Bu Bina Neden Bu Kadar Çok Para Kazandırıyor: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.851 kelime 164 kel/dk

Video özeti: İmar kuralları, hızlı inşaat, yeni gelirler ve Midtown bahsi Empire State Building'i kalıcı bir işletme ve mühendislik simgesi yaptı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pull it off? - Deyimsel fiiller: Zor bir planın başarıya ulaşmasını anlayın ve ciddi kısıtlamalara rağmen güç bir iş tamamlandığında bu kalıbı kullanın. 2. setbacks - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Sözcüğü, kurallar gereği üst katların geriye çekilmesi olarak okuyun; aksilik veya gecikmeyle karıştırmayın. 3. never took off, - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Hava gemisi söz oyununu yakalayın; yanaşma fikri başarısız olurken take off ifadesinin gerçek anlamı havalanmayı çağrıştırır.

Bu derste

This is the Empire State Building.

0:00

Bu Empire State Binası.

When it was built almost 100 years ago,

0:02

Yaklaşık 100 yıl önce inşa edildiğinde,

it became the tallest building in the world by far. Kalıp ifadeler

0:05

açık ara dünyanın en yüksek binası olmuştu.

Kalıp ifadeler

Üstünlük yapısıyla by far

Bu cümlede by far, the tallest üstünlük yapısını güçlendirir. Binanın diğerlerinden yalnızca biraz daha yüksek olmadığını, çok büyük bir farkla en yüksek olduğunu anlatır. Buradaki far fiziksel mesafeyi değil, farkın büyüklüğünü belirtir. Üstünlük yapılarıyla by far the tallest örneğindeki gibi yapının önünde veya the tallest by far örneğindeki gibi arkasında kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “diğerlerinin hepsinden açıkça daha fazla” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Of all the entries, Maya's design was ____ the best.

Cevabı göster

by far

It was its own vertical city housing thousands of workers, Deyimler

0:09

Binlerce işçiyi barındıran kendi dikey şehri gibiydi,

Deyimler

Benzetme olarak vertical city

Vertical city, normalde bir şehrin farklı yerlerine yayılmış pek çok alanı ve hizmeti içinde barındıran çok büyük ve yüksek bir bina için kullanılan bir benzetmedir. Bu cümlede bina, binlerce çalışana yer sağlayan ve yukarı doğru düzenlenmiş kendi kendine yeten bir topluluk gibi sunulur. Bu ifade binanın yasal olarak bir şehir olduğu anlamına gelmez. Benzetme, hem binanın yüksekliğini hem de içindeki faaliyetlerin çeşitliliğini gözümüzde canlandırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede vertical city ne anlama geliyor? With homes, schools, and stores stacked across many floors, the tower functions like a vertical city.

  1. Dik bir tepede kurulmuş ve resmen tanınan bir şehir
  2. Şehre özgü pek çok işlevi içinde barındıran yüksek bir bina
  3. Asansörlerle birbirine bağlanmış ayrı şehirler grubu
Cevabı göster

Şehre özgü pek çok işlevi içinde barındıran yüksek bir bina

a cafe,

0:13

bir kafesi,

its own postal system,

0:13

kendi posta sistemi vardı,

and thanks to its counterintuitive design,

0:15

ve sağduyuya aykırı tasarımı sayesinde,

it became a money-making machine. Deyimler

0:17

bir para basma makinesine dönüştü.

Deyimler

Düzenli gelir metaforu olarak money-making machine

Bu cümlede money-making machine, sürekli olarak büyük miktarda gelir üreten bir şey için kullanılan bir mecazdır. Machine, para basan ya da üreten fiziksel bir cihaz anlamına gelmez; verimli ve tekrarlanabilir bir sistemi çağrıştırır. Money-making, machine sözcüğünü niteleyen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Bu ifade; düzenli gelir üretme özelliğiyle öne çıkan bir işletmeyi, ürünü, binayı veya başka bir varlığı anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte money-making machine ne anlama geliyor?

  1. Büyük miktarda gelir üreten bir şeye dönüştü.
  2. Onu çalışır durumda tutmak pahalılaştı.
  3. Fiziksel olarak para basan bir makineye dönüştü.
Cevabı göster

Büyük miktarda gelir üreten bir şeye dönüştü.

Today, almost 100 years later,

0:20

Bugün, neredeyse 100 yıl sonra bile,

this single building still pulls in more than $500 million every year, Öbek fiiller

0:23

bu tek bina her yıl 500 milyon dolardan fazla gelir elde ediyor

Öbek fiiller

Pulls in ifadesinin gelir kazanmak veya üretmek anlamı

Burada pulls in, büyük miktarda para kazanmak veya gelir üretmek anlamına gelir. Bina fiziksel olarak bir şeyi içeri çekmiyor; binanın faaliyetleri ve kullanım biçimleri bu geliri oluşturuyor. Kalıp pull in + para, gelir veya belirli bir miktardır. this single building tekil bir özne olduğu için pull, üçüncü tekil kişi biçimi olan pulls hâline gelir.

Alıştırma

Örnekte pulls in more than $500 million ne anlama geliyor?

  1. 500 milyon dolardan fazlasını fiziksel olarak içeri çeker
  2. 500 milyon dolardan fazla taşıyan bir trenin gelmesini sağlar
  3. 500 milyon dolardan fazla kazanır veya gelir olarak üretir
Cevabı göster

500 milyon dolardan fazla kazanır veya gelir olarak üretir

beating every modern skyscraper around today.

0:29

ve günümüzdeki modern gökdelenlerin hepsini geride bırakıyor.

This is all thanks to the incredible long-term thinking by its designers

0:32

Bütün bunlar, tasarımcılarının inanılmaz uzun vadeli düşünceleri sayesinde oldu;

who figured out how to overcome strict building rules

0:37

onlar katı inşaat kurallarını nasıl aşacaklarını buldular

and assemble this engineering giant in record-breaking time.

0:39

ve bu mühendislik devini rekor sürede inşa etmeyi başardılar.

But how did they pull it off? Öbek fiiller

0:43

Peki ama bunu nasıl başardılar?

Öbek fiiller

Pull it off: zorluğa rağmen başarmak

Pull it off, “zor veya başarılması pek olası görünmeyen bir şeyi başarıyla yapmak” demektir. Sorudaki it, az önce sözü edilen zorlu başarıya gönderme yapar; dolayısıyla konuşan kişi bunu nasıl başardıklarını sorar. Pull off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda araya gelir: pull it off denir, pull off it denmez. Buradaki anlam deyimseldir; bir şeyi fiziksel olarak çekmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “zor bir şeyi başarmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: The deadline is tight, but I think we can ____.

Cevabı göster

pull it off

And why is it still so profitable?

0:45

Ve neden hala bu kadar kârlı?

In the 1920s,

0:48

1920'lerde,

cities around the world were changing.

0:50

dünya çapında şehirler değişiyordu.

The economy was booming,

0:52

Ekonomi patlama yapıyordu,

and with new steel-frame construction methods,

0:53

ve yeni çelik iskeletli inşaat yöntemleriyle,

it became easier to build taller and stronger buildings.

0:56

daha yüksek ve daha sağlam binalar inşa etmek kolaylaşmıştı.

Nowhere was this more important than in New York City. Dilbilgisi

1:00

Bu teknolojiye hiçbir yer New York Şehri kadar ihtiyaç duymuyordu.

Dilbilgisi

Nowhere was this more important than: baştaki nowhere sonrasında devriklik

Nowhere was this more important than in New York City, bunun New York'ta diğer tüm yerlerden daha önemli olduğu anlamına gelir. Nowhere yerler arasında bir karşılaştırma kurar; more ... than ise New York'u en güçlü örnek olarak gösterir. Olumsuz yer zarfı nowhere cümlenin başına getirildiğinde, resmî İngilizcede özne-fiil devrikliği kullanılır: Nowhere + was + this ... denir, Nowhere + this + was ... denmez. Sıradan bir ana fiille yardımcı fiil eklenir: Nowhere did the change matter more.

Alıştırma

Hangi cümlede başa alınmış nowhere ile devriklik doğru kullanılmıştır?

  1. Nowhere was the need for clean water more urgent than in the flooded village.
  2. Nowhere did the need for clean water was more urgent than in the flooded village.
  3. Nowhere the need for clean water was more urgent than in the flooded village.
Cevabı göster

Nowhere was the need for clean water more urgent than in the flooded village.

With limited space and an ever-growing population,

1:04

Sınırlı alan ve sürekli artan nüfus nedeniyle,

the only way to build was up. Dilbilgisi

1:07

inşaat yapmanın tek yolu yukarıya doğruydu.

Dilbilgisi

the only way to build was up: tek çözüm

the only way to do X was Y kalıbı, geçmişteki bir durumda X'i yapmanın tek çözümünün Y olduğunu belirtir. Burada to build eylemi adlandırır, was bu eylemi çözüme bağlar ve up dikey yönü, yani binaları daha yüksek yapmayı ifade eder. Only diğer bütün seçenekleri dışladığı için cümle, yukarı doğru yapılaşmayı birkaç olası plandan biri değil, bir zorunluluk olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle yukarı doğru inşa etmenin uygulanabilir tek çözüm olduğunu söylüyor?

  1. Because the site was narrow, the building work was up.
  2. Because the site was narrow, the only way to build was up.
  3. Because the site was narrow, one way to build was up.
Cevabı göster

Because the site was narrow, the only way to build was up.

This started what became known as the race into the sky. Deyimler

1:10

Bu, gökyüzüne yarış olarak bilinen şeyi başlattı.

Deyimler

the race into the sky: gökdelen rekabeti metaforu

The race into the sky, geliştiricilerin giderek daha yüksek gökdelenler inşa etmek için rekabet etmesini anlatan bir metafordur. Race birkaç rakibin öne geçmeye çalıştığını düşündürürken into the sky rekabete yukarı yönlü bir hareket kazandırır. This started what became known as... ifadesinde what became known as the race into the sky, rekabete daha sonra verilen adı belirtir. Gerçek anlamda bir koşu yarışı yapılmamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede the race into the sky ne anlama geliyor?

  1. Giderek daha yüksek binalar inşa etme rekabeti
  2. Uçakların daha hızlı uçmasını sağlama planı
  3. Şehrin çok yukarısında düzenlenen gerçek bir koşu yarışı
Cevabı göster

Giderek daha yüksek binalar inşa etme rekabeti

And by the end of the '20s,

1:13

20'lerin sonuna gelindiğinde,

developers began constructing several skyscrapers around Manhattan,

1:15

geliştiriciler Manhattan çevresinde birkaç gökdelen inşa etmeye başlamışlardı,

all aiming to be the tallest in the world.

1:19

ve hepsinin amacı dünyanın en yükseği olmaktı.

Most of this was driven by ego,

1:22

Bunun çoğu egodan kaynaklanıyordu,

but building upwards also presented an enormous financial opportunity.

1:24

ama yukarıya doğru inşa etmek aynı zamanda devasa bir finansal fırsat da sunuyordu.

By purchasing some land and filling it with floor after floor of rentable office space,

1:29

Bir miktar arazi satın alarak ve onu kat kat kiralanabilir ofis alanıyla doldurarak,

a huge amount of money could be made.

1:34

büyük miktarda para kazanılabilirdi.

The building itself could become a business.

1:36

Binanın kendisi bir işe dönüşebilirdi.

No one understood this more than New York businessmen John Raskob and Al Smith.

1:39

Bunu, New Yorklu iş insanları John Raskob ve Al Smith'ten daha iyi anlayan yoktu.

And in 1929,

1:44

Ve 1929'da,

they announced the Empire State Building.

1:46

Empire State Binası'nı duyurdular.

Not only was this to be the tallest building in the world, Dilbilgisi

1:49

Bu sadece dünyanın en yüksek binası olmakla kalmayacak,

but its clever design and ultra-efficient engineering was meant to make it the most economically successful building ever made.

1:53

aynı zamanda zekice tasarımı ve ultra verimli mühendisliği, onu bugüne kadar yapılmış ekonomik açıdan en başarılı bina yapacaktı.

Dilbilgisi

Cümle başında Not only ... but ... ve devrik yapı

Not only ... but ... birbirine paralel iki noktayı bağlar ve ikinci noktayı genellikle daha güçlü, önemli ya da şaşırtıcı bir ek bilgi olarak sunar. Burada ilk hedef rekor yüksekliktir; but ile başlayan bölüm ise düşünceyi ekonomik başarıya taşır. But bu ikili yapının parçasıdır; ilk iddiayı geçersiz kılmaz veya ona karşı çıkmaz. Not only ilk cümlenin başına geldiğinde özne ile yardımcı fiilin sırası değişir: Not only was this ... denir, Not only this was ... denmez. not only özneden sonra gelirse normal sıra korunur: This was not only ....

Alıştırma

Cümle başında not only ... but ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Not only did the team finish early, but it also stayed under budget.
  2. Not only the team finished early, but it also stayed under budget.
  3. The team did not only finish early, but also it stayed under budget.
Cevabı göster

Not only did the team finish early, but it also stayed under budget.

The designers had big ideas,

2:00

Tasarımcıların büyük fikirleri vardı,

exclusive viewing platforms,

2:02

özel seyir terasları,

giant radio antennas,

2:04

dev radyo antenleri,

docking stations for airships,

2:06

zeplinler için yanaşma istasyonları,

and floor after floor of premium office space.

2:08

ve katlarca birinci sınıf ofis alanı.

The Empire State Building had joined the battle to build into the sky.

2:11

Empire State Binası da gökyüzüne inşa etme savaşına katılmıştı.

If you'd like to have your own battle in the sky,

2:16

Eğer gökyüzünde kendi savaşınızı yapmak isterseniz,

try out War Thunder,

2:18

bugünün sponsoru olan

today's sponsor.

2:20

War Thunder'ı deneyin.

War Thunder is a free-to-play large-scale multiplayer action game

2:21

War Thunder, ücretsiz oynanabilen devasa çok oyunculu bir aksiyon oyunudur;

where you can fight in dynamic battles

2:26

burada dinamik savaşlarda çarpışabilir,

using ground, sea, and air vehicles in locations all over the world.

2:28

dünyanın dört bir yanındaki konumlarda kara, deniz ve hava araçlarını kullanabilirsiniz.

With a range of vehicles spanning an entire century,

2:33

Bütün bir yüzyılı kapsayan araç yelpazesiyle,

you can choose exactly how you want to play,

2:36

nasıl oynamak istediğinizi tam olarak seçebilir,

breaking through the front line in a tank

2:39

bir tankla cephe hattını yarabilir

or fighting epic battles in the sky.

2:41

veya gökyüzünde destansı savaşlara girebilirsiniz.

War Thunder also has advanced technologies

2:44

War Thunder ayrıca,

like night vision, smoke screens, and guided missiles.

2:47

gece görüşü, sis perdeleri ve güdümlü füzeler gibi gelişmiş teknolojilere sahiptir.

And the top-tier graphics, physics, and sound

2:50

Ve üst düzey grafikler, fizik ve ses efektleri,

make you feel truly immersed in the battle.

2:53

sizi gerçekten savaşın içindeymişsiniz gibi hissettiriyor.

The new Leviathans update adds the famous Comanche stealth helicopter to the game,

2:56

Yeni Leviathans güncellemesi, oyuna ünlü Comanche gizli helikopterini,

the Soviet T-72B3 tank equipped with the Arena active protection system,

3:01

Arena aktif koruma sistemi ile donatılmış Sovyet T-72B3 tankını

and the legendary Yamato battleship.

3:07

ve efsanevi Yamato savaş gemisini ekliyor.

Download War Thunder for free on PC, PlayStation, and Xbox

3:09

Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak

by using the link in the description.

3:13

PC, PlayStation ve Xbox'ta War Thunder'ı ücretsiz indirin.

All new players and those that haven't played for half a year will get special bonuses.

3:15

Tüm yeni oyuncular ve yarım yıldır oynamayanlar özel bonuslar alacak.

You can also play War Thunder mobile.

3:19

War Thunder'ı mobilde de oynayabilirsiniz.

Download it for free on iOS or Android

3:22

Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak

using the link in the description.

3:25

iOS veya Android'de ücretsiz indirin.

In order for the Empire State Building to become a money-making machine,

3:27

Empire State Binası'nın bir para basma makinesine dönüşmesi için,

it wasn't as simple as building tall and maximizing rental space. Dilbilgisi

3:31

mesele sadece yüksek inşa etmek ve kiralama alanını en üst düzeye çıkarmak kadar basit değildi.

Dilbilgisi

wasn't as simple as + -ing: o kadar basit değildi

It wasn't as simple as + isim, -ing biçimi veya cümle yapısı, aşırı basitleştirilmiş bir açıklamayı reddeder. Gerçek durumun as sonrasında belirtilen eylem veya fikirden daha fazlasını gerektirdiğini anlatır. Burada yüksek bir bina inşa etmek ve kiralanabilir alanı en üst düzeye çıkarmak, tasarım sorununu çözmek için yeterli değildi. Bu bir derece karşılaştırmasıdır: as simple as görünürdeki basitlik ölçüsünü kurar, not ise gerçek durumun o kadar basit olmadığını belirtir. As karşılaştırmanın parçasıdır; “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Kayıtları güncellemenin eski dosyayı kopyalamaktan daha fazlasını gerektirdiğini doğrudan söyleyen cümle hangisidir?

  1. Updating the records wasn't as simple as copying the old file.
  2. Updating the records wasn't simple, so we stopped.
  3. Copying the old file completed the update.
Cevabı göster

Updating the records wasn't as simple as copying the old file.

Each level that gets added onto a building

3:36

Bir binaya eklenen her bir kat

gets more and more expensive. Dilbilgisi

3:38

gittikçe daha pahalı hale gelir.

Dilbilgisi

more and more expensive: sürekli artış

more and more + sıfat yapısı, zaman veya bir süreç ilerledikçe derecenin sürekli arttığını gösterir. Bu cümlede aynı şey giderek daha pahalı hâle gelir; iki ayrı nesne karşılaştırılmaz. Bu yapı, derecelendirilebilen sıfatlarla kullanılır: more and more difficult, more and more popular veya more and more urgent.

Alıştırma

Cümleyi difficult sıfatının süreç içinde artan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the puzzle continues, it gets ____.

Cevabı göster

more and more difficult

The building itself needs to be made stronger,

3:40

Binanın kendisinin daha sağlam yapılması,

using more material,

3:42

daha fazla malzeme kullanılması gerekir,

and leaving each floor with less usable space.

3:44

bu da her katta daha az kullanılabilir alan bırakır.

Less space means less income.

3:47

Daha az alan, daha az gelir demektir.

And so, after a certain height,

3:49

Bu yüzden, belli bir yükseklikten sonra,

a building stops making financial sense.

3:51

bir binanın finansal açıdan mantıklı bir tarafı kalmaz.

On top of that, Anlatım akışı

3:54

Bunun da ötesinde,

Anlatım akışı

Ek bilgi bağlayıcısı olarak On top of that

On top of that, daha önce belirtilen bir olguya gönderme yapan ve aynı genel düşünceyi destekleyen başka bir olgu ekleyen bir cümle bağlayıcısıdır. Burada bir sorun daha olduğunu gösterir ve in addition to all that ifadesine yakın bir anlam taşır. Bir cümlenin veya yan cümlenin başında genellikle ardından virgül gelir. Önceki sorunu akılda tutup yenisini ekleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bağlam: The hotel was expensive. Hangi cümle başka bir sorun eklemek için On top of that ifadesini kullanıyor?

  1. On top of that, we also had to pay a service fee.
  2. The keys are on top of that cabinet.
  3. Please place the box on top of that table.
Cevabı göster

On top of that, we also had to pay a service fee.

New York had strict building rules that stopped large skyscrapers from blocking out too much light. Öbek fiiller

3:55

New York'un, dev gökdelenlerin çok fazla ışığı engellemesini durduran katı inşaat kuralları vardı.

Öbek fiiller

blocking out: ışığın geçmesini engellemek

Burada blocking out, ışığın geçmesini veya aşağıdaki sokaklara ulaşmasını engellemek anlamına gelir. Büyük gökdelenler fazla gölge oluşturacağı için kurallar bu etkiyi sınırlıyordu. Block out, sesi kesmeyi veya görüşü kapatmayı da anlatabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede ışığı engellemekten söz edilir; yazılı sözcüklerin üstünü çizmekten ya da belirli bir zamanı ayırmaktan değil.

Alıştırma

Cümleyi “ışığın içeri girmesini engellemek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: These blinds ____ the afternoon sun.

Cevabı göster

block out

These rules drew a sloped line up from the center of the street

4:01

Bu kurallar sokağın merkezinden yukarıya doğru

at around 25°.

4:04

yaklaşık 25 derecelik eğimli bir çizgi çiziyordu.

Buildings weren't allowed to occupy the area outside the line.

4:06

Binaların bu çizginin dışındaki alanı işgal etmesine izin verilmiyordu.

And so the designers had to add in setbacks Kelime

4:10

Bu yüzden tasarımcılar, binanın genişliğini azaltmak

Kelime

yüksek bina mimarisinde setbacks

Burada setbacks, üst katların alt katlardan daha içeride inşa edildiği ve böylece basamaklı bir biçim oluşturduğu bölümlerdir. Bunların eklenmesi, bina yükseldikçe genişliğini azaltır. Bu, sayılabilen setback isminin mimarideki anlamıdır. Böyle basamaklı geri çekilmeler, yüksek bir binanın sokak seviyesinde daha fazla ışık ve açık gökyüzü bırakmayı amaçlayan kurallara uymasına yardımcı olabilir. Burada setbacks, sorunlar veya gecikmeler anlamına gelmez.

Alıştırma

“The tower uses setbacks on its upper floors,” cümlesinde setbacks nedir?

  1. Alt katlara göre içeri doğru basamaklanan üst bölümler
  2. Dış duvarlara takılan ek ışıklar
  3. İnşaatı geciktiren beklenmedik sorunlar
Cevabı göster

Alt katlara göre içeri doğru basamaklanan üst bölümler

to reduce the building's width and keep it within the line.

4:12

ve çizginin içinde tutmak için kademeli gerilemeler eklemek zorundaydılar.

With these rules,

4:15

Bu kurallarla,

it may seem like the best way to maximize floor space and therefore income

4:16

zemin alanını ve dolayısıyla geliri maksimize etmenin en iyi yolunun,

would be to build right up to the line,

4:21

tam çizgiye kadar inşa ederek

creating a pyramid-shaped building.

4:22

piramit şeklinde bir bina yaratmak olduğu düşünülebilirdi.

While many buildings followed this design,

4:25

Birçok bina bu tasarımı izlese de,

it really wasn't a practical shape for a skyscraper.

4:27

bu aslında bir gökdelen için pek de pratik bir şekil değildi.

With more people at the bottom of the building

4:31

Binanın alt kısmında daha fazla insan

and very few at the top,

4:33

ve üst kısmında çok az insan olduğunda,

the demand on the elevator would be uneven.

4:35

asansör talebi dengesiz olurdu.

At the bottom, there would be severe delays,

4:37

Alt kısımlarda ciddi gecikmeler yaşanırken,

and at the top, it would be completely underused.

4:40

üst kısımlarda ise asansörler neredeyse hiç kullanılmazdı.

More elevators could be added to even out the demand, Öbek fiiller

4:43

Talebi dengelemek için daha fazla asansör eklenebilirdi,

Öbek fiiller

even out: talebi daha dengeli dağıtmak

Bu cümlede even out, “bir şeyi daha az dengesiz ve daha eşit dağılmış hâle getirmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Daha fazla asansör eklemek, bazı alanların diğerlerinden çok daha yoğun olmasını önleyerek talebi daha dengeli dağıtırdı. Yapı, even out the demand örneğindeki gibi nesne alarak veya demand evens out örneğindeki gibi nesnesiz kullanılabilir. Buradaki even bir fiildir; “bile” anlamındaki zarf değildir.

Alıştırma

even out ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: A rotating schedule can ____ the workload across the team.

Cevabı göster

even out

but this would simply take up too much space, Öbek fiiller

4:46

ancak bu çok fazla alan kaplayacak,

Öbek fiiller

take up: yer kaplamak

Burada take up, “belirli miktarda yer kaplamak veya alan kullanmak” anlamına gelir. Ek asansörler çok fazla yer gerektireceği için başka amaçlara ayrılabilecek kat alanı azalırdı. Yapıyı take up + kaynak veya miktar biçiminde kullanabilirsiniz: take up space, take up time ve take up attention. Hangi anlamın kullanıldığını nesne gösterir; burada “bir hobiye veya etkinliğe başlamak” anlamına gelmez.

Alıştırma

take up ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: This backup file ____ almost all the space on the drive.

Cevabı göster

takes up

reducing the profitability of each floor,

4:48

özellikle de en pahalı ofislerin bulunduğu

particularly at the top

4:51

en üst katlardaki kârlılığı

where the most expensive offices were located.

4:52

azaltacaktı.

The ideal office space was bright and quiet,

4:55

İdeal ofis alanı aydınlık ve sessiz olmalıydı,

so areas close to the window

4:58

bu yüzden pencereye yakın

and high above the noisy streets were most desirable.

5:00

ve gürültülü sokaklardan çok yüksekteki alanlar en çok arzu edilen yerlerdi.

These premium areas fit for executives and CEOs

5:03

Yöneticiler ve CEO'lar için uygun olan bu birinci sınıf alanlar,

could fetch up to $3 per square foot in yearly rent. Kelime

5:07

fitkare başına yıllık 3 dolara kadar kira getirisi sağlayabiliyordu.

Kelime

fetch up to ile olası en yüksek fiyatı veya getiriyi belirtmek

Gayrimenkulle ilgili bu cümlede fetch, belli bir miktarda para “getirmek” veya “o değere ulaşmak” anlamındadır. Değerli ofis alanı, fit kare başına bu kadar yıllık kira geliri sağlayabilirdi; fetch burada “gidip getirmek” anlamına gelmez. Up to bir garanti değil, üst sınır belirtir. Could fetch up to $3, gerçek kiranın daha düşük olabileceğini ve 3 doların tahmin edilen en yüksek tutar olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bir gayrimenkul raporunda “The shop could fetch up to £2,000 a month” ne anlama gelir?

  1. Her ay tam olarak 2.000 sterlin gelir getirmelidir.
  2. Birisi onu ayda 2.000 sterline gidip getirebilir.
  3. Ayda 2.000 sterline kadar gelir getirebilir.
Cevabı göster

Ayda 2.000 sterline kadar gelir getirebilir.

But as you got further from the window

5:11

Ancak pencereden uzaklaştıkça

and closer to the ground,

5:13

ve yere yaklaştıkça,

this would drop to just over $1 per square foot.

5:14

bu fiyat fitkare başına 1 doların biraz üzerine düşüyordu.

The pyramid design simply maximized the cheaper offices at the bottom

5:18

Piramit tasarımı, alt kısımdaki daha ucuz ofisleri en üst düzeye çıkarırken,

while sacrificing the premium offices at the top.

5:22

üst kısımdaki birinci sınıf ofisleri feda ediyordu.

What the designers really wanted was to keep the building as tall and as straight as possible. Dilbilgisi

5:26

Tasarımcıların asıl istediği şey binayı olabildiğince yüksek ve düz tutmaktı.

Dilbilgisi

as tall and as straight as possible: sonda tek bir ortak ifade

as + sıfat + as possible kalıbı, “gerçekçi biçimde ulaşılabilecek en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada tasarımcıların bina için hedeflediği durumu anlatır. Tall ve straight paralel iki özelliktir. Sondaki as possible ikisini de tamamlar: as tall [as possible] and as straight as possible. Yalnızca straight sözcüğüne uygulanmaz.

Alıştırma

Tall ve straight sözcüklerini ve sonda paylaşılan tek bir 'as possible' ifadesini kullanarak yönergeyi tamamlayın: Keep the tower ____ and ____.

Cevabı göster

as tall · as straight as possible

But this didn't fit into New York's building rules.

5:31

Ancak bu, New York'un inşaat kurallarına uymuyordu.

However, the rules had one specific term that the designers of the Empire State Building really understood.

5:34

Bununla birlikte, kurallarda Empire State Binası tasarımcılarının çok iyi anladığı spesifik bir şart vardı.

Although a building couldn't cross the sloped line,

5:41

Bir bina eğimli çizgiyi geçemese de,

if part of the building was reduced to just 25% of the total plot area,

5:44

binanın bir kısmı toplam arsa alanının sadece %25'ine düşürülürse,

it could cross the line.

5:49

çizgiyi geçebiliyordu.

And it could keep going.

5:51

Ve yükselmeye devam edebiliyordu.

This was a very important detail.

5:53

Bu çok önemli bir detaydı.

And so the designers of the Empire State Building

5:55

Ve böylece Empire State Binası'nın tasarımcıları,

decided to set back their building much earlier,

5:58

binalarını çok daha erken,

well within the sloped line

6:01

eğimli çizginin epey içinde kalacak şekilde

at around the 5th, 20th, and 30th floor.

6:03

5., 20. ve 30. katlar civarında geriye çekmeye karar verdiler.

From here, the building would rise up completely uninterrupted for more than 40 floors

6:06

Buradan itibaren bina 40 kattan fazla kesintisiz olarak yükselecek

until a few minor setbacks carried it to the 86th floor.

6:12

ve birkaç küçük gerileme ile 86. kata ulaşacaktı.

The result was an enormously tall and straight building

6:15

Sonuç olarak neredeyse 3 milyon fitkare ofis alanına sahip,

that had almost 3 million square feet of office space.

6:19

muazzam yüksek ve düz bir bina ortaya çıktı.

Although it didn't maximize all of the space under the slope,

6:23

Eğimin altındaki tüm alanı maksimize etmese de,

it sacrificed the cheaper office space at the bottom

6:26

alt kısımdaki daha ucuz ofis alanından feragat edip,

to have much more premium office space at the top.

6:29

üst kısımda çok daha fazla birinci sınıf ofis alanına sahip oldular.

With the population spread out more evenly,

6:33

Nüfusun daha eşit bir şekilde dağılmasıyla,

they were able to place fewer elevators into a central core of the building,

6:35

binanın merkez çekirdeğine daha az asansör yerleştirebildiler,

leaving a 28-foot ring of premium office space around the whole building.

6:39

böylece tüm bina boyunca 28 fitlik birinci sınıf ofis alanı halkası kaldı.

But building a skyscraper this big would only be possible on a huge plot of land.

6:44

Ancak bu kadar büyük bir gökdelen inşa etmek sadece devasa bir arazide mümkün olabilirdi.

At the time, most skyscrapers were being built in Lower Manhattan,

6:50

O zamanlar gökdelenlerin çoğu dünyanın finans merkezi haline gelen

which had become the financial center of the world.

6:54

Aşağı Manhattan'da inşa ediliyordu.

This made sense because it had the demand and money to fill 80 floors of a building.

6:57

Bu mantıklıydı çünkü 80 katlı bir binayı dolduracak talep ve para oradaydı.

But the developers of the Empire State Building thought differently.

7:02

Fakat Empire State Binası'nın geliştiricileri farklı düşünüyordu.

They saw that the business center of New York was slowly creeping northwards. Deyimler

7:05

New York'un iş merkezinin yavaş yavaş kuzeye doğru kaydığını gördüler.

Deyimler

slowly creeping northwards: yavaşça kuzeye yayılmak

Burada creeping mecaz anlamlıdır. İş merkezi gerçekten sürünmüyor; yavaş ve fark edilmesi zor bir biçimde, azar azar kuzeye kayıyor. Fiyat, sınır, etki alanı veya kentsel bölge gibi soyut bir özneyle creep + yön, adım adım gerçekleşen bir hareketi ya da değişimi anlatabilir. Slowly yavaşlığı pekiştirir, ancak creep zaten yavaşlık anlamı taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede creep, kademeli ve fark edilmesi zor bir değişimi anlatmak için mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The city's edge crept farther into the countryside over many years.
  2. A beetle crept under the door.
  3. The baby crept across the rug to reach a toy.
Cevabı göster

The city's edge crept farther into the countryside over many years.

And so they took a gamble Deyimler

7:10

Ve bir kumar oynayarak

Deyimler

take a gamble: riskli bir karar vermek

Take a gamble, sonucu belirsiz ve olası kaybı ciddi olabilecek bir eylemi yine de seçmek anlamına gelir. Burada kumarhanede bahis oynamayı değil, ticari bir kararı anlatır. Kalıp take a gamble biçimindedir. İlgili kişi veya planı belirtmek için ardından on + isim, riskli eylemi belirtmek içinse by + -ing gelebilir. Geçmiş zaman biçimi took a gamble olur.

Alıştırma

Cümleyi take a gamble ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The company ____ by launching the product before testing was complete.

Cevabı göster

took a gamble

and bought a plot of land in Midtown for $16 million,

7:11

Midtown'da 16 milyon dolara bir arazi satın aldılar,

hoping that one day it would be the new thriving business center of New York.

7:15

bir gün oranın New York'un yeni gelişen iş merkezi olmasını umuyorlardı.

The plot still contained the old Waldorf-Astoria Hotel.

7:20

Arazide hala eski Waldorf-Astoria Oteli bulunuyordu.

But after demolishing it,

7:23

Ancak otel yıkıldıktan sonra,

the developers ended up with a plot Öbek fiiller

7:25

geliştiricilerin elinde

Öbek fiiller

ended up with + isim

Bu cümlede ended up with, “sonunda sahip oldu veya elde etti” anlamına gelir. Geliştiriciler arsayı tek ve basit bir adımla elde etmedi; arsa, önceki eylemlerin sonucuydu. Kalıp end up with + isim şeklindedir. Bir sürecin nihai sonucuna odaklanır ve sonuca giden yolun dolaylı veya tam olarak planlanmamış olduğunu ima edebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “sonunda elde etmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After trying several options, we ____ a practical solution.

Cevabı göster

ended up with

more than 400 ft long and 200 ft wide.

7:26

400 fitten uzun ve 200 fit genişliğinde bir arazi kaldı.

A plot this wide was extremely rare in New York

7:30

Bu kadar geniş bir arazi New York'ta son derece nadirdi

and provided the perfect base for the world's tallest building.

7:33

ve dünyanın en yüksek binası için mükemmel bir temel sağladı.

The next step was to actually build the thing. Anlatım akışı

7:37

Bir sonraki adım, onu fiilen inşa etmekti.

Anlatım akışı

The next step was to + fiilin yalın hâli

The next step was to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi sıralamadaki bir sonraki aşama olarak sunar. Burada anlatımı planlama ve tasarımdan inşa aşamasına taşır. Ayrıca dinleyici için bilgileri düzenler: önce bir aşama tamamlanır, ardından bu kalıp sırada ne olduğunu belirtir. Şimdiki zamandaki bir süreç için The next step is to + fiilin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki beş sözcüklü sıralama kalıbıyla tamamlayın: The route had been chosen. ____ mark it on the map.

Cevabı göster

The next step was to

And it had to be done in record time Kalıp ifadeler

7:40

Ve bu sadece 35 milyon dolarlık kısıtlı bir bütçeyle

Kalıp ifadeler

in record time: olağanüstü hızla tamamlamak

In record time, bir şeyin olağanüstü derecede kısa bir sürede yapılması demektir. İşin beklenenden çok daha hızlı tamamlandığını belirtir ve yeni bir en iyi süreyi ima edebilir; ancak resmî olarak ölçülmüş bir rekor bulunması gerekmez. Yaygın kalıp do, finish veya complete something in record time şeklindedir. Buradaki record, hızla ilgili bir ölçütü ifade eder; bir şeyi yazmak veya kaydetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi olağanüstü derecede kısa bir sürede anlamındaki kalıpla tamamlayın: The team rebuilt the damaged stage ____, finishing before anyone expected.

Cevabı göster

in record time

and on a tight budget of just $35 million. Kalıp ifadeler

7:42

rekor sürede yapılmalıydı.

Kalıp ifadeler

on a tight budget: sınırlı parayla çalışmak

On a tight budget, yalnızca sınırlı miktarda para bulunduğu için harcama kararlarının dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini ifade eder. Tight burada fiziksel bir özelliği değil, mali bir kısıtlamayı anlatır. Yaygın kalıp be, work, travel veya do something on a tight budget şeklindedir. On a tight budget of $35 million örneğinde olduğu gibi of ile bir miktar eklenebilir. Bir bütçenin kısıtlı olup olmadığı projenin ölçeğine ve ihtiyaçlarına bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi çok sınırlı parayla anlamındaki kalıpla tamamlayın: We organised the school concert ____, so we borrowed equipment instead of buying it.

Cevabı göster

on a tight budget

In New York, there were two lease dates throughout the year, Kelime

7:46

New York'ta yıl boyunca iki kiralama tarihi vardı;

Kelime

kiralama döngüsündeki sabit tarihler olarak lease dates

Bu tarihî emlak bağlamında lease dates, yıllık piyasa döngüsünde yeni kiralamaların genellikle başladığı ve kiracıların ofis alanlarını resmen kullanabildiği sabit günlerdir. Bu ifade, aylık kira ödeme tarihi veya yalnızca bir kira sözleşmesinin sona erdiği gün anlamına gelmez. Kiralama faaliyetleri bu tarihlerde yoğunlaştığı için bunlardan birini kaçırmak, bir sonraki kiralama döngüsünü beklemek anlamına gelebilirdi. Dolayısıyla bu terim, inşaat takvimini potansiyel kira geliriyle doğrudan ilişkilendirir.

Alıştırma

Her yıl iki lease dates olduğundan söz edilen cümlede lease dates hangi anlama gelir?

  1. Kiracıların her ay kira ödediği günler
  2. Yeni kiralama dönemlerinin genellikle başladığı sabit günler
  3. Mevcut kira sözleşmelerinin sona erdiği günler
Cevabı göster

Yeni kiralama dönemlerinin genellikle başladığı sabit günler

May 1st and October 1st.

7:49

1 Mayıs ve 1 Ekim.

If a building wasn't finished in time for either of those dates,

7:52

Bir bina bu tarihlerden birine yetişmezse,

it would have to sit empty until the next lease day,

7:55

bir sonraki kiralama gününe kadar boş kalmak zorunda kalacak

losing an incredible amount of money.

7:58

ve inanılmaz miktarda para kaybedilecekti.

And so the target was set.

8:00

Ve böylece hedef belirlendi.

The Empire State Building had to be finished by May 1st, 1931,

8:02

Empire State Binası, 1 Mayıs 1931'e kadar bitirilmeliydi,

just a little over a year away.

8:07

yani sadece bir yıldan biraz fazla zaman kalmıştı.

What followed was one of the most incredible displays of efficiency Dilbilgisi

8:09

Bunu takip eden süreç, herhangi bir mühendislik projesinin şimdiye kadar gördüğü

and planning any engineering project has ever seen.

8:12

en inanılmaz verimlilik ve planlama gösterilerinden biriydi.

Dilbilgisi

one of the most ... has ever seen. yapısı

one of the most + sıfat + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir örneği tek ve mutlak en iyi olarak adlandırmak yerine üst düzey bir grubun içine yerleştirir. Bu nedenle one of the most sonrasında displays çoğul kullanılır. any engineering project has ever seen sözleri, that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciği oluşturur: displays that any engineering project has ever seen. Has ever seen, karşılaştırmayı bugüne kadar yaşanmış bütün deneyimlere genişletmek için present perfect kullanır. Seen mecazidir: mühendislik projesi, başarıya tanık olabilen veya onu deneyimleyebilen bir varlık gibi ele alınır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir çözümün üst düzey bir gruba ait olduğunu ancak tek ve eşsiz en iyi çözüm olduğunu iddia etmediğini anlatır?

  1. That was one of the most creative solutions the research team has ever seen.
  2. That was the most creative solution the research team has ever seen.
  3. That was a very creative solution from the research team.
Cevabı göster

That was one of the most creative solutions the research team has ever seen.

The main structure of the building was made from prefabricated steel columns and beams.

8:16

Binanın ana yapısı prefabrik çelik kolonlar ve kirişlerden yapılmıştı.

Almost all of them were identical,

8:21

Neredeyse hepsi birbirinin aynıydı,

and so they could be manufactured, shipped out to the work site,

8:23

bu sayede üretilip şantiyeye sevk edilebilir

and put together in record time.

8:26

ve rekor sürede birleştirilebilirlerdi.

With hundreds of deliveries each day and over 3,000 workers on the site,

8:28

Her gün yüzlerce teslimat ve şantiyede 3.000'den fazla işçi ile,

the building rose by more than four floors each week.

8:32

bina her hafta dört kattan fazla yükseliyordu.

Railway carts on each floor were built to move material around quickly,

8:35

Malzemeleri hızla taşımak için her kata demiryolu arabaları inşa edildi

and small cranes placed throughout the building

8:40

ve binanın her yerine yerleştirilen küçük vinçler

would lift the steel beams up to the highest floors.

8:42

çelik kirişleri en üst katlara kaldırdı.

There were even multiple restaurants placed throughout the building,

8:45

Hatta binanın her yerine yerleştirilmiş çok sayıda restoran vardı,

saving the workers time by not having to leave the work site.

8:49

böylece işçilerin şantiyeden ayrılmak zorunda kalmamaları sayesinde zaman tasarrufu sağlanıyordu.

In just 6 months,

8:52

Sadece 6 ay içinde,

the entire steel structure had been put together.

8:54

tüm çelik yapı bir araya getirilmişti.

And another 6 months later,

8:57

Ve 6 ay daha geçtikten sonra,

the entire building was complete,

8:58

bina tamamen tamamlanmış

coming in under budget at just $25 million. Öbek fiiller

9:00

ve 25 milyon dolarla bütçenin de altında kalınmıştı.

Öbek fiiller

coming in under budget: bütçenin altında sonuçlanmak

Burada come in, içeri girmek değil, nihai bir sonuç vermek anlamındadır. Coming in under budget, tamamlanan projenin planlanan tutardan daha az maliyetli olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı come in + under/on/over + budget biçimindedir. Özellikle proje güncellemelerinde ve iş dünyası haberlerinde nihai maliyeti bütçeyle karşılaştırmak için kullanılır.

Alıştırma

Come in under budget ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The project cost less than planned, so it ____.

Cevabı göster

came in under budget

It was now ready to be rented out.

9:04

Artık kiralanmaya hazırdı.

But just as it opened for business, Kalıp ifadeler

9:06

Ama tam da faaliyete geçtiği sırada,

Kalıp ifadeler

opened for business: faaliyete geçmek

Opened for business, faaliyete geçmek ve müşterilere hizmet vermeye hazır olmak anlamına gelir. Bu cümlede opened, faaliyetlerin başladığı anı belirten geçmiş zaman fiilidir. İfade, bir işletmenin veya hizmetin kullanıma sunulmasını anlatır; bir kapının fiziksel olarak açılmasını değil. Be open for business faaliyet hâlini, open for business fiil olarak kullanıldığında ise faaliyetin başlamasını anlatır.

Alıştırma

Open for business ifadesini geçmişte gerçekleşen bir olay olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: After weeks of preparation, the bakery ____ on Monday.

Cevabı göster

opened for business

the worst financial crash in history hit America.

9:09

tarihin en kötü mali çöküşü Amerika'yı vurdu.

12 million people lost their jobs,

9:13

12 milyon insan işini kaybetti

and wages across the country fell by 45%.

9:15

ve ülke genelinde ücretler %45 düştü.

It was a complete disaster for the Empire State Building,

9:19

Bu Empire State Binası için tam bir felaketti,

which struggled to fill even a quarter of its office space,

9:22

ofis alanının dörtte birini bile doldurmakta zorlandı

earning it a rather unfortunate nickname.

9:25

ve oldukça talihsiz bir lakap (Empty State Building) kazandı.

Thankfully, the building was much more than just a giant office.

9:28

Neyse ki bina, dev bir ofisten çok daha fazlasıydı.

On the 86th and 102nd floor were two observatories,

9:32

86. ve 102. katlarda iki gözlemevi vardı

giving tourists a view of New York

9:36

ve turistlere diğer tüm binaların üzerinde yükselen

that towered above every other building.

9:38

bir New York manzarası sunuyordu.

Tickets cost $1,

9:41

Biletlerin fiyatı 1 dolardı,

and it became a hit right away. Kelime

9:42

ve anında popüler oldu.

Kelime

became a hit: popüler veya başarılı hâle gelmek

Bu cümlede became a hit, “çok popüler veya başarılı oldu” anlamına gelir. Buradaki hit, “vurmak” anlamındaki fiil değil, sayılabilen bir isimdir. become + a hit yapısı bir değişimi anlatır: bir şey güçlü ve olumlu bir tepki görmeye başlar. Bu ifade bir şarkı, film, ürün, turistik yer, etkinlik veya kişi için kullanılabilir. Right away, başarının hemen geldiğini belirtir.

Alıştırma

“The new museum exhibit became a hit within days,” cümlesinde became a hit ne anlama gelir?

  1. halkın görüşünden kaldırıldı
  2. çok popüler veya başarılı oldu
  3. fiziksel olarak darbe aldı
Cevabı göster

çok popüler veya başarılı oldu

In its first year,

9:45

İlk yılında

it sold over 1 million tickets.

9:46

1 milyondan fazla bilet sattı.

And throughout the '30s,

9:48

Ve 30'lu yıllar boyunca,

it became the main revenue stream for the building until its offices finally recovered from the crash. Kelime

9:49

ofisler nihayet krizden kurtulana kadar binanın ana gelir kaynağı oldu.

Kelime

main revenue stream: başlıca gelir kaynağı

Revenue stream, bir işletmenin, kuruluşun veya varlığın tekrar tekrar para kazandığı belirlenebilir bir kaynak ya da kanaldır. Stream benzetmesi paranın akmaya devam ettiğini anlatır; gerçek bir su akıntısından söz edilmez. Main, bu kaynağın birkaç gelir kaynağı arasında en büyük veya en önemli kaynak olduğunu gösterir. Revenue, maliyetler çıkarılmadan önce alınan paradır; bu nedenle main revenue stream otomatik olarak en fazla kâr sağlayan kaynak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şirket aboneliklerden, reklamlardan ve danışmanlıktan para kazanıyor. Gelen gelirin çoğunu abonelikler sağlıyor. En uygun açıklama hangisidir?

  1. Subscriptions are its main revenue stream.
  2. Subscription payments arrive earlier than its other payments.
  3. Subscriptions leave it with the most profit after costs.
Cevabı göster

Subscriptions are its main revenue stream.

But the Empire State's money-making ability didn't end there. Anlatım akışı

9:54

Ancak Empire State'in para basma yeteneği bununla bitmedi.

Anlatım akışı

didn't end there: devamının geleceğini belirtmek

Burada didn't end there, az önce sözü edilen gelir kaynağının hikâyenin tamamı olmadığı anlamına gelir. There fiziksel bir yeri değil, açıklamada gelinen o noktayı belirtir. Cümle bir noktayı kapatırken sırada başka bir gelir kaynağı olduğu beklentisini yaratır. X didn't end there kalıbı bir listeyi, sonuçlar zincirini veya hikâyeyi devam ettirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

'The repair was expensive, but the problems didn't end there,' cümlesinde didn't end there neyi belirtir?

  1. Onarım hemen durdu.
  2. Problemler farklı bir yerde yaşandı.
  3. Ardından başka problemler geldi.
Cevabı göster

Ardından başka problemler geldi.

Above all this was a giant mast,

9:58

Tüm bunların üzerinde devasa bir direk vardı,

originally designed as a docking station for airships,

10:01

başlangıçta zeplinler için yanaşma istasyonu olarak tasarlanmıştı,

where passengers could disembark and make their way down to the ground Kalıp ifadeler

10:04

yolcuların burada inip sadece birkaç dakika içinde

Kalıp ifadeler

make their way down to: daha aşağıdaki bir hedefe ilerlemek

make their way down to ifadesinde make their way, genellikle güzergâha veya ilerleme sürecine dikkat çekerek bir hedefe doğru hareket etmek anlamına gelir. Down aşağı yönü ekler, to ise hedefi belirtir. Their, passengers ile uyumludur. Özneye göre değiştirin: I make my way, we make our way ve she makes her way. İfade, birinin kelimenin gerçek anlamıyla yol yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

make one's way ifadesini geçmiş zamanda kullanın ve aşağıdaki hedefi belirten bölümü ekleyin. After the rooftop tour, we ____ the lobby.

Cevabı göster

made our way down to

in just a few minutes.

10:07

yere inmeleri planlanmıştı.

This idea ultimately never took off, Deyimler

10:09

Bu fikir nihayetinde asla hayata geçmedi,

Deyimler

never took off: başarısız bir fikir ve uçuşla ilgili kelime oyunu

Bu cümlede never took off, fikrin hiçbir zaman başarılı olmadığı veya uygulanabilir hâle gelmediği anlamına gelir. Özne fikrin tamamıdır; dolayısıyla cümle, yerden havalanamayan tek bir hava gemisini anlatmaz. İfade aynı zamanda bir kelime oyunu yapar. Take off gerçek anlamıyla bir hava aracının yerden ayrılmasıdır; deyimsel anlamıyla ise başarılı olmaya veya popülerleşmeye başlamaktır. Fikir hava gemileriyle ilgili olduğu için iki anlam da aynı anda çağrışır.

Alıştırma

Kelime oyununu da dikkate aldığınızda, never took off bu cümlede ne anlama gelir?

  1. Bir hava gemisi uçmayı denedi ama yerden ayrılamadı.
  2. Fikir hiçbir zaman başarılı veya uygulanabilir hâle gelmedi.
  3. Fikir popülerleştikten sonra kasıtlı olarak iptal edildi.
Cevabı göster

Fikir hiçbir zaman başarılı veya uygulanabilir hâle gelmedi.

but the mast ended up serving a much more lucrative purpose.

10:11

ancak bu direk çok daha kârlı bir amaca hizmet etti.

Television was coming along, Öbek fiiller

10:15

Televizyon sektörü gelişiyordu

Öbek fiiller

was coming along: geçmişte devam eden ilerleme

Was coming along, bir şeyin gelişmekte veya ilerleme kaydetmekte olduğu anlamına gelir. Geçmişte devam eden zaman biçimi was coming, bu ilerlemeyi o sırada süren bir süreç olarak gösterir; along öbek fiilin bir parçasıdır ve fiziksel bir yön belirtmez. Come along; teknoloji, proje, beceri, onarım veya iyileşme sürecindeki ilerlemeyi anlatabilir. How is it coming along? ne kadar ilerleme kaydedildiğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi come along ifadesinin doğru geçmişte devam eden zaman biçimiyle tamamlayın: The new translation app ____, but it was not ready for release.

Cevabı göster

was coming along

and the Empire State Building became the perfect place to develop the technology.

10:17

ve Empire State Binası bu teknolojiyi geliştirmek için mükemmel bir yer haline geldi.

NBC took over the 85th floor,

10:21

NBC 85. katı devraldı,

installed a 50,000-watt transmitter,

10:24

50.000 watt'lık bir verici kurdu

and performed the world's first high-powered transmission.

10:26

ve dünyanın ilk yüksek güçlü yayınını gerçekleştirdi.

This provided signal to the whole city

10:30

Bu, tüm şehre sinyal sağladı

and formed the basis of how TV ended up working across America.

10:32

ve TV'nin Amerika genelinde nasıl çalışacağının temelini oluşturdu.

It was so tall that its signal could reach as far as Rhode Island or Massachusetts, Dilbilgisi

10:36

Bina o kadar yüksekti ki sinyali 100 milden daha uzak olan

Dilbilgisi

so tall that: dereceyi sonuca bağlama

so tall that... yapısında so, tall sıfatının derecesini güçlendirir; that ise sonucu başlatır: binanın çok yüksek olması, sinyalin çok uzağa ulaşmasını sağlamıştır. Burada so “bu yüzden” anlamına gelmez ve that bir şeyi işaret etmez. Bir nitelik veya eylem, bir sonucu doğuracak ya da açıklayacak dereceye ulaştığında so + sıfat/zarf + that + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

cold sözcüğünü ve so + sıfat + that sonuç yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The water was ____ nobody wanted to swim.

Cevabı göster

so cold that

well over 100 mi away.

10:41

Rhode Island veya Massachusetts'e kadar ulaşabiliyordu.

Television exploded. Deyimler

10:44

Televizyon sektörü patlama yaptı.

Deyimler

Television exploded: hızlı büyümeyi anlatan bir mecaz

Burada exploded mecazi anlamdadır. Television, popülerliği, talebi ve sektörel etkinliği son derece hızlı büyüyen televizyon ortamını ve sektörünü ifade eder; hiçbir televizyon cihazı gerçekten patlamamıştır. Explode sözcüğünün bu kısa kullanımı, büyümeyi ani ve çarpıcı gösterir. İngilizcede explode; piyasaların, nüfusun, ilginin, maliyetlerin veya medya eğilimlerinin hızlı artışını anlatmak için de sık kullanılır.

Alıştırma

Bu bağlamda “Television exploded.” ne anlama gelir?

  1. Televizyon programları aniden daha gürültülü hâle geldi.
  2. Bir televizyon cihazı fiziksel olarak patladı.
  3. Televizyon popülerleşti ve sektör çok hızlı büyüdü.
Cevabı göster

Televizyon popülerleşti ve sektör çok hızlı büyüdü.

The Empire State Building's antenna started broadcasting nine different TV stations across four different states,

10:46

Empire State Binası'nın anteni dört farklı eyalette dokuz farklı TV kanalını yayınlamaya başladı,

earning it more than $600,000 a year,

10:52

yılda 600.000 dolardan fazla,

$7 million in today's money. Kalıp ifadeler

10:55

bugünün parasıyla 7 milyon dolar kazandı.

Kalıp ifadeler

in today's money: geçmişteki bir tutarın bugünkü değeri

In today's money, geçmişteki bir tutarı bugün yaklaşık olarak aynı değere veya satın alma gücüne sahip olacak miktarla ifade etmek demektir. Buradaki 7 milyon dolar, daha eski bir tutarın bugünkü değerle karşılaştırmasıdır; bugün gerçekten ödenmiş para değildir. Bu hesaplama genellikle enflasyonu veya satın alma gücündeki değişimleri yansıtır. Modern izleyicinin tutarın büyüklüğünü anlamasına yardımcı olan yaklaşık bir değerdir; kesin bir döviz çevirisi ya da anlık fiyat değildir.

Alıştırma

Cümleyi “bugünkü yaklaşık satın alma gücüne göre ayarlanmış” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: The house cost about £2 million ____.

Cevabı göster

in today's money

The Empire State Building remained the tallest building in the world for 40 years

10:57

Empire State Binası 40 yıl boyunca dünyanın en yüksek binası unvanını korudu,

until the World Trade Center finally took over. Öbek fiiller

11:02

ta ki Dünya Ticaret Merkezi nihayet bu unvanı devralana kadar.

Öbek fiiller

took over: önceki rekor sahibinin yerini almak

Burada took over, Dünya Ticaret Merkezi'nin Empire State Binası'nın yerini alarak dünyanın en yüksek binası unvanının yeni sahibi olması demektir. Önceki bağlam rekoru zaten açıkça belirttiği için bu unvan phrasal verb'den sonra söylenmemiştir. Take over çoğu zaman kontrolü veya sorumluluğu üstlenmek anlamına gelir; ancak bir görevin, lider konumun ya da rekorun yeni sahibi olmayı da anlatabilir. Bu cümlede Empire State Binası'nı satın almak veya ona sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

'After Omar retired, Priya took over as manager,' cümlesinde took over ne anlama gelir?

  1. Priya, yönetici rolünde Omar'ın yerini aldı.
  2. Priya, Omar'a ait bir şeyi satın aldı.
  3. Priya yolculuk sırasında Omar'ı geçti.
Cevabı göster

Priya, yönetici rolünde Omar'ın yerini aldı.

Although there are many larger skyscrapers around today,

11:05

Bugün etrafta çok daha büyük gökdelenler olsa da,

thanks to its design, the Empire State Building still blows them all away. Deyimler

11:08

tasarımı sayesinde Empire State Binası hala hepsini geride bırakıyor.

Deyimler

blows them all away: bütün rakipleri açık ara geride bırakmak

Burada blows them all away, “hepsini açık ara geride bırakıyor” anlamındadır. Them günümüzdeki daha büyük gökdelenleri gösterir; all ise karşılaştırmanın grubun tamamını kapsadığını belirtir. Yani bu binalar daha büyük olsa da Empire State Binası'nın tasarımı hâlâ daha etkileyicidir. blow someone or something away kalıbı, bir izleyici kitlesini derinden etkilemek veya rakipleri tamamen yenip geride bırakmak anlamına gelebilir. Hangi ilişkinin kastedildiğini bağlam belirler; burada diğer binalar duygu hisseden kişiler değil, geride bırakılan rakiplerdir.

Alıştırma

Cümleyi “hepimizi çok etkiledi” anlamına gelen uygun bir blow ... away biçimiyle tamamlayın: At the talent show, the singer's final note ____.

Cevabı göster

blew us all away

From office rentals alone,

11:13

Sadece ofis kiralarından

it pulls in $350 million each year

11:14

her yıl 350 milyon dolar kazanıyor

and houses some of the world's biggest brands.

11:18

ve dünyanın en büyük markalarından bazılarına ev sahipliği yapıyor.

Its TV and radio antennas generate around $30 million annually,

11:21

TV ve radyo antenleri yılda yaklaşık 30 milyon dolar üretiyor,

and the viewing platforms generate an incredible $130 million every year.

11:26

ve seyir terasları her yıl inanılmaz bir şekilde 130 milyon dolar gelir sağlıyor.

The gamble on its location paid off, Öbek fiiller

11:31

Konumuyla ilgili yapılan kumar meyvesini verdi

Öbek fiiller

paid off: risk iyi bir sonuç verdi

The gamble ... paid off ifadesinde paid off, “belirsizlik veya çabanın ardından başarılı bir sonuç verdi” anlamındadır. The gamble öznedir; yani riskli seçim sonunda buna değdiğini göstermiştir. Sonuç bildiren bu anlamıyla paid off geçişsizdir, dolayısıyla ardından doğrudan nesne gelmez. Genellikle daha sonraki sonucu sayesinde yapılmaya değer olduğu anlaşılan bir çabayı, planı, yatırımı veya riski anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “başarılı bir sonuç verdi” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After months of testing, the team's risky redesign finally ____; sales doubled.

Cevabı göster

paid off

and the building now sits right at the heart of New York's busiest area, Deyimler

11:34

ve bina şu anda New York'un en işlek bölgesinin tam kalbinde yer alıyor,

Deyimler

At the heart of: bir şeyin merkezinde

At the heart of, bir yerin, kuruluşun veya konunun merkezi ve özellikle önemli kısmında bulunmak anlamına gelir. Burada binanın New York'un çok yoğun bir bölgesindeki konumunu anlatırken önemli faaliyetlerin ortasında bulunduğunu da ima eder. Heart burada vücut organı anlamında değil, mecazi anlamda kullanılır. İfadenin önündeki right anlamı güçlendirir: right at the heart of, “tam olarak o merkezî noktada” demektir.

Alıştırma

“Merkezî ve önemli kısmında” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The volunteer center is ____ the community.

Cevabı göster

at the heart of

giving the building an overall value of over $2 billion.

11:38

bu da binaya 2 milyar doların üzerinde bir toplam değer katıyor.

No matter how you look at it, Dilbilgisi

11:43

Nereden bakarsanız bakın,

the Empire State Building was an engineering masterpiece.

11:45

Empire State Binası bir mühendislik şaheseriydi.

Dilbilgisi

No matter how you look at it: nasıl bakarsanız bakın

No matter how you look at it bir ödünleme anlamı sunar: Konuşan kişi durumu değerlendirmenin farklı yollarını düşünmüştür, ancak ana cümledeki sonuç değişmez. Burada look at yalnızca gözle görmek anlamına gelmez; ele almak veya değerlendirmek anlamındadır. Bu giriş, konuşanın her makul bakış açısından sağlam olduğunu düşündüğü bir sonuçtan önce kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, her bakış açısından sonucun aynı kaldığını belirtir?

  1. If you look at it carefully, the plan is too expensive.
  2. No matter how you look at it, the plan is too expensive.
  3. Because you look at it differently, the plan is too expensive.
Cevabı göster

No matter how you look at it, the plan is too expensive.

Thanks for watching,

11:49

İzlediğiniz için teşekkürler,

and I'll see you in the next video.

11:50

bir sonraki videoda görüşmek üzere.