Zorunlu Askerlikten Kaçarsanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.281 kelime 198 kel/dk

Video özeti: Elvis Presley'nin 1957 celbinden Vietnam'daki kaçınmaya ve bugünkü Selective Service'e uzanan video; hukuk, ceza, eğitim ve kadınların kaydını bağlıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “what would have happened if” ile geçmişe aykırı durumu, alternatif tarihi veya bir seçimin gerçek dışı sonucunu sorun; dil bilgisi ve cümle kalıpları. 2. “come on down on The Price Is Right.” sözünü ABD yarışmasının katılımcı çağrısı olarak tanıyın; gerçek iniş değil, düşük olasılığı somutlaştırır; kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı. 3. “taken a toll on his life.” ile baskı ya da kuralın kalıcı zararını anlatın; yol ücreti veya can kaybı değildir; deyimler ve mecazi ifadeler.

Bu derste

It's a cold December night in 1957

0:00

1957'nin soğuk bir Aralık gecesidir

and a young man receives a military draft notice calling him to serve in the United States Army. Kelime

0:03

ve genç bir adam, onu Amerika Birleşik Devletleri Ordusunda hizmete çağıran bir askere alma celbi alır.

Kelime

military draft notice: resmî bir zorunlu askerlik emri

Military draft notice, bir kişiye zorunlu askerlik hizmeti için seçildiğini bildiren resmî bir devlet yazısıdır. Bu ifadede draft, bir belgenin ilk taslağını değil, zorunlu askerlik için askere almayı ifade eder. Bu bildirim, kişinin başvurmasını veya hizmet etmesini zorunlu kıldığı için orduya katılmaya yönelik sıradan bir davet değildir. Bu anlam tarihî, hukukî ve haber bağlamlarında yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede military draft notice ne anlama gelir?

  1. Askerî bir belgenin ön taslağı
  2. Ordudaki bir işe başvurma daveti
  3. Zorunlu askerlikle bağlantılı resmî bir emir
Cevabı göster

Zorunlu askerlikle bağlantılı resmî bir emir

At 22 years old,

0:08

22 yaşındayken,

he has a promising future ahead of him and at such a young age, he's already successful.

0:09

önünde umut verici bir gelecek vardır ve bu kadar genç yaşta, zaten başarılıdır.

But he knows that his career will have to be put to the side Öbek fiiller

0:13

Ancak kariyerinin bir kenara bırakılması gerekeceğini bilir

as this draft notice is not a request to serve but an order. Dilbilgisi

0:16

çünkü bu celp bir hizmet ricası değil, bir emirdir.

Öbek fiiller

be put to the side: geçici olarak önceliğini kaybetmek

Be put to the side ifadesinde put, edilgen yapının bir parçasıdır: daha acil bir konu, kişinin kariyerinin önceliğini kaybetmesine neden olur. İfade mecazidir; fiziksel bir taşıma söz konusu değildir. Burada kariyerin kalıcı olarak sona ermesi değil, duraklatılması veya geçici olarak daha düşük öncelik alması anlatılır. Aynı yapı, bir süre ilgi gösterilemeyen planları, projeleri veya hedefleri de tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik ifadenin aynısıyla tamamlayın: Because the clinic was short-staffed, her research project had to be ____ until June.

Cevabı göster

put to the side

Dilbilgisi

not A but B: bir beklentiyi düzeltmek

not A but B kalıbı A açıklamasını reddeder ve doğru sonuç olarak onun yerine B’yi koyar. Burada bildirimin a request to serve olduğu reddedilip an order olduğu belirtilir; yani bildirim isteğe bağlı değil, bağlayıcıdır. A ve B normalde dil bilgisi bakımından paralel biçimlerde olur. Bu cümlede ikisi de isim öbeğidir; dolayısıyla but ayrı bir söze başlamak yerine tek bir düzeltme içindeki iki seçeneği birbirine bağlar.

Alıştırma

Temel not A but B düzeltme kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The message is ____ a suggestion ____ a requirement.

Cevabı göster

not · but

It may be hard to imagine

0:20

Hayal etmesi zor olabilir

but this young man was none other than Elvis Presley Kalıp ifadeler

0:21

ama bu genç adam Elvis Presley'den başkası değildi

Kalıp ifadeler

none other than: kimliği vurguyla açıklamak

None other than, açıklanacak kimliğin önüne gelen vurgulu bir ifadedir. Söz konusu kişinin veya şeyin tam olarak bu dikkat çekici ya da beklenmedik kişi veya şey olduğunu belirtir. Burada Elvis Presley adını tarafsız bir kimlik bildiriminden çıkarıp şaşırtıcı bir açıklamaya dönüştürür. İfade tek bir bütün olarak çalışır: none sözcüğü kelimenin tam anlamıyla sıfır kişi demek değildir ve other than bir karşılaştırma kurmaz. Kullanışlı kalıp be + none other than + ad veya isim öbeğidir.

Alıştırma

Vurgulu kimlik açıklama ifadesiyle cümleyi tamamlayın: To everyone's surprise, the anonymous donor was ____ our former principal.

Cevabı göster

none other than

who served in the US Army for nearly three years before being honorably discharged Kelime

0:24

onurla terhis edilmeden önce ABD Ordusunda neredeyse üç yıl hizmet etti

and continuing one of the most famous music careers in history.

0:29

ve tarihteki en ünlü müzik kariyerlerinden birine devam etti.

Kelime

Askerî hizmette honorably discharged

Burada honorably discharged, Elvis’in iyi bir hizmet siciliyle ABD Ordusundan resmî olarak terhis edildiği anlamına gelir. Discharged burada askerî statü bildiren bir terimdir; “hastaneden taburcu edildi” veya “işten çıkarıldı” anlamında değildir. Yaygın kalıp be + honorably discharged şeklindedir ve ardından çoğu zaman from + bir kuvvet komutanlığı gelir. Bir biyografide bu ifade, kişinin hem askerlik hizmetinden ayrıldığını hem de bu ayrılışın iyi sicille gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Askerî biyografiyi hedef resmî ifadeyle tamamlayın: After six years in the Coast Guard, Lena was ____ and began working as an engineer.

Cevabı göster

honorably discharged

But what would have happened if Elvis stood up to the US Army in 1957 Notlar

0:32

Peki ya Elvis 1957'de ABD Ordusuna karşı dursaydı

and threw away his draft notice to continue his music career?

0:36

ve müzik kariyerine devam etmek için celbini çöpe atsaydı ne olurdu?

Dilbilgisi

Gerçek dışı geçmiş için What would have happened if ...?

What would have happened if, geçmişteki gerçek dışı bir alternatif hakkında soru başlatır. Konuşan kişi, gerçekte gerçekleşmemiş olsa da farklı bir geçmiş eylemi hayal etmemizi ve bunun olası sonucunu düşünmemizi ister. Özenli standart İngilizcede bu yapı genellikle üçüncü koşul kalıbını izler: What would have happened if + özne + had + geçmiş zaman ortacı? Cümlede stood ve threw biçimindeki simple past kullanılmıştır; ancak tamamlanmış 1957 bağlamı geçmişe ilişkin karşı-olgusal anlamı yine de açıkça gösterir.

Alıştırma

Karşı-olgusal soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ the museum had not installed a fire alarm?

Cevabı göster

What would have happened if

Öbek fiiller

stood up to: güçlü bir kişi veya kuruma karşı çıkmak

Bu cümlede stood up to, Elvis’in ABD Ordusunun talebine boyun eğmek yerine ona direndiği veya karşı çıktığı anlamına gelir. Stand up to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve to, direnilen kişiyi, grubu, baskıyı ya da haksız muameleyi belirtir. Bu ifade, varsayılan seçimi yasal yetkiye sahip bir kuruma meydan okuma olarak sunar. Daha genel olarak, daha güçlü bir kişi veya kuvvet sizi boyun eğmeye zorladığında tutumunuzu korumayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi stand up to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya finally ____ the bully who kept taking her lunch.

Cevabı göster

stood up to

What if you received a draft notice today

0:39

Bugün bir askerlik celbi alsaydınız

and didn't answer the call to duty? Deyimler

0:41

ve görev çağrısına cevap vermeseydiniz ne olurdu?

Deyimler

answer the call to duty: bir yükümlülüğe karşılık vermek

Burada answer the call to duty, bir sorumluluk talebine yanıt vermek anlamına gelir. Cümle bir celp bildiriminden söz ettiği için bu görev özellikle askerlik hizmetidir: celbe uymak ve hizmet için birliğe katılmak. Daha geniş bağlamlarda call, telefon araması yerine ahlaki, mesleki veya kamu hizmetine ilişkin bir yükümlülük olabilir. Answering it, bu sorumluluğu yerine getirmek için öne çıkıp harekete geçmek demektir.

Alıştırma

“Ciddi bir sorumluluğa yanıt verdi” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the hurricane hit, the rescue team ____ and left for the coast.

Cevabı göster

answered the call to duty

In this episode of The Infographics Show,

0:43

The Infographics Show'un bu bölümünde,

we explore the question,

0:45

şu soruyu araştırıyoruz:

what happens if you dodge the draft? Kelime

0:46

askerlikten kaçarsanız ne olur?

Kelime

Dodge the draft: zorunlu askere alınmaktan kasten kaçmak

Bu soruda dodge the draft, zorunlu askerlik için askere alınmaktan bilerek kaçınmak anlamına gelir. Buradaki draft, bir belgenin taslağı değil, zorunlu askere alma sistemidir. Dodge, kaçınmanın kasıtlı ve çoğu zaman hileli olduğunu düşündürür: kişi, resmî bir erteleme veya muafiyet almak yerine yasal bir yükümlülüğü aşmaya çalışmaktadır.

Alıştırma

Cümlede dodge the draft ne anlama geliyor?

  1. Askerliği ertelemek için resmî izin almak
  2. Askerî bir belgenin ilk taslağını hazırlamak
  3. Zorunlu askerlikten kasıtlı olarak kaçınmak
Cevabı göster

Zorunlu askerlikten kasıtlı olarak kaçınmak

Let's travel back to the 1950s Anlatım akışı

0:49

Gelin 1950'lere gidelim

when the draft was still being implemented

0:51

askere almanın hâlâ uygulandığı

Anlatım akışı

Let's travel back to ... ile geçmiş zamana geçiş

Let's travel back to the 1950s, anlatıcının güncel tartışmadan daha eski bir döneme geçtiğini gösteren bir zaman geçişidir. Travel back burada mecazidir: dinleyiciden gerçek bir yolculuk hayal etmesini değil, dikkatini tarihteki o noktaya çevirmesini ister. Let's travel back to + zaman kalıbı, sırada anlatılacaklar için arka plan oluşturur. Anlatıcıyla dinleyiciyi zaman çizgisinde birlikte ilerliyormuş gibi sunduğu için geçişe davetkâr ve hikâye anlatır gibi bir ton verir.

Alıştırma

Anlatıcının geçişini hedef yapıyla tamamlayın: ____ 1999, when home internet was becoming common.

Cevabı göster

Let's travel back to

and millions of men like the King of Rock were subject to being called up Dilbilgisi

0:53

ve Rock'ın Kralı gibi milyonlarca adamın askere çağrılma durumunda olduğu dönemlere

Dilbilgisi

were subject to being called up: be subject to + -ing yapısı

Burada were subject to, erkeklerin bunu gerektirebilecek bir kural ya da koşula tabi olduğu anlamına gelir. Erkekler askerlik hizmetine çağrılabilirdi; ifade, hepsinin gerçekten çağrıldığını söylemez. Be subject to yapısındaki to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Being called up edilgendir: bir makam bu erkekleri askere çağırabilirdi.

Alıştırma

Cümleyi be subject to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Under the security policy, all contractors ____ being screened at the entrance.

Cevabı göster

are subject to

following a few short years of peace after the end of World War II,

0:57

İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonraki birkaç kısa barış yılından sonra,

the US found itself embroiled in another international conflict Kalıp ifadeler

1:00

ABD kendini başka bir uluslararası çatışmanın içinde buldu

commonly referred to as the Korean War.

1:03

genellikle Kore Savaşı olarak adlandırılır.

Kalıp ifadeler

found itself embroiled in: kendini karmaşık bir durumun içinde bulmak

Found itself embroiled in, ABD'nin kelimenin gerçek anlamıyla bir şey bulduğu anlamına gelmez. Ülkenin karmaşık bir çatışmaya derinden karıştığını ve durumun istenmeyen ya da kontrol edilmesi zor olduğunu anlatır. find oneself + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısı, bir kişinin ya da şeyin sonunda içinde bulunduğu durumu gösterir. Embroiled sözcüğünden sonra genellikle in gelir; ardından çatışma, anlaşmazlık, skandal veya başka bir sorun belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi “kendini karmaşık bir anlaşmazlığın içinde buldu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The company ____ a legal battle over the patent.

Cevabı göster

found itself embroiled in

While a passive military draft was in effect, Kalıp ifadeler

1:06

Pasif bir askerlik sistemi devredeyken,

Kalıp ifadeler

be in effect: resmen yürürlükte olmak

Bu cümlede was in effect, askerî celp uygulamasının resmen yürürlükte ve uygulanıyor olduğu anlamına gelir. Burada effect, be in effect kalıp ifadesindeki bir isimdir. Bu kullanım devam eden bir durumu anlatır: bir yasa, politika, sözleşme maddesi, emir veya geçici tedbir zaten hukuki ya da fiilî güce sahiptir. Durumun genel sonucunu yorumlayan ve “özünde” ya da “fiilen” anlamına gelen diğer in effect kullanımı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede in effect, altyazıdakiyle aynı kurumsal anlamda kullanılmıştır?

  1. His apology was, in effect, a refusal.
  2. The revised safety rule is still in effect.
  3. The medicine had an immediate effect.
  4. The new schedule will take effect on Monday.
Cevabı göster

The revised safety rule is still in effect.

the United States government was on edge Deyimler

1:08

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti gergindi

Deyimler

on edge: gergin ve son derece tetikte

On edge, tehlike veya sorun ihtimali yüzünden gergin, huzursuz ve olağandışı derecede tetikte olmayı anlatan bir deyimdir. Altyazıda fiziksel bir konumu değil, hükümetin alarm ve tetikte olma durumunu anlatır. Tepkilerin normalden daha hızlı veya daha asabi olabileceğini de ima edebilir. Bir kişi, grup ya da tek bir bütün olarak ele alınan kurum on edge olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “gergin ve son derece tetikte” anlamına gelen iki kelimelik deyimle tamamlayın: After three unexplained alarms, everyone in the building was ____.

Cevabı göster

on edge

as international threats felt closer to home thanks to nuclear weapons. Deyimler

1:10

çünkü nükleer silahlar sayesinde uluslararası tehditler evlerine daha yakın hissediliyordu.

Deyimler

closer to home: kişisel veya yerel açıdan ilgili hâle gelmek

Burada closer to home mecazi anlamda kullanılır. Uluslararası tehditler insanların evlerine fiziksel olarak yaklaşmamıştır; nükleer silahlar bu tehditlerin Amerika Birleşik Devletleri'ni ve sıradan Amerikalıların yaşamlarını doğrudan etkileyebileceği hissini yaratmıştır. close veya closer to home kalıbı uzak, soyut ya da küresel bir meseleyi acil, kişisel veya yerel açıdan ilgili bir mesele gibi gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede closer to home ne anlama geliyor?

  1. Tehditler uluslararası olmaktan çıkıp tamamen ülke içi hâle gelmişti.
  2. Tehditler yakındaki evlerde saklanıyordu.
  3. Tehditlerin ülkeyi ve insanların günlük yaşamlarını doğrudan etkileme ihtimali daha yüksek görünüyordu.
Cevabı göster

Tehditlerin ülkeyi ve insanların günlük yaşamlarını doğrudan etkileme ihtimali daha yüksek görünüyordu.

This is one reason why the United States government felt it necessary

1:14

Bu, Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin ordunun boyutunu büyütme çabalarını

to ramp up their efforts in increasing the size of the military. Öbek fiiller

1:17

artırmayı gerekli görmesinin bir nedenidir.

Öbek fiiller

ramp up: faaliyeti veya üretimi planlı biçimde artırmak

Ramp up, bir şeyin düzeyini, ölçeğini, hızını veya yoğunluğunu genellikle zaman içinde ya da planlı bir eylemle artırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada hükümet, ordunun büyüklüğünü artırma çabalarını yoğunlaştırmıştır. Ramp up efforts, production, spending, security veya pressure gibi birleşimlerde sık görülür. Nesne neyin artırıldığını belirtir; ardından gelen bir ifade ise hedefi veya eylem alanını açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi ramp up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: To meet holiday demand, the factory is ____ production.

Cevabı göster

ramping up

It's no surprise then Anlatım akışı

1:21

O zaman şaşırtıcı değil

that Congress passed the Universal Military Training and Service Act in 1951,

1:22

Kongre'nin 1951'de Evrensel Askeri Eğitim ve Hizmet Yasası'nı geçirmesi,

which required all men aged 18 to 26 to register for the draft. Kelime

1:27

bu yasa 18 ile 26 yaş arasındaki tüm erkeklerin askere kayıt olmasını gerektiriyordu.

Anlatım akışı

It's no surprise then that: sonucu beklenen bir gelişme olarak sunmak

Bu kalıpta no surprise, that sonrasındaki yan cümleyi yeni ya da şaşırtıcı bir bilgi olarak değil, beklenen bir sonuç olarak sunar. Buradaki then, az önce verilen gerekçelere dönerek “bu akıl yürütmeye göre” anlamını taşır; yalnızca zaman bakımından “sonra” demek değildir. Böylece kalıp, önceki kanıtları bir sonuca bağlarken konuşanın değerlendirmesini de açıkça gösterir.

Alıştırma

Sonucu önceki kanıtlardan beklenebilir gösteren ifadeyle savı tamamlayın: The roads had been icy all night. ____ several schools opened late.

Cevabı göster

It's no surprise then that

Kelime

register for the draft: çağrılmadan önce kayıt yaptırmak

Register for the draft, kişisel bilgileri olası bir zorunlu askerlik çağrısında kullanılacak resmî listeye kaydettirmek demektir. Bu cümlede required, kaydın yasal bir zorunluluk olduğunu vurgular. Kayıt yalnızca ilk idari adımdır. Kişinin seçildiği, teslim olması için emir aldığı, gönüllü olarak orduya katıldığı veya askerlik hizmetine başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca Leo'nun olası bir zorunlu askerlik çağrısı için adını resmî listeye yazdırdığını belirtir?

  1. Leo enlisted in the army.
  2. Leo registered for the draft.
  3. Leo was drafted into the army.
Cevabı göster

Leo registered for the draft.

For men that didn't even want to serve in the military in the first place, Kalıp ifadeler

1:31

En başından beri orduda hizmet etmek bile istemeyen erkekler için,

Kalıp ifadeler

in the first place: başlangıçtaki durum veya neden

Burada in the first place başlangıçtaki duruma gönderme yapar: Bu erkekler en başından beri askerlik yapmak istemiyordu. didn't even want ifadesinden sonra gelerek, askerlik hiçbir zaman kendi seçimleri olmadığı için zorla götürülmelerinin özellikle korkutucu olduğu düşüncesini güçlendirir. Bu ifade çoğunlukla olumsuz bir cümleden sonra veya bir soruda, başlangıçtaki bir kararı, nedeni ya da varsayımı sorgulamak için kullanılır. Bir listedeki ilk maddeyi tanıtmaz.

Alıştırma

İlk kararı sorgulayan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: We should never have signed that contract ____.

Cevabı göster

in the first place

being pulled away against their will was incredibly terrifying. Kalıp ifadeler

1:34

kendi istekleri dışında alıkonulmak inanılmaz derecede dehşet vericiydi.

Kalıp ifadeler

against their will: gönüllü rıza olmadan

Against their will, bir şeyin insanların isteklerine veya açıkça istememelerine rağmen yapıldığı anlamına gelir. Burada their erkekleri ifade eder; being pulled away ise onların seçtiği değil, kendilerine dayatılan bir şeyi anlatır. against + iyelik belirleyicisi + will yapısında will, gelecek zaman yardımcı fiili değil, kişinin istek veya iradesi anlamındaki bir isimdir. İyelik belirleyicisi kişiye göre değişir: against my, your, his, her, our veya their will.

Alıştırma

against + bir iyelik belirleyicisi + will yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Maria clearly refused to go, but the staff took her to another room ____.

Cevabı göster

against her will

Can you imagine leaving home and halting your life at the demand of the US government? Dilbilgisi

1:38

ABD hükümetinin talebi üzerine evinizden ayrılmayı ve hayatınızı durdurmayı hayal edebiliyor musunuz?

Dilbilgisi

Can you imagine leaving ...? yapısı

Can you imagine + -ing, dinleyiciden kendisini bir eylemi yaparken veya bir deneyimi yaşarken zihninde canlandırmasını ister. Burada durum yalnızca anlatılmaz; dinleyici o zor koşulun içine çekilir. Leaving home ve halting your life, and ile bağlanan ve ikisi de imagine tarafından yönetilen paralel -ing öbekleridir. Dil bilgisi bakımından evet-hayır sorusu olsa da burada retorik işlev görür: konuşmacı yalnızca yes veya no cevabı istemez, talebin hayatı ne kadar aksatacağını düşündürmek ister.

Alıştırma

Soruyu leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Can you imagine ____ home for a year?

Cevabı göster

leaving

Even someone as famous as Elvis Presley,

1:43

Elvis Presley kadar ünlü biri bile,

despite passionate protests from his fans, Dilbilgisi

1:45

hayranlarının tutkulu protestolarına rağmen,

could not escape this requirement.

1:47

bu gereklilikten kaçamadı.

Dilbilgisi

despite passionate protests from his fans ifadesinde despite + isim öbeği

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir olguyu sunar, ancak ana sonuç yine de geçerliliğini korur. Hayranların hararetli protestoları, yükümlülüğün Elvis Presley için uygulanmasını engellemedi. Burada despite, passionate protests from his fans isim öbeğini yönetir. Özne ve çekimli fiil içeren bir yan cümle doğrudan despite sonrasında gelemez; tam bir yan cümle için although veya even though kullanılır.

Alıştırma

Ödünleme bildiren ve dil bilgisi bakımından doğru olan cümleyi seçin.

  1. Despite the strong protests, the policy remained in effect.
  2. Despite the residents protested strongly, the policy remained in effect.
  3. Despite of the strong protests, the policy remained in effect.
Cevabı göster

Despite the strong protests, the policy remained in effect.

As a result,

1:49

Sonuç olarak,

according to the US Justice Department,

1:50

ABD Adalet Bakanlığı'na göre,

over 80,000 men attempted to dodge the draft

1:52

80.000'den fazla adam askerlikten kaçmaya çalıştı

from 1950 to 1953 during the Korean War.

1:55

Kore Savaşı sırasında 1950'den 1953'e kadar.

But it wasn't until the Vietnam War in the '60s Dilbilgisi

1:58

Ancak askerden kaçmanın iyi belgelenmesi ve giderek daha fazla cezalandırılması

that dodging the draft became well documented and increasingly punished.

2:01

60'lardaki Vietnam Savaşı'na kadar gerçekleşmedi.

Dilbilgisi

It wasn't until X that Y: Y ancak X'te gerçekleşti

It wasn't until X that Y kalıbı, Y'nin sonunda gerçekleştiği veya doğru hâle geldiği nokta olarak X'i özellikle vurgular. Bu cümlede X, 1960'lardaki Vietnam Savaşı; Y ise askere alınmaktan kaçmanın kapsamlı biçimde belgelenmeye ve giderek daha ağır cezalandırılmaya başlamasıdır. Kalıp, sonucu gecikmiş olarak sunar: X'ten önce Y, ilgili anlamda henüz doğru değildir. It wasn't until + zaman veya olay + that + sonuç cümleciği biçiminde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Gecikmiş zamanı vurgulayan yapıyı kısaltmalı biçimi kullanarak tamamlayın: It ____ Friday ____ the package arrived.

Cevabı göster

wasn't until · that

According to global researchers,

2:05

Küresel araştırmacılara göre,

over 570,000 men were classified as draft offenders

2:07

570.000'den fazla adam askerlik suçlusu olarak sınıflandırıldı

by the US Justice Department during the 1960s

2:11

1960'larda ABD Adalet Bakanlığı tarafından

when the Vietnam War became increasingly unpopular.

2:14

Vietnam Savaşı'nın giderek sevilmeyen bir hale geldiği dönemde.

To put that number into perspective, Anlatım akışı

2:17

Bu sayıyı bir perspektife oturtmak gerekirse,

that's basically the entire population of Wyoming.

2:19

bu temel olarak Wyoming'in tüm nüfusudur.

Anlatım akışı

To put that number into perspective: sayıyı anlaşılır bir ölçeğe oturtmak

To put that number into perspective şeklindeki mastar başlangıcı, dinleyicilere sonraki bilgiyi nasıl değerlendireceklerini söyler: soyut bir istatistiği tanıdık bir referansla karşılaştırmak. Bu cümlede Wyoming'in tüm nüfusu referans olarak kullanılır ve büyüklüğün hayal edilmesini kolaylaştırır. Burada perspective kişisel görüş değil, ölçeği anlamaya yarayan bir bakış açısıdır. İfade, açıklayıcı bir karşılaştırmanın birazdan geleceğini bildiren bir söylem işareti görevi görür.

Alıştırma

Bir rapora göre bir şehir 50.000 ağaç dikti. Hangi cümle ölçeği kavramayı kolaylaştıran bir karşılaştırmayı doğal biçimde sunar?

  1. To put that number into perspective, that's about one tree for every four residents.
  2. From my perspective, the city should plant even more trees.
  3. Keep that number in perspective, because trees are important.
Cevabı göster

To put that number into perspective, that's about one tree for every four residents.

It's important to keep in mind, though, Kalıp ifadeler

2:21

Yine de şunu akılda tutmak önemlidir,

that of those 570,000 men,

2:23

o 570.000 adamdan,

only 210,000 were formally accused of dodging the draft Kelime

2:25

sadece 210.000'i resmi olarak askerlikten kaçmakla suçlandı

Kalıp ifadeler

Keep in mind: önemli bir gerçeği dikkate almayı hatırlatma

Bu cümlede keep in mind, dinleyiciye daha büyük sayıyı yorumlarken ardından gelen gerçeği de hesaba katmaya devam etmesini söyler. Yanıltıcı bir sonucu önleyebilecek bir sınırlama getirir. Burada anlamı ezberlemek değildir. Söylemi düzenleyen bir hatırlatıcı görevi görür: bu bilgiyi değerlendirmenin bir parçası olarak akılda tutmak gerekir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi örnekte kullanılan üç sözcüklü hatırlatma ifadesiyle tamamlayın: When comparing the two totals, ____ that they measure different groups.

Cevabı göster

keep in mind

Kelime

Were formally accused of dodging the draft: mahkûmiyet değil, suçlama

Were formally accused of, edilgen be accused of + isim veya -ing biçimi kalıbını kullanır. Bir yetkilinin, erkeklerin of sonrasında belirtilen eylemi gerçekleştirdiğine dair resmî bir suçlamada bulunduğu anlamına gelir. Formally, suçlamanın usule dayalı veya resmî niteliğini güçlendirir. Dodging the draft, zorunlu askerlik hizmetinden kasten ve hukuka aykırı biçimde kaçmak demektir. Cümle yalnızca suçlamayı belirtir; erkeklerin mahkûm edildiğini veya suçluluklarının kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Bir haberde “The officials were formally accused of taking bribes.” deniyor. Kesin olarak hangi sonuca varabilirsiniz?

  1. Mahkeme tarafından suçlu bulundular.
  2. Herhangi bir resmî suçlama olmadan yalnızca gayriresmî söylentilerin konusu oldular.
  3. Resmî bir suçlama yapıldı, ancak bu cümle suçluluğu kanıtlamıyor.
Cevabı göster

Resmî bir suçlama yapıldı, ancak bu cümle suçluluğu kanıtlamıyor.

and of those 210,000,

2:30

ve o 210.000 kişiden,

only 3,250 men were jailed.

2:31

sadece 3.250 adam hapse atıldı.

That means that less than 2% of accused draft dodgers

2:34

Bu istatistiklere göre, suçlanan asker kaçaklarının %2'sinden azının

were significantly punished according to these statistics.

2:37

önemli ölçüde cezalandırıldığı anlamına gelir.

That seems like an awfully low percentage

2:40

Bu son derece düşük bir oran gibi görünüyor

when you consider that dodging the draft is classified as a felony crime. Notlar

2:43

askerlikten kaçmanın bir ağır ceza suçu olarak sınıflandırıldığını düşündüğünüzde.

Anlatım akışı

when you consider that: değerlendirmeye dayanak eklemek

Bu cümlede when you consider that bir olayın zamanını belirtmez. Dinleyicinin oranı değerlendirirken hesaba katması gereken ilgili bir gerçeği, yani askere alınmaktan kaçınmanın ağır suç olarak sınıflandırıldığını sunar. Bu çerçeve, önceki awfully low değerlendirmesini güçlendirir: söz konusu arka plan hesaba katıldığında düşük oran daha da çarpıcı görünür. Bir değerlendirmeden onu destekleyen kanıta veya bağlama geçmenin kullanışlı bir yoludur.

Alıştırma

Okuyucudan arka plan gerçeğini değerlendirmeye katmasını isteyen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The fee seems modest ____ it covers a full year of support.

Cevabı göster

when you consider that

Kelime

is classified as a felony: hukuki sınıflandırma

Is classified as, be + classified + as + category edilgen kalıbını kullanır. Burada yasa, askere alınmaktan kaçınmayı felony kategorisine yerleştirir; odak, sınıflandırmayı kimin yaptığı değil, eylemin resmî hukuki sınıflandırmasıdır. ABD hukuk dilinde felony, genellikle misdemeanor ile karşılaştırılan ciddi bir suç sınıfıdır. Bu ifade bir eylemin hukuki statüsünü açıklar; tek başına belirli bir kişinin suçlandığını veya suçlu bulunduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin suçlu bulunduğunu söylemeden yasanın bir suçu hukuki bir kategoriye yerleştirdiğini belirtir?

  1. The defendant was convicted of a felony.
  2. The suspect was charged with a felony.
  3. The offense is classified as a felony.
Cevabı göster

The offense is classified as a felony.

In fact,

2:47

Aslında,

you'd have better odds of being asked to come on down on The Price Is Right. Kültür

2:47

The Price Is Right programına çağrılma şansınız daha yüksek olurdu.

Kültür

The Price Is Right’taki “come on down”

Burada come on down sıradan bir yön tarifi değildir. ABD yarışma programı The Price Is Right’ta stüdyo seyircileri arasından biri yarışmacı olarak seçildiğinde kullanılan ünlü çağrıya gönderme yapar. Ardından gelen on The Price Is Right, davetin hangi programda gerçekleşeceğini belirtir. Bu gönderme, olasılık için mizahi bir kıyas noktası oluşturur: seyirciler arasından seçilmek düşük bir ihtimaldir, ancak cümle bunun bile karşılaştırılan sonuçtan daha olası olduğunu söyler. Sloganı tanımak, abartıyı anlamayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede The Price Is Right’ta birine “come on down” denmesi ne anlama gelir?

  1. Televizyonda bu programı açman tavsiye ediliyor.
  2. Stüdyo seyircileri arasından yarışma programına katılmak üzere seçildin.
  3. Programı izlemeden önce merdivenlerden aşağı inmen söyleniyor.
Cevabı göster

Stüdyo seyircileri arasından yarışma programına katılmak üzere seçildin.

So why does it seem like the consequences of dodging the draft are so low?

2:51

Peki neden askerlikten kaçmanın sonuçları bu kadar düşükmüş gibi görünüyor?

It turns out that there are many creative ways to dodge the draft Anlatım akışı

2:54

Görünüşe göre askerlikten kaçmanın pek çok yaratıcı yolu var

and avoid doing the time for the crime. Deyimler

2:58

ve suçun cezasını çekmekten kaçınmanın.

Anlatım akışı

It turns out that ...: Nihai bulguyu açıklamak

It turns out that, sonraki yan cümleyi şüphe, araştırma veya yanlış bir beklentinin ardından nihayet öğrenilen ya da ortaya çıkan gerçek olarak düzenler. Biçimsel özne it belirli bir şeyi göstermez; asıl bilgi that ile başlayan yan cümlede bulunur. Burada ifade, önceki sorundan onun açıklamasına geçişi işaretler. Konuşmada It turns out there are ... örneğindeki gibi that bazen atılabilir, ancak kullanılması sonraki yan cümleyi açıkça tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi It turns out that ile tamamlayın ve konumuna göre büyük-küçük harfi ayarlayın: We expected the shop to be closed, but ____ it stays open until midnight.

Cevabı göster

it turns out that

Deyimler

doing the time for the crime: suçun cezasını çekmek

Do the time, hapis cezası çekmek anlamına gelen, hukuki konularda kullanılan gayriresmî bir deyimdir. Bu cümlede doing the time for the crime, bir suçun sonucunda hapis cezası çekmek demektir; suçu işlemek için zaman harcamak demek değildir. İfade ayrıca time ile crime kelimelerini kafiyelendirir. Aynı ses örüntüsü uyarıyı daha akılda kalıcı yapar ve hukuki sonucu slogan gibi çarpıcı kılar.

Alıştırma

Hapis cezası çekmek anlamında do the time ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. After his conviction, he may end up doing the sentence.
  2. After his conviction, he may end up doing the crime.
  3. After his conviction, he may end up doing the time.
Cevabı göster

After his conviction, he may end up doing the time.

According to researchers,

3:00

Araştırmacılara göre,

some of those men drafted to serve the US military in the Vietnam War

3:01

Vietnam Savaşı'nda ABD ordusuna hizmet etmek üzere askere alınan bazı adamlar

avoided service through a number of outrageous but perfectly legal means,

3:04

bir dizi çirkin ama tamamen yasal yolla hizmetten kaçındılar,

including emigrating to Canada,

3:08

Kanada'ya göç etmek,

purposefully failing their physicals, Kelime

3:10

sağlık muayenelerinde bilerek başarısız olmak,

Kelime

failing their physicals: sağlık muayenelerini geçememek

Do the time, hapis cezası çekmek anlamına gelen, hukuki konularda kullanılan gayriresmî bir deyimdir. Bu cümlede doing the time for the crime, bir suçun sonucunda hapis cezası çekmek demektir; suçu işlemek için zaman harcamak demek değildir. İfade ayrıca time ile crime kelimelerini kafiyelendirir. Aynı ses örüntüsü uyarıyı daha akılda kalıcı yapar ve hukuki sonucu slogan gibi çarpıcı kılar.

Alıştırma

The applicants had to pass their physicals before training cümlesinde physicals ne anlama gelir?

  1. tıbbi muayeneler
  2. fizik sınavları
  3. kuvvet egzersizleri
Cevabı göster

tıbbi muayeneler

and even becoming missionaries.

3:12

ve hatta misyoner olmak dahil.

In fact,

3:14

Aslında,

in what was possibly a regrettable interview for the Free Press,

3:14

Free Press için muhtemelen üzücü bir röportajda,

American singer Ted Nugent allegedly admitted that he stopped all personal hygiene

3:17

Amerikalı şarkıcı Ted Nugent'in iddiaya göre tüm kişisel hijyenini bıraktığını

and made sure to urinate and defecate on himself before his physical

3:22

ve sağlık muayenesinden önce kendi üzerine idrarını ve dışkısını yaptığından emin olduğunu itiraf etti

just to avoid serving in the Vietnam War. Dilbilgisi

3:25

sırf Vietnam Savaşı'nda hizmet etmekten kaçınmak için.

Dilbilgisi

just to avoid serving: tek bir amacı vurgulamak

Bu cümlede just to, daha önce anlatılan aşırı davranışların tek amacını belirtir: kişi bunları özellikle askerlik hizmetinden kaçınmak için yapmıştır. Buradaki just amacı sınırlar; ‘az önce’ anlamına gelmez. Kalıp, eylem + just to + fiilin yalın hâli şeklindedir. İngilizcede avoid fiilinden sonra normalde gerund kullanılır; bu nedenle avoid serving doğrudur, avoid to serve ise yanlıştır.

Alıştırma

Daha uzun yolu seçmesinin tek amacının şehir merkezindeki trafikten kaçınmak olduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. She took the longer route just to avoid getting stuck in downtown traffic.
  2. She took the longer route just avoiding getting stuck in downtown traffic.
  3. She took the longer route just to avoiding getting stuck in downtown traffic.
  4. She took the longer route just to avoid get stuck in downtown traffic.
Cevabı göster

She took the longer route just to avoid getting stuck in downtown traffic.

Can you imagine being the physician that had to examine him?

3:27

Onu muayene etmek zorunda olan doktor olduğunuzu hayal edebiliyor musunuz?

Perhaps unsurprising,

3:30

Belki de şaşırtıcı olmayan bir şekilde,

his stunt allegedly worked.

3:31

numarası iddiaya göre işe yaradı.

According to Nugent in this interview,

3:33

Bu röportajda Nugent'e göre,

he was successfully able to defer his service. Kelime

3:35

hizmetini başarılı bir şekilde erteleyebildi.

Kelime

defer his service: askerlik hizmetini resmen ertelemek

Defer his service, askerlik hizmetini yerine getirmesi gereken zamanı resmî olarak ertelemek anlamına gelir. Burada defer geçişli bir fiildir: defer + isim öbeği; his service ise zorunlu askerlik dönemini ifade eder. Erteleme, yükümlülüğü geciktirir ama ortadan kaldırmaz. Bu nedenle cümle kalıcı bir muafiyeti veya askerlikten yasa dışı biçimde kaçmayı değil, onaylanmış bir ertelemeyi anlatır.

Alıştırma

Bir kişi, zorunlu askerlik hizmetine şimdi değil gelecek yıl başlamak için resmî izin alıyor. Sonucu doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. He was allowed to defer his service.
  2. He was exempt from service.
  3. He evaded service.
Cevabı göster

He was allowed to defer his service.

While he probably made a physician second-guess their career choices, Kelime

3:38

Muhtemelen bir doktora kariyer seçimlerini sorgulatmış olsa da,

Kelime

second-guess their career choices: meslek seçimini yeniden sorgulamak

Burada second-guess, bir karar verildikten sonra o karardan kuşku duymak demektir. Bu deneyimin, hekime o mesleği seçmenin hata olup olmadığını düşündürdüğü öne sürülüyor; ifade gerçek anlamda ikinci kez tahminde bulunmak değildir. make someone second-guess + decision/choice kalıbı, bir olayın kişinin önceki bir yargısına veya hayat kararına olan güvenini sarstığını anlatır. Anlatıcı, kara mizah içeren bu abartıyla deneyimin bir hekimin mesleğine duyduğu güveni sarsacak kadar rahatsız edici olduğunu ima eder.

Alıştırma

Nöbetin, stajyerlere doğru mesleği seçip seçmediklerini sorgulattığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The brutal overnight shift made several interns ____.

Cevabı göster

second-guess their career choices

perhaps it was for the best that Nugent didn't serve in the Vietnam War Kalıp ifadeler

3:41

belki de Nugent'in Vietnam Savaşı'nda hizmet etmemesi en iyisiydi

as he's reported to have said, Dilbilgisi

3:45

çünkü şöyle dediği bildiriliyor,

Kalıp ifadeler

it was for the best that...: sonuçta ... olması daha iyi oldu

It was for the best that + cümlecik, geriye dönük bir değerlendirme ifade eder: İlk başta hayal kırıklığı yaratan veya istenmeyen bir sonuç, sonunda genel olarak daha iyi ya da daha güvenli bir durum ortaya çıkarmıştır. Burada anlatıcı, Nugent'ın daha sonra söylediği bildirilen sözler göz önüne alındığında onun görev yapmamasının belki de daha iyi olduğunu söylüyor. İfade, görevden kaçınmak için kullanılan yöntemi değil sonucu değerlendirir; dolayısıyla bu davranışı övmez veya mazur göstermez.

Alıştırma

İptalin sonuçta daha iyi olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The outdoor concert was canceled before the storm; looking back, ____ it didn't go ahead.

Cevabı göster

it was for the best that

Dilbilgisi

he's reported to have said: önceki bir sözü kaynağa atfetmek

he's reported to have said ifadesinde he's, he is anlamına gelir. “Özne + be reported + perfect infinitive” biçimindeki edilgen aktarım yapısı, iddiayı anlatıcının doğrudan doğruladığı bir gerçek olarak değil, başka kaynakların aktardığı bir bilgi olarak sunar. to have said biçimindeki perfect infinitive, söyleme eylemini mevcut aktarımdan daha önceye yerleştirir. Bu yapı, önceki bir sözü bir kaynağa atfederken kanıtla araya mesafe koymak için resmî ve haber dilinde yaygındır.

Alıştırma

Önceki bir açıklamayı aktaran edilgen yapıyla resmî haberi tamamlayın: The minister ____ that the talks had failed.

Cevabı göster

is reported to have said

"The men who went should be applauded

3:46

"Giden adamlar alkışlanmalı

but if I would have gone over there, Dilbilgisi

3:48

ama ben oraya gitseydim,

I'd have been killed or I'd have killed all the hippies in the foxholes.

3:50

öldürülürdüm ya da siperlerdeki tüm hippileri öldürürdüm.

Dilbilgisi

if I would have gone ... I'd have been killed: standart dışı geçmiş karşı-olgusal yapı

Alıntı, gerçekleşmemiş bir geçmiş durumu anlatır: Konuşan kişi oraya gitmemiştir ve geçmişte ortaya çıkabilecek bir sonucu hayal etmektedir. Sonuç cümleciğindeki I'd have been killed, I would have been killed anlamına gelir. Standart resmî İngilizcenin birçok türünde if I would have gone bu anlam için standart dışıdır. Önerilen üçüncü koşul yapısı if I had gone over there, I'd have been killed biçimidir: gerçekleşmemiş geçmiş koşul için if + past perfect, hayal edilen geçmiş sonuç için would have + past participle kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle alıntıdaki gerçekleşmemiş geçmiş koşulun standart ve resmî İngilizce biçimidir?

  1. If I went over there, I'd be killed.
  2. If I had gone over there, I'd have been killed.
  3. If I would have gone over there, I'd have been killed.
Cevabı göster

If I had gone over there, I'd have been killed.

I would have killed everybody."

3:53

Herkesi öldürürdüm."

It is worth noting that the facts behind the story are extremely controversial Kalıp ifadeler

3:54

Hikayenin ardındaki gerçeklerin son derece tartışmalı olduğunu belirtmekte fayda var

but if true, Dilbilgisi

3:58

ama eğer doğruysa,

Kalıp ifadeler

Önemli bir çekince sunmak için It is worth noting that

It is worth noting that, sonraki analizin nasıl anlaşılması gerektiğini etkilediği için özel dikkat gerektiren bir olguyu sunar. Dil bilgisi açısından ardından bir that yan cümlesi gelen kişisiz bir kalıptır; burada bu yan cümle the facts behind the story are extremely controversial ifadesidir. Bu kalıp, tartışmalı olma durumunu gerekli bir çekince olarak öne çıkarır. Tartışmalı hikâyenin doğru olduğunun kanıtlandığını söylemez; dinleyiciyi sonraki sonucu koşulsuz kabul etmemesi konusunda uyarır.

Alıştırma

Önemli bir çekince sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the pilot study included only twelve participants.

Cevabı göster

It is worth noting that

this would definitely make for one of the most interesting draft dodging stories in US history.

3:59

bu kesinlikle ABD tarihindeki en ilginç askerden kaçma hikayelerinden biri olurdu.

Dilbilgisi

Doğrulanmamış bir koşulu belirten if true

If true, kısaltılmış bir koşul yan cümlesidir. Tam biçimi if it is true şeklindedir; özne olan it ve fiil olan is bağlamdan anlaşılabildiği için çıkarılmıştır. True, ana cümledeki sonuca değil, daha önce sözü edilen iddiaya gönderme yapar. Bu ifade, ana cümledeki değerlendirmeyi bir koşula bağlar: ancak önceki iddia doğruysa bu olağanüstü bir hikâye olacaktır. Dolayısıyla iddiayı doğrulamak yerine belirsizliği belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “önceki iddia doğruysa” anlamındaki kısaltılmış koşul ifadesiyle tamamlayın: The source has not been verified. ____, the claim would require a formal investigation.

Cevabı göster

If true

Like Ted Nugent's story,

4:03

Ted Nugent'in hikayesi gibi,

we'll never truly know the full extent to which men dodged the draft Kalıp ifadeler

4:05

erkeklerin askerlikten tam olarak ne ölçüde kaçtığını hiçbir zaman gerçekten bilemeyeceğiz

Kalıp ifadeler

the full extent to which: henüz bilinmeyen eksiksiz dereceyi ifade etme

“The full extent to which”, bir şeyin doğru olduğu veya gerçekleştiği eksiksiz dereceyi ya da kapsamı ifade eder. Burada askere alınmaktan kaçınmanın gerçek boyutunun bütünüyle bilinemeyeceğini anlatır; yalnızca erkeklerin sayısını belirtmez. Dil bilgisi açısından extent sözcüğünü to which ve bir yan cümle izler: “the extent to which men dodged the draft.” Bu resmî yapı, bir durumun ne kadar güçlü ya da geniş ölçüde geçerli olduğunu incelerken kullanışlıdır.

Alıştırma

Resmî cümleyi “bir şeyin gerçekleştiği eksiksiz derece” anlamındaki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Researchers do not yet understand ____ prolonged isolation affects adolescent mental health.

Cevabı göster

the full extent to which

but needless to say, Anlatım akışı

4:09

ama söylemeye gerek yok,

men were highly motivated to do just about anything

4:10

erkekler orduda hizmet etmekten veya hapiste yatmaktan kaçınmak için

Anlatım akışı

needless to say: açık bir sonucu belirtme

“Needless to say”, dinleyiciye sonraki ifadenin önceki kanıt veya durumdan zaten açık olması gerektiğini bildirir. Burada askere alınmaktan kaçınmak için sergilenen aşırı davranışlara ilişkin önceki örnekler, erkeklerin çok güçlü bir motivasyona sahip olduğu sonucunu destekler. Bir söylem belirleyicisi olarak kanıtları kapatır ve kendinden emin bir özete geçer. İfadenin gerçekten söylenmeden bırakılacağı anlamına gelmez; konuşmacı sonucu söylerken onu şaşırtıcı olmayan bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki olgunun desteklediği açık bir sonucu sunmak için needless to say ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The laboratory lost power overnight; needless to say, the experiment had to be restarted.
  2. The laboratory lost power overnight; in other words, the experiment had to be restarted.
  3. Needless to say whether the experiment had to be restarted after the power failed.
Cevabı göster

The laboratory lost power overnight; needless to say, the experiment had to be restarted.

to avoid serving in the military or serving time in jail.

4:13

neredeyse her şeyi yapmakta son derece motiveydiler.

Flash forward to present day, Anlatım akışı

4:16

Günümüze dönecek olursak,

Anlatım akışı

Zaman çizgisi geçişi olarak Flash forward to present day

Flash forward to present day, dinleyiciyi daha eski bir dönemden güncel zaman çizgisine hızla taşıyan sözlü bir anlatı geçişidir. Burada flash forward kamera veya kurgu teknolojisini anlatmaz; anlatının zaman bakımından nasıl yeniden düzenlendiğini dinleyiciye bildirir. Flash forward to + zaman noktası kalıbı, aradaki her olayı anlatmadan büyük bir zaman sıçramasını gösterebilir. Konuşmacı önce geçmişe dönüp sonra bugüne geldiğinde özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

1980'lerden bugüne geçmek için hedef ifadeyle geçişi tamamlayın: "In the 1980s, only a few homes had internet access. ____, nearly everyone carries an internet-connected device."

Cevabı göster

Flash forward to present day

some may be surprised to note that while the draft does not exist in the United States today,

4:17

bazıları bugün Amerika Birleşik Devletleri'nde zorunlu askerlik olmamasına rağmen,

young men are still required to register

4:22

genç erkeklerin hala kayıt yaptırmak zorunda olduklarını öğrenince şaşırabilir

as if one existed or could exist in the future. Dilbilgisi

4:24

sanki varmış ya da gelecekte olabilirmiş gibi.

Dilbilgisi

Gerçek dışı bir şimdiki durum için as if one existed

Bu cümlede one, the draft ifadesinin, yani zorunlu askerlik için askere alma sisteminin yerini tutar. Bu sistem şu anda mevcut değildir, ancak onu mevcut bir sistemmiş gibi ele alan düzenlemeler kapsamında kayıt zorunludur. As if sonrasında existed, varsayımsal mesafeyi göstermek için kullanılan geçmiş biçimdir: durumu geçmiş zamana yerleştirmek yerine güncel gerçeğe aykırı olarak sunar. Could exist ise ayrı bir gelecek olasılığı ekler; böylece ifade bugünkü yokluk ile daha sonra oluşturulabilecek bir sistemi karşılaştırır.

Alıştırma

Gerçek dışı bir şimdiki durumu gösteren exist biçimiyle tamamlayın: "There is no official rule, but everyone behaves as if one ____."

Cevabı göster

existed

Men between the ages of 18 and 25

4:27

18 ile 25 yaşları arasındaki erkeklerin

are still required to register into what's called the Selective Service System, Kültür

4:29

hala Selective Service System (Seçmeli Hizmet Sistemi) denilen sisteme kaydolmaları gerekiyor,

which is essentially a backup plan in case a draft needs to take place Dilbilgisi

4:33

bu esasen bir asker alımı gerçekleşmesi gerektiğinde bir yedek plandır

Kültür

the Selective Service System: aktif askerlik değil, kayıt sistemi

Bu cümlede the Selective Service System, zorunlu askerî alımın yürürlüğe konması hâlinde çağrılabilecek erkeklerin kayıt bilgilerini tutan ABD federal sistemidir. Kayıt yaptırmak silahlı kuvvetlere katılmak, aktif görev yapmak veya askere alınmış olmakla aynı şey değildir. Adında selective sözcüğü bulunsa da bu, insanların gönüllü olarak seçtiği bir hizmet anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte the Selective Service System neyi ifade ediyor?

  1. İnsanların kamu hizmeti işlerini seçmesini sağlayan gönüllü bir program
  2. ABD ordusunun aktif görevdeki bir kolu
  3. Gelecekteki olası bir zorunlu askerî alım için bilgileri tutan ABD federal kayıt sistemi
Cevabı göster

Gelecekteki olası bir zorunlu askerî alım için bilgileri tutan ABD federal kayıt sistemi

Dilbilgisi

in case a draft needs to take place: olası zorunlu askerî alıma hazırlık

Burada in case, hazırlığın neden önceden yapıldığını açıklayan olası bir gelecek durumunu sunar: kayıt bilgileri şimdi tutulur ve zorunlu askerî alım gerekirse kullanılabilir. Zorunlu alımı kesin veya şu anda gerçekleşen bir olay olarak değil, bir ihtimal olarak gösterir. take place “gerçekleşmek” veya “uygulanmak” anlamına gelir ve askerî alımı meydana gelebilecek bir olay olarak ele alır.

Alıştırma

Cümleyi gelecekteki olası bir soruna karşı tedbiri gösteren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Save a local copy ____ the internet connection fails.

Cevabı göster

in case

and not registering can have some pretty big consequences,

4:36

ve kaydolmamanın oldukça büyük sonuçları olabilir,

including lack of access to federal loans,

4:39

federal kredilere erişim eksikliği,

not being able to apply for government jobs,

4:42

devlet işlerine başvuramamak,

and in some states,

4:44

ve bazı eyaletlerde,

they even forbid you from getting a driver's license. Dilbilgisi

4:45

ehliyet almanızı bile yasaklıyorlar.

Dilbilgisi

forbid you from getting: forbid someone from doing yapısı

forbid someone from doing yapısı, bir kişi, kural veya yetkili makamın bir eyleme izin verilmediğini belirtmesi anlamına gelir. Buradaki you belirli bir kişiyi değil, kaydını tamamlamamış herkesi genel olarak ifade eder; getting a driver's license yasaklanan eylemdir. From bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: forbid + kişi + from + doing. Bu yapı özellikle yasalar, kurallar ve kurumsal kısıtlamalar için kullanışlıdır.

Alıştırma

forbid someone from doing yapısında eksik olan sözcükle cümleyi tamamlayın: The museum forbids visitors ____ touching the paintings.

Cevabı göster

from

The reality today is that dodging the draft is not the issue Dilbilgisi

4:48

Bugünün gerçeği, askerlikten kaçmanın değil

but dodging the registration for the draft is

4:51

askerlik kaydından kaçmanın sorun olduğudur

Dilbilgisi

A is not the issue, but B is: sorun A değil, B

A is not the issue, but B is kalıbı, bir tartışmanın odağını düzeltir. Burada A askerlik celbinden kaçmak, B ise askerlik kaydından kaçmaktır. Konuşmacı günümüzde asıl ilgili sorunun birincisi olmadığını, ikincisi olduğunu belirtir. Sondaki is, is the issue anlamını taşır. İngilizcede paralel yapı anlamı açık hâle getiriyorsa tekrarlanan sözcükler atılabilir. A is not the issue, but B is yapısında son is sonrasında the issue anlaşılır. Bu, düzeltmeye dengeli ve vurgulu bir biçim verir.

Alıştırma

Odak düzeltme kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The price is not the issue, but the delivery date ____.

Cevabı göster

is

and it's a harsh reality that many young men are living with.

4:54

ve bu birçok genç adamın yaşadığı acı bir gerçektir.

One young man in particular,

4:57

Özellikle bir genç adam,

Daniel Deffell Davis,

4:59

Daniel Deffell Davis,

found himself in a situation where he did not register for the Selective Service Kalıp ifadeler

5:00

Seçmeli Hizmet'e kayıt olmadığı bir durumda buldu kendini

between the ages of 18 and 25.

5:03

18 ile 25 yaşları arasında.

Kalıp ifadeler

found himself in a situation where: kendini ... bir durumda buldu

Found himself in a situation where, Daniel'ın genellikle bilinçli olarak planlamadan veya seçmeden belirli koşullar içinde kaldığını anlatır. Buradaki found, dönüşlü find oneself kalıbının geçmiş zaman biçimidir; “kurdu” anlamına gelmez ve himself bu kalıpta gerekli olan dönüşlü nesnedir. Where, bu durumda geçerli olan ayrıntıyı, yani gerekli yaş aralığında kayıt yaptırmamış olmasını açıklar. Aktarılabilir kalıp find oneself in a situation where + yan cümle şeklindedir ve karmaşık bir durumu ya da çıkmazı anlatıya dahil etmek için kullanılır.

Alıştırma

Birinin beklenmedik biçimde bu durumda kaldığını anlatan öyküleyici kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: When the lead chef became ill, Marco ____ he had to run the kitchen alone.

Cevabı göster

found himself in a situation where

He was in various foster homes and prisons when he was younger

5:05

Gençliğinde çeşitli koruyucu ailelerde ve hapishanelerdeydi

and didn't even know that he had to register for the Selective Service Dilbilgisi

5:09

ve Seçmeli Hizmet'e kayıt olması gerektiğini bile bilmiyordu

until he came face-to-face with an opportunity to turn his life around. Deyimler

5:11

ta ki hayatını değiştirecek bir fırsatla yüz yüze gelene kadar.

Dilbilgisi

didn't even know that ... until ...: …olana kadar …olduğunu bile bilmiyordu

Didn't even know that X until Y kalıbı, bilmememe durumunun devam ettiğini anlatır: Y'den önce özne X'i bilmiyordur ve Y bu bilgisizlik durumunun sona erdiği noktayı gösterir. Özne bildiği hâlde harekete geçmeyi reddetmiş demek değildir. Even, bilgi eksikliğinin özellikle şaşırtıcı veya önemli sonuçları olabilecek bir durum olduğunu vurgular. Burada bilinmeyen gerçek kayıt yükümlülüğüdür; daha sonra karşısına çıkan fırsat ise konuyu açığa çıkaran dönüm noktasıdır. Aktarılabilir kalıp didn't even know that + gerçek + until + sonraki olay şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin hatırlatma gelene kadar son tarihin değiştiğinden habersiz kaldığını ve even sözcüğünün şaşkınlık kattığını anlatır?

  1. I didn't even know that the deadline had changed until a reminder arrived.
  2. I already knew that the deadline had changed before a reminder arrived.
  3. I didn't know when the deadline had changed, so I waited for a reminder.
Cevabı göster

I didn't even know that the deadline had changed until a reminder arrived.

Deyimler

came face-to-face with: bir şeyle doğrudan yüzleşmek

Bu cümlede came face-to-face with, bir şeyle doğrudan ve açık biçimde karşılaşmak anlamına gelir. Nesnesi an opportunity olduğundan gerçek anlamda fiziksel bir yüz yüze görüşme yoktur; fırsat onun için yakın ve gerçek hâle gelmiştir. come face-to-face with + isim yapısı; bir kişiyi, gerçeği, tehlikeyi, sonucu veya fırsatı, artık yüzleşilmesi ya da karşılık verilmesi gereken bir şey olarak sunabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın ve come fiilini geçmiş zamana çevirin: After years of ignoring the warnings, the company finally ____ the consequences of its decisions.

Cevabı göster

came face-to-face with

Deyimler

turn his life around: hayatını büyük ölçüde iyiye çevirmek

Bu cümlede turn his life around, bütün hayatının yönünü büyük ve olumlu biçimde değiştirmek anlamına gelir. Bu fırsat onu ciddi bir güçlükten daha istikrarlı bir geleceğe taşıyabilir. Yeniden kullanılabilen yapı turn + iyelik belirleyicisi + life around şeklindedir: turn my life around, turn her life around. Genellikle küçük bir iyileşmeyi değil, önemli bir toparlanmayı veya dönüşümü ifade eder.

Alıştırma

her ve geçmiş zamanı kullanarak büyük ve olumlu bir toparlanmayı anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After completing treatment and finding steady work, Maya ____.

Cevabı göster

turned her life around

Tragically,

5:15

Trajik bir şekilde,

when he finally had the opportunity to go to college,

5:16

sonunda üniversiteye gitme fırsatı bulduğunda,

he found that he was unable to

5:19

gidemeyeceğini fark etti

because he could not apply for a federal student loan

5:20

çünkü federal bir öğrenci kredisine başvuramıyordu

due to his lack of registration into the Selective Service. Kalıp ifadeler

5:23

Seçmeli Hizmet'e kayıt olmaması nedeniyle.

Kalıp ifadeler

due to his lack of registration: due to + isim öbeği

Due to burada onun krediye başvuramamasının nedenini belirtir. Ardından tam bir özne-yüklem cümleciği değil, his lack of registration into the Selective Service isim öbeği gelir. Lack of registration, “kayıt yaptırmadı” düşüncesini bir isim öbeğine dönüştürür. Bu kısa adlaştırma biçimi, eksik bir koşulun nasıl bir sonuca yol açtığını anlatan resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü resmî neden bağlacıyla tamamlayın: The application was rejected ____ a lack of required documentation.

Cevabı göster

due to

He said,

5:26

Dedi ki,

"Quote, as far as the Selective Service goes, Ton ve niyet

5:26

"Alıntı yapıyorum, Seçmeli Hizmet söz konusu olduğunda,

I don't feel as though I should be punished. Ton ve niyet

5:29

cezalandırılmam gerektiğini düşünmüyorum.

Ton ve niyet

as far as the Selective Service goes: konu sınırı belirlemek

As far as the Selective Service goes, “Seçici Hizmet söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Ardından gelen görüşün konusunu belirler. Bu çerçeve konuşanın iddiasının kapsamını daraltır: konuşan, her konu hakkında sınırsız bir açıklama yapmak yerine bu belirli meseledeki ceza hakkında ne hissettiğini söylüyor. Goes, konuyu çerçeveleyen ifadenin bir parçasıdır ve hareket bildirmez.

Alıştırma

Cümlenin başındaki as far as the Selective Service goes ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Seçici Hizmet’in uzun bir mesafe boyunca hareket ettiğini söyler.
  2. Görüşü Seçici Hizmet konusuyla sınırlar.
  3. Konuşanın Seçici Hizmet hakkında her şeyi bildiğini iddia eder.
Cevabı göster

Görüşü Seçici Hizmet konusuyla sınırlar.

Ton ve niyet

I don't feel as though I should be punished(Cezalandırılmam gerektiğini düşünmüyorum)

Bu cümlede I don't feel as though, yargıyı konuşanın kişisel algısı olarak sunar: onun bakış açısından ceza alması adaletsiz olacaktır. Edilgen I should be punished yan cümlesi, başkalarının onu cezalandırması gerektiği anlamına gelir. Bu ifade I should not be punished kadar kesin ve doğrudan değildir, ancak yine de açık bir itiraz iletir. Buradaki as though, konuşanın durumu nasıl hissettiğini belirtir; cezanın gerçekten uygulanıp uygulanmadığından emin olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

İtirazı kişisel bir değerlendirme olarak çerçeveleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: I ____ I should be punished.

Cevabı göster

don't feel as though

I'm someone trying to rehabilitate myself and go to school." Kelime

5:31

Ben kendimi rehabilite etmeye ve okula gitmeye çalışan biriyim."

Kelime

Trying to rehabilitate myself(Kendimi düzeltmeye çalışmak)

Trying to rehabilitate myself, ciddi kişisel veya hukuki sorunlardan sonra değişmek ve istikrarlı, topluma karşı sorumlu bir yaşamı yeniden kurmak için sürekli çaba göstermek demektir. Konuşan kişi rehabilite edilen kişi olduğu için myself dönüşlü zamirdir. Hapishane ve okul bağlamında rehabilitate toplumsal ve davranışsal bir anlama sahiptir: konuşan kişi davranışlarını düzeltmek ve olağan yaşama yeniden katılmak istemektedir. Burada bir yaralanmaya yönelik fizik tedaviden söz edilmez.

Alıştırma

Ciddi sorunlardan sonra istikrarlı ve yasalara uygun bir yaşamı yeniden kurmak anlamındaki resmî fiille cümleyi tamamlayın: After prison, he is trying to ____ himself and return to school.

Cevabı göster

rehabilitate

Davis is currently trying to build a legal case Kalıp ifadeler

5:33

Davis şu anda yasal bir dava açmaya çalışıyor

but it's quite clear that not registering for the Selective Service

5:36

ama Seçmeli Hizmet'e kayıt olmamanın

has already taken a toll on his life. Deyimler

5:39

onun hayatına çoktan zarar verdiği oldukça açık.

Kalıp ifadeler

build a legal case: kanıt ve hukuki argüman hazırlamak

Build a legal case, kanıtları, hukuki argümanları ve destekleyici olguları bir araya getirerek adım adım hukuki bir iddia oluşturmak demektir. Burada Davis bir dava hazırlamaya çalışıyor; bu ifade davanın resmen açıldığını ya da onun kazanacağını söylemez. Build fiili burada mecazidir: parçaları bir araya getirildikçe davanın temeli güçlenir. Bu kalıp, hukuki bir iddianın hazırlanma ve geliştirilme sürecini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Olası bir mahkeme iddiası için kanıt ve argüman hazırlamak anlamındaki hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The attorney is gathering witness statements and documents to ____ before filing anything in court.

Cevabı göster

build a legal case

Deyimler

taken a toll on his life: ciddi ve birikimli zarar

Has taken a toll on his life, bu durumun onun hayatına şimdiden ciddi zarar verdiği veya ağır bir kişisel bedel yüklediği anlamına gelir. Take a toll on, nötr bir etkiden ziyade zamanla biriken yıpranma, kayıp veya zararı vurgular. Present perfect biçimi has taken, geçmişteki kayıt yaptırmama durumunu bugün hâlâ önem taşıyan sonuçlara bağlar. Toll burada mecazidir; yol ücreti veya ölüm sayısı anlamına gelmez.

Alıştırma

Ciddi ve birikimli zarar vermek anlamındaki hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Months of uncertainty began to ____ the whole team.

Cevabı göster

take a toll on

We imagine that some of our fans may be double-checking their Selective Service registrations right now.

5:41

Hayranlarımızdan bazılarının şu anda Seçmeli Hizmet kayıtlarını iki kez kontrol ediyor olabileceğini hayal ediyoruz.

Beyond punishing young men for not registering

5:46

Genç erkekleri, aslında var olmayan bir askere alma sistemine

into a military draft system that does not actually exist,

5:48

kaydolmadıkları için cezalandırmanın ötesinde,

there is significant controversy surrounding

5:51

kadınların Seçmeli Hizmet Sistemine kaydolup olmaması gerektiği konusunda

if women should have to register into the Selective Service System.

5:53

ciddi bir tartışma var.

As recent as February 2019,

5:56

Şubat 2019 kadar yakın bir tarihte,

a federal judge ruled that banning women Kelime

5:59

bir federal yargıç kadınların Seçmeli Hizmet kaydından

from Selective Service registration is unconstitutional.

6:01

men edilmesinin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.

Kelime

ruled that ... is unconstitutional: yargı kararı bildiren kullanım

Burada ruled, “kural koydu” değil, “resmî bir yargı kararı verdi” anlamındadır. rule that + yan cümle yapısı, mahkemenin karar verdiği içeriği aktarır. -ing yapısındaki banning women from Selective Service registration, aktarılan karar içeriğinin öznesidir; is unconstitutional ise yasağın Anayasa’ya aykırı olduğu yönündeki hukuki sonucu verir. Cümle 2019’daki bu kararı aktarır; tek başına temyizde ne olduğunu veya hukukun güncel durumunu göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir mahkeme kararını en iyi şekilde aktarır?

  1. The judge wrote a rule explaining the restriction.
  2. The judge ruled that the restriction was unconstitutional.
  3. The judge suggested that the restriction might be unfair.
Cevabı göster

The judge ruled that the restriction was unconstitutional.

This is not a new thought,

6:04

Ancak,

though,

6:06

bu yeni bir düşünce değil,

as even President Eisenhower was quoted in 1948

6:06

çünkü Başkan Eisenhower bile 1948'de

on the issue of women being drafted saying, "I am convinced that in another war, Ton ve niyet

6:09

kadınların askere alınması meselesi hakkında, "Başka bir savaşta,

they have got to be drafted just like men. Dilbilgisi

6:14

onların da tıpkı erkekler gibi askere alınmaları gerektiğine inanıyorum.

I'm convinced of that."

6:16

Buna ikna oldum." demiştir.

Ton ve niyet

I am convinced that ile düşünülmüş, güçlü kesinlik

I am convinced that, konuşanın üzerinde düşündükten sonra güçlü biçimde inandığı bir önermeyi sunar. I think that ifadesinden çok daha kesindir; ancak yine de önermenin doğru olduğunu kanıtlamak yerine konuşanın eminliğini bildirir. that sonrasındaki yan cümle, konuşanın neye inandığını açıklar. Bu alıntıda ifade, ardından gelen askere alınma iddiasını yerleşmiş bir kişisel sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi başlangıç, dikkatli bir değerlendirme sonrasında oluşan güçlü ve yerleşmiş bir inancı en iyi gösterir?

  1. I am convinced that the plan will work.
  2. I think that the plan might work.
  3. I wonder whether the plan will work.
Cevabı göster

I am convinced that the plan will work.

Dilbilgisi

“they have got to be drafted”: edilgen yapıda güçlü gereklilik

they have got to be drafted ifadesinde have got to, konuşanın onların askere alınmasının gerekli veya kaçınılmaz olduğuna dair güçlü yargısını belirtir. “Elde etmiş olmak” anlamına gelmez ve askere alma işleminin zaten gerçekleştiğini de söylemez. Yapı have got to + be + geçmiş zaman ortacı biçimindedir: have got to gereklilik bildirirken, they ile kastedilen kişiler eyleme maruz kaldığı için be drafted edilgendir. Burada they kadınları ifade eder; just like men ise aynı gerekliliğin her iki gruba da uygulanması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi have got to ve check fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Under this rule, all bags ____ before entry.

Cevabı göster

have got to be checked

Will we see young women have to register for the Selective Service

6:17

Hayatımız boyunca genç kadınların da erkekler gibi

just like the men in our lifetime

6:20

Seçmeli Hizmet'e kayıt olmak zorunda kalacaklarını görecek miyiz

or could involuntary military service be abandoned altogether

6:22

yoksa Daniel Deffell Davis gibi insanlar üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle

because of the negative impact it has on people like Daniel Deffell Davis? Kalıp ifadeler

6:25

zorunlu askerlik hizmeti tamamen terk edilebilir mi?

Kalıp ifadeler

“the negative impact it has on people”: ilgi cümlecikli isim kalıbı

the negative impact it has on people ifadesinde impact bir isimdir. Temel eşdizim an impact on someone or something, yani “bir kişi veya şey üzerindeki etki” biçimindedir: involuntary military service has an impact on people. it has on people sözcükleri impact ismini niteleyen bir ilgi cümleciği oluşturur. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür: the negative impact (that) it has on people. Impact, has sonrasındaki eksik nesne konumuna karşılık gelir; it, involuntary military service ifadesini belirtir ve on people kimlerin etkilendiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede impact, the impact X has on Y kalıbında isim olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The report examines the impact had the delay on passengers.
  2. The report examines the impact the delay had on passengers.
  3. The report examines the impact the delay did to passengers.
Cevabı göster

The report examines the impact the delay had on passengers.

These are questions that may have to be answered soon Anlatım akışı

6:29

Küresel siyaset görünüşe göre daha gergin hale geldikçe

as global politics seemingly become more tense.

6:32

bunlar yakında cevaplanması gerekebilecek sorulardır.

Anlatım akışı

“These are questions that may have to be answered soon” ifadesiyle tartışmayı sonuca bağlama

These are questions, daha önce dile getirilen çözümsüz konuları tek bir grup hâlinde toplar. Önce geriye gönderimde bulunur, ardından bu konuları sonucun odağına taşıyarak tartışmayı tek tek örneklerden onların doğurduğu daha geniş kararlara yöneltir. May have to be answered soon geleceğe dönük temkinli bir çıkarım ekler: koşullar yakında bu soruların yanıtlanmasını gerekli kılabilir. Soruların kesinlikle yanıtlanacağını ya da bu gerekliliğin şimdiden var olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, çözümsüz konuların yakında karar gerektirebileceğini düşündürürken bu gerekliliği kesinmiş gibi sunmadan tartışmayı en iyi şekilde sonuçlandırır?

  1. These are questions that may have to be answered soon.
  2. These are questions that will have to be answered soon.
  3. These are questions that may be answered soon.
Cevabı göster

These are questions that may have to be answered soon.

Let us know in the comments what you think about the draft.

6:35

Askerlik hakkında ne düşündüğünüzü yorumlarda bize bildirin.

What would you do to dodge the draft?

6:37

Askerlikten kaçmak için ne yapardınız?

Thanks for watching

6:39

İzlediğiniz için teşekkürler

and as always,

6:40

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

6:41

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:43

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.