Güneş Nasıl Taşınır: Yıldız Motorları: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.264 kelime 172 kel/dk

Video özeti: İki kuramsal yıldız motoru, Güneş'in ve tüm Güneş Sistemi'nin nasıl yönlendirilebileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. This dance is not an orderly ballet, more like a skating rink filled with drunk toddlers. — Mecazlı ifadeler: mizahi benzetme yıldızların kaotik hareketini somutlaştırır. 2. that's where the Dyson sphere comes in. — Söylem ve retorik: belirtilen eksiği gideren unsuru tanıtın. 3. thinking not in terms of years or decades, but eons. — Dil bilgisi: dar bir ölçeği gerçekten önemli bakış açısıyla değiştirin.

Bu derste

Nothing in the universe is static.

0:00

Evrendeki hiçbir şey durağan değildir.

In the Milky Way, billions of stars orbit the galactic center.

0:03

Samanyolu'nda, milyarlarca yıldız galaktik merkezin etrafında döner.

Some, like our sun, are pretty consistent,

0:08

Güneşimiz gibi bazıları, oldukça tutarlıdır,

keeping a distance of around 30,000 light years from the galactic center,

0:10

galaktik merkezden yaklaşık 30.000 ışık yılı mesafeyi koruyarak,

completing an orbit every 230 million years.

0:14

her 230 milyon yılda bir yörüngeyi tamamlarlar.

This dance is not an orderly ballet, Deyimler

0:19

Bu dans düzenli bir bale değil,

more like a skating rink filled with drunk toddlers.

0:21

daha çok sarhoş çocuklarla dolu bir paten pistine benzer.

Deyimler

not an orderly ballet, more like ...: bir benzetmeyi düzeltme

"not X, more like Y" kalıbı bir benzetmeyi reddedip yerine daha uygun bir benzetme koyar. Burada "orderly ballet" zarif ve kontrollü hareketi çağrıştırırken "a skating rink filled with drunk toddlers" kalabalık, yalpalayan ve öngörülemez hareketi çağrıştırır. Bu imgeler hareket etrafında gelişen uzatılmış bir benzetme oluşturur: dance, ballet ve skating rink, yıldızların karmaşık hareketini gözde canlandırmayı kolaylaştırır. "drunk toddlers" gerçek bir durumu anlatmaz; kasıtlı, mizahi bir abartıdır.

Alıştırma

"not ..., more like ..." kalıbında ilk benzetmenin yerini alan iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The meeting was not a calm discussion, ____ a shouting match.

Cevabı göster

more like

This chaos makes the galaxy dangerous.

0:25

Bu kaos galaksiyi tehlikeli hale getirir.

Our solar neighborhood is constantly changing,

0:28

Güneş sistemimizin çevresi sürekli değişmektedir,

with stars moving hundreds of kilometers every second.

0:31

ve yıldızlar saniyede yüzlerce kilometre hızla hareket etmektedir.

Only the vast distances between objects

0:34

Sadece nesneler arasındaki devasa mesafeler

protect us from the dangers out there.

0:37

bizi dışarıdaki tehlikelerden korur.

But we might get unlucky in the future.

0:40

Ancak gelecekte şansımız yaver gitmeyebilir.

At some point, we could encounter a star going supernova, Kelime

0:43

Bir noktada, süpernova patlaması geçiren bir yıldızla karşılaşabiliriz,

Kelime

go supernova: go + yeni bir duruma geçiş

"a star going supernova" ifadesinde going, bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Kalıplaşmış "go supernova" ifadesi, "süpernova olarak patlamak" anlamına gelir. Burada go, "olmak" veya "yeni bir duruma geçmek" anlamında durum değişikliğini gösterir. Aynı anlam "go dark" ve "go silent" ifadelerinde de görülür; ancak "go supernova" bir varış noktasını anlatmaz, astronomide kullanılan yaygın bir sözcük birlikteliğidir.

Alıştırma

Astronomide kullanılan yaygın ifadeyi tamamlayın: Near the end of its life, a massive star may ____.

Cevabı göster

go supernova

or a massive object passing by

0:47

veya devasa bir nesne yanımızdan geçip

and showering Earth with asteroids. Kelime

0:49

Dünya'yı asteroit yağmuruna tutabilir.

Kelime

showering Earth with asteroids: Dünya'yı asteroit yağmuruna tutmak

shower A with B yapısında A hedeftir; B ise A'ya gönderilen, verilen ya da üzerine düşürülen çok miktarda şeydir. Burada hedef Earth'tür ve çok sayıda asteroit, yağmur gibi Dünya'ya doğru düşerken hayal edilir. Buradaki shower, yıkanmak anlamına gelmez. Çok sayıda şeyin hızlıca ya da tekrar tekrar gelişini canlandırır. Aynı yapı shower someone with praise or gifts örneğindeki gibi mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi shower A with B yapısıyla tamamlayın: After the school play, families ____ the actors ____ praise.

Cevabı göster

showered · with

If something like this were to happen, Dilbilgisi

0:52

Eğer böyle bir şey olsaydı,

we would likely know thousands, Anlatım akışı

0:54

muhtemelen bunu binlerce,

if not millions of years in advance.

0:56

hatta milyonlarca yıl önceden bilirdik.

Dilbilgisi

If ... were to happen, ... would ... ile uzak gelecek varsayımı

If + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşanın uzak, düşük olasılıklı veya oldukça varsayımsal gördüğü gelecekteki bir olayı ortaya koyar. Buradaki were, olayı geçmişe yerleştirmez; gerçeklikle arasındaki mesafeyi gösterir. Sonuç cümleciğinde genellikle would + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu cümlede would likely know, hayal edilen koşul altındaki beklenen sonucu ifade eder.

Alıştırma

Uzak gelecek varsayımını zorunlu were to ... would kalıbıyla tamamlayın: If our town ____ lose power for a week, the hospital ____ use emergency generators.

Cevabı göster

were to · would

Anlatım akışı

thousands, if not millions: binlerce, hatta belki milyonlarca

A, if not B kalıbında A daha güvenli iddia, B ise daha güçlü bir olasılıktır. Konuşan kişi A’yı kesin kabul ederken tahmini dikkatli biçimde B’ye doğru yükseltir. Burada ortak birim years her iki sayıya da uygulanır: thousands of years, hatta belki millions of years. Bu kullanımda if not sıradan bir koşul bildirmez; tahmini düşük düzeyden yüksek düzeye doğru düzenler.

Alıştırma

Önce güvenli bir alt tahmin verip ardından çok daha büyük bir olasılık önermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The archive contains thousands, ____ millions, of pages.

  1. if not
  2. instead of
  3. as well as
Cevabı göster

if not

But we still couldn't do much about it,

0:59

Ama yine de bu konuda pek bir şey yapamazdık,

unless we move our whole solar system out of the way. Kalıp ifadeler

1:02

bütün güneş sistemimizi yoldan çekmediğimiz sürece.

Kalıp ifadeler

move our whole solar system out of the way: tüm güneş sistemimizi tehlikenin yolundan çekmek

Move A out of the way, A’yı bir yolu artık engellemeyeceği veya tehlike hattında kalmayacağı bir yere taşımak demektir. Burada A, our whole solar system olduğundan hayal edilen eylem bir engeli düzenlemek değil, tüm güneş sistemini felaketin yolundan uzaklaştırmaktır. Yeniden kullanılabilir yapı move + nesne + out of the way biçimindedir: move the chair out of the way. Nesne normalde doğrudan move sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi “artık kimsenin yolunu kapatmayacak bir konuma” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Please move your bag ____ so no one trips over it.

Cevabı göster

out of the way

To move the solar system,

1:16

Güneş sistemini hareket ettirmek için,

we need a Stellar Engine, Kültür

1:18

bir Yıldız Motoruna ihtiyacımız var,

a megastructure used to steer a star through the galaxy. Dilbilgisi

1:20

bu bir yıldızı galaksi boyunca yönlendirmek için kullanılan bir mega yapıdır.

Kültür

a Stellar Engine, a megastructure: yıldız ölçeğinde kuramsal bir kavram

Stellar Engine, bir yıldızın hareketini değiştirmek için tasarlanmış kuramsal bir megayapıdır; böylece yıldız ve gezegen sistemi galaksi içinde yönlendirilebilir. Cümle, şu anda var olduğu söylenen bir aygıtı değil, yıldız ölçeğinde önerilmiş bir mühendislik kavramını anlatır. Virgülden sonraki a megastructure ifadesi, a Stellar Engine terimini doğrudan tanımlar. Burada stellar, bir yıldızla ilgili demektir; marka adı ya da sıradan bir uzay aracı motoru değildir.

Alıştırma

Bu cümlede a Stellar Engine, a megastructure ifadesi bize ne anlatıyor?

  1. Stellar Engine, bir yıldızın rotasını değiştirmeyi amaçlayan, yıldız ölçeğinde kuramsal bir yapıdır.
  2. Stellar Engine, bir yıldızın içinde bulunan küçük bir motordur.
  3. Stellar Engine, sıradan uzay araçları için üretilen bir motor markasıdır.
Cevabı göster

Stellar Engine, bir yıldızın rotasını değiştirmeyi amaçlayan, yıldız ölçeğinde kuramsal bir yapıdır.

Dilbilgisi

a megastructure used to steer...: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

a megastructure used to steer a star through the galaxy ifadesinde used to steer..., megastructure sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a megastructure that is used to steer a star through the galaxy. İsim, kullanılma eylemine maruz kaldığı için used burada geçmiş zaman ortacıdır. İfade yapının amacını belirtir; yapının geçmişte düzenli olarak bir yıldızı yönlendirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi that is used ifadesinin tek sözcüklük kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: A sensor ____ to measure air quality sits on the roof.

Cevabı göster

used

It's the kind of thing that might be built by an advanced civilization

1:24

Bu, gelişmiş bir medeniyet tarafından inşa edilebilecek türden bir şeydir;

with Dyson sphere level technology Kültür

1:27

Dyson küresi seviyesinde teknolojiye sahip

Kültür

Yıldız ölçeğinde bir ölçüt olarak Dyson sphere level technology

Dyson küresi, bir yıldızın enerjisinin büyük bölümünü toplamak için yıldızın çevresine kurulduğu varsayılan bir sistemdir. Buradaki sphere mutlaka tek parça, katı bir kabuk demek değildir; temel fikir yıldız ölçeğinde enerji toplamaktır. Bu cümlede Dyson sphere level, technology sözcüğünü niteleyen birleşik bir niteleyici olarak çalışır. Dyson küresi fikrini ölçüt olarak kullanır; dolayısıyla ifade yalnızca çok güçlü modern bir makineyi değil, uygarlık çapında ve yıldız enerjisinden yararlanacak ölçekte mühendislik yapabilecek kadar gelişmiş teknolojiyi anlatır.

Alıştırma

Dyson sphere level technology ifadesinde level ne işe yarar?

  1. Dyson tarafından üretilen güncel bir tüketici teknolojisini adlandırır.
  2. Teknolojinin katı bir kürenin içinde saklandığını söyler.
  3. Dyson küresi fikrini teknolojinin ölçeği için bir ölçüt olarak kullanır.
Cevabı göster

Dyson küresi fikrini teknolojinin ölçeği için bir ölçüt olarak kullanır.

that's thinking about their future millions of years ahead of time. Kalıp ifadeler

1:30

ve geleceğini milyonlarca yıl öncesinden düşünen bir medeniyet.

Kalıp ifadeler

ahead of time: bir şey gerçekleşmeden veya gerekli olmadan önce

Ahead of time, bir olay gerçekleşmeden ya da bir şeye ihtiyaç duyulmadan önce demektir. Uzayda “zamanın önünde” olmayı değil, önceden planlamayı veya harekete geçmeyi anlatır. Bu cümlede millions of years, ne kadar önceden olduğunu belirtir. Konuşmacı, gelecek hakkında çok uzun vadeli düşünmeyi vurgulamak için son derece uzun bir zaman aralığı kullanır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “ihtiyaç duyulmadan önce” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Please send your questions ____ so the speaker can prepare.

Cevabı göster

ahead of time

But how do we possibly move the hundreds of thousands of objects in the solar system? Anlatım akışı

1:34

Peki ama güneş sistemindeki yüz binlerce nesneyi nasıl hareket ettirebiliriz?

Anlatım akışı

How do we possibly ...? ile göz korkutucu bir sorunu sunmak

How do we possibly move ...? cümlesinde possibly vurgu yapar. Burada “belki” anlamına gelmez. İşe yarayan bir yöntem bulmanın çok zor, hatta hayal edilmesi güç göründüğünü belirtir. Soru aynı zamanda açıklamayı düzenler: konuşmacı şaşırtıcı çözüme geçmeden önce büyük bir engeli öne çıkarır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp How do we possibly + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir.

Alıştırma

“How do we possibly finish all this work today?” sorusunda possibly ne anlam katar?

  1. İşin zaten bitmiş olabileceği anlamına gelir.
  2. Soruyu sakin bir izin isteğine dönüştürür.
  3. Bir yol bulmanın son derece zor göründüğünü vurgular.
Cevabı göster

Bir yol bulmanın son derece zor göründüğünü vurgular.

The good news is, Anlatım akışı

1:39

İyi haber şu ki,

Anlatım akışı

Olumlu geçiş işareti olarak The good news is ...

The good news is, olumlu bir gerçeğin, avantajın veya çözümün geleceğini bildiren bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyicilerin bir sorun ya da belirsizlikten sonra gelen olumlu geçişi fark etmesine yardımcı olur. Bu altyazı satırı yalnızca giriş bölümüdür; asıl içerik ardından gelir. Yaygın tam kalıp The good news is that + yan cümle şeklindedir. Konuşmada is sözcüğünden sonra duraklayıp tam bir cümleyle devam etmek de mümkündür.

Alıştırma

Dersin olumlu geçiş kalıbıyla güncellemeyi tamamlayın: ____ that the replacement part has already arrived.

Cevabı göster

The good news is

we can ignore all of that.

1:40

tüm bunları görmezden gelebiliriz.

We only need to move the sun.

1:42

Sadece güneşi hareket ettirmemiz gerekiyor.

All the other stuff is glued to it by gravity Deyimler

1:44

Diğer her şey yerçekimiyle ona yapışmış durumdadır

and will follow it wherever it decides to go.

1:47

ve gitmeye karar verdiği her yere onu takip edecektir.

Deyimler

glued to it by gravity: yerçekimiyle ona yapışmış

Buradaki glued to it by gravity canlı bir benzetmedir: diğer gök cisimleri gerçek bir yapıştırıcıyla bağlı değildir; yerçekimi onları Güneş'in yakınında tutar. Geçmiş zaman ortacı glued onların durumunu, by gravity ise bu duruma yol açan kuvveti belirtir. Daha genel olarak be glued to something, bir şeye çok sıkı bağlı olmayı ya da dikkatin ondan ayrılmasının çok zor olacağı kadar yoğunlaşmayı ifade edebilir.

Alıştırma

Bakışını ayıramamak anlamındaki iki sözcüklü benzetmeyle cümleyi tamamlayın: During the final minute, every fan was ____ the screen.

Cevabı göster

glued to

There are lots of ideas about what a Stellar Engine might look like Dilbilgisi

1:51

Bir Yıldız Motorunun neye benzeyebileceği

and how it would work.

1:54

ve nasıl çalışacağı konusunda birçok fikir var.

Dilbilgisi

what ... might look like and how ... would work: bağlı dolaylı sorular

about sözcüğünden sonra birbiriyle bağlantılı iki dolaylı soru gelir: what a Stellar Engine might look like olası görünüşü, how it would work ise çalışma biçimini sorar. İki yan cümle birlikte ideas about ifadesini tamamlar. Bu sorular daha büyük bir cümlenin içinde yer aldığı için a Stellar Engine might ve it would biçimindeki düz cümle söz dizimini kullanır; might a Stellar Engine ve would it sırası kullanılmaz. Might ve would ayrıca tasarımın kesinleşmiş bir gerçek değil, hâlâ varsayımsal olduğunu gösterir.

Alıştırma

Doğal tamamlamayı seçin: The design team shared several ideas about ____.

  1. what might the rescue robot look like and how would it work
  2. what the rescue robot might look like and how it would work
  3. what the rescue robot might look like and how would it work
Cevabı göster

what the rescue robot might look like and how it would work

We've picked two grounded in our current understanding of physics Kalıp ifadeler

1:56

Mevcut fizik anlayışımıza dayanan iki tanesini seçtik;

Kalıp ifadeler

grounded in our current understanding of physics: mevcut fizik anlayışımıza güvenilir biçimde dayanan

Grounded in, “bir şeye dayanmak ve o şey tarafından desteklenmek” anlamına gelir. Buradaki temel, fiziğe ilişkin mevcut anlayışımızdır; dolayısıyla seçilen fikirler salt tahminler değil, fiziğin bugün bize söyledikleriyle uyumludur. grounded in our current understanding of physics, two sözcüğünü, yani seçilmiş iki fikri niteleyen geçmiş zaman ortacı grubudur. Bu yapıda grounded, “yere temas eden” ya da “ceza olarak dışarı çıkması yasaklanan” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “güvenilir bir temelle desteklenen” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The safety rule is ____ years of research.

Cevabı göster

grounded in

that could be built in theory. Kalıp ifadeler

1:59

bunlar teorik olarak inşa edilebilir.

Kalıp ifadeler

in theory: ilke olarak mümkün, ancak uygulamada garanti değil

In theory, “ilgili ilkelere veya modele göre” anlamına gelir. Burada could be built ifadesini sınırlar: mevcut fizik, bu tasarımların inşa edilme olasılığını dışlamaz. Bu ifade, uygulamada ne olacağı sorusunu özellikle açık bırakır. Mühendislik sınırları, maliyet, malzemeler, testler veya diğer gerçek yaşam sorunları inşayı yine de engelleyebilir. Bu nedenle cümle, tasarımların yapılabilirliğinin kanıtlandığını veya yakında inşa edileceğini söylemez.

Alıştırma

Planın kurallara göre mümkün olduğunu, ancak uygulamada sorunlar kalabileceğini gösteren en uygun ifade hangisidir? The plan should work ____, but it has never been tested.

  1. in practice
  2. in theory
  3. for certain
Cevabı göster

in theory

The simplest kind of Stellar Engine is the Shkadov thruster, Kültür

2:01

En basit Yıldız Motoru türü Shkadov iticisidir,

a giant mirror.

2:05

dev bir ayna.

Kültür

Shkadov thruster: bir yıldızı hareket ettiren dev yansıtıcı

Shkadov iticisi, adını Leonid Shkadov'dan alan varsayımsal bir yıldız motoru türüdür. Bu cümlede giant mirror basitleştirilmiş bir açıklamadır: tasarım, yıldıza bir roket motoru bağlamak yerine yıldızın yakınına dev ve kavisli bir yansıtıcı yerleştirir. Yansıtıcı, yıldızın ışınımının farklı yönlerde oluşturduğu kuvvetin dengesini bozarak çok uzun bir süre boyunca son derece küçük bir net itki üretir. Bu nedenle buradaki thruster, sıradan bir uzay aracı iticisini değil, yıldızı ve çevresindeki sistemi hareket ettirmek için tasarlanmış bir aygıtı ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede Shkadov thruster neyi ifade ediyor?

  1. Hareket eden yıldızları izlemek için kullanılan astronomik teleskop
  2. Bir uzay aracına bağlı geleneksel roket motoru
  3. Bir yıldızın ışınımını kullanarak küçük bir net itki oluşturan varsayımsal dev bir yansıtıcı
Cevabı göster

Bir yıldızın ışınımını kullanarak küçük bir net itki oluşturan varsayımsal dev bir yansıtıcı

It works on the same principle as a rocket. Kalıp ifadeler

2:07

Bir roketle aynı prensipte çalışır.

Kalıp ifadeler

works on the same principle as...: aynı prensibe göre çalışmak

Works on the same principle as, “…… ile aynı temel mekanizmaya göre çalışır” anlamına gelir. Bu cümlede yıldız motoru ile roket çok farklı makinelerdir; ancak ikisi de momentumu bir yöne gönderip ters yönde bir itme alarak itki üretir. Kalıp X works on the same principle as Y şeklindedir. İki şeyin çalışmasını sağlayan neden veya mekanizmayı karşılaştırır; dış görünüşlerinin ya da çalışma adımlarının tümünün aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi works ile başlayan ve “…… ile aynı temel mekanizmayı kullanır” anlamına gelen dersteki altı sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This solar cooker ____ a greenhouse: both trap heat from sunlight.

Cevabı göster

works on the same principle as

Like rocket fuel,

2:10

Roket yakıtı gibi,

the photons released as solar radiation

2:11

güneş radyasyonu olarak salınan fotonlar

carry momentum.

2:14

momentum taşır.

Not a lot,

2:15

Çok değil,

but a bit.

2:16

ama biraz.

For example,

2:17

Örneğin,

if an astronaut turned on a flashlight in space, Dilbilgisi

2:18

eğer bir astronot uzayda bir el feneri açsaydı,

it would push them backwards very very slowly.

2:21

fener onları çok ama çok yavaşça geriye iterdi.

Dilbilgisi

If ... turned on ..., it would push ...: ikinci tip koşul

Bu cümle ikinci tip koşul yapısını kullanır: if + simple past (turned on) hayal edilen bir durum kurar; would + fiilin yalın hâli (would push) ise bunun teorik sonucunu verir. Buradaki turned on, eylemin daha önce gerçekleştiği anlamına gelmez. Geçmiş zaman biçimi koşulun varsayımsal olduğunu gösterir. Them, cinsiyet belirtmeden tek bir astronaut sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

İkinci tip koşul cümlesini tamamlamak için turn on fiilinin geçmiş biçimini ve would + push yapısını kullanın: If an astronaut ____ a flashlight in space, it ____ them backwards very slowly.

Cevabı göster

turned on · would push

A Stellar Engine will work a little better than a flashlight

2:24

Güneş çok fazla foton ürettiği için

because the sun produces a lot of photons.

2:27

bir Yıldız Motoru el fenerinden biraz daha iyi çalışacaktır.

The basic idea of the Shkadov thruster

2:31

Shkadov iticisinin temel fikri,

is to reflect up to half of the solar radiation Kelime

2:34

güneş radyasyonunun yarısına kadarını yansıtarak

Kelime

Up to half: tam olarak yarısı değil, bir üst sınır

Up to half bir üst sınır belirtir: miktar yarıya, yani %50’ye kadar çıkabilir, ancak daha düşük de olabilir. Miktarın tam olarak yarı olduğunu garanti etmez veya söylemez. Up to half of the solar radiation ifadesinde of the solar radiation, ölçülen bütünün ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: A filter removes up to half of the dust in the air. Up to half ne anlama gelir?

  1. %50’sini veya daha fazlasını giderir.
  2. En fazla %50’sini giderebilir ve daha azını da giderebilir.
  3. Her zaman tam olarak %50’sini giderir.
Cevabı göster

En fazla %50’sini giderebilir ve daha azını da giderebilir.

to create thrust and slowly push the sun where we want it to go.

2:36

itme kuvveti oluşturmak ve güneşi yavaşça gitmesini istediğimiz yere itmektir.

In order for the Shkadov thruster to work, Dilbilgisi

2:41

Shkadov iticisinin çalışabilmesi için,

it must be kept in the same place,

2:43

güneşin yörüngesinde dönmemesi,

not orbiting the sun.

2:46

aynı yerde tutulması gerekir.

Dilbilgisi

In order for ... to ..., ... must ... yapısı

In order for A to do B, C must happen kalıbı önce amaçlanan sonucu verir, ardından gerekli bir koşulu belirtir. Burada amaçlanan sonuç Shkadov iticisinin çalışmasıdır; koşul ise aynı yerde tutulmasıdır. in order for ifadesinden sonra bir isim veya zamir ve ardından to'lu mastar kullanılır. Bu isim ya da zamir, mastarın mantıksal öznesidir; dolayısıyla burada for bir alıcıyı veya süreyi göstermez.

Alıştırma

the device ve operate sözcüklerini kullanarak cümleyi In order for ile başlayan tam yapıyla tamamlayın: ____, the safety lock must stay released.

Cevabı göster

In order for the device to operate

Although the sun's gravity will try to pull it in,

2:48

Güneşin yerçekimi onu içeri çekmeye çalışsa da,

it would be supported by radiation pressure, Kelime

2:50

radyasyon basıncıyla desteklenirdi,

which props the mirror up. Öbek fiiller

2:53

bu da aynayı ayakta tutar.

Kelime

ışınım basıncı (radiation pressure)

Radiation pressure, elektromanyetik ışınımın bir yüzeye momentum aktarmasıyla oluşan birim alan başına kuvvettir. Bu cümlede güneş ışığı aynayı iter; dolayısıyla pressure, hava basıncı anlamına gelmez. Radiation, basıncın kaynağını belirtir. Bu kavram, normal atmosfer basıncının olmadığı uzayda bile aynanın Güneş'in kütle çekimine karşı nasıl desteklenebildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede radiation pressure ne anlama geliyor?

  1. Işığın aynaya momentum aktarmasıyla oluşan itme.
  2. Aynanın çevresinde hapsolmuş havanın basıncı.
  3. Güneş'in aynaya uyguladığı kütle çekimi.
Cevabı göster

Işığın aynaya momentum aktarmasıyla oluşan itme.

Öbek fiiller

prop the mirror up: bir şeyi destekleyerek yerinde tutmak

Burada props the mirror up, “aynayı destekleyerek yerinde tutar” anlamına gelir. Destek sağlayan kuvvet ışınım basıncıdır; ayna ise içeri doğru düşmesi engellenen nesnedir. Prop up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem prop the mirror up hem de prop up the mirror kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamir ortaya gelir: prop it up denir, prop up it denmez.

Alıştırma

prop up ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The shelf is sagging, so we added a bracket to ____.

Cevabı göster

prop it up

This means the mirror would have to be very light,

2:55

Bu, aynanın çok hafif olması gerektiği anlamına gelir,

made of micron thin

2:57

mikron inceliğinde

reflecting foil

2:59

yansıtıcı folyodan,

from materials like aluminum alloys.

3:00

alüminyum alaşımları gibi malzemelerden yapılmış.

The mirror's shape is important, too.

3:03

Aynanın şekli de önemlidir.

Enveloping the sun in a giant spherical shell

3:06

Güneşi dev bir küresel kabukla çevrelemek

wouldn't work

3:08

işe yaramazdı

because that would refocus light back to the sun,

3:09

çünkü bu ışığı tekrar güneşe odaklayıp,

heating it up

3:12

onu ısıtacak

and creating all sorts of unpleasant problems.

3:13

ve her türlü hoş olmayan soruna yol açacaktır.

Instead,

3:15

Bunun yerine,

we use a parabola,

3:16

bir parabol kullanıyoruz,

which sends most of the photons around the sun

3:18

bu fotonların çoğunu güneşin etrafından geçirerek

and in the same direction,

3:20

aynı yöne gönderir,

which maximizes thrust.

3:21

bu da itme kuvvetini maksimize eder.

To prevent accidentally burning or freezing Earth

3:24

Dünyanın çok fazla veya çok az güneş ışığı ile

with too much or too little sunlight, Dilbilgisi

3:26

yanlışlıkla yanmasını veya donmasını önlemek için,

the only safe place to build a Shkadov thruster is over the sun's poles.

3:29

bir Shkadov iticisi inşa etmek için tek güvenli yer Güneş'in kutuplarının üzeridir.

Dilbilgisi

too much or too little sunlight: güneş ışığının fazla veya yetersiz olması

Too much or too little sunlight, miktarla ilgili iki zıt sorunu anlatır: güvenli miktardan fazla olması veya gereken miktardan az olması. Bu ikili yapı, iki uç durumun da zarar verebileceğini gösterir. Sunlight burada sayılamayan bir isimdir; bu nedenle much ve little kullanılır. Little fiziksel olarak küçük olmayı değil, miktarın yetersiz olmasını ifade eder.

Alıştırma

Sayılamayan water isminin önünde zıt miktar sorunlarını ifade eden ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: Plants can suffer from ____ water.

Cevabı göster

too much or too little

This means we can only move the sun vertically

3:33

Bu, güneşi yalnızca dikey olarak

in the plane of the solar system

3:36

güneş sisteminin düzleminde

and one direction in the Milky Way,

3:37

ve Samanyolu'nda tek bir yönde hareket ettirebileceğimiz anlamına gelir,

which limits our travel options a bit.

3:40

ki bu seyahat seçeneklerimizi biraz kısıtlar.

But that is basically it.

3:42

Fakat temel olarak bu kadar.

For a civilization capable of building a Dyson sphere,

3:45

Dyson küresi inşa edebilecek kapasitedeki bir medeniyet için,

this is a relatively simple endeavor.

3:48

bu nispeten basit bir çabadır.

Not complicated, Anlatım akışı

3:51

Karmaşık değil,

just very hard to build.

3:53

sadece inşa etmesi çok zor.

Anlatım akışı

Not complicated, just very hard to build: sorunu doğru tanımlamak

“Not A, just B” yapısı, A’yı doğru tanım olarak reddeder ve yerine B’yi koyar. Burada “complicated” fikir veya tasarımın ne kadar karmaşık olduğunu, “very hard to build” ise onu uygulamada üretmenin ne kadar zor olduğunu anlatır. “Just” sorunun kapsamını daraltır: sorun kavramsal karmaşıklıkta değil, uygulamadadır. İnşa işinin küçük veya kolay olduğu anlamına gelmez; “very hard” zorluğu açıkça vurgular.

Alıştırma

“Not complicated, just very hard to build” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Fikir basit olduğu için inşa etmek yalnızca biraz zordur.
  2. Tasarım karmaşıktır, ancak inşa etmek kolaydır.
  3. Fikri anlamak kolaydır, ancak onu gerçeğe dönüştürmek son derece zordur.
Cevabı göster

Fikri anlamak kolaydır, ancak onu gerçeğe dönüştürmek son derece zordur.

At full throttle, Kelime

3:56

Tam gaz çalışıldığında,

the solar system could probably be moved by about a 100 light years

3:57

güneş sistemi 230 milyon yıl içinde

over 230 million years.

4:01

yaklaşık 100 ışık yılı kadar hareket ettirilebilir.

Kelime

At full throttle: en yüksek hız değil, en yüksek güç

“At full throttle” başlangıçta gaz ayarı en yüksek güce getirilmiş bir motoru anlatır. Bu cümlede itici sistemin mümkün olan en yüksek güçle çalıştığı anlamına gelir. İfade, kullanılan güç düzeyini anlatır; bir hız birimi değildir. Anlamı genişletilerek bir kişinin, ekibin veya sürecin olabildiğince yoğun ya da hızlı çalışmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Bir roket motoru en yüksek gücü kullanıyor, ancak roket hâlâ hızlanıyor. Motor ayarını doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The rocket has reached its highest possible speed.
  2. The rocket’s engine is turned off.
  3. The rocket’s engine is operating at full throttle.
Cevabı göster

The rocket’s engine is operating at full throttle.

Over a few billion years,

4:04

Birkaç milyar yıl içinde ise,

it gives us near complete control over the sun's orbit in the galaxy.

4:06

galakside güneşin yörüngesi üzerinde neredeyse tam kontrol sahibi olmamızı sağlar.

But in the short term,

4:10

Ancak kısa vadede,

this might not be fast enough to dodge a deadly supernova.

4:11

bu hız ölümcül bir süpernovadan kaçmak için yeterli olmayabilir.

That's why we thought we could do better.

4:15

İşte bu yüzden daha iyisini yapabileceğimizi düşündük.

So we asked our astrophysicist friend

4:18

Bu yüzden astrofizikçi arkadaşımıza

if he could design a faster Stellar Engine for this video.

4:21

bu video için daha hızlı bir Yıldız Motoru tasarlayıp tasarlayamayacağını sorduk.

He did

4:25

O da tasarladı

and wrote a paper about it

4:26

ve bu konuda bir makale yazdı,

that's been published in a peer-reviewed journal. Kültür

4:27

makale hakemli bir dergide yayımlandı.

Kültür

peer-reviewed journal: yayımdan önce uzman değerlendirmesi

Bu cümlede peer-reviewed journal, makaleleri yayımlayıp yayımlamamaya karar vermeden önce aynı alandaki uzmanlara değerlendirilmek üzere gönderen akademik bir dergidir. Buradaki peer, arkadaşları, sınıf arkadaşlarını veya sıradan okuyucuları değil, aynı alandaki meslektaş uzmanları ifade eder. Bu süreçten söz edilmesi makalenin güvenilirliğini destekler: uzmanlar yöntemleri ve akıl yürütmeyi incelemiştir. Ancak bu, her iddianın kesinlikle doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede peer-reviewed, dergi hakkında ne anlatıyor?

  1. Makaleyi yalnızca yazarın arkadaşları okuyabilir.
  2. Okuyucular dergiye yüksek halka açık puanlar verir.
  3. Aynı alandaki uzmanlar makaleleri yayımdan önce değerlendirir.
Cevabı göster

Aynı alandaki uzmanlar makaleleri yayımdan önce değerlendirir.

You can find it in our sources document.

4:31

Bunu kaynaklar belgemizde bulabilirsiniz.

We're going to call at our new Stellar Engine the Caplan thruster.

4:34

Yeni Yıldız Motorumuza Caplan iticisi adını vereceğiz.

It works a lot like a traditional rocket.

4:39

Geleneksel bir rokete çok benzer şekilde çalışır.

Shoot exhaust one way Dilbilgisi

4:42

Kendinizi diğer yöne itmek için

to push yourself the other.

4:43

bir yöne egzoz ateşlersiniz.

Dilbilgisi

one way ... the other: yinelenen way sözcüğünün atılması

Cümle, neden ve sonucu kısa bir talimatla anlatır: egzoz gazını bir yöne göndermek sizi karşı yöne iter. to push mastarı, egzoz gazını püskürtmenin amaçlanan sonucunu gösterir. one way ... the other yapısında, the other ifadesinden sonra gelen way ismi anlaşılır olduğu için söylenmez; tam biçim one way ... the other way şeklindedir. İngilizcede iki açık seçenek karşılaştırılırken yinelenen isim sık sık atılır.

Alıştırma

one way ... the other yapısını kullanın ve yinelenen way sözcüğünü atın: Turn the handle one way to open the valve and ____ to close it.

Cevabı göster

the other

It's a large space station platform

4:45

Güneşten madde toplayarak

powered by a Dyson sphere

4:47

nükleer füzyona güç sağlayan,

that gathers matter from the sun

4:49

Dyson küresi ile çalışan

to power nuclear fusion.

4:50

büyük bir uzay istasyonu platformudur.

It shoots out a very fast jet of particles

4:52

Işık hızının neredeyse %1'i hızında

at nearly 1% the speed of light

4:55

çok hızlı bir parçacık jetini

out of the solar system.

4:57

güneş sisteminin dışına fırlatır.

A second jet pushes the sun along like a tugboat. Deyimler

4:59

İkinci bir jet güneşi bir römorkör gibi iterek ilerletir.

Deyimler

like a tugboat: işlevsel bir karşılaştırma

like a tugboat ifadesinde like bir karşılaştırma başlatır. İkinci jetin bir tekne ya da Güneş'in bir gemi olduğunu söylemez. Ortak özellik, yapılan iştir: görece küçük bir kuvvet çok daha büyük bir nesneyi yönlendirir veya ileri iter. like ile yapılan bir karşılaştırmayı anlamak için iki şeyin ortak yönünü yakındaki eylemden bulun.

Alıştırma

Bu cümlede like a tugboat ne ifade ediyor?

  1. İkinci jetin gerçekten Güneş'e bağlı bir römorkör olduğunu söyler.
  2. Jetin itme işlevini, bir römorkörün çok daha büyük bir nesneyi hareket ettirme biçimiyle karşılaştırır.
  3. Güneş'in şeklini bir römorkörün şekliyle karşılaştırır.
Cevabı göster

Jetin itme işlevini, bir römorkörün çok daha büyük bir nesneyi hareket ettirme biçimiyle karşılaştırır.

The Caplan thruster requires a lot of fuel,

5:03

Caplan iticisi çok fazla yakıt gerektirir,

millions of tons per second.

5:06

saniyede milyonlarca ton.

To gather this fuel,

5:08

Bu yakıtı toplamak için,

our thruster uses very large electromagnetic fields

5:10

iticimiz çok büyük elektromanyetik alanlar kullanarak

to funnel hydrogen and helium from the solar wind into the engine. Kelime

5:13

güneş rüzgarından gelen hidrojen ve helyumu motora hapseder.

Kelime

funnel A from B into C: kaynaktan toplayıp hedefe yönlendirmek

Burada funnel, “dağılmış malzemeyi toplamak ve daha dar, denetimli bir yola yönlendirmek” anlamında bir fiildir. Alanlar, güneş rüzgârındaki hidrojen ve helyumu toplayıp motorun içine yönlendirir. funnel A from B into C kalıbı tam bir yol belirtir: A hareket eden şey, B kaynak, C ise varış noktasıdır. Aynı kalıp fiziksel maddeleri veya bilgi ve başvurular gibi soyut akışları anlatabilir.

Alıştırma

funnel A from B into C kalıbını tamamlayın: The website uses one form to funnel applications ____ several departments ____ one database.

Cevabı göster

from · into

The solar wind alone doesn't provide enough fuel, though,

5:19

Ancak güneş rüzgarı tek başına yeterli yakıt sağlamaz,

and that's where the Dyson sphere comes in. Anlatım akışı

5:22

işte bu noktada Dyson küresi devreye girer.

Anlatım akışı

that's where the Dyson sphere comes in: Dyson küresinin devreye girdiği nokta

that's where the Dyson sphere comes in yan cümlesi, Dyson küresini az önce belirtilen soruna bağlar: Güneş rüzgârı yeterli yakıt sağlamaz. Bu ifade, planın bu noktasında Dyson küresinin yararlı veya gerekli hâle geldiğini anlatır; kürenin fiziksel olarak bir yere girdiği anlamına gelmez. that's where X comes in kalıbı önce bir eksiklik ortaya koyar, ardından bu eksikliği gideren unsur olarak X'i tanıtır. Bir kişinin, aracın veya fikrin o noktada neden önemli olduğunu göstererek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi that's where X comes in kalıbının iki parçasıyla tamamlayın. The map shows the route but not current traffic. ____ the live traffic app ____.

Cevabı göster

That's where · comes in

Using its power,

5:25

Onun gücünü kullanarak,

sunlight can be refocused to the surface of the sun.

5:26

güneş ışığı tekrar güneşin yüzeyine odaklanabilir.

This heats small regions to extreme temperatures,

5:30

Bu, küçük bölgeleri aşırı sıcaklıklara kadar ısıtarak,

lifting billions of tons of mass off the sun. Dilbilgisi

5:32

güneşten milyarlarca tonluk kütleyi kaldırır.

Dilbilgisi

lifting billions of tons of mass off the sun: sonuç bildiren -ing cümleciği

Virgülden sonraki -ing yan cümlesi lifting billions of tons of mass off the sun, ısınmanın doğrudan sonucunu gösterir: aşırı sıcak, maddenin Güneş'ten uzaklaşmasına neden olur. Bir şeyi bilerek kaldıran başka bir kişiyi anlatmaz. Tam bir cümlecikten sonra gelen -ing cümleciği, ve bunun sonucunda bu olur anlamını kısaltabilir. Burada sonucun kaynağı olarak anlaşılan şey, ana cümledeki ısınma olayının tamamıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk eylemin doğrudan sonucunu göstermek için virgül + -ing cümleciği kullanır?

  1. The guard swung the gate open because the wind was strong.
  2. The strong wind hit the gate and then stopped.
  3. The strong wind hit the gate, swinging it wide open.
Cevabı göster

The strong wind hit the gate, swinging it wide open.

This mass can be collected and separated into hydrogen and helium.

5:36

Bu kütle toplanıp hidrojen ve helyuma ayrılabilir.

The helium is burned explosively in thermonuclear fusion reactors. Kelime

5:42

Helyum, termonükleer füzyon reaktörlerinde patlayarak yakılır.

Kelime

“thermonuclear fusion reactors” ifadesinin yapısı

Ana isim reactors sözcüğüdür: bir tepkimenin gerçekleşmesi amaçlanan cihazları veya odaları belirtir. Fusion, tepkimenin türünü gösterir; hafif atom çekirdekleri birleşir ve enerji açığa çıkarır. Thermonuclear ise füzyon sürecini niteler: son derece yüksek sıcaklıklar nükleer tepkimeyi mümkün kılar. İfadeyi sağdan sola, “termonükleer füzyon için reaktörler” şeklinde okuyun. Reactor cihazı veya tasarımı adlandırdığı için ifade hem öneri aşamasındaki bir sistemi hem de var olan bir ekipmanı anlatabilir.

Alıştırma

“thermonuclear fusion reactors” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Helyumu sıradan kimyasal yanmayla yakan motorlar
  2. Hafif atom çekirdeklerini birleştirip enerji açığa çıkarmak için son derece yüksek sıcaklıklar kullanan cihazlar
  3. Ağır atom çekirdeklerini daha küçük çekirdeklere bölen cihazlar
Cevabı göster

Hafif atom çekirdeklerini birleştirip enerji açığa çıkarmak için son derece yüksek sıcaklıklar kullanan cihazlar

A jet of radioactive oxygen

5:47

Neredeyse bir milyar derece sıcaklığında

at a temperature of nearly a billion degrees

5:49

bir radyoaktif oksijen jeti

is expelled and becomes our primary source of propulsion

5:51

dışarı atılır ve Yıldız Motorumuzun

from our Stellar Engine.

5:54

ana itici gücü haline gelir.

To prevent the engine from just crashing into the sun, Dilbilgisi

5:56

Motorun öylece güneşe çarpmasını engellemek için,

it needs to balance itself.

5:59

kendisini dengelemesi gerekir.

Dilbilgisi

To prevent ... from crashing ...: amaç ve önleme

To prevent ... cümlenin başında yer alan to’lu bir mastar yan cümlesidir. Ana cümledeki eylemin amacını, yani motorun neden kendi dengesini sağlaması gerektiğini belirtir. Bu yan cümlede prevent, prevent + nesne + from + fiil-ing kalıbını izler. The engine nesnedir; crashing ise istenmeyen olayı adlandırır. Just vurgu ekleyerek denge olmazsa motorun doğrudan veya öylece Güneş’e çarpacağını anlatır; dil bilgisi yapısını değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi run sözcüğünü prevent kalıbında kullanarak tamamlayın: The gate prevents the dog ____ into the street.

Cevabı göster

from running

To do this,

6:02

Bunu yapmak için,

we accelerate the collected hydrogen with electromagnetic fields

6:03

toplanan hidrojeni parçacık hızlandırıcıları kullanarak

using particle accelerators

6:06

elektromanyetik alanlarla hızlandırır

and shoot a jet back at the sun.

6:08

ve güneşe geri bir jet fırlatırız.

This balances the thruster

6:11

Bu, iticiyi dengeler

and transfers the thrust of our engine

6:13

ve motorumuzun itme gücünü

back to the sun.

6:15

tekrar güneşe aktarır.

In as little as a million years, Kalıp ifadeler

6:17

Sadece bir milyon yıl gibi kısa bir sürede,

Kalıp ifadeler

in as little as + bir süre

in as little as + bir süre, bir sonucun şaşırtıcı derecede kısa olan bu süre içinde gerçekleşebileceğini belirtir. Burada in, hareket için gereken süreyi gösterirken as little as kesin ve garanti edilmiş bir süreyi değil, olası aralığın alt ucunu vurgular. little değerlendirmesi konuşulan ölçeğe bağlıdır. Bir milyon yıl günlük yaşamda son derece uzundur, ancak yıldızlardan ve galaktik hareketlerden söz ederken kısa bir aralık sayılabilir.

Alıştırma

Cümleyi in as little as yapısını kullanarak tamamlayın: With the new method, the lab could finish the test ____ three days.

Cevabı göster

in as little as

this engine can move the sun by 50 light years,

6:18

bu motor güneşi 50 ışık yılı hareket ettirebilir,

more than enough to dodge a supernova. Dilbilgisi

6:22

bu bir süpernovadan kaçmak için fazlasıyla yeterlidir.

Dilbilgisi

more than enough to + fiil

More than enough to + fiil, bir miktarın, mesafenin veya yeteneğin belirtilen hedefe ulaşmak için gerekenden fazla olduğunu ifade eder. Enough gereken eşiği gösterir; more than ise belirgin bir güvenlik payı ekler. Burada 50 ışık yıllık hareketin süpernovadan kaçınmak için gereken mesafeyi aştığı söylenir. Dodge, hareket ederek bir tehlikenin yolundan çekilip kaçınmak anlamına gelir; burada mecazi kullanılmıştır ve Güneş ile süpernova arasında bir karşılaştırma değildir.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca gereken en düşük süreyi değil, belirgin bir ek pay bulunduğunu söylüyor?

  1. Thirty minutes is not enough to finish the quiz.
  2. Thirty minutes is enough to finish the quiz.
  3. Thirty minutes is more than enough to finish the quiz.
Cevabı göster

Thirty minutes is more than enough to finish the quiz.

At full throttle,

6:25

Tam gazda,

the solar system can be completely redirected

6:26

güneş sisteminin galaktik yörüngesindeki yönü

in its galactic orbit

6:29

10 milyon yıl içinde

in 10 million years.

6:30

tamamen değiştirilebilir.

But wait, Anlatım akışı

6:32

Ama bekleyin,

will we use up the sun this way?

6:33

bu şekilde güneşi tüketir miyiz?

Anlatım akışı

“But wait ...?” ile cevaptan önce bir kaygıyı gündeme getirmek

“But wait” açıklamayı kısa süreliğine durdurur ve olası bir itirazın gündeme geleceğini belirtir. Konuşmacı, başkasının sormasını beklemek yerine dinleyicinin aklına gelebilecek soruyu kendisi sorar. Burada “will we use up the sun this way?” retorik bir sorudur: use up, sınırlı bir kaynağı tamamen tüketmek demektir. Soru önce kaygıyı ortaya koyar; ardından gelen cevap bu kaygıyı giderir. Bu kalıp sunuma açık bir “kaygı ve ardından cevap” yapısı kazandırır.

Alıştırma

Bir sunumda “But wait, will we use up the sun this way?” cümlesi esas olarak ne yapar?

  1. Dinleyicinin aklına gelebilecek bir kaygıyı gündeme getirir ve konuşmacının ardından cevap vermesini sağlar.
  2. Dinleyiciden Güneş'in tam kütlesini hesaplamasını ister.
  3. Konuşmacının ana konuyu unuttuğunu bildirir.
Cevabı göster

Dinleyicinin aklına gelebilecek bir kaygıyı gündeme getirir ve konuşmacının ardından cevap vermesini sağlar.

Fortunately,

6:36

Neyse ki,

the sun is so massive Dilbilgisi

6:37

güneş o kadar devasa ki,

that even billions of tons of material

6:38

milyarlarca tonluk malzeme bile

will barely scratch the surface. Deyimler

6:41

yüzeyini ancak hafifçe çizer.

Dilbilgisi

“so massive that ...”: dereceyi sonuca bağlamak

so + adjective + that-clause kalıbı aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. “The sun is so massive that ...”, Güneş'in kütlesinin that yan cümlesindeki sonucu doğuracak kadar büyük olduğu anlamına gelir. Burada that bir sonuç yan cümlesi başlatır; ilgi zamiri değildir. “Even billions of tons” kulağa çok büyük gelen bir miktarı vurgularken “barely scratch the surface” bunun etkisinin yine de son derece küçük olacağını belirtir. Bu ifadeler birlikte şaşırtıcı ölçek farkını güçlendirir.

Alıştırma

Eksik iki sözcüğü yazarak sonuç kalıbını tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I couldn't lift it.

Cevabı göster

so · that

Deyimler

barely scratch the surface: yalnızca çok küçük bir kısmını etkilemek

Burada barely scratch the surface mecaz anlamda kullanılır. Milyarlarca ton çıkarılsa bile çok daha büyük olan bütün üzerinde yalnızca küçücük bir etki oluşacağı anlamına gelir; gerçekten yüzeyi çizmekten söz edilmez. Genel olarak scratch the surface, bir şeyin yalnızca küçük bir bölümüne ulaşmak, onu değiştirmek, kullanmak veya anlamak demektir. Barely bu miktarı daha da küçültür ve elde edilen sonucun ne kadar sınırlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

The repairs cost $50,000. A $100 payment would barely scratch the surface. Son ifade ne anlama geliyor?

  1. Onarılmış yüzeye fiziksel olarak zarar verir.
  2. Masrafın yalnızca çok küçük bir kısmını karşılar.
  3. Onarım masrafının tamamını öder.
Cevabı göster

Masrafın yalnızca çok küçük bir kısmını karşılar.

In fact,

6:43

Aslında,

this megastructure will actually extend our sun's life

6:43

düşük kütleli yıldızlar daha yavaş yandığından,

since lower mass stars burn slower,

6:47

bu mega yapı aslında güneşimizin ömrünü uzatır,

keeping the solar system inhabitable

6:50

ve güneş sistemini

for many more billions of years.

6:52

milyarlarca yıl daha yaşanabilir kılar.

With a Caplan thruster,

6:55

Bir Caplan iticisiyle,

we could turn the entire solar system

6:56

tüm güneş sistemini

into our spaceship.

6:58

bir uzay gemimize dönüştürebiliriz.

For example,

7:00

Örneğin,

by orbiting backwards in the galaxy

7:01

galakside geriye doğru dönerek

and colonizing hundreds or thousands of stars

7:03

ve yanlarından geçerken

as we pass by them.

7:06

yüzlerce veya binlerce yıldızı kolonileştirerek.

It may even be possible to escape the galaxy entirely

7:08

Galaksiden tamamen kaçmak

and expand beyond the Milky Way.

7:12

ve Samanyolu'nun ötesine genişlemek bile mümkün olabilir.

Stellar engines are the kind of machines built by civilizations

7:15

Yıldız motorları, medeniyetlerin inşa ettiği türden makinelerdir.

thinking not in terms of years or decades, Dilbilgisi

7:18

Bu medeniyetler yıllar ya da on yıllar ölçeğinde değil,

but eons.

7:21

çağlar ölçeğinde düşünür.

Dilbilgisi

not in terms of years or decades, but eons: zaman ölçeğini değiştirmek

Thinking in terms of X, planlama ve anlamada X'i ölçek veya çerçeve olarak kullanmak demektir. Bu uygarlıklar yıllar ya da on yıllar gibi insana özgü zaman ölçekleriyle değil, son derece uzun dönemler olan eons ile düşünür. not in terms of A, but B kalıbı A çerçevesini reddeder ve yerine B'yi koyar. İkinci in terms of anlam zaten açık olduğu için atılabilir: but eons, but in terms of eons ifadesinin kısaltılmış hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümle kısa bir planlama ölçeğinin yerine daha uzun bir ölçek koyuyor?

  1. We should plan not only in terms of weeks, but also in terms of years.
  2. We should plan not in terms of weeks, but years.
  3. We should plan in terms of weeks and years.
Cevabı göster

We should plan not in terms of weeks, but years.

Since we know that our sun will die one day,

7:23

Güneşimizin bir gün öleceğini bildiğimize göre,

a Stellar Engine could allow the far future descendants of humans

7:25

bir Yıldız Motoru, insanlığın çok uzak gelecekteki torunlarının

to travel to other stars

7:29

yıldızlararası uzayın korkutucu karanlık uçurumuna

without ever having to venture into the terrifying dark abyss Dilbilgisi

7:31

hiç girmek zorunda kalmadan

of interstellar space.

7:34

başka yıldızlara seyahat etmesini sağlayabilir.

Dilbilgisi

without ever having to + fiilin yalın hâli: hiçbir zaman yapmak zorunda kalmamak

Without ever having to + fiilin yalın hâli, bir şeyin, ardından gelen eylemi yapma zorunluluğu hiçbir zaman doğmadan gerçekleşebileceğini anlatır. Burada venture, tehlikeli ya da bilinmeyen bir yere girmek demektir; dolayısıyla ifade, yıldızlararası uzaya girmenin hiçbir zaman gerekmeyeceğini vurgular. Without bir edat olduğu için ardından have değil, -ing biçimi having gelir. Have to zorunluluk bildirir; ever ise kapsamı “hiçbir zaman” olacak şekilde genişletir. Böylece yapı, eylemin yalnızca gerçekleşmediğini söylemekten daha açık biçimde gereksizliği vurgular.

Alıştırma

Yeni sistemin elle kopyalamayı her zaman gereksiz kıldığını doğrudan vurgulayan cümle hangisidir?

  1. You can save every photo before having to copy it manually.
  2. You can save every photo without ever copying it manually.
  3. You can save every photo without ever having to copy it manually.
Cevabı göster

You can save every photo without ever having to copy it manually.

Until we build a Stellar Engine,

7:38

Bir Yıldız Motoru inşa edene kadar,

we're adrift and subject to the whims of the galactic sea. Deyimler

7:40

başıboş sürükleniyoruz ve galaktik denizin kaprislerine tabi durumdayız.

Deyimler

adrift and subject to the whims of the galactic sea: yönsüzlük ve kontrol kaybı metaforu

Cümlede baştan sona sürdürülen bir deniz metaforu var. Adrift, Güneş Sistemi'ni rotasını kontrol edemeyen bir tekne gibi gösterir; subject to the whims of ise öngörülemez güçleri kontrol edememek demektir. The galactic sea, uzayı bu “tekneyi” çevreleyen ve hareket ettiren bir “okyanusa” dönüştürür. Bu imgeler birlikte gerçek bir denizde yüzmeyi ya da bilinçli kararlar veren bir galaksiyi değil, kontrol eksikliğini anlatır. Metafor, bir Yıldız Motoru'nun yön sağlayacağı fikrini destekler.

Alıştırma

Cümledeki genişletilmiş metaforu en iyi koruyan yorum hangisidir?

  1. Güneş Sistemi, bilinçli bir galaksinin kontrol ettiği gerçek bir okyanusta yol almaktadır.
  2. Güneş Sistemi'nin kontrollü bir rotası yoktur ve öngörülemez galaktik güçlere karşı savunmasızdır.
  3. Güneş Sistemi yıldızlararası uzayda güvenli bir rota seçmiştir.
Cevabı göster

Güneş Sistemi'nin kontrollü bir rotası yoktur ve öngörülemez galaktik güçlere karşı savunmasızdır.

We may not like where it leads us.

7:44

Bizi götürdüğü yer hoşumuza gitmeyebilir.

Maybe our descendants will set sail

7:47

Belki de torunlarımız yelken açar

and become an interstellar species

7:50

ve önümüzdeki milyonlarca yıl boyunca

for millions of years to come.

7:52

yıldızlararası bir tür haline gelirler.

This was our last video for the year 12,019 of the human era. Kültür

7:56

Bu, insanlık çağının 12.019 yılı için son videomuzdu.

Kültür

İnsanlık Çağı'nın 12.019 yılı

Burada kullanılan tarih sisteminde “İnsanlık Çağı'nın 12.019 yılı”, normal Miladi takvimde 2019 yılı demektir. Holosen takvimi olarak da adlandırılan İnsanlık Çağı, modern Miladi yıl sayılarına 10.000 ekler. Bu uzun zaman çizelgesi insanlık tarihini tek bir kronolojiye yerleştirir. Burada anlatılan şey yıl sonu değerlendirmesidir; hikâye on bin yıl sonraki bir gelecekte geçmez. Sonraki yıl olan 12.020, Miladi 2020'dir.

Alıştırma

Bu cümlede “12,019 of the human era” normal Miladi takvimde hangi yılı ifade eder?

  1. Miladi 12.019
  2. Miladi 2018
  3. Miladi 2019
Cevabı göster

Miladi 2019

And what a year it was. Dilbilgisi

8:01

Ve ne yıldı ama.

Dilbilgisi

What a year it was!: yıl hakkında güçlü bir ünlem

“What a year it was” bir soru değil, ünlem cümlesidir. What a + tekil sayılabilen isim + özne + fiil kalıbı güçlü bir değerlendirme yapar: o yılın özellikle dikkat çekici, yoğun veya olaylarla dolu olduğu hissini verir. Duygunun tam olarak ne olduğu bağlama bağlıdır. Burada yalnızca övgü değil, karışık duygular da bulunabilir. Cümle it was şeklindeki düz cümle sırasını korur; soru cümlesindeki gibi was it biçiminde devrik olmaz.

Alıştırma

What a ünlem kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: “____ day it was!”

Cevabı göster

What a

So much stuff happened everywhere,

8:03

Her yerde o kadar çok şey oldu ki,

to so many different people.

8:05

o kadar farklı insanın başına.

Calendars and holidays are just imaginary,

8:07

Takvimler ve tatiller sadece hayal ürünüdür,

but they help us to cut our lives into pieces Deyimler

8:10

ancak beynimizin başa çıkabileceği şekilde

that our brains can handle.

8:13

hayatlarımızı parçalara ayırmamıza yardımcı olurlar.

Deyimler

cut our lives into pieces that our brains can handle: hayatı zihnin işleyebileceği parçalara ayırmak

Cümlede kesme metaforu kullanılıyor. Hayatımız gerçekten kesilmiyor; takvimler ve tatil günleri kesintisiz zamanı günler, aylar ve özel günler gibi daha küçük dönemlere ayırıyor. cut X into pieces that someone can handle yapısında cut ... into pieces “bölmek ve düzenlemek”, handle ise “zihinsel olarak anlamak veya işlemek” demektir. Ana fikir, insanlar tarafından oluşturulan zaman sınırlarının büyük ve kesintisiz bir deneyimi beynin daha kolay işlemesini sağlamasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede cut our lives into pieces that our brains can handle ne anlama geliyor?

  1. Kesintisiz zamanı daha küçük ve anlaşılması daha kolay dönemler hâlinde düzenlemek.
  2. İnsanların hayatına fiziksel olarak zarar verip onu kısaltmak.
  3. Takvimlerin ve tatil günlerinin gerçek nesneler olduğunu kanıtlamak.
Cevabı göster

Kesintisiz zamanı daha küçük ve anlaşılması daha kolay dönemler hâlinde düzenlemek.

We're leaving 12,019 behind with a weird mixture of disillusion

8:15

12.019 yılını garip bir hayal kırıklığı ve umut karışımıyla

and hope.

8:20

geride bırakıyoruz.

The world is screwed up, Kelime

8:21

Dünya berbat bir halde,

Kelime

screwed up: ciddi biçimde bozuk veya işlevsiz

be fiilinden sonra kullanılan screwed up, “çok kötü, karışık veya düzgün işlemeyen bir durumda” anlamına gelen gündelik bir sıfat ifadesidir. Burada The world is screwed up, dünyanın işleyişi hakkında güçlü ve olumsuz bir yargı bildirir; vidalarla ilgili değildir. Bu ifade bir durumu, planı, sistemi veya kişiyi anlatabilir. Bağlama göre düzensiz, hasarlı, duygusal olarak sorunlu ya da temelden yanlış anlamına gelebilir; ortak fikir, bir şeyin olması gerektiği gibi işlememesidir.

Alıştırma

Resmî bir devlet raporunda şöyle yazıyor: "The public records system is screwed up." Bu ortamda screwed up kullanmak uygun mudur?

  1. Evet, uygundur.
  2. Hayır, fazla gündeliktir.
Cevabı göster

Hayır, fazla gündeliktir.

but we can fix it.

8:22

ama bunu düzeltebiliriz.

In a few days,

8:24

Birkaç gün içinde,

this year will be over

8:25

bu yıl bitecek

and we'll get to try again. Dilbilgisi

8:27

ve tekrar deneme şansımız olacak.

Dilbilgisi

get to try again: get to + fiil ile fırsat anlatımı

Get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak anlamına gelir. Burada get to try again, yeni yılı yeniden denemek için sevindirici bir fırsat olarak sunar; bir zorunluluk olarak değil. Will get to try yapısında will gelecek zamanı belirtir, get will sonrasında yalın hâlde kalır ve try to sonrasında gelir. Bu yapı, harekete geçme fırsatına sahip olmaya odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle, bilim atölyesine katılmayı bir zorunluluk değil, sevindirici bir fırsat olarak sunuyor?

  1. We've got to attend the science workshop tomorrow.
  2. We get to attend the science workshop tomorrow.
  3. We get to the science workshop at nine tomorrow.
Cevabı göster

We get to attend the science workshop tomorrow.

Thank you for watching our videos

8:30

Videolarımızı izlediğiniz

and for sticking around for so many years. Öbek fiiller

8:32

ve bunca yıldır bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz.

Öbek fiiller

sticking around: kalmaya ve desteklemeye devam etmek

Stick around, ayrılmak yerine kalmak ya da bulunmaya ve ilgilenmeye devam etmek anlamına gelen günlük bir öbek fiildir. Burada for so many years uzun süreli anlamı gösterir: izleyiciler kanalı izlemeye ve desteklemeye devam etmiştir. Around, öbek fiilin vazgeçilmez bir parçasıdır. Sticking around, fiziksel olarak bir şeye yapışmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi stick around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The club meeting starts in ten minutes, so please ____.

Cevabı göster

stick around

See you all in 12,020.

8:34

12.020'de görüşmek üzere.