Stres bedeninizi nasıl etkiler? - Sharon Horesh Bergquist: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
589 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Video, tekrarlanan stres tepkilerinin kalp-damar sistemi, sindirim, iştah, bağışıklık ve hücresel yaşlanma üzerindeki etkilerini adım adım ele alıyor. Ardından stresli durumları yönetilebilir zorluklar olarak görmenin hem o andaki performansı hem de uzun vadeli sağlığı destekleyebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fight or flight stress response — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Vücudun tehlikeyle yüzleşmeye ya da ondan kaçmaya yönelik otomatik hazırlığını anlatan bu yaygın sağlık ve psikoloji terimini anlayabilirsiniz. Ayrıca tepkinin kısa süreli yararıyla uzun süre etkin kalmasının yol açabileceği zararı ayırt edebilirsiniz. 2. the shoelace tip ends of chromosomes — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Gündelik ve somut bir görüntünün telomerleri kromozomların koruyucu uçları olarak nasıl açıkladığını fark edebilirsiniz. Böylece hücre bölünmesi ve hücresel yaşlanma gibi soyut bilimsel süreçleri görünür kılan benzetmeleri daha rahat takip edebilirsiniz. 3. what matters to your brain and entire body is how you respond to that stress. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what yan cümleciğinin özne, how yan cümleciğinin ise is sonrasında temel bilgi olduğu yapıyı çözümleyebilirsiniz. Bu kalıbı, belirleyici etkenin kaçınılmaz durumun kendisi değil, ona verilen tepki olduğunu vurgulamak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Cramming for a test? Kalıp ifadeler

0:08

Bir sınava inekliyor musunuz?

Kalıp ifadeler

Sınav için son anda mı çalışıyorsun?

cramming for a test, sınavdan hemen önce kısa bir süre içinde yoğun bir şekilde çalışmak anlamına gelir. Sınavın yaklaştığını ve öğrencinin normal bir çalışma planını izlemek yerine çok miktarda bilgiyi hızla öğrenmeye çalıştığını anlatır. Altyazıdaki ifade, öznesi ve be fiili düşürülmüş günlük bir sorudur. Tam hâli yaklaşık olarak Are you cramming for a test? olur. -ing biçimi eylemin şu anda sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Yarın sınavı olan ve bu gece yoğun bir şekilde çalışan birini en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. She is grading a test.
  2. She is cramming for tomorrow's exam.
  3. She is handing in a test.
Cevabı göster

She is cramming for tomorrow's exam.

Trying to get more done than you have time to do? Notlar

0:10

Sahip olduğunuz zamandan daha fazlasını yapmaya mı çalışıyorsunuz?

Kalıp ifadeler

get more done: daha çok işi tamamlamak

get more done, daha fazla işi veya daha çok sayıda görevi tamamlamak anlamına gelir. get + nesne + done yapısında get, işi tamamlanmış bir duruma ulaştırmayı anlatır; done yalnızca daha uzun süre çalışmaya veya daha fazla işe başlamaya değil, sonuca odaklanır. Altyazıda more, more work veya more tasks ifadelerinin yerini tutar. Sorunun tam hâli yaklaşık olarak Are you trying to get more done than you have time to do? şeklindedir ve kişinin bitirmek istediği miktarla elindeki zaman arasındaki uyumsuzluğu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get more done kullanarak tamamlayın: A clear checklist helps me ____ before lunch.

Cevabı göster

get more done

Dilbilgisi

more done than you have time to do: mevcut zamanın kaldırabileceğinden fazla iş

more done than you have time to do ifadesinde more ... than ... iki miktarı karşılaştırır: tamamlanmaya çalışılan iş miktarı ve mevcut zamanın tamamlamaya izin verdiği iş miktarı. than sonrasındaki yan cümle karşılaştırma ölçütünü verir; yalnızca ek bir ayrıntı değildir. Bu nedenle soru, planlanan iş yükünün zaman kapasitesini aştığını anlatır. Aynı kalıp bir talebin zaman, para, alan veya yetenek gibi bir sınırı aştığını da gösterebilir.

Alıştırma

more done than you have time to do ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Beklenenden daha fazla boş zaman vardır.
  2. Planlanan iş miktarı, mevcut zamanın izin verdiğinden fazladır.
  3. Bütün işler zaten bitmiştir.
Cevabı göster

Planlanan iş miktarı, mevcut zamanın izin verdiğinden fazladır.

Stress is a feeling we all experience Dilbilgisi

0:14

Stres hepimizin deneyimlediği bir duygudur

when we are challenged or overwhelmed.

0:17

zorlandığımızda veya bunaldığımızda.

Dilbilgisi

a feeling we all experience: nesne görevindeki ilgi zamirinin atılması

a feeling we all experience ifadesinde we all experience, feeling sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Açık biçimi a feeling that we all experience şeklindedir. Burada that, experience fiilinin nesnesidir ve bu nedenle atılabilir. İfadenin tamamını “hepimizin yaşadığı bir duygu” anlamında tek bir ad öbeği olarak okumak gerekir; feeling sonrasında yeni bir ana cümle başladığı düşünülmemelidir. Bu kısa “ad+yan cümle” yapısı tanım ve betimlemelerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi ifade a feeling we all experience ile aynı yapıya ve anlama sahiptir?

  1. a feeling, and we all experience
  2. a feeling that experiences us all
  3. a feeling that we all experience
Cevabı göster

a feeling that we all experience

But more than just an emotion, Anlatım akışı

0:20

Ancak sadece bir duygudan daha fazlası olarak,

stress is a hardwired physical response Kelime

0:21

stres doğuştan gelen fiziksel bir tepkidir

Anlatım akışı

more than just an emotion: ana noktadan önce dar bir görüşü düzeltmek

more than just an emotion ifadesindeki more than just X, “yalnızca X değil” veya “sadece X’ten ibaret değil” anlamına gelir. Duyguların sayısını karşılaştırmaz. Bu ifade ana cümleden önce kullanıldığında, önce tanıdık ama eksik bir tanım sunar. Ardından ana cümle daha eksiksiz ve önemli bir tanım verir. But, düzeltmeyi önceki düşünceye bağlayarak geçişi güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak more than just kalıbını kullanarak tamamlayın: ____ a game, chess teaches patience and planning.

Cevabı göster

More than just

Kelime

hardwired physical response: bedene yerleşik bir tepki

Hardwired, sabit elektrik tesisatı fikrinden gelen bir mecazdır. Burada bedenin biyolojik sistemine yerleşik olmayı ifade eder; bu yüzden hardwired physical response her seferinde bilinçli olarak seçilmek yerine otomatik olarak gerçekleşir. Bu ifade, stresi yalnızca bir duygu olarak anlatmak yerine bedensel bir mekanizma olarak açıklar. Hardwired tepkinin yerleşik olduğunu vurgular; physical response ise bedenin ne yaptığını belirtir.

Alıştırma

“Stress is a hardwired physical response” cümlesindeki hardwired physical response ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. bedene bağlanan elektrik kablolarının ürettiği bir tepki
  2. bedenin biyolojik sistemine yerleşik fiziksel bir tepki
  3. kişinin her seferinde bilinçli olarak seçtiği fiziksel bir hareket
Cevabı göster

bedenin biyolojik sistemine yerleşik fiziksel bir tepki

that travels throughout your entire body.

0:25

ve tüm vücudunuza yayılır.

In the short term, Kalıp ifadeler

0:28

Kısa vadede,

stress can be advantageous.

0:29

stres avantajlı olabilir.

Kalıp ifadeler

In the short term: kısa vadeli etkileri değerlendirmek

In the short term, ifadenin geçerli olduğu zaman aralığını belirler: yalnızca hemen görülen veya yakın gelecekteki etkiler düşünüldüğünde stres yararlı olabilir. Bu, stresin her zaman yararlı olduğu anlamına gelmez. Burada term, sonuçları değerlendirmek için kullanılan bir süreyi belirtir; okul dönemi veya teknik terim anlamında değildir. Bu ifade çoğu zaman in the long term ya da in the long run ile anlatılan uzun vadeli sonuçlarla karşılaştırmaya zemin hazırlar.

Alıştırma

“Kısa vadeli bir bakış açısıyla” anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, renting the equipment is cheaper, but buying it may save money later.

Cevabı göster

In the short term

But when activated too often or too long, Dilbilgisi

0:32

Ancak çok sık veya çok uzun süre aktive edildiğinde,

Dilbilgisi

when activated too often or too long: kısaltılmış edilgen yan tümce

When activated, edilgen bir zaman yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi when it is activated şeklindedir; it daha önce sözü edilen stres tepkisine gönderme yapar. Geçmiş zaman ortacı activated, tepkinin başka bir şeyi etkinleştirmediğini, eyleme maruz kaldığını yani etkinleştirildiğini gösterir. Too often aşırı sıklığı, too long ise aşırı süreyi anlatır. it is kısmını çıkarmak, bu anlamları değiştirmeden yan tümceyi kısaltır.

Alıştırma

Hangi cümle when activated too often or too long kısaltılmış yan tümcesinin edilgen anlamını doğru biçimde verir?

  1. When the stress response is activated too often or remains active for too long, it can harm the body.
  2. When people are too active for a long time, the stress response can harm the body.
  3. When the stress response activates a threat too often, it can harm the body.
Cevabı göster

When the stress response is activated too often or remains active for too long, it can harm the body.

your primitive fight or flight stress response Kültür

0:35

ilkel savaş ya da kaç stres tepkiniz

Kültür

fight or flight stress response: tehdide karşı otomatik vücut tepkisi

Fight or flight stress response, algılanan bir tehdide karşı vücudun verdiği otomatik tepkidir. Vücudu tehlikeyle yüzleşmeye veya tehlikeden uzaklaşmaya hızla hazırlar; kişinin gerçekten savaşması ya da kaçması gerektiği anlamına gelmez. Bu isim öbeğinde fight or flight, stress response türünü açıklayan tek ve kalıplaşmış bir kavram olarak kullanılır. Bu arka plan anlamı, terimi sağlık, psikoloji ve bilim açıklamalarında tanımanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sağlık yazısında fight or flight stress response ne anlama gelir?

  1. iki seyahat rotası arasında seçim yapmak için dikkatli bir plan
  2. vücudun algılanan bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması
  3. uçak yolculuğu sırasında yaşanan bir tartışma
Cevabı göster

vücudun algılanan bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması

not only changes your brain, Dilbilgisi

0:38

sadece beyninizi değiştirmekle kalmaz,

but also damages many of the other organs

0:40

aynı zamanda diğer birçok organa

Dilbilgisi

not only ... but also ... ile paralel etkiler eklemek

Not only ... but also ... paralel iki bilgiyi birbirine bağlar ve ikinci bilginin birinciye eklendiğini vurgular. Altyazıda iki etkiyi birleştirir: changes your brain ve damages many of the other organs. Mümkün olduğunda iki bölümden sonra aynı tür dil bilgisi yapılarını kullanın. Burada iki taraf da aynı özneye bağlı fiil öbekleridir; böylece cümle bir sonuçtan diğerine genişler.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ... ile tamamlayın: The app ____ tracks your steps ____ reminds you to take breaks.

Cevabı göster

not only · but also

and cells throughout your body.

0:43

ve vücudunuzdaki hücrelere zarar verir.

Your adrenal gland releases the stress hormones

0:46

Böbreküstü beziniz stres hormonlarını salgılar

cortisol, epinephrine,

0:49

kortizol, epinefrin,

also known as adrenaline, Kalıp ifadeler

0:51

ayrıca adrenalin olarak da bilinir,

Kalıp ifadeler

also known as: aynı şeyin başka bir adı

also known as ifadesi aynı kişi, yer veya şey için kullanılan başka bir adı tanıtır. Burada epinephrine ve adrenaline, iki farklı hormonu değil, aynı hormonun iki farklı adını belirtir. Virgüller arasındaki also known as adrenaline bölümü, kimliği belirlemeye yardımcı olan ek bilgi verir. Bunun daha uzun biçimi which is also known as adrenaline şeklindedir.

Alıştırma

“Başka bir adı vardır” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: New York City is ____ the Big Apple.

Cevabı göster

also known as

and norepinephrine.

0:53

ve norepinefrin.

As these hormones travel through your bloodstream, Dilbilgisi

0:55

Bu hormonlar kan dolaşımınızda ilerlerken,

Dilbilgisi

As these hormones travel...: zaman bakımından örtüşen süreçler

Cümle başındaki bu yan cümlede as, “-irken” veya “olduğu süre boyunca” anlamındadır. Hormonların kan dolaşımındaki hareketini arka plana yerleştirir ve daha sonra anlatılan ana olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir. Başka cümlelerde as, “çünkü” anlamına da gelebilir; ancak burada bu anlamda değildir. Böyle bir süreç açıklamasında, zaman bakımından örtüşen iki gelişmeyi takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki sürecin aynı zaman aralığında gerçekleştiğini göstermek için kullanılmıştır?

  1. As the road was closed, we took another route.
  2. She works as a guide during the summer.
  3. As we walked through the park, the sun slowly set.
Cevabı göster

As we walked through the park, the sun slowly set.

they easily reach your blood vessels and heart.

0:57

kan damarlarınıza ve kalbinize kolayca ulaşırlar.

Adrenaline causes your heart to beat faster Dilbilgisi

1:01

Adrenalin kalbinizin daha hızlı atmasına neden olur

Dilbilgisi

causes your heart to beat faster: cause + nesne + to-infinitive

cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin başka bir kişiye ya da şeye bir eylem yaptırdığını belirtir. Bu cümlede your heart, causes fiilinden sonra gelen nesnedir ve aynı zamanda beat eylemini yapan şeydir; to beat faster ise sonucu belirtir. cause something to happen doğrudan bir neden-sonuç ilişkisini anlatmak için kullanılır. Bu yapı, kalbin atması gibi istemsiz eylemler için de kullanılabilir.

Alıştırma

restart kullanarak cause + nesne + to-infinitive yapısını tamamlayın: A software error caused the tablet ____ suddenly.

Cevabı göster

to restart

and raises your blood pressure, Kalıp ifadeler

1:04

ve kan basıncınızı yükseltir,

Kalıp ifadeler

raises your blood pressure: bir düzeyi veya ölçüm değerini artırmak

Raise your blood pressure, sağlık bağlamında bir şeyin tansiyonu yükseltmesini anlatan doğal bir eşdizimdir. Raise geçişli bir fiildir; bu nedenle your blood pressure onun doğrudan nesnesidir. Burada raise, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak değil, bir düzeyi veya ölçüm değerini artırmak anlamına gelir. Bunun tersine neden olan etki lower your blood pressure ile ifade edilir.

Alıştırma

Fazla tuzun tansiyonu yükseltebileceğini doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Too much salt can rise your blood pressure.
  2. Your blood pressure can raise after a salty meal.
  3. Too much salt can raise your blood pressure.
Cevabı göster

Too much salt can raise your blood pressure.

over time causing hypertension. Dilbilgisi

1:06

zamanla hipertansiyona neden olur.

Dilbilgisi

over time ... causing hypertension: uzun vadeli bir sonuç eklemek

Over time, belirli bir anda değil, zaman geçtikçe ve yavaş yavaş anlamına gelir. Sonucun uzun bir süre içinde geliştiğini gösterir. Causing hypertension, sonucu belirten bir -ing öbeğidir. Bu parçadan hemen önce anlatılan sürecin sonucunu ekler: söz konusu süreç sonunda hipertansiyona yol açabilir. Bu yapıda causing önceki duruma gönderme yaparken over time sonucun nasıl geliştiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle küçük çatlakların zamanla genişlediğini ve bunun sonucunda ciddi hasara yol açtığını anlatır?

  1. Over time, the tiny cracks widened, causing serious damage.
  2. Over time, serious damage appeared, causing the tiny cracks to widen.
  3. At noon, the tiny cracks widened, causing serious damage.
Cevabı göster

Over time, the tiny cracks widened, causing serious damage.

Cortisol can also cause the endothelium Kelime

1:08

Kortizol ayrıca endotelyumun

or inner lining of blood vessels

1:11

veya kan damarlarının iç astarının

to not function normally.

1:14

normal çalışmamasına neden olabilir.

Kelime

endothelium or inner lining of blood vessels: açıklayıcı or

Endothelium teknik terimdir; inner lining of blood vessels ise onu daha tanıdık sözcüklerle yeniden açıklar. Burada or, “yani” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir: iki ifade de aynı vücut bölümünü belirtir, dolayısıyla okuyucudan bir seçim yapması istenmez. Teknik terim + or + sade açıklama yapısı bilimsel ve bilgilendirici metinlerde yaygındır. Bu kullanımı anlamak için or sonrasındaki sözcüklerin önceki sözcükleri yeniden adlandırıp adlandırmadığını veya açıklayıp açıklamadığını kontrol edin.

Alıştırma

Örnekte or nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Aynı vücut bölümünü sade bir dille açıklamaya başlar.
  2. İki farklı vücut bölümünü alternatif olarak sunar.
  3. Endothelium teriminin yanlış olduğunu belirterek onu düzeltir.
Cevabı göster

Aynı vücut bölümünü sade bir dille açıklamaya başlar.

Scientists now know that this is an early step in triggering the process of atherosclerosis Notlar

1:16

Bilim insanları artık bunun ateroskleroz sürecini tetiklemede erken bir adım olduğunu biliyorlar

Anlatım akışı

Scientists now know that: yerleşik bilimsel bilgiyi çerçevelemek

Scientists now know that kalıbı, that sözcüğünden sonra gelen yan cümleyi konuşanın kişisel tahmini olarak değil, bilimsel araştırmalarla desteklenen bilgi olarak sunar. Dinleyiciye, ardından gelen bilgiyi günümüzde yerleşik kabul edilen bir bilimsel bulgu olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Buradaki now, günümüzdeki anlayışı sürecin daha az açık olduğu geçmiş dönemle karşılaştırır. Bilim insanlarının bunu tam o anda öğrendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Scientists now know that bu cümlede neyin işaretini verir?

  1. Sonraki ifade, yerleşik bilimsel bilgi olarak sunuluyor.
  2. Bilim insanları gerçeği tam o saniyede keşfetti.
  3. Sonraki ifade yalnızca konuşanın kişisel tahminidir.
Cevabı göster

Sonraki ifade, yerleşik bilimsel bilgi olarak sunuluyor.

Kalıp ifadeler

an early step in triggering: bir sürecin başlangıcına yakın aşama

an early step, fiziksel bir adımı değil, daha uzun bir sürecin başlangıcına yakın bir aşamayı ifade eder. in triggering bu aşamanın hangi sürece ait olduğunu gösterir: ardından gelen gelişmenin başlamasına yardımcı olur. Burada in bir edattır; bu nedenle trigger, -ing biçimini alır: an early step in triggering something. an early step in + -ing kalıbı, bir eylemi olaylar zincirinin başlangıcına yakın bir yere yerleştirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir süreç içindeki aşamayı belirtmek için an early step in + -ing yapısını kullanıyor?

  1. Reviewing the evidence is a short step across the room.
  2. Reviewing the evidence allows the detective to step in during an emergency.
  3. Reviewing the evidence is an early step in solving the case.
Cevabı göster

Reviewing the evidence is an early step in solving the case.

or cholesterol plaque build-up in your arteries.

1:22

veya atardamarlarınızda kolesterol plağı birikmesi.

Kelime

atherosclerosis or cholesterol plaque build-up: teknik bir terimin günlük dille yeniden açıklanması

Atherosclerosis teknik bir tıp terimidir. Bu ifadede cholesterol plaque build-up, süreci daha basit biçimde açıklar: atardamarlarda plak birikir. Buradaki or, “başka bir deyişle” anlamına gelir; “bir hastalık veya başka bir hastalık” anlamında değildir. Bilimsel açıklamalarda uzmanlık terimlerinden sonra sıkça günlük dille bir açıklama gelir, ancak bu kısa açıklama tam bir tıbbi tanım değildir.

Alıştırma

“atherosclerosis or cholesterol plaque build-up” ifadesinde or sözcüğünün işlevi nedir?

  1. Tıp terimini daha tanıdık sözcüklerle yeniden açıklar.
  2. Kişinin iki tedavi arasında seçim yapması gerektiğini gösterir.
  3. İlgisiz ikinci bir hastalığın adını verir.
Cevabı göster

Tıp terimini daha tanıdık sözcüklerle yeniden açıklar.

Together, these changes increase your chances of a heart attack or stroke. Notlar

1:26

Birlikte, bu değişiklikler kalp krizi veya felç geçirme şansınızı artırır.

Anlatım akışı

Together, these changes: önceki noktaları tek bir sonuçta birleştirmek

Bu girişte Together, “etkiler birleştirildiğinde” anlamına gelir. these changes ifadesi, daha önce bahsedilen birkaç değişikliğe gönderme yapar. İfade, önceki ayrıntıları tek bir grup halinde toplar ve dinleyeni bunların genel sonucuna hazırlar. Bu, neden-sonuç açıklamalarını düzenlemenin yaygın bir yoludur; together burada insanların grup olarak bir etkinlik yapmasını anlatmaz.

Alıştırma

Açıklayıcı bir metinde Together, these changes ifadesinin görevi nedir?

  1. Takım olarak hareket eden yeni bir insan grubunu tanıtır.
  2. Yalnızca son değişikliğin önemli olduğunu söyler.
  3. Önce daha önceki birkaç değişikliği bir araya getirir, ardından bunların ortak etkisini verir.
Cevabı göster

Önce daha önceki birkaç değişikliği bir araya getirir, ardından bunların ortak etkisini verir.

Kalıp ifadeler

increase your chances of: bir sonucu daha olası hâle getirmek

“Increase your chances of + isim veya -ing biçimi”, “bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırmak” anlamına gelir. Burada chances, olumlu bir fırsatı değil olasılığı ifade eder. Cümledeki sonuç zararlıdır: kalp krizi veya inme. Bu ifade iyi veya kötü sonuçlar için kullanılabilir. Olasılığın arttığını söyler; sonucun kesin olarak gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Leaving early will ____ arriving on time.

Cevabı göster

increase your chances of

When your brain senses stress,

1:31

Beyniniz stresi algıladığında,

it activates your autonomic nervous system.

1:33

otonom sinir sisteminizi aktive eder.

Through this network of nerve connections, Anlatım akışı

1:36

Bu sinir bağlantıları ağı aracılığıyla,

Anlatım akışı

Through this network of nerve connections: önce yolu belirtmek

Cümle başındaki Through this network of nerve connections edat öbeği, ana cümle ne olduğunu açıklamadan önce yolu veya aracı belirtir. Bu “önce yol, sonra sonuç” sıralaması, dinleyenin bir süreci ya da mekanizmayı takip etmesine yardımcı olur. Burada through, “aracılığıyla” veya “vasıtasıyla” anlamındadır. Kapalı bir alanın içinden fiziksel olarak geçmeyi anlatmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümle başındaki Through this network of nerve connections ifadesi bilgiyi düzenleme açısından ne yapar?

  1. Önce sürecin yolunu veya aracını belirtir.
  2. Önceki açıklamayla çelişen bir sonucu sunar.
  3. Sürecin gerçekleştiği kesin zamanı belirtir.
Cevabı göster

Önce sürecin yolunu veya aracını belirtir.

your big brain communicates stress

1:38

büyük beyniniz stresi

to your enteric or intestinal nervous system. Kelime

1:41

enterik veya bağırsak sinir sisteminize iletir.

Kelime

enteric or intestinal nervous: “başka bir deyişle” anlamındaki or

enteric or intestinal nervous system ifadesinde enteric ve intestinal sözcüklerinin ikisi de nervous system ifadesini niteler. Or, önceki sözcüğü daha tanıdık bir ifadeyle yeniden açıklar: enteric, “bağırsaklarla ilgili” demektir. Bu ifade iki değil, tek bir sistemi anlatır. Bilimsel açıklamalarda or, “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamına gelebilir; “birini seç” anlamına gelmeyebilir. İki taraftaki adlar aynı şeyi gösteriyorsa or sözcüğünü seçenek sunuyormuş gibi yorumlamayın.

Alıştırma

enteric or intestinal nervous system ifadesinde or ne işe yarar?

  1. enteric sözcüğünü daha tanıdık bir sıfatla yeniden açıklar.
  2. Birbiriyle ilgisiz iki sinir sistemi sunar.
  3. İki sistemden yalnızca birinin var olabileceğini söyler.
Cevabı göster

enteric sözcüğünü daha tanıdık bir sıfatla yeniden açıklar.

Besides causing butterflies in your stomach, Deyimler

1:47

Midenizde kelebekler uçuşmasına neden olmasının yanı sıra,

Deyimler

butterflies in your stomach: gerginlikten midenin kıpır kıpır olması

Butterflies in your stomach, gergin, heyecanlı veya bir şeyi sabırsızlıkla beklerken midede hissedilen kıpır kıpır ve huzursuz duyguyu anlatan bir deyimdir. Gerçek kelebeklerden söz edilmez. Yaygın kalıplar have/get butterflies in your stomach ve something causes butterflies in your stomach şeklindedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: my stomach, her stomach ve benzeri.

Alıştırma

Gerginlikten kaynaklanan kıpır kıpır mide hissini anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: Before the audition, I had ____.

Cevabı göster

butterflies in my stomach

this brain-gut connection can disturb the natural rhythmic contractions Kelime

1:49

bu beyin-bağırsak bağlantısı doğal ritmik kasılmaları bozabilir

Kelime

this brain-gut connection: beyin ve bağırsak birbirini nasıl etkiler

Beyin-bağırsak bağlantısı, beyin ile sindirim sistemi arasındaki çift yönlü biyolojik ilişkidir. Sinyaller iki yönde de ilerleyebilir; bu nedenle birindeki değişiklik diğerini etkileyebilir. Bu isim öbeğinde brain-gut, connection sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle birleştirilmiş bileşik bir niteleyicidir. Buradaki connection, internet, kablo veya cihaz bağlantısını değil, vücut sistemleri arasındaki ilişkiyi ifade eder.

Alıştırma

Bir sağlık yazısında brain-gut connection neyi ifade eder?

  1. beyin ile sindirim sistemi arasındaki çift yönlü biyolojik ilişki
  2. tıbbi cihazların kullandığı bir internet bağlantısı
  3. beyni bağırsaklara fiziksel olarak bağlayan bir kablo
Cevabı göster

beyin ile sindirim sistemi arasındaki çift yönlü biyolojik ilişki

that move food through your gut,

1:55

yiyecekleri bağırsağınızdan geçiren,

leading to irritable bowel syndrome Dilbilgisi

1:57

irritabl bağırsak sendromuna yol açar

Dilbilgisi

leading to irritable bowel syndrome: leading to ile sonuç eklemek

Leading to + isim öbeği, hemen önce anlatılan durumun sonucunu belirtir. Burada irritable bowel syndrome sonuçtur; neden ise daha önceki bağlamda bulunmalıdır. Leading, lead fiilinin “birine yol göstermek” değil, “neden olmak” anlamındaki -ing biçimidir. Bu ifade çoğu zaman ana cümleden sonra ek bir sonuç yapısı olarak kullanılır: A happened, leading to B.

Alıştırma

Bir sonucu eklemek için leading to ifadesini doğru kullanan cümleyi seç.

  1. The storm blocked the main road, leading from long delays.
  2. The storm blocked the main road, leading to long delays.
  3. The storm blocked the main road, leading long delays.
Cevabı göster

The storm blocked the main road, leading to long delays.

and can increase your gut sensitivity to acid,

1:59

ve bağırsağınızın aside olan duyarlılığını artırabilir,

making you more likely to feel heartburn. Dilbilgisi

2:02

mide ekşimesi hissetme olasılığınızı artırır.

Dilbilgisi

making you more likely to...: daha olası bir sonuç eklemek

-ing biçimindeki making you more likely to feel heartburn ifadesi, hemen önceki fikre bir sonuç ekler. “and this makes you more likely to feel heartburn” şeklinde anlaşılabilir. Kalıp make + object + more likely + to-infinitive şeklindedir. More likely, sonucun kesin olduğunu değil, gerçekleşme olasılığının yükseldiğini belirtir. Buradaki olası sonuç feeling heartburn durumudur.

Alıştırma

Cümleyi making + you + more likely to ile tamamlayın: The app sends reminders, ____ remember each appointment.

Cevabı göster

making you more likely to

Via the gut's nervous system, Kelime

2:05

Bağırsağın sinir sistemi aracılığıyla,

Kelime

Via the gut's nervous system: via ile bir yol belirtmek

Via, “üzerinden”, “yoluyla” veya “kanal olarak kullanarak” anlamına gelen bir edattır. Via the gut's nervous system, sonraki sürecin gerçekleştiği yolu veya mekanizmayı belirtir. Bu edat öbeği cümlenin başına konup ardından virgül getirildiğinde önce yolu belirtir; arkasından gelen ana cümle ise ne olduğunu açıklar. Bu kısa kullanım bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede via bir iletişim kanalını belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. The password reset link was sent via to email.
  2. The password reset link via sent email.
  3. The password reset link was sent via email.
Cevabı göster

The password reset link was sent via email.

stress can also change the composition and function Kalıp ifadeler

2:07

stres bileşimi ve işlevi de değiştirebilir

of your gut bacteria,

2:11

bağırsak bakterilerinizin,

Kalıp ifadeler

the composition and function: bir sistemin içeriği ve yaptığı iş

the composition and function of your gut bacteria ifadesinde composition ve function, and ile bağlanan ve aynı the tarafından belirlenen eş görevli isimlerdir. Composition, bakteri topluluğunun nelerden ve hangi oranlarda oluştuğunu; function ise bu topluluğun ne yaptığını veya nasıl çalıştığını belirtir. Bu ikili birlikte bir sistemin iki boyutunu kapsar: bileşimini ve etkinliğini. Buradaki composition, yazılı bir “kompozisyon” değil, “bileşim” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle composition and function ifadesini bir sistemin hem neler içerdiğini hem de ne yaptığını anlatmak için kullanır?

  1. The study examines the essay and job of the soil microbiome.
  2. The study examines the composition and function of the soil microbiome.
  3. The study examines how the soil microbiome writes a composition.
Cevabı göster

The study examines the composition and function of the soil microbiome.

which may affect your digestive and overall health.

2:12

bu da sindirim ve genel sağlığınızı etkileyebilir.

Speaking of digestion, Anlatım akışı

2:16

Sindirimden bahsetmişken,

Anlatım akışı

Speaking of digestion: bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of digestion, “sindirim konusu açıldığına göre ona veya bağlantılı bir konuya geçelim” anlamına gelen bir konu değiştirme ifadesidir. Ardından gelen bilgiyi az önce söylenen veya önceki konunun doğal olarak akla getirdiği bir şeye bağlar. Kalıp Speaking of + isim, zamir veya -ing biçimidir. Konuşmadaki bilgiyi düzenler; birinin gerçekten konuşma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle Speaking of ifadesini doğal bir konu geçişi olarak kullanır?

  1. We were talking about pets. Speaking dogs of, how is your puppy?
  2. We were talking about pets. Speaking of tax law, how is your puppy?
  3. We were talking about pets. Speaking of dogs, how is your puppy?
Cevabı göster

We were talking about pets. Speaking of dogs, how is your puppy?

does chronic stress affect your waistline? Kelime

2:18

kronik stres bel ölçünüzü etkiler mi?

Kelime

affect your waistline ifadesindeki waistline

Burada waistline, bel ölçüsünü, vücut yağını veya vücut biçimindeki bir değişikliği dolaylı olarak anlatır. Sağlık ve beslenme konuşmalarında affect your waistline genellikle kiloyu ya da vücut biçimini etkilemek anlamına gelir. Bu nedenle soru, kronik stresin bel çevresinin genişlemesine veya kilo alımına katkıda bulunup bulunamayacağını sorar; bir giysinin bel dikişini değiştirip değiştirmediğini değil.

Alıştırma

Bu soruda affect your waistline büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Bel kaslarının gücü
  2. Bir giysinin bel dikişinin konumu
  3. Bel çevresi, kilo veya vücut biçimindeki değişiklikler
Cevabı göster

Bel çevresi, kilo veya vücut biçimindeki değişiklikler

Well, yes.

2:20

Evet, etkiler.

Cortisol can increase your appetite. Kalıp ifadeler

2:21

Kortizol iştahınızı artırabilir.

Kalıp ifadeler

can increase your appetite: iştahı artırabilir

can increase your appetite, bir şeyin yemek yeme isteğinizi artırabileceği anlamına gelir. Increase your appetite sağlık ve beslenme bağlamlarında doğal bir sözcük birlikteliğidir; appetite belirli bir öğünü veya yiyeceği değil, genel yemek yeme isteğini anlatır. Can olası bir etkiyi belirtir; sonucun herkes için kesin olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi increase, your ve appetite sözcüklerini kullanarak tamamlayın: Certain medicines can ____.

Cevabı göster

increase your appetite

It tells your body to replenish your energy stores Kalıp ifadeler

2:24

Vücudunuza enerji depolarınızı doldurmasını söyler

Kalıp ifadeler

replenish your energy stores: kullanılan enerjiyi geri koymak

Replenish your energy stores, vücudun kullandığı enerjiyi yeniden yerine koymak demektir. Replenish, azalmış bir rezervi yeniden doldurma anlamı taşır. Burada stores, ileride kullanılmak üzere tutulan rezervler anlamındaki çoğul bir addır; mağazalar demek değildir. Bu ifade beslenme, egzersiz sonrası toparlanma ve vücudun enerjiyi nasıl yönettiği anlatılırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede replenish your energy stores ne anlama gelir?

  1. Vücut enerjiyi kullandıktan sonra depolanmış enerjinin bir kısmını yeniden yerine koymak
  2. Vücudun kalan enerjisinin tamamını kullanmasını sağlamak
  3. Yüksek enerjili yiyecekler satan mağazaları ziyaret etmek
Cevabı göster

Vücut enerjiyi kullandıktan sonra depolanmış enerjinin bir kısmını yeniden yerine koymak

with energy dense foods and carbs, Kelime

2:27

enerji yoğun yiyecekler ve karbonhidratlarla,

Kelime

energy dense foods: küçük miktarda yüksek enerji

Enerji yoğunluğu yüksek yiyecekler, nispeten küçük bir ağırlık veya hacimde kaloriyle ölçülen yüksek miktarda gıda enerjisi sağlar. Başka bir deyişle, küçük bir miktar çok sayıda kalori içerebilir. Burada dense, yoğunlaşmış anlamına gelir. Yiyeceğin sert, kalın veya çiğnenmesi zor olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi ifade energy-dense foods kavramını doğru açıklar?

  1. Her zaman serttirler ve çiğnenmeleri zordur.
  2. Nispeten küçük bir ağırlık veya hacimde çok sayıda kalori sağlarlar.
  3. Her zaman diğer yiyeceklerden daha fazla vitamin ve mineral içerirler.
Cevabı göster

Nispeten küçük bir ağırlık veya hacimde çok sayıda kalori sağlarlar.

causing you to crave comfort foods. Kalıp ifadeler

2:30

rahatlatıcı yiyecekler aşermenize neden olur.

Kalıp ifadeler

crave comfort foods: rahatlatıcı yiyecekleri şiddetle istemek

Bu cümlede crave comfort foods, “duygusal rahatlık sağlayan yiyecekleri yemeyi çok güçlü biçimde istemek” anlamına gelir. Crave, want sözcüğünden daha güçlüdür; bu nedenle istek yoğun ve görmezden gelinmesi zor görünür. Comfort foods, bir insanı rahatlatan, güvende hissettiren veya mutlu zamanları hatırlatan tanıdık ya da doyurucu yiyeceklerdir. Bu terim, yiyeceğin fiziksel olarak “rahat” olmasını değil, duygusal etkisini anlatır; hangi yiyeceklerin bu gruba girdiği kişiye ve kültüre göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi “duygusal rahatlık sağlayan yiyecekleri güçlü biçimde istemek” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After a difficult day, I sometimes ____.

Cevabı göster

crave comfort foods

High levels of cortisol can also cause you

2:33

Yüksek kortizol seviyeleri ayrıca

to put on those extra calories Öbek fiiller

2:35

o ekstra kalorileri almanıza neden olabilir

Öbek fiiller

to put on those extra calories: bağlama göre fazladan kalorileri biriktirmek

Burada put on those extra calories, bu fazladan enerjiyi vücuda eklemek veya vücutta biriktirmek anlamına gelir. Bu cümlede put on, kıyafet giymekle ilgili değildir. Bu ifade bağlam içinde anlaşılır, ancak put on calories günlük İngilizcede tek başına kullanılan alışılmış bir sözcük birleşimi değildir. Genel bir ifade olarak kopyalamak yerine, çevresindeki kalori ve vücut açıklamalarından yararlanarak yorumlayın.

Alıştırma

Vücudun kullanılmayan fazladan kalorileri yağ olarak tuttuğunu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The body wears excess calories as fat.
  2. The body puts on excess calories as fat.
  3. The body stores excess calories as fat.
Cevabı göster

The body stores excess calories as fat.

as visceral or deep belly fat. Kelime

2:37

iç organ ya da derin göbek yağı olarak.

Kelime

visceral or deep belly fat: tıbbi terim ve sade dille açıklaması

visceral or deep belly fat ifadesinde visceral fat tıbbi terimdir; deep belly fat ise bunun sade dille açıklamasıdır. İki ifade de karın boşluğunun derinlerinde, iç organların çevresinde depolanan yağı anlatır. Buradaki or, iki ayrı yağ türü arasında seçim belirtmez; “başka bir deyişle” veya “diğer adıyla” anlamına gelir. Bu yapı, uzmanlık terimini genel okuyucunun daha kolay anlayacağı bir açıklamayla yan yana getirmek için sık kullanılır.

Alıştırma

visceral or deep belly fat ifadesindeki or ne işe yarar?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki yağ türünü sıralar.
  2. Konuşanın hangi yağ türünü kastettiğinden emin olmadığını gösterir.
  3. visceral fat için sade dilli bir açıklama sunar.
Cevabı göster

visceral fat için sade dilli bir açıklama sunar.

This type of fat doesn't just make it harder to button your pants. Notlar

2:40

Bu tür yağ sadece pantolonunuzu iliklemenizi zorlaştırmaz.

Dilbilgisi

make it harder to + fiil: bir eylemi zorlaştırmak

Make it harder to + fiilin yalın hâli, “bir eylemi daha zor hâle getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede zorlaşan eylem to button your pants ifadesidir. it, to-mastarından önce nesne yerini tutan biçimsel bir nesnedir. Bir şey bir eylemin ne kadar kolay ya da zor olduğunu değiştirdiğinde make + it + karşılaştırmalı sıfat + to + fiil kalıbını kullanın. Harder, hard sıfatının karşılaştırmalı biçimidir ve zorluğun arttığını gösterir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: A cracked screen can ____ read the map.

Cevabı göster

make it harder to

It is an organ that actively releases hormones and immune system chemicals called cytokines Dilbilgisi

2:44

Sitokinler adı verilen hormonları ve bağışıklık sistemi kimyasallarını aktif olarak salgılayan bir organdır

Anlatım akışı

doesn't just: daha güçlü bir noktanın geleceğini bildirmek

doesn't just make it harder... ifadesinde just, only anlamındadır. Olumsuz yapı, yağın pantolon düğmesini iliklemeyi zorlaştırdığı iddiasını geçersiz kılmaz; bunun yağın tek etkisi olduğu yönündeki dar yorumu reddeder. Bu yapı, önce tanıdık veya daha az önemli bir noktayı verip daha güçlü bir noktanın geleceğini bildirerek bilgiyi düzenler. Burada sonraki cümle, etkin biyolojik etkileri anlatarak daha önemli noktayı sunar.

Alıştırma

Şu cümle hakkındaki ifadeyi değerlendirin: The device doesn't just detect smoke; it also sends an alert. Konuşan kişi, cihazın dumanı algılamadığını söylüyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

called cytokines: geçmiş zaman ortacıyla önceki ismi adlandırmak

Called cytokines, immune system chemicals ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Bu kimyasalların adını belirtir ve immune system chemicals that are called cytokines şeklinde açılabilir. Burada called cümlenin ana eylemi değildir; kendisine en yakın ad öbeği olan immune system chemicals ifadesini niteler. Ana cümlede is, that yan cümlesinde ise releases kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi adı tanıtan hedef sözcükle tamamlayın: A browser stores small files ____ cookies.

Cevabı göster

called

that can increase your risk of developing chronic diseases such as heart disease and insulin resistance. Kalıp ifadeler

2:50

kalp hastalığı ve insülin direnci gibi kronik hastalıklar geliştirme riskinizi artırabilir.

Kalıp ifadeler

can increase your risk of developing: hastalanma olasılığını artırmak

Sağlıkla ilgili metinlerde can increase your risk of developing + hastalık, bir şeyin o hastalığa yakalanma olasılığınızı artırabileceği anlamına gelir. Daha yüksek bir olasılığı anlatır; hastalığa kesinlikle yakalanacağınız anlamına gelmez. Yapı increase + someone's risk of + V-ing şeklindedir. Buradaki develop, “bir hastalığa veya sağlık sorununa yakalanmaya başlamak” anlamındadır; “bir şeyi geliştirmek ya da tasarlamak” anlamında değildir.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak bu sağlık uyarısını tamamlayın: Long-term exposure can ____ lung disease.

Cevabı göster

increase your risk of developing

Meanwhile, stress hormones affect immune cells

2:57

Bu arada, stres hormonları bağışıklık hücrelerini etkiler

in a variety of ways. Kalıp ifadeler

3:00

çeşitli yollarla.

Kalıp ifadeler

in a variety of ways: birkaç farklı yöntemle

In a variety of ways, “birçok farklı şekilde” anlamına gelir. A variety of, birden fazla tür veya yöntemin söz konusu olduğunu vurgular; ancak bu yöntemlerin neler olduğunu belirtmez. Bu ifade, geniş kapsamlı bir etkiyi veya eylemi özetlemek için genellikle bir fiilden sonra gelir. Kategoriler ya da örnekler vermeden önce veya ayrıntılar gerekli olmadığında kullanılabilir.

Alıştırma

“Birçok farklı şekilde” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The community center supports families ____.

Cevabı göster

in a variety of ways

Initially, they help prepare

3:01

Başlangıçta hazırlanmaya yardımcı olurlar

to fight invaders and heal after injury.

3:03

işgalcilerle savaşmak ve yaralanmadan sonra iyileşmek için.

But chronic stress can dampen the function Kelime

3:06

Ancak kronik stres işlevi zayıflatabilir

Kelime

dampen the function: işlevin etkisini azaltmak

Bu cümlede dampen mecaz anlamda kullanılmıştır: dampen the function, işlevin çalışma gücünü veya etkisini azaltmak demektir. Kronik stres işlevi zayıflatır ancak onu mutlaka tamamen durdurmaz. Bu anlamda dampen, bir şeyin şiddetini azaltmayı anlatır. Nesnesi function, response veya enthusiasm gibi soyut bir şey olduğunda fiziksel olarak ıslatmayı değil, gücünü azaltmayı ifade eder.

Alıştırma

“This medicine may dampen the immune response.” cümlesinde dampen the immune response ne anlama gelir?

  1. bağışıklık tepkisini tamamen değiştirmek
  2. bağışıklık tepkisini fiziksel olarak ıslatmak
  3. bağışıklık tepkisinin gücünü azaltmak
Cevabı göster

bağışıklık tepkisinin gücünü azaltmak

of some immune cells,

3:08

bazı bağışıklık hücrelerinin,

make you more susceptible to infections, Kelime

3:10

sizi enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirir,

Kelime

more susceptible to infections: daha yüksek risk, mevcut enfeksiyon değil

More susceptible to infections ifadesindeki susceptible to, enfeksiyonlardan kolayca etkilenmek veya zarar görmek anlamına gelir. İfade, enfeksiyon kapma olasılığının daha yüksek olduğunu anlatır; enfeksiyonun zaten gerçekleştiğini söylemez. Yapı susceptible to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki make you more susceptible, hassasiyet veya savunmasızlık düzeyini artırmak demektir; more ise daha düşük riskli bir durumla karşılaştırma yapar.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bir kişi susceptible to infections ise kesinlikle zaten enfekte olmuştur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

and slow the rate you heal. Kalıp ifadeler

3:12

ve iyileşme hızınızı yavaşlatır.

Kalıp ifadeler

slow the rate you heal: iyileşmeyi yavaşlatmak

Burada slow, “bir şeyin daha yavaş gerçekleşmesini sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi, the rate you heal isim grubunun tamamıdır. The rate you heal, “iyileşme hızınız” anlamına gelir. Bu ifade iyileşmenin durduğunu değil, devam ederken daha yavaş gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede slow + the rate + yan cümle yapısı doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Not getting enough rest can slow the rate you recover after an injury.
  2. Not getting enough rest can slow the rate at you recover after an injury.
  3. Not getting enough rest can slowly the rate you recover after an injury.
Cevabı göster

Not getting enough rest can slow the rate you recover after an injury.

Want to live a long life? Anlatım akışı

3:15

Uzun bir hayat yaşamak ister misiniz?

Anlatım akışı

Want to live a long life?: tavsiyeyi tanıtan kısa bir soru

Want to live a long life?, Do you want to live a long life? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Bu konuşmada soru, iletinin akışını düzenler: genel bir açıklamayı dinleyici için kişisel hâle getirir, dikkati çeker ve ardından gelecek tavsiyeye zemin hazırlar. Konuşmacının asıl amacı her dinleyiciden yanıt beklemek değildir.

Alıştırma

Konuşmanın bu bölümünde Want to live a long life? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Her dinleyicinin sesli yanıt vermesini istemek
  2. Dikkat çekmek ve ardından gelen tavsiyeyi tanıtmak
  3. Uzun yaşamın bilimsel anlamını tanımlamak
Cevabı göster

Dikkat çekmek ve ardından gelen tavsiyeyi tanıtmak

You may have to curb your chronic stress. Notlar

3:16

Kronik stresinizi dizginlemeniz gerekebilir.

Dilbilgisi

may have to: olası bir gereklilik

May have to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın gerekli hâle gelebileceğini belirtir. May belirsizlik gösterirken have to durumdan kaynaklanan gerekliliği ifade eder. Bu cümlede may izin vermiyor. Konuşan kişi kronik stresi kontrol altına almanın gerekli olabileceğini söylüyor; bu ifade doğrudan have to veya must demekten daha az kesindir.

Alıştırma

Hava tahmini belirsiz. Hangi cümle maçı iptal etmenin gerekli hâle gelebileceğini belirtir?

  1. We have to cancel the game.
  2. We may have to cancel the game.
  3. We may cancel the game.
Cevabı göster

We may have to cancel the game.

Kelime

curb your chronic ...: kontrol etmek anlamında curb fiili

curb your chronic stress ifadesinde curb, kontrol etmek veya azaltmak anlamına gelen bir fiildir. Stresin miktarını ya da zararlı etkilerini sınırlamayı anlatır; stresi mutlaka tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Chronic, stress sözcüğünü uzun süren veya tekrar tekrar görülen bir durum olarak tanımlar. Kontrol edilmesi gereken nesne your chronic stress ifadesidir; curb burada yol kenarındaki yükseltiyi anlatan isim değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede curb, zararlı bir sorunu sınırlamak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The city introduced cleaner buses to curb air pollution.
  2. The city measured air pollution every morning.
  3. The driver parked beside the curb.
Cevabı göster

The city introduced cleaner buses to curb air pollution.

That's because it has even been associated Notlar

3:19

Çünkü bu durum ilişkilendirilmiştir bile

Anlatım akışı

That's because: bir ifadeden gerekçesine geçiş

“That's because ...”, az önce söylenen bir ifadeye, sonuca veya öneriye dönerek onun nedenini açıklar. “That” önceki fikre gönderme yapar; “because” sonrasındaki yan cümle ise nedeni verir. Bu yapıyı, doğru veya önerilen şeyden bunun nedenine açıkça geçmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Açıklamayı hedef bağlaçla tamamlayın: The game was canceled. ____ the field was flooded.

Cevabı göster

That's because

with shortened telomeres,

3:21

kısalmış telomerlerle,

Kalıp ifadeler

has even been associated with: bir ilişkiyi temkinli biçimde bildirmek

“it has even been associated with ...” ifadesinde “has been associated”, “associate” fiilinin present perfect edilgen biçimidir. Çalışmaların veya gözlemlerin “it” ile “with” sonrasında gelen unsur arasında bir ilişki bulduğunu bildirir. “Even”, bu ilişkinin özellikle dikkat çekici veya şaşırtıcı olduğunu vurgular. Kesinliği değil, vurguyu artırır: “associated with” tek başına bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle doğrudan nedensellik iddiasında bulunmadan araştırmadaki korelasyonu en uygun şekilde bildirir?

  1. The study found that poor sleep was associated with lower test scores.
  2. The study proved that poor sleep caused every low test score.
  3. The study showed that poor sleep and lower test scores were exactly the same thing.
Cevabı göster

The study found that poor sleep was associated with lower test scores.

the shoelace tip ends of chromosomes Deyimler

3:23

kromozomların ayakkabı bağı ucu şeklindeki uçları

that measure a cell's age.

3:26

bir hücrenin yaşını ölçen.

Deyimler

the shoelace tip ends of chromosomes: bilimsel bir ayakkabı bağı ucu benzetmesi

the shoelace tip ends of chromosomes ifadesi, telomerleri günlük hayattan bir benzetmeyle yeniden açıklar. Ayakkabı bağının ucu bağın sonunda bulunduğu gibi, telomerler de kromozomların uçlarında bulunur ve bu uçların korunmasına yardımcı olur. Bu, gerçek anlamlı bir betimleme değil, açıklayıcı bir benzetmedir. Bilim içeriklerinde tanıdık bir nesne, görünmeyen bir yapıyı zihinde canlandırmayı kolaylaştırabilir; buradaki benzetme konumu ve koruyucu işlevi vurgular.

Alıştırma

Ayakkabı bağı ucu benzetmesi temel olarak neyi açıklamaya yardımcı olur?

  1. Hücre yaşı gerçek bir ayakkabı bağının uzunluğuyla ölçülür.
  2. Kromozomlar ayakkabı bağına benzeyen liflerden yapılır.
  3. Telomerler, kromozomların uçlarında bulunan koruyucu yapılardır.
Cevabı göster

Telomerler, kromozomların uçlarında bulunan koruyucu yapılardır.

Telomeres cap chromosomes to allow DNA to get copied Dilbilgisi

3:28

Telomerler, DNA'nın kopyalanmasına izin vermek için kromozomları kaplar

Dilbilgisi

to allow DNA to get copied: amaç ve get edilgeni

to allow DNA to get copied mastar öbeği, önceki eylemin amacını ya da işlevini belirtir: Telomerler kromozomların uçlarını kaplar ve böylece DNA'nın kopyalanması mümkün olur. Kalıp allow + nesne + to-infinitive şeklindedir. Bu yapının içindeki get copied, get ile kurulan edilgen yapıdır: DNA, kopyalama eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan ögedir. Anlamı to allow DNA to be copied ifadesine yakındır.

Alıştırma

Cümleyi doğru amaç ve edilgenlik öbeğiyle tamamlayın. to allow + nesne + to get + past participle kalıbını ve filter ile replaced sözcüklerini kullanın: The lid opens ____.

Cevabı göster

to allow the filter to get replaced

every time a cell divides Dilbilgisi

3:32

bir hücre her bölündüğünde

Dilbilgisi

every time a cell divides: every time + zaman yan cümlesi

Every time, özne ve fiil içeren bir zaman yan cümlesini doğrudan başlatabilir. Burada a cell özne, divides ise fiildir; bu nedenle ifade “bir hücre her bölündüğünde” anlamına gelir. Hücre bölünmesini belirli bir an olarak değil, tekrar eden bir tetikleyici olarak sunar. every time + yan cümle yapısı, tekrarlanan sonuçları veya düzenli örüntüleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “her ... olduğunda” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the bell rings, the dog runs to the door.

Cevabı göster

Every time

without damaging the cell's genetic code, Dilbilgisi

3:33

hücrenin genetik koduna zarar vermeden,

Dilbilgisi

without damaging the cell's genetic code: without + fiil-ing

Without + fiil-ing yapısı, bir eylem gerçekleşirken başka bir eylemden veya sonuçtan kaçınıldığını belirtir. Burada süreç gerçekleşirken hücrenin genetik kodunun zarar görmediğini anlatır. Without bir edattır; bu yüzden damage, -ing eki alarak damaging biçimine gelir. Damaging, edattan sonra kullanılan isim-fiil biçimidir ve sürerlik zamanının bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi without ve damage fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The technician opened the case ____ the seal.

Cevabı göster

without damaging

and they shorten with each cell division.

3:36

ve her hücre bölünmesiyle kısalırlar.

When telomeres become too short,

3:39

Telomerler çok kısaldığında,

a cell can no longer divide, Dilbilgisi

3:41

bir hücre artık bölünemez,

Dilbilgisi

can no longer divide: geçmişteki bir yeteneğin sona ermesi

Can no longer + fiilin yalın hâli, daha önce var olan bir yetenek ya da olasılığın artık sona erdiğini belirtir. Burada hücre önceden bölünebiliyordu; şimdi ise bölünemiyor. No longer, “artık değil” anlamına gelen tek bir zarf öbeği olarak kullanılır. Can ile birlikteyken can sözcüğünden sonra, divide sözcüğünden önce gelir; fiziksel uzunlukla ilgili değildir.

Alıştırma

Geçmişteki bir yeteneğin sona erdiğini göstermek için üç sözcüklü can + no longer yapısını kullanın: After the screen cracked, the tablet ____ display pictures.

Cevabı göster

can no longer

and it dies.

3:43

ve ölür.

As if all that weren't enough, Deyimler

3:45

Sanki tüm bunlar yetmezmiş gibi,

Deyimler

As if all that weren't enough: bir sorun daha eklemek

As if all that weren't enough, daha önce birkaç sorun ya da zaten aşırı gelen durum anlatıldıktan sonra kullanılan kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Ardından bir sorun daha ekleneceğini bildirir. Sözler, önceki sıkıntılar yeterli değilmiş gibi davranır; ancak konuşanın gerçek anlamı bunun tersidir: Öncekiler zaten fazlasıyla yeterlidir. Bu gerçek dışı çerçeve, cümleye hafif dramatik ya da ironik bir ton verir.

Alıştırma

Bir sorun daha eklemek için dersteki kalıbı aynen kullanın: We had already overslept and lost the keys. ____, the bus drove away before we reached the stop.

Cevabı göster

As if all that weren't enough

chronic stress has even more ways it can sabotage your health, Deyimler

3:46

kronik stresin sağlığınızı sabote edebileceği daha birçok yol vardır,

Deyimler

sabotage your health: mecazi olarak sağlığa ciddi zarar vermek

sabotage your health ifadesinde sabotage mecazi anlamdadır: kronik stres, fiziksel sağlığı ciddi biçimde zayıflatan bir güç olarak sunulur. Ekipmanlara veya tesislere verilen gerçek bir zararı anlatmaz. Bu fiil, bir şeyin değerli bir sonuca karşı çalıştığını ve onun başarısız olmasına yol açabileceğini düşündürür. Bu mecazi kalıp progress, plans veya relationships gibi soyut hedeflerle de kullanılabilir.

Alıştırma

“Lack of sleep can sabotage your concentration,” cümlesinde sabotage ne anlama gelir?

  1. onu otomatik olarak geliştirmek
  2. onu ciddi biçimde zayıflatmak
  3. onu doğru biçimde ölçmek
Cevabı göster

onu ciddi biçimde zayıflatmak

including acne, hair loss,

3:50

akne, saç dökülmesi,

sexual dysfunction, headaches,

3:52

cinsel işlev bozukluğu, baş ağrısı,

muscle tension, difficulty concentrating,

3:55

kas gerginliği, konsantrasyon güçlüğü,

fatigue, and irritability.

3:58

yorgunluk ve sinirlilik dahil.

So, what does all this mean for you? Anlatım akışı

4:01

Peki tüm bunlar sizin için ne anlama geliyor?

Anlatım akışı

So, what does all this mean for you?: pratik uygulamaya geçiş ifadesi

So, konuşmacının önceki tartışmadan bir sonuç çıkardığını gösterir. All this, tek bir gerçeğe işaret etmek yerine önceki gerçeklerin tamamını tek bir fikir olarak toplar. What does ... mean for you? odağı açıklamadan dinleyicinin pratik durumuna taşır. Bir konuşmada çoğu zaman sonuçları, tavsiyeleri veya eylemleri tanıtır.

Alıştırma

Bir konuşmada “So, what does all this mean for you?” sorusunun temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
  2. Dinleyiciden önceki her gerçeği tekrar etmesini ister.
  3. Önceki bilgileri dinleyici açısından pratik önemiyle ilişkilendirir.
Cevabı göster

Önceki bilgileri dinleyici açısından pratik önemiyle ilişkilendirir.

Your life will always be filled with stressful situations, Kalıp ifadeler

4:04

Hayatınız her zaman stresli durumlarla dolu olacak,

Kalıp ifadeler

be filled with stressful situations: soyut bir durum

Be filled with + isim, “bir şeyden çok miktarda içermek” veya “o şeyin pek çok örneğini barındırmak” anlamına gelir. Burada life fiziksel bir kap değildir; ifade, stresli durumların hayatın tekrar tekrar bir parçası olacağını anlatır. Filled bir durumu betimler; with ise bu durumu oluşturan şeyi tanıtır. Kalıp hem somut şeylerle hem de soyut deneyimlerle kullanılabilir: a room can be filled with smoke ve a week can be filled with challenges.

Alıştırma

Hangi cümlede be filled with soyut bir deneyim için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The week was filled unexpected challenges.
  2. The week was filled with unexpected challenges.
  3. The week filled with unexpected challenges.
Cevabı göster

The week was filled with unexpected challenges.

but what matters to your brain and entire body Dilbilgisi

4:07

ama beyniniz ve tüm vücudunuz için önemli olan

is how you respond to that stress.

4:10

o strese nasıl tepki verdiğinizdir.

Dilbilgisi

What matters ... is how ...: temel etkene odaklanmak

What matters to your brain and entire body, “beyniniz ve vücudunuz için önemli olan şey” anlamına gelir. Bu sözcükler birlikte özne görevinde bir isim yan cümlesi oluşturur. What bu yan cümleyi başlatır; burada soru sormaz. is'ten sonra gelen how you respond to that stress temel etkeni, yani nasıl tepki verdiğinizi belirtir. Yeniden kullanılabilir What matters (to someone) is how + özne + fiil kalıbı, dikkati en önemli etkene yönelterek karmaşık bir düşünceyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ekibin tepki verme biçimine odaklanmak için What matters ... is how ... kalıbını doğru kullanır?

  1. What matters most is how the team responds after a mistake.
  2. What matters most is how does the team respond after a mistake.
  3. What matters most how the team responds after a mistake.
Cevabı göster

What matters most is how the team responds after a mistake.

If you can view those situations as challenges you can control and master, Dilbilgisi

4:13

Bu durumları kontrol edebileceğiniz ve üstesinden gelebileceğiniz zorluklar olarak görebilirseniz,

rather than as threats that are insurmountable,

4:18

aşılamaz tehditler olarak görmek yerine,

Dilbilgisi

view X as A rather than as B: X’i B değil A olarak görmek

view X as A kalıbında view yalnızca “bakmak” değil, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek veya anlamak” demektir. X yorumlanan şeydir; as A ise ona verilen rolü ya da anlamı gösterir. Burada durumlar, başa çıkılabilir zorluklar olarak değerlendiriliyor. Rather than as B reddedilen yorumu sunar. as sözcüğünün yinelenmesi view X as A rather than as B paralel yapısını kurar. Aynı şeyi başka bir biçimde değil, belirli bir biçimde gördüğünüzü anlatmak için bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi view X as A rather than as B kalıbıyla tamamlayın: We should ____ a chance to learn ____ a reason to give up.

Cevabı göster

view a mistake as · rather than as

you will perform better in the short run Kalıp ifadeler

4:21

kısa vadede daha iyi performans gösterirsiniz

and stay healthy in the long run.

4:23

ve uzun vadede sağlıklı kalırsınız.

Kalıp ifadeler

in the short run ... in the long run: kısa ve uzun vadeli sonuçlar

In the short run yakın gelecekteki dönemi, in the long run ise sonraki etkilerin ortaya çıkmasına yetecek kadar zaman geçtikten sonraki dönemi anlatır. Bu ifadeler birlikte kullanıldığında kısa ve uzun vadeli sonuçlar arasında açık bir karşıtlık kurar: şimdi daha iyi performans göstermek ve ileride sağlıklı kalmak. Bu kalıplaşmış ifadelerde run “koşmak” değil, bir zaman aralığı anlamına gelir. Her iki ifade de normalde the içerir: in the short run ve in the long run.

Alıştırma

İki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın; ilk boşluk yakın geleceği, ikinci boşluk ise sonraki etkileri anlatsın: The cheaper paint may save money ____, but it will need more repairs ____.

Cevabı göster

in the short run · in the long run