Çok Mu Oturuyorsunuz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu bilimsel anlatım, uzun süre oturmanın kaslar, kan dolaşımı, metabolizma, beyin ve sağlık üzerindeki olası etkilerini ele alıp sonunda uygulanabilir önerilere yöneliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "plummets to" (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): Keskin düşüş bildiren bu fiilde to son düzeyi, by ise değişim miktarını gösterir. 2. "not only" / "but also" (dil bilgisi ve cümle kalıpları): Hareketin iki etkisini bağlayan yapıyı tanıyın ve iki tarafı paralel kurun. 3. "hit up the gym." (öbek fiiller): Bunun spor salonuna gitmek için gündelik bir ifade olduğunu anlayın; hit sözcüğünü fiziksel vurma olarak yorumlamayın.
Bu derste
Sitting can be a nice break from a busy day,
0:00Oturmak, yoğun bir günün ortasında güzel bir mola olabilir,
but considering many of us spend our entire workday at a desk
0:02ama çoğumuzun tüm iş gününü masa başında geçirdiğini,
followed by downtime in front of a computer or TV, Dilbilgisi
0:06ardından da bilgisayar veya televizyon karşısında dinlendiğini düşünürsek,
Olayları A followed by B ile sıralama
A followed by B kalıbında önce A olur, ardından B gelir. Followed, kısaltılmış edilgen bir sıralama yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır: A is followed by B. Burada A, bütün iş gününü masa başında geçirme fikrinin tamamıdır; B ise bilgisayar ya da televizyon karşısındaki dinlenme zamanıdır. İfade sıralamayı kısa biçimde aktarır; masanın fiziksel olarak bir şeyi takip ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Molanın atölyeden sonra geldiğini belirten iki sözcüklü ifadeyle program cümlesini tamamlayın: The workshop will be ____ a fifteen-minute break.
Cevabı göster
followed by
one has to wonder: kaçınılmaz bir düşünme sorusu
One has to wonder, eldeki gerçeklerin kişiyi doğal olarak bir soru sormaya ya da bir soru üzerinde düşünmeye yönelttiğini anlatır. One burada genel olarak insanları temsil eden bir zamirdir; bir sayısını veya belirli bir kişiyi anlatmaz. Has to burada bir emir ifade etmez. Soruyu düşünmemenin zor olduğu anlamını katar ve önceki kanıtlardan temel düşünme sorusuna doğal bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede one has to wonder, kanıtların doğurduğu bir düşünme sorusunu başlatmak için doğru kullanılmıştır?
- After five safety checks failed, one has to repair the machine immediately.
- After five safety checks failed, one wonders because a manager gives an order.
- After five safety checks failed, one has to wonder whether the machine should be used.
Cevabı göster
After five safety checks failed, one has to wonder whether the machine should be used.
the electrical activity in your muscles drops significantly
0:16kaslarınızdaki elektriksel aktivite önemli ölçüde azalır
As soon as + yan cümle: hemen gerçekleşen sıralama
As soon as, “As soon as you sit down” zaman yan cümlesini başlatır. Oturma eylemini kas etkinliğindeki değişimin tetikleyicisi olarak gösterir. as soon as + özne + fiil yapısı, sonraki olayın hemen veya neredeyse hiç gecikmeden gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “hemen ardından” anlamına gelen üç sözcüklü bağlaçla tamamlayın: ____ the bell rings, the children line up.
Cevabı göster
As soon as
and your calorie burning rate plummets to about 1 calorie per minute. Kalıp ifadeler
0:18ve kalori yakma hızınız dakikada yaklaşık 1 kaloriye kadar düşer.
Plummets to + son düzey
Plummets, çok hızlı ve büyük miktarda düşmek anlamına gelir. Bu cümlede kalori yakma hızındaki çarpıcı düşüşü anlatır. To edatı varış düzeyini belirtir: dakikada yaklaşık 1 kalori, düşüşün miktarı değil, düşüşten sonraki hızdır.
Alıştırma
Bir hisse $80 seviyesinden başladı ve $25 seviyesine ulaşana kadar çok keskin biçimde düştü. Hangi cümlede $25 son fiyat olarak verilir?
- The stock price plummeted by $25.
- The stock price rose to $25.
- The stock price plummeted to $25.
Cevabı göster
The stock price plummeted to $25.
as a result: bir sonucu belirtme
Bu cümlede as a result, kan akışındaki azalmanın daha önce belirtilen atardamar genişlemesi düşüşünün sonucu olduğunu dinleyiciye gösterir. İfade, kendisinden sonra gelen sonuca işaret eder; burada “-iken” ya da “rolünde” anlamına gelmez. Neden-sonuç zincirini kolayca takip edilir hâle getirmek için önce nedeni belirtin, ardından sonuçtan önce as a result bağlayıcısını kullanın.
Alıştırma
İngilizce cümleyi öğrendiğiniz sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The road was flooded. ____, the bus service was suspended.
Cevabı göster
As a result
and the insulin in your body loses nearly 40% of its ability to uptake glucose, Kelime
0:31vücudunuzdaki insülin, glikozu alma yeteneğinin neredeyse %40'ını kaybeder
teknik bir fiil olarak uptake glucose
Bu biyomedikal cümlede uptake, “emmek” veya “hücre içine almak” anlamında teknik bir fiil olarak kullanılmıştır. Glucose, hücrelerin ya da dokuların içine alınan maddedir. Burada günlük hayattaki bir şeyi kaldırma veya yerden alma eylemi kastedilmez. İfade, glikozun hücrelere ya da dokulara girdiği biyolojik bir süreç olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede uptake glucose ne anlama gelir?
- Glikozu ellerle kaldırmak
- Glikozu hücrelerin veya dokuların içine almak
- Yoktan glikoz üretmek
Cevabı göster
Glikozu hücrelerin veya dokuların içine almak
which increases the risk of type 2 diabetes. Dilbilgisi
0:35ve bu da tip 2 diyabet riskini artırır.
Sit ... and: koşul ve sonuç için emir biçimi + and
Sit for 24 hours straight emir cümlesi biçimindedir, ancak burada oturma talimatı vermez. “If you sit for 24 hours straight...” şeklinde varsayımsal bir koşul kurar. And sonrasındaki yan cümle sonucu verir. Bu emir biçimi + and kalıbı, neden-sonuç ilişkisini kısa ve canlı bir şekilde anlatır. İlk bölüm bir eylemi ya da durumu belirtir; and ise bu gerçekleşirse ne olacağını tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle, “If you do X, Y will happen” anlamında emir biçimi + and kullanır?
- Press this button or use the switch.
- Press this button and the screen will restart.
- If you press this button, the screen will restart.
Cevabı göster
Press this button and the screen will restart.
which increases the risk of ile sonuç eklemek
Virgülden sonra gelen which, önceki durumun tamamının sonucunu veren kısıtlayıcı olmayan bir yan cümle başlatır: insülin, glikozu hücrelere alma yeteneğinin büyük kısmını kaybetmiştir. Burada which yalnızca yakındaki glucose ismine gönderme yapmaz. Aktarılabilir kalıp “ifade, which + sonuç” biçimindedir. Konuşanın veya yazarın yeni bir cümle başlatmadan tamamlanmış bir olgunun etkisini eklemesini sağlar. Increases the risk of, “ardından belirtilen zararlı sonucun meydana gelme olasılığını artırır” anlamına gelir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini which increases the risk of kalıbıyla tamamlayın: Poor ventilation lets moisture build up, ____ mold.
Cevabı göster
which increases the risk of
And things only get worse from here. Anlatım akışı
0:38Üstelik bundan sonra işler daha da kötüleşir.
get worse from here: bundan sonra kötüleşeceğini öngörmek
Burada get worse from here, hikâyenin veya sürecin mevcut noktasından sonra durumun daha zor ya da ciddi hâle geleceği anlamına gelir. From here fiziksel bir yeri değil, zaman veya gelişim içindeki bir aşamayı belirtir. Bu ifade anlatıyı da düzenler: dikkati bundan sonra olacaklara yöneltir ve sonraki olayların daha da kötü olacağını haber verir. Böylece ilerleme duygusu ve merak yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede get worse from here, mevcut aşamadan sonra olumsuz bir gidişatı öngörmek için kullanılmıştır?
- The museum is two blocks from here.
- We got worse seats from the ticket office.
- The roads are already flooding, and things could get worse from here.
Cevabı göster
The roads are already flooding, and things could get worse from here.
After 2 weeks of sitting for more than 6 hours a day,
0:41İki hafta boyunca günde 6 saatten fazla oturduğunuzda,
sometimes called the bad cholesterol,
0:45yani bazen “kötü kolesterol” de denen bu kolesterol türü,
LDL cholesterol ve the bad cholesterol: teknik terim ve yaygın etiket
LDL cholesterol sağlık alanındaki kesin terimdir. The bad cholesterol, yüksek LDL seviyeleri sağlık riskiyle ilişkilendirildiği için LDL için kullanılan yaygın ve basitleştirilmiş bir etikettir; farklı bir maddenin resmî adı değildir. Virgüller, sometimes called the bad cholesterol bölümünü araya eklenmiş bir açıklama olarak ayırır. Böylece genel okuyucu, ana ifade is increased ile devam etmeden önce teknik terimi tanıdık bir etiketle ilişkilendirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bad cholesterol ifadesini açıkça LDL cholesterol için kullanılan sade bir etiket olarak sunar?
- All cholesterol is another name for bad cholesterol.
- LDL cholesterol and bad cholesterol are two unrelated substances.
- LDL cholesterol, often called bad cholesterol, can rise over time.
Cevabı göster
LDL cholesterol, often called bad cholesterol, can rise over time.
putting you at a greater risk for weight gain. Kalıp ifadeler
0:49ve kilo alma riskinizi yükseltir.
putting you at a greater risk for: birini daha yüksek riskle karşı karşıya bırakmak
Burada putting you at a greater risk for weight gain, yağ moleküllerindeki önceki artışın sonucunu sunar. -ing yan cümlesi bu durumu kilo alma olasılığının yükselmesine bağlar. Yeniden kullanılabilir kalıp put + kişi + at risk for + istenmeyen sonuç biçimindedir. Risk düzeylerini karşılaştırmak için at greater risk veya at a greater risk denebilir. Sonuç daha olası hâle gelir, ancak kesin değildir.
Alıştırma
“Daha yüksek bir olasılıkla karşı karşıya bırakmak” anlamındaki vurgulanan kalıpla uyarıyı tamamlayın: Smoking can ____ lung disease.
Cevabı göster
put you at a greater risk for
the enzymes responsible for breaking down fats plunge Öbek fiiller
0:52yağların parçalanmasından sorumlu enzimlerin düzeyleri hızla düşer
On top of this, ile ilgili başka bir sorun eklemek
On top of this, daha önce verilen bilgiye gönderme yapan ve ilgili başka bir bilgiyi ekleyen bir bağlama ifadesidir. Burada dinleyiciye, yağları parçalayan enzimlerin azalmasının ek bir sorun olduğunu bildirir. Özellikle birkaç dezavantaj veya zorluk sıralanırken yeni noktayı önceki duruma eklenen ve onu ağırlaştıran bir unsur olarak sunar. Düşünce akışını düzenler; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Şunu okuyun: "The printer is slow. On top of this, it jams often." "On top of this" neyi belirtir?
- İlgili başka bir sorun ekleniyor.
- Konuşmacı fiziksel bir konumu anlatıyor.
- İkinci sorun birinci sorunun yerini alıyor.
Cevabı göster
İlgili başka bir sorun ekleniyor.
breaking down + nesne: bir maddeyi daha küçük bileşenlere ayırmak
responsible for breaking down fats ifadesinde breaking down, geçişli öbek fiil break down'ın -ing biçimidir. Fats onun doğrudan nesnesidir: enzimler, yağı vücudun işleyebileceği daha küçük bileşenlere ayırır. Bu anlamı nesne ve bilimsel bağlam belirler. İfade, enzimlerin arızalandığı veya duygusal olarak çöktüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “daha küçük bileşenlere ayırmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Digestive enzymes ____ large food molecules.
Cevabı göster
break down
nesnesiz break down: kaslar bozulur
your muscles begin to break down ifadesinde break down geçişsizdir; doğrudan nesnesi yoktur. Uzun süre hareketsiz kalındığında değişimi kasların kendisi geçirir ve kas dokusu, gücü ya da durumu zamanla geriler. Özne muscles olduğu ve ifade begin to'dan sonra geldiği için geçişli break down something kalıbını bu cümleye zorla uygulamayın. Burada başka bir nesneyi etkin biçimde ayrıştırmak değil, bozulmak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi “zamanla bozulmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After months without use, some muscle tissue may ____.
Cevabı göster
break down
ultimately impeding the pumping of blood to your heart. Dilbilgisi
1:01ve sonunda kanın kalbinize pompalanmasını zorlaştırır.
Ultimately impeding: nihai sonucu gösterme
ultimately impeding şeklindeki -ing öbeği, önceki değişimin sonucunu gösterir. Become ile eş görevli ikinci bir ana fiil değildir. “Ve bu, sonunda kanın pompalanmasını zorlaştırır” düşüncesini daha kısa biçimde anlatır. Ultimately, “sürecin sonunda” demektir. Impede, bir şeyi tamamen durdurmak değil, zorlaştırmak veya yavaşlatmak anlamına gelir. Burada zorluğa yol açan, kasılmaların zayıflaması şeklindeki önceki değişimin tamamıdır.
Alıştırma
ultimately impeding ifadesi cümlede ne işe yarar?
- Kasılmaların zayıflamasının nihai sonucunu gösterir.
- Kasılmaları zayıflatmak için ikinci bir emir verir.
- Kanın pompalanmasının hemen ve tamamen durduğunu söyler.
Cevabı göster
Kasılmaların zayıflamasının nihai sonucunu gösterir.
work out ifadesinin “egzersiz yapmak” anlamı
Bu cümlede work out, “egzersiz yapmak” anlamına gelir. regularly zarfı ve çevredeki fiziksel aktivite bağlamı bu anlamı gösterir. Burada work out geçişsiz bir öbek fiildir: kişi etkinliği yapar, ancak ardından doğrudan bir nesne gelmez. Başka bağlamlarda aynı sözcükler “çözmek” veya “hesaplamak” anlamına gelebilir; bu nedenle amaçlanan anlamı belirlemek için dil bilgisine ve yakındaki sözcüklere bakın.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “egzersiz yapmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: I ____ at the gym every Saturday.
Cevabı göster
work out
the deterioration begins again in proportion to your sitting time. Kalıp ifadeler
1:07vücudunuzdaki bozulma oturarak geçirdiğiniz süreyle orantılı olarak yeniden başlar.
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, ödünleme anlamı taşıyan bir koşul başlatır. Koşulun doğru veya mümkün olduğunu varsaymamızı ister ve ardından ana sonucun yine de geçerli olduğunu söyler. Burada düzenli egzersiz yapmak yararlı bir koşuldur, ancak hareket durduğunda bozulmanın yeniden başlamasını önlemeye yetmez. Kalıp Even if + koşul, ana sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Mümkün bir koşul sunan ancak sonucun değişmeyeceğini belirten iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ it rains tomorrow, the school fair will continue indoors.
Cevabı göster
Even if
the minute + yan cümle ile “-er -mez” anlamı
Burada the minute, “-er -mez” veya “hemen ... olduğunda” anlamına gelen bir zaman bağlayıcısıdır. you stop moving yan cümlesini başlatır; ana cümle ise o anda neyin başladığını söyler. minute normalde bir zaman birimi olsa da the minute + yan cümle yapısı altmış saniyelik bir süreyi anlatmaz. Bir olayı, başka bir olayın hemen gerçekleşmesini tetikleyen durum olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “-er -mez” anlamına gelen iki sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: ____ the bell rang, everyone left the classroom.
Cevabı göster
The minute
in proportion to: değişen iki niceliği ilişkilendirme
Bu cümlede in proportion to, bozulmanın derecesini oturarak geçirilen süreye bağlar: oturma süresi değiştikçe bozulma da buna karşılık gelen göreli bir miktarda değişir. Bu ifade, iki niceliğin birbirine göre nasıl değiştiğini anlatır. Tek başına katı bir bire bir oran kurmaz ve bir niceliğin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Dersin üç sözcüklü ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The required storage space grows ____ the number of saved files.
Cevabı göster
in proportion to
it doesn't counteract the negative effects of too much sitting.
1:18fazla oturmanın olumsuz etkilerini de ortadan kaldırmadığını gösteriyor.
just as: paralel bir benzetme kurma
Burada just as, ilk durumu bir karşılaştırma noktası olarak sunar: egzersiz, sigara içmenin olumsuz etkilerini mutlaka ortadan kaldırmaz. Ana cümle daha sonra fazla oturmayla ilgili buna karşılık gelen iddiayı ortaya koyar. Tekrarlanan doesn't counteract ifadesi bilinçli bir paralellik oluşturur ve ana cümledeki it, exercise sözcüğüne gönderme yapar. Buradaki just as, ‘aynı şekilde’ anlamındadır; just tek başına ‘yalnızca’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte just as ne işlev görüyor?
- Karşılaştırma yapmak için benzer bir durum sunar.
- Olumsuz etkilerin doğrudan nedenini verir.
- Egzersiz ile sigara içmenin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Karşılaştırma yapmak için benzer bir durum sunar.
counteract the negative effects of: zararlı etkilere karşı koymak
Bu cümlede counteract the negative effects of, “bir şeyin neden olduğu zararı azaltmak için ters yönde etki etmek” demektir. Egzersiz yardımcı olabilir, ancak ifade onun sigara içmenin veya çok uzun süre oturmanın zararını mutlaka dengelemediğini söyler. Counteract, zararın tamamen ortadan kalkacağını ifade etmez. Zararı azaltabilecek veya sınırlayabilecek karşıt bir etkiyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “zararlı sonuçlara karşı etki etmek” anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: Good ventilation can help ____ indoor air pollution.
Cevabı göster
counteract the negative effects of
compound: etkilerin birikip ağırlaşması
Burada compound bir fiildir: biriken şey özne olan effects sözcüğüdür ve fiilden sonra nesne yoktur. Farklı etkilerin zamanla birbirinin üzerine eklenerek genel sorunu daha kötü hâle getirmesi demektir. Yalnızca aynı etkinin yeniden gerçekleşmesi anlamına gelmez. Temel fikir, birikimin veya etkileşimin ciddiyeti artırmasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede compound ne anlama geliyor? Small delays can compound during a busy project.
- Proje başlar başlamaz ortadan kaybolabilirler.
- Sonucu değiştirmeden bir kez daha gerçekleşebilirler.
- Birbirinin üzerine eklenip sorunu daha kötü hâle getirebilirler.
Cevabı göster
Birbirinin üzerine eklenip sorunu daha kötü hâle getirebilirler.
and some studies in women have even shown a decrease in bone mass upwards of 1% every year. Kelime
1:23ve kadınlar üzerinde yapılan bazı çalışmalar, kemik kütlesinin her yıl %1'den fazla azalabildiğini bile göstermiştir.
upwards of 1%: açık uçlu bir alt eşik
Burada upwards of 1%, “%1 veya daha fazla” anlamına gelir. Bir üst sınır değil, alt eşik verir: bildirilen yıllık kayıp bu düzeydedir veya daha yüksektir. Miktar bildirimlerinde upwards of + sayı, değerin daha yüksek olabileceğini belirtir ve üst sınırı açık bırakır. Fiziksel olarak yukarı yönü anlatmaz; decrease, kemik kütlesinin azaldığını göstermeye devam eder.
Alıştırma
Bir raporda “The repairs could cost upwards of $2,000.” yazıyor. Bu ne anlama gelir?
- Tam olarak 2.000 dolara mal olur.
- 2.000 dolardan fazla tutmaz.
- 2.000 dolar veya daha fazlaya mal olabilir.
Cevabı göster
2.000 dolar veya daha fazlaya mal olabilir.
Think your brain is more important than your body? Anlatım akışı
1:29Beyninizin vücudunuzdan daha önemli olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Think ...?: gündelik bir retorik soru
“Think ...?”, “Do you think ...?” yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan özne ve yardımcı fiil do you atılır; böylece Think, sorgulanan önermeyi başlatır. “Düşünmeye başla” anlamında bir emir değildir. Konuşmacının asıl amacı cevap almak değildir. Soru, olası bir varsayıma meydan okur, dinleyiciyi doğrudan konuya katar ve beyinle ilgili bir sonraki noktaya geçiş sağlar. Think + yan cümle? kalıbı, konuşmacının birazdan sorgulayacağı veya çürüteceği bir düşünceyi sık sık öne sürer.
Alıştırma
Gündelik retorik soruyu “Do you think” ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: “____ this puzzle is impossible? Try turning it upside down.”
Cevabı göster
Think
Physical movement not only helps pump blood and oxygen to the brain, Dilbilgisi
1:31Fiziksel hareket, beyne kan ve oksijen pompalanmasına yardımcı olmakla kalmaz,
but also sends mood-enhancing hormones.
1:34ruh hâlini iyileştiren hormonların salgılanmasını da sağlar.
Paralel eklemeler için not only ... but also
Bu cümlede not only ... but also, aynı öznenin, yani Physical movement ifadesinin iki etkisini birbirine bağlar: kan ve oksijen pompalanmasına yardımcı olmak ve ruh hâlini iyileştiren hormonlar göndermek. İkinci etki ek bir nokta olarak sunulur ve çoğu zaman daha güçlü ya da daha şaşırtıcıdır. İki parçadan sonra gelen ögeler aynı dil bilgisel görevi üstlenmelidir. Burada helps ve sends, birbirine paralel iki fiil öbeğini başlatır; böylece iki etki kolayca karşılaştırılır.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also eşleşmesiyle tamamlayın: The app ____ tracks your steps ____ reminds you to stand up.
Cevabı göster
not only · but also
Perhaps the most shocking is that after 10 to 20 years of sitting for 6 hours a day,
1:40Belki de en sarsıcı olanı, 10 ila 20 yıl boyunca günde 6 saat oturduktan sonra
you may have lost up to 7 quality adjusted life years. Notlar
1:44kaliteye göre ayarlanmış yaşam sürenizden 7 yıla kadar kaybetmiş olabilmenizdir.
Belirsiz bir önceki sonuç için may have lost
May have lost, may ile have + geçmiş zaman ortacını birleştirir. Kaybı, belirtilen 10 ila 20 yıllık noktaya gelindiğinde zaten gerçekleşmiş olabilecek belirsiz bir ihtimal olarak sunar; kaybın kesinlikle gerçekleştiğini ileri sürmez. Uzun zaman aralığı birikmiş sonuç fikrini desteklerken up to yalnızca olası bir üst sınır verir. Genel olarak may have + geçmiş zaman ortacı, bir referans noktasından önce veya o noktaya kadar gerçekleşmiş bir olay ya da sonuç hakkında temkinli bir çıkarım yapar.
Alıştırma
Hangi cümle, kaybın inceleme bitmeden önce gerçekleşmiş olabileceğini temkinli biçimde belirtir?
- The company may have lost the contract before the review ended.
- The company may lose the contract before the review ends.
- The company lost the contract before the review ended.
Cevabı göster
The company may have lost the contract before the review ended.
That is years without medical issues or death.
1:48Bunlar, sağlık sorunu veya ölümle karşılaşmadan yaşayabileceğiniz yıllardır.
quality-adjusted life years: kaliteye göre ayarlanmış yaşam yılları
Genellikle QALYs şeklinde kısaltılan quality-adjusted life years, insanların ne kadar uzun yaşadığını o süre içindeki sağlık kalitesiyle birleştirir. Tam sağlıkla geçirilen bir yıl bir QALY sayılırken daha kötü sağlıkla geçirilen bir yıl daha düşük değerde sayılır. “lost up to 7 quality-adjusted life years” ifadesindeki lost, erken ölümden, daha kötü sağlık durumundan veya her ikisinden kaynaklanan tahmini sağlık kaybını anlatır. Sonraki altyazı basitleştirilmiş bir açıklamadır; QALYs, hiçbir tıbbi sorunun yaşanmadığı yılların gerçek anlamda sayımı değildir.
Alıştırma
Bir sağlık araştırmasında “lost up to 7 quality-adjusted life years” en doğru olarak neyi anlatır?
- Hiçbir tıbbi sorunun yaşanmadığı tam olarak yedi takvim yılı
- Tıbbi tedavi alınarak geçirilen fazladan yedi yıl
- Daha kısa yaşamı ve daha kötü sağlıkla geçirilen süreyi birleştiren tahmini bir kayıp
Cevabı göster
Daha kısa yaşamı ve daha kötü sağlıkla geçirilen süreyi birleştiren tahmini bir kayıp
the risk of dying from heart disease increases by 64%
1:51kalp hastalığından ölme riski %64 artarken,
while the risk of prostate or breast cancer increases by 30%. Dilbilgisi
1:55prostat veya meme kanseri riski %30 artar.
İki istatistiği karşılaştırmak için while
Bu cümlede while, paralel iki yan cümleyi birbirine bağlar ve %64’lük artışla %30’luk artış arasında karşıtlık kurar. Burada “-iken” zaman anlamında değil, whereas veya “buna karşılık” anlamındadır. while’ın bu kullanımı, bir raporun ilişkili gerçekleri kısa ve öz biçimde karşılaştırmasını sağlar. Tekrarlanan the risk ... increases by ... yapısı, okuyucunun karşıtlık anlamını fark etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz bağlaçla karşıtlığı tamamlayın: The city library gained 500 members, ____ the sports center lost 120.
Cevabı göster
while
it's estimated that the average lifespan would rise by 2 years. Dilbilgisi
2:01ortalama yaşam süresinin 2 yıl uzayacağı tahmin ediliyor.
If everybody sat ... would rise: şimdiki zamana ilişkin varsayımsal koşul
if + simple past, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, mevcut durumda hayal edilen veya gerçekleşme ihtimali düşük bir değişikliği ve bunun beklenen sonucunu anlatır. Buradaki sat, eylemi geçmiş zamana yerleştirmez; geçmiş zaman biçimi varsayımsal bir mesafe oluşturur. it's estimated that biçimindeki aktarma ifadesi sonuçtan önce eklenmiştir, ancak koşul ilişkisi hâlâ If everybody sat ..., the average lifespan would rise ... şeklindedir.
Alıştırma
Şimdiki zamana ilişkin varsayımı add ve reduce kullanarak tamamlayın: If the town ____ a night bus, it ____ late-night traffic.
Cevabı göster
added · would reduce
no more than: sınır değerini kapsayan bir üst sınır belirleme
No more than + bir sayı veya miktar, üst sınır belirler: değer bu sayıya eşit veya bundan düşük olabilir. Bu cümlede üç saate izin verilir, ancak üç saatin üzerindeki her miktar sınırın dışındadır. Ölçülebilir sınırlarda no more than, at most ile aynı anlama gelir.
Alıştırma
Kuralı “20 kilograma izin verilir, ancak 21 kilograma verilmez” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The suitcase may weigh ____ 20 kilograms.
Cevabı göster
no more than
it's estimated that: tahmini yapanı belirtmeden bir tahmini aktarmak
Bu cümlede it's estimated that, hesaplamayı kimin yaptığını belirtmeden sonraki yan cümleyi bir tahmin olarak sunar. Bu, kişisiz edilgen bir aktarma yapısıdır: it + be + estimated + that yan cümlesi. Estimated, sonucun doğrulanmış bir gerçek değil, bir hesaplama veya öngörü olduğunu gösterir. Buradaki would rise ayrıca sonucun daha önce kurulan varsayımsal duruma bağlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Sayıyı bir tahmin olarak sunan kısaltılmış, kişisiz edilgen aktarma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: According to the latest model, ____ sea levels will rise by twenty centimeters.
Cevabı göster
it's estimated that
our bodies aren't designed to be sedentary Kelime
2:06vücudumuz hareketsiz yaşamak üzere tasarlanmadı
Simply put: sade dille yeniden anlatımı başlatmak
Simply put, cümle başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, konuşmacının daha karmaşık bir açıklamayı daha basit ve doğrudan sözlerle yeniden ifade edeceğini bildirir. Örnekte our bodies aren't designed to be sedentary ifadesini önceki kanıtlardan çıkarılan açık sonuç olarak çerçeveleyip bilgiyi düzenler. Put, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; fiziksel olarak bir şeyi bir yere koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Aynı fikri daha basit biçimde ifade etme anlamındaki söylem belirteciyle yeniden anlatımı tamamlayın: The device lacks the processing capacity for this software. ____, it is not powerful enough.
Cevabı göster
Simply put
be sedentary: süregelen az hareketli bir düzen
Burada be sedentary, kişinin zamanının büyük bölümünü oturarak veya çok az fiziksel etkinlik yaparak geçirmesi demektir. Belirli bir anda oturma pozisyonunda olmayı değil, devam eden bir yaşam düzenini anlatır. be + sedentary yapısında sedentary, kişinin durumunu veya yaşam tarzını tanımlayan bir sıfattır. Sağlıkla ilgili bağlamlarda, kişi bazen egzersiz yapsa bile günlük hareketin yetersiz olduğu bir rutine işaret eder.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Someone who spends nearly all day sitting and rarely moves may ____.
Cevabı göster
be sedentary
is just as bad for those who go home and watch TV Dilbilgisi
2:10eve gidip televizyon izleyenler için de
as it is for those who hit up the gym. Öbek fiiller
2:12spor salonuna gidenler için olduğu kadar zararlıdır.
is just as bad for ... as it is for: eşitlik karşılaştırması
Just as ... as eşitlik karşılaştırması yapar. Burada karşılaştırılan özellik bad sözcüğüdür ve just, derecenin iki grup için de aynı olduğunu vurgular: etki, bir grup için diğerinden daha az kötü değildir. Paralel kalıp be just as + adjective + for A + as it is + for B şeklindedir. as it is for içindeki it, değerlendirilen duruma, yani günde sekiz saat oturmaya gönderme yapar; is ve for sözcüklerinin tekrarlanması karşılaştırmanın ikinci tarafını belirginleştirir.
Alıştırma
Eksik iki bölümü yazarak eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The new schedule is ____ inconvenient for parents ____ it is for teachers.
Cevabı göster
just as · as
hit up the gym: spor salonuna gitmek
Bu cümlede hit up the gym, “spor salonuna gitmek” anlamına gelir ve genellikle orada egzersiz yapmayı da ima eder. Hit up gündelik bir öbek fiildir; nesnesi bir yer olduğunda orayı rahat ve plansız bir şekilde ziyaret etmek veya oraya gitmek anlamına gelebilir. Nesne, anlamı belirlemeye yardımcı olur. Hit up bir kişiyle kullanıldığında genellikle o kişiyle iletişime geçmek anlamına gelir ve ondan bir şey istemeyi ima edebilir. Bu nedenle hit up the gym ifadesinde herhangi bir şeye gerçekten vurma anlamı yoktur.
Alıştırma
“Spor salonuna gitmek” anlamındaki gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: On Saturday, let's ____ before lunch.
Cevabı göster
hit up the gym
It can literally be a lethal activity.
2:14Oturmak, kelimenin tam anlamıyla ölümcül bir eylem olabilir.
We put together a list of the top tips to fight the sitting epidemic, Notlar
2:19Oturma salgınıyla mücadele etmek için en iyi ipuçlarından oluşan bir liste hazırladık.
put together a list: bir liste hazırlamak
Burada put together, “bir araya getirip düzenlemek” veya “derlemek” anlamına gelir. Konuşmacılar ayrı ayrı önerileri topladı, seçip düzenledi ve tamamlanmış bir liste oluşturdu. Kalıp put together + sonuç şeklindedir: put together a list, plan, report veya presentation. Nesne bir zamirse onu iki parçanın arasına yerleştirin: put it together; put together it değil.
Alıştırma
“Derlemek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We ____ a checklist before the school trip.
Cevabı göster
put together
Sağlık metaforu olarak fight the sitting epidemic
Burada canlı ve gerçek anlamın dışında kullanılan bir anlatım vardır. Fight, fiziksel güç kullanmak değil, bir soruna karşı etkin biçimde harekete geçmek demektir. The sitting epidemic, çok fazla oturmanın yaygınlaştığını ve sağlığa zarar verdiğini anlatır. Buradaki epidemic bulaşıcı bir hastalık teşhisi değildir; bu ifade uzun süre oturmayı büyük ve acil bir halk sağlığı sorunu olarak gösterir.
Alıştırma
Bir sağlık yazısında fight the sitting epidemic ne anlama gelir?
- Çok fazla oturma şeklindeki yaygın soruna karşı harekete geçmek.
- Oturmayı insandan insana geçen bulaşıcı bir hastalık olarak tedavi etmek.
- Oturan insanlara karşı fiziksel güç kullanmak.
Cevabı göster
Çok fazla oturma şeklindeki yaygın soruna karşı harekete geçmek.
using scientific research and clever tricks to make it easy.
2:23bilimsel araştırmalar ve zekice yöntemler sayesinde bunları kolayca uygulayabilirsiniz.
no matter how + sıfat + özne + fiil
No matter how lazy you are, tembellik derecesi değişse bile ana cümledeki ifadenin doğru kalacağını belirtir. Bu, no matter how + sıfat veya zarf + özne + fiil yapısıyla kurulan karşıtlık bildiren bir yan cümledir. Burada, ipuçlarının çok tembel biri için bile işe yaraması amaçlanmaktadır. How bir soru başlatmaz; bu nedenle sözcük sırası are you değil, you are şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için no matter how yapısını tired ve you are sözcükleriyle kullanın: ____, you still need to buckle your seat belt.
Cevabı göster
No matter how tired you are
Special thanks to audible.com for supporting this episode
2:30Bu bölümü destekleyen audible.com'a özellikle teşekkür ederiz;
and giving you a free audiobook of your choice at audible.com/asap. Kalıp ifadeler
2:33audible.com/asap adresinden seçtiğiniz bir sesli kitabı da size ücretsiz veriyor.
of your choice: seçimi kimin yapacağını belirtmek
Of your choice bir isimden sonra gelir ve ilgili seçenekler arasından o öğeyi seçme hakkının size ait olduğunu belirtir. Burada a free audiobook ifadesini niteler: dinleyici hangi sesli kitabı alacağını seçebilir. Kalıp a/an + noun + of + possessive + choice şeklindedir; a snack of her choice buna bir örnektir. Kimin seçim hakkına sahip olduğunu gösterir, ancak tek başına mümkün olan her öğenin sunulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Alıcıya seçim hakkı veren isim sonrası ifadeyle teklifi tamamlayın: The prize is a book ____ from the store's available titles.
Cevabı göster
of your choice
Audible is the leading provider of audiobooks with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.
2:37Audible, tüm edebiyat türlerinden indirilebilir 150.000'den fazla eser sunan lider sesli kitap sağlayıcısıdır.
We recommend the book The Selfish Gene by Richard Dawkins,
2:42Richard Dawkins'in The Selfish Gene adlı kitabını öneriyoruz;
which contains some amazing insights into evolution and the biological world. Kalıp ifadeler
2:45bu kitap evrime ve biyoloji dünyasına dair olağanüstü içgörüler sunuyor.
insights into: bir konuyu daha derinden anlama
Bir insight, yararlı ve çoğu zaman kolayca fark edilmeyen bir anlayıştır. Bu nedenle insights into evolution and the biological world, yalnızca ayrı ayrı gerçekleri değil, okurların bu konuları daha derinden anlamasına yardımcı olan fikirleri ifade eder. Yaygın kalıp insight or insights into + a topic, process, question, or how/why clause şeklindedir. Into, anlaşılan alanı gösterir; insight into the problem ve insights into how children learn buna örnektir.
Alıştırma
insights daha derin anlayış anlamına geldiğinde ardından kullanılan standart edatla cümleyi tamamlayın: The survey gave us valuable insights ____ why customers leave.
Cevabı göster
into
You can download this audiobook or another of your choice for free at audible.com/asap.
2:49Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.
Yinelenen bir oran bildiren a month
Bu cümlede a month, “her ay” veya “per month” anlamına gelir. one free book ifadesini, belirtilmemiş tek bir ay boyunca sunulan bir kitap değil, her ay yenilenen bir hak olarak gösterir. miktar + a/an + tekil birim kalıbı bir oranı, sıklığı veya kotayı ifade eder: twice a week, 60 miles an hour ya da $10 a day.
Alıştırma
Cümleyi per month anlamındaki a + zaman birimi biçimiyle tamamlayın: The app costs $5 ____.
Cevabı göster
a month
Special thanks to Audible for making these videos possible.
2:56Bu videoları mümkün kıldığı için Audible'a özellikle teşekkür ederiz.
And subscribe for more weekly science videos.
2:59Her hafta yeni bilim videoları izlemek için abone olun.