Dinamikleri kullanarak 3.14 dakikada e^(iπ) | DE5: İngilizce çalışma notları

3Blue1Brown

Öğrenme zorluğu
638 kelime 201 kel/dk

Video özeti: Video e^t’nin kendi türevi olmasından başlıyor. Hareket büyüme ve sönümü açıklıyor, i ile çarpma bir dönmeye dönüşüyor; e^(iπ) = -1 sonucu üs gösterimini sorgulatıyor. İngilizce noktaları: 1. “The farther” / “the faster” (Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları): İki niceliğin birlikte değiştiğini bağlı karşılaştırmalarla anlatın; bunları ayrı olgular gibi okumayın. 2. “out of hand” (Deyimler ve Mecazlı İfadeler): Bir durumun kontrol edilmesi zorlaştığını anlayın; ifadeyi elle ilgili gerçek anlamdan ayırın. 3. “spare you the full rant” (Konuşma Edimbilimi ve Tutum): Uzun bir yakınmayı esprili biçimde atlama sözünü fark edin ve spare someone something kalıbını öğrenin.

Bu derste

One way to think about the function e to the t is to ask what properties does it have? Anlatım akışı

0:00

e üzeri t fonksiyonu hakkında düşünmenin bir yolu, ne gibi özellikleri olduğunu sormaktır.

Anlatım akışı

One way to think about ... is to ...: bir bakış açısı sunmak

One way to think about X kalıbı, X'i anlamak için olası bir bakış açısı veya yöntem sunar. Buradaki way, fiziksel bir yol ya da sabit bir adımlar dizisi değil, bir düşünme yaklaşımı anlamındadır. Daha geniş olan One way to think about X is to Y yapısı, soyut bir konudan somut bir eyleme geçer. Bu cümlede eylem, fonksiyonun özelliklerini sormaktır; böylece kalıp, ardından gelen soruyu doğal biçimde hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi olası bir bakış açısı sunan dört kelimelik kalıpla tamamlayın: “____ the budget is to separate needs from wants.”

Cevabı göster

One way to think about

Probably the most important one,

0:04

Muhtemelen en önemlisi,

and from some points of view the defining property, Ton ve niyet

0:06

ve bazı açılardan belirleyici olan özelliği,

is that it is its own derivative. Dilbilgisi

0:09

kendi türevine eşit olmasıdır.

Ton ve niyet

from some points of view: bir yargının kapsamını sınırlamak

From some points of view, bir yargının hangi bakış açıları için geçerli olduğunu sınırlayan bir ifadedir. Bir özelliği “tanımlayıcı özellik” olarak adlandırmanın belirli bakış açılarına veya ölçütlere göre anlamlı olduğunu, ancak her analizde zorunlu olarak geçerli olmadığını belirtir. Virgüller arasına yerleştirildiği için parantez işlevli bir niteleyici olarak çalışır: ana yargı ifadenin önünde ve arkasında devam ederken bu söz öbeği yargının kapsamını daraltır. Burada points of view, fiziksel bakış konumları değil, analitik bakış açıları anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümledeki ifade ne anlama geliyor? “From some points of view, the plan is a success.”

  1. Plan belirli bakış açılarına göre başarılı sayılabilir.
  2. Plan yalnızca belirli bir fiziksel konumdan başarılı görünür.
  3. Herkes planın eksiksiz bir başarı olduğu konusunda hemfikirdir.
Cevabı göster

Plan belirli bakış açılarına göre başarılı sayılabilir.

Dilbilgisi

kendi türevi

“its own derivative” iyelik öbeği, “tam da o fonksiyonun türevi” anlamına gelir. Burada its fonksiyona gönderme yapar, own ise vurguyu güçlendirir; own, “sahip olmak” anlamındaki fiil değildir. “it is its own derivative” tam kalıbında is özdeşlik bildirir: fonksiyonun türevi alındığında yine aynı fonksiyon elde edilir. Tekrar kullanılabilen iyelik belirleyicisi + own + isim kalıbı, sahip olanla özel bir bağlantıyı vurgular; bu bağlantının özdeşlik, üretme, seçim veya başka bir ilişki olup olmadığını çevredeki fiil gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, fonksiyonun türevi alındığında yine aynı fonksiyonun elde edildiğini söyler?

  1. The function owns its derivative.
  2. The function is its own derivative.
  3. The function has its own derivative.
Cevabı göster

The function is its own derivative.

Together with the added condition that inputting zero returns one, Kelime

0:11

Sıfır girdiğinde bir döndürmesi şeklindeki ek koşulla birlikte,

it's actually the only function with this property.

0:14

aslında bu özelliğe sahip tek fonksiyondur.

Kelime

sıfır girildiğinde bir döner

Inputting, input fiilinin -ing biçimidir ve bu cümlede özne görevindedir: bir fonksiyona değer vermek anlamına gelir. Zero, verilen değerdir. Teknik dilde returns, “çıktı olarak üretir” demektir. Bu nedenle inputting zero returns one, sıfır girildiğinde fonksiyonun çıktısının bir olduğu anlamına gelir. Burada return, “geri gelmek” veya “bir nesneyi geri vermek” anlamında değildir.

Alıştırma

“In this program, entering 4 returns 16,” cümlesinde returns ne anlama gelir?

  1. çıktı olarak 16 üretir
  2. 16'yı önceki bir konuma taşır
  3. 16'yı sahibine geri verir
Cevabı göster

çıktı olarak 16 üretir

And you can illustrate what this means with a physical model. Kalıp ifadeler

0:17

Bunun ne anlama geldiğini fiziksel bir modelle açıklayabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

illustrate what this means with a physical model: anlamı fiziksel bir modelle açıklamak

Burada illustrate, mutlaka “resim çizmek” değil, “bir fikri daha kolay anlaşılır hâle getirmek” demektir. what this means, açıklığa kavuşturulan fikirdir. illustrate A with B kalıbı, “B’yi kullanarak A’yı açıklığa kavuşturmak” anlamına gelir. Bu cümlede B fiziksel bir modeldir; başka bağlamlarda bir örnek, şema veya karşılaştırma olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede illustrate, “bir şeyi kullanarak bir fikri açıklığa kavuşturmak” anlamındadır?

  1. She illustrated a dragon for the storybook.
  2. She placed the model beside the screen.
  3. She illustrated the safety rule with a simple diagram.
Cevabı göster

She illustrated the safety rule with a simple diagram.

If e to the t describes your position on a number line as a function of time, Kelime

0:19

Eğer e üzeri t, bir sayı doğrusundaki konumunuzu zamanın bir fonksiyonu olarak tanımlıyorsa,

Kelime

as a function of time: zamanın bir fonksiyonu olarak

Matematik ve bilim dilinde as a function of time, bir niceliğin zamana göre tanımlandığı anlamına gelir: niceliğin değeri, girdi olarak alınan zamana bağlıdır. Burada konum bağımlı nicelik, zaman ise girdi değişkenidir.

Alıştırma

“The position is given as a function of time” cümlesinde as a function of time ne anlama gelir?

  1. Konum zamana bağlı olarak tanımlanır.
  2. Zaman konumun amacıdır.
  3. Konum zamanı ölçmek için kullanılır.
Cevabı göster

Konum zamana bağlı olarak tanımlanır.

then you start at the number one,

0:24

o zaman bir sayısından başlarsınız,

and what this equation is saying is that your velocity, Dilbilgisi

0:26

ve bu denklemin söylediği şey, hızınızın,

the derivative of position,

0:29

yani konumun türevinin,

is always equal to that position.

0:30

her zaman o konuma eşit olduğudur.

Dilbilgisi

What this equation is saying is that... ile anlam açıklama

what X is saying is that ... kalıbı, “X'in verdiği mesaj veya anlam şudur” demektir. what ile başlayan yan tümcenin tamamı özne olur; that ile başlayan yan tümce ise anlamı sade bir dille açıklar. Burada saying mecazidir; bir denklem gerçekten konuşmaz. Konuşmacı bu kalıbı, hızın her zaman konuma eşit olduğu sonucunu açıklamak için kullanır.

Alıştırma

Cümleyi what + this chart + is saying + is that ögelerinden oluşan tam yorumlama kalıbıyla tamamlayın: ____ demand peaks in July.

Cevabı göster

What this chart is saying is that

The farther away from zero you are, Dilbilgisi

0:33

Sıfırdan ne kadar uzaklaşırsanız,

the faster you move.

0:35

o kadar hızlı hareket edersiniz.

Dilbilgisi

The farther..., the faster... ile bağlantılı değişimleri anlatma

the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... şeklindeki ikili yapı, birlikte değişen iki miktarı birbirine bağlar. İlk yan tümce bir değişimi, ikinci yan tümce ise buna karşılık gelen değişimi verir. Bu cümlede sıfıra olan uzaklık arttıkça hız da artar. Buradaki the, bu kalıbın sabit bir işaretidir; belirli tanımlık değildir.

Alıştırma

İkili karşılaştırma yapısının iki kısmını more ve easier ile tamamlayın: ____ you practice, ____ the song becomes.

Cevabı göster

The more · the easier

So even before knowing how to compute e to the t exactly, Dilbilgisi

0:36

Yani e üzeri t'yi tam olarak nasıl hesaplayacağınızı bilmeden önce bile,

going from a specific time to a specific position,

0:39

belirli bir zamandan belirli bir konuma giderken,

this ability to associate each position with a velocity Kalıp ifadeler

0:42

her konumu bir hızla ilişkilendirme yeteneği,

paints a very strong intuitive picture of how the function must grow. Deyimler

0:45

fonksiyonun nasıl büyümesi gerektiğine dair çok güçlü, sezgisel bir resim çizer.

Dilbilgisi

even before knowing: zaten geçerli olan erken bir sonuç

Even before + -ing, sözü edilen eylem tamamlanmadan veya belirtilen duruma ulaşılmadan önceki bir aşamada bir şeyin zaten doğru olduğunu anlatır. Even vurgu katar: bu erken sonuç şaşırtıcı veya özellikle yararlı olabilir. Buradaki knowing, before edatından sonra kullanılan bir -ing biçimidir; sürekli zamanın parçası değildir. Bu ifade, tam değeri önceden hesaplamadan da sezgisel bir tablo elde edilebildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi even before ve read fiiliyle tamamlayın: Maya understood the main idea ____ the final chapter.

Cevabı göster

even before reading

Kalıp ifadeler

associate each position with a velocity: associate A with B yapısı

Associate A with B, A ile B arasında bir bağlantı kurmak ya da var olan bağlantıyı fark etmek demektir. Bu cümlede her konum, zihinde ona karşılık gelen hızla eşleştirilir; associate burada biriyle sosyal olarak vakit geçirmek anlamına gelmez. Yapı associate + A + with + B biçimindedir. Veriler, fikirler, anılar ve nedenlerdeki bağları, eşleşmeleri veya ilişkileri açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

associate A with B yapısını tamamlayın: Weather watchers associate dark clouds ____ coming rain.

Cevabı göster

with

Deyimler

paints a very strong intuitive picture of: açık bir zihinsel görüntü oluşturmak

Buradaki paint a picture of kalıbı mecazdır: gerçek bir resim yapmak değil, bir şey hakkında açık ve canlı bir anlayış oluşturmak anlamına gelir. very strong ve intuitive niteleyicileri, bu anlayışın özellikle net olduğunu ve her biçimsel ayrıntı incelenmeden kavranabildiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı paint a picture of + isim veya yan cümledir. Bir betimleme, model, örnek ya da kanıtlar bütünü, kişinin zihninde genel bir görüntü oluşturmasına yardım ederek paint a picture işlevi görebilir.

Alıştırma

“The timeline paints a clear picture of how the outage began,” cümlesinde paints a clear picture of ne anlama gelir?

  1. Kesintinin bir resim yüzünden gerçekleştiğini söyler.
  2. Kesinti hakkında net ve genel bir anlayış sağlar.
  3. Birinin kesintiyi eliyle çizdiğini gösterir.
Cevabı göster

Kesinti hakkında net ve genel bir anlayış sağlar.

You know that you'll be accelerating,

0:49

Hızlanacağınızı bilirsiniz,

and at an accelerating rate, Kalıp ifadeler

0:51

hem de giderek artan bir ivmeyle,

with an all-around feeling of things getting out of hand quickly. Deyimler

0:52

ve işlerin hızla çığırından çıktığına dair genel bir hisle.

Kalıp ifadeler

at an accelerating rate: sürekli artan bir tempo

At an accelerating rate, değişim hızının kendisinin zaman içinde arttığı anlamına gelir. Bir şeyin belirli bir anda yalnızca hızlı hareket ettiğini veya değiştiğini söylemez; sonraki her zaman aralığındaki tempo öncekinden daha yüksektir. Bu cümlede accelerating, rate sözcüğünü niteler. you'll be accelerating ile birlikte kullanıldığında hızlanmanın giderek daha yoğun hâle geldiğini belirtir ve olayların kısa sürede kontrol edilmesinin zorlaşacağı hissini destekler.

Alıştırma

Temponun kendisinin sürekli arttığı anlamına gelen dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The snowball is growing ____, gaining more snow each second than in the second before.

Cevabı göster

at an accelerating rate

Deyimler

out of hand: kontrolden çıkmak

Burada out of hand, “artık kontrol altında veya yönetilebilir olmamak” anlamına gelir. Things getting out of hand ifadesindeki get bir değişimi anlatır: durum, yönetilebilir olmaktan çıkıp kontrolsüz hâle gelmektedir. Bu ifade bir sorunun, sürecin, kalabalığın, maliyetin veya çatışmanın durumunu anlatır; yalnızca hızlı hareket etmeyi anlatmaz. Quickly, kontrolün ne kadar hızlı kaybedildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “kontrol edilmesi zorlaşmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: The noise at the party is getting ____.

Cevabı göster

out of hand

And if you add a constant to that exponent,

0:59

Eğer o üsse bir sabit eklerseniz,

like e to the 2 times t,

1:01

örneğin e üzeri 2 çarpı t gibi,

the chain rule tells us that the derivative is now 2 times itself.

1:03

zincir kuralı bize türevin artık kendisinin 2 katı olduğunu söyler.

So at every point on the number line,

1:07

Yani sayı doğrusundaki her noktada,

rather than attaching a vector corresponding to the number itself, Dilbilgisi

1:09

sayının kendisine karşılık gelen bir vektör eklemek yerine,

first double the magnitude of the position,

1:12

önce konumun büyüklüğünü ikiye katlarsınız,

then attach it.

1:15

sonra eklersiniz.

Dilbilgisi

rather than attaching: reddedilen eylemi belirtmek

Rather than attaching, seçilmeyen eylemi belirtir. -ing biçimi attach fiilini bir etkinlik olarak sunar: “iliştirme eylemini yapmak yerine”. Cümlenin başında yer alan bu ifade, tercih edilen first double ... then attach it talimatlarından önce reddedilen yöntemi ortaya koyar. İki seçeneği karşılaştırır; hangi eylemin önce gerçekleştiğini göstermez. Attaching eylemini yaptığı varsayılan kişi, double ve attach talimatlarının verildiği kişiyle aynıdır.

Alıştırma

Talimatı rather than ve attach fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the label immediately, check its position first.

Cevabı göster

Rather than attaching

Moving so that your position is always e to the 2t

1:17

Konumunuzun her zaman e üzeri 2t olacak şekilde hareket etmeniz,

is the same thing as moving in such a way Dilbilgisi

1:20

şu şekilde hareket etmekle aynı şeydir:

that your velocity is always twice your position.

1:22

hızınızın her zaman konumunuzun iki katı olması.

Dilbilgisi

in such a way that + yan cümle

In such a way that, bir eylemin nasıl gerçekleştirildiğini açıklayan bir yan cümle başlatır. That ile başlayan yan cümle, way sözcüğünün anlattığı yöntemi belirleyen koşulu verir; burada hareket, hızın her zaman konumun iki katı olacağı biçimde düzenlenir. Bu kalıp kesin açıklamalarda kullanışlıdır: eylem + in such a way that + gerekli koşul veya sonuç. Buradaki way fiziksel bir yol ya da güzergâh anlamına gelmez.

Alıştırma

“Sonucu garanti eden bir yöntemle” anlamındaki beş sözcüklü kalıpla talimatı tamamlayın: Arrange the desks ____ every student can see the board.

Cevabı göster

in such a way that

The implication of that too

1:25

Bunun da anlamı,

is that our runaway growth feels all the more out of control. Kalıp ifadeler

1:26

kontrolden çıkan büyümemizin daha da zapt edilemez hissettirmesidir.

Kalıp ifadeler

all the more: bir neden yüzünden artan derece

All the more, genellikle az önce belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir neden yüzünden derecenin “daha da” arttığını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada önceki çıkarım, kontrolden çıkan büyümenin daha da denetimsiz hissedilmesine yol açar. Bu ifade bir sıfat öbeği olan out of control sözünü niteler. All, all the more kalıbının tamamına aittir; “bütün” anlamına gelmez ve çoğul bir ismi nitelemez.

Alıştırma

“Bu gerçek yüzünden daha da” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The broken lock made the empty house ____ unsettling.

Cevabı göster

all the more

If that constant was negative,

1:32

Eğer o sabit negatif olsaydı,

say negative 0.5,

1:33

diyelim ki eksi 0.5,

then your velocity vector is always negative 0.5 times your position vector,

1:35

o zaman hız vektörünüz her zaman konum vektörünüzün eksi 0.5 katı olurdu,

meaning you flip it around 180 degrees

1:40

bu da onu 180 derece ters çevirdiğiniz

and scale its length by a half. Kelime

1:42

ve uzunluğunu yarıya indirdiğiniz anlamına gelir.

Kelime

scale its length by a half: uzunluğu yarım katsayısıyla ölçeklendirmek

Burada scale, “bir ölçüm değerini bir katsayıyla çarparak değiştirmek” anlamına gelen teknik bir fiildir. Katsayı by sözcüğünden sonra gelir: scale the length by a half, ilk uzunluğu 1/2 ile çarpmak demektir. Böylece yeni uzunluk ilk uzunluğun yarısı olur. Sabit bir yarım birim çıkarmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekteki üç sözcüklü katsayı ifadesiyle yönergeyi tamamlayın: Scale its length ____.

Cevabı göster

by a half

Moving in such a way

1:45

Hızınızın her zaman konum vektörünüzün bu ters çevrilmiş ve küçültülmüş kopyasıyla eşleşeceği şekilde

that your velocity always matches this flipped and squished copy of your position vector,

1:46

hareket ederseniz,

you go the other direction,

1:50

diğer yöne gidersiniz,

slowing down in an exponential decay towards zero. Kelime

1:51

sıfıra doğru üstel bir bozulmayla yavaşlayarak.

Kelime

exponential decay towards zero: sıfıra doğru üstel azalma

Üstel azalma, bir niceliğin eşit zaman aralıklarında aynı oranda tekrar tekrar azalması sürecidir. Nicelik küçüldükçe azalma miktarının mutlak değeri de küçülür. Towards zero, değerlerin sıfıra gittikçe yaklaşması anlamına gelir. İdeal bir üstel modelde değerlerin herhangi bir sonlu süre içinde tam olarak sıfıra ulaşması gerekmez.

Alıştırma

Hangi açıklama “exponential decay towards zero” ifadesine en uygundur?

  1. Nicelik eşit aralıklarda aynı sabit miktarı kaybeder ve sıfıra ulaşmak zorundadır.
  2. Nicelik eşit aralıklarda aynı oranı kaybeder ve sıfıra yaklaşır.
  3. Nicelik değişmeden kalır ve sonra aniden sıfır olur.
Cevabı göster

Nicelik eşit aralıklarda aynı oranı kaybeder ve sıfıra yaklaşır.

But what about if that constant was i, Ton ve niyet

1:57

Peki ya o sabit i olsaydı,

the square root of negative one?

1:59

yani eksi birin karekökü?

Ton ve niyet

Karşıt bir varsayım sunmak için “But what about if...?”

“But what about if...?”, dinleyenin düşünmesi için yeni bir olası koşul ortaya koyar. Burada konuşmacı, önceki düşüncenin daha zor bir durumda da geçerli olup olmadığını sınamak için sabiti i olarak değiştirir. “But”, az önce konuşulanlarla bir karşıtlık kurarken “what about if” varsayımsal koşulu başlatır. Yeniden kullanılabilen yapı şöyledir: “But what about if + özne + fiil...?”

Alıştırma

Yanıtı “But what about if” konuşma kalıbıyla tamamlayın: “The rule works when the value is positive.” “____ the value is zero?”

Cevabı göster

But what about if

If your position was always e to the i t,

2:01

Eğer konumunuz her zaman e üzeri i çarpı t olsaydı,

how would you move as the time t ticks forward?

2:04

t zamanı ilerledikçe nasıl hareket ederdiniz?

Well, now the derivative of your position will always be i times itself,

2:07

Şimdi, konumunuzun türevi her zaman kendisinin i katı olacaktır,

and multiplying by i has the effect of rotating numbers 90 degrees. Kalıp ifadeler

2:11

ve i ile çarpmak sayıları 90 derece döndürme etkisine sahiptir.

Kalıp ifadeler

Nesnel bir sonuç için “has the effect of + -ing”

“Has the effect of”, “şu sonucu doğurur” anlamına gelir. Bu bağlamda i ile çarpmak 90 derecelik bir dönüş sonucu doğurur. Yapı, “have/has the effect of + isim veya -ing biçimi” şeklindedir. Burada “of” bir edattır; bu nedenle ardından “rotate” değil, “rotating” gelir. Bu ifade, bir kişinin niyetinden çok gözlemlenebilir sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “has the effect of” ile tamamlayın: Installing brighter lights ____ making the room feel larger.

Cevabı göster

has the effect of

So, as you might expect, Anlatım akışı

2:15

Yani, tahmin edebileceğiniz gibi,

things only make sense here if we start thinking beyond the number line Deyimler

2:16

burada işler sadece sayı doğrusunun ötesinde düşünmeye başlarsak anlam kazanır,

and in the complex plane.

2:19

yani karmaşık düzlemde.

Anlatım akışı

As you might expect: doğal bir sonucu işaret etmek

As you might expect, dinleyiciye sıradaki fikrin daha önce verilen bilgilerden doğal olarak çıktığını bildirir. Yeni sonucu önceki akıl yürütmeyle ilişkilendirerek bilgi akışını yönlendirir. Burada might ifadeyi yumuşatır: konuşmacı sonucu makul gösterir ancak fazla kesin konuşmaz. Sonucun gerçekleşme olasılığının düşük olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte as you might expect ne işe yarıyor?

  1. Sıradaki fikri önceki akıl yürütmenin doğal bir sonucu olarak sunarken ifadeyi yumuşatır.
  2. Konuşmacının sıradaki fikri çok düşük olasılıklı bulduğunu söyler.
  3. Önceki bilgilerle bağlantı kurmadan konuyu değiştirir.
Cevabı göster

Sıradaki fikri önceki akıl yürütmenin doğal bir sonucu olarak sunarken ifadeyi yumuşatır.

Deyimler

Thinking beyond the number line: kavramsal çerçeveyi genişletmek

Thinking beyond the number line ifadesinde beyond mecaz anlamda kullanılır. Sayı doğrusu boyunca daha uzağa gitmek değil, tek boyutlu bir modelin sınırlarını aşmak anlamına gelir. Think beyond + sınır veya çerçeve yapısı, mevcut çerçevenin temsil edemediği fikirleri ele almayı anlatır. Bu cümlede daha geniş çerçeve karmaşık düzlemdir.

Alıştırma

Örnekte thinking beyond the number line ne anlama geliyor?

  1. Aynı sayı doğrusu boyunca daha uzağa gitmek
  2. Tek boyutlu sayı doğrusundan daha geniş bir matematiksel çerçeve kullanmak
  3. Matematiksel modelleri tamamen yok saymak
Cevabı göster

Tek boyutlu sayı doğrusundan daha geniş bir matematiksel çerçeve kullanmak

So, even before you know how to compute e to the i times t,

2:21

Yani, e üzeri i çarpı t'nin nasıl hesaplanacağını bilmeden önce bile,

you know that for any position this might give for some value of time,

2:25

bunun bir zaman değeri için verebileceği herhangi bir konumda,

the velocity at that time will be a 90 degree rotation of that position.

2:28

o andaki hızın o konumun 90 derecelik bir dönüşü olacağını bilirsiniz.

Drawing this for all possible positions you might come across, Öbek fiiller

2:33

Bunu karşılaşabileceğiniz tüm olası konumlar için çizerseniz,

you get a vector field,

2:37

bir vektör alanı elde edersiniz,

Öbek fiiller

come across: karşılaşmak veya bulmak

Burada come across, olasılıklar araştırılırken bir şeyle karşılaşmak veya onu bulmak anlamına gelir. possible positions isim öbeği bu yapının nesnesidir: possible positions (that) you might come across. Bu ifade genellikle karşılaşmanın önceden planlanmadığını veya bir şeyin özellikle aranmak yerine süreç içinde bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

“During the survey, we came across an unexpected pattern,” cümlesinde came across ne anlama gelir?

  1. onun bir tarafından diğer tarafına geçti
  2. süreç içinde onu buldu veya onunla karşılaştı
  3. onu daha etkileyici gösterdi
Cevabı göster

süreç içinde onu buldu veya onunla karşılaştı

where as usual with vector fields,

2:38

ve vektör alanlarında her zamanki gibi,

you shrink things down to avoid clutter. Öbek fiiller

2:40

kalabalıktan kaçınmak için nesneleri küçültürsünüz.

Öbek fiiller

shrink things down: boyutlarını küçültmek

Shrink things down, genellikle uygun bir boyuta getirmek veya daha az yer kaplamalarını sağlamak için nesneleri küçültmek anlamına gelir. Down küçülmeyi vurgular; nesnelerin aşağı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Shrink ... down, nesnesiyle ayrılabilen bir öbek fiildir. Örnekte things isim nesnesi shrink ile down arasında yer alır. Bir isim down sözcüğünden sonra da gelebilir, ancak bir zamir mutlaka ortada olmalıdır: shrink it down doğrudur, shrink down it değildir.

Alıştırma

shrink ... down yapısını kullanın ve zamiri doğru konuma yerleştirin: This photo is too large, so I'll ____ before I send it.

Cevabı göster

shrink it down

At time t equals zero,

2:42

t eşittir sıfır anında,

e to the i t will be one,

2:44

e üzeri i çarpı t bir olacaktır,

that's our initial condition,

2:46

bu bizim başlangıç koşulumuzdur,

and there's only one trajectory starting from that position

2:47

ve o konumdan başlayan tek bir yörünge vardır;

where your velocity is always matching the vector that it's passing through,

2:50

burada hızınızın her zaman geçtiği vektörle eşleştiği,

a 90 degree rotation of the position.

2:53

yani konumun 90 derece döndürülmüş haliyle.

It's when you go around a circle of radius one

2:55

Bu, yarıçapı bir olan bir çember etrafında

at a speed of one unit per second. Kelime

2:58

saniyede bir birim hızla hareket ettiğiniz zamandır.

Kelime

at a speed of one unit per second: saniyede bir birim hızla

At a speed of one unit per second, hızı eksiksiz bir ölçüm olarak ifade eder. at a speed of hız değerini tanıtır, one unit ne kadar mesafe katedildiğini belirtir ve per second zaman temelini gösterir. Burada per, “her biri için” anlamına gelir; “yaklaşık” demek değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp at a speed of + sayı ve mesafe birimi + per + zaman birimidir.

Alıştırma

Cümleyi hız ölçümünü oluşturan iki edatla tamamlayın: The robot moves ____ a speed of two meters ____ second.

Cevabı göster

at · per

So, after pi seconds,

3:01

Yani, pi saniye sonra,

you've traced a distance of pi around.

3:02

etrafta pi kadar bir mesafe çizmiş olursunuz.

So, e to the i times pi should be negative one. Dilbilgisi

3:05

Bu yüzden e üzeri i çarpı pi eksi bir olmalıdır.

Dilbilgisi

Beklenen bir sonucu ifade eden should be

Bu cümlede should be, önceki akıl yürütmeden beklenen bir sonucu belirtir. Konuşan kişi, akıl yürütme doğruysa sonucun eksi bir olduğunu söyler. Burada tavsiye veya yükümlülük ifade etmez. Bu çıkarım kullanımı; bir hesabı kontrol ederken, tanı koyarken veya bilinen gerçeklerden bir sonuç tahmin ederken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede should be, tavsiye veya yükümlülük yerine beklenen bir sonucu ifade eder?

  1. Visitors should be quiet in the library.
  2. You should be more careful with your money.
  3. After the discount, the total should be twenty dollars.
Cevabı göster

After the discount, the total should be twenty dollars.

After tau seconds,

3:08

tau saniye sonra,

you've gone full circle.

3:09

tam bir tur atmış olursunuz.

E to the i times tau equals one.

3:12

e üzeri i çarpı tau bire eşittir.

And more generally, Anlatım akışı

3:14

Ve daha genel olarak,

e to the i times t equals a number

3:15

e üzeri i çarpı t eşittir, karmaşık düzlemdeki bu birim çemberin etrafında

that's t radians around this unit circle in the complex plane.

3:17

t radyanlık bir mesafede olan bir sayıya.

Anlatım akışı

“More generally” ile özel durumlardan genel bir kurala geçmek

“More generally”, konuşmacının önceki özel durumlardan t'nin her değeri için geçerli olan bir ifadeye geçtiğini gösterir. Burada yarım tur veya tam tur gibi örnekler, e üzeri i çarpı t'nin birim çemberdeki yerini belirleyen genel bir kurala götürür. Bu ifade, açıklamayı önce örnekler, sonra daha kapsamlı ilke gelecek şekilde düzenler. Bu kullanımda generally, “daha genel bir düzeyde” demektir; “genellikle” veya “çoğu zaman” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede“more generally” neyi gösteriyor?

  1. İlgisiz bir konuya geçer.
  2. Önceki özel durumları daha genel bir kurala genişletir.
  3. Denklemin yalnızca çoğu zaman doğru olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki özel durumları daha genel bir kurala genişletir.

Nevertheless, Anlatım akışı

3:28

Yine de,

something might still feel immoral about putting an imaginary number up in that exponent. Deyimler

3:29

o üsse hayali bir sayı koymakla ilgili hala ahlaka aykırı bir şeyler hissedilebilir.

Anlatım akışı

“Nevertheless” ile devam eden bir çekinceyi sunmak

“Nevertheless”, “yine de” veya “buna rağmen” anlamına gelir. Önceki geometrik açıklamanın geçerliliğini kabul eder, ardından henüz ortadan kalkmamış bir çekinceyi dile getirir: üste sanal bir sayı koymak kavramsal olarak hâlâ yanlış gelebilir. Söylem bağlayıcısı olarak önce ödünleme, ardından karşıtlık kurar. Yeni kaygı, az önce açıklananlara rağmen varlığını sürdürür; ilgisiz yeni bir konu başlatmaz.

Alıştırma

Bir sonraki cümleye“Nevertheless,” ile başlamak için en uygun durum hangisidir?

  1. Konuşmacı aynı kurala ait başka bir örnek veriyor.
  2. Konuşmacı tamamen ilgisiz bir konuya geçiyor.
  3. Bir açıklama ikna edicidir, ancak önemli bir kuşku hâlâ devam eder.
Cevabı göster

Bir açıklama ikna edicidir, ancak önemli bir kuşku hâlâ devam eder.

Deyimler

feel immoral about ifadesindeki mizahi abartı

Bu cümlede feel immoral about bilinçli bir abartıdır. Üsse sanal bir sayı koymak ahlaki bir mesele değildir; konuşmacı, sıradan matematik sezgisine göre bu adımın son derece yanlış veya neredeyse yasakmış gibi gelebileceğini anlatır. Teknik bir rahatsızlığı ahlak diliyle anlatmak mizah katar. Konuşmacı, bu genişletmenin neden yine de anlamlı olabileceğini açıklamadan önce dinleyicinin direncini kabul eder.

Alıştırma

Bu cümlede feel immoral about ne anlatıyor?

  1. Sanal üslerin kullanılamayacağına dair kesinlik
  2. Matematik adımının bir etik kuralı ihlal ettiğine dair gerçek anlamlı bir iddia
  3. Matematik adımının kavramsal olarak yanlış geldiğini anlatan abartılı ve mizahi bir his
Cevabı göster

Matematik adımının kavramsal olarak yanlış geldiğini anlatan abartılı ve mizahi bir his

And you would be right to question that. Ton ve niyet

3:34

Ve bunu sorgulamakta haklısınız.

Ton ve niyet

would be right to question ile yumuşatılmış onay

You would be right to question that, dinleyiciye duyduğu şüphenin makul olduğunu söyler. Burada question yalnızca soru sormak değil, bir iddiaya kuşkuyla yaklaşmak veya onu incelemek anlamına gelir. Would, onayı daha yumuşak hâle getirir ve duruma bağlı olarak sunar: bu noktayı sorgulasaydınız, tepkiniz haklı olurdu. Geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Konuşmacı açıklamaya devam etmeden önce şüpheyi haklı bulduğunu göstermek için bu kalıbı kullanır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir eylemi bildirmek yerine olası bir soruyu yumuşak biçimde onaylar?

  1. You would be right to ask for clarification.
  2. You were right to ask for clarification.
  3. You would have asked for clarification.
Cevabı göster

You would be right to ask for clarification.

What we write as e to the t is a bit of a notational disaster, Deyimler

3:35

e üzeri t olarak yazdığımız şey biraz notasyon felaketidir,

Deyimler

a bit of a notational disaster: gösterime yönelik yumuşatılmış eleştiri

Bu cümlede a bit of a notational disaster, “biraz kötü tasarlanmış veya yanıltıcı bir gösterim” anlamına gelir. Disaster sözcüğü bilinçli bir abartıdır: Konuşmacı gerçek bir felaketi değil, gösterimin matematiksel fikri sunma biçimini eleştirir. a bit of a + tekil sayılabilen isim kalıbı, disaster, mess veya surprise gibi bir nitelemeyi yumuşatır. Burada yumuşak başlangıç ile güçlü isim birleşerek eleştiriyi hem mizahi hem de açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yumuşatma kalıbıyla tamamlayın: The school play was ____ because half the costumes went missing.

Cevabı göster

a bit of a disaster

giving the number e and the idea of repeated multiplication

3:39

e sayısına ve tekrarlı çarpım fikrine

way more emphasis than they deserve. Dilbilgisi

3:42

hak ettiklerinden çok daha fazla vurgu yapar.

Dilbilgisi

way more emphasis than they deserve: hak ettiklerinden çok daha fazla vurgu

Way, more sözcüğünü niteler ve “büyük ölçüde” ya da “çok daha” anlamına gelir. Bu ifade, gösterimin e sayısına ve tekrarlı çarpma fikrine makul olandan çok daha fazla vurgu yaptığını söyler. Aktarılabilir kalıp way more + isim + than + karşılaştırma yan cümlesidir. Than yan cümlesi, aşılan karşılaştırma ölçütünü verir. Burada they, az önce sözü edilen iki fikri gösterir; deserve ise “makul olarak alması gerekir” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki güçlü ve gündelik karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The repair took ____ we expected.

Cevabı göster

way more time than

But my time is up, Deyimler

3:44

Ama sürem doldu,

Deyimler

my time is up: ayrılan sürenin sona ermesi

my time is up ifadesindeki up, “yukarı” değil, “bitmiş” veya “süresi dolmuş” anlamına gelir. Cümlecik, konuşmacıya ayrılan sürenin sona erdiğini ve bu yüzden konuşmacının devam edemeyeceğini anlatır. Aynı kalıbı koruyarak iyelik sözcüğünü değiştirebilirsiniz: my time is up, your time is up veya our time is up. Buradaki But, zaman sınırının konuşmacıyı durmaya ve yön değiştirmeye zorladığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşmacıya ayrılan konuşma süresinin zaten sona erdiğini en doğal biçimde ifade eder?

  1. I'm running out of time.
  2. My time has been extended.
  3. My time is up.
Cevabı göster

My time is up.

so I'll spare you the full rant until the next video. Ton ve niyet

3:46

bu yüzden bu uzun nutku bir sonraki videoya bırakıyorum.

Ton ve niyet

spare you the full rant: birini hoş olmayan bir deneyimden korumak

spare you the full rant ifadesinde spare, spare + kişi + istenmeyen deneyim veya içerik kalıbını izler. Kişiye bunu yaşatmamayı seçmek anlamına gelir. the full rant uzun ve sert bir yakınmayı anlatır; dolayısıyla konuşmacı, dinleyicilerin şimdilik bunun tamamını duymak zorunda kalmayacağını söylüyor. Cümle hafif mizahi ve öz farkındalık taşıyan bir tondadır. Durmayı dinleyiciye yapılan bir iyilik gibi sunar; ancak until the next video, yakınmanın tamamen ortadan kalkmadığını, yalnızca ertelendiğini gösterir.

Alıştırma

Bir konuşmacı, dinleyicilere uzun ve istenmeyen bir açıklamayı dinletmemeye karar veriyor. Hangi cümle bu seçimi ifade eder?

  1. I'll give you the long explanation.
  2. I'll spare you the long explanation.
  3. I'll ask you for a long explanation.
Cevabı göster

I'll spare you the long explanation.