Lanetli zar bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Mitolojik bir çerçevede sunulan bulmaca, birinde dörtten büyük hiçbir sayı bulunamazken iki altı yüzlü zarın nasıl yeniden numaralandırılacağını soruyor; amaç, sıradan zarların bütün toplam frekanslarını korumak. Olasılık tablosu ve eleme yöntemi, Sicherman zarları olarak bilinen tek alternatif çözümü ortaya çıkarıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. so that when rolled and summed, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: so that ifadesinin ulaşılması gereken amacı sunduğunu, kısaltılmış edilgen yan cümle when rolled and summed ifadesinin ise zarlara yapılan işlemi özlü biçimde anlattığını kavrayın. Böylece önerilen bir yöntemi, sonucunun karşılaması gereken kesin koşulla tek cümlede ilişkilendirebilirsiniz. 2. may change, but the numbers and quantities of each sum must stay the same. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Değişmesine izin verilen unsurlarla değişmeden kalması gerekenlerin karşılaştırılmasının matematiksel bir savı nasıl düzenlediğini fark edin. Bu yapı, bir kanıtı takip ederken izin verilen değişiklikleri sabit kısıtlamalardan açıkça ayırmanıza ve çözümü anlaşılır biçimde anlatmanıza yardımcı olur. 3. with the same distribution of sums as standard dice. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: the same ... as ... yapısıyla kesin karşılaştırma kurmayı öğrenin: alternatif zarların yüzlerindeki sayılar farklı olsa da toplamların dağılımı aynıdır. Yapıyı, kuruluşları farklı olduğu hâlde ölçülebilir bir özelliği paylaşan verileri, deney sonuçlarını veya sistemleri karşılaştırmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
As Demeter, goddess of the harvest, it's your favorite season. Kültür
0:08Hasat tanrıçası Demeter olarak bu senin en sevdiğin mevsim.
As Demeter, goddess of the harvest: eş görevli açıklamayla kimliği belirtme
As Demeter, goddess of the harvest ifadesinde goddess of the harvest ad öbeği, Demeter'i başka bir ifadeyle yeniden adlandırıp görevini açıklayan eş görevli bir açıklamadır. İki ifade de aynı karaktere gönderme yapar; iki farklı tanrıçadan söz edilmez. Demeter, hasatla ilişkilendirilen Yunan tanrıçasıdır. Bu kısa arka plan bilgisi, mevsimlerin ve doğanın bolluğunun bu karakter için neden önemli olduğunu açıklar. As Demeter, cümleyi onun rolü veya bakış açısı üzerinden kurar.
Alıştırma
Cümlede goddess of the harvest ne işe yarar?
- Başka bir tanrıçayı tanıtır.
- Demeter'in görevini belirtir.
- Mevsimin adını verir.
Cevabı göster
Demeter'in görevini belirtir.
Humans and animals look to you to balance the bounty of the natural world, Kalıp ifadeler
0:12İnsanlar ve hayvanlar doğal dünyanın bereketini dengelemen için sana bakıyor,
look to you to balance: birinin harekete geçmesini beklemek
Look to someone to do something, belirli bir eylemi o kişinin yapmasını beklemek veya bu konuda ona güvenmek demektir. Cümlede insanlar ve hayvanlar, you ile belirtilen kişinin dengeyi korumasını bekler; look bakışın nereye yöneldiğini anlatmaz. Kalıp özne + look(s) to + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kalıp, beklenen kişiyi çoğu zaman sorumlu, yetkin veya harekete geçme yetkisine sahip biri olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi look to someone to do something kalıbıyla tamamlayın: During an emergency, the passengers ____ give clear instructions.
Cevabı göster
look to the crew to
like any self-respecting goddess: adına layık üye ölçütüyle yapılan şaka
like any self-respecting goddess ifadesinde self-respecting öncelikle tanrıçanın sağlıklı bir öz saygıya sahip olduğunu anlatmaz. any self-respecting + rol veya grup adı kalıbı, o grubun düzgün ya da adına layık herhangi bir üyesi anlamına gelir. Burada, adına layık bir tanrıçanın sihirli zarları doğal olarak kullanacağı ima edilir. Anlatıcı bu hayalî ölçütü apaçık bir gerçekmiş gibi söyler. Saçma bir fikrin ciddi bir güvenle anlatılması, eğlenceli ve abartılı bir mizah yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede like any self-respecting goddess neyi ima ediyor?
- Tanrıçanın öz saygısını ciddi biçimde değerlendirir.
- Sihirli zar kullanmayı, adına layık her tanrıçanın doğal olarak yapacağı bir şeymiş gibi mizahla sunar.
- Tanrıçanın diğer bütün tanrıçalara saygı duyduğunu söyler.
Cevabı göster
Sihirli zar kullanmayı, adına layık her tanrıçanın doğal olarak yapacağı bir şeymiş gibi mizahla sunar.
and all lands that match the sum of the two dice produce their resources.
0:25ve iki zarın toplamına eşleşen tüm topraklar kendi kaynaklarını üretiyor.
The resulting frequency of sums across the season keeps your land in perfect harmony. Kalıp ifadeler
0:30Sezon boyunca toplamların ortaya çıkma sıklığı, topraklarını kusursuz bir uyum içinde tutuyor.
keep ... in perfect harmony: uyumlu bir durumu sürdürmek
keeps your land in perfect harmony ifadesinde keep, bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Kalıp keep + nesne + in harmony şeklindedir: your land nesnedir ve in perfect harmony devam eden durumu belirtir. Buradaki harmony müzikle ilgili değildir. Toprağın ve doğal sisteminin parçalarının uyumlu ve dengeli kalması anlamına gelir; perfect ise yalnızca bu düşünceyi güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. keeps sözcüğünden sonra the whole team, ardından in harmony yazın: Clear communication keeps ____ during a busy project.
Cevabı göster
the whole team in harmony
would spell ruin: yıkıcı sonuçlar doğurmak
Burada spell, bir kelimenin harflerini söylemek değil, “anlamına gelmek veya yol açmak” demektir. would spell ruin yapısında öznenin anlattığı durumun yıkım sonucuna yol açacağı belirtilir. spell + ciddi bir olumsuz sonuç yapısı, ağır sonuçlar konusunda uyarıda bulunmak veya bu sonuçları vurgulamak için kullanılır. Sadece cause a problem demekten daha güçlü ve dramatik bir tınısı vardır.
Alıştırma
spell kelimesinin “harfleri yazmak” değil, “ciddi bir sonuca yol açmak” anlamında kullanıldığı cümleyi seçin.
- The teacher asked Maya to spell the word ruin aloud.
- A major security breach could spell ruin for the small company.
- A child could spell the word ruin with magnetic letters.
Cevabı göster
A major security breach could spell ruin for the small company.
causing all the dots to fall off. Öbek fiiller
0:46zarların üzerindeki tüm noktaların düşmesine neden olması özellikle iğrençti.
Loki, the Norse trickster god: appositive rol etiketi
Loki, İskandinav mitolojisinden bir figürdür; trickster god ise kurnazca aldatma, şakalar ve düzen bozuculukla ilişkilendirilen bir tanrı için kullanılan bir rol etiketidir. Bu ifade Loki’nin mitolojide bilinen karakterini anlatır; yalnızca o anda yaptığı şeyi anlatmaz. Virgüller arasındaki ifade bir appositive, yani açıklayıcı eş görevli yapıdır: Loki’yi yeniden tanımlar ve adı zaten verilmiş karakter hakkında arka plan bilgisi ekler. Bu etiket, hikâyede kuralları çiğnemesini veya sorun çıkarmasını beklememizi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede the Norse trickster god ifadesi hangi işlevi görür?
- Loki hakkında arka plan bilgisi ekler ve onun mitolojik rolünü belirtir.
- Loki’nin yanında duran ikinci bir karakteri tanıtır.
- Loki’nin Norveç’ten gelen modern bir sihirbaz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Loki hakkında arka plan bilgisi ekler ve onun mitolojik rolünü belirtir.
fall off: bir yüzeyden ayrılıp düşmek
fall off ifadesinde off, bir yüzeyden veya nesneden ayrılmayı belirtir. Burada noktalar zara bağlıydı ve zarın yüzlerinden ayrılıyorlar; ifade yalnızca aşağı doğru hareket ettikleri anlamına gelmez. Ayrılan şey cümlenin öznesidir: the dots fall off. Kaynak, A button fell off my coat örneğindeki gibi off sözcüğünden sonra belirtilebilir veya bağlamdan belliyse söylenmeyebilir.
Alıştırma
Bir düğmenin paltodan koptuğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- A button fell over my coat in the wash.
- A button fell off my coat in the wash.
- A button fell down my coat in the wash.
Cevabı göster
A button fell off my coat in the wash.
though the other has no such constraint. Kalıp ifadeler
0:57fakat diğerinde böyle bir kısıtlama yok.
won't accept more than four dots: insan olmayan özneyle accept
Özne bir nesne veya sistem olduğunda accept, “belirli bir girdiye ya da yapılandırmaya izin vermek, onu almak veya barındırmak” anlamına gelebilir. won't accept more than four dots, zarın herhangi bir yüzünde dörtten fazla nokta bulunamayacağı anlamındadır. Buradaki won't, bilinçli bir reddi değil, yerleşik bir kuralı veya kısıtlamayı anlatır. X won't accept more than Y kalıbı; bir cihazın, formun, nesnenin veya sistemin izin verdiği üst sınırı belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
“This form won't accept passwords longer than 20 characters.” cümlesinde accept ne anlama gelir?
- Bir şeye geçerli girdi olarak izin vermek.
- Birinin görüşüne katılmak.
- Bir hediyeyi kibarca almak.
Cevabı göster
Bir şeye geçerli girdi olarak izin vermek.
no such constraint: önceki bir sınıra gönderme yapmak
no such constraint ifadesindeki such, daha önce söz edilen bir kısıtlamaya gönderme yapar. Burada diğer nesnenin daha önce belirtilen sınıra tabi olmadığı anlamına gelir; yeni bir kısıtlama getirmez. no such + tekil isim kalıbı, kuralın tamamını tekrarlamadan iki durumu karşılaştırmanı sağlar: birinde bir sınır varken diğerinde o tür bir sınır yoktur.
Alıştırma
Daha önce belirtilen bir sınıra no such constraint ile doğru biçimde gönderme yapan cümle hangisidir?
- The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has no such constraint.
- The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has no this constraint.
- The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has not such constraint.
Cevabı göster
The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has no such constraint.
You can use Hephaestus's furnace to seal the dots in place before the sun rises, Kalıp ifadeler
1:00Noktaları güneş doğmadan önce yerlerine mühürlemek için Hephaistos'un ocağını kullanabilirsin,
seal the dots in place: noktaları hareket edemeyecek şekilde sabitlemek
Seal the dots in place, noktaları hareket edemeyecek veya yerlerinden çıkamayacak şekilde seçilen konumlarına sıkıca sabitlemek demektir. Kalıp seal + nesne + in place şeklindedir. Buradaki seal, bir zarfı ya da kabı kapatmaktan daha geniş bir anlama sahiptir. Fırının kullanılması ve noktaların sonradan hareket ettirilemeyeceği ya da çıkarılamayacağı uyarısı, yerleşimin kalıcı hâle geldiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi seal ... in place ile tamamla: A thin coat of resin will ____ the small stones ____.
Cevabı göster
seal · in place
every total comes up with the exact same frequency as it would with standard six-sided dice? Kalıp ifadeler
1:14her toplam standart altı yüzlü zarlarla aynı sıklıkta gelsin?
so that when rolled and summed: amaçlanan sonuç ve kısaltılmış edilgen yan cümle
So that, zarların tasarlanmasıyla ulaşılması gereken sonucu tanıtır. Zarları yapma yöntemiyle ardından gelen gerekli sonucu birbirine bağlar. When rolled and summed, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. when the dice are rolled and summed biçiminde açılabilir; summed, görünen sayıların toplanması anlamına gelir. Rolled ve summed geçmiş zaman ortacı görevindedir; bağlamdan anlaşılan özne ve are düşürülmüştür. Bu yüzden eylemleri zarlar yapmaz, eylemler zarlara uygulanır.
Alıştırma
Hangi cümle bir hedefi tanıtmak için so that, edilgen eylemleri belirtmek için de when + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanıyor?
- Build the model so that, when folded and locked, it stands upright.
- Build the model when so that folded and locked, it stands upright.
- Build the model so that, when folding and locking, it stands upright.
Cevabı göster
Build the model so that, when folded and locked, it stands upright.
comes up with the exact same frequency: bir sonucun gelme sıklığı
Burada comes up, tekrarlanan zar atışlarında bir sonucun “gelmesi” veya “elde edilmesi” anlamındadır. With the exact same frequency, bir sonucun ne sıklıkta geldiğini belirtir. Bu karşılaştırma bütün toplamların eşit olasılıklı olduğunu söylemez; her toplamın, standart altı yüzlü zarlarda aynı toplamın geldiği sıklıkta geldiğini söyler. Sözcüklerin nasıl gruplandığı önemlidir: ifade comes up + with the exact same frequency biçiminde ayrılmalıdır. Bu, “bir fikir bulmak” anlamındaki come up with değildir; çünkü every total bir fikir öneren kişi veya grup değil, olası bir sonuçtur.
Alıştırma
'The number eight comes up with the same frequency as the number nine' ne anlama gelir?
- Sekiz, dokuz için bir sıklık icat eder.
- Sekiz ve dokuz toplanarak aynı toplam elde edilir.
- Sekiz, dokuz kadar sık gelir.
Cevabı göster
Sekiz, dokuz kadar sık gelir.
Normal dice can roll any sum from two to 12,
1:29Normal zarlar iki ile 12 arasındaki herhangi bir toplamı verebilir,
but sums in the middle tend to come up more frequently than ones on the ends. Kalıp ifadeler
1:33ancak ortadaki toplamlar uçlardakilerden daha sık gelme eğilimindedir.
tend to come up more frequently: genel bir istatistiksel eğilimi anlatmak
tend to + fiilin yalın hâli yapısında tend to, garanti edilen bir sonucu değil, genel bir eğilimi belirtir. Buradaki come up fiil öbeği, zarlar tekrar tekrar atıldığında bir sonucun “gelmesi” anlamındadır. More frequently, sonuçların ne sıklıkla ortaya çıktığını karşılaştırır. Bu nedenle tend to come up more frequently, ortadaki toplamların çok sayıda atışta daha sık geldiğini, ancak tek bir atışta başka bir sonucun da gelebileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin her zaman gerçekleştiğini iddia etmeden genel bir eğilimi doğru biçimde anlatır?
- On hot days, this room tends to warm up quickly.
- On hot days, this room tends warming up quickly.
- On hot days, this room must warm up quickly every time.
Cevabı göster
On hot days, this room tends to warm up quickly.
We can see the odds of rolling any sum by making a table Notlar
1:38Herhangi bir toplamı atma ihtimalini bir tablo yaparak görebiliriz;
odds of rolling any sum: olasılık bağlamlarında gerçekleşme ihtimali
Olasılık ve oyun bağlamlarında odds, bir olayın gerçekleşme ihtimalini ifade eder. The odds of rolling any sum, zarlar atıldığında olası toplamların her birinin gelme ihtimali anlamındadır. Yapı the odds of + isim veya -ing biçimidir. Burada rolling, atma olayının adıdır. Odds burada olasılıkla ilgili bir isimdir; tek sayılar veya garip anlamına gelmez.
Alıştırma
Soruyu açıklamadaki iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: What are the ____ catching the early bus?
Cevabı göster
odds of
with all the possibilities for one die represented on the top,
1:42bir zarın tüm olasılıkları üstte,
by making a table: yöntem bildiren by + fiilin -ing biçimi
By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by making a table, olasılıkları nasıl görebileceğimizi belirtir: kullanılan yöntem tablo hazırlamaktır. Bu yapıda by bir edattır, bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by making denir; by make veya by to make denmez. "How is the result achieved?" sorusu, yapının yöntem belirtip belirtmediğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi by ve draw fiilinin -ing biçimiyle tamamla: Maya solved the puzzle ____.
Cevabı göster
by drawing
The table lets us see at a glance that there are six ways to roll a seven, Notlar
1:48Tablo, bir bakışta yedi atmanın altı yolu olduğunu,
at a glance: hızlı bir bakışta anlamak
At a glance, her ayrıntıyı incelemeden tek bir hızlı bakışın ardından anlamak demektir. Bu cümlede tablo, bilgileri altı kombinasyonu hemen görebileceğimiz kadar açık biçimde düzenler. Bu ifade özellikle grafik, liste, özet ve ekranlarda hızlıca anlaşılabilen bilgileri anlatır. Uzun veya dikkatli bir inceleme anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “tek bir hızlı bakışın ardından” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamla: The color-coded schedule shows the whole week ____.
Cevabı göster
at a glance
but only two ways to roll a three.
1:53ancak üç atmanın yalnızca iki yolu olduğunu görmemizi sağlar.
there are six ways to roll: olası yolların sayısını belirtmek
there are + number + ways to + verb yapısı, bir sonucu ortaya çıkarabilecek kaç farklı yöntem veya olasılık bulunduğunu belirtir. Sayı çoğul olduğunda there are ve ways; yalnızca bir seçenek olduğunda there is one way kullanılır. Buradaki ways, yolları veya farklı zar atma tekniklerini değil, farklı zar kombinasyonlarını ifade eder. to roll a seven, bu kombinasyonların ortaya çıkardığı sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi there are + number + ways to + verb yapısıyla tamamlayın. Harita tam olarak dört güvenli rota gösteriyor: ____ cross the river safely.
Cevabı göster
There are four ways to
This also gives us an approach to crafting our new set of dice. Kalıp ifadeler
1:56Bu aynı zamanda yeni zarlarımızı hazırlamak için bize bir yöntem sunar.
gives us an approach to crafting: bir yöntem sunmak
Give someone an approach to doing something, bir kişiye veya gruba bir görevi ele almak için yöntem ya da yararlı bir yön sunmak anlamına gelir. Bu cümlede yöntemi alan us, yöntemin yardımcı olduğu görev ise crafting our new set of dice bölümüdür. approach to crafting ifadesinde to, approach sözcüğüne bağlı bir edattır. Ardından bir fiil geldiğinde approach to crafting ve approach to solving örneklerindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Buradaki to, way to craft yapısındaki mastar işaretiyle karıştırılmamalıdır.
Alıştırma
Parantezdeki fiili ve approach to + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The workshop gave our team a clear approach to ____ disagreements calmly. (handle)
Cevabı göster
handling
but the numbers and quantities of each sum must stay the same.
2:07ancak her toplamın sayılarının ve miktarlarının aynı kalması gerektiği anlamına gelir.
Matching the original sum frequencies means: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği
Matching the original sum frequencies, adlaşmış tek bir -ing öbeğidir ve öbeğin tamamı means fiilinin öznesidir. Bir eylemi veya gerekliliği hakkında konuşulacak bir konu hâline getirir; matching önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için bu yapı şimdiki zamanın devam biçimi değildir. Tekil means fiili, bu gerekliliğin mantıksal sonucunu that yan cümlesiyle açıklar. “-ing eylem öbeği + means that...” kalıbı, bir süreç veya koşulu sonucun başlangıç noktası yapan açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Eylemi özne yapmak için choose fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the earlier train means that we will arrive before noon.
Cevabı göster
Choosing
may change, but ... must stay the same: esnek ve sabit bilgi
Cümle önce esnek olan kısmı belirtir: toplamların yerleri may change. Ardından but, dikkati sabit kalması gereken kısma yöneltir: her toplamın değeri ile görülme sayısı must stay the same. Kip belirten fiiller farklı güçler taşır. Burada may, değişikliğe izin verildiğini; must ise bir zorunluluğu gösterir. A may change, but B must stay the same kalıbında but sonrasındaki bilgi, genellikle çözümü belirleyen kısıtlamadır.
Alıştırma
Esnek kısımda may ile change, sabit kısımda must ile stay the same kullanın: The route ____, but the destination ____.
Cevabı göster
may change · must stay the same
Yeniden ifade etme işareti olarak In other words
In other words, konuşmacının aynı düşünceyi daha açık veya somut bir biçimde ifade edeceğini gösterir. Burada sonraki sayılar önceki kuralı yeniden anlatır; yeni bir koşul eklemez. Cümlenin başında kullanıldığında soyut bir ifadeyi onunla aynı anlama gelen bir açıklamaya bağlar. Ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Bu cümlede In other words neyi gösteriyor?
- Kurala yeni bir istisna ekleniyor.
- Önceki kural geri çekiliyor.
- Aynı kural daha somut bir şekilde yeniden ifade ediliyor.
Cevabı göster
Aynı kural daha somut bir şekilde yeniden ifade ediliyor.
Öngörülebilir bir devamı gösteren and so on
And so on, bir listenin aynı görünür kategoriye veya düzene uyan başka ögelerle devam ettiğini anlatır. Burada önceki sayılar bir düzen oluşturduğu için sonraki sayılar söylenmeden bırakılabilir. Bu ifade yalnızca atlanan devamı tahmin etmek makul ölçüde kolaysa kullanılır; ilgisiz veya önemli bilgileri atlamak için genel bir gerekçe değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The folders are labeled A, B, C, ____.
Cevabı göster
and so on
and since we have to use positive whole numbers, there's only one choice. Kelime
2:20ve pozitif tam sayılar kullanmak zorunda olduğumuz için tek bir seçenek var.
we've got to: konuşma dilinde gereklilik
We've got to, we have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “yapmalıyız” veya “yapmamız gerekiyor” anlamına gelir; yani konuşmacı gerekli bir ilk adımı belirtiyor. Have got to ifadesini tek bir yapı olarak düşünün; got burada “elde ettik” anlamına gelmez. Yapı have/has got to + fiilin yalın hâlidir: we've got to roll. Özellikle şu anki veya acil bir gerekliliği belirtirken yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi we've got to ile tamamlayın: The doors close in one minute, so ____ hurry.
Cevabı göster
we've got to
positive whole numbers: sıfırdan büyük tam sayılar
Positive whole numbers, sayma sayıları olan 1, 2, 3 ve devamını ifade eder. Kesirli veya ondalık kısımları yoktur ve positive, sıfırdan büyük oldukları anlamına gelir; bu yüzden 0 dâhil değildir. Bu cümlede ifade, izin verilen değerlere matematiksel bir sınırlama getiriyor. Her değer bir positive whole number olmak zorunda olduğundan 0, -1 ve 1.5 gibi seçenekler elenir.
Alıştırma
Hangi seçenek yalnızca positive whole numbers içerir?
- 1, 2, 3
- -1, 1, 2
- 1.5, 2, 3
- 0, 1, 2
Cevabı göster
1, 2, 3
the highest number possible on the cursed die,
2:29ki bu lanetli zarda mümkün olan en yüksek sayıdır,
the other one would need an eight in order to have one way to roll 12. Dilbilgisi
2:3312 atmanın bir yolu olması için diğer zarın sekize ihtiyacı olacaktır.
Assuming we have a four: akıl yürütmek için koşul belirleme
Assuming we have a four geçici bir koşul kurar: sonraki adım için zarlardan birinde dört olduğunu kabul ederiz. Bu, durumun daha önce kanıtlandığı anlamına gelmez. assuming + tümce yapısı önce koşulu verir, cümlenin geri kalanı da bu koşuldan çıkan sonucu açıklar. Buradaki sonuç, diğer zarda sekiz bulunması gerektiğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede assuming, akıl yürütme amacıyla geçici bir koşul sunar?
- Assuming the forecast is correct, the game will end before the storm.
- The forecast is correct because the game will end before the storm.
- The game ended before the forecast was checked.
Cevabı göster
Assuming the forecast is correct, the game will end before the storm.
in order to have: amacı açıkça belirtme
In order to have bir amaç belirtir. Diğer zarda sekiz bulunmasının amacı, toplam 12’yi atmanın yalnızca bir yolunu bırakmaktır. in order to + fiilin yalın biçimi kullanılır; burada have yalın biçimdedir. in order to ifadesini bu amaca ulaşmak için anlamına gelen tek bir amaç bağlayıcısı olarak okuyun; in order ifadesini sırayla anlamında düşünmeyin.
Alıştırma
Cümleyi in order to have ile tamamlayın: We left early ____ enough time for breakfast.
Cevabı göster
in order to have
In fact, we know we require a single one and a single four on the cursed die, Notlar
2:38Aslında, lanetli zarda tek bir bir ve tek bir dört olması gerektiğini biliyoruz,
require a single one and a single four: kesin bir kısıt
Bu akıl yürütme bağlamında require, kuralların veya koşulların belirli bir düzeni gerekli kıldığı anlamına gelir. Gerekliliği ortaya koyan bir kişi değil, mantıktır. A single one and a single four, tam olarak bir tane 1 ve bir tane 4 anlamına gelir. Burada single miktarı belirtir; «bekâr» veya «yalnız» anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi kesin miktar bildiren a single ... and a single ... yapısıyla tamamlayın: The design requires ____ entrance and ____ exit.
Cevabı göster
a single · a single
or we'd have too many ways to roll a two or a 12. Dilbilgisi
2:43aksi takdirde bir iki veya 12 atmanın çok fazla yolu olurdu.
In fact: daha kesin bir sonuca geçiş işareti
In fact, konuşanın önceki akıl yürütmeden daha güçlü ve kesin bir noktaya geçtiğini gösterir. Burada, konuşanın artık gerekli olduğunu bildiği bir koşulu sunar. Önceki ifadeyi güçlendirebilir, açıklığa kavuşturabilir veya düzeltebilir. Bu cümlede ilgisiz bir gerçeğe geçmez; akıl yürütmeyle desteklenen bir sonucu işaret eder.
Alıştırma
Bu cümlede In fact ne işe yarıyor?
- Akıl yürütmeden çıkan daha kesin bir sonucu sunar.
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
- Konuşanın hayalî olduğunu bildiği bir koşulu belirtir.
Cevabı göster
Akıl yürütmeden çıkan daha kesin bir sonucu sunar.
or we'd have...: or sözcüğünün “yoksa” anlamı
Burada or, “yoksa” anlamına gelir. Önceki koşul yerine getirilmediğinde ortaya çıkacak sonucu belirtir; eşit değerde ikinci bir seçenek sunmaz. we'd have too many ways to roll ifadesinde we'd, we would anlamındadır; dolayısıyla sonuç varsayımsaldır. Too many, sayının kuralın izin verdiğinden fazla olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: gereklilik veya eylem + or + sonuç.
Alıştırma
Hangi cümlede or, “yoksa” anlamında kullanılarak bir sonucu belirtiyor?
- Save your work now, or you'll lose the latest changes.
- Would you like tea or juice?
- We can meet on Tuesday or Thursday.
Cevabı göster
Save your work now, or you'll lose the latest changes.
So, the cursed die's remaining four sides must have a mix of twos and threes. Kalıp ifadeler
2:48Dolayısıyla, lanetli zarın kalan dört yüzünde ikiler ve üçlerin bir karışımı olmalıdır.
must have a mix of twos and threes: iki türü bir arada gösteren a mix of A and B
a mix of A and B kalıbında mix, iki türü de içeren bir birleşimi anlatan isimdir. Burada kalan dört yüzde bazı 2'ler ve bazı 3'ler bulunmalıdır. Bu kalıp iki türün sayıca eşit olduğunu söylemez. Twos ve threes burada çoğul isimdir; 2 yazan yüzleri ve 3 yazan yüzleri belirtir. Must, bu düzenlemenin yalnızca mümkün değil, gerekli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The event offers ____ live music and comedy.
Cevabı göster
a mix of
If we have..., we can...: koşuldan sonuca akıl yürütme
Cümle, bir koşulu olası bir sonuca bağlamak için If + geniş zaman, can + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Düzenlemede üç ya da dört tane iki bulunması koşuldur; toplamı üç yapan daha fazla atış birleşiminin mümkün olması ise sonuçtur. Burada can, birinin bir beceri öğrendiğini değil, bu sonucun mümkün hâle geldiğini belirtir. Too many, sorunun izin verdiğinden fazla demektir; bu nedenle sonuç, söz konusu düzenlemenin elenmesi gerektiğine kanıt oluşturur.
Alıştırma
Hangi ifade cümlenin akıl yürütmesini doğru açıklar?
- Üç ya da dört tane iki bulunması, toplamı üç yapmayı imkânsız hâle getirir.
- Üç ya da dört tane iki bulunması, her atışın toplamını üç yapar.
- Üç ya da dört tane iki bulunması, toplamı üç yapmanın sorunun izin verdiğinden daha fazla yolunu oluşturur.
Cevabı göster
Üç ya da dört tane iki bulunması, toplamı üç yapmanın sorunun izin verdiğinden daha fazla yolunu oluşturur.
Similarly, if we have three or four threes, Anlatım akışı
2:59Benzer şekilde, üç veya dört tane üçe sahip olursak,
Similarly: paralel akıl yürütme çizgilerini bağlama
Similarly, dinleyiciye sıradaki durumun önceki durumla aynı örüntüyü veya ilkeyi izlediğini bildiren bir söylem belirtecidir. İlgisiz yeni bir nokta sunmak yerine fikirleri benzerlik yoluyla birbirine bağlar. Burada çok fazla iki bulunmasına ilişkin akıl yürütme, çok fazla üç bulunması durumuna paralel olarak uygulanır. Similarly, dinleyicinin önceki akıl yürütmeyi yeni duruma taşımasını sağlar.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Similarly dinleyiciye ne anlatır?
- Sıradaki durum, önceki durumla aynı tür akıl yürütmeyi izler.
- Konuşmacı önceki akıl yürütmeyi kullanmadan son cevabı verir.
- Konuşmacı önceki duruma karşı çıkmak üzeredir.
Cevabı göster
Sıradaki durum, önceki durumla aynı tür akıl yürütmeyi izler.
So, the only possibility is for the cursed die to have two twos and two threes. Dilbilgisi
3:04Yani tek olasılık, lanetli zarda iki tane iki ve iki tane üç olmasıdır.
the only possibility is for the cursed die to have: geriye kalan tek sonuç
the only possibility is for + isim veya zamir + to + fiil kalıbı, diğer seçenekler elendikten sonra geriye kalan tek sonucu ya da eylemi belirtir. Bu cümlede for the cursed die to have... geriye kalan zar düzenini ifade eder. Buradaki possibility, yalnızca bu sonucun gerçekleşebileceği anlamına gelmez. Only sözcüğü, bunu sınırlara veya kanıtlara hâlâ uyan tek sonuç hâline getirir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. Cevabınızda us ve use bulunmalıdır: All other doors are locked, so ____ the back entrance.
Cevabı göster
the only possibility is for us to use
we should be able to figure out the missing values on the second. Öbek fiiller
3:12ikinci zar üzerindeki eksik değerleri bulabilmeliyiz.
With one die completed: with + isim + past participle
With + isim + past participle yapısı, ismin eylem sonucunda oluşan duruma zaten gelmiş olduğunu gösterir ve bu durumu ana cümlenin arka planı olarak kullanır. With one die completed ifadesinde completed, one die'ın durumunu açıklar; zarın bir şeyi tamamladığını söylemez. Baştaki ifade yeni bir aşamaya geçildiğini kısa ve etkili biçimde gösterir: ilk zar tamamlanınca ikinci zardaki eksik değerler bulunabilir. Burada with, “bu artık doğru olduğuna göre” anlamındadır; “kullanarak” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, tamamlanmış bir arka plan durumunu belirtmek için with + isim + past participle yapısını kullanır?
- With the crew completing the repairs, the road remained closed.
- With the repairs completed, the road reopened.
- After the crew completed the repairs, the road reopened.
Cevabı göster
With the repairs completed, the road reopened.
figure out: akıl yürüterek cevaba ulaşmak
Figure out, düşünerek, hesaplayarak, deneyerek veya akıl yürüterek bir cevaba ulaşmak ya da bir şeyi anlamak demektir. Bu cümlede, bilinen bilgiler eksik değerleri hesaplamayı mümkün kılmalıdır. Burada figure, sayı veya kişi gibi bağımsız anlamlarında kullanılmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle bir cevaba akıl yürüterek ulaşmayı en iyi biçimde vurgular?
- We wrote down the code before lunch.
- We figured out the code by testing each pattern.
- We found out the code from a message.
Cevabı göster
We figured out the code by testing each pattern.
First, we need one more way to make 10 and four,
3:16İlk olarak, 10 ve dört yapmak için bir yola daha ihtiyacımız var,
so we must have one three and one six. Anlatım akışı
3:20bu yüzden bir tane üçümüz ve bir tane altımız olmalı.
so we must have: zorunlu bir sonucu belirtmek
So we must have ifadesinde so, önceki gereksinimi sonucuna bağlar; must have ise koşulların zorunlu kıldığı düzeni belirtir. Buradaki must, bir emir veya kişisel yükümlülük değil, mantıksal zorunluluk ifade eder. Dinlerken veya okurken so we must have, sıradaki bilginin akıl yürütmenin sonucu olduğunu gösterir: koşul, so we must have + gerekli öge veya miktar.
Alıştırma
Bu cümlede so we must have neyi belirtir? Every guest needs a seat, so we must have twelve chairs for twelve guests.
- Bir kişinin başka bir kişiye verdiği emir
- Oturma koşulundan çıkarılan zorunlu bir sonuç
- Destekleyici nedeni olmayan bir tahmin
Cevabı göster
Oturma koşulundan çıkarılan zorunlu bir sonuç
We now need one more way to make five and nine.
3:23Şimdi beş ve dokuz yapmak için bir yola daha ihtiyacımız var.
That forces us to choose four and five for the final sides. Kalıp ifadeler
3:26Bu bizi son yüzler için dört ve beşi seçmeye zorluyor.
That forces us to choose: bir koşul seçimi kaçınılmaz kılar
That forces us to choose, daha önce belirtilen bir koşulun belirli bir seçimi zorunlu hâle getirdiği anlamına gelir. Yapı force + kişi veya nesne + to + fiilin yalın hâlidir: That koşulu, us etkilenen kişileri, to choose ise zorunlu hâle gelen eylemi gösterir. Buradaki That baskı uygulayan bir kişiyi değil, önceki gerekliliği veya sınırlamayı ifade eder. Bu ifade kuralların, sayıların, alanın, zamanın veya başka gerçeklerin ne yapılabileceğini belirlediği durumlarda kullanılır. Seçimin yalnızca bir tercih olmadığını, koşulun diğer uygulanabilir seçenekleri ortadan kaldırdığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle force ifadesini bir koşulun seçimi zorunlu kıldığını göstermek için doğal biçimde kullanır?
- The narrow space asks us to choose a smaller table.
- The narrow space forces us choosing a smaller table.
- The narrow space forces us to choose a smaller table.
Cevabı göster
The narrow space forces us to choose a smaller table.
and lo and behold: sonucu teatral biçimde ortaya koymak
Lo and behold, genellikle şaşkınlık, memnuniyet veya şakacı bir teatral hava eşliğinde dikkat çekici bir sonucu sunan kalıplaşmış bir ünlemdir. Fill them in, and lo and behold ifadesinde, değerler doldurulduktan sonra ortaya çıkan sonucun açıklanmak üzere olduğunu gösterir. Lo ve behold kelimelerini ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın. Gerçekten beklenmedik bir keşfi tanıtabilir veya konuşmacının zaten beklediği bir sonucu mizahi biçimde dramatikleştirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu dramatikleştirmek için lo and behold ifadesini doğal biçimde kullanır?
- After weeks of searching, I lo and behold the missing photo was inside.
- After weeks of searching, I opened an old box and, lo and behold, the missing photo was inside.
- After weeks of searching, I opened an old box and, lo and behold, I searched for the missing photo.
Cevabı göster
After weeks of searching, I opened an old box and, lo and behold, the missing photo was inside.
we have a distribution table
3:33mümkün olan her toplamın orijinal zarlarımızla aynı sayıda görüldüğü
where every possible sum shows up the same number of times as with our original dice. Öbek fiiller
3:34bir dağılım tablomuza sahip oluyoruz.
shows up: bir sonucun verilerde görünmesi
Burada shows up, bir şeyin dağılım tablosunda görünmesi veya ortaya çıkması anlamındadır. Özne every possible sum olduğu için ifade, bir kişinin gelmesini değil, bir veri sonucunun tabloda bulunmasını anlatır. Bu kullanım sıklıktan söz etmeyi de sağlar: her toplam, göründüğü her seferde sayılabilir. Aynı gündelik anlam, tablolarda, grafiklerde veya başka verilerde görünen örüntüler, hatalar ve ayrıntılar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The same pattern shows up in three different charts. Burada shows up ne anlama geliyor?
- Örüntü bir toplantıya gelir.
- Grafikler örüntüyü gizler.
- Örüntü üç grafiğin hepsinde görünür.
Cevabı göster
Örüntü üç grafiğin hepsinde görünür.
The discovery of these dice was made in 1978 by George Sicherman,
3:41Bu zarların keşfi 1978 yılında George Sicherman tarafından yapılmıştır,
which is why they're referred to as Sicherman dice. Kalıp ifadeler
3:46bu yüzden Sicherman zarları olarak adlandırılırlar.
they're referred to as Sicherman dice: edilgen adlandırma kalıbı
they're referred to as Sicherman dice ifadesinde they're, they are demektir. be referred to as + ad veya etiket kalıbı, insanların bir şeyi o adla adlandırdığını edilgen biçimde anlatır. Etken biçim refer to A as B şeklindedir: people refer to these dice as Sicherman dice. Burada as, adı tanıtır. Bu ifade adlandırmayla ilgilidir; bir şeyi birine tavsiye etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi edilgen adlandırma ifadesiyle tamamlayın: A short memorable phrase used in advertising ____ a slogan.
Cevabı göster
is referred to as
Incredibly, this is the only alternate way to make two six-sided dice
3:50İnanılmaz bir şekilde, standart zarlarla aynı toplam dağılımına sahip
with the same distribution of sums as standard dice. Kalıp ifadeler
3:55iki altı yüzlü zar yapmanın tek alternatif yolu budur.
the same distribution ... as ...: eşit bir özelliği karşılaştırma
The same + isim + as kalıbı, belirli bir niteliğin veya ölçünün aynı olduğunu belirtir. Buradaki isim öbeği distribution of sums ifadesidir: alternatif zarların ürettiği toplamların olasılık dağılımı standart zarlarınkiyle aynıdır. Same sözcüğü zarların tamamını değil, distribution sözcüğünü niteler. Yüzlerdeki sayılar veya zarların yapısı farklı olabilir, ancak toplamların dağılımı aynı kalabilir.
Alıştırma
Cümleyi the same ... as ile tamamlayın: The new battery has ____ capacity ____ the original model.
Cevabı göster
the same · as
confident that you've averted disaster. Kalıp ifadeler
4:01zarları yeniden dövülmesi için gönderiyorsun.
to be reforged: send sonrasındaki edilgen mastar
Edilgen mastar to be reforged, to + be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Send the dice ifadesinden sonra zarları gönderme amacını belirtir: zarları başka biri yeniden dövecektir. Zarlar eylemden etkilenen taraf olduğu için edilgen yapı gerekir. Cümle, zarların dövme işini yaptığını veya bu işi mutlaka sizin yapacağınızı söylemez.
Alıştırma
Heykelin restorasyon eylemine maruz kaldığını gösteren edilgen mastarla cümleyi tamamlayın: The museum sent the damaged statue ____.
Cevabı göster
to be restored
avert disaster: felaketi gerçekleşmeden önce önlemek
Avert disaster ifadesinde avert, ciddi ve zararlı bir olayın gerçekleşmesini engellemek demektir. Bu ifade yalnızca tehlikeyi fark etmeyi, açıklamayı veya tehlikeye karşı uyarmayı değil, tehlikenin başarıyla önlenmesini anlatır. Buradaki you've averted yapısı present perfect zamandadır: önleme eylemi tamamlanmıştır ve konuşmacı başarılı sonucun şu an için de önemli olduğunu düşünür.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklük ifadenin aynısıyla tamamlayın: The backup brakes engaged just in time to ____.
Cevabı göster
avert disaster
Now it's time to repay the Norse gods with a gift of your own. Kalıp ifadeler
4:04Şimdi İskandinav tanrılarına kendi hediyenle karşılık verme zamanı.
repay someone with something: iyiliğe karşılık vermek veya misilleme yapmak
Repay someone with something yapısı, birinin yaptığı şeye karşılık olarak ona bir şey vermek veya bir şey yapmak demektir. Bu karşılık olumlu ya da olumsuz olabilir; minnettarlık mı yoksa misilleme mi olduğu bağlamdan anlaşılır. Bu cümlede İskandinav tanrılarının daha önce yaptığı bir kötülüğe karşılık veriliyor. Gift yüzeyde dostça duyulur, ancak misillemeyi hediye diye adlandırmak hafif bir ironi yaratır. Bu nedenle repay burada karşılığını vermek veya misilleme yapmak anlamına daha yakındır.
Alıştırma
Hangi cümlede repay ... with ... önceki bir zarara misilleme yapmak anlamında açıkça kullanılmıştır?
- Priya repaid her neighbor's kindness with a homemade meal.
- After Leo hid her backpack, Maya repaid him with an equally annoying prank.
- Omar repaid the money he had borrowed.
Cevabı göster
After Leo hid her backpack, Maya repaid him with an equally annoying prank.
Treat yourself to the gift of learning with brilliant.org. Ton ve niyet
4:11Kendinizi brilliant.org ile öğrenme hediyesiyle ödüllendirin.
Treat yourself to ...: kendini ödüllendirmek
Treat yourself to + isim, “ödül olarak kendinize özel bir şeyin keyfini yaşatmak” anlamına gelir. Bu cümlede “the gift of learning”, kişinin kendisine verebileceği değerli bir şey olarak sunulur; buradaki treat, “tıbbi tedavi uygulamak” anlamına gelmez. Yapı emir cümlesi biçiminde olsa da katı bir emirden çok sıcak bir davet işlevi görür. Reklamlarda ve dostça önerilerde, bir satın alma veya deneyimi olumlu bir öz ödül olarak göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü Treat yourself to ... yapısıyla tamamlayın: After a long week, ____ a quiet dinner at your favorite restaurant.
Cevabı göster
treat yourself to
Brilliant's interactives allow you to learn by doing, Dilbilgisi
4:14Brilliant'ın interaktif araçları yaparak öğrenmenize olanak tanır,
allow someone to do ... by doing: mümkün kılmak ve yöntemi göstermek
allow + kişi + to + fiilin yalın hâli, “birinin bir şeyi yapmasını mümkün kılmak” ya da başka bağlamlarda “izin vermek” anlamına gelir. Burada etkileşimli içerikler öğrenme olanağını ve koşullarını sağlar; izin veren bir kişi yoktur. by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bu nedenle learn by doing, öğrenmenin ne zaman gerçekleştiğini değil, uygulama yaparak öğrenmeyi ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle yöntemi göstermek için allow + kişi + to + fiil ve by + -ing yapılarını doğru kullanır?
- The app allows beginners to practice pronunciation by speaking into a microphone.
- The app allows beginners to practice pronunciation after speaking into a microphone.
- The app allows beginners practice pronunciation by speaking into a microphone.
Cevabı göster
The app allows beginners to practice pronunciation by speaking into a microphone.
you're sure to find something that appeals to you. Kalıp ifadeler
4:20size hitap eden bir şeyler bulacağınızdan emin olabilirsiniz.
appeal to someone: birine çekici veya ilgi çekici gelmek
Bir şey, etkinlik ya da fikir appeals to someone yapısında kullanıldığında, o kişiyi çeker veya ilgisini uyandırır. Burada that appeals to you, something sözcüğünü niteler; yani büyük olasılıkla hoşuna gidecek veya ilgini çekecek bir şeyi anlatır. appeal fiilinin öznesi çekici bulunan şeydir; ilgilenen kişi ise to’dan sonra gelir: something appeals to someone. appeal, ardından gelen yapıya göre farklı bir anlam taşıyabileceğinden bu anlamı çevresindeki yapıya bakarak belirleyin.
Alıştırma
Hangi cümlede appeal to, “birine çekici veya ilgi çekici gelmek” anlamındadır?
- The coach appealed to the players to stay calm.
- The lawyer will appeal the decision next week.
- The quiet reading room appeals to students who need to focus.
Cevabı göster
The quiet reading room appeals to students who need to focus.
for 30 days free and 20% off an annual subscription.
4:2530 günlük ücretsiz deneme ve yıllık abonelikte %20 indirim fırsatını kaçırmayın.