Tesla Arabalarını Nasıl Üretiyor: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
911 kelime 187 kel/dk

Video özeti: Fremont'taki Tesla üretimini, darboğazları ve robotlarla çalışanlar arasındaki dengeyi açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. on the fly. - Deyimler ve mecazi ifadeler: Üretimi durdurmadan hemen ayarlanan plan veya sistemler için kullanın. 2. marriage. - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gövde, batarya ve ana bölümlerin birleşmesine verilen fabrika anlamını evlilikten ayırın. 3. pull through - Öbek fiiller: Bir şirketin veya kişinin zor dönemi atlatmasını anlatın; kriz, hastalık veya büyük aksiliklere uygulayın.

Bu derste

It's one of the most famous car factories in the

0:01

Bu, dünyadaki en ünlü otomobil fabrikalarından

world. At Tesla's manufacturing plant in Fremont, California,

0:03

biridir. Tesla'nın Fremont, Kaliforniya'daki üretim tesisinde,

rolled up aluminum transforms into fully assembled cars

0:07

rulo halindeki alüminyum, tamamen monte edilmiş arabalara

in just 48 hours.

0:11

sadece 48 saat içinde dönüşür.

The vehicles begin to take shape in the stamping center Kalıp ifadeler

0:15

Araçlar, presleme merkezinde şekillenmeye başlar;

Kalıp ifadeler

take shape: yavaş yavaş şekillenmek

“Take shape”, bir şeyin yavaş yavaş belirgin, düzenli veya fiziksel olarak tanınabilir hâle gelmesi demektir. Tek bir anı değil, devam eden bir süreci anlatır. Bu cümlede tamamlanmamış araçlar, metal preslendikçe tanınabilir bir biçim kazanmaya başlıyor. Aynı ifade gelişen planlar, tasarımlar, hikâyeler veya kuruluşlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Yavaş yavaş belirginleşmek veya oluşmak” anlamı verecek şekilde cümleyi take + bir isim ile tamamlayın: After several meetings, our class play began to ____.

Cevabı göster

take shape

where the metal sheets are unrolled and cut

0:17

burada metal saclar açılır ve kesilir,

so they can be turned into doors, hoods, trunks, and other parts.

0:19

böylece kapılara, kaputlara, bagajlara ve diğer parçalara dönüştürülebilirler.

The machine that presses them into various forms

0:24

Onları çeşitli şekillere presleyen makine

operates with extreme precision.

0:27

son derece yüksek hassasiyetle çalışır.

Look at how the robot arm narrowly escapes being crushed. Dilbilgisi

0:29

Robot kolunun ezilmekten kıl payı nasıl kurtulduğuna bakın.

Dilbilgisi

escapes being crushed: escape + edilgen -ing biçimi

Escape + -ing biçimi, bir olaydan veya sonuçtan kaçınmak anlamına gelir. “Escapes being crushed”, robot kolunun ezilme gibi kötü bir sonuçtan kurtulduğunu belirtir; kaçtıktan sonra ezildiği anlamına gelmez. “Being crushed” edilgen bir -ing biçimidir: ezme eylemine maruz kalacak olan robot koludur. “Narrowly”, olayın neredeyse gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bisikletliye otobüsün neredeyse çarptığını ancak bisikletlinin bu sonuçtan kurtulduğunu anlatır?

  1. The cyclist escaped after being hit by the bus.
  2. The cyclist narrowly escaped hitting the bus.
  3. The cyclist narrowly escaped being hit by the bus.
Cevabı göster

The cyclist narrowly escaped being hit by the bus.

The parts are then placed on a conveyor belt

0:32

Parçalar daha sonra bir taşıma bandına yerleştirilir,

in video provided by CleanTechnica.

0:34

CleanTechnica tarafından sağlanan videoda görüldüğü gibi.

Workers inspect every component,

0:37

İşçiler her bir bileşeni inceler,

in this case, side panels,

0:38

bu durumda yan panelleri,

before sending them off for storage inside a massive warehouse. Öbek fiiller

0:40

onları devasa bir depoda saklanmak üzere göndermeden önce.

Öbek fiiller

sending them off for storage: eşyaları belirli bir amaçla göndermek

send + nesne + off yapısında off, öbek fiilin parçacığıdır: nesne bulunduğu yerden veya mevcut aşamadan başka bir yere gönderilir. Nesne bir zamirse send ile off arasına gelir: sending them off denir, sending off them denmez. For storage amacı belirtir; yani paneller depolanmak üzere gönderilir. Burada bir endüstriyel süreçte yapılan gönderim anlatılır, vedalaşma anlamı yoktur.

Alıştırma

Cümleyi send off fiilinin geniş zaman biçimi ve them zamirinin doğal konumuyla tamamlayın: After inspection, we ____ for storage.

Cevabı göster

send them off

Next stop is the body shop Anlatım akışı

0:44

Sonraki durak, gövde atölyesidir;

Anlatım akışı

Next stop is: dinleyiciyi sonraki aşamaya yönlendirmek

Next stop is + isim öbeği, sırada gelen yeri veya aşamayı bir yolculuğun sonraki varış noktası gibi sunar. Burada anlatımı fabrikanın bir aşamasından gövde atölyesine taşır; gerçek anlamda bir toplu taşıma durağı anons etmez. Bu kısa kalıp, sürecin sırada nereye gittiğini söyleyerek dinleyicinin akışı takip etmesini sağlar. Orada olacakları ayrıntılı biçimde açıklamak yerine geçiş görevi görür.

Alıştırma

Bu anlatımda Next stop is the body shop ne işe yarıyor?

  1. Sonraki aşamayı bir sonraki varış noktası gibi sunarak tanıtır.
  2. Gövde atölyesinin bir toplu taşıma durağı olduğunu söyler.
  3. Birine fabrika sürecini durdurmasını emreder.
Cevabı göster

Sonraki aşamayı bir sonraki varış noktası gibi sunarak tanıtır.

where robots weld them together to form the car's skeleton. Deyimler

0:47

burada robotlar onları birbirine kaynaklayarak aracın iskeletini oluşturur.

Deyimler

Car's skeleton benzetmesi

Burada car's skeleton, otomobile şeklini veren ve daha sonra eklenen parçaları taşıyan temel, kaynaklanmış gövde yapısını ifade eder. Skeleton bir benzetmedir: bu yapı, kemiklerin vücudu desteklemesi gibi otomobili destekler. Teknik açıklamalarda vücut bölümlerini belirten sözcükler, makine yapılarını gözde canlandırmayı kolaylaştırabilir. Bağlam gerçekten kemiklerden söz etmiyorsa skeleton sözcüğünü destekleyici bir iskelet yapı olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede car's skeleton ne anlama geliyor?

  1. Tamamlanmış otomobilin küçük bir modeli
  2. Otomobilin içine yerleştirilmiş gerçek kemikler
  3. Otomobilin geri kalanını taşıyan temel kaynaklı yapı
Cevabı göster

Otomobilin geri kalanını taşıyan temel kaynaklı yapı

5,000 welds are required for the Model 3,

0:51

Model 3 için 5.000 kaynak gereklidir,

Tesla's first affordable vehicle.

0:53

Tesla'nın ilk uygun fiyatlı aracı.

The body line is far more automated Dilbilgisi

0:56

Gövde üretim hattı çok daha fazla otomatikleştirilmiştir,

than those being used to make the Model S or the Model X.

0:58

Model S veya Model X'i yapmak için kullanılanlardan.

Dilbilgisi

far more automated than karşılaştırma kalıbı

more automated than kalıbı iki otomasyon düzeyini karşılaştırır. Far, karşılaştırma biçiminin önüne gelir ve farkın büyük olduğunu belirtir: bu gövde hattının otomasyon düzeyi çok daha yüksektir. Burada far, uzaklık değil derece bildiren bir zarftır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp far + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir; far faster than veya far more reliable than gibi.

Alıştırma

Cümleyi far + efficient sözcüğünün karşılaştırma biçimi + than ile tamamlayın: This new motor is ____ the old one.

Cevabı göster

far more efficient than

Unlike those two vehicles, Anlatım akışı

1:01

Bu iki aracın aksine,

the Model 3 is meant to be manufactured on a mass scale Notlar

1:03

Model 3 devasa bir ölçekte üretilmek üzere tasarlanmıştır,

Anlatım akışı

Unlike those two vehicles, ile cümle başında karşılaştırma çerçevesi

Unlike those two vehicles, cümlenin başına alınmış bir edat öbeğidir. Ana cümle başlamadan önce dinleyiciye Model 3'ü daha önce sözü edilen iki araçla, yani Model S ve Model X ile karşılaştırmasını söyler. unlike sözcüğünden sonraki isim öbeği karşılaştırma ölçütüdür; virgülden sonraki özne olan the Model 3 ise karşıtlık kurulan öğedir. Bu başlangıç, ardından gelen farkın daha kolay fark edilmesini sağlar. Burada unlike bir edattır; like fiilinin olumsuz biçimi değildir.

Alıştırma

Cümleyi nottaki başlangıç karşılaştırma sözcüğüyle tamamlayın: ____ the old phone, the new phone lasts all day.

Cevabı göster

Unlike

Dilbilgisi

is meant to be manufactured: edilgen yapıda tasarlanan amaç

is meant to be manufactured ifadesinde be meant to, tasarlanan amacı veya kullanım niyetini belirtir. Model 3'ün büyük ölçekte üretilmesinin planlandığını söyler; konuşanın gelecekte ne olacağına dair basit bir tahmini değildir. Kalıp be meant to + fiilin yalın hâlidir. Model 3 üretme eylemine maruz kaldığı için fiil, edilgen mastar olan be manufactured biçimini alır: is meant to be manufactured.

Alıştırma

Cümleyi nottaki be meant to kalıbıyla tamamlayın: This bottle ____ reused many times.

Cevabı göster

is meant to be

Kalıp ifadeler

on a mass scale: çok büyük ölçekli etkinlik

On a mass scale, “çok büyük ölçekte” veya “çok büyük miktarlarda” anlamına gelir. Bu cümlede Model 3'ün nasıl üretilmesinin amaçlandığını anlatır: yalnızca küçük bir seri halinde değil, geniş çaplı üretime yetecek miktarda. Burada mass, “büyük ölçekli” anlamında bir sıfat gibi scale sözcüğünü niteler; fiziksel kütle anlamına gelmez. İfade etkinliğin büyüklüğüne odaklanır ve çok sayıda nesne veya insanı içeren test, uygulamaya alma, geçiş ya da toplumsal değişimleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “çok büyük miktarlarda” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The factory must make these batteries ____ before the price can fall.

Cevabı göster

on a mass scale

as it attracts a broader clientele.

1:06

çünkü daha geniş bir müşteri kitlesine hitap eder.

Tesla's methods of production can change on the fly. Deyimler

1:08

Tesla'nın üretim yöntemleri anında değişebilir.

Deyimler

on the fly: süreç içinde ayarlama yapmak

On the fly, bir şey zaten devam ederken, ayrı bir plan yapmak için önce durmadan değişiklik yapmak anlamına gelir. Buradaki can change on the fly, Tesla'nın üretim yöntemlerini üretim süreci sırasında ayarlayabildiğini anlatır. İfade esnekliği ve hızlı tepkiyi vurgular. Doğaçlama hareket etmeyi içerebilir ancak değişikliğin mutlaka dikkatsizce veya kötü planlanmış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “etkinlik zaten devam ederken” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: We adjusted the presentation ____ when the client asked new questions.

Cevabı göster

on the fly

A few years ago,

1:11

Birkaç yıl önce,

when the company struggled to build cars quickly,

1:12

şirket arabaları hızlı bir şekilde inşa etmekte zorlanırken,

it determined that some 300 welds were not necessary

1:15

yaklaşık 300 kaynağın gerekli olmadığını belirledi

and reprogrammed the robots to eliminate them to save time.

1:18

ve zamandan tasarruf etmek için robotları bu kaynakları ortadan kaldıracak şekilde yeniden programladı.

Time is precious

1:21

Zaman çok değerlidir

when you plan to produce 20 million cars a year by 2030.

1:23

2030'a kadar yılda 20 milyon araba üretmeyi planlıyorsanız.

After the welding is complete,

1:27

Kaynak işlemi tamamlandıktan sonra,

the cars head off to get painted. Öbek fiiller

1:29

arabalar boyanmak üzere yola çıkar.

Öbek fiiller

head off: ayrılıp bir yere gitmek

Burada head off, “bulunulan yerden ayrılıp başka bir yere ya da sonraki etkinliğe doğru yola çıkmak” demektir. Arabalar bir aşamayı bitirmiş ve boyanmak üzere ilerlemektedir. Bu kullanımda head off doğrudan nesne almayan bir öbek fiildir. to get painted mastarı, ayrılmanın amacını gösterir. “özne + head off + to + fiil” kalıbı, birinin ya da bir şeyin sonraki işi yapmak üzere ayrıldığını sıkça anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede head off, “ayrılıp bir yere gitmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Quick action may head off a delay.
  2. The buses head off to the hotel at six.
  3. The guide points to the hotel on the map.
Cevabı göster

The buses head off to the hotel at six.

The electric car company uploaded this video,

1:31

Elektrikli otomobil şirketi bu videoyu yükledi,

a humorous video of a paint applicator

1:33

bir boya uygulayıcısının esprili bir videosunu

that resembles a cow's udder.

1:35

bir inek memesine benzeyen.

Next comes the main attraction, the general assembly. Deyimler

1:38

Sırada asıl ilgi odağı olan genel montaj var.

Deyimler

main attraction: en önemli ilgi odağı

Bu cümlede main attraction, en çok dikkat veya ilgi çekmesi beklenen bölüm demektir. Burada yalnızca turistik bir yeri değil, gezinin en heyecan verici veya en önemli aşamasını anlatan mecazlı bir kullanımdır. the general assembly ad öbeği virgülden sonra gelir ve main attraction ifadesinin ne olduğunu açıklar. Bu bir eşleme yapısıdır: ikinci ad öbeği birincisini tanımlar.

Alıştırma

“The robotics demo is the main attraction at the school fair,” cümlesinde the main attraction ne anlama gelir?

  1. her turistin uğraması zorunlu bir yer
  2. romantik ilgi duygusu
  3. en çok ilgi çekmesi beklenen özellik
Cevabı göster

en çok ilgi çekmesi beklenen özellik

All of the major components of the vehicle,

1:42

Aracın tüm ana bileşenleri,

including the battery pack,

1:44

pil takımı da dahil olmak üzere,

are joined together,

1:45

bir araya getirilir,

known as a marriage. Kelime

1:46

buna "evlilik" adı verilir.

Kelime

Otomotiv üretim terimi olarak marriage

Otomotiv üretiminde marriage, aracın ana gruplarının tek bir araç oluşturacak biçimde birleştirildiği aşamadır. Bu cümlede a marriage olarak adlandırılan şey, batarya paketiyle diğer ana bileşenlerin birleştirilmesi işlemidir; parçaların kendisi veya bir düğün değildir. Bu benzetme, ayrı ayrı üretilen parçaları tek ve tamamlanmış bir bütün hâline gelen unsurlar olarak gösterir. Bu teknik anlamı tanımak, fabrika gezilerini ve otomotiv haberlerini doğru anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir fabrika raporunda “The body and battery system are brought together in a marriage” cümlesindeki “a marriage” ne anlama gelir?

  1. Mühendislerin batarya seçtiği bir toplantı
  2. Aracın ne kadar dayanacağını ölçen bir test
  3. İki fabrika çalışanı için yapılan yasal düğün töreni
  4. Aracın ana gruplarının birleştirildiği üretim aşaması
Cevabı göster

Aracın ana gruplarının birleştirildiği üretim aşaması

Marriage is the hardest part.

1:48

Evlilik işin en zor kısmıdır.

As the saying goes, if you're going through hell, Notlar

1:50

Hani bir söz vardır, eğer cehennemden geçiyorsan,

keep going.

1:53

yürümeye devam et.

Anlatım akışı

Bilinen bir sözü tanıtmak için As the saying goes,

“As the saying goes,” bir atasözünden veya bilinen bir bilgelik sözünden önce kullanılan giriş çerçevesidir. Dinleyiciye, sonraki sözlerin konuşmacının yeni oluşturduğu bir iddia olarak değil, yaygın biçimde tekrarlanan bir söz olarak sunulduğunu bildirir. Buradaki goes fiziksel olarak “gitmek” değil, yaklaşık olarak “genellikle böyle söylenir” anlamına gelir. Bu çerçeve önce alıntıya zemin hazırlayıp ardından dersini vererek mesajdaki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Kaynak adı vermeniz gerekmediğinde bilinen bir atasözünü tanıtmak için en uygun başlangıç hangisidir?

  1. As the saying goes,
  2. According to Dr. Lee,
  3. In my private opinion,
  4. As Maya once said,
Cevabı göster

As the saying goes,

Deyimler

Mecazi bir teşvik olarak“If you're going through hell, keep going”

Burada go through hell, son derece acı verici veya zor bir dönem yaşamayı anlatan güçlü bir benzetmedir. Gerçek bir yerden geçmek anlamına gelmez ve tehlikeye girmeyi öğütlemez. Keep going, durmak yerine harekete devam etmek demektir. go/going tekrarının cümleyi akılda kalıcı kılmasıyla şu düşünce vurgulanır: Zaten korkunç bir durumun içindeysen çıkış yolu ilerlemeyi sürdürmektir.

Alıştırma

“If you're going through hell, keep going” cümlesinde “going through hell” ne anlama gelir?

  1. Tehlikeli bir duruma girmeyi seçmek
  2. Cehennem adlı gerçek bir yere gitmek
  3. Son derece zor bir dönem yaşamak
Cevabı göster

Son derece zor bir dönem yaşamak

Elon Musk described the entire assembly process

1:55

Elon Musk tüm montaj sürecini

as production hell a few years ago Deyimler

1:57

birkaç yıl önce bir "üretim cehennemi" olarak tanımlamıştı,

when Tesla struggled to build its cars fast enough.

2:00

Tesla araçlarını yeterince hızlı inşa etmekte zorlanırken.

Deyimler

Üretim krizini dramatik biçimde anlatan“production hell”

Production hell; üretimin gecikmeler, darboğazlar veya yeterli sayıda ürün üretememe gibi ciddi ve tekrarlanan sorunlarla boğuştuğu bir dönem için kullanılan canlı ama teknik olmayan bir tanımdır. İsim + hell kalıbı, bir iş veya deneyim türünü bunaltıcı bir sınavın adına dönüştürür. Burada production zorluğun yaşandığı alanı belirtirken hell, durumun ne kadar ağır ve uzun sürdüğü hissini güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen canlı benzetmenin aynısıyla tamamlayın: The founder called the months of factory delays ____.

Cevabı göster

production hell

It even set up an additional assembly line

2:03

Hatta ek bir montaj hattı bile kurdu,

under a big white tent in the factory's parking lot

2:05

fabrikanın otoparkındaki büyük beyaz bir çadırın altında,

to push out more Model 3s. Öbek fiiller

2:08

daha fazla Model 3 üretebilmek için.

Öbek fiiller

push out: hızlı veya daha fazla miktarda üretmek

Bu üretim bağlamında push out, hızlı çalışma veya üretim miktarını artırma anlamını da taşıyan “üretmek” demektir. Ek montaj hattının amacı daha fazla Model 3 üretmekti. Buradaki push, bir şeyi fiziksel olarak dışarı itmek anlamına gelmez. Aynı öbek fiil, bir fabrikanın ürün üretmesini veya bir yayınevinin ya da medya ekibinin çok miktarda içeriği hızla yayımlamasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “hızlı veya daha fazla miktarda üretmek” anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: The factory hired extra workers to ____ more air conditioners before summer.

Cevabı göster

push out

Big doesn't properly describe the size of the tent.

2:10

Büyük kelimesi çadırın boyutunu tam olarak tarif etmeye yetmez.

It was larger than two football fields.

2:13

İki futbol sahasından daha büyüktü.

Tesla blamed the delays on bottlenecks Notlar

2:16

Tesla gecikmelerin suçunu darboğazlara attı,

in the Gigafactory in Nevada,

2:18

Nevada'daki Gigafactory'de,

where it makes its batteries.

2:19

pillerini ürettiği yerde.

Kalıp ifadeler

blame A on B: önce sonuç, on sözcüğünden sonra neden

blame A on B kalıbı, “olumsuz A sonucuna B'nin yol açtığını söylemek” anlamına gelir. Örnekte A, the delays; B ise fabrikadaki bottlenecks ifadesidir. blamed fiilinin öznesi Tesla olduğu için cümle Tesla'nın açıklamasını aktarır. Bu cümle tek başına darboğazların gerçek veya tek neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

blame A on B kalıbını doğru edatla tamamlayın: The manager blamed the shipping delays ____ a shortage of drivers.

Cevabı göster

on

Deyimler

Bottlenecks: tüm süreci sınırlayan kısıtlar

Bu cümlede bottlenecks, batarya üretiminde fabrikanın toplam çıktısını sınırlayan ve teslimat gecikmelerine katkıda bulunan birkaç aşama veya kısıtı ifade eder. Bu, şişenin akışı sınırlayan dar boynuna dayanan bir mecazdır. Bottleneck herhangi bir sorun değildir. Sistemin geri kalanından daha az işleyebildiği için işlerin biriktiği kritik noktadır.

Alıştırma

Hangi cümlede bottleneck, bir sürecin kapasitesini sınırlayan nokta anlamında kullanılmıştır?

  1. The shipment arrived after a two-day delay.
  2. We cleared the backlog of unanswered emails.
  3. The testing station is the bottleneck because it can inspect only ten devices an hour.
Cevabı göster

The testing station is the bottleneck because it can inspect only ten devices an hour.

But in an interview with CBS's Gayle King,

2:21

Ancak CBS'ten Gayle King ile yaptığı bir röportajda,

Musk explained there were also issues here at Fremont.

2:24

Musk, burada Fremont'ta da sorunlar olduğunu açıkladı.

Elon, part of the thing I heard

2:27

"Elon, duyduğum şeylerin bir kısmı

about the Model 3 is that there's too many robots

2:28

Model 3 hakkında, çok fazla robot olduğu

that maybe...

2:31

ki belki de..."

You think so too?

2:32

"Sen de mi öyle düşünüyorsun?"

Maybe you need more people in here working?

2:33

"Belki de burada daha fazla insanın çalışmasına ihtiyacın var?"

We do.

2:35

"Evet, öyle."

In some cases,

2:36

"Bazı durumlarda,

the robots actually slowed the production, right? Ton ve niyet

2:37

robotlar aslında üretimi yavaşlattı, değil mi?"

Ton ve niyet

Cümle sonundaki right?: onay isteme

Bu ifadenin sonundaki right?, konuşanın özetinin doğru olduğunu, yani robotların üretimi yavaşlattığını dinleyiciye onaylatır. Bir bildirimi kısa bir onay sorusuna dönüştürür. Bu biçim genellikle konuşanın karşısındakinden onay beklediğini gösterir. Bu yüzden tamamen açık bir soru sormak yerine dinleyiciyi evet cevabına yönlendirebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede cümle sonundaki right? onay istemek için kullanılmıştır?

  1. Turn right at the next corner.
  2. You sent the final file yesterday, right?
  3. She gave the right answer.
Cevabı göster

You sent the final file yesterday, right?

Yes, they did.

2:39

"Evet, yavaşlattılar."

We had this crazy complex

2:39

"Çılgınca karmaşık bir ağımız vardı

network of conveyor belts

2:41

taşıma bantlarından oluşan

and it was not working.

2:43

ve işe yaramıyordu.

So, we got rid of that whole thing. Öbek fiiller

2:44

Bu yüzden, tüm o şeyden kurtulduk."

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Bu cümlede got rid of, “artık istenmeyen bir şeyi kaldırmak ya da ortadan kaldırmak” anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi got, kaldırma işinin tamamlandığını gösterir. Get rid of tek bir birim gibi kullanılır: get rid of + isim veya isim öbeği. of zorunludur; bu nedenle that whole thing tüm ifadenin nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We ____ the broken chair because it was unsafe.

Cevabı göster

got rid of

Musk spent a lot of time in the factory,

2:46

Musk fabrikada çok zaman geçirdi,

including sleeping there overnight,

2:48

geceleri orada uyumak da dahil olmak üzere,

to try to solve the problems.

2:50

sorunları çözmeye çalışmak için.

I talked about his work ethic in my previous video. Kelime

2:51

Onun iş ahlakından önceki videomda bahsetmiştim.

Kelime

work ethic: çalışmaya yönelik kalıcı tutum

Work ethic, bir kişinin çok çalışma, sorumlu olma ve görevleri iyi yapma konusundaki kalıcı tutumudur. his work ethic ifadesindeki his, kimin tutumundan söz edildiğini gösterir. Tek bir çalışkan davranışı veya tamamlanmış bir görevi değil, zaman içindeki çaba ve davranış düzenini anlatır.

Alıştırma

Cümlede work ethic ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Bir mesleğin tamamını yöneten ahlaki kurallar
  2. Bir kişinin çaba, sorumluluk ve işi iyi yapma konusundaki olağan tutumu
  3. Kişinin tamamladığı tek bir iş
Cevabı göster

Bir kişinin çaba, sorumluluk ve işi iyi yapma konusundaki olağan tutumu

Tesla managed to pull through that difficult period Öbek fiiller

2:54

Tesla bu zor dönemi atlatmayı başardı

Öbek fiiller

pull through: ciddi bir zorluğu atlatmak

Bu cümlede pull through, çok zor bir dönemden sağ çıkıp devam etmeye yetecek kadar istikrarlı bir duruma gelmek demektir. Managed to, bu olumlu sonucun zor elde edildiğini ve başta kesin olmadığını da anlatır. Pull through burada geçişsizdir: Krizi atlatan Tesla'nın kendisidir. Daha genel olarak bir kişi veya kuruluş hastalık, tehlike, kriz ya da büyük bir aksilikten sonra pull through kullanılarak anlatılabilir.

Alıştırma

Ciddi bir krizden sonra toparlanmak anlamına gelen öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: The small business nearly closed, but it managed to ____.

Cevabı göster

pull through

by striking a better balance Kalıp ifadeler

2:57

daha iyi bir denge kurarak,

between the number of robots it uses

2:59

kullandığı robot sayısı ile

and the number of human hands that help.

3:01

yardım eden insan ellerinin sayısı arasında.

Kalıp ifadeler

by striking a better balance between A and B: A ile B arasında daha iyi denge kurmak

By + -ing biçimi yöntemi açıklar: İyileşme, by striking a better balance yoluyla gerçekleşmiştir. Strike a balance between A and B yapısında strike, vurmak değil, sağlamak veya bulmak anlamına gelir. Balance, iki tarafın da hâlâ önemli olduğunu belirtir; better ise önceki dağılımın düzeltilmesi gerektiğini gösterir. Buradaki iki taraf robot sayısı ve insan çalışanların sayısıdır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan yöntem ifadesiyle tamamlayın: The editor improved the article ____ detail and clarity.

Cevabı göster

by striking a better balance between

A good example of that balance is a few blocks from the main factory

3:03

Bu dengenin iyi bir örneği ana fabrikadan birkaç blok ötede,

where Tesla makes seats.

3:07

Tesla'nın koltuk ürettiği yerdedir.

Fine fingers are essential in the production of car seats,

3:09

Otomobil koltuklarının üretiminde ince parmaklar şarttır,

pulling the synthetic material over the foam of a chair,

3:12

sentetik malzemeyi bir sandalyenin süngerinin üzerine çekerken,

making it fit properly,

3:16

düzgün bir şekilde oturmasını sağlarken,

stretching it out,

3:17

gerdirirken,

getting rid of the wrinkles.

3:18

kırışıklıkları giderirken.

Most automakers outsource seat making

3:20

Çoğu otomobil üreticisi koltuk yapımını dışarıdan tedarik eder

and Tesla used to do the same. Dilbilgisi

3:22

ve Tesla da eskiden aynısını yapıyordu.

Dilbilgisi

used to do the same: eskiden aynısını yapardı

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya devam eden fakat artık geçerli olmayan bir durumu anlatır. Buradaki used to do, Tesla'nın önceden bu uygulamayı izlediğini belirtir ve şimdi farklı davrandığını ima eder. Do the same, outsource seat making eylemine geri gönderme yapar; böylece eylemin tamamı tekrarlanmaz. Daha önce söylenen bir eylemi başka bir kişi veya şey de yaptığında bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Eskiden Mia'nın alışkanlığını izlediğimi ama artık bunu yapmadığımı anlatan ifadeyi seçin: Mia took the bus to work, and I ___.

  1. used to doing the same
  2. am used to doing the same
  3. used to do the same
Cevabı göster

used to do the same

But when a contractor had trouble building seats for the Model X, Kalıp ifadeler

3:24

Ancak bir yüklenici Model X için koltuk üretmekte sorun yaşayınca,

Kalıp ifadeler

had trouble building: üretmekte zorlandı

Have trouble + -ing biçimi, bir şeyi yapmaya çalışırken güçlük yaşamak anlamına gelir. Buradaki had trouble building, yüklenicinin koltuk üretimini zor bulduğunu belirtir; yüklenicinin sorun çıkardığı anlamına gelmez. Trouble sözcüğünün hemen ardından -ing biçimindeki building gelir. Zaman have üzerinde değişir: have trouble doing, had trouble doing veya will have trouble doing.

Alıştırma

Cümleyi trouble kullanan geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: Because the print was tiny, Ava ____ reading the map.

Cevabı göster

had trouble

Tesla decided to move that entire operation in-house. Kelime

3:28

Tesla tüm bu operasyonu kendi bünyesine taşımaya karar verdi.

Kelime

in-house: şirket bünyesinde yapılan iş

Bu cümlede in-house, Tesla'nın tüm operasyonu dışarıdaki bir tedarikçiye veya yükleniciye bırakmak yerine kendi kuruluşuna yaptırmayı seçtiği anlamına gelir. Bu ifade ekipmanın fiziksel olarak nerede bulunduğunu değil, işi kimin kontrol edip yaptığını belirtir. Moving an operation in-house, operasyonun sorumluluğunu şirket bünyesine almak demektir.

Alıştırma

“Şirketin kendi personeli tarafından yürütülen” anlamındaki iş dünyası ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The firm stopped using an outside agency and brought its payroll work ____.

Cevabı göster

in-house

Machines do have a big role to play as well, Notlar

3:31

Makinelerin de oynayacağı büyük bir rol var,

Dilbilgisi

do have: olumlu cümlede vurgulu do

Do have, have fiilinin vurgulu biçimidir. Cümle olumlu kalır, ancak özellikle insan emeğine dikkat çekildikten sonra makinelerin gerçekten önemli bir rolü olduğunu vurgulamak için do eklenir. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir: they do have, she does have ve they did have. Ana fiil yalın hâlde kalır; bu nedenle do has veya does has denmez.

Alıştırma

Düzeltmeyi tamamlamak için vurgulu do ve play fiilini kullanın: She says the backup plan does not matter, but it ____ an important role.

Cevabı göster

does play

Kalıp ifadeler

a big role to play: önemli bir rolü olmak

To have a role to play, bir sürece veya sonuca katkıda bulunmak demektir. Bu cümlede makineler işin tamamlanmasında önemli bir katkı sağlar; role bir işlevi ifade eder, play ise eğlenmek veya sahnede rol yapmak anlamına gelmez. Big, katkının önemli olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı X has a role to play in + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi “önemli bir katkıda bulunmak” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Good communication has ____ in keeping the team safe.

Cevabı göster

a big role to play

especially when the seats are ready for final assembly.

3:33

özellikle koltuklar son montaj için hazır olduğunda.

Even here, Tesla is focused on saving time.

3:36

Burada bile Tesla zamandan tasarruf etmeye odaklanıyor.

This tube feeds bolts to the robots

3:40

Bu boru robotlara cıvata besliyor

so they don't have to physically pick them up.

3:42

böylece onları fiziksel olarak yerden almak zorunda kalmıyorlar.

An air gun shoots them through the vacuum tube,

3:44

Bir hava tabancası onları vakum borusundan fırlatıyor,

as illustrated by Clean Technica,

3:47

Clean Technica tarafından gösterildiği gibi,

and shaves off about a second or so. Notlar

3:49

ve yaklaşık bir saniye kadar zaman kazandırıyor.

Öbek fiiller

shaves off: bir miktar azaltır

Shave off, bir toplamdan belirli bir miktarı çıkararak toplamı azaltmak demektir. Burada cihaz, her işlem için gereken süreden yaklaşık bir saniye keser; shave, tüyleri kesmek veya tıraş etmek anlamında kullanılmamıştır. Azaltılan miktar genellikle öbek fiilden hemen sonra gelir: shave off a second. Miktar off sözcüğünden önce de gelebilir: shave a second off the total time.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: The lighter battery design ____ nearly two kilograms from the car's weight.

Cevabı göster

shaves off

Kalıp ifadeler

Bir miktardan sonra or so

Or so bir sayıdan veya miktardan sonra gelir ve yaklaşık ya da aşağı yukarı anlamını verir. Buradaki a second or so, yaklaşık bir saniye, yani biraz daha fazla veya biraz daha az demektir. about a second or so ifadesinin tamamında iki yaklaşım belirteci kullanılır. Tahmini özellikle esnek göstermek için gündelik konuşmada bu yapı görülebilir, ancak genellikle tek bir belirteç yeterlidir: about a second veya a second or so.

Alıştırma

Cümleyi, bir miktardan sonra gelen ve yaklaşık anlamını veren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The repair will take twenty minutes ____.

Cevabı göster

or so

Every second counts. Deyimler

3:51

Her saniye önemlidir.

Deyimler

Every second counts: counts, önemlidir demektir

Every second counts ifadesinde second bir zaman birimi olan saniyedir; counts ise önemlidir veya değerlidir anlamına gelir. Cümle, tek bir saniyenin bile sonucu etkileyebileceğini söyler. Hızın ya da verimliliğin önemli olduğu ve küçük gecikmelerin veya zaman kazançlarının biriktiği durumlarda bu kalıplaşmış ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Bir yarış takımı pit stopu olabildiğince hızlı tamamlamalıdır. Çok küçük bir gecikmenin bile önemli olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We counted for a second.
  2. Every second counts.
  3. Count every second.
Cevabı göster

Every second counts.

Once the seats are ready,

3:53

Koltuklar hazır olduğunda,

they're fitted into the car.

3:54

arabaya takılırlar.

And after the Teslas receive their wheels and tires,

3:56

Ve Tesla'lar tekerleklerini ve lastiklerini aldıktan sonra,

they roll off the assembly line. Öbek fiiller

3:59

montaj hattından çıkarlar.

Öbek fiiller

roll off the assembly line: fabrika üretimini tamamlayıp hattan çıkmak

Bu üretim bağlamında roll off the assembly line, yeni tamamlanmış bir aracın üretim hattından çıkması demektir. Roll, arabanın tekerlekleri üzerinde ilerlemesini anlatır; off ise hattan uzaklaşmayı belirtir. Bir parçanın düşmesi anlamına gelmez. Bu ifade, gerçekten yuvarlanmasalar bile yeni üretilen veya üretimi tamamlanan ürünleri de anlatabilir. Genellikle fabrika üretiminin tamamlandığını belirtir.

Alıştırma

Fabrika raporunu “yeni tamamlanmış bir ürün olarak üretimden çıkmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The first delivery vans will ____ in June.

Cevabı göster

roll off the assembly line

Designing one of the most advanced and efficient automotive factories

4:02

Dünyanın en gelişmiş ve verimli otomotiv fabrikalarından birini tasarlamak

in the world is insanely difficult.

4:05

çılgınca zordur.

And now, Tesla is replicating it in its factories

4:09

Ve şimdi Tesla bunu fabrikalarında kopyalıyor,

in Berlin and Shanghai,

4:11

Berlin ve Şanghay'da,

inevitably helping to bring an end to fossil fuel vehicles. Kalıp ifadeler

4:13

kaçınılmaz olarak fosil yakıtlı araçların sonunu getirmeye yardımcı oluyor.

Kalıp ifadeler

bring an end to: bir şeyin sona ermesini sağlamak

Bring an end to, bir şeyin durmasını sağlamak veya sonunu getirmek anlamına gelir. Bu cümlede helping to bring an end to fossil fuel vehicles, elektrikli araç üretimindeki artışı fosil yakıtlı araçların aşamalı olarak kaldırılmasına katkı sağlayan bir unsur olarak sunar; bu sürecin zaten tamamlandığını söylemez. Kalıp bring an end to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır: bring an end to the conflict; bring an end to wasting energy.

Alıştırma

Cümleyi “çatışmanın durmasını sağlamak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The peace agreement could ____ the conflict.

Cevabı göster

bring an end to

The world is certainly moving in that direction. Deyimler

4:17

Dünya kesinlikle bu yönde ilerliyor.

Deyimler

moving in that direction: bir sonuca doğru gelişen eğilim

“Moving in that direction”, daha önce sözü edilen bir sonuca veya eğilime doğru gelişmek demektir. Burada “that direction”, fosil yakıtlı araçların daha az olduğu bir geleceğe gönderme yapar; “moving” ise fiziksel hareketi değil, kademeli değişimi anlatır. Bu ifade, hedefe çoktan ulaşıldığını iddia etmeden değişimin yönünü belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Bir şirket henüz tamamen kâğıtsız değil, ancak her ay daha az kâğıt kullanıyor. “The company is moving in that direction” ne anlama gelir?

  1. Kâğıt kullanmayı tamamen bırakmış durumda.
  2. Ofislerini başka bir konuma taşıyor.
  3. Giderek daha az kâğıt kullanıyor, ancak süreç tamamlanmış olmayabilir.
Cevabı göster

Giderek daha az kâğıt kullanıyor, ancak süreç tamamlanmış olmayabilir.

At the same time, Anlatım akışı

4:19

Aynı zamanda,

another aspect of our world is changing.

4:20

dünyamızın başka bir yönü de değişiyor.

Anlatım akışı

At the same time: paralel bir konuya geçiş

“At the same time” çoğu zaman iki şeyin aynı dönem içinde gerçekleştiğini belirtir. Buradaki temel görevi daha geniştir: gelişmekte olan bir konudan dünyanın bağlantılı veya paralel başka bir yönüne geçiş yapar. Dinleyiciye “Ben başka bir eğilimi tanıtırken ilk eğilimi de aklında tut” mesajını verir. İki gelişmenin tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerekmez.

Alıştırma

Şunu okuyun: “Online shopping is growing. At the same time, delivery services are changing.” Burada “At the same time” ifadesinin temel görevi nedir?

  1. İlk konuya olan dikkati korurken başka bir paralel gelişmeyi tanıtır.
  2. Her iki değişimin de tam olarak aynı saniyede gerçekleştiğini söyler.
  3. Önceki cümledeki iddiayı düzeltir.
Cevabı göster

İlk konuya olan dikkati korurken başka bir paralel gelişmeyi tanıtır.

More people are working from home,

4:23

Daha fazla insan evden çalışıyor

and protecting your data online is as crucial as ever. Dilbilgisi

4:25

ve verilerinizi çevrimiçi ortamda korumak her zamankinden daha önemli.

Dilbilgisi

as crucial as ever: öncekiyle aynı yüksek derece

Bu cümlede as crucial as ever, “geçmişteki herhangi bir zamandaki kadar hayati” demektir. Verileri korumanın şimdi de son derece önemli olduğunu belirtir. as + adjective + as ever kalıbı, şimdiki dereceyi geçmişte ulaşılmış en yüksek dereceyle karşılaştırır. Tek başına “öncekinden daha hayati” anlamına gelmez; bu daha güçlü iddia more crucial than ever ile ifade edilir.

Alıştırma

Hangi cümle, veri korumanın daha önemli hâle geldiğini iddia etmeden, öncekiyle aynı çok yüksek düzeyde kaldığını söyler?

  1. Protecting your data was once crucial.
  2. Protecting your data is more crucial than ever.
  3. Protecting your data is as crucial as ever.
Cevabı göster

Protecting your data is as crucial as ever.

Did you know that not all websites use https? Anlatım akışı

4:29

Tüm web sitelerinin https kullanmadığını biliyor muydunuz?

Anlatım akışı

Bilgiye dikkat çeken giriş olarak Did you know that ...

Did you know that ... bir bilgiyi soru biçiminde sunmanın yoludur. Burada dikkati ardından gelen ifadeye çeker ve bilginin şaşırtıcı olabileceğine işaret eder. Konuşan kişi çoğu zaman evet ya da hayır yanıtını beklemeden hemen devam eder. Yapı bilgiyi düzenler: önce merak uyandırır, ardından that yan cümlesi bilgiyi verir.

Alıştırma

Dikkat çeken soruyu dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ octopuses have three hearts?

Cevabı göster

Did you know that

The S stands for secure. Kalıp ifadeler

4:32

S harfi güvenli (secure) anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

stands for: bir baş harfin temsil ettiği şey

Bu cümlede stands for, “temsil eder” veya “…… sözcüğünün ilk harfidir” anlamına gelir. HTTPS kısaltmasında S harfi, secure sözcüğüne karşılık gelir. Harf ya da kısaltma stands for ifadesinden önce, tam anlamı ise for sözcüğünden sonra gelir. Bir harfin, simgenin veya kısaltmanın neyi temsil ettiğini açıklamak için X stands for Y kalıbını kullanın. Buradaki stand, “ayakta durmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Bir baş harfi açıklayan iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: In URL, the U ____ uniform.

Cevabı göster

stands for

If you're visiting a site without it, Dilbilgisi

4:34

Eğer buna sahip olmayan bir siteyi ziyaret ediyorsanız,

the data you send and receive could be stolen

4:35

gönderdiğiniz ve aldığınız veriler çalınabilir

Dilbilgisi

If ... could be stolen: olası bir riski ifade etmek

If yan cümlesi If you're visiting a site without it, olası bir koşul belirler. Buradaki it, sitenin güvenlik korumasını ifade eder. Ana cümle olası sonucu verir: veriler could be stolen. Could, kesin bir sonucu değil riski belirtir. Could be stolen, “kip belirteci + be + geçmiş zaman ortacı” yapısındadır. Bu edilgen yapı, verileri çalabilecek kişiyi adlandırmak yerine eylemden etkilenen data üzerine odaklanır. Yeniden kullanılabilecek kalıp If + şimdiki durum, özne + could be + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Uyarıyı could ve steal fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: If you leave your bike unlocked, it ____.

Cevabı göster

could be stolen

by cyber criminals or other third parties. Kelime

4:37

siber suçlular veya diğer üçüncü şahıslar tarafından.

Kelime

Güvenlik ve gizlilik bağlamında third parties

Bu güvenlik bağlamında third parties, iki ana tarafın, yani veriyi gönderen kişi ile veriyi alan hizmetin veya kişinin dışında kalan kişi ya da kuruluşlar demektir. Burada party, bir sözleşme, işlem veya iletişimde yer alan kişi ya da kuruluş anlamındadır. Sosyal bir etkinlik veya siyasi parti anlamına gelmez. Bu ifade gizlilik, hukuk, iş ve siber güvenlik dilinde yaygındır.

Alıştırma

Bir gizlilik bildiriminde third parties genellikle ne anlama gelir?

  1. Sosyal bir etkinlikteki konuklar
  2. İki ana tarafın dışındaki kişi veya kuruluşlar
  3. Tam olarak üçüncü sırada katılan kişi
Cevabı göster

İki ana tarafın dışındaki kişi veya kuruluşlar

Same goes for using some mobile apps. Kalıp ifadeler

4:40

Aynı şey bazı mobil uygulamaları kullanmak için de geçerli.

Kalıp ifadeler

Bir ifadeyi genişletmek için Same goes for ...

Same goes for, az önce söylenen ifadenin başka bir kişi, şey veya durum için de geçerli olduğunu belirtir. Burada, verilerle ilgili önceki uyarının bazı mobil uygulamalar için de geçerli olduğu anlamına gelir. Same önceki ifadeye gönderme yapar; for ise yeni durumu tanıtır. Kalıp Same goes for + isim, zamir veya -ing biçimidir.

Alıştırma

İkinci cümleyi ‘bu kural burada da geçerlidir’ anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Wear a helmet when riding a bike. ____ riding a scooter.

Cevabı göster

Same goes for

NordVPN encrypts your data so no one can spy on you. Öbek fiiller

4:42

NordVPN verilerinizi şifreler, böylece kimse sizi gözetleyemez.

Öbek fiiller

spy on: gizlice gözetlemek

To spy on someone, birini genellikle izni olmadan gizlice izlemek veya o kişi hakkında bilgi toplamak demektir. Burada yalnızca kişiyi görmek değil, kullanıcının verilerini ya da çevrim içi etkinliğini gizlice takip etmek anlamındadır. Spy on, sabit bir fiil ve edat yapısıdır; on, izlenen kişi ya da grubu yapıya bağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve 'gizlice takip etmek' anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The website must not ____ its visitors.

Cevabı göster

spy on

My sponsor can also help you access blocked websites

4:46

Sponsorum engellenen web sitelerine erişmenize de yardımcı olabilir

because it changes your IP address,

4:49

çünkü IP adresinizi değiştirir,

like the time I was able to buy a bottle of Tesla tequila

4:51

tıpkı bir şişe Tesla tekilası satın alabildiğim o zaman gibi

even though it's region locked to the US. Notlar

4:54

ABD'ye bölge kilitli olmasına rağmen.

Dilbilgisi

even though + tam cümlecik

Even though, ana cümledeki sonucu şaşırtıcı hâle getiren bir gerçeği anlatır. Ürünün yalnızca ABD ile sınırlı olması gerçek bir engeldi, ancak konuşan kişi yine de şişeyi satın alabildi. Bu ifade, ardından özne ve fiil içeren tam bir yan cümle gelen bir bağlaçtır. Kısıtlamanın belirsiz olduğu anlamına gelmez; iki durum da gerçek olarak sunulur.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir sonucu doğru biçimde anlatan ve bağlaçtan sonra tam bir cümlecik kullanan cümleyi seçin.

  1. We finished the game even though the darkness.
  2. We finished the game despite it was getting dark.
  3. We finished the game even though it was getting dark.
Cevabı göster

We finished the game even though it was getting dark.

Kelime

region locked: coğrafi bölgeye göre erişim kısıtlaması

Region locked; erişimin, satın almanın, etkinleştirmenin veya kullanımın belirli bir coğrafi bölgeyle sınırlı olduğu anlamına gelir. Bu cümlede tekila normalde yalnızca ABD içinden satın alınabiliyordu. Buradaki locked mecazidir; hiçbir şey fiziksel olarak kilitlenmiş değildir. Bir şirket veya hizmet hesap, ödeme yöntemi, cihaz ayarı ya da IP adresi üzerinden konumu kontrol edebilir ve izin verilen bölgenin dışındaki kişileri engelleyebilir.

Alıştırma

Bir video hizmetinde şu ifade yer alıyor: This title is region locked to Canada. Bu ne anlama gelir?

  1. Yalnızca izin verilen coğrafi bölgedeki kullanıcılar erişebilir.
  2. İçerik Kanada dışında her yerde kullanılabilir.
  3. Video fiziksel bir kilitle korunmaktadır.
Cevabı göster

Yalnızca izin verilen coğrafi bölgedeki kullanıcılar erişebilir.

The tequila has now arrived.

4:56

Tekila şimdi geldi.

NordVPN has a huge discount on their two-year plan right now

4:58

NordVPN şu anda iki yıllık planında büyük bir indirime sahip

with an additional month free by using my promo code NewsThink.

5:01

ve NewsThink promosyon kodumu kullanarak ek bir ay ücretsiz alabilirsiniz.

The link is in my description.

5:05

Bağlantı açıklamamda.

Thanks so much for watching.

5:07

İzlediğiniz için çok teşekkürler.

I'm Cindy Pom. If you like what you saw,

5:08

Ben Cindy Pom. Gördüklerinizi beğendiyseniz,

don't forget to give it a like and subscribe to my channel.

5:10

beğenmeyi ve kanalıma abone olmayı unutmayın.

Thank you very much to my Patrons for your support.

5:12

Destekleri için Patreon bağışçılarıma çok teşekkür ederim.

It means a lot. Deyimler

5:14

Bu benim için çok anlamlı.

Deyimler

means a lot: duygusal önem ve içten minnettarlık

Means a lot, bir şeyin duygusal açıdan önemli ve değerli olduğunu ya da derinden takdir edildiğini anlatan bir deyimdir. Burada birinin desteğine verilen sıcak bir yanıttır ve anlamı I truly appreciate it ifadesine yakındır. Özne, nazik davranışı doğrudan belirtebilir: Your help means a lot to me. it kullanıldığında dinleyen kişi neyin takdir edildiğini bağlamdan anlar. Buradaki a lot büyük bir sayı veya miktar anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız size cesaret verici bir mesaj gönderdiğinde, hangi yanıt bu mesajın sizin için duygusal açıdan önemli olduğunu en doğal şekilde anlatır?

  1. Thank you—it costs a lot.
  2. Thank you—it happens a lot.
  3. Thank you—it means a lot.
Cevabı göster

Thank you—it means a lot.

See you next week.

5:15

Haftaya görüşmek üzere.