Neden hiçbir şey teflona yapışmaz? - Ashwini Bharathula: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
633 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Bu video, yaygın olarak Teflon markasıyla bilinen PTFE’nin nasıl keşfedildiğini, moleküler yapısının malzemeyi neden kaygan ve kimyasal tepkimelere dirençli yaptığını, üreticilerin onu pişirme kaplarına nasıl tutturduğunu ve normal pişirme koşullarının genellikle güvenli olmasına karşın aşırı ısı ile üretim kaynaklı kirliliğin neden ayrı sorunlar oluşturduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stumbled upon accidentally — Öbek fiiller: stumbled upon ifadesini sözcüğü sözcüğüne “takılıp düşmek” şeklinde değil, “tesadüfen keşfetmek” anlamında tanımayı ve Roy Plunkett’ın laboratuvardaki plansız keşfini anlatırken doğal biçimde kullanmayı öğrenin. 2. if you're careful. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if yan cümlesinin önceki evet yanıtını nasıl koşula bağladığını anlayın: PTFE kaplı pişirme araçları orta sıcaklıklarda güvenli kabul edilir, ancak bu sonuç boş bir tavanın aşırı ısıtılmamasına bağlıdır. 3. all the charges stuck." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Sondaki kelime oyununu anlayın; stuck, cezai suçlamaların sonunda sonuç verdiğini belirtirken Teflon’un yapışmaz özelliğini ve John Gotti’nin eski lakabı the Teflon Don’u da hatırlatır.

Bu derste

Nothing stuck to mafia boss John Gotti, Deyimler

0:08

Mafya patronu John Gotti'ye hiçbir suçlama yapışmıyordu,

Deyimler

Nothing stuck to: suçlamalar tutmadığında

Bu cümlede Nothing stuck to John Gotti, ona yöneltilen suçlamaların veya ceza davalarındaki ithamların geçerlilik kazanmadığı ve hukuki sonuç doğurmadığı anlamına gelir. Stuck burada mecazidir: suçlamalar, bir kişinin üzerinde kalamayan nesneler gibi düşünülür. Daha genel olarak bir suçlama, itham, sorumluluk veya zarar verici etiket sticks denildiğinde, insanların onu geçerli kabul ettiği ya da onun kişiyi etkilemeye devam ettiği anlatılır. Does not stick ise suçlamanın tutmadığını veya kalıcı sonuç doğurmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede stick to, suçlamaların bir kişi hakkında geçerlilik kazanmadığını anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The allegations never glued the senator.
  2. The senator never stuck to the allegations.
  3. The allegations never stuck to the senator.
Cevabı göster

The allegations never stuck to the senator.

who evaded justice for years by bribing and threatening jurors and witnesses. Notlar

0:11

jüri üyelerine ve tanıklara rüşvet vererek ve onları tehdit ederek yıllarca adaletten kaçtı.

Kelime

evaded justice: hukuki hesap vermekten kaçmak

Evaded justice, birinin hukuk sistemi tarafından yakalanmaktan, yargılanmaktan, mahkûm edilmekten veya cezalandırılmaktan başarıyla kaçındığı anlamına gelir. Burada justice genel adalet fikrini değil, hukuk önünde hesap vermeyi ifade eder. Evade, günlük dildeki avoid fiilinden daha resmîdir ve çoğu zaman kasıtlı veya ustaca bir kaçışı ima eder. Bu ifade suç ve hukuk haberlerinde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, hukuki hesap vermekten kaçınan biriyle ilgili resmî bir habere en uygundur?

  1. The suspect avoided fairness for more than ten years.
  2. The suspect escaped honesty for more than ten years.
  3. The suspect evaded justice for more than ten years.
Cevabı göster

The suspect evaded justice for more than ten years.

Dilbilgisi

by bribing and threatening...: by + -ing ile yöntemi belirtme

By + -ing biçimi, bir eylemin ya da sonucun hangi yöntemle gerçekleştiğini gösterir. Burada by bribing and threatening jurors and witnesses, onun adaletten nasıl kaçtığını açıklar. Bu yapıda by bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiiller -ing biçimini alır. Bribing ile threatening, and ile bağlanan paralel iki eylemdir.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için cümleyi by ve check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can avoid mistakes ____ the dates carefully.

Cevabı göster

by checking

That earned him the name the Teflon Don, Notlar

0:16

Bu, ona "Teflon Don" adını kazandırdı,

after one of the slipperiest materials on earth.

0:18

adını dünyanın en kaygan malzemelerinden birinden almıştı.

Kalıp ifadeler

earned him the name...: bir nedenin kişiye unvan kazandırması

earn someone the name/title... yapısında özne, kişinin bir ad ya da unvan almasına yol açan eylem, özellik veya olaydır. Burada That neden, him adı alan kişi, the Teflon Don ise addır. Buradaki earn, ‘para kazanmak’ anlamına gelmez. ‘Birinin yaptıkları ya da nasıl biri hâline geldiği sonucunda kazanmak’ anlamındadır. Ortaya çıkan ad övgü, eleştiri veya yalnızca betimleme içerebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin eylemlerinin bir unvan almasını sağladığını göstermek için earn + kişi + unvan yapısını kullanır?

  1. Her fearless reporting earned her the title Journalist of the Year.
  2. She worked as a journalist throughout the year.
  3. The judges called her Journalist of the Year after reading her reports.
Cevabı göster

Her fearless reporting earned her the title Journalist of the Year.

Kültür

the Teflon Don: Teflon'un yapışmaz özelliğine dayanan bir lakap

the Teflon Don, medyanın John Gotti için kullandığı bir lakaptı. Teflon yapışmaz özelliğiyle bilinir; bu nedenle lakap, suçlamaların ona yapışmıyor ve mahkûmiyetle sonuçlanmıyor gibi görünmesini anlatır. Mafyayla ilgili dilde don, güçlü bir patron veya lider demektir. Burada Don lakabın bir parçasıdır; Gotti'nin adı ya da soyadı değildir.

Alıştırma

the Teflon Don lakabının temel anlamı nedir?

  1. Mahkûmiyetten kurtulmasını Teflon'un yapışmaz özelliğine benzetir.
  2. Yapışmaz mutfak eşyaları ürettiğini söyler.
  3. Teflon'un onun soyadı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Mahkûmiyetten kurtulmasını Teflon'un yapışmaz özelliğine benzetir.

Teflon was in the spacesuits the Apollo crew wore for the moon landing,

0:22

Teflon, Apollo mürettebatının aya iniş için giydiği uzay giysilerinde,

in pipes and valves used in the Manhattan project,

0:26

Manhattan projesinde kullanılan borular ve vanalarda,

and maybe in your kitchen as the nonstick coating on frying pans and cookie sheets. Kelime

0:29

ve belki de mutfağınızdaki tavaların ve kurabiye tepsilerinin yapışmaz kaplamasında vardı.

Kelime

the nonstick coating: yiyeceklerin yapışmasını önleyen yüzey katmanı

the nonstick coating, tencere, tava veya fırın tepsilerinin üzerindeki, yiyeceklerin yapışmasını önlemeye yardımcı olan ince katmandır. Coating temel isimdir; nonstick ise bu katmanın ne yaptığını açıklar. Nonstick burada tek kelime olarak yazılan birleşik bir sıfattır, olumsuz bir cümle değildir. Bu yapı ürün açıklamalarında ve bakım talimatlarında yaygındır: a nonstick coating, a nonstick pan.

Alıştırma

Bakım talimatını nonstick ve coating sözcükleriyle tamamlayın: Use a soft sponge to protect the ____.

Cevabı göster

nonstick coating

So what is this slippery solid, Anlatım akışı

0:35

Peki bu kaygan katı nedir

and why doesn't anything stick to it?

0:37

ve neden ona hiçbir şey yapışmaz?

Anlatım akışı

So what is ... and why ...?: gelecek açıklamayı önceden göstermek

Birbirine bağlı bu iki soru yalnızca bilgi istemez. So, önceki bir örneği ana açıklamaya bağlar; what is ... ve why ... ise konuşmacının açıklayacağı iki noktayı gösterir: malzemenin ne olduğunu ve nesnelerin ona neden yapışmadığını. Soruları en başta ortaya koyan bu düzen, bilimsel açıklamalarda yaygındır. Merak uyandırır ve dinleyiciye sırada ne olduğuna dair basit bir yol haritası verir.

Alıştırma

Birbirine bağlı bu iki sorunun temel görevi nedir?

  1. Açıklamanın ele alacağı iki konuyu önceden gösterir.
  2. Açıklama tamamlandıktan sonra son bir özet verir.
  3. Dinleyiciden iki malzeme arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster

Açıklamanın ele alacağı iki konuyu önceden gösterir.

Teflon is a brand name for polytetrafluoroethylene, Kelime

0:39

Teflon, politetrafloroetilenin ticari adıdır,

or PTFE.

0:43

yani PTFE.

Kelime

a brand name for ...: marka adını adlandırdığı şeyle ilişkilendirmek

A is a brand name for B yapısında A ticari addır; B ise bu adın belirttiği ürün, madde veya ürün kategorisidir. Burada Teflon marka adıdır, polytetrafluoroethylene malzemenin kimyasal adıdır ve PTFE bunun kısaltmasıdır. for edatı, marka adını onun adlandırdığı şeyle ilişkilendirir. Markanın o malzemeye hizmet etme amacıyla var olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Ticari adı malzemeye bağlayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Teflon is ____ polytetrafluoroethylene.

Cevabı göster

a brand name for

It was stumbled upon accidentally in 1938 by a 27-year-old American chemist named Roy Plunkett, Öbek fiiller

0:45

1938'de Roy Plunkett adlı 27 yaşındaki Amerikalı bir kimyager tarafından tesadüfen keşfedildi,

Öbek fiiller

stumbled upon accidentally: bir şeyi tesadüfen bulmak

Stumble upon something, bir şeyi aramayı planlamadan tesadüfen bulmak veya onunla karşılaşmak demektir. Burada fiziksel olarak tökezlemek anlamına gelmez. Cümlede was stumbled upon edilgen yapısı kullanıldığı için keşfedilen şey öznedir. Accidentally de aynı tesadüf anlamını güçlendirir; ikinci bir eylem belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun haritayı tesadüfen bulduğu anlamına gelir?

  1. Leo tripped over the map on the floor.
  2. Leo searched for the map all morning and finally located it.
  3. Leo stumbled upon the map while sorting old papers.
Cevabı göster

Leo stumbled upon the map while sorting old papers.

while he was trying to develop a non-toxic refrigerant fluid for DuPont, Notlar

0:52

bir kimya şirketi olan DuPont için toksik olmayan bir soğutucu sıvı geliştirmeye çalışırken.

Dilbilgisi

while he was trying to develop: devam eden bir arka plan eylemi

Burada while, ancak anlamına değil, …dığı sırada anlamına gelir. He was trying to develop... yan cümlesi, o anda zaten devam etmekte olan bir eylemi gösterir. While + geçmiş zamanın sürerlik biçimi, bir hikâyede arka planı sıkça kurar. Daha kısa veya beklenmedik bir olay, devam eden bu etkinlik sırasında gerçekleşebilir.

Alıştırma

Cümleyi test fiilinin geçmiş zaman sürerlik biçimiyle tamamlayın: While Nia ____ the robot, it suddenly stopped.

Cevabı göster

was testing

a chemicals company.

0:56

DuPont bir kimya şirketidir.

Kelime

a non-toxic refrigerant fluid: isimden önce katmanlı niteleyiciler

a non-toxic refrigerant fluid ifadesinde ana isim fluid'dir; söz konusu şeyin ne olduğunu belirtir. Refrigerant, bunun nasıl bir akışkan olduğunu—bir soğutma sisteminde kullanılan akışkan olduğunu—gösterir; non-toxic ise güvenlikle ilgili bir özellik ekler. Teknik İngilizcede ana isimden önce sık sık birden fazla niteleyici kullanılır. Son isimden geriye doğru okuyun: bir fluid, daha özel olarak bir refrigerant fluid ve non-toxic olarak tanımlanmış bir akışkan. Burada refrigerant, bir soğutma maddesini belirtir; buzdolabını değil.

Alıştırma

Hangi ifade “soğutma amacıyla kullanılan ve zehirli olmadığı belirtilen bir akışkan” anlamına gelir?

  1. a non-toxic refrigerant fluid
  2. a non-toxic refrigerator
  3. a toxic cleaning fluid
Cevabı göster

a non-toxic refrigerant fluid

The strange white substance that formed inside his lab canister was chemically inert, Kelime

0:58

Laboratuvar kabının içinde oluşan garip beyaz madde kimyasal olarak inertti,

meaning it wouldn't react with other substances. Anlatım akışı

1:03

yani diğer maddelerle reaksiyona girmiyordu.

Kelime

chemically inert: kimyasal olarak kolayca tepkimeye girmeyen

Chemically inert, bir maddenin ilgili koşullar altında başka maddelerle kolayca kimyasal tepkimeye girmemesi demektir. Chemically bir zarftır ve inert sözcüğünün anlamını kimyasal davranışla sınırlar. Bu cümlede ifade, malzemenin kararlılığını açıklar. Burada inert, maddenin bir özelliğini anlatır; bir insanı tembel veya enerjisiz olarak nitelemez.

Alıştırma

Bir malzemenin teknik açıklamasında chemically inert ne anlama gelir?

  1. Enerjisi az olduğu için yavaş hareket eder.
  2. İlgili koşullar altında başka maddelerle kolayca tepkimeye girmez.
  3. Hiçbir kimyasal madde içermez.
Cevabı göster

İlgili koşullar altında başka maddelerle kolayca tepkimeye girmez.

Anlatım akışı

meaning it wouldn't react with other substances: teknik bir terimi sade dille yeniden açıklamak

Virgülden sonra gelen meaning it wouldn't react with other substances bölümü, chemically inert ifadesini günlük dille yeniden açıklar. Buradaki meaning, mean fiilinin -ing biçimidir; “anlam” demek olan bir isim değildir. “Teknik terim ya da ifade + virgül + meaning + yan cümle” kalıbı hemen bir açıklama veya pratik sonuç ekler. Okurun zor bir ifadeyi gerçekte ne anlama geldiğiyle ilişkilendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Sade açıklamayı başlatmak için mean fiilinin -ing biçimini kullanın: The window is opaque, ____ you cannot see through it.

Cevabı göster

meaning

It also had an extremely low coefficient of friction, Kelime

1:06

Ayrıca son derece düşük bir sürtünme katsayısına sahipti,

Kelime

extremely low coefficient of friction: yüzeylerin ne kadar kolay kaydığı

Sürtünme katsayısı, birbirine temas eden iki yüzeyin birbirinin üzerinde kaymaya ne kadar güçlü şekilde direndiğini anlatan bir sayıdır. Son derece düşük bir sürtünme katsayısı, yüzeylerin kaymaya çok az direnç gösterdiği ve nesnelerin üzerlerinde daha kolay hareket edebildiği anlamına gelir. Bu isim öbeğinde coefficient ana isimdir. Low, coefficient sözcüğünü niteler; extremely ise low sözcüğünün derecesini güçlendirir. İfadenin tamamı genel bir miktarı veya nesne sayısını değil, çok küçük bir değeri belirtir.

Alıştırma

extremely low coefficient of friction, temas eden iki yüzey hakkında ne anlatır?

  1. Malzemenin ne kadar ışık yaydığını ölçer.
  2. İki yüzey birbirinin üzerinde kayarken direncin görece az olduğunu gösterir.
  3. Malzemenin diğer kimyasal maddelerle hızla tepkimeye girdiği anlamına gelir.
Cevabı göster

İki yüzey birbirinin üzerinde kayarken direncin görece az olduğunu gösterir.

making other materials slide right off it. Notlar

1:10

bu da diğer malzemelerin hemen üzerinden kayıp gitmesini sağlıyordu.

Dilbilgisi

making other materials slide right off it: -ing cümleciğiyle sonuç belirtme

-ing yapısındaki making other materials slide right off it bölümü, önceki cümlecikte verilen düşüncenin sonucunu gösterir. Önceki cümleciğe bağlıdır ve yeni, bağımsız bir cümle başlatmaz. Bu bölümün içinde making, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: other materials nesnedir ve slide önüne to gelmez. Bu yapı, tam bir cümleciğin ardından gelerek o durumun neye yol açtığını gösterebilir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The icy wind hit the windows, ____ them rattle.

Cevabı göster

making

Öbek fiiller

slide right off: bir yüzeyden doğrudan kayıp ayrılmak

Slide off, bir yüzey üzerinde kayarak hareket edip o yüzeyden ayrılmak demektir. Off hem uzaklaşma yönünü hem de yüzeyden tamamen ayrılma sonucunu taşır. Burada right, doğrudan ya da tamamen anlamını güçlendiren bir sözcüktür. Slide right off, hareketin kolay ve hemen gerçekleştiğini hissettirir; sağa doğru hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi slide right off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I tilted the tray, the cups ____ and landed on the floor.

Cevabı göster

slid right off

Teflon's properties make it perfect when you need something slippery, Dilbilgisi

1:13

Teflon'un özellikleri, onu kaygan bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda mükemmel kılar,

Dilbilgisi

make it perfect when you need...: uygunluğu açıklama

Cümlede make + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Teflon's properties sonucu doğuran ögedir, it Teflon'a gönderme yapan nesnedir ve perfect Teflon'un bu iş için çok uygun olduğunu anlatır. when yan cümlesi koşulu verir: kaygan bir malzemeye ihtiyaç duyulduğunda. Bu yapı, bir özelliğin bir şeyi belirli bir duruma nasıl uygun hâle getirdiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi make + it + perfect yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Its small size ____ for carrying in a backpack.

Cevabı göster

makes it perfect

chemical resistant, Kelime

1:17

kimyasallara dayanıklı,

or waterproof,

1:18

veya su geçirmez,

Kelime

chemical resistant ... waterproof: malzeme performansı sözcüklerini seçme

Bu listede chemical resistant ve waterproof, malzeme özelliklerini kısa biçimde anlatır. Chemical resistant, kimyasalların yol açtığı hasara veya değişime dayanabilmek demektir. Waterproof ise suyun içeri geçmesini önleyebilmek demektir. Farklı koruma türlerini anlattıkları için bir malzeme bu özelliklerden yalnızca birine sahip olabilir.

Alıştırma

Bir telefon kılıfı hafif su sıçramalarına dayanabiliyor ancak suya batırılmamalı. En doğru etiket hangisidir?

  1. chemical resistant
  2. waterproof
  3. water-resistant
Cevabı göster

water-resistant

which means it has a lot of applications. Anlatım akışı

1:19

bu da çok sayıda kullanım alanı olduğu anlamına gelir.

Anlatım akışı

which means ...: sonucu belirtme

Which means, az önce verilen bilginin sonucunu ya da önemini belirtir. Buradaki which, yalnızca en yakın özelliğe değil, daha önce açıklanan özelliklerin tümüne gönderme yapar. Means ifadesinden sonra gelen yan cümle, bu özellikleri pratik bir sonuca dönüştürür: malzemenin birçok kullanım alanı vardır. Açıklamalarda şu yapı sık kullanılır: bir olgu ya da özellik, which means + onun sonucu veya etkisi.

Alıştırma

Sonuç belirtmek için which means ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The battery lasts for two days, which it means you do not need to charge it tonight.
  2. The battery lasts for two days, which meaning you do not need to charge it tonight.
  3. The battery lasts for two days, which means you do not need to charge it tonight.
Cevabı göster

The battery lasts for two days, which means you do not need to charge it tonight.

It can be found all over the place Kalıp ifadeler

1:22

Her yerde bulunabilir;

Kalıp ifadeler

found all over the place: birçok yerde yaygın

Can be found all over the place, bir şeyin birçok farklı yerde bulunduğunu ve bu nedenle çok yaygın olduğunu belirtir. Can be found edilgen bir yapıdır: vurgu, onu kimin bulduğunda değil, şeyin nerede bulunduğundadır. Bu cümlede all over the place, dağınık bir yerleştirmeyi değil, geniş bir alana yayılmayı anlatır. Hangi anlamın kastedildiğini çevredeki dil bilgisi yapısı ve bağlam belirler.

Alıştırma

These charging stations can be found all over the place cümlesinde all over the place ne anlama gelir?

  1. Birçok farklı yerde yaygın olarak bulunurlar.
  2. Dağınık bir odada hep birlikte saklanırlar.
  3. Onları nasıl bulacağını kimse bilmiyor.
Cevabı göster

Birçok farklı yerde yaygın olarak bulunurlar.

as a coating on raincoats, Kalıp ifadeler

1:24

yağmurluklarda bir kaplama olarak,

Kalıp ifadeler

as a coating on raincoats: bir malzemenin kullanımını anlatma

Bu ifadede as a coating, malzemenin hangi işlevde kullanıldığını belirtir: bir şeyin üstünü örten ince bir katman olarak kullanılır. On raincoats, bu katmanın uygulandığı yüzeyi ya da nesneyi gösterir. Buradaki as, “bir şeyin rolünde” demektir; “... iken” ya da “çünkü” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp use/apply X as a coating on Y şeklindedir.

Alıştırma

“Bir yüzey katmanı rolünde” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A waterproof polymer is used ____ fabric.

Cevabı göster

as a coating on

industrial ball bearings, Kelime

1:26

endüstriyel bilyeli rulmanlarda,

Kelime

industrial ball bearings: teknik bir isim zincirini okumak

Industrial ball bearings teknik bir isim öbeğidir. Temel isim bearings kelimesidir ve başka parçaların daha az sürtünmeyle hareket etmesine veya dönmesine yardımcı olan makine parçalarını ifade eder. Ball türü, yani bilye kullanan rulmanları; industrial ise alanı veya amaçlanan kullanımı belirtir. Bilgi bakımından yoğun İngilizce isim gruplarını sağdan sola okuyun: önce temel ismi bulun, ardından her niteleyicinin verdiği bilgiyi ekleyin. Burada bearings çoğul bir isimdir; “taşımak” veya “dayanmak” anlamında bir eylem değildir.

Alıştırma

Industrial ball bearings isim yapısını doğru biçimde açıklayan yorum hangisidir?

  1. Rulman biçimindeki endüstriyel binalar.
  2. Endüstriyel kullanım için üretilmiş bilyalı rulmanlar.
  3. Endüstriyel yükleri taşıyabilen bilyeler.
Cevabı göster

Endüstriyel kullanım için üretilmiş bilyalı rulmanlar.

artificial joints,

1:27

yapay eklemlerde,

circuit boards,

1:29

devre kartlarında,

and even the Rocky Mountains-themed roof of the Denver International Airport. Kültür

1:30

ve hatta Denver Uluslararası Havalimanı'nın Rocky Dağları temalı çatısında.

Kültür

Rocky Mountains-themed roof of the Denver International Airport: Denver Uluslararası Havalimanı'nın Rocky Dağları temalı çatısı

Denver Uluslararası Havalimanı'nın, karla kaplı Rocky Dağları'nı çağrıştırdığı sıkça söylenen beyaz ve sivri tepeli bir çatısı vardır. Burada Rocky Mountains-themed, çatının görünümünün bu dağlardan esinlendiği anlamına gelir; çatının gerçekten dağlardan yapıldığı anlamına gelmez. Bu büyük havalimanı çatısının anılması, söz konusu malzemenin yalnızca küçük ev eşyalarında değil, büyük kamu binalarında da kullanılabildiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Rocky Mountains-themed ne anlama gelir?

  1. Çatının tasarımı Rocky Dağları'ndan esinlenmiştir.
  2. Çatı, Rocky Dağları'ndan çıkarılan kayalardan yapılmıştır.
  3. Çatı Rocky Dağları'nın içinde yer almaktadır.
Cevabı göster

Çatının tasarımı Rocky Dağları'ndan esinlenmiştir.

The incredible properties of PTFE

1:34

PTFE'nin inanılmaz özellikleri

come from its molecular structure. Kalıp ifadeler

1:37

moleküler yapısından gelir.

Kalıp ifadeler

come from its molecular structure: kaynak veya neden belirtmek

come from its molecular structure ifadesindeki come from, bir şeyden kaynaklanmak veya bir şeyin sonucu olmak anlamına gelir. Cümle, PTFE'nin dikkat çekici özelliklerinin kaynağının moleküler yapısı olduğunu söyler; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kullanışlı kalıp sonuç veya özellik + come from + kaynak veya neden biçimindedir. Fiil özneyle uyumlu olur: tekil bir özellik için comes from, birden fazla özellik için come from kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi come from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The plant's rapid growth ____ the extra sunlight.

Cevabı göster

comes from

It's a polymer, Kelime

1:39

O bir polimerdir,

Kelime

It's a polymer: bir malzemeyi polimer olarak sınıflandırmak

Burada polymer, çok büyük molekülleri tekrar eden ve birbirine bağlanan çok sayıda küçük birimden oluşan bir maddeyi ifade eder. It's a polymer, sonraki cümle zincir benzeri yapıyı açıklamadan önce malzemeyi polimer sınıfına yerleştirir. Polymer genel bir bilim terimidir, marka adı değildir. a tanımlığı, malzemeyi geniş polimer sınıfının bir üyesi olarak gösterir.

Alıştırma

“The casing is a polymer” cümlesinde polymer ne anlama gelir?

  1. Büyük molekülleri birbirine bağlı çok sayıda tekrar eden birim içeren bir malzeme
  2. Tek bir atom
  3. Atomları birleştiren bir makine
  4. Tek bir kimyasal ürünün marka adı
Cevabı göster

Büyük molekülleri birbirine bağlı çok sayıda tekrar eden birim içeren bir malzeme

meaning it's made of long chains of repeating units of atoms strung together. Kelime

1:41

yani birbirine bağlanmış tekrar eden atomik birimlerin uzun zincirlerinden oluşur.

Kelime

made of ... repeating units ... strung together: birbirine bağlanan tekrar birimleri

Bu ifade teknik bir düşünceyi katmanlar hâlinde açıklar. it is made of, bileşimi tanıtır: polimer uzun zincirlerden oluşur. repeating units of atoms ise bu zincirleri neyin oluşturduğunu belirtir. Strung together, units sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortaçlı bir ifadedir. Birimlerin birbiri ardına bağlandığını anlatır. Chains ve strung together moleküler yapıyı görselleştiren benzetmelerdir; gerçek metal zincirleri veya ipleri anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi made of ve strung together ile tamamlayın: The paper chain is ____ colored loops ____ by hand.

Cevabı göster

made of · strung together

A PTFE chain has a backbone of carbon atoms, Kelime

1:45

Bir PTFE zinciri, karbon atomlarından oluşan bir omurgaya sahiptir,

Kelime

a backbone of carbon atoms: bir molekülün ana zinciri

Kimyada backbone, bir molekül veya polimerde birbirine bağlı atomların oluşturduğu ana zincirdir. a backbone of carbon atoms ifadesinde bu merkezî zinciri karbon atomları oluşturur. Burada backbone, günlük dildeki destek sağlayan omurga düşüncesinin teknik bir uzantısıdır: diğer parçaların bağlandığı temel yapıyı adlandırır. İnsan omurgası anlamına gelmez.

Alıştırma

a backbone of carbon atoms ifadesinde backbone ne anlama gelir?

  1. karbon atomlarını saymak için kullanılan bir araç
  2. zincire bağlı flor atomları
  3. molekülün birbirine bağlı ana zinciri
  4. bir insanın omurgası
Cevabı göster

molekülün birbirine bağlı ana zinciri

each of which is attached to two fluorines. Dilbilgisi

1:49

ve her biri iki flora bağlıdır.

Dilbilgisi

each of which is attached to two fluorines: her üyeye gönderme yapma

Çoğul bir ad öbeğinden sonra each of which, grubun her üyesi hakkında virgülle ayrılmış bir ilgi cümleciği ekler. Burada her karbon atomunun iki flor atomuna bağlı olduğu anlamına gelir; which, PTFE zincirinin tamamına değil carbon atoms ifadesine gönderme yapar. each dilbilgisi açısından tekil olduğundan cümlecikte are attached değil is attached kullanılır. Bu yapı, each carbon atom ifadesini tekrarlamayı önlediği için resmî açıklama metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Her galeri hakkında sınırlayıcı olmayan bir ek açıklamayı doğru biçimde ekleyen yapıyı seçin: The museum has five galleries, ____ closes at six.

  1. each of which
  2. all of which
  3. each of them
  4. which each
Cevabı göster

each of which

The fluorine atoms surround the carbon like armor, Deyimler

1:52

Flor atomları, karbonu bir zırh gibi çevreler,

Deyimler

Flor atomları karbonu zırh gibi çevreler: koruyucu benzetme

surround the carbon, flor atomlarının karbonun çevresinde bulunduğunu ve dışta bir katman oluşturduğunu anlatır. like armor bir benzetme başlatır: zırh koruyucu bir örtüyü çağrıştırır. Bu nedenle cümle, flor atomlarını karbonu dış temaslardan koruyan bir bariyer gibi sunar. Bu ifade görünmeyen bir moleküler düzeni zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Karbonun gerçekten zırh giydiği söylenmez; benzetme koruyucu etkiyi vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede like armor ne anlatıyor?

  1. Karbon gerçek bir zırh giyiyor.
  2. Flor atomları karbonun çevresinde koruyucu bir katman oluşturur.
  3. Flor atomları metal zırhtan yapılmıştır.
Cevabı göster

Flor atomları karbonun çevresinde koruyucu bir katman oluşturur.

spiraling around the chain,

1:55

zincir etrafında sarmal çizer,

and the bond between carbon and fluorine is incredibly tight. Kelime

1:57

ve karbon ile flor arasındaki bağ inanılmaz derecede sıkıdır.

Kelime

Karbon ile flor arasındaki bağ inanılmaz derecede güçlüdür

the bond between carbon and fluorine, iki atom türünü birleştiren bağı adlandırır; between A and B ise bu bağın iki tarafını belirtir. Tight burada mecaz anlamdadır: bağın atomları çok güçlü biçimde bir arada tuttuğunu ve kopmasının zor olduğunu anlatır. Atomların dar bir alanda bulunduğu anlamına gelmez. Incredibly, tight sözcüğünün derecesini artırır ve güçlü bir vurgu yapar. Anlaşılır bir bilim açıklamasında bu günlük sözcük, bağın gücünü zihinde canlandırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede tight ne anlama geliyor?

  1. Bağ çok güçlüdür ve kopması zordur.
  2. Bağın çevresindeki alan çok dardır.
  3. Atomlar gerçek bir iple birbirine bağlanmıştır.
Cevabı göster

Bağ çok güçlüdür ve kopması zordur.

Like a couple that ignores everyone except each other, Deyimler

2:00

Sadece birbirlerine odaklanıp diğer herkesi görmezden gelen bir çift gibi,

Deyimler

Like a couple that ignores everyone except each other: bir çift üzerinden kurulan mecazi benzetme

Burada Like a couple that ignores everyone except each other bir benzetmedir. Yalnızca birbirine ilgi gösteren bir çift hayal etmenizi ister ve sonra bu görüntüyü karbon ile flora uygular. Cümle gerçek bir insan çiftinden söz etmiyor. Bu görüntü bilimsel bir fikri daha görünür kılar: karbon ile flor birbiriyle çok güçlü etkileşir, bu yüzden başka maddelerle ilgili sıradan çekimlerin etkisi çok az olur.

Alıştırma

Çift benzetmesi dinleyicinin neyi anlamasına yardımcı oluyor?

  1. Malzemenin içinde diğer insanları görmezden gelen gerçek bir çift vardır.
  2. Karbon ile flor birbirinden kaçınır ve diğer bütün maddelere kolayca bağlanır.
  3. Karbon ile flor birbiriyle güçlü etkileşirken dışarıdaki maddelerin etkisi azdır.
Cevabı göster

Karbon ile flor birbiriyle güçlü etkileşirken dışarıdaki maddelerin etkisi azdır.

carbon and fluorine interact so strongly Dilbilgisi

2:03

karbon ve flor o kadar güçlü etkileşime girer ki

that the normal intermolecular forces that help substances stick to each other

2:06

maddelerin birbirine yapışmasına yardımcı olan normal moleküller arası kuvvetlerin

don't stand a chance. Deyimler

2:10

hiç şansı yoktur.

Dilbilgisi

so strongly that: dereceyi bir sonuca bağlamak

so strongly that, fiil + so + zarf + that + sonuç kalıbını izler. Strongly, karbon ile florun nasıl etkileştiğini anlatır; so ise derecenin alışılmadık ölçüde yüksek olduğunu belirtir. that ile başlayan yan cümle bu derecenin sonucunu verir: normal moleküller arası kuvvetlerin maddeleri birbirine yapıştırmak için gerçek bir şansı kalmaz. Burada that bir sonuç başlatır; işaret sözcüğü olan “şu” anlamına gelmez.

Alıştırma

Derece ve sonuç kalıbını strongly kullanarak tamamlayın: The magnets attract each other ____ they are hard to separate.

Cevabı göster

so strongly that

Deyimler

don't stand a chance: başarı şansının neredeyse hiç olmaması

Don't stand a chance, başarılı olma, direnme veya kazanma olasılığının neredeyse hiç olmaması anlamına gelen bir deyimdir. Burada stand sözcüğü gerçek anlamıyla ayakta durmak demek değildir. Bu cümlede normal moleküller arası kuvvetler daha zayıf bir rakip gibi anlatılır. Karbon–flor etkileşimi onları bastırdığı için maddelerin alışılmış biçimde birbirine yapışmasını sağlayamazlar.

Alıştırma

Örnekteki don't stand a chance ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Moleküller arası kuvvetlerin kazanma olasılığı eşittir.
  2. Moleküller arası kuvvetlerin daha güçlü etkileşimi aşma olasılığı neredeyse yoktur.
  3. Moleküller arası kuvvetler ayakta durup bir fırsat beklemektedir.
Cevabı göster

Moleküller arası kuvvetlerin daha güçlü etkileşimi aşma olasılığı neredeyse yoktur.

Even the famously adhesive feet of geckos

2:12

Gekoların o meşhur yapışkan ayakları bile

usually can't get a grip. Kalıp ifadeler

2:15

genellikle ona tutunamaz.

Kalıp ifadeler

usually can't get a grip: genellikle yüzeye tutunamamak

Burada get a grip fiziksel anlamdadır: bir yüzeye bağlı kalacak kadar sağlam tutunmak veya yeterli çekiş kazanmak. Özne gekoların yapışkan ayakları olduğu için duygulardan değil, gerçek bir yapışmadan söz edilir. Usually can't güçlü bir yargı bildirir ama durumu mutlaklaştırmaz. Çoğu durumda geko ayaklarının bile söz konusu yüzeye tutunamadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede get a grip, geko cümlesindekiyle aynı fiziksel anlama sahiptir?

  1. After panicking, Maya told herself to get a grip.
  2. The tires couldn't get a grip on the icy road.
  3. We need to get a grip on the budget problem.
Cevabı göster

The tires couldn't get a grip on the icy road.

But wait, Anlatım akışı

2:17

Ama bir dakika,

if PTFE doesn't stick to anything,

2:17

eğer PTFE hiçbir şeye yapışmıyorsa,

how can it be so firmly attached to something like a pan? Kalıp ifadeler

2:20

tava gibi bir şeye nasıl bu kadar sıkı tutunabiliyor?

Anlatım akışı

But wait: görünür bir çelişkiyi ortaya koymak için duraklama

But wait, sürmekte olan akıl yürütme çizgisini kısa süreliğine kesen bir söylem belirtecidir. Sıradaki gerçeğin veya sorunun az önce söylenenlerle uyuşmuyor gibi göründüğünü belirtir. Burada PTFE'nin nesnelere yapışmamasıyla bir tavaya sağlam biçimde sabitlenmiş olması arasındaki görünür çelişkiyi ortaya çıkarır. Açıklamayı düzenler ve dinlemeye devam etmek için bir neden oluşturur; gerçek anlamda bekleme isteği değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede But wait, akıl yürütmeyi kesip görünür bir çelişki ortaya koymak için kullanılmıştır?

  1. In conclusion, the screen uses very little power.
  2. But wait—if the battery is dead, why is the screen still glowing?
  3. For example, the battery powers the screen.
Cevabı göster

But wait—if the battery is dead, why is the screen still glowing?

Kalıp ifadeler

firmly attached to: sağlam ve güvenli bir bağlantı

be firmly attached to kalıbında attached, bir şeyin başka bir şeye bağlandığını, sabitlendiğini veya yapıştığını anlatır; to ise bağlantının yapıldığı nesneyi belirtir. Firmly, bağlantının sağlam ve ayrılmasının zor olduğunu gösterir. Bu ifade bir yüzeydeki kaplamayı, bir kabın üzerindeki etiketi veya daha büyük bir nesneye sabitlenmiş parçayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The safety sign is ____ the door.

Cevabı göster

firmly attached to

One method involves sandblasting the pan Notlar

2:24

Bir yöntem, tavayı kumlamayı

Anlatım akışı

involves sandblasting the pan: bir yöntemin neleri içerdiğini belirtmek

One method olası işlemlerden birini sunar. Ardından involves sandblasting the pan bu işlemin neleri içerdiğini belirtir; böylece açıklama, yöntemi adlandırmaktan yapılan işi anlatmaya geçer. involve fiilinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Burada sandblasting the pan, yönteme dâhil olan eylemi adlandıran bir -ing öbeğidir; çekimli fiili olan tamamlanmış bir yan cümle değildir.

Alıştırma

Cümleyi heat fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: One method involves ____ the metal slowly.

Cevabı göster

heating

or etching it with chemicals to make it rough. Notlar

2:27

veya pürüzlü hale getirmek için kimyasallarla aşındırmayı içerir.

Kelime

sandblasting: aşındırıcı püskürtmeyle yüzey işlemi

Sandblasting, hızlı bir aşındırıcı parçacık akımının bir yüzeye çarparak yüzeyi temizlediği, kaplamayı çıkardığı veya yüzeyi daha pürüzlü hâle getirdiği bir yüzey işleme yöntemidir. Bu cümlede sandblasting the pan, tavanın yüzeyini pürüzlendirebilen bir işlemi adlandırır. Bu sözcük, kum içeren bir patlama anlamına gelmez. Burada blasting, aşındırıcının kuvvetle püskürtülmesini anlatır. Adında sand geçmesine rağmen, yaygın olarak sandblasting denen işlemlerde kum dışında aşındırıcılar da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama sandblasting ile en iyi eşleşir?

  1. Bir yüzeyi doğrudan zımpara kâğıdıyla sürtmek
  2. Metal bir nesneyi parçalamak için patlayıcı kullanmak
  3. Aşındırıcı parçacıkları yüksek hızla bir yüzeye püskürtmek
Cevabı göster

Aşındırıcı parçacıkları yüksek hızla bir yüzeye püskürtmek

Kelime

etching it with chemicals: kimyasallarla aşındırmak

Burada etching it with chemicals, bir yüzeyle tepkimeye girip onu değiştirmek için kimyasal maddeler kullanmak demektir. Genellikle çok az miktarda malzeme kaldırılır ve yüzey daha pürüzlü olur. Bu, yalnızca yazı yazmak ya da harf oymak anlamına gelmez. -ing biçimi burada bir süreç listesindeki olası yöntemlerden birini adlandırır. with chemicals ifadesindeki with, kullanılan malzemeyi veya yöntemi gösterir; it işlenen nesneyi ya da yüzeyi belirtir, chemicals sözcüğünü değil.

Alıştırma

Hangi cümle bir yüzeyi değiştirmek için kullanılan kimyasal aşındırma işlemini anlatır?

  1. The technician cleaned the chemical bottles with water.
  2. The technician engraved a serial number on the metal with a sharp tool.
  3. The technician etched the metal with chemicals to make it rough.
Cevabı göster

The technician etched the metal with chemicals to make it rough.

Dilbilgisi

to make it rough: amaç belirtmek

To make it rough amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Önceki işlemin neden yapıldığını açıklar: amaç, işlenen yüzeyin pürüzlü hâle gelmesidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp eylem + to + fiilin yalın biçimidir. Make it rough yapısında make + nesne + sıfat, ‘bir şeyi belirli bir duruma getirmek’ anlamına gelir. It, chemicals sözcüğünü değil, işlenen nesneyi veya yüzeyi belirtir; rough ise hedeflenen durumu adlandırır.

Alıştırma

Antrenörün spor salonunu daha serin yapmak için pencereleri açtığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın. to make + nesne + sıfat yapısını kullanın: The coach opened the windows ____.

Cevabı göster

to make the gym cooler

Then a special primer's applied, Kelime

2:30

Daha sonra yapıştırıcı görevi gören

Kelime

special primer's applied = special primer is applied: özel bir astar uygulanır

Primer, başka bir katmandan önce uygulanan ve genellikle sonraki katmanın daha iyi tutunmasını sağlayan bir astardır. Üretim sürecini anlatan bu cümlede special, primer türünü niteler. primer's applied ifadesinde 's, is sözcüğünün kısaltmasıdır; applied ise edilgen yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Tam biçim a special primer is applied şeklindedir. Cümle, uygulayan kişiye değil, malzemenin uygulanmasına odaklanır.

Alıştırma

Bu üretim bağlamında “a special primer's applied” ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Özel bir başlangıç kitabı kullanılıyor.
  2. Başka bir katman özel bir astara aittir.
  3. Özel bir astar katmanı uygulanır.
Cevabı göster

Özel bir astar katmanı uygulanır.

which acts like glue. Kalıp ifadeler

2:32

özel bir astar uygulanır.

Kalıp ifadeler

acts like glue: yapıştırıcı gibi işlev görür

Bu cümlede acts, bir gösteride rol yapmak değil, işlev görmek veya çalışmak anlamındadır. Acts like glue, astarın katmanların tutunmasına yardım ederek yapıştırıcıya benzer bir görev yaptığını anlatır. act like + isim yapısını, iki şeyin gerçekten aynı olduğunu söylemeden davranışlarını veya işlevlerini karşılaştırmak için kullanın. Which tekil primer sözcüğüne gönderme yaptığı için geniş zaman biçimi acts olur.

Alıştırma

“The foam acts like a cushion” cümlesinde acts like ne anlama gelir?

  1. Köpük yalnızca yastığa benzer görünür.
  2. Köpük, yastığa benzer bir işlev görür.
  3. Köpük gerçekten bir yastıktır.
Cevabı göster

Köpük, yastığa benzer bir işlev görür.

Its exact composition is a trade secret Kelime

2:34

Tam bileşimi ticari bir sırdır

guarded by each manufacturer.

2:36

ve her üretici tarafından korunur.

Kelime

a trade secret: gizli ticari bilgi

Trade secret; bir şirketin gizli tuttuğu formül, süreç, yöntem veya tasarım gibi değerli ticari bilgilerdir. Bu cümlede tam bileşim kamuya açıklanmak yerine korunmaktadır. Sabit birleşik ifade trade secret içinde trade, secret sözcüğünü niteler ve iş dünyası ya da sanayi anlamı taşır. İfade, gizli bir anlaşma veya saklı bir ticari işlem demek değildir.

Alıştırma

Hangi durum en uygun şekilde trade secret olarak tanımlanabilir?

  1. Bir şirket, ticari avantajını korumak için değerli bir ürün formülünü gizli tutar.
  2. Bir çocuk doğum günü sürprizini arkadaşına söylemez.
  3. Bir hükümet, herkesin okuyabilmesi için yeni ithalat kurallarını yayımlar.
Cevabı göster

Bir şirket, ticari avantajını korumak için değerli bir ürün formülünü gizli tutar.

The pan is sprayed with liquid PTFE Dilbilgisi

2:39

Tavaya sıvı PTFE püskürtülür

and heated to around 800 degrees Fahrenheit.

2:41

ve yaklaşık 800 derece Fahrenheit'a kadar ısıtılır.

Dilbilgisi

is sprayed with ... and heated to ...: eşgüdümlü edilgen işlem adımları

Is sprayed with ... and heated to ... birbiriyle bağlanan iki edilgen eylem sunar. Özne olan The pan iki işleme de maruz kalır ve is iki geçmiş zaman ortacıyla da kullanılır: is sprayed ... and (is) heated ... İşlem açıklamalarında, çalışan veya makine yerine nesneye ve aşamalara odaklanmak için edilgen yapı sıkça kullanılır. With uygulanan malzemeyi, to ise ulaşılan sıcaklığı belirtir.

Alıştırma

Spray ve heat fiillerinin edilgen biçimlerini kullanarak ve are sözcüğünü yalnızca bir kez yazarak işlem cümlesini tamamlayın: The panels ____ with a protective coating and ____ to 120 degrees Celsius.

Cevabı göster

are sprayed · heated

The layers then solidify into a smooth, slick coating. Kalıp ifadeler

2:45

Katmanlar daha sonra pürüzsüz, kaygan bir kaplama halinde katılaşır.

Kalıp ifadeler

solidify into a smooth, slick coating: sonucu belirtme

Solidify, katı ya da daha sert hâle gelmek demektir. solidify into + sonuç kalıbı, bu değişimle oluşan biçimi belirtir. Burada a smooth, slick coating değişimin sonucudur; katmanların hareket ettiği bir yer değildir. Smooth yüzeyin düzgün olduğunu, slick ise çok kaygan olduğunu belirtir. Bu iki sözcük birlikte tamamlanmış kaplamayı tanımlar.

Alıştırma

Cümleyi solidify fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: As it cooled, the melted wax ____ a hard layer.

Cevabı göster

solidified into

When you later cook eggs in this PTFE-coated pan, Dilbilgisi

2:49

Daha sonra bu PTFE kaplı tavada yumurta pişirdiğinizde,

Dilbilgisi

When you later cook eggs in this PTFE-coated pan: zamanı belirleme

When, zaman bildiren bir yan cümleyi başlatır: When you later cook eggs in this PTFE-coated pan. Bu yan cümle, ana sonucun gerçekleşeceği zaman durumunu hazırlar. Later, bu pişirme adımının daha önce açıklanan üretim sürecinden sonra olduğunu gösterir. Yan cümle virgülle bittiği için düşünce henüz tamamlanmamıştır. Yumurtaları pişirdiğinizde ne olduğunu öğrenmek için ana cümleyi dinlemeye veya okumaya devam etmek gerekir.

Alıştırma

Tam cümleyi okuyun: When the bell rings, we will leave. When ile başlayan yan cümlenin görevi nedir?

  1. Zaman hakkında doğrudan bir soru sorar.
  2. Ana eylemin zamanını belirler.
  3. Ana eylemi tek başına bildirir.
Cevabı göster

Ana eylemin zamanını belirler.

the extra-tight carbon-fluorine bonds Kelime

2:52

o ekstra sıkı karbon-flor bağları

Kelime

extra-tight carbon-fluorine bonds: ana ad ve niteleme katmanları

Öbeğin ana adı bonds sözcüğüdür: bütün ifade kimyasal bağları adlandırır. carbon-fluorine, bağların karbon ve flor atomlarını birbirine bağladığını; extra-tight ise bu bağların çok güçlü olduğunu belirtir. Buradaki tight, atomların güçlü biçimde bağlı olduğunu anlatan gündelik bir ifadedir; fiziksel bir nesnenin sıkı oturduğu anlamına gelmez. Yoğun bir bilimsel ad öbeğini çözmek için sondaki ana addan başlayıp sola doğru ilerleyin: bonds → carbon-fluorine bonds → extra-tight carbon-fluorine bonds.

Alıştırma

Burada extra-tight carbon-fluorine bonds ifadesi ne anlama geliyor?

  1. Karbon ve flor atomları arasındaki çok güçlü bağlar
  2. Sıkıca kapatılmış bir kabın içine sıkıştırılmış karbon ve flor atomları
  3. Karbon atomlarının çevresine eklenmiş fazladan bağlar
Cevabı göster

Karbon ve flor atomları arasındaki çok güçlü bağlar

just ignore the water and fat and protein molecules Deyimler

2:55

su, yağ ve protein moleküllerini

Deyimler

just ignore ... molecules: zayıf etkileşimi anlatan bilimsel kişileştirme

Burada ignore bir kişileştirme örneğidir: kimyasal bağlar, su, yağ ve protein moleküllerini fark etmemeyi seçebilirmiş gibi anlatılır. Bilimsel olarak kastedilen, bu moleküllerle söz konusu kimyasal malzeme arasında çok az çekim veya etkileşim bulunmasıdır; herhangi bir şeyin bilinçli olması değildir. just açıklamayı basit ve gündelik hâle getirir. Etkileşim azlığı, malzeme bu molekülleri öylece geçip gidiyormuş gibi sunulur; bu, hiçbir etkileşimin kesinlikle olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilim açıklamasında ignore the water and fat and protein molecules ne anlama geliyor?

  1. Moleküller malzemenin yakınında artık var olmaz.
  2. Malzeme bilinçli olarak bu moleküllere bakmamaya karar verir.
  3. Malzeme ile bu moleküller arasında çok az etkileşim vardır.
Cevabı göster

Malzeme ile bu moleküller arasında çok az etkileşim vardır.

in the eggs.

2:57

yani yumurtanın içindekileri öylece görmezden gelir.

Without those interactions, Anlatım akışı

2:59

Bu etkileşimler olmadan,

Anlatım akışı

Without those interactions: eksik koşulu sonuçtan önce belirtmek

Without those interactions, eksik bir koşulu belirten ve cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir. Virgül, dinleyiciyi sonucu veren ana cümleye hazırlar: X olmadan Y olur. Those, daha önce sözü edilen interactions ifadesine gönderme yapar; burada önceki açıklamadaki moleküller arası etkileşimleri anlatır. Bu gönderme, tüm tanımı tekrarlamadan sonucu önceki bilgiye bağlar.

Alıştırma

Cümle başındaki Without those interactions bilgiyi nasıl düzenler?

  1. Aynı anda gerçekleşen birkaç etkileşimi sıralar.
  2. Konuyu tamamen ilgisiz bir şeye değiştirir.
  3. Ana cümle sonucu vermeden önce eksik bir koşulu belirtir.
Cevabı göster

Ana cümle sonucu vermeden önce eksik bir koşulu belirtir.

the food just slides around without sticking. Kalıp ifadeler

3:00

yiyecekler sadece kayar ve yapışmaz.

Kalıp ifadeler

slides around without sticking: yapışmadan serbestçe kaymak

slides around, bir şeyin bir yüzey üzerinde kolayca kayarak o alan içinde konum değiştirmesi demektir. Buradaki around, yüzey üzerindeki hareketi anlatır; her yere gitmek anlamına gelmez. without sticking, kayma sırasında yapışmanın gerçekleşmediğini söyler. Yeniden kullanılabilen fiil + without + fiil-ing kalıbı, bir eylem olurken başka bir eylemin ya da sorunun gerçekleşmediğini gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi yüzeyde hareket etmek ve yapışmamak anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: On the nonstick tray, the cookie ____.

Cevabı göster

slides around without sticking

You might wonder if it's safe to cook in a PTFE-coated pan. Anlatım akışı

3:03

PTFE kaplı bir tavada yemek pişirmenin güvenli olup olmadığını merak edebilirsiniz.

Anlatım akışı

You might wonder if ... ile bir soruyu önceden gündeme getirmek

Bu cümlede You might wonder if ..., dinleyicinin aklına gelebilecek evet-hayır türünde bir soruyu önceden dile getirir. Konuşmacı yanıtı vermeden önce soruyu ortaya koyarak açıklamanın akışını düzenler. Might bu öngörüyü yumuşatır: konuşmacı herkesin aynı şeyi düşündüğünü iddia etmeden bunun dinleyicinin aklında olabileceğini söyler. Buradaki if, wonder fiilinin içeriğini verir ve dolaylı olarak “olup olmadığını” anlamına gelir; koşul bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicinin sorabileceği bir soruyu önceden dile getirmek için hedef geçiş ifadesini kullanıyor?

  1. The new bus definitely runs on electricity.
  2. Let me explain why the new bus runs on electricity.
  3. You might wonder if the new bus runs on electricity.
Cevabı göster

You might wonder if the new bus runs on electricity.

The answer is yes,

3:07

Cevap evet,

if you're careful. Dilbilgisi

3:08

dikkatli olursanız.

Dilbilgisi

if you're careful: yes yanıtını sınırlayan koşul

Bu cümlede if you're careful, yes yanıtına bağlı bir koşuldur. Yanıt yalnızca bu koşul sağlandığında olumludur; dolayısıyla yes koşulsuz bir garanti değildir. Burada if, “olup olmadığı” anlamına değil, “... olması koşuluyla” anlamına gelir. Koşulu kısa yanıttan sonra vermek, konuşmacının önce sonucu söyleyip ardından önemli bir sınırlama eklemesini sağlar.

Alıştırma

Değerlendirme: “The answer is yes, if you're careful,” cümlesindeki yes hiçbir koşul olmadan geçerlidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

PTFE is stable at moderate temperatures, Kelime

3:10

PTFE, yumurta veya balık pişirirken kullandığınız gibi

Kelime

PTFE orta düzey sıcaklıklarda kararlıdır

Bu malzeme bağlamında stable, PTFE'nin belirtilen koşul altında önemli bir kimyasal veya fiziksel değişime kolayca uğramaması anlamına gelir. at moderate temperatures ifadesi, bu açıklamanın geçerli olduğu sıcaklık koşulunu belirtir. Moderate sabit bir sayı değil, göreceli bir ifadedir: bu kullanım için yüksek sayılmayan sıcaklıkları anlatır. Bu ifade tek başına kesin bir güvenlik sınırı belirlemez.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede "stable at moderate temperatures" ne anlama geliyor?

  1. PTFE bir pişirme yüzeyinin üzerinde dengede durur.
  2. PTFE bu sıcaklık aralığında önemli özelliklerini kolayca değişmeden korur.
  3. PTFE olası her sıcaklıkta güvenli ve değişmeden kalır.
Cevabı göster

PTFE bu sıcaklık aralığında önemli özelliklerini kolayca değişmeden korur.

like you'd use to cook eggs or fish. Dilbilgisi

3:13

orta sıcaklıklarda stabildir.

Dilbilgisi

like you'd use to cook eggs or fish: tanıdık bir örnek verme

Burada like, hemen önce sözü edilen moderate temperatures için tanıdık bir örnek verir: bir kişinin yumurta veya balık pişirmek için kullanacağı türden bir ısı. Buradaki like, “hoşlanmak” değil, “örneğin şu türden” anlamına gelir. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Would geçmişteki bir olayı değil, tipik veya varsayımsal bir durumu anlatır. Use fiilinin nesnesi olan “bu sıcaklıklar” önceki bölümden anlaşıldığı için söylenmemiştir.

Alıştırma

"like you'd use to cook eggs or fish" ifadesinin cümledeki görevi nedir?

  1. Söz edilen orta düzey sıcaklıklar için tanıdık bir örnek verir.
  2. Bu sıcaklıkların yalnızca geçmişte kullanıldığını söyler.
  3. Dinleyicinin yumurta veya balık pişirmekten hoşlandığını söyler.
Cevabı göster

Söz edilen orta düzey sıcaklıklar için tanıdık bir örnek verir.

But above 500 degrees Fahrenheit, Kelime

3:16

Ancak 500 derece Fahrenheit'ın üzerinde,

it starts to degrade, Kelime

3:18

bozulmaya başlar,

Kelime

above 500 degrees Fahrenheit: sıcaklık eşiğini aşmak

Above + sayı, “o sayıdan daha büyük” demektir. Burada above 500 degrees Fahrenheit bir sıcaklık eşiği belirler: koşul, sıcaklık tam 500 °F olduğunda değil, 500 °F'nin üstüne çıktığında geçerlidir. Ana cümleden önce gelen bu ifade önce koşulu verir, ardından eşik aşıldığında ne olduğunu söyler. Above sözcüğünün bu sayısal kullanımı yaş, fiyat, hız ve miktarlar için de geçerlidir; fiziksel olarak üstte olmayı anlatmaz.

Alıştırma

above 500 degrees Fahrenheit hangi sıcaklık aralığını anlatır?

  1. 500 °F'yi aşmayan sıcaklıklar
  2. Yalnızca tam olarak 500 °F
  3. Tam olarak 500 °F hariç, 500 °F'den yüksek sıcaklıklar
Cevabı göster

Tam olarak 500 °F hariç, 500 °F'den yüksek sıcaklıklar

Kelime

starts to degrade: bozulmaya başlamak

Malzeme veya bilim bağlamında degrade, zamanla parçalanmak, bozulmak ya da yararlı özelliklerini kaybetmek demektir. Starts to degrade bu sürecin başlangıcını belirtir; malzemenin anında yok olduğu veya zaten tamamen bozulduğu anlamına gelmez. Burada degrade geçişsizdir: malzemenin kendisi değişir. Bu kullanım, bir kişiye daha az değerliymiş gibi davranmak veya onu öyle tanımlamak anlamındaki degrade someone ifadesinden farklıdır.

Alıştırma

Malzeme bilimi bağlamında starts to degrade ne anlama gelir?

  1. Birine hakaret etmeye veya onu aşağılamaya başlar.
  2. Parçalanmaya veya özgün özelliklerini kaybetmeye başlar.
  3. Bir anda tamamen yok olur.
Cevabı göster

Parçalanmaya veya özgün özelliklerini kaybetmeye başlar.

and heating it further Dilbilgisi

3:19

ve onu daha fazla ısıtmak

releases fumes that can make you feel sick. Dilbilgisi

3:21

sizi hasta hissettirecek dumanlar çıkarır.

Dilbilgisi

heating it further releases fumes: özne görevinde bir -ing yan cümleciği

Heating it further, özne görevinde kullanılan bir -ing yan cümleciğidir ve ona daha fazla ısı uygulama eylemini adlandırır. Ana fiil releases, nesnesi ise fumes sözcüğüdür. Özne bütünü tek bir eylem olarak görüldüğü için fiil tekil biçimde kullanılır: releases. Bir -ing yan cümleciği, hangi eylemin bir sonuca yol açtığını göstermek için ana fiilden önce kullanılabilir. Burada heating, be fiilinin herhangi bir biçimiyle birlikte olmadığı için sürekli zamanın parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sonucu bildiren -ing yan cümleciğini özne olarak doğru kullanır?

  1. Leaving the refrigerator door open waste energy.
  2. Leave the refrigerator door open wastes energy.
  3. Leaving the refrigerator door open wastes energy.
Cevabı göster

Leaving the refrigerator door open wastes energy.

Dilbilgisi

that can make you feel sick: make içeren bir ilgi yan cümleciği

That can make you feel sick, fumes sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. That, fumes sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle yan cümlecik dumanların ne yapabileceğini açıklar, heating sözcüğüne gönderme yapmaz. İlgi yan cümleciğinin içinde make, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler: make you feel. Sick, feel fiilinden sonra gelen ve genellikle genel rahatsızlık ya da mide bulantısı gibi fiziksel bir durumu anlatan sıfattır. can make you feel sick bütünü “kendini kötü hissetmene neden olabilir” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle dumanları bir ilgi yan cümleciği ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısıyla doğru biçimde anlatır?

  1. The fumes that can make you feeling dizzy are dangerous.
  2. The fumes that can make you feel dizzy are dangerous.
  3. The fumes that can make you to feel dizzy are dangerous.
Cevabı göster

The fumes that can make you feel dizzy are dangerous.

An empty pan can reach 500 degrees fast Kalıp ifadeler

3:23

Boş bir tava, yüksek ateşte hızla 500 dereceye ulaşabilir,

over high heat,

3:26

harlı ateşte,

Kalıp ifadeler

reach 500 degrees ... over high heat: yüksek ateşte bir değere ulaşmak

Reach, doğrudan bir sayı alarak “o değere veya düzeye ulaşmak” anlamına gelebilir: reach 500 degrees. Sayının önüne to eklenmez. Can bu sıcaklığı olası bir sonuç olarak sunar; fast ise değişimin hızlı olduğunu belirtir. Yemek pişirme bağlamında over high heat, tavanın güçlü bir ısı kaynağının üzerinde ısıtılması anlamına gelir ve doğal olarak “yüksek ateşte” diye ifade edilir. Buradaki over, bir şeyin ısının üzerini örttüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Sayısal bir değerden önce reach sözcüğünü doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The oven can reach 250 degrees in ten minutes.
  2. The oven can arrive 250 degrees in ten minutes.
  3. The oven can reach to 250 degrees in ten minutes.
Cevabı göster

The oven can reach 250 degrees in ten minutes.

but most kitchens are ventilated well enough to dissipate the fumes. Dilbilgisi

3:27

ancak çoğu mutfak dumanı dağıtacak kadar iyi havalandırılmıştır.

Dilbilgisi

ventilated well enough to dissipate the fumes: dumanı dağıtacak kadar iyi havalandırılmış

Well enough to + fiilin yalın hâli, yeterli bir dereceyi bu derecenin mümkün kıldığı sonuca bağlar. are ventilated well enough to dissipate the fumes ifadesinde enough, well sözcüğünden sonra gelir; to dissipate ise yeterli havalandırmanın mümkün kıldığı sonucu belirtir. Dissipate the fumes, dumanı dağıtarak yoğunluğunu azaltmak ve ortamdan uzaklaştırmak anlamına gelir. Bu ifade, soyut bir düşüncenin basitçe yok olmasını değil, fiziksel bir süreci anlatır.

Alıştırma

Cümleyi well enough to kullanarak tamamlayın: The filter works ____ remove fine dust.

Cevabı göster

well enough to

People used to also think that accidentally consuming PTFE Dilbilgisi

3:31

İnsanlar eskiden kazara PTFE tüketmenin de,

that flaked off a scratched pan was bad for you. Öbek fiiller

3:35

yani çizilmiş bir tavadan dökülen parçaların, sağlığa zararlı olduğunu düşünürdü.

Dilbilgisi

People used to also think: geçmişteki bir inanç için used to

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve çoğu zaman bunun artık geçerli olmadığını düşündürür. Burada used to think, sonraki düşüncenin insanların geçmişte inandığı bir görüş olduğunu, bugün mutlaka hâlâ inanmadıklarını gösterir. Also, bu görüşü daha önce konuşulan diğer eski görüşlere ekler.

Alıştırma

“People used to think the map was accurate” cümlesinde “used to think” neyi gösterir?

  1. Harita düşünme aracı olarak kullanılır.
  2. İnsanlar harita hakkında düşünmeye alışkındır.
  3. Bu, geçmişte inanılan ve artık inanılmıyor olabilecek bir görüştü.
Cevabı göster

Bu, geçmişte inanılan ve artık inanılmıyor olabilecek bir görüştü.

Öbek fiiller

flaked off a scratched pan: küçük parçalar hâlinde yüzeyden ayrılmak

Flaked off, bir maddenin yüzeyden küçük ve ince parçalar hâlinde ayrıldığını anlatır. Bu ifadede madde, çizilmiş bir tavanın yüzeyinden ayrılmıştır. Off, yüzeyden ayrılma anlamını taşır. Flake tek başına pul veya ince parçalar oluşmasını anlatabilir; flake off ise bu parçaların yüzeyden koptuğunu açıkça belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yüzeydeki bir katmanın küçük parçalar hâlinde kopmasını anlatır?

  1. The whole shelf fell off the wall.
  2. Dry paint began to flake off the window frame.
  3. Sam lifted the lid off the box.
Cevabı göster

Dry paint began to flake off the window frame.

But the current consensus is that it's harmless. Kelime

3:38

Ancak mevcut fikir birliği zararsız olduğu yönündedir.

Kelime

the current consensus is that...: mevcut ortak görüşü aktarmak

The current consensus is that... çoğunlukla uzmanlardan veya araştırmacılardan oluşan bir grubun şu anda genel olarak doğru kabul ettiği sonucu aktarır. Buradaki ortak sonuç, onun zararsız olduğudur; consensus tek bir kişinin görüşü değildir. Current, sonucun geçici olduğunu gösterir: şu anda mevcut olan kanıtları yansıtır ve yeni kanıtlarla değişebilir. That ile başlayan yan cümle, ortak görüşün içeriğini belirtir.

Alıştırma

Birkaç araştırmacı, şu anda mevcut olan kanıtlara dayanarak bir tedavinin genel olarak güvenli olduğu konusunda hemfikir. Bu durumu en iyi hangi cümle aktarır?

  1. One researcher believes that the treatment is generally safe.
  2. My opinion is that the treatment is generally safe.
  3. The current consensus is that the treatment is generally safe.
Cevabı göster

The current consensus is that the treatment is generally safe.

Because PTFE doesn't interact with other chemicals very well, Dilbilgisi

3:41

PTFE diğer kimyasallarla çok iyi etkileşime girmediği için,

Dilbilgisi

Because + cümlecik: sonuçtan önce nedeni belirtmek

Because bir neden yan cümlesi başlatır. Burada PTFE doesn't interact with other chemicals very well nedeni verir ve dinleyeni sonuç ya da çıkarımı içeren ana cümleye hazırlar. Bu örnekte Because sözcüğünden sonra kendi öznesi PTFE ve fiili doesn't interact olan tam bir cümlecik gelir. Because yan cümlesinden sonraki virgül, cümlenin henüz bitmediğini gösterir; ana cümleyi bulmak için dinlemeye veya okumaya devam etmek gerekir.

Alıştırma

Because veya because of ile tamamlayın: ____ the material is stable, it does not break down easily.

Cevabı göster

Because

it isn't thought to break down inside your body. Dilbilgisi

3:45

vücudunuzun içinde parçalanmadığı düşünülmektedir.

Dilbilgisi

isn't thought to break down: temkinli edilgen aktarım

be thought to + fiilin yalın hâli, bu görüşü kimin savunduğunu belirtmeden bir düşünceyi aktarır. it isn't thought to break down ifadesindeki olumsuz biçim, “genel olarak parçalanmadığı düşünülüyor” anlamına gelir. Böylece iddia mutlak bir gerçek gibi sunulmak yerine temkinli ve kişiden bağımsız bir şekilde aktarılır. Buradaki break down, vücudun içinde “daha basit maddelere ayrışmak” anlamındadır. Bu anlam madde ve vücut bağlamından gelir; makinenin bozulması ya da duygusal olarak çökmek kastedilmez.

Alıştırma

Hangi cümle temkinli bir genel görüşü ifade etmek için edilgen aktarım yapısını doğru kullanır?

  1. The material doesn't thought to break down in the stomach.
  2. The material isn't thought to break down in the stomach.
  3. The material isn't thought breaking down in the stomach.
Cevabı göster

The material isn't thought to break down in the stomach.

Whether it's safe to manufacture Teflon is another story. Deyimler

3:47

Teflon üretmenin güvenli olup olmadığı ise başka bir hikaye.

Deyimler

is another story: ayrı bir mesele

be another story deyimi, “cevabı farklı veya daha karmaşık olabilecek ayrı bir konu olmak” anlamına gelir. Bu cümlede whether yan cümlesi öznedir: Teflon üretmenin güvenliği ayrı olarak değerlendirilmelidir. Bu ifade tartışmada bir yön değişikliğini belirtir. Gerçek anlamda yeni bir hikâye başlayacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “daha zor olabilecek ayrı bir meseledir” anlamındaki deyimle tamamlayın: Booking the trip is easy, but paying for it ____.

Cevabı göster

is another story

DuPont and its spin-off company, Chemours, Kelime

3:51

DuPont ve onun yan şirketi olan Chemours,

now face lawsuits worth millions of dollars. Kelime

3:54

şimdi milyonlarca dolar değerinde davalarla karşı karşıya.

Kelime

its spin-off company, Chemours: bölünmeyle kurulan Chemours şirketi

Spin-off company, mevcut bir şirketin bir bölümünün ayrılıp kendi başına bir şirket hâline gelmesiyle kurulan işletmedir. Burada its, DuPont'a gönderme yapar; dolayısıyla Chemours, DuPont'tan ayrılarak oluşan bir şirket olarak tanımlanır. İngilizce cümlede Chemours iki virgül arasında açıklayıcı bir eş görevli ifade olarak yer alır ve spin-off company'nin adını verir. Buradaki spin-off bir iş dünyası terimidir; gerçek anlamda dönmek demek değildir.

Alıştırma

Büyük bir şirketin yazılım bölümü ayrılarak bağımsız bir işletme oluyor. Yeni işletmeyi en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. A parent company
  2. A branch office
  3. A spin-off company
Cevabı göster

A spin-off company

Kelime

face lawsuits worth millions of dollars: milyonlarca dolarlık davalarla karşı karşıya olmak

Burada face, 'bir durumla karşı karşıya kalmak ve onunla uğraşmak zorunda olmak' anlamına gelir. Özneden sonra face fiili ve onun doğrudan nesnesi lawsuits gelir; now ise durumun haberin verildiği anda geçerli olduğunu gösterir. Worth millions of dollars, lawsuits sözcüğünden sonra gelerek hukuki taleplerin mali büyüklüğünü belirtir. Bir nesnenin fiziksel değerini değil, ne kadar paranın söz konusu olduğunu anlatır.

Alıştırma

Üç sözcüklü face + lawsuits + worth kalıbıyla haber üslubundaki cümleyi tamamlayın ve face fiilini özneye uygun biçime getirin: The company now ____ several million dollars.

Cevabı göster

faces lawsuits worth

They've been accused of polluting the environment Kalıp ifadeler

3:57

Çevreyi kirletmekle suçlanıyorlar

Kalıp ifadeler

They've been accused of polluting: present perfect edilgende be accused of + -ing

They've, They have ifadesinin kısaltmasıdır. Have been accused, present perfect edilgen yapıdır: biri onları suçlamıştır, ancak suçlamayı kimin yaptığı belirtilmez. Present perfect, bu suçlamayı şu anda hâlâ ilgili olan bir bilgi olarak sunar. Etken kalıp accuse someone of + isim veya -ing biçimidir. Edilgen yapıda someone has/have been accused of doing something olur; bu nedenle of sonrasında polluting gelir. Bir suçlama, yanlış bir davranışta bulunulduğu iddiasıdır; suçluluğun kanıtı değildir.

Alıştırma

Cümleyi accuse fiilinin present perfect edilgen biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The factory has ____ dumping waste into the river.

Cevabı göster

been accused of

for decades

3:59

onlarca yıldır

and exposing employees and local communities Kalıp ifadeler

4:00

ve çalışanları ile yerel halkı,

to health risks

4:02

PFOA adı verilen toksik bir kimyasalla ilişkili

Kalıp ifadeler

exposing ... to health risks: expose someone to something yapısı

Expose someone or something to something, bir kişiyi veya şeyi bir etki, koşul ya da tehlikeyle temas hâline getirmek demektir. Burada employees and local communities etkilenen gruplardır; health risks ise savunmasız bırakıldıkları tehlikeyi belirtir. Expose bu yapıda gizli bir şeyi ortaya çıkarmak anlamına gelmez. Exposing, accused of sonrasında polluting ile eş görevli olduğu için -ing biçimindedir: they have been accused of polluting ... and exposing ....

Alıştırma

Cümleyi expose ... to ... yapısıyla tamamlayın: A security flaw can ____ users ____ identity theft.

Cevabı göster

expose · to

associated with a toxic chemical called PFOA. Kalıp ifadeler

4:03

sağlık risklerine maruz bırakmakla suçlanıyorlar.

Kalıp ifadeler

associated with ... called PFOA: bir bağlantı bildirmek

Associated with, bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak anlamına gelir. health risks associated with a toxic chemical gibi daha uzun bir isim grubunda associated with a toxic chemical, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: health risks that are associated with a toxic chemical. Önceki ismi kimyasal maddeye bağlar. Called PFOA, kimyasal maddenin adını belirtir: a toxic chemical called PFOA, a toxic chemical that is called PFOA ile aynı anlama gelir. Bu ifade bir ilişki bildirir; associated with tek başına kimyasalın riske neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir araştırma, bir durum ile kötü uyku arasında bağlantı buldu ancak neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru aktarır?

  1. The condition is associated with poor sleep.
  2. The condition causes poor sleep.
  3. The condition is caused by poor sleep.
Cevabı göster

The condition is associated with poor sleep.

That chemical was involved in manufacturing Teflon. Kalıp ifadeler

4:07

Bu kimyasal Teflon üretimine dahil oluyordu.

Kalıp ifadeler

was involved in manufacturing: bir süreçte rol sahibi olmak

Be involved in + bir isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte ya da süreçte rol sahibi olmak anlamına gelir. Buradaki in bir edattır; bu yüzden manufacture, manufacturing biçimine dönüşür. Özne bir kimyasal olduğu için was involved in manufacturing, kimyasalın üretim sürecinde bir rolü olduğu anlamına gelir. Kimyasalın bilinçli veya kasıtlı biçimde hareket ettiğini göstermez.

Alıştırma

Cümleyi be involved in + V-ing kullanarak tamamlayın: The lab was ____ testing the new material.

Cevabı göster

involved in

As for John Gotti, Anlatım akışı

4:11

John Gotti'ye gelince,

Anlatım akışı

As for John Gotti: önceki bir konuya dönmek

As for + isim öbeği, sırada konuşulacak kişiyi veya şeyi tanıtır. Burada As for John Gotti, başka bir konudan sonra odağı yeniden John Gotti'ye getirir. Bu ifade bilgiyi düzenler; bir neden bildirmez. “Şimdi John Gotti'ye gelirsek” şeklinde anlaşılmalıdır, “John Gotti yüzünden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir neden bildirmek veya yalnızca bilgi eklemek yerine, üzerinde anlaşılan fiyattan teslimat tarihine geçmek için konu belirten bir ifade kullanıyor?

  1. We have agreed on the price because the delivery date is flexible.
  2. We have agreed on the price, and the delivery date is written in the contract.
  3. We have agreed on the price. As for the delivery date, we'll confirm it tomorrow.
Cevabı göster

We have agreed on the price. As for the delivery date, we'll confirm it tomorrow.

in 1992,

4:12

1992 yılında,

the mob boss was finally convicted of five counts of murder, Kelime

4:14

mafya patronu nihayet diğer suçlamaların yanı sıra

Kelime

finally convicted of five counts of murder: suçluluk hükmü ve hukukta suç kalemleri

Be convicted of a crime, bir mahkemenin kişiyi o suçtan dolayı suçlu bulduğu anlamına gelir. Edilgen yapı kişi + be convicted of + suç şeklindedir. Finally, mahkûmiyetin uzun veya zorlu bir sürecin ardından sonunda ortaya çıkan sonuç olduğunu belirtir. Hukuk İngilizcesinde a count, bir davada ayrı olarak listelenen bir suç kalemidir. Five counts of murder, beş ayrı cinayet suçu anlamına gelir; sıradan anlamıyla sayma eylemi değildir.

Alıştırma

Mahkeme Elena'yı ayrı ayrı listelenmiş üç dolandırıcılık suçundan zaten suçlu buldu. Hangi cümle bunu doğru biçimde ifade eder?

  1. Elena was convicted of three counts of fraud.
  2. Elena was charged with three counts of fraud.
  3. Elena was accused of three counts of fraud.
Cevabı göster

Elena was convicted of three counts of fraud.

among other charges. Kalıp ifadeler

4:17

beş cinayetten suçlu bulundu.

Kalıp ifadeler

Among other charges: suçlama listesinin tamamlanmadığını belirtmek

Among other charges, daha önce belirtilen suçlamaların bütün listenin yalnızca bir parçası olduğunu; burada sıralanmayan başka suçlamaların da bulunduğunu gösterir. Buradaki among, bir öğenin daha büyük bir gruba ait olduğunu belirtir. İnsanların veya nesnelerin fiziksel olarak ortasında bulunmayı anlatmaz. Bu ifade, haberlerde veya hukuk metinlerinde tüm listeyi vermeden önemli suçlamalardan söz etmeyi sağlar.

Alıştırma

Dolandırıcılığın iddianamedeki birkaç suçlamadan biri olduğunu doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. The indictment placed the fraud charge among a group of people.
  2. The indictment included fraud, among other charges.
  3. The indictment included fraud and no other charges.
Cevabı göster

The indictment included fraud, among other charges.

That prompted the head of the FBI office in New York City to announce, Kalıp ifadeler

4:19

Bu, New York City'deki FBI ofisi başkanının şunu duyurmasına yol açtı:

Kalıp ifadeler

Prompted ... to announce: resmî bir tepkiye yol açmak

Burada That, hemen önce belirtilen olay veya gerçeğe gönderme yapar. Prompted, bu durumun FBI ofisinin başkanını bir açıklamayla karşılık vermeye yönelttiğini belirtir; bir emir veya zorlama olması şart değildir, tetikleyici bir neden anlatılır. Yapı prompt + kişi veya kurum + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. prompt sonrasındaki isim kimin harekete geçtiğini, to ile başlayan mastar yapısı ise eylemi gösterir: prompted the head ... to announce.

Alıştırma

Cümleyi prompt fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The safety report ____ the company to inspect every machine.

Cevabı göster

prompted

"The Teflon is gone. Deyimler

4:22

"Teflon gitti.

Deyimler

The Teflon is gone: “Teflon Don” imgesinin sonu

Teflon yapışmaz bir malzemedir ve burada John Gotti’nin “the Teflon Don” lakabını da hatırlatır. Bu lakap onu, cezai suçlamaların kendisine “yapışmadığı” biri olarak gösteriyordu. “The Teflon is gone”, bu dokunulmazlık görüntüsünün sona erdiğini, artık sonuçlardan eskisi gibi kaçamayacağını söyler. Bu bir kelime oyunudur; bir Teflon parçasının gerçekten kaybolduğu haberi değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda The Teflon is gone neyi ima ediyor?

  1. Mahkûmiyetten kaçınmasıyla ilgili ünü sona ermiştir.
  2. Bütün yapışmaz ürünler yasaklanmıştır.
  3. Yapışmaz malzemeden bir eşya gerçekten kaybolmuştur.
Cevabı göster

Mahkûmiyetten kaçınmasıyla ilgili ünü sona ermiştir.

The Don is covered in Velcro and all the charges stuck." Deyimler

4:24

Don'un üzeri Velcro ile kaplı ve tüm suçlamalar yapıştı."

Deyimler

The Don is covered in Velcro: yapışmaz imgesini tersine çevirmek

“The Don”, Gotti’yi bir suç örgütü lideri olarak ifade eder. Velcro, iki yüzeyin birbirine tutunmasını sağlayan cırt cırt banttır; bu nedenle covered in Velcro onu, nesnelerin kolayca yapışabileceği bir yüzey gibi gösterir. Bu benzetme önceki Teflon imgesini tersine çevirir: suçlamalar kayıp gitmek yerine artık hukuki sonuçlarla birlikte ona yapışır. Bu, kıyafetlerinin gerçek anlamda betimlenmesi değildir.

Alıştırma

The Don is covered in Velcro benzetmesi burada neyi anlatıyor?

  1. Bağlantı elemanları üreten bir şirkette çalışıyor.
  2. Gerçekten cırt cırt bantla kaplı kıyafetler giyiyor.
  3. Suçlamalar ve hukuki sonuçlar artık ona yapışabilir.
Cevabı göster

Suçlamalar ve hukuki sonuçlar artık ona yapışabilir.

Deyimler

all the charges stuck: hukuki ve fiziksel anlamlı bir kelime oyunu

Bu cümlede charges, suçla ilgili resmî ithamlar anlamına gelir; stuck ise stick fiilinin geçmiş zaman biçimidir. a charge sticks dendiğinde, ithamın itirazlara rağmen ayakta kaldığı ya da bir kişiye karşı etkili olmaya yetecek kadar güçlü kabul edildiği anlatılır; ifade tek başına kesin bir yargı sonucunu belirtmez. Bu söz öbeği stick fiilinin yapışık kalmak şeklindeki fiziksel anlamını da etkinleştirir. İki anlamın aynı anda kullanılması kapanıştaki kelime oyununu yaratır: suçlamalar, yapışkan bir şeyin fiziksel olarak tutunması gibi kişiye mecazen yapışır.

Alıştırma

Burada all the charges stuck ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Her bir hukuki suçlama o kişiye karşı etkili olmaya devam etti.
  2. Her bir elektrik yükü aynı yerde kaldı.
  3. Her bir ücret bir yüzeye yapıştı.
Cevabı göster

Her bir hukuki suçlama o kişiye karşı etkili olmaya devam etti.