ABD'de Sıkıyönetim Gerçekte Nasıl Olurdu?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.065 kelime 199 kel/dk

Video özeti: Kurmaca bir T-virus, ABD'de sıkıyönetimin tarihini, sınırlarını ve sokağa çıkma yasağı, seyahat, haklar ile seçimlere etkisini açıklıyor. İngilizce noktaları: 1. less than ethical — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: less than ile olumlu sıfat, tersindeki olumsuz yargıyı nazik ya da ironik verir; bu tonu dikkatle seçin. 2. throws the door open to — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: bu mecaz kötü bir sonucu daha olası kılmak demektir; to ile sonraki isim öbeğini bağlayın. 3. despite martial law having been established, — Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları: despite isim ya da gerund alır; perfect passive having been established ana cümleye zıt, önceki bir durumu gösterir.

Bu derste

It's finally happened.

0:00

Sonunda beklenen oldu.

A less than ethical bio research company Kelime

0:01

Etik değerlere pek bağlı olmayan bir biyolojik araştırma şirketi

accidentally released the T-virus.

0:04

yanlışlıkla T virüsünü serbest bıraktı.

Kelime

less than ethical: unethical demenin daha yumuşak bir yolu

Bu cümlede less than ethical, bio research company ifadesini niteler ve “pek etik olmayan”, pratikte ise “unethical” anlamına gelir. less than + olumlu bir sıfat yapısı, olumsuz yargıyı daha ölçülü gösterir. Bu bir hafifletme ifadesidir: sözler yumuşar ama eleştiri açık kalır. Bağlama göre dikkatli, kuru ya da biraz alaycı duyulabilir; bu yüzden kelimesi kelimesine bir karşılaştırma aramak yerine olumsuz değerlendirmeyi fark edin.

Alıştırma

Kulağa nazik gelen ama aslında şirketin etik anlayışını eleştiren ifadeyi seçin.

  1. highly ethical — güçlü bir övgü
  2. less than ethical — dolaylı bir eleştiri
  3. less ethical than — başka bir şeyle karşılaştırma
Cevabı göster

less than ethical — dolaylı bir eleştiri

It all started with a cough,

0:06

Her şey bir öksürükle başladı,

some difficulty breathing

0:08

biraz nefes alma güçlüğüyle devam etti

and pretty soon tyrants, zombie dogs

0:09

ve çok geçmeden Tyrant'lar, zombi köpekler

and those gross guys with the long tongues

0:11

ve o uzun dilli iğrenç tipler

started running rampant. Deyimler

0:13

ortalıkta kol gezmeye başladı.

Deyimler

running rampant: kontrolsüz yayılma veya faaliyet

Burada running rampant, run rampant deyiminin geniş zamanla devam eden biçimidir. Özellikle zararlı veya kaotik bir şekilde, kontrol olmadan yayılmak, ortaya çıkmak ya da faaliyet göstermek anlamına gelir. Yaratıklar yalnızca hızlı koşmuyor; bu ifade onların serbest kaldığını ve durumun her yerinde kontrolsüzce hareket ettiğini anlatıyor. Aynı deyim sorunları, hastalıkları, söylentileri, suçları veya yaygın hâle gelen başka güçleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Yayılıp kontrol edilmesi zorlaşan tehlikeli söylentileri en iyi hangi ifade anlatır?

  1. run rampant — kontrol olmadan yayılmak veya sürmek
  2. spread rapidly — hızla ilerlemek, ancak mutlaka kontrol kaybı ima etmemek
  3. run wild — sınırsız davranmak, ancak mutlaka geniş çapta yayılmamak
Cevabı göster

run rampant — kontrol olmadan yayılmak veya sürmek

Now there's only one way

0:15

Şimdi yalnızca tek bir yol var:

to enforce the quarantine that will save America.

0:16

Amerika'yı kurtaracak karantinayı zorla uygulamak.

Forget social distancing, Anlatım akışı

0:18

Sosyal mesafeyi unutun,

it's time for martial law.

0:20

sıkıyönetim zamanı.

Anlatım akışı

Sosyal mesafeyi boş ver, artık sıkıyönetim zamanı

“Forget X, it’s time for Y” kalıbı, X’in gerçekten unutulması gerektiği anlamına gelmez. Burada “Forget social distancing”, “bu konuyu ya da yaklaşımı bir kenara bırakalım” demektir; “it’s time for martial law” ise çok daha sert ve uç bir yeni odağı öne çıkarır. Bu keskin karşıtlık konuşanı kararlı gösterir ve bir tırmanma hissi yaratır. Bu kalıp, eski bir fikirden, plandan veya konudan yeni bir odağa hızla geçmek için kullanılabilir. Bir sonraki adımı tarafsızca açıklayan bir ifade değil, retorik bir geçiştir.

Alıştırma

Bu cümlede “Forget social distancing, it’s time for martial law” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Bir yaklaşımı sert biçimde bir kenara bırakıp daha uç bir odak sunar.
  2. Konuşanın bir halk sağlığı kuralını kelimenin tam anlamıyla unuttuğunu bildirir.
  3. Her iki yaklaşımın da eşit derecede önemli olduğunu kibarca belirtir.
Cevabı göster

Bir yaklaşımı sert biçimde bir kenara bırakıp daha uç bir odak sunar.

Martial law has been declared numerous times

0:22

Sıkıyönetim birçok kez ilan edildi

throughout US history,

0:23

ABD tarihi boyunca,

from the Revolutionary War

0:24

Amerikan Bağımsızlık Savaşı'ndan

to the 1960s Civil Rights Movement.

0:26

1960'lardaki Sivil Haklar Hareketi'ne kadar.

But what is martial law exactly? Anlatım akışı

0:28

Peki sıkıyönetim tam olarak nedir?

And what would it look like in modern life?

0:30

Günümüz yaşamında nasıl görünürdü?

Anlatım akışı

Sıkıyönetim tam olarak nedir? ... Modern hayatta nasıl bir şey olurdu?

“What is martial law exactly?” dinleyiciden kesin bir tanım isteyen bir sorudur. Ardından gelen “What would it look like in modern life?” ise bu soyut sistemin gerçek durumlar veya etkiler aracılığıyla nasıl ortaya çıkabileceğini sorar; burada “look like”, görsel olarak nasıl göründüğünü değil, pratikte nasıl ortaya çıkacağını anlatır. İki soru birlikte açıklamayı kavramı tanımlamaktan somutlaştırmaya taşır. Bu ikili, açıklama düzenlemek için yararlı bir kalıptır: önce X’in ne olduğunu belirle, sonra X’in belirli bir ortamda nasıl görüneceğini incele. “Would”, ikinci durumu mümkün veya varsayımsal olarak sunar; bunun zaten gerçekleştiğini iddia etmez.

Alıştırma

Hangi ikili önce bir tanım soruyor, sonra gerçek hayatta mümkün olan bir biçimi soruyor?

  1. What is a flexible deadline exactly? And what does it look like in a real classroom?
  2. How does a flexible deadline work? And where is it written?
  3. What is a flexible deadline exactly? And what would it look like in a real classroom?
Cevabı göster

What is a flexible deadline exactly? And what would it look like in a real classroom?

Martial law is typically declared

0:33

Sıkıyönetim genellikle

in times of national emergency,

0:34

ulusal acil durumlarda ilan edilir,

though what exactly constitutes an emergency Kelime

0:36

ancak neyin tam olarak acil durum sayıldığı

varies from nation to nation. Kalıp ifadeler

0:38

ülkeden ülkeye değişir.

Kelime

constitutes an emergency: acil durum tanımına uymak

Burada constitutes, “tanımına uyar” veya “olarak sayılır” anlamına gelir. Soru, bir acil durumu hangi unsurların oluşturduğu değil, hangi durumların acil durum olarak sınıflandırılacak kadar ciddi olduğudur. Bu kullanım, bir kuralın, yasanın veya tanımın ölçüt belirlediği yerlerde yaygındır. X constitutes Y, X’in Y olarak değerlendirilmek için gereken özelliklere sahip olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi seçenek “Heavy flooding constitutes an emergency” cümlesinin anlamını en iyi korur?

  1. Şiddetli selin yalnızca bir acil durumdan sonra meydana geldiği anlamına gelir.
  2. Şiddetli selin acil durum tanımına uyduğu anlamına gelir.
  3. Şiddetli selin bütün acil durumları önlediği anlamına gelir.
Cevabı göster

Şiddetli selin acil durum tanımına uyduğu anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

varies from nation to nation: ülkeler arasındaki farklılıklar

vary from X to X kalıbı, bir şeyin bir grubun ayrı ayrı üyeleri arasında farklı olduğunu anlatır. Burada her ülke, neyin acil durum sayılacağı konusunda farklı bir ölçüt kullanabilir. Tekil ismin tekrarlanması, nation to nation, person to person veya case to case örneklerinde olduğu gibi ayrı durumların karşılaştırılmasına odaklanır. Seyahat veya hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi vary from X to X kalıbıyla tamamlayın; nation sözcüğünü ve doğru fiil biçimini kullanın: Tax law ____.

Cevabı göster

varies from nation to nation

Once martial law is declared,

0:40

Sıkıyönetim ilan edildiğinde,

most civil rights are temporarily suspended

0:41

medeni hakların çoğu geçici olarak askıya alınır

and the US military assumes control Kalıp ifadeler

0:44

ve ABD ordusu

of all law enforcement duties,

0:46

tüm kolluk görevlerinin kontrolünü devralır,

although existing law enforcement is still active

0:47

ancak mevcut kolluk kuvvetleri çalışmaya devam eder

and aids in establishing martial law.

0:50

ve sıkıyönetimin tesis edilmesine yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

… üzerindeki kontrolü resmen devralmak

assumes control of ifadesindeki assume, “varsaymak” değil, bir yetkiyi veya sorumluluğu “üstlenmek, devralmak” anlamına gelir. Bu ifade, of’tan sonra gelen iş veya alanı yönetme yetkisinin bir kişi ya da kuruma geçtiğini gösterir. Bu cümlede ABD ordusu kolluk faaliyetlerinin sorumluluğunu devralır. Geniş zaman, sıkıyönetim ilan edildikten sonra genel olarak ne olduğunu anlatır. Bu resmî ifade özellikle hükümet, iş dünyası, hukuk, acil durum yönetimi ve haber bağlamlarında kullanılır.

Alıştırma

Resmî olarak yetkiyi devralmak anlamındaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the merger, the parent company ____ the regional office.

Cevabı göster

assumed control of

Because martial law pretty much suspends democracy Kelime

0:52

Çünkü sıkıyönetim demokrasiyi büyük ölçüde askıya alır,

as we know it in the United States, Kalıp ifadeler

0:54

en azından ABD'de bildiğimiz şekliyle,

it has been sparingly used Kelime

0:56

bu yüzden çok seyrek kullanılmıştır

and even when it has,

0:58

ve kullanıldığı zamanlarda bile

it's been a very limited scope.

0:59

kapsamı son derece sınırlı tutulmuştur.

Kelime

Neredeyse; aşağı yukarı

Pretty much, “neredeyse” veya “pratik olarak” anlamına gelen konuşma dili ağırlıklı bir derece ifadesidir. Bu cümlede geniş bir iddiayı yumuşatır: sıkıyönetim, insanların normalde deneyimlediği demokrasiyi büyük ölçüde askıya alır, ancak her unsurun her durumda ortadan kalktığını söylemez. Burada pretty much, sıfat olarak kullanılan pretty’yi değil, suspends democracy fiil grubunun tamamını niteler. Konuşmacının güçlü bir özet yapmasına, fakat sınırlar veya istisnalar için pay bırakmasına olanak tanır.

Alıştırma

‘Neredeyse’ anlamı verecek şekilde bu konuşma dili cümlesini en iyi hangi seçenek tamamlar? The new schedule is ___ ready; we are waiting for one signature.

  1. much
  2. pretty much
  3. pretty
Cevabı göster

pretty much

Kalıp ifadeler

as we know it: bildiğimiz şekliyle

Bu cümlede as we know it, “bildiğimiz tanıdık biçimiyle” anlamına gelir. democracy sözcüğüne gönderme yapar; yani konuşan kişi sıkıyönetimin alışılmış demokratik sistemi askıya alabileceğini söylüyor, yalnızca geçici bir olayı kesintiye uğratacağını değil. Bu yapı bir isimden sonra gelerek o şeyin alışılmış veya tanıdık biçimini belirtir: the world as we know it ya da school as we know it. Bir değişiklik yalnızca şu anı değil, bir sistemin yapısını etkilediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

“The new battery could change transportation as we know it” cümlesinde as we know it ne anlama gelir?

  1. tanıdığımız biçimiyle
  2. şu anda mevcut bilgilere dayanarak
  3. onu tanıyabildiğimiz için
  4. sadece kısa bir süre için
Cevabı göster

tanıdığımız biçimiyle

Kelime

sparingly used: sınırlı ve ölçülü kullanım

Sparingly used, az miktarda veya sınırlı sayıda durumda kullanılmış anlamına gelir. Genellikle sık ya da yoğun kullanım istenmediğinde, riskli veya pahalı olduğunda ya da kullanım kısıtlandığında kullanılır. Bu cümlede, sıkıyönetimin Amerika Birleşik Devletleri tarafından nadiren ve ölçülü biçimde uygulandığını anlatır. Burada sparingly, used fiilini niteler ve kullanım sıklığının ya da kapsamının sınırlı olduğunu vurgular; eylemin yalnızca dikkatli biçimde yapıldığını anlatmaz. Aynı fikir kaynaklar, ilaçlar, yetki veya diğer önlemler için de kullanılabilir.

Alıştırma

“The backup generator is sparingly used to conserve fuel” cümlesinde sparingly used ne anlama gelir?

  1. ucuz olduğu için kullanılmış
  2. yalnızca sınırlı bir biçimde veya birkaç durumda kullanılmış
  3. gerektiği kadar sık ama büyük bir dikkatle kullanılmış
  4. çalışmayı durdurmadan önce hızlıca kullanılmış
Cevabı göster

yalnızca sınırlı bir biçimde veya birkaç durumda kullanılmış

If there's one thing country music has taught us, Dilbilgisi

1:01

Country müziğin bize öğrettiği bir şey varsa,

it's that Americans love their freedom

1:04

o da Amerikalıların özgürlüklerini sevdiği

Dilbilgisi

If there's one thing X has taught us, it's that Y kalıbı

Bu iki parçalı kalıp önce if yan cümlesinde X'i bir dersin kaynağı olarak kullanıp kısa bir hazırlık yapar, ardından it's that ile ana sonuç Y'yi ortaya koyar. Bu cümlede country müziği mizahi biçimde kaynak olarak ele alınır; varılan sonuç ise Amerikalıların özgürlüğe değer verdiğidir. One thing burada gerçek anlamda yalnızca tek bir ders olduğunu söylemez; retorik vurgu yapar. Kalıp, dinleyiciyi Y'yi temel çıkarım olarak görmeye yönlendirir.

Alıştırma

Eksik sözcüklerle vurgu kalıbını tamamlayın: If there's one thing this project has taught me, ____ teamwork matters.

Cevabı göster

it's that

and they don't take kindly Kalıp ifadeler

1:06

ve hükûmetin

to the government infringing on it. Kalıp ifadeler

1:07

bu özgürlüğe karışmasını hiç hoş karşılamadığıdır.

Kalıp ifadeler

don't take kindly to deyimi

Don't take kindly to, bir şeyden ciddi biçimde hoşlanmamak, ona içerlemek veya kötü tepki vermek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Amerikalıların hükümetin özgürlüklerine müdahalesine güçlü biçimde karşı çıktığını anlatır; kindly burada tek başına nazikçe anlamında kullanılmaz. Kalıp not take kindly to + isim, zamir veya -ing yan cümlesi biçimindedir. Burada the government infringing on it, insanların karşı çıktığı şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef deyimle tamamlayın: The residents ____ sudden cuts to the bus service.

Cevabı göster

don't take kindly to

Kalıp ifadeler

infringing on: bir hakkı veya özgürlüğü ihlal etmek

infringing on, bir hakkı, özgürlüğü veya başka bir korunan menfaati uygunsuz biçimde sınırlamak ya da ihlal etmek anlamına gelir. Burada infringing on it, hükümetin Amerikalıların özgürlüğünü kabul edilemez gördükleri bir biçimde kısıtlaması demektir; yalnızca onu etkilemek anlamına gelmez. infringe on yapısından sonra ihlal edilen hak, özgürlük, mahremiyet veya menfaat gelir. it, freedom sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle ifade hükümetin eylemini bir hak ihlali olarak sunar.

Alıştırma

Burada bir politika, korunan bir hakkın uygunsuz biçimde sınırlandırılması olarak anlatılıyor. Cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The policy may ___ residents' privacy.

  1. infringe on
  2. affect
  3. interfere with
Cevabı göster

infringe on

Thus martial law is only declared in the US

1:09

Bu yüzden ABD'de sıkıyönetim yalnızca

for the most extreme circumstances,

1:11

en uç koşullarda,

for times when the military is needed

1:13

orduya ihtiyaç duyulduğu zamanlarda

to help maintain law and order. Kalıp ifadeler

1:15

kanun ve düzenin korunmasına yardım etmesi için ilan edilir.

Kalıp ifadeler

maintain law and order: kamu düzenini korumak

maintain law and order, bir toplumu istikrarlı ve güvenli tutmak ve kamusal yaşamın hukuk düzeni içinde işlemesini sağlamak anlamına gelir. Buradaki law and order, birbirinden bağımsız iki görev değil, kamu yönetimiyle ilgili tek bir kavramdır. Bu cümlede ordunun maintain law and order görevine yardım etmesi, kamu makamlarının ciddi düzensizliği önlemesine ve normal hukuki denetimi korumasına destek olması demektir. İfade, belirli bir polis eylemine değil, korunan kamusal duruma odaklanır.

Alıştırma

Bir haber, yetkililerin kriz sırasında bütün bir şehri güvenli ve düzenli tuttuğunu anlatıyor. Hangi ifade en uygundur?

  1. maintain law and order
  2. keep the peace
  3. enforce the law
Cevabı göster

maintain law and order

Recent incidents of martial law include its enactment

1:17

Yakın tarihteki sıkıyönetim örneklerinden biri,

after the attack on Pearl Harbor, Kültür

1:19

Pearl Harbor saldırısından sonra ilan edilmesidir,

but even then it was only declared in Hawaii

1:21

ama o zaman bile yalnızca Hawaii'de ilan edildi

and only because an imminent invasion was feared.

1:23

ve bunun tek nedeni yakın bir işgalden korkulmasıydı.

Kültür

attack on Pearl Harbor: Pearl Harbor saldırısı

attack on Pearl Harbor ifadesi, 7 Aralık 1941'de Hawaii'deki Pearl Harbor Amerikan deniz üssüne Japonya tarafından yapılan saldırının adıdır. Yapı, saldırının yerini veya hedefini belirtmek için attack on ifadesini kullanır; Pearl Harbor ise sıradan bir limanı anlatan genel bir ifade değil, özel isimdir. Burada olay, daha sonra alınan bir politika kararının tarihsel tetikleyicisi olarak sunuluyor: Saldırıdan sonra Hawaii'de sıkıyönetim ilan edildi. Bu ifade, belirli bir olayı onu izleyen devlet eylemiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Yalnızca yeri değil, tarihsel olayı adlandıran ifade hangisidir?

  1. the harbor at Pearl
  2. the attack on Pearl Harbor
  3. Pearl Harbor
Cevabı göster

the attack on Pearl Harbor

In the US,

1:26

ABD'de

only the president has the power

1:27

yalnızca başkan

to enact martial law nationally.

1:28

ülke çapında sıkıyönetim ilan etme yetkisine sahiptir.

Each state governor has the right

1:30

Her eyalet valisinin

to enact martial law in their own state individually

1:32

kendi eyaletinde ayrı olarak sıkıyönetim ilan etme

and enforce it with the aid of federal troops Kalıp ifadeler

1:34

ve federal birliklerin yanı sıra

as well as the National Guard.

1:36

Ulusal Muhafızların yardımıyla uygulama hakkı vardır.

Kalıp ifadeler

with the aid of: ... yardımıyla

With the aid of, “...nın yardımıyla veya desteğiyle” anlamına gelir. Yapıda with the aid of ifadesinden sonra yardım sağlayan kişi, kuruluş veya kaynak gelir; bu ifade bir eylemi mümkün ya da daha kolay kılan şeyi tanıtır. Bu cümlede federal birlikler ve Ulusal Muhafızlar, valinin sıkıyönetimi uygulamasına yardım eden güçlerdir. Buradaki aid bir isimdir; bu yüzden ifade resmi ve kurumsal bir tınıya sahiptir. Bu bağlamda aid destek anlamındadır, ilk yardım veya acil tıbbi müdahale anlamında değildir.

Alıştırma

Yerel mühendislerin destek sağladığını resmi bir raporda belirtmek istiyorsanız hangi ifade en uygundur? The project was completed ____ local engineers.

  1. by means of
  2. with help from
  3. with the aid of
Cevabı göster

with the aid of

Controversially though,

1:38

Ancak tartışmalara yol açan bir hamleyle,

in 2007,

1:39

2007'de

President George W. Bush's administration

1:40

Başkan George W. Bush yönetimi

added a provision into a military funding bill

1:42

askerî finansman yasa tasarısına bir hüküm ekledi.

that allowed the president to take command Kalıp ifadeler

1:45

Bu hüküm, başkanın

of the National Guard units of each state

1:47

her eyaletin Ulusal Muhafız birliklerinin komutasını

without the governor's consent. Kelime

1:49

valinin onayı olmadan devralmasına izin veriyordu.

Kalıp ifadeler

take command of: resmî komutayı devralmak

Take command of, bir grubu, kuruluşu veya operasyonu yönlendirme yetkisini resmen üstlenmek demektir. Bu cümlede başkan, eyaletlerin Ulusal Muhafız birlikleri üzerinde kontrol sahibi olacaktır. Burada command, take command of + isim yapısında kullanılan bir isimdir. İfade, tek bir emir vermeyi değil, devam eden bir komuta yetkisini devralmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi take ile başlayan ve command sözcüğünü içeren üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: During the flood response, Maya had to ____ the rescue team.

Cevabı göster

take command of

Kelime

without the governor's consent: valinin resmî izni olmadan

Without the governor's consent, valinin izin vermemiş olduğu anlamına gelir. Bu kurumsal bağlamda vali, normalde onayı beklenecek yetkili kişidir. Consent yalnızca aynı görüşte olmak veya sonradan onayladığını belirtmek değildir. Genellikle ilgili kişinin bir eylem yetkilendirilmeden önce ya da yetkilendirilirken verdiği izni ifade eder.

Alıştırma

Yetkilendirmeyle ilgili bu resmî cümleyi en doğru şekilde tamamlayan sözcüğü seçin: The hospital cannot share the records without the patient's ___.

  1. agreement
  2. opinion
  3. consent
Cevabı göster

consent

Let's say your city ends up on the T-virus menu. Deyimler

1:51

Diyelim ki şehriniz T virüsünün menüsüne girdi.

Deyimler

ends up on the T-virus menu: sonunda hedef haline gelmek

Bu cümlede ends up, olaylar geliştikten sonra ortaya çıkan nihai sonucu belirtir: şehir sonunda istenmeyen bu duruma gelir. on the T-virus menu gerçek bir menü değildir; şehri tehdidin saldırabileceği veya tüketebileceği bir şey gibi gösterir. Yani şehir felaketin hedefi hâline gelir. Buradaki T-virus kurgusal bir salgın senaryosunun parçasıdır. İfade, gerçek bir yemek durumunu değil, kara mizah içeren tehditkâr bir mecazı anlatır.

Alıştırma

"The village ends up on the monster's menu" cümlesinde menu karanlık bir mecazdır: köy bir yemek değil, bir hedef hâline gelir. Bu yorum doğru mu?

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

One day you're working your four full-time jobs

1:54

Bir gün dört tam zamanlı işte birden çalışıyor,

while also attending college and still not making rent Kelime

1:56

bir yandan üniversiteye gidiyor ama yine de kirayı denkleştiremiyorsunuz

Kelime

making rent: kirayı karşılayacak kadar kazanmak

Making rent, kirayı ödeyecek kadar para kazanmak anlamına gelen günlük Amerikan İngilizcesi ifadesidir. Buradaki make, kirayı yapmak veya kira bedelini belirlemek demek değildir; kirayı karşılayacak geliri elde etmek anlamındadır. still not making rent içindeki still, dört tam zamanlı işte çalışmaya ve üniversiteye devam etmeye rağmen sorunun sürdüğünü gösterir. Vurgu, gelirin yetersiz olmasındadır; kiranın fiilen ödenip ödenmediği anlatılmaz.

Alıştırma

"Kirayı ödeyecek kadar para kazanmak" anlamındaki günlük ifadeyi tamamlayın: Even after taking a second job, she is still not ____.

Cevabı göster

making rent

and suddenly people start turning into zombies

1:58

ve birden insanlar zombiye dönüşmeye başlıyor,

and the lickers all around you.

2:01

etrafınız da Licker'larla sarılıyor.

The state governor gets on TV

2:02

Eyalet valisi televizyona çıkıp

and announces he's enacting martial law

2:04

sıkıyönetim ilan ettiğini açıklıyor

to enforce a mandatory quarantine.

2:05

zorunlu karantinayı uygulamak üzere.

The first thing you'll notice about your new life Dilbilgisi

2:08

Yeni hayatınızda ilk fark edeceğiniz şey,

is that you've got a curfew again,

2:10

yeniden sokağa çıkma yasağına tabi olmanızdır;

Dilbilgisi

The first thing you'll notice about X is that Y kalıbı

The first thing you'll notice about X is that Y kalıbı, yeni bir durumla ilgili ilk fark edilen veya hemen en belirgin olan gerçeği sunar. Burada X, your new life; Y ise yeniden bir eve dönüş saatin olduğu yönündeki tam gerçektir. about X gözlemlenen konuyu veya alanı belirtir; neyin fark edildiğini söylemez. Gerçekte fark edilen bilgi, is that ifadesinden sonra tam bir yan cümle olarak gelir. Bu kalıp, dinleyiciyi bir konudan onun ilk belirgin sonucuna yönlendirir.

Alıştırma

Tam bir gerçeği sunan iki kelimelik bağlantıyla kalıbı tamamlayın: The first thing you'll notice about the new library ____ every table has a charging outlet.

Cevabı göster

is that

only this one is much more restrictive

2:12

ama bu yasak çok daha kısıtlayıcıdır

and better enforced than the one

2:14

ve lisedeyken anne babanızın koyduğu yasaktan

your parents set up while you were in high school. Öbek fiiller

2:16

çok daha sıkı uygulanır.

Öbek fiiller

kurmak veya düzenlemek anlamındaki set up

Bu cümlede set up, bir şeyi dik konuma getirmek değil; kurmak, oluşturmak veya işler hâle getirmek anlamındadır. the one önceki curfew ifadesine gönderme yapar ve your parents set up ilgi cümleciği onu açıklar. Doğrudan yeniden söylersek your parents set up that curfew olur. Set up, ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir. set up a rule veya set a rule up denebilir. Nesne bir zamirse mutlaka ortaya gelir: set it up denir, set up it denmez.

Alıştırma

Kuruldu ve kullanıma hazırlandı anlamındaki iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: We ____ a shared calendar so everyone could see the schedule.

Cevabı göster

set up

You're not allowed to be out of your house

2:18

Evinizin dışında olmanıza izin verilmez

from 8:00 p.m. to 9:00 a.m. every single day.

2:19

her gün 20.00 ile 09.00 arasında.

The curfew is meant to control the flow of people Dilbilgisi

2:22

Sokağa çıkma yasağı insanların hareketini kontrol etmeyi amaçlar

Dilbilgisi

is meant to: amaçlanan anlam, garanti değil

is meant to bir kuralın, planın, aracın veya eylemin amaçlanan kullanımını ya da hedefini belirtir. Bu cümlede anlam, sokağa çıkma yasağının insanların akışını kontrol etmek için tasarlanmış olduğudur; ifade bunun kesinlikle başarılı olacağını söylemez. Yapı be meant to + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyin ne yapmak üzere tasarlandığını anlatır; bir kişinin bir şeyi yapmak zorunda olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Amaçlanan hedefi gösteren ifadeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: The curfew is ____ control the flow of people.

Cevabı göster

meant to

and it makes it easier for law enforcement Dilbilgisi

2:25

ve kolluk kuvvetlerinin

to spot bad actors. Kelime

2:26

kötü niyetli kişileri tespit etmesini kolaylaştırır.

Dilbilgisi

makes it easier for law enforcement to: bir eylemin zorluğunu azaltmak

makes it easier for law enforcement to, make it easier for someone to do something yapısının bir parçasıdır. makes kelimesinden önceki ilk it, sokağa çıkma yasağına gönderme yapar. makes kelimesinden sonraki ikinci it ise biçimsel nesnedir; asıl eylemi, yani kolluk kuvvetlerinin tehlikeli kişileri fark etmesini, sonraki for law enforcement to spot bad actors bölümü gösterir. Anlam, sokağa çıkma yasağının bu kişileri fark etme işini daha az zor hâle getirmesidir. Yapı make + it + sıfat + for + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâlidir. Bir koşulun eylemi kolaylaştırdığını anlatır; kişinin eyleme zorlandığını anlatmaz.

Alıştırma

Bir kontrol listesinin insanları eyleme zorladığını söylemeden, eylemin zorluğunu azalttığını anlatan cümleyi seçin.

  1. The checklist makes new employees find the right form.
  2. The checklist makes it easier for new employees to find the right form.
  3. The checklist allows new employees to find the right form.
Cevabı göster

The checklist makes it easier for new employees to find the right form.

Kelime

Bad actors: kötü niyetli kişiler, gruplar veya kuruluşlar

Buradaki bad actors, oyunculuğu kötü olan kişiler anlamına gelmez. Kolluk ve güvenlik dilinde a bad actor, kötü niyetli, aldatıcı veya yasa dışı biçimde hareket eden bir kişi, grup ya da kuruluştur. Cümle, söz konusu önlemin bu tür tarafların belirlenmesini kolaylaştırdığını anlatır. Bu etiket bilinçli olarak geniş kapsamlıdır: belirli bir suçu veya rolü adlandırmak yerine zararlı davranışa odaklanır. law enforcement, cyberattacks, fraud veya security gibi alan ipuçları bu anlamı tanımaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir kamu güvenliği raporunda 'The system helps law enforcement spot bad actors' cümlesindeki bad actors büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yasaları uygulayan görevliler
  2. Oyunculuk becerisi yetersiz olan sanatçılar
  3. Zararlı veya yasa dışı faaliyetlerde bulunan kişi ya da gruplar
Cevabı göster

Zararlı veya yasa dışı faaliyetlerde bulunan kişi ya da gruplar

During wartime,

2:28

Savaş zamanında,

if you were violating curfew at 2:00 in the morning, Kalıp ifadeler

2:28

sabahın ikisinde sokağa çıkma yasağını ihlal ediyorsanız,

there's a good chance you were an enemy saboteur. Kalıp ifadeler

2:31

büyük ihtimalle düşman sabotajcısıydınız.

Kalıp ifadeler

Violating curfew: violate + resmî bir kısıtlama

violating curfew ifadesinde violate, resmî bir kısıtlamaya uymamak anlamına gelir ve curfew doğrudan nesnedir. Burada özellikle, savaş dönemi kuralları insanların içeride kalmasını gerektirirken sabah saat 2.00'de dışarıda olmayı anlatır. violate + kural, kısıtlama, yükümlülük veya hak kalıbı resmî ve üretkendir: violate a law, policy, agreement veya someone’s rights. Fiil, nesneye fiziksel zarar vermeyi değil, ona uymamayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi ‘sokağa çıkma yasağına uymamak’ anlamındaki iki sözcüklük tam resmî eş dizimle tamamlayın: Anyone found outside after midnight without authorization was ____.

Cevabı göster

violating curfew

Kalıp ifadeler

there's a good chance: yüksek olasılık ifade etmek

“There's a good chance”, “oldukça yüksek bir ihtimal var” anlamına gelir. Burada chance bir fırsatı değil, olasılığı ifade eder ve kişinin düşman sabotajcısı olabileceğine dair koşullara dayalı tahmini sunar. There's a good chance (that) + cümlecik veya there's a good chance of + isim ya da -ing biçimi kullanılır. Bu ifade yüksek bir olasılık belirtir, ancak kesinlik iddiasında bulunmaz.

Alıştırma

Cümleyi “oldukça yüksek bir ihtimal var” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: “____ that our flight will leave late because of the fog.”

Cevabı göster

There's a good chance

Curfews during a viral pandemic though

2:33

Ancak viral bir pandemi sırasında uygulanan yasaklar

can also help limit the spread of the disease

2:35

hastalığın yayılmasını sınırlamaya da yardımcı olabilir

and if the outbreak is severe enough, Dilbilgisi

2:37

ve salgın yeterince şiddetliyse,

you might not be allowed out of your home at all

2:39

evinizden hiç çıkmanıza izin verilmeyebilir,

Dilbilgisi

if ... severe enough ... might not be allowed: eşik aşılınca olası kısıtlama

“If the outbreak is severe enough” bir eşik belirler: salgın gerekli şiddet düzeyine ulaştığında koşul önem kazanır. Enough sıfattan sonra gelir: severe enough. “Might not be allowed” kiplik içeren edilgen bir yapıdır: might + not + be + geçmiş zaman ortacı. Yetkililerin eylemi yasaklayabileceğini, ancak kısıtlamanın kesin değil olası olduğunu belirtir. Bu cümlede söz konusu eylem evden çıkmaktır ve at all, yasağın tamamen uygulanabileceğini vurgular. Yapının tamamı bir şiddet eşiğini olası bir politika sonucuna bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir eşik koşulunu ve ardından gelebilecek olası bir kısıtlamayı doğru biçimde ifade eder?

  1. If the roads are icy enough, drivers are might not allowed to enter the mountain pass.
  2. If the roads are enough icy, drivers might not be allowed to enter the mountain pass.
  3. If the roads are icy enough, drivers might not be allowed to enter the mountain pass.
Cevabı göster

If the roads are icy enough, drivers might not be allowed to enter the mountain pass.

except on specific days for specific times.

2:41

belirli günlerdeki belirli saatler dışında.

A highly restricted curfew could,

2:44

Son derece katı bir sokağa çıkma yasağı,

for instance,

2:46

örneğin,

only allow you to leave your home

2:46

evinizden çıkmanıza yalnızca

for three hours every third day. Kelime

2:48

üç günde bir, üç saatliğine izin verebilir.

Kelime

every third day: Her üç günlük döngüde bir gün

every third day ifadesinde third sıra sayısı, tekrarlanan her üç günlük döngüdeki bir günü belirtir. Bu nedenle izin 3., ardından 6., 9. günlerde ve bu şekilde devam ederek geçerli olur; sıklık her üç günlük döngüde birdir. Burada every, kuralı tekrarlanan döngülere dağıtır. İfade bir gün içinde üç olayı saymaz ve üç gün süren kesintisiz bir dönemi anlatmaz.

Alıştırma

Programı, sıra sayısı kullanan ve “tekrarlanan her üç günlük döngüde bir kez” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The technician checks the backup system ____.

Cevabı göster

every third day

Each part of a city could have a different curfew

2:50

Şehrin her bölgesinde farklı bir yasak saati uygulanabilir

and thus the spread of the virus

2:52

ve böylece virüsün yayılması

would be highly limited

2:53

büyük ölçüde sınırlandırılabilir,

as only one part of the city

2:55

çünkü herhangi bir anda şehrin yalnızca tek bir bölgesinin sakinleri

would be away from home at any given time. Kalıp ifadeler

2:56

evlerinin dışında olur.

Kalıp ifadeler

at any given time: Rastgele seçilen belirli bir an

At any given time, rastgele seçilen ancak belirli olan tek bir anı düşünmemizi ister. Bu cümlede, hangi an seçilirse seçilsin, o sırada şehrin yalnızca bir bölümündeki insanların evlerinden uzakta olacağı söylenir. Burada given, «birine verilmiş» değil, «belirlenmiş» veya «değerlendirilmek üzere seçilmiş» gibi çalışır. İfade, aynı anda kaç kişinin, görevin veya bölgenin etkin olabileceği gibi eş zamanlı durumlara ilişkin sınırlar için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “rastgele seçilen belirli bir anda” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The clinic can treat no more than twelve patients ____.

Cevabı göster

at any given time

In most nations,

2:58

Çoğu ülkede

martial law automatically suspends all of your civil rights

2:59

sıkıyönetim tüm medeni haklarınızı otomatik olarak askıya alır

and gives the military complete police and judicial power.

3:02

ve orduya tam polis ve yargı yetkisi verir.

In the United States though,

3:05

Ancak ABD'de

Supreme Court decisions have worked to limit Kalıp ifadeler

3:06

Yüksek Mahkeme kararları

the scope of martial law

3:08

sıkıyönetimin kapsamını sınırlamaya çalışmıştır

Kalıp ifadeler

limit the scope of martial law: sıkıyönetimin kapsamını sınırlamak

Burada limit the scope of martial law, sıkıyönetimin daha az durumda uygulanmasını sağlamak veya yetkisinin ulaştığı alanı daraltmak anlamına gelir. Scope bir şeyin kapsamını, kapsadığı alanı veya yetki sınırlarını ifade eder; burada bir gözlem aracı anlamında değildir. limit the scope of + isim kalıbı, sınırların daraltıldığını anlatan resmî bir ifadedir. Bu kalıp tek başına yasanın veya yetkinin kaldırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Yetkinin daha az durumu kapsamasını sağlamak” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new guidelines ____ emergency powers.

Cevabı göster

limit the scope of

and even if martial law is declared,

3:10

ve sıkıyönetim ilan edilse bile

citizens still have a right to a civil trial. Kalıp ifadeler

3:12

vatandaşların hâlâ sivil mahkemede yargılanma hakkı vardır.

Kalıp ifadeler

have a right to: bir hakka sahip olmayı ifade etmek

Burada citizens have a right to a civil trial, vatandaşların sivil bir mahkemede yargılanmaya yasal olarak hakkı olduğu anlamına gelir. Bu kalıpta right, bir hakkı ifade eden isimdir. Bir şeye veya hizmete yönelik hakkı anlatmak için have a right to + isim öbeğini kullanın; have a right to a trial buna örnektir. Bir eylemi yapma hakkını anlatmak için have a right to + fiilin yalın hâlini kullanın; have a right to appeal buna örnektir.

Alıştırma

“Hakkı olmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: All residents ____ clean drinking water.

Cevabı göster

have a right to

The arresting authority of military or law enforcement

3:14

Ordu veya kolluk kuvvetlerinin tutuklama yetkisi

during martial law,

3:17

sıkıyönetim sırasında

however,

3:18

ise

is not restricted,

3:18

kısıtlanmaz;

meaning that you could be arrested Kelime

3:19

yani tutuklanabilir

and not immediately charged.

3:21

ve hakkınızda hemen suçlama yöneltilmeyebilir.

Kelime

Hukuki süreçte arrested ve charged arasındaki fark

Burada arrested, kolluk kuvvetleri tarafından yakalanıp gözaltına alınmak demektir. Charged ise hukuk sürecinde belirli bir suçla resmen itham edilmek demektir. Bunlar farklı aşamalardır. Cümle, birinin gözaltına alındıktan sonra hemen resmî olarak suçlanmayabileceğini anlatır. Bu iki kelimenin hiçbiri tek başına kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Arrested ve charged arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?

  1. Bir kişi arrested ise mahkeme onu zaten suçlu bulmuştur.
  2. Bir kişi önce arrested, daha sonra resmen charged olabilir.
  3. Bir kişi charged ise polis onu bir suçla itham etmemeye karar vermiştir.
Cevabı göster

Bir kişi önce arrested, daha sonra resmen charged olabilir.

That certainly throws the door open Deyimler

3:23

Bu durum kesinlikle

to some very scary scenarios

3:25

son derece korkutucu senaryolara kapı aralar;

Deyimler

throws the door open to: bir sonucu çok daha olası hâle getirmek

throws the door open to ifadesindeki door gerçek bir kapı değil, mecazdır. İfade, bir şeyin engeli kaldırarak belirli bir sonucu çok daha kolay veya olası hâle getirdiğini anlatır. throws fiili ifadeyi güçlendirir: Olasılık yalnızca biraz artmaz, aniden ve sonuna kadar açılmış gibi görünür. Burada konuşan kişi, korkutucu durumların çok daha olası hâle gelebileceğine dair güçlü bir uyarıda bulunur.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: Removing every safety check ____ serious misuse.

Cevabı göster

throws the door open to

with police and military arresting individuals

3:27

polis ve ordu insanları

as they see fit Kalıp ifadeler

3:29

uygun gördüğü gibi tutuklayabilir.

Kalıp ifadeler

as they see fit: kendi değerlendirmesine göre hareket etmek

As they see fit, “uygun gördükleri şekilde” anlamına gelir. Burada as eylemin nasıl yapıldığını gösterir; see fit ise bir şeyi uygun bulmak demektir. see gerçek anlamıyla “görmek”, fit de fiziksel olarak formda olmak anlamında kullanılmaz. Bu cümlede ifade, polis ve ordunun kimi tutuklayacaklarına kendi değerlendirmeleriyle karar verebildiğini anlatır. Bağlamda eleştirel bir ton taşır ve bu takdir yetkisinin fazla geniş, açık dış ölçütlerden yoksun olabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “uygun gördükleri şekilde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The organizers may change the schedule ____.

Cevabı göster

as they see fit

and is one of the big reasons

3:30

Bu da sıkıyönetimin

why martial law is so rarely declared.

3:31

bu kadar nadir ilan edilmesinin başlıca nedenlerinden biridir.

If a catastrophe is serious enough Dilbilgisi

3:34

Bir felaket yeterince ciddiyse

or lasts long enough

3:36

ya da yeterince uzun sürerse

Dilbilgisi

serious enough ... lasts long enough: sıfat/zarf + enough

Serious enough ve long enough yapılarında enough, nitelediği sıfat veya zarftan sonra gelir. Bir eşik belirtir: ciddiyet ya da süre, bir sonucun ortaya çıkması için gereken düzeye ulaşır. Serious, is fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Long ise lasts fiilini niteleyerek zarf görevi görür. İki koşul or ile bağlanmıştır; bu nedenle koşullardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir, ikisinin birden gerçekleşmesi gerekmez.

Alıştırma

Her koşulun gerekli eşiğe ulaştığını gösteren aynı sözcükle iki boşluğu tamamlayın: The match will be postponed if the rain is heavy ____ or lasts long ____.

Cevabı göster

enough · enough

and martial law is necessary

3:37

ve sıkıyönetimin

for an extended amount of time

3:39

uzun bir süre uygulanması gerekiyorsa,

along with the curfew,

3:40

sokağa çıkma yasağının yanı sıra

you may need to carry

3:42

yanınızda

specially assigned movement and travel documents.

3:43

özel hareket ve seyahat belgeleri taşımanız gerekebilir.

These will be given to you by the authorities

3:45

Bu belgeler yetkililer tarafından size verilir

after carefully interrogating your personal life

3:47

özel hayatınız dikkatle sorgulanıp

and your needs,

3:49

ihtiyaçlarınız incelendikten sonra;

as in what you do for a living Kalıp ifadeler

3:50

örneğin geçiminizi nasıl sağladığınız

and what type of non-home medical

3:52

ve ev dışında ne tür tıbbi bakıma

or specialized care you need.

3:53

ya da uzman bakımına ihtiyaç duyduğunuz.

Kalıp ifadeler

what you do for a living: mesleğiniz

Dolaylı soru cümleciği what you do for a living, para kazanmak için yaptığınız işi veya faaliyetleri ifade eder. for a living, geçimini sağlamakla ilgilidir; nerede yaşadığınızı veya genel yaşam tarzınızı anlatmaz. asks veya depends on gibi bir ifadeden sonra what do you do değil, düz cümle sırasıyla what you do kullanılır. Bağımsız bir soru olarak ise What do you do for a living? denir.

Alıştırma

“Mesleğiniz veya gelir elde ettiğiniz iş” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The survey asks ____.

Cevabı göster

what you do for a living

Then the authorities would hand you your documents

3:55

Ardından yetkililer belgelerinizi size verir;

which authorize you to either be in violation of curfew Kalıp ifadeler

3:57

bunlar sokağa çıkma yasağı sırasında dışarıda olmanıza

or travel outside of established control zones

4:00

veya belirlenmiş kontrol bölgelerinin dışına çıkmanıza izin verir,

Kalıp ifadeler

authorize you to + fiil

Authorize you to, authorize + kişi + to ile mastar yapısını izler. Tanınan bir makamın, kuralın veya belgenin kişiye sonraki eylemi yapması için resmî ya da yasal izin verdiği anlamına gelir. Burada belgeler, belge sahibini normal hareket kısıtlamalarından muaf tutar. Authorize yalnızca bir eylemin mümkün olduğunu söylemez; eyleme resmî olarak izin verildiğini belirtir.

Alıştırma

authorize + nesne + to ile mastar yapısını kullanarak tamamlayın: The consent form ____ the procedure.

Cevabı göster

authorizes the doctor to perform

Kalıp ifadeler

in violation of + bir kural

“Be in violation of + bir yasa, kural veya kısıtlama”, bir kişinin ya da davranışın buna uymadığını söylemenin resmî bir yoludur. Burada “be in violation of curfew”, normalde sokağa çıkma yasağını ihlal edecek koşullarda dışarıda olmayı anlatır. “Of” edatı, ihlal edilen kuralı tanıtır. “Violation” fiziksel şiddet değil, kurala uymama anlamına gelir; ifade, davranışın hukuki veya düzenleyici durumunu belirtir.

Alıştırma

“Bir kurala aykırı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle bu resmî uyum cümlesini tamamlayın: The operator was found ____ the safety code.

Cevabı göster

in violation of

so that you can do things like go to work

4:02

böylece işe gitmek

or get a physical therapist appointment.

4:04

ya da fizyoterapist randevusuna katılmak gibi şeyler yapabilirsiniz.

These documents will typically be very specific

4:06

Bu belgeler genellikle son derece net olur

about where you're allowed to go and when,

4:09

nereye, ne zaman gidebileceğiniz konusunda;

helping the authorities to determine

4:11

böylece yetkililer belirleyebilir

if you're in violation of curfew

4:12

sokağa çıkma yasağını

or travel restrictions.

4:14

ya da seyahat kısıtlamalarını ihlal edip etmediğinizi.

During World War II,

4:15

İkinci Dünya Savaşı sırasında

many Nazi-occupied countries found themselves Notlar

4:16

Nazi işgali altındaki birçok ülke,

dealing with German-backed curfews

4:19

Alman destekli sokağa çıkma yasakları

and travel restrictions,

4:21

ve seyahat kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldı;

necessitating special transit or travel documents. Anlatım akışı

4:22

bu da özel geçiş veya seyahat belgelerini zorunlu kıldı.

Kelime

Bileşik sıfat olarak Nazi-occupied ve German-backed

“Nazi-occupied countries” ifadesinde “Nazi” işgalci gücü belirtir; “occupied” ise ülkelerin bu gücün askerî veya siyasi kontrolü altında olduğu anlamına gelir. “German-backed curfews” ifadesinde “German” destek veren tarafı belirtir; “backed”, kısıtlamaların Alman makamları tarafından desteklendiği veya mümkün kılındığı anlamına gelir. Her iki ifade de “X + geçmiş zaman ortacı” kalıbını izler ve isimden önce bileşik sıfat olarak kullanılır. Kısa çizgi, ögelerin birlikte tek bir niteleyici olarak işlev gördüğünü gösterir. Bu kalıp, kontrol eden veya destek veren tarafı hızla belirlemeyi sağlar: X-occupied place ile X-backed policy veya group arasındaki ayrım gibi.

Alıştırma

Hangi cümle bileşik sıfatı “belediye yönetimi tarafından desteklenen, onun tarafından işgal edilmeyen” anlamında doğru kullanır?

  1. It is a city-backed housing project.
  2. It is a city-occupied housing project.
  3. It is a housing-backed city project.
Cevabı göster

It is a city-backed housing project.

Dilbilgisi

found themselves dealing with: planlanmamış bir durumun içinde kalmak

Found themselves dealing with, find + dönüşlülük zamiri + -ing yapısını izler. Burada ülkelerin sokağa çıkma yasakları ve seyahat kısıtlamalarıyla uğraşmak zorunda oldukları bir duruma geldiğini, yani bu durumu kendilerinin seçmediğini anlatır. find oneself doing, bir kişi veya grup sonunda bir şeyi yapar hâle geldiğinde ya da bunun artık içinde bulunduğu durum olduğunu fark ettiğinde kullanılır. Genellikle beklenmedik, istenmeyen veya zamanla gelişmiş bir durumu ima eder.

Alıştırma

Cümleyi Maya ile uyumlu olan find oneself yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After accepting a temporary role at the shelter, Maya ____ organizing supplies every weekend.

Cevabı göster

found herself

Anlatım akışı

necessitating ... ile sonucu kısa bir yan cümlede verme

Sondaki -ing yan cümlesi necessitating special transit or travel documents, önceki durumun tamamının sonucunu sunar. Sokağa çıkma yasakları ve seyahat kısıtlamaları bu belgeleri gerekli hâle getirmiştir. Bu, ek bilgi veren bir ortaç yan cümlesidir: yeni bir cümle başlatmadan veya özneyi tekrarlamadan which made special documents necessary fikrini sıkıştırır. Anlaşılan neden, yakındaki documents ismi değil, önceki yan cümlenin tamamıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki durumun tamamının sonucunu göstermek için sonda bir -ing yan cümlesini doğru kullanır?

  1. A storm blocked the only road, necessitating that drivers took a two-hour detour.
  2. A storm blocked the only road because necessitating a two-hour detour.
  3. A storm blocked the only road, necessitating a two-hour detour.
Cevabı göster

A storm blocked the only road, necessitating a two-hour detour.

If martial law is declared nationally,

4:25

Ülke genelinde sıkıyönetim ilan edilirse,

you'll need those documents to leave your home city

4:27

yaşadığınız şehirden ayrılmak

and travel anywhere else

4:29

ve başka herhangi bir yere gitmek için bu belgelere ihtiyacınız olur;

and any foreign travel will have to be approved in advance. Kalıp ifadeler

4:31

yurt dışına yapılacak tüm seyahatler de önceden onaylanmalıdır.

Kalıp ifadeler

approved in advance: eylemden önce izin

Bu cümlede approved in advance, yurt dışı seyahatinin gerçekleşmeden önce resmî olarak onaylanması demektir. Edilgen be approved yapısı, seyahati izin alması gereken unsur olarak sunar. In advance zamanlamayı kesinleştirir: eylem başlamadan önce onay zaten alınmış olmalıdır. Bu kalıp seyahat, masraf, izin talebi veya değişiklikleri düzenleyen kurallarda kullanılabilir.

Alıştırma

İznin seyahatten önce alınması gerektiğini belirten ifadeyle politika cümlesini tamamlayın: All international travel must be ____.

Cevabı göster

approved in advance

To enforce travel and movement restrictions,

4:34

Seyahat ve hareket kısıtlamalarını uygulamak için

security checkpoints will be placed throughout your city

4:36

şehrinizin dört bir yanına güvenlik kontrol noktaları kurulur,

in strategic areas.

4:38

özellikle stratejik bölgelere.

If the emergency is bad enough

4:40

Acil durum,

that segregation of the population

4:41

halkın birbirinden ayrılmasını

and tight movement control is necessary,

4:43

ve hareketlerin sıkı şekilde denetlenmesini gerektirecek kadar kötüyse,

you could even see entire streets closed off Öbek fiiller

4:45

bütün sokakların kapatıldığını

Öbek fiiller

closed off: erişime kapatılmış

Closed off, insanların veya araçların giremeyeceği ya da geçemeyeceği şekilde erişilemez hâle getirilmiş demektir. Entire streets etkilenen nesnedir; geçmiş zaman ortacı closed ise yetkililerin engel veya kısıtlama koymasından sonra oluşan durumu anlatır. Off parçacığı, normal erişimden ayırma anlamını ekler. İfade eylem için close an area off, durum için ise be closed off biçiminde kullanılabilir.

Alıştırma

Erişilemez hâle getirmek anlamındaki hedef phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: Because of a gas leak, police ____ the entire block.

Cevabı göster

closed off

and neighborhoods get barricaded. Dilbilgisi

4:47

ve mahallelerin barikatlarla çevrildiğini bile görebilirsiniz.

Dilbilgisi

get barricaded: get + past participle ile edilgen yapı

Bu cümlede get + barricaded, get ile kurulan edilgen yapıyı oluşturur: neighborhoods eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır. Barikatları kuran yetkililer veya diğer kişiler belirtilmez. Get ile kurulan edilgen yapı, bir olayı çoğu zaman yeni bir duruma geçiş olarak sunar. Burada mahalleler açık durumdan barikatlarla kapatılmış duruma geçer; dolayısıyla get barricaded, mahallelerin kendi kendilerine barikat edindiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi barricade fiilinin iki sözcüklü get edilgen biçimiyle tamamlayın: During an emergency, some streets may ____ to control traffic.

Cevabı göster

get barricaded

This will be done in order to ensure Dilbilgisi

4:49

Bu, şunu güvence altına almak için yapılır:

that there are only a select amount

4:51

bir şehirden geçiş sağlayan yalnızca sınırlı sayıda

of avenues of travel through a city,

4:52

güzergâh bulunmasını;

which can be all overwatched

4:54

bunların hepsi

by a series of security checkpoints.

4:56

bir dizi güvenlik kontrol noktasıyla gözetlenebilir.

Dilbilgisi

in order to ensure that: amaçlanan bir amacı ifade etmek

In order to ensure that bir amaç bildirir: bir eylemin neden yapıldığını açıklar. Burada yol kısıtlamaları, şehirde yalnızca sınırlı sayıda güzergâh bırakmak ve bunların tamamının güvenlik kontrol noktalarından izlenebilmesini sağlamak amacıyla uygulanır. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir; burada ardından ensure + that cümleciği gelir: in order to ensure that + istenen koşul. Bu yapı amaçlanan bir sonucu ifade eder; sonucun zaten gerçekleştiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi ‘kesin olarak sağlamak amacıyla’ anlamındaki beş sözcüklü resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The backup system runs hourly ____ no records are lost.

Cevabı göster

in order to ensure that

In the United States,

4:58

ABD'de

elections are protected by the Constitution

4:59

seçimler Anayasa tarafından korunur

and thus martial law cannot stop

5:01

dolayısıyla sıkıyönetim seçimleri durduramaz

or impede an election from happening.

5:03

veya yapılmalarına engel olamaz.

During the Civil War,

5:05

Amerikan İç Savaşı sırasında,

despite martial law having been established, Dilbilgisi

5:06

sıkıyönetim ilan edilmiş olmasına rağmen

there were still two major elections.

5:08

yine de iki büyük seçim yapıldı.

Dilbilgisi

despite martial law having been established (sıkıyönetim daha önce ilan edilmiş olmasına rağmen)

Burada despite bir ödünleme ilişkisi kurar: sıkıyönetim daha önce ilan edilmişti, ancak beklenen sonuç iki büyük seçimin yapılmasını engellemedi. Ana cümledeki still bu karşıtlığı daha da güçlendirir. İngilizcede despite sonrasında çekimli bir özne-fiil cümleciği değil, bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Having been established, tamamlanmış edilgen bir -ing cümleciğidir: having been daha önceki zamanı gösterir, been established ise martial law ifadesini eylemi yapan değil, uygulanan şey olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlanmış edilgen bir -ing cümleciğiyle tamamlamak için despite / the permit / approve ifadelerini kullanın: ____, construction did not begin.

Cevabı göster

Despite the permit having been approved

Having strict travel restrictions though,

5:10

Ancak sıkı seyahat kısıtlamaları

could certainly impede the democratic process. Kalıp ifadeler

5:12

demokratik süreci kesinlikle sekteye uğratabilir.

Kalıp ifadeler

impede the democratic process (demokratik süreci sekteye uğratmak)

Impede the democratic process, oylama ve halkın katılımı gibi demokratik kararların alınmasını sağlayan prosedürleri engellemek veya yavaşlatmak anlamına gelir. Impede, ilerlemeyi zorlaştıran bir müdahaleyi anlatır; sürecin mutlaka tamamen durduğu anlamına gelmez. Bu, politika veya kamu işleri analizinde kullanılan resmî bir fiil–nesne eşdizimidir. Impede genellikle a process, progress, access, development veya an investigation gibi nesneler alır.

Alıştırma

“The restrictions may impede the democratic process.” cümlesinin en kesin anlamı nedir?

  1. Kısıtlamalar resmî olarak yeni bir demokratik prosedür oluşturur.
  2. Kısıtlamalar demokratik prosedürleri daha zor veya daha yavaş hâle getirebilir.
  3. Kısıtlamalar tüm demokratik faaliyetleri kesinlikle tamamen sona erdirecektir.
Cevabı göster

Kısıtlamalar demokratik prosedürleri daha zor veya daha yavaş hâle getirebilir.

Want to learn about some of the craziest laws

5:14

Sıkıyönetim sırasında çiğneyebileceğiniz

you might break during martial law?

5:16

en çılgın yasalardan bazılarını öğrenmek ister misiniz?

Check out our video Crazy Laws

5:18

Crazy Laws adlı videomuza göz atın;

that still exist around the world.

5:19

videoda dünyada hâlâ var olan yasaları anlatıyoruz.

Or perhaps you'd prefer this other video instead.

5:21

Ya da belki bunun yerine şu diğer videoyu tercih edersiniz.

Either way,

5:24

Her iki durumda da

click one now.

5:25

hemen birine tıklayın.

At least you can still watch Ton ve niyet

5:26

En azından sıkıyönetim sırasında bile

your favorite YouTube channel during martial law.

5:27

en sevdiğiniz YouTube kanalını izleyebilirsiniz.

Ton ve niyet

Sınırlı Bir Teselli Olarak “At least”

Buradaki “At least” sayısal bir alt sınır belirtmez. Genel olarak kötü veya kısıtlayıcı bir durumda hâlâ geçerli olan olumlu bir gerçeği sunar: Kişi en sevdiği kanalı hâlâ izleyebilir. Bu söylem kullanımı önce genel durumun olumsuz olduğunu kabul eder, ardından son kısmı sınırlı bir teselli etrafında yeniden çerçeveler. Konuşan kişi bu faydanın sorunu çözdüğünü iddia etmez; kendini biraz daha iyi hissetmek için küçük bir neden sunar ve bu bağlamda mizahi bir etki yaratır.

Alıştırma

Kötü bir sonucu kabul edip geriye kalan bir olumlu noktayı sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The event was canceled, but ____ everyone got home safely.”

Cevabı göster

at least