Kıyamette Nasıl Hayatta Kalınır - Bilimsel Hayatta Kalma İpuçları: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
1.048 kelime 214 kel/dk

Video özeti: Bu hayatta kalma rehberi su, yiyecek, ateş, barınak ve koruyucu giysileri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Öbek fiil "seek out", kıt bir kaynağı bulmak için bilinçli çaba göstermeyi anlatır; yakındaki bir şeyi tesadüfen fark etmekten farklıdır. 2. Deyim "Keep your eyes peeled", yararlı bir malzemeyi veya fırsatı çok dikkatle gözetmeyi samimi biçimde ister; gözlerle ilgili görüntü gerçek anlamda değildir. 3. Dil bilgisi kalıbı "as many pockets as possible,", gerçek koşullarda ulaşılabilecek en büyük sayıyı anlatır ve öneri ya da planlamada çoğul sayılabilir adlarla kullanılır.

Bu derste

Your car has stalled somewhere deserted, Kelime

0:00

Arabanız ıssız bir yerde yolda kaldı,

Kelime

stalled: motorun beklenmedik şekilde durması

“Your car has stalled” ifadesinde stalled, aracın motorunun beklenmedik şekilde durduğu ve aracın normal biçimde yoluna devam edemediği anlamına gelir. Sürücünün bilerek durduğu veya park ettiği anlamına gelmez. Araçlar ve motorlar için bu anlamdaki stall genellikle geçişsiz kullanılır: “the engine stalled” veya “the car stalled”. “Has stalled” present perfect yapısı, arızayı kısa süre önce gerçekleşmiş ve sonucu şu anda hâlâ önemli olan bir olay olarak sunar.

Alıştırma

Motorun beklenmedik şekilde durduğu anlamına gelen araç fiiliyle cümleyi tamamlayın: The engine suddenly stopped while Maya was waiting at the light; her car ____.

Cevabı göster

stalled

your airplane makes a crash landing, Kalıp ifadeler

0:02

uçağınız acil iniş sırasında kaza yaptı

Kalıp ifadeler

make a crash landing: tehlikeli ve sert bir acil iniş yapmak

“Your airplane makes a crash landing” cümlesinde make a landing, “iniş yapmak veya inişi tamamlamak” anlamına gelir. Crash landing isim grubu, uçağın sert biçimde, kontrolsüz olarak veya büyük olasılıkla hasar görerek yere indiği acil bir inişi anlatır. Crash landing, uçağın mutlaka tamamen yok olduğu veya herkesin öldüğü anlamına gelmez. Bu ifade tehlikeli ve olağandışı inişin kendisini belirtir.

Alıştırma

Şiddetli bir acil inişi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After losing power, the plane had to ____ on a frozen lake.

Cevabı göster

make a crash landing

or you're trying to survive after our civilization has finally crumbled. Deyimler

0:03

ya da medeniyetimiz sonunda çöktükten sonra hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.

Deyimler

civilization has finally crumbled: mecaz olarak toplumsal çöküş

Burada crumble mecaz anlamda kullanılmıştır. Civilization has finally crumbled, toplumu bir arada tutan sistemlerin ve sosyal düzenin tamamen çöktüğü anlamına gelir; uygarlığın kelimenin tam anlamıyla küçük parçalara dönüştüğü anlamına gelmez. Has crumbled yapısındaki present perfect, çöküşün tamamlandığını ama sonucunun şu anki durumu etkilemeye devam ettiğini gösterir. Finally, uzun süren zayıflamanın sonunda bir noktaya ulaşıldığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede civilization has finally crumbled ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar daha küçük bir şehre taşındı.
  2. Toplum ve sistemleri tamamen çöktü.
  3. Modern teknoloji daha lüks hâle geldi.
  4. Fırtınadan sonra binalar temizlendi.
Cevabı göster

Toplum ve sistemleri tamamen çöktü.

You may need the skills to continue life after your luxuries have been taken away. Dilbilgisi

0:07

Lüks imkânlarınız elinizden alındığında yaşamınızı sürdürebilmek için bazı becerilere ihtiyacınız olabilir.

Dilbilgisi

have been taken away: mevcut kayıp için present perfect edilgen

Have been taken away, present perfect edilgen yapıdır. Özne, artık kullanılamayan şeydir; onu ortadan kaldıran kişi veya güç ise arka planda bırakılır. Burada lüksler geçmişte ortadan kaldırılmıştır ve bu kayıp dinleyicinin hayatını hâlâ etkilemektedir. Bu nedenle yapı, bunu kimin yaptığına değil, şu anki sonuca odaklanır.

Alıştırma

Mevcut erişim kaybını anlatmak için present perfect edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Several user permissions has been taken away after the security review.
  2. Several user permissions have took away after the security review.
  3. Several user permissions have been taken away after the security review.
  4. Several user permissions have been take away after the security review.
Cevabı göster

Several user permissions have been taken away after the security review.

But how?

0:12

Peki ama nasıl?

The main necessities for survival are water,

0:12

Hayatta kalmanın temel gereksinimleri su,

food,

0:15

yiyecek,

shelter,

0:15

barınak,

warmth, and clothing.

0:16

ısı ve giysidir.

So let's start with water. Anlatım akışı

0:17

O hâlde suyla başlayalım.

Anlatım akışı

So let's start with + topic: ilk konuya geçmek

Buradaki So, bu geçişi az önce sunulan listeye veya plana bağlar; “bu genel bakışın ardından sıradaki adım budur” anlamına gelir ve mutlaka kesin bir neden-sonuç çıkarımı belirtmez. Let's start with water ifadesi, dinleyiciyi ilk konuya yönlendirmek için let's kullanır. Bu, dinleyiciden gerçekten bir seçim yapmasını isteyen bir teklif değil, onu sunumun akışına katan kapsayıcı bir anlatım aracıdır. Yeniden kullanılabilen So let's start with + topic kalıbı, genel bakıştan ilk maddeye doğal biçimde geçer.

Alıştırma

Gündem sıralandıktan sonra cümleyi dersteki geçiş kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: So ____ the safety rules.

Cevabı göster

let's start with

It will be integral to search for a freshwater source,

0:19

Bir tatlı su kaynağı aramak hayati önem taşır,

but once found it won't be immune to disease.

0:22

ama bulduğunuz su hastalık etkenlerinden arınmış olmayabilir.

You'll need to boil the water for 5 minutes to kill potentially harmful bacteria.

0:24

Potansiyel olarak zararlı bakterileri öldürmek için suyu 5 dakika kaynatmanız gerekir.

And additional toxins are likely proteins

0:29

Ayrıca diğer toksinlerin de protein yapısında olması muhtemeldir;

that will denature at high heat. Kelime

0:31

bu proteinlerin yapısı yüksek sıcaklıkta bozulur.

Kelime

denature at high heat: yüksek ısıda denatüre olmak

Bu biyokimyasal bağlamda denature, bir proteinin yüksek ısıya maruz kaldığında normal üç boyutlu yapısını kaybetmesi anlamına gelir. Proteinin işlevi bu şekle bağlı olduğundan denatürasyon, normal şekilde çalışmasını engelleyebilir. Denature, maddenin tamamen yok edildiği veya her molekülün daha küçük parçalara ayrıldığı anlamına gelmez. Daha genel olarak proteinler ısı, asitlik veya yapılarını bozan başka koşullar nedeniyle denatüre olabilir.

Alıştırma

Bir laboratuvar raporunda denature sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. High heat can denature the glass beaker into smaller pieces.
  2. High heat can denature all bacteria, so the word simply means kill.
  3. High heat can denature the protein and alter its shape.
Cevabı göster

High heat can denature the protein and alter its shape.

You can consume water from cacti

0:32

Kaktüslerden su elde etmek için

by cutting off sections of the cactus Dilbilgisi

0:34

kaktüsün bazı kısımlarını kesip

and mashing them into a container.

0:35

bir kabın içinde ezebilirsiniz.

Dilbilgisi

by cutting off ... and mashing them into: by + paralel -ing biçimleriyle yöntem anlatma

Burada by, ana cümledeki sonuca ulaşma yöntemini tanıtır: Su, ardından gelen eylemler aracılığıyla elde edilir. “Yanında” anlamına gelmez. Yöntem bildiren bu by kullanımından sonra fiil -ing biçimini alır. And, cutting off ile mashing eylemlerini aynı by tarafından yönetilen paralel adımlar olarak bağlar. Her iki eylem de “Nasıl?” sorusuna cevap verdiği için ikinci fiil, yalın veya çekimli bir fiile dönüşmek yerine mashing biçiminde paralel kalır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiillerin -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: You can unlock the panel by ____ the green switch and ____ the handle to the left. (press; turn)

Cevabı göster

pressing · turning

In colder climates,

0:37

Daha soğuk iklimlerde,

you can eat fresh snow with dense ice being the best source. Dilbilgisi

0:38

en iyi kaynak yoğun buz olsa da taze kar yiyebilirsiniz.

Dilbilgisi

with dense ice being the best source: tamamlayıcı with + isim + being yapısı

With dense ice being the best source, with ile kurulan tamamlayıcı bir öbektir. Bu öbeğin içinde dense ice özne benzeri isim öbeğidir, being onu the best source değerlendirmesine bağlar ve öbeğin tamamı ana ifadeye arka plan bilgisi ekler. Burada with, yoğun buzu bir araç olarak kullanmak anlamına gelmez. Bu öbek, yoğun buzun mevcut kar veya buz seçenekleri arasında en iyi kaynak sayıldığını, bu değerlendirmeyi ayrı bir ana cümleye dönüştürmeden kısa ve yoğun biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir araç veya neden belirtmek yerine ek bir değerlendirme sunmak için with + isim + being yapısını kullanıyor?

  1. The library is open all week with a new key.
  2. The library is open all week, with Saturday being the busiest day.
  3. The library is open all week because Saturday is the busiest day.
Cevabı göster

The library is open all week, with Saturday being the busiest day.

If you can't get to freshwater,

0:41

Tatlı suya ulaşamıyorsanız,

dew can be collected in limp fabric, Dilbilgisi

0:43

çiği yumuşak bir bez parçasıyla toplayabilir,

and rainwater can be collected from leaves and divots in rocks.

0:45

yağmur suyunu da yapraklardan ve kayalardaki oyuklardan biriktirebilirsiniz.

Dilbilgisi

dew can be collected ... rainwater can be collected ifadesinde can + edilgen

Birbirine bağlanan iki cümlecikte de can + be + past participle yapısı, yani can be collected biçimindeki kiplik edilgen kullanılır. Bu yapı dew ve rainwater sözcüklerini toplanması mümkün kaynaklar olarak sunar ve toplama işini kimin yaptığını belirtmez. Aynı edilgen yapının tekrarlanması iki alternatifi paralel ve nesnel tutar. Buradaki can, yöntemin uygulanabilir olduğunu gösterir; mutlaka yeterli miktarda su elde edileceğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi can ve collect fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In an emergency, rainwater ____ in clean containers.

Cevabı göster

can be collected

Don't waste water on quenching your lips.

0:48

Suyunuzu yalnızca dudaklarınızı ıslatmak için boşa harcamayın.

You can suck on a button or pebble

0:50

Bir düğme ya da çakıl taşı emebilirsiniz;

to help with dry mouth and thirst temptation.

0:52

bu, ağız kuruluğunu ve su içme isteğini bastırmaya yardımcı olur.

Once water is found,

0:55

Suyu bulduğunuzda,

drink it slowly over a long period of time.

0:56

uzun bir süreye yayarak yavaş yavaş için.

This allows the body to utilize it efficiently and will inhibit nausea. Dilbilgisi

0:59

Bu, vücudun suyu verimli biçimde kullanmasını sağlar ve mide bulantısını önler.

Dilbilgisi

allows the body to utilize it: allow + nesne + to-infinitive

Allow + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesini mümkün kıldığını belirtir. Burada nesne the body, mümkün hâle getirilen eylem ise to utilize it olduğundan, cümlecik daha önce açıklanan yöntemin etkisini anlatır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp allow + object + to do biçimindedir. To-infinitive, nesnenin neyi yapabilir duruma geldiğini veya neyi yapmasına izin verildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi access sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The update allows users ____ files offline.

Cevabı göster

to access

Now for food, Anlatım akışı

1:02

Şimdi de yiyeceğe gelelim:

Anlatım akışı

Now for + isim: sonraki konuya geçmek

Now for + isim, önceki konuyu kapatıp sırada ele alınacak maddeyi duyuran eksiltili bir geçiş ifadesidir. Buradaki “Now for food”, “Şimdi yiyecek konusuna geçelim” anlamına gelir. Bu yapıda for, amaç veya yararlanıcı bildirmez. İfade; sunum, öğretici anlatım veya açıklama sırasında gündemdeki maddeler arasında hızlı ve özlü biçimde ilerlemeyi sağlar.

Alıştırma

Sıradaki konuyu tanıtmak için kısa Now for + isim geçişini kullanın: “____ safety.”

Cevabı göster

Now for

you'll have to suck it up and eat insects. Deyimler

1:03

dişinizi sıkıp böcek yemek zorunda kalacaksınız.

Deyimler

Suck it up: rahatsızlığa şikâyet etmeden katlanmak

Suck it up, birine rahatsızlık, hayal kırıklığı veya isteksizlik üzerinde durmayı bırakıp yapılması gerekeni yapmasını söyleyen gündelik bir deyimdir. Burada, böcek yeme düşüncesinin verdiği rahatsızlığı kabullenip yine de bunu yapmak anlamına gelir. İfade, fiziksel olarak bir şeyi emmekten söz etmez. Zorluğu, dinleyicinin tartışmak veya kaçınmak yerine katlanması gereken bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Bir takım arkadaşı küçük bir rahatsızlıktan yakınır ve antrenör sertçe “Suck it up and finish the drill.” der. Burada “suck it up” ne anlama gelir?

  1. Rahatsızlığı kabullenip şikâyet etmeden devam etmek.
  2. Sorunu daha ayrıntılı biçimde açıklamak.
  3. Devam etmeden önce hızla bir şey içmek.
Cevabı göster

Rahatsızlığı kabullenip şikâyet etmeden devam etmek.

Crickets, mealworms, and other critters are high in protein, Notlar

1:05

Cırcır böcekleri, un kurtları ve diğer küçük canlılar protein,

Kelime

Critters: Küçük Hayvanlar İçin Gayriresmî Bir Sözcük

Bu cümlede critters, sözü edilen cırcır böceklerini, un kurtlarını ve diğer küçük canlıları kapsayan gayriresmî bir üst sözcüktür. Tam olarak hangi canlıları kapsadığı bağlama göre belirlenir; burada çoğunlukla böcekleri ve benzer küçük hayvanları içerir. Sözcük genellikle gündelik, samimi veya şakacı bir tınıya sahiptir. Bilimsel bir sınıflandırma değildir; bu nedenle kesin bir biyolojik kategori olarak değil, küçük hayvanları konuşma dilinde gruplandıran bir ifade olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Resmî bir zooloji araştırma makalesindeki şu cümlede critters kullanımının uygun olup olmadığını değerlendirin: “The critters were sorted by species and preserved for analysis.”

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Kalıp ifadeler

Be high in protein: Besin Öğesi İçeriğinin Yüksek Olduğunu Anlatmak

are high in protein yan cümlesinde be high in + besin öğesi kalıbı, “o besin öğesinden görece yüksek miktarda içermek” anlamına gelir. Burada high fiziksel konumu değil, içeriği veya yoğunluğu anlatır. Yapı be + high in + madde şeklindedir: are çoğul özneyle uyumludur, protein ise yüksek miktarda bulunan maddeyi belirtir.

Alıştırma

Yüksek miktarda içerme anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: “Greek yogurt is ____ protein.”

Cevabı göster

high in

vitamins, and minerals,

1:08

vitamin ve mineral bakımından zengindir;

which are essential to survival. Kalıp ifadeler

1:09

bunların hepsi hayatta kalmak için gereklidir.

Kalıp ifadeler

essential to survival: hayatta kalmak için vazgeçilmez

Essential to + isim, “o şey, süreç veya sonuç için kesinlikle gerekli” demektir. Burada survival, which’in gönderme yaptığı vitamin ve minerallere bağlı olan sonuçtur; ifade, besinlerin kendilerinin hayatta kalmaya çalıştığı anlamına gelmez. Bu yapıda to bir edattır. Ardından bir isim veya isim işlevli ifade gelir: essential to survival, essential to success ya da essential to the operation of the system.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği belirleyin: Accurate measurements are ___ the success of the experiment.

  1. essential to
  2. essential on
  3. essential at
Cevabı göster

essential to

You're also an intimidating animal,

1:11

Siz de göz korkutucu bir hayvansınız,

and in most cases owls, wolves, and foxes

1:13

ve çoğu durumda baykuşlar, kurtlar ve tilkiler

will leave their caught prey if you appear,

1:16

siz ortaya çıkarsanız yakaladıkları avı bırakırlar;

which you can then take.

1:18

siz de ardından o avı alabilirsiniz.

There will likely be lactic acid present in the meat Dilbilgisi

1:19

Ette büyük olasılıkla laktik asit bulunur,

Dilbilgisi

There will likely be ... present: muhtemelen ... bulunacak

There will be varlık yapısı, var olması veya bulunması beklenen bir şeyi tanıtır. Likely sözcüğünün will’den sonra gelmesi tahmini yumuşatır: konuşan kişi laktik asidin bulunmasını bekler, ancak bunun kesin olduğunu iddia etmez. Burada present, “incelenen yerde veya maddenin içinde bulunan” anlamında bir sıfattır. Bilgi, laktik asidi önceden belirlenmiş bir konu olarak ele almak yerine onun beklenen varlığı etrafında düzenlenir.

Alıştırma

Laboratuvar tahminini tamamlamak için there, will, likely ve be sözcüklerini doğru sıraya koyun: Based on the initial test, ____ small amounts of iron present in the water.

Cevabı göster

there will likely be

if the prey had to run,

1:21

özellikle av kaçmak zorunda kaldıysa;

so it will be tough and spoil faster than freshly caught,

1:22

bu nedenle et sert olur ve yeni avlanmış ete göre daha hızlı bozulur,

but if cooked immediately it should be fine. Dilbilgisi

1:25

ama hemen pişirilirse sorun çıkmamalıdır.

Dilbilgisi

if cooked immediately: kısaltılmış edilgen koşul

Bu cümlede if cooked immediately, kısaltılmış bir edilgen koşul yan tümcesidir. Tam biçimi if it is cooked immediately şeklindedir: it eti ifade eder ve et pişirme eylemine maruz kalır; cooked burada etken bir simple past fiili değildir. İngilizcede kastedilen özne açıksa if yan tümcesindeki tekrarlanan özne ve be fiilinin bir biçimi atılabilir. if + past participle (+ zarf) kalıbı, edilgen anlamı koruyarak koşulu kısa biçimde ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi "if the medicine is stored properly" anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir if yan tümcesiyle tamamlayın: The medicine will remain effective ____.

Cevabı göster

if stored properly

After a month without vitamin C,

1:27

Bir ay boyunca C vitamini almazsanız,

you can start to feel weak as your body struggles to heal itself. Kalıp ifadeler

1:29

vücudunuz kendini onarmakta zorlandıkça halsiz hissetmeye başlayabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

struggles to heal itself: zorluk ve dönüşlülük nesnesi

Struggles to heal, vücudun iyileşme sonucuna ulaşmaya çalışmasına rağmen iyileşme sürecini gerçekleştirmekte ciddi zorluk çektiği anlamına gelir. Struggle to + fiilin yalın biçimi, tamamen yapamamaktan çok çabayı ve aksayan ya da yavaş ilerleyen bir süreci vurgular. Itself, your body ifadesine geri dönen bir dönüşlülük zamiridir. Vücudun hem iyileştirme eylemini yapan hem de iyileştirilen şey olduğunu, yani kendi dokularını iyileştirdiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle hasarlı robotun kendi gövdesini onarmakta zorlandığı anlamına gelir?

  1. The damaged robot struggles to repair itself.
  2. The damaged robot repairs itself without difficulty.
  3. The damaged robot struggles to repair it.
Cevabı göster

The damaged robot struggles to repair itself.

This is because vitamin C is integral to biological pathways Notlar

1:32

Bunun nedeni, C vitamininin biyolojik süreçlerin ayrılmaz bir parçası olmasıdır;

Kalıp ifadeler

integral to biological pathways: bir sistem için vazgeçilmez olmak

Burada C vitamini, biyolojik yolların vazgeçilmez bir parçası olarak tanımlanır. Bu ifade, yalnızca yararlı olduğunu söylemekten daha güçlüdür: bu süreçlerin işlemesi için gereklidir. Yapı be integral to + isim veya gerund biçimindedir. Bu kalıpta to bir edattır. Ardından bir eylem gelirse integral to building collagen örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi protect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Reliable backups are integral to ____ customer data during outages.

Cevabı göster

protecting

that build collagen,

1:35

bu süreçler kolajen üretir,

the structural protein that causes wound healing.

1:37

kolajen de yaraların iyileşmesini sağlayan yapısal proteindir.

Anlatım akışı

This is because: önceki sonuca gönderme yapıp neden belirtmek

Bu cümlede This, hemen önce belirtilen duruma gönderme yapar; because ise bu durumun neden doğru olduğunu açıklayan yan cümleyi başlatır. Bu kalıp önce sonucu, sonra nedeni verir: sonuç. This is because + özne + fiil. Neden sorusunu yanıtlarken açıklamayı önceki cümleye açıkça bağlamak için kullanılır.

Alıştırma

İkinci cümle için en uygun bağlayıcıyı seçin: The match was postponed. _____ heavy rain made the field unsafe.

  1. Because of
  2. This is because
  3. This is because of
Cevabı göster

This is because

Boiling spruce needles in water to create a tea Dilbilgisi

1:39

Ladin iğnelerini suda kaynatıp çay yapmak,

will provide you with the equivalent vitamin C level Kalıp ifadeler

1:41

size eşdeğer düzeyde C vitamini sağlar;

as a fresh glass of orange juice.

1:43

bu, bir bardak taze portakal suyundaki miktara denktir.

Dilbilgisi

Ulaç öbeği özne olarak Boiling spruce needles in water to create a tea

Boiling spruce needles in water to create a tea, will provide yapısının öznesi olan bir ulaç öbeği, yani -ing yan cümlesidir. Buradaki Boiling, sürmekte olan bir eylemi bildiren ana fiil değildir; ana yüklem will provide ile başlar. Sürecin tamamı tek bir etkinlik olarak ele alınır. Bu nedenle kiplik fiil bulunmadığında normalde tekil bir fiil alır: Boiling ... provides .... Bu yapı, bir işlemi konu hâline getirip ardından sonucunu belirtir.

Alıştırma

Sürecin özne olduğu cümleyi store fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ batteries in a cool place helps them last longer.

Cevabı göster

Storing

Kalıp ifadeler

Provide you with something kalıbı

Provide you with, provide + alıcı + with + sağlanan şey kalıbını kullanır. You alıcıdır; the equivalent vitamin C level ise sunulan şeydir. Bu kalıp, bir hizmet, nesne veya eylem bir kişiye kaynak, yarar ya da bilgi sağladığında kullanışlıdır. With, sağlanan şeyin önünde kalmalıdır: provide you with information denir, provide you information denmez.

Alıştırma

Sabit kalıbı gerekli edatla tamamlayın: The library provides students ____ free internet access.

Cevabı göster

with

One of the easiest animals to capture is rabbit, Dilbilgisi

1:45

Yakalanması en kolay hayvanlardan biri tavşandır,

Dilbilgisi

Yakalanması en kolay hayvanlardan biri

One of the easiest animals, bir hayvanı en kolay olarak değerlendirilen grubun içine yerleştirir. Yapı one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Animals grubu adlandırdığı için çoğuldur; one ise bu gruptan tek bir üye seçer. To capture, sıralamanın hangi ölçüte göre yapıldığını belirtir: Bu hayvanlar başka bir açıdan değil, yakalanma açısından kolaydır. Bu nedenle ifadenin tamamı “yakalanması en kolay hayvanlar grubuna ait tek bir hayvan” anlamına gelir.

Alıştırma

Maya’yı ekipte güvenilirliği en yüksek olan mühendisler grubunun tek bir üyesi olarak gösteren yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya is ____ most reliable engineers on the team.

Cevabı göster

one of the

as they rely so heavily on camouflage Kalıp ifadeler

1:48

çünkü kamuflajına fazlasıyla güvenir

Kalıp ifadeler

Rely so heavily on ile güçlü bağımlılık anlatmak

Rely on, bir kişiye ya da şeye ihtiyaç duymak, güvenmek veya onu önemli bir destek kaynağı olarak kullanmak anlamına gelir. Bu cümlecikte tavşanlar, fark edilmekten kaçınmanın başlıca yolu olarak kamuflaja bağımlıdır. So heavily dereceyi artırır: heavily “büyük ölçüde” anlamına gelir, so ise bunu “bu kadar büyük ölçüde” veya “çok yoğun biçimde” anlamına gelecek şekilde güçlendirir. Buradaki so, heavily sözcüğünü niteler; “bu nedenle” anlamındaki bağlaç değildir. Yeniden kullanılabilir yapı rely + derece zarfı + on + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi rely so heavily on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The clinic cannot operate during internet outages because it ____ its online records.

Cevabı göster

relies so heavily on

and are easy to get close to once spotted. Dilbilgisi

1:50

ve bir kez fark edildiğinde ona yaklaşmak kolaydır.

Dilbilgisi

once spotted: kısaltılmış edilgen zaman yan cümleciği

Burada once spotted, once they are spotted, yani “tavşanlar fark edilir edilmez” anlamına gelir. Spotted edilgen anlamdadır: Tavşanları biri görür; tavşanlar bir şeyi fark eden taraf değildir. Kısaltılmış bir zaman yan cümleciğinde, özne ana cümleden açıkça anlaşılıyorsa örtük özne ve be fiilinin bir biçimi çıkarılabilir. once + geçmiş zaman ortacı kalıbı, sonraki eylem ya da sonucu bu edilgen olaydan sonra gerçekleşen bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “once they are noticed” anlamına gelen kısaltılmış edilgen yan cümlecikle tamamlayın: The trail markers are easy to follow ____.

Cevabı göster

once spotted

But you can't survive off rabbit alone as they are such a lean meat, Öbek fiiller

1:53

Ancak tavşan eti çok yağsız olduğundan yalnızca tavşanla beslenerek hayatta kalamazsınız;

Öbek fiiller

survive off: hayatta kalmak için bir kaynağa dayanmak

Survive off, “belirli bir yiyeceğe, gelire veya kaynağa dayanarak hayatta kalmak” anlamına gelir. Burada off, yaşamı sürdüren kaynağı belirtir; rabbit ise tavşan eti demektir. Rabbit alone, bunun tek yiyecek kaynağı olacağını belirtir. Cümle bu kaynağın tek başına yeterli olmadığını söyler; off burada mekânsal değildir ve bir yüzeyden uzaklaşma anlamına gelmez.

Alıştırma

“They survived off canned food during the outage,” cümlesinde survive off ne anlama gelir?

  1. konserve yiyeceği bir yüzeyden aşağı almak
  2. konserve yiyeceğe dayanarak hayatta kalmak
  3. konserve yiyecek kaldırıldıktan sonra yaşamaya devam etmek
Cevabı göster

konserve yiyeceğe dayanarak hayatta kalmak

so you'll need to find more fat.

1:56

bu yüzden daha fazla yağ bulmanız gerekir.

So much of our lipid intake comes from staples Kelime

1:58

Yağ tüketimimizin büyük bir bölümü temel gıdalardan gelir:

such as butter, milk, salad oil, or ice cream,

2:00

tereyağı, süt, sıvı yağ veya dondurma gibi;

Kelime

Günlük temel gıdalar anlamında staples

Bu yiyecek bağlamında staples, insanların düzenli olarak yediği veya bulundurduğu ve günlük beslenmenin olağan parçaları olarak yararlandığı yiyecekleri ya da malzemeleri ifade eder. Verilen örnekler, bilinen lipit alımı kaynaklarını gösterir. Kategorinin kapsamı bağlama göre değişir: yalnızca tahıl veya nişastalı temel gıdaları değil, günlük temel ürünleri de içerebilir. Burada kâğıtları birleştiren metal zımba telleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, düzenli olarak yenip beslenmenin temelini oluşturan yiyecekleri belirten bu dersteki çoğul isimle tamamlayın: Rice and beans are ____ in many households.

Cevabı göster

staples

things that are sort of hard to find in the wild. Ton ve niyet

2:03

bunları doğada bulmak pek kolay değildir.

Ton ve niyet

Yumuşatılmış bir iddia olarak sort of hard to find

Burada sort of, hard sözcüğünü niteler. Gayriresmî bir yumuşatıcı görevi görür: konuşan kişi hard to find ifadesini tamamen kesin veya mutlak bir iddia olarak sunmak yerine biraz pay bırakır ve daha rahat bir tonda konuşur. Bağlama göre sort of, biraz veya bir ölçüde anlamına gelebilir; ancak çoğu zaman kesin bir dereceyi ölçmekten çok konuşma biçimini yumuşatır. Burada nesneleri bir türe göre sınıflandırmaz.

Alıştırma

"The route is sort of difficult after sunset" cümlesinde sort of ne yapar?

  1. İddiayı daha az mutlak ve daha gündelik hâle getirir.
  2. Güzergâhın belirli bir zor şeyler kategorisine ait olduğunu söyler.
  3. Güzergâhın kesinlikle ve aşırı derecede zor olduğunu söyler.
Cevabı göster

İddiayı daha az mutlak ve daha gündelik hâle getirir.

So you'll need to actively seek out fat. Öbek fiiller

2:05

Bu nedenle özellikle yağ kaynakları aramanız gerekir.

Öbek fiiller

seek out: bilinçli ve etkin biçimde aramak

Bu cümlede seek out, yağ kolayca bulunamadığı için onu bulmak üzere bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Yalnızca bir şeyi fark etmekten veya tesadüfen bulmaktan daha fazla amaç ve girişim ifade eder. Aktarılabilir kalıp seek out + kişi, şey veya bilgi biçimindedir. Out, bu öbek fiilin bir parçasıdır ve hedefi arayıp bulmayı vurgular; yağı bir kaptan dışarı çıkarmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bilinçli olarak bulmaya çalışmak” anlamına gelen dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: When reliable information is hard to access, you should ____ a specialist.

Cevabı göster

seek out

Eating some plants and berries can be deadly,

2:08

Bazı bitkileri ve orman meyvelerini yemek ölümcül olabilir;

so think like a squirrel and eat acorns. Anlatım akışı

2:10

bu yüzden bir sincap gibi düşünüp meşe palamudu yiyin.

Anlatım akışı

think like a squirrel: akıl yürütmeyi bir modelle yönlendirmek

Bu cümlede think like a squirrel, tavsiyeyi bir benzetmeyle özetler. Burada ilgili sincap davranışı meşe palamudu toplamaktır; dolayısıyla dinleyicinin yiyecek seçeneği ararken yalnızca bu stratejiyi benimsemesi, sincabın yaptığı her şeyi taklit etmemesi istenir. Aktarılabilir think like + kişi, hayvan veya rol kalıbı, birinden yararlı bir bakış açısını ya da akıl yürütme stratejisini benimsemesini ister. Uzun bir açıklamanın yerine tanıdık bir model koyarak tavsiyeyi takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Tavsiye, yeni başlayan birinin bakış açısını benimsemek olduğunda cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? To make the instructions easier to follow, ___ a first-time user.

  1. think like
  2. think about
  3. think of
Cevabı göster

think like

They're high in fat and always safe.

2:12

Yağ bakımından zengindirler ve her zaman güvenle yenebilirler.

The bitter taste comes from the organic substance tannin,

2:15

Acı tat, tanen adlı organik maddeden gelir;

which is found in tea and beer.

2:17

tanen çayda ve birada da bulunur.

If you boil the acorns for 2 hours,

2:19

Meşe palamutlarını 2 saat kaynatırsanız,

you'll decrease the bitter taste and then leave them to dry

2:21

acı tatları azalır; ardından onları kurumaya bırakabilir

or grind them into a paste and make pancakes. Kalıp ifadeler

2:23

ya da öğütüp macun hâline getirerek krep yapabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

grind them into a paste: into sonuç durumunu belirtir

Burada grind, bir şeyi sürtünme veya basınç yoluyla ezerek çok daha ince hâle getirmek demektir. grind them into a paste ifadesinde them nesnedir ve into a paste öğütme işleminin sonucunu belirtir: malzeme fiziksel bir hedefe hareket etmez, macun kıvamına gelir. grind + nesne + into + sonuç yapısı, bir işlemin malzemenin biçimini değiştirmesini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Bir katının macuna dönüştüğünü anlatmak için grind + nesne + into + sonuç yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. Grind the soaked beans into a paste before cooking.
  2. Grind the soaked beans in the bowl before cooking.
  3. Grind the soaked beans, and then stir them into the paste.
Cevabı göster

Grind the soaked beans into a paste before cooking.

All aspects of the dandelion are edible too.

2:26

Karahindibanın her kısmı da yenebilir.

You can also boil them to decrease bitterness as well.

2:28

Acılıklarını azaltmak için karahindibaları da kaynatabilirsiniz.

Maple tree seeds are also a fun snack that is high in essential nutrients and fat.

2:31

Akçaağaç tohumları da temel besin maddeleri ve yağ bakımından zengin, keyifli bir atıştırmalıktır.

It will be nutritionally valuable to catch fish,

2:35

Balık yakalamak beslenme açısından çok yararlı olacaktır,

but there are alternatives that don't need to be caught.

2:37

ancak yakalamanız gerekmeyen alternatifler de vardır.

Seaweed is extremely nutritious and abundant.

2:40

Deniz yosunu son derece besleyicidir ve bolca bulunur.

It can be boiled, Dilbilgisi

2:42

Haşlanabilir,

steamed, fried, or eaten raw,

2:43

buharda pişirilebilir, kızartılabilir veya çiğ yenebilir;

Dilbilgisi

can be boiled, steamed, fried, or eaten raw: ortak edilgen yapı

Bu cümlede can be + past participle, yiyeceği hazırlamanın veya tüketmenin mümkün yollarını sunar. can be yalnızca bir kez söylenir ve boiled, steamed, fried ve eaten ile ortaklaşa kullanılır; böylece can be tekrarlanmadan liste paralel kalır. Eaten raw, pişirmeden tüketmek anlamına gelir. Raw, yiyeceğin yenirken pişmemiş durumunu belirtir; bu yüzden eaten listedeki edilgen ortacıdır, raw ise başka bir etken fiil değildir.

Alıştırma

Birden çok edilgen seçenek için tek bir can be ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The vegetable can boil, steamed, fried, or eat raw.
  2. The vegetable can be boiled, steamed, fried, or eaten raw.
  3. The vegetable can be boiling, steaming, frying, or eating raw.
Cevabı göster

The vegetable can be boiled, steamed, fried, or eaten raw.

and rock-clinging mollusks are also rampant along the Pacific coast of North America.

2:45

ayrıca kayalara tutunan yumuşakçalar Kuzey Amerika'nın Pasifik kıyıları boyunca bolca bulunur.

An obvious way to cook meat is over a campfire with a stick, Dilbilgisi

2:50

Eti pişirmenin en bariz yolu, onu bir çubuğa geçirip kamp ateşinde pişirmektir,

Dilbilgisi

Et pişirmenin bariz bir yolu

An obvious way to cook meat, a way to + fiil yapısını kullanır. to cook meat mastar öbeği, bu yöntemin hangi eylem için kullanıldığını belirtir; ana cümlenin amacını anlatmaz. Ardından gelen is, belirli yöntemi tanıtır. Bu cümlede ifade önce et pişirmek için bir yöntem sunar ve ardından gelen somut pişirme yöntemine zemin hazırlar.

Alıştırma

“An obvious way to cook meat is over a campfire with a stick,” cümlesinde “to cook meat” ne işe yarar?

  1. Çubuğu açıklar.
  2. Hangi tür yöntemden söz edildiğini belirtir.
  3. Konuşanın eti pişirme nedenini açıklar.
  4. Konuşanın eti daha sonra pişirmeyi planladığını söyler.
Cevabı göster

Hangi tür yöntemden söz edildiğini belirtir.

but you can steam food by digging a hole,

2:53

ancak bir çukur kazarak yiyecekleri buharda pişirebilir,

adding hot rocks to it,

2:55

çukura sıcak taşlar koyabilir

and covering it with wet vegetation or seaweed.

2:56

ve üzerini ıslak bitkiler ya da deniz yosunuyla örtebilirsiniz.

Add the food on top,

2:58

Yiyeceği bunların üzerine yerleştirin,

and slowly pour water,

2:59

ardından yavaşça su dökün;

and the hot rocks will create steam.

3:00

sıcak taşlar buhar oluşturacaktır.

To create heat,

3:02

Isı elde etmek için

you'll need fire,

3:03

ateşe ihtiyacınız olacak;

so always have matches or a lighter handy, Kalıp ifadeler

3:04

bu yüzden kibrit veya çakmağı her zaman elinizin altında bulundurun,

Kalıp ifadeler

Kibritleri veya çakmağı el altında bulundurmak

have matches or a lighter handy ifadesinde have, bir şeyi bulundurmak veya kullanıma hazır tutmak anlamına gelir. Handy ise nesnenin hemen kullanılabilecek bir yerde olduğunu belirtir. Bu ifade, kibriti veya çakmağı kolayca uzanıp hızla kullanabileceğin kadar yakında tutmayı anlatır. Buradaki handy, ellerini kullanmada becerikli olmak anlamına gelmez. Basitçe kibrit veya çakmağa sahip olma fikrine, hemen kullanılabilir olma anlamını ekler.

Alıştırma

“have matches or a lighter handy” ifadesi ne yapmayı gerektirir?

  1. Kibriti veya çakmağı hızlıca kullanabileceğin kadar yakında bulundurmak.
  2. Ellerini kullanmada becerikli olduğunu göstermek.
  3. Her zaman hem kibrit hem de çakmak taşımak.
  4. Kibrit yerine çakmak kullanmak.
Cevabı göster

Kibriti veya çakmağı hızlıca kullanabileceğin kadar yakında bulundurmak.

but in desperate times you can hit two rocks together for sparks.

3:06

ancak çaresiz kaldığınızda kıvılcım çıkarmak için iki taşı birbirine vurabilirsiniz.

Keep your eyes peeled for iron pyrite, Deyimler

3:09

Demir piriti bulmak için gözünüzü dört açın;

Deyimler

Keep your eyes peeled for...: …için gözünü dört açmak

Keep your eyes peeled, “tetikte ol ve dikkatle bak” anlamına gelir. Bu bir deyimdir; bu nedenle peeled, gözlere gerçekten yapılan bir eylemi anlatmaz. keep your eyes peeled for + isim yapısı, aranacak kişiyi, nesneyi, ipucunu veya olayı belirtir. Burada for iron pyrite, aramanın hedefini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi keep your eyes peeled deyimiyle tamamlayın: On the hike, ____ for the blue trail markers.

Cevabı göster

keep your eyes peeled

a type of flammable mineral that is mined for its combustible properties.

3:11

bu, yanıcı özellikleri nedeniyle çıkarılan, kolay tutuşabilen bir mineral türüdür.

Another safe option is the classic magnifying glass binocular lenses

3:15

Bir diğer güvenli seçenek de klasik büyüteç veya dürbün merceklerini kullanmaktır;

which can work as well.

3:18

bunlar da işe yarayabilir.

Once you get sparks,

3:20

Kıvılcım çıkardıktan sonra,

you'll need a tinder, Kelime

3:21

kav denilen bir tutuşturucuya ihtiyacınız olacak;

the name for materials that can ignite easily.

3:22

bu, kolayca alev alabilen malzemelere verilen addır.

Kelime

a tinder: tinder neden genellikle sayılamaz

Bu cümlede tinder, bir kıvılcım veya alevle kolayca tutuşan ve ateş yakmaya yardımcı olan kuru malzeme anlamına gelir. Ağaç kabuğu, kuru ot ve yosun tinder olarak kullanılabilir. Standart modern İngilizcede bu anlamdaki tinder genellikle sayılamayan bir isimdir. need a tinder yerine need tinder veya need some tinder denir. Saymak için a piece of tinder, a bundle of tinder veya a type of tinder gibi ifadeler kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede tinder, ateş başlatma malzemesi anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We need some dry tinder before we strike the flint.
  2. We need a dry tinder before we strike the flint.
  3. We need two tinders before we strike the flint.
Cevabı göster

We need some dry tinder before we strike the flint.

Examples are shredded birch bark,

3:24

Buna örnek olarak ince ince parçalanmış huş ağacı kabuğu,

dry moss, lichen, grass,

3:26

kuru yosun, liken, ot,

evergreen needles, and the bark of all cedar trees.

3:27

yaprak dökmeyen ağaçların iğne yaprakları ve tüm sedir ağaçlarının kabukları verilebilir.

Once lit, Dilbilgisi

3:30

Kav tutuşunca,

you'll want to lay the ends of sticks in the fire

3:30

çubukların uçlarını ateşe yerleştirin

and then push them into the flame slowly as they're consumed. Kelime

3:33

ve çubuklar yandıkça onları yavaşça alevin içine itin.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen zaman yan tümcesi Once lit

Once lit, once the fire has been lit, yani ateş yakıldıktan sonra anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir zaman yan tümcesidir. after the fire is burning, yani ateş yanmaya başladıktan sonra şeklinde de anlaşılır. Lit, light fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; eksiltilen özne çubuklar değil, ateştir. Yönerge dilinde once + past participle, sonraki adıma geçilmeden önce ulaşılması gereken tamamlanmış durumu belirtir. Örtük özne karıştırılabilecekse tam biçim genellikle daha açıktır.

Alıştırma

once the device is activated ifadesinin kısaltılmış once + past participle biçimiyle cümleyi tamamlayın: '____, the device will begin its safety check.'

Cevabı göster

Once activated

Kelime

Yavaş yavaş yanıp tükenmek anlamında consumed

Consumed burada çubukların ateş tarafından yavaş yavaş yakılıp tüketilmesi anlamına gelir. Yemek yemeyi anlatmaz; ateş, çubukların maddesini yakıt olarak kullandıkça çubuklar küçülür. They're consumed, yani they are consumed ifadesinde edilgen yapı, çubukları tüketilen şeyler olarak sunar. Süreç açıklamalarında consume genellikle yakıtın, enerjinin, oksijenin, kaynakların veya zamanın tükenmesini anlatır.

Alıştırma

'The wood was slowly consumed by the fire,' cümlesinde consumed ne anlama gelir?

  1. Birinin yiyebilmesi için hazırlandı.
  2. Hiç değişmeden yalnızca ısıtıldı.
  3. Yavaş yavaş yanıp tükendi.
Cevabı göster

Yavaş yavaş yanıp tükendi.

This is an efficient way to keep your fire going for longer. Kalıp ifadeler

3:36

Bu, ateşin daha uzun süre yanmasını sağlamanın verimli bir yoludur.

Kalıp ifadeler

Keep your fire going: bir şeyin devam etmesini sağlamak

keep + object + going yapısında keep, “devam etmesini sağlamak” anlamına gelir; going ise sürmekte olan bir etkinliği veya durumu anlatır. Nesne, keep ile going arasına gelir. Burada keep your fire going, ateşin yanmaya devam etmesini sağlamak demektir. Going, ateşin bir yere doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi iki parçalı keep + object + going yapısıyla tamamlayın: The spare fuel should ____ the generator ____ until morning.

Cevabı göster

keep · going

You don't want to light a fire within your shelter for obvious reasons, Ton ve niyet

3:39

Bariz nedenlerle barınağınızın içinde ateş yakmamalısınız;

Ton ve niyet

For obvious reasons: gerekçeyi söylemeden bırakmak

For obvious reasons, konuşmacının açıklamanın ortak bilgiden zaten anlaşıldığını düşündüğünü ve bu nedenle gerekçeyi söylemediğini belirtir. Kanıt sunmaktan çok gerekçeyi kısaltarak ifade eder. Bu cümlede alev, duman veya zararlı gazlar gibi barınağın içinde ateş yakmanın bilinen tehlikelerine işaret eder. İfade, dinleyicinin bu gerekçeleri kendisinin tamamlayabileceğini varsayar.

Alıştırma

Okuyuculara kesin tehlikenin açıklanması gereken bir güvenlik kılavuzunda bu kullanım uygun mudur?: For obvious reasons, never mix these chemicals?

  1. Evet, çünkü gerekçe söylenmeden bırakılabilir.
  2. Hayır, kılavuz tehlikeyi açıkça belirtmelidir.
Cevabı göster

Hayır, kılavuz tehlikeyi açıkça belirtmelidir.

and proper ventilation is needed to stop any chance of carbon monoxide poisoning. Kelime

3:42

ayrıca karbonmonoksit zehirlenmesi riskini önlemek için uygun havalandırma gerekir.

Kelime

karbonmonoksit zehirlenmesi

Bu cümlede carbon monoxide poisoning, aşırı miktarda karbonmonoksit yani CO solumanın yol açtığı zehirlenme için kullanılan standart güvenlik terimidir. Carbon monoxide gazın adıdır; poisoning ise bunun sonucunda ortaya çıkan zararlı durumu veya zehirlenme olayını belirtir. Havalandırma uyarısı, yanma gazlarının kapalı bir alanda birikmesine izin verilmemesi gerektiği anlamına gelir. İfadenin tamamını tanımak önemlidir çünkü monoxide, karbondioksiti (CO2) değil CO’yu belirtir.

Alıştırma

Standart güvenlik terimini tamamlayın: Breathing CO in an enclosed room can cause ____.

Cevabı göster

carbon monoxide poisoning

A shallow cave is an ideal shelter,

3:46

Derin olmayan bir mağara ideal bir barınaktır;

putting your fire a safe distance in front for warmth.

3:48

ısınmak için ateşi mağaranın önünde, güvenli bir mesafede yakın.

In the woods,

3:50

Ormanda ise,

breaking off branches and making a leaning structure is simple and effective too. Öbek fiiller

3:51

dalları kırıp tek tarafa eğimli bir barınak yapmak da basit ve etkilidir.

Öbek fiiller

koparıp ayırmak

Burada breaking off branches, dalları ağaç veya kalın bir dal gibi daha büyük bir bütünden büküp kırarak ayırmak demektir. branches nesnesi, fiziksel anlamın kullanıldığını açıkça gösterir. Break off bu geçişli kullanımda ayrılabilir: break off a branch ve break a branch off ifadelerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda ortaya getirilir: break it off denir, break off it denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede break off, daha büyük bir bütünden bir parçayı ayırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The talks broke off after midnight.
  2. Leo broke off a dry twig from the fallen branch.
  3. The old machine broke down at noon.
Cevabı göster

Leo broke off a dry twig from the fallen branch.

Angle the gradual incline towards the wind

3:55

Eğimli tarafı rüzgâra dönük olacak şekilde yerleştirin

and start building the walls from the bottom up. Kalıp ifadeler

3:57

ve duvarları aşağıdan yukarıya doğru yapmaya başlayın.

Kalıp ifadeler

from the bottom up: en alt düzeyden başlamak

Bu cümlede from the bottom up, duvarların yapımındaki mekânsal sırayı belirtir: en alttaki bölümden başlayıp malzemeyi aşamalı olarak yukarı doğru eklemek. Aynı kalıp, temellerden veya en alt düzeyden başlayıp yukarı doğru gelişen bir süreci de anlatabilir. Fiziksel olmayan bağlamlarda bütün katmanları yeniden kurmayı ya da hareketin tabandan gelmesini ifade edebilir.

Alıştırma

bottom içeren ve en alt düzeyden başlayıp yukarı doğru ilerlemek anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Build the stone wall ____, one row at a time.

Cevabı göster

from the bottom up

Use a stick to make a drain around the structure for rainwater to drain.

3:59

Yağmur suyunun akıp gitmesi için yapının çevresine bir çubukla kanal açın.

As for a comfy bed, Anlatım akışı

4:03

Rahat bir yatağa gelince,

Anlatım akışı

Alt konuya geçiş için As for + isim öbeği

As for + isim öbeği, ilişkili bir alt konuya geçişi belirtir. Burada As for a comfy bed, konuşmacının barınağın diğer bölümlerini anlatmayı bitirdiğini ve şimdi yatılacak yüzeye geçtiğini gösterir. Bu ifade bir neden sunmak veya karşılaştırma yapmak yerine bilgiyi düzenler. Genellikle bir öğeyi önceki öğeden ayırır ve dinleyiciyi o öğe hakkında yapılacak açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Şimdi konusuna geçersek anlamındaki iki sözcüklü konu değiştirme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We have covered the roof. ____ the floor, we can use flat stones.

Cevabı göster

As for

pine needles, dry moss, leaves, and ferns are the Casper mattress of your post-apocalyptic life. Kültür

4:04

çam iğneleri, kuru yosun, yapraklar ve eğrelti otları kıyamet sonrası hayatınızın Casper yatağıdır.

Kültür

the Casper mattress of your post-apocalyptic life: mizahi bir marka benzetmesi

Casper bir yatak markasıdır. Bu cümlede sıralanan çam iğneleri, yosun, yapraklar ve eğrelti otları, kıyamet sonrası hayatın “Casper yatağı” olarak mecazen adlandırılır: bunlar doğaçlama bir yatak görevi görür ve marka göndermesi bu kaba yatağın nispeten rahat görünmesini sağlar. Bu ifade gerçek bir ürün bulunduğu iddiası değil, şakacı bir övgüdür. Casper burada doğal bir yatak malzemesinin adı ya da aynı adlı çizgi film hayaletine gönderme değildir. Markayı tanımak, bu görüntüyü uygarlık çöktükten sonra modern tarzda rahatlık bulmakla ilgili bir şakaya dönüştürür.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Casper, doğada yatak yapmak için kullanılan bir bitkinin adıdır.
  2. Konuşmacı çizgi film hayaleti Casper'dan hayatta kalma arkadaşı olarak söz ediyor.
  3. Doğal malzemeler, uygarlık çöktükten sonraki yaşam için rahat bir marka yatağına mizahi biçimde benzetiliyor.
  4. Yaprakların ve eğrelti otlarının altında gerçek bir Casper yatağı saklıdır.
Cevabı göster

Doğal malzemeler, uygarlık çöktükten sonraki yaşam için rahat bir marka yatağına mizahi biçimde benzetiliyor.

In the winter,

4:09

Kışın,

don't dress too warmly as your body is capable of regulating temperature, Dilbilgisi

4:09

vücudunuz sıcaklığını düzenleyebildiği için fazla kalın giyinmeyin;

Dilbilgisi

too warmly: aşırı derece için too + zarf

too warmly ifadesinde warmly, birinin nasıl giyindiğini anlatan bir zarftır; too ise dereceyi uygun olan düzeyin üzerine çıkarır. Bu nedenle ifade yalnızca “çok sıcak giyinmek” değil, “aşırı olacak veya sorun yaratabilecek kadar sıcak giyinmek” anlamına gelir. Kabul edilebilir sınır duruma bağlıdır. too + zarf kalıbı başka eylemlere de aktarılabilir ve bir eylemi yararlı ya da güvenli derecenin üzerinde olarak değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi too + quick sözcüğünün zarf biçimiyle tamamlayın: On the icy road, don't drive ____.

Cevabı göster

too quickly

Dilbilgisi

capable of regulating temperature: capable of + -ing yapısı

Be capable of doing something, bir şeyi yapma yeteneğine veya kapasitesine sahip olmak demektir. Burada capable of regulating temperature, vücudun kendi sıcaklığını ayarlayabildiğini belirtir; ancak bu yeteneğin her koşulda yeterli olacağını garanti etmez. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: capable of regulating doğrudur, capable of regulate değildir. Aynı yapı insanlar, makineler ve sistemler için kullanılabilir.

Alıştırma

capable sonrasında power fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This battery is capable ____ the sensor for twelve hours.

Cevabı göster

of powering

and perspiring can lead to dehydration. Kelime

4:13

terlemek susuz kalmanıza yol açabilir.

Kelime

perspiring: sweating için resmî bir sözcük

Perspiring terlemek, yani vücudun deri yoluyla nem çıkarması anlamına gelir. Burada sıvı kaybına ve susuzluğa yol açabilecek süreci adlandırır. sweating ile karşılaştırıldığında perspiring daha resmîdir ve daha ölçülü ya da klinik duyulabilir. Sağlık önerilerinde ve tıbbi açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede perspiring en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The damp shirt was perspiring on the clothesline.
  2. I was perspiring like crazy after basketball.
  3. The patient was perspiring heavily during the examination.
Cevabı göster

The patient was perspiring heavily during the examination.

On the way out,

4:15

Yola çıkarken,

you'll want to grab boots and thick wool socks.

4:16

yanınıza bot ve kalın yün çorap alın.

Leave your skinny jeans at home as you'll need extra room around the knees for dexterity.

4:19

Dar kot pantolonunuzu evde bırakın; rahat hareket etmek için dizlerinizin çevresinde fazladan boşluğa ihtiyacınız olacak.

Look for clothes with as many pockets as possible, Dilbilgisi

4:22

Mümkün olduğunca çok cebi olan giysiler arayın,

Dilbilgisi

as many pockets as possible: mümkün olduğunca çok cep

as many pockets as possible ifadesi, pratik koşulların izin verdiği en yüksek cep sayısı anlamına gelir. As many, çoğul sayılabilen isim pockets sözcüğünü niteler; as possible ise gerçek koşullardaki üst sınırı belirtir. Kesin bir sayı ifade edilmez. Tavsiye, planlama veya gerekliliklerde sayılabilen bir miktarı en üst düzeye çıkarmak için as many + çoğul sayılabilen isim + as possible kalıbını kullanın.

Alıştırma

Miktarı en üst düzeye çıkaran kalıpla tavsiyeyi tamamlayın: Choose a backpack with ____ compartments ____.

Cevabı göster

as many · as possible

preferably ones that can close,

4:25

tercihen cepleri kapanabilenleri seçin;

and loose cotton shirts will provide better protection from insects.

4:27

bol pamuklu gömlekler böceklere karşı daha iyi koruma sağlayacaktır.

Oil driven from animal fats can be used to grease footwear and help keep them resistant to water, Notlar

4:30

Hayvansal yağlardan elde edilen yağ, ayakkabıları yağlayıp suya dayanıklı tutmak için kullanılabilir;

Dilbilgisi

can be used to grease footwear: alas kaki dapat dilumasi ile

can be used to + fiilin yalın hâli kalıbı, kiplik içeren bir edilgen yapıdır: can olasılığı belirtir, be used edilgen yapıyı oluşturur ve to grease amacı açıklar. Yağı, kullanan kişiyi belirtmeden olası bir işlevi olan malzeme olarak öne çıkarır. Burada grease, bir şeye gres veya yağ sürmek anlamında bir fiildir. Footwear bu işlemi gören nesnedir. Bu kalıp malzemelerin, araçların veya ürünlerin olası işlevlerini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle yağın olası bir pratik kullanımının, yani botlara yağ sürmenin, bulunduğunu söylüyor?

  1. People used to grease boots with this oil.
  2. Oil can be used to grease boots.
  3. Hikers are used to greasing their boots.
Cevabı göster

Oil can be used to grease boots.

Kalıp ifadeler

resistant to water: resistant + to yapısı

resistant to water ifadesinde resistant, suya dayanabilen veya sudan daha az etkilenen demektir. resistant sıfatından sonra direnilen şeyi ya da etkiyi göstermek için to gelir. Kalıp be resistant to + isim biçimindedir: Malzemeler resistant to heat, corrosion veya change olabilir. Burada suyun daha az nüfuz etmesi anlatılır; ayakkabıların tamamen waterproof olduğu garanti edilmez.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak standart sözcük grubunu tamamlayın: This coating is resistant ____ salt water.

Cevabı göster

to

and the down feathers caught from any birds can be shoved beneath your clothes for warmth when needed. Kelime

4:34

yakaladığınız kuşlardan aldığınız yumuşak alt tüyleri de gerektiğinde ısınmak için giysilerinizin altına doldurabilirsiniz.

Kelime

down feathers: yumuşak, yalıtıcı alt tüyler

Down feathers, bir kuşun daha sert dış tüylerinin altında büyüyen yumuşak ve kabarık alt tüy tabakasıdır. Havayı hapsettiği için montlarda, uyku tulumlarında ve yatak takımlarında sıcaklık sağlamak amacıyla kullanılır. Burada down, tüyün türünü belirtmek için feathers sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. sit down veya climb down ifadelerindeki yön bildiren down değildir.

Alıştırma

"This jacket is filled with down feathers," cümlesinde "down feathers" neyi ifade eder?

  1. Yalnızca kuşun uçuş sırasında yön değiştirmesine yardım eden tüyler
  2. Bir kuşun dış tüylerinin altındaki yumuşak, ısı yalıtımı sağlayan tüyler
  3. Yere doğru bakan tüyler
Cevabı göster

Bir kuşun dış tüylerinin altındaki yumuşak, ısı yalıtımı sağlayan tüyler

Now,

4:39

Şimdi,

rewatch this video and take notes

4:39

bu videoyu yeniden izleyip not alın;

as when it comes time to fend for yourself, Notlar

4:41

çünkü kendi başınızın çaresine bakma zamanı geldiğinde,

access to information on the internet will likely not be an option. Kalıp ifadeler

4:43

internetteki bilgilere erişmek büyük olasılıkla mümkün olmayacaktır.

Kalıp ifadeler

when it comes time to + fiilin yalın hâli

when it comes time to fend for yourself ifadesinde when it comes time to, kişinin kendi başının çaresine bakmasının gerekli hâle geldiği gelecekteki anı belirtir. Buradaki come bir hareketi anlatmaz; ilgili zamanın gelmesi anlamındadır ve it bu kalıplaşmış yapının biçimsel öznesidir. Yapı when it comes time to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Planlanan veya beklenen eylemin gerçekten yapılması gereken ana odaklandığı için, bir tavsiye ya da hazırlığa basit bir when yan cümlesinden daha fazla aciliyet katabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The backup plan may seem unnecessary now, but ____ use it, everyone will know what to do.

Cevabı göster

when it comes time to

Deyimler

fend for yourself: kendi başının çaresine bakmak

Bu cümlede fend for yourself, yardım almadan kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve zor bir durumla başa çıkmak anlamına gelir. Hayatta kalma bağlamında anlam, özellikle kendi başına ayakta kalmaya yakındır. Başka durumlara aktarılabilen yapı fend for + dönüşlülük zamiri şeklindedir: I fend for myself, she fends for herself ve they fend for themselves. Burada fend, defend fiilinin basit bir eş anlamlısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef deyimle tamamlayın: If the rescue team cannot reach you, you may have to ____ overnight.

Cevabı göster

fend for yourself

Kalıp ifadeler

not be an option: bir seçeneği elemek

Bu cümlede not be an option, kendi başınıza idare etmeniz gerektiğinde internetten bilgi kullanmanın muhtemelen mümkün veya uygulanabilir olmayacağı anlamına gelir. İfade, internet erişimini olası bir hareket yolu olarak sunar ve ardından bu yolu eler. X is not an option kalıbı yalnızca kişisel bir hoşnutsuzluğu değil, nesnel bir kısıtlamayı da anlatabilir. Koşullar, kurallar, maliyet, zaman veya güvenlik X'i mevcut seçenekler arasından çıkarabilir.

Alıştırma

Seçeneğin kullanılamadığını belirten, bu dersteki dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because the road is flooded, driving home tonight will ____.

Cevabı göster

not be an option

Good luck.

4:47

İyi şanslar.

And if you want to see how some of the richest people in the world are already prepping for the apocalypse,

4:47

Dünyanın en zengin insanlarından bazılarının kıyamete nasıl şimdiden hazırlandığını görmek istiyorsanız,

watch our second video here by clicking on the screen

4:52

ekrana tıklayarak buradaki ikinci videomuzu izleyin

or using the link in the description.

4:55

ya da açıklamadaki bağlantıyı kullanın.

Seriously,

4:56

Cidden,

they're called preppers, Kültür

4:57

onlara “prepper” deniyor

and they're already getting ready.

4:58

ve şimdiden hazırlanıyorlar.

Kültür

preppers: büyük acil durumlara hazırlanan insanlar

Preppers, prepper sözcüğünün çoğuludur ve büyük afetlere, uzun süreli kesintilere veya toplumsal düzenin çökmesine bilinçli biçimde hazırlanan insanları tanımlayan bir addır. Hazırlıkları arasında malzeme depolamak, acil durum planları yapmak ve hayatta kalma becerileri edinmek bulunabilir. Burada sözcük, hazırlık odaklı ve tanınabilir bir topluluğu ya da yaşam tarzını adlandırır. Sınav veya toplantı gibi sıradan işler için hazırlık yapan kişileri anlatmaz.

Alıştırma

Preppers adı hangi durumda en doğru biçimde kullanılır?

  1. Düzenli olarak malzeme depolayan ve büyük acil durumlar için plan yapan kişiler
  2. Yarınki tarih sınavı için notlarını gözden geçiren kişiler
  3. Haftalık ofis toplantısının gündemini hazırlayan kişiler
Cevabı göster

Düzenli olarak malzeme depolayan ve büyük acil durumlar için plan yapan kişiler

And subscribe for more weekly science videos every Thursday.

4:59

Her perşembe yayımlanan haftalık bilim videolarımız için kanalımıza abone olun.