Süper güçler gerçek olsaydı: Ölümsüzlük - Joy Lin: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
636 kelime 169 kel/dk

Video açıklaması: Bu düşünce deneyi, ölümsüzlüğün gerçekten istenir olup olmadığını sorguluyor; sonsuz yaşamın zaman algısını çarpıtabileceğini, hafızayı zorlayabileceğini, ilişkileri ve evrim karşısındaki konumumuzu değiştirebileceğini, ayrıca kişiyi ağır fiziksel hasarla hayatta bırakabileceğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To a 10-year-old boy, ve To his 40-year-old mother, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki To + kişi yapısının bir bakış açısı belirlediğini öğrenin. Böylece aynı yılın iki kişinin hayatında neden çok farklı oranlara karşılık geldiğini ve her biri tarafından farklı hissedilebildiğini karşılaştırmalı biçimde anlatabilirsiniz. 2. how will you remember what happened if you were alive a thousand years ago? — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Koşullu bir retorik sorunun, çocukluğu unutmak gibi gündelik bir zorluğu nasıl uç bir senaryoya taşıdığını fark edin. Bu tekniği bilimsel bir savı sezgisel kılmak ve etkisini adım adım güçlendirmek için kullanabilirsiniz. 3. doesn't guarantee what condition you'll be alive in. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: guarantee fiilinin belirsiz bir durumu bildiren what yan cümlesini nasıl alabildiğini anlayın. Bu kalıp, bir şeyin gerçekleşeceğinin garanti edilmesiyle hangi durumda veya koşullarda gerçekleşeceğinin garanti edilmesini ayırmanızı sağlar.

Bu derste

Immortality.

0:14

Ölümsüzlük.

In movies, kings are always searching for the secret to immortality. Kalıp ifadeler

0:16

Filmlerde krallar her zaman ölümsüzlüğün sırrını ararlar.

Kalıp ifadeler

the secret to immortality: the secret to + isim veya -ing biçimi

the secret to + isim veya -ing biçimi, bir sonucu mümkün kılan anahtar ya da yöntem anlamına gelir. Burada the secret to immortality, ölümsüzlükle ilgili yalnızca gizli bir bilgi değil, ölümsüzlüğe ulaşmanın anahtarı demektir. Bu yapıda to bir edattır ve istenen sonucu gösterir. Bu nedenle ardından the secret to success örneğindeki gibi bir isim veya the secret to staying healthy örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Bu derste öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: Regular practice is ____ improving your pronunciation.

Cevabı göster

the secret to

But is immortality really a good thing? Anlatım akışı

0:21

Ancak ölümsüzlük gerçekten iyi bir şey midir?

Anlatım akışı

But is X really a good thing?: bir varsayımı sorgulamak

Cümleye But ile başlamak, tartışmayı insanların ölümsüzlüğü istediği yönündeki alışılmış düşünceden başka bir yöne çevirir. Soru, dinleyenlerden yalnızca bilgi vermelerini değil, bu düşünceyi yeniden değerlendirmelerini ister. But is X really a good thing? kalıbı, X’in yararlı olduğu varsayımını sorgular. really kuşkuyu güçlendirir ve X’in olası olumsuz yönlerinin açıklanmasına zemin hazırlar.

Alıştırma

But is immortality really a good thing? sorusunun söylemdeki temel işlevi nedir?

  1. Ölümsüzlüğün arzu edilir olduğu varsayımını sorgulamak ve olası olumsuzlukları tanıtmak
  2. Herkesin ölümsüzlüğün arzu edilir olduğuna katıldığını doğrulamak
  3. immortality sözcüğünün sözlük tanımını sormak
Cevabı göster

Ölümsüzlüğün arzu edilir olduğu varsayımını sorgulamak ve olası olumsuzlukları tanıtmak

To a 10-year-old boy, Dilbilgisi

0:24

10 yaşındaki bir çocuk için,

1 year is the same as 10% of his life.

0:25

1 yıl onun hayatının %10'una eşittir.

To his 40-year-old mother,

0:28

40 yaşındaki annesi için,

1 year is merely 2.5% of her life.

0:30

1 yıl onun hayatının sadece %2,5'idir.

Dilbilgisi

To a 10-year-old boy ... To his 40-year-old mother: bir bakış açısı sunmak

Cümle başındaki To + kişi yapısı, “o kişinin bakış açısından” veya “o kişinin deneyimine göre” anlamına gelir. Cümlenin geri kalanındaki yargı ya da deneyimin kime ait olduğunu gösterir. Bu yapının tekrarlanması iki bakış açısını yan yana getirir. Buradaki to, birine bir şey verme veya birine doğru hareket etme anlamı taşımaz; ifadenin kim için geçerli ya da anlamlı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, o kişinin bakış açısını belirtmek için To + kişi yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Give Nina, the small room feels cozy.
  2. To Nina, the small room feels cozy.
  3. At Nina, the small room feels cozy.
Cevabı göster

To Nina, the small room feels cozy.

The same year,

0:32

Aynı yıl,

365 days can feel differently to different people. Kelime

0:33

365 gün, farklı insanlara farklı hissettirebilir.

Kelime

can feel differently to different people: deneyim bildiren feel ve sıfat seçimi

Burada feel, bir zaman diliminin nasıl deneyimlendiğini anlatır; bir şeye dokunmak anlamına gelmez. Özne the year ifadesidir ve to different people bu deneyimi yaşayan kişileri belirtir. Feel “görünmek” veya “bir izlenim vermek” anlamına geldiğinde bağ fiili olarak görev yapar ve normalde ardından bir sıfat gelir. Bu nedenle özenli standart İngilizcede amaçlanan cümle feel differently to different people değil, The same year can feel different to different people şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, gecikmenin kendisinin her kişiye farklı göründüğünü en doğal biçimde ifade eder?

  1. The same delay can feel different to different people.
  2. Different people may feel differently about the delay.
  3. The same delay can feel differently to different people.
Cevabı göster

The same delay can feel different to different people.

If we live until we're 82,

0:38

Eğer 82 yaşına kadar yaşarsak,

that's about 30,000 days.

0:39

bu yaklaşık 30.000 gün eder.

If this boy lives for 30,000 years, Dilbilgisi

0:42

Eğer bu çocuk 30.000 yıl yaşarsa,

a year to him could feel like a day.

0:44

bir yıl ona bir gün gibi gelebilir.

Dilbilgisi

If ... lives ..., ... could feel ...: bir koşul altında olası sonuç

if yan cümlesi varsayımsal bir koşul kurar: çocuğun 30.000 yıl yaşadığını düşünelim. Ana cümle daha sonra bu hayalî durumda ortaya çıkabilecek bir sonucu sunar. Burada could geçmiş zamanı değil, “olabilir” anlamını verir. Aktarılabilir kalıp, mümkün ama kesin olmayan bir sonucu anlatmak için If + koşul, ... could + fiilin yalın hâli biçimindedir. Feel like öznel deneyimi anlatır: bir yıl, bir gün kadar kısa gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir koşul sunmak için if yan cümlesini ve olası bir sonucu sunmak için could sözcüğünü doğru kullanır?

  1. If the power goes out tonight, the house could get cold.
  2. If the power goes out tonight, the house could got cold.
  3. If the power could go out tonight, the house gets cold yesterday.
Cevabı göster

If the power goes out tonight, the house could get cold.

And if this boy's emotions sustain through the potential boredom of living for millions of years,

0:47

Ve eğer bu çocuğun duyguları milyonlarca yıl yaşamanın potansiyel can sıkıntısına dayanırsa,

he might become extremely lonely and sad,

0:51

son derece yalnız ve üzgün hale gelebilir,

knowing he has and always will outlive everyone he has ever loved. Notlar

0:55

sevdiği herkesten daha uzun yaşadığını ve her zaman da yaşayacağını bilmekten dolayı.

Dilbilgisi

has and always will outlive: geçmişten geleceğe sıkıştırılmış anlam

Has and always will outlive iki düşünceyi sıkıştırır: he has outlived ... ve he always will outlive .... Has sözcüğünden sonra söylenmemiş outlived biçimi anlaşılır; will sözcüğünden sonra ise söylenen biçim outlive olur. Buradaki has, “sahip olmak” anlamındaki fiil değil, present perfect yardımcı fiilidir. Bu sıkıştırma, bugüne kadarki deneyimi geleceğe bağlar. Sevilen insanlardan daha uzun yaşama durumunun zaten gerçekleştiğini ve gelecekte de sürmesinin beklendiğini vurgular.

Alıştırma

Özgün cümlede he has and always will outlive ne anlama gelir?

  1. Sevdiği herkese sahiptir ve onları terk etmeyi planlamaktadır.
  2. Eskiden insanlardan daha uzun yaşardı, ancak bu gelecekte sona erecektir.
  3. Sevdiği herkesten zaten daha uzun yaşamıştır ve gelecekte de böyle olmaya devam edecektir.
Cevabı göster

Sevdiği herkesten zaten daha uzun yaşamıştır ve gelecekte de böyle olmaya devam edecektir.

Kelime

outlive everyone he has ever loved: sevdiği insanlardan daha uzun yaşamak

Outlive, “birinden veya bir şeyden daha uzun süre hayatta kalmak” anlamına gelir. Geçişli bir fiildir; bu nedenle everyone doğrudan nesnesidir. Buradaki out- ön eki “dışarıda” değil, “aşmak” anlamındadır. everyone he has ever loved ifadesinde he has ever loved, everyone sözcüğünü niteler. Ever, kapsamı kişinin bütün yaşamına yayar. Bu nedenle ifade, sevdiği herkesin ondan önce öleceğini ima eder.

Alıştırma

Hangi cümle papağanın sahibinden daha uzun yaşadığını açıkça ifade eder?

  1. The parrot outlived its owner.
  2. The parrot lived outside its owner’s house.
  3. The parrot survived a storm with its owner.
Cevabı göster

The parrot outlived its owner.

But what if everyone were immortal? Dilbilgisi

1:00

Peki ya herkes ölümsüz olsaydı?

Dilbilgisi

What if everyone were immortal?: gerçek dışı bir varsayım sunmak

What if + özne + were + tümleç? kalıbı, dinleyenden gerçek olmayan bir durumu hayal etmesini ve olası sonuçlarını düşünmesini ister. Were burada gerçek dışılığı belirten, past subjunctive adı da verilen biçimdir; durumu geçmiş zamana yerleştirmez. But, karşıt bir olasılığa geçildiğini gösterir. Konuşan, önceki durumu sürdürmek yerine herkesin ölümsüz olduğu yeni bir düşünce deneyi sunar.

Alıştırma

Özenli İngilizcede, açıkça gerçek dışı olan bu düşünce deneyini tamamlayın: What if everyone ____ able to breathe underwater?

Cevabı göster

were

Well, first off, Anlatım akışı

1:03

Şey, öncelikle,

Anlatım akışı

Well, first off: ilk noktayı tanıtmak

Well, konuşmacıya cevaba doğal biçimde başlamak ve sırada söyleyeceklerini düzenlemek için kısa bir an kazandırır. First off ise sözlü bir sıralamadaki ilk nedeni veya ana noktayı tanıtır. Well, first off birlikte kullanıldığında dinleyiciye ilk noktanın gelmekte olduğunu bildiren bir konuşma işareti olur. Buradaki off, kalıplaşmış first off ifadesinin parçasıdır; ayrılmak veya bir şeyi kapatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Samimi bir tartışmada ilk nedeni doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. Well, for the first time, we need to check the weather.
  2. Well, at first, we need to check the weather.
  3. Well, first off, we need to check the weather.
Cevabı göster

Well, first off, we need to check the weather.

Earth is only so big. Kelime

1:04

Dünya sadece bu kadar büyük.

Kelime

only so big: bir üst sınırı ifade etmek

Only so + sıfat, bir özelliğin belli bir noktaya kadar ulaşabildiğini ancak bir üst sınırı olduğunu belirtir. Bu nedenle Earth is only so big, Dünya büyük görünse bile büyüklüğünün ve sağlayabileceği alanın sınırlı olduğu anlamına gelir. Aynı sınır yapısı miktarlar ve mesafelerle de kullanılır: only so much, only so many, only so far ve only so long.

Alıştırma

Büyüklük sınırını ifade etmek için cümleyi only so big ile tamamlayın: Our car is ____, so all these boxes will not fit.

Cevabı göster

only so big

So, where would we all live?

1:05

Peki, hepimiz nerede yaşayacaktık?

No, excuse me.

1:07

Hayır, affedersiniz.

No, that's my face.

1:09

Hayır, o benim yüzüm.

Stop it.

1:11

Durun.

Pardon me.

1:12

Bağışlayın.

Tight in here. Kelime

1:13

Burası çok sıkışık.

Kelime

Tight in here: yeterli alan yok

Bu cümlede tight alanı anlatır: içerideki insanların hareket edebileceği çok az yer vardır. Daha eksiksiz cümle It’s tight in here şeklindedir, ancak konuşmada o anki durumla ilgili kısa bir yorum yapılırken It’s sık sık atılır. Buradaki tight kıyafeti, sıkı bir tutuşu veya kaygılı bir duyguyu anlatmaz. in here sözleri, anlamın dar bir alanla ilgili olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Üç kişi küçük bir asansöre sıkışarak giriyor. İçlerinden biri “Tight in here.” diyor. Bu yorum ne anlama gelir?

  1. Hareket etmek için çok az yer var.
  2. Asansörün kapısı sıkıca kilitli.
  3. Herkes asansör yüzünden gergin hissediyor.
Cevabı göster

Hareket etmek için çok az yer var.

Do you remember what you did last year?

1:14

Geçen yıl ne yaptığınızı hatırlıyor musunuz?

What about when you were five? Kalıp ifadeler

1:16

Peki ya beş yaşındayken?

Kalıp ifadeler

What about when ...?: başka bir zamanla ilgili devam sorusu

What about ...?, konuşulmakta olan bir konuyu devam ettirir ve onunla ilgili başka bir durumu sorar. Burada when you were five zamanı değiştirirken, önceki soru tekrar söylenmeyen içeriği tamamlar. Konuşan kişi about sözcüğünün neyi gösterdiğini sormuyor. Bu kısa takip sorusu, aynı soruyu kişinin beş yaşında olduğu dönem için de geçerli kılar. Bu bağlamda “Beş yaşındayken ne olduğunu hatırlıyor musun?” anlamını taşıyabilir.

Alıştırma

Takip sorusunu What about ...? kullanarak tamamlayın: You told me what happened in high school. ____ you were in college?

Cevabı göster

What about when

How much of your past have you forgotten? Dilbilgisi

1:18

Geçmişinizin ne kadarını unuttunuz?

Dilbilgisi

How much of your past ...?: how much of + bir bütün

How much of + belirli bir bütün, o bütünün ne kadarının veya hangi bölümünün söz konusu olduğunu sorar. Burada your past bir bütün olarak ele alınır ve soru, geçmiş deneyimlerin ne kadarının artık hatırlanmadığını sorar. Past burada isimdir ve hayatının önceki dönemlerindeki deneyim ve olayları ifade eder. Of, parça ile bütün arasındaki ilişkiyi gösterir ve bu kalıpta gereklidir.

Alıştırma

Birinin bu kitabın ne kadarını okuduğunu sormak için soruyu tamamla: How ____ this book have you read?

Cevabı göster

much of

If you're having trouble remembering what you did when you were five, Kalıp ifadeler

1:20

Beş yaşındayken ne yaptığınızı hatırlamakta zorlanıyorsanız,

Kalıp ifadeler

having trouble remembering: have trouble + -ing biçimi

Have trouble doing something, bir eylemi gerçekleştirmenin zor olduğu anlamına gelir. Burada having trouble remembering, kişinin beş yaşındayken ne yaptığını hatırlamasının zor olduğu anlamındadır. Bu kalıpta trouble sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi gelir: have trouble remembering denir, have trouble to remember denmez. İlerleyen zaman yapısındaki you're having, bu zorluğu kişinin o anki durumu olarak gösterir.

Alıştırma

Remember fiilinin doğru biçimini kullan: I'm having trouble ____ this password.

Cevabı göster

remembering

how will you remember what happened if you were alive a thousand years ago? Anlatım akışı

1:22

bin yıl önce hayatta olsaydınız olanları nasıl hatırlayacaksınız?

Anlatım akışı

how will you remember ...? ile retorik olarak savı güçlendirme

Bu cümlede “how will you remember ...?” retorik bir sorudur. Konuşan kişi bir hatırlama tekniği sormaz; beklenen cevap, hatırlamanın neredeyse imkânsız olduğudur. Cümle önce beş yaşını hatırlamanın zorluğu gibi tanıdık ve daha küçük bir sorun verir, ardından if ile çok daha uzun bir zaman aralığını hayal ettirir. Soru, savı daha kolay durumdan daha zor duruma taşır ve sonucu açıkmış gibi gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “how will you remember ...?” ne işe yarıyor?

  1. Bin yıllık anıları korumaya yarayan pratik bir yöntem sorar.
  2. Beş yaşını hatırlamanın zorluğunu kullanarak bin yıl öncesini hatırlamanın neredeyse imkânsız olduğunu düşündürür.
  3. İnsanların erken çocukluktaki her olayı hatırladığını iddia eder.
Cevabı göster

Beş yaşını hatırlamanın zorluğunu kullanarak bin yıl öncesini hatırlamanın neredeyse imkânsız olduğunu düşündürür.

A million years ago.

1:25

Bir milyon yıl önce olanları.

We don't remember every single detail of our past because our brains have a limited capacity Kalıp ifadeler

1:27

Geçmişimizin her bir detayını hatırlamayız çünkü beynimizin sınırlı bir kapasitesi vardır

Kalıp ifadeler

every single detail: vurgulu every + tekil isim

“Every single detail”, istisnasız her ayrıntı demektir. Single, every sözcüğünü güçlendirir; tek başına yalnızca bir ayrıntı anlamına gelmez. Yapı every single + tekil sayılabilen isim şeklindedir: every single detail, every single page. “We don't remember every single detail” olumsuz cümlesi, bütün ayrıntıların hatırlanmadığı anlamına gelir; hiçbir ayrıntının hatırlanmadığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Dersimizdeki iki sözcüklü vurgulu ifadeyle cümleyi tamamlayın: To make sure no page was missed, Lena checked ____ page of the report.

Cevabı göster

every single

Kalıp ifadeler

have a limited capacity: bir şeyin barındırabileceği veya işleyebileceği miktarın sınırlı olması

Have a limited capacity, bir şeyin barındırabileceği, depolayabileceği, işleyebileceği veya yapabileceği miktarın bir üst sınırı olduğu anlamına gelir. Burada capacity, beynin fiziksel boyutunu değil, anıları depolama ve yönetme yetisini anlatır. Aynı ifade; bir oda, pil, makine veya sistemin barındırabileceği, depolayabileceği ya da işleyebileceği en yüksek miktardan söz ederken de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: Because this small drive can store only a little data, it ____.

Cevabı göster

has a limited capacity

and we replace useless memories like middle school locker combinations with relevant information. Kalıp ifadeler

1:31

ve ortaokuldaki dolap şifreleri gibi işe yaramaz anıları ilgili bilgilerle değiştiririz.

Kalıp ifadeler

replace X with Y: X'in yerine Y'yi koymak

Replace X with Y kalıbı, X'i kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve yerine Y'yi koymak anlamına gelir. X doğrudan replace sözcüğünden sonra gelir; with ise yeni şeyi, yani Y'yi tanıtır. Bu cümlede useless memories like middle school locker combinations X, relevant information ise Y'dir. With relevant information bölümü, anıların ilgili bilgilerle birlikte geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Replace X with Y kalıbındaki eksik edatı tamamlayın: Replace the dirty filter ____ a clean one.

Cevabı göster

with

If this immortal boy finds a companion to fall in love with once every hundred years, Kalıp ifadeler

1:37

Eğer bu ölümsüz çocuk her yüz yılda bir aşık olacak bir yoldaş bulursa,

Kalıp ifadeler

fall in love with: romantik aşk duymaya başlamak

Fall in love with someone, birine romantik aşk duymaya başlamak demektir. Burada fall fiziksel olarak düşmek değil, “yeni bir duruma girmek” anlamındadır; with ise âşık olunan kişiyi belirtir. a companion to fall in love with ifadesinde companion, with edatının anlamca nesnesidir. İngilizcede bu mastar öbeğinde with sözcüğünün sonda kalması doğaldır: a companion [to fall in love with].

Alıştırma

Kalıp ifadeyi tek kelimeyle tamamlayın: Maya fell in love ____ Jordan during college.

Cevabı göster

with

Kalıp ifadeler

once every hundred years: her yüz yılda bir

Once every + zaman aralığı, bir şeyin tekrarlanan her aralıkta bir kez gerçekleştiğini anlatır. Bu nedenle once every hundred years, her yüz yıllık aralıkta bir kez demektir; buradaki once “bir kez” anlamındadır, “geçmişte bir zaman” değil. Aralığı değiştirerek sıklığı da değiştirebilirsiniz: once every two weeks, once every six months veya once every decade. Birden büyük bir sayıdan sonra zaman birimi normalde çoğul olur.

Alıştırma

“Her iki yıllık dönemde bir kez” anlamını vermek için once every + zaman aralığı yapısını kullanın: The safety inspection happens ____.

Cevabı göster

once every two years

he would have 10,000 girlfriends in a million years.

1:41

bir milyon yılda 10.000 kız arkadaşı olur.

And how many of those 10,000 girls' names will he be able to remember?

1:45

Peki o 10.000 kızın isminden kaç tanesini hatırlayabilecek?

This changes what a meaningful relationship means, Dilbilgisi

1:50

Bu, anlamlı bir ilişkinin ne anlama geldiğini değiştiriyor,

doesn't it? Ton ve niyet

1:52

öyle değil mi?

Dilbilgisi

changes fiilinin nesnesi olan what a meaningful relationship means

what a meaningful relationship means yan cümlesi, changes fiilinin nesnesi olarak işlev görür. Değiştirilen içeriği belirtir; yaklaşık olarak “anlamlı bir ilişkinin anlamı” demektir. Buradaki what doğrudan bir soru başlatmaz. Gömülü bir what cümlesinde what + özne + fiil biçimindeki bildirme cümlesi sırası kullanılır. Bu nedenle what a meaningful relationship means denir; what does a meaningful relationship mean denmez.

Alıştırma

Hangi cümle, what yan cümlesini changed fiilinin nesnesi olarak doğru kullanır?

  1. The trip changed what friendship meaning to him.
  2. The trip changed what friendship meant to him.
  3. The trip changed what did friendship mean to him.
Cevabı göster

The trip changed what friendship meant to him.

Ton ve niyet

onay bekleyen ek soru doesn't it?

doesn't it?, olumlu This changes... ifadesinin sonuna eklenen bir soru yapısıdır. Ana cümle geniş zamandadır ve changes üçüncü tekil kişi biçimindedir. Bu nedenle ek soru, buna uygun yardımcı fiil does'un olumsuz biçimi olan doesn't kullanır. it zamiri, özne This'e gönderme yapar. Burada konuşan kişi esas olarak bilinmeyen bir bilgiyi sormaz. Bu yapı, “değil mi?” veya “öyle değil mi?” gibi dinleyiciyi görüşe katılmaya davet eder.

Alıştırma

Hangi cümlede geniş zamandaki olumlu bir ifadenin ardından standart ek soru doğru kullanılmıştır?

  1. This idea makes sense, isn't it?
  2. This idea makes sense, don't it?
  3. This idea makes sense, doesn't it?
Cevabı göster

This idea makes sense, doesn't it?

Another tricky thing about immortality, Anlatım akışı

1:53

Ölümsüzlükle ilgili bir başka zorlayıcı şey ise,

Anlatım akışı

Another tricky thing about ...: başka bir güçlüğü tanıtmak

Another, konuşmacının bir noktayı bitirip aynı konu içinde yeni bir noktaya geçtiğini gösterir. Bu cümlede another tricky thing about immortality, sıradaki noktayı ölümsüzlükle ilgili başka bir güçlük olarak sunar. Burada tricky, anlaşılması veya ele alınması zor anlamına gelir; dürüst olmayan ya da aldatıcı biçimde kurnaz anlamında değildir. Another tricky thing about + konu + is ... kalıbından sonra genellikle güçlüğün ne olduğunu açıklayan bilgi gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki geçiş kalıbıyla tamamlayın: ____ learning a language is remembering new words.

Cevabı göster

Another tricky thing about

human beings have not always looked the same. Dilbilgisi

1:54

insanoğlu her zaman aynı görünmemiştir.

Dilbilgisi

have not always looked the same: zaman içindeki değişim

Have looked, present perfect yapısındadır ve geçmişteki bir zamanı günümüze bağlar. Not always eklendiğinde, aynı görünme durumunun bütün bu dönem boyunca geçerli olmadığı anlatılır; dolayısıyla cümle, insan görünüşünün zaman içinde değiştiğine işaret eder. Not always kısmi olumsuzluktur ve her zaman değil anlamına gelir. Never anlamına gelmez; bu nedenle cümle, insanların her an farklı göründüğünü iddia etmez.

Alıştırma

“The town has not always looked the same.” ne anlama gelir?

  1. Kasaba geçmiştekiyle tamamen aynı görünüyor.
  2. Kasaba her an farklı göründü.
  3. Kasabanın görünüşü zaman içinde değişti.
Cevabı göster

Kasabanın görünüşü zaman içinde değişti.

This can be explained by Darwin's theory of evolution. Notlar

1:57

Bu Darwin'in evrim teorisi ile açıklanabilir.

Kalıp ifadeler

can be explained by: bir olguyu açıklamasıyla ilişkilendirmek

Can be explained by, can + be + geçmiş zaman ortacı + by yapısına sahiptir. Bir şeyin bir açıklama yoluyla anlaşılabileceğini gösterir ve açıklayan kişiden çok açıklanan olguya odaklanır. Bu cümlede by, açıklamayı sağlayan teoriyi tanıtır. Explain fiilinden sonra by yalnızca eylemi yapan bir kişiyi değil, bir teoriyi, nedeni veya mekanizmayı da gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef edilgen ifadeyle tamamlayın: The unusual pattern ____ this simple rule.

Cevabı göster

can be explained by

Kültür

Darwin's theory of evolution: nesiller boyunca değişim

Darwin's theory of evolution burada canlı topluluklarının birçok nesil boyunca nasıl değiştiğini anlamaya yarayan bilimsel çerçeveyi ifade eder. Darwinci düşüncenin temel fikirlerinden biri doğal seçilimdir: Organizmaların hayatta kalmasına veya üremesine yardımcı olan kalıtsal özellikler zamanla daha yaygın hâle gelebilir. Bu ifadeyle insan görünümündeki uzun vadeli değişimleri açıklayan bir çerçeve sunulur. İfade Darwin'in yaşamını anlatmaz ve tek bir kişinin yaşamı sırasında genlerini bilinçli olarak değiştirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Darwin's theory of evolution bu cümlede nasıl bir rol oynuyor?

  1. Darwin'in günlük yaşamını anlatır.
  2. Toplulukların nesiller boyunca geçirdiği değişimleri açıklayan bir çerçeve sağlar.
  3. Bir kişinin yaşamı sırasında genlerini değiştirmeyi seçebileceğini söyler.
Cevabı göster

Toplulukların nesiller boyunca geçirdiği değişimleri açıklayan bir çerçeve sağlar.

For instance, if women find taller men more attractive, Notlar

1:59

Örneğin, eğer kadınlar uzun boylu erkekleri daha çekici bulursa,

Anlatım akışı

For instance: destekleyici bir örnek sunmak

For instance, konuşanın genel bir iddia ya da açıklamadan onu gösteren belirli bir örneğe geçtiğini belirtir. Bu cümlede if ile başlayan yan cümle, önceki açıklamayı destekleyen bir örnek sunar; ayrı bir konu başlatmaz. Bir cümlenin ya da yan cümlenin başında kullanıldığında bu ifadeden sonra genellikle virgül gelir. Bir tartışmayı okurken bunu bir işaret olarak görün: sıradaki ayrıntı, önceki genel düşünceyi daha kolay anlamanızı sağlamalıdır.

Alıştırma

Belirli bir örnek sunan bağlayıcıyı seçin: Exercise can help you focus. ___ a short walk before homework may clear your mind.

  1. As a result,
  2. On the other hand,
  3. For instance,
Cevabı göster

For instance,

Dilbilgisi

find taller men more attractive: find + nesne + sıfat

find taller men more attractive ifadesinde find, keşfetmek anlamına değil, düşünmek ya da bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek anlamına gelir. Taller men nesnedir; more attractive ise bu nesneyle ilgili değerlendirmeyi belirten bir sıfat öbeğidir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı find + nesne + sıfat şeklindedir: I find this book useful. Bu, bir görüşü ya da tepkiyi kısa biçimde anlatır ve think that this book is useful ifadesine yakın bir anlam taşır.

Alıştırma

Maya'nın bulmacayı kolay bulduğunu anlatmak için cümleyi find + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: Maya ____ the puzzle ____.

Cevabı göster

finds · easy

then more tall men would mate and have children, Kelime

2:02

o zaman daha çok uzun boylu erkek çiftleşir ve çocuk sahibi olur,

Kelime

mate and have children: biyolojik bağlamlarda üreme

Burada mate, eşeyli üremek anlamına gelen bir fiildir. Have children sonucu belirtir: yavrular dünyaya gelir. Mate and have children ifadesi bir bütün olarak, kalıtsal özelliklerin sonraki kuşağa aktarılmasını sağlayan biyolojik üreme sürecini anlatır. Yalnızca arkadaş olmak, flört etmek veya evlenmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hayvanların üremesiyle ilgili bir fen dersindeki dil kullanımını değerlendirin: “These birds mate and have chicks in spring.”

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun

putting more tall genes in the gene pool. Kelime

2:05

ve gen havuzuna daha fazla uzun boyluluk geni eklenir.

Kelime

the gene pool: bir popülasyonun ortak genetik koleksiyonu

The gene pool, birbiriyle üreyebilen bir popülasyondaki genlerin ve bunların varyantlarının tümüdür. Burada pool, suyla dolu bir yer değil, ortak bir koleksiyon anlamına gelir. Bu cümlede putting more tall genes in the gene pool, daha uzun boyla ilişkili gen varyantlarının kuşaklar boyunca popülasyonda daha yaygın hâle gelmesi demektir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada the gene pool ne anlama gelir?

  1. tek bir kişiye ait tek bir gen
  2. bir popülasyondaki tüm genler ve genetik varyantlar
  3. laboratuvar çalışmalarında kullanılan gerçek bir havuz
Cevabı göster

bir popülasyondaki tüm genler ve genetik varyantlar

That means in the next generation, Anlatım akışı

2:07

Bu demektir ki gelecek nesilde,

Anlatım akışı

That means ... gelecek nesil hakkında sonuç çıkarmak

That means, az önce söylenen gerçeği bir sonuca veya sonuca bağlayan bir akıl yürütme ifadesidir. That tek bir kelimeyi değil, önceki durumun tamamını gösterir. Buradaki means, bir kelimeyi tanımlamak değil, gösterir veya buradan şu sonucu çıkarabiliriz anlamındadır. Bu cümlede That means, gelecek nesilde ne olacağını anlatacak sonuca hazırlık yapar. That means ifadesini duyduğunuzda önce onun özetlediği nedeni veya kanıtı bulun, sonra gelen sonuca odaklanın.

Alıştırma

That means ifadesinin doğal biçimde bir sonuç başlattığı cümleyi seçin.

  1. The roads are icy. That means we need to drive slowly.
  2. The roads are icy. That means the roads are dry.
  3. The roads are icy. That means I will define the word roads.
Cevabı göster

The roads are icy. That means we need to drive slowly.

more children will have the genes to be taller. Kelime

2:09

daha fazla çocuk daha uzun olma genlerine sahip olacaktır.

Kelime

have the genes to be taller: genlerle bağlantılı boy potansiyeli

have the genes to be taller, daha uzun boylu olma potansiyeliyle ilişkili genlere sahip olmak anlamına gelir. Bu ifade, genlere sahip olma şeklindeki biyolojik koşulu, daha uzun boylu olma şeklindeki olası özellikle ilişkilendirir. Burada to be taller, genlerle bağlantılı özelliği açıklar; çocuğun amacını veya niyetini anlatmaz. Ayrıca kesin bir sonucu değil, bir olasılığı belirtir. Boy uzunluğu genellikle birçok genin yanı sıra beslenme ve sağlık gibi etkenlerden de etkilenir.

Alıştırma

Bu bağlamda have the genes to be taller ifadesini en iyi açıklayan cümleyi seçin.

  1. They are certain to become taller because they have one special gene.
  2. They have genetic variants linked to a greater potential for height.
  3. They choose to become taller because their genes tell them to.
Cevabı göster

They have genetic variants linked to a greater potential for height.

Repeat that process for a million years Anlatım akışı

2:11

Bu süreci bir milyon yıl boyunca tekrarlayın,

and the average height will be a lot taller than the average height today, Dilbilgisi

2:13

ve ortalama boy, bugünün ortalama boyundan çok daha uzun olacaktır,

Anlatım akışı

Repeat that process ... and ...: sonuca götüren bir emir cümlesi

Repeat that process for a million years and ... ifadesinde ilk bölüm emir kipindedir. Dinleyiciden aynı sürecin devam ettiğini hayal etmesini ister; bu, kelimenin tam anlamıyla bir milyon yıl bekleme emri değildir. Emir + and + sonuç kalıbı bir koşulu ve beklenen sonucunu sunar: Repeat that process ... and X will happen, yaklaşık olarak If that process is repeated ..., X will happen anlamına gelir. Buradaki and, yapılacak başka bir eylemi değil, koşuldan doğan değişimi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, beklenen bir sonucu anlatmak için emir + and yapısını kullanır?

  1. Press this button and the screen will light up.
  2. The screen lit up because someone pressed this button.
  3. Press this button, and then press the green button.
Cevabı göster

Press this button and the screen will light up.

Dilbilgisi

a lot taller than: karşılaştırmadaki farkı güçlendirmek

a lot taller than ifadesinde taller, tall sıfatının karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırılan unsuru tanıtır. A lot, farkın büyük olduğunu göstermek için karşılaştırma biçiminden önce gelir. Bu nedenle ifade yalnızca ‘çok uzun’ değil, ‘…den çok daha uzun’ anlamına gelir. Kullanılabilir kalıp a lot + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir. Büyük farkları belirtmek için much ve far da sık kullanılır.

Alıştırma

Yeni binanın eski binadan çok daha uzun olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new building is very taller than the old one.
  2. The new building is a lot taller than the old one.
  3. The new building is a lot tall than the old one.
Cevabı göster

The new building is a lot taller than the old one.

assuming there's no natural disaster that wipes out all the tall people. Notlar

2:16

tüm uzun boylu insanları yok edecek bir doğal afet olmadığını varsayarsak.

Dilbilgisi

assuming there's no...: bir öncül belirlemek

Assuming + yan cümle, bir çıkarımın sonraki adımı için dinleyiciden bir koşulu kabul etmesini ister. Burada assuming there's no natural disaster, tahminin yalnızca doğal afet olmadığı koşuluyla yapıldığını gösterir. Birinin o anda tahminde bulunma eylemini anlatmaz. Bu kullanımda assuming geçici bir çalışma öncülü belirtir: öncül yanlışsa sonuç değişebilir.

Alıştırma

Pilin bütün gün dayanmasını bir tahmin için çalışma öncülü olarak en açık biçimde sunan cümle hangisidir?

  1. The battery lasted all day, so the camera kept recording.
  2. Because the battery lasts all day, the camera will keep recording.
  3. Assuming the battery lasts all day, the camera will keep recording.
Cevabı göster

Assuming the battery lasts all day, the camera will keep recording.

Öbek fiiller

wipes out: tamamen yok etmek veya ortadan kaldırmak

Wipes out, wipe out öbek fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Burada tamamen yok etmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelir: doğal afet uzun boylu insanların hepsini ortadan kaldırabilir. Gerçek anlamda silerek temizlemeyi anlatmaz. Out, öbek fiilin anlamını oluşturan bir parçacıktır. Nesne bir isimse wipe out the population veya wipe the population out denebilir. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: wipe it out.

Alıştırma

Cümleyi wipe out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A computer virus ____ all our backup files overnight.

Cevabı göster

wiped out

Our ancestors were short, hairy apes.

2:19

Atalarımız kısa, kıllı maymunlardı.

We still have body hair,

2:22

Hala vücut kıllarımız var,

but we don't look like apes anymore.

2:23

ama artık maymunlara benzemiyoruz.

If you're the only person who is immortal while everyone else keeps evolving Kalıp ifadeler

2:25

Eğer diğer herkes evrimleşmeye devam ederken ölümsüz olan tek kişi siz olursanız,

generation after generation,

2:29

nesilden nesile,

you will eventually look quite different than the people who surround you. Kelime

2:31

eninde sonunda etrafınızdaki insanlardan oldukça farklı görüneceksiniz.

Kalıp ifadeler

keeps evolving generation after generation: nesilden nesile evrilmeye devam etmek

Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylem veya sürecin devam ettiğini gösterir. Everyone else dilbilgisi bakımından tekil olduğu için keep, keeps biçimini alır. Bu nedenle keeps evolving, evrimin yalnızca bir kez gerçekleşmediğini, devam ettiğini anlatır. Generation after generation, art arda gelen birçok nesil boyunca anlamına gelir. Bu ifadeler birlikte, aynı sürecin uzun bir nesiller dizisi boyunca biriktiğini gösterir; yalnızca iki belirli nesil karşılaştırılmaz.

Alıştırma

Bir sürecin art arda gelen birçok nesil boyunca devam ettiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The species keeps adapting generation after generation.
  2. The species keeps to adapt generation after generation.
  3. The species keeps adapting after two generations.
Cevabı göster

The species keeps adapting generation after generation.

Kelime

look quite different than: Amerikan İngilizcesinde oldukça farklı görünmek

Look burada bağ fiili olarak kullanılır, bu nedenle ardından different sıfatı gelir. Look different, “farklı görünmek” demektir. Quite, farkın derecesini güçlendirir; than ise karşılaştırmada kullanılan kişileri tanıtır. Amerikan İngilizcesinde different than doğal olarak different from anlamına gelebilir. Different burada karşılaştırma derecesindeki bir sıfat değildir; yapının tamamı öznenin neyden farklı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Şu cümleyi değerlendirin: “My answer is different than yours.” Bu cümle Amerikan İngilizcesinde doğal ve kabul edilebilir mi?

  1. Hayır, hiçbir standart İngilizce türünde kabul edilemez.
  2. Evet, Amerikan İngilizcesinde kabul edilebilir.
Cevabı göster

Evet, Amerikan İngilizcesinde kabul edilebilir.

Hi, how you doing? Ton ve niyet

2:34

Merhaba, nasılsın?

Ton ve niyet

Hi, how you doing?: are sözcüğünün atıldığı gündelik selamlaşma

How you doing?, How are you doing? ifadesinin çok gündelik bir konuşma biçimidir. Are fiili atılmıştır. Bu tür bir eksiltme rahat konuşmalarda yaygındır, ancak resmî standart dil bilgisine uygun değildir. Burada yaklaşık olarak “Nasılsın?” anlamına gelen bir selamlaşmadır. Genellikle kısa bir sosyal yanıt yeterlidir; ayrıntılı bir durum anlatımı beklemez ve dinleyicinin o anda hangi işi yaptığını sormaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz gündelik selamlaşmanın aynısını seçin. How ile you arasında bir sözcük olup olmadığına odaklanın.

  1. Hi, how are you doing?
  2. Hi, what are you doing?
  3. Hi, how you doing?
Cevabı göster

Hi, how you doing?

If one of our ancestors, apes is still alive today,

2:35

Eğer atalarımızdan biri, maymunlar bugün hala hayatta olsaydı,

how many people will make friends with it instead of calling the Museum of Natural History? Notlar

2:38

kaç kişi Doğa Tarihi Müzesi'ni aramak yerine onunla arkadaş olurdu?

Kalıp ifadeler

make friends with: arkadaşlık kurmaya başlamak

Make friends with, bir kişi veya grupla arkadaşlık kurmaya başlamak ya da bu arkadaşlığı geliştirmek anlamına gelir. Altyazıda with, arkadaş olunan kişi, hayvan veya grubu getirir: make friends with it. Bu sabit bir yapıdır: make friends with + kişi veya grup. With sözcüğünden sonra tek bir kişi bulunsa bile friends normalde çoğul olur. Make burada kelimenin tam anlamıyla “üretmek” değil, ilişki “kurmak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi make friends with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Nina joined a new club and soon ____ the other members.

Cevabı göster

made friends with

Dilbilgisi

instead of calling: bir eylemi diğerinin yerine seçmek

Instead of, seçilmeyen eylemi belirtir. A instead of B yapısında A gerçek ya da varsayılan seçimdir; B ise onun yerine yapılmayan seçenektir. Bu cümlede canlıyla arkadaş olmak ile müzeyi aramak karşılaştırılır. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: instead of calling doğrudur; instead of call veya instead of to call kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi instead of ve walk fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia took the bus ____ to school.

Cevabı göster

instead of walking

Kültür

the Museum of Natural History: şakadaki bilimsel gönderme

The Museum of Natural History ifadesi, doğal dünyayı inceleyen ve sergileyen bir kurumu anlatır. Bu kurumlarda genellikle fosiller, hayvan örnekleri, tarih öncesi yaşam ve insan evrimi ele alınır. Bu şakada müzeyi aramak, yaşayan ata maymununu sıradan bir arkadaş adayı olarak değil, önemli bir bilimsel keşif olarak görmek anlamına gelir. Bu abartılı karşıtlık ifadeyi komik kılar.

Alıştırma

Şakada Doğa Tarihi Müzesi'ni aramak neden anlamlıdır?

  1. Bu tür müzeler acil tıbbi tedavi sağlar.
  2. Bu tür müzeler insanlarla hayvanlar arasında arkadaşlık ayarlar.
  3. Bu tür müzeler fosilleri, hayvanları ve evrimi inceler ve sergiler.
Cevabı göster

Bu tür müzeler fosilleri, hayvanları ve evrimi inceler ve sergiler.

Ugh.

2:42

Iyk.

And one more physical consideration for immortality,

2:43

Ve ölümsüzlük için bir fiziksel husus daha,

scars.

2:46

yara izleri.

After all, immortality doesn't automatically translate to invincibility. Notlar

2:47

Sonuçta, ölümsüzlük otomatik olarak yenilmezlik anlamına gelmez.

Anlatım akışı

After all: önceki düşünceyi destekleyen bir neden eklemek

After all, az önce söylenen şeyi destekleyen veya haklı gösteren bir gerçeği sunar. Burada “Şu nedeni hatırla: Ölümsüz olmak yenilmez olmayı garanti etmez” sinyalini verir. Yeni nedeni önceki iddiaya bağlayarak düşünce akışını düzenler. “Her şeyden sonra” anlamına gelmez ve zaman sırası bildirmez.

Alıştırma

Destekleyici nedeni hedef ifadeyle tamamlayın: You should bring a coat. ____, it gets cold after sunset.

Cevabı göster

After all

Kelime

doesn't automatically translate to: bir gerçek diğerini garanti etmez

Burada translate to, “sözcükleri başka bir dile çevirmek” değil, “belirli bir sonuca yol açmak, o sonucu üretmek veya o sonuca denk gelmek” anlamındadır. A doesn't automatically translate to B kalıbı, A ile B arasında ilişki olabileceğini ancak A'nın tek başına B'yi garanti etmediğini anlatır. Bu cümlede immortality ölmemek, invincibility ise yenilmesi veya zarar görmesi imkânsız olmak demektir. Dolayısıyla ilk durum mutlaka ikinciyi doğurmaz.

Alıştırma

A doesn't automatically translate to B kalıbını hedef sözcüklerle eksiksiz tamamlayın: A bigger team ____ better results.

Cevabı göster

doesn't automatically translate to

It just means you cannot die.

2:51

Sadece ölemeyeceğiniz anlamına gelir.

But it doesn't guarantee what condition you'll be alive in. Kalıp ifadeler

2:53

Ancak ne durumda hayatta kalacağınızı garanti etmez.

Kalıp ifadeler

doesn't guarantee what condition you'll be alive in: hangi durumda olacağını garanti etmez

what condition you'll be alive in yan cümlesi neyin garanti edilmediğini, yani hangi fiziksel durumda hayatta olacağını belirtir. Buradaki nokta, hayatta kalmanın sağlıklı veya zarar görmemiş olmayı da garanti etmemesidir. Bu yapı guarantee sonrasında kullanılan dolaylı bir soru olduğu için düz cümle söz dizimini kullanır: will you be değil, you'll be. in edatı doğal biçimde sonda kalabilir ve what condition ile bağlantılıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede guarantee sonrasında dolaylı soru doğru kullanılmıştır?

  1. The policy doesn't guarantee what condition will the replacement arrive in.
  2. The policy doesn't guarantee what condition the replacement will arrive in.
  3. The policy doesn't guarantee in what will condition the replacement arrive.
Cevabı göster

The policy doesn't guarantee what condition the replacement will arrive in.

So, look at your body and count how many scars you have.

2:56

Öyleyse, bedeninize bakın ve kaç tane yara iziniz olduğunu sayın.

If you have made this many permanent scars within your life, Dilbilgisi

2:59

Eğer hayatınız boyunca bu kadar çok kalıcı yara izine sahip olduysanız,

Dilbilgisi

this many permanent scars: o anda gösterilen sayı

this many + çoğul sayılabilir isim yapısı, burada gösterilen veya önceden belirlenmiş olan sayıyı ifade eder. this many permanent scars ifadesindeki this, az önce görülen veya sayılan yara izlerini gösterir; sabit bir sayı belirtmez. scars çoğul ve sayılabilir olduğu için many kullanılır. many tek başına kullanıldığında durum farklıdır; this many ile miktar, kişinin gördüğü, saydığı veya eliyle gösterdiği şeyler gibi o anki duruma bağlıdır.

Alıştırma

Konuşan kişi az önce sayılmış 24 başvuruyu gösteriyor. Hangi cümle gösterilen bu sayıyı en açık biçimde ifade eder?

  1. I didn't expect so many applications.
  2. I didn't expect many applications.
  3. I didn't expect this many applications.
Cevabı göster

I didn't expect this many applications.

imagine how much damage you would have if you were 1,000 years old. Dilbilgisi

3:01

1.000 yaşında olsaydınız ne kadar hasar almış olacağınızı hayal edin.

Dilbilgisi

Gerçek dışı bir durum için imagine how much ... would ... if ... were yapısı

Imagine, dinleyicinin zihninde canlandırması için bir düşünce sunar. Ardından gelen how much yan cümlesi düz cümle sırasını korur: how much damage you would have denir, how much damage would you have denmez. Damage burada sayılamayan bir isimdir; bu nedenle how much miktarı veya dereceyi sorar. would have ve if you were birlikte hayali bir sonuç ve koşul sunar. Cümle, dinleyicinin şimdi ya da geçmişte gerçekten 1.000 yaşında olduğunu söylemez; gerçek dışı bu durumda sonucun ne olacağını sorar.

Alıştırma

Gerçek dışı bir durumu anlatmak için imagine how much ... would ... if ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Imagine how much energy you would save if you rode the bus.
  2. Imagine how much energy would you save if you rode the bus.
  3. Imagine how many energy you would save if you rode the bus.
Cevabı göster

Imagine how much energy you would save if you rode the bus.

Now, there are approximately 185,000 amputation-related hospital discharges every year in the US. Kelime

3:06

Şu anda ABD'de her yıl ampute ile ilgili yaklaşık 185.000 hastane çıkışı yapılıyor.

Kelime

Tıbbi istatistiklerde amputation-related hospital discharges

Temel isim discharges'tır. Tıbbi istatistiklerde hospital discharge, yatan bir hastanın hastanede kaldıktan sonra ayrılması olayı veya bunun kaydıdır; buradaki çoğul biçim bu taburcu olaylarını ya da vakalarını sayar. İsim grubunu sağdan sola okuyun: hospital discharges sayılan şeyi belirtir, amputation-related ise sayımı ampütasyonla ilişkili taburcu kayıtlarıyla sınırlar. Toplam, farklı hastaların sayısına mutlaka eşit değildir.

Alıştırma

Bu istatistik cümlesinde amputation-related hospital discharges ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. ampütasyonla ilişkili bakım sonrasında hastaneden ayrılan hastaların kayıtları
  2. ampütasyonlar nedeniyle işten çıkarılan hastane çalışanları
  3. hastaneler tarafından salınan ampütasyon atıkları
Cevabı göster

ampütasyonla ilişkili bakım sonrasında hastaneden ayrılan hastaların kayıtları

These injuries are due to accidents or illnesses. Kalıp ifadeler

3:13

Bu yaralanmalar kazalardan veya hastalıklardan kaynaklanmaktadır.

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği: neden belirtme

Due to, bir durumun nedenini belirtir. Bu cümlede accidents or illnesses isim öbeği, yaralanmaların nedenini gösterir. Yaygın yapı be due to + isim öbeği şeklindedir. Neden, kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyse bunun yerine because kullanılır: because the weather was bad.

Alıştırma

Cümleyi due to ile tamamlayın: The outdoor game was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

due to

Certainly, the percentage is low comparing to the total population if you only live for a hundred years. Dilbilgisi

3:16

Kuşkusuz, sadece yüz yıl yaşıyorsanız toplam nüfusa kıyasla bu yüzde düşüktür.

Dilbilgisi

low comparing to the total population: low compared to the total population kullanın

Amaçlanan anlam, toplam nüfus ölçüt alındığında oranın düşük olduğudur. Standart İngilizcede low compared to the total population veya low compared with the total population yazılır. Compared, kısaltılmış edilgen bir karşılaştırmada kullanılan geçmiş zaman ortacıdır: oran bir ölçütle karşılaştırılır. Comparing ise etkendir ve Comparing the two rates, we can see a difference örneğinde olduğu gibi genellikle karşılaştırılan şeyleri doğrudan belirtir.

Alıştırma

Standart karşılaştırma yapısını seçin.

  1. The percentage is low compared with the total population.
  2. The percentage is low compare with the total population.
  3. The percentage is low comparing with the total population.
Cevabı göster

The percentage is low compared with the total population.

However, if you've been alive for over 1 million years, Dilbilgisi

3:21

Ancak, eğer 1 milyon yıldan uzun süredir hayattaysanız,

the odds of still having all your limbs are pretty slim. Kalıp ifadeler

3:25

tüm uzuvlarınızın hala duruyor olma ihtimali oldukça zayıftır.

Dilbilgisi

have been alive for ...: şu ana kadar süren bir durum

You've, you have ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Have been yapısından sonra durum bildiren alive sıfatı geldiğinde present perfect oluşur. Bu yapı, hayatta olma durumunu geçmişte başlayıp şu ana kadar süren bir durum olarak sunar. For over 1 million years bu durumun süresini belirtir. Buradaki for, “bir amaç uğruna” değil, “bir süre boyunca” anlamındadır.

Alıştırma

Durumun geçmişte başlayıp şimdi de devam ettiğini göstermek için cümleyi be fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: She ____ awake for twelve hours.

Cevabı göster

has been

Kalıp ifadeler

the odds of ... are pretty slim: düşük bir olasılık

The odds of yapısından sonra bir isim veya -ing grubu ve ardından are slim gelirse belirtilen sonucun gerçekleşme olasılığının düşük olduğu anlatılır. Burada değerlendirilen sonuç still having all your limbs ifadesidir. Slim, odds kelimesini niteler; bu yüzden “ince” değil, olasılığın düşük veya küçük olduğu anlamına gelir. Pretty burada “oldukça” anlamındaki bir zarftır; pretty slim olasılığın düşük olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The odds of finding a seat now are pretty slim.

  1. Şimdi bir koltuk bulmamız pek olası değil.
  2. Şimdi kesinlikle dar bir koltuk bulacağız.
  3. Şimdi bir koltuk bulma ve bulamama ihtimalimiz eşit.
Cevabı göster

Şimdi bir koltuk bulmamız pek olası değil.

What about little accessories like your eyes, Deyimler

3:28

Peki ya gözleriniz gibi küçük aksesuarlar,

your nose, your ears, fingers, or toes?

3:30

burnunuz, kulaklarınız, el veya ayak parmaklarınız?

Deyimler

What about little accessories: vücut bölümleri üzerinden kara mizah

What about little accessories ifadesinde What about ..., gözleri, burnu, kulakları, el ve ayak parmaklarını konuşmaya yeni bir grup olarak ekler. Accessories normalde eklenebilen veya çıkarılabilen tamamlayıcı eşyaları anlatır. Temel vücut bölümlerine little accessories demek, onları bilerek önemsiz ve isteğe bağlı şeylermiş gibi gösterir. Bu uyumsuzluk kara mizah yaratır ve onları kaybetmenin ciddiyetini hafife alır.

Alıştırma

little accessories bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Önemli vücut bölümlerini küçük ve isteğe bağlı ek parçalarmış gibi şakacı biçimde sunar.
  2. Göz, burun ve kulakların yakınına takılan takılardan söz eder.
  3. Bu vücut bölümlerinin pratikte çok az işe yaradığını söyler.
Cevabı göster

Önemli vücut bölümlerini küçük ve isteğe bağlı ek parçalarmış gibi şakacı biçimde sunar.

What about your teeth?

3:33

Peki ya dişleriniz?

What are the odds of you keeping your dental health for a hundred years?

3:35

Diş sağlığınızı yüz yıl boyunca koruma ihtimaliniz nedir?

A thousand years?

3:38

Bin yıl?

1 million years?

3:40

1 milyon yıl?

You might end up looking like a horribly scuffed up Mr. Potato Head Notlar

3:42

Sonunda parçaları eksik ve takma dişleri olan,

Kelime

horribly scuffed up: feci biçimde çizilmiş ve yıpranmış

Scuffed up, sürtünme veya sert temas nedeniyle bir yüzeyin gözle görülür biçimde çizilmiş, iz kalmış ya da yıpranmış olması demektir. Up, hasarı ortaya çıkmış bir sonuç durumu olarak sunar; horribly ise derecenin çok yüksek olduğunu belirtir. Burada ifade, bir kişinin gelecekteki görünüşünü hasarlı bir oyuncağa benzeterek abartılı biçimde anlatır. Canlı ve gündelik bir ifadedir; kesin bir tıp terimi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede scuffed up, “yüzeyi çizilmiş ve yıpranmış” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The old suitcase was scuffed up after being dragged across the pavement.
  2. The soup tasted scuffed up after it cooled.
  3. The surgeon listed scuffed up as the precise diagnosis for the broken bone.
Cevabı göster

The old suitcase was scuffed up after being dragged across the pavement.

Kültür

Mr. Potato Head: çıkarılabilir parçalara sahip oyuncak karakter

Mr. Potato Head; gözleri, burnu, ağzı, kulakları ve diğer parçaları çıkarılıp yeniden düzenlenebilen, patates biçiminde bir oyuncak karakterdir. Sıradan bir adamın adı değil, bir oyuncak ve karakter adıdır. Bu benzetme görsel bir şaka yaratır: vücut parçaları eksik olan veya değiştirilen bir kişi, bazı parçaları bulunmayan ya da farklı takılmış bu oyuncağa benzeyebilir. Bu göndermeyi anlamak için bilinmesi gereken temel özellik, parçaların çıkarılıp değiştirilebilmesidir.

Alıştırma

Bu cümlede Mr. Potato Head benzetmesinin anlamlı olmasını sağlayan nedir?

  1. Yüzeyi çizilemez veya yıpranamaz.
  2. Yüz ve vücut parçaları çıkarılıp yeniden düzenlenmek üzere tasarlanmıştır.
  3. Ciddi yaralanmaları tedavi eden bir doktordur.
Cevabı göster

Yüz ve vücut parçaları çıkarılıp yeniden düzenlenmek üzere tasarlanmıştır.

with missing pieces and dentures.

3:45

fena halde hırpalanmış bir Bay Patates Kafa gibi görünebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

end up looking like: planlanmamış bir son görünüm

End up + -ing, bir sürecin sonunda ortaya çıkan sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya istenmemiştir. Buradaki might end up, kesin bir durumu değil, gelecekte ortaya çıkabilecek bir sonucu gösterir. Look like ile kullanıldığında kalıp end up looking like + isim öbeği olur ve “sonunda bir şeye benzer bir görünüm kazanmak” anlamına gelir. End up sonrasında look veya to look değil, -ing biçimindeki looking kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sonuç kalıbıyla tamamlayın: If you keep adding dark paint, the room might ____ a cave.

Cevabı göster

end up looking like

So, are you sure you want to live forever? Anlatım akışı

3:47

Öyleyse, sonsuza kadar yaşamak istediğinize emin misiniz?

Anlatım akışı

So, are you sure...?: yeniden düşünmeye yönelten sonuç sorusu

Cümlenin başındaki So, sorunun az önce konuşulan her şeyden çıkan bir sonuç olduğunu gösterir. Önceki uyarıları son bir adımda bir araya getirir: Bütün bunları düşününce şimdi ne düşünüyorsun? Are you sure you want to...? normalde kişinin kararını onaylamasını ister, ancak burada bu kararı aynı zamanda sorgular. Cümle dil bilgisel olarak soru olsa da tartışmadaki görevi yalnızca evet ya da hayır cevabı istemek değildir; dinleyicinin sonsuza dek yaşamanın hâlâ istenir olup olmadığını yeniden düşünmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi son soru uyarıyı en iyi şekilde özetleyip dinleyiciyi yeniden düşünmeye yöneltir?

  1. The trip will take three days, and storms are expected. By the way, where is your blue bag?
  2. The trip will take three days, and storms are expected. Are you sure the forecast came from this morning?
  3. The trip will take three days, and storms are expected. So, are you sure you want to leave today?
Cevabı göster

The trip will take three days, and storms are expected. So, are you sure you want to leave today?

Now, which superpower physics lesson will you explore next?

3:51

Peki, bir sonraki sefere hangi süper güç fizik dersini keşfedeceksiniz?

Shifting body size and content.

3:56

Vücut boyutunu ve hacmini değiştirme.

Super speed.

4:01

Süper hız.

Flight.

4:02

Uçma.

Super strength.

4:04

Süper güç.

Immortality.

4:07

Ölümsüzlük.

And invisibility.

4:09

Ve görünmezlik.