Kara Delik Bombası ve Kara Delik Medeniyetleri: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.211 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Video, dönen bir kara deliğin uzay-zamanı nasıl büktüğünü, Penrose süreciyle enerji verdiğini ve bunun bir uygarlığı besleyebileceğini ya da bombaya dönüşebileceğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “It turns out” — Söylem, hikâye ve retorik: anlatıcının enerjinin sonsuza dek kaybolduğu fikrini çürütüp temel keşfe nasıl geçtiğini görün. 2. “a Dyson sphere,” — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: yıldız ölçeğindeki bu yapıyı kara deliği saran aynayla ilişkilendirin, fakat iki tasarımı aynı saymayın. 3. “for all practical purposes,” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir şeyi pratikte doğru sayarken enerji kaynağının gerçekten sonsuz olduğunu ileri sürmeyin.

Bu derste

Black holes are the largest collections of pure violent energy in the universe.

0:01

Kara delikler, evrendeki saf şiddetli enerjinin en büyük topluluklarıdır.

If you come too close,

0:06

Eğer çok yaklaşırsanız,

they'll devour you and add your energy to their collection.

0:07

sizi yutup enerjinizi kendi koleksiyonlarına katarlar.

And so,

0:11

Ve böylece,

the energy is lost to us forever.

0:12

o enerji bizim için sonsuza dek kaybolur.

Or is it?

0:14

Gerçekten öyle mi?

It turns out there's a universe cheat code, Anlatım akışı

0:15

Görünüşe göre evrenin bir hile kodu var,

Anlatım akışı

It turns out: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği açıklama

It turns out, cümle ya da yan cümle başında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir ve “sonuçta” ya da “sonradan öğreniyoruz ki” anlamına gelir. Burada sonraki bilginin önceki varsayımı geçersiz kıldığını gösterir; fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz. Arkasından that ile başlayan bir yan cümle gelebilir ve that çoğu zaman düşürülür: It turns out (that) there's.... Böylece konuşan kişi önceki bir inançtan şimdi açıklanan gerçeğe geçer.

Alıştırma

Hangi cümlede It turns out, önceki bir beklentiyi düzelten yeni öğrenilmiş bir gerçeği açıklamak için kullanılmıştır?

  1. Before bed, Maya turns out the kitchen light.
  2. We expected a long wait, but it turns out our table is ready.
  3. At the corner, the path turns toward the river.
Cevabı göster

We expected a long wait, but it turns out our table is ready.

a way of powering civilizations until the very death of everything Dilbilgisi

0:18

her şeyin nihai ölümüne kadar medeniyetlere güç sağlamanın bir yolu,

or of constructing the largest bomb in the universe.

0:22

ya da evrendeki en büyük bombayı inşa etmenin.

Dilbilgisi

a way of ... or of ...: paralel -ing öbekleri

way adı, of + -ing öbeğiyle tamamlanır: a way of powering.... powering ulaç biçimi, bu yolun ne yapmak için kullanılabileceğini belirtir. İkinci kol aynı edatı ve biçimi tekrarlar: or of constructing.... Her iki of öbeği de a way ifadesine bağlıdır; dolayısıyla yapı a way [of powering X] or [of constructing Y] şeklindedir. of sözcüğünün tekrarlanması iki seçeneği açık ve paralel tutar; constructing, everything sözcüğüne bağlanmaz.

Alıştırma

a way of X or of Y kalıbını tamamlamak için edatı tekrarlayın: The app gives users a way of reviewing new words or ____ checking their pronunciation.

Cevabı göster

of

But how?

0:26

Peki ama nasıl?

Didn't we learn that all energy is trapped forever in black holes,

0:27

Tüm enerjinin sonsuza kadar kara deliklerde hapsolduğunu öğrenmemiş miydik,

even light?

0:31

ışık bile olsa?

This is true.

0:32

Bu doğru.

Everything you think you know about the weirdest thing in the universe

0:34

Evrendeki en tuhaf şey hakkında bildiğinizi sandığınız her şey

is about to get weirder Dilbilgisi

0:37

daha da tuhaflaşmak üzere,

Dilbilgisi

is about to get weirder: yakın bir değişiklik

Be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Burada is about to, sıradaki değişikliği çok yakınmış gibi sunarak açıklama devam etmeden önce merak yaratır. Get + karşılaştırma sıfatı, derecedeki bir değişimi anlatır. Get weirder daha tuhaf hâle gelmek demektir; dolayısıyla tüm ifade, zaten tuhaf görünen şeyin yakında daha da tuhaf görüneceğini haber verir.

Alıştırma

Cümleyi be about to + get yapısıyla tamamlayın: The sky ____ darker.

Cevabı göster

is about to get

for one simple reason.

0:38

basit bir nedenden dolayı.

Black holes are spinning.

0:40

Kara delikler dönüyor.

Why black holes spin?

0:52

Kara delikler neden döner?

When really really massive stars die,

0:57

Gerçekten çok büyük kütleli yıldızlar öldüğünde,

their cores collapse under their own gravity into black holes. Kalıp ifadeler

0:59

çekirdekleri kendi kütle çekimleri altında çökerek kara deliklere dönüşür.

Kalıp ifadeler

collapse under ... into ...: neden ve sonuç

Collapse under + kuvvet, çökmeye neyin neden olduğunu veya onu neyin yönlendirdiğini belirtir. Their own gravity, yıldızların çekirdeklerinin kendi kütlelerinin oluşturduğu kütleçekim tarafından sıkıştırılması demektir. Collapse into + sonuç, çöken şeyin neye dönüştüğünü belirtir. under ... into ... yapılarını aynı yan cümlede kullanmak neden ile sonucu birbirine bağlar: çekirdekler kendi kütleçekimleri nedeniyle çöker ve sonunda kara deliklere dönüşür.

Alıştırma

İki edatı tamamlayın: The tent collapsed ____ the weight of the snow ____ a flat heap.

Cevabı göster

under · into

This means something very big becomes very very tiny,

1:03

Bu, çok büyük bir şeyin çok ama çok küçük bir hale gelmesi demektir,

like the tiniest anything can be in this universe.

1:07

bu evrende herhangi bir şeyin olabileceği en küçük şey gibi.

But stars are rotating

1:11

Ancak yıldızlar dönmektedir

and a fundamental property of our universe

1:12

ve evrenimizin temel bir özelliği

is that things that are spinning don't want to stop spinning.

1:15

dönen şeylerin dönmeyi bırakmak istememesidir.

We call this angular momentum. Kelime

1:19

Biz buna açısal momentum diyoruz.

Kelime

angular momentum: dönme hareketinin fiziksel niceliği

Angular momentum, bir nokta veya eksen çevresindeki dönme hareketini ölçen fiziksel bir niceliktir. Bu cümlede We call this ... daha önce açıklanan niceliğin teknik adını verir. Dışarıdan döndürücü bir kuvvetin, yani torkun etki etmediği kapalı bir sistemde toplam açısal momentum sabit kalır. Burada momentum sözcüğü fiziksel anlamındadır; günlük dildeki ilerleme veya giderek artan heyecan anlamında değildir.

Alıştırma

Fizik tanımını iki sözcüklü terimle tamamlayın: The quantity that describes rotational motion around an axis is called ____.

Cevabı göster

angular momentum

And this angular momentum can't go away.

1:21

Ve bu açısal momentum yok olamaz.

A big thing that spins and becomes smaller

1:24

Dönen ve küçülen büyük bir nesne

spins faster.

1:27

daha hızlı döner.

So, as the core of a star collapses,

1:29

Dolayısıyla, bir yıldızın çekirdeği çökerken,

its momentum makes it spin faster and faster and faster

1:31

momentum onu daha hızlı, daha hızlı ve daha hızlı döndürür,

until it collapses into a black hole.

1:35

ta ki bir kara deliğe çökene kadar.

And the black hole keeps on spinning inconceivably fast. Kalıp ifadeler

1:38

Ve kara delik akıl almaz derecede hızlı dönmeye devam eder.

Kalıp ifadeler

keeps on spinning içindeki keep on + -ing

Keep on + fiilin -ing biçimi, bir eylemi yapmaya devam etmek anlamına gelir ve çoğu zaman eylemin sürmesini veya tekrarlanmasını özellikle vurgular. Black hole öznesi tekil olduğu için keep, keeps biçimine dönüşür. Buradaki keeps on spinning, kara deliğin oluştuktan sonra da dönmeye devam ettiğini anlatır. On, fiil kalıbının bir parçasıdır; bir şeyin başka bir şeyin üzerinde tutulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi keep on + spin yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: Even after the motor stopped, the wheel ____.

Cevabı göster

kept on spinning

Some of them spin millions of times a second.

1:42

Bazıları saniyede milyonlarca kez döner.

Why spinning black holes are special?

1:46

Dönen kara delikler neden özeldir?

Just like non-spinning black holes, Anlatım akışı

1:50

Tıpkı dönmeyen kara delikler gibi,

spinning black holes have an event horizon and a singularity at their core Kelime

1:52

dönen kara deliklerin de bir olay ufku ve merkezlerinde bir tekilliği vardır,

Kelime

event horizon: kara deliğin geri dönüşü olmayan sınırı

Event horizon, bir kara deliğin çevresinde bulunan ve ötesinden hiçbir şeyin, ışığın bile kaçamadığı sınırı ifade eder. Bu, uzaydaki bir sınırdır; katı bir yüzey değildir. Bu cümlede event horizon kara deliğin özelliklerinden biridir, singularity ise merkezindedir. Event horizon ifadesini event ve horizon sözcüklerinin gündelik anlamlarını birleştirerek değil, kalıplaşmış tek bir bilimsel terim olarak anlayın.

Alıştırma

Bilimsel tanımı doğru iki sözcüklü terimle tamamlayın: The boundary around a black hole beyond which light cannot escape is called the ____.

Cevabı göster

event horizon

where all of their mass is concentrated.

1:56

tüm kütlelerinin yoğunlaştığı yer burasıdır.

Anlatım akışı

Cümle başında karşılaştırma kalıbı olarak Just like ...

Burada Just like, “tıpkı … gibi” veya “aynı şekilde” anlamına gelir. Just benzerliği vurgular; “az önce” anlamına gelmez. Başlangıçtaki ifade, dönen kara delikleri dönmeyenlerle karşılaştırır. Just like ... ifadesini ana cümleden önce kullanmak, okura önce ortak bir karşılaştırma noktası verir. Bu, açıklamayı düzenlemenin kullanışlı bir yoludur: önce yeni konunun bilinen bir şeyle ortak yönünü söyleyin, ardından neyin farklı olduğunu açıklayın.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü cümle başı karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: ____ its larger cousin, this small robot can climb stairs.

Cevabı göster

Just like

Kelime

Kara delik fiziğinde singularity

Bu kara delik bağlamında singularity, teknik bir fizik terimidir. Modelin kara deliğin kütlesini yoğunlaşmış kabul ettiği ve olağan fiziksel açıklamanın geçerliliğini yitirdiği merkezî yeri veya yapıyı adlandırır. Burada yalnızca «benzersiz bir şey» anlamına gelmez. Bilimsel bir açıklamada bu kelimeyle karşılaştığınızda, özel anlamını çevresindeki konudan belirleyin.

Alıştırma

Kara delikle ilgili bu cümlede singularity ne anlama geliyor?

  1. Sıra dışı veya benzersiz olan herhangi bir şey
  2. Modelin kara deliğin kütlesini yoğunlaştırdığı aşırı merkezî bir yapı
  3. Işığın ötesinden kaçamadığı sınır
Cevabı göster

Modelin kara deliğin kütlesini yoğunlaştırdığı aşırı merkezî bir yapı

The singularity is usually described as a single infinitely small point

1:59

Tekillik genellikle sonsuz derecede küçük, tek bir nokta olarak tanımlanır,

with no surface area.

2:03

hiçbir yüzey alanı olmayan.

But points can't rotate, Anlatım akışı

2:05

Ancak noktalar dönemez,

so a rotating singularity can't be a point.

2:07

bu yüzden dönen bir tekillik bir nokta olamaz.

Anlatım akışı

But ..., so ...: öncül ve sonuç

Cümle kısa bir mantıksal sav kurar. But, sıradaki gerçeğin önceki bir düşünceye karşı çıktığını veya onu düzelttiğini belirtir. İlk yan cümle olan points can't rotate öncüldür. So, bu öncülden çıkan sonucu tanıtır: Bir tekillik dönüyorsa nokta olamaz. Burada so, derece bildiren «bu kadar» değil, «dolayısıyla» anlamındadır.

Alıştırma

But ve so sözcüklerinin cümleyi nasıl düzenlediğini hangi açıklama doğru anlatır?

  1. But önceki düşünceyle karşıtlık oluşturan bir öncül sunar, so ise bu öncülden çıkarılan sonucu sunar.
  2. But sonucu verir, so ise «çok» anlamına gelir.
  3. Hem But hem de so yalnızca birbiriyle ilgisiz gerçekler ekler.
Cevabı göster

But önceki düşünceyle karşıtlık oluşturan bir öncül sunar, so ise bu öncülden çıkarılan sonucu sunar.

Instead,

2:11

Bunun yerine,

it's a ringularity. Deyimler

2:12

o bir halka tekilliğidir.

Deyimler

“ringularity”: ring ile singularity sözcüklerinin mizahi birleşimi

“Ringularity”, ring ve singularity sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş mizahi bir sözcüktür. Bu cümlede, nokta yerine halka biçiminde düşünülen bir tekilliğe ad verir. Sözcüğün kendisi hem şakayı hem de açıklamayı taşır: ring biçimi, singularity ise fizik kavramını verir. Sözcüğün tamamı yabancı olsa bile parçaları konuşanın anlatmak istediğini anlamaya yardım eder.

Alıştırma

“ringularity” bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Halka biçimli bir tekilliğe ad vermek için ring ve singularity sözcüklerini mizahi biçimde birleştirir.
  2. Halkanın olağanüstü yüksek bir hızla döndüğünü söyler.
  3. Dönen bütün kara delikler için kullanılan standart ve resmî terimdir.
Cevabı göster

Halka biçimli bir tekilliğe ad vermek için ring ve singularity sözcüklerini mizahi biçimde birleştirir.

A ringularity is a ring with a thickness of zero and no surface

2:14

Halka tekilliği, sıfır kalınlığa sahip ve yüzeyi olmayan bir halkadır,

spinning extremely fast

2:18

son derece hızlı döner

containing all the mass of the black hole.

2:20

ve kara deliğin tüm kütlesini içerir.

The black hole is spinning so fast Dilbilgisi

2:23

Kara delik o kadar hızlı dönmektedir ki

that it morphs space and time itself.

2:25

uzayı ve zamanın kendisini şekilden şekle sokar.

Dilbilgisi

“so fast that”: dereceyi sonuca bağlamak

spinning so fast that it morphs ... ifadesinde so ... that, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. so, fast zarfının derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle ise dönme bu dereceye ulaştığında ne olduğunu söyler. Yeniden kullanılabilir kalıp fiil + so + zarf + that + sonuç cümlesidir. Burada so tek başına “bu yüzden” anlamına gelmez; derece bildiren fast sözcüğünü çevreleyecek biçimde that ile birlikte çalışır.

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The robot moved ____ quickly ____ the camera could not follow it.

Cevabı göster

so · that

It literally drags space with it, Kelime

2:27

Kelimenin tam anlamıyla uzayı kendisiyle birlikte sürükler,

Kelime

drags space with it: bilimde drag fiilinin genişletilmiş anlamı

Burada drags, kara deliğin uzayı katı bir nesne gibi yakaladığı anlamına gelmez. Kara deliğin dönüşünün yakındaki uzay-zamanı kısmen kendi dönüşünü izlemeye zorladığı anlamına gelir. Soyut bir fiziksel etkiyi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için günlük bir hareket fiili kullanılır. Literally, etkinin fiziksel olarak gerçek olduğunu vurgular; ancak bu ifade yine de çerçeve sürüklenmesinin basitleştirilmiş bir tasviridir.

Alıştırma

“A rotating black hole drags nearby spacetime with it,” cümlesinde drags ... with it ne anlama gelir?

  1. Yakındaki uzay-zamanın kendi dönüşünü kısmen izlemesine yol açar.
  2. Uzayı hiç etkilemeden uzayın içinde hareket eder.
  3. Katı bir uzay parçasını yakalayıp eliyle çeker.
  4. Çevresindeki bütün uzayı ortadan kaldırır.
Cevabı göster

Yakındaki uzay-zamanın kendi dönüşünü kısmen izlemesine yol açar.

such is its power. Dilbilgisi

2:30

gücü işte bu kadardır.

Dilbilgisi

such is its power: such ile resmi devrik yapı

Such is its power cümlesinde such, is fiilinin tümleci olarak tek başına durur ve önceki cümlede gösterilen olağanüstü dereceye gönderme yapar. Anlamı gücünün son derece büyük olduğudur; bu tür bir güç demek değildir. Cümle, such sözcüğünü fiilin ve öznenin önüne getirerek resmi ve devrik Such + be + özne kalıbını oluşturur. Bu sıralama, cümleyi az önce verilen kanıtların güçlü ve söz sanatlı bir özeti hâline getirir.

Alıştırma

Dersin kalıbını kullanarak resmi ve söz sanatlı özeti tamamlayın: The rescue team needs three days to reach the station. ____ its isolation.

Cevabı göster

Such is

This creates a new and super weird region of space time,

2:31

Bu, uzay-zamanda yeni ve süper tuhaf bir bölge yaratır,

the ergosphere, Kelime

2:36

ergosfer,

which envelops the black hole.

2:37

kara deliği saran yer.

Kelime

Dönen bir kara deliğin çevresindeki ergosfer

Ergosfer, dönen bir kara deliğin dışında bulunan ve kara deliğin dönüşünün uzay-zamanı beraberinde sürüklediği bölgedir. Bu bölgede hiçbir şey uzaktaki uzaya göre tamamen hareketsiz kalamaz; dönüş yönünde hareket etmek zorundadır. Ergosfer katı, küresel bir kabuk değildir ve olay ufkuyla aynı şey değildir. Olay ufkunu çevreler; ergosfere girmek tek başına kaçışı imkânsız kılmaz.

Alıştırma

Ergosferi en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Hiçbir şeyin dış evrene geri dönemediği sınır
  2. Her tür kara deliği çevreleyen katı bir madde kabuğu
  3. Dönen bir kara deliğin dışında, uzay-zaman sürüklenmesi nedeniyle hiçbir şeyin uzaktaki uzaya göre hareketsiz kalamadığı bölge
Cevabı göster

Dönen bir kara deliğin dışında, uzay-zaman sürüklenmesi nedeniyle hiçbir şeyin uzaktaki uzaya göre hareketsiz kalamadığı bölge

If space and time are completely broken inside the event horizon,

2:39

Eğer uzay ve zaman olay ufkunun içinde tamamen parçalanmışsa,

then they're only half broken inside the ergosphere.

2:43

ergosferin içinde sadece yarı yarıya parçalanmıştır.

Inside the ergosphere,

2:47

Ergosferin içinde,

nothing makes sense.

2:49

hiçbir şey mantıklı değildir.

It's possible to enter it and then leave it again,

2:50

Ona girip sonra tekrar çıkmak mümkündür,

but it's probably not a great experience. Ton ve niyet

2:53

ama muhtemelen harika bir deneyim olmaz.

Ton ve niyet

it's probably not a great experience ifadesinde hafife alma

Burada "it's probably not a great experience", deneyimin yalnızca biraz tatsız olduğu anlamına gelmez. probably ve not great sözcükleri son derece tehlikeli bir durumu bilerek yumuşatır. Bu, bir şeyi gerçekte olduğundan daha az ciddi gösteren hafife alma anlatımıdır. Hafif sözlerle ağır tehlike arasındaki fark kuru bir mizah yaratır; ancak dinleyicinin gerçek uyarıyı anlaması beklenir.

Alıştırma

Bir öyküde roket düşüyor ve biri "That was probably not a great landing." diyor. Konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Biraz hayal kırıklığı yaratan inişi tarafsızca değerlendirir.
  2. Kuru mizah yaratmak için ciddi bir başarısızlığı hafife alır.
  3. İnişin büyük ölçüde başarılı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Kuru mizah yaratmak için ciddi bir başarısızlığı hafife alır.

You can imagine it like this.

2:56

Bunu şöyle hayal edebilirsiniz.

Falling into a static black hole is like sliding down a hole. Anlatım akışı

2:58

Statik bir kara deliğe düşmek bir delikten aşağı kaymak gibidir.

Being inside the ergosphere of a spinning black hole

3:02

Dönen bir kara deliğin ergosferinin içinde olmak ise

is like spiraling down a deadly drain.

3:05

ölümcül bir gidere doğru sarmal çizerek inmek gibidir.

Anlatım akışı

Eşleştirilmiş benzetme olarak is like sliding ... / is like spiraling ...

İki is like ifadesi eşleştirilmiş bir benzetme kurar. İlk görüntü, durağan bir kara deliğe düşmeyi aşağı kaymak olarak; ikinci görüntü ise dönen bir kara deliğin ergosferindeki hareketi spiral çizerek aşağı inmek olarak açıklar. Aynı kalıbın tekrarlanması karşıtlığın kolayca izlenmesini sağlar. Buradaki like, gerçek anlamda özdeşliği değil benzerliği belirtir. Gider görüntüsü, içeri doğru çeken dairesel hareketi gözünüzde canlandırmanıza yardım eder; kara deliğin içinde gerçek bir tesisat olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte tekrarlanan is like ... / is like ... kalıbı ne işe yarar?

  1. Aşağı kayma ile spiral çizerek aşağı inme arasındaki farkı daha anlaşılır kılmak için eşleşen iki görüntü kullanır.
  2. Kinetik enerjiyle ilgili birbiriyle bağlantısız iki tanım verir.
  3. Her iki kara delik türünün de gerçek delikler ve giderler içerdiğini söyler.
Cevabı göster

Aşağı kayma ile spiral çizerek aşağı inme arasındaki farkı daha anlaşılır kılmak için eşleşen iki görüntü kullanır.

The black hole transfers its own kinetic energy in the form of rotation Kalıp ifadeler

3:09

Kara delik dönüş şeklindeki kendi kinetik enerjisini

to everything that enters the ergosphere.

3:13

ergosfere giren her şeye aktarır.

Kalıp ifadeler

in the form of rotation: dönme biçiminde

in the form of + isim yapısı, bir şeyin var olduğu, göründüğü, sunulduğu veya aktarıldığı biçimi ya da yolu belirtir. Burada kara deliğin kinetik enerjisinin dönme olarak aktarıldığını söyler. Dil bilgisi açısından ifade kinetic energy ögesini açıklar: rotation, aktarılan enerjinin aldığı biçimdir. Burada form, doldurulan bir belge değil, “biçim veya tür” anlamındadır.

Alıştırma

Depolanan enerjinin aldığı biçimi tanıtan, bu derste öğrendiğiniz dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The battery stores energy ____ chemical energy.

Cevabı göster

in the form of

The ringularity makes you dance

3:16

Halka tekilliği sizi dans ettirir

whether you want to or not. Dilbilgisi

3:18

isteseniz de istemeseniz de.

Dilbilgisi

Whether ... or not: sonuç iki durumda da aynı

whether you want to or not ifadesinde whether iki olasılığı sunar: dans etmek istemek ve istememek. Sondaki or not ikinci olasılığı açıkça belirtir. Burada ringülarite kişiyi her iki durumda da dans ettirdiği için bu ifade gerçek bir soru sormaz. Sonucun iki olasılıktan hangisinin doğru olduğuna bağlı olmadığı durumlarda whether + yan cümle + or not yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or not kullanarak tamamlayın: The outdoor show will continue ____ it rains ____.

Cevabı göster

whether · or not

You need to move faster than the speed of light just to stand still here,

3:20

Sadece burada sabit durmak için bile ışık hızından daha hızlı hareket etmeniz gerekir,

which is impossible.

3:23

ki bu imkansızdır.

But here's our cheat code. Deyimler

3:25

İşte hile kodumuz burada.

We can steal this energy.

3:27

Bu enerjiyi çalabiliriz.

Deyimler

Güçlü bir kısayol benzetmesi olarak cheat code

Cheat code, kelime anlamıyla oyuncuya alışılmadık bir avantaj sağlayan oyun komutu veya kodudur. Burada ise bir benzetmedir: Konuşmacı, dönen kara delikten enerji çıkarma yöntemini güçlü bir oyun kısayoluymuş gibi sunar. Bu ifade, zor bir fizik fikrini zekice ve kolay anlaşılır gösterir. Birinin gerçekten kod girdiği, başka birini aldattığı veya fizik yasalarını çiğnediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede cheat code ne anlama geliyor? This keyboard shortcut is my cheat code for editing videos.

  1. Görevi çok daha kolaylaştıran akıllıca bir kısayol
  2. Bir video oyununun kurallarını bozmak için kullanılan gizli bir komut
  3. Başka birinin dosyalarının kilidini açan parola
Cevabı göster

Görevi çok daha kolaylaştıran akıllıca bir kısayol

And there's a lot of energy to steal.

3:29

Ve çalınacak çok enerji var.

How to steal energy from a monster.

3:32

Bir canavardan enerji nasıl çalınır.

Take the supermassive black hole at the center of the Milky Way. Anlatım akışı

3:36

Samanyolu'nun merkezindeki süper kütleli kara deliği ele alalım.

Anlatım akışı

Bir örnek sunmak için Take + isim öbeği

Burada Take + isim öbeği, “bunu bir örnek olarak ele al” anlamına gelir. Bu, söylemi düzenleyen bir emir yapısıdır: konuşmacı, ne gösterdiğini açıklamadan önce belirli bir durumu seçer. Kimseye kara deliği fiziksel olarak kaldırması veya başka yere götürmesi söylenmez. Bu yapı açıklamalarda ve savlarda kullanışlıdır. Take X ya da Take X, for example, dinleyiciyi X hakkında gelecek bir bilgiye, hesaba veya sonuca hazırlar.

Alıştırma

“Take the supermassive black hole at the center of the Milky Way.” cümlesinde konuşmacı ne yapıyor?

  1. Kara deliği ele alınacak bir örnek olarak sunmak
  2. Birinden kara deliği kaldırmasını istemek
  3. Kara deliğin konuşmacıya ait olduğunu iddia etmek
Cevabı göster

Kara deliği ele alınacak bir örnek olarak sunmak

We could steal as much energy from it Dilbilgisi

3:40

Ondan

as every single star in the Milky Way emits in a billion years combined.

3:42

Samanyolu'ndaki her bir yıldızın bir milyar yılda yaydığı enerjinin toplamı kadar enerji çalabiliriz.

Dilbilgisi

as much + sayılamayan isim + as

as much + sayılamayan isim + as kalıbı miktarları karşılaştırır. Burada could ile birlikte mümkün olan bir üst miktarı belirtir: alınan enerji, karşılaştırma için kullanılan miktara eşit olabilir. Energy sayılamayan bir isimdir; bu yüzden onu many değil much niteler. İkinci as'ten sonraki karşılaştırma ölçütü tam bir yan cümle olabilir. Burada bu ölçüt, Samanyolu'ndaki her bir yıldızın bir milyar yılda yaydığı miktardır; combined, bütün bu yıldızların çıktılarının toplandığını belirtir.

Alıştırma

Başka sözcük eklemeden, yalnızca temel as much ... as kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new battery can store ____ energy ____ the old one.

Cevabı göster

as much · as

The easiest way to steal this energy is,

3:47

Bu enerjiyi çalmanın en kolay yolu,

oddly enough, Kalıp ifadeler

3:50

ne tuhaftır ki,

to drop something into the black hole.

3:51

kara deliğin içine bir şey atmaktır.

Kalıp ifadeler

Beklenmedik bir gerçeği işaretleyen “oddly enough”

“Oddly enough”, konuşanın bakış açısını ekleyen bir ara sözdür. Ardından gelen gerçeğin tuhaf veya beklenenin tersine olduğunu, ancak doğru olduğunu belirtir. Burada kara deliğe bir şey bırakmak, ondan enerji almanın en kolay yolu olarak beklenmedik biçimde sunulur. Virgüller bu ifadeyi ana cümleden ayırır. İfade çıkarıldığında cümlenin dil bilgisel yapısı yine tamdır:“The easiest way ... is to drop something ...”. Bu ifadede “enough”, yeterli bir miktar anlamına gelmez; ifadenin tamamı “surprisingly” veya “strange as it may seem” gibi çalışır.

Alıştırma

“Oddly enough, the old key opened the new lock,” cümlesinde “oddly enough” neyi belirtir?

  1. Tuhaf bir şeyden yeterli miktarda vardır.
  2. Ardından gelen gerçek şaşırtıcıdır ama doğrudur.
  3. Konuşan, gerçeğin doğru olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster

Ardından gelen gerçek şaşırtıcıdır ama doğrudur.

We've seen that the ringularity forces energy on us when we enter the ergosphere, Kalıp ifadeler

3:53

Ergosfere girdiğimizde halka tekilliğinin bize enerji yüklediğini görmüştük,

Kalıp ifadeler

“forces energy on us”: force something on someone yapısı

“Force something on someone”, bir kişiye seçmediği bir şeyi kabul ettirmek veya vermek anlamına gelir. Yapı force + şey + on + alıcı biçimindedir. Cümlede “energy” dayatılan şey, “us” ise alıcıdır. Buradaki anlatım halka tekilliğini kişileştirir: Ergosfere girmek, istesek de istemesek de dönme enerjisi almamıza neden olur.

Alıştırma

“Force” fiilinin geçmiş zamanını ve doğru edatı kullanarak tamamlayın: Last week, the committee ____ the new rule ____ every volunteer.

Cevabı göster

forced · on

which is a lot like being in a whirlpool with space-time rushing around and around.

3:58

bu, uzay-zamanın etrafta fırıl fırıl döndüğü bir girdapta olmaya çok benzer.

If you're clever,

4:03

Eğer zekiyseniz,

you can use the water to your advantage Kalıp ifadeler

4:04

suyu kendi avantajınıza kullanabilir

and swim faster than before.

4:06

ve eskisinden daha hızlı yüzebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

Bir şeyi kendi avantajına kullanmak

Use something to your advantage, mevcut bir koşulu, kaynağı veya durumu daha iyi bir sonuç elde etmene yardımcı olacak şekilde kullanmak demektir. Burada yüzücü suyla mücadele etmez; daha hızlı ilerlemek için suyun hareketinden yararlanır. Yapı use + something + to + iyelik biçimi + advantage şeklindedir. İyelik biçimi kişiye göre değişir: to my advantage, to her advantage veya to our advantage. İfade bir “avantaja” doğru hareket etmek değil, bir şeyi yarara dönüştürmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi use ... to your advantage ifadesinin tamamıyla doldur. The room is quiet today, so ____ and finish your project.

Cevabı göster

use it to your advantage

In practice, Anlatım akışı

4:09

Pratikte,

this means sending a rocket into the ergosphere

4:10

bu, ergosfere bir roket göndermek

and making a trade with the black hole.

4:13

ve kara delikle bir takas yapmak anlamına gelir.

Anlatım akışı

In practice, this means ... ile gerçek uygulamaya geçmek

In practice, this means bir fikir, kural veya karşılaştırmadan, bunun gerçekten uygulandığında nasıl göründüğüne geçiş yapar. In practice gerçek dünya çerçevesini kurar; this ise az önce açıklanan fikre gönderme yapar. Ardından genellikle somut bir eylem, sonuç veya gereklilik gelir. Burada ifade, önceki yüzme karşılaştırmasının artık roket içeren gerçek adıma dönüştürüldüğünü gösterir.

Alıştırma

Hedeften somut bir eyleme geçen ifadeyi tam sözcüklerle tamamla. We want to save energy. ____, ____ turning off unused lights.

Cevabı göster

In practice · this means

We give it some mass energy

4:15

Ona biraz kütle-enerji veririz

and it gives us some of its rotational energy.

4:17

ve o da bize biraz dönüş enerjisi verir.

But it's not a fair trade.

4:20

Ama bu adil bir takas değildir.

We get the better deal.

4:22

Biz daha karlı çıkarız.

Normally,

4:24

Normalde,

if you fire a rocket,

4:25

bir roket ateşlerseniz,

you exchange chemical energy for kinetic energy. Kalıp ifadeler

4:26

kimyasal enerjiyi kinetik enerjiyle takas edersiniz.

Kalıp ifadeler

exchange A for B: A'yı verip B'yi almak

“Exchange A for B”, B'yi elde etmek için A'dan vazgeçmek, A'yı kullanmak veya dönüştürmek demektir. “For” edatı, alınan şeyi ya da ortaya çıkan sonucu belirtir. Bu cümlede kimyasal enerji A, kinetik enerji ise B'dir. Burada insanlar arasında bir alışveriş yoktur; kalıp, bir enerji biçiminin başka bir enerji biçimine dönüşmesini anlatır.

Alıştırma

Karşılığında alınan şeyi gösteren edatla cümleyi tamamlayın: The store let Mia exchange the damaged toy ____ a new one.

Cevabı göster

for

This is like pushing yourself forward in a swimming pool.

4:31

Bu kendinizi bir yüzme havuzunda ileri doğru itmek gibidir.

But if you fire a rocket inside the ergosphere,

4:34

Ancak ergosferin içinde bir roket ateşlerseniz,

it's like pushing yourself forward in a wave pool.

4:37

bu kendinizi dalga havuzunda ileri itmeye benzer.

The rotational energy of the waves

4:40

Dalgaların dönme enerjisi

gives you a much stronger boost than you could get just by pushing yourself.

4:42

size sadece kendinizi iterek elde edebileceğinizden çok daha güçlü bir ivme kazandırır.

The boost from the rotation of the black hole

4:47

Kara deliğin dönüşünden gelen bu ivme

is so big

4:49

o kadar büyüktür ki

that you leave the ergosphere with much more energy than you entered it.

4:50

ergosferi, girdiğinizden çok daha fazla enerjiyle terk edersiniz.

The black hole gives a tiny amount of its rotational energy to you

4:55

Kara delik dönme enerjisinin ufak bir miktarını size verir

and slows down a little.

4:58

ve biraz yavaşlar.

Obviously,

5:00

Açıkçası,

this requires a lot of food.

5:01

bu çok fazla 'yiyecek' gerektirir.

Fortunately,

5:03

Neyse ki,

black holes aren't picky eaters. Deyimler

5:04

kara delikler yemek seçmez.

Deyimler

picky eaters: mizahi kişileştirme

“Picky eater”, yalnızca sınırlı sayıda yiyeceği kabul eden, yani yemek seçen kişidir. Cümlede kara deliklerin “aren't picky eaters” olduğu söylendiği için birçok farklı madde türünün onların “yiyeceği” olarak kullanılabileceği anlatılır. Kara deliklere eater denmesi kişileştirmedir: madde “yiyecek”, maddenin içeri alınması da “yemek” olur. Bu mizahi görüntü teknik fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır; kara deliklere biyolojik bir iştah vermez.

Alıştırma

“The recycling machine isn't a picky eater; it accepts metal, glass, and plastic,” cümlesinde “isn't a picky eater” ne anlama gelir?

  1. Neredeyse her tür malzemeyi reddeder.
  2. Yalnızca özenle hazırlanmış yiyecekleri kabul eder.
  3. Birçok farklı malzeme türünü kabul eder.
Cevabı göster

Birçok farklı malzeme türünü kabul eder.

An advanced future civilization would probably harvest asteroids

5:06

Gelecekteki gelişmiş bir medeniyet, muhtemelen bir enerji takviyesine ihtiyaç duyduklarında

to drop them into the black hole when they needed an energy boost.

5:10

onları kara deliğe atmak için asteroitleri toplardı.

But there's an even better way to get energy from a black hole,

5:14

Fakat bir kara delikten enerji elde etmenin daha da iyi bir yolu var,

and oddly enough,

5:17

ve ne kadar tuhaf olsa da,

it builds the biggest bomb

5:18

bu, en büyük bombayı inşa eder,

any living thing could ever hope to build.

5:19

herhangi bir canlının yapmayı umabileceği en büyük bombayı.

The black hole bomb.

5:22

Kara delik bombası.

We only need two things to build a black hole bomb,

5:26

Bir kara delik bombası yapmak için sadece iki şeye ihtiyacımız var,

a fast-spinning black hole,

5:29

hızlı dönen bir kara delik

and a big mirror.

5:31

ve büyük bir ayna.

The mirror has to completely envelop the black hole,

5:32

Ayna kara deliği tamamen çevrelemelidir,

which is similar to a Dyson sphere, Kültür

5:35

bu bir Dyson küresine benzer,

a megastructure that harvests the energy of an entire star.

5:37

tüm bir yıldızın enerjisini toplayan bir mega yapıdır.

Kültür

a Dyson sphere: bir yıldızı çevreleyen dev yapı

Dyson küresi, bir yıldızın enerjisinin büyük bölümünü toplamak için yıldızın çevresinde bulunduğu varsayılan dev bir yapıdır. Gerçekte inşa edilmiş sıradan ve katı bir küre değil, kuramsal bir kavramdır. Burada ölçek ve biçim açısından bir benzetme yapılır: önerilen ayna, Dyson küresinin bir yıldızı çevrelemesi gibi kara deliği tamamen çevreleyecektir. Similar to yalnızca benzerlik bildirir; kara delik aynasının kendisi bir Dyson küresi değildir, çünkü farklı bir nesneyi çevreler ve farklı bir amacı vardır.

Alıştırma

Konuşmacı aynayı neden bir Dyson küresine benzetiyor?

  1. Dyson küresi, kara deliklerin çevresinde zaten kullanılan bir ayna türü olduğu için.
  2. Her Dyson küresi bir kara deliği çevrelemek üzere tasarlandığı için.
  3. İkisinin de bir gök cismini tamamen çevreleyen dev yapılar olarak düşünülmesi nedeniyle.
Cevabı göster

İkisinin de bir gök cismini tamamen çevreleyen dev yapılar olarak düşünülmesi nedeniyle.

Although our mirror would be easier to build.

5:41

Gerçi bizim aynamızı inşa etmek daha kolay olurdu.

Mirrors are simpler

5:44

Aynalar daha basittir

and black holes are much much more compact than stars.

5:45

ve kara delikler yıldızlardan çok ama çok daha kompakttır.

If we made the mirror 10 cm thick, Dilbilgisi

5:50

Eğer aynayı 10 cm kalınlığında yapsaydık,

the metal of a big asteroid

5:52

büyük bir asteroidin metali

would probably be enough material for a black hole with the mass of our sun.

5:54

güneşimizin kütlesine sahip bir kara delik için muhtemelen yeterli malzeme olurdu.

Dilbilgisi

If we made ..., ... would probably be enough: varsayımsal bir tahmin

If + basit geçmiş zaman, ... would ... kalıbı, şimdiki ya da gelecekteki bir fikri varsayımsal olarak sunar. If we made the mirror 10 cm thick cümlesindeki made, üretimin geçmişte yapıldığını göstermez; fikri gerçek ve kesinleşmiş bir plandan uzaklaştırır. Probably, sonucu bir söz değil tahmin hâline getirir. Would probably be enough, hayal edilen koşul altında malzemenin büyük olasılıkla yeterli olduğunu, fakat konuşmacının emin olmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle planı varsayımsal, sonucuysa temkinli bir tahmin olarak sunar?

  1. If we make the casing thinner, the available metal will definitely be enough.
  2. We made the casing thinner, so the available metal was enough.
  3. If we made the casing thinner, the available metal would probably be enough.
Cevabı göster

If we made the casing thinner, the available metal would probably be enough.

Once our mirror is in place, Kalıp ifadeler

5:58

Aynamız yerine yerleştiğinde,

we only need to open a window

6:00

sadece bir pencere açıp

and shoot electromagnetic waves at the black hole.

6:02

kara deliğe elektromanyetik dalgalar fırlatmamız yeterlidir.

Kalıp ifadeler

is in place: kurulmuş ve hazır

Bu cümlede is in place, aynanın kurulmuş veya yerleştirilmiş ve çalışmaya hazır olduğu anlamına gelir. Bir sonraki eylem başlamadan önce tamamlanmış bir durumu anlatır. Be in place, ekipmanın, planların, kuralların veya güvenlik önlemlerinin hazır olduğunu ve gerektiği gibi işlediğini sıkça belirtir. Yalnızca “bir yerde bulunmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “kurulmuş ve hazır” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Before the experiment starts, all safety barriers must be ____.

Cevabı göster

in place

You can imagine what happens next

6:06

Bir topu duvara attığınızı

by imagining tossing a ball at a wall

6:07

ve onun bir mermiden daha hızlı geri geldiğini hayal ederek

and it coming back faster than a bullet.

6:09

bundan sonra ne olacağını tahmin edebilirsiniz.

The waves hit the black hole at light speed.

6:12

Dalgalar kara deliğe ışık hızında çarpar.

A small proportion of the waves falls past the event horizon Dilbilgisi

6:15

Dalgaların küçük bir kısmı olay ufkunun ötesine düşerek

to disappear forever.

6:18

sonsuza dek kaybolur.

Dilbilgisi

to disappear forever: amaç değil, sonuç

Burada to disappear forever, olay ufkunun ötesine düşmenin sonucunu belirtir. Dalgalar bir amaçla sınırı geçmez; bu geçiş, dışarıdaki bir gözlemcinin görüşünden kalıcı olarak kaybolmalarına yol açar. To ile kurulan bir mastar amaç yanında sonuç da ifade edebilir. Bağlam önemlidir: cansız bir özne ve kaçınılmaz bir doğal sonuç, sonuç yorumunu güçlü biçimde destekler.

Alıştırma

'The snow melted to reveal a narrow path,' cümlesinde to reveal a narrow path ne ifade eder?

  1. Karın erimesinin sonucu
  2. Karın erirken taşıdığı niyet
  3. Yolu ortaya çıkarma talimatı
Cevabı göster

Karın erimesinin sonucu

But a much larger amount sloshes through the ergosphere Kelime

6:20

Ancak çok daha büyük bir kısmı ergosferin içinde çalkalanır,

where the black hole forces some of its rotational energy on them

6:23

burada kara delik onlara dönme enerjisinin bir kısmını yükler

and amplifies them.

6:27

ve onları yükseltir.

Kelime

Bir hareket mecazı olarak sloshes through the ergosphere

Slosh, kelime anlamıyla bir sıvının ağır ve düzensiz biçimde, çoğu zaman bir kabın içinde ileri geri hareket etmesini anlatır. Burada sloshes through the ergosphere, dalgaların hareketini bir sıvının bir alanın içinden kabararak geçmesine benzetir. Dalgalar sıvı değildir. Bu fiil, dönen kara deliğin çevresindeki bölgede gerçekleşen hareketli ve düzensiz ilerleyişi canlandıran popüler bilim anlatımıdır; kesin bir akışkanlar dinamiği iddiası değildir.

Alıştırma

Bu cümlede sloshes through the ergosphere neyi düşündürüyor?

  1. Dalgaların ergosferde kelimenin tam anlamıyla sıvıya dönüştüğünü söyler.
  2. Dalgaların ergosferin içinde tamamen hareketsiz kaldığını söyler.
  3. Dalgaları sıvıya benzer, kabaran ve düzensiz bir biçimde hareket ederken betimler.
Cevabı göster

Dalgaları sıvıya benzer, kabaran ve düzensiz bir biçimde hareket ederken betimler.

They now begin superradiant scattering, Kelime

6:29

Şimdi süper-radyant saçılmaya başlarlar,

which are fancy science words meaning Anlatım akışı

6:31

ki bu havalı bilimsel kelimelerin anlamı şudur:

bouncing around between mirror and black hole

6:34

ayna ile kara delik arasında sekmek

and getting stronger.

6:36

ve giderek güçlenmek.

Kelime

Enerji kazandıran saçılma olarak superradiant scattering

Superradiant scattering, yani süperradyant saçılma, bir dalganın dönen bir kara delik gibi dönen bir sistemden saçılıp daha fazla enerjiyle ayrıldığı sürecin teknik adıdır. Ek enerji sistemin dönüşünden gelir. Bu cümlede bouncing around between mirror and black hole and getting stronger, daha geniş ve tekrarlanan sürecin basitleştirilmiş bir görünümünü verir: ayna dalgayı geri gönderirken dönen kara delikle karşılaşmalar dalgayı güçlendirebilir. Scattering tek başına bu enerji kazanımı anlamını içermez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi teknik terimle tamamlayın: A wave extracts rotational energy from a spinning black hole and leaves amplified. This process is called ____.

Cevabı göster

superradiant scattering

Anlatım akışı

which are fancy science words meaning: jargonun anlamını basitleştirmek

“which are fancy science words meaning” ilgi cümleciği, teknik adın ardından kısa bir duraklama yaratır ve “Şimdi aynı fikri daha basit sözlerle açıklıyorum” mesajını verir. meaning sonrasındaki -ing öbekleri, terimin günlük ve kolay anlaşılır açıklamasını sunar. Burada fancy hafif mizahi bir anlam taşır: sözcükler güzel değil, uzmanlara özgü ve karmaşık görünür. Bu anlatım resmiyeti azaltır ve dinleyicinin addan, sürecin gerçekte yaptığı şeye geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Cümlede “which are fancy science words meaning” ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Teknik bir adı daha basit bir açıklamayla anlatmak
  2. Bilimsel sözcükleri kulağa güzel geldikleri için övmek
  3. Konuşanın sürecin varlığından emin olmadığını göstermek
Cevabı göster

Teknik bir adı daha basit bir açıklamayla anlatmak

Every time they go around,

6:38

Etrafta her dolaştıklarında,

they are getting exponentially stronger. Kelime

6:39

katlanarak daha da güçlenirler.

Kelime

exponentially stronger: tekrarlanan çarpmayla büyüme

Exponentially stronger, gücün üstel bir düzene göre arttığı anlamına gelir: her tur mevcut gücü çarpar, bu yüzden sonraki turlarda eklenen miktar önceki turlardakinden daha büyük olur. Bu ifade yalnızca “çok güçlü” demek değildir. Zarf, gücün tekrarlanan turlar boyunca nasıl değiştiğini anlatır: mevcut miktar bir sonraki artışın temeli olduğu için gittikçe daha hızlı büyür.

Alıştırma

Bu matematiksel büyüme düzenini adlandıran iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The signal doubles after every cycle, so it becomes ____.

Cevabı göster

exponentially stronger

By opening some windows in the mirror, Dilbilgisi

6:42

Aynadaki bazı pencereleri açarak,

we can extract the energy from the waves as fast as they grow,

6:44

dalgaların enerjisini büyüdükleri hızda çekebiliriz,

Dilbilgisi

By + -ing: bir sonuca nasıl ulaşıldığını gösterme

By + fiilin -ing biçimi, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada aynada kontrollü açıklıklar oluşturmak, dalgalardan enerji çıkarmanın yoludur; by burada "yanında" anlamına gelmez. Opening eylemini yapanın, ana cümlenin öznesi olan we ile aynı olduğu anlaşılır. Bu yapı "Nasıl?" sorusunu yanıtlar ve süreç açıklamalarında, talimatlarda ve önerilerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Yöntem ifadesini by ve lower fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the screen brightness, you can make the battery last longer.

Cevabı göster

By lowering

which we could use in theory

6:48

ki bunu teoride şu amaçla kullanabiliriz:

to create what would be,

6:50

şöyle bir şey yaratmak için,

for all practical purposes, Kalıp ifadeler

6:51

pratik amaçlar doğrultusunda,

an endless source of energy

6:53

sonsuz bir enerji kaynağı,

for trillions of years.

6:54

trilyonlarca yıl yetecek.

Kalıp ifadeler

for all practical purposes: pratik eşdeğerlik

For all practical purposes, "etkili olarak" veya "gerçek durumda önemli olan her açıdan" anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Konuşanın, teknik bir istisnaya yer bırakırken normal kararlar açısından bir iddiayı doğru kabul etmesini sağlar. Burada enerji kaynağı trilyonlarca yıl sürecektir; bu nedenle insanlar için anlamlı her zaman ölçeğinde sonsuzmuş gibi kabul edilebilir. Bu ifade, kaynağın gerçekten sonsuz olduğunu öne sürmekten dikkatle kaçınır.

Alıştırma

"Teknik bir istisnaya rağmen fiilen" anlamındaki dört sözcüklü ifadeyi kullanın: The two versions differ internally, but ____, they are identical for everyday users.

Cevabı göster

for all practical purposes

Or we could blow it up. Öbek fiiller

6:57

Ya da onu havaya uçurabiliriz.

Öbek fiiller

blow it up: anlamı ve zamirin yeri

Bu cümlede blow it up, enerji sistemini patlatmak veya bir patlamayla yok etmek anlamına gelir. Up, blow up öbek fiilinin bir parçasıdır; havanın yukarı doğru hareket ettiğini anlatmaz. Blow up, nesne aldığında ayrılabilir. Bir isim öbek fiilden sonra veya iki parçasının arasında bulunabilir: blow up the device ya da blow the device up. Zamir ise mutlaka ortaya gelmelidir; bu yüzden blow it up doğrudur, blow up it değildir.

Alıştırma

Cümleyi blow up ile tamamlayın ve zamiri doğru yere yerleştirin: The demolition team checked the empty building, and tomorrow they will ____.

Cevabı göster

blow it up

If the waves are not released,

6:59

Eğer dalgalar serbest bırakılmazsa,

they will continue to get stronger and stronger Anlatım akışı

7:01

gittikçe güçlenmeye devam edecekler

and take more and more energy from the black hole

7:04

ve ayna paramparça olana kadar

until the mirror shatters.

7:06

kara delikten daha fazla enerji alacaklardır.

Anlatım akışı

stronger and stronger ... more and more energy: paralel artış

Yinelenen karşılaştırma biçimi stronger and stronger, dalgaların gücünün zamanla sürekli arttığını gösterir. More and more energy ise enerji miktarının arttığını göstermek için buna paralel yinelenen bir kalıp kullanır. Stronger and stronger içindeki and ile more and more içindeki and, sürekli artışı anlatan iki kalıbı oluşturur. Ortadaki and ise birlikte gelişen iki süreci bağlar: dalgalar güçlenir ve daha fazla enerji alır. Bu paralel yapı, cümleyi ayna parçalanana kadar süren bir tırmanış olarak düzenler.

Alıştırma

Vurgulanan sözcüklerin cümledeki bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Her and yalnızca birbirinden bağımsız gerçekleri sıralar; bu yüzden değişimler arasında bir ilişki gösterilmez.
  2. Bu ifadeler hem gücün hem de enerjinin sabit düzeylerde kaldığını söyler.
  3. Yinelenen her ifadenin içindeki and sürekli artışı kurarken ortadaki and, büyüyen iki süreci birbirine bağlar.
Cevabı göster

Yinelenen her ifadenin içindeki and sürekli artışı kurarken ortadaki and, büyüyen iki süreci birbirine bağlar.

A supermassive black hole would release as much energy as a supernova,

7:08

Süper kütleli bir kara delik bir süpernova kadar enerji açığa çıkarır

making the bomb Dilbilgisi

7:12

ve bu bombayı

the largest explosion any living being could ever create.

7:13

herhangi bir canlının yaratabileceği en büyük patlama haline getirir.

Dilbilgisi

making the bomb the largest explosion...: -ing ile sonuç bildiren yan cümle

Burada making, önceki yan cümlenin tamamının sonucunu bildirir: süpernova düzeyinde enerji açığa çıkması, bombanın en büyük patlama hâline gelmesine ya da öyle sayılmasına yol açar. Bombayı üretmek anlamına gelmez. Yapı make + nesne + isim tamamlayıcısı şeklindedir: making + the bomb + the largest explosion.... Nesneden sonraki isim öbeği, nesnenin neye dönüştüğünü veya ne sayıldığını belirtir. Sonuç bildiren bu tür bir -ing yan cümlesi, ana ifadeye sonucu doğrudan ekler.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için kullanılan make biçimiyle cümleyi tamamlayın: The final goal broke the tie, ____ our team the champion.

Cevabı göster

making

The last home

7:18

Son yuva,

in a dying universe.

7:19

ölmekte olan bir evrendeki.

The beauty of the black hole bomb,

7:21

Kara delik bombasının,

the Penrose process, Kültür

7:23

Penrose sürecinin,

and the superradiant scattering

7:24

ve süper-radyant saçılmanın güzelliği,

is that they are not science fiction.

7:26

bunların bilim kurgu olmamasındandır.

Kültür

Penrose process: dönen bir kara delikten enerji çıkarma

Penrose süreci, dönen bir kara delikten dönme enerjisi çıkarmaya yönelik kuramsal bir yöntemdir. Temel fikirde ergosferdeki bir etkileşim, enerjinin dışarı kaçmasını sağlarken kara delik dönme enerjisinin bir kısmını kaybeder. Adını fizikçi Roger Penrose'dan alır. Bu cümlede process, yerleşik bir bilimsel adın parçasıdır; herhangi bir adımlar dizisini anlatan genel bir sözcük değildir. Bu terim, videoda açıklanan enerji çıkarma fikrine resmî bir ad verir.

Alıştırma

Bu bağlamda Penrose process neyin adıdır?

  1. Kara delik oluşturmak için kullanılan sıradan bir iş akışı
  2. Ömrünün sonunda bir yıldızın patlaması
  3. Dönen bir kara delikten enerji çıkarmaya yönelik özel adlı kuramsal bir yöntem
Cevabı göster

Dönen bir kara delikten enerji çıkarmaya yönelik özel adlı kuramsal bir yöntem

In the far far future,

7:28

Çok çok uzak bir gelecekte,

this might be the only way to survive

7:30

ölmekte olan evrenimizde hayatta kalmanın

in our dying universe.

7:32

tek yolu bu olabilir.

After all the red dwarfs have cooled down Kelime

7:34

Tüm kırmızı cüceler soğuduktan

and all the white dwarfs transformed into black dwarfs,

7:37

ve tüm beyaz cüceler siyah cücelere dönüştükten sonra,

the universe will turn dark forever.

7:40

evren sonsuza dek kararacaktır.

Kelime

Astronomi terimleri red dwarfs, white dwarfs ve black dwarfs

Vurgulanan ifadeler yerleşik astronomi adlarıdır. Burada dwarf, kısa boylu bir insanı değil, küçük bir yıldız türünü veya yıldız kalıntısını belirtir. Renk sözcükleri sıradan betimlemeler değil, bilimsel adların parçalarıdır. Cümle çok uzak gelecekteki iki gelişmeyi bir araya getirir: red dwarfs sonunda soğur ve white dwarfs sonunda black dwarfs hâline gelir. Bunlar üç aşamalı tek bir sıra değildir; red dwarf, white dwarf öncesindeki aşama değildir. Black dwarf kuramsaldır, çünkü evren henüz bir tanesinin oluşmasına yetecek kadar yaşlı değildir.

Alıştırma

Hangi ifade astronomi terimlerini doğru kullanıyor?

  1. Black dwarf, bir white dwarf son derece uzun süre soğuduktan sonra oluşabilecek varsayımsal bir cisimdir.
  2. Red dwarf, bir white dwarf kararmadan hemen önceki kısa aşamadır.
  3. White dwarf, yalnızca gün batımından sonra görülen bir red dwarf türüdür.
Cevabı göster

Black dwarf, bir white dwarf son derece uzun süre soğuduktan sonra oluşabilecek varsayımsal bir cisimdir.

Rotating black holes

7:43

Dönen kara delikler

might be the only sources of energy

7:44

tüm evrende yaşamın hasat edebileceği

in the entire universe

7:46

tek enerji kaynağı

that life could harvest.

7:48

olabilir.

If so, Anlatım akışı

7:50

Eğer öyleyse,

the last living being in existence

7:51

var olan son canlı

might one day end its life

7:53

bir gün hayatını sonlandırabilir,

around a black hole,

7:55

bir kara deliğin etrafında,

Anlatım akışı

Önceki fikrin tamamına gönderme yapan If so

Burada so, az önce belirtilen fikrin tamamının yerini tutar; very gibi bir derece bildirmez. If so, “eğer bu doğruysa” veya “durum buysa” anlamına gelir. Önceki olasılığı bir koşula dönüştürür ve fikrin tamamını tekrarlamadan olası sonucu sunar. Böylece bağlantı açık kalırken sonucun kesin değil, koşula bağlı olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi “eğer bu doğruysa” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The library may close early today. ____, we'll return tomorrow.

Cevabı göster

If so

which is equally chilling and uplifting. Anlatım akışı

7:57

ki bu hem tüyler ürpertici hem de moral verici bir şeydir.

Anlatım akışı

Aynı ölçüde ürpertici ve umut verici

Equally, birbirine bağlanan iki sıfata aynı ağırlığı verir. Bu son, yalnızca korkutucu ya da yalnızca umut verici olarak sunulmaz: chilling korku veya huzursuzluk yarattığını, uplifting ise umut ya da cesaret verdiğini anlatır. Cümle, zıt tepkileri equally A and B kalıbına yerleştirerek bilinçli biçimde dengelenmiş bir duygusal değerlendirmeyle sona erer. Bu yapı, tek bir olay benzer güçte iki karşıt tepki doğurduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümledeki equally chilling and uplifting ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Umut vericidir ama hiç korkutucu değildir.
  2. Yukarı çıkmadan önce fiziksel olarak soğur.
  3. Benzer ölçüde hem korkutucu hem de umut vericidir.
Cevabı göster

Benzer ölçüde hem korkutucu hem de umut vericidir.

It turns out

8:01

Görünüşe göre,

that even without any light, Deyimler

8:02

hiç ışık olmasa bile,

there are places we can go.

8:04

gidebileceğimiz yerler var.

Deyimler

Hiç ışık olmasa bile gidebileceğimiz yerler var

Bu sonuç bölümünde without any light önce fiziksel olarak karanlık bir geleceği anlatır. Places we can go gerçek varış noktaları anlamına gelebilir; ancak burada yaşamın hayatta kalmak ve enerji elde etmek için hâlâ sahip olduğu olasılıkları da temsil eder. Bu karşıtlık, bilimsel bir fikri umut veren bir kapanış mesajına dönüştürür: karanlık, bütün seçeneklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Daha genel olarak somut bir yer veya yol, ilerlemenin olası bir biçimini temsil edebilir.

Alıştırma

Bu sonuçta places we can go neyi düşündürür?

  1. Yalnızca parlak biçimde aydınlatılmış turistik yerler.
  2. Karanlığın kendisinin yeni yıldızlar yarattığının kanıtı.
  3. Yaşamın devam edebileceği olası yollar ve ulaşabileceği yerler.
Cevabı göster

Yaşamın devam edebileceği olası yollar ve ulaşabileceği yerler.