En Korkunç Parazitler!: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
563 kelime 197 kel/dk

Video özeti: Filaryadan kordisepse altı parazitin konaklarını enfekte edip zarar vermesi anlatılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “As if you need another reason to hate mosquitoes,”: konuşma edimbilimi ve tutum. As if alaycıdır: neden bir koşul değil, zaten açık sayılır. Kalıbı kuru mizahlı yorumlarda kullanın. 2. “out of the goodness of our gut.”: deyimler ve mecazlı ifadeler. İyilik sözünde heart yerine gut getirilerek yapılan parodiyi görün; gerçek cömertlik sanmayın. 3. “making it leave”: dil bilgisi ve cümle kalıpları. make + nesne + yalın fiil yapısını öğrenin: mantar karıncayı ayrılmaya zorlar; bu ettirgen kalıbı başka durumlara aktarın.

Bu derste

Parasites have a nasty reputation,

0:00

Parazitlerin kötü bir şöhreti var,

but is it really fair to fear these little guys?

0:02

ama bu ufaklıklardan korkmak gerçekten adil mi?

Well, yes.

0:05

Eh, evet.

And if you don't think so,

0:06

Siz öyle düşünmüyorsanız,

here's why these terrifying creatures are worth avoiding at all costs. Notlar

0:07

işte bu korkunç yaratıklardan ne pahasına olursa olsun uzak durmanızın nedeni.

Dilbilgisi

be worth + -ing yapısı: are worth avoiding

Be worth + fiil-ing, bir eylemin yapılmasını haklı çıkaracak kadar yararlı, önemli ya da yerinde olduğunu anlatır. Burada are worth avoiding, bu yaratıklardan kaçınmanın yerinde olduğu anlamına gelir. Bu yapıda dilbilgisel özne, -ing biçimindeki fiilin anlamca nesnesi olabilir: insanlar yaratıklardan kaçınır; dolayısıyla yaratıklar are worth avoiding olur. Worth sözcüğünden sonra avoiding gelir, to avoid değil.

Alıştırma

Cümleyi be worth + -ing kalıbını ve visit fiilini kullanarak tamamlayın: Even on a short trip, the old town is ____.

Cevabı göster

worth visiting

Deyimler

Güçlü bir uyarı olarak at all costs

At all costs, “ne gerekiyorsa yaparak” veya “fedakârlık ne olursa olsun” anlamına gelen bir deyimdir. Uyarıyı güçlendirir: bu yaratıklardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Costs yalnızca parayı değil; olası çabayı, kaybı veya sonuçları da geniş anlamda kapsar. Bu dramatik girişte ifade vurgulu ve biraz abartılıdır. Herhangi bir tehlikeli veya etik dışı eyleme gerçekten izin vermek yerine aciliyet ifade eder.

Alıştırma

Uyarıyı bu dersteki “ne gerekiyorsa yaparak” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Keep your recovery codes private ____.

Cevabı göster

at all costs

As if you need another reason to hate mosquitoes, Ton ve niyet

0:11

Sivrisineklerden nefret etmek için bir nedene daha ihtiyacınız varmış gibi,

when they bite humans,

0:13

insanları ısırdıklarında,

they can leave the larvae of the parasitic filarial worm.

0:14

parazit filarya solucanlarının larvalarını vücudunuza bırakabilirler.

Ton ve niyet

İronik bir ara yorum olarak As if you need another reason...

Cümlenin başındaki As if you need another reason to hate mosquitoes, gerçek bir koşul değil, ironik bir ara yorumdur. Konuşmacı sivrisineklerden nefret etmek için zaten fazlasıyla neden bulunduğunu varsayar; ardından gelen bilgi de hoş olmayan bir neden daha olarak sunulur. Başka durumlarda da kullanılabilen As if you need another reason to... kalıbı, yeni bir kötü haberi veya kanıtı kuru bir mizahla ekler. Yüzeyde başka bir nedene ihtiyaç olabileceğini düşündürür, ancak amaçlanan mesaj aslında daha fazla nedene hiç ihtiyaç olmadığıdır.

Alıştırma

Bu cümlede As if you need another reason to hate mosquitoes ne ima ediyor?

  1. Ardından gelen bilgi yalnızca dinleyicinin başka bir nedene ihtiyacı varsa doğrudur.
  2. Dinleyicinin sivrisineklerden nefret etmek için zaten yeterli nedeni vardır ve konuşmacı kuru bir mizahla bir tane daha eklemektedir.
  3. Konuşmacı, herhangi birinin sivrisineklerden nefret etmek için bir nedeni olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster

Dinleyicinin sivrisineklerden nefret etmek için zaten yeterli nedeni vardır ve konuşmacı kuru bir mizahla bir tane daha eklemektedir.

These worms live and grow in our bodies,

0:17

Bu solucanlar vücudumuzda yaşayıp büyür,

sometimes taking years to mature into full adults, Dilbilgisi

0:19

bazen tamamen yetişkin hâle gelmeleri yıllar sürerken,

leaving only inconspicuous rashes and sores.

0:21

geride yalnızca belli belirsiz döküntülerle yaralar bırakırlar.

Dilbilgisi

taking years to mature içindeki take + time + to do

Taking years to mature ifadesi take + süre + to + fiil kalıbını kullanır. Bir sürecin sonucuna ulaşması için gereken zamanı belirtir: Kurtların tamamen olgunlaşması birkaç yıl sürebilir. Buradaki taking, worms hakkında ek bilgi veren bir ortaçtır; years süreyi, to mature ise sonucu belirtir. Bu yapı, bir şeyin for years sürdüğünü söylemekten daha fazla sonuç odaklıdır; for years yalnızca süreyi anlatır ve tamamlanma anlamını zorunlu olarak vermez.

Alıştırma

take + time + to do kalıbını kullanın. Tiyatro, üç aylık onarımın ardından geçmişte yeniden açıldı. İngilizce cümleyi tamamlayın: The old theater ____ reopen after the fire.

Cevabı göster

took three months to

Years later, they work together to block the vessels of your lymphatic system,

0:24

Yıllar sonra birlikte hareket ederek lenf sisteminizdeki damarları tıkarlar,

creating a buildup of fluid and leading to diseases like elephantiasis. Notlar

0:28

sıvı birikmesine ve fil hastalığı gibi rahatsızlıklara yol açarlar.

Dilbilgisi

creating ... and leading to: paralel sonuçları bağlama

Burada creating ... ve leading to ..., önceki eylemin sonuçlarını ekleyen iki paralel -ing yan cümlesidir. Lenf damarlarının tıkanması sıvı birikimi oluşturur ve ardından hastalığa yol açar. İkisinin de örtük mantıksal öznesi yeni bir isim değil, önceki olayın tamamıdır. Bu yapı, açıklayıcı metinlerde tek bir ana cümleye bir sonuç zinciri eklemeyi sağlar: ana olay, creating birinci sonuç and leading to ikinci sonuç. Bu -ing biçimleri, work ile paralel ek çekimli fiiller değildir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadelerin aynısıyla ve özgün sıralarıyla tamamlayın: A leak damaged the wiring, ____ a fire hazard and ____ a temporary closure.

Cevabı göster

creating · leading to

Kelime

a buildup of fluid: zamanla birikmeyi belirten isim biçimi

A buildup, bir şeyin zaman içinde yavaş yavaş birikmesiyle oluşan miktarı, çoğu zaman da sorun yaratacak düzeye gelmiş birikimi ifade eder. a buildup of fluid ifadesinde of fluid, biriken şeyin sıvı olduğunu belirtir. Buildup burada sayılabilen bir birleşik isimdir, bu nedenle önünde a tanımlığı bulunur. İfade, ortaya çıkan durumu adlandırır; build up ifadesini bir eylem olarak sunmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki isim biçimiyle tamamlayın: Poor ventilation caused ____ of moisture inside the cabinet.

Cevabı göster

a buildup

This is one of the leading causes of disability in the world. Kalıp ifadeler

0:32

Bu, dünyadaki başlıca engellilik nedenlerinden biridir.

Kalıp ifadeler

one of the leading causes of disability: engelliliğin başlıca nedenlerinden biri

One of the leading causes of disability, söz konusu hastalığın çok sayıda engellilik vakasından sorumlu başlıca nedenler grubunda yer aldığını belirtir. Buradaki leading, “başlıca” veya “çok önemli” demektir; mutlaka “birinci sırada” anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı one of the + çoğul isim öbeği + of + sonuç şeklindedir. Bir gruptan tek bir üye seçildiği için causes çoğul olmalıdır. Bu ifade önemi vurgular, ancak bir şeyin tek neden veya tek başına en önemli neden olduğu yönündeki daha güçlü iddiadan kaçınır.

Alıştırma

Dersi hedefleyen resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: Air pollution is ____ premature death worldwide.

Cevabı göster

one of the leading causes of

Another worm worth hating is the pinworm.

0:35

Nefret edilmeyi hak eden bir başka solucan da kıl kurdudur.

Pinworm eggs are often eaten because of contaminated or dirty hands.

0:37

Kıl kurdu yumurtaları genellikle kirli veya mikroplu eller yüzünden yutulur.

The eggs hatch and mature in your gut,

0:41

Yumurtalar bağırsaklarınızda çatlayıp olgunlaşır,

at which point the adult female exits the anus Anlatım akışı

0:43

ardından yetişkin dişi anüsten dışarı çıkar

to lay a new batch of eggs on the surrounding skin.

0:46

ve çevredeki deriye yeni bir grup yumurta bırakır.

Anlatım akışı

at which point: bu aşamaya gelindiğinde

At which point, az önce anlatılan aşamaya —burada yumurtaların bağırsakta çatlayıp olgunlaşmış olmasına— geri gönderme yapar ve bu aşamaya ulaşıldığında ne olduğunu açıklar. Point burada bir yer veya görüş değil, süreçteki bir an ya da aşama demektir. Dilbilgisel olarak at which point, bir cümlecikten sonra ve genellikle virgülün ardından gelen ilgi temelli bir bağlayıcıdır. Önceki olayın tamamını zaman işaretine dönüştürür ve açıklamayı sonraki adıma taşır; bu nedenle süreçlerin ve zaman çizelgelerinin resmî anlatımlarında özellikle yararlıdır.

Alıştırma

Süreç açıklamasını hedef bağlayıcıyla tamamlayın: The backup finishes automatically, ____ the computer restarts.

Cevabı göster

at which point

Your butthole becomes a nest.

0:48

Kıç deliğiniz bir yuvaya dönüşür.

This causes intense itching,

0:51

Bu da şiddetli kaşıntıya neden olur

often leading to recontaminated hands or fingernails,

0:52

ve çoğu zaman ellerinizin ya da tırnaklarınızın yeniden kirlenmesine yol açar;

which can end up in your mouth again, Öbek fiiller

0:55

bunlar da tekrar ağzınıza girebilir

restarting the cycle.

0:57

ve döngüyü baştan başlatabilir.

Öbek fiiller

end up: sonunda bir yere veya sonuca ulaşmak

end up in your mouth again ifadesinde end up, bir olaylar zincirinden sonra “sonunda oraya ulaşmak” anlamına gelir. Yeniden kirlenen ellerin veya tırnakların ulaştığı son yeri belirtir; bir şeyi bilinçli olarak bitirme eylemini anlatmaz. Daha genel olarak end up, önceki olayların sonucunda varılan nihai yeri, durumu veya eylemi ifade eder; özellikle de sonuç planlanmamış ya da istenmeyen bir şey olduğunda kullanılır.

Alıştırma

“Sonunda ulaşmak” anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: If we take the wrong train, we may ____ at the airport.

Cevabı göster

end up

Feel like scratching your bum? Dilbilgisi

0:59

Poponuzu kaşıma isteği mi geldi?

Dilbilgisi

Feel like scratching: o anki bir isteği sormak

Feel like scratching? cümlesinde feel like + scratching, “kaşımak istemek” veya “kaşıma isteği duymak” anlamına gelir. Bu gündelik soru Do you kısmını düşürür; böylece cümle kısa ve doğrudan olur ve izleyiciyi o hissi hayal etmeye çağırır. Yeniden kullanılabilen yapı feel like + isim veya -ing biçimidir. Burada scratching, like sonrasında gelen bir ulaçtır; feel like to scratch standart yapı değildir.

Alıştırma

“İstemek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Do you ____ going for a walk after dinner?

Cevabı göster

feel like

Do yourself a favor and wash those hands and fingernails. Ton ve niyet

1:00

Kendinize bir iyilik yapın ve ellerinizi ve tırnaklarınızı yıkayın.

Ton ve niyet

Do yourself a favor and + fiilin yalın hâliyle doğrudan öğüt

Do yourself a favor and + fiilin yalın hâli, eylemi dinleyenin yararına olacak bir şey gibi sunarak doğrudan öğüt verir. Burada wash, dinleyenin kendi sağlığı için önerilir; konuşan kişi kendisine bir iyilik yapılmasını istemez. Bu ifade emir yapısındadır. Do yourself a favor, ilgi gösteren ve ikna edici bir çerçeve kurar; and sonrasındaki emir fiili ise yararlı eylemi belirtir. You might want to... gibi tarafsız bir öneriden daha güçlüdür, ancak yine de ilgili ve düşünceli duyulabilir.

Alıştırma

Eylemi dinleyenin yararına gösteren ifadeyle öğüdü tamamlayın: You have an early flight, so ____ go to bed now.

Cevabı göster

do yourself a favor and

On the other side of the body live the lovely pubic lice, Dilbilgisi

1:03

Vücudun diğer tarafında ise sevimli kasık bitleri yaşar,

Dilbilgisi

On ... live the ...: yer önce gelen tam devriklik

On the other side of the body, cümle başına alınmış bir yer ifadesidir. Önce sahneyi kurduğu için geçişsiz live fiili, tam isim öznesi olan the lovely pubic lice ifadesinden önce gelir. Normal özne-fiil sırasıyla cümle The lovely pubic lice live on the other side of the body. olurdu. Bu tam devriklik, betimleyici veya anlatısal dilde yeni bir şey tanıtılırken ve bu yeni özne vurgulu son konumda bırakılırken yaygındır. The body, yer ifadesinin içindedir ve özne değildir; çoğul özne lice, çoğul fiil live biçimini belirler. Bağlamda lovely ironiktir, ancak yine de özne görevindeki isim öbeğinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Aynı yer önce gelen devrikliği ve özne-fiil uyumunu doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Across the valley rise two snow-covered peaks.
  2. Across the valley two snow-covered peaks rises.
  3. Across the valley rises two snow-covered peaks.
Cevabı göster

Across the valley rise two snow-covered peaks.

sometimes called crabs, Kelime

1:07

bunlara bazen “yengeç” de denir,

Kelime

Kasık bitinin gündelik adı olarak crabs

Burada crabs, pubic lice yani kasık biti anlamına gelen, çoğul ve gündelik bir isimdir. sometimes called ifadesi, crabs sözcüğünü doğrudan aynı parazitlerin başka bir adı olarak gösterir; dolayısıyla deniz hayvanlarını ifade etmez. Bu anlam büyük ölçüde bağlama bağlıdır. Cinsel sağlık veya vücut kılları hakkındaki konuşmalarda get crabs ya da have crabs genellikle kasık bitine yakalanmak veya kasık biti taşımak anlamına gelir.

Alıştırma

Örnek cümlede crabs ne anlama geliyor?

  1. Kabuklu ve kıskaçlı deniz hayvanları
  2. Kaşıntılı bir deri döküntüsü
  3. Kasık biti
Cevabı göster

Kasık biti

though it's not uncommon to find these buggers in your eyebrows, Notlar

1:08

ama bu baş belalarını kaşlarınızda,

beard, or even eyelashes.

1:11

sakalınızda, hatta kirpiklerinizde bulmak da pek sıra dışı değildir.

Dilbilgisi

Temkinli bir sıklık ifadesi olarak it's not uncommon to

Not uncommon, olumlu bir fikri olumsuzluk yoluyla ifade eder: söz konusu durum, olağandışı sayılamayacak kadar sık gerçekleşir. it's not uncommon to find yapısında it biçimsel öznedir ve to ile kurulan mastar, değerlendirilen durumu belirtir. Bu ifade bilinçli olarak ölçülüdür. Burada bir beklentiyi nazikçe düzeltir, ancak durumun çok yaygın olduğunu veya çoğu zaman gerçekleştiğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi, bunun belli bir düzenlilikle gerçekleştiği anlamına gelen vurgulanmış temkinli ifadeyle tamamlayın: At large conferences, ____ meet people from many countries.

Cevabı göster

it's not uncommon to

Kelime

buggers: gayriresmî ve hafif kaba bir adlandırma

Bu cümlede buggers, kasık bitlerinden nahoş küçük yaratıklar olarak söz etmenin gayriresmî ve hafif kaba bir yoludur. Organizmanın kesin adı değildir; neyi gösterdiği önceki bağlamdan anlaşılır. Sözcük, tiksinti ve komik bir kızgınlık katarak açıklamayı klinik değil, sohbet havasında yapar. Daha genel olarak bugger, can sıkıcı bir insanı, hayvanı ya da şeyi adlandırabilir; ancak tonu büyük ölçüde bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Resmî bir tıbbi broşür yazıyorsunuz. buggers, pubic lice için uygun bir terim midir?

  1. Hayır, çünkü gayriresmîdir ve kaba olabilir; yerine pubic lice kullanın.
  2. Evet, çünkü tarafsız bir bilimsel terimdir.
Cevabı göster

Hayır, çünkü gayriresmîdir ve kaba olabilir; yerine pubic lice kullanın.

The itching is from an allergic reaction to their saliva, Kalıp ifadeler

1:12

Kaşıntı, salyalarına karşı gelişen alerjik reaksiyondan kaynaklanır

Kalıp ifadeler

an allergic reaction to: tetikleyiciyi to ile belirtme

An allergic reaction to + isim, bağışıklık tepkisini tetikleyen maddeyi veya şeyi belirtir: an allergic reaction to their saliva. Reaction ad öbeğinin temel ismidir, allergic tepkiyi tanımlar ve to tetikleyiciyi getirir. Tam cümlede from, The itching is from yapısına aittir ve kaşıntının kaynağını açıklar. Bu, isim kalıbını değiştirmez: doğal eşdizim yine a reaction to something biçimindedir.

Alıştırma

Tıbbi cümleyi sabit isim öbeğiyle tamamlayın: He developed ____ shellfish shortly after dinner.

Cevabı göster

an allergic reaction to

and it will take treatment with medication

1:15

ve onlardan kurtulmak için ilaç tedavisi görmek

or shaving it all off to get rid of them. Öbek fiiller

1:17

ya da tüm kılları tıraş etmek gerekir.

Öbek fiiller

shaving it all off: shave off içinde zamirin yeri

shaving it all off ifadesinde shave off, kılları tıraş ederek gidermek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. off, kılların yüzeyden kaldırılmış olması sonucunu vurgular. Buradaki it, bitleri değil, söz konusu bölgedeki kılları ifade eder. it bir nesne zamiri olduğu için shave ile off arasına gelir: shave it off. all, tamamının giderildiğini vurgulamak için it sözcüğünden sonra eklenir: shave it all off. shave off it denmez.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The costume designer wants no beard left, so the actor must ____.

Cevabı göster

shave it all off

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak ya da ondan kurtulmak anlamına gelen sabit bir üç sözcüklü birimdir. Bu cümlede them, of sözcüğünün nesnesidir ve kasık bitlerini ifade eder; dolayısıyla ifade bitleri ortadan kaldırmak anlamına gelir. of sözcüğünü ifadenin içinde tutun ve ortadan kaldırılan hedefi ondan sonra getirin: get rid of + isim ya da zamir. İfade get + rid + of biçiminde sözcük sözcük yorumlanmaz.

Alıştırma

Vurgulanan sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: We no longer need these broken chairs, so let's ____ them.

Cevabı göster

get rid of

Of course,

1:19

Elbette,

abstinence or no sex works well as a preventative measure, Notlar

1:20

cinsel perhiz, yani seks yapmamak, etkili bir önleyici yöntemdir;

Kelime

abstinence or no sex: resmî terim ve sade açıklama

Bu cümlede abstinence, bilinçli olarak cinsel ilişkiye girmemek anlamına gelir. Kaçınılan etkinlik bağlamdan anlaşılır; abstinence tek başına kullanıldığında alkolden veya başka bir şeyden uzak durmayı da ifade edebilir. or no sex sözleri, resmî ismi hemen doğrudan ve gündelik bir dille yeniden açıklar. Konuşmacı iki ayrı önleyici tedbir sıralamıyor, tek bir fikri netleştiriyor.

Alıştırma

Hangi ifade anlamla uyuşur ve önce resmî terimi, ardından onun doğrudan gündelik açıklamasını verir?

  1. celibacy, or no relationships
  2. contraception, or no pregnancy
  3. abstinence, or no sex
Cevabı göster

abstinence, or no sex

Kalıp ifadeler

a preventative measure: riski azaltan bir eylem

a preventative measure ifadesinde measure, ölçme işi değil, bir eylem veya adım anlamına gelir. İsim öbeğinin tamamı, bir sorunu önlemek veya sorunun ortaya çıkma olasılığını azaltmak için yapılan bir şeyi ifade eder. Preventative, bir tedavi etkisini değil, eylemin önleyici amacını açıklar: Bu tedbir riski azaltabilir, ancak zaten var olan bir sorunu mutlaka tedavi etmez.

Alıştırma

Cümleyi, riski azaltmak amacıyla önceden yapılan bir eylemi belirten resmî isim öbeğiyle tamamlayın: Enabling two-factor authentication is ____ against account theft.

Cevabı göster

a preventative measure

along with not sharing your undies with other people. Kelime

1:23

iç çamaşırınızı başkalarıyla paylaşmamak da öyle.

Kelime

undies: underwear için kullanılan samimi bir sözcük

Undies, underwear ve özellikle underpants için kullanılan samimi ve şakacı bir sözcüktür. Normalde your undies, these undies veya a pair of undies gibi çoğul biçimde kullanılır. Bu cümlede hafif bir sözcük seçimi, hijyen uyarısını yumuşatır. Yine de bu sözcük genel olarak kıyafetleri değil, özellikle iç çamaşırını ifade eder.

Alıştırma

Resmî bir klinik broşürü için en uygun cümle hangisidir?

  1. Do not share clothes with other people.
  2. Do not share your undies with other people.
  3. Do not share underwear with other people.
Cevabı göster

Do not share underwear with other people.

Some parasites are meant for marine animals,

1:26

Bazı parazitlerin asıl konakları deniz hayvanlarıdır,

but end up in humans out of the goodness of our gut. Deyimler

1:28

ama bağırsaklarımızın cömert misafirperverliği sayesinde insanlara da yerleşirler.

Deyimler

out of the goodness of our gut: bir deyimin mizahi biçimde değiştirilmesi

Out of the goodness of one's heart, “birisi iyi veya cömert olduğu için” anlamına gelen bir deyimdir. Anlatıcı heart sözcüğünü, parazitler konusuyla ilgili vücut bölümü olan gut ile değiştirir. Bağırsak iyi niyet taşıyamaz; bu nedenle ifade bağırsağı kişileştirerek ironi yaratır. Parazitler insanlara kazara geçer, ancak cümle bağırsağı şaka yollu cömert bir ev sahibi gibi sunar. Bu bir sözcük oyunudur, tıbbi bir neden açıklaması değildir.

Alıştırma

Cümlede out of the goodness of our gut ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. İyilikle ilgili bir deyimi çağrıştırırken heart sözcüğünü mizahi biçimde gut ile değiştirir.
  2. Parazitlerin fiziksel olarak kalbin içinde bulunduğu anlamına gelir.
  3. Bağırsağın hangi parazitleri kabul edeceğini gerçekten seçtiğini söyler.
Cevabı göster

İyilikle ilgili bir deyimi çağrıştırırken heart sözcüğünü mizahi biçimde gut ile değiştirir.

The Anisakis nematode infects humans Kültür

1:32

Anisakis nematodu insanlara

after eating raw or undercooked fish,

1:34

çiğ ya da az pişmiş balık yedikten sonra bulaşır.

like sushi,

1:36

Suşi buna bir örnektir,

which contains the larvae.

1:36

çünkü içinde larvalar bulunabilir.

Kültür

Anisakis nematode: hastalık değil, parazit

Anisakis, parazit solucanların bir cinsinin bilimsel adıdır. Nematode biyolojik sınıfı belirtir: bu, bir belirti ya da hastalık adı değil, yuvarlak solucandır. Bu sağlık haberi bağlamında cümle, çiğ veya az pişmiş balıkta bulunabilen ve yutulduğunda insana bulaşabilen larvaları konu alır. Suşiden söz edilmesi yalnızca olası bir yiyecek bağlamı sunar; bütün suşilerin Anisakis larvası içerdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede “Anisakis nematode” neyi adlandırıyor?

  1. Bir tür parazit yuvarlak solucan
  2. Deniz ürünlerindeki bütün parazitlerin ortak adı
  3. Balık yemenin yol açtığı bir belirti
Cevabı göster

Bir tür parazit yuvarlak solucan

The worms penetrate our gut wall and cause abdominal pain,

1:38

Solucanlar bağırsak duvarımızı delerek karın ağrısına,

nausea, and even vomiting.

1:41

mide bulantısına ve hatta kusmaya neden olurlar.

But nobody really wins this one, Deyimler

1:42

Ama bu işten aslında kimse kazançlı çıkmaz,

as the nematode can't mature in a human gut and eventually dies.

1:44

çünkü nematod insan bağırsağında olgunlaşamaz ve sonunda ölür.

Deyimler

Nobody really wins this one: aslında kimse kazanmıyor

Nobody really wins this one, kazanmayı bir benzetme olarak kullanır. Mevcut durumun her taraf için kötü veya tatmin edici olmayan bir sonuç bıraktığı anlamına gelir; ortada gerçek bir yarışma yoktur. Really, görünürde bir avantaj bulunsa bile bunun gerçekten iyi bir sonuç sayılmadığını vurgular. This one, konuşmada ele alınan belirli olaya gönderme yapar. Tekrar kullanılabilen nobody wins this one kalıbı, ilgili herkesin zarar gördüğü bir çatışmayı, ödünleşimi veya sonucu özetleyebilir.

Alıştırma

Hiçbir tarafın iyi bir sonuç elde etmediğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The feud keeps hurting both families, so ____.

Cevabı göster

nobody really wins this one

The tongue biter is another marine parasite.

1:48

Dil ısıran canlı da başka bir deniz parazitidir.

This tongue-eating louse finds a suitable fish and chews off its tongue,

1:50

Bu dil yiyen bit, uygun bir balık bulup onun dilini kemirerek koparır,

only to cling on to the stub in its place. Notlar

1:54

sonra dilin yerine geçerek kalan köke tutunur.

Dilbilgisi

only to + fiil: beklenmedik bir sonuç

Bu cümlede only to cling on to the stub in its place, bitin dili kopardıktan sonra kalan köke tutunmasını şaşırtıcı bir sonuç olarak sunar. Only, sonucun beklenmedik, çarpıcı ya da dinleyicinin varsayabileceği şeye aykırı olduğu anlamını katar. Yaygın bir anlatım kalıbında önce bir eylemi anlatan cümlecik, ardından virgül ve only to + fiilin yalın biçimi gelir. Bu mastar yapısı daha sonra ortaya çıkan sonucu bildirir; önceki eylemin amacını açıklamaz.

Alıştırma

Cümleyi beklenmedik sonuç bildiren hedef yapıyla tamamlayın: After driving three hours to the beach, we arrived ____ find it closed.

Cevabı göster

only to

Öbek fiiller

cling on to: sıkıca tutunup bağlı kalmak

Burada cling on to, dilin kalan kökünü sıkıca kavrayıp ona bağlı kalmak anlamına gelir. on to dizisi ifadenin bir parçasıdır ve nesnesi olan the stub, to sözcüğünden sonra gelir. Cling on to çoğu zaman hareket, baskı veya zorluğa rağmen teması sürdürme anlamı taşır. Buradaki gibi fiziksel yapışmayı anlatabilir; ayrıca bir fikri, umudu, alışkanlığı veya sahip olunan bir şeyi bırakmamayı mecazi olarak da ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The child was frightened by the waves and tried to ____ her father's arm.

  1. cling on to
  2. glance at
  3. move away from
  4. let go of
Cevabı göster

cling on to

Here they stay feeding on the fish's blood, Öbek fiiller

1:56

Orada kalıp balığın kanıyla beslenir,

Öbek fiiller

feeding on: Bir besin kaynağıyla beslenmek

feed on + isim kalıbı, bir canlının beslenmek için ne tükettiğini belirtir. Burada feeding on the fish's blood, bitlerin bağlı kalıp balığın kanını besin olarak tüketmeye devam ettiği anlamına gelir; on bir yeri değil, besin kaynağını belirtir. feeding biçimindeki -ing, stay sonrasında etkinliğin devam ettiğini gösterir. Genel olarak feed on, tek bir yeme eyleminden çok beslenme düzenlerini, besin zincirlerini ve parazit ilişkilerini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Belgesel tarzındaki cümleyi feed sözcüğünün doğru biçimi ve edatıyla tamamlayın: Many whale species ____ tiny krill.

Cevabı göster

feed on

all the while mating and dispersing their progeny into the ocean. Notlar

1:58

bir yandan da çiftleşip yavrularını okyanusa yayar.

Anlatım akışı

all the while: Devam eden eş zamanlı bir eylemi belirtmek

All the while, aynı sürenin tamamı boyunca anlamına gelir. Çiftleşme ve yavruları yayma eylemlerini daha önce anlatılan beslenme eylemine bağlayarak bunları daha sonra gerçekleşen olaylar değil, aynı anda devam eden süreçler olarak düzenler. Bir zarf öbeği olarak, eş zamanlı gelişen bütün bir durumu tanıtabilir veya bu durum hakkında yorum yapabilir. Dikkat çekici, gizli veya karşıt bir şeyin tüm süre boyunca gerçekleştiğini açıklayarak sık sık vurgu katar.

Alıştırma

Cümleyi aynı sürenin tamamı boyunca anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The guard smiled politely; ____, she was recording every word.

Cevabı göster

all the while

Kelime

progeny: soy ve yavrular için resmî bir sözcük

Progeny, bir insanın, hayvanın, bitkinin veya başka bir organizmanın meydana getirdiği yavrular ya da soyundan gelenler anlamına gelir. Burada parazit bitlerin ürettiği yavruları topluca ifade eder. Bu sözcük resmîdir ve biyoloji ile genetik metinlerinde yaygındır. Genellikle belirli bir çocuktan değil, bir grup hâlindeki soy veya yavrulardan söz eder.

Alıştırma

Resmî bir biyoloji raporunda boşluğa en uygun sözcük hangisidir? “The researchers tracked the number of ____ produced by each organism.”

  1. parents
  2. children
  3. progeny
Cevabı göster

progeny

And finally, the wonderful cordyceps,

2:02

Ve son olarak, harika Cordyceps mantarları,

which are fungi known for creating zombie ants. Kalıp ifadeler

2:04

zombi karıncalar yaratmalarıyla bilinir.

Kalıp ifadeler

be known for creating: ünün nedenini belirtmek

be known for + isim veya -ing biçimi, bir kişinin ya da şeyin hangi nedenle ün kazandığını belirtir. Bu cümlede creating, for edatından sonra ulaç görevi görür; yani mantarların zombi karıncalar yaratmasıyla tanındığı anlatılır. Buradaki creating zombie ants, canlı karıncaların zombi gibi davranmasına neden olmayı canlı bir biçimde özetler; yeni karıncalar üretmek anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı X is/are known for + dikkat çekici özellik veya etkinlik biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi, known içeren ve “bir şey nedeniyle ün sahibi olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The coastal town is ____ its fresh seafood.

Cevabı göster

known for

The fungus takes over the ant's body and mind, Öbek fiiller

2:07

Mantar, karıncanın bedenini ve zihnini ele geçirir,

making it leave the colony and begin climbing upwards Dilbilgisi

2:09

koloniden ayrılıp yukarı doğru tırmanmaya başlamasını sağlar

to a more ideal temperature and humidity.

2:12

ve onu sıcaklıkla nemin daha uygun olduğu bir yere yönlendirir.

Öbek fiiller

takes over: kontrolü ele geçirmek

Burada takes over, kontrolü ele geçirmek anlamına gelir. Mantar hem karıncanın bedenini hem de davranışlarını veya bilincini kontrol eder; bir nesneyi teslim almıyor ya da olağan bir görev devrini tamamlamıyor. Take over öbek fiili, yeni bir kişinin, kuruluşun, makinenin veya gücün kontrol eden taraf hâline gelmesini anlatabilir. Değişimin planlı, tarafsız ya da baskın olup olmadığını bağlam gösterir.

Alıştırma

The fungus takes over the ant's body and mind yan cümlesinde takes over ne anlama gelir?

  1. Karıncayı başka bir yere taşır.
  2. Karıncayı gözetip korur.
  3. Karıncadan bir nesne teslim alır.
  4. Karıncanın kontrolünü ele geçirir.
Cevabı göster

Karıncanın kontrolünü ele geçirir.

Dilbilgisi

making it leave: make + nesne + fiilin yalın hâli

making it leave ifadesinde making, karıncanın ayrılmasını mantarın kontrolü ele geçirmesinin bir sonucu olarak sunar. It karıncayı gösterir; yani neden mantardır, leave eylemini gerçekleştiren ise karıncadır. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâlidir: make it leave. Etken ettirgen yapıda nesneden sonraki fiil to almayan yalın biçimde olur; bu nedenle leave önünde to bulunmaz.

Alıştırma

Cümleyi to apologize ifadesinin yalın fiil biçimiyle tamamlayın: The teacher made the student ____ for interrupting.

Cevabı göster

apologize

The ant then bites onto a stem or leaf

2:14

Karınca daha sonra bir sapı ya da yaprağı ısırır

and gets locked into position until it dies, Dilbilgisi

2:16

ve ölene kadar o konumda kilitli kalır;

Dilbilgisi

gets locked into position: durum değişikliği anlatan get edilgeni

gets locked into position ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı, get ile kurulan edilgen yapıyı oluşturur. Özne olan the ant eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir: bir şey onun tek bir yerde sabitlenmesine neden olur. Gets bu duruma geçişi belirtir; locked, karıncanın bilinçli olarak yaptığı bir eylem değildir. Bu yapı çoğunlukla bir olay veya süreci, özellikle belirgin ya da istenmeyen bir durum değişikliğini sunar: get + geçmiş zaman ortacı. Bu present perfect değildir; çünkü burada gets ana fiildir, locked ise geçmiş zaman ortacı biçiminde tamamlayıcıdır. Present perfect için has veya have gerekir.

Alıştırma

Cümleyi “tek bir yerde sabitlenir” anlamına gelen dört sözcüklü get edilgen ifadesiyle tamamlayın: As the ride begins, each shoulder restraint ____.

Cevabı göster

gets locked into position

at which point the fungus bursts through the ant's head

2:19

ardından mantar karıncanın başını yararak dışarı çıkar

and spreads outward.

2:22

ve çevreye yayılır.

Could such a parasite ever affect humans?

2:23

Böyle bir parazit bir gün insanları da etkileyebilir mi?

For everyone's sake, Deyimler

2:25

Hepimizin iyiliği için,

we hope not. Dilbilgisi

2:27

umarız etkilemez.

Deyimler

For everyone's sake: herkesin iyiliğini gözetme

For everyone's sake, “herkesin yararı, güvenliği veya iyiliği için” anlamına gelir. Burada we hope not ifadesinin nedenini açıklar: tehlikeli olasılığın herkese zarar vereceği için gerçekleşmemesi umulur; amaç herkesi memnun etmek değildir. for + iyelik biçimi + sake kalıbı, birinin iyiliğini veya çıkarlarını bir rica, karar ya da duygunun nedeni olarak sunar: for your sake, for the children's sake. Sake kalıplaşmış ifadenin parçasıdır ve tek başına yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

For everyone's sake bu cümleye hangi anlamı katar?

  1. Konuşanın her kişinin tercihini karşılamak istediğini söyler.
  2. Parazitin insanları etkilememesini ummanın nedeni olarak herkesin iyiliğini gösterir.
  3. Parazitin herkese yönelik bir hediye olduğunu söyler.
Cevabı göster

Parazitin insanları etkilememesini ummanın nedeni olarak herkesin iyiliğini gösterir.

Dilbilgisi

we hope not: not ile tam bir önermenin yerini tutmak

“We hope not” ifadesinde not, “we hope that such a parasite will not affect humans” şeklindeki olumsuz önermenin tamamının yerini tutar. Böylece konuşan kişi bütün yan cümleyi tekrarlamaz. Bu kalıp, daha önce söz edilen evet-hayır türündeki bir olasılığa doğal biçimde karşılık verir. Not, umut edilen olasılığı olumsuz yapar; umut etme eylemini olumsuz yapmaz.

Alıştırma

Kötü olasılığın gerçekleşmemesini istediğinizi gösteren ifadeyle doğal cevabı tamamlayın: “Could the storm cancel the trip?” “We ____.”

Cevabı göster

hope not

Our friends at James Cook University

2:28

James Cook University'deki dostlarımız

helped us put this horrifying list of parasites together Öbek fiiller

2:29

bu korkunç parazit listesini hazırlamamıza yardımcı oldu;

with special help from parasitologist Dr. Kate Hutson.

2:32

parazitolog Dr. Kate Hutson da özel katkıda bulundu.

Öbek fiiller

put ... together: ayrılabilen bir öbek fiille liste derlemek

Burada put ... together, bilgileri “derlemek” veya “düzenli bir bütün hâline getirmek” anlamına gelir. Üniversite ekibi, fiziksel nesneleri birleştirmek yerine maddeleri toplayıp düzenleyerek parazit listesinin oluşturulmasına yardım etmiştir. Put ve together, ayrılabilen tek bir öbek fiil oluşturur. Bu cümlede “this horrifying list of parasites” isim nesnesi ikisinin arasına gelir; ayrılmamış “put together this horrifying list of parasites” sıralaması da mümkündür.

Alıştırma

Cümleyi put ... together ile tamamlayın ve “the survey results” için bir zamir kullanın: Maya collected the survey results and ____ before the meeting.

Cevabı göster

put them together

JCU is one of the world's leading institutions focusing on the tropics Kültür

2:35

JCU, tropik bölgelere odaklanan dünyanın önde gelen kurumlarından biridir

with an opportunity to study in a diverse physical environment

2:38

ve çeşitlilik gösteren fiziksel bir ortamda eğitim alma fırsatı sunar;

unparalleled by any university in the world.

2:41

bu açıdan dünyadaki hiçbir üniversite onunla boy ölçüşemez.

Kültür

Coğrafi ifade the tropics

The tropics, ekvator çevresindeki ve geleneksel olarak Yengeç Dönencesi ile Oğlak Dönencesi arasında kalan coğrafi bölgedir. Bu cümlede JCU’nun odaklandığı geniş bölgeyi belirtir; tek bir ülkeyi veya yalnızca sıcak olan herhangi bir yeri ifade etmez. İngilizcede sabit coğrafi ifade the tropics normalde belirli tanımlık the ile kullanılır. Biçim olarak çoğul görünen bu isim, Dünya’nın bu kuşağının tamamını topluca ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi ekvator çevresindeki bölgenin sabit coğrafi terimiyle tamamlayın: Many climate researchers conduct fieldwork in ____.

Cevabı göster

the tropics

I actually studied there for a semester abroad. Kültür

2:44

Ben de yurt dışı eğitimim kapsamında orada bir dönem okudum.

Kültür

Eğitim süresi ifadesi a semester abroad

a semester abroad ifadesinde semester akademik süreyi belirtir; abroad ise öğrencinin kendi ülkesine göre başka bir ülkede olmayı ifade eder. Bu cümlede konuşan kişi, yabancı bir öğrenci olarak o üniversitede bir akademik dönem eğitim aldığını söyler. İfade, çoğu zaman değişim veya yurt dışı eğitim programının parçası olan sınırlı bir eğitim dönemini anlatır. Tek başına kişinin orada bütün bir diplomayı tamamladığı anlamına gelmez ve abroad burada tatili değil, eğitimi niteler.

Alıştırma

Cümleyi başka bir ülkede bir akademik dönem eğitim görmek anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Through an exchange program, Elena spent ____ at a university in Madrid.

Cevabı göster

a semester abroad

If you want to learn more, be sure to head over to their website,

2:46

Daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız mutlaka web sitesine göz atın:

jcu.edu.au.

2:49

jcu.edu.au.

Link in the description.

2:51

Bağlantı açıklama kısmında.

You can check out the amazing Dr. Kate Hutson as well at marineparasites.com.

2:52

Dr. Kate Hutson'ın harika çalışmalarına da marineparasites.com adresinden göz atabilirsiniz.

And subscribe for more weekly science videos.

2:57

Her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı unutmayın.