Neden hiçbir şey teflona yapışmaz? - Ashwini Bharathula: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, yaygın olarak Teflon markasıyla bilinen PTFE’nin nasıl keşfedildiğini, moleküler yapısının malzemeyi neden kaygan ve kimyasal tepkimelere dirençli yaptığını, üreticilerin onu pişirme kaplarına nasıl tutturduğunu ve normal pişirme koşullarının genellikle güvenli olmasına karşın aşırı ısı ile üretim kaynaklı kirliliğin neden ayrı sorunlar oluşturduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stumbled upon accidentally — Öbek fiiller: stumbled upon ifadesini sözcüğü sözcüğüne “takılıp düşmek” şeklinde değil, “tesadüfen keşfetmek” anlamında tanımayı ve Roy Plunkett’ın laboratuvardaki plansız keşfini anlatırken doğal biçimde kullanmayı öğrenin. 2. if you're careful. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if yan cümlesinin önceki evet yanıtını nasıl koşula bağladığını anlayın: PTFE kaplı pişirme araçları orta sıcaklıklarda güvenli kabul edilir, ancak bu sonuç boş bir tavanın aşırı ısıtılmamasına bağlıdır. 3. all the charges stuck." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Sondaki kelime oyununu anlayın; stuck, cezai suçlamaların sonunda sonuç verdiğini belirtirken Teflon’un yapışmaz özelliğini ve John Gotti’nin eski lakabı the Teflon Don’u da hatırlatır.
Bu derste
Nothing stuck to mafia boss John Gotti, Deyimler
0:08Mafya patronu John Gotti'ye hiçbir suçlama yapışmıyordu,
Nothing stuck to: suçlamalar tutmadığında
Bu cümlede Nothing stuck to John Gotti, ona yöneltilen suçlamaların veya ceza davalarındaki ithamların geçerlilik kazanmadığı ve hukuki sonuç doğurmadığı anlamına gelir. Stuck burada mecazidir: suçlamalar, bir kişinin üzerinde kalamayan nesneler gibi düşünülür. Daha genel olarak bir suçlama, itham, sorumluluk veya zarar verici etiket sticks denildiğinde, insanların onu geçerli kabul ettiği ya da onun kişiyi etkilemeye devam ettiği anlatılır. Does not stick ise suçlamanın tutmadığını veya kalıcı sonuç doğurmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede stick to, suçlamaların bir kişi hakkında geçerlilik kazanmadığını anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The allegations never glued the senator.
- The senator never stuck to the allegations.
- The allegations never stuck to the senator.
Cevabı göster
The allegations never stuck to the senator.
who evaded justice for years by bribing and threatening jurors and witnesses. Notlar
0:11jüri üyelerine ve tanıklara rüşvet vererek ve onları tehdit ederek yıllarca adaletten kaçtı.
evaded justice: hukuki hesap vermekten kaçmak
Evaded justice, birinin hukuk sistemi tarafından yakalanmaktan, yargılanmaktan, mahkûm edilmekten veya cezalandırılmaktan başarıyla kaçındığı anlamına gelir. Burada justice genel adalet fikrini değil, hukuk önünde hesap vermeyi ifade eder. Evade, günlük dildeki avoid fiilinden daha resmîdir ve çoğu zaman kasıtlı veya ustaca bir kaçışı ima eder. Bu ifade suç ve hukuk haberlerinde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, hukuki hesap vermekten kaçınan biriyle ilgili resmî bir habere en uygundur?
- The suspect avoided fairness for more than ten years.
- The suspect escaped honesty for more than ten years.
- The suspect evaded justice for more than ten years.
Cevabı göster
The suspect evaded justice for more than ten years.
by bribing and threatening...: by + -ing ile yöntemi belirtme
By + -ing biçimi, bir eylemin ya da sonucun hangi yöntemle gerçekleştiğini gösterir. Burada by bribing and threatening jurors and witnesses, onun adaletten nasıl kaçtığını açıklar. Bu yapıda by bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiiller -ing biçimini alır. Bribing ile threatening, and ile bağlanan paralel iki eylemdir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by ve check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can avoid mistakes ____ the dates carefully.
Cevabı göster
by checking
after one of the slipperiest materials on earth.
0:18adını dünyanın en kaygan malzemelerinden birinden almıştı.
earned him the name...: bir nedenin kişiye unvan kazandırması
earn someone the name/title... yapısında özne, kişinin bir ad ya da unvan almasına yol açan eylem, özellik veya olaydır. Burada That neden, him adı alan kişi, the Teflon Don ise addır. Buradaki earn, ‘para kazanmak’ anlamına gelmez. ‘Birinin yaptıkları ya da nasıl biri hâline geldiği sonucunda kazanmak’ anlamındadır. Ortaya çıkan ad övgü, eleştiri veya yalnızca betimleme içerebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, kişinin eylemlerinin bir unvan almasını sağladığını göstermek için earn + kişi + unvan yapısını kullanır?
- Her fearless reporting earned her the title Journalist of the Year.
- She worked as a journalist throughout the year.
- The judges called her Journalist of the Year after reading her reports.
Cevabı göster
Her fearless reporting earned her the title Journalist of the Year.
the Teflon Don: Teflon'un yapışmaz özelliğine dayanan bir lakap
the Teflon Don, medyanın John Gotti için kullandığı bir lakaptı. Teflon yapışmaz özelliğiyle bilinir; bu nedenle lakap, suçlamaların ona yapışmıyor ve mahkûmiyetle sonuçlanmıyor gibi görünmesini anlatır. Mafyayla ilgili dilde don, güçlü bir patron veya lider demektir. Burada Don lakabın bir parçasıdır; Gotti'nin adı ya da soyadı değildir.
Alıştırma
the Teflon Don lakabının temel anlamı nedir?
- Mahkûmiyetten kurtulmasını Teflon'un yapışmaz özelliğine benzetir.
- Yapışmaz mutfak eşyaları ürettiğini söyler.
- Teflon'un onun soyadı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Mahkûmiyetten kurtulmasını Teflon'un yapışmaz özelliğine benzetir.
Teflon was in the spacesuits the Apollo crew wore for the moon landing,
0:22Teflon, Apollo mürettebatının aya iniş için giydiği uzay giysilerinde,
in pipes and valves used in the Manhattan project,
0:26Manhattan projesinde kullanılan borular ve vanalarda,
and maybe in your kitchen as the nonstick coating on frying pans and cookie sheets. Kelime
0:29ve belki de mutfağınızdaki tavaların ve kurabiye tepsilerinin yapışmaz kaplamasında vardı.
the nonstick coating: yiyeceklerin yapışmasını önleyen yüzey katmanı
the nonstick coating, tencere, tava veya fırın tepsilerinin üzerindeki, yiyeceklerin yapışmasını önlemeye yardımcı olan ince katmandır. Coating temel isimdir; nonstick ise bu katmanın ne yaptığını açıklar. Nonstick burada tek kelime olarak yazılan birleşik bir sıfattır, olumsuz bir cümle değildir. Bu yapı ürün açıklamalarında ve bakım talimatlarında yaygındır: a nonstick coating, a nonstick pan.
Alıştırma
Bakım talimatını nonstick ve coating sözcükleriyle tamamlayın: Use a soft sponge to protect the ____.
Cevabı göster
nonstick coating
So what is ... and why ...?: gelecek açıklamayı önceden göstermek
Birbirine bağlı bu iki soru yalnızca bilgi istemez. So, önceki bir örneği ana açıklamaya bağlar; what is ... ve why ... ise konuşmacının açıklayacağı iki noktayı gösterir: malzemenin ne olduğunu ve nesnelerin ona neden yapışmadığını. Soruları en başta ortaya koyan bu düzen, bilimsel açıklamalarda yaygındır. Merak uyandırır ve dinleyiciye sırada ne olduğuna dair basit bir yol haritası verir.
Alıştırma
Birbirine bağlı bu iki sorunun temel görevi nedir?
- Açıklamanın ele alacağı iki konuyu önceden gösterir.
- Açıklama tamamlandıktan sonra son bir özet verir.
- Dinleyiciden iki malzeme arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster
Açıklamanın ele alacağı iki konuyu önceden gösterir.
a brand name for ...: marka adını adlandırdığı şeyle ilişkilendirmek
A is a brand name for B yapısında A ticari addır; B ise bu adın belirttiği ürün, madde veya ürün kategorisidir. Burada Teflon marka adıdır, polytetrafluoroethylene malzemenin kimyasal adıdır ve PTFE bunun kısaltmasıdır. for edatı, marka adını onun adlandırdığı şeyle ilişkilendirir. Markanın o malzemeye hizmet etme amacıyla var olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Ticari adı malzemeye bağlayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Teflon is ____ polytetrafluoroethylene.
Cevabı göster
a brand name for
It was stumbled upon accidentally in 1938 by a 27-year-old American chemist named Roy Plunkett, Öbek fiiller
0:451938'de Roy Plunkett adlı 27 yaşındaki Amerikalı bir kimyager tarafından tesadüfen keşfedildi,
stumbled upon accidentally: bir şeyi tesadüfen bulmak
Stumble upon something, bir şeyi aramayı planlamadan tesadüfen bulmak veya onunla karşılaşmak demektir. Burada fiziksel olarak tökezlemek anlamına gelmez. Cümlede was stumbled upon edilgen yapısı kullanıldığı için keşfedilen şey öznedir. Accidentally de aynı tesadüf anlamını güçlendirir; ikinci bir eylem belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun haritayı tesadüfen bulduğu anlamına gelir?
- Leo tripped over the map on the floor.
- Leo searched for the map all morning and finally located it.
- Leo stumbled upon the map while sorting old papers.
Cevabı göster
Leo stumbled upon the map while sorting old papers.
while he was trying to develop a non-toxic refrigerant fluid for DuPont, Notlar
0:52bir kimya şirketi olan DuPont için toksik olmayan bir soğutucu sıvı geliştirmeye çalışırken.
while he was trying to develop: devam eden bir arka plan eylemi
Burada while, ancak anlamına değil, …dığı sırada anlamına gelir. He was trying to develop... yan cümlesi, o anda zaten devam etmekte olan bir eylemi gösterir. While + geçmiş zamanın sürerlik biçimi, bir hikâyede arka planı sıkça kurar. Daha kısa veya beklenmedik bir olay, devam eden bu etkinlik sırasında gerçekleşebilir.
Alıştırma
Cümleyi test fiilinin geçmiş zaman sürerlik biçimiyle tamamlayın: While Nia ____ the robot, it suddenly stopped.
Cevabı göster
was testing
a non-toxic refrigerant fluid: isimden önce katmanlı niteleyiciler
a non-toxic refrigerant fluid ifadesinde ana isim fluid'dir; söz konusu şeyin ne olduğunu belirtir. Refrigerant, bunun nasıl bir akışkan olduğunu—bir soğutma sisteminde kullanılan akışkan olduğunu—gösterir; non-toxic ise güvenlikle ilgili bir özellik ekler. Teknik İngilizcede ana isimden önce sık sık birden fazla niteleyici kullanılır. Son isimden geriye doğru okuyun: bir fluid, daha özel olarak bir refrigerant fluid ve non-toxic olarak tanımlanmış bir akışkan. Burada refrigerant, bir soğutma maddesini belirtir; buzdolabını değil.
Alıştırma
Hangi ifade “soğutma amacıyla kullanılan ve zehirli olmadığı belirtilen bir akışkan” anlamına gelir?
- a non-toxic refrigerant fluid
- a non-toxic refrigerator
- a toxic cleaning fluid
Cevabı göster
a non-toxic refrigerant fluid
meaning it wouldn't react with other substances. Anlatım akışı
1:03yani diğer maddelerle reaksiyona girmiyordu.
chemically inert: kimyasal olarak kolayca tepkimeye girmeyen
Chemically inert, bir maddenin ilgili koşullar altında başka maddelerle kolayca kimyasal tepkimeye girmemesi demektir. Chemically bir zarftır ve inert sözcüğünün anlamını kimyasal davranışla sınırlar. Bu cümlede ifade, malzemenin kararlılığını açıklar. Burada inert, maddenin bir özelliğini anlatır; bir insanı tembel veya enerjisiz olarak nitelemez.
Alıştırma
Bir malzemenin teknik açıklamasında chemically inert ne anlama gelir?
- Enerjisi az olduğu için yavaş hareket eder.
- İlgili koşullar altında başka maddelerle kolayca tepkimeye girmez.
- Hiçbir kimyasal madde içermez.
Cevabı göster
İlgili koşullar altında başka maddelerle kolayca tepkimeye girmez.
meaning it wouldn't react with other substances: teknik bir terimi sade dille yeniden açıklamak
Virgülden sonra gelen meaning it wouldn't react with other substances bölümü, chemically inert ifadesini günlük dille yeniden açıklar. Buradaki meaning, mean fiilinin -ing biçimidir; “anlam” demek olan bir isim değildir. “Teknik terim ya da ifade + virgül + meaning + yan cümle” kalıbı hemen bir açıklama veya pratik sonuç ekler. Okurun zor bir ifadeyi gerçekte ne anlama geldiğiyle ilişkilendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Sade açıklamayı başlatmak için mean fiilinin -ing biçimini kullanın: The window is opaque, ____ you cannot see through it.
Cevabı göster
meaning
It also had an extremely low coefficient of friction, Kelime
1:06Ayrıca son derece düşük bir sürtünme katsayısına sahipti,
extremely low coefficient of friction: yüzeylerin ne kadar kolay kaydığı
Sürtünme katsayısı, birbirine temas eden iki yüzeyin birbirinin üzerinde kaymaya ne kadar güçlü şekilde direndiğini anlatan bir sayıdır. Son derece düşük bir sürtünme katsayısı, yüzeylerin kaymaya çok az direnç gösterdiği ve nesnelerin üzerlerinde daha kolay hareket edebildiği anlamına gelir. Bu isim öbeğinde coefficient ana isimdir. Low, coefficient sözcüğünü niteler; extremely ise low sözcüğünün derecesini güçlendirir. İfadenin tamamı genel bir miktarı veya nesne sayısını değil, çok küçük bir değeri belirtir.
Alıştırma
extremely low coefficient of friction, temas eden iki yüzey hakkında ne anlatır?
- Malzemenin ne kadar ışık yaydığını ölçer.
- İki yüzey birbirinin üzerinde kayarken direncin görece az olduğunu gösterir.
- Malzemenin diğer kimyasal maddelerle hızla tepkimeye girdiği anlamına gelir.
Cevabı göster
İki yüzey birbirinin üzerinde kayarken direncin görece az olduğunu gösterir.
making other materials slide right off it. Notlar
1:10bu da diğer malzemelerin hemen üzerinden kayıp gitmesini sağlıyordu.
making other materials slide right off it: -ing cümleciğiyle sonuç belirtme
-ing yapısındaki making other materials slide right off it bölümü, önceki cümlecikte verilen düşüncenin sonucunu gösterir. Önceki cümleciğe bağlıdır ve yeni, bağımsız bir cümle başlatmaz. Bu bölümün içinde making, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: other materials nesnedir ve slide önüne to gelmez. Bu yapı, tam bir cümleciğin ardından gelerek o durumun neye yol açtığını gösterebilir.
Alıştırma
Sonucu göstermek için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The icy wind hit the windows, ____ them rattle.
Cevabı göster
making
slide right off: bir yüzeyden doğrudan kayıp ayrılmak
Slide off, bir yüzey üzerinde kayarak hareket edip o yüzeyden ayrılmak demektir. Off hem uzaklaşma yönünü hem de yüzeyden tamamen ayrılma sonucunu taşır. Burada right, doğrudan ya da tamamen anlamını güçlendiren bir sözcüktür. Slide right off, hareketin kolay ve hemen gerçekleştiğini hissettirir; sağa doğru hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi slide right off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I tilted the tray, the cups ____ and landed on the floor.
Cevabı göster
slid right off
Teflon's properties make it perfect when you need something slippery, Dilbilgisi
1:13Teflon'un özellikleri, onu kaygan bir şeye ihtiyaç duyduğunuzda mükemmel kılar,
make it perfect when you need...: uygunluğu açıklama
Cümlede make + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Teflon's properties sonucu doğuran ögedir, it Teflon'a gönderme yapan nesnedir ve perfect Teflon'un bu iş için çok uygun olduğunu anlatır. when yan cümlesi koşulu verir: kaygan bir malzemeye ihtiyaç duyulduğunda. Bu yapı, bir özelliğin bir şeyi belirli bir duruma nasıl uygun hâle getirdiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi make + it + perfect yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Its small size ____ for carrying in a backpack.
Cevabı göster
makes it perfect
chemical resistant ... waterproof: malzeme performansı sözcüklerini seçme
Bu listede chemical resistant ve waterproof, malzeme özelliklerini kısa biçimde anlatır. Chemical resistant, kimyasalların yol açtığı hasara veya değişime dayanabilmek demektir. Waterproof ise suyun içeri geçmesini önleyebilmek demektir. Farklı koruma türlerini anlattıkları için bir malzeme bu özelliklerden yalnızca birine sahip olabilir.
Alıştırma
Bir telefon kılıfı hafif su sıçramalarına dayanabiliyor ancak suya batırılmamalı. En doğru etiket hangisidir?
- chemical resistant
- waterproof
- water-resistant
Cevabı göster
water-resistant
which means it has a lot of applications. Anlatım akışı
1:19bu da çok sayıda kullanım alanı olduğu anlamına gelir.
which means ...: sonucu belirtme
Which means, az önce verilen bilginin sonucunu ya da önemini belirtir. Buradaki which, yalnızca en yakın özelliğe değil, daha önce açıklanan özelliklerin tümüne gönderme yapar. Means ifadesinden sonra gelen yan cümle, bu özellikleri pratik bir sonuca dönüştürür: malzemenin birçok kullanım alanı vardır. Açıklamalarda şu yapı sık kullanılır: bir olgu ya da özellik, which means + onun sonucu veya etkisi.
Alıştırma
Sonuç belirtmek için which means ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The battery lasts for two days, which it means you do not need to charge it tonight.
- The battery lasts for two days, which meaning you do not need to charge it tonight.
- The battery lasts for two days, which means you do not need to charge it tonight.
Cevabı göster
The battery lasts for two days, which means you do not need to charge it tonight.
found all over the place: birçok yerde yaygın
Can be found all over the place, bir şeyin birçok farklı yerde bulunduğunu ve bu nedenle çok yaygın olduğunu belirtir. Can be found edilgen bir yapıdır: vurgu, onu kimin bulduğunda değil, şeyin nerede bulunduğundadır. Bu cümlede all over the place, dağınık bir yerleştirmeyi değil, geniş bir alana yayılmayı anlatır. Hangi anlamın kastedildiğini çevredeki dil bilgisi yapısı ve bağlam belirler.
Alıştırma
These charging stations can be found all over the place cümlesinde all over the place ne anlama gelir?
- Birçok farklı yerde yaygın olarak bulunurlar.
- Dağınık bir odada hep birlikte saklanırlar.
- Onları nasıl bulacağını kimse bilmiyor.
Cevabı göster
Birçok farklı yerde yaygın olarak bulunurlar.
as a coating on raincoats: bir malzemenin kullanımını anlatma
Bu ifadede as a coating, malzemenin hangi işlevde kullanıldığını belirtir: bir şeyin üstünü örten ince bir katman olarak kullanılır. On raincoats, bu katmanın uygulandığı yüzeyi ya da nesneyi gösterir. Buradaki as, “bir şeyin rolünde” demektir; “... iken” ya da “çünkü” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp use/apply X as a coating on Y şeklindedir.
Alıştırma
“Bir yüzey katmanı rolünde” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A waterproof polymer is used ____ fabric.
Cevabı göster
as a coating on
industrial ball bearings: teknik bir isim zincirini okumak
Industrial ball bearings teknik bir isim öbeğidir. Temel isim bearings kelimesidir ve başka parçaların daha az sürtünmeyle hareket etmesine veya dönmesine yardımcı olan makine parçalarını ifade eder. Ball türü, yani bilye kullanan rulmanları; industrial ise alanı veya amaçlanan kullanımı belirtir. Bilgi bakımından yoğun İngilizce isim gruplarını sağdan sola okuyun: önce temel ismi bulun, ardından her niteleyicinin verdiği bilgiyi ekleyin. Burada bearings çoğul bir isimdir; “taşımak” veya “dayanmak” anlamında bir eylem değildir.
Alıştırma
Industrial ball bearings isim yapısını doğru biçimde açıklayan yorum hangisidir?
- Rulman biçimindeki endüstriyel binalar.
- Endüstriyel kullanım için üretilmiş bilyalı rulmanlar.
- Endüstriyel yükleri taşıyabilen bilyeler.
Cevabı göster
Endüstriyel kullanım için üretilmiş bilyalı rulmanlar.
and even the Rocky Mountains-themed roof of the Denver International Airport. Kültür
1:30ve hatta Denver Uluslararası Havalimanı'nın Rocky Dağları temalı çatısında.
Rocky Mountains-themed roof of the Denver International Airport: Denver Uluslararası Havalimanı'nın Rocky Dağları temalı çatısı
Denver Uluslararası Havalimanı'nın, karla kaplı Rocky Dağları'nı çağrıştırdığı sıkça söylenen beyaz ve sivri tepeli bir çatısı vardır. Burada Rocky Mountains-themed, çatının görünümünün bu dağlardan esinlendiği anlamına gelir; çatının gerçekten dağlardan yapıldığı anlamına gelmez. Bu büyük havalimanı çatısının anılması, söz konusu malzemenin yalnızca küçük ev eşyalarında değil, büyük kamu binalarında da kullanılabildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Rocky Mountains-themed ne anlama gelir?
- Çatının tasarımı Rocky Dağları'ndan esinlenmiştir.
- Çatı, Rocky Dağları'ndan çıkarılan kayalardan yapılmıştır.
- Çatı Rocky Dağları'nın içinde yer almaktadır.
Cevabı göster
Çatının tasarımı Rocky Dağları'ndan esinlenmiştir.
come from its molecular structure: kaynak veya neden belirtmek
come from its molecular structure ifadesindeki come from, bir şeyden kaynaklanmak veya bir şeyin sonucu olmak anlamına gelir. Cümle, PTFE'nin dikkat çekici özelliklerinin kaynağının moleküler yapısı olduğunu söyler; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kullanışlı kalıp sonuç veya özellik + come from + kaynak veya neden biçimindedir. Fiil özneyle uyumlu olur: tekil bir özellik için comes from, birden fazla özellik için come from kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi come from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The plant's rapid growth ____ the extra sunlight.
Cevabı göster
comes from
It's a polymer: bir malzemeyi polimer olarak sınıflandırmak
Burada polymer, çok büyük molekülleri tekrar eden ve birbirine bağlanan çok sayıda küçük birimden oluşan bir maddeyi ifade eder. It's a polymer, sonraki cümle zincir benzeri yapıyı açıklamadan önce malzemeyi polimer sınıfına yerleştirir. Polymer genel bir bilim terimidir, marka adı değildir. a tanımlığı, malzemeyi geniş polimer sınıfının bir üyesi olarak gösterir.
Alıştırma
“The casing is a polymer” cümlesinde polymer ne anlama gelir?
- Büyük molekülleri birbirine bağlı çok sayıda tekrar eden birim içeren bir malzeme
- Tek bir atom
- Atomları birleştiren bir makine
- Tek bir kimyasal ürünün marka adı
Cevabı göster
Büyük molekülleri birbirine bağlı çok sayıda tekrar eden birim içeren bir malzeme
meaning it's made of long chains of repeating units of atoms strung together. Kelime
1:41yani birbirine bağlanmış tekrar eden atomik birimlerin uzun zincirlerinden oluşur.
made of ... repeating units ... strung together: birbirine bağlanan tekrar birimleri
Bu ifade teknik bir düşünceyi katmanlar hâlinde açıklar. it is made of, bileşimi tanıtır: polimer uzun zincirlerden oluşur. repeating units of atoms ise bu zincirleri neyin oluşturduğunu belirtir. Strung together, units sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortaçlı bir ifadedir. Birimlerin birbiri ardına bağlandığını anlatır. Chains ve strung together moleküler yapıyı görselleştiren benzetmelerdir; gerçek metal zincirleri veya ipleri anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi made of ve strung together ile tamamlayın: The paper chain is ____ colored loops ____ by hand.
Cevabı göster
made of · strung together
A PTFE chain has a backbone of carbon atoms, Kelime
1:45Bir PTFE zinciri, karbon atomlarından oluşan bir omurgaya sahiptir,
a backbone of carbon atoms: bir molekülün ana zinciri
Kimyada backbone, bir molekül veya polimerde birbirine bağlı atomların oluşturduğu ana zincirdir. a backbone of carbon atoms ifadesinde bu merkezî zinciri karbon atomları oluşturur. Burada backbone, günlük dildeki destek sağlayan omurga düşüncesinin teknik bir uzantısıdır: diğer parçaların bağlandığı temel yapıyı adlandırır. İnsan omurgası anlamına gelmez.
Alıştırma
a backbone of carbon atoms ifadesinde backbone ne anlama gelir?
- karbon atomlarını saymak için kullanılan bir araç
- zincire bağlı flor atomları
- molekülün birbirine bağlı ana zinciri
- bir insanın omurgası
Cevabı göster
molekülün birbirine bağlı ana zinciri
each of which is attached to two fluorines: her üyeye gönderme yapma
Çoğul bir ad öbeğinden sonra each of which, grubun her üyesi hakkında virgülle ayrılmış bir ilgi cümleciği ekler. Burada her karbon atomunun iki flor atomuna bağlı olduğu anlamına gelir; which, PTFE zincirinin tamamına değil carbon atoms ifadesine gönderme yapar. each dilbilgisi açısından tekil olduğundan cümlecikte are attached değil is attached kullanılır. Bu yapı, each carbon atom ifadesini tekrarlamayı önlediği için resmî açıklama metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Her galeri hakkında sınırlayıcı olmayan bir ek açıklamayı doğru biçimde ekleyen yapıyı seçin: The museum has five galleries, ____ closes at six.
- each of which
- all of which
- each of them
- which each
Cevabı göster
each of which
The fluorine atoms surround the carbon like armor, Deyimler
1:52Flor atomları, karbonu bir zırh gibi çevreler,
Flor atomları karbonu zırh gibi çevreler: koruyucu benzetme
surround the carbon, flor atomlarının karbonun çevresinde bulunduğunu ve dışta bir katman oluşturduğunu anlatır. like armor bir benzetme başlatır: zırh koruyucu bir örtüyü çağrıştırır. Bu nedenle cümle, flor atomlarını karbonu dış temaslardan koruyan bir bariyer gibi sunar. Bu ifade görünmeyen bir moleküler düzeni zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Karbonun gerçekten zırh giydiği söylenmez; benzetme koruyucu etkiyi vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede like armor ne anlatıyor?
- Karbon gerçek bir zırh giyiyor.
- Flor atomları karbonun çevresinde koruyucu bir katman oluşturur.
- Flor atomları metal zırhtan yapılmıştır.
Cevabı göster
Flor atomları karbonun çevresinde koruyucu bir katman oluşturur.
and the bond between carbon and fluorine is incredibly tight. Kelime
1:57ve karbon ile flor arasındaki bağ inanılmaz derecede sıkıdır.
Karbon ile flor arasındaki bağ inanılmaz derecede güçlüdür
the bond between carbon and fluorine, iki atom türünü birleştiren bağı adlandırır; between A and B ise bu bağın iki tarafını belirtir. Tight burada mecaz anlamdadır: bağın atomları çok güçlü biçimde bir arada tuttuğunu ve kopmasının zor olduğunu anlatır. Atomların dar bir alanda bulunduğu anlamına gelmez. Incredibly, tight sözcüğünün derecesini artırır ve güçlü bir vurgu yapar. Anlaşılır bir bilim açıklamasında bu günlük sözcük, bağın gücünü zihinde canlandırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede tight ne anlama geliyor?
- Bağ çok güçlüdür ve kopması zordur.
- Bağın çevresindeki alan çok dardır.
- Atomlar gerçek bir iple birbirine bağlanmıştır.
Cevabı göster
Bağ çok güçlüdür ve kopması zordur.
Like a couple that ignores everyone except each other, Deyimler
2:00Sadece birbirlerine odaklanıp diğer herkesi görmezden gelen bir çift gibi,
Like a couple that ignores everyone except each other: bir çift üzerinden kurulan mecazi benzetme
Burada Like a couple that ignores everyone except each other bir benzetmedir. Yalnızca birbirine ilgi gösteren bir çift hayal etmenizi ister ve sonra bu görüntüyü karbon ile flora uygular. Cümle gerçek bir insan çiftinden söz etmiyor. Bu görüntü bilimsel bir fikri daha görünür kılar: karbon ile flor birbiriyle çok güçlü etkileşir, bu yüzden başka maddelerle ilgili sıradan çekimlerin etkisi çok az olur.
Alıştırma
Çift benzetmesi dinleyicinin neyi anlamasına yardımcı oluyor?
- Malzemenin içinde diğer insanları görmezden gelen gerçek bir çift vardır.
- Karbon ile flor birbirinden kaçınır ve diğer bütün maddelere kolayca bağlanır.
- Karbon ile flor birbiriyle güçlü etkileşirken dışarıdaki maddelerin etkisi azdır.
Cevabı göster
Karbon ile flor birbiriyle güçlü etkileşirken dışarıdaki maddelerin etkisi azdır.
carbon and fluorine interact so strongly Dilbilgisi
2:03karbon ve flor o kadar güçlü etkileşime girer ki
that the normal intermolecular forces that help substances stick to each other
2:06maddelerin birbirine yapışmasına yardımcı olan normal moleküller arası kuvvetlerin
so strongly that: dereceyi bir sonuca bağlamak
so strongly that, fiil + so + zarf + that + sonuç kalıbını izler. Strongly, karbon ile florun nasıl etkileştiğini anlatır; so ise derecenin alışılmadık ölçüde yüksek olduğunu belirtir. that ile başlayan yan cümle bu derecenin sonucunu verir: normal moleküller arası kuvvetlerin maddeleri birbirine yapıştırmak için gerçek bir şansı kalmaz. Burada that bir sonuç başlatır; işaret sözcüğü olan “şu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Derece ve sonuç kalıbını strongly kullanarak tamamlayın: The magnets attract each other ____ they are hard to separate.
Cevabı göster
so strongly that
don't stand a chance: başarı şansının neredeyse hiç olmaması
Don't stand a chance, başarılı olma, direnme veya kazanma olasılığının neredeyse hiç olmaması anlamına gelen bir deyimdir. Burada stand sözcüğü gerçek anlamıyla ayakta durmak demek değildir. Bu cümlede normal moleküller arası kuvvetler daha zayıf bir rakip gibi anlatılır. Karbon–flor etkileşimi onları bastırdığı için maddelerin alışılmış biçimde birbirine yapışmasını sağlayamazlar.
Alıştırma
Örnekteki don't stand a chance ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Moleküller arası kuvvetlerin kazanma olasılığı eşittir.
- Moleküller arası kuvvetlerin daha güçlü etkileşimi aşma olasılığı neredeyse yoktur.
- Moleküller arası kuvvetler ayakta durup bir fırsat beklemektedir.
Cevabı göster
Moleküller arası kuvvetlerin daha güçlü etkileşimi aşma olasılığı neredeyse yoktur.
usually can't get a grip: genellikle yüzeye tutunamamak
Burada get a grip fiziksel anlamdadır: bir yüzeye bağlı kalacak kadar sağlam tutunmak veya yeterli çekiş kazanmak. Özne gekoların yapışkan ayakları olduğu için duygulardan değil, gerçek bir yapışmadan söz edilir. Usually can't güçlü bir yargı bildirir ama durumu mutlaklaştırmaz. Çoğu durumda geko ayaklarının bile söz konusu yüzeye tutunamadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede get a grip, geko cümlesindekiyle aynı fiziksel anlama sahiptir?
- After panicking, Maya told herself to get a grip.
- The tires couldn't get a grip on the icy road.
- We need to get a grip on the budget problem.
Cevabı göster
The tires couldn't get a grip on the icy road.
how can it be so firmly attached to something like a pan? Kalıp ifadeler
2:20tava gibi bir şeye nasıl bu kadar sıkı tutunabiliyor?
But wait: görünür bir çelişkiyi ortaya koymak için duraklama
But wait, sürmekte olan akıl yürütme çizgisini kısa süreliğine kesen bir söylem belirtecidir. Sıradaki gerçeğin veya sorunun az önce söylenenlerle uyuşmuyor gibi göründüğünü belirtir. Burada PTFE'nin nesnelere yapışmamasıyla bir tavaya sağlam biçimde sabitlenmiş olması arasındaki görünür çelişkiyi ortaya çıkarır. Açıklamayı düzenler ve dinlemeye devam etmek için bir neden oluşturur; gerçek anlamda bekleme isteği değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede But wait, akıl yürütmeyi kesip görünür bir çelişki ortaya koymak için kullanılmıştır?
- In conclusion, the screen uses very little power.
- But wait—if the battery is dead, why is the screen still glowing?
- For example, the battery powers the screen.
Cevabı göster
But wait—if the battery is dead, why is the screen still glowing?
firmly attached to: sağlam ve güvenli bir bağlantı
be firmly attached to kalıbında attached, bir şeyin başka bir şeye bağlandığını, sabitlendiğini veya yapıştığını anlatır; to ise bağlantının yapıldığı nesneyi belirtir. Firmly, bağlantının sağlam ve ayrılmasının zor olduğunu gösterir. Bu ifade bir yüzeydeki kaplamayı, bir kabın üzerindeki etiketi veya daha büyük bir nesneye sabitlenmiş parçayı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The safety sign is ____ the door.
Cevabı göster
firmly attached to
involves sandblasting the pan: bir yöntemin neleri içerdiğini belirtmek
One method olası işlemlerden birini sunar. Ardından involves sandblasting the pan bu işlemin neleri içerdiğini belirtir; böylece açıklama, yöntemi adlandırmaktan yapılan işi anlatmaya geçer. involve fiilinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Burada sandblasting the pan, yönteme dâhil olan eylemi adlandıran bir -ing öbeğidir; çekimli fiili olan tamamlanmış bir yan cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi heat fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: One method involves ____ the metal slowly.
Cevabı göster
heating
or etching it with chemicals to make it rough. Notlar
2:27veya pürüzlü hale getirmek için kimyasallarla aşındırmayı içerir.
sandblasting: aşındırıcı püskürtmeyle yüzey işlemi
Sandblasting, hızlı bir aşındırıcı parçacık akımının bir yüzeye çarparak yüzeyi temizlediği, kaplamayı çıkardığı veya yüzeyi daha pürüzlü hâle getirdiği bir yüzey işleme yöntemidir. Bu cümlede sandblasting the pan, tavanın yüzeyini pürüzlendirebilen bir işlemi adlandırır. Bu sözcük, kum içeren bir patlama anlamına gelmez. Burada blasting, aşındırıcının kuvvetle püskürtülmesini anlatır. Adında sand geçmesine rağmen, yaygın olarak sandblasting denen işlemlerde kum dışında aşındırıcılar da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama sandblasting ile en iyi eşleşir?
- Bir yüzeyi doğrudan zımpara kâğıdıyla sürtmek
- Metal bir nesneyi parçalamak için patlayıcı kullanmak
- Aşındırıcı parçacıkları yüksek hızla bir yüzeye püskürtmek
Cevabı göster
Aşındırıcı parçacıkları yüksek hızla bir yüzeye püskürtmek
etching it with chemicals: kimyasallarla aşındırmak
Burada etching it with chemicals, bir yüzeyle tepkimeye girip onu değiştirmek için kimyasal maddeler kullanmak demektir. Genellikle çok az miktarda malzeme kaldırılır ve yüzey daha pürüzlü olur. Bu, yalnızca yazı yazmak ya da harf oymak anlamına gelmez. -ing biçimi burada bir süreç listesindeki olası yöntemlerden birini adlandırır. with chemicals ifadesindeki with, kullanılan malzemeyi veya yöntemi gösterir; it işlenen nesneyi ya da yüzeyi belirtir, chemicals sözcüğünü değil.
Alıştırma
Hangi cümle bir yüzeyi değiştirmek için kullanılan kimyasal aşındırma işlemini anlatır?
- The technician cleaned the chemical bottles with water.
- The technician engraved a serial number on the metal with a sharp tool.
- The technician etched the metal with chemicals to make it rough.
Cevabı göster
The technician etched the metal with chemicals to make it rough.
to make it rough: amaç belirtmek
To make it rough amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Önceki işlemin neden yapıldığını açıklar: amaç, işlenen yüzeyin pürüzlü hâle gelmesidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp eylem + to + fiilin yalın biçimidir. Make it rough yapısında make + nesne + sıfat, ‘bir şeyi belirli bir duruma getirmek’ anlamına gelir. It, chemicals sözcüğünü değil, işlenen nesneyi veya yüzeyi belirtir; rough ise hedeflenen durumu adlandırır.
Alıştırma
Antrenörün spor salonunu daha serin yapmak için pencereleri açtığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın. to make + nesne + sıfat yapısını kullanın: The coach opened the windows ____.
Cevabı göster
to make the gym cooler
special primer's applied = special primer is applied: özel bir astar uygulanır
Primer, başka bir katmandan önce uygulanan ve genellikle sonraki katmanın daha iyi tutunmasını sağlayan bir astardır. Üretim sürecini anlatan bu cümlede special, primer türünü niteler. primer's applied ifadesinde 's, is sözcüğünün kısaltmasıdır; applied ise edilgen yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Tam biçim a special primer is applied şeklindedir. Cümle, uygulayan kişiye değil, malzemenin uygulanmasına odaklanır.
Alıştırma
Bu üretim bağlamında “a special primer's applied” ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Özel bir başlangıç kitabı kullanılıyor.
- Başka bir katman özel bir astara aittir.
- Özel bir astar katmanı uygulanır.
Cevabı göster
Özel bir astar katmanı uygulanır.
acts like glue: yapıştırıcı gibi işlev görür
Bu cümlede acts, bir gösteride rol yapmak değil, işlev görmek veya çalışmak anlamındadır. Acts like glue, astarın katmanların tutunmasına yardım ederek yapıştırıcıya benzer bir görev yaptığını anlatır. act like + isim yapısını, iki şeyin gerçekten aynı olduğunu söylemeden davranışlarını veya işlevlerini karşılaştırmak için kullanın. Which tekil primer sözcüğüne gönderme yaptığı için geniş zaman biçimi acts olur.
Alıştırma
“The foam acts like a cushion” cümlesinde acts like ne anlama gelir?
- Köpük yalnızca yastığa benzer görünür.
- Köpük, yastığa benzer bir işlev görür.
- Köpük gerçekten bir yastıktır.
Cevabı göster
Köpük, yastığa benzer bir işlev görür.
a trade secret: gizli ticari bilgi
Trade secret; bir şirketin gizli tuttuğu formül, süreç, yöntem veya tasarım gibi değerli ticari bilgilerdir. Bu cümlede tam bileşim kamuya açıklanmak yerine korunmaktadır. Sabit birleşik ifade trade secret içinde trade, secret sözcüğünü niteler ve iş dünyası ya da sanayi anlamı taşır. İfade, gizli bir anlaşma veya saklı bir ticari işlem demek değildir.
Alıştırma
Hangi durum en uygun şekilde trade secret olarak tanımlanabilir?
- Bir şirket, ticari avantajını korumak için değerli bir ürün formülünü gizli tutar.
- Bir çocuk doğum günü sürprizini arkadaşına söylemez.
- Bir hükümet, herkesin okuyabilmesi için yeni ithalat kurallarını yayımlar.
Cevabı göster
Bir şirket, ticari avantajını korumak için değerli bir ürün formülünü gizli tutar.
and heated to around 800 degrees Fahrenheit.
2:41ve yaklaşık 800 derece Fahrenheit'a kadar ısıtılır.
is sprayed with ... and heated to ...: eşgüdümlü edilgen işlem adımları
Is sprayed with ... and heated to ... birbiriyle bağlanan iki edilgen eylem sunar. Özne olan The pan iki işleme de maruz kalır ve is iki geçmiş zaman ortacıyla da kullanılır: is sprayed ... and (is) heated ... İşlem açıklamalarında, çalışan veya makine yerine nesneye ve aşamalara odaklanmak için edilgen yapı sıkça kullanılır. With uygulanan malzemeyi, to ise ulaşılan sıcaklığı belirtir.
Alıştırma
Spray ve heat fiillerinin edilgen biçimlerini kullanarak ve are sözcüğünü yalnızca bir kez yazarak işlem cümlesini tamamlayın: The panels ____ with a protective coating and ____ to 120 degrees Celsius.
Cevabı göster
are sprayed · heated
The layers then solidify into a smooth, slick coating. Kalıp ifadeler
2:45Katmanlar daha sonra pürüzsüz, kaygan bir kaplama halinde katılaşır.
solidify into a smooth, slick coating: sonucu belirtme
Solidify, katı ya da daha sert hâle gelmek demektir. solidify into + sonuç kalıbı, bu değişimle oluşan biçimi belirtir. Burada a smooth, slick coating değişimin sonucudur; katmanların hareket ettiği bir yer değildir. Smooth yüzeyin düzgün olduğunu, slick ise çok kaygan olduğunu belirtir. Bu iki sözcük birlikte tamamlanmış kaplamayı tanımlar.
Alıştırma
Cümleyi solidify fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: As it cooled, the melted wax ____ a hard layer.
Cevabı göster
solidified into
When you later cook eggs in this PTFE-coated pan, Dilbilgisi
2:49Daha sonra bu PTFE kaplı tavada yumurta pişirdiğinizde,
When you later cook eggs in this PTFE-coated pan: zamanı belirleme
When, zaman bildiren bir yan cümleyi başlatır: When you later cook eggs in this PTFE-coated pan. Bu yan cümle, ana sonucun gerçekleşeceği zaman durumunu hazırlar. Later, bu pişirme adımının daha önce açıklanan üretim sürecinden sonra olduğunu gösterir. Yan cümle virgülle bittiği için düşünce henüz tamamlanmamıştır. Yumurtaları pişirdiğinizde ne olduğunu öğrenmek için ana cümleyi dinlemeye veya okumaya devam etmek gerekir.
Alıştırma
Tam cümleyi okuyun: When the bell rings, we will leave. When ile başlayan yan cümlenin görevi nedir?
- Zaman hakkında doğrudan bir soru sorar.
- Ana eylemin zamanını belirler.
- Ana eylemi tek başına bildirir.
Cevabı göster
Ana eylemin zamanını belirler.
extra-tight carbon-fluorine bonds: ana ad ve niteleme katmanları
Öbeğin ana adı bonds sözcüğüdür: bütün ifade kimyasal bağları adlandırır. carbon-fluorine, bağların karbon ve flor atomlarını birbirine bağladığını; extra-tight ise bu bağların çok güçlü olduğunu belirtir. Buradaki tight, atomların güçlü biçimde bağlı olduğunu anlatan gündelik bir ifadedir; fiziksel bir nesnenin sıkı oturduğu anlamına gelmez. Yoğun bir bilimsel ad öbeğini çözmek için sondaki ana addan başlayıp sola doğru ilerleyin: bonds → carbon-fluorine bonds → extra-tight carbon-fluorine bonds.
Alıştırma
Burada extra-tight carbon-fluorine bonds ifadesi ne anlama geliyor?
- Karbon ve flor atomları arasındaki çok güçlü bağlar
- Sıkıca kapatılmış bir kabın içine sıkıştırılmış karbon ve flor atomları
- Karbon atomlarının çevresine eklenmiş fazladan bağlar
Cevabı göster
Karbon ve flor atomları arasındaki çok güçlü bağlar
just ignore ... molecules: zayıf etkileşimi anlatan bilimsel kişileştirme
Burada ignore bir kişileştirme örneğidir: kimyasal bağlar, su, yağ ve protein moleküllerini fark etmemeyi seçebilirmiş gibi anlatılır. Bilimsel olarak kastedilen, bu moleküllerle söz konusu kimyasal malzeme arasında çok az çekim veya etkileşim bulunmasıdır; herhangi bir şeyin bilinçli olması değildir. just açıklamayı basit ve gündelik hâle getirir. Etkileşim azlığı, malzeme bu molekülleri öylece geçip gidiyormuş gibi sunulur; bu, hiçbir etkileşimin kesinlikle olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilim açıklamasında ignore the water and fat and protein molecules ne anlama geliyor?
- Moleküller malzemenin yakınında artık var olmaz.
- Malzeme bilinçli olarak bu moleküllere bakmamaya karar verir.
- Malzeme ile bu moleküller arasında çok az etkileşim vardır.
Cevabı göster
Malzeme ile bu moleküller arasında çok az etkileşim vardır.
Without those interactions: eksik koşulu sonuçtan önce belirtmek
Without those interactions, eksik bir koşulu belirten ve cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir. Virgül, dinleyiciyi sonucu veren ana cümleye hazırlar: X olmadan Y olur. Those, daha önce sözü edilen interactions ifadesine gönderme yapar; burada önceki açıklamadaki moleküller arası etkileşimleri anlatır. Bu gönderme, tüm tanımı tekrarlamadan sonucu önceki bilgiye bağlar.
Alıştırma
Cümle başındaki Without those interactions bilgiyi nasıl düzenler?
- Aynı anda gerçekleşen birkaç etkileşimi sıralar.
- Konuyu tamamen ilgisiz bir şeye değiştirir.
- Ana cümle sonucu vermeden önce eksik bir koşulu belirtir.
Cevabı göster
Ana cümle sonucu vermeden önce eksik bir koşulu belirtir.
the food just slides around without sticking. Kalıp ifadeler
3:00yiyecekler sadece kayar ve yapışmaz.
slides around without sticking: yapışmadan serbestçe kaymak
slides around, bir şeyin bir yüzey üzerinde kolayca kayarak o alan içinde konum değiştirmesi demektir. Buradaki around, yüzey üzerindeki hareketi anlatır; her yere gitmek anlamına gelmez. without sticking, kayma sırasında yapışmanın gerçekleşmediğini söyler. Yeniden kullanılabilen fiil + without + fiil-ing kalıbı, bir eylem olurken başka bir eylemin ya da sorunun gerçekleşmediğini gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi yüzeyde hareket etmek ve yapışmamak anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: On the nonstick tray, the cookie ____.
Cevabı göster
slides around without sticking
You might wonder if it's safe to cook in a PTFE-coated pan. Anlatım akışı
3:03PTFE kaplı bir tavada yemek pişirmenin güvenli olup olmadığını merak edebilirsiniz.
You might wonder if ... ile bir soruyu önceden gündeme getirmek
Bu cümlede You might wonder if ..., dinleyicinin aklına gelebilecek evet-hayır türünde bir soruyu önceden dile getirir. Konuşmacı yanıtı vermeden önce soruyu ortaya koyarak açıklamanın akışını düzenler. Might bu öngörüyü yumuşatır: konuşmacı herkesin aynı şeyi düşündüğünü iddia etmeden bunun dinleyicinin aklında olabileceğini söyler. Buradaki if, wonder fiilinin içeriğini verir ve dolaylı olarak “olup olmadığını” anlamına gelir; koşul bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, dinleyicinin sorabileceği bir soruyu önceden dile getirmek için hedef geçiş ifadesini kullanıyor?
- The new bus definitely runs on electricity.
- Let me explain why the new bus runs on electricity.
- You might wonder if the new bus runs on electricity.
Cevabı göster
You might wonder if the new bus runs on electricity.
if you're careful: yes yanıtını sınırlayan koşul
Bu cümlede if you're careful, yes yanıtına bağlı bir koşuldur. Yanıt yalnızca bu koşul sağlandığında olumludur; dolayısıyla yes koşulsuz bir garanti değildir. Burada if, “olup olmadığı” anlamına değil, “... olması koşuluyla” anlamına gelir. Koşulu kısa yanıttan sonra vermek, konuşmacının önce sonucu söyleyip ardından önemli bir sınırlama eklemesini sağlar.
Alıştırma
Değerlendirme: “The answer is yes, if you're careful,” cümlesindeki yes hiçbir koşul olmadan geçerlidir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
PTFE is stable at moderate temperatures, Kelime
3:10PTFE, yumurta veya balık pişirirken kullandığınız gibi
PTFE orta düzey sıcaklıklarda kararlıdır
Bu malzeme bağlamında stable, PTFE'nin belirtilen koşul altında önemli bir kimyasal veya fiziksel değişime kolayca uğramaması anlamına gelir. at moderate temperatures ifadesi, bu açıklamanın geçerli olduğu sıcaklık koşulunu belirtir. Moderate sabit bir sayı değil, göreceli bir ifadedir: bu kullanım için yüksek sayılmayan sıcaklıkları anlatır. Bu ifade tek başına kesin bir güvenlik sınırı belirlemez.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede "stable at moderate temperatures" ne anlama geliyor?
- PTFE bir pişirme yüzeyinin üzerinde dengede durur.
- PTFE bu sıcaklık aralığında önemli özelliklerini kolayca değişmeden korur.
- PTFE olası her sıcaklıkta güvenli ve değişmeden kalır.
Cevabı göster
PTFE bu sıcaklık aralığında önemli özelliklerini kolayca değişmeden korur.
like you'd use to cook eggs or fish: tanıdık bir örnek verme
Burada like, hemen önce sözü edilen moderate temperatures için tanıdık bir örnek verir: bir kişinin yumurta veya balık pişirmek için kullanacağı türden bir ısı. Buradaki like, “hoşlanmak” değil, “örneğin şu türden” anlamına gelir. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Would geçmişteki bir olayı değil, tipik veya varsayımsal bir durumu anlatır. Use fiilinin nesnesi olan “bu sıcaklıklar” önceki bölümden anlaşıldığı için söylenmemiştir.
Alıştırma
"like you'd use to cook eggs or fish" ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Söz edilen orta düzey sıcaklıklar için tanıdık bir örnek verir.
- Bu sıcaklıkların yalnızca geçmişte kullanıldığını söyler.
- Dinleyicinin yumurta veya balık pişirmekten hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Söz edilen orta düzey sıcaklıklar için tanıdık bir örnek verir.
above 500 degrees Fahrenheit: sıcaklık eşiğini aşmak
Above + sayı, “o sayıdan daha büyük” demektir. Burada above 500 degrees Fahrenheit bir sıcaklık eşiği belirler: koşul, sıcaklık tam 500 °F olduğunda değil, 500 °F'nin üstüne çıktığında geçerlidir. Ana cümleden önce gelen bu ifade önce koşulu verir, ardından eşik aşıldığında ne olduğunu söyler. Above sözcüğünün bu sayısal kullanımı yaş, fiyat, hız ve miktarlar için de geçerlidir; fiziksel olarak üstte olmayı anlatmaz.
Alıştırma
above 500 degrees Fahrenheit hangi sıcaklık aralığını anlatır?
- 500 °F'yi aşmayan sıcaklıklar
- Yalnızca tam olarak 500 °F
- Tam olarak 500 °F hariç, 500 °F'den yüksek sıcaklıklar
Cevabı göster
Tam olarak 500 °F hariç, 500 °F'den yüksek sıcaklıklar
starts to degrade: bozulmaya başlamak
Malzeme veya bilim bağlamında degrade, zamanla parçalanmak, bozulmak ya da yararlı özelliklerini kaybetmek demektir. Starts to degrade bu sürecin başlangıcını belirtir; malzemenin anında yok olduğu veya zaten tamamen bozulduğu anlamına gelmez. Burada degrade geçişsizdir: malzemenin kendisi değişir. Bu kullanım, bir kişiye daha az değerliymiş gibi davranmak veya onu öyle tanımlamak anlamındaki degrade someone ifadesinden farklıdır.
Alıştırma
Malzeme bilimi bağlamında starts to degrade ne anlama gelir?
- Birine hakaret etmeye veya onu aşağılamaya başlar.
- Parçalanmaya veya özgün özelliklerini kaybetmeye başlar.
- Bir anda tamamen yok olur.
Cevabı göster
Parçalanmaya veya özgün özelliklerini kaybetmeye başlar.
releases fumes that can make you feel sick. Dilbilgisi
3:21sizi hasta hissettirecek dumanlar çıkarır.
heating it further releases fumes: özne görevinde bir -ing yan cümleciği
Heating it further, özne görevinde kullanılan bir -ing yan cümleciğidir ve ona daha fazla ısı uygulama eylemini adlandırır. Ana fiil releases, nesnesi ise fumes sözcüğüdür. Özne bütünü tek bir eylem olarak görüldüğü için fiil tekil biçimde kullanılır: releases. Bir -ing yan cümleciği, hangi eylemin bir sonuca yol açtığını göstermek için ana fiilden önce kullanılabilir. Burada heating, be fiilinin herhangi bir biçimiyle birlikte olmadığı için sürekli zamanın parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonucu bildiren -ing yan cümleciğini özne olarak doğru kullanır?
- Leaving the refrigerator door open waste energy.
- Leave the refrigerator door open wastes energy.
- Leaving the refrigerator door open wastes energy.
Cevabı göster
Leaving the refrigerator door open wastes energy.
that can make you feel sick: make içeren bir ilgi yan cümleciği
That can make you feel sick, fumes sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. That, fumes sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle yan cümlecik dumanların ne yapabileceğini açıklar, heating sözcüğüne gönderme yapmaz. İlgi yan cümleciğinin içinde make, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler: make you feel. Sick, feel fiilinden sonra gelen ve genellikle genel rahatsızlık ya da mide bulantısı gibi fiziksel bir durumu anlatan sıfattır. can make you feel sick bütünü “kendini kötü hissetmene neden olabilir” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle dumanları bir ilgi yan cümleciği ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısıyla doğru biçimde anlatır?
- The fumes that can make you feeling dizzy are dangerous.
- The fumes that can make you feel dizzy are dangerous.
- The fumes that can make you to feel dizzy are dangerous.
Cevabı göster
The fumes that can make you feel dizzy are dangerous.
An empty pan can reach 500 degrees fast Kalıp ifadeler
3:23Boş bir tava, yüksek ateşte hızla 500 dereceye ulaşabilir,
reach 500 degrees ... over high heat: yüksek ateşte bir değere ulaşmak
Reach, doğrudan bir sayı alarak “o değere veya düzeye ulaşmak” anlamına gelebilir: reach 500 degrees. Sayının önüne to eklenmez. Can bu sıcaklığı olası bir sonuç olarak sunar; fast ise değişimin hızlı olduğunu belirtir. Yemek pişirme bağlamında over high heat, tavanın güçlü bir ısı kaynağının üzerinde ısıtılması anlamına gelir ve doğal olarak “yüksek ateşte” diye ifade edilir. Buradaki over, bir şeyin ısının üzerini örttüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Sayısal bir değerden önce reach sözcüğünü doğru kullanan cümleyi seçin.
- The oven can reach 250 degrees in ten minutes.
- The oven can arrive 250 degrees in ten minutes.
- The oven can reach to 250 degrees in ten minutes.
Cevabı göster
The oven can reach 250 degrees in ten minutes.
but most kitchens are ventilated well enough to dissipate the fumes. Dilbilgisi
3:27ancak çoğu mutfak dumanı dağıtacak kadar iyi havalandırılmıştır.
ventilated well enough to dissipate the fumes: dumanı dağıtacak kadar iyi havalandırılmış
Well enough to + fiilin yalın hâli, yeterli bir dereceyi bu derecenin mümkün kıldığı sonuca bağlar. are ventilated well enough to dissipate the fumes ifadesinde enough, well sözcüğünden sonra gelir; to dissipate ise yeterli havalandırmanın mümkün kıldığı sonucu belirtir. Dissipate the fumes, dumanı dağıtarak yoğunluğunu azaltmak ve ortamdan uzaklaştırmak anlamına gelir. Bu ifade, soyut bir düşüncenin basitçe yok olmasını değil, fiziksel bir süreci anlatır.
Alıştırma
Cümleyi well enough to kullanarak tamamlayın: The filter works ____ remove fine dust.
Cevabı göster
well enough to
People used to also think that accidentally consuming PTFE Dilbilgisi
3:31İnsanlar eskiden kazara PTFE tüketmenin de,
that flaked off a scratched pan was bad for you. Öbek fiiller
3:35yani çizilmiş bir tavadan dökülen parçaların, sağlığa zararlı olduğunu düşünürdü.
People used to also think: geçmişteki bir inanç için used to
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve çoğu zaman bunun artık geçerli olmadığını düşündürür. Burada used to think, sonraki düşüncenin insanların geçmişte inandığı bir görüş olduğunu, bugün mutlaka hâlâ inanmadıklarını gösterir. Also, bu görüşü daha önce konuşulan diğer eski görüşlere ekler.
Alıştırma
“People used to think the map was accurate” cümlesinde “used to think” neyi gösterir?
- Harita düşünme aracı olarak kullanılır.
- İnsanlar harita hakkında düşünmeye alışkındır.
- Bu, geçmişte inanılan ve artık inanılmıyor olabilecek bir görüştü.
Cevabı göster
Bu, geçmişte inanılan ve artık inanılmıyor olabilecek bir görüştü.
flaked off a scratched pan: küçük parçalar hâlinde yüzeyden ayrılmak
Flaked off, bir maddenin yüzeyden küçük ve ince parçalar hâlinde ayrıldığını anlatır. Bu ifadede madde, çizilmiş bir tavanın yüzeyinden ayrılmıştır. Off, yüzeyden ayrılma anlamını taşır. Flake tek başına pul veya ince parçalar oluşmasını anlatabilir; flake off ise bu parçaların yüzeyden koptuğunu açıkça belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle yüzeydeki bir katmanın küçük parçalar hâlinde kopmasını anlatır?
- The whole shelf fell off the wall.
- Dry paint began to flake off the window frame.
- Sam lifted the lid off the box.
Cevabı göster
Dry paint began to flake off the window frame.
But the current consensus is that it's harmless. Kelime
3:38Ancak mevcut fikir birliği zararsız olduğu yönündedir.
the current consensus is that...: mevcut ortak görüşü aktarmak
The current consensus is that... çoğunlukla uzmanlardan veya araştırmacılardan oluşan bir grubun şu anda genel olarak doğru kabul ettiği sonucu aktarır. Buradaki ortak sonuç, onun zararsız olduğudur; consensus tek bir kişinin görüşü değildir. Current, sonucun geçici olduğunu gösterir: şu anda mevcut olan kanıtları yansıtır ve yeni kanıtlarla değişebilir. That ile başlayan yan cümle, ortak görüşün içeriğini belirtir.
Alıştırma
Birkaç araştırmacı, şu anda mevcut olan kanıtlara dayanarak bir tedavinin genel olarak güvenli olduğu konusunda hemfikir. Bu durumu en iyi hangi cümle aktarır?
- One researcher believes that the treatment is generally safe.
- My opinion is that the treatment is generally safe.
- The current consensus is that the treatment is generally safe.
Cevabı göster
The current consensus is that the treatment is generally safe.
Because PTFE doesn't interact with other chemicals very well, Dilbilgisi
3:41PTFE diğer kimyasallarla çok iyi etkileşime girmediği için,
Because + cümlecik: sonuçtan önce nedeni belirtmek
Because bir neden yan cümlesi başlatır. Burada PTFE doesn't interact with other chemicals very well nedeni verir ve dinleyeni sonuç ya da çıkarımı içeren ana cümleye hazırlar. Bu örnekte Because sözcüğünden sonra kendi öznesi PTFE ve fiili doesn't interact olan tam bir cümlecik gelir. Because yan cümlesinden sonraki virgül, cümlenin henüz bitmediğini gösterir; ana cümleyi bulmak için dinlemeye veya okumaya devam etmek gerekir.
Alıştırma
Because veya because of ile tamamlayın: ____ the material is stable, it does not break down easily.
Cevabı göster
Because
it isn't thought to break down inside your body. Dilbilgisi
3:45vücudunuzun içinde parçalanmadığı düşünülmektedir.
isn't thought to break down: temkinli edilgen aktarım
be thought to + fiilin yalın hâli, bu görüşü kimin savunduğunu belirtmeden bir düşünceyi aktarır. it isn't thought to break down ifadesindeki olumsuz biçim, “genel olarak parçalanmadığı düşünülüyor” anlamına gelir. Böylece iddia mutlak bir gerçek gibi sunulmak yerine temkinli ve kişiden bağımsız bir şekilde aktarılır. Buradaki break down, vücudun içinde “daha basit maddelere ayrışmak” anlamındadır. Bu anlam madde ve vücut bağlamından gelir; makinenin bozulması ya da duygusal olarak çökmek kastedilmez.
Alıştırma
Hangi cümle temkinli bir genel görüşü ifade etmek için edilgen aktarım yapısını doğru kullanır?
- The material doesn't thought to break down in the stomach.
- The material isn't thought to break down in the stomach.
- The material isn't thought breaking down in the stomach.
Cevabı göster
The material isn't thought to break down in the stomach.
Whether it's safe to manufacture Teflon is another story. Deyimler
3:47Teflon üretmenin güvenli olup olmadığı ise başka bir hikaye.
is another story: ayrı bir mesele
be another story deyimi, “cevabı farklı veya daha karmaşık olabilecek ayrı bir konu olmak” anlamına gelir. Bu cümlede whether yan cümlesi öznedir: Teflon üretmenin güvenliği ayrı olarak değerlendirilmelidir. Bu ifade tartışmada bir yön değişikliğini belirtir. Gerçek anlamda yeni bir hikâye başlayacağını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “daha zor olabilecek ayrı bir meseledir” anlamındaki deyimle tamamlayın: Booking the trip is easy, but paying for it ____.
Cevabı göster
is another story
now face lawsuits worth millions of dollars. Kelime
3:54şimdi milyonlarca dolar değerinde davalarla karşı karşıya.
its spin-off company, Chemours: bölünmeyle kurulan Chemours şirketi
Spin-off company, mevcut bir şirketin bir bölümünün ayrılıp kendi başına bir şirket hâline gelmesiyle kurulan işletmedir. Burada its, DuPont'a gönderme yapar; dolayısıyla Chemours, DuPont'tan ayrılarak oluşan bir şirket olarak tanımlanır. İngilizce cümlede Chemours iki virgül arasında açıklayıcı bir eş görevli ifade olarak yer alır ve spin-off company'nin adını verir. Buradaki spin-off bir iş dünyası terimidir; gerçek anlamda dönmek demek değildir.
Alıştırma
Büyük bir şirketin yazılım bölümü ayrılarak bağımsız bir işletme oluyor. Yeni işletmeyi en iyi hangi ifade tanımlar?
- A parent company
- A branch office
- A spin-off company
Cevabı göster
A spin-off company
face lawsuits worth millions of dollars: milyonlarca dolarlık davalarla karşı karşıya olmak
Burada face, 'bir durumla karşı karşıya kalmak ve onunla uğraşmak zorunda olmak' anlamına gelir. Özneden sonra face fiili ve onun doğrudan nesnesi lawsuits gelir; now ise durumun haberin verildiği anda geçerli olduğunu gösterir. Worth millions of dollars, lawsuits sözcüğünden sonra gelerek hukuki taleplerin mali büyüklüğünü belirtir. Bir nesnenin fiziksel değerini değil, ne kadar paranın söz konusu olduğunu anlatır.
Alıştırma
Üç sözcüklü face + lawsuits + worth kalıbıyla haber üslubundaki cümleyi tamamlayın ve face fiilini özneye uygun biçime getirin: The company now ____ several million dollars.
Cevabı göster
faces lawsuits worth
They've been accused of polluting the environment Kalıp ifadeler
3:57Çevreyi kirletmekle suçlanıyorlar
They've been accused of polluting: present perfect edilgende be accused of + -ing
They've, They have ifadesinin kısaltmasıdır. Have been accused, present perfect edilgen yapıdır: biri onları suçlamıştır, ancak suçlamayı kimin yaptığı belirtilmez. Present perfect, bu suçlamayı şu anda hâlâ ilgili olan bir bilgi olarak sunar. Etken kalıp accuse someone of + isim veya -ing biçimidir. Edilgen yapıda someone has/have been accused of doing something olur; bu nedenle of sonrasında polluting gelir. Bir suçlama, yanlış bir davranışta bulunulduğu iddiasıdır; suçluluğun kanıtı değildir.
Alıştırma
Cümleyi accuse fiilinin present perfect edilgen biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The factory has ____ dumping waste into the river.
Cevabı göster
been accused of
exposing ... to health risks: expose someone to something yapısı
Expose someone or something to something, bir kişiyi veya şeyi bir etki, koşul ya da tehlikeyle temas hâline getirmek demektir. Burada employees and local communities etkilenen gruplardır; health risks ise savunmasız bırakıldıkları tehlikeyi belirtir. Expose bu yapıda gizli bir şeyi ortaya çıkarmak anlamına gelmez. Exposing, accused of sonrasında polluting ile eş görevli olduğu için -ing biçimindedir: they have been accused of polluting ... and exposing ....
Alıştırma
Cümleyi expose ... to ... yapısıyla tamamlayın: A security flaw can ____ users ____ identity theft.
Cevabı göster
expose · to
associated with a toxic chemical called PFOA. Kalıp ifadeler
4:03sağlık risklerine maruz bırakmakla suçlanıyorlar.
associated with ... called PFOA: bir bağlantı bildirmek
Associated with, bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak anlamına gelir. health risks associated with a toxic chemical gibi daha uzun bir isim grubunda associated with a toxic chemical, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: health risks that are associated with a toxic chemical. Önceki ismi kimyasal maddeye bağlar. Called PFOA, kimyasal maddenin adını belirtir: a toxic chemical called PFOA, a toxic chemical that is called PFOA ile aynı anlama gelir. Bu ifade bir ilişki bildirir; associated with tek başına kimyasalın riske neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir araştırma, bir durum ile kötü uyku arasında bağlantı buldu ancak neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru aktarır?
- The condition is associated with poor sleep.
- The condition causes poor sleep.
- The condition is caused by poor sleep.
Cevabı göster
The condition is associated with poor sleep.
That chemical was involved in manufacturing Teflon. Kalıp ifadeler
4:07Bu kimyasal Teflon üretimine dahil oluyordu.
was involved in manufacturing: bir süreçte rol sahibi olmak
Be involved in + bir isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte ya da süreçte rol sahibi olmak anlamına gelir. Buradaki in bir edattır; bu yüzden manufacture, manufacturing biçimine dönüşür. Özne bir kimyasal olduğu için was involved in manufacturing, kimyasalın üretim sürecinde bir rolü olduğu anlamına gelir. Kimyasalın bilinçli veya kasıtlı biçimde hareket ettiğini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi be involved in + V-ing kullanarak tamamlayın: The lab was ____ testing the new material.
Cevabı göster
involved in
As for John Gotti: önceki bir konuya dönmek
As for + isim öbeği, sırada konuşulacak kişiyi veya şeyi tanıtır. Burada As for John Gotti, başka bir konudan sonra odağı yeniden John Gotti'ye getirir. Bu ifade bilgiyi düzenler; bir neden bildirmez. “Şimdi John Gotti'ye gelirsek” şeklinde anlaşılmalıdır, “John Gotti yüzünden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir neden bildirmek veya yalnızca bilgi eklemek yerine, üzerinde anlaşılan fiyattan teslimat tarihine geçmek için konu belirten bir ifade kullanıyor?
- We have agreed on the price because the delivery date is flexible.
- We have agreed on the price, and the delivery date is written in the contract.
- We have agreed on the price. As for the delivery date, we'll confirm it tomorrow.
Cevabı göster
We have agreed on the price. As for the delivery date, we'll confirm it tomorrow.
the mob boss was finally convicted of five counts of murder, Kelime
4:14mafya patronu nihayet diğer suçlamaların yanı sıra
finally convicted of five counts of murder: suçluluk hükmü ve hukukta suç kalemleri
Be convicted of a crime, bir mahkemenin kişiyi o suçtan dolayı suçlu bulduğu anlamına gelir. Edilgen yapı kişi + be convicted of + suç şeklindedir. Finally, mahkûmiyetin uzun veya zorlu bir sürecin ardından sonunda ortaya çıkan sonuç olduğunu belirtir. Hukuk İngilizcesinde a count, bir davada ayrı olarak listelenen bir suç kalemidir. Five counts of murder, beş ayrı cinayet suçu anlamına gelir; sıradan anlamıyla sayma eylemi değildir.
Alıştırma
Mahkeme Elena'yı ayrı ayrı listelenmiş üç dolandırıcılık suçundan zaten suçlu buldu. Hangi cümle bunu doğru biçimde ifade eder?
- Elena was convicted of three counts of fraud.
- Elena was charged with three counts of fraud.
- Elena was accused of three counts of fraud.
Cevabı göster
Elena was convicted of three counts of fraud.
Among other charges: suçlama listesinin tamamlanmadığını belirtmek
Among other charges, daha önce belirtilen suçlamaların bütün listenin yalnızca bir parçası olduğunu; burada sıralanmayan başka suçlamaların da bulunduğunu gösterir. Buradaki among, bir öğenin daha büyük bir gruba ait olduğunu belirtir. İnsanların veya nesnelerin fiziksel olarak ortasında bulunmayı anlatmaz. Bu ifade, haberlerde veya hukuk metinlerinde tüm listeyi vermeden önemli suçlamalardan söz etmeyi sağlar.
Alıştırma
Dolandırıcılığın iddianamedeki birkaç suçlamadan biri olduğunu doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- The indictment placed the fraud charge among a group of people.
- The indictment included fraud, among other charges.
- The indictment included fraud and no other charges.
Cevabı göster
The indictment included fraud, among other charges.
That prompted the head of the FBI office in New York City to announce, Kalıp ifadeler
4:19Bu, New York City'deki FBI ofisi başkanının şunu duyurmasına yol açtı:
Prompted ... to announce: resmî bir tepkiye yol açmak
Burada That, hemen önce belirtilen olay veya gerçeğe gönderme yapar. Prompted, bu durumun FBI ofisinin başkanını bir açıklamayla karşılık vermeye yönelttiğini belirtir; bir emir veya zorlama olması şart değildir, tetikleyici bir neden anlatılır. Yapı prompt + kişi veya kurum + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. prompt sonrasındaki isim kimin harekete geçtiğini, to ile başlayan mastar yapısı ise eylemi gösterir: prompted the head ... to announce.
Alıştırma
Cümleyi prompt fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The safety report ____ the company to inspect every machine.
Cevabı göster
prompted
The Teflon is gone: “Teflon Don” imgesinin sonu
Teflon yapışmaz bir malzemedir ve burada John Gotti’nin “the Teflon Don” lakabını da hatırlatır. Bu lakap onu, cezai suçlamaların kendisine “yapışmadığı” biri olarak gösteriyordu. “The Teflon is gone”, bu dokunulmazlık görüntüsünün sona erdiğini, artık sonuçlardan eskisi gibi kaçamayacağını söyler. Bu bir kelime oyunudur; bir Teflon parçasının gerçekten kaybolduğu haberi değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda The Teflon is gone neyi ima ediyor?
- Mahkûmiyetten kaçınmasıyla ilgili ünü sona ermiştir.
- Bütün yapışmaz ürünler yasaklanmıştır.
- Yapışmaz malzemeden bir eşya gerçekten kaybolmuştur.
Cevabı göster
Mahkûmiyetten kaçınmasıyla ilgili ünü sona ermiştir.
The Don is covered in Velcro and all the charges stuck." Deyimler
4:24Don'un üzeri Velcro ile kaplı ve tüm suçlamalar yapıştı."
The Don is covered in Velcro: yapışmaz imgesini tersine çevirmek
“The Don”, Gotti’yi bir suç örgütü lideri olarak ifade eder. Velcro, iki yüzeyin birbirine tutunmasını sağlayan cırt cırt banttır; bu nedenle covered in Velcro onu, nesnelerin kolayca yapışabileceği bir yüzey gibi gösterir. Bu benzetme önceki Teflon imgesini tersine çevirir: suçlamalar kayıp gitmek yerine artık hukuki sonuçlarla birlikte ona yapışır. Bu, kıyafetlerinin gerçek anlamda betimlenmesi değildir.
Alıştırma
The Don is covered in Velcro benzetmesi burada neyi anlatıyor?
- Bağlantı elemanları üreten bir şirkette çalışıyor.
- Gerçekten cırt cırt bantla kaplı kıyafetler giyiyor.
- Suçlamalar ve hukuki sonuçlar artık ona yapışabilir.
Cevabı göster
Suçlamalar ve hukuki sonuçlar artık ona yapışabilir.
all the charges stuck: hukuki ve fiziksel anlamlı bir kelime oyunu
Bu cümlede charges, suçla ilgili resmî ithamlar anlamına gelir; stuck ise stick fiilinin geçmiş zaman biçimidir. a charge sticks dendiğinde, ithamın itirazlara rağmen ayakta kaldığı ya da bir kişiye karşı etkili olmaya yetecek kadar güçlü kabul edildiği anlatılır; ifade tek başına kesin bir yargı sonucunu belirtmez. Bu söz öbeği stick fiilinin yapışık kalmak şeklindeki fiziksel anlamını da etkinleştirir. İki anlamın aynı anda kullanılması kapanıştaki kelime oyununu yaratır: suçlamalar, yapışkan bir şeyin fiziksel olarak tutunması gibi kişiye mecazen yapışır.
Alıştırma
Burada all the charges stuck ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Her bir hukuki suçlama o kişiye karşı etkili olmaya devam etti.
- Her bir elektrik yükü aynı yerde kaldı.
- Her bir ücret bir yüzeye yapıştı.
Cevabı göster
Her bir hukuki suçlama o kişiye karşı etkili olmaya devam etti.