İkili kelime grupları (binomials) nedir? – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
426 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Bu ders, ikili kalıplarda iki sözcüğün sabit bir sırayla ve doğal bir vurgu düzeniyle nasıl birleştiğini açıklıyor. Zamanla ilgili örnekler üzerinden anlam, uyak, aliterasyon ve tekrarın ifadeleri nasıl deyimsel kıldığı gösteriliyor; ardından sonuç ne olursa olsun deneyimleri paylaşma davetiyle bitiriliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Sooner or later, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu sabit sıralı ifadeyi iki zamanı bire bir karşılaştırmak yerine “er ya da geç” veya “sonunda” anlamıyla kavrayacaksınız. Gelecekte bir olayın ya da değişimin mutlaka gerçekleşeceğini veya bir yükümlülüğün kaçınılmaz hâle geleceğini doğal biçimde öngörürken kullanabileceksiniz. 2. binomial pairs. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Genellikle sabit bir sıra ve belirgin bir vurgu düzeniyle, bağlaç ya da edat aracılığıyla geleneksel olarak bağlanan iki sözcüğü adlandıran dilbilim terimini öğreneceksiniz. Böylece dil bilgisine uygun görünse bile sözcükleri ters çevirmenin ifadeyi neden doğallıktan uzaklaştırdığını ayırt edebileceksiniz. 3. good or bad, win or lose, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Birbirine paralel iki seçenek çiftinin olası bütün sonuçları nasıl kapsadığını fark edeceksiniz. Bu kısa kalıbı, bir davetin, kararın veya tutumun koşullar ne olursa olsun geçerli olduğunu belirtmek ve dengeli, akılda kalıcı bir ritim yaratmak için kullanabileceksiniz.

Bu derste

My friends always tell me, "Gabriel, you're boring.

0:00

Arkadaşlarım bana her zaman şunu söyler: "Gabriel, çok sıkıcısın.

Sooner or later, you're going to have to live a little. Notlar

0:03

Er ya da geç biraz hayatını yaşaman gerekecek.

Kalıp ifadeler

Sooner or later: “er ya da geç” anlamındaki kalıplaşmış ifade

Sooner or later, kesin zaman bilinmese de bir olayın sonunda gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Bu cümlede, ardından gelen zorunluluğun zaman çerçevesini kurar; daha erken bir zamanla daha geç bir zamanı karşılaştırmaz. Bu, sözcük sırası sabit olan ikili bir ifadedir: alışılmış sıra sooner or later şeklindedir, later or sooner değildir. Cümlede zaman zarfı görevi görür ve çoğunlukla cümlenin başında ya da sonunda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “zamanı bilinmese de kaçınılmaz olarak” anlamına gelen üç sözcüklü sabit ifadeyle tamamlayın: ____, we'll need to replace this battery.

Cevabı göster

Sooner or later

Dilbilgisi

be going to have to + fiilin yalın hâli: beklenen bir gelecek zorunluluğu

Be going to have to + fiilin yalın hâli, gelecekte bir zorunluluğun ortaya çıkmasının beklendiğini belirtir. Örnekte you're, you are kısaltmasıdır; dolayısıyla tam yapı you are going to have to live şeklindedir. Have to burada “sahip olmak” değil, bir gereklilik veya koşullar nedeniyle “zorunda olmak” anlamındadır. Özneye göre yalnızca be değişir: I’m going to have to, she’s going to have to ve they’re going to have to. İkinci to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır. Bu yapı, zorunluluğu çoğu zaman mevcut durumun olası bir sonucu olarak gösterdiği için kararlı bir uyarı veya öğüt gibi duyulabilir.

Alıştırma

İlerideki köprü zaten kapalı. Cümleyi, gelecekteki zorunluluğu şu anda gördüğümüz durumun sonucu olarak sunan dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: We're ____ take a different road.

Cevabı göster

going to have to

Deyimler

live a little: rahatlamak ve hayatın tadını çıkarmak

Live a little, birine rahatlamasını, hayatın tadını çıkarmasını veya yeni ve eğlenceli bir şey denemesini söylemenin samimi bir yoludur. Kısa bir süre hayatta kalmak anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi, karşısındakini daha az temkinli olmaya nazikçe teşvik ediyor. İfade cesaret verici gelebilir; ancak kişinin fazla ciddi veya dikkatli olmasıyla hafifçe alay da edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede live a little, birini eğlenmeye teşvik etmek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. You've studied all week—come to the picnic and live a little!
  2. The doctor said the patient might live a little longer.
  3. With more water, the plant may live a little longer.
Cevabı göster

You've studied all week—come to the picnic and live a little!

You're getting on. Öbek fiiller

0:06

Yaşlanıyorsun.

Öbek fiiller

getting on: yaşın ilerlemesi

Burada be getting on, “yaşı ilerlemek” veya “artık genç olmamak” anlamına gelir. be + getting yapısı, bu değişimin yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. Bu yorum ayrıca zamanın geçtiğini ve kişinin yeni deneyimleri sürekli ertelememesi gerektiğini ima eder. Yaşla ilgili bu anlam, özellikle samimi Britanya İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede getting on, “yaşı ilerlemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. My uncle is getting on, but he still hikes every weekend.
  2. My uncle is getting on well with his new teammates.
  3. My uncle is getting on the bus at the next stop.
Cevabı göster

My uncle is getting on, but he still hikes every weekend.

It's now or never. Kalıp ifadeler

0:07

Ya şimdi ya da hiçbir zaman.

Kalıp ifadeler

now or never: harekete geçmek için son fırsat

Now or never, iki seçenek sunan kalıplaşmış bir ifadedir: hemen harekete geçmek gerekir, yoksa fırsat kaybedilir. It's now or never cümlesinde içinde bulunulan an son gerçek fırsat olarak sunulur ve böylece aciliyet yaratılır. Sözcük sırası sabittir: now or never denir, never or now denmez. Bir karar veya eylem fırsat kaybedilmeden ertelenemiyorsa It's now or never kalıbını olduğu gibi kullanabilirsin.

Alıştırma

Şimdi harekete geçmek veya fırsatı kaybetmek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamla: Registration closes in one minute, so it's ____.

Cevabı göster

now or never

Slow and steady doesn't always win the race. Kalıp ifadeler

0:08

Yavaş ve emin adımlarla gitmek her zaman yarışı kazandırmaz.

Kalıp ifadeler

Slow and steady: istikrarlı ilerleme

Slow and steady, hızlı olmayan ancak kontrollü, güvenilir ve sürekli bir çalışma biçimini anlatan kalıplaşmış bir sıfat ikilisidir. Buradaki steady, hareketsiz değil, tutarlı ve devamlı demektir. Bu ifade Slow and steady wins the race atasözünü hatırlatır. Cümleye doesn't always eklenmesi, bu yaklaşımın başarıyı garanti ettiği düşüncesini sorgular.

Alıştırma

Hızlı olmayan ama tutarlı biçimde devam eden ilerlemeyi anlatan yaygın ifadeyi hangi cümle kullanıyor?

  1. Her slow and steady progress helped her finish the long project.
  2. Her slow and still progress helped her finish the long project.
  3. Her steady and slow progress helped her finish the long project.
Cevabı göster

Her slow and steady progress helped her finish the long project.

You can't be a bore forever and ever. Notlar

0:10

Sonsuza dek sıkıcı biri olamazsın.

Kelime

a bore: başkalarını sıkan kişi

Burada a bore, başkalarının sıkıcı veya dinlemesi yorucu bulduğu bir kişiyi anlatan sayılabilen bir isimdir. be a bore yapısında bore tek bir kişiyi adlandırdığı için a tanımlığı gerekir. Bu ifade kişinin başkaları üzerinde yarattığı etkiyi anlatır; kişinin kendisinin sıkıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede a bore, başkalarını sıkan bir kişiyi adlandırmak için kullanılmıştır?

  1. The long announcement was boring.
  2. Everyone thought Leo was a bore because he repeated the same story for an hour.
  3. The children were bored while they waited.
Cevabı göster

Everyone thought Leo was a bore because he repeated the same story for an hour.

Kalıp ifadeler

forever and ever: ‘çok uzun süre’ anlamını güçlü biçimde vurgulamak

Forever and ever, “çok uzun süre” veya “hiç bitmeden” anlamına gelen kalıplaşmış bir vurgu ifadesidir. forever sözüne and ever eklemek, ifadeyi daha duygulu ve dramatik yapar. Bu cümlede durumun ne kadar uzun sürebileceği abartılır. İfadenin gerçek anlamda sonsuzluğu belirtmesi gerekmez.

Alıştırma

The wait seemed to go on forever and ever cümlesindeki ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bekleyiş tekrar tekrar yaşandı.
  2. Bekleyiş son derece uzun geldi.
  3. Bekleyişin kesin ve sonsuz bir süresi vardı.
Cevabı göster

Bekleyiş son derece uzun geldi.

Now and then, you've got to take risks." Kalıp ifadeler

0:13

Arada bir risk alman lazım."

Kalıp ifadeler

Now and then: “ara sıra” demek

“Now and then”, “bazen” veya “ara sıra” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir şeyin olduğunu, ancak sık olmadığını anlatır. İfadeyi bir bütün olarak anlayın; “şimdi” ve “sonra” diye iki ayrı zamana işaret etmez. Bu cümlede risk almanın ne sıklıkla gerekli olabileceğini belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir; cümlenin sonunda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “ara sıra” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I visit that little bookshop ____.

Cevabı göster

now and then

Kalıp ifadeler

You've got to + yalın fiil: konuşmada gereklilik

“You've got to + fiilin yalın hâli”, bir şeyin gerekli olduğunu söylemenin konuşma dilindeki yaygın bir yoludur. Anlamı “you have to” ifadesine yakındır. Bu cümlede güçlü bir tavsiye verir: bazen risk almak gereklidir. “Have got to” yapısını bir bütün olarak ele alın. Burada got, “aldı” veya “elde etti” anlamına gelmez ve to'dan sonra fiilin yalın hâli take gelir.

Alıştırma

Bu dersteki konuşma diline ait gereklilik yapısını aynen kullanın: ____ check both ways before you cross the road.

Cevabı göster

You've got to

Kalıp ifadeler

take risks: belirsizliği kabul etmeyi anlatan doğal eşdizim

Take risks, sonucu belirsiz olan ve kayıp ya da başarısızlık getirebilecek şeyleri yapmayı seçmek için kullanılan doğal bir fiil–isim eşdizimidir. Bu cümlede, bazen bu belirsizliği kabul edip yine de harekete geçmek gerektiğini anlatır. Risk burada sayılabilen bir isimdir. Tek ve belirli bir riskli eylem için take a risk, genel olarak risklerden veya birden fazla riskten söz ederken take risks kullanılır. do risks ve make risks doğal İngilizce değildir.

Alıştırma

take ve risk sözcüğünün çoğul biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: To find a better way, we sometimes have to ____.

Cevabı göster

take risks

So, do you know what I did?

0:15

Peki, ne yaptım biliyor musunuz?

I took their advice.

0:17

Onların tavsiyesine uydum.

I started practising my binomial pairs. Kelime

0:18

İkili kelime gruplarımı (binomial pairs) çalışmaya başladım.

Kelime

binomial pairs: alışılmış bağlantı ve sıraya sahip iki sözcüklü kalıplar

Burada binomial pairs, iki sözcüğün bir bağlaçla, bazen de bir edatla bağlandığı ifadeler için kullanılan bir dil öğrenme terimidir. Sözcükler genellikle now or never ve sooner or later örneklerinde olduğu gibi alışılmış bir sırayla birlikte kullanılır. Binomial matematikte de kullanılan bir terim olabilir, ancak burada o anlamda değildir. Cümlede İngilizce sözcük birleşimlerini çalışmaktan söz edilmektedir.

Alıştırma

İki temel sözcüğü bir bağlaçla bağlanan ve normalde bu sırayla kullanılan binomial pair hangisidir?

  1. very quickly
  2. now or never
  3. open the window
Cevabı göster

now or never

Binomial pairs consist of two words Kalıp ifadeler

0:30

İkili kelime grupları, bir bağlaç

joined by a conjunction or preposition.

0:33

veya edatla birleştirilmiş iki kelimeden oluşur.

Kalıp ifadeler

consist of: bir bütünün parçalarını belirtmek

Consist of, bir bütünün of sonrasında belirtilen parçalardan oluştuğunu anlatır. Özne bütünü, of sonrasındaki isim grubu ise parçaları belirtir. Örnekte binomial pairs bütündür, two words ise parçalardır. Herhangi bir bütünün neleri içerdiğini açıklamak için aynı yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The science club ____ twelve members.

Cevabı göster

consists of

The conjunction or preposition is normally unstressed

0:35

Bağlaç veya edat normalde vurgulanmaz

and the two words are stressed.

0:39

ve asıl iki kelime vurgulanır.

For example, now or never.

0:41

Örneğin, now or never.

The order of the words is also fixed. Kelime

0:43

Kelimelerin sırası da sabittir.

Kelime

is also fixed: sıra normalde değiştirilemez

Burada is fixed, sözcük sırasının belirlenmiş olduğunu ve normalde değiştirilemeyeceğini anlatır. Fixed bir kuralı veya düzenlemeyi belirtir; bir şeyin tamir edildiğini değil. Also sözcüğü, bunun sözü edilen ilk özellik değil, öncekine eklenen başka bir özellik olduğunu gösterir.

Alıştırma

The word order is fixed cümlesinde fixed ne anlama gelir?

  1. Duyulması zordur.
  2. Normalde değiştirilemez.
  3. Tamir edilmiştir.
Cevabı göster

Normalde değiştirilemez.

So, we don't say never or now. Ton ve niyet

0:46

Yani, never or now demeyiz.

Ton ve niyet

we don't say: İngilizce bir ifadeyi nazikçe düzeltmek

İngilizce dersinde we don't say + ifade, o ifadenin İngilizcede alışılmış ya da standart biçim olmadığını belirtir. Buradaki we, yalnızca odadaki kişileri değil, genel olarak İngilizce kullanıcılarını ve ortak kullanım alışkanlıklarını ifade eder. Bu kalıp, doğrudan “Yanlış söylüyorsun” demeden ifadeyi düzeltir. We don't say X; we say Y. örneğindeki gibi, çoğu zaman ardından daha doğal biçim verilir.

Alıştırma

Bir İngilizce dersinde “We don't say X” genellikle ne anlama gelir?

  1. İngilizce konuşanlar fiziksel olarak X'i telaffuz edemez.
  2. Yalnızca odadaki kişilerin X demesi yasaktır.
  3. X bu bağlamda alışılmış ya da standart biçim değildir.
Cevabı göster

X bu bağlamda alışılmış ya da standart biçim değildir.

It doesn't sound natural. Kalıp ifadeler

0:49

Kulağa doğal gelmez.

Kalıp ifadeler

sound natural: ifadeyi sound + sıfat ile değerlendirmek

Burada sound, “duyulduğunda öyle görünmek” anlamına gelen bir bağ fiildir. sound natural ifadesinde natural, bir cümlenin veya ifadenin bıraktığı izlenimi anlatır: sözler normal ve doğal İngilizce gibi gelir. Bu yapıda sound, özneyi onun tanımına bağladığı için ardından natural sıfatı gelir.

Alıştırma

Cümleyi sound + natural sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: After one small edit, the sentence should ____.

Cevabı göster

sound natural

We say now or never.

0:51

Now or never deriz.

Now, they are super idiomatic Kelime

0:52

Bunlar kulağa oldukça doğal gelen deyimsel yapılardır

Kelime

super idiomatic: İngilizcede çok doğal ve yerleşik

super idiomatic ifadesinde super, “çok” veya “son derece” anlamı veren gayriresmî bir pekiştiricidir. Idiomatic ise dilin İngilizcedeki tanıdık ve doğal kalıplara uyduğunu anlatan bir sıfattır. Burada idiomatic, ifadenin mutlaka bir idiom içermesi gerektiği anlamına gelmez. Bir eşdizim veya cümle, İngilizce konuşanların o düşünceyi normalde bu şekilde ifade etmesi nedeniyle idiomatic olabilir.

Alıştırma

“The wording is super idiomatic” ne anlama gelir?

  1. İfade yalnızca resmî akademik yazıya uygundur.
  2. İfade tam olarak bir tane mecazlı deyim içerir.
  3. İfade kulağa çok doğal gelir ve İngilizcenin yaygın kullanımına uyar.
Cevabı göster

İfade kulağa çok doğal gelir ve İngilizcenin yaygın kullanımına uyar.

and while they won't make you the life and soul of the party, Notlar

0:54

ve sizi partinin en eğlenceli kişisi yapmasalar da,

Deyimler

the life and soul of the party: partiye neşe katan kişi

The life and soul of the party, sosyal bir buluşmadaki en canlı ve eğlenceli kişiyi, yani başkalarını konuşturan, güldüren veya etkinliklere katan kişiyi anlatır. Buradaki life ve soul sözcükleri gerçek anlamlarında kullanılmaz. Bu cümlede deyim make you ifadesinden sonra gelir ve kişinin neye dönüşeceğini belirtir. Konuşmacı şakacı bir abartı kullanır: Bu ifadeleri öğrenmek yararlıdır, ancak sizi otomatik olarak her partinin sosyal merkezi yapmaz.

Alıştırma

Leah herkesi birbiriyle tanıştırıyor, komik hikâyeler anlatıyor ve konukları dans ettiriyor. Onu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Leah is the life and soul of the party.
  2. Leah is waiting for the party to end.
  3. Leah is the host of the party.
Cevabı göster

Leah is the life and soul of the party.

they will make you sound natural. Dilbilgisi

0:59

İngilizcenizin kulağa doğal gelmesini sağlarlar.

Dilbilgisi

while they won't ... they will: faydayı vurgulamadan önce sınırlamayı kabul etmek

while they won't ..., they will ... yapısında while, zaman değil, ödünleme ve karşıtlık bildirir. İlk yan cümle bir sınırlamayı kabul eder; ikinci yan cümle ise geriye kalan yararlı sonucu vurgulamak için will kullanır. Bu kalıp dengeli bir iddia kurmaya yardımcı olur: while X won't do A, it will do B. won't/will paralelliği, sınırlamadan faydaya geçişi takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sınırlamayı kabul edip ardından bir faydayı vurgulamak için while ... won't ..., ... will ... yapısını kullanıyor?

  1. While I was reading the guide, my sister made some tea.
  2. While the guide is open, the screen will stay bright.
  3. While the guide won't answer every question, it will help you get started.
Cevabı göster

While the guide won't answer every question, it will help you get started.

Dilbilgisi

make you sound natural: make + nesne + yalın fiil + sıfat

Make you sound natural ifadesinde make, “bir sonuca yol açmak” anlamına gelir. Buradaki yapı make + nesne + fiilin yalın hâli + sıfattır: you nesne, sound fiilin yalın hâli, natural ise bıraktığınız izlenimi anlatan sıfattır. Etken yapıdaki make fiilinden sonra to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır: make you sound doğrudur, make you to sound değildir. Sound burada bağ fiili olduğu için naturally zarfı değil, natural sıfatı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için make, your voice ve sound ifadelerini doğru sırayla kullanın: A good microphone can ____ clearer.

Cevabı göster

make your voice sound

So, let's go through them. Öbek fiiller

1:01

O zaman, hadi bunları inceleyelim.

Öbek fiiller

go through: maddeleri tek tek gözden geçirmek

Bu sınıf cümlesinde go through, bir grup şeyi sırayla gözden geçirmek veya açıklamak anlamına gelir. Them, daha önce sözü edilen maddelere gönderme yapar; yani konuşan kişi her birini ele almayı önerir. Go through, anlamı nesnesine ve bağlama göre değişen bir öbek fiildir. Burada bir yerin içinden geçmek veya zor bir olay yaşamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir öğretmen “Let's go through the answers one by one.” diyor. Sınıf ne yapacak?

  1. Fiziksel bir alanın içinden geçmek.
  2. Zor bir deneyim yaşamak.
  3. Cevapları sırayla gözden geçirmek.
Cevabı göster

Cevapları sırayla gözden geçirmek.

Let's have a look at some binomial pairs relating to time. Kalıp ifadeler

1:02

Zamanla ilgili bazı ikili kelime gruplarına bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

have a look at: bakmaya yönelik dostça bir davet

Have a look at, bir şeye kısaca bakmak veya onu incelemek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Have bu ifadenin bir parçasıdır; burada sahip olmak anlamına gelmez. Let's have a look at... dostça bir davet işlevi görür ve sonraki konuyu doğal biçimde tanıtır. Genellikle Look at... emrinden daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle grubu bir sonraki resme bakmaya doğal biçimde davet eder?

  1. Let's have a look to the next picture.
  2. Let's have a look at the next picture.
  3. Let's look for the next picture.
Cevabı göster

Let's have a look at the next picture.

Kalıp ifadeler

relating to: bir ismin konusunu belirtmek

Burada relating to time, some binomial pairs ifadesinden sonra gelir ve hangi çiftlerden söz edildiğini belirtir: zaman konusuyla bağlantılı çiftler. Böylece isim öbeğinin kapsamını belirli bir konuyla sınırlar. Relating to, “...ile ilgili” veya “...hakkında” anlamına gelir. Bu yapıda to bir edattır; bu yüzden arkasından relating to school veya relating to this topic örneklerindeki gibi bir isim ya da isim öbeği gelir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “...ile ilgili” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We discussed several questions ____ health.

Cevabı göster

relating to

First one, sooner or later.

1:06

İlki, sooner or later.

Sooner or later, you're going to have to live a little.

1:09

Sooner or later, you're going to have to live a little. (Er ya da geç biraz hayatını yaşaman gerekecek.)

Sooner or later means eventually.

1:12

Sooner or later, eninde sonunda anlamına gelir.

Eventually, I'm going to have to start living a little.

1:15

Eninde sonunda biraz hayatımı yaşamaya başlamam gerekecek.

This one's cool because sooner and later rhyme.

1:18

Bu kalıp harika çünkü sooner ve later kafiyeli.

The /ə(r)/ sound repeats.

1:21

/ə(r)/ sesi tekrarlanıyor.

Next one, is now or never.

1:23

Sıradaki, now or never.

You're getting on.

1:25

You're getting on. (Yaşlanıyorsun.)

It's now or never.

1:26

It's now or never. (Ya şimdi ya da hiçbir zaman.)

Now or never means

1:27

Now or never'ın anlamı şudur:

if you don't do it now, Dilbilgisi

1:29

Eğer bunu şimdi yapmazsan,

you'll never be able to do it.

1:31

asla yapamayacaksın.

Dilbilgisi

if you don't... now, you'll never...: acil bir uyarıda bulunmak

if yan cümlesi bir koşul verir: eylemi şimdi yapmamak. Bu yan cümlede şimdiki biçim don't do kullanılırken ana cümlede gelecekteki sonucu belirtmek için you'll (you will) ile never kullanılır. Bu kalıp, sonucu güçlü bir uyarıya veya ikna ifadesine dönüştürür. Never, fırsatın kaybedilmesini kesin bir sonuç olarak sunduğu için won't veya may not ifadelerinden daha fazla aciliyet yaratır.

Alıştırma

if you don't... now, you'll never... kalıbının temel etkisi nedir?

  1. Geçmişte tamamlanmış bir eylemi anlatır.
  2. Eylemin herhangi bir zamanda yapılabileceğini tarafsız biçimde söyler.
  3. Mevcut fırsat kaçırılırsa eylemin daha sonra yapılmasının imkânsız olacağı konusunda güçlü bir uyarı verir.
Cevabı göster

Mevcut fırsat kaçırılırsa eylemin daha sonra yapılmasının imkânsız olacağı konusunda güçlü bir uyarı verir.

This one is interesting

1:32

Bu kalıp ilginçtir,

because the consonant sound on now and never repeats.

1:33

çünkü now ve never kelimelerindeki ünsüz sesi tekrarlanır.

Now and never.

1:38

Now ve never.

And we call that alliteration.

1:40

Ve biz buna aliterasyon (ses yinelemesi) diyoruz.

Next one, slow and steady.

1:42

Sıradaki, slow and steady.

Slow and steady doesn't always win the race.

1:46

Slow and steady doesn't always win the race. (Yavaş ve emin adımlarla gitmek her zaman yarışı kazandırmaz.)

The phrase slow and steady wins the race Deyimler

1:49

Slow and steady wins the race deyimi,

Deyimler

slow and steady wins the race: istikrarlı çaba hakkında bir atasözü

“Slow and steady wins the race” bir atasözüdür. İlerleme hızlı olmasa bile sabırlı ve istikrarlı çabanın başarıya ulaştırabileceğini anlatır. “The race” yalnızca gerçek bir yarışı değil, uzun vadeli herhangi bir hedefi temsil edebilir. Bu söz yaygın biçimde bilindiği için konuşanlar bazen özgün öğüdü sorgulamak veya sözle oynamak amacıyla “doesn’t always” eklemek gibi değişiklikler yapar. Bu etkinin anlaşılması için özgün atasözünü bilmek gerekir.

Alıştırma

Sabırlı ve istikrarlı çaba hakkındaki tanınmış atasözünü tamamlayın: Slow and steady ____.

Cevabı göster

wins the race

means that doing something consistently over time Dilbilgisi

1:51

bir şeyi zaman içinde istikrarlı bir şekilde yapmanın

is the best way.

1:55

en iyi yol olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

doing something consistently over time ifadesinin gerund özne olarak kullanımı

“Doing”, eylemi cümlenin hakkında konuşabileceği bir şey veya etkinlik hâline getirir. “Doing something consistently over time” ifadesinin tamamı bir gerund öbeğidir ve “that” yan cümlesinde “is” fiilinin öznesi olarak kullanılır. “Consistently” düzenli ve istikrarlı bir biçimde demektir. “Over time” belirli bir süre boyunca veya zaman geçtikçe anlamına gelir; “izin verilen süreden fazla” demek değildir. İfadenin tamamı alışkanlıklardan, yöntemlerden ve aşamalı sonuçlardan söz etmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle uzun vadeli bir etkinliği tek bir fikir olarak sunmak için özne görevinde bir -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. She practises consistently over time builds confidence.
  2. Practising consistently over time builds confidence.
  3. Practise consistently over time builds confidence.
Cevabı göster

Practising consistently over time builds confidence.

Next up, forever and ever. Anlatım akışı

1:57

Sırada forever and ever var.

Anlatım akışı

Next up: sıradaki ögeye geçiş

Next up; bir liste, ders, program veya sunumdaki bir sonraki ögeyi duyuran, günlük konuşmaya özgü bir geçiş ifadesidir. Burada dinleyiciye, konuşanın “forever and ever” ifadesine geçtiğini bildirir. Bu ifade sunucuya benzer bir anlatım havası taşır: Bir şeyin yalnızca sırada olduğunu söylemekle kalmaz, önceki ögeden şimdi gelecek ögeye geçildiğini de gösterir. Up, bu kalıplaşmış geçiş ifadesinin parçasıdır ve “yukarı doğru” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunucu bir gösteriyi tanıttı. Sıradaki gösteriyi doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. Üst kata yürümemiz gerekiyor.
  2. Sırada Maya var.
  3. Gösteri dün sona erdi.
Cevabı göster

Sırada Maya var.

ever and ever and ever and ever and ever and ever and ever and ever.

1:59

ever and ever and ever and ever and ever and ever and ever and ever.

You can't be a bore forever and ever.

2:02

You can't be a bore forever and ever. (Sonsuza dek sıkıcı biri olamazsın.)

This one shows that something never ends.

2:04

Bu, bir şeyin asla bitmediğini gösterir.

I can't spend my whole life being boring. Dilbilgisi

2:07

Bütün hayatımı sıkıcı biri olarak geçiremem.

Dilbilgisi

spend my whole life being: spend + süre + -ing kalıbı

spend my whole life being boring ifadesinde spend fiilinden sonra bir süre, my whole life, ve ardından -ing biçimi, being, gelir. spend + süre + -ing kalıbı, o süreyi bir şey yaparak ya da bir durumda kalarak geçirmek demektir. Zaman ifadesinden sonra to be değil being kullanılır: spend my whole life being boring. Zaman ifadesi spend the afternoon reading veya spend the weekend being quiet örneklerindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

spend + süre + -ing kalıbını tamamlamak için be fiilinin -ing biçimini kullanın: I don't want to spend the whole weekend ____ bored.

Cevabı göster

being

Notice that the first syllable of the first word

2:10

İlk kelimenin ilk hecesinin

is not stressed.

2:16

vurgulanmadığına dikkat edin.

We say forever and ever.

2:17

Forever and ever deriz.

Repeating ever makes it sound long and unending.

2:20

Ever kelimesini tekrarlamak, ona uzun ve bitmeyen bir his katar.

Last one, now and then.

2:25

Sonuncusu, now and then.

Now and then, you've got to take risks.

2:27

Now and then, you've got to take risks. (Arada bir risk alman lazım.)

Now and then means sometimes.

2:29

Now and then, bazen demektir.

But oh, notice that the d sound

2:31

Ama ah, and kelimesinin sonundaki d sesinin

at the end of and is not stressed.

2:34

vurgulanmadığına dikkat edin.

So, we say now and then.

2:37

Bu yüzden, now and then deriz.

These binomial pairs are great for talking about processes, Kalıp ifadeler

2:39

Bu ikili kelime grupları süreçlerden,

Kalıp ifadeler

great for talking about: be great for + -ing yapısı

Be great for + isim veya fiilin -ing biçimi, bir şeyin belirli bir amaç için çok yararlı ya da uygun olduğunu anlatır. Burada bu sözcük çiftlerinin süreçler hakkında konuşurken yararlı olduğu söyleniyor. For bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: great for talking about. Great for talk about veya great for to talk about kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi talk fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This chart is great for ____ about changes.

Cevabı göster

talking

diet plans, exercise regimes,

2:44

diyet planlarından, egzersiz programlarından,

learning a new sport, learning a new language.

2:47

yeni bir spor veya yeni bir dil öğrenmekten bahsetmek için harikadır.

So, over to you. Ton ve niyet

2:49

Evet, şimdi sıra sizde.

Ton ve niyet

over to you: sırayı karşıdaki kişiye devretmek

Over to you, sırayı devretmek için kullanılan bir ifadedir. Karşıdaki kişiye artık konuşma, cevap verme veya sonraki adımı atma sırasının onda olduğunu bildirir. So, over to you cümlesinde konuşan kişi kendi bölümünü bitirir ve dinleyeni katılmaya davet eder. Buradaki over fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Sunumu yapan kişi sözünü bitirdi ve sırada Alex'in konuşmasını istiyor. Hangi cümle uygundur?

  1. That's my part. I'll keep speaking, Alex.
  2. That's my part. Please wait outside, Alex.
  3. That's my part. Over to you, Alex.
Cevabı göster

That's my part. Over to you, Alex.

Now it's time for a little show and tell. Notlar

2:50

Şimdi küçük bir show and tell (göster ve anlat) zamanı.

Kalıp ifadeler

it's time for + isim öbeği

It's time for + isim öbeği yapısı, bir etkinliğin, olayın, öğünün veya programdaki bir bölümün şimdi başlaması gerektiğini bildirir. Bu cümlede a little show and tell, başlayacak etkinliğin adıdır. for sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi değil, bir isim veya isim öbeği gelir.

Alıştırma

Adı verilen etkinliğin başlaması gerektiğini bildirmek için bir sözcük girin: It's time ____ the next activity.

Cevabı göster

for

Kültür

show and tell: gösterme ve açıklama etkinliği

Show and tell, İngilizce konuşulan birçok ülkedeki ilkokullarda yapılan bir etkinliktir. Bir çocuk gruba bir nesne gösterir ve onun ne olduğunu, neden önemli olduğunu veya arkasındaki hikâyeyi anlatır. Bu cümlede show and tell, birazdan başlayacak gösterme ve açıklama bölümünün adıdır. Birbiriyle ilgisiz iki komut değil, yerleşik tek bir etkinlik adıdır.

Alıştırma

Hangi durum tipik bir show and tell örneğidir?

  1. İki arkadaş özel mesajlarla yazışır.
  2. Bir çocuk sınıfa bir deniz kabuğu gösterir ve onu nereden bulduğunu açıklar.
  3. Bir sınıf sessizce yazım sınavını tamamlar.
Cevabı göster

Bir çocuk sınıfa bir deniz kabuğu gösterir ve onu nereden bulduğunu açıklar.

Share your stories in the chat, Ton ve niyet

2:52

Hikayelerinizi sohbette paylaşın;

Ton ve niyet

Share your stories in the chat ile izleyiciyi katılmaya davet etmek

Share your stories in the chat bir emir cümlesidir: you öznesi söylenmez ve Share, izleyicinin yapması istenen eylemi doğrudan belirtir. Katılmaya yönelik doğrudan ama samimi bir davettir. Buradaki chat, canlı yayın, video etkinliği veya çevrim içi dersteki ortak yazılı etkileşim alanıdır; özel bir konuşma değildir. Stories kişisel deneyimleri veya örnekleri de anlatabilir; mutlaka kurgusal hikâyeler olması gerekmez.

Alıştırma

Konuşmacı izleyicilerden ne yapmalarını istiyor?

  1. İnternet dışında kurgusal bir hikâye yazmaları.
  2. Bir arkadaşlarıyla özel bir konuşma başlatmaları.
  3. Deneyimlerini etkinliğin ortak sohbet alanında paylaşmaları.
Cevabı göster

Deneyimlerini etkinliğin ortak sohbet alanında paylaşmaları.

good or bad, win or lose, share them. Kalıp ifadeler

2:54

iyi veya kötü (good or bad), kazanmak veya kaybetmek (win or lose), hepsini paylaşın.

Kalıp ifadeler

good or bad, win or lose: iki olasılığı da kapsayan çiftler

good or bad ve win or lose ifadelerinin her biri, iki zıt olasılığı yan yana getirir. share them ifadesinden önce bu çiftler “hangi taraf geçerli olursa olsun” anlamına gelir: iyi veya kötü hikâyeler ile kazanma veya kaybetme deneyimlerinin tümü paylaşılabilir. Bu kalıpta or iki durumu da kapsar; dinleyenden birini seçmesini istemez. Ana eylem iki durumda da aynı kalıyorsa bu kısa biçim, daha uzun whether ... or ... kalıbıyla aynı işi görür.

Alıştırma

Hangi cümle iki durumu da kapsayan aynı A or B kalıbını kullanıyor?

  1. Would you like tea or coffee?
  2. Put the red book or the blue book on the shelf.
  3. Rain or shine, the game will continue.
Cevabı göster

Rain or shine, the game will continue.