Lanetli zar bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
661 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Mitolojik bir çerçevede sunulan bulmaca, birinde dörtten büyük hiçbir sayı bulunamazken iki altı yüzlü zarın nasıl yeniden numaralandırılacağını soruyor; amaç, sıradan zarların bütün toplam frekanslarını korumak. Olasılık tablosu ve eleme yöntemi, Sicherman zarları olarak bilinen tek alternatif çözümü ortaya çıkarıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. so that when rolled and summed, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: so that ifadesinin ulaşılması gereken amacı sunduğunu, kısaltılmış edilgen yan cümle when rolled and summed ifadesinin ise zarlara yapılan işlemi özlü biçimde anlattığını kavrayın. Böylece önerilen bir yöntemi, sonucunun karşılaması gereken kesin koşulla tek cümlede ilişkilendirebilirsiniz. 2. may change, but the numbers and quantities of each sum must stay the same. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Değişmesine izin verilen unsurlarla değişmeden kalması gerekenlerin karşılaştırılmasının matematiksel bir savı nasıl düzenlediğini fark edin. Bu yapı, bir kanıtı takip ederken izin verilen değişiklikleri sabit kısıtlamalardan açıkça ayırmanıza ve çözümü anlaşılır biçimde anlatmanıza yardımcı olur. 3. with the same distribution of sums as standard dice. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: the same ... as ... yapısıyla kesin karşılaştırma kurmayı öğrenin: alternatif zarların yüzlerindeki sayılar farklı olsa da toplamların dağılımı aynıdır. Yapıyı, kuruluşları farklı olduğu hâlde ölçülebilir bir özelliği paylaşan verileri, deney sonuçlarını veya sistemleri karşılaştırmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Ah, spring.

0:07

Ah, ilkbahar.

As Demeter, goddess of the harvest, it's your favorite season. Kültür

0:08

Hasat tanrıçası Demeter olarak bu senin en sevdiğin mevsim.

Kültür

As Demeter, goddess of the harvest: eş görevli açıklamayla kimliği belirtme

As Demeter, goddess of the harvest ifadesinde goddess of the harvest ad öbeği, Demeter'i başka bir ifadeyle yeniden adlandırıp görevini açıklayan eş görevli bir açıklamadır. İki ifade de aynı karaktere gönderme yapar; iki farklı tanrıçadan söz edilmez. Demeter, hasatla ilişkilendirilen Yunan tanrıçasıdır. Bu kısa arka plan bilgisi, mevsimlerin ve doğanın bolluğunun bu karakter için neden önemli olduğunu açıklar. As Demeter, cümleyi onun rolü veya bakış açısı üzerinden kurar.

Alıştırma

Cümlede goddess of the harvest ne işe yarar?

  1. Başka bir tanrıçayı tanıtır.
  2. Demeter'in görevini belirtir.
  3. Mevsimin adını verir.
Cevabı göster

Demeter'in görevini belirtir.

Humans and animals look to you to balance the bounty of the natural world, Kalıp ifadeler

0:12

İnsanlar ve hayvanlar doğal dünyanın bereketini dengelemen için sana bakıyor,

Kalıp ifadeler

look to you to balance: birinin harekete geçmesini beklemek

Look to someone to do something, belirli bir eylemi o kişinin yapmasını beklemek veya bu konuda ona güvenmek demektir. Cümlede insanlar ve hayvanlar, you ile belirtilen kişinin dengeyi korumasını bekler; look bakışın nereye yöneldiğini anlatmaz. Kalıp özne + look(s) to + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kalıp, beklenen kişiyi çoğu zaman sorumlu, yetkin veya harekete geçme yetkisine sahip biri olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi look to someone to do something kalıbıyla tamamlayın: During an emergency, the passengers ____ give clear instructions.

Cevabı göster

look to the crew to

which, like any self-respecting goddess, Deyimler

0:17

ki sen de kendine saygısı olan her tanrıça gibi bunu

you do with a pair of magical dice.

0:20

sihirli bir çift zarla yapıyorsun.

Deyimler

like any self-respecting goddess: adına layık üye ölçütüyle yapılan şaka

like any self-respecting goddess ifadesinde self-respecting öncelikle tanrıçanın sağlıklı bir öz saygıya sahip olduğunu anlatmaz. any self-respecting + rol veya grup adı kalıbı, o grubun düzgün ya da adına layık herhangi bir üyesi anlamına gelir. Burada, adına layık bir tanrıçanın sihirli zarları doğal olarak kullanacağı ima edilir. Anlatıcı bu hayalî ölçütü apaçık bir gerçekmiş gibi söyler. Saçma bir fikrin ciddi bir güvenle anlatılması, eğlenceli ve abartılı bir mizah yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede like any self-respecting goddess neyi ima ediyor?

  1. Tanrıçanın öz saygısını ciddi biçimde değerlendirir.
  2. Sihirli zar kullanmayı, adına layık her tanrıçanın doğal olarak yapacağı bir şeymiş gibi mizahla sunar.
  3. Tanrıçanın diğer bütün tanrıçalara saygı duyduğunu söyler.
Cevabı göster

Sihirli zar kullanmayı, adına layık her tanrıçanın doğal olarak yapacağı bir şeymiş gibi mizahla sunar.

Every day, you roll the dice at dawn,

0:22

Her gün şafak vakti zarları atıyorsun,

and all lands that match the sum of the two dice produce their resources.

0:25

ve iki zarın toplamına eşleşen tüm topraklar kendi kaynaklarını üretiyor.

The resulting frequency of sums across the season keeps your land in perfect harmony. Kalıp ifadeler

0:30

Sezon boyunca toplamların ortaya çıkma sıklığı, topraklarını kusursuz bir uyum içinde tutuyor.

Kalıp ifadeler

keep ... in perfect harmony: uyumlu bir durumu sürdürmek

keeps your land in perfect harmony ifadesinde keep, bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Kalıp keep + nesne + in harmony şeklindedir: your land nesnedir ve in perfect harmony devam eden durumu belirtir. Buradaki harmony müzikle ilgili değildir. Toprağın ve doğal sisteminin parçalarının uyumlu ve dengeli kalması anlamına gelir; perfect ise yalnızca bu düşünceyi güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. keeps sözcüğünden sonra the whole team, ardından in harmony yazın: Clear communication keeps ____ during a busy project.

Cevabı göster

the whole team in harmony

Any other rates would spell ruin, Deyimler

0:36

Başka herhangi bir oran yıkım demek olurdu,

Deyimler

would spell ruin: yıkıcı sonuçlar doğurmak

Burada spell, bir kelimenin harflerini söylemek değil, “anlamına gelmek veya yol açmak” demektir. would spell ruin yapısında öznenin anlattığı durumun yıkım sonucuna yol açacağı belirtilir. spell + ciddi bir olumsuz sonuç yapısı, ağır sonuçlar konusunda uyarıda bulunmak veya bu sonuçları vurgulamak için kullanılır. Sadece cause a problem demekten daha güçlü ve dramatik bir tınısı vardır.

Alıştırma

spell kelimesinin “harfleri yazmak” değil, “ciddi bir sonuca yol açmak” anlamında kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. The teacher asked Maya to spell the word ruin aloud.
  2. A major security breach could spell ruin for the small company.
  3. A child could spell the word ruin with magnetic letters.
Cevabı göster

A major security breach could spell ruin for the small company.

and that's why it was particularly rotten when Loki, the Norse trickster god, Kültür

0:38

ve işte bu yüzden İskandinav kurnazlık tanrısı Loki'nin,

invaded your land and cursed your dice,

0:43

topraklarını istila edip zarlarını lanetlemesi ve

causing all the dots to fall off. Öbek fiiller

0:46

zarların üzerindeki tüm noktaların düşmesine neden olması özellikle iğrençti.

Kültür

Loki, the Norse trickster god: appositive rol etiketi

Loki, İskandinav mitolojisinden bir figürdür; trickster god ise kurnazca aldatma, şakalar ve düzen bozuculukla ilişkilendirilen bir tanrı için kullanılan bir rol etiketidir. Bu ifade Loki’nin mitolojide bilinen karakterini anlatır; yalnızca o anda yaptığı şeyi anlatmaz. Virgüller arasındaki ifade bir appositive, yani açıklayıcı eş görevli yapıdır: Loki’yi yeniden tanımlar ve adı zaten verilmiş karakter hakkında arka plan bilgisi ekler. Bu etiket, hikâyede kuralları çiğnemesini veya sorun çıkarmasını beklememizi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede the Norse trickster god ifadesi hangi işlevi görür?

  1. Loki hakkında arka plan bilgisi ekler ve onun mitolojik rolünü belirtir.
  2. Loki’nin yanında duran ikinci bir karakteri tanıtır.
  3. Loki’nin Norveç’ten gelen modern bir sihirbaz olduğunu söyler.
Cevabı göster

Loki hakkında arka plan bilgisi ekler ve onun mitolojik rolünü belirtir.

Öbek fiiller

fall off: bir yüzeyden ayrılıp düşmek

fall off ifadesinde off, bir yüzeyden veya nesneden ayrılmayı belirtir. Burada noktalar zara bağlıydı ve zarın yüzlerinden ayrılıyorlar; ifade yalnızca aşağı doğru hareket ettikleri anlamına gelmez. Ayrılan şey cümlenin öznesidir: the dots fall off. Kaynak, A button fell off my coat örneğindeki gibi off sözcüğünden sonra belirtilebilir veya bağlamdan belliyse söylenmeyebilir.

Alıştırma

Bir düğmenin paltodan koptuğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. A button fell over my coat in the wash.
  2. A button fell off my coat in the wash.
  3. A button fell down my coat in the wash.
Cevabı göster

A button fell off my coat in the wash.

When you try to reaffix them,

0:49

Noktaları yeniden yapıştırmaya çalıştığında,

you find that one die won't accept more than four dots on any of its sides, Kelime

0:51

bir zarın hiçbir yüzünde dörtten fazla nokta kabul etmediğini fark ediyorsun,

though the other has no such constraint. Kalıp ifadeler

0:57

fakat diğerinde böyle bir kısıtlama yok.

Kelime

won't accept more than four dots: insan olmayan özneyle accept

Özne bir nesne veya sistem olduğunda accept, “belirli bir girdiye ya da yapılandırmaya izin vermek, onu almak veya barındırmak” anlamına gelebilir. won't accept more than four dots, zarın herhangi bir yüzünde dörtten fazla nokta bulunamayacağı anlamındadır. Buradaki won't, bilinçli bir reddi değil, yerleşik bir kuralı veya kısıtlamayı anlatır. X won't accept more than Y kalıbı; bir cihazın, formun, nesnenin veya sistemin izin verdiği üst sınırı belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

“This form won't accept passwords longer than 20 characters.” cümlesinde accept ne anlama gelir?

  1. Bir şeye geçerli girdi olarak izin vermek.
  2. Birinin görüşüne katılmak.
  3. Bir hediyeyi kibarca almak.
Cevabı göster

Bir şeye geçerli girdi olarak izin vermek.

Kalıp ifadeler

no such constraint: önceki bir sınıra gönderme yapmak

no such constraint ifadesindeki such, daha önce söz edilen bir kısıtlamaya gönderme yapar. Burada diğer nesnenin daha önce belirtilen sınıra tabi olmadığı anlamına gelir; yeni bir kısıtlama getirmez. no such + tekil isim kalıbı, kuralın tamamını tekrarlamadan iki durumu karşılaştırmanı sağlar: birinde bir sınır varken diğerinde o tür bir sınır yoktur.

Alıştırma

Daha önce belirtilen bir sınıra no such constraint ile doğru biçimde gönderme yapan cümle hangisidir?

  1. The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has no such constraint.
  2. The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has no this constraint.
  3. The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has not such constraint.
Cevabı göster

The basic plan limits uploads to ten files, but the premium plan has no such constraint.

You can use Hephaestus's furnace to seal the dots in place before the sun rises, Kalıp ifadeler

1:00

Noktaları güneş doğmadan önce yerlerine mühürlemek için Hephaistos'un ocağını kullanabilirsin,

but once sealed,

1:05

fakat bir kez mühürlendiğinde,

you can't move or remove them again.

1:07

onları bir daha hareket ettiremez veya çıkaramazsın.

Kalıp ifadeler

seal the dots in place: noktaları hareket edemeyecek şekilde sabitlemek

Seal the dots in place, noktaları hareket edemeyecek veya yerlerinden çıkamayacak şekilde seçilen konumlarına sıkıca sabitlemek demektir. Kalıp seal + nesne + in place şeklindedir. Buradaki seal, bir zarfı ya da kabı kapatmaktan daha geniş bir anlama sahiptir. Fırının kullanılması ve noktaların sonradan hareket ettirilemeyeceği ya da çıkarılamayacağı uyarısı, yerleşimin kalıcı hâle geldiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi seal ... in place ile tamamla: A thin coat of resin will ____ the small stones ____.

Cevabı göster

seal · in place

How can you craft your dice

1:10

Zarlarını nasıl hazırlamalısın ki

so that when rolled and summed, Dilbilgisi

1:12

atılıp toplandığında,

every total comes up with the exact same frequency as it would with standard six-sided dice? Kalıp ifadeler

1:14

her toplam standart altı yüzlü zarlarla aynı sıklıkta gelsin?

Dilbilgisi

so that when rolled and summed: amaçlanan sonuç ve kısaltılmış edilgen yan cümle

So that, zarların tasarlanmasıyla ulaşılması gereken sonucu tanıtır. Zarları yapma yöntemiyle ardından gelen gerekli sonucu birbirine bağlar. When rolled and summed, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. when the dice are rolled and summed biçiminde açılabilir; summed, görünen sayıların toplanması anlamına gelir. Rolled ve summed geçmiş zaman ortacı görevindedir; bağlamdan anlaşılan özne ve are düşürülmüştür. Bu yüzden eylemleri zarlar yapmaz, eylemler zarlara uygulanır.

Alıştırma

Hangi cümle bir hedefi tanıtmak için so that, edilgen eylemleri belirtmek için de when + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanıyor?

  1. Build the model so that, when folded and locked, it stands upright.
  2. Build the model when so that folded and locked, it stands upright.
  3. Build the model so that, when folding and locking, it stands upright.
Cevabı göster

Build the model so that, when folded and locked, it stands upright.

Kalıp ifadeler

comes up with the exact same frequency: bir sonucun gelme sıklığı

Burada comes up, tekrarlanan zar atışlarında bir sonucun “gelmesi” veya “elde edilmesi” anlamındadır. With the exact same frequency, bir sonucun ne sıklıkta geldiğini belirtir. Bu karşılaştırma bütün toplamların eşit olasılıklı olduğunu söylemez; her toplamın, standart altı yüzlü zarlarda aynı toplamın geldiği sıklıkta geldiğini söyler. Sözcüklerin nasıl gruplandığı önemlidir: ifade comes up + with the exact same frequency biçiminde ayrılmalıdır. Bu, “bir fikir bulmak” anlamındaki come up with değildir; çünkü every total bir fikir öneren kişi veya grup değil, olası bir sonuçtur.

Alıştırma

'The number eight comes up with the same frequency as the number nine' ne anlama gelir?

  1. Sekiz, dokuz için bir sıklık icat eder.
  2. Sekiz ve dokuz toplanarak aynı toplam elde edilir.
  3. Sekiz, dokuz kadar sık gelir.
Cevabı göster

Sekiz, dokuz kadar sık gelir.

Normal dice can roll any sum from two to 12,

1:29

Normal zarlar iki ile 12 arasındaki herhangi bir toplamı verebilir,

but sums in the middle tend to come up more frequently than ones on the ends. Kalıp ifadeler

1:33

ancak ortadaki toplamlar uçlardakilerden daha sık gelme eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

tend to come up more frequently: genel bir istatistiksel eğilimi anlatmak

tend to + fiilin yalın hâli yapısında tend to, garanti edilen bir sonucu değil, genel bir eğilimi belirtir. Buradaki come up fiil öbeği, zarlar tekrar tekrar atıldığında bir sonucun “gelmesi” anlamındadır. More frequently, sonuçların ne sıklıkla ortaya çıktığını karşılaştırır. Bu nedenle tend to come up more frequently, ortadaki toplamların çok sayıda atışta daha sık geldiğini, ancak tek bir atışta başka bir sonucun da gelebileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin her zaman gerçekleştiğini iddia etmeden genel bir eğilimi doğru biçimde anlatır?

  1. On hot days, this room tends to warm up quickly.
  2. On hot days, this room tends warming up quickly.
  3. On hot days, this room must warm up quickly every time.
Cevabı göster

On hot days, this room tends to warm up quickly.

We can see the odds of rolling any sum by making a table Notlar

1:38

Herhangi bir toplamı atma ihtimalini bir tablo yaparak görebiliriz;

Kelime

odds of rolling any sum: olasılık bağlamlarında gerçekleşme ihtimali

Olasılık ve oyun bağlamlarında odds, bir olayın gerçekleşme ihtimalini ifade eder. The odds of rolling any sum, zarlar atıldığında olası toplamların her birinin gelme ihtimali anlamındadır. Yapı the odds of + isim veya -ing biçimidir. Burada rolling, atma olayının adıdır. Odds burada olasılıkla ilgili bir isimdir; tek sayılar veya garip anlamına gelmez.

Alıştırma

Soruyu açıklamadaki iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: What are the ____ catching the early bus?

Cevabı göster

odds of

with all the possibilities for one die represented on the top,

1:42

bir zarın tüm olasılıkları üstte,

and those for the other on the side.

1:46

diğerininki ise yanda gösterilir.

Dilbilgisi

by making a table: yöntem bildiren by + fiilin -ing biçimi

By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by making a table, olasılıkları nasıl görebileceğimizi belirtir: kullanılan yöntem tablo hazırlamaktır. Bu yapıda by bir edattır, bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by making denir; by make veya by to make denmez. "How is the result achieved?" sorusu, yapının yöntem belirtip belirtmediğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi by ve draw fiilinin -ing biçimiyle tamamla: Maya solved the puzzle ____.

Cevabı göster

by drawing

The table lets us see at a glance that there are six ways to roll a seven, Notlar

1:48

Tablo, bir bakışta yedi atmanın altı yolu olduğunu,

Kalıp ifadeler

at a glance: hızlı bir bakışta anlamak

At a glance, her ayrıntıyı incelemeden tek bir hızlı bakışın ardından anlamak demektir. Bu cümlede tablo, bilgileri altı kombinasyonu hemen görebileceğimiz kadar açık biçimde düzenler. Bu ifade özellikle grafik, liste, özet ve ekranlarda hızlıca anlaşılabilen bilgileri anlatır. Uzun veya dikkatli bir inceleme anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “tek bir hızlı bakışın ardından” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamla: The color-coded schedule shows the whole week ____.

Cevabı göster

at a glance

but only two ways to roll a three.

1:53

ancak üç atmanın yalnızca iki yolu olduğunu görmemizi sağlar.

Dilbilgisi

there are six ways to roll: olası yolların sayısını belirtmek

there are + number + ways to + verb yapısı, bir sonucu ortaya çıkarabilecek kaç farklı yöntem veya olasılık bulunduğunu belirtir. Sayı çoğul olduğunda there are ve ways; yalnızca bir seçenek olduğunda there is one way kullanılır. Buradaki ways, yolları veya farklı zar atma tekniklerini değil, farklı zar kombinasyonlarını ifade eder. to roll a seven, bu kombinasyonların ortaya çıkardığı sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi there are + number + ways to + verb yapısıyla tamamlayın. Harita tam olarak dört güvenli rota gösteriyor: ____ cross the river safely.

Cevabı göster

There are four ways to

This also gives us an approach to crafting our new set of dice. Kalıp ifadeler

1:56

Bu aynı zamanda yeni zarlarımızı hazırlamak için bize bir yöntem sunar.

Kalıp ifadeler

gives us an approach to crafting: bir yöntem sunmak

Give someone an approach to doing something, bir kişiye veya gruba bir görevi ele almak için yöntem ya da yararlı bir yön sunmak anlamına gelir. Bu cümlede yöntemi alan us, yöntemin yardımcı olduğu görev ise crafting our new set of dice bölümüdür. approach to crafting ifadesinde to, approach sözcüğüne bağlı bir edattır. Ardından bir fiil geldiğinde approach to crafting ve approach to solving örneklerindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Buradaki to, way to craft yapısındaki mastar işaretiyle karıştırılmamalıdır.

Alıştırma

Parantezdeki fiili ve approach to + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The workshop gave our team a clear approach to ____ disagreements calmly. (handle)

Cevabı göster

handling

Matching the original sum frequencies means that the locations of the sums in this table may change, Notlar

2:00

Orijinal toplam sıklıklarıyla eşleşmek, bu tablodaki toplamların yerlerinin değişebileceği,

but the numbers and quantities of each sum must stay the same.

2:07

ancak her toplamın sayılarının ve miktarlarının aynı kalması gerektiği anlamına gelir.

Dilbilgisi

Matching the original sum frequencies means: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği

Matching the original sum frequencies, adlaşmış tek bir -ing öbeğidir ve öbeğin tamamı means fiilinin öznesidir. Bir eylemi veya gerekliliği hakkında konuşulacak bir konu hâline getirir; matching önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için bu yapı şimdiki zamanın devam biçimi değildir. Tekil means fiili, bu gerekliliğin mantıksal sonucunu that yan cümlesiyle açıklar. “-ing eylem öbeği + means that...” kalıbı, bir süreç veya koşulu sonucun başlangıç noktası yapan açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Eylemi özne yapmak için choose fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the earlier train means that we will arrive before noon.

Cevabı göster

Choosing

Anlatım akışı

may change, but ... must stay the same: esnek ve sabit bilgi

Cümle önce esnek olan kısmı belirtir: toplamların yerleri may change. Ardından but, dikkati sabit kalması gereken kısma yöneltir: her toplamın değeri ile görülme sayısı must stay the same. Kip belirten fiiller farklı güçler taşır. Burada may, değişikliğe izin verildiğini; must ise bir zorunluluğu gösterir. A may change, but B must stay the same kalıbında but sonrasındaki bilgi, genellikle çözümü belirleyen kısıtlamadır.

Alıştırma

Esnek kısımda may ile change, sabit kısımda must ile stay the same kullanın: The route ____, but the destination ____.

Cevabı göster

may change · must stay the same

In other words, Anlatım akışı

2:11

Başka bir deyişle,

there still must be exactly one two,

2:12

yine de tam olarak bir adet iki,

two threes, and so on. Kalıp ifadeler

2:15

iki adet üç ve bu şekilde devam etmesi gerekir.

Anlatım akışı

Yeniden ifade etme işareti olarak In other words

In other words, konuşmacının aynı düşünceyi daha açık veya somut bir biçimde ifade edeceğini gösterir. Burada sonraki sayılar önceki kuralı yeniden anlatır; yeni bir koşul eklemez. Cümlenin başında kullanıldığında soyut bir ifadeyi onunla aynı anlama gelen bir açıklamaya bağlar. Ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Bu cümlede In other words neyi gösteriyor?

  1. Kurala yeni bir istisna ekleniyor.
  2. Önceki kural geri çekiliyor.
  3. Aynı kural daha somut bir şekilde yeniden ifade ediliyor.
Cevabı göster

Aynı kural daha somut bir şekilde yeniden ifade ediliyor.

Kalıp ifadeler

Öngörülebilir bir devamı gösteren and so on

And so on, bir listenin aynı görünür kategoriye veya düzene uyan başka ögelerle devam ettiğini anlatır. Burada önceki sayılar bir düzen oluşturduğu için sonraki sayılar söylenmeden bırakılabilir. Bu ifade yalnızca atlanan devamı tahmin etmek makul ölçüde kolaysa kullanılır; ilgisiz veya önemli bilgileri atlamak için genel bir gerekçe değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The folders are labeled A, B, C, ____.

Cevabı göster

and so on

To start, we've got to roll that two, Kelime

2:17

Başlangıç olarak, o ikiyi atmak zorundayız,

and since we have to use positive whole numbers, there's only one choice. Kelime

2:20

ve pozitif tam sayılar kullanmak zorunda olduğumuz için tek bir seçenek var.

Kelime

we've got to: konuşma dilinde gereklilik

We've got to, we have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “yapmalıyız” veya “yapmamız gerekiyor” anlamına gelir; yani konuşmacı gerekli bir ilk adımı belirtiyor. Have got to ifadesini tek bir yapı olarak düşünün; got burada “elde ettik” anlamına gelmez. Yapı have/has got to + fiilin yalın hâlidir: we've got to roll. Özellikle şu anki veya acil bir gerekliliği belirtirken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi we've got to ile tamamlayın: The doors close in one minute, so ____ hurry.

Cevabı göster

we've got to

Kelime

positive whole numbers: sıfırdan büyük tam sayılar

Positive whole numbers, sayma sayıları olan 1, 2, 3 ve devamını ifade eder. Kesirli veya ondalık kısımları yoktur ve positive, sıfırdan büyük oldukları anlamına gelir; bu yüzden 0 dâhil değildir. Bu cümlede ifade, izin verilen değerlere matematiksel bir sınırlama getiriyor. Her değer bir positive whole number olmak zorunda olduğundan 0, -1 ve 1.5 gibi seçenekler elenir.

Alıştırma

Hangi seçenek yalnızca positive whole numbers içerir?

  1. 1, 2, 3
  2. -1, 1, 2
  3. 1.5, 2, 3
  4. 0, 1, 2
Cevabı göster

1, 2, 3

Each die needs a one on it.

2:24

Her zarın üzerinde bir tane bir olmalıdır.

What else do we know?

2:26

Başka ne biliyoruz?

Assuming we have a four, Dilbilgisi

2:28

Elimizde bir dört olduğunu varsayarsak,

the highest number possible on the cursed die,

2:29

ki bu lanetli zarda mümkün olan en yüksek sayıdır,

the other one would need an eight in order to have one way to roll 12. Dilbilgisi

2:33

12 atmanın bir yolu olması için diğer zarın sekize ihtiyacı olacaktır.

Dilbilgisi

Assuming we have a four: akıl yürütmek için koşul belirleme

Assuming we have a four geçici bir koşul kurar: sonraki adım için zarlardan birinde dört olduğunu kabul ederiz. Bu, durumun daha önce kanıtlandığı anlamına gelmez. assuming + tümce yapısı önce koşulu verir, cümlenin geri kalanı da bu koşuldan çıkan sonucu açıklar. Buradaki sonuç, diğer zarda sekiz bulunması gerektiğidir.

Alıştırma

Hangi cümlede assuming, akıl yürütme amacıyla geçici bir koşul sunar?

  1. Assuming the forecast is correct, the game will end before the storm.
  2. The forecast is correct because the game will end before the storm.
  3. The game ended before the forecast was checked.
Cevabı göster

Assuming the forecast is correct, the game will end before the storm.

Dilbilgisi

in order to have: amacı açıkça belirtme

In order to have bir amaç belirtir. Diğer zarda sekiz bulunmasının amacı, toplam 12’yi atmanın yalnızca bir yolunu bırakmaktır. in order to + fiilin yalın biçimi kullanılır; burada have yalın biçimdedir. in order to ifadesini bu amaca ulaşmak için anlamına gelen tek bir amaç bağlayıcısı olarak okuyun; in order ifadesini sırayla anlamında düşünmeyin.

Alıştırma

Cümleyi in order to have ile tamamlayın: We left early ____ enough time for breakfast.

Cevabı göster

in order to have

In fact, we know we require a single one and a single four on the cursed die, Notlar

2:38

Aslında, lanetli zarda tek bir bir ve tek bir dört olması gerektiğini biliyoruz,

Kelime

require a single one and a single four: kesin bir kısıt

Bu akıl yürütme bağlamında require, kuralların veya koşulların belirli bir düzeni gerekli kıldığı anlamına gelir. Gerekliliği ortaya koyan bir kişi değil, mantıktır. A single one and a single four, tam olarak bir tane 1 ve bir tane 4 anlamına gelir. Burada single miktarı belirtir; «bekâr» veya «yalnız» anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi kesin miktar bildiren a single ... and a single ... yapısıyla tamamlayın: The design requires ____ entrance and ____ exit.

Cevabı göster

a single · a single

or we'd have too many ways to roll a two or a 12. Dilbilgisi

2:43

aksi takdirde bir iki veya 12 atmanın çok fazla yolu olurdu.

Anlatım akışı

In fact: daha kesin bir sonuca geçiş işareti

In fact, konuşanın önceki akıl yürütmeden daha güçlü ve kesin bir noktaya geçtiğini gösterir. Burada, konuşanın artık gerekli olduğunu bildiği bir koşulu sunar. Önceki ifadeyi güçlendirebilir, açıklığa kavuşturabilir veya düzeltebilir. Bu cümlede ilgisiz bir gerçeğe geçmez; akıl yürütmeyle desteklenen bir sonucu işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede In fact ne işe yarıyor?

  1. Akıl yürütmeden çıkan daha kesin bir sonucu sunar.
  2. Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
  3. Konuşanın hayalî olduğunu bildiği bir koşulu belirtir.
Cevabı göster

Akıl yürütmeden çıkan daha kesin bir sonucu sunar.

Dilbilgisi

or we'd have...: or sözcüğünün “yoksa” anlamı

Burada or, “yoksa” anlamına gelir. Önceki koşul yerine getirilmediğinde ortaya çıkacak sonucu belirtir; eşit değerde ikinci bir seçenek sunmaz. we'd have too many ways to roll ifadesinde we'd, we would anlamındadır; dolayısıyla sonuç varsayımsaldır. Too many, sayının kuralın izin verdiğinden fazla olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: gereklilik veya eylem + or + sonuç.

Alıştırma

Hangi cümlede or, “yoksa” anlamında kullanılarak bir sonucu belirtiyor?

  1. Save your work now, or you'll lose the latest changes.
  2. Would you like tea or juice?
  3. We can meet on Tuesday or Thursday.
Cevabı göster

Save your work now, or you'll lose the latest changes.

So, the cursed die's remaining four sides must have a mix of twos and threes. Kalıp ifadeler

2:48

Dolayısıyla, lanetli zarın kalan dört yüzünde ikiler ve üçlerin bir karışımı olmalıdır.

Kalıp ifadeler

must have a mix of twos and threes: iki türü bir arada gösteren a mix of A and B

a mix of A and B kalıbında mix, iki türü de içeren bir birleşimi anlatan isimdir. Burada kalan dört yüzde bazı 2'ler ve bazı 3'ler bulunmalıdır. Bu kalıp iki türün sayıca eşit olduğunu söylemez. Twos ve threes burada çoğul isimdir; 2 yazan yüzleri ve 3 yazan yüzleri belirtir. Must, bu düzenlemenin yalnızca mümkün değil, gerekli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The event offers ____ live music and comedy.

Cevabı göster

a mix of

If we have three or four twos, Dilbilgisi

2:54

Eğer üç veya dört tane ikiye sahip olursak,

we can roll the sum three too many ways.

2:56

üç toplamını gereğinden fazla şekilde atabiliriz.

Dilbilgisi

If we have..., we can...: koşuldan sonuca akıl yürütme

Cümle, bir koşulu olası bir sonuca bağlamak için If + geniş zaman, can + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Düzenlemede üç ya da dört tane iki bulunması koşuldur; toplamı üç yapan daha fazla atış birleşiminin mümkün olması ise sonuçtur. Burada can, birinin bir beceri öğrendiğini değil, bu sonucun mümkün hâle geldiğini belirtir. Too many, sorunun izin verdiğinden fazla demektir; bu nedenle sonuç, söz konusu düzenlemenin elenmesi gerektiğine kanıt oluşturur.

Alıştırma

Hangi ifade cümlenin akıl yürütmesini doğru açıklar?

  1. Üç ya da dört tane iki bulunması, toplamı üç yapmayı imkânsız hâle getirir.
  2. Üç ya da dört tane iki bulunması, her atışın toplamını üç yapar.
  3. Üç ya da dört tane iki bulunması, toplamı üç yapmanın sorunun izin verdiğinden daha fazla yolunu oluşturur.
Cevabı göster

Üç ya da dört tane iki bulunması, toplamı üç yapmanın sorunun izin verdiğinden daha fazla yolunu oluşturur.

Similarly, if we have three or four threes, Anlatım akışı

2:59

Benzer şekilde, üç veya dört tane üçe sahip olursak,

we'd get the sum 11 too often.

3:01

11 toplamını çok sık elde ederiz.

Anlatım akışı

Similarly: paralel akıl yürütme çizgilerini bağlama

Similarly, dinleyiciye sıradaki durumun önceki durumla aynı örüntüyü veya ilkeyi izlediğini bildiren bir söylem belirtecidir. İlgisiz yeni bir nokta sunmak yerine fikirleri benzerlik yoluyla birbirine bağlar. Burada çok fazla iki bulunmasına ilişkin akıl yürütme, çok fazla üç bulunması durumuna paralel olarak uygulanır. Similarly, dinleyicinin önceki akıl yürütmeyi yeni duruma taşımasını sağlar.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Similarly dinleyiciye ne anlatır?

  1. Sıradaki durum, önceki durumla aynı tür akıl yürütmeyi izler.
  2. Konuşmacı önceki akıl yürütmeyi kullanmadan son cevabı verir.
  3. Konuşmacı önceki duruma karşı çıkmak üzeredir.
Cevabı göster

Sıradaki durum, önceki durumla aynı tür akıl yürütmeyi izler.

So, the only possibility is for the cursed die to have two twos and two threes. Dilbilgisi

3:04

Yani tek olasılık, lanetli zarda iki tane iki ve iki tane üç olmasıdır.

Dilbilgisi

the only possibility is for the cursed die to have: geriye kalan tek sonuç

the only possibility is for + isim veya zamir + to + fiil kalıbı, diğer seçenekler elendikten sonra geriye kalan tek sonucu ya da eylemi belirtir. Bu cümlede for the cursed die to have... geriye kalan zar düzenini ifade eder. Buradaki possibility, yalnızca bu sonucun gerçekleşebileceği anlamına gelmez. Only sözcüğü, bunu sınırlara veya kanıtlara hâlâ uyan tek sonuç hâline getirir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. Cevabınızda us ve use bulunmalıdır: All other doors are locked, so ____ the back entrance.

Cevabı göster

the only possibility is for us to use

With one die completed, Dilbilgisi

3:10

Bir zarı tamamladıktan sonra,

we should be able to figure out the missing values on the second. Öbek fiiller

3:12

ikinci zar üzerindeki eksik değerleri bulabilmeliyiz.

Dilbilgisi

With one die completed: with + isim + past participle

With + isim + past participle yapısı, ismin eylem sonucunda oluşan duruma zaten gelmiş olduğunu gösterir ve bu durumu ana cümlenin arka planı olarak kullanır. With one die completed ifadesinde completed, one die'ın durumunu açıklar; zarın bir şeyi tamamladığını söylemez. Baştaki ifade yeni bir aşamaya geçildiğini kısa ve etkili biçimde gösterir: ilk zar tamamlanınca ikinci zardaki eksik değerler bulunabilir. Burada with, “bu artık doğru olduğuna göre” anlamındadır; “kullanarak” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, tamamlanmış bir arka plan durumunu belirtmek için with + isim + past participle yapısını kullanır?

  1. With the crew completing the repairs, the road remained closed.
  2. With the repairs completed, the road reopened.
  3. After the crew completed the repairs, the road reopened.
Cevabı göster

With the repairs completed, the road reopened.

Öbek fiiller

figure out: akıl yürüterek cevaba ulaşmak

Figure out, düşünerek, hesaplayarak, deneyerek veya akıl yürüterek bir cevaba ulaşmak ya da bir şeyi anlamak demektir. Bu cümlede, bilinen bilgiler eksik değerleri hesaplamayı mümkün kılmalıdır. Burada figure, sayı veya kişi gibi bağımsız anlamlarında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Hangi cümle bir cevaba akıl yürüterek ulaşmayı en iyi biçimde vurgular?

  1. We wrote down the code before lunch.
  2. We figured out the code by testing each pattern.
  3. We found out the code from a message.
Cevabı göster

We figured out the code by testing each pattern.

First, we need one more way to make 10 and four,

3:16

İlk olarak, 10 ve dört yapmak için bir yola daha ihtiyacımız var,

so we must have one three and one six. Anlatım akışı

3:20

bu yüzden bir tane üçümüz ve bir tane altımız olmalı.

Anlatım akışı

so we must have: zorunlu bir sonucu belirtmek

So we must have ifadesinde so, önceki gereksinimi sonucuna bağlar; must have ise koşulların zorunlu kıldığı düzeni belirtir. Buradaki must, bir emir veya kişisel yükümlülük değil, mantıksal zorunluluk ifade eder. Dinlerken veya okurken so we must have, sıradaki bilginin akıl yürütmenin sonucu olduğunu gösterir: koşul, so we must have + gerekli öge veya miktar.

Alıştırma

Bu cümlede so we must have neyi belirtir? Every guest needs a seat, so we must have twelve chairs for twelve guests.

  1. Bir kişinin başka bir kişiye verdiği emir
  2. Oturma koşulundan çıkarılan zorunlu bir sonuç
  3. Destekleyici nedeni olmayan bir tahmin
Cevabı göster

Oturma koşulundan çıkarılan zorunlu bir sonuç

We now need one more way to make five and nine.

3:23

Şimdi beş ve dokuz yapmak için bir yola daha ihtiyacımız var.

That forces us to choose four and five for the final sides. Kalıp ifadeler

3:26

Bu bizi son yüzler için dört ve beşi seçmeye zorluyor.

Kalıp ifadeler

That forces us to choose: bir koşul seçimi kaçınılmaz kılar

That forces us to choose, daha önce belirtilen bir koşulun belirli bir seçimi zorunlu hâle getirdiği anlamına gelir. Yapı force + kişi veya nesne + to + fiilin yalın hâlidir: That koşulu, us etkilenen kişileri, to choose ise zorunlu hâle gelen eylemi gösterir. Buradaki That baskı uygulayan bir kişiyi değil, önceki gerekliliği veya sınırlamayı ifade eder. Bu ifade kuralların, sayıların, alanın, zamanın veya başka gerçeklerin ne yapılabileceğini belirlediği durumlarda kullanılır. Seçimin yalnızca bir tercih olmadığını, koşulun diğer uygulanabilir seçenekleri ortadan kaldırdığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle force ifadesini bir koşulun seçimi zorunlu kıldığını göstermek için doğal biçimde kullanır?

  1. The narrow space asks us to choose a smaller table.
  2. The narrow space forces us choosing a smaller table.
  3. The narrow space forces us to choose a smaller table.
Cevabı göster

The narrow space forces us to choose a smaller table.

Fill them in,

3:31

Onları doldurursak,

and lo and behold, Deyimler

3:32

ve işte,

Deyimler

and lo and behold: sonucu teatral biçimde ortaya koymak

Lo and behold, genellikle şaşkınlık, memnuniyet veya şakacı bir teatral hava eşliğinde dikkat çekici bir sonucu sunan kalıplaşmış bir ünlemdir. Fill them in, and lo and behold ifadesinde, değerler doldurulduktan sonra ortaya çıkan sonucun açıklanmak üzere olduğunu gösterir. Lo ve behold kelimelerini ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın. Gerçekten beklenmedik bir keşfi tanıtabilir veya konuşmacının zaten beklediği bir sonucu mizahi biçimde dramatikleştirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu dramatikleştirmek için lo and behold ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. After weeks of searching, I lo and behold the missing photo was inside.
  2. After weeks of searching, I opened an old box and, lo and behold, the missing photo was inside.
  3. After weeks of searching, I opened an old box and, lo and behold, I searched for the missing photo.
Cevabı göster

After weeks of searching, I opened an old box and, lo and behold, the missing photo was inside.

we have a distribution table

3:33

mümkün olan her toplamın orijinal zarlarımızla aynı sayıda görüldüğü

where every possible sum shows up the same number of times as with our original dice. Öbek fiiller

3:34

bir dağılım tablomuza sahip oluyoruz.

Öbek fiiller

shows up: bir sonucun verilerde görünmesi

Burada shows up, bir şeyin dağılım tablosunda görünmesi veya ortaya çıkması anlamındadır. Özne every possible sum olduğu için ifade, bir kişinin gelmesini değil, bir veri sonucunun tabloda bulunmasını anlatır. Bu kullanım sıklıktan söz etmeyi de sağlar: her toplam, göründüğü her seferde sayılabilir. Aynı gündelik anlam, tablolarda, grafiklerde veya başka verilerde görünen örüntüler, hatalar ve ayrıntılar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The same pattern shows up in three different charts. Burada shows up ne anlama geliyor?

  1. Örüntü bir toplantıya gelir.
  2. Grafikler örüntüyü gizler.
  3. Örüntü üç grafiğin hepsinde görünür.
Cevabı göster

Örüntü üç grafiğin hepsinde görünür.

The discovery of these dice was made in 1978 by George Sicherman,

3:41

Bu zarların keşfi 1978 yılında George Sicherman tarafından yapılmıştır,

which is why they're referred to as Sicherman dice. Kalıp ifadeler

3:46

bu yüzden Sicherman zarları olarak adlandırılırlar.

Kalıp ifadeler

they're referred to as Sicherman dice: edilgen adlandırma kalıbı

they're referred to as Sicherman dice ifadesinde they're, they are demektir. be referred to as + ad veya etiket kalıbı, insanların bir şeyi o adla adlandırdığını edilgen biçimde anlatır. Etken biçim refer to A as B şeklindedir: people refer to these dice as Sicherman dice. Burada as, adı tanıtır. Bu ifade adlandırmayla ilgilidir; bir şeyi birine tavsiye etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi edilgen adlandırma ifadesiyle tamamlayın: A short memorable phrase used in advertising ____ a slogan.

Cevabı göster

is referred to as

Incredibly, this is the only alternate way to make two six-sided dice

3:50

İnanılmaz bir şekilde, standart zarlarla aynı toplam dağılımına sahip

with the same distribution of sums as standard dice. Kalıp ifadeler

3:55

iki altı yüzlü zar yapmanın tek alternatif yolu budur.

Kalıp ifadeler

the same distribution ... as ...: eşit bir özelliği karşılaştırma

The same + isim + as kalıbı, belirli bir niteliğin veya ölçünün aynı olduğunu belirtir. Buradaki isim öbeği distribution of sums ifadesidir: alternatif zarların ürettiği toplamların olasılık dağılımı standart zarlarınkiyle aynıdır. Same sözcüğü zarların tamamını değil, distribution sözcüğünü niteler. Yüzlerdeki sayılar veya zarların yapısı farklı olabilir, ancak toplamların dağılımı aynı kalabilir.

Alıştırma

Cümleyi the same ... as ile tamamlayın: The new battery has ____ capacity ____ the original model.

Cevabı göster

the same · as

You send the dice to be reforged, Dilbilgisi

3:59

Felaketi önlediğinden emin olarak

confident that you've averted disaster. Kalıp ifadeler

4:01

zarları yeniden dövülmesi için gönderiyorsun.

Dilbilgisi

to be reforged: send sonrasındaki edilgen mastar

Edilgen mastar to be reforged, to + be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Send the dice ifadesinden sonra zarları gönderme amacını belirtir: zarları başka biri yeniden dövecektir. Zarlar eylemden etkilenen taraf olduğu için edilgen yapı gerekir. Cümle, zarların dövme işini yaptığını veya bu işi mutlaka sizin yapacağınızı söylemez.

Alıştırma

Heykelin restorasyon eylemine maruz kaldığını gösteren edilgen mastarla cümleyi tamamlayın: The museum sent the damaged statue ____.

Cevabı göster

to be restored

Kalıp ifadeler

avert disaster: felaketi gerçekleşmeden önce önlemek

Avert disaster ifadesinde avert, ciddi ve zararlı bir olayın gerçekleşmesini engellemek demektir. Bu ifade yalnızca tehlikeyi fark etmeyi, açıklamayı veya tehlikeye karşı uyarmayı değil, tehlikenin başarıyla önlenmesini anlatır. Buradaki you've averted yapısı present perfect zamandadır: önleme eylemi tamamlanmıştır ve konuşmacı başarılı sonucun şu an için de önemli olduğunu düşünür.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklük ifadenin aynısıyla tamamlayın: The backup brakes engaged just in time to ____.

Cevabı göster

avert disaster

Now it's time to repay the Norse gods with a gift of your own. Kalıp ifadeler

4:04

Şimdi İskandinav tanrılarına kendi hediyenle karşılık verme zamanı.

Kalıp ifadeler

repay someone with something: iyiliğe karşılık vermek veya misilleme yapmak

Repay someone with something yapısı, birinin yaptığı şeye karşılık olarak ona bir şey vermek veya bir şey yapmak demektir. Bu karşılık olumlu ya da olumsuz olabilir; minnettarlık mı yoksa misilleme mi olduğu bağlamdan anlaşılır. Bu cümlede İskandinav tanrılarının daha önce yaptığı bir kötülüğe karşılık veriliyor. Gift yüzeyde dostça duyulur, ancak misillemeyi hediye diye adlandırmak hafif bir ironi yaratır. Bu nedenle repay burada karşılığını vermek veya misilleme yapmak anlamına daha yakındır.

Alıştırma

Hangi cümlede repay ... with ... önceki bir zarara misilleme yapmak anlamında açıkça kullanılmıştır?

  1. Priya repaid her neighbor's kindness with a homemade meal.
  2. After Leo hid her backpack, Maya repaid him with an equally annoying prank.
  3. Omar repaid the money he had borrowed.
Cevabı göster

After Leo hid her backpack, Maya repaid him with an equally annoying prank.

Treat yourself to the gift of learning with brilliant.org. Ton ve niyet

4:11

Kendinizi brilliant.org ile öğrenme hediyesiyle ödüllendirin.

Ton ve niyet

Treat yourself to ...: kendini ödüllendirmek

Treat yourself to + isim, “ödül olarak kendinize özel bir şeyin keyfini yaşatmak” anlamına gelir. Bu cümlede “the gift of learning”, kişinin kendisine verebileceği değerli bir şey olarak sunulur; buradaki treat, “tıbbi tedavi uygulamak” anlamına gelmez. Yapı emir cümlesi biçiminde olsa da katı bir emirden çok sıcak bir davet işlevi görür. Reklamlarda ve dostça önerilerde, bir satın alma veya deneyimi olumlu bir öz ödül olarak göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü Treat yourself to ... yapısıyla tamamlayın: After a long week, ____ a quiet dinner at your favorite restaurant.

Cevabı göster

treat yourself to

Brilliant's interactives allow you to learn by doing, Dilbilgisi

4:14

Brilliant'ın interaktif araçları yaparak öğrenmenize olanak tanır,

Dilbilgisi

allow someone to do ... by doing: mümkün kılmak ve yöntemi göstermek

allow + kişi + to + fiilin yalın hâli, “birinin bir şeyi yapmasını mümkün kılmak” ya da başka bağlamlarda “izin vermek” anlamına gelir. Burada etkileşimli içerikler öğrenme olanağını ve koşullarını sağlar; izin veren bir kişi yoktur. by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bu nedenle learn by doing, öğrenmenin ne zaman gerçekleştiğini değil, uygulama yaparak öğrenmeyi ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle yöntemi göstermek için allow + kişi + to + fiil ve by + -ing yapılarını doğru kullanır?

  1. The app allows beginners to practice pronunciation by speaking into a microphone.
  2. The app allows beginners to practice pronunciation after speaking into a microphone.
  3. The app allows beginners practice pronunciation by speaking into a microphone.
Cevabı göster

The app allows beginners to practice pronunciation by speaking into a microphone.

and with thousands of STEM lessons,

4:18

ve binlerce STEM dersi ile

you're sure to find something that appeals to you. Kalıp ifadeler

4:20

size hitap eden bir şeyler bulacağınızdan emin olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

appeal to someone: birine çekici veya ilgi çekici gelmek

Bir şey, etkinlik ya da fikir appeals to someone yapısında kullanıldığında, o kişiyi çeker veya ilgisini uyandırır. Burada that appeals to you, something sözcüğünü niteler; yani büyük olasılıkla hoşuna gidecek veya ilgini çekecek bir şeyi anlatır. appeal fiilinin öznesi çekici bulunan şeydir; ilgilenen kişi ise to’dan sonra gelir: something appeals to someone. appeal, ardından gelen yapıya göre farklı bir anlam taşıyabileceğinden bu anlamı çevresindeki yapıya bakarak belirleyin.

Alıştırma

Hangi cümlede appeal to, “birine çekici veya ilgi çekici gelmek” anlamındadır?

  1. The coach appealed to the players to stay calm.
  2. The lawyer will appeal the decision next week.
  3. The quiet reading room appeals to students who need to focus.
Cevabı göster

The quiet reading room appeals to students who need to focus.

Visit brilliant.org/teded

4:22

brilliant.org/teded adresini ziyaret ederek

for 30 days free and 20% off an annual subscription.

4:25

30 günlük ücretsiz deneme ve yıllık abonelikte %20 indirim fırsatını kaçırmayın.