Aksolotllar: Birbirini atıştıran (ama ölmeyen) semenderler - Luis Zambrano: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, aksolotlların neden gençlik özelliklerini koruyup suda kaldığını, tümör oluşumunu denetlerken karmaşık dokuları nasıl yenilediğini, olağanüstü büyük genomlarının neler gösterebileceğini ve Meksiko’daki chinampa yaşam alanlarını onarmanın hem türün geleceği hem de tıbbi araştırmalar açısından neden önemli olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. baffled — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: confused sözcüğünden daha güçlü ve araştırma bağlamına uygun bu ifadenin, bir bilim insanının şaşırtıcı bir gözlemi açıklayamadığını anlattığını kavramak; bilimsel anlatıda temel gizemi nasıl başlattığını fark etmek. 2. more than 10 times longer than a human's. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Ölçek farkını belirtmek için times + comparative + than yapısını yorumlayıp kullanmak ve a human's ifadesinin tekrarı önlemek amacıyla “bir insanın genomu” yerine geçtiğini anlamak. 3. it's threatened by pollution and invasive fishes. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Somut çevresel tehlikeleri belirtmek için be threatened by kalıbını tanıyıp kullanmak; koruma metinlerinde savunmasız bir türü kirlilik ve istilacı hayvanlarla doğal biçimde ilişkilendirmek.
Bu derste
In 1864, French zoologist Auguste Duméril was baffled while investigating the axolotl. Notlar
0:061864'te Fransız zoolog Auguste Duméril, aksolotlu araştırırken şaşkına dönmüştü.
baffled: şaşırtıcı bir sonucu açıklayamamak
Bu cümlede baffled, Duméril’in gözlemlediği şeyi anlamlandıramadığı için çok şaşırıp kaldığı anlamına gelir. Was baffled onun durumunu anlatır; bilerek yaptığı bir eylemi değil. Baffled genellikle bir gerçeğin, sonucun veya sorunun açıklamaya direndiğini düşündürür. Bilimsel anlatılarda daha fazla araştırmayı başlatan bir gizeme işaret edebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede baffled, birinin şaşırtıcı bir sonucu açıklayamadığını göstermek için kullanılmıştır?
- The expected result pleased the entire research team.
- The unexpected result baffled the entire research team.
- The research team recorded the result in a notebook.
Cevabı göster
The unexpected result baffled the entire research team.
while investigating: arka plan eylemi için while + -ing
While investigating, “while he was investigating” anlamına gelen kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. While, ana olayla aynı anda gerçekleşen arka plan eylemini başlatır; investigating ise -ing biçimidir. Investigating eyleminin anlaşılması gereken öznesi, ana cümlenin öznesi Auguste Duméril’dir. İki eylemi de aynı kişi yaptığında while + -ing yapısı zaman bilgisini daha kısa verir.
Alıştırma
Hangi cümlede while + -ing, iki eylemi de aynı kişi yapacak şekilde doğru kullanılmıştır?
- While Dr. Lee examining the sample, she noticed a crack.
- While examining the sample, Dr. Lee noticed a crack.
- While examining the sample, a crack surprised Dr. Lee.
Cevabı göster
While examining the sample, Dr. Lee noticed a crack.
which transform into terrestrial adults, Kalıp ifadeler
0:15ki onlar karada yaşayan yetişkinlere dönüşürler,
axolotls retain their juvenile characteristics Kalıp ifadeler
0:18aksolotllar yavru özelliklerini korur
transform into terrestrial adults: değişimin sonucunu belirtmek
Transform into terrestrial adults, “karada yaşayan yetişkin bireylere dönüşmek” anlamına gelir. Transform into, bir biçim ya da durumdan başka bir biçim ya da duruma geçişi vurgular; into’dan sonraki isim öbeği değişimin sonucunu belirtir. Burada terrestrial “karada yaşayan”, adults ise “yetişkin bireyler” anlamındadır. Aktarılabilir yapı transform into + sonuç şeklindedir. Genellikle belirgin ya da kapsamlı bir değişimi anlatır ve become’dan daha resmîdir.
Alıştırma
Yaşam döngüsüyle ilgili cümleyi transform into ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: A caterpillar ____ a butterfly.
Cevabı göster
transforms into
Unlike many other amphibians: önce karşılaştırma ölçütünü kurmak
Unlike many other amphibians, cümlenin başına getirilmiş bir karşıtlık öbeğidir. Önce karşılaştırma grubunu verir; böylece okur ana cümlede aksolotlların hangi yönden farklı olduğunun açıklanmasını bekler. Aktarılabilir kalıp Unlike A, B... şeklindedir. Unlike burada bir edattır; bu yüzden A bir isim ya da isim öbeği olmalıdır. Many other “diğer birçok” demektir, “diğerlerinin hepsi” anlamına gelmez. B konumundaki axolotls, A ile karşılaştırılan ögedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bu kütüphanenin sıra dışı kuralını belirtmeden önce genel bir karşılaştırma grubunu doğal biçimde sunar?
- Unlike most public libraries, this library stays open all night.
- Unlike most public libraries, staying open all night is this building's main feature.
- Like most public libraries, this library stays open all night.
Cevabı göster
Unlike most public libraries, this library stays open all night.
retain their juvenile characteristics: yavru dönemi özelliklerini korumak
Burada retain their juvenile characteristics, aksolotlların büyürken erken yaşam evresine ait özellikleri kaybetmeyip taşımaya devam etmesi demektir. Retain fiilinden hemen sonra neyin varlığını sürdürdüğünü belirten isim öbeği gelir. Retain, bir nitelik, hak, anı veya sahip olunan şeyin zaman içinde, çoğu zaman değişime rağmen devam etmesini anlatabilir. Bu cümlede hayvanların bu özellikleri bilinçli olarak sakladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede retain, resmî bir anlatımda “bir şeye sahip olmaya devam etmek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The building remained its original character after renovation.
- The building retained its original character after renovation.
- The building reserved its original character after renovation.
Cevabı göster
The building retained its original character after renovation.
In an attempt to: amacı bir çaba olarak sunmak
In an attempt to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtirken aynı zamanda o eylemi bir hedefe ulaşma çabası olarak sunar. Genellikle başarının belirsiz veya garanti edilmemiş olduğunu düşündürür; ancak tek başına girişimin başarısız olduğunu söylemez. Cümlenin başına getirildiğinde önce amaç verilir; ardından gelen ana cümle yapılan eylemi belirtir. Burada induce, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Eylemi sonucu belirsiz bir çaba olarak sunan bu dersteki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ reduce traffic, the city added more bus routes.
Cevabı göster
In an attempt to
induce metamorphosis: gelişimsel bir değişimi başlatmak
Bu cümlede induce metamorphosis, “başkalaşımın başlamasına neden olmak” demektir. Bilimsel İngilizcede induce, bir etkenin veya kasıtlı bir uygulamanın biyolojik bir süreci, tepkiyi ya da durumu başlatmasını anlatır. Metamorphosis, bir hayvanın vücudunda gelişim sırasında gerçekleşen büyük bir değişimdir. Bu ifade, Duméril’in eylemlerini sürecin kendisi olarak değil, onu tetikleme girişimi olarak sunar.
Alıştırma
Bilimsel cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A change in temperature may ____ in some amphibians.
Cevabı göster
induce metamorphosis
in most instances: farklı durumlar arasında resmî bir genelleme
In most instances, “çoğu durumda” demektir. İfade, tüm cümleyi tek tek durumlar üzerinden yapılan bir genelleme olarak sunar: sonuç bunların çoğunda gerçekleşmiştir. Bu ifade istisnalara yer bırakır. Usually veya most of the time ifadelerinden daha resmî ve çözümleyicidir; bu nedenle raporlara, bilimsel açıklamalara ve dikkatli yazılmış diğer metinlere uygundur.
Alıştırma
Rapor cümlesini “çoğu durumda” anlamındaki vurgulanmış resmî ifadeyle tamamlayın: ____, the backup system starts automatically.
Cevabı göster
In most instances
grew them back: kayıp bir vücut parçasını yeniden büyütmek
Burada grew them back, grow something back yapısının geçmiş zaman biçimidir. Aksolotlların kaybettikleri vücut parçalarını yeniden oluşturdukları anlamına gelir. Back, önceki duruma dönüşü gösterir: parçalar kaybolmuş, sonra yeniden büyümüştür. it veya them gibi bir nesne zamiri kullanıldığında zamir grow ile back arasına gelir: grow them back denir, grow back them denmez. Nesne bir isimse hem grow its tail back hem de grow back its tail kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi grow ... back yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The gecko lost its tail, but it ____ a few months later.
Cevabı göster
grew it back
masters of regeneration: olağanüstü yetenek benzetmesi
Masters of regeneration bir benzetmedir: aksolotlların vücut parçalarını yeniden oluşturma konusunda olağanüstü başarılı olduğunu anlatır. Bir işe, unvana veya akademik dereceye sahip oldukları anlamına gelmez. a master of + isim veya -ing biçimi yapısı, birini ya da bir şeyi belirli bir etkinlikte çok becerikli olarak gösterir. Çoğul masters biçimi, çoğul özne axolotls ile uyumludur.
Alıştırma
Hangi cümlede masters of aynı tür yetenek benzetmesi olarak kullanılmıştır?
- Owls are masters of silent flight.
- Silent flight belongs to several masters.
- Owls awarded master's degrees in silent flight.
Cevabı göster
Owls are masters of silent flight.
They can flawlessly regenerate body parts
0:37Vücut parçalarını kusursuz bir şekilde yenileyebilirler;
ranging from amputated limbs and crushed spines Dilbilgisi
0:40kopmuş uzuvlardan ve ezilmiş omurgalardan,
Geniş bir aralık için ranging from ... to ...
ranging from A to B, bir grubun A ile başlayıp B'ye kadar uzanan bir aralığı kapsadığını gösterir. Burada ranging from ... to ... ifadesi body parts sözünü niteler ve yenilenebilen vücut bölümlerinin çeşitliliğini vurgular. from ve to eşleşerek kullanılır; A ile B dil bilgisi bakımından paralel biçimlerde olmalıdır. A ve B sayı, kategori veya örnek olabilir. Bunlar aralığın iki ucunu gösterir, ancak mutlaka gerçek başlangıç ve bitiş noktaları değildir.
Alıştırma
Cümleyi ranging from ... to ... kullanarak tamamlayın: The museum displays inventions ____ simple hand tools ____ modern robots.
Cevabı göster
ranging from · to
This extraordinary salamander is native to the wetlands in Mexico City. Kalıp ifadeler
0:51Bu olağanüstü semenderin ana vatanı Mexico City'deki sulak alanlardır.
native to: bir türün doğal yaşam alanı
Bir tür veya bitki için be native to + yer, insanların oraya getirmesiyle değil, özgün yayılış alanının bir parçası olarak orada doğal biçimde bulunduğu anlamına gelir. Bu cümlede Meksiko'daki sulak alanlar semenderin doğal yaşam alanıdır. Bu ifade, bir şeyin şu anda nerede bulunduğundan daha fazlasını anlatır. Bir tür, bir yere sonradan getirilip orada yaşayabilir ama o yere özgü olmayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, orkidenin bölgede yalnızca bulunmadığını, doğal olarak o bölgeye ait olduğunu açıkça söyler?
- This orchid was introduced to Southeast Asia.
- This orchid is native to Southeast Asia.
- This orchid is found in Southeast Asia.
Cevabı göster
This orchid is native to Southeast Asia.
considered it the incarnation of: consider + nesne + isim tamamlayıcısı
considered it the incarnation of a god ifadesinde considered fiilinden sonra it nesnesi ve ardından the incarnation of a god isim öbeği gelir. Bu isim öbeği nesne tamamlayıcısıdır ve Azteklerin hayvanın ne olduğuna inandığını belirtir. Kalıp consider + nesne + isim tamamlayıcısı şeklindedir. Nesneye doğrudan bir kimlik veya konum yüklediği için as gerekmez: They consider the bridge a landmark.
Alıştırma
Hangi cümle consider + nesne + isim tamamlayıcısı yapısını doğru kullanır?
- Many residents consider the old clock a symbol of the town.
- Many residents consider the old clock to a symbol of the town.
- Many residents consider that the old clock a symbol of the town.
Cevabı göster
Many residents consider the old clock a symbol of the town.
god named Xolotl: bir tanrının özel adı olarak Xolotl
a god named Xolotl ifadesinde Xolotl, Aztek mitolojisindeki bir tanrının özel adıdır. Burada named Xolotl hangi tanrıdan söz edildiğini belirtir; Xolotl bir hayvan veya su canavarı için kullanılan genel bir İngilizce sözcük değildir. Bu kısa arka plan, sonraki bağlantıyı açıklar: konuşmacı axolotl adının kökenine mitolojik bir açıklama getirir. roughly meaning water monster ifadesi hayvanın adını açıklar; tanrının görevini veya unvanını değil.
Alıştırma
Bu cümlede Xolotl neyi ifade ediyor?
- “Su canavarı” anlamına gelen genel bir İngilizce sözcük.
- Bir Aztek tanrısının özel adı.
- Hayvanın yaşam alanının adı.
Cevabı göster
Bir Aztek tanrısının özel adı.
hence the axolotl's name: hence + ad öbeği
hence the axolotl's name ifadesinde hence, hemen önce verilen nedene gönderme yapar ve sonucu sunar: bu neden axolotl adının kaynağını açıklar. Burada hence sözcüğünden sonra tam bir cümle değil, doğrudan the axolotl's name ad öbeği gelir. Bu kısa hence + ad öbeği yapısı önce nedeni, ardından ad öbeği biçimindeki sonucu vererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede bir sonucu belirtmek için ad öbeğinden önce hence doğru kullanılmıştır?
- The bus broke down, hence because we waited a long time.
- The bus broke down; therefore, we had a long wait.
- The bus broke down, hence the long wait.
Cevabı göster
The bus broke down, hence the long wait.
with gills and a tadpole-like dorsal fin. Kelime
1:09solungaçları ve iribaş benzeri bir sırt yüzgeci ile ulaşırlar.
reach sexual maturity: biyolojik bir aşamaya ulaşmak
Reach sexual maturity, bir canlının üreyebileceği aşamaya kadar gelişmesi anlamına gelir. Buradaki reach, fiziksel olarak bir yere dokunmak değil, bir aşamaya gelmek demektir. Reach, nesnesini doğrudan alır; bu yüzden reach to sexual maturity değil, reach sexual maturity denir. Cümlenin geri kalanı, aksolotlların bu aşamada hâlâ solungaçlara ve iribaşa benzer bir sırt yüzgecine sahip olduğunu belirtir.
Alıştırma
“Üreyebilecek kadar gelişmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Biologists found that this species takes five years to ____.
Cevabı göster
reach sexual maturity
with gills and a tadpole-like dorsal fin: olgunlukta hâlâ bulunan özellikler
with gills and a tadpole-like dorsal fin edat öbeği, aksolotlların cinsel olgunluğa eriştiklerinde hâlâ sahip oldukları fiziksel özellikleri anlatır. Burada with, “sahip olarak” anlamındadır; “kullanarak” anlamında değildir. -like eki “... benzeri” anlamı verir. a tadpole-like dorsal fin, iribaşınkine benzeyen bir sırt yüzgecidir. Biyolojik betimlemelerde dorsal, sırtta bulunan demektir.
Alıştırma
Cümlede with gills and a tadpole-like dorsal fin ne anlatıyor?
- Hayvanlar cinsel olgunluğa ulaştıklarında bu fiziksel özelliklere hâlâ sahiptir.
- Hayvanlar cinsel olgunluğa ulaşmak için bu vücut parçalarını kullanır.
- Hayvanlar cinsel olgunluğa ulaşmadan önce bu vücut parçalarını kaybeder.
Cevabı göster
Hayvanlar cinsel olgunluğa ulaştıklarında bu fiziksel özelliklere hâlâ sahiptir.
evolved because of their stable habitat. Dilbilgisi
1:17sabit habitatları nedeniyle evrimleştiğini düşünüyor.
forever young condition, called neoteny: terimden önce basit açıklama
forever young condition ifadesi neoteniyi okuyucunun kolayca anlayabileceği biçimde açıklar: Hayvan cinsel olgunluğa ulaşırken gençlik dönemine ait özellikleri korur. Forever young mecazi bir ifadedir; hayvanın hiç yaşlanmadığı anlamına gelmez. Araya eklenen called neoteny, condition sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir ve which is called neoteny anlamına gelir. “Basit açıklama + called + teknik terim” kalıbı, bilimsel bir metnin kavramı adlandırmadan önce açıklamasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle basit bir açıklamadan sonra teknik terimi doğru biçimde tanıtıyor?
- The process by which plants use light to make food, is called photosynthesis, supports most life on Earth.
- The process by which plants use light to make food, calling photosynthesis, supports most life on Earth.
- The process by which plants use light to make food, called photosynthesis, supports most life on Earth.
Cevabı göster
The process by which plants use light to make food, called photosynthesis, supports most life on Earth.
evolved because of their stable habitat: because of + isim öbeği
Bu cümlede evolved, bu durumun birçok nesil boyunca gelişerek ortaya çıktığını belirtir. Because of nedeni tanıtır; their stable habitat ise bu nedeni adlandıran isim öbeğidir. Tek bir hayvanın bilinçli olarak değişmeyi seçtiği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp sonuç veya değişim + because of + isim öbeğidir; evolved because of their stable habitat bunun bir örneğidir.
Alıştırma
İsim öbeğinden önce kullanılabilen iki sözcüklü neden ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The outdoor game was canceled ____ heavy rain.
Cevabı göster
because of
For salamanders that develop in waters that dry up, Öbek fiiller
1:20Kuruyan sularda gelişen semenderler için,
efficiently transitioning to land is essential. Kalıp ifadeler
1:23karaya verimli bir şekilde geçiş yapmak şarttır.
dry up: bir su kütlesinin suyunu kaybetmesi
Burada waters that dry up, suyunun çoğunu veya tamamını kaybeden ve artık sucul yaşam alanı olarak kullanılamayan su kütleleri anlamına gelir. Up, yalnızca daha az ıslak hâle gelmeyi değil, boş veya tamamen kuru bir sonuca ulaşmayı ifade eder. Dry up göletleri, dereleri, kuyuları veya su kaynaklarını anlatabilir. Fon ya da fikir gibi mevcut bir şeyin giderek ortadan kalkması durumunda mecaz anlamda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve tüm suyunu kaybetmek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After three months without rain, the small pond began to ____.
Cevabı göster
dry up
efficiently transitioning to land: yeni bir ortama verimli biçimde geçmek
Transition to + isim, öznenin yeni bir duruma, sisteme, role veya ortama geçtiğini anlatır. Burada transitioning to land, sudaki gelişimden karasal bir ortamda yaşama geçmek demektir; yalnızca kıyıya hareket etmek anlamına gelmez. Efficiently, transitioning sözcüğünü niteler: değişim, zaman veya enerji boşa harcanmadan gerekli sonucu verir. efficiently transitioning to land şeklindeki -ing grubunun tamamı öznedir; is essential ise bu değişimin gerekli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi transition sözcüğünün doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The team is ready to ____ a new scheduling system.
Cevabı göster
transition to
But the lakes axolotls evolved in were unchanging year-round Kalıp ifadeler
1:27Fakat aksolotlların evrimleştiği göller yıl boyunca hiç değişmiyordu
unchanging year-round: yıl boyunca değişmeyen bir durum
were unchanging year-round ifadesinde unchanging, were sonrasında gelen bir sıfattır ve göllerin koşullarının sabit kaldığını anlatır. Year-round ise zaman bildiren bir zarf ifadesidir: bu sabitlik yılın her mevsimi boyunca sürüyordu. Year-round, stays open year-round örneğinde olduğu gibi bir etkinliği veya hizmeti de tanımlayabilir. Bir isimden önce geldiğinde year-round service örneğindeki gibi kısa çizgili bir niteleyici olur.
Alıştırma
Hangi cümle kafenin her mevsim açık olduğu anlamına gelir?
- The cafe opens yearly.
- The cafe is open year-round.
- The cafe was open last year.
Cevabı göster
The cafe is open year-round.
Host aquatic predators: canlı türlerini barındırmak veya desteklemek
Burada host, “barındırmak, yaşamını desteklemek veya yaşam alanı sağlamak” anlamına gelir; “bir programı sunmak ya da yönetmek” anlamında değildir. Özne göllerdir ve aquatic predators, bu göllerin barındırabileceği canlılardır. Bu nedenle didn't host many aquatic predators, bu tür yırtıcıların orada az sayıda yaşadığı anlamına gelir. Bu anlamdaki host fiilinin öznesi genellikle bir yer, çevre veya organizmadır. didn't ... many kalıbı sayının az olduğunu belirtir; mutlaka sıfır olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede host, örnektekiyle aynı ekolojik anlamda kullanılmıştır?
- The town hosts a music festival each summer.
- Jordan hosts a science podcast every week.
- The reef hosts hundreds of fish species.
Cevabı göster
The reef hosts hundreds of fish species.
scientists think it was advantageous for axolotls Dilbilgisi
1:36bilim insanları aksolotllar için başkalaşım gereksinimlerinden
It was advantageous for ... to ...: bir eylemi biri açısından değerlendirmek
Kalıp it + be + adjective + for + noun + to-infinitive biçimindedir. it biçimsel öznedir: to-infinitive değerlendirilen eylemi belirtirken for + noun bu eylemden etkilenen kişi ya da şeyi gösterir. Burada was advantageous for axolotls to forgo, başkalaşımın getirdiği yüklerden kaçınmanın aksolotllara yarar sağladığını anlatır. Bu kalıp, bir eylemi belirli bir kişi ya da şey açısından değerlendirmek için kullanılır. be biçimi zamanı, sıfat ise değerlendirmeyi gösterir; böylece aynı kalıpla bir eylemin biri için yararlı, zor, gerekli veya güvenli olup olmadığı anlatılabilir.
Alıştırma
Değerlendirme kalıbını advantageous ve mastar işaretiyle tamamlayın: It is ____ for hikers ____ carry extra water on a hot day.
Cevabı göster
advantageous · to
forgo the demands of metamorphosis: başkalaşımın yüklerinden kaçınmak
Bu cümlede forgo, bir şeyi yaşamamak veya onsuz devam etmek anlamına gelen resmî bir fiildir. İfade, her bir aksolotlun bilinçli bir seçim yaptığını anlatmaz; başkalaşım geçirmemenin sağladığı evrimsel avantajı özetler. the demands of metamorphosis, başkalaşımın gerektirdiği enerji, kaynak ve fizyolojik çalışma anlamına gelir. Buradaki demands, bir kişinin verdiği “emirler” değil, bir sürecin getirdiği gereklilikler veya maliyetlerdir.
Alıştırma
Hangi cümlede forgo, bir ekibin pahalı bir aşamayı atlayacağını belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The team will forgo the costly testing phase.
- The team will command the costly testing phase.
- The team will develop into the costly testing phase.
Cevabı göster
The team will forgo the costly testing phase.
If exposed to ...: kısaltılmış edilgen koşul
If exposed to certain substances, kısaltılmış bir edilgen koşul yan cümlesidir. Tam biçimi If axolotls are exposed to certain substances şeklindedir. Koşulun öznesi ana cümlenin öznesi axolotls ile aynı olduğu için İngilizcede tekrarlanan özne ve be biçimi atılabilir; geriye if + geçmiş zaman ortacı kalır. Burada exposed edilgendir: maddeler aksolotllar üzerinde etki gösterir. Bu yapıyı tam hâline getirirken ana cümlenin öznesini ve be fiilinin doğru biçimini ekleyin.
Alıştırma
Parantez içindeki koşulu kısaltıp cümleyi tamamlayın: ____, the metal will expand. (Tam koşul: If the metal is heated.)
Cevabı göster
If heated
turn into adults: yetişkin hâle gelmek
Burada turn into, “değişip bir şeye dönüşmek” anlamındadır. turn into adults ifadesi yetişkin biçimine ya da evresine geçişi anlatır; turn burada fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. Kalıp, turn into + yeni biçimi, durumu, rolü veya kullanımı adlandıran isim ya da isim öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi “değişip bir şeye dönüşmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: Over time, the caterpillar will ____ a butterfly.
Cevabı göster
turn into
and lose some of their self-healing abilities. Kalıp ifadeler
1:53ve kendi kendini iyileştirme yeteneklerinin bir kısmını kaybederler.
experience shorter lifespans: fiil olarak experience
Burada experience, bir durumu ya da sonucu “yaşamak, geçirmek veya ondan etkilenmek” anlamındaki bir fiildir. experience shorter lifespans ifadesi ömürlerinin genellikle daha kısa olması anlamına gelir; ömür konusunda bilgi kazanmaları anlamına gelmez. Bu fiilden sonra bir olayı, değişimi, durumu veya sonucu adlandıran isim öbeği gelebilir: experience growth, experience symptoms, experience problems.
Alıştırma
Hangi cümlede experience, “bir durumu yaşamak veya o durumdan etkilenmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- The region experienced a severe drought last summer.
- She has experience with drought planning.
- The internship gave her useful experience.
Cevabı göster
The region experienced a severe drought last summer.
self-healing abilities: kendi kendini onarmayı anlatan self- bileşiği
self-healing abilities, “dışarıdan yardım almadan hasarı onarma yetenekleri” demektir. Burada self-healing, abilities sözcüğünü niteleyen birleşik bir niteleyicidir: self-, varlığın kendisini onardığını; healing ise onarım sürecini gösterir. self- ön eki, self-driving ve self-control gibi, bir şeyin kendisi üzerinde hareket etmesi veya kendini kontrol etmesiyle ilgili başka sözcükler de oluşturabilir. Kısa çizgi, abilities önündeki self-healing ifadesinin tek bir birim olarak okunmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, “kendi hasarını onarabilen” anlamındaki kısa çizgili self- bileşiğiyle tamamlayın: This material can repair small cracks, so it has ____ abilities.
Cevabı göster
self-healing
These regenerative talents may seem like crazy superpowers to begin with, Anlatım akışı
1:57Bu yenilenme yetenekleri başlangıçta çılgın süper güçler gibi görünebilir,
but axolotls have good use for them. Kalıp ifadeler
2:02ancak aksolotllar bunları iyi bir şekilde kullanırlar.
may seem like ... to begin with, but ...: ilk izlenimi önce kabul etmek
may seem like crazy superpowers to begin with ifadesi, konuşanın nihai iddiasını değil, ilk izlenimi sunar. may ve seem ifadeyi yumuşatır; buradaki to begin with ise “başta” veya “ilk bakışta” demektir. Ardından gelen but, dikkati asıl noktaya yöneltir: bu yeteneklerin gerçek bir kullanım alanı vardır. may seem ... to begin with, but ... kalıbı, anlaşılır bir ilk tepkiyi kabul edip ardından onu düzelterek veya sınırlandırarak açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle önce ilk izlenimi kabul edip ardından daha önemli gerçek durumu veren kalıbı kullanıyor?
- The app may seem confusing to begin with, but it becomes easy after a few minutes.
- To begin with, open the app and create an account.
- The app seems confusing, so there is no reason to try it.
Cevabı göster
The app may seem confusing to begin with, but it becomes easy after a few minutes.
have good use for: amaçlanan anlam ve doğal alternatifler
Bu cümlede have good use for them, aksolotlların o şeylerden yararlanabildiği veya onlara pratik bir nedenle ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Use burada isimdir; good ise kullanımın değerini anlatır, ahlaken iyi olduğu anlamına gelmez. Bu ifade dikkati işleve yöneltir: o şeyler pratik bir amaçları olduğu için önemlidir. Modern standart İngilizcede bu temel fikir genellikle have a use for something ile ifade edilir.
Alıştırma
Özenli modern İngilizceyle ilgili şu ifadeyi değerlendirin: “I have good use for this data”, bu verileri kullanabildiğimi söylemenin en doğal yoludur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
be in direct competition with/for: doğrudan rekabet ilişkisini anlatmak
In direct competition, iki veya daha fazla tarafın aynı sınırlı kaynağı, yeri, müşteri grubunu ya da fırsatı elde etmeye çalıştığı bir durumu anlatır. Direct, hedeflerinin çakıştığını vurgular; bu nedenle bir tarafın başarısı diğerine kalan miktarı azaltabilir. Rakibi belirtmek için be in direct competition with + rakip, ortak hedefi belirtmek için be in direct competition for + istenen şey kullanılır. İkisi birlikte de gelebilir: be in direct competition with another team for a prize.
Alıştırma
Cümleyi 'aynı şey için rekabet etmek' anlamındaki isim temelli sabit ifadeyle tamamlayın: The two runners are ____ with each other for the final place on the team.
Cevabı göster
in direct competition
snack on each other: birbirlerini yemeyi şakacı bir dille anlatmak
Snack on genellikle bir şeyi rahat bir şekilde, çoğunlukla az miktarda veya öğün aralarında yemek anlamına gelir. Burada anlatıcı, ifadeyi birbirini yiyen canlılar için şakacı bir biçimde genişletiyor. Each other eylemi karşılıklı hâle getirir: grubun üyeleri bunu birbirlerine yapar. Bu kelime seçimi anlatımı daha az resmî ve biraz mizahi kılar, ancak canlıların zarar görmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir hayvanın yeme davranışını hafif ve şakacı bir tonda anlatmak için snack on ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The veterinarian measured the goats' weight.
- The report documented that the goats consumed a toxic plant.
- The goats slipped into the yard and snacked on the flowers.
Cevabı göster
The goats slipped into the yard and snacked on the flowers.
This is usually not a huge problem
2:10Vücut parçalarını bu kadar hızlı yenileyebilmeleri sayesinde,
thanks to how quickly they can regenerate body parts. Dilbilgisi
2:12bu durum genellikle büyük bir sorun teşkil etmez.
thanks to how quickly ...: hızı neden olarak göstermek
Thanks to bir sonucun nedenini belirtir ve çoğu zaman bu nedeni yararlı bir etken olarak sunar. Buradaki yararlı neden yalnızca vücut parçalarını yenileyebilme yeteneği değil, bu yenilenmenin çok hızlı gerçekleşmesidir. How quickly they can regenerate body parts, thanks to ifadesinin tümleyicisi olan iç içe bir how yan cümlesidir. Soru düzenindeki can they yerine düz cümle düzenindeki they can kullanılır ve yenilenme hızı tek bir neden olarak ifade edilir.
Alıştırma
Dikkatli düzenlemenin başarıya neden olduğunu göstermek için thanks to + how kullanın: The rescue succeeded ____ the volunteers organized the search.
Cevabı göster
thanks to how carefully
When an axolotl loses a limb: genel bir sürecin tetikleyicisi olarak when
When an axolotl loses a limb, ana cümledeki süreci başlatan durumu belirleyen bir when yan cümlesidir. Büyüme tepkisinin hangi durumda başladığını gösterir. loses ve stimulate fiilleri geniş zamandadır çünkü cümle genel ve tekrarlanabilir bir biyolojik süreci anlatır. Buradaki when, bu her olduğunda anlamına yakındır; geçmişteki tek bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle düzenli bir tetikleyici-sonuç sürecini anlatmak için when kullanıyor?
- When the sensor detects smoke, the alarm sounds.
- If the sensor detected smoke, the alarm would sound.
- When the sensor detected smoke yesterday, the alarm sounded.
Cevabı göster
When the sensor detects smoke, the alarm sounds.
stimulate growth in the area: bir süreci etkin hâle getirmek
tissues stimulate growth ifadesinde stimulate geçişli bir fiildir ve growth onun isim nesnesidir. Birlikte, büyümeye neden olmak veya büyümeyi teşvik etmek anlamına gelirler. In the area, bu büyümenin nerede gerçekleştiğini, yani daha önce sözü edilen yaralı bölgede olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp, stimulate + bir süreç ya da etkinlik bildiren isim yapısıdır. growth, demand veya discussion gibi isimlerle kullanıldığında, o sürecin başlamasını ya da daha aktif hâle gelmesini sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Hedef iki sözcüklü eş dizimi kullanarak cümleyi tamamlayın: Good nutrition helps ____ in young plants.
Cevabı göster
stimulate growth
progenitor cells: öncül hücreler
Progenitor cells, öncül hücreleri ifade eder: Bu hücreler henüz tamamen özelleşmemiştir ve dokuların oluşmasına yardımcı olan daha özelleşmiş hücreler üretebilir. Bu cümlede terim, yaralanma bölgesinde yeni dokunun nasıl oluşabildiğini açıklamaya yardımcı olan gelişim yeteneğine sahip hücreleri adlandırır. which ile başlayan ilgi cümleciği bu yeteneği açıklar.
Alıştırma
Bu biyoloji cümlesinde progenitor cells ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- hücrelerin büyümesini durduran proteinler
- daha özelleşmiş hücreler üretip dokuların oluşmasına yardımcı olabilen öncül hücreler
- artık değişemeyen, tamamen oluşmuş dokular
Cevabı göster
daha özelleşmiş hücreler üretip dokuların oluşmasına yardımcı olabilen öncül hücreler
can develop into various bodily tissues: çeşitli vücut dokularını oluşturacak şekilde gelişebilmek
can + fiilin yalın hâli kalıbı yetenek veya olasılık ifade eder. Buradaki can, progenitör hücrelerin ne yapabildiğini belirtir. Develop into + sonuç, o sonuç oluşana kadar yavaş yavaş büyümek veya değişmek anlamına gelir. various bodily tissues sözleri sonucu belirtir; bu nedenle ifade ani bir değişimi değil, biyolojik bir gelişim sürecini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi develop ve doğru edatla tamamlayın: Over several years, the local club could ____ a national organization.
Cevabı göster
develop into
form a mass at the site of injury: yaralanma bölgesinde bir kütle oluşturmak
Bu biyolojik süreç açıklamasında form, “bir araya gelip oluşturmak” anlamındaki bir fiildir; a mass ise hücrelerin ya da başka bir maddenin oluşturduğu kümeyi anlatır. Burada mass kendiliğinden “tümör” anlamına gelmez. At the site of injury, “dokunun zarar gördüğü tam yerde” demektir. Site burada “yer, bölge” anlamındadır; dolayısıyla ifadenin tamamı neyin oluştuğunu ve nerede oluştuğunu anlatır.
Alıştırma
Bir biyoloji açıklamasında form a mass at the site of injury ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Hücreler, hasarın oluştuğu yerde bir küme hâlinde toplanır.
- Hücreler, hasarlı bölgenin ağırlığını ölçer.
- Hücreler, yaralanma hakkında bir internet sitesi oluşturur.
Cevabı göster
Hücreler, hasarın oluştuğu yerde bir küme hâlinde toplanır.
and nearby nerves secrete growth-promoting proteins. Kelime
2:30ve yakındaki sinirler büyümeyi teşvik edici proteinler salgılar.
secrete growth-promoting proteins: büyümeyi destekleyen proteinler salgılamak
Secrete, hücrelerin, bezlerin veya dokuların bir madde üretip salması anlamına gelen bilimsel bir fiildir. Burada nearby, nerves sözcüğünü niteler; secrete fiilinin nesnesi growth-promoting proteins ifadesidir. Growth-promoting, kısa çizgiyle bağlanan birleşik bir sıfattır: proteinler büyümeyi destekler. Bu ifade, proteinlerin kendilerinin büyüdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu biyoloji cümlesini doğru yapan fiili seçin: Glands ___ hormones into the bloodstream.
- excrete
- secrete
- promote
Cevabı göster
secrete
Over the next few weeks, ile sonraki zaman aralığını belirtmek
Over the next few weeks, ana olaydan önce yeni bir zaman aralığı belirler. Açıklamayı mevcut referans aşamasından sonraki birkaç hafta içinde gelişecek olaylara taşır. Buradaki over, değişimi tek bir anda gerçekleşen bir olay olarak değil, belirli bir süre boyunca ilerleyen bir süreç olarak sunar. Bu yapıyı cümlenin başında kullanmak iyileşme, deney, proje ve diğer kademeli süreçleri düzenli biçimde anlatmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede Over the next few weeks, yaklaşan dönemde gerçekleşecek kademeli bir değişime zaman çerçevesi vermek için kullanılmıştır?
- A few weeks ago, the seedlings grew several new leaves.
- Every few weeks, the seedlings grow several new leaves.
- Over the next few weeks, the seedlings will grow several new leaves.
Cevabı göster
Over the next few weeks, the seedlings will grow several new leaves.
as cells proliferate and differentiate: eş zamanlı değişimi anlatan as
Burada as, ana olayla birlikte ilerleyen bir süreci anlatır: hücreler eş güdümlü olarak çoğalıp farklılaşırken yeni bir uzuv ortaya çıkar. Bu süreç açıklamasında as, “bu gerçekleşirken” veya “bu geliştikçe” anlamına gelir. as + yan cümle yapısı, birlikte ilerleyen iki gelişmeyi birbirine bağlayabilir. Burada as, “rolünde” anlamına gelmez ve hücresel süreci yeni uzvun tek nedeni olarak açıkça sunmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte ilerlediğini göstermek için kullanılmıştır?
- As the temperature falls, the liquid begins to thicken.
- As a scientist, Maya studies climate data.
- Because the heater broke, the room became cold.
Cevabı göster
As the temperature falls, the liquid begins to thicken.
This process could potentially lead to uncontrolled growth Kalıp ifadeler
2:41Bu süreç potansiyel olarak kontrolsüz büyümeye
could potentially lead to ...: olası bir sonucu temkinli biçimde anlatmak
Lead to bir sonucu tanıtır: bir şey, ardından gelen sonuca neden olur ya da onun ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Buradaki sonuç uncontrolled growth and tumor formation ifadesidir. lead to içindeki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Could potentially ifadeyi temkinli hâle getirir. Sonucu kesin değil, olası olarak sunar; bu kullanım bilimsel riskleri veya tahminleri açıklarken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonucu kesin olarak sunmadan olası bir sonuç anlatmak için could potentially lead to kullanıyor?
- Skipping regular maintenance will definitely lead to larger repair bills.
- Skipping regular maintenance has led to larger repair bills.
- Skipping regular maintenance could potentially lead to larger repair bills.
Cevabı göster
Skipping regular maintenance could potentially lead to larger repair bills.
But axolotls are remarkably resistant to cancer. Kalıp ifadeler
2:46Ancak aksolotllar kansere karşı oldukça dirençlidir.
remarkably resistant to cancer: resistant to kalıbı
Be resistant to, bir şeyin ardından gelen etken yüzünden kolayca zarar görmediğini, değişmediğini veya etkilenmediğini belirtir. Resistant sözcüğünün ardından to gelir; to sonrasındaki öge genellikle bir isim veya -ing biçimidir. Remarkably, alışılmadık derecede dikkat çekici bir düzeyi anlatır. Bu cümlede aksolotlların kansere karşı direncinin çarpıcı olduğunu gösterir; resistant tamamen immune anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi resistant ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: This coating is highly ____ water damage.
Cevabı göster
resistant to
Have a system in place: önceden kurulmuş ve hazır
Have a system in place, bir sistemin önceden kurulmuş ve çalışmaya hazır olduğu anlamına gelir. Buradaki in place fiziksel bir konumu değil, hazır olma durumunu anlatır. have + isim + in place kalıbı, hâlihazırda var olan ve kullanılabilen planlar, kurallar, prosedürler veya güvenlik önlemleri için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle acil durum güvenlik prosedürlerinin önceden oluşturulduğunu ve kullanıma hazır olduğunu belirtir?
- We have discussed possible safety procedures.
- We are putting safety procedures in place next month.
- We have safety procedures in place for emergencies.
Cevabı göster
We have safety procedures in place for emergencies.
Tightly controls cellular proliferation: sıkı düzenleme
tightly controls cellular proliferation ifadesinde tightly, controls fiilinin derecesini güçlendirir: sistem, hücrelerin çoğalmasını dar sınırlar içinde tutar. Cellular proliferation, hücreler bölündükçe hücre sayısının artmasıdır. Burada tightly fiziksel bir sıkılığı değil, düzenlemenin derecesini anlatır. Aynı kalıp erişim, sıcaklık, maliyetler veya diğer süreç ve değişkenler üzerindeki sıkı sınırları da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle özel dosyalara erişimi sıkı biçimde sınırlayan bir politikayı en iyi anlatır?
- The policy gives everyone access to private files.
- The policy tightly controls access to private files.
- The policy briefly mentions access to private files.
Cevabı göster
The policy tightly controls access to private files.
To better understand the axolotl's baffling biology, Dilbilgisi
2:55Aksolotlun şaşırtıcı biyolojisini daha iyi anlamak için,
To better understand: cümle başında amaç bildiren mastar
“To better understand ...”, amaç bildiren to’lu mastar öbeğinin cümlenin başına getirilmiş hâlidir. “……ı daha iyi ve daha kapsamlı anlamak için” demektir; better, understand fiilini niteleyen bir zarftır. Ana cümle daha sonra bu amaçla yapılan eylemi belirtir: bilim insanları genomu diziledi. Amacı başa koymak bilgiyi önce neden, sonra ne yapıldı sırasıyla düzenler; bu yapı bilimsel yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “daha kapsamlı anlamak için” anlamındaki tam amaç öbeğiyle tamamlayın: ____ the problem, the engineers collected more data.
Cevabı göster
To better understand
sequenced its genome: biyoloji fiili olarak sequence
Bu cümlede sequenced, biyolojide kullanılan sequence fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. To sequence a genome, o genomdaki DNA bazlarının sırasını belirlemek demektir; dolayısıyla sequenced its genome, bilim insanlarının aksolotlun genetik materyali üzerinde bu analizi yaptığını anlatır. Buradaki its aksolotla gönderme yapar; genome ise onun genetik materyalinin tamamıdır. Bilimsel bağlam ve doğrudan nesne olan genome, sequence sözcüğünün gündelik isim anlamı olan “sıralı bir dizi” değil, teknik fiil anlamında kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
“The researchers sequenced the virus's genome,” cümlesinde sequenced the virus's genome ne anlama gelir?
- Genom kopyalarını numaralı bir sıraya dizdi
- Virüsün geçmişini bir olaylar dizisi olarak kaydetti
- Virüsün genomundaki DNA bazlarının sırasını belirledi
Cevabı göster
Virüsün genomundaki DNA bazlarının sırasını belirledi
They found it to be more than 10 times longer than a human's. Dilbilgisi
3:01Bir insanınkinden 10 katından daha uzun olduğunu buldular.
found it to be: bir sonucu bildirmek
Found it to be, find + nesne + to be + tümleç kalıbını kullanır. Burada found, gözlem ya da araştırma yoluyla bir sonuca varmak anlamındadır; it daha önce sözü edilen genome'a gönderme yapar ve uzunluk karşılaştırması onu tanımlayan tümleçtir. Bu kısa kalıp bir sonucu bildirir. Neredeyse aynı anlamı taşıyan daha açık biçim They found that it was more than 10 times longer than a human's cümlesidir.
Alıştırma
Cümleyi find + nesne + to be kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The engineers tested the new material. After several tests, they ____ unusually durable.
Cevabı göster
found it to be
more than 10 times longer than a human's: katlı karşılaştırma ve adın düşürülmesi
Bu ifade, uzunluktaki çok büyük bir farkı vurgulamak için more than + sayı + times + karşılaştırma sıfatı + than yapısını kullanır. Genel bilim anlatımında burada amaçlanan anlam, söz konusu şeyin toplam uzunluğunun insan genomunun uzunluğunun on katını aşmasıdır. A human's, iyelik bildiren bir yerine geçme biçimidir: tekrarlanan genome adı atılır ve ifade a human's genome anlamına gelir. Kesin oran gereken bağlamlarda more than 10 times as long as daha açıktır; çünkü X times longer than matematiksel olarak asıl uzunluğa X tane asıl uzunluğun eklenmesi şeklinde yorumlanabilir.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir kablonun toplam uzunluğunun eski kablonun uzunluğunun on katını aştığını en açık biçimde belirtir?
- The new cable is more than 10 times as long as the old cable.
- The new cable is more than 10 times longer than the old cable.
- The new cable is 10 times long than the old cable.
Cevabı göster
The new cable is more than 10 times as long as the old cable.
Mutations can change the length of any animal's genome.
3:05Mutasyonlar herhangi bir hayvanın genomunun uzunluğunu değiştirebilir.
salamanders have much more DNA than other vertebrates Dilbilgisi
3:10semenderlerin diğer omurgalılardan çok daha fazla DNA'sı vardır
because they lose parts of it less frequently. Dilbilgisi
3:13çünkü DNA'larının parçalarını daha az sıklıkla kaybederler.
For whatever reason: açıklanmayan nedeni bir kenara bırakmak
For whatever reason, cümlenin başında kullanılan ve kesin nedenin bilinmediğini, burada ele alınmayacağını ya da mevcut ana nokta açısından önemli olmadığını gösteren bir söylem işaretidir. Bu cümlede dinleyiciye, örüntünün altında yatan daha derin nedenin açıklanmayacağını bildirir. Bu ifade, konuşanın asıl gözleme geçebilmesi için neden sorusunu bir kenara bırakır. Because anlamına gelmez ve tek başına bir neden sunmaz; bu cümlede because, semenderlerin DNA'yı daha seyrek kaybettiğine ilişkin daha doğrudan açıklamayı başlatır.
Alıştırma
Hangi cümle kesin nedenin bilinmediğini kabul edip ardından bir gözlemi aktarıyor?
- Researchers proved that heat makes the metal expand.
- For whatever reason, the classroom clock gains five minutes every week.
- Because its battery is larger, the camera lasts longer.
Cevabı göster
For whatever reason, the classroom clock gains five minutes every week.
much more DNA than: miktardaki büyük farkı vurgulamak
have much more + sayılamayan ad + than kalıbı, bir öznenin karşılaştırma grubundan önemli ölçüde daha fazla miktara sahip olduğunu gösterir. Örnekte more karşılaştırmayı kurar, much more sözcüğünü güçlendirir ve than karşılaştırma grubu olan other vertebrates ifadesini başlatır. DNA burada sayılamayan bir ad olarak ele alındığından much more DNA doğaldır. Çoğul ve sayılabilen bir adla many more kullanılır; örneğin many more genes.
Alıştırma
Büyük bir fark göstermek için much kullanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This camera stores ____ data than the older model.
Cevabı göster
much more
because ... less frequently: neden belirtmek ve sıklığı karşılaştırmak
Because, önceki ifadenin nedenini açıklar. It, DNA'ya gönderme yapar; bu nedenle parts of it, DNA'nın bazı kısımları demektir. Less frequently, lose fiilini niteler ve kaybın ne sıklıkta gerçekleştiğini karşılaştırır: semenderler DNA parçalarını diğer omurgalılardan daha seyrek kaybeder. Burada karşılaştırılan, her seferinde kaybedilen miktar değil sıklıktır.
Alıştırma
Hangi cümle, gece talebinin düşük olması nedeniyle otobüslerin daha seyrek çalıştığını söyler?
- Because fewer people travel late at night, the buses carry less luggage.
- Because fewer people travel late at night, the buses run less frequently.
- Fewer people travel late at night because the buses run less frequently.
Cevabı göster
Because fewer people travel late at night, the buses run less frequently.
Investigating the axolotl's genome: -ing ortaç öbeğiyle giriş
Investigating the axolotl's genome, ana cümleye arka plan sağlayan -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Burada While scientists were investigating the axolotl's genome şeklinde açılabilir; inceleme ile gözlem zaman bakımından örtüşür. Investigating ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan scientists ile aynı olmalıdır. Genomu inceleyen ve dizileri gören kişiler bilim insanlarıdır. Bu kısaltılmış giriş önce etkinliği kurar, ardından bulguyu bildirir.
Alıştırma
Hangi cümlede -ing ile başlayan öbeğin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır?
- Examining the sample, a color change appeared suddenly.
- Examining the sample, the microscope stood beside the researchers.
- Examining the sample, the researchers noticed a color change.
Cevabı göster
Examining the sample, the researchers noticed a color change.
many repeated sequences: bir genomdaki yinelenen DNA örüntüleri
Genomikte repeated sequences, bir genom içinde aynı ya da benzer biçimde birçok kez ortaya çıkan DNA bölümleridir. Buradaki many repeated sequences, bu yinelenen DNA bölümlerinden çok sayıda bulunduğunu anlatır. Repeated, dizilerin kendisini tanımlar; bilim insanlarının bakma eylemini tekrarladığı anlamına gelmez. Sequence burada sayılabilen bir isim olduğu için many sözcüğünden sonra çoğul sequences gelir.
Alıştırma
Bu genomik bağlamda repeated sequences ne anlama gelir?
- Genomda tekrar tekrar bulunan DNA dizileri
- Zamana göre sıralanmış araştırma olayları listesi
- Bilim insanlarının tekrar tekrar yaptığı laboratuvar adımları
Cevabı göster
Genomda tekrar tekrar bulunan DNA dizileri
most of which: önceki bir grubun çoğuna gönderme yapma
Most of which, daha önce sözü edilen bir nesne grubu hakkında ek bilgi veren kısıtlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Burada which, repeated sequences ifadesine döner; dolayısıyla most of which “bu dizilerin çoğu” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı, some of which, many of which ve none of which örneklerinde olduğu gibi “miktar veya oran + of which” biçimindedir. Genellikle virgülden sonra gelir ve öncesinde gönderme yapabileceği bir isim öbeği bulunmalıdır. Burada most çoğul sequences sözcüğünü temsil ettiği için fiiller de çoğuldur: don't code ve have.
Alıştırma
“Bu cihazların çoğu” anlamına gelen üç sözcüklü bir ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lab tested 50 devices, ____ passed the safety check.
Cevabı göster
most of which
don't code for proteins: code for ifadesinin biyolojik anlamı
Biyolojide bir gen veya DNA dizisi, bir proteini üretmek için gereken bilgiyi taşıyorsa o protein için code for fiili kullanılır. Bu yüzden don't code for proteins, bu dizilerin protein kodlama talimatları taşımadığı anlamına gelir. Buradaki code for bilimsel bir fiil öbeğidir. Proteinler için bilgisayar kodu yazmak anlamına gelmez: özne genetik materyaldir ve code for'dan sonra doğrudan kodlanan biyolojik ürün gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede code for biyolojik anlamıyla kullanılmıştır?
- This gene codes for a protein that helps cells detect light.
- The programmer codes for a company that makes lab software.
- The label gives a code for each protein sample.
Cevabı göster
This gene codes for a protein that helps cells detect light.
have no known function: bilimsel açıdan temkinli ifade
Have no known function, araştırmacıların şu ana kadar bir işlev belirlemediği anlamına gelir. Known, iddiayı mevcut bilgi düzeyiyle sınırlar: cümle, gerçekte var olan her şeyi değil, araştırmacıların şu anda bildiklerini aktarır. Bu, bilimsel açıdan temkinli bir ifadedir. Mevcut kanıtların desteklediği sonucu söylerken daha sonraki araştırmaların bir işlev keşfedebilme olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: 'The sequence has no known function.' cümlesi, bilim insanlarının bu dizinin hiçbir işlevi olmadığını kanıtladığını söyler.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
They also found genes that are key in regeneration. Kalıp ifadeler
3:26Ayrıca yenilenmede anahtar rol oynayan genler de buldular.
genes that are key in regeneration: be key in + süreç
genes that are key in regeneration ifadesinde that are key in regeneration ilgi cümleciği genes sözcüğünü açıklar. Rejenerasyon sürecinde önemli rol oynayan genleri belirtir. Burada key, 'çok önemli' anlamında bir sıfattır; kilit açmaya yarayan nesneyi belirten isim değildir. be key in + faaliyet, süreç veya alan kalıbı, o faaliyetin içindeki önemli role odaklanır.
Alıştırma
'Faaliyetin içinde önemli bir rol oynadı' anlamına gelen ve key içeren iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The nurse was ____ coordinating the emergency response.
Cevabı göster
key in
the biggest factor that sets axolotl regeneration apart Öbek fiiller
3:30aksolotl yenilenmesini diğerlerinden ayıran en büyük faktör
that sets axolotl regeneration apart: set A apart ile A'yı farklı kılmak
that sets axolotl regeneration apart ifadesindeki yapı set + nesne + apart şeklindedir. Nesne axolotl regeneration ifadesidir ve bütün ifade, bir etkenin bu rejenerasyon türünü karşılaştırılabilir diğer türlerden belirgin biçimde farklı kıldığı anlamına gelir. that ile başlayan cümlecik factor sözcüğünü niteler ve yarattığı fark üzerinden hangi etkenden söz edildiğini belirtir. Buradaki set apart, bir şeyi fiziksel olarak kenara koymak anlamına gelmez ve kendiliğinden 'daha iyi' demek de değildir; 'ayırt edici' demektir.
Alıştırma
Hangi cümle bir özelliğin ürünü rakip ürünlerden belirgin biçimde farklı kıldığını söyler?
- The technician took it apart to replace the battery.
- I can tell it apart from the older model by its logo.
- Its long battery life sets it apart from its competitors.
Cevabı göster
Its long battery life sets it apart from its competitors.
may not be X, but Y: odağı Y'ye taşımak
may not be X, but Y kalıbı önce X'i olası bir açıklama olarak sunar, ardından dikkati Y'ye yöneltir. Burada X benzersiz bir gen kümesi, Y ise aksolotlların genlerini düzenleme biçimidir. May, bilimsel iddiayı kesin bir sonuç olarak değil, temkinli bir olasılık olarak gösterir. Bir bütün olarak may not be X, but Y, kilit noktanın X yerine Y'de olabileceği anlamına gelir; X'in hiçbir rolü olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi may not be X, but Y kalıbıyla tamamlayın: The real issue may not be the price, ____ how long the repair will take.
Cevabı göster
but
It's no wonder that axolotls are one of science's most studied animals, Notlar
3:39Aksolotlların bilimde en çok incelenen hayvanlardan biri olması şaşırtıcı değildir,
one of science's most studied animals: one of + üstünlük derecesi + çoğul isim
one of + üstünlük derecesi öbeği + çoğul isim kalıbı, bir kişinin veya şeyin bir ölçekte en üst düzeydeki grubun üyelerinden biri olduğunu anlatır. Burada aksolotllar, bilimin en çok incelediği hayvanlar grubunda yer alır. Grubu adlandıran isim çoğul olmalıdır: animals doğrudur, animal değildir. Yaygın bir biçim one of the most studied animals ifadesidir. Asıl cümlede science's iyelik belirleyicisi most studied animals ifadesini zaten belirttiği için the eklenmez.
Alıştırma
quiet ve place sözcüklerini kullanarak cümleyi one of + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbıyla tamamlayın: This library is ____ in town.
Cevabı göster
one of the quietest places
but their population in the wild has plummeted. Kelime
3:43ancak vahşi doğadaki popülasyonları hızla düşmüştür.
It's no wonder that: beklenen bir sonucu sunmak
It's no wonder that, bilinen nedenler sayesinde anlaşılması kolay ve şaşırtıcı olmayan bir durumu sunar. Bu cümlede aksolotlların olağanüstü biyolojisi, yoğun biçimde bilimsel araştırmalara konu olmalarını beklenen bir sonuç hâline getirir. Bu, It's no wonder that + tam yan cümle biçiminde sabit bir kalıptır. Buradaki wonder ifadenin bir parçasıdır; bir şeyi bilmek istemek anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Bir sonucun beklendiğini belirten sabit kalıbı tamamlayın: Nina practiced the piano every day. It's ____ that she played confidently at the concert.
Cevabı göster
no wonder
has plummeted: keskin düşüş ve bugünkü sonuç
Plummet, çok hızlı ve büyük miktarda düşmek demektir. Burada has plummeted, doğadaki popülasyonun küçük bir azalma değil, sert bir düşüş yaşadığını anlatır. Has plummeted, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı. Önceki düşüşü popülasyonun bugünkü durumuna bağlar ve mevcut sonucu vurgular; tek başına kesin bir başlangıç veya bitiş zamanı belirtmez.
Alıştırma
Bir mağazaya gelen müşteri sayısı bir ayda %70 düştü. Değişimin büyüklüğüne ve hızına en uygun cümle hangisidir?
- Customer visits have decreased slightly.
- Customer visits have remained stable.
- Customer visits have plummeted.
Cevabı göster
Customer visits have plummeted.
axolotls thrived under the Aztec capital. Kelime
3:48aksolotllar Aztek başkentinin altında gelişip çoğaldılar.
thrived under the Aztec capital: gelişip çoğalma ve fiziksel konum
Thrived, thrive fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Aksolotlların çevrelerinde yalnızca hayatta kalmadıklarını; iyi yaşadıklarını, büyüdüklerini ve güçlü bir nüfusu koruduklarını anlatır. Buradaki under gerçek bir konumu belirtir: yaşam alanı Aztek başkentinin bulunduğu bölgenin altındaydı. “Aztek yönetimi altında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Canlıların fiziksel olarak bir şeyin altındaki yerde çok iyi büyüdüğünü anlatan cümle hangisidir?
- The ferns lived near the tall trees.
- The ferns thrived under the tall trees.
- The ferns survived the cold winter.
Cevabı göster
The ferns thrived under the tall trees.
Aztec people built islands called chinampas for growing crops. Kültür
3:52Aztek halkı ekin yetiştirmek için chinampa adı verilen adalar inşa ettiler.
called chinampas: göldeki yükseltilmiş tarlaların adı
Called chinampas, islands sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı grubudur. “Chinampas adı verilen adalar” anlamına gelir ve adaların adını belirtir. Chinampas, göllerin sığ bölgelerinde oluşturulan yükseltilmiş tarım alanlarıydı ve aralarında çoğu zaman kanallar bulunurdu. Cümlede islands olarak adlandırılsalar da serbestçe yüzen adalar değil, sabit tarlalardı.
Alıştırma
Örnek cümlede called chinampas hangi bilgiyi ekliyor?
- Adaların adını verir.
- Adalarda yetiştirilen ürünleri belirtir.
- Chinampa adlı bir kişinin adaları inşa ettiğini söyler.
Cevabı göster
Adaların adını verir.
This highly productive form of agriculture created a vast system of canals, Kalıp ifadeler
3:57Tarımın bu son derece verimli şekli, geniş bir kanal sistemi oluşturarak
expanding the lake system's shallow, sheltered habitat, Dilbilgisi
4:02göl sisteminin sığ, korunaklı habitatını, yani
a vast system of canals: geniş bir kanal sistemi
Bu cümlede a vast system of canals, birbirine bağlı kanallardan oluşan çok büyük bir ağı ifade eder. Vast büyük bir ölçeği veya genişliği vurgularken system of, kanalların birbirinden bağımsız su yolları değil, tek bir bütünün parçaları olduğunu gösterir. a vast system of + çoğul isim kalıbı; yollar, tüneller veya borular gibi büyük ve düzenli bir ağı anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Çok büyük ve birbirine bağlı tek bir tünel ağını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The city built a vast system of underground tunnels.
- The city built vast system of underground tunnels.
- The city built a vast systems of underground tunnels.
Cevabı göster
The city built a vast system of underground tunnels.
expanding ...: sonuç bildiren -ing yapısı
Virgülden sonraki expanding ..., önceki olayın sonucunu gösteren bir -ing yapısıdır: kanal sisteminin oluşturulması sığ ve korunaklı yaşam alanını genişletmiştir. Bu bölüm and as a result, this expanded ... şeklinde anlaşılabilir; yeni bir temel yüklem değildir. the axolotls' ideal environment isim grubu habitat sözcüğünü başka bir ifadeyle açıklar ve bu yaşam alanının neden önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede -ing yapısı ana olayın sonucunu göstermek için kullanılmıştır?
- The child smiled, waving at his friend.
- The storm blocked the road, causing long delays.
- Maya walked home, carrying a blue umbrella.
Cevabı göster
The storm blocked the road, causing long delays.
and even more water has been diverted in recent years. Dilbilgisi
4:13ve son yıllarda daha da fazla su başka yönlere saptırıldı.
Spanish invaders: zor kullanmayı belirten tarihsel bir adlandırma
Burada Spanish invaders, fetih ve sömürgeleştirme sırasında bölgeye zor kullanarak girip denetimi ele geçiren İspanyol güçlerini ifade eder. Invaders, yalnızca oraya gelmiş insanları anlatan tarafsız bir sözcük değildir. Bu adlandırma, onların gelişini ardından anlatılan göllerin boşaltılmasının neden-sonuç arka planının bir parçası yapar. Sıradan bir ziyareti değil, fethi ve zorla dayatılan değişimi belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede Spanish invaders neyi ima ediyor?
- Gölleri görmeye gelen İspanyol turistler
- Oraya barışçıl biçimde taşınan İspanyol sakinler
- Zor kullanarak girip denetimi ele geçiren İspanyol güçleri
Cevabı göster
Zor kullanarak girip denetimi ele geçiren İspanyol güçleri
began draining the lakes: suyu boşaltmaya başlamak
Bu cümlede began draining the lakes, göllerdeki suyu boşaltmaya başladılar anlamına gelir. Began sürecin başlangıcını belirtir; bu nedenle tek başına göllerin tamamen kuruduğunu söylemez. Begin fiilinden sonra -ing biçimi gelebilir: began draining. Burada drain geçişli bir fiildir ve the lakes suyu boşaltılan yerleri belirten nesnedir. Aynı yapı drain a pool ve drain a flooded basement ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Begin fiilinin geçmiş zaman biçimini ve drain fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After the flood, the crew ____ the basement.
Cevabı göster
began draining
has been diverted in recent years: edilgen present perfect
Has been diverted, present perfect'in edilgen biçimidir: has + been + geçmiş zaman ortacı. Water eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle edilgen yapı, suyun yönünü kimin değiştirdiğine değil suya odaklanır. In recent years, günümüzle bağlantılı yakın bir dönemi gösterir. Yapının tamamı, o dönemde yapılan yön değiştirmelerin sonucunu bugün de önemli olarak sunar; geçmişte belirli bir zamanda bitmiş tek bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi divert fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: In recent years, some river water ____ to nearby farms.
Cevabı göster
has been diverted
Today, the entire population of wild axolotls Dilbilgisi
4:16Bugün, vahşi aksolotlların tüm popülasyonu
where it's threatened by pollution and invasive fishes. Kalıp ifadeler
4:24Xochimilco Gölü'nde bulunuyor.
the entire population ... is found in just one place: tüm popülasyon yalnızca tek bir yerde bulunuyor
Bir tür tanımlanırken is found in, hayvanın bir yerde bulunduğu veya yaşadığı anlamına gelir. Türün güncel dağılımını bildirir; birinin tam o anda hayvanları keşfettiği anlamına gelmez. Öznenin temel ismi olan population tekildir, bu nedenle fiil is olur. Entire yabani popülasyonun tamamını kapsar, just one place ise bu popülasyonu tek bir yerle sınırlar. Bu ifadeler birlikte, türün doğadaki dağılım alanının son derece dar olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle bir türün güncel dağılımını bildirir ve alanının tek bir yerle sınırlı olduğunu vurgular?
- Researchers found the wild population during a survey.
- The entire wild population is found in one small valley.
- The entire wild population was moved from one small valley.
Cevabı göster
The entire wild population is found in one small valley.
Lake Xochimilco: yabani aksolotl yaşam alanına yapılan yer göndermesi
Lake Xochimilco, Meksiko'nun güneyindeki Xochimilco gölü, kanalları ve sulak alanının özel adıdır. Burada ad, yabani aksolotlların hâlâ yaşadığı gerçek yeri belirtir ve daha sonra sözü edilen kirlilik, istilacı balıklar ve koruma çalışmaları için coğrafi arka plan sağlar.
it's threatened by ...: tehlikenin kaynağını belirtmek
it's threatened ifadesinde it's, it is anlamına gelir. be threatened by + isim yapısı, ciddi bir riskle karşı karşıya olan kişiyi, türü, yeri veya sistemi belirtir; ardından bu riskin kaynağını verir. Burada pollution ve invasive fishes iki tehlike kaynağıdır. Çevreyle ilgili yazılarda fishes, birden fazla balık türünü veya çeşidini anlatabilir. Tür ayrımı önemli değilse günlük İngilizcede çoğul olarak fish daha yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi be threatened by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Many native plants ____ the spread of an invasive vine.
Cevabı göster
are threatened by
and strengthen the 2,000-year-old chinampa farming tradition. Kalıp ifadeler
4:30ve 2.000 yıllık chinampa tarım geleneğini güçlendirmek için çalışıyor.
regenerate the ecosystem: zarar görmüş bir sistemin iyileşmesine yardım etmek
Burada regenerate, zarar görmüş bir ekosistemin sağlığını, işlevlerini ve kendini yenileme kapasitesini geri kazanmasına yardımcı olmak anlamına gelir. Biyolojik yeniden büyüme fikri bütün bir çevre sistemine uygulanır; sıfırdan bir ekosistem oluşturmak anlamına gelmez. work to regenerate the ecosystem ifadesinde to regenerate, insanların ulaşmak için çalıştığı hedefi belirtir.
Alıştırma
Bir sulak alan yaban hayatını ve doğal su akışını kaybetmiştir. Hangi cümle bir projenin bütün ekolojik sistemin iyileşmesine yardım etmeyi amaçladığını söyler?
- The project aims to regenerate the damaged wetland ecosystem.
- The project aims to study the wetland without changing it.
- The project aims to protect the healthy wetland from future development.
Cevabı göster
The project aims to regenerate the damaged wetland ecosystem.
strengthen the 2,000-year-old chinampa farming tradition: eski bir tarım geleneğini güçlendirmek
Bir geleneği strengthen etmek, devam edebilmesi için ona daha fazla destek, katılım, kaynak veya aktarılma fırsatı sağlamak anlamına gelir. Strengthen, soyut tradition ismiyle mecazi olarak kullanılır; bir geleneği fiziksel olarak güçlü yapmak anlamına gelmez. Bileşik sıfat 2,000-year-old, farming tradition ifadesinden önce gelir; bu yüzden year tekil kalır. And, work to sonrasında regenerate ile strengthen fiillerini bağlar ve her iki fiili de çalışmanın hedefi hâline getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, etkin katılım ve eğitim yoluyla bir geleneğin güçlendiğini gösterir?
- The museum will preserve an old costume in a climate-controlled case.
- The youth workshop will strengthen the dance tradition by training new performers.
- The researcher will describe the dance tradition in a report.
Cevabı göster
The youth workshop will strengthen the dance tradition by training new performers.
If interest grows: gelecek koşulunda soyut özne kullanımı
“If interest grows” gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşul sunar. Geleceğe ilişkin gerçekçi veya olası koşullarda if yan cümlesinde genellikle will grow değil, geniş zaman biçimi grows kullanılır. Ana cümledeki could, koşul gerçekleşirse ortaya çıkabilecek bir sonucu anlatır. Buradaki interest, toplumun ilgisini veya desteğini anlatan soyut bir kavramdır. Grow, soyut bir özneyle “zamanla artmak” anlamında kullanılabilir: interest grows, demand grows, support grows.
Alıştırma
Gelecekte gerçekleşmesi mümkün koşulu grow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: If public interest ____, the museum could attract more funding.
Cevabı göster
grows
could recover abandoned chinampas: recover fiilinin araziyi yeniden kullanıma kazandırma anlamı
“could recover abandoned chinampas” ifadesinde recover geçişlidir ve abandoned chinampas isim grubu doğrudan nesnesidir. Bu çevre ve arazi kullanımı bağlamında recover, terk edilmiş tarım alanlarını geri kazanıp yararlı bir duruma getirmek veya yeniden kullanıma açmak anlamına gelir. Hastalıktan sonra iyileşmek anlamında değildir. Could, önceki koşul gerçekleşirse bunun mümkün bir sonuç olduğunu gösterir; geri kazanımın kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede recover, örnektekiyle aynı arazi kullanımı anlamında kullanılmıştır?
- The technician recovered the deleted files.
- The project aims to recover abandoned farmland for cultivation.
- Maya stayed home to recover from the flu.
Cevabı göster
The project aims to recover abandoned farmland for cultivation.
along with the axolotl: başka bir yararlanıcı eklemek
Along with, birlikte ya da yanı sıra anlamına gelir; ancak genellikle with'ten sonra gelen ismi ek bilgi olarak sunar. Bu cümlede desteğin ana nesnesi local community'dir; axolotl ise başka bir yararlanıcı olarak eklenir. İfade, çiftçilerin destekleyebileceği şeylere bağlanır. Axolotl'un çiftçilerle birlikte çalıştığı anlamına gelmez. Cümle sonunda kullanılan along with ifadesinde, eklenen ismin rolünü eylem ve bağlama göre belirleyin.
Alıştırma
İkinci bir yararlanıcı eklemek için cümleyi örnekteki hedef ifadeyle tamamlayın: The new program will help young artists, ____ local theaters.
Cevabı göster
along with
might be even greater: temkinli ve daha güçlü bir karşılaştırma
Might, ifadeyi kesin bir sonuç değil, bir olasılık olarak gösterir. Böylece konuşan kişi faydaların ne kadar büyük olabileceğine dair temkinli bir tahminde bulunur. Even, comparative adjective olan greater'dan önce gelerek bir adım daha yükselmeyi gösterir: faydalar daha önce söylenen ya da beklenen düzeyden daha büyük olabilir. might be even + comparative yapısı, belirsizliği daha güçlü bir karşılaştırmayla birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle hem temkinli bir tahmin yapıyor hem de faydaların beklentileri aşabileceğini söylüyor?
- The long-term benefits will definitely be greater than we expect.
- The long-term benefits might be very great.
- The long-term benefits might be even greater than we expect.
Cevabı göster
The long-term benefits might be even greater than we expect.
one day we'll be able to: gelecekte bir gün kazanılacak beceri
One day, gelecekte henüz belirlenmemiş bir zamanı gösterir. We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır; will be able to + fiilin yalın hâli ise o zaman bir şeyi yapma becerisinin veya gerekli koşulların oluşmasının beklendiğini anlatır. Scientists hope that ifadesinden sonra bu yapı bir vaat değil, uzun vadeli bir olasılık sunar. one day + özne + will be able to + fiilin yalın hâli yapısını, şu anda mümkün olmayan ama gelecekte mümkün olabilecek bir şey için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, "gelecekte yapma becerisine sahip olacak" anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: One day, this small robot ____ carry heavy boxes.
Cevabı göster
will be able to
and regenerative abilities to the human body.
4:52ve yenilenme yeteneklerini insan vücuduna uygulayabilmeyi umuyorlar.
apply A to B: A'yı hedef B'ye uygulamak
Apply A to B, A'yı B üzerinde veya B ile bağlantılı olarak kullanmak demektir. Burada A, aksolotlun tümör baskılama ve yenilenme yetenekleri; B ise insan vücududur. A, uzun bir isim öbeği olabilir. Bu yapıda apply, bilgi, yöntem, kural, beceri veya bir buluşu kullanıma koymak anlamına gelir; başvuru yapmak anlamına gelmez. Kullanılan şey apply sözcüğünden, hedefi ise to sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
apply A to B yapısındaki eksik iki sözcükle cümleyi tamamlayın: We can ____ this rule ____ many situations.
Cevabı göster
apply · to
masterful tumor suppression: biyolojik bir yeteneğe yönelik canlı övgü
Tumor suppression, tümörlerin oluşmasını önleme veya büyümelerini sınırlama süreci ya da yeteneği anlamına gelir. Burada masterful, aksolotlun bu konuda ne kadar etkili olduğunu canlı bir biçimde över. Bu ifade biyolojik bir yeteneği kişileştirir; hayvanın bilinçli biçimde bir beceri öğrenip bu konuda ustalaştığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: övgü bildiren bir sıfat, teknik bir ifadeye canlı ve hayranlık dolu bir ton katabilir.
Alıştırma
Bu cümlede masterful tumor suppression ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Aksolotlun tümörleri çıkarmak üzere eğitildiğini söyler.
- Tümörlerin aksolotlu başka işlerde becerikli yaptığını söyler.
- Tümörleri önleme veya sınırlama konusunda son derece etkili bir biyolojik yeteneği canlı biçimde anlatır.
Cevabı göster
Tümörleri önleme veya sınırlama konusunda son derece etkili bir biyolojik yeteneği canlı biçimde anlatır.
for the slimy god monster's smile. Deyimler
4:58o sümüksü tanrı canavarının gülümsemesinin asıl nedenidir.
Perhaps ... are the real reason: temkinli bir açıklamayla bitirmek
Perhaps, açıklamanın kanıtlanmış değil olası olduğunu gösterir. Ardından gelen its secrets are the real reason bölümü, sırları gülümsemenin ardındaki olası neden olarak sunar. Bir kapanış yöntemi olarak Perhaps + neden + is/are the real reason ... kalıbı, önceki bilgileri son bir tahmine bağlar. Belirsizliği açık tutarken açıklamayı merak veya mizahla tamamlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir temel açıklamayla bitirmek için perhaps sözcüğünü en uygun biçimde kullanır?
- The hidden leak is definitely the only reason for the low water level.
- Please check the water level again tomorrow.
- Perhaps the hidden leak is the real reason for the low water level.
Cevabı göster
Perhaps the hidden leak is the real reason for the low water level.
slimy god monster's smile: eğlenceli ve mitolojik bir lakap
slimy god monster, aksolotlu betimleyen sözcüklerin üst üste getirilmesiyle oluşturulmuş eğlenceli bir lakaptır. slimy, hayvanın kaygan görünen bedenine işaret eder; god ve monster ise mitolojik Xolotl figürünü ve “su canavarı” imgesini çağrıştırır. Temel isim monster'dır; slimy ve god onu niteler. Bu bilimsel bir ad değildir. monster's biçimindeki iyelik yapısı, smile'ın bu hayalî yaratığa ait olduğunu gösterir. Hayvana bir şeyler biliyormuş gibi bir gülümseme vermek onu kişileştirir ve cümleyi, sanki sıra dışı yeteneklerini sır olarak saklamaktan hoşlanıyormuş gibi esprili biçimde bitirir.
Alıştırma
Bu cümlede slimy god monster ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Hayvanın gerçekten gülümseyen bir tanrı olduğu iddiası.
- Hayvanın kaygan görünüşünü mitolojik canavar imgeleriyle birleştiren eğlenceli bir lakap.
- Hayvanın resmî biyolojik adı.
Cevabı göster
Hayvanın kaygan görünüşünü mitolojik canavar imgeleriyle birleştiren eğlenceli bir lakap.
axolotls snack on each other's body parts, Dilbilgisi
5:02aksolotllar birbirlerinin vücut parçalarını atıştırırlar,
Karşılıklı iyelik biçimi each other's
Each other, iki veya daha fazla insanın, hayvanın ya da nesnenin karşılıklı olarak birbirine yönelik hareket ettiğini belirtir. İyelik bildiren 's eklendiğinde each other's oluşur ve “birbirine ait” ya da “karşı tarafın” anlamına gelir. Burada vücut parçaları karşılıklı ilişkideki diğer aksolotllara ait olduğu için each other's, body parts ifadesinden önce gelir. “Birbirinin bir şeyi” anlamında each other's + isim kullanılır; kesme işareti standart iyelik biçiminin bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi each other ifadesinin karşılıklı iyelik biçimiyle tamamlayın: Maya and Leo checked ____ answers before class.
Cevabı göster
each other's
but do animals really eat their own kind? Kelime
5:04ama hayvanlar gerçekten kendi türlerini yerler mi?
Sure, ... but ...: kabul et, sonra yön değiştir
Sure, X, but Y yapısında Sure, X'in kabul edildiğini veya geçici olarak doğru sayıldığını gösteren bir söylem belirtecidir. Burada “kesin” anlamına gelmez. Ardından but, Y'nin konuşanın asıl yönü veya daha önemli noktası olduğunu gösterir. Cümle önce aksolotllarla ilgili belirli gerçeği kabul eder, sonra konuyu hayvanların kendi türlerini yiyip yemediği sorusuna genişletir. Bu “önce kabul et, sonra yön değiştir” düzeni akıcı bir geçiş sağlar ve dinlemeye devam etmek için bir neden oluşturur.
Alıştırma
Bir gerçeği kabul edip ardından ana noktaya geçmek için cümleyi Sure, ... but ... kalıbıyla tamamlayın: ____, the movie is long, ____ the ending is worth waiting for.
Cevabı göster
Sure · but
eat their own kind: kendi grubunun üyelerini yemek
Their own kind ifadesinde kind, bir tür veya grup anlamına gelen bir isimdir; own ise hayvanların kendilerinin ait olduğu grubu vurgular. Hayvanlarla ilgili bu bağlamda their own kind genellikle aynı türe veya gruba ait diğer hayvanlar anlamına gelir. Bu nedenle eat their own kind, kendileriyle aynı türden üyeleri yemek demektir. Buradaki kind, “nazik” veya “iyi kalpli” anlamına gelmez; bu anlamda kind, a kind person örneğindeki gibi sıfattır.
Alıştırma
“Some fish eat their own kind,” cümlesinde their own kind ne anlama gelir?
- balıklara ait olan yiyecek
- aynı türden diğer balıklar
- nazik olan balıklar
Cevabı göster
aynı türden diğer balıklar
The short answer, yes. ile sonucu önce vermek
The short answer, yes. ifadesi, The short answer is yes. cümlesinin kısa ve konuşma diline özgü bir biçimidir. Tam yanıtın daha fazla açıklama gerektirdiği evet-hayır sorularına hemen doğrudan yanıt verir. Bu ifade, ana sonucu en başa koyarak açıklamayı düzenler. Ardından nedenler, koşullar veya istisnalar gelebilir. Burada short, yalnızca az sözcüklü bir yanıt değil, basitleştirilmiş ve doğrudan bir sonuç anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu hemen verir ve ardından ayrıntıların geleceğini belirtir?
- The short answer is yes, but there are a few important exceptions.
- I'll wait until the end before answering the question.
- The answer is short because it has only three words.
Cevabı göster
The short answer is yes, but there are a few important exceptions.