Sizi Büyük İhtimalle Bu Öldürecek: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
651 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Video, yaşa ve ülkeye göre ölüm nedenlerini karşılaştırıyor; kanser, aşırı doz ve çocuk ölümlerindeki değişimleri açıklayıp erken doğumu ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. accounting for (Öbek fiiller): istatistikte hesap tutmak değil, toplamın bir bölümünü oluşturmak demektir; oranları anlatırken kullanın. 2. That being said, (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): sonucu tarihsel bir kanıtla sınırlayan geçişi fark edin ve önceki görüşü reddetmeden karşı nokta ekleyin. 3. two pieces of information (Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): sayılamayan information adını piece ya da pieces of ile sayın ve standart dışı informations çoğulundan kaçının.

Bu derste

This episode is sponsored by Bill and Melinda Gates. Kalıp ifadeler

0:00

Bu bölüm Bill ve Melinda Gates'in sponsorluğunda hazırlanmıştır.

Kalıp ifadeler

sponsored by: sponsoru belirtme

Edilgen be sponsored by + sponsor yapısında özne maddi veya ayni destek alır; by sözcüğünden sonraki isim ise bu desteği sağlar. Bu cümlede This episode sponsor olunan içeriktir, Bill and Melinda Gates ise sponsor olarak belirtilir. Bu ifade medyada kullanılan standart bir sponsorluk bildirimidir. X is sponsored by Y yapısını her gördüğünüzde rolleri aynı şekilde belirleyin: Y, X’e sponsor olur; tersi değil.

Alıştırma

Standart sponsorluk bildirimini sabit edilgen ifadeyle tamamlayın: This podcast is ____ Bright Sound.

Cevabı göster

sponsored by

I have some bad news for you.

0:03

Size kötü bir haberim var.

We're all going to die. Anlatım akışı

0:05

Hepimiz öleceğiz.

Anlatım akışı

“We're all going to die.”: sonucu önce veren açılış kancası

Burada We're all going to die bir açılış kancası işlevi görür: konuyu destekleyen istatistikler sunulmadan önce doğrudan ve çarpıcı bir sonuç ortaya koyar. Amaç dikkati çekmek ve gelecek içeriğin çerçevesini belirlemektir; belirli bir dinleyiciyi tehdit etmek değildir. Bu, sonucun önce verildiği bir bilgi düzenidir. Konuşmacı geniş kapsamlı ve dramatik bir iddiayla başladığında, sonraki cümlelerin bunu nasıl açıkladığını, sınırlandırdığını veya desteklediğini dinleyin.

Alıştırma

İstatistikler hemen ardından geliyorsa açıklamanın başındaki “We're all going to die.” cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Destekleyici kanıtları vermeden önce geniş kapsamlı bir sonuçla dikkat çekmek
  2. Daha önce açıklanmış istatistikleri özetlemek
  3. Tek bir dinleyiciye kişisel tehdit yöneltmek
Cevabı göster

Destekleyici kanıtları vermeden önce geniş kapsamlı bir sonuçla dikkat çekmek

In fact, 1.8 people die every second. Anlatım akışı

0:06

Hatta her saniye 1,8 kişi ölüyor.

Anlatım akışı

Güçlendirici kanıt sunan In fact,

Burada In fact, önceki genel iddiayı güçlendiren kanıt olarak kesin bir istatistik sunar. Az önce söylenenin yalnızca genel bir ifade olmadığını, bu somut gerçeğin onu daha ikna edici hâle getirdiğini belirtir. Bir sonraki ifade, daha önce ortaya konmuş bir düşünceyi doğruladığında, netleştirdiğinde veya güçlendirdiğinde bu söylem belirtecini kullanın. İlgisiz herhangi bir yeni gerçeği duyurmak için kullanılan genel bir giriş değildir.

Alıştırma

Şu cümleleri okuyun: Everyone eventually dies. In fact, 1.8 people die every second. In fact neyi belirtir?

  1. Önceki iddiayla bağlantısı olmayan bir konu açar.
  2. Önceki iddiayı güçlendirmeden yalnızca olası bir örnek verir.
  3. Önceki genel iddiayı güçlendiren kesin bir gerçeği sunar.
Cevabı göster

Önceki genel iddiayı güçlendiren kesin bir gerçeği sunar.

The main way of knowing how you're going to die is based on your age. Kalıp ifadeler

0:09

Nasıl öleceğinizi tahmin etmenin temel yolu yaşınıza bakmaktır.

Kalıp ifadeler

be based on + kanıt kaynağı

is based on your age ifadesinde be based on, yaşın bu yargıya temel oluşturan bilgi olduğunu belirtir. on edatı bu temeli gösterir; fiziksel konum anlatmaz. Kalıp: be based on + isim veya isim öbeği. Özne, bu kaynağa dayanan sonuç, karar, tahmin, plan ya da anlatıdır.

Alıştırma

Sonuç için kullanılan kanıtı gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The estimate is ____ last year's sales data.

Cevabı göster

based on

So here are the statistics of how you're likely going to die.

0:13

İşte nasıl ölme ihtimalinizin daha yüksek olduğunu gösteren istatistikler.

Let's move in reverse Deyimler

0:17

Sondan başa doğru gidelim

and begin with those who are 70 plus years old.

0:18

ve 70 yaş ve üzerindekilerle başlayalım.

Deyimler

move in reverse: bilgileri ters sırada sunmak

Bu cümlede move in reverse mecaz anlamda kullanılır. Yaş gruplarını alışılmış veya beklenen sıranın ters yönünde sunmak demektir: konuşmacı 70 yaş ve üzerindeki kişilerden başlar, ardından daha genç gruplara doğru ilerler. Bu ifade, sıralamayı hayali bir hareket yönü olarak gösterir. Bir listeyi, zaman çizelgesini, sıralamayı veya süreci daha sonraki ya da son noktadan daha önceki bir noktaya doğru anlatmak için kullanılabilir; istatistiksel bir eğilimin tersine döndüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte move in reverse dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Ölüm oranlarının düştüğünü göstermek.
  2. Yaş gruplarını en yaşlıdan en gence doğru ele almak.
  3. En yaşlı gruptan geriye doğru yürümesini istemek.
Cevabı göster

Yaş gruplarını en yaşlıdan en gence doğru ele almak.

This is the age bracket Kelime

0:21

Bu yaş grubu,

accounting for nearly half of all deaths worldwide. Öbek fiiller

0:22

dünya genelindeki tüm ölümlerin neredeyse yarısını oluşturuyor.

Kelime

age bracket: yaşa göre tanımlanmış bir kategori

Age bracket, yaşları 18–24 veya 70 ve üzeri gibi belirtilmiş bir aralıkta bulunan kişilerin oluşturduğu kategoridir. Burada this age bracket, daha önce sözü edilen 70 yaş ve üzerindeki kişileri belirtir. Buradaki bracket, noktalama işareti olan parantez veya fiziksel bir destek anlamına gelmez. İstatistik ve nüfus araştırmalarında yaşlara göre veri karşılaştırmak için kullanılan bir kategoriyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi yaşa göre tanımlanmış bir kategori anlamına gelen iki sözcüklü istatistik terimiyle tamamlayın: The report shows vaccination rates for each ____.

Cevabı göster

age bracket

Öbek fiiller

accounting for: bir oranı oluşturmak

Bu cümlede accounting for, “oluşturmak” veya “bir payı meydana getirmek” anlamındadır. Age bracket kategoriyi, nearly half of all deaths worldwide ise bu kategoriye ait payı belirtir. -ing yapısındaki accounting for nearly half... ifadesi age bracket sözünü niteler ve istatistiksel bir açıklama ekler. Oran bildiren ifadelerde X accounts for Y, X'in toplamın Y yüzdesini, kesrini veya payını oluşturduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki account for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the latest survey, remote workers ____ 38 percent of respondents.

Cevabı göster

accounted for

And the leading cause of death in this age group Kalıp ifadeler

0:25

Bu yaş grubundaki başlıca ölüm nedeni ise

is overwhelmingly heart disease.

0:28

açık ara kalp hastalıklarıdır.

Kalıp ifadeler

leading cause of death: bir numaralı ölüm nedeni

Leading cause of death, ele alınan grup, yer veya dönemde diğer tüm nedenlerden daha fazla ölüme yol açan nedeni ifade eder. Burada kalp hastalığı bu yaş grubu için ilk sıradadır. the leading cause ifadesindeki belirli tanımlık the, tek bir birinci sıradaki nedeni gösterir. Bu, ölüm istatistiklerini özetlemenin standart bir yoludur; gruptaki herkesin bu nedenle öldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

“Ölüm istatistiklerinde ilk sıradaki neden” anlamına gelen standart ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report identifies stroke as the ____ among adults over 65.

Cevabı göster

leading cause of death

If you're between the ages of 45 to 64 in the US, Dilbilgisi

0:30

ABD'de 45 ile 64 yaş arasındaysanız,

Dilbilgisi

between ... to ... değil, between the ages of 45 and 64

Burada amaçlanan anlam, iki sınırı da içeren bir yaş aralığıdır: 45 ile 64 yaş arasındaki kişiler. Ancak özenli İngilizcede bu örnek iki farklı aralık yapısını karıştırır: between ... and ... ve from ... to .... Ya between the ages of 45 and 64 ya da from age 45 to 64 kullanın. Bağlaçları doğru çiftler hâlinde kullanın ve between ... to ... yapısını standart kabul etmeyin.

Alıştırma

Standart between ... and ... yapısını tamamlayın: The program is for people between the ages of 18 ____ 25.

Cevabı göster

and

cancer is the leading cause of death.

0:34

başlıca ölüm nedeni kanserdir.

In 2016, globally 8.9 million deaths were attributed to cancers, Kalıp ifadeler

0:36

2016'da dünya genelinde 8,9 milyon ölüm kansere bağlandı;

Kalıp ifadeler

were attributed to: sonuç etkenden önce gelir

Burada were attributed to, bir sonucu onu açıklayan bir etkene bağlar. Edilgen sonuç + be attributed to + etken yapısında deaths sonuçtur; cancers ise bu ölümlerin atfedildiği etkendir. Bu ifade, kanıt veya analize dayalı bir ilişkilendirmeyi bildirir; tek başına doğrudan ve tek bir nedeni kanıtlamaz. Bu nedenle istatistikleri dikkatli biçimde özetlerken kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu resmî raporu attribute fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: The decrease in hospital visits ____ better access to preventive care.

Cevabı göster

was attributed to

which is 5.7 million more than in 1990.

0:41

bu, 1990'a kıyasla 5,7 milyon daha fazlaydı.

Wait, why has cancer increased so much? Anlatım akışı

0:45

Bir dakika, kanser neden bu kadar arttı?

Anlatım akışı

Açıklamaya geçiş için Wait, why ...?

Buradaki Wait, kelimenin gerçek anlamıyla birinden durmasını istemez. Bir şaşkınlık ya da yeniden düşünme anını belirtir ve konuşmacının az önce söz ettiği sonucu inceleyeceğini gösterir. why sorusu, dinleyicilerin aklına gelmesi muhtemel soruyu dile getirir. Böylece soru odaklı bir geçiş oluşur: önce beklenmedik bir eğilim fark edilir, ardından bu eğilimin nedenine ilişkin açıklama başlatılır.

Alıştırma

“Wait, why did the monthly fee double?” cümlesinde Wait ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dikkati şaşırtıcı sonuçtan onun nedenine yönelten bir soru başlatır.
  2. Konuşmacının nedeni zaten açıkladığını gösterir.
  3. Kelimenin gerçek anlamıyla konuşmayı bırakma talimatı verir.
Cevabı göster

Dikkati şaşırtıcı sonuçtan onun nedenine yönelten bir soru başlatır.

It's because as our population grows and lifespans increase, Dilbilgisi

0:48

Çünkü nüfusumuz büyüyüp yaşam süresi uzadıkça

so do the cancer rates.

0:52

kanser oranları da artıyor.

Dilbilgisi

Paralel değişimi anlatan as ..., so do ...

as X changes, so do Y kalıbında as yan cümlesi değişen bir eğilimi tanıtır, devrik so yan cümlesi ise onunla birlikte değişen başka bir eğilimi sunar. Burada do, increase fiilinin yerini alır; dolayısıyla son yan cümle the cancer rates increase too anlamına gelir. so ifadesinden sonra yardımcı fiil özneden önce gelir: so do the cancer rates. Yardımcı fiil, zamanla ve yeni özneyle uyumlu olmalıdır: so does the demand ve so did the costs. Bu kalıp paralel değişimleri birbirine bağlar; tek başına birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Paralel değişim anlatan as ..., so do/does ... yapısını tamamlayın: As the number of visitors increases, ____ the need for more staff.

Cevabı göster

so does

If you die between the age of 25 and 44,

0:53

25 ile 44 yaşları arasında ölürseniz,

the most common cause of death in America uh is from unintentional poisoning.

0:57

Amerika'daki en yaygın ölüm nedeni, şey, kazara zehirlenmedir.

This may sound strange,

1:01

Bu kulağa tuhaf gelebilir,

but it's because unintentional poisoning as a term Kelime

1:02

ancak bunun nedeni “kazara zehirlenme” teriminin

includes deaths related to overdosing on drugs. Kalıp ifadeler

1:05

aşırı dozda uyuşturucu madde kullanımına bağlı ölümleri de kapsamasıdır.

Kelime

Bir ölüm kategorisi olarak unintentional poisoning

Ölüm istatistiklerinde unintentional poisoning, zararın amaçlanmadığı durumlarda zararlı bir maddeye maruz kalma nedeniyle gerçekleşen ölümler için kullanılan resmî bir sınıflandırmadır. Buradaki poisoning, günlük dildeki zehir yutma veya birinin kasıtlı olarak zehirlenmesi düşüncesinden daha geniştir. Bu kategori, kazara aşırı dozda ilaç alımını da içerebilir. Unintentional sınıflandırılan niyeti belirtir; madde, koşullar veya maddeyle ilişkili tüm ölümler hakkında her ayrıntıyı vermez.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Ölüm istatistiklerinde unintentional poisoning, kazara aşırı dozda ilaç alımından kaynaklanan ölümleri kapsayabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Kalıp ifadeler

Overdosing on drugs: overdose on fiil kalıbı

Overdosing, overdose fiilinin -ing biçimidir. Kalıp overdose on + madde şeklindedir; bu nedenle overdosing on drugs, ciddi zarara veya ölüme yol açacak kadar aşırı miktarda uyuşturucu ya da ilaç almak demektir. deaths related to overdosing on drugs ifadesinde -ing yan cümlesi, ölümlerle bağlantılı olayı adlandırır. on edatı fiil kalıbının bir parçasıdır ve of ile değiştirilmemelidir.

Alıştırma

Cümleyi overdose fiilinin -ing biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: He needed emergency care after ____ sleeping pills.

Cevabı göster

overdosing on

Dying due to drug use in the US has tripled since 1999 to 2016, Dilbilgisi

1:09

ABD'de uyuşturucu kullanımına bağlı ölümler 1999'dan 2016'ya kadar üç katına çıktı;

Dilbilgisi

since 1999 to 2016 değil, from 1999 to 2016

Vurgulanan ifade iki farklı zaman kalıbını birbirine karıştırıyor. 1999 ve 2016 açıkça belirtilmiş iki uç nokta olduğundan, sınırları belli bu dönem için from 1999 to 2016 kullanılmalıdır. Bir dönem başlangıç noktasından bir referans zamanına, çoğunlukla bugüne kadar sürüyorsa since + başlangıç noktası kullanılır: has tripled since 1999. Aynı since yapısının parçası olarak to 2016 eklenmez.

Alıştırma

Cümleyi from ... to ... kalıbıyla tamamlayın: The museum was closed ____ 2020 ____ 2022.

Cevabı göster

from · to

largely due to the opioid crisis. Notlar

1:14

bunun başlıca nedeni opioid kriziydi.

Kültür

Geniş kapsamlı bir halk sağlığı krizi olarak “the opioid crisis”

The opioid crisis, ABD'de opioidlerin kötüye kullanımı, bağımlılık ve ölümcül doz aşımıyla ilişkili geniş kapsamlı ve uzun süreli halk sağlığı krizini ifade eder. Opioidler hem reçeteli ağrı kesicileri hem de eroin ve yasa dışı üretilen fentanil gibi yasa dışı maddeleri kapsar. Bu cümlede ifade, uyuşturucu bağlantılı ölümlerdeki artışın büyük bölümünün arkasındaki toplumsal ve sağlıkla ilgili acil durumu belirtir. Tek bir münferit olaya gönderme yapmaz ve bütün ölümleri tek bir kaynağa bağlamaz.

Alıştırma

Cümlede “the opioid crisis” neyi ifade ediyor?

  1. Tek bir uyuşturucu kullanıcısının yaşadığı münferit bir kaza
  2. Hastanelerde reçeteli ağrı kesici kıtlığı
  3. Opioidlerin kötüye kullanımı, bağımlılık ve doz aşımını içeren geniş kapsamlı bir halk sağlığı krizi
Cevabı göster

Opioidlerin kötüye kullanımı, bağımlılık ve doz aşımını içeren geniş kapsamlı bir halk sağlığı krizi

Kalıp ifadeler

largely due to: tek neden değil, başlıca neden

Largely due to, “esas olarak ... nedeniyle oluşan” anlamına gelir. Burada opioid krizini başlıca açıklama olarak sunarken başka nedenlere de yer bırakır. Due to ifadesinden sonra nedeni adlandıran bir isim grubu gelir; largely ise nedensellik iddiasının gücünü sınırlar. Yeniden kullanılabilir kalıp “sonuç + be largely due to + neden” şeklindedir. Bir etkenin tek neden olduğunu söylemekten daha temkinlidir.

Alıştırma

“Esas olarak ... nedeniyle oluşan, ancak başka nedenlere de izin veren” anlamındaki ifadeyle boşluğu doldurun: The delay was ____ heavy traffic, though a staffing problem also played a part.

Cevabı göster

largely due to

The data now coming in from 2017 Öbek fiiller

1:16

Şimdi açıklanan 2017 verileri,

indicates that it is the worst year in US history for overdose fatalities.

1:19

aşırı dozdan ölümler açısından 2017'nin ABD tarihindeki en kötü yıl olduğunu gösteriyor.

Öbek fiiller

Verilerin erişilebilir hâle gelmesini anlatan “coming in”

Veri ve habercilik bağlamlarında coming in, bilginin alınması, bildirilmesi, sayılması veya erişilebilir hâle gelmesi anlamına gelir. now coming in sıfat-fiil grubu data sözcüğünü niteler ve veriyi fiziksel olarak bir yere giren bir şey değil, zaman içinde ulaşan yeni bilgi olarak sunar. Bu kullanım; sonuçlar, rakamlar, raporlar ve sayımlar gibi bilgiler aşamalı olarak erişilebilir olduğunda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “alınıyor ve erişilebilir hâle geliyor” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The first election results are ____ now.

Cevabı göster

coming in

In fact, in 2017,

1:24

Hatta 2017'de

the death toll from drugs is higher Notlar

1:26

uyuşturucu yüzünden ölenlerin sayısı,

than US military casualties in the Vietnam and Iraq war combined.

1:29

Vietnam ve Irak savaşlarında ölen ABD askerlerinin toplamından daha fazlaydı.

Kalıp ifadeler

death toll: ölüm sayısı

Death toll, belirli bir olay veya neden yüzünden ölen insanların sayısı demektir. Burada from drugs nedeni belirtir; dolayısıyla ifade uyuşturucuyla bağlantılı ölümleri anlatır. Death toll; savaşlar, afetler, hastalıklar, kazalar ve başka nedenlerle ilgili haber ve istatistiklerde kullanılan yaygın bir kalıptır. Bu ifadede toll ücret veya geçiş ücreti anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce "The earthquake's death toll reached 200," cümlesinde death toll ne anlama gelir?

  1. Depremden sonra alınan bir ücret
  2. Acil tıbbi bakımın maliyeti
  3. Ölen ve yaralanan insanların toplam sayısı
  4. Ölen insanların sayısı
Cevabı göster

Ölen insanların sayısı

Dilbilgisi

higher than ... combined: toplamla karşılaştırma

A is higher than B and C combined yapısında önce B ile C toplanır. Ardından A bu toplamla karşılaştırılır. Bu cümlede karşılaştırma ölçütü, Vietnam ve Irak savaşlarındaki ABD askeri zayiatının toplamıdır; savaşlardan yalnızca birinin sayısı değildir. Combined, gruplanan ögelerden sonra gelir ve ayrı ayrı karşılaştırma yorumunu ortadan kaldırır. Bir sayı iki veya daha fazla sayının toplamıyla karşılaştırılırken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı higher than ... combined ile tamamlayın: The visitor count this Saturday was ____ the counts for the previous two Saturdays ____.

Cevabı göster

higher than · combined

But this is not the case around the world. Kalıp ifadeler

1:34

Ancak dünyanın her yerinde durum böyle değil.

Kalıp ifadeler

not the case ile önceki bir iddiayı reddetmek

Burada not the case, az önce sözü edilen durumun ya da iddianın yeni kapsamda, yani around the world kapsamında doğru olmadığını belirtir. Buradaki case, hukuki dava, kutu ya da tıbbi vaka değil, gerçek durum anlamındadır. This/That is not the case kalıbı, aşırı genellemeyi tarafsız biçimde düzeltmenin bir yoludur. Önceki düşüncenin tamamını tekrarlamadan ona gönderme yapar.

Alıştırma

Önceki iddiayı reddeden ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Some people say the library is closed on Sundays, but that is ____.

Cevabı göster

not the case

In South Africa,

1:37

Güney Afrika'da

the number one killer for this age group is HIV/AIDS,

1:38

bu yaş grubunun bir numaralı ölüm nedeni HIV/AIDS iken,

and in Brazil, it's homicide.

1:41

Brezilya'da cinayettir.

Between 15 to 24 years old in the US,

1:43

ABD'de 15-24 yaş grubunda

the leading cause of death is motor vehicle accident.

1:46

başlıca ölüm nedeni motorlu taşıt kazalarıdır.

Crash risk is particularly high

1:49

Kaza riski özellikle

within the first few months of obtaining a license.

1:51

ehliyet alındıktan sonraki ilk birkaç ayda yüksektir.

Also, 53% of these fatalities occur on a Friday, Saturday, or Sunday

1:54

Ayrıca bu ölümlerin %53'ü cuma, cumartesi veya pazar günü gerçekleşiyor;

with male driver death rates being twice as high as their female counterparts. Notlar

1:58

erkek sürücülerdeki ölüm oranı ise kadın sürücülerdekinin iki katı.

Dilbilgisi

twice as high as ile ikiye bir oranını ifade etmek

Twice as high as, çarpan + as + sıfat + as kalıbını izler. Burada erkek sürücülerin ölüm oranı kadın sürücülerin ölüm oranıyla karşılaştırılır ve ilk oranın toplam düzeyi ikinci oranın 2 katıdır. Twice, oranın tamamını verir. Karşılaştırma değerinden %100 daha yüksek, yani toplamda 2 kat anlamına gelir. Değere iki kat daha eklemek anlamına gelmez; bu yorum toplamda 3 kat sonucunu doğurur.

Alıştırma

İlk oranın ikinci oranın iki katı olduğunu belirten bu dersteki tam karşılaştırma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The accident rate on this road is ____ the rate on the new highway.

Cevabı göster

twice as high as

Kelime

their female counterparts: başka bir gruptaki karşılık gelen üyeler

their female counterparts ifadesindeki counterparts, karşılaştırmanın diğer tarafında erkek sürücülere karşılık gelen kadın sürücüleri belirtir. Their, erkek sürücülere gönderme yapar; karşılaştırılan nicelik ise her grubun ölüm oranıdır. Bu ifade female drivers sözünü tekrarlamaktan kaçınır ve iki grubun karşılaştırmada birbirine karşılık gelen rollere sahip olduğunu gösterir. Counterpart, başka bir gruptaki karşılık gelen kişi veya şeydir; yalnızca bir arkadaş ya da rakip değildir.

Alıştırma

Bir rapor, kamu ve özel hastanelerde eşdeğer rollerde çalışan hemşireleri karşılaştırıyor. Hangi cümle özel hastane hemşirelerini karşılık gelen karşılaştırma grubu olarak en açık biçimde gösterir?

  1. Public-hospital nurses worked longer shifts than their private-hospital opponents.
  2. Public-hospital nurses worked longer shifts than their private-hospital peers.
  3. Public-hospital nurses worked longer shifts than their private-hospital counterparts.
Cevabı göster

Public-hospital nurses worked longer shifts than their private-hospital counterparts.

Teens also have the lowest incidence of wearing a seatbelt,

2:03

Gençler ayrıca emniyet kemerini en az kullanan gruptur,

are more likely to speed,

2:06

hız yapma olasılıkları daha yüksektir

and leave a smaller space between drivers.

2:07

ve öndeki araçla aralarında daha az mesafe bırakırlar.

For ages 5 to 14,

2:10

5 ile 14 yaş arasında

the leading cause of death is malaria.

2:11

başlıca ölüm nedeni sıtmadır.

Malaria is the result of single-celled parasitic microorganisms called Plasmodia

2:14

Sıtma, Plasmodia adı verilen tek hücreli parazit mikroorganizmalardan kaynaklanır

that are transmitted via mosquitoes. Kelime

2:18

ve bu mikroorganizmalar sivrisinekler yoluyla bulaşır.

Kelime

be transmitted via + yol veya taşıyıcı

transmitted via mosquitoes ifadesinde transmitted, bir konaktan veya yerden diğerine taşınmak ya da aktarılmak anlamına gelir; via ise yolu veya taşıyıcıyı belirtir. Aktarılan şey Plasmodia’dır; sivrisinekler ortam veya vektördür. Edilgen be transmitted via + ortam kalıbı, bireysel bir eyleyenden çok hareket eden şeyi ve izlediği yolu öne çıkardığı için bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi “bir yol veya ortam üzerinden taşınmak” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The infection can be ____ contaminated water.

Cevabı göster

transmitted via

The complexity of the malaria parasite makes developing a vaccine very difficult, Dilbilgisi

2:21

Sıtma parazitinin karmaşık yapısı aşı geliştirmeyi çok zorlaştırıyor,

Dilbilgisi

make + ulaç öbeği + sıfat: makes developing a vaccine very difficult

makes developing a vaccine very difficult ifadesinde make, make + nesne + sıfat yapısını izler. Nesne, developing a vaccine ulaç öbeğidir; very difficult ise bu faaliyetin tamamını niteler. Bu yapı, bir etkenin bir eylemin ne kadar kolay, zor, mümkün veya yararlı olduğunu değiştirdiğini gösterir. Burada parazitin karmaşıklığı aşı geliştirmeyi zorlaştırır; developing ayrı bir temel yüklem değildir.

Alıştırma

make + ulaç öbeği + sıfat yapısını, attend online classes ve difficult fikirleriyle kullanarak cümleyi tamamlayın: Limited internet access ____.

Cevabı göster

makes attending online classes difficult

but a recent trial is showing promising results. Kalıp ifadeler

2:25

ancak yakın zamanda yapılan bir çalışma umut verici sonuçlar veriyor.

Kalıp ifadeler

showing promising results: temkinli biçimde aktarılan olumlu erken bulgular

showing promising results ifadesinde show results, “bulgu üretmek veya ortaya koymak”; promising ise bulguların gelecekte başarı beklemek için gerekçe sunduğu anlamına gelir. Bu ifade özellikle temkinlidir. Olumlu bir erken sinyali bildirir ancak aşının güvenli veya etkili olduğunun kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Araştırma raporlarında kullanılan show promising results ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Early tests of the new battery are ____, but more data are needed.

Cevabı göster

showing promising results

5.4 million children under the age of five died in 2017.

2:28

2017'de beş yaşın altındaki 5,4 milyon çocuk hayatını kaybetti.

The leading cause of death was a variety of neonatal disorders.

2:33

Başlıca ölüm nedeni çeşitli yenidoğan rahatsızlıklarıydı.

Though tragic, Dilbilgisi

2:37

Bu trajik olsa da

the death rate among children has dropped dramatically. Kalıp ifadeler

2:37

çocuk ölüm oranı çarpıcı biçimde düştü.

Dilbilgisi

Though tragic: eksiltili bir ödünleme yan cümlesi

Though tragic, kısa bir ödünleme girişidir. although this situation is tragic anlamına gelir; bağlamdan anlaşılan özne ve be fiilinin bir biçimi düşürülür. Konuşan kişi önce acı verici gerçeği kabul eder. Ardından ana cümle, bununla karşıtlık oluşturan ve daha umut verici bir gerçeği sunar. Bu yapı, düşürülen özne—çoğunlukla this, it veya ardından gelen isim—bağlamdan kolayca anlaşılabildiğinde kullanılır.

Alıştırma

“although the plan is expensive” ifadesini though + sıfat biçimine indirerek cümleyi tamamlayın: ____, the plan could save energy for years.

Cevabı göster

Though expensive

Kalıp ifadeler

has dropped dramatically: present perfect ile eğilim bildiren ifade

Has dropped dramatically, present perfect yapıdaki has dropped ile derece zarfı dramatically sözcüğünü birleştirir. Burada drop azalmak, dramatically ise teatral bir biçimde değil, çok büyük veya fark edilir bir miktarda anlamına gelir. Present perfect, düşüşü önceki bir noktadan mevcut referans noktasına kadar olan bir değişim olarak sunar ve daha düşük seviyenin şimdi de önemli olduğunu gösterir. Bu kullanım oranları, fiyatları, hataları veya ölçülebilir başka eğilimleri bildirirken yaygındır.

Alıştırma

drop fiilini present perfect biçiminde dramatically ile birlikte kullanın: Since January, the website's error rate ____.

Cevabı göster

has dropped dramatically

In 1990,

2:40

1990'da

one in 11 children under five passed away, Notlar

2:41

beş yaş altındaki her 11 çocuktan biri hayatını kaybediyordu,

Kelime

passed away: died için saygılı bir alternatif

Passed away, died anlamına gelen, saygılı ve örtmeceli bir ifade olan geçişsiz pass away öbek fiilidir. Bu cümlede çocukların ölümünü bildirirken ifadeyi daha az sert hâle getirir; çocukların bir yerden ayrıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısa bir bilimsel tablo başlığı yazıyorsunuz. Patients who passed away during the trial genellikle en açık varsayılan ifade midir?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Hayır

but in 2017,

2:44

ancak 2017'de

the number was one in 26.

2:46

bu oran 26 çocukta bire düştü.

Dilbilgisi

one in 11 ... one in 26: istatistiksel sıklık ifade etme

one in N kalıbı bir sıklık veya oran ifade eder: belirtilen grubun her N üyesi için yaklaşık bir kişi ya da bir vaka. Buradaki one in 11 ve one in 26, karşılaştırılan iki yıldaki beş yaş altı çocuklardan oluşan belirli grupları ifade eder. Pay bir olarak sabitken ikinci sayı büyüdükçe olay daha seyrek görülür. Bu nedenle one in 11 oranından one in 26 oranına geçiş, ölen çocukların oranının düştüğünü gösterir; mutlak ölüm sayısını vermez.

Alıştırma

Her 20 katılımcıdan 1'i oranına uyan one in + sayı ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The survey found that ____ respondents had changed jobs in the past year.

Cevabı göster

one in 20

So how you will die greatly depends on when you will die. Anlatım akışı

2:48

Yani nasıl öleceğiniz, büyük ölçüde ne zaman öleceğinize bağlı.

Anlatım akışı

how ... depends on when: paralel yapıyla özetleme

Cümle, depends on ifadesinin iki yanına paralel iki dolaylı soru yerleştirir: how you will die ve when you will die. Yalnızca how sözcüğünü when ile değiştirirken you will die kısmını tekrarlamak, ilişkiyi kısa ve akılda kalıcı hâle getirir. Burada how ölüm biçimini veya nedenini, when ise öngörülen belirli bir takvim tarihini değil, genel olarak yaşı ya da yaşam evresini ifade eder. X depends on Y kalıbı, ilk gerçeğin ikinci gerçeğe göre değiştiğini gösterir.

Alıştırma

“how you will die greatly depends on when you will die” ifadesindeki paralel yapı ne anlatıyor?

  1. Ölümün kesin takvim tarihi, ölümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirler.
  2. Ölüm biçimi veya nedeni, ölümün gerçekleştiği yaşa ya da yaşam evresine göre değişir.
  3. Konuşmacı birbirinden bağımsız iki doğrudan soru soruyor.
Cevabı göster

Ölüm biçimi veya nedeni, ölümün gerçekleştiği yaşa ya da yaşam evresine göre değişir.

If you make it to old age, Deyimler

2:51

İleri yaşlara kadar yaşarsanız,

Deyimler

make it to old age: bir yaşam evresine ulaşmak

Bu bağlamda make it to old age, “yaşlılığa kadar yaşamayı başarmak” anlamına gelir. Make it ifadesi gerçek anlamlı değildir; bir sonuca ulaşmayı anlatır ve to old age bu son noktayı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen make it to + varış noktası, etkinlik veya aşama kalıbı, çoğunlukla zamana, zorluğa ya da belirsizliğe rağmen oraya ulaşmayı başarmak demektir. Ölüm hakkında konuşurken ardından bir yaş veya yaşam evresi gelirse, özellikle o zamana kadar hayatta kalmayı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, “ulaşmayı ya da o zamana kadar hayatta kalmayı başarmak” anlamındaki kalıpta make it kullanarak tamamlayın: With good care and some luck, more patients may ____ age 90.

Cevabı göster

make it to

heart disease will likely do you in. Öbek fiiller

2:52

muhtemelen kalp hastalığı sonunuzu getirecek.

Öbek fiiller

Gündelik do you in öbek fiili: birinin ölümüne neden olmak

Bu cümlede do you in, “ölümüne neden olmak” veya “seni öldürmek” anlamına gelir. Özne olan heart disease, kişinin ölümüne yol açması muhtemel unsur olarak sunulur; burada do ve in sözcükleri olağan düz anlamlarını korumaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp do + kişi + in şeklindedir. Nesne bir zamir olduğunda do ile in arasına gelir: do me in, do him in, do you in.

Alıştırma

Cümleyi “onu öldürmek” anlamındaki gündelik öbek fiille tamamlayın: In the thriller, the poison could ____ before help arrived.

Cevabı göster

do him in

That being said, Anlatım akışı

2:54

Bununla birlikte,

100 years ago,

2:55

100 yıl önce

influenza was the leading cause of death.

2:56

başlıca ölüm nedeni gripti.

Anlatım akışı

That being said: bir noktayı kabul edip ardından sınırlamak

That being said, yeni ifadeyi önceki ifadeye bir ödün verme ilişkisiyle bağlar: konuşan kişi önceki noktanın geçerli olduğunu kabul eder, ardından onu sınırlayan veya başka bir yönünü gösteren bir gerçek ekler. Burada günümüzle ilgili genellemenin bütün dönemlere uygulanmaması gerektiğini gösterir. Savı bir neden-sonuç çıkarımı olarak değil, “ilk nokta doğru; yine de karşıtlık oluşturan bu nokta da önemli” şeklinde düzenler.

Alıştırma

Hangi bağlayıcı ilk ifadeyi kabul edip ardından karşıtlık oluşturan bir avantajı en iyi biçimde sunar? The software is expensive. ___, it could save us hours every week.

  1. Therefore
  2. In other words
  3. That being said
Cevabı göster

That being said

So who knows how we will die in the future.

2:58

Dolayısıyla gelecekte nasıl öleceğimizi kim bilebilir?

But we can do better and science can help.

3:01

Ama daha iyisini yapabiliriz ve bilim bize yardımcı olabilir.

By reviewing over 40,000 DNA samples voluntarily submitted, Dilbilgisi

3:04

Gönüllü olarak gönderilen 40.000'den fazla DNA örneğini inceleyen

Dilbilgisi

voluntarily submitted: kısaltılmış edilgen ilgi tümceciği

İsimden sonra gelen voluntarily submitted öbeği DNA samples ifadesini niteler. Bu öbek, DNA samples that were voluntarily submitted ile eşdeğer olan kısaltılmış edilgen bir ilgi tümceciğidir. Örnekler sunma eylemine maruz kaldığı için submitted geçmiş zaman ortacıdır; voluntarily ise örneklerin nasıl sunulduğunu belirtir. Bu kısa niteleyicinin doğrudan samples sözcüğünden sonra kullanılması, bilimsel ve haber metinlerinde tam bir ilgi tümceciğine gerek kalmadan örneklerin tanımlanmasını sağlar. voluntarily zarfı submitted sözcüğünü niteler; genetikçilerin örnekleri gönüllü olarak incelediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısaltılmış ilgi tümceciğini voluntarily ve ardından submit fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: "The lab analyzed samples ____ by participants."

Cevabı göster

voluntarily submitted

geneticists have discovered a link between premature births Kalıp ifadeler

3:08

genetikçiler, erken doğumlar ile

and the genes that process the mineral selenium.

3:11

selenyum mineralinin metabolizmasında rol oynayan genler arasında bir bağlantı keşfetti.

Dilbilgisi

By reviewing: by + -ing ile yöntem belirtme

By reviewing ... cümlenin başında yer alan ve yöntemi belirten bir öbektir. by + -ing yapısı, ana cümledeki sonuca nasıl ulaşıldığını gösterir: genetikçiler örnekleri inceleyerek bağlantıyı keşfetmiştir. -ing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada geneticists hem reviewing hem de discovering eylemini gerçekleştirir. Bu yapı araştırmalarda, raporlarda ve diğer açıklayıcı metinlerde yöntemi sonucuna kısa ve açık biçimde bağlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi by ve ardından review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: "____ the survey data, the analysts found a reporting error."

Cevabı göster

By reviewing

Kalıp ifadeler

discovered a link between X and Y: X ile Y arasında bir bağlantı keşfetmek

Araştırma haberlerinde discover a link, iki etkenin birbiriyle ilişkili olduğuna dair kanıt bulmak anlamına gelir. Burada çalışma, erken doğum ile selenyumun işlenmesinde rol alan genler arasında bir ilişki bildiriyor. link ifadesi tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmaz. Kanıtlar X ile Y arasında bir bağlantıyı destekliyor ancak X'in Y'ye neden olduğunu zorunlu olarak göstermiyorsa discover veya find a link between X and Y kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede discovered a link neyi ifade eder?

  1. Araştırmacılar genlerin her erken doğuma doğrudan neden olduğunu kanıtladı.
  2. Araştırmacılar iki etkenin birbiriyle ilgisiz olduğunu buldu.
  3. Araştırmacılar bir ilişki buldu, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
Cevabı göster

Araştırmacılar bir ilişki buldu, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.

The study found that expectant mothers who carry the gene Kelime

3:13

Araştırma, bu geni taşıyan anne adaylarının

were more likely to give birth early. Dilbilgisi

3:16

erken doğum yapma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Kelime

expectant mothers: anne adayları için resmî bir ifade

Expectant mothers, hamile olan ve bebek sahibi olmaya hazırlanan kadınlar için kullanılan resmî ve nazik bir ifadedir. Bu cümlede araştırmadaki hamile katılımcıları belirtir; expectant yalnızca bu annelerin bir şeyi umduğu veya beklediği anlamına gelmez. Bu ifade tıp, kamu hizmetleri ve haber dilinde yaygındır. Tekil biçimi an expectant mother şeklindedir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Bir halk sağlığı broşüründe şu cümle yer alıyor: "The clinic offers free nutrition classes for expectant mothers."

  1. Doğal ve uygun
  2. Doğal değil veya yanlış
Cevabı göster

Doğal ve uygun

Kelime

carry the gene: fiziksel taşıma değil, genetik olarak sahip olma

Genetik bağlamında carry, “kişinin genetik materyalinde bulunmak” anlamına gelir. Dolayısıyla carry the gene, bir şeyi elde tutma veya taşıma eylemini değil, genetik bir durumu anlatır. Who carry the gene ilgi cümleciği, söz konusu anne adayları alt grubunu belirler. Geni taşımak bir sonuçla ilişkili olabilir ancak ifade tek başına bu sonucun kaçınılmaz olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir genetik raporunda carry the gene ne anlama gelir?

  1. Bir gen örneğini fiziksel olarak taşımak
  2. Genin kişinin kendi genetik materyalinde bulunması
  3. İlişkili hastalığın kesinlikle gelişmesi
Cevabı göster

Genin kişinin kendi genetik materyalinde bulunması

Dilbilgisi

more likely to + fiil: kesinlik değil, daha yüksek olasılık

Be more likely to + fiilin yalın hâli olasılıkları karşılaştırır. Bir grup veya durumda söz konusu eylem ya da sonucun gerçekleşme ihtimalinin başka bir grup, koşul veya referans düzeyinden daha yüksek olduğunu belirtir. Altyazıda karşılaştırılan grup bu parçada açıkça belirtilmez, araştırma bağlamından anlaşılır. More likely istatistiksel bir eğilimi anlatır; kesinlik bildirmez ve gruptaki herkesin bu sonucu yaşayacağını garanti etmez.

Alıştırma

Araştırma üslubundaki cümleyi karşılaştırmalı olasılık yapısıyla tamamlayın: Participants who received reminders were ____ attend the follow-up appointment.

Cevabı göster

more likely to

15 million babies are born premature every year,

3:18

Her yıl 15 milyon bebek prematüre doğuyor

and understanding what causes prematurity is hugely important

3:21

ve prematüreliğin nedenlerini anlamak son derece önemli;

as these babies in low-income countries are at much higher risk of death. Kalıp ifadeler

3:24

çünkü düşük gelirli ülkelerde bu bebeklerin ölüm riski çok daha yüksek.

Kalıp ifadeler

Çok daha yüksek ölüm riski

Be at risk of + isim veya -ing biçimi, istenmeyen bir sonucun gerçekleşme olasılığına maruz kalmak anlamına gelir. Burada of death, bebeklerin başına gelebilecek sonucun ölüm olduğunu belirtir; riskin kaynağını göstermez. Much higher, risk düzeyini bağlamdan anlaşılan daha düşük bir ölçütle karşılaştırır. Dolayısıyla ifade, bu bebeklerin ölme olasılığının karşılaştırılan gruba göre oldukça yüksek olduğunu söyler; ölümün kesin olduğunu söylemez.

Alıştırma

Şu altı sözcüğün her birini bir kez kullanarak cümleyi tamamlayın: at / much / higher / risk / of / heatstroke. Compared with people working in the shade, those in direct sun are ____.

Cevabı göster

at much higher risk of heatstroke

This issue and potential solution is one of the fascinating and surprising issues

3:29

Olası çözümüyle birlikte bu mesele, büyüleyici ve şaşırtıcı konulardan biri.

you can read about in Bill and Melinda Gates' annual letter at gatesletter.com.

3:33

Bunu Bill ve Melinda Gates'in gatesletter.com'daki yıllık mektubunda okuyabilirsiniz.

This year, they're sharing the surprises they've encountered in their work,

3:38

Bu yıl, çalışmaları sırasında karşılaştıkları sürprizleri paylaşıyorlar;

including the fact that toilets haven't changed in a century Dilbilgisi

3:40

bunlar arasında tuvaletlerin bir yüzyıldır değişmemiş olması,

Dilbilgisi

Bir yüzyıldır değişmemiş olmak

Olumsuz present perfect haven't changed, geçmişi şimdiye bağlar: şimdiye kadar hiçbir değişiklik olmamıştır. in a century gibi süre belirten bir ifadeyle birlikte kullanılan olumsuz cümle, “geçen yüzyılın hiçbir anında” anlamına gelir. Buradaki in, bir değişikliğin bir yüzyıl içinde tamamlandığı anlamına gelmez. Yorumu olumsuz fiil belirler: tuvaletler hâlâ özünde bir yüzyıl önceki gibidir.

Alıştırma

Bir müze sergisi 100 yıl öncekiyle tamamen aynı görünüyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. It hasn't changed in a century.
  2. It has changed over the past century.
  3. It changed a century ago.
Cevabı göster

It hasn't changed in a century.

and that textbooks are becoming obsolete,

3:44

ders kitaplarının geçerliliğini yitirmeye başlaması,

and the surprising reasons these two pieces of information are actually really important. Kalıp ifadeler

3:46

ve bu iki bilginin aslında bu kadar önemli olmasının şaşırtıcı nedenleri de var.

Kalıp ifadeler

two pieces of information: sayılamayan information ismini saymak

Information İngilizcede normalde sayılamayan bir isimdir; bu nedenle two sözcüğü onu doğrudan niteleyemez. Belirli bilgi öğelerini saymak için “sayı + piece/pieces of information” yapısı kullanılır: one piece of information, two pieces of information. Buradaki pieces, daha önce belirtilen iki ayrı gerçeği saymaya yarayan bir birimdir; bilginin fiziksel olarak parçalara ayrıldığı anlamına gelmez. Tek tek bilgi öğelerinin sayılması gereken her bağlamda bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi information sözcüğünü saymak için kullanılan standart ifadeyle tamamlayın: “The email contains two important ____: the meeting time and the room number.”

Cevabı göster

pieces of information

You're going to want to learn about how these surprising moments Ton ve niyet

3:51

Bu şaşırtıcı anların onları nasıl

are prodding them to help make the world a better place. Kelime

3:52

dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmeye teşvik ettiğini öğrenmek isteyeceksiniz.

Ton ve niyet

Yumuşak bir öneri olarak You're going to want to

You're going to want to, kelime anlamıyla dinleyicinin gelecekteki isteği hakkında bir tahmin gibi görünür. Ancak bu cümlede kendinden emin ama yumuşak bir öneri işlevi görür: konuşmacı, sıradaki içeriği dinleyicinin ilgisine değer bir şey olarak sunar. Bu yapı bir zorunluluk oluşturmaz ve dinleyicinin ne hissedeceğini kanıtlamaz. Tanıtım veya tavsiye dilinde konuşmacılar, bir eyleme yönlendirirken o eylemi doğal biçimde çekici göstermek için bu yapıyı sıkça kullanır.

Alıştırma

“You're going to want to save this guide,” cümlesinde konuşmacı büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Rehberi istenmeye değer bir şey gibi sunarak kaydetmeyi nazikçe önermek
  2. Rehberi kaydetmenin zorunlu olduğunu belirtmek
  3. Dinleyicinin gelecekteki duyguları hakkında tarafsız ve kesin bir tahminde bulunmak
Cevabı göster

Rehberi istenmeye değer bir şey gibi sunarak kaydetmeyi nazikçe önermek

Kelime

prodding them to: birini harekete geçmesi için dürtmek

prod someone to do something yapısında prod mecazi anlamda kullanılır: birini harekete geçmesi için teşvik etmek, baskı uygulamak ya da tekrar tekrar dürtmek demektir. Them nesnedir; to help make... ise söz konusu eylemi belirten to’lu mastar yapısıdır. Bu cümlede şaşırtıcı anlar, Bill ve Melinda Gates’i harekete geçiren etkiler olarak sunuluyor. Bu ifade tarafsız bir teşvikten daha güçlüdür, ancak fiziksel olarak dürtmeyi veya şiddet yoluyla zorlamayı anlatmaz.

Alıştırma

Ekibin seçme hakkı olmadığını söylemeden, eyleme yönelik ısrarlı bir dürtüyü en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Repeated reminders encouraged the team to act.
  2. Repeated reminders prodded the team to act.
  3. Repeated reminders forced the team to act.
Cevabı göster

Repeated reminders prodded the team to act.

So go check out gatesletter.com

3:55

O hâlde gatesletter.com'a göz atın

and subscribe for more weekly science videos every Thursday.

3:57

ve her perşembe yeni bilim videoları izlemek için abone olun.