Kıyamette Nasıl Hayatta Kalınır - Bilimsel Hayatta Kalma İpuçları: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu hayatta kalma rehberi su, yiyecek, ateş, barınak ve koruyucu giysileri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Öbek fiil "seek out", kıt bir kaynağı bulmak için bilinçli çaba göstermeyi anlatır; yakındaki bir şeyi tesadüfen fark etmekten farklıdır. 2. Deyim "Keep your eyes peeled", yararlı bir malzemeyi veya fırsatı çok dikkatle gözetmeyi samimi biçimde ister; gözlerle ilgili görüntü gerçek anlamda değildir. 3. Dil bilgisi kalıbı "as many pockets as possible,", gerçek koşullarda ulaşılabilecek en büyük sayıyı anlatır ve öneri ya da planlamada çoğul sayılabilir adlarla kullanılır.
Bu derste
stalled: motorun beklenmedik şekilde durması
“Your car has stalled” ifadesinde stalled, aracın motorunun beklenmedik şekilde durduğu ve aracın normal biçimde yoluna devam edemediği anlamına gelir. Sürücünün bilerek durduğu veya park ettiği anlamına gelmez. Araçlar ve motorlar için bu anlamdaki stall genellikle geçişsiz kullanılır: “the engine stalled” veya “the car stalled”. “Has stalled” present perfect yapısı, arızayı kısa süre önce gerçekleşmiş ve sonucu şu anda hâlâ önemli olan bir olay olarak sunar.
Alıştırma
Motorun beklenmedik şekilde durduğu anlamına gelen araç fiiliyle cümleyi tamamlayın: The engine suddenly stopped while Maya was waiting at the light; her car ____.
Cevabı göster
stalled
make a crash landing: tehlikeli ve sert bir acil iniş yapmak
“Your airplane makes a crash landing” cümlesinde make a landing, “iniş yapmak veya inişi tamamlamak” anlamına gelir. Crash landing isim grubu, uçağın sert biçimde, kontrolsüz olarak veya büyük olasılıkla hasar görerek yere indiği acil bir inişi anlatır. Crash landing, uçağın mutlaka tamamen yok olduğu veya herkesin öldüğü anlamına gelmez. Bu ifade tehlikeli ve olağandışı inişin kendisini belirtir.
Alıştırma
Şiddetli bir acil inişi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After losing power, the plane had to ____ on a frozen lake.
Cevabı göster
make a crash landing
or you're trying to survive after our civilization has finally crumbled. Deyimler
0:03ya da medeniyetimiz sonunda çöktükten sonra hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.
civilization has finally crumbled: mecaz olarak toplumsal çöküş
Burada crumble mecaz anlamda kullanılmıştır. Civilization has finally crumbled, toplumu bir arada tutan sistemlerin ve sosyal düzenin tamamen çöktüğü anlamına gelir; uygarlığın kelimenin tam anlamıyla küçük parçalara dönüştüğü anlamına gelmez. Has crumbled yapısındaki present perfect, çöküşün tamamlandığını ama sonucunun şu anki durumu etkilemeye devam ettiğini gösterir. Finally, uzun süren zayıflamanın sonunda bir noktaya ulaşıldığını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede civilization has finally crumbled ne anlama geliyor?
- İnsanlar daha küçük bir şehre taşındı.
- Toplum ve sistemleri tamamen çöktü.
- Modern teknoloji daha lüks hâle geldi.
- Fırtınadan sonra binalar temizlendi.
Cevabı göster
Toplum ve sistemleri tamamen çöktü.
You may need the skills to continue life after your luxuries have been taken away. Dilbilgisi
0:07Lüks imkânlarınız elinizden alındığında yaşamınızı sürdürebilmek için bazı becerilere ihtiyacınız olabilir.
have been taken away: mevcut kayıp için present perfect edilgen
Have been taken away, present perfect edilgen yapıdır. Özne, artık kullanılamayan şeydir; onu ortadan kaldıran kişi veya güç ise arka planda bırakılır. Burada lüksler geçmişte ortadan kaldırılmıştır ve bu kayıp dinleyicinin hayatını hâlâ etkilemektedir. Bu nedenle yapı, bunu kimin yaptığına değil, şu anki sonuca odaklanır.
Alıştırma
Mevcut erişim kaybını anlatmak için present perfect edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Several user permissions has been taken away after the security review.
- Several user permissions have took away after the security review.
- Several user permissions have been taken away after the security review.
- Several user permissions have been take away after the security review.
Cevabı göster
Several user permissions have been taken away after the security review.
So let's start with + topic: ilk konuya geçmek
Buradaki So, bu geçişi az önce sunulan listeye veya plana bağlar; “bu genel bakışın ardından sıradaki adım budur” anlamına gelir ve mutlaka kesin bir neden-sonuç çıkarımı belirtmez. Let's start with water ifadesi, dinleyiciyi ilk konuya yönlendirmek için let's kullanır. Bu, dinleyiciden gerçekten bir seçim yapmasını isteyen bir teklif değil, onu sunumun akışına katan kapsayıcı bir anlatım aracıdır. Yeniden kullanılabilen So let's start with + topic kalıbı, genel bakıştan ilk maddeye doğal biçimde geçer.
Alıştırma
Gündem sıralandıktan sonra cümleyi dersteki geçiş kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: So ____ the safety rules.
Cevabı göster
let's start with
It will be integral to search for a freshwater source,
0:19Bir tatlı su kaynağı aramak hayati önem taşır,
but once found it won't be immune to disease.
0:22ama bulduğunuz su hastalık etkenlerinden arınmış olmayabilir.
You'll need to boil the water for 5 minutes to kill potentially harmful bacteria.
0:24Potansiyel olarak zararlı bakterileri öldürmek için suyu 5 dakika kaynatmanız gerekir.
And additional toxins are likely proteins
0:29Ayrıca diğer toksinlerin de protein yapısında olması muhtemeldir;
denature at high heat: yüksek ısıda denatüre olmak
Bu biyokimyasal bağlamda denature, bir proteinin yüksek ısıya maruz kaldığında normal üç boyutlu yapısını kaybetmesi anlamına gelir. Proteinin işlevi bu şekle bağlı olduğundan denatürasyon, normal şekilde çalışmasını engelleyebilir. Denature, maddenin tamamen yok edildiği veya her molekülün daha küçük parçalara ayrıldığı anlamına gelmez. Daha genel olarak proteinler ısı, asitlik veya yapılarını bozan başka koşullar nedeniyle denatüre olabilir.
Alıştırma
Bir laboratuvar raporunda denature sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- High heat can denature the glass beaker into smaller pieces.
- High heat can denature all bacteria, so the word simply means kill.
- High heat can denature the protein and alter its shape.
Cevabı göster
High heat can denature the protein and alter its shape.
by cutting off ... and mashing them into: by + paralel -ing biçimleriyle yöntem anlatma
Burada by, ana cümledeki sonuca ulaşma yöntemini tanıtır: Su, ardından gelen eylemler aracılığıyla elde edilir. “Yanında” anlamına gelmez. Yöntem bildiren bu by kullanımından sonra fiil -ing biçimini alır. And, cutting off ile mashing eylemlerini aynı by tarafından yönetilen paralel adımlar olarak bağlar. Her iki eylem de “Nasıl?” sorusuna cevap verdiği için ikinci fiil, yalın veya çekimli bir fiile dönüşmek yerine mashing biçiminde paralel kalır.
Alıştırma
Parantez içindeki fiillerin -ing biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: You can unlock the panel by ____ the green switch and ____ the handle to the left. (press; turn)
Cevabı göster
pressing · turning
you can eat fresh snow with dense ice being the best source. Dilbilgisi
0:38en iyi kaynak yoğun buz olsa da taze kar yiyebilirsiniz.
with dense ice being the best source: tamamlayıcı with + isim + being yapısı
With dense ice being the best source, with ile kurulan tamamlayıcı bir öbektir. Bu öbeğin içinde dense ice özne benzeri isim öbeğidir, being onu the best source değerlendirmesine bağlar ve öbeğin tamamı ana ifadeye arka plan bilgisi ekler. Burada with, yoğun buzu bir araç olarak kullanmak anlamına gelmez. Bu öbek, yoğun buzun mevcut kar veya buz seçenekleri arasında en iyi kaynak sayıldığını, bu değerlendirmeyi ayrı bir ana cümleye dönüştürmeden kısa ve yoğun biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir araç veya neden belirtmek yerine ek bir değerlendirme sunmak için with + isim + being yapısını kullanıyor?
- The library is open all week with a new key.
- The library is open all week, with Saturday being the busiest day.
- The library is open all week because Saturday is the busiest day.
Cevabı göster
The library is open all week, with Saturday being the busiest day.
and rainwater can be collected from leaves and divots in rocks.
0:45yağmur suyunu da yapraklardan ve kayalardaki oyuklardan biriktirebilirsiniz.
dew can be collected ... rainwater can be collected ifadesinde can + edilgen
Birbirine bağlanan iki cümlecikte de can + be + past participle yapısı, yani can be collected biçimindeki kiplik edilgen kullanılır. Bu yapı dew ve rainwater sözcüklerini toplanması mümkün kaynaklar olarak sunar ve toplama işini kimin yaptığını belirtmez. Aynı edilgen yapının tekrarlanması iki alternatifi paralel ve nesnel tutar. Buradaki can, yöntemin uygulanabilir olduğunu gösterir; mutlaka yeterli miktarda su elde edileceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi can ve collect fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In an emergency, rainwater ____ in clean containers.
Cevabı göster
can be collected
Don't waste water on quenching your lips.
0:48Suyunuzu yalnızca dudaklarınızı ıslatmak için boşa harcamayın.
to help with dry mouth and thirst temptation.
0:52bu, ağız kuruluğunu ve su içme isteğini bastırmaya yardımcı olur.
This allows the body to utilize it efficiently and will inhibit nausea. Dilbilgisi
0:59Bu, vücudun suyu verimli biçimde kullanmasını sağlar ve mide bulantısını önler.
allows the body to utilize it: allow + nesne + to-infinitive
Allow + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesini mümkün kıldığını belirtir. Burada nesne the body, mümkün hâle getirilen eylem ise to utilize it olduğundan, cümlecik daha önce açıklanan yöntemin etkisini anlatır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp allow + object + to do biçimindedir. To-infinitive, nesnenin neyi yapabilir duruma geldiğini veya neyi yapmasına izin verildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi access sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The update allows users ____ files offline.
Cevabı göster
to access
Now for + isim: sonraki konuya geçmek
Now for + isim, önceki konuyu kapatıp sırada ele alınacak maddeyi duyuran eksiltili bir geçiş ifadesidir. Buradaki “Now for food”, “Şimdi yiyecek konusuna geçelim” anlamına gelir. Bu yapıda for, amaç veya yararlanıcı bildirmez. İfade; sunum, öğretici anlatım veya açıklama sırasında gündemdeki maddeler arasında hızlı ve özlü biçimde ilerlemeyi sağlar.
Alıştırma
Sıradaki konuyu tanıtmak için kısa Now for + isim geçişini kullanın: “____ safety.”
Cevabı göster
Now for
you'll have to suck it up and eat insects. Deyimler
1:03dişinizi sıkıp böcek yemek zorunda kalacaksınız.
Suck it up: rahatsızlığa şikâyet etmeden katlanmak
Suck it up, birine rahatsızlık, hayal kırıklığı veya isteksizlik üzerinde durmayı bırakıp yapılması gerekeni yapmasını söyleyen gündelik bir deyimdir. Burada, böcek yeme düşüncesinin verdiği rahatsızlığı kabullenip yine de bunu yapmak anlamına gelir. İfade, fiziksel olarak bir şeyi emmekten söz etmez. Zorluğu, dinleyicinin tartışmak veya kaçınmak yerine katlanması gereken bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Bir takım arkadaşı küçük bir rahatsızlıktan yakınır ve antrenör sertçe “Suck it up and finish the drill.” der. Burada “suck it up” ne anlama gelir?
- Rahatsızlığı kabullenip şikâyet etmeden devam etmek.
- Sorunu daha ayrıntılı biçimde açıklamak.
- Devam etmeden önce hızla bir şey içmek.
Cevabı göster
Rahatsızlığı kabullenip şikâyet etmeden devam etmek.
Crickets, mealworms, and other critters are high in protein, Notlar
1:05Cırcır böcekleri, un kurtları ve diğer küçük canlılar protein,
Critters: Küçük Hayvanlar İçin Gayriresmî Bir Sözcük
Bu cümlede critters, sözü edilen cırcır böceklerini, un kurtlarını ve diğer küçük canlıları kapsayan gayriresmî bir üst sözcüktür. Tam olarak hangi canlıları kapsadığı bağlama göre belirlenir; burada çoğunlukla böcekleri ve benzer küçük hayvanları içerir. Sözcük genellikle gündelik, samimi veya şakacı bir tınıya sahiptir. Bilimsel bir sınıflandırma değildir; bu nedenle kesin bir biyolojik kategori olarak değil, küçük hayvanları konuşma dilinde gruplandıran bir ifade olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Resmî bir zooloji araştırma makalesindeki şu cümlede critters kullanımının uygun olup olmadığını değerlendirin: “The critters were sorted by species and preserved for analysis.”
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
Be high in protein: Besin Öğesi İçeriğinin Yüksek Olduğunu Anlatmak
are high in protein yan cümlesinde be high in + besin öğesi kalıbı, “o besin öğesinden görece yüksek miktarda içermek” anlamına gelir. Burada high fiziksel konumu değil, içeriği veya yoğunluğu anlatır. Yapı be + high in + madde şeklindedir: are çoğul özneyle uyumludur, protein ise yüksek miktarda bulunan maddeyi belirtir.
Alıştırma
Yüksek miktarda içerme anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: “Greek yogurt is ____ protein.”
Cevabı göster
high in
essential to survival: hayatta kalmak için vazgeçilmez
Essential to + isim, “o şey, süreç veya sonuç için kesinlikle gerekli” demektir. Burada survival, which’in gönderme yaptığı vitamin ve minerallere bağlı olan sonuçtur; ifade, besinlerin kendilerinin hayatta kalmaya çalıştığı anlamına gelmez. Bu yapıda to bir edattır. Ardından bir isim veya isim işlevli ifade gelir: essential to survival, essential to success ya da essential to the operation of the system.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği belirleyin: Accurate measurements are ___ the success of the experiment.
- essential to
- essential on
- essential at
Cevabı göster
essential to
will leave their caught prey if you appear,
1:16siz ortaya çıkarsanız yakaladıkları avı bırakırlar;
There will likely be lactic acid present in the meat Dilbilgisi
1:19Ette büyük olasılıkla laktik asit bulunur,
There will likely be ... present: muhtemelen ... bulunacak
There will be varlık yapısı, var olması veya bulunması beklenen bir şeyi tanıtır. Likely sözcüğünün will’den sonra gelmesi tahmini yumuşatır: konuşan kişi laktik asidin bulunmasını bekler, ancak bunun kesin olduğunu iddia etmez. Burada present, “incelenen yerde veya maddenin içinde bulunan” anlamında bir sıfattır. Bilgi, laktik asidi önceden belirlenmiş bir konu olarak ele almak yerine onun beklenen varlığı etrafında düzenlenir.
Alıştırma
Laboratuvar tahminini tamamlamak için there, will, likely ve be sözcüklerini doğru sıraya koyun: Based on the initial test, ____ small amounts of iron present in the water.
Cevabı göster
there will likely be
so it will be tough and spoil faster than freshly caught,
1:22bu nedenle et sert olur ve yeni avlanmış ete göre daha hızlı bozulur,
but if cooked immediately it should be fine. Dilbilgisi
1:25ama hemen pişirilirse sorun çıkmamalıdır.
if cooked immediately: kısaltılmış edilgen koşul
Bu cümlede if cooked immediately, kısaltılmış bir edilgen koşul yan tümcesidir. Tam biçimi if it is cooked immediately şeklindedir: it eti ifade eder ve et pişirme eylemine maruz kalır; cooked burada etken bir simple past fiili değildir. İngilizcede kastedilen özne açıksa if yan tümcesindeki tekrarlanan özne ve be fiilinin bir biçimi atılabilir. if + past participle (+ zarf) kalıbı, edilgen anlamı koruyarak koşulu kısa biçimde ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi "if the medicine is stored properly" anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir if yan tümcesiyle tamamlayın: The medicine will remain effective ____.
Cevabı göster
if stored properly
you can start to feel weak as your body struggles to heal itself. Kalıp ifadeler
1:29vücudunuz kendini onarmakta zorlandıkça halsiz hissetmeye başlayabilirsiniz.
struggles to heal itself: zorluk ve dönüşlülük nesnesi
Struggles to heal, vücudun iyileşme sonucuna ulaşmaya çalışmasına rağmen iyileşme sürecini gerçekleştirmekte ciddi zorluk çektiği anlamına gelir. Struggle to + fiilin yalın biçimi, tamamen yapamamaktan çok çabayı ve aksayan ya da yavaş ilerleyen bir süreci vurgular. Itself, your body ifadesine geri dönen bir dönüşlülük zamiridir. Vücudun hem iyileştirme eylemini yapan hem de iyileştirilen şey olduğunu, yani kendi dokularını iyileştirdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle hasarlı robotun kendi gövdesini onarmakta zorlandığı anlamına gelir?
- The damaged robot struggles to repair itself.
- The damaged robot repairs itself without difficulty.
- The damaged robot struggles to repair it.
Cevabı göster
The damaged robot struggles to repair itself.
This is because vitamin C is integral to biological pathways Notlar
1:32Bunun nedeni, C vitamininin biyolojik süreçlerin ayrılmaz bir parçası olmasıdır;
integral to biological pathways: bir sistem için vazgeçilmez olmak
Burada C vitamini, biyolojik yolların vazgeçilmez bir parçası olarak tanımlanır. Bu ifade, yalnızca yararlı olduğunu söylemekten daha güçlüdür: bu süreçlerin işlemesi için gereklidir. Yapı be integral to + isim veya gerund biçimindedir. Bu kalıpta to bir edattır. Ardından bir eylem gelirse integral to building collagen örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi protect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Reliable backups are integral to ____ customer data during outages.
Cevabı göster
protecting
the structural protein that causes wound healing.
1:37kolajen de yaraların iyileşmesini sağlayan yapısal proteindir.
This is because: önceki sonuca gönderme yapıp neden belirtmek
Bu cümlede This, hemen önce belirtilen duruma gönderme yapar; because ise bu durumun neden doğru olduğunu açıklayan yan cümleyi başlatır. Bu kalıp önce sonucu, sonra nedeni verir: sonuç. This is because + özne + fiil. Neden sorusunu yanıtlarken açıklamayı önceki cümleye açıkça bağlamak için kullanılır.
Alıştırma
İkinci cümle için en uygun bağlayıcıyı seçin: The match was postponed. _____ heavy rain made the field unsafe.
- Because of
- This is because
- This is because of
Cevabı göster
This is because
Boiling spruce needles in water to create a tea Dilbilgisi
1:39Ladin iğnelerini suda kaynatıp çay yapmak,
will provide you with the equivalent vitamin C level Kalıp ifadeler
1:41size eşdeğer düzeyde C vitamini sağlar;
Ulaç öbeği özne olarak Boiling spruce needles in water to create a tea
Boiling spruce needles in water to create a tea, will provide yapısının öznesi olan bir ulaç öbeği, yani -ing yan cümlesidir. Buradaki Boiling, sürmekte olan bir eylemi bildiren ana fiil değildir; ana yüklem will provide ile başlar. Sürecin tamamı tek bir etkinlik olarak ele alınır. Bu nedenle kiplik fiil bulunmadığında normalde tekil bir fiil alır: Boiling ... provides .... Bu yapı, bir işlemi konu hâline getirip ardından sonucunu belirtir.
Alıştırma
Sürecin özne olduğu cümleyi store fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ batteries in a cool place helps them last longer.
Cevabı göster
Storing
Provide you with something kalıbı
Provide you with, provide + alıcı + with + sağlanan şey kalıbını kullanır. You alıcıdır; the equivalent vitamin C level ise sunulan şeydir. Bu kalıp, bir hizmet, nesne veya eylem bir kişiye kaynak, yarar ya da bilgi sağladığında kullanışlıdır. With, sağlanan şeyin önünde kalmalıdır: provide you with information denir, provide you information denmez.
Alıştırma
Sabit kalıbı gerekli edatla tamamlayın: The library provides students ____ free internet access.
Cevabı göster
with
One of the easiest animals to capture is rabbit, Dilbilgisi
1:45Yakalanması en kolay hayvanlardan biri tavşandır,
Yakalanması en kolay hayvanlardan biri
One of the easiest animals, bir hayvanı en kolay olarak değerlendirilen grubun içine yerleştirir. Yapı one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Animals grubu adlandırdığı için çoğuldur; one ise bu gruptan tek bir üye seçer. To capture, sıralamanın hangi ölçüte göre yapıldığını belirtir: Bu hayvanlar başka bir açıdan değil, yakalanma açısından kolaydır. Bu nedenle ifadenin tamamı “yakalanması en kolay hayvanlar grubuna ait tek bir hayvan” anlamına gelir.
Alıştırma
Maya’yı ekipte güvenilirliği en yüksek olan mühendisler grubunun tek bir üyesi olarak gösteren yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya is ____ most reliable engineers on the team.
Cevabı göster
one of the
Rely so heavily on ile güçlü bağımlılık anlatmak
Rely on, bir kişiye ya da şeye ihtiyaç duymak, güvenmek veya onu önemli bir destek kaynağı olarak kullanmak anlamına gelir. Bu cümlecikte tavşanlar, fark edilmekten kaçınmanın başlıca yolu olarak kamuflaja bağımlıdır. So heavily dereceyi artırır: heavily “büyük ölçüde” anlamına gelir, so ise bunu “bu kadar büyük ölçüde” veya “çok yoğun biçimde” anlamına gelecek şekilde güçlendirir. Buradaki so, heavily sözcüğünü niteler; “bu nedenle” anlamındaki bağlaç değildir. Yeniden kullanılabilir yapı rely + derece zarfı + on + isim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi rely so heavily on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The clinic cannot operate during internet outages because it ____ its online records.
Cevabı göster
relies so heavily on
and are easy to get close to once spotted. Dilbilgisi
1:50ve bir kez fark edildiğinde ona yaklaşmak kolaydır.
once spotted: kısaltılmış edilgen zaman yan cümleciği
Burada once spotted, once they are spotted, yani “tavşanlar fark edilir edilmez” anlamına gelir. Spotted edilgen anlamdadır: Tavşanları biri görür; tavşanlar bir şeyi fark eden taraf değildir. Kısaltılmış bir zaman yan cümleciğinde, özne ana cümleden açıkça anlaşılıyorsa örtük özne ve be fiilinin bir biçimi çıkarılabilir. once + geçmiş zaman ortacı kalıbı, sonraki eylem ya da sonucu bu edilgen olaydan sonra gerçekleşen bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “once they are noticed” anlamına gelen kısaltılmış edilgen yan cümlecikle tamamlayın: The trail markers are easy to follow ____.
Cevabı göster
once spotted
But you can't survive off rabbit alone as they are such a lean meat, Öbek fiiller
1:53Ancak tavşan eti çok yağsız olduğundan yalnızca tavşanla beslenerek hayatta kalamazsınız;
survive off: hayatta kalmak için bir kaynağa dayanmak
Survive off, “belirli bir yiyeceğe, gelire veya kaynağa dayanarak hayatta kalmak” anlamına gelir. Burada off, yaşamı sürdüren kaynağı belirtir; rabbit ise tavşan eti demektir. Rabbit alone, bunun tek yiyecek kaynağı olacağını belirtir. Cümle bu kaynağın tek başına yeterli olmadığını söyler; off burada mekânsal değildir ve bir yüzeyden uzaklaşma anlamına gelmez.
Alıştırma
“They survived off canned food during the outage,” cümlesinde survive off ne anlama gelir?
- konserve yiyeceği bir yüzeyden aşağı almak
- konserve yiyeceğe dayanarak hayatta kalmak
- konserve yiyecek kaldırıldıktan sonra yaşamaya devam etmek
Cevabı göster
konserve yiyeceğe dayanarak hayatta kalmak
Günlük temel gıdalar anlamında staples
Bu yiyecek bağlamında staples, insanların düzenli olarak yediği veya bulundurduğu ve günlük beslenmenin olağan parçaları olarak yararlandığı yiyecekleri ya da malzemeleri ifade eder. Verilen örnekler, bilinen lipit alımı kaynaklarını gösterir. Kategorinin kapsamı bağlama göre değişir: yalnızca tahıl veya nişastalı temel gıdaları değil, günlük temel ürünleri de içerebilir. Burada kâğıtları birleştiren metal zımba telleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, düzenli olarak yenip beslenmenin temelini oluşturan yiyecekleri belirten bu dersteki çoğul isimle tamamlayın: Rice and beans are ____ in many households.
Cevabı göster
staples
things that are sort of hard to find in the wild. Ton ve niyet
2:03bunları doğada bulmak pek kolay değildir.
Yumuşatılmış bir iddia olarak sort of hard to find
Burada sort of, hard sözcüğünü niteler. Gayriresmî bir yumuşatıcı görevi görür: konuşan kişi hard to find ifadesini tamamen kesin veya mutlak bir iddia olarak sunmak yerine biraz pay bırakır ve daha rahat bir tonda konuşur. Bağlama göre sort of, biraz veya bir ölçüde anlamına gelebilir; ancak çoğu zaman kesin bir dereceyi ölçmekten çok konuşma biçimini yumuşatır. Burada nesneleri bir türe göre sınıflandırmaz.
Alıştırma
"The route is sort of difficult after sunset" cümlesinde sort of ne yapar?
- İddiayı daha az mutlak ve daha gündelik hâle getirir.
- Güzergâhın belirli bir zor şeyler kategorisine ait olduğunu söyler.
- Güzergâhın kesinlikle ve aşırı derecede zor olduğunu söyler.
Cevabı göster
İddiayı daha az mutlak ve daha gündelik hâle getirir.
So you'll need to actively seek out fat. Öbek fiiller
2:05Bu nedenle özellikle yağ kaynakları aramanız gerekir.
seek out: bilinçli ve etkin biçimde aramak
Bu cümlede seek out, yağ kolayca bulunamadığı için onu bulmak üzere bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Yalnızca bir şeyi fark etmekten veya tesadüfen bulmaktan daha fazla amaç ve girişim ifade eder. Aktarılabilir kalıp seek out + kişi, şey veya bilgi biçimindedir. Out, bu öbek fiilin bir parçasıdır ve hedefi arayıp bulmayı vurgular; yağı bir kaptan dışarı çıkarmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bilinçli olarak bulmaya çalışmak” anlamına gelen dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: When reliable information is hard to access, you should ____ a specialist.
Cevabı göster
seek out
Eating some plants and berries can be deadly,
2:08Bazı bitkileri ve orman meyvelerini yemek ölümcül olabilir;
so think like a squirrel and eat acorns. Anlatım akışı
2:10bu yüzden bir sincap gibi düşünüp meşe palamudu yiyin.
think like a squirrel: akıl yürütmeyi bir modelle yönlendirmek
Bu cümlede think like a squirrel, tavsiyeyi bir benzetmeyle özetler. Burada ilgili sincap davranışı meşe palamudu toplamaktır; dolayısıyla dinleyicinin yiyecek seçeneği ararken yalnızca bu stratejiyi benimsemesi, sincabın yaptığı her şeyi taklit etmemesi istenir. Aktarılabilir think like + kişi, hayvan veya rol kalıbı, birinden yararlı bir bakış açısını ya da akıl yürütme stratejisini benimsemesini ister. Uzun bir açıklamanın yerine tanıdık bir model koyarak tavsiyeyi takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Tavsiye, yeni başlayan birinin bakış açısını benimsemek olduğunda cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? To make the instructions easier to follow, ___ a first-time user.
- think like
- think about
- think of
Cevabı göster
think like
They're high in fat and always safe.
2:12Yağ bakımından zengindirler ve her zaman güvenle yenebilirler.
The bitter taste comes from the organic substance tannin,
2:15Acı tat, tanen adlı organik maddeden gelir;
you'll decrease the bitter taste and then leave them to dry
2:21acı tatları azalır; ardından onları kurumaya bırakabilir
or grind them into a paste and make pancakes. Kalıp ifadeler
2:23ya da öğütüp macun hâline getirerek krep yapabilirsiniz.
grind them into a paste: into sonuç durumunu belirtir
Burada grind, bir şeyi sürtünme veya basınç yoluyla ezerek çok daha ince hâle getirmek demektir. grind them into a paste ifadesinde them nesnedir ve into a paste öğütme işleminin sonucunu belirtir: malzeme fiziksel bir hedefe hareket etmez, macun kıvamına gelir. grind + nesne + into + sonuç yapısı, bir işlemin malzemenin biçimini değiştirmesini anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Bir katının macuna dönüştüğünü anlatmak için grind + nesne + into + sonuç yapısını kullanan cümle hangisidir?
- Grind the soaked beans into a paste before cooking.
- Grind the soaked beans in the bowl before cooking.
- Grind the soaked beans, and then stir them into the paste.
Cevabı göster
Grind the soaked beans into a paste before cooking.
You can also boil them to decrease bitterness as well.
2:28Acılıklarını azaltmak için karahindibaları da kaynatabilirsiniz.
Maple tree seeds are also a fun snack that is high in essential nutrients and fat.
2:31Akçaağaç tohumları da temel besin maddeleri ve yağ bakımından zengin, keyifli bir atıştırmalıktır.
It will be nutritionally valuable to catch fish,
2:35Balık yakalamak beslenme açısından çok yararlı olacaktır,
but there are alternatives that don't need to be caught.
2:37ancak yakalamanız gerekmeyen alternatifler de vardır.
Seaweed is extremely nutritious and abundant.
2:40Deniz yosunu son derece besleyicidir ve bolca bulunur.
can be boiled, steamed, fried, or eaten raw: ortak edilgen yapı
Bu cümlede can be + past participle, yiyeceği hazırlamanın veya tüketmenin mümkün yollarını sunar. can be yalnızca bir kez söylenir ve boiled, steamed, fried ve eaten ile ortaklaşa kullanılır; böylece can be tekrarlanmadan liste paralel kalır. Eaten raw, pişirmeden tüketmek anlamına gelir. Raw, yiyeceğin yenirken pişmemiş durumunu belirtir; bu yüzden eaten listedeki edilgen ortacıdır, raw ise başka bir etken fiil değildir.
Alıştırma
Birden çok edilgen seçenek için tek bir can be ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The vegetable can boil, steamed, fried, or eat raw.
- The vegetable can be boiled, steamed, fried, or eaten raw.
- The vegetable can be boiling, steaming, frying, or eating raw.
Cevabı göster
The vegetable can be boiled, steamed, fried, or eaten raw.
and rock-clinging mollusks are also rampant along the Pacific coast of North America.
2:45ayrıca kayalara tutunan yumuşakçalar Kuzey Amerika'nın Pasifik kıyıları boyunca bolca bulunur.
An obvious way to cook meat is over a campfire with a stick, Dilbilgisi
2:50Eti pişirmenin en bariz yolu, onu bir çubuğa geçirip kamp ateşinde pişirmektir,
Et pişirmenin bariz bir yolu
An obvious way to cook meat, a way to + fiil yapısını kullanır. to cook meat mastar öbeği, bu yöntemin hangi eylem için kullanıldığını belirtir; ana cümlenin amacını anlatmaz. Ardından gelen is, belirli yöntemi tanıtır. Bu cümlede ifade önce et pişirmek için bir yöntem sunar ve ardından gelen somut pişirme yöntemine zemin hazırlar.
Alıştırma
“An obvious way to cook meat is over a campfire with a stick,” cümlesinde “to cook meat” ne işe yarar?
- Çubuğu açıklar.
- Hangi tür yöntemden söz edildiğini belirtir.
- Konuşanın eti pişirme nedenini açıklar.
- Konuşanın eti daha sonra pişirmeyi planladığını söyler.
Cevabı göster
Hangi tür yöntemden söz edildiğini belirtir.
but you can steam food by digging a hole,
2:53ancak bir çukur kazarak yiyecekleri buharda pişirebilir,
and covering it with wet vegetation or seaweed.
2:56ve üzerini ıslak bitkiler ya da deniz yosunuyla örtebilirsiniz.
so always have matches or a lighter handy, Kalıp ifadeler
3:04bu yüzden kibrit veya çakmağı her zaman elinizin altında bulundurun,
Kibritleri veya çakmağı el altında bulundurmak
have matches or a lighter handy ifadesinde have, bir şeyi bulundurmak veya kullanıma hazır tutmak anlamına gelir. Handy ise nesnenin hemen kullanılabilecek bir yerde olduğunu belirtir. Bu ifade, kibriti veya çakmağı kolayca uzanıp hızla kullanabileceğin kadar yakında tutmayı anlatır. Buradaki handy, ellerini kullanmada becerikli olmak anlamına gelmez. Basitçe kibrit veya çakmağa sahip olma fikrine, hemen kullanılabilir olma anlamını ekler.
Alıştırma
“have matches or a lighter handy” ifadesi ne yapmayı gerektirir?
- Kibriti veya çakmağı hızlıca kullanabileceğin kadar yakında bulundurmak.
- Ellerini kullanmada becerikli olduğunu göstermek.
- Her zaman hem kibrit hem de çakmak taşımak.
- Kibrit yerine çakmak kullanmak.
Cevabı göster
Kibriti veya çakmağı hızlıca kullanabileceğin kadar yakında bulundurmak.
but in desperate times you can hit two rocks together for sparks.
3:06ancak çaresiz kaldığınızda kıvılcım çıkarmak için iki taşı birbirine vurabilirsiniz.
Keep your eyes peeled for...: …için gözünü dört açmak
Keep your eyes peeled, “tetikte ol ve dikkatle bak” anlamına gelir. Bu bir deyimdir; bu nedenle peeled, gözlere gerçekten yapılan bir eylemi anlatmaz. keep your eyes peeled for + isim yapısı, aranacak kişiyi, nesneyi, ipucunu veya olayı belirtir. Burada for iron pyrite, aramanın hedefini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi keep your eyes peeled deyimiyle tamamlayın: On the hike, ____ for the blue trail markers.
Cevabı göster
keep your eyes peeled
a type of flammable mineral that is mined for its combustible properties.
3:11bu, yanıcı özellikleri nedeniyle çıkarılan, kolay tutuşabilen bir mineral türüdür.
Another safe option is the classic magnifying glass binocular lenses
3:15Bir diğer güvenli seçenek de klasik büyüteç veya dürbün merceklerini kullanmaktır;
the name for materials that can ignite easily.
3:22bu, kolayca alev alabilen malzemelere verilen addır.
a tinder: tinder neden genellikle sayılamaz
Bu cümlede tinder, bir kıvılcım veya alevle kolayca tutuşan ve ateş yakmaya yardımcı olan kuru malzeme anlamına gelir. Ağaç kabuğu, kuru ot ve yosun tinder olarak kullanılabilir. Standart modern İngilizcede bu anlamdaki tinder genellikle sayılamayan bir isimdir. need a tinder yerine need tinder veya need some tinder denir. Saymak için a piece of tinder, a bundle of tinder veya a type of tinder gibi ifadeler kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede tinder, ateş başlatma malzemesi anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- We need some dry tinder before we strike the flint.
- We need a dry tinder before we strike the flint.
- We need two tinders before we strike the flint.
Cevabı göster
We need some dry tinder before we strike the flint.
evergreen needles, and the bark of all cedar trees.
3:27yaprak dökmeyen ağaçların iğne yaprakları ve tüm sedir ağaçlarının kabukları verilebilir.
and then push them into the flame slowly as they're consumed. Kelime
3:33ve çubuklar yandıkça onları yavaşça alevin içine itin.
Kısaltılmış edilgen zaman yan tümcesi Once lit
Once lit, once the fire has been lit, yani ateş yakıldıktan sonra anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir zaman yan tümcesidir. after the fire is burning, yani ateş yanmaya başladıktan sonra şeklinde de anlaşılır. Lit, light fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; eksiltilen özne çubuklar değil, ateştir. Yönerge dilinde once + past participle, sonraki adıma geçilmeden önce ulaşılması gereken tamamlanmış durumu belirtir. Örtük özne karıştırılabilecekse tam biçim genellikle daha açıktır.
Alıştırma
once the device is activated ifadesinin kısaltılmış once + past participle biçimiyle cümleyi tamamlayın: '____, the device will begin its safety check.'
Cevabı göster
Once activated
Yavaş yavaş yanıp tükenmek anlamında consumed
Consumed burada çubukların ateş tarafından yavaş yavaş yakılıp tüketilmesi anlamına gelir. Yemek yemeyi anlatmaz; ateş, çubukların maddesini yakıt olarak kullandıkça çubuklar küçülür. They're consumed, yani they are consumed ifadesinde edilgen yapı, çubukları tüketilen şeyler olarak sunar. Süreç açıklamalarında consume genellikle yakıtın, enerjinin, oksijenin, kaynakların veya zamanın tükenmesini anlatır.
Alıştırma
'The wood was slowly consumed by the fire,' cümlesinde consumed ne anlama gelir?
- Birinin yiyebilmesi için hazırlandı.
- Hiç değişmeden yalnızca ısıtıldı.
- Yavaş yavaş yanıp tükendi.
Cevabı göster
Yavaş yavaş yanıp tükendi.
This is an efficient way to keep your fire going for longer. Kalıp ifadeler
3:36Bu, ateşin daha uzun süre yanmasını sağlamanın verimli bir yoludur.
Keep your fire going: bir şeyin devam etmesini sağlamak
keep + object + going yapısında keep, “devam etmesini sağlamak” anlamına gelir; going ise sürmekte olan bir etkinliği veya durumu anlatır. Nesne, keep ile going arasına gelir. Burada keep your fire going, ateşin yanmaya devam etmesini sağlamak demektir. Going, ateşin bir yere doğru hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi iki parçalı keep + object + going yapısıyla tamamlayın: The spare fuel should ____ the generator ____ until morning.
Cevabı göster
keep · going
You don't want to light a fire within your shelter for obvious reasons, Ton ve niyet
3:39Bariz nedenlerle barınağınızın içinde ateş yakmamalısınız;
For obvious reasons: gerekçeyi söylemeden bırakmak
For obvious reasons, konuşmacının açıklamanın ortak bilgiden zaten anlaşıldığını düşündüğünü ve bu nedenle gerekçeyi söylemediğini belirtir. Kanıt sunmaktan çok gerekçeyi kısaltarak ifade eder. Bu cümlede alev, duman veya zararlı gazlar gibi barınağın içinde ateş yakmanın bilinen tehlikelerine işaret eder. İfade, dinleyicinin bu gerekçeleri kendisinin tamamlayabileceğini varsayar.
Alıştırma
Okuyuculara kesin tehlikenin açıklanması gereken bir güvenlik kılavuzunda bu kullanım uygun mudur?: For obvious reasons, never mix these chemicals?
- Evet, çünkü gerekçe söylenmeden bırakılabilir.
- Hayır, kılavuz tehlikeyi açıkça belirtmelidir.
Cevabı göster
Hayır, kılavuz tehlikeyi açıkça belirtmelidir.
and proper ventilation is needed to stop any chance of carbon monoxide poisoning. Kelime
3:42ayrıca karbonmonoksit zehirlenmesi riskini önlemek için uygun havalandırma gerekir.
karbonmonoksit zehirlenmesi
Bu cümlede carbon monoxide poisoning, aşırı miktarda karbonmonoksit yani CO solumanın yol açtığı zehirlenme için kullanılan standart güvenlik terimidir. Carbon monoxide gazın adıdır; poisoning ise bunun sonucunda ortaya çıkan zararlı durumu veya zehirlenme olayını belirtir. Havalandırma uyarısı, yanma gazlarının kapalı bir alanda birikmesine izin verilmemesi gerektiği anlamına gelir. İfadenin tamamını tanımak önemlidir çünkü monoxide, karbondioksiti (CO2) değil CO’yu belirtir.
Alıştırma
Standart güvenlik terimini tamamlayın: Breathing CO in an enclosed room can cause ____.
Cevabı göster
carbon monoxide poisoning
putting your fire a safe distance in front for warmth.
3:48ısınmak için ateşi mağaranın önünde, güvenli bir mesafede yakın.
breaking off branches and making a leaning structure is simple and effective too. Öbek fiiller
3:51dalları kırıp tek tarafa eğimli bir barınak yapmak da basit ve etkilidir.
koparıp ayırmak
Burada breaking off branches, dalları ağaç veya kalın bir dal gibi daha büyük bir bütünden büküp kırarak ayırmak demektir. branches nesnesi, fiziksel anlamın kullanıldığını açıkça gösterir. Break off bu geçişli kullanımda ayrılabilir: break off a branch ve break a branch off ifadelerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda ortaya getirilir: break it off denir, break off it denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede break off, daha büyük bir bütünden bir parçayı ayırmak anlamında kullanılmıştır?
- The talks broke off after midnight.
- Leo broke off a dry twig from the fallen branch.
- The old machine broke down at noon.
Cevabı göster
Leo broke off a dry twig from the fallen branch.
Angle the gradual incline towards the wind
3:55Eğimli tarafı rüzgâra dönük olacak şekilde yerleştirin
and start building the walls from the bottom up. Kalıp ifadeler
3:57ve duvarları aşağıdan yukarıya doğru yapmaya başlayın.
from the bottom up: en alt düzeyden başlamak
Bu cümlede from the bottom up, duvarların yapımındaki mekânsal sırayı belirtir: en alttaki bölümden başlayıp malzemeyi aşamalı olarak yukarı doğru eklemek. Aynı kalıp, temellerden veya en alt düzeyden başlayıp yukarı doğru gelişen bir süreci de anlatabilir. Fiziksel olmayan bağlamlarda bütün katmanları yeniden kurmayı ya da hareketin tabandan gelmesini ifade edebilir.
Alıştırma
bottom içeren ve en alt düzeyden başlayıp yukarı doğru ilerlemek anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Build the stone wall ____, one row at a time.
Cevabı göster
from the bottom up
Use a stick to make a drain around the structure for rainwater to drain.
3:59Yağmur suyunun akıp gitmesi için yapının çevresine bir çubukla kanal açın.
Alt konuya geçiş için As for + isim öbeği
As for + isim öbeği, ilişkili bir alt konuya geçişi belirtir. Burada As for a comfy bed, konuşmacının barınağın diğer bölümlerini anlatmayı bitirdiğini ve şimdi yatılacak yüzeye geçtiğini gösterir. Bu ifade bir neden sunmak veya karşılaştırma yapmak yerine bilgiyi düzenler. Genellikle bir öğeyi önceki öğeden ayırır ve dinleyiciyi o öğe hakkında yapılacak açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Şimdi konusuna geçersek anlamındaki iki sözcüklü konu değiştirme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We have covered the roof. ____ the floor, we can use flat stones.
Cevabı göster
As for
pine needles, dry moss, leaves, and ferns are the Casper mattress of your post-apocalyptic life. Kültür
4:04çam iğneleri, kuru yosun, yapraklar ve eğrelti otları kıyamet sonrası hayatınızın Casper yatağıdır.
the Casper mattress of your post-apocalyptic life: mizahi bir marka benzetmesi
Casper bir yatak markasıdır. Bu cümlede sıralanan çam iğneleri, yosun, yapraklar ve eğrelti otları, kıyamet sonrası hayatın “Casper yatağı” olarak mecazen adlandırılır: bunlar doğaçlama bir yatak görevi görür ve marka göndermesi bu kaba yatağın nispeten rahat görünmesini sağlar. Bu ifade gerçek bir ürün bulunduğu iddiası değil, şakacı bir övgüdür. Casper burada doğal bir yatak malzemesinin adı ya da aynı adlı çizgi film hayaletine gönderme değildir. Markayı tanımak, bu görüntüyü uygarlık çöktükten sonra modern tarzda rahatlık bulmakla ilgili bir şakaya dönüştürür.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu cümlede ne anlama geliyor?
- Casper, doğada yatak yapmak için kullanılan bir bitkinin adıdır.
- Konuşmacı çizgi film hayaleti Casper'dan hayatta kalma arkadaşı olarak söz ediyor.
- Doğal malzemeler, uygarlık çöktükten sonraki yaşam için rahat bir marka yatağına mizahi biçimde benzetiliyor.
- Yaprakların ve eğrelti otlarının altında gerçek bir Casper yatağı saklıdır.
Cevabı göster
Doğal malzemeler, uygarlık çöktükten sonraki yaşam için rahat bir marka yatağına mizahi biçimde benzetiliyor.
don't dress too warmly as your body is capable of regulating temperature, Dilbilgisi
4:09vücudunuz sıcaklığını düzenleyebildiği için fazla kalın giyinmeyin;
too warmly: aşırı derece için too + zarf
too warmly ifadesinde warmly, birinin nasıl giyindiğini anlatan bir zarftır; too ise dereceyi uygun olan düzeyin üzerine çıkarır. Bu nedenle ifade yalnızca “çok sıcak giyinmek” değil, “aşırı olacak veya sorun yaratabilecek kadar sıcak giyinmek” anlamına gelir. Kabul edilebilir sınır duruma bağlıdır. too + zarf kalıbı başka eylemlere de aktarılabilir ve bir eylemi yararlı ya da güvenli derecenin üzerinde olarak değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi too + quick sözcüğünün zarf biçimiyle tamamlayın: On the icy road, don't drive ____.
Cevabı göster
too quickly
capable of regulating temperature: capable of + -ing yapısı
Be capable of doing something, bir şeyi yapma yeteneğine veya kapasitesine sahip olmak demektir. Burada capable of regulating temperature, vücudun kendi sıcaklığını ayarlayabildiğini belirtir; ancak bu yeteneğin her koşulda yeterli olacağını garanti etmez. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: capable of regulating doğrudur, capable of regulate değildir. Aynı yapı insanlar, makineler ve sistemler için kullanılabilir.
Alıştırma
capable sonrasında power fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This battery is capable ____ the sensor for twelve hours.
Cevabı göster
of powering
perspiring: sweating için resmî bir sözcük
Perspiring terlemek, yani vücudun deri yoluyla nem çıkarması anlamına gelir. Burada sıvı kaybına ve susuzluğa yol açabilecek süreci adlandırır. sweating ile karşılaştırıldığında perspiring daha resmîdir ve daha ölçülü ya da klinik duyulabilir. Sağlık önerilerinde ve tıbbi açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede perspiring en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The damp shirt was perspiring on the clothesline.
- I was perspiring like crazy after basketball.
- The patient was perspiring heavily during the examination.
Cevabı göster
The patient was perspiring heavily during the examination.
Leave your skinny jeans at home as you'll need extra room around the knees for dexterity.
4:19Dar kot pantolonunuzu evde bırakın; rahat hareket etmek için dizlerinizin çevresinde fazladan boşluğa ihtiyacınız olacak.
Look for clothes with as many pockets as possible, Dilbilgisi
4:22Mümkün olduğunca çok cebi olan giysiler arayın,
as many pockets as possible: mümkün olduğunca çok cep
as many pockets as possible ifadesi, pratik koşulların izin verdiği en yüksek cep sayısı anlamına gelir. As many, çoğul sayılabilen isim pockets sözcüğünü niteler; as possible ise gerçek koşullardaki üst sınırı belirtir. Kesin bir sayı ifade edilmez. Tavsiye, planlama veya gerekliliklerde sayılabilen bir miktarı en üst düzeye çıkarmak için as many + çoğul sayılabilen isim + as possible kalıbını kullanın.
Alıştırma
Miktarı en üst düzeye çıkaran kalıpla tavsiyeyi tamamlayın: Choose a backpack with ____ compartments ____.
Cevabı göster
as many · as possible
and loose cotton shirts will provide better protection from insects.
4:27bol pamuklu gömlekler böceklere karşı daha iyi koruma sağlayacaktır.
Oil driven from animal fats can be used to grease footwear and help keep them resistant to water, Notlar
4:30Hayvansal yağlardan elde edilen yağ, ayakkabıları yağlayıp suya dayanıklı tutmak için kullanılabilir;
can be used to grease footwear: alas kaki dapat dilumasi ile
can be used to + fiilin yalın hâli kalıbı, kiplik içeren bir edilgen yapıdır: can olasılığı belirtir, be used edilgen yapıyı oluşturur ve to grease amacı açıklar. Yağı, kullanan kişiyi belirtmeden olası bir işlevi olan malzeme olarak öne çıkarır. Burada grease, bir şeye gres veya yağ sürmek anlamında bir fiildir. Footwear bu işlemi gören nesnedir. Bu kalıp malzemelerin, araçların veya ürünlerin olası işlevlerini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle yağın olası bir pratik kullanımının, yani botlara yağ sürmenin, bulunduğunu söylüyor?
- People used to grease boots with this oil.
- Oil can be used to grease boots.
- Hikers are used to greasing their boots.
Cevabı göster
Oil can be used to grease boots.
resistant to water: resistant + to yapısı
resistant to water ifadesinde resistant, suya dayanabilen veya sudan daha az etkilenen demektir. resistant sıfatından sonra direnilen şeyi ya da etkiyi göstermek için to gelir. Kalıp be resistant to + isim biçimindedir: Malzemeler resistant to heat, corrosion veya change olabilir. Burada suyun daha az nüfuz etmesi anlatılır; ayakkabıların tamamen waterproof olduğu garanti edilmez.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak standart sözcük grubunu tamamlayın: This coating is resistant ____ salt water.
Cevabı göster
to
and the down feathers caught from any birds can be shoved beneath your clothes for warmth when needed. Kelime
4:34yakaladığınız kuşlardan aldığınız yumuşak alt tüyleri de gerektiğinde ısınmak için giysilerinizin altına doldurabilirsiniz.
down feathers: yumuşak, yalıtıcı alt tüyler
Down feathers, bir kuşun daha sert dış tüylerinin altında büyüyen yumuşak ve kabarık alt tüy tabakasıdır. Havayı hapsettiği için montlarda, uyku tulumlarında ve yatak takımlarında sıcaklık sağlamak amacıyla kullanılır. Burada down, tüyün türünü belirtmek için feathers sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. sit down veya climb down ifadelerindeki yön bildiren down değildir.
Alıştırma
"This jacket is filled with down feathers," cümlesinde "down feathers" neyi ifade eder?
- Yalnızca kuşun uçuş sırasında yön değiştirmesine yardım eden tüyler
- Bir kuşun dış tüylerinin altındaki yumuşak, ısı yalıtımı sağlayan tüyler
- Yere doğru bakan tüyler
Cevabı göster
Bir kuşun dış tüylerinin altındaki yumuşak, ısı yalıtımı sağlayan tüyler
access to information on the internet will likely not be an option. Kalıp ifadeler
4:43internetteki bilgilere erişmek büyük olasılıkla mümkün olmayacaktır.
when it comes time to + fiilin yalın hâli
when it comes time to fend for yourself ifadesinde when it comes time to, kişinin kendi başının çaresine bakmasının gerekli hâle geldiği gelecekteki anı belirtir. Buradaki come bir hareketi anlatmaz; ilgili zamanın gelmesi anlamındadır ve it bu kalıplaşmış yapının biçimsel öznesidir. Yapı when it comes time to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Planlanan veya beklenen eylemin gerçekten yapılması gereken ana odaklandığı için, bir tavsiye ya da hazırlığa basit bir when yan cümlesinden daha fazla aciliyet katabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The backup plan may seem unnecessary now, but ____ use it, everyone will know what to do.
Cevabı göster
when it comes time to
fend for yourself: kendi başının çaresine bakmak
Bu cümlede fend for yourself, yardım almadan kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve zor bir durumla başa çıkmak anlamına gelir. Hayatta kalma bağlamında anlam, özellikle kendi başına ayakta kalmaya yakındır. Başka durumlara aktarılabilen yapı fend for + dönüşlülük zamiri şeklindedir: I fend for myself, she fends for herself ve they fend for themselves. Burada fend, defend fiilinin basit bir eş anlamlısı değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyimle tamamlayın: If the rescue team cannot reach you, you may have to ____ overnight.
Cevabı göster
fend for yourself
not be an option: bir seçeneği elemek
Bu cümlede not be an option, kendi başınıza idare etmeniz gerektiğinde internetten bilgi kullanmanın muhtemelen mümkün veya uygulanabilir olmayacağı anlamına gelir. İfade, internet erişimini olası bir hareket yolu olarak sunar ve ardından bu yolu eler. X is not an option kalıbı yalnızca kişisel bir hoşnutsuzluğu değil, nesnel bir kısıtlamayı da anlatabilir. Koşullar, kurallar, maliyet, zaman veya güvenlik X'i mevcut seçenekler arasından çıkarabilir.
Alıştırma
Seçeneğin kullanılamadığını belirten, bu dersteki dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because the road is flooded, driving home tonight will ____.
Cevabı göster
not be an option
And if you want to see how some of the richest people in the world are already prepping for the apocalypse,
4:47Dünyanın en zengin insanlarından bazılarının kıyamete nasıl şimdiden hazırlandığını görmek istiyorsanız,
watch our second video here by clicking on the screen
4:52ekrana tıklayarak buradaki ikinci videomuzu izleyin
preppers: büyük acil durumlara hazırlanan insanlar
Preppers, prepper sözcüğünün çoğuludur ve büyük afetlere, uzun süreli kesintilere veya toplumsal düzenin çökmesine bilinçli biçimde hazırlanan insanları tanımlayan bir addır. Hazırlıkları arasında malzeme depolamak, acil durum planları yapmak ve hayatta kalma becerileri edinmek bulunabilir. Burada sözcük, hazırlık odaklı ve tanınabilir bir topluluğu ya da yaşam tarzını adlandırır. Sınav veya toplantı gibi sıradan işler için hazırlık yapan kişileri anlatmaz.
Alıştırma
Preppers adı hangi durumda en doğru biçimde kullanılır?
- Düzenli olarak malzeme depolayan ve büyük acil durumlar için plan yapan kişiler
- Yarınki tarih sınavı için notlarını gözden geçiren kişiler
- Haftalık ofis toplantısının gündemini hazırlayan kişiler
Cevabı göster
Düzenli olarak malzeme depolayan ve büyük acil durumlar için plan yapan kişiler
And subscribe for more weekly science videos every Thursday.
4:59Her perşembe yayımlanan haftalık bilim videolarımız için kanalımıza abone olun.