ardından ana cümle sırada ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, edilgen bir adımın sonraki eylemden önce tamamlanması gerektiğini doğru biçimde gösterir?

  1. Once the samples have been labeled, we can store them.
  2. Once the samples have labeled, we can store them.
  3. Once the samples will have been labeled, we can store them.
Cevabı göster

Once the samples have been labeled, we can store them.

Kalıp ifadeler

lays a single egg: tam olarak bir yumurta üretmek

Lay an egg, bir hayvanın yumurta üretmesini anlatan doğal kelime birleşimidir. Bu cümlede a single egg, tam olarak bir yumurta demektir; lay burada önceden var olan bir yumurtayı yalnızca başka bir yere taşımak anlamına gelmez. Lay burada geçişli bir fiildir; bu nedenle a single egg onun nesnesidir. Geniş zamanda üçüncü tekil şahıs olan the female öznesiyle lay, lays biçimine dönüşür.

Alıştırma

Hangi cümle, bir hayvanın düzenli olarak tam bir yumurta üretmesini doğal biçimde anlatır?

  1. The bird lay a single egg each spring.
  2. The bird lays a single egg each spring.
  3. The bird lies a single egg each spring.
Cevabı göster

The bird lays a single egg each spring.

Tunnelers have a different approach, digging underneath a pat. Kelime

1:41

Tünel kazıcılar farklı bir yaklaşım benimser, dışkı yığınının altını kazarlar.

Kelime

a pat: yassı bir hayvan dışkısı yığını

Burada a pat, yerde bulunan yassı bir hayvan dışkısı yığınını belirten sayılabilir bir isimdir. a tanımlığı, bunu tek ve ayrı bir yığın olarak gösterir. Hayvanlardan ve bok böceklerinden söz edilen bir bağlamda, niteleyici bağlamdan anlaşılıyorsa pat, cow pat veya dung pat ifadesine gönderme yapabilir. Bu nedenle underneath a pat, hafif bir dokunuşun değil, o dışkı yığınının altı anlamına gelir.

Alıştırma

The beetle dug underneath a pat cümlesinde a pat ne anlama gelir?

  1. yassı bir hayvan dışkısı yığını
  2. küçük bir yer altı tüneli
  3. elle yapılan hafif bir dokunuş
Cevabı göster

yassı bir hayvan dışkısı yığını

Some drag dung down into the soil and pack it into clumps, Kalıp ifadeler

1:45

Bazıları dışkıyı toprağın içine çeker ve kümeler halinde sıkıştırır,

Kalıp ifadeler

drag dung down into the soil: hareket biçimi, yön ve varış noktası

drag dung ifadesinde drag hareket biçimini anlatır: dışkıyı güç harcayarak veya dirence karşı çekip hareket ettirmek. Dung, hareket ettirilen nesnedir. Down aşağı yönü, into the soil ise varış noktasını belirtir ve dışkının sonunda toprağın içine girdiğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek sıra şöyledir: hareket fiili + nesne + yön + into + varış noktası.

Alıştırma

down into ve the cellar varış noktasını kullanarak cümleyi tamamlayın: They dragged the heavy crate ____.

Cevabı göster

down into the cellar

Kalıp ifadeler

pack it into clumps: malzemeyi sıkı topaklar hâline getirmek

Pack burada gevşek malzemeyi bastırarak veya bir araya getirerek sıkılaştırmak anlamına gelir. it zamiri biçim verilen malzemeyi gösterir; pack bu cümlede “bir şeyi bavula koymak” anlamına gelmez. Into clumps eylemin sonucunu belirtir: gevşek malzeme sonunda ayrı ve sıkı topaklara dönüşür. pack + nesne + into + ortaya çıkan biçim kalıbı, bir malzemeye bastırılarak şekil verilmesini anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede pack it into clumps ne anlama gelir?

  1. Malzemeyi ince ve eşit bir tabaka hâlinde yaymak.
  2. Malzemeyi bastırıp bir araya getirerek sıkı topaklar oluşturmak.
  3. Önceden hazırlanmış birkaç topağı sıkıştırmadan bir kaba koymak.
Cevabı göster

Malzemeyi bastırıp bir araya getirerek sıkı topaklar oluşturmak.

known as brood balls, dung balls, or dung sausages, Notlar

1:49

şekline ve boyutuna bağlı olarak

Kelime

brood balls, dung balls veya dung sausages: amaca ve biçime göre adlar

Bunlar, gübreden yapılan yapılar için kullanılan birleşik adlardır. Son isim temel biçimi ya da nesneyi belirtir: balls yuvarlaktır, sausages ise uzun ve kalın bir biçimi düşündürür. Dung malzemeyi, brood ise gelişmekte olan yavrular için hazırlanmış bir yapıyı belirtir. Bu liste, yapıların amaçlarına ve biçimlerine göre farklı adlar alabildiğini gösterir. Dung sausages ifadesindeki sausages yiyeceği değil, biçim benzerliğini anlatır.

Alıştırma

Bu zooloji bağlamında dung sausages ne anlama gelir?

  1. böceklere yiyecek olarak hazırlanmış sosisler
  2. sosise benzeyen biçimleri nedeniyle adlandırılmış uzun gübre yapıları
  3. içinde gübre bulunmayan yuvarlak odacıklar
Cevabı göster

sosise benzeyen biçimleri nedeniyle adlandırılmış uzun gübre yapıları

depending on their shape and size. Kalıp ifadeler

1:53

üreme topları, dışkı topları veya dışkı sosisleri olarak bilinirler.

Kalıp ifadeler

known as: bir adı veya terimi tanıtmak

Known as, bir şeye verilen adı tanıtır: be known as + ad, “... diye adlandırılmak” demektir. Burada known as, which are known as ifadesinin kısaltılmış biçimi gibi düşünülebilir ve ardından adlar gelir. Bu kalıp açıklamalarda bir terimi, kategori adını, lakabı veya rolü tanıtırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “... diye adlandırılır” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The study of weather is ____ meteorology.

Cevabı göster

known as

Kalıp ifadeler

depending on their shape and size: adı değiştiren etken

Depending on, bir sonucu, seçimi veya tanımı değiştiren etkeni belirtir. Burada adlar, yapıların şekline ve boyutuna göre değişir. Bu -ing öbeği, önceki satırdaki bilgiye bir koşul ekler. Depending on their shape and size tek başına tam bir cümle değildir; tam bir ifade It depends on their shape and size olur.

Alıştırma

Yolculuk süresinin trafiğe göre değiştiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trip takes one or two hours, ____ traffic.

Cevabı göster

depending on

Male tunnelers sport a spectacular array of horns to fight each other for control of these tunnels, Notlar

1:56

Erkek tünel kazıcılar, bu tünellerin kontrolü için birbirleriyle savaşmak üzere muhteşem bir boynuz dizisine sahiptir

Kelime

sport a spectacular array of horns: “dikkat çekici bir özelliğe sahip olmak” anlamındaki sport

Burada sport, görünür bir özelliğe “sahip olmak ve onu dikkat çekici biçimde sergilemek” anlamında kullanılan bir fiildir. Erkek tünel kazıcılarının çok sayıda etkileyici boynuzu vardır; sport burada egzersiz ya da oyun anlamına gelmez. sport + görünür özellik kalıbı anlatımı canlı kılar. a spectacular array, etkileyici ve çeşitli bir grup demektir; dolayısıyla tüm ifade boynuzların ne kadar çarpıcı göründüğünü vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede sport, “görünür bir özelliğe sahip olmak veya onu sergilemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The robot sports a shiny silver shell.
  2. Leo plays a sport after school.
  3. The teams meet at the sports center.
Cevabı göster

The robot sports a shiny silver shell.

Kalıp ifadeler

fight each other for control of ...: … üzerinde kontrol için birbirleriyle savaşmak

fight each other, iki veya daha fazla rakibin birbirleriyle savaşması demektir. for control of these tunnels savaşın amacını belirtir: her taraf tünelleri kullanma veya yönetme gücünü ister. fight for control of + yer, grup veya kaynak kalıbı; hayvan rekabeti, tarih ve haber anlatımlarında yaygındır. each other eklendiğinde, adı geçen tarafların doğrudan rakip olduğu açıkça belirtilir.

Alıştırma

Hangi cümle, iki grubun rakip olduğunu ve ikisinin de köprüyü kontrol etmek istediğini anlatır?

  1. The two groups fought each other for control of the bridge.
  2. The two groups fought for each other near the bridge.
  3. The two groups fought each other beside the bridge.
Cevabı göster

The two groups fought each other for control of the bridge.

which they then defend until the female's laid her egg. Dilbilgisi

2:02

ve dişi yumurtasını bırakana kadar bu tünelleri savunurlar.

Dilbilgisi

until the female's laid her egg: tamamlanmış bir olaya kadar sürmek

Until, önceki eylemin bitiş noktasını gösterir: savunma, yumurtlama tamamlanıncaya kadar devam eder. Burada female's, female has ifadesinin kısaltmasıdır. Ardından geçmiş zaman ortacı laid geldiği için yapı until the female has laid her egg şeklinde açılır. Bu present perfect yan cümlesi, önceki eylemin bitiş noktasını belirleyen tamamlanmış olayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi until, guard ve return ile tamamlayın. Has sözcüğünü kısaltın: Keep the gate locked ____.

Cevabı göster

until the guard's returned

Some male tunnelers avoid the fray by masquerading as hornless females Notlar

2:06

Bazı erkek tünel kazıcılar, boynuzsuz dişiler kılığına girerek kavgadan kaçınır

Deyimler

avoid the fray: karmaşık bir çatışmanın dışında kalmak

Avoid the fray, sürmekte olan hareketli ve karmaşık bir kavga, tartışma ya da rekabetin dışında kalmak demektir. The fray sıradan küçük bir anlaşmazlığı değil, bu hararetli durumu anlatır. Bu ifade fiziksel bir kavgadan kaçınmayı veya hararetli bir kamusal tartışmaya ya da rekabete katılmamayı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi durum avoid the fray ifadesine en iyi uyar?

  1. Hararetli bir grup tartışmasının dışında kalmak
  2. Bir arkadaşı sessizce selamlamak
  3. Temiz bir fincanı dolaba koymak
Cevabı göster

Hararetli bir grup tartışmasının dışında kalmak

Kelime

masquerading as hornless females: aldatıcı bir sahte kimlik

Masquerade as + bir kimlik veya tür, kişinin kendisini ya da bir şeyi gerçekte ne olduğunu gizleyerek o kimliğe sahipmiş gibi göstermesi demektir. Bu ifadede özneler kendilerini boynuzsuz dişiler gibi gösterir; hornless, “boynuzsuz” anlamına gelir. Tam örnekte masquerading biçimi by sözcüğünden sonra gelir. By + fiil-ing bir eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini gösterir; bu nedenle ifade kullanılan yöntemi açıklar.

Alıştırma

Resmî bir güvenlik uyarısında aldatıcı bir kılığı en güçlü biçimde hangi ifade vurgular? The fake app _____ an official banking app to steal passwords.

  1. masqueraded as
  2. dressed up as
  3. pretended to be
Cevabı göster

masqueraded as

and sneaking into tunnels to mate while the guardians' heads are turned. Notlar

2:11

ve gardiyanların başı çevriliyken çiftleşmek için tünellere sızarlar.

Kalıp ifadeler

sneak into + yer + to + fiil: belirli bir amaçla gizlice girmek

Sneak into + yer, başkaları fark etmesin diye bir yere sessizce veya gizlice girmek demektir. Örnekte tunnels varış yeridir; to mate ise amaç bildiren bir mastardır ve öznenin neden içeri girdiğini açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sneak into + yer + to + fiilin yalın hâlidir. Gizli hareketi, varış yerini ve amacı açık bir sırayla gösterir.

Alıştırma

Cümleyi sneak into ve steal ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The fox waited until dark to ____ the yard ____ some food.

Cevabı göster

sneak into · to steal

Deyimler

while the guardians' heads are turned: muhafızların bakmadığı kısa an

Bu cümlede while hem zamanı hem de fırsatı belirtir: Muhafızların bakmadığı kısa anda bir şey gerçekleşir. Their heads are turned gerçek bir fiziksel duruşu anlatabilir; ancak burada gözlerin ve dikkatin başka bir yöne çevrildiğini de gösterir. Bu yüzden bütün yan cümle, “muhafızların dikkati dağılmışken veya onlar bakmıyorken” anlamına gelir ve çoğu zaman bu fırsattan yararlanma düşüncesi taşır.

Alıştırma

while the guardians' heads are turned ifadesindeki yan cümle ne anlama gelir?

  1. Muhafızların bakmadığı kısa süre içinde
  2. Muhafızların başı döndüğü için
  3. Muhafızlar fikirlerini değiştirirken
Cevabı göster

Muhafızların bakmadığı kısa süre içinde

The third group of dung beetles, dwellers, take the most straightforward approach, Kalıp ifadeler

2:16

Üçüncü bok böceği grubu olan ikamet edenler, en doğrudan yaklaşımı benimser

Kalıp ifadeler

take the most straightforward approach: en doğrudan yöntemi seçmek

take an approach ifadesinde take, bir şeyi ele almak için yöntem seçip kullanmak anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeyi eline almak anlamına gelmez. Straightforward, yöntemin doğrudan ve karmaşık olmadığını belirtir. The most straightforward approach, olası yöntemleri karşılaştırır ve en az karmaşa ya da ek adım içeren yöntemi seçer. Yeniden kullanılabilir yapı take + a/the + sıfat + approach şeklindedir.

Alıştırma

Bütün planları karşılaştırdık. Sonraki cümleyi tamamlamak için take an approach yapısını ve straightforward sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanın: We decided to ____.

Cevabı göster

take the most straightforward approach

laying their eggs directly into a dung pat.

2:21

ve yumurtalarını doğrudan bir dışkı yığınına bırakırlar.

This makes their offspring more vulnerable to predation than those of the tunnelers and rollers. Notlar

2:25

Bu durum, yavrularını tünel kazıcıların ve yuvarlayıcıların yavrularına göre avlanmaya daha açık hale getirir.

Kalıp ifadeler

more vulnerable to predation: avlanma riskinin daha yüksek olması

Vulnerable to + isim, bir şeyden zarar görme veya etkilenme olasılığının yüksek olduğunu belirtir. Predation, hayvanların başka hayvanları avlayıp yemesidir; bu nedenle vulnerable to predation, yırtıcıların saldırısına uğrama veya onlar tarafından yenme olasılığının yüksek olması demektir. More, vulnerable sözcüğünü karşılaştırmalı hâle getirir: yavruların avlanma riski, than sonrasında belirtilen karşılaştırma grubundan daha yüksektir.

Alıştırma

“Avlanıp yenme riski altında” anlamındaki bu dersin tam ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Sea turtle hatchlings crossing open sand are ____.

Cevabı göster

vulnerable to predation

Dilbilgisi

than those of ...: tekrarlanan çoğul ismin yerine kullanma

than those of the tunnelers and rollers ifadesindeki those, daha önce geçen çoğul offspring isminin yerine kullanılır. Açık biçimi than the offspring of the tunnelers and rollers olurdu; ancak those tekrarı önler. Böylece karşılaştırma paralel kalır: bir grubun yavruları diğer grupların yavrularıyla karşılaştırılır, tunnelers and rollers grubundaki canlıların kendileriyle değil. Bu yapıda that tekil bir ismin, those ise çoğul bir ismin yerini alır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı bu dersteki çoğul isim yerine kullanılan sözcükle tamamlayın: The windows of this classroom are larger than ____ of the room next door.

Cevabı göster

those

As the larvae feed, they riddle the dung pat with tunnels, Kelime

2:30

Larvalar beslenirken dışkı yığınını tünellerle deşer,

Kelime

riddle A with B: A'yı tünellerle doldurmak

Bu cümlede riddle, riddle A with B kalıbında kullanılan bir fiildir. A'nın her tarafında çok sayıda B oluşturmak anlamına gelir: larvalar dışkı kütlesinin her yerine geçitler açar. Fiil, çoğu zaman delik veya hasar biçimindeki B'nin A boyunca yoğun biçimde dağıldığını vurgular. “Bilmece” anlamındaki riddle ismiyle anlam bakımından bağlantılı değildir.

Alıştırma

Cümleyi riddle A with B kalıbını ve the wood ile tunnels ifadelerini aynen kullanarak tamamlayın: Over time, termites can ____.

Cevabı göster

riddle the wood with tunnels

leaving remains that are quickly colonized by bacteria and fungi, Kelime

2:34

bakteriler ve mantarlar tarafından hızla kolonize edilen

Kelime

colonized by bacteria and fungi: mikropların yerleşmesi

Biyolojide colonize, bir canlının bir yerde popülasyon oluşturup orada büyümeye veya çoğalmaya başlaması anlamına gelir. Edilgen are colonized by yapısı kalıntıları bilginin odağında tutar ve bunu yapan canlıların bakteriler ile mantarlar olduğunu belirtir. Bu bilimsel kullanım biyolojik yerleşmeyi ve büyümeyi anlatır; insanların siyasi kolonileştirmesini anlatmaz.

Alıştırma

Bir biyoloji raporunda “The surface was colonized by bacteria” en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Bakteriler yüzeyin yakınında bir kez görüldü ancak orada kalmadı.
  2. Bakteriler yüzeye yerleşti ve orada büyümeye başladı.
  3. İnsanlar yüzeyin siyasi kontrolünü ele geçirdi.
Cevabı göster

Bakteriler yüzeye yerleşti ve orada büyümeye başladı.

and weathered away. Öbek fiiller

2:38

ve hava şartlarıyla yok olan kalıntılar bırakır.

Öbek fiiller

weathered away: doğal koşullarda yavaşça aşınıp yok olmak

Burada weathered away, bir şeyin yağmur, rüzgâr, güneş ışığı veya sıcaklık değişimleri gibi doğal etkenlere uzun süre maruz kaldıktan sonra yavaş yavaş parçalanıp yok olması anlamına gelir. Weather burada hava durumunu belirten bir isim değil, fiildir. Away, sürecin malzemeyi azaltmaya devam ettiğini ve çoğu zaman geriye çok az şey kalana ya da hiçbir şey kalmayana kadar ilerlediğini gösterir. Weathered ise sürecin geçmişte gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Taşa kazınmış bir yazı yıllarca yağmur, güneş ve sıcaklık değişimlerine maruz kaldıktan sonra yavaşça yok oldu. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The inscription was put away before the storm.
  2. The inscription wore away because a rope rubbed against it.
  3. The inscription weathered away over many years.
Cevabı göster

The inscription weathered away over many years.

Inside a tunnel, ball, or pat,

2:39

Bir tünel, top veya yığının içinde,

once the larvae hatch,

2:42

larvalar yumurtadan çıktıktan sonra

they consume the dung before metamorphosing into a pupa, Kelime

2:43

pupa evresine geçmeden önce dışkıyı tüketirler,

Kelime

before metamorphosing into a pupa: pupaya başkalaşmadan önce

Metamorphose into + isim, başkalaşım geçirerek farklı bir biyolojik biçime veya yaşam evresine dönüşmek anlamına gelir. Burada metamorphosing into a pupa, bir larvanın pupa evresine geçmesini anlatır. Before + V-ing, bu değişimi ana cümledeki eylemden sonraya yerleştirir. Metamorphosing fiilinin örtük öznesi aynı larvalardır; yani önce dışkıyı tüketirler, başkalaşım ise daha sonra gerçekleşir.

Alıştırma

Cümleyi, «başkalaşım geçirerek pupa evresine dönüşmek» anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The caterpillar feeds for several days before ____.

Cevabı göster

metamorphosing into a pupa

and then an adult beetle.

2:47

ve ardından yetişkin bir böceğe dönüşürler.

Besides clearing dung, Anlatım akışı

2:50

Dışkıyı temizlemenin yanı sıra,

Anlatım akışı

Besides clearing dung: başka bir nokta eklemek

Baştaki Besides clearing dung ifadesi, “dışkıyı temizlemenin yanı sıra” anlamına gelir. Daha önce sözü edilen bir faaliyeti ardından gelen bilgiye bağlar; böylece okuyucu bir karşıtlık değil, ek bir nokta bekler. Burada besides, ardından clearing isim-fiili gelen bir edattır. Yeniden kullanılabilecek kalıp, Besides + isim veya -ing biçimi ve ardından ek bilgi şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede ikinci bir yarar eklemek için besides kullanılmıştır?

  1. Despite reducing noise, the trees provide shade.
  2. Instead of reducing noise, the trees provide shade.
  3. Besides reducing noise, the trees provide shade.
Cevabı göster

Besides reducing noise, the trees provide shade.

the actions of these beetles have considerable ecological importance. Kalıp ifadeler

2:51

bu böceklerin eylemleri önemli ekolojik bir etkiye sahiptir.

Kalıp ifadeler

have considerable ecological importance: büyük önemi resmî biçimde ifade etmek

have + considerable + alan sıfatı + importance kalıbı, “o alanda büyük ölçüde önem taşımak” anlamına gelir. Bu cümlede ecological alanın ekoloji olduğunu, considerable ise önem derecesinin yüksek olduğunu gösterir. Bu kalıp scientific, historical veya practical gibi sıfatlarla yeniden kullanılabilir: have considerable scientific importance.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir raporda büyük bilimsel önemi doğal biçimde ifade eder?

  1. The discovery has considerable scientific importance.
  2. The discovery is considerable scientific important.
  3. The discovery has considerate scientific importance.
Cevabı göster

The discovery has considerable scientific importance.

For one, they serve as secondary seed dispersers. Notlar

2:56

Öncelikle ikincil tohum dağıtıcıları olarak hizmet ederler.

Anlatım akışı

For one: destekleyici bir neden sunmak

For one, cümle başında kullanılarak birkaç neden, örnek veya destekleyici noktadan birini sunan bir geçiş ifadesidir. Burada, ardından gelen ekolojik rolün daha genel bir iddiayı destekleyen noktalardan biri olduğunu gösterir. Açıklamayı düzenler ama birinci, ikinci ve üçüncü maddelerden oluşan eksiksiz bir liste sözü vermez. Başka noktalar gelebilir, ancak gelmeleri şart değildir.

Alıştırma

Hangi cümle For one ifadesini bir iddiayı destekleyen nedenlerden birini sunmak için doğal biçimde kullanıyor?

  1. The bus arrived for one at noon.
  2. I enjoy this class. For one, the teacher explains things clearly.
  3. For one, open the lid and then press the blue button.
Cevabı göster

I enjoy this class. For one, the teacher explains things clearly.

Kelime

serve as secondary seed dispersers: ekolojik bir rolü adlandırmak

serve as + isim öbeği, o isim öbeğinin belirttiği rolü veya işlevi yerine getirmek anlamına gelir. Bir kişi ya da şeyin bir sistem içinde ne yaptığını anlatır; resmî bir görev unvanını belirtmez. Seed disperser, tohumları başlangıç yerlerinden uzağa taşıyan canlı veya başka bir aracıdır. Secondary daha az önemli olmayı değil, daha sonraki bir aşamayı belirtir: bu canlılar daha önceki bir yayılmanın ardından tohumları yeniden taşır. İfadenin tamamı onların ekolojik rolünü adlandırır.

Alıştırma

Meyveyi önce kuşlar taşır. serve as ile tohumları yeniden taşıyan canlıların tam adını kullanarak tamamlayın: Ants may ____ by carrying the seeds farther.

Cevabı göster

serve as secondary seed dispersers

Dung from monkeys, wild pigs, and other animals

3:00

Maymunlar, yaban domuzları ve diğer hayvanlardan gelen dışkılar

is riddled with seeds from the fruits they eat.

3:03

yedikleri meyvelerin tohumlarıyla doludur.

When beetles bury their dung balls,

3:07

Böcekler dışkı toplarını gömdüklerinde,

they inadvertently protect these seeds from predators and increase the likelihood they'll germinate. Notlar

3:08

farkında olmadan bu tohumları yırtıcılardan korurlar ve filizlenme olasılıklarını artırırlar.

Kelime

inadvertently protect: planlanmamış bir sonuç olarak koruma

Burada inadvertently, protect fiilini niteler. Böceklerin hareketi tohumları korur, ancak korumak onların amacı değildir; bu koruma, dışkı toplarını gömmelerinin planlanmamış bir sonucu olarak ortaya çıkar. Inadvertently, sonucun amaçlanmadan veya fark edilmeden gerçekleştiğini belirtir. Sonuç, buradaki gibi yararlı da olabilir, zararlı da.

Alıştırma

Hangi cümle amaçlanmamış ama yararlı bir sonucu gösterir?

  1. Moving the box accidentally exposed the flowers to strong wind.
  2. Maya moved the box because she planned to protect the flowers from strong wind.
  3. Moving the box inadvertently protected the flowers from strong wind.
Cevabı göster

Moving the box inadvertently protected the flowers from strong wind.

Kalıp ifadeler

increase the likelihood they'll germinate: bir sonucun daha olası olduğunu anlatmak

Bu cümlede increase the likelihood, bir olayın gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek anlamındadır. Söz konusu olay they'll germinate ifadesidir: they tohumları belirtir, germinate ise filizlenmeye başlamak demektir. Yaygın yapı increase the likelihood (that) + özne + fiil şeklindedir. Burada that kullanılmamıştır, ancak they'll germinate kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir.

Alıştırma

Hangi cümle increase the likelihood that + yan cümle yapısını doğru kullanır?

  1. Regular practice increases the likelihood to remember the steps.
  2. Regular practice increases likely that you will remember the steps.
  3. Regular practice increases the likelihood that you will remember the steps.
Cevabı göster

Regular practice increases the likelihood that you will remember the steps.

The advantage is so great that one South African plant has evolved Notlar

3:14

Bu avantaj o kadar büyüktür ki bir Güney Afrika bitkisi

Dilbilgisi

so great that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat + that yan cümleciği kalıbı, bir niteliğin bir sonuca yol açacak dereceye ulaştığını anlatır. Burada so, great sözcüğünü niteler; that ise yarım kalan cümlenin devamında gelecek sonucu başlatır. Bir dereceyi onun yüzünden gerçekleşen olayla bağlamak için so + sıfat/zarf + that + sonuç kalıbını kullanın. Burada great, mükemmel değil büyük veya önemli anlamındadır.

Alıştırma

strong ve so + sıfat + that kullanarak cümleyi tamamlayın: The wind was ____ it knocked over a tree.

Cevabı göster

so strong that

to produce seeds that look and smell like dung Kalıp ifadeler

3:19

böcekleri tohumlarını gömmeleri için kandırmak amacıyla

Kelime

has evolved to produce seeds: nesiller boyunca oluşan bir uyum

Has evolved, İngilizcedeki present perfect yapısındadır: birçok nesil boyunca gelişen ve sonucu bugün görülebilen bir değişimi anlatır. Evolve to + fiilin yalın hâli, evrimle ortaya çıkan bir yeti veya özelliği belirtir; burada mastar, tohum üretimini ortaya çıkan özellik olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi evolve fiilinin present perfect biçimi ve to store ile tamamlayın: Over many generations, some desert plants ____ water in their stems.

Cevabı göster

have evolved to store

Kalıp ifadeler

look and smell like dung: iki duyu, tek karşılaştırma

Look ve smell eşgüdümlü iki duyu fiilidir. Ortak özneleri seeds sözcüğüdür ve bu ifade, tohumların hem görünüş hem de koku bakımından dışkıya benzediğini anlatır. Tek bir like dung öbeği iki fiili de tamamlar: look like dung ve smell like dung. Bu kalıp, like + isim bölümünü tekrarlamadan iki tür benzerliği birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi look and smell like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rose-shaped soap ____ a real rose.

Cevabı göster

looks and smells like

to trick beetles into burying them. Kalıp ifadeler

3:22

dışkı gibi görünen ve kokan tohumlar üretecek şekilde evrimleşmiştir.

Kalıp ifadeler

trick beetles into burying them: trick + nesne + into + V-ing

trick + nesne + into + V-ing yapısı, bir kişiyi ya da hayvanı aldatarak veya yanıltarak belirli bir eyleme yöneltmek anlamına gelir. Beetles, trick fiilinin nesnesidir; burying ise into sonrasında belirtilen eylemdir. Burada them, tohumlara gönderme yapar. İfade, tohumların dışkıya benzeyen görünüş ve kokusunu böceklerin onları gömmesinin nedeni olarak sunar; bitkinin bilinçli bir plan yaptığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi share fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The fake support message tricked Maya into ____ her password.

Cevabı göster

sharing

Dung beetles also play important roles in agricultural systems. Kalıp ifadeler

3:25

Bok böcekleri tarımsal sistemlerde de önemli rol oynarlar.

Kalıp ifadeler

play important roles in agricultural systems: tarım sistemlerinde önemli roller oynamak

Play a role in, bir durum, süreç veya alanda “bir işlevi ya da etkisi olmak” anlamına gelir. Buradaki play oyun oynamayı anlatmaz. Çoğul roles biçimi, gübre böceklerinin tarım sistemlerinde birden fazla önemli işlevi olduğunu gösterir. Başka durumlara uygulanabilen kalıp play + (sıfat) + role/roles + in + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi play important roles in ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Pollinators ____ healthy ecosystems.

Cevabı göster

play important roles in

Livestock like cows and sheep produce huge amounts of dung, Kelime

3:30

İnek ve koyun gibi çiftlik hayvanları büyük miktarlarda dışkı üretir,

Kelime

Livestock like cows and sheep: like ile örnek verme

Livestock, insanlar tarafından yetiştirilen çiftlik hayvanlarını anlatan ve genellikle sayılamayan bir topluluk adıdır. İnekler ve koyunlar livestock örnekleridir; bu ifade kategoriyi yalnızca bu iki hayvanla sınırlamaz. Burada like, “gibi” veya “örneğin” anlamına gelen bir edattır. cows and sheep öbeğini örnek olarak tanıtır; bu nedenle “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir.

Alıştırma

Bu ifadede Livestock like cows and sheep ne anlama gelir?

  1. Çiftlik hayvanları, örneğin inekler ve koyunlar
  2. İneklerden ve koyunlardan hoşlanan çiftlik hayvanları
  3. Başka hiçbir çiftlik hayvanı olmadan yalnızca inekler ve koyunlar
Cevabı göster

Çiftlik hayvanları, örneğin inekler ve koyunlar

which contains nutrients that can benefit plants.

3:33

bu da bitkilere fayda sağlayabilecek besinler içerir.

The beetles break up the dung and tunnel it deep into the soil, Notlar

3:37

Böcekler dışkıyı parçalar ve onu toprağın derinliklerine kadar tüneller kazarak taşır,

Öbek fiiller

break up the dung: bir kütleyi daha küçük parçalara ayırmak

Burada break up, bir kütleyi veya yığını daha küçük ve gevşek parçalara ayırmak anlamına gelir. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez. The dung parçalanan şeydir. Nesne bir isim olduğunda bu ayrılabilen öbek fiil hem break up the dung hem de break the dung up biçiminde kullanılabilir. Nesne bir zamirse araya gelir: break it up denir, break up it denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede break up, sıkı bir kütleyi daha küçük parçalara ayırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Use a fork to break up the clumps in the sauce.
  2. The crowd began to break up after the concert.
  3. They decided to break up after five years.
Cevabı göster

Use a fork to break up the clumps in the sauce.

Kelime

tunnel it deep into the soil: fiil olarak tunnel

Tunnel çoğunlukla tünel anlamında bir isimdir, ancak burada fiil olarak kullanılır. Yer altında bir geçit açarak veya böyle bir geçidi kullanarak bir şeyi içeri taşımayı anlatır. It, bu bölümün hemen öncesinde sözü edilen dışkıyı ifade eder. Bu cümlede tunnel + nesne + yön yapısı, bir şeyin hareket ettirilmesini gösterir: nesne tünel açma yoluyla içeri taşınır. Deep into the soil varış noktasını bildirir ve nesnenin yüzeyin oldukça altında kaldığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede tunnel, geçit kazmak veya açmak anlamında bir fiildir?

  1. The train entered the tunnel at noon.
  2. The rabbits tunneled beneath the fence.
  3. The tunnel under the river is two miles long.
Cevabı göster

The rabbits tunneled beneath the fence.

bringing the nutrients into close contact with plant roots. Kalıp ifadeler

3:41

böylece besinleri bitki kökleriyle yakın temasa getirirler.

Kalıp ifadeler

bring A into close contact with B: A'yı B ile yakın temasa getirmek

bring A into close contact with B, A'yı B'ye çok yaklaştırmak veya B ile temas ettirmek anlamına gelir. Bu cümlede A, the nutrients; B ise plant roots ifadesidir. bringing bir -ing biçimi olduğu için bu bölüm genellikle başka bir yan cümledeki eylemin sonucunu veya ona eşlik eden etkiyi ekler. Bu kalıp, bir sürecin ya da tasarımın iki şeyi nasıl doğrudan etkileşime soktuğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The patch brings the medicine ____ the skin.

Cevabı göster

into close contact with

Their services to farmers have been valued at $380 million a year in the US Kalıp ifadeler

3:45

Çiftçilere sundukları hizmetlerin ABD'de yılda 380 milyon dolar

Kalıp ifadeler

have been valued at + tutar: değerinin belirli bir tutar olduğu tahmin edilmek

have been valued at + bir tutar, bir şeyin ekonomik değerinin o tutar olarak tahmin edildiğini belirtir. at edatı rakamı tanıtır; yapı gerçekten kazanılan veya ödenen parayı bildirmez. Bu, present perfect edilgen yapıdır: have çoğul özne services ile uyumludur ve been valued edilgen yapıyı oluşturur. İfade, değerlendirmeyi kimin yaptığından çok tahmin edilen değere odaklanır.

Alıştırma

value fiilini present perfect edilgen yapıda kullanın ve doğru edatı ekleyin: The conservation services ____ two million dollars a year.

Cevabı göster

have been valued at

and £367 million a year in the UK.

3:51

ve Birleşik Krallık'ta yılda 367 milyon sterlin değerinde olduğu hesaplanmıştır.

Dung beetles can even help us battle global warming Dilbilgisi

3:56

Bok böcekleri, tarımla ilişkili sera gazı emisyonlarını azaltarak

by reducing greenhouse gas emissions associated with farming. Kelime

3:59

küresel ısınmayla savaşmamıza bile yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

help us battle ... by reducing ...: hedef ve bu hedefe ulaşma yöntemi

Buradaki yapı help + kişi + fiilin yalın hâlidir: help us battle. Battle, to olmadan kullanılır ve küresel ısınma gibi ciddi bir sorunla başa çıkmak için güçlü bir çaba göstermeyi anlatır. By + V-ing yöntemi açıklar. By reducing, böceklerin hedefe ulaşmaya nasıl yardım ettiğini gösterir. Even ise bu yararın şaşırtıcı veya beklenenden daha büyük olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için reduce fiilini by + V-ing biçiminde kullanın: Better insulation can help families save energy ____ heat loss.

Cevabı göster

by reducing

Kelime

greenhouse gas emissions associated with farming: tarımla ilişkili emisyonlar

Greenhouse gas emissions, ısıyı atmosferde tutan gazların atmosfere salınmasını ifade eder. Associated with farming sözleri emissions sözcüğünden sonra gelir ve onu açıklar. Dil bilgisi açısından bu bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir ve greenhouse gas emissions that are associated with farming şeklinde genişletilebilir. Associated with, bir ilişki bulunduğunu belirtir. Tek başına tarımın tek ve doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Kesin bir nedensellik bağı ileri sürülmediğinde bilim ve iklim tartışmalarında bu dikkatli ifade sık kullanılır.

Alıştırma

Bir araştırma iki şeyin bağlantılı olduğunu buluyor ancak birinin diğerine doğrudan neden olduğunu göstermiyor. En dikkatli ifade hangisidir?

  1. The medication prevents these symptoms.
  2. These symptoms are caused by the medication.
  3. These symptoms are associated with the medication.
Cevabı göster

These symptoms are associated with the medication.

Microbes living in oxygen-poor livestock dung produce methane, Kelime

4:03

Oksijenden yoksun çiftlik hayvanı dışkısında yaşayan mikroplar

Kelime

oxygen-poor livestock dung: isim + poor kalıbı

oxygen-poor, “az oksijen içeren” anlamına gelir. Burada livestock dung ifadesinden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle ifadenin tamamı, kullanılabilir oksijenin az olduğu hayvan gübresini anlatır. İsim + poor kalıbı, özellikle bilimsel betimlemelerde “adı geçen maddeden yoksun” veya “bu maddeyi az miktarda içeren” anlamına gelir. Örneğin nutrient-poor soil, besin maddeleri az olan topraktır. Kısa çizgi, oxygen ve poor sözcüklerinin birlikte tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi oxygen + poor ile oluşturulan birleşik sıfatla tamamlayın: Fish may struggle in ____ water.

Cevabı göster

oxygen-poor

a potent greenhouse gas. Kelime

4:08

güçlü bir sera gazı olan metan üretir.

Kelime

potent greenhouse gas: güçlü etki, fazla miktar değil

Potent, “güçlü bir etki üretebilen” anlamına gelir. potent greenhouse gas ifadesinde gazın ısıyı tutma ve ısınmaya katkıda bulunma etkisinin güçlü olduğunu söyler; gazın büyük miktarda bulunduğu anlamına gelmez. Bilimsel ve tıbbi İngilizcede potent, a potent drug veya a potent toxin örneklerinde olduğu gibi, genellikle etkisi güçlü bir maddeyi tanımlar.

Alıştırma

“a potent greenhouse gas” ifadesindeki potent ne anlama gelir?

  1. Gaz yalnızca yüksek sıcaklıklarda bulunur.
  2. Gaz mutlaka çok büyük miktarda bulunmalıdır.
  3. Gaz güçlü bir ısınma etkisi üretebilir.
Cevabı göster

Gaz güçlü bir ısınma etkisi üretebilir.

But beetles oxygenate pats when they tunnel into them, Kelime

4:10

Ancak böcekler dışkı yığınlarına tünel kazdıklarında onlara oksijen sağlarlar,

Kelime

oxygenate pats: dışkı öbeklerine oksijen eklemek

Bu cümlede oxygenate, bir şeye oksijen eklemek veya içindeki kullanılabilir oksijeni artırmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Fiilin nesnesi olan pats, yassı hayvan dışkısı öbeklerini belirtir. Bu nedenle oxygenate pats, dışkı öbeklerini oksijen bakımından daha zengin hâle getirmek demektir. Böceklerin açtığı tüneller havanın dışkı öbeklerine girmesini sağlar. Bu değişim, metan üreten mikropların ihtiyaç duyduğu düşük oksijenli koşulları bozar ve bir sonraki sonucu hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümlede oxygenate geçişli fiil olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The aerator oxygenates to the pond water.
  2. The aerator oxygenates the pond water.
  3. The aerator makes the pond water oxygenate.
Cevabı göster

The aerator oxygenates the pond water.

preventing the microbes from producing methane. Dilbilgisi

4:14

bu da mikropların metan üretmesini engeller.

Dilbilgisi

prevent A from doing B: bir eylemi engellemek

prevent A from doing B kalıbı, A'nın B yapmasını engellemek veya A'nın B yapmasını imkânsız hâle getirmek demektir. Burada A, the microbes; engellenen eylem ise producing methane bölümüdür. from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: from producing doğrudur; from produce veya from to produce değildir. Baştaki preventing biçimi bu bölümü önceki yan cümleye bağlar ve böceklerin eyleminin sonucunu gösterir: Dışkı öbeklerini oksijenlendirmek, mikropların metan üretmesini engeller.

Alıştırma

prevent ... from doing yapısını ve enter fiilini kullanın: The mesh prevents insects ____ the tent.

Cevabı göster

from entering

The dung beetle spreads seeds, Anlatım akışı

4:17

Bok böceği tohumları yayar,

helps farmers,

4:19

çiftçilere yardım eder

and fights climate change,

4:20

ve iklim değişikliğiyle savaşır,

Anlatım akışı

spreads seeds, helps farmers, and fights climate change: üçlü paralel liste

spreads seeds, helps farmers ve fights climate change şeklindeki üç fiil grubu aynı özneyi, yani The dung beetle ifadesini paylaşır. Her öge aynı yapıyı izler: üçüncü tekil şahıs fiili ve nesnesi; ilk ögeler virgüllerle ayrılır, son ögeyi ise and başlatır. Bu üçlü paralel liste, çeşitli katkıları açık ve ritmik bir özette toplar. En geniş kapsamlı iddia olan fights climate change ifadesinin sona konması da ona ek vurgu kazandırır.

Alıştırma

Hangi cümle üç işlevi üç paralel fiil grubuyla özetler?

  1. The app saves time, reduces errors, and improves teamwork.
  2. The app is fast, reduces errors, and improves teamwork.
  3. The app saves time, error reduction, and teamwork improves.
Cevabı göster

The app saves time, reduces errors, and improves teamwork.

and accomplishes it all simply by doing its business. Notlar

4:22

ve tüm bunları sadece kendi işini yaparak başarır.

Kalıp ifadeler

accomplishes it all: önceki birkaç sonuca gönderme yapmak

Accomplishes, bir şeyi başarıyla gerçekleştirmek veya tamamlamak anlamına gelir. it all ifadesinde it, daha önce belirtilen sonuçların tamamını tek bir bütün olarak ele alır; all ise her parçanın buna dâhil olduğunu vurgular. Bu nedenle accomplishes it all, daha önceki birkaç başarıyı yeniden tek tek adlandırmadan onlara gönderme yapar. Önceki bilgiye yapılan bu gönderme, özeti daha kısa ve etkili kılar.

Alıştırma

The team finished the design, fixed the bugs, and wrote the guide. Tamamlanan bu üç sonucu yeniden sıralamadan en iyi özetleyen cümle hangisidir?

  1. They described every task again in one week.
  2. They accomplished it all in one week.
  3. They planned to start all three tasks in one week.
Cevabı göster

They accomplished it all in one week.

Deyimler

by doing its business: örtmeceli bir çift anlam

by doing its business içindeki by + -ing yapısı yöntemi gösterir: hayvan bütün bunları bu şekilde başarır. Burada doing its business eğlenceli bir çift anlama sahiptir. İlk bakışta hayvan yalnızca doğal olarak yaptığı şeyi yapmaktadır; do one's business aynı zamanda tuvalet ihtiyacını gidermeyi anlatan dolaylı ve gündelik bir ifadedir. Konu dışkı olduğu için burada özellikle dışkılamayı ima eder, ticari faaliyeti değil.

Alıştırma

Bu cümlede by doing its business ifadesini eğlenceli yapan nedir?

  1. Hayvanın doğal faaliyetini anlatırken aynı zamanda dışkılamayı ima eder.
  2. Hayvanın başka bir hayvanın talimatlarını izlediğini söyler.
  3. Hayvanın ticari bir işlemi tamamladığını söyler.
Cevabı göster

Hayvanın doğal faaliyetini anlatırken aynı zamanda dışkılamayı ima eder.

Maybe next time you come across some dung in the forest or a field, Öbek fiiller

4:26

Belki bir dahaki sefere ormanda veya tarlada bir miktar dışkıya rastladığınızda,

Öbek fiiller

come across: tesadüfen bulmak veya karşılaşmak

Come across, önceden planlamadan veya özellikle aramadan birini ya da bir şeyi tesadüfen bulmak veya onunla karşılaşmak anlamına gelir. Buradaki nesne some dung ifadesidir; yani ormanda veya tarlada beklenmedik biçimde bulunan dışkıdır. come across ifadesinden hemen sonra nesneyi getirin: come across a photo, an article veya a person. Bu kullanımda bütün ifade tek bir fiil gibi çalışır; across bir taraftan diğer tarafa fiziksel geçişi anlatmaz.

Alıştırma

“Tesadüfen bulmak” anlamını vermek için cümleyi come across ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: While sorting a drawer, I ____ a key I thought I had lost.

Cevabı göster

came across

you'll be tempted to take a closer look. Kalıp ifadeler

4:30

daha yakından bakmaya teşvik olursunuz.

Kalıp ifadeler

be tempted to: Bir şey yapma dürtüsü hissetmek

Be tempted to + fiilin yalın hâli, bir şey çekici göründüğü için onu yapma dürtüsü hissetmek demektir. Bu cümlede you'll be tempted to, izleyenin muhtemelen daha dikkatli bakmak isteyeceğini öngörür; bunu kesinlikle yapacağını söylemez. Yapı be + tempted + to-infinitive şeklindedir: am/is/are/was/were tempted to do. Genellikle kişinin uyabileceği ya da karşı koyabileceği bir dürtüyü anlatır; bu yüzden yalnızca want to demekten daha az tarafsızdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: Maya was tempted to read the message. Bu cümle bize ne anlatıyor?

  1. Maya mesajı kesinlikle okudu.
  2. Maya mesajı okumak istedi, ancak okuyup okumadığını bilmiyoruz.
  3. Maya mesajı okumak istemedi.
Cevabı göster

Maya mesajı okumak istedi, ancak okuyup okumadığını bilmiyoruz.

Kalıp ifadeler

take a closer look: Bir şeyi daha dikkatli incelemek

Take a closer look, bir şeye öncekinden daha dikkatli bakmak veya onu daha dikkatli incelemek demektir. Closer fiziksel olarak daha kısa bir mesafeyi anlatabilir; ancak bu yaygın ifadede çoğu zaman sayılar, fikirler veya bir sorun gibi şeylerin ayrıntılarına daha fazla dikkat etmek anlamına gelir. Nesneyi belirtmek için take a closer look at + isim kullanılır: take a closer look at the results. Özgün cümlede at + nesne yoktur, çünkü incelenecek şey bağlamdan zaten anlaşılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The tiny print may contain an important clue, so let's ____ at it.

Cevabı göster

take a closer look

If you want to learn more about nature's pooper scoopers, Deyimler

4:33

Doğanın kaka temizleyicileri hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız,

Deyimler

nature's pooper scoopers: gübre böcekleri için eğlenceli bir benzetme

Pooper scooper, özellikle evcil hayvanların dışkısını yerden almak için kullanılan bir kürek veya araçtır. Burada nature's pooper scoopers, gübre böcekleri için kullanılan eğlenceli bir benzetmedir: dışkıyı taşıyıp gömmeleri, onları doğanın kendi temizlik araçları gibi gösterir. Pooper ve scoopers sözcüklerindeki benzer -ooper sesi bu lakabı akılda kalıcı, eğlenceli ve çocukların anlayabileceği bir hâle getirir. Nature's, bunun doğal dünyada üstlendikleri bir rol olduğunu gösterir; resmi tür adı değildir.

Alıştırma

Nature's pooper scoopers lakabı neyi anlatır?

  1. Gübre böcekleri insanlar için plastik kürekler üretir.
  2. Gübre böcekleri hayvan dışkısını temizleyen doğal araçlar gibi çalışır.
  3. Gübre böceklerinin arkasını insanların temizlemesi gerekir.
Cevabı göster

Gübre böcekleri hayvan dışkısını temizleyen doğal araçlar gibi çalışır.

we highly recommend Animal Weapons by Douglas J. Emlen. Kalıp ifadeler

4:36

Douglas J. Emlen'in Animal Weapons adlı kitabını şiddetle tavsiye ederiz.

Kalıp ifadeler

highly recommend: güçlü bir tavsiyede bulunmak

Highly recommend, bir şeyi büyük bir güvenle veya istekle tavsiye etmek demektir. Bu cümlede highly, recommend fiilini güçlendirir ve konuşanların kitabın özellikle okunmaya değer olduğunu düşündüğünü gösterir. Yaygın yapı highly recommend + isim veya isim öbeğidir; örneğin I highly recommend this book. Bir eylemi tavsiye etmek için highly recommend + -ing biçimi ya da recommend that + yan cümle kullanılır.

Alıştırma

Tavsiyeyi güçlendirmek için highly kullanan iki sözcüklü bir ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you enjoy mysteries, I ____ this novel.

Cevabı göster

highly recommend

This book includes more wildly fascinating facts about dung beetles

4:40

Bu kitap, bok böcekleri hakkında daha çılgınca büyüleyici gerçekler içeriyor

and digs deep into the survival strategies of animals around the world. Notlar

4:45

ve dünyanın dört bir yanındaki hayvanların hayatta kalma stratejilerini derinlemesine inceliyor.

Deyimler

digs deep into: bir konuyu ayrıntılı incelemek

Bu cümlede digs deep into mecazidir: bir konuya yalnızca yüzeyden değinmek yerine onu ayrıntılı biçimde incelemek, araştırmak veya açıklamak demektir. Kalıp dig deep into + konu şeklindedir. Konu gerçekten kazan gübre böcekleriyle ilgili olduğu için dig sözcüğü gerçek kazma eylemini de hafifçe çağrıştırır. Bu küçük bir söz oyunu yaratır; ancak ifadenin temel görevi konunun kapsamlı biçimde ele alınacağını belirtmektir.

Alıştırma

Cümleyi dig deep into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The podcast ____ the science of sleep.

Cevabı göster

digs deep into

Kelime

survival strategies: hayvanların hayatta kalma yolları

Survival strategies, hayvanların hayatta kalmasına yardımcı olan davranışlar, fiziksel özellikler veya başka uyum biçimleridir. Kamuflaj, yiyecek depolama ya da tehlikeden uzaklaşma bunlara örnektir. Survival, çoğul isim olan strategies sözcüğünü niteler ve bu stratejilerin amacını belirtir. Bu ifade; yiyecek bulmak, yırtıcılardan kaçınmak ve sert hava koşullarıyla başa çıkmak gibi, hayvanların hayatta kalma sorunlarını çözmek için kullandığı farklı yolları bir arada anlatır.

Alıştırma

Biyolojide survival strategies neleri kapsayabilir?

  1. Hayvanların tesadüfen yaşadığı yerler
  2. Canlıların hayatta kalmasına yardımcı olan davranışlar veya özellikler
  3. Yalnızca hayvanların bilinçli olarak yazdığı planlar
Cevabı göster

Canlıların hayatta kalmasına yardımcı olan davranışlar veya özellikler

Read our full recommendation and snag a copy by visiting ed.ted.com/books. Kelime

4:49

ed.ted.com/books adresini ziyaret ederek tavsiyemizin tamamını okuyun ve bir kopyasını kapın.

Kelime

“snag a copy”: fırsat varken bir nüsha edinmek

Bu cümlede snag a copy, get a copy ifadesinin gündelik bir biçimidir ve fırsat varken bir nüsha edinme yönünde enerjik bir çağrışım taşır. Önerilen şey bir kitap olduğu için a copy “bir kitap nüshası” demektir; fotokopi demek değildir. Snag tek başına “satın almak” anlamına gelmez. Nüsha satın alınmış ya da başka bir yolla edinilmiş olabilir; bunu bağlam belirler. Burada emir yapısı, öneriyi canlı bir harekete geçme çağrısına dönüştürür.

Alıştırma

“I snagged a copy of the new comic before it sold out,” cümlesindeki “snagged a copy” ne anlama gelir?

  1. Hâlâ mevcutken bir nüshasını edindi veya satın aldı.
  2. Kitabı bir kancaya taktı.
  3. Her sayfanın fotokopisini çekti.
Cevabı göster

Hâlâ mevcutken bir nüshasını edindi veya satın aldı.

Check out the comment section to learn more.

4:55

Daha fazlasını öğrenmek için yorumlar bölümüne göz atın.