Problemleri çözmek için sondan başa doğru ilerlemek - Maurice Ashley: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
996 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Bir satranç büyükustası, seçkin oyuncuların bütün olasılıkları onlarca hamle önceden hesaplayabildiği yönündeki yaygın inanışı sorguluyor. Satranç konumları, metin düzeltme, bakteri sorusu ve kart değiştirme oyunu üzerinden, bilinen sonuçtan başlayıp geriye doğru akıl yürütmenin karmaşık problemleri sadeleştirdiğini gösteriyor; sonunda bu yaklaşımı gençliği daha bilinçli değerlendirmekle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. There's a myth — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Ardından sorgulayacağınız veya düzelteceğiniz yaygın bir inancı tanıtmayı öğrenin. Bu kısa açılış, önce dinleyicinin varsayımını ortaya koyup sonra onu kanıtlarla karşılaştırmaya imkân verir; bu nedenle yanlış bir kanıyı çürüten sunum, deneme ve açıklamalarda kullanışlıdır. 2. it pays to look backwards. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. it pays to yapısının mutlaka para kazanmak değil, bir eylemin yapılmaya değer olması ya da pratik yarar sağlaması anlamına geldiğini kavrayın. Özellikle ilk bakışta alışılmadık görünen bir yöntemin neden işe yaradığını açıklarken strateji önermek veya deneyimden ders çıkarmak için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 3. your youth will not be wasted on you. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Konuşmacının “youth is wasted on the young” sözünü, son hedefi görebilen kişinin gençliğini akıllıca kullanabileceği sonucuna dönüştürmesini inceleyin. Böylece tanıdık bir sözü ve edilgen yapıyı uyarlayarak planlama ve yaşam seçimleri hakkındaki bir savı akılda kalıcı biçimde bitirmeyi öğrenebilirsiniz.

Bu derste

There's a myth Anlatım akışı

0:14

Bir efsane vardır,

that grandmasters can see 10, 15, 20 moves ahead. Kalıp ifadeler

0:15

büyükustaların 10, 15, 20 hamle ilerisini görebildiği söylenir.

Anlatım akışı

There's a myth that...: yaygın bir yanlış inanışı tanıtmak

Burada myth, tanrılarla ilgili geleneksel bir öyküyü değil, yaygın biçimde inanılan ancak doğru olmayan bir düşünceyi ifade eder. that ile başlayan yan cümle bu inanışın içeriğini belirtir. Konuşmacı There's a myth that... ile başladığında önce iddiayı sunar ve ardından bir düzeltme ya da açıklama geleceğinin işaretini verir. Karşı çıkmayı düşündüğünüz yaygın bir yanlış inanışı tanıtmak için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Yaygın bir yanlış inanışı tanıtan, dersteki üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ that multitasking always saves time.

Cevabı göster

There's a myth

Kalıp ifadeler

see ... moves ahead: sonraki adımları öngörmek

See 10, 15, 20 moves ahead, gelecekteki bir dizi satranç hamlesini zihinde hesaplamak ya da tahmin etmek demektir. Burada see “öngörmek”, moves “satranç hamleleri”, ahead ise fiziksel olarak önde olmayı değil, sıranın daha ilerisini ifade eder. Satranç dışında see several moves ahead, strateji, müzakere veya planlamada sonraki eylemleri ve sonuçlarını önceden görmeyi anlatabilir. Yalnızca geleceği düşünmeyi değil, birbirini izleyen adımları öngörmeyi ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle birinin sonraki stratejik eylemler zincirini öngörebildiğini söyler?

  1. A skilled negotiator plans the meeting ahead of time.
  2. A skilled negotiator can see several moves ahead.
  3. A skilled negotiator reviews the last meeting carefully.
Cevabı göster

A skilled negotiator can see several moves ahead.

And it's a great myth because I'm a grandmaster and it makes me look like a super freaking genius. Ton ve niyet

0:21

Bu harika bir efsane çünkü ben bir büyükustayım ve bu beni inanılmaz bir dahi gibi gösteriyor.

Ton ve niyet

makes me look like a super freaking genius: imaj ve mizahi vurgu

make + someone + look like + isim öbeği yapısında make, birini bir şeye bakmaya zorlamak değil, o kişi hakkında belirli bir izlenim oluşturmak anlamına gelir. Buradaki it, söz konusu efsaneye gönderme yapar; bu efsane, diğer insanlarda konuşmacının olağanüstü zeki olduğu izlenimini oluşturur. Konuşmacı gerçekten bir dâhi olduğunu ciddi biçimde iddia etmiyor. super ve gayriresmî pekiştirici freaking, genius sözünü bilerek abartarak görünürdeki övgüyü şakaya dönüştürüyor.

Alıştırma

Hangi yorum konuşmacının anlamını ve tonunu en iyi yansıtıyor?

  1. Efsane, konuşmacının dâhi olduğunu ciddi ve abartısız biçimde kanıtlar.
  2. Efsane, diğer insanlarda konuşmacının son derece zeki olduğu izlenimini oluşturur ve konuşmacı bu etkiyle ilgili şaka yapar.
  3. Efsane, konuşmacıyı son derece zeki bir kişiye bakmaya zorlar.
Cevabı göster

Efsane, diğer insanlarda konuşmacının son derece zeki olduğu izlenimini oluşturur ve konuşmacı bu etkiyle ilgili şaka yapar.

But the truth is in just the first four moves, Anlatım akışı

0:27

Ancak gerçek şu ki sadece ilk dört hamlede bile

Anlatım akışı

But the truth is: düzeltmeye geçiş

But the truth is, bir efsaneden, şakadan veya yüzeysel izlenimden konuşmacının gerçek durum olarak sunduğu bilgiye geçildiğini gösterir. Tek başına but kullanmaktan daha fazla iş yapar: Dinleyiciye önceki düşünceye bağlı kalmamasını ve gelecek düzeltmeye dikkat etmesini söyler. Ardından çoğu zaman tam bir yan cümle gelir ve that kullanılabilir ya da atılabilir: But the truth is (that).... Burada in just the first four moves, gerçeklere dayalı açıklamayı başlatır.

Alıştırma

Düzeltmeyi hedef kalıbın aynısıyla tamamlayın: People say this app is hard to use. ____ that the basic tools are simple.

Cevabı göster

But the truth is

there are 318 billion ways you could play. Dilbilgisi

0:30

oynayabileceğiniz 318 milyar farklı yol vardır.

Dilbilgisi

there are ... ways you could ...: olası seçenekleri saymak

There are + sayı + ways + özne + could + fiilin yalın hâli yapısı, kaç olası yöntem, yol veya seçenek bulunduğunu anlatır. Bu cümlede 318 milyar, olası oynama biçimlerinin sayısıdır. Buradaki could olası seçenekleri gösterir; geçmiş zamanı belirtmez. Ways you could play, ways in which you could play şeklinde anlaşılabilir. Bu nedenle ways sözcüğünden sonraki bölüm, bu yolların hangi eylemi içerdiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla ve three sayı sözcüğüyle tamamlayın: ____ you could organize the books: by color, size, or topic.

Cevabı göster

There are three ways

Now, that would be cool if I could pull that off, Öbek fiiller

0:36

Bunu başarabilseydim gerçekten çok havalı olurdu,

Öbek fiiller

pull that off: zor bir işi başarmak

Pull something off, zor, pek olası görünmeyen veya etkileyici bir işi başarmak demektir. Bu cümlede that, az önce sözü edilen zor işi gösterir; dolayısıyla pull that off, o işi başarıyla yapabilmek anlamına gelir. Pull ... off ayrılabilen bir deyimsel fiildir ve burada tek bir anlam birimi olarak anlaşılmalıdır. Off aşağıya veya dışarıya doğru bir yönü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi pull it off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The robot project looked too hard, but Maya ____.

Cevabı göster

pulled it off

but grandmasters just can't.

0:38

ama büyükustalar bunu yapamazlar.

It's too much. Ton ve niyet

0:40

Bu kadarı çok fazla.

Ton ve niyet

It's too much: birinin başa çıkabileceğinden fazlası

Bu cümlede It's too much, toplam miktarın ya da karmaşıklığın bir kişinin işleyebileceği sınırı aştığı anlamına gelir. Yalnızca “miktar fazla” demek yerine “Bütün bunlarla başa çıkamıyorum” şeklinde bir sınır belirtir. Yükün tam olarak ne olduğu bağlamdan anlaşılır. Aynı kalıp aşırı gelen bilgi, iş, baskı, maliyet, duygu veya davranış için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi yanıt, iş yükünün başa çıkabileceğiniz miktarı aştığını en açık şekilde ifade eder?

  1. There is plenty of time to finish.
  2. It's too much; I can't finish all of this today.
  3. It's a lot, but I can manage it.
Cevabı göster

It's too much; I can't finish all of this today.

So, we use different techniques to be able to look ahead. Dilbilgisi

0:42

Bu yüzden ileriyi görebilmek için farklı teknikler kullanıyoruz.

Dilbilgisi

to be able to look ahead: amaç ve gelecek planlamasını ifade etmek

Burada to be able to, tekniklerin sağlaması amaçlanan beceriyi belirtir. Mastar öbeği amaç sorusunu yanıtlar: teknikleri, bir şeyi yapabilelim diye kullanırız. look ahead burada mecazidir. Yalnızca gözleri öne çevirmek değil, daha sonra ne olabileceğini düşünmek ve önceden hazırlanmak ya da karar vermek anlamına gelir. can fiilinin mastar biçimi olmadığı için İngilizcede to can değil, to be able to kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “daha sonra ne olabileceğini düşünebilmemiz için” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: We use a planning calendar ____.

Cevabı göster

to be able to look ahead

And some of these techniques include chunking,

0:45

Bu tekniklerin bazıları kümeleme adı verilen yöntemleri içerir.

which means taking a group Anlatım akışı

0:48

Buna göre satranç tahtasındaki pozisyonun

of a chess position and seeing what possibilities can come from just that group,

0:49

belli bir grubunu alırsınız ve sadece o gruptan hangi olasılıkların doğabileceğine bakarsınız.

Anlatım akışı

which means: Önceki fikri açıklamak

which means, az önce söylenen fikre geri dönerek onu daha açık biçimde açıklar. Bu cümlede which, chunking kavramına gönderme yapar; means'ten sonra gelen taking... ve seeing... gibi -ing yapıları da yöntemin ne içerdiğini anlatır. Bu yapı, soyut bir terimi somut bir sürece dönüştürür. Açıklamayı önceki fikre bağlı tutar; yeni bir konu başlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede which means ne işe yarıyor?

  1. Az önce söylenen fikri açıklar
  2. Yeni bir konu başlatır
  3. Fiziksel bir hareketi anlatır
Cevabı göster

Az önce söylenen fikri açıklar

or pattern recognition,

0:53

Veya örüntü tanıma yöntemi vardır;

which is going over a lot of positions that look very similarly and extrapolating truths from that. Notlar

0:54

bu da birbirine çok benzeyen pek çok pozisyonu gözden geçirip oradan bazı gerçekleri ortaya çıkarmak demektir.

Öbek fiiller

going over: birçok satranç pozisyonunu gözden geçirmek

Burada going over, go over fiilinin -ing biçimidir ve birçok satranç pozisyonunu dikkatle incelemek veya gözden geçirmek anlamına gelir. Pozisyonları fiziksel olarak üstünden geçmeyi değil, örüntüleri bulmak için incelemeyi anlatır. Nesne anlamı belirlemeye yardımcı olur: go over a plan, notes, rules, data veya positions bir planı, notları, kuralları, verileri ya da pozisyonları gözden geçirmek, kontrol etmek veya çalışmak demektir. Bu kullanım analizde, okul çalışmalarında ve hazırlıkta yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede go over materyali gözden geçirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Let's go over the key ideas before the quiz.
  2. The plane went over the mountain before the quiz.
  3. The hikers went over the bridge before the quiz.
Cevabı göster

Let's go over the key ideas before the quiz.

Kelime

extrapolating truths from that: kanıttan örüntüleri dışa taşımak

extrapolate A from B kalıbı, B'yi bilinen kanıt olarak kullanıp ondaki örüntüyü doğrudan incelenen örneklerin ötesine taşıyarak A sonucuna varmak demektir. Buradaki that, çok sayıdaki benzer konuma gönderme yapar; truths ise mutlak felsefi gerçekleri değil, başka konumlarda da işe yarayabileceği düşünülen genel ilkeleri ifade eder. Bu ifade, yapılan işi resmî ve analitik bir akıl yürütme olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilecek fikir; tekrarlanan örnekleri gözlemlemek, bir örüntü bulmak ve onu yeni örneklere dikkatle genişletmektir.

Alıştırma

Bu bağlamda extrapolating truths from that ne anlama gelir?

  1. Tekrarlanan benzer örneklerden daha geniş ilkeler çıkarmak
  2. Her örneğin diğerleriyle hiçbir bağlantısı olmadığını varsaymak
  3. Kanıtları incelemeden bir fikrin doğru olduğunu söylemek
Cevabı göster

Tekrarlanan benzer örneklerden daha geniş ilkeler çıkarmak

the stepping-stone method, Deyimler

0:59

Sıçrama taşı yöntemi ise,

Deyimler

the stepping-stone method: ara aşamalarla ilerleme

Stepping stone, kelime anlamıyla bir yerden geçerken veya ilerlerken üzerine basılan taştır. the stepping-stone method ifadesinde ise bir sonraki aşamaya ve sonunda daha büyük hedefe ulaşmayı sağlayan ara aşama için kullanılan bir benzetmedir. stepping-stone içindeki kısa çizgi, iki sözcüğün method önünde birlikte tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir. İfade, yönetilebilir ara noktalara dayanan bir yönteme ad verir; gerçek taşlardan söz etmez.

Alıştırma

Hangi cümle stepping stone ifadesini yararlı bir ara aşama benzetmesi olarak kullanıyor?

  1. The short course was a stepping stone to her first programming job.
  2. The award was a milestone marking ten years of service.
  3. The workers placed a stone beside the garden path.
Cevabı göster

The short course was a stepping stone to her first programming job.

which is to take a position,

1:00

bir pozisyonu alıp

freeze it in your mind, and go from there to guess the next position. Notlar

1:02

zihninizde dondurmak ve oradan yola çıkarak bir sonraki pozisyonu tahmin etmektir.

Deyimler

freeze it in your mind: zihinsel bir görüntüyü sabit tutmak

Bu cümlede freeze it in your mind, mevcut satranç konumunu net ve değişmeyen bir zihinsel görüntü olarak tutmak anlamına gelir. It sözcüğü konuma gönderme yapar ve freeze mecazi anlamdadır; hiçbir şey fiziksel olarak soğutulmaz. Bu sabit zihinsel görüntü, daha sonra ne olabileceğini hayal etmek için bir başlangıç noktası sağlar. Daha genel olarak freeze an image or moment in your mind, bir görüntüyü veya anı hatırlamak, incelemek ya da ondan yola çıkarak akıl yürütmek için zihinde durdurmak demektir.

Alıştırma

Freeze the picture in your mind for a moment cümlesinde freeze the picture in your mind ne anlama gelir?

  1. Resim hakkında düşünmeyi bırakmak.
  2. Resmi fiziksel olarak soğutmak.
  3. Resmin net bir zihinsel görüntüsünü korumak.
Cevabı göster

Resmin net bir zihinsel görüntüsünü korumak.

Kalıp ifadeler

go from there: belirlenmiş bir noktadan devam etmek

Bu cümlede go from there, az önce oluşturulan zihinsel görüntüyü akıl yürütmenin bir sonraki adımı için başlangıç noktası olarak kullanmak anlamına gelir. There fiziksel bir yere değil, süreçte ulaşılan o aşamaya gönderme yapar. do X, then go from there yapısı ilk adımı sonraki adımlara bağlar: önce X belirlenir veya tamamlanır, ardından onun sonucundan hareketle devam edilir.

Alıştırma

Cümleyi, ilk karardan hareketle devam etmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We don't need every detail today. Let's choose a date first and ____.

Cevabı göster

go from there

But one of my favorites

1:06

Ancak bu tür satranç bulmacalarını çözmek için

that I love to solve these kind of chess puzzles is called retrograde analysis. Kelime

1:08

kullanmayı en sevdiğim yöntemlerden biri geriye dönük analizdir.

Kelime

retrograde analysis: bilinen bir sonuçtan geriye doğru akıl yürütme

Retrograde analysis, bilinen bir sonuçtan veya mevcut durumdan geriye doğru akıl yürüterek daha önce ne olmuş olması gerektiğini belirleme yöntemidir. Bir satranç bulmacasında mevcut konum ve kurallar, önceki hamleleri yeniden oluşturmak için kanıt olarak kullanılır. Bu, her türlü analizin genel adı değildir; temel fikir, akıl yürütmenin geriye doğru ilerlemesidir.

Alıştırma

Hangi durum retrograde analysis için en açık örnektir?

  1. Bir oyuncu açılış konumundan başlayıp gelecekteki birkaç olası hamleyi hesaplar.
  2. Çözen kişi bulmacanın son durumundan başlayıp eksik önceki hamleleri bulmak için geriye doğru ilerler.
  3. Bir öğrenci herhangi bir çıkarım yapmadan mevcut konumu kopyalar.
Cevabı göster

Çözen kişi bulmacanın son durumundan başlayıp eksik önceki hamleleri bulmak için geriye doğru ilerler.

And what you do with retrograde analysis

1:14

Geriye dönük analizde yaptığınız şey

is that in order to look ahead, it pays to look backwards. Notlar

1:16

ileriye bakmak için aslında geriye bakmanın faydalı olduğunu bilmektir.

Dilbilgisi

in order to look ahead: amaç belirtmek

In order to + fiilin yalın hâli bir amaç belirtir; bir eylemin neden yapıldığını açıklar. In order to look ahead, “sırada ne olacağını öngörmek amacıyla” demektir; cümlenin geri kalanı, geriye bakmayı bu amaca ulaşmanın yolu olarak sunar. Burada in order to tek bir yapıdır ve “doğru sıraya konmuş” anlamına gelmez. Amacı yalnızca to kullanmaya göre daha açık ifade eder ve biraz daha resmî duyulur.

Alıştırma

Cümleyi “amacıyla” anlamına gelen üç sözcüklü amaç yapısıyla tamamlayın: We checked the map twice ____ avoid getting lost.

Cevabı göster

in order to

Kalıp ifadeler

it pays to look backwards: it pays to + fiil kalıbı

it pays to + fiilin yalın hâli kalıbında pay, “para ödemek” değil, “yarar veya iyi bir sonuç sağlamak” anlamına gelir. Buradaki it pays to look backwards, önceki bilgilere dönüp bakmanın ileriyi görmeye yardımcı olabileceği için buna değdiğini anlatır. Bu kalıp, deneyime dayalı pratik tavsiyeler vermek için kullanılır. Bir eylemin şimdi biraz çaba gerektirebileceğini, ancak daha sonra yararlı bir sonuç sağlama olasılığının yüksek olduğunu belirtir.

Alıştırma

Tavsiyeyi it pays to + fiil kalıbıyla tamamlayın: Before a long trip, ____ check the weather forecast.

Cevabı göster

it pays to

Now, why is this so useful? Anlatım akışı

1:21

Peki, bu neden bu kadar yararlı?

Anlatım akışı

Why is this so useful?: anlatımın yönünü gösteren soru

Burada Why is this so useful?, konuşmacının kendi yanıtladığı retorik bir soru işlevi görür. Konuşmacı, dinleyicilerin aklına gelebilecek bir soruyu yanıt toplamak için değil, ardından gelecek açıklamayı tanıtmak için sorar. Bu soru konuşmanın akışını düzenler. this az önce tanıtılan yönteme gönderme yapar, why ise sırada nedenlerin olduğunu bildirir. Konuşmacı bir soru sorup ardından kendisi yanıtladığında, bir fikri sunmaktan o fikri açıklamaya geçtiğini fark edin.

Alıştırma

Bu konuşmada Why is this so useful? sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Konuşmacının yöntemin ne olduğunu unuttuğunu gösterir.
  2. Konuşmacının sırada yöntemin neden yararlı olduğunu açıklayacağını bildirir.
  3. Dinleyicileri yöntemin işe yarayıp yaramadığı konusunda oy vermeye çağırır.
Cevabı göster

Konuşmacının sırada yöntemin neden yararlı olduğunu açıklayacağını bildirir.

Well, in chess, it's a very complicated case.

1:23

Şöyle ki, satranç çok karmaşık bir oyundur.

You've got all these chess pieces, Kalıp ifadeler

1:27

Bütün bu satranç taşlarına sahipsiniz,

Kalıp ifadeler

Mevcut olanı anlatan You've got

You've got ifadesinde You've, you have yapısının kısaltmasıdır. Burada ifade, düzende bulunan şeylere dikkat çeker: dinleyicinin incelemesi için satranç taşları oradadır. Vurgu, taşların kime ait olduğunda ya da onları edinme eyleminde değildir. Bu yapı, birine bir sahneyi, bir araç takımını veya seçenekler listesini anlatırken sıkça kullanılır. Özne olan you, durumu dinleyicinin bakış açısından sunar; bu nedenle tarafsız bir there are anlatımından daha doğrudan ve konuşma diline yakın gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlede You've got ne işe yarıyor?

  1. Mevcut düzendeki satranç taşlarına dikkat çeker.
  2. Dinleyiciye satranç taşlarını şimdi toplamasını söyler.
  3. Dinleyicinin bütün satranç taşlarını satın aldığını söyler.
Cevabı göster

Mevcut düzendeki satranç taşlarına dikkat çeker.

it's 32 pieces but after five moves,

1:28

toplam 32 taş var ama beş hamle sonra

the position starts to evolve a little bit. Kelime

1:30

pozisyon biraz evrimleşmeye başlar.

Kelime

Aşamalı gelişmeyi anlatan starts to evolve

Starts to evolve, bir şeyin yavaş yavaş gelişmeye veya değişmeye başlaması anlamına gelir. Burada position, satranç oyununun durumudur ve hamleler yapıldıkça taşların düzeni gelişmeye başlar. Evolve yalnızca biyolojik evrim için kullanılmaz. Planlar, hikâyeler, ilişkiler, fikirler ve durumlar zaman içinde biçim aldıklarında veya değiştiklerinde evolve edebilir. Sözcük bir süreci anlatır; tek başına sonucun daha iyi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle starts to evolve ifadesini aşamalı gelişmeyi anlatmak için kullanıyor?

  1. The story starts to evolve as the writer adds new ideas.
  2. The lamp turns on when I press the switch.
  3. The balloon pops as soon as the pin touches it.
Cevabı göster

The story starts to evolve as the writer adds new ideas.

And then the game starts to go on and you see the chess position get a little simpler Dilbilgisi

1:32

Sonra oyun devam eder ve satranç pozisyonunun biraz daha basitleştiğini

and a little bit simpler and less pieces on the board

1:36

ve tahtadaki taşların daha da azalarak biraz daha basitleştiğini görürsünüz,

Dilbilgisi

get a little simpler: değişimi anlatan get + sıfat yapısı

Burada get, “elde etmek” değil, “hâle gelmek” anlamına gelen bir bağ fiilidir. get + sıfat kalıbı bir durum değişikliğini anlatır; bu nedenle get simpler, “daha basit hâle gelmek” demektir. get a little simpler ifadesinde simpler karşılaştırma biçimidir ve a little değişimin küçük olduğunu gösterir. Bu bağlamda fikrin tekrarlanması, satranç konumunun adım adım basitleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get + a little + clear sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: After the teacher adds a diagram, the explanation starts to ____.

Cevabı göster

get a little clearer

until finally, in this case,

1:40

ta ki nihayetinde, bu örnekte olduğu gibi,

a game that I played in a tournament in Foxwoods,

1:42

Foxwoods'daki bir turnuvada oynadığım bu oyunda,

it gets to something like this. Kalıp ifadeler

1:45

böyle bir şeye dönüşene kadar.

Kalıp ifadeler

it gets to something like this: yaklaşık bir duruma ulaşmak

Burada gets to, mutlaka “bir yere varır” değil, “gelişerek veya ilerleyerek bir noktaya gelir” anlamındadır. Bir süreçten sonra ulaşılan sonucu anlatır; it oyunu, this ise gösterilen satranç konumunu ifade eder. Something like this, “yaklaşık olarak bunun gibi bir biçim” demektir. Yani konuşmacı tamamen aynı değil, benzer bir sonuç gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp şudur: bir süreç veya durum + get to + bir aşama, nokta veya durum.

Alıştırma

Hangi cümlede get to, bir sürecin gelişerek yaklaşık bir duruma ulaşması anlamında kullanılmıştır?

  1. On her birthday, Maya gets to choose the movie.
  2. After several revisions, the design gets to something like its final form.
  3. After lunch, Maya gets to the library around two.
Cevabı göster

After several revisions, the design gets to something like its final form.

When great players play,

1:47

Büyük oyuncular oynadığında,

it often gets to something like this.

1:48

oyun genellikle bu tür bir noktaya gelir.

You don't see like some easy early checkmate. Kültür

1:50

Öyle oyunun başlarında kolayca yapılmış bir şah mat göremezsiniz.

Kültür

early checkmate: satranç oyununun başlangıcına yakın mat

Early checkmate, bir satranç oyununun başlangıcına yakın gerçekleşen mat anlamına gelir. Satrançta checkmate, şahın saldırı altında olduğu ve hiçbir yasal hamlenin onu kurtaramadığı son durumdur; bu nedenle oyun biter. Bu cümlede ifade, yetenekli oyuncuların başarıya ulaşmadan önce normalde fark edeceği basit bir erken mat tuzağını anlatır. Early, oyunu bitiren durumun ne zaman gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Satrançta early checkmate ne anlama gelir?

  1. Bir oyuncunun süresi dolduğu için biten bir oyun
  2. Oyunun başlangıcına yakın gerçekleşen bir mat
  3. Şahın hâlâ kaçabildiği bir şah çekme
Cevabı göster

Oyunun başlangıcına yakın gerçekleşen bir mat

Grandmasters see through all that stuff. Öbek fiiller

1:52

Büyükustalar tüm bu hamlelerin ötesini görür.

Öbek fiiller

see through: bir hileyi veya gizli gerçeği fark etmek

See through + nesne, inandırıcı görünen bir şeyin ardındaki gerçeği, hileyi veya gizli amacı fark etmek anlamına gelir. Burada bir öbek fiildir; şeffaf bir nesnenin içinden gerçekten bakmak anlamında değildir. Bu cümlede büyükustalar, all that stuff ifadesinin belirttiği basit tuzakları fark eder. Aynı yapı see through a lie, see through a trick, see through an excuse ve see through a disguise ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede see through, bir kandırmacanın ardındaki gerçeği fark etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Elena saw the project through and finished on time.
  2. Elena looked through the window during the storm.
  3. Elena saw through the fake story immediately.
Cevabı göster

Elena saw through the fake story immediately.

What you see is some end game, Kültür

1:54

Gördüğünüz şey oyunun sonu,

something really, really simple.

1:56

gerçekten ama gerçekten çok basit bir şeydir.

Kültür

end game (genellikle endgame): satranç oyununun son aşaması

Burada end game, genellikle tahtada daha az taşın kaldığı basit bir satranç oyun sonu konumunu anlatır. Oyun bitmiş değildir; oyuncuların bu konumu hâlâ oynaması gerekir. Satranç terimi olan isim genellikle tek kelime olarak yazılır: endgame. Satranç dışında endgame, uzun bir planın son aşamasını veya nihai amacını da anlatabilir; ancak bu cümlede sözcüğün gerçek satranç anlamı kullanılmıştır.

Alıştırma

Bu satranç dersinde endgame ne anlama geliyor?

  1. Bir satranç oyununun başındaki açılış hamleleri
  2. Genellikle daha az taşın kaldığı bir satranç oyununun son aşaması
  3. Bir satranç oyunu tamamen bittikten sonraki an
Cevabı göster

Genellikle daha az taşın kaldığı bir satranç oyununun son aşaması

And we like to study things like this,

1:58

Ve biz böyle şeyleri çalışmayı severiz,

grandmasters do,

2:00

büyükustalar böyle yapar,

so that if we get to them, we know how to play them cold, Notlar

2:01

öyle ki bunlarla karşılaştığımızda gözü kapalı nasıl oynayacağımızı biliriz.

Dilbilgisi

so that if...: amaçtan sonra gelen koşul

so that, önceki bir eylemin amacını; if ise bu amacın içindeki olası bir koşulu belirtir. Yapı A so that if B, C şeklindedir: B gerçekleşirse C mümkün olsun diye şimdi A yapılır. if önemlidir. Bu oyun sonu konumlarına ulaşmanın kesin değil, olası olduğunu gösterir. Cümledeki them, daha önce sözü edilen oyun sonu konumlarını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi amaç ve koşul yapısını kuran iki sözcüklü amaç bağlacıyla tamamlayın: We keep a spare key nearby ____ if we get locked out, we can still get inside.

Cevabı göster

so that

Deyimler

play them cold: önceden öğrenilen konumu hemen oynamak

Bu satranç bağlamında them, önceden öğrenilmiş oyun sonu konumlarını ifade eder. To play them cold, tahta başında planı yeniden bulmaya çalışmadan, önceden yapılan çalışma sayesinde bu konumları hemen oynamak demektir. Cold burada sıcaklıkla ilgili değildir. Bu, standart bir satranç terimi değil, anlamı bağlama bağlı bir söyleyiştir. İngilizcede cold, bir şeyi hemen yapabilme veya eksiksiz hatırlama ile ilgili ifadelerde mecaz anlamda kullanılabilir. Burada hemen oynayabilmek, hiç çalışmamış olmaktan değil, önceden edinilmiş ustalıktan kaynaklanır.

Alıştırma

Bu cümlede play them cold ne anlama geliyor?

  1. Konumları hiçbir yararlı bilgi olmadan ilk kez denemek.
  2. Konumlar çok iyi öğrenildiği için onları hemen oynamak.
  3. Taşları yalnızca tahta soğuduktan sonra hareket ettirmek.
Cevabı göster

Konumlar çok iyi öğrenildiği için onları hemen oynamak.

but also so that we can steer the position that's in front of us, Deyimler

2:05

Ama aynı zamanda önümüzdeki o karmaşık durumu,

the more complex ones you saw earlier,

2:08

daha önce gördüğünüz o karmaşık olanları,

to something this easy,

2:10

böyle kolay bir şeye,

Deyimler

can steer the position: bir durumun gelişimini yönlendirmek

Steer sözcüğü gerçek anlamıyla bir aracın veya teknenin yönünü kontrol etmek demektir. Burada mecaz olarak kullanılır: can steer the position, hamleleri kullanarak mevcut konumun nasıl gelişeceğini yönlendirebilmek anlamına gelir. Ardından gelen to something this easy ifadesi hedeflenen sonucu belirtir. Aktarılabilir kalıp steer + nesne + toward/to + hedef şeklindedir. Bilinçli seçimleri yönü etkilemenin bir yolu olarak gösterir, ancak tam kontrol garantisi vermez.

Alıştırma

Bir tartışmayı yönlendirme anlamı vermek için cümleyi steer ile tamamlayın: The chairperson tried to ____ the conversation toward a clear decision.

Cevabı göster

steer

something this simple.

2:12

böyle basit bir şeye yönlendirebilmek için de yaparız.

So, in this way, Anlatım akışı

2:13

Yani, bu sayede,

when you're dead, Deyimler

2:14

siz mat olduğunuzda,

I already knew like 10 moves ago because I knew where we were going. Deyimler

2:15

ben bunu yaklaşık 10 hamle öncesinden biliyordum çünkü nereye gittiğimizi biliyordum.

Anlatım akışı

So, in this way: yöntemden sonuca

So, birazdan bir sonuç veya çıkarım geleceğini gösterirken in this way az önce açıklanan yönteme gönderme yapar. So, in this way, birlikte “dolayısıyla, o yöntemi kullanarak” anlamına gelir. Bu ifade, açıklamayı bir şeyin nasıl yapıldığından o yöntemin neyi mümkün kıldığına taşır. Burada anlamsız bir dolgu değil, belirli bir işlevi olan geçiş ifadesidir.

Alıştırma

En uygun bağlayıcıyı seçin: Save each photo in a folder named by year. ___, you can find old pictures more quickly.

  1. In this way
  2. By the way
  3. On the way
Cevabı göster

In this way

Deyimler

when you're dead: oyunda mecazi yenilgi

Bu oyun analizinde when you're dead, fiziksel olarak ölmüş olmak anlamına gelmez. Dead, oyun resmen bitmemiş olsa bile konumun umutsuz olduğunu ve yenilginin fiilen kesinleştiğini abartılı bir biçimde anlatır. when you're dead yan cümlesi, rakibin yenilgisinin belirgin hâle geldiği daha sonraki anı gösterir. Konuşmacının vurgusu, bu sonucu çok daha önceki hamlelerde öngörebilmiş olmasıdır.

Alıştırma

Samimi bir masa oyunu konuşmasında, konuşmacı "If we lose the queen now, we're dead" derken neyi kastediyor?

  1. Fiziksel zarar göreceğiz.
  2. Konumumuz umutsuz olacak, dolayısıyla kaybetmemiz neredeyse kesin.
  3. Oyun taşları çalışmayı bırakacak.
Cevabı göster

Konumumuz umutsuz olacak, dolayısıyla kaybetmemiz neredeyse kesin.

Deyimler

where we were going: olayların muhtemel yönü

Burada where we were going, gerçek bir yolculuk hedefini değil, satranç oyununun ilerlediği yönü ve muhtemel sonucunu anlatır. Konuşmacı, sonucu gerçekleşmeden önce tahmin edebiliyordu. know, see veya understand gibi fiillerden sonra where + özne + be going yapısı bir konuşmanın, planın, hikâyenin veya durumun ilerlediği yönü anlatabilir. Bu, cümle içine yerleştirilmiş bir wh yan cümlesi olduğu için düz cümle sırasını kullanır: where we were going; where were we going değil.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşmacının tartışmanın muhtemel yönünü anladığını doğal biçimde ifade eder?

  1. I could see where was the discussion going.
  2. I could see where the discussion was walking.
  3. I could see where the discussion was going.
Cevabı göster

I could see where the discussion was going.

Now, why is this so effective?

2:19

Peki, bu neden bu kadar etkili?

Well, it's something about the human mind.

2:21

Aslında bu durum insan zihniyle alakalı bir şey.

The problem with the human mind,

2:23

İnsan zihninin sorunu şu ki,

we're very logical creatures.

2:25

bizler çok mantıklı yaratıklarız.

So, I want you to play along with me a few games. Öbek fiiller

2:26

Bu yüzden benimle birkaç oyun oynamanızı istiyorum.

Öbek fiiller

play along with me: katıl ve yönlendirmemi izle

Burada play along with me, oyunlara katılıp konuşmacının yönlendirmesini izlemeye yönelik samimi bir davettir. Along, etkinlik ilerlerken ona uyum sağlama ve iş birliği yapma anlamını ekler; tek başına veya yalnızca yakında oynamak anlamına gelmez. play along with + kişi yapısı, birini o kişinin yönlendirdiği bir gösteriye, hikâyeye veya eğlenceli alıştırmaya katılmaya davet etmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Play along with me while we make up a story cümlesinde konuşmacı sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. Etkinliğe katılmak ve konuşmacının yönlendirmesini izlemek.
  2. Etkinliği reddedip sessizce izlemek.
  3. Konuşmacının yakınında tek başına oynamak.
Cevabı göster

Etkinliğe katılmak ve konuşmacının yönlendirmesini izlemek.

Take a look at this sentence. Kalıp ifadeler

2:29

Bu cümleye bir bakın.

Kalıp ifadeler

Take a look at + nesne

Take a look at, birini bir şeye bakmaya davet eder veya yönlendirir. Bu cümlede dinleyenin dikkatini this sentence üzerine çeker. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı take a look at + nesne biçimindedir. Bu ifade doğal ve eksiksiz bir yönerge oluşturur; buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Yönergeyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the diagram before you answer.

Cevabı göster

Take a look at

Now, most of you reading the sentence

2:36

Şu an bu cümleyi okuyan çoğunuz

the second time around will realize that you missed the word the the first time around. Kalıp ifadeler

2:38

ikinci seferde, ilk okuyuşta 'the' kelimesini kaçırdığınızı fark edecektir.

Kalıp ifadeler

the second time around ... the first time around: ikinci ve ilk deneme

The second time around, ikinci tamamlanmış deneme veya deneyim sırasında; the first time around ise birincisi sırasında anlamına gelir. Burada aynı cümlenin iki okuması karşılaştırılır: gözden kaçan sözcük ancak sonraki okumada fark edilir. Yapı the + sıra sayısı + time around biçimindedir. Around burada fiziksel bir konumu anlatmaz; her deneme veya deneyimi bir tur olarak gösterir ve farklı turlarda olanları karşılaştırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Karşılaştırmayı iki hedef ifadeyle tamamlayın: The paper airplane failed to fly the ____, but it worked the ____.

Cevabı göster

first time around · second time around

Your mind is very logical.

2:43

Zihniniz çok mantıklıdır.

It proceeds forward.

2:45

Sürekli ileriye doğru gider.

It just ignores anything that breaks with its logical stream. Deyimler

2:46

Mantık akışını bozan her şeyi görmezden gelir.

Deyimler

breaks with its logical stream: beklenen düşünce akışından sapmak

Bu cümlede breaks with, “sapmak” veya “izlememek” anlamına gelir. its insan zihnini, logical stream ise zihnin beklediği bağlantılı düşünce çizgisini anlatır; gerçek bir su akışı değildir. Bu ifade, beklenen ilerleyişin dışında kalan bilgilerin gözden kaçabileceğini söyler. Daha genel olarak break with, yerleşik bir kalıp, alışkanlık veya gelenekten ayrılmayı gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede breaks with its logical stream ne anlama geliyor?

  1. Akıl yürütmeyi daha eksiksiz hâle getirir.
  2. Bir su akıntısına fiziksel olarak zarar verir.
  3. Zihnin beklediği mantıksal akıştan sapar.
Cevabı göster

Zihnin beklediği mantıksal akıştan sapar.

And so, you don't see the word the the first time,

2:50

Ve bu yüzden ilk seferinde 'the' kelimesini görmezsiniz,

the second the the first time you read it.

2:52

yani ilk okuduğunuzda ikinci 'the' kelimesini.

But if you read this sentence backwards,

2:54

Fakat bu cümleyi tersten okusaydınız,

you would automatically catch it. Kelime

2:57

bunu otomatik olarak yakalardınız.

Kelime

catch it: gözden kaçması kolay bir hatayı fark etmek

Burada catch, fiziksel olarak yakalamak değil, “fark etmek” veya “tespit etmek” anlamına gelir. It, cümlede tekrarlanan the sözcüğünü gösterir. Bu anlam hatalar, sıra dışı ayrıntılar veya kolayca gözden kaçabilecek şeyler için yaygındır: catch an error, catch a typo ya da Did you catch that? Ayrıntının başarıyla fark edildiğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede catch, “bir hatayı veya ayrıntıyı fark etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. I caught the ball with both hands.
  2. I caught a typo before sending the email.
  3. I caught the bus at seven.
Cevabı göster

I caught a typo before sending the email.

You'd go backwards

2:59

Geriye doğru giderdiniz

and then you get to brain and you get to the the and you say,

3:00

ve sonra 'brain' kelimesine gelip 'the' ve 'the' kelimelerini görünce şöyle derdiniz:

"Whoa, there are two 'the's' in the sentence." Kelime

3:01

"Vay canına, bu cümlede iki tane 'the' var."

Kelime

two 'the's': alıntılanan bir sözcüğü çoğul yapmak

Burada the, tanımlık olarak kullanılmak yerine sözcüğün kendisi olarak anılıyor. two 'the's', the sözcüğünün iki kez geçtiği anlamına gelir. Bu yazımda alıntılanan sözcüğün ardından eklenen s çoğulu gösterir. İyelik eki değildir ve is anlamına gelmez. Biçem kılavuzları farklı kurallar kullanabilir; thes italik yazılarak two thes biçimi de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümledeki two 'the's' ne anlama geliyor?

  1. “the” sözcüğü iki kez geçiyor.
  2. “the is” ifadesi iki kez kısaltılıyor.
  3. Bir şey “the” sözcüğüne ait.
Cevabı göster

“the” sözcüğü iki kez geçiyor.

This is a really cool trick for proofreading papers. Kelime

3:04

Bu, makalelerin redaksiyonunu yapmak için gerçekten harika bir numara.

Kelime

proofreading papers: yazılı metindeki hataları kontrol etmek

for proofreading papers ifadesinde proofreading, for edatından sonra gelen ulaçtır ve yöntemin amacını belirtir: bir yazı tamamlanmadan veya teslim edilmeden önce küçük hataları kontrol etmek. Burada papers, kâğıt yaprakları değil; kompozisyonları, raporları veya diğer okul ve akademik yazıları ifade eder. proofread a paper ve a trick for proofreading papers, başka durumlarda da kullanılabilen kalıplardır.

Alıştırma

Hangi iş proofreading a paper olarak en iyi şekilde tanımlanır?

  1. Kompozisyonu daha kalın kâğıt yapraklarına basmak.
  2. Son taslaktaki yazım, noktalama ve klavye hatalarını kontrol etmek.
  3. Ana savı değiştirip her bölümü yeniden düzenlemek.
Cevabı göster

Son taslaktaki yazım, noktalama ve klavye hatalarını kontrol etmek.

You know, you're writing your paper

3:07

Bilirsiniz, makalenizi yazarsınız

and then there're like these silly mistakes. Kalıp ifadeler

3:08

ve içinde böyle aptalca hatalar olur.

Kalıp ifadeler

silly mistakes: küçük ve önlenebilir hatalar

Bu cümlede silly mistakes, yazım hataları veya eksik bir sözcük gibi küçük ve önlenebilir hatalar anlamına gelir. Silly, hataların gereksiz ya da biraz utandırıcı olduğunu anlatır; yazan kişiye doğrudan aptal denildiği anlamına gelmez. Bu ifade, ciddi olmayan ama yine de can sıkan hatalar için sık kullanılır. Genellikle “Doğrusunu biliyordum ama gözümden kaçtı” düşüncesini taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede silly mistake, küçük ve önlenebilir bir hata anlamında kullanılmıştır?

  1. I lost one point because of a silly mistake in my calculation.
  2. The engineer discovered a dangerous structural failure and called it a silly mistake.
  3. She called the difficult research problem a silly mistake.
Cevabı göster

I lost one point because of a silly mistake in my calculation.

Why are these mistakes in my paper?

3:09

Neden makalemde bu hatalar var?

You read it backwards,

3:11

Geriye doğru okuyun,

you'll catch all of them. Kelime

3:12

hepsini yakalarsınız.

Kelime

catch all of them: hepsini eksiksiz fark etmek

Burada catch, bir şeyi fiziksel olarak yakalamak değil, bir sorunu fark etmek veya bulmak anlamına gelir. Them, daha önce sözü edilen silly mistakes ifadesine gönderme yapar; bu nedenle catch all of them, o hataların her birini bulmak demektir. All of them, kapsamın tamamını vurgular. Nesne bir zamirse all of them veya them all; bir isim grubuyla ise all the mistakes veya all of the mistakes kullanılabilir.

Alıştırma

Raporda dört yazım hatası var. Hangi cümlede catch all of them, editörün her hatayı fark ettiğini anlatır?

  1. The editor fixed all of them.
  2. The editor caught all of them.
  3. The editor caught some of them.
Cevabı göster

The editor caught all of them.

Alright,

3:14

Pekâlâ,

let's go on to this problem, Öbek fiiller

3:14

bu probleme geçelim,

Öbek fiiller

go on to: sonraki konuya veya adıma geçmek

“let's go on to this problem” ifadesinde go on to bir geçişi belirtir. Konuşan kişi mevcut konuyu bırakıp dikkati bu probleme yöneltir; ifade probleme doğru yürümek anlamına gelmez. Bir sonraki konu veya görev için go on to + isim yapısını kullanın; “go on to the next question” buna örnektir. Bir sonraki farklı eylem için go on to + fiilin yalın hâlini kullanın; “go on to explain the answer” buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle, tamamlanmış bir ısınmadan sonraki etkinliğe doğal biçimde geçer?

  1. We've finished the warm-up, so let's go on to the first experiment.
  2. We haven't finished the warm-up, so let's go on with it.
  3. Let's stop before the first experiment.
Cevabı göster

We've finished the warm-up, so let's go on to the first experiment.

an interesting problem.

3:16

ilginç bir problem.

Bacteria that double every 24 hours fill a lake Notlar

3:17

Her 24 saatte bir ikiye katlanan bakteriler, istila ettikleri bir gölü

it has infested after precisely 60 days.

3:21

tam olarak 60 gün sonra tamamen dolduruyor.

Kelime

that double every 24 hours: fiil olarak double

“That double every 24 hours”, Bacteria sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Burada double bir fiildir: Her 24 saatlik dönemden sonra bakteri sayısı öncekinin iki katına çıkar. Bacteria çoğul olduğu için geniş zamandaki fiil biçimi doubles değil, double olur. Every 24 hours, tekrarlanan bir zaman aralığını belirtir. Miktar bir aralıktan sonra iki katına çıkar, sonraki aralıktan sonra tekrar iki katına çıkar. Bu nedenle her gün aynı sabit miktarı eklemekten değil, tekrar tekrar ikiyle çarpmaktan söz edilir.

Alıştırma

Cümleyi double sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Under these conditions, the cell population ____ every six hours.

Cevabı göster

doubles

Dilbilgisi

a lake it has infested: nesne görevindeki ilgi zamirini atma

a lake it has infested ifadesinde it has infested, lake sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi a lake that it has infested veya a lake which it has infested şeklindedir. İlgi yan cümlesinde it özne, lake ise has infested fiilinin anlaşılmasına rağmen söylenmeyen nesnesidir. Cümlenin amaçlanan anlamında it, daha önce sözü edilen bakteri topluluğunu istilayı gerçekleştiren tek bir bütün olarak gösterir. that veya which nesne görevinde olduğu için atılabilir. Böylece isim + özne + fiil düzeni oluşur: lake + it + has infested. Bu bölümün tamamını tek bir isim öbeği olarak okuyun; birbiriyle ilgisiz iki cümle olarak ayırmayın.

Alıştırma

Hangi cümlede bir isimden sonra nesne görevindeki ilgi zamiri atılmış doğal bir ilgi yan cümlesi kullanılmıştır?

  1. This is the book I borrowed it yesterday.
  2. This is the book I borrowed yesterday.
  3. This is the book borrowed me yesterday.
Cevabı göster

This is the book I borrowed yesterday.

On what day was the lake half full? Kalıp ifadeler

3:25

Göl hangi gün yarı yarıya doluydu?

Kalıp ifadeler

half full: kapasitenin %50'si

Half full, bir şeyin kapasitesinin %50'sine ulaştığı anlamına gelir. Bu soruda was fiilinden sonra gelir ve gölün durumunu açıklar: göl, tamamen dolu seviyesinin yarısına ulaşmıştır. Half + sıfat kalıbı, bir durumun yarısına kadar gerçekleştiğini gösterebilir. Full ile kullanıldığında bir kabın veya alanın kapasitesinin yarısının dolu olduğunu doğal biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle deponun kapasitesinin %50'sine kadar dolu olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. The tank has half fully.
  2. The tank is half full.
  3. The tank is a half full.
Cevabı göster

The tank is half full.

Now, a lot of people see this problem

3:30

Pek çok insan bu problemi gördüğünde

and they'd think 30,

3:31

cevabın 30 olduğunu düşünür.

like, you know, you split it in half. Kalıp ifadeler

3:33

Bilirsiniz, ikiye bölersiniz gibi.

Kalıp ifadeler

split it in half: bir şeyi iki eşit parçaya bölmek

Split it in half, bir şeyi iki eşit parçaya bölmek demektir. Buradaki it, 60 günlük süreyi ifade eder; yani konuşmacı fiziksel bir nesneyi kesmek yerine sayıyı ikiye bölüyor. Tekrar kullanılabilen kalıp split + nesne + in half şeklindedir. Fiziksel nesnelerin yanı sıra sayılar, zaman, masraflar veya işler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi split, it ve in half ile tamamlayın: We have one hour for two activities, so let's ____.

Cevabı göster

split it in half

Well, that's not the right answer.

3:35

Eh, doğru cevap bu değil.

And also,

3:37

Ayrıca,

people might want a calculator.

3:38

insanlar hesap makinesi de isteyebilir.

it's too big,

3:39

sayı çok büyük,

it's math,

3:40

bu matematik,

it's boring,

3:41

bu sıkıcı,

I don't want to do that either.

3:41

bunu ben de yapmak istemiyorum.

But if you do this problem backwards, Kalıp ifadeler

3:43

Fakat bu problemi tersten çözerseniz,

you get the answer right away. Kalıp ifadeler

3:44

cevabı hemen bulursunuz.

Kalıp ifadeler

do this problem backwards: sonuçtan başlangıca doğru çözmek

Bu cümlede do this problem backwards, bilinen son sonuçtan başlayıp adımları tersine çevirerek problemi çözmek demektir. Backwards, fiziksel hareketi değil akıl yürütmenin yönünü açıklar. Tekrar kullanılabilen ifade do veya solve a problem backwards şeklindedir. Başlangıç noktasını açıkça belirtmek için work backwards from + bilinen bir sonuç kullanın; örneğin work backwards from the total.

Alıştırma

Hangi yönerge, bilinen bir son sonuçtan başlayıp başlangıca doğru akıl yürütmeyi anlatır?

  1. Write the problem backwards, starting with the last letter.
  2. Walk backwards while solving the problem.
  3. Do the problem backwards, starting with the final result.
Cevabı göster

Do the problem backwards, starting with the final result.

Kalıp ifadeler

right away: beklemeden, hemen

Right away, “hemen” ya da “beklemeden” demektir. Bu cümlede, problemi sondan başa çözmenin cevabı neredeyse anında verdiğini gösterir. Bu ifadede right anlamı güçlendirir; left sözcüğünün karşıtı olan sağ yönünü belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğin ve “beklemeden” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamla: The pipe is leaking, so turn off the water ____.

Cevabı göster

right away

What's the answer?

3:45

Cevap nedir?

59.

3:47

59.

Obviously, you start at the end, Anlatım akışı

3:48

Açıkçası sondan başlarsınız,

you go backwards,

3:49

geriye doğru gidersiniz,

it's like, oh, yeah,

3:50

ve dersiniz ki, ha, evet,

it's half full,

3:51

yarısı dolu,

the answer is 59.

3:52

cevap 59.

Anlatım akışı

start at the end: geriye doğru akıl yürütmeyi düzenlemek

you start at the end sözleri açıklamanın sırasını belirler: bilinen son durumu ilk bilgi olarak kullanır, sonra daha önceki durumlara ulaşmak için geriye doğru akıl yürütürsün. Buradaki the end, bir hikâyenin sonu değil, soruda verilen son sonuçtur: göl doludur. Bilinen bir sonuç daha önce ne olduğunu yeniden kurmaya yardım ettiğinde bu düzen kullanılabilir.

Alıştırma

Geriye doğru akıl yürütürken start at the end sana ne yapmanı söyler?

  1. Son sonucu görmezden gelmek ve rastgele tahmin etmek.
  2. En erken adımdan başlamak ve ilk sırayla devam etmek.
  3. Önce bilinen son sonucu kullanmak, sonra geriye doğru akıl yürütmek.
Cevabı göster

Önce bilinen son sonucu kullanmak, sonra geriye doğru akıl yürütmek.

Here's another puzzle,

3:53

İşte başka bir bulmaca,

a little bit more complicated.

3:54

biraz daha karmaşık.

You have six numbers,

3:56

Elinde altı tane sayı var,

one through six. Kelime

3:57

birden altıya kadar.

Kelime

one through six: iki ucu da kapsayan sayı aralığı

One through six, 1'de başlayıp 6'da biten kesintisiz bir aralığı belirtir. Amerikan İngilizcesinde through burada normalde iki ucu da kapsar; yani aralık 1, 2, 3, 4, 5 ve 6'dan oluşur. number + through + number kalıbı numaralı öğeleri, sayfaları, bölümleri, tarihleri veya adımları sıralamak için kullanılabilir. Burada through bir aralık belirtir; bir yerin içinden geçme hareketini anlatmaz.

Alıştırma

Amerikan İngilizcesinde Read pages one through six normalde hangi sayfaları kapsar?

  1. 2, 3, 4 ve 5. sayfalar
  2. 1, 2, 3, 4, 5 ve 6. sayfalar
  3. Yalnızca 1. ve 6. sayfalar
Cevabı göster

1, 2, 3, 4, 5 ve 6. sayfalar

The cards face down. Kalıp ifadeler

3:58

Kartlar kapalı duruyor.

Kalıp ifadeler

face down: ön yüzün aşağı bakması

Burada face, “bir yöne bakmak veya o yöne çevrilmiş olmak” anlamında bir fiildir; down ise yönün aşağı olduğunu belirtir. Kartların baskılı ön yüzleri masaya dönüktür, bu yüzden değerleri görünmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp nesne + face + yön biçimindedir: Windows face east ve Labels face up aynı şekilde çalışır.

Alıştırma

“Baskılı yüzü masaya dönük” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Put each card ____ on the table.

Cevabı göster

face down

You and I are going to pick a card.

4:00

Sen ve ben birer kart seçeceğiz.

You pick a card

4:01

Bir kart seçiyorsun

and you look at it,

4:02

ve bakıyorsun,

it says the number two.

4:03

üzerinde iki rakamı yazıyor.

I look at my card,

4:05

Kendi kartıma bakıyorum,

I think about it for a minute,

4:06

üzerine bir dakika kadar düşünüyorum,

and I say,

4:07

ve diyorum ki,

"I want to trade."

4:08

"Değiştirmek istiyorum."

The reason I want to trade,

4:09

Değiştirmek istememin nedeni,

we're going to trade to see who has the highest number at the end. Dilbilgisi

4:10

en sonunda kimde daha yüksek bir sayı olduğunu görmek için değiştireceğiz.

Dilbilgisi

to see who has...: amacı gömülü bir soruyla anlatmak

Burada to see, “öğrenmek için” anlamındadır; dolayısıyla to see who has... takas yapmanın amacını açıklar. wh- yan cümlesi, öğrenilmek istenen sonucu belirtir. who has... içinde who, has fiilinin öznesidir. Bu gömülü soruda who + fiil sırası korunur ve does eklenmez. Kalıp, bir şey yapmak + to see/find out + wh- yan cümlesi biçiminde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Takımın puanları neden sayacağını doğal biçimde açıklayan cümleyi seçin.

  1. We'll count the points to see who has the highest score.
  2. We'll count the points to see who the highest score has.
  3. We'll count the points to see who does has the highest score.
Cevabı göster

We'll count the points to see who has the highest score.

Do you trade with me?

4:13

Benimle değiştirir misin?

Most people say,

4:17

Çoğu insan şöyle der:

"Of course,

4:18

"Tabii ki,

I got a two,

4:19

bana iki geldi,

two sucks. Kelime

4:19

iki berbat bir sayı.

Kelime

two sucks: “çok kötü” anlamındaki gündelik sucks

two sucks ifadesindeki sucks, “çok kötü, tatsız veya hayal kırıklığı yaratıcı” demenin gündelik bir yoludur. Konuşan kişi düşük sayı olan ikiyi aldığı için yakınıyor; suck burada “emmek” şeklindeki gerçek anlamında değildir. Two tek bir sayıyı veya kart değerini adlandırdığı için tekildir ve suck değil, sucks alır.

Alıştırma

Bu ifade resmî bir okul raporunda uygun mudur? “The new policy sucks.”

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

There are four numbers higher,

4:21

Ondan büyük dört sayı daha var,

probability says I'm going to do better." Notlar

4:22

olasılık kuralları daha iyi bir sonuç elde edeceğimi söylüyor."

Deyimler

probability says: soyut bir düşüncenin sonuç bildirmesi

probability says ifadesinde soyut bir isim olan probability, konuşabilen bir insan gibi ele alınır. Buradaki says, gerçek anlamda konuşmak değil, “gösteriyor” veya “beklemeye yöneltiyor” demektir. Bu yapı, kanıt veya deneyim gibi soyut bir kaynağın says fiilinin öznesi olmasını ve bir sonucu doğrudan sunmasını sağlar. Bu cümledeki sonuç bir olasılıktır, garanti değildir.

Alıştırma

probability says I'm going to do better ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Daha yüksek sayıların bulunması daha iyi bir sonucu garanti ediyor.
  2. Olasılık, daha iyi bir sonuç almamın muhtemel olduğunu gösteriyor.
  3. Olasılık gerçekten benimle konuşuyor.
Cevabı göster

Olasılık, daha iyi bir sonuç almamın muhtemel olduğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

to do better: performansı veya sonucu iyileştirmek

to do better ifadesindeki do, belirli bir eylemi adlandırmak yerine genel performansı veya sonucu özetler. Better, bu performansı ya da sonucu bağlamdan anlaşılan bir ölçütle karşılaştırır. Burada konuşan kişi, elindeki sayıyı değiştirdikten sonra daha yüksek bir sayı almayı bekler. Aynı ifade okulda, işte, sporda, seçimlerde veya başka görevlerde daha iyi sonuçları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “daha başarılı olmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: With more practice, I can ____ in the next presentation.

Cevabı göster

do better

Wrong answer, Ton ve niyet

4:25

Yanlış cevap,

you're playing a grandmaster.

4:25

bir büyükustayla oynuyorsun.

Ton ve niyet

Wrong answer: sert ve anında bir düzeltme

"Wrong answer", "That is the wrong answer" anlamına gelen kısaltılmış bir yanıttır. Burada dinleyicinin doğru olmasını beklediği seçeneği hemen reddeder ve "you're playing a grandmaster" bunun nedenini açıklar. Kısa ifade hızlı bir ters köşe yaratır. Tereddütlü değil, kesin ve otoriter duyulur.

Alıştırma

Örnekte "Wrong answer" ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin beklediği seçeneği hemen reddeder ve bir açıklamaya zemin hazırlar.
  2. Dinleyiciden kibarca farklı bir oyun denemesini ister.
  3. Büyükustanın yanlış cevap verdiğini söyler.
Cevabı göster

Dinleyicinin beklediği seçeneği hemen reddeder ve bir açıklamaya zemin hazırlar.

You start from the back and you work it out. Notlar

4:28

Sondan başlar ve çözersin.

Kalıp ifadeler

You start from the back: sondan başlamak

Bu cümlede "start from the back", sıralı bir problemin son aşamasından veya son olasılığından başlamak anlamına gelir. Burada "the back", bir kişinin arkasındaki alanı değil, dizinin sonunu ifade eder. "start from + point" kalıbı, başlangıç noktası olarak kullanılan yeri veya aşamayı belirtir. Sondan başlamak, geriye doğru düşünerek problemi çözmenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede "start from the back", sıralı bir problemin son aşamasından başlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. To reconstruct the timeline, start from the back and examine the final event first.
  2. Please start from the back row when you hand out the papers.
  3. When unloading the truck, start from the back and move toward the cab.
Cevabı göster

To reconstruct the timeline, start from the back and examine the final event first.

Öbek fiiller

work it out: akıl yürüterek cevabı bulmak

Bu cümlede work it out, problemi adım adım düşünerek cevaba veya doğru stratejiye ulaşmak demektir. it zamiri, bulmacanın doğru stratejisini anlatır; burada fiziksel egzersiz yapmak anlamına gelmez. it zamirinin neyi anlattığına bağlı olarak aynı ifade bir cevabı hesaplamak, bir durumu anlamak veya çözüm bulmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

work out ve it ifadelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamla: We have all the clues, so we can ____.

Cevabı göster

work it out

If I had the number six, Dilbilgisi

4:29

Eğer elimde altı numaralı kart olsaydı,

would I offer to trade?

4:30

değiştirmeyi teklif eder miydim?

Dilbilgisi

If I had ..., would I ...?: varsayımsal bir seçim hakkında akıl yürütmek

Bu soru, şimdiki zamana ait hayalî bir durumu düşünmek ve ardından gelecek seçimi incelemek için if + geçmiş biçim (had) ve would + fiilin yalın biçimini kullanır. Buradaki had durumu geçmiş zamana yerleştirmez; koşulun varsayımsal veya belirsiz olduğunu gösterir. If I had X, would I do Y? kalıbı, bir koşulu geçici olarak varsayıp muhtemel kararın hakkında akıl yürütürken kullanışlıdır.

Alıştırma

Varsayımsal cümleyi have fiilinin geçmiş biçimi ve would + join ile tamamla: If I ____ more free time, I ____ the school team.

Cevabı göster

had · would join

Of course not, Ton ve niyet

4:32

Tabii ki hayır,

I'm not dumb.

4:33

aptal değilim.

Ton ve niyet

Of course not: vurgulu bir olumsuz cevap

“Of course not”, konuşanın daha önce bilinenlere dayanarak cevabın açıkça olumsuz olduğunu düşündüğünü belirtir. Burada söz konusu düşünceyi kesin bir şekilde reddeder; “I'm not dumb” ise konuşanın gerekçesini verir. Sadece“No” demeye göre daha fazla kesinlik taşır ve “cevap zaten belli olmalı” anlamını ima edebilir. Tonu yorumlarken bu ek güce dikkat edin; ifadeyi yalnızca düz anlamlı bir “hayır” olarak değerlendirmeyin.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, özel fotoğrafını paylaşmayacağınıza söz verdikten sonra onu paylaşıp paylaşmayacağınızı soruyor. Hangi cevap güçlü bir olumsuzluk ifade eder ve cevabın zaten açık olması gerektiğini düşündürür?

  1. Of course not. I promised I wouldn't.
  2. Yes, of course. I'll post it tonight.
  3. Probably not, but I haven't decided.
Cevabı göster

Of course not. I promised I wouldn't.

What about the number five? Anlatım akışı

4:33

Peki ya beş numara?

Anlatım akışı

What about the number five?: sıradaki öğeye geçmek

“What about + isim?” devam eden bir karşılaştırmaya veya akıl yürütme sürecine yeni bir öğe getirir. Önceki konuşma söylenmeyen soruyu sağladığı için konuşanın sorunun tamamını tekrarlaması gerekmez. Burada “the number five” incelenecek bir sonraki durum olur. Cümle yaklaşık olarak “Aynı soru beş sayısına nasıl uygulanır?” anlamına gelir; mutlaka “Beş sayısının nesi yanlış?” demek değildir.

Alıştırma

A ve B planlarını incelediniz ve aynı testi C planına uygulamak istiyorsunuz. Hangi cümle tartışmayı doğal bir şekilde sıradaki öğeye taşır?

  1. What is plan C about?
  2. What about plan C?
  3. What's wrong with plan C?
Cevabı göster

What about plan C?

Probably not either because you're not going to say yes if you have a six. Kalıp ifadeler

4:35

Muhtemelen onda da etmezdim çünkü sende altı varsa değişmeyi kabul etmezdin.

Kalıp ifadeler

Probably not either: ikinci bir olumsuz sonuç eklemek

Either, olumsuz bir ifadenin ardından gelir ve “o da değil” ya da “o da yapmaz” anlamını katar. Burada Probably not kısa bir olumsuz yargıdır; either bunu önceki olumsuz yargıya bağlar. Yani aynı olumsuz sonuç muhtemelen bu durum için de geçerlidir. Tekrarlanacak özne ve fiil, bağlamdan anlaşıldığı için düşürülür. Yeniden kullanılabilecek tam kalıp özne + olumsuz fiil + ... + either şeklindedir; Probably not either gibi kısa bir olumsuz yanıtta da kullanılabilir.

Alıştırma

“O da değil” anlamını veren kelimeyle cümleyi tamamlayın: Mia cannot attend, and Noah probably cannot attend ____.

Cevabı göster

either

Kalıp ifadeler

say yes: bir öneriyi onaylamak veya kabul etmek

Bu cümlede, elinde altı olan kişinin önerilen anlaşmayı kabul etmeyeceği düşünülüyor. Bu nedenle say yes, yalnızca yes kelimesini söylemeyi değil, kabul etme kararını anlatır. Daha genel olarak say yes, bir seçime verilen açık bir yanıt olarak onayı ifade eder. Kabul edilen şey to ile belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılıyorsa söylenmeyebilir.

Alıştırma

“Kabul etmek” anlamındaki vurgulanmış iki kelimelik ifadeyi kullanın: The offer is fair, so I will ____ to it.

Cevabı göster

say yes

Well, if five is not going to trade and six is not going to trade,

4:38

Beş numara değiştirmeyecekse ve altı numara değiştirmeyecekse,

four is going to be like, Kelime

4:40

dört numara da şöyle düşünecek:

I'm not trading either because 5's and 6's don't trade.

4:41

Ben de değiştirmeyeceğim çünkü 5'ler ve 6'lar değiştirmiyor.

Kelime

is going to be like: beklenen bir tepkiyi aktarmak

Burada be like, birinin söylemesi, düşünmesi veya göstermesi beklenen tepkiyi aktaran gündelik bir kalıptır. four is going to be like ifadesinde konuşmacı, dördü olan kişinin içinden vereceği tepkiyi tahmin edip I'm not trading either diyerek canlandırır. Yapı, be like + canlandırılan içerik şeklindedir. Bu cümlede yaklaşık olarak “düşünecek veya söyleyecek” anlamına gelir; “benzeyecek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede be like ne işe yarıyor? When Dad sees the mess, he's going to be like, "What happened here?"

  1. Babanın söylemesi muhtemel sözleri veya tepkisini aktarır.
  2. Babanın birine benzeyeceğini söyler.
  3. Babanın dağınıklığı seveceğini söyler.
Cevabı göster

Babanın söylemesi muhtemel sözleri veya tepkisini aktarır.

So, you see what happens as we work backwards, Dilbilgisi

4:44

Gördüğünüz gibi, geriye doğru düşündüğümüzde ne oluyor,

Dilbilgisi

as we work backwards: eş zamanlı süreçleri bağlamak

Burada as, “-erken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir. Ne olduğunu görme ile geriye doğru düşünme eylemlerini birbirine bağlar; böylece gözlem, adım adım yürütülen akıl yürütme sırasında gelişir. Work backwards, bir sonuçtan veya sonraki bir adımdan başlayıp önceki adımlara doğru akıl yürütmek demektir. Bu cümlede as zaman ve süreci belirtir; because gibi neden bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki sürecin birlikte ilerlediğini gösterir?

  1. As we work backwards from the final score, the mistake becomes easier to spot.
  2. Because we worked backwards, we found the mistake.
  3. Although we worked backwards, we did not find the mistake.
Cevabı göster

As we work backwards from the final score, the mistake becomes easier to spot.

three is going to realize

4:46

üç numara şunu fark edecek,

four, five, and six,

4:47

dört, beş ve altı numara,

they don't trade.

4:48

hiçbiri değiştirmiyor.

So, the offer is definitely a one Kelime

4:49

Yani bu teklifi yapan kesinlikle bir numaradır

Kelime

the offer is definitely a one: takasta sunulan kart anlamındaki offer

Burada offer, takasta ortaya konan şeyi ifade eden bir isimdir. Bu kart oyunu bağlamında, takas için sunulan kartı belirtir; bir iş fırsatını veya yalnızca soyut bir öneriyi değil. A one tümleci, sunulan kartın üzerinde 1 yazan bir kart olduğunu belirtir; definitely ise güçlü bir kesinlik gösterir. Daha genel olarak the offer, bağlam açık olduğunda birinin önerdiği nesneyi veya koşulları ifade edebilir.

Alıştırma

"The offer is definitely a one" ifadesindeki "the offer" neyi ifade eder?

  1. Takas için ortaya konan kart
  2. Bir şirketin sunduğu iş fırsatı
  3. Takası yapan kişi
Cevabı göster

Takas için ortaya konan kart

and all of you who said yes,

4:51

ve evet diyen hepinize söylüyorum,

thanks for your money. Ton ve niyet

4:52

paralarınız için teşekkürler.

Ton ve niyet

thanks for your money: içten teşekkür değil, kazananın sataşması

Burada thanks for your money içten bir teşekkür değildir. Takası kabul edenler para kaybedeceği için kazanan kişi, sanki paralarını ona teslim etmişler gibi konuşur. Kibar bir teşekkür sözcüğü olan thanks şakayı yaratır: yüzeyde minnettar görünür, ama asıl amacı galibiyetini kutlamak ve kötü seçim yaptıkları için onlarla alay etmektir. Bağlam ve ton, sözü bir sataşmaya dönüştürür.

Alıştırma

Konuşan kişi bu bağlamda "thanks for your money" diyerek ne yapıyor?

  1. Seçimleri ona para kazandırdığı için onlarla alay etmek
  2. Ona daha sonra ödeme yapmalarını istemek
  3. Kendisine hediye verdikleri için onlara içtenlikle teşekkür etmek
Cevabı göster

Seçimleri ona para kazandırdığı için onlarla alay etmek

So, this retrograde analysis is used in different places.

4:55

İşte bu geriye dönük analiz birçok farklı yerde kullanılıyor.

It's used to prove intoxications hours after an alleged DUI by Pennsylvania police officers, Notlar

5:00

Pensilvanya polisleri tarafından, alkollü araç kullanma şüphesiyle geçen saatlerin ardından zehirlenmeyi kanıtlamak için kullanılıyor,

Dilbilgisi

It's used to prove: be used to + fiil ile amaç belirtme

It's used to prove... ifadesinde it, retrograde analysis'e gönderme yapar. be used to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin belirli bir amaçla kullanıldığını belirtir; prove ise analizle ne yapılmasının amaçlandığını gösterir. Edilgen yapı, yöntemi kullanan kişilerden çok yöntemi ve işlevini öne çıkarır. Buradaki used to, geçmiş alışkanlığı anlatan used to değil, amaç belirten edilgen yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi be used to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This sensor ____ detect smoke.

Cevabı göster

is used to

Kültür

alleged DUI: henüz gerçek olarak kanıtlanmamış bir DUI iddiası

alleged DUI ifadesindeki alleged, DUI olayının bildirilmiş veya iddia edilmiş olduğunu ancak henüz gerçek olarak kanıtlanmadığını belirtir. İddianın yanlış olduğunu söylemez; suçlamanın kanıtlanmış bir gerçek gibi sunulmasını önler. DUI, driving under the influence ifadesinin kısaltmasıdır ve ABD'deki hukuk ve haber bağlamlarında genellikle alkol veya uyuşturucu etkisi altında araç kullanmayı ifade eder.

Alıştırma

The report describes an alleged DUI. cümlesindeki alleged okuyucuya ne anlatır?

  1. Haber, hiçbir suçlama olmadığını söylüyor.
  2. Haber, henüz kanıtlanmamış bir suçlamayı ele alıyor.
  3. Haber, DUI olayının kesinlikle gerçekleştiğini doğruluyor.
Cevabı göster

Haber, henüz kanıtlanmamış bir suçlamayı ele alıyor.

which is kind of cool. Kelime

5:06

bu oldukça havalı.

Kelime

kind of cool: kind of ile olumlu bir değerlendirmeyi yumuşatmak

kind of cool ifadesinde kind of, cool sıfatından önce gelir ve olumlu değerlendirmenin gücünü azaltır. Biraz veya bir ölçüde anlamına gelir: konuşan kişi fikri havalı bulur, ancak övgüsünü rahat ve çok güçlü olmayan bir şekilde sunar. Derece bildiren bu kullanım kind of difficult ve kind of funny örneklerinde olduğu gibi sıfatlardan önce yaygındır. İfadenin tamamı ölçülü ve biraz çekinceli bir değerlendirme anlatır.

Alıştırma

This feature is kind of useful cümlesinde kind of ne yapar?

  1. Bir ölçüde useful demektir ve olumlu değerlendirmeyi yumuşatır.
  2. useful sözcüğünü hiç kullanışlı değil anlamına getirir.
  3. Özelliğin useful adlı bir nesne türü olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir ölçüde useful demektir ve olumlu değerlendirmeyi yumuşatır.

Well, it means don't drink and drive. Kültür

5:08

Yani, alkollü araç kullanmayın demek istiyor.

Kültür

don't drink and ...: Don't drink and drive ifadesinin başlangıcı

Vurgulanan sözcükler, bilinen kamu güvenliği uyarısı Don't drink and drive ifadesinin başlangıcıdır. Bu altyazı satırı and sözcüğünden sonra bittiği için dil bilgisi yapısı ve mesaj drive ile devam eder. Uyarı, alkol aldıktan sonra araç kullanmamak gerektiği anlamına gelir. İçki içmek ile araç kullanmayı tehlikeli bir birleşim olarak bağlar; hiçbir zaman alkol içilmemesini söyleyen genel bir emir değildir.

Alıştırma

Yaygın trafik güvenliği uyarısını tamamlayın: For everyone's safety, don't drink and ____.

Cevabı göster

drive

The use of retro-analysis

5:10

Geriye dönük analizin kullanımı

is used in law, science, medicine, insurance, stock market,

5:11

hukuk, bilim, tıp, sigorta, borsa,

politics, career planning.

5:14

siyaset ve kariyer planlamasında görülür.

But I find its use to be in a more interesting place, Dilbilgisi

5:16

Ancak ben kullanımının daha ilginç bir yerde olduğuna inanıyorum,

Dilbilgisi

I find its use to be ...: find + nesne + to be

I find its use to be ... ifadesinde find, “bulmak” değil, “değerlendirmek” veya “... olarak görmek” anlamına gelir. Kalıp find + nesne + to be + tümleç şeklindedir: its use nesnedir ve to be sonrasındaki sözcükler konuşanın değerlendirmesini belirtir. Bu kalıp, üzerinde düşünülmüş kişisel bir yargı sunar. Burada to be sonrasındaki yer ifadesi, konuşanın daha ilginç uygulamanın nerede bulunduğunu düşündüğünü gösterir.

Alıştırma

Şimdiki zamandaki bir yargıyı ifade etmek için cümleyi find + nesne + to be ile tamamlayın: I ____ this plan ____ practical.

Cevabı göster

find · to be

maybe the one of the most interesting uses is in Dilbilgisi

5:19

belki de en ilginç kullanımlarından biri

this movie,

5:22

bu filmde;

Dilbilgisi

one of the most interesting uses: one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim

One of the most interesting uses, one of + the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilir isim kalıbını izler. En ilginç kabul edilen kullanım grubundaki üyelerden birini ifade eder. one bir gruptan tek bir öğe seçtiği için üstünlük derecesinden sonraki isim çoğuldur: use değil, uses kullanılır. Ana fiil normalde tekil merkez sözcük one ile uyum gösterir; bu nedenle One of the uses is ... denir, One of the uses are ... denmez.

Alıştırma

Kitabın en eski kitaplardan biri olduğunu söylemek için one of + the + üstünlük derecesi yapısını kullanın: This is ____ books in the library.

Cevabı göster

one of the oldest

which I know a lot of you know,

5:22

ki biliyorum birçoğunuz bu filmi biliyor,

The Curious Case of Benjamin Button, Kültür

5:24

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi'nde,

Kültür

Film adı olarak The Curious Case of Benjamin Button

The Curious Case of Benjamin Button bir filmin adıdır. Bu nedenle, büyük harfle başlayan sözcüklerden oluşan ifadenin tamamını sıradan bir isim grubu olarak değil, tek bir özel ad olarak okumak gerekir. Hikâyede Benjamin normal şekilde yaşlanmak yerine zaman geçtikçe gençleşir. Bu kısa arka plan bilgisi, konuşmacının birini “living his life backwards” diye anlatmadan önce neden bu filmden söz ettiğini açıklar.

Alıştırma

Bu bağlamda The Curious Case of Benjamin Button neyi ifade ediyor?

  1. Benjamin Button vakası adlı bir analiz yöntemi.
  2. Yaşlanması ters yönde ilerleyen bir adamı anlatan film.
  3. Bir kart oyununun kuralı.
Cevabı göster

Yaşlanması ters yönde ilerleyen bir adamı anlatan film.

where Brad Pitt plays a guy who's living his life backwards. Notlar

5:26

Brad Pitt hayatını geriye doğru yaşayan bir adamı canlandırıyor.

Kelime

Brad Pitt plays a guy: play “canlandırmak” anlamında

Film, televizyon ve tiyatro bağlamında play + role, “o karakteri canlandırmak” anlamına gelir. Burada Brad Pitt oyuncudur; a guy ise onun canlandırdığı karakterin türünü belirtir. Rol, arada edat olmadan fiilin doğrudan nesnesi olur: an actor can play a doctor, a king, or Hamlet. Bir oyuncunun adıyla yakınındaki film adı, play fiilinin burada oyunculuk anlamında kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

“Canlandırmak” anlamını vermek için cümleyi play fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: In the school play, Nina ____ a brave astronaut.

Cevabı göster

plays

Deyimler

living his life backwards: hayat evrelerinin ters sırada ilerlemesi

Bu cümlede living his life backwards, karakterin yaşlanmayı ve hayat evrelerini normaldekinin ters sırasıyla deneyimlemesi demektir. Backwards burada yürüyüş biçimini değil, hayatındaki zamanın yönünü anlatır. İngilizcede backwards, sırası tersine çevrilmiş bir diziyi mecazi olarak da anlatabilir. Sonraki aşamalar önceki aşamalardan önce geliyorsa bir hikâye, zaman çizelgesi veya süreç backwards ilerleyebilir.

Alıştırma

Burada living his life backwards ne anlama geliyor?

  1. Hayatının evreleri normaldekinin ters sırasıyla gerçekleşir.
  2. Gittiği her yerde geriye doğru yürür.
  3. Aynı günü tekrar tekrar yaşar.
Cevabı göster

Hayatının evreleri normaldekinin ters sırasıyla gerçekleşir.

And what this movie makes me think of is that great quote that, Öbek fiiller

5:31

Bu filmin bana düşündürdüğü şey ise şu harika alıntı;

Öbek fiiller

makes me think of: bir çağrışımı tetiklemek

make someone think of something yapısında ilk şey, o kişide bir anıyı veya çağrışımı tetikler. Burada the movie çağrışımı başlatan şey, me düşüncenin oluştuğu kişi, a great quote ise akla gelen şeydir. Yapı make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: makes me think denir, makes me to think denmez. Buradaki think of, “hatırlamak veya ilişkilendirmek” anlamındadır; “icat etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make + kişi + think of yapısıyla tamamlayın: This song ____ summer vacation.

Cevabı göster

makes me think of

well,

5:35

hani,

that quote you often hear from people who are older

5:35

yaşlı insanlardan sık sık duyduğunuz o söz,

that youth is wasted on the young. Deyimler

5:37

gençlik, gençlerde ziyan ediliyor.

Deyimler

“youth is wasted on the young”: gençliğin değerini tam olarak bilememek

“Youth is wasted on the young”, özellikle çelişkili duyulması amaçlanan bir özdeyiştir. Gençlerin gençliğin sunduğu zamana, enerjiye ve fırsatlara sahip olduklarını, ancak bunların değerini bilmek veya bunlardan tam olarak yararlanmak için yeterli deneyime sahip olmayabileceklerini anlatır. Gençliğin gerçekten atıldığı veya birine verildiği anlamına gelmez. “Something is wasted on someone” kalıbında kişi değerli bir şeye sahip olur ya da onu alır, fakat onu tam anlamıyla takdir edemez veya ondan yararlanamaz. Burada yaşça büyük kişiler, gençliklerine pişmanlıkla veya buruk bir mizahla bakarken bu sözü sıkça kullanır.

Alıştırma

Bu cümlede “youth is wasted on the young” ne anlama geliyor?

  1. Gençler, gençliğin avantajlarını tam olarak takdir edemeyebilir veya kullanamayabilir.
  2. Yaşlı insanlar kendi gençliklerini daha genç insanlara veriyor.
  3. Gençler bütün boş zamanlarını bilerek çöpe atıyor.
Cevabı göster

Gençler, gençliğin avantajlarını tam olarak takdir edemeyebilir veya kullanamayabilir.

Well,

5:41

Eğer

if you can see the end game, Deyimler

5:43

oyunun sonunu görebilirseniz,

your youth will not be wasted on you. Deyimler

5:45

gençliğiniz sizin tarafınızdan ziyan edilmemiş olur.

Deyimler

“can see the end game”: uzun vadeli sonucu öngörmek

Bu cümlede “can see the end game”, oyun veya satranç imgesini kullanarak “bir planın ya da bir dizi seçimin sonunda nereye varacağını öngörebilmek” anlamına gelir. “See”, yalnızca gözle bakmak değil, anlamak veya önceden görmek demektir. Bu ifade nihai sonucu başa koyar: uzun vadeli sonucu zihninizde canlandırabildiğinizde, bunu şimdi yapacağınız seçimlere yön vermek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede “can see the end game” ne anlama geliyor?

  1. yalnızca şu anda olanları fark etmek
  2. uzun vadede ortaya çıkması muhtemel sonucu öngörmek
  3. bir satranç maçının son birkaç hamlesini izlemek
Cevabı göster

uzun vadede ortaya çıkması muhtemel sonucu öngörmek

Deyimler

your youth will not be wasted on you: gençliğini iyi değerlendirmek

Bu cümle “Youth is wasted on the young.” sözünü tersine çevirir. Burada your youth will not be wasted on you, genç olmanın değerini anlayıp bu dönemin sunduğu zamanı, enerjiyi ve fırsatları iyi kullanmak anlamına gelir. be wasted on someone yapısında on'dan sonraki kişi, bir şeyi alan ancak onun değerini bilmeyebilecek ya da onu iyi kullanamayabilecek kişidir. Başka birinin gençliğinizi sizin üzerinizde harcadığı anlamına gelmez. not olumsuzluğu, alışılmış eleştiriyi olumlu bir sonuca dönüştürür.

Alıştırma

“The opportunity won't be wasted on Lena” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Lena fırsatı iyi değerlendirecek.
  2. Lena fırsatı elde edemeyecek.
  3. Lena fırsatı başka birine verecek.
Cevabı göster

Lena fırsatı iyi değerlendirecek.

Thank you very much.

5:47

Çok teşekkür ederim.