Eğer her insan aniden ortadan kaybolsaydı ne olurdu? - Dan Kwartler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu düşünce deneyi, bütün insanların aniden ortadan kaybolmasının ardından yaşanacakları izler: önce altyapı sistemleri işlemez hâle gelir, şehirler zamanla çöker, bitki ve hayvanların dağılımı değişir, iklim yavaşça toparlanır ve sonunda insanlığın en dayanıklı fiziksel izleri bile silinir; böylece günümüz dünyasının insan faaliyetlerine ne ölçüde bağlı olduğu ortaya çıkar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what would happen if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Hayalî bir koşul ortaya koymak ve sonuçları hakkında gerekçeli bir öngörü başlatmak için bu soru kalıbını kullanmayı öğrenin. Bu yapı, yanıtın tek bir tahminden ibaret olmadığı; olası olayların birbirini nasıl izlediğinin açıklandığı bilimsel anlatımlarda, sınıf tartışmalarında ve münazaralarda özellikle kullanışlıdır. 2. our infrastructure saves some animals and dooms others. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Paralel fiillerin ve some ile others arasındaki karşıtlığın, birbirine zıt iki etkiyi tek ve çarpıcı bir özette nasıl birleştirdiğini fark edin. Aynı dengeli yapıyla bir sistemin, politikanın ya da çevresel değişimin bir gruba yarar sağlarken başka bir gruba zarar verdiğini açıkça anlatabilirsiniz. 3. the world without us, ve the world we live in now. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Birbirine paralel iki ifadenin, insanlardan arınmış hayalî senaryoyu bugünkü gerçekliğe nasıl bağladığını anlayın. Bu tematik geri dönüş, önceki ayrıntıları yalnızca yinelemek yerine varsayımsal incelemenin günümüz dünyasını anlamak açısından neden önemli olduğunu göstererek uzun bir açıklamayı sonuçlandırmanızı sağlar.
Bu derste
Human beings are everywhere with settlements on every continent. Kelime
0:06İnsanlar her yerdedir ve her kıtada yerleşim yerleri vardır.
settlements on every continent: her kıtadaki yerleşim yerleri
Bu coğrafi bağlamda settlements, insan gruplarının evler ve topluluklar kurduğu yerler anlamına gelir. Bir settlement köy, kasaba veya insanların yaşadığı başka bir bölge olabilir. on every continent ifadesi, bu yerleşim yerlerinin dünyanın bütün kıtalarında bulunduğunu belirtir. Burada settlements, hukuki veya ticari uyuşmazlıkları sona erdiren anlaşmalar anlamına gelmez.
Alıştırma
“Several small settlements grew along the river.” cümlesinde settlements ne anlama gelir?
- Davaları sona erdiren anlaşmalar
- İnsanların yaşadığı yerler
- Bankalar arasındaki ödemeler
- Kimsenin yaşamadığı bölgeler
Cevabı göster
İnsanların yaşadığı yerler
We can be found: dağılım anlatan can + edilgen yapı
We can be found, can + be + geçmiş zaman ortacı found yapısından oluşur. Bu bir edilgen yapıdır: we, birinin bulabileceği şeydir; aramayı yapan değildir. Dağılım anlatımlarında X can be found in Y, X'in Y'de bulunduğu veya görüldüğü anlamına gelir. Odak, arayan kişiden çok X ve onun bulunduğu yerdedir.
Alıştırma
Cümleyi can + find yapısının üç sözcüklü edilgen biçimiyle tamamlayın: Sea turtles ____ in warm oceans around the world.
Cevabı göster
can be found
the most isolated corners: bir yerin en uzak bölgeleri
Bu cümlede corners, mekânsal bir mecazdır. İki yüzeyin birleştiği fiziksel köşeleri değil; ormanların, okyanusların ve tundraların uzak ve erişilmesi zor kısımlarını anlatır. corners of + geniş bir yer yapısı, o yeri uzak kenarları veya gizli kısımları olan bir alan gibi gösterir. isolated, remote veya farthest gibi sözcükler, corners ifadesinin ücra bölgeleri anlattığını belirtir.
Alıştırma
“The volunteers delivered supplies to the most isolated corners of the province.” cümlesinde the most isolated corners ne anlama gelir?
- haritada işaretlenmiş dört sabit nokta
- ilin en yoğun merkez ilçeleri
- bir binanın duvarlarının birleştiği iç köşeler
- ilin en uzak ve erişilmesi en zor bölgeleri
Cevabı göster
ilin en uzak ve erişilmesi en zor bölgeleri
most scientists believe humanity has left a permanent mark on Earth's geological record. Notlar
0:18çoğu bilim insanı insanlığın Dünya'nın jeolojik kaydında kalıcı bir iz bıraktığına inanıyor.
so profound, ...: sonuca yol açan derece
Burada so, profound sözcüğünün derecesini yalnızca güçlendirmez. so + adjective + (that) + clause derece-sonuç yapısını başlatır: etki, bilim insanlarını sonraki yan cümledeki sonuca götürecek kadar derindir. Konuşma tarzındaki bu cümlede profound sonrasındaki that çıkarılmıştır. İlişki, Our impact is so profound that most scientists believe... cümlesindekiyle aynıdır.
Alıştırma
Derece-sonuç yapısını tek sözcükle tamamlayın: The lake was ____ cold that nobody could swim in it.
Cevabı göster
so
left a permanent mark on: kalıcı bir etki yaratmak
Bu cümlede left a permanent mark on, “üzerinde kalıcı bir etki yarattı” anlamına gelir. Buradaki mark mutlaka gözle görülen bir işaret değildir; zaman içinde kalan bir kanıt veya değişiklik olabilir. Yapı leave a permanent mark on + etkilenen kişi, alan, yer veya sistem şeklindedir. Fiil zamanı normal biçimde değişir: leave, leaves, left veya has left.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her discovery ____ modern medicine, changing treatment for generations.
Cevabı göster
left a permanent mark on
Earth's geological record: gezegenin geçmişine ait kanıtlar
Earth's geological record, Dünya'nın geçmişiyle ilgili olarak kayalarda, tortul katmanlarda, fosillerde ve diğer jeolojik malzemelerde korunmuş kanıtların bütünüdür. Burada record, bir ses kaydı veya puan değil, birikmiş doğal kanıt anlamına gelir. Bilim insanları bu kanıtları çok uzun dönemlerdeki olayları ve değişimleri yeniden oluşturmak için kullanır.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda Earth's geological record ne anlama gelir?
- Dünya'nın geçmişine ilişkin kayalarda, tortullarda, fosillerde ve bağlantılı malzemelerde korunmuş kanıtlar
- Dünya'nın çıkardığı seslerin kayıtları
- Günlük hava tahminlerinin programı
- Öğrencilerin jeoloji sınavı puanlarının listesi
Cevabı göster
Dünya'nın geçmişine ilişkin kayalarda, tortullarda, fosillerde ve bağlantılı malzemelerde korunmuş kanıtlar
So, what would happen if suddenly every human on Earth disappeared? Dilbilgisi
0:25Peki, Dünya'daki bütün insanlar aniden ortadan kaybolsaydı ne olurdu?
What would happen if... ile hayali sonuçları sormak
What would happen if...? hayal edilen bir koşulun olası sonucunu sorar. Bu cümlede would, sonucun varsayımsal olduğunu gösterir; geçmiş zamana gönderme yapmaz. Yaygın kalıp What would happen if + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi? şeklindedir. Buradaki disappeared, durumu şimdiki gerçeklikten uzaklaştırır. Bu tür varsayımlarda geçmiş zaman biçimi, geçmiş bir olayı değil hayal edilen bir koşulu anlatır.
Alıştırma
Hangi soru, gerçeklikten uzak ve hayali bir durumun sonucunu en açık biçimde soruyor?
- What will happen if the train is late tonight?
- What happens if I press this button?
- What would happen if humans could breathe underwater?
Cevabı göster
What would happen if humans could breathe underwater?
With no one maintaining them: arka plan koşulu
With no one maintaining them, with + ad öbeği + -ing yapısını kullanır. Ana cümlenin arka plan koşulunu verir: bakımı yapan hiç kimse olmadığı için yaratılan şeyler bozulabilir veya sorun çıkarabilir. Maintaining eylemini yaptığı anlaşılan öge no one, eylemden etkilenen öge ise them'dir. Bu yapı bir durumu kısa ve öz biçimde sunar ve çoğu zaman nedene benzer bir etki yaratır: With + kişi veya şey + -ing, ana cümle. Burada with bir arka plan durumu sunar; biriyle birlikte olma anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, sistemi kimsenin izlemediğini arka plandaki neden olarak vermek için with + ad öbeği + -ing yapısını kullanıyor?
- Because the system was offline, no one could monitor it.
- With the warning signs on the screen, someone monitored the system.
- With no one monitoring the system, the warning signs were missed.
Cevabı göster
With no one monitoring the system, the warning signs were missed.
backfire: durumu düzeltmek yerine kötüleştirmek
Burada backfire, insanların yarattığı bazı şeylerin amaçlanan işlevini yerine getirmek yerine hızla zararlı sonuçlar doğurması anlamına gelir. Kelimenin gerçek anlamıyla alev almaktan söz edilmez. Backfire yalnızca başarısız olmaktan daha fazlasını anlatır: Bir eylem, plan veya şey amaçlananın tersine sonuç verdiğinde ya da durumu kötüleştirdiğinde kullanılır.
Alıştırma
Bir okul zaman kazanmak için öğle arasını kısalttı, ancak öğrenciler derste daha az odaklanmaya başladı. Sonucu en iyi hangi cümle anlatır?
- The plan caught fire and made the problem worse.
- The plan failed, so nothing changed.
- The plan backfired and made the problem worse.
Cevabı göster
The plan backfired and made the problem worse.
Hours after we disappear: zaman çizelgesine bir referans noktası koymak
Hours after we disappear, bir sonraki olayı zaman çizelgesine yerleştirmek için başta kullanılır. we disappear referans olaydır; rafinerilerin arızalanması ise bundan birkaç saat sonra gerçekleşir. Yapı, süre + after + özne + fiil biçimindedir ve ardından ana olay gelir. Böyle bir zaman ifadesini başa almak, anlatının bir aşamadan diğerine açıkça ilerlemesini sağlar; burada after neden değil, zaman bildirir.
Alıştırma
Başlangıcı süre + after + yan cümle yapısına göre tamamlayın. Süre olarak Two hours kullanın: ____ the backup generator stopped, the emergency lights went out.
Cevabı göster
Two hours after
producing month-long blazes: sonuç bildiren ortaç yan cümleciği
Burada producing month-long blazes, önceki cümlenin sonucunu bildiren bir ortaç yan cümleciğidir: rafineriler arızalanır ve bu arıza yangınlara neden olur. Producing çekimsiz bir biçimdir ve ana cümleye bağlıdır; ikinci bir bağımsız cümle başlatmaz. “ana cümle, V-ing...” kalıbı sonucu özlü biçimde sunar ve haberlerle açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Sonuç yan cümleciğini flood fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ the entire basement.
Cevabı göster
flooding
month-long blazes: kısa çizgili süre sıfatı
month-long blazes ifadesinde month-long, blazes sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Bir ay süren yangınlar anlamına gelir; yangınların ne zaman olduğunu bildiren ayrı bir zarf öbeği değildir. Bu süre kalıbı isimden önce geldiğinde kısa çizgiyle yazılır ve zaman birimi tekil kalır: a week-long trip ve a two-month-long course. İsimden sonra ise The blaze lasted a month gibi farklı bir yapı kullanılır.
Alıştırma
“Zaman birimi + long” biçimindeki birleşik sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum announced a ____ closure that would last one month.
Cevabı göster
month-long
the southern United States, and South Korea.
0:45Güney Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore'dekiler gibi tesislerde aylar sürecek yangınlara yol açardı.
endüstriyel tesis anlamındaki plants
Burada plants, fabrikalar veya büyük endüstriyel tesisler, özellikle de malzemelerin işlendiği ya da ürünlerin üretildiği yerler anlamındaki plant sözcüğünün çoğuludur. Bağlamdaki oil refineries ifadesi bu endüstriyel anlamı açıkça gösterir. Enerji ve imalat bağlamlarında plant; power plant, chemical plant ve processing plant gibi ifadelerde sık görülür. Çevrede üretim, işleme, makineler veya endüstriyel kazalarla ilgili sözcükler varsa plant genellikle canlı bir bitki anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: “The new plant processes crude oil near the port.” plant ne anlama gelir?
- endüstriyel bir tesis
- toprakta büyüyen canlı bir bitki
- bir demiryolu rayı
- bir grup ofis çalışanı
Cevabı göster
endüstriyel bir tesis
underground rail systems: yer altındaki kentsel ağlar
Underground rail systems, subway veya metro sistemleri gibi çoğunlukla yer altında çalışan kentsel demiryolu ağları anlamına gelir. systems sözcüğünün çoğul olması, birkaç şehirden örnek verilmesine uygundur. Burada rail, tek bir metal rayı veya tutunma korkuluğunu değil, bir bütün olarak demiryolu ulaşımını anlatır. Bileşik ismin tamamı trenleri, hatları, tünelleri, istasyonları ve ilgili altyapıyı kapsayabilir.
Alıştırma
underground rail system neyi ifade eder?
- çoğunlukla yer altında çalışan kentsel bir demiryolu ağı
- bir istasyondaki güvenlik korkuluğu
- yalnızca otomobillerin kullandığı bir karayolu tüneli
- bir binanın altındaki tek bir metal ray
Cevabı göster
çoğunlukla yer altında çalışan kentsel bir demiryolu ağı
flooding the tunnels in just 3 days. Dilbilgisi
0:57tünelleri sadece 3 gün içinde sular altında bırakırdı.
drainage pumps: istenmeyen suyu uzaklaştıran pompalar
Drainage pumps, bir yerdeki istenmeyen suyu dışarı taşıyan makinelerdir. Drainage, fazla suyun uzaklaştırılması işlemini veya suyu dışarı taşıyan sistemi; pumps ise suyu hareket ettiren makineleri ifade eder. Bu terim tüneller, bodrumlar, inşaat alanları, madenler ve sel kontrolü hakkında konuşulurken sıkça kullanılır. Bu cümlede pompaların terk edilmesi, suyun artık dışarı pompalanmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Drainage pumps ifadesinin yaptığı işi en iyi hangi açıklama anlatır?
- İçme suyunu ısıtırlar.
- Yakıtı motora taşırlar.
- Bir tünelin derinliğini ölçerler.
- Bir alandaki istenmeyen suyu uzaklaştırırlar.
Cevabı göster
Bir alandaki istenmeyen suyu uzaklaştırırlar.
flooding the tunnels: sonuç bildiren bir -ing öbeği
Virgülden sonra gelen flooding the tunnels, önceki durumun tamamının sonucunu bildiren -ing'li bir ortaç öbeğidir: pompalar terk edilir, bunun sonucunda su birikir ve tüneller su altında kalır. Bu öbek bağımsız bir ana cümle değildir. Ana cümle + virgül + -ing öbeği kalıbı, sonucu ikinci bir tam cümlede vermek yerine neden-sonuç ilişkisini tek bir cümlede sıkıştırabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümlenin doğrudan sonucunu göstermek için virgül + -ing öbeği kullanır?
- The mechanic inspected the system that was causing the engine to overheat.
- Because the cooling system failed, the engine began to overheat.
- The cooling system that failed was replaced yesterday.
- The cooling system failed, causing the engine to overheat.
Cevabı göster
The cooling system failed, causing the engine to overheat.
most emergency generators have shut down, Öbek fiiller
1:02acil durum jeneratörlerinin çoğu kapanmış olurdu,
By the end of the first week: son tarih belirlemek
By the end of the first week, ilk haftanın sonunu bir son tarih veya referans noktası olarak belirler. Belirtilen sonucun bu noktadan önce ya da en geç bu noktada gerçekleşmiş olduğu anlamına gelir. Burada bu ifade, have shut down durumunu o zamana kadar ulaşılmış bir sonuç olarak sunar. Durmaların bütün hafta boyunca sürdüğünü söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle raporun en geç cuma gününün sonunda tamamlanmış olması gerektiğini belirtir?
- The report must be complete by the end of Friday.
- The report must be complete during Friday.
- The report must be complete at the end of Friday.
Cevabı göster
The report must be complete by the end of Friday.
have shut down: bir sistem çalışmayı durdurdu
Have shut down ifadesinde shut down, çalışmayı durdurmak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Duran şey jeneratörlerin kendisidir; fiilden sonra nesne yoktur. Have + shut, present perfect yapısını oluşturur. Shut fiilinin yalın hâli, geçmiş zaman hâli ve geçmiş zaman ortacı aynıdır. Burada present perfect, durmayı ilgili zamana kadar zaten ortaya çıkmış bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi shut down fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The backup server ____, so the website is offline.
Cevabı göster
has shut down
once the fires have gone out: bir koşulun tamamlanmasını beklemek
Burada once, “bu gerçekleştiğinde” veya “bu tamamlandıktan sonra” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır; “bir kez” anlamındaki zarf değildir. once the fires have gone out yan cümlesi, bir sonraki olaydan önce tamamlanması gereken koşulu belirtir. have gone out yapısındaki present perfect, ortaya çıkan durumu vurgular: yangınlar artık yanmıyordur. Gelecek zaman anlamı taşıyan bir cümlede once yan cümlesinde normalde will yerine şimdiki zaman biçimlerinden biri kullanılır.
Alıştırma
Yüklemenin bir sonraki eylemden önce tamamlanması gerektiğini once ile doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?
- Once the upload has finished, you can close the app.
- Unless the upload has finished, you can close the app.
- Once the upload will have finished, you can close the app.
- One time the upload has finished, you can close the app.
Cevabı göster
Once the upload has finished, you can close the app.
have gone out: artık yanmayan yangınlar
have gone out ifadesinde go out, “yanmayı bırakmak” veya “sönmek” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. The fires öznedir ve fiil doğrudan nesne almaz; cümle yangınları kimin ya da neyin söndürdüğünü belirtmez. Present perfect yapıdaki have gone out tamamlanmış sonucu gösterir: yangınlar artık yanmıyordur. Özne light veya lights olduğunda go out benzer şekilde “ışık vermeyi bırakmak” anlamına gelir. Burada özne bir insan olmadığı için “dışarı çıkmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi go out fiilinin simple past biçimiyle tamamlayın: The lights ____ during the storm.
Cevabı göster
went out
the Earth goes dark for the first time in centuries. Notlar
1:06Dünya yüzyıllardır ilk kez karanlığa gömülürdü.
the Earth goes dark: durum değişimi için go + sıfat
Burada the Earth goes dark, elektrikli aydınlatmanın dünya genelinde yok olması ve gezegenin karanlıkta kalması anlamına gelir. Dünya'nın gerçek anlamda renk değiştirdiği anlamına gelmez. go + sıfat yapısı yeni bir duruma geçişi anlatır. go dark ifadesinde dark, ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır; geçmiş zamandan söz edilirken go, went biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi go fiilinin geçmiş zaman biçimi ve 'ışıksız' anlamına gelen bir sıfatla tamamlayın: During the blackout, the whole neighborhood ____.
Cevabı göster
went dark
for the first time in centuries: uzun bir zaman dilimine geriye doğru bakmak
For the first time in centuries, bir olayın yüzlerce yıl boyunca gerçekleşmedikten sonra şimdi gerçekleştiği anlamına gelir. Olayın ne kadar nadir olduğunu veya ne kadar uzun süredir görülmediğini güçlü biçimde vurgular. for the first time in + zaman dilimi yapısı, for the first time in decades veya for the first time in years örneklerindeki gibi o zaman dilimi boyunca geçmişe bakar. Burada in centuries, geriye dönük zaman aralığını belirler; “bundan birkaç yüzyıl sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “yüzlerce yıl sonra ilk kez” anlamına gelen tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: The sealed archive was opened to the public ____.
Cevabı göster
for the first time in centuries
After the first catastrophic month: bir sonraki aşamaya geçiş
Cümlenin başındaki After the first catastrophic month yeni bir zaman çerçevesi kurar. Yoğun geçen ilk aşamayı kapatır ve dinleyiciyi daha sonra gelecek yavaş değişimlere hazırlar. After + tamamlanmış dönem yapısındaki bir ifade ana cümleden önce kullanıldığında, yalnızca bir olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtmez; açıklamayı aşamalara da ayırabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, açıklamayı ilk baştaki kaotik aşamadan daha sonraki ve daha istikrarlı bir aşamaya taşımak için cümle başında bir zaman ifadesini en açık biçimde kullanıyor?
- The first chaotic hour was difficult for everyone.
- After the first chaotic hour, the rescue operation became more orderly.
- During the first chaotic hour, the rescue team received many calls.
Cevabı göster
After the first chaotic hour, the rescue operation became more orderly.
sidewalks have been torn apart by weeds and tree roots. Dilbilgisi
1:16kaldırımlar yabani otlar ve ağaç kökleri tarafından parçalanmış olurdu.
have been torn apart by: present perfect edilgen yapıyla hasar anlatımı
Have been torn apart by, present perfect edilgen yapısıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Çoğul özne sidewalks eylemden etkilenen taraftır; torn ise tear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapı, hasarın zaten oluştuğunu ve sonucunun şu an betimlenen sahne açısından hâlâ önemli olduğunu gösterir. by ile başlayan bölüm, hasara yol açan unsurları belirtir: weeds and tree roots. Burada tear apart, yalnızca iki küçük parçayı birbirinden ayırmak değil, bir şeyi parçalamak veya ciddi biçimde hasara uğratmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi tear apart fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın ve by sözcüğünü de kullanın: Over time, the paving stones ____ repeated freezes and spreading roots.
Cevabı göster
have been torn apart by
flooded tunnels erode the streets above into urban rivers. Deyimler
1:22su basmış tüneller yukarıdaki caddeleri aşındırarak kentsel nehirlere dönüştürürdü.
erode the streets ... into urban rivers: aşınmanın oluşturduğu sonuç
erode A into B yapısında erode, kademeli aşınma sürecini; into B ise bunun sonucunda ortaya çıkan biçimi gösterir. Burada su basmış tünellerdeki su, üstteki sokakları aşındırarak onları suyun aktığı kanallar hâline getirir. Urban rivers, sonucu canlı ve mecazlı biçimde anlatır. Hasar görmüş ve su altında kalmış sokaklar nehirlere benzetilir; ifade, orada önceden var olan resmî nehirleri anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, kademeli hasarın yeni bir biçim oluşturduğunu anlatmak için erode A into B yapısını kullanır?
- Rainwater eroded the dirt road into a deep channel.
- Workers built a deep channel before paving the dirt road.
- Rainwater flowed through a deep channel beside the dirt road.
Cevabı göster
Rainwater eroded the dirt road into a deep channel.
In temperate climates: ılıman iklimlerde
Temperate climates, genellikle ılımlı sıcaklıklara sahip olan ve çoğunlukla tropikal bölgelerle kutup bölgeleri arasında bulunan iklim kuşaklarıdır. Birçoğunda belirgin mevsim değişiklikleri görülür, ancak koşullar bölgeden bölgeye değişir. Çevreyle ilgili bu ifadede temperate, bir iklim türünü sınıflandırır. İnsanların ılımlı veya öz denetimli olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Çevreyle ilgili bir makalede temperate climates ne anlama gelir?
- İnsanlardan öz denetimli davranmalarının beklendiği yerler.
- Yalnızca ekvatorda bulunan iklim kuşakları.
- Genellikle ılımlı sıcaklıklara ve çoğu zaman mevsim değişikliklerine sahip iklim kuşakları.
Cevabı göster
Genellikle ılımlı sıcaklıklara ve çoğu zaman mevsim değişikliklerine sahip iklim kuşakları.
the cycle of seasons freezes and thaws these waterways, Kalıp ifadeler
1:27mevsimlerin döngüsü bu su yollarını dondurup çözerek,
freezes and thaws: donma ve çözülme döngüsünü anlatmak
Bu cümlede freezes and thaws, mevsimsel sıcaklık değişimlerinin bu su yollarındaki suyu buza dönüştürüp ardından yeniden sıvı hâle getirmesini anlatır. Dil bilgisi açısından and ile bağlanan iki fiil, the cycle of seasons öznesini ve these waterways nesnesini paylaşır. Freeze ve thaw birlikte kullanıldığında genellikle tekrarlanan bir donma-çözülme döngüsünü anlatır. Bu ifade, tekrarlanan sıcaklık değişimlerinin yolları, toprağı, kayaları ve betonu nasıl zayıflatabildiğini veya çatlatabildiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. /θ/ sesinden sonra /r/ olup olmadığına odaklanın.
- She thaws the bread before lunch.
- She throws the bread before lunch.
Cevabı göster
She thaws the bread before lunch.
Leaking pipes cause the same reaction in concrete buildings, Kalıp ifadeler
1:34Sızdıran borular, beton binalarda aynı tepkiye neden olur,
cause the same reaction: yeni bir nedeni önceki sonuca bağlamak
Cause the same reaction, bir şeyin daha önce sözü edilen bir tepkiyi, değişimi veya süreci oluşturması anlamına gelir. Burada reaction, hemen önce anlatılan donma ve çözülmeye bağlı fiziksel hasarı belirtir; bir kişinin duygusal tepkisini değil. The same, daha önceki bir sonuca gönderme yapar. Bu ifade, konuşanın önceden açıklanmış süreci bütünüyle tekrarlamadan sızıntı yapan boruları yeni bir neden olarak sunmasını sağlar. Başka bağlamlarda cause + the same reaction ifadesini yalnızca önceki tepki açıkça belliyse kullanın.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi doğru zamanda kullanarak tamamlayın: The first cleaner turned the metal black. A second cleaner ____ in the metal.
Cevabı göster
caused the same reaction
within 200 winters: mevsim döngüleriyle sayılan bir süre sınırı
Within 200 winters, iki yüz kış olarak ölçülen bir süre sona erene kadar demektir. Within bir üst zaman sınırı koyar; bu nedenle olay daha erken gerçekleşebilir. Yalnızca iki yüzüncü kış sırasında gerçekleşeceği anlamına gelmez. Years yerine winters kullanılması, her kışı hasar sürecinde anlamlı bir döngü olarak öne çıkarır. İfade yine de yalnızca tek tek soğuk günleri değil, geçen süreyi ölçer.
Alıştırma
Within 200 winters ifadesini doğru yorumlayan seçenek hangisidir?
- Olay yalnızca iki yüzüncü kış sırasında gerçekleşebilir.
- Olay daha erken gerçekleşebilir, ancak iki yüz kışlık süre bittikten sonra gerçekleşemez.
- İfade tam olarak iki yüz ayrı soğuk günü sayar.
Cevabı göster
Olay daha erken gerçekleşebilir, ancak iki yüz kışlık süre bittikten sonra gerçekleşemez.
buckle and tumble down: biçim değiştirip ardından yıkılmak
Bu yapı bağlamında buckle, basınç altında bükülmek veya biçim değiştirmek ve yapısal kararlılığını kaybetmek anlamına gelen bir fiildir. Buradaki sözcük, kemer tokası anlamındaki buckle ismi değildir. Tumble down bir sonraki aşamayı, yani yapının düşmesini veya yıkılmasını anlatır. and ile bağlanan iki fiil öbeği, biçim değiştirmeden tam yıkıma uzanan süreci canlı biçimde gösterir.
Alıştırma
Bir yapının önce buckle, ardından tumble down olduğunu doğru gösteren cümle hangisidir?
- The steel columns stay rigid while the roof is carefully lifted.
- The steel columns fasten a buckle, and then the roof rises.
- The steel columns buckle, and then the roof tumbles down.
Cevabı göster
The steel columns buckle, and then the roof tumbles down.
In cities built in river deltas like Houston, Dilbilgisi
1:44Houston gibi nehir deltalarına inşa edilen şehirlerde,
built in river deltas: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
built in river deltas, cities sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi şehirlerin kastedildiğini açıklar: cities that are built in river deltas. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. İlgi sözcüğü ve be fiili atılır, ancak edilgen anlam korunur. Built, tüm cümlenin ana fiili değildir; cities sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Hangi cümle cities built in river deltas ile aynı kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği yapısını kullanır?
- Cities near active volcanoes need emergency plans.
- Cities can be located near active volcanoes.
- Cities located near active volcanoes need emergency plans.
Cevabı göster
Cities located near active volcanoes need emergency plans.
these buildings eventually wash away completely, Öbek fiiller
1:47bu binalar sonunda tamamen sürüklenip gider,
wash away: suyla sürüklenmek veya aşınmak
wash away, hareket eden su tarafından sürüklenmek, ortadan kaldırılmak veya zamanla aşındırılmak anlamına gelir. Burada ortadan kaybolan şey binalardır; bu nedenle wash away geçişsiz olarak kullanılır: özne + wash away. Bu öbek fiil geçişli de kullanılabilir: water can wash something away veya wash away something. Afet ve erozyon bağlamlarında “suyla temizlemek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için wash away ifadesini doğru biçimde kullanın: By morning, the flood had ____ the temporary footbridge.
Cevabı göster
washed away
filling nearby tributaries with crushed concrete. Dilbilgisi
1:50yakındaki kolları ufalanmış betonla doldururdu.
filling nearby tributaries with: sonuç bildiren bir -ing yan tümcesi
filling nearby tributaries with crushed concrete, önceki sürüklenip gitme olayının sonucunu bildiren bir -ing yan tümcesidir: parçalanmış beton yakındaki nehir kollarına girip onları doldurur. Yeni bir ana cümle başlatmaz. Yaygın yapı ana cümle, + sonuç bildiren -ing yan tümcesi şeklindedir. Bu yapıda fill A with B, “A'nın B içermesini veya B ile dolmasını sağlamak” demektir: A nearby tributaries, B ise crushed concrete bölümüdür. Tributaries, daha büyük bir nehre akan küçük nehirler veya akarsulardır.
Alıştırma
Hangi cümle, duvarın çökmesinin doğrudan sonucunu göstermek için -ing yan tümcesini doğal biçimde kullanır?
- The wall collapsed, filled the street with broken bricks.
- The wall collapsed, filling the street with broken bricks.
- The wall collapsed and filling the street with broken bricks.
Cevabı göster
The wall collapsed, filling the street with broken bricks.
all the usual enemies of the homeowner: metaforik bir özet
all the usual enemies of the homeowner ad öbeği, önceki su sızıntısı, küf, böcek ve kemirgen istilaları listesini yeniden adlandırıp özetler. Dilbilgisel olarak bir appozisyondur; listeye eklenen yeni bir madde değildir. Enemies, kişileştirme içeren bir metafordur: yaygın ev sorunları, ev sahiplerinin tekrar tekrar mücadele etmesi gereken tehditler olarak sunulur. Bu kullanım sade bir listeyi daha canlı ve öyküsel hâle getirir; gerçek insan düşmanları anlatmaz.
Alıştırma
all the usual enemies of the homeowner burada ne anlama geliyor?
- Bunlar ev sahibinden kişisel olarak hoşlanmayan insanlardır.
- Bunlar bir evi tehdit eden veya ona zarar veren yaygın ev sorunlarıdır.
- Bunlar ev sahibini sık sık ziyaret eden misafirlerdir.
Cevabı göster
Bunlar bir evi tehdit eden veya ona zarar veren yaygın ev sorunlarıdır.
go uncontested: itiraz veya karşı çıkış olmadan sürmek
Burada go, ardından uncontested sıfatı gelen bir bağlayıcı fiildir. İfade, bir şeyin kimse ona itiraz etmeden veya karşı çıkmadan ilerlemesi ya da o durumda kalması anlamına gelir; go burada fiziksel hareket bildirmez. Bu sahnede terk edilmiş eve zarar veren yıkıcı etkenler artık insan bakımıyla dizginlenmemektedir. Uncontested yalnızca spor veya seçimler için kullanılmaz; karşı çıkış görmeyen bir iddia, eylem ya da gücü de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle kimsenin bir iddiaya itiraz etmediği anlamına gelir?
- The claim went unnoticed during the meeting.
- The claim went unchecked during the meeting.
- The claim went uncontested during the meeting.
Cevabı göster
The claim went uncontested during the meeting.
most houses supporting beams have rotted and sagged,
2:10çoğu evin taşıyıcı kirişleri çürüyüp sarkar
and the resulting collapsed heap is now home to local rodents and lizards. Kalıp ifadeler
2:14ve bunun sonucunda oluşan çöküntü yığını, yerel kemirgenler ve kertenkeleler için artık bir yuva hâline gelirdi.
is now home to: artık bir şeyin yaşam alanı veya merkezi olmak
Be home to + isim öbeği, bir yerin belirli insanların, hayvanların, bitkilerin, kuruluşların ya da şeylerin yaşadığı, bulunduğu veya merkezinin olduğu yer olduğunu anlatır. Yer özne olur; orada bulunanlar ise to sözcüğünden sonra gelir. Now bir durum değişikliğini gösterir. Çökmüş moloz yığını yerel kemirgenler ve kertenkeleler için bir yaşam alanına dönüşmüştür; home burada mutlaka ev değil, yaşam alanı veya konum anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi be home to ifadesinin özneyle uyumlu doğru üç sözcüklü biçimiyle tamamlayın: This protected island ____ several rare bird species.
Cevabı göster
is home to
post-human world: post- ön eki “sonra” anlamı verir
Bu cümlede post-human world, insanların ortadan kaybolmasından sonraki varsayımsal bir dünya anlamına gelir. post- ön eki “sonra” anlamını taşır; bu nedenle post-human, insanlık çağından sonraki bir zamanı veya durumu belirtir, belirli bir kişiyi anlatmaz. Burada post-human, world sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Aynı zaman ilişkisi post-war ve post-pandemic gibi sözcüklerde de görülür.
Alıştırma
post-human world ifadesinde post- ne anlatır?
- İnsanların ortaya çıkmasından önceki bir dünyadır.
- İnsanlık çağından sonraki bir dünyadır.
- Sıra dışı bir kişiye ait olan bir dünyadır.
Cevabı göster
İnsanlık çağından sonraki bir dünyadır.
local has a new meaning: yeniden tanımlamayı haber vermek
local has a new meaning yan cümlesi, anahtar bir sözcüğü yeniden çerçeveleyen bir işaret görevi görür. Yeni tanımı tek başına vermez; dinleyiciye local sözcüğünün alışılmış anlamının yeniden ele alınacağını ve ardından bir açıklama geleceğini bildirir. Bu değişim burada önemlidir çünkü şehirlerdeki birçok bitki insanlar tarafından başka yerlerden getirilmiş olabilir. Yan cümle, bilinen bir etiketten neyin local sayılacağına karar vermenin yeni bir yoluna geçişi belirterek düşünce akışını düzenler.
Alıştırma
Cümlede local has a new meaning ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Dinleyicilere, sonraki açıklamada local sözcüğünün yeniden tanımlanacağını bildirir.
- Local sözcüğünün eksiksiz bir sözlük tanımını verir.
- Konuyu kapatır ve local sözcüğünün bir daha ele alınmayacağını belirtir.
Cevabı göster
Dinleyicilere, sonraki açıklamada local sözcüğünün yeniden tanımlanacağını bildirir.
Imported plants: başka yerlerden getirilen bitkiler
Bu ekolojik bağlamda imported plants, insanlar tarafından yerel bölgenin dışından getirilen bitkiler anlamına gelir. Imported, plants sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı biçiminde bir sıfattır ve bitkilerin nereden geldiğini belirtir. Bu sözcük, bitkilerin yakın zamanda ticari mal olarak satın alındığı veya gönderildiği anlamına gelmez. Bitkiler şehirde uzun yıllardır yerleşmiş olabilir.
Alıştırma
Bir ekoloji yazısında imported plants ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- İnsanlar tarafından bölgeye getirilen bitkiler
- Aynı gün bir mağazadan satın alınan bitkiler
- Taşıma konteynerlerinin içinde kalması gereken bitkiler
Cevabı göster
İnsanlar tarafından bölgeye getirilen bitkiler
which now run wild across their adopted homes. Deyimler
2:26ve bunlar şimdi benimsedikleri yuvalarında vahşice yayılmaktadır.
Run wild: kontrolsüz büyümek veya davranmak
Run wild, kontrolsüz biçimde büyümek, yayılmak veya davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada bitkilerin yönetilmeden yeni ortamlarına yayıldığını anlatır. Run sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; bitkiler gerçekten koşmaz. Aynı deyim bakımsız bitkileri, serbestçe dolaşan hayvanları ya da artık kısıtlanmayan insanları ve davranışları anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve kontrolsüz büyümek anlamına gelen deyimle tamamlayın: Without regular pruning, the vines will ____ across the fence.
Cevabı göster
run wild
their adopted homes: sonradan yerleşilen ve aidiyet duyulan yerler
Bu cümlede their adopted homes, dışarıdan gelen bitkilerin sonradan yerleştiği yeni ortamları ev gibi gösteren kişileştirmeli bir mecazdır. Adopted burada sonradan benimsenmiş anlamına gelir; hukuki bir evlat edinmeyi anlatmaz. Bu yerlere homes denmesi, bitkilerin doğal yaşam alanları olmasalar bile yerleşme ve ait olma duygusu katar. Aynı mecaz, bir insanın, hayvanın veya türün sonradan uzun süre yaşamaya başladığı yer için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede adopted home, özgün cümledekiyle aynı mecaz anlamında kullanılmıştır?
- After twenty years in Brazil, the writer called Rio her adopted home.
- The couple completed the legal paperwork to adopt a child.
- The writer spent one afternoon sightseeing in Rio.
Cevabı göster
After twenty years in Brazil, the writer called Rio her adopted home.
Water hyacinth coat the waterways of Shanghai in a thick green carpet. Deyimler
2:29Su sümbülleri, Şanghay'ın su yollarını kalın yeşil bir halı gibi kaplar.
coat ... in a thick green carpet: görsel bir mecazla tamamen kaplama
Coat A in B, A’yı bir B tabakasıyla kaplamak anlamına gelir. Burada su sümbülleri su yollarında o kadar yoğun yayılır ki yüzey bitkilerin altında görünmez olur. A thick green carpet, geniş ve kesintisiz bitki tabakasını anlatan görsel bir mecazdır; gerçek bir halı değildir. İfade, kaplama eylemiyle ortaya çıkan halı benzeri görünümü bir araya getirir.
Alıştırma
Cümleyi coat fiilinin geçmiş zaman ortacıyla ve coat A in B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: By morning, volcanic ash had ____ every car ____ a fine gray layer.
Cevabı göster
coated · in
Poisonous giant hogweeds overgrow the banks of London's Thames River. Kelime
2:35Zehirli dev tavşan otları, Londra'nın Thames Nehri kıyılarını istila eder.
the banks of London's Thames: bank sözcüğünün nehir kıyısı anlamı
Bu cümlede banks, bir nehrin iki yanı boyunca uzanan karayı, yani nehir kıyılarını ifade eder. the banks of London's Thames, Londra'daki Thames boyunca yer alan kıyı bölgelerini belirtir; finans kuruluşlarını anlatmaz. Bir nehirle kullanıldığında çoğul banks genellikle iki kıyıyı veya nehir boyunca birkaç kıyı kesimini kapsar. Tekil bank ise bir tarafı veya tek bir kıyı kesimini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede bank bir nehrin yanındaki kara anlamına gelir?
- The bank approved our loan.
- She deposited the check at the bank.
- We sat on the bank of the river.
Cevabı göster
We sat on the bank of the river.
Chinese Ailanthus trees burst through New York City streets, Öbek fiiller
2:40Çin cennet ağaçları New York City sokaklarını yarıp fırlar
burst through: bir engeli aniden ve güçlü biçimde yarıp geçmek
Burst through, bir engeli aniden ve güçlü bir biçimde yarıp geçmek veya aşmak demektir. Bu cümlede ağaçlar yol yüzeyini iterek yarıp çıkıyormuş gibi anlatılır; ağaçların patladığı söylenmez. Through, aşılan ya da delinen şeyi belirtir; burst through the pavement buna bir örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede burst through, bir engeli aniden ve güçlü biçimde aşmayı anlatır?
- Water burst through the damaged wall and flooded the room.
- Water collected slowly in a bucket.
- Water stayed behind the undamaged wall.
Cevabı göster
Water burst through the damaged wall and flooded the room.
and as sunken skyscrapers add crumbled concrete to the new forest floor,
2:44ve batık gökdelenler yeni orman zeminine ufalanmış beton kattıkça,
potentially allowing new plant life to thrive. Dilbilgisi
2:51potansiyel olarak yeni bitki yaşamının gelişmesine olanak tanır.
the soil acidity plummets: keskin bir düşüş
Geçişsiz plummets fiili, ölçülen toprak asitliği düzeyinin çok hızlı ve büyük ölçüde düştüğünü belirtir. Yalnızca falls veya decreases demekten çok daha güçlüdür. Dilbilgisel özne değişen miktardır: the soil acidity. Asitliğin azalması genellikle pH’ın yükselmesi demektir; bu yüzden cümle toprağın pH’ının hızla düştüğünü söylemez.
Alıştırma
Bir gölün kirlilik düzeyi bir ay içinde 90’dan 15’e düştü. Bu değişimi en iyi hangi cümle açıklar?
- The pollution level dipped slightly in one month.
- The pollution level plummeted in one month.
- The pollution level remained stable for a month.
Cevabı göster
The pollution level plummeted in one month.
potentially allowing ... to thrive: olası bir sonuç
Potentially allowing new plant life to thrive, sonucu belirten bir -ing öbeğidir. Önceki ifadeye bağlanır ve önceki değişimin neyi mümkün kılabileceğini gösterir. Kalıp [complete clause], potentially allowing + object + to-infinitive şeklindedir. Potentially tüm sonucu niteler: yeni bitkiler gelişme olanağı bulabilir, ancak sonucun kesin olduğu söylenmez. Allow, allow + object + to + base verb kalıbını izler; allowing new plant life to thrive bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Sonucu kesin değil, olası olarak sunan dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Better insulation lowers energy use, ____ families to save money.
Cevabı göster
potentially allowing
This post-human biodiversity extends into the animal kingdom as well.
2:55Bu insan sonrası biyoçeşitlilik hayvanlar âlemine de uzanır.
Animals follow the unchecked spread of native and non-native plants, Notlar
2:59Hayvanlar, yerli ve yerli olmayan bitkilerin kontrolsüz yayılımını takip ederek,
unchecked spread: kontrolsüz yayılma
unchecked spread ifadesinde unchecked, yalnızca “kontrol edilmemiş” değil, “dizginlenmemiş veya denetim altına alınmamış” anlamına gelir. İfade, etkili sınırlar olmadan devam eden bir yayılmayı anlatır. Genellikle olumsuz bir uyarı taşır: yayılmanın alanı veya etkisi büyümektedir ve zarar verebilir. Aynı anlam bitkiler, hastalıklar, yangınlar, söylentiler veya eğilimler için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi ifade unchecked spread of the disease ifadesinin anlamına en uygundur?
- the carefully measured spread of the disease
- the fully prevented spread of the disease
- the uncontrolled spread of the disease
Cevabı göster
the uncontrolled spread of the disease
Yerli ve yerli olmayan bitkiler: coğrafi köken
Native and non-native plants, bitkileri coğrafi kökenlerine göre ayırır. Native plant, söz konusu bölgede doğal olarak bulunan bir bitkidir; non-native plant ise o bölgenin dışında köken alır ve doğal yayılış alanının ötesinde bulunur. Burada non-native, “başka bir yerden gelen” demektir; “doğal olmayan” anlamına gelmez. Bu terim tek başına bitkinin zararlı olduğunu da söylemez.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Every non-native plant is invasive.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
venturing into new habitats with the help of our leftover bridges. Kalıp ifadeler
3:04geride bıraktığımız köprülerin yardımıyla yeni yaşam alanlarına doğru maceralara atılırlar.
venturing into new habitats: keşif ve belirsizlikle yeni yaşam alanlarına girmek
Buradaki venturing into, keşif duygusu, belirsizlik veya olası bir risk taşıyarak bilinmeyen bir alana girmek anlamına gelir. Venturing, venture fiilinin -ing biçimidir ve hayvanların bu alanlara girme eylemini ifade eder. New habitats, hayvanların yaşayabileceği, yiyecek bulabileceği ve üreyebileceği yeni doğal ortamları anlatır; yalnızca yeni evler veya barınaklar anlamına gelmez.
Alıştırma
Belirsizliğe rağmen bilinmeyen bir alana girmeyi anlatmak için venture into ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The researchers ventured into a remote cave with no reliable map.
- The researchers went into the office they used every day.
- The researchers described the cave as a habitat.
Cevabı göster
The researchers ventured into a remote cave with no reliable map.
our infrastructure saves some animals and dooms others. Anlatım akışı
3:09altyapımız bazı hayvanları kurtarırken diğerlerini ölüme mahkûm eder.
saves some animals and dooms others: zıt etkileri paralel yapıyla özetlemek
Cümle, our infrastructure adlı tek bir özneyi iki paralel fiil öbeğiyle kullanır: saves some animals ve dooms others. Some animals ile others hayvanları iki gruba ayırırken saves ile dooms zıt yönlerdeki sonuçları gösterir. Böylece anlatıcı, olumlu ve olumsuz etkilerin bir arada bulunduğu sonucu tek ve açık bir özet içinde sıkıştırır. Buradaki doom, birini ya da bir şeyi neredeyse kesin olan çok kötü bir sonuca mahkûm etmek anlamına gelir. Kill sözcüğünden daha güçlü ve daha geniş kapsamlıdır: altyapı, hayvanları hemen öldürmeden onları ölüme veya nüfus azalmasına giden bir yola sokabilir.
Alıştırma
İki grup üzerindeki zıt etkileri özetlemek için aynı paralel yapıyı kullanan cümle hangisidir?
- Some families discussed the policy with others.
- The policy helps some families but harms others.
- The policy affects many families in several ways.
Cevabı göster
The policy helps some families but harms others.
Cockroaches continue to thrive in their native tropical habitats, Kalıp ifadeler
3:13Hamamböcekleri yerel tropikal yaşam alanlarında gelişmeye devam ederler,
continue to thrive: yalnızca hayatta kalmayıp iyi gelişmek
Bu cümlede continue to thrive, “büyümeye, çoğalmaya veya iyi durumda gelişmeye devam etmek” anlamına gelir. continue to + fiilin yalın hâli kalıbı, thrive durumunun zaman içinde sürdüğünü gösterir. Thrive yalnızca hayatta kalmayı değil, güçlü ve başarılı bir gelişimi anlatır. Aynı anlam bitkiler, işletmeler, topluluklar veya insanlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
En uygun fiili seçin: The small business is not just staying open; it is growing quickly and continues to ___.
- die out
- survive
- thrive
Cevabı göster
thrive
their urban cousins likely freeze and die out in just two winters. Notlar
3:19şehirli kuzenlerinin muhtemelen sadece iki kış içinde donarak soyu tükenirdi.
without our heating systems: eksik bir koşulu belirtmek
Vurgulanan bölüm without + isim öbeği yapısını kullanır. Burada without our heating systems, “ısıtma sistemlerimiz var olmasaydı veya kullanılamasaydı” anlamına gelir ve ana cümledeki olası sonucun koşulunu belirler. Without öbeğini başa getirmek, İngilizcede eksik bir koşulu kısa biçimde ifade etmeyi sağlar. Without sonrasında bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelebilir; tam bir if cümleciği gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi “elektrik yoksa” anlamına gelen, without içeren iki sözcüklü bir öbekle tamamlayın: ____, the alarm will not work.
Cevabı göster
Without power
their urban cousins: bağlantılı şehir karşılıkları
their urban cousins ifadesinde cousins mecaz anlamdadır. Aile üyelerini değil, söz konusu hayvanlarla bağlantılı olan ve şehirlerde yaşayan karşılık grupları anlatır. Bu kalıp, bir grubu veya şeyi başka bir şeyle bağlantılı fakat ortam, biçim ya da özellik bakımından farklı olarak sunar. urban gibi bir niteleyici, söz konusu karşılığın türünü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede cousin, their urban cousins ifadesindekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The compact electric car is the SUV's urban cousin.
- My cousin and I visit our grandmother together.
- Maya's cousin lives near the city center.
Cevabı göster
The compact electric car is the SUV's urban cousin.
die out: bir grup olarak tamamen yok olmak
Die out, bir türün, popülasyonun, dilin, geleneğin ya da sürekliliği olan başka bir grup veya uygulamanın hayatta kalan üyesi ya da kullanıcısı kalmadığı için tamamen yok olması demektir. Burada tek tek hayvanların ölmesi değil, şehirdeki popülasyonun tamamının ortadan kalkması anlatılır. out parçacığı bu öbeksi fiilin vazgeçilmez bir parçasıdır ve tamamen yok olma sonucuna ulaşma fikrini ekler. die tek başına yalnızca bir canlının yaşamının sona erdiğini belirtir.
Alıştırma
Notta geçen ve “tamamen yok olmak” anlamına gelen fiil öbeğiyle cümleyi tamamlayın: Without younger speakers learning it, the language may ____.
Cevabı göster
die out
And most domesticated animals are unable to survive without us, Notlar
3:24Ve çoğu evcil hayvan bizim yokluğumuzda hayatta kalamazdı,
domesticated animals: insanların nesiller boyunca biçimlendirdiği türler
Domesticated animals, insanların birçok nesil boyunca seçici biçimde yetiştirip yönettiği türlere veya popülasyonlara ait hayvanları anlatır. Bu ifade, insanlarla uzun süreli biyolojik ve davranışsal bir ilişkiyi belirtir; yalnızca evin içinde yaşayan bir hayvanı anlatmaz. Yabani bir hayvan yaşamı boyunca uysallaşıp insanların yanında rahat davranabilir, fakat bu durum onun türünü evcilleştirilmiş bir tür yapmaz. Bu ayrım tarım, ev hayvanları, evrim ve ekoloji konularında da geçerlidir.
Alıştırma
Hangi açıklama domesticated animals ifadesine en uygundur?
- Bir kişinin yanında sakinleşen herhangi bir yabani hayvan.
- Bir evin içinde yaşayan herhangi bir hayvan.
- İnsanların birçok nesil boyunca yetiştirerek biçimlendirdiği bir tür.
Cevabı göster
İnsanların birçok nesil boyunca yetiştirerek biçimlendirdiği bir tür.
be unable to survive without: gerekli bir koşulu belirtmek
Be unable to + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin yetenek ya da koşul sınırlaması nedeniyle bir eylemi yapamadığını belirtir. Are unable to survive yapısında are çoğul özneyle uyumludur ve survive, to sonrasında yalın hâlde kalır. Without + isim veya zamir, eksik olan koşulu gösterir. Bu nedenle are unable to survive without us, insan desteğinin gerekli olduğu anlamına gelir: bu destek yoksa hayatta kalmak mümkün değildir.
Alıştırma
Cümleyi be unable to survive without ile tamamlayın ve be öğesini tekil özneye uygun biçimde değiştirin: This deep-sea species ____ cold water.
Cevabı göster
is unable to survive without
save for a handful of resourceful pigs, dogs, and feral housecats Notlar
3:28becerikli bir avuç domuz, köpek ve yabanileşmiş ev kedisi hariç.
save for: bir istisnayı resmî biçimde belirtmek
Bu cümlede save for, '... dışında' veya '... hariç' anlamına gelir. Daha genel bir ifadenin dışında bırakılan isim öbeğini tanıtır. Burada save, kalıplaşmış save for edat yapısının parçasıdır; 'kurtarmak' ya da 'saklamak' anlamına gelmez. Bir istisnayı belirtmek için save for + isim öbeği yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi, save ile başlayan ve '... dışında' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The office was empty, ____ one security guard.
Cevabı göster
save for
a handful of: az sayıda
Bu cümlede a handful of, 'az sayıda' veya 'birkaç' anlamına gelir. Yalnızca küçük bir hayvan grubunun istisna olduğunu vurgular. Burada ifade mecazidir; hayvanların gerçekten tek ele sığması gerekmez. Bu ifade, bir grubun söz konusu daha büyük bütüne kıyasla belirgin biçimde küçük olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, handful içeren ve 'az sayıda' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Only ____ seats remained before the concert.
Cevabı göster
a handful of
feral housecats: insan bakımı olmadan yaşayan yabanileşmiş ev kedileri
feral housecats ifadesinde feral, evcilleştirilmiş bir popülasyondan gelen ancak insanlardan bağımsız yaşayan ve genellikle insanlarla yakın temasa alışacak şekilde sosyalleşmemiş kedileri anlatır. Bir feral cat dışarıda doğmuş olabilir; daha önce evcil hayvan olması gerekmez. Sözcük, insan bakımının dışında bir yaşamı anlatırken evcilleştirilmiş soy fikrini korur. Yalnızca dışarıda bulunan herhangi bir kedi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede feral doğru kullanılmıştır?
- The bobcat is feral because every animal in a forest is feral.
- The feral cats were born near the abandoned mine and avoid close contact with people.
- The pet cat went into the garden for an hour, so it is feral.
Cevabı göster
The feral cats were born near the abandoned mine and avoid close contact with people.
the reduced light pollution saves over a billion birds each year, Kelime
3:34azalan ışık kirliliği her yıl bir milyardan fazla kuşu kurtarır,
Conversely: ters yönde karşılık gelen bir ilişkiyi belirtmek
Conversely, okuyucuya az önce anlatılan ilişkinin yönünü tersine çevirmesini söyleyen bir cümle zarfıdır. Burada anlatım, değişimden zarar gören hayvanlardan azalan ışık kirliliğinin yarar sağladığı kuşlara geçer. Cümlenin başındaki Conversely, tüm yan cümleyi önceki durumun ters yöndeki karşılığı olarak sunar. Genel bir karşıtlıktan daha belirgindir: iki fikir zarar ve yarar ya da artış ve azalış gibi açık bir boyutta birbirine karşılık gelmelidir.
Alıştırma
Bu iki cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? When screen brightness increases, battery use often rises. ___, lowering the brightness can extend battery life.
- Conversely
- For example
- Meanwhile
Cevabı göster
Conversely
reduced light pollution: istenmeyen yapay ışığın daha düşük seviyesi
Light pollution, gece ortamını aydınlatan istenmeyen veya aşırı yapay ışık anlamındaki “ışık kirliliği”dir. Burada pollution yalnızca hava veya su kirliliğiyle sınırlı değildir. Reduced, light pollution ifadesini niteler ve seviyesinin düşürüldüğünü belirtir. İsim öbeğinin tamamı saves fiilinin öznesidir; yani cümle, geceleri yapay ışığın azalmasını kuşları koruyan etken olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, geceleri istenmeyen yapay ışığın daha düşük bir seviyede olduğunu belirten üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: Around the new observatory, ____ makes the stars easier to see.
Cevabı göster
reduced light pollution
whose migrations were disrupted by blinking communication tower lights and high-tension wires. Notlar
3:39ki onların göçleri, yanıp sönen iletişim kulesi ışıkları ve yüksek gerilim hatları yüzünden bozuluyordu.
whose migrations were disrupted by: edilgen bir ilgi cümlesinde sahiplik
Whose, önceki birds sözcüğüne gönderme yapar. Whose migrations içinde whose, kuşlarla onların göçleri arasındaki ilişkiyi gösterir. Whose yalnızca insanlar için değil, hayvanlar veya nesnelerle ilişkili isimler için de kullanılabilir. Were disrupted by edilgen yapıdadır: kesintiye uğrayan migrations, by sonrasında belirtilenler ise bunun nedenidir. İlgili yan cümle, ayrı bir cümle başlatmadan bu bilgiyi birds sözcüğüne bağlar.
Alıştırma
Kaplumbağaların kendilerinin değil, yuvalama rotalarının etkilendiğini anlatmak için cümleyi whose ve disrupt fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The documentary follows turtles ____ nesting routes ____ coastal development.
Cevabı göster
whose · were disrupted by
high-tension wires: yüksek voltaj taşıyan elektrik hatları
high-tension wires ifadesinde high-tension, “yüksek gerilimli” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. İfade, elektriği yüksek voltajda taşıyan elektrik hatlarını belirtir. Burada tension, voltajla ilgili eski bir elektrik terimidir. Duygusal gerginliği anlatmaz ve yalnızca tellerin gergin biçimde çekildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Elektrik altyapısıyla ilgili bir raporda high-tension wires neyi ifade eder?
- İnsanların stresini ölçen kablolar
- Çit yapmak için gergin çekilmiş teller
- Elektriği yüksek voltajda taşıyan elektrik hatları
Cevabı göster
Elektriği yüksek voltajda taşıyan elektrik hatları
man-made nurseries: sivrisinek üreme alanlarını anlatan bir mecaz
man-made nurseries ifadesi, insan faaliyetlerinin oluşturduğu ve sivrisineklerin yumurta bırakıp yavrularının gelişebildiği yerleri mecazi olarak adlandırır. Nursery, genç canlıların yetiştirildiği bir yer fikrini korur; ancak burada çocuk bakım merkezi anlamına gelmez. Ardından gelen rubber tires sözleri, bu tür yerlerden birini belirtir. Lastikler durgun su biriktirebilir; böylece insan yapımı bir nesne istemeden sivrisineklerin üreme alanına dönüşür.
Alıştırma
Bu cümlede man-made nurseries ne anlama geliyor?
- İnsan faaliyetleriyle oluşan ve sivrisineklerin üreyip gelişebildiği yerler
- Kauçuk lastiklerin üretildiği fabrikalar
- Sivrisinekleri inceleyen kişiler için yapılmış çocuk bakım merkezleri
Cevabı göster
İnsan faaliyetleriyle oluşan ve sivrisineklerin üreyip gelişebildiği yerler
which last for almost a thousand years: last for + süre
Bu ilgi cümleciğinde which, rubber tires ifadesine gönderme yapar. Last burada “var olmaya devam etmek” anlamındaki bir fiildir; başka bağlamlarda “kullanılabilir durumda kalmak” anlamına da gelebilir. for almost a thousand years ifadesi sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen last for + süre kalıbı, bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatır. Burada last, “son” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede last süreyi anlatmak için kullanılmıştır?
- At last, the boots arrived.
- These boots can last for many winters.
- These are the last boots on the shelf.
Cevabı göster
These boots can last for many winters.
fauna and flora: bir bölgenin hayvan ve bitki yaşamı
Fauna, belirli bir bölgede, dönemde veya ortamda yaşayan hayvan topluluğunu; flora ise oradaki bitki topluluğunu ifade eder. Fauna and flora ifadesi birlikte bir bölgenin ya da ekosistemin hayvan ve bitki yaşamını anlatır. Bu ifade, hayvanları ve bitkileri belirli bireyler olarak değil, bütün topluluklar olarak sunar. Bu cümlede doğanın iki bölümü de gelişip çoğalan topluluklar olarak gösterilir.
Alıştırma
Fauna and flora en doğal olarak hangi bağlamda kullanılır?
- Bir ekosistemi anlatan bilimsel bir rapor.
- Birinden tek bir kediyi beslemesini isteyen gündelik bir mesaj.
- Tek bir sebze yemeğini anlatan bir menü.
Cevabı göster
Bir ekosistemi anlatan bilimsel bir rapor.
Earth's climate slowly recovers from millennia of human impact. Kalıp ifadeler
3:57Dünya'nın iklimi bin yıllık insan etkisinden yavaş yavaş kurtulur.
As fauna and flora flourish: gelişmekte olan değişimleri bağlama
Baştaki As fauna and flora flourish yan cümleciği, ana mesaj olan Earth's climate slowly recovers için arka plan oluşturur. Burada as, “bu değişim gerçekleşirken” veya “bu değişim geliştikçe” anlamına gelir; “... olarak” anlamında değildir. Bu yapı birlikte ilerleyen iki değişimi birbirine bağlar: ekolojik yaşam gelişir ve iklimin toparlanması buna paralel olarak ilerler. Zamansal örtüşme veya paralel gelişim anlatır; as tek başına kesin bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki as cümleciği, gelişmekte olan bir değişimi başka bir değişimin arka planı olarak sunar?
- Maya smiled as if she knew the answer.
- As a river guide, Maya works outdoors.
- As the river becomes cleaner, more fish return.
Cevabı göster
As the river becomes cleaner, more fish return.
slowly recovers from millennia of human impact: binlerce yıllık insan etkisinden yavaşça kurtulmak
recover from + hastalık, şok, hasar veya başka bir zararlı etki yapısı, bunlardan sonra yavaş yavaş normal ya da sağlıklı bir duruma dönmek anlamına gelir. Bu cümlede iyileşen şey Dünya'nın iklimidir; human impact ise iklimin etkilerinden kurtulduğu uzun süreli etkendir. slowly, değişimin zaman aldığını vurgular. Millennia, millennium sözcüğünün çoğuludur; bu nedenle millennia of human impact, insan etkisinin binlerce yıl boyunca biriktiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi recover ve zararın kaynağını belirten edatla tamamlayın: The wetlands may need years to ____ the damage caused by pollution.
Cevabı göster
recover from
the plant cycle removes the last traces of lead left by the Industrial Revolution from Earth's soil, Notlar
4:04bitki döngüsü Sanayi Devrimi'nin Dünya toprağında bıraktığı son kurşun kalıntılarını ortadan kaldırır
the last traces of lead: geriye kalan son çok küçük kurşun miktarları
Burada traces, geride kalan çok küçük miktarları ifade eden çoğul bir isimdir. The last traces of lead, topraktaki kurşun kirliliğinin geriye kalan son çok küçük kalıntılarıdır; traces burada takip etmek veya izini sürmek anlamındaki fiil değildir. traces of + madde ya da kanıt kalıbı, traces of mercury veya traces of DNA örneklerinde olduğu gibi, genellikle tespit edilebilen küçük bir miktarı anlatır. Last, bunların geriye kalan son kalıntılar olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümledeki the last traces of lead ne anlama geliyor?
- hâlâ kalan son çok küçük kurşun miktarları
- kurşunun hareketini takip etmek için kullanılan bir rota
- yeni ve büyük miktarda kurşun
Cevabı göster
hâlâ kalan son çok küçük kurşun miktarları
the Industrial Revolution: tarihsel bir zaman göstergesi
The Industrial Revolution, makineleşmiş üretimin ve fabrika sanayisinin hızla genişlediği, on sekizinci yüzyılın sonlarında başlayan belirli bir tarihsel dönemdir. The tanımlığı ve büyük harfler, bunun herhangi bir endüstriyel değişimi anlatan genel bir ifade değil, tanınmış bir tarihsel çağın adı olduğunu gösterir. Bu cümlede dönem, hem zaman hem de kaynak göstergesi olarak kullanılır: kurşun, geçmişteki endüstriyel faaliyetlerin bıraktığı eski bir kirlilik olarak sunulur. Bu arka plan, ilk faaliyet bittikten çok sonra bile kirliliğin toprakta neden kalabildiğini açıklar.
Alıştırma
Burada the Industrial Revolution ifadesini anlamak için hangi bilgi gereklidir?
- Bir fabrikanın çalışma biçimindeki herhangi bir küçük değişiklik anlamına gelir.
- Hızlı makineleşme ve sanayileşmenin yaşandığı belirli bir tarihsel dönemi adlandırır.
- Modern bir toprak temizleme programının adıdır.
Cevabı göster
Hızlı makineleşme ve sanayileşmenin yaşandığı belirli bir tarihsel dönemi adlandırır.
and it may take up to 65,000 years beyond that for CO2 to return to pre-human levels. Notlar
4:10ve karbondioksitin insan öncesi seviyelere dönmesi bunun ötesinde 65.000 yıl kadar sürebilir.
may take up to ... for ...: bir olayın ne kadar sürebileceğini belirtmek
Bu, It takes + time + for + noun + to do yapısının genişletilmiş biçimidir. It biçimsel öznedir; zaman gerektiren asıl olay, CO2'nin insan etkisi öncesindeki seviyelere dönmesidir. May kesinlik değil, tahmin belirtir. Up to 65,000 years bir üst sınır verir; beyond that ise bu sürenin daha önce belirtilen bir dönemin ardından geldiğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp It may take up to + duration + for + noun + to do şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi It may take up to + duration + for + noun + to do kalıbıyla tamamlayın: It may ____ three weeks ____ the road to reopen.
Cevabı göster
take up to · for
pre-human levels: büyük insan etkisinden önceki ölçüt düzeyi
Pre- ön eki “önce” anlamına gelir. Burada pre-human levels, insanların çevre üzerinde büyük bir etki yaratmasından önce var olan CO2 miktarlarını veya yoğunluklarını ifade eder. Levels, sıralama ya da derece değil, ölçülebilir miktar veya yoğunluk anlamındadır. Pre-human ifadesinin kesin zaman sınırı bağlama göre değişir; bu cümlede büyük insan etkisinden önceki durum ölçüt alınır.
Alıştırma
Bu cümlede pre-human levels ne anlama gelir?
- büyük insan etkisinden önceki CO2 seviyeleri
- ilk insanlara verilen dereceler
- insanların ölçebileceği aralığın üzerindeki CO2 seviyeleri
Cevabı göster
büyük insan etkisinden önceki CO2 seviyeleri
But even after several million years: ödünleyici bir zaman çerçevesi
But, önceki düşüncenin oluşturduğu beklentiden farklı bir yöne dönüşü gösterir. Even after several million years, çok uzun bir süreyi sonucu değiştirmesi beklenen ancak değiştirmeyen bir arka plan olarak kurar: normalde bu kadar uzun süre geçince sonucun ortadan kalkması ya da sona ermesi beklenir. Ardından ana cümle şaşırtıcı bilgiyi verir. But even after + zaman/olay, + beklenmedik biçimde süren sonuç kalıbı, savı bu şekilde düzenler; even “buna rağmen” vurgusu katarken after tek başına sonucu yalnızca daha sonraki bir zamana yerleştirir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki “But even after several million years,” ifadesi ne işe yarar?
- Muazzam bir zaman geçmiş olmasına rağmen geçerliliğini koruyan şaşırtıcı bir sonuca zemin hazırlar.
- İnsanlığın geri döndüğü kesin tarihi verir.
- Sonucun yalnızca birkaç milyon yıl geçtiği için ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster
Muazzam bir zaman geçmiş olmasına rağmen geçerliliğini koruyan şaşırtıcı bir sonuca zemin hazırlar.
humanity's legacy lives on: zaman içinde süren etki
Humanity's legacy, insanların bıraktığı kalıcı etkiler, eserler veya izler anlamına gelir. Bu cümlede lives on, mirası sanki hayatta kalabilirmiş gibi kişileştirir; asıl anlam, onu yaratanlar ortadan kalktıktan sonra da varlığını sürdürmesidir. Özne bir anı, gelenek, fikir veya etki gibi soyut bir şey olduğunda live on genellikle “zaman içinde var olmaya veya etkili olmaya devam etmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “var olmaya devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Although the poet died long ago, her words ____.
Cevabı göster
live on
America's Mount Rushmore survives for 7.2 million years. Kültür
4:25Amerika'nın Rushmore Dağı 7,2 milyon yıl dayanır.
Carved in unyielding granite: cümle başında geçmiş ortaç öbeği
Carved in unyielding granite, America's Mount Rushmore ifadesini betimleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir: anıt granite oyulmuştur. Ana fiil carved değildir; ana cümle America's Mount Rushmore survives for 7.2 million years bölümüdür. Öbek cümlenin başına getirildiğinde ana ifadeden önce arka plan verir ve sonucun nedenini de sezdirir: anıt çok sert ve dayanıklı granite oyulduğu için çok uzun süre varlığını korur. Bu yapı, Because it is carved in unyielding granite gibi edilgen bir yan cümleyi kısaltır.
Alıştırma
Hangi cümle, virgülden sonraki özneyi betimlemek için cümle başında geçmiş ortaç öbeğini doğru kullanır?
- Carved in granite, tourists photographed the monument.
- Carved in granite, the monument has survived for centuries.
- Carving in granite, the monument has survived for centuries.
Cevabı göster
Carved in granite, the monument has survived for centuries.
America's Mount Rushmore: granit dağ yamacındaki bir anıt
Mount Rushmore, Güney Dakota'da bulunan bir ABD anıtıdır ve dört ABD başkanının yüzü doğrudan granit bir dağ yamacına oyulmuştur. Burada America's, burayı Amerika'yı temsil eden bir simge olarak sunar; özel adın kendisi Mount Rushmore'dur. Buranın devasa bir kaya oyması olduğunu bilmek, uzun vadeli öngörüde neden milyonlarca yıl kalabilecek insan yapımı bir iz örneği olarak kullanıldığını açıklar. Taşınabilir bir heykel ya da sıradan bir bina değildir.
Alıştırma
Rushmore Dağı'nın neden bu kadar uzun süre dayanabileceğini anlamak için gereken arka planı hangi açıklama verir?
- Rushmore Dağı, halka açık etkinlikler için kurulmuş geçici bir ahşap sahnedir.
- Rushmore Dağı, bir müzede sergilenen taşınabilir bir bronz heykeldir.
- Rushmore Dağı, başkanların yüzlerinin granit bir dağ yamacına oyulduğu bir anıttır.
Cevabı göster
Rushmore Dağı, başkanların yüzlerinin granit bir dağ yamacına oyulduğu bir anıttır.
The chemical composition of our bronze sculptures keeps them recognizable for over 10 million. Notlar
4:30Bronz heykellerimizin kimyasal yapısı onların 10 milyondan fazla yıl tanınabilir kalmasını sağlar.
The chemical composition: bir malzemenin kimyasal bileşimi
Chemical composition, bir malzemeyi oluşturan maddeleri veya elementleri ve bunların göreli oranlarını ifade eder. Burada heykellerde kullanılan bronzun bileşimini anlatır. The chemical composition of our bronze sculptures isim öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir. Heykellerin tanınabilir kalmasının nedeni olarak malzemenin bileşimini gösterir. Bu bilimsel ifadede composition; kompozisyon yazısı, müzik eseri veya bir sanat eserindeki görsel düzen değil, malzemenin bileşimi anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede chemical composition, bir malzemedeki maddeleri ve bunların oranlarını ifade eder?
- The orchestra performed a new composition.
- The lab analyzed the chemical composition of the soil.
- The class discussed the composition of a short essay.
Cevabı göster
The lab analyzed the chemical composition of the soil.
keeps them recognizable: keep + nesne + sıfat
Keep + nesne + sıfat yapısı, “bir kişinin veya şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. keeps them recognizable ifadesinde them, bronz heykelleri gösterir; recognizable ise onların devam eden durumunu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Burada keep, “saklamak” veya “sahip olmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen sözcük sırası şöyledir: keep, ardından kişi ya da şey, son olarak da durumu belirten sıfat.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri keep + nesne + sıfat yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: This lid ____. (the soup, hot)
Cevabı göster
keeps the soup hot
the remnants of cities built on floodplains have been preserved in time as a kind of techno-fossil. Notlar
4:38taşkın yataklarına inşa edilen şehirlerin kalıntıları bir nevi tekno-fosil olarak zaman içinde korunmuş olurdu.
cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeği olarak buried deep underground
Buried deep underground, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Cümlenin öznesi olan the remnants of cities ifadesinin durumunu ve yerini anlatır: kalıntılar gömüldükleri için yerin derinliklerindedir. Buried ana fiil değildir; ana fiil öbeği have been preserved ifadesidir. Öznenin önüne yerleştirilen bu öbek, arka plan bilgisini önce ve sıkıştırılmış biçimde verir. Öbeğin anlamsal öznesi, virgülden sonra gelen özneyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede başlangıçtaki geçmiş zaman ortacı öbeği, virgülden sonraki özneyi doğru biçimde niteler?
- Burying deep underground, the time capsule remained dry for decades.
- Buried deep underground, the museum displayed the time capsule.
- Buried deep underground, the time capsule remained dry for decades.
Cevabı göster
Buried deep underground, the time capsule remained dry for decades.
kısaltılmış edilgen ilgi yan cümlesi olarak built on floodplains
Built on floodplains, cities sözcüğünü niteler. Kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir ve burada that were built on floodplains ifadesine denktir. Cities, inşa etme eylemine maruz kalan taraftır; bu nedenle geçmiş zaman ortacı built edilgen bir ilişki anlatır. Bu öbek, daha uzun olan the remnants of cities built on floodplains ad öbeğinin içinde yer alır. Built cümlenin ana fiili değildir; ana fiil öbeği have been preserved ifadesidir. Floodplains, nehir kenarındaki alçak ve düz, sel basabilen alanlardır.
Alıştırma
houses that were built near the river ifadesinin doğru kısaltılmış biçimi hangisidir?
- houses built near the river
- houses building near the river
- houses were built near the river
Cevabı göster
houses built near the river
a kind of techno-fossil: temkinli bir mecazlı adlandırma
Techno-fossil, teknolojiyle ilgili techno- ile “fosil” anlamındaki fossil sözcüklerinden oluşturulmuş yaratıcı bir bileşik sözcüktür. Burada insan yapımı kalıntılar fosillere benzetilir: Teknolojik bir çağın fiziksel kanıtı olarak uzun süre varlıklarını sürdürebilirler. A kind of, bu adlandırmanın yaklaşık olduğunu gösterir. Konuşmacı, kalıntıların techno-fossil benzeri bir şey olarak anlaşılabileceğini söylüyor; bunların kesin bir bilimsel fosil sınıfına girdiğini iddia etmiyor.
Alıştırma
Bu cümlede a kind of techno-fossil ne anlama geliyor?
- Teknolojiye enerji sağlayan geleneksel bir fosil.
- Fosil gibi korunmuş insan yapımı bir iz.
- Eski fosilleri incelemek için kullanılan bir makine.
Cevabı göster
Fosil gibi korunmuş insan yapımı bir iz.
these traces too will be wiped from the planet's surface. Deyimler
4:46bu izler de gezegenin yüzeyinden silinip gidecek.
will be wiped from the planet's surface: gelecek zamanda edilgen ve tam kaldırma
Will be wiped gelecek zamanda edilgen yapıdır: Eylemi izler yapmaz, izler eylemden etkilenir. Wipe X from Y yapısında X kaldırılan şey, Y ise onun kaybolduğu yer veya kayıttır. Burada wipe mecazlı ve güçlü bir anlam taşır. İfade, izlerin gezegenin yüzeyinde artık kalmayacak kadar tamamen ortadan kaldırılacağını anlatır; birinin toprağı bezle gerçekten sileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi wipe X from Y yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: After the reset, all personal data will be ____ the laptop.
Cevabı göster
wiped from
hasn't always been here ... won't be here forever: geçmiş ve gelecek arasında paralel yapı
Cümle, zaman bakımından zıt yönlere bakan iki olumsuz yan cümleyi eşleştirir. Humanity hasn't always been here geçmişe bakarak insanlığın kesintisiz biçimde var olmadığını, we won't be here forever ise geleceğe bakarak insanlığın varlığının sonsuza kadar sürmeyeceğini belirtir. always ve forever sözcüklerinin birbirini karşılaması paralel bir yapı oluşturur. Geçmiş ve gelecekten oluşan bu çerçeve yalnızca gerçekleri sıralamaz. İnsanlığı çok daha uzun bir zaman çizelgesinde geçici olarak sunup düşünceyi sonuçlandırır ve ifadeye geniş, düşündürücü bir etki verir.
Alıştırma
Geçmiş ve gelecek arasındaki paralel yapı temel olarak neyi vurguluyor?
- İnsanlığın varlığı sonsuz değil, geçicidir.
- İnsanlık tam olarak ne zaman yok olacağını bilmektedir.
- İnsanlık her zaman var olmuştur ve hiç değişmeyecektir.
Cevabı göster
İnsanlığın varlığı sonsuz değil, geçicidir.
perhaps we can learn more about the world we live in now.
4:56belki de şu an yaşadığımız dünya hakkında daha çok şey öğrenebiliriz.
by investigating ...: yöntem belirten by + -ing
by investigating... ifadesinde by bir edat, investigating ise ulaç işlevindeki bir gerund biçimidir. İfade, 'inceleme eylemi yoluyla' anlamına gelir ve daha fazla öğrenmeyi sağlayabilecek yöntemi açıklar. by + -ing ifadesi cümlenin başına gelerek ardından gelen yan cümlenin tamamını niteleyebilir: X'i yaparak bir kişi Y'yi başarır veya başarabilir. Burada by, edilgen bir fiilin eylemi yapan kişisini belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi by ve compare fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the two maps, you can spot the changes.
Cevabı göster
By comparing
the world without us ... the world we live in now: varsayımdan gerçeğe
the world isim öbeğinin tekrarı bir çerçeve kurar: the world without us, insanların bulunmadığı hayali bir dünyadır; the world we live in now ise bugünkü gerçek dünyadır. Cümle, varsayımsal durumdan bu varsayımın amacına geçer: o hayali dünyayı incelemek, gerçek dünyayı anlamamıza yardımcı olabilir. the world ifadesinin tekrarlanıp yalnızca niteleyici kısmının değiştirilmesi karşıtlığı belirginleştirir ve sonucu yeniden bugüne getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, hayali bir durumdan bugünkü gerçekliğe dönüş yapan aynı yapıyı kullanır?
- Cities have cars, roads, buses, and trains.
- By imagining a city without cars, we can rethink the city we live in today.
- Without a car, Maya took the bus to work.
Cevabı göster
By imagining a city without cars, we can rethink the city we live in today.
If you're looking for a page-turning tour of a post-human Earth, Notlar
5:01Eğer insan sonrası bir Dünya'nın sayfa çevirten bir turunu arıyorsanız,
a page-turning tour: sürükleyici bir yazılı keşif
Page-turning, okurun sayfaları çevirmeye devam etmek isteyeceği kadar ilgi çekici bir metni anlatan olumlu bir birleşik sıfattır. Buradaki kullanım mecazidir; fiziksel olarak sayfa çevirme eylemini anlatmaz. A page-turning tour ifadesinde tour da mecazidir: kitap, okura bir konuyu keşfederken rehberlik eder. İfadenin tamamı sürükleyici bir yazılı keşif vadeder.
Alıştırma
Page ve turning sözcüklerinden oluşan kısa çizgili sıfatla değerlendirmeyi tamamlayın: The biography gives a ____ account of her years at sea.
Cevabı göster
page-turning
we highly recommend the World Without Us, Ton ve niyet
5:05şiddetle 'The World Without Us' (Bizsiz Dünya) kitabını tavsiye ederiz,
If you're looking for ... ile öneriye giriş yapmak
Burada If you're looking for..., dinleyicinin isteyebileceği bir şeyi belirten koşullu bir giriş ifadesidir. Ana cümle daha sonra bu ihtiyaca uygun bir öneri verir. Bu, gerçekten evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru değildir. Öneriyi doğrudan bir emirle başlatmaya göre daha ilgili ve daha az ısrarcı gösterir.
Alıştırma
Öneriyi dersteki giriş ifadesiyle tamamlayın: ____ a lightweight laptop for travel, this model is worth considering.
Cevabı göster
If you're looking for
we highly recommend: güçlü bir şekilde tavsiye ediyoruz
Highly, recommend fiilinin derecesini güçlendiren bir zarftır. We highly recommend + isim yapısı, sade bir we recommend ifadesinden daha güçlü, açık ve kendinden emin bir tavsiye verir. We öznesi, tavsiyenin birden fazla konuşmacı, bir ekip veya bir yayın tarafından paylaşıldığını gösterir. Highly recommend + -ing ve highly recommend that + özne + fiilin yalın hâli yapıları da kullanılabilir.
Alıştırma
Tavsiyeyi highly recommend ve ardından gelen bir -ing biçimiyle tamamlayın: We ____ a backup of your files before the update.
Cevabı göster
highly recommend making
is available at a steeply discounted rate for a limited time. Kalıp ifadeler
5:10kısa bir süre için son derece indirimli bir fiyatla sunuluyor.
thanks to our partners at Picador: olumlu sonucu ortakların katkısına bağlamak
Thanks to + bir isim öbeği, bir sonucu mümkün kılan kişiyi, grubu, şeyi veya durumu belirtir. Bu cümlede thanks to our partners at Picador, özel fiyatın neden sunulabildiğini açıklar ve Picador ortaklarının katkısını takdir eder. Virgüllerle ayrılan bu ifade, daha büyük cümlenin içinde ara bir neden açıklaması görevi görür. Picador'a doğrudan “teşekkür ederim” demez; our partners at Picador, bu kuruluşla bağlantılı iş ortaklarını ifade eder.
Alıştırma
Etkinliğin sorunsuz ilerlemesini doğru biçimde gönüllülerin katkısına bağlayan cümle hangisidir?
- Thanks to our volunteers, the event ran smoothly.
- Thanks at our volunteers, the event ran smoothly.
- Thanks for our volunteers, the event ran smoothly.
Cevabı göster
Thanks to our volunteers, the event ran smoothly.
is available at a steeply discounted rate: çok daha düşük bir fiyattan sunulmak
Be available at a ... rate, bir ürün veya hizmetin belirtilen fiyat ya da ücret karşılığında edinilebildiği anlamına gelir. Burada rate, hızı değil, alınan ücreti ifade eder. Steeply discounted, normal fiyata göre büyük miktarda indirim yapıldığı anlamına gelir. Steeply, discounted sözcüğünün derecesini güçlendirir; dolayısıyla ifadenin tamamı bir şeyin normalden çok daha ucuza sunulduğunu belirten özenli bir tanıtım ifadesidir.
Alıştırma
Bir hizmetin çok daha düşük bir fiyata satın alınabileceğini doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?
- The battery is draining at a steady rate this week.
- The annual plan is available at a steeply discounted rate this week.
- The download is running at a faster rate this week.
Cevabı göster
The annual plan is available at a steeply discounted rate this week.
for a limited time: süreyle sınırlı bir teklif
For a limited time, bir fiyatın, teklifin veya fırsatın yalnızca geçici bir dönem boyunca geçerli olduğunu belirtir. Burada ifade, is available yapısını niteler ve büyük indirimin ne kadar süreceğini sınırlar. Bu ifade miktara değil, zamana bir sınır koyar. Cümle, yalnızca belirli sayıda ürün bulunduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi duyuru, stokların tükenebileceğini söylemeden bir indirimin yalnızca sınırlı bir süre geçerli olduğunu belirtir?
- The free gift is available while supplies last.
- Only a limited number of posters are available.
- The annual plan is 30% off for a limited time.
Cevabı göster
The annual plan is 30% off for a limited time.
Every copy purchased through this link helps support TED-Ed's non-profit mission. Notlar
5:14Bu bağlantı aracılığıyla satın alınan her kopyanın, TED-Ed'in kâr amacı gütmeyen misyonunu desteklemeye yardımı olur.
Every copy purchased through this link: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Every copy purchased through this link yapısında purchased through this link, copy sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi nüshalardan söz edildiğini belirtir ve every copy that is purchased through this link biçiminde açılabilir. Purchased ortacı edilgen anlam taşır: nüsha birisi tarafından satın alınır. Ana fiil değildir; tam özne Every copy purchased through this link, ana yüklem ise helps support ifadesidir.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşturmak için purchase fiilinin doğru biçimini kullanın: Every ticket ____ online includes a digital receipt.
Cevabı göster
purchased
helps support: daha büyük bir çabaya katkıda bulunmak
Help fiilinden sonra doğrudan fiilin yalın hâli gelebilir; bu nedenle helps support, “desteklenmesine katkıda bulunur” veya “desteği mümkün kılar” anlamına gelir. Every copy öznesi tekil olduğu için -s eki helps üzerindedir; support yalın hâlde kalır. Supports ile karşılaştırıldığında helps support, her satın almayı daha büyük bir destek çabasına katkı sağlayan unsurlardan biri olarak gösterir; desteğin tamamını tek başına sağladığını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, her satışın daha büyük bir destek çabasına katkıda bulunduğunu doğal biçimde anlatır?
- Each ticket sold helps supporting the youth arts program.
- Each ticket sold supports help the youth arts program.
- Each ticket sold helps support the youth arts program.
Cevabı göster
Each ticket sold helps support the youth arts program.
TED-Ed's non-profit mission: eğitim odaklı amacı
Bir kuruluş bağlamında mission, kuruluşun ilerletmeye çalıştığı temel amacı ifade eder. Burada TED-Ed's non-profit mission, TED-Ed'in kâr amacı gütmeyen bir girişim olarak eğitim odaklı amacıdır; tek bir görev değildir. Non-profit, kuruluşun nasıl yapılandırıldığını ve varsa fazlanın nasıl kullanıldığını anlatır: kuruluşun temel amacı kârı sahiplerine dağıtmak değildir. Bu, kuruluşun gelir elde edemeyeceği, ücret alamayacağı veya çalışanlarına maaş ödeyemeyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade bir kuruluşun non-profit mission kavramını en iyi açıklar?
- Kuruluş, sahiplerine kâr dağıtmayı temel amacı hâline getirmeden ana amacını sürdürür.
- Kuruluşun sunduğu her hizmet ücretsiz olmak zorundadır.
- Kuruluşun herhangi bir para alması yasaktır.
Cevabı göster
Kuruluş, sahiplerine kâr dağıtmayı temel amacı hâline getirmeden ana amacını sürdürür.
Happy reading: iyi okumalar dileyen samimi bir kapanış
Happy reading. karşıdaki kişinin birazdan okuyacağı şeyden keyif almasını dileyen kısa bir ifadedir. Okuyucuya yönelir ve yaklaşan etkinlik için iyi dilekte bulunur; okumanın kendisinin mutlu olduğunu söylemez. Bu ifade, kısa ve samimi bir dilek oluşturmak için Happy + etkinlik adı yapısını kullanır. Burada reading etkinliğin adıdır ve dil bilgisi açısından isim-fiil görevindedir; dileğin daha uzun hâli söylenmeden anlaşılır.
Alıştırma
Birine e-postayla bir makale gönderdiniz. Kişinin birazdan yapacağı etkinlik için samimi bir dilek bildiren kapanış hangisidir?
- Happy birthday!
- Happy reading!
- Safe travels!
Cevabı göster
Happy reading!