Dünya neden kakayla kaplı değil? - Eleanor Slade ve Paul Manning: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, yuvarlayıcı, tünel kazıcı ve dışkının içinde yaşayan bok böceklerinin hayvan dışkısını üremek için nasıl kullandığını açıklıyor. Ardından davranışlarının tohumları yaydığını, besinleri toprağa taşıdığını, çiftçilere destek olduğunu ve metan salımını azalttığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. So why isn't the planet covered in the stuff? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu retorik soru, başlangıçta verilen şaşırtıcı büyüklükteki dışkı miktarını açıklamanın tamamını düzenleyen temel soruya dönüştürüyor. Beklenmedik bir bilgiden sonra So why…? kalıbını kullanarak dinleyiciyi doğal biçimde bir nedenin ya da çözümün araştırılmasına yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz. 2. preventing the microbes from producing methane. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir eylem veya koşulun belirli bir sonucu engellediğini anlatan prevent X from doing yapısını öğrenin. Burada böcekler dışkıyı oksijenlendirerek mikropların metan üretmesini önlüyor; aynı yapı bilimsel anlatımlarda müdahale, neden ve sonucu açık biçimde ilişkilendirmek için de kullanılabilir. 3. by doing its business. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Son cümledeki mizahi çift anlamı kavrayın: doing its business, dışkılamayı nazikçe ima ederken böceğin yalnızca doğal görevini yaptığını da düşündürüyor. Bağlam, business sözcüğünü gerçek anlamda ticaret olarak yorumlamanızı önler ve kelime oyununu fark etmenizi sağlar.
Bu derste
Somewhere near you, an animal is defecating. Notlar
0:07Yakınlarınızda bir yerde, bir hayvan dışkılıyor.
Dikkat çekici bir giriş olarak Somewhere near you,
Somewhere belirtilmemiş bir yeri ifade eder; near you ise bu bilinmeyen yeri dinleyiciye yakın konumlandırır. Kesin bir adres belirtmez. İfade cümlenin başında dikkat çekici bir giriş görevi görür: genel bir bilimsel gerçeği yakın ve o anda oluyormuş gibi hissettirir. Bu yapı, yabancı bir konuyu önce dinleyicinin dünyasıyla ilişkilendirerek tanıtabilir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Somewhere near you ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşmacının nerede olduğunu bilmediğini gösterir.
- Kesin bir yer belirtmeden konuyu yakın ve o anda oluyormuş gibi hissettirir.
- Hayvanın kesin konumunu verir.
Cevabı göster
Kesin bir yer belirtmeden konuyu yakın ve o anda oluyormuş gibi hissettirir.
defecating: Bedensel Süreci Anlatan Resmî ve Doğrudan Bir Terim
Defecating, defecate fiilinin -ing biçimidir. is ile birlikte is defecating şimdiki zaman yapısını oluşturur ve hayvanın o anda dışkıladığını anlatır. Defecate, bu bedensel süreç için kullanılan resmî ve doğrudan bir fiildir. Tıp, biyoloji, veterinerlik ve ciddi bilimsel anlatımlarda yaygındır; resmî olması, dolaylı veya örtmeceli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir yaban hayatı gözlem raporunda "The animal is defecating." cümlesi doğal mıdır?
- Doğal değil
- Doğal
Cevabı göster
Doğal
In fact, each day the animal kingdom produces roughly enough dung Notlar
0:11Aslında her gün hayvanlar alemi,
In fact: önceki düşünceyi destekleyen bir gerçeği sunmak
Cümlenin başındaki In fact, konuşmacının önceki bir iddia ya da dikkat çekici fikirden, onu destekleyip güçlendiren somut bir gerçeğe geçtiğini belirtir. Bu ifade her zaman bir düzeltme başlatmaz. Burada ardından gelen miktarı kanıt olarak sunar ve yeni bilginin önceki sözlerle bağlantısını gösterir.
Alıştırma
In fact burada bilgiyi düzenleme açısından hangi işlevi görüyor?
- Sonraki iddianın yalnızca doğrulanmamış bir tahmin olduğunu gösterir.
- Önceki noktayı destekleyip güçlendiren bir gerçeği sunar.
- Mevcut konunun sona erdiğini belirtir.
Cevabı göster
Önceki noktayı destekleyip güçlendiren bir gerçeği sunar.
the animal kingdom: bir bütün olarak hayvanlar
The animal kingdom, bir bütün olarak ele alınan tüm hayvanları ifade eder. Bilimsel sınıflandırmada âlem çok geniş bir gruptur ve hayvanlar Animalia âlemine aittir. Burada bu ifade produces fiilinin öznesidir ve genel olarak hayvanların faaliyetini tek bir toplam hâlinde birleştirir. Hayvanların yönettiği bir ülke anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the animal kingdom ne anlama geliyor?
- Hayvanların yönettiği bir ülke.
- Belirli bir hayvanat bahçesindeki bütün hayvanlar.
- Bir bütün olarak ele alınan tüm hayvanlar.
Cevabı göster
Bir bütün olarak ele alınan tüm hayvanlar.
to match the volume of water pouring over the Victoria Falls. Kültür
0:15Victoria Şelalesi'nden dökülen su hacmine eşit miktarda dışkı üretiyor.
roughly enough dung to match the volume: karşılaştırma ölçütüne yetecek miktar
enough + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir miktarın bir sonuca ya da ölçüte ulaşmaya yeterli olduğunu anlatır. Burada enough dung miktarı belirtir; to match the volume ise bu miktarın neye yettiğini, yani suyun hacmine eşit olmaya yettiğini açıklar. Roughly, karşılaştırmanın kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. roughly enough dung to match ... ifadesini tek ve tamamlanmış bir miktar fikri olarak okuyun; enough dung kısmında durup sonraki ölçütü gözden kaçırmayın.
Alıştırma
Cümleyi enough ... to kullanarak tamamlayın: The tank holds ____ water ____ supply the village for a day.
Cevabı göster
enough · to
Ölçek referansı olarak Victoria Falls
Victoria Falls, Zambiya ile Zimbabve sınırındaki devasa bir şelaledir. Çok büyük su akışı, son derece büyük bir hacmi gerçek dünyadan somut bir görüntüyle anlamayı sağlar. Bu cümlede bu ad, bir ölçek referansı olarak kullanılır: miktar, şelaleden dökülen suyun hacmiyle karşılaştırılır. Buradaki amaç hacmin büyüklüğünü anlatmaktır; seyahatten ya da dışkının bulunduğu yerden söz etmek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Victoria Falls adının temel işlevi nedir?
- Son derece büyük bir hacmi somut biçimde hissettirmek
- Dışkının nerede bulunduğunu söylemek
- Gezilecek bir yer önermek
Cevabı göster
Son derece büyük bir hacmi somut biçimde hissettirmek
So why isn't the planet covered in the stuff? Notlar
0:21Peki ama gezegen neden bu maddeyle kaplı değil?
So why isn't ...?:açıklamayı yönlendiren soru
Burada So, soruyu az önce verilen bilgiye bağlar: Bu kadar çok dışkı üretiliyorsa her yerde olması beklenir. Why isn't ...? ilk bakışta şaşırtıcı olan bu durumu açıklanması gereken ana soruya dönüştürür. Bu, yalnızca hemen yanıt istemek için sorulan bir soru değil, açıklamayı yönlendiren bir sorudur. Merak uyandırır ve sonraki bölümün nedeni açıklayacağını gösterir. Bu kalıp, açıklamayı bilinen bir gerçekten o gerçeğin doğurduğu soruya taşır.
Alıştırma
Konuşmacı az önce ne kadar dışkı üretildiğini anlattı. "So why isn't the planet covered in the stuff?" açıklamada hangi görevi görür?
- Önceki bilginin yanlış olduğunu söyler.
- Önceki gerçekten yararlanarak ana soruyu ortaya koyar ve açıklamaya geçiş yapar.
- Bağlantısız biçimde başka bir konuya geçer.
Cevabı göster
Önceki gerçekten yararlanarak ana soruyu ortaya koyar ve açıklamaya geçiş yapar.
the stuff:daha önce sözü edilen şeye belirsiz gönderme
Bu cümlede the stuff, daha önce konuşulan dışkıya, yani dung ya da feces sözcükleriyle belirtilen şeye geri gönderme yapar. the sözcüğü, dinleyicinin gönderimi bağlamdan belirleyebildiğini gösterirken stuff daha özel adın yerine genel bir sözcük kullanır. Yeni bir madde türü tanıtmaz. Bu ifade, doğrudan bir terimi tekrarlamaktan kaçınır ve cümleye daha konuşma diline yakın bir ton verir.
Alıştırma
Konuşmacı az önce dung, yani dışkı hakkında konuşuyordu. "So why isn't the planet covered in the stuff?" cümlesindeki "the stuff" neyi belirtir?
- Daha önce söz edilen dung veya feces, yani dışkı
- İlk kez tanıtılan yeni bir madde
- Gezegenin yüzeyindeki toprak
Cevabı göster
Daha önce söz edilen dung veya feces, yani dışkı
You can thank the humble dung beetle for eating up the excess. Notlar
0:24Fazlalığı yediği için mütevazı bok böceğine teşekkür edebilirsiniz.
You can thank X for Y: bir sonucun payesini X'e vermek
You can thank X for Y kalıbını, Y konusunda takdirin X'e ait olduğunu veya yararlı bir sonuca X'in yol açtığını söylemek için kullanın. Burada fazla dışkının ortadan kalkmasının nedeni olarak bok böceği gösterilir; dinleyiciden gerçekten böceğe teşekkür etmesi istenmez. Kalıp thank + kişi ya da şey + for + isim ya da -ing biçimidir. for'dan sonraki bölüm katkıyı belirtir: eating up the excess eyleminin payesi bok böceğine verilir.
Alıştırma
You can thank X for Y sabit kalıbını tamamlayın: You can ____ the thick curtains ____ blocking the sunlight.
Cevabı göster
thank · for
eating up: bir şeyin tamamını veya çoğunu tüketmek
Eat up, bir şeyi tamamen tüketmek veya neredeyse hiç kalmayacak kadar kullanmak demektir. eating up the excess ifadesinde up, tamamlanmışlık hissi katar: böcek yalnızca yeme eylemini yapmakla kalmaz, fazla malzemeyi yiyerek ortadan kaldırır. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne bir isimse hem eat up the food hem de eat the food up mümkündür; nesne bir zamirse ortaya getirilir: eat it up. Zaman, para, enerji veya alanın büyük bir bölümünü kullanmak anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede ate up, “bir kaynağın büyük miktarını kullandı” anlamında kullanılmıştır?
- Please heat up the soup.
- The video call ate up most of my data.
- We ate lunch beside the lake.
Cevabı göster
The video call ate up most of my data.
Capable of burying 250 times their body weight in a single night, Notlar
0:29Kendi vücut ağırlığının 250 katını tek bir gecede gömebilen
Capable of burying: cümle başında kullanılan yetenek ifadesi
Capable of + -ing, “bir şeyi yapabilecek yeteneğe veya kapasiteye sahip olmak” anlamına gelir. of bir edattır; bu nedenle burada mastar değil, -ing biçimindeki burying kullanılır. Capable of burying ... ana cümleden önce yer aldığında önce yeteneği öne çıkarır, ardından bu yeteneğe sahip olan varlığı anlatır. Bu başlangıç ifadesinin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi başta kullanılan capable yapısıyla tamamlayın: ____ handling rough roads, the new rover can deliver medicine to remote towns.
Cevabı göster
Capable of
250 times their body weight: bir çarpanı ifade etme
250 times their body weight bir miktarı belirtir: ağırlığı, kendi vücut ağırlıklarının 250 katı olan bir miktar. “Sayı + times + iyelik + ölçü adı” kalıbında times bir çarpanı gösterir. Burada times, birbirinden ayrı 250 gömme eylemini saymaz. İsim öbeğinin tamamı gömülebilen miktarı ifade eder. Benzer betimlemelerde karşılaştırma noktasını netleştirmek için sık sık own eklenir: ten times its own weight.
Alıştırma
Cümleyi “sayı + times + iyelik + weight” kalıbıyla tamamlayın: The small robot can lift ____. İstenen anlam “robotun kendi ağırlığının on katına eşit bir miktar”dır.
Cevabı göster
ten times its own weight
these valiant insects make quick work of an endless stream of feces. Deyimler
0:34bu cesur böcekler, sonsuz dışkı akışını hızla temizler.
make quick work of: bir şeyi hızla bitirmek veya halletmek
Make quick work of, bir şeyi çok hızlı biçimde bitirmek, halletmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Burada böceklerin sürekli gelen dışkıyı hızla işlediğini anlatır; kelimesi kelimesine hızlı bir iş yapmak anlamına gelmez. Kalıp make quick work of + isim biçimindedir. made quick work of örneğinde olduğu gibi, zamana veya özneye göre yalnızca make değişir; quick work of birlikte kalır.
Alıştırma
Cümleyi make quick work of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cleanup crew ____ the fallen branches before noon.
Cevabı göster
made quick work of
an endless stream of: büyük ve sürekli bir akış
An endless stream of, bir şeyin büyük miktarda ve sürekli gelişini bir derede akan suya benzetir. Bu cümlede dışkının gerçekten bir nehir oluşturduğunu değil, büyük miktarlarda sürekli ortaya çıktığını vurgular. Endless genellikle bilinçli bir abartıdır: akış sonunda bitebilse bile hiç durmayacakmış gibi hissedilir. Bu yapı calls gibi tekrarlanan sayılabilir şeyleri veya traffic gibi sayılamayan bir ismi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle çok sayıda sorunun birbiri ardına gelmeye devam ettiğini anlatır?
- After the update, the support desk received an endless stream of questions.
- After the update, no questions reached the support desk.
- After the update, the support desk received one final question.
Cevabı göster
After the update, the support desk received an endless stream of questions.
Over 7,000 known species of dung beetle run cleanup duty across six continents, Kalıp ifadeler
0:40Bilinen 7.000'den fazla bok böceği türü altı kıtada temizlik görevi yürütüyor,
run cleanup duty: temizlik görevini üstlenmek
run cleanup duty ifadesinde run, “yürütmek” veya “sorumluluğunu üstlenmek” anlamındadır; “ayakla hızlı hareket etmek” anlamına gelmez. Cleanup duty, atıkları veya dağınıklığı ortadan kaldırma işidir. Bu ifade, bok böceklerine insanlara özgü bir görev verir. Ekolojik rollerini bir temizlik ekibinin işi gibi canlı biçimde sunar; gerçek bir askerî görev adını belirtmez.
Alıştırma
Bok böcekleriyle ilgili bu cümlede run cleanup duty ne anlama gelir?
- Temizlik yaparken hızlı hareket ederler.
- Askerî bir mevziyi yönetirler.
- Temizlik işinin sorumluluğunu üstlenirler.
Cevabı göster
Temizlik işinin sorumluluğunu üstlenirler.
A dung beetle's first task is to locate dung.
0:48Bir bok böceğinin ilk görevi dışkının yerini tespit etmektir.
Some live on the anal regions of larger animals, Kelime
0:51Bazıları daha büyük hayvanların anüs bölgelerinde yaşar,
the anal regions: resmî bir anatomi ifadesi
Anal, “anüsle ilgili” anlamına gelen bir sıfattır. Burada the anal regions, daha büyük hayvanların anüs çevresindeki bölgeleri belirtir; vücutlarının arka yarısının tamamını belirtmez. Bu ifade, resmî ve tarafsız bir anatomik tanımdır. Anal, regions sözcüğünü niteler; vücuttaki açıklığın kendisini belirten isim anus sözcüğüdür.
Alıştırma
Bu cümlede the anal regions ne anlama gelir?
- Daha büyük hayvanların anüs çevresindeki bölgeler.
- Daha büyük hayvanların vücutlarının arka yarısının tamamı.
- Daha büyük hayvanların ağız çevresindeki bölgeler.
Cevabı göster
Daha büyük hayvanların anüs çevresindeki bölgeler.
leap off: bir yüzeyden sıçrayarak ayrılmak
Leap off, sıçrayan kişinin ya da canlının üzerinde bulunduğu bir yüzeyden, nesneden veya hayvandan sıçrayarak ayrılması demektir. Leap sıçrama hareketini, off ise temas noktasından uzaklaşma yönünü gösterir. Başlangıç yüzeyi leap off the rock örneğindeki gibi söylenebilir veya bağlam açıksa belirtilmeyebilir. Bu cümlede neyden sıçrayıp ayrıldıkları tekrarlanmaz; bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Kurbağanın kayanın yüzeyinden sıçrayarak ayrıldığını hangi cümle anlatır?
- The frog leaped onto the rock and stayed there.
- The frog leaped beside the rock and landed in the pond.
- The frog leaped off the rock and landed in the pond.
Cevabı göster
The frog leaped off the rock and landed in the pond.
Others sniff out feces that animals leave behind. Öbek fiiller
0:57Diğerleri hayvanların arkalarında bıraktıkları dışkının kokusunu alır.
sniff out: bir şeyi kokusundan bulmak
Sniff out, koku alma duyusunu kullanarak bir şeyi bulmak veya yerini belirlemek demektir. Sniff koklama hareketini adlandırır; out ise aramanın başarılı olduğu anlamını ekler. Burada ifade, dışkıyı yalnızca koklamayı değil, kokusundan bularak yerini belirlemeyi anlatır. Dikkatli bir araştırmayla gizli bilgileri keşfetmek anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir hedefin kokuyla başarıyla bulunduğunu gösterir?
- The dog sniffed the air but did not find the treats.
- The dog sniffed out the treats hidden under the sofa.
- The dog carried the treats away from the sofa.
Cevabı göster
The dog sniffed out the treats hidden under the sofa.
leave behind: ayrıldıktan sonra bir şeyi geride bırakmak
Burada leave behind, bir yerden ayrıldıktan sonra bir şeyin orada kalması anlamına gelir. Hayvanlar uzaklaşır, ancak dışkı diğer böceklerin bulabilmesi için orada kalır. Leave behind ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isimse hem leave feces behind hem de leave behind feces kullanılabilir. Nesne zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: leave it behind.
Alıştırma
Nesne bir zamir olduğunda leave behind ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Nina left it behind in the classroom.
- Nina left it in behind the classroom.
- Nina left behind it in the classroom.
Cevabı göster
Nina left it behind in the classroom.
A pile of elephant dung can attract 4,000 beetles in 15 minutes.
1:01Bir fil dışkısı yığını, 15 dakikada 4.000 böceği çekebilir.
it must work quickly to secure some of the bounty for itself. Kelime
1:08ganimetin bir kısmını kendine ayırmak için hızlı çalışmalıdır.
once ... must ...: tetikleyicinin ardından gelen zorunlu eylem
Burada once, “o andan itibaren” veya “olur olmaz” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. once a beetle finds dung yan cümlesi tetikleyici olayı belirler. Ana cümle olan it must work quickly ise ardından yapılması gereken eylemi verir. Yeniden kullanılabilen yapı once + tetikleyici yan cümle, ardından must içeren ana cümledir. Zamana bağlı bir koşulu zorunluluğa bağlar.
Alıştırma
Kuralı once ... must ile tamamlayın: ____ the alarm sounds, everyone ____ leave the building.
Cevabı göster
Once · must
secure some of the bounty for itself: kendisi için bir pay elde etmek
Burada secure, “güvenli hâle getirmek” değil, “başarıyla elde etmek ya da denetimine almak” anlamına gelir. Gübre böceği, rakiplerinden önce payını alabilmek için hızlı davranmalıdır. Bounty, dışkıyı uğruna rekabet etmeye değer, kıymetli bir kaynak ya da ödül gibi sunar. For itself, bundan kimin yararlanacağını gösterir: alınan pay böceğin kendi kullanımı içindir.
Alıştırma
Bu cümlede secure some of the bounty for itself ne anlama gelir?
- Kaynak payını bir rakibe vermek.
- Kaynağın tamamını bütün gübre böcekleri için güvenli hâle getirmek.
- Kendi kullanımı için değerli kaynağın bir kısmını elde etmek.
Cevabı göster
Kendi kullanımı için değerli kaynağın bir kısmını elde etmek.
Most dung beetle species fall into one of three main groups, Kalıp ifadeler
1:13Çoğu bok böceği türü üç ana gruptan birine girer:
fall into one of three main groups: bir sınıflandırma kalıbı
Sınıflandırma bağlamında fall into, “ait olmak” veya “bir sınıfa girmek” anlamına gelir; fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. Özne bir kategoriye yerleştirilir. X + fall/falls into + one of ... groups kalıbı, her X’in belirtilen kümedeki tek bir gruba ait olduğunu söyler. One of ifadesinden sonra sayılabilen çoğul bir isim kullanılır: one of three main groups.
Alıştırma
Örnekte “bir sınıfa girmek” anlamında kullanılan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Most library books ____ one of five main categories.
Cevabı göster
fall into
rollers, tunnelers, and dwellers: davranışa dayalı -er kategori adları
Rollers, tunnelers ve dwellers, tipik davranışlara dayanan çoğul kategori adlarıdır: rollers bir şeyleri yuvarlar, tunnelers tünel kazar, dwellers ise belirli bir yerde yaşar. Her adda -er, eylemi veya yaşam biçimini o işi yapan hayvanı belirten bir isme dönüştürür; ardından -s adı çoğul yapar. Bu yapı, bir grubun davranışını adından çıkarmayı sağlar.
Alıştırma
Bir yaban hayatı rehberinde hayvanlar "diggers, climbers, and swimmers" olarak gruplandırılıyor. Bu -er kategori adları neyi anlatır?
- Tek bir eylemin üç aşamasını gösterirler.
- Hayvanların bulunduğu yerleri belirtirler.
- Hayvanları genellikle yaptıkları eylemlere göre gruplandırırlar.
Cevabı göster
Hayvanları genellikle yaptıkları eylemlere göre gruplandırırlar.
Dung rollers sculpt a ball of dung, Kalıp ifadeler
1:21Dışkı yuvarlayıcıları, dışkıdan bir top yontar
sculpt a ball of dung: şekil verme eylemini kesin anlatmak
Bu cümlede sculpt a ball of dung, gübreyi işleyerek yuvarlak bir top hâline getirmek demektir. Sculpt, eylemi bilinçli ve dikkatli bir şekil verme işi olarak gösterir; bu yüzden genel make fiilinden daha kesin ve canlıdır. A ball of dung ad öbeği hem sonucu hem malzemeyi belirtir: gübreden yapılmış bir top. Burada sanat alanındaki sculpt fiilinin anlamı, böceğin şekil verme hareketini anlatacak biçimde genişletilir; böceğin sanat yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede "sculpt a ball of dung" neyi vurgular?
- Gübreyi küçük ve şekilsiz parçalara ayırmak.
- Gübreye dikkatle belirli bir şekil vermek.
- Gübrenin içinde önceden yapılmış bir top bulmak.
Cevabı göster
Gübreye dikkatle belirli bir şekil vermek.
and using their back legs, quickly roll it away from competitors. Kalıp ifadeler
1:23ve arka bacaklarını kullanarak onu rakiplerinden hızla uzağa yuvarlar.
roll it away from competitors: mesafeyi artırmak için away from
roll it away from competitors ifadesinde roll nesnenin nasıl hareket ettiğini, it nesneyi, away from competitors ise yönü gösterir. Yuvarlama hareketi nesne ile rakipler arasındaki mesafeyi artırır. Yeniden kullanılabilen kalıp fiil + nesne + away from + kişi, yer veya tehdit biçimindedir. Bir eylemin bir şeyi bu referans noktasından daha uzağa götürdüğünü anlatır.
Alıştırma
away sözcüğüne doğru edatı ekleyerek cümleyi tamamlayın: The child rolled the ball ____ the busy road.
Cevabı göster
away from
dig their dung ball into the soil: dig + nesne + into
Burada dig fiilinin nesnesi their dung ball, into the soil ise eylemin sonucunda oluşan hareket yolunu belirtir. Çift yalnızca toprakta kazı yapmaz; kazma eylemi topun yüzeyden toprağın içine girmesini sağlar. Aktarılabilir kalıp dig + nesne + into + yer biçimindedir ve hareketin yöntemini yeni konumla birleştirir. Bir nesneyi bir maddenin ya da alanın içine sokan eylem kazmak olduğunda en doğal kullanımdır.
Alıştırma
Dışarıdan içeriye hareketi belirten edatla cümleyi tamamlayın: The gardeners dig the compost ____ the soil.
Cevabı göster
into
Once it's been buried, the female lays a single egg within the dung ball. Notlar
1:36Gömüldükten sonra dişi, dışkı topunun içine tek bir yumurta bırakır.
Once it's been buried: tamamlanmış edilgen bir koşul
Once, bir sonraki olay gerçekleşmeden önce tamamlanması gereken bir koşulu belirtir. Burada it's, it is değil it has anlamına gelir: has been buried, edilgen present perfect yapısıdır; yani söz konusu şey eyleme maruz kalmış ve eylemin tamamlandığı duruma gelmiştir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Once + özne + has/have been + geçmiş zaman ortacıdır. Önce tamamlanmış edilgen adımı verir, ardından ana cümle sırada ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle, edilgen bir adımın sonraki eylemden önce tamamlanması gerektiğini doğru biçimde gösterir?
- Once the samples have been labeled, we can store them.
- Once the samples have labeled, we can store them.
- Once the samples will have been labeled, we can store them.
Cevabı göster
Once the samples have been labeled, we can store them.
lays a single egg: tam olarak bir yumurta üretmek
Lay an egg, bir hayvanın yumurta üretmesini anlatan doğal kelime birleşimidir. Bu cümlede a single egg, tam olarak bir yumurta demektir; lay burada önceden var olan bir yumurtayı yalnızca başka bir yere taşımak anlamına gelmez. Lay burada geçişli bir fiildir; bu nedenle a single egg onun nesnesidir. Geniş zamanda üçüncü tekil şahıs olan the female öznesiyle lay, lays biçimine dönüşür.
Alıştırma
Hangi cümle, bir hayvanın düzenli olarak tam bir yumurta üretmesini doğal biçimde anlatır?
- The bird lay a single egg each spring.
- The bird lays a single egg each spring.
- The bird lies a single egg each spring.
Cevabı göster
The bird lays a single egg each spring.
Tunnelers have a different approach, digging underneath a pat. Kelime
1:41Tünel kazıcılar farklı bir yaklaşım benimser, dışkı yığınının altını kazarlar.
a pat: yassı bir hayvan dışkısı yığını
Burada a pat, yerde bulunan yassı bir hayvan dışkısı yığınını belirten sayılabilir bir isimdir. a tanımlığı, bunu tek ve ayrı bir yığın olarak gösterir. Hayvanlardan ve bok böceklerinden söz edilen bir bağlamda, niteleyici bağlamdan anlaşılıyorsa pat, cow pat veya dung pat ifadesine gönderme yapabilir. Bu nedenle underneath a pat, hafif bir dokunuşun değil, o dışkı yığınının altı anlamına gelir.
Alıştırma
The beetle dug underneath a pat cümlesinde a pat ne anlama gelir?
- yassı bir hayvan dışkısı yığını
- küçük bir yer altı tüneli
- elle yapılan hafif bir dokunuş
Cevabı göster
yassı bir hayvan dışkısı yığını
Some drag dung down into the soil and pack it into clumps, Kalıp ifadeler
1:45Bazıları dışkıyı toprağın içine çeker ve kümeler halinde sıkıştırır,
drag dung down into the soil: hareket biçimi, yön ve varış noktası
drag dung ifadesinde drag hareket biçimini anlatır: dışkıyı güç harcayarak veya dirence karşı çekip hareket ettirmek. Dung, hareket ettirilen nesnedir. Down aşağı yönü, into the soil ise varış noktasını belirtir ve dışkının sonunda toprağın içine girdiğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek sıra şöyledir: hareket fiili + nesne + yön + into + varış noktası.
Alıştırma
down into ve the cellar varış noktasını kullanarak cümleyi tamamlayın: They dragged the heavy crate ____.
Cevabı göster
down into the cellar
pack it into clumps: malzemeyi sıkı topaklar hâline getirmek
Pack burada gevşek malzemeyi bastırarak veya bir araya getirerek sıkılaştırmak anlamına gelir. it zamiri biçim verilen malzemeyi gösterir; pack bu cümlede “bir şeyi bavula koymak” anlamına gelmez. Into clumps eylemin sonucunu belirtir: gevşek malzeme sonunda ayrı ve sıkı topaklara dönüşür. pack + nesne + into + ortaya çıkan biçim kalıbı, bir malzemeye bastırılarak şekil verilmesini anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede pack it into clumps ne anlama gelir?
- Malzemeyi ince ve eşit bir tabaka hâlinde yaymak.
- Malzemeyi bastırıp bir araya getirerek sıkı topaklar oluşturmak.
- Önceden hazırlanmış birkaç topağı sıkıştırmadan bir kaba koymak.
Cevabı göster
Malzemeyi bastırıp bir araya getirerek sıkı topaklar oluşturmak.
brood balls, dung balls veya dung sausages: amaca ve biçime göre adlar
Bunlar, gübreden yapılan yapılar için kullanılan birleşik adlardır. Son isim temel biçimi ya da nesneyi belirtir: balls yuvarlaktır, sausages ise uzun ve kalın bir biçimi düşündürür. Dung malzemeyi, brood ise gelişmekte olan yavrular için hazırlanmış bir yapıyı belirtir. Bu liste, yapıların amaçlarına ve biçimlerine göre farklı adlar alabildiğini gösterir. Dung sausages ifadesindeki sausages yiyeceği değil, biçim benzerliğini anlatır.
Alıştırma
Bu zooloji bağlamında dung sausages ne anlama gelir?
- böceklere yiyecek olarak hazırlanmış sosisler
- sosise benzeyen biçimleri nedeniyle adlandırılmış uzun gübre yapıları
- içinde gübre bulunmayan yuvarlak odacıklar
Cevabı göster
sosise benzeyen biçimleri nedeniyle adlandırılmış uzun gübre yapıları
depending on their shape and size. Kalıp ifadeler
1:53üreme topları, dışkı topları veya dışkı sosisleri olarak bilinirler.
known as: bir adı veya terimi tanıtmak
Known as, bir şeye verilen adı tanıtır: be known as + ad, “... diye adlandırılmak” demektir. Burada known as, which are known as ifadesinin kısaltılmış biçimi gibi düşünülebilir ve ardından adlar gelir. Bu kalıp açıklamalarda bir terimi, kategori adını, lakabı veya rolü tanıtırken sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “... diye adlandırılır” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The study of weather is ____ meteorology.
Cevabı göster
known as
depending on their shape and size: adı değiştiren etken
Depending on, bir sonucu, seçimi veya tanımı değiştiren etkeni belirtir. Burada adlar, yapıların şekline ve boyutuna göre değişir. Bu -ing öbeği, önceki satırdaki bilgiye bir koşul ekler. Depending on their shape and size tek başına tam bir cümle değildir; tam bir ifade It depends on their shape and size olur.
Alıştırma
Yolculuk süresinin trafiğe göre değiştiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trip takes one or two hours, ____ traffic.
Cevabı göster
depending on
Male tunnelers sport a spectacular array of horns to fight each other for control of these tunnels, Notlar
1:56Erkek tünel kazıcılar, bu tünellerin kontrolü için birbirleriyle savaşmak üzere muhteşem bir boynuz dizisine sahiptir
sport a spectacular array of horns: “dikkat çekici bir özelliğe sahip olmak” anlamındaki sport
Burada sport, görünür bir özelliğe “sahip olmak ve onu dikkat çekici biçimde sergilemek” anlamında kullanılan bir fiildir. Erkek tünel kazıcılarının çok sayıda etkileyici boynuzu vardır; sport burada egzersiz ya da oyun anlamına gelmez. sport + görünür özellik kalıbı anlatımı canlı kılar. a spectacular array, etkileyici ve çeşitli bir grup demektir; dolayısıyla tüm ifade boynuzların ne kadar çarpıcı göründüğünü vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede sport, “görünür bir özelliğe sahip olmak veya onu sergilemek” anlamında kullanılmıştır?
- The robot sports a shiny silver shell.
- Leo plays a sport after school.
- The teams meet at the sports center.
Cevabı göster
The robot sports a shiny silver shell.
fight each other for control of ...: … üzerinde kontrol için birbirleriyle savaşmak
fight each other, iki veya daha fazla rakibin birbirleriyle savaşması demektir. for control of these tunnels savaşın amacını belirtir: her taraf tünelleri kullanma veya yönetme gücünü ister. fight for control of + yer, grup veya kaynak kalıbı; hayvan rekabeti, tarih ve haber anlatımlarında yaygındır. each other eklendiğinde, adı geçen tarafların doğrudan rakip olduğu açıkça belirtilir.
Alıştırma
Hangi cümle, iki grubun rakip olduğunu ve ikisinin de köprüyü kontrol etmek istediğini anlatır?
- The two groups fought each other for control of the bridge.
- The two groups fought for each other near the bridge.
- The two groups fought each other beside the bridge.
Cevabı göster
The two groups fought each other for control of the bridge.
which they then defend until the female's laid her egg. Dilbilgisi
2:02ve dişi yumurtasını bırakana kadar bu tünelleri savunurlar.
until the female's laid her egg: tamamlanmış bir olaya kadar sürmek
Until, önceki eylemin bitiş noktasını gösterir: savunma, yumurtlama tamamlanıncaya kadar devam eder. Burada female's, female has ifadesinin kısaltmasıdır. Ardından geçmiş zaman ortacı laid geldiği için yapı until the female has laid her egg şeklinde açılır. Bu present perfect yan cümlesi, önceki eylemin bitiş noktasını belirleyen tamamlanmış olayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi until, guard ve return ile tamamlayın. Has sözcüğünü kısaltın: Keep the gate locked ____.
Cevabı göster
until the guard's returned
Some male tunnelers avoid the fray by masquerading as hornless females Notlar
2:06Bazı erkek tünel kazıcılar, boynuzsuz dişiler kılığına girerek kavgadan kaçınır
avoid the fray: karmaşık bir çatışmanın dışında kalmak
Avoid the fray, sürmekte olan hareketli ve karmaşık bir kavga, tartışma ya da rekabetin dışında kalmak demektir. The fray sıradan küçük bir anlaşmazlığı değil, bu hararetli durumu anlatır. Bu ifade fiziksel bir kavgadan kaçınmayı veya hararetli bir kamusal tartışmaya ya da rekabete katılmamayı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi durum avoid the fray ifadesine en iyi uyar?
- Hararetli bir grup tartışmasının dışında kalmak
- Bir arkadaşı sessizce selamlamak
- Temiz bir fincanı dolaba koymak
Cevabı göster
Hararetli bir grup tartışmasının dışında kalmak
masquerading as hornless females: aldatıcı bir sahte kimlik
Masquerade as + bir kimlik veya tür, kişinin kendisini ya da bir şeyi gerçekte ne olduğunu gizleyerek o kimliğe sahipmiş gibi göstermesi demektir. Bu ifadede özneler kendilerini boynuzsuz dişiler gibi gösterir; hornless, “boynuzsuz” anlamına gelir. Tam örnekte masquerading biçimi by sözcüğünden sonra gelir. By + fiil-ing bir eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini gösterir; bu nedenle ifade kullanılan yöntemi açıklar.
Alıştırma
Resmî bir güvenlik uyarısında aldatıcı bir kılığı en güçlü biçimde hangi ifade vurgular? The fake app _____ an official banking app to steal passwords.
- masqueraded as
- dressed up as
- pretended to be
Cevabı göster
masqueraded as
and sneaking into tunnels to mate while the guardians' heads are turned. Notlar
2:11ve gardiyanların başı çevriliyken çiftleşmek için tünellere sızarlar.
sneak into + yer + to + fiil: belirli bir amaçla gizlice girmek
Sneak into + yer, başkaları fark etmesin diye bir yere sessizce veya gizlice girmek demektir. Örnekte tunnels varış yeridir; to mate ise amaç bildiren bir mastardır ve öznenin neden içeri girdiğini açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sneak into + yer + to + fiilin yalın hâlidir. Gizli hareketi, varış yerini ve amacı açık bir sırayla gösterir.
Alıştırma
Cümleyi sneak into ve steal ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The fox waited until dark to ____ the yard ____ some food.
Cevabı göster
sneak into · to steal
while the guardians' heads are turned: muhafızların bakmadığı kısa an
Bu cümlede while hem zamanı hem de fırsatı belirtir: Muhafızların bakmadığı kısa anda bir şey gerçekleşir. Their heads are turned gerçek bir fiziksel duruşu anlatabilir; ancak burada gözlerin ve dikkatin başka bir yöne çevrildiğini de gösterir. Bu yüzden bütün yan cümle, “muhafızların dikkati dağılmışken veya onlar bakmıyorken” anlamına gelir ve çoğu zaman bu fırsattan yararlanma düşüncesi taşır.
Alıştırma
while the guardians' heads are turned ifadesindeki yan cümle ne anlama gelir?
- Muhafızların bakmadığı kısa süre içinde
- Muhafızların başı döndüğü için
- Muhafızlar fikirlerini değiştirirken
Cevabı göster
Muhafızların bakmadığı kısa süre içinde
The third group of dung beetles, dwellers, take the most straightforward approach, Kalıp ifadeler
2:16Üçüncü bok böceği grubu olan ikamet edenler, en doğrudan yaklaşımı benimser
take the most straightforward approach: en doğrudan yöntemi seçmek
take an approach ifadesinde take, bir şeyi ele almak için yöntem seçip kullanmak anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeyi eline almak anlamına gelmez. Straightforward, yöntemin doğrudan ve karmaşık olmadığını belirtir. The most straightforward approach, olası yöntemleri karşılaştırır ve en az karmaşa ya da ek adım içeren yöntemi seçer. Yeniden kullanılabilir yapı take + a/the + sıfat + approach şeklindedir.
Alıştırma
Bütün planları karşılaştırdık. Sonraki cümleyi tamamlamak için take an approach yapısını ve straightforward sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanın: We decided to ____.
Cevabı göster
take the most straightforward approach
laying their eggs directly into a dung pat.
2:21ve yumurtalarını doğrudan bir dışkı yığınına bırakırlar.
This makes their offspring more vulnerable to predation than those of the tunnelers and rollers. Notlar
2:25Bu durum, yavrularını tünel kazıcıların ve yuvarlayıcıların yavrularına göre avlanmaya daha açık hale getirir.
more vulnerable to predation: avlanma riskinin daha yüksek olması
Vulnerable to + isim, bir şeyden zarar görme veya etkilenme olasılığının yüksek olduğunu belirtir. Predation, hayvanların başka hayvanları avlayıp yemesidir; bu nedenle vulnerable to predation, yırtıcıların saldırısına uğrama veya onlar tarafından yenme olasılığının yüksek olması demektir. More, vulnerable sözcüğünü karşılaştırmalı hâle getirir: yavruların avlanma riski, than sonrasında belirtilen karşılaştırma grubundan daha yüksektir.
Alıştırma
“Avlanıp yenme riski altında” anlamındaki bu dersin tam ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Sea turtle hatchlings crossing open sand are ____.
Cevabı göster
vulnerable to predation
than those of ...: tekrarlanan çoğul ismin yerine kullanma
than those of the tunnelers and rollers ifadesindeki those, daha önce geçen çoğul offspring isminin yerine kullanılır. Açık biçimi than the offspring of the tunnelers and rollers olurdu; ancak those tekrarı önler. Böylece karşılaştırma paralel kalır: bir grubun yavruları diğer grupların yavrularıyla karşılaştırılır, tunnelers and rollers grubundaki canlıların kendileriyle değil. Bu yapıda that tekil bir ismin, those ise çoğul bir ismin yerini alır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı bu dersteki çoğul isim yerine kullanılan sözcükle tamamlayın: The windows of this classroom are larger than ____ of the room next door.
Cevabı göster
those
As the larvae feed, they riddle the dung pat with tunnels, Kelime
2:30Larvalar beslenirken dışkı yığınını tünellerle deşer,
riddle A with B: A'yı tünellerle doldurmak
Bu cümlede riddle, riddle A with B kalıbında kullanılan bir fiildir. A'nın her tarafında çok sayıda B oluşturmak anlamına gelir: larvalar dışkı kütlesinin her yerine geçitler açar. Fiil, çoğu zaman delik veya hasar biçimindeki B'nin A boyunca yoğun biçimde dağıldığını vurgular. “Bilmece” anlamındaki riddle ismiyle anlam bakımından bağlantılı değildir.
Alıştırma
Cümleyi riddle A with B kalıbını ve the wood ile tunnels ifadelerini aynen kullanarak tamamlayın: Over time, termites can ____.
Cevabı göster
riddle the wood with tunnels
leaving remains that are quickly colonized by bacteria and fungi, Kelime
2:34bakteriler ve mantarlar tarafından hızla kolonize edilen
colonized by bacteria and fungi: mikropların yerleşmesi
Biyolojide colonize, bir canlının bir yerde popülasyon oluşturup orada büyümeye veya çoğalmaya başlaması anlamına gelir. Edilgen are colonized by yapısı kalıntıları bilginin odağında tutar ve bunu yapan canlıların bakteriler ile mantarlar olduğunu belirtir. Bu bilimsel kullanım biyolojik yerleşmeyi ve büyümeyi anlatır; insanların siyasi kolonileştirmesini anlatmaz.
Alıştırma
Bir biyoloji raporunda “The surface was colonized by bacteria” en doğrudan ne anlama gelir?
- Bakteriler yüzeyin yakınında bir kez görüldü ancak orada kalmadı.
- Bakteriler yüzeye yerleşti ve orada büyümeye başladı.
- İnsanlar yüzeyin siyasi kontrolünü ele geçirdi.
Cevabı göster
Bakteriler yüzeye yerleşti ve orada büyümeye başladı.
weathered away: doğal koşullarda yavaşça aşınıp yok olmak
Burada weathered away, bir şeyin yağmur, rüzgâr, güneş ışığı veya sıcaklık değişimleri gibi doğal etkenlere uzun süre maruz kaldıktan sonra yavaş yavaş parçalanıp yok olması anlamına gelir. Weather burada hava durumunu belirten bir isim değil, fiildir. Away, sürecin malzemeyi azaltmaya devam ettiğini ve çoğu zaman geriye çok az şey kalana ya da hiçbir şey kalmayana kadar ilerlediğini gösterir. Weathered ise sürecin geçmişte gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Taşa kazınmış bir yazı yıllarca yağmur, güneş ve sıcaklık değişimlerine maruz kaldıktan sonra yavaşça yok oldu. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The inscription was put away before the storm.
- The inscription wore away because a rope rubbed against it.
- The inscription weathered away over many years.
Cevabı göster
The inscription weathered away over many years.
they consume the dung before metamorphosing into a pupa, Kelime
2:43pupa evresine geçmeden önce dışkıyı tüketirler,
before metamorphosing into a pupa: pupaya başkalaşmadan önce
Metamorphose into + isim, başkalaşım geçirerek farklı bir biyolojik biçime veya yaşam evresine dönüşmek anlamına gelir. Burada metamorphosing into a pupa, bir larvanın pupa evresine geçmesini anlatır. Before + V-ing, bu değişimi ana cümledeki eylemden sonraya yerleştirir. Metamorphosing fiilinin örtük öznesi aynı larvalardır; yani önce dışkıyı tüketirler, başkalaşım ise daha sonra gerçekleşir.
Alıştırma
Cümleyi, «başkalaşım geçirerek pupa evresine dönüşmek» anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The caterpillar feeds for several days before ____.
Cevabı göster
metamorphosing into a pupa
Besides clearing dung: başka bir nokta eklemek
Baştaki Besides clearing dung ifadesi, “dışkıyı temizlemenin yanı sıra” anlamına gelir. Daha önce sözü edilen bir faaliyeti ardından gelen bilgiye bağlar; böylece okuyucu bir karşıtlık değil, ek bir nokta bekler. Burada besides, ardından clearing isim-fiili gelen bir edattır. Yeniden kullanılabilecek kalıp, Besides + isim veya -ing biçimi ve ardından ek bilgi şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede ikinci bir yarar eklemek için besides kullanılmıştır?
- Despite reducing noise, the trees provide shade.
- Instead of reducing noise, the trees provide shade.
- Besides reducing noise, the trees provide shade.
Cevabı göster
Besides reducing noise, the trees provide shade.
the actions of these beetles have considerable ecological importance. Kalıp ifadeler
2:51bu böceklerin eylemleri önemli ekolojik bir etkiye sahiptir.
have considerable ecological importance: büyük önemi resmî biçimde ifade etmek
have + considerable + alan sıfatı + importance kalıbı, “o alanda büyük ölçüde önem taşımak” anlamına gelir. Bu cümlede ecological alanın ekoloji olduğunu, considerable ise önem derecesinin yüksek olduğunu gösterir. Bu kalıp scientific, historical veya practical gibi sıfatlarla yeniden kullanılabilir: have considerable scientific importance.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir raporda büyük bilimsel önemi doğal biçimde ifade eder?
- The discovery has considerable scientific importance.
- The discovery is considerable scientific important.
- The discovery has considerate scientific importance.
Cevabı göster
The discovery has considerable scientific importance.
For one, they serve as secondary seed dispersers. Notlar
2:56Öncelikle ikincil tohum dağıtıcıları olarak hizmet ederler.
For one: destekleyici bir neden sunmak
For one, cümle başında kullanılarak birkaç neden, örnek veya destekleyici noktadan birini sunan bir geçiş ifadesidir. Burada, ardından gelen ekolojik rolün daha genel bir iddiayı destekleyen noktalardan biri olduğunu gösterir. Açıklamayı düzenler ama birinci, ikinci ve üçüncü maddelerden oluşan eksiksiz bir liste sözü vermez. Başka noktalar gelebilir, ancak gelmeleri şart değildir.
Alıştırma
Hangi cümle For one ifadesini bir iddiayı destekleyen nedenlerden birini sunmak için doğal biçimde kullanıyor?
- The bus arrived for one at noon.
- I enjoy this class. For one, the teacher explains things clearly.
- For one, open the lid and then press the blue button.
Cevabı göster
I enjoy this class. For one, the teacher explains things clearly.
serve as secondary seed dispersers: ekolojik bir rolü adlandırmak
serve as + isim öbeği, o isim öbeğinin belirttiği rolü veya işlevi yerine getirmek anlamına gelir. Bir kişi ya da şeyin bir sistem içinde ne yaptığını anlatır; resmî bir görev unvanını belirtmez. Seed disperser, tohumları başlangıç yerlerinden uzağa taşıyan canlı veya başka bir aracıdır. Secondary daha az önemli olmayı değil, daha sonraki bir aşamayı belirtir: bu canlılar daha önceki bir yayılmanın ardından tohumları yeniden taşır. İfadenin tamamı onların ekolojik rolünü adlandırır.
Alıştırma
Meyveyi önce kuşlar taşır. serve as ile tohumları yeniden taşıyan canlıların tam adını kullanarak tamamlayın: Ants may ____ by carrying the seeds farther.
Cevabı göster
serve as secondary seed dispersers
Dung from monkeys, wild pigs, and other animals
3:00Maymunlar, yaban domuzları ve diğer hayvanlardan gelen dışkılar
they inadvertently protect these seeds from predators and increase the likelihood they'll germinate. Notlar
3:08farkında olmadan bu tohumları yırtıcılardan korurlar ve filizlenme olasılıklarını artırırlar.
inadvertently protect: planlanmamış bir sonuç olarak koruma
Burada inadvertently, protect fiilini niteler. Böceklerin hareketi tohumları korur, ancak korumak onların amacı değildir; bu koruma, dışkı toplarını gömmelerinin planlanmamış bir sonucu olarak ortaya çıkar. Inadvertently, sonucun amaçlanmadan veya fark edilmeden gerçekleştiğini belirtir. Sonuç, buradaki gibi yararlı da olabilir, zararlı da.
Alıştırma
Hangi cümle amaçlanmamış ama yararlı bir sonucu gösterir?
- Moving the box accidentally exposed the flowers to strong wind.
- Maya moved the box because she planned to protect the flowers from strong wind.
- Moving the box inadvertently protected the flowers from strong wind.
Cevabı göster
Moving the box inadvertently protected the flowers from strong wind.
increase the likelihood they'll germinate: bir sonucun daha olası olduğunu anlatmak
Bu cümlede increase the likelihood, bir olayın gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek anlamındadır. Söz konusu olay they'll germinate ifadesidir: they tohumları belirtir, germinate ise filizlenmeye başlamak demektir. Yaygın yapı increase the likelihood (that) + özne + fiil şeklindedir. Burada that kullanılmamıştır, ancak they'll germinate kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir.
Alıştırma
Hangi cümle increase the likelihood that + yan cümle yapısını doğru kullanır?
- Regular practice increases the likelihood to remember the steps.
- Regular practice increases likely that you will remember the steps.
- Regular practice increases the likelihood that you will remember the steps.
Cevabı göster
Regular practice increases the likelihood that you will remember the steps.
The advantage is so great that one South African plant has evolved Notlar
3:14Bu avantaj o kadar büyüktür ki bir Güney Afrika bitkisi
so great that: dereceyi sonuca bağlamak
so + sıfat + that yan cümleciği kalıbı, bir niteliğin bir sonuca yol açacak dereceye ulaştığını anlatır. Burada so, great sözcüğünü niteler; that ise yarım kalan cümlenin devamında gelecek sonucu başlatır. Bir dereceyi onun yüzünden gerçekleşen olayla bağlamak için so + sıfat/zarf + that + sonuç kalıbını kullanın. Burada great, mükemmel değil büyük veya önemli anlamındadır.
Alıştırma
strong ve so + sıfat + that kullanarak cümleyi tamamlayın: The wind was ____ it knocked over a tree.
Cevabı göster
so strong that
to produce seeds that look and smell like dung Kalıp ifadeler
3:19böcekleri tohumlarını gömmeleri için kandırmak amacıyla
has evolved to produce seeds: nesiller boyunca oluşan bir uyum
Has evolved, İngilizcedeki present perfect yapısındadır: birçok nesil boyunca gelişen ve sonucu bugün görülebilen bir değişimi anlatır. Evolve to + fiilin yalın hâli, evrimle ortaya çıkan bir yeti veya özelliği belirtir; burada mastar, tohum üretimini ortaya çıkan özellik olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi evolve fiilinin present perfect biçimi ve to store ile tamamlayın: Over many generations, some desert plants ____ water in their stems.
Cevabı göster
have evolved to store
look and smell like dung: iki duyu, tek karşılaştırma
Look ve smell eşgüdümlü iki duyu fiilidir. Ortak özneleri seeds sözcüğüdür ve bu ifade, tohumların hem görünüş hem de koku bakımından dışkıya benzediğini anlatır. Tek bir like dung öbeği iki fiili de tamamlar: look like dung ve smell like dung. Bu kalıp, like + isim bölümünü tekrarlamadan iki tür benzerliği birleştirir.
Alıştırma
Cümleyi look and smell like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rose-shaped soap ____ a real rose.
Cevabı göster
looks and smells like
to trick beetles into burying them. Kalıp ifadeler
3:22dışkı gibi görünen ve kokan tohumlar üretecek şekilde evrimleşmiştir.
trick beetles into burying them: trick + nesne + into + V-ing
trick + nesne + into + V-ing yapısı, bir kişiyi ya da hayvanı aldatarak veya yanıltarak belirli bir eyleme yöneltmek anlamına gelir. Beetles, trick fiilinin nesnesidir; burying ise into sonrasında belirtilen eylemdir. Burada them, tohumlara gönderme yapar. İfade, tohumların dışkıya benzeyen görünüş ve kokusunu böceklerin onları gömmesinin nedeni olarak sunar; bitkinin bilinçli bir plan yaptığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi share fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The fake support message tricked Maya into ____ her password.
Cevabı göster
sharing
Dung beetles also play important roles in agricultural systems. Kalıp ifadeler
3:25Bok böcekleri tarımsal sistemlerde de önemli rol oynarlar.
play important roles in agricultural systems: tarım sistemlerinde önemli roller oynamak
Play a role in, bir durum, süreç veya alanda “bir işlevi ya da etkisi olmak” anlamına gelir. Buradaki play oyun oynamayı anlatmaz. Çoğul roles biçimi, gübre böceklerinin tarım sistemlerinde birden fazla önemli işlevi olduğunu gösterir. Başka durumlara uygulanabilen kalıp play + (sıfat) + role/roles + in + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi play important roles in ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Pollinators ____ healthy ecosystems.
Cevabı göster
play important roles in
Livestock like cows and sheep produce huge amounts of dung, Kelime
3:30İnek ve koyun gibi çiftlik hayvanları büyük miktarlarda dışkı üretir,
Livestock like cows and sheep: like ile örnek verme
Livestock, insanlar tarafından yetiştirilen çiftlik hayvanlarını anlatan ve genellikle sayılamayan bir topluluk adıdır. İnekler ve koyunlar livestock örnekleridir; bu ifade kategoriyi yalnızca bu iki hayvanla sınırlamaz. Burada like, “gibi” veya “örneğin” anlamına gelen bir edattır. cows and sheep öbeğini örnek olarak tanıtır; bu nedenle “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir.
Alıştırma
Bu ifadede Livestock like cows and sheep ne anlama gelir?
- Çiftlik hayvanları, örneğin inekler ve koyunlar
- İneklerden ve koyunlardan hoşlanan çiftlik hayvanları
- Başka hiçbir çiftlik hayvanı olmadan yalnızca inekler ve koyunlar
Cevabı göster
Çiftlik hayvanları, örneğin inekler ve koyunlar
which contains nutrients that can benefit plants.
3:33bu da bitkilere fayda sağlayabilecek besinler içerir.
The beetles break up the dung and tunnel it deep into the soil, Notlar
3:37Böcekler dışkıyı parçalar ve onu toprağın derinliklerine kadar tüneller kazarak taşır,
break up the dung: bir kütleyi daha küçük parçalara ayırmak
Burada break up, bir kütleyi veya yığını daha küçük ve gevşek parçalara ayırmak anlamına gelir. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez. The dung parçalanan şeydir. Nesne bir isim olduğunda bu ayrılabilen öbek fiil hem break up the dung hem de break the dung up biçiminde kullanılabilir. Nesne bir zamirse araya gelir: break it up denir, break up it denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede break up, sıkı bir kütleyi daha küçük parçalara ayırmak anlamında kullanılmıştır?
- Use a fork to break up the clumps in the sauce.
- The crowd began to break up after the concert.
- They decided to break up after five years.
Cevabı göster
Use a fork to break up the clumps in the sauce.
tunnel it deep into the soil: fiil olarak tunnel
Tunnel çoğunlukla tünel anlamında bir isimdir, ancak burada fiil olarak kullanılır. Yer altında bir geçit açarak veya böyle bir geçidi kullanarak bir şeyi içeri taşımayı anlatır. It, bu bölümün hemen öncesinde sözü edilen dışkıyı ifade eder. Bu cümlede tunnel + nesne + yön yapısı, bir şeyin hareket ettirilmesini gösterir: nesne tünel açma yoluyla içeri taşınır. Deep into the soil varış noktasını bildirir ve nesnenin yüzeyin oldukça altında kaldığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede tunnel, geçit kazmak veya açmak anlamında bir fiildir?
- The train entered the tunnel at noon.
- The rabbits tunneled beneath the fence.
- The tunnel under the river is two miles long.
Cevabı göster
The rabbits tunneled beneath the fence.
bringing the nutrients into close contact with plant roots. Kalıp ifadeler
3:41böylece besinleri bitki kökleriyle yakın temasa getirirler.
bring A into close contact with B: A'yı B ile yakın temasa getirmek
bring A into close contact with B, A'yı B'ye çok yaklaştırmak veya B ile temas ettirmek anlamına gelir. Bu cümlede A, the nutrients; B ise plant roots ifadesidir. bringing bir -ing biçimi olduğu için bu bölüm genellikle başka bir yan cümledeki eylemin sonucunu veya ona eşlik eden etkiyi ekler. Bu kalıp, bir sürecin ya da tasarımın iki şeyi nasıl doğrudan etkileşime soktuğunu açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The patch brings the medicine ____ the skin.
Cevabı göster
into close contact with
Their services to farmers have been valued at $380 million a year in the US Kalıp ifadeler
3:45Çiftçilere sundukları hizmetlerin ABD'de yılda 380 milyon dolar
have been valued at + tutar: değerinin belirli bir tutar olduğu tahmin edilmek
have been valued at + bir tutar, bir şeyin ekonomik değerinin o tutar olarak tahmin edildiğini belirtir. at edatı rakamı tanıtır; yapı gerçekten kazanılan veya ödenen parayı bildirmez. Bu, present perfect edilgen yapıdır: have çoğul özne services ile uyumludur ve been valued edilgen yapıyı oluşturur. İfade, değerlendirmeyi kimin yaptığından çok tahmin edilen değere odaklanır.
Alıştırma
value fiilini present perfect edilgen yapıda kullanın ve doğru edatı ekleyin: The conservation services ____ two million dollars a year.
Cevabı göster
have been valued at
and £367 million a year in the UK.
3:51ve Birleşik Krallık'ta yılda 367 milyon sterlin değerinde olduğu hesaplanmıştır.
Dung beetles can even help us battle global warming Dilbilgisi
3:56Bok böcekleri, tarımla ilişkili sera gazı emisyonlarını azaltarak
by reducing greenhouse gas emissions associated with farming. Kelime
3:59küresel ısınmayla savaşmamıza bile yardımcı olabilir.
help us battle ... by reducing ...: hedef ve bu hedefe ulaşma yöntemi
Buradaki yapı help + kişi + fiilin yalın hâlidir: help us battle. Battle, to olmadan kullanılır ve küresel ısınma gibi ciddi bir sorunla başa çıkmak için güçlü bir çaba göstermeyi anlatır. By + V-ing yöntemi açıklar. By reducing, böceklerin hedefe ulaşmaya nasıl yardım ettiğini gösterir. Even ise bu yararın şaşırtıcı veya beklenenden daha büyük olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için reduce fiilini by + V-ing biçiminde kullanın: Better insulation can help families save energy ____ heat loss.
Cevabı göster
by reducing
greenhouse gas emissions associated with farming: tarımla ilişkili emisyonlar
Greenhouse gas emissions, ısıyı atmosferde tutan gazların atmosfere salınmasını ifade eder. Associated with farming sözleri emissions sözcüğünden sonra gelir ve onu açıklar. Dil bilgisi açısından bu bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir ve greenhouse gas emissions that are associated with farming şeklinde genişletilebilir. Associated with, bir ilişki bulunduğunu belirtir. Tek başına tarımın tek ve doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Kesin bir nedensellik bağı ileri sürülmediğinde bilim ve iklim tartışmalarında bu dikkatli ifade sık kullanılır.
Alıştırma
Bir araştırma iki şeyin bağlantılı olduğunu buluyor ancak birinin diğerine doğrudan neden olduğunu göstermiyor. En dikkatli ifade hangisidir?
- The medication prevents these symptoms.
- These symptoms are caused by the medication.
- These symptoms are associated with the medication.
Cevabı göster
These symptoms are associated with the medication.
Microbes living in oxygen-poor livestock dung produce methane, Kelime
4:03Oksijenden yoksun çiftlik hayvanı dışkısında yaşayan mikroplar
oxygen-poor livestock dung: isim + poor kalıbı
oxygen-poor, “az oksijen içeren” anlamına gelir. Burada livestock dung ifadesinden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle ifadenin tamamı, kullanılabilir oksijenin az olduğu hayvan gübresini anlatır. İsim + poor kalıbı, özellikle bilimsel betimlemelerde “adı geçen maddeden yoksun” veya “bu maddeyi az miktarda içeren” anlamına gelir. Örneğin nutrient-poor soil, besin maddeleri az olan topraktır. Kısa çizgi, oxygen ve poor sözcüklerinin birlikte tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi oxygen + poor ile oluşturulan birleşik sıfatla tamamlayın: Fish may struggle in ____ water.
Cevabı göster
oxygen-poor
potent greenhouse gas: güçlü etki, fazla miktar değil
Potent, “güçlü bir etki üretebilen” anlamına gelir. potent greenhouse gas ifadesinde gazın ısıyı tutma ve ısınmaya katkıda bulunma etkisinin güçlü olduğunu söyler; gazın büyük miktarda bulunduğu anlamına gelmez. Bilimsel ve tıbbi İngilizcede potent, a potent drug veya a potent toxin örneklerinde olduğu gibi, genellikle etkisi güçlü bir maddeyi tanımlar.
Alıştırma
“a potent greenhouse gas” ifadesindeki potent ne anlama gelir?
- Gaz yalnızca yüksek sıcaklıklarda bulunur.
- Gaz mutlaka çok büyük miktarda bulunmalıdır.
- Gaz güçlü bir ısınma etkisi üretebilir.
Cevabı göster
Gaz güçlü bir ısınma etkisi üretebilir.
But beetles oxygenate pats when they tunnel into them, Kelime
4:10Ancak böcekler dışkı yığınlarına tünel kazdıklarında onlara oksijen sağlarlar,
oxygenate pats: dışkı öbeklerine oksijen eklemek
Bu cümlede oxygenate, bir şeye oksijen eklemek veya içindeki kullanılabilir oksijeni artırmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Fiilin nesnesi olan pats, yassı hayvan dışkısı öbeklerini belirtir. Bu nedenle oxygenate pats, dışkı öbeklerini oksijen bakımından daha zengin hâle getirmek demektir. Böceklerin açtığı tüneller havanın dışkı öbeklerine girmesini sağlar. Bu değişim, metan üreten mikropların ihtiyaç duyduğu düşük oksijenli koşulları bozar ve bir sonraki sonucu hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümlede oxygenate geçişli fiil olarak doğru kullanılmıştır?
- The aerator oxygenates to the pond water.
- The aerator oxygenates the pond water.
- The aerator makes the pond water oxygenate.
Cevabı göster
The aerator oxygenates the pond water.
preventing the microbes from producing methane. Dilbilgisi
4:14bu da mikropların metan üretmesini engeller.
prevent A from doing B: bir eylemi engellemek
prevent A from doing B kalıbı, A'nın B yapmasını engellemek veya A'nın B yapmasını imkânsız hâle getirmek demektir. Burada A, the microbes; engellenen eylem ise producing methane bölümüdür. from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: from producing doğrudur; from produce veya from to produce değildir. Baştaki preventing biçimi bu bölümü önceki yan cümleye bağlar ve böceklerin eyleminin sonucunu gösterir: Dışkı öbeklerini oksijenlendirmek, mikropların metan üretmesini engeller.
Alıştırma
prevent ... from doing yapısını ve enter fiilini kullanın: The mesh prevents insects ____ the tent.
Cevabı göster
from entering
spreads seeds, helps farmers, and fights climate change: üçlü paralel liste
spreads seeds, helps farmers ve fights climate change şeklindeki üç fiil grubu aynı özneyi, yani The dung beetle ifadesini paylaşır. Her öge aynı yapıyı izler: üçüncü tekil şahıs fiili ve nesnesi; ilk ögeler virgüllerle ayrılır, son ögeyi ise and başlatır. Bu üçlü paralel liste, çeşitli katkıları açık ve ritmik bir özette toplar. En geniş kapsamlı iddia olan fights climate change ifadesinin sona konması da ona ek vurgu kazandırır.
Alıştırma
Hangi cümle üç işlevi üç paralel fiil grubuyla özetler?
- The app saves time, reduces errors, and improves teamwork.
- The app is fast, reduces errors, and improves teamwork.
- The app saves time, error reduction, and teamwork improves.
Cevabı göster
The app saves time, reduces errors, and improves teamwork.
and accomplishes it all simply by doing its business. Notlar
4:22ve tüm bunları sadece kendi işini yaparak başarır.
accomplishes it all: önceki birkaç sonuca gönderme yapmak
Accomplishes, bir şeyi başarıyla gerçekleştirmek veya tamamlamak anlamına gelir. it all ifadesinde it, daha önce belirtilen sonuçların tamamını tek bir bütün olarak ele alır; all ise her parçanın buna dâhil olduğunu vurgular. Bu nedenle accomplishes it all, daha önceki birkaç başarıyı yeniden tek tek adlandırmadan onlara gönderme yapar. Önceki bilgiye yapılan bu gönderme, özeti daha kısa ve etkili kılar.
Alıştırma
The team finished the design, fixed the bugs, and wrote the guide. Tamamlanan bu üç sonucu yeniden sıralamadan en iyi özetleyen cümle hangisidir?
- They described every task again in one week.
- They accomplished it all in one week.
- They planned to start all three tasks in one week.
Cevabı göster
They accomplished it all in one week.
by doing its business: örtmeceli bir çift anlam
by doing its business içindeki by + -ing yapısı yöntemi gösterir: hayvan bütün bunları bu şekilde başarır. Burada doing its business eğlenceli bir çift anlama sahiptir. İlk bakışta hayvan yalnızca doğal olarak yaptığı şeyi yapmaktadır; do one's business aynı zamanda tuvalet ihtiyacını gidermeyi anlatan dolaylı ve gündelik bir ifadedir. Konu dışkı olduğu için burada özellikle dışkılamayı ima eder, ticari faaliyeti değil.
Alıştırma
Bu cümlede by doing its business ifadesini eğlenceli yapan nedir?
- Hayvanın doğal faaliyetini anlatırken aynı zamanda dışkılamayı ima eder.
- Hayvanın başka bir hayvanın talimatlarını izlediğini söyler.
- Hayvanın ticari bir işlemi tamamladığını söyler.
Cevabı göster
Hayvanın doğal faaliyetini anlatırken aynı zamanda dışkılamayı ima eder.
Maybe next time you come across some dung in the forest or a field, Öbek fiiller
4:26Belki bir dahaki sefere ormanda veya tarlada bir miktar dışkıya rastladığınızda,
come across: tesadüfen bulmak veya karşılaşmak
Come across, önceden planlamadan veya özellikle aramadan birini ya da bir şeyi tesadüfen bulmak veya onunla karşılaşmak anlamına gelir. Buradaki nesne some dung ifadesidir; yani ormanda veya tarlada beklenmedik biçimde bulunan dışkıdır. come across ifadesinden hemen sonra nesneyi getirin: come across a photo, an article veya a person. Bu kullanımda bütün ifade tek bir fiil gibi çalışır; across bir taraftan diğer tarafa fiziksel geçişi anlatmaz.
Alıştırma
“Tesadüfen bulmak” anlamını vermek için cümleyi come across ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: While sorting a drawer, I ____ a key I thought I had lost.
Cevabı göster
came across
you'll be tempted to take a closer look. Kalıp ifadeler
4:30daha yakından bakmaya teşvik olursunuz.
be tempted to: Bir şey yapma dürtüsü hissetmek
Be tempted to + fiilin yalın hâli, bir şey çekici göründüğü için onu yapma dürtüsü hissetmek demektir. Bu cümlede you'll be tempted to, izleyenin muhtemelen daha dikkatli bakmak isteyeceğini öngörür; bunu kesinlikle yapacağını söylemez. Yapı be + tempted + to-infinitive şeklindedir: am/is/are/was/were tempted to do. Genellikle kişinin uyabileceği ya da karşı koyabileceği bir dürtüyü anlatır; bu yüzden yalnızca want to demekten daha az tarafsızdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: Maya was tempted to read the message. Bu cümle bize ne anlatıyor?
- Maya mesajı kesinlikle okudu.
- Maya mesajı okumak istedi, ancak okuyup okumadığını bilmiyoruz.
- Maya mesajı okumak istemedi.
Cevabı göster
Maya mesajı okumak istedi, ancak okuyup okumadığını bilmiyoruz.
take a closer look: Bir şeyi daha dikkatli incelemek
Take a closer look, bir şeye öncekinden daha dikkatli bakmak veya onu daha dikkatli incelemek demektir. Closer fiziksel olarak daha kısa bir mesafeyi anlatabilir; ancak bu yaygın ifadede çoğu zaman sayılar, fikirler veya bir sorun gibi şeylerin ayrıntılarına daha fazla dikkat etmek anlamına gelir. Nesneyi belirtmek için take a closer look at + isim kullanılır: take a closer look at the results. Özgün cümlede at + nesne yoktur, çünkü incelenecek şey bağlamdan zaten anlaşılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The tiny print may contain an important clue, so let's ____ at it.
Cevabı göster
take a closer look
If you want to learn more about nature's pooper scoopers, Deyimler
4:33Doğanın kaka temizleyicileri hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız,
nature's pooper scoopers: gübre böcekleri için eğlenceli bir benzetme
Pooper scooper, özellikle evcil hayvanların dışkısını yerden almak için kullanılan bir kürek veya araçtır. Burada nature's pooper scoopers, gübre böcekleri için kullanılan eğlenceli bir benzetmedir: dışkıyı taşıyıp gömmeleri, onları doğanın kendi temizlik araçları gibi gösterir. Pooper ve scoopers sözcüklerindeki benzer -ooper sesi bu lakabı akılda kalıcı, eğlenceli ve çocukların anlayabileceği bir hâle getirir. Nature's, bunun doğal dünyada üstlendikleri bir rol olduğunu gösterir; resmi tür adı değildir.
Alıştırma
Nature's pooper scoopers lakabı neyi anlatır?
- Gübre böcekleri insanlar için plastik kürekler üretir.
- Gübre böcekleri hayvan dışkısını temizleyen doğal araçlar gibi çalışır.
- Gübre böceklerinin arkasını insanların temizlemesi gerekir.
Cevabı göster
Gübre böcekleri hayvan dışkısını temizleyen doğal araçlar gibi çalışır.
we highly recommend Animal Weapons by Douglas J. Emlen. Kalıp ifadeler
4:36Douglas J. Emlen'in Animal Weapons adlı kitabını şiddetle tavsiye ederiz.
highly recommend: güçlü bir tavsiyede bulunmak
Highly recommend, bir şeyi büyük bir güvenle veya istekle tavsiye etmek demektir. Bu cümlede highly, recommend fiilini güçlendirir ve konuşanların kitabın özellikle okunmaya değer olduğunu düşündüğünü gösterir. Yaygın yapı highly recommend + isim veya isim öbeğidir; örneğin I highly recommend this book. Bir eylemi tavsiye etmek için highly recommend + -ing biçimi ya da recommend that + yan cümle kullanılır.
Alıştırma
Tavsiyeyi güçlendirmek için highly kullanan iki sözcüklü bir ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you enjoy mysteries, I ____ this novel.
Cevabı göster
highly recommend
This book includes more wildly fascinating facts about dung beetles
4:40Bu kitap, bok böcekleri hakkında daha çılgınca büyüleyici gerçekler içeriyor
and digs deep into the survival strategies of animals around the world. Notlar
4:45ve dünyanın dört bir yanındaki hayvanların hayatta kalma stratejilerini derinlemesine inceliyor.
digs deep into: bir konuyu ayrıntılı incelemek
Bu cümlede digs deep into mecazidir: bir konuya yalnızca yüzeyden değinmek yerine onu ayrıntılı biçimde incelemek, araştırmak veya açıklamak demektir. Kalıp dig deep into + konu şeklindedir. Konu gerçekten kazan gübre böcekleriyle ilgili olduğu için dig sözcüğü gerçek kazma eylemini de hafifçe çağrıştırır. Bu küçük bir söz oyunu yaratır; ancak ifadenin temel görevi konunun kapsamlı biçimde ele alınacağını belirtmektir.
Alıştırma
Cümleyi dig deep into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The podcast ____ the science of sleep.
Cevabı göster
digs deep into
survival strategies: hayvanların hayatta kalma yolları
Survival strategies, hayvanların hayatta kalmasına yardımcı olan davranışlar, fiziksel özellikler veya başka uyum biçimleridir. Kamuflaj, yiyecek depolama ya da tehlikeden uzaklaşma bunlara örnektir. Survival, çoğul isim olan strategies sözcüğünü niteler ve bu stratejilerin amacını belirtir. Bu ifade; yiyecek bulmak, yırtıcılardan kaçınmak ve sert hava koşullarıyla başa çıkmak gibi, hayvanların hayatta kalma sorunlarını çözmek için kullandığı farklı yolları bir arada anlatır.
Alıştırma
Biyolojide survival strategies neleri kapsayabilir?
- Hayvanların tesadüfen yaşadığı yerler
- Canlıların hayatta kalmasına yardımcı olan davranışlar veya özellikler
- Yalnızca hayvanların bilinçli olarak yazdığı planlar
Cevabı göster
Canlıların hayatta kalmasına yardımcı olan davranışlar veya özellikler
Read our full recommendation and snag a copy by visiting ed.ted.com/books. Kelime
4:49ed.ted.com/books adresini ziyaret ederek tavsiyemizin tamamını okuyun ve bir kopyasını kapın.
“snag a copy”: fırsat varken bir nüsha edinmek
Bu cümlede snag a copy, get a copy ifadesinin gündelik bir biçimidir ve fırsat varken bir nüsha edinme yönünde enerjik bir çağrışım taşır. Önerilen şey bir kitap olduğu için a copy “bir kitap nüshası” demektir; fotokopi demek değildir. Snag tek başına “satın almak” anlamına gelmez. Nüsha satın alınmış ya da başka bir yolla edinilmiş olabilir; bunu bağlam belirler. Burada emir yapısı, öneriyi canlı bir harekete geçme çağrısına dönüştürür.
Alıştırma
“I snagged a copy of the new comic before it sold out,” cümlesindeki “snagged a copy” ne anlama gelir?
- Hâlâ mevcutken bir nüshasını edindi veya satın aldı.
- Kitabı bir kancaya taktı.
- Her sayfanın fotokopisini çekti.
Cevabı göster
Hâlâ mevcutken bir nüshasını edindi veya satın aldı.
Check out the comment section to learn more.
4:55Daha fazlasını öğrenmek için yorumlar bölümüne göz atın.