Eğer her insan aniden ortadan kaybolsaydı ne olurdu? - Dan Kwartler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
676 kelime 136 kel/dk

Video özeti: Bu düşünce deneyi, bütün insanların aniden ortadan kaybolmasının ardından yaşanacakları izler: önce altyapı sistemleri işlemez hâle gelir, şehirler zamanla çöker, bitki ve hayvanların dağılımı değişir, iklim yavaşça toparlanır ve sonunda insanlığın en dayanıklı fiziksel izleri bile silinir; böylece günümüz dünyasının insan faaliyetlerine ne ölçüde bağlı olduğu ortaya çıkar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what would happen if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Hayalî bir koşul ortaya koymak ve sonuçları hakkında gerekçeli bir öngörü başlatmak için bu soru kalıbını kullanmayı öğrenin. Bu yapı, yanıtın tek bir tahminden ibaret olmadığı; olası olayların birbirini nasıl izlediğinin açıklandığı bilimsel anlatımlarda, sınıf tartışmalarında ve münazaralarda özellikle kullanışlıdır. 2. our infrastructure saves some animals and dooms others. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Paralel fiillerin ve some ile others arasındaki karşıtlığın, birbirine zıt iki etkiyi tek ve çarpıcı bir özette nasıl birleştirdiğini fark edin. Aynı dengeli yapıyla bir sistemin, politikanın ya da çevresel değişimin bir gruba yarar sağlarken başka bir gruba zarar verdiğini açıkça anlatabilirsiniz. 3. the world without us, ve the world we live in now. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Birbirine paralel iki ifadenin, insanlardan arınmış hayalî senaryoyu bugünkü gerçekliğe nasıl bağladığını anlayın. Bu tematik geri dönüş, önceki ayrıntıları yalnızca yinelemek yerine varsayımsal incelemenin günümüz dünyasını anlamak açısından neden önemli olduğunu göstererek uzun bir açıklamayı sonuçlandırmanızı sağlar.

Bu derste

Human beings are everywhere with settlements on every continent. Kelime

0:06

İnsanlar her yerdedir ve her kıtada yerleşim yerleri vardır.

Kelime

settlements on every continent: her kıtadaki yerleşim yerleri

Bu coğrafi bağlamda settlements, insan gruplarının evler ve topluluklar kurduğu yerler anlamına gelir. Bir settlement köy, kasaba veya insanların yaşadığı başka bir bölge olabilir. on every continent ifadesi, bu yerleşim yerlerinin dünyanın bütün kıtalarında bulunduğunu belirtir. Burada settlements, hukuki veya ticari uyuşmazlıkları sona erdiren anlaşmalar anlamına gelmez.

Alıştırma

“Several small settlements grew along the river.” cümlesinde settlements ne anlama gelir?

  1. Davaları sona erdiren anlaşmalar
  2. İnsanların yaşadığı yerler
  3. Bankalar arasındaki ödemeler
  4. Kimsenin yaşamadığı bölgeler
Cevabı göster

İnsanların yaşadığı yerler

We can be found in the most isolated corners of Earth's jungles, Notlar

0:11

Dünya ormanlarının, okyanuslarının

oceans, and tundras.

0:14

ve tundralarının en ücra köşelerinde bile bulunabiliriz.

Dilbilgisi

We can be found: dağılım anlatan can + edilgen yapı

We can be found, can + be + geçmiş zaman ortacı found yapısından oluşur. Bu bir edilgen yapıdır: we, birinin bulabileceği şeydir; aramayı yapan değildir. Dağılım anlatımlarında X can be found in Y, X'in Y'de bulunduğu veya görüldüğü anlamına gelir. Odak, arayan kişiden çok X ve onun bulunduğu yerdedir.

Alıştırma

Cümleyi can + find yapısının üç sözcüklü edilgen biçimiyle tamamlayın: Sea turtles ____ in warm oceans around the world.

Cevabı göster

can be found

Deyimler

the most isolated corners: bir yerin en uzak bölgeleri

Bu cümlede corners, mekânsal bir mecazdır. İki yüzeyin birleştiği fiziksel köşeleri değil; ormanların, okyanusların ve tundraların uzak ve erişilmesi zor kısımlarını anlatır. corners of + geniş bir yer yapısı, o yeri uzak kenarları veya gizli kısımları olan bir alan gibi gösterir. isolated, remote veya farthest gibi sözcükler, corners ifadesinin ücra bölgeleri anlattığını belirtir.

Alıştırma

“The volunteers delivered supplies to the most isolated corners of the province.” cümlesinde the most isolated corners ne anlama gelir?

  1. haritada işaretlenmiş dört sabit nokta
  2. ilin en yoğun merkez ilçeleri
  3. bir binanın duvarlarının birleştiği iç köşeler
  4. ilin en uzak ve erişilmesi en zor bölgeleri
Cevabı göster

ilin en uzak ve erişilmesi en zor bölgeleri

Our impact is so profound, Dilbilgisi

0:16

Etkimiz o kadar derindir ki,

most scientists believe humanity has left a permanent mark on Earth's geological record. Notlar

0:18

çoğu bilim insanı insanlığın Dünya'nın jeolojik kaydında kalıcı bir iz bıraktığına inanıyor.

Dilbilgisi

so profound, ...: sonuca yol açan derece

Burada so, profound sözcüğünün derecesini yalnızca güçlendirmez. so + adjective + (that) + clause derece-sonuç yapısını başlatır: etki, bilim insanlarını sonraki yan cümledeki sonuca götürecek kadar derindir. Konuşma tarzındaki bu cümlede profound sonrasındaki that çıkarılmıştır. İlişki, Our impact is so profound that most scientists believe... cümlesindekiyle aynıdır.

Alıştırma

Derece-sonuç yapısını tek sözcükle tamamlayın: The lake was ____ cold that nobody could swim in it.

Cevabı göster

so

Deyimler

left a permanent mark on: kalıcı bir etki yaratmak

Bu cümlede left a permanent mark on, “üzerinde kalıcı bir etki yarattı” anlamına gelir. Buradaki mark mutlaka gözle görülen bir işaret değildir; zaman içinde kalan bir kanıt veya değişiklik olabilir. Yapı leave a permanent mark on + etkilenen kişi, alan, yer veya sistem şeklindedir. Fiil zamanı normal biçimde değişir: leave, leaves, left veya has left.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her discovery ____ modern medicine, changing treatment for generations.

Cevabı göster

left a permanent mark on

Kelime

Earth's geological record: gezegenin geçmişine ait kanıtlar

Earth's geological record, Dünya'nın geçmişiyle ilgili olarak kayalarda, tortul katmanlarda, fosillerde ve diğer jeolojik malzemelerde korunmuş kanıtların bütünüdür. Burada record, bir ses kaydı veya puan değil, birikmiş doğal kanıt anlamına gelir. Bilim insanları bu kanıtları çok uzun dönemlerdeki olayları ve değişimleri yeniden oluşturmak için kullanır.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda Earth's geological record ne anlama gelir?

  1. Dünya'nın geçmişine ilişkin kayalarda, tortullarda, fosillerde ve bağlantılı malzemelerde korunmuş kanıtlar
  2. Dünya'nın çıkardığı seslerin kayıtları
  3. Günlük hava tahminlerinin programı
  4. Öğrencilerin jeoloji sınavı puanlarının listesi
Cevabı göster

Dünya'nın geçmişine ilişkin kayalarda, tortullarda, fosillerde ve bağlantılı malzemelerde korunmuş kanıtlar

So, what would happen if suddenly every human on Earth disappeared? Dilbilgisi

0:25

Peki, Dünya'daki bütün insanlar aniden ortadan kaybolsaydı ne olurdu?

Dilbilgisi

What would happen if... ile hayali sonuçları sormak

What would happen if...? hayal edilen bir koşulun olası sonucunu sorar. Bu cümlede would, sonucun varsayımsal olduğunu gösterir; geçmiş zamana gönderme yapmaz. Yaygın kalıp What would happen if + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi? şeklindedir. Buradaki disappeared, durumu şimdiki gerçeklikten uzaklaştırır. Bu tür varsayımlarda geçmiş zaman biçimi, geçmiş bir olayı değil hayal edilen bir koşulu anlatır.

Alıştırma

Hangi soru, gerçeklikten uzak ve hayali bir durumun sonucunu en açık biçimde soruyor?

  1. What will happen if the train is late tonight?
  2. What happens if I press this button?
  3. What would happen if humans could breathe underwater?
Cevabı göster

What would happen if humans could breathe underwater?

With no one maintaining them, Dilbilgisi

0:32

Onların bakımını yapacak kimse olmadığından,

some of our creations backfire immediately. Kelime

0:33

bazı yarattıklarımız anında ters teperdi.

Dilbilgisi

With no one maintaining them: arka plan koşulu

With no one maintaining them, with + ad öbeği + -ing yapısını kullanır. Ana cümlenin arka plan koşulunu verir: bakımı yapan hiç kimse olmadığı için yaratılan şeyler bozulabilir veya sorun çıkarabilir. Maintaining eylemini yaptığı anlaşılan öge no one, eylemden etkilenen öge ise them'dir. Bu yapı bir durumu kısa ve öz biçimde sunar ve çoğu zaman nedene benzer bir etki yaratır: With + kişi veya şey + -ing, ana cümle. Burada with bir arka plan durumu sunar; biriyle birlikte olma anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, sistemi kimsenin izlemediğini arka plandaki neden olarak vermek için with + ad öbeği + -ing yapısını kullanıyor?

  1. Because the system was offline, no one could monitor it.
  2. With the warning signs on the screen, someone monitored the system.
  3. With no one monitoring the system, the warning signs were missed.
Cevabı göster

With no one monitoring the system, the warning signs were missed.

Kelime

backfire: durumu düzeltmek yerine kötüleştirmek

Burada backfire, insanların yarattığı bazı şeylerin amaçlanan işlevini yerine getirmek yerine hızla zararlı sonuçlar doğurması anlamına gelir. Kelimenin gerçek anlamıyla alev almaktan söz edilmez. Backfire yalnızca başarısız olmaktan daha fazlasını anlatır: Bir eylem, plan veya şey amaçlananın tersine sonuç verdiğinde ya da durumu kötüleştirdiğinde kullanılır.

Alıştırma

Bir okul zaman kazanmak için öğle arasını kısalttı, ancak öğrenciler derste daha az odaklanmaya başladı. Sonucu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The plan caught fire and made the problem worse.
  2. The plan failed, so nothing changed.
  3. The plan backfired and made the problem worse.
Cevabı göster

The plan backfired and made the problem worse.

Hours after we disappear, Anlatım akışı

0:37

Kaybolmamızdan saatler sonra,

oil refineries malfunction,

0:38

petrol rafinerilerinde arızalar meydana gelir,

Anlatım akışı

Hours after we disappear: zaman çizelgesine bir referans noktası koymak

Hours after we disappear, bir sonraki olayı zaman çizelgesine yerleştirmek için başta kullanılır. we disappear referans olaydır; rafinerilerin arızalanması ise bundan birkaç saat sonra gerçekleşir. Yapı, süre + after + özne + fiil biçimindedir ve ardından ana olay gelir. Böyle bir zaman ifadesini başa almak, anlatının bir aşamadan diğerine açıkça ilerlemesini sağlar; burada after neden değil, zaman bildirir.

Alıştırma

Başlangıcı süre + after + yan cümle yapısına göre tamamlayın. Süre olarak Two hours kullanın: ____ the backup generator stopped, the emergency lights went out.

Cevabı göster

Two hours after

producing month-long blazes at plants like the ones in western India, Notlar

0:40

Batı Hindistan,

Dilbilgisi

producing month-long blazes: sonuç bildiren ortaç yan cümleciği

Burada producing month-long blazes, önceki cümlenin sonucunu bildiren bir ortaç yan cümleciğidir: rafineriler arızalanır ve bu arıza yangınlara neden olur. Producing çekimsiz bir biçimdir ve ana cümleye bağlıdır; ikinci bir bağımsız cümle başlatmaz. “ana cümle, V-ing...” kalıbı sonucu özlü biçimde sunar ve haberlerle açıklayıcı metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Sonuç yan cümleciğini flood fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ the entire basement.

Cevabı göster

flooding

Kalıp ifadeler

month-long blazes: kısa çizgili süre sıfatı

month-long blazes ifadesinde month-long, blazes sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Bir ay süren yangınlar anlamına gelir; yangınların ne zaman olduğunu bildiren ayrı bir zarf öbeği değildir. Bu süre kalıbı isimden önce geldiğinde kısa çizgiyle yazılır ve zaman birimi tekil kalır: a week-long trip ve a two-month-long course. İsimden sonra ise The blaze lasted a month gibi farklı bir yapı kullanılır.

Alıştırma

“Zaman birimi + long” biçimindeki birleşik sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum announced a ____ closure that would last one month.

Cevabı göster

month-long

the southern United States, and South Korea.

0:45

Güney Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore'dekiler gibi tesislerde aylar sürecek yangınlara yol açardı.

Kelime

endüstriyel tesis anlamındaki plants

Burada plants, fabrikalar veya büyük endüstriyel tesisler, özellikle de malzemelerin işlendiği ya da ürünlerin üretildiği yerler anlamındaki plant sözcüğünün çoğuludur. Bağlamdaki oil refineries ifadesi bu endüstriyel anlamı açıkça gösterir. Enerji ve imalat bağlamlarında plant; power plant, chemical plant ve processing plant gibi ifadelerde sık görülür. Çevrede üretim, işleme, makineler veya endüstriyel kazalarla ilgili sözcükler varsa plant genellikle canlı bir bitki anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: “The new plant processes crude oil near the port.” plant ne anlama gelir?

  1. endüstriyel bir tesis
  2. toprakta büyüyen canlı bir bitki
  3. bir demiryolu rayı
  4. bir grup ofis çalışanı
Cevabı göster

endüstriyel bir tesis

In underground rail systems like those in London, Kelime

0:49

Londra'daki gibi yeraltı raylı sistemlerde,

Moscow, and New York City,

0:52

Moskova ve New York City'de,

Kelime

underground rail systems: yer altındaki kentsel ağlar

Underground rail systems, subway veya metro sistemleri gibi çoğunlukla yer altında çalışan kentsel demiryolu ağları anlamına gelir. systems sözcüğünün çoğul olması, birkaç şehirden örnek verilmesine uygundur. Burada rail, tek bir metal rayı veya tutunma korkuluğunu değil, bir bütün olarak demiryolu ulaşımını anlatır. Bileşik ismin tamamı trenleri, hatları, tünelleri, istasyonları ve ilgili altyapıyı kapsayabilir.

Alıştırma

underground rail system neyi ifade eder?

  1. çoğunlukla yer altında çalışan kentsel bir demiryolu ağı
  2. bir istasyondaki güvenlik korkuluğu
  3. yalnızca otomobillerin kullandığı bir karayolu tüneli
  4. bir binanın altındaki tek bir metal ray
Cevabı göster

çoğunlukla yer altında çalışan kentsel bir demiryolu ağı

hundreds of drainage pumps are abandoned, Kelime

0:54

yüzlerce drenaj pompası terk edilir,

flooding the tunnels in just 3 days. Dilbilgisi

0:57

tünelleri sadece 3 gün içinde sular altında bırakırdı.

Kelime

drainage pumps: istenmeyen suyu uzaklaştıran pompalar

Drainage pumps, bir yerdeki istenmeyen suyu dışarı taşıyan makinelerdir. Drainage, fazla suyun uzaklaştırılması işlemini veya suyu dışarı taşıyan sistemi; pumps ise suyu hareket ettiren makineleri ifade eder. Bu terim tüneller, bodrumlar, inşaat alanları, madenler ve sel kontrolü hakkında konuşulurken sıkça kullanılır. Bu cümlede pompaların terk edilmesi, suyun artık dışarı pompalanmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Drainage pumps ifadesinin yaptığı işi en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. İçme suyunu ısıtırlar.
  2. Yakıtı motora taşırlar.
  3. Bir tünelin derinliğini ölçerler.
  4. Bir alandaki istenmeyen suyu uzaklaştırırlar.
Cevabı göster

Bir alandaki istenmeyen suyu uzaklaştırırlar.

Dilbilgisi

flooding the tunnels: sonuç bildiren bir -ing öbeği

Virgülden sonra gelen flooding the tunnels, önceki durumun tamamının sonucunu bildiren -ing'li bir ortaç öbeğidir: pompalar terk edilir, bunun sonucunda su birikir ve tüneller su altında kalır. Bu öbek bağımsız bir ana cümle değildir. Ana cümle + virgül + -ing öbeği kalıbı, sonucu ikinci bir tam cümlede vermek yerine neden-sonuç ilişkisini tek bir cümlede sıkıştırabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümlenin doğrudan sonucunu göstermek için virgül + -ing öbeği kullanır?

  1. The mechanic inspected the system that was causing the engine to overheat.
  2. Because the cooling system failed, the engine began to overheat.
  3. The cooling system that failed was replaced yesterday.
  4. The cooling system failed, causing the engine to overheat.
Cevabı göster

The cooling system failed, causing the engine to overheat.

By the end of the first week, Kalıp ifadeler

1:00

İlk haftanın sonuna gelindiğinde,

most emergency generators have shut down, Öbek fiiller

1:02

acil durum jeneratörlerinin çoğu kapanmış olurdu,

Kalıp ifadeler

By the end of the first week: son tarih belirlemek

By the end of the first week, ilk haftanın sonunu bir son tarih veya referans noktası olarak belirler. Belirtilen sonucun bu noktadan önce ya da en geç bu noktada gerçekleşmiş olduğu anlamına gelir. Burada bu ifade, have shut down durumunu o zamana kadar ulaşılmış bir sonuç olarak sunar. Durmaların bütün hafta boyunca sürdüğünü söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle raporun en geç cuma gününün sonunda tamamlanmış olması gerektiğini belirtir?

  1. The report must be complete by the end of Friday.
  2. The report must be complete during Friday.
  3. The report must be complete at the end of Friday.
Cevabı göster

The report must be complete by the end of Friday.

Öbek fiiller

have shut down: bir sistem çalışmayı durdurdu

Have shut down ifadesinde shut down, çalışmayı durdurmak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Duran şey jeneratörlerin kendisidir; fiilden sonra nesne yoktur. Have + shut, present perfect yapısını oluşturur. Shut fiilinin yalın hâli, geçmiş zaman hâli ve geçmiş zaman ortacı aynıdır. Burada present perfect, durmayı ilgili zamana kadar zaten ortaya çıkmış bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi shut down fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The backup server ____, so the website is offline.

Cevabı göster

has shut down

and once the fires have gone out, Notlar

1:04

ve yangınlar bir kez söndüğünde,

Dilbilgisi

once the fires have gone out: bir koşulun tamamlanmasını beklemek

Burada once, “bu gerçekleştiğinde” veya “bu tamamlandıktan sonra” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır; “bir kez” anlamındaki zarf değildir. once the fires have gone out yan cümlesi, bir sonraki olaydan önce tamamlanması gereken koşulu belirtir. have gone out yapısındaki present perfect, ortaya çıkan durumu vurgular: yangınlar artık yanmıyordur. Gelecek zaman anlamı taşıyan bir cümlede once yan cümlesinde normalde will yerine şimdiki zaman biçimlerinden biri kullanılır.

Alıştırma

Yüklemenin bir sonraki eylemden önce tamamlanması gerektiğini once ile doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. Once the upload has finished, you can close the app.
  2. Unless the upload has finished, you can close the app.
  3. Once the upload will have finished, you can close the app.
  4. One time the upload has finished, you can close the app.
Cevabı göster

Once the upload has finished, you can close the app.

Öbek fiiller

have gone out: artık yanmayan yangınlar

have gone out ifadesinde go out, “yanmayı bırakmak” veya “sönmek” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. The fires öznedir ve fiil doğrudan nesne almaz; cümle yangınları kimin ya da neyin söndürdüğünü belirtmez. Present perfect yapıdaki have gone out tamamlanmış sonucu gösterir: yangınlar artık yanmıyordur. Özne light veya lights olduğunda go out benzer şekilde “ışık vermeyi bırakmak” anlamına gelir. Burada özne bir insan olmadığı için “dışarı çıkmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi go out fiilinin simple past biçimiyle tamamlayın: The lights ____ during the storm.

Cevabı göster

went out

the Earth goes dark for the first time in centuries. Notlar

1:06

Dünya yüzyıllardır ilk kez karanlığa gömülürdü.

Deyimler

the Earth goes dark: durum değişimi için go + sıfat

Burada the Earth goes dark, elektrikli aydınlatmanın dünya genelinde yok olması ve gezegenin karanlıkta kalması anlamına gelir. Dünya'nın gerçek anlamda renk değiştirdiği anlamına gelmez. go + sıfat yapısı yeni bir duruma geçişi anlatır. go dark ifadesinde dark, ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır; geçmiş zamandan söz edilirken go, went biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi go fiilinin geçmiş zaman biçimi ve 'ışıksız' anlamına gelen bir sıfatla tamamlayın: During the blackout, the whole neighborhood ____.

Cevabı göster

went dark

Kalıp ifadeler

for the first time in centuries: uzun bir zaman dilimine geriye doğru bakmak

For the first time in centuries, bir olayın yüzlerce yıl boyunca gerçekleşmedikten sonra şimdi gerçekleştiği anlamına gelir. Olayın ne kadar nadir olduğunu veya ne kadar uzun süredir görülmediğini güçlü biçimde vurgular. for the first time in + zaman dilimi yapısı, for the first time in decades veya for the first time in years örneklerindeki gibi o zaman dilimi boyunca geçmişe bakar. Burada in centuries, geriye dönük zaman aralığını belirler; “bundan birkaç yüzyıl sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “yüzlerce yıl sonra ilk kez” anlamına gelen tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: The sealed archive was opened to the public ____.

Cevabı göster

for the first time in centuries

After the first catastrophic month, Anlatım akışı

1:11

Felaketle geçen ilk aydan sonra,

changes come more gradually.

1:13

değişimler daha yavaş bir şekilde gelirdi.

Anlatım akışı

After the first catastrophic month: bir sonraki aşamaya geçiş

Cümlenin başındaki After the first catastrophic month yeni bir zaman çerçevesi kurar. Yoğun geçen ilk aşamayı kapatır ve dinleyiciyi daha sonra gelecek yavaş değişimlere hazırlar. After + tamamlanmış dönem yapısındaki bir ifade ana cümleden önce kullanıldığında, yalnızca bir olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtmez; açıklamayı aşamalara da ayırabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, açıklamayı ilk baştaki kaotik aşamadan daha sonraki ve daha istikrarlı bir aşamaya taşımak için cümle başında bir zaman ifadesini en açık biçimde kullanıyor?

  1. The first chaotic hour was difficult for everyone.
  2. After the first chaotic hour, the rescue operation became more orderly.
  3. During the first chaotic hour, the rescue team received many calls.
Cevabı göster

After the first chaotic hour, the rescue operation became more orderly.

Within 20 years,

1:15

20 yıl içinde,

sidewalks have been torn apart by weeds and tree roots. Dilbilgisi

1:16

kaldırımlar yabani otlar ve ağaç kökleri tarafından parçalanmış olurdu.

Dilbilgisi

have been torn apart by: present perfect edilgen yapıyla hasar anlatımı

Have been torn apart by, present perfect edilgen yapısıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Çoğul özne sidewalks eylemden etkilenen taraftır; torn ise tear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapı, hasarın zaten oluştuğunu ve sonucunun şu an betimlenen sahne açısından hâlâ önemli olduğunu gösterir. by ile başlayan bölüm, hasara yol açan unsurları belirtir: weeds and tree roots. Burada tear apart, yalnızca iki küçük parçayı birbirinden ayırmak değil, bir şeyi parçalamak veya ciddi biçimde hasara uğratmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tear apart fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın ve by sözcüğünü de kullanın: Over time, the paving stones ____ repeated freezes and spreading roots.

Cevabı göster

have been torn apart by

Around this time,

1:21

Bu sıralarda,

flooded tunnels erode the streets above into urban rivers. Deyimler

1:22

su basmış tüneller yukarıdaki caddeleri aşındırarak kentsel nehirlere dönüştürürdü.

Deyimler

erode the streets ... into urban rivers: aşınmanın oluşturduğu sonuç

erode A into B yapısında erode, kademeli aşınma sürecini; into B ise bunun sonucunda ortaya çıkan biçimi gösterir. Burada su basmış tünellerdeki su, üstteki sokakları aşındırarak onları suyun aktığı kanallar hâline getirir. Urban rivers, sonucu canlı ve mecazlı biçimde anlatır. Hasar görmüş ve su altında kalmış sokaklar nehirlere benzetilir; ifade, orada önceden var olan resmî nehirleri anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, kademeli hasarın yeni bir biçim oluşturduğunu anlatmak için erode A into B yapısını kullanır?

  1. Rainwater eroded the dirt road into a deep channel.
  2. Workers built a deep channel before paving the dirt road.
  3. Rainwater flowed through a deep channel beside the dirt road.
Cevabı göster

Rainwater eroded the dirt road into a deep channel.

In temperate climates, Kelime

1:26

Ilıman iklimlerde,

Kelime

In temperate climates: ılıman iklimlerde

Temperate climates, genellikle ılımlı sıcaklıklara sahip olan ve çoğunlukla tropikal bölgelerle kutup bölgeleri arasında bulunan iklim kuşaklarıdır. Birçoğunda belirgin mevsim değişiklikleri görülür, ancak koşullar bölgeden bölgeye değişir. Çevreyle ilgili bu ifadede temperate, bir iklim türünü sınıflandırır. İnsanların ılımlı veya öz denetimli olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Çevreyle ilgili bir makalede temperate climates ne anlama gelir?

  1. İnsanlardan öz denetimli davranmalarının beklendiği yerler.
  2. Yalnızca ekvatorda bulunan iklim kuşakları.
  3. Genellikle ılımlı sıcaklıklara ve çoğu zaman mevsim değişikliklerine sahip iklim kuşakları.
Cevabı göster

Genellikle ılımlı sıcaklıklara ve çoğu zaman mevsim değişikliklerine sahip iklim kuşakları.

the cycle of seasons freezes and thaws these waterways, Kalıp ifadeler

1:27

mevsimlerin döngüsü bu su yollarını dondurup çözerek,

cracking a pavement and concrete foundations.

1:31

kaldırımları ve beton temelleri çatlatırdı.

Kalıp ifadeler

freezes and thaws: donma ve çözülme döngüsünü anlatmak

Bu cümlede freezes and thaws, mevsimsel sıcaklık değişimlerinin bu su yollarındaki suyu buza dönüştürüp ardından yeniden sıvı hâle getirmesini anlatır. Dil bilgisi açısından and ile bağlanan iki fiil, the cycle of seasons öznesini ve these waterways nesnesini paylaşır. Freeze ve thaw birlikte kullanıldığında genellikle tekrarlanan bir donma-çözülme döngüsünü anlatır. Bu ifade, tekrarlanan sıcaklık değişimlerinin yolları, toprağı, kayaları ve betonu nasıl zayıflatabildiğini veya çatlatabildiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. /θ/ sesinden sonra /r/ olup olmadığına odaklanın.

  1. She thaws the bread before lunch.
  2. She throws the bread before lunch.
Cevabı göster

She thaws the bread before lunch.

Leaking pipes cause the same reaction in concrete buildings, Kalıp ifadeler

1:34

Sızdıran borular, beton binalarda aynı tepkiye neden olur,

Kalıp ifadeler

cause the same reaction: yeni bir nedeni önceki sonuca bağlamak

Cause the same reaction, bir şeyin daha önce sözü edilen bir tepkiyi, değişimi veya süreci oluşturması anlamına gelir. Burada reaction, hemen önce anlatılan donma ve çözülmeye bağlı fiziksel hasarı belirtir; bir kişinin duygusal tepkisini değil. The same, daha önceki bir sonuca gönderme yapar. Bu ifade, konuşanın önceden açıklanmış süreci bütünüyle tekrarlamadan sızıntı yapan boruları yeni bir neden olarak sunmasını sağlar. Başka bağlamlarda cause + the same reaction ifadesini yalnızca önceki tepki açıkça belliyse kullanın.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyi doğru zamanda kullanarak tamamlayın: The first cleaner turned the metal black. A second cleaner ____ in the metal.

Cevabı göster

caused the same reaction

and within 200 winters, Kelime

1:38

ve 200 kış geçmeden,

most skyscrapers buckle and tumble down. Kelime

1:40

çoğu gökdelen bükülüp yıkılırdı.

Kelime

within 200 winters: mevsim döngüleriyle sayılan bir süre sınırı

Within 200 winters, iki yüz kış olarak ölçülen bir süre sona erene kadar demektir. Within bir üst zaman sınırı koyar; bu nedenle olay daha erken gerçekleşebilir. Yalnızca iki yüzüncü kış sırasında gerçekleşeceği anlamına gelmez. Years yerine winters kullanılması, her kışı hasar sürecinde anlamlı bir döngü olarak öne çıkarır. İfade yine de yalnızca tek tek soğuk günleri değil, geçen süreyi ölçer.

Alıştırma

Within 200 winters ifadesini doğru yorumlayan seçenek hangisidir?

  1. Olay yalnızca iki yüzüncü kış sırasında gerçekleşebilir.
  2. Olay daha erken gerçekleşebilir, ancak iki yüz kışlık süre bittikten sonra gerçekleşemez.
  3. İfade tam olarak iki yüz ayrı soğuk günü sayar.
Cevabı göster

Olay daha erken gerçekleşebilir, ancak iki yüz kışlık süre bittikten sonra gerçekleşemez.

Kelime

buckle and tumble down: biçim değiştirip ardından yıkılmak

Bu yapı bağlamında buckle, basınç altında bükülmek veya biçim değiştirmek ve yapısal kararlılığını kaybetmek anlamına gelen bir fiildir. Buradaki sözcük, kemer tokası anlamındaki buckle ismi değildir. Tumble down bir sonraki aşamayı, yani yapının düşmesini veya yıkılmasını anlatır. and ile bağlanan iki fiil öbeği, biçim değiştirmeden tam yıkıma uzanan süreci canlı biçimde gösterir.

Alıştırma

Bir yapının önce buckle, ardından tumble down olduğunu doğru gösteren cümle hangisidir?

  1. The steel columns stay rigid while the roof is carefully lifted.
  2. The steel columns fasten a buckle, and then the roof rises.
  3. The steel columns buckle, and then the roof tumbles down.
Cevabı göster

The steel columns buckle, and then the roof tumbles down.

In cities built in river deltas like Houston, Dilbilgisi

1:44

Houston gibi nehir deltalarına inşa edilen şehirlerde,

Dilbilgisi

built in river deltas: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

built in river deltas, cities sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi şehirlerin kastedildiğini açıklar: cities that are built in river deltas. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. İlgi sözcüğü ve be fiili atılır, ancak edilgen anlam korunur. Built, tüm cümlenin ana fiili değildir; cities sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Hangi cümle cities built in river deltas ile aynı kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği yapısını kullanır?

  1. Cities near active volcanoes need emergency plans.
  2. Cities can be located near active volcanoes.
  3. Cities located near active volcanoes need emergency plans.
Cevabı göster

Cities located near active volcanoes need emergency plans.

these buildings eventually wash away completely, Öbek fiiller

1:47

bu binalar sonunda tamamen sürüklenip gider,

Öbek fiiller

wash away: suyla sürüklenmek veya aşınmak

wash away, hareket eden su tarafından sürüklenmek, ortadan kaldırılmak veya zamanla aşındırılmak anlamına gelir. Burada ortadan kaybolan şey binalardır; bu nedenle wash away geçişsiz olarak kullanılır: özne + wash away. Bu öbek fiil geçişli de kullanılabilir: water can wash something away veya wash away something. Afet ve erozyon bağlamlarında “suyla temizlemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wash away ifadesini doğru biçimde kullanın: By morning, the flood had ____ the temporary footbridge.

Cevabı göster

washed away

filling nearby tributaries with crushed concrete. Dilbilgisi

1:50

yakındaki kolları ufalanmış betonla doldururdu.

Dilbilgisi

filling nearby tributaries with: sonuç bildiren bir -ing yan tümcesi

filling nearby tributaries with crushed concrete, önceki sürüklenip gitme olayının sonucunu bildiren bir -ing yan tümcesidir: parçalanmış beton yakındaki nehir kollarına girip onları doldurur. Yeni bir ana cümle başlatmaz. Yaygın yapı ana cümle, + sonuç bildiren -ing yan tümcesi şeklindedir. Bu yapıda fill A with B, “A'nın B içermesini veya B ile dolmasını sağlamak” demektir: A nearby tributaries, B ise crushed concrete bölümüdür. Tributaries, daha büyük bir nehre akan küçük nehirler veya akarsulardır.

Alıştırma

Hangi cümle, duvarın çökmesinin doğrudan sonucunu göstermek için -ing yan tümcesini doğal biçimde kullanır?

  1. The wall collapsed, filled the street with broken bricks.
  2. The wall collapsed, filling the street with broken bricks.
  3. The wall collapsed and filling the street with broken bricks.
Cevabı göster

The wall collapsed, filling the street with broken bricks.

Rural and suburban areas decay more slowly,

1:54

Kırsal ve banliyö bölgeleri daha yavaş çökerdi,

but in largely unsurprising ways.

1:57

ancak büyük ölçüde şaşırtıcı olmayan yollarla.

Leaks, mold, bug, and rodent infestations,

2:00

Sızıntılar, küf, böcek ve kemirgen istilaları,

all the usual enemies of the homeowner, Deyimler

2:03

ev sahiplerinin tüm olağan düşmanları,

Deyimler

all the usual enemies of the homeowner: metaforik bir özet

all the usual enemies of the homeowner ad öbeği, önceki su sızıntısı, küf, böcek ve kemirgen istilaları listesini yeniden adlandırıp özetler. Dilbilgisel olarak bir appozisyondur; listeye eklenen yeni bir madde değildir. Enemies, kişileştirme içeren bir metafordur: yaygın ev sorunları, ev sahiplerinin tekrar tekrar mücadele etmesi gereken tehditler olarak sunulur. Bu kullanım sade bir listeyi daha canlı ve öyküsel hâle getirir; gerçek insan düşmanları anlatmaz.

Alıştırma

all the usual enemies of the homeowner burada ne anlama geliyor?

  1. Bunlar ev sahibinden kişisel olarak hoşlanmayan insanlardır.
  2. Bunlar bir evi tehdit eden veya ona zarar veren yaygın ev sorunlarıdır.
  3. Bunlar ev sahibini sık sık ziyaret eden misafirlerdir.
Cevabı göster

Bunlar bir evi tehdit eden veya ona zarar veren yaygın ev sorunlarıdır.

now go uncontested. Kelime

2:06

artık rakipsiz kalırdı.

Kelime

go uncontested: itiraz veya karşı çıkış olmadan sürmek

Burada go, ardından uncontested sıfatı gelen bir bağlayıcı fiildir. İfade, bir şeyin kimse ona itiraz etmeden veya karşı çıkmadan ilerlemesi ya da o durumda kalması anlamına gelir; go burada fiziksel hareket bildirmez. Bu sahnede terk edilmiş eve zarar veren yıkıcı etkenler artık insan bakımıyla dizginlenmemektedir. Uncontested yalnızca spor veya seçimler için kullanılmaz; karşı çıkış görmeyen bir iddia, eylem ya da gücü de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle kimsenin bir iddiaya itiraz etmediği anlamına gelir?

  1. The claim went unnoticed during the meeting.
  2. The claim went unchecked during the meeting.
  3. The claim went uncontested during the meeting.
Cevabı göster

The claim went uncontested during the meeting.

Within 75 years,

2:08

75 yıl içinde,

most houses supporting beams have rotted and sagged,

2:10

çoğu evin taşıyıcı kirişleri çürüyüp sarkar

and the resulting collapsed heap is now home to local rodents and lizards. Kalıp ifadeler

2:14

ve bunun sonucunda oluşan çöküntü yığını, yerel kemirgenler ve kertenkeleler için artık bir yuva hâline gelirdi.

Kalıp ifadeler

is now home to: artık bir şeyin yaşam alanı veya merkezi olmak

Be home to + isim öbeği, bir yerin belirli insanların, hayvanların, bitkilerin, kuruluşların ya da şeylerin yaşadığı, bulunduğu veya merkezinin olduğu yer olduğunu anlatır. Yer özne olur; orada bulunanlar ise to sözcüğünden sonra gelir. Now bir durum değişikliğini gösterir. Çökmüş moloz yığını yerel kemirgenler ve kertenkeleler için bir yaşam alanına dönüşmüştür; home burada mutlaka ev değil, yaşam alanı veya konum anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi be home to ifadesinin özneyle uyumlu doğru üç sözcüklü biçimiyle tamamlayın: This protected island ____ several rare bird species.

Cevabı göster

is home to

But in this post-human world, Kelime

2:19

Fakat bu insan sonrası dünyada,

Kelime

post-human world: post- ön eki “sonra” anlamı verir

Bu cümlede post-human world, insanların ortadan kaybolmasından sonraki varsayımsal bir dünya anlamına gelir. post- ön eki “sonra” anlamını taşır; bu nedenle post-human, insanlık çağından sonraki bir zamanı veya durumu belirtir, belirli bir kişiyi anlatmaz. Burada post-human, world sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Aynı zaman ilişkisi post-war ve post-pandemic gibi sözcüklerde de görülür.

Alıştırma

post-human world ifadesinde post- ne anlatır?

  1. İnsanların ortaya çıkmasından önceki bir dünyadır.
  2. İnsanlık çağından sonraki bir dünyadır.
  3. Sıra dışı bir kişiye ait olan bir dünyadır.
Cevabı göster

İnsanlık çağından sonraki bir dünyadır.

local has a new meaning. Anlatım akışı

2:21

yerel kelimesinin yeni bir anlamı vardır.

Anlatım akışı

local has a new meaning: yeniden tanımlamayı haber vermek

local has a new meaning yan cümlesi, anahtar bir sözcüğü yeniden çerçeveleyen bir işaret görevi görür. Yeni tanımı tek başına vermez; dinleyiciye local sözcüğünün alışılmış anlamının yeniden ele alınacağını ve ardından bir açıklama geleceğini bildirir. Bu değişim burada önemlidir çünkü şehirlerdeki birçok bitki insanlar tarafından başka yerlerden getirilmiş olabilir. Yan cümle, bilinen bir etiketten neyin local sayılacağına karar vermenin yeni bir yoluna geçişi belirterek düşünce akışını düzenler.

Alıştırma

Cümlede local has a new meaning ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Dinleyicilere, sonraki açıklamada local sözcüğünün yeniden tanımlanacağını bildirir.
  2. Local sözcüğünün eksiksiz bir sözlük tanımını verir.
  3. Konuyu kapatır ve local sözcüğünün bir daha ele alınmayacağını belirtir.
Cevabı göster

Dinleyicilere, sonraki açıklamada local sözcüğünün yeniden tanımlanacağını bildirir.

Our cities are full of imported plants, Kelime

2:23

Şehirlerimiz ithal edilmiş bitkilerle doludur

Kelime

Imported plants: başka yerlerden getirilen bitkiler

Bu ekolojik bağlamda imported plants, insanlar tarafından yerel bölgenin dışından getirilen bitkiler anlamına gelir. Imported, plants sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı biçiminde bir sıfattır ve bitkilerin nereden geldiğini belirtir. Bu sözcük, bitkilerin yakın zamanda ticari mal olarak satın alındığı veya gönderildiği anlamına gelmez. Bitkiler şehirde uzun yıllardır yerleşmiş olabilir.

Alıştırma

Bir ekoloji yazısında imported plants ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. İnsanlar tarafından bölgeye getirilen bitkiler
  2. Aynı gün bir mağazadan satın alınan bitkiler
  3. Taşıma konteynerlerinin içinde kalması gereken bitkiler
Cevabı göster

İnsanlar tarafından bölgeye getirilen bitkiler

which now run wild across their adopted homes. Deyimler

2:26

ve bunlar şimdi benimsedikleri yuvalarında vahşice yayılmaktadır.

Deyimler

Run wild: kontrolsüz büyümek veya davranmak

Run wild, kontrolsüz biçimde büyümek, yayılmak veya davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada bitkilerin yönetilmeden yeni ortamlarına yayıldığını anlatır. Run sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; bitkiler gerçekten koşmaz. Aynı deyim bakımsız bitkileri, serbestçe dolaşan hayvanları ya da artık kısıtlanmayan insanları ve davranışları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve kontrolsüz büyümek anlamına gelen deyimle tamamlayın: Without regular pruning, the vines will ____ across the fence.

Cevabı göster

run wild

Deyimler

their adopted homes: sonradan yerleşilen ve aidiyet duyulan yerler

Bu cümlede their adopted homes, dışarıdan gelen bitkilerin sonradan yerleştiği yeni ortamları ev gibi gösteren kişileştirmeli bir mecazdır. Adopted burada sonradan benimsenmiş anlamına gelir; hukuki bir evlat edinmeyi anlatmaz. Bu yerlere homes denmesi, bitkilerin doğal yaşam alanları olmasalar bile yerleşme ve ait olma duygusu katar. Aynı mecaz, bir insanın, hayvanın veya türün sonradan uzun süre yaşamaya başladığı yer için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede adopted home, özgün cümledekiyle aynı mecaz anlamında kullanılmıştır?

  1. After twenty years in Brazil, the writer called Rio her adopted home.
  2. The couple completed the legal paperwork to adopt a child.
  3. The writer spent one afternoon sightseeing in Rio.
Cevabı göster

After twenty years in Brazil, the writer called Rio her adopted home.

Water hyacinth coat the waterways of Shanghai in a thick green carpet. Deyimler

2:29

Su sümbülleri, Şanghay'ın su yollarını kalın yeşil bir halı gibi kaplar.

Deyimler

coat ... in a thick green carpet: görsel bir mecazla tamamen kaplama

Coat A in B, A’yı bir B tabakasıyla kaplamak anlamına gelir. Burada su sümbülleri su yollarında o kadar yoğun yayılır ki yüzey bitkilerin altında görünmez olur. A thick green carpet, geniş ve kesintisiz bitki tabakasını anlatan görsel bir mecazdır; gerçek bir halı değildir. İfade, kaplama eylemiyle ortaya çıkan halı benzeri görünümü bir araya getirir.

Alıştırma

Cümleyi coat fiilinin geçmiş zaman ortacıyla ve coat A in B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: By morning, volcanic ash had ____ every car ____ a fine gray layer.

Cevabı göster

coated · in

Poisonous giant hogweeds overgrow the banks of London's Thames River. Kelime

2:35

Zehirli dev tavşan otları, Londra'nın Thames Nehri kıyılarını istila eder.

Kelime

the banks of London's Thames: bank sözcüğünün nehir kıyısı anlamı

Bu cümlede banks, bir nehrin iki yanı boyunca uzanan karayı, yani nehir kıyılarını ifade eder. the banks of London's Thames, Londra'daki Thames boyunca yer alan kıyı bölgelerini belirtir; finans kuruluşlarını anlatmaz. Bir nehirle kullanıldığında çoğul banks genellikle iki kıyıyı veya nehir boyunca birkaç kıyı kesimini kapsar. Tekil bank ise bir tarafı veya tek bir kıyı kesimini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede bank bir nehrin yanındaki kara anlamına gelir?

  1. The bank approved our loan.
  2. She deposited the check at the bank.
  3. We sat on the bank of the river.
Cevabı göster

We sat on the bank of the river.

Chinese Ailanthus trees burst through New York City streets, Öbek fiiller

2:40

Çin cennet ağaçları New York City sokaklarını yarıp fırlar

Öbek fiiller

burst through: bir engeli aniden ve güçlü biçimde yarıp geçmek

Burst through, bir engeli aniden ve güçlü bir biçimde yarıp geçmek veya aşmak demektir. Bu cümlede ağaçlar yol yüzeyini iterek yarıp çıkıyormuş gibi anlatılır; ağaçların patladığı söylenmez. Through, aşılan ya da delinen şeyi belirtir; burst through the pavement buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi cümlede burst through, bir engeli aniden ve güçlü biçimde aşmayı anlatır?

  1. Water burst through the damaged wall and flooded the room.
  2. Water collected slowly in a bucket.
  3. Water stayed behind the undamaged wall.
Cevabı göster

Water burst through the damaged wall and flooded the room.

and as sunken skyscrapers add crumbled concrete to the new forest floor,

2:44

ve batık gökdelenler yeni orman zeminine ufalanmış beton kattıkça,

the soil acidity plummets, Kelime

2:49

toprağın asitliği hızla düşer,

potentially allowing new plant life to thrive. Dilbilgisi

2:51

potansiyel olarak yeni bitki yaşamının gelişmesine olanak tanır.

Kelime

the soil acidity plummets: keskin bir düşüş

Geçişsiz plummets fiili, ölçülen toprak asitliği düzeyinin çok hızlı ve büyük ölçüde düştüğünü belirtir. Yalnızca falls veya decreases demekten çok daha güçlüdür. Dilbilgisel özne değişen miktardır: the soil acidity. Asitliğin azalması genellikle pH’ın yükselmesi demektir; bu yüzden cümle toprağın pH’ının hızla düştüğünü söylemez.

Alıştırma

Bir gölün kirlilik düzeyi bir ay içinde 90’dan 15’e düştü. Bu değişimi en iyi hangi cümle açıklar?

  1. The pollution level dipped slightly in one month.
  2. The pollution level plummeted in one month.
  3. The pollution level remained stable for a month.
Cevabı göster

The pollution level plummeted in one month.

Dilbilgisi

potentially allowing ... to thrive: olası bir sonuç

Potentially allowing new plant life to thrive, sonucu belirten bir -ing öbeğidir. Önceki ifadeye bağlanır ve önceki değişimin neyi mümkün kılabileceğini gösterir. Kalıp [complete clause], potentially allowing + object + to-infinitive şeklindedir. Potentially tüm sonucu niteler: yeni bitkiler gelişme olanağı bulabilir, ancak sonucun kesin olduğu söylenmez. Allow, allow + object + to + base verb kalıbını izler; allowing new plant life to thrive bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Sonucu kesin değil, olası olarak sunan dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Better insulation lowers energy use, ____ families to save money.

Cevabı göster

potentially allowing

This post-human biodiversity extends into the animal kingdom as well.

2:55

Bu insan sonrası biyoçeşitlilik hayvanlar âlemine de uzanır.

Animals follow the unchecked spread of native and non-native plants, Notlar

2:59

Hayvanlar, yerli ve yerli olmayan bitkilerin kontrolsüz yayılımını takip ederek,

Kalıp ifadeler

unchecked spread: kontrolsüz yayılma

unchecked spread ifadesinde unchecked, yalnızca “kontrol edilmemiş” değil, “dizginlenmemiş veya denetim altına alınmamış” anlamına gelir. İfade, etkili sınırlar olmadan devam eden bir yayılmayı anlatır. Genellikle olumsuz bir uyarı taşır: yayılmanın alanı veya etkisi büyümektedir ve zarar verebilir. Aynı anlam bitkiler, hastalıklar, yangınlar, söylentiler veya eğilimler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi ifade unchecked spread of the disease ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. the carefully measured spread of the disease
  2. the fully prevented spread of the disease
  3. the uncontrolled spread of the disease
Cevabı göster

the uncontrolled spread of the disease

Kelime

Yerli ve yerli olmayan bitkiler: coğrafi köken

Native and non-native plants, bitkileri coğrafi kökenlerine göre ayırır. Native plant, söz konusu bölgede doğal olarak bulunan bir bitkidir; non-native plant ise o bölgenin dışında köken alır ve doğal yayılış alanının ötesinde bulunur. Burada non-native, “başka bir yerden gelen” demektir; “doğal olmayan” anlamına gelmez. Bu terim tek başına bitkinin zararlı olduğunu da söylemez.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Every non-native plant is invasive.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

venturing into new habitats with the help of our leftover bridges. Kalıp ifadeler

3:04

geride bıraktığımız köprülerin yardımıyla yeni yaşam alanlarına doğru maceralara atılırlar.

Kalıp ifadeler

venturing into new habitats: keşif ve belirsizlikle yeni yaşam alanlarına girmek

Buradaki venturing into, keşif duygusu, belirsizlik veya olası bir risk taşıyarak bilinmeyen bir alana girmek anlamına gelir. Venturing, venture fiilinin -ing biçimidir ve hayvanların bu alanlara girme eylemini ifade eder. New habitats, hayvanların yaşayabileceği, yiyecek bulabileceği ve üreyebileceği yeni doğal ortamları anlatır; yalnızca yeni evler veya barınaklar anlamına gelmez.

Alıştırma

Belirsizliğe rağmen bilinmeyen bir alana girmeyi anlatmak için venture into ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The researchers ventured into a remote cave with no reliable map.
  2. The researchers went into the office they used every day.
  3. The researchers described the cave as a habitat.
Cevabı göster

The researchers ventured into a remote cave with no reliable map.

In general,

3:08

Genel olarak,

our infrastructure saves some animals and dooms others. Anlatım akışı

3:09

altyapımız bazı hayvanları kurtarırken diğerlerini ölüme mahkûm eder.

Anlatım akışı

saves some animals and dooms others: zıt etkileri paralel yapıyla özetlemek

Cümle, our infrastructure adlı tek bir özneyi iki paralel fiil öbeğiyle kullanır: saves some animals ve dooms others. Some animals ile others hayvanları iki gruba ayırırken saves ile dooms zıt yönlerdeki sonuçları gösterir. Böylece anlatıcı, olumlu ve olumsuz etkilerin bir arada bulunduğu sonucu tek ve açık bir özet içinde sıkıştırır. Buradaki doom, birini ya da bir şeyi neredeyse kesin olan çok kötü bir sonuca mahkûm etmek anlamına gelir. Kill sözcüğünden daha güçlü ve daha geniş kapsamlıdır: altyapı, hayvanları hemen öldürmeden onları ölüme veya nüfus azalmasına giden bir yola sokabilir.

Alıştırma

İki grup üzerindeki zıt etkileri özetlemek için aynı paralel yapıyı kullanan cümle hangisidir?

  1. Some families discussed the policy with others.
  2. The policy helps some families but harms others.
  3. The policy affects many families in several ways.
Cevabı göster

The policy helps some families but harms others.

Cockroaches continue to thrive in their native tropical habitats, Kalıp ifadeler

3:13

Hamamböcekleri yerel tropikal yaşam alanlarında gelişmeye devam ederler,

Kalıp ifadeler

continue to thrive: yalnızca hayatta kalmayıp iyi gelişmek

Bu cümlede continue to thrive, “büyümeye, çoğalmaya veya iyi durumda gelişmeye devam etmek” anlamına gelir. continue to + fiilin yalın hâli kalıbı, thrive durumunun zaman içinde sürdüğünü gösterir. Thrive yalnızca hayatta kalmayı değil, güçlü ve başarılı bir gelişimi anlatır. Aynı anlam bitkiler, işletmeler, topluluklar veya insanlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

En uygun fiili seçin: The small business is not just staying open; it is growing quickly and continues to ___.

  1. die out
  2. survive
  3. thrive
Cevabı göster

thrive

but without our heating systems, Dilbilgisi

3:17

ancak ısıtma sistemlerimiz olmadan,

their urban cousins likely freeze and die out in just two winters. Notlar

3:19

şehirli kuzenlerinin muhtemelen sadece iki kış içinde donarak soyu tükenirdi.

Dilbilgisi

without our heating systems: eksik bir koşulu belirtmek

Vurgulanan bölüm without + isim öbeği yapısını kullanır. Burada without our heating systems, “ısıtma sistemlerimiz var olmasaydı veya kullanılamasaydı” anlamına gelir ve ana cümledeki olası sonucun koşulunu belirler. Without öbeğini başa getirmek, İngilizcede eksik bir koşulu kısa biçimde ifade etmeyi sağlar. Without sonrasında bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelebilir; tam bir if cümleciği gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi “elektrik yoksa” anlamına gelen, without içeren iki sözcüklü bir öbekle tamamlayın: ____, the alarm will not work.

Cevabı göster

Without power

Deyimler

their urban cousins: bağlantılı şehir karşılıkları

their urban cousins ifadesinde cousins mecaz anlamdadır. Aile üyelerini değil, söz konusu hayvanlarla bağlantılı olan ve şehirlerde yaşayan karşılık grupları anlatır. Bu kalıp, bir grubu veya şeyi başka bir şeyle bağlantılı fakat ortam, biçim ya da özellik bakımından farklı olarak sunar. urban gibi bir niteleyici, söz konusu karşılığın türünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede cousin, their urban cousins ifadesindekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The compact electric car is the SUV's urban cousin.
  2. My cousin and I visit our grandmother together.
  3. Maya's cousin lives near the city center.
Cevabı göster

The compact electric car is the SUV's urban cousin.

Öbek fiiller

die out: bir grup olarak tamamen yok olmak

Die out, bir türün, popülasyonun, dilin, geleneğin ya da sürekliliği olan başka bir grup veya uygulamanın hayatta kalan üyesi ya da kullanıcısı kalmadığı için tamamen yok olması demektir. Burada tek tek hayvanların ölmesi değil, şehirdeki popülasyonun tamamının ortadan kalkması anlatılır. out parçacığı bu öbeksi fiilin vazgeçilmez bir parçasıdır ve tamamen yok olma sonucuna ulaşma fikrini ekler. die tek başına yalnızca bir canlının yaşamının sona erdiğini belirtir.

Alıştırma

Notta geçen ve “tamamen yok olmak” anlamına gelen fiil öbeğiyle cümleyi tamamlayın: Without younger speakers learning it, the language may ____.

Cevabı göster

die out

And most domesticated animals are unable to survive without us, Notlar

3:24

Ve çoğu evcil hayvan bizim yokluğumuzda hayatta kalamazdı,

Kelime

domesticated animals: insanların nesiller boyunca biçimlendirdiği türler

Domesticated animals, insanların birçok nesil boyunca seçici biçimde yetiştirip yönettiği türlere veya popülasyonlara ait hayvanları anlatır. Bu ifade, insanlarla uzun süreli biyolojik ve davranışsal bir ilişkiyi belirtir; yalnızca evin içinde yaşayan bir hayvanı anlatmaz. Yabani bir hayvan yaşamı boyunca uysallaşıp insanların yanında rahat davranabilir, fakat bu durum onun türünü evcilleştirilmiş bir tür yapmaz. Bu ayrım tarım, ev hayvanları, evrim ve ekoloji konularında da geçerlidir.

Alıştırma

Hangi açıklama domesticated animals ifadesine en uygundur?

  1. Bir kişinin yanında sakinleşen herhangi bir yabani hayvan.
  2. Bir evin içinde yaşayan herhangi bir hayvan.
  3. İnsanların birçok nesil boyunca yetiştirerek biçimlendirdiği bir tür.
Cevabı göster

İnsanların birçok nesil boyunca yetiştirerek biçimlendirdiği bir tür.

Dilbilgisi

be unable to survive without: gerekli bir koşulu belirtmek

Be unable to + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin yetenek ya da koşul sınırlaması nedeniyle bir eylemi yapamadığını belirtir. Are unable to survive yapısında are çoğul özneyle uyumludur ve survive, to sonrasında yalın hâlde kalır. Without + isim veya zamir, eksik olan koşulu gösterir. Bu nedenle are unable to survive without us, insan desteğinin gerekli olduğu anlamına gelir: bu destek yoksa hayatta kalmak mümkün değildir.

Alıştırma

Cümleyi be unable to survive without ile tamamlayın ve be öğesini tekil özneye uygun biçimde değiştirin: This deep-sea species ____ cold water.

Cevabı göster

is unable to survive without

save for a handful of resourceful pigs, dogs, and feral housecats Notlar

3:28

becerikli bir avuç domuz, köpek ve yabanileşmiş ev kedisi hariç.

Kelime

save for: bir istisnayı resmî biçimde belirtmek

Bu cümlede save for, '... dışında' veya '... hariç' anlamına gelir. Daha genel bir ifadenin dışında bırakılan isim öbeğini tanıtır. Burada save, kalıplaşmış save for edat yapısının parçasıdır; 'kurtarmak' ya da 'saklamak' anlamına gelmez. Bir istisnayı belirtmek için save for + isim öbeği yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi, save ile başlayan ve '... dışında' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The office was empty, ____ one security guard.

Cevabı göster

save for

Kalıp ifadeler

a handful of: az sayıda

Bu cümlede a handful of, 'az sayıda' veya 'birkaç' anlamına gelir. Yalnızca küçük bir hayvan grubunun istisna olduğunu vurgular. Burada ifade mecazidir; hayvanların gerçekten tek ele sığması gerekmez. Bu ifade, bir grubun söz konusu daha büyük bütüne kıyasla belirgin biçimde küçük olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, handful içeren ve 'az sayıda' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Only ____ seats remained before the concert.

Cevabı göster

a handful of

Kelime

feral housecats: insan bakımı olmadan yaşayan yabanileşmiş ev kedileri

feral housecats ifadesinde feral, evcilleştirilmiş bir popülasyondan gelen ancak insanlardan bağımsız yaşayan ve genellikle insanlarla yakın temasa alışacak şekilde sosyalleşmemiş kedileri anlatır. Bir feral cat dışarıda doğmuş olabilir; daha önce evcil hayvan olması gerekmez. Sözcük, insan bakımının dışında bir yaşamı anlatırken evcilleştirilmiş soy fikrini korur. Yalnızca dışarıda bulunan herhangi bir kedi anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede feral doğru kullanılmıştır?

  1. The bobcat is feral because every animal in a forest is feral.
  2. The feral cats were born near the abandoned mine and avoid close contact with people.
  3. The pet cat went into the garden for an hour, so it is feral.
Cevabı göster

The feral cats were born near the abandoned mine and avoid close contact with people.

Conversely, Anlatım akışı

3:33

Buna karşılık,

the reduced light pollution saves over a billion birds each year, Kelime

3:34

azalan ışık kirliliği her yıl bir milyardan fazla kuşu kurtarır,

Anlatım akışı

Conversely: ters yönde karşılık gelen bir ilişkiyi belirtmek

Conversely, okuyucuya az önce anlatılan ilişkinin yönünü tersine çevirmesini söyleyen bir cümle zarfıdır. Burada anlatım, değişimden zarar gören hayvanlardan azalan ışık kirliliğinin yarar sağladığı kuşlara geçer. Cümlenin başındaki Conversely, tüm yan cümleyi önceki durumun ters yöndeki karşılığı olarak sunar. Genel bir karşıtlıktan daha belirgindir: iki fikir zarar ve yarar ya da artış ve azalış gibi açık bir boyutta birbirine karşılık gelmelidir.

Alıştırma

Bu iki cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? When screen brightness increases, battery use often rises. ___, lowering the brightness can extend battery life.

  1. Conversely
  2. For example
  3. Meanwhile
Cevabı göster

Conversely

Kelime

reduced light pollution: istenmeyen yapay ışığın daha düşük seviyesi

Light pollution, gece ortamını aydınlatan istenmeyen veya aşırı yapay ışık anlamındaki “ışık kirliliği”dir. Burada pollution yalnızca hava veya su kirliliğiyle sınırlı değildir. Reduced, light pollution ifadesini niteler ve seviyesinin düşürüldüğünü belirtir. İsim öbeğinin tamamı saves fiilinin öznesidir; yani cümle, geceleri yapay ışığın azalmasını kuşları koruyan etken olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, geceleri istenmeyen yapay ışığın daha düşük bir seviyede olduğunu belirten üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: Around the new observatory, ____ makes the stars easier to see.

Cevabı göster

reduced light pollution

whose migrations were disrupted by blinking communication tower lights and high-tension wires. Notlar

3:39

ki onların göçleri, yanıp sönen iletişim kulesi ışıkları ve yüksek gerilim hatları yüzünden bozuluyordu.

Dilbilgisi

whose migrations were disrupted by: edilgen bir ilgi cümlesinde sahiplik

Whose, önceki birds sözcüğüne gönderme yapar. Whose migrations içinde whose, kuşlarla onların göçleri arasındaki ilişkiyi gösterir. Whose yalnızca insanlar için değil, hayvanlar veya nesnelerle ilişkili isimler için de kullanılabilir. Were disrupted by edilgen yapıdadır: kesintiye uğrayan migrations, by sonrasında belirtilenler ise bunun nedenidir. İlgili yan cümle, ayrı bir cümle başlatmadan bu bilgiyi birds sözcüğüne bağlar.

Alıştırma

Kaplumbağaların kendilerinin değil, yuvalama rotalarının etkilendiğini anlatmak için cümleyi whose ve disrupt fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The documentary follows turtles ____ nesting routes ____ coastal development.

Cevabı göster

whose · were disrupted by

Kelime

high-tension wires: yüksek voltaj taşıyan elektrik hatları

high-tension wires ifadesinde high-tension, “yüksek gerilimli” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. İfade, elektriği yüksek voltajda taşıyan elektrik hatlarını belirtir. Burada tension, voltajla ilgili eski bir elektrik terimidir. Duygusal gerginliği anlatmaz ve yalnızca tellerin gergin biçimde çekildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Elektrik altyapısıyla ilgili bir raporda high-tension wires neyi ifade eder?

  1. İnsanların stresini ölçen kablolar
  2. Çit yapmak için gergin çekilmiş teller
  3. Elektriği yüksek voltajda taşıyan elektrik hatları
Cevabı göster

Elektriği yüksek voltajda taşıyan elektrik hatları

And mosquitoes multiply endlessly in one of their favorite man-made nurseries, Deyimler

3:45

Ve sivrisinekler en sevdikleri insan yapımı kreşlerden birinde durmaksızın çoğalırlar,

rubber tires,

3:50

lastik tekerlekler,

Deyimler

man-made nurseries: sivrisinek üreme alanlarını anlatan bir mecaz

man-made nurseries ifadesi, insan faaliyetlerinin oluşturduğu ve sivrisineklerin yumurta bırakıp yavrularının gelişebildiği yerleri mecazi olarak adlandırır. Nursery, genç canlıların yetiştirildiği bir yer fikrini korur; ancak burada çocuk bakım merkezi anlamına gelmez. Ardından gelen rubber tires sözleri, bu tür yerlerden birini belirtir. Lastikler durgun su biriktirebilir; böylece insan yapımı bir nesne istemeden sivrisineklerin üreme alanına dönüşür.

Alıştırma

Bu cümlede man-made nurseries ne anlama geliyor?

  1. İnsan faaliyetleriyle oluşan ve sivrisineklerin üreyip gelişebildiği yerler
  2. Kauçuk lastiklerin üretildiği fabrikalar
  3. Sivrisinekleri inceleyen kişiler için yapılmış çocuk bakım merkezleri
Cevabı göster

İnsan faaliyetleriyle oluşan ve sivrisineklerin üreyip gelişebildiği yerler

which last for almost a thousand years. Kelime

3:52

ki bunlar neredeyse bin yıl dayanır.

Kelime

which last for almost a thousand years: last for + süre

Bu ilgi cümleciğinde which, rubber tires ifadesine gönderme yapar. Last burada “var olmaya devam etmek” anlamındaki bir fiildir; başka bağlamlarda “kullanılabilir durumda kalmak” anlamına da gelebilir. for almost a thousand years ifadesi sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen last for + süre kalıbı, bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatır. Burada last, “son” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede last süreyi anlatmak için kullanılmıştır?

  1. At last, the boots arrived.
  2. These boots can last for many winters.
  3. These are the last boots on the shelf.
Cevabı göster

These boots can last for many winters.

As fauna and flora flourish, Notlar

3:55

Fauna ve flora serpilip geliştikçe,

Kelime

fauna and flora: bir bölgenin hayvan ve bitki yaşamı

Fauna, belirli bir bölgede, dönemde veya ortamda yaşayan hayvan topluluğunu; flora ise oradaki bitki topluluğunu ifade eder. Fauna and flora ifadesi birlikte bir bölgenin ya da ekosistemin hayvan ve bitki yaşamını anlatır. Bu ifade, hayvanları ve bitkileri belirli bireyler olarak değil, bütün topluluklar olarak sunar. Bu cümlede doğanın iki bölümü de gelişip çoğalan topluluklar olarak gösterilir.

Alıştırma

Fauna and flora en doğal olarak hangi bağlamda kullanılır?

  1. Bir ekosistemi anlatan bilimsel bir rapor.
  2. Birinden tek bir kediyi beslemesini isteyen gündelik bir mesaj.
  3. Tek bir sebze yemeğini anlatan bir menü.
Cevabı göster

Bir ekosistemi anlatan bilimsel bir rapor.

Earth's climate slowly recovers from millennia of human impact. Kalıp ifadeler

3:57

Dünya'nın iklimi bin yıllık insan etkisinden yavaş yavaş kurtulur.

Anlatım akışı

As fauna and flora flourish: gelişmekte olan değişimleri bağlama

Baştaki As fauna and flora flourish yan cümleciği, ana mesaj olan Earth's climate slowly recovers için arka plan oluşturur. Burada as, “bu değişim gerçekleşirken” veya “bu değişim geliştikçe” anlamına gelir; “... olarak” anlamında değildir. Bu yapı birlikte ilerleyen iki değişimi birbirine bağlar: ekolojik yaşam gelişir ve iklimin toparlanması buna paralel olarak ilerler. Zamansal örtüşme veya paralel gelişim anlatır; as tek başına kesin bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki as cümleciği, gelişmekte olan bir değişimi başka bir değişimin arka planı olarak sunar?

  1. Maya smiled as if she knew the answer.
  2. As a river guide, Maya works outdoors.
  3. As the river becomes cleaner, more fish return.
Cevabı göster

As the river becomes cleaner, more fish return.

Kalıp ifadeler

slowly recovers from millennia of human impact: binlerce yıllık insan etkisinden yavaşça kurtulmak

recover from + hastalık, şok, hasar veya başka bir zararlı etki yapısı, bunlardan sonra yavaş yavaş normal ya da sağlıklı bir duruma dönmek anlamına gelir. Bu cümlede iyileşen şey Dünya'nın iklimidir; human impact ise iklimin etkilerinden kurtulduğu uzun süreli etkendir. slowly, değişimin zaman aldığını vurgular. Millennia, millennium sözcüğünün çoğuludur; bu nedenle millennia of human impact, insan etkisinin binlerce yıl boyunca biriktiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi recover ve zararın kaynağını belirten edatla tamamlayın: The wetlands may need years to ____ the damage caused by pollution.

Cevabı göster

recover from

Within 35,000 years,

4:02

35.000 yıl içinde,

the plant cycle removes the last traces of lead left by the Industrial Revolution from Earth's soil, Notlar

4:04

bitki döngüsü Sanayi Devrimi'nin Dünya toprağında bıraktığı son kurşun kalıntılarını ortadan kaldırır

Kelime

the last traces of lead: geriye kalan son çok küçük kurşun miktarları

Burada traces, geride kalan çok küçük miktarları ifade eden çoğul bir isimdir. The last traces of lead, topraktaki kurşun kirliliğinin geriye kalan son çok küçük kalıntılarıdır; traces burada takip etmek veya izini sürmek anlamındaki fiil değildir. traces of + madde ya da kanıt kalıbı, traces of mercury veya traces of DNA örneklerinde olduğu gibi, genellikle tespit edilebilen küçük bir miktarı anlatır. Last, bunların geriye kalan son kalıntılar olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümledeki the last traces of lead ne anlama geliyor?

  1. hâlâ kalan son çok küçük kurşun miktarları
  2. kurşunun hareketini takip etmek için kullanılan bir rota
  3. yeni ve büyük miktarda kurşun
Cevabı göster

hâlâ kalan son çok küçük kurşun miktarları

Kültür

the Industrial Revolution: tarihsel bir zaman göstergesi

The Industrial Revolution, makineleşmiş üretimin ve fabrika sanayisinin hızla genişlediği, on sekizinci yüzyılın sonlarında başlayan belirli bir tarihsel dönemdir. The tanımlığı ve büyük harfler, bunun herhangi bir endüstriyel değişimi anlatan genel bir ifade değil, tanınmış bir tarihsel çağın adı olduğunu gösterir. Bu cümlede dönem, hem zaman hem de kaynak göstergesi olarak kullanılır: kurşun, geçmişteki endüstriyel faaliyetlerin bıraktığı eski bir kirlilik olarak sunulur. Bu arka plan, ilk faaliyet bittikten çok sonra bile kirliliğin toprakta neden kalabildiğini açıklar.

Alıştırma

Burada the Industrial Revolution ifadesini anlamak için hangi bilgi gereklidir?

  1. Bir fabrikanın çalışma biçimindeki herhangi bir küçük değişiklik anlamına gelir.
  2. Hızlı makineleşme ve sanayileşmenin yaşandığı belirli bir tarihsel dönemi adlandırır.
  3. Modern bir toprak temizleme programının adıdır.
Cevabı göster

Hızlı makineleşme ve sanayileşmenin yaşandığı belirli bir tarihsel dönemi adlandırır.

and it may take up to 65,000 years beyond that for CO2 to return to pre-human levels. Notlar

4:10

ve karbondioksitin insan öncesi seviyelere dönmesi bunun ötesinde 65.000 yıl kadar sürebilir.

Dilbilgisi

may take up to ... for ...: bir olayın ne kadar sürebileceğini belirtmek

Bu, It takes + time + for + noun + to do yapısının genişletilmiş biçimidir. It biçimsel öznedir; zaman gerektiren asıl olay, CO2'nin insan etkisi öncesindeki seviyelere dönmesidir. May kesinlik değil, tahmin belirtir. Up to 65,000 years bir üst sınır verir; beyond that ise bu sürenin daha önce belirtilen bir dönemin ardından geldiğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp It may take up to + duration + for + noun + to do şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi It may take up to + duration + for + noun + to do kalıbıyla tamamlayın: It may ____ three weeks ____ the road to reopen.

Cevabı göster

take up to · for

Kelime

pre-human levels: büyük insan etkisinden önceki ölçüt düzeyi

Pre- ön eki “önce” anlamına gelir. Burada pre-human levels, insanların çevre üzerinde büyük bir etki yaratmasından önce var olan CO2 miktarlarını veya yoğunluklarını ifade eder. Levels, sıralama ya da derece değil, ölçülebilir miktar veya yoğunluk anlamındadır. Pre-human ifadesinin kesin zaman sınırı bağlama göre değişir; bu cümlede büyük insan etkisinden önceki durum ölçüt alınır.

Alıştırma

Bu cümlede pre-human levels ne anlama gelir?

  1. büyük insan etkisinden önceki CO2 seviyeleri
  2. ilk insanlara verilen dereceler
  3. insanların ölçebileceği aralığın üzerindeki CO2 seviyeleri
Cevabı göster

büyük insan etkisinden önceki CO2 seviyeleri

But even after several million years, Anlatım akışı

4:18

Fakat birkaç milyon yıl sonra bile,

humanity's legacy lives on. Deyimler

4:20

insanlığın mirası yaşamaya devam eder.

Anlatım akışı

But even after several million years: ödünleyici bir zaman çerçevesi

But, önceki düşüncenin oluşturduğu beklentiden farklı bir yöne dönüşü gösterir. Even after several million years, çok uzun bir süreyi sonucu değiştirmesi beklenen ancak değiştirmeyen bir arka plan olarak kurar: normalde bu kadar uzun süre geçince sonucun ortadan kalkması ya da sona ermesi beklenir. Ardından ana cümle şaşırtıcı bilgiyi verir. But even after + zaman/olay, + beklenmedik biçimde süren sonuç kalıbı, savı bu şekilde düzenler; even “buna rağmen” vurgusu katarken after tek başına sonucu yalnızca daha sonraki bir zamana yerleştirir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki “But even after several million years,” ifadesi ne işe yarar?

  1. Muazzam bir zaman geçmiş olmasına rağmen geçerliliğini koruyan şaşırtıcı bir sonuca zemin hazırlar.
  2. İnsanlığın geri döndüğü kesin tarihi verir.
  3. Sonucun yalnızca birkaç milyon yıl geçtiği için ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster

Muazzam bir zaman geçmiş olmasına rağmen geçerliliğini koruyan şaşırtıcı bir sonuca zemin hazırlar.

Deyimler

humanity's legacy lives on: zaman içinde süren etki

Humanity's legacy, insanların bıraktığı kalıcı etkiler, eserler veya izler anlamına gelir. Bu cümlede lives on, mirası sanki hayatta kalabilirmiş gibi kişileştirir; asıl anlam, onu yaratanlar ortadan kalktıktan sonra da varlığını sürdürmesidir. Özne bir anı, gelenek, fikir veya etki gibi soyut bir şey olduğunda live on genellikle “zaman içinde var olmaya veya etkili olmaya devam etmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “var olmaya devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Although the poet died long ago, her words ____.

Cevabı göster

live on

Carved in unyielding granite, Dilbilgisi

4:23

Boyun eğmez granite oyulmuş,

America's Mount Rushmore survives for 7.2 million years. Kültür

4:25

Amerika'nın Rushmore Dağı 7,2 milyon yıl dayanır.

Dilbilgisi

Carved in unyielding granite: cümle başında geçmiş ortaç öbeği

Carved in unyielding granite, America's Mount Rushmore ifadesini betimleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir: anıt granite oyulmuştur. Ana fiil carved değildir; ana cümle America's Mount Rushmore survives for 7.2 million years bölümüdür. Öbek cümlenin başına getirildiğinde ana ifadeden önce arka plan verir ve sonucun nedenini de sezdirir: anıt çok sert ve dayanıklı granite oyulduğu için çok uzun süre varlığını korur. Bu yapı, Because it is carved in unyielding granite gibi edilgen bir yan cümleyi kısaltır.

Alıştırma

Hangi cümle, virgülden sonraki özneyi betimlemek için cümle başında geçmiş ortaç öbeğini doğru kullanır?

  1. Carved in granite, tourists photographed the monument.
  2. Carved in granite, the monument has survived for centuries.
  3. Carving in granite, the monument has survived for centuries.
Cevabı göster

Carved in granite, the monument has survived for centuries.

Kültür

America's Mount Rushmore: granit dağ yamacındaki bir anıt

Mount Rushmore, Güney Dakota'da bulunan bir ABD anıtıdır ve dört ABD başkanının yüzü doğrudan granit bir dağ yamacına oyulmuştur. Burada America's, burayı Amerika'yı temsil eden bir simge olarak sunar; özel adın kendisi Mount Rushmore'dur. Buranın devasa bir kaya oyması olduğunu bilmek, uzun vadeli öngörüde neden milyonlarca yıl kalabilecek insan yapımı bir iz örneği olarak kullanıldığını açıklar. Taşınabilir bir heykel ya da sıradan bir bina değildir.

Alıştırma

Rushmore Dağı'nın neden bu kadar uzun süre dayanabileceğini anlamak için gereken arka planı hangi açıklama verir?

  1. Rushmore Dağı, halka açık etkinlikler için kurulmuş geçici bir ahşap sahnedir.
  2. Rushmore Dağı, bir müzede sergilenen taşınabilir bir bronz heykeldir.
  3. Rushmore Dağı, başkanların yüzlerinin granit bir dağ yamacına oyulduğu bir anıttır.
Cevabı göster

Rushmore Dağı, başkanların yüzlerinin granit bir dağ yamacına oyulduğu bir anıttır.

The chemical composition of our bronze sculptures keeps them recognizable for over 10 million. Notlar

4:30

Bronz heykellerimizin kimyasal yapısı onların 10 milyondan fazla yıl tanınabilir kalmasını sağlar.

Kelime

The chemical composition: bir malzemenin kimyasal bileşimi

Chemical composition, bir malzemeyi oluşturan maddeleri veya elementleri ve bunların göreli oranlarını ifade eder. Burada heykellerde kullanılan bronzun bileşimini anlatır. The chemical composition of our bronze sculptures isim öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir. Heykellerin tanınabilir kalmasının nedeni olarak malzemenin bileşimini gösterir. Bu bilimsel ifadede composition; kompozisyon yazısı, müzik eseri veya bir sanat eserindeki görsel düzen değil, malzemenin bileşimi anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede chemical composition, bir malzemedeki maddeleri ve bunların oranlarını ifade eder?

  1. The orchestra performed a new composition.
  2. The lab analyzed the chemical composition of the soil.
  3. The class discussed the composition of a short essay.
Cevabı göster

The lab analyzed the chemical composition of the soil.

Dilbilgisi

keeps them recognizable: keep + nesne + sıfat

Keep + nesne + sıfat yapısı, “bir kişinin veya şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. keeps them recognizable ifadesinde them, bronz heykelleri gösterir; recognizable ise onların devam eden durumunu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Burada keep, “saklamak” veya “sahip olmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen sözcük sırası şöyledir: keep, ardından kişi ya da şey, son olarak da durumu belirten sıfat.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri keep + nesne + sıfat yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: This lid ____. (the soup, hot)

Cevabı göster

keeps the soup hot

And buried deep underground, Dilbilgisi

4:36

Ve yeraltının derinliklerine gömülmüş,

the remnants of cities built on floodplains have been preserved in time as a kind of techno-fossil. Notlar

4:38

taşkın yataklarına inşa edilen şehirlerin kalıntıları bir nevi tekno-fosil olarak zaman içinde korunmuş olurdu.

Dilbilgisi

cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeği olarak buried deep underground

Buried deep underground, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Cümlenin öznesi olan the remnants of cities ifadesinin durumunu ve yerini anlatır: kalıntılar gömüldükleri için yerin derinliklerindedir. Buried ana fiil değildir; ana fiil öbeği have been preserved ifadesidir. Öznenin önüne yerleştirilen bu öbek, arka plan bilgisini önce ve sıkıştırılmış biçimde verir. Öbeğin anlamsal öznesi, virgülden sonra gelen özneyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede başlangıçtaki geçmiş zaman ortacı öbeği, virgülden sonraki özneyi doğru biçimde niteler?

  1. Burying deep underground, the time capsule remained dry for decades.
  2. Buried deep underground, the museum displayed the time capsule.
  3. Buried deep underground, the time capsule remained dry for decades.
Cevabı göster

Buried deep underground, the time capsule remained dry for decades.

Dilbilgisi

kısaltılmış edilgen ilgi yan cümlesi olarak built on floodplains

Built on floodplains, cities sözcüğünü niteler. Kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir ve burada that were built on floodplains ifadesine denktir. Cities, inşa etme eylemine maruz kalan taraftır; bu nedenle geçmiş zaman ortacı built edilgen bir ilişki anlatır. Bu öbek, daha uzun olan the remnants of cities built on floodplains ad öbeğinin içinde yer alır. Built cümlenin ana fiili değildir; ana fiil öbeği have been preserved ifadesidir. Floodplains, nehir kenarındaki alçak ve düz, sel basabilen alanlardır.

Alıştırma

houses that were built near the river ifadesinin doğru kısaltılmış biçimi hangisidir?

  1. houses built near the river
  2. houses building near the river
  3. houses were built near the river
Cevabı göster

houses built near the river

Kelime

a kind of techno-fossil: temkinli bir mecazlı adlandırma

Techno-fossil, teknolojiyle ilgili techno- ile “fosil” anlamındaki fossil sözcüklerinden oluşturulmuş yaratıcı bir bileşik sözcüktür. Burada insan yapımı kalıntılar fosillere benzetilir: Teknolojik bir çağın fiziksel kanıtı olarak uzun süre varlıklarını sürdürebilirler. A kind of, bu adlandırmanın yaklaşık olduğunu gösterir. Konuşmacı, kalıntıların techno-fossil benzeri bir şey olarak anlaşılabileceğini söylüyor; bunların kesin bir bilimsel fosil sınıfına girdiğini iddia etmiyor.

Alıştırma

Bu cümlede a kind of techno-fossil ne anlama geliyor?

  1. Teknolojiye enerji sağlayan geleneksel bir fosil.
  2. Fosil gibi korunmuş insan yapımı bir iz.
  3. Eski fosilleri incelemek için kullanılan bir makine.
Cevabı göster

Fosil gibi korunmuş insan yapımı bir iz.

Eventually,

4:46

Eninde sonunda,

these traces too will be wiped from the planet's surface. Deyimler

4:46

bu izler de gezegenin yüzeyinden silinip gidecek.

Deyimler

will be wiped from the planet's surface: gelecek zamanda edilgen ve tam kaldırma

Will be wiped gelecek zamanda edilgen yapıdır: Eylemi izler yapmaz, izler eylemden etkilenir. Wipe X from Y yapısında X kaldırılan şey, Y ise onun kaybolduğu yer veya kayıttır. Burada wipe mecazlı ve güçlü bir anlam taşır. İfade, izlerin gezegenin yüzeyinde artık kalmayacak kadar tamamen ortadan kaldırılacağını anlatır; birinin toprağı bezle gerçekten sileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi wipe X from Y yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: After the reset, all personal data will be ____ the laptop.

Cevabı göster

wiped from

Humanity hasn't always been here, Anlatım akışı

4:50

İnsanlık her zaman burada değildi,

and we won't be here forever.

4:52

ve sonsuza kadar da burada olmayacağız.

Anlatım akışı

hasn't always been here ... won't be here forever: geçmiş ve gelecek arasında paralel yapı

Cümle, zaman bakımından zıt yönlere bakan iki olumsuz yan cümleyi eşleştirir. Humanity hasn't always been here geçmişe bakarak insanlığın kesintisiz biçimde var olmadığını, we won't be here forever ise geleceğe bakarak insanlığın varlığının sonsuza kadar sürmeyeceğini belirtir. always ve forever sözcüklerinin birbirini karşılaması paralel bir yapı oluşturur. Geçmiş ve gelecekten oluşan bu çerçeve yalnızca gerçekleri sıralamaz. İnsanlığı çok daha uzun bir zaman çizelgesinde geçici olarak sunup düşünceyi sonuçlandırır ve ifadeye geniş, düşündürücü bir etki verir.

Alıştırma

Geçmiş ve gelecek arasındaki paralel yapı temel olarak neyi vurguluyor?

  1. İnsanlığın varlığı sonsuz değil, geçicidir.
  2. İnsanlık tam olarak ne zaman yok olacağını bilmektedir.
  3. İnsanlık her zaman var olmuştur ve hiç değişmeyecektir.
Cevabı göster

İnsanlığın varlığı sonsuz değil, geçicidir.

But by investigating the world without us, Notlar

4:54

Ama bizsiz bir dünyayı inceleyerek,

perhaps we can learn more about the world we live in now.

4:56

belki de şu an yaşadığımız dünya hakkında daha çok şey öğrenebiliriz.

Dilbilgisi

by investigating ...: yöntem belirten by + -ing

by investigating... ifadesinde by bir edat, investigating ise ulaç işlevindeki bir gerund biçimidir. İfade, 'inceleme eylemi yoluyla' anlamına gelir ve daha fazla öğrenmeyi sağlayabilecek yöntemi açıklar. by + -ing ifadesi cümlenin başına gelerek ardından gelen yan cümlenin tamamını niteleyebilir: X'i yaparak bir kişi Y'yi başarır veya başarabilir. Burada by, edilgen bir fiilin eylemi yapan kişisini belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi by ve compare fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the two maps, you can spot the changes.

Cevabı göster

By comparing

Anlatım akışı

the world without us ... the world we live in now: varsayımdan gerçeğe

the world isim öbeğinin tekrarı bir çerçeve kurar: the world without us, insanların bulunmadığı hayali bir dünyadır; the world we live in now ise bugünkü gerçek dünyadır. Cümle, varsayımsal durumdan bu varsayımın amacına geçer: o hayali dünyayı incelemek, gerçek dünyayı anlamamıza yardımcı olabilir. the world ifadesinin tekrarlanıp yalnızca niteleyici kısmının değiştirilmesi karşıtlığı belirginleştirir ve sonucu yeniden bugüne getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, hayali bir durumdan bugünkü gerçekliğe dönüş yapan aynı yapıyı kullanır?

  1. Cities have cars, roads, buses, and trains.
  2. By imagining a city without cars, we can rethink the city we live in today.
  3. Without a car, Maya took the bus to work.
Cevabı göster

By imagining a city without cars, we can rethink the city we live in today.

If you're looking for a page-turning tour of a post-human Earth, Notlar

5:01

Eğer insan sonrası bir Dünya'nın sayfa çevirten bir turunu arıyorsanız,

Deyimler

a page-turning tour: sürükleyici bir yazılı keşif

Page-turning, okurun sayfaları çevirmeye devam etmek isteyeceği kadar ilgi çekici bir metni anlatan olumlu bir birleşik sıfattır. Buradaki kullanım mecazidir; fiziksel olarak sayfa çevirme eylemini anlatmaz. A page-turning tour ifadesinde tour da mecazidir: kitap, okura bir konuyu keşfederken rehberlik eder. İfadenin tamamı sürükleyici bir yazılı keşif vadeder.

Alıştırma

Page ve turning sözcüklerinden oluşan kısa çizgili sıfatla değerlendirmeyi tamamlayın: The biography gives a ____ account of her years at sea.

Cevabı göster

page-turning

we highly recommend the World Without Us, Ton ve niyet

5:05

şiddetle 'The World Without Us' (Bizsiz Dünya) kitabını tavsiye ederiz,

Ton ve niyet

If you're looking for ... ile öneriye giriş yapmak

Burada If you're looking for..., dinleyicinin isteyebileceği bir şeyi belirten koşullu bir giriş ifadesidir. Ana cümle daha sonra bu ihtiyaca uygun bir öneri verir. Bu, gerçekten evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru değildir. Öneriyi doğrudan bir emirle başlatmaya göre daha ilgili ve daha az ısrarcı gösterir.

Alıştırma

Öneriyi dersteki giriş ifadesiyle tamamlayın: ____ a lightweight laptop for travel, this model is worth considering.

Cevabı göster

If you're looking for

Ton ve niyet

we highly recommend: güçlü bir şekilde tavsiye ediyoruz

Highly, recommend fiilinin derecesini güçlendiren bir zarftır. We highly recommend + isim yapısı, sade bir we recommend ifadesinden daha güçlü, açık ve kendinden emin bir tavsiye verir. We öznesi, tavsiyenin birden fazla konuşmacı, bir ekip veya bir yayın tarafından paylaşıldığını gösterir. Highly recommend + -ing ve highly recommend that + özne + fiilin yalın hâli yapıları da kullanılabilir.

Alıştırma

Tavsiyeyi highly recommend ve ardından gelen bir -ing biçimiyle tamamlayın: We ____ a backup of your files before the update.

Cevabı göster

highly recommend making

which,

5:08

ki bu kitap,

thanks to our partners at Picador, Kalıp ifadeler

5:08

Picador'daki ortaklarımız sayesinde,

is available at a steeply discounted rate for a limited time. Kalıp ifadeler

5:10

kısa bir süre için son derece indirimli bir fiyatla sunuluyor.

Kalıp ifadeler

thanks to our partners at Picador: olumlu sonucu ortakların katkısına bağlamak

Thanks to + bir isim öbeği, bir sonucu mümkün kılan kişiyi, grubu, şeyi veya durumu belirtir. Bu cümlede thanks to our partners at Picador, özel fiyatın neden sunulabildiğini açıklar ve Picador ortaklarının katkısını takdir eder. Virgüllerle ayrılan bu ifade, daha büyük cümlenin içinde ara bir neden açıklaması görevi görür. Picador'a doğrudan “teşekkür ederim” demez; our partners at Picador, bu kuruluşla bağlantılı iş ortaklarını ifade eder.

Alıştırma

Etkinliğin sorunsuz ilerlemesini doğru biçimde gönüllülerin katkısına bağlayan cümle hangisidir?

  1. Thanks to our volunteers, the event ran smoothly.
  2. Thanks at our volunteers, the event ran smoothly.
  3. Thanks for our volunteers, the event ran smoothly.
Cevabı göster

Thanks to our volunteers, the event ran smoothly.

Kalıp ifadeler

is available at a steeply discounted rate: çok daha düşük bir fiyattan sunulmak

Be available at a ... rate, bir ürün veya hizmetin belirtilen fiyat ya da ücret karşılığında edinilebildiği anlamına gelir. Burada rate, hızı değil, alınan ücreti ifade eder. Steeply discounted, normal fiyata göre büyük miktarda indirim yapıldığı anlamına gelir. Steeply, discounted sözcüğünün derecesini güçlendirir; dolayısıyla ifadenin tamamı bir şeyin normalden çok daha ucuza sunulduğunu belirten özenli bir tanıtım ifadesidir.

Alıştırma

Bir hizmetin çok daha düşük bir fiyata satın alınabileceğini doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?

  1. The battery is draining at a steady rate this week.
  2. The annual plan is available at a steeply discounted rate this week.
  3. The download is running at a faster rate this week.
Cevabı göster

The annual plan is available at a steeply discounted rate this week.

Kalıp ifadeler

for a limited time: süreyle sınırlı bir teklif

For a limited time, bir fiyatın, teklifin veya fırsatın yalnızca geçici bir dönem boyunca geçerli olduğunu belirtir. Burada ifade, is available yapısını niteler ve büyük indirimin ne kadar süreceğini sınırlar. Bu ifade miktara değil, zamana bir sınır koyar. Cümle, yalnızca belirli sayıda ürün bulunduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi duyuru, stokların tükenebileceğini söylemeden bir indirimin yalnızca sınırlı bir süre geçerli olduğunu belirtir?

  1. The free gift is available while supplies last.
  2. Only a limited number of posters are available.
  3. The annual plan is 30% off for a limited time.
Cevabı göster

The annual plan is 30% off for a limited time.

Every copy purchased through this link helps support TED-Ed's non-profit mission. Notlar

5:14

Bu bağlantı aracılığıyla satın alınan her kopyanın, TED-Ed'in kâr amacı gütmeyen misyonunu desteklemeye yardımı olur.

Dilbilgisi

Every copy purchased through this link: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Every copy purchased through this link yapısında purchased through this link, copy sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi nüshalardan söz edildiğini belirtir ve every copy that is purchased through this link biçiminde açılabilir. Purchased ortacı edilgen anlam taşır: nüsha birisi tarafından satın alınır. Ana fiil değildir; tam özne Every copy purchased through this link, ana yüklem ise helps support ifadesidir.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşturmak için purchase fiilinin doğru biçimini kullanın: Every ticket ____ online includes a digital receipt.

Cevabı göster

purchased

Kalıp ifadeler

helps support: daha büyük bir çabaya katkıda bulunmak

Help fiilinden sonra doğrudan fiilin yalın hâli gelebilir; bu nedenle helps support, “desteklenmesine katkıda bulunur” veya “desteği mümkün kılar” anlamına gelir. Every copy öznesi tekil olduğu için -s eki helps üzerindedir; support yalın hâlde kalır. Supports ile karşılaştırıldığında helps support, her satın almayı daha büyük bir destek çabasına katkı sağlayan unsurlardan biri olarak gösterir; desteğin tamamını tek başına sağladığını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, her satışın daha büyük bir destek çabasına katkıda bulunduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. Each ticket sold helps supporting the youth arts program.
  2. Each ticket sold supports help the youth arts program.
  3. Each ticket sold helps support the youth arts program.
Cevabı göster

Each ticket sold helps support the youth arts program.

Kelime

TED-Ed's non-profit mission: eğitim odaklı amacı

Bir kuruluş bağlamında mission, kuruluşun ilerletmeye çalıştığı temel amacı ifade eder. Burada TED-Ed's non-profit mission, TED-Ed'in kâr amacı gütmeyen bir girişim olarak eğitim odaklı amacıdır; tek bir görev değildir. Non-profit, kuruluşun nasıl yapılandırıldığını ve varsa fazlanın nasıl kullanıldığını anlatır: kuruluşun temel amacı kârı sahiplerine dağıtmak değildir. Bu, kuruluşun gelir elde edemeyeceği, ücret alamayacağı veya çalışanlarına maaş ödeyemeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade bir kuruluşun non-profit mission kavramını en iyi açıklar?

  1. Kuruluş, sahiplerine kâr dağıtmayı temel amacı hâline getirmeden ana amacını sürdürür.
  2. Kuruluşun sunduğu her hizmet ücretsiz olmak zorundadır.
  3. Kuruluşun herhangi bir para alması yasaktır.
Cevabı göster

Kuruluş, sahiplerine kâr dağıtmayı temel amacı hâline getirmeden ana amacını sürdürür.

Happy reading. Ton ve niyet

5:19

Keyifli okumalar.

Ton ve niyet

Happy reading: iyi okumalar dileyen samimi bir kapanış

Happy reading. karşıdaki kişinin birazdan okuyacağı şeyden keyif almasını dileyen kısa bir ifadedir. Okuyucuya yönelir ve yaklaşan etkinlik için iyi dilekte bulunur; okumanın kendisinin mutlu olduğunu söylemez. Bu ifade, kısa ve samimi bir dilek oluşturmak için Happy + etkinlik adı yapısını kullanır. Burada reading etkinliğin adıdır ve dil bilgisi açısından isim-fiil görevindedir; dileğin daha uzun hâli söylenmeden anlaşılır.

Alıştırma

Birine e-postayla bir makale gönderdiniz. Kişinin birazdan yapacağı etkinlik için samimi bir dilek bildiren kapanış hangisidir?

  1. Happy birthday!
  2. Happy reading!
  3. Safe travels!
Cevabı göster

Happy reading!