Jürilere Asla Söylenmeyen Şeyler: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
860 kelime 214 kel/dk

Video özeti: Video, jüri hükümsüzleştirmesinin jüri üyelerini koruyan kurallar ve beraat kararının kesinliğinden nasıl doğduğunu açıklıyor; tarihini, risklerini ve jüriye anlatılıp anlatılmamasını inceliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “beyond a reasonable doubt” hukuk bağlamıdır: ceza yargılamasındaki çok yüksek ispat standardını anlayın; bunu mutlak matematiksel kesinlik sanmayın. 2. “Cold comfort though.” deyimsel bir ifadedir: sınırlı bir güvenceyi kabul ederken bunun pek az teselli sağladığını vurgulayan tavrı fark edin. 3. “by making evidence less relevant” bir dil bilgisi kalıbıdır: bir eylemin sonucu nasıl oluşturduğunu anlatmak için by + -ing yapısını kullanın.

Bu derste

On a jury, you know your options: guilty or not.

0:00

Bir jürideyken seçeneklerinizi bilirsiniz: suçlu veya suçsuz.

But there's another choice that neither the judge nor the lawyers will tell you,

0:02

Ancak ne hakimin ne de avukatların size söylemeyeceği başka bir seçenek daha var,

often because they're not allowed to,

0:05

genellikle buna izinleri olmadığı için,

and also because it might be better if you don't know.

0:07

ve aynı zamanda bunu bilmemeniz daha iyi olabileceği için.

This video will tell you that third choice,

0:10

Bu video size bu üçüncü seçeneği anlatacak,

but be warned, simply watching may prevent you from ever serving on a jury.

0:11

ama baştan uyaralım, sırf bunu izlemek bile jüri üyeliği yapmanızı sonsuza dek engelleyebilir.

So this is your last chance to hit the pause button

0:15

Bu yüzden, bu sizin duraklat düğmesine basmanız için son şansınız,

before you learn about jury nullification,

0:18

jüri iptalini öğrenmeden önce,

when the defendant is 100% beyond a reasonable doubt guilty, Kültür

0:20

sanık makul şüphenin ötesinde %100 suçlu olduğunda,

Kültür

Makul şüphenin ötesinde

Beyond a reasonable doubt, bir ceza davasında suçluluk kararı vermek için kullanılan ispat standardıdır. Savcılık, suçluluk konusunda akla ve delillere dayanan hiçbir şüphe kalmayacak kadar güçlü deliller sunmalıdır. Bu standart matematiksel veya mutlak kesinlik gerektirmez. Bu cümledeki 100% resmî standardın bir parçası değil, konuşma dilinde kullanılan bir vurgudur. Yalnızca hayalî veya gerçeklikten çok uzak bir ihtimal makul şüphe sayılmaz.

Alıştırma

Cümledeki beyond a reasonable doubt ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Sanık tamamen masum olduğunu kanıtlamalıdır.
  2. Savcılık, hiçbir makul şüphe kalmayacak kadar güçlü biçimde suçluluğu kanıtlamalıdır.
  3. Deliller, herhangi birinin hayal edebileceği her şüpheyi ortadan kaldırmalıdır.
Cevabı göster

Savcılık, hiçbir makul şüphe kalmayacak kadar güçlü biçimde suçluluğu kanıtlamalıdır.

but the jurors also think he shouldn't be punished.

0:23

ancak jüri üyeleri aynı zamanda onun cezalandırılmaması gerektiğini düşündüğünde.

The jury can nullify the law and let him go free.

0:26

Jüri yasayı geçersiz kılabilir ve onun serbest kalmasını sağlayabilir.

But before you're on your next jury and yell null booyah at the judge,

0:28

Ancak bir sonraki jürinizde hakime "iptal be!" diye bağırmadan önce,

you should know that just talking about jury nullification in the wrong circumstances can get you arrested. Dilbilgisi

0:32

yanlış koşullarda jüri iptalinden bahsetmenin bile sizi tutuklatabileceğini bilmelisiniz.

Dilbilgisi

get + nesne + geçmiş zaman ortacı: get you arrested

Get you arrested ifadesinde get, almak anlamına gelmez; bir sonuca neden olmayı ifade eder. Konuşma eylemi, senin tutuklanmış duruma gelmene yol açabilir. You, tutuklama eyleminden etkilenen kişidir. get + kişi veya şey + geçmiş zaman ortacı yapısı, sonuç kasıtlı da tesadüfi de olsa nesnenin yaşadığı edilgen sonuca odaklanır: get someone hired, get the door fixed. Nesne eylemi yapmadığı, eyleme maruz kaldığı için geçmiş zaman ortacı kullanılır.

Alıştırma

you sözcüğünü nesne, arrest sözcüğünü fiil olarak kullanıp get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısıyla cümleyi tamamla: Ignoring the court order could ____.

Cevabı göster

get you arrested

Though a video such as this one simply acknowledging the existence of jury nullification

0:37

Bunun gibi, sadece jüri iptalinin varlığını kabul eden

and in no way advocating it is totally okay.

0:41

ve hiçbir şekilde onu savunmayan bir videoda hiçbir sorun olmasa da.

And while we're at it, CGP Grey isn't a lawyer, Deyimler

0:44

Ve yeri gelmişken, CGP Grey bir avukat değildir,

Deyimler

İlgili bir eylem eklemek için “while we're at it”

Bu cümlede while we're at it, konuşmacının mevcut konuyu zaten ele alırken bağlantılı bir noktayı daha eklediğini gösterir. Burada hukuki uyarı, ek bir sorumluluk reddi açıklamasına doğal bir geçiş sağlar. Kalıp while we're at it, + eklenen eylem veya nokta şeklindedir. At it, devam eden etkinliği ya da konuyu genel olarak belirtir; gerçek anlamda bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

İlk görev zaten yapıldığı için bağlantılı başka bir görev ekleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to update the address, and ____, let's change the phone number too.

Cevabı göster

while we're at it

that's not legal advice, it's meant for entertainment purposes only.

0:47

bu yasal bir tavsiye değildir, sadece eğlence amaçlıdır.

Seriously, guy, don't do anything in a court of law based on what an internet video told you,

0:49

Cidden dostum, internetteki bir videonun sana söylediği bir şeye dayanarak mahkeme salonunda hiçbir şey yapma,

no joke.

0:52

şaka değil.

So why can't you do this?

0:52

Peki bunu neden yapamıyorsunuz?

It's because nullification isn't in the law,

0:54

Çünkü iptal yasada yer almaz,

but exists as a logical consequence of two other laws. Kalıp ifadeler

0:56

ama diğer iki yasanın mantıksal bir sonucu olarak varlığını sürdürür.

Kalıp ifadeler

Türetilmiş bir sonuç için “exists as a logical consequence of”

Burada exists as a logical consequence of ifadesi, jürinin hükümsüz kılmasının yasada doğrudan yazılı olmadığını, ancak diğer iki yasadan mantıksal olarak çıkarılabildiğini anlatır. İfade, kuralların birlikte işlemesinden doğan bir sonucu belirtir; bu sonucun yasa koyucular tarafından bilinçli olarak planlandığını söylemez. X exists as a logical consequence of Y yapısı, X'i Y'den çıkan bir sonuç olarak sunar. Özellikle yasalar, sistemler, teoriler veya resmî kurallar hakkındaki analitik açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir sonucun kurallarda açıkça yazılı olmadığını, ancak onlardan mantıksal olarak çıkarılabildiğini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The exception is caused by an accident involving the two rules.
  2. The exception exists as a logical consequence of the two rules.
  3. The exception is separately written into both rules.
Cevabı göster

The exception exists as a logical consequence of the two rules.

First, the juries can't be punished for a wrong decision,

0:59

İlk olarak, jüriler yanlış bir karar için cezalandırılamazlar,

no matter what the witnesses, DNA evidence, or video proof show. Dilbilgisi

1:01

tanıklar, DNA kanıtları veya video kanıtları ne gösterirse göstersin.

Dilbilgisi

no matter what: sonuç değişmez

“No matter what” taviz bildiren bir yan cümle başlatır. Ardından gelen yan cümledeki olası cevap veya sonuçların hiçbirinin ana cümledeki ifadeyi değiştirmediğini anlatır. Burada “what”, “show” fiilinin nesnesidir: tanıklar veya kanıtlar farklı şeyler gösterebilir, ancak jüriler yine de yanlış bir karar yüzünden cezalandırılamaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “no matter + soru sözcüğü + özne + fiil” şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi no matter + doğru soru sözcüğü ile tamamlayın: The policy remains in force ____ the investigation reveals.

Cevabı göster

no matter what

That's the point of a jury, to be the final decider.

1:05

Jürinin amacı budur, son karar verici olmak.

And second, when a defendant is found not guilty,

1:07

İkinci olarak, bir sanık suçsuz bulunduğunda,

that defendant can't be tried again for the same crime. Kültür

1:10

bu sanık aynı suçtan tekrar yargılanamaz.

Kültür

can't be tried again for the same crime: aynı suçtan tekrar yargılanamaz

“Be tried for a crime” hukuk dilinde edilgen bir yapıdır: mahkeme, bir kişi hakkındaki ceza suçlamasını ele alır ve karara bağlar. Burada “tried”, “denendi” anlamına gelmez. Bu bağlamda “can’t be tried again for the same crime”, beraat kararından sonra aynı suçtan yeniden yargılanmaya karşı sağlanan korumayı anlatır. Bu, söz konusu hukuki güvenceyle ilgili bir ifadedir; her hukuk sisteminde sonraki tüm işlemlerin imkânsız olduğunu söyleyen evrensel bir iddia değildir.

Alıştırma

Burada “that defendant can't be tried again for the same crime” ne anlama geliyor?

  1. Sanık o suçu tekrar işlemeye teşebbüs edemez.
  2. Jüri ilk davadaki kanıtlara tekrar bakamaz.
  3. Mahkeme o sanığı aynı suçtan tekrar yargılayamaz.
Cevabı göster

Mahkeme o sanığı aynı suçtan tekrar yargılayamaz.

So there are only two stated options, guilty or not,

1:13

Dolayısıyla sadece iki belirtilen seçenek vardır, suçlu veya değil,

it's just that jury nullification is when the words of the jurors don't match their thoughts, Kültür

1:16

sadece jüri iptali, jüri üyelerinin sözleri ile düşünceleri uyuşmadığında gerçekleşir,

Kültür

Jürinin yasayı uygulamayı reddetmesi (jury nullification)

Jürinin yasayı uygulamayı reddetmesi, jüri üyelerinin delillerin ve hukukun normalde gerektirdiği sonucu izlemeyen bir kararı bilerek vermesidir. Bunun nedeni çoğu zaman ilgili davada yasayı uygulamanın adaletsiz olacağına inanmalarıdır. Bu cümlede jüri üyelerinin sözleriyle düşüncelerinin uyuşmaması, resmî kararlarının hukuki suçluluk konusundaki iç değerlendirmelerini beklenen biçimde ifade etmemesi demektir. Bu, özel bir üçüncü karar türü değildir ve tek başına bir yasayı ortadan kaldırmaz veya geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Hangi durum jury nullification kavramının en açık örneğidir?

  1. Jüri herhangi bir karar üzerinde anlaşamaz.
  2. Jüri üyeleri, o davada yasayı uygulamanın adaletsiz olacağına inandıkları için sanık hakkında suçsuz kararı verir.
  3. Bir hâkim, bir yasanın anayasayı ihlal ettiğine karar verir.
Cevabı göster

Jüri üyeleri, o davada yasayı uygulamanın adaletsiz olacağına inandıkları için sanık hakkında suçsuz kararı verir.

for which they can't be punished

1:20

bunun için cezalandırılamazlar

and their not guilty decision can't be changed.

1:21

ve suçsuz kararları değiştirilemez.

These laws are necessary for juries to exist within a fair system,

1:24

Bu yasalar, adil bir sistem içinde jürilerin var olması için gereklidir,

but the logical consequence is contentious.

1:27

ancak mantıksal sonuç tartışmalıdır.

Lawyers and judges argue about jury nullification like physicists argue about quantum mechanics. Anlatım akışı

1:29

Avukatlar ve hakimler, fizikçilerin kuantum mekaniğini tartıştığı gibi jüri iptalini tartışırlar.

Anlatım akışı

Fizikçilerin kuantum mekaniğini tartışması gibi

like ile başlayan yan cümle bir benzetme kurar. Fizikçilerin kuantum mekaniğini tartışmasını, avukatlarla hâkimlerin jury nullification konusunu nasıl tartıştığını anlamak için bir model olarak sunar. Karşılaştırılan şey tartışmaların konusu değil, niteliğidir. Çevredeki açıklama ortak özellikleri — gözlemleme güçlüğü ve derin görüş ayrılıkları — verir. Bu yüzden hukukla fiziği aynı şey saymak yerine karşılaştırma noktasını belirleyin.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliği başka bir etkinlik üzerinden çerçevelemek için like yan cümlesi kullanır?

  1. The engineers test each idea because the deadline is close.
  2. The engineers test each idea like chefs taste a sauce.
  3. The engineers test each idea in the laboratory.
Cevabı göster

The engineers test each idea like chefs taste a sauce.

Both are difficult to observe

1:34

Her ikisini de gözlemlemek zordur

and the interpretation of both has a huge philosophical ramification for the subject as a whole.

1:35

ve her ikisinin yorumlanması, konunun bütünü için büyük felsefi sonuçlar doğurur.

Is jury nullification the righteous will of the people

1:40

Jüri iptali, halkın haklı iradesi mi,

or an anarchy of 12

1:43

yoksa 12 kişinin anarşisi mi

or just how citizens judge their laws?

1:44

yoksa sadece vatandaşların kendi yasalarını yargılama şekli mi?

The go-to example in favor of nullification is the Fugitive Slave Law, Notlar

1:46

İptal lehine en iyi örnek Kaçak Köle Yasası'dır,

Kelime

go-to example: insanların ilk başvurduğu örnek

go-to example ifadesindeki go-to, belirli bir amaç için insanların en sık seçtiği veya ilk aklına gelen örneği belirten gündelik bir birleşik sıfattır. Burada, hükümsüz kılma görüşünü desteklemek için yaygın olarak kullanılan vakayı belirtir; bu vakanın mutlaka en iyi ya da en doğru olduğunu söylemez. Kısa çizgi, go-to ifadesinin example sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir. Aynı kalıp go-to person ve go-to solution ifadelerinde de görülür. Bir yere gitmek veya bir yere katılmak anlamındaki go to fiil öbeğinden farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi, “genellikle ilk seçtiğim çözüm” anlamındaki birleşik sıfat go-to ile tamamlayın: When my laptop freezes, restarting it is my ____ solution.

Cevabı göster

go-to

when Northern juries refused to convict escaped slaves and set them free.

1:50

Kuzeyli jüriler kaçan köleleri mahkum etmeyi reddedip onları serbest bıraktıklarında.

Kültür

Fugitive Slave Law: kölelikten kaçanların yakalanıp geri gönderilmesi

Kaçak Köle Yasası, kölelikten kaçan kişilerin yakalanıp onları köleleştirenlere geri verilmesini zorunlu kılan bir ABD federal yasasıydı. Bu arka plan önemlidir; çünkü yasa kaçakları korumuyor, köleliği uyguluyordu. Konuşmacının örneğinde Kuzeyli jüriler, kölelikten kaçanları mahkûm etmeyi reddedip onları serbest bıraktı. Bu vaka, haksız bir yasayı uygulamayı reddetmenin insanların yeniden köleliğe gönderilmesini engellemesi nedeniyle hükümsüz kılma lehine bir örnek olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede Kaçak Köle Yasası neden hükümsüz kılma lehine bir örnek olarak sunuluyor?

  1. Çünkü yasa, kölelikten kaçan insanları yakalanıp geri gönderilmekten korudu.
  2. Çünkü yasa, Kuzeyli jürilerin ülke genelinde köleliği kaldırmasına izin verdi.
  3. Çünkü Kuzeyli jüriler, kölelikten kaçan insanları yeniden köleliğe gönderecek bir yasaya direndi.
Cevabı göster

Çünkü Kuzeyli jüriler, kölelikten kaçan insanları yeniden köleliğe gönderecek bir yasaya direndi.

Can't argue with that, Ton ve niyet

1:53

Buna itiraz edemezsiniz,

Ton ve niyet

Taviz bildiren Can't argue with that

“Can’t argue with that”, “Bu noktanın ikna edici olduğunu kabul ediyorum” anlamına gelir. Buradaki can’t genellikle gerçek anlamda tartışamama durumunu değil, konuşma sırasında verilen bir tavizi belirtir. Yalnızca az önce söylenen noktayı kabul ettiği için ardından doğal olarak but ve bir sınırlama, istisna ya da karşı görüş gelebilir. İfadenin kullanılması her konuda tamamen aynı fikirde olunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi yanıt, bir noktanın ikna edici olduğunu doğal biçimde kabul ederken daha sonra karşıt bir görüş belirtmeye de yer bırakır?

  1. Can't argue with that.
  2. No one is allowed to argue.
  3. I agree with every part of the plan.
Cevabı göster

Can't argue with that.

but the anarchy side is Southern juries refusing to convict lynch mobs,

1:54

ama işin anarşi tarafı Güneyli jürilerin linç çetelerini mahkum etmeyi reddetmesidir,

not humanity at its best.

1:58

ki bu insanlığın en iyi hali sayılmaz.

But both of these are juries nullifying the law.

2:00

Ancak bunların her ikisi de jürinin yasayı geçersiz kılmasıdır.

And also, juries have two options for where their thoughts may differ from their words.

2:03

Ayrıca jürilerin, düşünceleri ile sözlerinin farklılaşabileceği iki seçeneği vardır.

Jury nullification usually refers to the non-guilty version,

2:07

Jüri iptali genellikle suçsuz versiyonunu ifade eder,

but juries can convict without evidence just as easily as they can acquit in spite of it. Notlar

2:10

ancak jüriler, delillere rağmen beraat ettirebildikleri gibi, delil olmadan da kolayca mahkum edebilirler.

Kelime

Convict ile acquit arasındaki fark

Bir ceza davasında convict, sanığın suçlu olduğuna resmen karar vermek demektir. Acquit ise sanığın ilgili suçlamadan suçlu olmadığına resmen karar vermektir. Bu cümlede iki fiil, jürinin verebileceği birbirine zıt kararları adlandırır. Bu fiiller davanın her aşamasını değil, hüküm aşamasındaki kararları anlatır. Yetkililer duruşmadan önce birini charge eder; daha sonra mahkeme veya jüri o kişiyi convict ya da acquit edebilir. Beraat kararı kişinin serbest bırakılmasına yol açabilir, ancak acquit fiilinin kendisi resmî suçsuzluk kararını ifade eder.

Alıştırma

Sanığın resmen suçsuz olduğuna karar vermek anlamındaki hukuk fiiliyle cümleyi tamamlayın: The prosecution did not prove the charge, so the jury voted to ____ the defendant.

Cevabı göster

acquit

Dilbilgisi

just as easily as: eylemleri eşit derecede karşılaştırma

just as + zarf + as kalıbı iki eylemi aynı derecede karşılaştırır. Burada easily, convict fiilini niteler; dolayısıyla cümle, delil olmadan mahkûm etmenin delile rağmen beraat ettirmek kadar kolay olabileceğini söyler. just eşitliği güçlendirir: eşit ölçüde ya da tam olarak aynı derecede anlamına gelir; kısa süre önce anlamına gelmez. İkinci as'ten sonra they can acquit in spite of it örneğindeki gibi bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını just as + zarf + as ile tamamlayın: With the new app, I can edit photos ____ a professional can.

Cevabı göster

just as easily as

This is jury nullification too,

2:14

Bu da jüri iptalidir,

and the jurors are protected by the first rule,

2:16

ve jüri üyeleri ilk kuralla korunur,

though the second doesn't apply

2:18

ancak ikinci kural uygulanmaz

and judges do have the power to overrule a guilty verdict Notlar

2:19

ve hakimler suçlu kararını bozma yetkisine sahiptir

Dilbilgisi

do have: olumlu cümlede vurgu yapan do

Olumlu bir cümlede temel biçimdeki fiilden önce do kullanmak vurgu ekler. Judges have the power tarafsız bir ifadedir; judges do have the power ise bu yetkinin gerçekten var olduğunu güçlü biçimde doğrular. Yardımcı fiil, bu iddiayı dinleyicinin göz ardı etmemesi gereken bir bilgi olarak sunar. Zaman ve özne uyumu do üzerinde gösterilir, have ise temel biçimde kalır: they do have, she does have ve they did have. Burada çoğul özne judges, do have kullanımını gerektirir.

Alıştırma

Düzeltmeyi vurgulu do ile tamamlayın: The rooms ____ windows; they are hidden behind the curtains.

Cevabı göster

do have

Kültür

suçluluk kararını geçersiz kılmak

Burada overrule a guilty verdict, bir hâkimin yasal yetkisini kullanarak suçluluk tespitini reddetmesi ve bu kararın artık sonucu belirlememesini sağlaması anlamına gelir. Overrule, yalnızca görüş ayrılığını değil, hukuki sonuç doğuran resmî bir işlemi anlatır. A guilty verdict, sanığın suçlu olduğuna ilişkin karardır ve çoğu zaman jüri tarafından verilir. İfade, bu karara ne yapıldığını belirtir; tek başına birinin temyize başvurduğu veya yeni bir yargılamanın başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir hâkimin yasal yetkisini kullanarak suçluluk tespitinin artık sonucu belirlememesini sağladığını anlatır?

  1. The judge ordered a retrial.
  2. The judge overruled the guilty verdict.
  3. The defendant appealed the guilty verdict.
Cevabı göster

The judge overruled the guilty verdict.

if they think the jurors aren't the best

2:22

eğer jürinin en iyi durumda olmadığını düşünüyorlarsa

and of course a guilty defendant can appeal at least for a little while,

2:24

ve tabii ki suçlu bulunan bir sanık en azından bir süre temyize gidebilir,

which makes the guilty form of jury nullification weaker than the not guilty kind.

2:28

bu da jüri iptalinin suçlu formunu suçsuz türünden daha zayıf kılar.

Cold comfort though. Deyimler

2:32

Yine de zayıf bir teselli.

Deyimler

Yine de pek teselli sayılmaz

Cold comfort, biraz rahatlatıcı gibi görünen ancak kötü bir durumu daha iyi hissettirmek için çok az işe yarayan bir gerçek, vaat veya çözüm için kullanılan bir deyimdir. Cold burada sıcaklıkla ilgili değildir; tesellinin zayıf ve duygusal açıdan yetersiz olduğunu gösterir. Burada cümle sonundaki though, “ancak” anlamına gelir ve sonradan bir çekince ekler. Konuşan kişi bir güvencenin varlığını kabul eder, ardından bunun pek rahatlatıcı olmadığını hemen belirtir.

Alıştırma

Olası bir çözümden söz edildikten sonra “Cold comfort though.” ne anlatır?

  1. Çözüm var, ancak çok az teselli sağlıyor.
  2. Çözüm sorunu tamamen gideriyor.
  3. Konuşan kişi soğuk bir odadaki rahatlığı anlatıyor.
Cevabı göster

Çözüm var, ancak çok az teselli sağlıyor.

Given the possibility of jurors who might ignore the law as written, Notlar

2:33

Yazılı yasayı görmezden gelebilecek jüri üyelerinin var olma olasılığı göz önüne alındığında,

Dilbilgisi

Given the possibility of + ad öbeği

Given the possibility of, ana düşünceden önce dikkate alınması gereken bir durumu tanıtır. Burada the possibility of jurors... ad öbeği, avukatların daha sonra yapacakları şeyin arka planındaki gerekçeyi oluşturur. Given burada göz önüne alındığında anlamındadır. Bu kalıp, olasılığın kanıtlandığını veya kesin olduğunu söylemez; yalnızca akıl yürütmeyi etkileyecek kadar önemli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi Given ve possibility ile kurulan dört sözcüklük resmî kalıpla tamamlayın: ____ heavy traffic, we left an hour early.

Cevabı göster

Given the possibility of

Kelime

the law as written: yasanın yazıldığı hâli

The law as written, yasanın hukuk metninde gerçekten yazan sözcüklere göre ele alınması demektir. Birinin adil bulduğu şeye veya yasanın ne söylemesi gerektiğine değil, metnin kendisine işaret eder. As written, as it is written ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu indirgenmiş yan cümle, bir adın ardından gelerek o şeyi mevcut yazılı biçimiyle tanımlayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede as written ne anlama gelir: "We must evaluate the policy as written."?

  1. insanların onu genellikle uygulama biçimine göre
  2. mevcut belgedeki sözcüklere göre
  3. yazmayla ilgili bir kural olarak
Cevabı göster

mevcut belgedeki sözcüklere göre

it's not surprising when picking jurors for a trial,

2:36

bir dava için jüri seçerken,

lawyers whose existence is dependent on an orderly society,

2:38

varlığı düzenli bir topluma bağlı olan avukatların,

will ask about nullification usually in the slightly roundabout way, Kelime

2:41

genellikle biraz dolaylı bir yoldan iptal hakkında soru sormaları şaşırtıcı değildir,

Kelime

biraz dolaylı bir yol

Burada a slightly roundabout way, hassas soruyu açıkça söylemek yerine dolaylı bir biçimde sormak anlamına gelir. Fiziksel olarak daha uzun bir yolu değil, iletişim biçimini anlatır. Slightly eleştiriyi yumuşatır: soru son derece kaçamak değil, sadece bir ölçüde dolaylıdır. in a slightly roundabout way kalıbı, birinin nasıl soru sorduğunu, açıklama yaptığını veya bir konuyu gündeme getirdiğini anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede in a slightly roundabout way ne anlama gelir?

  1. Mümkün olduğunca açık ve doğrudan sorarak
  2. Fiziksel olarak biraz daha uzun bir yolu izleyerek
  3. Biraz dolaylı biçimde sorarak
Cevabı göster

Biraz dolaylı biçimde sorarak

do you have any beliefs that might prevent you from making a decision based strictly on the law? Notlar

2:44

kesinlikle yasaya dayalı bir karar vermenizi engelleyebilecek herhangi bir inancınız var mı?

Dilbilgisi

prevent you from making a decision: karar vermenizi engellemek

Prevent someone from doing something, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirmesini durdurmak veya engellemek demektir. prevent you from making a decision ifadesinde you nesnedir, from engellenen eylemi başlatır ve making -ing biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp prevent + object + from + -ing şeklindedir; prevent + object + to-infinitive değildir. Buradaki soru, herhangi bir inancın yalnızca yasaya göre karar vermenin önünde engel olup olamayacağını sorar.

Alıştırma

Cümleyi run fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The safety gate prevents children ____ into the road.

Cevabı göster

from running

Kalıp ifadeler

based strictly on the law: yalnızca yasaya dayanmak

Base a decision on something, bir şeyi kararın gerekçesi, kanıtı veya kuralı olarak kullanmak demektir. A decision based strictly on the law ifadesinde based on the law, kısaltılmış bir edilgen niteleyicidir ve a decision that is based on the law yapısına denktir. Strictly, kişisel inançların veya tercih edilen sonucun değil, yalnızca yasanın belirleyici ölçüt olması gerektiğini gösterir. Jüri seçimi sırasında sorulan bu soru, kişinin özel inançları başka bir yönü gösterse bile yasayı uygulayıp uygulayamayacağını sınar.

Alıştırma

Yalnızca belirtilen kuralların kullanılabileceğini göstermek için based ... on ve strictly içeren beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The panel needs a decision ____.

Cevabı göster

based strictly on the rules

If after learning about jury nullification,

2:48

Eğer jüri iptalini öğrendikten sonra,

you think it's a good idea, answer yes and you'll be rejected,

2:49

bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüp evet derseniz reddedilirsiniz,

but answer no with the intent to get on the jury to nullify Kalıp ifadeler

2:53

ancak iptal etmek için jüriye girme niyetiyle hayır derseniz

Kalıp ifadeler

with the intent to: ... amacıyla

With the intent to + fiilin yalın hâli, bir kişinin ilk eylemi gerçekleştirirken sonraki eylemi yapma yönünde zaten açık bir amacı olması demektir. İfade önceki eylemi niteler: answer no with the intent to get on the jury. Tesadüfi bir sonucu değil, bilinçli bir amacı gösterir. Burada kişi özellikle seçilmek ve ardından jüri hükümsüzlüğünü uygulamaya çalışmak için hayır diye cevap verecektir.

Alıştırma

Cümleyi intent ile kurulan ve bilinçli bir amacı gösteren dört sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: He entered the restricted area ____ damage the equipment.

Cevabı göster

with the intent to

and you've just committed perjury, Kültür

2:55

yalan yere yemin etmiş olursunuz,

technically a federal crime,

2:57

teknik olarak federal bir suçtur,

Kültür

Committed perjury: yemin altında bilerek yalan söylemek

committed perjury ifadesinde commit “bir suç işlemek” anlamına gelir; perjury ise genellikle yemin altında veya hukuken bağlayıcı başka bir beyanda bilerek yanlış ifade verme suçunu belirtir. Bu ifade lied sözcüğünden daha ciddi ve daha özeldir. Bu cümlede, resmî jüri seçimi sırasında bilerek verilen yanlış bir cevabı yalnızca dürüst olmayan bir davranış olarak değil, suç teşkil edebilecek bir eylem olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hukuki eşdizimle tamamlayın: A witness who deliberately lies under oath may ____.

Cevabı göster

commit perjury

which makes the optimal strategy once on a jury to zip it. Deyimler

2:59

bu da jüriye girdikten sonra en iyi stratejinin çeneyi kapalı tutmak olmasını sağlar.

Deyimler

Gündelik bir emir olarak Zip it

Zip it, “konuşmayı kes” veya “artık bir şey söyleme” anlamına gelen gündelik bir emir ifadesidir. Ağzı bir fermuar kapatır gibi kapatma görüntüsünü çağrıştırır; burada gerçek bir fermuardan söz edilmez. Bu cümlede emir, jüriye girdikten sonraki en güvenli stratejiyi özetler: planları veya görüşleri açıklamak yerine sessiz kalmak. Kısa emir biçimi, tavsiyeyi esprili ama sert kılar.

Alıştırma

Zip it emri hangi durumda en doğal olur?

  1. Yakın bir arkadaş bir sürprizi açıklamak üzere.
  2. Bir çalışan bir yöneticiye resmî bir e-posta yazıyor.
  3. Bir müşteri danışma noktasında kibarca bir istekte bulunuyor.
Cevabı göster

Yakın bir arkadaş bir sürprizi açıklamak üzere.

But this introduces a problem for jurors who intend to nullify.

3:02

Ancak bu durum, iptal etmeyi amaçlayan jüriler için bir sorun ortaya çıkarır.

Telling the other 11 angry men about your position is risky,

3:05

Diğer 11 öfkeli adama durumunuzu anlatmak risklidir,

which makes nullification as a tool for fixing unjust laws nationwide problematic.

3:08

bu da iptali, ülke çapında adaletsiz yasaları düzeltmek için bir araç olarak kullanmayı sorunlu hale getirir.

Not to mention about 95% of criminal charges in the United States never make it to trial Notlar

3:13

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki cezai suçlamaların yaklaşık %95'inin asla duruşmaya gitmediğinden

Anlatım akışı

Not to mention: destekleyici bir gerçek daha eklemek

Not to mention, az önce söylenen düşünceyi güçlendiren ek bir gerçeği sunar. Burada %95 oranı, önemli bir başka gerekçe veya kanıt olarak verilir. Bu ifadenin ardından bir isim öbeği, -ing biçimi veya yan cümle gelebilir. Bu cümlede about, 95% ile bağlantılıdır ve “yaklaşık” anlamına gelir; not to mention ifadesinin bir parçası değildir.

Alıştırma

Daha da olanaksız bir duruma geçmeden başka bir dezavantaj eklemek için cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin. The plan is expensive, ____ difficult to maintain.

  1. not to mention
  2. let alone
  3. despite
Cevabı göster

not to mention

Kalıp ifadeler

make it to trial: yargılama aşamasına ulaşmak

Make it to + yer, etkinlik veya aşama, çoğu zaman engellerin ya da önceki bir sürecin ardından oraya “ulaşmayı başarmak” anlamına gelir. Bu cümlede make it to trial, cezai suçlamaların resmî yargılama aşamasına ulaşması demektir. Özne criminal charges olduğundan ifade, bir şeyi “yapmak” veya üretmekten değil, davalara ne olduğundan söz eder. Aynı kalıp make it to the meeting ve make it to the final gibi günlük bağlamlarda da kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “bu aşamaya ulaşmayı başardı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After three qualifying rounds, our team finally ____ the final.

Cevabı göster

made it to

and rather end in a plea bargain, Kültür

3:17

ve savcılıkla anlaşma ile sonuçlandığından bahsetmiyorum bile,

Kültür

Plea bargain: savunma pazarlığı

Bu hukuki bağlamda plea bargain, bir ceza davasındaki anlaşmadır: sanık suçunu kabul eder ve bunun karşılığında çoğu zaman daha hafif bir suçlama veya savcılıktan başka bir taviz alır. Dava anlaşmayla çözüldüğü için genellikle tam bir yargılamaya gidilmeden sona erer. Burada plea, yardım talebi değil, sanığın cezai suçlamaya verdiği resmî cevaptır. Bargain da alışverişte fiyat pazarlığı değil, müzakere edilmiş bir anlaşma anlamına gelir.

Alıştırma

Sanığın bir taviz karşılığında suçunu kabul ettiği müzakere edilmiş anlaşmayı ifade eden hukuk terimiyle cümleyi tamamlayın: The defendant avoided a trial by accepting a ____.

Cevabı göster

plea bargain

but that's a story for another time. Anlatım akışı

3:18

ama bu başka bir zamanın hikayesi.

Anlatım akışı

A story for another time: başka bir zamanın hikâyesi

Bu cümlede that's a story for another time, yan konunun ilginç olabileceğini ancak konuşmacının onu şimdi açıklamayacağını dinleyiciye bildirir. Araya giren konuyu kapatır ve dikkati ana noktaya geri getirir. Buradaki story geniş bir anlam taşır: mutlaka bir anlatı olması gerekmez; konu, açıklama veya ayrıntılar bütünü anlamına gelebilir. For another time, konuyu ne zaman ele alacağına dair kesin bir söz vermeden erteler.

Alıştırma

Bir konuşmacı ilginç bir yan konuyu kabul etmek, sert görünmeden ertelemek ve bugünkü plana dönmek istiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. That is a story for another time; let's get back to today's plan.
  2. We'll discuss that in five minutes; let's get back to today's plan.
  3. That is beside the point; let's get back to today's plan.
Cevabı göster

That is a story for another time; let's get back to today's plan.

The only question about jury nullification that may matter in the end is if jurors should be told about it.

3:20

Jüri iptaliyle ilgili sonunda önemli olabilecek tek soru, jüri üyelerine bundan bahsedilip bahsedilmeyeceğidir.

And the courts are near universal in their decision,

3:25

Ve mahkemeler kararlarında neredeyse hemfikirdir:

no way. Ton ve niyet

3:27

asla.

Ton ve niyet

kesin bir ret olarak no way

Bu cümlede no way, jüri üyelerine jürinin yasayı uygulamama yetkisinin anlatılıp anlatılmaması konusunda mahkemelerin neredeyse ortak olan yanıtını dile getirir: bunu yapmayı kesin biçimde reddederler. Buradaki anlamı 'kesinlikle olmaz'dır; teknik bir yöntemin bulunmadığı anlamına gelmez. Kısa bir yanıt olarak no way, bütünüyle olumsuz bir tutumu doğrudan ve güçlü bir tepkiye sıkıştırır. Bağlama göre ret, inanamama veya şaşkınlık ifade edebilir; burada ret ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede no way ne anlatıyor?

  1. Mahkemeler, jüri üyelerine jürinin yasayı uygulamama yetkisinin anlatılmasını kesin biçimde reddediyor.
  2. Mahkemeler jüri üyelerini bilgilendirmenin teknik bir yolunu bulamıyor.
  3. Mahkemeler henüz bir karar vermedi.
Cevabı göster

Mahkemeler, jüri üyelerine jürinin yasayı uygulamama yetkisinin anlatılmasını kesin biçimde reddediyor.

Which, again, might seem self-interested.

3:28

Bu da yine kişisel çıkar gibi görünebilir.

Courts do depend on the law,

3:30

Mahkemeler yasaya bağımlıdır,

but there's evidence that telling jurors about nullification changes the way they vote

3:31

ancak jürilere iptalden bahsetmenin oy verme şekillerini değiştirdiğine dair kanıtlar vardır

by making evidence less relevant to them, Dilbilgisi

3:35

kanıtları onlar için daha az alakalı hale getirerek,

Dilbilgisi

yöntemi gösteren by making ...

By making evidence less relevant, by + -ing yapısında bir ifadedir. Jüri üyelerine jürinin yasayı uygulamama yetkisini anlatmanın onların oy verme biçimini nasıl değiştirdiği sorusuna yanıt verir: kanıtların onlara daha az önemli görünmesini sağlayan bir mekanizmayla değiştirir. Bir sonucu meydana getiren eylemi veya süreci göstermek için by + -ing kullanın. Bu ifade yalnızca başka bir olayın aynı anda gerçekleştiğini göstermez; bir yöntemi sonucuna bağlar.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için by + automate fiilinin -ing biçimini kullanın: The team saved time ____ routine reports.

Cevabı göster

by automating

which isn't surprising, that's what nullification is.

3:37

ki bu şaşırtıcı değildir, çünkü iptal tam olarak budur.

But mock trials also show sympathetic defendants get more non-guilty verdicts Kelime

3:40

Ancak sahte duruşmalar ayrıca, sempatik sanıkların daha fazla suçsuz kararı aldığını

Kelime

sympathetic defendants: sempati uyandıran sanıklar

sympathetic defendants ifadesinde sympathetic, “başka insanlarda acıma, anlayış veya olumlu duygular uyandıran” anlamına gelir. Sanıkların sevimli, talihsiz ya da üzücü durumda görünmesi jüri üyelerinin kararını etkileyebilir. Bu sıfat, başka birinin duygularını anlayan ve paylaşan bir kişiyi de anlatabilir; fakat burada bu anlamda kullanılmamıştır. Sanıklar daha olumlu kararlar aldığı için sempatiyi gören taraf onlardır.

Alıştırma

Bu cümlede sympathetic defendants ne anlama geliyor?

  1. Jüri üyelerinin duygularını anlayan sanıklar
  2. Suçunu zaten kabul etmiş sanıklar
  3. Jüri üyelerinde sempati veya olumlu duygular uyandıran sanıklar
Cevabı göster

Jüri üyelerinde sempati veya olumlu duygular uyandıran sanıklar

and unsympathetic defendants get more guilty verdicts

3:43

ve antipatik sanıkların daha fazla suçlu kararı aldığını göstermektedir

in front of jurors who were explicitly told about nullification compared to those who weren't, Dilbilgisi

3:45

kendilerine iptal hakkında açıkça bilgi verilen jürilerin önünde, verilmeyenlere kıyasla,

Dilbilgisi

compared to those who weren't: yerine koyma ve eksilti

Those, önceki çoğul ad jurors'ın yerini tutar. who weren't ilgi cümleciği ikinci grubu belirtir; dolayısıyla ifade the jurors who were not explicitly told about nullification anlamına gelir. Weren't, were not ifadesinin kısaltmasıdır. Tekrarlanan edilgen bölüm explicitly told about nullification, ilk grupta zaten verildiği için çıkarılmıştır. Bu yerine koyma ve eksilti, tüm ad öbeğini tekrarlamadan uzun bir karşılaştırmayı açık tutar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı çoğul adın yerine geçen sözcük ve olumsuz kısaltmayla tamamlayın: The jurors who were shown the report were more confident compared to ____ who ____.

Cevabı göster

those · weren't

which sounds bad,

3:50

ki bu kulağa kötü geliyor,

but it's also easy to imagine situations where jurors blindly following the law would be terribly unjust. Dilbilgisi

3:50

ama jüri üyelerinin körü körüne yasayı izlemesinin korkunç derecede adaletsiz olacağı durumları hayal etmek de kolaydır.

Dilbilgisi

easy to imagine situations where ...: …olan durumları hayal etmek kolaydır

Bu kalıpta it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel bir öznedir. Kolay olarak değerlendirilen şey, it ile adlandırılan bir nesne değil, to imagine situations where ... mastar öbeğidir. Where, situations sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan tümcesi başlatır. situation veya case gibi soyut isimlerden sonra gelebilir; fiziksel bir yere gönderme yapmak zorunda değildir. Bu çerçeve, makul biçimde hayal edilebilen varsayımsal bir durum türü sunar. Böylece bu durumun gerçekten yaşandığını iddia etmeden bir savı destekler.

Alıştırma

Hayal edilebilir bir durum türünü sunan beş sözcüklük çerçeveyle cümleyi tamamlayın: It is ____ a school must close with little warning.

Cevabı göster

easy to imagine situations where

In the end, righteous will of the people or anarchy or citizen lawmaking,

3:57

Sonunda, halkın haklı iradesi mi, anarşi mi yoksa vatandaş yasama süreci mi,

the system leaves you to decide. Kalıp ifadeler

4:00

sistem kararı size bırakıyor.

Kalıp ifadeler

leave someone to decide: kararı birine bırakmak

Burada leave, leave + person + to-infinitive kalıbını izler. Leaves you to decide, sistemin sizin yerinize hüküm vermediği; seçimin ve sorumluluğun sizde kaldığı anlamına gelir. Buradaki leave, fiziksel olarak ayrılmak veya birini terk etmek anlamına gelmez. Bu kalıp, bir kişi bilgi verdikten veya geri çekildikten sonra başka birinin sonuca ulaşmasına izin verdiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi leave + object + to decide kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The adviser explained both options but did not choose for us; she ____.

Cevabı göster

left us to decide

But as long as courts are fair, they require these rules. Dilbilgisi

4:02

Fakat mahkemeler adil olduğu sürece, bu kurallara ihtiyaç duyarlar.

Dilbilgisi

Koşul bildiren as long as

Bu cümlede as long as bir koşul getirir: mahkemelerin adil olması, bu kurallara ihtiyaç duymalarının koşuludur. Buradaki anlamı provided that ya da if'tir; belirli bir zaman uzunluğunu anlatmaz. as long as + yan cümle yapısı, bir koşulu sonucuna bağlayabilir. Vaatlerde, izinlerde, kurallarda ve akıl yürütmelerde sık görülür: koşul karşılandığında ana cümledeki sonuç geçerli olur.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as süreyi anlatmak veya uzunlukları karşılaştırmak yerine bir koşul koyuyor?

  1. The warranty remains valid as long as you keep the receipt.
  2. The shelf is as long as the window.
  3. We stayed outside for as long as the concert lasted.
Cevabı göster

The warranty remains valid as long as you keep the receipt.

So jury nullification will always be with us. Deyimler

4:06

Yani jüri iptali her zaman bizimle olacak.

Deyimler

“varlığını sürdürmek” anlamında be with us

Burada be with us mecazi anlamdadır. Jürinin yasayı uygulamaması soyut bir toplumsal olgudur; bu nedenle ifade, onun var olmaya devam edeceği veya toplumun bir parçası olarak kalacağı anlamına gelir. Us, belirli bir ekibi değil, toplumdaki insanları genel olarak ifade eder. Soyut bir özneyle be with us, özellikle always, still veya for years gibi sözlerle birlikte kalıcı varlığı anlatan retorik bir ifade olabilir.

Alıştırma

'Printed tickets may be with us for many more years,' cümlesinde be with us ne anlama gelir?

  1. konuşan kişiyle aynı anda gelmek
  2. belirli bir insan grubunun yanında durmak
  3. var olmaya veya günlük yaşamın bir parçası olarak kalmaya devam etmek
Cevabı göster

var olmaya veya günlük yaşamın bir parçası olarak kalmaya devam etmek