İngilizce Şehir Kelimeleri... ft. Miami: İngilizce çalışma notları
Ariannita la Gringa
Video özeti: Miami sahilini, bir restoranı, kruvaziyer limanını, merkez ulaşımını ve Wynwood duvar resimlerini gezerken şehir İngilizcesi öğrenin. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "difference between a city and a downtown." - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: tüm city ile yoğun merkez bölgesi downtown arasındaki farkı görüp konumu doğru anlatın. 2. "how much does it cost to" - Dilbilgisi ve cümle kalıpları: etkinlik veya hizmet fiyatını sorun; son eylemi değiştirerek bilet, yolculuk, tur ya da yemek ücretine uyarlayın. 3. "made it to" - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yolculuk, bekleme veya çaba sonrası hedefe başarıyla ulaşmayı anlatın ve gezi akışında kullanın.
Bu derste
Can you tell me what city I'm in right now?
0:10Şu anda hangi şehirde olduğumu tahmin edebilir misiniz?
you need to know the difference between a city and a downtown. Kelime
0:17bir şehir ile şehir merkezi (downtown) arasındaki farkı bilmelisiniz.
city ve downtown: bütün şehir ve merkezi bölge
the difference between A and B ifadesi iki şeyi karşılaştırır. Burada city bütün şehri, downtown ise genellikle çok sayıda ofis, mağaza ve kamu binasının bulunduğu merkezi bölgeyi anlatır. Downtown, şehrin yalnızca bir bölümüdür. Bir şehirde yerleşim mahalleleri, parklar, sanayi bölgeleri ve başka bölgeler de bulunabilir.
Alıştırma
The hotel is downtown ne demektir?
- Otel şehrin dışındadır.
- Otel şehrin bir yerindedir, ancak hangi bölge olduğu belirtilmemiştir.
- Otel şehrin merkezi iş bölgesindedir.
Cevabı göster
Otel şehrin merkezi iş bölgesindedir.
and a downtown area is the busiest area of the city
0:24şehir merkezi ise şehrin en hareketli bölgesidir;
be surrounded by: bir şeyin çevresinde bulunanlar
Be surrounded by, bir kişinin, yerin veya nesnenin birçok tarafında ya da her tarafında başka bir şey bulunduğunu anlatır. Örnekte, Miami'nin çevresinde büyük bir su kütlesi vardır. Kalıp be + surrounded + by + isim şeklindedir. by sözcüğünden sonraki isim, öznenin çevresinde ne olduğunu belirtir. Burada by yalnızca “yanında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kulübenin her tarafında ağaçlar var. Hangi cümle bu durumu anlatır?
- The trees are surrounded by the cabin.
- The cabin is next to one tree.
- The cabin is surrounded by trees.
Cevabı göster
The cabin is surrounded by trees.
that are docked or tied up at the dock right here. Kelime
1:11hemen buradaki rıhtıma yanaşmış veya bağlanmışlardır.
docked or tied up at the dock: rıhtıma yanaşmış veya bağlanmış
Burada docked ve tied up, teknelerin suda ilerlemek yerine kıyının yanında durmuş olduğunu anlatır. Docked olan bir tekne varmış ve rıhtımda duruyordur; tied up olan bir tekne ise yerinde kalması için genellikle halatlarla sabitlenmiştir. At the dock ifadesinde dock, teknelerin durduğu yeri adlandıran bir isimdir. Are docked ifadesinde ise dock bir fiildir. Tie up bağlama göre anlam değiştirir: öznesi bir tekne olduğunda genellikle tekneyi bağlayıp sabitlemek anlamına gelir; bir kişiyi meşgul etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir liman anlatımında docked or tied up at the dock ifadesinin doğru açıklaması hangisidir?
- Tekneler insanları rıhtımdan ayrılamayacak kadar meşgul ediyor.
- Tekneler rıhtımdan hızla uzaklaşıyor.
- Tekneler rıhtımda durmuş ve bazıları oraya halatlarla bağlanmış olabilir.
Cevabı göster
Tekneler rıhtımda durmuş ve bazıları oraya halatlarla bağlanmış olabilir.
and you can walk around all the restaurants and shops.
1:29ve etraftaki tüm restoran ve mağazalarda dolaşabilirsiniz.
a pier: suyun üzerindeki bir yürüyüş yolu
Burada a pier, kıyıdan suyun üzerine doğru uzanan, yapılmış bir platform veya yürüyüş yolu anlamına gelir. A walkway over water açıklaması hem şeklini hem de ziyaretçiler için temel işlevini anlatır: insanlar üzerinde yürüyebilir ve suyun üstünde durabilir. Pier sözcüğünü bilmeseniz bile bu açıklama yeri tanımanıza yardım eder. Ancak her pier yalnızca yürümek için kullanılmaz; bazıları teknelere, balıkçılığa veya başka etkinliklere de hizmet eder.
Alıştırma
Bir aile denizi seyretmek için kıyıdan suyun üzerindeki uzun bir platforma doğru yürüyor. Hangi yer bu tanıma en iyi uyar?
- çoğunlukla teknelere yük yüklemek için kullanılan a dock
- a pier
- otomobiller için bir kara yolu köprüsü
Cevabı göster
a pier
you can do fun and recreational activities
1:46eğlenceli ve rekreasyonel aktiviteler yapabilirsiniz
or do you have a Ferris wheel in your city or town?
2:14ya da şehrinizde/kasabanızda dönme dolap var mı?
Have you ever been on ...? ile deneyim sormak
Have you ever been on + bir eğlence aracı, taşıt veya turistik yer? kalıbı, bu deneyimin hayatında şimdiye kadar herhangi bir zamanda gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar. Ever, “şimdiden önce herhangi bir zamanda” demektir. Yapı Have + özne + ever + been on + şey? şeklindedir. Buradaki on, dönme dolaba binmeyi veya onu kullanmayı anlatır. “Yes, I have” ya da “No, I haven’t” diye kısa cevap verebilirsin. “Yes, I went on one last summer.” diyerek geçmişle ilgili bir ayrıntı da ekleyebilirsin.
Alıştırma
Hedef kalıbı kullanarak yaşam deneyimini soran cümleyi tamamla: “____ a roller coaster?”
Cevabı göster
Have you ever been on
and you can even go on a huge ship or boat
2:40ve hatta devasa bir gemiye veya tekneye binebilirsiniz
go on a boat ride ... go on a yacht ... go jet skiing: doğru go yapısını seçmek
Bir gezi veya tekne deneyimi için go on + isim kullan: go on a boat ride, go on a yacht ve go on a huge ship or boat. İsim, bindiğin aracı ya da katıldığın geziyi belirtir. Etkinliğin kendisi için go + -ing etkinliği kullan: go jet skiing.
Alıştırma
Hangi cümle go kalıplarını doğal biçimde kullanıyor?
- We can go to a boat ride and go on jet skiing.
- We can go a boat ride and go to jet skiing.
- We can go on a boat ride and go jet skiing.
Cevabı göster
We can go on a boat ride and go jet skiing.
I'm going to show you guys another part of the city.
2:50size şehrin başka bir bölümünü göstereceğim.
and shop at the different shops and stores they have here.
3:10ve buradaki farklı mağaza ve dükkanlarda alışveriş yapabileceğiniz.
where you can find things that say Miami all over it.
3:16üzerinde Miami yazan eşyalar bulabileceğiniz.
and be reminded of all the memories you made in Miami. Kalıp ifadeler
3:23ve Miami'de biriktirdiğiniz anıları hatırlayabilirsiniz.
be reminded of: bir anının yeniden akla gelmesi
Be reminded of, bir şeyin kişinin zihninde bir anıyı veya çağrışımı yeniden canlandırması demektir. Bu cümlede, mağazadan eve götürülen eşyalar daha sonra kişinin Miami anılarını yeniden canlandırabilir. Kalıp be + reminded of + kişi, şey, yer veya deneyim şeklindedir. Anıyı hatırlayan kişi özne olur: I am reminded of our trip. Anıyı tetikleyen şey by ile belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be reminded of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Whenever I see this shell, I ____ our beach vacation.
Cevabı göster
am reminded of
And everything in this store says Miami, Florida.
3:36Ve bu dükkandaki her şeyin üzerinde Miami, Florida yazıyor.
Most touristic cities will have souvenir stores.
3:39Çoğu turistik şehirde hediyelik eşya dükkanları bulunur.
here they have a bunch of shirts that say Miami.
3:43burada üzerinde Miami yazan bir sürü gömlek/tişört var.
cool down: serinlemek
Burada cool down, “vücudun daha az sıcak hâle gelmesi ve kişinin daha rahat hissetmesi” demektir. Yiyecek veya içeceğin soğumasını değil, kişinin yaşadığı değişimi anlatır. refresh ile birlikte, sıcak ve nemli havada hissedilen rahatlamayı gösterir. Bir kişi ya da şey serinlediğinde cool down nesnesiz kullanılabilir. Nesneyle kullanıldığında ise o kişiyi ya da şeyi serinletmek anlamına gelir; cool the room down örneğinde olduğu gibi.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “daha az sıcak hâle gelmek” anlamındaki iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: After running in the sun, I sat by the fan to ____.
Cevabı göster
cool down
a great way to ... is to ...: iyi bir yöntem önermek
a great way to do X is to do Y kalıbı, bir hedefe ulaşmak için yararlı bir yöntem sunar. Bu cümlede refresh and cool down hedefi, buy a piña colada ise önerilen yöntemi belirtir. İlk to-mastar, bu yöntemin ne yapmaya yardımcı olduğunu açıklar: a way to refresh and cool down. is sonrasındaki ikinci to-mastar, belirli eylemi verir: is to buy. X yerine bir hedef, Y yerine uygulanabilir bir eylem koyun.
Alıştırma
İki mastar işaretçisini ekleyerek öneriyi tamamlayın: A great way ____ remember new words is ____ use them in sentences.
Cevabı göster
to · to
and now I want to grab something to eat. Kalıp ifadeler
4:39ve şimdi yiyecek bir şeyler almak istiyorum.
grab something to eat: rahatça bir şeyler yemek
Grab something to eat, biraz yiyecek bulup yemek anlamına gelen gündelik bir ifadedir ve genellikle uzun bir yemek planlanmadığında kullanılır. Buradaki grab gerçek anlamıyla “tutmak” değildir; işin kolay ya da oldukça hızlı yapılacağını düşündürür. Something to eat, ne olduğu belirtilmeyen bir yiyecek veya atıştırmalık demektir. İfadenin tamamı gündelik konuşmada eat food ifadesinden daha doğal duyulur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu derste geçen ve “biraz yiyecek bulmak” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: We have twenty minutes, so let's ____ before the show.
Cevabı göster
grab something to eat
I'm going to eat at this restaurant called La Industria.
4:43La Industria adındaki bu restoranda yemek yiyeceğim.
there are a lot of restaurants inspired by the Latin American community. Kalıp ifadeler
4:48Latin Amerika topluluğundan ilham alan birçok restoran var.
inspired by: fikir kaynağını belirtmek
Burada inspired by, restaurants sözcüğünü niteler: restoranların yemeklerinin, tarzlarının veya fikirlerinin Latin Amerika topluluğundan etkilendiğini belirtir. Bu, restaurants that are inspired by... yapısının kısaltılmış hâlidir. Inspired by, fikir veya ilham kaynağını belirtir; her ayrıntının kopyalandığı anlamına gelmez. be inspired by + kaynak kalıbı, yaratıcı fikirlerin bir kişiden, kültürden, yerden, eserden veya deneyimden geldiğini anlatabilir.
Alıştırma
Cümlede inspired by the Latin American community ne anlama geliyor?
- Restoranlar tek bir Latin Amerika restoranının her ayrıntısını kopyaladı.
- Restoranlar Latin Amerika topluluğundan fikir ve etki aldı.
- Latin Amerika topluluğu bütün restoranların sahibidir.
Cevabı göster
Restoranlar Latin Amerika topluluğundan fikir ve etki aldı.
like arepas and empanadas from Argentina.
4:55arepaları ve Arjantin'in empanadaları gibi yiyecekler yediğini göreceksiniz.
is owned by: own fiilinin geniş zamanda edilgen biçimi
Is owned by, geniş zamanda kullanılan bir edilgen yapıdır: is + geçmiş ortaç owned + by + sahip. Cümle restoranı konu olarak öne çıkarır; Nicky Jam ise restoranın kime ait olduğunu belirtir. Etken biçimi Nicky Jam owns this restaurant. şeklindedir. Sahip olunan şeyle başlamak istediğinizde edilgen, sahip olan kişiyle başlamak istediğinizde etken yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi own fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: The small bookstore ____ a local family.
Cevabı göster
is owned by
Come along with me: birlikte gelmeye yönelik samimi bir davet
Come along with me, karşınızdaki kişiyi konuşana katılıp onunla birlikte bir yere gitmeye çağıran samimi bir davettir. Burada come along, “benimle gel” veya “bana katıl” anlamındadır; “ilerleme kaydetmek” anlamında değildir. Bu ifade, bir konuşmayı veya videoyu doğal biçimde sonraki yere ya da etkinliğe de taşıyabilir.
Alıştırma
Oyun parkına gidiyorsunuz ve bir arkadaşınızın size katılmasını istiyorsunuz. Hangi cümle doğal ve samimi bir davettir?
- Come along with me.
- Come across me.
- Come at me.
Cevabı göster
Come along with me.
check out: bir şeye bakmak veya onu incelemek
Bu cümlede check out, “bir şeyi daha iyi tanımak için ona bakmak veya onu incelemek” anlamındadır. the menu nesnesi, konuşanların menüyü incelemeyi planladığını gösterir. Check out birden fazla anlama sahiptir; bu yüzden doğru anlamı seçmek için ardından gelen sözcüklere ve duruma bakın.
Alıştırma
“Let's check out the new exhibit after lunch,” cümlesinde check out ne anlama gelir?
- Yeni sergiye bakmak veya sergiyi incelemek.
- Ödeme yaptıktan sonra otelden ayrılmak.
- Sergide hata olmadığını doğrulamak.
Cevabı göster
Yeni sergiye bakmak veya sergiyi incelemek.
tostones ... kızartılmış plantain
Tostones, genellikle plantain meyvesinin dilimlenip kızartılması ve çoğu zaman ezilip tekrar kızartılmasıyla yapılan bir yemeğin adıdır. Bu cümlede tostones yemek adıdır; a fried plantain ise bunun ne olduğunu İngilizce olarak kısaca açıklar. Buradaki plantain, nişastalı ve genellikle pişirilerek yenilen meyveyi ifade eder; çiğ yenen tatlı muzla aynı olduğu varsayılmamalıdır. Bu, ayrıntılı bir tarif değil, kısa bir açıklamadır.
Alıştırma
Bu cümlede tostones neyi ifade ediyor?
- domates bazlı bir sos
- kızartılmış plantain ile yapılan bir yemek
- çiğ ve tatlı bir muz
Cevabı göster
kızartılmış plantain ile yapılan bir yemek
take a bite (bir ısırık almak)
Take a bite, yiyecekten bir parça ısırıp ağza almak veya az miktarda yemek anlamına gelir. Bu cümlede let’s, ifadeyi hemen yapılması önerilen bir eyleme dönüştürür: konuşan kişi grubu yemeği şimdi denemeye davet eder. Bu ifade bir ısırığı ya da küçük bir miktarı anlatır; yemeğin tamamını bitirmek anlamına gelmez. Bir şeyi tatmaya başlarken kullanılan yaygın bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde hangi ifade tamamlar? Please ___ of the sandwich and tell me if the filling is spicy.
- take a bite
- do a bite
- eat a bite
Cevabı göster
take a bite
offer me a boat ride: offer someone something çift nesne yapısı
offer me a boat ride ifadesinde offer fiilinden sonra önce teklifi alan me, ardından teklif edilen şey veya hizmet olan a boat ride gelir. Bu, offer someone something çift nesne yapısıdır. Offer, diğer kişinin kabul edebileceği bir şeyi etkin biçimde teklif etmek anlamına gelir. Tek başına gezinin satıldığı anlamına gelmez; aynı fikir offer a boat ride to me şeklinde de söylenebilir.
Alıştırma
Hangi cümle offer someone something yapısını doğru kullanır ve Mia'nın yardım teklif ettiğini anlatır?
- Mia sold me some help.
- Mia offered me some help.
- Mia offered some help me.
Cevabı göster
Mia offered me some help.
and we're going to be going on a boat in the middle of Miami. Dilbilgisi
5:30ve Miami'nin ortasında bir tekneye bineceğiz.
going to be going: planlanmış bir gelecek etkinliği
we're going to be going ifadesinde ilk going, gelecek planını belirten be going to yapısının parçasıdır. Ardından be, be going sürerlik yapısını başlatır ve ikinci going, asıl fiil olan go'nun sürerlik biçimidir. going to be going bir bütün olarak tekne gezisini gelecekte devam ediyor olması beklenen bir etkinlik şeklinde sunar. going sözcüğünün tekrarı dil bilgisi açısından doğrudur; ancak daha basit olan we're going on a boat ifadesi de çoğu zaman planı açıkça aktarır.
Alıştırma
“We're going to be going on a boat at noon,” cümlesinde ilk going to ne işe yarar?
- İkinci bir tekne gezisini adlandırır.
- Gezinin çoktan bittiği anlamına gelir.
- Gelecek planını belirtir; sonraki going etkinliği adlandırır.
Cevabı göster
Gelecek planını belirtir; sonraki going etkinliği adlandırır.
we have the pirate ship that is sailing at 3:30 p.m.
5:37saat 15:30'da yola çıkacak olan korsan gemimiz var.
going through all the celebrities mansions. Dilbilgisi
5:40ve tüm ünlülerin malikanelerinin arasından geçiyor.
celebrities' mansions: çoğul iyelik biçimi
Bu cümlede celebrities mansions ile kastedilen celebrities' mansions, yani birkaç ünlüye ait malikânelerdir. celebrities zaten çoğuldur ve s ile biter; bu nedenle iyelik kesme işareti son s harfinden sonra gelir. Kesme işareti ek bir ses oluşturmaz. Bu yüzden celebrities ile celebrities' aynı şekilde duyulur. İşaret duyulmasa da özenli yazıda kullanılmalıdır.
Alıştırma
Hangi ifade “birkaç ünlüye ait malikâneler” anlamını doğru verir?
- celebrities's mansions
- a celebrity's mansions
- celebrities' mansions
Cevabı göster
celebrities' mansions
where the celebrities mansions are located.
5:47ünlülerin malikanelerinin bulunduğu yerlere ulaşacaklar.
And how much does it cost to go on a pirate ship? Dilbilgisi
5:52Peki korsan gemisine binmenin maliyeti nedir?
How much does it cost to ...?: etkinliğin fiyatını sormak
How much does it cost to + fiilin yalın hâli...? bir etkinliği yapmanın veya bir hizmeti kullanmanın fiyatını sormak için kullanılır. Burada to go, korsan gemisi gezisine katılmak anlamındadır. Soru sırası how much + does + it + cost + to + fiil şeklindedir. It, eylemi to ile tanıtmayı sağlayan biçimsel öznedir; does sonrasında cost yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Fiyat sorusunu dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ rent a kayak for an hour?
Cevabı göster
How much does it cost to
where the captain greets every passenger on board.
6:12burada kaptan gemideki her yolcuyu selamlıyor.
boarding ve on board arasındaki fark
Buradaki boarding, board fiilinin -ing biçimidir. Board fiilinden hemen sonra taşıt gelir: board the pirate ship. Bir taşıta binme eylemini anlatır. On board, gemi, uçak, tren veya benzeri bir taşıta bindikten sonraki konumu ya da durumu anlatır. Cümle, boarding the ship eyleminden yolcuların bulunduğu on board konumuna geçer.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki biçimle tamamlayın: First, we are ____ the ferry. A minute later, we are ____.
Cevabı göster
boarding · on board
head to + varış yeri
Burada head, vücut bölümü olan “baş” anlamındaki isim değil, “gitmek” veya “yönelmek” anlamındaki bir fiildir. Head to + yer, birinin o hedefe doğru hareket etmeye başladığını ya da ilerlemeyi sürdürdüğünü anlatır. Seyahatlerden veya planlardan bahsederken çoğu zaman bir sonraki durağı tanıtır. Bu nedenle, sıradan bir go to ifadesine göre yolculuğun ilerlediği hissini daha güçlü verir.
Alıştırma
Bir sonraki varış yerini belirtmek için head to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- After breakfast, we'll head to home.
- After breakfast, we'll head to the science museum.
- After breakfast, we'll head the science museum.
Cevabı göster
After breakfast, we'll head to the science museum.
Olası bir soruyu tanıtmak için You might be wondering ...
“You might be wondering”, dinleyicinin aklına gelmiş olabilecek bir soruyu nazikçe öngörür. Buradaki might, tahmini daha yumuşak hâle getirir; konuşmacı herkesin bu soruyu düşündüğünü kesin olarak söylemez. Sorudan önce kullanıldığında mevcut konudan sonraki açıklamaya geçiş sağlar. Dinleyicinin sorabileceği olası bir soruyu ortaya atıp ardından yanıtlamak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyicinin olası bir sorusunu nazikçe öngörüp açıklamaya zemin hazırlar?
- I will not explain what happens next.
- You certainly know what happens next.
- You might be wondering: What happens next?
Cevabı göster
You might be wondering: What happens next?
You can find a bunch of cruises at ports.
7:17Limanlarda bir sürü yolcu gemisi (cruise) bulabilirsiniz.
Take a voyage or journey: voyage ile journey arasındaki fark
“Take a voyage or journey” ifadesinde take, bir şeyi fiziksel olarak almak değil, bir yolculuğa “çıkmak” veya yolculuk “yapmak” anlamına gelir. Take sözcüğünden sonraki isim yolculuğun türünü belirtir. Voyage özellikle denizde yapılan uzun bir yolculuğu anlatırken journey, bir yerden başka bir yere seyahat etmenin daha genel adıdır. Bu deniz bağlamında ikisi de kullanılabilir, ancak voyage daha belirgindir.
Alıştırma
Gemiyle okyanusu aşan uzun bir yolculuk için en belirgin ifade hangisidir?
- take a voyage
- take a journey
- take a walk
Cevabı göster
take a voyage
stop by ports: kısa süreliğine uğramak
stop by ports ifadesinde stop by, “kısa süreliğine ziyaret etmek veya durmak” anlamına gelir. Limanlar, gemi yolculuğu güzergâhındaki duraklardır; mutlaka son varış noktası değildir. Bu öbek fiil, başka bir yere giderken yapılan kısa bir ziyareti de anlatabilir. Örneğin stop by the store veya stop by a friend's house denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede stop by, yol üzerinde kısa bir ziyaret yapmak anlamında kullanılmıştır?
- We'll drive past Mia's house without visiting.
- We'll stop by Mia's house before the movie.
- We'll stay at Mia's house for the whole summer.
Cevabı göster
We'll stop by Mia's house before the movie.
and you can go to a tourist destination anywhere in the world.
7:34ve dünyanın herhangi bir yerindeki turistik bir noktaya gidebilirsiniz.
decks ... cabins: geminin katları ve odaları
Bir gemide deck, yatay bir katı veya yüzeyi ifade eder. Büyük bir yolcu gemisinde üst üste bulunan birçok decks olabilir. Cabin, yolcuların uyuduğu veya kaldığı odadır. Bir cabin, bir deck üzerinde bulunur; bu yüzden deck numarası katı, cabin numarası ise odayı gösterir.
Alıştırma
Bir gemi planında "Cabin 214, Deck 5" ne anlama gelir?
- Gemide 214 güverte ve yalnızca beş oda vardır.
- Cabin 214 ile Deck 5 aynı odanın iki farklı adıdır.
- 214 numaralı oda geminin beşinci katındadır.
Cevabı göster
214 numaralı oda geminin beşinci katındadır.
hold up to 7,600 passengers: en fazla 7.600 yolcu almak
Burada hold, “elle tutmak” değil, “yer sağlamak” veya “barındırmak” anlamına gelir. Gemide kaç yolcu için yer olduğunu anlatır. Up to 7,600 bir üst sınır verir. Gerçek sayı daha düşük olabilir; gemide her zaman tam olarak 7.600 kişi bulunduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp can hold up to + sayı + kişi veya şey biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi hold ve üst sınır bildiren ifadeyle tamamlayın: This theater can ____ 500 people.
Cevabı göster
hold up to
A downtown area is the busiest part of the city.
8:35Şehir merkezi (downtown), şehrin en hareketli bölümüdür.
restaurants as well as a lot of pedestrians. Kalıp ifadeler
8:43restoranlar ve aynı zamanda birçok yaya göreceksiniz.
bilgi eklemek için as well as
As well as, daha önce verilmiş bir bilgiye başka bir öge ekler. Bu altyazıda a lot of pedestrians, restaurants ifadesinden sonra eklenir; dolayısıyla ifade “ve ayrıca” anlamına gelir. A as well as B kalıbında A genellikle ana öge, B ise ek bilgi olarak sunulur. Bu nedenle bilgi düzeni, iki ögenin genellikle eşit ağırlıkta olduğu basit bir A and B listesinden farklıdır.
Alıştırma
Hediyelik eşya dükkânını ek bir özellik olarak en iyi hangi ifade sunar? The museum has a café ___ a gift shop.
- because of
- instead of
- as well as
Cevabı göster
as well as
There are several ways to move around downtown Miami. Öbek fiiller
8:50Miami şehir merkezinde gezinmenin birkaç yolu vardır.
move around: bir bölge içinde dolaşmak
Bu cümlede move around, bir bölge içinde bir yerden başka bir yere gitmek anlamına gelir. Yürümeyi, araba kullanmayı veya yerel ulaşımı kullanmayı kapsayabilir; yani tek bir ulaşım yöntemini belirtmez. Burada yer değiştiren insanların kendisidir. Bir nesneyi hareket ettirmek veya taşımak anlamına gelmez. around, tek bir hedefe gitmek yerine bölgedeki farklı yerlere gitme anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: “There are several ways to move around downtown Miami.” move around ne anlama gelir?
- Birkaç nesneyi şehir merkezinin bir ucundan diğerine taşımak
- Şehir merkezindeki bir eve kalıcı olarak taşınmak
- Şehir merkezinde bir yerden başka bir yere gitmek
Cevabı göster
Şehir merkezinde bir yerden başka bir yere gitmek
take the metro / an Uber / the Metromover ile ride a scooter farkı
Bu listede take, metro, Uber ve Metromover’ı bir yolculukta kullanılan ulaşım hizmetleri olarak sunar. Bu ifadelerde take, “taşımak” değil, “ulaşım için kullanmak” anlamına gelir. Ride ise scooter’ı kişinin üzerine binip kontrol ettiği veya dengesini sağladığı araç olarak sunar. Kullanışlı temel kalıp, ulaşım hizmeti veya hattıyla take; bisiklet veya skuterle ride kullanmaktır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki ulaşım fiiliyle tamamlayın: For the short trip, we can ____ an Uber, then ____ scooters along the beach.
Cevabı göster
take · ride
I'm going to visit a neighborhood called Wynwood.
9:18Wynwood adında bir mahalleyi ziyaret edeceğim.
we first have to exit this outdoor mall.
9:30ilk olarak bu açık hava alışveriş merkezinden çıkmalıyız.
you won't have any trouble finding a place to park. Dilbilgisi
9:51park edecek yer bulmakta hiç zorluk çekmezsiniz.
have any trouble finding: anlamı ve yapısı
Have trouble doing something, bir şeyi yaparken zorlanmak demektir. Trouble sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir; bu nedenle have trouble finding denir, have trouble to find denmez. Bu olumsuz cümlede won't have any trouble finding, park edecek bir yer bulmanın kolay olacağı anlamına gelir. Any, won't gibi olumsuz yapılardan sonra yaygındır ve hiçbir zorluk beklenmediği anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Sınıfı bulmanın kolay olduğunu hangi cümle doğru biçimde anlatır?
- I didn't have any trouble find the classroom.
- I didn't have any trouble finding the classroom.
- I didn't have any trouble to finding the classroom.
Cevabı göster
I didn't have any trouble finding the classroom.
you can park at a parking lot or a parking garage. Kelime
9:54bir otoparkta (parking lot) veya katlı otoparkta (parking garage) park edebilirsiniz.
parking lot ile parking garage arasındaki fark
Parking lot genellikle araçlar için çizgilerle ayrılmış yerleri olan açık bir dış alandır. Parking garage ise çoğu zaman birkaç katlı olan bir park binası ya da üstü kapalı park yapısıdır. Cümlede or, iki olası park yeri türü sunar. Parking sözcüğü garage ifadesine yapı biçimindeki park tesisi anlamını verir; garage tek başına kullanıldığında bir eve bitişik ya da evin yanında bulunan küçük araç alanını da ifade edebilir.
Alıştırma
Bir sürücü dört katlı bir binanın içine park edecek. Amerikan İngilizcesinde bu yeri en iyi hangi ifade adlandırır?
- a home garage
- a parking garage
- a parking lot
Cevabı göster
a parking garage
I am on the sidewalk because I just left this mall.
10:10Bu alışveriş merkezinden yeni çıktığım için kaldırımdayım.
I have finally made it to the Metromover station. Kalıp ifadeler
10:22Sonunda Metromover istasyonuna ulaştım.
made it to: bir varış yerine ulaşmayı başarmak
Made it to ifadesinde make it, “bir yere ulaşmayı başarmak” anlamına gelir. To edatı varış yerini tanıtır: made it to the station. Bu ifade genellikle yolculuğun zaman veya çaba gerektirdiğini ya da bazı zorluklar yaşandığını düşündürür. Bu cümlede finally, “sonunda varma” hissini güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “ulaşmayı başardı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After three hours on the road, we finally ____ the hotel.
Cevabı göster
made it to
because it's a train that will take you all over the city.
10:28çünkü sizi şehrin her yerine götürecek bir tren.
similar to ... unlike: benzerlikleri ve farklılıkları karşılaştırmak
Similar to, ortak bir özellik bakımından karşılaştırılan şeyi tanıtır: X is similar to Y. Unlike ise farkı göstermek için kullanılan şeyi tanıtır: Unlike Y, X does something different. Bu iki ifade karşılaştırmayı iki adımda düzenler: önce benzerliği söyleyin, sonra farkı gösterin. Similar sözcüğünden sonra normalde to gelir; unlike ise ardından to almadan doğrudan bir isim grubu getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede similar to ve unlike doğru kullanılmıştır?
- This city bus is similar a train because both carry many people, but unlike from a train, it travels on roads.
- This city bus is similar with a train because both carry many people, but unlike to a train, it travels on roads.
- This city bus is similar to a train because both carry many people, but unlike a train, it travels on roads.
Cevabı göster
This city bus is similar to a train because both carry many people, but unlike a train, it travels on roads.
That way, ile yöntemi sonucuna bağlamak
That way, hemen önce belirtilen bir yönteme veya koşula gönderme yapar. Burada trenin yerden yüksekte ilerlemesi anlamına gelir; sonraki cümlecik de bunun yararını, yani tüm şehrin görülebilmesini belirtir. Bu ifade bilgileri düzenler: önce yöntem veya koşul gelir, ardından That way, + sonuç yapısı kullanılır. Bu cümlede fiziksel bir yönü belirtmez.
Alıştırma
Bu cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seç: Save the map offline. (gap), you can use it when there is no internet.
- By the way
- On the way
- That way
Cevabı göster
That way
so all the tourists and visitors can go on the train for free.
10:40bu yüzden tüm turistler ve ziyaretçiler trene bedava binebilirler.
Some of my first thoughts about this train is that it's really small.
10:56Bu trenle ilgili ilk düşüncelerimden biri gerçekten çok küçük olduğu.
Compared to ... ile a lot longer / a lot bigger
Compared to the New York City subway, karşılaştırmanın ölçütünü belirler. Ana cümle daha sonra diğer şeyi bu ölçüte göre açıklar; böylece longer ve bigger ifadelerinin neye göre kullanıldığı anlaşılır. A lot, farkın büyük olduğunu göstermek için longer ve bigger karşılaştırma biçimlerinden önce gelir. Yeniden kullanılabilen yapı Compared to + karşılaştırma ölçütü, özne + be + a lot + karşılaştırma biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle başta bir karşılaştırma ölçütünü ve karşılaştırma biçimlerinden önce a lot ifadesini doğru kullanıyor?
- The new phone is a lot light and a lot fast compared to the old phone.
- Compared to the old phone, the new phone is very lighter and very faster.
- Compared to the old phone, the new phone is a lot lighter and a lot faster.
Cevabı göster
Compared to the old phone, the new phone is a lot lighter and a lot faster.
there's just one big loop around downtown Miami.
11:25Miami şehir merkezinin etrafında sadece büyük bir döngü var.
As you can see: ortak ve görünür kanıta dikkat çekmek
“As you can see”, dinleyenlerin dikkatini görülebilen veya az önce gösterilmiş bir bilgiye yöneltir. Burada konuşmacı rotayı açıklamadan önce haritaya dikkat çeker. Ayrıca sonraki ifadeyi, ortak kanıta bakılarak kolayca doğrulanabilecek bir bilgi gibi sunar. Virgül, bu giriş yorumunu ana mesajdan ayırır.
Alıştırma
Bir sunumcu satışların arttığını gösteren bir grafiğe işaret ediyor. Hangi giriş, dinleyicilerin dikkatini bu görünür kanıta en iyi şekilde yöneltir?
- As you can see, sales rose in June.
- As I see it, sales rose in June.
- As you know, sales rose in June.
Cevabı göster
As you can see, sales rose in June.
North and south ile east to west karşılaştırması
“North and south”, kuzey-güney eksenindeki iki zıt yönü adlandırır. Goes ile kullanıldığında trenin her iki yönde hareket ettiğini veya rotanın bu eksen boyunca uzandığını anlatır. “East to west”, doğu tarafından batı tarafına doğru hareketi veya uzanmayı göstermek için to kullanır. Rota tariflerinde kesin uç noktalar söylenmese bile doğu-batı bağlantısını ifade edebilir. “From east to west” biçiminde from eklemek iki ucu açıkça belirtir.
Alıştırma
Şehrin doğu tarafından batı tarafına geçen bir otobüs hattını en iyi hangi cümle anlatır?
- The bus line runs east and west.
- The bus line runs from north to south.
- The bus line runs east to west.
Cevabı göster
The bus line runs east to west.
But I feel like this is a great option for the people that live here
11:34Ama bence bu burada yaşayan insanlar için harika bir seçenek
and you can see the touristic parts of downtown Miami.
11:39ve Miami şehir merkezinin turistik kısımlarını görebilirsiniz.
Wynwood is known for its colorful murals. Kalıp ifadeler
12:04Wynwood renkli duvar resimleriyle tanınır.
is known for: ünün nedenini belirtmek
Be known for + isim veya -ing biçimi, bir kişinin, yerin ya da şeyin belirli bir özelliği nedeniyle ünlü veya yaygın biçimde tanınmış olduğunu anlatır. Burada for, Wynwood'un ününün nedenini, yani renkli duvar resimlerini gösterir. İfade genellikle özne + be + known for + özellik kalıbını izler. Be, özneye ve zamana göre is known for veya was known for gibi değişir.
Alıştırma
Bu dersteki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: This bakery ____ its sourdough bread.
Cevabı göster
is known for
murals ... graffiti: duvar sanatı için doğru sözcüğü seçmek
Bu cümlede murals, duvarlarda yapılmış ayrı sanat eserlerini; graffiti ise kamusal bir yüzeye yerleştirilen yazı, işaret veya görüntüleri ifade eder. Mural sayılabilen bir isimdir: a mural, two murals. Graffiti standart İngilizcede normalde sayılamaz: some graffiti veya a piece of graffiti denir, a graffiti denmez. İki adlandırma birbiriyle örtüşebilir; dolayısıyla bu yalnızca iyi sanat ile kötü sanat arasındaki bir ayrım değildir. Biçim, amaç, izin ve yerel bağlam, insanların hangi sözcüğü seçtiğini etkileyebilir.
Alıştırma
Planlanarak yapılmış birkaç duvar resmi ile spreyle yapılmış bazı imzaları standart İngilizcede en iyi hangi cümle anlatır?
- We saw a mural and three graffitis.
- We saw several murals and some graffiti.
- We saw several graffiti and some murals.
Cevabı göster
We saw several murals and some graffiti.
and you'll see it almost everywhere in this neighborhood.
12:24ve bunu bu mahallede neredeyse her yerde göreceksiniz.
and look at all the beautiful art around me.
12:33ve etrafımdaki tüm o güzel sanata bakmaya devam edeceğim.
I have seen so many beautiful murals on the sides of buildings in Wynwood.
12:45Wynwood'daki binaların yan taraflarında o kadar çok güzel duvar resmi gördüm ki.
And one of the best ways to explore a city or town Dilbilgisi
12:50Ve bir şehri veya kasabayı keşfetmenin en iyi yollarından biri
one of the best ways to ... is + -ing: birkaç mükemmel yöntemden birini önermek
Girişteki one of the best ways to explore ifadesi, yalnızca bir yöntem olduğunu iddia etmeden çok iyi yöntemlerden oluşan bir grup sunar. Ardından cümle, önerilen yöntemi belirtmek için is walking around ifadesini kullanır. Burada walking around, şu anda gerçekleşen bir eylem değil, bir etkinliğin adıdır. Pratik bir yöntem önermek için One of the best ways to + fiilin yalın hâli is + -ing'li etkinlik kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöntemi doğal biçimde önerirken çok iyi başka yöntemlerin de bulunduğunu gösterir?
- The best ways to learn new words is reading short stories.
- One of the best way to learn new words is reading short stories.
- One of the best ways to learn new words is reading short stories.
Cevabı göster
One of the best ways to learn new words is reading short stories.
I hope you guys have learned a lot of English vocab with me
12:56Umarım benimle Miami, Florida şehrinde dolaşırken
Let me know what was your favorite part of the city.
13:02Şehrin en sevdiğiniz kısmının neresi olduğunu bana bildirin.