Kara Delik Bombası ve Kara Delik Medeniyetleri: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video, dönen bir kara deliğin uzay-zamanı nasıl büktüğünü, Penrose süreciyle enerji verdiğini ve bunun bir uygarlığı besleyebileceğini ya da bombaya dönüşebileceğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “It turns out” — Söylem, hikâye ve retorik: anlatıcının enerjinin sonsuza dek kaybolduğu fikrini çürütüp temel keşfe nasıl geçtiğini görün. 2. “a Dyson sphere,” — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: yıldız ölçeğindeki bu yapıyı kara deliği saran aynayla ilişkilendirin, fakat iki tasarımı aynı saymayın. 3. “for all practical purposes,” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir şeyi pratikte doğru sayarken enerji kaynağının gerçekten sonsuz olduğunu ileri sürmeyin.
Bu derste
Black holes are the largest collections of pure violent energy in the universe.
0:01Kara delikler, evrendeki saf şiddetli enerjinin en büyük topluluklarıdır.
they'll devour you and add your energy to their collection.
0:07sizi yutup enerjinizi kendi koleksiyonlarına katarlar.
It turns out there's a universe cheat code, Anlatım akışı
0:15Görünüşe göre evrenin bir hile kodu var,
It turns out: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği açıklama
It turns out, cümle ya da yan cümle başında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir ve “sonuçta” ya da “sonradan öğreniyoruz ki” anlamına gelir. Burada sonraki bilginin önceki varsayımı geçersiz kıldığını gösterir; fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz. Arkasından that ile başlayan bir yan cümle gelebilir ve that çoğu zaman düşürülür: It turns out (that) there's.... Böylece konuşan kişi önceki bir inançtan şimdi açıklanan gerçeğe geçer.
Alıştırma
Hangi cümlede It turns out, önceki bir beklentiyi düzelten yeni öğrenilmiş bir gerçeği açıklamak için kullanılmıştır?
- Before bed, Maya turns out the kitchen light.
- We expected a long wait, but it turns out our table is ready.
- At the corner, the path turns toward the river.
Cevabı göster
We expected a long wait, but it turns out our table is ready.
a way of powering civilizations until the very death of everything Dilbilgisi
0:18her şeyin nihai ölümüne kadar medeniyetlere güç sağlamanın bir yolu,
or of constructing the largest bomb in the universe.
0:22ya da evrendeki en büyük bombayı inşa etmenin.
a way of ... or of ...: paralel -ing öbekleri
way adı, of + -ing öbeğiyle tamamlanır: a way of powering.... powering ulaç biçimi, bu yolun ne yapmak için kullanılabileceğini belirtir. İkinci kol aynı edatı ve biçimi tekrarlar: or of constructing.... Her iki of öbeği de a way ifadesine bağlıdır; dolayısıyla yapı a way [of powering X] or [of constructing Y] şeklindedir. of sözcüğünün tekrarlanması iki seçeneği açık ve paralel tutar; constructing, everything sözcüğüne bağlanmaz.
Alıştırma
a way of X or of Y kalıbını tamamlamak için edatı tekrarlayın: The app gives users a way of reviewing new words or ____ checking their pronunciation.
Cevabı göster
of
Didn't we learn that all energy is trapped forever in black holes,
0:27Tüm enerjinin sonsuza kadar kara deliklerde hapsolduğunu öğrenmemiş miydik,
Everything you think you know about the weirdest thing in the universe
0:34Evrendeki en tuhaf şey hakkında bildiğinizi sandığınız her şey
is about to get weirder: yakın bir değişiklik
Be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Burada is about to, sıradaki değişikliği çok yakınmış gibi sunarak açıklama devam etmeden önce merak yaratır. Get + karşılaştırma sıfatı, derecedeki bir değişimi anlatır. Get weirder daha tuhaf hâle gelmek demektir; dolayısıyla tüm ifade, zaten tuhaf görünen şeyin yakında daha da tuhaf görüneceğini haber verir.
Alıştırma
Cümleyi be about to + get yapısıyla tamamlayın: The sky ____ darker.
Cevabı göster
is about to get
their cores collapse under their own gravity into black holes. Kalıp ifadeler
0:59çekirdekleri kendi kütle çekimleri altında çökerek kara deliklere dönüşür.
collapse under ... into ...: neden ve sonuç
Collapse under + kuvvet, çökmeye neyin neden olduğunu veya onu neyin yönlendirdiğini belirtir. Their own gravity, yıldızların çekirdeklerinin kendi kütlelerinin oluşturduğu kütleçekim tarafından sıkıştırılması demektir. Collapse into + sonuç, çöken şeyin neye dönüştüğünü belirtir. under ... into ... yapılarını aynı yan cümlede kullanmak neden ile sonucu birbirine bağlar: çekirdekler kendi kütleçekimleri nedeniyle çöker ve sonunda kara deliklere dönüşür.
Alıştırma
İki edatı tamamlayın: The tent collapsed ____ the weight of the snow ____ a flat heap.
Cevabı göster
under · into
This means something very big becomes very very tiny,
1:03Bu, çok büyük bir şeyin çok ama çok küçük bir hale gelmesi demektir,
like the tiniest anything can be in this universe.
1:07bu evrende herhangi bir şeyin olabileceği en küçük şey gibi.
is that things that are spinning don't want to stop spinning.
1:15dönen şeylerin dönmeyi bırakmak istememesidir.
angular momentum: dönme hareketinin fiziksel niceliği
Angular momentum, bir nokta veya eksen çevresindeki dönme hareketini ölçen fiziksel bir niceliktir. Bu cümlede We call this ... daha önce açıklanan niceliğin teknik adını verir. Dışarıdan döndürücü bir kuvvetin, yani torkun etki etmediği kapalı bir sistemde toplam açısal momentum sabit kalır. Burada momentum sözcüğü fiziksel anlamındadır; günlük dildeki ilerleme veya giderek artan heyecan anlamında değildir.
Alıştırma
Fizik tanımını iki sözcüklü terimle tamamlayın: The quantity that describes rotational motion around an axis is called ____.
Cevabı göster
angular momentum
its momentum makes it spin faster and faster and faster
1:31momentum onu daha hızlı, daha hızlı ve daha hızlı döndürür,
And the black hole keeps on spinning inconceivably fast. Kalıp ifadeler
1:38Ve kara delik akıl almaz derecede hızlı dönmeye devam eder.
keeps on spinning içindeki keep on + -ing
Keep on + fiilin -ing biçimi, bir eylemi yapmaya devam etmek anlamına gelir ve çoğu zaman eylemin sürmesini veya tekrarlanmasını özellikle vurgular. Black hole öznesi tekil olduğu için keep, keeps biçimine dönüşür. Buradaki keeps on spinning, kara deliğin oluştuktan sonra da dönmeye devam ettiğini anlatır. On, fiil kalıbının bir parçasıdır; bir şeyin başka bir şeyin üzerinde tutulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi keep on + spin yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: Even after the motor stopped, the wheel ____.
Cevabı göster
kept on spinning
spinning black holes have an event horizon and a singularity at their core Kelime
1:52dönen kara deliklerin de bir olay ufku ve merkezlerinde bir tekilliği vardır,
event horizon: kara deliğin geri dönüşü olmayan sınırı
Event horizon, bir kara deliğin çevresinde bulunan ve ötesinden hiçbir şeyin, ışığın bile kaçamadığı sınırı ifade eder. Bu, uzaydaki bir sınırdır; katı bir yüzey değildir. Bu cümlede event horizon kara deliğin özelliklerinden biridir, singularity ise merkezindedir. Event horizon ifadesini event ve horizon sözcüklerinin gündelik anlamlarını birleştirerek değil, kalıplaşmış tek bir bilimsel terim olarak anlayın.
Alıştırma
Bilimsel tanımı doğru iki sözcüklü terimle tamamlayın: The boundary around a black hole beyond which light cannot escape is called the ____.
Cevabı göster
event horizon
Cümle başında karşılaştırma kalıbı olarak Just like ...
Burada Just like, “tıpkı … gibi” veya “aynı şekilde” anlamına gelir. Just benzerliği vurgular; “az önce” anlamına gelmez. Başlangıçtaki ifade, dönen kara delikleri dönmeyenlerle karşılaştırır. Just like ... ifadesini ana cümleden önce kullanmak, okura önce ortak bir karşılaştırma noktası verir. Bu, açıklamayı düzenlemenin kullanışlı bir yoludur: önce yeni konunun bilinen bir şeyle ortak yönünü söyleyin, ardından neyin farklı olduğunu açıklayın.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü cümle başı karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: ____ its larger cousin, this small robot can climb stairs.
Cevabı göster
Just like
Kara delik fiziğinde singularity
Bu kara delik bağlamında singularity, teknik bir fizik terimidir. Modelin kara deliğin kütlesini yoğunlaşmış kabul ettiği ve olağan fiziksel açıklamanın geçerliliğini yitirdiği merkezî yeri veya yapıyı adlandırır. Burada yalnızca «benzersiz bir şey» anlamına gelmez. Bilimsel bir açıklamada bu kelimeyle karşılaştığınızda, özel anlamını çevresindeki konudan belirleyin.
Alıştırma
Kara delikle ilgili bu cümlede singularity ne anlama geliyor?
- Sıra dışı veya benzersiz olan herhangi bir şey
- Modelin kara deliğin kütlesini yoğunlaştırdığı aşırı merkezî bir yapı
- Işığın ötesinden kaçamadığı sınır
Cevabı göster
Modelin kara deliğin kütlesini yoğunlaştırdığı aşırı merkezî bir yapı
The singularity is usually described as a single infinitely small point
1:59Tekillik genellikle sonsuz derecede küçük, tek bir nokta olarak tanımlanır,
But ..., so ...: öncül ve sonuç
Cümle kısa bir mantıksal sav kurar. But, sıradaki gerçeğin önceki bir düşünceye karşı çıktığını veya onu düzelttiğini belirtir. İlk yan cümle olan points can't rotate öncüldür. So, bu öncülden çıkan sonucu tanıtır: Bir tekillik dönüyorsa nokta olamaz. Burada so, derece bildiren «bu kadar» değil, «dolayısıyla» anlamındadır.
Alıştırma
But ve so sözcüklerinin cümleyi nasıl düzenlediğini hangi açıklama doğru anlatır?
- But önceki düşünceyle karşıtlık oluşturan bir öncül sunar, so ise bu öncülden çıkarılan sonucu sunar.
- But sonucu verir, so ise «çok» anlamına gelir.
- Hem But hem de so yalnızca birbiriyle ilgisiz gerçekler ekler.
Cevabı göster
But önceki düşünceyle karşıtlık oluşturan bir öncül sunar, so ise bu öncülden çıkarılan sonucu sunar.
“ringularity”: ring ile singularity sözcüklerinin mizahi birleşimi
“Ringularity”, ring ve singularity sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş mizahi bir sözcüktür. Bu cümlede, nokta yerine halka biçiminde düşünülen bir tekilliğe ad verir. Sözcüğün kendisi hem şakayı hem de açıklamayı taşır: ring biçimi, singularity ise fizik kavramını verir. Sözcüğün tamamı yabancı olsa bile parçaları konuşanın anlatmak istediğini anlamaya yardım eder.
Alıştırma
“ringularity” bu cümlede ne işe yarıyor?
- Halka biçimli bir tekilliğe ad vermek için ring ve singularity sözcüklerini mizahi biçimde birleştirir.
- Halkanın olağanüstü yüksek bir hızla döndüğünü söyler.
- Dönen bütün kara delikler için kullanılan standart ve resmî terimdir.
Cevabı göster
Halka biçimli bir tekilliğe ad vermek için ring ve singularity sözcüklerini mizahi biçimde birleştirir.
A ringularity is a ring with a thickness of zero and no surface
2:14Halka tekilliği, sıfır kalınlığa sahip ve yüzeyi olmayan bir halkadır,
“so fast that”: dereceyi sonuca bağlamak
spinning so fast that it morphs ... ifadesinde so ... that, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. so, fast zarfının derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle ise dönme bu dereceye ulaştığında ne olduğunu söyler. Yeniden kullanılabilir kalıp fiil + so + zarf + that + sonuç cümlesidir. Burada so tek başına “bu yüzden” anlamına gelmez; derece bildiren fast sözcüğünü çevreleyecek biçimde that ile birlikte çalışır.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The robot moved ____ quickly ____ the camera could not follow it.
Cevabı göster
so · that
It literally drags space with it, Kelime
2:27Kelimenin tam anlamıyla uzayı kendisiyle birlikte sürükler,
drags space with it: bilimde drag fiilinin genişletilmiş anlamı
Burada drags, kara deliğin uzayı katı bir nesne gibi yakaladığı anlamına gelmez. Kara deliğin dönüşünün yakındaki uzay-zamanı kısmen kendi dönüşünü izlemeye zorladığı anlamına gelir. Soyut bir fiziksel etkiyi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için günlük bir hareket fiili kullanılır. Literally, etkinin fiziksel olarak gerçek olduğunu vurgular; ancak bu ifade yine de çerçeve sürüklenmesinin basitleştirilmiş bir tasviridir.
Alıştırma
“A rotating black hole drags nearby spacetime with it,” cümlesinde drags ... with it ne anlama gelir?
- Yakındaki uzay-zamanın kendi dönüşünü kısmen izlemesine yol açar.
- Uzayı hiç etkilemeden uzayın içinde hareket eder.
- Katı bir uzay parçasını yakalayıp eliyle çeker.
- Çevresindeki bütün uzayı ortadan kaldırır.
Cevabı göster
Yakındaki uzay-zamanın kendi dönüşünü kısmen izlemesine yol açar.
such is its power: such ile resmi devrik yapı
Such is its power cümlesinde such, is fiilinin tümleci olarak tek başına durur ve önceki cümlede gösterilen olağanüstü dereceye gönderme yapar. Anlamı gücünün son derece büyük olduğudur; bu tür bir güç demek değildir. Cümle, such sözcüğünü fiilin ve öznenin önüne getirerek resmi ve devrik Such + be + özne kalıbını oluşturur. Bu sıralama, cümleyi az önce verilen kanıtların güçlü ve söz sanatlı bir özeti hâline getirir.
Alıştırma
Dersin kalıbını kullanarak resmi ve söz sanatlı özeti tamamlayın: The rescue team needs three days to reach the station. ____ its isolation.
Cevabı göster
Such is
This creates a new and super weird region of space time,
2:31Bu, uzay-zamanda yeni ve süper tuhaf bir bölge yaratır,
Dönen bir kara deliğin çevresindeki ergosfer
Ergosfer, dönen bir kara deliğin dışında bulunan ve kara deliğin dönüşünün uzay-zamanı beraberinde sürüklediği bölgedir. Bu bölgede hiçbir şey uzaktaki uzaya göre tamamen hareketsiz kalamaz; dönüş yönünde hareket etmek zorundadır. Ergosfer katı, küresel bir kabuk değildir ve olay ufkuyla aynı şey değildir. Olay ufkunu çevreler; ergosfere girmek tek başına kaçışı imkânsız kılmaz.
Alıştırma
Ergosferi en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Hiçbir şeyin dış evrene geri dönemediği sınır
- Her tür kara deliği çevreleyen katı bir madde kabuğu
- Dönen bir kara deliğin dışında, uzay-zaman sürüklenmesi nedeniyle hiçbir şeyin uzaktaki uzaya göre hareketsiz kalamadığı bölge
Cevabı göster
Dönen bir kara deliğin dışında, uzay-zaman sürüklenmesi nedeniyle hiçbir şeyin uzaktaki uzaya göre hareketsiz kalamadığı bölge
If space and time are completely broken inside the event horizon,
2:39Eğer uzay ve zaman olay ufkunun içinde tamamen parçalanmışsa,
then they're only half broken inside the ergosphere.
2:43ergosferin içinde sadece yarı yarıya parçalanmıştır.
but it's probably not a great experience. Ton ve niyet
2:53ama muhtemelen harika bir deneyim olmaz.
it's probably not a great experience ifadesinde hafife alma
Burada "it's probably not a great experience", deneyimin yalnızca biraz tatsız olduğu anlamına gelmez. probably ve not great sözcükleri son derece tehlikeli bir durumu bilerek yumuşatır. Bu, bir şeyi gerçekte olduğundan daha az ciddi gösteren hafife alma anlatımıdır. Hafif sözlerle ağır tehlike arasındaki fark kuru bir mizah yaratır; ancak dinleyicinin gerçek uyarıyı anlaması beklenir.
Alıştırma
Bir öyküde roket düşüyor ve biri "That was probably not a great landing." diyor. Konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Biraz hayal kırıklığı yaratan inişi tarafsızca değerlendirir.
- Kuru mizah yaratmak için ciddi bir başarısızlığı hafife alır.
- İnişin büyük ölçüde başarılı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kuru mizah yaratmak için ciddi bir başarısızlığı hafife alır.
Falling into a static black hole is like sliding down a hole. Anlatım akışı
2:58Statik bir kara deliğe düşmek bir delikten aşağı kaymak gibidir.
Being inside the ergosphere of a spinning black hole
3:02Dönen bir kara deliğin ergosferinin içinde olmak ise
Eşleştirilmiş benzetme olarak is like sliding ... / is like spiraling ...
İki is like ifadesi eşleştirilmiş bir benzetme kurar. İlk görüntü, durağan bir kara deliğe düşmeyi aşağı kaymak olarak; ikinci görüntü ise dönen bir kara deliğin ergosferindeki hareketi spiral çizerek aşağı inmek olarak açıklar. Aynı kalıbın tekrarlanması karşıtlığın kolayca izlenmesini sağlar. Buradaki like, gerçek anlamda özdeşliği değil benzerliği belirtir. Gider görüntüsü, içeri doğru çeken dairesel hareketi gözünüzde canlandırmanıza yardım eder; kara deliğin içinde gerçek bir tesisat olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte tekrarlanan is like ... / is like ... kalıbı ne işe yarar?
- Aşağı kayma ile spiral çizerek aşağı inme arasındaki farkı daha anlaşılır kılmak için eşleşen iki görüntü kullanır.
- Kinetik enerjiyle ilgili birbiriyle bağlantısız iki tanım verir.
- Her iki kara delik türünün de gerçek delikler ve giderler içerdiğini söyler.
Cevabı göster
Aşağı kayma ile spiral çizerek aşağı inme arasındaki farkı daha anlaşılır kılmak için eşleşen iki görüntü kullanır.
The black hole transfers its own kinetic energy in the form of rotation Kalıp ifadeler
3:09Kara delik dönüş şeklindeki kendi kinetik enerjisini
in the form of rotation: dönme biçiminde
in the form of + isim yapısı, bir şeyin var olduğu, göründüğü, sunulduğu veya aktarıldığı biçimi ya da yolu belirtir. Burada kara deliğin kinetik enerjisinin dönme olarak aktarıldığını söyler. Dil bilgisi açısından ifade kinetic energy ögesini açıklar: rotation, aktarılan enerjinin aldığı biçimdir. Burada form, doldurulan bir belge değil, “biçim veya tür” anlamındadır.
Alıştırma
Depolanan enerjinin aldığı biçimi tanıtan, bu derste öğrendiğiniz dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The battery stores energy ____ chemical energy.
Cevabı göster
in the form of
Whether ... or not: sonuç iki durumda da aynı
whether you want to or not ifadesinde whether iki olasılığı sunar: dans etmek istemek ve istememek. Sondaki or not ikinci olasılığı açıkça belirtir. Burada ringülarite kişiyi her iki durumda da dans ettirdiği için bu ifade gerçek bir soru sormaz. Sonucun iki olasılıktan hangisinin doğru olduğuna bağlı olmadığı durumlarda whether + yan cümle + or not yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or not kullanarak tamamlayın: The outdoor show will continue ____ it rains ____.
Cevabı göster
whether · or not
You need to move faster than the speed of light just to stand still here,
3:20Sadece burada sabit durmak için bile ışık hızından daha hızlı hareket etmeniz gerekir,
Güçlü bir kısayol benzetmesi olarak cheat code
Cheat code, kelime anlamıyla oyuncuya alışılmadık bir avantaj sağlayan oyun komutu veya kodudur. Burada ise bir benzetmedir: Konuşmacı, dönen kara delikten enerji çıkarma yöntemini güçlü bir oyun kısayoluymuş gibi sunar. Bu ifade, zor bir fizik fikrini zekice ve kolay anlaşılır gösterir. Birinin gerçekten kod girdiği, başka birini aldattığı veya fizik yasalarını çiğnediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede cheat code ne anlama geliyor? This keyboard shortcut is my cheat code for editing videos.
- Görevi çok daha kolaylaştıran akıllıca bir kısayol
- Bir video oyununun kurallarını bozmak için kullanılan gizli bir komut
- Başka birinin dosyalarının kilidini açan parola
Cevabı göster
Görevi çok daha kolaylaştıran akıllıca bir kısayol
Take the supermassive black hole at the center of the Milky Way. Anlatım akışı
3:36Samanyolu'nun merkezindeki süper kütleli kara deliği ele alalım.
Bir örnek sunmak için Take + isim öbeği
Burada Take + isim öbeği, “bunu bir örnek olarak ele al” anlamına gelir. Bu, söylemi düzenleyen bir emir yapısıdır: konuşmacı, ne gösterdiğini açıklamadan önce belirli bir durumu seçer. Kimseye kara deliği fiziksel olarak kaldırması veya başka yere götürmesi söylenmez. Bu yapı açıklamalarda ve savlarda kullanışlıdır. Take X ya da Take X, for example, dinleyiciyi X hakkında gelecek bir bilgiye, hesaba veya sonuca hazırlar.
Alıştırma
“Take the supermassive black hole at the center of the Milky Way.” cümlesinde konuşmacı ne yapıyor?
- Kara deliği ele alınacak bir örnek olarak sunmak
- Birinden kara deliği kaldırmasını istemek
- Kara deliğin konuşmacıya ait olduğunu iddia etmek
Cevabı göster
Kara deliği ele alınacak bir örnek olarak sunmak
as every single star in the Milky Way emits in a billion years combined.
3:42Samanyolu'ndaki her bir yıldızın bir milyar yılda yaydığı enerjinin toplamı kadar enerji çalabiliriz.
as much + sayılamayan isim + as
as much + sayılamayan isim + as kalıbı miktarları karşılaştırır. Burada could ile birlikte mümkün olan bir üst miktarı belirtir: alınan enerji, karşılaştırma için kullanılan miktara eşit olabilir. Energy sayılamayan bir isimdir; bu yüzden onu many değil much niteler. İkinci as'ten sonraki karşılaştırma ölçütü tam bir yan cümle olabilir. Burada bu ölçüt, Samanyolu'ndaki her bir yıldızın bir milyar yılda yaydığı miktardır; combined, bütün bu yıldızların çıktılarının toplandığını belirtir.
Alıştırma
Başka sözcük eklemeden, yalnızca temel as much ... as kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new battery can store ____ energy ____ the old one.
Cevabı göster
as much · as
Beklenmedik bir gerçeği işaretleyen “oddly enough”
“Oddly enough”, konuşanın bakış açısını ekleyen bir ara sözdür. Ardından gelen gerçeğin tuhaf veya beklenenin tersine olduğunu, ancak doğru olduğunu belirtir. Burada kara deliğe bir şey bırakmak, ondan enerji almanın en kolay yolu olarak beklenmedik biçimde sunulur. Virgüller bu ifadeyi ana cümleden ayırır. İfade çıkarıldığında cümlenin dil bilgisel yapısı yine tamdır:“The easiest way ... is to drop something ...”. Bu ifadede “enough”, yeterli bir miktar anlamına gelmez; ifadenin tamamı “surprisingly” veya “strange as it may seem” gibi çalışır.
Alıştırma
“Oddly enough, the old key opened the new lock,” cümlesinde “oddly enough” neyi belirtir?
- Tuhaf bir şeyden yeterli miktarda vardır.
- Ardından gelen gerçek şaşırtıcıdır ama doğrudur.
- Konuşan, gerçeğin doğru olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster
Ardından gelen gerçek şaşırtıcıdır ama doğrudur.
We've seen that the ringularity forces energy on us when we enter the ergosphere, Kalıp ifadeler
3:53Ergosfere girdiğimizde halka tekilliğinin bize enerji yüklediğini görmüştük,
“forces energy on us”: force something on someone yapısı
“Force something on someone”, bir kişiye seçmediği bir şeyi kabul ettirmek veya vermek anlamına gelir. Yapı force + şey + on + alıcı biçimindedir. Cümlede “energy” dayatılan şey, “us” ise alıcıdır. Buradaki anlatım halka tekilliğini kişileştirir: Ergosfere girmek, istesek de istemesek de dönme enerjisi almamıza neden olur.
Alıştırma
“Force” fiilinin geçmiş zamanını ve doğru edatı kullanarak tamamlayın: Last week, the committee ____ the new rule ____ every volunteer.
Cevabı göster
forced · on
which is a lot like being in a whirlpool with space-time rushing around and around.
3:58bu, uzay-zamanın etrafta fırıl fırıl döndüğü bir girdapta olmaya çok benzer.
Bir şeyi kendi avantajına kullanmak
Use something to your advantage, mevcut bir koşulu, kaynağı veya durumu daha iyi bir sonuç elde etmene yardımcı olacak şekilde kullanmak demektir. Burada yüzücü suyla mücadele etmez; daha hızlı ilerlemek için suyun hareketinden yararlanır. Yapı use + something + to + iyelik biçimi + advantage şeklindedir. İyelik biçimi kişiye göre değişir: to my advantage, to her advantage veya to our advantage. İfade bir “avantaja” doğru hareket etmek değil, bir şeyi yarara dönüştürmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi use ... to your advantage ifadesinin tamamıyla doldur. The room is quiet today, so ____ and finish your project.
Cevabı göster
use it to your advantage
In practice, this means ... ile gerçek uygulamaya geçmek
In practice, this means bir fikir, kural veya karşılaştırmadan, bunun gerçekten uygulandığında nasıl göründüğüne geçiş yapar. In practice gerçek dünya çerçevesini kurar; this ise az önce açıklanan fikre gönderme yapar. Ardından genellikle somut bir eylem, sonuç veya gereklilik gelir. Burada ifade, önceki yüzme karşılaştırmasının artık roket içeren gerçek adıma dönüştürüldüğünü gösterir.
Alıştırma
Hedeften somut bir eyleme geçen ifadeyi tam sözcüklerle tamamla. We want to save energy. ____, ____ turning off unused lights.
Cevabı göster
In practice · this means
you exchange chemical energy for kinetic energy. Kalıp ifadeler
4:26kimyasal enerjiyi kinetik enerjiyle takas edersiniz.
exchange A for B: A'yı verip B'yi almak
“Exchange A for B”, B'yi elde etmek için A'dan vazgeçmek, A'yı kullanmak veya dönüştürmek demektir. “For” edatı, alınan şeyi ya da ortaya çıkan sonucu belirtir. Bu cümlede kimyasal enerji A, kinetik enerji ise B'dir. Burada insanlar arasında bir alışveriş yoktur; kalıp, bir enerji biçiminin başka bir enerji biçimine dönüşmesini anlatır.
Alıştırma
Karşılığında alınan şeyi gösteren edatla cümleyi tamamlayın: The store let Mia exchange the damaged toy ____ a new one.
Cevabı göster
for
This is like pushing yourself forward in a swimming pool.
4:31Bu kendinizi bir yüzme havuzunda ileri doğru itmek gibidir.
But if you fire a rocket inside the ergosphere,
4:34Ancak ergosferin içinde bir roket ateşlerseniz,
it's like pushing yourself forward in a wave pool.
4:37bu kendinizi dalga havuzunda ileri itmeye benzer.
gives you a much stronger boost than you could get just by pushing yourself.
4:42size sadece kendinizi iterek elde edebileceğinizden çok daha güçlü bir ivme kazandırır.
that you leave the ergosphere with much more energy than you entered it.
4:50ergosferi, girdiğinizden çok daha fazla enerjiyle terk edersiniz.
The black hole gives a tiny amount of its rotational energy to you
4:55Kara delik dönme enerjisinin ufak bir miktarını size verir
picky eaters: mizahi kişileştirme
“Picky eater”, yalnızca sınırlı sayıda yiyeceği kabul eden, yani yemek seçen kişidir. Cümlede kara deliklerin “aren't picky eaters” olduğu söylendiği için birçok farklı madde türünün onların “yiyeceği” olarak kullanılabileceği anlatılır. Kara deliklere eater denmesi kişileştirmedir: madde “yiyecek”, maddenin içeri alınması da “yemek” olur. Bu mizahi görüntü teknik fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır; kara deliklere biyolojik bir iştah vermez.
Alıştırma
“The recycling machine isn't a picky eater; it accepts metal, glass, and plastic,” cümlesinde “isn't a picky eater” ne anlama gelir?
- Neredeyse her tür malzemeyi reddeder.
- Yalnızca özenle hazırlanmış yiyecekleri kabul eder.
- Birçok farklı malzeme türünü kabul eder.
Cevabı göster
Birçok farklı malzeme türünü kabul eder.
An advanced future civilization would probably harvest asteroids
5:06Gelecekteki gelişmiş bir medeniyet, muhtemelen bir enerji takviyesine ihtiyaç duyduklarında
to drop them into the black hole when they needed an energy boost.
5:10onları kara deliğe atmak için asteroitleri toplardı.
But there's an even better way to get energy from a black hole,
5:14Fakat bir kara delikten enerji elde etmenin daha da iyi bir yolu var,
any living thing could ever hope to build.
5:19herhangi bir canlının yapmayı umabileceği en büyük bombayı.
We only need two things to build a black hole bomb,
5:26Bir kara delik bombası yapmak için sadece iki şeye ihtiyacımız var,
a megastructure that harvests the energy of an entire star.
5:37tüm bir yıldızın enerjisini toplayan bir mega yapıdır.
a Dyson sphere: bir yıldızı çevreleyen dev yapı
Dyson küresi, bir yıldızın enerjisinin büyük bölümünü toplamak için yıldızın çevresinde bulunduğu varsayılan dev bir yapıdır. Gerçekte inşa edilmiş sıradan ve katı bir küre değil, kuramsal bir kavramdır. Burada ölçek ve biçim açısından bir benzetme yapılır: önerilen ayna, Dyson küresinin bir yıldızı çevrelemesi gibi kara deliği tamamen çevreleyecektir. Similar to yalnızca benzerlik bildirir; kara delik aynasının kendisi bir Dyson küresi değildir, çünkü farklı bir nesneyi çevreler ve farklı bir amacı vardır.
Alıştırma
Konuşmacı aynayı neden bir Dyson küresine benzetiyor?
- Dyson küresi, kara deliklerin çevresinde zaten kullanılan bir ayna türü olduğu için.
- Her Dyson küresi bir kara deliği çevrelemek üzere tasarlandığı için.
- İkisinin de bir gök cismini tamamen çevreleyen dev yapılar olarak düşünülmesi nedeniyle.
Cevabı göster
İkisinin de bir gök cismini tamamen çevreleyen dev yapılar olarak düşünülmesi nedeniyle.
Although our mirror would be easier to build.
5:41Gerçi bizim aynamızı inşa etmek daha kolay olurdu.
and black holes are much much more compact than stars.
5:45ve kara delikler yıldızlardan çok ama çok daha kompakttır.
would probably be enough material for a black hole with the mass of our sun.
5:54güneşimizin kütlesine sahip bir kara delik için muhtemelen yeterli malzeme olurdu.
If we made ..., ... would probably be enough: varsayımsal bir tahmin
If + basit geçmiş zaman, ... would ... kalıbı, şimdiki ya da gelecekteki bir fikri varsayımsal olarak sunar. If we made the mirror 10 cm thick cümlesindeki made, üretimin geçmişte yapıldığını göstermez; fikri gerçek ve kesinleşmiş bir plandan uzaklaştırır. Probably, sonucu bir söz değil tahmin hâline getirir. Would probably be enough, hayal edilen koşul altında malzemenin büyük olasılıkla yeterli olduğunu, fakat konuşmacının emin olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle planı varsayımsal, sonucuysa temkinli bir tahmin olarak sunar?
- If we make the casing thinner, the available metal will definitely be enough.
- We made the casing thinner, so the available metal was enough.
- If we made the casing thinner, the available metal would probably be enough.
Cevabı göster
If we made the casing thinner, the available metal would probably be enough.
and shoot electromagnetic waves at the black hole.
6:02kara deliğe elektromanyetik dalgalar fırlatmamız yeterlidir.
is in place: kurulmuş ve hazır
Bu cümlede is in place, aynanın kurulmuş veya yerleştirilmiş ve çalışmaya hazır olduğu anlamına gelir. Bir sonraki eylem başlamadan önce tamamlanmış bir durumu anlatır. Be in place, ekipmanın, planların, kuralların veya güvenlik önlemlerinin hazır olduğunu ve gerektiği gibi işlediğini sıkça belirtir. Yalnızca “bir yerde bulunmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “kurulmuş ve hazır” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Before the experiment starts, all safety barriers must be ____.
Cevabı göster
in place
by imagining tossing a ball at a wall
6:07ve onun bir mermiden daha hızlı geri geldiğini hayal ederek
A small proportion of the waves falls past the event horizon Dilbilgisi
6:15Dalgaların küçük bir kısmı olay ufkunun ötesine düşerek
to disappear forever: amaç değil, sonuç
Burada to disappear forever, olay ufkunun ötesine düşmenin sonucunu belirtir. Dalgalar bir amaçla sınırı geçmez; bu geçiş, dışarıdaki bir gözlemcinin görüşünden kalıcı olarak kaybolmalarına yol açar. To ile kurulan bir mastar amaç yanında sonuç da ifade edebilir. Bağlam önemlidir: cansız bir özne ve kaçınılmaz bir doğal sonuç, sonuç yorumunu güçlü biçimde destekler.
Alıştırma
'The snow melted to reveal a narrow path,' cümlesinde to reveal a narrow path ne ifade eder?
- Karın erimesinin sonucu
- Karın erirken taşıdığı niyet
- Yolu ortaya çıkarma talimatı
Cevabı göster
Karın erimesinin sonucu
where the black hole forces some of its rotational energy on them
6:23burada kara delik onlara dönme enerjisinin bir kısmını yükler
Bir hareket mecazı olarak sloshes through the ergosphere
Slosh, kelime anlamıyla bir sıvının ağır ve düzensiz biçimde, çoğu zaman bir kabın içinde ileri geri hareket etmesini anlatır. Burada sloshes through the ergosphere, dalgaların hareketini bir sıvının bir alanın içinden kabararak geçmesine benzetir. Dalgalar sıvı değildir. Bu fiil, dönen kara deliğin çevresindeki bölgede gerçekleşen hareketli ve düzensiz ilerleyişi canlandıran popüler bilim anlatımıdır; kesin bir akışkanlar dinamiği iddiası değildir.
Alıştırma
Bu cümlede sloshes through the ergosphere neyi düşündürüyor?
- Dalgaların ergosferde kelimenin tam anlamıyla sıvıya dönüştüğünü söyler.
- Dalgaların ergosferin içinde tamamen hareketsiz kaldığını söyler.
- Dalgaları sıvıya benzer, kabaran ve düzensiz bir biçimde hareket ederken betimler.
Cevabı göster
Dalgaları sıvıya benzer, kabaran ve düzensiz bir biçimde hareket ederken betimler.
which are fancy science words meaning Anlatım akışı
6:31ki bu havalı bilimsel kelimelerin anlamı şudur:
Enerji kazandıran saçılma olarak superradiant scattering
Superradiant scattering, yani süperradyant saçılma, bir dalganın dönen bir kara delik gibi dönen bir sistemden saçılıp daha fazla enerjiyle ayrıldığı sürecin teknik adıdır. Ek enerji sistemin dönüşünden gelir. Bu cümlede bouncing around between mirror and black hole and getting stronger, daha geniş ve tekrarlanan sürecin basitleştirilmiş bir görünümünü verir: ayna dalgayı geri gönderirken dönen kara delikle karşılaşmalar dalgayı güçlendirebilir. Scattering tek başına bu enerji kazanımı anlamını içermez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi teknik terimle tamamlayın: A wave extracts rotational energy from a spinning black hole and leaves amplified. This process is called ____.
Cevabı göster
superradiant scattering
which are fancy science words meaning: jargonun anlamını basitleştirmek
“which are fancy science words meaning” ilgi cümleciği, teknik adın ardından kısa bir duraklama yaratır ve “Şimdi aynı fikri daha basit sözlerle açıklıyorum” mesajını verir. meaning sonrasındaki -ing öbekleri, terimin günlük ve kolay anlaşılır açıklamasını sunar. Burada fancy hafif mizahi bir anlam taşır: sözcükler güzel değil, uzmanlara özgü ve karmaşık görünür. Bu anlatım resmiyeti azaltır ve dinleyicinin addan, sürecin gerçekte yaptığı şeye geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede “which are fancy science words meaning” ifadesinin temel görevi nedir?
- Teknik bir adı daha basit bir açıklamayla anlatmak
- Bilimsel sözcükleri kulağa güzel geldikleri için övmek
- Konuşanın sürecin varlığından emin olmadığını göstermek
Cevabı göster
Teknik bir adı daha basit bir açıklamayla anlatmak
exponentially stronger: tekrarlanan çarpmayla büyüme
Exponentially stronger, gücün üstel bir düzene göre arttığı anlamına gelir: her tur mevcut gücü çarpar, bu yüzden sonraki turlarda eklenen miktar önceki turlardakinden daha büyük olur. Bu ifade yalnızca “çok güçlü” demek değildir. Zarf, gücün tekrarlanan turlar boyunca nasıl değiştiğini anlatır: mevcut miktar bir sonraki artışın temeli olduğu için gittikçe daha hızlı büyür.
Alıştırma
Bu matematiksel büyüme düzenini adlandıran iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The signal doubles after every cycle, so it becomes ____.
Cevabı göster
exponentially stronger
we can extract the energy from the waves as fast as they grow,
6:44dalgaların enerjisini büyüdükleri hızda çekebiliriz,
By + -ing: bir sonuca nasıl ulaşıldığını gösterme
By + fiilin -ing biçimi, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada aynada kontrollü açıklıklar oluşturmak, dalgalardan enerji çıkarmanın yoludur; by burada "yanında" anlamına gelmez. Opening eylemini yapanın, ana cümlenin öznesi olan we ile aynı olduğu anlaşılır. Bu yapı "Nasıl?" sorusunu yanıtlar ve süreç açıklamalarında, talimatlarda ve önerilerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Yöntem ifadesini by ve lower fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the screen brightness, you can make the battery last longer.
Cevabı göster
By lowering
for all practical purposes: pratik eşdeğerlik
For all practical purposes, "etkili olarak" veya "gerçek durumda önemli olan her açıdan" anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Konuşanın, teknik bir istisnaya yer bırakırken normal kararlar açısından bir iddiayı doğru kabul etmesini sağlar. Burada enerji kaynağı trilyonlarca yıl sürecektir; bu nedenle insanlar için anlamlı her zaman ölçeğinde sonsuzmuş gibi kabul edilebilir. Bu ifade, kaynağın gerçekten sonsuz olduğunu öne sürmekten dikkatle kaçınır.
Alıştırma
"Teknik bir istisnaya rağmen fiilen" anlamındaki dört sözcüklü ifadeyi kullanın: The two versions differ internally, but ____, they are identical for everyday users.
Cevabı göster
for all practical purposes
blow it up: anlamı ve zamirin yeri
Bu cümlede blow it up, enerji sistemini patlatmak veya bir patlamayla yok etmek anlamına gelir. Up, blow up öbek fiilinin bir parçasıdır; havanın yukarı doğru hareket ettiğini anlatmaz. Blow up, nesne aldığında ayrılabilir. Bir isim öbek fiilden sonra veya iki parçasının arasında bulunabilir: blow up the device ya da blow the device up. Zamir ise mutlaka ortaya gelmelidir; bu yüzden blow it up doğrudur, blow up it değildir.
Alıştırma
Cümleyi blow up ile tamamlayın ve zamiri doğru yere yerleştirin: The demolition team checked the empty building, and tomorrow they will ____.
Cevabı göster
blow it up
they will continue to get stronger and stronger Anlatım akışı
7:01gittikçe güçlenmeye devam edecekler
stronger and stronger ... more and more energy: paralel artış
Yinelenen karşılaştırma biçimi stronger and stronger, dalgaların gücünün zamanla sürekli arttığını gösterir. More and more energy ise enerji miktarının arttığını göstermek için buna paralel yinelenen bir kalıp kullanır. Stronger and stronger içindeki and ile more and more içindeki and, sürekli artışı anlatan iki kalıbı oluşturur. Ortadaki and ise birlikte gelişen iki süreci bağlar: dalgalar güçlenir ve daha fazla enerji alır. Bu paralel yapı, cümleyi ayna parçalanana kadar süren bir tırmanış olarak düzenler.
Alıştırma
Vurgulanan sözcüklerin cümledeki bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Her and yalnızca birbirinden bağımsız gerçekleri sıralar; bu yüzden değişimler arasında bir ilişki gösterilmez.
- Bu ifadeler hem gücün hem de enerjinin sabit düzeylerde kaldığını söyler.
- Yinelenen her ifadenin içindeki and sürekli artışı kurarken ortadaki and, büyüyen iki süreci birbirine bağlar.
Cevabı göster
Yinelenen her ifadenin içindeki and sürekli artışı kurarken ortadaki and, büyüyen iki süreci birbirine bağlar.
A supermassive black hole would release as much energy as a supernova,
7:08Süper kütleli bir kara delik bir süpernova kadar enerji açığa çıkarır
the largest explosion any living being could ever create.
7:13herhangi bir canlının yaratabileceği en büyük patlama haline getirir.
making the bomb the largest explosion...: -ing ile sonuç bildiren yan cümle
Burada making, önceki yan cümlenin tamamının sonucunu bildirir: süpernova düzeyinde enerji açığa çıkması, bombanın en büyük patlama hâline gelmesine ya da öyle sayılmasına yol açar. Bombayı üretmek anlamına gelmez. Yapı make + nesne + isim tamamlayıcısı şeklindedir: making + the bomb + the largest explosion.... Nesneden sonraki isim öbeği, nesnenin neye dönüştüğünü veya ne sayıldığını belirtir. Sonuç bildiren bu tür bir -ing yan cümlesi, ana ifadeye sonucu doğrudan ekler.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için kullanılan make biçimiyle cümleyi tamamlayın: The final goal broke the tie, ____ our team the champion.
Cevabı göster
making
Penrose process: dönen bir kara delikten enerji çıkarma
Penrose süreci, dönen bir kara delikten dönme enerjisi çıkarmaya yönelik kuramsal bir yöntemdir. Temel fikirde ergosferdeki bir etkileşim, enerjinin dışarı kaçmasını sağlarken kara delik dönme enerjisinin bir kısmını kaybeder. Adını fizikçi Roger Penrose'dan alır. Bu cümlede process, yerleşik bir bilimsel adın parçasıdır; herhangi bir adımlar dizisini anlatan genel bir sözcük değildir. Bu terim, videoda açıklanan enerji çıkarma fikrine resmî bir ad verir.
Alıştırma
Bu bağlamda Penrose process neyin adıdır?
- Kara delik oluşturmak için kullanılan sıradan bir iş akışı
- Ömrünün sonunda bir yıldızın patlaması
- Dönen bir kara delikten enerji çıkarmaya yönelik özel adlı kuramsal bir yöntem
Cevabı göster
Dönen bir kara delikten enerji çıkarmaya yönelik özel adlı kuramsal bir yöntem
and all the white dwarfs transformed into black dwarfs,
7:37ve tüm beyaz cüceler siyah cücelere dönüştükten sonra,
Astronomi terimleri red dwarfs, white dwarfs ve black dwarfs
Vurgulanan ifadeler yerleşik astronomi adlarıdır. Burada dwarf, kısa boylu bir insanı değil, küçük bir yıldız türünü veya yıldız kalıntısını belirtir. Renk sözcükleri sıradan betimlemeler değil, bilimsel adların parçalarıdır. Cümle çok uzak gelecekteki iki gelişmeyi bir araya getirir: red dwarfs sonunda soğur ve white dwarfs sonunda black dwarfs hâline gelir. Bunlar üç aşamalı tek bir sıra değildir; red dwarf, white dwarf öncesindeki aşama değildir. Black dwarf kuramsaldır, çünkü evren henüz bir tanesinin oluşmasına yetecek kadar yaşlı değildir.
Alıştırma
Hangi ifade astronomi terimlerini doğru kullanıyor?
- Black dwarf, bir white dwarf son derece uzun süre soğuduktan sonra oluşabilecek varsayımsal bir cisimdir.
- Red dwarf, bir white dwarf kararmadan hemen önceki kısa aşamadır.
- White dwarf, yalnızca gün batımından sonra görülen bir red dwarf türüdür.
Cevabı göster
Black dwarf, bir white dwarf son derece uzun süre soğuduktan sonra oluşabilecek varsayımsal bir cisimdir.
Önceki fikrin tamamına gönderme yapan If so
Burada so, az önce belirtilen fikrin tamamının yerini tutar; very gibi bir derece bildirmez. If so, “eğer bu doğruysa” veya “durum buysa” anlamına gelir. Önceki olasılığı bir koşula dönüştürür ve fikrin tamamını tekrarlamadan olası sonucu sunar. Böylece bağlantı açık kalırken sonucun kesin değil, koşula bağlı olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi “eğer bu doğruysa” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The library may close early today. ____, we'll return tomorrow.
Cevabı göster
If so
which is equally chilling and uplifting. Anlatım akışı
7:57ki bu hem tüyler ürpertici hem de moral verici bir şeydir.
Aynı ölçüde ürpertici ve umut verici
Equally, birbirine bağlanan iki sıfata aynı ağırlığı verir. Bu son, yalnızca korkutucu ya da yalnızca umut verici olarak sunulmaz: chilling korku veya huzursuzluk yarattığını, uplifting ise umut ya da cesaret verdiğini anlatır. Cümle, zıt tepkileri equally A and B kalıbına yerleştirerek bilinçli biçimde dengelenmiş bir duygusal değerlendirmeyle sona erer. Bu yapı, tek bir olay benzer güçte iki karşıt tepki doğurduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümledeki equally chilling and uplifting ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Umut vericidir ama hiç korkutucu değildir.
- Yukarı çıkmadan önce fiziksel olarak soğur.
- Benzer ölçüde hem korkutucu hem de umut vericidir.
Cevabı göster
Benzer ölçüde hem korkutucu hem de umut vericidir.
Hiç ışık olmasa bile gidebileceğimiz yerler var
Bu sonuç bölümünde without any light önce fiziksel olarak karanlık bir geleceği anlatır. Places we can go gerçek varış noktaları anlamına gelebilir; ancak burada yaşamın hayatta kalmak ve enerji elde etmek için hâlâ sahip olduğu olasılıkları da temsil eder. Bu karşıtlık, bilimsel bir fikri umut veren bir kapanış mesajına dönüştürür: karanlık, bütün seçeneklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Daha genel olarak somut bir yer veya yol, ilerlemenin olası bir biçimini temsil edebilir.
Alıştırma
Bu sonuçta places we can go neyi düşündürür?
- Yalnızca parlak biçimde aydınlatılmış turistik yerler.
- Karanlığın kendisinin yeni yıldızlar yarattığının kanıtı.
- Yaşamın devam edebileceği olası yollar ve ulaşabileceği yerler.
Cevabı göster
Yaşamın devam edebileceği olası yollar ve ulaşabileceği yerler.