ABD'de Sıkıyönetim Gerçekte Nasıl Olurdu?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Kurmaca bir T-virus, ABD'de sıkıyönetimin tarihini, sınırlarını ve sokağa çıkma yasağı, seyahat, haklar ile seçimlere etkisini açıklıyor. İngilizce noktaları: 1. less than ethical — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: less than ile olumlu sıfat, tersindeki olumsuz yargıyı nazik ya da ironik verir; bu tonu dikkatle seçin. 2. throws the door open to — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: bu mecaz kötü bir sonucu daha olası kılmak demektir; to ile sonraki isim öbeğini bağlayın. 3. despite martial law having been established, — Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları: despite isim ya da gerund alır; perfect passive having been established ana cümleye zıt, önceki bir durumu gösterir.
Bu derste
less than ethical: unethical demenin daha yumuşak bir yolu
Bu cümlede less than ethical, bio research company ifadesini niteler ve “pek etik olmayan”, pratikte ise “unethical” anlamına gelir. less than + olumlu bir sıfat yapısı, olumsuz yargıyı daha ölçülü gösterir. Bu bir hafifletme ifadesidir: sözler yumuşar ama eleştiri açık kalır. Bağlama göre dikkatli, kuru ya da biraz alaycı duyulabilir; bu yüzden kelimesi kelimesine bir karşılaştırma aramak yerine olumsuz değerlendirmeyi fark edin.
Alıştırma
Kulağa nazik gelen ama aslında şirketin etik anlayışını eleştiren ifadeyi seçin.
- highly ethical — güçlü bir övgü
- less than ethical — dolaylı bir eleştiri
- less ethical than — başka bir şeyle karşılaştırma
Cevabı göster
less than ethical — dolaylı bir eleştiri
running rampant: kontrolsüz yayılma veya faaliyet
Burada running rampant, run rampant deyiminin geniş zamanla devam eden biçimidir. Özellikle zararlı veya kaotik bir şekilde, kontrol olmadan yayılmak, ortaya çıkmak ya da faaliyet göstermek anlamına gelir. Yaratıklar yalnızca hızlı koşmuyor; bu ifade onların serbest kaldığını ve durumun her yerinde kontrolsüzce hareket ettiğini anlatıyor. Aynı deyim sorunları, hastalıkları, söylentileri, suçları veya yaygın hâle gelen başka güçleri anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Yayılıp kontrol edilmesi zorlaşan tehlikeli söylentileri en iyi hangi ifade anlatır?
- run rampant — kontrol olmadan yayılmak veya sürmek
- spread rapidly — hızla ilerlemek, ancak mutlaka kontrol kaybı ima etmemek
- run wild — sınırsız davranmak, ancak mutlaka geniş çapta yayılmamak
Cevabı göster
run rampant — kontrol olmadan yayılmak veya sürmek
to enforce the quarantine that will save America.
0:16Amerika'yı kurtaracak karantinayı zorla uygulamak.
Sosyal mesafeyi boş ver, artık sıkıyönetim zamanı
“Forget X, it’s time for Y” kalıbı, X’in gerçekten unutulması gerektiği anlamına gelmez. Burada “Forget social distancing”, “bu konuyu ya da yaklaşımı bir kenara bırakalım” demektir; “it’s time for martial law” ise çok daha sert ve uç bir yeni odağı öne çıkarır. Bu keskin karşıtlık konuşanı kararlı gösterir ve bir tırmanma hissi yaratır. Bu kalıp, eski bir fikirden, plandan veya konudan yeni bir odağa hızla geçmek için kullanılabilir. Bir sonraki adımı tarafsızca açıklayan bir ifade değil, retorik bir geçiştir.
Alıştırma
Bu cümlede “Forget social distancing, it’s time for martial law” ifadesinin temel etkisi nedir?
- Bir yaklaşımı sert biçimde bir kenara bırakıp daha uç bir odak sunar.
- Konuşanın bir halk sağlığı kuralını kelimenin tam anlamıyla unuttuğunu bildirir.
- Her iki yaklaşımın da eşit derecede önemli olduğunu kibarca belirtir.
Cevabı göster
Bir yaklaşımı sert biçimde bir kenara bırakıp daha uç bir odak sunar.
Sıkıyönetim tam olarak nedir? ... Modern hayatta nasıl bir şey olurdu?
“What is martial law exactly?” dinleyiciden kesin bir tanım isteyen bir sorudur. Ardından gelen “What would it look like in modern life?” ise bu soyut sistemin gerçek durumlar veya etkiler aracılığıyla nasıl ortaya çıkabileceğini sorar; burada “look like”, görsel olarak nasıl göründüğünü değil, pratikte nasıl ortaya çıkacağını anlatır. İki soru birlikte açıklamayı kavramı tanımlamaktan somutlaştırmaya taşır. Bu ikili, açıklama düzenlemek için yararlı bir kalıptır: önce X’in ne olduğunu belirle, sonra X’in belirli bir ortamda nasıl görüneceğini incele. “Would”, ikinci durumu mümkün veya varsayımsal olarak sunar; bunun zaten gerçekleştiğini iddia etmez.
Alıştırma
Hangi ikili önce bir tanım soruyor, sonra gerçek hayatta mümkün olan bir biçimi soruyor?
- What is a flexible deadline exactly? And what does it look like in a real classroom?
- How does a flexible deadline work? And where is it written?
- What is a flexible deadline exactly? And what would it look like in a real classroom?
Cevabı göster
What is a flexible deadline exactly? And what would it look like in a real classroom?
constitutes an emergency: acil durum tanımına uymak
Burada constitutes, “tanımına uyar” veya “olarak sayılır” anlamına gelir. Soru, bir acil durumu hangi unsurların oluşturduğu değil, hangi durumların acil durum olarak sınıflandırılacak kadar ciddi olduğudur. Bu kullanım, bir kuralın, yasanın veya tanımın ölçüt belirlediği yerlerde yaygındır. X constitutes Y, X’in Y olarak değerlendirilmek için gereken özelliklere sahip olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi seçenek “Heavy flooding constitutes an emergency” cümlesinin anlamını en iyi korur?
- Şiddetli selin yalnızca bir acil durumdan sonra meydana geldiği anlamına gelir.
- Şiddetli selin acil durum tanımına uyduğu anlamına gelir.
- Şiddetli selin bütün acil durumları önlediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Şiddetli selin acil durum tanımına uyduğu anlamına gelir.
varies from nation to nation: ülkeler arasındaki farklılıklar
vary from X to X kalıbı, bir şeyin bir grubun ayrı ayrı üyeleri arasında farklı olduğunu anlatır. Burada her ülke, neyin acil durum sayılacağı konusunda farklı bir ölçüt kullanabilir. Tekil ismin tekrarlanması, nation to nation, person to person veya case to case örneklerinde olduğu gibi ayrı durumların karşılaştırılmasına odaklanır. Seyahat veya hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi vary from X to X kalıbıyla tamamlayın; nation sözcüğünü ve doğru fiil biçimini kullanın: Tax law ____.
Cevabı göster
varies from nation to nation
although existing law enforcement is still active
0:47ancak mevcut kolluk kuvvetleri çalışmaya devam eder
… üzerindeki kontrolü resmen devralmak
assumes control of ifadesindeki assume, “varsaymak” değil, bir yetkiyi veya sorumluluğu “üstlenmek, devralmak” anlamına gelir. Bu ifade, of’tan sonra gelen iş veya alanı yönetme yetkisinin bir kişi ya da kuruma geçtiğini gösterir. Bu cümlede ABD ordusu kolluk faaliyetlerinin sorumluluğunu devralır. Geniş zaman, sıkıyönetim ilan edildikten sonra genel olarak ne olduğunu anlatır. Bu resmî ifade özellikle hükümet, iş dünyası, hukuk, acil durum yönetimi ve haber bağlamlarında kullanılır.
Alıştırma
Resmî olarak yetkiyi devralmak anlamındaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the merger, the parent company ____ the regional office.
Cevabı göster
assumed control of
Neredeyse; aşağı yukarı
Pretty much, “neredeyse” veya “pratik olarak” anlamına gelen konuşma dili ağırlıklı bir derece ifadesidir. Bu cümlede geniş bir iddiayı yumuşatır: sıkıyönetim, insanların normalde deneyimlediği demokrasiyi büyük ölçüde askıya alır, ancak her unsurun her durumda ortadan kalktığını söylemez. Burada pretty much, sıfat olarak kullanılan pretty’yi değil, suspends democracy fiil grubunun tamamını niteler. Konuşmacının güçlü bir özet yapmasına, fakat sınırlar veya istisnalar için pay bırakmasına olanak tanır.
Alıştırma
‘Neredeyse’ anlamı verecek şekilde bu konuşma dili cümlesini en iyi hangi seçenek tamamlar? The new schedule is ___ ready; we are waiting for one signature.
- much
- pretty much
- pretty
Cevabı göster
pretty much
as we know it: bildiğimiz şekliyle
Bu cümlede as we know it, “bildiğimiz tanıdık biçimiyle” anlamına gelir. democracy sözcüğüne gönderme yapar; yani konuşan kişi sıkıyönetimin alışılmış demokratik sistemi askıya alabileceğini söylüyor, yalnızca geçici bir olayı kesintiye uğratacağını değil. Bu yapı bir isimden sonra gelerek o şeyin alışılmış veya tanıdık biçimini belirtir: the world as we know it ya da school as we know it. Bir değişiklik yalnızca şu anı değil, bir sistemin yapısını etkilediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
“The new battery could change transportation as we know it” cümlesinde as we know it ne anlama gelir?
- tanıdığımız biçimiyle
- şu anda mevcut bilgilere dayanarak
- onu tanıyabildiğimiz için
- sadece kısa bir süre için
Cevabı göster
tanıdığımız biçimiyle
sparingly used: sınırlı ve ölçülü kullanım
Sparingly used, az miktarda veya sınırlı sayıda durumda kullanılmış anlamına gelir. Genellikle sık ya da yoğun kullanım istenmediğinde, riskli veya pahalı olduğunda ya da kullanım kısıtlandığında kullanılır. Bu cümlede, sıkıyönetimin Amerika Birleşik Devletleri tarafından nadiren ve ölçülü biçimde uygulandığını anlatır. Burada sparingly, used fiilini niteler ve kullanım sıklığının ya da kapsamının sınırlı olduğunu vurgular; eylemin yalnızca dikkatli biçimde yapıldığını anlatmaz. Aynı fikir kaynaklar, ilaçlar, yetki veya diğer önlemler için de kullanılabilir.
Alıştırma
“The backup generator is sparingly used to conserve fuel” cümlesinde sparingly used ne anlama gelir?
- ucuz olduğu için kullanılmış
- yalnızca sınırlı bir biçimde veya birkaç durumda kullanılmış
- gerektiği kadar sık ama büyük bir dikkatle kullanılmış
- çalışmayı durdurmadan önce hızlıca kullanılmış
Cevabı göster
yalnızca sınırlı bir biçimde veya birkaç durumda kullanılmış
If there's one thing country music has taught us, Dilbilgisi
1:01Country müziğin bize öğrettiği bir şey varsa,
If there's one thing X has taught us, it's that Y kalıbı
Bu iki parçalı kalıp önce if yan cümlesinde X'i bir dersin kaynağı olarak kullanıp kısa bir hazırlık yapar, ardından it's that ile ana sonuç Y'yi ortaya koyar. Bu cümlede country müziği mizahi biçimde kaynak olarak ele alınır; varılan sonuç ise Amerikalıların özgürlüğe değer verdiğidir. One thing burada gerçek anlamda yalnızca tek bir ders olduğunu söylemez; retorik vurgu yapar. Kalıp, dinleyiciyi Y'yi temel çıkarım olarak görmeye yönlendirir.
Alıştırma
Eksik sözcüklerle vurgu kalıbını tamamlayın: If there's one thing this project has taught me, ____ teamwork matters.
Cevabı göster
it's that
to the government infringing on it. Kalıp ifadeler
1:07bu özgürlüğe karışmasını hiç hoş karşılamadığıdır.
don't take kindly to deyimi
Don't take kindly to, bir şeyden ciddi biçimde hoşlanmamak, ona içerlemek veya kötü tepki vermek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Amerikalıların hükümetin özgürlüklerine müdahalesine güçlü biçimde karşı çıktığını anlatır; kindly burada tek başına nazikçe anlamında kullanılmaz. Kalıp not take kindly to + isim, zamir veya -ing yan cümlesi biçimindedir. Burada the government infringing on it, insanların karşı çıktığı şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyimle tamamlayın: The residents ____ sudden cuts to the bus service.
Cevabı göster
don't take kindly to
infringing on: bir hakkı veya özgürlüğü ihlal etmek
infringing on, bir hakkı, özgürlüğü veya başka bir korunan menfaati uygunsuz biçimde sınırlamak ya da ihlal etmek anlamına gelir. Burada infringing on it, hükümetin Amerikalıların özgürlüğünü kabul edilemez gördükleri bir biçimde kısıtlaması demektir; yalnızca onu etkilemek anlamına gelmez. infringe on yapısından sonra ihlal edilen hak, özgürlük, mahremiyet veya menfaat gelir. it, freedom sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle ifade hükümetin eylemini bir hak ihlali olarak sunar.
Alıştırma
Burada bir politika, korunan bir hakkın uygunsuz biçimde sınırlandırılması olarak anlatılıyor. Cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The policy may ___ residents' privacy.
- infringe on
- affect
- interfere with
Cevabı göster
infringe on
to help maintain law and order. Kalıp ifadeler
1:15kanun ve düzenin korunmasına yardım etmesi için ilan edilir.
maintain law and order: kamu düzenini korumak
maintain law and order, bir toplumu istikrarlı ve güvenli tutmak ve kamusal yaşamın hukuk düzeni içinde işlemesini sağlamak anlamına gelir. Buradaki law and order, birbirinden bağımsız iki görev değil, kamu yönetimiyle ilgili tek bir kavramdır. Bu cümlede ordunun maintain law and order görevine yardım etmesi, kamu makamlarının ciddi düzensizliği önlemesine ve normal hukuki denetimi korumasına destek olması demektir. İfade, belirli bir polis eylemine değil, korunan kamusal duruma odaklanır.
Alıştırma
Bir haber, yetkililerin kriz sırasında bütün bir şehri güvenli ve düzenli tuttuğunu anlatıyor. Hangi ifade en uygundur?
- maintain law and order
- keep the peace
- enforce the law
Cevabı göster
maintain law and order
Recent incidents of martial law include its enactment
1:17Yakın tarihteki sıkıyönetim örneklerinden biri,
and only because an imminent invasion was feared.
1:23ve bunun tek nedeni yakın bir işgalden korkulmasıydı.
attack on Pearl Harbor: Pearl Harbor saldırısı
attack on Pearl Harbor ifadesi, 7 Aralık 1941'de Hawaii'deki Pearl Harbor Amerikan deniz üssüne Japonya tarafından yapılan saldırının adıdır. Yapı, saldırının yerini veya hedefini belirtmek için attack on ifadesini kullanır; Pearl Harbor ise sıradan bir limanı anlatan genel bir ifade değil, özel isimdir. Burada olay, daha sonra alınan bir politika kararının tarihsel tetikleyicisi olarak sunuluyor: Saldırıdan sonra Hawaii'de sıkıyönetim ilan edildi. Bu ifade, belirli bir olayı onu izleyen devlet eylemiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Yalnızca yeri değil, tarihsel olayı adlandıran ifade hangisidir?
- the harbor at Pearl
- the attack on Pearl Harbor
- Pearl Harbor
Cevabı göster
the attack on Pearl Harbor
to enact martial law in their own state individually
1:32kendi eyaletinde ayrı olarak sıkıyönetim ilan etme
with the aid of: ... yardımıyla
With the aid of, “...nın yardımıyla veya desteğiyle” anlamına gelir. Yapıda with the aid of ifadesinden sonra yardım sağlayan kişi, kuruluş veya kaynak gelir; bu ifade bir eylemi mümkün ya da daha kolay kılan şeyi tanıtır. Bu cümlede federal birlikler ve Ulusal Muhafızlar, valinin sıkıyönetimi uygulamasına yardım eden güçlerdir. Buradaki aid bir isimdir; bu yüzden ifade resmi ve kurumsal bir tınıya sahiptir. Bu bağlamda aid destek anlamındadır, ilk yardım veya acil tıbbi müdahale anlamında değildir.
Alıştırma
Yerel mühendislerin destek sağladığını resmi bir raporda belirtmek istiyorsanız hangi ifade en uygundur? The project was completed ____ local engineers.
- by means of
- with help from
- with the aid of
Cevabı göster
with the aid of
added a provision into a military funding bill
1:42askerî finansman yasa tasarısına bir hüküm ekledi.
take command of: resmî komutayı devralmak
Take command of, bir grubu, kuruluşu veya operasyonu yönlendirme yetkisini resmen üstlenmek demektir. Bu cümlede başkan, eyaletlerin Ulusal Muhafız birlikleri üzerinde kontrol sahibi olacaktır. Burada command, take command of + isim yapısında kullanılan bir isimdir. İfade, tek bir emir vermeyi değil, devam eden bir komuta yetkisini devralmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi take ile başlayan ve command sözcüğünü içeren üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: During the flood response, Maya had to ____ the rescue team.
Cevabı göster
take command of
without the governor's consent: valinin resmî izni olmadan
Without the governor's consent, valinin izin vermemiş olduğu anlamına gelir. Bu kurumsal bağlamda vali, normalde onayı beklenecek yetkili kişidir. Consent yalnızca aynı görüşte olmak veya sonradan onayladığını belirtmek değildir. Genellikle ilgili kişinin bir eylem yetkilendirilmeden önce ya da yetkilendirilirken verdiği izni ifade eder.
Alıştırma
Yetkilendirmeyle ilgili bu resmî cümleyi en doğru şekilde tamamlayan sözcüğü seçin: The hospital cannot share the records without the patient's ___.
- agreement
- opinion
- consent
Cevabı göster
consent
Let's say your city ends up on the T-virus menu. Deyimler
1:51Diyelim ki şehriniz T virüsünün menüsüne girdi.
ends up on the T-virus menu: sonunda hedef haline gelmek
Bu cümlede ends up, olaylar geliştikten sonra ortaya çıkan nihai sonucu belirtir: şehir sonunda istenmeyen bu duruma gelir. on the T-virus menu gerçek bir menü değildir; şehri tehdidin saldırabileceği veya tüketebileceği bir şey gibi gösterir. Yani şehir felaketin hedefi hâline gelir. Buradaki T-virus kurgusal bir salgın senaryosunun parçasıdır. İfade, gerçek bir yemek durumunu değil, kara mizah içeren tehditkâr bir mecazı anlatır.
Alıştırma
"The village ends up on the monster's menu" cümlesinde menu karanlık bir mecazdır: köy bir yemek değil, bir hedef hâline gelir. Bu yorum doğru mu?
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
One day you're working your four full-time jobs
1:54Bir gün dört tam zamanlı işte birden çalışıyor,
while also attending college and still not making rent Kelime
1:56bir yandan üniversiteye gidiyor ama yine de kirayı denkleştiremiyorsunuz
making rent: kirayı karşılayacak kadar kazanmak
Making rent, kirayı ödeyecek kadar para kazanmak anlamına gelen günlük Amerikan İngilizcesi ifadesidir. Buradaki make, kirayı yapmak veya kira bedelini belirlemek demek değildir; kirayı karşılayacak geliri elde etmek anlamındadır. still not making rent içindeki still, dört tam zamanlı işte çalışmaya ve üniversiteye devam etmeye rağmen sorunun sürdüğünü gösterir. Vurgu, gelirin yetersiz olmasındadır; kiranın fiilen ödenip ödenmediği anlatılmaz.
Alıştırma
"Kirayı ödeyecek kadar para kazanmak" anlamındaki günlük ifadeyi tamamlayın: Even after taking a second job, she is still not ____.
Cevabı göster
making rent
The first thing you'll notice about your new life Dilbilgisi
2:08Yeni hayatınızda ilk fark edeceğiniz şey,
The first thing you'll notice about X is that Y kalıbı
The first thing you'll notice about X is that Y kalıbı, yeni bir durumla ilgili ilk fark edilen veya hemen en belirgin olan gerçeği sunar. Burada X, your new life; Y ise yeniden bir eve dönüş saatin olduğu yönündeki tam gerçektir. about X gözlemlenen konuyu veya alanı belirtir; neyin fark edildiğini söylemez. Gerçekte fark edilen bilgi, is that ifadesinden sonra tam bir yan cümle olarak gelir. Bu kalıp, dinleyiciyi bir konudan onun ilk belirgin sonucuna yönlendirir.
Alıştırma
Tam bir gerçeği sunan iki kelimelik bağlantıyla kalıbı tamamlayın: The first thing you'll notice about the new library ____ every table has a charging outlet.
Cevabı göster
is that
kurmak veya düzenlemek anlamındaki set up
Bu cümlede set up, bir şeyi dik konuma getirmek değil; kurmak, oluşturmak veya işler hâle getirmek anlamındadır. the one önceki curfew ifadesine gönderme yapar ve your parents set up ilgi cümleciği onu açıklar. Doğrudan yeniden söylersek your parents set up that curfew olur. Set up, ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir. set up a rule veya set a rule up denebilir. Nesne bir zamirse mutlaka ortaya gelir: set it up denir, set up it denmez.
Alıştırma
Kuruldu ve kullanıma hazırlandı anlamındaki iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: We ____ a shared calendar so everyone could see the schedule.
Cevabı göster
set up
The curfew is meant to control the flow of people Dilbilgisi
2:22Sokağa çıkma yasağı insanların hareketini kontrol etmeyi amaçlar
is meant to: amaçlanan anlam, garanti değil
is meant to bir kuralın, planın, aracın veya eylemin amaçlanan kullanımını ya da hedefini belirtir. Bu cümlede anlam, sokağa çıkma yasağının insanların akışını kontrol etmek için tasarlanmış olduğudur; ifade bunun kesinlikle başarılı olacağını söylemez. Yapı be meant to + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyin ne yapmak üzere tasarlandığını anlatır; bir kişinin bir şeyi yapmak zorunda olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Amaçlanan hedefi gösteren ifadeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: The curfew is ____ control the flow of people.
Cevabı göster
meant to
makes it easier for law enforcement to: bir eylemin zorluğunu azaltmak
makes it easier for law enforcement to, make it easier for someone to do something yapısının bir parçasıdır. makes kelimesinden önceki ilk it, sokağa çıkma yasağına gönderme yapar. makes kelimesinden sonraki ikinci it ise biçimsel nesnedir; asıl eylemi, yani kolluk kuvvetlerinin tehlikeli kişileri fark etmesini, sonraki for law enforcement to spot bad actors bölümü gösterir. Anlam, sokağa çıkma yasağının bu kişileri fark etme işini daha az zor hâle getirmesidir. Yapı make + it + sıfat + for + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâlidir. Bir koşulun eylemi kolaylaştırdığını anlatır; kişinin eyleme zorlandığını anlatmaz.
Alıştırma
Bir kontrol listesinin insanları eyleme zorladığını söylemeden, eylemin zorluğunu azalttığını anlatan cümleyi seçin.
- The checklist makes new employees find the right form.
- The checklist makes it easier for new employees to find the right form.
- The checklist allows new employees to find the right form.
Cevabı göster
The checklist makes it easier for new employees to find the right form.
Bad actors: kötü niyetli kişiler, gruplar veya kuruluşlar
Buradaki bad actors, oyunculuğu kötü olan kişiler anlamına gelmez. Kolluk ve güvenlik dilinde a bad actor, kötü niyetli, aldatıcı veya yasa dışı biçimde hareket eden bir kişi, grup ya da kuruluştur. Cümle, söz konusu önlemin bu tür tarafların belirlenmesini kolaylaştırdığını anlatır. Bu etiket bilinçli olarak geniş kapsamlıdır: belirli bir suçu veya rolü adlandırmak yerine zararlı davranışa odaklanır. law enforcement, cyberattacks, fraud veya security gibi alan ipuçları bu anlamı tanımaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir kamu güvenliği raporunda 'The system helps law enforcement spot bad actors' cümlesindeki bad actors büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yasaları uygulayan görevliler
- Oyunculuk becerisi yetersiz olan sanatçılar
- Zararlı veya yasa dışı faaliyetlerde bulunan kişi ya da gruplar
Cevabı göster
Zararlı veya yasa dışı faaliyetlerde bulunan kişi ya da gruplar
if you were violating curfew at 2:00 in the morning, Kalıp ifadeler
2:28sabahın ikisinde sokağa çıkma yasağını ihlal ediyorsanız,
there's a good chance you were an enemy saboteur. Kalıp ifadeler
2:31büyük ihtimalle düşman sabotajcısıydınız.
Violating curfew: violate + resmî bir kısıtlama
violating curfew ifadesinde violate, resmî bir kısıtlamaya uymamak anlamına gelir ve curfew doğrudan nesnedir. Burada özellikle, savaş dönemi kuralları insanların içeride kalmasını gerektirirken sabah saat 2.00'de dışarıda olmayı anlatır. violate + kural, kısıtlama, yükümlülük veya hak kalıbı resmî ve üretkendir: violate a law, policy, agreement veya someone’s rights. Fiil, nesneye fiziksel zarar vermeyi değil, ona uymamayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi ‘sokağa çıkma yasağına uymamak’ anlamındaki iki sözcüklük tam resmî eş dizimle tamamlayın: Anyone found outside after midnight without authorization was ____.
Cevabı göster
violating curfew
there's a good chance: yüksek olasılık ifade etmek
“There's a good chance”, “oldukça yüksek bir ihtimal var” anlamına gelir. Burada chance bir fırsatı değil, olasılığı ifade eder ve kişinin düşman sabotajcısı olabileceğine dair koşullara dayalı tahmini sunar. There's a good chance (that) + cümlecik veya there's a good chance of + isim ya da -ing biçimi kullanılır. Bu ifade yüksek bir olasılık belirtir, ancak kesinlik iddiasında bulunmaz.
Alıştırma
Cümleyi “oldukça yüksek bir ihtimal var” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: “____ that our flight will leave late because of the fog.”
Cevabı göster
There's a good chance
can also help limit the spread of the disease
2:35hastalığın yayılmasını sınırlamaya da yardımcı olabilir
if ... severe enough ... might not be allowed: eşik aşılınca olası kısıtlama
“If the outbreak is severe enough” bir eşik belirler: salgın gerekli şiddet düzeyine ulaştığında koşul önem kazanır. Enough sıfattan sonra gelir: severe enough. “Might not be allowed” kiplik içeren edilgen bir yapıdır: might + not + be + geçmiş zaman ortacı. Yetkililerin eylemi yasaklayabileceğini, ancak kısıtlamanın kesin değil olası olduğunu belirtir. Bu cümlede söz konusu eylem evden çıkmaktır ve at all, yasağın tamamen uygulanabileceğini vurgular. Yapının tamamı bir şiddet eşiğini olası bir politika sonucuna bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir eşik koşulunu ve ardından gelebilecek olası bir kısıtlamayı doğru biçimde ifade eder?
- If the roads are icy enough, drivers are might not allowed to enter the mountain pass.
- If the roads are enough icy, drivers might not be allowed to enter the mountain pass.
- If the roads are icy enough, drivers might not be allowed to enter the mountain pass.
Cevabı göster
If the roads are icy enough, drivers might not be allowed to enter the mountain pass.
every third day: Her üç günlük döngüde bir gün
every third day ifadesinde third sıra sayısı, tekrarlanan her üç günlük döngüdeki bir günü belirtir. Bu nedenle izin 3., ardından 6., 9. günlerde ve bu şekilde devam ederek geçerli olur; sıklık her üç günlük döngüde birdir. Burada every, kuralı tekrarlanan döngülere dağıtır. İfade bir gün içinde üç olayı saymaz ve üç gün süren kesintisiz bir dönemi anlatmaz.
Alıştırma
Programı, sıra sayısı kullanan ve “tekrarlanan her üç günlük döngüde bir kez” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The technician checks the backup system ____.
Cevabı göster
every third day
Each part of a city could have a different curfew
2:50Şehrin her bölgesinde farklı bir yasak saati uygulanabilir
as only one part of the city
2:55çünkü herhangi bir anda şehrin yalnızca tek bir bölgesinin sakinleri
at any given time: Rastgele seçilen belirli bir an
At any given time, rastgele seçilen ancak belirli olan tek bir anı düşünmemizi ister. Bu cümlede, hangi an seçilirse seçilsin, o sırada şehrin yalnızca bir bölümündeki insanların evlerinden uzakta olacağı söylenir. Burada given, «birine verilmiş» değil, «belirlenmiş» veya «değerlendirilmek üzere seçilmiş» gibi çalışır. İfade, aynı anda kaç kişinin, görevin veya bölgenin etkin olabileceği gibi eş zamanlı durumlara ilişkin sınırlar için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “rastgele seçilen belirli bir anda” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The clinic can treat no more than twelve patients ____.
Cevabı göster
at any given time
martial law automatically suspends all of your civil rights
2:59sıkıyönetim tüm medeni haklarınızı otomatik olarak askıya alır
and gives the military complete police and judicial power.
3:02ve orduya tam polis ve yargı yetkisi verir.
limit the scope of martial law: sıkıyönetimin kapsamını sınırlamak
Burada limit the scope of martial law, sıkıyönetimin daha az durumda uygulanmasını sağlamak veya yetkisinin ulaştığı alanı daraltmak anlamına gelir. Scope bir şeyin kapsamını, kapsadığı alanı veya yetki sınırlarını ifade eder; burada bir gözlem aracı anlamında değildir. limit the scope of + isim kalıbı, sınırların daraltıldığını anlatan resmî bir ifadedir. Bu kalıp tek başına yasanın veya yetkinin kaldırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Yetkinin daha az durumu kapsamasını sağlamak” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new guidelines ____ emergency powers.
Cevabı göster
limit the scope of
citizens still have a right to a civil trial. Kalıp ifadeler
3:12vatandaşların hâlâ sivil mahkemede yargılanma hakkı vardır.
have a right to: bir hakka sahip olmayı ifade etmek
Burada citizens have a right to a civil trial, vatandaşların sivil bir mahkemede yargılanmaya yasal olarak hakkı olduğu anlamına gelir. Bu kalıpta right, bir hakkı ifade eden isimdir. Bir şeye veya hizmete yönelik hakkı anlatmak için have a right to + isim öbeğini kullanın; have a right to a trial buna örnektir. Bir eylemi yapma hakkını anlatmak için have a right to + fiilin yalın hâlini kullanın; have a right to appeal buna örnektir.
Alıştırma
“Hakkı olmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: All residents ____ clean drinking water.
Cevabı göster
have a right to
The arresting authority of military or law enforcement
3:14Ordu veya kolluk kuvvetlerinin tutuklama yetkisi
Hukuki süreçte arrested ve charged arasındaki fark
Burada arrested, kolluk kuvvetleri tarafından yakalanıp gözaltına alınmak demektir. Charged ise hukuk sürecinde belirli bir suçla resmen itham edilmek demektir. Bunlar farklı aşamalardır. Cümle, birinin gözaltına alındıktan sonra hemen resmî olarak suçlanmayabileceğini anlatır. Bu iki kelimenin hiçbiri tek başına kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Arrested ve charged arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?
- Bir kişi arrested ise mahkeme onu zaten suçlu bulmuştur.
- Bir kişi önce arrested, daha sonra resmen charged olabilir.
- Bir kişi charged ise polis onu bir suçla itham etmemeye karar vermiştir.
Cevabı göster
Bir kişi önce arrested, daha sonra resmen charged olabilir.
throws the door open to: bir sonucu çok daha olası hâle getirmek
throws the door open to ifadesindeki door gerçek bir kapı değil, mecazdır. İfade, bir şeyin engeli kaldırarak belirli bir sonucu çok daha kolay veya olası hâle getirdiğini anlatır. throws fiili ifadeyi güçlendirir: Olasılık yalnızca biraz artmaz, aniden ve sonuna kadar açılmış gibi görünür. Burada konuşan kişi, korkutucu durumların çok daha olası hâle gelebileceğine dair güçlü bir uyarıda bulunur.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: Removing every safety check ____ serious misuse.
Cevabı göster
throws the door open to
as they see fit: kendi değerlendirmesine göre hareket etmek
As they see fit, “uygun gördükleri şekilde” anlamına gelir. Burada as eylemin nasıl yapıldığını gösterir; see fit ise bir şeyi uygun bulmak demektir. see gerçek anlamıyla “görmek”, fit de fiziksel olarak formda olmak anlamında kullanılmaz. Bu cümlede ifade, polis ve ordunun kimi tutuklayacaklarına kendi değerlendirmeleriyle karar verebildiğini anlatır. Bağlamda eleştirel bir ton taşır ve bu takdir yetkisinin fazla geniş, açık dış ölçütlerden yoksun olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “uygun gördükleri şekilde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The organizers may change the schedule ____.
Cevabı göster
as they see fit
why martial law is so rarely declared.
3:31bu kadar nadir ilan edilmesinin başlıca nedenlerinden biridir.
serious enough ... lasts long enough: sıfat/zarf + enough
Serious enough ve long enough yapılarında enough, nitelediği sıfat veya zarftan sonra gelir. Bir eşik belirtir: ciddiyet ya da süre, bir sonucun ortaya çıkması için gereken düzeye ulaşır. Serious, is fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Long ise lasts fiilini niteleyerek zarf görevi görür. İki koşul or ile bağlanmıştır; bu nedenle koşullardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir, ikisinin birden gerçekleşmesi gerekmez.
Alıştırma
Her koşulun gerekli eşiğe ulaştığını gösteren aynı sözcükle iki boşluğu tamamlayın: The match will be postponed if the rain is heavy ____ or lasts long ____.
Cevabı göster
enough · enough
specially assigned movement and travel documents.
3:43özel hareket ve seyahat belgeleri taşımanız gerekebilir.
what you do for a living: mesleğiniz
Dolaylı soru cümleciği what you do for a living, para kazanmak için yaptığınız işi veya faaliyetleri ifade eder. for a living, geçimini sağlamakla ilgilidir; nerede yaşadığınızı veya genel yaşam tarzınızı anlatmaz. asks veya depends on gibi bir ifadeden sonra what do you do değil, düz cümle sırasıyla what you do kullanılır. Bağımsız bir soru olarak ise What do you do for a living? denir.
Alıştırma
“Mesleğiniz veya gelir elde ettiğiniz iş” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The survey asks ____.
Cevabı göster
what you do for a living
Then the authorities would hand you your documents
3:55Ardından yetkililer belgelerinizi size verir;
which authorize you to either be in violation of curfew Kalıp ifadeler
3:57bunlar sokağa çıkma yasağı sırasında dışarıda olmanıza
or travel outside of established control zones
4:00veya belirlenmiş kontrol bölgelerinin dışına çıkmanıza izin verir,
authorize you to + fiil
Authorize you to, authorize + kişi + to ile mastar yapısını izler. Tanınan bir makamın, kuralın veya belgenin kişiye sonraki eylemi yapması için resmî ya da yasal izin verdiği anlamına gelir. Burada belgeler, belge sahibini normal hareket kısıtlamalarından muaf tutar. Authorize yalnızca bir eylemin mümkün olduğunu söylemez; eyleme resmî olarak izin verildiğini belirtir.
Alıştırma
authorize + nesne + to ile mastar yapısını kullanarak tamamlayın: The consent form ____ the procedure.
Cevabı göster
authorizes the doctor to perform
in violation of + bir kural
“Be in violation of + bir yasa, kural veya kısıtlama”, bir kişinin ya da davranışın buna uymadığını söylemenin resmî bir yoludur. Burada “be in violation of curfew”, normalde sokağa çıkma yasağını ihlal edecek koşullarda dışarıda olmayı anlatır. “Of” edatı, ihlal edilen kuralı tanıtır. “Violation” fiziksel şiddet değil, kurala uymama anlamına gelir; ifade, davranışın hukuki veya düzenleyici durumunu belirtir.
Alıştırma
“Bir kurala aykırı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle bu resmî uyum cümlesini tamamlayın: The operator was found ____ the safety code.
Cevabı göster
in violation of
or get a physical therapist appointment.
4:04ya da fizyoterapist randevusuna katılmak gibi şeyler yapabilirsiniz.
necessitating special transit or travel documents. Anlatım akışı
4:22bu da özel geçiş veya seyahat belgelerini zorunlu kıldı.
Bileşik sıfat olarak Nazi-occupied ve German-backed
“Nazi-occupied countries” ifadesinde “Nazi” işgalci gücü belirtir; “occupied” ise ülkelerin bu gücün askerî veya siyasi kontrolü altında olduğu anlamına gelir. “German-backed curfews” ifadesinde “German” destek veren tarafı belirtir; “backed”, kısıtlamaların Alman makamları tarafından desteklendiği veya mümkün kılındığı anlamına gelir. Her iki ifade de “X + geçmiş zaman ortacı” kalıbını izler ve isimden önce bileşik sıfat olarak kullanılır. Kısa çizgi, ögelerin birlikte tek bir niteleyici olarak işlev gördüğünü gösterir. Bu kalıp, kontrol eden veya destek veren tarafı hızla belirlemeyi sağlar: X-occupied place ile X-backed policy veya group arasındaki ayrım gibi.
Alıştırma
Hangi cümle bileşik sıfatı “belediye yönetimi tarafından desteklenen, onun tarafından işgal edilmeyen” anlamında doğru kullanır?
- It is a city-backed housing project.
- It is a city-occupied housing project.
- It is a housing-backed city project.
Cevabı göster
It is a city-backed housing project.
found themselves dealing with: planlanmamış bir durumun içinde kalmak
Found themselves dealing with, find + dönüşlülük zamiri + -ing yapısını izler. Burada ülkelerin sokağa çıkma yasakları ve seyahat kısıtlamalarıyla uğraşmak zorunda oldukları bir duruma geldiğini, yani bu durumu kendilerinin seçmediğini anlatır. find oneself doing, bir kişi veya grup sonunda bir şeyi yapar hâle geldiğinde ya da bunun artık içinde bulunduğu durum olduğunu fark ettiğinde kullanılır. Genellikle beklenmedik, istenmeyen veya zamanla gelişmiş bir durumu ima eder.
Alıştırma
Cümleyi Maya ile uyumlu olan find oneself yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After accepting a temporary role at the shelter, Maya ____ organizing supplies every weekend.
Cevabı göster
found herself
necessitating ... ile sonucu kısa bir yan cümlede verme
Sondaki -ing yan cümlesi necessitating special transit or travel documents, önceki durumun tamamının sonucunu sunar. Sokağa çıkma yasakları ve seyahat kısıtlamaları bu belgeleri gerekli hâle getirmiştir. Bu, ek bilgi veren bir ortaç yan cümlesidir: yeni bir cümle başlatmadan veya özneyi tekrarlamadan which made special documents necessary fikrini sıkıştırır. Anlaşılan neden, yakındaki documents ismi değil, önceki yan cümlenin tamamıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki durumun tamamının sonucunu göstermek için sonda bir -ing yan cümlesini doğru kullanır?
- A storm blocked the only road, necessitating that drivers took a two-hour detour.
- A storm blocked the only road because necessitating a two-hour detour.
- A storm blocked the only road, necessitating a two-hour detour.
Cevabı göster
A storm blocked the only road, necessitating a two-hour detour.
and any foreign travel will have to be approved in advance. Kalıp ifadeler
4:31yurt dışına yapılacak tüm seyahatler de önceden onaylanmalıdır.
approved in advance: eylemden önce izin
Bu cümlede approved in advance, yurt dışı seyahatinin gerçekleşmeden önce resmî olarak onaylanması demektir. Edilgen be approved yapısı, seyahati izin alması gereken unsur olarak sunar. In advance zamanlamayı kesinleştirir: eylem başlamadan önce onay zaten alınmış olmalıdır. Bu kalıp seyahat, masraf, izin talebi veya değişiklikleri düzenleyen kurallarda kullanılabilir.
Alıştırma
İznin seyahatten önce alınması gerektiğini belirten ifadeyle politika cümlesini tamamlayın: All international travel must be ____.
Cevabı göster
approved in advance
security checkpoints will be placed throughout your city
4:36şehrinizin dört bir yanına güvenlik kontrol noktaları kurulur,
and tight movement control is necessary,
4:43ve hareketlerin sıkı şekilde denetlenmesini gerektirecek kadar kötüyse,
closed off: erişime kapatılmış
Closed off, insanların veya araçların giremeyeceği ya da geçemeyeceği şekilde erişilemez hâle getirilmiş demektir. Entire streets etkilenen nesnedir; geçmiş zaman ortacı closed ise yetkililerin engel veya kısıtlama koymasından sonra oluşan durumu anlatır. Off parçacığı, normal erişimden ayırma anlamını ekler. İfade eylem için close an area off, durum için ise be closed off biçiminde kullanılabilir.
Alıştırma
Erişilemez hâle getirmek anlamındaki hedef phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: Because of a gas leak, police ____ the entire block.
Cevabı göster
closed off
and neighborhoods get barricaded. Dilbilgisi
4:47ve mahallelerin barikatlarla çevrildiğini bile görebilirsiniz.
get barricaded: get + past participle ile edilgen yapı
Bu cümlede get + barricaded, get ile kurulan edilgen yapıyı oluşturur: neighborhoods eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır. Barikatları kuran yetkililer veya diğer kişiler belirtilmez. Get ile kurulan edilgen yapı, bir olayı çoğu zaman yeni bir duruma geçiş olarak sunar. Burada mahalleler açık durumdan barikatlarla kapatılmış duruma geçer; dolayısıyla get barricaded, mahallelerin kendi kendilerine barikat edindiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi barricade fiilinin iki sözcüklü get edilgen biçimiyle tamamlayın: During an emergency, some streets may ____ to control traffic.
Cevabı göster
get barricaded
in order to ensure that: amaçlanan bir amacı ifade etmek
In order to ensure that bir amaç bildirir: bir eylemin neden yapıldığını açıklar. Burada yol kısıtlamaları, şehirde yalnızca sınırlı sayıda güzergâh bırakmak ve bunların tamamının güvenlik kontrol noktalarından izlenebilmesini sağlamak amacıyla uygulanır. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir; burada ardından ensure + that cümleciği gelir: in order to ensure that + istenen koşul. Bu yapı amaçlanan bir sonucu ifade eder; sonucun zaten gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi ‘kesin olarak sağlamak amacıyla’ anlamındaki beş sözcüklü resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The backup system runs hourly ____ no records are lost.
Cevabı göster
in order to ensure that
despite martial law having been established, Dilbilgisi
5:06sıkıyönetim ilan edilmiş olmasına rağmen
despite martial law having been established (sıkıyönetim daha önce ilan edilmiş olmasına rağmen)
Burada despite bir ödünleme ilişkisi kurar: sıkıyönetim daha önce ilan edilmişti, ancak beklenen sonuç iki büyük seçimin yapılmasını engellemedi. Ana cümledeki still bu karşıtlığı daha da güçlendirir. İngilizcede despite sonrasında çekimli bir özne-fiil cümleciği değil, bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Having been established, tamamlanmış edilgen bir -ing cümleciğidir: having been daha önceki zamanı gösterir, been established ise martial law ifadesini eylemi yapan değil, uygulanan şey olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlanmış edilgen bir -ing cümleciğiyle tamamlamak için despite / the permit / approve ifadelerini kullanın: ____, construction did not begin.
Cevabı göster
Despite the permit having been approved
could certainly impede the democratic process. Kalıp ifadeler
5:12demokratik süreci kesinlikle sekteye uğratabilir.
impede the democratic process (demokratik süreci sekteye uğratmak)
Impede the democratic process, oylama ve halkın katılımı gibi demokratik kararların alınmasını sağlayan prosedürleri engellemek veya yavaşlatmak anlamına gelir. Impede, ilerlemeyi zorlaştıran bir müdahaleyi anlatır; sürecin mutlaka tamamen durduğu anlamına gelmez. Bu, politika veya kamu işleri analizinde kullanılan resmî bir fiil–nesne eşdizimidir. Impede genellikle a process, progress, access, development veya an investigation gibi nesneler alır.
Alıştırma
“The restrictions may impede the democratic process.” cümlesinin en kesin anlamı nedir?
- Kısıtlamalar resmî olarak yeni bir demokratik prosedür oluşturur.
- Kısıtlamalar demokratik prosedürleri daha zor veya daha yavaş hâle getirebilir.
- Kısıtlamalar tüm demokratik faaliyetleri kesinlikle tamamen sona erdirecektir.
Cevabı göster
Kısıtlamalar demokratik prosedürleri daha zor veya daha yavaş hâle getirebilir.
Or perhaps you'd prefer this other video instead.
5:21Ya da belki bunun yerine şu diğer videoyu tercih edersiniz.
your favorite YouTube channel during martial law.
5:27en sevdiğiniz YouTube kanalını izleyebilirsiniz.
Sınırlı Bir Teselli Olarak “At least”
Buradaki “At least” sayısal bir alt sınır belirtmez. Genel olarak kötü veya kısıtlayıcı bir durumda hâlâ geçerli olan olumlu bir gerçeği sunar: Kişi en sevdiği kanalı hâlâ izleyebilir. Bu söylem kullanımı önce genel durumun olumsuz olduğunu kabul eder, ardından son kısmı sınırlı bir teselli etrafında yeniden çerçeveler. Konuşan kişi bu faydanın sorunu çözdüğünü iddia etmez; kendini biraz daha iyi hissetmek için küçük bir neden sunar ve bu bağlamda mizahi bir etki yaratır.
Alıştırma
Kötü bir sonucu kabul edip geriye kalan bir olumlu noktayı sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The event was canceled, but ____ everyone got home safely.”
Cevabı göster
at least