Eski Sevgililer Arkadaş Kalabilir mi?: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
458 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Eski partnerlerin arkadaşlığı umut ve suçluluğu uzatabilir; saygılı mesafe iyi anıları daha dürüst koruyabilir. İngilizce noktaları: 1. “consolation prize.” — Mecazi ifadeler: kaybedenin ödülünü rahatlatıcı fakat değersiz bir seçeneğin mecazı olarak anlayın. 2. “so the thought goes,” — Söylem ve retorik: yaygın bir düşüncenin desteklenmeden aktarılıp sonra sorgulandığını fark edin. 3. “What we should replace love with isn't friendship, but that far more honest state, civil distance.” — Dil bilgisi ve kalıplar: beklenen cevabı reddedip düzeltici seçenek sunmak için What yan tümcesini not X but Y ile kullanın.

Bu derste

There are some very strong reasons why partners breaking up generally try to remain friends. Öbek fiiller

0:00

Ayrılan çiftlerin genellikle arkadaş kalmaya çalışmasının ardında yatan çok güçlü bazı nedenler vardır.

Öbek fiiller

Breaking up: romantik bir ilişkiyi bitirmek

Burada breaking up, romantik bir ilişkiyi bitirmek anlamına gelir. Break up öbek fiilinin -ing biçimidir ve çiftin ne yaptığını anlatır. partners breaking up ifadesinde, ilişkisi sona ermekte olan partnerler kastedilir. Bu anlamı break ve up sözcüklerini ayrı ayrı çevirerek oluşturmaya çalışmayın.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz öbek fiille tamamlayın: After months of arguing, Mia and Leo decided to ____.

Cevabı göster

break up

To the person being, however nicely, Dilbilgisi

0:07

Ancak, ne kadar nazikçe olursa olsun,

rejected, the promise of friendship can feel like an emotionally reassuring consolation prize. Deyimler

0:09

reddedilen kişi için arkadaşlık vaadi, duygusal olarak rahatlatıcı bir teselli ikramiyesi gibi hissedilebilir.

Dilbilgisi

However nicely: ne kadar nazikçe olursa olsun

Burada however nicely, ne kadar nazikçe olursa olsun anlamına gelir. However, nicely zarfını niteler ve bir ödünleme anlatır: reddetme nazik bir biçimde yapılabilir. İfade, reddetmenin nasıl yapıldığını anlatmak için being rejected yapısının arasına eklenmiştir. Yöntemin çok nazik olması, kişinin reddedildiği temel gerçeğini değiştirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede however, nevertheless yerine no matter how anlamında kullanılmıştır?

  1. The plan was careful; however, it failed.
  2. However carefully you explain it, some people may still disagree.
  3. I know you are busy. However, please send me the final version today.
Cevabı göster

However carefully you explain it, some people may still disagree.

Deyimler

Daha kötü bir alternatifi anlatan consolation prize benzetmesi

Consolation prize kelime anlamıyla, kazanamayan birine verilen küçük bir ödüldür. Bu cümlede arkadaşlık böyle bir ödüle benzetiliyor: Reddedilen kişi romantik bir ilişki istemiştir; bu nedenle arkadaşlık rahatlatıcı olsa da ikinci sınıf bir seçenek gibi gelebilir. Bu benzetme, gerçekten bir yarışma veya ödül olduğu anlamına gelmez. Birinin asıl istediği şeyi elde edememesinden sonra sunulan, özellikle de daha kötü bir alternatif gibi görülen herhangi bir faydayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, hayal kırıklığından sonra elde edilen ikinci sınıf bir faydayı anlatan iki sözcüklü benzetmeyle tamamlayın: After Maya missed the lead role, the small background part felt like a ____.

Cevabı göster

consolation prize

We may no longer be able to share their bed,

0:16

Artık yataklarını paylaşamayabilir,

have children with them,

0:18

onlarla çocuk sahibi olamayabilir,

or end our days in their company, Notlar

0:20

ya da günlerimizi onların yanında sonlandıramayabiliriz,

Deyimler

Hayatın son dönemini geçirmek anlamındaki end our days

End one's days, kişinin hayatının son dönemini bir yerde veya birinin yanında geçirip ölümüne kadar orada kalması anlamına gelir. Bu cümlede end our days in their company, bir partnerle hayatın geri kalanını birlikte geçirmeyi hayal eder. Çoğul days, bugünün etkinliklerini bitirmeyi değil, genel olarak hayatın son yıllarını veya son dönemini anlatır. İfadeye düşünceli ve edebî bir ton katar.

Alıştırma

Cümleyi “hayatlarımızın son bölümünü geçirmek” anlamındaki edebî ifadeyle tamamlayın: We hope to ____ together in the countryside.

Cevabı göster

end our days

Kelime

in their company: birlikte olmak, şirket değil

In their company, “onlarla birlikte” veya “onların yanında” anlamına gelir. Buradaki their, daha önce sözü edilen partnerleri gösterir; dolayısıyla ifade bir şirketle bağlantıyı değil, hayatın kalanını o kişilerin yanında geçirmeyi anlatır. in + iyelik belirleyicisi + company yapısı, biriyle birlikte olma durumunu anlatabilir. Company burada sayılamayan soyut bir fikirdir: arkadaşlık etmek veya birinin yanında bulunmak.

Alıştırma

“Maya feels relaxed in her cousins’ company” cümlesinde in her cousins’ company ne anlama gelir?

  1. Bir grup ziyaretçiyi ağırlıyor.
  2. Kuzenlerinin şirketinde çalışıyor.
  3. Kuzenleriyle vakit geçiriyor.
Cevabı göster

Kuzenleriyle vakit geçiriyor.

but at least something can be rescued from the ashes. Deyimler

0:21

ama en azından küllerden bir şeyler kurtarılabilir.

Deyimler

rescued from the ashes: başarısızlıktan sonra değeri kurtarmak

Rescued from the ashes bir benzetmedir. Bitmiş bir ilişki, yanıp yıkılmış bir şey gibi gösterilir ve geriye kalanlardan değerli bir şeyin, burada bir arkadaşlığın, hâlâ kurtarılabileceği anlatılır. Rescue veya save something from the ashes of X yapısı, X başarısız olduktan ya da sona erdikten sonra yararlı bir sonucu korumak anlamına gelir. Bağlam açıkça söylemedikçe gerçek bir yangını ifade etmez.

Alıştırma

Dersteki benzetmeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Although the community project failed, one useful idea was ____.

Cevabı göster

rescued from the ashes

We will continue to be able to call them when we like,

0:25

Onları istediğimiz zaman aramaya,

share our fears,

0:28

korkularımızı paylaşmaya,

and go to the movies together.

0:29

ve birlikte sinemaya gitmeye devam edebiliriz.

To the person performing, however nicely, the execution, Deyimler

0:31

Ne kadar nazikçe olursa olsun ayrılığı gerçekleştiren kişi için de

the promise of friendship is equally attractive.

0:35

arkadaşlık vaadi aynı derecede caziptir.

Deyimler

İlişkiyi bitirme mecazı olarak the execution

Burada the execution, ilişkiyi bilinçli olarak bitirmenin mecazıdır. Bunu yapan kişi, gerçek bir ölüm cezasını infaz eden biri değil, ayrılmayı seçen taraftır. Bu sözcük ayrılığı kesin, soğuk ve incitici gösterir. Sürdürülen bu mecazda execution, bir planı uygulama şeklindeki olağan anlamıyla değil, ilişkiyi bitiren belirleyici eylem olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Örnekte the execution neyi ifade ediyor?

  1. Partnerin ilişkiyi bitiren belirleyici eylemi
  2. Bir planın dikkatle uygulanması
  3. Gerçek bir ölüm cezasının infaz edilmesi
Cevabı göster

Partnerin ilişkiyi bitiren belirleyici eylemi

We may be itching to eject the partner, Deyimler

0:38

Partnerimizi kapı dışarı etmek için can atıyor olabiliriz,

Deyimler

Güçlü bir harekete geçme isteği için be itching to + fiil

Be itching to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı çok güçlü biçimde istemek ve çoğu zaman beklemeyi zorlaştıran bir sabırsızlık hissetmek demektir. Burada be itching to eject, partneri ilişkiden çıkarma yönünde güçlü bir dürtüyü anlatır. Itching burada mecazdır; ciltte kaşıntı olduğu anlamına gelmez. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin, ancak eylem fiilinden önce itching to yapısını koruyun: I'm itching to leave; she was itching to ask.

Alıştırma

be itching to yapısının doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: After waiting all week, Lena ____ open the package.

Cevabı göster

was itching to

but we are not, for that matter, Anlatım akışı

0:40

ama bu nedenle de

devoid of feeling. Kelime

0:41

duygudan yoksun değiliz.

Anlatım akışı

for that matter: ilgili bir noktayı ara sözle eklemek

Bu cümlede for that matter, ara söz işlevi gören bir söylem belirtecidir. devoid of feeling ifadesini daha önce ele alınan noktaya bağlar ve başka bir ilgili husus olarak ekler: duygular söz konusu olduğunda da ifade geçerliliğini korur. Amaç bildirmez. Daha genel olarak, yeni bir cümle başlatmadan aynı düşünce çizgisini tek cümle içinde genişletmenizi sağlar.

Alıştırma

Yakından ilişkili ikinci bir eleştiri ekleyen üç sözcüklü ara ifadeyle cümleyi tamamlayın: The design is not practical or, ____, affordable.

Cevabı göster

for that matter

Kelime

devoid of feeling: olumsuz yapı içinde tam yokluk

Devoid, ardından of + isim gelen ve söz konusu şeyden tamamen yoksun olmayı belirten bir sıfattır. Bu nedenle devoid of feeling, bir kişi veya grubu hiçbir duygusu yokmuş gibi tanımlar. Burada ifade not devoid of feeling olumsuz yapısının içindedir. Olumsuzluk, mutlak yokluk tanımını tersine çevirir: konuşan kişi duygunun hiç olmadığını değil, hâlâ bir miktar duygu bulunduğunu söyler.

Alıştırma

Bu derste öğrenilen ve “tamamen yoksun” anlamına gelen resmî sıfat ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The apology sounded polished but was ____ sincerity.

Cevabı göster

devoid of

We are, as we might say in sentimental moments,

0:43

Duygusal anlarda söyleyebileceğimiz gibi, biz

extremely fond of the soon-to-be-ex. Notlar

0:46

müstakbel eskiye son derece düşkünüz.

Kalıp ifadeler

extremely fond of: güçlü ve sıcak bir sevgi

Be fond of someone, birini sürekli ve sıcak bir sevgiyle sevmek ya da ondan hoşlanmak anlamına gelir. Extremely bu duyguyu güçlendirir; bu nedenle extremely fond of, “çok ama çok sevmek” demektir. Bu altyazıda ifade, önceki We are sözlerinin devamıdır: We are extremely fond of the soon-to-be-ex. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be + derece sözcüğü + fond of + kişi veya şey biçimindedir.

Alıştırma

Güçlü ve sıcak bir sevgi göstermek için ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Maya extremely fond of her old music teacher.
  2. Maya is extremely fond for her old music teacher.
  3. Maya is extremely fond of her old music teacher.
Cevabı göster

Maya is extremely fond of her old music teacher.

Kelime

soon-to-be-ex: yakında eski partner olacak kişi

soon-to-be-ex, şu anda romantik partner olan ancak yakında eski sevgili veya eski eş olması beklenen kişidir. Anlatılan anda bu kişi henüz ex değildir. Burada ex, yalnızca ex- ön eki değil, “eski partner” anlamında bir isimdir. Soon-to-be, yakın gelecekte beklenen bir değişikliği göstermek için bir rolün veya konumun önüne getirilebilir; a soon-to-be parent buna örnektir. soon-to-be-ex ifadesinde tüm sözcüklerin kısa çizgilerle bağlanması, fikri tek bir gündelik isimde toplar.

Alıştırma

Ayrılık kararı çoktan verilmiş. “Yakında eski partner olacak kişi” anlamına gelen tek bir kısa çizgili isimle cümleyi tamamlayın: Nina referred to Sam as her ____.

Cevabı göster

soon-to-be-ex

We just don't want to end our time on Earth with them,

0:49

Sadece Dünya'daki zamanımızı onlarla bitirmek istemiyoruz,

let alone reject all sexual possibilities in their name. Dilbilgisi

0:51

onların adına tüm cinsel olasılıkları reddetmek şöyle dursun.

Dilbilgisi

let alone: daha güçlü bir olumsuzluk adımı

Let alone, önceki olumsuz düşünceden daha uç, daha az kabul edilebilir veya daha düşük olasılıklı ikinci bir durumu getirir. Mantık şudur: İlk şey zaten istenmiyor veya mümkün değilse, ikinci şey çok daha fazla söz konusu bile olamaz. Burada don't want to ifadesinin olumsuz kapsamı devam eder: Konuşanlar hayatlarının geri kalanını bu insanlarla geçirmek istemez ve onlar için diğer tüm cinsel olasılıklardan vazgeçmeye çok daha az isteklidir. Bu yapıda let alone, kelimesi kelimesine “birini yalnız bırakmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyi en iyi tamamlayarak ikinci öğenin daha da imkânsız olduğunu gösterir? Nina cannot afford a weekend trip, ____ a month-long cruise.

  1. let alone
  2. because of
  3. as soon as
Cevabı göster

let alone

Furthermore, we're deeply attached to the idea that we're not monsters, Kalıp ifadeler

0:55

Dahası, canavar olmadığımız fikrine derinden bağlıyız,

Kalıp ifadeler

attached to the idea that: bir inanca duygusal bağlılık

Be attached to the idea that + yan cümle, bir inanca veya kişinin kendi hakkındaki imgesine güçlü bir duygusal yatırım yapması ve bundan vazgeçmek istememesi anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle, fikrin içeriğini açıklar. Deeply bu bağlılığın derecesini artırır. Burada konuşanlar kendilerini “canavar olmayan” kişiler olarak görmeye duygusal olarak bağlıdır; bu öz imge, davranışlarını nasıl anlattıklarını etkiler. Attached burada fiziksel bir bağlantıyı değil, psikolojik bağlılığı anlatır.

Alıştırma

Bu cümledeki ifade ne anlama geliyor? Leo is deeply attached to the idea that success must look a certain way.

  1. Bu inanca duygusal olarak güçlü biçimde bağlıdır ve ondan vazgeçmeye direnebilir.
  2. Fikrin yazılı bir kopyasını bir nesneye tutturmuştur.
  3. Bu fikri daha yeni duymuştur ve fikir hakkında hiçbir görüşü yoktur.
Cevabı göster

Bu inanca duygusal olarak güçlü biçimde bağlıdır ve ondan vazgeçmeye direnebilir.

and as we know, Anlatım akışı

0:58

ve bildiğimiz gibi,

nice people always try to be friends with their exes.

1:00

iyi insanlar her zaman eskileriyle arkadaş olmaya çalışırlar.

Anlatım akışı

As we know ile ortak bilgi çerçevesi kurmak

Burada as we know, ardından gelen iddiayı konuşmacı ile dinleyicilerin zaten bildiği ve kabul ettiği bir şeymiş gibi sunar. nice people always try to be friends with their exes sözünü hâlâ desteklenmesi gereken bir iddia değil, ortak bilgi olarak çerçeveler. Bu bağlamda bu çerçeve ironiktir. Kesinlik bildiren bu iddia, konuşmacının gerçekten benimsediği nesnel bir kural değil, kendini haklı çıkaran bir düşünme biçiminin parçasıdır. Başka bağlamlarda yorumlarken, sözde ortak bilgiyi sonraki iddianın inandırıcılığı ve tonuyla karşılaştırın.

Alıştırma

“As we know, every perfect plan works on the first try,” sözü göz devrilerek söylendiğinde as we know ne yapar?

  1. Dinleyiciden iddianın doğru olup olmadığını onaylamasını ister.
  2. İddiayı o anda mevcut olan kanıtlarla sınırlar.
  3. İddiayı ortak bilgi olarak sunar, ancak ton bu çerçeveyi ironik hâle getirir.
Cevabı göster

İddiayı ortak bilgi olarak sunar, ancak ton bu çerçeveyi ironik hâle getirir.

The arguments may sound wise,

1:04

Bu argümanlar akıllıca gelebilir,

but from close up,

1:06

ama yakından bakıldığında,

they are deeply fraught, Kelime

1:07

son derece sıkıntılıdırlar,

Kelime

Deeply fraught: tek başına kullanılan sıfat öbeği

Fraught burada are bağ fiilinden sonra kullanılan bir sıfattır. Sorunun kaynağı bağlamdan zaten anlaşıldığı için with olmadan tek başına durur: they are deeply fraught, bu argümanların ciddi sorunlar, gerilim veya risklerle dolu olduğu anlamına gelir. Deeply, fraught sözcüğünün derecesini güçlendiren bir zarftır; fiziksel derinlik anlatmaz. Sorunun ne olduğu belirtilmek istendiğinde İngilizcede fraught with risk örneğindeki gibi fraught with + isim yapısı sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “ciddi biçimde sorun veya gerilim dolu” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The plan looks simple, but in practice it is ____.

Cevabı göster

deeply fraught

and in their own way, Anlatım akışı

1:08

ve kendi açılarından,

a catastrophe for both sides.

1:09

her iki taraf için de bir felakettirler.

Anlatım akışı

Değerlendirmenin kapsamını sınırlayan in their own way

Burada in their own way, “onlara özgü belirli biçim ya da açıdan” anlamına gelir. İddianın kapsamını sınırlar: Bu savlar ve sonuçları, kendilerine özgü bir anlamda felaket sayılır; ancak mümkün olan her anlamda felaket oldukları söylenmez. Cümlenin içine yerleştirilen bu ifade, güçlü değerlendirmenin nasıl anlaşılması gerektiğini çerçeveler. Bu kalıp, geniş bir yargıda bulunurken yargının yalnızca belirli bir yol ya da açıdan geçerli olduğunu göstermenizi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede in their own way ne işe yarıyor? “The two proposals were, in their own way, risky.”

  1. Değerlendirmeyi her teklifin yarattığı belirli risk türüyle sınırlar.
  2. Yazarların teklifleri hazırlarken tercih ettikleri yöntemi izlediğini söyler.
  3. Tekliflerin dışarıdan yardım alınmadan hazırlandığını söyler.
Cevabı göster

Değerlendirmeyi her teklifin yarattığı belirli risk türüyle sınırlar.

For the rejected party,

1:13

Reddedilen taraf için,

the step from lover to friend is an eternally humiliating demotion. Deyimler

1:14

aşıktan arkadaşlığa geçiş sonsuza dek aşağılayıcı bir rütbe düşüşüdür.

Deyimler

İlişki metaforu olarak an eternally humiliating demotion

Demotion sözcüğü gerçek anlamıyla iş yerinde daha düşük bir rütbeye indirilmek demektir. Burada ise mecazdır: Sevgiliden arkadaşa dönüşmek, reddedilen kişiye statü, yakınlık ve önem kaybı gibi gelir. Eternally humiliating sözleri bu öznel duyguyu güçlendirir. Cümle, reddedilen kişinin bu değişime yönelik acı verici bakışını anlatır; arkadaşlığın nesnel olarak daha aşağı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede neden demotion kullanılmıştır? “Being moved from captain to substitute felt like a demotion.”

  1. Kişi bütün rollerinden çıkarılmış.
  2. Kişiye resmî olarak daha yüksek bir rütbe verilmiş.
  3. Değişim, statü ve önem kaybı olarak sunuluyor.
Cevabı göster

Değişim, statü ve önem kaybı olarak sunuluyor.

To go from the idea of a joint lifelong future Dilbilgisi

1:19

Ortak bir ömür boyu gelecek fikrinden

to a dinner every second Thursday is, Kelime

1:22

her iki perşembede bir yenen akşam yemeğine geçmek,

Kelime

every second Thursday iki perşembede bir demektir

every + sıra sayısı + tekil zaman birimi kalıbında sıra sayısı aralığı belirtir. Every second Thursday iki perşembede bir anlamına gelir: bir perşembe programa dâhil edilir, sonraki atlanır ve düzen tekrarlanır. Böylece etkinlik iki haftada bir gerçekleşir. Bu ifade her ayın ikinci perşembesi anlamına gelmez. Aylık sıra anlamı için the ve dönemi belirten bir ifade gerekir: the second Thursday of every month.

Alıştırma

Bir kulüp bir perşembe toplanıyor, sonraki perşembeyi atlıyor ve bu düzeni tekrarlıyor. Programını hangi ifade anlatır?

  1. every Thursday
  2. the second Thursday of every month
  3. every second Thursday
Cevabı göster

every second Thursday

to put it mildly, Ton ve niyet

1:24

hafif tabirle,

a come down.

1:25

bir düşüştür.

Dilbilgisi

To go from X to Y is Z kalıbı

To go from X to Y is Z kalıbı, X’ten Y’ye geçişin tamamını cümlenin öznesi yapar. To go bir mastar yan cümlesidir ve is sözcüğünden sonraki bölüm, konuşanın bu değişim hakkındaki değerlendirmesini verir. Burada X birlikte geçirilecek ömürlük bir gelecek, Y ise iki haftada bir perşembe günü yenilen akşam yemeğidir. Bu yüzden go fiziksel hareketi değil, durum değişikliğini anlatır. Değişime a come down denmesi yakınlığın büyük ölçüde kaybedildiği yargısını taşır; to put it mildly ise bu yargının bilerek hafifletildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak To go from X to Y is Z kalıbıyla tamamlayın: ____ a full team ____ one assistant ____ a major setback.

Cevabı göster

To go from · to · is

Ton ve niyet

Bilerek hafif söylemeyi gösteren to put it mildly

To put it mildly, dinleyiciye ardından gelen betimlemenin bilerek yumuşatıldığını söyler. Bu cümlede değişime a come down denmesi, çok daha sert bir olumsuz yargıyı ölçülü sözlerle ifade eder. Mildly konuşma sesini değil, seçilen sözlerin gücünü anlatır. Bu ifade bir değerlendirmenin önünde ya da arkasında kullanılarak “Sözlerim gerçeğin kendisinden daha hafif” mesajını verir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: “The launch was a disappointment, to put it mildly: the rocket never left the ground.” “to put it mildly” neyi gösteriyor?

  1. Konuşan kişi başarısızlığın yalnızca küçük bir sorun olduğunu düşünüyor.
  2. Konuşan kişi başarısızlığın ne kadar kötü olduğunu bilerek hafif gösteriyor.
  3. Konuşan kişi insanların başarısızlığı sessiz bir sesle tartışmasını istiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi başarısızlığın ne kadar kötü olduğunu bilerek hafif gösteriyor.

Worse, every sighting of the ex is guaranteed to reignite hope, Notlar

1:28

Daha da kötüsü, eski sevgiliyi her görmek umudun yeniden alevlenmesini garantiler,

Dilbilgisi

Neredeyse kesin bir sonuç için is guaranteed to

be guaranteed to + fiilin yalın hâli, bir sonucun neredeyse kesin kabul edildiğini anlatır. Burada eski sevgilinin her görülmesinin umudu yeniden alevlendirmesi beklenir; ifade bu etkiyi yalnızca olası değil, kaçınılmaz gösterir. Bu tür yorumlarda guaranteed, resmî bir söz, ürün garantisi veya hukuki teminat değil, güçlü bir tahmindir. be, özneye ve zamana göre değişir: is guaranteed to happen, was guaranteed to fail.

Alıştırma

Sonucu neredeyse kesin gösteren, dersteki üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Ignoring that leak ____ cause bigger problems.

Cevabı göster

is guaranteed to

Kalıp ifadeler

reignite hope: umudu yeniden alevlendirmek

Reignite hope ifadesinde umut, sönmeye başlamışken yeniden yakılan bir ateş gibi düşünülür. Burada eski sevgiliyi görmek, yeniden birlikte olma ihtimalini tekrar gerçekmiş gibi hissettirir. re- ön eki temel geri dönüş anlamını taşır: umut daha önce vardı, sonra zayıfladı ve şimdi geri geliyor. Bu kalıp, yeniden etkinleştiği düşünülebilen başka duygu veya ilgi alanları için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Zayıflamış umudu geri getirmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After weeks without news, the fresh clue could ____ that the missing dog would be found.

Cevabı göster

reignite hope

and then further insult.

1:32

ve ardından daha fazla hakareti.

One isn't acquiring a friend, Anlatım akışı

1:34

Biri bir arkadaş edinmiyor,

more an unwitting torturer.

1:36

daha ziyade farkında olmayan bir işkenceci ediniyor.

Anlatım akışı

isn't X, more Y: X değil, daha çok Y

isn't X, more Y kalıbı önce belirgin X etiketini reddeder, ardından onun yerine daha keskin bir Y yorumu getirir. Burada more, miktarları karşılaştırmaz; ‘daha doğrusu’ veya ‘daha kesin söylemek gerekirse’ anlamına gelir. Kısaltılmış ifade şöyle açılabilir: kişi bir arkadaş değil, daha çok farkında olmadan eziyet eden birine benzeyen birini edinmektedir. Unwitting, ‘ne yaptığının farkında olmayan veya bunu amaçlamayan’ demektir. Torturer mecazidir: sözde arkadaş, bunu istemeden duygusal acı vermeye devam eder. Bu nedenle cümle gerçek bir işkenceyi anlatmak yerine kişinin rolünü yeniden tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir etiketi reddedip yerine daha keskin bir etiket getirmek için aynı kalıbı kullanıyor?

  1. The delay isn't a disaster, more an inconvenience.
  2. The delay is more serious than we expected.
  3. The delay is not only inconvenient but also expensive.
Cevabı göster

The delay isn't a disaster, more an inconvenience.

As for the executing party, Anlatım akışı

1:39

Ayrılığı gerçekleştiren taraf içinse,

the ex is a constant reminder of guilt and ruthlessness. Kalıp ifadeler

1:41

eski sevgili sürekli bir suçluluk ve acımasızlık hatırlatıcısıdır.

Anlatım akışı

As for: yeni bir konuya geçiş

As for, konuşmacının sırada ele alacağı kişi, şey veya konuyu tanıtır. Burada odağı daha önce ele alınan, terk edilen taraftan ayrılığı başlatan tarafa taşır. Yeni bir konunun adını koyarak bilgiyi düzenler; neden bildirmez. Kullanışlı kalıp As for + isim öbeği, + o konu hakkında yorum şeklindedir.

Alıştırma

Seyahat planlarını neden olarak değil, sıradaki konu olarak sunan ifadeyi seçin: _____ the travel plans, Mia will send everyone an update tomorrow.

  1. Because of
  2. Due to
  3. As for
Cevabı göster

As for

Kalıp ifadeler

a constant reminder of: bir şeyi sürekli yeniden hatırlatan şey

A constant reminder of, bir kişiyi bir gerçek, duygu veya geçmiş deneyim hakkında tekrar tekrar düşündüren kişi, nesne ya da durumu anlatır. Bu cümlede eski partnerin varlığı suçluluk ve acımasızlık duygusunu sürekli yeniden akla getirir. Kalıp a reminder of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Constant, zihinsel hatırlatmanın kalıcı veya tekrarlanan olduğunu vurgular; bunun gerçek bir bildirim ya da yazılı not olması gerekmez.

Alıştırma

Bir şeyin geçmişteki bir olayı tekrar tekrar akla getirdiğini anlatan iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The old photograph is a constant ____ our first day at school.

Cevabı göster

reminder of

One can't even ever be too kind,

1:46

Biri asla çok nazik bile olamaz,

lest one's intentions be misread, Dilbilgisi

1:48

niyetlerinin yanlış anlaşılmasından,

Dilbilgisi

lest one's intentions be misread: korkulan bir sonucu önlemek

Lest, birinin önlemek istediği veya gerçekleşmesinden endişe ettiği bir sonucu belirtir. Burada endişe edilen sonuç, kişinin iyi niyetinin başkaları tarafından yanlış anlaşılmasıdır. one's intentions eylemden etkilenen öge olduğu için be misread edilgen yapıdadır. Resmî İngilizcede lest sonrasında çoğu zaman be fiilinin yalın biçimi kullanılır: lest + özne + fiilin yalın hâli. Lest zaten kötü bir sonucu önleme anlamı taşır.

Alıştırma

Resmî cümleyi “korkulan sonucu önlemek için” anlamındaki tek sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The archivist moved the letter out of sunlight, ____ it be damaged.

Cevabı göster

lest

and after a few drinks,

1:50

ve birkaç içkiden sonra,

they burst into tears or attempt to make a move. Deyimler

1:51

gözyaşlarına boğulmalarından veya hamle yapmaya kalkışmalarından korkarak.

Deyimler

make a move: romantik bir yakınlaşma

Bu flört bağlamında make a move, yakınlaşmayı başlatarak romantik veya cinsel ilgi göstermek anlamına gelir. Flört etmeyi, birini öpmeye çalışmayı veya başka bir yaklaşımı anlatabilir; tam olarak hangi eylemin yapıldığı belirtilmez. İfadenin “harekete geçmek” şeklinde genel bir anlamı da vardır. Ancak içki, gözyaşı ve geçmiş bir ilişki hakkındaki çevre ifadeler burada romantik anlamı seçtirir. Kişi açıkça belirtildiğinde İngilizcede sıkça make a move on someone denir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “romantik bir yakınlaşma başlatmak” anlamındaki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Jordan liked Casey, but was too nervous to ____.

Cevabı göster

make a move

The idea of trying to be friends constitutes a touching attempt to honor the best sides of a relationship Kelime

1:58

Arkadaş olmaya çalışma fikri, bir ilişkinin en iyi yanlarını onurlandırmak için dokunaklı bir girişimi temsil eder

Kelime

constitutes a touching attempt to honor: menghargai sesuatu melalui upaya yang menyentuh

Bu cümlede constitutes, “sayılır” veya “teşkil eder” anlamına gelir. Arkadaş kalma fikrini yalnızca tanımlamak yerine, onu dokunaklı bir girişim olarak resmî bir dille sınıflandırır. X constitutes an attempt to do Y kalıbı analitik yazılarda kullanışlıdır. touching olumlu bir duygusal değerlendirme eklerken to honor amacı belirtir: ilişkinin en değerli yanlarına saygı göstermek veya onların değerini korumak.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Her handwritten apology ____ their years of friendship.

Cevabı göster

constitutes a touching attempt to honor

in which two people invested heavily. Deyimler

2:05

ki bu ilişkiye iki kişi yoğun bir şekilde yatırım yapmıştır.

Deyimler

invested heavily: büyük bir kişisel bağlılık göstermek

Burada invested heavily, finans dilini mecaz olarak kullanır. İki kişinin ilişkiye büyük miktarda zaman, duygu, ilgi ve emek verdiği anlamına gelir; söz konusu olan mutlaka para değildir. heavily, “büyük ölçüde” demektir. Yeniden kullanılabilen yaygın kalıp invest heavily in + ilişki, proje, beceri veya hedeftir. Yatırımın gerçek para mı yoksa daha geniş bir kişisel bağlılık mı olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

“They invested heavily in rebuilding the club,” cümlesinde invested heavily büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Çok fazla zaman, emek ve özen gösterdiler.
  2. Pahalı finansal hisseler satın aldılar.
  3. İşi çok hızlı bitirdiler.
Cevabı göster

Çok fazla zaman, emek ve özen gösterdiler.

Lovers can't, so the thought goes, Anlatım akışı

2:07

Düşünceye göre aşıklar,

simply vanish from each other's lives after all that. Kalıp ifadeler

2:09

onca şeyden sonra birbirlerinin hayatlarından öylece yok olamazlar.

Anlatım akışı

so the thought goes ile bir düşünce çizgisini aktarma

So the thought goes, parantez içi bir görüş atfıdır. Okura, çevresindeki iddianın yazarın doğrudan desteklediği bir iddia değil, bilinen bir düşünce çizgisi veya tekrarlanan bir görüş olduğunu gösterir. Buradaki goes, fiziksel olarak “gitmek” değil, “bu şekilde ifade edilmek veya ilerlemek” anlamındadır. Virgüller, ana iddianın ara sözün iki yanından Lovers can't simply vanish.... biçiminde devam etmesini sağlar. İfade, yazarla görüş arasında bir miktar mesafe oluşturur ve yazarın bu fikri inceleyeceğini veya sorgulayacağını gösterebilir.

Alıştırma

Cümlede so the thought goes ifadesinin işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. İddiayı, yazarın belli bir mesafeyle aktardığı bir düşünce çizgisi olarak sunar.
  2. Âşıkların fiziksel olarak bir yere yolculuk ettiğini söyler.
  3. Yazarın kesin bir kişisel inancı hiçbir çekince olmadan belirttiğini gösterir.
Cevabı göster

İddiayı, yazarın belli bir mesafeyle aktardığı bir düşünce çizgisi olarak sunar.

Kalıp ifadeler

vanish from each other's lives: iletişimin tamamen kesilmesi

Vanish from each other's lives, iki kişinin birbirlerinin kişisel dünyasından tamamen çıkmasını anlatan bir mecazdır. Artık görüşmedikleri, iletişim kurmadıkları veya birbirlerinin hayatında etkin bir rol oynamadıkları anlamına gelir; gerçekten ortadan kayboldukları anlamına gelmez. Vanish, bütünüyle ve bazen aniden kaybolma konusunda güçlü bir his verir. Each other's karşılıklılık bildirir: Her âşık, diğerinin hayatından kaybolur.

Alıştırma

Cümleyi vanish from someone's life ifadesinin uygun biçimiyle tamamlayın: After we moved to different countries, he ____ without any explanation.

Cevabı göster

vanished from my life

A friendship is invoked to memorialize an episode of genuine importance. Kelime

2:14

Gerçekten önemli olan bir dönemi anmak için bir arkadaşlık çağrılır.

Kelime

is invoked to memorialize: amaç bildiren resmî bir yapı

Burada“is invoked”edilgen yapıdadır ve bir şeyin anlamlı bir araç olarak devreye sokulması ya da ona başvurulması demektir. Dostluk, geçmişteki olaya kalıcı bir sembolik biçim kazandıran bir şey olarak sunulur. Buradaki“invoke”, yazılım çağırmak veya doğaüstü bir gücü yardıma çağırmak anlamına gelmez. “to memorialize”mastar yapısı amacı belirtir: Olayın anısını ve önemini korumak ya da resmî biçimde anmak. Bunun için fiziksel bir anıt gerekmez. İfade bir bütün olarak dostluğun yaşananları onurlandırmanın bir yolu sayıldığını resmî ve soyut bir dille anlatır.

Alıştırma

Resmî bir metinde“The annual ceremony is invoked to memorialize the rescue”ne anlama gelir?

  1. Tören, insanların kurtarma olayı hakkında konuşmasını engellemekle suçlanıyor.
  2. Tören, kurtarma olayının anısını korumanın bir yolu olarak sunuluyor.
  3. Tören, kurtarma olayının yerini alan fiziksel bir anıttır.
Cevabı göster

Tören, kurtarma olayının anısını korumanın bir yolu olarak sunuluyor.

But, looked at more dispassionately, Anlatım akışı

2:19

Ancak, daha tutkusuz bir şekilde bakıldığında,

friendship isn't in any real sense faithful to love. Anlatım akışı

2:22

arkadaşlık hiçbir gerçek anlamda aşka sadık değildir.

Anlatım akışı

looked at more dispassionately: bakış açısı kuran kısaltılmış edilgen yapı

“Looked at more dispassionately”, cümlenin başına getirilmiş kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Tam biçimi“when it is looked at more dispassionately”olur ve buradaki“it”, değerlendirilen tepki olarak dostluğu gösterir. İncelenen şey dostluktur; incelemeyi yapan kişi değildir. Bu yan cümle ana yargıdan önce gelerek ardından söylenen her şey için duygulardan uzak bir bakış açısı kurar.“But”ile bu çerçevenin birlikte kullanılması, anlayışlı bir açıklamadan daha soğukkanlı bir yeniden değerlendirmeye geçildiğini gösterir.“Dispassionately”, kişisel duyguların etkisini azaltarak demektir; düşmanca bir tutum anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi“öneri daha az duygusal biçimde incelendiğinde”anlamındaki tam kısaltılmış edilgen çerçeveyle tamamlayın: ____, the proposal creates more problems than it solves.

Cevabı göster

Looked at more dispassionately

Anlatım akışı

Isn't in any real sense: bir iddiayı esas açısından reddetmek

Olumsuz isn't in any real sense faithful yapısında in any real sense, olumsuzluğu güçlendirir. Arkadaşlık yüzeyde aşkla bağlantılı görünebilse bile, esaslı hiçbir ölçüte göre aşka sadık sayılamaz anlamına gelir. Bu ifade, iddiayı değerlendirmede gerçekten önemli olan öz yönüne odaklar. Konuşan kişi yüzeysel bir benzerliği kabul ederken daha derindeki sınıflandırmayı reddedebilir.

Alıştırma

Cümleyi, notta geçen ve «esaslı hiçbir ölçüte göre» anlamına gelen resmî niteleyiciyle tamamlayın: The committee has a new name, but it is not ____ independent.

Cevabı göster

in any real sense

Friendship with an ex does a grave disservice Kalıp ifadeler

2:26

Eski bir sevgiliyle arkadaşlık, hem ilişkinin zirvedeki anısına

both to the memory of the relationship at its height and the merits of intimate friendship. Kalıp ifadeler

2:29

hem de yakın arkadaşlığın değerlerine büyük bir kötülük yapar.

Kalıp ifadeler

Does a grave disservice: ciddi ve haksız zarar vermek

To do a grave disservice to someone or something, bir kişiye ya da şeye çoğu zaman onu haksız biçimde sunarak veya değerini gerektiği gibi tanımayarak ciddi zarar vermek demektir. Grave, disservice sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle eleştiri, yalnızca bir şeyin unhelpful olduğunu söylemekten daha güçlü ve daha resmîdir. Burada does a grave disservice both to A and B, tek bir fiil öbeğini zarar gören iki eş görevli hedefe bağlar. Disservice kötü müşteri hizmeti anlamına gelmez; zararlı veya haksız bir etkiyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, notta geçen ve «ciddi ve haksız biçimde zarar verir veya değersizleştirir» anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: Calling the rescue a lucky accident ____ the volunteers who trained for months.

Cevabı göster

does a grave disservice to

Kalıp ifadeler

“At its height”: zirve döneminde

Bu cümlede at its height, “ilişkinin en güçlü ve en iyi olduğu dönemde” anlamına gelir. Height mecazi kullanılmıştır; yerden fiziksel yüksekliği değil, nitelik veya yoğunluğun zirvesini anlatır. İyelik belirleyicisi its, the relationship ifadesine geri gönderme yapar. at + iyelik + height yapısı, bir şeyi en güçlü, başarılı, popüler veya tam gelişmiş olduğu dönemi hatırlayarak değerlendirmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümlede at its height, ilişki hakkında ne anlatıyor?

  1. En güçlü ve en iyi olduğu dönemde
  2. Tamamen sona erdikten sonra
  3. Fiziksel olarak yüksek bir yerde
Cevabı göster

En güçlü ve en iyi olduğu dönemde

It's at once a betrayal of everything a good relationship was Kelime

2:34

Bu hem iyi bir ilişkinin olduğu her şeye bir ihanet

and a slight on the ideals of friendship, Kelime

2:38

hem de arkadaşlığın ideallerine bir hakarettir,

Kelime

“At once” ifadesinin “aynı anda” anlamı

Burada at once, “aynı anda” veya “eş zamanlı olarak” anlamına gelir. Bu arkadaşlık iki şey olarak tanımlanır: önceki ilişkiye ihanet ve dostluk ideallerine yönelik bir küçümseme. at once + isim öbeği + and + isim öbeği yapısı, iki değerlendirmenin aynı anda geçerli olduğunu gösterir. at once paralel tanımları bu şekilde düzenlediğinde “hemen” anlamına gelmez.

Alıştırma

Her iki tanımın da doğru olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The documentary was ____ informative and moving.

Cevabı göster

at once

Kelime

a slight on: bir değere veya başarıya yönelik saygısızlık

Bu cümlede a slight on the ideals of friendship, bu ideallere yönelik bir saygısızlık eylemi anlamına gelir. Buradaki slight, “küçük” veya “hafif” anlamındaki sıfat değil, sayılabilen bir isimdir. a slight on + isim kalıbı, saygısızca davranılan kişiyi, değeri veya başarıyı belirtir. Bu ifade eleştiriye değerlendiren ve oldukça resmî bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir şeye yönelik saygısızlık” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Dismissing her research as a hobby was ____ her years of careful work.

Cevabı göster

a slight on

which shouldn't be built out of the remnants of another, Deyimler

2:41

ki bu idealler başka,

more ardent condition.

2:44

daha ateşli bir durumun kalıntılarından inşa edilmemelidir.

Deyimler

built out of the remnants of: artık malzemeyle inşa etme mecazı

Built out of the remnants of, dostluğu artık malzemelerden yapılmış bir nesne gibi sunar. Burada which, söz konusu dostluğu; another, more ardent condition ise önceki ve daha tutkulu romantik ilişkiyi belirtir. Remnants, o ilişkiden kalan duygular veya bağlılıklardır; fiziksel parçalar değildir. Edilgen be built out of + malzeme kalıbı normalde bir şeyin neden yapıldığını söyler. the remnants of eklendiğinde ise bir şeyi, öncekinden kalanların geri dönüştürülmesiyle oluşmuş eksik bir ürün olarak eleştiren bir mecaza dönüşür.

Alıştırma

“Her new philosophy was built out of the remnants of several beliefs she had abandoned,” cümlesinde built out of the remnants of neyi anlatır?

  1. Bir binanın fiziksel kalıntılarını anlatıyordu.
  2. Daha önce inandığı şeylerle hiçbir ilgisi yoktu.
  3. Eski inançlarının bazı kısımları yeniden kullanılarak oluşturulmuştu.
Cevabı göster

Eski inançlarının bazı kısımları yeniden kullanılarak oluşturulmuştu.

What we should replace love with isn't friendship, Dilbilgisi

2:49

Aşkın yerine koymamız gereken şey arkadaşlık değil,

but that far more honest state,

2:52

o çok daha dürüst hal olan,

civil distance. Kelime

2:54

medeni mesafedir.

Dilbilgisi

Düzeltme yapısı olarak What ... isn't X, but Y

What we should replace love with biçimindeki what yan cümlesi isn't ifadesinin öznesidir. replace A with B yapısında love A'dır, what ise B'nin yerini tutar; bu yüzden with edatının yan cümlenin sonunda kalması doğaldır. isn't friendship, but ... civil distance bölümü, bir cevabı reddedip yerine başka bir cevap koymak için not X but Y yapısını kullanır. Başka durumlara aktarılabilen What we need isn't X, but Y kalıbı, beklenen veya önerilen bir seçimi düzeltir; X ile Y'nin ikisini birden içermez.

Alıştırma

Hangi cümle daha uzun bir toplantıyı reddedip yerine kısa bir e-posta öneriyor?

  1. What we need is neither a longer meeting nor a short email.
  2. What we need is not only a longer meeting, but also a short email.
  3. What we need isn't a longer meeting, but a short email.
Cevabı göster

What we need isn't a longer meeting, but a short email.

Kelime

civil distance: yakınlık olmadan saygılı sınırlar

Bu cümlede civil, vatandaşlar, medeni hukuk veya yönetimle ilgili değil; kibar, ölçülü ve saygılı anlamındadır. Distance yalnızca fiziksel değil, ilişkisel bir mesafeyi anlatır: kişiler sınırlarını korur ve yakın bir dostluğu sürdürmez. Civil distance burada yaygın biçimde yerleşmiş bir terim değildir; sıradan sözcüklerden oluşturulmuş kısa ve biraz edebî bir ifadedir. İnsanların duygusal olarak yakınmış gibi davranmadan birbirlerine düzgün davranabildiği bir hâli adlandırır.

Alıştırma

"After the disagreement, they chose civil distance," cümlesinde civil distance büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yeniden yakın arkadaş olurlar.
  2. Kibar ve saygılı kalırlar ancak yakın olmazlar.
  3. Belirli sayıda metre arayla durmaları gerekir.
Cevabı göster

Kibar ve saygılı kalırlar ancak yakın olmazlar.

That and a real assurance that the relationship,

2:56

Bu ve ilişkinin,

in its best and most enduring light, Deyimler

2:59

en iyi ve en kalıcı ışığıyla,

will always live on in the one place Notlar

3:01

her zaman yaşayacağına dair gerçek bir güvencedir,

it can safely always do so,

3:04

bunu her zaman güvenle yapabileceği tek yer olan,

memory.

3:07

anılarda.

Deyimler

En iyi ve en kalıcı yönüyle

in a ... light kalıbı, 'belirli bir değerlendirme açısından görülmek veya sunulmak' demektir. Burada best bakış açısını olumlu yapar; most enduring ise ilişkinin korunmaya en değer ve hafızada kalma olasılığı en yüksek hâlini anlatır. Bu, ilişkinin her zaman kusursuz olduğu anlamına gelmez. Hafızanın seçilmiş, olumlu bir yorumu koruyabildiğini anlatır; light burada bir şeye hangi çerçeveden bakıldığını gösteren bir mecazdır.

Alıştırma

Örnekteki in its best and most enduring light ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İlişkinin en parlak fiziksel ışık altında en uzun süre kalması
  2. İlişkinin gerçek hayatta sonsuza dek hiç değişmeden sürmesi
  3. İlişkinin en olumlu ve en kalıcı hâliyle görülmesi
Cevabı göster

İlişkinin en olumlu ve en kalıcı hâliyle görülmesi

Öbek fiiller

live on: hafızada veya etkide yaşamaya devam etmek

Live on, 'asıl kişi, şey veya durum sona erdikten sonra var olmaya ya da hatırlanmaya devam etmek' anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada ilişkinin kendisi sürmez; onun en iyi görüntüsü hafızada kalır. Yaygın bir kalıp özne + live on + in/through şeklindedir. Örneğin: A tradition lives on in a community. Someone's influence lives on through their work.

Alıştırma

Notta geçen ve 'asıl kaynak ortadan kalktıktan sonra da var olmaya devam etmek' anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Even after the workshop closed, its spirit will ____ in the artists it inspired.

Cevabı göster

live on

Anlatım akışı

the one place ... memory: açıklayıcı eşlemeyle sona bırakılan tanımlama

the one place ifadesi, yerin ne olduğunu hemen söylemeden bir isim öbeği sunar. it can safely always do so yan cümlesi betimleme ekleyip dinleyiciyi yanıt için bekletir; do so, daha önceki live on ifadesinin yerine geçer. Virgülden sonra gelen memory açıklayıcı bir eşleme ögesidir: the one place ifadesini yeniden adlandırır ve geciktirilen yanıtı verir. Bu kısa ismi sona koymak uzun cümleyi güçlü biçimde kapatır ve odağı memory üzerine taşır. Benzer uzun cümlelerde, virgülden sonraki son ismin daha önceki genel bir isim öbeğini açıklayıp açıklamadığına bakın.

Alıştırma

Özgün cümlede sondaki memory sözcüğü bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. do so ifadesini başka bir eylemle değiştirir.
  2. the one place ifadesini yeniden adlandırır ve ne olduğunu sonda açıklar.
  3. Başka türde bir yer hakkında yeni bir cümle başlatır.
Cevabı göster

the one place ifadesini yeniden adlandırır ve ne olduğunu sonda açıklar.