Mars'ta Bir Üs Kurmak Berbat Bir Fikir: Hadi Yapalım!: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Mars projesi yaşam koşullarını, riskleri ve kurtarmanın yörüngesel sınırlarını inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. set foot on Mars, Deyim ve Mecazi İfade olarak bir yere gerçekten ulaşmayı anlatır; varışa go to Mars sözünden fazla ağırlık verir. 2. Before we can grow anything, we will have to decontaminate the soil, Dil Bilgisi ve Cümle Kalıbı zorunlu adımın büyük hedeften önce geldiğini gösterir. 3. narrow travel window Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı verir: Uzay uçuşunda window, yörüngenin kalkışa izin verdiği kısa dönemdir; yardım bu yüzden her an yola çıkamaz.
Bu derste
From hostile deserts to lonely islands and the highest mountains,
0:00Düşmanca çöllerden ıssız adalara ve en yüksek dağlara kadar,
Önceki bir eylemin yerine kullanılan do so
Bu cümlede do so, daha önce belirtilen mevcut alana doğru genişleme eyleminin yerine geçer. Do fiil görevini üstlenirken so daha önce söylenen eyleme gönderme yapar; böylece yazar fiil öbeğinin tamamını tekrarlamaz. do so yalnızca gönderme yaptığı eylem çevredeki cümleden veya bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa kullanılır. Do, zamana veya dil bilgisi yapısına göre did so, will do so ya da can do so biçimini alabilir.
Alıştırma
Önceki eylemi tekrarlamamak için cümleyi do so ile tamamlayın: The guide asked us to wear helmets, and everyone agreed to ____.
Cevabı göster
do so
that we're already making preparations to set foot on Mars Deyimler
0:09Mars'a ayak basmak için çoktan hazırlıklara başlamış olmamız
set foot on Mars: bir yere fiziksel olarak ulaşmak
Set foot on Mars, Mars’a ulaşmak ve gezegenin yüzeyinde fiziksel olarak bulunmak anlamına gelir. Bu bir deyimsel ifadedir; yalnızca Mars’a doğru yolculuk etmeye veya onu gözlemlemeye değil, insanların gerçekten oraya varmasına odaklanır. Bu ifade, bir varışı çoğu zaman önemli, zor veya tarihî gösterir. Set foot tek başına “tarihte ilk kez” anlamına gelmez, ancak bağlam ona böyle bir dönüm noktası anlamı katabilir.
Alıştırma
Cümleyi “gezegenin yüzeyine bizzat ulaşmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Scientists hope humans will ____ Mars within this century.
Cevabı göster
set foot on
and to create the first permanent colony outside of Earth,
0:13ve Dünya dışında ilk kalıcı koloniyi yaratmak,
maybe even terraform another planet and turn it into a second blue home.
0:16belki de başka bir gezegeni dünyalaştırıp onu ikinci bir mavi yuvaya dönüştürmek.
But wait, before we can get to the nice future stuff,
0:22Ama durun, güzel gelecek şeylerine geçmeden önce,
we first have to complete the second phase of colonization,
0:25ilk olarak kolonizasyonun ikinci aşamasını tamamlamalıyız,
to prepare the ground for a larger human presence. Deyimler
0:30daha büyük bir insan varlığı için zemin hazırlamalıyız.
prepare the ground for: sonraki aşama için koşulları oluşturmak
prepare the ground for burada mecaz anlamda kullanılır: ileri karakol, gelecekte daha geniş bir insan varlığı için gereken koşulları oluşturur. for ifadesinden sonraki öge gerçek bir zemini değil, ilerideki olay veya sonucu belirtir. prepare the ground for + isim öbeği yapısında, önceki bir eylem sonraki gelişmeyi kolaylaştırır veya mümkün kılar. Vurgu, sonraki aşamayı tamamlamakta değil, ona olanak sağlamaktadır.
Alıştırma
Cümleyi koşulları oluşturmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: These early talks could ____ a formal agreement.
Cevabı göster
prepare the ground for
At first glance: geçici bir ilk izlenimi belirtmek
At first glance, hızlı bir ilk bakış veya kısa bir değerlendirme sonucunda oluşan ilk izlenimi belirtir. Burada, daha dikkatli bir inceleme bu düşünceyi değiştirmeden önce Mars'ın tanıdık göründüğü izlenimini verir. Bir söylem belirteci olarak önce ilk görünümü sunar ve okuyucuyu bir düzeltmeye, sınırlamaya veya karşıtlığa hazırlar. Kesin bir sonucu değil, geçici bir izlenimi ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, hızlı oluşan ilk izlenimi belirten bir ifadeyle başlayıp ardından bu izlenimi düzeltir?
- At first glance, the map looks simple, but several routes overlap.
- At first, the map was hard to read, but I learned the symbols.
- The legend lets you find each route at a glance.
Cevabı göster
At first glance, the map looks simple, but several routes overlap.
where the ground is poisonous and breathing is impossible.
1:07toprağı zehirlidir ve nefes almak imkansızdır.
filled with incredibly challenging problems never encountered before. Dilbilgisi
1:21daha önce hiç karşılaşılmamış inanılmaz derecede zorlayıcı sorunlarla dolu.
problems never encountered before: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Problems never encountered before, problems that have never been encountered before ile aynı anlama gelir. Atılan sözcükler that have been ifadesidir ve encountered edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Eylemden etkilenen problems sözcüğüdür: insanlar bu sorunlarla daha önce karşılaşmamıştır. Kısaltılmış ilgi cümleciğini problems sözcüğünden sonra kullanmak, raporlarda, haberlerde ve açıklayıcı yazılarda sık görülen özlü bir betimleme oluşturur.
Alıştırma
Problems that have never been encountered before ifadesinin doğru kısaltılmış biçimi hangisidir?
- problems never encounter before
- problems never encountering before
- problems never encountered before
Cevabı göster
problems never encountered before
But there are plenty of people willing to do that work,
1:25Ancak bu işi yapmaya gönüllü pek çok insan var,
and we have the technology to enable them to do it. Dilbilgisi
1:28ve biz onların bunu yapmasını sağlayacak teknolojiye sahibiz.
enable them to do it: enable + nesne + to mastarı
Enable them to do it ifadesinde enable fiilini önce them nesnesi, ardından to do mastarı izler. Kalıp enable + someone/something + to do something biçimindedir. Enable, bir kişiye eylem için gereken beceriyi, kaynakları veya koşulları sağlamak anlamına gelir. Burada teknoloji, them ile belirtilen kişilerin it ile belirtilen işi yapmasını mümkün kılar; bu, mutlaka izin vermek veya onları zorlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Aracın ekibe işi bitirme becerisi kazandırdığını anlatmak için cümleyi enable kullanarak tamamlayın: The new tool will ____ the team ____ finish the task.
Cevabı göster
enable · to
we will assume there have been prior missions to Mars
1:32Mars'a daha önce görevlerin yapıldığını varsayacağız
For this video, we will assume: çalışma varsayımı belirlemek
For this video kapsamı sınırlar: ardından gelen ifade, bütün gerçek durumlar hakkında bir iddia değil, bu açıklama için kullanılan bir öncüldür. We will assume, tartışmanın devam edebilmesi için geçici olarak kabul edilen bir çalışma varsayımını tanıtır. Burada sonraki plan, daha önce Mars görevleri yapılmış gibi değerlendirilir; bu görevlerin gerçekten yapıldığı ileri sürülmez.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca mevcut sunum için geçerli olan geçici bir varsayımı açıkça belirtir?
- The materials became available during the presentation.
- For this presentation, we will assume that the materials are already available.
- We know that the materials are already available in every case.
Cevabı göster
For this presentation, we will assume that the materials are already available.
to scout out a good place for an outpost, Öbek fiiller
1:35ileri karakol için iyi bir yer keşfetmek,
scout out: seçimden önce aramak ve değerlendirmek
Scout out, seçim yapmadan önce bir yeri, seçeneği veya fırsatı arayıp incelemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede görevler yalnızca bir yeri görmekle kalmaz; çevreyi araştırır ve yerin bir ileri karakola uygun olup olmadığını değerlendirir. Nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelebilir: scout out a good place. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: scout it out.
Alıştırma
Bir fotoğrafçı en iyi kamera konumunu arayıp değerlendirmek için erken geliyor. Bu eylemi hangi ifade anlatır?
- pass by
- scout out
- set up
- rule out
Cevabı göster
scout out
and that there's already a moon base that serves as a hub for Mars missions. Kalıp ifadeler
1:39ve Mars görevleri için bir merkez işlevi gören bir ay üssünün çoktan bulunduğunu.
serves as a hub for: bir şeyin merkezi olarak işlev görmek
“serves as a hub for Mars missions” ifadesindeki “serves as”, “olarak işlev görür” veya “rolünü üstlenir” anlamındadır. Burada yemek sunmak ya da birine hizmet etmek anlamına gelmez. “A hub for”, birbiriyle ilişkili çeşitli etkinlikleri birbirine bağlayan, düzenleyen veya destekleyen merkezi bir yerdir. İfade bir bütün olarak Ay üssünün Mars görevleri için ana bağlantı ve destek merkezi olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, burada öğrenilen ve “merkezi nokta olarak işlev görür” anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: The regional office ____ emergency operations across three counties.
Cevabı göster
serves as a hub for
The first major challenge for our outpost is the fact that Mars is very energy poor. Kelime
1:43İleri karakolumuz için ilk büyük zorluk, Mars'ın enerji açısından çok fakir olması gerçeğidir.
energy poor: kullanılabilir enerji kaynakları yetersiz
“Mars is very energy poor” cümlesinde “energy poor”, kullanılabilir enerjinin yeterli miktarda ve güvenilir biçimde elde edilmesinin zor olduğu anlamına gelir. Mars'ın parasal açıdan yoksul olduğunu ya da Mars'ta hiç enerji bulunmadığını anlatmaz. Kaynak + “poor” kalıbı, “water-poor” veya “data-poor” örneklerinde olduğu gibi “o kaynaktan çok az bulunması” demektir. Burada “poor”, kıtlığı veya düşük erişilebilirliği anlatır.
Alıştırma
“The desert research station is energy poor” cümlesinde “energy poor” ne anlama gelir?
- Hiçbir tür enerjiye sahip değildir.
- Araştırmacıları yorgun ve isteksizdir.
- Güvenilir ve kullanılabilir enerjiye erişimi sınırlıdır.
Cevabı göster
Güvenilir ve kullanılabilir enerjiye erişimi sınırlıdır.
solar power is only 40% as effective as on Earth. Dilbilgisi
1:51güneş enerjisi Dünya'dakinin sadece %40'ı kadar etkilidir.
40% as effective as: bir referansla oransal karşılaştırma
Yüzde + as + sıfat + as kalıbı, ilk şeyin bir referans düzeyinin yüzde kaçına ulaştığını belirtir. Burada, söz konusu yerdeki güneş enerjisi Dünya'daki etkinliğinin %40'ına sahiptir; tam karşılaştırma as effective as it is on Earth biçimindedir ve it is söylenmez. Only, bu düzeyin düşük olduğunu vurgular. %100'ün altındaki bir değer daha az etkili olmayı, 100% as effective as ise eşit derecede etkili olmayı belirtir.
Alıştırma
Küçük bir filtre, standart filtrenin çıkardığı her 100 parçacığa karşılık 40 parçacık çıkarıyor. Bunu doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The small filter is 40% less effective than the standard filter.
- The small filter is 40% as effective as the standard filter.
- The small filter is 40% more effective than the standard filter.
Cevabı göster
The small filter is 40% as effective as the standard filter.
But even this weakened sunlight is often obscured for days by enormous dust storms.
1:55Fakat bu zayıflamış güneş ışığı bile genellikle devasa kum fırtınaları yüzünden günlerce engellenir.
Solar power alone will probably not be enough.
2:01Muhtemelen sadece güneş enerjisi tek başına yeterli olmayacaktır.
Alternatives such as wind power and geothermal energy
2:04Rüzgar gücü ve jeotermal enerji gibi alternatifler
are also unfeasible as there's hardly any atmosphere, Dilbilgisi
2:07ayrıca uygulanabilir değildir, çünkü neredeyse hiç atmosfer yoktur,
hardly any atmosphere: sıfıra yakın bir miktar
Hardly any + isim, tam olarak sıfır olması gerekmese de neredeyse hiç anlamına gelir. Atmosphere burada sayılamayan bir isimdir, bu yüzden any doğrudan önüne gelebilir. Bu cümlede ifade, hava miktarının tartışılan fikri destekleyemeyecek kadar az olduğunu vurgular. Hardly zaten ifadeye olumsuza yakın bir anlam verir; bu yüzden not gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve neredeyse hiç anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the outage, there was ____ light in the hallway.
Cevabı göster
hardly any
Since Mars doesn't have easily accessible radioactive elements,
2:18Mars kolay erişilebilir radyoaktif elementlere sahip olmadığı için,
the nuclear fuel needs to come from Earth along with the reactor.
2:21nükleer yakıtın reaktörle birlikte Dünya'dan gelmesi gerekir.
do set it up içindeki vurgulu do
Bu olumlu if yan cümlesinde do, yalın hâldeki set fiilinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir. “Gerçekten” veya “hakikaten” anlamını katar; ayrı bir eylem belirtmez ve cümleciği soruya dönüştürmez. Kurulum hâlâ varsayımsaldır, ancak konuşan kişi bu olasılığa özel bir ağırlık verir: gerçekten devam edip onu kurarlarsa. Başka durumlara aktarılabilen kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir; bir eylemin gerçekten gerçekleştiğini doğrulamak, bir şüpheyi düzeltmek veya eylemi güçlü biçimde vurgulamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: If you ____ tonight, leave a message.
Cevabı göster
do call
set it up içinde nesnenin konumu
Set up, ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir cihaz veya sistemle kullanıldığında onu çalışmaya hazır olacak şekilde kurmak, düzenlemek veya hazırlamak anlamına gelir. Burada it daha önce sözü edilen reaktörü belirtir; dolayısıyla set it up, reaktörü inşa edip kullanıma hazırlamak demektir. Nesne it gibi bir zamirse zamir set ile up arasına gelmelidir: set it up. Tam bir isim öbeği ise parçacıktan sonra veya iki parçanın arasında kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi set up ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The camera is here; please ____ before the call.
Cevabı göster
set it up
it could power our small outpost for the first few years.
2:26küçük ileri karakolumuza ilk birkaç yıl enerji sağlayabilir.
all that energy won't be very useful if we can't breathe.
2:31nefes alamıyorsak tüm bu enerji pek işe yaramayacaktır.
Mars's atmosphere is only 1% as dense as Earth's, and mostly made up of CO2. Öbek fiiller
2:35Mars'ın atmosferi Dünya'dakinin sadece %1'i kadar yoğundur ve çoğunlukla CO2'den oluşur.
be made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Burada is made up of, “-den oluşur” anlamına gelir. Mars's atmosphere bütündür, CO2 ise onun ana bileşenidir. Mostly, CO2'nin en büyük kısmı oluşturduğunu gösterir; tamamının CO2 olduğu anlamına gelmez. Bir şeyi nelerin oluşturduğunu anlatmak için bütün + be made up of + parçalar veya üyeler kalıbını kullanın. be fiili özneye göre değişir: is made up of, are made up of.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school band is ____ students from four classes.
Cevabı göster
made up of
comes with: ek bir koşul veya sonuç
Burada comes with, “ek bir özellik, koşul veya sonuç olarak beraberinde getirmek” anlamına gelir. Plan, sorunlarla birlikte fiziksel olarak gelmez; onu seçmek, ek sorunlarla da karşılaşmak demektir. X bir şeyle veya durumla bağlantılı olduğunda something comes with X kalıbını kullanın. İfade çoğu zaman X'i paketin bir parçası gibi sunar, ancak ilk şeyin X'e doğrudan neden olduğunu her zaman kanıtlamaz.
Alıştırma
“The new apartment comes with a higher monthly fee,” cümlesinde comes with ne anlama gelir?
- Daha yüksek ücret, daireyi kiralamanın ek bir koşuludur.
- Kiracı, daireyi görmeden önce ücreti öder.
- Daire, ücretle aynı yere gelir.
Cevabı göster
Daha yüksek ücret, daireyi kiralamanın ek bir koşuludur.
so the habitats will have rounded and smooth shapes
2:51bu yüzden habitatlar yuvarlak ve pürüzsüz şekillere sahip olacak
to handle the stress of great pressure differences between the interior and exterior. Kelime
2:54iç ve dış kısımlar arasındaki büyük basınç farklarının yarattığı stresle başa çıkabilmek için.
handle the stress: yapısal kuvvetlere dayanmak
Burada handle, “elle tutmak” değil, “güvenli biçimde dayanmak veya başa çıkmak” anlamına gelir. Yuvarlatılmış yapı, basınç farkının oluşturduğu kuvvetler altında işlevini korumalıdır. Buradaki stress, yapısal gerilmedir: bir malzeme veya yapıda oluşan birim alan başına iç kuvvettir. Bu nedenle handle the stress, bir tasarımın bu kuvvetlere bozulmadan dayanabilme özelliğini anlatır.
Alıştırma
“This frame can handle the stress caused by strong winds,” cümlesinde handle the stress ne anlama gelir?
- bir insanın kaygısını azaltmak
- yapıyı elleriyle tutmak
- dış basıncın tamamını ortadan kaldırmak
- yapısal kuvvetlere bozulmadan dayanmak
Cevabı göster
yapısal kuvvetlere bozulmadan dayanmak
The airlocks need to be very airtight and work perfectly every time.
2:59Hava kilitlerinin hava geçirmez olması ve her seferinde kusursuz çalışması gerekir.
Without an extensive magnetosphere or a dense atmosphere,
3:04Kapsamlı bir manyetosfer veya yoğun bir atmosfer olmadan,
half of all radiation coming from space reaches the ground.
3:07uzaydan gelen tüm radyasyonun yarısı yere ulaşır.
be subjected to: dayatılan bir şeyi yaşamak
Be subjected to, genellikle zararlı, rahatsız edici veya dayatılan bir şeyi “yaşamak ya da ona katlanmak zorunda bırakılmak” anlamına gelir. Burada, yüzeydeki bir kişinin Dünya'dakinin elli katı düzeyde radyasyon alacağını belirtir. Yapı be + subjected + to + isim öbeği şeklindedir. Bu resmî edilgen yapı, nedenden çok etkilenen kişi veya nesneye odaklanır ve deneyimin çoğu zaman gönüllü olmadığını düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi be subjected to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the safety test, the samples were ____ extreme heat.
Cevabı göster
subjected to
Three years on the surface of Mars exceeds the radiation dose limits
3:16Mars yüzeyinde üç yıl, radyasyon doz sınırlarını aşıyor
imposed on NASA astronauts for their entire career.
3:21NASA astronotlarına tüm kariyerleri boyunca uygulanan.
we could shield our habitats with a thick layer of frozen CO2
3:29habitatlarımızı kalın bir donmuş CO2 tabakasıyla kalkanlayabiliriz
Covering the dry ice with a meter of dirt would further increase the level of protection.
3:36Kuru buzu bir metrelik bir toprakla örtmek, koruma seviyesini daha da artıracaktır.
From the inside ... From the outside: iki bakış açısını düzenlemek
“From the inside” ve “From the outside” birbirine paralel iki bakış açısı belirtecidir. İlki yaşam alanlarının içeriden nasıl hissedildiğini veya göründüğünü, ikincisi ise dışarıdan nasıl göründüğünü anlatır. Buradaki “from”, bir yerden dışarı doğru hareket etmeyi değil, “o gözlem konumundan veya bakış açısından” anlamını taşır. Aynı kalıbın tekrarı karşılaştırmayı açık hâle getirir: A bakış açısı ve A açıklaması; B bakış açısı ve B açıklaması.
Alıştırma
Cümleyi eşleşen “From the inside” ve “From the outside” bakış açısı belirteçleriyle tamamlayın: ____, the cabin feels warm and bright. ____, it looks small and plain.
Cevabı göster
From the inside · From the outside
All of this would still not hold back all the radiation, Öbek fiiller
3:51Bütün bunlar yine de radyasyonun tamamını engellemeyecek,
hold back: fiziksel bir tehdidi engellemek
Burada “hold back”, radyasyonun bir engeli geçmesini durdurmak veya ona direnmek anlamındadır. Yapı, hold back + durdurulan şey biçimindedir. Cümlede “not hold back all the radiation” dendiği için engel radyasyonun bir kısmını durdurabilir, ancak tamamını durduramaz. Bu, radyasyonun hiçbir kısmının durdurulmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede “hold back”, altyazıdakiyle aynı fiziksel engel anlamında kullanılmıştır?
- These walls can hold back the floodwater.
- They held back some details from the report.
- She had to hold back her laughter.
Cevabı göster
These walls can hold back the floodwater.
but reduce it just enough to be survivable for long periods of time. Dilbilgisi
3:54fakat uzun süre hayatta kalabilmek için yeteri kadar azaltacaktır.
just enough to be survivable: yalnızca gereken en düşük düzeye ulaşmak
just enough to be survivable ifadesinde just enough bir eşik belirtir: azaltma yalnızca hayatta kalmak için gereken en düşük dereceye ulaşır. Bu, tehlikenin ortadan kalktığı veya koşulların rahat olduğu anlamına gelmez. just enough to + fiil yapısı, “o sonucun oluşması için gereken dereceye kadar” anlamına gelir. Burada to be survivable, ancak mümkün hâle gelen sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümlede just enough to be survivable ne anlatıyor?
- Tehlikeyi tamamen ortadan kaldırır.
- Yalnızca hayatta kalmak için gereken en düşük düzeye ulaşır.
- Koşulları herkes için rahat hâle getirir.
Cevabı göster
Yalnızca hayatta kalmak için gereken en düşük düzeye ulaşır.
So, remote controlled robots will be used for routine work on the surface,
4:02Yani, uzaktan kontrollü robotlar yüzeydeki rutin işler için kullanılacak,
Staying inside is a good idea for another reason,
4:08İçeride kalmak başka bir nedenden ötürü daha iyi bir fikirdir,
so it could find its way into the gears or electronics of our machines. Deyimler
4:14bu yüzden makinelerimizin dişlilerine veya elektronik aksamına girebilir.
find its way into: dolaylı veya beklenmedik biçimde girmek
find its way into ifadesinde cansız bir şey, sanki yolunu buluyormuş gibi anlatılır. İfade, bir yere yavaş yavaş, dolaylı biçimde veya beklenmedik şekilde girmek ya da ulaşmak anlamına gelir. Burada ifade toza bir amaç yüklemez. Küçük parçacıkların açıklıklardan geçip sonunda dişlilerin veya elektronik parçaların içine girebileceğini vurgular.
Alıştırma
The private email somehow found its way into a newspaper report cümlesine en uygun anlam hangisidir?
- E-postadaki bilgiler haberde dolaylı veya beklenmedik biçimde yer aldı.
- E-posta gazete ofisinin içinde yazıldı.
- E-posta gazete haberini bilinçli olarak aradı.
Cevabı göster
E-postadaki bilgiler haberde dolaylı veya beklenmedik biçimde yer aldı.
It will be impossible to avoid carrying lots of Mars dust into our habitats Dilbilgisi
4:25Habitatlarımıza bol miktarda Mars tozu taşınmasını önlemek imkansız olacaktır
avoid carrying: avoid + -ing yapısı
Avoid sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. avoid carrying ifadesinde carrying, engellenemeyen eylemi belirtir. Burada impossible to avoid carrying, Mars tozunun içeri taşınmasını önlemenin pratik bir yolu olmadığı anlamına gelir. Bir eylemi veya sonucu önlemekten söz ederken avoid + -ing kullanılır; standart İngilizcede bu anlamda avoid to carry denmez.
Alıştırma
Avoid sözcüğünden sonra carry fiilini doğru biçimde kullanın: Seal the container to avoid ____ dust into the clean room.
Cevabı göster
carrying
To make this even worse: olumsuz durumun ağırlaştığını belirtmek
To make this even worse, zaten kötü olan bir durumu daha ciddi hâle getiren yeni bir bilgiyi tanıtır. This, belirli bir isme değil, az önce anlatılan sorunun tamamına gönderme yapar. Cümlenin başında kullanıldığında dinleyiciye bir sonraki noktanın öncekiyle nasıl bağlantılı olduğunu gösterir: bu yalnızca yeni bir madde değil, sorunun ağırlaşmasıdır. Virgül, bu giriş ifadesini ardından gelen yeni bilgiden ayırır.
Alıştırma
To make this even worse, dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşan kişi karşıt bir görüşe geçer.
- Sıradaki bilgi mevcut bir sorunu ağırlaştırır.
- Sıradaki bilgi nötr bir örnek verir.
Cevabı göster
Sıradaki bilgi mevcut bir sorunu ağırlaştırır.
Mars's soil is filled with very toxic perchlorate salts. Kültür
4:33Mars toprağının çok zehirli perklorat tuzlarıyla dolu olmasıdır.
perchlorate salts: zehirli kimyasal tuzlar
Perchlorate salts, perklorat iyonu içeren kimyasal bileşiklerdir. Buradaki salts, iyonik bileşiklerin bir sınıfını anlatan kimya terimidir; sıradan sofra tuzu anlamına gelmez. Bu ifade Mars toprağındaki tehlikeli maddenin adını verir. Bu cümledeki very toxic, bunun zararsız bir tuz değil, ciddi bir kirlenme ve maruz kalma riski olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede perchlorate salts ne anlama gelir?
- Topraktaki bir grup zehirli kimyasal bileşik
- Yemeğe eklenen sıradan sofra tuzu
- Toprağın altındaki donmuş su
- Zararsız bir Mars kayası türü
Cevabı göster
Topraktaki bir grup zehirli kimyasal bileşik
This problem can still be overcome though. Anlatım akışı
4:39Fakat bu problemin üstesinden hâlâ gelinebilir.
Cümle sonundaki though: sonradan eklenen karşıtlık
Cümlenin sonunda though, “yine de” veya “bununla birlikte” anlamına gelir. Mesajı önceki kötü haberin tersine çevirir: sorun tehlikelidir ama yine de çözülebilir. Burada though bir yan cümle başlatmaz. Tüm ifadeye sonradan eklenen kısa bir yorum yapar; bu nedenle asıl karşıtlık ancak sonda belirginleşir.
Alıştırma
“The hike was exhausting. The view was worth it, though.” cümlesinin sonundaki though ne işe yarar?
- Manzaranın görülmeye değmediğini söyler.
- Sonradan bir karşıtlık ekler: yorucu yürüyüşe rağmen manzara buna değmiştir.
- Yürüyüşe çıkmak için bir koşul sunar.
- Yürüyüşün neden yorucu olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Sonradan bir karşıtlık ekler: yorucu yürüyüşe rağmen manzara buna değmiştir.
could be made in a way that they never truly enter the base,
4:43üsse hiçbir zaman tam olarak girmeyecek şekilde yapılabilir,
but stay attached to the outside of the habitats.
4:46ama habitatların dışına bağlı olarak kalabilir.
Now we've safely isolated humans in terms of energy and air Kalıp ifadeler
4:50Şimdi insanları enerji ve hava açısından güvenle izole ettik
in terms of: bir iddiayı tek bir yönle sınırlamak
In terms of, bir şeyi değerlendirirken veya tartışırken ele alınan belirli yönü gösterir. Burada insanların güvenli biçimde yalıtıldığı iddiasını enerji ve hava yönleriyle sınırlar; bu yüzden bütün ihtiyaçların karşılandığı anlamına gelmez. Geniş bir konuyu maliyet, güvenlik veya zaman gibi tek bir alana indirmek için in terms of + isim veya isim öbeği yapısını kullanın. Bu ifade “bakımından” anlamına gelir; “belirli terimler kullanarak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle olumlu değerlendirmeyi doğru biçimde maliyet yönüyle sınırlar?
- The plan works well in terms of cost.
- The plan works well because of cost.
- The plan works well instead of cost.
Cevabı göster
The plan works well in terms of cost.
Water is easy to come by if a settlement is positioned near the Martian poles Öbek fiiller
4:58Eğer bir yerleşim, kalın buz tabakalarına sahip olan
easy to come by: “kolay elde edilebilir” anlamı
Easy to come by, bir şeyin bulunmasının veya elde edilmesinin kolay olduğu anlamına gelir. Kaynaklarla ilgili bu bağlamda come by “elde etmek” demektir; dolayısıyla cümle, Mars'ın kutupları yakınında suyun kolayca bulunabildiğini söyler. Yaygın X is easy, hard veya difficult to come by yapısı, X'in ne kadar kolay bulunabildiğini değerlendirir. Onu bulan veya elde eden insanlar olsa da elde edilen şey X konumunda yer alır.
Alıştırma
“Bulmak veya elde etmek” anlamındaki, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this town, fresh fruit is easy to ____ all year.
Cevabı göster
come by
Growing food is a different kind of challenge though.
5:04Ancak yiyecek yetiştirmek farklı türden bir zorluktur.
Mars's soils are alkaline and lack the vital nitrogen compounds
5:07Mars'ın toprakları alkalindir ve hayati azot bileşiklerinden yoksundur
Before we can A, we will have to B: bir ön koşulu ifade etmek
Before we can A, we will have to B, bir ön koşul belirtir. A daha sonra ulaşılacak hedeftir; B ise önce tamamlanması gereken adımdır. Asıl cümlede herhangi bir şey yetiştirmek A, toprağı kirleticilerden arındırmak ise B'dir. Before yan cümlesi önce henüz gerçekleştirilemeyen hedefi söyler, ana cümle de gerekli hazırlığı belirtir. Bu kalıp plan, proje ve süreçlerdeki bağımlılıkları açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Önce frenlerin kontrol edilmesi gerektiğini ve yolculuğun ancak bundan sonra başlayabileceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Before we will can start the trip, we have to check the brakes.
- Before we can start the trip, we will have to check the brakes.
- We can start the trip before we will have to check the brakes.
Cevabı göster
Before we can start the trip, we will have to check the brakes.
Then the soil can be fertilized using recycled biological waste.
5:20Daha sonra toprak, geri dönüştürülmüş biyolojik atıklar kullanılarak gübrelenebilir.
All of this will take a lot of time and is very energy intensive. Kalıp ifadeler
5:24Bütün bunlar çok zaman alacak ve çok yoğun enerji gerektiren işlerdir.
energy intensive: yüksek enerji ihtiyacı
Energy intensive, çalışması veya tamamlanması için büyük miktarda enerji gereken bir süreç ya da etkinliği tanımlar. Bu cümlede bütün hazırlıkların enerji açısından maliyetini değerlendirir; işin zor, stresli veya yoğun hissedilmesini anlatmaz. Bu ifade, yöntemleri veya teknolojileri enerji ihtiyaçlarına göre karşılaştırmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve çok enerji gerektirmek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Running an old data center is ____.
Cevabı göster
energy intensive
we might use aquaponics to raise fish and plants together, Kültür
5:29balıkları ve bitkileri birlikte yetiştirmek için akuaponik kullanabiliriz,
Aquaponics: balıkları ve bitkileri tek sistemde yetiştirmek
Aquaponics, yani akuaponik, genellikle balık gibi su hayvanlarını yetiştirmeyi bitkileri toprak yerine suda yetiştirmeyle birleştiren bir gıda üretim sistemidir. Balıkların atıkları bitkilere besin sağlar ve su bağlantılı sistemin içinde yeniden kullanılır. Bu nedenle cümlede raise fish and plants together ifadesi doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Balık yetiştirmeyi topraksız bitki yetiştirmeyle birleştiren bağlantılı sistemin İngilizce adı hangisidir?
- Aquaculture
- Hydroponics
- Aquaponics
Cevabı göster
Aquaponics
making the astronauts' diets more varied and tasty at the same time.
5:32böylece astronotların beslenmesini aynı zamanda daha çeşitli ve lezzetli hale getirebiliriz.
This will be an important psychological boost for our over-worked crew. Kalıp ifadeler
5:37Bu da aşırı çalışan mürettebatımız için önemli bir psikolojik destek olacaktır.
Psychological boost: ruh hâlini veya morali yükselten etki
Bu cümlede a psychological boost, mürettebatın ruh hâlini, güvenini veya moralini iyileştiren bir şeydir. Daha iyi yiyecekler zihinlerini gerçek anlamda güçlendirmez; yorucu çalışma sırasında onlara duygusal bir destek verir. a psychological boost kalıbı; iyi haberlerin, desteğin, başarının, rahatlığın veya hoş bir değişikliğin oluşturduğu olumlu zihinsel etkiyi anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“The coach's message gave the team a psychological boost,” cümlesinde mesaj büyük olasılıkla ne yaptı?
- Takımın güvenini ve moralini artırdı.
- Takıma tıbbi tedavi sağladı.
- Takımın fiziksel gücünü artırdı.
Cevabı göster
Takımın güvenini ve moralini artırdı.
All of these things don't solve one fundamental problem though.
5:42Yine de tüm bunlar temel bir sorunu çözmüyor.
Mars has only 38% of Earth's surface gravity,
5:45Mars'ın yüzey yerçekimi Dünya'nınkinin sadece %38'idir,
While this might be solved in the future by setting up rotating living spaces, Anlatım akışı
5:54Gelecekte dönen yaşam alanları kurularak bu sorun çözülebilse de,
for now our crew has to live with low gravity Öbek fiiller
5:59şimdilik mürettebatımız düşük yerçekimiyle yaşamak zorunda
While ... in the future ... for now: gelecekteki olasılık ile bugünkü gerçekliğin karşılaştırılması
Burada While bir zaman dilimini değil, karşıtlığı belirtir. İlk yan cümle gelecekte mümkün olan bir çözümü sunar; for now ise dikkati şu anda geçerli olan duruma çevirir. Bu kalıp gelecekteki olasılığı bugünkü gerçeklikten ayırır: While X might happen in the future, for now Y. Uzun vadeli bir fikir bugünkü kararı veya kısıtlamayı henüz değiştirmediğinde kullanılır.
Alıştırma
Zaman karşıtlığı kalıbını While ve for now ile tamamlayın: ____ self-driving buses might become common in the future, ____ the town still needs human drivers.
Cevabı göster
While · for now
live with low gravity: değiştirilemeyen bir durumu kabullenmek
live with low gravity ifadesindeki live with, aynı evi paylaşmak anlamına gelmez. Hemen değiştirilemeyen bir durumu kabul edip onunla baş etmeye devam etmek anlamına gelir. Düşük yer çekimi ideal olmasa da mürettebat bu koşullarda çalışmayı sürdürmek zorundadır. Yeniden kullanılabilen kalıp live with + sorun, kısıtlama veya sonuç şeklindedir. Genellikle durumu sevmek veya onaylamak yerine isteksizce kabullenme, uyum sağlama ya da katlanma anlamı taşır.
Alıştırma
The team has to live with a slow internet connection for a week cümlesinde live with ne anlama gelir?
- Durumu hemen ortadan kaldırmak
- Zor bir durumu kabul edip onunla baş etmeye devam etmek
- Başka biriyle aynı evde yaşamak
Cevabı göster
Zor bir durumu kabul edip onunla baş etmeye devam etmek
and exercise a lot to slow the degradation down. Öbek fiiller
6:01ve bu bozulmayı yavaşlatmak için çok fazla egzersiz yapmalı.
Ayrılabilen bir öbek fiil olarak slow ... down
Burada slow ... down, bir şeyin gerçekleşmesini veya ilerlemesini yavaşlatmak anlamına gelen, ayrılabilen tek bir öbek fiildir. the degradation isim öbeği nesnesi, slow fiili ile down parçacığının arasına girer. İki parça ayrıldığı için dinlerken tüm nesneyi aşıp down sözcüğünü yeniden slow ile ilişkilendirin. down, degradation için bir yön bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi, 'makinenin daha yavaş çalışmasını sağlamak' anlamındaki ayrılabilen öbek fiilin iki parçasıyla tamamlayın: Use the lower setting to ____ the machine ____.
Cevabı göster
slow · down
The crews will probably have to rotate every few years Kelime
6:05Mürettebatın muhtemelen birkaç yılda bir rotasyona girmesi gerekecek
rotate every few years: planlı mürettebat değişimi
Personel ve görev planlamasında rotate, farklı mürettebat ekiplerinin sırayla görev yapması; bir ekibin ayrılıp diğerinin görevi devralması anlamına gelir. Mürettebat üyelerinin kendi çevrelerinde dönmesi anlamına gelmez. Every few years, değişimin tekrarlandığı zaman aralığını belirtir: Mürettebat görevlendirmesinin her birkaç yıllık dönemden sonra değişmesi beklenir.
Alıştırma
Bir personel planında 'The emergency teams rotate every two weeks' cümlesi ne anlama gelir?
- Tüm acil durum ekipleri tam olarak aynı anda yer değiştirir.
- Bir acil durum ekibi iki hafta sonra kalıcı olarak değiştirilir.
- Farklı acil durum ekipleri, tekrar eden bir programa göre sırayla görev yapar.
Cevabı göster
Farklı acil durum ekipleri, tekrar eden bir programa göre sırayla görev yapar.
after being stuck indoors in tight spaces without windows
6:09penceresiz dar alanlarda iç mekanda sıkışıp kaldıktan sonra
with the same people performing the same routines
6:12aynı insanların aynı rutinleri yerine getirdiği
day in day out with little contact from the outside world Deyimler
6:15dış dünyayla çok az bağlantısı olan günden güne
day in day out: günbegün tekrarlanan bir düzen
Day in day out, aynı faaliyet ya da durumun uzun süre boyunca her gün devam ettiğini anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Bu cümlede mürettebatın dış dünyayla sınırlı temasını tekrar eden bir günlük düzen olarak gösterir. In ve out sözcüklerinin birlikte kullanılması hareketi ya da konumu anlatmaz. Deyim, bağlama göre çoğu zaman tekdüzelik, zorluk veya yorgunluk hissi de katar.
Alıştırma
Uzun ve yorucu bir tekrarı vurgulayan kalıplaşmış deyimle cümleyi tamamlayın: She performs the same safety checks ____, with almost no change in her routine.
Cevabı göster
day in day out
Like Antarctic scientists or submarine staff, Anlatım akışı
6:21Antarktika bilim insanları veya denizaltı personeli gibi,
they will undergo intense psychological screening Kalıp ifadeler
6:24yoğun psikolojik taramalardan geçecekler
undergo intense psychological screening: yoğun bir psikolojik değerlendirmeden geçmek
Undergo, bir süreci “yaşamak” veya “bir süreçten geçmek” anlamına gelir. Burada mürettebat adayları değerlendirilen kişilerdir; intense psychological screening ise zihinsel uygunluklarını ve duruma dayanma becerilerini ölçen kapsamlı ve sıkı bir dizi kontrolü ifade eder. Kalıp undergo + isim şeklindedir. undergo testing, undergo training, undergo treatment veya undergo an investigation gibi resmî ya da zorlu süreçler için kullanılır. Öznenin süreci yürüten taraf olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir tarama sürecinden geçmek” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: Before joining the polar expedition, every applicant must ____ psychological screening.
Cevabı göster
undergo
to make sure they're mentally resilient enough to handle this lifestyle for several years.
6:27bu yaşam tarzını birkaç yıl kaldırabilecek kadar zihinsel dirençli olduklarından emin olmak için.
Like Antarctic scientists or submarine staff, ile kurulan karşılaştırma çerçevesi
Cümle başındaki Like Antarctic scientists or submarine staff ifadesi, ana bilgi verilmeden önce bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Okuyucunun they ile belirtilen kişileri, uzun süre yalıtılmış ve yüksek baskılı ortamlarda çalışan daha tanıdık gruplar üzerinden anlamasını sağlar. Burada like, benzer anlamındaki bir edattır; hoşlanmak anlamındaki fiil değildir. Virgül karşılaştırma çerçevesinin bittiği yeri gösterir; ardından ana cümle onların neye tabi tutulacağını ve bunun nedenini açıklar. Baştaki bu karşılaştırma, bilinmeyen bir durumu daha tanıdık durumlarla ilişkilendirerek açıklar.
Alıştırma
Cümle başındaki Like Antarctic scientists or submarine staff, ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Bir karşılaştırma çerçevesi kurarak they ile belirtilen kişilerin neden yoğun psikolojik değerlendirmeye ihtiyaç duyduğunu açıklamaya yardımcı olur.
- Antarktika bilim insanları ile denizaltı personelinin they ile belirtilen kişiler olduğunu söyler.
- Like sözcüğünü fiil olarak kullanıp onların Antarktika bilim insanlarından ve denizaltı personelinden hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Bir karşılaştırma çerçevesi kurarak they ile belirtilen kişilerin neden yoğun psikolojik değerlendirmeye ihtiyaç duyduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Establishing the first real infrastructure on Mars will be extremely taxing work Kelime
6:32Mars'ta ilk gerçek altyapıyı kurmak son derece zorlu bir iş olacak
extremely taxing work: taxing sözcüğünün “çok zorlayıcı” anlamı
extremely taxing work ifadesinde taxing, çok fazla fiziksel veya zihinsel enerji harcatacak kadar zorlayıcı demektir. Vergilerle ilgili değildir. Extremely, dereceyi güçlendirir ve işin olağanüstü yorucu olmasının beklendiğini gösterir. Sıfat, a taxing task örneğindeki gibi isimden önce veya the task was taxing örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelebilir. Bir kişiyi ciddi biçimde zorlayan işler, deneyimler, programlar ve dönemler için kullanılır.
Alıştırma
“Caring for patients through the night can be taxing work,” cümlesinde taxing ne anlama gelir?
- Hızlı ve zahmetsiz
- Vergi toplamakla bağlantılı
- Çok zorlayıcı ve yorucu
Cevabı göster
Çok zorlayıcı ve yorucu
that only a group of very determined and competent people can do.
6:36ki sadece çok kararlı ve yetkin bir grup insan bunu yapabilir.
Açıklamayı bitiren there you have it
Burada there you have it, “sonuç işte bu” veya “açıklama burada tamamlanıyor” anlamına gelir. Konuşmacı küçük bir Mars üssünün ihtiyaçlarını sıralamayı yeni bitirmiştir ve bu ifadeyle listeyi doğal biçimde kapatır. Bu, bir yerde bir şeye sahip olmayı anlatan gerçek anlamlı bir cümle değil, kalıplaşmış bir kapanış ifadesidir. Az önce gösterilen sonuca, cevaba, tamamlanmış ürüne veya bulguya geri gönderme yapar.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle kapanışı tamamlayın: After showing the finished model, the presenter says, “And ____.”
Cevabı göster
there you have it
A small Mars base that will survive for at least a few decades.
6:45En az birkaç on yıl hayatta kalacak küçük bir Mars üssü.
As long as it's getting a constant supply of resources, Notlar
6:49Sabit bir kaynak tedariği aldığı sürece,
kesintisiz kaynak tedariki
Bu ifadede a constant supply of resources, ihtiyaç duyulan malzemelerin veya desteğin kesintisiz biçimde gelmeye devam etmesi ya da sürekli erişilebilir olması demektir. Constant, her seferinde miktarın tamamen aynı olmasını değil, tedarikin sürekliliğini ve güvenilirliğini anlatır. a constant supply of + isim kalıbı; su, enerji, yakıt, para, ham madde veya veri gibi bir sistemin sürekli ihtiyaç duyduğu şeyler için kullanılır.
Alıştırma
Uzak bir araştırma istasyonunun kesintisiz yakıt almaya devam etmesi gerekiyor. Bu fikri hangi cümle ifade eder?
- The station receives fuel at irregular times.
- The station needs a large supply of fuel once.
- The station needs a constant supply of fuel.
Cevabı göster
The station needs a constant supply of fuel.
Koşul bildiren As long as
Burada As long as, sürekli geçerli kalması gereken koşulu belirtir: Üs yalnızca Dünya’dan malzeme almaya devam ederse ayakta kalabilir. “Şu koşulla” veya “bu koşul yerine getirildiği sürece” anlamındadır; “aynı uzunlukta bir süre” anlamına gelmez. Koşul cümleciği ana ifadeden önce veya sonra gelebilir. Altyazıda noktadan sonra görünse de anlam bakımından önceki ifadeye bir koşul ekler.
Alıştırma
Cümleyi dersteki provided that anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The research station can stay open ____ fresh supplies arrive each month.
Cevabı göster
as long as
Mars and Earth are separated by millions of kilometers
6:57Mars ve Dünya milyonlarca kilometre ile ayrılmış durumda
and orbital periods that leave only a narrow travel window every 2 years. Kültür
7:00ve her 2 yılda bir sadece dar bir seyahat penceresi bırakan yörünge periyotlarıyla.
dar bir yolculuk aralığı
Bu uzay yolculuğu bağlamında window, bir eylemin yapılabildiği sınırlı bir zaman aralığını ifade eder. A narrow travel window, gezegenlerin yörüngedeki konumlarının uygun olduğu kısa bir aralıkta uzay aracının yolculuğa başlayabileceği anlamına gelir. Bu ifade yolculuğun ne kadar sürdüğünü değil, yola çıkma fırsatını anlatır. Every 2 years, bu uygun aralığın ne sıklıkta tekrar oluştuğunu gösterir.
Alıştırma
Uzay yolculuğu planlamasında a narrow travel window ne anlama gelir?
- Yolculuğun başlayabileceği kısa bir dönem
- Uzay aracındaki küçük pencere
- Yolculuğun alacağı toplam süre
Cevabı göster
Yolculuğun başlayabileceği kısa bir dönem
Earth wouldn't be able to help until the next travel window opens. Dilbilgisi
7:07Dünya bir sonraki seyahat penceresi açılana kadar yardım edemez.
wouldn't be able to ... until: belirli bir zamana kadar mümkün olmama
Wouldn't be able to help, varsayılan acil durumda yardım etmenin mümkün olmayacağı anlamına gelir. Would, öngörülen veya varsayımsal bir sonucu; be able to ise yeterliliği ifade eder. Until the next travel window opens, bu kısıtlamanın sona erdiği noktayı gösterir. Dünya bu noktadan önce yardım edemez; o anda veya sonrasında yardım mümkün hâle gelebilir. Bu ifade, yardımın o zamana kadar sürüp pencere açıldığında duracağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle kurtarma ekibinin adaya pazartesiden önce ulaşamayacağı anlamına gelir?
- The rescue team would be able to reach the island until Monday.
- The rescue team wouldn't be able to reach the island until Monday.
- The rescue team wouldn't be able to stay on the island after Monday.
Cevabı göster
The rescue team wouldn't be able to reach the island until Monday.
Helpers may arrive on a planet filled with corpses.
7:11Yardımcılar cesetlerle dolu bir gezegene varabilir.
Settling Mars will be the toughest challenge we have ever faced. Dilbilgisi
7:15Mars'a yerleşmek bugüne kadar karşılaştığımız en zorlu görev olacak.
the toughest challenge we have ever faced: bugüne kadar karşılaştığımız en zorlu görev
The toughest challenge, bir zorluğu karşılaştırmadaki diğer tüm zorluklardan daha zor olarak sıralamak için toughest üstünlük biçimini kullanır. We have ever faced, challenge sözcüğünü açıklar. Bu bir ilgi tümceciğidir ve nesne görevindeki isteğe bağlı that ilgi zamiri çıkarılmıştır: the toughest challenge that we have ever faced. Have ever faced geçmişten şimdiye kadar olan döneme bakar; bu nedenle karşılaştırma, tamamlanmış tek bir geçmiş dönemi değil, bugüne kadarki ilgili deneyimlerin tamamını kapsar.
Alıştırma
Cümleyi ever ve face fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Of all our challenges up to now, this is the toughest one we ____.
Cevabı göster
have ever faced
It will be gruesome work to establish the infrastructure we need.
7:19İhtiyacımız olan altyapıyı kurmak korkunç bir iş olacak.
If we push through phase 2 of colonization, Öbek fiiller
7:26Eğer kolonizasyonun 2. aşamasını atlatırsak,
push through: zorluğa rağmen devam etmek
Bu cümlede push through, zor bir aşama tamamlanana veya aşılana kadar çalışmayı sürdürmek anlamına gelir. phase 2, fiziksel olarak itilen bir şey değil, sürekli çabayla aşılması gereken bir engel gibi sunulur. Yapı, push through ifadesinden sonra zor bir aşama, süreç veya dönem getirilerek kullanılabilir. Yalnızca sonraki adıma geçmekten çok kararlılığı vurgular.
Alıştırma
“Zorluğa rağmen devam etmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Despite the delays, the team decided to ____ the final testing phase.
Cevabı göster
push through
setting foot in orbit: bir alana girmeyi anlatan mecaz
Burada setting foot in orbit, kişileştirme içeren bir mecazdır. Bir endüstri gerçek anlamda adım atamaz; ifade, ticari faaliyetlerin yörünge uzayına girmeye ve orada varlık göstermeye başladığı anlamına gelir. Set foot in çoğu zaman bir yere veya alana ilk kez girmeyi belirtir. industry gibi soyut bir özneyle kullanıldığında fiziksel giriş anlamından yeni bir alana girme anlamına genişleyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede setting foot in ne anlama geliyor? “The newspaper is setting foot in podcasting with a new weekly show.”
- Yeni bir alana girmeye ve katılmaya başlamak
- Fiziksel olarak bir yüzeye ayak basmak
- O alandaki tüm faaliyetleri durdurmak
Cevabı göster
Yeni bir alana girmeye ve katılmaya başlamak
worth it: sonuç maliyete değdiğinde
“Worth it”, sonucun veya elde edilen yararın harcanan çabayı, maliyeti, zorluğu ya da riski haklı çıkaracak kadar iyi olduğu anlamına gelir. Buradaki “it”, daha önce konuşulan zorlu eylemin veya durumun tamamına gönderme yapar. Temel yapı be worth it şeklindedir; “The concert was worth it.” buna bir örnektir. Bu ifade, harcanan veya katlanılan şeyler düşünüldükten sonra olumlu bir değerlendirme yapar.
Alıştırma
Sonucun yaşanan zorluğa değdiğini anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The wait was long, but the concert was ____.”
Cevabı göster
worth it
we might be around long enough to see it happening Kelime
7:45bunun gerçekleştiğini görecek kadar uzun yaşayabilir
be around: hâlâ hayatta veya orada olmak
Burada “be around”, ilgili gelecek zamanda hâlâ var olmak, hayatta olmak veya orada bulunmak anlamına gelir. “long enough to see it happening” ifadesi zamanla ilgili ipucunu verir; bu nedenle around yakındaki bir konumu anlatmaz. Başka bağlamlarda aynı ifade “be available” veya “be somewhere nearby” anlamına gelebilir. Hangi anlamın amaçlandığını belirlemek için çevredeki zaman ve olay ipuçlarını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede “be around”, “gelecekteki bir olay gerçekleştiğinde hâlâ hayatta veya orada olmak” anlamına gelir?
- Let's hang around outside after the show.
- I hope I'll be around to meet my great-grandchildren.
- The pharmacy will be nearby when we arrive.
Cevabı göster
I hope I'll be around to meet my great-grandchildren.
and cheer on the people who take on these challenges Öbek fiiller
7:48ve bu zorlukları üstlenen insanları destekleyebiliriz
Cheer on: birinin çabasını etkin biçimde desteklemek
Cheer on, biri bir şeyi denerken, yarışırken veya zor bir iş yaparken onu etkin biçimde desteklemek ve cesaretlendirmek demektir. Burada destek, zorlukları kabul eden kişilere yöneliktir ve onların devam etmesine yardımcı olur. Cheer on ayrılabilen bir öbek fiildir: cheer on the people veya cheer the people on denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: cheer them on denir, cheer on them denmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “etkin biçimde cesaretlendirmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We stood beside the track to ____ Maya during her first race.
Cevabı göster
cheer on
Take on these challenges: zor görevleri üstlenmek
Take on these challenges ifadesindeki take on, zor bir işin, riskin veya sorunun sorumluluğunu isteyerek kabul etmek demektir. Burada fiziksel olarak bir şey alınmaz; kişiler zorlukların gerektirdiği şeylerle yüzleşmeyi kabul eder. Nesne, take on these challenges örneğinde olduğu gibi öbek fiilin tamamından sonra gelebilir. Nesne bir zamirse take it on kullanılır. Bir zorluğu take on etmek onu kabul etmeyi belirtir; zorluğun başarıyla tamamlandığını söylemez.
Alıştırma
Bir takımın zor bir görevi üstlenecek gönüllüye ihtiyacı var. Hangi cümle Lina'nın bunu kabul ettiğini söylüyor?
- Lina has overcome the challenge.
- Lina agrees to take on the challenge.
- Lina may face the challenge.
Cevabı göster
Lina agrees to take on the challenge.
for the benefit of us all: hepimizin yararı için
For the benefit of + kişi veya grup, “o kişi ya da grubun yarar görmesi veya yardım alması için” demektir. Burada us all, yarar sağlaması beklenen kişileri belirtir; böylece eylem, yalnızca onu yapanlara değil herkese hizmet eden bir şey olarak sunulur. Bu kalıpta benefit bir isimdir ve yararlanan kişiyi ya da grubu of getirir: for the benefit of us all. Yeniden kullanılabilecek kalıp for the benefit of + isim veya zamir biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi, benefit sözcüğünü isim olarak kullanan ve “yardım etmek için” anlamına gelen dört kelimelik resmî kalıpla tamamlayın: The new safety rules were introduced ____ everyone.
Cevabı göster
for the benefit of